Mehmet Saldır, Nadir Korkmazer, Adem Parlak Giriş Bebeğin yaşamının özellikle ilk yılında doğru biçimde beslenmesi çok büyük önem taşımaktadır. Çocuğun tüm yaşamı boyunca en hızlı büyüme gelişme gösterdiği dönem yaşamın ilk yılıdır. Bebeğin ilk aylarda tek ihtiyacı olan ve en ideal besin anne sütüdür. Anne sütünün verilemediği özel durumlarda ise formül sütler kullanılır. Bebek büyüdükçe ihtiyacı olan diğer besinlere başlanır ki bu aşamada hangi besine ne zaman ilk kez başlanacağı önem kazanır. Bu dönemde çocuğun uygun şekilde beslenmesi tüm yaşamı boyunca beraber olacağı yeme alışkanlıkları için bir çekirdek oluşturmaktadır. Yenidoğan bebek ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü bu dönemde bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yeterlidir. Anne sütünün bebek tarafından çok kolay sindirilebilir olması, bebeği enfeksiyonlara karşı koruması, önceden hazırlamaya gerek olmadan kolayca bebeğe verilebiliyor olması, sürekli uygun sıcaklıkta ve steril olması, bebek için gerekli tüm besin öğelerini içermesi, hem anneyi hem bebeği pek çok hastalığa karşı koruması gibi çok sayıda yararı bulunmaktadır. Doğumdan hemen sonra mümkün olan en kısa sürede annenin bebeğini emzirmesi sağlanmalıdır. İlk altı ay bebeğe sadece anne sütü verilmeli, tamamlayıcı besinlere altıncı aydan itibaren başlanmalı, ancak anne sütü vermeye de 2 yaşına kadar devam edilmelidir. Laktasyon döneminde annenin dengeli ve yeterli beslenmesi önemlidir. Bu dönemde anne diyet yapmaktan, çay ve kahve tüketiminden uzak durmalı, bol sıvı almalıdır. İlk birkaç gün üretilen az miktardaki anne sütüne kolostrum adı verilir. Kolostrumda kalori ve yağ içeriği matür anne sütüne göre daha azdır. Kolostrum protein, vitaminler ve bazı minerallerden zengin olup içerdiği antikorlar sayesinde hastalıklara karşı koruyucu özelliği mevcuttur. Özellikle yaşamın ilk günlerinde emzirme sıklığı ile ilgili mutlak bir plan yapılamamakla birlikte başlangıçta bebek her istediğinde sık sık anne sütü verilmesi önerilmektedir. İlk haftalarda günde 8-12 kez gibi sık aralıklarla anne sütü ile beslenen bebeklerin takiplerinde ağırlık artışlarının daha iyi olduğu 331
gösterilmiştir. Bebeklerin emme güçleri farklı olup her bebeğin yeterli süt alana kadarki emme süreleri farklı olmaktadır. Özellikle prematüre bebeklerin emme güçlerinin daha az olduğu ve kolay yorulabildikleri akılda tutulmalıdır. Bebeklerin aldıkları anne sütü miktarı, harcadıkları enerji ve günlük kalori ihtiyaçları özellikle yaşamın ilk günlerinde değişkenlik gösterebildiği için mutlaka belirlenmiş aralıklarla yenidoğan beslenmesi yapılması önerilmemektedir. Amerikan Pediatri Akademisi bebekte açlık belirtileri (emmek için arama refleksinin ortaya çıkması, elini ağzına götürmesi veya emmesi, uyarılmış ve huzursuz olması) ne zaman ortaya çıkarsa hemen beslenmesini önermektedir. Beslemek için bebeğin ağlamasını beklememek gerekir. Bu da yaklaşık olarak günde 8-12 kez beslenmeye karşılık gelir. Bebek eğer 4 saattir beslenmemiş ise uykudan uyandırılıp beslenmesi önerilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) ve UNICEF in başarılı emzirme ile ilgili 10 önerisi 1. Tüm sağlık personeli tarafından bilinen ve uygulanan yazılı bir emzirme politikası olmalıdır. 2. Bu politikanın başarıyla uygulanması için tüm sağlık çalışanları düzenli olarak bilgilendirilmeli ve eğitilmelidir. 3. Tüm hamilelere anne sütü ile besleme ve bunun faydaları anlatılmalıdır. 