REKABETÇİLİK VE TÜRKİYE Ali AKURGAL
Cumhuriyetin 100. yılına giderken kendimize yer arıyoruz. Varlığımızı sürdürebilmek için bulunduğumuz alanda sağa sola dirsek ve tekme atarak kendimize yer açmaya çalışıyoruz. Hangi konuda ne kadar iyiyiz? Beraber bakalım
Genel tabloda 33 arasında 29uncuyuz. Bizden sonra Meksika, Slovenya, Yunanistan ve İtalya var. İtalya nın pek çok alanda batık durumda olduğunu dikkatinize sunarım. Büyüme ve ilerlemede (Tablo 1.00) de 29uncuyuz. Biz aslında çok istikrarlıyız, bir çok alanda hep 29uncu geliyoruz
Bizden sonra tanıdık İtalya ve Yunanistan da benzer istikrarı koruyarak bizimle yakın sıraları paylaşıyorlar. Siyasilerin ne biçim geliştik ama, ne kadar ileri gittik yaaa? demesine bakmayın, eğer yol almışsak bir arpa boyu. Biz geliştiysek, el alemin eli de armut devşirmiyor olmalı ki, otuz üçte yirmi dokuzuncuyuz
Tablo 2.00 a göre, bilgi (aslında bilgi knowledge in karşılığı değil, knowledge = bilit, bilinen, özümsenmiş bilgi olmalı) ve yetkinlik (competence = yetkinlik, daha çok temel yetkinlik) alanında 33 te 33 yapmışız; yâni sondan birinciyiz. Zâten knowledge sözcüğünün dilimizde tam karşılığının olmamasından belli değil mi?
Neden bilgi ve yetenek açısından sonuncuyuz diye Tablo 2.06 ya baktığımızda, Sanayimizin üniversitelerimizden bir şeyler alma amacıyla işbirliğinde 33 te 31 inciyiz.
Çünkü bizde sanayi, üniversiteden temel yetkinlik almak yerine elin gavurundan parasını bastırır en yüskek teknoloji yi alır bununla da övünür ( yüksek i kasten öyle yazdım). Aldığı teknolojiyle neler yapabildiğini ilerleyen tablolarda göreceğiz. İnovasyon da (Tablo 2.10) sondan birinciliği kimselere kaptırmıyoruz.
Ama AB İnsan hakları mahkemesine başvuracağım, inovasyon kapsamına kafayı kullan köşeyi dön ölçütlerini koymalarını sağlayacağım, Eğer bunu doğru değerlendirirlerse, bu sefer sondan değil baştan birinci geleceğimiz bir tablo ortaya çıkacaktır.
Yirmi dokuzunculuğun üstüne çıktığımız, 27nci geldiğimiz alan, iş alanındaki esneklik. Şu ne iş olsa yaparım âbi yaklaşımı burada kendini göstermiş olmalı ki, iki çentik yukarıda yer almışız. Kadim komşularımız Yunanistan ve İtalya ya fark atmış ız.
55-64 yaş grubundaki (ben ne yazık ki üst sınırdan çıkmak üzereyim) insanları iş hayatından uzaklaştırmakta birinciyiz (Tablo 3.03). Diğer 32 ülke bu insanları iş hayatında tutup onların deneyimlerinden yararlanıyor. Bizde deneyimden yararlanmak ayıp sayılıyor. Hani bir Rus atasözü: akıllı insanlar başkalarının yanlışlarından ders alır, akıllı olmayanlar ders almak için o yanlışları bir kere de kendileri yapmak zorundadırlar diyor ya?
Biz, bir yanlışı yapanı, kendi bile ders almadan yok ettiğimiz için ders alma olasılığını tamamen yok ediyoruz. Tabii bunun istisnaları da yok değil. Şu treni hızlandırıp deviren TCDD Gn. Md. ü var ya? adamı önce uzaklaştırdık, sonra koltuğuna geri oturttuk. Bu sefer adam gibi hızlı tren ona uygun ray yaptırdı, yanlışından bir şey öğrendi, ülke kazandı.
İstikrarlı biçimde 29unculuğu koruduğumuz bir başka alan da rüşvet ve yolsuzluk (Tablo 3.08). Bizden kötü, kadim komşular Yunanistan ve İtalya var. Küresel boyutta Rusya başı çekiyor. BRIC ülkelerinin hepsi bizden kötü. Onlar da rüşvet ve yolsuzluğa kapitalist düzene geçmede sermaye oluşumu sağladığı için çok karşı çıkılmıyor. Çünkü o kara para sermaye olup yatırıma dönüyor. Ama bizde o kara para buhar olup bir yerlere kayboluyor.
