TEMEL BAKIM HİZMETLERİ
|
|
|
- Yonca Ulusoy
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2892 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1849 TEMEL BAKIM HİZMETLERİ Yazarlar Doç.Dr. Mustafa CANKURTARAN (Ünite 1, 7) Prof.Dr. B. Demet ÖZBABALIK ADAPINAR (Ünite 2, 3, 4) Prof.Dr. Emine DÜNDAR (Ünite 5) Prof.Dr. Baki ADAPINAR (Ünite 6) Prof.Dr. Ali ARSLANTAŞ (Ünite 8) Editör Prof.Dr. B. Demet ÖZBABALIK ADAPINAR ANADOLU ÜNİVERSİTESİ i
2 Bu kitabın basım, yayım ve satış hakları Anadolu Üniversitesine aittir. Uzaktan Öğretim tekniğine uygun olarak hazırlanan bu kitabın bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan izin almadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz. Copyright 2013 by Anadolu University All rights reserved No part of this book may be reproduced or stored in a retrieval system, or transmitted in any form or by any means mechanical, electronic, photocopy, magnetic tape or otherwise, without permission in writing from the University. UZAKTAN ÖĞRETİM TASARIM BİRİMİ Genel Koordinatör Doç.Dr. Müjgan Bozkaya Genel Koordinatör Yardımcısı Doç.Dr. Hasan Çalışkan Öğretim Tasarımcıları Yrd.Doç.Dr. Seçil Banar Öğr.Gör.Dr. Mediha Tezcan Grafik Tasarım Yönetmenleri Prof. Tevfik Fikret Uçar Öğr.Gör. Cemalettin Yıldız Öğr.Gör. Nilgün Salur Kitap Koordinasyon Birimi Uzm. Nermin Özgür Kapak Düzeni Prof. Tevfik Fikret Uçar Öğr.Gör. Cemalettin Yıldız Dizgi Açıköğretim Fakültesi Dizgi Ekibi Temel Bakım Hizmetleri ISBN Baskı Bu kitap ANADOLU ÜNİVERSİTESİ Web-Ofset Tesislerinde adet basılmıştır. ESKİŞEHİR, Ocak 2013 ii
3 İçindekiler Önsöz... iv 1. Temel Bakımın Planlanması Yaşlılarda Kazalardan Korunmak İçin ÇevreniN Düzenlenmesi Meşguliyet Tedavisi Davranış Tedavisi Psikososyal İletişim Terapisi Bakım Hizmetlerinin Etik ve Hukuksal Boyutu Özbakım ve Beslenme Bakım Elemanının Karşılaşılması Muhtemel Olan Sağlık Sorunları ve Alınması Gereken Önlemler Tıbbi Dökümantasyonun Hukuksal Yönü.. 94 Sözlük iii
4 Önsöz Sevgili Öğrenciler İnsanoğlunun varlığını sürdürebilmesi temel bakım gereksinimlerinin karşılanması ile mümkün olmaktadır. Günümüzde değişen koşullar, artan bilimsel ve teknolojik gelişmeler geleneksel bakım anlayışını değiştirmiş ve gerek bireyin gerekse toplumun diğer öğelerinin temel bakım hizmetlerine bakışını da farklılaştırmıştır. Bu değişimin en çok hissedildiği yaş grupları ise bebekler ve yaşlılardır. Son 20 yılda ülkemizde ortalama yaşam süresi anlamlı bir şekilde uzamıştır. Türkiye de 2009 yılı itibarıyla doğuştan itibaren beklenen yaşam süresi 73,4 yıl olup bu değer erkekler için 71,5 ve kadınlar için 76,1 dir. Bu durum temel bakım ile beraber geçmiş bilgilerimizin artık çok geçerli olmadığını yeni birçok kavramın ve hizmetin hayatımızın içinde olması gerektiğini bize göstermektedir. Elinizdeki kitap, temel bakım hizmetleri ile ilgili en güncel ve en son bilgileri içermekte olup bu konudaki birikimlerin bir ürünüdür. Kitap sekiz bölümden oluşmaktadır. İlk ünite konunun ana hatlarını oluşturmakta olup yaşlıda temel bakımın nasıl planlanması gerektiğini vurgulamaktadır. İkinci ünite ile beraber daha iyi yaşam koşulları oluşturmak için oluşabilecek kazalardan korunma yolları tanımlanmaktadır. Üçüncü ve 4. üniteler yaşlının zamanını daha verimli geçirmesine yardımcı olacak meşguliyet ve davranış tedavilerini tanımlarken, 5. ünite psikososyal davranış tedavisinden bahsetmektedir. Altıncı ünite bakım hizmetlerinin etik ve hukuksal boyutunu gözden geçirmekte, 7. ünite ise öz bakım ve beslenmeyi içermektedir. Son ünite ile de bakım hizmetleri üzerinde ki dini ve ahlaki bakışı da öğrenmiş olmaktayız. Farklı bilim alanlarından farklı insanların oluşturduğu bu kitabın sizler için iyi bir referans kitabı olması dileği ile verimli bir yıl geçirmenizi diliyorum. Editör Prof.Dr. B. Demet ÖZBABALIK ADAPINAR iv
5
6 1 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Yaşlılık ve bakım konusunu tanımlayabilecek, Temel bakımın ana prensiplerini sıralayabilecek, Bakım tiplerini ve yerlerini ifade edebilecek, Sosyal hizmet alanı ve yaşlı bakımı ilişkisini açıklayabilecek, Temel bakımda sorunlar, iletişim ve uygulama alanlarını tanımlayabilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Geriatri Yaşlı Bakım Aktivite Bağımlılık Yetiyitimi Sosyal Hizmet Alanı İnterdisipliner Ekip Evde Bakım Kurumsal Bakım Sağlıklı Yaşlı Kırılgan Yaşlı İçindekiler Giriş Bireysel Temel Gereksinimler ve Tanımlar Bakım Uygulamalarının Yürütülmesinde Temel Kurallar Alışkanlıkların Ortaya Konması Temel Bakım Yürütürken Sık Karşılaşılan Kısıtlılıklar Bireye Özgü Bakım Planlaması Planlanan Bakımla İlgili Bilgiyi Sunma ve İletişim Yolları Bakım Planı ile İlgili Gerekli Dökümanı Hazırlama ve Doldurma Bakım Planının Yürütülmesi Sırasında Teknolojiyi Kullanma ve Geliştirme Ölüm Anında Yanında Olma 2
7 Temel Bakımın Planlanması GİRİŞ İnsanlar artık daha uzun yaşamakta, doğum oranları azalmakta ve sonuçta yaşlı nüfus sayı ve oranı gün geçtikçe artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), geriatrik yaş grubunu 65 yaş ve üzeri olarak tanımlanmıştır. Ülkemizde 2000 yılında yapılan nüfus sayımında 65 yaş ve üzeri nüfus tüm nüfusun %5.7 si iken 2007 de bu oran %7.1, 2009 da %6.9 ve son olarak Türkiye İstatistik Kurumunun Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2010 verilerine göre bu oran % 7.2 dir ( kişi). Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan verilere göre yaşlı nüfusun 2015 yılında 8.4 milyon, 2025 yılında ise 12 milyon olacağı tahmin edilmektedir. Yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra doğuştan itibaren beklenen yaşam süresi de artmaktadır. Türkiye de 2009 yılı itibarıyla doğuştan itibaren beklenen yaşam süresi 73,4 yıl olup bu değer erkekler için 71,5 ve kadınlar için 76,1 dir. Nüfus oranlarının dışında hastane hizmetlerinin ve akut hospitalizasyonların % 36 sını ve sağlık harcamalarının %50 lere yaklaşan kısmını 65 yaş üstü hastalar kullanmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle birlikte fizyolojik, psikolojik, emosyonel, bilişsel, sosyal alanlarda değişiklikler oluşabilmekte, bireyin fonksiyonel kapasitesi azalırken kronik hastalıklar artmaktadır. Yaşlılık döneminde kronik hastalıkların bulunması bireylerin yaşamlarını olumsuz etkilemekte, günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede yetersizlik, fonksiyonel güçsüzlük, hastalık semptomları ve fiziksel iyilik halinin bozulması tedaviye uyumu zorlaştırmakta ve öz bakım gücü yetersizliğine neden olarak psikolojik sorunlara yol açabilmektedir. Bugün için yaşlılarımızın kasım 2009 daki bir rakama göre sadece 235 te birinin yatılı bakım kurumlarında yer alması, evde bakım sisteminin yetersiz sayı ve donanımda olması, yaşlılar ile ilgili gündüz hastanesi -gündüz bakımevi ve kreşleri- yaşlı apartmanları gibi alternatif daha modern daha az maliyetli ve bakımı ve sosyal yapıyı destekleyen sistemlerin olmaması ya da bir iki taneyi geçmemesi bakımın önünde önemli engellerdir. Ülke nüfusunun yaşlanmaya başlaması ile son 10 yılda özelikle geriatri alanında üniversitelerde bilim dallarının açılması ile ve yaşlı bakımının sağlık, sosyal, fiziksel, psikolojik yönlerinin olduğu gerçeğinden hareketle oluşturulmaya çalışılan multidisipliner yaklaşımla bugün için yetersiz ama önemli adımlar atılmaktadır. Geriatri ve Gerontoloji nin gelişimi paralelinde 1954 yılında Clark Tıbbitts in yaşlıların toplumsal ve kültürel çevreden soyutlanmadan incelenmesine ilişkin görüşü ile sosyal-gerontoloji kavramını ortaya çıkmıştır. Sosyal gerontoloji, yaşlıların ve yaşlanmanın toplumsal yapıyı nasıl etkilediği ve bu etkiden nasıl etkilendiğini inceleyerek kuramsal bir çerçeve oluşturmayı amaçlayan bir disiplindir. Gerontolojik sosyal hizmet, toplumu bir bütün olarak ele alır ve sosyal refah programlarının geliştirilmesinde de rol oynar. Çağdaş yaşlı politikası sorunları önlemeyi, hizmetler ile var olan sistemi her an hazır tutmayı ve yaşlıların sağlıklı yaşlanmasına olanak sağlayan ortamları oluşturmayı temel almaktadır. Bu hizmetin verilebilmesinde sosyal hizmet uzmanlarına büyük görevler düşmektedir. Yaşlılara yönelik verilen hizmetleri genel olarak barınmaya ilişkin hizmetler, gündüz bakımı ve destek hizmetleri, boş zaman değerlendirilmesine yönelik faaliyetler, çalışma yaşamı ve ekonomik sorunlara ilişkin hizmetler olarak 4 başlık altında toplanabilir. Bunun yanı sıra yaşlılara yönelik sağlık hizmetlerini, eğitim ve çalışma hizmetlerini ayrı bir kategori olarak ele alan yaklaşımlar da vardır. Bu başlıkların her 3
8 birinin altında sosyal hizmet uzmanının görevleri çeşitlenmekte ve önemi artmaktadır. Bu görevleri düşünüldüğünde ve geriatrist gözüyle bakıldığında sosyal hizmet uzmanları özellikle yaşlı hastalar için vazgeçilemez kimselerdir. Sosyal hizmet uzmanı yaşlıyı değerlendirirken kişilerin sorun çözme kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olmayı, yaşlıların toplumda var olan kaynaklara ulaşmalarını sağlamayı, mevcut hizmetleri yaşlıların ihtiyaçlarına cevap verir hale getirmeyi, yaşlı ve çevresi arasındaki etkileşimi kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Yaşlının, evde, hastanede, kurumda nerede değerlendirildiğine göre temel bakımın planlanması değişmektedir. Kurumsal bakım, evde bakım, toplumda değerlendirme, hastanede bakım farklıdır ve her birinde sosyal hizmet uzmanının görevleri vardır. Örneğin hastanede değerlendirilirken sosyal hizmet uzmanı, yaşlıyı polikliniğe ilk geldiği andan itibaren değerlendirmeye başlar. Doktor tarafından muayenesi yapılan yaşlı ve yakını ile ilk görüşmeyi yapar. Muayene sonrası doktorun istediği tetkiklerin yapılması ve sonuçlarının doktoruna gösterilmesi konusunda danışmanlık eder. Sonuçlara göre ilaç kullanımı, diyetinin ayarlanması ve diğer ilgili dallara yönlendirilen hastanın bu meslek elemanları ile görüşmesi sağlanır. Ekip elemanlarının koordinasyonunun sosyal hizmet uzmanı tarafından sağlanması, hastanın tekrarlar yaşamasını engellemiş olur. Böylece yaşlının aynı bilgileri tekrarlaması ve bıkkınlık oluşmaması sağlanmış olur. Hastanın yatması gerektiğinde yaşlı ve ailesine yatış işlemleri ve yatış sırasında hastane prosedürü hakkında bilgi verilir. Yaşlı hastanede kaldığı sürece takip edilir. İhtiyacına göre psikolojik desteklemede bulunulur. Yaşlının kendisine yetmediği durumlarda kendisinin ve yakınlarının isteği doğrultusunda bakıcı temini konusunda yönlendirilir. Yaşlının sürekli kullanması gereken tıbbi malzeme ve cihazların temini konusunda da sosyal hizmet uzmanı yaşlı ve yakınlarına danışmanlık eder. Raporlarının hazırlanması için doktorları ile görüşür. Taburculuk sonrası bakım problemi yaşayacağı düşünülen yaşlı ve yakınları, ilgili sosyal hizmet kuruluşları (Huzurevi, bakımevi, rehabilitasyon merkezi vs.) hakkında bilgilendirilir. Yaşlının taburculuk sonrası yaşayacağı ortam sosyal hizmet uzmanı tarafından değerlendirilir. Evin mimari yapısından yaşlının kiminle yaşayacağına kadar her türlü ayrıntı önemlidir. Yaşlının yaşamını sağlıklı ve kaliteli sürdürebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması sosyal hizmet uzmanınca sağlanır. Yakını olmayan yaşlı hastaların takibi de sosyal hizmet uzmanınca yapılır. Kalacak yeri olmayan yaşlılar için uygun sosyal hizmet kuruluşları ile görüşülür, sosyal inceleme raporu hazırlanır ve yaşlının kuruluşa kabulü için gerekli işlemler başlatılır. Ayrıca yaşlı huzurevi gibi bir sosyal hizmet kuruluşundan geliyorsa kuruluşla irtibat ve koordinasyon sosyal hizmet uzmanınca sağlanır. Sosyal hizmet alanının aktif olduğu yerlerden birisi de kurumsal bakımdır. Günümüzde kurumsal bakımın yerini, yaşlının bulunduğu ortamda/evde desteklenerek yaşaması almıştır. Ancak ülkemiz koşullarında uzun dönemli bakım hizmetlerine gereksinimi olan yaşlıların kurumlardan hizmet alması için talep halen devam etmektedir. Ülkemizde uzun dönemli bakım hizmetleri Yaşlı ve Özürlülük Genel Müdürlüğü, belediyeler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörlere bağlı bakım kuruluşları tarafından yürütülmektedir. Farklı kurumlara bağlı yürütülen uzun dönem bakım hizmetlerinde belirli bir standardizasyon mevcut olmayıp; yaptığımız bu çalışma ile uzun dönemli bakım hizmeti sunan kurumlar arasında standardizasyon sağlanarak, hizmetlerin ulaşılabilir, etkin, verimli, güvenli ve kaliteli olarak sunulması hedeflenmiştir. Sosyal hizmet uzmanı kimlerin uzun dönemli bakım hizmetine nerede ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi; ihtiyaç duyulan bakım hizmetinin güvenli, eşit, ulaşılabilir ve kaliteli olarak sunumunun sağlanması konularında sorumluluk almalıdır. Ülkemizde yaşlı bakımı verecek personel ya da bireyin nitelik ve nicelik açısından yetersizliği önemli bir sorundur. Bu mevcut durumda özveri ile çalışan ve kendini geliştirmeye çalışan personel olmadığı anlamında yorumlanmamalıdır. Ancak özellikle huzurevlerinde ve bakımevlerindeki personel sayımız ve personelin yararlandığı hizmet içi eğitimler ve mezuniyet sonrası eğitimler konusunda önemli eksikler vardır. Bakımevlerinde çalışan personelin interdisipliner bir ekip oluşturması, bakımevindeki yaşlı bakımının kalitesinin arttırılmasının ilk şartıdır. Bugün gördüğümüz uygulama bakımevi personelinin bir arada çalışma, ekip olarak hareket etme konusunda sorunların görülebildiği gerçeğidir. Bunun çok yönlü olarak ele alınması gerekmektedir. 4
9 BİREYSEL TEMEL GEREKSİNİMLER VE TANIMLAR Her yaşlının bakım ihtiyacı farklıdır. Kronolojik yaş bakım ihtiyacının belirlenmesinde tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Önemli olan yaşlının bağımsızlık derecesidir. Bunun anlaşılması da her yaşlının bireysel gereksinim ve ihtiyaçlarının belirlenmesi ile olmaktadır. Yaşlının nerede yaşadığı ve kiminle yaşadığı son derece önemlidir. Yine yaşlının eğitim durumu ve sosyoekonomik durumu bireysel gereksinimler konusunda belirleyicidir. Ancak temel bakımda, barınma, yemek yapma ve yeme, temel ve enstrumental günlük yaşam aktivitelerini yapma yer almaktadır. Tek başına yaşayan ve demansı olan bir yaşlının yemek hazırlamasındaki zorluk ve tehlikeler veya günde 8-10 çeşit ilaç kullanan bir yaşlının ilaca ulaşmasındaki sorunlar ve ilaç kullanımında yardım ihtiyacı gereksinim olarak o yaşlıda diğerlerinden daha önemli olabilir. Dolayısı ile tüm olası gereksinimler her yaşlı için farklı olabilir. Yaşlının hijyenik bakım ihtiyacı var mı tespit edilmelidir. Beslenme, boşaltım, hareket, ekonomik, giyinme ve vücut ısısının korunması, yardımcı cihaz kullanımı, ilaç kullanımının düzenlenmesi alanlarındaki gereksinimleri özellikle tespit edilmelidir. Burada günlük yaşam aktiviteleri ve enstrumental günlük yaşam aktivitelerinin ve bunları değerlendirne testlerinin bilinmesi gereklidir. Bu testler kişinin bağımsızlık derecesini anlamaya yönelik ve günlük gereksinimlerini de ortaya çıkaran testlerdir. Bulaşık, çamaşır, ütü, yemek yapma, alışveriş, evdeki temel aletleri kullanabilme gibi ögeleri yapıp yapamadığını, yardıma ihtiyacı olup olmadığını saptayan enstrumental günlük yaşam aktiviteleri testleri son derece önemli ve belirleyicidir. Yaşlı hastalarda fonksiyonel yetersizlik sık karşılaşılan bir durumdur. Çeşitli yaşa bağlı değişiklikler, sosyal faktörler veya hastalıklar nedeniyle gelişebilir. Yaşlı hastanın kendine bakım kapasitesi günlük yaşam aktivitelerinin değerlendirilmesiyle ölçülür. Günlük yaşam aktiviteleri temel (GYA) ve enstrümantal günlük yaşam aktiviteleri (EGYA) olmak üzere 2 gruba ayrılır. 65 yaş üzerindeki grubun %25 inde, 85 yaş üzerinde ise %50 sinde temel GYA de bağımlılık tespit edilmiştir. Bu bağımlılık kardiyovasküler hastalıklara, demansa veya kas-iskelet sistemi hastalıklarına bağlı olabilir. Hastanın klinik izlemi boyunca gelişebilecek sorunların tespiti ve özel bakım ihtiyacı veya bakımevine yerleştirilme ihtiyacının anlaşılması açısından her hastanın bazal seviyesinin saptanması önemlidir. GYA veya EGYA de saptanan düşüşler depresyon, demans, düşme, inkontinans, görme problemi veya diğer hastalıkların habercisi olabilir. Bu testlerden alınan puanlardaki düşüşe neden olan medikal bir sebep bulunamazsa destekleyici yaklaşımlar önerilmelidir. Temel günlük yaşam aktivitelerinde ve enstrümantal günlük yaşam aktivitelerinde test edilen başlıklar Tablo 1 de gösterilmiştir. Tablo 1.1: Temel ve enstrümantal günlük yaşam aktivitelerinde test edilen başlıklar. TEMEL GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ Banyo Giyinme Transfer Tuvalet Kontinans Beslenme ENSTRÜMANTAL GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ Telefon kullanma Alışveriş Yemek hazırlama Ev korunması Transport Medikasyonlar Finans Bu alanların test edilmesi için geliştirilen ve en sık kullanılan ölçek Barthel in Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeğidir. Bu testin amacı hastanın günlük işlerinde ne yaptığını kaydetmektedir. Hastanın ne yapabileceğini öğrenmek hedeflenmemiştir. Değerlendirilen işler gayta kontinansı, idrar kontinansı, beslenme, yıkanma (yüz yıkama, saç bakımı, tıraş dahil olmak üzere), giyinme, transfer, tuvalet kullanma, mobilite, basamak çıkma ve banyodan oluşmaktadır. Hastanın bu işleri bağımsız veya yardımlı yapmasına göre puanlanır. Alınan skor bağımsızlık derecesini gösterir, ne kadar az puan alınırsa temel günlük yaşam aktiviteleri o kadar bağımsız yapılmaktadır. 5
10 Lawton-Broody Enstrümantal Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (EGYA) ise işlemleri hastanın ne derece bağımsız yerine getirdiğine göre puanlandırılır. Toplam puan 17 dir. Alınan puan bağımsızlık derecesini gösterir, aktiviteleri yerine getirmedeki bağımsızlık derecesi arttıkça alınan puan da artar. Bu testlerin sadece ilk değerlendirmede uygulanması değil, belli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Disabilite belli bir sürede gelişen dinamik bir süreç olduğu için hastaların belli aralıklarla bu açıdan değerlendirilmesi uygun olur. Denge ve duruş bozuklukları yaşla birlikte artar ve düşmelere neden olur. Düşmeler morbidite ve mortaliteye neden olması açısından önlenmesi önemlidir. Kas-iskelet sistemi hastalıkları, demans dahil nörolojik hastalıklar ve polifarmasi düşme riskini artırmaktadır. Yaşlıların yaklaşık %30 u yılda bir kez düşmektedir. Bu oran 80 yaş üstünde %50 ye çıkmaktadır. Yaşlıların yaklaşık %20 sinde ise yürüme problemi vardır ve bunlar yürürken bir başka kişiye veya yardımcı aletlere ihtiyaç duymaktadır. Geriatrik değerlendirme yapılan tüm yaşlılara son 6 ay içinde düşüp düşmedikleri sorulmalıdır. Evet yanıtı verenlere postür ve mobilite testleri uygulanmalıdır. Bir kez düşmesi olduğu tespit edilen yaşlılara Kalk ve yürü testi uygulanmalı, bu testi yapamayanlara daha ileri testler yapılmalıdır. Bu testte hastadan kollarını kullanmadan oturduğu yerden kalkması, 3 metre yürüyerek geri dönmesi ve tekrar oturması istenir. Bu test ile kuvvet, duruş ve denge değerlendirilebilmektedir. Zamanlı kalk ve yürü testinde ise bu işlem yapılırken zaman tutulur, 15 saniye ve üzerindeki süre düşmelerle ilişkilidir. Son bir yıl içinde rekürren düşmesi olanlar veya denge ve postür bozukluğu olanlar eğitimli kişiler tarafından ve fizyoterapistlerle işbirliği halinde değerlendirilmelidir. İleri değerlendirme; düşmenin ciddiyeti, hastanın kullandığı medikasyonlar, akut veya kronik medikal problemler, kardiyovasküler durum, mobilite durumu, görme, postür ve dengenin değerlendirilmesi, alt ekstremite eklemlerinin fonksiyonu ve temel nörolojik değerlendirmeyi içermelidir. Denge ve postür ile ilgili testlerin gerçekleştirilmesinde ve bozukluk saptanan hastaların terapisinde fizik tedavi uzmanları ve fizyoterapistler ile işbirliği içinde çalışılmalıdır. Böylece tam bağımsız, yarı bağımlı, bağımlı yaşlı; dinç sağlıklı yaşlı, kırılgan yaşlı tanımları ortaya kondukça yaşlının gereksinin düzeyi ve çeşitleri de ortaya çıkmaktadır. Kırılgan yaşlı yaştan bağımsız olarak yarı bağımlı ya da tam bağımlı olan, çok sayıda hastalığı olan, genel durumunun daha bozuk olduğu veya daha çabuk bozulabilen yaşlılar için kullanılan bir tanımdır. BAKIM UYGULAMALARININ YÜRÜTÜLMESİNDE TEMEL KURALLAR Yaşlıya saygı, yaşlıyı anlamaya çalışma ve yaşlıya temel bakım alanında da en temel kuralı ve felsefeyi oluşturur. Bakım uygulamasındaki temel kurallar bakımın tipine, nerede ve kimler tarafından yapıldığına göre değişmektedir. Yaşlının tıbbi bakımı, yaşlının akut, subakut ve kronik bakımı şeklinde üç kısımda incelenebilir. Akut bakım, yaşlının hastanede bakımını içermektedir. Akut bakım ünitelerinin (geriatrik değerlendirme üniteleri) amacı, medikal tedavi vermenin yanında multidisipliner işbirliği ile fonksiyonel bağımsızlığın idamesi sağlamak, çok yönlü bir taburculuk planı çizmektir. Subakut bakım, uzun dönem bakım evlerinde kısa bir süre kalması planlanan hastaları içermektedir. Amaç, rehabilitasyon, kompleks bir medikal bakım ve/veya yara bakımı içindir. Bu kişiler, genelde hastanelerden yeni taburcu edilmiş olup hemşirelik bakımına ihtiyaç duymaktadır. Kronik bakım ise multiple kronik hastalıkları olan ve toplumda yaşamayı tek başına başaramayan yaşlılara uygulanmaktadır. Bir de özel bakım vardır ki taburculuk planı olmayan, demans bakımı, diyaliz, hospis bakımına ihtiyaç duyan yaşlılar içindir ve eğitilmiş personel gereklidir. Subakut ve kronik bakımın temel hedefleri, fonksiyonel yetersizliğin korunması, bilişsel durumun takibi, hayat kalitesinin yükseltilmesi, hastalıkların önlenmesi, sağlığın korunmasıdır. Ülkemizde evde bakım, gündüz geriatri hastaneleri, yaşlı evleri-huzurevleri sayısında belirli rakamlara ulaşılırken, bakımevleri ve uzun süreli bakım sistemleri ve evde bakım sistemleri yeni gelişmektedir. 6
11 Yaşlıda bir bakım opsiyonunu seçmek için problemlerin kesin tanısı; özürlülüğün ve yeti yitiminin tam tanımı, prognoz, entellektüel kapasite, karar verme yetisi, mental hastalık, uygun bakım opsiyonlarına ulaşmaları için sosyal destek ağının belirlenmesi, hastaya ve ailesine sunulacak bir tedavi planı oluşturulması amacıyla yardım ve devamlı gözetim önemlidir. Bağımlılık düzeyi, bakım ihtiyacının süresi, bakımın yoğunluğu, bakımın karmaşıklığı, kişisel faktörler ve çevresel faktörler bakım tipini belirlemektedir. Temel bakımın kime nerede ne zaman nasıl ve ne kadar süre yapılacağına göre planlamalar değişebilmektedir. Bakıcının hazırlığı, malzemelerin hazırlığı, yaşlının bilgilendirilmesi, odanın veya ortamın hazırlanması, uygun çalışma alanının oluşturulması, bakım önlemlerinin oluşturulması, gözlem kriterlerinin oluşturulması ve uygulama sonrası takibi ana temel bakım başlıklarıdır. Toplum kökenli bakımın kurumsal alternatife oranla çok daha ucuz olduğu inancı vardır. Tüm toplum ve ev kökenli bakım tipleri, gayri resmi sektöre, özellikle ailelere sorumluluk ve masrafın büyük kısmını yüklemiştir. İyi ev bakımı, hastane veya bakımevine yerleşmeyi geciktirir. İnterdisipliner ekipteki kişiler evdeki güvenliliğin, bakımın sağlanmasından sorumludur. Eğitim, egzersiz programı, ev dekorasyonunun düzenlenmesi, ilaçların düzenlenmesi, azalmış düşmeler, banyonun güvenliği, elde taşınabilir duş, tırabzanlar, kaymayan zemin, uygun aydınlatma, uygun su ısıtıcı, evin güvenliliği, duman detektörü, halı saçakları, serbest kordonların saklanması, baston, yürüteç, tekerlekli sandalye sağlanması evde bakımda önemlidir. Acil durum telefonları kolay ulaşılabilir olmalıdır. Destekli yaşam sisteminde ise beslenme, ev düzeni, çamaşır, transport, sağlık bakımı uygulanabilir. Bakımevlerinden daha hesaplıdır. Haftalık doktor bakımı yapılmaktadır. Grup evlerinde demans hastaları, son dönem hastalar için grup halindeki apartmanlarda yaşam sistemidir. Sosyal ilişkileri arttırır. Bakım verenler için kolaylıktır ve maliyeti düşürür. Ev hastaneleri sistemi ise hastanede bakımını evde uygulamaktır. Eğitimliler, evliler, günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı olanlar tercih ediyor. Yaşlıda transport önemlidir, demans hastalarının anlamsız dolaşma, kaçma, kaybolma eğilimi olduğundan dikkatli olunmalıdır. Yaşlıda tüm bakım sistemlerine rağmen bakıcı tükenme sendromu sıktır. Özellikle kadın cinsiyette olan aile bireyleri risk altındadır. Bunlar dışında temel bakım hasta olmadan da toplumda yaşayan yaşlılar için evde veya toplum merkezlerinde mümkündür. Dolayısı ile bakımın kuralları aslında her yerde ve ne tip bir bakım olduğuna göre değişmektedir. ALIŞKANLIKLARIN ORTAYA KONMASI Bakım verilecek kişinin alışkanlıklarının ortaya konması son derece önemlidir. Görmesi, işitmesi, anlaması, hareket kabiliyeti yanında alışkanlıkları da bakım sonuçlarını etkilemektedir. Yaşlının kiminle yaşadığı, ziyaretçileri, iletişim halinde olduğu kişiler de gene bakımını etkilemektedir. Sigara ve alkol alışkanlıkları ile öyküsü önemlidir. Eski ve mevcut sağlık sorunlarının, hastalıklarının bilinmesi son derece önemlidir. İlaçlarını kimin aldığı, getirdiği, kendisinin mi içtiği yoksa hatırlatıldığımı yine önemlidir. Tuvalet alışkanlıkları, idrar ve gayta tutamama sorunları, ishal kabızlık gibi sindirim sistem alışkanlıkları, mide rahtsızlıkları ve yakınmaları ve iştahı yine bakımı etkileyen faktörlerdendir. Uykusu, uykuya başlaması, uykuyu sürdürmesi, uyku kalitesinin ortaya konması, gündüz uyumaları varlığı, kısa kestirme şeklinde uykuların varlığı yine bakımı etkileyebilmektedir. Uyku veya iştah amaçlı ilaç dışı bir madde kullanıp kullanmadığı, alternatif tıp ürünlerini çeşitli vesilelerle alıp almadığı da önemlidir. Mental durumu önemlidir. Hafıza sorunları, unutkanlık varlığı bunlarla, baş etme için geliştirdiği varsa yöntemler son derece önemlidir ve bakımını da etkilemektedir. Depresif bir özellik veya duydudurum varlığı, bakım kalitesini ve sonuçlarını etkileyeceğinden en başından sorgulanmalı ve tespit edilmelidir. Var ise hekime başvurması önerilmeli veya hekimine danışılmalıdır. Doktora veya sağlık kurumuna başvurma alışkanlıkları da önemlidir. 7
12 Gün içinde neler yaptığı, varsa hobileri, günlük yaşam aktiviteleri sırasında varsa rutin yaptıklarının bilinmesi önemlidir. Sevdigi müzikler, kedi köpek gibi sevdiği bir hayvanın varlığı, bakmaktan hoşlandığı aile fotoları da bazen özellikle demans hastasında olmak üzere bakım sonuçlarını etkilemektedir. Kisisel hijyeni ile ilgili alışkanlıkları, sevdikleri, banyo düzeninin ve alışkanlıklarının bilinmesi de bakımın sonucunu etkilemektedir. Beslenme alışkanlıkları, sevdigi yiyecekler, alışkın olduğu yemek saatleri son derece yönlendiricidir. TEMEL BAKIM YÜRÜTÜRKEN SIK KARŞILAŞILAN KISITLILIKLAR Yaşlı bakımında temel sorunlardan birisi sosyoekonomik sorunlardır. Her ne kadar bir çok sağlık sorunu için geri ödeme sitemleri varsa da bakım ve ekip pahalı olabilmekte ve yaşlıya ve yakınlarına ve devlete çok ekonomik yük getirebilmektedir. Örneğin yaşlı bakımını finanse etme yöntemleri bilinmedikçe akutsubakut ve kronik bakımevi sistemi yeterince de anlaşılamaz. Sistemin mevcut halini analiz edebilmek, gelecek ile ilgili planlar kurgulayabilmek için ülkedeki sosyo-kültürel ve ekonomik düzey bilinmeli ve uzun süreli bakım masrafları ve finans seçenekleri iyi değerlendirilmelidir. Bir bireyin ilgi, saygı ve koruma hakkı yaşla birlikte azalmaz. Geriatrik tıp ve etik prensipler açısından bu en önemli ilkedir. Her bir birey, toplumun ilgisini, saygısını ve korumasını diğer bireylerle eşit olarak hak etmektedir. Buna eşitlik prensibi denir. Eşitlik prensibi, kronolojik yaş, beklenen yaşam süresi, cinsiyet, ırk ve diğer özelliklere göre ayırımcılık yapılmamasını sağlar. Yaşlıların sosyal hizmetler kapsamına giren, sosyal rahatsızlık yaratan, eksikliklerinin ya da varlıklarının bir ölçüyü aşması durumunda sosyal hastalık aşamasına gelen gereksinimleri, sorunları, sıkıntıları, çaresizlikleri vb., Prof Dr İlhan Tomambay ın makalesinde şu şekilde gruplanmıştır. Bu temel bakım uygulamaları içinde bir çok yönüyle benzerdir. 1. Ekonomik sorunlar (Çalışma yaşında olmadığı ya da çalışamadığı için yaşanan parasızlık sorunu, gelirinin olmaması, gereksinimlerini giderecek maddi güce sahip olamama.) 2. Sosyal sorunlar (Aile ile ilgili sorunlar, komşularla ilgili sorunlar, diğer yakın çevresi ile ilgili sorunlar vb.) 3. Psikolojik sorunlar (Bunalım, iç daralması, kaygı olarak beliren sorunlar.) 4. Kültürel sorunlar (İçinde bulunduğu ortamın kültürü ile kendisinin sahip olduğu kültür arasında uyumsuzluk,) 5. Yaşlılıkta rutin toplumsal hizmetlere ulaşmakta güçlük yaşanması. (Örneğin, kiralık ev bulma sıkıntısı, kiralarının yatırılmasında, emekli aylıklarının alınmasında, değerlendirilmesinde, sosyal sigortalardaki işlerinin izlenmesinde yaşanan sıkıntılar. 6. Kuşak sorunları (Yaşıyla ilgili bakış ve anlayışının gençlerin anlayış ve bakışlarıyla örtüşememesinin yarattığı sorunlar.) 7. Yalnızlık sorunu (Evlatları tarafından onun istediği sıklıkta aranmaması ve bunun yarattığı bunalım.) 8. İletişimsizlik sorunu (İletişim kurmada çekingenlik, yaşanan güçlük, cesaretsizlik ) 9. Sevgisizlik sorunu (Eski sevdiklerinin ya ölmüş olmaları ya da çeşitli nedenlerle çevresinden uzaklaşmaları dolayısıyla yaşanan sevgi açlığı.) 10. Sağlık sorunları (Çeşitli ağrılar, doktora gidememe, vb.) 11. Umutsuzluk sorunu (Derdini tam anlamıyla anlatamama, ağrılarının geçmeyeceğinin, gözlerinin artık daha iyi görmeyeceğinin, kulaklarının daha iyi duymayacağının bilincinde olması ve bunun yarattığı sorunlar.) 8
13 12. Cinsel sorunlar (Zaman zaman cinsel arzu duyması ve ancak bunu karşılayacak ortam ve olanağa sahip olamamasının yarattığı sorunlar.) 13. Ev işlerini yapmada kendine yetememe (Yetememe ya da aynı işleri yapmaktan bıkkınlık yaşama, bıkma ) 14. Cansıkıntısı ve zaman geçirememe sorunu. (Örneğin, gözleri görmediğinden istese de kitap okuyamadığı için, tekbaşına gezmeye cesaret edemediği için, kendisi için program üretemediği için yaşadığı sorunlar.) Bu tür yaşlıların karşı karşıya olduğu sorunlar temel bakımını da etkilemektedir. Hele bir de bakım ihtiyaç derecesi arttıkça, bu sorunlarında daha da artması son derece önemli kısıtlılıklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu sorunların bakım verilende ve bakım verende ve ailede çeşitli sosyal ve psikolojik sonuçları olmaktadır. Bu sorunların aşılmasında bakım ekibinde bir sosyal hizmet uzmanı olması son derece yararlı olacaktır. Yaşlının profesyonel bir destege ulaşması bakımı da kolaylaştırmaktadır. BİREYE ÖZGÜ BAKIM PLANLAMASI Yukarıda da anlatıldığı gibi bakımın tipi ve yeri dışında yaşlının kendi özellikleri de bakımı etkilemektedir. Bu sebeple bakım yaşlının ihtiyaçlarına, alışkanlıklarına ve tercihine göre olabildiğince bireyselleştirilmelidir. Diyabet hastası, demans hastası, depresyon hastası, yatalak inme hastası, yalnız hasta, çok ilaç içen yaşlı hepsi farklı bakımlara ihtiyaç duyan yaşlı örnekleridir. Bu sebeple bireye özgü bakım planlaması yapılmalıdır. Bu bakımın sonuçlarını da olumlu etkileyecektir. Diyabet hastasında yemeklerinin hazırlanmasından sıklığına, ilaçlarının alınmasına bireysel bir çok farklılık olacaktır ve bu da bakımın başarısını etkilemektedir. Bireyin ailesi de yaşlı ve yaşlı bakımından söz edilirken önemli belirleyici noktalardandır. Tek başına yaşayan yaşlıyla, eşi ile veya çocukları ile yaşayan arasında farklar vardır. Yaşlı değerlendirmesinde her aşamada aile ile de mümkünse görüşülmesi, özellikle bakım hastalarında son derece önemli bir durumdur. Karşılıklı yönlendirmeler, onların bilgilendirilmesi ve bakım sürecine katkı vermeleri de son derece önemlidir ve her yaşlıda her ailede farklı olacaktır ve bakım planının bireyselleştirilmesini etkileyecektir. PLANLANAN BAKIMLA İLGİLİ BİLGİYİ SUNMA VE İLETİŞİM YOLLARI Bakım planın anlatılması son derece önemlidir. Burada yaşlı ve varsa yakınları son derece önemlidir. Yaşlının anlayacağı, duyacağı, göreceği bir ortamda bakımın nedenleri, tipi, amacı yaşlıya ve varsa yakınlarına birlikte ve ayrı ayrı anlatılmalıdır. Bunu sunarken etik değerler son derece önemlidir. Yaşlının özsaygısının zedelenmemesi ve desteklenmesi önemlidir. İletişim yolları her yaşlı hastada farklı olabilir. Sevdikleri, alışkanlıkları, görme-işitme-anlamaduygudurum kapasitesine göre farklı bir sunum ve iletişimle aktarılması gerekliliği açıktır. Hiç konuşamayan bir yaşlıyla, sadece göz ve el teması bile bakımın sonuçlarını olumlu yönde etkileyebilmektedir. Bu sebeple yaşlının günlük yaşam aktiviteleri, duygu durumu, enstrümental günlük yaşam aktiviteleri, demansif durumu ve hareket durumu ve beslenme durumu mutlaka değerlendirilmelidir ve kurulacak iletişim buralarda ki sonuçlarla yönlendirilmelidir. İletişim ve sunmada yaşlının varsa ailesi ile ilişki de son derece farklılıklar gösterebilmektedir. Aile görüşmesi sosyal hizmet uzmanının yaşlı değerlendirirken en önemli destek ve bilgi kaynaklarındandır. Ayrıca ailelerin görüşleri alınırken, ayrı olarak mutlaka yaşlıya yakınları olmadan da bir değerlendirme yapılmalıdır. Bazen sonuçlar farklı çıkabilmekte ve bu da bakımın sonuçlarını etkileyebilmektedir. 9
14 BAKIM PLANI İLE İLGİLİ GEREKLİ DÖKÜMANI HAZIRLAMA VE DOLDURMA Yaşlıya bakımın verildiği yere göre değişmektedir. Bakımevinde farklı, evde farklı, hastanede farklıdır. Ancak yaşlının kabülünde her çalışılan yerde mutlaka standart bir kabul ve değerlendirme formu, ilgili bakıma uygun değerlendirme testleri, varsa çok yönlü geriatrik değerlendirme testlerini içeren bir resmi kayıt sistemi olmalıdır. Yine bakımın takibinde ve sonrasında ayrı değerlendirme formları her bakım tipine özel formlar ve takip ve değerlendirme kartları olmalıdır. Bu formlar her aşamada doldurulmalıdır. Çalışılan ve bakımın yapıldığı sistemde bu formlar ve kayıt sistemi hem yaşlının bakım sonuçlarını olumlu etkilemekte hem de sistemin kendisini yenileme ve geliştirmesine yararı olmaktadır. Döküman çalışılan ve bakımın verildiği tip, yer ve sisteme göre değişebilir ancak kendi içerisinde standart bir yapısı olmalıdır. Özellikle duygudurum, mental durum, fiziksel hastalıklar, ilaçlar, beslenme durumu, günlük yaşam aktiviteleri, enstrümental günlük yaşam aktiviteleri, yaşlının demografik özellikleri, alışkanlıkları, aile desteği, sosyoekonomik ve eğitim durumu mutlaka dökümanda yer almalıdır. Yine bu formların çalışılan yere ve bağlı bulunan kuruluşlara göre uyarlanmış, ortak ve uluslararası literatüre uygun ama ülkemizde geçerlilik güvenilirliği yapılmış değerlendirme ölçeklerini içermesi gerekmektedir. BAKIM PLANININ YÜRÜTÜLMESİ SIRASINDA TEKNOLOJİYİ KULLANMA VE GELİŞTİRME Teknoloji yaşamın bir çok alanında olduğu gibi yaşlı bakımında çok önemlidir. Daha yaşlıya ulaşma ve iletişimden başlayarak telefon, bilgisayar gibi kayıt sistemlerinin olması önemlidir. Bakım ile ilgili sistemin organizasyonunda da teknolojik gelişmeler takip edilmelidir. Özellikle evde ve hastanede bakım sistemlerinde hatta toplumda yaşayan yaşlılarda ev güvenliği veya yaşlı güvenliği ile ilgili alarm sistemleri, bilgilendirme sistemleri bakımın ve planın bir parçası olmalıdır. Yaşlıya uygun akıllı evler, modern binalarda gerontoteknolojik bir felsefeye göre bir değerlendirme, yaşam ve bakım sistemi en ideali olandır. Ancak teknoloji kullanımı ilk başta pahalı görünmektedir, oysa ki uzun dönemde yararları ile daha maliyet etkin olabileceği yönünde yayınlar vardır. Burada önemli sorunlardan biri de yaşlının eğitim durumunun veya adaptasyon durumunun da teknoloji kullanımına uygun olması veya bu konularda da yaşlıya eğitim verilmesi, gösterilmesi gerekliliğidir. Ancak yaşlılar ve özellikle bakım derecesi ihtiyacı yüksek olan yaşlılarda ailelerinin işbirliği son derece yararlı olmaktadır. ÖLÜM ANINDA YANINDA OLMA Son yarım yüzyıl içinde tıptaki ilerlemeler eskiden ölümle sonuçlanan pek çok akut hastalıktan kurtulmaya imkan sağlamıştır. Bunun sonucu olarak beklenen yaşam süresi giderek artmakta, dolayısıyla yaşla beraber ortaya çıkan hastalıklar ve kronik hastalıklarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu süreç içinde çoğu tıbbi girişim hastalığı ortadan kaldırmak yerine kronik hastalıklarla baş etmeye yöneliktir. Yaşlı ile çalışan ve bir arada olan mesleklerde önemli bir iş alanı da ölüm gerçeği ile yüzleşmesinde yaşlının yanında durmak, anlamaya ve destek olmaya çalışmaktır. Yaşam sonu, palyatif bakım, destek tedaviler bir çok yaşlıda gerekmektedir. Yaşamın uzaması ve pek çok kişinin bir veya daha çok dejeneratif ve sakatlığa sebep olan hastalıkla ileri yaşlara ulaşması sonucunda yaşamın sonuna doğru hastaların bakım ihtiyaçları artmıştır. Yaşam sonundaki bakımın özellikleri ve sona doğru yaklaşırken verilecek kararlar özellik arz eden konulardır. Yaşam sonundaki ölmek üzere olan hastanın bakımı ve verilecek kararlar medikal bakım, hemşirelik bakımı, etik ilkeler, kanunlar ve ekonomi açısından karmaşık bir durum arz eder. Bu konuyla ilgili pek çok soru üzerinde tartışmalar devam etmektedir ve tam bir konsensusa varılamamıştır. Yaşam kalitesinin artırılması, ailenin desteklenmesi ve hastalığın yüklerinin azaltılması gibi konulara odaklanmak şeklinde özetlenebilir. Hastalar hala yaşam uzatıcı tedaviyi alıyor olsalar bile bu yaklaşımlardan fayda görürler. Yaşamının sonuna yaklaşmış hastaların bakımı konusunda basamaklı bir yaklaşım geliştirilmelidir. Bu basamaklar aşağıdaki gibidir: 10
15 1. Hastanın sona yaklaştığının fark edilmesi 2. Bakımın amaçlarının netleştirilmesi ve açıklanması 3. Bakımın planlanması 4. Planın uygulanması 5. Tedavinin etkinliğinin ve semptomların şiddetinin değerlendirilmesi 6. Değişiklik olmaması veya başarı durumunda tedaviye devam edilmesi/ Yeni bir problemle karşılaşılması veya başarısızlık durumunda yeni bir tedavi seçeneği aranması/ Ölümün gerçekleşmesi durumunda sağlık personelinin üzerine düşen görevlerin yerine getirilmesi. Hastanın sona yaklaştığının fark edilmesini takiben bakım amaçlarının belirlenmesi gereklidir. Hastalık farklı hastalarda farklı şekilde seyredebileceğinden hekim, sosyl hizmet uzmanı, hasta ve yakınlarını hastanın mevcut sağlık durumu, hastalığın ölüm ihtimali de dahil tüm muhtemel seyirleri, girişim-tedavi seçenekleri ve bunların fayda ve zararları konusunda bilgilendirmelidir. Gerekli bilgilendirmeden sonra hastanın değer yargılarını ve tercihlerini anlamaya çalışmalıdır. Bunların sonucunda tedavi amaçları belirlenmeli, amaçlar hasta ve yakınlarıyla görüşerek netleştirilmelidir. Hastalığın seyri boyunca hastalık ilerledikçe ve tedavi verildikçe amaçlar değişebilir. Bu yüzden hasta ve yakınlarının ihtiyaçları ve tercihleri sık sık değerlendirilmelidir. Bir başka deyişle karar verme yaşa sonunda bakımın sadece başlangıcında yapılan bir basamak değildir, aynı zamanda dinamik bir süreçtir. Bundan sonraki aşama bakımın planlanmasıdır. Bakımın her aşaması dikkatli bir şekilde planlanmalıdır. Öncelikle semptomların belirlenmesi ve iyileştirilmesi gereklidir. Şikayetlerin sebepleri belirlenmeli, geri döndürülebilir sebepler tedavi edilmelidir. Sürekli semptomlar için düzenli, epizodik semptomlar için ise lüzumu halinde kullanılacak ilaçların belirlenmesi gerekir. Hastalık seyrinde meydana gelebilecek medikal durumlar konusunda dikkatli olunmalıdır. Bakımın planlanması aşamasında bakımın nasıl yapılacağı kadar nerede yapılacağı da önemlidir. Hastanın bakımının nerede sağlanacağının baştan belirlenmesi şarttır. Ayrıca fonksiyonel problemler, mobilite, beslenme ve hijyen ile ilgili problemler çözüme kavuşturulmalıdır. Beklenen kayıp konusunda aile bireylerinin bilgilendirilmesi, aydınlatılması gereklidir. Yaşam sonunda bakım planlanırken karar verilmesi gereken hassas konular aşağıda listelenmiştir. 1. Agresif tedavilerden kaçınılmalıdır. Yaşlıda agresif kemoterapi veya kemoterapiye dirençli ilerlemiş kanserde kemoterapi verilmesi buna örnektir. 2. Eksik tedavi yapılmamalıdır. Yaşam kalitesini düzeltecek tedaviler aksatılmamalıdır. 3. Tedavinin kar-zarar oranı dengelenerek karar verilmelidir. 4. Semptomların tedavisi yeterli yapılmalıdır. 5. Medikal endikasyon, yaşam kalitesi, hasta ve ailenin istekleri gözden geçirilerek karar verilmelidir. 6. Kardiyopulmoner resusitasyon (CPR), mekanik ventilasyon, diyaliz, parenteral beslenme ve hidrasyon gibi invaziv işlemlere yukarıda belirtilen şekilde karar verilmelidir. Beklenen ölüm karşısında üzüntü ve yas anlaşılmalı, bu konuda hasta ve ailesine destek verilmelidir. Hasta ve yakınları birbirlerine veda edebilmeleri ve birlikte vakit geçirebilmeleri için ölümün yakın olduğu konusunda bilgilendirilmelidirler. Aile bireylerine destek ve bakım sağlanmalıdır 11
