DAVRANIŞ BİLİMLERİ ALGILAMA VE ALGILAMA HATALAR



Benzer belgeler
BÖLÜM Duyum ve Algılama

ALGI VE ALGISAL ÖRGÜTLEME YASALARI

Uzaktan Eğitim. Doç.Dr. Ali Haydar ŞAR

Gestalt Kuramı. Doç. Dr. Tülin ŞENER

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Algı ÇalıĢma Yaprağı: 6

Wertheimer, Köhler ve Kofka tarafından geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Gestalt psikolojisi, bilişsel süreçler içerisinde özellikle "algı" ve "algısal

GESTALT KURAMI Gestalt kuramcılarına göre bütün, parçaların toplamından daha anlamlıdır ve farklıdır. Birey herşeyi bir bütün olarak algılama

ALGI BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

Öğrenme, Örgütsel Öğrenme

Kullanılan Kaynaklar: - Mucuk, İ. (2012). Pazarlama İlkeleri. Türkmen Kitabevi - - Kotler, Philip & Armstrong, Gary (2014), Principles of Marketing,

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI SORU VE CEVAPLARI

İlk izlenimler önemli midir? Yoksa, sonraki bilgilerle aslında kolayca değiştirilebilir mi?

10/14/14. Tüketici Davranışı Modeli Tüketici davranışını etkileyen faktörler Tüketici satınalma karar süreci

Bilişsel Gelişimle İlgili Kavramlar

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

GESTALT KURAMıN ORTAYA ÇıKıŞı

Duyum ve Algı. Prof. Dr. Güler Bahadır Dr. Nilüfer Alçalar İ. Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

1 YÖNETİM VE ORGANİZASYONLA İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

YÖNETİCİ DURUMUNDA OLANLARIN

Tüketici Satın Alma Davranışı Tüketici Davranışı Modeli

ünite1 Fen Bilimleri Beş Duyumuz Beş Duyumuz 3. Burundaki kılları koparmak Çok sıcak cisimlere dokunmak

Duyum ve Algı. Fiziksel Uyarandan Anlamlı Algılara Uzanan Bir Süreç

DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI

ÖNSÖZ 5 1 İLETİŞİM SÜRECİ VE EĞİTİM...

ALGI. Yard. Doç. Dr. Aybala SARIÇİÇEK İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıbbi Psikoloji Dersi 2012

BEYİN ANATOMİSİ TEMPORAL VE FRONTAL LOB

Öğretim Materyallerinin Eğitimdeki Yeri ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI. Dr. Ümmühan Avcı Yücel Esin Ergün

Proje 3: Seminer. Planlama Raporu

2 İNSAN KAYNAKLARI PLANLANMASI

4 GİRİŞ BİLİŞ NEDİR?

kişinin örgütte kendini anlamlandırmasına fırsat veren ve onun inanış, düşünüş ve davranış biçimini belirleyen normlar ve değerler

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 : DAVRANIŞ BİLİMLERİ VE YÖNETİM SÜRECİ YÖNETİM

Bölüm 1. İletişimin ve Psikolojinin Gelişimi... 19

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Bilimsel Araştırma Yöntemleri I

Yönetim ve Yöneticilik

MODELLERDEN ÖĞRENME Enver CANER

Prof. Dr. Münevver ÇETİN

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Tanışalım, Kaynaşalım GİRİŞİMCİLİK. Arzu Akalın GİRİŞİM GİRİŞİMCİLİK GİRİŞİM? GİRİŞİM NEDİR?

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ

TEMEL ALGISAL SÜREÇLER VE BİLGİ İŞLEMEDE ALGININ YERİ VE GESTALT PRENSİPLERİ BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

GÖRSEL OLMAYAN DUYU SİSTEMLERİ

T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU AMELİYATHANE HİZMETLERİ PROGRAMI 2. SINIF 1. DÖNEM DERS İZLENCESİ

EĞİTİMDE ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ

Hedef Davranışlar. Eğitim Programının birinci boyutudur. Öğrencilere kazandırılması planlanan niteliklerdir (davranışlar).

-DERS PLANI- Görsel Sanatlar Dersi. 2 Ders Saati (40+40dk)

Cinsiyet ve Toplumsal cinsiyet

Öğretmen Liderliği ÖĞRETMEN LİDERLİĞİ

Bireysel Farklılıklar, Kişilik, Tutum, Duygu ve Değerler

BÖLÜM Organizma ve Çevre İlişkileri Organizma, Davranış ve Zihinsel Süreçler Çevre Fizik Çevrenin Organizmayı Etkilemesi

1. ALGILAMA KAVRAMI VE TANIMI

TEKNOLOJİ EĞİTİMİ. Hafize KESER* Amaçlan. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Araştırma Görevlisi.

ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri

Güdülenme. Öğr.Gör. Dr. Şirin KARADENİZ

yukarıda olduğu psikolojik bir durumdur.

Örgütlerde İletişim. Spor Bilimleri Anabilim Dalı

DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ

Pazarlama: Tanım, Tarihçe, Kavramlar

GÖKKUŞAĞI KOLEJİ PYP SORGULAMA PROGRAMI

BİLGİYİ İŞLEME KURAMI

Gerçekçi (Realistic) görseller, üzerinde durulan gerçek nesneyi gösterir. Örneğin bir arabanın resmi gerçekçi bir görsel öğe olarak kullanılabilir.

ÜNİTE. ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE RUH SAĞLIĞI Doç. Dr. Ayşe OKANLI İÇİNDEKİLER HEDEFLER DUYUM VE ALGI KAVRAMLARI

Türkiye de obezite. (Kaynak: TÜİK)

Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram;

DİKKAT KONTROLLERİ SİSTEMLERİ

Giriş Bölüm 1. Giriş

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III

Performans Değerlendirme

İŞLETME YÖNETİMİ. Yönetim İşlevleri. Yürütme Süreci. Yürütme Süreci. Yönetim İşlevleri. Yürütme. Yöneticilerin Yürütme Süreci ile İlgili Sahaları

Tasarım Psikolojisi (GRT 312) Ders Detayları

DARICA ANADOLU LİSESİ 9. SINIF REHBERLİK PLANI

Materyal Çeşitleri. koninin dayandığı ilkeler, Çilenti (1984:57) tarafından şu şekilde açıklanmıştır:

ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ. Liderlik ve Liderlik Teorileri YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

Eğitimin Psikolojik Temelleri

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

REHBERLİK VE İLETİŞİM 5

1. ÜNİTE İÇİNDEKİLER EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL

SINIF REHBERLĠĞĠ PROGRAMI. Prof. Dr. Serap NAZLI

Davranışı başlatma Davranışların şiddet ve enerji düzeyini saptama Davranışlara yön verme Devamlılık sağlama

DENEME SINAVI A GRUBU / İŞLETME

GÜDÜLENME. Doç.Dr. Hacer HARLAK - Psikolojiye Giriş I

AKTIF (ETKİN) ÖĞRENME

KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz.

hızlıdır. İletişim çoğunlukla sözlüdür. Yanlışlık ve eksiklikler genellikle önemli konulara ilişkindir. Organizasyonların başlıca özellikleri:her

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

Beyin Temelli ve Basamaklı Öğrenme S

Liderlik Yaklaşımları ve Spor Yönetimi İlişkisi. Spor Bilimleri Anabilim Dalı

Economic Policy. Opening Lecture

DUYUSAL ve MOTOR MEKANİZMALAR

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

Transkript:

DAVRANIŞ BİLİMLERİ ALGILAMA VE ALGILAMA HATALAR Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT

*Algılama; insanların çeşitli duyuları (görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma) yardımıyla çevrelerinden elde ettikleri bilgileri bir araya getirip organize ederek kendileri için anlama ya da yoruma kavuşturmalarına ilişkin süreçlerdir. *Algılama, bireylerin çevrede duyduğu ilgiye göre değişiklik gösterir. Her bireyin ilgi ve dikkatini çeken çevresel olaylar farklıdır. Bireylerin geçmişte algılama süreci yardımı ile oluşturdukları kanaat, varsayım, kuram ve fikirler zaman içinde değişebilir. Çünkü; bireylerde algılama süreci süreklidir. İnsanların geçmişte yaptıkları algılama hatalarının farkına varmalarına ve olgunlaşmalarına da yardımcı olur. 2

*Algılama, duyu organları tarafından kaydedilen uyarıcılar üzerine inşa edilmektedir. *Duyular insanın objelerle ilgili fiziksel girdileri diye tanımlanabilir. *Dünyayı sinir uçlarının harekete geçmesiyle anlarız. Elimizi sıcak bir sobaya değdirdiğimizde ya da adımız çağırıldığında sinir sistemimiz harekete geçer ve sinir uçlarımız bu girdileri beynimize gönderir. *Duyu organlarına ulaşan bilgiler algılanmadığı sürece hiçbir anlam ifade etmez. Bu sebeple duyu organlarına ulaşan bilgilerin algılanarak anlamlı hale getirilmesi gerekir. *Bu duyular, görme, işitme, koklama, tat alma ve dokunma şeklinde adlandırılmaktadır. 3

*Duyular, vücudun içinden ve dışından birçok uyarının etkisi altındadır. Işık ve ses dalgaları, baskı ve kimyasal enerji dış uyaranlara örnek olarak verilebilir. *İç uyaranlar kaslardan çıkan enerji, sindirim sisteminden, hormonlardan ve benzerlerinden etkilenme biçiminde olabilir. Görüldüğü gibi duyular vücudun fizyolojik işlevlerini gösteren temel davranışla ilgilidir. *İnsanlar yalnızca temel davranışı yönlendiren duyularla davranmazlar, kendi algısal dünyalarında yaşarlar. *Davranışlarını yönlendiren şey, gerçeği algılayış biçimidir. İki kişinin gerçeği aynı biçimde 4 algılaması gerekmez.

