GERÇEK DOSTLAR BİRBİRİYLE PAYLAŞIR A. GİRİŞ - YAŞAM BOYU SÜREN ARKADAŞLIK Gerçek arkadaşlığın yerini hiç bir şey alamaz. Şöhret, para, güç onların yerini alamaz. Davin tatilimiz için arkadaşlık konusunu hazırlamıştı. Birlikte arkadaşlığın anlamı konusunda paylaştık ve bizler de ne şekilde gerçek arkadaşlar olabiliriz düşüncesi için teşekkür ederiz. B. ANA BÖLÜM- GERÇEK DOSTLAR BİRİBİRİYLE PAYLAŞIR! Gerçek arkadaşlıkta görülen şeylerden biri paylaşmak olur. Bunu birlikte geçirdiğimiz tatillerde henüz konuşmamıştık. Gerçek arkadaşlıkta herşey paylaşılır. Gerçek arkadaş elinde bulunanları kendisi için ayırmaz. Bazı şeyleri zor da olsa vermeğe hazırdır. Peki, gerçek arkadaş neleri paylaşır? Bugün bakmak istediğimiz, Tanrı bunu nasıl yaptı? Tanrı bizim en candan dostumuz: Arkadaşlık konusunda en iyi örnek. Böylece iyi fikir sahibi olabileceğiz, bunun bizler için olan anlamı hakkında. Kutsal Kitap'ta, Tanrı'nın bizlerle paylaştığı birçok şeylein bulunduğunu görmekteyiz. Bunların arasında olan en önemli konuya yöneleceğiz. 1. YAŞAMI PAYLAŞMAK 1.1. TANRI KENDİ YAŞAM GÜCÜNÜ BİZLERLE PAYLAŞIYOR Tanrı bizleri yarattı. (Yaratılış 2:7) Rab Tanrı, Ademi topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu öfledi. Böylece Adem, yaşayan varlık oldu. Tanrı Adem'i yaratırken ona kendi yaşam soluğunu üfledi. Böylelikle kendi yaşam gücünü bizlerle paylaştı. Yaşamımız, zekamız, sözlerimiz, paylaşan Tanrı'nın bizlere kendinden verdiği armağandır. Bizlerde bulunan her şey O'nun armağanıdır. Tanrı bizlerle zekasını paylaştı ve sana büyük bir bölümünü verdi. Böylelikle para sahibi olabildin. Tanrı bizlerle yaratış kabiliyetini paylaştı. Tanrı bizlere karar verme kabiliyetini paylaştı. Tanrı bizlerle evrene olan hakimiyetini paylaştı.
Tanrı bizlerle sevebilme kabiliyetini paylaştı. Tanrı bizlerle kendi güzelliğini paylaştı! Tanrı bizlerle konuşabilme ve sadık bir şekilde dostluk/ arkadaşlık sürüdrebilme kabiliyetini paylaştı. Tanrı sana yaşam sunusunda bulundu. Böylelikle annebabanı da sundu. Onlar belki herşeyi doğru yapamadılar fakat yapabilmiş oldukları doğru şeyler senin kazancın değil. Bizlerde olan herşeyi Tanrı bizlerle paylaştı. Vaftizci Yahya, Yuhanna 3:27 de şöyle dedi: "İnsan kendisine gökten verilmedikçe hiçbir şey alamaz." Tanrı'nın kendinde olan yaşam soluğunu ve böylelikle kendi yaşamını paylaştığını bilmek, ve onunla birlikte armağan ettikleri, bizleri düşündürücü ediyor. 1.2. YAŞAMINI BAŞKALARIYLA PAYLAŞ. Ben! Benim! Bana ait olan! Bana! Beni! Bu veya şu benim hakkım. Bu bana ait. Bunu kendim kazandım. Bu sadece benim için. Bu tür sahiplik ve elde etme düşünceleri hakkında iyi bir soruştu yerinde olur. Bazı durumlarda: Küçük çocuklar, oyuncak otomobilleri için - o benim. Onu süremezsin. O anda çocuk kendisi o oyucağıyla ilgilenmemiş olduğu halde. Yetişkin insanlar: Bu bizim vatanımız. Onu kimseyle paylaşmayız. Eski çağlarda beylerin de yapmış oldukları gibi. Çiftçiler ve esnaflara karşı