YA SEV, YA TERK ET! Almanya Baþbakaný Gerhard

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YA SEV, YA TERK ET! Almanya Baþbakaný Gerhard"

Transkript

1 AYLIK KÜLTÜR SANAT VE ENFORMASYON GAZETESÝ YIL: 2 SAYI: 12 1 Nisan 02 1,00 EURO Kýþ uykusunda uyandýðýnda, aklýna 8 Mart kadýnlar günü geldi misali Hatice Eldeniz in 8 Mart a iliþkin derlemesi Sayfa 9 da 1960 dan itibaren Türk iþçi çocuklarýn öðretim sorunlarý Dr. Halis Özkan ýn Göçmen çouklarýnýn eðitim sorunlarýna iliþkin incelemesi Sayfa 19 da Prof. U. Neumann; Akzeptanz, für die Zustimmung zur Zuwanderung und zur Vielfalt. Interview mit Frau Prof. Dr. U. Neumann, Ausländerbeauftragte des Hamburger Senats vom Seite 10 ALMANYA ATAKTA! YA SEV, YA TERK ET! Almanya Baþbakaný Gerhard k a r þ ý y a kalacaklar. geçmeden göçmen yasasýný büyük bir Schröder, CDU nun yardýmýyla bu Sözde oturma kolaylýkla öðrenmiþ olacaklardýr. yýlki seçimlere, yabancýlarýn becerilerinin ülke yararýna kullanýmýna imkan veren yeni göçmenlik kurallarý ile giriyor. Son günlerde yoðun tartýþmaya yol açan federal Almanya nýn göçmen yasasý ne gibi geliþmeler getireceðinden ziyade, ne gibi sýnýrlandýrmalar getiriyor demek daha iyi olacak. Göçmen yasasý uygulanýrsa, yabancýlar yasasýnda kýsmi deðiþiklikler yapýlacaktýr. Bu deðiþiklikler de Almanya nýn bu güne kadar ülkesinde yaþayan yabancýlara karþý kullandýðý yasayý zedelemeyecek þekilde olacak. Yani yabancýlar yine ayný sorunlarla, hata müsaadesi statüsünde yapýlacak deðiþiklikler burada yaþayan yabancýlara daha kolaylýk saðlayacaktýr. Yani bir kaç terim altýnda kullanýlan ve þartlarý farklý olan kalabilme müsaadesi, bundan böyle bir terimde birleþtirilecek. Yeni göçmen yasasýnýn neler getirdiði konusunda Almanya da bulunan Alman vatandaþý olmayanlar Bundan böyle Almanca diline ehli olmayan insanlarýn özel kurslar ile dil öðrenmeleri þart koþulacaktýr. Bu kurslarýn içeriðini çok sayýda yabancý Alman vatandaþlýðýna geçmek için bulunduklarý baþvuruda öðrenmiþ oldular. Yani Goethe enstitüsünün sunduðu Almanca dil diplomasý düzeyinde bir Almanca istendiðinden, çoðu sýnavlarý verememiþtir. Göçmen yasasý ne ailelerin özel ortamlarýný parçalamaya engel olabiliyor, yani suç iþlemiþ bir genci sýnýr dýþý etmede herhangi bir deðiþiklik yapýlmýyor, nede ülkesinde kalan çocuklarýný yanlarýna getirmede bir kolaylýk saðlayabiliyor. Ne aile birleþimi çerçevesinde gelenlerin oturma müsaadesi þartlarýný hafifletiyor, nede genç- hiç beklenmedik zorluklarla karþý fazla bir zaman lerin iþ sahasýný arttýrýyor. sayfa 3 de Gazetemiz DEM birinci yýlýný muhteþem bir resepsiyonla kutladý! Gazetemizin birinci yýlýný geride býrakmasý vesilesiyle Stuttgart da verilen resepsiyon muhteþem geçti. Baþbakan yardýmcýsý ve ANAP Genel Baþkaný Mesut Yýlmaz baþta olmak üzere yüzlerce kutlama mesajýnýn gönderildiði resepsiyona yüze yakýn misafir katýldý. sayfa 3 de Bu son gecem, beni yalnýz býrakýn, zira sabaha ölmüþ olacaðým. NOSTRADAMUS Bundan beþ yüzyýl önce Güney Fransa da yaþamýþ, daha çok isminin Latince ye çevrilmiþ hali olan Nostradamus adýyla anýlan Michel de Nostredame simya bilgini, kahin, týp doktoru, þifalý bitkiler uzmaný, kozmetiklerin ve meyveleri korumakta kullanýlan maddelerin mucidi, bu 16.yy Rönesans adamý yüzyýlýmýza kadar olaðandýþý ve esrarengiz kalmýþtýr. sayfa 6 da HAYVAN BAKSADA ANLAMAZ KÝ! KÜRESELLEÞME VE ÝSLAM DÜNYASI Dünyada iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda dengeler hýzla deðiþiyor. Bazý ortak deðerler, dünya çapýnda yayýlýyor, kabul görüyor. 21. yüzyýla giren dünya, özellikle 2001 yýlýnýn ikinci yarýsýnda yaþanan hýzlý geliþmelerle birlikte, farklý ittifaklara sahne oluyor. ASTROLOJÝNÝN TANIMI VE TARÝHÝ Astroloji Yunanca daki Astra ve Logos kelimelerinden oluþmuþtur. sayfa 8 de DERTLÝ DÝVANÝ Medya tarafýndan popüler deðilim diyor ama halkýn arasýnda bir efsane gibi dolaþýyor ismi Dertli DÝVANÝ, halkýn ozaný. Özünü sözüyle, sazýyla birleþtiren bilgi kiþiliði ilke ve hedef edinen, yüzyýllardan süzülerek gelen kültürünü, evrensel deðerlerle sunan; topluma, toplumun sorunlarýna duyarlý hümanist bakýþ açýsýný öne çýkaran yolun yolcusu. sayfa 12 de Astra yýldýz logos da mantýk anlamýna gelmektedir. Güneþin, Ayýn gezegenlerin ve yýldýzlarýn dünyadaki her þeye, bu arada insana etkilerini inceleyen bir bilimdir. sayfa 17 de HATÝCE ELDENÝZ Siz, siz kalýrsanýz, siz yoksunuz. Siz bizim gibi olursanýz varsýnýz! sayfa 2 de ÞÜKRÜ YILDIZ Hayvan baksada anlamaz ki! sayfa 3 de ALÝ KÖYLÜCE NEWROZ u kutlayanlar ve NEWROZ dan Korkanlar sayfa 4 de ZELÝHA Yaþamak, yaþamaktýr, uðruna savaþmayý bil sayfa 17 de HASAN AYDIN Yýpratýlan masal sayfa 4 de OLGUN ÞENSOY DEM di sevincimizi türküleþtiren sayfa 5 de Dr. HÜSEYÝN NAZLIKUL Davranýþ sayfa 6 da FÝGEN GENÇ Yaþamýn güzelliðine.. sayfa 11 de Dr. HALÝS ÖZKAN Hiç farkýna varmadan yaptýðýmýz savurganlýklar sayfa 8 de DÖNE KÖYLÜCE Çocuk sayfanýz... sayfa 16 da METE ALP 23 Nisan Ulusal egemenliksiz çocuk bayramý sayfa 11 de OZAN ÞAH TURNA Tanýktýr türkülerimiz sayfa 11 de ZÜLFÝKAR YALÇINKAYA Düþünce adamý.. sayfa 13 de ÝBRAM ERDEM Bir mevsim-4 sayfa 13 da Dr. FAHRETTÝN ADSAY Saðlýk ve hareketlilik sayfa 15 de

2 Giyim insanýn varoluþuyla, öncelikle doða koþullarýndan korunmak amacýyla ortaya çýkmýþ bir olgudur. Geçmiþten günümüze çeþitli doðal, toplumsal, etik deðerlerin etkisiyle biçim deðiþiklikleri göstererek bugüne kadar ulaþmýþtýr. Ancak zamanla biçim farklýlýklarý gözlenmiþtir. Bu çeþitlilikler, ait olduðu toplumun folklorik, sosyo-ekonomik yapýsý, yaþanýlan coðrafya, kullanýlan malzeme, iklim gibi nedenlerle oluþmuþtur. Dünya uygarlýðýnýn çok önceki devirlerinde arkaik insanýn kendi toplumunda, ait olduðu kabilede sosyal statüsünü belirleyen ve giymek zorunda olduðu giyimi vardýr. Aslýnda Gülümsemenin Gücü Köþeleri yumuþatan, aþaðýya sarkmýþ çizgileri düzelten, gözleri parlatan, içimizi rahatlatan, yaðmuru güneþe dönüþtüren þey nedir? Kalbiniz kýrýkken karþýnýzda görmek istediðiniz, tüm dünyanýn sizinle birlikte olmasýný düþlerken gözünüzün önüne geliveren ilk þey nedir? Gülümseyen bir yüz! Ýþte insan olmanýn ortak özelliði. Yanlýz gülümseme deyip geçmeyin. Çeþit çeþit gülümseme var: Sahtesi, acýsý, burada herkesin önünde gülümsediðime bakma, eve gidince sana gösteririm türü. Aþaðýlayýcýsý, alaycýsý, sýrýtma dediðimiz þekli. Kýrýk diþleri ortaya koyaný, altýn parlaklýðýnda olaný, sevgilinin sýmsýcak gülüþü, uzun süredir görüþmediðiniz büyükannenizin hasret dolu gülümsemesi, bebekllerin gamzelerini çýkaran gülücükleri var. Ama þu an için size verilen en son gülücüðü düþünün, sizin de yanýt verdiðiniz, sadece siz olduðunuz için fark edildiðinizi ve kabul gördüðünüzü hissettiren, hatta belki de omuzlarýnýzý dikleþtirmenize, seke seke yürümenize, keyifle ýslýk çalmanýza neden olan o son gülümsemeyi. Bir gülüþ neler yaratabiliyor deðil mi? Ben, insan yüzünün, önce gülümseyen taraf olabilmesi için, gerekli kas gücüne sahip olduðunu düþünmek istiyorum. Lütfen kendimizi iyi hissetmek için maðazadaki kasiyerin, bir arkadaþýmýzýn, yanýmýzdan geçen birinin hatta asansördeki yabancýnýn b,ze gülümsemesini beklemeyelim. Önce biz davranabiliriz. Ýkimiz de insanýz, bu nedenle sana önem veriyorum gibisinden deðerli bir duyguyu niçin içimizde saklamamýz gerektiðini anlamýyorum. Genellikle bu konuda cimri davranýr; karþýmýzdakine, sanki paslanmýþ hazine sandýðýmýzdaki en ucuz parçayý bile vermeye kýyamayýz. Kargaþanýn ve umutsuzluklarýn egemen olduðu, yaþamýn zorlaþtýðý ve beklentilerin azaldýðý, çoðunluðun dürüst ve namuslu kaldýðý ama ahlaksýz bir azýnlýðýn da var olduðu þu günlerde, karþýmýzdakilere içten bir gülümseme ile baksak fena mý olur? Sýk sýk ruhumuzun derinliklerinde hapsettiðimiz bu insanca dürtüyü özgür býraksak ve bir hafta, hatta tek bir gün boyunca dünyaya kocaman bir gülümseme armaðan etsek neler deðiþirdi, düþünsenize! Bence bu olaðanüstü enerji kaynaðýndan yararlanmak için OPEC bir sürü para öderdi. Gülümsemenin sýnýrý olmaz. Rahatça ve içtenlikle gülümseyin lütfen. Müfit Güner/ Ýst. Bu Akþam Kimi zaman... Kimi deðil aslýnda, çoðunlukla yalnýz olduðumu düþünürüm þu koca dünyada. Benden baþka kimse yokmuþ gibi. En kalabalýk ortamlarda bile hissettirir bana kendini. Çoðu zaman dostumdur ama onu kýzdýrýrsam geceler boyu kabusum olmasýný bilir. Çok alýngan. Biraz sinirli... Ama kabul ediyorum ki pençelenmiþ ruhumun tek dostu. Bilmediklerimi anlatabildiðim, bildiklerimi düþünebildiðim... Gölgem gibi, nereye gitsem ardýmda. Bir an olsun býrakmýyor peþimi... Pencereleri zindan karanlýk odamda tanýþtým onunla ilk defa. Çok iyi hatýrlamýyorum... Varlýðýný bana nasýl hissettirdi? Ne yapýp da koynuma girdi? Bilinmezliðin içinde... Bilmiyorum... Bildiðim tek þey giderek yaklaþan ölüm ama ben bu akþam ölmemeliyim... BÝZÝM SAYFA 2 Giyim-Kuþam-Süslenme GELENEKSEL GÝYÝM - KUÞAM bu bir zorunluluktan çok geleneðin insanlara sunmuþ olduðu bir yaþam biçimi anlayýþýdýr. Bu durum sadece üste giyilenler olarak kalmamýþ, baþ süslemelerine de yansýmýþtýr. Geleneksel öðeler içeren bir giyimkuþam örneði bize, ait olduðu toplulukla ilgili pek çok bilgi sunabilir. Toplumlarýn yerleþik ya da konargöçer olup olmadýklarý, hangi tarihi olaylarý yaþadýklarý ve etnolojik kökenleri konusunda bilgi verirler. Örneðin bir Türkmen ya da Yörük köyüne g i d i l d i ð i n d e kimin sözlü, kimin niþanlý, kimin dul o l d u ð u baþlýðýndan, giydiði renklerden anlaþýlýr. Ýþ ve, özel gün giysileri farklýlýklar içerir. Düðün yapýlan gelin baþý ile gerdek sonrasý yapýlan baþlýk farklýdýr. Köylerden Giden bir sevgilinin ardýndan... Gecenin bir yarýsý eve geldiðinde... Yolda yürürken... Yalnýzlýðýn içindeki yalnýzlýkta... Kimsesiz sokak çocuklarýnýn çýðlýklarla uyandýklarý rüyalarýnda yada sokak kedilerinin inlemelerinde... Her yerde o, her yerde. Týpký ölüm gibi yaþamýn her anýnda nereden geleceði belli olmayan yalnýzlýk. Þu anda olduðu gibi ama ben bu akþam ölmemeliyim... Günlerdir buradayým. Bu havasý puslu, karanlýk evimdeki hani bilirsin ya köþedeki kýrýk koltuðu; iþte tam orada kýrýk koltuðun üstünde bekliyorum seni. Bir yabancý gibi deðil, tam tersine bir sevgili olarak. Her þeye raðmen, tüm dediklerinin ardýndan, hala yabancý deðilim senin yüzüne, hala sevgilim olduðunu düþünüyorum. Elimde deðil bilsem de senin baþka birinin kollarýnda uyumak üzere olduðunu. Belki de en iyi arkadaþýmýn... Eski dostum bana senin yüzünden biraz kýrgýn ama yine de terk etmiyor beni senin gibi. O çekip gitmedi kasaba pazarýna g e l i n d i ð i n d e, kimin köyden olduðu giysilerden anlaþýlýr. A n a d o l u d a bugün neredeyse ayný köyün mahalleleri arasýnda bile farklýlýk gösteren geleneksel g i y i m - k u þ a m anlayýþýna rastlanmaktadýr. Bu yüzden de hiçbir Bir deprem daha gerek sanat tarihçisi, etnolog, halk bilimcisi, halk oyunlarý derlemecisi, desinatör Türkiye nin ulusal giysileri þudur dememelidir. Askerlik, iþ gibi nedenlerle yaþadýðý çevrenin dýþýna çýkan erkekler kent kültürüne uyum göstermiþtir. Bu nedenle de saha araþtýrmalarýnda, erkek giyim-kuþamýna ait bulgulara rastlamak zor olmaktadýr. Oysa kýrsal yaþamda kadýn dýþa kapalý kalmaktadýr. Kendi toplumunun yaþam biçiminde geleneklerine göre giyinir. Süslenme gereksinimlerini gelenekte gördüðü ne ise, o þekilde karþýlar. Çocuk giysileri de SÝZDEN GELENLER Yine deprem, yine enkaz, yine gözyaþlarý, ekranlara yansýyan deðiþmeyen görüntüler, gazetelerde deðiþmeyen baþlýklar, siyasilerden deðiþmeyen açýklalamlar...,akillanmadik, SALLANDIK, ONLARCA ÖLÜ, DERS ALMADIK, YARALAR SARILACAK, ANINDA MÜDAHELE ETTÝK, KRÝZ MASASI KURULDU, ENKAZ KALDIRMA ÇALIÞMALARI BAÞLADI, EKSÝK MALZEME MÜTEAHHÝTLER, KAÇAK YAPILAÞMA, vs. vs Diden yine gitti kalan saðlar bir dahaki depreme kadar yine bizimdir. Önceden haber alýnaz mý, tahmin edilemz mi, bilinemez mi... Beþ dakika önceden bilinse ne olacak yani kerpiç yerine daha dayanýklý malzeme mi kullanýlacak.uzmanlar ne diyor dinleyen yok. Alahýn dediði olur Amenna biz baþka bir þeymi söylüyoruz. Yalnýz Allah, ey kullarým deprem kuþaðýnda yaþýyorsunuz, aklýnýzý kullanmayýn nasýl olsa benim dediðim olur. Barýnaklarýnýzý çürük malzeme ile yapýn gibi bir þey söylemiyor deðil mi. Elle gelen düðün bayram Hadi bakalým buyrun beyler, Bu nasýl düðün, bu nasýl bayram... Her konuda çok bien, çok konuþan bir millet olmamýza raðmen neden en ufak sallantýda onlarca ölü, yüzlerce yaralý? Deðil bir yýl sonrasýný düþünmek, bir ay, bir hafta, bir gün sonrasýný biþe düþünemeyecek bi, karesteristik özelliðie sahip insanlar olduðumuzdan hepimiz günü kurtarma peþine düþtüðümüzden en büyük acýlarý bile kýsa sürede unutup gidiyoruz. hiçbir zaman. Þimdi de aðlýyor benimle. Derdi ise ayný deðil benimkiyle. O eski dostunu kaybedeceði için aðlýyor. Yalnýzlýðýn gölgesindeki yansýma... Ölüm... Tüm kýrgýnlýðýný atmýþ kenara, beni ikna etmeye çalýþýyor.hiç yalnýz býrakmayacaðýný ve terk edip gitmeyeceðini. Baþka birinin kollarýnda sabahlamayacaðýný da söylüyor... Oysa ben hissediyorum, bir daha hiçbir zaman sabahlayamayacaðým koynumda uyuyan sevgilimle... Bu gece son ama ben bu akþam ölmemeliyim... Ne olduðunu asla anlayamadýðým korkularým bile sorularýmý cevaplamaya çalýþýyor. Kaçýþlarým yakaladý beni sonunda sensizliðin ortasýnda. Hani hiçbir zaman gitmeyeceðimiz... Hatýrlýyor musun? Söz vermiþtin hani? Gitmeyecektik oraya, beni yalnýz býrakmayacaktýn, hele kimsesiz asla... Kaçýþlarýmýzýn bizi yakaladýðý yer, korkularýmýzýn cevap aradýðý bunca zaman sustuktan sonra... Yalnýzým, korkuyorum ve üþüyorum Marmara Depremi nden sonra yazdýðým þiirde olduðu gibi bir deprem daha olmadan akýllancaða, ders alacaða benzemiyoruz. Deprem kuþaðýnda yaþýyorsak, yer kabuðu elbette belli aralýklarla sallanmaya devam edecek. Kafalarda deprem olmadýðý sürece, kaybettiklerimizin katilleri yine bizler olacaðýz ARZU bir deprem bir deprem daha gerek; düþmeli aðýndan bin yýllýk örümcek! ve o deprem ki: düzenin dödürdüðü çarký insanlar arasýndaki farký yere serecek, silip süpürecek... kan emici vampirin, sýrtlanýn ve engereðin bir teki kalmayýncaya dek sürecek!... bu gün Adapazarý nda, Kocaeli nde, Bolu da, Düzce de, Gölcük de, Yalova da, Ýstanbul da anasýz, babasýz kalan ve aðlayan bebek ÝSTE O GÜN cinsiyete baðlý olarak belirli bir yaþa kadar özen taþýr. Nazar anlayýþý baþlýk ve giysilere takýlan nazarlýklarda göze çarpar. Geleneksel yaþamda her kuþak kendinden önceki kuþaðý izleyerek bu giyimkuþam anlayýþýný, günümüze taþýr. Ancak giyim-kuþam anlayýþýnda hiçbir deðiþimin olmadýðýný söylemek mümkün deðildir. En azýndan malzeme deðiþmekte, iþçilik eski özenini yitirmekte, yaþanan günün koþullarý farklý biçimleri doðurmakta ya da baþka modalardan etkileþim gözlemlenmektedir. Kýrsal yaþamda kadýnlar vakitlerinin büyük bir kýsmýný çalýþarak geçirirler. Bu açýdan bakýldýðýnda günlük yaþam ve iþ giysileri farklýlýklar gösterir. Ancak özel gün giysileri ve baþlýklar düðünler nedeniyle görülür. Anadolu da bir genç kýzýn söylenmesiyle yapýlan baþ düzeni sosyal statüsünü belirler ve evlilik, olgunluk, yaþlýlýk dönemlerinde bu önemini kesintisiz korur. Hergün deðiþime uðrayan Folklor (Halk Kültürü) öðeleri arasýnda yer alan ve Maddi Kültür konusu olan giyimkuþam anlayýþý da bu deðiþimden etkilenmiþtir. HAGEM saha araþtýrmalarý sonucunda Bursa, Manisa, Sivas, Aydýn, Gaziantep, Çorum illerinden derlenen bilgiler katalog halinde yayýnlanmýþtýr. Bu kataloglarda her ilin farklý özellikler içeren köylerine gidilerek, orijinal giyimkuþam parçalarý, giyim tarzlarý tespit edilmiþ ve giysilerin 1/1 ölçeðinde dikiþ kalýplarý çýkartýlmýþ ve bunlar yayýnlarda 1/5 ölçeðinde yer almýþtýr. ÝSTE O DEPREMLE GÜLECEK Yavuz Nufel Rotterdam Hollanda burada. Seni bekliyorum hala dedim ya. Ama ne olur acele et. Birileri yada bir þeyler, ne olduðunu henüz anlayamadýðým bilinmezlik yaklaþýyor. Karanlýk, çaresizliðin içinden elimi tutup çýkaracak. Hissediyorum. Lanet olsun hissediyorum. Çok yakýnda... Bu puslu evde... Kýrýk koltuðun çatlaklarý arasýndan süzülerek yaklaþýyor. Renkler soluyor, sesler uzaklaþýyor. Aðlayan yalnýzlýðým... Hareketsiz bedenim... Uzaklarda, çok uzaklarda bir yerlerde bekleyenlerim var oysa. Uzaklaþan seslerin ardýndan yeni sesler duyuyorum, beni çaðýrýyorlar. Hala bir yaþam kýpýrtýsý var bedenimde. Karanlýk ve anlamsýz seslerle doluyum ama hala bir sýcaklýk var içimde sana dair, sana ait olan. Güneþ cehennemim, ay cennetim... Lanet olsun... Biliyor musun? Ben bu akþam ölmeliydim... Özcan Aksular HATÝCE ELDENÝZ Siz siz kalýrsanýz, siz yoksunuz. Ama siz bizim gibi olursanýz varsýnýz Yaþamanýn en güzel koþulu insanýn kendisini rahat hissetmesiyle gerçekleþir. Fakat görüyoruz ki insanlar kendilerini ne kadar da çaba gösterseler de rahat hissetmiyorlar. His etmenin ötesinde rahat etmelerine yol açabilecek olanaklarýný yaratmakta sýnýrlý býrakýlmýþlar gibi. Her ne kadar da insan isterse olur deniliyorsa da olmadýðýný çoðumuz görebiliyoruz. Ýnsanýn içinde oluþan deðil, dýþýnda geliþen etkenler özellikle buna engel denilebilir. Etrafýmýza baktýðýmýzda sanki dört yanýmýzý dert sarmýþ gibi. Kimimiz görmezlikten gelirken, kimimiz bunun en derin acýlarýný hissederiz.bireyler ile konuþmalar, grup içerisindeki konuþmalarda çok farklý, yani bireyin istediði, içinde bulunduðu gruptan çok farklý þeylerdir. Herhangi bir ülkede yaþýyoruz. Ve bu bizim ülkemiz deðil. Bunu biliyoruz. Fakat bizim dediðimiz ülke de bizim deðil artýk. O halde yaþadýðýmýz ülke de, bizim olmasa dahi, yaþamýmýzý biçimlendirmeliyiz. Bazýlarýmýz buna ayak uydurma deriz, bazýlarýmýzda uyum saðlamak. Ama en çok hoþuma giden terim entegrasyon terimidir. Hepsi ayný kapýya çýkar. Ama neye uyum saðlayacaðýz, neye ayak uyduracaðýz. Hani koþullarýn elverdiði kadar uyumlu olarak yine ben kendim olduðum gibi kalsam diyorum. çok zor bir olay olmamasý gerekir. Hani diyorum, haklarýmýzdan biri insanca yaþamak olsa. Mesela çocuklarýmýzý bizden ayýrmasalar. Geçenlerde mahkeme salonunda beklerken genç bir insan eli ve ayaðý kelepçeli getirildi bekleme yerine. Yanýnda iki polis. Onlarýn varlýðýnda o gencin cezaevinden olduðu anlaþýlýyordu. Bir on dakika sonra bir orta yaþlý çift ve genç bir kýz geldi. Koþa Koþa gencin yanýna geldiler ve hasretle sarýldýlar. Daha sonra avukatý geldi. Aralarýnda geçen konuþmada, gencin yabancý olduðu ve iþlediði bir suçtan dolayý sýnýr dýþý edileceðinin kesin olduðu söylenmekteydi... Sýnýr dýþý edileceði ülkede kimsesi yoktu ve Almanya da doðmuþ bu yaþa gelmiþti. Hadi varsayalým ki o genç gurbete gidiyor, ailesinde uzaklaþýyor ve günün birinde dönecek. Ama hayýr varsayamayýz. Çünkü o ailesinin yanýna dönemeyecek artýk. Tabi ailesi onun yanýna gidip yerleþebilir. O olanak ta varmýþ. Yabancýlar dairesinin önünde rastladýðým bir tanýdýk. Kadýn panik içerisinde ve bugüne kadar iþ bulamadýðýný, bunun nedeninin de Almanya ya evlenerek geldiðini, dil bilmediðinin olduðunu söylüyordu. Oturma müsaademi uzatmayacaklar dedi. Nedenine gelince, eþinin artýk kendisini istemediðini, ve bu nedenle ayrý yaþadýklarýný gelip Yabancýlar dairesine söylemesiymiþ. Kadýn Türkiye ye dönmek zorundaymýþ. Çünkü yasanýn öngördüðü süreyi dolduramamýþ evlilikte. Çocuðum olsaydý belki þansým olurdu diyordu. Belki de olurdu. Hani þansa kalmýþ bir þey... Aklýma bin bir türlü olaylar geldi. Ýþ ve iþçi bulma kuruma gittiðimi ve benim çalýþma müsaademin sadece bir firma ile sýnýrlý olduðunu, baþka bir iþe girmem durumunda gelip kendilerine bildirmem gerektiðini, ve eðer o iþyerini baþta alman iþsizleri, sonra AB üyesi iþsizler, daha sonra alman göçmenleri istemez iseler bana verileceðini söylemiþlerdi. bir yýllýk bir süresi vardý çalýþma müsaademin. Ve ben çok küçük yaþta gelmiþ, burada büyümüþ, okula gitmiþ ve evlenmiþtim. Ben doðal olarak kendimi buranýn bir vatandaþý olarak görüyordum. Ama memur o kaðýt parçasýný elime verdiðinde buranýn ne vatandaþýydým, nede herhangi bir þahýstým diye düþündüm. Daha sonraki dönemlerde de bunu çok iyi hissettirdiler bana ve benim gibi insanlara.dýþardan herhangi bir yerlerde oturup eðleþmek sorun deðil. Elbette rahat bir hayat yaþayabilir insan ama her an hiçte rahat olmamayý gösteren yasalar, ve kuralar ile karþý karþýya kalmaktadýr insan. Olmayan haklarýmýzý varmýþ gibi gösterme çabasýna girerken bize dayatýlan kurallarýn en iyi uygulayýcýsý olmuþuz farkýn varmadan. Ne kýrmýzý lambada geçer olduk, nede herhangi bir yerde aðzýmýzý açar olduk. Nede olsa entegre olduðumuzu göstermek istiyoruz. Ýnsanlar hiç bir zaman olmadýðýný olmuþ gibi göstererek uzun süre yaþayamaz. Ben daha çok bu devlete nasýl katkýda bulunurum, veya bende vergimi ödüyorum o halde benimde haklarým var argümanlarýyla parlasam da nafile ben yine benim, kalifiyesiz bir misafir iþçi veya onun çocuðu veya onun torunu ben üniversiteye giderim, mühendis olurum, ben iþveren olurum, ben müdür olurum, ben yetkili olurum ama buna raðmen ben yinede kalifiyesiz bir iþçi çocuðuyum. Son dönemlerin gündemi biz miþiz! Sözüm ona bizim haklarýmýz savunuluyormuþ ve bizim haklarýmýz için kafa kol kýrýlýyormuþ alman parlamentosunda.. Ne mutlu onlara ve bizim haklarýmýzý düze çýkaracak olan yasanýn aman ha kimse karýþtýrmadan kabul edilsin, hiç bari Almanya kendilerinin bir göçmen ülke olduðunu kabul etmiþ olur diyenlere. çok seviniyorum tabi bundan sonra pasaportumda düzenli aralarla baþka bir terimle ifade edilen Almanya da oturmaya bu kadar müsaaden var damgasý artýk tek bir ifade taþýyacak ama ben bu damgayý henüz küçük yaþta olan çocuklarýma anlatamýyorum ki.. onlara bizim burada kalma þartlarýmýz olduðunu ve biz bize dayatýlan kurallarý aksatmadan uygularsak ancak kalabilme müsaadesi alabildiðimizi anlatamýyorum ki Belki alman politikasýnýn buna da bir cevabý vardýr.. umarým cevabý dil bilmiyorlar diye sonderschule diye tabir edilen zeka ve beden özürlü çocuklar için okuma olanaðý verilen okula göndermeleri olmaz. Ya aslýnda hiçte bunlarý kafama takmamam gerekiyor. Hani benim bu sorunum yok. Çalýþýyorum. Kimseye muhtaç da deðilim. Almanca dilini çok iyi biliyorum. çok iyi entegre olmuþum. Çocuklarýmda gereken okullara yerleþmiþ...eh bundan iyisi can saðlýðý demek gerekir.. ama diyemiyorum iþte tabi ki insanlar yaþadýðý ülkenin dilini bilmek zorundalar. Bu kendilerini özgürce ifade etmeleri için þarttýr. Kendi geçimlerini saðlayabilmelidirler, yaþamlarý için þart bir durum. Olanaklarý vardýr elbette. Belki bu Olanaklarý kullanmada biraz yetersiz kalýyorlardýr. Bu Olanaklarý kullanmalarý konusunda yardýmcý olmak yerine kökten siz siz kalýrsanýz, siz yoksunuz. Ama siz bizim gibi olursanýz varsýnýz olmamalý. Buna karþýn insanlar uyumsuzluðun entegresini planlamaya yüz tutuyorlar. Buda kendi çýkarlarý doðrultusunda uygulamak istedikleri yasalar ve kurallardan kaynaklanýyor. DEM NACHRICHTEN UND WERBEAGENTUR Hack str Stuttgart Tel: / 12 Fax: Alsen Str Dortmund Tel: Fax: Hatice Eldeniz Herausgeber/ Geschäftsführerin Þükrü Yýldýz Chefredakteur Der Verlag übernimmt keine Haftung für den Inhalt der Anzeigen und Anzeigentexte. Die von Verlag gestalteten Anzeigen sind urheberrechtlich geschützt.

3 HABER 3 Gazetemiz DEM birinci yýlýný eflatunî ÞÜKRÜ YILDIZ muhteþem bir resepsiyonla kutladý! Gazetemizin birinci yýlýný geride býrakmasý vesilesiyle Stuttgart da verilen resepsiyon muhteþem geçti. Baþbakan yardýmcýsý ve ANAP Genel Baþkaný Mesut Yýlmaz baþta olmak üzere yüzlerce kutlama mesajýnýn gönderildiði resepsiyona yüze yakýn misafir katýldý. Açýlýþýný gazetenin imtiyaz sahibi Hatice Eldeniz yaptýðý kokteylde, çeþitli konuþmalarýn yaný sýra þiirler okunup, müzik dinletisi sunuldu. DEM Bayilerde Hatice Eldeniz gazete çalýþanlarýný selamlayarak baþladýðý konuþmasýnda, 2 tarihinden itibaren DEM Gazetesinin bayilerde satýþa çýkacaðýný açýkladý. Aylýk periyotlarla bayilerde olacak olan gazetenin fiyatýnýn 1 Euro olarak belirlendiðini belirtti. Almanya baþta olmak üzere Avrupa nýn diðer ülkelerinde baþkentlerde daðýtýma girecek olan DEM in bir çok gazetenin ekonomik sýkýntýlardan dolayý yayýnlarýna ara verirken böyle bir adým atmasý, ALMANYA ATAKTA! YA SEV, YA TERK ET!... Almanya da yaþayan yabancýlarýn sorunlarýna çözüm gücü olacak nitelikte olmayan göçmen yasasý Almanya nýn iþ ve vergi alanýna destek olabilecek gözüyle bakýlarak düzenlendiði, bu çerçevede de Almanya da yaþayan yabancýlarýn da alman yaþam standartlarýna uymalarýný entegrasyon politikasý ile saðlamak istiyor. Entegrasyon politikasýnda Alman kurallarýna, yasalarýna, kültürüne ve sosyal yaþantýya uymalarý saðlanmasý planlanýrken, var olan yapý içerisinde seçerek temiz bir toplum yaratýlmak istendiði açýk. Almanya nýn yabancýlara yönelik politikalarý ya sev, yada terk et den öte gitmemektedir. Aþýrý saðdaki Cumhuriyetçi Partinin seçim kampanyasý idarecisi Gerhard Tempel, Alman kültürünü ve Alman milli kimliðini korumayý istiyoruz, yabancýlara ihtiyacýmýz yok, sanayi, rasyonalizasyonla istihdamý daraltýyor. demiþti. Fakat görmeden, horlanmadan, burada yaþayabilmeleri için imkansýzýn aþýlmasýný nüfusu 82 milyona ulaþan Almanya daki yabancýlarýn sayýsý 7.3 milyon olsa da, beklemeden kabul etmek ve yaþatmak bu 7.3 milyon insanýnda hiç bir ayýrým gerektiði unutulmaktadýr. cesaret olarak deðerlendirildi. Avrupa daki neslin sesiyiz Eldeniz, Avrupa da doðan bir gazete olarak, bu pencereden baktýklarýný kaydederek, Burada yetiþen neslin sesiyiz dedi. Avrupa da yetiþen yeteneklere gazetelerinde öncelik vereceklerini söyleyen Hatice Eldeniz, yayýnlarýný Türkçe ve Almanca olacaðýný belirtti. Baþarýlý bir yýldý Gazetenin yazarýndan ve Ýstanbul dan resepsiyona iþtirak eden Dr. Hüseyin Nazlýkul da yapmýþ olduðu kýsa konuþmasýnda Dem gazetesinin baþarýlý bir yayýn yýlýný geride býraktýðýný ve bundan sonrada bunu devam ettireceðine inandýðýný belirterek, herkesin Dem gazetesine sahip çýkmasý gerektiðini kaydetti. Muhteþem bir müzik ve þiir dinletisi vardý Grup Neþe eþliðinde bir dinleti veren Figen Genç güzel sesiyle resepsiyona renk katý. Ýstanbul dan resepsiyona katýlan genç sanatçýnýn okuduðu þarkýlar ilgi ile izlendi. Uzak yolarý aþarak gelen Diyap Gökduman kendi parçalarýndan oluþan þarkýlarýyla aþýk geleneðinin güzelliðini ve gücünü bir kez daha gösterdi. Ankara dan resepsiyona katýlan Þair Olgun Þensoy ve Mete Alpsar okuduklarý þiirleriyle resepsiyondakileri selamladýlar. DOÐAN KARDEÞLERÝN BÜYÜK BAÞARISI Stuttgart ýn baþarýlý iþadamlarýndan Firma Doðan nýn sahibi Ali Orhan Doðan, Kardeþleri Özgür ve Hayri Doðan ile birlikte Stuttgart ýn en gözde ve kendini 10 yýldýr kanýtlamýþ olan Pýnar Kebap und Pizza Schnellrestaurant i 01. Mart 2002 den itibaren yeni bir açýlýþ yapmadan devir almýþtýr. Doðan Kardeþleri 2002 yýlýnýn baþýnda DOÐANs Gastronomi OHG adý altýnda bir ortaklýk kurup, düþüncelerini gerçekleþtirmeye baþlamýþlardýr. Ali Orhan Doðan yaptýðý açýklamada bu branþta amaçlarýnýn sadece en iyisi olmak olduðunu ve bunun için gerekli tüm çalýþmalarý yaptýklarýný belirtti. DOGAN Kardeþler Stuttgart in sahip olmaktan gurur duyuyoruz dediler. Pýnar Kebap und Pizza Schnellrestaurant a her ürün günlük taze yapýldýðýna dikkat çeken DOGAN Kardeþler, Restaurant ýn sabah ile gece saatleri arasýnda açýk olduðunu bildirdiler. Gündüzleri Özgür Doðan, geceleri ise Hayri Doðan dörder kiþilik güler yüzlü servis elemanlarýyla müþterilerine günlük 18 saat düzenli hizmet vermekteler. Stuttgart ta tavla turnuvasý yapýldý Stuttgart ve çevresinde yaþayan Türk vatandaþlarýnin katýldýklarý tavla turnuvasý Stuttgart Weilimdorf Patisserie Stehcafe de gerçekleþtirildi. Macit Aysel, Nacip Bati, Muhittin Çakýl, Ýbrahim Dere, Aykut Düzgüner, Cem Erçetin, oktay Gökten, Kudret Gül, Ali Gülbahar, Nuri Hýsýr, Cihan Müslüm, Ayhan Ordu, Ömer Oskay, Turgut Sürücü, Recai Süzen, Erdoðan Önüt ile Hüseyin Yeðin in katýldýðý turnuva kýran kýrana geçti. Dört grupda mücadele eden yarýþmacýlar arasýndan finali Türgut Sürücü ile oynayan Muhittin Çakýl türnuva þampiyonu oldu. Yarýþmayý düzenleyen Aykut Düzgüner ilk kez düzenlenen tavla turnuvasýnýn heryýl düzenleneceðini belirtti. Amacýn Türk kültürünün bir parçasý olan tavla nýn tanýtýlmasý, gençlere sevdirilmesi, arkadaþlýk ve dostluk baðlarýnýn güçlendirilmesi oldunu açýkladý. Hayvan baksa da anlamaz Saat gecenin ikisi. Bilgisayarýmýn baþýna oturmuþum. Bir taraftan Fikret Kýzýlok u dinliyorum; Yýllar geçse de üstünden, bu kalp seni unutur mu? Unutur diyorum usta, unutur... Yürekler neleri unutmadý ki! Gözlerimiz nelere alýþmadý ki! Saat iki sen yoksun. Olmasý gereken zamanlarda olamadýðýn gibi. Yalnýzým ve korkuyorum. Yaþamaktan ve bu günleri yaþamaktan. Ölmekten deðil, ölememekten. Görmek istemediklerime her gün biraz daha alýþmaktan, beni ben yapan farklarýn farksýzlaþmasýndan korkuyorum. Korkuyorum çünkü, kendisi olmaktan utanan ve Avrupa nýn talanlarla yaratýlmýþ egoizmin hayranlýðýnda kaybolan benliðimin çaresizliðini görüyorum. Kendisini yaþadýðýný sanan ve Þablonun köpeði gibi önüne atýlan kemiðe kuyruk sallayan bireyin dünyasýnda yaþýyorum. Yaþlanýyorum... Sen yoksun biliyorum... Gözlerimi kapatýyorum sensizliðe... On sekizinde bir delikanlý ölümün muhteþem cazibesine kapýlmýþ, barutu koklamakta Filistin de. Genç bir kýz, sevgilisini geleceðine adamanýn gururunu taþýmakta dostlarýyla. Baþlarý dik olsun diyor bebelerin... Bir anne damatlýklar dikmekte ölüme Bir hayalet geziyor Kudüs üstünde. Ýnsanlarýn hayaleti. Kendileri olabilme cesaretini gösterebilen yiðitlerin, ölüm anýný kendileri belirleyen fedailerin hayaleti. Yaþamý uðruna ölecek kadar seviyoruz diyen çýðlýklarýn ardýnda çekiliyor zýlgýtlar... Tililiiiiiillililililiiililii Gözlerim kapalý... Mersin deyim. Mart ýn 21 i. Bayramlardan Newroz yada Nevruz. Tahammülsüzlüðün yetmiþ yýllýk cumhuriyetinin kurþunlarýyla parçalanýyor ciðerim. Yeni gün kanla baþlýyor. Kan suratýma sýçrýyor. Baþörtüsüyle genç bir kýz yerlerden sürüklenerek önümden geçiriliyor. Bendeki, diðer ben, Avrupa nýn her hangi bir þehrinin, her hangi bir kenar mahallesinde birinci veya üçüncü sýnýf bir birahanesinde oturuyor. Televizyon haberleri bilim kurgu filmlerindeki þeritler gibi geçiyor gözümün önünde. Piroz be! Gözlerim kapalý... Doðmadan ölüyor bebekler. Kömür gözlü bir çocuðun çýðlýðýyla sarsýlýyor insan. Aniden Halepçe oluyor her yer, boðazým düðümleniyor, uyanýyorum. Çok þükür, bilgisayarýmýn baþýndayým ve ince sesiyle Kýzýlok devam ediyor Güzel sen ne güzel olmuþsun Güzeli güzel olmuþ dünyanýn, çirkini, çirkin... Bu sayýmýzdaki bir resme düþen not gibi; Hayvan baksa da anlamýyor. Bakýyorum, bakýyorum, bakýyorum, anlamýyorum Düþünmek cesaret iþi. Cesaret sorumluluk istiyor. Bizi ise rahat yataklarýmýz bekliyor. Tanrýnýn laneti üstümüze olsun! Gazetemiz DEM Profesyonellerin dünyasýnda amatör bir gazeteyiz. Avrupa da yetiþen neslin sesini duyurmayý ve yeteneklerini yansýtmayý amaçlýyoruz. Bunun için hararetli bir çalýþma içindeyiz. Ve bayilerde satýþla ulaþamadýðýmýz alanlara ulaþmayý amaçlamaktayýz. Doðru yoldayýz, bunu içindir ki, her geçen gün kadromuz geliþmekte, gönüllüler birliðine dönüþmekte. Aramýza yeni katýlan baþta Ozan Þah Turna olmak üzere tüm arkadaþlara Dem ailesine hoþ geldiniz diyoruz. Türkiye nin neresinde olursa olsun her türlü hukuki iþleriniz takip edilir.