*Algılama ile birey çevrede ilgi duyduğu hususları seçer. Bazı çevresel bilgilere kayıtsız veya isteksiz yaklaşırken bazı bilgiler ilgi ve merakını cezbeder. Her bireyin ilgi ve dikkatini çeken çevresel olay ve bilgiler farklıdır. Bu farklılığı doğuran insanların birbirlerinden farklı kişilere, ihtiyaçlara, güdülere, değerlere, inançlara ve tecrübelere sahip olmalarıdır. *Bu farklılıklar, bireylerin çevreden ilgi duydukları ve algıladıkları olay ve bilgileri gruplama işleme ve anlama kavuşturmada da farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. 5

*Bireyin dış dünya ile ilgili olarak elde ettiği organize ettiği, işlediği bilgiler onların yaşadıkları dünya hakkında bir takım kanaate kuramlara, varsayımlara, sabit fikirlere sahip olmalarına, davranış ve tutumlarını bunlara göre oluşturmalarına yol açar. *Ancak bireylerin geçmişte algılama süreci yardımıyla oluşturdukları bu kanaat, varsayım, kuram ve fikirler, zaman içinde değişebilir. Çünkü bireylerde algılama süreci süreklidir. Zaman içinde elde edilen yeni bilgiler bunların işlenmesi ve anlama kavuşturulması, yeni tecrübeler edinilmesine, yeni keşif, inanç, kanaat ve kuramlara neden olur ve eskiden yaptıkları algılama hatalarını farkına varmalarına yardımcı olur. 6

Çevresel Uyarı Yakın çevredeki kişi ve nesneler Dış Etmenler Büyüklük Yoğunluk Zıtlık Hareket Tekrarlanma Yenilik Aşinalık Algısal Seçme İç Etmenler Kişilik Öğrenme Güdülenme Yorumlama Algısal Yanılgılar Nedensellik Yükleme Algısal Savunma İç ve Dış Nedenler Kalıp Düşünme Başarı ve Başarısızlık Hale Etkisi Nedenleri Yansıtma Beklenti Etkileri 7 Gözlem Tatma Koklama Duyma Görme Dokunma Algısal Örgütleme Algısal Gruplandırma Süreklilik Tamamlayıcılık Yakınlık Benzerlik Ortak Alanda Bulunma Aşinalık Örtülü Tutumlar Duygular Güdüler Tepki Açık Davranış

*Algılamayı anlamanın en iyi yolu, algılama eylemini dünyanın resmini bir bez üzerine resmetme eylemi gibi görmektir. *Resmi yapan, yaptığı resme olayların hangi yönlerini alacağını kendisi belirler. Çoğu zaman ressam olayları gerçekte görüldüğü gibi kaydetmez. Yorumladığı biçimiyle fırçasını çalıştırır. *İşte algılama süreci de bir uyarının, algılayan için bir anlam ifade edecek biçimde seçilmesi ve örgütlenmesidir. Bilginin araştırılması, bulunması ve zihinsel olarak işlenmesi sürecidir. *Farklı kişiler aynı durumu hem seçici olarak algılama anlamında hem de algıladıkları bu şeyleri örgütleme ve onları yorumlama anlamında genellikle farklıdırlar. 8

*Algılama sürecini etkileyen Faktörleri üç başlık altında inceleyebiliriz: 1. Algılayan bireyin kişiliği, kişisel özellikleri, geçmiş yıllarda elde ettiği tecrübeleri, 2. Algılanan nesnenin - ki bu nesne, kişi, eşya olay, canlı ve cansız tüm varlıklar olabilir- özellikleri. 3. Algılama ortamı; algılama sürecinin gerçekleştiği fiziksel, sosyal ve örgütsel çevre koşulları 9

Algılayan Kişinin Nitelikleri Algılanan Kişi, Nesne veya Olayların Özellikleri Algılama Sürecinin Gerçekleştiği Ortam Algısal Sürecin Evreleri 1- Dikkat ve Seçim 2- Bilgilerin Organizasyonu 3- Bilgilerin Yorumu 4- Tekrar Hatırlama İnanç Duygu Kanaat Değer Oluşumu Davranış ve Tavırların Belirlenmesi Algılayan Kişinin Davranışsal Cevabı 10

*Algılamada bilgi işleme evrelerini dört kısımda ele alıp inceleyebiliriz: 1. Algısal seçme, 2. Algısal örgütleme, 3. Organize edilen bilgilerin anlama ve yoruma kavuşturulması, 4. Bilgilerin ihtiyaç duyulduğunda tekrar hatırlanması, 11

