LOUIS GARDET (1904-1986): Fransa, Toulouse doğumlu Katolik bir rahip; tarihçi; Yeni Thomasçı bir kültür filozofu; Müslüman-Hıristiyan diyaloğunun öncülerinden olan Fransız oryantalisti. Louis Gardet, L. Massignon ekolünün parlak temsilcilerindendir. Başta kelâm, tasavvuf ve İslam felsefesi olmak üzere, İslam kültür ve medeniyeti hakkında karşılaştırmalı araştırmalar yapmış, yirmi bir kitap ve 100 den fazla makale yayımlamıştır. Bazı eserleri: Introduction à la théologie musulmane, essai de théologie comparée (Paris, Vrin, 1946); La pensée religieuse d Avicenne (Paris, Vrin, 1951); Expériences mystiques en terres non chrétiennes (Paris, Alsatia, 1953); L Islam (Saint-Alban-Leysse, Collège théologique dominicain, 1956); Connaître l islam (Paris, Fayard, 1958); Mystique musulmane. Aspects et tendances, expériences et techniques (Paris, Vrin, 1961); L islam. Religion, et communauté, (Paris, Desclée De Brouwer, 1967); Dieu et la destinée de l homme (Paris: J. Vrin, 1967; Les hommes de l islam, approche des mentalités (Paris, Hachette, 1977); L Islam: hier, demain (Paris, Buchet-Chastel, 1978). İdeaAyrıntı Dizisi Ayrıntı Yayınları
Ayrıntı: 800 İdeaAyrıntı Dizisi: 22 Müslüman Site Toplumsal ve Siyasi Hayat Louis Gardet Kitabın Orijinal Adı La cité musulmane (vie sociale et politique) İdeaAyrıntı Dizi Editörü Burhan Sönmez Fransızca dan Çeviren Ahmet Arslan Yayıma Hazırlayan Zerrin Kurtoğlu Şahin Son Okuma Onur Koçyiğit Librairie Philosophique J. Vrin, Paris, 1954 Bu kitabın Türkçe yayım hakları Ayrıntı Yayınları na aittir. Kapak Fotoğrafı Naftali Hilger/arabianEye/Getty Images Turkey Kapak Tasarımı Gökçe Alper Dizgi Hediye Gümen Baskı ve Cilt Kayhan Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Merkez Efendi Mah. Fazılpaşa Cad. No: 8/2 Topkapı/İstanbul Tel.: (0212) 612 31 85-576 00 66 Sertifika No.: 12156 Birinci Basım: İstanbul, 2014 Baskı Adedi: 2000 ISBN 978-975-539-928-7 Sertifika No.: 10704 AYRINTI YAYINLARI Basım Dağıtım Tic. San. ve Ltd. Şti. Hobyar Mah. Cemal Nadir Sok. No: 3 Cağaloğlu İstanbul Tel.: (0212) 512 15 00 Faks: (0212) 512 15 11 www.ayrintiyayinlari.com.tr & info@ayrintiyayinlari.com.tr
Müslüman Site Toplumsal ve Siyasi Hayat Louis Gardet
İDEAAYRINTI DİZİSİ KURTULUŞ TEOLOJİSİ Ed.: Christopher Rowland KİRLİLİK KAVRAMI VE ALEVİLİĞİN ASİMİLASYONU Mevlüt Özben İSLAM IN GELECEĞİ Wilfred S. Blunt İSLAM IN İKİNCİ MESAJI Mahmut Muhammed Taha TANRISIZ AHLAK? Walter Sinnott-Armstrong DÜŞMANIN TARİHİ Gil Anidjar İSLAM DA 50 ÖNEMLİ İSİM Roy Jackson İHVÂN-I SAFÂ RİSÂLELERİ 2. Cilt HIRİSTİYANLIKTAKİ ATEİZM Exodus un ve Krallığın Dini Ernst Bloch KOMÜNİSTLERDEN İSLAMCILARA Bir 20. Yüzyıl Tarihi: Endonezya Adrian Vickers İHVÂN-I SAFÂ RİSÂLELERİ 3. Cilt OXFORD İSLÂM SÖZLÜĞÜ Baş Editör: John L. Esposito İLÂHÎNÂME Ferîdüddîn Attâr ESRÂRNÂME Ferîdüddîn Attâr İHVÂN-I SAFÂ RİSÂLELERİ 1. Cilt SÜRYANİLER Mutay Öztemiz KIZILBAŞLAR/ALEVİLER Krisztina Kehl-Bodrogi İBNİ HALDUN Tarih Biliminin Doğuşu Yves Lacoste İBNİ ARABÎ VE DERRİDA Tasavvuf ve Yapısöküm Ian Almond CENNETİN ELEŞTİRİSİ Roland Boer MÜSLÜMAN KÜLTÜRÜ V. V. Barthold
