MYO-ÖS 2010- Ulusal Meslek Yüksekokulları Öğrenci Sempozyumu 21-22 EKĐM 2010-DÜZCE HASTALARIN RADYASYON HAKKINDAKĐ BĐLGĐ DÜZEYLERĐ ÖZET Levent EKER 1 Arzu ÖDEN ACAR 1 Nergis DEMĐRKAN 1 1 Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu- Başkent Üniversitesi-ANKARA leventeker_06@hotmail.com oden@baskent.edu.tr nergis_demirkan@hotmail.com Radyasyon, madde içinde soğrulan ya da transfer edilen enerjidir. Đnsanlar var olduklarından beri doğal radyasyonla etkileşim içinde olmuşlar, gelişen teknoloji ile de yapay radyasyon hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Sağlık alanında radyasyondan faydalanılarak tanı ve tedavilerde kullanılmak üzere birçok cihaz üretilmiştir. Bu gelişmeler ile birlikte, tanısal inceleme ve tedavi sırasında alınan radyasyon dozları miktarının insan sağlığı üzerindeki etkileri gündeme gelmiştir. Radyasyon, insan bedenini oluşturan tüm hücrelerle etkileşime girerek onların doğal yapılarında değişikliklere neden olmaktadır. Radyasyon, hücreyi oluşturan tüm temel elemanlarda hasara neden olur ve her miktar radyasyon, insan DNA sına zarar verebilir. Bu çalışmanın amacı hastaların tıbbi görüntüleme cihazlarındaki radyasyon miktarı ve radyasyonun zararları hakkındaki bilgi düzeylerini tespit etmektir. Araştırma betimsel yöntemle yapılmıştır. Bu doğrultuda yapılandırılmış görüşme formları oluşturulmuştur. Görüşmeler, radyoloji bölümüne gelen 100 hasta ile gönüllülük esasına bağlı olarak gerçekleştirilmiştir. Hastaların radyasyon hakkındaki bilgi düzeyleri, görüşmelerden elde edilen verilerin frekans ve yüzde analizi yapılarak açığa çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Radyasyon; hastalar; radyasyonun zararları 1.Giriş Radyasyonu, en temel anlamda ortamda yol alan enerji olarak tanımlamak mümkündür. Bu kapsamda doğal ya da yapay radyoaktif çekirdeklerin kararlı yapıya geçebilmek için dışarı saldıkları hızlı parçacıklar ve elektromanyetik dalga seklinde taşınan fazla enerjileri de radyasyon olarak adlandırılır [1]. Radyasyon esas olarak iki kısımda incelenebilir; parçacık ve dalga tipi radyasyon. Parçacık radyasyonu; belli bir kütle ve enerjiye sahip çok hızlı hareket eden parçacıkları ifade eder. Dalga tipi radyasyon (elektromanyetik dalgalar); belli bir enerjiye sahip ancak kütlesiz radyasyondur. Dalga tipi radyasyon, titreşim yaparak ilerleyen elektrik ve manyetik enerji dalgaları gibidir. Bütün dalga tipi radyasyonlar ışık hızıyla (3x10 8 m/s) hareket ederler [2]. Dalga tipi radyasyonlar, düşük enerjiliden yüksek enerjiliye doğru şu şekilde sıralanır; radyo dalgaları> mikrodalgalar> kızıl ötesi (infrared) > görünür ışık> mor ötesi (ultraviole) > X ışınları> γ ışınları. Parçacık radyasyonları ise alfa (α), beta (β) ve nötron (η) olmak üzere sıralanırlar [3]. Đnsanlar tüm yaşamları boyunca radyasyonla iç içe olmuşlardır. Radyasyon kaynakları var olduğu müddetçe radyasyon olacak ve bundan kaçınmak mümkün olmayacaktır. 19. yüzyılın sonlarına doğru X ısınları ve radyoaktivitenin keşfiyle birlikte tıbbi ve endüstriyel alanlardaki kullanımının günümüze kadar giderek artan bir hızla yaygınlaşması, radyasyonu yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir [1]. 1
