Dalış Kazaları ve Hastalıkları



Benzer belgeler
SPORTİF DALIŞ VE ETKİLERİ HYPERBARIA

SUALTI AKCİĞER SORUNLARI

Anestezi Uygulama II Bahar / Ders:9. Anestezi ve Emboliler

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı 1

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

Anestezi Esnasında ve Kritik Hastalıklarda Ortaya Çıkan Hipoksinin Tedavisinde Normobarik/Hiperbarik Ek Oksijen Tedavisinin Kullanımı FAYDALIDIR

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

Öksürük. Pınar Çelik

Tanım ve Türleri

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN /

DEĞİŞİK KOŞULLARDA SOLUNUM (İRTİFA VE SUALTI)

Sunu planı. Solunum yetmezliği NON-İNVAZİV MEKANİK VENTİLASYON NIMV

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli

Omurga-Omurilik Cerrahisi

YÜKSEK İRTİFA VE AKCİĞERLER

Oksijen tedavisi. Prof Dr Mert ŞENTÜRK. İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilimdalı

Olgular. Kan Gazı Değerlendirilmesi Sunum planı. AKG Endikasyonları

Solunum Sistemine Ait Tıbbi Terimler. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

Göğüs Ağrısına Yaklaşım. Uzm Dr İsmail Altıntop T.C Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Acil Tıp Kliniği

Resüsitasyonda HİPEROKSEMİ

Vaka II. Vaka I. Vaka III. Vaka IV

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ

İnme, beynin çalışmasını geçici ya da kalıcı olarak engelleyen ani bir olaydır.

Orta Kulak İltihabı (Otitis Media)

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ

Normal kan basıncı sınırlarını belirlemek güç olsa da,

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever

GIS Perforasyonları. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK-2012

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü

TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS) (İlkbahar Dönemi) KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ 10 NİSAN 2016 PAZAR ÖĞLEDEN SONRA

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Arter Kan Gazı Değerlendirmesi. Prof. Dr. Tevfik Ecder İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı

Acil Serviste Hipertansif Hastaya Yaklaşım

Abdominal Aort Anevrizması. Dr.Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

UÇAK YOLCULUĞUNUN 4 ÖNEMLİ RİSKİ, Hareket et, bol su iç, sakız çiğne

Hazırlayan: Hatice Şentürk Acıbadem Bursa Hastanesi Klinik Eğitim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: 01/08/2016

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Çocuklarda Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu (ARDS) ve Tedavisi. Tolga F. Köroğlu Dokuz Eylül Üniversitesi

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK

Baş ağrısı, başta ve bâzen de boyun veya sırtın üst kısmında gerçekleşen ağrılara verilen ortak isimdir. Yaygın ağrı şikâyetlerinden biridir ve hemen

ANAFLAKSİ. Uzm. Dr. Alpay TUNCAR KIZILTEPE DEVLET HASTANESİ

Hipersensitivite, Alevlenme Reaksiyonları ve Anaflaksi. Hem. Okan Duran Medikana internatinational. Ankara Hastanesi 19 Nisan 2014

Asendan AORT ANEVRİZMASI

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

Disritmiler, Ölümcül Disritmiler ve Elektriksel Tedaviler

Kalp Hastalıklarından Korunma

LOKOMOTOR SİSTEM SEMİYOLOJİSİ

AKCİĞER KANSERİ TANISI KONULDUKTAN SONRA NE YAPILIR HASTA NASIL TAKİP VE İDARE EDİLİR

PERİKARDİT GİRİŞ PATOFİZYOLOJİ. Dr. Neslihan SAYRAÇ

Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir!

Hisar Intercontinental Hospital

İnmede Tedavisi BR.HLİ.102

27/04/16. Sunu Planı YANIKLI NON-SEPTİK HASTADA VOLÜM REPLASMANI. Patofizyoloji. Patofizyoloji. Yanık tipleri Patofizyoloji Volüm Replasmanı

İLKYARDIM.

TEMEL YAŞAM DESTEĞİ. Dr. Ayşegül Bayır Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp A.D.

Eğitim Yılı. Dönem IV. Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp (Seçmeli) Staj Eğitim Programı

BEL AĞRISI. Dahili Servisler

Yoğun Bakımda Nörolojik Resüsitasyon

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Genel Bilgiler. Dünyada Ölümler. 1.Koroner Arter Hastalıkları 2.Travma (1-44 yaş arası 1. sırada) 3.İnme sendromları

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

Prof. Dr. Ferit Çiçekçioğlu, Yrd. Doç. Ertan Demirdaş, Yrd. Doç. Dr. Kıvanç Atılgan

KVC YOĞUN BAKIMDA HİPOTANSİF VE KANAMALI HASTAYA YAKLAŞIM HEM. ASLI AKBULUT KVC YOĞUN BAKIM

ERKEN MOBİLİZASYON 27/04/16 YATAK İSTİRAHATİ/HAREKETSİZLİK EPİDEMİYOLOJİ

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği

SEREBRAL TROMBOZLU ÇOCUKLARDA KLİNİK BULGULAR VE TROMBOTİK RİSK FAKTÖRLERİ

KAFA TRAVMALI HASTALARDA GÖRÜNTÜLEMENİN TANI, TEDAVİ VE PROGNOZA KATKISI. Dr. Fatma Özlen İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi AD

Hastanın Değerlendirilmesi

TANIM ANİ KARDİYAK ÖLÜM ANİ KARDİYAK ÖLÜM (AKÖ) NEDİR? ŞU ANKİ RESÜTASYONDAKİ TANI ALMIŞ KARDİYAK HASTALIĞI OLAN VEYA OLMAYAN KİŞİLERDE KISA

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK

AKCİĞER KANSERİ AKCİĞER KANSERİNE NEDEN OLAN FAKTÖRLER

Endometriozis. (Çikolata kisti)

HİZMETE ÖZEL. T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu DOSYA

Uzm.Dr. Yücel YÜZBAŞIOĞLU Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği

Pazartesi İzmir Basın Gündemi

Girişimsel Aritmi Komplikasyonlar ve Tedavisi. Doç.Dr.Enis Oğuz Anadolu Sağlık Merkezi - Gebze

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.

SOLUNUM YOLU TIKANIKLIĞI VE BOĞULMALARDA İLK YARDIM

Kalp Kapak Hastalıkları

Yaygın gelişimsel bozukluklar; erken çocuklukta sosyal beceri, dil gelişimi ve davranış alanında uygun gelişmeme veya kaybın olduğu bir grup

Oksijen Uygulama Yöntemleri. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. Oksijen Uygulama Yöntemleri. Oksijen Uygulama Yöntemleri

SU İÇİNDEKİ BİR DEKOMPRESYON STOBU ESNASINDA ORTAYA ÇIKAN DEKOMPRESYON HASTALIĞININ TEDAVİSİ

TEŞHİSTEN TEDAVİYE > ALT EKSTREMİTE ATARDAMARI HASTALIĞI

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Konjestif Kalp Yetmezliğinde Solunum Desteği. Uzm. Dr. Nil ÖZYÜNCÜ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

KLİNİK İNCİLER (ÜST SOLUNUM YOLU ACİLLERİ VE ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI)

Anestezi ve Termoregülasyon

Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü. Prof.Dr.Mitat KOZ

Acil ve Tavmatik Hastalara Güncel Yaklaşımlar. Dr. Yüksel PABUŞÇU Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji AD

Hipoglisemi-Hiperglisemi. Dr.SEMA YILDIZ TÜDOV Özel Diabet Hastanesi İstanbul

SINIF 5 Saat Ders Düzey Öğretim Üyesi Anabilimdalı 3.GRUP / SOLUNUM - DOLAŞIM BLOK

Akut İskemik İnme. İskemik İnme (%85) Hemorajik inme (%15)

EGZERSİZ VE TERMAL STRES. Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

Transkript:

DERLEME/REVIEW Dalış Kazaları ve Hastalıkları Ülkümen RODOPLU 1 1 İzmir Alsancak Devlet Hastanesi, Acil Servis, İzmir, Türkiye Department of Emergency, Alsancak State Hospital, Izmir, Turkey ÖZET Her canlıda olduğu gibi insanlar da yaşamak için oksijene gereksinim duyarlar. Nefes aldığımızda havadan oksijen çekeriz ve bunu metabolizma için kullanırız. Metabolizmanın yan ürünlerinden biri karbondioksittir ve nefes verdiğimizde bu karbondioksitten kurtulmuş oluruz. İnsanoğlunun su altını keşfiyle birlikte dalış kazaları ve hastalıkları da gündeme gelmiştir. Bu kazalarda ve hastalıklarda en büyük neden basınçtır. Bu derlemenin amacı; basınç değişiminden kaynaklanan sorunlara dikkat çekmektir. Anahtar Kelimeler: Su altı, dalış kazaları, dalış hastalıkları, basınç, barotravma, nitrojen narkozu, dekompresyon, arteryel gaz embolisi. Geliş Tarihi: 01/05/2010 Kabul Ediliş Tarihi: 07/05/2010 ABSTRACT Like all animals, human beings need oxygen in order to survive. When we breathe, we extract oxygen from the air, and use that oxygen for metabolism. One of the by-products of metabolism is carbon dioxide; whenever we exhale, we are getting rid of the carbon dioxide that our bodies produce. Diving accidents and diseases began to appear with man s exploration of the undewater world. The primary cause of these accidents and diseases is pressure. The aim of this review was to highlight the problems that are caused by changes in pressure. Key Words: Underwater, diving accidents, diving diseases, pressure, barotrauma, nitrogen narcosis, arterial gas emboli. Received: 01/05/2010 Accepted: 07/05/2010 107

Rodoplu Ü. Cousteau ve Gagnon tarafından ilk kez 1943 yılında geliştirilen regülatör ve portabl hava tüpü sayesinde skuba dalışına ilgi artmıştır. Scuba (Self-contained underwater breathing apparatus) dalışı özellikle 1970 yılından sonra giderek yayılmıştır. Su altı sporuyla ilgilenen kişiler için dalış teknikleri eğitimi konusunda Professional Association of Diving Instructors (PA- DI) sertifikalı eğitim programı düzenlemektedir. Tüm dünya üzerinde, bu eğitimlere katılmış olan 5 milyon civarında dalgıç vardır (1). PATOFİZYOLOJİ Atmosferik basınç, yükseklik ve iklimle birlikte değişiklikler gösterir. Ancak deniz seviyesinde kabul edilen standart basınç 760 mmhg veya 14.7 lb/in2 (psi) dir. Deniz seviyesinde insan vücuduna yansıyan basınç 1 atmosferdir. Dalgıç, derinlik ve basınç göstergesi yardımıyla deniz altındaki basıncı öğrenebilir. Deniz seviyesinde bu basınç 0 olarak kabul edilir ve gösterge de bu şekilde okunur. Kesin atmosferik basınç, atmosferik basınç ile basınç göstergesinde okunan basıncın toplamıdır. Su, havadan daha yoğundur ve dalgıç, deniz dibine indikçe her 1 ayak (30.5 cm) deniz suyu karşılığında 23 mmhg lık (0.0445 psi) basınç üzerine biner. Bir dalgıcın atmosferik basıncı iki katına çıkarması için denizde 33 ayak derinliğe dalması gerekir. Öte yandan bir dağcının, atmosferik basıncı %50 azaltması için 18.000 ayak yüksekliğe tırmanması gerekir. Vücutta hava ile dolu boşlukların etkilenmesiyle birlikte, basınç değişiklikleri algılanabilmektedir. İnsan vücudu çoğunlukla sudan oluştuğu için Pascal kanununda belirtildiği gibi herhangi bir sıvıya basınç uygulandığında, bu basınç tüm alana eşit olarak dağılır. Basınç değişiklikleri akciğerler, bağırsaklar, sinüsler ve orta kulak gibi vücutta hava ile dolu boşluklardaki hacmi değiştirir. Bu boşluklar Boyle kanununa göre iniş anında kompresyona uğrar, yüzeye çıkarken de genişler, çünkü hacim ile basınç birbirine ters orantılıdır. Barotravma, basınç değişiklikleriyle ortaya çıkan tablodur. Bu durum, dalgıcın çevre basıncı ile içi hava dolu boşluklar arasındaki basıncı eşitleyememesi durumunda ortaya çıkar. Hacim değişiklikleri, dalgıç yüzeye yaklaştıkça artar. Bu nedenle barotravma için en büyük risk sığ sudadır. Derine dalan dalgıç hızla artan dış basınçla karşı karşıyadır. Bu durumda havayla dolu olan torasik kavitenin neden kollabe olmadığı düşünülebilir. Ancak dalgıç, derinlikle artan dış basınca rağmen nefes alıp vermeye devam edebilir. Çünkü tüple dalışta kullanılan tüpte 3000 psi hava vardır ve regülatör yardımıyla solunan hava çevre basıncına eşit olarak solunur. DALIŞ KAZALARINDA İLK DEĞERLENDİRME: ÖYKÜ Şunları bilmemiz çok önemlidir: Dalış profili; dalış derinliği ve süresi nedir? Dalış dekompresyon sınırlarına yaklaştı mı? Bunun ölçümü yapıldı mı? Gün içinde kaç dalış yapıldı? Son dalış ile hava yolculuğu arasında ne kadar süre oldu? Dalgıç dalışta ya da çıkarken kulak zarını açma konusunda sorun yaşadı mı? Ağrı oldu mu? Dalgıçta intoksikasyon, dehidratasyon var mı? Yaptığı iş ağır bir iş mi? Semptomlar dalıştan ne kadar zaman sonra başladı? Kulak, sinüs infeksiyonu öyküsü var mı? Amfizem, astım öyküsü var mı? Koroner kalp hastalığı öyküsü var mı? Nörolojik hastalık öyküsü var mı? Şekil 1 de görüldüğü gibi dalış kazasının iniş, çıkış ya da dipte olup olmadığını saptamak çok önemlidir. ORTA KULAKTA BAROTRAVMA Dalgıç dibe daldıkça her 30 cm lik iniş için timpanik membrana ilave 23 mmhg basınç yükü biner. Normal koşullarda dalgıç bazı manevralar yardımıyla, östaki borusundan orta kulağa ilave hava gönderir ve böylece timpanik membranın her iki tarafındaki basınç eşitlenmiş olur. Timpanik membranın her iki tarafındaki basınç farkı 60-100 mmhg yı geçerse keskin bir ağrı oluşur. Basınç farkını eşitleme işlemi ilk metrelerde başlatılmazsa, 90 mmhg lık bir basınç farkı ortaya çıkar ve östaki tüpünün orta 1/3 lük kısmı kollabe olur. Bu da basıncı eşitleme manevralarının yapılabilmesine engel olur. Timpanik membran, basınç far- 108

Dalış Kazaları ve Hastalıkları Rodoplu Ü. Semptomlar ne zaman ortaya çıktı? İnişte Dipte Çıkışta Orta kulak barotravma Nitrojen narkozu Dalış profili İç kulak barotravma Hipotermi Dış kulak barotravma Kontamine gazlar Fasiyal barotravma Oksijen toksisitesi Hızlı çıkış Uzun/derin Sinüs barotravma Limite yakın ABV DCS I POPS DCS II AGE Pnömotoraks Pnömomediastinum Pulmoner hemoraji Barodentalji Gastrointestinal barotravma Şekil 1. Dalış kazası olan hastaya yaklaşım. kı 100-500 mmhg arasında olunca ve derinlik 1.5 m yi geçince yırtılır (2). Bu yırtılma sırasında ağrı geçebilir. Ancak soğuk suyun orta kulağa gelmesi sonucunda nistagmus ve vertigo ortaya çıkar. Beraberinde 7. sinir fasiyal palsi ortaya çıkabilir (3). Orta kulakta barotravma tanısı dikkatli öykü ve fizik muayene ile konulabilir. Semptomlar arasında dibe dalış sırasında ağrı, işitme kaybı ve geçici vertigo olabilir (Tablo 1). Orta kulak muayenesinde kulak zarının değerlendirilmesi Teed Sınıflaması ile yapılabilir (Tablo 2). Bir-üçüncü sınıf arasındaki olgularda semptom bulunmayabilir (4). Diğer sınıflarda ise iletim tipi işitme kaybı ve unilateral yüz felci bulunabilir. Komplike olmayan seröz barotit tedavisinde fenilefrin içeren nazal vazokonstrüktör damla ve spreyler kullanılabilir. Östaki borusundaki sıvıyı uzaklaştırmak için tekrarlayan Frenzel manevrası uygulanabilir. Franzel manevrasında glottis, dudaklar ve burun delikleri Tablo 1. Orta ve iç kulakta barotravma; alternobarik vertigo semptom ve bulguları Orta kulakta İç kulakta barotravma barotravma Alternobarik vertigo Semptomlar Dalışta kulak ağrısı Dalışta kulak ağrısı Çıkışta kulak ağrısı İşitme kaybı İşitme kaybı Geçici işitme kaybı Olası geçici vertigo Şiddetli vertigo ve bulantı Bulantı Bulgular İletim tipi işitme kaybı Nistagmus Nistagmus Kulak zarı hasarı Kusma Kusma Unilateral yüz paralizisi Ataksi Kulak zarı hasarı Nöral tip işitme kaybı 109

Rodoplu Ü. Tablo 2. Teed sınıflaması; kulak zarı hasarı Sınıf I II III IV V Kulak zarının görünümü Kapiller dilatasyon Mukozal ödem Membran içine kanama Hemoraji veya seröz transüda Rüptür kapalıyken yutkunarak yapılır. Profilaktik antibiyotik tedavisi tartışmalıdır. Ancak fizik muayenede kulak zarı yırtılması saptanırsa ampisilin veya eritromisin başlanabilir. Yedinci sinirde felç tanısı konursa, oral steroidler iyileşme sürecini hızlandıracağından kullanılabilir. Ancak kendiliğinden iyileşen bir tablo olduğunu da bilmeliyiz. Timpanik membran iyileşene kadar hastamızın dalmasına izin vermeyelim. Aksi takdirde vertigo atakları olabilir. Orta kulakta barotravma sıklığı ve şiddetini azaltmak amacıyla koruyucu olarak dalıştan 30 dakika önce 60 mg psödoefedrin verilebilir (5). Dalıştan önce antihistaminik ilaç alımı engellenmelidir. Ayrıca, sinüzit ve üst solunum yolu infeksiyonu halinde ödem ve östaki borusunda obstrüksiyon olacağından barotravma olasılığı yüksektir. Bu nedenle bu durumda iki hafta süreyle dalış yapılmamalıdır (6). İç kulakta barotravma tedavisinde beş-yedi gün süreyle baş yukarıda yatak istirahati önerilebilir ve orta kulağın drenajı için dekonjestanlar kullanılabilir. Total veya totale yakın işitme kaybı olan hastalar erken cerrahi girişimden yarar görebilir. Kokleovestibüler sistemde belirgin hasar olduğundan bu olguların kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. NİTROJEN NARKOZU Nitrojenin artmış basınç altında anestetik etkisi vardır. Narkotik etkileri alkol etkilerine benzer ve 30 m den sonra dalgıçlarda belirgin etki yapmaya başlar. Nitrojen narkozu, derinlikle birlikte artan doku nitrojen konsantrasyonunun artmasına bağlı olarak gelişen zehirlenme tablosudur. Semptomlar arasında konfüzyon, disoryentasyon ve azalmış motor kontrol sayılabilir. 30 m den sonra başlar. Ancak 10 m gibi sığ suda da ortaya çıkabilir. Nitrojen narkozunun etkileri yüzeye çıktıkça azalır, ancak dalgıç zayıflamış motor beceriler nedeniyle boğulabilir (7). Artmış basınç altında nitrojen solumanın zararlı etkileri nedeniyle tüple dalışta 40 m den derine dalınması önerilmez. DEKOMPRESYON HASTALIĞI Patofizyoloji Dekompresyon hastalığı (DKH), kan ve dokularda küçük nitrojen kabarcıklarının oluşturduğu klinik tablodur. Henry yasasına göre belli bir ısıda sıvı içinde eriyen gaz miktarı o gazın basıncı ile doğru orantılıdır. Nitrojen, dalışın derinliği ve süresine bağlı olarak kanda ve dokularda artar. Dalgıç su yüzeyine çok hızlı çıkarsa nitrojen sıvı içinden çıkarak, dokularda ve kanda gaz kabarcıklarının oluşmasına neden olur. Bunu kolalı bir içeceğin kapağını açtığımızda, sıvı içinden ilk çıkan karbondioksit kabarcıklarına benzetebiliriz. DKH nin kliniği, kan ve dokularda oluşan nitrojen kabarcıklarının derecesine ve yerleşimine bağlıdır. DKH oluşumu için dalış süresinin uzunluğu ve dalış derinliği önemlidir. Ayrıca yorgunluk, dehidratasyon, ateş, dalıştan sonra uçak yolculuğu gibi faktörler de riski artırır. Şişman kişiler daha fazla risk altındadır. Sigara tüketimi ve alkol de riski artırır (8). Dekompresyon, dalgıcın dip zamanını ve dalış derinliğini göz önünde tutarak yüzeye gelirken yapmış olduğu beklemelerdir. Bu bekleme zamanı gelişigüzel kullanılmaz. Hangi derinlikte ve ne kadar bekleme yapılmasını gösteren dekompresyon cetvelleri hazırlanmıştır. Dekompresyona gereksinim duyulmayan sınır, dalgıcın maksimum derinlikte kalıp, beklemeden yüzeye çıkabileceği maksimum zamanı gösterir. Dalgıç yine de çıkış işlemini yavaş ve kontrollü olarak yapmalıdır. Yüzeye çıkıştan sonra nitrojen depolarının deniz seviyesindeki düzeye ulaşması için 12 saat geçmelidir. Bu süreden önce yapılan mükerrer dalışlarda dekompresyon limitleri farklılıklar gösterir. Tanı Tip I DKH, kas-iskelet sistemini, cilt ve lenfatik damarları etkiler. Tip II DKH ise diğer organ sistemlerini tutar. Tip II DKH daha sık görülür ve daha ciddi tabloya yol açar. Tip I DKH de kol ve bacaklar- 110

Dalış Kazaları ve Hastalıkları Rodoplu Ü. da ağrı görülür. Bu ağrı çoğunlukla periartikülerdir, omuz ve dirsekte sıklıkla görülür. Eritem ve lokal hassasiyet sık değildir. Tansiyon aletinin 150-200 mmhg kadar etkilenen eklem üzerinde şişirilmesiyle ağrının gerilemesi oldukça tipiktir (9). Tip I DKH de görülen cilt bulguları arasında pruritis ve eritem görülebilir. Tip I DKH de, rekompresyon tedavisi başlanmalıdır ve acil doktoru daha şiddetli semptomlara karşı dikkatli olmalıdır. SANTRAL SİNİR SİSTEMİ ve DEKOMPRESYON HASTALIĞI Santral sinir sistemi (SSS), yüksek lipid yapısı nedeniyle DKH ye daha yatkındır. Üst lomber bölge daha fazla tutulmaktadır. Bu hastalarda paralizi, parestezi, sırt ağrısı ve bel ağrısı görülebilir. Serebral bulgular arasında baş ağrısı, bulanık görme, diplopi, dizartri, açıklanamayan yorgunluk ve davranış bozukluğu sayılabilir. Bilinç kaybı bu olgularda arteryel gaz embolisi (AGE) olgularına kıyasla daha az görülür (10). İÇ KULAK ve DEKOMPRESYON HASTALIĞI Bu olgularda bulantı, halsizlik, vertigo ve nistagmus görülebilir. Bu olguların barotravmadan ayırt edilmesi için yakınmaların başlama zamanı öğrenilmelidir. Olguların dalış sırasında basınç ayarı yapmada zorlanmaları ve yakınmaların erken başlaması barotravmayı, su yüzeyine çıktıktan sonra başlaması ve beraberinde başka nörolojik yakınmaların da olması DKH yi düşündürür. PULMONER DEKOMPRESYON HASTALIĞI Pulmoner arteryel dolaşıma venöz gaz embolisinin dolması ve birikmesi progresif dispne, öksürük ve göğüs ağrısına yol açar. Fizik muayenede siyanoz, hipotansiyon, santral venöz basınçta ve pulmoner arteryel basınçta artış görülebilir. Solunum arresti görülebilir. Tanı amacıyla kullanılan ultrasonografi, tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi tetkikler hem yeteri kadar duyarlı değildir, hem de tedavide gecikmelere neden olabilir. Venöz dolaşımdaki mikro kabarcıklar ultrasonografi yardımıyla seçilebilir, ancak hastaların semptomlarıyla uyumlu değildir. MRG, olguların %25 inde spinal kord anormalliklerini gösterebilir (11). Pulmoner DKH yi tanımada en etkili yöntem iyi bir öykü ve dikkatli yapılan fizik muayenedir. Ayırıcı tanıda AGE önemlidir (Tablo 3). Her iki tabloda da tedavide rekompresyon yapılır. Ancak iki tablonun birbirinden ayırt edilmesi gerekir. AGE olgularının büyük çoğunluğu, hasta yüzeye çıktıktan sonra ilk 10 dakika içinde ortaya çıkar. DKH olguları ise 10 dakika sonra ve 24 saate yakın bir zamanda çıkabilir. Yine de olguların %30 u dalgıç yüzeye çıkmadan ya da hemen sonra çıkar. Tablo 3. DKH ve AGE ayırıcı tanısı DKH Dalış öyküsü Derinlik ve süreye bağlıdır Dekompresyon limitlerine yaklaşmış Dalıştan sonra uçak yolculuğu Risk faktörleri Yorgunluk Dehidratasyon Ateş, hipotermi Obezite Semptomlar ve bulgular Progresif başlangıç Spinal bulgular sıktır Baş ağrısı Anlamsız yorgunluk Güçsüzlük veya paralizi Parestezi Abdominal ağrı İdrar retansiyonu Fekal inkontinans Periartiküler eklem ağrısı Cilt bulguları Vertigo veya nistagmus Tedavi Rekompresyon AGE Dalış profilinden bağımsızdır Hızlı çıkış Tecrübesizlik Havasızlık Obstrüktif akciğer hastalığı Amfizem Balgam Patent foramen ovale Hızlı başlangıç Serebral semptomlar sıktır Baş ağrısı Bilinç kaybı Konfüzyon Konvülziyon Motor veya his kaybı Kardiyak dizritmi veya arrest Rekompresyon DKM: Dekompresyon hastalığı, AGE: Arteryel gaz embolisi 111

Rodoplu Ü. ARTERYEL GAZ EMBOLİSİ Pulmoner barotravmanın en ağır ve en çok korkulan tablosu budur. Spor amaçlı dalan kişiler arasında en fazla ikinci ölüm nedeni, AGE dir. AGE, gaz kabarcıklarının yırtılmış olan pulmoner venlerden sistemik dolaşıma girmesiyle oluşur. Bu olay çoğunlukla alveoler ya da terminal bronşiyol seviyesinde oluşur. Kabarcıklar kalbi geçtikten sonra küçük arterlere yerleşir ve distal dolaşımı engeller. Tıkanıklığın lokalizasyonuna bağlı olarak bulgular ortaya çıkar. Hava kabarcıkları en çok koroner ve serebral arterleri tıkar. Koroner arterlerde embolinin oluşması kardiyak iskemi, miyokard infarktüsü, disritmi veya kardiyak arreste yol açar. Serebral arterlerin emboli ile tıkanmasına bağlı olarak da akut inme düşündüren bulgular ortaya çıkar. AGE nin klinik bulguları ani, dramatik ve çoğunlukla yaşamı tehdit edici karakterdedir. Dalgıç yüzeye çıktığında bilinç kaybı olması öncelikle akla AGE yi getirmelidir. Olguların %90 ında bulgular ilk 10 dakika içinde ortaya çıkar. İlk bulgu konfüzyon, disoryentasyon, baş ağrısı, konvülziyon ve görme bozuklukları olabilir. Olguların %25-50 sinde de dispne, hemoptizi, göğüs ağrısı gibi pulmoner semptomlar görülebilir. TEDAVİ DKH ve AGE için tek ve kesin tedavi hiperbarik oksijen ile rekompresyondur (12). Tedavide öncelikle rekompresyona başlayana kadar geçen sürede hastanın ABC sinin (hava yolu, solunum, dolaşım) desteklenmesidir (13). Hasta hipoksik ise, hava yolu açık tutulamıyorsa, solunum arresti gelişmişse entübe edilmelidir. Kontrollü hiperventilasyon, SSS bulguları olan hastalarda intrakraniyal basıncı azaltabilir. Hastaya %100 oksijen verilmelidir. Rekompresyon sırasında hacim değişikliklerini önlemek için endotrakeal tüp ve foley sonda kaflarının serum fizyolojik ile şişirilmesi gerekmektedir. Saatte 1-2 ml/kg idrar çıkışı sağlayacak miktarda intravenöz sıvı uygulaması ile doku perfüzyonu sağlanabilir. Nöbet geçiren hastaya 5 mg intravenöz diazepam verilebilir. Mannitol verilmesi önerilmez. DKH ve AGE nin bulgularını azaltacak ya da giderecek hiçbir ilaç yoktur. Aspirin, steroid, lidokain gibi ilaçlar tedavide ve semptomların azaltılmasında kullanılmıştır (14). Ancak kesin yanıt alınamamıştır ve profilaktik kullanımları konusunda daha ileri çalışma yapılması gerekmektedir. Tedavide en önemli aşama tanının zamanında konulması ve rekompresyon yapılacak merkeze transportu ile ilgili çalışmaların hemen başlatılmasıdır (15). Hastaların karadan taşınması daha uygundur (16). Çünkü havadan ulaşım sırasında, yükseklik artışı nedeniyle basınç düşer ve nitrojen kabarcıkları vücuda daha fazla yayılabilir. Hastaların havadan taşınması gerekirse kabin içi basıncının 1000 ayaktan daha düşük olması gerekir. Hastayı transfer sırasında portabl basınç odası kullanılması gerekebilir. Arteryel-venöz dolaşımı artırması için AGE olan olguların supin pozisyonda taşınması uygundur. DKH ve AGE için kesin tedavi, rekompresyondur. Acil doktoru kendi çalıştığı hastaneye en yakın ve uygun basınç odasının yerini öğrenmelidir. Semptom ve bulgular ne kadar ağır olursa olsun, tüm hastaların basınç odasına alınması gerekir. Rekompresyon tedavisinin amacı, hava kabarcıklarının mekanik olarak obstrüksiyona neden olmasını önlemek, nitrojenin atılmasını sağlamak ve iskemik dokuların oksijenlenmesini sağlamaktır. DKH tedavisinde olguların %58-86 sında başarılı sonuçlar alınmıştır (17). Rekompresyon tedavisine 24 saat sonra başlanan olgularda bile sonuçlar oldukça başarılıdır. Bu hastalarda %53 ünde tam iyileşme sağlanmış, %82 sinde de majör bulgular gerilemiştir (18). Tedavi 10-14 gün gecikme halinde bile başlanabilir ve nörolojik semptomların bu olgularda da gerilediği saptanmıştır (19). KAYNAKLAR 1. PADI: 2009 Diver Survey, Professional Association of Diving Instructors, Santa Ana, CA: 2009. 2. Arthur DC, Marguiles RA. A short course in diving medicine. Ann Emerg Med 1987;16:689. 3. Whelan TR. Facial nerve palsy associated with underwater barotrauma. Postgrad Med J 1990;66:465. 4. Green SM, Rothrock SG, Green EA. Tympanometric evaluation of middle ear barotrauma during recreational scuba diving. Int J Sports Med 1993;14:411. 5. Brown M, Lones J, Krohmer J. Pseudoephedrine for the prevention of barotitis media: a controlled clinical trial in underwater divers. Ann Emerg Med 1992;21:849. 112

Dalış Kazaları ve Hastalıkları Rodoplu Ü. 6. Parell GJ, Becker GD. Conservative management of inner ear barotrauma resulting from scuba diving. Otolaryngol Head Neck Surg 1985;93:393. 7. Lafere P, Germonpre P, Balestra C. Pulmonary barotrauma in divers during free ascent training. Aviat Space Environ Med 2009;80:371-5. 8. Sykes JJW. Medical aspects of scuba diving. BMJ 1994;308:1483. 9. Rudge FW, Stone JA. The use of the pressure cuff test in the diagnosis of decompression disease. Aviat Space Environ Med 1991;62:266. 10. Dick APK, Massey EW. Neurologic presentation of decompression sickness and air embolism in sport divers. Neurology 1985;35:667. 11. Warren LP, Djang WT, Moon RE, et al. Neuroimaging of scuba diving injuries to the CNS. AJR Am J Roentgenol 1988;151:1003. 12. Moon RE. Treatment of diving emergencies. Crit Care Clin 1999;15:429-56. 13. Dueker CW. Diving emergencies. Resuscitation 2004;61:239-40. 14. Leitch DR, Green RD. Pulmonary barotrauma in divers and the treatment of cerebral arterial gas embolism. Aviat Space Environ Med 1986;57(10Ptl):931. 15. Greer HD, Massey EW. Neurologic injury from undersea diving. Neurol Clin 1992;10:1031. 16. Haddox R. Under pressure. Responding to eiving emergencies. JEMS 2006;31:80-4. 17. Bond JG, Moon RE, Morris DL. Initial table treatment of decompression sickness and arterial gas embolism. Aviat Space Environ Med 1990;61:738. 18. Ball R. Effect of severity, time to recompression with oxygen, and re-treatment on out-come in forty-nine cases of spinal cord decompression sickness. Undersea Hyperb Med 1993;20:133. 19. Myers RA, Bray P. Delayed treatment of serious decompression sickness. Ann Emerg Med 1985;14:254. Yazışma Adresi/Address for Correspondence Uzm. Dr. Ülkümen RODOPLU Ali Çetinkaya Bulvarı 1438 Sokak No: 1/10 Alsancak, İzmir-Türkiye E-posta: ulkumenrodoplu@yahoo.com Web : www.ulkumenrodoplu.com 113