İçindekiler Müslüman Site Üstüne...9 Birinci Baskının Önsözü...21 İkinci Baskının Önsözü...24 Üçüncü Baskının Önsözü...27 Dördüncü Baskının Önsözü...28 Kısaltmalar ve Kısaltılmış Kitap Listesi...33 Eserde Yararlanılan Bazı Kitapların Kısaltmaları...33 Birinci Kısım Siyaset ve Toplum Felsefesi Birinci Bölüm Genel Çerçeveler İslam ın Varlığı...39 İkinci Bölüm Eşitlikçi Teokrasi I: Otorite ve Hiyerarşi...55 II. Eşitlik ve Dostluk...73 Eşitliğin Temeli...74 Dostluk ve Dayanışma...86 Sonuç...93 Üçüncü Bölüm Siyasi ve Toplumsal Örgütlenmenin Diğer Birkaç İlkesi Üzerine I. Özgürlüğün Hukuki Statüsü...96 II. Mülkiyet Hakkı... 108 III. Adalet Dünyası (darü l adl)... 121 Sonuç... 131 İkinci Kısım İdeal Müslüman Sitede Kuvvetlerin Örgütlenmesi Birinci Bölüm Yasama ve Yargı Kuvvetleri I. Yasa... 139 II. İslam da Yasama ve Yargı İlişkileri... 150 III. Yargılama Kuvvetinin Görevlileri: Kadılar, Müftüler, Daimi Şahitler... 168 Sonuç... 178
İkinci Bölüm Yürütme Kuvveti: Halifelik Problemi I. Halifelik Kavramı... 180 II. Halifelik Görevinin Alanı ve Sınırları... 187 III. Cemaatin Vâsi si Olarak Halife ve Atanma Tarzı... 198 IV. Danışma İlkesi ve Cemaatin Hakları... 207 V. Gasp Yoluyla Halifelik ve Vezirlik... 214 VI. Halifelik Gücünün Doğası... 216 VII. İyiliği Emretme (emr bi l-ma rûf)... 220 Sonuç... 225 Üçüncü Kısım Müslüman Cemaati Birinci Bölüm İlkeler ve Sınırlar I. Kurucu İlkeler... 229 II. Sınırlar ve Tikelcilikler (particularismes)... 242 İkinci Bölüm İslam ın Arması I. Ortak Âdetler... 263 II. Kolektif Zihniyet... 272 III. Dayanışma Ruhu... 275 Üçüncü Bölüm Toplumsal ve Ekonomik Problemler Karşısında Müslüman Cemaatleri I. Mümkün Bir Gelişme Eğrisi... 284 II. Somut Problemler... 290 Sonuç... 306 Dördüncü Kısım Müslüman Hümanizmi Birinci Bölüm İslam da Hümanizm: Kültürel Çizgiler I. Hümanizm Kavramı... 315 II. Hümanizm ve İslam... 320 III. Kültürel Karakteristikler... 329 İkinci Bölüm Bazı Tarihsel Gerçekleşmeler I. Aydınların Hümanizmi... 340 II. Şehir ve Kır... 358 III. Yeni Perspektifler... 366 Sonuç... 371 Genel Sonuç... 373 Ekler Ek I: Günümüzün Demokrasi Kavramı ve Bileşenleri... 377 Ek II: Koruma Statüsü (zîmme)... 393 Ek III: Bazı Reformcu Tutumlar... 400 Ek IV: Vakıf Mülkü Konusunda Ek Not... 416 Ek V: İki Yeni Olay: Mısır, Fas... 421
Ek VI: [İkinci Baskının (1960) Önsözü]... 424 Ek VII: [3. Baskının (1969) Önsözü]... 437 Ek VIII: [Üçüncü Baskının (1969) Önsözü]... 449 Sonuç... 459 Teknik Terimler Sözlüğü... 461 Kaynakça... 471 Dizin... 480