Đyonizan radyasyonun tanı ve tedavi amacıyla kullanıma girmesi, enerji kaynağı olarak nükleer santrallerin yaygınlaşması, nükleer silahların denenme ve kullanımının artması sonucu uzun ve kısa vadede radyasyonun etkilerinin gündeme gelmiş olması kaçınılmazdır. Uzun vadede etkiler, kanser oluşumu ve mutasyondur. Mutasyon, kromozomlara etki ile oluşan ve nesilden nesile aktarılan çoğunlukla zararlı ve istenmeyen değişiklikleri kapsar. Radyasyonun kansere yol açtığı artık kesinlikle bilinmektedir ve kansere neden olan etkiler içinde radyasyon, tüm kanserlerin % 2' sini oluşturmaktadır. Bunların %0,5' i radyasyonun tıbbi işlemlerde kullanımı sonucu ortaya çıkmaktadır [4]. Radyasyon insan bedenini oluşturan tüm maddelerle etkileşime girerek onların doğal yapılarında ve hücreyi oluşturan tüm temel elemanlarda değişikliklere neden olur. Bunu ya direkt kritik bir hedefe isabetle ya da hedefin içinde bulunduğu ortamı fiziksel ve kimyasal değişiklere uğratarak yapar. Hedefi direkt vurarak hasara neden olması birincil etkisidir. Hedefin içinde bulunduğu ortamda iyonizasyona neden olarak tehlikeli kimyasallar oluşturması veya ısı artışı ile hücrenin yapı elemanlarına zarar vermesi de ikincil etkisidir. Bu zararların meydana gelmesi için tespit edilebilmiş bir alt sınır doz değeri yoktur. Her miktar radyasyon DNA ya zarar verebilir [5]. Radyasyonun etkileri şiddetine bağlı olarak erken ya da geç etkiler olarak ortaya çıkar. Radyasyon şiddeti yüksek ise sağlık sorunları erken dönemlerde ortaya çıkar ki, bu şiddette radyasyon etkileri günümüzde nükleer kazalar için söz konusudur. Radyasyonun biyolojik etkilerinin bağlı olduğu faktörler şu şekildedir; organizma bölgesinin radyasyona duyarlılık derecesi, organizmayı etkileyen radyasyonun cinsi, organizmanın maruz kaldığı radyasyon miktarı, organizmanın radyasyona maruz kalma süresi, organizmanın radyasyondan etkileniş şekli. 08 Kasım 1895 tarihinde X ışınlarının keşfedilmesi radyoloji bilim dalının doğmasına vesile olmuş ve X ışınlarının keşfi tıp alanında bir çığır açmıştır. X ışınları kullanılarak radyoskopi denilen yöntemle yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsak gibi organlar flüoresan ekranlar üzerine düşürülerek veya ekranda oluşturulan görüntülerin radyografi denilen yöntemle film üzerine kaydedilerek incelenmesi mümkün olmuştur. Ayrıca; geliştirilen birçok radyografi tekniği sayesinde başta kemik doku olmak üzere, vücuttaki değişik organ ve bölgeler doğrudan film üzerine de görüntülenebilmektedir. Bilgisayarlı tomografi (BT) işleminde X ışınlarından yararlanılmakta ve vücuttaki hemen hemen tüm organların istenen kalınlıkta kesitsel olarak incelenmesi mümkün olmaktadır. Radyo frekans dalgalar kullanılarak yapılan manyetik rezonans görüntüleme (MRG) yönteminde de BT gibi kesitsel görüntüler elde edilmekle birlikte; beyin beyincik ve omurilik gibi kemiğe komşu dokular ile kas, lif ve eklemler BT yönteminden daha net olarak görüntülenebilmektedir. MRG yöntemi ile üç planda görüntüleme yapılabilmesi, MRG nin BT ye karşı en önemli üstünlüğüdür. Ses ötesi dalgaların kullanıldığı ultrason görüntüleme (US) yöntemi sayesinde içerisinde hava olan organlar dışında hemen hemen her organ incelenebilir. Đnsan vücudundaki tüm damarların, içlerine yüksek yoğunlukta bir madde verilerek özel röntgen cihazları yardımıyla görüntüleme işlemine anjiyografi adı verilmektedir. Yapılan anjiyografiler sayesinde organları besleyen damarların görüntülenerek damar hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı koydurucu bilgiler edinilir. Mamografi işleminde ise düşük dozda X ışını aracılığıyla meme dokusu görüntülenmektedir. Eski bir yöntem olmasına rağmen meme kanseri taramasında dünyada 40 yıldır kullanılan bir yöntemdir [6]. 2