* Bize erişen veya araştırıp elde ettiğimiz bilgilerin hepsini değil ancak küçük bir kısmını dikkate alırız. Bireylerin veya grupların hangi bilgileri dikkate alacağı, hangi bilgilerle ilgilenmeyeceği hususu, amaçlanarak planlanmış ve kontrol edilmiş faaliyet ve işlemlerden de doğabilir. Bazı hallerde de bireyler zihinleri başka şeylerle meşgulken davranışlarını ilgilendiren ortamlarla ilgili olarak seçimsel algılama ve davranışlarda bulunabilir. 12

*Her gün çevremizde binlerce uyarıyla karşı karşıya bulunuruz. Telefonun çalması, kuşların ötmesi, televizyonda haberlerin okunması, mutfaktan pişmekte olan yemeğin kokusu ve daha birçok uyarıcının aynı anda bulunuşu. Bunların hepsine aynı anda cevap verilemez. Bazılarını dikkate alıp bazılarını görmezden gelmekteyiz. *İşte algısal seçme insanların kendileri için önemli uyarılara dikkatini çevirerek diğerlerini bir kenara itmesi sürecidir. 13

*İnsan duyularıyla sürekli bilgi bombardımanına tabi tutulur. Bu çevresel bilgi bombardımanında her birey kendine göre seçimsel davranır. Kendisine erişen veya araştırıp elde ettiği bilgilerin hepsini değil ancak küçük bir kısmını dikkate alır. *Örneğin bir öğrenci arabası ile okula giderken, zihni öğretmeninin sınavda soracağı soruları düşünür, ancak bir taraftan da yoldaki trafik lambasının kırmızı ışığını algılar ve bunun gereği frene basarak arabasını durdurabilir. Ancak, zihni meşgul olduğu için aynı yolda giden tanıdık kimselere dikkat kesilip onları görüp algılamayabilir. Bu kontrol edilmiş amaçlanmış zihinsel bir sürecin seçimsel dikkat biçimidir. 14

*Algısal seçme süreci bazıları dış çevrede olan, diğer bazıları ise algılayanın kendinden kaynaklanan kimi etmenlere bağlıdır. *Dış Etmenler: Bir uyarının algılanmasını sağlayan özelliklerdir. Algılama ilkeleri de denilen bu etmenler şunlardır: Büyüklük: Büyük şeyler küçük şeylere oranla daha kolay algılanırlar. Yoğunluk: Bir şeyin yoğunluğu arttıkça algılanması da daha kolay olur. Parlak ışık, keskin ter kokusu ve yüksek ses Zıtlık: Bir dış uyarının ortamla zıtlık göstermesi ya da kişilerin beklentileriyle uyum içinde olmaması onun daha kolay algılanmasına neden olur. 15

Hareket: İnsanlar görüş alanları içindeki hareketli nesnelere duran nesnelerden daha fazla dikkat ederler. Montaj hattında çalışan işçiler hareket halindeki materyale, çalıştıkları güzel ve hoş ortamdan (pastele boyanmış duvarlar, hoş bir müzik ve klima) daha çok dikkat ederler. Tekrarlanma: Tekrarlanan eylem ya da etmenler tek bir eylem ya da etmenden daha dikkat çekicidir. Reklamda temel ana fikir tekrarlanır Yenilik ve Bildiklik: Çevremizde bize yakın (bildik) ya da yeni bir şey ilgimizi daha fazla çeker. Şehir sokaklarında dolaşan kaplan yavrusu hemen dikkatimizi çeker. İş rotasyonu işçinin görevine ilgisini arttırabilir. 16

*İç Etmenler: Bu etmenler algılayanın kendinden kaynaklanır. Algılayanın karmaşık psikolojik durumunun ortaya çıkardığı iç etmenler şunlardır: Kişilik: Bireylerin neyi nasıl algılayacakları konusunda kişiliklerinin önemi büyüktür. Kişiliğin bir yönü olan alan bağımlılığı / bağımsızlığı algılama ile kişilik ilişkisini açıklayan çok iyi bir örnektir. Öğrenme: Öğrenme her şeyden önce kişilerde bir algı düzeninin gelişmesine neden olur. Bir algı düzeni aynı ya da benzer uyarılarla oluşan geçmiş deneyimlere dayalı özel ya da belirli yorumlama beklentisi demektir. 17

Güdülenme: Kişilerin çok ivedi istek ve ihtiyaçları da algısal seçimini önemli ölçüde etkiler. Örneğin temel güdülerden cinsellik, açıklığa alışmış toplumlarda bireylerin dikkatini pek çekmez. Algısal bir düzen geliştirmede ikincil güdüler de önemli rol oynar. Örneğin bağlanma güdüsü yüksek olan bir işçi fabrikanın lokantasına girdiğinde boş ya da bir kişinin oturduğu masaları değil arkadaşlarının çoğunlukta olduğu masaları daha kolay algılayacaktır. Güdüleme ile algılama arasındaki ilişkinin önemli bir yönü Polyanna ilkesi olarak bilinir: İnsanlar hoşnutluk sağlayan uyarılara, hoşnutluk sağlamayanlara oranla daha etkili ve daha kesin bir biçimde yanıt verirler.. 18

*Algısal Örgütleme bireylerin çevresel uyarıları anlaşılabilir kalıplar içerisine sokabilmeleri sürecidir. Böylelikle seçici algılama yoluyla seçilen uyarılar anlamlı bir bütün haline getirilmiş olur. * Zihinsel organizasyon; bireyin çevreden seçerek kendince filtre ettiği bilgileri anlamı biçimde bir araya getirerek gruplaması olarak tanımlanır. Anlama kavuşturulmuş ya da zihinsel olarak yorumlanmış bilgiler ise bir araya gelerek zihinsel çatıları oluşturur. Bireylerin zihinsel çatıları ise o bireyin kişisel şeması olarak nitelendirilir. *Kişisel şema; benzer nitelik ve özellikteki insanları bu özellikleri bakımından sınıflara ayrılarak çeşitli grupların oluşturulmasıdır. Kişisel şemalar sayesinde insanları zihnimizde çeşitli sınıflara ayırabilir yada bir grubu bir özelliği ile benimseyip o özelliği gruptaki tüm insanlara mâl edebiliriz. 19

*Kişisel şemalar, benzer nitelik ve özellikteki insanları bu özellikleri bakımından sınıflara ayrılarak çeşitli grupların oluşturulmasıdır. Genellikle bu durum basmakalıp ve prototip sınıflama şeklinde gerçekleşir. *İnsanlar zihinlerinde oluşturdukları kişilik şemalarına göre, diğer insanları algılar ve değerler. İnsanların mesleklerine, yaşlarına, ırklarına, vb. özelliklerine göre sınıflandırılması basmakalıp (stereotip) sınıflandırılırlar *Amerikalılar maddiyata önem verirler, *Türklerin aile bağları kuvvetlidir *Almanlar disiplinlidirler, *Pazarlamacılar konuşkan ve sıcak kanlı, mühendisler ise içe dönüktür. 20

*Diğer bir sınıflandırmada kullanılan kişisel şema, model örnek (prototip) kullanılmasıdır. Model örnek insan zihninde çeşitli özellikleri belirlenmiş başka bir ifade ile standart bir insan, ürün veya eşyadır. *Birey çevreden algıladığı ve bilgileri zihninde oluşturduğu bu şemaya göre sınıflandırır. Örneğin bir bireyin kafasında iyi bir lider profili ve buna göre liderin sahip olması gereken nitelikler vardır. Buna göre diğer insanların liderlik durumunu bu örnek modeline bakarak ve onunla kıyaslayarak kararlaştırır. Şu halde insan kafasında bulunan model veya örneklerle kıyaslama durumu ortaya çıktıkça çevreden algıladığı bilgileri gruplandırır ve organize eder. 21

*Algısal Gruplandırma: Bireylerin bir çok uyaran içinden bazılarını seçerek anlamlı bütünler ortaya çıkarma eğilimine Algısal Gruplandırma denilmektedir. Algısal gruplandırmada rol oynayan etmenler şunlardır: Tamamlayıcılık: Geştalt psikolojisinin temel bir ilkesi, insanların bazen gerçekte öyle olmasa bile bütünü algılamalarıdır. Örneğin düzensiz kırık çizgilerle çizilmiş bir nesneyi tamamlayarak onu bir bütünmüş gibi algılarız. Örgütlerde de öyle olmadığı halde bazı şeyleri bir bütün olarak görürüz. Bir bölüm başkanının, bazı üyelerden itiraz gelmesine karşın bir proje üzerinde tam bir anlaşma olduğunu algılaması buna örnek sayılabilir. 22

23

*Süreklilik: Süreklilik ilkesi, bireylerin nesneleri sürekli çizgilerle algılama eğiliminde olduklarını belirtir. Bu ilke insanları katı ve yaratıcı olmayan düşünceye yönelmelerine neden olabilir. Örneğin iktisat ya da işletme öngörüleründe en çok rastlanan süreklilik yanılgısı, geleceğin şimdiki olay ve eylemleri yansıtacağı varsayımıdır. 24

*Yakınlık: Birbirine fiziksel ya da zamansal anlamda yakın duran nesne ya da olayların birlikte bir bütün olarak algılanmasıdır. İşçiler birbirleriyle birlikte gördükleri diğer işçileri, sırf bu fiziksel yakınlık nedeniyle, aynı bölümün, birimin ya da projenin elemanı olarak görürler. 25

*Benzerlik: Nesneler ya da fikirler birbirine ne kadar çok benzerse bunların bir bütün olarak algılanması da o denli fazla olur. Örneğin bir örgütte beyaz yakalı çalışanların hepsi, her birinin ayrı ayrı kendine özgü özellikleri olmakla birlikte, ofis personeli olarak görülür. 26

*Ortak alanda Bulunma: Aynı bölge ya da alanda bulunan şeyler bir grup halinde algılanır. Bu ilke bizim belli bir ülke, devlet şehir ya da bölgeden olan insanları niçin birer grup olarak algılama eğiliminde olduğumuzu da açıklamaktadır Örneğin, Pakistanlılar, Uzak doğulular, Karadenizliler, İzmirliler gibi 27

*Zihin gruplandırma yaparken küçük cisimlerin yanında büyük bir cismi daha abartılı ve büyük algılarken, büyük cisimlerin yanında küçük bir cisim olduğundan daha küçük algılar. Bu küçük cisimlerin ve büyük cisimlerin bir grup olarak insanı etkisi altına almasından kaynaklanmaktadır. 28

*Algısal örgütlemede en temel ilkelerden birisi: Algılanan nesneler kendi arka planlarından (fondan) bağımsız olarak görülür. 29

*Algılayanın değişen dünyada durağanlık duygusu almasıdır. Bu ilkede öğrenmenin rolü büyüktür. Duyularımız bize ne tür bilgi iletirse iletsin, bir nesnenin rengi, büyüklüğü, şekli, parlaklığı ve yeri değişmez olarak algılanır. Bu o cisimler hakkında bildiğimiz gerçek kalıplar nedeniyledir. *Yerdeki madeni para elips şeklinde ve olduğundan küçük görünse de biz onu daire biçiminde ve o paranın gerçek büyüklüğünde algılarız. *Gece karlı bir tepeye baktığımızda, onu gri değil beyaz görürüz. *Örgütsel yaşamda işçiler uzak mesafeden bir araç seçerken daima doğrusunu seçerler. 30

*Bu ilke çevrede bulunan nesneler, olaylar, durumlar ve diğer kişiler gibi basit uyaranlara anlam ve değer yükler. *Örgütsel kültür ve yapı da nesnelere anlam verecek birer bağlam olabilirler. Sözlü bir emir, kısa bir not, yeni bir politika, yukarı kaldırılmış bir kaş iş örgütleri bağlamında özel bir anlam ve değer kazanırlar. 31

*Çevreden edindiğimiz bilgi ve izlenimleri gruplayıp anlamlı hale getirdikten sonra bunlar davranışlarımızla aksiyon olarak çevreye yansımaktadır. *Yorumlar her insana göre farklı gerçekleşmekte, davranış ve tutumlar olarak ortaya konulmaktadır. Çünkü her insanın çevreden gelen bilgilere karşı dikkati ve seçiciliği farklıdır. *Her insanın bilgileri gruplandırmada kullandığı kişiler şemalar ile düzen şemaları da birbirinden farklılıklar göstermektedir. Bu durumda aynı kişi, olay ve durumlar karşısında bireylerin yorumları yani davranış ve tutumları da farklı olmaktadır. 32

*Algılanan bilgiler, yani seçilen, kişisel şema ve düzen şemaları ile sınıflanan ve yorumlanan bilgiler hafızalardan silinmez ve yeri geldiğinde tekrar hatırlanmak üzere depolanırlar. *Bu bilgiler hem geçmiş tecrübeleri ve bunlardan elde edilen kanaat, inanç ve değerleri oluştururlar ve hem de gerektiğinde, yani yeni algılama süreçleri cereyan ettiğinde karşılaşılan olay, kişi ve nesneler tekrar hatırlanır ve bireyin bunları yorumlamasında ve davranışlarını ortaya koymasında önemli roller oynamaya devam ederler. 33

*Algılanan bilgiler, yani seçilen, kişisel şema ve düzen şemaları ile sınıflanan ve yorumlanan bilgiler hafızalardan silinmez ve yeri geldiğinde tekrar hatırlanmak üzere depolanırlar. *Bu bilgiler hem geçmiş tecrübeleri ve bunlardan elde edilen kanaat, inanç ve değerleri oluştururlar ve hem de gerektiğinde, yani yeni algılama süreçleri cereyan ettiğinde karşılaşılan olay, kişi ve nesneler tekrar hatırlanır ve bireyin bunları yorumlamasında ve davranışlarını ortaya koymasında önemli roller oynamaya devam ederler. 34

*Algısal yanılgılar içinde en çok bilineni algısal yanılsama (illusion)lardır. Sahne sihirbazları tarafından çokça kullanılarak izleyenleri şaşkına çevirdiği için halk arasında 'göz boy ayıcılık' olarak adlandırılan bu tür yanılsamalar, gerçek dünyadaki nesneler ile bu nesneleri algılamadaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Bu yanılsamalar kimi zaman çevreden, kimi zaman algılama organlarımızdan, kimi zaman da bu algılarımızı düzenleyip yapılandıran beynimizden kaynaklanmaktadır. *Yanılsamalar sanrılardan (hallucination) farklıdır. Yanılsamalarda kişi, uyarıyı gerçekte görüldüğünden farklı bir biçimde algılar. Sanrılarda ise, gerçekte var olmadığı halde bazı nesne ve olayları varmış gibi görür. Örneğin, hiç bir ses olmadığı halde bazı sesler duyar. 35

*Algısal yanılsamalar algılama sisteminin her aşamasında olmakla birlikte biz burada yalnızca kısaca görsel yanılsamalara dikkat çekmek istiyoruz: Bu yanılsamaların önemli bir bölümü sinirsel uyarılar beyne ulaşmadan çok önce gözümüzde ortaya çıkar. Örneğin bunlardan bir tanesi göz retinasındaki yatay engellenme ve eş anlı zıtlık etkisi sonucu ortaya çıkan ve Hermann ızgarası diye bilinen yanılsamadır 36

37

38

39

40

*Algılama sürecini zorlaştıran ve bireyin davranışlarını toplum içinde yanlış yönlendiren bir takım algısal yanılgı ve çarpıtmalar mevcuttur. Bu hususlar, bireylerin davranış ve tutumlarını etkiler, birbirlerinden farklılaşmasına ve birbirleriyle çatışmalarına neden olurlar. Söz konusu algısal çarpıtma ve yanılgılar şu şekilde açıklanabilir. 1. Yargıda kesinlik 2. Basmakalıpçılık (stereotip) 3. Model Örneği Oluşturma (prototip) 4. Hale etkisi 5. Seçici algılama 6. Yansıtma 7. Zıtlık etkileri 41 8. Beklentiler

1.YARGIDA KESİNLİK: Görüldüğü gibi insanların algılarının kesin, yargılarının kusursuz olduğunu söylemek olası değildir. Bu durum örgütsel davranış bakımından çok önemlidir. Örneğin performans değerlemesinde çalışanların özelliklerinin, yeteneklerinin ya da davranışlarının yanlış bir biçimde değerlendirilmesi kesin olmayan sonuçlar verebileceği gibi, çalışanın değerini de yanlış ölçmemize neden olacaktır. *En sık rastlanan görüşme yanılgıları: *Benzerlik yanılgısı. *Zıtlık yanılgısı *Irk, Cinsiyet ve Yaş *İlk İzlenim Yanılgısı. 42

2.BASMAKALIPÇILIK: Kalıp düşünce bir bireyin yalnızca üyesi bulunduğu bir sınıf gözönünde bulundurularak ona bazı özellik ve sıfatların yüklenmesidir. Belirli bir grubun ya da sınıfın tüm üyelerinin benzer özellikleri göstereceğine ve benzer davranışlar sergileyeceğine inanırız. Hepimizin kafasında bir doktor, bir mühendis ve bir bilim adamının olumlu özellikler içeren kişiler ya da, alkolik, eski tutuklu ve okumamış kişiler için olumsuz özelliklere sahip kişiler oldukları inancı vardır. Halbuki bu böyle olmayabilir. *Basmakalıpçılık insanları ve nesneleri gruplandırırken zihnimizde oluşturduğumuz kişisel çarpıtmalardan biridir. *Yani insanlar ırklarına, milliyetlerine, mesleklerine vb. Özelliklerine göre sınıflandırılırken bunlara atfedilen bazı nitelikler çok önemli 43 yanılmalara ve zihinsel çarpıtmalara M. neden AKBOLAT-SAU olabilir. İşletme Fakültesi- olur. Davranış Bilimleri Ders Notları

3.MODEL OLUŞTURMA: Belli bir konuda kişinin zihninde bir ideal model oluşturması onun bu modele göre insanları, olayları ve nesneleri değerlendirmesi de onu algısal yanılgı çarpıtmalarına götürebilir. *Çünkü insan kendi modeli dışında kalan çok değerli hususların farkına varamaz ve düşük önem atfeder. *Örneğin, yöneticiler işe adam seçme veya elemanlarını değerleme ve motive etmede aşırı zihinsel modelden hareket ederek davranırlarsa, bireysel farklılıkları anlamada güçlük çeker, onların ihtiyaçlarını, tercihlerini ve yeteneklerini sürekli biçimde değerleyerek, onlardan yararlanıp geliştiremezler. 44

4.HALE (HALO-HORN-BOYNUZ) ETKİSİ: Algılayan kimsenin bir insanın veya bir olayın etkisinde kalarak diğer insanları veya olayları buna göre değerlemesi durumuna hale etkisi denir. *Günlük hayatımızda hale etkisine sıkça rastlanmaktadır. Örneğin işe adam seçme sürecinde seçim yapan kişinin çok önem verdiği bir niteliği çok iyi olan bir adayın etkisinde kalması, diğer adayların iş için gerekli ve iyi olan başka özelliklerine bakmaksızın seçim yapması hale etkisi doğurur. Ayrıca bir yöneticinin astlarını değerler başarılı bir elemanını değerledikten sonra onun etkisinde kalarak diğer elemanlarını da gereğinden daha iyi değerlendirmesi de hale etkisidir. Her iki olayda algılama sürecini çarpıtarak gerçeklerden uzaklaştırır ve yanılgılara neden olur. 45

5.SEÇİCİ ALGILAMA: Algılamayı yapan kimse algılama konusu olan olay, nesne veya kişiyi kendi ihtiyaçlarını, değerleri ve beklentilerini ilgilendiren yönlerini dikkate almasına seçici algılama yanılgısı adı verilmektedir. *Algılayan birey bu durumda seçim yaptığı konu ile ilgili gerçekçi ve nesnel davranmayabilir. Örneğin bir firmanın tepe yöneticisi olan genel müdür pazarlama bölümünden yükselerek bu üst makama gelmiş ise satışlar ve reklam ile ilgili konulara daha ağırlık vererek üretim finansman, araştırma ve geliştirme, insan kaynaklarına vb. işletmecilik sorunlarını ihmal edebilir. *Seçim kampanyalarında seçmenler kendi partilerinin adaylarının iyi yönlerini dikkate alırlar, diğer partilerin çok değerli adaylarını düşünmeme eğilimine yönelirler. 46

6. YANSITMA: Bireylerin kendi özelliklerini başkalarında görme eğilimidir. Bir kişinin kendine ait başkaları tarafından hoş karşılanmayan kişisel bir özelliğinin başkalarına yakıştırması durumuna yansıtma (projection) adı verilir. *Bir yönetici sürekli olarak başkalarına çekmecede önemli evraklar olduğunun ve çalınabileceğinden korktuğu için masasının çekmecelerini kilitli tutmaktadır. Ancak, bu yönetici kendisi astlarının ve hatta sekreterinin çekmecelerini karıştırmaktadır. *İşten çıkarılmasından korkan bir kişi, diğer arkadaşlarının bundan çok korktuklarını ve bu yüzden iş verimlerinin düştüğünü yayabilirler. *Şu halde insanlar kendilerinde yetersiz gördükleri bazı özellik ve niteliklerini başkalarına yansıtarak dikkati başka yöne çekebilirler veya bu özelliğin çok da önemli olmadığının herkesle bunun eksikliğinin olduğunu ifade ederek durumunu rasyonalize etmeye 47 çalışabilir.

7.BEKLENTİLER: Bir kişinin bir olayda yaşamak istediği bir durumu veya ön planda bulunmasını beklediği bir kişiyi bulma ve yaratma eğilim ve çabalarına beklentiler yanılgısı veya çarpıtması adı verilir. Kuşkusuz yöneticiler planlar programlar yaparak işletmenin erişmek istediği iş ortamı ve bunun neticelerini yaratabilir. *Beklentiler bir takım senaryolar yaratma, planlar yapma uygulamasını sağlayarak insanlara olumlu veya olumsuz sonuçlar sağlayabilir. Çünkü hem insanlar hem de kurum ve kuruluşlar bir takım amaç ve idealleri gerçekleştirmek ümidiyle çalışırlar. Ancak, beklentiler ortam koşullarına ve diğer insanların beklentilerine uygun olmayabilir. Yani beklentiler her zaman gerçekçi ve nesnel olmayabilir. Kişinin ortamını, olayları ve diğer kişileri algılamakta yanılgılara düşürebilir. 48

8. ALGISAL SAVUNMA: Algısal Savunma insanların kendilerini tehdit eden fikir, nesne ve durumlardan korunma eğilimidir. *'İnsanlar duymak istediklerini duyarlar, gerisi boş' bu durumu çok iyi ifade etmektedir. *Bireyler genellikle kişisel ya da kültürel anlamda kabul edilemez ve tehdit edici buldukları bir uyarıya ya da durumsal olaylara karşı bir savunma, bir engel geliştirirler ya da kabullenmezler. *Algısal savunma bazen işyerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. İnsanlar genellikle çevrenin rahatsız edici yönlerine karşı kör ve sağırdırlar. İşlerini gerçekten seven ve aldıkları ücretten tatmin olan işçiler genellikle işlerinin olumsuz yönlerini görmezden gelirler. 49

50