Müslüman Site Üstüne I Katolik bir rahip ve Yeni Thomasçı bir kültür filozofu olan Louis Gardet, Müslüman dünya ile Batı arasında gerçekleşecek bir diyaloga katkıda bulunmasını ümit ettiği, ilk baskısı 1954 yılında yapılan Müslüman Site yi, Müslümanların kalbinde somut olarak yaşanan İslâm a yeni bir yaklaşım tarzı olarak takdim eder. Aslında kitabına verdiği isim bile onun yaklaşımının yeniliğinin delili sayılabilir. Zira Müslüman Site adı, bir yandan A. S. Tritton un dikkat çektiği üzere, 1 Hıristiyan Tanrı Sitesi ne naziredir; bir yandan da C. M. Lehner in ifade ettiği gibi, 2 amacı bütün dünyayı kuşatmak olan Müslüman bir kaleye işaret etmektedir. Müslümanların kalbinde somut olarak yaşanan İslâm a gelince, onun, bir toplumu özel olarak Müslüman kılan, o toplumun yaşam tarzı, alışkanlıkları, sembolleri ve değerlerinde hayat bulan İslami tinsellik olduğu açıktır. İşte bu yüzdendir ki, Müslüman Site nin konusu, bir din, bir dogmalar sistemi, hukuksal bir yapı olarak İslam değil, Müslüman bir toplumsal hayatın örgütlenmesinin genel çerçevesi olarak; başka deyişle kendine özgü kuralları, armaları olan bir toplumsal varlık olarak İslam dır. Kuşkusuz, söz konusu toplumsal varlık, kuruluş ve yaşayış ilkelerini Kur an da bulan, dünyevi yaşama ilişkin hafızası ve tahayyülü İslam la biçimlenmiş Müslüman 1. Tritton, A. S., Review: La cité musulmane (vie sociale et politique) Louis Gardet, Bulletin of the School of Oriental and African Studies, University of London, Cilt 17, Sayı: 2, 1955, s. 381. 2. Lehner, C. M., Review: La cité musulmane (vie sociale et politique) Louis Gardet, The New Scholasticism, Cilt 30, Sayı: 1, Ocak 1956, s. 114-116. 9
Louis Gardet siyasi toplumdur. İslam da siyasi toplumun ideal biçimi, tinsel ve dünyevi olanın özdeşliği üzerine tesis olunduğundan, Müslüman Site, Allah ın insanlarla ezelde yapmış olduğu sözleşme vasıtasıyla ve sözleşmeye sadık kalarak, bu tinsel ve dünyevi sitenin yurttaşları olmaya hak kazanan Müslümanların, doğumdan ölüme kadar hayatlarının her fiilini yönlendiren kutsanmış bir araftır. İlkeleri kelam ve fıkıh âlimleri tarafından Kur an dan çıkarsanan bu ideal siyasi-toplumsal örgütlemenin istinatgâhı, hâkim gelenek tarafından sitenin yasa koyucusu olarak kabul edilen peygamber; ikametgâhı ise Müslümanların kolektif hafızası ve tahayyülüdür. Bu yüzdendir ki Gardet, Müslüman toplumun, kılavuz değerleri, normları ve geçerli kurumları açısından ideal-tipik bir yapısını ortaya koymaya çalışır. Günümüzde artık, benzer ve hatta çok daha tarafsız birçok örneğinden bahsedebiliyor olsak da, 1954 yılında, tinsel ve dünyevi bir bütün olan Müslüman Site nin kendine özgü kültürel çizgilerini, kurum, kavram ve değerlerini, üstelik de İslam a yönelik bir empatiyle, Müslümanların İslam ı kavradıkları ve yaşadıkları şekliyle konu edinen araştırmalar sayıca fazla değildir. Müslüman Site yi bizim için hâlâ dikkate değer kılan, Katolik bir rahip olan Gardet nin, kendi dinsel inancıyla eş değer kabul ettiği İslam ı, İslam ın kendi aynasından kavramaya çalışmasıdır. Onun da dikkat çektiği üzere, Batı nın öteki hakkında yargıda bulunmak için kendi şemalarını kullanma yönünde aşırı bir eğilimi vardır. Çoğu zaman eleştirilen kültürel yeni sömürgecilik belki budur. II Gardet, İslam ı, aydınlanmanın evrenselci idealinden uzaklaşan geleneksel oryantalistlerin yaptığı gibi, tarihselliğinden kopartarak