4 Fener Patriði, bir çok müslüman barýþ yanlýsý. Fener Rum Ortodoks Patriði Bartholomew, Amerika ziyareti sýrasýnda yaptýðý bir konuþmada müslümanlar arasýnda dini hoþgörü ve daha fazla tölorans iþaretlerinin arttýðýný belirtti. New York ta yaptýðý bir konuþma sýrasýnda Patrik, tüm dinlerde olduðu gibi islam dini içinde de aþýrýlar ve muhafazakarlar bulunduðunu bazý kiþi ve guruplarýn dinlerden çýkar saðladýðýný ve kullandýðýný bildirdi. Ýslam dini içinde bir gurubun öteki dinlerle kavgasý olduðunu kabul eden Patrik ancak müslümanlarýn çoðunluðunun hýristiyanlar iyi iliþki aradýklarýný vurguladý. Patrik Heybeli ada papaz okulunun açýlmasý konusunda da ABD de lobi çalýþmasý yapýyor. Ecevit in Cheney ile ilgili sözleri inandýrýcý deðil ABD Baþkan yardýmcýsý Richard Ceheney kendisi ile seyahat eden Amerikalý gazetecilere, Türk yetkililerin kaygýlarýný yatýþdýrdýðýný ve onlara yakýn bir tarihte Irak a bir operasyon konusunda henüz ortada bir karar olmadýðýný söylediðini açýkladý. Cheney yalnýz Türkiye ye deðil ziyaret ettiði her ülkede tüm liderlere ayný yanýtý verdiðini kaydederken bu durum sonunda ecevitin durumu kendisinin gazetecilere açýklamak istediðini kaydetti. Cheney görüþülen konulardan bir baþkasýný da Afganistan da görev yapacak Türk birliði konusunun oluþturduðu ve toplantý sýrasýnda 228 milyonluk Amerika nýn vereceði katký payýndan Ecevit in haberi olmadýðýný belirtti. Ýngiltere den sonra Türkiye nin Afganistan daki gücün komutanlýðýný almasý konusunda görüþmelerin devam ettiðini ve henüz kesinleþmiþ ortada bir durum bulumadýðýný belirtti. ABD Baþkan yardýmcýsý bu sabah Beyaz Saray da baþkan Busk, Savunma Bakaný Rumsfeld, Dýþiþleri Bakaný Powel, Ulusal güvenlik danýþmaný Rice ile biraraya gelerek gezisi ve temaslarý konusunda bilgi verecek. Ýsrail Türkiye den su alýmýný hýzlandýrdý Ýsrail Baþbakaný Ariel Sharon un kurak geçen kýþ ardýndan Türkiye den su alýmý konusundaki çalýþmalarýn hýzlandýrýlmasý talimatý verdiði açýklandý. Ýsrailliler Manavgat çayýndan yýlda 50 milyon ila 100 milyon metreküp arasýnda su almaya hazýrlandýðý bildiriliyor. Sharon un konuyla ilgili yetkililere su ithali konusunda bir takvim hazýrlanmasý talimatý verdiði de belirtildi. Ýsrailli yetkililer aslýnda ülkenin su rezevleri için 2 milyar metreküp suya ihtiyacýnýn olduðu belirtiliyor. HABER 4 NEWROZ ÇOÞKUYLA KUTLANDI! HASAN AYDIN YIPRATILAN MASAL Coðrafyamýzda bazý deðer ve kavramlardan uzak býrakýlmýþýz, insansal deðerler ve kültür yerini ýrkçýlýða, þovenizme, milliyetçiliðe býrakmýþtýr. Ýnsanlýk büyük kavgalar vererek, bedeller ödeyerek kurtulmak istediði çaðdýþý mantýðý Türkiye kurtarýcý, çaðdaþ, doðal ve büyüleyici bir anlayýþmýþ gibi dört elle bu köreltici zihniyete sarýlmaktadýr. Toplum olarak ta bu çaðdýþý yaklaþýmlarý vatanýn birlik ve beraberlik safsatalarýyla doðal, zorunlu bir yaþam biçimi olarak kabullendik. Farklý düþünenleri terörist, komünist ve bölücü olarak gördü. Çünkü, Cumhuriyet tarihi boyunca bize anlatýlan masal bunu gerektiriyordu. Bizi yönetenler sürekli bir korku ve kaos ortamýný yaratarak çok kaba bir biçimde bizi sömürmeye, aç býrakmaya devam ettiler. Bir kültür mozaiði olan Anadolu muzda kültürler katledildi, çok kültürlü bir toplum yerini tek dil, tek kültür, tek dine býraktý. Tarihsel olarak kültür ambarý olan bir coðrafyada kültürsüz kaldýk, insansal deðerlerle mutlu olmamýz gerekirken Ne Mutlu Türküm dedik. Gerçekten bu ülkede yaþayanlar Türk olmaktan mutlular mý? Yada mutluluðun kriterleri nelerdir? Yoksulluk, sefalet daha fazla baský mýdýr? Ölçü bu ise gerçekten mutlu muyuz? (açlýkta,yoksullukta ve sefalette birinciyiz) biz bu mantýkla bir deðiþim ve dönüþümü yaratamayýz, O rtadoðu baþta olmak üzere Asya nýn çeþitli ülkelerinde deðiþik gerekçelerle kutalan Newroz bayramý, bu yýlda büyük bir çoþkuyla kutlandý. En büyük kutlamaýn yapýldýðý Diyarbakýr a yüzbinlerce kiþi akýn etti. HADEP Genel baþkaný Murat Bozlak ýn bir konuþma yaptýðý kutlamada, ünlü sanatçý Sezen Aksu u da bir dinleti verdi. HADEP tarafýndan baþta Diyarbakýr olmak üzere, Van, Muþ, Mardin, Mersin, Antalya, Ýzmir, istanbul, Batman, Erzurum, Siirt, Bitlis, Aðrý, Doðubeyazýt, Iðdýr, Hakkari, Ardahan, Adýyaman, Urfa, Bingöl, Erzincan, Þýrnak da organize edilen kutlamalara kitlesel katýlan halk, barýþ ve kardeþlik sloganlarý atýldý. Almanya nýn Düsseldorf þehrinde yapýlan Newroz yürüþüne on binler katýldý. yapýlan konuþmalarda Avrupa Birliðine girmek isteyen Türkiye nin Kürt politikasýný gözden geçirmesi istendi. insanlýk tarihine, dünyaya, çevreye biraz bakmak zorundayýz. Tarih göstermiþtir ki insanoðlu hiçbir zaman eski toplumsal üretim biçimiyle yaþamayý kabul etmemiþtir. Dolayýsýyla her dönüþüm, deðiþim süreçlerinde beyinde ve yürekte, her alanda büyük reformlar, devrimler yaratarak yeni bir toplumsal yapýlanmaya kavuþmuþtur. Biz hiçbir korkuya, komplekse düþmeden demokratikleþmeye açýk bir adým atabiliyor muyuz? Ya da demokrasiyi, özgürlüðü, hümanist kültürü, sosyal refahý halkýna vermekten korkan hep bir zihniyetin kölesi mi olacaðýz? (bu soyguncular düzeni bunlarý halkýna vermekten korkmakta, halkýna güvenmemekte) insan haklarý denilen, bizde adý olup ta kendisi olmayan bir kavram da vardýr. Ýnsan olmak kolay mý? Ýnsaný insan eden temel özellikler nelerdir? Ýnsan ne ile insandýr? Bu sorularý sindirerek doðru bir biçimde yanýt verebiliyor muyuz? Unutulmamalýdýr ki, insan haklarý ile insandýr, insaný insan eden sadece düþünebilmesi deðildir. Bunun yanýnda dürüst düþünmek, insan hak ve özgürlüklerine, yaþam hakkýna saygýlý olmak insaný tamamlayan temel özelliklerdir. Hukuk adýna intikamcýlýk kimseye bir yarar saðlamadýðý gibi sosyal bir devlet anlayýþýyla da baðdaþamaz. Hukuk eþitliði gerektirir, idamlardan, ölümlerden medet uman ve siyasetini bunun üzerine kurmak siyasi ahlakla baðdaþmadýðý gibi toplumu kaosa sürükleme, ölümü topluma kanýksama bizi yönetenlerin siyaseti olabilir. Bu bir belleksizleþtirme siyasetidir. Ama biz bu coðrafyada yaþayanlar olarak bu gaflete düþmeden kendimizle yüzleþerek, tarihimizle yüzleþerek yýlýn moda þarkýsýnýn deyimiyle neler oluyor size, neler oluyor bize? diyerek daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi, daha fazla insanca yaþam deyip insanlýðýmýza yönelmeliyiz. Bu klinik vakadan, bu depresyondan ancak böyle kurtulabiliriz. ALÝ KÖYLÜCE NEWROZ u kutlayanlar ve NEWROZ dan Korkanlar Tarih günümüzde saklýdýr, çünkü tarih insanoðlunun mücadeleler serüvenidir. Bu mücadelenin nedenleri hala tarih yaratmaya devam ediyor. Tarih bu olaylarý ayný zamanda insanlýðýn ve özelde toplumlarýn kültürlerini yarattý. Ortadoðu insanlýk tarihinin en önemli bölgesidir. Ezen- ezilen mücadelesinin en çetin geçtiði ve nice dinlerin, felsefelerin ve efsaneleþmiþ olaylarýn, kara katliamlar yanýnda aydýnlýk umutlarýn yaþandýðý yer olmuþtur. Newroz Ortadoðu halklarýnýn bu labirentli mücadelesinde, tam da karanlýktan aydýnlýðý, esaretten özgürlüðü, kin ve nefretten barýþ ve kardeþliðe ulaþmanýn sembolü olarak bir çok halk ve inanç ta kutlanmaktadýr. Geçmiþte olduðu gibi bu günde Newrozu kutlayanlarýn umutlarýndan korkanlar vardýr. Newroz ezilenlerin umudunu hala canlý tutarken, ezenleri korkutmaya devam ediyor. Ancak bütün engellemelere raðmen Newroz ateþi her geçen yýl gönülleri daha çok aydýnlatýyor kalplerimizi ýsýtýyor. Yeniden baþlamanýn, yeniden doðmanýn, yenilenmenin baþlangýcý oluyor. Sadece insanýn deðil bir bütün olarak doðanýn ve tüm canlýlarýn yeni günü yeni yýlý oluyor. Newrozu bir çok halk ve toplum kutluyor. Ýran, Mezopotamya baþta olmak üzere Afganistan Anadolu ve hatta Balkanlar ile orta Asyadaki halklar tarafýndan çeþitli anlam ve sebeplerle kutlanýr. Ancak tüm kutlamalarda öz ve anlam aynýdýr! Özellikle Ýran da hem bir halk hareketi hemde inançsal bir kutlamadýr. Ýranýn en büyük bayramý olarak kutlanýr. Bu kutlamalar 13 gün sürer. Alevi toplumunda, Newroz Hz. Ali nin doðum günü olarak bilinir.hz. Ali ve Hz. Fatma nýn evlenme günü ve kýþýn sona ermesi baharýn baþlangýcý olarak kutlanýr.özel Newroz törenleri düzenlenir. Devlet yasaklarýna raðmen, halklar her zaman kendi kutlamalarýný yapmýþtýr. Günümüzde de, Newroz ayni amaç ve umutlarla kutlanmaktadýr. Bu yýl milyonlarýn katýlýmý ile sadece Türkiye de deðil, Ortadoðu ve Avrupa da yaþayan baþta Kürtler olmak üzere, diðer halklar 2002 Newrozunu tüm baský ve yasaklamalara raðmen, görkemli kutladýlar. Saldýranlarýn ve yasaklayanlarýn yüzü karardý! Barýþ, kardeþlik ve özgürlük þiarlarý günümüz Dehak larýnýn kulak zarlarýný patlattý! Newroz meþalesi körleri bile aydýnlattý. Barýþ, kardeþlik ve özgürlük ruhuyla hoþ geldin New-roz (yeni gün)! Newroz bayramý tüm halklara kutlu olsun. BÝRÝNCÝ YILINDA DEM COÞKUSU 1 mart 2002 de DEM gazetesinin birinci yýl kutlamasý Stuttgart da yapýldý. Ýlk DEM in yayýnlanmasýnýn üzerinden bir yýl geçti. Heyecanlý, emek, ve zorluklarla mücadele dolu bir yýl. Her sayýyý dört gözle bekledik. Tüm eksiklere, yetmezliklere ve olanaksýzlara raðmen her geçen sayý daha da güzelleþti. DEM gazetesi kendini yarattý. Amatörlükten profesyonel gazeteciliðe yönlendi ve reklam aðýrlýndan sosyal, kültürel ve güncel sorunlarýn yanýnda felsefik ve toplumu ilgilendiren temel konularda dahil bir halk gazetesi olmaya çaba harcadý. DEM resepsiyonuna Avrupa dan ve Türkiye den katýlan konuklar ve gazeteciler, sanatçýlar ile DEM çalýþanlarý, bir yandan DEM in coþkusunu paylaþtýlar, diðer yandan DEM e iliþkin dilek, ve temennilerinin mesajýný sundular. Ortak fikir ve talep DEM gazetesinin profesyoneliðe aðýrlýk vererek bayiler aracýlýðý ile okuyucusu ile buluþmasýydý. DEM gazetesinin bu talebe cevabý, gerçekten de erken oldu. Nisan 2002 den itibaren DEM in bayilerde satýlacaðýný öðrendiðimde çok sevindim. Elbette bu konuda DEM in yaygýnlaþmasý ve çok okunmasý için çok çaba harcamalýyýz. Ýþte DEM Bayilerde. Þimdi her ay bir DEM alalým. Bir çok derginin hatta gazetenin cazibesini yitirdiði ve okuyucusunun daraldýðý bir dönemde DEM in yaptýðý bu atýlým ve baþarýyý saðlayan DEM çalýþanlarýný ve okuyucusunu kutlamak istiyorum. Alevilerde bir deyiþ vardýr; denirki : Cahil kendini aklar, Kamil özünü yoklar, Bence DEM kamilin yolundan ayrýlmamalý, ve her an özününü yoklamalýdýr. Haktan ayrýlmadan Halka hizmet vererek kendi gücünü Okuyucusundan yaratmalýdýr. Bayimize hoþ geldin DEM! Mavi Akým boru hattý ikinci aþama inþaatý baþladý Türkiye ile Rusya arasýnda Karadeniz dibinden doðal gaz taþýyacak olan Mavi Akým boru hattýnýn birinci kýsým inþaatýnýn tamamlandýðý ve ikinci kýsým inþaatýn baþladýðý açýklandý. Ýkibin metre deniz dibine döþenilen ve tamamý 375 kilometre olacak olan ikinci kýsýmýnýn dýþýnda boru hattýnýn þimdiye kadar 100kilometrelik kýsmý döþendi. Rusya dan Samsun a doðal gaz taþýyacak olan boru hattýnýn yýlda 16 milyar metreküp gaz taþýyacaðý ve bu yýl sonunda gaz akýmý ile ilgili denemelere baþlanacaðý belirtiyor.

5 Ýstanbul Barosuna kayýtlý ve yurtdýþýnda yaþayan vatandaþlarýmýzýn Türkiye deki Hukuki Sorunlarý ile Uðraþan Av. Mustafa Doðan ile vatandaþlarýmýzýn en çok karþýlaþtýðý Hukuki sorunlar, Ýltica eden Vatandaþlarýn konsolosluða girememe durumunda nasýl vekaletname çýkartabilecekleri ve Resmi belgelerin Apostil (Tasdik Þerhi) edilmesi ile ilgili yaptýðýmýz röportajý yayýnlýyoruz. DEM: Yurtdýþýnda yasayan Vatandaþlarýmýz daha çok hangi hukuki sorunlarla karsýlaþmakta? Av. Mustafa Doðan: Bunlar 1. Grup: Alacak, Boþanma, Tenfiz, Nesep, Velayet, Nüfus Tashihi davalarý ( ad, soyadý, doðum yeri, doðum tarihi düzeltme davalarý) Nafaka, Velayet ilgili davalar ve bunun gibi davalar. Veraset ilamý ( mirasçýlýk belgesinin) çýkartýlmasý. Bu gibi davalarda önemli olan nokta; Vatandaþlarýmýz bu gibi davalarý Türkiye nin her yerinde açabilirler. Yani nüfus kayýtlarýnýn bulunduðu þehirde açmak gibi bir mecburiyeti yoktur. Örneðin kiþinin nüfus kaydý Bingöl de ama O Ýstanbul da bir avukata vekalet verip davasýný Ýstanbul da açýp bitirebilir. Bu tür davalarda Türkiye nin her yerinde ki mahkemeler yetkilidir. Yurt dýþýnda boþanan vatandaþlarýmýzýn Türkiye de tenfiz davasý ( boþanmanýn tanýnmasý) açmadan tekrar evlenme imkanlarý yoktur. Bu dava Türkiye nin her yerinde açýlabilir. Tenfiz yabancý Boþanma kararýnýn tüm hukuki sonuçlarýný doðurmasýný saðlayan bir davadýr. Ve mahkemeden alýnan tenfiz kararý kiþilerin nüfus kaydýna gönderilecek Boþanma nüfusa iþlenir ve yeniden evlenme imkaný doðar. Görüldüðü üzere birincisi Boþanma ve ikincisi tenfiz olmak üzere iki ayrý dava söz konusu olmaktadýr. Vatandaþlarýmýz bunun yerine direk Türkiye nin herhangi bir yerindeki mahkemeden de boþanarak bu boþanmayý nüfuslarýna iþletebilirler. Ve bu durumda ikinci açýlacak tenfiz davasýna gerek yoktur. 2. Grup: Gayrimenkul ( taþýnmaz) ile ilgili davalar. Bunlar taþýnmazla ilgili her türlü davayý kapsar. Örneðin, geyrimenkulle ilgili kira tespit davalarý, tahliye davalarý, tapu iptali davalarý, izale-i þüyu ( malýn paylaþtýrýlmasý) ve bunun gibi davalar. Taþýnmazla ilgili iþlemlerin en önemlisi veraset ve intikaldir. Türkiye de gayri menkulü olan bir vatandaþ Yurtdýþýnda ölürse, mirasçýlarý öncelikle Türkiye nin herhangi bir yerindeki mahkemeden Veraset Ýlamý denilen mirasçýlýk belgesi almalýdýr. YURTTAN 5 HALEBÇE KATÝLÝAMI; UNUTULMAYAN BÝR ACI Av. Mustafa Doðan ile Ýltica eden Vatandaþlarýn konsolosluða girememe durumunda nasýl vekaletname çýkartabilecekleri ve resmi belgelerin Apostil (Tasdik Þerhi) üzerine... Bahara merhaba! 1945 Hitler Almanya sýnýn savaþ arabalarý Volkswagenler, bu gün bütün dünyada barýþ þarkýlarý söyleyerek, doðaya sahip çýkýyor sanata ve gerçek sanatçýlara desteklerini sunuyor yýlýnda TRT den Hami Gerçek öncülüðünde kurulan Ankara Volkswagen Fan Club her gün daha da büyüyerek renk renk Kaplumbaðalarla insan gücü potansiyelini ülkesinin aydýnlýk geleceði için kullanan sivil toplum kuruluþu olabilmenin sevinciyle arþýnlýyor caddeleri Barýþýn Kaplumbaðalarý Ankara Volkswagen fan club üyeleri 14 Nisan saat 11 de Maltepe Migros önünde renk renk araçlarýyla bahara merhaba pikniði için yanyana gelecekler Dr. Nalan Koç/ Ankara Bunun için veraset davasý açýlmalýdýr. Veraset ilamý alýndýktan sonra bütün mirasçýlar ya hep birlikte hareket etmeleri veya bir avukata vekaletname vererek gayri menkulün mirasçýlara intikali iþlemlerini yaptýrabilirler. Belediyeye emlak ve çevre temizlik vergi borçlarý ödenir, Vergi dairesine vergi borçlarý ödenir. Tabu dairesinde intikal iþlemleri yapýlýr, tabu harçlarý yatýrýlýr ve intikal tapularý alýnýr. Tüm bu iþlemler gayrimenkulun olduðu yer tapusunda, belediyesinde, vergi dairesinde yapýlýr. Ve taþýnmazla ilgili davalar söz konusu olduðunda bu davalar taþýnmazýn bulunduðu yer Asliye Hukuk Mahkemelerinde açýlýr. DEM: Sayýn Doðan bir de Mülteci Statüsündeki vatandaþlarýmýzýn karsýlaþtýðý Sorunlar var. Bunlar konsolosluða Gidememektedirler. Türkiye deki Hukuki Sorunlarý için Vekaletname Çýkartmalarý gerektiðinde ne yapabilirler? Av. Mustafa Doðan: Yol: Bulunduklarý Ülke Örneðin Almanya ise, Almanca dilini konuþup anlayabiliyorlar ise, Alman Noterine giderek vekaletname çýkartacak ve bunu yeminli Türkçe tercümana tercüme ettirip aslý ile birlikte Türkiye deki Avukatýna gönderecektir. Mülteci Vatandaþýmýz Almanca diline vakýf deðilse, Yeminli Türkçe tercüman ile Alman Noterine giderek vekalet çýkaracak yine bunu tercüman aracýlýðý ile tercüme ettirip vekalet aslý ile birlikte Türkiye deki Avukatýna gönderecektir. Her iki durumda da yabancý devlet vekalet aslý ve buna iliþtirilecek yeminli Türkçe tercümesi Türkiye de vekalet olarak iþlem görecektir. 2.Yol: mülteci Vatandaþýn bulunduðu ülkenin yerel Mahkemesinden vekaletname çýkartabilir. Mülteci bulunduðu ülkenin diline vakýf ise, Yerel mahkemeye gidecek uluslar arasý vekalet çýkartacak, bunu yeminli tercüman ile Türkçe ye tercüme ettirecek ve tercümesi yapýlmýþ yerel mahkeme vekaletini Apostil ettirecektir. Apostil uluslararasý bir resmi onaydýr, imzayý ve tercümeyi onaylar. Mülteci bulunduðu ülkenin diline vakýf deðilse; Ya, yerel mahkemeye yeminli tercüman ile giderek buradan vekaleti çýkartacak ve bunun tercümesini yaptýracak ve tekrar yerel mahkemeye gidip bu vekaleti apostil ettirecektir. Ya da, vekaletini öncelik yeminli tercümana yaptýracak ve bunu tercüme ettirecek ve bunu yerel mahkemeye götürüp apostil ettirecektir. Her iki yolda da Tercümesi yapýlmýþ ve Apostil Þerhi alýnmýþ vekaletname Türkiye nin her yerinde geçerlidir. Zira bu uluslar arasý bir Belgedir. Uluslar arasý nitelikte ki bu vekaletname ile kiþi Türkiye de tapu da iþlem yetkisi verebilir. Ve tüm diðer Týpký Amerika Birleþik Devletleri nin 1945lerde Japonya nýn Hiroþima ve Nagazaki kentlerine attýðý atom bombalarý ve zehirli kimyasal gazlarý neticesinde yüz binlerce insanýn ölümüne ve bir o kadar da yaralanmasýna sebep olduðu gibi, Saddam Hüseyin yönetimi de 16/ tarihlerinde Halepçe kentinde Amerika ve Avrupa ülkelerinden edindiði kimyasal bombalarla, Kürt halkýna karþý bir katliam uyguladý. Bu Katliam neticesinde çoðunluðu kadýn ve çocuklardan oluþan 5000 sivil Kürt hayatýný kaybetti ve 6000 civarýnda Kürt sakat kaldý. Yüz binlerce Kürt Saddam ýn zulmünden kurtulmak için Türkiye ve Ýran a sýðýnmak için yollara düþtü ama, birçok kiþi açlýk ve soðuk nedeniyle yolda hayatýný kaybetti. Halebçe katliamý üzerine 14 yýl geçmesine raðmen, bölgedeki halkýn ne yaralarý sarýlmýþ, nede yaþayan insanlarýn can güvenliði saðlanmýþtýr. davalarý için kendisini bir vekil ile temsil ettirebilir. DEM: Nedir bu Apostil? vatandaþlarýmýzýn Sýkça karsýlaþtýðý Resmi makamlardan aldýklarýný Apostil ettirmeleri ne demektir açýklarmýsýnýz? Av. Mustafa Doðan: Apostil, bir türlü resmi onaydýr. Resmi bir evraký düzenleyen makamýn Örneðin noterlikçe düzenlenmiþ bir belgenin onayýný yapmýþ olan noterin noter olduðunu belirten bir damgadýr. Apostil Mecburiyeti, Almanya ile Türkiye arasýnda 16 Eylül 1984 tarihli ve sayýlý yabancý Resmi Belgelerin Tasdik Mecburiyetinin kaldýrýlmasý Sözleþmesi nin bir unsurudur. Bu sözleþmeyi 30 Ülke imzalamýþtýr. Almanya- Ýsviçre- Fransa- Hollanda, Ýtalya- Belçika bu devletlerden bazýlarýdýr. DEM: Hangi resmi belgeler için Apostil gerekecektir? Av. Mustafa Doðan: Yukarýda adý geçen sözleþme bunu düzenlemiþtir. Bu resmi belgeler: a)- Devletin bir yargý organýna ya da mahkemesine baðlý bir makam veya görevli memur tarafýndan düzenlenmiþ olan belgeler, b)- Ýdari Belgeler c)- Noter Belgeleri d)- Kiþilerce özel sýfatla imzalanmýþ belgelerin üzerine, belgenin kaydý ve imzalarýn doðruluðunun resmi bir makam ya da noterin onayladýðý belgeler, e)- Resmi beyanlar. Bu belgeler apostil adý verilen onay Þerhi uygulanacaktýr. Örneklemek gerekirse; Boþanma kararlarý, nüfus kayýtlarý, noter tarafýndan düzenlenmiþ ya da onaylanmýþ belgeler, vasiyetnameler apostil gerektiren belgelerdir. DEM: Apostil gerektirmeyen belgeler nelerdir? Av. Mustafa Doðan: -Diplomasi veya konsolosluk memurlarýnca düzenlenmiþ belgelere -Ticaret ve gümrük iþleriyle doðrudan ilgili idari belgelere apostil uygulanmaz. DEM: Apostil hangi makamlarca verilir? Av. Mustafa Doðan: Türkiye de Apostil, Ýdari Belgeler için; Valiliklerde : Vali Muavini ve Valilik Hukuk Ýþleri Müdürünce verilir. Yani illerde yetkili 3 kiþidir. Kaymakamlýk : Kaymakam tarafýndan verilir. Yani ilçelerde bir tek kaymakam apostil vermek yetkisine sahiptir. Adli Belgeler için : Aðýr ceza mahkemeleri olan merkezlerde Apostil yetkisi ; Adalet komisyonu Baþkanlýklarýnca verilir. Örnek ; Türkiye de nüfus idaresinden alýnan nüfus kaydýna illerde vali, vali muavini yada hukuk iþleri müdürünce apostil Þerhi verilebilir. Nüfus kaydý idari bir belgedir. Mahkeme kararý ise adli bir belgedir. DEM : Apostil için kim müracaat edecektir? Av. Mustafa Doðan: Yukarýda belirtilen sözleþme gereðince apostil gerektiren bir resmi evraka belge sahibi veya Avukatýnýn isteði üzerine Apostil þerhi verilir. Usulüne uygun bir biçimde dolduran apostil (onay) þerhi, imzanýn doðruluðunu, belgeyi imzalayan kiþinin hangi sýfatla imzaladýðýn ve gerektiðinde belge üzerindeki mühür veya damganýn aslý ile ayný olduðunu doðrular. (Önümüzdeki sayý da Av. Mustafa Doðan ile yeni medeni yasa neler getirdi? Erkekler ve kadýnlar ne oranda etkilendi? Eþler arasýndaki mal varlýðý paylaþýmý nasýl olacak? Hakkýnda ki Röportajýmýzý yayýnlayacaðýz) Bu konularda bilgi için iletiþim adresi: Av.Mustafa Doðan, Milliyet cad. S. Sinan Sk. No 55/5 Haseki/Ýstanbul Tel: / Fax: yeterki kararmasýn DEM DÝ SEVÝNCÝMÝZÝ TÜRKÜLEÞTÝREN OLGUN ÞENSOY Geceleyin bankamatikleri, gündüz ise köþe baþlarýný istila eden sahipsiz bebelerin her gün daha da çoðalýþýnýn verdiði hüzünleri de yüklenerek çýkýyoruz yollara. Göçlere, kavgalara, iki kültür arasýna sýkýþýp kalýþlara, birde sevgisizlik eklenince dolup taþýyor metropollerde sokak baþlarý. Býçaklar saplanýyor yüreklerimize geleceðimiz dediðimiz gençlerimizin acý dolu görüntülerinden. Memur baba kaðýt topluyor geceleyin, þiþe topluyor, cam topluyor. Kendi çocuklarý okusun, namerde muhtaç olmasýn, sokaklardaki hüzünlü görüntüleri kendi çocuklarý yaþamasýn, diye. Memur babanýn uykusuz geçiyor çoðu geceleri. Dostluklar kuruyor kendisi gibi yaþama tutunmaya çalýþan kaðýt þiþe toplayan her yaþtan insanla. Hepsinin ayrý bir hikayesi, hepsinin gelecek güzel günlere dair umutlarý var sevgisiz büyüseler de. Düþerse yolunuz gece yarýsý metropollere boyundan büyük çuvallarla kaðýt toplayan bebelere merhabanýzý eksik etmeyin. Göreceksiniz Ülkemizde potansiyel suçlu kabul edilen gençlerimizin ne denli güzel, nedenli bütün olumsuzluklara raðmen yaþama tutunmaya çalýþtýklarýný. Hiçbir çocuðun günahla doðmadýðý savaþlardan yorgun düþmüþ dünyamýzda sevgiyle yanaþýn sokakta gördüðünüz çocuklara. Ýnanýn fazlasýyla alacaksýnýz karþýlýðýný. Bir yok oluþa belki de çaresizlikten iþlenen suçlara dur diyeceksiniz. Uzattýðýnýz el, ýsmarladýðýnýz bir bardak çay, her þeyden önemlisi de sohbetiniz, umutlarýný yeþertecek sahipsiz yüreklerinde bebelerimizin. Açýn iþ yerlerinizin kapýlarýný onlara, göreceksiniz sizden fazla çalýþýp, sahiplenilmenin sevinciyle güneþ gibi parlayacaklar, stresten yorgun düþmüþ sabahlarýnýza. Hüzünlü ama onlarla ayný karavanayý yer yer paylaþabilmenin sevinciyle uzanýyorum. ZEYNEP AKSOY ÝÇÝMÝZDEKÝ FIRTINA Sýnýrsýz duygularý içimize kapatmýþýz belki de farkýna varmadan, bazen alýr götürür bizi suskunluða. Yaþam hissiyatýmýz manen içimizdeki fýrtýnadan arýnmaya yüz tutmuþ, durulmuþ bir derya misali maddiyatý yüklenmiþ. Acýlarda yaþamayý, o dünyada duygu ve düþünceyi, hümanizmayý taþýmayý unutmuþuz. Yaþantýmýzda ki realiteyi genel anlamda sayýsal baþarý ile tarif etmeye yönelmiþ, sözel baþarýyý, algýyý, mantýðý daraltmýþýz. Bilimsel alanda, kültürel alanda bir kopukluk içine girmiþ durumdayýz. Genel açýdan gerek ailevi yapýlanmada, gerek toplumsal yapýlanmada gerekse kiþisel yapýlanmada kopuk geliþmeyi sergilemekte, yaþamsal kriterler anlamlarýndan soyutlanmakta. Öyle ki çýkar dengeleri insanýn yakýnýna, sevdiðine zarar vermesini saðlamakta. Okumayý, öðrenip öðretmeyi, kendimizle yaþatmayý gereksiz kýlmýþýz, insan yaþama dair olaný kirletme çabasý içerisinde kavramlarý küçülterek içini boþaltmýþ, yaþamý hissetmemizi saðlayan, bizde o sýcaklýðý uyandýran deðerleri Newroz sýcaklýðýnda Stutgart a gazetemiz DEM e doðru. Sevgili Hatice ve Þükrünün yaþamýn bütün zorluklarýna raðmen emek vererek büyüttükleri GÜL ün, MENEKÞE nin, KARANFÝL in DEM e dönüþünü, filize duruþunu paylaþmak üzere ilk kez biniyorum uçaða. Heyecanlýyým gazetemizin her sayfasýnda keyifle okuduðum ayrý bir koku, ayrý bir tatla yazan dostlar ilk kez gelecekler bir araya. Ýlk kez özlem dolu merhabalarýný yüz yüze sunacaklar kucaklayarak birbirlerini. Ýlk kez yan yana bulunacaklar fotoðrafýn çekilen karelerinde. Bütün bu güzellikleri yaþayacak olmak fazlasýyla heyecanlandýrýrken beni, bir martý gibi süzülüyor uçaðýmýz; mavi bulutlar arasýndan Stutgart Havaalaný na. Sonra teþekkür alkýþlarý kaptan pilotumuza. Ýniþ, kuyruklar derken Þükrü nün gülümseyen yüzü karþýlýyor bizleri. Dostlarýmýzýn içtenliði gibi, Stutgart ýn iklimi de yabancý deðil bizlere. Tek fark biz cehenneme çevirirken cennet Ülkemizi, onlar cennete çevirmiþler; Hitler Faþizminin yakýp yýktýðý Memleketi. Arabamýz keyifle akarken trafikte, ne ýþýk ihlalleri, ne de yaðmalanmýþ çevre görebiliyoruz bizdeki gibi. Takvim yapraklarýnýn 1 Mart ý gösterdiði güneþli buluþmanýn akþamýnda Aspendos Restorana daha da güzelleþiyordu; birbiriyle kucaklaþan, yazan, okuyan dostlarýn özlem dolu buluþmasýyla. Ýnanýyorum ki her sayfasýnda özgürce düþündüklerini kaleme alan dostlarýmýzýn çoðalýþýyla hak ettiði yeri alacak gazetemizde. Onun içindir ki teþekkür ediyorum dünyanýn dört bir yanýndan güzel yüreklerinden damýttýklarý þiirleri ile yarýþmamýza katýlýp katký sunan dostlarýmýza. Teþekkür ediyorum emek harcanmýþ alýnteri dökülmüþ dizeleriyle bizleri daha da güçlü kýlanlara. Evet ilk kez gazetemiz DEM için çýktýðým yurt dýþýnda her þey güzeldi. Güzel di; Figen GENÇ arkadaþýmýzýn sesinden hep birlikte þarkýlar dinleyip, Türküler söylemek. Biliyor ve inanýyorum ki sürekli güçlenen gönüllü yazýn ordusuyla gazetemiz, daha da güzelleþip okuyanlarýn özgür sesi olmaya devam edecektir. Gazetemizin her sayýsýnda yazýlarýyla; savaþ çýðlýklarýndan kararan dünyamýza ýþýklar salan bütün dostlara binlerce sýcak merhaba... yaþatma onurunu taþýyabilme umuduyla her ufukta bir derya olma hayalini içimize akýtarak yaþamý dahileþtiren nice güzel (Newroz çiçeklerine) tarihi, insani,felsefi deðerlerin, yarattýklarý realizmin ustalarýna ebedi saygýlarýmla... Nice baharlara,nice Newrozlara ve nice otantik kültürel deðerlere diyerek hep beraber saðlýk, umut ve inançlý yaþam kavgasýyla, sevdasýyla yarýnlara. NEWROZ ÇÝÇEÐÝ nefesin ki, bardaðýn son damlasý üç kibrit yakayým baharýna biri nefesine biri aþkýna biri de, Newrozuna ateþ olsun VE salkým olayým yaþamýna gölgelerden uzak... üç damla düþeyim çiçeðine üç mýsra geleyim her dizede nefesinle biri newroz biri ateþ biri Kawa ile... (Z. Aksoy)

6 HÜSEYÝN NAZLIKUL TOPLUM 6 Bu son gecem, beni yalnýz býrakýn, zira sabaha ölmüþ olacaðým. DAVRANIÞ Cihanýn sýrlarýný bilen kiþiye alemin neþesi de bir, gamý da. Mademki dünyanýn iyiliðinin de sonu var, kötülüðünün de ve hiçbiri ebedi deðil, ister tamamiyle dert olsun, ister baþtan baþa derman!...bir gün bile âlemin kaydýndan kurtulamadým, bir nefes alacak zaman içinde bile varlýðýma sevinemedim, ömrümden kam alamadým. Zamanenin çok vakit þakirtliðini ettim ama dünya iþlerinde henüz üstat olamadým! Ömer Hayyam Ýnsanoðluna mahsus bir çok duygu, anlayýþ ve davranýþ biçimi var yeryüzünde. Toplum olmanýn gereði herkes bir arada yaþamak zorunda kalýnca da her türlü insani ve doðal eyleme maruz kalýyoruz. Çoðu kez bireysel davranýþlarýmýzdýr diye algýladýðýmýz davranýþlarýn bize ait olmadýðýný bilmemiz gerek. Çünkü çocuk yaþta aile ve daha sonrasý toplum bize bazý davranýþlarý ister istemez mal eder. Davranýþlarýmýzýn çoðunda aslýnda bireysel tercihimiz olmaktan ziyade, toplumun istediði davranýþ biçimi sergiler dururuz. Bireysel olarak tamamen yanlýþ olduðunu bildiðimiz ve hatta emin olduðumuz bazý yanlýþlýklar karþýsýnda saygý adýna susmayý seçer ve sineye çekeriz. Bu ve buna benzer davranýþlar süre zarfýnda bizi birey olmaktan alý koyar, istemediðimiz halde genel toplumun bir ferdi yapar. Toplum tarafýndan farklýlýklarýmýz yüzünden dýþlanmamak için, toplumun bizden beklediði davranýþlar içinde oluruz. Bu açýdan birazcýkta olsa saygý sözcüðünü irdelemekte fayda vardýr. Biraz düþünün saygý adý altýnda kaç kez kendi doðrularýnýza ihanet ettiniz! Kaç kez yaptýklarýnýzdan piþman ve huzursuzluk duydunuz? Bu sorularý çoðaltmak mümkün anacak bu iki örnek soru bile bu anlayýþýn yargýlanmasý için yeterli bir gerekçe olsa gerek... Ýyisiyle kötüsüyle her türlü yaþam koþulu bizim eserimiz ve bize ait. Çevrenize þöyle bir baktýðýnýz da fark ettiðiniz ya da o an gözünüze çarpan olumlu ve ya olumsuz her türlü detay hep bizim eserimiz. Örneðin doðada býraktýðýmýz izler, yaþam kalitemiz, siyasi ve sosyal alandaki giriþimlerimiz, toplum olarak genelde hepimize mal edilen gelenek ve sonrasýnda oluþan alýþkanlýklarýmýz ve buna benzer bir çok davranýþ biçimi sürekli olarak bahsettiðimiz ve her zaman içinde bulunduðumuz toplumun genel karakterini yansýtýr. Dolayýsýyla davranýþlarýmýzda farkýnda olmadan pek çok maskeyi ayný andan taþýrýz. Maskeler yaþamýmýzýn bir parçasý haline gelir. Bazen farkýnda olmadan girdiðimiz bir toplulukta bizden beklenen davranýþ þeklini farkýnda olmadan sergileriz. Çünkü maskeli davranýþlar bilinç altýmýzda sürekli yer edinmiþ ve bulunduðu ortam itibariyle þekillenmektedir. Eðer bu konuda dünya geneline bakarsak ki ülkeler gibi sýnýrlarý belirlenmiþ en büyük toplum biriminden bahsediyoruz, sýralamanýn baþýndaki ülkelerin çok bilindik ama hayata geçirilmesi çok zor bir düzene sahip olduðunu görüyoruz. En bariz özelliklerinin baþýnda baþta birey olmak üzere her türlü gurup ve zümrenin belli hak ve özgürlüklere sahip olmalarý vardýr. Birden fazla insanýn bir araya geldiðinde kendiliðinden doðan saygý görme ve gösterme hakký, içinde bulunduklarý durum ne olursa olsun hiç bir suretle ellerinden alýnamaz ve ya ertelenemez. Yaþamýn genelinde bu husus ihmal ve göz ardý edilmedikçe yaþanan büyüme ve geliþmenin önüne hiç bir güç geçemez. Söylemesi bu kadar kolay ama hayata geçirmesi de bir o kadar zor bir koþuldur bu. Ýnsanýn doðasý gereði kendi, þahsi çýkarlarýný gözetmemesi pek mümkün deðildir. Temelde saygý ve hoþ görü yatmasýna raðmen sýnýrlarý çizilmediðinde her türlü özgürlük ve hak sorun yaratýr. Bu yazýda biraz olsun Ömer Hayyam tarzýný da anýmsatarak kendimizi arada bir de olsa sorgulamamýz gerektiðine dikkat çekmek istedim. Ve çok deðer verdiðim toplumsal öðelere her zaman eleþtirisel bakan Hayyam la bitirmek istiyorum. Bugün benim gibi aþýk, benim gibi mecnun kimdir, benim gibi kanlara gark olmuþ bir gönülle topraklara serilmiþ nerde? Þu ben deðilim, kimdir? Tanrý bilir! Ancak ben, evvelce vardým, bendim, fakat bugün var olan kimdir ki? NOSTRADAMUS Bundan beþ yüzyýl önce Güney leri sýrasýnda topladýðý eþyalarý da buraya deðiþimlere yol açýyorlar ki, Fransa da yaþamýþ, daha çok getirmiþti: Usturlaplar, sihirli aynalar, su gelecekte neler olacaðýný isminin Latince ye çevrilmiþ hali olan bulan çatallar, pirinç kaseler, eski kahinlerin açýklarsam, devletlerin, mez- Nostradamus adýyla anýlan Michel de tasarladýðý üç ayaklý sehpa Branheplerin, din ve inançlarýn Nostredame simya bilgini, kahin, týp doktoru, chus... Geceleri herkes yattýktan sonra baþýndaki büyükler bunlarýn þifalý bitkiler uzmaný, kozmetiklerin o, sabahlara kadar üst kattaki odasýnda kendi hayallerinden farklý ve meyveleri korumakta kullanýlan maddelerin çalýþýrdý.titrek mum ýþýðýnda astronomik olduðunu, duymak istedikleri mucidi, bu 16.yy Rönesans adamý takvimlere danýþýr, burçlarýn rotasýný þeyler olmadýðýný görünce, gele- yüzyýlýmýza kadar olaðandýþý ve esrarengiz çýkartýrdý. Nostradamus geleceði görcekte doðru olduðu anlaþýla- kalmýþtýr. Nostradamus 14 Aralýk meye baþladýkça,bunlarý baþkalarýyla cak sözleri suçlamaya kalkarlar tarihinde Renee ve Jacques de paylaþmak için büyük bir istek duymaya Gerçek kurtarýcýnýn dediði gibi, Nostredame ýn oðlu olarak dünyaya baþlar ve 1550 de ilk almanaðýný yazar. Kutsal þeylerinizi köpeklere vermeyin, geldi. Noter olan babasýnýn varlýklý bir Bu kitapta on iki tane manzum dörtlük incilerinizi domuzlara atmayýn, çünkü kiþi olmasýndan dolayý rahat bir çocukluk bulunuyordu. Her bir dörtlük gelecek yýlýn ayaklarýyla ezerler, dönüp sizi parçalar- dönemi geçirdi. Michel in geleceði bir ayý ile ilgili genel bir kehanet içeriylar. Dilimi kalabalýklardan, kalemimi görme yeteneði ilkönce büyükbabalarý ordu. Bu kitap çok ilgi görünce o da her kaðýtlardan uzak tutuþumun nedeni bunlardýr. Jean de St.Remy ve Pierre de Nostredame yýl hayatýnýn sonuna kadar bir almanak Daha sonra (Leoni) den ötürü tarafýndan desteklenmiþti. Jean ve yazdý yýlýnýn Haziran ayýnda Fran- kararýmý verdim, muðlak ve þaþýrtýcý cüm- Pierre ayný zamanda Kral Rene ve oðlunun ciscan Manastýrýnda öldü. Ölmeden bir lelerle insanlýðýn geleceðinde olacaklarý, fizikçileriydiler. Büyükbabasý ona, gece evvel yanýna kimseyi sokmadý ve özellikle de en önemlilerini, benim görciscan Eski Yunanca yý, Latince yi ve Ýbranice yi, soranlara Bu son gecem, beni yalnýz düklerimi, kimsenin duyarlýlýðýný zedelemeden matematik ve simya bilimini de öðretmiþti. býrakýn, zira sabaha ölmüþ olacaðým. açýklýyorum. Bunlarýn hepsinin Jean torununa hemen her konuda diyerek son kehanetinde bulundu. bulutlu biçimde yazýlmasý gerekiyordu, ders veriyordu; klasik edebiyat, tarih, Aþaðýdaki metin, Nostradamus un tüm kehanetler gibi. Ne var ki, þimdi týp, astroloji ve þifalý otlarla tedavi. oðlu Cesar a hitaben yazdýðý önsözden ya da ileride, Yaratýcý Tanrý nýn gelecekte Nostradamus ilk defa Hýristiyan dünyasýnda olduðu gibi alýnmýþtýr: yer alacak sýrlarý ilham ve hayal yoluyla yasaklanan sanat ve bilimin Ýnsan kaynaklý olaylar kesin deðildir, açýklamak isteyeceði kiþiler çýkabilir, tadýný Yahudi Kabbalah ýný ve Simya yý ama her þey düzenlidir ve Tanrý nýn hesaplanmaz bunlar yargýsal astroloji yoluyla, geçmiþte öðrenerek almýþ oluyordu de Montpellier gücüyle yönetilir, bize öfke Üniversitesi ne týp okumaya gitti. sarhoþluðu deðil, telaþlý eylemle On dokuz yaþýndaki bu öðrenci dedelerinden de deðil, yýldýzlarýn etkisiyle ilham aldýðý eðitimle ve okulda öðren- verir. Belli þeyleri bir kehanet ruhu diklerinle çok baþarýlý bir doktorluk kariyeri içinde ancak ilahi ilhamý bulanlar yaptý. Doktorluktaki ününün pekiþmesi önceden kestirebilir. Ben çok uzun ise, þarbon hastalýðý salgýnýnda kan süreden beri pek çok kehanetlerde akýtarak tedavi yapmak yerine, hastalarýný bulundum, daha sonra olmuþ temiz hava, su ve bitkilerle tedavi olaylarý çok önceden söyledim, etmesi olmuþtu.1534 te Rönesans ýn en yerini de belirttim. Bütün bunlarý büyük bilim adamý ve düþünürlerinden ilahi güce ve ilhama yorumluyorum. Jules Cesar Scalinger tarafýndan Agen e Söz ettiðim olaylar, kimi mutlu, kimi davet edildi. Daha sonra burada adýný hüzünlü, dünyanýn ikliminden è bilmediðimiz bir hanýmla evlendi ve bu giderek artan bir doðrulukla geçmiþtir, ama bir zarar verme olasýlýðý evlilikten iki çocuðu oldu. Þarbon salgýný è sýrasýnda mucizeler yaratan Nostradamus yeni bir salgýnda ise karýsýný ve deðil, geleceðe de bir zarar verme yüzünden, yalnýz þimdiki zamana è iki çocuðunu kurtaramayarak, þarbona korkusundan, sessiz kalmaya, kurban verdi. Bu da þehirde ona karþý bunlarý yazýya dökmemeye razý bir güvensizlik duyulmasýna neden oldu. oldum. Yine bir salgýn için geldiði Aix þehrinde Hükümranlýklar, mezhepler ve tekrar evlendi. Yýllarca süren Avrupa gezi- bölgeler öyle çapraz ve ters FÝNANZBERATER SERVÝCBÜRO Inh. Hüseyin UÇURUM PRÝVAT KREDÝ EV KREDÝSÝ SATLIK DAÝRELER Almanya nýn her yerinde Bütün krediler birleþtirilerek tek kredi haline getirilerek eizene kredi verilir! STUTTGARTER STR. 6, BAKNANG Tel: Fax: Mobil: Artýk sizinde güvenilir ve uzman bir yatýrým fonu danýþmanýnýz var! belli bir gücün gelip onlarý alev gibi sarmasý, insani ve ilahi ilhamlarý yargýlamaya itmesi biçiminde olabilir...çünkü biz de kehanetlerimizi yazýya, ilahi ilham ve vahiylerle, sürekli gözlem ve hesaplarla dökebildik. Ama sana açýklamak istediðim þey, göklerin hesaplarýyla elde edilen kararlardýr. Bu yolla insan gelecekteki olaylarý bilir, hayali her þeyi de kesinlikle reddeder. Ýlahi ve doðaüstü ilhamýn astrolojik hesaplarla birleþmesi sayesinde, yerleri ve zamanlarý doðru olarak bulmak mümkündür, bu da ilahi sevapla, güçle, yetenekle kazanýlan bir o kült özelliktir. Bu yolla geçmiþ, þimdiki zaman ve gelecek bir tek ebediyet olur, çünkü her þey çýplak ve açýk hale gelir. Þimdiye kadar yapmýþ olduðunuz yatýrýmlarý bir gözden geçirin, hatalý birikim yapmýþ olduðunuzun farkýna varacaksýnýz. Beyzbol aslýnda Þýrnaklýlarýn ata sporu! ABD de en popüler spor dallarý arasýnda yer alan beyzbolun, aslýnda Þýrnaklýlarýn ata sporu olduðu ortaya çýktý. Þýrnak ta yüzyýllardýr yapýlan ve genç-yaþlý herkesin çok iyi bildiði Guhþeði sporu, her yönüyle beyzbola benziyor. Ýlde, at kýlýndan yapýlan özel bir topla, 6 þar kiþilik 2 takým arasýnda oynanan guhþeðinin beyzboldan tek farký, oyun alanýnda herhangi bir sýnýrlama bulunmamasý. Þýrnaklý beyzbol takýmlarý ilgi bekliyor Televizyonda izledikleri beyzbol hakkýnda araþtýrma yaptýktan sonra bu sporun aslýnda ata sporlarý guhþeðiden farklý olmadýðýný, anlayan Þýrnaklýlar, 4 takým kurdular. Böylece büyük kentlerde bile henüz tanýnmayan beyzbolda, Güneydoðu nun bu az geliþmiþ ili turnuvalar organize edecek duruma geldi. Þýrnaklý beyzbol takýmlarý artýk dört gözle, GSGM bünyesinde önümüzdeki günlerde faaliyete geçecek Beyzbol Federasyonu nun kuracaðý ligi beklemeye baþladý. Beyzbolu ABD ye Þýrnaklý Ermeniler götürdü! Þýrnak Gençlik ve Spor Ýl Müdürü Hamit Kanaðý, beyzbolu ABD ye Þýrnak tan göç eden Ermenilerin tanýtýp, sevdirdiðini savundu. Þýrnaklýlarýn guhþeðiden Þýrnak beyzbolu diye sözettiðini anlatan Kanaðý, þöyle devam etti: Bu spor Mezopotamya kültürünün en önemli aktivitelerindendir. Þýrnak spor tarihi guhþeði, yani beyzbol üzerine kuruludur. Bugün beyzbol en çok ABD de oynanýyor. Tüm dünyada çok popüler. Ancak aslýnda bu oyunun gerçek sahibi bölgemiz insanlarýdýr. ABD liler beyzbolu Þýrnak tan göç eden Ermenilerden öðrenmiþtir. Týpký Hintli kölelerin oynadýðý badmintonun Ýngiliz Sarayý ndan dünyaya yayýlmasý gibi. Guhþeði nin bugüne kadar sýnýrsýz yeþil alanlarda oynandýðýný vurgulayan Kanaðý, ilde düzenledikleri beyzbol turnuvalarýný ise futbol sahalarýnda belli sýnýrlar içinde organize ettiklerini sözlerine ekledi. þ Hiç yedi sene içerisinde iþ veren teþvikli 78,- DM birkiminize ortalama en az DM aldýnýz mý? Ve fazlasýný düþündünüz mü? þ Veya toplu yatýrýmlarýnýza senede % 60 lara varan kar elde ettiniz mi? Hayat sigortanýzýn fonlara endeksli olabilmesi ve kar oranlarýnýn bankadaki faizlerle kýyaslanmýyacak kadar yüksek olma ihtimalini düþündünüz mü? Ev Kredilerinizi fonlarla indeksli olmasýný hesabladiniz mi? þ Hayat sigortasýnda 25 aðýr hastalýða (kalb krizi, kanser, beyin timörü, felç, saðýrlýk, körlük v.s ) karþý da bir önlem alinabileceðini biliyormuydunuz? þ Çocuklarýnýzý ilerideki okul masraflarýný kendileri karþýladýmý? þ Yeni emeklilik kanununda yararlanma nasil olur? þ Halen yatýrýmlarýnýzý doðru yönde yaptýðýnýzý düþünüyorsanýz, iyi bir daþnýþmanýz var, þ Yok eðer hatalarýnýzý görüp zararýn neresinden dönersek Bizleri aradýðýnýzda kayýp edeceðiniz en kötü ihtimal telefon paranýz. Aramadýðýnýz taktirde küçük bir servetten olabilirsiniz. Seminerlerimize iþtirak edebilirsiniz. Bankalarýn sizlere 20 senedir veremediði bilgileri sizler 3 saat içerisinde detaylý þekilde alabilirsiniz... Not: karier çizmeniz ve hayallerinizi gerçekleþtirmek için beraber birlikte çalýþacak Avrupa genelinde elemanlara ihtiyacýmýz vardýr. Baþvurularýnýz için teþekkürler. Investmenntsfondsvermittlung Fidelity DIT Tempelten ADIG Painer SALI DWS Sunlive FERIDUN BEKTAS Vertriebsleiter Selbständiger Handelsvertreter der Ascent AG Nicklaus Lenau Platz 17, Sindelfingen Tel: 07031/ Fax: 07031/ Mobil: 0171/ Priv: 07031/