16 Özet Yaşlılık gerçeği ve yaşlı nüfus artmakta ve buna paralel olarak bakım ihtiyacı olan yaşlılar artmaktadır. Temel bir bakım planının olması bakımın yeri ve tipi ile başlar ve son derece kapsamlıdır. Sosyal hizmet uzmanı veya yaşlıdan sorumlu kişi bu temel bakımı aile ve yaşlı ve diğer ilgili disiplinlerle birlikte planlamalıdır. Kurumsal bakım, evde bakım, hastanede bakım; yaşlının olduğu her aşamada bakım planları olmalıdır. Gelişmiş ülkeler baz alınıp, kendi toplum geleneğimiz göz önünde bulundurularak oluşturulacak bir sistem, tüm toplumca benimsenecek ve desteklenecektir. 12
17 Kendimizi Sınayalım 1. Yaşlı bakım tipleri arasında yer almayan hangisidir? a. Evde bakım b. Hastanede bakım c. Kurumsal bakım d. Palyatif bakım e. İnkontinans bakımı 2. Türkiye de 2010 tarihine göre yaşlı nüfus oranı yaklaşık % kaçtır? a. 5 b. 7 c. 10 d. 12 e Hangisi yaşlı bakımda bireysel ihtiyaçlarının belirlenmesinde ana değerlendirme kriterlerinden değildir? a. Günlük yaşam aktiviteleri b. Enstrumental Günlük yaşam aktiviteleri c. Beslenme değerlendirmesi d. Hastalıkları ve ilaçları e. Safra kesesi ameliyatı öyküsü 4. Hangisi günlük temel yaşam aktivitelerinden biri değildir? a. Giyinme b. Banyo c. Kontinans d. Transfer e. Bulaşık yıkama 5. Hangisi yaşlı bakım planının sunulmasında temel maddelerden değildir? a. Etik değerler b. İletişim c. Göz Teması d. Ailesi e. Yemek çeşidi Hangisi yaşam sonu bakımın basamaklarından değildir? a. Hastanın sona yaklaştığının fark edilmesi b. Bakımın amaçlarının netleştirilmesi ve açıklanması c. Bakımın planlanması d. Planın uygulanması e. Tedaviye son verilmesi 7. Hangisi Bakım planının yürütülmesi sırasında teknolojiyi kullanma ve geliştirme içerisinde yer almaz? a. Elektronik tabanlı kayıt sistemi b. Gerontoteknoloji c. Pediatri d. Yaşlının ve ailenin adaptasyonu e. Bakımda teknolojinin kullanılması 8. Hangisi bireye özgü bakım planlamasında primer önemli değildir? a. Diyabet varlığı b. Demans varlığı c. Aile d. Alışkanlıkları e. Gerontoteknoloji 9. Yaşıyla ilgili bakış ve anlayışının gençlerin anlayış ve bakışlarıyla örtüşememesinin yarattığı sorunlar nedir? a. Kuşak sorunu b. Sevgi sorunu c. Ekonomik sorun d. Geleneksel sorun e. Duygu sorunu 10. Derdini tam anlamıyla anlatamama, ağrılarının geçmeyeceğinin, gözlerinin artık daha iyi görmeyeceğinin, kulaklarının daha iyi duymayacağının bilincinde olması ve bunun yarattığı sorunlara ne isim verilir? a. Sevgi sorunu b. İletişim sorunu c. Umut sorunu d. Kuşak sorunu e. Gereksizlik sorunu
18 Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. e Yanıtınız yanlış ise Bakım Uygulamalarının Yürütülmesinde Temel Kurallar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 2. b Yanıtınız yanlış ise Giriş başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 3. e Yanıtınız yanlış ise Bireysel Temel Gereksinimler ve Tanımlar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 4. e Yanıtınız yanlış ise Bireysel Temel Gereksinimler ve Tanımlar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 5. e Yanıtınız yanlış ise Planlanan Bakımla İlgili Bilgiyi Sunma ve İletişim Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 6. e Yanıtınız yanlış ise Ölüm Anında Yanında Olma başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 7. c Yanıtınız yanlış ise Bakım Planının Yürütülmesi Sırasında Teknolojiyi Kullanma ve Geliştirme başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 8. e Yanıtınız yanlış ise Bireye Özgü Bakım Planlaması başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 9. a Yanıtınız yanlış ise Temel Bakım Yürütürken Sık Karşılaşılan Kısıtlılıklar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 10. c Yanıtınız yanlış ise Temel Bakım Yürütürken Sık Karşılaşılan Kısıtlılıklar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz Yararlanılan Kaynaklar Arıoğul, S, (2006). Geriatri ve Gerontoloji Kitabı MN Medikal ve Nobel, 1. Baskı, Ankara. Ersanlı E, (2008). Psikolojik, sosyal ve bedensel açıdan yaşlılık. Pegem yayınevi, 1. Baskı, Ankara. Souza LM, Lautert L, Hilleshein EF. (2011). " Quality of life and voluntary work among the elderly." Rev Esc Enferm USP. 45(3): Michel JP, Robine JM, Herrmann F. (2010). "Tomorrow, who will take care of the elderly? The oldest old support ratio." Bull Acad Natl Med. 194(4-5): Onat, Ü.(2003) 2. Ulusal Geriatri Kongresi. Yaşlılara Sunulan Sosyal Hizmetler. Antalya. Bilgin Y.(2002) Yaşlı bakımında bakım standartları. Türk Alman Sağlık Vakfı yayınları, 1. Baskı, İstanbul. Arpacı F (2009). Farklı boyutlarıyla yaşlılık. Eğitim ve Kültür yayınları, Ankara. Yahyagil, Y.M. (2001) Toplumsal Değişme Sürecinde Yaşlılık ve Yaşlılara Yönelik Sosyal Hizmet. Sosyal Hizmet Sempozyumu 96 Toplumsal Gelişme ve Değişme Sürecinde Sosyal Hizmetler. T.C. Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve H.Ü. Sosyal Hizmetler Yüksekokulu ortak yayını No: 2. Ankara, Yararlanılan İnternet kaynakları
19
20 2 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Kaza tanımını ve yaşlılarda en sık karşılaşılan kaza nedenlerini ifade edebilecek, Kazalardan korunmada önemli olan kişisel ve çevresel faktörleri belirleyebilecek, Kazaları önlemede alınabilecek kişisel ve çevresel önlemleri sıralayabilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Kaza Düşme Ev Kazası Trafik Kazası Yangın Kırık Aspirasyon Yanık İntoksikasyon Güvenlik İçindekiler Giriş Kaza Tanımı Yaşlılarda En Sık Karşılaşılan Kazalar ve Sonuçları Kazalardan Korunmada Kişisel Faktörlerin Belirlenmesi Kazalardan Korunmada Çevresel Faktörlerin Belirlenmesi Kazaları Önlemede Kişisel Önlemler Kazaları Önlemede Çevresel Önlemler 16
21 Yaşlılarda Kazalardan Korunmak İçin Çevrenin Düzenlenmesi GİRİŞ Yaşlılık dönemi bireyin, yaşam tarzı ile ilgili pek çok değişikliği de beraberinde getirir. Bunun nedenleri çoğunlukla yaşa bağlı değişen fiziksel, duygusal ve sosyal durumlardır. Örneğin, yaşlanma ile azalan görme ve işitme duyusu etraftaki pek çok tehlikeyi görünmez kılabildiği gibi iletişim sorunlarına yol açarak çevreden haberdar olmayı da önleyebilir. Yine yaşlanma ile beraber bireyin yalnız yaşama becerisi azalırken, buna karşın çoğunlukla da yalnız yaşamak zorunda kalarak tehlikelere karşı savunmasız olabilir. Bazı kronik hastalıklar hareketi zorlaştırarak kişileri bulundukları mekana bağımlı kılabilir. Bellek sorunları nedeniyle dikkat ve bilişsel aktiviteler azalabilir. Yapılan çalışmalarda, yaşlıların %56,6 sında görme gücünde azalma, %39,6 sında işitme gücünde azalma, %78 inde unutkanlık, %76,2 sinde yürüme güçlüğü, % 60,8 inde karanlığa uyum göstermekte güçlük ve %88,1 inde güçsüzlük ve bitkinlik problemleri olduğu belirlenmiştir. Tüm bu olumsuz durumlar yaşlının kazalara yatkınlığını arttırır. Yaşlılar hem ev içi hem de ev dışı alanlarda kazalara yatkındırlar. Bununla beraber yaşlılarda en fazla görülen kazalar ev kazalarıdır. KAZA TANIMI Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre kaza Arapça kökenli bir sözcük olup Can veya mal kaybına, zararına neden olan kötü olay anlamına gelmektedir. Daha geniş bir ifade kullanmak gerekirse kaza; daha önce alınabilecek önlemlerle engellenebilen, önceden planlanmayan ve beklenmeyen bir zamanda ortaya çıkan, can ve mal kaybı ile sonuçlanan bir olay olarak tanımlanmaktadır. hakkinda.html#ixzz201neqwrs Kazaların tipleri ile nasıl ve niçin olduğuna ilişkin konular çok sayıdaki çalışmalar ile incelenmiştir. Kazalar, sadece nedenleri ile değil doğurduğu sonuçlar açısından da güvenlik ve sağlık çalışmalarını meşgul eden bir problemdir. Çünkü bu soruya bulunacak cevaplar, kazaları önleyebilmek için yapılacak çalışmaların temelini de teşkil eder. Kazalar şu şekilde sınıflanabilir, İş kazaları, Ev kazaları, Trafik kazaları, Zehirlenmeler, Yanıklar, Diğerleri (spor, kitlesel, boğulma, elektrik çarpması). 17
22 Kazaların görülme oranları ile ilgili bilgiler çok değişiktir. Genel popülasyona baktığınızda, Türkiye deki kazaların %40 ı trafik kazaları, %20 si iş kazaları, %20 si ev kazaları ve %5 i ise ateşli silah yaralanmalarıdır. Ayrıca tarımsal uygulamalar ve sportif etkinliklerde de kazalar görülmektedir. Türkiye genelindeki kaza dağılımında ev kazaları, trafik kazalarından sonra iş kazaları ile birlikte ikinci sırada yer almaktadır. İş kazaları, daha sıklıkla çalışma hayatındaki genç popülasyon arasında görülürken, ev kazaları evde daha çok zaman geçiren çocuk, özürlü ve yaşlı grupta daha fazla görülür. Trafik kazaları yaşama, duyu organlarının zayıflaması ve reflekslerde azalmadır. Yaşlılarda en sık rastlanılan kazalar ev kazaları ve düşmelerdir. Daha sonraki sırada trafik kazaları gelir. İleri yaş grubunda (85 ve üzeri) düşme sonrası hastaların %20 si ölür. Yaşlılık döneminde, kazalar artan bir şekilde sakatlık ve ölüm nedeni olup ölüm nedenleri arasında 6. Sırada yer almaktadır. Yaşlılarda görülen kazaların %82 sini ev kazaları oluşturmaktadır. Oranlara bakıldığında, yaşlılarda kaza oranları %60 ile düşme (ev veya dışarıda), %22 trafik kazası, %8 darp, %6-8 delici-kesici alet yaralanmaları, %4 ateşli silah yaralanmalarıdır. Works/pdffalls/accidents Kaza sınıflamaları hakkında ne biliyorsunuz? YAŞLILARDA EN SIK KARŞILAŞILAN KAZALAR VE SONUÇLARI Bütün yaş gruplarında kazalara rastlanabilir ama özellikle çocuklar ve yaşlılarda bunların görülme oranı biraz daha yüksektir. Yaşlılarda kazaların oluşmasındaki ana nedenler, dikkat azalması, yalnız yaşam, görme ve işitme gücünün azalması, karanlığa adaptasyonun zayıflaması, adale kuvveti ve koordinasyonun yetersiz olması, unutkanlık, erken yorulma ve ileri yaştır. Yaşlılarda en sık görülen kazalar ev ortamında görülen kazalardır. Ev Kazaları Ev kazaları içerisinde en sık rastlanan kaza tipleri düşme, yangın, havasız kalma ve zehirlenmelerdir. Düşme Düşmeler, en sık rastlanan kaza tiplerinden birisidir ve sıklıkla ciddi yaralanmalara sebep olur. Yaralanmalar genellikle kol, bacak, kaburga veya kafatası kemiklerinde görülen kırıklardır. Huzurevi ve hastanelerdeki düşme hızının, 65 yaş ve üzeri toplumda yaşayanlara göre 3 kat daha fazla olduğu açıklanmaktadır. Huzurevinde yaşayan yaşlıların düşme miktarı, yatak başına 1.5 yıl olup bunların çoğunluğu yaralanmadan hafif olarak geçirilirken, %10-15 i hastaneye yatışla sonlanmaktadır. Hafif düşmelerle, %10-25 inin ise hastaneye yatış ya da kırıkla sonuçlandığı belirtilmektedir. Düşmenin pek çok nedeni vardır. Düşme risk faktörleri; biyolojik, davranışsal, çevresel ve sosyoekonomik faktörler olarak dört grupta toplanmaktadır. 18
23 Biyolojik faktörler Davranışsal faktörler Çevresel faktörleri Sosyal ve ekonomik faktörler İleri yaş, kadın olmak, refleks ve duyu azalması, unutkanlık, kronik ya da akut diğer hastalıklar Dolabın en üst rafını temizleme gibi fiziksel yeteneğinin üstünde aktivite ve günlük işleri yapmak, uygun olmayan ayakkabı-terlik giyme, yetersiz besin alımı ve yetersiz egzersiz yapmak Kayan zemin, yetersiz aydınlatılmış alan, tutma yerlerinin eksikliği Yetersiz gelir, düşük eğitim, kötü koşullu konutlarda yaşam Düşme tipleri ve nedenleri Düşme tipleri a. Çarpma b. Dengesiz eğilme c. Uzanma d. Denge kaybı e. Kayma En sık düşme tipleri şekil 1 de özetlenmiştir. Şekil 2.1: Pinto, M.R., Medici, S.D., Sant, C.V Ergonomics Gerontechnology and Design For The Home-Environment, Applied Ergonomics 2000 Düşme nedenleri; Merdiven, sandalye, yatak, koltuk gibi yüksek bir yerden düşme, Tümsek, halı gibi engellere takılarak düşme, Zayıf ışıklandırma, karanlıkta yapılan aktiviteler nedeniyle düşme, Şekli bozulmuş veya cilalanmış yüzey, tuvalet, banyo gibi ıslak zemin sorunları nedeniyle düşme, Beyin hastalıklarına bağlı denge ve baş dönmesi problemleri nedeniyle düşme, Görme, işitme, dokunma gibi duyu kayıplarına bağlı ortaya çıkan düşme, Yanıklar, Ev Yangınları Unutkanlık, refleks kaybı, dikkat eksikliği, ihmal veya fiziksel kusurlar ev yangınlarının en büyük nedenleri arasındadır. Bu yangınların sonucu olarak bölgesel veya genel yanık olguları sıklıkla görülür. Yanık dışında yangında ortaya çıkan diğer bir durum, karbon monoksit solunmasına bağlı zehirlenmelerdir. Yanıklar yaşamsal olarak önemli bölgeleri veya vücudun geniş alanlarını tuttuğu zaman ölüm ortaya çıkabilir. Sinir uçlarının yoğun olduğu hassas bölgelerde olduğu zaman ise şok gelişebilir. 19
24 Yangında oluşan karbon monoksit zehirlenmelerinde, renksiz ve kokusuz olan karbon monoksit gazı, kanda hemoglobindeki oksijenin yerini alarak %30 oranında zehirlenmeye, yaklaşık %65 oranında da ölüme neden olur. Bu kişilerin kanlarında ölçülebilir şekilde karbon monoksit gazı saptanır. Lokal olarak vücut yanıkları, ev yangınları dışında gaz, elektrik ya da açık ateşe kumaş veya elbiselerin değmesi ile de olabilir. Koku alma yeteneği azalmış yaşlı, demanslı insanlarda da bu sıklıkla gözlenir. Aşırı alkol ve sigara kullanma da birer yangın nedeni olabilir. Bunların önlenebilmesi için hemen alev almayan kumaş türlerinin kullanılması yararlı olabilir. Yanlışlıkla alınan sıcak maddeler, korozif likitler ve buhar yanık ve yaralara yol açabilir. Bu nedenle yaşlıyı çok sıcak maddeleri kullanmasından uzak tutmak gerekir. Yanıklar kaç dereceye ayrılır ve özellikleri nelerdir? Yabancı Cisim Yutma, Aspirasyon ve Boğulma Yutma zorluğu, diş problemi olan ve yatağa bağımlı kişiler yemek parçalarını veya aldıkları sıvıyı solunum yollarına kaçırırlar, ana bronşlardan birinin tıkanması ile hasta nefes alamaz ve ölebilir. Buna aspirasyona bağlı asfiksi adı verilir. Bu tip kişilere yatırarak yemek vermekten kaçınmak, yutamayan kişilerin yutamama nedenini araştırmak ve farklı beslenme yolları denemek, yemek vermek için zorlamamak, diş tedavisini yapmak gibi önlemler alınabilir. Zehirlenmeler Evdeki ve çevredeki birçok madde zehirlenmeye yol açabilir. Bunlar çoğunlukla katı veya sıvı zehirli maddeler yoluyla, daha az bir olasılıkla inhalasyon (solunum) yoluyla olur. Zehirlenme bilmeden, yiyeceklerle veya intihar amacı ile olabilir. Yaşlının aldığı ilaçların dozunu ayarlayamaması, çoklu ilaç etkileşimleri, duyu organlarının zayıflaması nedeniyle renk, koku algısını yapamamaları zehirlenmeleri kolaylaştırır. Deterjanlar, tarım ilaçları, boya maddeleri, gaz, karosen, antifiriz ve diğer temizleyici maddeler zehirlenmeye yol açabilir. Bu maddeler orijinal paketlerinde değil de herhangi bir şişe ya da paketin içinde bulunmaları nedeni ile yanlışlıkla alınabilirler. Elektrik Çarpmaları Evlerdeki 220'nin üstü 230/240 alternatif akımlar oldukça tehlikeli sonuçlara yol açabilir. 100 volt altındaki akımlar nadiren tehlikeli olabilir. Evde elektrik tamiri ile uğraşanlarda bu tip elektrik kazaları sıklıkla görülmektedir. Çoğu kazalar, dikkatsizlikten ya da evdeki elektrik donanımındaki bir hatadan kaynaklanır. Elektrik hattının ortada olması ya da aşırı yük binmesi de buna neden olabilir. Özellikle banyoda ve banyo sonrasında ıslak kalınan durumlar tehlikeli olabildiği gibi, derinin ıslaklığı ve geçirgenliği de önemlidir. Elektrik çarpmaları kardiyak fibrilasyon, koma ve solunum sıkıntısı ile ölüme neden olabilir. Trafik (Motorlu Araç) Kazaları Trafik kazaları ulaşım kazaları arasında en çok yaralanma ve ölümün ortaya çıktığı kaza türüdür. Trafik kavramını yayaların, hayvanların ve araçların karayolu üzerindeki hareket ve durumları olarak tanımlayabiliriz. Trafik kazaları ise karayolu üzerinde bulunan hareket halinde olan veya duran bir veya birden fazla aracın veya insanın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olaylardır. Yaşlıların diğer gruplara göre daha fazla etkilendiği kaza tipleri yaya kazalarıdır. Yaşlının dikkat eksikliği, yürüme güçlüğü, refleks azalması ve duyu organ bozukluğu trafik içindeki hareket halinde veya duran araçlar ile ilgili risk yaratır. Motorlu araç kazaları geçici bilinç kaybından, felce ya da kalp krizine (miyokart enfarktüsü) kadar ciddi tıbbi ek problemlere de yol açabilir. Yaş arttıkça trafik kazaları sonrasında beyin, omurga, göğüs kafesi ve iskelet sistemi yaralanması riskleri artar. Yaşlılarda basit ve hafif bir incinme sonrası bile ciddi yaralanmalar oluşabileceği unutulmamalıdır. 20
25 Yapılan çalışmalar, 65 yaş üstü grupta, kadınların, evli olmayanların ve eğitim düzeyi düşük olanların, 75 yaş üstü grupta ise, yalnız yaşayanların daha fazla ev kazası riski taşıdığını saptamıştır. Genel anlamda kaza oranları kadınlarda erkeklerden daha yüksek olup her iki cinste de yaşla birlikte artmaktadır. KAZALARDAN KORUNMADA KİŞİSEL FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ Yaşlı bireylerin kazalarından korunmada, kazalara yönelik riskli davranışların belirlenmesi, önlenmesine yönelik girişimlerin planlanması ve uygulanması önemlidir. Burada sorumluluk, yaşlı bireyin kendisi dışında, birlikte yaşadığı veya yaşamadığı akraba ve yakınlarına, komşularına, bireye sağlık hizmeti veren ekibe, sivil toplum örgütlerine ve toplumun diğer kesimlerine düşmektedir. Yaşlılarda kazaların önlenmesi girişimleri; yaşlı bireye ve ona bakım verenlere verilecek eğitim, kazalara yönelik riskli davranışları azaltmak için bireylerin yaşamlarının gözlemlenmesi bunlarla ilgili bağlı risk faktörlerinin belirlenmesi aşamasından geçmelidir. Yaşlıların davranışsal problemleri kazaları oluşturan en önemli nedenlerden biridir. Depresyon, demans, inmelere bağlı davranış ve dikkat değişiklikleri, beceri yeteneğindeki kayıp kişisel davranış problemlerinin başında gelir. Öncelikle yaşlı bireylerin davranışsal risklerinin belirlenmesi ve buna yönelik tedavi girişimlerinin başlaması gereklidir. Yaşlı bireylerin yakınları ve onlarla ilgilenen sağlık personelinin yaşlılarla ilgili farkındalık taşımaları gereklidir. Aralıklı gözlemlerinde davranış ve bilişsel yeteneklerinde bir kayıp olup olmadığını izlemelidirler. Daha içe kapanık veya daha öfkeli, tuhaf davranan, konuşma özelliği değişmiş yaşlılar mutlaka sağlık kontrollerinden geçirilmelidir. Çalışmalar göstermiştir ki; özellikle inme ve inme sonrası davranış değişikliği gösteren kişiler daha fazla düşme riskine sahiptir. Yine demans tanısı konan bireyler gerek hastalığın kendisinden gerekse hastalık esnasında kullandığı ilaçlardan dolayı düşme olasılığına daha çok sahiptir. Yaş kaza geçirme olasılığını daha çok arttıran bir nedendir. Seksen yaş ve üzerinde bulunan yaşlılar ev kazası geçirenler arasında ilk sırada saptanmıştır. Yaş arttıkça ev kazası geçirenlerin sıklığı da artmaktadır. Eklem, kemik, kas hastalıkları, şeker gibi hastalıkların sinirler üzerinde yaptığı hasar (nöropati) gibi durumlar fiziksel özür yaratmakta ve kaza riskini arttırmaktadır. Örneğin eklem dejenerasyonu (artroz) sahibi yaşlıların karşıdan karşıya geçişleri yavaş ve tedirgindir. Sıklıkla yardıma gereksinim duyarlar. Görme ve işitme kusurları gerek ev içi gerekse ev dışı ortamlarda kazalara açık bir durum yaratır. Arkadan gelen aracın sesini duyamamak, trafik işaretlerini görememek motorlu araç kazalarına olan riski arttırır. Çalışmalar göstermiştir ki, kardiyovasküler sistem hastalığı gibi herhangi bir kronik hastalığı olanların, gözlük, işitme cihazı ve baston gibi yardımcı araç kullananların ev kazası geçirme sıklıkları daha yüksektir. Kadınlar erkeklere göre daha fazla kaza geçirmektedir. Bunun sebebi ise kadınların ortalama yaşam sürelerinin daha fazla olması ve bu nedenle kronik hastalıklara daha fazla oranda yakalanma riski taşımalarıdır. Eğitim durumu dikkate alındığında, 8 yılın altında eğitim alanların kaza riski daha fazladır. Eğitim düzeyi arttıkça kaza geçirme olasılığı da azalmaktadır. Bu durum öğrenim düzeyi düşük olan yaşlılara, ev kazaları ve korunma yolları konusunda eğitim verilmesi gerekliliğini açıklar. Birlikte yaşadığı bir kişinin varlığının kaza sıklığına etkisi ile ilgili çalışmalar çelişkilidir. Örneğin bazı çalışmalar, yalnız eşiyle birlikte yaşayanların ( %47) ev kazalarını, eşi ve çocukları (%20,5), sadece çocukları (%12) ve yalnız başına yaşayanlara (%22,2) daha sık yaşadıkları saptarken diğerleri, yalnız yaşayanların başka birisi veya birileri ile birlikte yaşayanlara göre daha fazla yaşadıkları belirlemiştir. Yaşlı eş ile yaşayanların daha sık kaza geçirdiğini savunan görüş, bunun nedeni olarak eşle birlikte yaşamanın çocuklarının desteğinden daha yoksun kalmaları anlamına geldiğinden bahsetmişlerdir. 21
26 Yaşlı bireylerin dolap kullanırken gece karanlıkta oda veya koridor içerisinde yürürken, küvet, duş, tuvalet zaman geçirirken, hızla yataktan kalkarken, ev içinde yürürken, ıslak elle kapı/pencere kolu açarken ev kazalarına yönelik riskleri vardır. Kadın olmak ve eğitim düzeyi bu davranışları olumlu yönde etkiler work/pdffalls/accident. KAZALARDAN KORUNMADA ÇEVRESEL FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ Birçok çalışma, yaşlıların ev kazalarını en çok kış mevsiminde (%60), mutfakta (%27,7) ve kayma nedeniyle (%36,1) yaşadıkları belirlenmiştir. Yine yapılan çalışmalar yaşlı bireylerin en çok koridorda, tuvalette, mutfakta, oturma odası ve yatak odasında düşerek kaza geçirdiklerini belirlemişlerdir. Sosyokültürel yapıya göre ev içi döşemenin yapısı (örneğin muşamba) kaza olasılığını arttırır. Ev kazalarına ev içinde önlem almadan yaşayanların kaza riski daha yüksektir. Kaygan yüzeyler, düzgün olmayan zeminler, evdeki aydınlatma hataları ve yetersiz ışık, sabit olmayan mobilyalar, eşikler, yürüme zorluğu olan hastaların evlerindeki çok miktarda halı, sehpalar, yerde bulunan objeler, kalabalık mobilyalar, kazaya en çok neden olan çevresel koşullardır. Trafik yoğun bölgelerde yalnız başına hareket etmek, trafik ışıkları olmayan kavşaklardan geçmek, yüksek ve taşlı yollardan seyahat etmek, kronik hastalığa rağmen refleks gerekecek araç (otomobil, kamyon ) kullanmakta ısrarlı olmak, yağışlı, karlı ve buzlu havalarda açık havada bulunmak kaza riskini arttırabilir. Kazaların oluşmasına neden olan bireysel ve çevresel risk faktörlerini sıralayınız? KAZAYI ÖNLEMEDE KİŞİSEL ÖNLEMLER 1. Eğitim; yaşlıyı ve çevresini bilgilendirmeye yönelik eğitimler, olabilecek risklere karşı farkındalık yaratarak kişiye güvenli davranışları öğretir ve bunları destekler. 2. Destekleyici uygulamalar; yaşlının evde veya dışarıda hareketi ve eylemi için gerekli destekleyici uygulamalar kaza riskini azaltır. Örneğin, baston veya diğer destekleyici alet kullanma, duştan çıktıktan sonra ıslak zemin için kullanacakları kaymayı engelleyen gereçler ya da tutunma yerlerine yönelik düzenlemeler yaşlıların güvenli davranışlarını destekleyecek önlemler den bazılarıdır. 3. Sağlık personelinin desteği; risk faktörlerini azaltmak için, kazalara yönelik risk faktörlerinin saptanmasında önemlidir. Doktor, sağlık personeli, hemşire, kurum çalışanları kişiyi olabilecek kazalardan korumak için, uyarı işaretleri koyabilirler. Kişinin sağlık ve denge kontrolleri sık sık yaptırılabilir. İşitme cihazı, gözlük, yürüme gereçleri tavsiye edilebilir. Gece karanlıkta kalkmaması tavsiye edilebilir. KAZAYI ÖNLEMEDE ÇEVRESEL ÖNLEMLER Yaşlının yaşam kalitesinin yükseltilebilmesinde ve kazaların önlenmesinde günlük yaşamının büyük bir bölümünün geçtiği konut ve çevresi büyük önem taşımaktadır. Yaşlının ev ve dış ortamında kazalara karşı günlük yaşam aktivitelerini ve yaşam kalitesini düzenleyen uygulamalar son derece önemli olup, bu uygulamaların amacı yaşlı güvenliğini sağlamaktır. Bu güvenlik önlemleri aynı zamanda kişinin yaşına, cinsine, fiziksel ve mental durumuna, sosyo-kültürel yapısına ve evdeki yaşam şekline uygun olmalıdır. Bu güvenlik önlemleri hasta ve hasta yakınına görsel yada yazılı materyal ile hatırlatılabilir, liste şeklinde sunulabilir. 22
27 Ev İçi Düzenlemeleri Telefon Her durumda ulaşılabilecek birden fazla telefon olmalı. Acil telefon numaraları telefonun yakınlarına yerleştirilmeli. Gerekli telefon numaraları gece görülebilecek şekilde aydınlatılmalı. Kapılar Girişte ve tekerlekli sandalye ile problem yaşamamak için sahanlık, merdiven ve kapı geçişleri geniş ve yatay olmalı. Kapı kolları içeriden ve dışarıdan kolay açılabilecek şekilde olmalı Kapı eşikleri olmamalıdır. Kapı kolları ve kapılar sağlam olmalı Kapıya yakın olarak yerleştirilmiş bir oturma yeri eve yorularak gelen yaşlı bireyin dinlenmesine olanak sağlayabilir İlaçlar İlaçlar direkt ışık almayan, serin ve güvenli yerde saklanmalıdır. İlaçlar kendi kutularında tutulmalıdır. Yanlış ilaç kullanımının engellenmesi amacıyla ilaç kutularının üzerine çeşitli uyarıcılar yazılmalıdır. Mutfakta böcek ilacı bulundurulmamalıdır. Zemin Zemine kayabilecek özellikte olan halı, kilim gibi malzemeler serilmemelidir Zemindeki malzemeler kenarları takılıp, düşmeye ve kaymaya yol açabilecek biçimde veya kıvrılmış durumda olmamalıdır. Özellikle banyo, mutfak ve tuvalette çabuk kuruyan zeminler tercih edilmelidir. Islak yerler hızlıca kurulanmalıdır. Ayak tabanı kaydırmaz terlik ya da ayakkabı seçilmeli ve giyilmelidir Yatak etrafında bol miktarda yürüyüş yolu bırakılmalıdır. Elektrik ve Aydınlatma ve Yangın Aydınlatma yeterli olmalıdır Aydınlatma için kullanılan aletler temiz ve iyi durumda/ bakımlı olmalıdır Yatak odasından banyo ve tuvalete giden koridora gece lambası kullanılmalıdır. Elektrik, telefon kablolar açıkta ve takılmaya, düşmeye yol açabilecek biçimde olmamalıdır Elektrik fiş ve prizleri (topraklı) geceleri acil durumlarda kolayca görünebilecek özellikte (ışıklı) olmalıdır 23
28 Elektrik kabloları mutfak, banyo gibi su kullanılan alanlarda elektrik çarpmasını önleyici özellikte olmalıdır Mümkünse yangın alarmı kullanılmalıdır Yaşlıların yatakta sigara içmesi engellenmelidir Yangın merdiveni ya da acil çıkış kapıları olmalıdır Doğal gaz kullanılıyorsa alev ya da arıza anında otomatik gaz kesim sistemi olmalıdır. Ocak, ısıtıcı gibi araçların düğmelerinin açık kapalı durumları kolayca fark edebilecek biçimde işaretletmiş olmalıdır. Ocak, ısıtıcı gibi araçların düğmeleri yanıklara engel olacak şekilde fırının ön tarafında olmalıdır. Ocak ve fırınların yakınında kolayca tutuşabilecek maddeler ve cisimler olmamalıdır. Merdiven Çok katlı binalarda merdivenin yanı sıra minimum1100 x 1400 mm ölçülerinde asansör kabini konulmalıdır. Merdivenlerde ayağın takılabileceği uygunsuz basamak uygulamaları tercih edilmemeli, eşit, uygun genişlik ve yükseklikte olmalıdır. Merdivenlerin her iki tarafında sağlam tırabzan bulunmalıdır. Merdivenler ve giriş iyi aydınlatılmalıdır Mobilya Mobilyalar, düşme riskini azaltmak için duvarlar boyunca ve alanın köşesine yerleştirilmelidir Yumuşak oturaklı ama sert destek kollu sandalye ve koltuklar tercih edilmelidir. Sandalye ve kanepeler çok yüksek ya da çok derin olmamalı, kolaylıkla kalkılabilmelidir. Sandalye ve kanepeler sağlam ve güvenli olmalı, oturma ya da ayağa kalkmada yardımcı kollukları olmalıdır, eğilme yada sallanma yapmamalıdır Masa ayakları düşme ve takılmaları engellemek için dışarıya çıkıntılı olmamalıdır Mutfak masalarında ayakta kullanıldığı durumlarda bir destek fonksiyonu da üstlenebilmelidir. Yaşlıların baston kullandığı düşünülerek kapı üzerinde bir baston askısı yapılabilir. Banyo ve Tuvalet Banyo ve tuvalette eşik olmamalıdır. Oturma-kalkma eyleminin daha rahat yapılmasını sağlamak için klozet kenarından duvara monte edilecek bir destek kolu olan klozetler tercih edilmelidir. Banyo ve tuvaletler iyi aydınlatılmalı, döşeme malzemesi kaygan olmamalı, kaymayan paspaslar kullanılmalı, döşemeler ıslak bırakılmamalıdır. Kaymayan terlikler kullanılmalıdır. Sonuç olarak; Yaşlılarda kazalara sıklıkla rastlanmaktadır. Bunun en önemli nedeni yaşlanma ile değişen ve bozulan denge ve duyu organlarıdır. Kazalarda bireylerin rolü olduğu kadar çevrenin ve yaşanılan mekânın da etkisi vardır. Bu nedenle, riski azaltmanın yolu, bireylerin bilgilendirilmesi ve yaşanılan çevrenin düzenlenmesinden geçer. 24
29 Özet Daha önce alınabilecek önlemlerle engellenebilen, önceden planlanmayan ve beklenmeyen bir zamanda ortaya çıkan, can ve mal kaybı ile sonuçlanan olaylara kaza denir. Kazalar, iş, ev, trafik kazaları, zehirlenmeler ve yanıklar şeklinde sınıflanabilir. Yaşlılarda en sık rastlanılan kazalar ise ev kazaları ve düşmeler, trafik kazaları olarak sıralanabilir. Yaşlılık döneminde, kazalar artan bir şekilde sakatlık ve ölüm nedeni olup ölüm nedenleri arasında 6. sırada yer almaktadır. Yaşlılarda kazaların oluşmasındaki ana nedenler, dikkat azalması, yalnız yaşam, görme ve işitme gücünün azalması, karanlığa adaptasyonun zayıflaması, adale kuvveti ve koordinasyonun yetersiz olması, unutkanlık, erken yorulma ve ileri yaştır. Düşmeler, en sık rastlanan kaza tiplerinden birisidir. Düşme nedenleri; Merdiven, sandalye, yatak, koltuk gibi yüksek bir yerden düşme, tümsek, halı gibi engellere takılarak düşme, zayıf ışıklandırma, karanlıkta yapılan aktiviteler nedeniyle düşme, şekli bozulmuş veya cilalanmış yüzey, tuvalet, banyo gibi ıslak zemin sorunları nedeniyle düşme, beyin hastalıklarına bağlı denge ve baş dönmesi problemleri nedeniyle düşme, görme, işitme, dokunma gibi duyu kayıplarına bağlı ortaya çıkan düşme olarak sıralanabilir. Daha az görülmekle beraber yangınlar ve ev yangınları da görülebilir. Yaşlılarda unutkanlık, refleks kaybı, dikkat eksikliği, ihmal veya fiziksel kusurlar yangınlarının en büyük nedenleri arasındadır. Yaşlıların diğer gruplara göre daha fazla etkilendiği trafik kaza tipi ise yaya kazalarıdır. Yaşlının dikkat eksikliği, yürüme güçlüğü, refleks azalması ve duyu organ bozukluğu trafik içindeki hareket halinde veya duran araçlar ile ilgili risk yaratır. Yaş arttıkça trafik kazaları sonrasında beyin, omurga, göğüs kafesi ve iskelet sistemi yaralanması riskleri artar. Yaşlıların davranışsal problemleri, yaş, kadın olma, eğitim durumu, birlikte yaşadığı bir kişinin varlığı kazaları oluşturan kişisel faktörler iken, olduğu yer, zaman ve mevsim çevresel faktörlerdir. Bu bağlamda eğitim ile davranışsal destek sağlamak bireysel riskleri azaltırken, çevre ve mekân düzenlemesi birey dışındaki riskleri azaltır. Buna göre yaşlının kazadan korunmasında yaşadığı çevrenin; İyi aydınlatılması, eşyaların az ve düzenli oluşu, hareket alanının fazlalığı, halı ve kilim gibi kazayı kolaylaştıran zemin materyallerinin azaltılması, elektrik kablolarının engel teşkil etmesinin önlenmesi alınacak ilk önlemlerdendir. Kapıların geniş ve eşiksiz oluşu, kolay ulaşabilen birden fazla telefonun varlığı, kaygan zeminlerin önlenmesi, ilaçların iyi korunması, evde ki tehlikeli ateş kaynaklarının kontrol edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması, ocak havagazı gibi kullanılan araçların düğmelerinin kontrol edilmesi, otomatik kapatma sistemi ve yangın alarmı gibi önlem sistemlerinin alınması diğer önemli çevresel korunma yollarındandır. Merdivenlerde iki taraflı tırabzan olması, iyi ışıklandırılması, tuvalet ve banyo gibi yerlerde oturma ve kalkmayı kolaylaştıran tutunma sistemlerinin olması yaşlılar için mutlak gereklidir. Yaşlıların bireysel ve çevresel koşullarının takibi kaza riskini azaltarak yaşam kalitesini arttırabilir. 25
30 Kendimizi Sınayalım 1. Aşağıdakilerden hangisi kazaya yol açan ve yaşlılık dönemine ait fizyolojik değişimdir? a. Ayakta çıkan nasırlar b. Bel fıtığı c. Görme duyusunda azalma d. Gece uykusunda azalma e. Daha agresif davranış şekli 2. Aşağıdakilerden hangisi yaşlılıkta görülen ve kazalara yol açan nörolojik değişimlerden biri değildir? a. Görme azalır b. Duyma azalır c. Dokunma azalır d. El becerisi azalır e. Bellek azalır. 3. Yaşlılarda en sıklıkla rastlanılan kaza tipi hangisidir? a. İş kazası b. Eş kazası c. Ev kazası d. Trafik kazası e. Boğulma 4. Aşağıdakilerden hangisi yaşlılarda sıklıkla rastlanmayan kaza tiplerindendir? a. Ev kazası b. Düşme c. Trafik kazası d. İş kazası e. Zehirlenmeler 5. Aşağıdakilerden hangisi yaşlıların evlerinde çıkan ev yangınlarının nedenlerinden biri sayılmaz? a. Unutkanlık b. Refleks kaybı c. Dikkat eksikliği d. Fiziksel kusurlar e. Kasten 6. Aşağıdakilerden hangisi kazaların oluşmasındaki kişisel faktörlerden biri değildir? a. Kırsal yerde oturmak b. İleri yaş c. Davranış problemleri d. Düşük eğitim e. Birlikte yaşadığı insan sayısı 7. Yaşlıları için hangi mevsim en çok kazaya sebebiyet verir? a. Sonbahar b. İlkbahar c. Kış d. Yaz e. İlk ve sonbahar 8. Yaşlı kazaları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur? a. Evin çok aydınlatılması hastanın ruh sağlığını bozarak kazaya eğilimi arttırır. b. Çok katlı binalarda asansörün kullanılması yaşlının tembelleşmesine neden olur. c. Yerde bulunan halı ve kilimler ne kadar çok olursa o kadar az kazaya neden olur. d. Oturma odasındaki mobilyalar duvar kenarına ve köşelere yerleştirilmeli e. Kapı girişi boş bırakılmalı, sandalye masa gibi eşyalar olmamalıdır. 9. Yaşlıyı kazadan korumak için yapılabilecek çevre düzenlemeleri ile ilgili en doğru cümle hangisidir? a. Banyo ve mutfak gibi ıslak zemin alanları sık sık kurulanmalı ve mümkünse ıslanmaz malzemelerden yapılmalıdır? b. Merdivenlerden düşmeyi engellemek için sağ el tarafında tırabzan bulunmalıdır. c. Yaşlı ilaçları aydınlık ve kış-yaz oda sıcaklığında saklanması gereklidir. d. Kapı girişlerindeki eşikler aydınlatılmalı ve hastanın dikkatini çekmelidir. e. Yaşlının konforu için tüm sandalyeler sallanan tarzda yapılmalıdır. 26
31 10. Yaşlının maruz kaldığı trafik kazalarını en önemli nedeni nedir? a. Yaşlının hızlı ve dikkatsiz araba kullanması b. Yaşlının refleks ve duyu organlarındaki bozulmalar c. Yaşlı bireylerin trafik polisini dinlemek istemeyişi d. Yaşlının bindiği arabalarında yaşlı oluşu e. Çoğu kere yaya geçitlerini kullanmamaları Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. c Yanıtınız yanlış ise Giriş başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 2. d Yanıtınız yanlış ise Yaşlılarda En Sık Karşılaşılan Kazalar ve Sonuçları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 3. c Yanıtınız yanlış ise Kaza Tanımı başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 4. d Yanıtınız yanlış ise Yaşlılarda En Sık Karşılaşılan Kazalar ve Sonuçları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 5. e Yanıtınız yanlış ise Yaşlılarda En Sık Karşılaşılan Kazalar ve Sonuçları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 6. a Yanıtınız yanlış ise Kazalardan Korunmada Kişisel Faktörlerin Belirlenmesi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 7. c Yanıtınız yanlış ise Kazalardan Korunmada Çevresel Faktörlerin Belirlenmesi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 8. d Yanıtınız yanlış ise Kazayı Önlemede Çevresel Önlemler başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 9. a Yanıtınız yanlış ise Kazayı Önlemede Çevresel Önlemler başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 10. b Yanıtınız yanlış ise Yaşlılarda En Sık Karşılaşılan Kazalar ve Sonuçları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Trafik kazaları: Günümüzde trafiğe çıkan araç sayısına göre hızlı bir artış gösteren kaza grubudur. Ölümle sonuçlanan kazalarda ilk sırayı alır. Adli olaylar grubuna giren trafik kazalarını, polise bildirmek zorunludur İş kazaları: Kişilerin gereği geçirdikleri kazalardır. İş kazalarına örnek olarak inşaat kazalarını, yeraltında çalışanların geçirdiği kazalar örnek verilebilir. İş kazalarının büyük kısmı, yoğunluğun diğer günlere göre daha fazla olduğu haftanın son günlerinde meydana gelmektedir. En kısa sürede polise bildirilmesi gereken kazalardır. Ev kazaları: Ev kazaları, genelde yanık, zehirlenme, kesici alet yaralanmalarından oluşur. Spor kazaları: Düşme, çarpışma, çarpma, burkulma gibi şekillerde meydana gelir. Kitlesel kazalar: Yangın, bina çökmesi gibi durumlarda meydana gelir. Diğer kazalar: Bu grup kazalara doğal afetler, uçak, gemi ve tren kazaları dahil edilebilir. Sıra Sizde 2 Buna göre yanıklar; birinci, ikinci ve üçüncü derece olmak üzere 3 kategoride toplanır. Birinci derecede yanık yüzeysel, sadece deri ve derialtı dokuda genellikle kalıcı izler bırakmadan iyileşen lezyonları kapsar. İz kalsa bile kontraktür yani yanık dokunun yarattığı gerilme söz konusu değildir. İkinci derece yanıklar ise çok daha ciddi olup, olayın hemen ardından ya da birkaç saat içinde vücutta büller yani içi sıvı dolu kabarcıklar oluşur ve deri altı yumuşak dokuda da hasar oluşur. Eğer sadece deride lezyon olmuşsa, burada hasar beyaz parlak bir skar şeklinde önemli olmayan bir konraktürle oluşur. Dokuda büyük harabiyete yol açan yanıklar ciddi kontraksiyon ve şekilsiz oluşumlara yol açarlar. Üçüncü derece yanıklarda kömürleşme meydana gelir. 3. derecede yanıklarda ölüm ortaya çıkma olasılığı yüksektir Özellikle geniş yüzeyli 3.derecede yanıklar öldürücüdür. 27
32 Sıra Sizde 3 Bireye İlişkin Faktörler: İleri Yaş Denge ve yürüme problemleri Duyma yetersizliği Görme bozuklukları İlaç kullanımı Bazı hastalıklar (hipertansiyon, osteoporoz vb.) Çevreye ilişkin Faktörler Kaygan ve ıslak zemin Kalabalık ve hareketli mobilyalar ve objeler Yetersiz aydınlatma Yararlanılan Kaynaklar Güner, P. Ve Güler, Ç. Yaşlıların Ev Güvenliği ve Güvenlik Listesi, Turkish Journal of Geriatrics 2002, 5 (4): Pinto, M.R. Medici, S.D. Sant, C.V. Bianchi, A. Zlotnicki, A. Napoli, C. Ergonomics, Gerontechnology and Design For The Home- Environment, Applied Ergonomics 2000, İlçe ö, İlçe C, Dıramalı A, "yaşlılarda ev kazalarının önlenmesi ve ev kazalarının önlenmesine yönelik iç mekân çözümlemeleri", Hacettepe sosyolojik araştırmalar, e dergisi; 2007 Ortabağ T, Özdemir Ö, Kılıç S, Özel bakım merkezinde yaşayan yaşlı bireylerin ev kazalarına yönelik riskli davranışlarının belirlenmesi, Gülhane Tıp Dergi 2011; 53: Yıldırım YK, Karadakovan A. Yaşlı bireylerde düşme korkusu ile günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki. Türk Geriatri Dergisi 2004; 7: sme.pdf kaza-kaza-nedir-kaza hakkinda.html#ixzz201neqwrs work/pdffalls/accidents 28