mevkilerini sabitleştirmek istediklerinde. Sığınak arayanlara bir dost musun, onlarla paylaşmağa hazır mısın? Toplulukta: Bu benim topluluğum - olduğu gibi kalsın, değişiklik gelmesin. Başkaları için kolaylık olabilmesi için. İsa'nın yeryüzündeki zamanında Ferisiler de aynı yuyumdaydılar. Tanrı, kendi yaşam gücünü bizlerle paylaştı. Böylelikle O'ndan öğrenerek, bizler de dostlarımızla paylaşabiliriz. Çocuklarda: Yanlarında getirdikleri teneffüs yiyeceklerini, oyuncaklarını, vakitlerini, kabiliyetlerini (Matematik. ingilizce), sınıfta sıralarında yer vermek. Yetişkin insanlar: Paralarını, vakitlerini, şöhretlerini, topluluklarını, vatanlarını. Gerçek bir dost/arkadaş paylaşır. Bunu sen de öğrenebilirisin. Tanrı'nın sana vermiş
olduklarını başkalarıyla paylaşmak için. Varlıklarının yanısıra yaşamın da Tanrı'dan sana olan armağanlar. Bulunduğumuz yerde birbiriyle paylaşma borsası kuruldu. İnsanlar birbirleriyle, bisikletler, evler, otomobiller paylaşıyorlar. Kaldı ki, günün birinde diş fırçalarını da paylaşmak söz konusu olur. Gerçek dost/arkadaşlar olarak yaşamlarımızı birbirimizle paylaşabiliriz. Bunu sadece Facebook ya da İnstagramda yapmayacağız. Bunu yapmakla yaşamımızın bize ait olmadığından kişiliğimizi gerçekleştirme düşüncesinden daha çok, bir armağan olarak bu armağanı diğerleriyle paylaşmaktır. 2.1. TANRI, KENDİ SONSUZ YAŞAMINI BİZLERLE PAYLAŞIYOR Tanrı, kendi yaşam gücünü bizlerle paylaşmakla yetinmedi. Bizlere yaşamımızın üstünde şeyleri sundu. Kendi oğlunu bizlerle paylaştı. Ve oğlu ile birlikte sonsuz yaşam alma umudunu paylaştı. Yuhanna 3:16 "Çünkü Tanrı dünyayı o kadar sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi Öyle ki O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun". Tanrı'nın bizlere sunmuş olduğu şeyleri kötüye kullandık. Tanrı'da uzaklaşmak için kullandık, O'ndan yaratıldığımız halde. Birbirimizi baskı altına almak için, üstün çıkmamız için kullandık. Gerçekte tümümüz O'na gereksinimiz var. Bütün bunların önünde, Tanrı bir adım daha ileri atmış oldu, bize doğru. Tanrı, kendini bizlerle paylaştı. İnsan halini aldı. kendi yaşamını bizlerle paylaştığı gibi, bizim suçlarımız yüzünden bizim yerimize cezayı üstlenip, bizim yerimize bu cezanın sonuçladığı ölümü göze alarak öldü. Neden? Bizler için yeni bir başlangıca imkan vermek için. Daha iyi bir başlangıç. Tanrı, yaratılışımızda bize vermiş olduğu yaşam gücünü sınırlayabilirdi, fakat O' İsa Mesih aracıyla, sonsuz yaşamı bizlerle paylaşarak umut sunmaktadır. İsa Mesih Göksel Görkemliliğini ardında bırakarak, bizlerle açlık, acılar, korku ve ölümü paylaştı. Onun yerine bizlerle umutlarını paylaştı. Yeni bir yaşam ve öldükten sonra sonsuz yaşamımız olacağı umudunun kesinbilgiye dönüşmesidir. Herşeyin üsütünde olabilen sevginin umudu. Sabrı hiç tükenmeyen ve sevgisinde her zaman bağışlayan Tanrı umudu. Sürekli bizlerle olan, bizleri işiten ve bizleri, olduğumuz gibi kabullenen bir Tanrı umudu. Bu umudu İsa Mesih bizlerle paylaştı. Bu nedenle insan oldu. Bu nedenle bizler de bu umudu