7 ITB Berlin Turizm fuarýnda Türkiye rüzgarý esti! Dem/Berlin Berlin de Mart 2002 tarihleri arasýnda düzenlenen ITB Turizm fuarýnda Türkiye standý büyük ilgi gördü. Almanya da çalýþmalarýný sürdüren havayollarý ve tur operatörlerinin iþtirak ettiði fuarýn ikinci gününe Turizm Bakaný Mustafa Taþar da katýldý. Türkiyelilerin açmýþ olduðu standlarý gezen Turizm bakaný Mustafa Taþar, çalýþmalarýndan dolayý turizm þir- TURÝZM 7 Bakanlýðý tarafýndan destekleneceðini belirtti. Her zaman yeni projeler geliþtirdiklerini kaydeden bakan, bu alanda yapýlacak yatýrýmlarýn dikkatle izleneceðini belirtti. Alman tur operatörleri Türkiye yi deðerlendirdiler; Akdeniz bölgesine yönelik talebi deðerlendiren Alman tur operatörleri, Türkiye nin geçen yýl yakaladýðý yükse- ketlerini kutladý. Türkiye nin dünyaya tanýtýlmasýnda önemli bir sorumluluk taþýdýklarýný söyleyen Taþar, sýkýntýlarýn en kýsa zamanda gidereceðini kaydetti. Yabancý ziyaretçi sayýsýnýn Ocak- Kasým dönemi itibarýyla 11.2 milyon kiþiye, elde edilen gelirin ise 6.6 milyar dolara ulaþtýðýna dikkati çeken Taþar, turist sayýsýnýn yýl sonu itibarýyla 12 milyonu bulacaðýný bildirdi. Taþar, Türkiye nin dünya turizminden aldýðý yüzde 1.6 lýk payýn sabit kalmasý halinde bile 2002 yýlýnda 30 milyar dolar gelire ulaþýlacaðýný ifade liþ trendinin 2002 de de sürdüreceðini, Tunus ve Mýsýr ýn ise zor durumda olduðu belirtiyor. Alman tur operatörleri, Akdeniz de Türkiye ile birlikte Ýtalya nýn da yükseliþe geçtiðini, Ýspanya ile ilgili bir deðerlendirme yapmak için ise henüz erken olduðunu söyledi. Þu anda dünya turizm hareketinin merkezi konumunda olan Akdeniz pazarýndaki geliþmeleri deðerlendiren Alman tur operatörleri, ibrenin Türkiye yi gösterdiðini söylüyor. Alman tur operatörleri yaptýklarý deðerlendirmelerde, Akdeniz bölge- Akdeniz in mavi akþamlarýnda huzurunuzu bulacaksýnýz... Tüm Almanya ve Avrupa da Rezervasyonlarýnýz için: etti. Turizm Bakaný Mustafa Taþar, Türk turizminin sorununun yapýsal olduðunu belirterek, 1983 te baþlatýlan 1. turizm hamlesi gibi Ýkinci Turizm Hamlesi ni baþlatmak zorunda olduklarýný söyledi. Taþar, bu amaçla etkin dýþ tanýmla birlikte, saðlanacak teþviklerle turizm sektörünü ekonominin dinamosu haline getirilmesinin hedeflendiðini bildirdi. Taþar, bütçe görüþmeleri sýrasýnda, Türkiye ekonomisinin dýþ ekonomik denge sorunlarýnýn aþýlmasýnda turizmin etkin rol oynadýðýný belirterek, Türkiye nin dünya pazarýndaki en rekabetçi ürününün turizm olduðunu kaydetti. Muhabirimizin Doðu Akdeniz e yatýrýmlarýn yapýlýp, yapýlmayacaðý konusundaki sorusuna cevap veren Taþar, bu alana yönelik giriþimlerinin olduðunu söyledi. Bu bölgelerinde batý bölgeleri gibi geliþtirilmesi için Turizm sinde Türkiye nin geçen yýl yakaladýðý yükseliþini sürdürürken, rakip ülkelerden Tunus, Mýsýr ve Yunanistan zor bir sezon geçireceðini savunuyor. Türkiye için hava iyimser Alman seyahat pazarýnda 2001 yýlýnýn en hýzlý yükselen destinasyonu olan Türkiye için 2002 yýlýnda da ayný trendin devam etmesi beklenirken 11 Eylül den sonra bazý operatörlerin Türkiye için öngördükleri yüksek oranlý büyüme beklentilerini düþürdükleri ifade ediliyor. Avrasya Flug adýna fuara katýlan Asker Sakýnmaz ve Mehmet Eldeniz; krizin ardýndan kapasitelerdeki küçük düþüþlere karþýn Türkiye için 2002 yazýnýn çok canlý bir dönem olacaðýný belirttiler. Fuarda Türkiye nin yaný sýra Afrika ve Güney Asya ülkeleri ilgi ile takip ediliyorlardý. Þehir merkezine 20 km, Adana havaalanýna 80 km mesafede bulunan tatil köyümüz Mersin Çeþme otoban çýkýsýna 5 Km mesafededir. Mersinin en güzel kumsalýna sahip 60 bin m² arazi üzerine kurulmuþ olan Ataköy palmiye tatil köyü Denize 0,200 metre, Deniz cepheli, 168 Abart Daireden oluþmaktadýr. Tesisimiz 30 bin m² yeþil alana ve 5 bin m² kumsalý bulunmaktadýr. 350 kiþi kapalý ve bin kiþi kapasiteli acýk restorandý, 200 kiþilik kapasiteli kafeteryasý ile 300 bin m² alana yayýlmýþ basketbol, voleybol sahasý, Teniskordo ve çocuk oyun alanlarý ile bay bayan kuaförü her türlü ihtiyacýnýzý gidereceðiniz alýþveriþ yeri, Launder bulunmaktadýr. Oliympik yüzme havuzu ve çocuk havuzu bulunan tatil köyünde Akdeniz in mavi akþamlarýnda havuz barda içkinizi yudumlarken huzurunuzu bulacaksýnýz. Her daire 64m² olup Amerikan usulü mutfak ve salon ile yatak odasý, Banyodan oluþan Stüdyolarýmýzda komple mutfak gereksinimleri, Splitklima, uydu TV yayýnlarý ve telefon bulunmaktadýr. Dilara Reisen Hack str Stuttgart Tel: Fax: e.mail:

8 Dr. HALÝS ÖZKAN Sayý 12 ÝSLAMÝ BAKIÞ 8 Ekonomik krizlere Kuran dan çözümler Hiç farkýna varmadan yaptýðýmýz SAVURGANLIKLAR SU SAVURGANLIKLAR Sene Anadolu nun baðrýndan kopup, Ýsviçre ye Almanca lisanýmý geliþtirmeye gitmiþtim. Yolculuðum sýrasýnda bir Ýsviçreli aile tanýdým. Fakat, ben daha evvel, öðrencilik yýllarým da Ankara da tanýdýðým bir Ýsviçreli arkadaþýma gidiyordum. Yolculuðum sýrasýnda tanýdýðým aile, Ýsviçre ye varýncaya kadar bana yardýmcý olmuþtu. Daha sonralarý, ev bulmakta, lisan öðrenmekte de bana oldukça yardým etmiþti. Bana, oturduklarý evin bir üst katýnda, küçük bir oda bulmuþlardý. Ev sahibi bana anahtarý verirken, bir de kontrat imzalatmýþtý. Kontrat gereðince: Her hafta Cumartesi günleri saat arasý banyo yapabilirdim. Çarþamba günleri de duþ. Bunun da Kontratta saatleri yazýlýydý. Ýsviçre ye gidene kadar küvette banyo yapmamýþtým. Evde küvet ve bol su bulunca, doyasýya yýkandým. Çarþamba günü de oldukça bol su ile duþ aldým. Ev sahibi haným, banyo yaparken 100 litre, duþ yaparken 82 litre su kullandýðýmý tespit etmiþ. Bu kadar su kullanýlmasýndan rahatsýz olmuþ. Akþam geç vakit eve döndüðüm zaman bana, oldukça yakýþýr bir lisanla, fazla su kullanmamamý hatýrlattý. Kullanýlan her fazla su damlasý Ýsviçre için zarar sayýlýr, ikazýndan bulundu. Kaldý ki biz týraþ olurken ve diþlerimizi yýkarken musluðu açýk býrakýrýz ve suyu devamlý akýtýrýz. Týraþ ve diþ yýkamak için özel bir bardak veya tas kullanýlýr. Evlerimizdeki yüznumaralarda da ayný tatbikat vardýr. Musluk devamlý akar yýkanýp temizleninceye kadar. Halbuki evlerinde hatta semtlerinde günde bir saat su akmayan vatandaþlarý, su ile fabrikalarda dönen çarklarý, tekerlekleri düþünmek gerekmez mi? ELEKTRÝK SAVURGANLIÐI Mevsim kýþtý ve havalar oldukça soðuk gidiyordu. Yeni taþýndýðým evdeki kaloriferler iyi yanmýyorlardý. Yataða yatmadan evvel, üstünde çay yapmak üzere aldýðým küçük elektrik ocaðýný akþamlarý yakýyordum. Ay sonunda ev sahibi odamda bir elektrikli alet kullanýp kullanmadýðýmý sordu. Ve ilave etti. Belediyeden memurlar geldi, bu güne kadar bu evde bu kadar elektrik masrafýnýn olmadýðýný, gereðinin araþtýrýlarak Belediyeye bildirilmesini ve tedbir alýnmasýný ikaz ettiler dedi. Ben odamdaki küçük elektrik ocaðýný ev sahibine teslim etmeye mecbur oldum. O andan itibaren de eve, odalara veya baþka yerlere girerken, çýkarken elektrik harcamasýna çok dikkat ettim. Ayný alýþkanlýklar halen de devam eder. PARA KULLANMAKTA SAVURGANLIK Avrupa da tüm özel ve resmi iþ yerleri, maaþ ve ücretleri nakit para olarak ödemezler. Nakit para ödeyenlerin sayýlarý pek azdýr. Memuriyete veya bir iþ yerine girenlerin, bir banka hesap numarasý bildirme mecburiyetleri vardýr. Zira maaþ veya kazanýlan emek karþýlýðý para veya havale edilmesi gereken meblaðlar verilen banka hesap numarasýna havale edilir. Bir baþka yol da çek alýþveriþidir. Böylece kaðýt paranýn yýpranmasýnýn önüne geçilir. Alýþkanlýklar bu ya. Kaðýt paralarý katlayýp cebimize koyardýk. Ayný þey Ýsviçre ve Almanya da devam etti. Bir gün, bir Alman arkadaþým, alýþveriþ yaparken benim Alman banknotlarýný cebimden çýkarýrken görmüþ. Yanýmda bulunan Alman dostum, alýþ-veriþ yaptýðýmýz bu büyük maðazada, bana bir cüzdan alýp hediye etti. Acayibime gitmiþti. Çýkarýp kendi para cüzdanýmý gösterdim ve ilave ettim: bana baþka bir hediye alsaydýn daha makbule geçerdi dedim. Halbuki onun gayesi bana hediye almak deðil, Alman parasýnýn yýpranmamasý içinmiþ. Düþündüm ve hak verdim. Zira Almanya da yaþayan 60 Milyon insan eðer paraya benim yaptýðým muameleyi yaparsa, vay paranýn haline. Darphaneler durmadan eskiyen paranýn yerine yenisini basmak mecburiyetinde kalýrlar. Hele bizim memleketimiz ne yapsýn? Banknot paralar Türkiye de deðil, yabancý ülkelerde basýlýyor. Döviz yetmez ki para basmaya. Elbette bundan sonra cüzdan kullanmaya baþladým. Ayrýca bankalar vasýtasýyla, emekçiye paralarýnýn ödenmesi, onlarý banka faizinden ve memleketin de piyasasýnda bulunan paranýn iþletilmesinden istifade edilir. YEMEK PIÞIRMEKTE VE ÝKRAMDA SAVURGANLIK Avrupa daki hanýmýn mutfaðýnda mutlaka bir terazi bulunur. Evin hanýmý alýþ-veriþ yaparken de yemek piþirirken de kiþi baþýna neyi ne kadar kullanacaðýný hesaplar ve böylece tencereye koyup piþirir. Alýþ-veriþini de hesaplý yapar. Evde fazla erzak bulundurup, bayatlatýp kullanmaz. Ayrýca mutfaðýn bir köþesinde vitaminlerin listesi bulunur. Günde alýnacak vitamini hesaplar, ona göre yemeðini piþirir. Bunun için de sofrada herkese düþen payý verilir de daha fazlasýný yemek için ýsrar edilmez. Yemek çok iyi olmuþ, yiyeceksiniz, çok iyi olmuþ, ýsrarlarýnda bulunulmaz. Zira herkesin yiyebileceði kadar yemek piþmiþtir. OKUL KÝTAPLARININ KULLANILMASINDA SAVURGANLIK Kaðýdýn kýt olduðu ve bilhassa çok pahalý olduðu devirde, memleketimizde cayýr cayýr okul kitaplarý basýlýyor ve çocuklarýmýz her yýl kendi kitaplarýn ile kitap almaya mecbur kalýyorlar. Çoðu zaman kitap yetiþmez, çocuklar kitapsýz okula devam ederler. Oysa Almanya ve diðer batý ülkelerinde bu konu baþka þekilde çözümlenmiþtir.; Vatandaþýn verdiði vergiden, yörelerdeki okul ve öðrenci sayýsýna göre kitap daðýtýmý yapýlýr. Kitaplar, okul idarelerine demirbaþ olarak teslim edilir. Okul idareleri, ayný þekilde kitaplarý öðrencilere teslim eder ve sene sonunda tertemiz iadesi istenir. Eskiyen, kayýp olan kitaplarýn yenisinin alýnmasýna mecbur tutulur. Böylece bir kitabýn ömrü uzamýþ ve ayný kitap bir çok öðrencinin istifadesine sunulmuþ olur. Böyle bir tatbikattan, devlet ve velilerin tasarrufunu okurlarýn taktirine býrakmakta kendimi haklý bulurum. MAKAM ARABALARINDA SAVURGANLIK Bir kiþiyi göreve getiren makam arabasýnýn beygir gücü PS ten fazla olursa, bu da devletin büyük savurganlýðý sayýlýr. Oysa çok zengin memleketlerde, Ýsviçre de, Almanya da makam arabalarý bizdeki gibi büyük deðildirler. Özellikle Ýsviçre de makam arabalarý yok denecek kadar azdýr. Herkes göreve kamu hizmetindeki arabalar veya þahsi arabalar ile gidip gelir. Sevgili Okurlar, Yukarýda yazdýðým yazýnýn tümünü 1978 yýlýnda Türkiye de bir televizyon programýnda ve canlý yayýnda bizzat söylemiþtim. Bilahare ayný yýlda bir ekonomi dergisinde de yayýnlandý. Yazýlanlarýn içeriði 1960 yýlýnda kamuoyuna aktarýldýðý 1978 yýlýna kadarki gözlemlerim, yaþadýklarým ve düþündüklerim idi. Osmanlý döneminde Avrupa ya giden düþünürler, Avrupa da þahaneler görmüþler, Türkiye ye döndükleri zaman viraneler görmüþler hani... O günlerden buyana nelerin deðiþtiðini veya deðiþmediðini okuyucularýmýn deðerlendirmesine býrakýyorum. Saygýlarýmla Ýst-Yaþanan iki büyük dünya savaþýndan sonra, 1960 lý yýllarýn sonlarýnda savaþ sonrasý hýzlý büyüme modeli son nefeslerini vermiþti. Diðer bir ifade ile bu model çerçevesinde verimliliði daha fazla artýrma programlarý artýk tükenmiþti. Petrol krizinin ardýndan Bu yýllarda baþlayan ve 1974 de petrol kriziyle belirginleþen bunalým, geliþmiþ ülke ekonomilerinde verimlilik hýzýnýn yavaþlamasý ve kar oranýnýn düþmeye baþlamasýyla belirginleþti. Öyle ki, bünyesinde sadece Batýlý Avrupa ülkelerini, Amerika, Kanada, Japonya gibi geliþmiþ ülkeleri barýndýran OECD ülkelerinde iþsizlik 10 milyonlarca kiþiye ulaþtý. Bu atmosferde, reel üretimde deðerlenme olanaðý bulamayan sermayeler, dünya ölçeðinde kar arayýþýna girdi ve diðer geliþmekte olan ülkelere yöneldi. Böylece, teknolojinin saðladýðý imkanlar ve kolaylýklarla beraber, son yirmi yýlýn en süratli geliþen sektörü finans sektörü oldu. Bu süreç içinde dikkatlerini geliþmekte olan ülkelere çeviren sermayeler, büyük karlarý bu bölgelerde elde etmiþlerdir. Bu dönemde uluslararasý sermayenin hedef teþkil ettiði ülkeler aldýklarý paralarýn çok az bir kýsmýný reel deðer üretimine kaydýrdýlar. Oysa para ancak üretimde kullanýldýðýnda deðerini artýrabilir, böylece hem alýnan borçlarýn geri ödenebilmesi, hem de ekonomilerin geliþmesi mümkün olabilirdi. Ancak, alýnan borçlarýn ciddi bir bölümü verimsiz kullanýlmýþ, bir bölümü de rüþvet yoluyla tekrar uluslararasý finans sistemine dahil edilmiþtir. Az geliþmiþ ülkelerin sermayelerini gerçek deðerlendirme alanlarýndan uzaklaþtýrmalarý, ülkeleri borçlarýn geri ödenmesi noktasýnda birçok sýkýntýlarla yüzyüze getirmiþtir. Biriken borçlar ve kredi çýkmazý Biriken borçlarýný ödeyemeyen ekonomiler çareyi tekrar borçlanmada bulmuþlar ve içinden çýkýlmasý imkansýz bir kýsýr döngü içinde býrakýlmýþlardýr. Buna müteakip, piyasadaki verimsiz kredi geniþlemesini faiz oranlarýnýn artýþý izlemiþ, borç faizlerinin yeni borçlarla karþýlanmaya çalýþýlmasýyla faizin sürüklediði bir borçlanma sürecine girilmiþtir. Bu süreç üretken yatýrýmlarýn verimliliðini düþürürken, yatýrýmcýlarýn bir bölümünü iflasa, bir bölümünü de iþletmelerinde ciddi daralmaya sürüklemiþtir. Piyasadan iyice elini çeken para, üreticilerin ürünlerini satmakta sýkýntý çekmelerine ve bankalara olan borçlarýný ödeyememelerine neden olur. Sanayicilerden alacaklarýný tahsil edemeyen banka ve finans kurumlarý da borçlu olduklarý diðer yurt dýþý k a y n a - klarýna (uluslararasý sermayelere) borçlarýný halktan topladýklarý mevduatlarla ödemeye kalkarlar. Bu durum herhangi bir söylentide (kötüye giden ekonomilerde söylentilerin piyasalara ciddi etkileri olduðu göz önünde bulundurulursa) parasýný geri almak isteyen müþterilerin genelde isteklerinin yerine getirilememesi sonucunu doðurur. Banka, sonunda iflasýný açýklayarak, yurt dýþýna olan tüm borç yükünü devlet devralmýþ olur. Altýndan kalkýlamayan faiz yükü ve Arjantin Bunlarýn altýndan kalkamayan devlet çözümü yine bu sefer ciddi faiz yükümlülüðü altýna girerek toleranslar vererek- ek borç almada bulur. Ama yine kurtulamaz. Dikkat edilmesi gereken nokta, ödünç alýnan paranýn geri ödenebilmesinin ancak sermayenin reel üretimde deðerlendirilmesiyle mümkün olmasýdýr. 80 li ve 90 lý yýllarda yaþanan krizlerin temel nedeni bu sermayelerin reel üretimde Küreselleþme ve Ýslam dünyasý Dünyada iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda dengeler hýzla deðiþiyor. Bazý ortak deðerler, dünya çapýnda yayýlýyor, kabul görüyor. 21. yüzyýla giren dünya, özellikle 2001 yýlýnýn ikinci yarýsýnda yaþanan hýzlý geliþmelerle birlikte, farklý ittifaklara sahne oluyor. Ýbrahim Ýlyas Pek çok ülke, baþta iktisadi olmak üzere birçok alanda birbirleriyle ittifak yapma eðilimi içerisinde. Siyasi alanda eski otoriter ve totaliter rejimler yerlerini demokratik yönetimlere býrakýyorlar. Sosyalizmin çöküþü ile birlikte askeri alanda ittifak konusu daha farklý bir boyut kazanmýþ durumda. Artýk iki kutuplu bir dünya yok. Ülkeler arasýnda bölgesel entegrasyon hareketleri her geçen gün daha çok önem kazanýyor. Bugün üç ayrý kýtada bölgesel ticaret bloklarý oluþmaktadýr. Bir taraftan dünyada küreselleþme ile ticari sýnýrlar kalkarken, diðer taraftan bölgeselleþme ile dünya coðrafyasýnda yeni kutuplaþmalar oluþmaktadýr. Küreselleþmeyi bilimsel, teknolojik, iletiþimsel, ekonomik ve kültürel olmak üzere pek çok açýdan incelemek mümkün. Farklý kültür ve dillerin birbirlerini etkilemesi, bazýlarýnýn ön plana çýkmasý, her ülkenin kendine ait kültürel kimliðinin yavaþ yavaþ ortadan kaybolmasý, ekonomiye baðlý küreselleþmenin oluþturduðu tablonun farklý yönleridir. Ülkeleri ekonomik açýdan birbirlerine baðlamak için, önce farklý kültürleri kabul etmek ve paylaþmayý öðrenmek gerekir. Farklý kültürler ve medeniyetlerin arasýndaki farklýlýklar, çatýþmalara dönüþmeden, ancak bu paylaþým ve hoþgörü ortamýyla önlenebilir. Güçlü medeniyetler, manevi deðerlerinden kuvvet alýr. Müslüman Endülüs Devleti ve Osmanlý Ýmparatorluðu, bütün hak dinleri bünyelerinde barýndýrarak hem hoþgörü ve adaletin öncülüðünü yapmýþ, hem de ortaya çýkan kültür mozaiði sayesinde bilimde, ekonomide ve sanatta ilerlemeler kaydetmiþlerdir. Ekonomik iþbirliði topluluklarýnda ya da kurulan siyasi birliklerdeki hedef, ilk defa Osmanlý Ýmparatorluðu nda gerçekleþtirilmiþtir. Osmanlý Ýmparatorluðu nun en belirgin özelliði, yüzölçümü olarak Amerika kýtasýna yakýn bir coðrafyanýn üzerinde hiçbir sýnýrýn olmamasýdýr. Sýnýrlarýn olmadýðý ve çok farklý etnik ve dini mozaiklerin barýndýðý bu ortamda Osmanlý yönetimi tüm dünyaya örnek olabilecek bir medeniyet kurmuþtur. Küreselleþme Ýslam Dünyasý için Ne Vadediyor? Teknolojinin ilerlemesi ve iletiþim araçlarýnýn geliþmesi ile ülkeler arasýndaki mesafeler ortadan kalktý. Günümüzde uydu teknolojisi, internet, kablosuz iletiþim, televizyon ve radyo sayesinde birbirlerinden binlerce kilometre uzaklýkta olan ülkeler arasýndaki mesafenin önemi kalmadý. Artýk tek bir mesajýn tüm dünyayý dolaþmasý sadece birkaç saniye sürüyor. Bu durum, Ýslam Dünyasý için de çok olumlu bir geliþme. Öncelikle fikirlerin ve düþüncelerin yayýlmasý çok büyük bir hýz kazandý. Bugün Ýslam ahlakýndan haberi olmayanlara Allah ýn mesajýnýn ulaþtýrýlmasý, farklý ülkelerde yaþayan insanlarýn birbirleriyle iletiþim kurabilmeleri çok daha kolaylaþtý. Bu nedenledir ki, yüksek teknolojinin kazandýrdýðý bu büyük hýz, iman edenler için çok büyük bir nimettir ve bu nimetin Ýslam ahlakýnýn öðretilmesi yolunda etkin bir þekilde kullanýlmasý mümkündür. Farklý kültürlerle, farklý dinlerle hoþgörü çerçevesinde oluþturulacak bir diyalog, pek çok insanýn Kuran ahlakýný tanýmasýna vesile olacaktýr. Bugün Batýlý toplumlarda Ýslam dinine yönelik olarak -tamamen bilgisizlikten ya da yanlýþ bilgilendirilmekten kaynaklanan- bazý ön yargýlar mevcuttur. Bu ön yargýlarý ortadan kaldýrmanýn yolu, teknolojik geliþmelerden de faydalanýlarak, hikmetli ve anlaþýlýr bir üslupla Ýslam ahlakýnýn anlatýlmasýdýr. Böyle bir iletiþimin kültürler arasýnda manevi bir yakýnlaþmaya, aradaki anlaþmazlýklarýn giderilmesine vesile olacaðý açýktýr. Yozlaþan kültürlerin gençler üzerinde meydana getireceði olumsuz etki, küreselleþme hakkýnda insanlarýn aklýna soru iþaretleri getirmektedir. Bugün küreselleþmenin karþýsýnda yer alan kiþilerin en çok üzerinde durduklarý konu, oluþabilecek bu dejenerasyon ve yozlaþmadýr. Ancak bu tehlikenin önüne iyi bir eðitim ile geçmek mümkündür. Ýslam Dininin getirdiði güzel ahlakla yetiþtirilen, Allah tan korkan, vicdanlý ve ihlas sahibi gençlerin böyle bir dejenerasyona uðramalarý ya da Batý kültürünün olumsuz yönlerinden y e t e r l i bir oranda deðerlendirilmemesidir. Günümüzde faiz kýskacýna giren ülkelerden verilebilecek en son örnek ise 130 milyarlýk dýþ borcuyla ekonomisi çökmüþ olan Arjantin dir. Kapanan iþyerleri, açýkta kalan iþsizler, sesini duyurmak isteyen çaresiz insanlar, hepsi sosyal sýkýntýlara sebebiyet verirler. Nitekim bu ülkede yaþanmaya baþlayan ve yakýn gelecekte yaþanmasý muhtemel sosyal sorunlar endiþeyle izlenmektedir. Öncelikle borçlar verimsiz veya haksýz bir þekilde erimemeli, tümüyle verimli üretim sahalarýnda deðerlendirilmelidir. Bu yatýrýmlardan yararlanan sanayiler imkanlarý doðrultusunda düþük fiyat ve yüksek kaliteyi yakalamalý; böylece yabancý mallarýn ithalatýný düþürmeli ve ülkenin ihracatýný artýrmalýdýr. Ekonomik kaosun çözümü Kuran ahlaký Ekonomisine para giren ülke, borçlarýný rahat ödeyebileceði gibi verdiði güvenle yeni ve güvenilir bir yatýrým sahasý olacak, dünyada karlý iþletmelere yatýrým yaparak kazanç saðlamayý bekleyen sermayeleri çekecektir. Bu sayede o ülkenin þirketleri deðerlenecek, parasý istikrara kavuþturacak, iþsizlik oraný azalacak ve hepsinden önemlisi halk huzura kavuþup, geleceðe umutla bakacaktýr. Faiz ekonomisinin neden olduðu derin kaos, günümüze kadar bir çok ülkede kendini göstermiþ ve faturasýný o ülkenin halkýna çok aðýr bir þekilde ödetmiþtir. Kiþisel çýkarlarýn ve gayri ahlaki kazançlarýn neden olduðu ve birçok ülkenin yakasýný býrakmayan bu sýkýntýlarýn kesin çözümünü Allah Kuran-ý Kerim de açýkça belirtmiþtir. Allah, kiþilerin mallarýnýn haksýzlýkla yenilmesini ve varolan kaynaklarýn israf edilerek kullanýlmasýný haram kýldýðý gibi, kendi menfaatleri uðruna diðer insanlarý hiçe sayýp, onlarý sýkýntýlara sokmayý da yasaklamýþtýr. Ekonomideki olumsuzluklarýn çözümü verimli, adaletli, giriþimci bir insan modelini tavsiye eden Kuran ahlakýnýn tüm insanlar arasýnda yaþanmasýdýr. Ýnsanlar arasýnda barýþ, adalet ve huzur ortamýnýn saðlanmasý ancak insanlarýn Kuran ahlakýný yaþamasýyla saðlanabildiði gibi; ekonomideki olumsuzluklarýn ortadan kaldýrýlmasý ve her insanýn yaþam kalitesinin artmasý da yine Kuran ahlakýnýn hayatýn her alanýnda uygulanmasýyla mümkün olabilir. etkilenmeleri mümkün deðildir. Çünkü sahip olduklarý Ýslam ahlaký ve güçlü karakter, onlarýn bu olumsuzluklarýn tesiri altýna girmelerini engelleyecektir. Küreselleþme, dünyadaki farklý kültürlerin ve inançlarýn birbirleriyle, hiçbir engel ve sýnýr olmaksýzýn tanýþacaklarý, diyalog kuracaklarý ve boy ölçüþecekleri bir dönemin habercisidir. Bundan çekinmek, ancak kendisine güveni olmayan kültür ve inançlarýn bir refleksi olabilir. Ýslam Dini, Allah ýn insanlýða gönderdiði son hak dindir ve Allah bununla tüm insanlýðý doðru yola davet etmektedir. Dolayýsýyla Müslümanlar, küreselleþmekten çekinmek bir yana, bu dönemi Ýslam ýn hakikatlerinin tüm dünyaya anlatýlabileceði, insanlýðýn dar düþünce kalýplarýndan, saplantýlardan, ön yargýlardan arýnarak, güzel ahlaký yaþamalarýnýn saðlanabileceði, altýn bir fýrsat olarak görmelidirler. Bu fýrsatý deðerlendirmek için, Ýslam ýn hakikatlerini tüm dünyaya göstermek ve Kuran ahlakýný ortaya koymak þarttýr. Þüphesiz, küreselleþmeyle sürekli deðiþime uðrayan dünya dengeleri içerisinde, Müslümanlar; yaratýcý fikirleri, üstün ahlaklarý, bilim sanat ve estetiðe verdikleri deðer ile tüm insanlýða örnek olacaklardýr.

9 KADIN 9 KIÞ UYKUSUNDA UYANDIÐINDA AKLINA 8 MART KADINLAR GÜNÜ GELDÝ MÝSALÝ Derleyen: HATÝCE ELDENÝZ Giriþ Dünyanýn hemen hemen her ülkesinde kadýnlar 8 Mart günü vesilesi ile adeta kýþ uykusunda uyanmýþçasýna ve aniden aklýna gelmiþçesine hak aramak için sokaklara dökülürler, toplantýlar yapar ve diðer çeþitli etkinlikler düzenlerle. Kimisi, siyasi hak talep ederken, diðer bir grup aile içerisinde kadýnýn haklarýný, diðer biri ise zarafetin ve estetiðin kadýnlarda kalmasýný savunur. Geliþmiþ ülkelerde kadýnlar siyasi, sosyal ve kültürel eþitliðin talebinden ziyade uygulamanýn nasýl olmasý gerektiði konusunda fikir yürütürken, geliþmemiþ ülkelerde býrakalým eþit haklardan bahsetmeyi, kendi aile içerisinde hangi yemeði o gün yapabileceðinin kararýný kendi baþýna verme savaþýmý veriyor. Ýþte yýlda bir, adet yerini bulsun diye geliþmiþ ülkelerde büyük harcamalar ile hazýrlanan etkinlikler, diðer yerlerde ise bir sohbet veya çay toplantýsý biçiminde bir araya gelen kadýnlarýn bu ilk bahar hamlesine erkek dünyasý göz kýrparak, senede bir gün de kükresinler, nasýl olsa yarýn her þey eski düzenini alýr dediklerini duyar gibi oluyor insan. 8 Mart uluslararasý emekçi kadýnlar günü biraz geriye dönerek istenilen talepler, edinilen haklar, mücadelesi verilen yaþam tarzýnýn ne durumda olduðunu bilmek ister insan. Her toplum, her inanç ve her siyasi düþünce kadýn sorununda kendince ilke belirlemiþ kendince bir yol tutturmuþ gider. Son yýllarda, özellikle Avrupa ülkelerinde kadýnlar deðil erkekler hak arýyormuþ gibi bir görünüm var. Yine Türkiye de Ýbrahim Tatlýses in bir türküsünde birleþin arkadaþlar erkeklik elde gidiyor demesi de Türkiye de erkekler haklarýný elde kaybediyor imajý veriliyor. Diðer bir düþünceye göre ise kadýnlar her hakkýný almýþ ve artýk mücadeleye gerek yok davranýþlarýdýr. Her kes kendi telinden çalýyor. ÝSLAM A GÖRE KADIN Çalýþan kadýnlara ne kadar maaþ verildiðini öðrenmek üzere, Amerika dan iki kiþi gelse, birisi, bakanlýk yapan bir kadýnýn maaþýný öðrense, öteki de yeni iþe giren ilkokul mezunu bir kadýnýn maaþýný öðrense, verecekleri rapor elbette birbirinden çok farklý olur. Ýþçi bir kadýn, baþbakan olan kadýnla mukayese edilmez. Ýki ayrý cins olan armutla portakal toplanýp þu kadar portakal etti denilemez. Hayvanla insan mukayese edilmez. Çünkü yaratýlýþlarý farklýdýr. Kadýnla erkek mukayese edilerek, Kadýn doðum yapýyor, erkek yapmýyor, böyle eþitlik olmaz denemez. Allahü teâlâ, kadýný erkeði ayrý iþler için yaratmýþtýr. Fizikî yapýsý birbirine benzemez. Birbirine benzemeyen iki þey, birbiri ile mukayese edilmez. Bir erkek kalkýp da, Madem kadýn-erkek eþitliði vardýr, ne diye kadýnlar da bizim gibi yerin altýnda, kömür ocaklarýnda, maden ocaklarýnda çalýþmýyor? diyemez. Çünkü kadýnýn bünyesi buna müsâit deðildir. Rusya da kadýn böyle zor iþlerde çalýþtýrýlýyorsa da, bu bir hak deðil, kadýna zulümdür. Herkese bünyesine uygun iþ verilmelidir. Kadýn ile erkek iki ayrý cinstir. Elma ile armut mukayese edilmediði gibi, bunlarýn da birbirine üstünlüðü söz konusu olmaz. Ancak vasýflarý eþit olan iki þey arasýnda kýyaslama yapýlýr. Vasýflarý farklý olan þeyler arasýnda kýyaslama olmaz. Meselâ vapur, uçak ve otobüs binek vâsýtasý olduðu hâlde, birinin diðerine üstünlüðü söylenemez. Uçak, denizde yüzemediði için vapurdan aþaðý sayýlmaz. Vapur, karada gitmediði için bisikletten aþaðý olduðu söylenemez. Vapur baþka bir vapurla, uçak baþka bir uçakla mukayese edilebilir. Ýkisi de kara vâsýtasý olduðu hâlde, bir tankla bir taksi mukayese edilemez. Tank, taksi kadar hýzlý gitmediði için aþaðý kabûl edilemez. Her birinin vazîfesi ayrýdýr. Boksta iki kadýn, ancak bir erkek kadar dövüþebilir dense, bu, kadýna hakaret olmaz. Cenabý-ý Hak, kadýný akýl ve beden yönünden erkeðe göre farklý yaratmýþtýr. Hattâ bir erkeðin aklýný diðer erkeðe göre de farklý yaratmýþtýr. Biri kalkýp da (Yâ Rabbî insanlarýn aklýný niçin eþit yaratmadýn?) diyemez. Yaratýcý sorguya çekilemez. Bu bakýmdan kadýn-erkek, birçok bakýmdan mukayese edilemez, ikisi arasýnda her bakýmdan bir eþitlik söz konusu olamaz. KEMALÝST DÜÞÜNCEDE KADIN Atatürk ün yarattýðý inkýlabýn tek ve ana amacý ve uygulamalardaki stratejisinin asýl fikrinin, Milletimizi çaðdaþ uygarlýk düzeyinin üzerine çýkarmak. Olduðunu biliyoruz. O, bu amaçla giriþtiði bir seri operasyonda, gerçekleþtirdiði bütün inkýlaplarda daima önceliði Türk kadýnýna vermiþtir. Kadýnýmýzýn kültür düzeyini yükseltmeyi, evinin içinde ve dýþýnda sahip olmasý gereken ve layýk olduðu bütün haklarý kendisine teslim etmeyi ve onu, her yönüyle çaðdaþý olduðu diðer ülkeler kadýnlarýnýn da üzerinde görmeyi arzuladýðý bir gerçektir. Atatürk yaptýðý bir konuþmada: Bizim örtünme meselesinde nazarý itibare alacaðýmýz þey, bir yandan milletin ruhunu, diðer yandan hayatýn icabatýný düþünmektir. Örtünmedeki ifrat ve tefritten kurtulmakla bu iki ihtiyacý da temin etmiþ olacaðýz. Giyim tarzýmýzda milletin ruhi ihtiyacýný tatmin için, Ýslam ve Türk hayatýný baþlangýçtan bugüne kadar layýki ile tetkik ve etrafý ile açýklamamýz lazýmdýr. Bunu yaparsak görürüz ki, þimdiki giyim tarzýmýz ve kýyafetimiz onlardan baþkadýr, lakin onlardan daha iyidir diyemeyiz. Bizim kadýn hayatýmýzda, kadýnýn giyim tarzýnda yenilik yapmak söz konusu deðildir. Milletimize bu hususta yeni þeyleri bellettirmek mecburiyeti karþýsýnda deðiliz. Belki ancak dinimizde, milliyetimizde, tarihimizde zaten mevcut olan beðenilir adetlere uygunluðu saðlamak mevzubahis olabilir. Biz baþlý baþýna ferden her türlü þekilleri tatbik edebilir, kendi zevkimize, kendi arzumuza, kendi terbiye ve seviyemize göre istediðimiz kýyafeti seçebiliriz. Ancak bütün milletin þayaný kabul göreceði þekilleri, bütün milletin hayatýnda uygulanmasý mümkün olan kýyafetleri herhalde genel temayülde aramak ve o þekillerin gerçekleþmesini de genel temayüle uygunlukta görmek lazýmdýr. Bazý milletlerin zevk alemlerini memleketimizde tatbike kalkmak þüphesiz ki hatadýr. Bu yol toplum hayatýmýzý feyz ve fazilete ulaþtýrmaz. ALEVÝLERDE KADIN Kadýn erkek ayýrmayýz. Erkek diþi sorulmaz, muhabbetin dilinde. Hakikin yarattýðý her þey yerli yerinde. Bizim nazarýmýzda kadýn-erkek farký yok. Noksanlýk, eksiklik senin görüþlerin de kadýn ve erkeði; cemde can, evde eþ, hayatta yoldaþ kabul eder. Kadýn ve erkeði; iste, aþta, cemde, cemaatte, söz ve karar ve eylemde eþit görür, ayrým yapmaz. Kadýn veya erkeði deðil, cinslerin insanlarýn sevgisi/aþkýný, üstün tutar, çünkü yaratan odur. Kadýnlara yapýlan baskýya karþý çýkar. Kadýnlarýnda eðitim alýp, hayatýn her alanýnda erkeklerle eþit olmasýný savunur. Tüm federasyon ve dernek organlarýnda Kadýnlarýnda görev almasý için çalýþýr. Sevgiye dayalý evlilikleri savunur, kýzlara veya erkeklere bu konuda aile/çevre baskýsý yapýlmasýna karþýdýr. Ar, namusu, iki bacak arasýnda deðil; Ýki kulak arasýnda bilir, bu nedenle kadýn erkek canlarýn, (gençlerin) gerçek sevgiye dayalý, aklý salim, sorumlu, bilinçli, ahlâklý, dürüst (edb li) olarak yetiþmesi için çalýþýr. Akli salim insanlarýn, özgür düþüncesine ve eylemlerine, saygý duyar. FEMÝNÝZM Özgür Kadýn toplumun çeþitli kurumlarýnýn, erkek etkili kuruluþ ve yönelimlerinin etkisinde kalmayan, doðallýðýný koruyan kadýn. Ýki binli yýllarýn feminist kadýnýnýn, bedeni ve kendisi ile barýþýk, bedenini düþmaný deðil, dostu ve müttefiki olarak algýlamasý gerektiði söylenmektedir. Yeni feminizm akýmýnýn deðil karaya ayak basmak, hâlâ denizlere çýkacak kara parçasý aradýðýný söylenmektedir. Çünkü feminizm bir devrimse, kadýnlar ona ancak hizmet edebilirler, onu yönetecek güce henüz sahip deðiller. Feminist hareketin baþarýsý olarak görülen kadýn boksörler, kadýn polisler, kadýn askerler, yönetim kurullarýndaki, parlamentodaki kadýnlar aslýnda kadýnlara satýlan sahte eþitlik ilkesinin sonucunda, erkeklerle ayný safta çalýþmaya baþladý kadýnlar. Ve sanki savaþta gibiler. Feminizmin yapmak istediði bu deðildi. Feminizmin amaçladýðý belli alanlarýndaki erkek egemenliðini kýrmaktý. Kadýnlarýn erkeklere ait alanlarda çalýþmalarý onlara özgürlük deðil tersine bir yük getirdi. Çalýþma alanýnda kadýnlara verilen düþük ücretler, saldýrýlar, haklarýnýn yenilmesi, iþe alýnmamalar gibi durumlar kadýna ayrý bir stres getirdi. Buna iþ dýþýndaki yaþamýn, annelik, karýlýk gibi yükleri de eklenince kadýn yýpranmaya baþladý. SOSYALÝZMDE KADIN Düzenin kendisine biçmiþ olduðu kimliðin ve rolün özgürleþmesinin önünde engel olduðu gerçeðini kabullenerek, gerçekte düzenin erkeðe biçtiði rolün özgürleþme olduðu yanýls a m a s ý n a k a p ý l a r a k, kendi kimliðinden sýyrýlýp erkeðin k i m l i ð i n e, e r k e ð i n r o l ü n e özenen kadýn k i m l i ð i n e girmesi ile ö z g ü r l e þ e - ceðini düþünmesi, örgütlü k a d ý n ý n önemli bir handikapdýr. Ö z ü n d e düzenin yaratmýþ olduðu duygu ve düþüncelerin kendinde giderilememesinin somut bir ifadesi olan bu durum yaratmýþ olduðu olumsuzluklar oldukça fazladýr. Kendi özgünlüðünü, kendi cinsinin özelliklerini bir kenara býrakarak, erkeðe benzeme temelinde yeni bir röle giren kadýn, bu tavrýyla tam bir e r k e k karikatürü ne döner ve her þeye yaklaþým, kaba bir tarza b ü r ü n ü r. Düþüncede de, duyguda da, davranýþta da hep kaba pratikçi olur. Kendi cinsine de erkekten daha kaba yaklaþýr. D ü þ ü n c e a n l a m ý n d a yaþadýklarý geriliktir, hantallýktýr, yaratýcýlýktan-özgürleþmeden uzaktýr. Kendi kiml i ð i n d e n giderek uzaklaþan bu karikatür erkek tipli kadýn, ne kendi emeðine sahip çýkabilir, ne de bir baþkasýnýn emeðine... Sýnýfsal tarihsel gerçekliðini de yadsýyan bu tip kadýnlar, her þeyde yüzeysel olduklarý-davrandýklarý gibi, kendi özgürlük anlayýþlarýnda da bir derinlikleri yoktur. Erkeðe benzeyerek, kendilerini erkeðe kabul ettirmek ve onlara beðendirmekten baþka bir kaygýlarý da yoktur. Aldýðý görev ve sorumluluklarý da yine kendini beðendirme cabasý içinde kullanýr. Esther Vilar ýn Köleliðin Mutluluðu Kadýnýn Dünyasý, Erkeðin Rüyasý isimli kitabýndan bir kaç alýntý: Erkeðin tersine kadýn, çalýþmayan bir insandýr. Aslýnda ona iliþkin söylenecekler bununla kalabilirdi, çünkü temel insan kavramý hem erkeði hem de kadýný kapsayacak kadar çok genel, çok hatalý olmasaydý, kadýn için söylenecek pek fazla bir þey kalmazdý. Yaþam insanlara iki seçenek sunar: hayvansal bir varoluþ -düþük bir yaþam düzeyi- ve manevi bir varoluþ. Kadýn kuþkusuz ilkini seçecek ve fiziksel refahý öne çýkaracak, kuluçkaya yatacak bir yer ve engellenmeksizin üreme alýþkanlýklarýyla oyalanacak bir ortam arayýþýna koyulacaktýr. Erkekle kadýnýn ayný zeka potansiyeliyle doðduðu ve cinsler arasýnda zeka açýsýndan temel bir fark olmadýðý kesin bir gerçek olarak kabul edilebilir. Ayrýca, körelmeye, kýsýrlaþmaya býrakýlan her potansiyelin, iþlevini yitireceði de çok iyi bilinmektedir. Kadýnlar zihinsel kapasitelerini kullanmazlar. Aslýnda bilerek bu kapasitelerinin bozulmasýna göz yumarlar. Birkaç yýllýk aralýklý eðitimden sonra, tali (sonradan geliþen) ve geri döndürülemez bir aptallýk durumuna yönelirler. Neden kadýnlar kendi zihinsel kapasitelerinden yararlanmýyor? Kadýnlarýn kendi beyinlerini kullanmamalarýnýn tek bir nedeni vardýr, o da ihtiyaç duymamalarýdýr. Yaþamlarýný sürdürmeleri için zihinsel kapasiteleri vazgeçilmez deðildir. Teorik olarak güzel bir kadýn, bir þempanzeden daha az bir zekaya ihtiyaç duyar ve buna karþýlýk kimse onu topluma uymayan bir yaratýk olarak deðerlendirmez. Olsa olsa en geç 12 yaþýna kadar, kadýnlarýn çoðu fahiþe olmaya karar vermiþtir. Ya da baþka bir deyiþle, kendileri için, bir erkek seçip bütün iþi onun yapmasýný saðlamaktan oluþan bir gelecek tasarlamýþlardýr. Bu iþlevlerine karþýlýk olarak kadýnlar da erkeðin belli zamanlarda kendisini kullanmasýna göz yummaya hazýrdýr. Bir kadýn buna karar verdiði anda beynini geliþtirmekten vazgeçer. Elbette çeþitli dereceler ve diplomalar alabilir. Bunlar onun erkeklerin gözündeki piyasa deðerini arttýrýr, çünkü erkekler, bir þeyleri ezbere bilen bir kadýnýn, ayrýca erkekleri de tanýyýp anlayacaðýna inanýr. Ama cinsler arasýndaki iletiþim olasýlýðý da iþte bu noktada ortadan kalkar. Yollarý sonsuza kadar ayrýlýr. Erkeðin tekrar tekrar yaptýðý en büyük hatalardan birisi, kadýný kendi eþiti olarak, yani eþit zihinsel ve coþkusal kapasiteye sahip bir insan olarak deðerlendirmesidir. Kadýný gözleyebilir, dinleyebilir, tepkilerine bakarak duygularýný yargýlayabilir, ama her þeye karþýn, kadýný sadece yüzeysel belirtilerle yargýlamaktadýr. Çünkü kendi deðer ölçülerini kullanmaktadýr. Erkek, amansýz ilerleme koþusunda bir an durup bu iliþkiler durumunu düþünecek olursa, kaçýnýlmaz olarak, kadýnlara bir zihinsel uyarým duygusu verme çabalarýnýn tamamen boþuna olduðunu görecektir. Kadýnlarýn daha zevkli, daha çekici, daha kültürlü olduðu doðrudur, ama yaþam beklentileri dahi entelektüel deðil, hep maddeci olacaktýr. Kadýna, özgürleþmesi için her türlü fýrsat tanýnmýþtýr ve bunca olandan sonra eðer hâlâ zincirlerini kýrmamýþsa, bundan tek sonuç çýkar: aslýnda kýrýlacak bir zincir yoktur. Erkeklerin kadýnlarý sevdiði, ama ayrýca küçümsediði doðrudur. Hayatýný kazanmak zorunda olduðu için sabah erken kalkýp yeni dünyalar fethetmeye giden (ve ender olarak baþarýlý olan) bir insan, bu tür arayýþlarla ilgilenmeyen bir baþkasýný mutlaka küçümseyecektir. Bu aþaðýlama, kadýnlarýn zihinsel geliþimini saðlamak için erkeðin giriþtiði çabalarýn temel nedenlerinden birisi bile olabilir. Erkek, kadýnlardan utanýr ve onlarýn da kendilerinden utanmalarý gerektiðini düþünür. Bu nedenle, bir centilmen olduðu için de yardým etmeye çalýþýr. Sonuç - Nereye gidiyorsun kýzým? - Kadýnlar günü varmýþ ana oraya gidiyorum! - Kadýnlar günü de nedir yavrum? - Kadýnlar eþit olmak istiyor ana onun için bir araya geliyorlar! - Oraya erkeklerde katýlacak mý? - Yok ana erkeklerin ne iþi var o toplantýda? - Yaný kadýn kadýnda mý eþitlik isteyecek? - Hayýr ana kendi aralarýnda nasýl eþit olacaklarýný konuþacaklar! - Ýyi git öyleyse ama erken gel, baban gelmeden eve gel. - Ben özgür bir kadýným ana babam ne karýþýr - Tamam da, geçen yýlda öyle demiþtin baban seni cezalandýrmýþtý.

10 Interview mit Frau Prof.Dr. U. Neumann, Ausländerbeauftragte des Hamburger Senats vom Das Zuwanderungsgesetz ist zur Zeit in aller Munde. Demnächst wird der Bundesrat darüber entscheiden. Welche Aussichten hat das Zuwanderungsgesetz Ihrer Meinung nach, wird es eine Mehrheit im Bundesrat geben? Bin ja keine Hellseherin. Ich hoffe, dass es durchkommt, aber es geht ja jetzt auch nicht mehr um das Thema Zuwanderung oder Inhalte des Gesetzes, jetzt geht es wirklich nur noch um den Wahlkampf, ob man auf diese Weise das ganze noch herauszögern kann. Die Idee, es an den Vermittlungsausschuss zu geben von Seiten der CDU, ist ja eine Strategie, um die ganze Abstimmung zu verschieben, damit dann das als Wahlkampfthema benutzt werden kann. Und ob Schröder es schafft, die brandenburgische Koalition zu spalten, weiß ich auch nicht. Also wir werden es am Freitag sehen. Hamburg stimmt heute ab; es ist schon klar, dass sie sich enthalten werden und Enthaltung ist im Bundesrat genauso wie dagegen stimmen. Aber die Hamburger Stimmen alleine hätten es nicht gebracht, da braucht man schon viel mehr als die drei Stimmen. Es gibt viel an diesem Gesetz zu bemängeln, aber insgesamt wäre es einfach ein großer Schritt, auf den man dann wieder aufbauen könnte. Was sind für Sie die wesentlichen positiven Elemente des Gesetztes? Das Wichtigste ist, dass es das Gesetz überhaupt gibt. Also, dass zum ersten Mal in der Geschichte der Bundesrepublik akzeptiert wird, dass Deutschland ein Einwanderungsland ist, dass es immer Einwanderung nach Deutschland gegeben hat und zwar seit Bestehen der Bundesrepublik und davor auch. Dann aber, wenn ein Staat sagt, Einwanderung ist auch gewollt, dann muss er auch etwas dafür tun, für die Menschen, die kommen und für die, die schon da sind. Das heißt, es müssen sämtliche Barrieren, die vorhanden sind, abgebaut werden und es müssen Deutschkurse( Deutschkurse sind sozusagen das einfachste, simpelste, was ja auch im Gesetz drinsteht) auf staatlicher Seite angeboten werden. Dann gibt es noch natürlich Einzelregelungen, die vorteilhaft sind, und es gibt eine ganze Reihe Regelungen, die ich auch sehr, sehr kritisch betrachte, wo man manchmal auf die Idee kommt: es wäre vielleicht besser, das Gesetz käme nicht. Was wäre da z. B. zu nennen? Das ist alles was es im Flüchtlingsbereich erschweren wird, dass Menschen, die de facto hier sind, einen dauerhaften Aufenthaltsstatus kommen können, also dass sie auch akzeptiert sind als Bürger und auch die Möglichkeit haben, tatsächlich die deutsche Staatsangehörigkeit zu bekommen. Wieso ausgerechnet jetzt das Zuwanderungsgesetz? Brauchen wir nicht schon lange eine Regelung der Steuerung der Zuwanderung? Klar. Ich war auch schon immer dafür. Wir hätten das schon lange gebraucht, aber unter der Regierung Kohl war es offensichtlich nicht möglich. Da gab es eine sehr starre Haltung, die sich immer in dem Satz äußerte: Deutschland ist kein Einwanderungsland. Und die SPD/Grünen-Regierung hat halt drei Jahre gebraucht. Eigentlich haben die schnell angefangen, sie haben damals als erstes das neue Staatsangehörigkeitsgesetz vorgelegt und sind dann sofort auf dem Bauch gelandet damit, indem nämlich Hessen den Wahlkampf darauf gegründet hat und die hessische Landesregierung durch die CDU gewonnen worden ist. Da haben sie so einen großen Schreck gekriegt, dass sie erstens ganz viel zurückgenommen haben von dem Staatsangehörigkeitsgesetz,( die doppelte Staatsbürgerschaft kam nicht) und sie haben sich mit den weiteren Reformen sehr schwer getan. Das erweist sich jetzt als ein großer Nachteil. Gleichzeitig sind einfach drei Jahre zu kurz, um solche grundsätzlichen Erwägungen überhaupt in der Bevölkerung zu transportieren. Die Menschen haben viele Jahre gelernt, Deutschland ist kein Einwanderungsland, und es muss verhindert werden, dass die ganze Welt nach Deutschland kommt. Aber so schnell kann man das mit einer Bevölkerung nicht machen. Jetzt sagt man, es ist aber gut, wenn die Leute kommen. Da überfordert man die Menschen. Gleichzeitig wittert natürlich die CDU bei diesem Thema wieder den Zuspruch von rechter Seite, von Wählern, die eher konservativ, die auch völkisch orientiert sind, sagen, wir wollen kein Land, in dem es kulturelle und sprachliche Vielfalt gibt. Sehen sie die strikte Ablehnungshaltung der CDU als reine Wahlkampfstrategie? Hauptsächlich. Denn es hat ja eine CDU-Kommission gegeben, die sich zum Thema Zuwanderung viele Gedanken gemacht hat und das sehr viel weiter geht als das jetzige Gesetz und als die jetzige Diskussion. Auch innerhalb der CDU gibt es eine erhebliche große Gruppe, die derselben Meinung wie die SPD ist, dass nämlich Zuwanderung nötig ist, dass sie immer erfolgt ist und besser zu regeln wäre, dass man mehr tun müsste für eine Integration der Gesellschaft, Also die Meinungen sind gar nicht auseinander. Wenn jetzt plötzlich die CDU so stark dagegen ist, dann ist das Wahlkampfgetöse und nicht sachlicher Widerstand. Denn auch die Wirtschaft, und die CDU setzt ja wesentlich auf die Wirtschaft, ist der Meinung, dass Zuwanderung nötig ist.. Bei der Diskussion um das Zuwanderungsgesetz geht es auch um ein Programm zur Integration der Migrantinnen und Migranten. Darauf sind sie ja auch ausführlich in Ihrem Bericht an DEUTSCH 10 Prof. U. Neumann; Akzeptanz, für die Zustimmung zur Zuwanderung und zur Vielfalt. den Senat eingegangen. Dabei nennen Sie unter anderem die Einrichtung eines Lehrstuhls für Islamische Theologie an der Universität Hamburg und in dem Zusammenhang auch die Gründung einer Akademie der Weltreligionen. Was sind die Ziele dieser Einrichtungen im Hinblick auf Integration? Also ein Teil der kulturellen Vielfalt der Bevölkerung bilden die Religionen. Hamburg hat mehr als hundert verschiedene religiöse Gemeinschaften. Der Islam oder das Spektrum der islamischen Glaubensrichtungen ist zahlenmäßig wichtig und gleichzeitig mit vielen Vorurteilen, mit viel Angst von nichtislamischer Seite besetzt, und es gibt ganz schrecklich viel Unwissen. Also z.b., dass es Aleviten gibt und dass Aleviten ein Teil oder eben nicht ein Teil des Islams sind, man ist sich da ja nicht so ganz einig, das wissen die wenigsten. Deswegen glaube ich, dass eine Auseinandersetzung mit religiösen Fragen eine wichtige Sache ist und zwar sowohl zwischen den einzelnen Religionsgemeinschaften, damit diese voneinander Kenntnis haben, als auch für Menschen, die gar nicht religiös sind, dass sie etwas über die Religionen wissen, damit sie ihnen nicht Angst machen und ihre Urteile darüber begründet sind. Man kann ja ein negatives Urteil haben, aber man muss wenigstens ein begründetes, negatives Urteil haben. Dafür braucht es eine wissenschaftliche Auseinandersetzung, dafür braucht es ein annäherndes Gleichgewicht. Die katholische, die evangelische Kirche, andere Religionsgemeinschaften oder sogar die Gemeinschaft derjenigen, die sagen, sie sind nicht religiös, haben Mitspracherecht in wichtigen Gremien wie z.b. Landesrundfunkanstalten. Immer wenn Politiker beraten werden durch gesellschaftliche Gruppen, werden auch Religionsgemeinschaften, die Kirchen eingeladen, aber natürlich nicht die Muslime. Deswegen bin ich der Meinung, dass auch sie Mitspracherechte haben sollten. Aber dafür brauchten die Gemeinschaften auch eine Unterstützung, um sich weiterzuentwickeln und sich hier mit den gesellschaftlichen Verhältnissen in Deutschland auseinanderzusetzen. Zur Zeit kommen die Prediger dieser Glaubensgemeinschaften aus den Herkunftsländern,, weil man sie hier nicht ausbildet. Sie bringen die Sicht von dort mit, und werden dadurch nicht so sehr akzeptiert, sprechen sozusagen eine andere Sprache. Vor allem seit dem 11. September sind die Menschen islamischen Glaubens in den Vordergrund gerückt. Sie haben in Ihrem Bericht sehr viel über den Islam gesprochen, über die Förderung und Anerkennung der islamischen Religionsgemeinschaften. In ihrem Bericht nennen sie die Aleviten nicht explizit. Kann man dann davon ausgehen, dass Sie sie als Teil des Islams betrachtet haben? Es steht mir überhaupt nicht zu, diese Frage zu entscheiden. Ich weiß etwas über Aleviten, ich weiß auch etwas über Sunniten und Schiiten. Aber jetzt zu entscheiden, ob Aleviten Teil des Islams sind oder nicht, das würde ich mir nicht anmaßen. Ich denke aber, dass innerhalb der Frage der religiösen Vertretung von Migranten natürlich die Aleviten eine wichtige Gruppe sind und insofern sprechen wir auch über die Akademie der Weltreligionen. Das ist vielleicht ein großer Begriff, aber der sagt, es gibt große, für die Welt wichtige Religionsgemeinschaften, und da würde ich die Aleviten sofort dazurechnen. Grande Dame DEM Der 8. März wird weltweit als Frauentag gefeiert. An diesem Tag sind alle, und vor allem Männer (!), entschiedene Verfechter der Gleichberechtigung. Vielleicht dieser Tatsache ist es zu verdanken, dass bisher nur wenige Frauen geschafft haben, aus einer führenden Position heraus Politik und Gesellschaft zu mitzugestalten. Marion Gräfin Dönhoff, die Grande Dame des deutschen politischen Journalismus, wie sie von vielen bezeichnet wurde, hat als Publizistin und Herausgeberin der Hamburger Wochenzeitung, Die Zeit, ein halbes Jahrhundert lang die Politik und Gesellschaft in Deutschland kritisch begleitet und mitgeprägt. Diese ungewöhnliche Frau starb mit 92 Jahren am 11. März im Schloss Crottorf im Siegerland. Geboren wurde sie 1909 auf dem Schloss Friedrichstein in Ostpreußen. Sie studierte Volkswirtschaft und verwaltete den Familienbesitz bis Ende des zweiten Weltkrieges. Im Dritten Reich stand sie auf der Seite des Widerstands gegen Hitler floh sie auf einem Pferd vor der herannahenden Roten Armee von Ostpreußen nach Westfallen. In dieser Ratlosigkeit kommt es zu einem, wie sie später im Vorwort zu ihrem Buch Im Wartesaal der Geschichte notieren wird, glücklichen Zufall. Sie begegnet den Personen, mit denen sie gemeinsam 1946 in Hamburg die Wochenzeitung Die Zeit gründet. Sie hat in der Wochenzeitung Die Zeit journalistische Maßstäbe gesetzt, in dem sie nicht Marketing sondern Moral, nicht Macht sondern freie Meinung, nicht das Populistische sonder das Analytische und schließlich die Standfestigkeit in den Mittelpunkt ihrer Handlung stellte. Ganz abgetrennt vom Islam eine für die Welt wichtige Religionsgemeinschaft? Ich hab schon gesagt, diese Frage werde ich nicht entscheiden, da sich die Aleviten selber nicht entscheiden können, ob sie nun dazu gehören oder nicht. Ich würde sie immer bei den muslimischen Religionsgemeinschaften mitnennen und immer sagen, ja, das ist eine davon. Aber als theologische Frage kann ich das nicht beantworten. Ich unterstütze die alevitische Gruppe in Hamburg, seit sie sich hier organisiert hat. Ich war mit eine derjenigen, die dafür gesorgt hat, dass sie sich überhaupt organisieren konnten, indem ich in der Universität dafür gesorgt habe, dass Räume zur Verfügung gestellt werden u.s.w. Die Aleviten sind in der Türkei unterdrückt durch Jahrhunderte. Dass sie jetzt vorsichtig sind und ihre Leidensgeschichte mit in diese Frage bringen, das kann ich nachvollziehen. Sie gehen in Ihrem Bericht auch auf Demokratiedefizite ein. Dabei nennen Sie unter anderem, dass Migranten in öffentlichen Einrichtungen nicht präsent sind. Wie kommt das Ihrer Meinung nach zustande? Das hat einmal sicherlich auf der Seite der Migrantinnen und Migranten psychologische Gründe. Also, wer dauernd zu hören bekommt, Du gehörst nicht dazu, der findet das irgendwann auch selber. Es erfordert ziemlich viel Durchsetzungskraft, sich dann trotzdem dahin zu setzen. Genauso wie in der Frauenpolitik; da fragt man sich, warum sitzen denn keine Frauen da. Klar, wenn man immer signalisiert bekommt, das ist nicht Deine Sache, dann findet man das selber irgendwann auch. Dann gibt es ganz massiv Rechte, die verwehrt werden. Man kann zwar Mitglied einer Partei sein, aber man kann nicht für diese Partei Mitglied in irgendeinem Ausschuss sein, zumindest in vielen Bereichen nicht. Dafür muss man die deutsche Staatsbürgerschaft haben. Wenn man die nicht hat, kann man schlicht nicht mitarbeiten. Von Seiten der Institutionen ist es so, dass diese häufig nicht dran denken, Migranten dabei zu haben. Vielsprachigkeit und interkulturelle Fähigkeiten sind noch nicht erkannt worden als wesentliche Qualifikation, sondern nur als eine zusätzliche. Das ist in anderen Ländern anders. Also wenn man z.b. in Luxemburg Lehrerin werden will, muss man dreisprachig sein. Stellen Sie sich das mal in Deutschland vor. Da kriegen wir keine Lehrer mehr. Einige Ausländer sind der Meinung, dass dieses Zuwanderungsgesetz eher eine Initiative ist zur Zuwanderungsbegrenzung. Was würden Sie diesen Menschen entgegnen? Ich würde sagen, dass es sich erweisen wird, wenn wir das Gesetz haben. Es erschließt viele Möglichkeiten. In dem Gesetz stehen ja keine Zahlen drin. Es wäre mit dem Gesetz eine Grundlage für den flexiblen Umgang mit dieser Frage gelegt. Das wäre ein großer Vorteil. Mit dem Gesetz würde die derzeitige Situation geschaffen, dass man entweder gar nicht kommen kann oder nur auf dem Wege über Familiennachzug oder man muss Asyl beantragen. Mit dem gesetzt werden legale Wege der Einwanderung geschaffen. Das entspricht der tatsächlichen Situation. In dem Gesetz stecken Entwicklungsmöglichkeiten. Zuwanderungsbegrenzung ist damit auch verbunden. Steuerung bedeutet immer auch Begrenzung, das tun alle Länder. Wenn man gar keine Begrenzung wollte, müsste man die Nationalstaaten abschaffen. Aber wir haben im Moment ein Maß der Begrenzung, das ist nicht mehr erträglich. Ihre mutige und objektive Art die Dinge zu sehen und kritisch zu betrachten, stellt sie im September 1989 mit dem Artikel Am Ende der Geschichte? Die Niederlage des Marxismus bedeutet nicht den Triumph des Kapitalismus unter Beweis. Der Zusammenbruch der DDR 1989 und des realexistierenden Sozialismus in den Ländern des Ostblocks wurde von vielen, insbesondere von Amerikanern, als endgültige Niederlage der sozialen Regierungsformen interpretiert. Sie zitiert die Aussagen des damaligen stellvertretenden Chefs des Planungsstabes im State Departement, Francis Fukuyama, der in dem Journal National Interest die damaligen Ereignisse als nicht nur das des Kalten Krieges... sondern das Ende der Geschichte überhaupt; also das Endpunkt ideologischer Evolution der Menschheit und der Beginn weltweiter Gültigkeit der westlichen liberalen Demokratie als endgültige Form menschlicher Regierung beschrieb. Ihre Antwort ist reell und visionär zugleich: Da wird einem wirklich bange, und man fragt sich, ob nun als nächster absurder Einfall der Geschichte vielleicht der Kapitalismus zugrunde geht und von einem geläuterten Sozialismus gerettet wird. Das ist gar nicht so unvorstellbar, wie es klingt. Sie fährt fort: Gewiss, als wirtschaftliches System ist der Sozialismus im Wettstreit mit der Markwirtschaft gescheitert. Aber als Utopie, als Summe uralter Menschheitsideale: soziale Gerechtigkeit, Solidarität, Freiheit für die Unterdrückten, Hilfe für die Schwachen, ist er unvergänglich. Betrachtet die damalige Siegeseuphorie einiger ideologisch blendeter Experten und Staatsmänner, zeugt dieser Artikel der adeligen Gräfin von journalistischer Unabhängigkeit, hoher analytischer Gabe und Weitsicht, beispielhafter sozialer Verantwortung und Standfestigkeit gegen den allgemeinen Strom in der Öffentlichkeit. Wir hätten zu gerne noch viel mehr Marion Gräfin Dönhoffs gehabt und nicht weniger. Zuwanderung-Begrenzung erwünscht! DEM/ Hamburg Das Zuwanderungsgesetz der rotgrünen Bundesregierung bekommt Zustimmung von großen gesellschaftlichen Gruppen, wie Arbeitgeberverbände, Gewerkschaften und Kirchen. Eine überraschende und selten zustande kommende Allianz für Rot-grün! Nur die Opposition aus CDU und CSU versucht das Thema heiß zu halten, um dann im Wahlkampf im September dieses Jahres aus dem rechten Lager Stimmen zu sammeln. Tatsächlich wurden die wesentlichen Einwände der CDU und CSU in die Gesetzesvorlage aufgenommen, so dass die Opposition keine ernsthaften Gründe für die Ablehnung hat. Die Zuwanderer, oder klarer formuliert Einwanderer, beurteilen das Vorhaben kritisch, aber mehrheitlich positiv. Endlich, könnte man sagen, wird einer Tatsache, nämlich dass Deutschland längst ein Einwanderungsland geworden ist, Rechnung getragen. Allein dies ist ein Fortschritt und wird mit Sicherheit ein neues Bewusstsein im Verhältnis zwischen Einwanderern und Einheimischen schaffen. Wenn das Gesetz auch die letzte Hürde im Bundesrat nimmt, -schwierig, jedoch aussichtslos scheint dies nach der derzeitigen Lage nicht zu sein-, wird eine Grundlage in der Frage der Einwanderung in diesem Lande geschaffen sein. Es wäre zu einfach zu sagen, dass das Gesetz deshalb zustande kam, weil die Regelung der Zuwanderung eine Herzenssache des rot-grünen Reformprojektes war. In Wirklichkeit geht um viel mehr. Nach der Globalisierung der Weltwirtschaft und des grenzenlosen Verkehrs von Waren und Kapital ist ein knallharter Wettbewerb um die besten DEM/ Hamburg Mit einem Fuß an der Pforte der Europäischen Union (EU) hat die Türkei immer noch keinen geeigneten und den EU-Normen entsprechenden Weg gefunden, mit ihren Minderheiten umzugehen. Nach Kopenhagener Kriterien, die die Türkei versprochen hat, auf dem Weg zur EU zu erfüllen, müssen die Demokratiedefizite beseitigt und insbesondere Einschränkungen gegenüber kulturellen Minderheiten sowie Glaubensrichtungen abgeschafft werden. Als im Dezember 1999 der Türkei das Tor zur EU grundsätzlich geöffnet wurde, hat die Ecevit-Regierung geglaubt, alle diese Defizite schnell beseitigen und den EU- Beitritt zügig vorbereiten zu können. Dies scheint nun nicht so leicht zu gelingen. Einerseits hebt die Türkei Verbote bezüglich Benutzung nicht-türkischer Sprachen, wie Kurdisch, auf und macht somit einen positiven Schritt nach vorne, andererseits wird sie von ihrer Vergangenheit eingeholt und verbietet die seit Jahren geduldete Dachorganisation der Aleviten, den Kulturverein der Alevi-Bektaschie-Organisation, Köpfe angebrochen. Hier hat Deutschland gegenüber den USA einen erheblichen Nachholbedarf. Weltweit versuchen junge qualifizierte Menschen immer noch mehrheitlich ihr Glück in den USA zu finden und wandern in dieses Land ein. Hinzu kommt, dass die Bevölkerung Deutschlands zunehmend überaltert und der qualifizierte Nachwuchs nachlässt. Die zukunftsentscheidende Frage ist daher: Aus welchen Ressourcen und wie kann dieses Defizit behoben werden? Es gibt hierzu mehrere Überlegungen. Eines ist jedoch klar, aus eigenen Ressourcen ist dies nicht zu schaffen. Die Akquirierung qualifizierter, junger Menschen aus anderen Ländern durch eine geregelte Zuwanderung bildet daher einen wesentlichen Teil dieser Überlegungen. Mit dem Zuwanderungsgesetz rüstet sich Deutschland für den Wettbewerb um die besten Köpfe auf dem weil, so heißt es in der Begründung dieser Entscheidung, im Namen dieses Vereins die Bezeichnungen Alevi und Bektaschie der Ausbreitung von Kulturen dienen, die nicht türkisch sind. Dieses schizophrene Verhalten ähnelt dem Beginn türkischer Märchen-erzählungen: Bir varmis - bir yokmus, was auf deutsch übersetzt heißen soll mal gibt es sie - mal gibt es sie nicht. Ob die Türkei durch solche Vorgehensweisen tatsächlich Fortschritte bei der Demokratisierung macht und somit den gewünschten EU-Beitritt näher kommt, ist mehr als fraglich. Es stellt sich die Frage, warum das Verbot gerade jetzt erfolgt? Die Türkei befindet sich zweifellos in einem Umbruch. Die alten Kräfte, die eine Demokratisierung verhindern wollen, suchen sich nach dem Ende des bewaffneten Krieges in der Kurdenfrage neue Gruppen und neue Konflikte aus. Dies soll die politische Lage verschärfen und dadurch auch den anvisierten EU- Beitritt sabotieren. Diese Kräfte setzen sich zusammen aus einem Sammelsurium nationalistischer Linke und Rechte und möchten diesen Prozess Weltarbeitsmarkt. Es zeichnet sich ab, dass der Mehrbedarf an qualifizierten Kräften nicht temporär, sondern dauerhaft ist und eine strategische Regelung braucht. Daher ist eine geregelte Zuwanderung erwünscht und liegt im Interesse Deutschlands. Aus diesem Hintergrund ist es leichter zu verstehen, warum plötzlich das Boot nicht mehr voll ist! Auch wenn es bitter klingt, es waren in erster Linie nicht die humanitären Gründe, die diesen Wandel herbeigeführt haben, sondern handfeste globalwirtschaftliche Interessen. Dies festzustellen ist und soll auch keine moralische Geißelung sein, sondern es hilft die Dinge richtig zu sehen und zu interpretieren. Allerdings ist es mehr als legitim, an die moralische Verantwortung Deutschlands und anderer Industrienationen zu appellieren, gleichzeitig über einen fairen Ausgleich gegenüber den ärmeren Ländern nachzudenken, denen die besten Köpfe, die sie dringend für ihre Entwicklung bräuchten, weggeworben werden. Trifft man hier keine adäquaten Maßnahmen, so dass sich die Kluft zwischen armen und reichen Ländern weiter vergrößert, wird dies nicht nur Instabilität und Unsicherheit in den ärmeren Ländern erzeugen, sondern auch die Industrieländer treffen, wie man am Beispiel des 11. Septembers erkennen kann. Bleibt noch der Begriff Begrenzung, der auf Drängen der Opposition in das Gesetz aufgenommen wurde. Er hat inhaltlich nichts Wesentliches an der Gesetzesvorlage verändert, insbesondere nichts, was die Begrenzung der Zuwanderung betrifft. Vielmehr soll dieser Begriff wahrscheinlich nur der Seelenmassage für Wähler aus dem rechten Spektrum dienen oder diejenigen beruhigen helfen, die durch Zuwanderung ihre Arbeitsplätze gefährdet sehen. Es bleibt abzuwarten, ob das Gesetz in der Praxis mehr Begrenzung oder mehr bringt. Zuwanderung Bir Varmis - Bir Yokmus Mal gibt es sie - mal gibt es sie nicht blockieren. Der angebliche Anti-Imperialismus dient hierbei als Grundlage für nationalistische Abschottung, obwohl mehr als 80% der Bevölkerung für den Beitritt in die EU ist. Eine weitere Erklärung dafür wäre, dass die nicht staatlich-gelenkte, selbständige Organisation der Aleviten der offiziellen staatlichen Ideologie wahrscheinlich zuwider war. Das dies eine wichtige Rolle gespielt haben muss, erkennt man daran, dass es gleichzeitig einen durch einen islamischen Wissenschaftler vorbereiteten Bericht für den Nationalen Sicherheitsrat gab, wonach Aleviten ebenfalls in das staatliche Amt für Religion (Diyanet) integriert werden sollen. Auch dies erinnert an bir varmis - bir yokmus. Damit wird die seit Jahrhunderten durchgeführte Praxis gegenüber den Aleviten fortgesetzt: Mal gibt es sie - mal gibt es sie nicht. Die Türkei hat eine echte Demokratisierung dringend nötig. Dieser Prozess wird die bisher unantastbaren Dogmen der staatlichen Ideologie, in deren Zentrum bisher die Regie des vom Militär dominierten Sicherheitsrates steht, unweigerlich erschüttern.

11 YAÞASIN TÝYATRO KÜLTÜR-SANAT 11 YAÞASIN ÝNSAN Röportaj: Olgun ÞENSOY Özgür BAÞKAYA Kimdir? Ö.B: Benim Ankara doðumluyum. A.Ü.D.T.C.F. Tiyatro Bölümünden 1994 de mezun oldum. A.Ü. Eðitim Birimleri Fakültesinde Drama üzerine yüksek lisans dersleri aldým. Tezimi verdim. Halen Özgür Tiyatronun Genel Yönetmenliðini yapýyorum. Evli deðilim ve 1 çocuðum yok. (Olgun kýzma, kýzma) Tiyatroyla buluþma süreci nasýl baþladý? Ö.B:1984 yýlýnda Ortaokuldayken ilk rolümü oynayarak baþladým. Arasýz devam ediyorum Ýlk oyunculuðunuzda unutamadýðýnýz anýlarýnýz var mý? Anlatabilir misiniz? Ö.B:Ýlk sahneye çýktýðýmda geleceðin ünlü sanatçýsý olarak lanse edilmiþtim. Hala gülerim. Ünlü olmak için biliyorsunuz nasýl tavizler verildiðini. Ama ne böyle tavizler verebilirim,nede ünlü olmak isterim. Birde 2.yada 3. oyunda trak geldi. Repliklerimi unuttum ve durup ben unuttum dedim. Seyirci kahkahalarla güldü. Bazýlarý rol gereði söylediðimi bile düþündü.böyle önemsiz þeyler iþte... Türk tiyatrosunu deðerlendirecek olursanýz bugüne dair neler söyleyebilirsiniz? Ö.B:Durumun kötü olduðunu; Seyircinin hem ekonomik zorluklar, hem de kültürel yozlaþma nedeni ile nicel bir azalma içinde olduðunu; Oyunlarýn genel niteliksiz beðeniye uygun ve onlarý destekler niteliksizlikle ortaya çýkardýðýný; Sanatçý ahlakýnýn ideolojik olarak paraya Endekslendiðini ve bir tele vole kültürünün alýp baþýný gittiðini söyleyebilirim. Özel tiyatrolarýn yaþadýklarý özel problemlerin yanýnda ekonomik sorunlarýný;amatör tiyatrolarýn varlýk nedenleriyle ilgili düþünsel çizgilerini kaybediþlerini; Teorik tiyatro yayýnlarýnýn kýtlýðýný ve sorgulayan tiyatronun azaldýðýný istemeden de olsa söylemek zorundayým. Eline her mikrofonu alanýn 1 gecede sanatçý olduðu ülkemizde, tiyatro için de ayný tehlike söz konusu mu? Ö.B:Ýnsanlar ben sanatçýyým derse deðilsin diyemeyiz. Ama tarihin belirli bir sanat kültürünü sanatçýyý tanýmladýðý da bir gerçek. Sanatçýnýn tükürdüðü sanat diyor dadaistler.ýyi de ne kadar sanat? diye sormak gerek. Estetik öðelerin diyalektik bütünlüðünü yakalýyor mu, yakalamýyor mu ona bakmak lazým. Sorunun sonuna gelince; tehlike söz konusu deðil ama maalesef öyle. Ýnsanýn deðiþip dönüþmesine hýzlandýran tiyatronun bu günkü yapýlanma içerisinde ayný iþlevi sürdürdüðünü söyleyebilir misiniz? Ö.B:Nereye doðru gittiðimize baðlý. Bu ülkede bir avuç insan, ve insana baðlý deðerler için çaba gösteriyor. Bu eylem iyiye, güzele, ahlaklýya doðru. Ama her deðiþim iyidir diyemeyiz. Örneðin þuan midem aðrýmaya baþladý. Bu deðiþik bir olay ama hoþlandýðýmý söyleyemem. (Ah midem...!) (Özgür Tiyatro), ismi gibi özgür oyunlar sergileme sürecinde ne tür olumsuzluklarla karþýlaþtý? Ö.B:Teþekkürler. Umarým þimdiye deðin dediðin gibi oyunlar sergilemiþizdir. Birkaç gözaltý ve oyun yasaklanmasý dýþýnda önemli bir zorluk yaþamadýk. Tabi her amatör tiyatronun yaþadýðý sahnesizlik, parasýzlýk gibi önemsiz! Sýkýntýlar hariç. Ayrýca tabi ki göz altýda olacak, sahnesizlikte. Böylece doðru yerde olduðumuzu görüyoruz. Tabi ki bu istenilen bir durum deðil. Tiyatro yapmak üzere yola çýkan namuslu emekçilerin tiyatrolarýnýn kapýlarýna kilit vurduðu þu günlerde Özgür Tiyatro neler yaþýyor? Ö.B:Kapatmamaya kararlýyýz. Kararlýyýz...Kararlýyýz dedim... Aþkýn Vataný Yoktur isimli oyunu rutin oynuyoruz. Ayrýca iki oyunun provalarý içindeyiz. Bir çehov ve bir Nazým... Oyunculuktan yönetmenliðe geçiþ sürecini anlatabilir misiniz? Ö.B:Oyunculuktan yönetmenliðe geçiþ diye bir aþama yok. Ama söylediðiniz gibi yoðun bir oyunculuk sürecinden sonra deneyimlerimize binaen de yönetmenliðe tabi ki baþlamak mümkün. Tabi benim iyi rejisörlerle çalýþtýðým ve onlardan çok þey öðrendiðim de bir gerçek. Tiyatronun bir usta çýrak iliþkisi olduðuna inanýyorum. Nazým Hikmet i vatan haini ilan edenlerin Nazým Yýlý nedeniyle Nazýma methiyeler düzmesini nasýl deðerlendiriyorsunuz? Ö.B:Þimdi burada iki þey söylemek istiyorum. Nazým furyasý çýkarýp onun politik tarzýný ve þair niteliðini yok etmeye çalýþýyorlar. Nazým Demokrasinin, eþitliðin dünya barýþýnýn en önemli sanatçýlarýndan biridir. Aþklarýyla deðil yaþamýyla, yaptýklarýyla deðerlendirilmesi gerekir. Ýkinci olarak biz Özgür Tiyatro yýllardýr Nazýmýn þiirlerini oynuyoruz. Nazýmýn 100. Doðum yýldönümü için yapýlan çalýþmalarý önemli ve anlamlý buluyoruz. Ancak koca çýnardan rant saðlamaya çalýþanlarý da buradan kýnadýðýmýzý belirtmek istiyorum. Sevdamýzýn ne olduðu bellidir. Kirli elleri olanlar kendilerini bilirler. Çeksinler o ellerini Nazýmýn üzerinden. Unutmasýnlar ki o enternasyonalizmin yorulmaz sanatçýsýdýr. Oynadýðýnýz Nazým oyunlarý hakkýnda bilgi verir misiniz? Ö.B: Aþkýn Vataný Yoktur ve Nazýma oyunlarý, þairin þiir-destanlarýnýn oyunlaþtýrmalarý.biz bu oyunlarý; sýðýrlarý koyarak iþgal ederek, ezerek, öldürerek küçük bir azýnlýðýn refahýný ve mutluluðunu idame ettirmek isteyenlere karþý kendinde yaþadýðý coðrafyada ve dünyada var olan tüm sýnýrlarý kaldýrma arzusuyla oynuyor, ve dünyadaki enternasyonalist aþýklara armaðan ediyoruz. Son olarak Tiyatrolarýn örgütlenmeleri konusundaki görüþlerinizi alabilirmiyiz? Ö.B:Tiyatrolarýn birbirleri arasýndaki kan dolaþýmýný saðlamak, demokratik bir gelenek oluþturabilmek, tiyatrocular üzerindeki politik-ideolojik ve ekonomik baskýyý ortadan kaldýrabilmek için tiyatrolarýn örgütlenmesini bir zorunluluk olarak görüyorum. Biz otuza yakýn tiyatro topluluðu ATÜK ü (amatör tiyatrolar üretim ve yayýn kooperatifi) kurduk yukarda bahsettiðim nedenlerle ülkenin birçok yerinde atölye çalýþmalarý, paneller, oyunlardan oluþan tiyatro günleri düzenledik. Örneðin Adana Altýn Koza Tiyatro Günleri Bartýn Tiyatro Günleri (Bulancak Mürsel Gülmez Tiyatro Günleri) gibi. Ayrýca bildiðiniz ve desteklediðiniz gibi Yenimahalle Belediyesi ile protokol yaptýk ve haftanýn 3 günü (Cuma- Cumartesi-Pazar) hem çocuk oyunlarý, hem büyük oyunlarýný sistemli olarak oynuyoruz. Þimdilik bizimle ortaklýk içinde olmayan tiyatrolarý ATÜK e davet ediyor ve yarýnýn güzel büyük Türkiye Tiyatrolarýnýn birliðinin kurulmasýnda yan yana olmayý diliyoruz. Kuruluþumuzda söylediðim bir þiarý sizlerle paylaþmak isterim. Amatör tiyatrolarýn kurtuluþu, kendi eserleri olacaktýr. Yaþasýn ATÜK) Sizin ve tiyatroya gönül verenlerin 27 Mart dünya tiyatrolar gününü kutluyor gazetemiz DEM e konuk olduðunuz için teþekkür ediyorum. Ö.B:Bende teþekkür ederim. Çalýþmanýzda baþarýlar diler, yayýn hayatýnýzda elimizden gelen bir þey varsa derhal desteklemeye hazýr olduðumuzu bildiririm. Özgür tiyatro güzel birliktelikler yaþamayý her zaman arzu etmiþtir ve edecektir. meteseler 23 NÝSAN, ULUSAL EGEMENLÝKSÝZ ÇOCUK BAYRAMI METE ALP Nisan ayý, bana çocukluðumdan bu yana hep çocuklarý ve yaþým ilerledikçe de hep çocukluðumu anýmsatýr. Bilerek yaptýðým haþarýlýklarýn keyfini çýkarmalarýmý, beslediðim kedilerimi, köpeklerimi, güvercinlerimi, kendime alýþtýrdýðým, peþimden ayrýlmayan kuzumu, daha da ileri giderek, Munzur un eteklerinde yakaladýðým deðinimi (sincabýmý), telden yaptýðým çýngýraklý arabalarýmý, sapanýmý, babamýn yýlda bir kere diktirebildiði ayakkabýlarýmý, meyve aðaçlarýyla dolu kendi bahçemiz dururken komþu bahçelerden talan ettiðimiz henüz olgunlaþmamýþ erikleri zevkle atýþtýrmalarýmý anýmsarým hep. Çocukluðumu, çocukluk arkadaþlarýmý özlerim Nisan ayýnda. En çok da 23 Nisan ULUSAL EGEMENLÝK VE ÇOCUK BAYRAMI ný. Her bayramda bana þiir okuma þansýný tanýyan öðretmenlerimin bu gün inatla þiir yazmamýn, þiire mayalanmamýn en etkili nedeni olduðunu düþünürüm. Bir de meclis kararýyla ULUSAL EGEMENLÝK kavramýnýn bu tümceden çýkarýlýp, yalnýz 23 NÝSAN ÇOCUK BAYRAMI haline dönüþtürüldüðü günlerde, sanki ULUSAL EGEMEN- LÝÐÝMÝZÝN de ortadan kaldýrýldýðý duygusunu yaþadýðýmý anýmsarým. Yýllar sonra bu çocukça duygumun adým adým gerçekleþtiðini gördükçe yani ULUSAL EGEMENLÝÐÝMÝZ giderek ortadan kalktýkça nasýl þaþkýnlýk, üzüntü ve öfke karmaþasý içerisinde boðulduðumu anlatacak tümce bulamýyorum. Çocuklarýmýzýn yaþamlarýnýn parçalanýþýný, kimliksiz bir kuþaðýn ortaya çýkýþýný, oyunsuz ve oyuncaksýz, yalnýzca açlýkla, soðukla, boðuþarak büyümek zorunda kalan, hak etmedikleri ölümlerle telef olan çocuklarýmýz için yeterince çaba gösteremediðimizi düþünerek kahýrlanýyorum. Ya Afganistan da, Filistin de, Afrika da ki çocuklar. Dünyanýn zavallý bebekleri. Gýda yardýmlarýyla ölüme karþý direnirken, haksýz savaþlarýn kimyasal bombalarý altýnda yaþama ne kadar tutunabilecekler. Kaçý bu toplu kýyýmlardan sýyrýlýp kendi çocukluðunu benim kendi çocukluðumu keyifle anýmsadýðým gibi anýmsamayý baþarabilecek. YARININ UMUTLARI ÇOCUKLAR görkemli þiirlerle mi sevmek çocuklarý gülmecelerle mi ödüllendirmek bir yontuyu okþar gibi okþamak mý senfonisini mi yazmak aðýtlarýnýn yoksa toplu kýyýmlardan açlýklardan satýn almak mý gözyaþlarýný hangisi paylaþýr acýlarýný acýlarýný paylaþmanýn sevinçleriyle sevinmekten kolay olduðu gün umutlansýnlar hak ettikleri yaramazlýklarda canlarý da yansa aðlarken gülmeyi gülerken düþünmeyi unutmasýnlar güler yüzlü okþamalar sýcak dudaklar yýðýnla oyuncaklar beklemeden büyüsün sevinçleri güneþi armaðan etsinler birbirlerine aklý sevinci saðlýðý yok sayýlmayý görmesinler yavrularýmýz olsun acýlarýný paylaþmanýn sevinçleriyle sevinmekten kolay olduðu gün /Mete Alp Sessizliðin Sesi TANIKTIR TÜRKÜLERÝMÝZ Sevgili Dostlar,Sevgili Canlar... Yüreðin sýcaklýðý,ereðin kucaklýðý ile merhabalar..t oplumun çeþitli kesimlerinin görüþlerine yelken açarak düþünce denizinde buluþturan DEM gazetesinde; ekip arkadaþlarýmýzla, yazýlarýmýzla siz sevgili okuyucularýmýza konuk olacaðýz...gah, anaç(doðurgan) bir ana sesi, gah mazlumlarýn nefesi olarak seslendik...! Ýnleðen sazýmýzla,yürekleri okþayan-haykýran sözümüzle. Ýnsanlýk yolunda direncimiz,ödenen aðýr bedellerde erincimiz kavrulan yüreklere su serpmektedir.. Dostlar, Ayinesi iþtir kiþinin, lafa bakýlmaz misali; geçmiþim ve halihazýr yaptýklarýmýz, yapacaklarýmýzýn teminatýdýr... Yakýcý gerçekler karþýsýnda aðzýmýza fermuar çekerek büzülmedik salyangozlar misali... Çaðýmýzda,en çok gereksinimi duyulan, sevgi hakadalet-paylaþým ve onurlu barýþ gibi kutsal kavramlarýn salt soyut lafazanlýðýný yapmadýk. Yaþattýk, yaþayamadýðýmýz memleketimizde. Sayýsýz eserler, türkülerimiz, deyiþlerimiz tanýktýr... Þimdi, saz-söz ve öz diyerek, kültürsanat ve dostluk bahçemizden, yapýtýmdan bir de met sunayým siz sevgili erenlere, yarenlere... OZAN ÞAH TURNA Tanýktýr türkülerimiz...! Anadolu mdan beslenir Ovadan daða yaslanýr Bütün dünya ya seslenir Tanýktýr türkülerümüz Allý turnam kanat açar Katar katar dosta uçar Karanlýða ýþýk saçar Ayýktýr türkülerimiz Sevdasýný etmez Pazar Türkülerle tarih yazar Ummaný deryayý gezer Kayýktýr türkülerimiz Barýþ türküsü nün dili Dostluk bahçesinin gülü Kerem le-aslý nýn külü Yanýktýr türkülerimiz Yunus-PirSultanlar ezel Umudu sevdasý güzel Deyiþ, barak, hoyrat, gazel Yayýktýr türkülerimiz... ÞahTurna,çiçekler takar Ýnsan yakmaz deyiþ yakar Fýrat, munzur coþkun akar Kanýktýr türkülerimiz!... Sevgili Canlar,evet yanýktýr türkülerimiz, tanýktýr türkülerimiz... Ýnsan yakmadýk, can yakmadýk... Maþuklarýn, yavuklularýn ellerine kýna yakar gibi, ezgi-türkü yaktýk... Karanlýða mum yakmak: Bilindiði üzere insan olabilmenin ön koþulu,karanlýklara ýþýk tutabilmektir. Eðrilik-büðrülük nerede olursa olsun karþý olmak, tavýr almak gerekir. Tabii,bu ulvi erekler için haykýran koca yürek ister... Bazý,sözde aydýn-demokrat etiketli kimseler var ki;sadece karþý tarafýn kirliliðine karþý çýkar;ama kendi safýnda ki kirliliklere dokunmaz.zira,bir tarafýn kirliliðine yaslanarak, belli kariyerlere ulaþmak, bir takým rantlar elde etmek telaþýndadýrlar. Ödenen bedellerin rantýna konmak için sýra kapmaca oynarlar. Çeliþme ve çatýþmalardan medet umarlar! Oysa,gerçek sanat ve kültür erbabý;dostluk,sevgi ve kardeþlik bahçesine su taþýr... Kimi fikirsiz fikir adamlarý ve sanatsýz sanat kesimi çözüm ve fikir üretmek yerine, çýðýrtkanlýk gibi kolay ve simsarlýða açýk yolu tercih ederler. Ama,nafile... Gerçek aydýn ve demokrat olmanýn olmazsa olmaz koþulu: Her türlü kirliliðe karþý koyabilme yürekliliðini gösterebilmektir!... Neme lazýmcý, bireyci olmamaktýr. Gerektiðinde suya ve sabuna dokunmaktýr. Kendi safýndaki karanlýklara karþý da mücadele etmek, ýþýk tutmak gerekir. Zira, Suya ve sabuna dokunmayan kirli kalýr! Ýnsanlýkta ve Demokratlýkta çifte standart olmaz.. kirin aký olamaz. Her tarafta ve safta kir kirlidir. Karanýn aký olamaz. Dostlar, haydi deterjanlý suya. Karalarý yumaya... Kardeþlik, Dostluk-Paylaþým-Barýþ: Bilindiði üzere, geçtiðimiz ay birçok önemli günlerin idraki ile geçti... Çok þeyi ürettiði halde,hep azý bölüþen Kadýnlar Günü yýlda, sadece bir kez sembolik kutlamadan öteye geçme-yen sembolik gündü... Hani bir deðim var ya:dostlar alýþveriþte görsün kabilinden... Yer küremizde, nimetlerin, zenginliðin ve refahýn yüzde seksenine, yüzde yirmi gibi bir azýnlýðýn sahip olduðu.yüzde yirmisi ile de,yüzde seksen çoðunluðun hapsedildiði bölüþüm adaletsizliði gibi.kadýnlarýmýz da, manevi, ekonomik, sosyal, cinsel ve kültürel olarak ezilmiþliðin ve sömürünün kýskacýnda günsüz günlerini kutladýlar sözüm ona. Kadýn olmanýn acýsýný benliðinde duyan bir Kadýn Sanatçý/Ozan olarak, hemcinslerimin dramýný yoðun yaþayanlardaným... Ataerkil sistem yavaþ-yavaþ yýkýlmaya yüz tutsa da,daha kat edecek çok yolumuz var. Birçok Kültürel ve Sanat sal alanda büyük baþarýlara,uluslararasý arenada birçok ödüllere imza atmýþ naçizane bir Halk Sanatçýsý ve yazanýnýz olarak;bay meslektaþlarýmýn çoðunun hasetliði, ayak oyunlarý, köylü kurnazlýðý, entrikalarý üzerimden hiç eksik olmadý.uygar birkaç istisna dýþýnda?..düzeyli, estetik,çaplý yapýta ve düzeye eriþemeyenler, bir bedeli olmayýp ta bol keseden atanlar; kendi,kendini yer bitirir. Çürür,kuru aðaç misali...ne mutlu insanlýða bir eser býrakanlara. Gerisi, beyhude uðraþtýr, laf-ý güzaftýr!... Yine, önemli günlerden biri de, Newrozdu... Kardeþlik, dostluk, onurlu yaþam, barýþ ve umut!... Halklarýn kardeþliðinden çýkarý bozulanlarýn kirli ve onursuz yaþamlarýný, kan ticaretine, Halklar arasýndaki düþmanlýklar üzerine kuranlarýn oyunlarýný boþa çýkarmak ve kirli dünyalarýný bina ettikleri laðým taþlarýný sarsmak sorumluluðu ile karþý karþýyayýz. Ki,özgürlük ve kardeþlik bahçesindeki güller,kanla deðil;dostluk ve barýþ çeþmesinden akan sularla sulansýn!... Pirsultan larýn, Cigerxun larýn, Pablo Neruda larýn; Nazým larýn ve nice dostluk-sevgi-mücadele ve gerçek Barýþ Kervaný yolcularýnýn Kardeþlik ve Özgürlük halaylarýnda, el-ele,bel-bele mendil salladýðý bir yaþama merhaba... Güle-güle,esenlikve kývançta gözyaþýný sile-sile!... Sevgili Dostlar,dostluðu-paylaþýmý þiar edinmiþ ve bu yolun mücadelesini vermiþ, aðýr bedellerini ödemiþ; müziðini, kültürünü üretmiþ, sazýnda naðmelendirmiþ, sözlere dizmiþ bir Þakýyan Turna nýz olarak, gelecek sayýlarda siz sanat-kültür sevenlerine ve üreticilerine de web sayfamda yer vermeði düþünüyorum... Ne eðildim ne de saptým,acýlardan ilaç yaptým,ýnsaný baþ taç yaptým,tacý tahtý yýktým Canlar ÞahTurna yar yarasýndan, Güneþ doðar arasýndan, Nesimi nin derisinden, boynuma ip taktým Canlar!... Umudunuz, sevdanýz, direnciniz eksik olmasýn. Türkü tadýnda, su gibi berrak, ay gibi aydýn kalýn!...

12 RÖPORTAJ : FigenGENÇ Sayý 12 Aþkýn Ömrü Üç Yýldýr! Orjinal adý : L Amour dure trois ans Yayýnevi: Doðan Kitapçýlýk Dizisi: Dünya Edebiyatý Dizisi Yazar: Frédéric BEIGBEDER Çevirmen: Renan AKMAN Sivrisineklerin ömrü bir gündür, güllerinki üç gün. Kedilerin ömrü on üç yýldýr, aþkýnki üç. Böyle iþte. Ýlk yýl tutku, sonra bir yýl þefkat ve nihayet bir yýl can sýkýntýsý. Ýlk yýl, Beni terk edersen kendimi ÖLDÜRÜRÜM denir. Ýkinci Yýl, Beni terk edersen, acý çekerim, ama kendimi toparlarým denir. Üçüncü yýl, Beni terk edersen þampanya patlatacaðým denir. Sizi aþkýn hayat boyu sürdüðüne inandýrýrlar, oysa aþk kimyasal olarak üçüncü yýlýn sonunda yok olur. Ýlk yýl eþyalar satýn alýnýr. Ýkinci yýl eþyalarýn yerleri deðiþtirilir. Üçüncü yýl eþyalar paylaþýlýr. Hakikat, aþkýn mis kokularý arasýnda baþlayýp bok kokularý içinde bitmesidir. Frédéric Beigbeder in yeni romaný, insanda aç karnýna içilen sert bir içki etkisi býrakýyor. Light dünyaya dair hard þeyler söylüyor; hem de erkekler-ve-kadýnlaro-çok-farklý-varlýklar türünden kliþelerle midenizi kaldýrmadan. Elle Frédéric Beigbeder sinizm, egoizm ve acýmasýzlýðý iyice bir karýþtýrýp Bermuda Þeytan Üçgeni kadar tehlikeli bir aþk üçgeni kokteyli hazýrlamýþ. Le Nouvel Observateur Göründüðünden çok daha eðlenceli ve derin bir kitap. Frédéric Beigbeder aþkýn peþinde koþan boþanmýþ bir genç adamýn yitik hayallerini anlatýyor. Dertli DÝVANÝ geçmiþ yüzyýllardan bir ozan gibi biliniyor halk arasýnda bunun nedeni ve niçin Dertli DÝVANÝ? Dertli DÝVANÝ: Yaþýyorum 40 yaþýndayým yazdýðým müzik ve sözler kültürel anlamda aðýr olduðu için eski bir ozan olduðumu sanýyorlar. Yüzyýllardan beri halk ozaný geleneðinde, insanýn gerçek ismi dýþýnda kullandýðý bir isim vardýr. Buna mahlas denir. Bu Dertli DÝVANÝ mahlasýný bana Hacý Bektaþi VELÝ evlatlarýndan Bektaþ ULUSOY efendi 1978 yýlýnda verdi. Halk ozaný ve aþýklýðýnýn asýl misyonu nedir?hangi vasýflardaki insanlara aþýk diyebiliriz?sazý her eline alan ve ürünler sunan kiþi halk ozaný olabilir mi? Dertli DÝVANÝ: Halk ozaný ve aþýðý, naçizane sanatçýsýný da ekliyorum; felsefesinde ýrk, dil, din mezhep, cinsiyet ayrýmý gözetilmez. Örnek ilk iki isim Yunus EMRE ve Pir Sultan ABDAL dýr. Bu büyük iki ismin hayranýyým Yunus adeta sevginin bir timsalidir Yaradaný hoþ gördük yaradandan ötürü/ Yayadýlaný sevdik yaradandan ötürü Sevgi en büyük deðerdir. Faklýlýklar hoþ görülmelidir. Pir Sultan da haklýnýn, mazlumun, ezilenin yanýnda onurlu ve dik baþlýdýr. Hayranlýðým bundan geliyor. Aþýk, ozan bana göre, davranýþlarýyla, insanlarla birebir iliþkileriyle insanlara söylediði telkinleri kendisinin yaþamasýyla ; geçmiþ yüzyýllarý en iyi þekilde analiz eden, kendi çaðýný en iyi þekilde yorumlayan ve gelecek çaðlara ölümsüz eserler býrakan kiþidir. Gerçek ozanlarýn eserleri en az dört yüz beþ yüz yýl sonrada yaþamalý. Zaten tarih eliyor. Yaþayan bir sanatçý olarak size ozan deniyor, bunu nasýl açýklarsýnýz? Dertli DÝVANÝ: Ah keþke olabilsem. Diyorum ya Altým üstüm kaç kuruþluk efsaneyim KÜLTÜR-SANAT 12 efsaneyim/ Aþýk olmak dile kolay divaneyim divaneyim Çok zor olduðunun bilincindeyim söylediklerimizin yaþamýmýzda olmasý gerekiyor. Özü sözü bir olmalý Dertli DÝVANÝ: Mahsuni ÞERÝF diyor ya Sözü baþka özü baþka açýktan Mervana benzer. Dedesiniz. Ayný soydan gelmeniz dýþýnda bir eðitim gerekiyor mu? Dertli DÝVANÝ: Hacý Bektaþi VELÝ nin Hüzünlü bir aþk hikayesi; Ezo Gelin Asýl adý Zöhre Bozgeyik olan Ezo Gelin, 1909 yýlýnda Gaziantep in Oðuzeli ilçesi nin, Dokuzyol köyünde dünyaya gelmiþtir. Ezo isminin ona neden verildiði halen bilinmemektedir. Zöhre büyüyüp geliþtikçe günden güne artan güzelliðiyle dillere destan bir genç kýz olur. Ve ünü, köyün dýþýna taþar. Genç, yaþlý herkes, onu görebilmek için Dokuzyol a uðramadan devam etmezler yollarýna. Giderken de gönüllerini býrakýrlar Ezo ya. Güzeller güzeli Ezo, 20 yaþýna geldiðinde, ayný köyden olan Hanefi Açýkgöz ile berdel usulüyle evlendirilir. Hanefi Açýkgöz, Ezo Gelin e karþýlýk, halasý Hazik i Ezo nun aðabeyi Zeynel Bozgeyik e verir. Ezo Gelin bu evliliðe ancak onyedi ay dayanabilmiþtir. Sonunda baba evine döner. Onunla evlenmek için niceleri yanýp tutuþurken, bu kez de Suriye de bulunan teyzesinin oðlu gelir ve Ezo Gelin i yine berdel kurallarýna göre ister. Ýkinci evliliðini de böyle zoraki bir þekilde yapan Ezo, at üstünde aðlaya aðlaya Suriye daðlarýna doðru yol alýr. Köylülerin tümü, yakýnlarý, sevenleri hatta eski eþi Hanefi Açýkgöz, gitmesine engel olmaya çalýþsa da o, çoktan Suriye daðlarýný aþmýþtýr bile. Ardýndan Ezo Gelin çýk þu Suriye daðlarýnýn baþýna diye, bir uzun hava söylemekten baþka yapacaklarý bir þey yoktur artýk. Ezo Gelin vatanýndan uzak, Suriye topraklarýnda yaþamanýn üzüntüsüyle zor ve acý günler geçirir. Aklý ve Dertli DÝVANÝ; Kamil insanla cahil insan arasýndaki fark; toplumun içi boþaltýldýðý için deðerler azaldý Anadolu ya gelmesiyle birlikte Anadolu Alevi Bektaþi kültür inancýnýn serçeþmesi ve piridir. Dede çocuðu eðer ehil ise bu yola dörtdörtlük yakýþýyorsa bu hizmet yürütülür. Mürþit vekili olarak bu hizmeti yapýyoruz. Birlik ve görgü cemlerini yürütüyoruz. K. Maraþ Nurhak ilçesi ve Konya Beyþehir Þenler köyünün her yýl görgü cemlerini yürütüyorum. Alevilikte þöyle bir esas vardýr SU HEM ARIDIR HEM ARITICI dede önce mürþitten görülecek sonra talibi muhibi arýtsýn EL ELE EL HAKKA. Cumhuriyet döneminden günümüze kadar ozanlýk geleneði nasýl bir süreçten geçti? Dertli DÝVANÝ: Kuþ uçmaz kervan geçmez köþelerde yaþarken Anadolu Alevi toplumu, duyarlý yüreði haktan yana olan bilge ozanlar, bilim ve düþün adamlarý kopuk olmasýna raðmen, onlarýn ilkeli ve kararlý oluþlarý bu geleneði sürdürdü. Cumhuriyet dönemi ile bir serbestlik geldi. Köy enstitülerinden yetiþen yetkin insanlarýn bir çoðu kitap yazýyor. Bu okullarýn kapatýlmasýyla birlikte 1950itibariyle inançlar ve kültürler arasýndaki çatýþmalar daha sýcak bir þekilde ortaya çýktý. Tarih sürecinde biz en büyük acý olaylarý yaþadýk. Çorum, Maraþ, Sivas olaylarý Sivas taki Madýmak Oteli insanlýða ibret olarak o þekilde kalmalýydý. Yakýn tarihe kadar dayanýþmanýn var olduðunu biliyoruz. Toplumca düþüncenin hemen hemen yok olduðunu, yalnýzlaþmayý görüyoruz. Anadolu da var olan dayanýþmanýn azalmasýndaki etkenler nelerdir? Dertli DÝVANÝ: Eskiden insanlar daha paylaþýmcýydý. Yani komþunuz aç siz tok yatarsanýz insanlýðýnýzý bile kaybedersiniz. Böyle bir anlayýþýn yolun, yolcusuyuz biz. Ýnsan olmanýn gereði Anadolu kültürünün temeli yaþama bakýþ açýsý bu. Ýnsanlarý bireyleþtirip kendi içinde bölüp parçalayýp yönetmek daha kolaydýr. Pir Sultan ABDAL larýn Hacý Bektaþ VELÝ lerin bir olalým iri olalým diri olalým. Alevi Bektaþi inancýnda, cem öðretisinde herkesin üretimi sofraya gelir eþit bir þekilde paylaþýlýr. Üretileni birlikte tüketmek anlamýna geliyor. Senin benim yok hepimizin, bizim var. Bu anlayýþý kaldýrdýðýnýz zaman dünya perestlik ön plana çýkýyor. Ego, güç, ev, araba isteði. Mahsuni ÞERÝF diyor ya Sözü baþka özü baþka açýktan Mervana benzer. yüreði vatan topraklarýnda kalmýþtýr. Bir de adýný Celile Abuzer koyduðu kýz çocuðu getirir dünyaya. Yýllar yýllarý kovalar. Ezo Gelin hastalanýp yataklara düþtüðü zaman ölürsem beni vatanýmýn topraklarýna, doðduðum köye gömün diye, vasiyet eder. Ve 1956 yýlýnda hayata gözlerini yumar. Suriye topraklarýna defnedilir. 43 yýl sonra yani, 1999 yýlýnýn son ayýnda nihayet mezarýndan alýnarak doðduðu köye getirilir. Ezo Gelin için açýk havada düzenlenen Cuma namazýndan sonra özel olarak hazýrlanan külliyeye defnedilir. Onun için yapýlan törene baþta Gaziantep valisi Muammer Güler olmak üzere beþ bine yakýn vatandaþýmýz katýlýr. Dedelik aslýnda bir önderlik, tanýmý nedir? Dertli DÝVANÝ: Alevi Bektaþi kültürü ve inancýna baðlý insanlarýn hizmetlerini yürüten kiþilere dede diyoruz. Bir Dedenin eðitim düzeyi nasýl olmalýdýr? Dertli DÝVANÝ: Bir dede kendi alanýnda, üniversitede ders veren bir profesörle tartýþabilecek düzeyde olmalýdýr. Avrupa daki Anadolu Ýnsanýnda Özellikle yeni kuþakta bir farklýlaþma gözlemlediniz mi? Dertli DÝVANÝ: Avrupa da gençler daha tutkun yýlýnýn 13 Mayýsýnda Bin Yýlýn Türküsü adlý Alevi Birlikleri Federasyonunun organizasyonu oldu. Ben de bir Duaz-ý Ýmâm okudum. Orada bin tane gencin elinde baðlama ve bin tane de semah dönen genç. Toplam iki bin insan bu o kadar küçümsenecek bir rakam deðil. Dernekler çok yoðun; gençler özlerini kültürlerini tanýyor. Sevenleri acýya ve gözyaþýna boðularak, Suriye daðlarýndan getirilen çiçekleri mezarýna koyarlar. Ezo Gelin in inceliði ve zarafetini yansýtmak amacýyla yörenin genç kýzlarý tek tip kýyafet giyerek çiçeklerle süslenmiþlerdir. Aralarýndan biri temsili Ezo Gelin olur. Yöresel sanatçýlar sazlarý eþliðinde aðýtlar yakarak, türküler söyleyerek, Ezo Gelin i defalarca anarlar. Bir gün yolunuz Gaziantep in Oðuzeli ilçesinin Dokuzyol köyüne düþerse kulaðýnýza þu türkü çalýnabilir. EZO GELÝN SENÝ VERMEM FELEÐE... Bu güne kaç albüm gerçekleþtirdiniz? Dertli DÝVANÝ: Divane Gönül, Diktiðimiz Fidanlar, Duaz-ý Ýmam ve Serçeþme olmak üzere dört albüm gerçekleþtirdim. Duaz-ý Ýmamýn açýklamasýný yapar mýsýnýz? Dertli DÝVANÝ: On Ýki Ýmamlarýn isimlerinin geçtiði deyiþlere diyoruz. Yani H. z Muhammed in soyundan gelen imamlarýn isimleri geçiyor. On Ýki Ýmam Duasý ibadetin bir bölümüdür, semahlarda öyledir. Semah ve Tevhid? Dertli DÝVANÝ: Semah Kýrklardan kalmadýr bazý yörelerde Kýrklar Semahý denir. Tevhid Semahlarýn bitiminde okunur. Semah: Göðe yükselmek, uçmak anlamýnda ayaklarýn yerden kesilmesi varlýk içinde eriyip yok olmak. Tevhid: Birlikte vücud baðlamak bir olmak. En Çok Etkilendiðiniz ya da Örnek aldýðýnýz Ýsimler kimlerdir? Dertli DÝVANÝ: Benim türküleriyle büyüdüðüm, gece gündüz dinlesem u s a n m a y a c a ð ý m isimler:aþýk Veysel, Mahsuni Þerif, Ruhi Su, Aþýk Daimi. Hem manevi kiþiliðimde, hem de deyiþlerimde benim üzerimde en fazla iz býrakan Aþýk Daimi dir. Kainatýn aynasýyým madem ki ben bir insaným/ Hakkýn varlýk deryasýyým madem ki ben bir insaným/ Ýnsan hakta, hak insanda arýyorsan bak insanda/ Hiç eksiklik yok insanda madem ki ben bir insaným. Bana göre bu, Alevi-Bektaþi felsefesini çok iyi ifade eder. Alevilikte öz çok önemlidir. Önemli olan, öz temizliði gönül temizliðidir. Aþýk saçar Arif seçer. Ben beni bilmezdim hatýr kýrardým, meðer ilmim noksan imiþ bilmezdim/ Ben insandan baþka ilah arardým, meðer kamil insan imiþ bilmedim./ Daimi yim benliðime kanardým ben beni görmezdim eli kýnardým/ Kiþiyi kendime düþman sanardým nefsim bana düþman imiþ bilmedim. Halk ozanlýðýnýn sorumluluðunu nasýl deðerlendiriyorsunuz? Dertli DÝVANÝ: Halk ozanlýðý geleneði çaðýn gerisinde kaldý. Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal müthiþ insanlarmýþ. Bilge filozof. Konfüçyüs, Sokrates neyse bunlarda gerçek bilge ozanlar. Bu çaðdaki ozanlar sipariþ üzerine YAÞAMIN GÜZELLÝÐÝNE FÝGEN GENÇ Gülen bir yüzle b a þ l ý y o r u m yazýma. Dem in bir yýl içerisinde yayýnlanan yazýlarýný yeniden inceleyerek aldým kalemi elime. Bir Martta DEM in I.kuruluþ yýldönümü resepsiyonuna sanatçý olarak Ýstanbul dan davet edildim. Ýlk defa karþýlaþtýðým müzisyen dostlarla yaptýðýmýz kýsa provadan sonra repertuarýmdan seçtiðim þarkýlarla, türkülerle konuklara MERHABA dedim. Daha sahnedeyken merhabalar çoðaldý. Sevgi dolu bakýþlarý yüreðimde hissederek söyledim Allý turnamý, Yemen türküsü, Aman avcýyý. Ýçselleþtirdim DEM e emek verenleri; daha önce tanýdýðým ve yeni tanýþtýðým yüzleri, ilk gün bizi evinde aðýrlayan sohbetine doyamadýðým Elif i Þükrü YILDIZ ýn : Figen mesleðine sahip çýk, Ýstanbul dan gazetemize yaz diye teklif getirmesi Almanya Stuttgart gezisini bende bir kat daha anlamlý kýldý. G.Ü.Ýletiþim Fakültesi Rd-TV mezunu olarak aldýðým eðitimi yaþama geçirmeliydim. Yýllardýr içimde beslediðim, özümde yer eden gazetecilik mesleðine özlemimden dolayý teklifi kabul ettim. Sevgili Hatice ELDENÝZ in, Ýstanbul a döndüðümde yazmaya baþladýn mý demesi motivasyonumu yükseltti. Ýlk röportajýmý, insanlýðýn var olma sürecine ürünleriyle düþünceleriyle katkýda bulunan Dertli DÝVANÝ ile gerçekleþtirdim. Siz sevgili DEM okurlarýna saygýyla sunuyorum. Duygu ve düþüncelerinizi Ýnternet aracýlýðýyla adresine gönderebilirsiniz. Dertli DÝVANÝ kimdir? türkü yazýyor. Halk ozanlýðý misyonu yüzyýllar öncesini aratýr oldu. Bilgelik, kamillik kalmadý onlar kendilerini okumuþtu. Gönülden iletiþimi saðlýyorlardý. Biz o kemaletten mahrum kaldýk. Kamil insanla cahil insan arasýndaki fark; toplumun içi boþaltýldýðý için deðerler azaldý. O enerjiyi tekrar yakalamalýyýz, bizlerde bir kývýlcým gibiyiz. Medya tarafýndan popüler deðilim diyor ama halkýn arasýnda bir efsane gibi dolaþýyor ismi Dertli DÝVANÝ, halkýn ozaný. Özünü sözüyle, sazýyla birleþtiren bilgi kiþiliði ilke ve hedef edinen, yüzyýllardan süzülerek gelen kültürünü, evrensel deðerlerle sunan; topluma, toplumun sorunlarýna duyarlý hümanist bakýþ açýsýný öne çýkaran yolun yolcusu. Hani her insan biriciktir ya aslýnda sanat eseridir. Dertli DÝVANÝ de halkýn her birini çiçeðe benzetiyor. Arý misali ozanýn, aþýðýn halktan, doðadan beslendiðini söylüyor. Ýlk olarak Arif SAÐ ýn teklifi ile birikimlerini müzik dünyasýna sunmuþ. Son Albümü SERÇESME ile birlikte dört albüm çalýþmasýna imza attý. Sürekli yurtiçi ve yurtdýþý konserlerine davet edilen sanatçý, kasetlerinde seslendirdiði derleme ve söz müziði kendine ait eserleri, halk müziðine, kültürüne gönül vermiþ Arif SAÐ Zülfü LÝVANELÝ, Belkýs AKKALE, Sebahat AKKÝRAZ, Haluk ÖZKAN, Güler DUMAN gibi sanatçýlarla paylaþmýþ ve tabi ki çoðalmýþ. Halkýn öz deðerlerine hizmet verdiði için daha geniþ kitlelerin tanýmasý gereken, sohbetinden keyif aldýðým Dertli DÝVANÝ, Yunus EMRE ye, Pir Sultan ABDAL a olan hayranlýðýný, halkýn bilinçlenmesinin gerekliliðini, bilgeliðin insaný güzelleþtirdiðini vurguluyor samimi anlatýmýnda yýlýnda Þanlýurfa nýn üç Alevi-Bektaþi köyünden biri olan Kýsas köyünde dünyaya geldi yýlýndan itibaren, sanatsal ve kültürel çalýþmalarýmý sürdürmek için Ankara ya yerleþti. Anadolu Üniversitesi Ýþletme Fakültesini bitirdi. Yaptýðýnýz çalýþmalarý tüm kitlelere ulaþtýrabiliyor musunuz? Dertli DÝVANÝ: Saðol Evet sadece Alevi toplumuna hitap etmiyorum. Yazdýðým Diktiðimiz Fidanlarýn, Serçeþme, Sevgi Türküsü. Genele hitap ediyor. Son olarak söylemek istedikleriniz? Dertli DÝVANÝ: Biz halk ozanlarý olarak canlý cansýz, dinli dinsiz tüm insanlarýn özlemlerini sevinçlerini dile getirmekle yükümlüyüz karýnca kararýnca dile getirebiliyorsak ne mutlu. SEVGÝ TÜRKÜSÜ Bu cehalet yaktý gitti milleti Gelin buna çare bulalým canlar Silelim gönülden kini nefreti Sevgi, saygý ile dolalým canlar Kimse boþ laflarla nara atmasýn Nefsine uyup da gönül yýkmasýn Her kafadan ayrý bir ses çýkmasýn Sözde özde birlik olalým canlar Onurlu bir yaþam felsefesinden Barýþ, huzur dolar her ilkesinden Der Dertli Divani þah nefesinden Sevgi türküsünü çalalým canlar DEM Gazetesine yayýn hayatýnda baþarýlar diliyorum ve size de sevgilerimi saygýlarýmý sunuyorum.