Batı ile özsel olarak farklı, hatta karşıt bir kültürel kod, bir nesne olarak değil; tarihsel ve kültürel olarak farklı kurulmuş, kendi düşünme ve duyma biçimi, kendine özgü sorunları olan bir özne olarak kavrar. Bu iki kavrayış arasında öyle derin bir fark vardır ki, ilkinde İslam, Batının ötekisi olarak değersizleştirilir ve salt bir kurgu ya da bilgi nesnesi olarak sabit, zaman-dışı bir öze, monolitik bir yapıya dönüşür. XIX. yüzyılda hâkim olan bu geleneksel oryantalist yaklaşımda, İslam, Avrupamerkezci bir kültürel algı ve kavrayış çerçevesi içinde ele alındığından, İslam ın 10
11 Müslüman Site olumsuzlanması kaçınılmazdır. XX. yüzyılda benimsenen ve Gardet nin de içinde yer aldığı ikinci, yani modern oryantalist yaklaşımda ise kendi tarihselliği ve farklılığı içinde, kendi değer, kavram ve kurumlarıyla, karşılaştığı sorunlar ve ürettiği çözümlerle kavranan İslam, canlı, dinamik, diyalojik bir özne olarak varlık ve değer kazanır. İlk kavrayıştaki hiyerarşik ilişkilenme, ikincide yerini eşitlikçi bir kabule bırakır; geleneksel oryantalizmin yan ürünlerinden biri olan İslamofobia ise modern oryantalizmde İslamophilia ile yer değiştirir. Her iki yaklaşımın da, kendi dönemlerindeki ekonomik, toplumsal, siyasal, bilimsel gelişmelerden beslendiklerini söylemekte beis yoktur. Sözü edilen modern oryantalist gelenek, Gardet nin Fransa da içinde bulunduğu entelektüel atmosferi yansıtıyor. Ancak Gardet nin, İslam ı, onunla belli bir empati içinde, Batı ile diyaloga hazır bir özne olarak kavramasında etkili olan daha doğrudan kaynaklardan da söz etmek gerekiyor. Onun hem yaşamındaki hem de araştırmalarındaki kılavuzları, yeni Thomasçı J. Maritain ve nevi şahsına münhasır L. Massignon dur. Bu iki filozofla entelektüel ve duygusal bağları, Gardet nin hayatının temel akışına ve felsefesinin biçimlenmesine büyük etkide bulunmuştur. O halde çok kısaca, bu filozofların Gardet nin entelektüel hayatına etkilerinden söz edelim. 3 Gerçek adı André Brottier (1904-1986) olan ve gerçek kimliğiyle seyahat kitapları, André Harlaire kimliğiyle edebi metinler ve şiirler yazan bu çok yönlü insan, akademik çalışmalarında Louis Gardet müstear ismini kullanır. Gençlik yıllarında kendi psikolojik, tinsel ve fizyolojik hakikatine dair büyük kuşku krizleri yaşayan Gardet, 1926 da din değiştirerek Katolikliği benimser. Gardet nin din değiştirmesinin değilse de Thomasçılığı benimsemesinin müsebbibi, Meudon bilgesi olarak anılan, kendisi de bir mühtedi olan Yeni Thomasçı Katolik filozof Jacques Maritain (1882-1973) olmuştur. XIX. yüzyıl sonlarından itibaren, Batı nın krizinin, modern-seküler aklın her alana yayılan hâkimiyeti nedeniyle yaşanan bilgelik ve dolayısıyla tinsellik kaybının sonucu ol- 3. Gardet nin entelektüel hayatının biçimlendiği 1926-1948 arasındaki dönemi ayrıntılı olarak ele alan bir çalışma için bkz. Avon Dominique, Louis Gardet: A Catholic Thomist takes up Islamic Studies 1926 The Muslim World, Cilt 99, Sayı: 2, Nisan 2009, s. 253-269.
Louis Gardet duğu teşhisinden hareketle, pek çok düşünür bilgeliği temsil eden bir filozof olarak Thomas ya geri dönmüştür. İşte, Thomasçılığın önemli figürlerinden biri olan Maritain le yarım yüzyıl sürecek dostluğun Gardet nin felsefi hayatına kazandırdığı en önemli değer, Maritain in Thomacı hermeneutik yöntemi olmuştur. 1939-1944 yılları arasında Ankara Üniversitesi, DTCF Felsefe bölümünde de görev yapan ve Maritain in çevresindeki Thomacılardan olan Hindoloji uzmanı Olivier Lacombe un (1904-2001) etkisiyle Charles de Foucauld nun (1858-1916) İsa nın Küçük Kardeşleri tarikatına katılarak Frère (Kardeş) André-Marie adını alan Gardet, Maritain in teşvikiyle Louis Massignon (1883-1962) ile tanışarak onun öğrencileri ve yakın dostları arasında yer almıştır. İslam mistisizmine gönül veren; II. Vatikan Konsili nde, Kilise nin Müslümanlara karşı hasmane tavrını terk etmesini sağlayan zemini hazırlayan Massignon un İslam a duyduğu muhabbet, Papa XII. Pius un, onu Katolik bir Müslüman olarak tanımlayacağı kadar tutku doludur. Massignon, G. Von Grunebaum ve J. Schacth gibi geleneksel oryantalistleri, İslam ı kendi Avrupalı korkularından hareketle yargıladıkları ve aşağıladıkları için eleştirir. Kendi kişisel yaşamı ile İslam mistiklerinin öğretileri arasında dolaysız bağlar kuran ve yaşamını sömürgecilere karşı Müslümanların ve mazlumların savunulmasına adayan, E. Said in İslamcı oryantalist olarak andığı bu mistik filozof, Müslümanlarla Hıristiyanların birbirlerini anlamaları için bilfiil çalışmış; İslami çalışmalar alanında pek çok eser verip, pek çok öğrenci yetiştirerek haklı bir ünün sahibi olmuştur. Massignon un genel olarak İslami çalışmalar üzerindeki, özel olarak da öğrencisi Gardet üzerindeki etkisi, İslamophilia olmuştur. Onun teşvikiyle klasik Arapça yı öğrenerek İslam düşüncesi üzerinde yoğunlaşan Gardet, kendi çalışmalarını karşılaştırmalı tinsel teoloji olarak adlandırır. Gardet nin, yine Massignon un dostu ve öğrencilerinden biri olan, Peder G. C. Anawati ile birlikte yazdığı Introduction à la théologie musulmane (Müslüman teolojisine bir giriş) da Massignon un çığır açan kültürler arası çalışmalarının yarattığı entelektüel atmosferin bir ürünüdür. 12
13 Müslüman Site III İşte böyle bir entelektüel çevreye sahip olan Gardet nin her biri birbirinden kıymetli pek çok eseri içinde Müslüman Site nin önemi, onun, İslam ın Müslümanların yaşamlarını, kararlarını, eylemlerini kimi zaman açık kimi zaman da gizli olarak yöneten tinselliğinin peşine düşmesidir. Gardet, bu kitapta, İslami ideler, hukuki normlar ve ahlaki değerlerle, sadece, Müslümanların, hayatlarına bir anlam ve eylemlerine bir temel kazandırmak üzere, İslami sistemin özel unsurlarına niçin ve nasıl başvurduklarını 4 anlamak için ilgilenir. Gardet nin kitabı yazdığı dönem, içinde bulunduğumuz döneme çok benzer bir şekilde, İslam ın, dünya gündemine, bir yenilenme iradesiyle damgasını vurduğu bir dönemdir. Bir yandan bağımsızlık mücadeleleri vasıtasıyla sömürgecilikle, bir yandan Dârü l İslâm ın orta yerindeki İsrail gerçekliğiyle, bir yandan da Batıyla sömürgeci karşılaşmanın getirdiği yeni değer, kavram ve kurumlarla yüzleşen Müslüman Ortadoğu nun siyasal yapısındaki çalkantıların gideceği yönü tahmin etmek, bugün olduğu gibi o zaman da kolay değildir. Gardet gibi Hıristiyan ve Müslüman kültürler/dinler arasında diyalog kurmaya çalışan biri için, dönem, üzerinde çalışılacak pek çok malzeme barındırmaktadır. Nitekim Gardet, kitabın her yeni baskısı için yazdığı yeni Önsöz ve Ek lerle, çağının olaylarının, İslami siyaset felsefesinin kurucu kavramları ve Müslüman toplumların duygu ve düşünüş tarzları açısından yeni bir değerlendirmesini yapmaya devam etmiştir. Onun bu tutumu, yalnızca tespit ve teşhislerini tarihsel olarak da sınamak isteyen bir bilim insanı olmasına bağlanamaz. Zira Gardet, İslam ı, zamandışı bir ideler tarihi olarak okumaya karşıdır ve Müslüman ülkelerdeki yeni toplumsal olaylar, İslam ın, karşı karşıya kaldığı yeni İslamdışı kavram ve değerleri kendisine nasıl eklemleyeceği ya da onlara nasıl eklemleneceği sorununu hayati hale getirmektedir. Gardet soruyu şöyle formüle eder: Bir yanda Müslüman zihniyet ve asıl anlamında Müslüman değerlerle, diğer yanda Hıristiyan veya artık Hırıstiyanlıktan uzaklaşmış ülkelerin insani ve siyasi değerleri arasında bir süreden beri başlamış olan anlama çabası hangi düzlemde devam ettirilebilir? 4. Jacques Waardenburg, İslam ve Din Bilimleri, Çev. Dr. Ramazan Adıbelli, KSÜ. İlahiyat Fakültesi Dergisi, ll (2008): 179-190, s. 190.
Louis Gardet Aslında bütün sorularını Thomasçı bir zeminde soran ve cevaplarını tinsellik düzleminde arayan Gardet nin derdi, biraz da kendi kültürünün kaybettiğini düşündüğü tinsellikten kaynaklanan bilgeliği, birlik ve dayanışmayı İslam kültüründe bulabilmektir. Nitekim onun İslam ın siyasal örgütlenişi karşısında duyduğu hayranlık, bu örgütlenişin kurumsal ya da hukuksal görünümünden değil, her halükarda Müslüman cemaatin birliğini tesis eden tinselliğinden kaynaklanmaktadır. Zira bütün farklılıklarına rağmen İslam halklarının tamamı, yüzyıllar boyunca tarihsel gerçeklikle yüzleştiği her seferinde, ideal dünyevi bir yapı tarafından aralıksız olarak yüceltilen, hiçbir zaman kendisinden vazgeçilmeyip her zaman kendisine yönelinen bu tinsel birliğin damgasını taşımaktadır. Bu, İslam da tinsel ve zamansal olanın özdeşliği nedeniyle, ideal site sık sık gerçekliğe yenik düşse de Müslüman tinsel birliğinin bundan hiç etkilenmediği anlamına gelmektedir. Çünkü Gardet nin haklı olarak işaret ettiği üzere, Müslüman Site, salt siyasi veya hukuki değerlerle malul değildir, Müslümanın gözünde vahyedilmiş öğretinin kendisini işin içine sokan siyasi-hukuki-dini değerler söz konusudur. Muhtemelen Gardet nin Batı ile İslam arasında gerçekleşmesini ümit ettiği diyalogun konusu da İslam ın tinselliğinde Batı nın kayıp mirasını aramak olacaktır. Yine muhtemelen, Müslüman toplum için de, böyle bir diyalogu istenir kılan, kendi tinselliğinden vazgeçmeksizin dünyevi değerleri, kendileri bakımından yeniden düşünmek, onlara kendi tinselliğinde kalıcı bir yer aramak olacaktır. Böyle bir diyalogu mümkün kılacak yöntem, her iki kültürün kurucu kavramlarını, bu kavramlara binaen inşa edilen toplumsal-siyasal yapıları ve hayatlarını, bu yapıların çizdiği semiyotik çerçeveler içinde yaşayan insan topluluklarını, hem kendi ait oldukları kültürler bakımından hem de birbirleri ile mevcut ya da mümkün bağları bakımından karşılaştırmaktır. Nitekim, Gardet de yöntem olarak böyle bir kültürler arası karşılaştırmayı benimsemektedir. Gardet, İslam ın İslam olarak siyaset felsefesinin ne olduğu sorusunu, Müslüman Site nin ruhunu teşkil eden Müslüman değerleri, Batı nın Hıristiyan veya Hıristiyanlıktan uzaklaşmış siyaset felsefeleri ile karşılaştırarak ele almaktadır. Referans tablosu olarak neden Batı dünyasını seçtiğini ise şöyle temellendirmektedir: Çok doğal olarak ve söz konusu Müslüman değerlere içerden 14
15 Müslüman Site nüfuz etmek amacıyla, karşılaştırmalı siyaset felsefesinin bakış açılarına yerleşmek zorunda kaldık. Sayısız referans tabloları seçilebilirdi. Olgusal tarihsel gelişmeleri, İslâm la Batı nın ilişkilerini, Batı uygarlığının kendi alt yapılarını ve bugünkü konjonktürlerini göz önüne alınca, tercihimiz işaret noktalarımızı Hıristiyan veya Hıristiyanlıktan uzaklaşmış siyaset felsefesinden istemek oldu. Gardet nin Thomasçı bir Katolik olarak Hırıstiyan kültürünü, XX. yüzyılda Fransa da yaşayan bir filozof olarak da tinsellik kaybıyla malul Batı kültürünü anlamak ve anlatmakta zorluk çekmeyeceği açıktır. Ancak onun İslam ı ve Müslüman Site yi, İslam kültürünün kendi bağlamına yerleşerek anlama çabasındaki titizliği ve başarısı gerçekten takdire şayandır. Katolik bir rahibin, İslam ı, onun kendisini tanımladığı, kavradığı, ifade ve ifşa ettiği tarzda anlıyor olması bile, kültürler arası bir diyalogun gerçekleşebilmesi için başlı başına değerli bir adımdır. Gardet, Müslüman Site yi, hem onu ideal olarak kuran otorite, iktidar, eşitlik, özgürlük, mülkiyet hakkı, adalet, hilafet gibi kavram ve kavrayışların bizzat kendileri ve ideal siyasi değerleri bakımından, hem de onların Müslümanların ruhlarında, dolayısıyla hayatı yaşama biçimlerinde yarattığı etkileri bakımından konu edinmektedir. Müslüman Site nin, Müslümanların ruhunda yarattığı birlik duygusunun derinliğini ve sınırlarını, onların gündelik hayatlarını kendilerine göre düzenlediği, yaşadığı kolektif norm ve değerlerde, bu norm ve değerlerin işaretleri olan armalarda arayan Gardet, farklı kültürlerle karşılaşmalardan gelen bütün etkilere rağmen, Müslüman toplumun ruhunda, tinsel olanla dünyevi olanın özdeşliğinin daima bir biçimde etkisini sürdürdüğüne işaret etmektedir. Gardet nin haklı olarak işaret ettiği gibi, ideal tipinin tüm görünümünde Müslüman Site yeryüzünün hiçbir köşesinde mevcut değildir. İşte tam da bu nedenledir ki, ideal Müslüman Site nin tek gerçek mekânı, Müslümanların, Kur an ın öğretileriyle damgalanmış ve Peygamberin dünyevi ve tinsel yönetimi ile mühürlenmiş kolektif hafıza ve tahayyülleri olmuştur. Bu ideal öyle derin ve öyle kalıcı bir etki yaratmıştır ki, artık kendilerini Müslüman olarak tanımlamak istemeyen insanların bile davranış ve yönelimlerinde, bazen belirsiz olarak, bazen yeni kılıklar altında ve yeni bir dille ifade edilmiş olarak hâlâ varlığını sürdürmektedir.
Louis Gardet Aslında Gardet ye göre, Müslüman siyasi örgütlenmesinin, dünyevi değerleri masseden, kendine uyarlayarak benimseyen, kısaca bütün hayatı kuşatan, hayatın her fiiline sızan tinselliği, Müslümanların referans sistemini oluşturan bir kolektif değerler dünyası yaratmaktadır. Ancak bu tinsel ideal, aynı zamanda, Müslümanların gerçekten dünyevi sorun ve değerlerle karşı karşıya geldikleri her seferinde, kadir-i mutlak bir aşkınlığa gömülmelerine neden olmaktadır. Zira İslam da insanın kendisine döneceği, kendisine binaen düşüneceği, muhakeme edeceği, eyleyeceği dünyevi bir referans sistemi mevcut değildir. Daha doğrusu, Müslümanlar böyle bir sistem geliştirebilmek için gereken, mesela metafizik bir insan doğası gibi dünyevi olarak işleyebilecekleri bir ilkeye sahip değildirler. Bu demektir ki, İslam da insana, doğaya, yaşama içkin hiçbir ilke, hiçbir ara erek yoktur! Dolayısıyla İslam ın Allah ı, yalnızca Tek Tanrı, Tek Mutlak Otorite, Tek Fail değil, aynı zamanda Tek Varlıktır! İslam da, ontolojik hiçbir değerinin olmaması nedeniyle insan, Hıristiyanlıkta olduğu gibi bir hak ve özgürlük öznesi olarak değil, Tanrı nın kulu, kölesi olarak kavranmaktadır. İnsan, İslam a göre ontolojik bir hiçtir. Bu manzara, pek çok Batılı ya da Batılılaşmış laik düşünür için İslam ın insan kavrayışının eleştirisi ve reddini gerektiren yeter sebep işlevi görmüş ve görüyor olsa da, İslam daki, insansal dünyayı kuşatan tinsellik perdesinin Müslümanların ruhunda yarattığı titreşimlerle ilgilenen Gardet, bu kavrayışı eleştirmekte acele etmektense, onda saklı olan gururu anlamaya çalışmaktadır. O, İslam ın insana tanıdığı hukuksal statünün, Tanrı nın kulları olmak bakımından negatif bir eşitliğe sahip olan insanların tanrıyla ezelde yapılan sözleşmeye sadık kalan kesimini, Müslümanlar olarak kimliklendirerek geri kalanlar üstünde nasıl hâkim kıldığını çok çarpıcı biçimde anlatmaktadır: Burada kelimenin dar anlamında doğa-üstü bir durum, Tanrı nın hayatının kendisinden pay alması suretiyle insanın doğasını yükselten bir durum değil, doğası bakımından köle olarak kalmaktan kurtulması mümkün olmayan köleyi, Efendisiyle sözleşme içine girmeye muktedir kılan hukuki bir durum söz konusudur. Gardet ye göre, Müslümanların sahip olduğu o çok karakteristik gururu, müminin saygınlık duygusunu, işte bu hukuksal statünün Müslümanlar arasında tesis ettiği pozitif eşitlik açıklamaktadır. Bir dilenci ile bir halifeyi müminlik düzeyinde eşitleyerek, bütün Müslümanla- 16