Non-Operatif Göğüs Ağrısı



Benzer belgeler
Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN /

A.B.D de her yıl yaklaşık spontan pnömotoraks vakası geliştiği rapor edilmektedir İnsidansı henüz tam olarak bilinmemektedir

Takiplerde hastalarda hangi özelliklere dikkat edilmesi gerektiğini

Akut Koroner Sendromlar

GÖZDEN KAÇAN-MORTAL GÖĞÜS AĞRISI / NEFES DARLIĞI. Doç. Dr. Ayhan SARITAŞ Düzce Üniversitesi

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

LOKOMOTOR SİSTEM SEMİYOLOJİSİ

Göğüs Ağrısına Yaklaşım. Uzm Dr İsmail Altıntop T.C Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Acil Tıp Kliniği

GIS Perforasyonları. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK-2012

TEŞHİSTEN TEDAVİYE > ALT EKSTREMİTE ATARDAMARI HASTALIĞI

Karın yaralanmaları ister penetran ister künt mekanizmaya bağlı olsun ciddi morbidite ve mortalite ile seyrederler.

Anestezi Uygulama II Bahar / Ders:9. Anestezi ve Emboliler

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

17.Kas İskemik Kalp Hastalıklarının Patolojisi

Serbest Çalışma / Akademik Danışma Görüşme Elektrokardiyografi Çekim Tekniği ve uygulama Nilüfer Ekşi Duran

Öksürük. Pınar Çelik

Dr. Recep Savaş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji AD, İzmir

Vaka II. Vaka I. Vaka III. Vaka IV

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

ACS de yeni biyolojik markırlar MEHMET KOŞARGELİR HNH 2014-DEDEMAN

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

TKD/TKYK KORONER BAKIM İLERİ KLİNİK UYGULAMALAR SERTİKASYON PROGRAMININ ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI

ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK

Yüksekte Çalışması İçin Onay Verilecek Çalışanın İç Hastalıkları Açısından Değerlendirilmesi. Dr.Emel Bayrak İç Hastalıkları Uzmanı

Pnömotoraks. Akif Turna. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı.

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

GÖĞÜS AĞRISI. Prof. Dr. Hasan Kudat

Patogenez Bronşektazi gelişiminde iki temel mekanizma rol oynar

Prof. Dr. Binali MAVİTAŞ Dicle Üniverstiesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D.

Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir

HASTALIKLARINDA. Dr.Gürsu Kıyan. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı

Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı 5. Sınıf ders programı:

Asendan AORT ANEVRİZMASI

AKUT PULMONER EMBOLİDE RADYOLOJİK ÖNEMLİ MESAJLAR

PLEVRAL EFFÜZYON VE AMPİYEM

SINIF 5 Saat Ders Düzey Öğretim Üyesi Anabilimdalı 3.GRUP / SOLUNUM - DOLAŞIM BLOK

PERİKARDİT GİRİŞ PATOFİZYOLOJİ. Dr. Neslihan SAYRAÇ

Fizik muayenede; hastanın genel durumu iyi, bilinç açık, ateş 370C, arteryal kan basıncı 90/60 mm Hg, nabız düzenli ve 100/ dakika, solunum sayısı

HASTALIKLARINDA. Dr.Gürsu Kıyan PhD. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı

Plevral aralıkta hava birikmesi. Akciğer kollapsı

Nonimmun Hidrops Fetalis Tanı ve Yaklaşım. Prof. Dr. Acar Koç Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı

Temel Cerrahi Aciller: Akut batın Travma

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI

FAZ I. Değerlendirme Eğitim Fiziksel aktivite Psikososyal yaklaşım. Bileşenler. Tanım. Değerlendirme. Koroner yoğun bakım

Prof. Dr. Demir Budak Dekan. Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 2

Göğüs Cerrahisi Akın Yıldızhan. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Omurga-Omurilik Cerrahisi