33
34 3 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Meşguliyet tedavisinin tanımını ve amacını ifade edebilecek, Meşguliyet tedavsinin uygulama ve verimliliğini arttırma yollarını açıklayabilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Meşguliyet Uğraşı Ergoterapi Yaşam Kalite Ölçekleri Fonksiyonel Değerlendirme Ölçekleri Depresyon Ölçekleri İçindekiler Giriş Meşguliyet Tedavisinin Tanımı ve Amacı Meşguliyet Tedavisinin Çeşitleri Meşguliyet Tedavisinin Uygulama İlkeleri ve Yolları Meşguliyet Tedavisi Sırasında Karşılaşılan Güçlükler ve Başarısızlık Nedenleri Meşguliyet Tedavisinin Verimliliğini Değerlendirme Yolları 30
35 Meşguliyet Tedavisi GİRİŞ Dünyada ve ülkemizde doğum oranlarının düşmesi, koruyucu tedaviler ile erken ölümlerin önlenmesi gibi nedenlerle yaşlı nüfus giderek artmaktadır. Beklenen yaşam süreleri gelişmiş ülkelerde %80-85 lere ulaşmıştır. Amerika daki 65 yaş ve üzeri popülasyonun 2030 da %22 ye çıkacağı belirtilmektedir. Dünya daki yaşlı sayısı 2000 yılında 600 milyon iken 2050 de 1,2 milyar olması beklenmektedir. Ülkemizde 65 yaş ve üzeri nüfus oranı 2009 da %7 olarak tespit edilmiş ve ileriye yönelik projeksiyonlarda 2025 te %10,7 lere ulaşacağı öngörülmektedir. Sayısal artış yaşlılık dönemi ile ilgili eski bakış açısını da değiştirmiştir. Artık yaşlılık kavramı hayatının sonuna gelen ve ölümü bekleyen zihinsel ve fiziksel aktivasyona ihtiyaç duymayan bir dönem olmaktan çıkıp, tüm engellere rağmen fiziksel, sosyal ve zihinsel açıdan desteklenmesi gereken bir dönem olarak düşünülmektedir. Günümüzde gelişmiş ülkelerde başta olmak üzere tüm ülkelerde gerek sağlıklı gerekse hasta yaşlıların zamanlarını daha iyi ve faydalı geçirebilecekleri merkezler bulunmaktadır. Burada bulunan destek personeli yaşlılara fizyoterapi, iş ve meşguliyet tedavileri uygulamakta ve daha aktif bir dönem geçirmelerini sağlamaktadırlar. MEŞGULİYET TEDAVİSİNİN TANIMI VE AMACI Meşguliyet (ergoterapi) veya diğer adı ile uğraşı tedavisi; Hastanın sağlığını sürdürmek, var ise patolojisini azaltmak, adaptasyon ve verimliliğini sağlamak için, seçilmiş işler veya işlevler ile fonksiyonlarını düzenleme, güçlendirme ve performansını arttırma sanatıdır. Bir diğer anlatımla, yaşlanma sonucu mental, sosyal veya fiziksel yeteneklerde oluşan bozukları iyileştirmek, mevcut yetenekleri geliştirmek, ortaya çıkartmak ve kişinin bu yeteneklerini günlük hayatında kullanabilmesini öğretmek için uygulanan amaca yönelik hareketlerdir. Çeşitli nedenler ile sosyal hayattan kopmuş, kişilerde boş zaman etkili ve verimli geçirilmediği taktirde iletişim, bilişsel,duygusal, davranışlarda problemler yaşanabilir. Ergoterapi Nedir-4032 İlk kez, akıl hastanelerinde, hastanın düşüncelerini sorunlarından uzaklaştırmak ve topluma yeniden uyumunu sağlamak amacıyla, uygulanmaya başlayan bu tedavi yöntemi, birinci dünya savaşında savaş mağdurlarının rehabilitasyonu için geliştirilmiştir. Meşguliyet tedavisi bu konuda uzmanlaşmış kişiler veya fizyoterapistler tarafından yapılır. Meşguliyet tedavisinin amacı; 1. Anlamlı ve amaçlı aktivitelerle kişilerin potansiyel yeteneklerini geliştirerek günlük yaşam aktivitelerine katılımını ve bu aktivitelerdeki bağımsızlığını sağlamak, 2. Yaşlılık dönemi gibi toplumsal katılımını etkileyen fiziksel, zihinsel ve çevresel engel taşıyan durumlarda, engele neden olan durumu değerlendirmek, bunları ortadan kaldırmak, azaltmak veya düzenlemektir. 31
36 Böylece; meşguliyet tedavisi ile; Zihinsel ve motor işlevler korunur Kronik hastalıkların komplikasyonlarının geciktirilir Yaşam kalitesinin artırılır Yaşamla bağlantının kuvvetlenmesine katkı sağlanır. Yaşlı hastanın bakımında hedefler; hastalıkları ve fonksiyonel yetersizlikleri önlemek ve yaşlanan bireylerin hayat kalitelerini artırmaktır. İlerleyen yaşla bu amaclar ihtiyaca, bulunduğu surece gore değişir. Yaşlanma surecinde yaşlı; Sağlıklıaktif donem, Düşkünleşme donemi ve yaşlının toplum icinde, evinde veya çevresinde aktif hizmet sağlanmadığı surece tek başına yaşamayı sürdüremediği Hizmetgereksinimi dönemi aşamalarından gecer. Hizmet gereksinimi doneminde bakım anlamında daha profesyonel kişilerce aktif hizmet sağlanması gereklidir. Bu nedenle yaşlı bakımı planlamasında kronolojik yaştan ziyade yaşlının bulunduğu süreç (yaşlının fonksiyonel, fiziksel, mental, sosyal sağlık durumu değerlendirilerek), kişisel tercihleri, bakıcı ile ilgili faktörler, yaşlının sosyal guvencesi ve ekonomik durumu, bakım hizmetlerinin ulaşılabilirliği değerlendirilerek hareket edilmelidir. MEŞGULİYET TEDAVİSİNİN ÇEŞİTLERİ Meşguliyet Terapisi ikiye ayrılır 1. Fiziksel Meşguliyet 2. Zihinsel Meşguliyet Fiziksel Meşguliyet Terapisi Fiziksel meşguliyet tedavisinin amacı; yaşlının fiziksel gelişimine katkıda bulunmak ve boş zamanını verimli olarak değerlendirmesi sağlamaktır. Uygulaması planlanan uğraşların seçiminde dikkat edilmesi gereken özellikler vardır. Buna göre uğraşların, hasta - yaşlının yapabileceği, zevk alabileceği, kabul edebileceği ve sürdürebileceği uğraşlar olmalıdır. En sık uygulanan yöntemler; 1. Spor (Ev içi ve dışı) 2. Müzik aleti çalmak 3. El işçiliği (tahta boyama, resim, seramik, takı, dantel vs.) 4. Gezi 5. Yeni veya eski tanıdıkları ile bir araya gelmek Zihinsel Meşguliyet Terapisi Zihinsel meşguliyet tedavisinin amacı; Yaşlının zihinsel egzersiz yaparak bilişsel fonksiyonlarını koruması,psikolojik olarak desteklenerek duygusal fonksiyonlarını koruması amaçlanır. En sık uygulanan yöntemler; 1. Müzik dinlemek 2. Şarkı söylemek 3. Album, video gibi yöntemler kullanılarak, eski anılarını yeniden gözden geçirmek, düğün gibi bazı önemli tarihleri konuşmak 4. Güncel olayları ve haberleri değerlendirmek 5. Yeni durumlarla karşı karşıya bırakılarak hatırlatma egzersizi yapmak (Banka işlemi, market alışverişi, yemek yapmak gibi ) 32
37 MEŞGULİYET TEDAVİSİNİN UYGULAMA İLKELERİ VE YOLLARI Meşguliyet tedavilerinde uygulama ilkeleri şöyle sıralanabilir. 1. Kararlı olmak 2. Aynı saatte devamlılığı sağlamak 3. İlginç, eğlendirici olmak 4. Kişiye özel, kolay kabul edilebilir olmak 5. Yan etkisi bulunmamak 6. Bu durumun gerekli olduğuna ve yararlı olacağına kişiyi ikna etmek Meşguliyet tedavisi uygulama yolları; 1. SANAT; Zamanı iyi değerlendirmek için yapılan sanatsal uğraşılar, hem kişiye hem de çevreye olumlu katkılar sağlayabilir. Sanat aynı zamanda bireyin yaratıcılığını da ortaya çıkarır. Sanat kavramı içinde; fotoğrafçılık, resim, seramik, makrome, örgü, kumaş, batik, biçki, ebru, cam boyama drama ve müzik sayılabilir. Yaşlılara bildikleri sanat aktivitelerini arttıracak ya da yeni kazandıracak fırsatların sunulması onların yaşama zevklerini arttırabilir. Yaşlılar bu kurslarda aldıkları bilgilerle yeteneklerini geliştirme imkânı bulurlar. Ayrıca ürettikleri malzemeyi sergileyerek beğeniye sunabilirler. Bu nedenle bu tip aktivitelerin sürdürülebileceği mekanlar açmak ve yaşlıya araç gereç desteğini sağlanmak önemli bir rehabilitasyon hizmetidir. Sanatsal uygulamaların yolları; a. Seramik; Seramik bir veya birden fazla metalin, metal olmayan element ile birleşmesi sonucu oluşan inorganik bileşiktir. Genellikle kayaların dış etkiler altında parçalanması ile oluşan kil, kaolen ve benzeri maddelerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi ile meydana gelirler. Bu açıdan halk arasında pişmiş toprak esaslı malzeme olarak bilinir. Seramikle uğraşma, insanın yaşadığı çevre ile arasındaki bağı kuvvelendirmesini sağlar. Seramiğin içindeki ana malzeme olan kil, yaşlının yaşadığı çevre olan ilişkini kurmasında güçlendirir. Böylece yaşlı, içinde bulunduğu çevreye kendi özgün ürünleri ile katılabileceğini görür. Seramik çalışmaları yorucu işler olup, yaşlılara çamurun yoğrulması aşamalarında yardımcı olmak gerekir. Seramik elle veya kalıpla şekillendirilebilir. Elle şekillendirmek yaşlılar için daha tercih edilen olmalıdır. Seramik uğraşısında elle şekillendirmenin yararları Kullanılan kil negatif elektriği ve doğal bir üründür. Sakinleştirme etkisi vardır. Yaratıcılığı desteklekler El-göz koordinasyonu sağlar. Üç boyutlu çalışmaya fırsatı verir. Hayal gücünü geliştirir ve özgün ürünler çıkarır. Hem zihinsel hem de bedensel aktiviteye sağlar. Grupla çalışması gerçekleştirir. Yaşlının problemlere farklı çözümler getirmesini sağlar. Özgüven kazandırır. Bağımsız düşünmeye ve bunu uygulamaya imkân tanır. b. Örgü; Tığ veya şiş ile yapılan örgüler olarak çeşitlere ayrılır. Türk insanının özellikle kadınların yatkın olduğu bir uygulamamdır. Yapılışı kolay, ekonomik, sağlam ve estetik bir görünüşü vardır. Uygulama alanı çok geniştir. Yaşlı için oldukça iyi zaman geçirme etkinliğidir. Böylece 33
38 yaşlı etrafındaki bireylere hediyeler hazırlayabilir, ürünlerini sergileyebilir ve kendini işe yarayan bir insan olarak hisseder. Zevk ve bilgisini göre ürünler hazırlar. c. Boncuk; Boncuk işi, geleneksel işlerimiz arasındadır. Gündelik kullanımdan, hediyelik eşyaya kadar pek çok kullanım alanı vardır. Anadolu da nazar boncuğu, boncuk oyası, boncuk takısı ve giysi süslemeleri yaygındır. Genellikle yaşlı bayanların tercih ettiği bir aktivitedir. d. Cam ve kumaş boyama; Her ikiside uzun uğraş ve dikkat gerektirir. Uğraşı sırasında, özellikle cam işinde, güvenlik açısından dikkatli olunmalıdır. 2. MÜZİK; Seslerin, insan üzerindeki etkisi, ilkçağlardan bu yana bilinen bir gerçektir. İnsanın tabiatında var olan manalı, ritmik ve melodik seslere karşı hassasiyetin, ne gibi fonksiyonları olduğuna dair son yıllarda çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Müzik, kişinin ruh halini tersine döndürüp, mutluluk oluşturur. Hangi makam vücudun hangi organını etkiler? Büyük İslam bilgini İbn-i Sina, musikinin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır: Tedavinin en iyi yollarından, en yetkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli ve hoşa giden hale getirmektir. Bernard Manguin 1963 te yazdığı bir makalede, Türk müziğinin özellikle Mevlevi müziğinin, ruhi bir esasa sahip olduğunu buna karşın Batı müziğinin ise sadece estetik amacı hedeflediğinden bahsetmiştir. Müziğin tedavide kullanılma yolları; Sözlerle; Konuşma bozukluğu ve bellek bozukluğu tedavisinde kullanılır. Enstrümanla; Motor sinir sistemi bozukluklarının tedavisinde başvurulur. Bir alet çalma ve grupla çalışma, kendine güven duygusunu artırır. Ritim; Kas ve eklem hastalıklarında, denge bozukluklarında, motivasyon eksikliği gibi durumlarda kullanılır. Dinleme: Bellek ve dikkati artırır. Kendine güven duygusu kazandırır. Müzikle tedavi ne sağlar? 1. Müzik duygusal değişiklikler meydana getirir. 2. Sosyal ilişkileri güçlendirir. 3. Psikolojik etkileri vardır. 4. Koruyucu hekimlik alanında kullanılır. 5. Doğumda, stres azaltma ve ağrı giderici olarak kullanılır. 6. Nörolojik hastalarda, motor sinir sistemi hastalıklarında, fizik tedavi metodu olarak kullanılır. 34
39 MEŞGULİYET TEDAVİSİ SIRASINDA KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER VE BAŞARISIZLIK NEDENLERİ Tedavinin ihtiyaca yönelik olmaması yada kişinin bunu gereksiz hissetmesi durumunda tedavinin yarım bırakılması sıklıkla görülür. Aile ve toplumun tedaviye inanıp destek vermemesi tedaviyi olumsuz etkileyebilir. Maliyet olumsuz etki yapabilir. Erkekler terapiye uyum konusunda kadınlara göre daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar. Tedavi sırasında ortaya çıkabilecek korku, mutsuzluk, başarısızlık hissi, başkaları tarafından küçümsenme tedaviyi bırakmaya neden olabilir. Bu nedenle tedavi sırasında karşılaşılabilecek olumsuzluklarla ilgili ayrıntılı bilgilendirilme yapılmalıdır. Meşguliyet tedavisinin devamlılığı kişiye verdiği mutluluk ve haz ölçüsünde olur. Aksi halde verimlilik düşer. MEŞGULİYET TEDAVİSİNİN VERİMLİLİĞİNİ DEĞERLENDİRME YOLLARI Verimliliği değerlendirme yollarının başında kişilere öncesi ve sonrası uygulanan ölçekler gelir. Bu ölçekler belli sayıdaki, benzer kişiye daha önceden uygulanıp, hastalıklarda nasıl değiştiğinin sayısal olarak ortaya konduğu anket özellikli değerlendirme araçlarıdır. Meşguliyet tedavisinin verimliliğini değerlendirmede incelenecek başlıklar şöyle sıralanabilir. a. Yaşlıların fonksiyonel yeteneklerindeki düzelme b. Yaşlıların yaşam kalitesinde düzelme c. Yaşlıların düşme ve diğer kaza sıklıklarında azalma d. Yaşlıların ruhsal ve zihinsel aktivitelerde düzelme Tüm bu başlıkları değerlendiren ölçeklerden bazıları şunlardır. Yaşlılarda Fonksiyonel Yetenekleri Değerlendirme Ölçekleri Çok sayıda ölçek vardır. Bunlardan en ünlüsü BARTHEL GÜNLÜK YAŞAM ÖLÇEĞİDİR. Buna göre ölçek 1. Beslenme 2. Tekerlekli sandalyeden yatağa ve tersi transferler 3. Kendine bakım 4. Klozete oturup kalkma 5. Yıkanma 6. Düzgün yüzeyde yürüme 7. Merdiven inip çıkma 8. Giyinip soyunma 9. Bağırsak bakımı 10. Mesane bakımı Başlığında değerlendirilir. Toplam 100 puan olup, hasta kötüleştikçe puan düşer. Fonksiyonel alanı değerlendiren başka hangi ölçekleri bliyorsunuz? 35
40 Yaşam Kalite Ölçekleri En çok kullanılanlarından biri; Yaşlılar İçin DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ YAŞAM KALİTESİ MODÜLÜ (WHOQOL-OLD: T) olup Türkiye için geçerlilik ve güvenirlik çalışması 2010 yılında yapılmıştır. Buna göre test 6 alandan oluşmuştur. 1. Bedensel 2. Ruhsal 3. Bağımsızlık düzeyi 4. Sosyal İlişkiler 5. Çevresel 6. Kişisel inançlar Kalite arttıkça puan artar. Yaşlıların Düşme ve Diğer Kaza Sıklığı Ölçekleri YAŞLILAR İÇİN DÜŞME DAVRANIŞLARI ÖLÇEĞİ (YDDÖ) örnek olarak verilebilir. 1. Bilişsel Uyum 2. Hareketlilik 3. Sakınma 4. Farkındalık 5. Acelecilik 6. Pratiklik 7. Aktivite planında değişiklik 8. Dikkatlilik 9. Seviye Değişiklikleri 10. Telefona yetişme Basamaklarında değerlendirilir. Her bir kategoride 1-4 arası puan vardır. Arttıkça düşme sıklığı artmaktadır. Yaşlıların Ruhsal ve Zihinsel Aktiviteleri Ölçme Geriatrik depresyon ölçeği ve kısa durum değerlendirme testi en sık kullanılanlarından biridir. GERİATRİK DEPRESYON ÖLÇEĞİNDE, hastaya sorulan 30 soruya hastanın verdiği evet veya hayır cevaplarından oluşur. Yaşlı hastalarda depresyon taraması yapılması için 1983 yılında Yesavage ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir yılında ise kullanım kolaylığı açısından Burke ve arkadaşları tarafından 15 soruluk kısa formunun geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmıştır. Geriatrik depresyon skalası-kısa (15 puanlık) formu hızlı ve kolay uygulanabilir bir tarama testidir. Beş puan üzeri depresyonla uyumlu olabilir, hastanın kliniğiyle değerlendirilmesi gerekir. Demanslı hastalara uygulanabilir olması bir avantajıdır. Testin Türkiye'deki geçerlilik ve güvenilirliği Ertan ve Eker tarafından 30'u depresyonlu 276 hasta üzerinde 2000 yılında araştırılmış ve Türkiye'deki depresyonun taramasında kullanılmasında güvenilir olduğu saptanmıştır. Bu ölçekteki sorular aşağıdaki gibidir. 36
41 ÖNERGE; Lütfen yaşamınızın son bir haftasında kendinizi nasıl hissettiğinize ilişkin aşağıdaki soruları evet veya hayır şeklinde cevaplayın 1. Hayatınızdan memnun musunuz? 2. İlgilendiğiniz veya yapmakta olduğunuz işlerden çoğunu yapmayı bıraktınız mı? 3. Hayatınızın boş olduğunu mu düşünüyorsunuz? 4. Zamanınızın büyük kısmında sıkılıyor musunuz? 5. Çoğunlukla olumlu ruh halinde misiniz? 6. Size kötü şeyler olacağından korkuyor musunuz? 7. Kendinizi çoğunlukla mutlu mu hissedersiniz? 8. Sıklıkla umutsuzluk hisseder misiniz? 9. Dışarı çıkıp yeni bir şeyler yapmaktansa çoğunlukla evde/odanızda kalmayı mı tercih edersiniz? 10. Her zamankinden daha fazla hafıza sorununuz olduğunu düşünüyor musunuz? 11. Şu an hayatta olmak güzel mi? 12. Sizce şu anki durumunuz değersiz mi? 13. Enerji dolu olduğunuzu mu hissediyorsunuz? 14. Durumunuzun ümitsiz olduğunu mu hissediyorsunuz? 15. Diğer insanların çoğunun sizden iyi durumda olduklarını mı düşünüyorsunuz DEĞERLENDİRME; 5 soru (1, 5, 7, 11 ve 13) olumlu, diğerleri olumsuz kurgulanmıştır. Ölçeğin değerlendirmesinde olumlu sorulara hayır, olumsuz sorulara evet yanıtları l 'er puanla eşleşmiştir. Ölçekten toplam 6 ve üzerinde puan toplanması depresyon tanısı için anlamlı kabul edilmektedir Kısa durum değerlendirme testi (Mini mental durum testi), hastanın mental (bilişşel) durumunu değerlendirmeyi amaçlayan bir testtir. Her doğru yanıta 1 puan verilir ve toplam 30 puan üzerinden hasta değerlendirilir. 37
42 Tüm bu ölçeklerin dışında alanları değerlendiren çok sayıda ölçek vardır. 38
43 Özet Yaşlanma sonucu mental, sosyal veya fiziksel yeteneklerde oluşan bozukları iyileştirmek, mevcut yetenekleri geliştirmek, ortaya çıkartmak ve kişinin bu yeteneklerini günlük hayatında kullanabilmesini öğretmek için uygulanan amaca yönelik hareketlere meşguliyet tedavisi adı verilir. Bu tedavi ile zihinsel ve motor işlevler korunur, kronik hastalıkların komplikasyonları geciktirilir, yaşam kalitesinin artırılır, yaşamla bağlantının kuvvetlenmesine katkı sağlanır. Meşguliyet tedavisi, fiziksel ve zihinsel olmak üzere ikiye ayrılır. Fiziksel tedavi, müzik aleti çalmak, el işciliği, gezi ve ziyaretler iken, zihinsel olanlar, müzik dinlemek, şarkı söylemek, eski anıları hatırlatan dökümanları gözden geçirmek, güncel olayları takip etmek, kitap okumak, fikir kuluplerinde görev almak olarak sıralanabilir. Meşguliyet tedavilerinde süreklilik sağlamak için, kararlı olmak, aynı saatte devamlılığı sağlamak, eğlendirici olması, kişiye özel ve kolay kabul edilebilir olası, yan etkisi bulunmaması ve bu durumun gerekli olduğuna kişinin ikna edilmesi gereklidir. Sanatın bütün dalları ve müzik gerek alet ve gereçlerle gerekse sadece dinleyerek ve seyrederek iyi bir meşguliyet yolu olabilir. Geleneksel ölçülere uyan meşguliyet yolları Türk insanı için çok daha tercih edilebilirdir. Boncuk, örgü gibi. Kişinin sıkılması, toplum desteğinden yoksun olması, maliyetin yüksek olması, erkek cinsiyeti, tedavinin bırakılmasına neden olabilir. Bu nedenle tedavi sırasında karşılaşılabilecek olumsuzluklarla ilgili ayrıntılı bilgilendirilme yapılmalıdır. Meşguliyet tedavisinin devamlılığı kişiye verdiği mutluluk ve haz ölçüsünde olur. Aksi halde verimlilik düşer. Meşguliyet tedavisinin başarısı kişide yaptığı fonksiyonel, zihinsel ve ruhsal değişikliklerle ortaya konabilir. Bunlarla ilgili pek çok test vardır. Bu testler öncesi ve sonrası sayısal değerleri ile kişide yapılan tedavinin değişikliğini gösterebilir. 39
44 Kendimizi Sınayalım 1. Aşağıdakilerden hangisi meşguliyet tedavisini birincil amacı değildir? a. Zihinsel işlevleri korumak. b. Motor işlevleri korumak. c. Evin kazancını sağlamak. d. Kronik hastalıkları engellemek. e. Yaşam kalitesini arttırmak. 2. Meşguliyet tedavisini kimler yürütür? a. Konuşma terapistleri b. Sosyal çalışmacılar c. Uğraşı terapistleri d. Doktorlar e. Akrabalar 3. Müziğin hangi özelliği dikkat ve belleği arttırır? a. Ritm b. Enstrüman c. Şarkı söylemek d. Şarkı dinlemek e. Beste yapmak 4. Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri meşguliyet tedavisinin yarar sağladığı alanlardan birisidir? I. Fonksiyonel durum II. Zihinsel aktivite III. Yaşlının evliliği IV. Yaşlının ruhsal durumu V. Yaşlının parasal durumu a. I ve II b. II ve III c. I, II, V d. I, II, IV e. I, II, III, IV 5. Müziğin hangi özelliği motivasyonu sağlar? a. Makam b. Sözler c. Ritm d. Enstrüman e. Nakarat 6. Müzikle tedavi aşağıdakilerden hangisini veya hangilerini sağlar? I. Müzik duygusal değişiklikler meydana getirir. II. Sosyal ve akraba bağlarını kuvvetlendirir. III. Yaşlı kişilerinde bunu yapabileceklerini topluma gösterir. IV. Koruyucu hekimlikte kullanılır. V. Doğumu kolaylaştırır. a. I, II, III ve V b. I, III, IV ve V c. I, II, III, IV d. I, II, IV, V e. I, II, III, V 7. Meşguliyet tedavisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi veya hangileri doğrudur? I. Tedavi ile ilgili kararlı olunmalı II. Bu tedavi her gün olmalı III. Ciddi ve kurallı uygulamalar yapılmalı IV. Tedaviler kişiye özel olmalı V. Tedavinin gerekliliğine ikna olmalı a. I ve II b. I, II, III ve IV c. I, II, IV ve V d. I, III, III ve IV e. I, IV ve V 40
45 8. Bartel ölçeği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur? a. Günlük yaşam ölçeğidir. b. Depresyonun varlığını veya yokluğunu gösterir. c. Zihinsel durumu test eder. d. Ruhsal durumu test eder. e. Düşen hastalarda düşme sıklığını test eder 9. Kısa mental durum değerlendirme ölçeği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur? a. Günlük yaşam ölçeğidir. b. Depresyonun varlığını veya yokluğunu gösterir. c. Zihinsel durumu test eder. d. Ruhsal durumu test eder. e. Düşen hastalarda düşme sıklığını test eder. 10. Geriatrik depresyon değerlendirme ölçeği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur? a. Türkiye uygulanamaz. b. Kısa ve uzun formu vardır. c. Sadece sağlam hastaya uygulanabilir. d. Bu alanda uygulanan tek ölçektir. e. Sadece felç geçiren hastaya uygulanabilir. Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. c Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Tanımı ve Amacı başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 2. c Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Tanımı ve Amacı başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 3. d Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Çeşitleri başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 4. d Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Uygulama İlkeleri ve Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 5. c Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Çeşitleri başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 6. d Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Uygulama İlkeleri ve Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 7. e Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Uygulama İlkeleri ve Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 8. a Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Verimliliğini Değerlendirme Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 9. c Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Verimliliğini Değerlendirme Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 10. b Yanıtınız yanlış ise Meşguliyet Tedavisinin Verimliliğini Değerlendirme Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 41
46 Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Rast makamı rahatlık verir. Uşşak, karamsarlıktan kurtar. Hüseyni makamı iç organlardaki spazmı, yani kasılmayı önler. Buselik ve Nihavent makamı kan dolaşımını düzenler, kasları rahatlatır. Hicaz makamı narsizmi önler, ürogenital sistemi olumlu etkiler. Rehavi beyni boşaltır, insana sonsuzluk duygusu verir. Sıra Sizde 2 Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği: Kişinin günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlık düzeyini gösterir. Kendine bakım, sfinkter kontrolü, transfer, hareket, iletişim, sosyal algı ve bilişsel durum bölümlerini içeren 18 maddeden oluşmaktadır. Skorlama puan arasındadır. Türk toplumuna adaptasyonu, geçerlilik ve güvenirlilik çalışmaları yapılmıştır. Fonksiyonel Ambulasyon Skalası:Ambulasyonu değerlendiren bir skaladır. 0 dan 5 e kadar 6 evreden oluşmaktadır. Hasta evre 0 da non fonksiyonel ambulasyon, evre 5 de ise bağımsız ambulasyon yapabilir Acemaşiran aklı geliştirir, doğumu hızlandırır. Yapılan başka bir araştırmada; Rast makamının felçli hastalara, Irak makamının nevrotik hastalara, İsfahan makamının zekâ ve bellek gücünü arttırmaya yararlı olduğunu ve Rehavi makamının da baş ağrısı, iç sıkıntısı gibi durumlara olumlu etkiler yaptığını belirlemişlerdir. 42
47 Yararlanılan Kaynaklar hangi-makam-hangi-hastaliga-osmanli-damuzikle-tedavi.html Güngen C, Ertan T, Eker E, Yaşar R, Engin F, Standardize Mini Mental Test?in Türk Toplumunda Hafif Demans Tanısında Geçerlik ve Güvenilirliği Türk Psikiyatri dergisi, 2002; 13(4): Folstein MF, Folstein S, Mc Hugh PR (1975) "Mini Mental State" A practical method for grading the cognitive state of patients for the clinician. J Psychiatr Res, 12: Judith Whitehead: Occupational Therapy Team Leader: April 2011 Turner A, Foster M, Johnson S. (2002) Occupational therapy and physical dysfunction: principles, skills and practice. Churchill Livingstone: Harcourt publishes, Chapter 7 Hansen R. & Atchison B. (2000) Conditions in occupational therapy: effects on occupational performance. Lippincott Williams & Wilkins: Baltimore. Kutsal Y G, Geriatri, Hacettepe Üniversitesi Geriatrik Bilimler Araştırma ve Uygulama Merkezi, Turgut Yayıncılık, İstanbul, plar/psikoloji_2/3.pdf 95&baslik=hafizanizi_gelistir Crennan M, MacRae A, Occupational Therapy Discharge Assessment of Elderly Patients from Acute Care Hospitals, Physıcal & Occupatıonal therapy ın Gerıatrıcs, Vol. 28(1), 2010 American Occupational Therapy Association. (2002). Occupational therapy practice framework:domain and process. The American Journal of Occupational Therapy, 56, Fisher, A.G. (1997).Multifaceted measurement of daily life task performance: Conceptualizing a test of instrumental ADL and validating the addition of personal ADL tasks. Physical Medicine and Rehabilitation, 11(2), College of Occupational Therapists and National Association for Providers of Activities for Older People (2007) Activity provision: benchmarking good practice in care homes for older people. London: College of Occupational Therapists. (megep -mesleki eğitim ve öğretim sisteminin güçlendirilmesi projesi yaşlı ve hastahizmetleri sosyal ve kültürel aktivite organizasyonu, Ankara, 2008) Ertan T, Eker E, Şar V (1997) Geriatrik depresyon ölçeğinin Türk yaşlı nüfusunda geçerlilik ve güvenilirliği. Nöropsikiyatri Arşivi, 34: Eser S, Saatlı G, Eser E, Baydur H, Fidaner C, Yaşlılar İçin Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Modülü WHOQOL-OLD: Türkiye Alan Çalışması Geçerlilik ve Güvenilirlik Sonuçları Türkçe Sürüm Türk Psikiyatri Dergisi 2010; 21(1):
48 4 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Davranış tedavisini tanımlayarak, amaç ve çeşitlerini ifade edebilecek, Davranış tedavisi uygulama ilkeleri ve yollarını sıralayabilecek, Davranış tedavisi sırasında rastlanılan güçlükleri ve başarısızlık nedenlerini ifade edebilecek, Davranış tedavisinin verimliliğini değerlendirme yollarını sıralayabilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Davranış Bilişsel Kognitif İçindekiler Davranış Tedavisinin Tanımı ve Amacı Davranış Tedavisinin Çeşitleri Davranış Tedavisini Uygulanma İlkeleri ve Yolları Davranış Tedavisi Sırasında Karşılaşılan Güçlükler ve Başarısızlık Nedenleri Davranış Tedavisinin Verimliliğini Değerlendirme Yolları 44
49 Davranış Tedavisi GİRİŞ Canlıların yaptıkları eylem veya eylemler bütününe davranış adı verilir. Davranış sadece ve sadece beynin bir ürünüdür. Davranabilmek için girdiyi (input) işleyebilecek ve değişik çıktılara (output) yol verebilecek sofistike bir işlemci gereklidir. İnsan beyni modern bilgisayardan farklı olarak çok fazla işlemcinin birlikte çalıştığı fonksiyonel bir yapıya sahiptir. Bu durum karışık davranış modellerinin oluşmasına neden olabilir. Zaman zaman davranışlarımız kendimizi huzursuz edecek şekilde farklılaşabilir. O dönemlerde bunu anlamak ve farkına varmak rahatlamanın en kolay yollarından biri olabilir. Bizi huzursuz ve rahatsız eden davranışlarımızın farkına vararak bunları düzeltmeye çalışmak günümüzün en modern tedavilerinden davranışçı tedavinin esas amacını oluşturur. DAVRANIŞ TEDAVİSİNİN TANIMI VE AMACI Davranış tedavisi veya bilişsel davranışçı tedavi, düşüncelerimizin, duygularımız ve davranışlarımız üzerindeki önemini vurgulayan ve işlevsel olmayan duyguları ve düşünceleri belli bir amaç doğrultusunda sistematik bir şekilde değiştirmeyi amaçlayan psikoterapötik yaklaşımdır. Kısaca yaşantımızı kötü yönde etkileyen düşünce ve duygulardan kurtulmak için kullanılan bir yöntemdir. Bu tedavi modeli sağlıklı bireylerle beraber, depresyon, demans ve kronik hastalığa sahip kişilerde de kullanım alanı bulmuştur. Bilişsel-davranışçı terapiler ortaklıklarının henüz başlangıcında olmalarına karşın öğrenme kuramları gibi bilimsel bir temel üzerine oturmaları, bilim ile klinik uygulamalar arasında sağlam köprüler oluşturmaları, uygulamalardan alınan parlak sonuçlar ve yardım alan bireye kısa bir sürede sorun çözme becerileri kazandıran yönleriyle 21. Yüzyılın en gözde psikoterapötik yaklaşımı olacak gibi görünmektedirler. Tedavinin ana amacı, bireylerin ve grupların baş etme becerilerini iyileştirmektir. Bu tedaviyi uygulayan kişilere davranış terapistleri adı verilir. Uygulayıcı terapistler, tedavi sırasında çok aktif olurlar ve kişiyi geçmişten başlayarak şimdi ve burada ne yaptığı ile ilgilenmeye yönlendirmeye çalışırlar. Bu tedavi teknikleri, kişilerin kendileri, dünya ve gelecek hakkındaki olumsuz ve otomatik bilişlerini ve onların duygu ve düşüncelerle olan bağlantılarını denetim altında tutabilmeyi hastalara öğretebilmek amacı ile geliştirilmiştir. Bilişsel ve Davranışçı terapilerde terapist ve danışan birlikte 1. Sorunu tanıma ve anlama 2. Sorunun ne olduğu konusunda ortak bir fikir sahip olma 3. Sorunun kişinin günlük hayatına, düşünce, duygu ve davranışlarına etkisini saptamak 4. Tedavi hedeflerini belirlemek ve tedavi planı oluşturmak şeklinde bir plan yaparlar. Sorunları ile ilgili bir yol arayışına girerler. 45
50 Davranış tedavisinin amacı; danışanın sorunlarını çözmekte halen kullandığı baş etme yöntemlerinden daha yararlı olabilecek çözümler üretebilmesini sağlamak ve bunu günlük pratik süreçlerine sokmaktır. Davranış tedavisi ile ilgili ilk fikirler, Skinner in 1953 de yapmış olduğu bir çalışmadan sonra çıktı. Joseph Wolpe ve Hans Eysenck in çalışmaları bu fikri daha da kuvvetlendirdi. Bununla beraber, davranış tedavisinin çıkış kaynağı olarak üç farklı bölge gösterilir. Güney Afrika da Wolpe nin grubu, Amerika da Skinner in grubu, İngiltere de Rachman ve Eysenck grubu aynı anda temel teori üzerinde çalışmaya başlamışlardır. Her birinin bu tedavi ile ilgili farklı alan yaklaşımları olmuştur. Örneğin; Eysench kişilik bozuklukları ile ilgilenirken, Skinner öğrenme üzerine yoğunlaşmıştır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, davranış tedavisi Aaron Beck in kognitif tedavisi ile birleşti ve kognitif ya da bilişsel davranış tedavisi şeklinde anılmaya başlandı. Thompson ve Gallagher (1985) davranışçı (bilişsel veya kognitif) tedavide, kişinin bilişsel rolünü yeniden yapılandırdığı ve kendini denetleme teknikleri kullanarak özellikle yaşlı depresif hastaların belirgin yarar görebileceğini vurguladılar. Shute (1986) ise kronik hastalıkları bulunan yaşlılarda bu tip tedavilerle daha kolay işbirliği sağlandığını belirtti. Psikiyatri alanında oldukça rağbet gören bu tedaviler en sıklıkla depresyon, fobi ve anksiyete tedavisinde kullanılır. DAVRANIŞ TEDAVİSİNİN ÇEŞİTLERİ Yeniden öğrenme kuramlarına dayanan bu tedaviler son yıllarda giderek etkin ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Davranışçı Terapi içinde birçok alt tedavi tipini içerir. Bunlardan bazıları; 1. Sistematik Duyarsızlaştırma Anksiyeteli kişilerde daha çok kullanılabilecek bu yöntem için önce gevşeme ve rahatlama yöntemleri kullanılır Yaşlı hastanın tedirgin ve vazgeçmeye hazır davranışlarını engellemek amacıyla en az korku veren uyarandan başlayarak yavaş yavaş kaçınılan davranış ya da nesnelerle hasta karşı karşıya getirilir. Anksiyeteye neden olan durumun görüntüsünü canlandırma ile derin kas gevşemesinin kombinasyonundan oluşur. Bu teknikte hastaya önce gevşeme ve rahatlama öğretilir. Giderek güçlenen ve kendine güveni artan kişi, baş etmeyi öğrendikçe değişik yollardan ödüllendirilir ve başarılı davranışlar pekiştirilir. Örneğin, yaşlının yalnızlık, karanlık korkusunun yenilmesinde kullanılabilir. Uçak yolculuğu ve yükseklik korkusunda kullanılabilir. 2. İtici Koşulama (Aversiyon) Hoş olmayan bir uyaran, istenmeyen bir davranışın ortaya çıkmasına neden olursa bu teknik uygulanır. Örneğin tırnak yeme, idrar-gayta kaçırma gibi durumlarda acı veren bir müdahalede bulunmak bir tür olumsuz koşulama ile tedavi tekniğidir. Ancak özellikte yaşlıda etkinliği ve yararı tartışmalıdır. 3. Üstüne Gitme (Exposure) Sıkıntı yaratan konu veya objeyi hayalde veya gerçek yaşamda bütün şiddeti ile yaşamak, çekinilen durumla aşamalı olarak yüzleşmek bu tekniğin temel ilkesidir. 4. Ters Niyetleme Bu teknikle korku ve sıkıntı yaratan duygular bilinçli bir çaba ile zihinde canlandırılarak yenilmeye çalışılır. Korkuları olan kişiler kendilerinde korku uyandıran nesne ve durumlardan kaçmaya, uzak kalmaya çalışırlar. Hastadan istenen bu kaçınma davranışını terk ederek korkularının üstüne gitmesidir. 5. Operant Koşulama Hastanın davranış öyküsü ve sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi ve değiştirilmesidir. İstenen davranış desteklenir ve pekiştirilirken olumsuz davranış durdurulmaya çalışılır. 46
51 Davranışçı terapiler çocuk, genç, yetişkin, yaşlı ve aile ile çalışmak için son derece uygundur; Genel olarak bu terapilerin amaçladığı hedefler bireyin hoşnutluk durumunun artması, sosyal becerilerinin geliştirilmesi ve istenmeyen davranışının azaltılmasıdır. Terapi sırasında yapılan etkinlikler, klinik ortam dışında da gerçekleştirebilir (asansöre binerken, alışverişe giderken). DAVRANIŞ TEDAVİSİNİ UYGULANMA İLKELERİ VE YOLLARI Davranış terapisinin temeli Ivan Pavlov tarafından geliştirilen klasik koşullanma ilkeleri ile BF Skinner tarafından geliştirilen edimsel koşulama ilkelerine dayanmaktadır. Dört çeşit edimsel koşullanma yöntemi vardır; bunlar markayla ödüllenme, kendini denetleme, biyobildirim ve itici koşullara kendini koşulama yöntemleridir. 1. Markayla (jetonla) ödüllenme denetimi zor olan davranışlar da bir dereceye kadar etkili olabilir. Temel ilke iyi davranış için marka (jeton) verme, kötü davranış için markayı geri almadır. Çocuklarda çok sık kullanılır. Söz dinleme ödül, yaramazlık ödülün geri alınmasıdır. 2. Kendini denetim bireyin davranışının başkaları tarafından da ödüllendirilmesi yerine, bireyin kendisinin vereceği ödüllenmelerle denetim altına alınabileceği düşüncesidir. Sigara içme, oburluk, kekeleme, fazla içki içme ve kötü çalışma alışkanlıklarını ortadan kaldırma da kullanılmıştır. 3. Biyobildirim (biyolojik geri bildirim) gittikçe yaygınlaşan bir biyolojik kendini denetim yöntemi haline gelmektedir. Bu teknikte birey mekanizmasını bilmediği halde, kendi bedeninin işleyiş tarzını etkileyebilen bazı değişiklikleri yapabilir. Örneğin: bir kimsenin gerginlikten ileri gelen kronik baş ağrısı vardır. Bu kimse tedavi için psikoloğa gittiğin de psikolog hastanın alnına ve boynuna elektrotlar koyar ve böylece kaslar da gerilme ve gevşemeleri en ince ayrıntılarına kadar izler. Aletler öyle ayarlanabilir ki bireyin kasları gerginleşince yüksek bir düdük sesi duyulur. Birey kaslarını gevşetirse düdük sesi kesilir. Birey, alete bağlandıktan sonra düdük sesini kesecek ne gerekli ise onu yapması istenir hemen hemen herkes kaslarını gevşetmeyi zamanla öğrenmiştir. Bu teknik migren, baş ağrısı, yüksek tansiyon, kalp çarpıntısı ve sara nöbetlerinin tedavisin de etkin bir biçim de kullanılmıştır. 4. İtici uyarıcılara koşulama yöntemi Bu yöntem bırakması gerçekten zor olan alışkanlıklar söz konusu olduğun da uygulanır. Bu tür tedavi bazı normal dışı alışkanlıklardan, sigara içmekten, oburluktan ve alkolden vazgeçmek isteyen kişiler üzerin de başarıyla kullanılmıştır Teknik, kötü alışkanlıklarla acı veren itici bir uyarıcıyı aynı anda vermektedir. Örnek olarak sigarayı bırakmak isteyen kişiye belirli bir hapı içtikten belirli bir süre sonra bol miktar da sigara içmesi istenir kişinin kanın da ki ilaç, sigarada ki nikotinle karışınca onun midesini bulandırır. Ağrı vererek sürekli kusturur. Bu teknik bir süre uygulandıktan sonra kişi sigarayı gördükten sonra midesi bulanmaya başlar ve zamanla sigarayı bırakır. Tedavi için tedavi uzmanı ve danışan; sorunu birlikte anlamaya; sorunun danışanın düşünce, duygu ve davranışlarını ve gün içindeki işlevlerini nasıl etkilediğini belirlemeye çalışırlar. Davranışçı tedavi davranışa yönelir, temeldeki sorunların ne olduğuyla ya da genel kişilik sorunları ile ilgilenmez. Tedavi veren kişi, davranış bozukluklarını öğrenme, kavram ve süreçleriyle ortadan kaldırılabilirse sorunu çözmüş olarak kabul eder. Danışanın tedavi seansları içinde öğrendiklerini seanslar arasındaki süreç içinde de uygulaması istenir. Seans sayısı sorunun nitelik ve şiddetine göre değişir. Genelde haftada bir, birer saatlik seans olarak planlanır ancak, bu süre kısalabilir veya uzayabilir. Tedavi tamamlandıktan sonra danışan ve terapist, izleme seansları yapabilir. Amaç tedavide sağlanan değişimin izleme döneminde de başarı ile devamını sağlamaktır. Bilişsel ve Davranışçı terapiler gerektiğinde ilaçlarla birlikte de kullanılabilir. Farmakolojik tedavinin tek başına yetersiz kaldığı durumlarda davranışsal yöntemler ilaçla birlikte uygulandığında çok olumlu sonuçlar alınmaktadır. 47
52 En sık kullanım alanları Anksiete ve Panik Atakları Fobiler (ör. Agorafobi, sosyal fobi) Kronik Yorgunluk Sendromu Depresyon Obsesif-Kompulsif bozukluk Yeme bozuklukları Cinsel sorunlar İlişki sorunları Eşler arası ilişkiler (Eş terapileri) Çocukluk ve Ergenlik dönemi sorunları Genel Sağlık sorunları Kronik Ağrı Alışkanlık şeklinde devam eden davranış sorunları (Tikler) Öfke İlaç ve alkol kullanımına bağlı sorunlar Şizofreni ve diğer psikozlar Öğrenme güçlüğüne bağlı sorunlar Bipolar bozukluk (İki Uçlu Duygu Durum Bozuklukları) Travma sonrası stres bozukluğu Uyku bozuklukları Davranışçı tedavinin özellikleri Davranış çözümlemesini anlatınız. 1. Davranışçı tedavi kişilere nasıl hissetmeleri gerektiğini söylemez, duyguların yararlarını ve istenmeyen durumlarla karşılandığında sakin kalabilmeyi vurgular. 2. Davranışçı tedavi terapistleri, danışanın sorunlarını çok iyi anlamak istediği için çok soru sorar ve danışanlarını da kendi kendilerine soru sormaları konusunda teşvik eder. 3. Davranışçı tedavi planlı ve yol göstericidir. Her görüşmede belirli yöntemler ve kavramlar öğretilir, danışanın amaçlarına ve hedeflerine yöneliktir. Danışanlara hedeflerinin ne olması gerektiği ya da neye katlanmaları gerektiği söylenmez. Nasıl düşünmeleri gerektiği ve istediklerini nasıl elde edebilecekleri konusunda yol gösterilir. 4. Davranışçı tedavi bilimsel olarak desteklenen çoğu duygusal ve davranışsal tepkinin öğrenilmiş olduğu varsayımını kabul eder. Bu yüzden terapinin hedefi, danışanlara yanlış bildiklerini ve istenmeyen tepkilerin isteyerek unutmalarına, yeni tepki verme yolları öğrenmelerine yardım etmektir. 5. Davranışçı tedavi düşünmenin temel gerçeklerine, gerçek olay ve durumlara dayanır. Çoğunlukla, durum düşündüğümüz gibi olmadığı zamanlarda kendimizi kötü hissederiz. Eğer bilirsek, zamanımızı kendimizi kötü hissederek harcamayız. 48