13 Aþýklýk Gelenekleri... Bir toplulukta eskiden olmalarýndan ötürü saygýn tutulup, kuþaktan kuþaða iletilen kültürel kalýntýlar, alýþkanlýklar, bilgi, töre ve davranýþlar olarak ifade edilen aþýklýk geleneði diðer kültür deðerlerinde olduðu gibi, belirli bir iþlevi yerine getirmek, bir ihtiyacý karþýlamak üzere geleneksel kültürün yarattýðý kültür deðeridir. Halk þiirinde aþýklarýn þiirlerini dörtlük düzenine göre söylemesi gelenektendir. Yine dörtlük düzeninde hece ölçüsünü ve bu ölçünün yedili, sekizli, onbirli olanlarýný kullanmalarý geleneðin belirgin örneklerindendir. Aþýklýk geleneklerini þu þekilde sýralamak mümkündür: 1. Mahlas alma. 2. Rüya sonrasý aþýk olma. (Bade içme) 3. Usta - Çýrak 4. Atýþma - karþýlaþma 5. Leb - deðmez (dudak deðmez) 6. Aský (muamma) 7. Dedim - dedi tarzý söyleyiþ. 8. Tarih bildirme. 9. Nazire söyleme. 10. Saz çalma. 1- Mahlas Alma: Mahlas, þairlerin yazdýklarý þiirlerde asýl adlarýnýn yerine kullandýklarý takma ada denir. Halk edebiyatýnda mahlas geleneðe baðlý uygulanan bir kuraldýr. Aþýklarýn çoðunun asýl ismi unutulmuþ, mahlaslarý isim olarak kullanýlýr olmuþtur. Dadaloðlu nun asýl adý Veli, Sümmani nin Hüseyin, Gevheri nin Mehmet vb. dir. Aþýk geleneðe uygun olarak kullanacaðý mahlasý þu yollarla alýr: a) Mahlasýný Kendi Seçerek Alma: - Adýný, soyadýný mahlas olarak kullanýr. - Yaþayýþýna ve sanatýna uygun olarak kendi seçtiði herhangi bir ismi mahlas olarak kullanýr. b) Bir usta aþýktan imam, pir ya da mürþitten alma. - Usta aþýk çýraðý sýnava tabi tutar. - Usta aþýk çýraðýnýn durumuna göre bir mahlasý uygun görür. - Þeyh ve pirin manevi tesiriyle mahlas T a v e r n e T i m b a l e s D i e k l e i n e g e m ü t l i c h e M u s i k k n e i p e Inh. Ali Osman Alex Reitzensteinstrasse 36, Stuttgart (Ost) Tel: GELENEKLER 13 alýr. c) Rüyasýnda bade içerken alma. 2- Rüya Sonra Aþýk Olma (Bade Ýçme): Rüya motifi Türk Halk Edebiyatýnda sýkça karþýmýza çýkan bir motiftir. Genellikle halk hikayelerinde yer alan bu motif bazý aþýklarýn hayat hikayeleri içinde de görülmektedir. Aþýklar aþýklýða baþlamayý ya da yetiþip usta aþýk olmayý geleneksel bir unsur olarak gördükleri iki önemli yol, usta yanýnda yetiþme ya da rüyada bade içerek badeli aþýk olmaya baðlarlar. Bade, þerbet, su gibi içilecek bir mai olabileceði gibi elme, nar, ekmek, üzüm gibi herhangi bir yiyecek de olabilir. Aþýk edebiyatýnda bade içme rüya motifi bir gelenek icabýdýr. Ýnanýþa göre aþýk olmak için ya usta yanýnda yetiþmek ya da mutlaka pir elinden bade içmek gerekir. Bade aþýða; - Bir pir tarafýndan, - Üçler tarafýndan, - Beþler tarafýndan, - Yediler tarafýndan, - Kýrklar tarafýndan verilir. 3- Usta - Çýrak: Aþýk edebiyatýnda yüzyýllar boyu yaþatýlan geleneklerin en önemlilerinden biri de usta çýrak geleneðidir. Aþýklar genellikle bir usta aþýðýn yanýnda onun çýraðý olarak yetenekler ölçüsünde olgunlaþýrlar. Gelenek gereði icracýlýk ve aþýðýn þairlikteki ustalýðý için üstad da denilen bir aþýðýn yanýnda ders almalarý gerekmektedir. Genç aþýðýn ustasýnýn yanýnda çok büyük bir sabýr göstermesi gerekmektedir. Sabrýn sonunda çýrak ustasýnýn hayýr duasýný alarak tek baþýna halk önüne çýkma iznine kavuþur. 4- Aþýk Karþýlaþmalarý: Atýþma, aþýklarýn dinleyenler karþýsýnda, deyiþme sýrasýnda birbirini iðneleyici fakat mizah çerçevesi içinde söyleþmeleridir. Karþýlama,aþýklarýn rakibine üstün gelmek için soru cevaplý tarzý seçmesi yada onu mat etmenin yollarýný aramasýdýr. Aþýklarýn doðaçlama, karþýlýklý olarak belirli bir kural çerçevesinde söyleþmelerine atýþma denir. Atýþma, en az iki aþýðýn dinleyici huzurunda karþý karþýya gelerek birbirlerini sazda ve sözde belli kurallar çerçevesinde denenmeleri esasýna dayanýr. 5- Leb-Deðmez: Aþýklarýn ustalýklarýný sergilemek için bir nevi söz hüneri olarak baþvurduklarý RESÝM SERGÝSÝ 10. Mart- 09.Haziran 2002 tarihleri arasýnda Blick Solitude- Solitudenstrasse 121, Stuttgart da Ressam Þükrü Kýlýnç ýn resimleri sergilenecektir. Serginin açýlýþý 10.Mart 2002 tarihinde saat de yapýlacaktýr. roman Bir mevsim-4 bir biçimdir. Ýçinde (B,P,M,V,F) dudak ve diþ-dudak sesleri bulunmadan söylenilen þiir demektir. Aþýklarýn dudaklarý arasýna iðne koyarak yarýþtýklarý bir atýþma biçimidir. 6- Aský (Muamma): Muamma, halk þiirinde bir kimsenin ya da varlýðýn adýný gizleyen þiir demektir. Aþýk edebiyatýnda muammanýn özel bir önemi vardýr. Aþýklarca muamma düzenlemek ya da bir muammayý çözmek bilgi ve zeka ister. Murat Uraz muammanýn uygulanýþýný þu þekilde anlatmaktadýr: Kahvelerde muamma teþhir edildiði gecelerde; sigara ve nargile içilmez, kimse sesli konuþmaz, herkes intizam içinde oturur. Halk þairi tarafýndan hazýrlanmýþ muamma büyük ve uzaktan okunabilecek bir yazý ile kaðýda yazýlýr ve tahtaya yapýþtýrýlýr. Tahtaya bir milimetre kalýnlýðýnda bal mumu sürülür. Aþýklar nöbetle kahveye gelenlere iþine ve halk arasýndaki derecesine göre aðýrlamalar söylerler. Aðýrlanan kiþi de aðýrlýðýna göre muammanýn etrafýndaki bal mumu sürülmüþ tahtaya para yapýþtýrýr. Muammayý kim çözerse paralarý alýr ve muammayý tertipleyen aþýk da bir taksim çýkarýrdý. Þayet bu muamma birkaç gece kahve duvarýnda asýlý kalýr, kimse tarafýndan da çözülmemiþ olursa sahibi olan aþýk bunun ne olduðunu söyler ve bütün paralarý alýrdý. 7- Dedim - Dedi Tarzý Söyleþi: Halk þiirinde yaygýn olarak kullanýlan bir biçim olup koþma ve s erdeki aþýk ve sevgilinin (dedim-dedi ifadesine baðlý) karþýlýklý söyleþmeleridir. 8- Tarih Bildirme: Aþýk, kýtlýk, yangýn,sel felaketleri, salgýn hastalýk, önemli savaþlar vb. toplumu yakýndan ilgilendiren sosyal hayatla ilgili olaylarla kendi doðum tarihini þiirlerinde tarihi birer belge olmasýný istemiþ ve genellikle ilk yada son dörtlükte bazen de ara yerde tarih belirtmiþtir. 9- Nazire Söyleme: Nazire, bir þairin þiirini diðer bir þair tarafýndan ayný uyak ve ölçüde benzer bir biçimde yazma demektir. 10- Saz Çalma: Saz, aþýk için ilhamý kamçýlayan bir alet olup aþýklýk geleneðinin en önemli unsurlarýndan biridir. ÝBRAM ERDEM Ýnsanýn yaþayabileceði en güzel ortam nasýl kurulabilir? Yüzlerce düþünür bu konuda kafa yormuþ, düþünceler üretmiþ, yorumlar yapmýþ. Ama örgütlenmiþ yaþam bu düþüncelerden yararlanmýþ fakat onlara olanak tanýmamýþ. Onlarý yaþama geçirmeye olanak vermemiþ. Özgürlük yaratýmýn en güzel rengiyse yaratýcýlar diledikleri özgürlüðü yaþamalýlar. Ne istiyorlar kendileri adýna. Ýçinde insanýn zarar göremeyeceði güzellik ve özgürlük hangi alfabeyle yazýlýr. Ya da hangi dil bunu en net bir biçimde ortaya koyabilir. Ýnsanýn düþ gücünde ve düþüncelerinin içinde bu gerçek varsa bu neden yaþanmaz. Duvarlý duvarsýz tutukluluklarýn anlamý nedir? Adam birþeyleri ele alýyor ve baþlýyor bilgilenmeye. Sonra onlarý kendi potasýnda eritip düþünce olarak ortaya koyuyor. Sonra bunu yazý olarak, kitap olarak yayýnlýyor. Ne güzel bir tavýr. Adam içten. Temiz, hatta korkusuz. Ben böyle düþünüyorum, insanlar size de sunuyorum, diyor. Bu düþüncelerin oturulup tartýþýlmasý gerekirken adamý beðenmediðimiz için duvarlarýn arasýna týkýyoruz. Düþüncenin geliþmesinden beri hep böyle olmuþ. Ýlginçtir bu duvarlar arasýna konan hep haklý çýkmýþ. Belki kendisi bir daha dýþarý çýkamamýþ ama, düþünceleri kapalý duvarlarý taþmýþ, tüm insanlýða ulaþmýþ. Bu tutulan kitaplarýn, kapatýlan kitaplarýn aydýnlýðý bizi yeþertmiþ. Ama yine ilginçtir insanoðlu hala bu ilkel eylemi sürdürüyor. Ýnsanlýðýn þansýný erteliyor. Köreltiyor. Kimbilir belki de doðabilecek güzel bir þey öldürülüyor. Bu ilkelliði insanlýk nasýl aþacak þimdilik belli deðil. Ama ortadaki yol belli ve orada bilen, korkusuzca yürüyor. Heder edilecek bir ömre karþýn doðru ortaya konuyor ve savunuluyor. Belki de gerçek kahramanlar bu korkusuzlar. Bizi sarýp sarmalayanlar iþte onlar. ZÜLFÝKAR YALÇINKAYA DÜÞÜNCE ADAMI Hey dost! Oturdum masanýn baþýna yeni içimi döküyorum, konuþuyorum, okuyorum, yazýyorum hakkýn için halkýn içinden; Ýnsan hiç aralýksýz, parçalara bölüneceklerdir. Rabbinin rahmetine mahzar olanlar müstesna. (Hud s a.) Rahmet adamý bir hak yolcusudur. Rahmet adamý bölünüp, parçalanan hiziplerden etkilenmez, çünkü her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür. (Rum s a) Rahmet ve düþünce adamýnýn sýðýnaðý killik, parti, kulüp, vakýf, loca, gonca deðildir. Rahmet ve düþünce adamý evrensel prensiplere aþka ürettiði deðerlere kýsaca yaratýcýnýn koyduðu ilkelere sýðýnýr. Çünkü düþünce adamý sürekli deðer üretir. Ürettiði deðerlerden baþýný kaldýrýp da sýðýnacaðý yere düþünmeze ihtiyacý yoktur. Birine bir yere teslim olmak iðreti hayatý kolaylaþtýrýr. Hatta belalaþtýrýr, amma ölümsüzlüðün yolunu keser. Rahmet ve düþünce adamý bunu bildiði için bir yere teslim olmaz. Mutlak özgürlüðün toprak dünyadaki görüntüden biridir. Rahmet ve düþünce adamý, bir iþ ve yorgunluktan sýyrýlýr sýyrýlmaz, yani bir iþ ve yorgunluða koyulan yaratýcý benliktir. (bak Ýnsirah sç 7.8) Bu yüzden o lafta kavgayla, þekil ve kabukla uðraþmaz. Rahmet ve düþünce adamý diyalektiðin üstündeki rahmet ve sükunet ilimindin nasipli olduðu için, onun iç dünyasýnda düþmanlýk barýndýrmaz. Çünkü onun iç dünyasýnda düþmanlýk barýnmaz. Çünkü o bilir ki Allaha yaklaþmýþ olmak onlardan husumet olmaz Rahmet adamý kimseden deðildir, amma herkestendir. Yani o evrensel bir benliktir. Ýnsanlýðýn tüm acýlarýný ve sevinçlerini kendinde hisseder! Erdiðim için Gönül kuþun yükseklere salmadým Dost aþkýna yandým boþa yanmadým Tedbirimi aldým yolda kalmadým Yolda kalanlarý gördüðüm için Kendim aradým okudum yazdým Ümmül Kuran inmiþ sýrrýný çözdüm Aþkýn þarabýný yar ile içtim Mest olan kýrk cana erdiðim için Bir caným bin cana göz gönül kattým Hakikat yolunu buldum fark ettim Taþ atana deste deste gül attým Gözcü Kara Ahmet olduðum için Yaþamda da böyle bu. Kendine ait bir yaþam düþlüyorsun. Düþüncelerle bunu örüyorsun. Sonra kalkýp yaþamaya baþlayacaksýn. Ýþte burada yine duvarlar geriliyor önüne, ardýna. Yine sýkýþtýrýlýyorsun. Toplumsal yasalarýn çizdiði çizgiyi aþamazsýn. Ortaya konandan baþka bir þeyi isteyemezsin. Ýstersen yine þeffaf duvarlar kaldýrýlýp beton duvarlarýn arasýna kapatýlýrsýn. Karar kesin. Mümkün olduðunca az yaþayacaksýn. Sýnýrlarý incitmeyeceksin. Zorlanmayacaksýn. Öyle bir noktaya gelirsen bu kadar yaþamý da yitirirsin. Ne demek yaþamayý yitirmek? Ölmek mi, yoksa sýnýrlarý kalýn çizilmiþ, olanaklarý kýsýtlý bir olguyu mu yaþamak? Ufku daralmýþ, ev ile iþ, ev ile kahve, ev ile meyhane arasýndaki ikili git gel hangi bir tür yaþama hakký. Yaþamýn önünde paranýn azgýnlaþtýðý bir çaðda, iþin aslanýn aðýzýnda olduðu bir çaðda insanlar neyi nasýl yaþayacaklar? Bu sýkýþtýrýlmýþ duvarlar arasýndan kalkýp çýkmak kolay mý? Nereye nasýl gidilir bu durumda? Özgürlüðün okulu neden yok? Ýnsanlar ilkin özgürlüðü öðrenmeli, sonra yazýp çizmeyi. Sonra düþünce üretmeye baþlamalý, sonra evlenmeli, sonra ana baba olmalý. Sonra sonra her þey özgürlük oklulunu bitirdikten sonra baþlamalý. Özgürlük okulunu bitiremeyen insanlara sýnýrlandýrýlmalý yaþamlar. Hatta bu okulu bitirememek olmamalý. Ama ne yazýkki, insanlar özgürlüðü çok sevmelerine karþýn bundan hep kaçmýþlardýr. Binlerce taným getirilmiþtir. Tanýmlarýn içinde hep korku vardýr. Korkutma vardýr. Böyle bir okul olsa, insanlar korkusuzca her þeyi öðrense ve ona göre yaþamaya baþlasa korku da olmayacak, kesinlikle görünen görünmeyen duvarlar da. Ama bir yerleri tutan, ellerindeki balý yalamaktan býkmayan, ama, balýn eksileceðini hissedenler çok korktuklarý için bu duvarlarý oluþturuyorlar. Yoksa yer yüzünde on yýlda kardeþlik kurulur, on onbeþ yýlda mutluluk göklere ulaþabilir. Ama ne yazýk büyük çoðunluk özgürlüðü daha çok zaman sonra öðrenecek. Onu yaþamadýðý için de güzellikler gecikecek. Bu acý þimdi yaþayanlarý acýtmýyor görünse Rahmanýn hürmetine baðlandým Kabul olan hürmetine inandým Zülfikarým nice taþa dayandým O sýrrý noktaya vardýðým için /Z. Yalçýnkaya de bu insanlýðýn kurumayan yarasýdýr. Bu ne zaman çözülecek? Kim duvarlarýn arasýna girmekten kurtulup özgürler ülkesini kuracak? Bu hangi çaðda, hangi insanlarýn hakký olacak? Bu haklarý yaþamayan insanlar haklarýný kimden nasýl alacak? Paraçaðda parasý olanýn özgürlüklerinde sýnýr yok. Buna sýnýr da konmuyor. Para ne kadar güç getiriyorsa o denli bir özgürlükler kazanýlýyor. Paranýn milliyeti olmadýðý için sýnýrlarý hemen aþabiliyor. Paranýn üzerine vize de konamýyor. Yerde de gökte de hükmü hüküm. Kim ne kadar paraya sahipse o kadar özgür. Özgürlüðün bilincinde olmasý da gerekmiyor. Üstelik özgürlüðün felsefesini de bilmesi gerekmiyor asla. Parasýnýn boyutunu bilmesi yeterli. Demek ki, paraçaðda özgürlükler parayla belirleniyor ya da parayla sýnýrlanýyor. Düþüncenin sýnýrsýzlýðýna raðmen, düþünceyi ortaya koyaný alýp duvarlar arasýna koymak mümkün. Hatta kaçýnýlmaz, ama parasý olanýn sýnýrý yok. Para sonsuz özgürlükler saðlýyor. Hem de her þey için. Paralý, okuma özgürlüðüne de sahip. Parasý olmayan bu özgürlükleri bilse bile onlarý yaþama hakkýna sahip deðil. Onun için yaþamak yasak. Ýnsan için kurulmuþ bir dünya. Güzellikleri neredeyse sonsuz bir yeryüzü. Ýnsanýn kurduðu konfor, lüks, yarattýðý bilinmez güzellikler çeþit, tat ve görkemde. Ama bunlarý altý milyon içinde yaþama hakkýna sahip bir avuç insan. Öbürleri daha hala kölelik çaðýnda ve efendinin mezarýný yapmak için canýný feda ediyor. Ölürken, çile çekerken, sürünürken, yaþadýðýný düþünüyor. Hatta yeri geliyor, seviniyor, hatta yeri geliyor insan gibi bile bileniliyor. Ben ne kadar özgürüm? Þu ahlat aðacýnýn altýnda doðadaki bir taþ kadar, bir yýlan kadar, belki þu aðaç kadar. Bir farkým var oturup bunlarý düþünüyorum ama bu doðanýn bir parçasýysa bana gölgesini örten þu aðaç benden daha mý özgür? Neden bedenim açlýk özgürlüðüne sahip deðil? Neden susama özgürlüðüm yok. Çok þey istemiyorum. Acýkmamalýyým. Susamamalýyým ama sonsuza kadar yürümeliyim. Karným kazýnýyor kalkýyorum.

14 ÝLAN 14 Sie können das alles bei uns zu angemessenen Preisen geniessen Als Beigeschmack bieten wir Ihnen auch Getränke an! Preisliste: Erwachsene 5,-/Std. Sch+ler 4.-/Std. Ihn. A. Akgün Özel telefon görüþmeleri için odalarýmýz vardýr Öffnungszeiten: täglich 9:00 bis 24:00 Tel: Fax: Händy: BORSIGPLATZ 12, DORTMUND K R E D Ý Konut Kredileri/ Banka Kredisi/ Yapý Tasarruf Hesaplarý/ Her türlü sigorta Kiramý? Evinizin taksidimi? Gürsel Deðirmenci Daimlerstr Stuttgart Büro-Tel: 0711/ Fax: 0711/ Mobil-Tel: 0172/ Eski Volksbank ýn yerindeyiz... UÇAK BÝLETLERÝ REÝSE BÜRO Yeni büromuz hizmetinizde...

15 Yeni kanser ilacý Sayý 12 Amerikalý uzmanlar daha önce göðüs kanseri tedavisinde kullanýlan Herceptin adlý kemoterapi ilacýnýn daha önce bilinenden daha fazla olumlu etkileri olduðunu tesbit etti. Harvard Týp Fakültesi tarafýndan fareler üzerinde yapýlan denemelerde ilaç tümörü besleyen kandamarlarýný ve tümörü küçülttüðü gibi hastanýnda ömrünü uzatýyormuþ. Ýlaç tümörlerde yeni kan hücreleri oluþumunu saðlayan angiogenesisler üzerinde de etkiliymiþ. Konuyla ilgili bulgular araþtýrmalarýnda hýzlanmasýna yolaçtý. Egzersiz hamilelere ve bebeklerine yararlý Hamilelik sýrasýnda yapýlan egzersizler hem anneye hemde bebeðine büyük yarar saðlarken bu avantajýn derecesinin yapýlan egzersizlerin yoðunluðuna ve çeþidine baðlý olduðunu kaydetti. Cleveland Ohio daki doktorlar yapýlan egzersizler sonunda bebeklerin daha fazla oksijen aldýðýný ileri sürüyor. Doktorlarýn bir iddiasý da yapýlan egzersizin süresi, hamilelerin doðum ve sancý sürelerinin kýsalmasýný da saðladýðý yolunda. Amerikalý uzmanlar egzersiz yapan hamilelerin prematüre ve erken doðum yapma riskinin de azaldýðýný bildiriyor. Sigara, lösemi riskini artýrýyor Amerikalý uzmanlar özellikle yaþlarý 60 üzerinde olan sigara tiryakilerinin bir tür kan kanseri olan akut myleoid lösemi olma riskinin en az iki katý fazla olduðunu belirledi. Güney California Üniversitesi uzmanlarý tarafýndan yapýlan bir araþtýrmada sigara içen kiþilerin içmeyenlere oranla yüzde 42 daha fazla lösemi olma þansý bulunduðunu tesbit etti. Doktorlar filtresiz sigara içenlerde bu riskin daha da yüksek olduðunu ancak filtreli sigara içmenin de bu riski ortadan kaldýrmadýðýna dikkat çekiyor. Çocuklarýn bilgisayar önünde fazla kalmasý gözlerini bozuyor Amerikalý uzmanlar bilgisayar önünde uzun süre kalan çocuklarýn gözlerinde miyop ve hipermetrop dýþýnda gözün fokus yapmasýnýn da bozulduðunu belirledi. California Üniversitesi Týp Fakültesi Göz bölümü uzmanlarý bilgisayar önünde özellikle oyun amacýyla uzun süre kalan çocuklarda göz stresine yolaçtýðýný ve sonuçta gözlerin bozulmasýna neden olduðunu belirtiyor. Doktorlar 40 dakika sonra çocuklarý bilgisayar önünden alýp baþka aktivitelere yöneltmek gerektiðini ve anne ve babalarýn çocuklarýný alýp yýlda en az bir kez doktor kontrolundan geçirilmesini öneriyor. SAÐLIK-YAÞAM 15 Doða her dengesinden yararlanmak pek az kiþinin aklýna geliyor. Doða insanlarýn yaþadýklarý saðlýk sorunlarýna her zaman bir çözüm olmuþtur. Son yýllarda bitkileri kullanarak saðlýðýna ulaþmak isteyen insanlarýn sayýsý artmýþtýr. Bazý bitkilerin saðaltýcý özellikleri þöyle sýralanabilir: ALFALFA (Yonca ) : Doðal Kalsiyum ve Vitamin kaynaðýdýr. Pek çok vitamin ve mineralin yanýnda aminoasidleri de içerir. Mükemmel gýda kaynaðýdýr. Romatizmadaki þiþme ve iltihabý azaltýr. Kabýzlýkta rahatlatýcýdýr. ASH PRICKLY ( Frenk inciri ) : Stimülan özellikleri olan bu bitki kronik romatizma,cilt rahatsýzlýklarý ve kanýn temizlenmesinde kullanýlmaktadýr. Bitkinin kabuklarý enerjitik ve stimülan özelliktedir. Kabuk tozu aðrýsýz ülserler,eski yaralarýn temizlenmesi ve kurutulmasýnda kullanýlýr. BARBERRY : Karaciðer tedavisinde kullanýlýr. Safra salgýsýný arttýrýr. Berberin içerir. Berberin kan damarlarýný geniþleterek, kan basýncýnýn düþmesini saðlar. BÝLBERRY S ( Yaban Mersini ) : Göz üzerinde ýþýða duyarlýlýðý arttýrmak,gözün deðiþen ýþýk kaynaklarýna adaptasyonunu saðlamak ve bilhassa gece þartlarýnda görüþü kuvvetlendirmek gibi yararlý etkileri vardýr. BORAGE ( Hodon ) : Ýltihaplanmayý azalttýðýndan öksürük ve bronþitte kullanýlýr. Aðýz ve boðazdaki dokuyu yumuþatýr. Anne sütünün artmasýna yardým eder. BURDOCK ( Dul avrat otu ) : Avrupa ve Asya da yetiþen bu bitki halk arasýnda böbrekleri çalýþtýrmak ve romatizmal þikayetleri önlemek amacýyla kullanýlýr. Ayrýca doðal bir kan temizleyicidir. CARROT ( Havuç ) : Mutfaklarýmýza kadar girmiþ olan bu bitki diüretik ve stimülan etkileri ile bilinir. Ayrýca zengin bir Vitamin E ve Karoten derde deva! Pek çok kiþi, kendilerini kurtarabilecek þifalý bitkiler bulunduðu natif ve stimülandýr. Flatulens,dizanteri kaynaðýdýr. Havuç çekirdekleri karmi- halde, çeþitli hastalýklardan acý çekmeye devam ediyor. Eðer þifalý bitkilere karþý daha anlayýþlý olabilse insan, ne kadar saðlýklý ve yaþama sevinciyle dolu olabilirdi. Bitkilerle ilgilenmeye baþlanýlsa, yavaþ yavaþ tüm þikayetlerin sona erdiði görülecektir. Çaðýn insaný yapay bir yaþam sürdürüyor. Kendi içsel gücüyle ayakta kalabilmeyi unutmuþ sanki. Baþarýlý olabilmenin bir bedeli olarak, fiziksel ve ruhsal açýdan omuzlanmak istenen yükler, bedenleri için kaldýrýlamaz bir hale gelen insanlar bunun sonucu ve kronik öksürükte çok faydalýdýr. CAT S CLAW ( Kedi Pençesi ) : Fiziksel ve ruhsal bitkinlik çekenlerde enerji verici, sindirim sistemi rahatsýzlýklarýnda rahatlatýcý bilhassa aþýrý aktif veya stresli yaþayanlar için enerji kaynaðýdýr. CAYENNE ( Kýrmýzý Biber ) :. Kan akýmýný canlandýrýr,kalp, arterler, kapilerler ve sinirleri güçlendirir. Dolaþým ve sindirim sistemi için genel bir toniktir. Çocuk ve yaþlýlarda vücudun zayýflýðýný önler ve vücudu besler. ECHÝNACEA ( Kirpi otu ) : olarak, öncelikle baðýþýklýk sisteminde Günümüzde Avrupa ve ABD de bir çöküþ yaþýyor ve bedeninde her Echinacea nýn en yaygýn kullaným türlü kronik ve alerjik hastalýða açýk hale geliyor. Dönüp doðaya bakmak ve onun olaðanüstü alaný solunum sistemi rahatsýzlýklarýdýr. Bunlar; soðuk algýnlýðý, grip, otitis media, öksürük ve bronþit tir. Echinacea bütün dünyada bu alanlardaki kullanýmý ile haklý bir þöhrete ulaþtý. Bir çok araþtýrma raporu bu durumu desteklemektedir. GARLÝC ( Sarýmsak ) : Önemli miktarda germanyum ihtiva eder. Bu element antibiyotik etkilidir, vücudun baðýþýklýk sistemini destekler, fiziksel dayanýklýlýðý arttýrýr. Ayrýca sarýmsak kan basýncýný düzenler ve kolesterolü düþürür. GÝNGER ( Zencefil ) : Sindirim sistemindeki gazý giderir. Boðaz ve broþlardaki iltihabý çözer, hamileliðin baþlangýcýndaki sabah bulantýlarýný giderir. Sakinleþtirici etkisi vardýr. Migren tipi baþ aðrýlarýný azaltýr. GUARANA ( Brezilya kakaosu ) : Amazon ormanlarýna özgü bir bitkidir. Bilinen en zengin kafein kaynaðýdýr. Ruhsal çöküntü,aþýrý yorgunluk ve stresten kaynaklanan baþ aðrýlarýnda sýkça kullanýlýr. HOPS ( Þerbetçi otu ) : Sinir sistemi üzerine sakinleþtirici etkileri ile bilinen bir bitkidir. Gerginlik,sýkýntý,stres ve asabiyetten kaynaklanan uykusuzluk durumlarýnda kullanýlýr. Uyku verici ve kabuslarý önleyicidir, Kas spazmlarýnda faydalýdýr, Aðrý kesici ve ateþ düþürücüdür, Alkol alma isteðini azaltýr,sinirden kaynaklanan gastrik mide hareketlerini kontrol eder. KAVA KAVA ( Kava biber) : Sinirlilik ve uykusuzlukta kullanýlýr. Kas spazmý ile geliþen kramplarda faydalýdýr. Gece uykusunu düzenler. Kadýnlarda menapoz sýkýntýsýný giderir. LEMON BALM ( Oðul otu ): Sinir sistemi ve uyku rahatsýzlýklarýnda sakinleþtirici olarak kullanýlýr. Sinir bozukluðundan kaynaklanan mide aðrýsý ve tansiyon yüksekliklerinde faydalýdýr. PARSLEY ( Maydanoz ) : Yüzyýllarca Parsley böbrek taþlarý ve safra kesesi taþlarýný düþürmekte kullanýldý. En önemli kullaným alaný böbrek ve kaný temizlemesi oldu. Karaciðer hastalýklarý ile ilgilidir. Büyük olmamak þartý ile böbrek ve safra kesesi taþlarýnýn düþürülmesinde faydalýdýr. PSYLLIUM SEED (Karnýyarýk otu çekirdeði) : Vataný Avrupa ve Asya olan bu bitki demulsent ve emolyent etkileriyle bilinmekte ve halk arasýnda kullanýlmaktadýr. Mükemmel bir barsak ve kolon temizleyicisidir. PUMPKÝN SEED ( Kabuk çekirdeði ): Erkek toniði olarak bilinir. Prostat problemlerine yardýmcý olmak ve erkeklik hormonlarýnýn üretiminin arttýrýlmasý amacýyla kullanýlýr. Ýdrar yollarý enfeksiyonlarýnda aðrý ve yanma hissini azaltýr. REISHI MUSHROOM ( Reishi mantarý ) : Mutfaklarýmýza kadar giren bu bitki halk arasýnda karaciðeri güçlendirmek, hipertansiyon ve romatizmal rahatsýzlýklarda kullanýlýr. RICE ( Pirinç ) : Pirinç mutfaklarýmýza kadar girmiþ bir gýda maddesidir. Pirinç suyu mükemmel bir demulsent ve serinleticidir. ROSE HÝPS ( Kuþburnu): Bilinen en zengin doðal vitamin C kaynaðýdýr. Vitamin C grip,soðuk algýnlýðý, gibi salgýn hastalýklardan korunmada son derece faydalýdýr. Vücut dokularýnýn geliþimi ve güçlenmesi için son derece önemlidir. SCULLCAP ( Takke Otu ) : Bütün sinir hastalýklarýnda sinir toniði olarak önerilir, Ýskelet ve düz kaslarý gevþetir,ýþtah açar,barsak kramplarýný giderir, Uykusuzluða karþý iyi gelir, Yüzyýllardýr kuduz hastalýðýnda görülen hidrofobide kullanýlýr. SIBERIAN GINSENG : Güçlü bir adoptojendir. Vücuda enerji verir,stres altýnda vücut fonksiyonlarýný dengeler ve normalleþtirir. Kan basýncý, kan sirkilasyonu düzenlenmesinde ve kalp hastalýklarýnýn önlenmesinde faydalarý görülmüþtür. SLIPPERY ELM BARK ( Karaaðaç): Vataný Kuzey Afrika olan bu bitki demulsent, emolyent ve ekspektoran olarak kullanýlmýþtýr. UVA URSI ( Ayý üzümü ) : Vataný Avrupa ve Asya olan bu bitki asýrlardýr idrar söktürücü etkileri ile bilinmekte ve halk tarafýndan kullanýlmaktadýr. Bugün de halk arasýnda böbrek,idrar yollarý enfeksiyonlarýnda,yüksek tansiyonda idrar söktürücü olarak kullanýlmaktadýr. VALERIAN (Kedi Otu ) : Sýkýntý, stres ve asabiyetten kaynaklanan uykusuzluklarýn giderilmesinde kullanýlan sakinleþtirici özellikli bir bitki dir. WHÝTE WILLOW ( Ak söðüt): Vataný orta ve güney Afrika olan bu bitki tonik ve astringent özellikte bir bitkidir. Kronik diyare,dizanteri ve barsak kurdu gibi rahatsýzlýklarda kullanýlýr. saðlýðýnýz Saðlýk ve Hareket Dr. Med FAHRETTÝN ADSAY Saðlýklý bir yaþam için hareket mutlaka gerekli ve zaruridir. Ýnsanlarýn yeryüzünde yaþamaya baþlamalarý yapýlan araþtýrmalara göre en azýndan 2-3 milyon seneye dayanýr. Ýnsanlarýn topraða iþlemeleri ise birkaç bin seneye dayanýr. Evulasiyon süreci içinde insanlar hiç þüphesiz bugünün þartlarýndan daha zor yasam þartlarýna karþý mücadele etmiþ ve bu süreçte insan vücudunun bugünkü seklini almasýnda hayat þartlarý hiç þüphesiz önemli rol oynamýþtýr. Ýnsanlar günlük yiyeceklerini bulabilmek için avlanmak ve sürekli hareket halinde olmaya hayat zorlamýþtýr. Tarihi süreç içinde insanlarýn beyni; beynin inteligenz gücü gittikçe geliþmiþtir. Ýnsanýn beyni kendisini rahatsýz eden daha doðrusu her türlü yaþam engellerine karþý devamlý çare aramak çoðu zamanda basarili olmuþtur. Bu çerçevede günlük yasam için fazla zorlanmamak için insanlar taþýma aracý otomobil, uçak vs. bulmuþlardýr. Günümüzde taþýma araçlarý hayati o kadar kolaylaþtýrmýþ ki, özellikle Avrupa da yasayan insanlarýmýz gittikçe vücudun ihtiyacý olan fazlasýndan daha az hareket etmeye baþlamýþ bu da saðlýk için bir tehlike teþkil etmeye baþlamýþtýr. Az hareketliliðin bilimsel olarak ispatlanmýþ vücut üzerinde ki bazý zararlarý söyle sayabiliriz: -Hareketsizlik vücut kaslarýnýn büzülmesine, dolayýsýyla iskeletin sisteminde bir sürü aksaklýðý, eklem aðrýlarýna sebebiyet verir. -Hareketsizlik insani þiþmanlatýr, can sýkýntýsý yaratýr, Agresyona, Depresyona sebebiyet verir. -Ýnsanýn þiþmanlamasýna Diyabet, Hipertansiyon ve Damar kireçlenmesine dolaylý ve dolaysýz sebebiyet verir. -Hareketsizlik, issizlik veya uzun zaman bos kalmalar çoðu kez yukarýda dediðimiz gibi Agresyona, aile huzurunun bozulmasýna, kavga ve gürültüye neden olur. -Uzun süre oturmak zorunda kalan veya ameliyat olan, kemiði kýrýlýp alçýdan dolayý hareketsizleþen insanlarda Akut (acil) damar týkanýklýðý dediðimiz, çoðu kez ölümle sonuçlanan Embolie dediðimiz hastalýða sebep olabilir. Bilindiði gibi insanlarýmýzýn çoðunun özellikle erkeklerin boþ zamanýnýn büyük bölümü kahvede geçer. Hiç þüphesiz sigara dumaný içinde saatlerce zamanýný geçiren insanlarýmýz isteyerek bunu yapmýyorlar, hareketsiz kalýp saðlýklarýný tehlikeye koymuyorlar. Sosyal ve ekonomik nedeni ne olursa olsun bu kadar zamanýný bos geçiren bir toplumun geleceði parlak olamaz. Sosyal ve ekonomik hiçbir sorunu çözemez, saðlýðý da iyileþmez. Eskiden Romalýlarýn dediði gibi; Mens sana in corpare sano yani saðlam kafa saðlam vücutta bulunur. Bebeklere ek tuz verme aklý geliþtiriyor Özellikle premature doðan bebeklere verilen ekstra tuzun bebeklerin ileri yaþlarýnda zeka düzeyini artýrýp daha kolay öðrenmelerini saðladýðý ortaya çýktý. Doktorlar bu geliþme ardýndan anne ve babalarýn evde çocuklarýna ek tuz vermeyi denememelerini zira bilinçsiz alýnan tuzun bebekte tansiyonu yükseltebileceði ve doktorlarýnýn kontrolu ile ancak bebeklere ek sodyum verilmesi gerektiðini belirtiyor. Buna göre doktorlar bebeklerde özellikle erken doðan prematurelerde sodyum eksikliðinin de bebeklerin zeka geliþmesini etkilediðini vurguluyor.

16 Arslan Kerem Dölarslan Sayý 12 ZEYNEP ÝN MASKELERÝ Zeynep in üç maskesi var: Uslu Zeynep, Yaramaz Zeynep, Hýrçýn Zeynep. Babasýnýn yanýnda Uslu Zeynep maseksini takýyordu: - Nasýlsýn Zeynep? - Ýyiyim. - Neler yaptýn bugün? - Hiç... Annesiyle birlikteyken, Yaramaz Zeynep oluyordu: - Çorba içmem! Dondurma istiyorum! - Bu eteði giymem! KÝtap Tanýtýmý/ Mete Alp ÇOCUKLUK SEVÝNCÝ (buðra diye biri, Atila Er, s.53, 1. Basým 2000) Çocuðun iç dünyasýyla, sevinciyle, coþkusuyla örülmüþ yirmi altý þiirden oluþmuþ buðra diye biri. Þair günlük yaþantýsýndaki hemen her þeyi çocuðun gözüyle görmüþ, nesneleri, olgularý, durumlarý bu gözle þiirleþtirmiþ. Çocukça bakýþýn içerisine çeliþkileri, zekice buluþlarý dizelerinin arasýna serpiþtirmiþ Atila Er. Günlük yaþamýmýzdaki kimi darbý meselleri, tekerlemeleri sevimli dizelerle deðiþik söylemlere kavuþturmuþ. Leylek adlý þiirine bakalým: Bir gün sordum anneme / beni nereden aldýnýz diye / durdu baktý yüzüme / dedi leylek getirdi / hayret / onca leylek içinde / hiçbirinin ÇOCUK 16 - Yaatmam! Uykum yok! Kardeþi odasýna girince, Hýrçýn Zeynep oluyordu: - Kalemlerimi elleme! - Resimlerime bakma! - Çok haylazsýn! Küçük kýz maskelerini her zaman yanýnda taþýyordu. Uyurken bile...ne kadar zor, deðil mi? Bir sabah uyandýðýnda maskelerini bulamadý. Aradý taradý, hiçbir yerde yoktu. Kaybolmuþtu maskeler... Ne olacaktý þimdi? Sonunda maskesiz yaþamaya karar verdi. Artýk babasýnýn yanýnda Çocuklara Özgü Oyunlar Günümüzün yaþam koþullarý, teknolojik geliþmeler, insanlara oyun için zaman býrakmasa da, çocuklarda oyun yaþamýn bir parçasý olduðundan hala devam etmektedir. Çocuk oyunlarý, çocuklarýn vazgeçilmez eðlencelerini teþkil eder. Günümüzde eðlence araçlarýnýn deðiþmesi, iletiþim araçlarýnýn geliþmesi sonucu çocuk oyunlarý nitelik deðiþtirmiþ, hatta eskisi gibi oynanmaz olmuþtur. Buna karþýn çocuk oyunlarý okullarda, yoksul kenar semt çocuklarý arasýnda hâlâ varlýðýný sürdürmektedir. Oyun, çocuklarý eðlendirirken ayný zamanda onlarýn sosyal, psikolojik ve fiziksel geliþimine etki etmektedir. Topluca, karþýlýklý anlayýþ içerisinde, birbirine saygý göstererek yaþama duygusunun temelleri oyun çaðýnda atýlýr. Çocuk oyunlarý oynama zamanlarýna, oyun yerine, oynayanlarýn cinsiyetine ve kullanýlan araç- gereçlere göre sýnýflandýrýlmaktadýr. Çok yaygýn olarak oynanan saklambaç oyununu çocuk oyunlarýna örnek olarak verebiliriz. Oyun, açýk alanda ve en az 4-5 kiþiyle oynanýr. Önce ebe seçilir. Ebe seçiminin de çeþitli þekilleri vardýr. Tekerleme söyleyerek sayýþma bunlardan birisidir. Daha sonra kale seçilir; bu bir duvar, aðaç vs. olabilir. Ebe kaleye yaslanýr ve saymaya baþlar. Diðerleri bu esnada saklanýr. Ebe saymayý bitirince arkasýna, yanýna saklanmayý önlemek için ardým, önüm, yaným, yörem sobe der ve arkadaþlarýný aramaya baþlar. Gördüðü oyuncunun ismini söyler ve koþarak kaleye gelip elini dokunur. Ýsmi söylenen oyuncu ebeden önce gelip ebeden önce gelip kaleye gelip elini dokunur. Ýsmi söylenen oyuncu ebeden önce þarkýlar söylüyor, þiirler okuyordu: - Nasýlsýn Zeynep? - Ýyiyim. Sana masal anlatayým mý? Yeni öðrendim. Bir varmýþ, bir yokmuþ... Annesiyle birlikteyken, Yaramaz Zeynep deðildi: - Yatmayacaðým. Polisçilik oynuyorum. Hýrsýzý yakalayayým, uykum gelir. - Peki...Kolay gelsin... Kardeþine kýzmýyordu: - Kalemlerimi ellemeni istemiyorum. Çünkü uçlarý kýrýlýyor. Sadece bir tanesini verebilirim. Hangisini istersin? Maskesiz yaþam ne güzeldi... Mutluydu Zeynep... karný þiþ deðildi / peki / annem neden yalan söyledi. Çocukça sorularla, çocuða ait sorularla, çocuðun dünyasýna girerek akýllýca ve sevimli söylemler buluyor þair. Genellikle sorularla örülüyor þiirler. Yirmi altý þiirde de ayný özellikleri deðiþik tatlarla görmek olasý. Þiirlerde insanla insan, insanla doða hâttâ tüm evren çocuðun gözüyle irdelenir. Böylece çocuða neredeyse eþ, arkadaþ bir þiirler topluluðu çýkar ortaya. Güneþ adlý þiiri de buraya alalým: Güneþ / her gün doðuyor / insanlar bir defa / o hâlâ tek baþýna / insanlarsa çoðalýyor / güneþ / neden yalnýz yaþý-yor. Atilla Er buðra diye biri adlý þiir kitabýyla ince duyarlýlýklarý seriyor önümüze. Kitap içeriðiyle iç düzeniyle bir solukta oku-nabilecek biçimde düzenlenmiþ. Bir çocuðun gözüyle deðiþik tadlar yaþamak isteyenler için bu kitap. gelip kaleye elini dokunursa sobelenmekten kurtulur. Bu þekilde sobelenen oyuncu ebe olur, ebe sayýsý birden çok olursa, aralarýnda ebenin duymayacaðý þekilde meyve veya çiçek adý tutarlar, sonra ebeye hangi meyve veya çiçeði beðendiðini sorarlar. Ebe elma derse, elma seçen ebe olur ve oyun yeniden baþlar. Saklambacýn farklý yörelerde farklý adlandýrýlýþlarý ve oynanýþ þekillerine de rastlanýr. Çocuklar, oyun bittikten sonra bir tekerlemeyle daðýlabilirler. Ýðne battý Canýmý yaktý Tombul kuþ Arabaya koþ Arabanýn tekeri Ýstanbul un þekeri Hop hop hop Bundan baþka oyun yok. Çocuk Oyunlarýndan Örnekler: Bezirgan Baþý: En az 10 kiþiyle oynanan bir oyundur. Oyuncular aralarýndan iki kiþi seçerler. Bunlardan biri altýn saat diðeri altýn bilezik adýný alýr. Sonra ikisi yüzyüze dururlar, elele tutuþup ellerini havaya kaldýrýrlar. Tek sýra halinde dizilmiþ olan diðer çocuklar: Aç kapýyý bezirgan baþý Bezirgan baþý... Kapý hakkýn ne verirsin? Ne verirsin? Arkamdaki yadig r olsun Yadig r olsun tekerlemesini söyleyerek bunlarýn arasýndan geçerler. Dizinin son çocuðu yakalanýr, kulaðýna altýn saat mý istersin altýn bilezik Dünyamýzý Tanýyalým: Kurnaz bir hayvan:tilki Okyanuslar ve Denizler Tilkilerin çok kurnaz olduklarý söyleniyor ve doðrudur. Tilki dünyanýn en kurnaz ve akýllý hayvanlarýndan biridir. Hikayeye göre, bir Tilki bir tavþaný avlamak istiyor. Fakat önce kendisi oynayýp sanki tavþaný görmemiþ gibi yapýyor. Tavþan tilkinin oynadýðýný görüyor ama tilki onu görmemesi için kýpýrdamýyor. Tavþan Tilkinin kendisine yavaþ yavaþ yaklaþtýðýný anlamýyor ve birden Tilki tavþaný yakalýyor. Bu gibi numaralar Tilkiye kurnaz Sevgili anne ve babalar, Bizler zaman zaman çocuklarýmýzýn yaptýklarý yaramazlýk ve hatalardan dolayý mi? diye sorulur. Verilen yanýta göre çocuk soruyu soranlardan birinin arkasýna geçer. Bu iþlem tüm çocuklarýn iki gruba ayrýlmasýna dek sürer. Sonra her iki grup çocuklarý birbirlerinin bellerinden sýkýca tutarlar. Orta yere çizilen bir çizginin iki tarafýnda yer alan gruplar birbirlerini çekerek güç gösterisine girerler. Çizgiyi geçen grup oyunu kaybeder, yenik düþer. Oyun bu þekilde çocuklar býkýncaya dek sürer. Birdir Bir (Uzuneþek): En az 4 oyuncuyla oynanan bir oyundur. Oyuncular arasýndan önce iki kiþi ebe seçilir. Seçilen ebeler sýrtsýrta verirler, eðilip ellerini dizlerine baðlarlar, popolarýný birbirine dayarlar. Diðer oyuncular sýraya girip bunlarýn üzerinden atlarlar. Atlama sýrasýnda düþtükleri takdirde yanýp ebe olurlar. Çocuklar atlarken birdir bir, ikidir iki, üçtür üç, dörttür dört... diyerek atlama iþini sürdürürler. Sonuncusu ise atladýktan sonra ebe oyuncularýn yanýnda yer alýr, eðilir. Ebe üzerinden atlanýrken bazý sayýlarda kimi güldürücü hareketler de yapýlýr. Örneðin yedinci oyuncu yedilim yedili, yediðim tekme der, diðer oyuncular tarafýndan ebe tekmelenir. Sekizinci oyuncu atlarken sekizim seksek der, tek ayak üstünde durur. Bundan sonra atlayacak oyuncularýn atladýktan sonra tek ayak üstünde durmasý zorunludur. Sekizinci oyuncu kendinden sonra atlayan oyuncularý seksek olarak istediði gibi dolaþtýrmak hakkýna sahiptir. Dokuzuncu oyuncu atlarken dokuzum durak der demez seken oyuncularýn olduðu yerde kýmýldamadan durmasý gerekir. Onuncu oyuncu atlarken onum orak, Fatih in toplarý der, ebelerin sýrtlarýný yumruklamaya baþlar. Oyun yeni ebenin belirlenmesiyle ayný tarzda sürüp gider. D ünyada 3 tane Okyanus var. Ýsimleri Atlantik Okyanusu, Pasifik Okyanusu ve Hint Okyanusu. Dünyanýn en büzük Okyanusu Pasifik Okyanusudur. Okyanus-larýn en derin yeri metre derindir. Denizler Okyanuslara baðlýlar; örneðin Akdeniz. Hazýrlayan: Döne Köylüce ve akýlý sözünü söyletiyor. Tilkilerin büyük düþmanlarýndan bir tanesi Kurt tur. Ama Kurtlar azaldýklarý için onlar artýk tilkiler için çok büyük tehlike deðiller. Biz insanlar Tilkiler için daha tehlikeliyiz. Ýnsanlar Tilkileri öldürüyorlar, çünkü Tilkiler çiftlikteki hayvanlarý yiyorlar. Yinede Tilkiler dünyada büyük sayýdalar. Öldürmemiz için bir tane nedende kuduzluðu köpeklere ve baþka hayvanlara bulaþtýrdýklarý içindir. Ama 1983 den beri insanlar balýk veya tavuk baþlarýnýn içine ilaç koyup Tilkilere vererek kuduzu engellemeðe çalýþýyorlar. onlarý cezalandýrmayý düþünüyoruz. Oysa ceza vermeden önce yaptýklarýnýn yanlýþ olduðunu çocuklarýnýzý kanþýmýza alýp onlara anlatmazsanýz, çocuklar bu cezaya Atlantik Okyanusuna baðlý. Denizler okyanuslara göre daha küçüktür. Göl gibi denizlere iç deniz denir.örneðin Marmara denizi veya Hazar denizi gibi. Denizdeki su: Deniz suyunda daha çok tuz var, bu yüzden insanlar deniz suyunu içemiyorlar. Çünkü bir insan deniz suyunu içtiði zaman vücut tuzdan kurtulmak için çok su harcýyor ve böylece kuruyor buda ölüme sebep olabiliyor. SEVGILI ÇOCUKLAR, SIZ BU RESIME BAKARKEN NE GÖRÜYORSUNUZ? o zaman anlam veremezler, çünkü yaptýklarý hareketlerin yanlýþ olduðunu düþünmezler. Ve onlar kendi hatalarýný düzeltmeyi istemezler.buna raðmen onlarý cezalandýrýrsanýz, onlarý dahada aðresif yapabilirsiniz. Buda istediðinizin tersi olmuþ olacak. Markamýzýn garantisi Dönerproduktion Fleischgroßhandels GmbH Yaprak, Kýyma, Tavuk, Hindi Döner Çeþitleri Uygun fiyat, hýzlý servis ve aranan kalite Mercan Döner de Kalitenin adý Lezzetin tadý Güvenin adý MERCAN DÖNER Donnerstraße Dortmund-Asseln Tel: Fax: Mobil:

17 Latin müziði içeren þarkýlarýn satýþýnda artýþ Sayý 12 Plak sanayii yetkilileri güney Amerika veya Latin müziði kayýtlý CD satýþlarýnda 2001 yýlý içinde yüzde 9 artýþ göstererek 50 milyon CD satýþý yapýldýðýný açýkladý. Yetkililer bu satýþlardan 600 milyon dolara bulan plak satýþýnýn gerçekleþtiðini vurguluyor. Amerikan Plak sanayi uzmanlarý CD lerin büyük bir kýsmýnýn yurt dýþýna yapýldýðýna da dikkat çekiyor. Ekonomi uzmanlarý ekonomide yaþanan sýkýntýlara raðmen latin müziðindeki bu artýþýn önemli olduðunu piyasaya yeni bir pazarýn çýktýðýný savunuyor. ABC televizyonunda Habercilerle magazin kavgasý ABD nin üç büyük TV þebekesinden biri olan Disney in sahip olduðu ABC de gecenin geç saatlerinde yayýna giren saygýn haber program Nightline nýn kaldýrýlarak yerine oldukça cývýk CBS TV nin gece geç saatlerinde yayýna giren Letterman shown un konmasý yolundaki haberler TV içinde olaylara yol açtý. Programýn yapýmcýsý deneyimli gazeteci Ted Kopel programýn kalmasýný arzu ettiðini kaydederken ABC TV nin haber bölümünden de kopmalar baþladý. Ermeni asýllý Amerikalý þarkýcý Cher, plastik ameliyatla gençlik peþinde 55 yaþýndaki Ermeni asýllý Amerikalý þarkýcý kendisini hala piyasada çekici olarak tutmak amacýyla sürekli olarak estetik ameliyat olduðunu anlattý. Cher aktörtlerin kendisini aktris, þarkýcýlarýnda kendisini þarkýcý olarak kabul etmediklerine iþaret ederken herþeye raðmen kendisini çekici olarak piyasada tutma yollarýný aradýðýný söyledi. Cher, kalça ameliyatýndan yanak ve yüzde çeþitli estetik ameliyatýna kadar bir dizi ameliyat geçirdiðini ancak geçirdiði ameliyat miktarýnýn paparazzi gaztelerde çýktýðý boyutta olmadýðýný belirtti. Mel Gibson un asker filmi çok kanlý olduðu için eleþtiriliyor Mel Gibson tarafýndan yönetilen ve Vietnam savaþý sýrasýnda meydana gelen bir olayý aktaran Biz askerdik adlý filmde savaþ sahnelerinin çok vahþi ve kanlý olmasý bir çok kiþi tarafýndan eleþtirildi. Gibson bu filmde oynayabilmek için eðitim gördüðünü ve sýký bir antreman yaptýðýný anlatýrken filmin çekimi sýrasýnda gerçeðe uymasý için gerçek askerlerin gözetiminde hareket ettiklerini bildirdi.film için Gibson Beyaz Saray a giderek Baþkan Bush ile özel olarak vizyýona girmeden önceki ilk gösterimi izlemiþti. Zaman içinde seyahat artýk olasý gibi görünüyor Vizyona girecek olan yeni kurgu bilim türü film zaman içinde seyahat tartýþmalarýný yeniden baþlattý yýllarýnda yazýlmýþ olan Zaman makinesi bu kez daha ileri bir dünya ve teknolojiye giderken bilim adamlarýda zaman içinde seyahat olanaklarýný tartýþtý. Uzmanlar bununla ilgili yapýlan son üç deneyde yeryüzünden uzaklaþýldýkça zamanýn yavaþladýðýný ileri sürüyor. ANADOLU MÜZÝK GRUBU Dügün, Nisan, Sünet ve Ballo larýnýzda gönlünüzce eðlenmek için bizi arayýn. Telefonlarýmýz: Stuttgart, Ýbrahim: Mannheim, Mahsun: MAGAZÝN 17 ASTROLOJÝNÝN TANIMI VE TARÝHÝ Astroloji Yunanca daki Astra ve Logos kelimelerinden oluþmuþtur. Astra yýldýz logos da mantýk anlamýna gelmektedir. Güneþin, Ayýn gezegenlerin ve yýldýzlarýn dünyadaki her þeye, bu arada insana etkilerini inceleyen bir bilimdir. Ýnsanýn ve insan topluluklarýnýn üzerinde býraktýðý etkilerini ve bunlarýn sonuçlarýný yorumlayan bir düþünce þemasýdýr. Astrolojinin matematiksel bir köke sahip olduðunu, astronomi ile paralel çalýþmalarýnda görebiliriz. Dünya olaylarýnýn, aralarýndaki matematik iliþki ve devresellik dikkate alýndýðýnda, gök cisimlerinin durumuna baðlý olarak yer aldýðýný gözlemleme tecrübesine dayanmaktadýr Bu bize Astrolojinin gerçek anlamda pozitif temellere sahip olduðunu gösterir. Ýnsanlarýn hayatlarýndaki olaylar da, gök cisimlerinin deðiþen iliþkilerinin, doðum anýndaki pozisyonlarýyla karþýlaþtýrýlmasýna göre þekillenir. Bunlar matematiksel olarak dakik biçimde hesaplanabilmektedir. Yýldýz hareketleri, yýldýz konumlarý ve birbiri ile olan iliþkilerini Astronomik gözlemlerle tespit edilmiþ gök günlüklerinde ( Ephemeris) buluruz. Astrolojinin ikinci bir yaný ise anlamýdýr. Astroloji bir kültürdür,sanattýr.yýldýz hareketleri matematiksel hesaplanabilmeleri dýþýnda,enerjilerinin oluþturduðu etkiler,astrolojinin geliþimi ile oluþmuþ yorumlanabilen kavramlardýr Arkeolojik araþtýrmalar ilkçaðýn gerilerine doðru gittikçe, astrolojinin doðum tarihini de daha gerilere doðru itmektedir. Ýlk çizim kayýtlarý olan Çin deki Fui-Hi trigramlarý, astrolojinin o zamanlar Çin de tanýmý iyice yapýlmýþ durumda olduðunu göstermektedir. Bu çizimler, o sýra henüz dilden dile öðretilmekte olan Hint astrolojisinin ilk kayýtlarýndan daha eskidir. Çinliler kadar Mýsýrlýlar, Kaldae ler, Romalýlar ve eski kavimlerin çoðu astrolojiyi kesinlikle kullanmýþlardýr. Astroloji eski yunandan Roma ya ve Arabistan a geçti. Ama bir tek ülkede baþlamýþ olmadýðý bellidir. Meksika, Orta ve Güney Ame- AYLIK FALINIZ AYLIK FALINIZ AYLIK FALINIZ AYLIK FALINIZ AYLIK rika gibi yerlerdeki eski kayýtlar, astroloji biliminin o topraklarda yaþayan uygarlýðýn ilerlemesiyle doðru orantýlý olarak geliþtiðini ortaya koymaktadýr. Bazý kaynaklara göre astrolojiyi Mu ve Atlantis uygarlýklarýndan kalma bilgi ve sanat olduðu zamanla deforme olup elden ele geçiþlerde deðiþtirildiði söylenir Batý astrolojisi aslýnda ortaçað astrolojisinden geliþmiþtir Eski ve modern tarihin tüm büyük beyinleri, Hipokrat tan Ptoleme ye, Copernicus dan Newton a kadar, iþe hep astrolog olmakla baþlamýþlardýr. Ýnsanoðlu kendini kaderciliðin boyunduruðundan kurtarmaya baþlayýnca, astroloji de fal aracý olmaktan uzaklaþma yoluna girmiþtir. Binlerce yýldan beri,hiçbir kehanet metodu insanlarý Astroloji kadar ilgilendirmemiþtir. Astrolojinin diðer kehanet metotlarýndan büyük farklýlýklarý vardýr,örneðin Müslümanlýk tüm falcýlýk faaliyetlerini yasaklarken Astrolojiyi kabul etmiþtir. Eski Araplarda ve Osmanlý Ýmparatorluðu nda astroloji Ýlmi Nücüm ismiyle uygulanmýþtýr. Astrolojiyi diðer kehanetlerden ayrý tutma sebebi, gök cisimlerinin incelenmesine dayanan bir gözlem ve istatistik ilmi olarak görülmesiydi. Baþlangýçta iki temel astroloji vardýr. Doðal ve iþlevsel Astroloji. Doðal astroloji dalýndan, zamanla astronomi oluþup geliþti. Ýþlevsel astroloji ise, deprem, salgýn, savaþ, iyi zamanlar vb. sýrasýndaki gezegen etkilerinin incelenmesini içeren daldýr. Aþk ve eðlence bakýmýndan hareketli günlerde bulunuyorsunuz. Aslan burcunda bulunan gezegenler bu ay yaratýcýlýgýnýzý kullanabileceðiniz konularý ön plana çýkabilir.yeni ortamlarda ilginç kimselerle tanýþabileceðiniz görülüyor. Sevgiliniz ve ailenizle ilgilenmek ve birlikte tatile çýkmak isteyebilirsiniz. Sezgilerinizin güçlü olacaðý bu devrede þansýnýzý spekülatif konularda deneyebilirsiniz. Yuvanýzda oldukça mutlu olabilirsiniz fakat iþinize ayýrdýðýnýz vakitin bundan fazla olmasý ailevi iliþkilerinize gölge düþürebilir. Bu ay Aslan burcunda ilerleyen Güneþ romantik iliþkilerinize canlanma getiriyor. Eþinizle iliþkilerinizde ise ciddi tartýþmalardan kaçýnmalýsýnýz. Yay burcunda bulunan Marsýn sert açýlarý mesleðiniz konusunda zaman zaman aþýrý tepki vermenize yol açabilir. Bu Ay Aslan burcunda ilerleyen Güneþ ve yöneticiniz Merkür yakýn çevrenizle kurmuþ olduðunuz olumlu iletiþimi ailenizle de yakalayabileceðinize iþaret ediyor. Zaman zaman kendinizi aþýrý çoþkulu ve sevgi dolu hissedebilirsiniz. Ýþbirlikleri ve ortaklýk konularý sizin için bu Ay oldukça çekici olabilir ama fikir deðiþtirmeye çok yatkýn olduðunuzdan karar vermekte güçlük çekebilirsiniz. Parasal konularda önemli geliþmeler gözleyebileceðiniz bir Aydasýnýz.Doðru kararlarý almak ve yatýrýmlar yapmak için uygun fýrsatlar ayaðýnýza kadar gelebilir. Þu sýralar her elinizi attýðýnýz konudan kazanç saðlayabileceðiniz görülüyor. Burcunuzdaki Jüpiterin verdiði olumlu enerji yaratýcýlýðýnýzý güçlendirirken,venüs aþk konusunda gerekli giriþimleri yapabilmeniz için size cesaret veriyor. Burcunuzda bulunan Güneþ güçlü ve dirençli olduðunuz bir devrede bulunduðunuza iþaret ediyor. Fiziksel açýdan forma girebilmek için yeterli motivasyona sahip olabileceðiniz görülüyor.ayrýca bu devrede dikkat çekmek için fazla bir çaba sarfetmeniz de gerekmiyor. Bu Ay güzellik ve bakým fýrsatlarýný deðerlendirmelisiniz. Romantik iliþkilerinizin seyrinde olumlu geliþmeler var... Bilinçaltýnýzýn güçlü iþleyiþini yaratýcý faaliyetlere kanalize edebilirseniz çok mutlu olabilirsiniz. Bu Ay Aslan burcunda bulunan Güneþ sizi karþýlýksýz yardým etme ve baþkalarý için çalýþabilme konusunda yönlendirebilir. Bilinçaltý huzursuzluklarýnýzý bu þekilde aþabileceðiniz görülüyor. Yuvanýzda çýkabilecek ufak sorunlarý büyütmemelisiniz. Romantik yaþamýnýz ise biraz daha özen istiyor. Doðum astrolojisi olarak krallarýn, yöneticilerin horoskoplarýyla, daha sonra da herkesin horoskoplarýyla ilgilenmeye baþladý. Modern çaðda, týpký diðer bilimler gibi astroloji de uzmanlýk alanlarýna bölündü. Bunlara örnek olarak, astro-patoloji, horoskop astrolojisi, politik Astroloji sayýlabilir. Ýslamiyet Astrolojiye önemle iþaret etmiþtir. Kuran-ý Kerimde gök cisimlerinin yeryüzündeki yaþama olan etkileri bir çok ayetle belirtilmiþtir. Çok okuyan, kalemi bulan ve yazý yazan ilk peygamber olan Ýdris peygambere burçlar ilmi verilmiþ ve kendisi de bunu geniþletmiþtir. Ýdris peygamber kendisine indirilen vahye dayalý bir þekilde burçlar ve yýldýzlarýn gerek insanlar gerek yeryüzündeki mevcut birimler üzerindeki tesir ve önemini anlatmaya çalýþmýþtýr. Astroloji geniþ bir dil olmasýna karþýn temelini oluþturan 4 temel kavram vardýr. Astroloji yolculuðumuza çýkmadan önce bu temel kavramlar hakkýnda kýsaca bilginizin olmasý faydalý olacaktýr. 1-ZODYAK: Gök kubbede on iki burcun eþit aralýklarla dizildiði kuþak, güneþin çiziyormuþ gibi göründüðü yol olup; bu yolun düzlemi ekvator düzlemine 23 derece 27dakikalýk bir açý oluþturmaktadýr. Bu düzlemin on iki bölümü, zodyak ýn burçlarýdýr. 2-EVLER: Yaþam üzerinde etkili olan alanlar. Ýþ,saðlýk,aþk vs. Bunlar hayatýn on iki ana bölümüyle ilgilidir. 3-GEZEGENLER: Yaþayan varlýklarý etkileyen kozmik kuvvetler. Güneþ,Ay, Merkür vs. 4-AÇILAR : Etkili kuvvetlerin(gezegenlerin) birbirleriyle olan pozisyonlarý. Açýlar, gök cisimlerinin arasýndaki devresel ve geometrik karþýlýklý iliþkidir. Bu açýsal iliþkilerin bazýlarý uyumlu etki gösterirken, bazýlarý ters, bazýlarý da deðiþkendir. Týbbi ve psikolojik çalýþmalarda olduðu kadar, radyo sinyalleri ve baro metrik deðiþiklikler de,bu açýlarýn son derece önemli olduðu vurgulanmaktadýr. kýz kulesi... Yaþamak, yaþamaktýr, uðruna savaþmayý bil Merhaba Bundan böyle bu köþemde sizin sorularýnýza ve sorunlarýnýza cevap vermeye çalýþlacaðým. Yaþadýklarýmdan öðrediklerim diye izah ettiðim bilgilerimi sizinle paylaþmaktan mutluluk duyacaðým. Bana sorunlarýnýzý ve Toplumsal yaþantýnýzýn son derece aktif olabileceði bu devrede organizasyon konularýnda baþarýlý olabileceðiniz görülüyor.aslan burcundaki Güneþin ve Merkürün desteðiyle grup çalýþmalarýnda aktif olabilir yaratýcý fikirlerinizi uygulamaya koyabilirsiniz.. Bu Ay maddi konularda fazla açýlmaya yatkýn oluþunuz bütçenizi yeniden gözden geçirmenize neden olabilir. Ortaklaþa çalýþmalarýnýzdan verim alabileceðiniz bir devredesiniz. Aslan burcunda bulunan Güneþin ve Merkürün verdiði enerji meslek yaþantýnýzda ön plana çýkma isteðinizi arttýrýyor. Baþarýnýzýn sebebi aþýrý çalýþmanýzýn yanýsýra duygusal yaþantýnýzda beklediklerinizi bulamamanýz olabilir. Kendinizi toplumla bütünleþtirebileceðiniz tüm olaylar þu sýra sizin için önemli bir motivasyon kaynaðý olacaktýr. Fiziksel enerjinizin yoðunluðu koþuþturmanýz için gerekli desteði veriyor. Aslan burcunda bulunan Güneþ ve Merkürden aldýðýnýz olumlu etkiler yeni kültürlere duyduðunuz ilgiyi arttýrýrken seyahat fýrsatlarýný da gündeme getirebilir. Eðitim konularýnda çok hevesli ve enerjik olabileceðiniz bir devredesiniz. Dünyaya iyimser ve felsefi bir gözle yaklaþmanýz çevrenizde olumlu bir izlenim býrakmanýza neden olurken bir çok eðitim fýrsatýný da deðerlendirmeniz mümkün. Disiplinin sözkonusu olduðu her türlü konuda yeteneklerinizi ortaya koyabileceðiniz bir Aydasýnýz. Bu devrede ailenizle olan iliþkilerinizden memnuniyet duyabilir hatta birbirinize maddi konularda fazlasýyla destek olabilirsiniz. Karþýt burcunuzda ilerleyen Jüpiter ve Venüsün desteðiyle aþk ve toplum yaþantýnýzda þanslý bir dönem geçiriyorsunuz. Spekülatif konulara gerçekçi bir gözle yaklaþabilir ve açýlmamak kaydýyla kazanç saðlayabilirsiniz. Bu Ay karþýt burcunuz Aslanda bulunan Güneþ ve Merkürün etkileri, çevresel iliþkilerinizin yaþamýnýzda önemli bir yer tutabileceðine dikkat çekiyor. Ýþbirlikleri için gerekli motivasyona sahip olabilir ve yardýmlaþmanýn önemini kavrayabilirsiniz. Ýkili iliþkileriniz size maddi kazancýn yanýsýra duygusal destek de saðlýyor. Eþiniz veye ortaðýnýzla çýkabilecek sorunlarý ise hoþgörüyle aþabilirsiniz. Düzenleme,planlama,servis gibi iþlerinizden zevk duyabileceðiniz ve canla baþla çalýþabileceðiniz bir devredesiniz. Çalýþma arkadaþlarýnýzdan her konuda destek alabileceðiniz görülüyor. Kendinizi çalýþmaya fazlasýyla adamak vucudunuzu dolayýsýyla saðlýðýnýzý ihmal etmenizi gerektirmemeli. Varolan saðlýk sorunlarýnýza kolaylýkla çözüm bulabileceðiniz görülüyor.yengeç burcunda ilerleyen Venüs ve Jüpiter romantik iliþkilerinizin önem kazandýðýný vurguluyor. ZELÝHA Bu dünyada yalnýzca bir defa geçeceðim. Bu nedenle, eðer gösterebileceðim bir nezaket veya yapabileceðim iyi bir þey varsa býrakýnda onu þimdi yapayým. Benim onu ihmal edip ertelememe fýrsat vermeyin, çünkü bu yoldan bir daha geçmeyeceðim diyor De Grellet. Neden huzur ve mutluluk, mutluluk ve iyilik bir araya pek gelmiyor? Neden dalgalý bir okyanustaki yalnýz bir deniz feneri gibi, mutluluk, huzursuzluklarla kötülüklerin arasýnda çýkýyor? Rahatlýkla geçip feraha ulaþacaðýmýz bir çok kapýyý kendi inançlarýmýz, korkularýmýz, endiþelerimizle daraltýp kendimizi kendimize tutsak ettiðimizi çok geç fark ederiz. Kendi geçmiþimizden geleceðimize uzanan yolda karþýmýza çýkan dar kapýlarý neden aþamayýz neden takýlýr kalýrýz oralarda, nedir bizi durduran, nedir bizi gelecek piþmanlýklara hazýrlayan? Neden bir türlü istediðimiz gibi yaþayamayýz Yanlýþ bir þey yapmak istemiyorum. Yanlýþta yapsam önemli olan bunu anlayýnca sürdürmemdir. Ýnsanlar yaþam boyu mutluluk peþinde koþarlar, asla sürekli mutluluðu bulamazlar, hiç bir þey planladýðýmýz gibi gitmez, isteklerin sonu gelmez. Kimleri olduðu yerde kalýr ayaðýna gelmesini bekler, istedikleri gerçekleþmeyince de mutsuz olurlar. Ben arayan takýmdaným. Ýyi þeyler durup dururken ayaðýna gelmez. Ýyi þeyler çok sýkta bulunmaz biliyorum. çünkü bugün bitiyor, yarýn geliyor. O nedenle bulunca onu yaþamaya karar veriyorum. Yarýnýn nasýl bir gün olacaðýnda hiç bilmiyoruz. Günahý, acýyý, vicdan azabýný kapýlardan sýðdýrmak kolay deðil, bütün kapýlarý yýkmak gerekir. Yýkýntýlardan bir ýþýða çýkmak kaybetmenin acýsýný yaþamadan kazanmanýn lekesiz sevincini yaþamaya izin vermiyor tanrý. Bundan sonraki piþmanlýklarým, yaþadýklarýmdan olmayacak, yaþamadýklarýmdan olacak. Kýrka bir kaç yýl kaldý. Kýrk demek bile garibime gidiyor. Güzel olmak güzel kalmak için elimden geleni yapmalýyým. Mutsuzluða boyun eðmemeliyim. Her þey kader deðil. Ona, buna yada sana göre Yanlýþ yapabilirim ama onlar benim yanlýþlarým. Kimseye zarar vermeden, her istediðimi yaparak Yaþamak istiyorum. hiç bir þeyi ertelemeden, piþman olmaktan da korkmadan. Yaþamýn ne zaman noktalanacaðý hiç belli deðil. Onun için bana kýzma, kýzma ki bende senden bir þey gizlemeyeyim, dost olalým birbirimize her þeyi anlatalým.. Yaþýyorum, varým, buradayým, geliþiyorum. Yaþamýmý baþkalarý deðil kendim oluþturuyorum. Kendi kusurlarýmý, yanlýþlarýmý, suçlarýmý açýk yüreklilikle kabullenmeliyim. Yokluðumun acýsýný hiç kimse benim kadar duyamaz, ama yarýn yeni bir gün ve yataðýmdan çýkýp yeniden yaþamaya baþlamaya karar vermeliyim. Baþaramazsam insanlarý, Yaþamýný yaþa Tanrýyý suçlamanýn anlamý yoktur. Yaþamak Fýrsattýr, yararlanmayý bil. Yaþamak güzelliktir, kýymetini bil. Yaþamak mutluluktur tatmayý bil. Yaþamak rüyadýr, gerçekleþtirmeyi bil. Yaþamak meydan okunmasýdýr sana, karþý çýkmayý bil. Yaþamak görevdir, tamamlamayý bil. Yaþamak oyundur, oynamayý bil. Yaþamak servettir, korumayý bil Yaþamak aþktýr, sevgidir, keyfini çýkarmayý bil. Yaþamak bilmecedir, çözmeyi bil. Yaþamak verilmiþ bir sözdür, tutmayý bil. Yaþamak hüzündür, aþmayý bil Yaþamak þarkýdýr, söylemesini bil. Yaþamak mücadeledir, kabullenmesini bil. Yaþamak trajedidir, göðüslemeyi bil. Yaþamak þanstýr, kullanmayý bil Yaþamak maceradýr, göze almayý bil. Yaþamak çok kýymetlidir, mahvetmemeyi bil Yaþamak Yaþamaktýr, uðruna savaþmayý bil. (Rahibe Teresa) sorunlarýnýzý mektup veya ile iletebilirsiniz. Adress: Hack str Stuttgart Hayaller gerçek oluyor poma tarihte ilk kez Ýnsanoðlunun senelerdir süren, vücudun bir yerinde sabit olarak bir bilgisayar taþýma hayalleri gerçek oluyor. Bugüne kadar sunulan Wearable Computing teklifleri uçuk bir science- fiction filmini andýrýrken, Hitachi þirketinin yeni poma adlý teklifi hiç de uçuða benzemiyor. Çalýþma sistemi Microsoft un Portable Multimedia Appliance kelimelerinden oluþan poma, 310 gramlýk CPU (140 x 90 x 26 mm) ve saçlarda taç þeklinde kullanýlabilecek 80 gramlýk bir displayden oluþuyor. Bunlarýn yaný sýra kumanda görevini üstlenen küçük bir cihaz bilgisayarý tamamlýyor. Hitachi ilginç bilgisayara 128 MHz lik bir prosesörün yanýnda, 32 MB lik hafýza hazýrlýyor. poma nýn çalýþma sistemi Microsoft un Windows CE aracýlýðýyla piyasaya sürülecek. Nisan ayýnýn sonunda geliyor Yalnýzca ilginç bir görünümle yetinmeyen poma, birçok deðiþik hünere sahip. Taþýyýcýsýna internete girebilme ve e-posta gönderme imkanýný saðlayan ilginç cihaz, ayný zamanda müzik dinletiyor, video izletiyor ve oyun oynatýyor. Mp3 çalarý sistemde mevcut. Lityum-iyon aküsüyle çalýþan mini-pc, Nisan ayýnýn sonunda 1500 dolara piyasaya sürülecek.

18 F I K R A L A R PATATEEEEEESS Askerde kamuflaj yarýþmasý var... Herkes çuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atýyor onlarda hayvan sesleri çýkarýyorlar komutan onaylýyor... Birinci çuvala yürüyor. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalý... Ýkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beðeniyor. Böyle on on beþ çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapýyorlar... En son çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan sýzmaya baþlýyor. Beþ dakika sonra da ince, bitkin bir ses: Patateeeeeees KULAK YOK! Adam, korkunç bir kazada kulaklarýnýn ikisini birden kaybetmiþtir. Bu alýþýlmadýk durum onu oldukça hassas ve alýngan bir kiþi yapmýþtýr. Kaza sonucu sigorta þirketinden aldýðý rekor tazminat, acýsýný oldukça hafifletmiþ ve ona her zaman hayalini kurduðu iþini kurma olanaðý vermiþtir. Gider ve geliþen, küçük bir bilgisayar þirketini satýn alýr. Ancak hiç yöneticilik deneyimi olmadýðýný görür ve birilerini iþe almaya karar verir. Üç tane aday seçer ve her biriyle tek tek görüºür. Ýlk aday oldukça iyidir ve adam onu sevmeye baþlar. Derken adama sorar, Bende alýþýlmadýk bir þey görüyormusun Adam yanýtlar, Eðer onu kastediyorsanýz, kulaklarýnýz yok. Adam üzülmüþtür, derhal adayý odadan kovar. Ýkinci aday, birinciden de iyidir. Konusmanýn devamýnda adam ayný soruyu ona da sorar, Bende alýþýlmadýk bir durum görüyormusun Aday, Evet der, Kulaklarýnýz yok!. Adam üzgün ve kýzgýn, onu da dýþarý atar. Derken sýra üçüncü adaya gelir. Üçüncü, tümünden de iyidir. Tüm sorulara mükemmel yanýtlar verir. Adam heyecanla sorar, Bende, alýþýlmadýk bir durum görüyormusun aday, Evet, kontakt lens kullanýyorsunuz. der. Adam iyice heyecanlanmýþtýr, Çok iyi! bu senin zeki biri olduðunu gösterir, nasýl anladýn. Basit der aday, Kulaklarýn yoksa gözlük takamazsýn! SAF VATANDAÞ Gazete satýcýsý, tuttuðu köþesinde baðýrýyordu: - Ýkinci baskýýý bin lira... Ýkinci baskýýý bin lira... Birisi parayý ödedi, gazeteyi aldý gitti. Biraz sonra geri dönüp, söylenmeye baþladý: - Niye yalan söylüyorsun? 100 bin liraya sattýðýn gazetenin üzerinde Fiyatý 50 bin liradýr yazýyor. Gazete satýcýsý, piþkin: - Aman amca! Sen gazetenin her yazdýðýna inanacak kadar saf mýsýn? BULMACA SÝZÝN SAYFA 18 ÞÝÝR DE KADIN DUYARLIÐI 3 GÜNEÞÝ ÖZLÜYORUM Güneþi özlüyorum Bu ýslak Bu yapýþkan Bu pis Yapay sevinçlerin Yer aldýðý karýnlýk dünyada Deðiþtirecek olumsuz yargýlarý, Ölümü yaþama dönüþtürecek, Çirkini güzele, Azý çoða, Bencilliði, özveriyi Sevgiyi, sevgisizliði Tutsaklýðý, özgürlüðü... Güneþ Yýkayacak yürekleri aydýnlýðýnda. Çorak ikilimlerde bolluk bereket, Ekeneklerde baþak, Ambarlarda un. Ot vermeyen arýk topraklarda Renk renk çiçek Her biri ortak bölüþülecek. Ýnsanlýðýn paraya tutsak edilmediði Bir yeryüzü... Güneþi özlüyorum Barýþýn, Onurun, Emeðin, Bayraðýný yükseltecek. Iþýl Ergin SABAH KUÞLARI Gök yollarý yakut ve erguvandan Sezilmez anlarla geniþliyor tan Gecenin karanlýk, ýssýz daðýndan Süzülüp uçmada hülyalý kuþlar... Hangi rüya size açtý bu yolu? Uçun uçun gökler altýnda buðulu! Bir böyle uçuþun hasreti dolu Benimde gönlümde, sevdalý kuþlar... (Sabah kuþlarý 1943) Þüküfe Nihal GÖNÜL ÇEÞMESÝ Akþamýn dökülen gülleri suda Çapkýn yýldýzlarýn elleri suda Dolunay gelindir telleri suda Gündüz sustun gece söyle gönül çeþmesi Sonsuza köprüdür dað, tepe, bayýr Irmaklar düþünür pýnarlar uyur Susayan ruhlarý seninle doyar Gündüz sustun gece söyle gönül çeþmesi Hep sana uzanýr gölgeden yollar Üzgün bulutlara özlemin dolar Gözüne deðmeyen çiçekler solar Gündüz sustun gece söyle gönül çeþmesi Silinsin bu akþam dünyanýn pasý Yeniden tutuþsun kalbin yarasý Dolsun þairlerin sihirli tasý Gündüz sustun gece söyle gönül çeþmesi Ayla Oral KADINLARIN SAÇLARI UZUN Biz kadýnlarýz, saçlarý uzun, gül takarýz Bilmez gibi görünür de çok þeyleri Bilir, duyar, susarýz Biz ki, canýmýzdan koparýyoruz bir caný Yarýsý süste olsa da aklýmýzýn Öbür yarýsý ile bilmezden geliriz Artýk deðeri, kara-ak ayrýmýnýn. Biz þimdi susuyoruz ya, bakmayýn Yanyana gelip çoðalýyoruz Bir gün dünyanýn yönetimine Boyalý saçýmýz, küpeli kulaðýmýz; Yüzüklü parmaðýmýzla el atacaðýz. Muazzez Menemencioðlu BÝR DÜNYA KIRGINI Bir suskunluðu tutan gece kuþu Ýniyor baþ döndürerek Duruklardan uçurumlara bilinçsiz Bilinmez geçitler yol vermezken Ne bahar gelmiþ ne aydýnlýk Ne gerçek ne inanç Yavaþan bir bitiþtir istek Dönüþürken olumsuzluða yoklarda Ezilen tüm dünyalýlarýn düþleri kopmuþ Ýncedir bir insan yüreði hepsinden Bir gün kýrýlan bir dünyalý Alýp kýrýk yüreðini bir denizine atýverdi dünyanýn Itýr Gürdemirel Hazýrlayanlar: Mete Alp, Þükrü Yýldýz, Ýbram Erdem BUNLARI BILIYORMUYDUNUZ? Kadýnlar erkeklere nazaran daha yavaþ yað yakarlar. Kadýnlarýn kalbi erkeklere nazaran daha hýzlý atar. Kadýnlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kýrpar. Erkekler kadýnlara oranla küçük yazýlarý daha iyi okurlar ama kadýnlar daha iyi duyar. Amerikan erkeklerinin %80 i ayný kadýnla tekrar evlenirim der. Amerikan kadýnlarýnýn %50 si ayný erkekle tekrar evlenirim der. Boþandýktan sonra daha mutluyum diyen Amerikan erkeklerinin oraný %58, kadýnlarýn oraný ise %85. Kadýnlara oranla erkekler daha fazla. Victoria zamanýnda kadýnlar göðüslerini büyütmek için çilek banyosu yaparlardý. Erkekler kadýnlara göre on kat daha fazla renk körü oluyor. Sadece bir tane kovboy filmi kadýn yönetmen tarafýndan çekilmiþtir. Erkekler kadýnlara oranla altý kez daha fazla elektriðe çarpýlýrlar. Muz ve yeþil elma koklamak kilo vermeye yardým eder. GÜZEL KIZA Seni tanýmýyorum Güzel kýz Ama hoþuma gidiyorsun iþte! Kimbilir belki aþýðým sana Belki deðilim, Kimbilir Seni tanýdýktan sonra güzel kýz Hoþuma gitmezsin artýk Ýhsan Aslan ACIMSI ÞÝÝR Halil emmi Kýþ geceleri Soðuk yataðýnda Sýcak düþlerde Doldururdu Ilýk yüreðimi Ýhsan Aslan GÜN VURULDU rüzgarýn dudaklarýnda kederli bir ýslýk -notalarý çýplakezgisi titriyor. bir eþkýya, rüyasýnda küheylanýn peþinden koþuyor. bir küheylan, rüyasýnda eþkýyadan kaçýyor. þehrin üzerinde küfürbaz bir kükürt bulutu. tenler,gecenin kalýbýnda kil renkli yontu. uyanýn! güneþ ölü doðdu Hakan Kurioðlu Þ Ý Ý R TARÝHÝN ÇEKTÝKLERÝ çaðlarýn koynunda aðlayan aþklarla geldim, tenime nakþolan, tarihin çektikleri. her geçitte bir efsundan yol aldým, tunçtan kadehlerdeydi týlsýmzedelerin iksirleri. destanlardan kovulmuþ þer kehanetlere rastladým, yüzlerine sinmiþti mazilerinden kalýt þerikleri. ozanlarýn gamlý ezgilerini derledim, tele deðil zalimeydi mýzraplarýn hüneri. mezatlarda kölelere sarýldým, ruhlarý terketmiþti ölgün yüzleri. kuþatmalarda þahmerdan salladým, benimkisi kuþatýlanlarýn zaferi. Hakan Kurioðlu 300 den fazla Milli formayý giyen Ordu bölgesi judocularýndan Neþe ÞENSOY madalyaya doymuyor. 16 kez Türkiye þampiyonu, 3 kez Türkiye 2 cisi, 3 kez de Türkiye 3 cüsü olan Þensoy ayrýca; 1999 Grand Prix Rusya Üçüncüsü 1999 Grand Prix Bulguristan Birincisi 1999 Grand Prix Tunus Birincisi 1999 Uluslararasý Ýstanbul Boðaziçi Turnuvasý Birincisi 2000 Uluslararasý Ýstanbul Boðaziçi Turnuvasý Birincisi 2000 Grand Prix Beyaz Rusya Üçüncüsü 2000 Grand Prix Çekoslavakya Üçüncüsü 2000 Grand Prix Macaristan Ýkincisi 2000 Grand Prix Bulgaristan Ýkincisi ELÝF SARP 13 Mart 2002/ ANKARA 8 MART A VE TÜRKÜLERE DAÝR Ne demiþ ustamýz Nazým Türkülere; Ýnsanlarýn türküleri kendilerinden güzel, Kendilerinden umutlu daha uzun ömürlü kendilerinden, Sevdim insanlardan çok türkülerini, Ýnsansýz yaþayabildim türküsüz hiçbir zaman. Evet benim içinde böyle kesinlikle.müzikte deðiþik türleride seviyorum ama türkülerin tadý bambaþka bana göre.geçtiðimiz günlerde biliyorsunuz 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar günü kutlandý. Bir kaç yere konuk olarak katýldým yani türkülerin konuðu.ama bu toplantýlardan birine giderken geçtimiz ay içinde bir rahatsýzlýk yaþadýðým için katýlýp katýlamayacaðýmý kendi kendime sorarken yüreðimin hiç bir þey dinlemediðini hissettim.çünkü biz kadýnlara dair olan þeyleri birazcýkta olsa kendi sesimizden yani kadýn soluðundan anlatýmlara ayýrmalýyýz diye düþündüm bir kadýn anlatmalý türkülerini, sorunlarýný öncelikle. Bir bütün olduðumuz bu yaþamda herkes kendini ifade edebilmeli hak ve özgürlüklerini alabilmek adýna. Dünyayý her anlamda her koþulda birlikte kadýn, erkek hep birlikte sýmsýký yakalamalý ve yaþamalýyýz. Toplantýya denk düþmesi için kadýnlarýn söylediði türküleri düþündündüm öncelikle halk türkülerindeki aðýtlar, ninniler geldi aklýma sonra gurbet türküleri, kýna ve oyun türküleri ve daha bir sürüsü. Ama içlerinde aþk ve sevda türkülerine rastlamak pek mümkün deðil. Neden mi? Çünkü hepimizin bildiði gibi erkek eðemen ve ataerkil bir toplumsal yapýya sahip olduðumuz için kadýnlar sevdalarýný söyleyememiþ, bunu söylediðimde þunu söyler birçok sanatçý arkadaþým ama tüm türkülerin çoðunluðuda kadýnlara duyulan aþktan çýktý; siz olmasaydýnýz Karacaoðlan onca sevda türküsünü nasýl söylerdi Güzel ne güzel olmuþsun görülmeyi görülmeyi, ya Aþýk Veysel in dediði gibi Sen bir ceylan olsan bende bir avcý seslesem elimde tuz ile seni ve Emrah Tutam yar elinde tutam Çýkam daðlara daðlara ve daha nice söylenmiþ türkü.evet haklýydýlar bu söylemlerde bende bunu kabul ediyorum zaten. Hepimizin çok bildiði Kýrmýzý gül demet demet ile baþladým türküleri söylemeye. Bu türkü bir ananýn oðluna söylediði aðýttýr. Öylesine içli öylesine güzel söylenmiþki Bedri Rahmi nin dediði gibi Altlarýnda imza yok ama içlerinde yürek var. Ve daha birkaç türküyle salondaki insanlarýn yürek içlerine doðru uzandým yanýmda oturan kadýn þair bana döndü ve hep kýskanmýþýmdýr dedi güzel sesi olan insanlarý sonra gülümseyerek bana baktý. Daha sonra þiirler okundu kadýn üzerine eleþtiri ve söyleþilerle noktalanan sade bir gün olmuþtu bu yýlki 8 Mart. Gelecek yazýlarda sizlere Türkülerin öykülerine ve türkülere dair söylemler üzerine yazý yazmak umuduyla diyorum. Türkü soluðunda yaþamak dileðiyle, bir merhabanýz bin olsun. Ufkunuz hep bembeyaz olsun, Ankara dan sevgiler... ÞENSOY MADALYA YA DOYMUYOR 2001 Uluslar arasý Ýstanbul Boðaziçi Turnuvasý Birincisi 2001 Grand Prix Tunus Üçüncüsü 2001 Grand Prix Polonya Üçüncüsü 2001 Grand Prix Avusturya Birincisi 2001 Akdeniz Oyunlarý (Tunus) Birincisi 2002 Dünya Grand Prix A Katagorisi Avusturya Birincisi 2002 Grand Prix A Katagorisi Bulgaristan Ýkincisi 2002 Grand Prix A Katagorisi Çekoslavakya Ýkincisi Soldan saða: 1. Afakan 9. Filistin Lideri 10. Bayramlarda kurulan süslü kemer 12. Çocuklu adam 13. Sanki 15. Vilayet 16. Gemi görevlisi 18. Cilve 20. Engel 21. Üzeri mine kaplý olan 23. Kimyada artý kutup 25. Ýþçi 27. En kýsa zaman 28. Bir görev yerine getirme Yukarýdan aþaðýya: 1. Bakanlar kurulu 2. Yari açmak 3. Tanrý 4. Dört bir taraf 5. Baryumun simgesi 6. Tayin 7. Gümüþ baliði 8. Kýsaca kuzey Atlantik savunma paktý 11. Kimyada eksi kutup 14. Ýnek yavrusu 17. Is ve ilgili 19. Cað, devir 22. Yemenin Plakasý 24. Tastýk etme 26. Kýsaca edebiyat 28. ABD eski baþkanlarýndan Eisenhover in bilinen lakabý 30. Notada duraklama 32. Bir Ülke 34. Ýlaç, çare 36. Çaðýrma sözü

