İLERİ ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ PARADİGMALAR BİLİMSEL ARAŞTIRMA ETİĞİ 2 Prof. Dr. Mustafa Ergün
PARADİGMA Paradigma, kişilerin dünyayı algılama ve hayata bakış biçimleridir. Bilim adamlarına araştırmalarında yol gösterir. Paradigma bir felsefe, bir bakış açısı bir değerlendirme biçimidir. Gözlem, teoriye bağlıdır. Paradigma içinde, temel soruların ve cevapların çerçevesi bellidir.
Thomas Kuhn, paradigma kavramını bilim topluluğunun çalışmalarında örnek aldığı model, bilim topluluğunun paylaştığı bütün değerler ve alışkanlıklar olarak tanımlamaktadır. Bir bilim adamları topluluğunun kabul ettiği yasalar, teoriler, teknikler, metafiziksel kurallar, yöntemler (Disiplinel Matris) Paradigma, yasalar merkezde olmak kaydıyla, sorunu ve çözümü bize söyleyen temel kurallar ve bilimsel araştırma yapma tekniklerinin bütünüdür.
OKUMA OKUMA OKUMA Güneş, B. 2003, Paradigma Kavramı Işığında Bilimsel Devrimlerin Yapısı ve Bilim Savaşları: Cephelerdeki Fizikçilerden Thomas S. Kuhn ve Alan D. Sokal, Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 1,1. 23-44. http://kisi.deu.edu.tr/ozkan.tutuncu/bilimsel %20Devrimlerin%20Yapisi.pdf Öztürk, Ü. 2012, Thomas Kuhn'un Paradigma Kavrayışı Üzerine Analitik Bir İrdeleme, Kaygı, 19. 173-191. kaygi.home.uludag.edu.tr/issues/1912/2012-19-13.pdf Topdemir, H.G. 2002, KUHN ve BİLİMSEL DEVRİMLERİN YAPISI ÜZERİNE bir değerlendirme, Felsefe Dünyası, 2,36. 45-62. http://www.eskieserler.com/dosyalar/m1699 nrl.pdf
Bilim akılcı (rasyonel) ve tarafsız (objektif) bir faaliyet değildir. Bilim adamlarının psikolojik ve sosyolojik özellikleri, bilimi yönlendirir. Bilimsel bulguları denetleyecek evrensel bir ölçüt yoktur, bilimsel yasalar bilim adamları arasındaki uzlaşmadır. Bilimsel bilgi birikimli (kümülatif) değil, sürekli kesintilere uğrayarak yeni başlangıçlar yapar. Her yeni başlangıç (bilim geleneği) farklı dünyalarda faaliyet gösterir.
Thomas Kuhn a göre bilimsel teoriler aslında paradigmalardır. Copernicus un güneş merkezli sistemi ortaya çıkıncaya kadar, Batlamyus un yer merkezli sistemi paradigma olmuştur. Newtoncu paradigma, iki yüzyıl sonra yerini başka kavramsal sisteme, görelilik kuramına, terk etmiştir. Yani Newton mekaniği yanlış olduğu ya da yanlışlandığı için değil; olayları açıklamada yetersiz kaldığı için terk edilmiş bir paradigmadır.
Her teori (paradigma) bazı sorulara çözüm önerileri sunar. Fizikte, astronomide, biyolojide ve hatta sosyal bilimlerde birçok teori hem bir açıklama hem de bir paradigmadır. Paradigma öncesi dönem, bütün bilim dallarının doğadan rastgele bilgi topladığı ve olgular arasında ilişki kurmada her bilim adamının kafasından farklı bir sesin çıktığı dönemdir. Bir konuda yapılan çalışmalarda aynı olguyu en iyi ve en tutarlı olarak açıklayan kuram ön plana çıkar ve bir paradigma oluşur. Her paradigma, sorulacak soruları ve verilecek cevapları kendi sistemi içinde önceden belirler.
Alan D. Sokal, Social Text in Bahar/Yaz-1996 sayısında Transgressing the Boundaries: Towards a Transformative Hermeneutics of Quantum Gravity ismini taşıyan makale yayınladı. Kaynakçada postmodern düşünürlere, dergi editörlerinin altı makalesine dalkavukça göndermelerde bulunuluyordu; toplam 109 farklı makaleye atıf yapılmıştı. Aynı yıl Lingua Franca'da yayınlanan yine Alan D. Sokal ın başka bir yazısı ( A Physicist Experiments with Cultural Studies") aslında bir itiraf metni idi ve bir skandalı haber veriyordu. Social Text dergisinde yayımlanan makalesinin bilimsel olarak yalan-yanlış bilgilerle ve bilimsel saçmalıklarla dolu olduğunu, kaynakçada bulunan atıfların çoğunun makale ile ilgisinin bulunmadığını, makalesinin sadece derginin savunduğu siyasi fikirleri destekliyor gibi göründüğü ve editörlerin çalışmalarını referans verdiği için, bilimsel içeriğine bakılmadan siyasi ve düşünce yapılarına uygun olduğu için, editörler tarafından kabul edilerek yayımlandığını söylüyordu.
Bilim adamlarının içerisinde yaşadığı kavramsal sistem ye kültür onlara neyi öğretmişse bilim adamları onu görmektedir. Bu yüzden iki paradigma farklı boyutlarda yaşar. Paradigma değişimleriyle bilim topluluğunun yaşadığı dünya da değişir. Bir konuda yapılan çalışmada aynı olguyu en iyi ve en tutarlı olarak açıklayan kuram ön plana çıkar ve paradigma oluşur.
Eğitimde de değişik paradigmalar olabilir; Eğer idealist görüşe sahipseniz,her insanın zihninde doğuştan bilginin var olduğunu kabul edersiniz. Bu paradigmaya göre yapacağımız eğitim düzenlemeleri farklıdır. Realist görüşü benimserseniz, insan zihninin doğuştan boş olduğunu kabul edersiniz ve yapacağınız eğitim-öğretim düzenlemeleri de ona göre olur.
Eğitim felsefesi akımları hem eğitim uygulamalarında hem araştırmalarda farklı davranışlar gerektirir. Eğitimde öğrenme teorileri bir paradigma sağlar ve bu hem eğitim uygulamalarını hem eğitim araştırmalarını etkiler.
"İlim tercüme ile olmaz, tetkikle olur." M.Kemal Atatürk, 1932
Bir araştırma projesinin hazırlanma, önerilme, yürütülme, sonuçlandırılma ve sonuçların yayımlanması aşamasında görülen etiğe aykırı kabul edilecek davranışlar şunlardır:
Uydurma (Fabrication): Araştırmada bulunmayan verileri üretmek, bunları rapor etmek veya yayımlamak.
Çarpıtma (Falsification): Değişik sonuç verebilecek şekilde araştırma materyalleri, cihazlar, işlemler ve araştırma kayıtlarında değişiklik yapmak veya sonuçları değiştirmek.
Uydurma, Yalan Yazma veya Yoktan Var Etme : Verilerin "saptırılması" veya varolmayan bilgilerin/verilerin "yoktan var edilmesi" (İngilizce'de fabrication, falsification "desk - research" veya "dry - lab", olarak isimlendirilir).
Aşırma (Plagiarism): Başkalarının fikirlerini, metodlarını, verilerini, yazılarını ve şekillerini sahiplerine atıf yapmadan kullanmak.
Bilimsel korsanlık (piracy) : Başka araştırıcıların verilerini (yazı, şekil, grafik, v.b.) kendi izni olmadan almak, ve kişinin kendi çalışmasının herhangi bir bölümüne yerleştirmek.
Duplikasyon (Duplication): Aynı araştırma sonuçlarını birden fazla dergiye yayım için göndermek veya yayımlamak.
Dilimleme (Least Publishable Units): Bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırarak çok sayıda yayın yapmak.
Desteklenerek yürütülen araştırmaların sonuçlarını içeren sunum ve yayınlarda, destek veren kurum veya kuruluşun desteğini belirtmemek.
Araştırma ve makalede ortak araştırıcı ve yazarların yazılı görüş birliği olmadan, araştırmada ve makalede aktif katkısı bulunanların isimlerini çıkarmak veya yazarlıkla bağdaşamayacak katkı nedeniyle yeni yazar(lar) eklemek veya yazar sıralamasını gerekçesiz veya uygun olmayan bir biçimde değiştirmek.
Neler yapılmalıdır? Araştırıcı ve ekibi beklediği değil, gözlediği sonuçlara olabildiğince objektif olarak yaklaşmayı bilmelidir. Kendi yanlılığını çürütecek tüm karşı düşünceleri araştırmalarında kullanmalıdır.
Kontrol ve deney gruplarından elde edilen veriler, kayıtlar ve diğer dökümanlar herşeyden önce çok iyi bir şekilde korunmalı ve saklanmalıdır (en az 5 yıl).
Psikolojik, psikiyatrik ve bazı eğitim araştırmalarında bireye ait mevcut bilgilerin çok iyi gizlenmesi gerekir. Ancak bunların kime ait olduğu da bir liste halinde gizli bir yerde saklanmalıdır.
Araştırmada tüm bilgiler analiz edilmeli, bu analiz en uygun istatistik yöntemlerle yapılmalıdır. İstatistikler en doğru olan sonucu verebilmeli, Bias mantığı doğrultusunda istatistiklerle oynanmamalıdır.
Araştırıcı istatistik verilerin altında boğulmamalı, altta yatan gerçekler ve bilgi yakalanmalıdır.
Çalışmada varsayım tersine olan veri(ler) saklanıp değiştirilmemeli, bulgular ve yorumlarda dikkatlice değerlendirilmeli, çalışma makale haline gelirken aynen verilmelidir.
Rapor yazımında ve makalede etik açısından dikkat edilmesi gerekenler: Tezin girişinde araştırmaya kaynak oluşturan düşüncenin ve varsayımın amacı, önce bu konuda yapılan benzer çalışmalar verilerek, tarih ve önem sırası belirtilerek özetlenmelidir. Önceki bir araştırmaya ait olan bir veri, araştırıcının kendi verisi gibi sunulmamalıdır.
Önceki araştırmacıların orijinal gözlem ve verilerinin kasıtlı olarak yok sayılması, önemli bir etik sorundur.
Araştırmada yöntem çok ayrıntılı yazılmalıdır. Çünkü aynı yöntemi kullanmak durumunda olacaklar, araştırmayı okudukları zaman aynı yöntemi kolaylıkla uygulayabilmelidirler. Yöntemin saklanmış bir yanı kalmamalıdır.
Araştırmada alınan sonuçların olduğu gibi verilmesi yanı sıra, sonucu olumsuz etkileyecek yan veriler de olduğu gibi verilmelidir. Sonucu ve yorumu olumsuz olarak etkileyecek veriler gizlenmemeli ve tartışılmalıdır.
Bilimsel yanıltma (scientific misconduct) araştırmanın değerini veya güvenirliğini azaltan her türlü girişimdir. Disiplinsiz ve düzensiz araştırma (sloppy research) ile bilimsel yalancılık/yanıltma (fraud) kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir.
Disiplinsiz ve düzensiz araştırma; araştırıcının araştırma planlanmasını, uygun metod seçimini, metodları uygulamasını, sonuçların analizini ve yorumunu bilmemesidir.
Bilimsel yanıltma, saptırma veya yalancılık (Fraud), araştırıcının bilinçli olarak ve amaçlı bir yaklaşımla çalışmanın metod veya sonuçlarını "kötü niyetle" saptırması ve değiştirmesi demektir.
Kaynaklar: Ertekin, Cumhur. Tıp Araştırmalarında "Etik" Üzerine. http://www.med.ege.edu.tr/norolbil/2000/nbd078 00.html Kansu, Emin; Ş.Ruacan. Bilimsel Yanıltmanın (Scientific Misconduct): Türleri, Nedenleri, Önlenmesi Ve Cezalandırılması. Cumhuriyet -Bilim ve Teknik Dergisi. 28.10.2000 TUBİTAK Yönetmeliği. Madde 8
KAYNAKLAR KUHN, Thomas S. (1994) Asal Gerilim. Bilimsel Gelenek ve Değişim Üzerine Seçme İncelemeler, çev. Yakup Şahan, İstanbul: Kabalcı Yayınevi. KUHN, Thomas S. (1995) Bilimsel Devrimlerin Yapısı, çev. Nilüfer Kuyaş, 4. Basım, İstanbul: Alan Yayıncılık. LAKATOS, Imre & Alan MUSGRAVE (1992) Bilginin Gelişimi ve Bilginin Gelişimiyle İlgili Teorilerin İncelenmesi, ed. I. Lakatos & A. Musgrave, çev. Hüsamettin Arslan, İstanbul: Paradigma Yayınları. Genç, S. Z. & Eryaman, M. Y. (2008). Değişen değerler ve Yeni Eğitim Paradigması. Sosyal Bilimler Dergisi. Afyon Kocatepe Üniversitesi. 9,1. 89-102. http://www.aku.edu.tr/aku/dosyayonetimi/sosyalbilens/makale/c9s1m6.pdf ARSLAN, M. Metin ve ERASLAN, Levent. (2003), Yeni Eğitim Paradigması ve Türk Eğitim Sisteminde Dönüşüm Gerekliliği Milli Eğitim Dergisi, sayı: 160, ERDOĞAN, İrfan. (1998), Enformasyon Bilgi Toplumu Dosyası; Bilgi Toplumu Olmanın Gerektirdiği Eğitim Paradigması Bilgi ve Toplum Dergisi, cilt: 1. ŞİMŞEK, Hasan. (1997), Paradigmalar Savaşı Kaostaki Türkiye, Sistem Yayınları, İstanbul. Yeşilyaprak, B., (2008), Eğitim ve Öğretimde Yeni Paradigmalar, Eğitim ve Öğretimde Çağdaş Yaklaşımlar Sempozyumu, İstanbul: Harp Akademileri Basımevi.