diğerleriyle paylaşmak için çağırıldık. 2.2. UMUDUNU DİĞERLERİYLE PAYLAŞ Üst satırlarda Kutsal Kitap'tan, en tanınmış bir ayet yazdım. Buna bir ikinci ayeti eklemek istiyorum. Beklentim, bu ayeti her kişinin aklından çıkarmaması. Yuhanna 20:21 "Baba'nın beni gönderdiği gibi, ben de sizi gönderiyorum." İsa, bizlerle kendi umudunu paylaştı. Kendi bunun için gönderilmişti. Şimdi sen O'nun umudunu çevrende bulunanlarla paylaşmağa gönderiliyorsun. Çocuklar: Okullarında, sınıflarında, idman yerlerinde, arkadaşlarıyla, toplumdan dışlanmışlarla. Yetişkinler: Süpermarketlerde, işyerlerinde, aile ve dostlarıyla, komşularıyla. İsa Mesih, yaşamını paylaştı, umudunu paylaştı. Sende gerçek bir dost/arkadaş olarak kendi umudunu paylaş. C. SON Son olarak küçük bir öykü: Küçük Sara'nın yaş günü yaklaşmaktaydı. Bu nedenle öylesine heyecan içindeydi. Annesi ilk kez olarak yaş gününü kutlaması için izin vermişti. Sara da arkadaşlarını davet etmişti. Oyunlar oynayıp güzel kekler ve dondurma pastası ve bir sürü eğlence... En çok sevindiren olay, Sara için küçük bir köpek yavrusu. Bunu Sara çoktan beri heyecenla bekliyordu. Anne ve babasından bunu çoktan istemişti, yaş günü armağanı olarak. Onlar hazırlıklarını yaparken dışrıda yağmur yağıyordu. Sonra televizyondan bir acil haber yayınlandı. Haberde büyük bir fırtınanın yaklaştığı bildiriliyordu. Anne ve babası şaşkın bir şekilde bu haberi kavramağa çalışıyorlardı. Bu fıtınanın zamanı mı şimdi, diye babası söylendi. Hemen evi terkedelim, başımıza yıkılmadan önce. sara'yı kolundan tutup evden çıktı. Annesi de onların ardından. Rüzgarın hızı ve sertliği ve yağmur onların arabaya yaklaşmalarını zorlaştırıyordu. Ağaçlardan kopan dallar ve diğer şeyler rüzgarın etkisiyle ordan oraya savruluyordu. Yollar çoktan sellerle kaplanmıştı. Arabaya ulaştıkları anda, bahçelerindeki ağaçlardan biri büyük gürültüyle devrilmişti. Bir zaman sonra Sara, anne ve babasıyla genel sığınak olarak kullanılan bir binaya ulaşmışlardı. Kendileri ıslak, yorgun ve açlık hissediyorlardı. Bulundukları yerde pekçok insan bir araya gelmişlerdi. Onlar da fırınadak kaçarak buraya ulaşmışlardı. Yer yer uzun kuyruklarda, su ve yiyecek için beklemekteydiler. Sara da anne ve babasıyla yakındaki kuyruğa girdiler. Bir sığınak
bulduklarından mutluydular. Başlarına kötü şeyler gelmediği için ve burada sakinlik bulduklarına şükretmekteydiler. Sağda solda bazı kişiler bağırışarak şikayette bulunmaktaydılar. Diğerlerinin yakınmaları bu seslere karışmaktaydı. Kuyruk çok uzun, ekmek çok yağlı, daha büyük yorganınız yok mu, burada çok insan birarada, yemek tatsız, su yetmeyecek, diye akla gelebilecek her türlü şikayet sesleri işitiliyordu. Sara ve annebabası kuyruktaki sıra onlara gelince, verilen uyiyecekleri alıp oturacak bir yer buldular. Yemeğe başlarken, babası Sara'nın, Tanrı'ya şükür olsun, bizler için yaptığına ve verdiklerine. Etraflarında bazı insanlar için bulundukları yerde giysilerinden başka hiçbir şeyleri olmadığından, ne için şükretmeleri gerektiğini anlamıyorlardı. Sara, annesi ve babası bunun hiç te öyle olmadığını iyi bilmekteydiler. Tanrı, onlara yaşamlarını sunmuştu ve korumaktaydı. Burada onlara yer bulmuştu ve yeterli yiyecekleri vardı. Bulundukları durum içinde, en iyi şekilde, gereken her şeyi sağlamıştı. Bir insanda her şe yeterli bulunuyorsa paylaşmak zor gelmez ona. Sara, anne ve babası küçük de olsa her şey için şükrederek, az da olsa diğerleriyle paylaşabildikleri için. Sen de kendinde az olduğunu bildiğin halde başkalarıyla paylaşabilirsin. Yemekleri bitince, Sara'nın annesi orada kurulan yatağın üzerine oturup ağlamağa başladı. Onun korkusu, elindeki malları için ağır çalışmşlardı. Ev sahibi olmak için zorluklar altında para biriktirmişlerdi. Şimdi fırtınada herşey mahvoluyordu. Eşyaları resimleri, herşeyleri... Sara'nın annesi uzun zaman ağladı. Yakınıyordu, dışarıda olanlardan habersizdi. Evlerinin durumundan habersizdi. Ne halde bulacaklardı acaba? Annesi gittikçe üzüntüyle dolmaktaydı. Sara, annesi için ne yapabileceğini bilemiyordu. Annesinin acısını hissedebiliyordu ve korkuya kapılmağa başladı. Annesini hiç öyle görmemişti. Sonra bir şeyi hatırladı. Annesinin yanına oturunca annesi yeniden ağlamağa başladı. Sara, Anne...diye konuştu annesi de yanıtladı, evet...? İsa bizlere umut vermek için geldiği doğru değil mi? Evet küçüğüm, doğru... O halde sana da umut verebilir ve korkunu senden alabilir. O zaman Sara ve annesi birlikte dua etmeğe başladılar. Snuçta annesi biraz rahata kavuşmuştu. Sara haklıydı. İsa dünyaya gelerek bizlere umut sundu. Bu nedenle Tanrı'ya şükredebiliriz ve her an anabiliriz bizleri ne çok sevdiğini, kabullendiğini ve her zaman bizlerle birlikte olduğunu. Nelerle karşılaşacağımızı bilmediğimiz halde, O'nun bunları bildiğinden bizlere her zaman yardımcı olacağını unutmayalım. Bu umutla dolu olduğumuz için başkalarıyla da paylaşabileceğiz. O geceyi orada geçirdiler, Sara anne ve babası. Uyumadan önce babası, Sarayı alnından öperken, onun yaş gününü şenlikle kutlayamadıkları için üzüldüğünü söyledi. Kekler,
dondurma pastaları yiyemedin, armağanın da yok. Fırtına herşeyi bozdurdu. Baba, üzülme dedi Sara. Yaş günüm ne de olsa heycan doluydu, fırtınanın yüzünden ve sizlerle yanyana olabildim. Burada olabildiğim için mutluyum. Fırtına yatıştıktan sonra, evlerinin hiçbir zarar görmediğini öğrendiler. Böylelikle toparlanıp dışarıya yöneldiler. Sara arabaya doğru giderken, küçük bir şeyin hareket ettiğini gördü. O küçük olan şey arabanın altına sokulmuştu. babasına göstererek, baba, bak arabanın altındaki ne? Babası, o anda o küçük şeyi arabanın altından çekip çıkardı ve, bir köpek yavrusuna benziyor, dedi. sara seviçle haykırarak ellerini bu yavruya uzatarak kucağına aldı. Anne, bak, yaş günümde bunu istiyordum. Sonra birlikte arabalarına binip evlerine gittiler.