19 Bu baþlýk altýnda yazý yazmak için kedimi çok zorladým. Zira Türk çocuklarý ve öðrencilerinin 1960 yýlýndan itibaren sorunlarý bir türlü çözüme kavuþamadýðý kanadýný taþýyorum yýllarý arasýnda Türk Ýþçi Çocuklarýnýn Eðitim ve Öðretim Sorunlarýný, bir eðitimci olarak, çeþitli vesilelerle ve muhtelif zamanlarda ve Ankara da Milli Eðitim Bakanlýðý Yurtdýþý Ýþçi Çocuklarý Eðitim- Öðretim Müdürü olarak ve Bakanlýklar arasý Kültür Komisyonu ve ayný zamanda UNESCO Ankara teþkilatýnda üye iken Türk Ýþçi Çocuklarý Eðitim ve Öðretim sorunlarý konusu ile dile getirmiþtim yýlýnda, Alman makamlarýnýn beni göreve getirmeleri ile öðretmen olarak çalýþtýðým ve emekli olduðum 1998 yýlýna kadar da Türk Ýþçi Çocuklarýnýn sorunlarýný, yapýlmasý gereken iþleri, tedbirleri, projeleri ve programlarý defalarca zamanýn Çalýþma ve Milli Eðitim Bakanlarýna ve ayný zamanda o zamanýn Baþbakaný Sayýn Bülent Ecevit e vermiþtim. Þöyle ki: Yýllardýr bütün dünyada basýn ve diðer yayýn organlarýnýn, devamlý konusu olan YURT DIÞINDAKÝ ÝÞÇÝ ÇOCUKLAR ayný zamanda bir çok yazarlarýn da konusunu teþkil etmiþtir. UNESCO gibi büyük bir teþekkülün ise yakýn zamandan beri programý kapsamýna girmiþtir. Ýþte bugüne kadar çözülmeyen ve çözümünde güçlüklerle karþýlaþýlan ÝÞÇÝ ÇOCUKLARININ eðitim ve öðretim problemi, tahmin ederim bundan sonrada bir açýklýða kavuþur. Konuþmam ve vereceðim cevaplar gerçekleri ifade ediyor. Bunun için, hiç bir makam ve resmi kuruluþ, konuþmamý yadýrgamasýn ve beni yanlýþ kabul etmesin. Sorulara vereceðim yanýtlar mutlaka kaynaklara dayanýr. T ü r k iþçisi 1960 yýlýnda Türkiye dýþýnda iþ ara- maya koyulmuþtur. Avrupa ve diðer kýtalardaki ülkelerde, devletin resmi kuruluþu olan ÝÞ VE ÝÞÇÝ BULMA- Kurumu dýþýnda giden illegal emekçi kitlesi, aynen legal olarak giden emekçi kitlesinin birlikte götürdüðü problemleri götürmüþtür. Ýþçi alýþ veriþine baþlandýðý zaman, birlikte götürülecek problemler düþünülmemiþ, iþçinin emeði ve onun saðlayacaðý döviz düþünülmüþtür... Hiç kimse onlarýn: a) Ailevi, b) Sosyal, c) Çocuk ve okul, d) Bakmaya muhtaç olanlarýnýn, e) Kendileri dýþýnda kalanlarýnýn hastalýk, tedavi ve terekeleri, f) Ceza ve birçok hukuki davalarý ile ilgili problemlerini ve bilhassa konut sorunlarýný etraflý olarak düþünmemiþtir. Bidayette sayýlarý kabarýk olmayan iþçimizin zaman zaman beliren bu problemleri, iþçi sayýsýnda artma olmaya baþlayýnca daha da çoðalmýþ ve bu kez mücadele güçlüðü doðurmuþtur. Ýþte bugün çözümüne baþlanan geçmiþteki problemler, Türkiye ye bir kaç neslin kayýp olmasýna mal olmuþtur. Göçmen iþçi kabul eden ülkeler, kendi düþündükleri gibi bazý tedbirler almýþlardýr. Ancak bu tedbirlerin alýnmasýnda geç kalýndýðý, henüz fayda getirmediði malumumuzdur. Kendi aralarýnda göçmen iþçi kabul eden Avrupa ülkeleri, göçmen iþçisinin ailesinden kopmamasý için, çok erkenden tedbirlerini almýþtýr. Örneðin: Ýskandinav ülkelerinden birinden diðerine gidecek iþçiye, rehberlik edecek bürolar, göçten evvel, göç etmek isteyen iþçiye, gideceði ülke hakkýnda etraflý bilgi vermekte ve iþçinin ailesinden kopmamasý için, çocuklarýnýn tahsilden geri kalmamalarý için gerekli tavsiyelerde bulunulmakta, ve ellerine kendi dillerinde ÝNCELEME 19 Türk Ýþçilerinin Avrupa ya getirildiði 1960 tarihinden itibaren Türk Ýþçi Çocuklarýn Öðretim Sorunlarý -I- Verilen vaatler yerime getirilmeyince, mahalli makamlar, rast gele kimseleri öðretmen olarak çalýþtýrmaya ve sokakta tarzanca o ülkenin lisanýný öðrenen kiþileri lisan öðrenimi yapmak üzere tayin etmeye baþlamýþlardýr. Bu hareket veliyi çocuðunu okuldan uzaklaþtýrmaya mecbur etmiþtir. yazýlmýþ broþürler verilmektedir... Kaldý ki Türk iþçisi Avrupa ve diðer ülkelere akýn ettiði zaman onlarý sömürebilmek için sömürü zümreleri türemiþ ve bu emekçi kitlesi insafsýzca sömürülmüþtür. Bugün dahi sömürülmeye devam edebilmekte ve tedbir alan da yoktur. Bu sömürü eðitim ve öðretim alanýnda da en büyük boyutlara ulaþmýþ bulunmaktadýr. Örneðin: a) Almanya veya diðer ülkelere buradaki görevini terk edip giden öðretmenler, mahallen geçici olarak, öðretmen olarak görevlendiriliyorlar. Ellerine geçen para kendilerini idare etsin etmesin, türeyen aracýlar, bu öðretmenleri kapý kapý dolaþtýrýp, ellerine az para geçiyor diye öðrenci velilerinden para toplamakta ve paylaþmaktadýrlar. b) Türkiye de 5 liraya temin edilen kitaplar, Türk çocuklarýna fahiþ fiyatla satýlmaktadýr.. Buna müdahale eden yoktur. c) Ýþçi çalýþtýran ülkeler Türkçe ve Türkçe kültür dersleri için bütçelerine para koymaktadýrlar. Bu paralar yýllardan beri ilgili bakanlýkça alýnarak deðerlendirilmektedir. Hükümetin deðerlendirmediði bu paralarý, þu veya bu dernek veya kiþiler deðerlendirebilmektedirler.. ZÝYARETLER VE VAADLER: 1965 yýlýndan beri Türkiye den Avrupa ya giden bütün devlet adamlarý, parlamenterler ve diðer yüksek düzeydeki devlet adamlarý Türk iþçisini toplamakta ve onlara, dertlerini dinledikten sonra vaatlerde bulunmaktadýrlar fakat verilen vaatler yerine getirilmemektedir. Bu yurdu dýþýnda kendisi ve çocuklarýnýn istikbalini temin etmek üzere canýný, diþine takarak çalýþan vatandaþýmýzýn, memleket ve milletine de karþý olan güvenini sarsmaktadýr. Türkiye ye karþý olan saygýnlýðýný yitiren iþçimiz, tabiiyet deðiþtirmeye itilmektedir. KOMÝSYONLAR Çeþitli bakanlýklar ve resmi kuruluþlarda, teþekkül eden alt ve üst düzeydeki komisyonlar, diðer ülkelerin ayný düzeydeki komisyonlarý ile Türkiye de veya diðer ülkelerde toplanmaktadýrlar. Kararlar vermektedirler. Ancak alýnan kararlar, imzalandýktan sonra aynen kalmaktadýr. Þunu özellikle belirtmek isterim: Kararlar yalnýz Türk tarafýndan uygulanmaktadýr. Diðer Ülkeler Türkiye nin istediklerini, ve hatta fazlasýný yapmakta ve uygulama sahasýnda getirmektedir. Ýþte böyle bir tutum problemlerin çözümüne gerçekçi bir þekilde yaklaþan baþta Almanya ve diðer ülkelerin, çalýþmalarýný da engellemektedir. Örneðin: a) Ýþçilerimizin çocuklarýnýn ÝNTEGRASYON (Ýntegration) larý için eðitim ve öðretim konusunda alýnan kararlar arasýnda Türkçe ve Türkçe kültür derslerinin yapýlabilmesi için kitap saðlanmasýný Türkiye yükümlenmiþse, Türkiye yükümlendiði görevi layýðý ile yerine getir- Dr. Halis Özkan memiþtir. Ya kitap gönderememiþ ve yahut ta eksik göndermiþtir. Çoðu kez giden kitaplar yerlerine bile u l a þ a m a m ý þ t ý r. B a þ k o n s o l o s - luklarýmýzda depolar olmadýðý için dýþarýda bahçelerde çürütülmeye terk edilmiþlerdir. Yerli ve yabancý basýnýn güncel konusunu teþkil etmiþ olan kitaplar þu veya bu özel kiþi tarafýndan, istismar konusu olmuþtur. Organizasyon eksikliði Alman ve diðer ülkelerin eðitimcilerini son derece hýrçýnlaþtýrmýþ ve böylece kendi bildiklerini yapmaya mecbur kýlmýþtýr. RE - ÝNTEGRASYON Yýllardan beri bir araya gelen ve kararlar alan komisyonlar INTEGRATION u baþarmýþlardýr. Buna raðmen REINTEGRATION ile uðraþmýþlardýr. Daha doðrusu ise Türk çocuklarý ihmalkarlýk yüzünden problem olmuþlardýr. Ýþte bu problemlerden kurtulabilmek için, Türk iþçisini çalýþtýran ülkeler, Türkiye ye, dönen veya, sýnýr dýþý edilen çocuk ve gençler için yardýmcý olmak istemiþlerdir. Biz ülke olarak bundan da istifade cihetine gitmemiþizdir. vaatlerde bulunmuþ fakat hiç bir iþ yapmamýþýzdýr. ÖRETMEN KONUSU: Türk iþçisi çalýþtýran ülkeler son zamanlarda artýk çocuklarýn eðitim ve öðretim konusuna eðilmeye baþlamýþlardýr. Bunun için de gelmiþ - gitmiþ ve toplantýlar, seminerler yapmýþlardýr. Biz çocuklarýmýzýn Türkçe ve Türkçe Kültür Derslerini almalarý için onlara daima tekliflerde bu1unmuþ ve öneriler yapmýþýz. Onlara, kaliteli öðretmen, lisan bilen öðretmen ve onlarýn, baþýnda Almanca veya lisan bilen eðitim müþaviri göndereceðimizi, vaat etmiþizdir. Fakat sonuçta vaat ettiklerimizin tam tersini yapmýþýz., lisan bilmeyen öðretmen göndermiþiz. Türk veya Alman eðitim ve öðretim sisteminden habersiz, ayný zamanda diðer ülkelerin eðitim ve öðretim sistemlerinden bihaber kimseler göndermeye devam etmiþiz. Böyle bir tutum ve davranýþ hem Alman Eðitim Makamlarýnýn ve ayný zamanda diðer ülkelerin de eðitim imkanlarýnýn bizim eðitim makamlarýmýza ve makamlarýmýz tarafýndan problemlerin çözümünde görevlendirilen kiþilere karþý itimatsýzlýk, yaratmýþtýr. Verilen vaatler yerime getirilmeyince, mahalli makamlar, rast gele kimseleri öðretmen olarak çalýþtýrmaya ve sokakta tarzanca o ülkenin lisanýný öðrenen kiþileri lisan öðrenimi yapmak üzere tayin etmeye baþlamýþlardýr. Bu hareket veliyi çocuðunu okuldan uzaklaþtýrmaya mecbur etmiþtir. Diðer taraftan, Türkiye den gönderilen öðretmenler ders yýlý içerisinde gönderildikleri için özellikle Alman Eðitim Makamlarýnýn tepkisini görmüþlerdir. Çoðu zaman 5-8 çocuku öðretmenler görev almýþlardýr. Bunlar kendilerine verilen maaþ karþýlýðý geçimlerini temin edemedikleri için eþlerini ve yetiþkin çocuklarýný çalýþtýrmak mecburiyetinde kalmýþlardýr. Bu ise bir yerde öðretmenin örnek kiþi olmaktan çýkarmýþtýr. Mali sýkýntýlar içerisinde kývranan bazý öðretmenler, Anadolu daki davranýþ veya tutumlarý ile gittikleri ülkedeki meslektaþlarý arasýnda müþkül durumda kalmýþlardýr. Ýþçi ve Ýþçi çocuklarýnýn mevcut problemlerine bu kez öðretmenlerinki de katýlmýþ olmakla, çocuklarýn, periþanlýklarý gittikçe artmýþtýr. Lisan bilmeyen, okul sisteminden haberi olmayan öðretmenler, okul idarecileri ve meslektaþlarý ile anlaþamamýþlar ve öðrenimde kullanýlmasý mutlak olan ders araç ve gereçlerini kullanmaktan mahrum kalmýþlardýr. Bunun Zararý elbette öðrencilere olmuþtur. Teftiþ ve kontrol dýþýnda kalan öðretmen, programsýz ve kitapsýz araç ve gereçsiz kalan öðretmenler bu kez gruplaþarak siyasi faaliyetlere baþlamaya mecbur olmuþlardýr. Türkiye den gönderilmek istenen öðretmenlerin, görev yerlerine bürokratik engeller nedeniyle geç gitmeleri veya ders yýlý ortasýnda gönderilmeleri, hem oradaki öðrencileri ve hemde Türkiye de terk ettikleri sýnýflarýn öðrencilerini menfi yönden etkilemiþtir. Çoðu öðretmenler hemen gideceklerini sanarak, evini barkýný terk etmiþ hýsým akrabalarýnýn yanýna sýðýnmýþtýr. Netice ya gidememiþ veyahut ta birkaç ay sonra gitmiþ tayini yapýlan ülkeye. Bu ise gideceði, ülkede kendisini bekleyen çocuklarýný periþanlýðýna meydan vermiþtir. Öðretmenler gönderilmeden önce eðitim geçirmelidirler. Onlara okutacaklarý bir program, ders, yýlý içerisinde iþledikleri konularý yazacaklarý ders kayýt defteri, öðrencilerin durumlarýný görebilecekleri karne (Türkçe olarak), ders araç ve gereçleri ve laboratuarlardan istifade þekilleri, bayram ve tatillerde yapabilecekleri iþler, seminerlere iþtirak ve okul aile birlikleri ile ilgili bilgiler verilmeli ve gidecekleri yerlerde, uyumlarý saðlanma þekli öðretilmelidir. (Devam edecek...)

20 RENKLER 20 Hangi renk beni anlatýyor Siyah, beyaz, sarý, yeþil, mavi vb. bütün renklerin bir anlamý olduðu ve kiþinin ruh halini yansýttýðýný bilmeyen yoktur. Ýnsanýn hayata bakýþ rengi nedir? Mutsuz ve karamsar bir insanýn daha çok gri ve siyah renkler giydiðini, sonbaharda ki bulutlarýn gri renginin insana hüzün verdiðini, kapalý havada insanýn daha çok karamsar olduðunu, hatta daha az güneþ ve daha çok yaðýþ alan ülkelerdeki insanlarýn daha az neþeli olduðuna dikkat etmiþsinizdir. Sonbaharýn gri rengi, güneþin solgunluðu, yapraklarýn sararmasý, yaðan yaðmurlar ve gri renkli bulutlar kiþide daha çok hüznü ve ölümü çaðrýþtýrýr. Yas tutan bir kiþide ki siyah ve gri renklere, cenaze törenlerindeki siyah tonlara o kadar alýþmýþýzdýr ki neredeyse bu renkler ölüm ve matem ile özdeþleþmiþtir. Mutsuzluðun tam tersi olarak mutlu ve yaþama sevinci fazla olan kiþilerin daha çok kýrmýzý, sarý, turuncu, yeþil, mavi gibi renkleri seçtiðini ve kiþinin canlýlýk ve üretkenliði ile bu renklerin ne kadar uyum saðladýðýný görürsünüz. Yeþil, mavi, sarý gibi renkler tabiatý, üretkenliði, canlýlýðý temsil eder. Ýnsanýn bilinçdýþýna her ilkbahar da yeþeren aðaçlar, açan rengarenk çiçekler, gökyüzünün berrak maviliði, güneþin sapsarý rengi yýllar yýlý bir etki býrakýr. Ýlk bahar kiþide yeniden canlanmayý, hayatýn neþesini ve üretkenliði ve dolayýsý ile mutluluðu çaðrýþtýrýr. Yaz dönemi ayný þekilde güneþin sapsarý rengi, tabiattaki yeþilliðin devamý, gökyüzündeki ve denizdeki maviliðin berraklýðý ile insana daha çok mutluluðu hatýrlatmaktadýr. Yaz dönemi bütün bu hakim renklerden dolayý kiþinin bilinç dýþýna daha çok dinlenme, huzur, mutluluk olarak çaðrýþým yapar. Kýþ mevsiminde yine bir miktar karamsarlýk vardýr. Bunun nedeni kýþ döneminde güneþin nadiren yüzünü göstermesi ve daha çok hakim rengin gri olmasýndan dolayýdýr. Ayný þekilde tabiatta herhangi bir canlýlýk olmadýðý içi kýþýn yaðmurlu ve gri rengi insanýn canlýlýðýný azaltýr. Ýnsanlar biraz daha ümitsiz olabilir. O nedenle kýþ mevsimi bir çok yerde kara kýþ olarak tarif edilirken burada da siyah renk ve insanýn bilinç dýþýnda olumsuz bir çaðrýþým mevcuttur. Renkler bilinçdýþýna hitap ederek insanýn hayatýna o kadar yön veriyor ki bu konuda çoðu kez farkýnda bile olmadan renklerin bizi yönlendirmesine boyun eðebiliyoruz. Renk seçimi günlük iliþkilerinizi, iþ faaliyetlerinizi, firmanýzýn verimliliðini, günlük stres ve moral durumunuzu, tüketim ve üretim durumunuzu, etkinlik ve yaptýrým gücünüzü kýsacasý hayatýnýzýn nerede ise tamamýný etkilemektedir. Bu nedenle renklerin gücünü kullanan kiþiler sosyal ve bireysel olarak daha baþarýlý, daha verimli, daha mutlu, daha etkin olabilir. Hatta moral durumuna etkisi açýsýndan önemli bir örnek daha vermek gerekirse; Üzerinden atlayarak sýk intihara neden olan bir köprü gri renginden farklý olarak daha canlý renkler ile deðiþtirildiðinde üzerinden atlayarak intihar etme oranýnýn oldukça azaldýðý gözlenmiþtir. Bütün bunlardan sonra renkler ile ilgili olarak bazý bilgiler verelim... Kýrmýzý: Mutluluðu temsil eder ve kiþinin iþtahýný açar bu nedenle gýda firmalarý aðýrlýklý olarak bu rengi kullanýr. Çocuklarda ve çocuk eþyalarýnda, bu tonun çok fazla kullanýlmasý çocuklarýn mutluluðunu ve neþesini temsil etmesinden dolayýdýr. Kýrmýzýnýn insanýn dolaþým sistemindeki kan akýmýný hýzlandýrdýðý söylenmektedir. Sarý: Mutluluðu ve Geçiciliði temsil eder örneðin taksiler sarý renk kullanýr. Sarý güneþin rengi olduðu için kiþinin günlük hayatýna hakim olan renktir. Özellikle açýk sarý kiþiye huzur verir. Geçiciliði temsil ettiði için firma amblemlerinde iþin türüne göre yerinde kullanýlmalýdýr. Kahverengi: Kahverengi insaný hýzlandýrýr, çabuklaþtýrýr. Kahverengi aðýrlýklý olan yerlerde uzun süre oturmak güç gelir. Yapýlan testlerde arka planda kahverengi tonlarýn aðýrlýklý kullanýldýðý yerlerde hareketliliðin arttýðý gösterilmiþtir. Bu nedenle fast food restaurantlarda bu renk fazla kullanýlýr. Ýþ görüþmelerinde, prezentasyonlarda kahverengi giymemeniz uygun olur. Kahverengi toprak rengi olduðu için dikkat çekmemek isterseniz kahverengi tonlarýný aðýrlýklý kullanabilirsiniz. Yeþil: Huzuru, üretkenliði temsil eder. Güven ve rahatlýk veren bir renktir. Özellikle üretkenliðin önemli olduðu yerlerde yeþil tonlarýnýn aðýrlýklý kullanýlmasý kiþinin üretkenliðini artýrýr. Yeþil tabiatta hakim olan bir renk olduðu için rahatlatýcý ve sakinleþtirici bir renktir. Özellikle ev ve iþyerlerinde kullanýlan açýk yeþil tonlarýn kiþinin ruh halinde oldukça faydalý etkilerde bulunacaðý düþünülmektedir. Mavi: Huzuru temsil eder ve sakinleþtirir. Ayný þekilde Tabiatta aðýrlýklý renk olmasýndan dolayý yeþil gibi insaný sakinleþtirir. Huzur verir ve kiþinin gerginliðini azaltýr. Özellikle açýk mavi renkler kiþinin iþ ve ev ortamýnda sýk olarak kullanmasý gereken bir renktir. Lacivert: Sonsuzluðu ve otoriteyi temsil eder. Ýþ adamlarýnýn ve firmalarýn sýk olarak tercih ettiði bir renktir. Özellikle önemli iþ görüþmelerinizde tavsiye edebileceðimiz bir renk tonudur. Beyaz: Temizliði ve saflýðý temsil eder. Bütün hastanelerin ve týbbi yönü olan kuruluþlarýn aðýrlýklý olarak kullandýðý bir renktir. Siyah: Matemi, karamsarlýðý, gücü temsil eder, arka fonda hakim renk siyah olur ise konsantrasyonu artýrýr. Siyah renk yukarýda da deðindiðimiz gibi kiþinin hayatýnda oldukça etkili bir renktir.

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Yargýtay Kararlarý T.C Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Davalý þirketin ayný il veya diðer illerde baþka iþyerinin

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI BASIN AÇIKLAMALARI Egemenler Arasý Dalaþýn Yapay Sonucu Zamlar EKONOMÝK KRÝZ VE ETKÝLERÝ 6 Aðustos 1945'te Hiroþima'ya ve 9 boyutu bulunmaktadýr. Daha temel nokta Aðustos 1945'te Nagasaki'ye

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta Mikro Dozaj Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta ve aðýr hizmet tipi modellerimizle Türk

Detaylı

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 KÝMLER KATILABÝLÝR? Yarýþma, Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde veya yurtdýþýnda okuyan T.C. vatandaþlarý veya K.K.T.C vatandaþý, 35 yaþýný aþmamýþ, en az lise

Detaylı

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme - 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi, ... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,

Detaylı

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 'HEDEFÝMÝZ EN BÜYÜK 10 EKONOMÝ ARASINA GÝRMEK' Baþbakanýmýz, Ulusa Sesleniþ konuþmasýnda Türkiye'nin potansiyelinin de hedeflerinin de büyük

Detaylı

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ.

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Her yeri altýn kaplý olan bu sarayda onlarca oda, odalarda pek çok

Detaylı

ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006

ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006 KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU GÝRÝÞ KURUMSAL KÝMLÝK HAKKINDA Adýyaman Üniversitesinin misyon ve vizyonuna uygun kurumsal kimlik çalýþmasý bu dökümanda detaylandýrýlarak sunulmuþtur. Kurumsal kimlik oluþturulurken,

Detaylı

21-23 Kasým 2011 Çeþme Ýzmir www.tgdfgidakongresi.com organizasyon Ceyhun Atýf Kansu Caddesi, 1386. Sokak, No: 8, Kat: 2, 06520 Balgat / Ankara T:+90 312 284 77 78 F:+90 312 284 77 79 Davetlisiniz Ülkemiz

Detaylı

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için NEDEN KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için SAP Business One çözümünü seçmelerinin nedeni 011 SAP AG. Tüm haklarý saklýdýr. SAP Business One müþterileri SAP'ye olan güvenlerini gösteriyor.000+

Detaylı

DENÝZ LÝSESÝ KOMUTANLIÐI Denizcilik tarihin en eski ve en köklü mesleðidir. Bu köklü ve þerefli mesleðin insanlarýnýn eðitimi için ilk adým atacaklarý Deniz Lisesi, bu güne kadar Türk ve dünya denizcilik

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 10, Romalýlar Mektubu, Onuncu bölüm «Tanrý nýn Mesih e iman yoluyla insaný doðruluða eriþtirmesi» A. Romalýlar Mektubu nun onuncu bölümünü okuyun. Özellikle

Detaylı

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili

Detaylı

Yeni zirvelere doðru, mükemmellikle... ÝNÞAAT, TAAHHÜT VE MÜHENDÝSLÝK GÜÇLÜ BAÞLADI GÜCÜNE GÜÇ KATARAK DEVAM EDÝYOR! Deðerlerimiz Vizyonumuz Mevcut kültür, iþ ahlaký ve deðerlerini muhafaza ederken, tüm

Detaylı

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER Sendikamýza Üye Ýþyerlerinde Çalýþanlardan Yýlýn Verimli Ýþçisi Ve Ýþvereni Seçilenlere Törenle Plaketleri Verildi 1988 yýlýndan bu yana Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nce gerçekleþtirilen

Detaylı

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979

Detaylı

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 Düþen Faizler ÝMKB yi Yýlýn Zirvesine Çýkardý Merkez Bankasý ndan gelen faiz indirimine devam sinyali bono faizini %7.25 e ile yeni dip noktasýna çekti. Buna baðlý olarak

Detaylı

15 Tandem Takým Tezgahlarý ndan Ýhtiyaca Göre Uyarlanabilen Kitagawa Divizörler Kitagawa firmasýnýn, müþterilerini memnun etmek adýna, standartý deðiþtirmesi yeni bir þey deðil. Bu seferki uygulamada,

Detaylı

Simge Özer Pýnarbaþý

Simge Özer Pýnarbaþý Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.

Detaylı

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma Ýçindekiler 1. FASÝKÜL 1. ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta Düzlem ve Düzlemsel Þekiller Geometrik Cisimlerin Yüzleri ve Yüzeyleri Tablo ve Þekil Grafiði Üç Basamaklý Doðal Sayýlar Sayýlarý Karþýlaþtýrma

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr. MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA

Detaylı

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim Matematik 1. Fasikül ÜNÝTE 1 Geometriye Yolculuk ... ÜNÝTE 1 Geometriye Y olculuk Çevremizdeki Geometri E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim E E E E E Üçgenler

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.

Detaylı

7215 7300-02/2006 TR(TR) Kullanýcý için. Kullanma talimatý. ModuLink 250 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý C 5. am pm 10:41.

7215 7300-02/2006 TR(TR) Kullanýcý için. Kullanma talimatý. ModuLink 250 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý C 5. am pm 10:41. 7215 73-2/26 TR(TR) Kullanýcý için Kullanma talimatý ModuLink 25 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý off on C 5 off 2 on pm 1:41 24 Volt V Lütfen cihazý kullanmaya baþladan önce dikkatle

Detaylı

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM 7. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? 2 1 1 2 A) B) C) D) 3 2 3

Detaylı

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz

Detaylı

Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri.

Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri. Sessizliktir Her Þeyin Ötesi Aldous Huxley Hani, sýradan hayatlar vardýr; bir ucu hiçliðe yolcu; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn sessizliðini akseder suretleri. O suretlerin en dokunaklý sessizliðini, hiçliðini

Detaylı

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI Yarýþmanýn Amacý 1. ÝTHÝB 1.ÝTHÝB Teknik Tekstiller Proje Yarýþmasý, Ýstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Ýhracatçýlarý Birliði'nin Türkiye Ýhracatçýlar Meclisi'nin katkýlarýyla Türkiye'de teknik tekstil sektörünün

Detaylı

Larson'un 1960'larda veciz olarak belirttiði gibi,

Larson'un 1960'larda veciz olarak belirttiði gibi, 5 Prof. Dr. Semih KESKÝL Larson'un 1960'larda veciz olarak belirttiði gibi, yaþlýlarýn acil hastalýklarý diye bir durum yoktur. Bizimde burada söz konusu edeceðimiz yaþlýlar arasýndaki acil týbbi durumlardýr.

Detaylı

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn

Detaylı

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde)

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde) V KAMU MALÝYESÝ 71 72 KAMU MALÝYESÝ Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. A. KONSOLÝDE BÜTÇE UYGULAMALARI 1. Genel Durum 1996 yýlýnda yüzde 26.4 olan

Detaylı

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz!

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! Asýlsýz iddia neden ortaya atýldý? Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! 19 Haziran 2004 tarihinde, Ovacýk Altýn Madeni ile hiçbir ilgisi olmayan Arsenik iddialarý ortaya atýlarak madenimiz

Detaylı

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller:

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller: Ayna-Gazetesi-renksiz-11-06.qxp 26.10.2006 23:39 Seite 2 Çocuklarda Ateþ Deðerli Ayna okuyucularý, bundan böyle bu sayfada sizleri saðlýk konusunda bilgilendireceðim. Atalarýmýz ne demiþti: olmaya devlet

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý..

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý.. Kümeler II. KÜMLR. TNIM Küme, bir nesneler topluluðudur. Kümeyi oluþturan nesneler herkes tarafýndan ayný þekilde anlaþýlmalýdýr. Kümeyi oluþturan nesnelerin her birine eleman denir. Kümeyi genel olarak,,

Detaylı

1Osalon tek masa u düzen küme 7 7 9 14 17 19 11 17 19 19 31 33 43 31 12O Centrum Toplantý Hizmetleri KÜÇÜKYALI farklý boyut ve özelliklere sahip 10 adet toplantý salonu, açýk büfe Ýris Restoran ý, sosyal

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 12 1 KOBÝ'lere AB kapýsý Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 2 3 Projenin amacý nedir Yurt dýþýna açýlmak isteyen yerli KOBÝ'lerin, Lüksemburg firmalarý

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek söyleyemem. Ýþlerin paylaþýmý yüzünden aramýzda hep kavga

Detaylı

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI MEMUR PERSONEL ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ GÖREV TANIMI Memur Personel Þube Müdürlüðü, belediyemiz bünyesinde görev yapan memur personelin özlük iþlemlerinin saðlýklý bir

Detaylı

DÜZENLEME KURULU YÜRÜTME KURULU. Sezai ONARAL Sami KAZICI Ünal AYDIN Tayfun BEÞE Nevzat BARAK Yaþar BASKIN Hasan AKTAÞ Abdi ÇALIÞIR

DÜZENLEME KURULU YÜRÜTME KURULU. Sezai ONARAL Sami KAZICI Ünal AYDIN Tayfun BEÞE Nevzat BARAK Yaþar BASKIN Hasan AKTAÞ Abdi ÇALIÞIR BÝRÝNCÝ DUYURU DÜZENLEME KURULU Deðerli Meslektaþlarýmýz, Yeminli Mali Müþavirler Odalarý olarak 8 odanýn ortaklaþa ilk defa düzenlediði "I. Yeminli Mali Müþavirlik Denetim ve Tasdik Sempozyumu" 13-17

Detaylı

SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ

SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ KOCAELI BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ ULUSLARARASI KATILIMLI SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ 8-11 MAYIS 2011 SABANCI KÜLTÜR MERKEZÝ - KOCAELÝ SÝGARA ve SAÐLIK ULUSAL KOMÝTESÝ ÖNSÖZ Deðerli Tütün Kontrol Gönüllüleri,

Detaylı

Delil Avcýlarý göreve hazýr Emniyet Genel Müdürlüðü, Kriminal Polis Laboratuarý Dairesi Baþkanlýðý tarafýndan Bursa Ýl Emniyet Müdürlüðü Olay Yeri Ýnceleme ve Kimlik Tespit Þube Müdürlüðü bünyesinde "Olay

Detaylı

BETONSA GÜVENCESÝYLE KENDÝLÝÐÝNDEN YERLEÞEN HAZIR BETON! VÝSKOBETON VÝSKOTEMEL VÝSKOKAT VÝSKOPERDE VÝSKOBETON Viskobeton, BETONSA nýn geleneksel betona göre birçok üstünlüðe sahip olan kendiliðinden yerleþen

Detaylı

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle ÖNSÖZ Biliþim Sektörünün deðerli çalýþanlarý, sektörümüze katký saðlayan biliþim dostlarý, Bilindiði üzere Türkiye Biliþim Derneði, Biliþim Sektörünün geliþmesi amacýyla tam 38 yýldýr çalýþmalarýna aralýksýz

Detaylı

Nokia Holder Easy Mount HH-12 9249387/2

Nokia Holder Easy Mount HH-12 9249387/2 Nokia Holder Easy Mount HH-12 1 4 2 3 9249387/2 5 7 6 TÜRKÇE 2006 Nokia. Tüm haklarý mahfuzdur. Nokia i Nokia Connecting People su ¾igovi ili za¹tiæeni ¾igovi firme Nokia Corporation. Giriþ Bu montaj cihazý,

Detaylı

Çevreyi Benim Ýçin. Güvenli Hale Getirebilir misin? MUTLU ÇOCUKLAR DERNEÐÝ MUTLU ÇOCUKLAR DERNEÐÝ

Çevreyi Benim Ýçin. Güvenli Hale Getirebilir misin? MUTLU ÇOCUKLAR DERNEÐÝ MUTLU ÇOCUKLAR DERNEÐÝ MUTLU ÇOCUKLAR DERNEÐÝ Çevreyi Benim Ýçin Güvenli Hale Getirebilir misin? MUTLU ÇOCUKLAR DERNEÐÝ Mebusevleri Mah. Þerefli Sok. 27/3 Tandoðan/ANKARA Tel : 0 312 222 03 55 Fax: 0 312 222 03 09 MUTLU ÇOCUKLAR

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi 1 Özet Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi Mehmet Ali MALAS, Osman SULAK, Bahadýr ÜNGÖR, Esra ÇETÝN, Soner ALBAY Süleyman Demirel

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE 2. ÜNÝTE BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 BÖLÜM 3 BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 BÖLÜM 3 KENDÝMÝ TANIYORUM... 9

ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE 2. ÜNÝTE BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 BÖLÜM 3 BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 BÖLÜM 3 KENDÝMÝ TANIYORUM... 9 ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE KENDÝMÝ TANIYORUM... 9 BÝREYSEL FARKLILIKLARIMIZ... 10 Ölçme ve Deðerlendirme... 13 Kazaným Deðerlendirme Testi - 1... 15 DUYGULARIMIZ ve DÜÞÜNCELERÝMÝZ... 16 Ölçme ve Deðerlendirme...

Detaylı

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý NOT : Bu bölüm önümüzdeki günlerde Prof.Dr. Hüner Þencan ýn incelemesinden sonra daha da geliþtirilerek son halini alacaktýr. Zaman kaybý olmamasý için büyük ölçüde- tamamlanmýþ olan bu bölüm web e konmuþtur.

Detaylı

KÖÞE TEMÝZLEME MAKÝNASI ELEKTRONÝK KONTROL ÜNÝTESÝ KULLANIM KILAVUZU GENEL GÖRÜNÜM: ISLEM SECIMI FULL

KÖÞE TEMÝZLEME MAKÝNASI ELEKTRONÝK KONTROL ÜNÝTESÝ KULLANIM KILAVUZU GENEL GÖRÜNÜM: ISLEM SECIMI FULL KÖÞE TEMÝZLEME MAKÝNASI ELEKTRONÝK KONTROL ÜNÝTESÝ KULLANIM KILAVUZU GENEL GÖRÜNÜM: calismaya hazir Enter Tuþu menülere girmek için kullanýlýr. Kýsa süreli basýldýðýnda kullanýcý menüsüne, uzun sürelibasýldýðýnda

Detaylı

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR...

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR... ARA DEPOLAMA www. ekovar.com info@ ekovar.com Hilal Mah. 50. Sokak, 4. Cad. No: 8/8 Yýldýz - Çankaya / ANKARA Tel : +(90) 312 442 13 05 +(90) 312 442 11 43 Faks : +(90) 312 442 13 06 Tehlikeli Atýk Çözümünde

Detaylı

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 13 OCAK 2011 Bu program, Avrupa Birliði ve Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan finanse edilmektedir. YENÝLÝKÇÝ YÖNTEMLERLE KAYITLI ÝSTÝHDAMIN

Detaylı

Fayans ve Seramik Yapýþtýrýcýlarý K1Fuga Beyaz (1-6 mm) K1 Flex Fuga Beyaz (1-8 mm) (1-6 mm) (1-8 mm) K1 Fuga Beyaz - 1 Bölge Fiyatlarý Ürün sý 9,00 TL/torba 9,36 TL/torba K1 Fuga Beyaz - 2 Bölge Fiyatlarý

Detaylı

konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler Dairesi bir devlet kuruluºu olup, bu kuruluº ülkede yaºayan herkese ücretsiz hizmet vermektedir.

konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler Dairesi bir devlet kuruluºu olup, bu kuruluº ülkede yaºayan herkese ücretsiz hizmet vermektedir. 1/7 AMT FÜR SOZIALE DIENSTE FÜRSTENTUM LIECHTENSTEIN Sosyal Hizmetler Dairesi Çocuk ve gençlik hizmetleri Sosyal hizmetler Terapi hizmetleri Ýç hizmetler konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler

Detaylı

..T.C. DANýÞTAY SEKiziNCi DAiRE Esas No : 2005/1614 Karar No : 2006/1140

..T.C. DANýÞTAY SEKiziNCi DAiRE Esas No : 2005/1614 Karar No : 2006/1140 ..T.C. Davacý Davalý : Trabzon Baro Baþkanlýðý Trabzon Barosu Adliye Sarayý : 1- Maliye Bakanlýðý 2- Baþbakanlýk -TRABZON Davanýn Özeti: Karaparanýn Aklanmasýnýn Önlenmesine Dair 4208 sayýlý Kanunun Uygulanmasýna

Detaylı

Fayans ve Seramik ý K1 K1 Plus K1 Flex Fayans ve Seramik ý Ürün sý 6,34 TL/torba 6,60 TL/torba K1-1 Bölge Fiyatlarý Çimento esaslý fayans ve seramik K1-2 Bölge Fiyatlarý Ürün sý 6,73 TL/torba 7,00 TL/torba

Detaylı

OKUL TATÝLÝNDE KAMPANYALI UMRE 10 Günlük Program (3 Gece Medine / 6 Gece Mekke) Gidiþ Tarihi: 29 Ocak 2015 Ýstanbul - Yanbu Dönüþ Tarihi: 7 Þubat 2015 Cidde - Ýstanbul 990 960 930 i: i: Bustan Al Masi

Detaylı

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez?

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez? 5. SINIF COÞMY SORULRI 1. 1. BÖLÜM DÝKKT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. Kazan Bardak Tam dolu kazandan 5 bardak su alýndýðýnda kazanýn 'si boþalmaktadýr. 1 12 Kazanýn

Detaylı

MEVZUAT ASGARÝ GEÇÝM ÝNDÝRÝMÝ GELÝR VERGÝSÝ GENEL TEBLÝÐÝ (SERÝ NO: 265) (R.Gazete: 14 Aralýk 2007-26720)

MEVZUAT ASGARÝ GEÇÝM ÝNDÝRÝMÝ GELÝR VERGÝSÝ GENEL TEBLÝÐÝ (SERÝ NO: 265) (R.Gazete: 14 Aralýk 2007-26720) MEVZUAT 1. Giriþ ASGARÝ GEÇÝM ÝNDÝRÝMÝ GELÝR VERGÝSÝ GENEL TEBLÝÐÝ (SERÝ NO: 265) (R.Gazete: 14 Aralýk 2007-26720) 5615 sayýlý Kanunla 193 sayýlý Gelir Vergisi Kanununda yapýlan deðiþiklikler sonucu vergi

Detaylı

Organizatör Firma Cebeci Cad. No:54 Akatlar 34335 Ýstanbul Tel:0212 351 68 48 (pbx) Faks:0212 351 59 33 E-Posta: tculha@grem.com.tr BAHÇEÞEHÝR ÜNÝVERSÝTESÝ BEÞÝKTAÞ KAMPÜSÜ 11-12 Haziran 2008 SUNUM DOSYASI

Detaylı

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN Kanun Numarasý : 3620 Kabul Tarihi : 28/3/1990 Resmi Gazete : Tarih: 6/4/1990 Sayý: 20484 Dýþ Ýliþkiler MADDE 1- Türkiye Büyük

Detaylı

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005 basýnda odamýz basýnda odamýz basýnda odamýz Ocak/ Dizayn Ýnfo Dergisinin 9. sayýsýnda "Makina Mühendisleri Odasý'na TÜRKAK'tan Akreditasyon Sertifikasý" baþlýklý haber yayýnlandý. 05.02.2005 Oda Baþkaný

Detaylı

Dosya Gýda Ambalajlarýnda Ýnovasyon: Bilginin Ekonomik ve Toplumsal Faydaya Dönüþtürülmesi Kaynak: Ambalaj Literatürü Kütüphanesi yayýnlarý, ASD - Ambalaj Binasý, ÝSTANBUL Hazýrlayan: Aslýhan Arýkan, ASD

Detaylı

1. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL

1. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 1. Fasikül TEMA 5 Hayal Gücü TEMA 6 Eðitsel ve Sosyal Etkinlikler r, ýt lý z. Sa ma k l ra atý a S l O ek t Se ek T T ... Ýçindekiler 5. TEMA: HAYAL GÜCÜ Açelyanýn Bir Günü Harf Hece Test 1 Kelime Test

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZIN XXV.OLAÐAN GENEL KURUL TOPLANTISI YAPILDI Devlet Bakanýmýz ve üye kuruluþ temsilcilerimiz Genel Kurulu izlerken Sendikamýz TÜHÝS'in XXV.Olaðan Genel Kurul Toplantýsý

Detaylı

1 2 3 4 7 8 9 10 11 12 13 14 16 19 21 23 24 25 26 27 28 30 32 33 37 41 42 44 46 47 48 50 52 54 56 Kurum Kimliði Logo Logo Þube Logolarý Logonun Renkli Kullanýmý Logonun Siyah-Beyaz Kullanýmý Logonun Diþi

Detaylı

BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN KURULUÞ: 27.05. / CHARTER: 21.06. / KULÜP NO: 83357 BAÞLIKLAR : 198. TOPLANTIMIZ - Terzioðlu Çiftliði Brunch En iyi bireyler kendilerinden çok ait olduðu toplumu düþünen, onun

Detaylı

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý 16 Haziran ve 23 Haziran 2002 tarihlerinde yapýlan Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) ve Yabancý Dil Sýnavý (YDS) sonuçlarýna aðýrlýklý

Detaylı

ÖÐRENCÝNÝN ÖZGEÇMÝÞ FORMU

ÖÐRENCÝNÝN ÖZGEÇMÝÞ FORMU T.C. SAKARYA ÜNÝVERSÝTESÝ... MESLEK YÜKSEKOKULU ÖÐRENCÝNÝN ÖZGEÇMÝÞ FORMU Adý Soyadý : Öðrencinin No : Doðum Yeri ve i : Öðr.Kaldýðý Yerin Ýkametgah Adr. : Öðr. Kaldýðý Yerin Tel. : Öðrenci GSM Telefonu

Detaylı

3T, metal iþleme sektöründe marka fuarlar arasýnda 3T Uluslararasý Metal Ýþleme, Kalýp, Otomasyon Teknolojileri ve Yan Sanayi Ürünleri Fuarý 15-18 Mayýs 2008 tarihleri arasýnda Ýzmir Kültürpark Uluslararasý

Detaylı

ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ

ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ SOSYAL BÝLGÝLER - DÝN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ 1 [ 9 ] A kitapçýðý soru numarasý B kitapçýðý soru numarasý 1[9] Anadolu uygarlýklarýndan Ýyonyalýlar denizcilik ve deniz ticaretiyle uðraþmýþlardýr.

Detaylı

Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

TMMOB HARÝTA VE KADASTRO MÜHENDÝSLERÝ ODASI ÝSTANBUL ÞUBESÝ ÝMAR PLANI UYGULAMALARI PANELÝ 5 Kasým 2009 Ocak /2010 ------------------ Ýstanbul Yayýn Adý : Ýmar Planý Uygulamalarý Paneli ISBN: 978-9944-89-874-4

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. TEMA Her Ýnsan Deðerlidir. 2. TEMA Demokrasi Kültürü BÖLÜM 1 : BEN ÝNSANIM... 9 BÖLÜM 2 : HER BÝREY ÖZELDÝR... 11

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. TEMA Her Ýnsan Deðerlidir. 2. TEMA Demokrasi Kültürü BÖLÜM 1 : BEN ÝNSANIM... 9 BÖLÜM 2 : HER BÝREY ÖZELDÝR... 11 ÝÇÝNDEKÝLER 1. TEMA Her Ýnsan Deðerlidir BÖLÜM 1 : BEN ÝNSANIM... 9 BÖLÜM 2 : HER BÝREY ÖZELDÝR... 11 BÖLÜM 3 : FARKLILIKLARIMIZLA ÖZELÝZ... 13 BÖLÜM 4 : ÝNSAN DEÐERLÝDÝR... 14 BÖLÜM 5 : ÝNSANÝ DEÐERLERÝ

Detaylı