AKUT KORONER SENDROMLARDA OLASILIK SKORLARI VE STRES TESTLERİNİN KULLANIMI

Sunu planı. Solunum yetmezliği NON-İNVAZİV MEKANİK VENTİLASYON NIMV

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kardiyak hastaların bakımında Türkiye'de sorunlar neler ve ne yapmalıyız? Kardiyoloji Gözüyle

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli

SOLUNUM SİSTEMİNDE HİKAYE

Dönem 3 Konu: Amaç: Öğrenim Hedefleri: Konu: Amaç: Öğrenim Hedefleri: Konu: Amaç: Öğrenim Hedefleri: Konu: Amaç: Öğrenim Hedefleri:

İlk Değerlendirme İşlemleri

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ

BOYUN AĞRILARI

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

Periferik arter hastalıklarının tanısını ve yaklaşım stratejilerini öğrenecek.

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim Öğretim Yılı. Dönem 4 GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJ TANITIM REHBERİ

GÖĞÜS AĞRISI ŞİKAYETİ İLE BAŞVURAN ÇOCUKLARIN KLİNİK İZLEMİ

Giriş. Yaşlılarda Karın Ağrısı. Genel Bilgiler. Genel Bilgiler. Değerlendirmeyi Etkileyen Faktörler Öykü. Değerlendirmeyi Etkileyen Faktörler Öykü

GÖĞÜS AĞRILI HASTAYA YAKLAġIM

TORAKS DEĞERLENDİRME KABUL ŞEKLİ 2 (Bildiri ID: 64)/OLGU BİLDİRİSİ: MEME KANSERİ İÇİN RADYOTERAPİ ALMIŞ OLGUDA RADYASYON PNÖMONİSİ

DİSPNE TANIM TANIM TANIM TANIM EPİDEMİYOLOJİ

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Damar Hasarı: Travma, cerrahi

GÖĞÜS AĞRISI KARDİYAK? KARDİYAK DEĞİL? AKS GÖĞÜS AĞRISI PATOFİZYOLOJİ BAŞLANGIÇ YAKLAŞIM

KARDİYAK REHABİLİTASYON ÖĞR. GÖR. CİHAN CİCİK

HIV & CMV Gastrointestinal ve Solunum Sistemi

GÖĞÜS CERRAHİSİ STAJI

Doç.Dr. Mehmet Güngör KAYA

EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI DÖNEM IV GRUP 4

HEPATOLOJİ. e-yandal. Özofagus Hastalıkları. Semptomatoloji

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

4. S I N I F - 2. G R U P 1. D E R S K U R U L U

BIR GRİP SEZONUNUN BAŞıNDA İLK OLGULARıN İRDELENMESİ

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyak Yoğun Bakım Sertifika Programı

Bu Göğüs Ağrısını Taburcu Edebiliriz!?

D E F O R M İ T E L E R İ

KAFA TRAVMALI HASTALARDA GÖRÜNTÜLEMENİN TANI, TEDAVİ VE PROGNOZA KATKISI. Dr. Fatma Özlen İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi AD

Prof. Dr. Ferit Çiçekçioğlu, Yrd. Doç. Ertan Demirdaş, Yrd. Doç. Dr. Kıvanç Atılgan

TORAKS TRAVMALARI Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Derneği Travma ve Resüsitasyon Kursu (TRK)

Çoklu Travma Hastasına Yaklaşım. Travma Merkezleri. Travma Merkezleri. Travma Merkezleri. Travma Merkezleri. Dr.Erkan Göksu Acil Tıp A.D. I.

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

Dr. Seçkin Pehlivanoğlu. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi İstanbul Hastanesi

Pulmoner Hipertansiyon Tarihçe Tanı ve Sınıflama. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

Solunum Sistemine Ait Tıbbi Terimler. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

PALYATİF BAKIMA KABUL VE TABURCU KRİTERLERİ GAMZE SEZER

Kalp Kapak Hastalıkları

Arter Kan Gazı Değerlendirmesi. Prof. Dr. Tevfik Ecder İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı

PLEVRAL EFFÜZYON VE AMPİYEM

Ders Yılı Dönem-V Göğüs Hastalıkları Staj Programı

PULMONER EMBOLİDE GÜNCEL TANISAL STRATEJİLER

Göğüs ağrılarının ayırıcı tanısı. Prof. Dr. Zeki Öngen İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

Hazırlayan: Hatice Şentürk Acıbadem Bursa Hastanesi Klinik Eğitim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: 01/08/2016

Bir Hastada Astım Hastalığı İle Karıştırılan Yabancı Cisim Aspirasyonunda Röntgen Grafisinin Önemi: Ne Umduk,Ne Bulduk?'

İnvaziv Girişimler. Sunum Planı. SANTRAL VENÖZ KATETER Endikasyonlar. SANTRAL VENÖZ KATETER İşlem öncesinde

Transkript:

Ömer Yavuz, Orhan Yücel Giriş Non-operatif göğüs ağrısı, göğüs cerrahisi disiplininde ameliyat dışı nedenlere bağlı ortaya çıkan ağrıları kapsar. İntratorasik nedenlere bağlı olacağı gibi diğer nedenlerden de kaynaklanabilmektedir. Etiyoloji Non-operatif göğüs ağrısı birçok nedenle ortaya çıkabilmektedir. En sık karşılaştığımız non-operatif göğüs ağrısı nedenleri Tablo 1 de özetlenmiştir. Tablo 1. Göğüs Ağrısı Nedenleri A. Travmaya Sekonder B. Kardiyovasküler Sistem Kökenli 1. Angina Pektoris 2. Perikardit 3. Miyokard İnfarktüsü 4. Aort Diseksiyonu 5. Pulmoner Emboli 6. Pulmoner Hipertansiyon C. Pulmoner Kökenli 1. Pnömoni 2. Plevral Efüzyon 3. Pnömotoraks 4. Pulmoner Emboli D. Gastrointestinal Sistem Kökenli 1. Gastroözofageal Reflü 2. Peptik Ülser 3. Akalazya E. Kas-İskelet Sistemi ve Nörolojik Kökenli 1. Torasik Outlet Sendromu 2. Tietze Sendromu 3. Servikal Diskopatiler 4. Herpes Zoster F. Psikiyatrik Kökenli 1. Panik Atak G. Diğerleri 212 Derman Tıbbi Yayıncılık 1

Göğüs ağrısı ciddi morbidite ve mortalite nedenlerinin ilk belirtisi olabilir. Postoperatif takip edilen olgularda şikâyetler arasında non-operatif göğüs ağrısı düşünülüyorsa bunun ayrıcı tanısı yapılmalıdır. Geç teşhis edilmesi durumunda mortal olabilirler. Non-operatif göğüs ağrılarının kliniklerine kısaca bakacak olursak; Travmaya Sekonder: Künt toraks travmaları sıklıkla trafik kazaları, yüksek seviyeden düşme, darp vb sebepler sonrasında görülür. Travmanın şiddetine ve hastanın durumuna bağlı olarak basit yumuşak doku bozukluklarından acil torakotomi gerektirebilecek bir çok klinik duruma sebebiyet verebilir. Künt toraks travmasıyla başvuran hastada, öncelikle detaylı bir öykü alınması ve düzgün bir fizik muayene yapılması önemlidir. Hastadan veya yakınlarından alınacak öykü ile travmanın natürü hakkında bilgi alınabilir, takip eden fizik muayenede ise karşılaşılabilecek paradoksal solunum veya perküsyonda matite gibi bulgular neticesinde vakit kaybetmeksizin hastanın hayatını kurtaracak girişimlere başlanabilir. Sonrasında istenmesi gereken ilk tetkik iki yönlü akciğer grafisi olmalıdır. Postero-anterior ve lateral akciğer grafilerinde kot, klavikula, sternum ve skapula fraktürleri, pnömotoraks, plevral efüzyon vb durumlar değerlendirilerek acil girişim gerektirecek patolojiler gözden kaçırılmamalıdır. Efüzyon varlığında olası bir hemotoraks akla getirilmeli ve bilgisayarlı toraks tomografisi ve torasentez gibi ileri tetkikler ile değerlendirilmelidir. Her ne kadar akciğer grafisi ile kot fraktürünün tespiti zor olsa da, akciğer parankiminin etkilenmediği veya hemo/pnömotoraksın eşlik etmediği kot fraktürlerinde tedavi konservatif bir şekilde ağrıya yönelik olmalıdır. Lateral akciğer grafilerinde tespit edilebilecek sternum fraktürlerinde ise kemik yapıda tam ayrışma yok ise kardiyak patolojiler dışlandıktan sonra tedavi yine konservatif seyretmeli, tam ayrışma olması, fraktüre kotların eşlik etmesi ve/veya yelken göğüs görülmesi durumunda ise cerrahi girişim ile stabilizasyon sağlanmalıdır. Künt toraks travmalarında ayrıca görülebilecek bir diğer durum ise akciğer kontüzyonudur. Tanıda akciğer grafisi yeterli olup şüpheye düşülen durumlarda bilgisayarlı toraks tomografisi endikedir. Tedavisi oksijen desteği, antibiyoterapi, analjezi, etkin solunum fizyoterapisi ve gereğinde mekanik ventilasyon ile takiptir. Miyokard İnfarktüsü: Göğüs ağrısına eşlik eden elektrokardiyografik bulgular (EKG), nekroza ilişkin biyokimyasal laboratuvar parametreleri ve görüntüleme teknikleriyle (ekokardiyografi vb) desteklenmesi gereken klinik bir durumdur. Miyokard infarktüsünde göğüs ağrısı substernal baskı tarzında, ezici bir ağrıdır ve hasta ağrının yerini tam olarak lokalize edemeyebilir. Etiyopatogenezi %95 ateroskleroza bağlıdır. Angina Pektoris: Angina pektoris, miyokard iskemisine bağlı semptomların genel tanımıdır. Semptomların şiddeti ve karakteriyle birlikte sürekliliğine bağlı olarak stabil / anstabil angina pektoris olarak isimlendirilir. Kökeninde miyokard perfüzyonunun oksijen ihtiyacına cevap verememesi yatar. Tanısında elektrokardiyografi (EKG), egzersiz EKG, miyokard perfüzyon sintigrafisi vb testler endikedir. Perikardit: Perikardiyum inflamasyonudur. Başlangıcından sonra geçen süreye göre akut, subakut ve kronik olabilir. Sıklıkla idiyopatik olup bunun dışında viral, bakteriyel, fungal, parazitik vb enfeksiyonlar, romatoid artrit ve ankilozan spondilit gibi kollajen doku hastalıkları, neoplaziler, dissekan anevrizmalar gibi çok çeşitli sebepler perikardit etiyolojisinde sıralanabilir. Retrosternal göğüs ağrısı, palpitasyon ve dispne ana 2 Derman Tıbbi Yayıncılık 213

Non-Operatif Göğüs Ağrısı semptomlar olup, etiyolojiye göre ateş, ödem, miyalji gibi semptomlar da görülebilir. Tanıda EKG, ekokardiyografi, perikardiyosentez gibi non-invaziv ve invaziv tetkikler kullanılabilir. Aort Diseksiyonu: Aort diseksiyonu bir aort duvar hastalığı olup, intima ve media tabakaları arasındaki ayrılmaya sekonder intima tabakasının distal yönde transpozisyonuna verilen isimdir. Etiyolojisinde hipertansiyon başta olmak üzere konjenital kalp hastalıkları, ateroskleroz, travma ve genetik kökenli hastalıklar sayılabilir. Yine perikarditte olduğu gibi başlangıcı ile hastaneye başvuru arasında geçen süreye göre akut, subakut ve kronik olarak sınıflandırılabilir. Aort diseksiyonundaki göğüs ağrısı ani başlayan, yırtıcı tarzdadır. Hastalar sıklıkla 50-60 lı yaşlarında erkeklerdir. Tanıda ekokardiyografi ve bilgisayarlı tomografi genellikle yeterlidir. Pulmoner Emboli: Pulmoner dolaşımın, büyüklüğü 10-15 mikrondan daha fazla olan herhangi bir materyal tarafından tıkanması durumuna pulmoner emboli adı verilir. Söz konusu materyaller pıhtı, hava, amniyotik sıvı, yağ ve parazitler gibi çok geniş bir yelpazede incelenebilir. Etiyolojisinde ileri yaş, immobilizasyon, obezite, perinatal ve postnatal dönemde olma, emboli öyküsü, geçirilmiş cerrahi operasyonlar, kalp yetmezliği, miyokard iskemisi, maligniteler vb sayılabilir. Tanıda D-Dimer ve kan gazı gibi laboratuvar tetkiklerin yanı sıra EKG, ekokardiyografi, akciğer ventilasyonperfüzyon sintigrafisi ve pulmoner anjiyografi faydalıdır. Pulmoner Hipertansiyon: Pulmoner hipertansiyon, istirahat halindeyken ortalama pulmoner arter basıncının 25 mmhg basıncına eşit veya bu değerden yüksek ölçülmesi olarak tanımlanır. Pulmoner hipertansiyon tanı koyulması zor, mortalite ve morbiditesi ise yüksek bir hastalıktır. En sık idiyopatik olarak karşımıza çıkar. Ailesel de olabileceği gibi konjenital kalp hastalıklarına, portal hipertansiyona ve kollajen doku hastalıklarına sekonder olarak görülebilir. Diğer önemli sebepler ise HIV enfeksiyonu, hipoksemi, kronik tromboembolik hastalıklar, ilaçlar ve toksinlerdir. Tanısında tek bir yöntem mevcut olmayıp EKG, akciğer grafisi, ekokardiyografi, solunum fonksiyon testleri ve arteriyal/venöz kan gazı analizlerinden faydalanılabilir. Tedavisinde ise daha çok altta yatan sebebe yönelik yöntemler tercih edilmelidir. Pnömoni: Akciğerlerin gaz değişimi gerçekleşen kısımlarının enfeksiyonlarına pnömoni adı verilir. Tutulum yerine, hastaya ve enfeksiyon etkenine göre çeşitli türleri mevcuttur. Örneğin; toplum kökenli pnömoni, hastane kökenli pnömoni, tipik pnömoni, atipik pnömoni, radyasyon pnömonisi vb. Pnömoni tanısı için mevcut semptomlar, fizik muayene bulguları ve görüntüleme yöntemlerinin bir araya getirilmesi yeterlidir. Tedavide ise yine söz konusu pnömoninin türüne yönelik olarak hareket edilmelidir. Plevral Efüzyon: Plevral efüzyon, plevral sıvının salınım ve emilimi arasında mevcut olan dengenin herhangi bir etkene bağlı olarak bozulması ve sonuç olarak plevral sıvının anormal artışı ile karakterize klinik bir durumdur. Minimal efüzyonlar sıklıkla asemptomatik iken, efüzyon miktarı arttıkça plöretik göğsü ağrısı, non-prodüktif öksürük ve dispne görülebilir. En sık pnömoniye sekonder olarak görülmekle birlikte kalp ve böbrek yetmezlikleri, atelektazi, maligniteler, radyo-kemoterapi gibi etkenler diğer sebepler arasında sayılabilir. Tanıda akciğer grafisi, toraks ultrasonografisi ve bilgisayarlı tomografi kullanılabilir. Tedavisi altta yatan sebebe yönelik olmalıdır. 214 Derman Tıbbi Yayıncılık 3

Pnömotoraks: Normalde hava içermeyen viseral ve pariyetal plevra yaprakları arasında serbest hava bulunmasına Pnömotoraks adı verilir. Asemptomatik seyredebilmekle birlikte genellikle ani başlayan nefes darlığı ve göğüs ağrısı ile görülür. En sık sebebi idiyopatik (primer) olmakla birlikte sekonder sebepler arasında büllöz akciğer, bronşial astım, kollajen doku hastalıkları, KOAH, alfa-1 antitripsin eksikliği gibi akciğer parankimini etkileyen durumlar görülür. Ek olarak travmaya sekonder sebepler arasında ise akciğer biyopsileri, torasentez ve santral kateterizasyon gibi iatrojenik nedenler, künt travmalar, delici kesici alet yaralanmaları, motorlu araç kazaları vb sebepler sayılabilir. Tanısında ilk tercih akciğer grafisidir. Şüpheye düşülen durumlarda kesin tanı için bilgisayarlı tomografi kullanılabilir. Tedavisinde viseral ve pariyetal plevra yaprakları arasında yer alan serbest havanın tahliye edilmesi gerekir. Gastroözofageal Reflü (GÖRH): GÖRH, mide içeriğinin distal özofagusa retrograd hareketine verilen isimdir. Hastalar genellikle pirozis (heartburn), hipersalivasyon, disfaji, angina pektoris, odinofaji, öksürük vb semptomlarla başvururlar. Etiyolojide alt özofageal sfinkter disfonksiyonu, karın içi basınç artışı, mide hacmi ve asiditesinin artışı, H. pylori, hiatus hernisi gibi sebepler görülür. Tanısında 24 saatlik ph ölçümü, alt özofageal sfinkter veya özofagus manometresi, endoskopi, baryumlu grafiler vb kullanılabilir. Tedavisinde ise sırasıyla tıbbi (asitlik düzenleyiciler, proton pompa inhibitörleri vb), endoskopik ve cerrahi tedavi düşünülebilir. Peptik Ülser: Peptik ülser, mide asidi ve pepsin etkisi ile mide ve/veya duodenumda görülen doku kaybı olarak tanımlanır. En sık semptomları epigastrik ağrı ve dispeptik semptomlardır. Etiyolojide H. pylori, non-steroid antiinflamatuar ilaçlar, hiperasidite, ailesel faktörler, diyet, psikolojik yönelim ile sigara ve alkol suçlanmaktadır. Tanıda ilk tercih mide-duodenum grafisi, devamında ise endoskopik inceleme gelir. Tedavisinde diyet, antiasitler, antibiyoterapi vb düşünülmelidir. Torasik Outlet Sendromu: Toraks üst çıkışında üst ekstremite arter, ven ve sinirlerinin basısına bağlı ortaya çıkan duruma Torasik Outlet Sendromu adı verilir. Sebepleri temelde konjenital ve travmatik olarak ikiye ayrılır. Konjenital sebepler arasında servikal kosta, fibröz bantlar, rudimenter birinci kosta gibi anatomik malformasyonlar sayılabilirken, travmatik sebepler arasında klavikula ve birinci kot fraktürü, humerus dislokasyonu vb sayılabilir. Basıya bağlı üst ekstremitede ağrı, uyuşukluk, parestezi gibi semptomlarla birlikte görülür. Tanıda fizik muayene ve spesifik testler önemli yer tutmakla birlikte akciğer grafisi, servikal grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, doppler ultrasonografi ve elektromiyografi kullanılabilir. Tedavisinde ise öncelikli olarak konservatif yaklaşımla fizik tedavi, fayda görmeyen hastalarda ise cerrahi tedavi uygulanabilir. Tietze Sendromu: Göğüs ön duvarı eklem kartilajlarının ağrılı enflamasyonuna Tietze Sendromu adı verilir. Bir diğer adı da kostokondrit olup ağrı, hassasiyet ve şişliklerle karakterizedir. Sıklıkla idiyopatik olmakla birlikte travmaya, çeşitli enfeksiyonlara, artritlere ve tümörlere sekonder olarak görülebilir. Hastalar kostokondral bileşke bölgelerinde ağrı şikayetiyle başvururlar. Ağrı fiziksel aktiviteyle artar ve palpasyonda hassasiyet gösterir. Tanısı ağırlıkla ekartasyon tanısıdır. Tedavide basit analjezikler ve psikoterapi faydalı olabilir. 4 Derman Tıbbi Yayıncılık 215

Non-Operatif Göğüs Ağrısı Tanı Göğüs ağrısı şikâyetiyle başvuran hastadan öncelikle detaylı bir anamnez alınmalı ve hastaya fizik muayene yapılmalıdır. Fizik muayenede klasik inspeksiyon, palpasyon, perküsyon ve oskültasyon sırası takip edilmelidir. İnspeksiyonda öncelikle travmaya ait bir bulgu olup olmadığı değerlendirilmeli, bunun yanı sıra her iki hemitoraksın solunuma katılıp katılmadığı, solunum hızı ve şekli de dikkate alınmalıdır. Palpasyonda hastanın ağrı tarif ettiği bölgede aşırı hassasiyet, krepitasyon, cilt altı amfizemi ve benzeri bulgular araştırılır. Ayrıca vibrasyon torasik yardımıyla plörezi ve pnömoni gibi parankim hakkında bilgi verebilecek hastalıklar değerlendirilebilir. Perküsyonda hipersonarite varlığı ilk planda pnömotoraksı, matite varlığı ise plevral efüzyon ve pnömoni gibi durumları akla getirmelidir. Oskültasyonda solunum seslerinin azalmış olması pnömotoraks ve plevral efüzyon gibi durumları, patolojik seslerin duyulması parankimal ve plevral hastalıkları düşündürmelidir. Uygun ve detaylı bir fizik muayenenin ardından laboratuvar testlere geçilebilir. Göğüs ağrısı evaluasyonunda ilk istenmesi gereken tetkikler elektrokardiyografi, akciğer grafisi ve kardiyak enzimlerdir. Elektrokardiyografide özellikle kardiyak kökenli hastalıkları düşündürebilecek değişiklikler görüldüğünde derhal kardiyak enzimlerle desteklenmeli ve olası bir miyokard enfarktüsü atlanmamalıdır. Akciğer grafisinde ise ilk olarak akciğer parankimi değerlendirilmeli, pnömoni, pnömotoraks ve plevral efüzyon gibi durumlara dikkat edilmelidir. Ayrıca travmaya sekonder bulgular (örn. kot fraktürü) gözden kaçırılmamalıdır. İkilemde kalınan durumlarda Toraks Bilgisayarlı Tomografisi ile ileri inceleme yapılabilir. Tedavi Tedavi daha çok altta yatan sebebe yönelik olmalıdır. Kardiyak kökenli durumlardan şüphelenilmesi durumunda hastaya derhal sublingual nitrogliserin veya isosorbid dinitrat ile aspirin verilmeli ve ardından ilgili kliniğe yönlendirilmelidir. Pulmoner kökenli durumlarda ise yine ilgili hastalığa yönelik tedaviler (pnömoni için uygun antibiyoterapi, plevral efüzyon ve pnömotoraks için drenaj gibi) uygulanmalıdır. Gastroözofageal kökenli durumlarda akut ağrının giderilmesi için antiasitler ve proton pompa inhibitörleri uygulanmalı ve ardından ilgili klinikçe ileri tedavisi verilmelidir. 216 Derman Tıbbi Yayıncılık 5