Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Depresyon



Benzer belgeler
Obsesif Kompulsif Bozukluk. Prof. Dr. Raşit Tükel İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı 5.

Anksiyete Bozukluklarının Tedavisinde Antidepresanlar. Doç Dr Selim Tümkaya

OKB DE KOMORBİDİTENİN VARLIĞI TEDAVİYİ NASIL ETKİLER? Dr.Abdulkadir Tabo

Obsesif kompulsif bozukluk, DSM-IV sınıflandırmasında. Obsesif kompulsif bozukluk hastalar nda sosyodemografik özellikler ve komorbidite

pecya Tedaviye Dirençli Obsesif Kompulsif Bozukluklar ve Başaçıkma Stratejileri Oğuz KARAMUSTAFALIOĞLU ÖZET

Obsesif kompulsif bozukluk tanısı konan bir grup hastada deksametazon supresyon testi 1

Dirençli obsesif kompulsif bozukluklu hastalarda tedaviye olanzapin eklenmesi 1

Açıklama Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Yatarak tedavi gören obsesif kompulsif bozukluk hastalarının klinik özellikleri

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK TANISI KONAN BİR GRUP HASTADA OBSESYONLARIN FENOMENOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Bipolar Bozukluğu Olan ve Olmayan Obsesif Kompulsif Bozukluk Hastalarının Klinik ve Afektif Mizaç Özelliklerinin Karşılaştırılması

Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur.

Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Obsesif Kompulsif Spektrum Bozukluklar nda Tedavi: Fluvoksamin in Yeri

PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ*

Sosyal fobi, insanlarýn hem sosyal hem de iþ

Paroksetin ve Depresyon

BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ Bipolar II Bozukluk

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125: Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL.

Obsessif Kompulsif Bozuklukta Fenomenoloji * YÖNTEM

DEPRES DEPRE Y S O Y NDA ND PSİKOFARMAKOTERAPİ

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim Öğretim Yılı. Dönem 5 PSİKİYATRİ STAJ TANITIM REHBERİ

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Cukurova Medical Journal

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

Yetişkin Psikopatolojisi. Doç. Dr. Mehmet Akif Ersoy Ege Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bornova İZMİR

Kalyoncu A., Pektaş Ö., Mırsal H., Yılmaz S., Serez M., Beyazyürek M.

BİPOLAR DUYGUDURUM BOZUKLUĞU VE OBSESİF KOMPÜLSİF BOZUKLUK İLİŞKİSİ

Suç işlemiş bipolar bozukluklu olgularda klinik ve suç özellikleri: BRSHH den bir örnek. Dr. Tuba Hale CAMCIOĞLU

Gündüz Aşırı Uykululuğun Psikiyatrik Nedenleri ve Tedavileri

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Obsesif kompulsif bozuklukta sosyodemografik özellikler ve fenomenoloji

Anksiyete ve depresyon sözcükleri hem genel

Dr.ERHAN AKINCI 46.ULUSAL PSİKİYATRİ KONGRESİ


PSİKOFARMAKOLOJİ-5. ANTİDEPRESANLAR Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül. HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar.

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri

Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD

ÇOCUK VE GENÇLERDE DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI

ANKSİYETE BOZUKLUKLARINDA CİNSEL SORUNLAR. Dr. Özay Özdemir

Reaktif ve Otojen Özellikler Gösteren Obsesif Kompulsif Bozuklukta İçgörü, Bilişsel İçgörü ve Sosyodemografik Özellikler

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi

Ýnsanlýk tarihi kadar eski olan depresif bozukluðun. Depresyon Etiyolojisi. Özet

Obsesif Kompulsif Bozuklukta Uyku Kalitesinin Depresyon ve Anksiyete ile İlişkisi

Nöroloji servisine yatan hastalarda yüksek oranda psikiyatrik hastalıklar görülür. Prevalans %39-64 arasındadır.

Depresyonda Güncel Tedaviler. Doç. Dr. Murat ERKIRAN

Bipolar bozuklukta bilişsel işlevler. Deniz Ceylan 22. KES Psikiyatride Güncel Oturumu Nisan 2017

Araştırma Makalesi / Research Article. Selim TÜMKAYA, Filiz KARADAĞ, Nalan OĞUZANOĞLU

Clark-Beck Obsesyon-Kompulsiyon Ölçeği nin Türk toplumunda psikometrik özellikleri

Þizofreninin klinik özelliklerini anlatan kitap ya

ANKSİYETE BOZUKLUKLARINA EŞLİK EDEN BİPOLAR BOZUKLUK VE FARMAKOTERAPİSİ. Uzm Dr Özlem Kuman Tunçel Ege Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

Geriatrik depresyon tedavisinde idame EKT

AĞIR ŞİDDETTE DEPRESYON SAĞALTIMI

Prof.Dr.Hüsnü ERKMEN Üsküdar Üniversitesi

EŞIK-ALTI DEPRESYON VE DEPRESİF BOZUKLUK: GENEL MEDİKAL VE MENTAL SAĞLIĞA ÖZGÜ HASTALARIN KLİNİK ÖZELLİKLERİ*

Uykuda değişmeler. Travma sonrası stress bozukluğu: Uyarılmışlık yoğun. Mani: Kısa ve kompakt uyku, REM ve delta uykusu azalmış

Obsesif Kompulsif Belir leri Olan Şizofreni Hastalarının Şizofreni ve Obsesif Kompulsif Bozukluk Hastaları İle Karşılaş rılması

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir??

PSİKOZ İÇİN RİSK GRUBUNDA OLAN HASTALARDA OBSESİF KOMPULSİF VE DEPRESİF BELİRTİLERİN KLİNİK DEĞİŞKENLER VE BİLİŞSEL İŞLEVLERLE İLİŞKİSİ

YAYIN ATIF/ATIFLAR YAZAR/YAZARLAR. Sayf alar (1) 12(2 ) (2) (3)

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse

Obsesif kompulsif bozuklukta ilaç tedavisine yanıtın öngörücüleri

Kompulsif Satın Alma: Bir Gözden Geçirme

Panik bozukluðu, etiyolojisi iyi bilinmeyen, nedensiz

İntihar Girişimlerinde İlk Yardım: Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler. Danışman: Halise DEVRİMCİ ÖZGÜVEN

Çekirdek belirtileri açýsýndan duygulaným alanýnda. Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme. Özet

Yaşlılarda Dirençli Anksiyete Bozukluklarının Tanı ve Tedavisi

Obsesif kompulsif bozukluk için yardım aramada ilk başvuru yerlerinin değerlendirilmesi

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

Anksiyöz depresyon: Bir depresyon alt grubu mu?

EĞİTİM VEREN BİR DEVLET HASTANESİ PSİKİYATRİ POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN TANI GRUPLARINA GÖRE SOSYODEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ

Araflt rmalar/researches L. Befliro lu, F. U uz, M. Sa lam, M. Y. A argün, R. Aflk n, A. S. Çilli

OBSESĐF KOMPULSĐF BOZUKLUKTA GÜNCEL ĐNTĐHAR DÜŞÜNCELERĐNĐN KLĐNĐK DEĞĐŞKENLER ĐLE ĐLĐŞKĐSĐ

Yatan ve Poliklinik Takipli Kanserli Hastalarda İlaç Etkileşimlerinin Sıklığı ve Ciddiyetinin Değerlendirilmesi

YAŞLILIK ÇAĞI DEPRESYONLARI

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl. Tıpta Doktora Farmakoloji Marmara Üniversitesi 1989

Psikiyatri Acil Servise Başvuran Perinatal Dönemdeki Hastaların Sosyodemografik ve Klinik Özellikleri

Bipolar bozuklukta cinsiyete göre klinik ve. ve sosyodemografik özelliklerin karşılaştırılması

İçgörüsü Az Olan Obsesif-Kompulsif Bozukluk

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD.

BİPOLAR HASTALARDA DEPRESİF DÖNEM ÖYKÜSÜ VARLIĞINA GÖRE KLİNİK VE SOSYODEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİN KARŞILAŞTIRILMASI

Lisans ODTÜ Psikoloji Öğretim Üyesi Ufuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü 2012-halen

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD

Ayaktan Psikiyatrik Hastalarda Vücut Dismorfik Bozukluğu: Tan, Yaşam Boyu Başka Ruhsal Hastal k Varl ğ, Demografik ve Klinik Özellikler

Bipolar Bozuklukta Evreleme Modelleri: Neler Getirebilir? Prof.Dr. Kaan Kora Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

Mizofoni: Psikiyatride yeni bir bozukluk? Yaygınlığı, sosyodemografik özellikler ve ruhsal belirtilerle ilişkisi

( iki uçlu duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif, manik depresif psikoz)

Ayşe Devrim Başterzi. Son iki senedir ilaç endüstrisi ve STO ile araştırmacı, danışman ya da konuşmacı olarak herhangi bir çıkar çatışmam yoktur.

PS K YATR DE KULLANILAN KL N K ÖLÇEKLER

Anksiyete Bozuklukları

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

Antidepresanlar. Duygu durumu dengeleyici ilaçlar. Timoleptik ilaçlar

Ağrı ve psikiyatrik yaklaşım. Prof.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

Alkolizm ve depresyon psikiyatrik tanılar içinde en sık görülen iki gruptur. Fakat bu iki bozukluğun gidişi ve tedavisi birbirinden farklıdır.

BASKIDA. Obsesif Kompülsif Bozuklukta Bilişsel Davranışçı Grup Psikoterapisinin Etkinliğinin Değerlendirilmesi

OKB HASTALARINDA EMDR UYGULAMALARI. Doç Dr Önder Kavakcı 2017, Antalya

Transkript:

K. O. Karamustafal o lu 17/4/01 11:44 Page 26 Dr. K. Oğuz Karamustafalıoğlu 1, Dr. Nesrin Karamustafalıoğlu 2 ÖZET: OBSES F KOMPULS F BOZUKLUK VE DEPRESYON Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve depresyon çok s k birliktelik gösteren durumlar olup, bir çok benzerliklerle ortaya ç kabilirler. Obsesyonlar ve olumsuz otomatik düflünceleri ay rt etmek klinik özellikleri tan mlamak için çok önemlidir.obsesyonlar olumsuz otomatik düflüncelerden ay ran bafll ca ögeler, obsesyonlar n egodistonik ve mant kd fl olmas d r.görüntüleme teknikleri, farmakolojik testler, EEG çal flmalar ve beyin- omurilik s - v s araflt rmalar da OKB ve depresyon farkl l klar na iflaret etmektedir. Anahtar sözcükler: obsesif kompulsif bozukluk, depresyon. Klinik Psikofarmokoloji Bülteni 2000; 10: 26-31. SUMMARY: OBSESSIVE COMPULSIVE DISORDER AND DEPRESSION Obsesssive Compulsive Disorder (OCD) and depression are very co-morbid conditions and present with many similarities.it is important to distinguish between obsessions and negative automatic thoughts in order to describe the clinical features.being egodistonic, irrational are the main characteristics of obsessions that differ them from negative automatic thoughts. Imaging techniques, pharmacological challenge tests, EEG studies and CSF investigations also indicate the differences of OCD and depression. Key words: obsessive compulsive disorder,depression. Bull Clin Psychopharmacol 2000; 10: 26-31. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ile benzerlik gösteren çok sayıda psikiyatrik hastalık olmakla birlikte, birçok psikiyatrik bozukluk obsesif kompulsif semptomlarla komorbid olarak ortaya çıkabilmektedir(1). OKB ile aynı spektrumda olan hastalıklara alkolizm, madde kötüye kullanımı, kompulsif kumar oynama, yeme bozuklukları ve kompulsif seks yapma örnek verilebilirken (2); obsesif kompulsif bozuklukla komorbid olan bozukluklara Tourette Bozukluğu, şizofreni,organik akıl bozuklukları ve major depresyon örnek verilebilir (3). Tanı sistemlerinde (DSM, ICD gibi) yıllarla birlikte hiyerarşik modelin terkedilmesi,alan çalışmalarının kapsamının genişletilmesi ve alan çalışmalarında obsesif kompulsif bozukluğun düşünülenden yaygın olduğunun bulunması, obsesif kompulsif bozuklukla en çok birlikteliği depresyonun gösterdiğinin saptanması; OKB depresyon ilişkisinin değerlendirilmesinin önemini arttırmıştır (4). Obsesif kompulsif bozuklukta, diğer psikiyatrik bozukluklarda görülebilen semptomlar mevcut olabilir.depresif semptomlar sıktır ve OKB li hastaların 2/3 ünde major depresyon tanı ölçütlerini dolduracak kadar depresif semptomlar görülebilmektedir. Komorbid depresyonun varlığı daha ciddi bir OKB tablosunu ortaya çıkarabilir, kronikleşmeye eğilimi artırır, tedaviye yanıtın azalmasına ve prognozun olumsuzluğuna yol açabilir (5). Hem OKB ve hem de depresyon ambivalans, ümitsizlik, özgüven azalması, endişe, anksiyete, kendini eleştirme,huzursuzluk, suçluluk duygusu, hipokondri gibi benzeyen fenomenolojik özellikler gösterebilirler (Tablo-1). Depresif takıntılar daha çok geçmiş olaylarla ilgiliyken, obsesif takıntılar gelecekte olabileceklerin önlenmesine yöneliktir. OKB de semptomlar sıklıkla egodistonik, saçma, mantıkdışı ve dış dünyaya yönelmiştir.en azından ilk evrede bile olsa, OKB de direnme çabası vardır. Depresif hastalıklarda endişe ve dayatma egosintonikdir, mantıklıdır, depresif yaşantıyla yakından bağlantılıdır.depresyonda takıntı ve dayatmalara direnç çok az ve çok nadirdir (6). Tablo 1. OKB ve Depresyon da Görülebilecek Ortak Belirtiler Ambivalans Ümitsizlik Özgüven azalmas Endifle Anksiyete Kendini elefltirme Huzursuzluk Suçluluk duygusu Hipokondri 1 Psikiyatri Doçenti; 2 Psikiyatri Uzman Bak rköy Ruh ve Sinir Hastal klar Hastanesi- stanbul. Yaz flma adresi / Address reprint requests to: Doç. Dr. O uz Karamustafal o lu Bak rköy Ruh ve Sinir Hastal klar Hastanesi Nevroz Bölüm fiefi Bak rköy/ stanbul Tel: 0212 5436565/236 26

K. O. Karamustafal o lu 17/4/01 11:44 Page 27 K. O. Karamustafal o lu, N. Karamustafal o lu Kognitif teoriler açısından bakıldığında obsesif kompulsif bozuklukta obsesyonlar (istenmeyen, davetsiz düşünceler) ve depresyonda olumsuz otomatik düşünceler sözkonusudur. Rachman, obsesyonların içeriğinde olan istenmeyen davetsiz düşünceleri kabul edilemez ve/veya istenmeyen, tekrarlayan düşünce, görüntü ve dürtüler olarak tanımlamaktadır (7). Bir düşünce, görüntü ya da dürtüyü davetsiz olarak tanımlamak için gerekli ve yeter şartları da Rachman tanımlamıştır. Obsesyonlarda öznel olarak davetsiz düşünce, devam eden düşünce faaliyetini kesikliğe uğratır. Düşünce, görüntü ve dürtü iç kaynaklara atfedilmekte ve kontrol edilmesi güçtür.kolay tespit edilebilirler, mantıksız bulunurlar ve egodistoniktirler. Beck ve arkadaşları (8) olumsuz otomatik düşünceleri; uyaranlarla açığa çıkan, gerçek dış olaylar ve olaylarla ilgili düşünceler başkası tarafından doğal kabul edilmese bile kişi tarafından muhtemel ve makul olarak kabul edilen şeklinde tanımlamıştır. Tespit edilmeleri güçtür, mantıklı olarak algılanırlar ve egosintoniktirler (Tablo 2). OKB ve depresyon arasında kronolojik bir ilişki kurulamamıştır. Yapılan klinik gözlemlere göre depresyon OKB tanısı konulmadan önce, aynı esnada veya sonra ortaya çıkabilir. OKB ve depresyon birbirlerinden bağımsız olarak gelişebilirler ya da her bir sendrom birlikte başlayabilirler. Değerlendirmeler genelde retrospektiftir ve OKB nin depresyona göre daha güç ifade edilebilirliği ve gizlenmesi retrospektif değerlendirmeleri kuşkulu kılmaktadır (9). OKB ve depresyonda komorbidite çalışmasının en ideali, yapılandırılmış ölçekler kullanılmasıdır. Fakat değerlendirici ve/veya denek OKB ve depresyon arasında ilişki olduğunu varsayıyorsa, ya da uygulanan yapılandırılmış değerlendirme ölçeği böyle bir ilişkinin mevcudiyetine göre hazırlanmışsa o zaman bir alanın değerlendirilmesinin diğer alanın değerlendirilmesini etkilemesi şeklinde yansıma etkisi ortaya çıkabilir. Çalışmanın hedefinden habersiz iki ayrı araştırmacıdan birinin OKB diğerinin depresyonu araştırması yansıma etkisini kaldırır.araştırmanın uygulama sürecinde denek ardısıra gelen bataryalar sebebiyle böyle bir ilişkinin araştırıldığını fark etmemelidir (10). Anksiyete ve duygudurum bozuklukları arasında bazı ortak mekanizmaların varlığı olasılığını destekleyen birçok nöropsikofarmakolojik bulgular vardır. Komorbidite düzeneklerini araştırmak için geliştirilen psikososyal teoriler de mevcuttur. Psikososyal teoriler başlıca kognitif, psikodinamik, sosyokültürel ve nöropsikolojik teorileri içermektedir. OKB li hastalarda PET çalışmaları yaparken, depresyonun eşlik etmesi dışlama kriteri olarak kabul edilebilir. Çünkü OKB ye eşlik eden tablolar inceleme çalışmalarını etkileyebilirler (11). Fonksiyonel taramalar esnasında obsesif kompulsif bozuklukta hiperfrontalite görülürken, depresyonda prefrontal faaliyet azalmaktadır (12). Obsesif kompulsif bozukluk ve depresyonun birarada bulunduklarında tek başına olduklarından daha Tablo 2. OKB-Obsesyon ve Depresyon-Olumsuz otomatik düflünceler ayr m. Obsesyon Olumsuz Otomatik Düflünce Düflünce Gelecekte olabileceklerin Daha çok geçmifl olaylarla ilgili önlenmesine yönelik Semptomlar Egodistonik Egodistonik Saçma ve mant k d fl Mant kl D fl dünyaya yönelik Kifli taraf ndan geç ifade edilir Kifli taraf ndan k sa zamanda ve kolayca ifade edilir. Tesbiti kolay Tesbiti güç Direnç En az ndan ilk evrede bile olsa Direnç çok az ve nadirdir direnme çabas vard r. Düflünce faaliyetine etkisi Kesikli e u rat r Kesikli e u ratmaz farklı görüntüler verirler (13). Benkalfalt ve arkadaşları (14) OKB ye eşlik eden depresyonu olan hastaları, depresyonu olmayan OKB hastaları ile karşılaştırmışlardır. Depresyonu olan OKB hastalarında beyin glikoz metabolik hızında medial ve sağ prefrontal kortekste belirgin azalma saptamışlardır. Deksametazon supresyon testi uygulamalarında OKB de depresyon gibi kortizolün baskılanmama oranlarında artış söz konusudur (15). TRH ya TSH cevabında da yine depresyona benzer şekilde bir azalma saptanmıştır, fakat TRH ya TSH cevabında diğer psikiyatrik bozukluklarda da azalma görüleceği gözden kaçmamalıdır (16). Klonidin verilerek büyüme hormonunun salınımında küntleşme yanıtı OKB li hastalarda saptanmıştır. Bu durum hem depresyon skoru yüksek hem de düşük olanlarda bulunmuş bir sonuçtur (17). 27

K. O. Karamustafal o lu 17/4/01 11:44 Page 28 Uyku EEG çalışmalarında hem OKB hem depresyonda REM latensi azalırken, OKB de depresyondan farklı olarak REM yoğunluğunda artış saptanmamıştır (18). Trombositlerde imipramin bağlanması hem OKB hem depresyonda azalırken, OKB de depresyondan farklı olarak trombositlerde serotonin geri alınımı azalmamış olup normal bulunmuştur (19). Beyin omurilik sıvısında 5-hidroksi indol asetik asit düzeyleri incelenmiş, OKB de düzeyi artmış olarak saptanırken, depresyonda azalmış veya normal düzeyde tespit edilmiştir (Tablo 3). Tablo 3. OKB ve Depresyonda Biyolojik Belirleyiciler OKB Depresyon DST Non supresyon artar Non supresyon artar TRH-TSH yan t Azalma Azalma Klonidin e GH yan t Azalma Azalma REM latensi Azalma Azalma REM yo unlu u Normal Artm fl Trombositlerde imipramin ba lanmas Azalm fl Azalm fl BOS5-HIAA düzeyi Artm fl Azalm fl veya normal. Trombositlerde serotonin geri al n m Normal Azalm fl Yapılmış ikiz ve aile çalışmaları hem nicelik hem de nitelik olarak yetersiz bulunmuştur. Rasmussen ve Tsuang (20) gözden geçirme çalışmalarında monozigot ikizlerde OKB konkordansını %63 saptamışlardır. Bu oran depresif monozigotlardaki konkordans oranından yüksektir. Yapılmış aile çalışmalarında metodolojik sorunlar mevcuttur. Obsesif kompulsif bozukluk ve şiddeti, obsesif kompulsif özellikler ve obsesif kompulsif kişilik için eşik değerlerin ne olacağı açık olarak tayin edilmelidir. OKB de birinci derecede aile yakınlarında OKB oranı genel nüfustan fazla bulunmazken, depresyonda birinci derecede aile yakınlarında depresyon oranının genel nüfusa oranla 2-10 kat fazla olduğu görülmüştür (21). Her iki cinsde diğer birçok psikiyatrik hastalıkda olduğu gibi depresyon ve OKB de farklılık göstermektedir. Depresyonda erkek/kadın oranı belirgin olarak kadınlar lehine fazla iken, OKB de ise erkek/kadın oranı Tablo 4. Unipolar veya Bipolar Depresyon OKB liflkisi çok küçük bir farkla kadınların lehinedir (22). OKB nin görülme sıklığı çocukluk döneminde erkek çocuk lehine fazla iken, ergenlikle birlikte erkek-kadın oranı birbirine çok yakın olmaktadır. Depresyonda hayat evreleriyle birlikte kadın ve erkekler arasında ki oranda çaprazlaşmalar söz konusu olmamaktadır. OKB ile unipolar depresyon beraberliği olduğu gibi bipolar bozuklukla birlikte de görülmektedir (23). Boyd ve arkadaşları (24) yapılmış üç epidemiyolojik çalışmayı gözden geçirerek, OKB nin bipolar olgularda genel nüfusa göre farklılık gösterdiğini bildirmişlerdir. Mc Elroy ve arkadaşları (25) bir başka çalışmada mikst özellikli bipolar olgularda olağan manilere göre daha fazla OKB görüldüğünü saptamışlardır. Pigott ve arkadaşları (3) ise OKB de bipolar bozukluk komorbiditesini %13 bulmuştur. Bipolar ve unipolar bozukluklu hastalarda OKB tablosu farklılık göstermektedir (26). Her ikisinde de OKB nin başlangıç yaşı benzerlik gösterse de bipolar OKB li hastalarda OKB daha yavaş seyirle başlar, major depresif epizodlar daha sık görülür, panik bozukluk ve agorafobi bunlara daha fazla eşlik eder, madde kullanımı daha fazladır, cinsel, dini ve simetri obsesyonları daha sık görülür, kompulsiyonlar daha az ve bekar kalma oranı daha fazladır.unipolar depresyonda kronisite daha sık, hospitalizasyon ve intihar teşebbüsü daha fazladır. Eşlik eden genelleşmiş anksiyete bozukluğu, saldırganlık obsesyonları, filozofik veya garip içerikli obsesyonlar da daha fazladır (Tablo 4). Obsesif Kompulsif Bozukluk tedavisinde etkili olduğu bilinen tüm ilaçlar antidepresanlardır. Obsesif Unipolar Depresyon + OKB Bipolar Depresyon+OKB Bafllang ç yafl Benzer Benzer Bafllang ç seyri - Daha yavafl Major Depresif Epizod - Daha s k Efllik eden anksiyete bozuklu u GAB fazla Panik bozukluk ve agorafobi fazla Kompulsiyon - Daha az Obsesyon tipi Sald rganl k, filozofik ve garip içerikli Cinsel, dini, simetri obsesyonlar fazla obsesyonlar fazla Madde kullan m - Daha fazla Suisid giriflimi Daha fazla - Hospitalizasyon Daha fazla - Bekar kalma - Daha fazla 28

K. O. Karamustafal o lu 17/4/01 11:44 Page 29 K. O. Karamustafal o lu, N. Karamustafal o lu Kompulsif Bozuklukta %30-65 semptom azalması tedaviye yanıt olarak kabul edilmektedir. Antidepresanların depresyon tedavisinde olan etkinlikleri OKB de görülmemektedir. OKB li hastaların yaklaşık %50 si farmakoterapiden fayda görmektedir (27). Obsesif Kompulsif Bozukluk tedavisinde etkili olan antidepresanların serotonerjik antidepresanlar olduğu dikkati çekmektededir. Serotonin geri alımını belirgin olarak etkileyen klomipramin ve seçici serotonin geri alım inhibitörü olan fluoksetin, fluvoksamin, sertralin, paroksetin ve sitalopram kontrollü çalışmalar sonucu OKB tedavisinde etkili olduğu bildirilen ajanlardır (28). OKB li hastalarda komorbid depresyonları olmasa dahi serotonerjik antidepresanların etkili olduğu bilinmektedir. Obsesif kompulsif bozukluk ve depresyon birlikte görülen hastalarda serotonerjik özellikli olmayan bir antidepresan kullanıldığında obsesif kompulsif bozukluk semptomları devam ederken, depresyon semptomları ortadan kalkabilmektedir (29). Foa ve arkadaşları(30) plasebo kontrollü bir çalışmada imipraminin depresyon eşlik etsin veya etmesin obsesif kompulsif bozukluk semptomlarını etkilemediği, fakat depresif semptomları ortadan kaldırdığını göstermişlerdir. Thoren ve arkadaşları (31) nortriptilin ve klomipramini obsesif kompulsif bozukluklu hastalarda kullanmış ve beyin omurilik sıvısında norepinefrin metaboliti 3 metoksi-4 hidroksi fenil glikol (MHPG) ve serotonin metaboliti 5-hidroksi indol asetik asit (5- HIAA) düzeylerini ölçmüştür. Klomipraminin ana metaboliti desmetil klomipramin ise norepinefrin geri alımının güçlü bir inhibitörüdür. Nortriptilin MHPG düzeyinde azalmaya, klomipramin ise hem MHPG hemde 5-HIAA düzeyinde azalmaya yol açmıştır. Plasebo MHPG ve 5-HIAA düzeylerinde bir değişmeye yol açmamıştır. 5-HIAA düzeyinde azalma tedevinin sonucunda önemli bir değişken olarak saptanmış, MHPG düzeyi ise önemli bulunmamıştır. Tollefson ve arkadaşları (32) komorbid depresyonunda dışlanmadığı 355 OKB li hastada plasebo ve fluoksetini karşılaştırmış ve OKB üzerine olumlu etkileri antidepresan yanıttan bağımsız bulmuştur. Goodman ve arkadaşları (33) 40 OKB li hastada fluvoksamini ve desipramini çift kör olarak karşılaştırmıştır. Fluvoksamin desipraminden etkili bulunurken, depresyon da sadece fluvoksamin grubunda düzelmiştir. Başlangıçtaki depresyon düzeyiyle OKB semptomları değişiklik düzeyi arasında bağlantı bulunmamıştır. Tüm bu veriler serotonerjik ajanların anti obsesyonel etkinliklerinin herhangi bir antidepresan etkiden bağımsız olduğunu göstermektedir. Obsesif Kompulsif Bozuklukta farmakoterapiye cevap depresyona göre geç ortaya çıkabilmektedir. OKB de antiobsesyonel ilaç maksimum dozda 10 hafta süre kullanılmadıkça etkili olmadığı söylenemezken, bu süre depresyonda en fazla 8 hafta olarak tanımlanmıştır (34). Obsesif kompulsif bozuklukta etkin tedavi dozu genelde depresyon etkin tedavi dozunun iki katıdır. Tedavinin süresi de OKB ve depresyon arasında farklılık göstermektedir. OKB için önerilen en kısa tedavi süresi 1 yılken depresyonda tedavi 6 ay sonra sonlandırılabilmektedir. Obsesif kompulsif bozuklukta farmakoterapinin sonlandırılmasını ardından relaps hem kısa sürede hem de %65-90 gibi yüksek bir oranda iken; depresyonda tedavi sonlandırılmasının ardından relaps oranı hem daha düşük hem de daha geç olmaktadır (35). Tedaviye direnç ortaya çıktığında hem depresyon hem de OKB de lityum, buspiron, benzodiazepinler ve nöroleptikler augmentasyon için kullanılmaktadır (36). Psikotik özellikli depresyonlarda antipsikotikler tedavide etkili olurken, OKB-zayıf içgörülü tipinde antipsikotikler tedaviye ancak çok düşük dozda eklendiğinde etkilidir (37). Elektrokonvulsif terapi depresyonda çok etkin bir tedavi iken obsesif kompulsif bozuklukta sadace eşlik eden depresyonun tedavisinde etkilidir. Davranış tedavisinin farmakoterapi olmaksızın OKB tedavisinde etkin olduğu gösterilmiştir. Depresyon eşlik ettiğinde davranış tedavisinin OKB de etkin olmadığı da bilinen diğer bir gerçektir. OKB de uygulanan davranış tedavisi relaps oranını belirgin bir şekilde azaltırken depresyonda relaps önlemede davranış tedavisi bu oranda etkin değildir (27). Çok sık komorbid olarak bulunan obsesif kompulsif bozukluk ve depresyon bazı benzerlikler gösterseler bile birbirlerinden temel olarak önemli farklılıklar göstermektedirler. Fakat obsesif kompulsif bozuklukta depresyon komorbiditesi tanı ve tedavi açısından güçlükler ortaya çıkarmakta ve olağan tedavi yaklaşımlarında bazı uyarlamaları beraberinde getirmektedir. Bu konuda henüz aydınlığa kavuşmamış ve aydınlatılması gereken noktalar olduğuda çok belirgin olup OKB ile ilgili çalışmaların artması da bu konuda daha ümitkar olmamızı yüreklendirmektedir. 29

K. O. Karamustafal o lu 17/4/01 11:44 Page 30 Kaynaklar: 1. Rasmussen SA, Eisen JL.The Epidemiology and differential diagnosis of obsessive compulsive disorder.j Clin Psychiatry 1994;55(suppl.10):5-10. 2. Hollander E. Obsessive-compulsive disorder: The Hidden epidemic. J Clin. Psychiatry 1997;58(suppl. 12):3-6. 3. Pigott TA, L Heureux F, Dubbert B, Bernstein S, Murphy DL.Obsessive compulsive disorder:comorbid conditions. J Clin.Psychiatry 1994;55(suppl.10):15-27. 4. Black DW. Epidemiology of obsessive-compulsive disorder: Cross culture and economy. CNS Spectrums 1999; Volume 4, Number 5(suppl.3):6-11. 5. Demal U, Lenz G, Mayrhofer A, Zapotoczky HG, Zitterl W.Obsessive compulsive disorder and depression. Psychopathology 1993;26:145-150. 6. Veale D. Cognitive therapy in the treatment of obsessivecompulsive disorder. Advances in Psychiatric Treatment 1999;vol 5:61-70. 7. Rachman SJ. Special issue on unwanted intrusive cognitions. Adv Behav Ther. 1981;3:87-123. 8. Beck AT, Rush AJ, Shaw BF, Emery G. Cognitive therapy of depression. Newyork: Guilford Press, 1979. 9. Zitterl W, Lenz G, Mairhofer A, Zapotoczky HG. Obsessive compulsive disorder:course and interaction with depression. Psychopathology 1990;23:73-80. 10. Tabo A: Obsesif Kompulsif Bozukluk ta Komorbidite. Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi.Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi.1997, İstanbul. 11. Baxter LR, Phelps ME, Mazziotta JC, Guze BH, Schwartz JM, Selin CE.Local cerebral glucose metabolic rates in obsessive- compulsive disorder.a comparison with rates in unipolar depression and in normal controls.arch. Gen. Psychiatry 1987;44:211-218. 12. Baxter LR, Schwartz JM, Mazziotta JC, Phelps ME, Pahl JJ, Guze BH, Fairbanks L.Cerebral glucose metabolic rates in non- depressed patients with obsessive- compulsive disorder.am J. Psychiatry 1988;145:1560-1563. 13. Rauch SL.Neuroimaging in OCD: Clinical Implications CNS Spectrums 1998;Volume 3, Number 5 (suppl.1):26-29. 14. Benkelfalt C, Nordahl TE, Semple WE, King C, Murphy DL, Cohen RM.Local cerebral glucose metabolic rates in obsessive compulsive disorder. Patients treated with clomipramine.arch. Gen. Psychiatry 1990;47:840-848. 15. Lieberman J, Kane JM, Sarantahos S. Dexamethasone suppression tests in patients with obsessive-compulsive disorder.am J Psychiatry 1985;142:747-751. 16. Gross Isseroff R, Kindler S, Kotler M, Sasson Y, Dolberg O, Hendler T, Zohar J. Pharmacological Challenges In:Current Insights in Obsessive-Compulsive Disorder. Hollander E,Zohar J,Marazitti D.Oliver B(eds)Chicester: John Wiley and Sons, 1994;137-148. 17. Siever LJ, İnsel TR, Jimerson DC:Growth hormone response to clonidine in obsessive- compulsive patients.br. J Psychiatry 1983;142:184-187. 18. Hohagen F, Lis S, Krieger S, Winkelmann G, Riemann D, Fritsch-Montero R, Rey E, Aldenhoff J, Berger M.Sleep EEG of patients with obsessive compulsive disorder.eur.arch Psychiatry Clin. Neurosci. 1994;243:273-278. 19. Marazzitti D.New biological models of OCD.Implications of subtypes. CNS Spectrums 1998;Volume 3, Number 5(suppl.1):24-25. 20. Rasmussen SA, Tsuang MT. DSM-III Obsessive compulsive disorder:clinical characteristics and family history.am J Psychiatry 1986;143:317-322. 21. Pato MT, Pato CN, Kennedy JL, Pauls DL.Summary of the genetics of obsessive compulsive disorder proceedings of the third IOCDC. CNS Spectrums 1999;Volume 4, Number 5(suppl.3):22-24. 22. Lensi P, Cassano GB, Correddu G, Ravagli S, Kunovac JL, Akiskal HS. Obsessive compulsive disorder familialdevelopmental history,symptomatology, comorbidity and course with special reference to gender related differences.brit J Psychiatry 1996;169:101-107. 23. Krüger S, Cooke RG, Hasey GM, Jorna T, Persad E. Comorbidity of obsessive compulsive disorder in bipolar disorder. J Aff Dis 1995; 34:117-120. 24. Boyd JH, Burke JD, Gruenberg E, Holzer CE, Rae DS, George LK, Karno M, Stolzman R, McEvoy L, Nestadt G. Exclusion criteria of DSM-III. A study of co-occurence of hierarchy- free syndromes. Arch Gen Psychiatry 1984; 41:983-989. 25. Mc Elroy SL, Strakowski SM, Keck PE, Tugrul KL, West SA, Lonczak HS. Differences and similarities in mixt and pure mania. Comp Psychiatry 1995;36:187-194. 26. Perugi G, Akiskal HS, Pfanner C, Presta S, Gemignani A, Milanfranchi A, Lensi P, Ravagli S, Cassano GB. The clinical impact of bipolar and unipolar affective comorbidity on obsessive- compulsive disorder.j Aff. Dis 1997;46:15-23. 30

K. O. Karamustafal o lu 17/4/01 11:44 Page 31 K. O. Karamustafal o lu, N. Karamustafal o lu 27. Leonard HL. New developments in the treatment of obsessive compulsive disorder.j Clin Psychiatry 1997; 58(suppl.14):39-45. 28. Pigott TA.OCD:Where the serotonin selectivity story begins. J Clin Psychiatry 1996;57(suppl.6):11-20. 29. den Boer JA.Psychopharmacology of comorbid obsessivecompulsive disorder and depression.j Clin. Psychiatry 1997;58(suppl.8):17-19. 30. Foa EB, Steketee G, Kozak MJ, Digger D.Imipramine and placebo in the treatment of obsessive-compulsives:their effect on depression and obsessional symptoms. Psychopharmacol.Bull. 1987;23:28. 31. Thoren P, Asberg M, Bertilsson L, Mellstrom B,Sjoquist F, Traskmah L.Clomipramine treatment of obsessive compulsive disorder.ii. Biochemical aspects.arch Gen Psychiatry 1980;37:1289-1294. 32. Tollefson GD, Rampey AH, Potvin JH. A multicentre investigation of the fixed-dose fluoxetine in the treatment of obsessive compulsive disorder.arch Gen Psychiatry 1994;51:559-567. 33. Goodman WK, Price LH, Delgado PL. Specificity of serotonin reuptake inhibitors in the treatment of obsessivecompulsive disorder: comparison of fluvoxamine and desipramine. Arch Gen Psychiatry 1990;47:577-585. 34. Ravizza L, Barzega G, Bellino S, Bogetto F, Maina G. Predictors of drug treatment response in obsessive-compulsive disorder.j Clin Psychiatry 1995;56:368-373. 35. Pato M, Zohar-Kadouch R, Zohar J, Murphy DL. Return of symptoms after discontinuation of clomipramine in patients with obsessive-compulsive disorder. Am J Psychiatry1988;145:1521-1525. 36. McDougle CJ.Update on pharmacologic management of OCD: Agents and augmentation. J Clin Psychiatry 1997; 58(suppl.12).11-17. 37. Hwang MY,Hollander E. Schizo-obsessive disorders. Psychiatr Ann 1993;23:396-401. 31