Çocuk Haklarına dair Sözleşme nin Durumu. Genel Sekreterin Raporu



Benzer belgeler
Türkiye de Erken Çocukluk Gelişimi ve Binyıl Kalkınma Hedefleri Yolunda Gelişmeler. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Yıldız YAPAR.

DÜNYADA İSTİHDAM VE SOSYAL DURUM - EĞİLİMLER (WESO) 2016

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin Uygulanması

Birleşmiş Milletler Kadın Mahpuslar için. Bangkok Yasaları El Rehberi

SAĞLIKLI ŞEHİR YAKLAŞIMI

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

Sivil Yaşam Derneği. 4. Ulusal Gençlik Zirvesi Sonuç Bildirgesi

Sentez Araştırma Verileri

Eğitimde ve Toplumsal Katılımda Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanması Projesi

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

A. Giriş. B. Olumlu Unsurlar

YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER

Toplam Erkek Kadin Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu

21. BM/INTOSAI SEMPOZYUMU: KAMUDA HESAP VEREBİLİRLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN SAYIŞTAY VE VATANDAŞLAR ARASINDA ETKİN İŞBİRLİĞİ

ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Faks

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

EFA 2008 Küresel İzleme Raporu e Kadar Başarabilecek miyiz? Önemli Noktalar

İSTİHDAM VE SOSYAL YENİLİK PROGRAMI. EMPLOYMENT AND SOCIAL INNOVATION PROGRAMME (EaSI)

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSANİ YOKSULLUK

ÇOCUK HAKLARI HAFTA 2

EFA 2009 Küresel İzleme Raporu. Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim. EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar

UNESCO VE EĞİTİM. Esra HATİPOĞLU

İSLAMİ FİNANS YOLUYLA FİNANSAL İÇERMENİN GELİŞTİRİLMESİ

Dünya Bankası nın Kırsal Kalkınma Yaklaşımı ve Türkiye Deneyimleri. Halil AGAH Ankara, 2012

KADIN DOSTU KENTLER - 2

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU. A.Tuncay TEKSÖZ TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU

Dış Ticaret Müsteşarlığı nca ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geliştirilmesi amacıyla çeşitli stratejiler uygulamaya konmuş bulunmaktadır.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 23: Çalışma Hakkı

Orta-Doğu Avrupa ve Avrasya da Erken Dönem Çocuk Eğitim ve Bakım (EÇEB) Kalitesi. Sarah Klaus Direktör Erken Çocukluk Programı

Neden iş hayatında kadınlara fırsat eşitliği istiyoruz?

UNESCO Eğitim Sektörü

AĠLE VE SOSYAL POLĠTĠKALAR BAKANLIĞININ TEġKĠLAT VE GÖREVLERĠ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME (1)

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ

Yerel Yönetimler İçin Sera Gazı Salım Envanteri (Karbon Ayak İzi) nin Önemi

2015 Sonrası Kalkınma Gündemi için Seçkin Kişiler Üst Düzey Paneli (HLP) Görev Tanım Belgesi

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR

Chile Crece Contigo (Şili Sizinle Büyüyor)

Dr. Şükrü Keleş, PhD Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı 3 Mayıs 2017 Çarşamba

G20/OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi İstanbul 14 Ocak 2016

Eğitim İhtisas Komitesi. Prof. Dr. Mustafa Safran Komite Başkanı Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi

Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği

ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME

G20 BİLGİLENDİRME NOTU

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür

Engelleri Kaldıralım. Sağlık Kurumlarının Engelli Hastaların Bakımındaki Rol ve Sorumlulukları

Herkes İçin Eğitim 2012 Küresel İzleme Raporu. Gençlik ve Beceriler: Eğitimi İşe Dönüştürmek. Önemli Noktalar ve Türkiye Değerlendirmeleri

Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

ÇALIŞMA HAYATINDA DEZAVANTAJLI GRUPLAR. Şeref KAZANCI Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı MART,2017

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu

ÜLKEMİZDE KADIN SAĞLIĞI KADINLA İLGİLİ YAPILAN ULUSLAR ARASI TOPLANTILAR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Ülkesel Fizik Planı. Bölüm III. Vizyon, Amaç ve Hedefler (Tasarı)

Katılım Öncesi AB Hibelerinin Belediyeler Tarafından Kullanılması

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

Sağlık Politikası Performans Göstergeleri

ISO-BGYS-PL-02 Bilgi Güvenliği Politikası

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

14 Kasım Dünya Diyabet Günü. Kadınlar ve Diyabet: Sağlıklı bir gelecek hakkımız

KURUM İÇ DEĞERLENDİRME RAPORU HAZIRLAMA KILAVUZU

BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz.

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: Mart Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak

AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE FASLI MÜZAKERE SÜRECİ

1. Gün: Finlandiya Hükümetinin Strateji Araçları

21- BÖLGESEL POLİTİKA VE YAPISAL ARAÇLARIN KOORDİNASYONU

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi

Sosyal Bakım Hizmetlerine Kamu Yatırımının İstihdam, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Yoksulluğa Etkileri: Türkiye Örneği *

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU

KAPSAYICI EĞİTİM. Kapsayıcı Eğitimin Tanımı Ayrımcılığa Neden Olan Faktörler

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN?

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan ın Konuşma Metni I. YOİKK Toplantısı

SAĞLIK NEDİR? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ);

2030 da Nasıl Bir Dünya? FAO nun Vizyonu Dr. Ayşegül Akın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Beslenme ve

2nci Ulusal Pamuk Zirvesi Türkiye de pamuk Üretiminin Geleceği Mart 2012, Şanlıurfa SONUÇ BİLDİRGESİ

Bölgesel Bakanlar Konferansı Tüm Çocukların Kaliteli Eğitim Kapsamına Alınması Eğitimde Eşitsizliklerin Giderilmesi

Tüm toplum kesimlerinin ve bireylerin BİT e erişerek ve bu teknolojileri yetkin biçimde kullanarak bahse konu sürece katkı yapması, ülkelerin bilgi

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

Genel Kurul Tarafından Kabul Edilen Karar 1

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

Özürlü Bireylerin Bilgi ve İletişim Teknolojisinin (BİT) Kullanımının Artırılmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Yaklaşımı. Dr.

DPT MÜSTEŞARLIĞI PERFORMANS ANLAŞMASI HAZIRLAYANLAR: Erhan KARACAN Adile TUNÇER Ömer Faruk GÜLSOY

SAĞLIK ETKİ DEĞERLENDİRMESİ

Avrupa yı İnşaa Eden Gençler

IFLA İnternet Bildirgesi

3. Gün: Stratejik Yönetim ve Performans Yönetimi İlişkisi

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

İç kontrol; idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde

KADINLAR AÇISINDAN SAVUNMASIZLIK/ÖRSELENEBİLİRLİK. Prof. Dr. Şevkat BAHAR ÖZVARIŞ

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

ÖĞRENMEDE EŞİTLİK? 2009 PISA sonuçlarının bölgesel analizi. Philippe Testot- Ferry Bölge Eği*m Danışmanı UNICEF ODA/BDT Bölge Ofisi

Transkript:

Birleşmiş Milletler Genel Kurul 2 Ağustos 2010 Altmış beşinci oturum Geçici gündemin 65 (a) maddesi * Çocukların haklarının geliştirilmesi ve korunması Özet Çocuk Haklarına dair Sözleşme nin Durumu Genel Sekreterin Raporu Genel Kurul, 44/25 sayılı kararıyla Çocuk Haklarına dair Sözleşme yi kabul etmiş, 1 Temmuz 2009 tarihi itibarıyla Sözleşme 193 Devlet tarafından onaylanmış veya kabul edilmiştir. Genel Kurul, 54/263 sayılı kararıyla da Sözleşme ye ek isteğe bağlı iki protokolü kabul etmiştir. 1 Temmuz 2010 tarihi itibarıyla, çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarıyla ilgili isteğe bağlı Protokol 132, çocuk satışı, çocuk fuhşu ve pornografisi ile ilgili olan ikincisi de 137 Devlet tarafından onaylanmıştır. 64/146 sayılı karar uyarınca çocuk haklarının erken dönem çocuklukta yaşama geçirilmesi bu raporun IV bölümünün odaklandığı konudur. Burada, çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının erken dönemde gerçekleşmesinde farklı düzeylerdeki roller ve sorumluluklar üzerinde durulmaktadır. * A/65/150.

