The Journal of Academic Social Science Studies

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "The Journal of Academic Social Science Studies"

Transkript

1 The Journal of Academic Social Science Studies International Journal of Social Science Doi number: Number: 65, p , Spring I 2018 Araştırma Makalesi / Research Article Yayın Süreci / Publication Process Yayın Geliş Tarihi / Article Arrival Date - Yayınlanma Tarihi / The Published Date THOMAS HOBBES VE JOHN LOCKE'UN EGEMENLİK ANLAYIŞLARI ÇERÇEVESİNDE KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ A COMPERATIVE ANALYSIS OF THOMAS HOBBES AND JOHN LOCKE REGARDING THEIR UNDERSTANDING OF SOVEREIGNTY Dr. Öğr. Ü. Fikret Çelik ORCID ID: Kırıkkale Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Arş. Gör. Ayman Kara ORCID ID: Kırıkkale Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öz Egemenlik düşüncesi, Batılı modern siyaset teorisini önemli ölçüde etkileyen olgulardan biridir. Jean Bodin ( ) tarafından kralın mutlak iktidarının meşruiyetinin sağlanması adına XVI. Yüzyılda ortaya konulan egemenlik teorisi, kendisinden sonraki tüm modern dönem düşünürlerini etkilemiştir. Bu bağlamda devletin ve kralın meşru iktidarını birey-devlet ilişkisi üzerinden dizayn etmeye çalışan Thomas Hobbes ( ) ile devletin ve kralın iktidarının iktidarlarını sınırlama adına önemli fikirler öne süren John Locke un ( ) görüşlerinin incelenmesi önemlidir. Çünkü bu iki İngiliz düşünürün Batılı modern devlet teorisinin daha sonraki düşünsel ve pratik gelişiminde etkileri muhakkaktır. Bu çalışmada öncelikle egemenlik olgusunun tarihsel çerçevede gelişimi, siyasal düşünceler tarihinin önemli düşünürlerinin görüşleri çerçevesinde ele alınacaktır. Daha sonra da egemenlik olgusunun siyasal ve sosyal boyutu ise Bodin in görüşleri ağırlıklı olarak teorik bir analize tabi tutulacaktır. Daha sonra Thomas Hobbes ile John Locke un egemenlik anlayışları hem ayrı ayrı incelenecek, hem de ikisinin egemenlik anlayışları bir karşılaştırmaya tabi tutulacaktır. Bu şekilde Hobbes ve Locke un egemenlik anlayışlarının farklılıkları teorik olarak ortaya konulmaya çalışılacaktır. Böylece günümüzdeki Batılı ideolojik ve tarihsel olarak oluşmuş olan modern devlet anlayışının hangi düşünceler üzerinden değiştiği ve geliştiğine yönelik bir çıkarım yapmaya çalışılacaktır. Çalışmada konuyla ilgili birincil ve ikincil kaynaklar faydalanılacak ve içerik analizi yöntemi kullanılacaktır. Anahtar Kelimeler: Egemenlik, Doğa Durumu, Toplum Sözleşmesi, Hobbes, Locke

2 334 Fikret Çelik & Ayman Kara Abstract The sovereignty idea is one of the phenomena which has significantly affected the theory of Western modern political science. The sovereignty idea which was set forth by Jean Bodin ( ) in order to enable the ruler to set up the legitimacy of his absolute power has substantially affected all of the succeeding modern period thinkers. In this connection, it is important to review the ideas of Thomas Hobbes ( ) who has tried to design the legitimate power of the Ruler according to the relation between the individual and the state and John Locke ( ) who has set forth important ideas in restricting the powers of the state and the King. There is no doubt that these two British thinkers have influenced the succeeding theoretical and practical development of the Western modern state theory. In this study, the development of "sovereignty" in historical context will be considered within the framework of the views of the important thinkers of political thought. Later, the political and social dimension of the sovereignty will be subject to a theoretical analysis of Bodin's views. Later, in this paper, the sovereignty understanding of Thomas Hobbes and John Locke shall be examined both as separately and it shall also be subjected to a comparative analysis as well. In this way, the differences of Hobbes and Locke's understanding of sovereignty will be theoretically sought. Thereby a deduction shall be attempted to be extracted regarding how the present western understanding which was ideologically and historically were formed or developed on which ideas or thoughts. In this study primary and secondary sources regarding the subject shall be reviewed and content analysis method shall be used. Keywords: Sovereignty, State of Natura, Social Contract, Hobbes, Locke GİRİŞ Egemenlik bir kavram olarak, Robert Derathé çizgisi çerçevesinde, XVIII. Yüzyıl hukuk dilinde kamusal güç, imparatorluk, egemen otorite, egemenlik eş anlamlı sözcükler olarak kullanılmaktaydı. Bu durumun Jean Bodin in ( ) Lex Six Livres de la République (Devletin Altı Kitabı-1576) den beridir bir gerçeklik olduğu muhakkaktır. Ancak egemenliğin, modern dönemdeki siyasal tartışmalar çerçevesinde devletin meşruiyetinin sağlanabilmesi/sağlanması bağlamında ve sözcüğün Almanca anlamından müphem olarak da kamusal güçle eşdeğer bir şekilde iktidar ın güçlendirilmesi noktasında ele alındığı da bilinmektedir (Beaud, 2003: 271). Modernleşme süreciyle birlikte, egemenlik ile birlikte devlet kavramının bir arada ele alınması sonrasında Avrupa'da feodal toplumun yıkılması, aydınlanma hareketinin başlaması, dinde reforma gidilmesi ve sanayileşmenin ortaya çıkması, dönüşümlerin yaşandığı çok yönlü bir sürecin önemli olguları olarak yer almıştır. Modernleşme bir anlamda aklın, Kilise'nin dar kalıplarından kurtularak özgürleşmesidir. Geleneksel Avrupa toplumlarında iktidar Tanrısal kökenlere dayandırılırken, modern devlet iktidarı akla dayandırmakta ve Tanrısal kökenden dünyevi kata indirmekteydi. Avrupa'da iktidarın kaynağının Tanrısallıktan akla indirilmesinde geçen süreç ise oldukça uzun ve sancılıdır. Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans)'nun Hıristiyanlığı resmi din olarak benimsemesiyle iktidarın kaynağı ilahi bir boyut kazanmış ve bu ilahilik boyutu derinleşerek sürmüştür. Modern siyasal düşünceye yaklaşan düşünürler, iktidarın kaynağı sorununa eğilmeye başladıktan sonra iktidarın kaynağının ilahi değil, dünyevi de olabileceği üzerine teoriler oluşturmaya başlamıştır. Geleneksel Batılı siyasal düşünce içindeki bu kırılmayla birlikte peş peşe gelen düşünürler yüzyıllar içerisinde kendilerinden önce gelen düşünürlerin teorilerini geliştirerek modern siyasal düşünceye ulaşmışlardır. Modern siyasal düşüncenin temelinde ise egemenlik teorisi bulunmaktadır. Egemenlik teorisiyle devlet kurumsallaşmış ve toplumun her alanında hâkim olan tek yetkin güç haline gelmiştir. Egemenlik teorisi sayesinde modern devletin aradığı meşruiyet kaynağı bulun-

3 Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz 335 muştur. Siyaset düşüncesinde Niccolo Machiavelli den ( ) sonraki süreçte, modern dönemin öncül düşünürlerinden olarak kabul edilebilecek olan Thomas Hobbes ( ), içinde yaşadığı iç savaş yıllarının da etkisiyle toplumda iç düzeni sağlayıp savaş çıkmasını önleyecek mutlak egemen ve meşru bir iktidarın özlemini çekerken, kanlı İngiliz Devrim dönemini görmüştür. Devrimden sonra yüksek memurluklarda bulunmuş olan John Locke ( ) ise özel mülkiyet ve özgürlük haklarını korumak adına anayasa güvencesi ve güçler ayrılığı ile sınırlanmış bir iktidar kurgulamıştır. Zaten bu iki düşünürün egemenlik anlayışlarının farklılığını şekillendiren de bu temel ön kabulleri olmuştur. Ayrıca Hobbes ve Locke un görüşleri, kendilerinden sonraki tüm Batılı siyasal düşünceleri etkilemiş ve modern devlet aygıtının şekillenmesinde önemli bir yer edinmiştir. Yüzyıllar boyunca ve modern çağlar içerisinde Batı siyasal düşünceler tarihi çerçevesinde bu iki düşünür ve ardıllarının görüşlerinin, Bodin in ortaya koyduğu çerçevenin genel bir kabul olarak ele alındığı egemenlik düşüncesinin günümüzde iktidar ile olan ilişkileri bağlamında bir zayıflaması veya daha demokratik bir çerçeveye oturmasında önemli etkileri vardır. Özellikle siyaset sosyolojisi bağlamında bu terimin, hukuksal ve sosyolojik boyutlardaki egemen devlet anlayışının yerine, sivil toplum odaklı bir mahiyet kazanmasıyla birlikte, özellikle Passerin d Entréves ( ) ve Hannah Arendt ( ) çizgisindeki siyaset felsefesi görüşlerinin hâkimiyet kazandığı literatürde meşruiyet tartışmaları çerçevesinde eleştirel bir noktaya taşındığı görülmüştür (Beaud, 2003: ). Bu anlamda modern çağdaki egemenlik anlayışının şekillenmesinde önemli yeri olan Hobbes ve Locke un egemenliğin ele alınışındaki farklılıkları üzerinden yapılabilecek bir değerlendirmenin günümüzdeki egemenlik tartışmalarına da ışık tutabileceği söylenebilir. Bu çalışmanın birinci bölümünde, egemenlik teorisinin tarihsel süreç içerisindeki gelişimi bir çok düşünürün görüşleri baz alınarak açıklanmaya çalışılacak; ikinci bölümde, Hobbes ve Locke'un egemenlik görüşleri ayrı ayrı incelenecek ve üçüncü bölümde ise bu iki düşünürün egemenlik anlayışının farklılıkları üzerinden bir karşılaştırma yapılacaktır. Çalışma bir değerlendirmeyle sonuçlandırılacaktır. 1. BÖLÜM: EGEMENLİK TEORİSİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ A.Egemenlik Teorisinin Tarihsel Gelişimi Egemenliğin Kilise ile dünyevi iktidar arasında kime ait olduğu tartışılan bir konu olmuştur. Egemenlik teorisinin gelişimi de bu tartışmalar içerisinde her düşünürün, üzerine kendi düşüncelerini eklemesi ile mümkün olabilmiştir. Hıristiyanlığın geçirdiği ilk dönüşüm, ileride egemenliğin kaynağı ile ilgili ortaya çıkacak tartışmalar açısından bir tohum niteliğindedir. Hıristiyanlığın siyasal boyutu bu noktada ortaya çıkmış ve daha sonrasında siyasal alanda Hıristiyanlığın etkileri güçlenmiştir (Mairet, 2013: ). Hıristiyanlık ilk ortaya çıktığında Hz. İsa tarafından siyasal olarak pasif konumda kalmayı seçmiş ve dünyevi iktidarla ilgilenmemiştir. Aziz Paulus ise Hz. İsa'dan yaklaşık bir asır sonra yaşamış ve "dünya üzerindeki her türlü siyasal iktidarın Tanrı'dan kaynaklandığını" ve "siyasal iktidar Tanrı'dan kaynaklandığı için ona itaatin zorunlu olduğunu" ilan etmiştir (Çetin & Görüşük, 2016: ). İktidar Hıristiyan olmasa ve hatta pagan bir inanışa sahip olsa da ona itaat Paulus'a göre zaruridir, çünkü o da bir iktidardır ve onun kaynağı da Tanrı'dır. Paulus'un Hıristiyanlığın siyasal düşüncesini bu yönde değiştirmesindeki amacı, Hıristiyanların Roma İmparatorluğu için bir tehdit unsuru olarak algılan-