4. Doğum sonrası ilk bir saat içinde tüm annelerin bebeklerini emzirmesi sağlanmalıdır. 5. Annelere bebeklerini nasıl emzirmeleri gerektiği ve bebeklerinden ayrı kalırlarsa bu dönemde anne sütünün nasıl salgılanmaya devam edeceği öğretilmelidir. 6. Tıbbi zorunluluk olmadığı sürece yenidoğanlara anne sütü haricinde hiçbir yiyecek ve su verilmemelidir. 7. Anne ile bebeğin günün 24 saatinde birlikte olması sağlanmalıdır. 8. Anne sütü ile beslenme konusunda anneler cesaretlendirilip desteklenmelidir. 9. Anne sütü alan bebeklere hiçbir katkı maddesi verilmemeli ve yalancı meme ve biberon kullanılmamalıdır. 10. Emzirme destek grupları oluşturulmalı ve taburcu sonrası anneler bu gruplarla görüşmeleri için teşvik edilmelidir. İlk 4-6 aylık dönemde katı gıdalara başlanması önerilmez. Bebeğin bu dönemde kaşık ile katı gıdaları alması fizyolojik olarak mümkün değildir. Dördüncü aydan önce katı gıdalara geçilmesi yiyecek allerjisi gelişimi açısından riski artırabilmektedir. Yine katı gıdalara çok erken başlanılması durumunda aşırı beslenme ve bununla ilişkili olarak aşırı kilo artışı meydana gelebilmektedir. Yenidoğanın hemorajik hastalığını önlemek için tüm yenidoğanlara yaşamın ilk gününde 1 mg K1 vitamini intramüsküler yoldan uygulanması önerilmektedir. Amerikan Pediatri Akademisi tüm çocukların yeterli miktarda D vitamini almasını önermektedir. Bu dönemde tüm bebeklere günlük 400 ünite D vitamini verilmelidir. Altıncı aydan sonra ise demir profilaksisi için oral demir preparatlarının kullanılması (1mg/kg/ gün) önerilmektedir. Anne sütü ile beslenmede özel durumlar 1. Bebekte galaktozemi olması belki de tek kesin kontrendikasyondur, fenilketonürili bebekler fenilalanin içermeyen özel formül mamalar ile beslenmelidir. 2. Doğum ağırlığı 1500 gramın altında olan, gebeliğin 32. haftasından önce doğan ve metabolik nedenlerle hipoglisemik olan bebeklerde geçici bir süre için anne sütü- 34 2
ne ilave başka besinlerin kullanılması gerekebilir. 3. Annede HTLV (human T-cell lymphotrophic virus) I veya II seropozitif olması, tedavi edilmemiş bruselloz varlığı, aktif tüberküloz varlığı emzirmeye engeldir. 4. Annenin doğumdan 5 gün önce ile 2 gün sonrası arası bir dönemde suçiçeği geçirmesi durumunda anne ile bebek izole edilmelidir, ancak anne sütü sağılarak bebeğe verilebilir. 5. HIV pozitif annelerin bebeklerini emzirmesi önerilmemektedir. Ancak HIV enfeksiyonunun yaygın olduğu gelişmekte olan ülkelerde beslenme yetersizliğine bağlı mortalite ve morbiditenin daha önemli bir sorun olduğu dikkate alındığında bu bebeklerin emzirilmesi önerilebilir. 6. Zamanında doğan bebekler için annede CMV seropozitifliği emzirme açısından kontrendikasyon oluşturmaz. Ancak prematüre bebekler için annede CMV seropozitifliği risk oluşturmaktadır. 7. Annenin kullandığı bazlı ilaçlar (antiepileptikler, radyoaktif iyot, sitotoksik ilaçlar ve kemoterapötikler gibi) emzirmenin geçici veya kalıcı olarak sonlandırılmasını gerektirebilmektedir. 8. Meme absesi, mastit, Hepatit B ve C varlığı anne sütü ile beslenmede kontrendikasyon oluşturmaz. Anne sütünün herhangi bir nedenle verilemediği durumlarda bebekler oral formül süt (mama) ile beslenirler. Mamaların büyük çoğunluğu inek sütü kaynaklıdır. İnek sütü yenidoğanların beslenmesi için uygun bir besin değildir. Bu mamalar her ne kadar inek sütünden üretilmiş olsalar da, çeşitli endüstriyel uygulamalar ile yapısı tamamen değiştirilerek bebeklerin kullanımına uygun hale getirilmiştir. Bunlar anne sütüne en yakın hale getirilmeye çalışılmış ürünlerdir. Bebeklerde demir eksikliği ile mücadele açısından bu mamalar çoğunlukla demir ile zenginleştirilmiştir. Son yıllarda pek çok mamaya yağ asitleri (dokosaheksanoik asit, araşidonik asit vb) ilave edilerek santral sistemi gelişimine katkı sağlanmaya çalışılmaktadır. Hidrolize edilerek hazırlanmış oral formül süt ürünlerinde, protein molekülleri daha küçük parçalarına ayrılmış olup sindiriminin daha kolay olması amaçlanmıştır. Özellikle ailede allerji hikayesi bulunan ve bu nedenle allerjik durumlar (atopik dermatit, egzema gibi) açısından yüksek risk taşıyan bebeklerde, bu ürünlerin kullanılmasının alerji gelişimini kısmen de olsa engelleyebileceği veya geciktirebileceği iddia edilmektedir. Bu nedenle bu ürünlere hipoallerjenik mamalar da denilmektedir. Bu ürünlerin kullanımı özellikle gıda alerjisi ile ilgili durumlarda iyi sonuçlar verebilmektedir. Soya bazlı formül sütler, süt kökenli ürünlerden farklı olarak soya proteini içermektedir. Karbohidrat olarak da glukoz veya sükroz içerirler. İnek sütündeki temel karbohidrat laktoz olup inek sütü kaynaklı mamalar laktoz içermektedir. Laktoz intoleransı olan bebeklerde soya bazlı ürünler tercih edilebilir. Gerçek süt allerjisi olan durumlarda şiddetli karın ağrısı, büyüme gelişme geriliği, kanlı ishal gibi ciddi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda soya bazlı oral formül sütler tercih edilebilir. Özellikle galaktozemili bebeklerin inek sütü ile beslenmesi mümkün olmayıp bu olgularda soya bazlı mamalar önemli bir alternatif olarak sunulmaktadır. Spesifik bazı hastalık durumlarında kullanılmak üzere hazırlanmış özel formül mamalar da bulunmaktadır. Katı gıdalara geçişte bebeğin fiziksel olarak gıdaları almaya ve sindirmeye hazır olduğu dönemler dikkate alınır. Altıncı ay civarında dil hareketleri ve yutma fonksiyonu sadece yumuşak ezilmiş gıdalar ve sıvıları almaya yeterli iken, 7-8. aylarda biraz daha pütürlü gıdaları alıp çiğneme hareketi ile yutabilmektedir. Zaman içinde yavaş 35 3
yavaş dil hareketleri ve yutma fonksiyonlarının gelişmesi ile bir yaş civarında hemen tüm yiyecekleri çiğneyerek yutabilecek duruma ulaşılır. Anne sütüne ilave olarak katı gıdalara geçildiğinde önceleri 2-3 öğün katı gıda yeterli olur. Sekizinci aydan sonra ise günde 3-4 öğün ek katı gıda verilmelidir. Katı gıdalara geçiş aşamasında bebeğe her seferinde yalnızca tek bir yeni gıda verilmelidir. Gıdalar birbirleriyle karıştırılmadan ayrı ayrı verilmelidir. Bebeğin daha önce hiç yemediği yeni gıdalar verilirken aralarında en az 5-6 gün olacak şekilde tek tek verilmesi önerilmektedir. Bu şekilde bebeğin hangi gıdaya karşı allerji veya intoleransı olduğu daha kolay fark edilecektir. Yeni bir tamamlayıcı besine başlanırken küçük miktarlar ile başlayıp yavaş yavaş miktarı artırılmalıdır. Başlangıçta bir çay kaşığı kadar olması yeterlidir. Başlangıç için tahıl ürünleri (özellikle de pirinç) en ideali olup bebek buna alıştıktan sonra yoğurt, meyveler, sebzeler ve et ürünleri yavaş yavaş eklenir. Bebek verilen gıdayı almak istemediğinde ısrarcı olunmamalı birkaç gün sonra tekrar denemelidir. Bebeğe hazırlanan yemeklerde şeker veya tuz ilavesi yapılmamalıdır. 6.aydan önce verilen ıspanak, bezelye, havuç gibi gıdaların yüksek oranda nitrat içermeleri nedeniyle methemoglobinemiye yol açabileceği unutulmamalıdır. Konserve, salça, salamura tarzındaki gıdaların yüksek oranda tuz içerebildiği için bebeklere verilmesi önerilmez. Bebeklere 12.aydan önce inek sütü verilmesi önerilmemektedir. Bebeğin bardaktan sıvı içebilme yeteneğini kazandığı yaklaşık 6. aydan sonra şekersiz hazırlanmış meyve suları verilebilir. Su haricindeki diğer tüm gıdaların kaşık ile verilmesi bebeğin bundan sonraki beslenme şekli ve alışkanlıkları açısından önemlidir. Bebeğin hassas olan ağız ve dişeti gibi dokularına zarar vermemek için plastik malzemeden yapılmış kaşık, bardak ve tabakların kullanılması önerilir. Bir yaşından önce bal verilmesi botulizm yönünden risk taşımaktadır. Özellikle yatar pozisyonda iken biberon verilmesi kulak enfeksiyonlarına yatkınlığı artırmakta, diş gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bebekler ilk aylarda genellikle ayrıca suya ihtiyaç duymazlar. Ancak katı gıdalara geçiş ile birlikte çocuğun su içme ihtiyacı artış gösterir. Bebeklerde kolesterol ve yağ kısıtlaması yapmak uygun değildir. Santral sinir sisteminin gelişimi ve diğer tüm organ ve sistemlerin büyüme gelişmesi için kolesterol ve kaloriye ihtiyaçları vardır. Tamamlayıcı gıdaların hazırlanması esnasında hijyen kurallarına uyulması oldukça önemlidir. Özellikle bu gıdaların hazırlanması esnasında kullanılan suya bağlı olarak ishal olguları meydana gelebilmektedir. Bu gıdaların hazırlanması kadar saklama koşulları ve bekleme süreleri de enfeksiyon gelişimi açısından risk oluşturan durumlardır. Gıdaların tüketilmeden hemen önce hazırlanarak uygun koşullarda bekletilmesi, patojen mikroorganizmaların veya toksinlerin yerleşip çoğalmasına sebep olmadan taze olarak tüketilmesi gerekir. Hazırlık aşamasında ellerin sabunla yıkanarak temizlenmesi kadar yemek esnasında kullanılan tabak, kaşık, bardak gibi malzemelerin temizliği de önemlidir. Bebeklerde ek katı gıda olarak tahıllar, bazı sebze ve meyveler, et, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi değişik gıdalar kullanılmaktadır. Sindirimi kolay, protein içeriği ve kalitesi yüksek olan pirinç, tahıllar içerisinde en çok tercih edilenidir. Kurubaklagiller demir ve kalsiyum açısından zengin besin kaynakları olarak önerilmektedir. Sebze ve meyveler özellikle vitamin içerikleri yönünden zengin olup mevsiminde ve taze olarak tüketilmesi önerilir. Patates nişastadan zengin bir gıda olup enerji sağlar. Meyve sularından özellikle şeftali ve elma sularının öncelikle verilmesi önerilir. Turunçgiller bağırsaklarda gaz ve kolik oluşturabileceğinden başlangıç dönemin- 36 4
Yenidoğan Bebeğin Beslenmesi de tercih edilmemelidir. İnek sütünün 1 yaşından önce bebeklere verilmesi önerilmemektedir. Her ne kadar iyi bir protein ve kalsiyum kaynağı olsa da erken dönemde inek sütü verildiğinde gastrointestinal sistemde mikro düzeyde kanamalara neden olabilmekte, demir eksikliği anemisine yol açmakta, solüt yükü anne sütüne göre fazla olup renal solüt yükünü artırmaktadır. Devam mamaları bir çok mineral ve amino asit yönünden zenginleştirilmiş (çinko, demir, kalsiyum, fosfor vb), bebeklerin ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmış süt ürünleridir. Bunlar tamamlayıcı besin kaynağı olarak kullanılabilir. Yine vitamin ve minerallerle zenginleştirilerek hazırlanmış olan kaşık mamaları ek gıda olarak kullanılabilse de bebeklere verilecek olan besinlerin her türlü katkı maddesi ve kimyasal üründen uzak, evde hijyenik