BTK nın internete sansür getirmesinin inanın hiç ama hiç önemi yok. Bakın Tablo 3.12 ye, 33 te 32nci geliyoruz internet kullanımında sansür gelirse en kötü olasılık sonuncu oluruz. Ne yazar? Ha bir eksik ha bir fazla. Hani sansür geldi, meme sözcüğü yasaklandı diye meme kanseri araştırması yapamayacak olsak, gerileyeceğiz. Ama gerileyebilecek iki basamak yok ki? Olsa olsa son basamağa gerileriz.
Barajlar kralı Çoban Sülü sağ olsun, siyasi duruşunu pek sevmem ama hakkını teslim etmek gerek. Hidroelektrik santral kurdurmasaydı o kadar, fosil yakıt dışı enerji sağlamada 15inci sıraya zor çıkardık. Barajı olamayan Almanya dan iyi durumdayız hani?
Madik atmada üstümüze yoktur ya? işte, enterpreneurship e yansımış. Tablo 4.00 da 16ncı sıradayız. İş çevirme, daha çok külah değiştirme açısından olması gereken buydu zaten. Hani Hacıbekir de akîde şekeri kavanozları olur. Bunların bir de külahları. Tezgahtar, sabah gelir bir kavanozun külahını kaldırır, tezgahın arkasında bir yere koyar, sonra biri akîde şekeri istedi mi, hangi çeşit şekerin kavanozuna küreği daldıracaksa, onun kapağını kapaksız kavanoza aktarır.
Akşama kadar kapaklar sürekli yer değiştirir durur. İşte bizim enterpreneurship imiz bundan pek ileri gitmiyor ama o hareketlilik var ya? Bizi 29unculuktan kurtarmış yoksa kadim komşular İtalya ve Yunanistan orada.
10uncu sırada olduğumuz bir sıralama maliyetler ve vergiler (Tablo 5.00). Bu kadar üst sıralarda olmamızın nedeni, bence, kayıt dışı ekonomi nin maliyetlere yansıması ve vergi ziya-ı. Bu tablo, bana göre sevinilecek bir duruma işaret etmiyor. Çalışanın hakkını alamadığına ve devletin de kazancı vergilendirmediğine işaret ediyor. KDV gibi, benzindeki olmaz o kadar (bal gibi de oluyor) vergi, devletin kazançtan değil, harcamadan vergi alması nedeniyle bu tabloda bizi sahte biçimde yukarılara taşıyor.
Gene Yunanistan ve İtalya arasında 31inci konumda bulunduğumuz bir alan yurt dışı açılımı (Tablo 6.00). Tıpkı ters tepen başka açılımlar gibi bu açılımda da nal topluyoruz.
İçine kapanık, dünyadan habersiz Türkiye. Neden diye bakarsak, Yurt içinde bir senede oluşan katma değerin (Gross Domestic Product, GDP) ancak %17si gibi bir oranı ihraç edebiliyoruz (Tablo 6.08). Geri kalanı bir cepten çıkıyor, öbür cebe giriyor. Dostlar alış-verişte görsün.
Müjde müjde, 4üncü geldiğimiz bir alan, gelişmekte olan ülkelere ihracat (Tablo 6.09). Ama durun. Bu, ihracatımızın neden %17 de kaldığını anlatıyor. Pazar fakir pazar Zengin pazara ihraç edebilecek mal yapamazsak, olacağı bu! Hani bizim sanayici parayı bastırır en yüksek teknolojiyi alır dı? Hani o nedenle üniversitenin canı cehenneme idi?
Ama o da ne? Ne yerli icatlara yurt dışında yer var (Tablo 6.13) ne de yabancı icatlara Türkiye de yer var (Tablo 6.14) ne de! Birinde 31inci, diğerinde 33üncüyüz. Ama sıkı durun bu sefer komşularımız Yunanistan ve İtalya değil; Kore ve Japonya. Onların ihtiyacı yok, biz de Fransız kalıyoruz o nedenle buluşmuşuz.
Komplo teorisine bayılanlar, Türkiye de çok stratejik madenler olduğu bunlara el koyabilmek için siyaseten güçlü ülkelerin çeşitli oyunlar oynadığını kurgularlar. İşte size 2030 a kadar kritik madenlerin listesi ve yerleri
O bizdeki stratejik madenler bir taşım daha kaynayıp az daha pişmek durumunda galiba. Kimsenin önümüzdeki yirmi yıl bizdeki bir madene içi gitmiyor. Bu açıdan rahat edebiliriz