I. Giriş 1. Genel Kurul, 64/146 sayılı kararıyla Genel Sekreterden 66. Oturumuna sunulmak üzere, Çocuk Haklarına dair Sözleşme nin durumuna ilişkin, erken dönem çocuklukta çocuk haklarının yaşama geçirilmesine odaklanan bir rapor hazırlamasına talep etmiştir. Bu rapor, söz konusu talep üzerine sunulmuştur. II. Çocuk Haklarına dair Sözleşme nin Durumu 2. 1 Temmuz 2010 tarihi itibarıyla Çocuk Haklarına dair Sözleşme 1 193 Devlet tarafından onaylanmış veya kabul edilmiş, 2 Devlet de Sözleşme yi imzalamıştır. 2 3. 1 Temmuz 2010 tarihi itibarıyla, çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarıyla ilgili isteğe bağlı Protokol 132, çocuk satışı, çocuk fuhşu ve pornografisi ile ilgili olan ikincisi de 137 Devlet tarafından onaylanmıştır. III. Çocuk Haklarına dair Sözleşme nin Uygulanması 4. Rapor dönemi sırasında Çocuk Hakları Komitesi 52. Oturumundan 54. Oturuma kadar olan oturumlarını 14 Eylül-2 Ekim 2009, 11-29 Ocak 2010 ve 25 Mayıs-11 Haziran 2010 tarihlerinde Cenevre deki Birleşmiş Milletler Ofisinde gerçekleştirmiştir. 5. Komite Başkanı sözlü raporunu 65. Oturumunda Genel Kurula verecek, bu raporunda Komite nin geçtiğimiz yıl içindeki çalışmalarıyla ilgili belli başlı konuları ele alacaktır. Başkan ayrıca 63/244 sayılı karar uyarınca Komite nin birbirine koşut iki grup halinde toplantı yapması sonucunda 2010 yılında bekleyen raporların azaltılması konusunda bilgi verecektir. IV. Çocuk haklarının erken dönem çocuklukta uygulanması A. İnsan hakları ve küçük çocuklar 6. Çocuk Haklarına dair Sözleşme çocuğu geçerli yasaya göre daha önceden reşit sayılmadıkça 18 yaşından küçük kişi olarak tanımlamaktadır (madde 1). Dolayısıyla, küçük çocuklar Sözleşme de yer alan tüm haklara sahiptirler ve Çocuk Hakları Komitesi nin Erken çocuklukta çocuk haklarının yaşama geçirilmesi üzerine 7 sayılı Genel Görüşünde (2005) de belirtildiği gibi kendileri için özel koruma önlemleri alınır ve gelişim halindeki yetenekleri doğrultusunda haklarını tedricen daha fazla kullanırlar. Tüm insan haklarının evrenselliği, bölünmezliği ve karşılıklı bağımlılığı ilkeleri çocukluğun daha ileri yaşlarında olduğu gibi erken dönemde de geçerlidir. Aynı şekilde, Sözleşme nin ayrım gözetmeme, çocuğun yüksek yararı, yaşam, yaşama ve gelişme hakkı ve çocuğun sözünün dinlenilmesi hakkı şeklindeki genel ilkeleri de daha büyük yaşlardaki çocuklar için nasıl geçerliyse küçükler için de 1 Birleşmiş Milletler, Anlaşmalar Dizisi, cilt 1577, No. 27531. 2 Bakınız, www.ohchr.org.

geçerlidir. Sözleşme, kendi ihtiyaçları, çıkarları ve görüşleriyle ailelerinin, topluluklarının ve toplumlarının aktif üyeleri olarak tüm çocuklara saygı yükümlülüğünü açıkça belirtmektedir. 7. Genel Görüş 7 de 8 yaşın altı olarak tanımlanan erken dönem çocukluk, yaşama, büyüme ve gelişme dönemidir ki bunlar insan beynini biçimlendiren, yaşam boyu etkili olacak sağlık ve sosyallikle ilgili birçok sonucu etkileyecek yaşamsal önemdeki süreçleri içerir. Hakların erken dönemde gerçekleşmesi zorunluluğu, bilimsel kanıtlarla, iyi değerlendirilmiş stratejiler ve programlarla da desteklenmektedir. 3 8. Küçük çocuklar, haklarının gerçekleşmesi sürecinin aktif katılımcılarıdır. Doğumda, çevrelerindekilerin özenli bakımını ve şefkatini isterler ve görüşlerini sözle ifade etmeden önce hissettiklerini iletebilirler. En erken ilişkilerinin ve gördükleri bakımın kalitesi, yaşam ve gelişimleri açısından belirleyici önem taşır. 9. Devletlerin, çocuğun haklarının eksiksiz yaşama geçmesini sağlama sorumluluğu vardır. Bununla birlikte, erken dönem çocuklukta hakların kullanılması, küçük çocuğun bakımından birinci derecede sorumlu olan kişilerin kapasitelerine ve ellerindeki kaynaklara sıkı sıkıya bağlıdır. Çocuğun bakımından, eğitiminden ve gelişiminden sorumlu olanlar; çocuğun ana babası; yerel adetlere ve duruma göre geniş ailenin veya topluluğun üyeleri; yasal vasiler veya çocuktan hukuken sorumlu kişiler; çocuk bakımı alanında görev yapanlar; daha sonra öğretmenler ve topluluk üyeleri bu bakımdan sorumluluk taşıyan kesimlerdir. Bu kişilerin çocuğa ne ölçüde bakabilecekleri de kendilerinin içinde bulundukları durumlara ve koşullara bağlıdır: insan haklarından ne ölçüde yararlanabildikleri, ekonomik koşulları; temel bilgi ve hizmetlere erişimleri; topluluktaki, bölgedeki veya ülkedeki siyasal istikrar; rolleri üzerinde etkili olan yasalar ve politikalar bu bakımdan önemlidir. Bu karşılıklı bağımlılıkların tanınması, özellikle sosyal koruma programları, sağlık ve eğitim hizmetleri yoluyla aile üyelerine veya belli başlı diğer bakıcılara yardım ve destek sağlamak açısından gereklidir. 10. Pek çok küçük çocuk orta düzeyde stresle baş edebilir ve çoğu kez olağanüstü dirençlilik gösterebilir. Ancak, risk etmenleri çoğaldığında, etkileri çocuğun yaşamı boyunca sürecek ve başka kuşaklara da uzanacak olumsuz bir döngü ortaya çıkabilir. Bunlar, aşırı yoksullukla, hastalıklarla, çatışmalarla, yetersiz bakımla, ihmal, şiddet ve sömürüyle ilişkili insan hakları ihlallerinin olumsuz sonuçlarını da kapsar. Erken dönem çocukluk, olumsuz sonuçların önlenmesinde bir fırsat penceresi sunar. Erken dönem çocukluktaki müdahaleler maliyet etkin stratejileri temsil eder ve genel bir kural olarak, erken dönemdeki müdahaleler geç müdahalelere göre daha fazla ekonomik getiri sağlar ve kişiler ve toplum açısından uzun dönemde daha olumlu sonuçlar verir. 11. Hakların erken dönem çocuklukta yaşama geçirilmesi, yasaların, politikaların ve topluluk temelli hizmetlerin kapsamlı ve çocuk merkezli bir çerçeveye yerleştirilmesini gerektirir. Çok sektörlü bir yaklaşımla bakım, sağlık, eğitim ve gelişimden oluşan bir süreklilik ve bütünlük, küçük çocukların haklarını kullanmaları ve sahip oldukları potansiyeli eksiksiz gerçekleştirmeleri bakımından birinci derecede önem taşır. Burnada, ayrım gözetilmeden tüm çocuklar kapsanmalıdır. 12. Dolayısıyla, Çocuk Hakları Komitesi nin 7. Genel Görüşünde belirtilen doğrultuda erken dönem çocukluktaki haklarla ilgili güçlü ve olumlu bir gündem yaratılması 3 Bakınız, Erken Dönem Çocuk Gelişimi: Güçlü bir Eşitleyici (Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2007).

gerekmektedir. Böyle bir gündem, küçük çocukların edilgen konumdaki bakım ve öğretim alıcıları olmayıp gelişim süreçlerinin aktif katılıcıları olduklarını tanıyan bir tutum değişikliğini gerektirir. Olumlu bir gündem aynı zamanda küçük çocukların haklarına saygı gösterilmesini sağlayacak kapsamlı politikaların ve ulusal eylem planlarının hazırlanmasını da gerektirir. B. Erken dönem çocuklukta hakların yaşama geçirilmesinde ilerleme: dünyada bugünkü durum İlerleme göstergeleri 13. Erken dönemde pakların yaşama geçirilmesinde ne kadar ilerleme sağlandığının kanıtları çeşitli yollardan elde edilebilir. İlerleme, şu yollardan tespit edilebilir: (a) erken dönem çocuklukta politika ve programların geliştirilmesine yönelik güçlü ve hakları temel alan çerçevelerin benimsenmesi ve kullanılması; (b) erken dönemdeki hakların önemi konusunda kamuoyunun ve meslekten kişilerin artan duyarlılığı, çocuklara bakın kişilerin sorumluluk duygusuyla hareket etmeleri ve çocukların kendi haklarını ve sorumluluklarını daha iyi kavramaları ve (c) çocuk yaşatma, sağlık, eğitim ve refah gibi alanlardaki temel göstergelerde iyileşmeler olduğunu gösteren izleme raporları. İlerlemelerin sağlanacağı bu alanlar gerektiği gibi izlenmeli, özel olarak erken dönemdeki haklarla ilgili araçlardan yararlanılması. 4 14. Binyıl Kalkınma Hedeflerinin ve üzerinde uluslararası planda anlaşmaya varılmış diğer hedeflerin gerçekleştirilmesi, haklarda erken dönemde sağlanan ilerlemenin birçok yönü açısından güçlü bir gösterge sayılabilir. Binyıl Kalkınma Hedefleri, küçük çocuğun haklarına olan etkileri açısından birbiriyle yakından ilişkilidir. Yoksulluk döngüleri yeniden üretildiğinden yoksulluk, anne ve çocuk yaşatma, beslenme, sağlık; şiddet, suiistimal ve sömürüden korunma, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insani kalkınmanın, küçük çocuk hakları üzerinde kısa ve uzun dönemde çeşitli etkileri vardır. Anne ve çocuk sağlığı 15. Anne sağlığı, özellikle doğumda ve yaşamın ilk birkaç haftasında çocuk yaşatma ve çocuk sağlığı açısından belirleyici önemdedir. Dolayısıyla, annenin sağlık hakkının yaşama geçirilmesi, çocuk haklarının erken dönemde yaşama geçirilmesi açısından da bir zorunluluktur. Anne sağlığında iyileşmeler öngören Binyıl Kalkınma Hedefi 5, en az ilerleme kaydedilen hedefler arasındadır. 1990 yılından bu yana anne ölüm hızlarında belirli bir azalma olmuş olsa bile, bu azalma hızı 2015 hedeflerinin gerçekleşmesi için son derece yetersizdir. Küresel olarak, anne ölümlerinin yüzde 99 u alt gelir grubundaki ülkelerde meydana gelmektedir ve anne ölümlerinin üçte ikisi dünyada yalnızca 10 ülkede meydana gelmektedir. Ayrıca, ülkelerin kendi içlerinde de bu bakımdan derin eşitsizlikler vardır. Anne ölümlerinin yarısından fazlası, doğum sırasındaki komplikasyonların sonucudur 5 ve önlenebilir/tedavi edilebilir niteliktedir. 4 Genel Görüş 7 nin benimsenmesinin ve Komitenin daha sonraki bir talebinin ardından, bir dizi gösterge belirlemek ve uygulama kılavuzunu hazırlamak üzere komite temsilcilerinin de içinde yer aldıkları bir uzmanlar grubu oluşturulmuştur. 5 Çocuklar için İlerleme: Anne Ölümleri Karnesi (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 2008).

16. Çocuğun yaşama hakkı Çocuk Haklarına dair Sözleşme de yer almaktadır ve çocuk ölümlerini azaltmada kaydedilen ilerleme umut verici sayılabilir. Binyıl Kalkınma Hedefi 4 beş yaşından küçük çocuklar ölüm hızının 1990 ile 2015 yılları arasında üçte iki azaltılmasını öngörmektedir. 1990 dan bu yana 5 yaşından küçük çocuk ölümü sayısı yıllık 12,5 milyondan 2008 de 8,8 milyona inmiştir. 6 Bu yıllık azalmanın yalnızca yüzde 1,5 düzeyinde olduğu ve 2015 yılı hedefine ulaşmak için bunun geri kalan yıllarda yüzde 5 e çıkartılması gerektiği anlamına gelmektedir. Yapılan en son tahminler, çocuk ölümlerinin üçte birine anne ve çocuk malnütrisyonunun yol açtığını göstermektedir. 7 Birçok ülkede, özellikle Sahra Güneyi Afrika ve Güney Asya da çocuk ölümlerini azaltma bakımından sağlanan ilerleme yetersiz kalmıştır ve bugün kimi ülkelerde her 10 çocuktan biri beş yaşına gelmeden ölmektedir. Dahası, ölümler açısından birçok ülkenin kendi içinde de önemli eşitsizlikler görülmektedir. Örneğin kimi ülkelerde nüfusun en yoksul beşte birlik bölümünde çocuk ölüm hızı, en zengin dilimdeki hızın iki katından fazladır. 5 yaşından küçük çocuk ölümlerinin azaltılmasında belirli bir ilerleme kaydedilmekle birlikte, neonatal ölümlerde hemen hiçbir azalma olmamıştır. Bugün küresel ölçekte neonatal ölümlerin 5 yaşından küçük çocuk ölümleri içindeki payı yüzde 40 ın üzerindedir. 17. Araştırmalar sonucunda, anne, yenidoğan ve çocuk ölümleri ve hastalıkları üzerinde büyük etkisi olduğu bilinen etkili birçok müdahale belirlemiştir. Esasen Binyıl Kalkınma Hedefi 4 doğrultusunda önemli mesafe alan ülkelerin ortak bir özelliği, bu etkili müdahalelerden oluşan paketleri daha geniş kesimlere uygulamalarıdır. 8 Söz konusu müdahalelere verilebilecek örnekler arasında A vitamini takviyesi, uzun süre dayanıklı haşere ilaçlı cibinlik dağıtımı ve kullanılması, bağışıklama (kızamık, anne ve neonatal tetanosu ve kimi yeni aşılar) ve çok etkili olduğu görülen anneden çocuğuna HIV enfeksiyonu geçmesinin önlenmesi yer almaktadır. 9 Eldeki kanıtlara göre, sağlık hizmetlerinin tüm nüfusu kapsaması önündeki engeller, yoksulluk hastalıklarına öncelik vererek, hizmetleri yoksulların yaşadıkları yerlere yönlendirerek, finansal engelleri ortadan kaldırarak ve izleme ve kapsama çalışmalarını eşitlikçi göçle yürüterek aşılabilir. İnsan potansiyeli kaybı 18. Her çocuk kendi potansiyelini mümkün olan en üst düzeyde gerçekleme, fiziksel olarak sağlıklı, zihnen uyanık, toplumsal olarak yetkin, duygusal açıdan sağlam ve öğrenmeye hazır olma hakkına sahiptir. 10 Ne var ki, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından da bildirildiği gibi, 5 yaşından küçük tahminen 200 milyon çocuk yoksulluk, hastalıklar, kötü beslenme ve bakım yetersizliği yüzünden potansiyelinin gerisinde kalmaktadır. 11 19. Daha doyurucu çocuk gelişim göstergelerine ihtiyaç olmakla birlikte, çocuk gelişiminin sağlanamadığının bugünkü en net göstergelerinden biri de bodurluktur. Sağlıklı ve iyi bakılan bir çocuğun daha iyi öğrendiği herkesçe bilinmektedir. Günümüzde gene iyi 6 Dünya Çocuklarının Durumu 2010 (UNICEF). 7 Anne ve Çocuk Beslenmesindeki İlerlemenin İzlenmesi (UNICEF, 2009). 8 Dünya Çocuklarının Durumu 2008 (UNICEF). 9 Evrensel Erişime Doğru: Sağlık Sektöründe Kadınlara ve Çocuklara Yönelik HIV Hizmetlerinde Ölçek Büyütme (UNICEF, Birleşmiş Milletler HIV/AİDS Ortak Programı ve Dünya Sağlık Örgütü, 2009). 10 Genel Kurul kararı S-27/2. 11 Açığın bir Kuşakta Kapatılması: Sağlığın Sosyal Belirleyicilerinden Hareketle Sağlıkta Hakkaniyet (WHO, 2008).

bilinmektedir ki, iyi beslenilen, olumlu öğrenme imkanlarının sağlandığı sağlıklı bir ortam beynin gelişimini de etkilemektedir. Buna karşılık, kötü-yetersiz beslenme, küçük yaşlardaki hastalıklar ve stresli ortamlar beynin gelişimini olumsuz etkileyebilmekte, dikkat toplayamama ve eğitimde başarısızlık dahil olmak üzere psikomotor ve bilişsel göstergeler üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. 12 Bodurluk prevalansında 1990 yılından bu yana yüzde 40 tan yüzde 29 a azalma sağlanmış olmasına karşın bugün gelişmekte olan ülkelerde 5 yaşından küçük 195 milyon çocukta bodurluk görülmektedir. Bu alanda, zenginle yoksul arasında gerek ülkeler arasında gerekse ülkelerin kendi içinde önemli farklılıklar bulunmaktadır. Kronik yetersiz beslenme yükünün yüzde 80 i 24 ülkededir (bodurluk prevalansının yüzde 50 nin üzerinde olduğu Afganistan, Burundi, Etiyopya, Guatemala, Madagaskar, Malawi, Rwanda, Timor-Leste ve Yemen). 20. Elde verisi bulunan 117 ülkeden 63 ünün beslenmeyle ilgili Binyıl Kalkınma Hedefi 1 e (düşük kilolu çocuk prevalansında azalma) ulaşma yolunda olmaları sevindiricidir. Bununla birlikte, genel anlamda çocuk gelişimi ve refahıyla birlikte, beslenme düzeyinin bir göstergesi olarak bodurluğa daha fazla dikkat edilmesi gerekmektedir. Bir dizi ülke bodurluk oranlarını önemli ölçüde aşağı çekebilmiştir -- Bangladeş, Moritanya ve Viet Nam ve b.u durum bu alanda önemli ilerlemeler sağlanabileceğine işaret etmektedir. Peru daki Yaşama iyi başlangıç programı, kırsal alandaki sağlıkçıların kapasitesini geliştirmek üzere bir dizi paydaşla birlikte çalışmanın etkili bir modelini oluşturmaktadır. Bu model sayesinde 3 yaşından küçük çocuklar arasında bodurluk azaltılabilmiştir. Bu ilerlemeye karşın, en dezavantajlı konumda bulunan çocuklara ulaşmada hale büyük eşitsizlikler vardır. Örneğin gerek Bangladeş te gerekse Viet Nam da nüfusun en yoksul beşte birlik bölümünde bodurluk oranı en varlıklı beşte birlik bölüme göre iki kat daha fazladır. 21. Milyonlarca çocuk kendilerini dışlanmaya, gelişimlerini tehlikeye sokabilecek çok sayıda riske maruz bırakabilecek güç koşullarda yaşamaktadır. Bunların arasında, aşırı yoksulluk ve yoksunluğa özgü risklerin yanı sıra, ana baba bakımından yoksun kalma, şiddet ve çatışma ortamlarında yaşama, evinden olma. Terk edilme veya kuruma yerleştirilme gibi durumlar da söz konusudur. Bu riskler küçük çocuğu, korunma ve gözetilme bakımından başkalarına bağımlı kılmaktadır. Çocuk Haklarına dair Sözleşme, özel koruma gerektiren ek risklerden söz etmektedir: ekonomik sömürü; madde bağımlılığı; cinsel suiistimal ve sömürü; alınıp satılma; kaçırılma; özgürlükten yoksun bırakılma veya yasaları ihlal suçlamaları gibi. 13 22. Çocukların potansiyellerini eksiksiz gerçekleştirebilmeleri durumunu daha iyi izlemek amacıyla üzerinde uluslararası mutabakata varılmış temel göstergeler belirlenmesi ve bunlar hakkında düzenli rapor verilmelidir. Bu amaçla çeşitli araçlar geliştirilmiştir ve bunların arasında Save the Children ın Gelişim Endeksi ile Dünya Bankası nın Erken Dönem Gelişim aracı da yer almaktadır. UNICEF, çok göstergeli kümelem araştırmaları ve diğer hanehalkı araştırmalarının bir parçası olarak kullanılsak üzere Erken Dönem Çocuk Gelişim Endeksi hazırlamıştır. Erken Dönem Çocuk Gelişim Endeksi, Çocuk Haklarına dair Sözleşme nin ve diğer uluslararası belgelerin eksiksiz olarak uygulanmasını izlemeye yarayacak etkili veri toplamayı kolaylaştıracak, böylece çocuk haklarının erken dönemde tam olarak gerçekleşmesine katkıda bulunacaktır. Doğum kaydı 12 Ibid. 13 Sözleşme nin 19-23, 32-35 ve 40. Maddeleri.

23. Çocuk haklarının gerçekleşmesinde atılacak ilk adım, Çocuk Haklarına dair Sözleşme nin 7. Maddesi uyarınca çocukların doğumdan hemen sonra nüfusa kaydettirilmeleridir. Nüfus kaydı ücretsiz olmalı ve herkese uygulanmalıdır. Nüfus kaydı çocuğun kimliğini ve adını ortaya koyar, çocuğun hakları doğrultusunda sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler gibi temel hizmetlere erişimini kolaylaştırır. Nüfusa kaldı yapılmayan çocuklar, Devlet izin görünmez olduklarından, dolayısıyla hakları olan koruma ve hizmetlere ulaşamayacaklarından suiistimal, şiddet ve sömürünün değişik biçimlerine daha fazla açıktırlar. Nüfus kaydının olmaması ayrıca çocukluk ve daha sonraki yaşamda kişisel ve siyasal hakların kullanılmasını da önler. 24. 2007 yılında yeni doğan yaklaşık 51 milyon çocuk nüfusa kaydettirilmemişti. Sahra Güneyi Afrika ve Güney Asya da çocukların neredeyse üçte ikisi nüfusa kayıtlı değildir. En yoksul durumdaki hanelerdeki çocukların nüfusa kaydettirilme olasılıkları, en zengin ailelerin çocuklarına göre iki kat daha düşüktür. Yerli halklara mensup olanlar dahil diğer marjinal kesimlere mensup çocukların nüfusa kayıt oranları da düşüktür. 14 Yeni doğan her çocuğun hemen nüfusa kaydedilmesini sağlamak üzere gerekli tüm önlemler alınmalıdır. Bu da, herkese açık, iyi yönetilen, kültürel duyarlılığa sahip ve ücretsiz bir kayıt sistemiyle gerçekleştirilebilir. Bu alanda yaygın görülen güçlükler arasında ücra yerleşimlerdeki ve kırsal yörelerdeki dezavantajlı kesimlere ulaşma güçlüğü, mesafelerin uzaklığı ve ailelerin kayıt merkezlerine kadar gidecek imkanlardan yoksun olmaları yer almaktadır. Nüfus kaydının sağlık hizmetleri ve erken dönem çocuk gelişim programları dahil olmak üzere sosyal hizmetlerin bir parçası haline getirilmesi kayıt oranlarını artırabilir. Gezici kayıt sistemi, Nikaragua ve Peru gibi ülkelerde uzan yerlerde yaşayan yerli halklara ulaşmada özellikle başarılı olmuştur. İnsanların nüfus kaydının değerini anlamaları ve buna toplum destek vermelerini sağlamak için başlatılacak duyarlılık geliştirme kampanyaları da önemlidir. Erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi 25. Her çocuğun yaşama iyi bir başlangıç yapmasını sağlamanın en iyi yollarından biri de erken dönem çocuk bakım ve eğitim programlarıdır. Öğrenme doğumla birlikte başlar 15 ; dolayısıyla, Herkes için Eğitim girişiminin birinci hedefi şu çağrıda bulunur: başta en güç durumdaki ve dezavantajlı çocuklar için olmak üzere, kapsamlı erken dönem çocuk bakımı ve eğitiminin daha da iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılması. 16 Halen bu hedef çok uzaklardadır. Küresel olarak, 2007 yılında erken dönem çocuk bakımı ve eğitiminin kapsadığı çocuk sayısı tahminen 140 milyondur. Bu sayı 1999 yılında 113 milyondu. Ancak, bu alanda bölgeler, ülkeler arasında ve ülkelerin kendi içlerinde farklılıklar vardır. Örneğin, ilkokul öncesi brüt okullaşma oranları Sahra Güneyi Afrika ve Arap Devletlerinde sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 19 iken, Orta ve Doğu Avrupa da yüzde 50, Latin Amerika ve Karayiplerde yüzde 56, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa da ise yüzde 75 tir. Çok sayıda çocuk ve aile için dezavantajlı durumda olmanın tek nedeni içinde bulundukları yoksulluk koşullarından ibaret olmayıp aynı zamanda kaliteli programlara ve hizmetlere erişememeleridir. 17 Birleşmiş Milletler Eğitim, 14 Çocuklar için İlerleme: Çocuk Koruma Karnesi (No. 8) (UNICEF, 2009). 15 Herkes için Eğitim Dünya Bildirgesi (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Tayland, 1990). 16 Dakar Eylem Çerçevesi (Dünya Eğitim Forumu, Senegal, 2000). 17 EFA 2010 Küresel İzleme Raporu: Marjinallere Ulaşmak (UNESCO, 2009).

Bilim ve Kültür Örgütü nün 2009 EFA Küresel İzleme Raporunda şu sonuca varılmaktadır: Kapsama oranları tüm dünyada artmakla birlikte, kaliteli erken dönem çocukluk hizmetleri dünya çocuklarının çoğunluğu için erişilemez durumdadır. Bu durum, en yoksul ülkeler ve bu ülkelerde yaşayan en dezavantajlı durumdaki çocuklar -- için özellikle geçerlidir. Sonuç, hakkaniyet açısından olumsuzdur: erken dönem çocuk bakımı ve eğitiminden en fazla yarar sağlayabilecek olanlar, bundan yararlanma imkanları en az olanlardır (s. 42). 26. Erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi söz konusu olduğunda, örgütlenme ve felsefe, müfredat ve pedagoji, finansman düzeyleri, yönetişim ve hesap verebilirlik açısından belirgin eşitsizlikler görülmektedir. Birçok ülkede erken dönem çocukluk bakım ve eğitim hizmetleri hükümetin çeşitli birimleri arasında dağılmakta, bir tarafta küçük veya büyük hükümet dışı kuruluşlarla topluluk temelli programlar görülmekte, kimi ülkelerde özel sektörün bu alanda önemli bir ağırlık taşıdığına tanık olunmaktadır. Ne yazık ki, erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi hem kendi içinde eşgüdümsüz bir sektördür hem de ilköğretimle eşgüdümü sağlanamamaktadır. 18 27. 1993 ile 2003 yılları arasında gelişmekte olan 56 ülkeden toplanan veriler, en yoksul hanelerdeki ve annelerinin eğitim düzeyi en düşük çocukların, daha avantajlı durumdaki akranlarına göre okul öncesi bir programa katılma şanslarının çok daha az olduğunu göstermektedir. Çünkü bu ülkelerde eğitimde kamu finansmanı genellikle ilköğretimle birlikte devreye girmektedir. Kırsal alanlarda yaşayan çocukların da kentlerdeki akranlarına göre daha az şansı vardır. Ancak, buna benzer faktörlerin hepsine üstün gelen, hanenin yoksulluğu ve annenin eğitim düzeyidir. Örneğin, Zambiya da en yoksul hanelerden birinin çocuğu olma, erken dönem çocuk bakımı ve eğitim hizmetlerinden yararlanabilme şansını en varlıklı hanelerde yaşayan çocuklara göre 12 faktör azaltmaktadır. Bu eşitsizlik faktörü Uganda da 25 e, Mısır da ise 28 e çıkmaktadır. Bu veriler, erken dönem çocukluk hizmetlerinin ev ortamlarındaki eşitsizliklerle ne ölçüde ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Dezavantajlı çocukların erken dönem çocukluk hizmetlerine erişiminin olduğu durumlarda bile, bu hizmetlerin daha avantajlı durumdaki akranlarına verilen hizmetlere göre daha kalitesiz olması da mümkündür. 28. Daha yakın zamanlara ait veriler bu eğilimi teyit etmektedir. Ortalama olarak, gelişmekte olan ülkelerde 3 ile 5 yaş arasındaki her beş çocuktan yalnızca biri düzenlenmiş (formel veya enformel) erken dönem çocuk bakımından ve eğitiminden yararlanabilmektedir. Gene de, her bölgede belirli ülkelerin erken dönem çocukluk bakımı ve eğitimi alanındaki hizmetlere erişim sağlanmasında güçlü ilerlemeler kaydetmiş olmaları sevindiricidir. Örneğin Belarus (3-5 yaş grubundaki çocukların yüzde 86 sı bir tür organize erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi hizmetlerine erişebilmektedir) Jamaika (86 yüzde), Trinidad ve Tobago (yüzde 75), Tayland (yüzde 61), Viet Nam (yüzde 57) ve Gana (yüzde 52) bu ülkeler arasındadır. 29. Özel hedefli birçok program tek tek dezavantajlı çocuklara ulaşsa bile, genel anlamdaki eşitsizlikler sürmektedir. Özel olarak verilen hizmetlerin yaygınlaşmasıyla kamu programlarının zayıflığı bir araya geldiğinde bundan çıkan sonuç, erken dönem çocuk bakım ve eğitim sektörünün nadiren yoksuldan yana olduğudur. Erken dönem çocuk bakım ve eğitimine katılım açısından en yoksul yüzde 20 lik nüfus kesimi ile en varlıklı yüzde 20 lik 18 Güçlü Başlamak II: Erken Dönem Çocuk Eğitimi ve Bakımı (Ekonomik işbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2006).

kesim arasındaki büyük eşitsizlikler, özellikle Gana (yüzde 23 e karşı yüzde 87) ve Gürcistan (yüzde 17 ye karşı yüzde 70) gibi ülkelerde belirgindir. 19 30. Sonuç olarak, çocuklar ilkokulun henüz başlarındayken, bilişsel becerilerinde ve öğrenmeye hazır oluşlarında çok ciddi eşitsizlikler ortaya çıkmaktadır. Bu eşitsizlikler okul boyunca devam etmekte; yoksulluk düzeylerinden kaynaklanan ayrımcılık, kır ve kent farklılıkları, engellilik, dil ve etnisite gibi etmenler marjinalleşmeyi ve sosyal dışlanmayı önemli ölçüde artırmaktadır. 31. Bütün bunlara karşın, erken dönem çocuk gelişimi ile ilgili, çocuğun bütünlüklü gelişimini destekleyen, küçük çocuklara ve ailelere vizyonlu, yaratıcı ve kaliteli öğrenme fırsatları sunan iyi örnekler de vardır. Erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi hizmetlerinde maliyet etkin ve sürdürülebilir çözümler açısından esinlendirici olan bu örnekler arasında şunlar da yer almaktadır: Peru daki Wasi Wasi merkezleri, Ürdün ve Türkiye deki çocuk yetiştirme eğitimi programları, Orta ve Doğu Avrupa daki adım-adım okul öncesi programlar; Burkina Faso, Kenya, Malawi, Nepal, Filipinler, Swaziland ve Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti ndeki topluluk temelli çocuk merkezleri ve Moğolistan daki gezici yurt kreşleri. Bunlar, ailelerin ve toplulukların yerel ihtiyaçlarına göre tasarlanmıştır ve hizmetleri en riskli gruplar için erişilebilir kılmaktadır. İlkokula geçiş 32. Erken dönem çocukluğun sekiz yaşın altı olarak tanımlanması, ilkokula başlama gibi önemli bir geçiş süreci yaşayan çocukların da bu kapsamda yer alması anlamına gelir. Birbiri ardına yayınlanan UNESCO raporları, artan okullaşma oranlarının tüm çocukların eğitim hakkının yaşama geçirilmesi açısından sağlanan ilerleme için yeterli bir gösterge olmadığını vurgulamaktadır. Birinci sınıftaki sınıf tekrarı ve okul terk oranları ile ilgili veriler, çok sayıda çocuğun okula öğrenmeye hazır olarak başlamadığını ve birçok okulun da bu geçişi desteklemekte başarılı olamadığını göstermektedir. Özellikle dezavantajlı konumdaki çocuklar söz konusu olduğunda ilköğretime geçiş sürecine özellikle dikkat edilmelidir. Hanelerin en yoksul yüzde 20 lik bölümünden çocukların ilkokula başlama şansı en varlıklı yüzde 20 ye mensup çocuklara göre iki veya üç kat daha azdır ve kırsal kesimden olsun, yoksul hanelerden olsun kız çocukların ilkokul dışı kalma olasılıkları da büyüktür. Yerli halklara ve azınlık gruplara mensup çocuklar tüm dünyada okul dışı çocukların en büyük bölümünü oluşturmaktadır yüzde 50 ile yüzde 70 arasında değişmek üzere ve okula gitme olasılığı en düşük olanlar da engelli çocuklardır. 33. Kalabalık sınıflarda okutulduklarında, ihtiyaçlarına uymayan bir eğitim aldıklarında ve bunlar bir de uygunsuz disiplin uygulamalarıyla bütünleştiğinde, küçük çocukların eğitim hakkına saygı gösterilmiyor demektir. Bugün birçok ülkede kalite zorunluluğunu gözeten reformlar gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede okul altyapıları güçlendirilmekte, kaynaklar, müfredat, pedagoji ve mesleki gelişme gibi alanlarda birçok yenilik devreye sokulmaktadır. İlköğretime sorunsuz ve düzgün bir geçiş için, ilköğretimle erken dönem çocuk sakım ve eğitim hizmetleri arasındaki eşgüdümün geliştirilmesi de temel önemdedir. 19 19 UNICEF in çok göstergeli kümelem araştırması için bakınız: www.childinfo.org.

Çoklu eşitsizlikler 34. Yukarıda sözü edilen göstergeler, çocuk haklarının erken dönemde yaşama geçirilmesinde kaydedilen ilerlemenin çok büyük eşitsizlikler barındırdığına işaret eder. Bu göstergeler ayrıca çocuğun potansiyelini eksiksiz biçimde gerçekleştirme kapasitesinin ve haklarını yaşam boyunca kullanabilmesinin, anneyi ve diğer yakın kişileri de etkileyenler dahil doğuştaki koşullar tarafından şekillendirildiğini gösterir. 35. Yaşamın ilk iki yalında gerekli sağlık koşullarının ve bakımın sağlanması, çocukların sağlıklı büyümesi aççısından çok büyük önem taşır. Pek çok küçük çocuk yaşama çite bir yükle başlar: (a) annelerinin eğitim düzeyi çok düşüktür ve onları destekleyecek kaynakları da çok sınırlıdır ve (b) kaliteli sağlık hizmetlerine, beslenmeye, eğitime ve korunmaya erişimleri de sınırlıdır. Çoğu durumda, bu dezavantajlar enken dönemdeki marjinallikle ve kimi durumlarda da ayrımcılıkla daha da katlanır. Bu durum, özellikle engelli, yerli halklara ve azınlıklara veya diğer marjinalleşmiş topluluklara mensup çocukları olumsuz etkiler. Dezavantajlı çocukları ve aileleri hedef alan kaliteli erken dönem çocuk hizmetleri ise güçlü bir eşitleyici olarak işlev görebilir; hakların yaşama geçmesini ve adaleti sağlayıp toplumu olumlu yönde etkileyebilir. Marjinalleşmiş gruplar 36. İnsan haklarını destekleyici güçlü uluslararası ve ulusal çerçevelere karşın, kendi ülkelerinde ve toplumlarında geleneksel olarak marjinalleşmeye ve ayrımcılığa maruz kalmış toplumsal gruplar bugün de haklarının gerçekleşmemesi ve ihlal edilmesi riskine en fazla maruz kalan kesimlerdir. 37. Bu hakların en fazla risk altına girdiği durum, sistemlerin, çocukları dışlayan ve ayrımcılığa maruz bırakan şekilde oluşturulduğu durumdur. Bu dışlama ve ayrımcılık, çocuğun, aba babasının veya yasal vasilerinin ırk, renk, dil, din, siyasal veya başka görüş; ulusal, etnik veya toplumsal köken, varlıklılık durumu, engellilik, doğum veya başka bir statü temelinde ortaya çıkabilmektedir. Sonuçları çok yönlü olabilen bileşik ayrımcılık biçimleri, çocuk haklarının gerçekleşmesi bakımından daha da büyük engellere işaret eder. Belirli bölgelerde, engelli küçük çocukları sistematik biçimde ayrı yerde kategorize etme, ana babaları tarafından terk edilebilecekleri ve toplumca damgalanabilecekleri yatılı kurumlara yerleştirme gibi bir miras söz konusudur. Birçok ülkede, kültürel açıdan uygun değerlendirmelerin olmayışı, yaygın önyargılar ve eğitim sisteminin çeşitliliğin hakkını verme kapasitesinin sınırlı kalması yüzünden bu konumdaki çocuklar gereksiz biçimde özel sınıflara ve okullara toplanmaktadır. 20 38. Ülke genelindeki istatistikler çocukların önündeki fırsatların eşitsiz oluşunu gizleyebilir. Örneğin, dünyanın birçok bölgesinde erken dönem bakım ve eğitim açısından cinsiyet eşitliğinin sağlanması yönünde genel bir ilerleme sağlanmaktadır. Çok göstergeli kümelem araştırmalarından elde edilen veriler, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin, programa kayıtlı her 10 erkek çocuğa 9 kız çocuk düşen Arap ülkeleri dışında, erken dönem çocukluk programlarına katılım açısından önemsiz düzeyde olduğunu göstermektedir. Ancak, topluluk 20 Innocenti Social Monitor 2009: Çocuk Refahı Yol Ayrımında: Orta ve Doğu Avrupa ile Bağımsız Devletler Topluluğunda Ortaya Çıkan Güçlükler (UNICEF, 2009).

düzeyinde alındığında gerçek durum bundan farklı olabilir. Yoksulluk ve fırsatların sınırlı oluşu, çoğu dunumda kız ve erkek çocuklara ilişkin geleneksel tutum ve uygulamalarla birleştiğinde, hane içinde ekonomik etkinliklerin dağılımı, ev içi sorumluluklar ve eğitim ve okul seçimi (özellikle kamu okulları veya özel okullar) ile ilgili kararlar da buna göre şekillenmektedir. Böylece, genel veriler birçok bölgede topluluk ve hane düzeyinde ayrıştırıldığında, kaliteli erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi ile ilköğretimde kız ve erkek çocuklar arasında eşitsizlikler olduğu görülmektedir. Çocuklar için alternatif bakım 39. Kimi durumlarda, ana baba bakımından yoksun kalan veya başka bir risk altında olan çocuklar için alternatif bakım gerekli hale gelir. 64/142 sayılı Genel Kurul kararı, bu alandaki politika ve uygulamalara ışık tutacak yönlendirici ilkeleri ortaya koyan Çocukların Alternatif Bakımı için Kılavuzlar belgesini yerinde bulmuştur. Kılavuzlar, ailenin toplumun temel grubu ve çocukların büyümesinde, esenliğinde ve korunmasında doğal ortam olduğunu teyit etmiş, ancak bununla birlikte, destek verildiğinde bile çocuğun kendi ailesinin gerekli bakımı sağlayamayacağı durumlarda da Devlete uygun alternatif bakım sağlama sorumluluğunu yüklemiştir. Kılavuzlar iki ilkeyi temel almaktadır: (a) alternatif bakımın gerekli olabileceğinin kabulü ve (b) alternatif bakım biçimlerinin uygunluğunun belirlenmesi. Çocuğun ailesiyle birlikte kalmasını esas sayıp ailelerin güçlendirilmesi için her tür çaba harcanmalıdır. Yalnızca, çocuğun ailesiyle birlikte kalmasını sağlamaya yönelik çabaların bir sınırı olduğunda veya bu çabalar başarısız kaldığında alternatif bakım gündeme getirilmelidir. Tüm kararlar tek tek durumlar incelenerek, çocuğun güvenliği ve güvende oluşu gözetilerek alınmalıdır. Bu kararlar, ayrım gözetilmeksizin, çocuğun yüksek yararını ve haklarını temel almalı, çocuğun kendi fikrinin alınması hakkına tam saygı gösterilmelidir. Bu kararlar aynı zamanda kültürel açıdan duyarlılık da taşımalıdır. Seçenekler arasında bakıcı aile, aile ortamındaki diğer yollar veya az sayıda kişinin olduğu yatılı bakım olabilir. Bir çocuğu aile bakımının dışına taşımanın başvurulabilecek en son çare olduğu dikkate alınarak, aile temelli alternatif bakım küçük çocuklar, özellikle de 3 yaşından küçükler için en uygun alternatif bakım seçeneği olarak belirlenmiştir. Küçük çocuklara yönelik şiddet 40. Sömürü ve şiddet çocuk haklarının, özellikle de küçük çocukların haklarının yaşama geçirilmesini engeller. Küçük yaşlardakiler dahil tüm çocuklar, her tür fiziksel veya zihinsel şiddete, incitilme veya suiistimale, ihmal veya ihmalkar muameleye, kötü muamele veya cinsel sömürü dahil sömürüye karşı korunma hakkına sahiptir. 41. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yönelik Şiddet Araştırması, ailede, okulda, bakımda, adalet kurumlarında, işyerlerinde ve topluluk ortamlarında karşılaştıkları çeşitli biçimlerdeki şiddete karşı çocukların korunmasında genel bir yetersizlik olduğuna dikkat çekmiştir. 21 62/141 sayılı Genel Kurul kararını esas alarak, Genel Sekreter tarafından Genel Sekreterlik Çocuklara Karşı Şiddet Özel Temsilciliği oluşturulmuştur. Amaçlanan, Birleşmiş Milletler çalışmasının sonuçlarının geniş bir kesimde yaygınlaştırılması ve dile getirilen tavsiyelerin ne ölçüde benimsendiğinin takibidir. Küçük yaştakiler dahil her yaştan çocuğa yönelik her tür şiddetin önlenmesi ve ele alınması bakımından küresel tanıtım-savunu rolünde Özel Temsilci üç stratejik alana özel vurgu yapmıştır: 21 Bakınız, A/61/299.

(a) Her devlette, her tür şiddetin önlenmesi ve bu tür olaylara tepki gösterilmesini sağlamak üzere kapsamlı bir ulusal strateji geliştirilmesi; bu stratejinin ulusal planlama sürecine içselleştirilmesi, bu alanda başlıca sorumluluğu üslenecek olan üst düzey bir merci tarafından koordine edilmesi, uygulamanın desteklenmesi ve etkili bir değerlendirme için yeterince insani ve finansal kaynak sağlanması; (b) Hangi ortamda olursa olsun, çocuklara yönelik her türlü şiddetin hukuken yasaklanması; (c) Ulusal bir veri toplama, analiz ve veri dağıtım sisteminin geliştirilmesi ve çocuklara yönelik şiddetle ilgili bir araştırma gündemi oluşturulması. 42. Küçük çocuklar şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kalma açısından en fazla risk altında olan gruplardandır. Kaza sonucu olmayan ölümler, fiziksel şiddet, suiistimal, ihmal, cinsel şiddet, zararlı geleneksel uygulamalar ve fiziksel şiddet bunlar arasındadır. Küçük yaşlardaki çocuklar şiddeti anlama veya buna karşı direnme açısından en güçsüz konumda oldukları gibi, şiddet sonrası yaşadıkları travma da hayli ağırdır. Gelişmekte olan ülkelerden 37 sine ilişkin veriler, 2-14 yaş grubundan çocukların yüzde 86 sının evlerinde fiziksel cezaya ve/veya psikolojik saldırıya maruz kaldığını göstermektedir. Sonuçlar daha ayrıntılı analiz edildiğinde, başta erkekler olmak üzere 5 ile 8 yaşları arasındaki çocukların katı disipline maruz kalma anlamında en fazla risk altında olduğu görülmektedir. Gene aynı çalışmaya göre fiziksel veya psikolojik şiddet yaygındır ve araştırmaya konu olan ülkelerin yüzde 75 inde çocukların yüzde 70 kadarı şiddetten etkilenmektedir. Bu ülkelerden yalnızca Bosna Hersek te şiddetten etkilenen çocukların oranı yüzde 50 nin altındadır. 43. Küçük çocuklar kendi ailelerinde şiddete maruzken, ayrıca okullarında ve/veya kurumsal batık verilen mekanlarda da şiddetin farklı biçimlerine maruz kalmaktadır. Meslekten öğretmenlerin tutum ve davranışları devlet tarafından denetlenmekle birlikte, birçok ülkede okullarda fiziksel cezalandırma yaygın bir uygulamadır. 2009 yılında okullarda fiziksel cezayı yasaklayan ülke sayısı 109 olduğu halde bu yasaklar yeterince gözetilmemektedir. Kurumlara yerleştirilen çocuklar da personelin ve kendilerinden sorumlu olan kişilerin şiddetine maruz kalmaktadır. Engelli çocukların karşılaştıkları riskler daha da fazladır. Alternatif bakım ortamlarında çocuklara karşı şiddeti resmen yasaklayan ülke sayısı yalnızca 36 dır. Okullardaki ve bakım kurumlarındaki çocukların maruz kaldıkları şiddet biçimleri arasında, küçük çocuklara yönelik olanlar dahil, zorbalık ile cinsiyetçi ve toplumsal cinsiyet temelli şiddet yer almaktadır. Dinlenilme ve katılma hakkı 44. Enken dönem çocuklukta çocukların haklarının gerçekleşmesi, her durumda, çocukların, yaşamlarını geçirdikleri tüm ortamlarda oyunla, öğrenmeyle, kurdukları ilişkilerle ve iletişimle haklarını kullanan aktif katılımcılar olduklarının kabul edilmesini gerektirir. Çocuğun görüşlerine saygı, Çocuk Haklarına dair Sözleşme nin yönlendirici ilkesidir ve kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin dinlenmesi, yaşlarına ve olgunluk düzeylerine göre bunların dikkate alınması, bir dizi hükümle güvence altına alınmış olup bunlardan en merkezi önem taşıyanı 12. Madde dir. Küçük çocukların dünyaya bakışları kavranmalı, görüşlerine ve duygularına saygı gösterilmeli, henüz konuşamadıkları dönemde bile sesleri işitilmelidir.

45. Küçük çocukların, anneleri, babaları ve kendilerine bakan diğer kişilerle ilk etkileşimleri, katılım haklarının yaşama geçirilmesinde başlangıç noktasıdır. Buna, çocukların kendilerini etkileyen aile kararlarına katılımı da dahildir. Kaygılarını dile getirdiklerinde (suiistimalci davranış veya başka travmalar gibi zor duyguları ifade ettikleri zamanlar dahil) dinleniliyor olma deneyimi de çocukların kendilerini ifade etme kapasitesinin gelişmesi açısından önemlidir. 46. Ana babalara ve çocuklara bakan diğer kişilere sağlanacak topluluk temelli ve profesyonel destek, çocuk gelişimine ilişkin kavrayışı güçlendirebilir. Bebeklerle nasıl iletişim kurulacağı, destekleyici oyunlar, keşfetme ve öğrenme ve rehber davranışlar bu kavrayışın parçasıdırlar. Karşılayıcı/aktif besleme dahil karşılayıcı bakım, çocukların aile, okul ve topluluğa katılım, daha sonra da yurttaş olarak tam katılım için kapasite geliştirdikleri başlangıç noktasıdır. Gelişim halindeki yetenekler ilkesi (Sözleşme nin 5. Maddesi), çocukların dinlenilme haklarıyla ilgili bilgilendirici içerik taşır. Çocuk Hakları Komitesi nin 7 sayılı Genel Görüşü de bu ilkenin pozitif ve güçlendirici biçimde uygulanması gerekliliğinin altını çizer; çocuğun özerklik ve kendini ifade etme hakkını sınırlayan, çocukların gelişim süreçlerinde edilgen kaldıkları, yetkinlik taşımadıkları ve sosyalleşme ihtiyacı içinde oldukları gibi gerekçelere dayalı otoriter uygulamalar için bahane olarak kullanılamayacağını vurgular. Haklara dayalı erken dönem politikaları ve hizmetleri 47. Hakların çocuğun erken döneminde yaşama geçirilmesine yönelik etkili stratejiler, erken dönem çocuk gelişimi ortamlarının güçlendirilmesinden başlamak üzere tüm yaşamı kapsayan bir perspektif gerektirir. Çocuğun ana babasının, özellikle de annesinin en azından asgari bir ekonomik güvenceye, yeterli beslenmeye, temel hizmetlere ve kaynaklara erişime, bilgiye, şiddetten korunmaya ve gerek kendileri gerekse çocukları adına hareket edebilecek güce kavuşturulması yukarıda söylenene dahildir. Kadınların karar verme süreçleri üzerindeki etkisi ve kaygıları dile getirme özgürlüğü temel önemdedir. Bu alandaki etkili stratejiler arasında, çocuk yetiştirme eğitimi programlarıyla diğer çocuk bakım hizmetleri dahil olmak üzere formel ve enformel destek ağları da yer almaktadır. 48. Her çocuğun yaşama iyi bir başlangıç yapmasının sağlanması, bütüncül bir yaklaşımı gerektirir. Bu yaklaşım, her çocuğun erişilebilir en yüksek sağlık standardına ulaşma, kaliteli bakım, eğitim, korunma ve diğer haklarını erken dönem çocukluk süresince kapsamlı bir politika çerçevesinde birbiriyle ilişkilendirir. Bakım sürekliliği kavramı sağlık sektöründen kaynaklanır. Bu kavram, birbiriyle ilişkili etmenlerin oluşturduğu bir kümenin anne, yenidoğan ve çocuk sağlığına katkıda bulunduğunu ve bu nedenle çeşitli sektörleri kesen müdahalelerin yaşamın ilk yıllarındaki kritik noktalarda gerçekleştirilmesi gerektiğini öne sürer. Söylenen, erken dönem çocukluk için olduğu kadar bundan sonrası için de geçerlidir. Kavram, yaşam sürecinin kritik noktalarında hizmetlerin eşgüdümlü planlanması, entegre programlar ve çocuk odaklı diğer müdahalelerle operasyonel hale getirilebilir. 49. Şili de 2006 yılında enken dönem çocukluk hizmetleri baştan sona yeniden düzenlenmiştir. Şili Crece Contigo ( Şili Sizinle Büyüyor ) adı verilen hamleyle bu alandaki kamu harcamaları artırılmıştır. Moldova Cumhuriyeti nde Herkes İçin Eğitim/Çabuk Yol Girişimi tümüyle erken çocukluk dönemine odaklanmış, bakım ve eğitim hizmetlerine erişimi artırmaya yönelmiştir. Ürdün, erken dönem çocuk gelişimi için ikinci eylem planını hazırlamıştır. Bu plan, erken dönem hizmetlerin sağlanması için sürekli ve kapsamlı çabaları öngörmektedir. Çocuk yetiştirme programları ve öğrenme fırsatlarının anaokulu reformuyla

birlikte sunulması plan kapsamındaki girişimler arasındadır. Güney Afrika da, ülkede ilk olan erken dönem çocuk gelişimi harcama izleme çalışması, ilk ödenekten başlayarak topluluklarda fiili hizmet sunumuna kadar uzanan süreçte finansal kaynakları izlemektedir. Güney Afrika Hükümeti bugün kaliteli erken dönem gelişim imkanlarını en güç durumdaki kesimlere yaymak amacıyla bu uygulamayı reformun ana bileşeni konumuna getirmiştir. 50. Bakım sürekliliği, sağlık, eğitim ve gelişim boyutlarını etkili biçimde kapsayan politikalar ve programlar tek tek her çocuğun haklarını daha iyi karşılama potansiyeline sahiptir ve bu nedenle sosyal adaleti sağlayarak yoksulluk döngülerinin kırılmasına yardımcı olur. C. Küresel ekonomik büyümenin, durgunluğun ve iklim değişiminin küçük çocuklar ve aileler üzerindeki etkisi Ekonomik gelişme ve büyüyen eşitsizlikler 51. 21. yüzyılın ilk on yılı, dünyanın en yoksul ekonomilerinden kimileri de içinde olmak üzere güçlü bir ekonomik büyümeye tanıklık etmiştir. Binyıl Kalkınma Hedeflerine yönelik istikrarlı bir ilerleme sağlanmış, ailelerinin kullanabilecekleri kaynaklarda sağlanan artıştan, iyileştirilen altyapı ve hizmetlerden küçük çocuklar yarar sağlamıştır. Ne var ki, küresel, hatta ülke düzeyinde bile Binyıl Kalkınma Hedefleri doğrultusunda sağlanan genel ilerleme kendi başına, tüm küçük çocukların, hele hele en dezavantajlı konumda olanların haklarına artık daha fazla saygı gösterildiği anlamına gelmemektedir. Ekonomik büyümenin nimetleri ülkeler arasında ve ülkelerin kendi içinde çeşitli nüfus kesimleri arasında eşit paylaşılmamaktadır. Dünya Bankası nın Dünya Kalkınma Göstergeleri temel alınırsa, Gini katsayısıyla ölçülen eşitsizlikler elde verisi bulunan 86 ülkeden 49 unda 1990 lara göre 2000 li yıllarda artmıştır. Oysa, amacın hakkaniyetli büyüme olması gerekir. Artan zenginlik, adilliği sağlayacak ve büyümeden daha az yararlanabilen kesimleri koruyacak politikalarla el ele gitmelidir. Krizlerin ve iklim değişikliğinin küçük çocuklar üzerindeki etkisi 52. Dünya Gıda Programına göre, iklim değişikliği yüzünden yetersiz-kötü beslenen çocuk sayısının 2015 yılına tadar 24 milyon artacağı (yüzde 21 oranında) tahmin edilmektedir. Yetersiz-kötü beslenen çocuk sayısındaki en büyük artış Sahra Güneyi Afrika da gerçekleşecektir ve bu bölgede yeterince beslenemeyen çocuk sayısındaki artışın yüzde 26 oranında olacağı tahmin edilmektedir. 53. Gıda ve yakıt fiyatlarındaki artışlar, bunu izleyen küresel ekonomik durgunluk, yoksul ailelerin satın alma güçlerini azaltmış, sosyal hizmetlere erişimi kısıtlamış ve işsizliği artırmıştır. Bu kriz, dünyanın yarısının günde 2 dolar kazançlık yoksulluk sınırının altında kaldığı, halen sürmekte olan insani krizin üzerine eklenmektedir. Dünya Bankası nın en son tahminlerine göre, 2008 ve 2009 yıllarında yoksulluğa itilen milyonlara ek olarak, krizin birleşik ve halen sürmekte olan etkileri nedeniyle 90 milyon insan daha 2010 yılında aşırı yoksulluğa düşebilir. 22 Bebek ölümlerinin azaltılmasında son zamanlarda sağlanan ilerleme, küresel durgunluk yüzünden tersine dönme riskiyle karşı karşıyadır. 23 22 Küresel Ekonomik Olasılıklar 2010 (Dünya Bankası, Washington, D.C., 2010). 23 Ekonomik gerileme ve toparlanma dönemlerinde bebek ölümleri (UNICEF, 2009).

54. Dünya, marjinal konumda olanların ve yoksulların ekonomik toparlanmanın dışında kalmaları, bu yüzden eşitsizliklerin daha da artması riskiyle karşı karşıyadır. Birleşmiş Milletler, toparlanmanın herkesi kapsaması çağrısında bulunmuş, çok sayıda haneyi insana yakışır bir yaşam için şans tanımayan kriz öncesi koşullara dönmekten kaçınılmasını istemiştir. 24 Küresel istikrar ve toparlanma ile ilgili tartışmalar, güç durumdaki nüfus kesimlerinin özel ihtiyaçlarını dikkate almalıdır. Henüz yeni ortaya çıkmaya başlayan toparlanma belirtilerine karşın, çocuklara yönelik kamu desteği ihtiyacı açıkça ortadadır. Kimi ülkelerin karşılaştıkları mali sorunlar acilen harekete geçilmesini gerektirmektedir. Ekonominin hangi yoldan toparlanacağı, sürdürülebilir kamu bütçeleri ve uzun dönemdeki büyüme hızları, dezavantajlı konumdaki çocuklar ve aileler açısından önemli ve geniş bir alana yayılan etkiler yaratacaktır. Ekonomik politika tercihlerinin sosyal etkilerini de dikkate almak ve kamu harcamalarında belirli önceliklere gitmek zorunludur. Bu öncelikler, yoksullar, çocuk odaklı yatırımlar, gerçek ekonomik hasıla, gelir, istihdam ve güç durumdaki nüfus kesimlerinin acil ihtiyaçları olmalıdır. Çocuklara yönelik bu yatırımlar aynı zamanda tüm nüfustaki toparlanma açısından temel önemdedir. 55. Küçük çocuklar, gelişimlerinin duyarlı bir aşamasında olduklarından ve yararlarının korunup geliştirilmesinde başkalarına bağımlı bulunduklarından hangi toplum olursa olsun en güç durumdaki nüfus kesimidir. Ekonomik şokların ve diğer olumsuzlukların sonuçlarıyla ne kadar baş edebilecekleri büyük ölçüde beslenmeleri, büyütülmeleri, sağlıkları, refahları, fiziksel ve psikolojik güvenlikleri için sorumluluk üstlenen anneleri, babaları ve diğer aile üyeleri (veya topluluklardaki bakıcılar) için ne kadar kaynak sağlanabildiğine bağlıdır. Ailelerde geçim kaynaklarının kaybı, demoralizasyon ve umarsızlık duygularının yaygınlaşması küçük çocuğu da etkiler. Bu söylenen, akraba desteği, sosyal ve eğitimsel sermaye veya maddi birikimi olmayan, başka bir deyişle koruyucu tamponlardan yoksun haneler için özellikle geçerlidir. Böylece, kaliteli hizmetlere erişim şansı da azalacaktır. Dahası, böyle durumlarda aileye destek için küçük çocukların çalıştırılmaları, ana baba çalışırken kardeşlerine bakması için kız çocukların eve kapatılması, böylece çocukların erken dönem hizmetlerden ve ilkokul eğitiminden yoksun kalmaları gibi olumsuzluklar da gündeme gelecektir. Eğitim ve sağlığa yapılan harcamaların kısılması ve/veya bunların maliyetindeki artış dışlanma olasılığını doğrudan veya dolaylı olarak artıracaktır. Böyle durumlarda çocuklara yönelik katlanmış risk, ailelerin benimsedikleri kısa dönemli baş etme stratejileri, çocuklar dahil olmak üzere ailelerin ekonomik toparlanmadan yararlanma ve bu toparlanmaya katkıda bulunma kapasitesini azaltacağından uzun dönemde de zararlı sonuçlara yol açacaktır. 25 Çocuğa duyarlı sosyal koruma 56. Sosyal koruma, en dezavantajlı nüfus kesimlerin korunmasında Devletler açısından etkili bir stratejidir. Çocuğa duyarlı sosyal koruma sistemleri yoksulluğun aileler üzerindeki etkilerini hafifletebilir, çocuk bakımı rollerinde aileleri güçlendirebilir ve aile bakımı dışında, risk altındaki çocuklar dahil olmak üzere en yoksul ve en marjinal konumda olanların temel hizmetlere erişimini kolaylaştırabilir. Bununla birlikte, sosyal koruma alanında geliştirilen sistemler küçük çocukların ihtiyaçlarını her durumda gerektiği gibi dikkate almamıştır. 2009 24 Güç durumdakilerin sesi: yukarıya doğru toparlanma (Birleşmiş Milletler Küresel İtilim, 2010). 25 Kapsayıcı krizler, dışlayıcı toparlanmalar ve yoksulların çifte zarara maruz kalmasını önlemeye yönelik politikalar (UNICEF, 2010).

yılında Birleşmiş Milletler kuruluşları ve ortakları tarafından yapılan ortak bir açıklama 26 çocuğa duyarlı sosyal korumanın ilkelerini ortaya koymuş ve çocuklar açısından olumlu sonuçlar verebilecek somut stratejiler önermiştir. 57. Meksika daki Oportunidades ve Brezilya daki Programa Saúde da Família gibi küçük çocuklar için olumlu sonuçlar veren iyi hazırlanmış sosyal koruma modellerinin varlığına karşın, düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerin yüzde 47 sinde sosyal güvenlik programı yoktur (49 düşük gelirli ülkeden 19 unda, 95 orta gelirli ülkeden 49 unda). 58. Sosyal koruma politikaları ve programları, en fazla makro ve mikro ölçeklerde aileler ve çocuklar üzerindeki etkilere ilişkin kapsamlı değerlendirmeleri temel aldığında, temel programları sürdürdüğünde ve topluluk temelli, düşük maliyetli programları koruduğunda istenilen sonuçları vermektedir. Temel perinatal (doğumdan hemen öncesi ile doğumu izleyen dönem) hizmetlerin, sağlık ve beslenme programlarının sürekliliğinin sağlanması, erken dönem bakım ve eğitim hizmetleri açısından en dezavantajlı konumda olanların haklarının kollanması ve sosyal koruma kapsamının genişletilmesi açısından öncelik taşımaktadır. Küçük çocukların refahıyla ilgili göstergelerin izlenmesi, her tür sosyal koruma stratejisinin ayrılmaz bir parçası, erken dönemde çocuk haklarının yaşama geçirilmesi alanındaki ilerlemenin ölçülmesinde temel araçtır. İleriye doğru 59. Tüm çocuklar, Çocuk Haklarına dair Sözleşme ve diğer uluslararası belgelerde güvence altına alındığı gibi, hiç bir ayrım olmaksızın, haklarını erken dönem çocuklukta da tam olarak yaşama geçirme hakkına sahiptirler. Bu yaşlardakilerin, erken dönemlerini sağlıklı biçimde geçirme; gerek kişi gerekse ailelerinin, topluluklarının ve ülkelerinin üyeleri olarak kendi duyarlılıklarıyla, ilgi alanlarıyla ve görüşleriyle saygı görme hakları vardır. Küçük çocukların haklarını gerçekleştirebilmeleri için gerekli şeyler vardır: kaliteli sağlık ve beslenme hizmetleri; ana babaların ve kendilerine bakan diğer kişilerin ihtiyaçlarını gözeten rehberliğinde oyun oynayabilecekleri, öğrenebilecekleri ve yeni şeyler keşfedebilecekleri güvenli ve duygusal açıdan doyurucu ortamlar. 60. Küçük çocukların haklarının, tüm çocukların yaşamaları, büyümeleri ve potansiyellerini eksiksiz biçimde gerçekleştirmelerini güvence altına alacak, bütüncül biçimde yaşama geçirilmesi adına daha yapılacak çok iş vardır. Binyıl Kalkınma Hedeflerinin gerçekleşmesi yolunda sağlanan ilerleme, küçük çocuğun yaşama, gelişme, katılım ve korunma hakları üzerinde olumlu etkiler yaratmış olmakla birlikte ilerleme henüz yavaştır. Hakkaniyetin sağlanması, en dezavantajlı konumdaki çocuklara ve ailelerine ulaşılması, bu alandaki en önemli görevlerdir. Daha ileri düzeyde marjinalleşme riskinden kaçınılabilmesi için, ulusal, hatta küresel ölçekte özellikle en dezavantajlı konumdakilere odaklanan, ayrıştırılmış hedeflere özel dikkat gösterilmesi gerekmektedir. 61. Hükümetler, uluslararası aktörler, sivil toplum, topluluklar ve aileler, çocuk haklarının erken dönem çocuklukta tam olarak yaşama geçmesini sağlayacak çabalarını 26 UNICEF, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Uluslar arası Çalışma Örgütü, Dünya Bankası, Birleşik Krallık Uluslararası Kalkınma Dairesi, HelpAge International, Hope & Homes for Children, Kalkınma Araştırmaları Enstitüsü, Denizaşırı Kalkınma Enstitüsü ve Save the Children UK.

yoğunlaştırabilirler. Bunu, pozitif bir gündem oluşturarak, yaşamın bu kritik evresinde çocuğun bütüncül gelişimine yönelik uzun vadeli bir vizyon için çalışarak gerçekleştirebilirler. Bu gündem, ulusal politikalar ve programlarda ve gündelik ortamlarda küçük çocuğun haklarına saygının yerleşik kılınmasını gerektirir. Şiddet, suiistimal ve sömürünün her biçimine karşı korunma; çocuğun, ailesinde, bakım sırasında, sağlık ve eğitim hizmetlerinde, hukuksal süreçlerde, politika ve programların geliştirilmesinde sözünü söyleyebilmesinin sağlanması, bu kapsamda gerçekleştirilmesi gerekenler arasındadır. Devletler, aşağıdaki konularda teşvik edilmektedir: (a) Aşağıdakiler dahil olmak üzere, çocuğun haklarının yaşamın erken döneminde bakım sürekliliği (anne, yenidoğan ve çocuk sağlığı), eğitim ve koruma ortamında gerçekleşmesini sağlayacak bir yasalar, politikalar ve programlar çerçevesi oluşturulması: (i) Erken dönemde çocuk haklarının gerçekleşmesine yönelik, kapsamı geniş, net hedeflere, takvime ve yeterli kaynaklara sahip ve operasyonel stratejilerle de desteklenen bir plan hazırlanması; bu planla çocuğun potansiyelinin tam olarak gerçekleşmesinin, küçük çocukların her tür şiddet, sömürü ve suiistimalden korunmasının ve kendilerini etkileyen her meselede seslerini duyurmalarının sağlanması. Bu stratejiler hükümetin tüm kademelerini ve sivil toplamdan ortakları kapsamalıdır; (ii) Evrensel olarak kabul gören, yerelliğe uygun ve kolayca uygulanabilir göstergeler dahil olmak üzere, küçük çocukların hakları, gelişimi ve refahı ile ilgili araştırmaların, izleme ve değerlendirme çalışmalarının desteklenmesi; (b) Kapsamı ve örgütlenmesi açısından çeşitli sektörleri kesen ve aşağıdakileri içeren kapsamlı ve topluluk temelli stratejilerin geliştirilmesi: (i) Çocuğun doğduğu bakım ortamının güçlendirilmesi; çocuğun ve annenin, doğum öncesi bakım, kaliteli tesislerde doğum, yenidoğan bakımı ve doğum sonrası bakım, yeterli beslenme, formel ve enformel destek ve koruma ağları dahil olmak üzere temel müdahale ve hizmetlerden oluşan bir pakete erişiminin sağlanması; (ii) Ailelere maddi yük getirmeyen, erişilebilir bir doğum kayıt sistemiyle tüm çocukların doğumda nüfusa kaydedilmelerini sağlama; (iii) Erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi programlarının, çocukların yaşam kalitelerini artıran; sağlık, büyüme, öğrenme ve gelişmelerini güçlendiren yollardan hazırlanması ve düzenlenmesi; (c) Binyıl Kalkınma Hedeflerinin hepsinin hakkaniyetle gerçekleştirilmesine yönelik bir stratejiyle başlamak üzere erken dönem çocukluğa yönelik hakkaniyet gözetici stratejiler uygulanması. Enken dönem çocukluğa yönelik, hakkaniyet gözetici başarılı stratejiler arasında aşağıdakiler de yer almaktadır: (i) Her çocuğun doğumda nüfusa kaydedilme hakkının gerçekleştirilmesi; yaşam, sağlık ve gelişim; şiddet suiistimal ve sömürünün her biçimine karşı korunma; kaliteli bakım ve eğitim; pozitif katılım fırsatları sağlanması;

(ii) En güç durumdaki çocuklar ve aileler için bir tampon oluşturulması için yeterli, çocuk merkezli sosyal koruma sağlanması;en dezavantajlı konumda bulunan, toplumsal dışlanma ve ayrımcılığa maruz kalma riski en fazla kişi ve grupları özel olarak hedefleyen kaliteli erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi programları hazırlanması; (iii) Ekonomik ve sosyal değişimden, doğal ve insan eresi felaketlerden kaynaklananlar dahil olmak üzere önemli şoklarla karşılayan çocukların ve ailelerin değişen durumlarının izlenmesi; verilerin, bilgi temelli, etkili ve uygun müdahalelere olanak tanıyacak zamanlılıkta ve ayrıntıda olmasının sağlanması; (d) Erken dönem çocuklukta, aşağıdakiler dahil olmak üzere haklarla ilgili bilinç ve duyarlılığı güçlendirme ve hakların tanınmasını sağlama: (i) Ana babaların, ailelerin ve toplulukların birinci derecede görevliler olarak sorumluluklarını yerine getirecek şekilde desteklenmesi ve güçlendirilmesi; buna yönelik olarak gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, ana babalara yönelik destek, eğitim ve duyarlılık geliştirme programları hazırlanması; (ii) Erken dönem çocuklukta haklarla ilgili kapasite geliştirilmesi; her sektörde ve her kademede meslekten kişilerin ve politikaları belirleyenlerin, ayrıca sivil toplum ve topluluk liderlerinin ve hak sahipleri olarak çocukların bu konudaki bilgilerinin artırılması; (iii) Kültürel olarak uygun ve çocuk merkezli müdahalelere elverişli, kapsayıcı kurumsal uygulama ve yapıların yaygınlaştırılması ve profesyoneller için ayrımcılık karşıtı eğitim; (e) Birleşmiş Milletler kuruluşları ile işbirliği halinde, Çocuk Haklarına dair Sözleşme ile isteğe bağlı protokollerinin erken dönem çocuklukta eksiksiz yaşama geçirilmesi, her çocuğun erken dönemdeki haklarının yaşama geçirilmesi sürecinin izlenmesi için kaynak ayrılması amacıyla küresel bir ittifak oluşturulması.