koşullara uyularak taze hazırlanmış olması tercih edilmelidir. Sütün uygun ortamda fermente edilmesi ile elde edilen yoğurt da barsak mukozasını koruyan, immün sistemi uyaran ve sindirimi nispeten daha kolay bir süt ürünü olarak tercih edilen ek gıdalardandır. Yumurta yüksek oranda protein içermekte olup sarı kısmında vitaminler ve demir bulunmaktadır. Besin değeri yüksek ve aynı zamanda ucuz bir yiyecek olması nedeniyle tercih sebebidir. Altıncı aydan itibaren yumurta sarısının az miktarda başlanıp azar azar artırılarak her gün verilmesi önerilmektedir. Yumurtanın beyaz kısmı alerjen özelliği ve içerdiği avidin dikkate alınarak 9-10. aylara kadar verilmesi önerilmez. Bir yaşından küçük bebeklere bal, çay, şeker, bakla, fazla tuz, inek sütü gibi besinler önerilmez. İlk yaşını tamamlayan çocuklar farklı besin gruplarını (süt ve süt ürünleri, kırmızı ve beyaz et, ekmek, tahıllar, sebze ve meyveler, baklagiller) içeren gıdalar ile beslenmelidir. Anne sütüne 2 yaşına kadar devam edilmesi önerilmektedir Dünya Sağlık Örgütünün anne sütü ile beslenen bebeklerde tamamlayıcı beslenme ile ilgili temel önerileri şunlardır 1. Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeli, altıncı aydan sonra anne sütü ile birlikte tamamlayıcı ek besinlere başlanmalıdır. 2. Anne sütüne 2 yaşına kadar devam edilmelidir. 3. Psikososyal bakım prensiplerine uyularak beslenme konusunda sorumlu davranılmalıdır (bebeğe sadece hangi besinin verildiği değil, kim tarafından nerede, nasıl ve hangi sıklıkla beslendiği de oldukça önemlidir) 4. Hijyen kurallarına ve özellikle el temizliğine özen gösterilmelidir. 5. Altıncı aydan itibaren az miktarlar ile tamamlayıcı ek besinlere başlanmalı ve bebeğin isteğine göre yavaş yavaş miktar artırılmalıdır, bu arada anne sütü verilmeye devam edilmelidir. 6. Bebek büyüdükçe verilen gıdaların çeşitliliği bebeğin ihtiyaçları göz önüne alınarak artırılmalıdır. 7. Bebek büyüdükçe tamamlayıcı besinlerin öğün sayısı artırılmalıdır. 8. Tüm besin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için besleyici değeri yüksek farklı gıdalar ile beslenmelidir. 9. Gereken durumlarda zenginleştirilmiş ek gıdalar veya vitamin-mineral takviyeleri kullanılmalıdır. 10. Hastalık durumlarında sıvı alımı artırılmalı, daha sık emzirilmeli, bebeğin daha severek yediği yumuşak gıdalar tercih edilmelidir. Hastalık sonrası bebekler her zamankinden daha fazla beslenmelidir. Yenidoğan döneminde anne sütü ile başlayıp tamamlayıcı ek besinler ile devam eden 37 5
bebek ve çocuk beslenmesi, çocuklarda sağlıklı beslenme alışkanlığının bir hayat tarzı olarak kabul görmesi ve sonuçta sağlıklı beslenen sağlıklı bir toplum oluşturulması için oldukça önemli bir süreçtir. Kaynaklar 1. Breastfeeding and the Use of Human Milk. Section On Breastfeeding. Pediatrics 2012;129;e827. 2. WHO. Infant and young child feding. Model chapter for textbooks for medical students and allied health professionals. WHO Library Cataloguing-in-Publication Data, 2009. 3. Gökçay G, Garibağaoğlu M. Sağlıklı çocuğun beslenmesi. In: Neyzi O, Ertuğrul T, editors. Pediatri Cilt 1. 3.baskı Nobel Tıp Kitabevi. 2002. p183-203. 4. Köksal N, Akpınar R, Köse H, Sayrım K. Prematüre ve Yenidoğan Beslenmesi. Güncel Pediatri. 2003; 1: 59-72. 5. Heird W C. The feeding of infants and children. In: Behrman R E, Kleigman R M, Jenson H B, editors. Nelson Textbook of Pediatrics,17th edition, Saunders 2004. p157-167. 38 6