53 DAVRANIŞ TEDAVİSİ SIRASINDA KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER VE BAŞARISIZLIK NEDENLERİ a. Etkili bir tedavi süreci için güvenilir terapi ve terapist gereklidir. Bazı terapi yöntemleri kişinin iyileşmesinin asıl sebebinin terapist ve danışan arasındaki olumlu ilişki olduğunu varsayar. Tam tersi durumlarda tedavide güçlükle karşılaşılır. Uyumsuz bir danışman ve terapist ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın olumsuz sonuç verecektir. b. Terapist ile danışan arasında işbirliği tedavinin başarısı için gereklidir. Terapist için tedavi vermeye çalıştığı kişinin hayattan ne istediği öğrenilmeli ve anlaşılmaya çalışılmalıdır. Terapistin görevi dinlemek, öğretmek, desteklemek, cesaretlendirmekken, danışanın rolü ise endişe ve sorunlarını ifade etmek, öğrenmek ve öğrendiğini uygulamaya çalışmaktır. Bu işbirliğinin uygun olmaması tedavinin başarısızlığı ile sonuçlanır. c. Davranışçı terapi uygulamaları sırasında üzerinde önemle durulması gereken konulardan biri, tekniklerin standart biçimde kullanılmasıyla ilgilidir. Standart veya paket tedavi programları başarısız olmaya mahkûmdur. Hastalık yok, hasta vardır ilkesinden yola çıkarak tedavinin her hasta için, o hastanın bireysel ve kültürel özellik ve gereksinmeleri göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerekir. Çünkü tanılar aynı olsa da hastalığın gidişi her bireyde farklılıklar gösterecektir. d. Davranışçı terapiler tüm psikiyatrik sorunların çözümünde kullanılabilen sihirli değnek değildir. Gerçekten de iyileşmeyi belirleyen tek etken seçilen yaklaşım değildir. Hatta hiçbir teknik yöntem kullanmadan yalnızca hastayı dinlemek, ona ilgi ve empati gösterip, zaman ayırmak bile bazı olgularda önemli yararlar sağlayabilmektedir. e. Terapist yaşlılar ile çalışırken daha yavaş bir yol izleyebilir. Çünkü yaşlı hastaların duygusal algı güçlüklerinin yansıra, tedavi ve terapistte uyum sorunu olabilir. DAVRANIŞ TEDAVİSİNİN VERİMLİLİĞİNİ DEĞERLENDİRME YOLLARI Davranış tedavisinin verimliliği, tedavi verilen alanla karşılaştığında kişinin gösterdiği davranış şekline göre değerlendirilir. Örneğin, ölümcül bir trafik kazasından kurtulan birisi, daha sonra taşıtlara binmemek gibi kaçınma davranışı oluşturabilir. Bu kişinin tekrar trafiğe çıkabilmesi bir verimliliktir. Gittiği herhangi bir mekândan bir enfeksiyon kapan birisi, daha sonraki dönemlerde enfeksiyon riskini azaltmak için aşırı temizliğe yönelebilir. Bu durum onu sosyal yaşamdan koparabilir. Bu davranış tipinin değişmesi bir verimliliktir. 49
54 Özet Bilişsel-davranışçı terapiler, yaşam problemleri için öğrenme kuramlarını uygulayarak, bireylerin günlük yaşamlarında karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden gelmelerine yardım etmeyi amaçlayan tedavilere verilen isimdir. Yaşa, zaman, olaya veya hastalığa bağlı ortaya çıkan baş etme zorlukları kişinin günlük hayatını etkiler. Bilişsel terapinin hedefi gerçek dışı inanç, düşünce ve olumsuz kendilik durumunun değiştirilmesidir. Bilişsel-davranışçı terapi teknikleri bireyin baş etme becerilerini genişleterek kişisel gelişimine ve hastalıkla ilgili yaşantılara uyum göstermesine yardım edebilir. Bu tekniklerden bazıları okulda, evde, iş ortamında uygulanabildiği gibi, boş zaman etkinliği olarak da uygulanabilmektedir. Biliş-sel-davranışçı tedavi teknikleri, bireyin uyumsal olmayan davranışlarını değiştirmek ve sağlıklı baş etme yanıtlarını artırmak davranış terapistleri tarafından yapılmalıdır. Farklı teknik ve uygulama şekilleri vardır. 50
55 Kendimizi Sınayalım 1. Aşağıdakilerden hangisi davranışçı yaklaşımın ilkeleri arasında değildir? a. Sorunun tanımlanması b. Sorunun anlaşılması c. Sorunla ilgili fikir birliği sağlanması d. Sorunu çıkaranların cezalandırılması e. Sorunla baş etme yollarının belirlenmesi 2. Davranışçı tedavinin yaratıcısı kimdir? a. Skinner b. Back c. Pavlow d. Freud e. Montgomery 3. Aşağıdakilerden hangisi davranışçı tedavinin çeşitlerinden biri değildir? a. Sistematik Duyarsızlaştırma b. Üstüne gitme c. İtici koşulama d. Çekilme e. Ters niyetlenme 4. Davranışçı tedavi için aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur? I. Her yaş ve cinsteki kişiye uygulanabilir. II. Kişiliği değiştirmeye yöneliktir. III. Sorunların davranışlara olan etkilerini gözlemlemeye yöneliktir. IV. Yaşlı depresyonunda sıklıkla kullanılabilir. a. Yalnız I b. I ve II c. I, II ve III d. Yalnız III e. I, III ve IV 5. Davranış tedavisinin en sık kullanım alanı aşağıdakilerden hangisi veya hangileri olabilir? I. Baş ağrıları II. Uçak korkuları III. panik bozukluk IV. uykusuzluk a. I b. I ve II c. I, II ve III d. Yalnız III e. I, II, III ve IV 6. Davranış tedavisinin en sık kullanım alanı aşağıdakilerden hangisi veya hangileri olabilir? I. Tikler II. Eş ile ilgili sorunlar III. Öfke kontrol bozukluğu IV. Kilo kaybı a. Yalnız II b. II ve IV c. I ve II d. I, III ve IV e. I, II, III ve IV 7. Aşağıdakilerden hangisi Biyobildirimi tanımlar? a. Kendini denetleme problemine verilen isimdir. b. Kendi kendini denetlemenin biyolojik yoludur. c. Kendini denetleme sırasında ortaya çıkan belirtilerdir. d. Kendini denetleme mekanizması bozukluğudur. e. Kendini denetleyememektir. 51
56 8. Aşağıdakilerden hangisi davranış tedavisinde rastlanılan en önemli başarısızlık nedenidir? a. Tedavi yapanın genç olması b. Standart tedaviden kaçınarak her bireye farklı tedavi uygulanması c. Terapist ile hasta arasındaki güven sorunu d. Terapistin tedaviyi sürdürme arzusu e. Hastanın tedaviyi sürdürme arzusu 9. Sigarayı bırakmada hangi davranışçı yöntem kullanılabilir? a. İtici uyarıcılara koşulama yöntemi b. Biyobildirim c. Kendini denetim d. Üstüne gitme e. Marka ile ödüllendirme 10. Kronik baş ağrısında hangi davranışçı yöntem kullanılabilir? a. İtici uyarıcılara koşulama yöntemi b. Biyobildirim c. Kendini denetim d. Üstüne gitme e. Marka ile ödüllendirme Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. d Yanıtınız yanlış ise Davranış Tedavisinin Tanımı ve Amacı başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 2. a Yanıtınız yanlış ise Davranış Tedavisinin Tanımı ve Amacı başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 3. d Yanıtınız yanlış ise Davranışçı Tedavinin Çeşitleri başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 4. e Yanıtınız yanlış ise Davranışçı Tedavinin Çeşitleri başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 5. e Yanıtınız yanlış ise Davranış Tedavisini Uygulanma İlkeleri ve Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 6. e Yanıtınız yanlış ise Davranış Tedavisini Uygulanma İlkeleri ve Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 7. b Yanıtınız yanlış ise Davranış Tedavisini Uygulanma İlkeleri ve Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 8. c Yanıtınız yanlış ise Davranış Tedavisi Sırasında Karşılaşılan Güçlükler ve Başarısızlık Nedenleri başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 9. a Yanıtınız yanlış ise Davranış Tedavisini Uygulanma İlkeleri ve Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 10. b Yanıtınız yanlış ise Davranış Tedavisini Uygulanma İlkeleri ve Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 52
57 Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Davranış çözümlemesi üç bölümden oluşur: 1. Önceki olay: Davranışın öncesinde olan ya da davranışın ortaya çıkmasına neden olan, tahrik eden uyaranın, ipucunun belirlenmesi. 2. Davranış: Bireyin söylediği ya da söylemediği, yaptığı eylemlerin neler olduğunun, zamanının, sıklığı ve süresinin belirlenmesi. 3. Sonuç: Davranış sonucunda bireyin düşündüğü etkinin yönünün (olumlu, olumsuz, yansız) tanımlanması Yararlanılan Kaynaklar our_therapy.html DEMİRALP M, OFLAZ F, Bilişsel-davranışçı terapi teknikleri ve psikiyatri hemşireliği uygulaması, Anatolian Journal of Psychiatry 2007; ontent&view=article&id=260 den-davran%c4%b1%c5%9fc%c4%b1-terapi iteli_yasam_son.pdf 53
58 5 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Toplum, birey ve iletişim kavramlarını yorumlayabilecek, Sağlığın fiziksel, ruhsal ve sosyal boyutları arasındaki etkileşimi açıklayabilecek, Sosyal hizmet ve psikososyal iletişim kavramlarını açıklayabilecek, Çocuk ve gençler, madde bağımlısı kişiler, yaşlı ve demanslı kişiler, kanser hastaları ile sosyal hizmete muhtaç kişilerde psikososyal iletişim terapi yöntemlerini açıklayabilecek, Psikososyal iletişim terapisinin önemini ifade edebilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Birey İletişim Toplum Sosyal Sağlık Ruhsal Sağlık Psikososyal İletişim Terapisi Fiziksel Sağlık İçindekiler Giriş Sosyal Hizmet Kavramı ve Psikososyal İletişim Çocuk ve Gençlerde Psikososyal İletişim Terapisi Madde Bağımlılarında Psikososyal İletişim Terapisi Yaşlılık ve Demansda (Bunama) Psikososyal İletişim Terapisi Kanserli Hastalarda Psikososyal İletişim Terapisi Sosyal Hizmete Muhtaç Hasta ve Yaralılara Psikososyal Destek 54
59 Psikososyal İletişim Terapisi GİRİŞ Birey, çeşitli ihtiyaçları olan ve bu ihtiyaçlarını karşılayabileceği maddi kaynakları sınırlı bir ortamda yaşayan sosyal ve medeni bir varlıktır. İnsan; bir toplumun içinde doğar, toplumda yaşar, o toplumun kültürünü alır, toplumsal kurallara uyar, yaşamın çeşitli dönemlerinde aldığı özelliklerle toplumsallaşır ve iletişimini sürdürür. Toplum; sınırları belli bir doğal çevrede ortak amaçlar için bir araya gelen, birbiri ile ilişki, iş birliği ve dayanışma içinde olan insanlardan oluşan kümelerdir. Yaşantımızın büyük bir bölümü toplumsal etkileşimlerden oluşmaktadır. İnsanlar toplumda herhangi bir sebepten dolayı etkileşimde bulunur (ev, okul, iş yeri, arkadaşlık grupları gibi). Etkileşimler, bir grubun üyeleri arasında gelişen alma verme sürecidir. Kişiler, toplumsal etkileşim ile bir kimlik sahibi ve etkisi altında olduğu toplumun bir parçası olurlar. Birey ve toplum nedir? İletişim, kişisel ve toplumsal yönleri olan, iki kişiyi ilişki içine sokan psikososyal bir süreçtir. Toplumsal yaşamda bir sorunu çözmek için insanların düşünce alışverişinde bulunmaları ve iletişim kurmaları gerekir. Karşılıklı konuşma ve tartışma becerisinin geliştirilmediği bir toplumda, bir sorunu çözmek amacıyla başlatılan iletişim, kısa sürede sürtüşme ve çatışmaya dönüşür. Birey ilk sosyal deneyimlerini aile içinde yaşadığından aile içi iletişimin toplumsal açıdan önemi büyüktür. Etkili iletişim, sağlıklı bir aile ve toplumun oluşmasında rolü olan temel unsurlardan bir tanesidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kabul edilen tanımlamada; sağlığın fiziksel, ruhsal ve sosyal boyutları ile bir bütün olduğu ve her boyutun birbirini etkilediği, bu olgulardan birinde yaşanan sorunun diğerlerini de olumsuz etkileyeceği belirtilmektedir. Bu tanıma esas olan bilimsel bakış, insanın biyo-psikososyal bir varlık olduğunu ve tıbbın sağlık sorunlarına bütüncül yaklaşmasının zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Fiziksel ve ruhsal sağlığımız ayrılmaz bir bütündür. Fiziksel hastalıklar ruh sağlığımızı, ruhsal durumumuz bedensel işlevlerimizi etkiler. Hastalık ise biyolojik, ruhsal, sosyal, çevresel, ailesel, psikososyal, psikoseksüel yönden çok boyutlu bir olgu olup, bir yaşam sorunudur. Özet olarak beden ve ruh sağlığını birbirinden ayırmak mümkün değildir Günümüzde, birçok fiziksel hastalığın etiyolojisinde psikolojik faktörlerin rol oynadığı, bedensel yakınmaların organik veya psikolojik temelli olarak ayrılmasından çok, tüm hastalara bütünü kavrayarak yaklaşılması gerektiği anlayışı benimsenmektedir. Araştırmaların sonuçları psikososyal yaklaşımın hastanın duygu durumunun düzelmesine, daha az hastanede yatmasına, birçok konuda daha iyi işlev görmesine yardımcı olduğunu göstermektedir. 55
60 Dünyada en son gelişen bilim dallarından birisi olan psikoloji bilimi, sağlık hizmetlerinin her alanına olumlu katkıda bulunmuştur. Kişi bedensel ve psikolojik yönden desteklendiğinde sağlıklı olacaktır. Psikoloji, insan davranışlarını biyolojik, psikolojik ve sosyal yönlerden bütüncül yaklaşımla ele alan, uygulama alanı geniş bir bilim dalıdır. Bu nedenle insanın sadece ruh sağlığı ve sorunları ile ilgili olmayıp aynı zamanda iş yaşamı, spor, hukuk gibi yaşamsal birçok alanda uygulama yapmaktadır. Ayrıca psikoloji, araştırma ve uygulama sürecinde nöroloji, psikiyatri, sosyoloji gibi birçok farklı bilim dalı ile işbirliği içindedir. Toplumsal destek terimi, bireyin başka bireylerle veya gruplarla var olan iletişimini anlatır. Birçok araştırma göstermiştir ki; yalnız yaşayan ya da diğer insanlarca dışlanan kişiler, stresle ilgili süregelen hastalıklara karşı daha duyarlıdır. Stresle başa çıkmada güvenilen, sevilen, rahat iletişim kurulabilen insanların yardımı, bireyleri rahatlatarak, stresin olumsuz etkilerinin azaltılmasında destek olmaktadır. Stresle başa çıkmada önemli bir konuda stres içindeki bireylerin boş zamanlarını geçirme ve bu zamanlarda gösterdikleri etkinliklerdir. Boş zamanı değerlendirme, bireyin yapısına uygun ve yapmaktan zevk aldığı toplumsal, kültürel ve sportif etkinliklere katılarak, günlük yaşamın tekdüzeliğinden kurtulması ve insanlarla iletişim kurarak toplumsal bir kişilik kazanması olarak tanımlanmaktadır. Sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, konser, sergi gibi etkinliklere katılmak duygu boşalımını sağlayarak kişiyi psikolojik yönden rahat ve sağlıklı kılar. Ayrıca hobilerin, farklı bir aktivite ile uğraşarak zevk almak ve gevşemeye neden olmak, başarmak ve kendini ifade etmek gibi diğer yararları da bulunmaktadır. SOSYAL HİZMET KAVRAMI VE PSİKOSOSYAL İLETİŞİM Psikolojik tedavi ve bakım, genel tedavi ve bakımın ayrılmaz bir parçasıdır. Hastanın psikolojik durumunun yanında, hastalık ya da sorunun aileye olan etkilerinin de düşünülerek ailenin de ele alınması gereklidir. Fiziksel hastalığı olan kişilerin psikolojik bakımı, sadece vücut organları ile değil, bir bütün olarak insan varlığı ile uğraşılması gerekir anlayışını benimsemektedir. Ruhsal bozukluklar aynı zamanda fiziksel hastalıklar, yoksulluk, işsizlik, madde bağımlılığı, aile çözülmeleri, korunmaya muhtaç çocuklar, sokak çocukları, yaşlılık gibi birbiriyle bağlantılı sosyal sorunlar ile iç içedir. Bu nedenle ruh sağlığı ve hastalıkları alanında sosyal hizmet mesleğinin kendine özgü çok boyutlu sorumlulukları vardır. Sosyal hizmet tıbbın psikiyatri uzmanlık alanında yüz yılı aşkın süredir etkindir. Sosyal hizmet eğitiminde yer alan; psikolojiye giriş, krize müdahale, gelişim psikolojisi, sosyal psikoloji, davranış bozuklukları psikolojisini içeren insan davranışı ve sosyal çevre derslerinin yanı sıra görüşme yöntemleri, tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmet dersleri ruh sağlığı alanındaki temel bilgi ve becerileri edindirmeyi amaçlamaktadır. Sosyal hizmet uzmanı ise sağlığın alt öğelerinden sosyal alanda sorumluluk sahibi olan, sosyal sağlığın sağlanmasında yetkin konumda olan kişidir. Sosyal hizmet uzmanları toplum ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesinde, tanı, terapi ve izleme aşamalarında psikiyatri biliminin çeşitli kısımlarında rol alırlar. Mesleki uygulamalar bağımsız olarak yapılabildiği gibi, özel, psikiyatrik sosyal hizmet bilgi ve becerisinin kullanıldığı hekim sorumluluğu altındaki uygulamalar içinde de yapılabilir. Sosyal hizmet mesleğinde uygulanan bir teknik olan psikososyal inceleme hastanın aile ve sosyal çevresinde yapılır. Buradaki çalışma alanları içinde hasta, hastanın ailesi ve sosyal çevresi yer almaktadır. Kişinin özellikleri ve sorunun niteliği girişimin sınırlarını belirler. Psikososyal çalışma; Viziteleri, Klinikte bireyle çalışmayı, Grup çalışmalarını, 56
61 Ev görüşmesini, İşyeri görüşmesini, Gündüz/gece hastanesi uygulamasını, Sosyal işlevsellik etkinliklerini (uğraşı, spor, gezi gibi), Taburculuk sonrası izlemeyi kapsar. Psikososyal çalışma hangi kavramları kapsamaktadır? Hasta ailesiyle çalışma; aile üyeleriyle görüşmeyi, grup çalışmalarını ve ev ziyaretlerini içerir. Hastanın ailesi dışındaki sosyal çevresiyle bilgi edinme, bilgilendirme, kaynak bulma, iletişim kurma amaçlı görüşmeler yapılır. Psikososyal inceleme, tanı öncesinde, terapi sırasında ve taburculuk sonrası izleme aşamalarının tümünde yapılabilir. Ayrıca kişinin sağlık sigortası ve malulen emekli olma koşulları gibi ekonomik hayatı ile ilgili bilgiler de temin edilebilir. Psikososyal inceleme raporlaştırılır ve hastadan sorumlu hekimle ve terapi ekibinin diğer üyeleriyle paylaşılır. Psikososyal İletişim Terapisinden Beklentiler Kişi ve ailesi için psikososyal iletişim terapisinin beklenen amaçları arasında; Terapide uyumu artırmak, Kişi ve ailesi için hayat kalitesini arttırmak, yeni başa çıkma yetenekleri edinmelerine yardım etmek, Değişim umudunu arttırmak, Tekrar aynı sorunla karşılaşmayı önlemek, Duygusal destek sağlamak, Uyum, duygu ve davranış değişiklikleri sağlamak, Hastalık ya da sorunun belirtilerini öğretmek, Aile yükünü ve stresini azaltmak yer almaktadır. Günümüzde psikososyal iletişim tedavisine yönelişin nedenleri arasında; Psikolojik sorunlara neden olan biyo-psikososyal etkenleri kişi ve ailesi ile birlikte gözden geçirip sorunun belirtileri ile daha iyi baş edilebilmelerinin sağlanması, Uzun yatış süreli hastane tedavilerinin maliyetlerinin artması ve bunu karşılayan kaynakların azalması, kısa yatış süreli hastane tedavilerinin ve eğitimle desteklenmiş tedavi yöntemlerinin gerekliliğinin açığa çıkması, Sorunun tekrarlamasının önlenmesinde, terapiye uyumda, iş ve günlük yaşam olaylarının hastalık ya da sorun sürecine olumsuz etkilerinin giderilip önlenmesi bulunmaktadır. 57
62 ÇOCUK VE GENÇLERDE PSİKOSOSYAL İLETİŞİM TERAPİSİ Modern tıpta pediatri 18 yaşına kadar olan çocuklarla uğraşmaktadır. Ergenlik; yetişkinlik öncesi fizyolojik, psikolojik, sosyolojik ve pedagojik yönleri olan bir süreçtir. Büyümenin bedenin her yanında eşit olmaması, aşamalar halinde olması gibi nedenler, ergenin uyum yeteneğini zorlaştırır. Bu gerginlik hali, bireyler üzerinde toplumun etkilerini artırdığı anlarda daha belirgin olarak ortaya çıkar. Çocuklarda gelişim aşamaları fiziksel, zihinsel ve sosyal olmak üzere üç döneme ayrılır. Bebeklik ve ön çocukluk dönemlerinde fiziksel gelişimin yanı sıra duygusal ve sosyal gelişim de hızlıdır. Fiziksel gelişim döneminde temel iki ölçüt boy ve kilodur. Zihinsel gelişimde her yaş grubundan beklenen farklı aşamalar vardır. Örneğin bir yaş döneminde çocuğun bağımsızlık duygusu yokken üç yaş döneminde çocuk ayrı bir birey olduğunun bilincindedir. Sosyal gelişim bebeklik ve çocukluk dönemlerinde başlar ancak ilkokula başlama süreci ile hızlanır. Bu dönemde çocuk aileden çok arkadaş ve öğretmenlerinin etkisi altındadır. Yaptığı faaliyetleri ile beğeni toplamak ister. Çocukların erişkinden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi 20 Kasım 1959' da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda "Çocuk Hakları Bildirgesi" ile kabul edilmiştir. Oyun Terapisi Oyunun çocukların hayatında önemli bir yer kapladığı çok öncelerden biliniyordu. Jean-Jacques Rousseau, 18. Yüzyılın başında, çocukları anlamak için oyunlarının gözlenmesinin önemini vurgulamıştır. Çocuklar iç dünyaları ile ilgili iletişimi oyun yoluyla dış dünyaya ifade ederler. Bu nedenle oyun terapisi, çocukların oyunu ve oyuncakları kullanarak kendilerini ifade ettikleri, çocukların uyumlu ve mutlu olarak yaşamalarını hedefleyen gelişimsel bir terapi şeklidir. Oyun ve oyuncaklar kullanılarak çocuklar ile iletişim kurmaya, sorunları çözmelerine ve olumsuz davranışlarını değiştirmelerine yardımcı olunur. Çocuklar, kendilerine güvenli bir ortam sunan eğitimli bir oyun terapisti ile istedikleri şekilde oynayabilmeleri için cesaretlendirilirler. Bu süreçte, çocuklara duygusal sorunlarını ifade edebilmeleri için farklı oyuncaklar sağlanarak kendilerini sanat, drama ve hayal içeren oyunlar yoluyla ifade edebilmeleri için fırsat yaratılır. Geliştirilecek oyun arkadaşı projeleri ile oyun terapisi desteklenebilir. Spor Terapisi Gençler ve çocuklar için düzenlenecek jimnastik, futbol, voleybol, yoga ve Uzakdoğu sporları gibi farklı fiziksel aktiviteler ile fiziksel ve ruhsal gelişime katkıda bulunulması amaçlanır. Sanat Terapisi Sanat terapisi; sanatın değişik dallarını, kişilerin yaratıcılıklarını, yaşadıkları süreçleri ve ortaya çıkardıkları ürünlerini kişilerin gelişmesi, değişmesi ve gelişmesi için kullanmaktadır. Yaşanan zorluklar, sorunlar ve kişisel çatışmaların yumuşak bir geçişle üstesinden gelmeyi sağlar. Bu yöntem kısaca kişinin duygularını sanat yoluyla dışa vurma biçimidir. Bir sanat eseri ortaya koyan kişi bilinç dışındaki duygu ve düşünceleriyle yüzleşebilir. Sanat terapisinin önemli katkılarından biri de stresi azaltmasıdır. Sanat terapisinde; Serbest çizim, Resim yapma oturumları, 58
63 Film gösterim günleri, Yaratıcı yazma, Fotoğrafçılık, Yayımcılık eğitimi, Müzik ve ritim eğitimleri, İnteraktif psiko-drama eğitimleri ile çocuk ve gençlerin psikososyal gelişimlerine destek olunması amaçlanır. Bu yöntem, çocuk ve gençlerin ait olma ve dayanışma hissini kazanmalarına yardımcı olur. MADDE BAĞIMLILARINDA PSİKOSOSYAL İLETİŞİM TERAPİSİ Bağımlılarla yapılan terapiler ile bağımlının içgörü geliştirmesi, bağımlı olduğunu kabul etmesi ve yeni yaşam hedefleri oluşturması amaçlanır. Bu tedavilerin ayrıca; Geleceğe yönelik inanç, ümit ve iyimserlik oluşturma, Anlamlı arkadaşlıklar ve sosyal bağlar geliştirme, Entelektüel, fiziksel ve ruhsal gelişim için fırsatlar araştırma, Ait olma duygusu ve özdeğer geliştirme, Başkalarına karşı güven kazanma, Fiziksel ve ekonomik güvenliği sağlama gibi hedefleri bulunmaktadır. Kısa Girişimler Kısa girişimler ile farkındalığın yükseltilmesi, değişim ve bireyin kendini denetlemesi hedeflenir. Sorunun algılanması ve çözüm arayışını hızlandıran kısa danışmalık hizmetlerini kapsayan bir yaklaşımdır. Bu yöntemin özellikleri arasında; Eğitiminin kolay oluşu, Kısa oluşu, Genel sağlık hizmetlerinde ve rutin uygulamada kullanılabilir oluşu, Düşük maliyetli oluşu, Sorun ile ilgili özelleşmiş tedavi kurumlarına ulaşmakta kolaylık sağlaması, Tedavi arayışını hızlandırması, Uzun süreli tedaviler için bekleme süresini kısaltması, Özelleşmiş tedavilerden önce kişinin motivasyonunun sağlanması yer almaktadır. Kısa girişim sağlık personeli, hemşire, sosyal çalışanlar ve sağlık eğitmenleri gibi kişilerce uygulanabilir. Uygulamada yazılı ve görsel araçlardan faydalanılır. 59
64 Kısa Süreli Terapiler Kısa girişimler ile geleneksel uzmanlaşmış terapiler arasında yer alan, şimdiki zamana odaklanmış, davranışsal değişimi amaçlayan, uzmanlaşmış profesyonellerce uygulanan bir yöntemdir. Amaçları arasında; Madde kötüye kullanımı ile ilişkili belirlenmiş hedef davranışında ölçülebilir bir Madde kullanımı ile sonucu gelişen psikolojik, sosyal ve ailedeki fonksiyonel bozulmaları iyileştirmek bulunmaktadır. Madde Danışmanlığı Madde danışmanlığı, hastanın şimdiki durumunun gerçekleri ile uğraşan, danışmanın profesyonel bir şekilde tavsiyelerde bulunduğu, randevu düzeni içinde yapılan görüşmelerden oluşan bir yöntemdir. Kişinin bireysel gereksinimleri saptanarak uygun hizmetlere yönlendirilir. Kişiye sorunlarını anlatması için fırsat verilerek birey yargılanmadan dinlenip, koşulsuz kabullenilir. Yakın gelecek için gerçekçi hedefler koyması için yardımcı olunur. Hedefler sadece madde kullanımı açısından değil aynı zamanda sosyal içerikli de olabilir. Seçenekler bireye sunularak birisini seçmesi sağlanır. Sosyal çevrenin değiştirilmesinde yardım, uzaklaştırıcı hobilerin edinilmesi gibi yönleri bulunabilir. Motivasyonel Görüşme Motivasyonel görüşme, değişim için isteksiz ya da kararsız olan kişilerin sorunlarını anlamalarını ve değişim amacıyla eyleme geçmelerini sağlamak için yapılan hasta ve danışan arasında özel bir iletişim yoludur. Kararsızlığı çözmeye, aktivasyonu sağlamaya, davranışı değiştirmeye yöneliktir. Bu teknikte kişiyi eğitmeye çalışmaktan çok dinleyerek stratejik soruların sorulması ve ortaya bir verinin çıkarılması amaçlanır. Yöntem, uzmanın danışanın tercih yapma özgürlüğüne saygı duyduğu bir arkadaşlık ilişkisine benzetilebilir. İkna, saldırgan yüzleştirme ve tartışma motivasyonel görüşmenin kuramsal olarak karşıtlarıdır. Kontrollü İçme Yöntemi Bağımlı olmayan ancak bağımlılığa aday kişilerdeki alkol kullanım bozukluklarında yeri olan etkin bir tedavi yöntemidir. Alkol kullanımını azaltmak ya da sınırlamak kontrollü içme olarak isimlendirilir. Alkol kullanım bozukluklarında temel hedef alkol kullanımının tamamen bırakılması olmakla birlikte bağımlılığa ilerleyebilecek tehlikeli düzeyde alkol kullanımı olan kişilerde bu yönteminin önemli yararlar sağladığı görülmüştür. Bilişsel Davranışçı Terapi Bilişsel terapi; kendine zarar verici davranışlara neden olan yanlış düşünce ve inançları değiştirmeyi hedef alan bir psikoterapi yöntemidir. Hastaya, Altta yatan inançların temelini çürüterek, madde kullanma isteğinin sıklığını ve gücünü azaltarak, Maddeye duyulan aşırı isteğin kontrol edilmesinde özgül teknikleri öğreterek yardımcı olunur. 60
65 Relaps Önleme Relaps, kişinin alkol ya da madde kullanımını bıraktıktan sonra tekrar kullanmaya başlaması demektir. Relaps madde bağımlılarında %40 ile 80 oranında görülür. Relapsların üçte ikisinin genellikle ilk üç ay içinde ortaya çıktığı gösterilmiştir. Relapsla başa çıkma yöntemleri diğer tüm terapi yöntemlerine eş olarak kullanılabilir ya da farklı bir terapi yöntemi olarak uygulanabilir. Uzmanın, danışan kişiye relapsın her şeyin bittiği ve tedavinin başarısızlığı anlamına gelmediğini anlatması gerekir. Relaps önlemede temel yaklaşımlar arasında; Sosyal destek yaklaşımı, Yaşam biçimini değiştirme yaklaşımı ve Bilişsel davranışçı terapi yer almaktadır. Nikotin Bağımlılığında Psikososyal Terapi Nikotin güçlü bir bağımlılıktır. Tamamen bırakmadan önce genellikle başarısızlıkla sonuçlanan bırakma girişimlerinde bulunulmuştur. Bırakmak için kişiye önerilebilecek önemli nedenler şunlardır: Daha sağlıklı ve daha uzun bir yaşam Kalp krizi ve kanser olma riskinde azalma Sigarayı bırakarak sağlıklı bir bebeğe sahip olma şansının artması Ekonomik kazanç Bırakmak için beş anahtar ise şunlardır: Bırakmaya hazır ol. Bırakmak için destek al. Bırakmana yardımcı olacak yeni beceriler ve davranışlar öğren. Gerekirse bunun için geliştirilen ilaç tedavilerinden uygun şekilde yararlan. Bırakma girişiminde başarısızlığa hazırlıklı ol. Grup Psikoterapisi Nikotin bağımlılığından kurtulmada yer alan anahtar öğeler nelerdir? Grup psikoterapisinde grubu oluşturan kişiler düzenli aralıklar ile toplanmaktadır. Bu toplantılar grubun amacına göre toplantıların akışını düzenleyecek eğitilmiş bir lider tarafından yönetilmektedir. Grup üyesi bireyler kendileri ile ilgili gözlemlerle yüzleşmekte ve kendi davranışlarının başkaları üzerindeki etkisi, başkalarının davranışlarının da kendi üzerlerindeki etkisi hakkında fikir edinme ve bu konuda konuşma fırsatı bulmaktadırlar. Eğer grup üyeliği birkaç ay boyunca sürdürülürse, grup birbirine bağlı hale gelmekte ve grup üyeleri birbirleriyle daha etkin bir biçimde iletişim kurmaktadırlar. Bu ortam kişisel gelişimi destekleyerek olumlu katkılar sağlamakta ve elde edilen izlenimler yaşama yansıtılmaktadır. YAŞLILIK VE DEMANSDA (BUNAMA) PSİKOSOSYAL İLETİŞİM TERAPİSİ Yaşlanma, psikolojik, ekonomik ve sosyal yönleri olan fizyolojik bir süreçtir. Çoğu ülkede yaşlılık sınırı olarak 65 yaş kabul edilir. Bazı araştırmacılar yaşı genç yaşlı,75-85 yaşı yaşlı ve 85 üstü yaşı ileri yaşlı olarak sınıflandırmaktadır. 61
66 Yaşlanma dönemince birçok patolojik değişiklik ve kronik hastalık görülür. Yaşlıların pek çoğunda ayrı terapi ve iyileştirme programları gerektiren nöroloji, ortopedi, kardiyoloji ve solunumu ilgilendiren bozukluklar mevcuttur. Bu nedenle yaşlılarda yaşamı fonksiyonel olarak iyileştirme çabaları daha karmaşık, yorucu ve zaman alıcıdır. Demans (bunama), edinsel olarak gelişen bilişsel yeteneklerde günlük yaşam aktivitelerini bozacak düzeydeki bozulmaları tanımlar. Bu durumu tam anlamıyla ortadan kaldıran bir ilaç bulunmamakla birlikte hastalığın ilerlemesini geciktiren ya da kısmi fayda sağlayabilen ilaç tedavileri bulunmaktadır. Demanslı kişileri iyileştirme çabalarında özellikle hastalığın erken dönemlerinde öz bakım eğitimini de kapsayan davranış ve uğraş terapileri de önemli yer tutar. Demansın farklı evrelerinde değişken nitelikli çok sayıda aktiviteden faydalanılır. Zihinsel Aktiviteler Hastaların mevcut zihinsel kapasitelerini tüm yaşamsal işlevleri içerecek şekilde desteklemek, demansla başa çıkma kapasitelerini arttırmak ana hedeftir. Renkler ve şekillerin birlikte yorumlanması, kavramlar arası ilişki kurulması, olayların sıralanması, zaman ve mevsimlerin vurgulanması, saatin ve bu saat dönemlerinin günün hangi kısmına karşılık geldiğinin yorumlanması gibi zihinsel aktiviteler ile bireyin zaman, yer ve kişi uyumunun korunması ve iyileştirilmesi sağlanabilir. Burada dikkati yoğunlaştırma kapasitesinin arttırılması ya da devamı ile yaşam kalitesinin arttırılması hedeflenir. Paylaşım Saati Aktiviteleri Fotoğraflar, el aletleri, müzik ve ses kayıtları, geçmişte kullanılan bazı aletler kullanılarak eski deneyimlerin hatırlanması ve hastaların bu konuda paylaşımları sağlanabilir. Bu durum, iletişimi arttırarak yalnızlık hissinin aşılmasına da yardımcı olacaktır. Hobi Saati Aktiviteleri Burada hastanın geçmiş yaşantısı ile bağlantılı olarak, çevreyle olan etkileşimini arttırmak ve ortaya bir ürün çıkarması sağlanarak öz saygısının arttırılması amaçlanmaktadır. Bu şekildeki düzenli bir hobi bu kişilerde sık karşılaşılan demansın aşılmasında da yardımcıdır. Örgü örmek, resim yapmak, el işleri ve müzik de demansa ait belirtilerin azaltılmasında yararı olabilecek hobilerdir. Psikomotor Aktiviteler Hastaların geçmişlerinde de yer alan bazı aktivitelerin birlikte yapılması hem birey ile iletişimin sağlanmasında hem de el becerilerini ve vücut esnekliklerini korumada yardımcı olabilir. Bu grup içinde halka sıralama, denge sağlama, hamur yoğurma, vida sıkma, bebek giydirme gibi aktiviteler yer alabilir. Sanat Aktiviteleri Zihinsel ve fiziksel aktiviteyi birlikte sağlaması nedeni ile bu tip uğraşlar günlük hayata uyumun geliştirilmesinde faydalıdır. Bu gibi yöntemlerden duyu ve düşünce eşgüdümünün devamı için faydalanılabilinir. Müzik Aktiviteleri İleri derecede demansı olan kişilerin bile müziğe tepkileri genellikle olumlu olduğundan bu hastalarda sıklıkla görülen taşkınlık, huzursuzluk ve kafa karışıklığı müzik yardımı ile azaltılabilir. Özellikle yemek ve banyo sırasında dinletilen müzik ile demanslı kişilerin davranışsal problemlerinde azalma sağlanabilir. 62
67 Egzersiz ve Spor Aktiviteleri Demanslı bireylerin vücut aktivitelerinin idamesi ve hareket kısıtlanmalarının önüne geçebilmek içim hafif egzersiz ve yürüyüşlerden yararlanılabilir. Bu tip aktiviteler ile aynı zamanda depresyonun etkileri de hafifletilebilir. Manevi Bakım Aktiviteleri Bu gibi aktiviteler ile kişinin ait olduğu toplumun dini, ahlaki kural ve uygulamalarının bir parçası olması, hatırlaması ve manevi huzur hissi duymasına yardımcı olunabilir. Oyun Aktiviteleri Bu gibi aktiviteler ile demans hastalarının kurgulama, yargılama, kendini ifade edebilme gibi edinimlerinin geri kazanılması hedeflenmektedir. Amacı olan, duyu ve düşünceleri uyaran, isteklerine uygun oyun aktiviteleri kurgulanarak bu kişilerin yaşam kaliteleri arttırılabilir. Bu yolla kendilerini ifade edebilmeleri, sosyal dışlanma duygularının azalması, duyu, sinir ve kas koordinasyonu sağlanabilir. Dış Ortam Aktiviteleri Kişinin önceden tanıdığı yerlerin ziyareti ile hatırlamasının sağlanması, bilmediği yerlerin ziyareti ile ise değişiklik yaratılarak yaşam isteğinin arttırılmasına katkıda bulunabilir. Dans Terapisi Dans terapisi yaşlıların depresyona girmelerini ve yalnızlık hissini engelleyerek dansla birlikte egzersiz yapmalarını, kas sisteminin güçlenmesini ve denge hissinin kuvvetlenmesini sağlayarak yardımcı olmaktadır. uygulanabilir? Yaşlı ve demanslı kişilerde hangi psikososyal iletişim terapileri KANSERLİ HASTALARDA PSİKOSOSYAL İLETİŞİM TERAPİSİ Kanser, hasta ile yakınlarında bilişsel, psikolojik, duygusal, ruhsal ve sosyal yönden önemli etkiler yaratan bir hastalıktır. Tanı ve tedavi sürecinde kişi, ruh ve bedenine yönelik algısında, günlük hayatın devamında, ilişkilerinde, kişisel ve sosyal rollerinde oluşan değişiklikler nedeniyle desteğe gereksinim duyar. Bu dönemde hasta tanı ve tedaviyle ilgili endişeler, belirsizlik, tedavi sonucunda oluşacak yan etkiler ve ölüm düşüncesi gibi etkenlerin oluşturacağı psikososyal rahatsızlıkla baş etmek yanı sıra oluşan yeni sürece uyum sağlamak için de çaba sarf etmektedir. Bu hastalarda cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi gibi çoğul tedaviler yanısıra psikososyal iyileşmenin sağlanması da temel tedavi hedefleri arasındadır. Bunu sağlayan çok önemli bir araç sosyal destektir. Sosyal destek içeriğinde rolü olan bireyler arasında aile üyeleri, yakın çevre ve sağlık bakım ekibi (hekim, hemşire, sosyal hizmet uzmanı, psikolog) bulunur. Sosyal destek ile kanser hastasının içinde bulunduğu gerçeğe uyumu kolaylaşacaktır. Bir kanser hastasının temel psikososyal gereksinimleri arasında; Kanser ve tedavisi konusunda bilgi edinme, Yaşam planını ve önceliklerini yeniden biçimlendirme, Kanser hastası olmaktan kaynaklanan damgalanma sorunundan kurtulma, 63
68 Kontrolü sağlama ve çaresizlik hissinden arınma Ölüm düşüncesinden uzaklaşma, Yakın çevre ve tedavi ekibiyle sağlıklı bir iletişim sağlama, Baş etme becerilerini geliştirme; aile ve arkadaşlardan destek alma ve onlara destek verme becerisini artırma, Depresyon ve anksiyeteden kurtulma gibi öğeler bulunmaktadır. Kanser Destek Grupları Sosyal destek kavramı içinde yer alan destek grupları kişilere, iç dünyalarını paylaştıkları ve başkaları tarafından kabul edildikleri bir iletişim ortamı yaratan, krizle savaşmada kullanılan psikososyal bir müdahale aracıdır. Sosyal hizmet uygulamasında, gerek bilişsel, psikolojik ve duygusal, gerekse kültürel, ekonomik ve sosyal boyutları olan çeşitli sorunların çözümünde grup dinamiklerinden yararlanılmaktadır. Bir kanser destek grubunda hem yakın çevre içinde arkadaş olarak yer alan diğer kanser hastaları hem de yönetici olarak sağlık ekibinden sosyal hizmet uzmanı, psikolog ya da konuyla ilgili diğer sağlık profesyonellerinden birisi yer alır. Bu nedenle bir kanser destek grubu çok boyutlu yönü ile psikososyal uyum için oldukça faydalıdır. Gruplarda yaygın olarak üzerinde durulan konular; Kişisel hayatın kontrolüne etkin olarak sahip olmayı öğrenme, Kanserle bağlantılı sorunların tartışılması, Kanser tanısıyla oluşan kayıplarla baş edilmesi (bedensel değişimler, sosyal çevredeki değişimler gibi), Umudu korurken hastalığı kabullenmenin öğrenilmesi, Tedavi sırasında oluşan duygusal baskının azaltılması, Grup üyeleri arasında duyguların paylaşılması, Psikososyal gereksinimlerin tanımlanması, Ben kavramının güçlendirilmesi, Koşullar gerektirdiğinde ölüm üzerine konuşma, Mevcut durumla ilgili belirsizliğin azaltılmasına yönelik girişimler olarak sıralanabilir. Destek grupları oluşturulurken haftalık oturumların sayısı ve süresi, kaç hafta süreceği ve üyelerin sayısı gibi konuların da netleştirilmesi gerekir. Grup oturumları; tanı, tedavi, iyileşme ya da bakım süreci boyunca hastalığın her aşamasında gerçekleştirilebilir. Her oturum yaklaşık bir, bir buçuk saat ve ortalama 6 ila 20 arasında üyenin katılımıyla sürdürülebilir. nelerdir? Bir kanser destek grubunda yaygın olarak üzerinde durulan konular 64
69 SOSYAL HİZMETE MUHTAÇ HASTA VE YARALILARA PSİKOSOSYAL DESTEK Bu kavram içinde hastalara psikolojik, sosyal ve ekonomik destek sağlama hastaneye ve hastalığa uyum sürecini kolaylaştırmak ve sosyal hayatını en verimli, en iyi şekilde sürdürmek için gerekli tıbbi, psikolojik destek verilmesi yer alır. Sosyal hizmete muhtaç olan kişinin gereksinimlerinin saptanarak özellikle fizyolojik eksiklikleri öncelikle giderilmesi amaçlanmalıdır. Böylece kişinin psikolojik yönden de düzelmesi kolaylaştırılır. Örneğin, yürüme engelli kişiye sağlanan tekerlekli sandalye ile fizyolojik ihtiyacının giderilmesi yanında kısmen de olsa psikolojik destek sağlanmış olur. Sosyal Hizmete Muhtaç Kişilerin Özellikleri Ebeveynlerinden biri ya da her ikisini kaybeden veya terk edilen çocuklar Ebeveynleri tarafından ihmal ve istismar edilen çocuklar Doğuştan engelli doğanlar ya da sonradan bir sağlık sorunu trafik kazası veya doğal afetle engelli hale gelenler Yaşlılığa bağlı psikolojik ve fizyolojik engelleri olan ya da evlatları tarafından terk edilen yaşlılar Kimler sosyal hizmete muhtaç kişi kavramı içinde yer almaktadır? Sosyal hizmete muhtaç hasta ve yaralıya psikolojik yaklaşımlar genel olarak şöyle sıralanır: Sosyal hizmete muhtaç hasta veya yaralılara ait mevzuat hakkında kişi ve yakınlarının bilgilendirilmesi Sosyal hizmete muhtaç hasta veya yaralıya amacın anlaşılır şekilde anlatılarak gerekli tanıtımın yapılması Kişinin yaşadığı yerin ihtiyaçlarına uygun biçimde düzenlenerek adresin tespiti ve sosyal hizmet uzmanı ile işbirliği yapılması Hasta veya yaralının durumu, kimlik bilgilerinin kayıt altına alınması Sosyal hizmet hastası veya yaralının gizlilik prensibine sadık kalınarak temizlik, beslenme ve diğer fizyolojik ihtiyaçlarının giderilmesi Hastanın ihtiyaçlarını gidermede sürekliliği sağlayacak yakını veya gönüllü bir kişinin bu konuda eğitilmesi Sosyal hizmete muhtaç olan kişi, oyun veya okul çağındaysa eğitiminin tamamlanması için girişimlerde bulunulması Hasta ve yaralının uygun beceriler ile sosyal ve ekonomik yönden üretime katılımının ve hayatını sürdürmesinin sağlanması. 65
70 Özet Birey, çeşitli ihtiyaçları olan ve bu ihtiyaçlarını karşılayabileceği maddi kaynakları sınırlı bir ortamda yaşayan sosyal bir varlıktır. Toplum; sınırları belli bir doğal çevrede ortak amaçlar için bir araya gelen, birbiri ile ilişki, iş birliği ve dayanışma içinde olan insanlardan oluşan kümelerdir. Yaşantımızın büyük bir bölümü toplumsal etkileşimlerden oluşmaktadır. İletişim, kişisel ve toplumsal yönleri olan, iki kişiyi ilişki içine sokan psikososyal bir süreçtir. Toplumsal yaşamda insanların düşünce alışverişinde bulunmaları ve iletişim kurmaları gerekir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kabul edilen tanımlamada; sağlığın fiziksel, ruhsal ve sosyal boyutları ile bir bütün olduğu ve her boyutun birbirini etkilediği, birinde yaşanan sorunun diğerlerini de olumsuz etkileyeceği belirtilmektedir. Fiziksel ve ruhsal sağlığımız ayrılmaz bir bütündür. Hastalık, biyolojik, ruhsal, sosyal, çevresel, ailesel, psikososyal, psikoseksüel yönden çok boyutlu bir olgu olup, bir yaşam sorunudur. Ruh sağlığı ve hastalıkları alanında sosyal hizmet mesleğinin kendisine has çok boyutlu sorumlulukları vardır. Sosyal hizmet tıbbın psikiyatri uzmanlık alanında yüz yılı aşkın süredir etkindir. Çocukların erişkinden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi 20 Kasım 1959' da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda "Çocuk Hakları Bildirgesi" ile kabul edilmiştir. Çocuklarda uygulanacak psikososyal iletişim terapisinde oyun, spor ve sanat terapileri alt başlıkları bulunmaktadır. Bağımlılarla yapılan terapiler ile bağımlının içgörü geliştirmesi, bağımlı olduğunu kabul etmesi ve yeni yaşam hedefleri oluşturması amaçlanır. Bu amaçla; kısa girişimler, kısa süreli terapiler, madde danışmanlığı, motivasyonel görüşme, kontrollü içme yöntemi, bilişsel davranışçı terapi, relaps önleme, nikotin bağımlılığının tedavisi, grup psikoterapisi gibi yöntemlerden faydalanılmaktadır. Yaşlanma, psikolojik, ekonomik ve sosyal yönleri olan fizyolojik bir süreçtir. Çoğu ülkede yaşlılık sınırı olarak 65 yaş kabul edilir. Demans (bunama), edinsel olarak gelişen bilişsel yeteneklerde günlük yaşam aktivitelerini bozacak düzeydeki bozulmaları tanımlar. Yaşlı ve demanslı kişilerde uygulanabilecek psikososyal iletişim terapisi yöntemleri arasında zihinsel aktiviteler, psikomotor aktiviteler, paylaşım saati aktiviteleri, hobi saati aktiviteleri, sanat aktiviteleri, müzik aktiviteleri, egzersiz ve spor aktiviteleri, oyun aktiviteleri, manevi bakım aktiviteleri, dış mekan aktiviteleri, dans terapisi bulunmaktadır. Kanser, hasta ile yakınlarında bilişsel, psikolojik, duygusal, ruhsal ve sosyal yönden önemli etkiler yaratan bir hastalıktır. Bu hastalarda cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi gibi çoğul tedaviler yanı sıra psikososyal iyileşmenin sağlanması da temel tedavi hedefleri arasındadır. Psikososyal iyileşmede kanser destek grupları önemli bir rol oynamaktadır. Sosyal hizmete muhtaç hasta ve yaralılara psikososyal destek kavramı içinde hastalara psikolojik, sosyal ve ekonomik destek sağlama hastaneye ve hastalığa uyum sürecini kolaylaştırmak ve sosyal hayatını en verimli, en iyi şekilde sürdürmek için gerekli tıbbi, psikolojik destek verilmesi yer alır. 66
71 Kendimizi Sınayalım 1. Aşağıdakilerden hangisi geriatri biliminin ilgilendiği yaş grubudur? a. 45 yaş üzeri b. 55 yaş üzeri c. 65 yaş üzeri d. 25 yaş üzeri e. 35 yaş üzeri 2. Aşağıdakilerden hangisi sosyal hizmet kavramını tam olarak tanımlamaktadır? a. Yaşlılara yardım b. Yetim çocuklara yardım c. Fiziksel engellilere yardım d. Afet sonrası yardım e. Kişinin sosyal durumuna göre tıbbi yardım yaparak kişiyi sosyal hayata kazandırmak 3. Çocuk Hakları Bildirgesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından hangi tarihte kabul edilmiştir? a. 10 Kasım 1959 b. 10 Kasım 1958 c. 10 Aralık 1959 d. 20 Kasım 1959 e. 30 Kasım Hafıza, düşünme, problem çözme gibi bilişsel yeteneklerde günlük yaşam aktivitelerini bozacak düzeydeki bozulmaların olduğu geriatrik dönem hastalığı aşağıdakilerden hangisidir? a. Demans b. Depresyon c. Romatizma d. Kalp hastalığı e. Kanser 5. Aşağıdakilerden hangisi psikososyal iletişim terapisinin beklenen amaçlarından biri değildir? a. Değişim umudunu arttırmak b. Duygusal destek sağlamak c. Uyum, duygu ve davranış değişiklikleri sağlamak d. Ailenin yükünü ve stresini azaltmak e. Hastalık ya da sorunun belirtilerini inkar etmeyi öğrenmek Yüzyılın başında çocukları anlamak için oyunlarının gözlenmesinin önemini vurgulayan bilim adamı aşağıdakilerden hangisidir? a. Jean-Jacques b. John Graunt c. William Farr d. Jacques Bertillon e. İbn-i Sina 7. Hangisi nikotin bağımlılığından kurtulmanın kişiye sağlayacağı yararlardan biri değildir? a. Daha sağlıklı ve daha uzun bir yaşam b. Kanser olma riskinde azalma c. Sağlıklı bir bebeğe sahip olma şansının artması d. Ekonomik kazanç e. Kalp krizi riskinde artış 8. Aşağıdakilerden hangisi yaşlı ve demanslı kişilerde uygulanabilecek psikososyal iletişim terapilerinden biri değildir? a. Dans terapisi b. Müzik aktiviteleri c. Hobi saati aktiviteleri d. Uzun ve ağır spor aktiviteleri Zihinsel aktiviteler 9. Aşağıdakilerden hangisi bir kanser destek grubunda üzerinde yaygın olarak durulan konulardan biri değildir? a. Kanser tanısıyla oluşan kayıplarla baş edilmesi b. Kanser tedavisinde kullanılabilecek bitkisel ürünlerin tartışılması c. Umudu korurken hastalığı kabullenmenin öğrenilmesi d. Mevcut durumla ilgili belirsizliğin azaltılmasına yönelik girişimler e. Ben kavramının güçlendirilmesi
72 10. Aşağıdakilerden hangisi çocuklarda uygulanabilecek sanat terapileri yöntemlerinden biri değildir? a. Resim yapma oturumları b. Yaratıcı yazma c. Oyun terapisi d. Müzik ve ritim eğitimleri e. Fotoğrafçılık Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. c Yanıtınız yanlış ise Yaşlılık ve Demans da (Bunama) Psikososyal İletişim Terapisi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 2. e Yanıtınız yanlış ise Sosyal Hizmete Muhtaç Hasta ve Yaralılara Psikososyal Destek başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 3. d Yanıtınız yanlış ise Çocuk ve Gençlerde Psikososyal İletişim Terapisi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 4. a Yanıtınız yanlış ise Yaşlılık ve Demans da (Bunama) Psikososyal İletişim Terapisi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 5. e Yanıtınız yanlış ise Psikososyal İletişim Terapisinden Beklentiler başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 6. a Yanıtınız yanlış ise Çocuk ve Gençlerde Psikososyal İletişim Terapisi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 7. e Yanıtınız yanlış ise Nikotin Bağımlılığında Psikososyal Terapi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 8. d Yanıtınız yanlış ise Yaşlılık ve Demans da (Bunama) Psikososyal İletişim Terapisi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 9. b Yanıtınız yanlış ise Kanser de Psikososyal İletişim Terapisi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 10. c Yanıtınız yanlış ise Çocuk ve Gençlerde Psikososyal İletişim Terapisi başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Birey, çeşitli ihtiyaçları olan ve bu ihtiyaçlarını karşılayabileceği maddi kaynakları sınırlı bir ortamda yaşayan sosyal ve medeni bir varlıktır. Toplum; sınırları belli bir doğal çevrede ortak amaçlar için bir araya gelen, birbiri ile ilişki, iş birliği ve dayanışma içinde olan insanlardan oluşan kümelerdir. Sıra Sizde 2 Psikososyal çalışma; viziteleri, klinikte bireyle çalışmayı, grup çalışmalarını, ev görüşmesini, işyeri görüşmesini, gündüz/gece hastanesi uygulamasını, sosyal işlevsellik etkinliklerini (uğraşı, spor, gezi gibi), taburculuk sonrası izlemeyi kavramlarını kapsar. Sıra Sizde 3 Nikotin bağımlılığından kurtulmada yer alan anahtar öğeler arasında; bırakmaya hazır ol, bırakmak için destek al, bırakmana yardımcı olacak yeni beceriler ve davranışlar öğren, gerekirse bunun için geliştirilen ilaç tedavilerinden uygun şekilde yararlan, bırakma girişiminde başarısızlığa hazırlıklı ol kavramları yer almaktadır. Sıra Sizde 4 Yaşlı ve demanslı kişilerde; zihinsel aktiviteler, psikomotor aktiviteler, paylaşım saati aktiviteleri, hobi saati aktiviteleri, sanat aktiviteleri, müzik aktiviteleri, egzersiz ve spor aktiviteleri, oyun aktiviteleri, manevi bakım aktiviteleri, dış mekan aktiviteleri, dans terapisi gibi psikososyal iletişim terapileri uygulanabilir. Sıra Sizde 5 Bir kanser destek grubunda yaygın olarak üzerinde durulan konular arasında; kişisel hayatın kontrolüne etkin olarak sahip olmayı öğrenme, kanserle bağlantılı sorunların tartışılması, kanser tanısıyla oluşan kayıplarla baş edilmesi, umudu korurken hastalığı kabullenmenin öğrenilmesi, tedavi sırasında oluşan duygusal baskının azaltılması, grup üyeleri arasında duyguların paylaşılması, psikososyal gereksinimlerin tanımlanması, ben kavramının güçlendirilmesi, koşullar gerektirdiğinde ölüm üzerine konuşma, mevcut durumla ilgili belirsizliğin azaltılmasına yönelik girişimler yer alır. 68
73 Sıra Sizde 6 Ebeveynlerinden biri ya da her ikisini kaybeden veya terk edilen çocuklar, ebeveynleri tarafından ihmal ve istismar edilen çocuklar, doğuştan engelli doğanlar ya da sonradan bir sağlık sorunu trafik kazası veya doğal afetle engelli hale gelenler, yaşlılığa bağlı psikolojik ve fizyolojik engelleri olan ya da evlatları tarafından terk edilen yaşlılar sosyal hizmete muhtaç kişi kavramı içinde yer almaktadır. Yararlanılan Kaynaklar Darülaceze Demans Çalışma Grubu. Demanslı yıllara değer katan aktiviteler (Derleme). Akademik Geriatri Dergisi 2009;1: Tarık Tuncay. Kanserle baş etmede destek grupları (Derleme). Toplum ve Sosyal Hizmet Dergisi 2010;21:
74 6 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Bakım hizmetleri ile ilgili yasal düzenlemeleri tanımlayabilecek, Bakım hizmetlerinin denetleme mekanizmalarını tanımlayabilecek, Bakım hizmetlerinin etiksel ve hukuksal boyutunu açıklayabilecek, Bakım hizmetleri sırasında karşılaşılabilecek etiksel ve hukuksal sorunları ifade edebilecek, Bakım hizmetlerine toplumsal bakış, ahlak ve dinsel öngörüleri açıklayabilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Bakım Hizmeti Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Sosyal Devlet Evde Bakım Huzur Evleri Yaşlı Bakım Parası İhmal ve İstismar Gündüz Bakım Evleri İçindekiler Giriş Bakım Hizmetleri ile İlgili Yasal Düzenlemelerin Tanımlanması Etik Çerçevesinden Bakim Hizmetlerine Bakış Bakım Hizmetlerinin Denetleme Mekanizmaları Bakım Hizmetlerini Sağlama Sırasında Karşılaşılan Hukuki Sorunlar Bakım Hizmetlerini Sağlama Sırasında Karşılaşılan Etiksel Sorunlar Bakım Hizmetlerine Toplumun Bakışı Bakım Hizmetleri ile İlgili Ahlak ve Dinsel Kurallar 70
75 Bakım Hizmetlerinin Etik ve Hukuksal Boyutu GİRİŞ Yaşlılık, normal bir süreç olup, bireylerin fizyolojik ve ruhsal güçlerini yavaş yavaş ve geri dönüşümsüz olarak kaybetme durumu olarak tanımlanabilmektedir. Yaşlılığın başlama zamanı ile ilgili tanımlamalar değişiktir. Sosyal olarak yaşlılık, kişinin toplum içinde yaşlı olarak tanımlanması ile başlamaktadır. Ekonomik tanımlamada, kişinin emekli olması ile yaşlılık başlamaktadır. Kronolojik tanımda yaşlılığın başlangıcı için bir yaş sınırı kullanılır. Uluslararası karşılaştırmalarda yaygın olarak kronolojik tanım kullanılır. Batılı ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada yaşlı nüfus giderek artmaktadır. Bunun nedeni olarak son 50 yılda ekonomik, sosyal ve sağlık alanındaki gelişmeler gösterilebilir. Ülkemizde de ortalama yaşam süresi son yıllarda hızla yükselmiş olup ortalama yaş 71 olarak belirlenmiştir. Nüfusunun toplam ,100 olarak belirtildiği 2008 yılı veri tabanı dikkate alındığında ülkemizde 60 yaş üstü kişilerin toplam nüfusa oranının yaklaşık olarak % 10 olduğu görülmektedir. Yeni bir dönem olan yaşlılık yeni sorunları da beraberinde getirir. Sağlık sorunlarının dışında yaşlının en sık karşılaştığı diğer sorunlar, ekonomik ve sosyal hakları ile ilgili olanlardır. İleri toplumlarda yapılan yasal düzenlemeler, yaşlıların bu sorunları daha az yaşamalarına yöneliktir. Bu yasal düzenlemeler bakım hizmetleri, sosyal hizmetler, sosyal yardımlar ve çeşitli emeklilik sistemleri yolu ile yapılmaktadır. Anayasamızın ikinci maddesinde Cumhuriyetin Nitelikleri açıklanırken Türkiye Cumhuriyeti Sosyal bir hukuk Devletidir ifadesi kullanılmıştır. Sosyal bir hukuk devleti olmanın temel özelliklerinden biride ülkede yaşayan yaşlı, özürlü (engelli) vatandaşlara yönelik sosyal yardım, bakım ve hayatın devamı için gerekli kolaylıkları sağlayacak yasal düzenlemelerin de yapılmasını da sağlamaktır. Buna göre devlet yaşlının, bakımı, konut, sağlık, eğitim ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılamalı ve ailesini de yaşlı bakımı nedeniyle desteklemelidir. Sosyal devlet ilkesi, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, hukukî ve siyasî anlamda gelişmiş ülkelerin anayasalarında yerini almıştır. Böylece yaşlılar için devlet sorumluluğu ve hayatın her alanında yaşlılara garantinin sağlanması söz konusu olmuştur. Sosyal devlet ilkesi sonucunda, yaşlıların bakım, gözetim ve korunma gibi ihtiyaçlarının yerine getirilmesi, yaşlılar için bir hak, vatandaşı oldukları devlet için de bir görev halini almıştır. BAKIM HİZMETLERİ İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELERİN TANIMLANMASI Birleşmiş Milletler tarafından 12 Nisan 2002 de İspanya nın başkenti Madrit te gerçekleştirilen Uluslararası Madrit Yaşlanma Hareketi Planı nda, yaşlıların devletten alacakları hizmetin hak şeklinde olması uluslararası alanda benimsenmiştir. Türkiye de ise ilk kez 1930 tarihinde yürürlüğü giren 1580 sayılı yasa ile bakıma muhtaç kişilerin (yaşlıların) korunması, yaşlı evleri yapma ve yönetme yükümlülüğü birer kamu kuruluşu olan Belediyelere verilmiştir. Daha sonrada değişik illerde aceze evleri, güçsüzler yurdu, düşkünler evi ve huzurevi adı altında yatılı yaşlı kuruluşları açılmıştır. Aynı zamanda çeşitli dernekler, azınlıklar ve gerçek kişiler de yaşlılara hizmet vermek amacıyla yatılı yaşlı kuruluşları açmışlardır. 71
76 Gerçek anlamda ise yaşlı hizmetleri ilk defa 1963 yılında Saglık ve Sosyal Yardım Bakanlıgı na bağlı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlügü kurulmasıyla kamu hizmetleri içerisindeki yerini almıstır. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'na bağlı ilk huzurevi 1966'da Konya'da, ikincisi ise Eskişehir'de açılmıştır. Yaşlıların sosyal hakları, 1961 ve 1982 anayalarında sosyal ve ekonomik haklar başlığı altında tanımlanmıştır Anayasanın 61. maddesinde yaslılara yönelik olarak Yaslılar devletçe korunur. Yaslılara devlet yardımı ve saglanacak diger haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir hükmü yer almaktadır. Türkiye de, sosyal hizmetler 1983 tarihinde yürürlüge giren, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ile hukuken tanımlanmıstır. Buna göre; sosyal hizmetler; Kişi ve ailelerin kendi bünye ve şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine İhtiyaçlarının karşılanmasına Sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasına Hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesinine yardımı amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünü dür. Söz konusu Kanunun 4'üncü maddesinin (c) bendinde 'Muhtaç Yaşlı; sosyal veya ekonomik yönden yoksunluk içinde olup, korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç yaşlı statüsündeki' birey, (e) bendinde ise 'Huzurevleri; muhtaç yaşlı kişileri huzurlu bir ortamda korumak ve bakmak, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşu' olarak tanımlanmaktadır sayılı Kanunun 4.üncü maddesinde belirtilen genel esaslar dahilinde muhtaç yaşlıların tespiti, korunması, bakımlarının sağlanması ile ilgili hizmetleri yürütmek, bu hizmetler için gerekli sosyal hizmet kuruluşlarının tesisi ve işletilmesi ile ilgili görevleri yerine getirmek üzere YAŞLI HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI kurulmuştur Bu dairenin adı, tarihli resmi gazete ile YAŞLI BAKIM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI olarak değiştirilmiştir. Evde Bakım Türkiye de son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler, ailesi ekonomik yoksunluk içinde bulunan bakıma muhtaç özürlü bireylere bakım parası altında bir maddi yardım ile evde bakımlarını mümkün kılmaktadır. Bakımı aile bireyi ya da yakını tarafından karşılanan özürlü birey için, bakımı yapan kişiye bir asgari ücrete kadar ödeme yapılmaktadır. Bu bireylere bakım adı altında yapılan yardımlar, parasal yardım, sosyal bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini kapsamaktadır Bakım hizmeti ve bakım ücretinden faydalanmak için ikamet edilen yerdeki İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ne veya varsa İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlüğü başvurmak gerekmektedir. Huzur Evleri Ülkemizde, yaşlılara yönelik yatılı kurum hizmetleri SHÇEK e bağlı faaliyet gösteren Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri, Özel Huzurevleri, Yaşlı Bakım Merkezleri ve Diğer Kamu Kurum ve Kuruluşları bünyesinde açılan Huzurevleri eliyle sunulmaktadır. SHÇEK Genel Müdürlüğüne bağlı Huzurevleri ve Yaşlı Bakım Rehabilitasyon Merkezlerinde ekonomik durumu iyi olan ve sosyal yönden yoksunluk içinde bulunan yaşlılarımıza ücretli, ekonomik yönden yoksunluk içinde bulunan ve 1005 sayılı Kanun gereği İstiklal Madalyası verilen yaşlılarımıza ise ücretsiz yatılı bakım hizmeti sunulmaktadır. Bakım Merkezleri Yönetmeliği çerçevesinde; dernekler, vakıflar, azınlıklar ve özel-tüzel kişiler de huzurevleri açabilmekte ve uygunlık şartları SHÇEK tarafından denetlenmektedir. 72
77 Gündüzlü Hizmetler Yaşlı Hizmet Merkezlerinde Sunulacak Gündüzlü Yaşlı Bakımı ile Evde Yaşlı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kurumlar yatılı kurum bakımına gereksinim duymayan ve ekonomik-sosyal durumu ne olursa olsun ev ortamında yaşayan sağlıklı veya hasta yaşlıların sosyal ve psikolojik gereksinimlerini karşılamak amacıyla hizmet vermektedir. Ulusal Eylem Planı Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, kamu kurumları ve sivil toplum örgütlerinin katkısıyla 2008 yılında gerçekleştirilen yaşlanma ulusal eylem planı çalıştayında, bazı yeni düzenlemeler gerektiği vurgulanmıştır. Bunlardan bazıları Yaşlı Meclisleri ve Yaşlı Danışmanlık Kurulu oluşturulmalı SHÇEK ve Sağlık Bakanlığı denetiminde ruhsal sorunu olan, madde bağımlığı olan yaşlılar için ayrı bakımve huzurevleri açılmalı Yaşlı istismarının önlenmesi amacıyla yasal düzenlemeler yapılabilmesi ile eğitim programları düzenlenmeli Geriatri servislerinin ve hastanelerinin oluşturulması ve gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı Yaşlı dostu kentler oluşturulmalı Ulusal Yaşlılık Enstitüsü biran önce hayata geçirilmeli ETİK ÇERÇEVESİNDEN BAKIM HİZMETLERİNE BAKIŞ Etik, bireyin davranışlarına, temel olan ahlak ilkelerinin tümüdür. Bir bilim alanı olan etik, genelde doğru ve yanlışları açıklayan, belirleyen ilkelere ait felsefi bilim veya ahlak felsefesi olarak da tanımlanır. Hasta ve sağlık profesyonelleri açısından kuralları belirleyen etiğe tıp etiği adı verilir. Tıp etiği 4 ana ilke üzerinden tanımlanır. 1. Yararlılık 2. Zarar vermeme 3. Hasta özerkliğine saygı 4. Adalet İnsan yaşamında hastalık ve bakım dönemleri birey için en güçsüz ve mutsuz dönemlerdir. Birey çevresinden gelecek her desteğe gereksinim duyar. Sağlık ve/veya bakım hizmeti sunanların doğru ve güçlendirici davranışları, iyileşme sürecini kısaltır. Bakım hizmetlerini yürüten kişilerin bağlı olduğu etik kavramlara sağlık bakım etiği adı verilir ve genel anlamda yukarıdaki 4 ana prensip üzerinden tanımlanır. Amacı, sağlık bakım hizmeti verenler ile hizmet alanların beklentileri arasındaki çelişkilerden doğan ikilemleri pratik açıdan çözüme ulaştırmaktır. Bakım etiğinin çerçevesi meslek örgütlerinin kendi hizmetlerinin sunulması sırasında bağlı olmak zorunda oldukları kurallar şeklinde belirlenir. Örneğin hemşireler için ilk etik kodları Florance Nightingale andı ile belirlenmiştir. Bakım Etiğinin bakım veren ve bakılan bireyler açısından sunduğu bazı yararlar vardır. Örneğin; Bakım sunan kişi veya kuruluşun davranışlarını ve sorumluluğunu belirler. Zarardan kaçınma, zararlı etken ve koşulları ortadan kaldırma ve önlemeyi içerir. Buna zarar vermeme denir. Sorunların hem hastalıkta hemde sağlıkta görülmesini sağlar. Bakım veren taraf açısından motivasyon, tutarlılık, mesleki tatmin, dayanışma ve süreklilik sağlar. Bakılan birey açısından inanma, sadık kalma ve ahlaki ilkeler doğrultusunda tutarlı ilişkisinin yarattığı güven duygusuna sebep olur. Buna sadakat denir. 73
78 Birey için iyi olanı yükseltir. Buna yarar sağlama denir. Hasta ile ilgili yapılan uygulamalarda doğru kayıt tutulmasına neden olur. Buna doğruluk denir. Tedavi ve bakımda kullanılan araç gereç-donanım kaynakları, kişilerin yetki, yetenek ve yeterliliklerinin eşitlik ilkesine uygun dağılımını sağlar. Buna adalet denir. Bakım eylemi sırasında karşılaşılabilen baskı ve önyargıları engeller. Bireye ait bilgilerin saklanması, gerçeği söylemeyi gerektirir. Buna güvenirlik denir. Mesleğin toplumsal değerini güçlendirir. Etik ve manevi olarak prensip sahibi olmayı sağlar. Buna dürüstlük denir. Karar verme özgürlüğü ve bağımsızlığını sağlar sağlar. Buna otonomi adı verilir. İnsanın yaşamına, haklarına, duygu ve düşüncelerine, başkalarına zarar vermediği sürece davranışlarına ve onuruna saygılı olmayı ifade eder. Buna İnsan onuruna saygı denir. BAKIM HİZMETLERİNİN DENETLEME MEKANİZMALARI Yaşlı bakım hizmetleri ile ilgili denetleme yetkisi, aynı zamanda hizmetin sağlanmasından da sorumlu olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme kurumuna aittir. Kurum bu yetkisini 2828 sayılı kanunun 9. Maddesinin (g) fıkrasında belirtildiği üzere 'Kuruma bağlı olanların dışında kurulacak Sosyal Hizmet Kuruluşlarının açılış iznine, her türlü standartlarına ve işleyişlerine ilişkin esasları, varsa ücret tarifelerini tespit etmek, denetimini yapmak ve bu esaslara uymayanların faaliyetlerini durdurmak' hükmüne bağlı olarak uygular. Aynı kanunun 34. ve 35. Maddesinde ise 'Açılacak özel kurumların açılış izni, standartları ve denetleme esasları bir yönetmelikle düzenlenir' denilmektedir. Bu maddeler doğrultusunda Özel Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezleri Yönetmeliği tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikle gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine ait huzurevlerinin ve bakımevlerinin açılış, hizmet, personel ve işleyiş koşulları ile ücret, denetim, devir ve kapatılma işlem ve esasları SHÇEK tarafından belirlenmektedir. İlgili yasanın öngördüğü esaslar doğrultusunda yaşlıya yönelik var olan hizmetlerin iyileştirilmesi ve yeni hizmetlerin başlatılması çalışmaları; SHÇEK Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Yönetmeliği, Özel Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezleri Yönetmeliği, Kamu Kurum ve Kuruluşları Bünyesinde açılacak Huzurevlerinin kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmelik Yaşlı Hizmet Merkezlerinde Sunulacak Gündüzlü Bakım ile Evde Bakım Hizmetleri Hakkında Yönetmelik olmak üzere 4 farklı yönetmelik ile yürütülmektedir. BAKIM HİZMETLERİNİ SAĞLAMA SIRASINDA KARŞILAŞILAN HUKUKİ SORUNLAR Yaşlı bakımı sırasında hukuki sonuç yaratacak pek çok sorunla karşılaşılır. Bunların başında yaşlının ihmali ve istismarı gelmektedir. Yaşlı istismarı dendiğinde ailede ve kurumsal bakım yapan yerlerde yaşlılara karşı yapılan bedensel, ekonomik ve psikolojik nedenli istismarlar anlaşılmalıdır. Uluslararası Yaşlı İstismarının Önlenmesi Kuruluşu ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Toronto Deklerasyonu na göre yaşlı istismarı Güven beklentisi olan herhangi bir ilişkide yaşlıya zarar veren veya strese sokan tek ya da tekrarlayan uygunsuz davranışlarda bulunulmasıdır anlamınına gelmektedir. 74
79 Yaşlı istismarı olarak bilinen kavram, ilk olarak 1975 te İngiltere de, bakıma muhtaç bir yaşlının kendisine bakan bir aile üyesi tarafından fiziksel istismara uğramasını tanımlayan bir bilimsel olgu ile ortaya çıkmıştır. Korkutma, sömürme ve fiziksel, duygusal ve psikolojik açıdan zarar verme durumları yaşlı istismarının genel belirleyicilerindendir. Yaşlı ihmali, pasif ve aktif ihmal olarak iki farklı şekilde tanımlanabilir. Aktif ihmal, yiyecek, su barınma, giyinme, tıbbi ve duygusal destek gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasındaki eksiklik ve yetersizliktir. Yaşlıya bilinçli olarak (kasıtlı) fiziksel ve duygusal acı vermeyi de içermektedir. Pasif ihmal, zarar verme niyeti olmadan bakıcı kişinin, yaşlı bireyin temel ihtiyaçlarını karşılamada yanlış davranışıdır Yaşlı ihmali ise, aile üyeleri, sosyal kurum çalışanları, özel bakıcılar yaşlıya bakmakla yükümlü bireylerin yaşlının günlük gereksinmelerini karşılamamasıdır. Yaşlı istismar ve ihmal türleri şöyle sıralanabilir; 1. Fiziksel İstismar; Yaşlıya bakım verenin güç kullanarak vücuda zarar verme, ağrı verme, yetersizliğe yol açma, fiziksel olarak engel olma, zorla besleme ve yatakta tutma gibi eylemleridir. Örnek olarak tekme atma, tokat atma, itme, vurma, sarsma, dövme ya da kötü niyetle ilaç uygulama bunlar içinde sayılabilir. 2. Psikolojik İstismar; yaşlıya bakım verenin sözel veya sözel olmayan yolla strese sokan davranışlardır. Örnek olarak sözel saldırı, küçümseme, aşağılama, gözdağı verme, tehdit etme, utandırma, sürekli eleştirme, korkutma, lakap takma, zorla çevresinden ayırma bunlar içinde sayılabilir. 3. Cinsel İstismar; Yaşlının isteği dışında dokunma, tecavüz, zorla soyunma, açık şekilde cinsellik içeren fotoğraf çekme türünde cinsel ilişkiye girilmesidir. 4. Ekonomik İstismar; yaşlıya bakım verenin, yaşlıya ait para veya malı yasal olmayan şekilde kötüye kullanılması veya çalmasıdır. 5. İhmal; Bilerek veya bilmeden yaşlı bireyden yiyecek, içecek, ilaç, tıbbi cihaz ihtiyaçlarını esirgemek, bakım vermedeki sorumluluklarını yerine getirmede isteksiz davranarak veya reddederek yaşlıya duygusal, fiziksel acı ve sıkıntı vermektir. Örnek olarak yeme, giyinme, ısınma, kişisel hijyen gibi gereksinimlerin karşılanmaması, duygusal-sosyal uyarının sağlanmaması, uzun zaman yalnız bırakılması bunların başında sayılabilir. Yaşlının rahatsızlıkları nedeniyle diğer bireylere, özellikle bir bakıcıya bağımlı olması istismar olasılığını artırabilir. İstismar yaygın olmakla birlikte, çok sayıda istismar olgusu rapor edilmemekte ve gizli kalmaktadır. Yaşlı istismarı uygulayan kişiler genelde; aile üyeleri (eş, çocuk, kardeş vb.), akrabalar, bakıcılar ve yaşlı ile etkileşimde bulunan diğer kişilerdir. Ailedeki yaşlı istismarı, yüzde 13 oranında eşler, yüzde 2 oranında çocuklar ve yüzde 21 oranında akrabaları tarafından yapılmaktadır. İhmal, istismar ve şiddet bir suçtur. Yasalara göre bu durumdan şüphelenildiğinde adli makamlara bildirmek zorunluluğu vardır. BAKIM HİZMETLERİNİ SAĞLAMA SIRASINDA KARŞILAŞILAN ETİKSEL SORUNLAR Etik sorunlar, bakım sırasında hasta ve bakım veren arasındaki ilişkinin iyi olmasıyla ilgili tereddütlerin veya itirazların ortaya çıktığı durumlardır. Etik sorunlar, ya bakım sırasında gerekli davranışın biçimlendirilmesi ilgili belirsizlik yaşanması veya üzerinde uzlaşmaya varılmış davranış biçimine uyulmaması gibi iki ana grupta toplanılabilir. Genel olarak bunların ilki etik ikilem,ikincisi etik ihlali olarak adlandırılmaktadır. Etik ikilem tedavi sırasında mesleki bilgilerin kullanılması ile ilgili çelişkidir. Örneğin tedaviyi durdurarak acıyı dindirme yaşamı koruma ilkesi ile çelişir. Diğer örnek, hastanın sırlarını söylememe mahremiyet ilkesine dayanır, ancak intihar edebilecek hastanın durumunu söylemek sır tutma ile gerçeği söyleme ilkesi arasında kalınan bir tür ikilemdir. 75
80 En çok karşılaşılan etik problemlerin ana başlıkları şunlardır: Doğruyu söylememe İşbirliğini reddetme Yetersizlik Yetki azlığı Hasta yararına karar vermede güçlük İlacın kötüye kullanımı Bireylerin denek olarak kullanılması Hekim istemini uygulama/uygulamama Yetersiz koşullarda çalışmayı reddetme Bilgilerin gizliliğini paylaşma Yaşamı destekleyici tedavilerin/araçların sonlandırılması Şüpheli ilaç istismarının rapor etmeme Bilgi vermeme BAKIM HİZMETLERİNE TOPLUMUN BAKIŞI İnsanlar yaşlandıkça bedensel yönden zayıflarlar. Eski çağlardan beri bedensel zayıflıklara sahip olma toplum için bir alay konusu olabilmektedir. Günümüzde bununla ilgili çok önemli değişiklikler olduğu, zamanla aşınan bedeninden dolayı yaşlılara yardım ve destek verilmesi prensibi benimsenmiştir. Bu anlayış günümüzün sosyal devlet ve dayanışma anlayışını doğurmuştur. Güçlünün güçsüsü ezdiği toplum bugünün güçsüze yardım toplumuna dönüşmüştür. Dünya ölçeklerine paralel anlamda Türk toplum yapısıda hızla değişmektedir. Eskiden sosyal bir problem gibi görülmeyen yaşlılık yenilerde artık bir problem olarak algılanmaktadır. Ancak bu durumun kurumlara dönüşmesi ile gecikmeler ve direnmeler vardır. Örneğin, bakım algısı hala bir hayır işi şeklinde yorumlanmakta, yardımlaşma prensiplerine göre sürdürülmektedir. Bunun yaşlının bir hak talebi şeklinde olabileceği ve sosyal devletin bir parçası olduğu bilinci henüz tam olarak yerleşmemiştir. Türkiye de aile bireyleri arasındaki bağın halen güçlü olması, yaşlıların yaşam ve bakım alanlarını belirlemedeki tercihlerininde farklı olduğunu göstermektedir. Türkiye de yaşlıların yakın sosyal çevresi çok iyi işlemektedir. Yaşlı kendisine eş, çocuk ve yakın akrabalarının bakmasını tercih etmektedir. Bu durum zaman zaman ekonomik yetersizlik nedeni ile olabildiği gibi daha çok da toplumun diğer bireylerinin bakım hizmetleri üzerine oluşturduğu ön yargılar ile ilgilidir. Yapılan bir çalışmada her 10 yaşlıdan 7 sinin çocukları ile ya aynı evde ya da çocukları ile aynı binada, sokakta veya mahallede oturduklarını göstermektedir. Cinsiyetler arasında çok belirgin bir farklılık görülmemekle birlikte genel tercihin çocuklarla veya çocuklara çok yakın oturmak olduğu anlaşılmaktadır. Böylesi bir tercihin, gerek yaşlı gerekse de yaşlının çocukları açısından sosyal ve ekonomik olarak oldukça avantajlı olabileceği düşünülebilmektedir. Kapalı toplumlarda yaşlısına bu şekilde bakım vermeyi seçen diğer aile bireylerinin yaşlıya olan ihmal veya istismarları toplumun tepkisi nedeniyle dile gelmez ve sürdürülür. Kalitesiz bakım devam eder. Örneğin, annesinin alışverişini yapmayan ihmal sahibi bir oğul toplum tarafından ayıplanır. Toplumdaki diğer bir yanlış kanı, devletin bakım verdiği huzurevler veya bakım evleri ile ilgili olandır. Huzurevleri toplum gözünde bakım verilmeyen yaşlının atıldığı yerler olarak algılanır ve fikri çoğunlukla reddedilir. Tabi ki evdeki ihmal ve istismarlar bakım koşullarında da karşımıza çıkabilmektedir, ancak tercih nedeni olarak arttıkça denetim mekanizmalarıda daha iyi işleyecektir. Toplumda bakım hizmetlerinin evde işin profesyoneli olarak birine devredilmesi düşüncesi özellikle maddi kaynakları iyi olan kesimlerde giderek kabul görmeye başlamıştır. Evde bakım parası ile ilgili gelişmelerde bunu destekler boyuttadır. Bu durum sosyal devlet anlayışının azda olsa yaşlı topluma getirdiği refah açısından önemlidir. Burada temel sorun, bakıcıya güven, bakım sırasındaki oluşabilecek olumsuzluklara karşı kaygı, yaşlının olduğu kadar, evin ve değerli eşyaların zarara uğrayabileceği düşüncesidir. Bu noktada bakım hizmetleri ile ilgili bir garantör mekanizma aranmaktadır. Geleneksel 76
81 anlamda ise daha önce ev, temizlik işlerinde çalışan konunun yabancısı bireyler ile Türkiye de oturma izni bile olmayan daha ucuza hizmet veren yabancı kökenli bakıcılar bakım pazarını oluşturmaktadır. Türkiye de yeni dönemlerde belediye ve sivil toplum örgütleri bakım serifika programları açmakta, yüksekokullarda bununla ilgili bölümler yaygınlaşmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının bu konu ile ilgili eylem planlarını ve bakım programlarını açıklayan dökümanları, internet ortamından eğitim çalışmaları mevcuttur. BAKIM HİZMETLERİ İLE İLGİLİ AHLAK VE DİNSEL KURALLAR Bakım hizmetleri ile ilgili etiksel her kavram ahlak ve dinsel açıdan da geçerlidir. Dini inanç, kelime anlamı ile bir düşünceye bağlı bulunma, bir dine inanma, inanılan şey, görüş, öğreti anlamında olup, inançlar bireylerin yaşam biçimini, tutumlarını, sağlık ve hastalık hakkındaki duygularını etkileyerek davranışlarına rehberlik ederler. Bilimsel araştırmalara göre hasta bakım hizmetleri sırasında dini ve ruhani hayatla ilgili konular gündeme gelmektedir. Bu nedenle bakım verenin hastanın biyolojik olduğu kadar dinsel durumunu da tanıması gerektiği söylenir. Çünkü hastanın dinsel yaşantısı onun biyolojik ve psikolojik yapısını da etkiler. Örneğin birçok insana göre hastalık, bireyin sabrını ölçen bir sınama sistemidir. Hasta bazen hastalığını günahkârlığa karşılık bir ceza görerek reddedebilir. Aile ve sağlık personelini istemeyebilir. Ölümcül bir hastalık için savaşmayıp kendini ölüme terk edebilir. Hastalıklarla ilgili bu neden bana oldu? ya da neden tanrı bu hastalığı bana verdi? soruları ile kendini sorgulayabilir. Din olgusunun yerleştiği toplumlarda, din ve inanç kuralları hem bakım şartlarını hem de bakımın içeriğini etkiler. Örneğin İslamiyet te kadın hasta, mahremiyet kuralları açısından kadın bakım verenleri tercih eder. Aynı şey zaman zaman erkek hasta içinde geçerlidir. Yine evin diğer bireylerimde bakım verenin cinsiyetine kendi mahremiyet koşulları içinde karar verir. Osmanlı İmparatorluğu nda birçok ırktan, milletten, dinden insanlar yüzyıllarca bir arada yaşamıştır. 2. Abdülhamit 1896 yılında Darülacezeyi kurduğunda midraş, şapel ve camiyi de inşa ettirmiştir. Yine İstanbul darülaceze Müdürlüğünde de, midraş, şapel ve mescid yan yana bulunmaktadır. Örneğin Yehova şahitleri, yaşamı tehdit eden durumlarda bile kan transfüzyonunu kabul etmezler. Musevilerin bir kolu olan Brastlav Hasidizmi yandaşları, modern tıbba ve psikiyatriye karşı olumsuz bir tutum içindedir. Oruç tutulan aylarda, hasta oruç tutmakta ısrarlı ise gün içinde alınan ilaçları aksatabilir. Kan verme ve serum almanın orucunu bozabileceğini iddia edebilir. Bayramlarda yiyeceklerine yeterli özeni göstermeyebilir. Bu nedenle bakım alan bireyin inanç ve inanç düzeyi dikkatle izlenmelidir. Onu rahatlatacak bazı inanç uygulamaları, örneğin dua etmek, motive edilebilir. Ancak inanç uygulamalarının ona zarar vermesine de engel olunmalıdır (ilaç almayı reddetmek). Bakım veren kişi açısından hasta ile kendi dinsel duygularını çok karşı karşıya getirmemeye çalışmak, dinsel tutumları konuşurken rahat olmak, hasta ve ailesinin içinde bulunduğu durumu anlar açısından değerlendirmek yerinde olur. Ancak bakım verenlerin hastaları ile konular konuşurken onlarda dindar insanlar daha iyidir, dindar olmayanlar daha kötüdür şeklinde bir sonuç ortaya çıkmasına imkan vermemek gerekmektedir. Son zamanlarda, dini inancın hastalıklardan koruyucu ve iyileştirici etkisi konusunda gerek halk kesimi gerekse tıbbi otoriteler arasında olumlu bir kanı vardır. Ancak hastalara tıbbi yöntemler dışında dua etmelerini önermekle ilgili etik sorun bulunmaktadır. Bazı dini kurallar sağlığa zararlı sigara, alkol ve uyuşturucuyu yasaklayarak sağlığa da koruyucu etki yaparlar. Dini ayinler depresyonu engelleyebilir, tansiyon arteryel üzerine olumlu etki yaratabilir. Din ve sağlık bireylerin en çok önem verdiği iki önemli kavramdır. Geçmişte bireylere iki hizmeti de götüren aynı kişilerdir. Bugün bu alanlar ayrılmada hastanın yaşamı üzerine benzer derecelerde etkin olabileceği unutulmamalıdır. 77
82 Özet Yaşlılık, normal bir süreç olup, bireylerin fizyolojik ve ruhsal güçlerini yavaş yavaş ve geri dönüşümsüz olarak kaybetme durumu olarak tanımlanabilmektedir.dünyanın birçok ülkesinde, sosyal devlet anlayışı ile yaşlılıkta ortaya çıkan bazı bakım problemleri devlet eliyle çözülmektedir. Türkiye de yaşlılıkla ilgili bakım hizmetlerini Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yürütmektedir. Buna göre kurum, belli bir yaşın üstünde bakıma ihtiyacı olan ve maddi güçten yoksun yaşlılara evde bakım parası adı altında maddi yardım yapmaktadır. Diğer taraftan yoksul veya yoksul olmayan yaşlılara ise huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri, Özel Huzurevleri, Yaşlı Bakım Merkezleri ve Diğer Kamu Kurum ve Kuruluşları bünyesinde açılan Huzurevleri yoluyla yatılı bakım desteği sunmaktadır. Bu kurumlar işleyişleri ve finansmanlarını belirlenmesi açısından da sosyal hizmetlere bağlı olarak çalışırlar ve denetlenirler. İnsan yaşamında hastalık ve bakım dönemleri birey için en güçsüz ve mutsuz dönemlerdir. Bu dönemlerde bakım verenlerin çok önemlidir. Ancak bu bakımı sağlarken bazı uymak zorunda olunan kurallar vardır. Buna etik kurallar denir. Buna göre bakım sırasında yararlılık, zarar vermeme, hasta özerkliğine saygı ve adalet başta gelen 4 ana etik ilkedir. Bakım sırasında ortaya çıkan etiksel sorunlar etik ikilem, ikincisi etik ihlali olarak ikiye ayrılırlar. Etik ikilem tedavi sırasında mesleki bilgilerle çelişen durumlar, etik ihlal yanlış uygulamalardır. Etik ikileme örnek, acı çekmemesi için hastanın hayatına son verme, atik ihmal hastanın ilaçlarını vermemedir. Yaşlı bakımı sırasında hukuki sonuç yaratacak pek çok sorunla karşılaşılır. Bunların başında yaşlının ihmali ve istismarı gelmektedir. Yaşlı istismarı dendiğinde ailede ve kurumsal bakım yapan yerlerde yaşlılara karşı yapılan bedensel, ekonomik ve psikolojik nedenli istismarlar anlaşılmalıdır. İhmal, istismar ve şiddet bir suçtur. Yasalara göre bu durumdan şüphelenildiğinde adli makamlara bildirmek zorunluluğu vardır. Din ve sağlık bireylerin en çok önem verdiği iki önemli kavramdır. Bilimsel araştırmalara göre hasta bakım hizmetleri sırasında dini ve ruhani hayatla ilgili konuların bakım alan ve bakım veren arasında bir gündem oluşturduğunu saptamışlardır. Bu nedenle bakım 78 verenin hastanın biyolojik olduğu kadar dinsel durumunu da tanıması gerektiği söylenir. Din olgusunun sıkı yerleştiği toplumlarda, din ve inanç kuralları hem bakım şartlarını hem de bakımın içeriğini etkiler. Dini ve ahlaki kurallar hastaların yemek yemesinden bakılma biçimine kadar birçok alana olumlu ya da olumsuz etki yapar. Türkiye de aile bireyleri asındaki bağın halen güçlü olması, yaşlıların yaşam ve bakım alanlarını belirlemedeki tercihlerinin de farklı olduğunu göstermektedir. Yaşlıya daha çok eşi, çocuğu veya yakın akrabası bakmaktadır. Bu durum zaman zaman ekonomik yetersizlik nedeni ile olabildiği gibi daha çok da toplumun diğer bireylerinin bakım hizmetleri üzerine oluşturduğu ön yargılar ile ilgilidir. Türk toplumunda huzurevleri hala kolay kabul edilebilir bir düşünce değildir. Huzurevleri toplum gözünde bakım verilemeyen yaşlının atıldığı yerler olarak algılanır. Bu konuda yakınını huzurevine gönderen bireyler üzerine diğer bireylerin vicdani ve yargılayıcı baskısına rastlanır. Buna karşın bakım hizmetlerinin evde işin profesyoneli olarak birine devredilmesi düşüncesi özellikle maddi kaynakları iyi olan kesimlerde giderek kabul görmeye başlamıştır. Evde bakım parası ile ilgili gelişmelerde bunu destekler boyuttadır. Bu durum sosyal devlet anlayışının azda olsa yaşlı topluma getirdiği refah açısından önemlidir. Türkiye de yeni dönemlerde belediye ve sivil toplum örgütleri bakım sertifika programları açmakta, yüksekokullarda bununla ilgili bölümler yaygınlaşmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının bu konu ile ilgili eylem planlarını ve bakım programlarını açıklayan dokümanları, internet ortamından eğitim çalışmaları mevcuttur.