4 336 Fikret Çelik & Ayman Kara masının önüne geçmekti. Fakat aynı zamanda dünyevi iktidar ile ruhani iktidar arasında modern döneme dek uzanacak bir çatışmayı da başlatmış oldu (Ağaoğulları, 2015: ). M.S. 378 yılında Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu'nun resmi dini haline getirildiğinde başlıca sorun, Kilise ile imparatorluk arasındaki siyasal ilişkiler olmuştur. Kilise ve Hıristiyanlar bundan önce dışlanmış oldukları iktidarın tam ortasında kendilerini bulmuşlar ve siyasal iktidar ile kilise uzlaştırılma yoluna gidilmiştir (Tannenbaum vd., 2005: 108). Bu dönemde yaşayan Aziz Augustinus ( ) kilise ile devletin uzlaştırılması sorununa sistematik bir çözüm geliştirmiştir. Ona göre, Hz. Adem cennetten kovulmuş ve insanlar Tanrı'nın yolundan ayrılmışlardır. Bu sebeple de bir çeşit ceza olarak devlet kurulmuş ve insanlar birbirinin yöneticisi konumuna getirilmiştir (Tunçay, 2006: ). Devlet zaruridir, fakat kökeninde kötülük ve günah vardır. Augustinus bu kötülük sebebiyle insanın temizlenmesi gerektiğini söyleyerek, insanı temizleyecek olan Kilise'yi dünyevi iktidarın üstünde bir yere yerleştirir (Ağaoğulları, 2015: 220). Batı Roma İmparatorluğu 4. yüzyılda yıkıldıktan sonra Doğu Roma İmparatorluğu hâkimiyet kazandı. Fakat dönemin Doğu Roma İmparatoru, dünyevi iktidar ile birlikte Kilise'nin de kendisine tabi olduğunu ve ikisinin de kendisinde toplandığı iddiasını ortaya attı. Bunun üzerine Papa I. Gelasius, İncil'deki bir bölümden esinlenerek "İki Kılıç Kuramı"nı geliştirdi. Gelasius'un amacı, Kilise'nin İmparator karşısında bağımsızlığını korumaktı. İki kılıçtan biri ruhani, diğeri dünyevi iktidarı temsil eder. Bütün iktidarlar Tanrı'dan gelir. İki kılıç da Kilise'nin elindedir. Fakat Kilise ruhani kılıcı bizzat kendi elinde tutar, dünyevi kılıcı ise yönetme işlevini yerine getirmesi için krallara vermiştir. Kilise Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi olduğuna göre krallar da doğal olarak iktidarlarını Kilise'den almış olurlar (Tannenbaum vd., 2005: 122). Böylece auctoritas (yönetimin ilkesi) ile potestas (yönetim ilkesinin kullanılması) kavramları baş göstermiş oluyordu ve yönetme fiili tamamlanmış olur XI. yüzyılda papalık yapmış olan VII. Gregorius, Gelasius'un İki Kılıç Kuramı'nı geliştirerek Kilise'nin en üstün iktidar olduğunu, her türlü yetkiyi elinde tuttuğunu ve gerektiğinde kralları görevden alabilecek bir konumda olduğunu ortaya atmıştır (Touchard, 2015: ). İmparator IV. Heinrich bu duruma karşı gelerek VII. Gregorius ile mücadeleye girişmiş, fakat mücadele sonucunda İmparator IV. Heinrich aforoz edilmiştir. Böylece Papalığın dünyevi iktidar karşısındaki gücü ortaya çıkmış ve Orta Çağ boyunca iki güç arasındaki mücadele devam etmiştir (Ağaoğulları, 2015: ). Orta Çağ'da Kilise'nin ulaşmış olduğu bu gücü kuramsal yönden daha da kuvvetlendiren bir görüşü de Salisbury'li John ( ) ortaya atmıştır. Bir kral Tanrı'nın dinine aykırı olarak hükmederse bir tiran haline gelir ve böylece onu öldürmek meşru hale gelir. Fakat tiranlaşan taraf Kilise ise Kilise tiranına karşı herhangi bir tepki gösterilemeyeceğini söyleyerek, Salisbury li John bu konuda bir görüş olarak tarafını göstermiştir (Ağaoğulları, 2015: 250). XIII. yüzyıla gelindiğinde Aquinumlu Thomas ( ) karşımıza çıkar. Aquinumlu Thomas Kilise ve devlet ilişkilerinde daha ılımlı ve orta yolu bulma isteğindedir. Önceki düşünürler gibi Thomas'a göre de bütün iktidarların kaynağı Tanrı'dır ve Kilise'ye itaat önceliklidir. Fakat Thomas, toplumun genel olarak faydası söz konusu olduğunda dünyevi iktidarın sözünün öncelenmesi gerektiğini söyler. Yani dünyevi ve uhrevi iktidar alanlarını ayrı alanlar olarak ele alır (Touchard, 2015: 212). Bu yönüyle Machiavelli'ye uzanan, siyaseti dinden soyutlama düşüncesinin başlangıcı olarak Aquinumlu Thomas'ı gösterenler de vardır (Ağaoğulları, 2015: 262). XIII. yüzyıl, dünyevi iktidarların Kilise karşısında güçlendiği bir dönem oldu. Öyle ki siyasal ve askeri anlamda güçlenen impara-

5 Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz 337 torlar ve krallar artık Kilise'nin aforoz tehdidinden dahi korkmamaktaydılar. Fransa ve İngiltere kralları toprakları üzerindeki din adamlarını vergiye bağlamayı başardılar. Dünyevi ve ruhani iktidar arasında bu çekişmeler yaşanırken, Kilise'nin yetki alanını sınırlayıp dünyevi iktidarın yetki alanını genişletmeye çalışan kuramlar da ortaya atılmaya başlandı. Dante Alighieri ( ), XIV. yüzyılın başlarında yazdığı "Dünya Devleti Üzerine" isimli kitabında, Kilise'nin tüm iktidarı elinde tutma aracı olarak kullandığı İki Kılıç Kuramı'nı reddeder. Dünyevi hükümetlerin Kilise'ye bağımlı olmadığını, Roma İmparatorluğu'nun Kilise'nin ortaya çıkışından daha önce var olduğu için Kilise'nin iktidar iddiasının bir önemi olmadığını, Kilise ile İmparatorluğun yetki alanlarının farklı olduğu ve Kilise'nin İmparatorluğun yetki alanına müdahale etme hakkı olmadığını savunur. Çünkü dünyevi iktidar, Kilise'den bağımsız da olsa yine kutsaldır ve bu kutsallığını doğrudan Tanrı'dan alır (Tannenbaum vd., 2005: ). Dante'nin ortaya attığı fikirler Kilise'nin hiç de alışık olmadığı fikirlerdi ve bu fikirler aracılığıyla modern anlamda egemenliğe giden sürecin kapıları az da olsa aralanmaya başlamıştır. Dante ile aynı dönemde yaşamış olan Padovalı Marsilius ( ) ise Kilise'nin iktidarı konusunda Dante'den daha ileri gidecektir. Marsilius'a göre, sorunun asıl kaynağı Kilise'nin dünyevi iktidarın alanına müdahale etme hakkını kendisinde görmesidir. Bunu sağlayan İki Kılıç Kuramı'nı Marsilius da reddeder. Onun düşüncesinde Kilise, bir hükümdarı atayacak ve görevden alacak yetkiye sahip değildir (Tannenbaum vd., 2005: 142). Bir hükümdar halk tarafından göreve getirilir. Marsilius'da yasaların kaynağı din değil, halktır. Halka dayalı bir toplum düzeni tasavvur ederek, toplumun ihtiyaçlarının adil bir şekilde karşılandığı bir yönetim sistemine dayanan adalet fikri üzerine düşüncelerini inşa eder. Marsilius'da adalet fikri dinden soyutlanmıştır. Adaletin kaynağı yasa, yasanın kaynağı da halk olmuştur (Mairet, 2013: ). Marsilius'a göre Kilise ile dünyevi iktidarın alanlarının ayrılması yeterli değildir. Kilise dünyevi iktidara tabi kılınmalıdır. Böylece dünyevi iktidar dini kurumlar ve din adamları üzerinde istediği kontrol gücüne sahip olacak ve çatışmalar ortadan kalkarak barış sağlanmış olacaktır. Ayrıca Marsilius, dini metinlerin anlamına karar verme ve kişileri aforoz etme yetkisini de Kilise'den alarak dünyevi otoritenin eline verir (Tannenbaum vd., 2005: 142). Özellikle Dante, Padovalı Marsilius ve aynı dönemde yaşamış diğer düşünürler modern dönemde tartışılacak konuların öncül çalışmalarını yapmışlardır. İktidar ile halk arasındaki bağlantı ve Kilise ile dünyevi iktidar arasındaki ilişkinin sınırları gibi konular, modern dönemdeki kadar kapsamlı ve yeterli olmasa da bu dönemde tartışılmaya başlanmıştır. Bu düşünürlerden sonra yaşamış olan Machiavelli'ye geldiğimizde ise, onun düşünceleri ile egemenlik teorisinin ana hatlarının ortaya çıkmış olduğunu görürüz. Fakat henüz egemenliğin adı konulmamıştır. Machiavelli, iktidarın meşru olması için Tanrı'nın ya da Kilise'nin onayını alması gerekmediğini belirterek, siyaseti dinden, metafizikten ve ahlaktan soyutlanması gerektiğini vaaz etmiştir (Tunçay, 2002: 44). İktidar kurulduğu anda meşrudur. Siyaset düzenin kurulmasıdır. Siyaset meşruiyet üzerine kurulmaz. Meşruiyet siyasetin kurulması ve uygulanmasının sonucudur. Bu yönüyle Machiavelli egemenlik teorisindeki meşruiyet ilkesinin özelliklerini oluşturmuştur. Machiavelli'nin meşruiyet ile ilgili düşünceleri onu egemenlik teorisine yaklaştırsa da, onun esas odaklandığı nokta devletten ziyade hükümdarın şahsıdır (Mairet, 2013: 232). Machiavelli devlet ile hükümdar arasında bir ayrıma gitmemiş, hükümdarın şahsında onu somutlaştırmıştır (Ağaoğulları & Köker, 2004: 33). Buraya kadar yüzyıllar içerisinde uh-

6 338 Fikret Çelik & Ayman Kara revi iktidarın hâkimiyet kurduğu ve sorgulanamaz olduğu, dünyevi iktidarların üstünde olup onlara hükmettiği bir düşünce dünyasından, adım adım, dünyevi iktidarın tek hâkim olduğu, dinin siyaseti belirlemekte ve siyasete müdahale etmesindeki rolünü ortadan kaldıran egemenlik teorisine doğru giden yolda geçirilen düşünsel aşamalar incelendi. Artık Jean Bodin'in ortaya koyduğu ve geliştirdiği egemenlik teorisinin teorik ve tarihsel olarak incelenmesine geçilecek ve daha sonra da bu anlayışın Hobbes ve Locke ta nasıl ele alındığı irdelenmeye çalışılacaktır. B. Egemenlik Teorisi ve İçeriği Egemenlik olgusu bir kavram olarak Blackwell in Siyasal Düşünce Ansiklopedisi nde, siyasal hiyerarşideki tepe noktasına yakın bir yerde, karar verme ve anlaşmazlıkları noktalama yetkisine sahip asal yargıç konumundaki bir tarafın bir kişinin ya da kişilerin oluşturduğu bir yapılanmanın- niteliklerine denk düşen erk ya da yetke (Miller vd. 1994: 211) olarak tanımlanmıştır. Bu anlamı ile ortaya çıkan durum egemenliğin öncelikli olarak hukuki bir statü dolayısıyla kazanılan bir hak olduğu görülmektedir. Ancak bu olguyu ilk kullanan ve siyasal olarak ortaya atan Jean Bodin in ise amacının çok farklı olduğu bir gerçektir. Gerçekten de egemenlik teorisini siyasal olarak ortaya atan kişi Jean Bodin dir. Fakat Bodin düşüncelerini oluştururken Machiavelli yi çürütmek için uğraştığı bilinmektedir. Bodin e göre Machiavelli, devletin temeline dinsizliği ve adaletsizliği yerleştiren kişidir. Bundan dolayı Bodin onu siyasal kargaşanın sorumlusu olarak görür. Machiavelli yi siyasal kaosun müsebbibi sayması Bodin in zihninde bir itaat fikrinin şekillenmesine kaynaklık etmiştir. Bodin in genel olarak düşüncesinde, yurttaş yöneticiye itaat etmeli, yönetici prense sadık olmalı prens de Tanrı'nın yasaları doğrultusunda hükmetmelidir anlayışı hâkimdir (Ağaoğulları vd., 2004: 15-16). Egemenlik Bodin'e göre, "... bir devlette vatandaşlar ve uyruklar üzerinde en yüksek, mutlak ve sürekli,... buyurma yetkisine sahip en büyük güçtür (Yetkin, 2008: 455). Bodin e göre devlet, birçok ailenin ortak çıkarlarını sağlamaları için bir egemen tarafından adaletle yönetilmesidir. Bodin e göre, devletin amacı insanların mutluluğudur. Erdemli yurttaş iyi yurttaşla eşittir. Aileyi devletin temel kurumu haline getirdiğinden dolayı kralı da aile içindeki babanın yerine koyar. Kralın egemenlik hakkı ve yetkisi babanın hükmetme hakkı gibi mutlaktır ( Ağaoğulları & Köker, 2004: 20-21). "Bir devlette egemenlik, yurttaşlar ve uyruklar üstündeki en yüksek, mutlak ve en sürekli güçtür" (Tunçay, 2002: 183). Bodin in burada teorisini üzerine inşa ettiği görüşü, sürekli istikrarlı bir siyasal sistem dir. Çünkü onun için en önemli durum, gücün yani iktidar ın toplumsal anlamda istikrarlı bir yapıyı sağlayabilmesidir. Gerçek anlamda bu sağlandıktan sonra Bodin için egemenin bir kişi ya da bir kurul olmasının önemi yoktur, onun için önemli olan egemenliğin değişmezliğidir, zaman değişse bile (Çelik & Şahin, 2014: 56). Bu koşulları sağlayabilmesi adına Bodin egemenliğin üç ayrı özelliği sağlanmalıdır: Mutlaklık, süreklilik, bölünemezlik olduğu üzerinde ayrıntılı olarak durmuştur (Beriş, 2016: ). Mutlaklık Bodin e göre, en yüksek otoriteye sahip olan egemen, başka bir güç tarafından sınırlanmamıştır. Bir egemene koşullara bağlı olarak verilmiş olan egemenlik, egemenliğin mutlaklığı ilkesine aykırıdır. Egemen, hiç kimseye danışmak zorunda değildir. Egemen, yasaları bağımsız olarak yapar ve kendisi de yasalarla bağlı değildir. Yasa denilen şey, hukuktan bağımsız ve yalnızca egemenin emrettiği şeydir. Savaş ve barış ilan etmek, idarecileri atamak, en yüksek yargı organı gibi davranmak, af çıkarmak, para basmak ve vergi koymak gibi bütün yetkiler mutlak surette egemenin yetkisindedir ( Sabine, 1969: 82). Süreklilik Egemen ile yönetici birbirinden farklı şeylerdir. Yönetici yalnızca egemenliği kulla-

7 Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz 339 nır ve geçicidir (potestas). Egemenlik ise sürekli olan otoritedir (auctoritas). Egemenliğin sürekli olması, egemenin bu hakkını ömür boyu kullandıktan sonra, kendisinden sonra gelene devretmesidir. Fransa da bunu ifade etmek için kullanılan bir deyim vardır: Kral öldü yaşasın yeni kral. Kralların bedenleri geçicidir. Sürekli olan kralın temsil ettiği kamusal kişiliktir (Beriş, 2016: ). Bölünemezlik/Devredilemezlik Egemenliğin mutlak ve sürekli oluşu onun bir olmasını gerektirir. Egemenlik unsurlar arasında bölünmemelidir. Kargaşa ve anarşinin kaynağı egemenliğin bölünmesidir. Egemeni sınırlayan bir şey varsa o da, yine egemenliktir. Yani, egemen egemenlik haklarını hiç kimseye devredemez (Ağaoğulları & Köker, 2004: 31-33). 2. BÖLÜM: THOMAS HOBBES VE JOHN LOCKE UN EGEMENLİK ANLA- YIŞLARI A. Thomas Hobbes da Egemenlik Düşüncesi Thomas Hobbes, yılları arasında yaşamış bir İngiliz düşünürdür. Hobbes, yaşamını anlatırken korku ile ikiz kardeş gibi olduklarını, yaşamına korku duygusunun hâkim olduğunu söyler. Korku duygusunun doğumuyla birlikte geldiğini anlatmak için, annesinin İspanyol armadasının gelmesinin korkusuyla onu erken doğum ile dünyaya getirmiş olduğundan bahseder. Babası, iyi eğitim görmemiş bir papazdır. 15 yaşında Oxford Üniversitesi ne girer. Orada skolastik, mantık ve Aristoteles öğrenir. Genç yaşta, Oxford daki çalışmaları sayesinde, soylu ailelere öğretmenlik yapmaya başlar (Tunçay, 2002: 203) yılında iç savaş çıkınca, Fransa ya kaçar. Gelecekte tahta geçecek olan prens Charles a matematik dersleri verir yılında Leviathan ı Fransa da yayınlar. Ancak bu yayından hoşlanmayan çevrelerden ötürü İngiltere ye geri dönmüş ve 1679 yılında hayatını kaybetmiştir (Yetkin, 2008: 503). Hobbes un felsefesi materyalist bir yapıya sahiptir. Yalnızca maddenin var olduğunu, maddesel varlığı olmayan hiçbir varlığın olamayacağını düşünür. Ontolojik olarak materyalist olan Hobbes, epistemolojik olarak ise ampiriktir. Hobbes, bilgilerimizin dış dünyadan duyumlar yoluyla elde edildiğini, doğuştan gelmediğini savunmuştur (Şenel, 1995: 320). Hobbes in egemenliğe ilişkin görüşleri siyasal düşünceler tarihi adına önemli eseri Leviathan (1651) da ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Hobbes burada, bilgiye bakışından, yönetim anlayışlarına kadar ayrıntılı analizlerde bulunmuştur. Bu noktada bilgi üzerine Hobbes un Leviathan adlı eserinde, aşağıdaki görüşlerinin onun düşünsel kökenlerinin bilim, bilgi, tarih ve felsefe ilişlkisi dâhilinde nasıl şekillendiğini ortaya koymaktadır: İki tür bilgi vardır; biri, olguların bilgisi: diğeri ise bir beyanla bir başka beyan arasındaki ilişkinin bilgisidir. İlki, algı ve bellekten başka bir şey değildir ve bir şeyin yapılmakta olduğunu gördüğümüz veya onun yapılmış olduğunu hatırladığımız vakit olduğu gibi, mutlak bilgidir: ve bu, bir tanıkta aranan bilgidir. Diğerine de bilim denilir ve şarta bağlıdır; eğer bir şekil daire ise, o zaman merkezden geçen bir düz çizgi onu iki eşit parçaya bölecektir hususunu bildiğimizde olduğu gibi. Bu, bir filozofta yani düşünme ile uğraştığını söyleyen birinde aranan bilgi türüdür. Olguların bilgisinin kaydedilmesine tarih denir. İki tür tarih vardır: insan iradesine bağlı olmayan doğal olguların veya sonuçların tarihi: madenler, bitkiler, hayvanlar, bölgeler ve benzerlerinin tarihleri böyledir. Diğeri ise, toplum halinde yaşayan insanların iradi eylemlerinin tarihi olan toplumsal tarihtir. Bilimin kayıtları, bir beyanın bir başka beyanı nasıl izlediğinin kanıtlarını

8 340 Fikret Çelik & Ayman Kara içeren ve genellikle felsefe kitapları denilen kitaplardır; konunun türüne göre, bu kitapların türleri çoktur < (Hobbes, 1993: 67-68). Bu anlamda Hobbes un etkilendiği Galileo ve Kepler gibi isimler, doğanın mekanik bir yorumunu yapıp olayları hareket ile açıklamışlardır. Hobbes un felsefesinin materyalist olmasının arka planında bu düşünürlerin görüşleri ve onların düşüncelerinin oluşum tarihi ve felsefi anlamları bulunmaktadır (Sabine, 1969: ). İnsan yapısının karmaşıklığından bahseder ve insanı istekler ve nefretler ile harekete geçen bir makine olarak kurgular. Materyalist bakış açısı insanı değerlendirmesine de yansımıştır. İnsan her şeyden önce kendini düşünmekte, kendi korunmasına önem vermekte olan bencil bir varlıktır Hobbes un görüşlerinde genel olarak (Ağaoğulları & Köker, 2004: ). Hobbes bunu belirtmek için insan insanın kurdudur ifadesini kullanmaktadır. Zaten Hobbes a göre asıl olan birey, toplum ise bireylerin amaçlarını gerçekleştirmelerinde bir araçtır. İnsanın toplum içindeki davranışlarının temelinde yaşamını sürdürmek amacı ve dolayısıyla da güvenlik isteği ve bencillik yatmaktadır. Toplumun temeline bencillik, bireycilik ve faydacılığı yerleştirmiştir (Şenel, 1995: 322). Bu noktada Hobbes e göre doğa durumu, toplumun oluşumundan önceki bir şeydir. Bu doğa durumunda yapısı gereği, sürekli kötülük ve ölüm bu noktada öncül koşulları oluşturmaktadır. İnsan bu süreçte, yine doğası gereği, dayanışma anlayışından uzaktır ve düzensizlik bu dönemin genel halidir (Woodward, : ). Hobbes un devlet ve bu bağlamda toplumsal sözleşme öncesi insan durumuna dair genel görüşlerinin egemenlik anlayışının oluşmasında da önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir. Hatta Bodin den sonra onun egemenlik teorisinin oluşma sürecinde başlangıç noktalarından biri olarak kabul etmek gerekmektedir. Çünkü Hobbes sadece Kilise yi devlet karşısında ikincil plana atarak dünyevi iktidarın önemini güçlü bir şekilde ortaya çıkarmamış, aynı zamanda da dinin ve inançların epistemolojik savlarını da doğal bilgilere göre ikincil plana koyma girişiminin bir parçası olarak ele almıştır (Hampsher- Monk, 2004: 13). Doğa Durumu Hobbes un doğa durumu, devletin ortaya çıkmasından önce güvenlik ihtiyacı içerisinde olan ve bu nedenle öteki insanlar üzerinde iktidar kurma isteği ile dolu insanlardan oluşan bir kalabalık düşüncesine dayanmaktadır (Ağaoğulları & Köker, 2004: 192). Hobbes a göre, insanlar doğa durumunda eşittir. Ancak bu eşitlik, temelinde güvensizlik olan bir eşitliktir. Güvensizlik olması da savaş ortamını doğurur. Doğa durumunda herkesin herkesle savaşı vardır. Doğada herkesin her şeye hakkı vardır. İnsanlar devleti kurmadan önceki doğa durumunda adeta cehennem gibi bir hayat yaşıyorlardı. İnsanların bu durumda olmalarının sebebi, herkesin eşit ve mutlak özgür olmalarıydı (Hobbes, 1993: 92-94). Doğa durumunda insanın yaşamı ölüm korkusu, yalnızlık, yoksulluk, vahşet içinde ve kısadır. Doğa durumunda mülkiyet yoktur. İnsanların içinde bulunduğu bu dehşet verici ortam, onları bir araya gelmeye teşvik etmiştir. Onları bir araya getiren bu savaş durumuna son verilmesi gerektiğini gösteren akıldı. Akılla gelinen bu birleşme hali doğa yasasını oluşturmaya sebep oldu. Doğa yasası Hobbes tarafından şu şekilde belirtilir: Akılda bulunan ve insanın kendi yaşamı için zararlı olanı yasaklayan genel kuraldır (Hobbes, 1993: 94-96). Doğa yasası ile insanlar birbirlerinden gördükleri zararları engellemek için devleti kurmuşlardır. Devletin kurularak doğa durumundan çıkılması ise toplum sözleşmesi ile olmuştur (Yetkin, 2008: 506). Bu bağlamda devletin kuruluşu Hobbes tarafından şu şekilde açıklanmıştır: Bir devlet kurmak nedir. Bir insan topluluğu, kendi arasında ahit yaparak, hepsinin birden kişiliğini temsil etmek, (yani onların temsilcisi olmak) hakkının hangi kişiye veya heyete verileceği konusunda çoğunlukla anlaştığı vakit, bir devlet kurmuş-

9 Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz 341 tur denir; bunun lehinde oy verenler gibi, aleyhinde oy verenler de, barış içinde birlikte yaşamak ve başkalarına karşı korunmak amacıyla, o kişi veya heyetin bütün eylemlerini ve kararlarını, bunlar kendi eylem ve kararları imişçesine, yetkili kılacaktır (Hobbes, 1993: 131). Yukarıdaki şekilde devlet kuruluşunu gerçekleştiren insanlar bir araya gelerek kendi aralarında toplum sözleşmesi yapmışlar ve kendi sınırsız özgürlüklerine son vermeyi tercih etmişlerdir. Böylece Leviathan ı (ejderha) oluşturmuşlardır. Leviathan denilen bu egemene bütün haklarını temelli bir şekilde devretmişlerdir. Böylece doğa durumundan uygar toplum durumuna geçmişlerdir (Göze, 2007: 139). Hobbes un bu sözleşme teorisini göre, mutlak monarşi yönetimine ulaşmak için de bir araç olarak kullanmıştır. Ona göre kargaşayı ve iç savaşı engelleyecek olan şey mutlak monarşidir. Bu sebeple güçlü bir iktidarın mutlak egemenliğinin gerekli olduğuna inanmıştır. Modern siyaset düşüncesinde mutlakıyet yönetimini en şiddetli savunan düşünürlerden biridir (Çaha, 2013: 103). Hobbes in bu noktada monarkın diğer yönetim anlayışlarından üstünlüğünü şu şekilde bazı gerekçelerle sıralamıştır: Bir monark, istediği kimselerin tavsiyelerini, istediği zaman ve istediği yerde alır ve dolayısıyla, hangi sınıf veya nitelikten olursa olsun, düşündüğü konu hakkında bilgili kimselerin düşüncelerini, eylem zamanından istediği kadar önce ve istediği kadar gizlilikle, dinleyebilir. Ancak, egemen bir meclis tavsiye ihtiyacı duyduğunda, sadece, en başlından itibaren orada bulunma hakkı olanlardan başka kimse kabul edilmez < bir monarkın kararları, insan doğasının çelişkileri dışında, hiçbir çelişkiye tabi değildir; meclislerde ise, insan doğası yanında, bir de kalabalıktan gelen çelişkiler ortaya çıkar < kıskançlık veya menfaat nedeniyle bir monark kendi kendisiyle anlaşmazlığa düşemez; bir meclis ise düşebilir; o kadar ki bir iç savaş bile çıkarabilir (Hobbes, 1993: 141). Hobbes un bu şekilde monarşiden yana bir egemen tercihi yapması bir yana onun egemeni yani devleti, toplum sözleşmesinin tarafı değildir. Toplum sözleşmesi insanlar arasında yapılan bir sözleşmedir. İnsanların kendi aralarında anlaşması düzeni sağlamak için yeterli olmayıp, sözleşmenin kurallarını uygulayacak bir örgüte de ihtiyaç vardır. Ancak, insanlar güvenliklerini sağlayacak olan egemen güce doğa durumundaki hak ve yetkilerini devretmişlerdir (Hobbes, 2001: ; Akt.; Demirci, 2016: ). Hobbes un bu konudaki görüşleri doğa durumu ile devletin iktidar oluşumuna giden süreç arasındaki bağlantıdaki temeli Tanrı yasalarına dayandırmasıyla teorisi netleşmiştir: Ne egemen ne de uyruk olanlarınki gibi, salt doğa, yani, mutlak özgürlük durumunun, anarşi ve savaş durumu olduğunu: insanları bu durumdan kaçınmaya yönelten ilkelerin doğa yasaları olduğunu: egemen güçten yoksa bir devletin boş bir söz olduğunu ve ayakta duramayacağını: Tanrının yasalarına aykırı olmamak şartıyla, uyrukların egemenlerine mutlak itaatle yükümlü olduklarını < gösterdim. Toplumsal görevin tam bilgisi için şimdi, eksik kalan tek şey, bu Tanrı yasalarının neler olduğunu bilmektir. Çünkü, bu olmaksızın, insan, devlet iktidarı tarafından kendisine bir şey buyurulduğu zaman, bunun Tanrı nın yasasına aykırı olup olmadığını bilemez ve böylece, ya devlete aşrı itaat ederek İlahi Majeste yi kızdırır; ya da, Tanrı yı kızdırmak korkusuyla, devletin buyruklarını ihlal eder. Bu kayalıkların her ikisinden de kaçınmak için, ilahi yasaların neler olduğunu olduğunu bilmek gerekir. Yasaların bilinmesi egemen gücün bilinmesine bağlı(dır) (Hobbes, 1993: 247).

10 342 Fikret Çelik & Ayman Kara Toplum Sözleşmesi Bazı yazarlarca toplum sözleşmeci teorisyenlerin modern dönemdeki usta düşünürü olarak nitelendirilen Hobbes, bu konudaki önemli eseri Leviathan ı İngiliz iç savaşı döneminde 1651 de yazmıştır. İngiliz iç savaşında ne kralcı ne de parlamentonun tarafını tutmayan Hobbes un tamamen ortaya koyduğu sözleşmeci teorisi, onun yaşadığı çağda bizzat şahit olduğu somut anarşiye karşı bir reçete niteliğindedir (McClelland, 1996: 193). Bu nedenden dolayı Hobbes un düşüncesindeki toplum sözleşmesi anlayışının bazı özellikleri vardır. Bunlardan birincisi, can ve mal güvenliğinin sağlanmasıdır. Can güvenliği sağlanmadığı zaman egemene boyun eğmeme hakkı doğmaktadır. Egemen, bir uyruğu öldürmeye ya da yaralamaya teşebbüs ederse, uyruğun boyun eğmeme özgürlüğü doğar. Böylece doğa durumuna geri dönülmüş olur. Hobbes un siyasal teorisinin bu noktada doğa durumu üzerinden yürütüldüğü görülmektedir (Yetkin, 2007: 506). Mal güvenliği konusunda ise durum daha farklıdır. Doğa durumunda zaten mülkiyet hakkı yoktur. Bundan dolayı uyruklar egemene karşı mülkiyet hakkı öne süremezler. Egemen, uyrukların birbirlerine karşı mülkiyet haklarının koruyucusudur. Hobbes un toplum sözleşmesinin ikinci özelliği, sözleşme uyruklar arasında yapılmış olup, egemen sözleşmeye taraf değildir. Bundan dolayı da uyruklarına karşı hiçbir yükümlülük altına girmemiştir. Uyruklar bu sebeple egemene isyan edip başlarından indiremezler. Uyrukların isyan ve direnme hakları yoktur. Bu, Hobbes un iç savaşı önlemeye yönelik aldığı bir önlemdir (Göze, 2007: 140). Bu noktada Hobbes egemenin olması için gerekli koşulları ortaya koymaya başlar. Bu durum egemen ve uyruk olarak iki tarafın oluşmasını gerektirir. Hobbes e göre; Bu egemenlik iki yoldan elde edilir. Birincisi; bir kimsenin, kabul etmezlerse onları yok etmek kudretiyle, çocuklarını veya onların çocuklarını kendi yönetimine boyun eğdirmesinde; veya düşmanlarını savaş yoluyla kendi iradesine tabi kılması ve ancak bu şartla hayatlarını bağışlamasında olduğu gibi, doğal zor iledir. İkincisi ise, bir kişiye veya bir kurula, onun kendilerini başkalarına karşı koruyacağı inancıyla, tabi olmak için insanların gönüllü olarak kendi aralarında anlaşmalarıdır. Bu ikincisi, siyasal bir devlet veya sözleşme ile kurulmuş bir devlet olarak; birincisi ise, edinilmiş devlet olarak adlandırılabilir (Hobbes, 1993: 130). Hobbes, din konusunda da insanlar iki efendiye birden hizmet edemezler düşüncesindedir. Bu da egemenliğin bölünemez ve her alanda tek üstün iktidar olmasından kaynaklanmaktadır. Egemen, kilisenin de başı olmalıdır. İnsanlar, dini inançları ne olursa olsun, egemenin emrettiği dini kurallara uymakla yükümlüdürler (Sarıca, 1983: 64). Bu bağlamda Hobbes a göre insanların haklarını devrettikleri egemen güç, bir kişi ya da kurulda cisimleşmektedir. Hobbes, daha çok monarşiden yana olsa da asıl amacı monarşi savunuculuğu yapmak değil, anarşiyi durdurmaktır. Anarşi durdurulup düzen sağlanmak şartıyla öteki yönetim biçimlerini de kabul eder. Ancak, meclis yönetimini, düzenin bozulmasına daha yakın görür. Meclisler fikir ayrılıkları içinde bölünebilir ya da bazı sınıfların çıkarları için çalışıp eşitliği bozabilirler. Bu durumlarda da anarşi ve iç savaş doğar (Leviathan, III; Akt.; Ağaoğulları & Köker, 2004: ). Ancak Hobbes un özgürlük anlayışına baktığımızda ise, egemenin mutlak iradesinin sınırları içerisinde bir özgürlük çizdiğini görürüz. Egemenin emirleri dâhilinde hareket ettikleri sürece uyruklar istedikleri gibi davranabilirler. Hobbes un bu konudaki görüşü mutlaktır (Şenel, 1995: 329). Bu süreçte Hobbes a göre egemenin hakkı olan ilkeyi yaratan durum akılla belirlenmiştir. Bu noktada rasyonel çözüm gerçek anlamda mutlak güçte olduğu için, egemenin hakkının tek temeli de yine mutlak güç tür. Çünkü Hobbes a göre siyasal bir topluluk içinde adalet hukuku ve dışarıda da savaş hukuku, egemen gücün meşruiyetini oluşturan en önemli argümanlardır. Hobbes un mutlak

11 Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz 343 egemenliğinde bu nedenle güç ve meşruiyet tektir ve otoritenin temelidir (Malherbe, 2003: 376). Bu durum sağlanamazsa, Hobbes a göre şöyle bir sonuç doğar; Mutlak iktidar yokluğu < bazen insan, bir krallığı elde etmek için, devletin savunulması ve selameti için gerekli olandan daha az bir kudretle yetinir. Buradan şu çıkar ki, kullanılmayan kudretin, kamu güvenliği için yeniden kullanılması gerekli olduğunda, bu adaletsiz bir iş gibi görünür; bu ise, çok sayıda insanı, fırsat olduğunda, isyan etmeye yöneltir; tıpkı, hastalıklı ebeveynlerden olmuş çocukların bedenlerinin, ya zamansız ölüme ya da, sivilce ve deri hastalıkları peyda ederek, sağlıksız yaradılışlarından gelen kötü niteliği atmaya yatkın olmaları gibi (Hobbes, 1993: 226). B. John Locke ta Egemenlik Düşüncesi John Locke, yılları arasında yaşamış ve özellikle felsefe ve siyaset alanlarında önemli eserler vermiş olan bir İngiliz düşünürdür. 18. yüzyılda sadece dört yıl bulunmuş olmasına rağmen, düşüncelerinin ileriliği ve niteliği sonucu 18. yüzyılın düşünürlerinden kabul edilmektedir. Babası, küçük toprak sahibi olan bir hukukçudur. Parlamentocuların görüşlerini babası aracılığı ile öğrenip benimsemiştir. Oxford da okumuş ve öğretim üyeliği yapmıştır. Aynı zamanda yargıçlık da yapmıştır. Doğal bilimlerle ve teoloji ile de ilgilenmiştir (Şenel, 1995: ). Locke a göre, insanın kafasında doğuştan ilkeler bulunmamaktadır. Ona göre insan zihni başlangıçta boş bir beyaz sayfa gibidir. Bilgiler deneyimle edinilir. Yani Locke bilgi edinme noktasında ampirik bir felsefeye sahiptir. Bütün bilgiler, duyulardan, algılardan ve deneylerden gelmektedir (Copleston, 1998: 81-84). Locke un genel olarak egemenlik ile ilgili görüşlerinin otorite anlayışı üzerinden değerlendirilebileceği görülmektedir. Bu noktada Locke un hem geleneksel hem de otoriter Tanrıbilimsel-siyasal bir tutum savun(duğu) ve Tanrı ya boyun eğildiği ölçüde bir yetkilendirmenin dünyevi otoritenin elinde olabileceği yönünde görüşleri vardır. Bu çerçevede ele alındığında Locke un görüşlerinin bir otoritenin altında olunmasının genel ve temel sebeplerinin Tanrısal ve insanları bu dünyada karşılıklı ihanetten ve şiddetten korumak için olduğu görülmektedir (Raynaud, 2003: ). Locke nin bu bağlamda egemenliğe ilişkin görüşleri, Treatises of Government One and Two (1659) adlı eserleri ile A Letter Concerning Toleration (1667) adlı eserinde gündeme gelmektedir. Bu eserlerinde Locke un birey, toplum ve devlet üçgenindeki ilişkileri ayrıntılı olarak tartışırken, iktidar olgusu üzerinden egemenlik kavramına yönelik görüşlerini ortaya koyduğu görülmektedir. Bu çerçevede Locke un devlete bakışı oldukça net ve işlevsel bir boyuttadır. Locke, devleti toplumla birlikte ele alınan ve aynı zamanda da topluma hizmet eden bir aygıt olarak görme eğilimindedir; Devlet, bana göre, sadece kendi sivil çıkarlarını tedarik etmek, korumak ve geliştirmek için teşkil edilmiş bir insan toplumudur. Sözünü ettiği sivil çıkarlar, hayat, özgürlük, sağlık ve bedenin dinlenmesi; ve para, araziler, evler, eşyalar ve benzeri gibi dışsal şeylerin mülkiyetidir. Bu hayata ait bu şeylere tam olarak sahip olmayı, genelde bütün insanlar, özellikle de uyruklarının her biri için, aynı kanunları tarafsız bir şekilde ifa ederek, güvence altına almak, siyasi yönetimin görevidir (Locke, 1998: 16). Locke un bu anlayışı, devlet ile birey ve devlet ile toplum arasındaki tüm felsefi ve siyasal düşüncelerinin temelinde sivil toplum olgusunu merkeze koymasında önemli bir rol oynamıştır. Doğa Durumu Locke siyasal düşüncelerinde doğal

12 344 Fikret Çelik & Ayman Kara durumdan siyasal topluma geçişi eşitsizliğin, çatışma ve belirsizliklere karşı bir tepki olarak ortaya çıktığını düşünürken, bu bağlamda doğal hakları ayrıntılı bir şekilde izaha çalışırken, çağındaki önemli bir yasa egemenliği kuramcısı olarak görülmüştür (Miller vd., 1995: 69). Bu bağlamda Locke kendi çağı adına egemenliği şu şekildeki pratik üzerinden değerlendirme konusu etmiştir: Bu son çağda, aramızda, prenslerin mutlak iktidara ilişkin Tanrısal bir hakka sahip olduklarını ve prenslerin varlık nedeni olan ve yönetmelerine olanak tanıyan yasalar ile otoritelerinin hangi koşullara bağlı kılınacağının prenslerin iradesine bırakılması gerektiğini; prenslerin yasalara uyma yükümlülüğünün resmi sözler verilmesi ve yeminler yapılması yoluyla hiçbir zaman onaylanmamış olduğu görüşünü savunarak prenslere dalkavukluk yapan bir insan kuşağı türemiş bulunmaktadır. Bu kişiler, bu görüşe yol açabilmek için insanoğlunun doğal özgürlüğe ilişkin bir hakkı olduğunu inkâr etmektedirler. Bu yolla, kendilerini olduğu bütün uyrukları da sadece tiranlığın en üst düzeydeki sefaletine ve baskısına maruz bırakmamakta, ama aynı zamanda, hakları belirsiz hale getirmekte ve prenslerin tahtlarını sallamaktadırlar (Çünkü bu adamların sistemine göre, prenslerin de biri dışında tümü, köle olarak doğarlar ve Tanrısal hak nedeniyle, Adem in meşru varisine tabidirler): Bu adamlar, sanki, kendi duruşlarına hizmet etsin diye bütün hükümetlere karşı savaş açma ve insan toplumunun temellerini yıkma planı yapmıştılar (Locke, 2007: 3). Locke kendi çağı üzerinden bir egemenlik düşüncesine karşı eleştirel bir bakış geliştirirken, özellikle felsefi psikoloji noktasındaki varsayımlarıyla teolojik olarak daha önceleri ortaya koyulmuş olan doğa yasası nı kendi oluşturduğu siyasal teorik düşünceleriyle bazı yazarlara göre biraz uygunsuz bir şekilde ele almıştır. Bu nedenle Locke un doğa durumu teorisi oldukça önemli bir olgusal açıklamalar yumağı olsa da genel olarak Hobbes un doğa durumu anlayışı üzerinden konuyu değerlendirmeyi uygun görmüşlerdir (Hampsher-Monk, 2004: 13). Ancak bu durum Locke un doğa durumundaki egemenlik anlayışının belli bir temellendirme olmadığı anlamına gelmeyeceği ve onun aile üzerinden ele aldığı (Tabi ki Hobbes un tam tersi sayılabilecek bir sonuç üretebilmesi üzerinden) bir iktidar ve egemenlik anlayışı olduğu bilinmektedir: Babaların çocukları doğurtmakta onlar üzerinde mutlak bir iktidar sahibi oldukları iddiasını ispatlamak için diğerlerinin kullandığını duyduğum argüman şudur: Babalar çocuklarının yaşamları üzerinde bir iktidar sahibidirler, çünkü onlara yaşam ve varlık verirler. Bu argümanın getirebildiği tek kanıttır. Oysa bir insanın, diğer bir insanın hakkı üzerinde doğal olarak bir hak iddiasında bulunmasının ya da bir hak sahibi olmasının herhangi bir nedeni yoktur: Çünkü bu hak hiçbir zaman kendisinin olmamış ve kendisine bağışlanmamış, ama bir başkasının cömertliğinden elde edilmiştir. Bu kanıtı şöyle yanıtlıyorum, bir başkasına herhangi bir şey veren her kişi, bunu vermiş olmasından dolayı, her zaman vermiş olduğu bu şeyi geri alma hakkına sahip değildir (Locke, 2007: 55). Locke a göre yönetimin kaynağı halktır. Bu sonucu çıkarmak için de doğa durumuna başvurur. Locke un bahsettiği doğa durumu, insanların özgür ve eşit olduğu bir doğa durumudur. Ortak mülkiyet düzeni vardır. Ortak mülkiyet düzeninde insanlar, emek harcadıkları şeylerin sahibi olurlar ve böylece özel mülkiyetleri haline getirirler. Böylece Locke, özel mülkiyeti de temel haklardan biri olarak kabul eder (Sabine, 1969: ). Locke, doğa durumunu ise şöyle açıklar: insanların yeryüzünde, aralarında yar-

13 Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz 345 gıçlık yapacak otoriteye sahip ortak bir üst olmaksızın, birlikte, akıllarına göre yaşadıkları durum tam anlamıyla doğa durumudur (Locke, 2012: 17). Locke un doğa durumunda özgürlük vardır, ancak bu özgürlük, kargaşa ortamı doğuran bir özgürlük durumu değildir. Doğa durumundaki insanlara, akıl ile ulaştıkları doğa yasaları, diğer insanların yaşamına, özgürlüğüne ve özel mülkiyetlerine zarar verilmemesi gerektiğini söyler (Sabine, 1969: ). Doğa yasalarına uymayan kimselere karşı, herkesin herkesi bireysel yargılama ve cezalandırma hakkı bulunmaktadır. Bu da bir kargaşa durumuna yol açabilecek bir haktır. Çünkü küçük anlaşmazlıklar ve kural ihlallerinde bile insanları savaş durumuna sokma potansiyeli vardır. Yargılama ve cezalandırmada bir ölçüt olmayıp kişilere göre değişen yargılama kuralları düzenin bozulması sonucunu doğuracaktır. İnsanlar bundan dolayı, anarşi olmaması için yetkili ortak bir yargıca ihtiyaç duymuşlar ve böylece doğa durumunu bırakarak toplum sözleşmesi yapmışlardır. Locke un buradaki görüşleri istikrardan yanadır (Göze, 2007: ). Toplum Sözleşmesi İnsanların doğa durumundan toplum durumuna geçmeye karar vermelerinin nedeni, doğa durumunda savaşa sebep olabilecek yargılama ve cezalandırma hakkına herkesin sahip olmasıdır. Locke a göre, doğa durumundan uygar topluma geçebilmek için üç şeye ihtiyaç vardır: Herkesin boyun eğeceği eşit yasalar, herkesin cezalandırma hakkını kullanmasını önleyecek tarafsız yargıçlar ve yargıcın kararını uygulayacak üstün bir güç (Sarıca, 1983: 64). İnsanlar bu şartların sağlanması için kendi istekleri ile bir sözleşme yapmışlardır. Bu sözleşme herkesin herkesle yaptığı bir sözleşmedir. Egemen de sözleşmenin bir tarafı olduğu için, egemen devlet insanların doğal haklarını çiğneyemez. İnsanlar devletin kendi haklarına müdahale etmesine izin vermezler. İnsanlar yargılama ve cezalandırma haklarının yanında siyasi haklarını da devretmektedirler (Tannenbaum vd., 2005: 224). Bu durumu Locke devletin egemenlik ilişkisinde toplumun konumu ve durumu üzerinden şu şekilde açıklamıştır; Kendi temelleri üzerinde duran ve doğası gereği, yani topluluğun korunması amacına göre hareket eden inşa edilmiş bir devlette, diğer bütün iktidarların tabi oldukları ve tabi olmak zorunda oldukları tek bir üstün iktidar, yasama iktidarı olmasına rağmen, yine de yasama belli amaçlarla hareket eden güvene dayanan bir üstün iktidar olduğundan, güven verdikleri yasamanın bu güvene aykırı hareket ettiğini görmeleri halinde, yasamayı azletme ya da değiştirmeye ilişkin üstün bir iktidar halkın elinde kalmaya devam eder. Bir amaca ulaşmak amacıyla güvene dayalı olarak verilen iktidarın tümü bu amaçla sınırlı olduğundan, bu amaç açıkça savsaklandığında ya da bu amaca aykırı davranıldığında bu güvenin ister istemez kaybedilmesi ve bu iktidarın, iktidarı vermiş olup, kendi güvenlik ve emniyetleri için onu en uygun olduğunu düşündükleri yeni ellere yeniden yerleştirebilecek kişilerin ellerine geçmesi zorunludur. Bu yüzden topluluk, herhangi bir kimsenin kalkışma ve entrikalarına karşı, bu kişi uyruğun hürriyetlerine ve mülkiyetlerine karşı entrikalar tezgahlayacak ve yürütecek kadar aptal ya da hain olabilecek yasamacıları bile olsa, kendisini korumaya ilişkin üstün iktidarı sürekli elinde tutar (Locke, 2012: 98). Locke, anayasal monarşiyi uygar toplum sayar, ancak mutlak monarşiyi, anlaşmazlıkları çözecek kurulları ve tarafsız yargıçları olmadığı için uygar toplum saymaz. Ona göre hiç kimse yasalardan bağımsız olamaz (Locke, 1939:440; Akt.;Yetkin, 2007: 524).Yöneticiler, kendilerine verilen yetkileri kamu yararına uygun olarak kullanacaklarına ve mülkiyet hakkını koruyacaklarına söz vermektedirler. Güvenlik yasalarla sağlana-

14 346 Fikret Çelik & Ayman Kara cak, bunu yasama gücü yerine getirecektir. Ancak doğal yasalar en üst konumdadır. Doğal yasalar çiğnendiğinde halk direnme ve isyan hakkına sahiptir. Çünkü Locke un düşüncesinde uygar toplumda meydana gelebilecek üç tehlike öngörülmektedir. Bunlar; yasamanın yürütmeyi ya da yürütmenin yasamayı ele geçirmeye çalışması, yasaları yapan ve uygulayanların kendilerini yasalarla bağlı görmemesi ve yasama üyelerinin yasaları özel yararlarına göre yapmaları ve uygulamalarıdır. Locke a göre bu durumlar halkın isyan etme hakkını meşrulaştırır (Locke, 2012: ). Halkın bu hakkını kullanmasının önüne geçmek ve toplumsal bazda yukarıda sayılan bu tehlikeleri bertaraf etmek için bir çeşit kuvvetler ayrılığını öngörür Locke. Uygar bir toplumda üç erk bulunmaktadır: yasama, yürütme ve federatif erk. Böylece bu erkler birbirlerini denetleyecek ve yukarıda sayılan tehlikeler önlenmiş olacaktır. Yasama erki en üstün güçtür. Diğer erkler ondan kaynaklanır (Locke, 1755: chap. X; Akt.; Göze, 2007: ). Bu konuda Locke un aşağıdaki görüşleri bu konuya ilişkin düşüncelerinin net ifadesi gibidir: Fiili olarak savaş ya da barış yapmak, birbirlerine düşmanlık yapanların düşmanlık eylemlerinin yürürlüğe konması ya da sona erdirilmesi amacıyla verilen iktidar dışında başka bir iktidarın varlığının kanıtı sayılmaz ve bu iktidara, birçok durumda, herhangi bir politik üstünlüğe sahip olmayan birileri sahip olabilir. Dolayısıyla savaş ya da barış yapmak, savaş ya da barış yapan her bir kişinin bir kral (yürütme) olmak şöyle dursun, siyasal bir yönetici bile olduğunu ispatlamaz. Çünkü o zaman, devletler de kesinlikle monarşik hükümetler kadar savaş ve barış yaptıklarından, devletlerin de kral olması gerekir (Locke, 2007: 136). Direnme Hakkı Devletin güç odaklarının dağıtımına önem veren Locke a göre, doğa yasaları bütün yasaların üstündedir. Toplumsal sözleşme tüm haklardan vazgeçmeyi gerektirmez. Buradan hareketle Locke, tiranlara karşı isyan ve direnme hakkını savunur. Özellikle mülkiyet ve özgürlük haklarına iktidar tarafından zarar verildiği takdirde isyan ve direnme hakkı devreye girer (Touchard, 2015: 392). Direnme hakkının devreye girmesi de yönetenlerin toplumu yasaların dışında yönetmeye başlamaları ile olur. Böylece yönetenler, toplum sözleşmesini çiğneyerek egemenlik haklarının meşruluğunu kaybetmiş olur. Yönetenler yasaları çiğneyerek doğa durumuna geri dönmüşler ve halk da onlara karşı meşru direnme ve isyan hakkını kullanmaya hak kazanmıştır (Oğuz& Tok., 2016: 482). Bu noktada Locke un ayrıntılı bir açıklama yaptığı ve konuyu tiranlık üzerinden değerlendirdiği görülmüştür: Yasa bir başkasının zararına olmak üzere ihlal edilirse yasanın bittiği yerde tiranlık başlar. Kendisine yasayla verilen iktidarı aşan ve emir altındaki gücü, yasa izin vermediği halde uyrukları kuşatmak için kullanan yetkili kim olursa olsun, böyle yapmakla bir yönetici olmaktan çıkar ve yetkisiz hareket etmesinden dolayı, başka birinin hakkına güçle tecavüz eden herhangi biri gibi kendisine karşı gelinebilir. Bu durum alt düzey yöneticilerde de kabul edilir. Şahsımı sokakta yakalama yetkisine sahip olan kişi bir ilamı uygulamak üzere evime zorla girmeye kalkışırsa, bu kişinin beni dışarıda tutuklamasına yetki veren yasal bir otoriteye ve tutuklama belgesine sahip olduğunu bilmeme rağmen, rağmen kendisine bir hırsız ya da bir haydutmuş gibi karşı gelebilirim (Locke, 2012: ). Locke ta doğa durumuna geri dönülmesini, dolayısıyla da isyan hakkının doğmasını sağlayan bir durum daha vardır. Buna göre Locke, Belli zamanlarda yürütmenin yasama organını toplantıya çağırmaması durumunda yürütmenin meşruiyetini kaybedeceğini ve doğa durumuna geri dönüleceğini ifade ederek, bu anlamdaki teorisini tamamlar (Şenel, 1995: 347).

15 Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz BÖLÜM: HOBBES VE LOCKE UN EGEMENLİK GÖRÜŞLERİNİN KARŞI- LAŞTIRILMASI Hobbes, Orta Çağ ın parçalanmış yapısından merkeziliğe geçişi yansıtan görüşleri nedeniyle modern zamanların en etkili siyasal düşünürlerinden biridir. Mutlak monarşiyi ve ona bağlı olarak devlet aygıtını bir teorik çerçeveye oturtarak, egemenlik anlayışının meşruiyet noktasındaki sorunlarını gidermeyi başarmıştır. Locke ise, modern anlamda siyasal liberalizm akımının kurucusu olan bir düşünürdür. Orta sınıf çıkarlarının ve toprak sahiplerinin mülkiyet haklarının savunuculuğunu yapar. Aynı zamanda, aristokrasinin metafizik, dogmatik ve skolastik düşünme biçimlerine karşı çıkmış ve liberal burjuva felsefesinin temellerini atmıştır. Hobbes ve Locke devletin meşruluk zemini olarak Tanrısallığı yadsımışlar ve egemenliğin kaynağı olarak halkı ve bireylerin çıkarlarını göstermişlerdir. Ayrıca Hobbes, iç barışın devamı için devletin başının aynı zamanda dini lider olmasını savunmaktadır (Şenel, 1995: 317, 325, 329, 337). Bu düşüncenin yansıması olarak İngiltere nin Papa nın etkisinden kurtulması ve başında kralın bulunduğu Anglikan Kilisesi nin kurulması gösterilebilir. Hobbes'a göre insan doğası itibariyle kötüdür. Bundan dolayı tekrar doğa durumuna dönülmemesi için iktidar her önlemi alma yetkisine sahiptir. İktidarı sınırlayacak bir şey yoktur. Ancak Locke'a baktığımızda bütün düşüncelerinin temelinde kişinin doğal olarak sahip olduğu hak ve özgürlükler bulunmaktadır. Doğal hak ve özgürlükler Hobbes için söz konusu değildir. Hem Hobbes ta, hem de Locke da devletin kurulmasından önceki durumu açıklamak için doğa durumu kurgulamışlardır. Bu kurgu üzerinden siyasal görüşlerini oluştururlar. Hobbes un doğa durumunda insanlar özgür ve eşittirler, ancak savaş ortamı vardır. Locke un doğa durumunda ise insanlar yine özgür ve eşittiler, ancak fiili bir savaş durumu yoktur (Touchard, 2015: 390). İnsanların doğa durumundan çıkmak için oluşturdukları toplum sözleşmeleri açısından da Hobbes ile Locke arasında önemli farklar bulunmaktadır. Hobbes un toplum sözleşmesinde, sözleşme yalnızca bireyler arasında yapılmakta olup devlet sözleşmeye taraf değildir (Sarıca, 1983: 63). Locke ta ise sözleşme 'herkesin herkesle yaptığı' bir sözleşmedir. Dolayısıyla devlet de toplum sözleşmesinin bir tarafıdır noktasında Locke un görüşü nettir (Şenel, 1995: 342). Hobbes ve Locke'un düşüncesinde yer alan doğal haklar devletin güvencesi altındadır. Bu hakları devletin kendisi ihlal ederse sözleşme fesholmaktadır. Hobbes'a göre yaşama ve güvenlik devletin kurulmasından önce var olan haklardır. Ancak mülkiyet hakkı devletle birlikte var olmuştur. Devletin görevi insanların kendi aralarındaki mülkiyet hakkını korumaktır. Fakat devlet, bireylerin mülkiyet haklarına müdahale edebilir (Ağaoğulları & Köker, 2004: 241). Locke'a göre ise, güvenlik ve yaşama hakkının dışında mülkiyet hakları da devletten önce vardır. Devlet bireylerin güvenlik, yaşama ve mülkiyet haklarını korumak zorundadır ve bu haklara müdahale edemez. Locke, ancak kamu yararı için mülkiyet haklarına müdahale edilebileceğini savunur. Hobbes'daki mülkiyete sınırsız müdahale hakkı Locke'un düşüncesinde bulunmaz (Şenel, 1995: ). Hobbes ile Locke, yönetim biçimlerinde de farklı görüşlere sahiptirler. Hobbes, insanların savaş halinde olduğu doğa durumunda bencilce davranarak birbirlerine zarar veren bireyleri önleyebilecek tek yönetim biçiminin mutlak monarşi olduğunu savunur. Çünkü ona göre, bir monarkın iradesi tek ve bölünemez olduğu için karmaşayı en iyi derecede önleyebilecek olan yönetim biçimidir (Corcuff, 2008: 29-30). Can güvenliğini ihlal dışında da sözleşmeyi bozacak herhangi bir durum yoktur. Bundan dolayı can güvenliği tehdidi dışında egemene mutlak surette itaat esastır. Locke ise mutlak monarşiyi tiranlık

16 348 Fikret Çelik & Ayman Kara olarak görür. Özgürlüklerin korunması gerektiğini vurgular. Locke bütün yetkinin tek elde toplanmasına karşı olup güçler ayrılığını savunan bir pozisyonda durmuştur (Corcuff, 2008: 32). Hobbes bencilliği tehlikeli ve toplum düzenini bozucu bir unsur olarak görür. Buradan yola çıkan Hobbes, toplum düzenini korumak için mutlak monarşinin esas olduğunu savunurken, bencilliği kötü olarak görmeyen Locke, bu sebeple en iyi yönetim modeli olarak anayasal monarşiden yana durmuştur (Şenel, 1995: 320, 342). Locke, Hobbes'un doğa durumunu ve yönetim biçimiyle ilgili görüşlerini eleştirmiş ve doğa durumunun aslında barış hali olduğunu, bu sebeple de mutlak monarşinin değil, demokratik yönetimlerin esas olması gerektiğini savunmuş ve bunu tüm çalışmalarında savunur pozisyonda olmuştur. Locke, bu düşünceleriyle, liberal demokrasinin ve insanların temel haklarını özgürlükçü ve eşitlikçi bir şekilde sürdürmeyi amaçlayan siyaset kuramının öncüllerinden biridir. Hobbes, mutlakiyet yönetimine sempatiyle bakarken, Locke, mutlakıyet yönetimlerini temelinden sarsar. Bu bağlamda Locke'un üç büyük devrimin gerçekleşmesinde önemli payı olduğu düşünülmektedir. Amerikan, İngiliz ve Fransız devrimlerinin temelinde Locke'un görüşleri önemli bir yer tutmaktadır (Çaha, 2013: 119). SONUÇ Egemenlik teorisi, ortaya konduğu ve siyasal düşünceler tarihi adına derin tartışmalara sebep olduğu XV.-XVI.-XVII. Yüzyıllardan beridir sınırları, belirleyiciliği ve meşru yönetim adına ortaya koyduğu prensipleriyle hala siyasal tartışmaların odağındaki ayrıcalıklı yerini korumaktadır. Klasik egemenlik teorisine göre iktidar tek, bölünemez, sürekli ve devredilemezdi. Bodin'in egemeni bu özelliklere sahip sınırlanamayan, sınırlansa da bu sınırlara riayet etmesi için zorlanamayan, dolayısıyla da ülke içerisinde bütün güçlerin kendisine bağlı olduğu en üstün güç konumundaydı. Hobbes da Bodin'in egemenlik teorisine yakın bir egemenlik teorisi geliştirmiştir. Hobbes'daki egemen, hayatın her alanına müdahale edebilmekte, din konusunda bile ona tabi olunması gerekmekte, mülkiyet haklarını dahi kendi yetkisi altında tutmaktadır. Hobbes'daki egemenin görevi iç düzeni sağlayarak iç savaş çıkmasına mani olmak ve bireylerin can güvenliğini sağlamaktır. Bunları sağlayamadığı takdirde varlığının bir anlamı kalmaz ve kendisine karşı isyan hakkı doğar. Locke'da ise sınırlı bir iktidar vardır. Can güvenliği, özgürlük ve mülkiyet hakkı temel haklardır. Bu hakları korumak için iktidar vardır. İktidar bu haklara haksız bir şekilde müdahale ederse meşruiyetini kaybeder ve doğa durumuna geri dönülür. Locke bu özgürlükleri korumak için iktidarı anayasa ve güçler ayrılığı ile sınırlar. İki düşünür de yaşamlarında geçirdikleri tecrübelerinin etkisiyle özlemini çektikleri ve içinde yaşamak istedikleri siyasal durumun teorisini kurgulamışlardır. Hobbes, iç savaşı önlemek uğruna özgürlük ve haklardan vazgeçerek iktidara sınırsız güç verirken, Locke açısından öncelik iç savaş tehlikesi değil, özgürlük ve mülkiyet gibi temel haklardır. Bu durum doğal olarak iki düşünürün egemenlik teorisini, içinde bulundukları çağ ve koşullar üzerinden değerlendirmeleri gibi bir durum ortaya çıkarmışlardır. Hobbes ve Locke, teorilerindeki unsurları - doğa durumu ve toplum sözleşmesi gibi- ulaşmak istedikleri sonuçlara varabilmek üzere dizayn etmişlerdir. İki düşünür de siyasal düşünceye önemli katkılarda bulunmuş ve modern siyasal düşüncenin temellerini atmış düşünürlerden olmuşlardır. Ayrıca Locke, anayasal yönetim ve demokrasinin öncüllerinden birisi olarak günümüzdeki özgürlük teorilerinin belirleyici düşünürlerinden biri olmuştur. Ayrıca her iki düşünürün de otorite, otoritenin kaynağı ve iktidarın sınırları anlamında ortaya koyduğu düşüncelerin günümüzde de tartışmalı konumlarını sürdürmeleri, modern siyasal düşünce adına önemlerini inkâr edilemez bir noktada belgelemek-

17 Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz 349 tedir. KAYNAKÇA Ağaoğulları, M. A. (2015). Sokrates'ten Jakobenlere Batı'da Siyasal Düşünceler Tarihi, İstanbul: İletişim Yayınları. Ağaoğulları, M. A. & Köker, L. (2004). Kral- Devlet ya da Ölümlü Tanrı, Ankara: İmge Kitabevi. Beaud, O. (2003). Egemenlik, (Editör: P. Raynaud, S. Rials) içinde Siyaset Felsefesi Sözlüğü (ss ), (Çeviren: İ. Yerguz), İstanbul: İletişim Yayınları. Beriş, H. E. (2016). Jean Bodin, (Editör: H. E. Beriş, F. Duman) içinde Siyasal Düşünceler Tarihi (ss ), Ankara: Orion Kitabevi. Copleston, F. (1998). Felsefe Tarihi (5. Cilt) (Çeviren: A. Yardımlı), İstanbul: İdea Yayınevi. Corcuff, P. (2008). Siyasetin Büyük Düşünürleri (Çeviren: A. U. Kılıç), İstanbul: Versus Kitap. Çaha, Ö. (2013). Siyasi Düşüncelere Giriş, İstanbul: Değerler Eğitimi Merkezi Yayınları. Çelik, F. & Şahin, K. (2014). Determining the Sovereignty on the Ground of State- Citizen Relations in Cicero and Bodin s Works, Review of History and Political Science, Volume: 2, Issue: 3&4, Çetin, H. & Görüşük, L. (2016). Hıristiyanlığın Siyasal Dili, (Editör: H. E. Beriş, F. Duman) içinde Siyasal Düşünceler Tarihi (ss: ), Ankara: Orion Kitabevi. Demirci, F. (2016). Thomas Hobbes, (Editör: H. E. Beriş, F. Duman) içinde Siyasal Düşünceler Tarihi (ss: ), Ankara: Orion Kitabevi. Göze, A. (2007). Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, Beta Basım, İstanbul. Hampsher-Monk, I. (2004). Modern Siyasal Düşünce Tarihi, (Editör: N. Arat), İstanbul: Say Yayınları. Hobbes, T. (1993). Leviathan, (Çeviren: S. Lim), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. İşçi, M. (2004). Siyasi Düşünceler Tarihi, İstanbul: Der Yayınları. Locke, J. (1998). Hoşgörü Üstüne Bir Mektup, (Çeviren: M. Yürüşen), Ankara: Liberte Yayınları. Locke, J. (2007). Hükümet Üzerine Birinci İnceleme, (Çeviren: F. Bakırcı), Ankara: Kırlangıç Yayınevi. Locke, J. (2012). Hükümet Üzerine İkinci İnceleme, (Çeviren: F. Bakırcı), Ankara: Ebabil Yayıncılık. Mairet, G. (2013). Padovalı Marsilius'dan Louis XIV'e Laik Devletin Doğuşu, (Editör: C. B. Akal) içinde Devlet Kuramı (ss ), Ankara: Dost Kitabevi. Malherbe, M. (2003). Hobbes, Thomas, (Editör: P. Raynaud, S. Rials) içinde Siyaset Felsefesi Sözlüğü (ss: ), (Çeviren: İ. Yerguz), İstanbul: İletişim Yayınları. McClelland, J. S. (1996). A History of Western Political Thought, London and New York: Routledge Publication. Miller, David vd. (1994). Blackwell in Siyasal Düşünce Ansiklopedisi I, (Çeviren: B. Peker, N. Kıraç), Ankara: Ümit Yayıncılık. Miller, David vd. (1995). Blackwell in Siyasal Düşünce Ansiklopedisi II, (Çeviren: B. Peker, N. Kıraç), Ankara: Ümit Yayıncılık. Oğuz, M. C. & Tok. N. (2016). John Locke, (Editör: H. E. Beriş, F. Duman) içinde Siyasal Düşünceler Tarihi (ss: ), Ankara: Orion Kitabevi. Raynaud, P. (2003). Locke, John, (Editör: P. Raynaud, S. Rials) içinde Siyaset Felsefesi Sözlüğü (ss: ), (Çeviren: N. K. Sevil), İstanbul: İletişim Yayınları. Sabine, G. (1969). Siyasal Düşünceler Tarihi 2 Yeni Çağ, (Çeviren: A. Öktem), Türk Ankara: Siyasi İlimler Derneği Yayın-

18 350 Fikret Çelik & Ayman Kara ları. Sarıca, M. (1983). 100 Soruda Siyasi Düşünce Tarihi, İstanbul: Gerçek Yayınevi. Şenel, A. (1995). Siyasal Düşünceler Tarihi, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Tannenbaum, Donald vd. (2005). Siyasi Düşünce Tarihi, (Çeviren: F. Demirci), Ankara: Adres Yayınları. Touchard, J. (2015). Siyasal Düşünceler Tarihi, (Çeviren: İ. Yerguz), İstanbul: Islık Yayınları. Tunçay, M. (2006). Batı'da Siyasal Düşünceler Tarihi Seçilmiş Yazılar Eski ve Orta Çağlar, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Tunçay, M. (2006). Batı'da Siyasal Düşünceler Tarihi Seçilmiş Yazılar Yeni Çağ, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Woodward, E. L. ( ). Thomas Hobbes, (Editör: F. J. C. Hearnshaw) içinde Social & Political Ideas Some Great Thinkers of the Sixteenth and Seventeenth Centuries (ss: ), London- Calcutta-Sidney: George G. Harrap Company Ltd. Yetkin, Ç. (2008). Siyasal Düşünceler Tarihi Cilt II, İstanbul: Gürer Yayınları. Citation Information/Kaynakça Bilgisi Çelik, F. ve Kara, A. (2018). Thomes Hobbes ve John Lucke un Egemenlik Anlayışları Çerçevesinde Karşılaştırmalı Bir Analiz, Jass Studies-The Journal of Academic Social Science Studies, Doi number: Number: 65, Spring I 2018, p

Locke'un Siyasal Toplum Anlayışı

Locke'un Siyasal Toplum Anlayışı Locke'un Siyasal Toplum Anlayışı John Locke, on yedinci yüzyıl sonuyla on sekizinci yüzyil başlarının en etkili İngiliz düşünürlerinden biridir. 07.04.2016 / 08:14 SÖZLEŞME VE SİYASAL TOPLUM A. Sözleşme

Detaylı

HIRİSTİYAN SİYASİ DÜŞÜNCESİ 2

HIRİSTİYAN SİYASİ DÜŞÜNCESİ 2 HIRİSTİYAN SİYASİ DÜŞÜNCESİ 2 Geçen Hafta Feodal toplum Roma nın zayıflaması, kavimler göçü ve Cermen akınları Hıristiyan siyasi düşüncesinin dönemleri Doğu Roma Batı Roma Ayrışması Hıristiyanlığın din

Detaylı

Otoriter Siyaset Düşüncesi-2 JEAN BODIN VE THOMAS HOBBES

Otoriter Siyaset Düşüncesi-2 JEAN BODIN VE THOMAS HOBBES Otoriter Siyaset Düşüncesi-2 JEAN BODIN VE THOMAS HOBBES Jean Bodin (1530-1596) Fransız bir düşünür, hukukçu ve siyaset adamı En önemli eserleri Devlet Üzerine Altı Kitap ve Yedili Görüşme Yaşadığı dönemde

Detaylı

Siyaset Sosyolojisi Araştırma Konusu Nedir Siyaset Nedir Siyasi Olan Devlet Nedir Devlet türleri Devletsiz siyaset olur mu

Siyaset Sosyolojisi Araştırma Konusu Nedir Siyaset Nedir Siyasi Olan Devlet Nedir Devlet türleri Devletsiz siyaset olur mu Siyaset Sosyolojisi Araştırma Konusu Nedir Siyaset Nedir Siyasi Olan Devlet Nedir Devlet türleri Devletsiz siyaset olur mu Siyaset Sosyolojisi Genel sosyolojinin bir alt dalı. İktisat, din, aile, suç vb

Detaylı

Doç. Dr. SERDAR GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

Doç. Dr. SERDAR GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU Doç. Dr. SERDAR GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU İÇİNDEKİLER İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ...VII BİRİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ...IX İÇİNDEKİLER... XIII KISALTMALAR... XIX TABLO LİSTESİ... XXI

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

İ Ç İ N D E K İ L E R

İ Ç İ N D E K İ L E R İ Ç İ N D E K İ L E R ÖN SÖZ.V İÇİNDEKİLER....IX I. YURTTAŞLIK A. YURTTAŞLIĞI YENİDEN GÜNDEME GETİREN GELİŞMELER 3 B. ANTİK YUNAN-KENT DEVLETİ YURTTAŞLIK İDEALİ..12 C. MODERN YURTTAŞLIK İDEALİ..15 1. Yurttaşlık

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Genel Kamu Hukuku I Law 151 1 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Lisans Zorunlu

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2.

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2015 2016 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 28.09.2015 30.09.2015 05.10.2015 07.10.2015 12.10.2015 TANIŞMA

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2014 2015 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 15.09.2014 TANIŞMA DERSİ TANIŞMA DERSİ 17.09.2014 22.09.2014

Detaylı

Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR... XVII TABLOLAR LİSTESİ... XIX ŞEKİLLER LİSTESİ...XXIII GİRİŞ...1 Birinci Bölüm

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TOPLUM VE HUKUK

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TOPLUM VE HUKUK İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TOPLUM VE HUKUK Toplum Hayatı...: 1 Hukukun Toplumdaki Fonksiyonu 2 Sosyal Dayanışma 3 Sosyal Hayatta Çekişme 5 Din Kuralları 6 Örf vc Âdet Kuralları 9 Görgü (Nezaket) Kuralları

Detaylı

1. İnsan Hakları Kuramının Temel Kavramları. 2. İnsan Haklarının Düşünsel Kökenleri. 3. İnsan Haklarının Uygulamaya Geçişi: İlk Hukuksal Belgeler

1. İnsan Hakları Kuramının Temel Kavramları. 2. İnsan Haklarının Düşünsel Kökenleri. 3. İnsan Haklarının Uygulamaya Geçişi: İlk Hukuksal Belgeler 1. İnsan Hakları Kuramının Temel Kavramları 2. İnsan Haklarının Düşünsel Kökenleri 3. İnsan Haklarının Uygulamaya Geçişi: İlk Hukuksal Belgeler 4. Birinci Kuşak Haklar: Kişi Özgürlükleri ve Siyasal Haklar

Detaylı

ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRUİYETİ

ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRUİYETİ Yrd. Doç. Dr. Taylan BARIN Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRUİYETİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...

Detaylı

ANAYASAL ÖZELLİKLER. Federal Devlet

ANAYASAL ÖZELLİKLER. Federal Devlet ANAYASAL ÖZELLİKLER Ulus devlet, belirli bir toprak parçası üzerinde belirli bir nüfus ve egemenliğe sahip bir örgütlenmedir. Ulus-devlet üç unsura sahiptir: 1) Ülke (toprak), 2) Nüfus, 3) Egemenlik (Siyasal-Yönetsel

Detaylı

ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS

ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS.476-1453 Ortaçağ Batı Roma İmp. nun yıkılışı ile İstanbul un fethi ve Rönesans çağının başlangıcı arasındaki dönemi, Ortaçağ felsefesi ilkçağ felsefesinin bitiminden modern düşüncenin

Detaylı

İNSAN HAKLARI SORULARI

İNSAN HAKLARI SORULARI 1. 1776 Amerikan ve 1789 Fransız belgelerine yansıyan doğal haklar öğretisinin başlıca temsilcisi kimdir? a) J. J. Rousseau b) Voltaire c) Montesquieu d) John Locke 4. Aşağıdakilerden hangisi İngiliz hak

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ I SDT

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ I SDT DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ I SDT203 3 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Yakın Çağ da Hukuk. Jeremy Bentham bu dönemde doğal hukuk için "hayal gücünün ürünü" tanımını yapmıştır.

Yakın Çağ da Hukuk. Jeremy Bentham bu dönemde doğal hukuk için hayal gücünün ürünü tanımını yapmıştır. Yakın Çağ da Hukuk Yazan: Av. BURCU TAYANÇ Yakın Çağ, çoğu tarihçinin Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi ile başladığını kabul ettiği, günümüzde de devam eden tarih çağlarından sonuncusudur. Bundan dolayı

Detaylı

ÜNİTE:1. Anayasa Kavramı, Anayasacılık Akımı ve Anayasa Çeşitleri ÜNİTE:2. Türkiye de Anayasa Gelişmelerine Genel Bakış ÜNİTE:3

ÜNİTE:1. Anayasa Kavramı, Anayasacılık Akımı ve Anayasa Çeşitleri ÜNİTE:2. Türkiye de Anayasa Gelişmelerine Genel Bakış ÜNİTE:3 ÜNİTE:1 Anayasa Kavramı, Anayasacılık Akımı ve Anayasa Çeşitleri ÜNİTE:2 Türkiye de Anayasa Gelişmelerine Genel Bakış ÜNİTE:3 Millî Güvenlik Konseyi Rejimi, 1982 Anayasası nın Yapılışı ve Başlıca Özellikleri

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ (TAR222U)

SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ (TAR222U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ (TAR222U) KISA

Detaylı

Faruk TURİNAY. Suçta ve Cezada. Kanunilik İlkesinin Anayasal Temelleri

Faruk TURİNAY. Suçta ve Cezada. Kanunilik İlkesinin Anayasal Temelleri Faruk TURİNAY Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin Anayasal Temelleri İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...VII KISALTMALAR...XIII GİRİŞ...3 Birinci Bölüm Kanunilik İlkesinde Terminoloji ve Kavramların İncelenmesi

Detaylı

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ Mehmet Uçum 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri a. Tartışmanın Arka Planı Ülkemizde, hükümet biçimi olarak başkanlık sistemi tartışması yeni

Detaylı

SİYASET NEDİR? Araştırma Soruları

SİYASET NEDİR? Araştırma Soruları Kentsel Siyaset - 2 Doç. Dr. Ahmet MUTLU SİYASET NEDİR? Araştırma Soruları 1. Siyaset ve politika ne demektir? 2. Siyaset ne zaman ortaya çıkmıştır? 3. Siyaset-devlet ilişkisi nasıldır? 4. Geçmişten bugüne

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR politik bir yaklaşım İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XIII GİRİŞ...1

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 5. ORTA ÇAĞDA SİYASET FELSEFESİ 5 ORTA ÇAĞDA SİYASET FELSEFESİ

Detaylı

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) 12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) ÜNİTE: 2-KLASİK MANTIK Kıyas Çeşitleri ÜNİTE:3-MANTIK VE DİL A.MANTIK VE DİL Dilin Farklı Görevleri

Detaylı

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet MYO HBYS Programı. Yargı Örgütü Dersleri

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet MYO HBYS Programı. Yargı Örgütü Dersleri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet MYO HBYS Programı Yargı Örgütü Dersleri YARGI, YARGIÇ, MAHKEME VE YARGILAMA KAVRAMLARI Kuvvetler ayrılığı ilkesi-1 Bir devlette, üç erk (kuvvet) vardır: Yasama,

Detaylı

TÜRK HUKUK DÜZENİNİN YÜRÜRLÜK KAYNAKLARI (1) Dr. Öğr. Üyesi Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

TÜRK HUKUK DÜZENİNİN YÜRÜRLÜK KAYNAKLARI (1) Dr. Öğr. Üyesi Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi TÜRK HUKUK DÜZENİNİN YÜRÜRLÜK KAYNAKLARI (1) Dr. Öğr. Üyesi Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi HUKUKTA KAYNAK KAVRAMI MADDÎ KAYNAK-ŞEKLÎ KAYNAK MADDÎ KAYNAK: Hukuk kuralının kaynağı nedir? (Neden

Detaylı

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet MYO. Adalet Programı. Yargı Örgütü Dersleri

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet MYO. Adalet Programı. Yargı Örgütü Dersleri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet MYO Adalet Programı Yargı Örgütü Dersleri ÜNİTE I YARGI, YARGIÇ, MAHKEME VE YARGILAMA KAVRAMLARI YARGI, YARGIÇ, MAHKEME VE YARGILAMA KAVRAMLARI DEVLET ERKLERİ

Detaylı

Burjuvazinin sahneye çıkışı BURJUVAZİ KRAL İŞBİRLİĞİNİN SERENCAMI

Burjuvazinin sahneye çıkışı BURJUVAZİ KRAL İŞBİRLİĞİNİN SERENCAMI Burjuvazinin sahneye çıkışı BURJUVAZİ KRAL İŞBİRLİĞİNİN SERENCAMI Ortaçağ toplumsal yapısının dönüşümü Marco Polo nun seyahatnamesi (14.yy) Modern devletin doğuşunda kentlerin doğuşunun önemi (topraktan

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ Enes SANAL Ankara, 2014 Giriş Siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkiler, tüm çağlar boyunca toplumsal

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi Sayı : Tarih : 11.1.2017 Diploma Program Adı : HUKUK, LİSANS PROGRAMI, (ÖRGÜN ÖĞRETİM) Akademik Yıl : 2016-2017 Ders Adı GENEL KAMU

Detaylı

ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U)

ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U)

Detaylı

ÜYE ROBERT CAROLAN TARAFINDAN BİLDİRİLEN KARŞIOY VE MUTABIK GÖRÜŞ YAZISI

ÜYE ROBERT CAROLAN TARAFINDAN BİLDİRİLEN KARŞIOY VE MUTABIK GÖRÜŞ YAZISI Priştine, 31 Ekim 2012 Nr. Ref.: MMP 304/12 ÜYE ROBERT CAROLAN TARAFINDAN BİLDİRİLEN KARŞIOY VE MUTABIK GÖRÜŞ YAZISI Başvuru No: KO 61/12 Kosova Cumhuriyeti Meclis Başkanı tarafından 22 Haziran 2012 tarihinde

Detaylı

ÖDEV ETİĞİ VE İMMANUEL KANT

ÖDEV ETİĞİ VE İMMANUEL KANT 18. yüzyıl Aydınlanma Dönemi Alman filozofu ÖDEV ETİĞİ VE İMMANUEL KANT Yrd. Doç. Dr. Serap TORUN Ona göre, insan sadece çevresinde bulunanları kavrayıp onlar hakkında teoriler kuran teorik bir akla sahip

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Law 221 3 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX BIRINCI BÖLÜM ANAYASA HUKUKUNUN KISA KONULARI 1. 1961 Anayasası ile 1982 Anayasası nın Hazırlanış ve Kabul Ediliş Süreçlerindeki Farklılıklar...1 2. Üniter, Federal ve Bölgeli

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Sosyal Düzen Kuralları. Toplumsal Düzen Kuralları. Hukuk Kuralları Din Kuralları Ahlak Kuralları Görgü Kuralları Örf ve Adet Kuralları

Sosyal Düzen Kuralları. Toplumsal Düzen Kuralları. Hukuk Kuralları Din Kuralları Ahlak Kuralları Görgü Kuralları Örf ve Adet Kuralları TEMEL HUKUK Sosyal Düzen Kuralları Toplum halinde yaşayan insanların yerine getirmek zorunda oldukları ödevleri ve kullanacakları yetkileri belirten kurallara, sosyal düzen kuralları veya sadece sosyal

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI

AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI Ahlak ve Etik Ahlak bir toplumda kendisine uyulmaya zorlayan kurallar bütünü Etik var olan bu kuralları sorgulama, ahlak üzerine felsefi düşünme etkinliği. AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI İYİ: Ahlakça

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Türk-Alman Üniversitesi. Hukuk Fakültesi. Ders Bilgi Formu

Türk-Alman Üniversitesi. Hukuk Fakültesi. Ders Bilgi Formu Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ders Bilgi Formu Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Yarıyılı Devlet Kuramı HUK 310 6 ECTS Ders Uygulama Laboratuar Kredisi (saat/hafta) (saat/hafta) (saat/hafta) 3 2

Detaylı

Dr. Uğur URUŞAK. Ceza Hukukunda Hukuka Uygunluk Sebebi Olarak Bir Hakkın Kullanılması

Dr. Uğur URUŞAK. Ceza Hukukunda Hukuka Uygunluk Sebebi Olarak Bir Hakkın Kullanılması Dr. Uğur URUŞAK Ceza Hukukunda Hukuka Uygunluk Sebebi Olarak Bir Hakkın Kullanılması İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...ix KISALTMALAR...xv GİRİŞ...1 I. KAVRAM...5 A. Genel Açıklama...5 B. Hak Kavramı...5

Detaylı

Bölüm 6 DEVLET KAVRAMI I. Devlet Terimi

Bölüm 6 DEVLET KAVRAMI I. Devlet Terimi Bölüm 1 ANAYASA HUKUKUNUN BİLGİ KAYNAKLARI I. Anayasalar A. Türk Anayasaları B. Yabancı Anayasalar II. Anayasa Mahkemeleri Kararları III. Bilimsel Eserler A. Genel Eserler B. Monografiler C. Makaleler:

Detaylı

ÇOCUK HAKLARI HAFTA 2

ÇOCUK HAKLARI HAFTA 2 HAFTA 2 Bu haftaki ders önü sorularımız: 1. Size göre hak kavramı nedir? Çocukluğunuzu da göz önünde tutarak sahip olduğunuz/olmadığınız veya kullanabildiğiniz haklarınızı tartışınız. 2 Geçmişte çocuklar

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Yeni anayasa neyi hedefliyor?

Yeni anayasa neyi hedefliyor? Yeni anayasa neyi hedefliyor? Siyasal iktidar Yeni Anayasanın yazımına kapalı kapılar ardında devam ederken, yeni anayasanın yazılma sürecine dair öğrenebildiğimiz yegâne şey, mecliste oluşturulan uzlaşma

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ KARAR GEREKÇELERİNİN BAĞLAYICILIĞI SORUNU

ANAYASA MAHKEMESİ KARAR GEREKÇELERİNİN BAĞLAYICILIĞI SORUNU Semih Batur KAYA Karadeniz Teknik Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi ANAYASA MAHKEMESİ KARAR GEREKÇELERİNİN BAĞLAYICILIĞI SORUNU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

SCA Davranış Kuralları

SCA Davranış Kuralları SCA Davranış Kuralları SCA Davranış Kuralları SCA paydaşları ile değer yaratmaya, çalışanları, müşterileri, tüketicileri, hissedarları ve diğer iş ortaklarıyla saygı, sorumluluk ve mükemmelliğe dayanan

Detaylı

EDEBİYAT VE SANATTA YARGI KARARLARININ KAYNAĞI VE MEŞRUİYETİNE FELSEFİ BİR BAKIŞ: HOBBESÇU TOPLUM SÖZLEŞMESİ

EDEBİYAT VE SANATTA YARGI KARARLARININ KAYNAĞI VE MEŞRUİYETİNE FELSEFİ BİR BAKIŞ: HOBBESÇU TOPLUM SÖZLEŞMESİ EDEBİYAT VE SANATTA YARGI KARARLARININ KAYNAĞI VE MEŞRUİYETİNE FELSEFİ BİR BAKIŞ: HOBBESÇU TOPLUM SÖZLEŞMESİ ÖZET ZEHRA TATLI * Pozitif hukuk sisteminde sanata ve edebiyata yönelik yargılama, sansür uygulama

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

Türkiye nin Anayasa Yapımı Süreci

Türkiye nin Anayasa Yapımı Süreci Türkiye nin Anayasa Yapımı Süreci Türkiye nin İyi Toplum İmgesi Var mı? Ersin Kalaycıoğlu Sabancı Üniversitesi İyi Toplum İmgeleri ve Anayasa 1. 1982 Anayasası: Güçlü Yürütmenin Vesayeti altında Yarı Parlamenter

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ÜNİTE:1. Siyaset ve Siyaset Bilimi ÜNİTE:2. Siyasetin Dili: Kavramlar, Kurumlar ÜNİTE:3. Bir Örgütlü İktidar Olarak Devlet ve Siyasal Sistemler

ÜNİTE:1. Siyaset ve Siyaset Bilimi ÜNİTE:2. Siyasetin Dili: Kavramlar, Kurumlar ÜNİTE:3. Bir Örgütlü İktidar Olarak Devlet ve Siyasal Sistemler ÜNİTE:1 Siyaset ve Siyaset Bilimi ÜNİTE:2 Siyasetin Dili: Kavramlar, Kurumlar ÜNİTE:3 Bir Örgütlü İktidar Olarak Devlet ve Siyasal Sistemler ÜNİTE:4 Siyaset ve Birey: Siyasal Katılma ÜNİTE:5 1 Çağdaş Yönetim

Detaylı

1: İNSAN VE TOPLUM...

1: İNSAN VE TOPLUM... İÇİNDEKİLER Bölüm 1: İNSAN VE TOPLUM... 1 1.1. BİREYİN TOPLUMSAL HAYATI... 1 1.2. KÜLTÜR... 3 1.2.1. Gerçek Kültür ve İdeal Kültür... 5 1.2.2. Yüksek Kültür ve Yaygın Kültür... 5 1.2.3. Alt Kültür ve Karşıt

Detaylı

İMAR HUKUKUNDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVALARI

İMAR HUKUKUNDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVALARI İMAR HUKUKUNDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVALARI İDARENİN İMAR HUKUKU NEDENİYLE SORUMLULUĞU HAKKINDA GENEL ANALİZ DOÇ.DR. MÜSLÜM AKINCI İMAR ve İDARE Belli bir yerleşim alanının teknik, sosyal ve hukuki araç

Detaylı

İKTİSADİ DÜŞÜNCELER TARİHİ

İKTİSADİ DÜŞÜNCELER TARİHİ İKTİSADİ DÜŞÜNCELER TARİHİ DR. NEVZAT ŞİMŞEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ 2017-2018 2.DERS İKT-3003 Sokrates Sonrası: Aristoteles MÖ 384 MÖ 322 Platon un öğrencisi Makedonya

Detaylı

(CAL 2301 SOSYAL DÜŞÜNCELER TARIHI) 1. Hafta: Antik Yunan da Toplumsallık Düşüncesi

(CAL 2301 SOSYAL DÜŞÜNCELER TARIHI) 1. Hafta: Antik Yunan da Toplumsallık Düşüncesi (CAL 2301 SOSYAL DÜŞÜNCELER TARIHI) 1. Hafta: Antik Yunan da Toplumsallık Düşüncesi Dersin Materyali Swingewood, Alan (2010), Sosyolojik Düşüncenin Kısa Tarihi, (çev. Akınhay, O.), İstanbul: Agora Kitaplığı

Detaylı

MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK İLKOKULU ETİK KOMİSYONU FAALİYET PROGRAMI

MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK İLKOKULU ETİK KOMİSYONU FAALİYET PROGRAMI MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK İLKOKULU ETİK KOMİSYONU FAALİYET PROGRAMI ETİK Etik, Latince ethica kelimesinden Batı dillerine geçmiştir. Ahlaksal olanın özünü ve temellerini araştıran bilim, insanın kişisel ve

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Modern Devlet Anlayışının Felsefi Temelleri

Modern Devlet Anlayışının Felsefi Temelleri Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2011 15 (2): 1-20 Modern Devlet Anlayışının Felsefi Temelleri M. Nazan ARSLANEL (*) Ertuğrul ERYÜCEL (**) Özet: Bu çalışma modern devlet anlayışının

Detaylı

ÖRNEK SORU: 1. Buna göre Millî Mücadele nin başlamasında hangi durumlar etkili olmuştur? Yazınız. ...

ÖRNEK SORU: 1. Buna göre Millî Mücadele nin başlamasında hangi durumlar etkili olmuştur? Yazınız. ... ÖRNEK SORU: 1 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti açısından, 30 Ekim 1918 de, yenilgiyi kabul ettiğinin tescili niteliğinde olan Mondros Ateşkes Anlaşması yla sona erdi. Ancak anlaşmanın,

Detaylı

Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar

Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar Ahlâk Kavramı Yrd. Doç. Dr. Rıza DEMİR İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İnsan Yönetimine Etik Yaklaşım Dersi Etik Türleri Mesleki Etik Türleri 2017 Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim

Detaylı

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK 2 Takdim Planı Modernleşme Süreci Açısından Devlet Devlet-Toplum İlişkileri Açısından Devlet Teşkilatlanma

Detaylı

Hatta Kant'ın felsefesinin ismine "asif philosopy/mış gibi felsefe" deniyor. Genel ahlak kuralları yok ancak onlar var"mış gibi" hareket edeceksin.

Hatta Kant'ın felsefesinin ismine asif philosopy/mış gibi felsefe deniyor. Genel ahlak kuralları yok ancak onlar varmış gibi hareket edeceksin. Diğer yazımızda belirttiğimiz gibi İmmaunel Kant ahlak delili ile Allah'a ulaşmak değil bilakis O'ndan uzaklaşmak istiyor. Ne yazık ki birçok felsefeci ve hatta ilahiyatçı Allah'ın varlığının delilleri

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23

İÇİNDEKİLER. Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23 İÇİNDEKİLER Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23 I. Felsefe Eğitimi ve Öğretimi 23 A. Eğitim ve Öğretim 23 B. Felsefe Eğitimi ve Öğretimi 24 II.

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

YRD. DOÇ. DR. ULAŞ KARAN. Uluslararası İnsan Hakları Hukuku ve Anayasa Hukuku Işığında EŞİTLİK İLKESİ VE AYRIMCILIK YASAĞI

YRD. DOÇ. DR. ULAŞ KARAN. Uluslararası İnsan Hakları Hukuku ve Anayasa Hukuku Işığında EŞİTLİK İLKESİ VE AYRIMCILIK YASAĞI YRD. DOÇ. DR. ULAŞ KARAN Uluslararası İnsan Hakları Hukuku ve Anayasa Hukuku Işığında EŞİTLİK İLKESİ VE AYRIMCILIK YASAĞI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XXI GİRİŞ VE YÖNTEM I.

Detaylı

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457) T.C. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457) 2. Hafta Ders Notları - 25/09/2017 Araş. Gör. Dr. Görkem

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 KISALTMALAR 21

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 KISALTMALAR 21 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 İÇİNDEKİLER II KISALTMALAR 21 GİRİŞ 25 A. ANAYASACIL1K VE ÖZGÜRLÜK 25 1. Giriş 25 2. Önceki Türk Anayasalarının Özgürlük Açısından İrdelenmesi 32 a. 1876 Kanuni Esasisi 32 b. 1921 Teşkilatı

Detaylı

MÜLKİYET HAKKI VE TOPLUMSAL ETKİSİ. Prof. Dr. Şebnem AKİPEK ÖCAL Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

MÜLKİYET HAKKI VE TOPLUMSAL ETKİSİ. Prof. Dr. Şebnem AKİPEK ÖCAL Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi MÜLKİYET HAKKI VE TOPLUMSAL ETKİSİ Prof. Dr. Şebnem AKİPEK ÖCAL Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi MÜLKİYET KAVRAMI Mülkiyet en geniş anlamı ile kişilerin yaşamak için ihtiyaç duyduğu nesnelerin

Detaylı

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ

Detaylı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma

Detaylı

16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI Değerli Arkadaşlar, Türkiye zor günlerden geçiyor. Ajan filmlerini aratmayan olaylar gün geçmiyor ki gündeme

Detaylı

YÖNETİŞİM NEDİR? Yönetişim en basit ve en kısa tanımıyla; resmî ve özel kuruluşlarda idari, ekonomik, politik otoritenin ortak kullanımıdır.

YÖNETİŞİM NEDİR? Yönetişim en basit ve en kısa tanımıyla; resmî ve özel kuruluşlarda idari, ekonomik, politik otoritenin ortak kullanımıdır. YÖNETİŞİM NEDİR? Yönetişim en basit ve en kısa tanımıyla; resmî ve özel kuruluşlarda idari, ekonomik, politik otoritenin ortak kullanımıdır. Ortak yönetim- birlikte yönetmek anlamına gelir ve içinde yönetimden

Detaylı

Doç. Dr. Tülin ŞENER

Doç. Dr. Tülin ŞENER Doç. Dr. Tülin ŞENER AHLAK GELİŞİMİ Bireyde var olan değerler sistemi, gelişimsel bir süreç içinde ortaya çıkmaktadır. Bu sürece AHLAK GELİŞİMİ denir. Toplumun kendinden beklenen fonksiyonları yerine getirebilmesi

Detaylı

SİYASET NEDİR? İnsan yaratılışı gereği sosyal bir varlıktır. İnsanlar eşit yaratılmamışlardır. SİYASET NEDİR?

SİYASET NEDİR? İnsan yaratılışı gereği sosyal bir varlıktır. İnsanlar eşit yaratılmamışlardır. SİYASET NEDİR? İnsan yaratılışı gereği sosyal bir varlıktır. Yrd. Doç. Dr. A. Sait SÖNMEZ İnsanlar eşit yaratılmamışlardır. Sosyal varlık olmanın gereği olarak insanlar, bir arada yaşamak için ortak kurallar geliştirmeye

Detaylı

Sosyal Düzen Kuralları

Sosyal Düzen Kuralları TEMEL HUKUK Sosyal Düzen Kuralları Toplum halinde yaşayan insanların yerine getirmek zorunda oldukları ödevleri ve kullanacakları yetkileri belirten kurallara, sosyal düzen kuralları veya sadece sosyal

Detaylı

Sosyoloji. Konular ve Sorunlar

Sosyoloji. Konular ve Sorunlar Sosyoloji Konular ve Sorunlar Ontoloji (Varlık) Felsefe Aksiyoloji (Değer) Epistemoloji (Bilgi) 2 Felsefe Aksiyoloji (Değer) Etik Estetik Hukuk Felsefesi 3 Bilim (Olgular) Deney Gözlem Felsefe Düşünme

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/8

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/8 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2010/7939 Karar No. 2012/15559 Tarihi: 03.05.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2012/4 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/8 İŞ SÖZLEŞMESİ VEKALET VE ESER

Detaylı

6. Hafta: Farklı Devlet Oluşumu Yaklaşımları-2

6. Hafta: Farklı Devlet Oluşumu Yaklaşımları-2 6. Hafta: Farklı Devlet Oluşumu Yaklaşımları-2 İktidar Yoğunlaşması Merkezli Yaklaşımlar Tarihsel olarak Avrupa da Orta Çağ sona ererken oluşmaya başlayan ilk merkezi otoritelerin ortaya çıkışı ile ilgili

Detaylı

Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2

Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2 Öğretmenlik Meslek Etiği Sunu-2 Tanım: Etik Etik; İnsanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaksal açıdan

Detaylı

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine Giriş Cumhuriyete Devreden Düşünce Mirası: Tanzimat ve Meşrutiyet in Birikimi başlıklı bu çalışma, Cumhuriyet Türkiyesi nde siyasal düşünce hayatına etki eden düşünce akımlarını inceleyen kapsamlı bir

Detaylı

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XXI Birinci Bölüm Çevre Hukukunun Temelleri I. Genel Olarak...1

Detaylı

Türk Anayasa Hukukunun Bilgi Kaynakları. Osmanlı Anayasal Gelişmeleri DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Kredi AKTS

Türk Anayasa Hukukunun Bilgi Kaynakları. Osmanlı Anayasal Gelişmeleri DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Kredi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Kredi AKTS Saat ANAYASA HUKUKU 0102213 2 3+0 3 4 Ön Koşul Dersleri YOK Dersin Dili Türkçe Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Zorunlu

Detaylı

REKABET FORUMU HUKUK EKONOMİ-POLİTİKA

REKABET FORUMU HUKUK EKONOMİ-POLİTİKA 7REKABET REKABET Ocak 2017, Sayı: 107 REKABET FORUMU FORUMU HUKUK EKONOMİ-POLİTİKA Rekabet Derneği, 20 Mayıs 2004 tarihinde kurulmuş bir sivil toplum örgütüdür. Derneğin amacı Türkiye de rekabet ortamının

Detaylı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI. İLKOKULU 4. SINIF İNSAN HAKLARI, YURTTAŞLIK VE DEMOKRASİ DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI. İLKOKULU 4. SINIF İNSAN HAKLARI, YURTTAŞLIK VE DEMOKRASİ DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EKİM 10-14 EKİM (4. ) EKİM 03-07 EKİM (3. ) ÜNİTE 1. İNSAN OLMAK EYLÜL 6-30 EYLÜL (. ) EYLÜL 19-3 EYLÜL (1. ) 016-017 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI. İLKOKULU İLİŞKİLEN Y4.1.1. İnsan olmanın niteliklerini açıklar.

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ..i. İÇİNDEKİLER.iii. KISALTMALAR..ix GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DEMOKRASİ - VESAYET: TEORİK VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE

İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ..i. İÇİNDEKİLER.iii. KISALTMALAR..ix GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DEMOKRASİ - VESAYET: TEORİK VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE iii İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ..i İÇİNDEKİLER.iii KISALTMALAR..ix GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DEMOKRASİ - VESAYET: TEORİK VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE 1.1. DEMOKRASİ TEORİSİNİN KAVRAMSAL ÇÖZÜMLENMESİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ...9

Detaylı

Bölüm 6 DEVL ET ŞEKİLL ERİ I : MONARŞİ VE CUMHURİYET

Bölüm 6 DEVL ET ŞEKİLL ERİ I : MONARŞİ VE CUMHURİYET Birinci Kısım ANAYASA HUKUKUNUN GENEL ESASLARI Bölüm 1 ANAYASA HUKUKUNUN BİLGİ KAYNAKLARI I. Anayasalar II. Anayasa Mahkemesi Kararları III. Bilimsel Eserler IV. Kaynak Tarama Bölüm 2 ANAYASA HUKUKU KAVRAMI

Detaylı

HUKUK KURALININ ÖZELLİKLERİ. Dr. Öğr. Üyesi Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

HUKUK KURALININ ÖZELLİKLERİ. Dr. Öğr. Üyesi Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi HUKUK KURALININ ÖZELLİKLERİ Dr. Öğr. Üyesi Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi 1) Toplumsallık (toplumsal yaşamın zorunlu sonucu olması) Düzenleyici, yasaklayıcı ve izin verici kurallar Kişiler

Detaylı

ŞEFFAF DEVLETTE BİLGİ EDİNME HAKKI VE SINIRLARI

ŞEFFAF DEVLETTE BİLGİ EDİNME HAKKI VE SINIRLARI Yrd. Doç. Dr. Ayhan DÖNER Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ŞEFFAF DEVLETTE BİLGİ EDİNME HAKKI VE SINIRLARI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vii KISALTMALAR...xv

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı