Koşulsuz Davranışın Yapısı

Benzer belgeler
11. SINIF KONU ANLATIMI 61 DAVRANIŞ

ADIM ADIM YGS LYS Adım DAVRANIŞ 2

ÖĞRENMENIN DOĞASI Gülay ÇENGEL

BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM

O Psiko-motor gelişim farklı değişikliklere uğrasa da bireyin tüm yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir.

GÜDÜLENME. Doç.Dr. Hacer HARLAK - Psikolojiye Giriş I

TÜR NE DEMEKTİR? TÜR TÜR

FİZYOLOJİ Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

TEMEL MANİPLATİF HAREKETLER

Birey ve Çevre (1-Genel)

GÖKKUŞAĞI KOLEJİ PYP SORGULAMA PROGRAMI

HAYVANLAR ÂLEMİ. Nicholas Blechman. Hazırlayan Simon Rogers. Çeviren Egemen Özkan

DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

Edimsel Koşullama ÖĞRENMEDE ÖDÜL VE CEZANIN ROLÜ. Doç.Dr.Hacer HARLAK

Fizyoloji ve Davranış

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır?

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

BİLİŞSEL AÇIDAN ÇOCUK GELİŞİMİNİN BASAMAKLARI

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

Eğitim: İstendik davranış değiştirme ya da oluşturma. Öğrenme: Bireyin kendi yaşantısı yoluyla davranışlarında meydana gelen değişmeye denir.

REHBERLİK VE İLETİŞİM 2

Etoloji(Davranış Bilimi) :Doğal koşullarda hayvan davranışını inceleyen bilim dalına denir.

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

"Yaşayan Bahar", ilkbahar mevsiminin gelişini kutlamak üzere tüm Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen bir etkinlik.

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR

ADIM ADIM YGS-LYS 52. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-12 HAYVANLAR ALEMİ 3- OMURGALI HAYVANLAR SORU ÇÖZÜMÜ

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CAN KARDEŞ KREŞİ REHBERLİK SERVİSİ

Boyut: Belirli bir doğrultuda ölçülmüş bir büyüklüğü ifade etmek için kullanılan geometrik bir terim.

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 18 Mayıs :56 - Son Güncelleme Pazartesi, 18 Mayıs :58

Tepki Örüntüleri Olarak Duygular Duyguların İletişimi Duyguların Hissedilmesi

MOTOR ÖĞRENMENİN FİZYOLOJİK BOYUTLARI

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER

Bilim adamları canlıları hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve mikroskobik canlılar olarak dört bölümde sınıflandırmışlar.

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Değerlendirme. Psikolojiye Giriş. Haftalık okuma raporları. Arasınav (%30) Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Kitap inceleme (%20)

Kinesiyoloji ve Bilimsel Altyapısı. Prof.Dr. Mustafa KARAHAN

Wertheimer, Köhler ve Kofka tarafından geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Gestalt psikolojisi, bilişsel süreçler içerisinde özellikle "algı" ve "algısal

Böceklerdeki Davranış Şekilleri Bölüm: 1 Böceklerde Bazı Yönelim Davranışları... 3

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

BÖLÜM Organizma ve Çevre İlişkileri Organizma, Davranış ve Zihinsel Süreçler Çevre Fizik Çevrenin Organizmayı Etkilemesi

Erkek, dişiden hamile kalır. Ne hayvan ama değil mi! Erkek denizatı, kesesindeki minik yumurtalara gözü gibi bakar. Bu arada yumurtaların yanına

REFLEKSİF HAREKETLER DÖNEMİ

KPSS. Eğitim Bilimleri. ezberbozan. serisi. KPSS Ders Notları. özetlenmiş içerik pratik bilgiler kritik notlar ilgi çekici görseller

ANKSİYETE NOTLARI. Anksiyete, tehlikede olma karşısında bedenin verdiği tepkidir. Kan damarlarımıza adrenalin

ÇEVREMİZDEKİ VARLIKLARI TANIYALIM

Fizyoloji PSİ 123 Hafta Haft 9 a

SINIF YÖNETİMİNİN TEMELLERİ

ELEKTRİKSEL EYLEYİCİLER

FEN VE TEKNOLOJİ. İskeletin Görevleri İskeletin Kısımları 4. SINIF. Soru 1: Vücuda şekil veren ve harekete yardımcı olan sert yapılar nelerdir?

ADIM ADIM YGS-LYS 54. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-14 HAYVANLAR ALEMİ 5- OMURGALI HAYVANLAR-3 SORU ÇÖZÜMÜ

ADIM ADIM YGS LYS Adım EVRİM

CANLILAR DÜNYASINI GEZELİM TANIYALIM

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35)

Seks. Psikolojiye Giriş. 2 zekice soru. Arasınav. Bizi Güdüleyen Nedir? Seks Ders 14

GELİŞİM, KALITIM ÇEVRE ETKİLEŞİMİNİN BİR ÜRÜNÜDÜR.

Merkez Mah. (Yenibosna) Yılanlı Tepe Sok. No:3 Bahçelievler / İSTANBUL Tel: Fax:

*Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir.

Doğada Keşif Yapıyoruz

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI KASIMLI ORTAOKULU FEN BİLİMLERİ DERSİ 6.SINIF BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PLANI (B.E.P)

Veritabanı Yönetimi Bilgisayarların. Keşfi Hedefler. Veritabanı, Veri ve Bilgi. Veritabanı, Veri ve Bilgi. Veritabanı, Veri ve Bilgi

21.Yüzyıl Öğrenenleri İçin Standartlar

Beynin Temelleri BEYNİN TEMELLERİ 1: BEYNİN İÇİNDE NE VAR?

2018 LGS Fen Bilimleri Deneme Sınavı

İnsan beyni, birbiri ile karmaşık ilişkiler içinde bulunan nöron hücreleri kitlesidir. Tüm aktivitelerimizi kontrol eder, yaradılışın en görkemli ve

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

Fiziksel Sistemlerin Matematik Modeli. Prof. Neil A.Duffie University of Wisconsin-Madison ÇEVİRİ Doç. Dr. Hüseyin BULGURCU 2012

BEYİN ANATOMİSİ TEMPORAL VE FRONTAL LOB

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Fen ve Teknoloji 8. bakteri, protist ve bitkiler üreticileri oluşturur. 1.Ünite : Canlılar ve Enerji İlişkileri 1.Besin Zincirinde Enerji Akışı

ALGI VE ALGISAL ÖRGÜTLEME YASALARI

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU

KELEBEK GRUBU OCAK AYI BÜLTENİ

Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre

ÇOK HÜCRELİ ORGANİZMALARIN GELİŞİMİ

Eğitim bilimlerinde birbiri ile karışan kavramlar.

BİLİŞSEL NÖROBİLİM BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

Davranışın evrimi. Seçilimi doğrudan ölçer (mikroevrim) Kesikli karakterler sürekli karakterler

Uzaktan Eğitim. Doç.Dr. Ali Haydar ŞAR

POPÜLASYON EKOLOJİSİ

DUYUSAL ve MOTOR MEKANİZMALAR

Kullanım Durumu Diyagramları (Use-case Diyagramları)

ÜNİTE:1 CANLILARDA ÜREME, BÜYÜME VE GELİŞME

İletişimin Bileşenleri

YETENEK ÖLÇÜMÜ VE YÖNLENDİRME. Y. Doç.Dr. R. Sürhat MÜNİROĞLU

Otizm Spektrum Bozukluğu. Özellikleri

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Öğrenme, Örgütsel Öğrenme

O Dil; Çok geniş anlamıyla dil, düşünce, duygu ve güdüleri, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracıdır.

araştırma alanı Öğrenme Bellek Algı Heyecanlar PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ

Adım-Soyadım:... Aşağıdaki parçayı okuyalım. Ardından soruları yanıtlayalım.

Transkript:

Koşulsuz Davranışın Yapısı B U N L A R I B İ L İ Y O R M U Y D U N U Z? Öğrenme, organizmanın koşulsuz davranışı tarafından sınırlanır. Koşulsuz davranış karmaşık ve sistematik yollarla organize edilmiştir. Organize olmuş ortaya çıkarılan davranış, iyi koordine edilmiş sosyal etkileşimlerle sonuçlanabilir. Türe özgü veya içgüdüsel davranış değişmez değildir. Ortaya çıkarılan davranışın bazı türleri, hayvanın güdüsel durumundan etkilenir. Karmaşık bir çevredeki davranışlar, küçük izole edilmiş uyarıcı özellikleri ile idare edilebilir.

Öğrenme, organizmanın yaşantılarından yararlanmasını olanaklı hale getirir. Öğrenme aracılığıyla, davranış, organizmayı çevresi ile olan etkileşiminde daha etkili kılmak üzere değiştirilebilir. Hayvanlar, yiyeceğin ne zaman ve nerede mevcut olduğunu öğrenerek daha etkili bir şekilde yiyecek arayabilirler (Kamil & Clements, 1990); ne zaman ve nerede bir yırtıcıyla karşılaşacaklarını öğrenerek kendilerini daha başarılı bir şekilde savunabilirler (Hollis, 1990) ve ne zaman ve nerede potansiyel bir cinsel partnerle karşılaşacaklarını öğrenerek üremede daha etkili olabilirler (Domjan, 1994; Hollis, 1990). Şekillendirme, Davranışın Homojen ve Heterojen Yapıtaşları Öğrenmenin tüm örneklerinde organizmanın davranışı, onun önceki yaşantıları tarafından değiştirilir veya şekillendirilir. B. F. Skinner, 6. Bölümde daha detaylı anlatılacak olan koşullama yordamının belli bir türünden bahsederken şekillendirme terimini ilk kez ortaya atmıştır. Bu kısımdaki amacımız açısından, bir organizmanın davranışının, şekillendirme yoluyla, dereceli olarak ve tamamen yeni tepkiler vermesini olanaklı kılacak şekilde değiştirilebileceğini göstermek yeterli olacaktır. Örneğin, bir çocuğun eşgüdümsüz kol ve bacak hareketleri, havuzda hızlı bir şekilde yüzmesini sağlamak üzere dereceli olarak şekillendirilebilir. Skinner, bir heykeltıraşın bir kil parçasını nasıl adım adım değiştirdiği ve kalıba soktuğu analojisinden yola çıkarak, şekillendirme terimini kullanmıştır (Skinner, 1953). Örneğin, bir heykeltıraş bir kuğu heykeli yapmak istediğinde, şekilsiz bir kil parçası ile işe başlar. Sonra, kil parçasının orasından burasından fazlalıkları keserek, kili özel bir takım teknikler kullanarak bir şekle sokmaya başlar. Bu şekilde devam ettikçe, yavaş yavaş tanınabilir bir kuğu figürü ortaya çıkar. Benzer bir şekilde, öğrenme de, organizmanın davranışını değiştirebilir ya da şekillendirebilir ve sonuçta birey tamamen yeni bir biçimde davranışta bulunmaya başlar. Bir kil parçasının, kuğu biçimine dönüştürülmesi benzetmesi, davranışın öğrenme yoluyla nasıl değiştirilebildiğine ilişkin bir fikir vermektedir. Buna karşın, bu benzeşimin ciddi bir eksikliği vardır. Kil, her yönde aynı kolaylıkla şekillendirilebilecek bir maddedir. Oysa, davranış için durum böyle değildir. Davranış her yönde ve aynı kolaylıkla şekillendirilemez. Davranıştaki değişiklikler, belirli davranışları diğerlerinden daha kolay yapmamızda belirgin farklılıklar yaratan, genetik olarak programlanmış eğilimler bağlamında ortaya çıkar. Örneğin, hayvanları yiyecek ile ilgili uyarıcılara yaklaşmak ve yönlendirmek için eğitmek (Hearst & Jenkins, 1974), onları bu tür uyarıcılardan kurtulmak veya geri çekilmek için eğitmekten (Breland & Breland, 1961; Timberlake, Wahl, & King, 1982) çok daha kolaydır. Öğrenme yordamları, yeni davranışı, bir heykeltıraşın kili yeni bir nesneye dönüştürmesi gibi şekillendirmez. Öğrenmede davranışın yapıtaşlarını anlayabilmek için daha uygun bir benzeşim kilden ziyade tahta parçasıdır (Rachlin, 1976). Kilden farklı olarak tahta, heterojen ve pürüzlü bir yapıdadır. Damarlıdır ve budaklara sahiptir. Tahtayı damarları boyunca kesmek daha kolaydır ve damarların içine doğru kesmek yerine bu şekilde, ağacın damarları boyunca kesmek, daha düzgün hatların oluşması ile sonuçlanır. Ayrıca, tahtada, düğümlerin etrafını kesmek onların içine doğru bir işlem yapmaktan daha kolaydır. Tahtadan heykel yapıyorsanız, bu heterojenlik yüzünden heykelin, tahtadaki damarları ve düğümleri göz önünde bulundurarak, nasıl şekillendirilebileceğine çok dikkat etmek zorundasınızdır. Benzer biçimde, öğrenme psikologları da, bir organizmaya öğretmeye çalıştıkları davranışların, organizmanın daha önceden varolan davranışsal eğilimleri ile ne kadar uyumlu olduğuna dikkat etmek zorundadır. Her öğrenme durumu, bireyin daha önceden varolan davranışları ile kullanılan talim yordamları arasındaki etkileşimi yansıtır. Öğrenme ile getirilecek değişiklikler, homojen olarak değiştirilebilen bir yapıtaşına değil, ama, daha önceden varolan heterojen davranışsal yapıya eklenir. Bu nedenle, öğrenmenin nasıl ortaya çıktığını anlamak için organizmanın öğrenme durumuna getirdiği heterojen davranışsal yapıtaşını göz önünde bulundurmak gerekir.

Öğrenmenin, davranışın öğrenilmemiş yönlerine olan bağımlılığı, bazı öğrenme alanlarında diğerlerine göre daha fazla vurgulanmıştır. Davranışın koşullu ve koşulsuz yönleri arasındaki etkileşim, Pavlovian koşullama ve kaçınma öğrenmesi çalışmalarında dikkat odağı olmuştur (bkz. Bölüm 4 ve 10). Bununla birlikte, biz öğrenme etkilerinin öğrenilmemiş davranışsal eğilimlerle nasıl değiştiğini çok sayıdaki örnekle göreceğiz. Refleks Kavramı Koşulsuz davranışın en küçük birimi reflekstir (reflex) (bkz. Şekil 2.1). Refleks kavramı Fransız filozof René Descartes (1596-1650) tarafından formüle edilmiştir. Descartes, bugün pek çoğumuza tanıdık gelen; fakat 17. yüzyıl için keşif niteliği taşıyan, davranışla ilgili düşünceleri ile Batı felsefesine katkılarda bulunmuştur. Descartes, zamanın diğer filozoflarının da yaptığı gibi, insan davranışının önemli yönlerinin istemli olduğuna inanıyordu. Buna karşın, Descartes, otomatik ve doğası istemsiz gibi görünen bazı hareketlerden de etkilendi ve istemsiz davranışı tanımlamak için refleks kavramını önerdi. Descartes refleks kavramını, Fransa da bir parkta gördüğü hareketli heykeller üzerine temellendirdi. Descartes ın zamanında Disney Stüdyolarındaki gibi karmaşık biçimlerde hareketlendirilen karakterler yoktu; fakat, Descartes ın sık sık dolaşmaya çıktığı parklardan birisinde, yanlarından geçtiğinizde kol ve bacaklarını hareket ettiren heykeller vardı. Heykelleri hareket ettirebilmek için, heykellerin kolları ve Duyusal nöron Ara nöron Omurilik kesiti bacakları bağlantı yerlerinden birbirine tutturulmuştu. Bir Motor nöron ŞEKİL 2.1 Basit reflekslerin sinirsel organizasyonu. Refleks tepkisi için çevresel uyarıcı, duyusal mesajı omuriliğe taşıyan bir duyusal nöronu aktif hale getirir. Buradan sinirsel impulslar, impulsları motor nörona geçiren ara nörona iletilir. Motor nöron da refleks tepkisini vermek üzere, gereken kasları harekete geçirir. dizi kaldıraç ve zincir ile kollar, bacaklar ve eklem yerleri de heykelin yanındaki yürüyüş yolu boyunca basılan taşlara bağlanmıştı. Ne zaman birisi bu taşlardan birine bassa, basınç heykele taşınıyor, heykelin kolunun veya bacağının hareket etmesine neden oluyordu. Hareket eden heykeller canlıymış gibi görünüyorlardı. Descartes, bazı insan ve hayvan davranışlarını heykellerin davranışlarına benzer buluyordu. Descartes, insanların ve hayvanların belirli çevresel uyarıcılara tepki olarak, belirli hareketler sergilediklerine işaret etti. Örneğin, parmağımızı sıcak bir sobaya dokundurduğumuzda hemen elimizi çekeriz; ani bir gürültü duyduğumuzda içgüdüsel olarak irkiliriz ve ayağımız kaydığında kolumuzu uzatırız. Belirli uyarıcılara verilen benzeri tepkiler ortaya çıkarılan davranışın (elicited behavior) örnekleridir.

Descartes ın gördüğü heykellerin hareketleri, bu anlamda, ortaya çıkarılan davranışın yansımalarıdır; diğer bir deyişle, heykelle bağlantılı taşa uygulanan kuvvettir. Descartes, refleks terimini, davranışın, ortaya çıkarıcı uyarıcının bir yansıması olduğu fikrini anlatmak için kullanmıştır. Uyarıcı girdisinden tepki çıktısına kadar olan tüm birime refleks yayı (reflex arc) denir. Refleksler, yaşamsal işlevleri sürdürmek için gerekli olan birçok davranışı içerir. Solunumla ilgili reflekslerimiz yeterli hava almamızı sağlarlar. Emme refleksi, yeni doğanın süt ile ilk temasını sağlar ve çiğneme, yutma ve sindirme refleksleri de yaşam boyunca besinleri almamız açısından çok önemlidir. Bedenin duruşu ile ilgili refleksler sabit vücut pozisyonlarını koruyabilmemizi sağlar ve geri çekilme refleksi bizi zarar görmekten korur. Descartes dan 250 yıl kadar sonra, refleksi araştıranlar ilk olarak fizyolojik sorularla karşılaştılar. Bilim adamları refleks yayının sinirsel dolaşımını, sinirsel iletim mekanizmalarını ve refleksin çeşitli fizyolojik sistemlerdeki rolünü çalıştılar. Bu araştırmalar yirminci yüzyılda hızlanarak devam etti. Buna ek olarak, ortaya çıkarılan davranış düşüncesi, dışarıdan gözlenebilen davranışın daha karmaşık formları olarak genişletildi. Bu işin çoğu, yeni ortaya çıkan ve biyolojide davranışın işlevsel birimlerinin gelişimini ve evrimini ele alan bir uzmanlık alanı olan etoloji (ethology) alanında yapıldı (Baerends, 1988). Karmaşık Ortaya Çıkartılan Davranış Formları Etologlar, çeşitli türlerde karmaşık sosyal davranışların, sosyal uyarıcılar tarafından ortaya çıkarılan tepki bileşenlerinden oluştuğunu keşfetmişlerdir. Örneğin, erkek stickleback balığı çiftleşme sezonu boyunca kendisine küçük bir bölge oluşturur ve buraya bir yuva yapar. Bölge oluşturulduktan sonra, davetsiz bir erkek misafirin yaklaşması, bölge sakininde bir savunma tepkisi ortaya çıkarır. Bunun tersine, eğer bir dişi bölgeye girerse, erkek bölge sakini, bu sefer, zig-zag yüzme hareketleriyle dişiye kur yapmaya başlar (bkz. Şekil 2.2). Zig-zag kur yapma hareketleri, dişiyi yuva tüneline doğru erkeği takip etmesi için uyarır. Dişi başı bir uçta, kuyruğu diğer uçta olmak üzere bir kez tünele girdiğinde, erkek dişinin kuyruğunun alt kısmını uyarır. Bu, dişinin yumurtalarını bırakmasını sağlar. Sonra dişi yuvayı terk eder; erkek yuvaya girer ve yumurtaları döller. Bundan sonra, bölgeye yaklaşmak isteyen dişileri reddeder, onları ve yumurtalara zarar verebilecek diğer balıkları yuvadan uzak tutmaya çalışır ve yumurtalar çatlamaya başlayıncaya kadar, oksijen sağlamak için yumurtaları kuyruğuyla yelpazeler (bkz. Tinbergen, 1952). Bu karmaşık davranışsal düette, erkek ve dişinin her biri kendine özgü rollere sahiptir. Dişi tarafından sağlanan uyarıcılar, erkek bölge sakini üzerinde belirli hareketleri tetikler (zig-zag yüzme); buna karşılık olarak, erkeğin davranışı da dişinin bir takım tepkilerini tetikleyen uyarıcıları sağlar (erkek bölge sakinini yuvaya kadar takip etme); sonra dişinin davranışı erkekten gelecek olan diğer tepkileri yönlendirir ve bu böylece devam eder. Sonuç, iyi bir biçimde koordine olmuş bir sosyal tepkiler dizisidir. Davranış zinciri, sadece erkek, dişiden gelecek olan bir sonraki tepki için gerekli uyarımı ortaya çıkarırsa ve dişi de erkeğin bir sonraki tepkisi için gerekli olan uyarımı ortaya çıkarırsa işler. Eğer katılımcılardan birinin tepkisi partnerindeki bir sonraki tepkiyi tetiklemek için yetersiz olursa, hareket dizgesi kesintiye uğrar ve sosyal etkileşim sona erebilir.

ŞEKİL 2.2 Stickleback lerde kur yapma ve üreme davranışı sırası. (A) Erkek dişiye doğru zig zag hareketlerle yüzer. (B) Erkek dişiyi yuvaya yönlendirir. (C) Dişi yuvaya girer ve yumurtalarını bırakır. (D) Erkek yumurtaları dölledikten sonra gelişmeleri için yeterli oksijeni üzere sağlamak onları havalandırır. (Tinbergen, 1952 den sonra). SABİT-AKSİYON ÖRÜNTÜLERİ Etologlar tarafından yapılan dikkatli gözlemler sayesinde, stickleback lerin cinsel davranışlarıyla ilgili olarak yukarıda değinilen örüntüye benzer, çok sayıda ortaya çıkarılan tepkiler dizisinden oluşan, karmaşık sosyal ve sosyal olmayan davranışlara ilişkin örnek elde edilmiştir. Ortaya çıkarılan tepkiler, yuva yapma, kuluçkaya yatma, yenidoğanın ana-baba tarafından bakımı, tımarlanma, yiyecek arama ve savunucu davranışlar gibi davranışları da içerecek biçimde, oldukça geniş bir davranışsal yelpazeye yayılmıştır (Alcock, 1993). Ortaya çıkarıcı davranışın her bir birimi karakteristik bir tepkiden ve onun uygun ortaya çıkarıcı uyarıcısından oluşur.

100 80 Yaklaşma Tepkisi 60 40 20 0 Canlı dişi Tam vücut Baş+Boyun Gövde Dişi Uyarıcı ŞEKİL 2.3 Cinsel olarak olgun bir erkek bıldırcının, canlı bir dişiye, bir dişinin tüm vücudundan oluşan, sadece bir dişinin başından ve boynundan oluşan ve başsız ve boyunsuz dişi vücudundan oluşan taksidermik modellere yaklaşma tepkileri. (Domjan & Nash, 1998 den sonra). Ortaya çıkarıcı davranışın bu birimleri genellikle sabit-aksiyon örüntüsü (fixed-action pattern) veya FAP olarak adlandırılır. Aksiyon örüntüsü terimi tepki yerine kullanılmıştır; çünkü, sözü geçen aktiviteler göz kırpma veya bir bacak kasının gerilmesi gibi tek bir kas ile sınırlı değildir. Tımarlanmada, yiyecek aramada, kur yapmada ve ebeveynsel davranışta ortaya çıkarılan tepkiler, farklı birçok kasın koordineli bir biçimde çalışmasını gerektirir. Sabit kelimesi ise, türün üyelerinin çoğunun, söz konusu aksiyon örüntüsünü sergilediğini ve bunu çok basmakalıp veya sabit olarak yaptığını ifade etmek için kullanılmıştır. Bir aksiyon örüntüsü türe özgüdür. Örneğin, memeli yavruları, tipik olarak, emerek beslenirler; yavru martılar tipik olarak, ağzını açıp ebeveynden yemek alarak beslenir ve civcivler tipik olarak yerdeki küçük noktaları gagalayarak beslenirler. Sabit aksiyon örüntüleri, türün karakteristikleri olduğu için, türe-özgü davranışın (species-typical behavior) örnekleridir. İŞARET UYARICISI Sabit-aksiyon örüntüleri uyarıcının zengin ve karmaşık olarak sıralandığı bağlamlarda ortaya çıkar. Örneğin, gördüğü bir dişiye cinsel olarak çekilen bir erkek bıldırcın veya erkek hindiyi ele alalım. Dişi, üzerinde pek çok görsel ipucunu taşımaktadır. Görsel ipuçları, dişinin çeşitli vücut parçaları (baş, boyun, gövde, bacaklar) ve davranışları tarafından sağlanır. Aynı zamanda, dişi, işitsel ve kokuyla ilgili uyarımlar da sağlayabilir. İlginç olarak, bu ipuçlarının çoğu, erkek cinsel davranışını ortaya çıkarmada kritik ipuçları değildir. Dişi tarafından sağlanan çeşitli uyarıcılardan hangilerinin erkek cinsel davranışını ortaya çıkarmak için gerekli olduğuna karar vermek için, araştırmacılar, erkekleri, canlı dişilerle ve dişilerin taksidermik modelleri ile test etmişlerdir. Örneğin, bir çalışmada (Domjan & Nash, 1988), bazı modeller bir dişinin kafası ve tüm vücudundan oluşmuştur. Diğer modeller dişinin sadece kafasından ve boynundan veya sadece başsız vücudundan oluşmuştur. Şekil 2.3 erkek bıldırcının çeşitli tiplerde hazırlanan söz konusu dişi uyarıcılara yaklaşma ve onların yanında kalma eğilimini göstermektedir.

Erkek bıldırcın, dişi bıldırcından hazırlanan ve baş, boyun ve gövdeden oluşan tam taksidermik modele, canlı bir dişiye tepkide bulunduğu kadar güçlü bir şekilde tepkide bulunmuştur. Bu sonuç, canlı bir dişi tarafından sağlanan hareket ipuçlarının, işitsel ipuçlarının ve kokuyla ilgili ipuçlarının yaklaşma tepkisini ortaya çıkarmakta önemli olmadığını göstermiştir. Kuşlar, sadece dişinin baş ve boynunun kullanıldığı model üzerinde yer alan görsel ipuçlarına da güçlü bir şekilde tepki vermişlerdir. Aslında, erkek bıldırcınların baş ve boyundan oluşan dişi modele verdikleri tepkiler, baş, boyun ve gövdeden oluşan tam dişi modeline verdikleri tepkilerle -ihmal edilebilir bir farkla- aynıdır. Bu dikkate değer bir sonuçtur. Açık bir şekilde, erkek bıldırcın, bir dişiyi, sadece dişinin baş ve boynundaki görsel ipuçları ile tanıyabilmektedir. Vücudun geriye kalan kısmının, sesinin, kokusunun ve hareketlerinin tümü önemsizdir. Bir sabit-aksiyon örüntüsünü ortaya çıkarmak için gerekli olan uyarıcılar setine işaret uyarıcısı (sign stimulus) denir. Erkek bıldırcınlar ve hindiler ele alındığında, dişinin başı ve boynu onun dişi olduğuna işaret eder (Schein & Hale, 1965). Bir işaret uyarıcısı, genellikle, bir sabit aksiyon örüntüsünden önce gelen ipuçlarının çok küçük bir parçasıdır. Örneğin, martı yavrularında gagalama tepkisi, annenin gagasındaki belirgin kırmızı bir leke tarafından ortaya çıkarılır (bkz Şekil 2.4). Annenin gagasının sivri şekli, söz konusu belirgin leke ile birlikte, yavruları ebeveynin gagasını gagalamak üzere uyarır. Bu da ebeveynin yavruyu kusarak beslemesine neden olur. Ebeveynin diğer özellikleri (kafasının şekli, gözleri, yuvaya nasıl indiği ve çıkardığı sesler) önemli değildir (Tinbergen & Perdeck, 1950). Kırmızı leke Şekil 2.4 Martı yavrularında gagalama tepkisi için işaret uyarıcısı, annenin gagasının yanında bulunan kırmızı bir lekedir. Ortaya Çıkarıcı Davranışların Organizasyonu Her ortaya çıkarıcı uyarıcı ile karşılaşıldığında, refleks veya sabit aksiyon örüntüsü otomatik olarak meydana gelseydi, davranış bir miktar düzensiz olurdu. Ortaya çıkarıcı tepkiler birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıkmazlar. Daha çok, özel yollarla örgütlenirler. Sonraki bölümlerde göreceğimiz gibi, bu örgütlenmelerin bir bölümü öğrenme ve yaşantıların bir sonucudur. Bu bölümde, açık bir şekilde öğrenmenin ürünü olmayan davranışsal örgütlenmeler ele alınacaktır.

MOTİVASYONEL FAKTÖRLER Sabit aksiyon örüntülerini koordine eden önemli bir faktör, organizmanın içsel durumudur. Pek çok aksiyon örüntüsünün ortaya çıkışı, organizmanın güdüsel durumuna bağlıdır. Örneğin, pek çok türde kur yapma ve cinsel tepkiler sadece çiftleşme mevsiminde gerçekleşir. Aslında, durum daha fazla da sınırlandırılabilir. Bir erkek stickleback çiftleşme döneminde bir dişiye sadece kur yapmak zorunda değil; aynı zamanda bunun için bir tünel açmak ve içine de bir yuva kurmak zorundadır. Bu ön koşullar, kur yapma davranışı için güdüyü başlatmaya veya yaratmaya hizmet eder. Güdüsel faktörler, saldırganlık, beslenme ve ebeveynsel davranışın çeşitli türlerini de içerecek şekilde, çok çeşitli sabit aksiyon örüntülerinde tanımlanırlar. Güdüsel durum sabit-aksiyon örüntüsü için sahneyi hazırlar ve söz konusu sabit aksiyon örüntüsü bir işaret uyarıcısı tarafından tetiklenir. Bu bakımdan, hayvan belirli bir güdüsel durumda olduğunda, işaret uyarıcısı, sabit aksiyon örüntüsünü salıverir. Bunun için bir işaret uyarıcısı, bazen bir salıverici uyarıcı (releasing stimulus) olarak da adlandırılır. Etologlar, organizmanın güdüsel durumunu, organizmanın davranışını içeren anahtar faktörlerden birisi olarak ele alırlar (Lorenz, 1981). Buradan hareketle, güdüyle ilgili kavramları kullanarak sabit aksiyon örüntülerinin nasıl organize edildiklerini açıklamaya yönelik olarak, davranışların hidrolik modeli (hydraulic model) adında etkili bir model formüle etmişlerdir. Hidrolik model, belirli faktörlerin, belirli tipteki güdülerin ya da dürtülerin gelişmesini sağladığını öne sürer. Örneğin, açlık dürtüsü, enerjinin harcanması ve besinlerin kullanılmasıyla ortaya çıkar. Bu dürtü, yiyecekle ilgili uyarıcılara seçici dikkat göstermeye neden olur ve yiyecek ile ilgili sabit-aksiyon örüntülerini harekete geçirme eşiğini düşürür. Yiyecek bulunup tüketildiğinde, açlık güdüsü boşalır. Yani, güdüsel durum, yeme ile ilgili sabit-aksiyon örüntülerini kolaylaştırır ve bu tepkileri sergilemek için ortaya çıkan fırsatlar, güdüsel durumu azaltır. APETETİF VE DOYURUCU DAVRANIŞ Ortaya çıkarılan davranış aynı zamanda ardışık bir tarzda örgütlenmiştir. Belirli tepkiler diğerlerinden önce ortaya çıkma eğilimindedir. Etologlar, dürtü durumunun boşalmasına ilişkin olarak, iki temel bileşenden oluşan bir tepki dizgesi tanımlamışlardır. Bunlardan ilki, apetetif davranıştır (appetitive behavior). Beslenme sisteminde apetetif davranış, yiyecek aramayı içeren tepkilerden oluşur. Apetetif davranış oldukça değişkendir ve genel uzamsal ipuçlara tepkide bulunma ile ortaya çıkar. Örneğin, bir sincap bir parça yiyecek aramak için, yemiş ve meyve içeren ağaçları ve çalılıkları tanımlamaya yardım eden uzamsal ipuçlarına odaklanacaktır. Apetetif davranış, geniş ve olası aktivitelere fırsat sağlayan bir alanda oluşur. Yiyecek arama süreci boyunca, sincap, açık çayırlarda koşabilir, kayalara, ağaçlara tırmanabilir, bir ağaç dalından diğerine atlayabilir. Sincap bir parça yiyecek ile karşılaşınca, davranışları daha kalıplaşmış ve sınırlandırılmış bir hale gelir. Şimdi, sincap bir yerde durur, arka ayakları ve kuyruğu üzerinde oturur; bulduğu yemişi (bu bir fındık tanesi olabilir) ön pençelerine alır; kırıp, açar; yiyeceği çiğner ve yutar. Bunun gibi daha kalıplaşmış türeözgü aktiviteler doyurucu davranış (consummatory behavior) olarak adlandırılır. Ortaya çıkarıcı davranış zinciri, sabit-aksiyon örüntüleri ile sonlanır; çünkü bu tepkiler, güdü veya dürtü durumunu boşaltır. Doyurucu terimi sonlanmaya veya güdüsel bir tepki dizisinin tamamlanması na karşılık gelmektedir. Beslenme sisteminde doyurucu davranış, yiyeceğin tüketilmesini içerir; fakat, bu durumda Genel araştırma adlandırmadaki benzerlik sadece Odaksal araştırma Yiyeceği ele geçirme ve sindirme ŞEKİL 2.5 Beslenme davranış sisteminin bileşenleri. Beslenme davranış zinciri, potansiyel yiyecek yerleri için genel arama modu ile başlar. Bir kere potansiyel yiyecek bölgesi saptandığında, hayvan o bölgede odaksal araştırmaya geçer. Hayvan, yiyeceği bulması üzerine, ele geçirme ve sindirme tepkilerinde bulunur.

bir rastlantıdır. Cinsel davranış sisteminde, doyurucu davranış, tam bir cinsel birleşmeye hizmet eden çiftleşme tepkilerinden oluşur. Savunmacı davranış sisteminde, doyurucu davranış saldırgana karşı verilen ani vurma tepkisidir. Apetetif ve doyurucu davranışla ilgili bir başka düşünme yolu, apetetif davranışı, bir organizmanın uyarıcılarla temas haline gelmesini sağlayan aktivitelerden oluştuğu şeklinde görmektir. Bu uyarıcılar da tepki dizisini sonlandırmaya yarayan sabit-aksiyon örüntülerini ortaya çıkarır. Örneğin, erkeğin apetetif cinsel davranışı, bir dişi aramayı içerir. Bir kere bir dişi ile karşılaşıldığında dişi tarafından sağlanan uyarıcılar, daha sınırlı bir ranjdaki kur yapma ve çiftleşme tepkilerini ortaya çıkarır. Çiftleşme tepkileri, daha sonra cinsel davranışa yönelten güdüyü boşaltır ve cinsel davranış zinciri tamamlanır ya da sonlanır. DAVRANIŞ SİSTEMLERİ Koşulsuz davranışın yapısı üzerine yapılan son çalışmalar ortaya çıkarıcı davranış zincirlerinin apetetif ve doyurucu davranıştan daha fazla alt bölümlere ayrılması gerektiğini önermektedirler. Örneğin, Timberlake (1994) beslenme sistemini en az üç bileşenle tanımlamıştır (bkz. Şekil 2.5). Daha ayrıntılı formüle edilen bu görüşe göre, beslenme davranış zinciri, bir genel arama modu ile başlar. Genel arama modunda (general search mode) hayvan, kendisinin çeşitli potansiyel yiyecek kaynakları ile temasa geçmesini sağlayan davranımlarda bulunarak çevredeki genel özelliklere reaksiyon verir. Örneğin bir bal arısı, çiçekli çalılıkları veya diğer bitkileri arayarak etrafta uçar. Hayvan bir kere potansiyel bir yiyecek kaynağı bulduğunda, daha sınırlı bir tepki modu olan odaksal arama moduna (focal search mode) geçer. Odaksal arama modunda arı, bir çiçekten diğerine giderek bir çalılığa odaklanır. Özgün bir çiçekle karşılaşması üzerine, arının davranışı yiyeceği ele geçirme ve tüketme moduna geçecektir. Bu tepki modu, etologların doyurucu davranış olarak adlandırdıkları davranışlara benzer ve çiçeklerden nektar toplamayı ve nektarı sindirmeyi gerektiren tepkilerden oluşur. Davranış sistemleri (behavior systems), organizmaların hayatları boyunca tamamlamak zorunda oldukları biribirlerinden farklı, çok çeşitli fonksiyonlar için betimlenmiştir: Çocukların bakımı, tımarlama, savunma ve üreme. Davranış sistemlerinin burada vurgulanması gereken bir kaç özelliği bulunmaktadır: 1. Davranış sistemleri, sadece apetetif ve doyurucu davranıştan oluşmaktan ziyade, üç veya daha fazla davranış modu zincirinden oluşur. Organizma, karşılaştığı çevresel olaylara bağlı olarak, bir tepki modundan diğer tepki moduna (genel araştırmadan, odaksal araştırmaya) geçer. 2. Tepki modlarının sırası doğrusaldır. Organizma, tipik olarak, zincirde bir basamak atlamaksızın, bir tepkiden sonrakine geçer. Örneğin, bir sincap, odaksal araştırma modunda yiyecekle karşılaşmadan yiyeceği ele geçiremez. 3. Tepki sırası doğrusal olmasına rağmen, tek yönlü değildir. Bir hayvan, duruma bağlı olarak sırada ileriye doğru gidebilir veya geri dönebilir. Bir sincap odaksal araştırma modu sırasında açıp, kırmaya değecek fındık bulamazsa, genel arama moduna geri döner. 4. Son olarak, her bir tepki modu, sadece karakteristik tepkileri içermez, aynı zamanda belirli tipteki uyarıcılara olan duyarlılığı ve dikkati de arttırır. Genel arama modunda yiyecek arayan bir arı, çiçekleri olmayan çalılıklara karşı, çiçekleri olan çalılıkları arar. Odaksal araştırma modunda, arının araştırmak için seçtiği çalılığın üzerinde çiçeklerin nerede olduğuna odaklanmak en uygun davranıştır. Son olarak, yiyeceği ele geçirme modunda, çiçeğin nektar içeren kısmına odaklanır. Böylece, çeşitli davranış modları sadece tepki türü bakımından değil, aynı zamanda davranışı yönlendiren uyarıcıların türleri bakımından da farklılaşmaktadır. Özet

Tüm öğrenme durumları, bireyin önceden varolan davranışları ve kullanılan eğitme yordamları arasındaki bir etkileşimi yansıtır. Yani, öğrenmenin nasıl meydana geldiğinin anlaşılması, koşulsuz davranışsal mekanizmaların değerlendirilmesini gerektirir. Koşulsuz davranış, homojen ve her yönde değiştirilebilir değildir; kendine özgü bir yapıya sahiptir. Koşulsuz davranışın en basit birimi reflekstir. Refleks özgün ortaya çıkarıcı uyarıcılardan ve ona uygun olarak ortaya çıkarılan tepkilerden oluşur. Etologlar tarafından çalışılan ortaya çıkarılan davranışın daha karmaşık formları, işaret uyarıcıları tarafından ortaya çıkarılan sabit-aksiyon örüntülerini içerir. Etologlar, sabit-aksiyon örüntülerinin kontrolünde bazı güdüsel faktörleri tanımlamışlardır ve ortaya çıkarılan davranışın, yönlendirici tepkilerle başlayan ve doyurucu davranış ile sona eren yordanabilir bir dizi aktiviteden oluştuğuna işaret etmişlerdir. Bu düşünceler, davranış sistemlerinin karşılaştırmalı olarak kavramlaştırılmasını sağlamıştır. Bir davranış sistemi, her biri belirli tepkilerle ve belirli tipteki uyarıcılara karşı artmış bir duyarlılık ile karakterize olmuş ve sırayla organize edilmiş tepki modları setinden oluşur. Önerilen Okumalar BAERENDS, G. P. (1988). Ethology. In R.C. Atkinson, R. J. Herrnstein, G. Lindzey, &R. D. Luce (Eds.), Stevens handbook of experimental psychology (Vol. 1, pp. 765-830). New York: Wiley. RACHLIN, H. (1976). Behavior and learning. San Francisco: W. H. Freeman. Özellikle 3. Bölüme bakınız (pp.102-154). TIMBERLAKE, W. (1994). Behavior systems, associationism, and Pavlovian conditioning. Psychonomic Bulletin & Review, 1, 405-420. TINBERGEN, N. (1951). The study of instinct. Oxford: Clarendon Press. Teknik Terimler Apetetif davranış Davranış sistemleri Doyurucu davranış Etoloji Genel arama modu Hidrolik model İşaret uyarıcısı Odaksal arama modu Ortaya çıkarılan davranış Refleks Refleks yayı Sabit aksiyon örüntüsü Salıverici uyarıcı Türe özgü davranış