83 Kendimizi Sınayalım 1. Birleşmiş Milletler tarafından 12 Nisan 2002 de İspanya nın başkenti Madrit te gerçekleştirilen Uluslararası Madrit Yaşlanma Hareketi Planı çerçevesinde yaşlılık kavramı ile ilgili hangi sonuç kabul edilmiştir? a. Parası olamayan yaşlılar devletin onlara sağladıkları bakımevlerinde yaşarlar. b. Devletin yaşlıya sağladığı hizmetler, yaşlının devletten alması gereken bir hak olarak görülmelidir. c. Hasta yaşlı isterse kendi hayatına son verebilmelidir. d. Her ülkede bulunan sasyal hizmetler birimleri muhtaç yaşlıları saptamakla yükümlüdür. e. Yaşlılık geri dönüşümsüz bir dönemdir. Bu dönemde aslolan yaşlının huzur içinde ölmesidir. 2. Aşağıdakilerden hangisi sosyal hizmetlerin sorumluluklarından değildir? a. Kişi ve ailelerin kendi bünye ve şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine yardımcı olur. b. Yaşlılar için gerekli eğlence, gezi hizmetlerini hazırlar ve yürütür. c. Kişi ve ailelerin kendi bünye ve şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan İhtiyaçlarının karşılanmasına d. Sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasına e. Hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesinine yardımı amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünü dür. 3. Ülkemizde huzurevleri hangi kuruma bağlıdır? a. Devlet bakalığına b. Sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna c. Belediyelere d. Çalışma bakanlığıma e. İl genel meclisine 4. Aşağıdakilerden hangisi tıp etiğini oluşturan 4 ana ilkeden biri değildir? a. Yararlılık b. Zarar vermeme c. Hasta özerkliğine saygı d. Adalet e. Çaresizlik 5. Aşağıdakilerden hangisi bakım veme sırasında karşılaşılan etiksel sorunlardan biri değildir? a. Doğruyu söylememe b. Bireylerin denek olarak kullanılması c. Hasta bilgilerini paylaşmama d. İlacın kötüye kullanımı e. Şüpheli ilaç istismarının rapor etmeme 6. Yaşlıya bakım verenin güç kullanarak vücuda zarar verme, ağrı verme tarzındaki istismara ne tip istismar adı verilir? a. Fiziksel b. Psikolojik c. Cinsel d. İhmal e. Ekonomik 7. Bilerek veya bilmeden yaşlı bireyden yiyecek, içecek, ilaç, tıbbi cihaz ihtiyaçlarını esirgemek, bakım vermedeki sorumluluklarını yerine getirmede isteksiz davranarak veya reddederek yaşlıya duygusal, fiziksel acı ve sıkıntı vermek tarzındaki istismara ne isim verilir? a. Fiziksel b. Psikolojik c. Cinsel d. İhmal e. Ekonomik 79
84 8. Yaşlıya bakım verenin, yaşlıya ait para veya malı yasal olmayan şekilde kötüye kullanılması veya çalması tarzındaki istismara ne isim verilir? a. Fiziksel b. Psikolojik c. Cinsel d. İhmal e. Ekonomik 9. Yaşlıya bakım verenin sözel veya sözel olmayan yolla strese sokan davranışlar tarzındaki istismara ne isim verilir? a. Fiziksel b. Psikolojik c. Cinsel d. İhmal e. Ekonomik 10. Ulusal eylem planı hangi yıl devreye girdi? a b c d e Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. b Yanıtınız yanlış Bakım Hizmetleri ile İlgili Yasal Düzenlemelerin Tanımlanması ise başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 2. b Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetleri ile İlgili Yasal Düzenlemelerin Tanımlanması başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 3. b Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetlerini Denetleme Mekanizmaları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 4. e Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetlerini Sağlama Sırasında Karşılaşılan Etiksel Sorunlar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 5. c Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetlerini Sağlama Sırasında Karşılaşılan Etiksel Sorunlar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 6. a Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetlerini Sağlama Sırasında Karşılaşılan Hukuksal Sorunlar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 7. d Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetlerini Sağlama Sırasında Karşılaşılan Hukuksal Sorunlar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 8. e Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetlerini Sağlama Sırasında Karşılaşılan Hukuksal Sorunlar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 9. b Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetlerini Sağlama Sırasında Karşılaşılan Hukuksal Sorunlar başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 10. c Yanıtınız yanlış ise Bakım Hizmetleri ile İlgili Yasal Düzenlemelerin Tanımlanması başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 80
85 Yararlanılan Kaynaklar dul_pdf/720s00010.pdf option=com_content&view=article&id=85&item id=23 dul_pdf/723h00001.pdf Dinç L, Hemşirelik Hizmetlerinde Etik Yükümlülükler. Hacettepe Tıp Dergisi 2009; 40: Eryılmaz B, Kamu Etiği ve Etik Liderlik, Kamu Görevlileri Etik Kurulu mlar.htm Karaöz S, Cerrahi Hemşireliği ve Etik. CU Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi, 2000, 4(1). Tıp Etiği Elkitabı, Dünya Hekimler Birliği, Çeviri; Dr Murat Civaner, Türk Hemşireler Derneği. Hemşireler İçin Etik İlke ve Sorumluluklar, ik-meslegietigi/ hemsireler-icin-etik-ilke-vesorumluluklar.aspx Bilge ÖNAL DÖLEK, Evde ve Kurumda Uzun Dönemli Bakım, klinik gelişim dergisi, 2012; 25: Ayşe SAYAN, Gülgün DURAT,YAŞLI İSTİSMARI VE İHMALİ:Önleyici Girişimler Atatürk Üniv. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, Cilt: 7, Sayı: 3, 2004 Uysal A. Dunyada yaygın bir sorun: yaşlı istismarı ve ihmali. URL: tr/akademik_metinler/goto.aspx?id= Ocak Yaşlı istismarı. URL: tr.wikipedia.org/wiki/yaşlı_istismarı - 20k. 09 Ocak Saadettin ÖZDEMİR, Dînî Sosyal Hizmetlerin Temelleri, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi SDU F Sosyal Bilimler Dergisi Mayıs 2012, Sayı:25, ss
86 7 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Yaşlının özbakımı ve hijyeni konularını açıklayabilecek, Yaşlı için ideal banyo ve tuvalet koşullarını sıralayabilecek, Yaşlıda infeksiyonlardan korunma yollarını ifade edebilecek, Yaşlıda beslenme konusunu açıklayabilecek, Yaşlıda özbakım ve güvenlik alanlarını tanımlayabilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Geriatri Yaşlı Bakım Özbakım Güvenlik Sosyal Hizmet Alanı İnterdisipliner Ekip İnfeksiyonlar Beslenme Malnutrisyon Temizlik Hijyen İçindekiler Giriş Bireysel Bakım ve Temizlik Becerilerinin Tanımı Giysi ve Barınma Koşulları Temizlik İdeal Banyo ve Tuvalet Koşulları Öz Bakımı Gerçekleştirme Sırasında Kişisel ve Çevresel Güvenlik Enfeksiyonlardan Korunma Ağız ve Diş Sağlığı Temel Beslenme İlkeleri 82
87 Özbakım ve Beslenme GİRİŞ Dünya Sağlık Örgütü (WHO), geriatrik yaş grubunu 65 yaş ve üzeri olarak tanımlanmıştır. Ülkemizde 2010 yılı rakamlarına göre 65 yaş üstü nüfus %7.1, yaklaşık 5 milyon yaşlı seviyelerindedir. Ortama yaşam süresi ise 2008 yılında erkeklerde 70.6 ve kadınlarda 75.7 olarak bildirilmiştir. Yaşlanmayla birlikte psikolojik, fizyolojik, bilişsel, emosyonel, sosyal alanlarda değişiklikler oluşmaktadır; bir yandan fonksiyonel kapasitesi azalırken, genel olarak kronik hastalıklar artmaktadır. Bu durum bireylerin yaşamlarını olumsuz etkilemekte, günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede yetersizlik, fonksiyonel güçsüzlük, hastalık semptomları ve fiziksel iyilik halinin bozulması tedaviye uyumu zorlaştırmakta ve öz bakım gücü yetersizliğine neden olmaktadır. Yaşlının özbakımı son derece önemlidir. Kendisinin yapabilmesi, yardıma ihtiyacı olması, bağımlı ya da bağımsız olması, fonksiyonel yapısı son derece belirleyicidir. Giyinmesi, barınması, yemek yemesi, güvenligi ve sürekli temizliği ve hijyeni bu özbakımın temelini oluşturmaktadır. Bu bölümde özbakımın bu elemanları tüm yönleriyle değerlendirilmektedir. Yaşlının eviçinde, toplumda ve özbakım sırasında her aşamada güvenliği son derece önemlidir. Özellikle özbakımı gerçekleştirme sırasında özellikle evde veya kurumda banyodan tuvalete kadar tüm özbakım temel alanlarının yaşlılara göre yapılmış olması veya ona göre modifiye edilmiş olması son derece önemlidir. Yaşlıya göre ev ve eviçi düzenlemeleri son yıllarda giderek önem kazanmaktadır. Düşmelerden, kaybolmalara, yaralanmalara kadar farklı durumlar söz konusu olabilir. Yaşlının mental kapasitesine göre, demansı, depresyonu varlığına göre süreç değişebilmektedir. Yaşlıların temel ve özel durumlarla ilgili eviçi ve evdışı güvenliklerinin sağlanması son derece önemlidir. Yaşlılarda infeksiyonlara sıklıkla rastlanmaktadır. Atipik etkenlerle, atipik klinik prezantasyonlarda infeksiyonlara sıklıkla rastlanmaktadır. Klasik bir idrar yolu infeksiyonu kendini düşme, idrar kaçırma, sepsis ile gösterebilmektedir. İnfeksiyonların önlenmesi ve aşılama son derece önemlidir. Yaşlılarda beslenme sorunları sıktır. Ağız ve diş sağlığından yola çıkılarak, besinin hazırlanmasından besinin tüketimine, ekonomik-sosyal-medikal faktörler farklı sebeplerle yaşlıda beslenmeyi etkilemektedir. Malnutrisyon; yani yetersiz beslenme yaşlılarda sıktır ve erken tanınması ve tedavisi hayat kurtarıcı olabilmektedir. Yaşlının kiminle yaşadığı, özbakımını kendisinin mi yaptığı, nerede oturduğu, evi, sosyoekonomik ve eğitim durumu, yakınlarının ilgisi ve desteği, toplumun desteği, resmi ve özel kurumlarının bakış açıları gibi bir çok faktör yaşlıda özbakımı ve bununla ilgili parametreleri etkilemektedir. Bu sebeple her yaşlıya özgü değişik faktörler bu süreci etkilemektedir. Burada daha çok genel hatlarıyla özbakım konusu işlenmektedir, elbette bireysel yaşlıya ve ortamına özgü değişiklikler olabilmektedir. Yaşlıya saygı, yaşlıyı anlamaya çalışma ve yaşlıya yardım geriatrinin tüm alanlarında en temel kuralı ve felsefeyi oluşturur. Özbakım uygulamasında da bu felsefe geçerlidir. 83
88 BİREYSEL BAKIM VE TEMİZLİK BECERİLERİNİN TANIMI Her yaşlının bakım ihtiyacı farklıdır. Ancak özbakım genelde değişmemektedir. Kronolojik yaş bakım ihtiyacının belirlenmesinde tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Önemli olan yaşlının bağımsızlık derecesidir. Bunun anlaşılması da her yaşlının bireysel gereksinim ve ihtiyaçlarının belirlenmesi ile olmaktadır. Yaşlının nerede yaşadığı ve kiminle yaşadığı son derece önemlidir. Özbakımda da barınma, yemek yapma ve yeme, temel ve enstrumental günlük yaşam aktivitelerini yapma önemli yer almaktadır. Tek başına yaşayan ve demansı olan bir yaşlının yemek hazırlamasındaki zorluk ve tehlikeler veya günde 8-10 çeşit ilaç kullanan bir yaşlının ilaca ulaşmasındaki sorunlar ve ilaç kullanımında yardım ihtiyacı gereksinim olarak o yaşlıda diğerlerinden daha önemli olabilir. Dolayısı ile tüm olası bireysel bakım ihtiyaçları ve bunlara özgü temizlik becerilerinin tanımı önemlidir. Her yaşlının özbakımında bazı temel ihtiyaçlar vardır. Beslenme, boşaltım, hareket, giyinme ve vücut ısısının korunması, yardımcı cihaz kullanımı, ilaç kullanımının düzenlenmesi alanlarındaki bireysel bakım ihtiyaçları ortaya çıkarılmalıdır. Günlük yaşam aktiviteleri ve enstrumental günlük yaşam aktivitelerinin ve bunları değerlendirne testlerinin bilinmesi özbakımda da son derece önemlidir. Yaşlının bağımsızlık derecesini anlamaya yönelik ve günlük bireysel bakım ihtiyaçlarını da ortaya çıkaran testlerdir. Bulaşık, çamaşır, ütü, yemek yapma, alışveriş, evdeki temel aletleri kullanabilme gibi ögeleri yapıp yapamadığını, yardıma ihtiyacı olup olmadığını saptayan enstrumental günlük yaşam aktiviteleri testleri son derece önemli ve belirleyicidir. Özbakımda özellikle hareket, banyo, temizlik, idrar ve gayta yapabilme, yemek yeme, giyinebilme son derece önemli yer tutar. Yaşlı hastalarda fonksiyonel yetersizlik sık karşılaşılan bir durumdur. Bu da özbakımı da etkilemektedir. Çeşitli yaşa bağlı değişiklikler, sosyal faktörler veya hastalıklar nedeniyle gelişebilir. Yaşlı hastanın kendine bakım kapasitesi günlük yaşam aktivitelerinin değerlendirilmesiyle ölçülür. Günlük yaşam aktiviteleri temel (GYA) ve enstrümantal günlük yaşam aktiviteleri (EGYA) olmak üzere 2 gruba ayrılır. 65 yaş üzerindeki grubun %25 inde, 85 yaş üzerinde ise %50 sinde temel GYA de bağımlılık tespit edilmiştir. Bu bağımlılık kardiyovasküler hastalıklara, demansa veya kas-iskelet sistemi hastalıklarına bağlı olabilir. Yaşlının izlemi boyunca gelişebilecek sorunların tespiti ve özbakım ihtiyacını, bireysel bakım ihtiyaçlarını anlamak açısından her hastanın bazal seviyesinin saptanması önemlidir. GYA veya EGYA de saptanan düşüşler depresyon, demans, düşme, inkontinans, görme problemi veya diğer hastalıkların habercisi olabilir. Bu testlerden alınan puanlardaki düşüşe neden olan medikal bir sebep bulunamazsa destekleyici yaklaşımlar önerilmelidir. Özbakımın ihtiyaçlarının saptanması ve bunlardaki değişiklikler bizlere yaşlının sağlık durumu hakkında da bilgi vermektedir. Bu alanların test edilmesi için geliştirilen ve en sık kullanılan ölçek Barthel in Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeğidir. Bu testin amacı hastanın günlük işlerinde ne yaptığını kaydetmektedir. Hastanın ne yapabileceğini öğrenmek hedeflenmemiştir. Değerlendirilen işler gayta kontinansı, idrar kontinansı, beslenme, yıkanma (yüz yıkama, saç bakımı, tıraş dahil olmak üzere), giyinme, transfer, tuvalet kullanma, mobilite, basamak çıkma ve banyodan oluşmaktadır. Hastanın bu işleri bağımsız veya yardımlı yapmasına göre puanlanır. Alınan skor bağımsızlık derecesini gösterir, ne kadar az puan alınırsa temel günlük yaşam aktiviteleri o kadar bağımsız yapılmaktadır. Lawton-Broody Enstrümantal Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (EGYA) ise işlemleri hastanın ne derece bağımsız yerine getirdiğine göre puanlandırılır. Toplam puan 17 dir. Alınan puan bağımsızlık derecesini gösterir, aktiviteleri yerine getirmedeki bağımsızlık derecesi arttıkça alınan puan da artar. Bu testlerin sadece ilk değerlendirmede uygulanması değil, belli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Disabilite belli bir sürede gelişen dinamik bir süreç olduğu için hastaların belli aralıklarla bu açıdan değerlendirilmesi uygun olur. Günlük yaşam aktiviteleri kişinin özbakım ihtiyaçları hakkında önemli fikirler verir ve yaşlının özbakımı bunlara göre şekillendirilmeli ve bireyselleştirilmelidir. 84
89 Çok yönlü yaşlı değerlendirme ölçekleri kullanılarak yaşlıların tam bağımsız, yarı bağımlı, bağımlı yaşlı; dinç sağlıklı yaşlı, kırılgan yaşlı tanımları netleştikçe yaşlının bireysel bakım ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Kırılgan yaşlı yaştan bağımsız olarak yarı bağımlı ya da tam bağımlı olan, çok sayıda hastalığı olan, genel durumunun daha bozuk olduğu veya daha çabuk bozulabilen yaşlılar için kullanılan bir tanımdır. Bireysel bakım ihtiyacına göre temizlik ihtiyacı değişebilecektir. Ancak özbakımdaki temel alanlar değişmemekte, sadece hastanın fonksiyonel kapasitesine göre yardım ihtiyacı değişmektedir. Burada önemli olan bu durumdaki yaşlılara sürdürülebilir bir desteğin devam etmesidir. Unutulmamalıdır ki kişinin özbakımının yetersiz oluşu başta depresyon olmak üzere, kişide bir çok sosyal psikolojik ve medikal duruma sebep olmaktadır. İhtiyaca göre temizlik tanımlamaları ve başlıkları temizlik altbaşlığında ayrıntılı incelenmiştir. GİYSİ VE BARINMA KOŞULLARI Yaşlının barınma konusu son derece önemlidir. Yaşlının yaşadığı ev yaşlının öz bakımında belirleyeci olabilmektedir. Kiminle yaşadığı önemlidir. Yalnız, eşiyle, çocuklarıyla, bakıcısı ile yaşaması hepsi farklı özbakım imkanları sunmaktadır. Bunun dışında yaşlı evde değil kurumda da kalıyor olabilir. Bakımevleri, huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri bunun sık rastlanan örnekleridir. Tüm bunlar yaşlının özbakımını etkilemektedir. Buradaki koşullara göre temel bakım değişmese de özbakımla ilgili bazı faktörler ve buralarda yatış sebepleri ve hastalıkları sonucunda bazı özbakım yetileri değişebilmektedir. Barınma sadece yaşanan yeri değil; yaşanan yerin ısınma, temizlik, güvenlik kısımlarını da içermektedir. Yaşlının evini temizleyebilmesi, veya evin yaşlı için temizlenmesi konuları elbette yaşlının fiziksel ve mental sağlığından ve ekonomik durumundan etkilenmektedir. Yine besinlere ulaşım için alışveriş yapmaktan, yemek hazırlamaya kadar beslenme konusu da barınmanın içindedir ve bu konularda yardıma ihtiyacı olan veya tam bağımlı olan yaşlılar sıktır. Tüm bu konularda belediyelerin, yaşlı ve özürlülük genel müdürlüğünün, toplum gönüllülerinin, yaşlının yakınlarının, komşularının katkılarına ihtiyacı olan yaşlı sayısı sıktır. Kültürel olarak yaşlısına bakan, bakmaya çalışan ve aile dayanışması içerisinde olan bir toplum olarak bu sorunlar ne kadar aza indirilmeye çalışılsa da özellikle değişen yaşam koşulları, şehir hayatında çalışmanın zorlukları sonucunda çekirdek aile tipine geçiş; yaşlıların eğer yardıma ihtiyaçları varsa barınma dahil bir çok özbakım koşulunda zorlanmalarına sebep olmaktadır. Burada yasalarla ve sivil toplum kuruluşlarının destekleri ile ve aile desteği ile özellikle barınma konusunda önemli adımlar atılmaktadır ve devam etmelidir. Ülkemizde kurumsal bakım için 20 binlerde bir yatak kapasitesi vardır, bunun 50 bin ve 100 binli rakamlara çıkmasına ihtiyaç vardır. Yine 2010 yılından itibaren uygulamaya geçen evde sağlık hizmeti, aile hekimi tarafından yaşlının evde bakımı, belediyelerin evde bakım destekleri, evde barınma ve temel ihtiyaç destekleri gibi evde bakıma yönelik faaliyetlerin arttırılması, evde bakımın geliştirilmesi son derece etkin ve ekonomiktir. Evde bakım yaşlı bakımının bugün en önemli ve dinamik konusudur ve ülkemizde gelişmektedir. Barınma için evin ısınmasından güvenliğine bir çok konu bu alana girmektedir. Bunlarında her birinin ekonomik gereklilikleri vardır. Bu konularda yaşlılar zorlanmaktadır ve desteğe ihtiyaç duymaktadır. Kişilerin daha genç dönemlerinde artık yaşam süresinin uzayacagını da düşünerek yaşlılık dönemi için bakımla ilgili mental-ekonomik-medikal hazırlık yapmaları çok önemlidir. Yasalardaki yeni düzenlemelerin yaşlılara barınma konularında ve tüm özbakım konularında destek vermesi de son derece önemlidir. Yaşlıların bir arada oturduğu yaşlı evleri, yaşlı apartmanları, yaşlı mahalleleri gündüzleri bir arada olunan ve desteklerin sağlandığı yaşlı kreşleri, yaşlı dayanışma merkezleri gibi örneklerin sayılarının artması ve ülke sathına yaygınlaşması da önemlidir. Giyinme ve giysiler özbakımın son derece önemli temel alanlarındadır. Yaşlının giysi bulması, giysilerinin temizliği, rahatlığı, pratikliği, son derece önemlidir. Yaşlı giysi içinde kendini rahat hissetmelidir. Kendi kendime yeterliliği korumada ve desteklemede giyinme çok önemlidir. Yaşlının 85
90 giyinme konusunda demans, felç, depresyon, gibi sağlık sebepleri veya başka sebeplerle yardıma ihtiyacı varsa mutlaka desteklenmelidir. Burada aile, bakıcı, devletin evde bakım sistemleri hepsi birer faktör olabilir ve daha da yaygınlaşmalıdır. Uygun giyinme ve temiz giyinme yaşlının psikolojik olarak olumlu etkiler ve sağlığı içinde belirleyicidir. Yaşlının oryantasyonunun bozuk olduğu, felçli olduğu, görmediği, hareket kabiliyeti sorun olan durumlarda yardıma ihtiyacı vardır. Giysilerin pratik, az düğmeli, rahat, bol olması belirleyecidir. Giyinmenin ve giysilerin basit olması önemlidir. Hatta demansı olan yaşlılarda alışkanlıklarını bozmamak için benzer aynı giysilerin birden fazla olması psikolojik olarak rahatlatıcı ve pratik olabilir. İdrar veya gayta kaçırması olan yaşlılarda ve genel olarak kolay çıkartılabilen giysiler tercih edilmelidir. TEMİZLİK Temizlik kelime anlamı herkesçe bilinmektedir. Genel hijyen kuralları geçerlidir. Ancak yaşlıda temel sorun el yıkamadan banyo yapmaya bunları tek başına yapıp yapamadığı gerçeğidir. Yardıma ihtiyaç durumu tespit edilmelidir. İdrar ve gayta tutamamak veya zaman zaman kaçırmak son derece önemlidir ve uygun önlemler ve tedavi ile temizlik hedeflenmelidir. Yine demansı olan yaşlılarda, felçli yaşlıda, depresif yaşlıda, hareket kabiliyetinde yetersizlik olan yaşlıda temizliğin sağlanması son derece önemlidir. Temizlik vücut temizliği, tuvalet ile ilgili temizlik, banyo ile ilgili temizlik, ağız ve diş sağlığı farklı kısımlarda yaşlılar için ayrı ayrı ele alınmalıdır. Eger yaşlı yıkanamayacak durumda ise silinme, tüm vücut veya bir kısmın silinmesi, bu sırada uygulanacak malzemeler ve yöntemler yaşlı hasta için ayrı ayrı bilinmelidir. Yatakta tam silme, yatakta saç yıkama, elbise giydirme çıkartma, ağız ve diş bakımı, burun bakımı, kulak bakımı, kapalı gözün bakımı, tırnak bakımı, yatak ve malzemelerinin temizliği, tuvalette eğitim ve destek, kusma var ise kusma sonrası temizlik, duş ile temizlik temizliğin farklı alanlarıdır. Temiz su en önemli temizlik aracıdır ancak uygun ve gerekli durumlarda vücut temizleme ürünleri yara oluşmasını engellemektedir ve ve hijyenik durumu desteklemekte ve infeksiyonları engellemektedir. Temizlik bir bütün olarak ele alınmalı, bir kez değil sürdürebilir olması hedeflenmelidir. Bu konuda yaşlının bağımsızlık durumu ve fonksiyonel durumu son derece önemlidir. Evin temizliğinden, yaşlının temizliğine kadar birçok alanda yaşlının desteğe ihtiyacı olabileceği gerçeği unutulmamalıdır. İDEAL BANYO VE TUVALET KOŞULLARI Yaşlının yaşadığı evde tuvalet, banyo ve buralara ev içinde yaşlının ulaşımı son derece önemlidir. Kaymayan terlikler kullanılmalıdır Özellikle düşmelerin önlenmesinde ve acil durumlarda son derece yararlıdır. Tuvalet ve banyoya giden antrede ve tuvalet yanında; duş yanında tutunma barları olmalıdır. Tutunma kolları duvarda yatay eksende iyi sabitlenmiş olmalıdır. Tutunma barlarının çapı 4-5 cm olmalı ve zeminden cm yükseklikte yerleştirilmelidir. Banyo kapısı mekanı daraltmamak için dışarıya açılmalıdır. Banyo zemini kaymaz, ışık ile parlamayan özellikli malzemeden yapılmalı ve döşemeler ıslak bırakılmamalıdır. Zemin ile duvar rengi kontrast oluşturacak şekilde farklı renklerden yapılmalıdır. Giriş ve çıkışlarda düşmelere neden olabileceğinden küvetten kaçınılmalıdır. Oturaklı duş sistemi tercih edilmelidir. Armatürler kolay açılır kapanır özellikte olmalıdır. Banyoda havalandırma sistemi ve sıcak kaynağı güvenliği olmalıdır. Banyo dolapları ve havalandırma sistemleri eşya üzerine çıkmada, ulaşılabilecek yükseklikte olmadır. Bu konuda daha detaylı bilgiye kaynaklarda yer alan web sitelerinden ulaşılabilmektedir (www. Burada asıl amaç eviçinde sıklıkla düşme ve acil olayların gerçekleştiği yerler olan tuvalet, banyo ve antrede güvenliğin sağlanmasıdır. Eski evler buna göre değiştirilmeli; yeni evlerde yaşlı mimarisine uygun evler ve özellikle tuvalet ve banyo yapıları ve yolları ve destek sistemleri olmalıdır. Yaşlıya göre ev mimarisi önümüzdeki yıllarda daha da önemli olacak konulardandır. 86
91 ÖZ BAKIMI GERÇEKLEŞTİRME SIRASINDA KİŞİSEL VE ÇEVRESEL GÜVENLİK Özbakım sırasında güvenlik; banyo-giyinme-barınma-ısınma-yemek hazırlama-kontinans-transfer gibi özbakım örneklerindeki güvenlikten oluştuğundan eviçi güvenlikten yaşlının yemek yerken aspire etmesinin engellenmesine kadar farklı alanları içerebilir. İlaçların güvenliği de bu konuya girmektedir. Ev içi kazalar yaşlıda sık görülmektedir Bu nedenle güvenlik çok önemlidir. Yaşlının evi hayatını kolaylaştıracak, bağımsızlığını arttıracak, düşme ve kazaları önlemeye yönelik olmalıdır. Yaşlılarda düşme sık görülmektedir. Ev içi kazaların oluş nedenleri incelendiğinde büyük kısmına, bilgisizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi önlenebilir insan hatalarının sebep olduğu görülmüştür. Evde yapılacak küçük düzenlemeler ve destekler ile kazalar ve bunlara bağlı yaralanmaların önemli ölçüde azaltılacağı belirtilmektedir. Yaşlıların güvenliğinde bir başka konuda yaşlılığa bağlı ortaya çıkan fiziksel değişiklikler ve hastalıklara uygun yardımcı araçların (işitme aygıtı, gözlük, baston vb) kullanımının sağlanmasıdır. Burada mesela baston kullanımı kültürel olarak sık olmasına rağmen her yaşlı için uygun değildir ve hatta bazen düşmelere sebep olmaktadır. Yine düşme durumlarında kırıkların azaltılması için kalça koruyucu pedlerin kullanımı hekime danışılarak önerilen güvenlik önlemlerindendir. Evde yangın çıkma, gazdan zehirlenme, kesici aletlerin varlığı gibi durumlarda bazı yaşlılarda daha sık sorun görülmektedir. Demansı olan yaşlılar, yatağa bağımlı olan yaşlılar için bu tür riskler ve güvenlik daha da fazla önem kazanmaktadır. Evde ve yaşlının üzerinde yaşlının kimlik bilgileri, bir sorun olması durumunda ulaşacağı acil durum telefonları ve yapması gerekenler küçük notlar olarak yer almalıdır. Ev içinde mobil telefon olması, tuşların büyük olması, yaşlının kolay kullanabilmesi, teknoloji kullanılarak yaşlı evinin alarm sistemleri ile ve acil durumlarda yardım isteme sistemleri ile modernize edilmesi ideal önerilerdendir. Yanlış ilaç kullanımının engellenmesi önemlidir. Yaşlılar bir çok sebeple farklı ilaçlar kullanmaktadır. Görme, anlama veya bilgi eksikliği gibi sebeplerle sıklıkla yanlış ilaç kullanabilmektedirler, bunun en aza indirgenmesi son derece önemlidir. Kaygan zeminler, eşikler, gereksiz çok eşya ve sıkışık odalar, kötü aydınlatma sıklıkla eviçinde kazalara sebep olmaktadır. Halı, kilimler ve saçaklar; gereksiz kablolar; düşmelere sebep olmaktadır. Gece aydınlatmasının yetersiz oluşu da önemli bir sorundur. Bunların giderilmesi eviçi güvenlik için son derece önemlidir. Özbakım sırasındaki güvenlik için tuvalette, banyoda veya ev içinde başka bir yerde acil bir durumda yapılması gerekenlerle ilgili bir hazırlık planı olması son derece yararlıdır. Yutma fonksiyonları, yatalak olması, demansı olması, felçli olması yani yaşlının sağlık durumu da özbakım sırasındaki güvenliği belirgin olarak etkilemektedir ve alınacak önlemler buna göre bireyselleştirilmelidir. ENFEKSİYONLARDAN KORUNMA Yaşlılarda infeksiyon hastalıkları ve bu hastalıklarla uğraşabilmek için eğitimli sağlık personeline duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. İnfeksiyon hastalıkları 65 yaş ve üstü insanlarda hastaneye yatışa neden olan hastalıklarda ilk onda, mortaliteye sebep olan hastalıklarda ilk beşte yer alır. Yaşlanma sürecinde, infeksiyon hastalıklarını kolaylaştıran fizyolojik değişiklikler vardır. Prostat hipertrofisi, rahim sarkması, idrar torbası hastalıkları idrar yolu infeksiyonlarını; mukosilier kleransın azalması, öksürük refleksinin azalması, sık aspirasyon, diyabet-kronik obstrüktif akciğer hastalığı, alkol öyküsü, kalp yetmezliği, gibi kronik hastalıklar, boğaz florasında ajan patojenlerin kolonizasyonu (Streptococcur Pnemoniae, Hemofilur Influensa, Klebsiella Pnemoniçe), bakımevlerinde yatanlarda gram negatif bakterilerin kolonizasyonu pulmoner infeksiyonların sıklığını arttırır. Hücresel immunitede bozulma sonucunda gecikmiş tip aşırı duyarlılık mekanizmalarının bozulması, lökosit fonsiyonlarının bozulması, ve humoral immunitede azalma, önemli fizyolojik değişiklikler iken, yaşlılıkta üriner ve pulmoner sistem infeksiyonlarını kolaylaştıran yapısal değişiklikler vardır. 87
92 Yaşlıların şikayetlerini doktora söylemedikleri, infeksiyon belirtilerini yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak algılamaları, sosyokültürel etkiler, yaşlının kognitif kapasitesindeki azalmalar, demans ve depresyon sıklığının yaşlılarda artması, infeksiyon hastalıklarına yönelik tanısal işlemlerin bu yaş grubunda güçlükle yapılması, kronik hastalıkların sayısının çokluğu, ilerleyen yaşla hastalıklara yanıtın değişmesi (ateş yanıtı, lökositoz gibi klasik infeksiyon bulgularının yokluğu) yaşlıda tanıyı geciktiren faktörlerdendir. Hastalarda sadece halsizlik, iştahsızlık, konfüzyon, inkontinans gibi infeksiyonla direk ilişkisi olmayan nonspesifik şikayetler vardır. Yaşlı hastalarda ateş cevabı azalmış ya da baskılanmıştır. Hipotermi bu yaş grubunda daha sıktır. Yaşlıda ateş ancak ciddi bakteremilerde görülür. Yaşlı hastalarda sebebi bilinmeyen ateşlerin nedeni genelde gençlere göre daha kolay bulunur ve bağ doku hastalıkları (temporal arterit, polimiyalgia romatika...) ve kanserler (lenfoma ve karsinom ) önemli ve sık sebepler arasında yer alır. Ateş cevabının azalması ilerleyen yaşla termal hemostazda meydana gelen bozukluklar (çevre ısısının algılanması, sudomotor cevap değişiklikleri), interleukin-1 ve tumor nekrozis faktör alfa(tnfa) gibi endojen pirojen maddelere yanıtın azalması, hipotalamusun endojen pirojen maddelere duyarlılığının azalması, vücut ısısı yapım ve korunumunda bozulma ile, malnutrisyon, kronik debilite gibi faktörlerle açıklanabilir. Ateş yanıtının baskılanması sadece tanıyı geciktirmez, aynı zamanda prognozunda kötü olabileceğini gösterir çünkü ateş önemli bir konakçı savunma mekanizmasıdır. Ateş yükseldiğinde lökositlerin migrasyonu artar, lenfokin üretimi artar. Yaşlılarda infeksiyon hastalıkları gençlere göre daha sık ve ağır seyreder. Enfeksiyonlara bağlı komplikasyonlar daha fazladır. Yaşlılarda enfeksiyonlara bağlı mortalitenin daha sık olması, immunitede yaşla beraber meydana gelen azalma, sıklıkla altta yatan ciddi hastalıkların varlığı, nazokomial enfeksiyonların hospitalizasyon sıklığı sonucunda artması, diyagnostik ve terapatik girişimlerin ve bunlara bağlı komplikasyonların bu yaş grubunda sık olması, antibiyotik tedavi yan etkilerinin sıklığı gibi nedenlerle açıklanabilir. Bu nedenle yaşlıda infeksiyon tanısında hızlı tanı ve uygun antibiyotik tedaisinin hızlı başlanması önemlidir. Yaşlılarda infeksiyonlardan korunma özbakımın önemli kısımlarındandır. Tabi ki burada barınma, giyinme, ısınma, beslenme, sağlık kontrollerinin düzenli yapılması, sosyal destek sistemlerinin iyi olması son derece önemlidir. Temizlik, hijyen, ağız diş sağlığından barınmaya kadar bir çok faktör infeksiyonlardan korunmada önemlidir. Korunma için özel ilaçlara gerek yoktur. Bağışıklık sistemi güçlendiricileri olarak tanıtımları yapılan bir çok ilacın etkinlikleri tartışmalıdır ve genel olara geriatrik yaş grubunda önerilmez. Hastanın bakım ihtiyacına göre infeksiyonlardan korunma da değişebilir. Yaşlıların banyo yapılamayan durumlarda silinmesi, uygun yasal izinleri alınmış vücut temizleme ürünleri kullanılarak hijyenlerinin sağlanması da bir infeksiyonlardan korunma yöntemidir. Aşı son derece önemlidir. Geriatrik uygulamada karşılaşılan pek çok infeksiyon hastalığına karşı elimizde etkin aşı olmaması ve varolan aşıların ise yeterince kullanılmaması önemli sorunlardır. Öte yandan aşılar genç erişkinlerdekine kıyasla yaşlı kişilerde daha zayıf immün yanıt oluşturabilmektedirler. Etkin aşıların varlığı ve bunların uygulanması ile hastanın korunacağı hastalıklar hakkında bilgi eksikliği, aşıların etkinliği ve yan etkileri konusunda yanlış bilgi edinilmiş olması önemli sorunlardır. Erişkin ve yaşlı kişilere hizmet veren sağlık personeli immünizasyona ilişkin uygulamalarına rutin pratiği içinde mutlaka yer vermelidir. Her erişkin hasta muayenesi aşılama için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Sağlıklı yaşlılara influenza, pnömoni ve tetanoz aşıları yapılması mutlak bir gerekliliktir. Bu aşılara ek olarak kişilerin mesleksel, yaşam tarzı veya seyahat gibi çeşitli faktörler de göz önünde bulundurularak diğer gerekli aşıların da yapılması planlanmalıdır. AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI Oral kavite, beslenmeye başlamada ve konuşmada anahtar rol oynar. Bu nedenle oral kavitenin yaşla ve hastalıklarla ilgili değişikliklerinden bahsederken bu fonksiyonlara olan etkileri üzerinde durmak gerekir. Gastrointestinal sistemin bir parçası olarak bu sistemi etkileyen hastalıkların tutulumunda ağız boşluğunu da değerlendirmelidir. Kolay değerlendirilebildiği için rutin fizik muayene sırasında mutlaka incelenmelidir. Özellikle ağız kanserlerinin sık görüldüğü, tükrük göllenmesinin en yoğun olduğu yerler, bukkal mukoza, yumuşak damak, ağız tabanı, dilin yan kenarları unutulmamalıdır. 88
93 Yaşlanma ile meydana gelen en önemli değişiklik dişlerin kaybıdır. Dişler yaşlanma ile çoğunlukla çürükler ya da periodontal hastalıklar yüzünden kaybedilirler. Diş mine ve sement adlı iki dış kaplayıcı tabakadan oluşur. Mine ağız boşluğunda kalan diş yüzeyini kaplayan, %90 dan fazla mineralize doku içeren ve vücutta bulunan en sert madde olarak bilinen yapıdır. Sement köklerin yüzeyini kaplar. Mine ve sementin altında esas diş dokusu olan dentin yer alır. Dişin en iç kısmında pulpa adlı sinir lifleri, kan ve lenfatik damarların bulunduğu yapı bulunur. Yaşlanma ile beraber diş rengi koyulaşır, nedeni de zamanla mine tabakasının aşınmasına bağlı olarak alttaki daha koyu renkli dentin tabakasının belirginleşmesine bağlanmıştır. Mine ve sement ileri yıllarda da ağız boşluğundan floru emerek remineralizasyona katkıda bulunur; bu da erişkinlerde çürükleri önlemede florid kullanımını desteklemektedir. Yaşlanma ile ağızda tükrük salınımının yavaşladığı düşünülmüştür. Ancak normal sağlıklı bir erişkinde azalmış tükrük salınımı normal kabul edilmemelidir. Yaşlanma ile tükrük bezlerinin yapısı değişse de yeterli salgıyı yapacak rezerve sahiptir. Bu nedenle ağızda kuruluk yaşa bağlanmamalıdır. Bu sebeplerle ağız ve diş sağlığı özbakımı çok önemlidir. Dişlerin varlığı, takma diş veya protez diş kullanımlarında ki bakımları, diş kontrolleri son derece önemlidir. Varsa çürüklerin, infeksiyonların tedavisi önemlidir. Uygun diş fırçası, diş macunu, su temininden başlayarak iyi bir ağız sağlığı son derece belirleyecidir. Yardıma ihtiyacı olan yaşlıların desteklenmesi ve gerekiyorsa dişlerinin temizliğinin bakıcı veya yakını tarafından yapılması önemlidir. Diş protezlerinin temizliği de son derece önemlidir. Mantar veya diğer infeksiyonlar açısından ağız bakımı son derece önemlidir. Ağzı yıkamak için ayrı bir içecek kişinin tercihine göre olabilir. Ağız içi bakımı sadece diş bakımı değildir. Derinin ve ağız içinin de bakılması ve temiz tutulması önemlidir. Yılda 1-2 kez diş hekimi kontrolü önemlidir. Yine dudaklarının da bakımı, kurumaması önemlidir. Bu konuda krem, vazelin, özel rujlar kullanılabilir. Ortamın odasının havası kuru olmamalıdır, gerekirse hava nemlendiricileri kullanılabilir. TEMEL BESLENME İLKELERİ Yeterli ve dengeli beslenme her yaş grubunda olduğu gibi yaşlılarda da çok önemlidir. Bakım, tedavi, kronik hastalıklar ve bunlara uygun beslenme programları yaşlının sağlığını ve fonksiyonelliğini belirgin etkilemektedir. Yaşlılarda B12 vitamin eksikliği sıktır, D vitamini eksikliği sıktır; bu iki vitamin sıklıkla yerine konmalıdır, hekime danışılarak; ancak özel durumlar dışında bu iki vitamin harici bir beslenme desteğine gerek yoktur. Bu tür ihtiyaçların doğal ürünlerle giderilmesi önemlidir. Beslenme immün sistemi destekler, bağışıklığı arttırır, yara iyileşmesini destekler, yara oluşumunu azaltır, dengeyi olumlu etkiler; demansın önlenmesinde ve tedavisinde dahi önemli etkileri vardır. Yaşlının hastalıklarına göre mutlaka özel ve ayrı beslenme planı yapılmalıdır. Hipertansiflerde tuz kısıtlaması yapılması hekime danışılarak önemli bir destektir. Ayrıca yaşlılarda, yetişkin bireylerden farklı olarak besin alımını etkileyebilecek faktörlere de dikkat edilmesi gereklidir. Ağız ve diş sağlığı beslenme için temel önem taşımaktadır ve bu ünitede ayrı bir bölümde yer almaktadır. Tat ve tükrük değişiklikleri, bir çok ilaç ve hastalık yaşlının iştahını etkilemektedir. Besinlerin hazırlanması, yemeklerin yapılması, ekonomik imkanlar, aile desteği son derece önemlidir. Yaşlılarda da diyet yapılabilir ancak bu kişiye özgü ve hekim kontrolünde olmalıdır. Obesite da yaşlılarda sık rastlanan bir sorundur ama malnutrisyonda sıklıkla yaşlılarda da görülmektedir. Her yaşlı ayrı olarak değerlendirilmeli ve iki uç taraftanda ele alınmalıdır. Kilolu olması yaşlıda beslenmenin iyi olduğu anlamına gelmez, sarkopeni yaşlılarda sıktır ve önemli kas güçsüzlüğü sebebi yetersiz beslenmedir. Yaşlının beslenme alışkanlıklarının ortaya konması son derece önemlidir. Beslenme ile ilgili sorunların ortaya konulması gereklidir. Beslenme sorunlarının tespiti için yaşlı değerlendirmelerinde beslenmeye yönelik tarama testleri son derece önemlidir. Mininutrisyonel değerlendirme en sıklıkla kullanılan testlerdendir. Taramanın sonucuna göre yaşlı beslenme yetersizliği riski taşıyorsa, bozukluğun şiddeti ve nedenleri saptanmalı ve uygun beslenme programı geliştirilmelidir. Yaşlının ilaçları, metabolik durumu, hastalıkları plan çizilmesinde son derece önemlidir. 89
94 Malnütrisyon tanımı yetersiz beslenmeden aşırı beslenmeye kadar geniş bir yelpazeyi içerir. Yaşlı insanlarda dengesiz beslenme protein-enerji malnütrisyonuna, vitamin eksikliklerine (vitamin B12 ve D vitamini) ve kalsiyum alımı yetersizliğine neden olur. Malnütrisyon yaşlı hastalarda, immunitede zayıflama, infeksiyonlara yatkınlık, yara iyileşmesinde gecikme, osteoporoz ve diğer ko-morbiditelere neden olmaktadır. Sağlık personeli veya yaşlıyla birlikte kalan kişi son altı ay içinde %10 veya daha fazla kilo kaybı veya artışı olup olmadığını sorgulamalı ve periyodik olarak yaşlının vücut ağırlığını değerlendirmelidir. Bu değerlendirmede tarama amaçlı Mini Nutrisyonel Değerlendirme Testi kullanılabilir. Felçli, diyabetik, demanslı, hipertansif, depresif yaşlılarda ve başka hastalıkların varlıklarında hastalıklarına özgü beslenme son derece önemlidir. Burada demansta beslenme durumu ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Alzheimer hastalarında çok ya da az yeme, uygunsuz yeme şeklinde davranışlar görülebilir. Hastalığın erken ve orta evresinde bazen kontrolsüz aşırı yemeler görülebilir. Hasta yemek yediğini unutup tekrar tekrar yemek isteyebilir. Yemek zevkleri değişebilir. Ancak Alzheimer hastalığında asıl büyük sorun orta evreden itibaren ve özellikle ileri evrede hastanın yeterince beslenememesidir. Hatta ne yediğini, yemek yemenin önemini, ne zaman yediğini hatırlamayabilir. Yaşlılarda beslenme sorunları sıktır ama Alzheimer hastalarında daha fazladır. Yaşlıda tat duyusu, koku duyusundaki azalmalar, el titremeleri olanlarda çatal kaşık tutma zorlukları; yaşlının dişlerinin yetersiz oluşu, yaşlıda yetersiz beslenme (malnutrisyona) olasılığını arttırmaktadır. Beslenme sorunu-yetersiz beslenme Alzheimer hastasında süreci kötüleştiren en önemli etkenlerin başında gelmektedir. Hastanın genel sağlığı, infeksiyon direnci, kuvveti, dengesi, yürümesi gibi bir çok konu beslenme yetersizliğinden olumsuz etkilenir. Yetersiz beslenme durumu mutlaka tespit edilmelidir. Yaşlının, diğer hastalıklarına göre de uygun bir diyet planı hekimi ve varsa beslenme uzmanı ile birlikte yapılmalıdır. Örneğin şeker hastalığı ya da hipertansiyonu olan yaşlılarda, diyet hekim önerilerine göre ayarlanmalıdır. Hastanın kullandığı bazı ilaçlar iştah artırabilir ya da azaltabilir. Hastanın vücut ağırlığına, beslenme durumuna göre ilaçlarını hekime danışmayı unutmayınız. Hastanın beslenmesi bakıcı üstündeki en büyük sorumluluklardan biridir. Hastanın acıkma ve susama hissinin yanıltıcı olabileceğini unutulmamalıdır. hastanın gün içinde aldığı besin ve sıvılarının tipini ve miktarını takip edin. Öğünlerini düzenli alıp almadığını takip edilmeli; sık ve az öğünler yemesi sağlanmalıdır. Sıvı alımı önemlidir. Kalp yetmezliği hastalarında sıvı miktarı hekime danışılmalıdır. Alzheimer hastalarında yemek sırasında huzursuzluk artışı sıktır. Bu nedenle hastanın yemek saatlerini, yanında rahat ettiği yakınlarıyla birlikte olabileceği bir zamana ayarlamak yararlı olacaktır. Dikkat dağıtacak sesler olduğunda yemek yemek istemiyorsa televizyonun açık olmamasına, yemek saatinde evin içinde gürültü olmamasına dikkat edilmelidir. Yemek sırasında hastanın dikkatini toplaması icin özen gösterilmelidir. Sade bir masa ve sade bir yemek düzeni yararlı olacaktır. Kullanılan bardak-çatal-tabak pratik, kolay tutulan, kesici olmayan, kırılmayan şekilde olursa hastanın yemek yemesi hem kolaylaşır hem de hastaya zarar verme olasılığı azalır. Yemek yemekte zorlanan yaşlıda yemekleri birbirine karıştırmadan, tek tek, farklı ve parlak renklerdeki (özellikle kırmızı ve mavi parlak renklerde) tabaklarda vermek hastanın dikkatini yemeğe vermesini sağlayabilir. Hastaya çok sıcak yemekler vermemeye dikkat edilmelidir, üstüne dökebilir. Yemesi kolay, yutmakta zorlanabileceği kadar sert olmayan besinler vermeye çalışılmalıdır. Yaşlıda kabızlık sıktır. Bu sebeple lifli gıdalarla ve bol sebze- meyve ağırlıklı beslenmesini sağlanmalıdır Alzheimer hastasının ne yediği hafıza açısından hastalık sürecini etkilemez ama genel sağlığını olumlu etkileyeceğinden önemlidir. Bütün bunlara rağmen yaşlılar kilo kaybedebilir. Yaşlı yeterince beslenemiyorsa, belirgin kilo verdiyse, yutma sorunları varsa veya yuttuklarını nefes borusuna, solunum yollarına kaçırıyorsa hekiminize danışarak ağızdan veya mideden farklı besleme yöntemleri için alternatifler aramaya başlanmalı ve mutlaka hekime başvurulmalıdır. 90
95 Özet Özbakım yaşlıda çok önemlidir. Kendine olan saygısı, psikolojisi, sağlığı üzerinde direk etkilidir. Temizlik, hijyen, özbakım faktörlerinin eksiksiz ve uygun gerçekleşmesi yaşlının hayatında son derece olumlu sonuçlar vermektedir. Burada yaşlının sosyoekonomik ve eğitim durumu; aile desteği varlığı son derece önemlidir. Beslenme, malnutrisyon, infeksiyonlardan korunmada özbakımda temel faktörlerdendir. Yaşlının özbakım sırasındaki güvenliğinin sağlanması, özellikle eviçi ve özbakım faktörleri ile ilgili güvenliği son derece önemlidir. 91
96 Kendimizi Sınayalım 1. Hangisi özbakım konuları arasında yer almamaktadır? a. Temizlik b. Barınma c. İnfeksiyonlardan korunma d. Güvenlik e. Diyabet 2. İnfeksiyonlardan korunma için hangisi bir faktör değildir? a. Beslenme b. Yaş c. Hijyen d. Eşlik eden hastalıklar e. Aşı 3. Hangisi yaşlılarda beslenme konusunda yanlıştır? a. Sarkopeni kas güçsüzlüğü demektir b. Kilo kaybı önemli değildir. c. Yaşlıya göre bir beslenme programı veya düzeni yapılmalıdır d. Hipertansiyonda tuz kısıtlaması önemlidir e. Demans hastasında beslenme sorunları daha sıktır 4. Hangisi ev içi güvenliğinde risklerden değildir? a. Eşikler b. Kötü aydınlatma c. Tuvalet ve banyoda tutacak kollar olması d. Demanslı yaşlı e. Yakıcı ve kesici aletler 5. Hangisi yaşlılarda temizlik ile ilgili yanlıştır? a. Banyo yapılamayan durumlarda silme önemlidir b. Uygun yaşlılarda vücut temizleme ürünleri kullanılabilir c. İdrar kaçırmaya uygun önlemler ve temizlik yöntemlerine gerek yoktur d. Yaşlıya uygun bir banyo ve tuvalet önemlidir e. Vücud bçlgelerinin temizliği yaşlının ihtiyaçlarına göre ayarlanmalıdır. 6. Hangisi yaşlılıkta ağız ve diş sağlığında konu içerisinde yer almamaktadır? a. Tükrük b. Tat c. Mesane d. Mine ve sement e. Dişler 7. Hangisi yaşlılar için barınma yeri alternatiflerinden değildir? a. Ev b. Huzurevi c. Aciller d. Rehabilitasyon merkezi e. Bakımevi 8. Yaşlıda hangi vitamin eksikleri sıktır ve tedavide yerine konulmalıdır? a. A b. B12 ve D c. C d. E e. K 9. Evde sağlık hizmetleri hangi yılda hayata geçirildi? a b c d e Yaşlılıklat en sık mortalite nedeni olan enfeksiyon hangisidir? a. Üst solunum yolu enfeksiyonları b. Farenjit c. Prostatit d. Üriner sistem enfeksiyonu e. Sinüzit 92
97 Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. e Yanıtınız yanlış ise Giriş başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 2. b Yanıtınız yanlış ise Enfeksiyonlardan Korunma başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 3. b Yanıtınız yanlış ise Temel Beslenme İlkeleri başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 4. c Yanıtınız yanlış ise Öz Bakımı Gerçekleştirme Sırasında Kişisel ve Çevresel Güvenlik başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 5. c Yanıtınız yanlış ise Temizlik başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 6. c Yanıtınız yanlış ise Ağız ve Diş Sağlığı başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 7. c Yanıtınız yanlış ise Giysi ve Barınma Koşulları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 8. b Yanıtınız yanlış ise Temel Beslenme İlkeleri başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 9. e Yanıtınız yanlış ise Giysi ve Barınma Koşulları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz 10. d Yanıtınız yanlış ise Enfeksiyonlardan Korunma başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz Yararlanılan Kaynaklar Arıoğul, S, (2006). Geriatri ve Gerontoloji Kitabı MN Medikal ve Nobel, 1. Baskı, Ankara. Ersanlı E, (2008). Psikolojik, sosyal ve bedensel açıdan yaşlılık. Pegem yayınevi, 1. Baskı, Ankara. Bilgin Y.(2002) Yaşlı bakımında bakım standartları. Türk Alman Sağlık Vakfı yayınları, 1. Baskı, İstanbul. Arpacı F (2009). Farklı boyutlarıyla yaşlılık. Eğitim ve Kültür yayınları, Ankara. Michel JP, Robine JM, Herrmann F. (2010). "Tomorrow, who will take care of the elderly? The oldest old support ratio." Bull Acad Natl Med. 194(4-5): Geriatri Hemşireliği, Akademik Geriatri Dergisi, Nuran Akdemir, Imatullah Akyar 2009, 1 vol, 2 ocak Yararlanılan İnternet Kaynakları
98 8 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Bakım elemanının fiziksel sorunlarını tanımlayabilecek, Bakım elemanının psikolojik sorunlarını tanımlayabilecek, Bakım elemanının fiziksel ve psikolojik sorunlarının nedenlerini ve baş etme yollarnı açıklayabilecek, Bakım elemanının fiziksel ve psikolojik sorunlarını engellemek için alınması gereken önlemleri belirleyebilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Bel Ağrısı Depresyon Ruh Sağlığı Vücut Mekanikleri Antropometri Ayarlanabilir Yükseklikler Parabolik Aydınlatma Ergonomi Depresyon Ruh Sağlığı İçindekiler Giriş Bakım Elemanının Fiziksel Sorunları Bakım Eemanının Psikolojik Sorunları Bakım Elemanının Fiziksel ve Psikolojik Sorunlarının Nedenleri ve Baş Etme Yolları Bakım Elemanının Fiziksel ve Psikolojik Sorunlarını Engellemek İçin Alınması Gereken Önlemler 94
99 Bakım Elemanının Karşılaşılması Muhtemel Olan Sağlık Sorunları ve Alınması Gereken Önlemler Tıbbi Dokümantasyonun Hukuksal Yönü GİRİŞ Gelişen sağlık teknolojileri, bilgi çağının getirdiği değişimler sayesinde yaşlı ve bakıma muhtaç populasyondaki artış sağlık alanında nitelikli elemanlara olan ihtiyacı arttırmaktadır. Hasta, engelli ve yaşlı hizmetleri alanı, dünyada insan hakları gelişimine paralel olarak son yıllarda ülkemizde de hızlı bir değişim süreci içerisine girmiştir. Bu alanda yetişmiş nitelikli iş gücüne ihtiyaç ülkemizde de gün geçtikçe artmaktadır. Değişim süreci ve artan iş gücü ihtiyacı ile alanda faaliyet gösteren çalışanların bilgi ve becerilerini artırarak kendilerini yenilemelerini gerektirmektedir. Çalışma yaşamı, insan yaşamının her bölününe yayılan bir öneme sahip olup, bireye sağladığı olanakların yanı sıra fizyolojik ve psiko-sosyal yönden bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Çalışan bireyin sağlığı, genel faktörlerden etkilendiği gibi daha da fazla oranda çalısma ortamından, koşullarından ve ilişkilerinden kaynaklanan risklerden de etkilenmektedir. Bundan dolayıdır ki, çalısan bireyin beden ve ruh saglıgının korunması, çağdaş bilimin temel amaçlarından biri olmustur. Çalışma ortamından kaynaklanan sağlık sorunları açısından risk altında olan meslek grupları arasında sağlık hizmetlerinde çalışanlar ilk sıralarda yer almaktadır. Sosyal Sigortalar Kururmu nun 2003 yılı verilerine gore çalışanlarda en fazla bel ve sırt bölgesini ilgilendiren sağlık sorunları görülmektedir. Sağlık çalışanlarında da en fazla bel, sırt bölgesine ilişkin sorunlarla karşılaşılmaktadır. Çalışanlar en çok bel-sırt bölgesine yönelik şikayetlerle hastanelere gelmekte ve bel-sırt ağrılarına bağlı olarak hastaneye yatmaktadırlar. Bakım elemanları, çalıştıkları ortama bağlı olarak olumsuz durumlarla karşılaşabilmekte ve bu nedenle çalışan bireylerin sağlıkları tehlikeye girebilmektedir. Çalışma ortamında sağlığa zarar veren faktörler fiziksel ve psikososyal olabilmektedir. BAKIM ELEMANININ FİZİKSEL SORUNLARI Bakım elemanlarının fiziksel rahatsızlıkları denildiğinde akla gelen hastalıklar, kas-iskelet sistemiyle alakalı olanlardır. Kas-iskelet hastalıkları, tüm çalışma gruplarında her yıl çalışandan daha fazlasını etkileyerek,işten uzak kalmaya neden olan işle ilgili yaralanmaların üçte birinden daha fazlasını oluşturmaktadır. İşle ilgili kas-iskelet hastalıkları eğilme, dönme, ağır kaldırma ve güçlü hareketlerle ilişkilidir. Bakım elemanlarında kas iskelet sistemiyle ilgili en sık görülen rahatsızlık bel ve sırt ağrılarıdır. Sağlık çalışanlarında en fazla bel, sırt bölgesine ilişkin sorunlarla karşılaşılmaktadır. Çalışanlar en çok bel-sırt bölgesine yönelik şikayetlerle hastanelere başvurmakta ve bel-sırt ağrılarına bağlı olarak hastaneye yatmaktadırlar. Bel ağrısı, yetişkinlerin %60-80 ini yaşamlarının bir döneminde etkilemekte ve en sık yaşlar arasında görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde iş gücü kaybına yol açan hastalıklar arasında bel ağrıları ikinci sırada yer almaktadır ve üretim azalmasını etkileyen en önemli faktör olarak kabul edilmektedir. İş yerinde ağır kaldırma, öne eğilerek çalışma, bel ve vücüdun yanlış pozisyonlarda kullanılması gibi risk etkenlere maruz kalma ve uygun olmayan çalışma koşullarına bağlı gelişen mesleki bel ağrısı sık rastlanan 95
100 sakatlanma nedenidir. Günümüzde teknolojinin yaygınlaşmasına ragmen beden hareketlerinin azalması sonucu bel ağrısı sıklığının arttığı düşünülmektedir. Bakım elemanlarında bel ağrısı çoğunlukla bel bölgesinin zorlanması ve incinmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda, bel ağrısı tekrarlayıcı ve güç isteyen işlerin gerçekleştirilmesi, gövdenin üst bölümünün rotasyon ve fleksiyonu, tüm bedeninin vibrasyona maruz kalması ve eşyaların elle kaldırılması arasında güçlü ilişki bulunmuştur. İşe bağlı bel ağrıları, hemşirelerde diğer kadın çalışanlara göre 1,5-2 kat fazla görülmektedir. Dünyada yapılan farklı araştırmalarda hemşirelerde bel ağrısının bir yıllık prevelansını %45-%69 arasında bulunmuştur. Ülkemizde yapılan çalışmalarda hemşirelerin yaklaşık olarak %65-%85 inin bel ağrısı yaşadığı belirlenmiştir. Bakım elemanlarında bel ağrısının yaygın olarak görülmesinin temel nedenleri arasında çalışma koşulları önemli bir yer tutmaktadır. Bel ağrısı; bireyin gücünü aşan şekilde ağırlık kaldırması, uygun taşıma gereçlerinin olmaması, personel eksikliğine bağlı olarak fiziksel yükün artması, vücut mekaniklerinin doğru kullanılmaması ve bu konuda eğitim eksikliği gibi pek çok nedenlere bağlanmaktadır. Mesleğe bağlı bel ağrısının bakım elemanları arasında bu kadar yaygın olmasındaki en temel etken ise hasta kaldırma girişimleridir. Hastaların vücut ağırlıklarının, bakım elemanlarının kaldırma güçlerinin üstünde olması ya da kaldırma girişimleri bakım elemanlarına yardımcı olamamaları, bakım elemanlarının bel bölgelerine daha fazla yük binmesine yol açmaktadır. Yapılan çalışmalarda bel ağrısı görülme oranının, hastaları sıklıkla kaldıran bakım elemanlarında, az sıklıkta hasta kaldıran bakım elemanlarına göre daha yüksek olduğu ortaya konulmuştur. Yine yapılan çalışmalarda bakım elemanları, bel ağrılarının başlamasına yol açan işler arasında hasta kaldırmayı (%35) ilk sırada göstermişlerdir ve bakım elemanlarında 5 kg dan fazla ağırlık kaldırma ile bel ağrıları görülme durumu arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Aynı çalışmada bakım elemanlarının yarısından fazlasının oturma (%53.6), yerden nesne kaldırma (%57.1), uzanma (%82.2) ve hastanın yatak kenarına çekilmesi (%53.4) gibi uygulamaları doğru olarak gerçekleştirmediği belirlenmiştir. Bakım elemanları, yaşadıkları bel ağrıları sonucunda fiziksel, ruhsal ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bel ağrılarına bağlı olarak günlük yaşam olumsuz etkilenmekte, hareketler kısıtlanmakta; uykusuzluk, huzursuzluk, sinirlilik, depresyon görülmekte; boş zaman aktiviteleri ve aile için ayrılan zaman azalmaktadır. Bel ağrılarına bağlı olarak iş ortamından uzak kalma ve maddi kayıplar bakım elemanlarının bel ağrıları nedeniyle yaşadıkları diğer önemli sorunlardır. Bakım elemanlarının bel ağrıları nedeniyle işe gidememeleri, yaşadıkları ağrı düzeyine bağlı hareketlerinin kısıtlanması ve ağrı nedeniyle huzursuzluk yaşamaları hasta bakımına yansımakta ve bakımın aksamasına yol açabilmektedir. Bakım elemanlarının hastaya pozisyon vermelerindeki amaç nedir, hastaya düzenli aralıklarla pozisyon verilmezse ne olur? Bakım Elemanlarında Bel Ağrısının Görülme Nedenleri 1. Hastaların Hareket Etmesine Yardım: Hastaların ortalama ağırlıkları, güçlü kadın işçilerin %90'nın kaldırma kuvvetini aşmaktadır. Bunun yanısıra ağır kaldırma gerektiren işlerde çalışan kadınların hafif işlerde çalışanlara nazaran iki kat daha fazla bel ve sırt problemleri yaşadıkları belirlenmiştir. Hasta bireyin hareket ettirilmesi ve taşınması aynı ağırlıktaki endüstriyel yük ve sağlam bireyin taşınmasından daha zordur. 2. Personel Yetersizliği: Bakım elemanları hastanın kaldırılması, taşıması ve hastaya pozisyon verilmesi sırasında yardıma ihtiyaç duymaktadır. Hasta-bakıım elamanı oranındaki dengesizlik bakım elemanlarının hastaya bakım verirken daha fazla zorlanmalarına dolayısıyla bel ağrısına yol açmaktadır. 3. Çalışma Ortamının Hasta Bakımına Uygun Düzenlenmemesi: Hasta yatakları, hasta üniteleri, banyo ve tuvaletler, tıbbi araç ve gereçlerin yeterli ve uygun olmaması hasta nakil ve 96
101 bakım işlemlerini güçleştirmekte ve bakım elemanlarının zorlanmalarına yol açmaktadır. Çalışanlar ne kadar postürüne ve vücut mekaniklerine dikkat ederse etsin uygun olmayan yüksekliklerde çalışmak kas- iskelet rahatsızlıklarına neden olabilir. Öncelikli olarak çalışma ortamlarının uygun ergonomik dizaynı yapılmalı, çalışana güvenli bir ortam hazırlamalı daha sonra vücut mekaniklerinin doğru kullanımı sonucu çalışanın sağlığının korunması ve verimlilikten bahsedilmelidir. 4. Bakım Elemanlarının Çoğunluğunun Kadın Olması: Boy, kilo ve kas kuvveti açısından erkeklerden farklı olan kadınların, ağırlık kaldırma eylemlerinde dayanıklılıklarının daha az olması kas- iskelet rahatsızlıkları riskini artırmaktadır. 5. Hasta Bakımında Yaşanan Stres: Hasta bakmanın stresli bir meslek olduğu bilinen bir gerçektir. İş stresi yaşayan bakım elemanlarında boyun, omuz ve bel problemleri daha çok görülmektedir. Stresin bel ağrısına yol açma nedenleri olarak kaslarda gerilim oluşturması, vücut mekaniklerinin doğru kullanımının engellenmesi ve ağrının algılanmasını arttırma gösterilebilir. 6. Üniforma ve Ayakkabı: Bakım elemanlarının hareketlerini kısıtlayan üniforma ve rahat olmayan ayakkabılar kas iskelet sistemi sorunlarına yol açmaktadır. Ayağa uygun, hafif topuklu, rahat ayakkabı giyme, uygun pozisyonun sürdürülmesi ve dengenin sağlanması açısından önemlidir. Kas gerginliği, tendinit ve karpal tünal sendromu, omuz ağrıları bakım elemanlarında görülen diğer kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarıdır. Her insan farklı fiziksel kapasiteye sahip olduğundan, kas-iskelet hastalıkları için farklı risk faktörleri ve predispozan faktörlere sahiptir. Bakım elemanları arasında yapılan çalışmalarda, karpal tünel sendromlarının %70 i, tendinitlerin ise %62 si kadınlarda görülmüştür. Çok yüksek çalışma yükseklikleri ve ekipmana uzanma artışı omuz ağrısına neden olabilmektedir. BAKIM ELEMANININ PSİKOLOJİK SORUNLARI Kisinin kendisi ve çevresiyle sürekli bir denge ve uyum içinde olması olarak tanımlayabilecegimiz ruh saglıgı, günümüz koşulları nedeniyle gergin ve baskı altındaki insan için her geçen gün biraz daha önem kazanmaktadır. Ruh sağlığı sorunları, tüm akut ve kronik sağlık sorunlarının önemli bir oranını olusturmasının yanı sıra, çalısma yasamında en fazla iş gücü kaybına neden olan sorunlardan biridir. Tüm hastalıklar dikkate alınarak yapılan sıralamada iş yaşamını en çok etkileyen rahatsızlıklar kalp hastalıkları, ikincisi ise ruhsal bozukluklardır. Bakım elemanları, zor çalısma kosulları, uykusuzluk, yorgunluk, görev ve sorumlulukların yeterince belirlenmemiş olması, acı çeken, felçli veya kendinde olmayan insanlara hizmet vermek gibi bir dizi sorunla karsılaşmaktadır. Bu bakımdan, uygunsuz ortamda çalışan bakım elemanlarının da ruh sağlığının iyi olması çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Ruh Sağlığını Etkileyen Faktörler Bireylerin ruh sağlığı üç noktanın etkileşimi sonucu belirlenir; kalıtım, gelişim basamakları, çevre ve insan. Yaşayan her canlı çevresiyle etkilesim halindedir ve çevreye kendini uydurma becerisine sahiptir. Kişinin çevreye uyum çabaları yetersiz kaldıgında ruhsal hastalıkların oluşma sürecinin arttığı görülür. Ruhsal hastalıkların oluşmasında etkili faktörler arasında; cinsiyet, evlilik, aile, iş yaşamı, egitim, kültürel yapı, sosyo-ekonomik sınıf, yaşanan çevre yer almaktadır. Stres, organizmanın fiziksel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Genellikle çok etkenlidir ve organizmanın dengesini değiştirerek fonksiyonel ve/veya yapısal patolojilere öncülük eder. Stres; bireyin iç ve dış ortamlardaki değisiklikleri tehlike olarak algıladıgı, uygun kaynaklara sahip oldugunda uyum gösterdigi ve dengesini sürdürdüğü, kaynaklar yeterli olmadığında uyum ve dengesinin bozulduğu dinamik bir süreçtir. Bireylerin stres düzeylerinde farklılıkların 97
102 görülmesinde; bilişsel degerlendirme, başa çıkma mekanizmaları, uyaranların süresi, şiddeti ve anlamı, yaşanan benzer deneyimler, kişilik özellikleri, durum üzerindeki kontrol algısı, sağlık durumu gibi kisiye özgü psikolojik faktörler rol oynamaktadır. Çalışanlarda ruhsal çatısma alanları; işyerinde kişiler arası ilişkiler, yapılan işin çalışanın yaşantısını değiştirmesi ve işin fiziksel etkilerinden kaynaklanabileceği belirtilmektedir. Çalışanın ruh sağlığını etkileyen başlıca konular şunlardır; İş sürecinin fiziksel faktörleri; İş yerinde uygun olmayan hava sıcaklığı, rutubet, havalandırma, gürültü, aydınlatma, iş yerinin hijyen, temizlik ve düzeni çalışanların ruh sağlığını yakından etkilemektedir.. Uygun olmayan iş yeri koşullarının psikiyatrik bozuklukların gelişimine olan etkilerini inceleyen çalısmalarda bu etmenlerin minör psikiyatrik bozuklukların ortaya çıkmasına neden oldugu gözlenmistir. Fiziksel şartlar elverişli değilse, bedensel oldugu kadar ruhsal bozukluklar da fazla ve şiddetlidir. Çalışanda, aynı zamanda bedensel bozukluğa sebep olan fiziksel faktörler; Bireyin bedenine fiziksel olarak zararlı etki yapan gaz ve buharlar, gürültü, vb. etkenler organik olarak bireye zarar vermelerinin yanında ruhsal bozukluk belirtileri de ortaya çıkarmaktadır. İşin organizasyonu ile ilgili problemler; Vardiya çalısması bedenin normal çalışma ritmi ile çeliştiği için kronik yorgunluğa ve bireyin aile ve sosyal yaşamının bozulmasına sebep olur. Yapılan çalışmalar, gece vardiyası çalısanlarının kendilerini sürekli yorgun, huzursuz, sinirli ve gergin hissettiklerini ve vardiya düzeninde çalısma süresi uzamasıyla sağlık problemlerinin görülme olasılığının arttığını göstermiştir. İş faaliyetlerinin psikolojik özellikleri; İş ritmi ve temposu, monotonluk çalışanın ruhsal yapısı üzerine etkide bulunmaktadır. Çalısanın yapacağı iş miktarının çokluğu veya işin kişinin gücünü aşacak kadar zor olması durumunda bireyin beden ve ruh saglıgının bozulması kaçınılmazdır. İş yerinin ergonomik sisteme uygunluğu; Çalışma düzeninin ergonomi kurallarına uygunluğu çalısanların ortamdaki risk faktörlerinden etkilenmesini azaltır. Ergonomik açıdan çalışma ortamındaki başlıca riskler; Biyolojik riskler (enfeksiyon), kimyasal riskler (kimyasal ajanlar, antineoplastik ajanlar, anestezik gazlar, temizleme ve sterilizasyon solüsyonları, ilaçlar, sabunlar vb.), çevresel riskler (kaygan zemin, kötü dizayn vb.), biyomekanik riskler (tekrarlayıcı hareketler, titreşim, ağır yük kaldırma vb.). İş yerinde kişilerarası iliskilerin etkisi; Hasta yakınlarıyla çatışma, çok fazla sorumluluk yüklenme iş hayatında strese yol açan başlıca durumlardır. Günümüzde çalışan birey, hangi statüde olursa olsun önemli ruhsal baskılar altındadır. Bireyin bu baskılara karşı gösterebileceği tepkiler, ruh sağlığı için bir risk olusturur. Ruh sağlığı araştırmaları, çalışan bireylerde ruhsal bozukluk olaylarına rastlanma oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Ruhsal bozukluklar; bireyin hem genel sağlığının bozuk olmasına hem de ciddi ekonomik ve sosyal kayıplara neden olmaktadır. Yapılan araştırmalarda bazı iş gruplarının diğerlerine oranla daha zorlayıcı özelliklere sahip oldugu belirlenmiştir. Özellikle insanla yüz yüze çalışan ögretmenler, polisler, doktorlar, hemşireler, hasta bakım elemanları bu riskle en çok karşı karşıya bulunan meslek gruplarıdır. Bakım elemanlarında baş ağrıları, sırt ağrıları, az uyumak, yorgunluk, kaygı, gerginlik, dikkat toplama güçlügü, güven azalması, sigara ve alkol kullanımının artması, kazalar, kişiler arası ilişkilerde azalma, sosyal rollerin yürütülmesinde beceriksizlik, sosyal izolasyon, stresin en erken belirtilerini oluştururken uzun dönemde psikolojik sonuçlar, anksiyete ve depresyon olarak kendini gösterebilmektedir. Anksiyete ve depresyon yaşam streslerine karşı verilen normal psikolojik yanıtın parçalarıdır. Temel sağlık 98
103 hizmetlerinde ruhsal bozukluklarının görülme oranının %20-30 arasında değiştiği ve bunların büyük kısmını depresif bozuklukların ve anksiyete bozukluklarının oluşturduğu bildirilmektedir. Depresyon terimi hafiften şiddetliye ve geçiciden kalıcıya değişen duygudurum bozukluğudur.. Kelime olarak çöküş anlamındadır ve belirli bir düzeyden alçalmayı ifade eder. Depresyon; üzüntü duygusuna bireyin etkinliğini ve günlük hayatını etkileyen, duygusal, zihinsel ve davranışsal belirtilerin eşlik ettiği bir durumdur. Depresyonun iki temel belirtisi; çökkün duygu durum (kederli, hüzünlü, elemli ruh hali) ve ilgi, istek azalması ve/veya hiçbirşeyden zevk alamamadır. Depresyonun bu iki temel belirtisinin yanı sıra yorgunluk, enerji azalması, bitkinlik, uyku bozuklukları, dikkat toplamada güçlük, iştah bozukluğu, kendine güven azalması, değersizlik ve suçluluk duyguları, ölüm ve intihar düşünceleri, hareket ve konuşmalarda yavaşlama ya da ajitasyon belirtilerinden en az biri görülmektedir. Depresyonu başlatabilecek psikososyal risk etkenleri; kadın olmak, olumsuz yaşam olayları, sosyal desteğin yetersiz olması, iş yaşamındaki çatışmalar ve doyumsuzluklar, aile sorunları vb. durumlardır. Anksiyete; dışarıdan gelen herhangi bir uyarana karşı oluşturulan normali aşan korku duygusu olup, yaygın emosyonel reaksiyonlar ve çaresizlik duyguları ile belirgin olabildiği gibi, fizik ve psişik yakınmalarla maskelenmiş veya birlikte olabilir. Anksiyetenin belirtileri arasında; korku, kaygı, endişe, panik duygusu, aşırı tedirginlik, huzursuzluk, yorgunluk, uykusuzluk, konsantrasyon güçlügü, nefes almakta güçlük, baş ağrısı, motor gerilim ve huzursuzluk, taşikardi ve aritmiler, göğüste ağrı veya sıkıntı hissi bulunmaktadır. Belirli gruplar anksiyete bozuklukları için daha duyarlıdır; bunlar kadınlar, gençler, sosyal sorunları olanlar ve geçmişte psikiyatrik sorunları olanlar olarak sıralanabilir. Bakım elemanları, mesleklerindeki yüksek stres kaynakları ve kadın cinsinin risk faktörlerini taşımaları nedeni ile potansiyel olarak depresyon ve anksiyeteye yatkın bir gruptur. BAKIM ELEMANININ FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK SORUNLARININ NEDENLERİ VE BAŞ ETME YOLLARI Bakım elemanlarının fiziksel ve psikolojik sorunlarıyla baş edebilmek için bu sorunların sebepleri ortaya konmalıdır. Bu sebepler kişiden kişiye farklılık gösteren bireysel faktörler ve çevreden kaynaklanan psikososyal faktörler olmak üzere ikiye ayrılır. Bireysel Faktörler Bireysel faktörler arasında yaş, cinsiyet, fiziksel egzersiz, sigara kullanımı, kişisel eğitim, vücut mekaniklerinin bilinmesi ve antropometrik ölçüler bulunmaktadır. Cinsiyet ve Yaş Bakım elemanı olarak çalışan bayanlar kas- iskelet sistemleri ve postür özellikleri nedeniyle erkeklere göre olumsuz koşullardan daha fazla etkilenmektedir. Ayrıca bakım işiyle uğraşan kadınlarda özel bir durum olan gebelik önemlidir. Gebelikte karın büyüklüğünün en büyük orana ulaştığı üçüncü trimesterde en büyük travma riski altındadır. Karpal tünel sendromu görülme riski gebelikte artar, vücut dengesini bozulması fiziksel travma riskini artırır. Günümüzde bir çok kadın hamileliklerinin son gününe kadar çalışabilmektedir. Bu açıdan kadınlarda gebelik döneminde yetersizlikler önemli hale gelmektedir. Mesleksel Sağlık ve Güvenlik Birliği (OSHA) kas- iskelet hastalıklarını kadınların daha fazla yaşadığını bildirmektedir. Baıkm elemanlarının fiziksel iş başarısı üzerinde yaşın etkisi büyüktür. Fiziksel iş yeteneği lu yaşlarda en yüksek düzeye ulaşır. Bu yaşlardan sonra azalmaya başlarken karar verme ve deneyimlilik artışı devam eder. Karar verme yeteneği yaşları arasında kas güçsüzlüğü ve yanıtlama süresindeki gelişmeler ile solunum, kalp ve damar yetersizliğinden dolayı azalmaya başlar. Yaşla birlikte kasiskelet sisteminde meydana gelen değişim veya olumsuzluklar bireyin çevreye uyumunu zorlaştırır. 99
104 Fiziksel Egzersiz ve Sigara Kullanımı Sağlığı koruma ve geliştirme ile ilgili önemli görev ve sorumlulukları olan bakım elemanlarının öncelikle kendi sağlığını korumak ve geliştirmek için gerekli yaşam biçimini kazanmış olması beklenen bir davranıştır. Fiziksel egzersiz yapmak ve sigara kullanmamak sağlıklı yaşam biçimi davranışlarıdır. Bakım elemanlarının, işle ilgili uygunsuz sonucu olan kas-iskelet sistemi hastalıklarında, egzersizin koruyucu etkisi, sigara kullanımının da artırıcı etkisi vardır. Eğitim Temel bakım hizmeti bilinci oluşturarak, çalışanların sağlık ve güvenliğini iyileştirmek, iş verimliliğini ve kalitesini artırmak eğitim ile mümkün olabilir. Örneğin; bel ağrısı çalışanın fiziksel aktivitelerini kısıtlayarak sakat bırakabileceği gibi iş veriminin azalması sonucu kişinin işini kaybetmesine neden olabilir. Uzun sürdüğünde psikolojik sorunlara yol açabilir. Böylece sadece çalışanın kendisini değil, tüm aile ve iş yaşamını olumsuz etkiler. Çalışanı böylesine etkileyen bel ağrısından korunmak kişisel eğitim ve ortam düzenleme ile çok büyük ölçüde mümkündür. Bel ağrılarının dörtte üçünün korunma ile engellenebileceği bildirilmektedir. Ayrıca duruş, vücut mekaniklerine uyum, yardımcı araç gereç kullanımı bu eğitimin içerisindedir. Vücut Mekaniklerinin Öğrenilmesi Vücut mekanikleri terimi birey hareket ederken, bir şey kaldırırken, duruş, oturuş, yatış pozisyonundayken ve tüm günlük yaşam aktiviteleri yerine getirilirken kas, iskelet ve sinir sisteminin koordineli bir şekilde çalışmasını içeren oldukça kapsamlı bir terimdir. Vücut mekaniklerinin ilkeleri aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir: 1. Dayanma yüzeyinin genişlemesi ve ağırlık merkezinin dayanma yüzeyine yaklaşması cismin dengesini artırır. 2. Ağırlık çizgisi dayanma yüzeyinden geçtiği sürece cisim dengede kalır. 3. Ağırlık çizgisi dayanma yüzeyinden çıktığı zaman, dengeyi sağlamak için gereken enerji miktarı artar. 4. Hareketin gerçekleştiği yöne doğru dayanma yüzeyinin genişletilmesi, dengenin sağlanması için gereken çabayı aza indirir. Şöyle ki; hareket önden arkaya olduğunda bir ayak arkaya atılmalı, iki ayak arasında yaklaşık 45 cm'lik bir uzaklık oluşturulup dayanma yüzeyi genişletilmelidir. İyi bir denge sağlamak için tabanlar yere tam olarak temas etmeli ve iki ayak birbirine paralel olmak yerine, arkadakiayak diğeriyle lik bir açı yapmalıdır. 5. Gövdeyi dik tutup kalçayı ve dizleri bükerek eğilmek, iş yükünü büyük ve kuvvetli kas gruplarına dağıtır ve sırtın incinmesini önler. 6. Kas grupları ne kadar güçlü ise, o kadar ağır işi güvenlikle yapabilir. 7. Çok sayıda kas grubunun bir işe katılması, iş yükünü azaltır. 8. Yüzün ve gövdenin hareketin yönüne dönük olması, omurganın kendi ekseni etrafında, dönmesini önler. 9. Zemin ve cismin sürtünmesi az ise bir cismi o zemin üzerinde itmek, çekmek veya kaydırmak, cismi yerçekimine karşı koyarak kaldırıp taşımaktan daha az kuvvet gerektirir. 10. Bir cismi yuvarlamak, döndürmek veya bir eksen etrafında çevirmek, onu kaldırarak taşımaktan daha az kuvvet gerektirir. 11. Bir cismin kaldırılmasında kaldıraç kullanılması, cismin kaldırılmasını kolaylaştırır. 12. Hareket sırasında cisim ile zemin arasındaki sürtünme azaldıkça, cismi hareket ettirmek için gereken kuvvet de azalır. Sürtünme, hareket yönünün karşı yönünde oluşan bir kuvvettir. Bazı temel ilkelere dikkat edilerek sürtünme azaltılabilir: 100
105 a. Dayanma yüzeyi geniş olan bir cismi hareket ettirirken sürtünme, dayanma yüzeyi dar olan cisme göre daha fazladır. b. Hareketsiz cisim harekete karşı, hareketli bir canlıdan daha fazla sürtünme oluşturur. c. Bir cismi çekmek itmekten daha az sürtünmeye neden olur. Çünkü, çekmek geriye ve bir miktar da yukarıya doğru gerçekleştirilen bir hareket olduğu için sürtünme azalır. 13. Bir cismi düz bir zeminde hareket ettirmek, yokuş yukarı hareket ettirmekten daha az kuvvet gerektirir. Çünkü düz zeminde karşı koyulan yerçekimi kuvveti, yokuş yukarı çıkarken karşı koyulan yerçekimi kuvvetinden daha azdır. 14. Uygun yükseklikteki bir yüzeyde bulunan cisimler üzerinde çalışırken harcanan çaba, uygun olmayan yükseklikte (daha alçak veya daha yüksekte) bulunan cisimler üzerinde çalışırken harcanan çabadan daha azdır. 15. Hareket başlamadan önce sabit haldeki kasların kasılması, ligament ve eklemlerin incinme ve yaralanmasını önler. Şöyle ki; birey güç bir işe başlamadan önce pelvisi sabitleştirmek, karın bölgesini desteklemek ve vücudu zorlayarak incitmemek için "iç kuşağı" ve "uzun diyafragmayı" oluşturmalıdır. İç kuşak gluteal kasların aşağıya doğru, abdominal kasların. yukarıya doğru kasılmasıyla sağlanır. Uzun diyafragmanın oluşturulması da, iç kuşağın oluşturulmasına yardımcı olur. Diyafragmanın uzatılması için gövdenin önündeki bel bölgesi kaslarının gerilerek uzatılması, yani göğüs ile karın arasındaki mesafenin uzatılması gerekir. eder. 16. Hareketin kol ve bacaklar arasında dengeli olarak paylaştırılması sırtı incinmekten korur. 17. Pozisyon ve hareket değişikliği, iyi kas tonu sağlamaya ve bitkinliği önlemeye yardım eder. 18. Dinlenme ve çalışma devrelerinin periyodik olarak değişmesi, bitkinliğin önlenmesine yardım Antropometrik Ölçüler Antropometri; insan vücudunun ölçülerini konu edinen bir bilim dalıdır. İnsan vücuduna ait çeşitli organların ölçülerini elde ederken bu ölçülerin çeşitli topluluklar, meslekler, yaş ve cinse göre farklı oluşlarını etkileyen etmenlerin araştırılması antropometrinin araştırma konuları arasına girer. Çalışma yerlerinin düzenlenmesinde insan vücuduna ait organların en, boy, çevre vb. iyi tanımlanmış ölçülerine ihtiyaç vardır. Çalışma ortamı, kullanılacak araç gereç ve makinalar insan vücut ölçüleriyle doğrudan ilişkilidir. İşyeri tasarımında ya da insanların araç ve gereçleri kolaylıkla kullanabilmelerini sağlamak için, bu araç ve gereçlerin, insanın anatomik, fizyolojik ve psikolojik özelliklerine ve kapasitesine uygun olarak tasarımlanması gerekir. Bunlar içinde insanın anatomik özelliklerinin ayrı bir önemi vardır. Çünkü araç ve gereçlerin boyutları, insanların anatomik ölçüleri ile doğrudan ilgilidir. Tasarımların yapılabilmesi için insan vücudunun ortalama metrik ölçülerine gereksinim vardır. Ülkemizde bu verilere ulaşılamadığından ya da ithal edilmesi nedeniyle genellikle diğer ulus standartları kullanılmaktadır. Antropometrik veriler bölgesel, ırksal hatta yerel değişikliklere sahiptir. Bu nedenle her ulus ya da kendi hedef kitlesi için hesaplanmış veriler kullanmalıdır. Psikososyal Faktörler Psikososyal faktörler arasında çalışanlarda yorgunluk, stres, işten kalma gibi olumsuz etkilere neden olan işin doğası gereği ortaya çıkan çalışma saatleri, iş görevleri ve iş stresi psikososyal faktörler içerisinde incelenmiştir. 101
106 Çalışma Saatleri Uygun olmayan çalışma saatleri bireylerin biyolojik ritimlerini etkileyerek verimliliği azalmasına neden olabilir. Hasta bakım hizmetlerinde görevli kişiler vardiya çalışması yönünden ayrıntılı değerlendirilen bir gruptur. Yapılan çalışmalarda dönen vardiya sisteminde çalışan görevlilerinerin, sabit vardiyada çalışan görevlilere göre daha büyük oranda işten kalma gösterdiği belirtilmektedir. Sabit vardiyalarda çalışan bakım görevlilerinde ise, işe gece vardiyasında gelenlerin, öğleden sonra ya da gündüz vardiyasında çalışanlara göre daha fazla hastalık nedeni ile işten kalma ile karşılaştıkları görülmüştür. İş Görevleri Eğer mümkünse uzun süreli ayakta çalışma önlenmelidir. Uzun süre ayakta çalışma sırt ağrısına, ayaklarda şişmelere, kan dolaşım sistemlerinde problemlere ve kas yorgunluklarına neden olur. Bakım elemanı sürekli ayakta kalmak zorunda ise aşağıdaki önerilere dikkat etmesi gerekmektedir: Eğer bir iş mutlaka ayakta çalışmayı gerektiriyor ise, ek olarak çalışanın belirli aralıklarla oturabilecekleri bir sandalye veya tabure sağlanmalıdır. Çalışanın kollarının uzanabileceği alanlar dışına çıkmamalı ve bu alan dışına ulaşmak için sırtı dönme, eğilme ve uzanma hareketleri yapmamalıdır. Çalışma masası veya çalışma yüzeyi farklı yükseklikteki işlere gore ayarlanabilir olmalıdır. Ayak dinlenme destekleri acı ve ağrı hislerini engelleyecek ve çalışanın pozisyon değiştirebilmesine olanak sağlayacaktır. Ayak yüksekliğinin zaman zaman değişmesi sırt ve bacaklardaki ağrı ve rahatsızlıkları önler. Çalışanlar sert olmayan bir malzeme üzerinde çalışmalıdırlar. Beton veya metal yüzeyler şokları absorbe edici malzeme ile kaplanmalıdır. Yerler temiz, düz ve kaymaz olmalıdır. Ayakta iş yapan çalışan, alçak topuklu ve tabanı destekli iş ayakkabısı giymelidir. Çalışanlar işine uzanmamalı ve vücudunun önünde cm lik bir uzaklıkta çalışmalıdırlar. Zorlanma, tekrarlayan hareketler, uygunsuz postür, durağan postür, titreşim gibi durumların sık tekrarlanması kasiskelet hastalıkları için risk faktörü olarak tanımlamıştır. Hasta bakımı mesleği elle taşıma (kaldırma, taşıma, hareket ettirme), uygunsuz postür (eğilme, bükülme ve diz çökme), statik yük (uzun süre oturma ve ayakta kalma) vb. biyomekanik faktörleri yerine getiren riskli bir meslek grubu olarak değerlendirilmektedir. İş Stresi Hasta bakım elemanlarının karşılaştığı en büyük sağlık sorunu nedir? Bakım hastalarının çoğunun bilinçsiz ya da günlük yaşam aktivitelerini karşılayamayan hastalar olması nedeniyle, bu tür hastalara bakan kişiler verdikleri bu hizmetler gereği iş stresi diğer sağlık personelinden daha yüksektir. Fiziksel Faktörler Fiziksel faktörler içerisinde hasta bakım odası tasarımı, ayarlanabilir yükseklikler, mobilya özellikleri, yardımcı araç- gereç kullanımı, çevre-iklimlendirme faktörleri incelenmiştir. Hasta Bakım Odası Tasarımı İyi planlanmış çalışma birimi, kötü koşuların oluşturduğu hastalık ve yaralanmaları engeller. Kötü tasarım ve zayıf kullanılabilirlik ise işin kalitesini ve verimliliği azaltır, çalışanın yaralanmasına neden olabilir. 102
107 Epidemiyolojik çalışmalar hasta odalarının kötü koşulları ile bel ağrısının yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. İyi tasarlanmış yatak başı ekipmanı, çalışanların daha rahat çalışabilecekleri geniş alanlar kalmasını sağlar. Hasta ve varsa hastaya bağlı tıbbı cihazlar bakım elemanının rahatlıkla görebileceği konumda olmalıdır. Hasta yatağı çok yüksek yada alçak yerleştirildiğinde, gözlerde yorgunluk, boyunda ağrıya neden olabilir. Ayarlanabilir Yükseklikler Ayarlanabilirlik kavramı son yıllarda deneysel çalışmalarda sıkça yer almaktadır. Yapılan çalışmalarda bakım elemanlarının kullandığı yardımcı aksesuarların onların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanması halinde verimliliğin en az %17 oranında arttığını bulmuştur. Hasta bakımı uygulamalarında bakım elemanlarının çalışma postürünü etkileyen ayarlanabilir hasta karyolalarının kullanımı önerilmektedir. Ayarlanabilinir Çalışma Biriminin kullanılması için nedenler: Bakım elemanlarının boy ve vücut oranları oldukça çeşitlilik göstemektedir. Farklı görevler farklı çalışma alanları gerektirebilir. İnsanlar duruşlarını ve pozisyonlarını sıkça değiştirir. Tıbbi sorunlar, ağrılar ve rahatsızlıklar için geçici değişimler gerektirebilir. Deneyim bir insanın pozisyon tercihini değiştirebilir. Daha yaşlı insanlar 10 kat daha fazla ışığa ihtiyaç duyabilir. Isı, nem, hava akımı ve güneş ışığı açısı pozisyon değişimleri gerektirebilir. Yorgunluk pozisyon değişimini gerektirebilir. Hasta bakma işinde farklı görevlilerin çalışması gerekebilir. Hasta Yatakları Hasta yatakları ergonomik özellikda ise hem hastalar hem de çalışanlar için oldukça yararlıdır. Günümüzde hidrolik arkalıklı, X-ray dalgalarını geçirebilecek özellikte şilteli ve hastanın klinik dışına çıkarıldığında düşmesini engelleyecek şekilde tasarlanmış yataklar sayesinde hasta bakım işlemi daha az çaba harcanarak gerçekleştirilmektedir. Bakım elemanları, hastaları basınç yarasından korumak ve yeterli soluk alıp vermesini sağlamak için sıklıkla pozisyon verirler. Hareketsizlik akciğerlerde komplikasyon riskini artırır. Akciğerlerde alveolar kolaps ve atelektazi gelişir, akciğer kompliansında azalma meydana gelir. Hareketsizlik mukus birikimine neden olarak akciğer enfeksiyonlarına neden olabilir. Hastaların düzenli olarak döndürülmesi atelektaziyi azaltır pulmoner sekresyonları harekete geçirerek solunum yolu enfeksiyonu riskini önler. Bu yataklar aynı zamanda bakım elemanının hasta kaldırma miktarını azaltması ile bel yaralanmalarını önlemek amacıyla da imal edilmiştir. Güvenli hasta transferinin sağlanması, hastanın düşme ve yaralanmalardan korunması için yan tırabzonlar vücudun yan yüksekliğini geçecek sekilde olmalıdır.elektrikli otomatik özellikteki yataklarda kolaylıkla yüksekliğin değişebilir olması hasta kaldırma riskini azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Mobilya Özellikleri Günümüzde modern mobilyalar olmasına karşın sağlık ve güvenlik koşullarına uygun standart mobilyalar bazı kullanıcılar için her zaman uygun olmayabilir. Bu nedenle kullanıcıların antropometrik ölçülerine uygun mobilyalarla hasta odası dizayn edilmelidir. 103
108 Yardımcı Araç-Gereçler Sağlık çalışanlarının işle ilişkili kas- iskelet sistemi hastalıkları, yardımcı araç ve gereçler yardımıyla büyük oranda çözülebilmektedir. Bu yardımcı araç ve gereçler, kaldırma asansörü, kaldıraç aleti, elektrikli ayarlanabilir yataklar, pelvik kaldırma aleti, kaydırma aleti, ayarlanabilir banyo teknesi gibi aletlerdir ve aşağıda kısaca bahsedilmiştir: Kaldırma asansörü Tamamen bağımlı olan hastalarda yataktan sandalyeye-tekerlekli sandalyeye, sandalyeden tekerlekli sandalyeye-yatağa, banyo ve tuvaletten yatağa ya da sandalyeye taşınmasında kullanılan sabit elektrik motorlu araçtır. En önemli dezavantajı sedyeden sandalyeye gibi birbirine parallel iki yatay yüzey arasında çok ağır hastaları güvenli taşıyamamasıdır. Alete gore değişebilmekle beraber yardımlı yada yardımsız bir kişiyle kullanılabilmektedir. Kaldıraç (askı tipi) aleti Tamamen bağımlı olan hastalarda yataktan sandalyeye-tekerlekli sandalyeye, sandalyeden tekerlekli sandalyeye-yatağa, banyo ve tuvaletten yatağa ya da sandalyeye taşınmasında kullanılan elektrik motorlu yada elle kontrol edilebilen taşıma aletidir. Katlanabilir özelliğiyle fazla yer kaplamadan yatak altına konulabilmektedir. En önemli dezavantajı çok ağır hastaların taşınamamasıdır. Elektrikli ayarlanabilir yataklar Yatak içinde bakım verilen hastaların tüm aktivitelerinde sağlık çalışanının daha fazla eğilmesini önleyerek çalışmasını sağlayan ekipmanlardır. Elektrikli ayarlanabilir olması sağlık çalışanı tarafından çok daha kolay kullanılmasını sağlar. Cihaz ile etkin çalışılabilmesi için, yatak ayarı 20 saniye ya da daha az zamanda yapılabiliyor olmasıdır. Aynı zamanda cihazın yatak hareket ettirme kolu yumuşak olmalıdır. Bu sayede çalışanın daha fazla fiziksel güç harcaması engellenebilir. Pelvik kaldırma aleti İletişime girilebilen hastalarda sürgü pozisyonunun verilemesine yardımcıdır. Pelvis altına yerleştirilip pompa ile şişirilerek pelvisin yükseltilmesi tuvalet esnasında hastaya rahatlık sağlar. Bu cihaz bakım elemanının fazla eğilerek bel bölgelerine ağırlık yüklemelerini engeller. Böylece vücut mekaniklerinin doğru kullanılmasına katkı sağlamış olur. Kaydırma aleti Sürtünme gücünü azaltır ve bası yaralarının oluşumunu engeller. Gergin çarşafla taşıma yerine kullanılabilir. Hastanın sedyeden yatağa gibi birbirine paralel iki yatay yüzey arasında taşınmasını sağlar. Hastanın taşınması esnasında birden fazla kişiye ihtiyaç vardır. Bilinçsiz ya da ağır hastaların durumuna bağlı olarak bazı türlerinde bariyerler bulunabilmektedir. Bu cihaz gergin çarşaf uygulamasıyla beraber kullanılabilir. Ayarlanabilir banyo teknesi Tekerlekli ve su geçirmez özelliktedir. Tekerlekli ve yüksekliğinin ayarlanabilir olması hasta bakım elemanının kas- iskelet sağlığı açısından önemlidir. Ayak ve kafayı destekleyen bölümleriyle hastaya da konfor sağlamaktadır. Hasta taşıma aletlerinden başka ilaç, temizlik ve bakım malzemelerinin taşınmasında kullanılacak hareketli ekipmanın tekerlekli olanlarının tercih edilmesi bakım elemanı açısından faydalı olacaktır. Çevre/İklimlendirme sistemleri Çalışanlar kendilerini rahat hissettikleri ortamlarda verimli çalışabilirler. Mekanındaki her tür stres, bu verimli çalışmanın aksamasına neden olabilir.günümüzde bu nedenledir ki, ışıklandırma, ısıtma, havalandırma, gürültü, titreşim, gibi fiziksel koşullar, çalışanların çalışma temposu ve isteğini arttıracak biçimde düzenlenmektedir. Çevre koşulları ile ilgili olarak; aydınlatma, gürültü, klima ve havalandırma, ortam ısısı ve nem oranından aşağıda bahsedilmiştir. 104
109 Aydınlatma Bakım elemanlarının kendilerini rahat ve ışıklı bir ortamda bulmaları ve daha istekli bir şekilde çalışabilmeleri için yeterli ve tatmin edici bir aydınlatma düzeyi tercih edilmelidir. İyi bir aydınlatmanın en iyi koşulu aydınlatmanın yeterli olmasıdır. Yeterli aydınlatma verimliliği doğrudan ve net olarak artırır. Yetersiz aydınlatmanın verimliliğe olduğu kadar çalışanın moral ve göz sağlığına da olumsuz etkileri vardır. Yapılan araştırmalar sonucunda en uygun nitelikli ışığın beyaz ışık olduğu ortaya çıkmıştır. Gün ışığının yetersiz olduğu konumlarda ise bu ışığa yakın, mavi camlı lambaların kullanılması tavsiye edilmektedir. İyi Bir Aydınlatmada Aranan Özellikler: Aydınlatmanın şiddeti yeterli olmalı, Aydınlatma bütün alana eşit yayılmalı, Işık yönü ve gölgelemeye dikkat edilmeli, Işık yansımalarından kaçınmalı (göz kamaşması), Kullanılan ışığın niteliği uygun olmalı, Aydınlatma sabit olmalı (titreşim ve parlaklık değişmeleri engellenmeli) İyi bir aydınlatmaın kişi üzerine olumlu etkileri nelerdir? İyi aydınlatmayla baıkm elemanının başarısı artmaktadır. Aydınlatma şiddeti arttıkça yorgunluk azalmakta, başarı durumu artmaktadır. Hasta odaları için parabolik aydınlatma önerilmektedir. Parabolik aydınlatmada ayna sistemi ile enerji tasarrufu elde edilmektedir. İyi aydınlatma iş görmede çabukluk sağlar. Uygun aydınlatma iyi görmeyi sağlayarak bir işin daha kısa sürede bitirilmesine yardım eder. Aydınlatmanın verimliliği açısından hasta odasının açık renkte boya, açık renk eşyalar ile donatılmasında yarar vardır. Hasta odalarında pencere ya da doğal aydınlatma hastaların oryantasyonunu sağladığı için önerilmektedir. Pencereler mümkün olduğunca hastanın dışarısını görebilmesine olanak vermelidir. Hasta başlarında özel aydınlatma amacıyla yerel lambalar konmalıdır. Gürültü Günümüzde gürültü sonucu meydana gelen işitme kayıpları gittikçe artmaktadır. İşgücünün ruhsal ve fiziksel sağlığını bozan gürültü önemli ölçüde işgücü verimini olumsuz etkilemektedir.. Aşırı gürültü işe verilen dikkati azaltmakta, sinirliliğe yol açmakta, karşılıklı anlaşma olanaklarını kısıtlamakta, kişiler arasındaki ilişkiler üzerinde olumsuz sonuç doğurmakta ve işitme duygusunun azalmasına kadar gidebilmektedir. Bu nedenle ortamda bulunanlar ve çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlıkları açısından gürültü olabildiğince azaltılmalıdır. Klima ve Havalandırma Sistemleri Hasta odalarında klima tesisatı, odalarda konfor şartlarının sağlanmasının yanı sıra oda içerisinde mikroorganizmaların, tozların, anestezi gazlarının ve kötü kokuların da en alt seviyelerde olmasını temin etmek için kullanılırlar. Hasta odalarındaki normal aktiviteler, havadaki mikroorganizmaların yayılmasına sebep olur. Havalandırma sistemi, bakterilerin çevreye saçılmasını mümkün olduğunca önlemelidir. Laminar akım şekli, hasta odaları için tercih nedenidir. Bu akım herhangi bir engelle karşılaşıp bozulmamalıdır. 105
110 Ortam Isısı ve Nem Oranı Çalışılan yerdeki hava koşulları ne kadar çalışana uygun olursa, çalışan o kadar kendini rahat hisseder. Bu durumda düşünme ve çalışma kapasitesi başarısı artar, iş gücü ve verimliliğide artar. Yüksek sıcaklık gibi düşük sıcaklığın da çalışma başarısı üzerine olumsuz etkileri vardır. Düşük sıcaklıkta algılama ve reaksiyon süresi uzar. ellerin becerisi azalır. Düşük sıcaklığın etkisi yüksek sıcaklığın etkisinden daha azdır. Düşük sıcaklıkta daha fazla giyinerek etkiler azaltılabilir. Ayrıca hastalarda hareketsizlikle beraber görülen dolaşım yetersizliğini soğuk hava artırabilir. Ortamın, normalin üstünde sıcak olması bıkkınlık, sinirlilik, dikkatsizlik, hataların yoğunlaşması, zihinsel çalışmalarda verim düşüklüğü, yetenek ve becerilerin azalması, iş kazalarının fazlalaşması, bedensel işlerde verim düşüklüğüne ve vücutta sıvı- elektrolit dengesinin ve kan akımının bozulmasına dolayısıyla yorgunluğa neden olabilir. Ayrıca hastalarda sıcak ortamda vücut ısısında artış ve psikolojik olumsuz etkileri olabilir, terleme ile beraber bası yaralarında artışa neden olabilir. Hasta odalarının sıcaklığı kaç derecede tutulmalıdır? Nem oranı çok düştüğünde burun ve ağız boşluğunu kurutur ve rahatsızlık verir. Bu etki ortam ısısı yükseldikçe daha fazla hissedilir. Yüksek düzeyde nemlilik ise, kapalı bir yerde çalışan insanların, burun ve boğazlarında bir dolgunluk duygusu oluşturur. Sekresyonu olan hastalar için ise sekresyonların atılımını zorlaştırabilir. En önemlisi de nem oranıyla beraber ortam ısısı yükseldikçe yüzeyler üzerinde ıslaklığa neden olur bu da mikroorganizmaların yerleşimi için fırsat yaratır. BAKIM ELEMANININ FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK SORUNLARINI ENGELLEMEK İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER Fiziksel Sorunlar İçin Alınacak Önlemler Hasta bakım elemanlarının bel sağlığının korunmasında sigara içmeme, egzersiz, ideal kiloya sahip olma, yüksek topuklu ayakkabı giymeme, stresle başetme gibi bireysel önlemlerin yanında çalışma ortamına yönelik önlemler de büyük önem taşımaktadır. Bakım elemanlarının bel ağrılarının önlenmesi, fiziksel yüklerinin azaltılması, çalışma ortamlarının ergonomik düzenlenmesi ve çalıştıkları ortama uygun eğitim programlarının düzenlenmesi ile mümkün olacağı belirtilmiştir Fiziksel Yükün Azaltılması Ağır nesnelerin ve hastaların kaldırılması, bakım elemanlarına fiziksel yük getirdiğinden ve bel ağrılarına yol açtığından, çalışanların bel sorunlarının önlenmesinde temel stratejilerin başında fiziksel yükün azaltılması gelmektedir. Bir yükün ağırlığının artmasıyla yaralanma riski artmaktadır. Ancak sadece yükün ağırlığına dikkat edilmesi yeterli olmamaktadır. Bunun için kaldırılan yükün ne kadar süre elde tutulacağı, hareketin tekrar sıklığı, yükün vücuda ve ağırlık merkezine mesafesi, rahat bir şekilde kavranması ve tutulması; bu esnadaki postür ve hareketler; yükün kaldırıldığı ortam, kişinin kapasitesi ve özellikleri de önemlidir. Bakım elemanlarında, fiziksel yükün azaltılması için: uygun hasta kaldırma tekniklerinin kullanılması, bakım elemanlarının hastaları tek başlarına kaldırmamaları ve hasta kaldırmak için ekiplerin oluşturulması başlıca önerilerdir. 1. Uygun Hasta Kaldırma Tekniklerinin Kullanılması Bakım elemanlarında bel bölgesinde zorlanmaların en alt düzeye indirilmesi için araştırmalar daha çok hasta kaldırma uygulamaları ve bu esnada vücut mekaniklerinin uygun kullanımına odaklanmıştır. Hasta kaldırmaya yönelik uygulamaları gerçekleştirirken bel bölgelerine düşen fiziksel yükü azaltmak için; 106