Aşağıdaki tabloda bazı radyolojik tetkikler sonucu ülke seviyelerine ve yapılan tetkiklere göre hastaların maruz kaldığı etkin dozlar verilmiştir [7] : Tetkikler Tablo1: Bazı radyolojik tetkikler sonucu ülke seviyelerine ve yapılan tetkiklere göre hastaların maruz kaldığı etkin dozlar Her Bir Tetkikte Maruz Kalınan Etkin Doz (msv) Seviye 1* Seviye 2** Seviye 3-4*** Dünya Göğüs Radyografisi 0.14 0.14 0.20 0.14 Göğüs Fotofloroskopisi 0.65 0.65 0.65 0.65 Göğüs Floroskopisi 1.1 1.1 1.1 1.1 Kol, bacak ve eklemler 0.06 0.06 0.1 0.06 Omurga Bel 1.8 1.8 2 1.8 Göğüs 1.4 1.4 1.5 1.4 Boyun 0.27 0.27 0.3 0.27 Kalça ve Kalça eklemi 0.83 0.83 1 0.83 Kafa 0.1 0.1 0.15 0.1 Karın 0.5 0.6 1 0.55 Üst sindirim sistemi 3.6 4 4 3.7 Alt sindirim sistemi 6.4 6.4 6.4 6.4 Safra kesesi grafisi 2 2 2 2 Üriner sistem grafisi 3.7 3.9 4 3.7 Mamografi 0.5 0.5 0.5 0.5 Bilgisayarlı Tomografi 8.8 5 5 8.6 Anjiyografi 12 12 12 12 Cerrahi işlemler 20 20 20 20 Diş 0.02 0.1 0.1 0.03 * Seviye 1; Doktor başına 1000'den az hasta düşen ülkeler ** Seviye 2; Doktor başına 1000-3000 arası hasta düşen ülkeler (Ülkemiz de bu gruptadır.) *** Seviye 3; Doktor başına 3000-10000 arası hasta düşen ülkeler ****Seviye 4; Doktor başına 10000'den fazla hasta düşen ülkeler Hastalar, doktorlar ve radyasyon çalışanları radyolojinin tanı ve tedaviyle ilgili uygulamalarında özellikle gamma ve X ışını gibi iyonizan radyasyonlara maruz kalmaktadırlar. Buna karşılık bazı hastalar, hastalıklarının tanısı için doktorlardan tekrar tekrar görüntüleme cihazlarında çekim yapmalarını talep etmektedir. Bazı görüntüleme cihazlarında ise bilinenin aksine iyonize edici radyasyon kullanılmamaktadır. Fakat buna rağmen bazı hastalar da radyasyona maruz kalacaklarını düşünerek bu görüntüleme yöntemlerinden kaçınmaktadırlar. Tablo 2, radyasyona maruz kalmış her yaş ve cinsiyetten kişilerin oluşturduğu bir grup için farklı organ ve dokuların, oluşacak hasara nisbi katkılarına ait verileri içermektedir. 3
DOKU Tablo 2: Radyasyona maruz kalmış her yaş ve cinsiyetten kişilerin oluşturduğu bir grup için farklı organ ve dokuların, oluşacak hasara nisbi katkıları ÖLÜMCÜL KANSER (%Sv -1 ) ÖLÜM ORANI (%) 4 YAŞAM KAYBI (YIL) HASAR(%Sv -1 ) Mesane 0.3 50 9.8 0.29 Kemik iliği 0.5 99 30.9 1.04 Kemik yüzeyi 0.05 70 15 0.07 Göğüs 0.2 50 18.2 0.36 Kalın barsak 0.85 55 12.5 1.03 Karaciğer 0.15 95 15 0.16 Akciğer 0.85 95 13.5 0.80 Yemek borusu 0.3 95 11.5 0.24 Dişi üreme bezi 0.1 70 16.5 0.15 Deri 0.02 0.2 15 0.04 Mide 1.1 90 12.4 1 Tiroit 0.08 10 15 0.15 Yumurtalık 1.0-20 1.33 Geri kalanlar 0.5 71 13.7 0.59 Bu çalışmanın amacı, hastaların tıbbi görüntüleme cihazlarındaki radyasyon hakkındaki bilgilerini, radyasyonun doku ve organlar üzerindeki etkileri hakkındaki görüşlerini açığa çıkarmaktır. Bu yolla, hastaların radyasyon hakkındaki bilgi düzeylerini açığa çıkarılacaktır. 2. Yöntem Çalışmanın amacı hastaların radyasyon hakkındaki düşüncelerini belirlemek ve bakış açılarını değerlendirmek amacıyla yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Belirli bir forma dayalı bir görüşme, farklı bireylerden daha sistematik ve karşılaştırılabilir bilgi elde etmeyi sağlar. Görüşme formlarında verilerin düzenlenmesi ve analizi, sohbet tarzı görüşmeye göre daha kolaydır [7]. Hastaların tıbbi görüntüleme cihazlarındaki radyasyon miktarı ve radyasyonun zararları hakkındaki bilgi düzeylerini tespit etmeye yönelik yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Oluşturulan görüşme formu iki girişimsel radyoloji doktoru ve iki tıbbi görüntüleme teknikeri tarafından incelenmiş ve gerekli görülen değişiklikler yapılmıştır. 2.1. Evren ve Örneklem Bu araştırmanın evrenini hastanelerin radyoloji ünitelerine tanı ve tedavi için gelen tüm hastalar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi nin radyoloji bölümüne tanı ve tedavi amacıyla gelen 100 hastadır. Örneklem, seçkisiz örneklemenin bir türü olan sistematik örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmada veri çeşitliliğini artırmak, çeşitlilik gösteren durumlar arasındaki ortak ve farklı olguları
belirlemek amacıyla 100 kişi ile görüşmek uygun görülmüştür. Görüşme formu, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi nde haftanın beş günü boyunca, radyoloji bölümüne ilk gelen 20 hastaya gönüllü katılım esasına bağlı olarak birebir uygulanmıştır. Görüşme formlarından 97 si değerlendirmeye değer bulunmuştur. 2.2. Veri Toplama Aracı Araştırma nitel olduğundan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formundaki birinci soruda hastaların tıbbi görüntüle cihazlarındaki radyasyon hakkındaki düşüncelerini tespit etmek amaçlanmıştır. Hastalara altı adet görüntüleme yönteminden hangisini en zararlı buldukları sorulmuştur. Görüşme formundaki ikinci soruda ise hastaların radyasyondan dolayı en fazla ve en az zarara uğradığını düşündükleri doku ve organlar araştırılmıştır. Her iki sorunun sonunda da hastaların verdikleri cevabın nedenini açıklamaları istenmiştir. Bu yolla, hastaların görüşleri hakkında daha detaylı bilgi edinilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan görüşme soruları aşağıdaki gibidir. 1. Aşağıdaki tıbbi görüntüleme cihazlarından doku ve organlara en zararlı olduğunu düşündüğünüz cihazı işaretleyiniz? Mamografi Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) Bilgisayarlı Tomografi (BT) Direkt Röntgen Ultrasonografi (US) Anjiyografi Verdiğiniz cevabın nedenini kısaca açıklayınız? 2. Radyasyona maruz kaldığını düşündüğünüz farklı doku ve organlardan en fazla hasara uğrayan ve en az hasara uğrayanlardan 1 (bir) tanesini işaretleyiniz. En fazla hasara uğrayan doku ve organlar Mesane Göğüs Karaciğer Akciğer Kalın Barsak Deri Kemik Đliği Dişi Üreme Bezi Mide Tiroit Yemek Borusu Yumurtalık Verdiğiniz cevabın nedenini kısaca açıklayınız? 5 En az hasara uğrayan doku ve organlar Mesane Göğüs Karaciğer Akciğer Kalın Barsak Deri Kemik Đliği Dişi Üreme Bezi Mide Tiroit Yemek Borusu Yumurtalık
2.3. Verilerin Analizi Verilerin analizi yapılırken görüşme formundaki her soru için verilen cevapların frekansları belirlenmiş ve yüzde hesapları yapılmıştır. Ayrıca, hastaların verdikleri cevapların nedenleri de betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Betimsel analizde amaç, elde edilen bulguları düzenlenmiş ve yorumlanmış bir biçimde okuyucuya sunmaktır [7]. Bu amaçla elde edilen veriler, önce sistematik ve açık bir şekilde betimlenmiştir. Hastaların cevaplarından doğrudan alıntılara yer verilmiş ve daha sonra da yapılan bu betimlemeler açıklanmış ve yorumlanmıştır. 3. Bulgular ve Yorumlar Hastaların birinci soruya vermiş oldukları cevaplara göre elde edilen frekans ve yüzde değerleri Tablo 3 de görüldüğü gibidir. Tablo 3: Hastalar Tarafından En Zararlı Olduğu Düşünülen Tıbbi Görüntüleme Cihazlarına Ait Frekans ve Yüzde Değerleri Tıbbi Görüntüleme Cihazları Frekans % Direkt Röntgen 41 42,3 Bilgisayarlı Tomografi 27 27,8 Manyetik Rezonans Görüntüleme 21 21,6 Mamografi 5 5,2 Anjiyografi 2 2,1 Ultrasonografi 1 1 Birinci soruya verilen cevaplara göre hesaplanan yüzde değerlerinden elde edilen grafik ise aşağıdaki gibidir. DĐREKT RÖNTGEN 42,3% BĐLGĐSAYARLI TOMOGRAFĐ 27,8% ULTRASONOGRAFĐ 1% MANYETĐK REZONANS GÖRÜNTÜLEME 21,6% MAMOGRAFĐ 5,2% ANJĐYOGRAFĐ 2,1% Grafik 1: Hastalar Tarafından En Zararlı Olduğu Düşünülen Tıbbi Görüntüleme Cihazlarına Ait Yüzde Değerleri Birinci soruya verilen yanıtlara göre, hastaların neredeyse yarısının (%42,3) direkt röntgenin en zararlı cihaz olduğunu düşündükleri anlaşılmaktadır. Bu konuda hasta görüşlerini yansıtan cümlelerden bazıları aşağıdaki gibidir. 6
Direkt röntgen çekimlerine diğer yöntemlere göre daha sık maruz kaldığım için daha çok zarar vereceğini düşünüyorum. Diğer yöntemler uygulanırken radyasyonun zararlarına karşı daha çok önlem alınıyor ama direkt röntgende doğrudan radyasyona maruz kalıyoruz. Diğerlerine göre daha eski bir yöntem olduğundan daha çok zarar görüleceğini düşünüyorum. Ultraviole ışınlarına maruz kaldığımız için diğerlerinden daha zararlı olduğunu düşünüyorum. Bilgisayarlı tomografinin doku ve organlar için en zararlı görüntüleme yöntemi olduğunu düşünen hastaların (%27,8) görüşlerinden örnekler aşağıdaki gibidir. Diğer cihazlardan daha fazla radyasyon yaydığını düşünüyorum. Bütün vücuda uygulandığı için radyasyonun tüm vücudu etkileyeceğini, bundan dolayı en zararlı olduğunu düşünüyorum. Ultraviole ışınlarından dolayı zararlı olduğunu düşünüyorum. Hastaların %21,6 sı manyetik rezonans görüntülemenin en zararlı görüntüleme yöntemi olduğunu düşünmektedir. Düşüncelerini ise farklı nedenlere bağlı olarak açıklamışlardır. Basın-yayın organlarında sürekli tartışma konusu olduğu için en zararlı olabileceğini düşünüyorum. Diğerlerine göre daha ayrıntılı çekim yapılan bir uygulama olduğundan, kullanılan ışınların da daha güçlü ve daha zararlı olabileceğini düşünüyorum. Yoğun manyetik alan ve mıknatıslardan dolayı. Đşlemden önce ilaç verildiği için daha zararlı olabilir. Hastaların %5,2 si mamografi, %2,1 i anjiografi ve %1 i ultrasonun en zararlı görüntüleme yöntemi olduğunu düşünmektedir. Hastaların ikinci soruda, radyasyondan dolayı en fazla hasara uğradığını düşündükleri doku ve organlara ait frekans ve yüzde değerleri Tablo 4 de sunulmuştur. Tablo 4: Hastalar Tarafından Radyasyondan Dolayı En Fazla Hasara Uğradığı Düşünülen Doku ve Organlar Doku/ Organ Frekans % Akciğer 33 34 Deri 24 24,7 Karaciğer 12 12,4 Göğüs 10 10,3 Kemik Đliği 6 6,2 Tiroit 5 5,2 Yumurtalık 4 4,1 Dişi Üreme Bezi 3 3,1 Mide 0 0 Yemek Borusu 0 0 Mesane 0 0 Kalın Barsak 0 0 Hastaların radyasyondan en fazla zarar gördüğünü düşündüğü organ %34 oranında akciğer olmuştur. Hastaların bu konudaki görüşleri aşağıda verilmiştir. 7
Sigara ve hava kirliliği gibi etkenlerle radyasyonun etkisi birleşeceğinden en çok zararı akciğer görecektir. Akciğere çok sık çekim yapıldığı için. Hastaların %24,7 si ise derinin radyasyondan dolayı en çok hasara uğrayan doku olduğunu belirtmişlerdir. Bu cevabı veren hastalar, derinin vücudun en dış yüzeyinde bulunmasından dolayı radyasyona ilk maruz kalan yer olduğunu söylemişlerdir. Karaciğerin en çok zarar göreceğini düşünen hastalar (%12,4), karaciğerin toksik maddeleri ayrıştırdığından, daha hassas bir organ olduğunu, bundan dolayı da daha çok zarar göreceğini belirtmişlerdir. Göğüs yanıtını veren hastalar (%10,3) ise göğüs dokusunun hassalığından bahsetmiş, göğüs boşluğundan ışınların daha kolay geçebileceğini söylemişlerdir. Hastaların %6,2 si kemik iliğinin, %5,2 si tiroitin, %4,1 i yumurtalıkların, %3,1 i ise dişi üreme bezinin radyasyondan en çok zarar görebilecek doku ve organlar olduğunu belirtmişlerdir. Diğer göze çarpan bir nokta ise mide, yemek borusu, mesane ve kalın bağırsağın, hiçbir hasta tarafından en fazla zarara uğrayan organ olarak düşünülmemesidir. Görüşme formunun ikinci sorusunda, hastalar tarafından en az zarara uğradığı düşünülen organ ve dokular ise Tablo 5 te verilmiştir. Tablo 5: Hastalar Tarafından Radyasyondan Dolayı En Az Hasara Uğradığı Düşünülen Doku ve Organlar Doku/ Organ Frekans % Deri 23 23,7 Mide 13 13,4 Mesane 12 12,4 Yemek Borusu 11 11,3 Kemik Đliği 10 10,3 Kalın Barsak 6 6,2 Karaciğer 5 5,2 Yumurtalık 5 5,2 Tiroit 4 4,1 Akciğer 3 3,1 Göğüs 3 3,1 Dişi Üreme Bezi 2 2,1 Hastaların %23,7 si derinin, radyasyondan en az zarar gören doku olduğunu belirtmiştir. Hastaların cevaplarının nedenlerini açıklarken kullandıkları ifadeler aşağıdaki gibidir. Deri kendini yenileyebildiği için az zarar görür. Güneşten ultraviole ışınları aldığı için radyasyona alışıktır ve bundan dolayı az zarar görür. Hastaların %13,4 ü ise mide ve yemek borusunun en az zarar göreceğini söylemişlerdir. Mide için yapılan açıklamalar şöyledir: 8
Vücudun daha iç bölgelerinde bulunduğu için daha az zarar görür. Mide için genelde ultrason çekilir. Bu da çok zarar vermez. Yemek borusu için yapılan açıklamalara örnekler aşağıdaki gibidir. Diğer doku ve organlara göre radyasyonla alakası yoktur. Kıkırdak dokusu yapısından dolayı az zarar görür. Mesanenin en az zarar göreceğini düşünen hastalar (%12,4), mesanenin vücudun iç bölgesinde kaldığını, ayrıca vücuttaki tüm zararlıları dışarı atabildiğinden dolayı radyasyondan daha az zarar göreceğini belirtmişlerdir. Kemik iliğinin en az zarar göreceğini düşünen hastalar (%10,3) ise, kemik iliğinin kemik tarafından korunduğu ve vücudun en iç kısmında bulunduğu için en az zarar göreceğini söylemişlerdir. Diğer doku ve organlardan bahseden hasta yüzdesi %6,2 ile %2,1 arasında değişmektedir. 4. Sonuçlar Hastaların birinci soruya verdikleri cevabın nedenini açıklarken kullandıkları ifadeler incelendiğinde, genel olarak duyduklarına dayanak cevap verdikleri, bu cevapların pek çoğunun ise bilimsel gerçeklerle uyuşmadığı görülmüştür. Hastaların, tıbbi görüntüleme cihazlarından doku/ organlara en zararlı olduğunu düşündükleri cihazlara bakıldığında (Tablo 1), direkt röntgenin ilk sırada (%42,3) geldiği görülmektedir. Hastaların pek çoğu, diğer yöntemlerde önlemlerin daha fazla olduğunu, direkt röntgenin daha eski ve daha sık kullanılan bir yöntem olduğunu düşünerek bu cevabı vermişlerdir. Bilgisayarlı tomografi (%27,8) ise direkt röntgeni takip etmiştir. Bazı hastalar direkt röntgen ve bilgisayarlı tomografide ultraviyole ışınların kullanıldığını ifade etmişlerdir. Bu durum, günlük hayatta ultraviyole ışınlarından, X ışınlarına göre daha çok bahsedilmesinden kaynaklanıyor olabilir. Anjiografi ise yalnızca 1 hasta tarafından en zararlı görüntüleme yöntemi olarak görülmüştür. Seçenekler arasındaki etkin dozu en yüksek görüntüleme yöntemlerinden olan anjiografinin hastalar tarafından belirtilmemesi, hastaların diğer görüntüleme yöntemlerini daha sık kullanılmasından kaynaklanabilir. Anjiografiyi cevabı veren hasta ise daha önce anjiyo olduğunu ve bu konuda araştırma yaptığını belirtmiştir. Birinci soruda manyetik rezonans görüntülemenin 27 hasta tarafından en zararlı görüntüleme yöntemi olarak düşünüldüğü tespit edilmiştir. Hastaların pek çoğu bu cevabın nedenini, basın- yayından duyduklarına ve okuduklarına dayandırmış; bir kısmı da yoğun manyetik alan, kullanılan ilaçlar ve ışınlar gibi nedenlerle açıklamışlardır. Ultrason ise 1 hasta tarafından en zararlı görüntüleme yöntemi olarak belirtilmiştir. Hastaların iyonize edici radyasyon kullanılmayan bu görüntüleme yöntemlerinin, diğerlerinden daha zararlı olduklarını düşünmeleri dikkat çekicidir. Gümüş ve arkadaşları (2008) [9], radyolojik görüntüleme yöntemleri sırasında hastaların maruz kaldıkları iyonizan radyasyon dozu hakkında doktor ve intern doktorların bilgi düzeyini araştırdıkları çalışmalarında, her 100 doktordan 4 ünün US nin, 27 sinin MRG nin iyonizan radyasyon içerdiğini düşündüklerini saptamışlardır. Bu konuda, tıp eğitimi almış doktorların da, hastalar kadar bilgi eksiklikleri 9
olduğu göz önünde bulundurulduğunda, toplumun genel olarak doğru bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Đkinci soruda radyasyondan dolayı en çok hasara uğrayan organ olarak hastaların % 34 ü akciğer yanıtını vermişlerdir. Hastalar akciğere etki eden radyasyonun çevresel etkenlerle birleşerek büyük zarar oluşturacağını ve akciğerin diğer organlara göre daha sık görüntüsü alınan bir organ olduğunu düşündüklerinden daha fazla radyasyona maruz kaldığını belirtmişlerdir. Deri yanıtını veren hastalar (%24,7) ise, derinin radyasyona ilk maruz kalan doku olduğundan dolayı iç organlara göre daha çok zarar göreceğini ifade etmişlerdir. Bu yanıtlara bakıldığında, hastaların mantıksal çıkarımlarla sorulara cevap verdikleri anlaşılmaktadır. Bu cevapları bilimsel verilerle karşılaştırmak için Tablo 1 i incelemek faydalı olacaktır [10]. Tablo 1 incelendiğinde, radyasyondan dolayı en fazla hasar gören dokunun yumurtalıklar olduğu görülmektedir. Hastaların ise yalnızca 4 ü yumurtalıkların radyasyondan dolayı en çok hasar gören doku olduğunu belirtmişlerdir. Hastaların görüşleri ile Tablo 1 karşılaştırıldığında; mide, yemek borusu, mesane ve kalın barsak, hastaların hiçbiri tarafından en çok hasar gören doku/ organ olarak seçilmezken, bunlardan kalın barsak ve midenin, hastaların %34 ü tarafından seçilen akciğerden; bu dört doku/ organın hastaların %24,7 si tarafından seçilen deriden daha çok hasar gördüğü anlaşılmaktadır. Doku/ organların gördükleri hasarlar birbirleri ile kıyaslanabildiği gibi, organizmanın her yeri radyasyona karşı aynı duyarlıkta olmadığından, aynı organın farklı kısımları bile farklı duyarlığa sahip olabilmektedir. Örneğin; midenin fundus bölgesi midenin diğer bölgelerine göre, bağırsaklarda lenf bezleri ve pyer plaklarının bulunduğu bölgeler bağırsağın diğer kısımlarına göre ve gözde retina gözün diğer kısımlarına göre radyasyona karşı daha duyarlıdır. Đkinci soruda radyasyondan dolayı en az hasar gören doku/ organa, 23 hasta deri cevabını vermiştir. Tablo 1 e göre de deri, radyasyondan en az hasar gören dokudur. Hastaların bu düşüncelerinin, tablo ile tutarlı olduğu görülmektedir. Ancak, hastalar tarafından en az zarar gördüğü düşünülen doku/organlardan mide, yemek borusu, mesane, kemik iliği, kalın barsak, yukarıdaki tabloda diğer organların pek çoğuna göre daha fazla hasar görmektedir. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde, hastaların radyasyon hakkında belirtmiş oldukları görüşlerin bir kısmının bilimsel verilerle tutarlı olmadığı anlaşılmaktadır. 4.1. Öneriler Hastaların tıbbi görüntüleme cihazlarındaki radyasyon konusunda ve radyasyonun doku/organlara vereceği zararlarla ilgili bilgilendirilmeleri, tanı ve tedavi süreçlerini daha sağlıklı geçirmelerine yardımcı olabilir. 10
5. Kaynaklar [1] Yaren, H., Karayılanoğlu, T., Radyasyon ve Đnsan Sağlığı Üzerine Etkileri. TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni, Cilt:4, Sayı:4, 199-208, 2005. [2] Bueche, F. J., Jerde, D. A., Fizik Đlkeleri II (Çev. Ed: K. Çolakoğlu). Palme Yayıncılık (6. Baskı), 2000. [3] Oyar, O., Gülsoy, U. K. (Editörler), Tıbbi Görüntüleme Fiziği, Nobel Tıp Kitabevi, 2003. [4] Kutluk, T., Kars, A., Kanser Konusunda Genel Bilgiler, Sf:55-58, 2001. [5] Şaşkın, G., Radyolojide Hasta ve Personel Güvenliği, 3. Radyoloji Teknisyenleri Mesleki Eğitim Toplantıları, Sayfa: 21-35, 22-25 Ekim, Antalya, 2009. [6] Kumaş, A., Radyasyon Fiziği ve Tıbbi Uygulamaları, Palme Yayıncılık (2. Baskı), 2009. [7] Yıldırım, A., Şimşek, H., Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri, Seçkin Yayıncılık (6. Baskı), 2006. [8] http://www.taek.gov.tr/bilgi-kosesi/nukleer-tekniklerin-uygulamalari/263-tibbiuygulamalar.html, (erişim tarihi: 02.07.2010). [9] Arslanoğlu, A., Bilgin, S., Kubalı, Z., Ceyhan, M. N., Đlhan, M. N., Maral, I., Doctors And Intern Doctors Knowledge About Patients Ionizing Radiation Exposure Doses During Common Radiological Examinations, Diagnostic and Interventional Radiology, Sayı:13, Sayfa: 53-55, 2007. [10] Kumaş, A., Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği, Palme Yayıncılık, 2009. 11