111 Bakım elemanlarının her hastanın durumunu değerlendirmeleri, hastaların beklentilerini, gereksinimlerini ve özelliklerini dikkate almaları ve uygulama için hastaları bilgilendirmeleri, Bakım elemanlarının kendi yeteneklerini, kaynaklarını ve çevresel sınırlılıklarını belirlemeleri, Bakım elemanlarının duruma göre en uygun tekniği seçmeleri, Bakım elemanlarının hastaları kaldırılmaları sırasında mümkün olduğu kadar hasta kaldırma araçlarını kullanmaları, Bakım elemanlarının vücut mekanikleri ve hasta kaldırma uygulamalarını doğru olarak gerçekleştirebilmeleri için eğitilmeleri önerilmektedir. 2. Bakım Elemanlarının Hastaları Tek Başlarına Kaldırmamaları Tek başına hasta kaldırmak bel bölgesinde ortaya çıkan zorlanmayı artırdığından, bakım elemanları bel sağlıklarını korunmak için tek başlarına hastaları kaldırmamaları gerekir. Yapılan çalışmalarda bakım elemanlarının büyük bir bölümünün hastaları tek başlarına ve uygun olmayan şekilde kaldırdıkları ve bu esnada tamamının bel bölgelerinde zorlanma hissetikleri belirlenmiştir. Bakım elemanlarının hastalara yardım edememekten, işlerin gecikmesinden ve hastaların rahatsız olmasından kaygı duyma gibi nedenlerle tek başlarına hastaları kaldırdıkları belirlenmiştir. Yaşamı tehdit eden durumlar dışında hastaların tek kişiyle kaldırılmamasının, hastaları kaldırmak için yardımcı araçların kullanılmasının, bu araçların bütün alanlara uygulanabilir hale getirilmesinin, araçların kullanımı için hasta bakım elemanlarının eğitilmesinin ve hastalardan mümkün olduğunca yardım alınmasının bel ağrılarının önlenmesine katkı sağladığı belirlenmiştir. Bu önlemler çalışanların iş günü kayıplarını ve kazaları azaltmaktadır. 3. Hasta Kaldırma Ekiplerinin Oluşturulması Bakım elemanlarında bel ağrısının önlenmesine yönelik hasta kaldırma ekiplerinin oluşturulmasının bel zedelenmelerini, işten uzak kalmayı ve çalışanların sağlık giderlerini azalttığı belirlenmiştir. Hasta kaldırma ekibi, vücut mekanikleri ve mekanik ekipmanın kullanılması gibi konularda çalışanlara eğitim vermekten ve hasta kaldırma uygulamalarını gerçekleştirmekten sorumlu olan bir ekiptir. Hasta kaldırma ekibi hastanın kaldırma ve transfer özelliğine göre 2-4 kişiden oluşmaktadır. Çalışma Ortamının Ergonomik Düzenlenmesi İş ortamının ergonomik açıdan uygun olmaması bel sağlığını olumsuz etkilemektedir. Ergonomik yaklaşım, bakım elemanlarının çalışma ortamında rahat hareket etmelerini sağlamalı ve eğilme, bükülme, kaldırma gereksinimlerini en aza indirmelidir. Ergonomik düzenlemelerde, çalışma ortamının değerlendirilmesi ve ortamda gereken düzenlemelerin yapılması önemlidir. Bakım elemanlarının çalıştıkları ortamda fiziksel zorlanmalarını azaltmak amacıyla kullanılan ve hastanın hareket ettirilmesine katkı sağlayan araçlar bulunmaktadır. Bu malzeme ve araçların başlıcaları, ayarlanabilir karyolalar, sandalyeler ve sedyeler, hastanın aynı seviyede iki yüzey arasında kaydırılmasını sağlayan (transfer tahtaları) malzemeler ve hastanın karyola içine ve dışına taşınmasını ve kaldırılmasını sağlayan araçlardır. Bel Ağrılarının Önlenmesinde Eğitimin Yeri Sağlığın korunması ve desteklenmesi için kişilerin yaşam şekillerinin istenilen doğrultuda değiştirilmesi ve bireyin bulunduğu durum yeterli görülmediğinde istenilen davranışların kazandırılması eğitim yoluyla olur. Sağlığı geliştirme, kişilerin kendi sağlıkları üzerinde kontrollerini artırmayı ve geliştirmeyi olanaklı kılar. Bu sayede sağlıkla ilgili risk faktörleri kontrol altına alınır, olumlu sağlık davranışları geliştirilir, bireylerin kendi sağlıklarına sahip çıkmaları konusunda özgüvenleri artar ve sağlıklı bir çevrenin oluşması sağlanır. Bireylerin bu yönde gelişimleri hastalıkların azalmasına, yaşam süresinin uzamasına, yaşam kalitesinin artmasına ve sonuçta sağlıklı toplumun oluşmasına katkı sağlar.sağlığı geliştirmede eğitimin önemi büyüktür. 107
112 Bel ağrısının oluşmasının ve tekrarlanmasının önlenmesinde, bel sağlığının korunmasında da eğitimin önemi büyüktür. Belağrısının önlenmesine yönelik eğitimler yurtdışında bel okulları aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu okulların amacı; ağır yükleri kaldırma, vibrasyona maruz kalma ve uzun süre aynı pozisyonda çalışma gibi durumlar sonucunda ortaya çıkabilecek bel ağrılarını azaltmaktır. Bel okullarında; temel fonksiyonel anatomi, en sık rastlanan bel ağrıları nedenleri ve tedavisi, bir nesneyi kaldırma teknikleri, uygun postür ve vücut mekanikleri, ergonomi, gevşeme teknikleri, beli koruma yöntemleri, egzersizler ve iş kazalarının önlenmesi konularında eğitim verilmektedir. Bu nedenlerle verilen eğitim programlarında postür ve vücut mekanikleriyle ilgili konulara yer verilmelidir. Bakım elemanlarında bel sağlığı eğitimi kapsamında yer alması gereken diğer konular; bel bölgesinin yapısı, ağrı kavramı, fiziksel ve psikososyal risk faktörleri, hasta kaldırma ve taşıma uygulamaları, bir nesnenin kaldırması, hasta kaldırma araçlarının kullanılması ve ergonomiyi içermektedir. Hasta güvenliğini sağlamak ve çalışanların bel sağlığını korumak için hasta kaldırmaya yönelik uygulamalar; vücut mekanikleri ve hasta kaldırmaya yardımcı araçların uygun kullanımı, fizik tedavi uzmanlarıyla işbirliği yapılarak öğretilmelidir. Yeni elemanlar ya da yeni açılan bölümlerde çalışanlar için eğitim programları düzenlenmeli ve bu programlar yıllık olarak tekrarlanmalıdır. Daha da önemlisi her bireyin postür ve vücut mekaniklerini uygun şekilde gerçekleştirmesi ve bir alışkanlık haline getirmesi için, eğitime küçük yaşlardan itibaren başlanmalıdır. Psikolojik Sorunlar İçin Alınacak Önlemler İş sağlığı denetimleri ile çalışanların iş yerinden kaynaklanan ruh sağlığı sorunları erken dönemde tespit edilerek, iş yaşamında önem taşıyan işe devamsızlık ve ruhsal rahatsızlıgın çalışanda ortaya çıkardığı yetersizliği önlemek mümkün olabilir. İş yerlerinde çalışanların ruh sağlığı gereksinimleri, yöneticiler ile çalışanlar arasındaki uyum ve medikal servis çalışması ile etkin bir sekilde düzenlenebilir. Stresi önlemede bireysel ve kurumsal önlemler tek basına yeterli olmadığı için stres yönetimi bireysel ve kurumsal stres yönetimi olarak iki boyutta ele alınmaktadır. Kurumsal yaklaşımlar; bu yaklaşımda amaç, iş ortamının kendisinden kaynaklanan stresörleri azaltmaktır. Bu yaklaşımla iş ortamının yapısına, işbirliği biçimine, karar verme süreçlerine, iş rollerine, işin niteliklerine, çalışanların seçimi ve egitimine yönlendirilir. Bireysel yaklaşımlar; bu yaklaşımda amaç, stresin kaçınılamayacak kadar çok olabileceği olaylar üzerinde kontrol kazanmak ve çevreye sağlıklı bir sekilde uyum sağlamak için çalışanın beceriler kazanması ve uygulamasıdır. Bireysel yaklaşımlar, çalışanların kendi sağlık davranışlarının sorumluğunu alması ve stresin istenmeyen sonuçlarını ortadan kaldırmasıdır. Bakım elemanlarında stresle başa çıkmada etkili olan yollar şunlardır; zamanı iyi yönetme, problem çözme teknikleri kullanma, aşırı genellemelerden kaçınma, kişiler arası ilişkiler ve sosyal etkinlikler geliştirme, fiziksel aktivitelerde bulunma, dengeli beslenme, gevşeme egzersizleri uygulama, zihinde canlandırma yaparak stresle daha kolay başa çıkılabileceği belirtilmektedir. Zaman Yönetimi: Zamanı yönetebilmek için kişinin kapasitesine ve kişilik özelliklerine uygun gerçekçi bir program yapabilmek gerekir. Etkili bir program yapabilmek için zorunlulukların yanında, düzenli uyku, molalar, eğlenme, dinlenme, sosyal etkinlikler ve olası değişiklikler karşısında alternatif olabilecek etkinlikler de programda yer almalıdır. Problem Çözme Teknikleri Kullanma: En çok kontrol edilebilecek sorunlar üzerinde kullanılır. 1. Stres yaratan durum neden oluştu? 2. Durumu sadece o kişi mi sorun görüyor? 3. Bireyin kendi katkısı var mı? 4. Katkısı olabilecek başka şeyler ya da kişiler var mı? 5. Çözüm için olabildiğince çok seçenekler var mı? 108
113 Bu sorulara cevap arayan birey stres yaratan durumdan uzaklaşarak çözüm için adım atmış olacaktır. Aşırı Genellemelerden Kaçınma: Tek bir olaydan hareketle, bütüne yönelik olumsuz düşünceler geliştirilmemelidir. Kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz genellemeler, zaman geçtikçe otomatikleşir ve olumlu bir içerikle kolaylıkla yer değiştirmez. Kişiler Arası İlişkileri Geliştirme: Stresli durumlar insanlarla ilişkilerden kaynaklanabiliyor olsa da, bu kişilerle tartışabilmek, çözüm için bir anahtar olabilir. Sosyal Etkinlikleri Geliştirme: Rutinler dışında farklı bir etkinliği denemek, yeni bir şeyler öğrenmeye çalışmak, zihni dinlendirmeye yardımcı olabilir. Fiziksel Aktivite: Doğru egzersiz birçok amaca birden hizmet edebilir. Bireyin becerilerini, kas gücünü artırabilir, kilo vermeye ve almamaya yardımcı olabilir, kalbin beden dokularına kolaylıkla oksijen almasını kolaylaştırarak bedenin genel fizyolojik koşullarını iyileştirebilir. Egzersiz, bedenin stresle oluşan hormonlardan arınmasına yardımcı olur dolayısıyla stres karşısında ani tepki vermeyi engelleyebilir. Dengeli Beslenme: Çay, kahve, çikolata, kakao, kolalı içecekler strese yol açan besinlerdendir. Bu besinler, stres tepkisini başlatan kimyasal maddeler içerirler. Uyanıklık ve hareketliliği artırırlar. Dolayısıyla bu besinlerin yerine ıhlamur, ada çayı gibi bitki çayları, meyve tüketilebilir. Beslenme alışkanlıklarını düzenleyerek, enerji düzeyi, strese karşı gösterilen tepkiler ve genel sağlık üzerinde bireyin kontrolü artırılabilir. Gevşeme Egzersizleri: Bireyin kaslarında oluşabilecek gerginliği, gerginlik oluşmadan fark edip kendi kendine gevşetebilmesidir. Gevşeme egzersizini uygulayan birey, gergin ortamlar öncesi uygulamayı yaparak ya da gün içerisinde gevşeme molaları vererek bedeni üzerinde kontrolü sağlayabilir. 109
114 Özet Çalışma ortamından kaynaklanan sağlık sorunları açısından risk altında olan meslek grupları arasında sağlık hizmetlerinde çalışanlar ilk sıralarda yer almaktadır. Sağlık çalışanlarında en fazla bel, sırt bölgesine ilişkin sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bakım elemanlarında bel ağrısının yaygın olarak görülmesinin temel nedenleri arasında çalışma koşulları önemli bir yer tutmaktadır. Bel ağrısı; bireyin gücünü aşan şekilde ağırlık kaldırması, uygun taşıma gereçlerinin olmaması, personel eksikliğine bağlı olarak fiziksel yükün artması, vücut mekaniklerinin doğru kullanılmaması ve bu konuda eğitim eksikliği gibi pek çok nedenlere bağlanmaktadır. Mesleğe bağlı bel ağrısının bakım elemanları arasında bu kadar yaygın olmasındaki en temel etken ise hasta kaldırma girişimleridir. Boy, kilo ve kas kuvveti açısından erkeklerden farklı olan kadınların, ağırlık kaldırma eylemlerinde dayanıklılıklarının daha az olması kas- iskelet rahatsızlıkları riskini artırmaktadır. Kas gerginliği, tendinit ve karpal tünal sendromu, omuz ağrıları bakım elemanlarında görülen diğer kas- iskelet sistemi rahatsızlıklarıdır. Her insan farklı fiziksel kapasiteye sahip olduğundan, kasiskelet hastalıkları için farklı risk faktörleri ve predispozan faktörlere sahiptir. Bakım elemanları arasında yapılan çalışmalarda, karpal tünel sendromlarının %70 i, tendinitlerin ise %62 si kadınlarda görülmüştür. Çok yüksek çalışma yükseklikleri ve ekipmana uzanma artışı omuz ağrısına neden olabilmektedir. Ruh sağlığı sorunları, tüm akut ve kronik sağlık sorunlarının önemli bir oranını olusturmasının yanı sıra, çalısma yasamında en fazla iş gücü kaybına neden olan sorunlardan biridir. Tüm hastalıklar dikkate alınarak yapılan sıralamada iş yaşamını en çok etkileyen rahatsızlıklar kalp hastalıkları, ikincisi ise ruhsal bozukluklardır. Bakım elemanları, mesleklerindeki yüksek stres kaynakları ve kadın cinsinin risk faktörlerini taşımaları nedeni ile potansiyel olarak depresyon ve anksiyeteye yatkın bir gruptur. Bireylerin ruh sağlığı üç noktanın etkileşimi sonucu belirlenir; kalıtım, gelişim basamakları, çevre ve insan. Yaşayan her canlı çevresiyle etkilesim halindedir ve çevreye kendini uydurma becerisine sahiptir. Kişinin çevreye uyum çabaları yetersiz kaldıgında ruhsal hastalıkların oluşma sürecinin arttığı görülür. Ruhsal hastalıkların oluşmasında etkili faktörler arasında; cinsiyet, evlilik, aile, iş yaşamı, egitim, kültürel yapı, sosyo-ekonomik sınıf, yaşanan çevre yer almaktadır. Vücut mekanikleri terimi birey hareket ederken, bir şey kaldırırken, duruş, oturuş, yatış pozisyonundayken ve tüm günlük yaşam aktiviteleri yerine getirilirken kas, iskelet ve sinir sisteminin koordineli bir şekilde çalışmasını içeren oldukça kapsamlı bir terimdir. İşyeri tasarımında ya da insanların araç ve gereçleri kolaylıkla kullanabilmelerini sağlamak için, bu araç ve gereçlerin, insanın anatomik, fizyolojik ve psikolojik özelliklerine ve kapasitesine uygun olarak tasarımlanması gerekir. Bunlar içinde insanın anatomik özelliklerinin ayrı bir önemi vardır. Çünkü araç ve gereçlerin boyutları, insanların anatomik ölçüleri ile doğrudan ilgilidir. Tasarımların yapılabilmesi için insan vücudunun ortalama metrik ölçülerine gereksinim vardır. Ülkemizde bu verilere ulaşılamadığından ya da ithal edilmesi nedeniyle genellikle diğer ulus standartları kullanılmaktadır. Bakım elemanlarının çalıştıkları ortamda fiziksel zorlanmalarını azaltmak amacıyla kullanılan ve hastanın hareket ettirilmesine katkı sağlayan araçlar bulunmaktadır. Bu malzeme ve araçların başlıcaları, ayarlanabilir karyolalar, sandalyeler ve sedyeler, hastanın aynı seviyede iki yüzey arasında kaydırılmasını sağlayan (transfer tahtaları) malzemeler ve hastanın karyola içine ve dışına taşınmasını ve kaldırılmasını sağlayan araçlardır. Bel ağrısının oluşmasının ve tekrarlanmasının önlenmesinde, bel sağlığının korunmasında da eğitimin önemi büyüktür. Belağrısının önlenmesine yönelik eğitimller yurtdışında bel okulları aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu okulların amacı; ağır yükleri kaldırma, vibrasyona maruz kalma ve uzun süre aynı pozisyonda çalışma gibi durumlar sonucunda ortaya çıkabilecek bel ağrılarını azaltmaktır. 110
115 Kendimizi Sınayalım 1. Aşağıdakilerden hangisi bakım elemanında stresle başa çıkmanın yollarından biri değildir? a. Gevşeme egzersizleri b. Kişiler arası ilişkileri geliştirme c. Sosyal etkinlikleri geliştirme d. Fizksel aktivite e. Bol kahve içme 2. Aşağıdakilerden hangisi bakım elemanlarının çalıştıkları ortamda fiziksel zorlanmalarını azaltmak amacıyla kullanılan malzemelerden birisi değildir? a. Klimalar b. Taşıma tahtaları c. Ayarlanabilir karyolalar d. Kaldıraç aleti e. Kaydırma aleti 3. Aşagıdakilerden hangisi bakım elemanlarında bel ağrısının sık görülme nedenlerinden biri değildir? a. Personel yetersizliği b. Çalışma ortamının hasta bakımına uygun düzenlenmemesi c. Baık elemanlarının çoğunun bayan olması d. Hastaların hareket etmesine yardım etme e. Rahat ayakkabı giyme 4. Bakım elemanlarında görülen bel ağrısının en sık nedeni hangisidir? a. Stres b. Hasta kaldırma c. Öne doğru eğilme d. Fiziksel egzersiz e. Aşırı kilo 5. Aşağıdakilerden hangisi insan vücudunun ölçülerini konu edinen bir bilim dalıdır? a. Vücut mekanikleri b. Fizyoloji c. Antropometri d. Tıbbi biyoloji e. Sağlık bilimi Bakım elemanlarında aşağıdaki rahatsızlıklardan hangisi en sık görülmektedir? a. Tendinit b. Karpal tünel sendromu c. Burkulma d. Bel ve sırt ağrıları e. Çıkıklar 7. Dışarıdan gelen herhangi bir uyarana karşı oluşturulan normali aşan korku duygusu aşağıdakilerden hangisidir? a. Depresyon b. Anksiyete c. Tükenme sendromu d. Stres e. Kişilik bozukluğu 8. Tüm hastalıklar dikkate alınarak yapılan sıralamada iş yaşamını en çok etkileyen rahatsızlıklar hangi grup içerisinde yer almaktadır? a. Kalp rahatsızlıkları b. Ruhsal bozukluklar c. Ortapedik rahatsızlıklar d. Mide bağırsak rahatsızlıkları e. Akciğer rahatsızlıkları 9. Birey hareket ederken, bir şey kaldırırken, duruş, oturuş, yatış pozisyonundayken ve tüm günlük yaşam aktiviteleri yerine getirilirken kas, iskelet ve sinir sisteminin koordineli bir şekilde çalışmasını inceleyen alan aşağıdakilerden hangisidir? a. Antropometri b. Statik kuvvetler c. Vücut mekanikleri d. Mukavemet bilimi e. Denge mekanikleri. 10. Hasta odası aydınlatılmasında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? a. Aydınlatmanın şiddeti yeterli olmalı, b. Aydınlatma bütün alana eşit yayılmalı, c. Işık yansımalarından kaçınılmalı d. Aydınlatma değişken olmalı e. Kullanılan ışığın niteliği uygun olmalı
116 Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. e Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fzıksel ve Psıkolojık Sorunlarını Engellemek İçin Alınması Gereken Önlemler başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 2. a Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fiziksel ve Psikolojik Sorunlarinin Nedenleri ve Baş Etme Yollari başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 3. e Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fiziksel ve Psikolojik Sorunlarinin Nedenleri ve Baş Etme Yollari başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 4. b Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fiziksel Sorunları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 5. c Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fiziksel ve Psikolojik Sorunlarinin Nedenleri ve Baş Etme Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 6. d Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fiziksel Sorunları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 7. b Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Psikolojik Sorunları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 8. a Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fiziksel Sorunları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 9. c Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fiziksel ve Psikolojik Sorunlarinin Nedenleri ve Baş Etme Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. 10. d Yanıtınız yanlış ise Bakım Elemanının Fiziksel ve Psikolojik Sorunlarinin Nedenleri ve Baş Etme Yolları başlıklı konuyu yeniden gözden geçiriniz. Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Bakım elemanları, hastaları basınç yarasından korumak ve yeterli soluk alıp vermesini sağlamak için sıklıkla pozisyon verirler. Hareketsizlik akciğerlerde komplikasyon riskini artırır. Akciğerlerde alveolar kolaps ve atelektazi gelişir, akciğer kompliansında azalma meydana gelir. Hareketsizlik mukus birikimine neden olarak akciğer enfeksiyonlarına neden olabilir. Hastaların düzenli olarak döndürülmesi atelektaziyi azaltır pulmoner sekresyonları harekete geçirerek solunum yolu enfeksiyonu riskini önler. Sıra Sizde 2 Hasta bakım elemanlarının en sık karşılaştığı sağlık sorunu, bel ve sırt ağrılarıdır. Sıra Sizde 3 İyi aydınlatma görme keskinliğini artırır. Görme keskinliği (gözün ayırt edebilirliği) aydınlatmanın bir fonksiyonu olup onunla doğru orantılıdır. Fakat aydınlatmanın belli bir değerinden sonra artış hızı azalır. İyi aydınlatmada iş kazaları azalır. Algılama, karar verme ve uygulamanın çabuk ve daha görülebilir biçimde yapılması sonucu, yorgunluğun azalmasıyla kazalarda düşüş olur. Sıra Sizde 4 Hasta odalarının ısısı 16 C ile 27 C arasında tutulmalıdır. Yararlanılan Kaynaklar Altınel L. (2007). Profesyonel hastane çalışanlarında bel ağrısı prevelansı ve bel ağrısını etkileyen faktörler. Afyon: Tıp Araştırmaları Dergisi sayı 5. Yılmaz F., Şahin F., Kuran B. (2006). İşe Bağlı Kas İskelet Hastalıkları Ve Tedavisi. Nobel Medicus Online Dergi. Uslu, T. (2005). İşe Bağlı Üst Ekstremite Kas İskelet Sistemi Hastalıkları. İlçe A. (2007). Yoğun bakim ünitelerinde ergonomik faktörlerin incelenmesi. Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Uzmanlık Tezi. Karahan A. (2007). Hemşirelerde bel ağrısını önlemeye yönelik geliştirilen eğitim programının etkinliği. Hacettepe Üniversitesi Sağlik Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi. 112
117 A Sözlük Alzheimer: En sık görülen demans türü, unutkanlık hastalığı Aspirasyon: Yenilen veya içilen içeriğin soluk borusuna kaçması Atipik: Farklı, tipik olmayan B Bakteremi: Kanda bakteri varlığı D Deliryum: Yer zaman ve kişi oryantasyonun bozulması Demans: Unutkanlık hastalıklarının tümü, en sık tipi Alzheimer hastalığı Depresyon: Çökkün, yaşamdan zevk almayan duygudurum hastalığı Disabilite: Sakatlık, maluliyet Diyabet: Şeker hastalığı E Emosyonel: Duygusal, duygudurumla ilgili Enfeksiyon: İnfeksiyon olarak da yazılabilir, vücutta iltihap olması durumu G Gayta: Dışkı Geriatri: 65 yaş üstü kişilerin tüm sağlık sorunları ile ilgili, iç hastalıkları anabilimdalına bağlı tıp bilimdalı Gerontoloji: Yaşlanma, toplum yaşlanması ve boyutları ile ilgili sosyoloji bilimdalı Gerontoteknoloji: Teknolojinin yaşlılık ve yaşlanma anlamında kullanılmasını içeren terim H Hipotalamus: Beyinde bir çok fonksiyonu düzenleyen merkezlerden biri Hipotermi: Vücut ısısının normalin altına düşmesi Hospitalizasyon: Hastaneye yatış İ İmmün: Bağışıklık İnfluenza: Grip İnkontinans: İdrar veya dışkı kaçırma K Kırılgan yaşlı: Genel olarak çabuk bozulan, risk altındaki, çok hastalığı olan yaşlı hastalar Kolonizasyon: Çoğalma, kümelenme Kronolojik: Sayısal bir zamana bağlı sıralama L Lökosit: Akyuvar, beyaz küre kan hücresi M Medikasyon: Tıbbi ilaçlar Mental: Ruhsal ve zihinsel Migrasyon: Göç Mobilite: Hareket ve yürüme kabiliyeti Mortalite: Ölüm N Nazokomial: Hastane kökenli Nörolojik: Sinir sistemi hastalıkları ile ilgili O Opsiyon: Alternatif, tercih Osteoporoz: Kemik erimesi P Pirojen: Ateş çıkartan, ısı yükselten Pnömoni: Zatüre Prezantasyon: Sunum, şekil, ortaya çıkış Pulmoner: Solunumla ilgili S Sepsis: Vücuttaki infeksiyonun kanda artarak ağır ve ölümcül bir klinik tabloya dönüşmesi T Transport: Bir yerden bir yere yer değişikliği Y Yetiyitimi: Daha önce yapılabilen bir melekenin yapılamaması 113
TEMEL BAKIM HİZMETLERİ
TEMEL BAKIM HİZMETLERİ KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKAT Burada ilk 4 sayfa gösterilmektedir. Özetin tamamı için sipariş veriniz www.kolayaof.com İÇİNDEKİLER Ünite 1: Temel Bakımın Planlanması..3 Ünite 2: Yaşlılarda
GERİATRİK HASTAYA YAKLAŞIM
GERİATRİK HASTAYA YAKLAŞIM Demografik anlamda yaşlılığın sınırı 65 yaş olarak benimsenmektedir. 65-74 arası erken yaşlılık, 75-84 yaş arası yaşlılık, 85 yaş ve üzerindekiler ileri yaşlılık dönemidir. Yaşlanma
T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3275 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2138 HAVACILIK EMNİYETİ
T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3275 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2138 HAVACILIK EMNİYETİ Yazarlar Doç.Dr. Ender GEREDE (Ünite 1, 5, 7, 8) Yrd.Doç.Dr. Uğur TURHAN (Ünite 2) Dr. Eyüp Bayram ŞEKERLİ
HASTA VE YAKINLARININ EĞİE. Hazırlayan Cihan Arabacı PROSEDÜRÜ
HASTA VE YAKINLARININ EĞİE ĞİTİMİ Hazırlayan Cihan Arabacı Eğitim Hemşiresi PROSEDÜRÜ 1 HASTA VE YAKINLARININ EĞİTİMİ Hasta ve yakınlarının tedavi ve bakım süreçlerine katılımı, hem hastanın kendisini
Yasemin ELİTOK. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi. Pediatrik Hematoloji-Onkoloji BD, Erzurum
Yasemin ELİTOK Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji-Onkoloji BD, Erzurum Tanı olanaklarının gelişmesi ve sağlık kuruluşlarından yararlanma olanaklarının artması, Toplumun bilgi seviyesinin
PALYATİF BAKIMIN EVDE BAKIMA ENTEGRASYONU
PALYATİF BAKIMIN EVDE BAKIMA ENTEGRASYONU YRD DOÇ DR HİLAL ÖZKAYA SBÜ HAYDARPAŞA NUMUNE EAH. PALYATİF BAKIM MERKEZİ Uluslararası Katılımlı Palyatif Bakım ve Hospis Kongresi. 9-11 Mart 2018-İstanbul 324.000.000
Yaşlanma her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süregen ve evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir. Organizmanın molekül, hücre,
GERİATRİ 1 Yaşlanma her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süregen ve evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir. Organizmanın molekül, hücre, doku, organ ve sistemler düzeyinde, zamanın
Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar
Hastane Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Yük.Hem.Müge Bulakbaşı Ekonomik, verimli ve etkili olarak her türlü sağlık hizmetinin kesintisiz üretildiği, Eğitim, araştırma ve toplum sağlığı hizmetlerinin
TRSM de Rehabilitasyonun
TRSM de Rehabilitasyonun Yeri Dr. Ayla Yazıcı BRSHH Gündüz Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi Koordinatörü 7.10.2010 Şizofreni tedavisinde çok boyutlu yaklaşım Şizofreni tedavisinde çok boyutlu yaklaşım
YATAN HASTA DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ
REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hasta Değerlendirme Kurulu Adem Aköl Kalite Konseyi Başkanı Sinan Özyavaş Kalite Koordinatörü 1/5 1. AMAÇ Bu prosedürün
Geriatrik Tıp Tarihi Mevcut Durum: Problem ve Fırsatlar
Geriatrik Tıp Tarihi Mevcut Durum: Problem ve Fırsatlar Dr.Mustafa HAYIRLIDAĞ Giriş Mevcut Durum Problem ve Fırsatlar Bugun kimiz? Hedef hastalarımız kimler? Geriatrik tıp bugün nerede? Zorluklar GİRİŞ
SELİN ALICI T.C İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİCİLİĞİ YÜKSEK LİSANS
SELİN ALICI T.C İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİCİLİĞİ YÜKSEK LİSANS ÖNCE ZARAR VERME HATA İNSANA ÖZGÜDÜR!! Hasta düşmeleri, tüm Dünya da sağlık bakım kurumlarında önemli bir hasta güvenliği
YAŞLI HASTALAR, SAĞLIK HİZMETLERİ ve ZORLUKLAR. Uzm. Dr. Mehmet Emin KUYUMCU Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları ABD, Geriatri BD
YAŞLI HASTALAR, SAĞLIK HİZMETLERİ ve ZORLUKLAR Uzm. Dr. Mehmet Emin KUYUMCU Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları ABD, Geriatri BD Türkiye yaşlanıyor 2010 yılı Türkiye toplam nüfusu 73.722.988 65 yaş
ݤRehabilitasyon Fizyolojik yada anatomik yetersizliği ve çevreye uyumsuzluğu olan kişinin fiziksel, ruhsal, toplumsal, mesleki, özel uğraşı ve eğitsel
REHABİLİTASYONA GİRİŞ Prof.Dr.Sibel Çubukçu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon AD ݤRehabilitasyon Fizyolojik yada anatomik yetersizliği ve çevreye uyumsuzluğu olan kişinin
PALYATİF BAKIM HASTASININ SEVK YÖNETİMİ ve EVDE BAKIMI
PALYATİF BAKIM HASTASININ SEVK YÖNETİMİ ve EVDE BAKIMI GİRİŞ Çağdaş palyatif bakım yaklaşımında, hastaların evlerinde bakılarak semptom kontrolü yapılması çok önemlidir. Bu nedenle, konuyla ilgili Birinci
Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri
Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi
ALS TANILI HASTALAR İÇİN ERİŞİLEBİLİR; SÜRDÜRÜLEBİLİR VE UYGUN MALİYETLİ BAKIM MODELİ GELİŞTİRME ÇALIŞTAYI 5 6 MAYIS 2016 ANKARA
ALS TANILI HASTALAR İÇİN ERİŞİLEBİLİR; SÜRDÜRÜLEBİLİR VE UYGUN MALİYETLİ BAKIM MODELİ GELİŞTİRME ÇALIŞTAYI 5 6 MAYIS 2016 ANKARA ÇALIŞTAYIN AMACI ALS hastalarının yaşam kalitesini geliştirmek ve korumak
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Kanser Kontrolü ndeki Rolü DR. PINAR SAİP TÜRK TIBBİ ONKOLOJİ DERNEĞİ BAŞKANI Misyonumuz Ülkemizdeki tıbbi onkologların özlük haklarını savunmak, birlikte çalışma kültürünü
YAŞLI DOSTU DÖŞEMEALTI ÖRNEĞİ
YAŞLI DOSTU DÖŞEMEALTI ÖRNEĞİ Prof. Dr. Hakan YAMAN* *Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Aile Hekimliği ABD, Antalya Yaşlı Dostu Kentler uygulamasında belirlenen sekiz hizmet alanı içerisinde toplum
İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi [email protected].
İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi [email protected] 1 HEDEFLER.Sağlığı, koruma ve geliştirme kavramlarını bilme İşyerlerinde
ULUSAL ALZHEİMER HASTALIĞI STRATEJİK PLANI GÜNCELLEMESİ
ULUSAL ALZHEİMER HASTALIĞI STRATEJİK PLANI 2015-2016 GÜNCELLEMESİ GENEL Alzheimer hastalığının belirtilerinin halkımıza anlatılması, hastaların erken dönemde hekime başvurarak tanı almalarının ve uygun
EVDE BAKIM 18.11.2015. 18 December 2006- monday. Home visit
EVDE BAKIM Doc.Dr. Ümran Dal 2015-2016 YDÜ Evde sağlık bakımı, sağlığı geliştirmek, sürdürmek, düzeltmek ya da hastalık/sakatlığın etkisini en aza indirirken bağımsızlık düzeyini yükseltmek amacıyla, birey
GARD Türkiye Projesi. Kronik solunum hastalıkları Evde Sağlık Hizmetleri
GARD Türkiye Projesi Kronik solunum hastalıkları Evde Sağlık Hizmetleri KBYM Triaj Bilgilendirme Eğitim İleri teknoloji hastaneleri 2. Basamak hastane Evde bakım I. basamak Acil Servisler Özel bakım kuruluşları
LENFÖDEM ERKEN TANI VE ERKEN TEDAVİ GEREKTİREN BİR HASTALIKTIR!
LENFÖDEM ERKEN TANI VE ERKEN TEDAVİ GEREKTİREN BİR HASTALIKTIR! Lenfödem, lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen
YB 213- Fiziksel Rehabilitasyon
YB 213- Fiziksel Rehabilitasyon Geriartrik Değerlendirme ve Testler Fzt.Hüseyin B. Özkader Geriarti 1970 yıllarından itibaren gelişmeye başlandıktan sonra çeşitli çalışmaların sonucunda geriartrinin kalbi
İŞ YERİ HEKİMİ. (A) İş yeri hekimi, işyerinde bulunması halinde diğer sağlık personeli ile birlikte çalışır.
ORGANİZASYONDAKİ YERİ görev yapar. : : İş Sağlığı ve Güvenliği Sorumlu Koordinatörüne bağlı GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI: İş Yeri Hekiminin Görevleri: (A) İş yeri hekimi, işyerinde bulunması halinde
Hasta Merkezli Standartlar - Hastaların Bakımı (COP)
Hasta Merkezli Standartlar - Hastaların Bakımı (COP) Bir sağlık kuruluşunun temel hedefi hasta bakımıdır. Hastaların benzersiz ihtiyaçlarını destekleyen ve bunlara cevap veren bir ortamda en uygun bakımın
Herkes için Kaliteli, Koruyucu, Eşit Sağlık Hizmeti
Herkes için Kaliteli, Koruyucu, Eşit Sağlık Hizmeti EVDE BAKIM ve DESTEK HİZMETLERİ v Evde Doktor Muayene Hizmeti: Hekim ve hemşire tarafından hastanın evinde muayenesi, reçetesinin düzenlenmesi,tıbbı
GERİATRİ DR. HÜSEYİN DORUK
GERİATRİ DR. HÜSEYİN DORUK Master Yoda: 900 yıl 546 yıl Jean Louise Calment 122 yaş Tanrılar yaşlandıkça hayatı daha mutsuz ve hoş olmayan bir hale getirerek ne kadar merhametli olduklarını gösteriyor.
Rehabilitasyon Hizmetleri
14. HAFTA Rehabilitasyon Hizmetleri Hastalık, kaza veya yaralanma sonucu gelişen sınırlanmış fonksiyonel kapasitenin, geçici veya kalıcı yetersizliklerin, hastalığın tedavisi ile birlikte veya tedavi sonrası,
EIS526-H02-1 GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR
GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine
KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.
KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal
Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011
Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını
HAFİF TRAVMATİK BEYİN HASARI (mtbi) ve GENEL TEDAVİ İLKELERİ
HAFİF TRAVMATİK BEYİN HASARI (mtbi) ve GENEL TEDAVİ İLKELERİ Doç.Dr. Cemil ÇELİK Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Tıp Fakültesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Sunumun Hedefleri Genel Bilgiler mtbi
TÜRKİYE HASTANE AFET PLANI EĞİTİMLERİ HASTANE AFET PLANI (HAP) OPERASYON
TÜRKİYE HASTANE AFET PLANI EĞİTİMLERİ HASTANE AFET PLANI (HAP) OPERASYON Olay Komuta Sistemi HAP Başkanı Operasyon Şefi Alan Yönetimi Tıbbı Bakım Sorumlusu Tehlikeli Madde Direktörü Hastane Ünitesi Acil
Kronik Böbrek Hastalarında Eğitim Durumu ve Yaşam Kalitesi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, Prediyaliz Eğitim Hemşiresi
Kronik Böbrek Hastalarında Eğitim Durumu ve Yaşam Kalitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, Prediyaliz Eğitim Hemşiresi Giriş: Kaliteli yaşam; kişinin temel ihtiyaçlarını karşıladığı,
YAŞLILIKTA PSİKO-SOSYAL YAŞAM
YAŞLILIKTA PSİKO-SOSYAL YAŞAM Yaşlıların Psiko-Sosyal Özellikleri İnsanın yaşlılığında nasıl olacağı ya da nasıl yaşlanacağı; yaşadığı coğrafyaya, kalıtsal özelliklere, Psiko-sosyal ve Sosyo-ekonomik şartlara,
KRONOLOJİK YAŞ NEDİR?
Yaşlılık YAŞ NEDİR? Yaş;Kronolojik ve Biyolojik yaş olarak iki biçimde açıklanmaktadır. İnsan yaşamının, doğumdan içinde bulunulan ana kadar olan bütün dönemlerini kapsayan süreci kronolojik yaş ; içinde
HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ
HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ Zelha Türk*, Serpil Türker **, Pelin Gökoğlu***,Eda Ulutaş**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi
Okul Çocuklarında Diyabet ve Okulda Diyabet Bakımı Rehberi
Okul Çocuklarında Diyabet ve Okulda Diyabet Bakımı Rehberi Bu rehber Okullarda Diyabet Eğitim programı çerçevesinde Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Diyabet Çalışma Grubu tarafından hazırlanmış ve
Yaşlılarda düzenli fiziksel aktivite
Düzenli fiziksel aktivite ile kazanılmak istenen yaşam kalitesi artışı özellikle yaşlı nüfusta önemli görülmektedir. Bu kısımda yaşlılar için egzersiz programı oluşturulurken nelere dikkat edilmesi gerektiği
DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık
DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık yaşlılığın doğal bir sonucu değildir.. Demansın en sık nedeni ALZHEİMER HASTALIĞI DIR. Yaşla gelen unutkanlık ALZHEİMER HASTALIĞI nın habercisi olabilir!!! ALZHEİMER
İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ
İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen
UÜ-SK KLİNİKTE HASTA BAKIMI PROSEDÜRÜ
1 / 6 1. Amaç: Bu prosedür, UÜ-SK da yatan tüm hastaların aynı kalitede bakım hizmeti almasını tanı-tedavi hizmetlerinin planlı bir şekilde yürütülmesini ve kayıt altına alınmasını amaçlamaktadır. 2. Kapsam:
M-CARE. Anket Sonuçları Raporu - Yönetici Özeti
M-CARE Engelli ve Yaşlı Bireylere Evde Bakım ve Sağlık Hizmeti Sağlayıcılarının Mobil Eğitimi Anket Sonuçları Raporu - Yönetici Özeti İş Paketi No: İş Paketi Adı: İP2 Durum Taslak 1 Araştırma ve Analiz
PALYATİF BAKIMA KABUL VE TABURCU KRİTERLERİ GAMZE SEZER
PALYATİF BAKIMA KABUL VE TABURCU KRİTERLERİ GAMZE SEZER PALYATIF BAKIM HIZMETLERI YÖNERGESI «Palyatif Bakım Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönergesi» 09.10.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir*.
Prediyaliz Kronik Böbrek Hastalarında Kesitsel Bir Çalışma: Yaşam Kalitesi
Prediyaliz Kronik Böbrek Hastalarında Kesitsel Bir Çalışma: Yaşam Kalitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, Prediyaliz Eğitim Hemşiresi Giriş: Kronik Böbrek Hastalığı (KBH); popülasyonun
ÇOCUK VE AİLENİN SERVİSE KABULU
ÇOCUK VE AİLENİN SERVİSE KABULU Hemşire Deniz YALÇIN Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma Ve Uygulama Merkezi Pediatri Hematoloji Onkoloji Kliniği Servis Sorumlu Hemşiresi Sunum Planı Hastanın servise kabulü
Engelleri Kaldıralım. Sağlık Kurumlarının Engelli Hastaların Bakımındaki Rol ve Sorumlulukları
Engelleri Kaldıralım Ülkemizde kentsel yaşam çevreleri fiziksel yaşam düzenlemelerin yetersizliği ve çeşitli engeller nedeniyle engelliler tarafından yeterince kullanılamamaktadır. Engellilerin toplum
YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker****
YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlu
EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF.
EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU Hasta Kitapçığı PROF.DR ARZU YAĞIZ ON POLİOMYELİT (ÇOCUK FELCİ) NEDİR? Poliomyelit, çocukluk çağında görülen
Palyatif Bakım için Eksik bir Parçanın Tamamlanması: Kamu-Üniversite-Endüstri İşbirliği. 3. TÜKED Kongresi, Mart 2016, Dalaman - Muğla
Palyatif Bakım için Eksik bir Parçanın Tamamlanması: Kamu-Üniversite-Endüstri İşbirliği Doç. Dr. Murat Gültekin Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanı Prof. Dr. Bülent Gümüşel Hacettepe Üniversitesi
Uzm. Hem. Münevver ÖZCAN Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Geriatri Bilim Dalı 2014
GERİATRİK DEĞERLENDİRME Uzm. Hem. Münevver ÖZCAN Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Geriatri Bilim Dalı 2014 YAŞLILIK; Birden fazla kronik hastalığın eşlik ettiği,
Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi SBF Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Program Yeterlilikleri TYYÇ Yaşam Bilimleri Temel Alanı Yeterlilikleri
Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi SBF Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Program Yeterlilikleri TYYÇ Yaşam Bilimleri Temel Alanı Yeterlilikleri 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 BİLGİ (Kurumsal ve Olgusal)
İnmede Tedavisi BR.HLİ.102
BR.HLİ.102 Serebral Felç (İnme) ve Spastisitede Botoks Spastisite Nedir? Spastisite belirli kasların aşırı aktif hale gelerek, adale katılığına, sertliğine ya da spazmlarına neden olmasıyla ortaya çıkan
YAŞLI İHMAL VE İSTİSMARI. Prof. Dr. Aliye Mandıracıoğlu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı
YAŞLI İHMAL VE İSTİSMARI Prof. Dr. Aliye Mandıracıoğlu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Şimdi 10 kişiden 1 2050 de 5 kişiden 1 2150 de 3 kişiden 1 gelişmekte olan ülkelerde nüfus yaşlanması
1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.
1 / 5 1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk a detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 2. Kapsam: Bu talimat çocuk ın değerlendirilmesine ilişkin faaliyetleri
Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü
Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele
Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi
Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa
HEM501 (3,0)3 Sağlık Tanılaması
GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ HEMŞİRELİKTE YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER HEM501 (3,0)3 Sağlık Tanılaması Bu derste öğrencinin; birey, aile ve toplumun sağlık gereksinimlerini belirleyen
EVDE BAKIM HİZMETLERİ. Ayşe Güler Aralık 2004
EVDE BAKIM HİZMETLERİ Ayşe Güler Aralık 2004 Tanım Bireylere yaşam siklusu içinde, kendi yerleşim alanlarında sağlık hizmeti sağlayan, sağlık bakım sunum sisteminin geniş ve bütüncül bir parçasıdır. Diyabet
YAŞLI DEĞERLENDİRME FORMU. Boy/kilo / BKİ):
ÖYKÜ YAŞLI DEĞERLENDİRME FORMU Adı Soyadı: Doğum tarihi/yaş: Cinsiyeti: Eğitimi: Medeni durumu: Çocuk sayısı: İşi-mesleği: Gelir kaynakları: Boy/kilo / BKİ): Şu anki sağlık sorunları: Sosyal güvence: Emeklilik
TEMEL SAĞLIK HİZMETLERİ (SHZ106U)
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. TEMEL SAĞLIK HİZMETLERİ (SHZ106U) KISA
ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu
ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara
AYAKTAN HASTA DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ
REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No 24.03.2014 CureMed te tanımlanmış anamnez modüller eklendi. 01 FTR Tedavi Formu prosedüre tanımlandı. Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hasta Değerlendirme
Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması
Yaşlı sağlığı DSÖ yaşlılığı Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması olarak tanımlamıştır 65 yaş
HEMODİYALİZ HASTALARINDA SOSYAL HİZMET GEREKSİNİMLERi VE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM DİYALİZ TEKNİKERİ SEMA KAYA
HEMODİYALİZ HASTALARINDA SOSYAL HİZMET GEREKSİNİMLERi VE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM DİYALİZ TEKNİKERİ SEMA KAYA Kronik böbrek yetmezliği; hastalarda ruhsal, psikososyal ve ekonomik sorunlara yol açması sosyal
Demans ve Alzheimer Nedir?
DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun
UYGUN İŞE YERLEŞTİRME. Volkan Dündar
UYGUN İŞE YERLEŞTİRME Volkan Dündar UYGUN İŞE YERLEŞTİRME KAPSAMI İşe giriş muayenesi ve işe yerleştirme birbirini tamamlayan kavramlardır. İşe Giriş Muayenesi Aralıklı Kontrol Muayenesi Erken Kontrol
Yerel Yönetimlerin Yafll larla lgili Politikalar
Yerel Yönetimlerin Yafll larla lgili Politikalar Dr. Nevzat Do an GİRİŞ Ülkemizde yaşlı ve yaşlılıkla ilgili toplumsal kalıplara tarihsel açıdan bakıldığında, büyüklerimizin kadın ya da erkek daima korunduğu
HASTA BAKIMININ ORGANİZASYONU. Öğr. Gör. Sultan TÜRKMEN KESKİN
HASTA BAKIMININ ORGANİZASYONU Öğr. Gör. Sultan TÜRKMEN KESKİN İyi bir hasta bakım organizasyonu oluşturulması, - Hemşirelik bakım kalitesini arttırır, - Hasta bakım maliyetini azaltır. Bir serviste hasta
6331 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışmalar yaparak, Şifa Ortak Sağlık Güvenlik Birimi tarafından ;
17.12.2013 İŞ GÜVENLİĞİ KAPSAMINDAKİ HİZMET TEKLİFİ TEKLİF BİLGİLERİ YETKİLİ ANKARA DİŞ HEKİMLERİ ODASI DANIŞMAN ŞİFA ORTAK SAĞLIK VE GÜVENLİK BİRİMİ ADRES: HEPKEBİRLER MAH. NASRULLAH İŞ MERKEZİ KAT:5
VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA
VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BIP116) Yazar: Doç.Dr.İ.Hakkı.Cedimoğlu SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.
Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım
Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Risk Yüksek riskli gebeliklerin sonucu dünyaya gelenler Özel sağlık gereksinimi olan
YENİDOĞANLARDA EVDE SAĞLIK UYGULAMALARI
YENİDOĞANLARDA EVDE SAĞLIK UYGULAMALARI Doç. Dr. Nurullah OKUMUŞ Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağ. Ve Hast. Eğitim Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği ANKARA HASTANEMİZDE EVDE SAĞLIK HİZMETİ Hastanemizde,
HEMODİYALİZ HASTALARININ GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ, YETİ YİTİMİ, DEPRESYON VE KOMORBİDİTE YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
HEMODİYALİZ HASTALARININ GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ, YETİ YİTİMİ, DEPRESYON VE KOMORBİDİTE YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ 22.10.2016 Gülay Turgay 1, Emre Tutal 2, Siren Sezer 3 1 Başkent Üniversitesi Sağlık
Dr. Çiğdem BAŞGÜL Toplum Sağlığı Hizmetleri Daire Başkanlığı ANKARA
Dr. Çiğdem BAŞGÜL Toplum Sağlığı Hizmetleri Daire Başkanlığı ANKARA SUNUM PLANI Evde Sağlık Hizmetlerinin Mevcut Durumu Yönetmeliğin Getirdiği Yenilikler Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Gerekçeleri
İŞYERİ HEKİMİ GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI
Sayfa No 1 / 5 1.BİRİM:İş Sağlığı ve Güvenliği 2. GÖREV ADI: İşyeri Hekimi 3. AMİR VE ÜST AMİRLER: Başhekim Yrd., Başhekim 4.YATAY İLİŞKİLER:Hastane Tüm Birim ve Bölümleri, İSG kurulu 5. GÖREV DEVRİ:Diğer
14 Kasım Dünya Diyabet Günü. Kadınlar ve Diyabet: Sağlıklı bir gelecek hakkımız
14 Kasım Dünya Diyabet Günü Kadınlar ve Diyabet: Sağlıklı bir gelecek hakkımız 14 Kasım Dünya Diyabet Gününe ilişkin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalımızın bilgilendirme metni:
Halk Sağlığı-Ders 9 Yaşlı Sağlığı
Halk Sağlığı-Ders 9 Yaşlı Sağlığı Öğr. Gör. Hüseyin ARI 1 Yaşlı Sağlığına Projesikyon DSÖ yaşlılığı Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ 4.Ders Yrd.Doç.Dr. Uğur ÖZER Kalite Planlaması Kalite Felsefesi KALİTE PLANLAMASI Planlama, bireylerin sınırsız isteklerini en üst düzeyde karşılamak amacıyla kaynakların en uygun
İSG PLANLAMA RİSK DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ
SAYFA NO 1/6 AMAÇ KAPSAM: Hastanede yeni bir bölüm açarken veya devam eden bölümlerin tehlikelerinin belirlenmesi, risklerin değerlendirilmesi, İSG programlarının oluşturulması ve gerekli kontrol ölçümlerinin
İZMİR İLİ ÇOK PAYDAŞLI PALYATİF BAKIM ÇALIŞMALARI
İZMİR İLİ ÇOK PAYDAŞLI PALYATİF BAKIM ÇALIŞMALARI Dr. Nehire Tüten YÜKSEKOĞLU İzmir İl Sağlık Müdürlüğü M a r t / 2 0 1 5 30 25 20 15 10 5 Senaryolara Göre Seçilmiş 65+ Nüfus Yüzdeleri, 2013-2075 % 9,7
HASTA/HASTA YAKINI ZORUNLU EĞİTİM İŞLEYİŞ PROSEDÜRÜ
Sayfa No 1 / 7 1.AMAÇ: Hastanede tedavi ve bakım alan tüm hasta / hasta yakınlarının hastalık, tedavi ve bakımları, riskleri ve taburcu olduktan sonra evdeki bakımları hakkında eğitilmelerini sağlamak
Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları
Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,
TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ
TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin
Palyatif Bakım Hizmetleri Yönergesi ve Planlama. Dr. Mustafa Emre YATMAN Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Müşterek Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı
Palyatif Bakım Hizmetleri Yönergesi ve Planlama Dr. Mustafa Emre YATMAN Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Müşterek Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Palyatif Bakım Hizmetleri Yönergesi SUT ta Palyatif Bakım
ONKOLOJİ ECZACILIĞINA DOKTOR BAKIŞI
ONKOLOJİ ECZACILIĞINA DOKTOR BAKIŞI Dr. Evren Özdemir Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Ankara 05.04.2014 Akılcı İlaç Kullanımı İçin Sorumluluk Sahibi Taraflar Hekim Eczacı Hemşire Diğer sağlık personeli
DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI
DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI Hazırlayan : Julie A. KUENZİ, RN,MSN,CDE,CPT Medical College of Wisconsin Çeviren: Doç.Dr. Nermin OLGUN Marmara Üniversitesi Hemşirelik
HASTA VE AİLESİNİN EĞİTİMİ PROSEDÜR
Sayfa No 5/1 Hazırlayan İnceleyen Onaylayan Başhemşire Kalite Yönetim Direktörü Başhekim 1. AMAÇ Bu prosedürün amacı; Çevre Hastanesi de tedavi gören hastaların ve ailelerinin tanı ve tedaviyi anlamalarına,
Komisyon 7 Özel Eğitim Komisyonu Kararları
Komisyon 7 Özel Eğitim Komisyonu Kararları 1. Özel eğitim ile ilgili yasa ve tüzük çalışmalarında ve özel eğitimin yeniden yapılandırılmasında, özel gereksinimli bireylerin kaynaştırılmaları ve uzun vadede
Ders İzlencesi Konu 2: Sosyal Rehabilitasyonun Tanımı ve Amacı. 1. Rehabilitasyonun tanımı
Ders İzlencesi Konu 2: Sosyal Rehabilitasyonun Tanımı ve Amacı 1. Rehabilitasyonun tanımı Rehabilitasyon kavramının anlamı yeniden mümkün kılmak olup, Latince Habil kelimesinden türemiştir. Latince de
FAZ I. Değerlendirme Eğitim Fiziksel aktivite Psikososyal yaklaşım. Bileşenler. Tanım. Değerlendirme. Koroner yoğun bakım
Bileşenler KORONER YOĞUN BAKIMDA KARDİYAK REHABİLİTASYON NASIL OLMALIDIR? Prof. Dr. Mehmet Uzun GATA Haydarpaşa Hastanesi Psikososyal yaklaşım 1 4 Tanım Koroner yoğun bakım merkezi = coronary care unit
VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BTP104)
VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BTP104) Yazar: Doç.Dr. İ. Hakkı CEDİMOĞLU S1 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.
Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon
Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması
HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ HASTA BAKIM PLANI FORM VE SKALA REHBERİ
HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ HASTA BAKIM PLANI FORM VE SKALA REHBERİ AĞRI TANILAMA VE TEDAVİ FORMU Gördüğünüz Tabloda Kodlayın ve Resim Üzerinde Ağrı Yerini İşaretleyiniz Ağrı Değerlendirmesi: Ağrı / Rahatsızlık:
FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI NA GİRİŞ KOŞULLARI : Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokullarının veya Yüksekokul ve Fakültelerin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
İSG PLANLAMA RİSK DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ
SAYFA NO 1/6 1. AMAÇ KAPSAM: Hastanede yeni bir bölüm açarken veya devam eden bölümlerin tehlikelerinin belirlenmesi, risklerin değerlendirilmesi, İSG programlarının oluşturulması ve gerekli kontrol ölçümlerinin
Omurga-Omurilik Cerrahisi
Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve
YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy
YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek
