DİABETİK KETOASİDOZ. Doç. Dr. Erol BOLU



Benzer belgeler
Hiperglisemik Aciller

DİYABETİK ACİLLER. Doç.Dr.Fulden Saraç EÜTF Geriatri Bilim Dalı

Dr. Polat Durukan. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD. IV. Ulusal Acil Tıp Kongresi. 2008, Antalya

Arter Kan Gazı Değerlendirmesi. Prof. Dr. Tevfik Ecder İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı

İnfeksiyonlu Hastada Antidiyabetik Tedavi İlkeleri

Plan. Diabetik Ketoasidoz. Diabetik Ketoasidoz. Patofizyoloji. Patofizyoloji. Patofizyoloji

HİPERGLİSEMİK HİPEROSMOLAR DURUM. Yrd. Doç. Dr. Volkan ÜLKER Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

Hipoglisemi-Hiperglisemi. Dr.SEMA YILDIZ TÜDOV Özel Diabet Hastanesi İstanbul

Çocuklarda sıvı ve elektrolit tedavisi. Prof. Dr. Aydın Ece Dicle Üniv. Tıp Fak. Çocuk Sağ ve Hast AD

DİYABETİK KETOASİDOZ. Doç. Dr. Polat Durukan. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD Kayseri, Türkiye

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği

Olgular. Kan Gazı Değerlendirilmesi Sunum planı. AKG Endikasyonları

PEDİATRİDE GÜNCEL DİYABET TEDAVİSİ. Dr. Ömer Tarım

Hiperglisemik Hastaya Yaklaşım ve Diyabetik Ketoasidoz

Sunumu Hazırlayan. Hiperglisemik Hastaya Yaklaşım. Olgu 2. Olgu 1. Olgu 3. Kaynaklar Türkiye Acil Tıp Derneği Asistan Oryantasyon Eğitimi

Hiperglisemik Hastaya Yaklaşım

ALKOL ZEHİRLENMELERİ. Doç. Dr. Levent Avşaroğulları Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Kayseri

ALKOLİK KETOASİDOZ. Giriş. Epidemiyoloji. Patofizyoloji. Patofizyoloji. Patofizyoloji Dr.Günay YILDIZ

Magnezyum (Mg ++ ) Hipermagnezemi MAGNEZYUM, KLOR VE FOSFOR METABOLİZMA BOZUKLUKLARI

Yrd.Doç.Dr. Erdal Balcan 1

ASİD BAZ DENGESİ. Prof Dr Salim Çalışkan

Yüksekte Çalışması İçin Onay Verilecek Çalışanın İç Hastalıkları Açısından Değerlendirilmesi. Dr.Emel Bayrak İç Hastalıkları Uzmanı

Diabetik Ketoasidoz Tanı Ve Tedavi Yönetimi Yrd Doç Dr. Halil KAYA Harran Üniversitesi Tıp Fak Acil Tıp AD

Eser Elementler ve Vitaminler

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi

KARBOHİDRAT METABOLİZMASI BOZUKLUKLARI DİYABET

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU

β Bloker ve Kalsiyum Kanal Bloker Zehirlenmeleri Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad

Parasetamol ve Salisilat Zehirlenmeleri. Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad

Yrd. Doç. Dr. Ali DUMAN Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp A. D.

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever

Yatan hastalarda güncel diyabet tedavisi

SIVI GEREKSİNİMİ ÇOCUKLARDA SIVI ELEKTROLİT TEDAVİSİ. Dr. Dilek DURMAZ AÜTF Acil Tıp ABD 25/05/2010. Vücut Sıvılarının Dağılımı

HİPERNATREMİ. Doç. Dr. Halil Yazıcı. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı

RENAL PREOPERATİF DEĞERLENDİRME. Dr. Mürvet YILMAZ SBÜ. Bakırköy Dr. Sadi Konuk SUAM

İntrasellüler Sıvı (Hücre İçi Sıvı) Extrasellüler Sıvı (Hücre Dışı Sıvı) Total Vücut Suyu 60 = 42 lt Vücut Sıvı Bölmelerini Etkileyen Faktörler

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde İzlenen Olgularda Akut Böbrek Hasarı ve prifle Kriterlerinin Tanı ve Prognozdaki Önemi. Dr.

Kan Gazı. Dr.Kenan Ahmet TÜRKDOĞAN Isparta Devlet Hastanesi. II. Isparta Acil Günleri Solunum Acilleri, 19 Ocak 2013 Isparta

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

AKUT ADRENAL YETMEZLĐK TEDAVĐ PROTOKOLÜ

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

HİPOGLİSEMİNİN KOMPLİKASYONLARI

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

Diyabetik Ketoasidoz ve Tedavisi. Prof. Dr. Nesibe Andıran

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür

Diabetes Mellitus-Aciller

Sıvı - Elektrolit. Tintinalli 2011 Haldun Akoglu

İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ

Arter Kan Gazları: Örnek Olgular. Prof. Dr. Turan Acıcan AÜTF Göğüs Hastalıkları ABD

Bu Ünitede; Metabolik ve Endokrin acillerin tanı ve tedavi yaklaşımlarının içerikleri anlatılacaktır.

Asit Baz Dengesi Hedefler

DEHİDRE KÖPEKLERDE BİKARBONATLI SODYUM KLORÜR SOLÜSYONUNUN HEMATOLOJİK VE BİYOKİMYASAL PARAMETRELERE ETKİSİ

DİYABETES MELLİTUS. Uz. Fzt. Nazmi ŞEKERC

47 yaşında erkek hasta YBÜ e KOAH+ Tip 2 solunum yetmezliği nedeni ile yatırılıyor.

KAN GAZLARININ YORUMLANMASI

DİABETİK KETOASİDOZU TAKLİT EDEN PROPİYONİK ASİDEMİ

Diyabetik Ayak Yarası ve İnfeksiyonunun Tanısı, Tedavisi ve Önlenmesi: Ulusal Uzlaşı Raporu

24 Ekim 2014/Antalya 1

Yrd. Doç. Dr. Murat Sarıtemur Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD 2014

KULLANMA TALĐMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALĐMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

Yrd. Doç. Dr. M. Akif DOKUZOĞLU Hatay MKÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp AD. 19. Acil Tıp Kış Sempozyumu - Malatya

SIVI ELEKTROLİT DENGESİZLİKLERİ. Çocuklarda sıvı elektrolit dengesizliklerini anlamak ve gerekli tedaviyi uygulayabilmek için

GÜÇSÜZLÜK VE ELEKTROLİT BOZUKLUKLARI. Dr.Ramazan KÖYLÜ Acil Tıp Uzmanı Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Kimdir? Alkoller. Günlük yaşantımızdaki alkoller HİPOKRAT MÖ Doktor ne demektir? Doç Dr Özlem GÜNEYSEL Marmara Ü Acil Tıp AD

ACİL SERVİSTE ŞOK YÖNETİMİ

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı Eğitim yılı

Arş.Gör.Dr. Ahmet UZUNDURUKAN

DİYABETİK KETOASİDOZ. Dr. Zikret KÖSEOĞLU Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği

AMİLAZ (SERUM) Klinik Laboratuvar Testleri

DİYABETİK DİYALİZ HASTALARINDA GLİSEMİK DALGALANMA

Yoğun Bakımda Nörolojik Resüsitasyon

Post-kardiyak Arrest Sendromu ve. Post-resüsitatif Bakım

KULLANMA TALĐMATI 1/7

Prof. Dr. Şahin ASLAN Atatürk Üniversitesi Acil Tıp AD

DİYABETİK KETOASİDOZ. Arka Plan Tip 1 Diyabetiklerde DKA Yeni başlangıçlı diyabetiklerin % unda DKA vardır.

KULLANMA TALİMATI. Etken madde: 10ml lik ampul de 0,75g Potasyum Klorür içerir.

UYGUNSUZ ADH SENDROMU

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

İntradiyalitik Sıvı Elektrolit Bozuklukları

Sıvı-Elektrolit ve Asit Baz Denge Farmakolojisi

PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA SIVI KONTROLÜ

Diabetik Olgularda Hiperglisemik Aciller: Diabetik Ketoasidoz ve Hiperglisemik Hiperozmolar Nonketotik Sendrom

KULLANMA TALİMATI. ENJEKSİYONLUK POTASYUM FOSFAT size doktor ya da sağlık uzmanı tarafından uygulanır.

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli

Yakınması: Efor sonrası nefes darlığı, sabahları şiddetli olan ense ağrısı, yorgunluk

Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

Sık Karşılaşılan Endokrin Acillerde Tedavi

DEHİDRASYON: Vaka Temelli İnteraktif Tartışma

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Olgularla Asit-Baz Bozukluklarının Yönetimi

DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI. Mümkün olduğunca normal bir yaşam. Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße Bad Homburg

SIVI ELEKTROLİT TEMEL BİLGİLER: POTASYUM

VAY BAŞIMA GELEN!!!!!

İÇ HASTALIKLARINDA YOĞUN BAKIM Prof. Dr. Sabriye DEMİRCİ

KAN TRANSFÜZYON TEDAVİSİ. Dr. Emre ÇAMCI

İshallerin En Yaygın 6 Nedeni

Yenidoğan Dönemde Diyabet Yönetimi. Uzm. Hemşire Nurdan YILDIRIM

Transkript:

DİABETİK KETOASİDOZ Doç. Dr. Erol BOLU Diabetik ketoasidoz (DKA) ve hiperosmolar hiperglisemi (HHG) diabetes mellitusun en sık rastlanan ve iyi tedavi edilseler bile hayatı tehdit eden akut komplikasyonlarıdır. Hem tip 1 (insuline bağımlı DM) hem de tip 2 (insüline bağımlı olmayan DM) diabetes mellitus (DM) da görülürler. En iyi merkezlerde bile DKA da mortalite <%5 HHG de %15 civarındadır. Olguların takiben %85 i yetişkinlerde ortaya çıkmaktadır. Her iki koma türünde de mortalite yaşla ve özellikle de koma ve hipotansiyon varlığında artar. Travma, cerrahi girişimler veya infeksiyonlar gibi stresli olaylar sırasında tip 2 DM da görülme sıklığı artar. Amerika Birleşik Devletlerin de acil nedenler ile yılda 100.000 den fazla kişi DKA tanısı ile hastaneye yatırılmaktadır. Hastahaneye yatışı yapılmış olan diabetik hastaların % 4-9 unun sebebi DKA dur. Yine Amerika Birleşik Devletlerin de tip 1 DM lu hastalarda yapılan harcamaların %25 i DKA nedeniyledir. DKA, zayıf veya normal ağırlıktaki hastalarda daha sık görülmesine karşın olguların %20 sinde diyabet ilk kez DKA ile başlamaktadır. En başarılı DKA tedavisi DKA un oluşmasını önlemektir. Patogenez; DKA HHG ya göre daha iyi anlaşılmıştır. Her ikisinde de ana mekanizma dolaşımdaki insulinin etkisinde belirgin azalma ile birlikte konturregülatuvar hormonların (glukagon, katekolaminler, kortizol, büyüme hormonu) artmasıdır. Bu hormonal değişiklikler hepatik ve renal glukoz üretiminde artış ve periferik dokularda glukoz kullanımında azalmaya yol açarak hiperglisemi ve ekstraselüler alanda osmolalite artışına neden olacaktır. DKA da insulin yetmezliği ve kontrregulauvar hormonlarda ki artış serbest yağ asitlerinin yağ dokusundan lipolizisine ve dolaşımda artışına ve hepatik yağ asitlerinin oksidasyon ile keton cisimlerine (β-hidroksibutirat-β-ohb ve asetoasetat) dönüşmesine ve ketonemi ve metabolik asidoza neden olacaktır. Diğer taraftan HHG da insuline duyarlı dokulardan glukoz utilizasyonu için yeterli olmasa bile lipolizisden ve bunu takip edecek olan ketogenezisden korumaya yeterli olacak kadar mevcut olan plazma insulin düzeyleri (bu rezidüel C-peptid ile ortaya konabilir) nedeniyle ortaya çıkar. Hem DKA hem de HHG da glikozüri bulunur ve bu da osmotik diüreze yol açarak su, sodyum, potasyum ve diğer elektrolitlerin kaybına yol açar (Tablo 1 ve 2). DKA ve HHG da ki dehidratasyon, ketozis (asidoz) düzeyi farklıdır. Yol açan sebepler; Tüm veriler göz önüne alındığında en önemli sebep %30-50 oranında infeksiyon ve özelliklede idrar yolu infeksiyonları ve pnömonidir. Tablo 3 de DKA nedenleri verilmektedir. Diğer sebepler arasında serebrovasküler hadiseler, cerrahi girişimler, alkol kullanımı, travmalar, iskemik kalp hastalıkları, pankreatit ilaç kullanımı, psikolojik stresler ve insulin tedavisine uyumsuzluk sayılabilir. Ayrıca tip 1 DM tanısı henüz konan hastalarda veya yetersiz dozda insulin kullanımı yada tedaviyi yarım bırakma durumlarında da DKA gelişebilir. 358

Tablo 1 : DKA ve HHG tanı kriterleri DKA Hafif Orta Şiddetli Plazma glukozu (mg/dl) HHG >250 >250 >250 >600 Arteryel ph 7.25-7.30 7.00-7.24 <7.00 >7.30 Serum HCO 3 (meq/l) 15-18 10-15 <10 >15 İdrar ketonları + + + Az Serum ketonları + + + Az Efektif serum osm. Değişken Değişken Değişken >320 (mosm/kg) # Anyon gap >10 >12 >12 Değişken Sensoryal veya mental durum Uyanık Uykuya eğilimli Stupor/koma Stupor/koma Nitroprusit reaksiyon metodu ile; # 2 [ölçülen Na (meq/l)] + glukoz (mg/dl) / 18 (Na + )-(Cl - + HCO 3 - ) (meq/l) Tablo 2 : DKA ve HHG da total vücut su ve elektrolit kayıpları DKA HHG Total su (l) 6 9 Su* (ml/kg) 100 100-200 Na + (meq/kg) 7-10 5-13 Cl - (meq/kg) 3-5 5-15 K + (meq/kg) 3-5 4-6 PO 4 (mmol/kg) 5-7 3-7 Mg ++ (meq/kg) 1-2 1-2 Ca ++ (meq/kg) 1-2 1-2 *Vücut ağırlığı(kg) başına Tanısı konulmamış yaşlı DM hastalarında yetersiz sıvı alımı durumlarında HHG ile karşılaşma ihtimalimiz artacaktır. Karbonhidrat metabolizmasını etkileyen kortikosteroid, tiazidler, sempatomimetik ajanların (dobutamin, terbutaline) kullanımı HHG ve DKA komalarını kolaylaştırabilir. Tekrarlıyan DKA atakları olan tip 1 DM lu gençlerde bu vak aların yaklaşık olarak %20 sinin sebebi olduğu bilinen yeme davranış bozuklukları araştırılmalıdır. 359

Tablo 3 : DKA nedenleri Mutlak insülin yetersizliği Yeni başlayan tip 1 DM İnsülin dozunun atlanması Relatif insülin yetersizliği Stres durumları İnfeksiyonlar Myokard infarktüsü Travma Serebrovasküler ataklar Diğerleri Steroidler Adrenerjik agonistler Feokromasitomo Tiazid diüretikleri TANI HHG gelişme süreci günler ve hatta haftalar ile ifade edilir iken gerek Tip1 gerekse Tip 2 DM lu hastalarda DKA için gereken süre çok daha kısadır(<24 saat). DKA da genellikle hiperglisemiyi düşündürecek klinik bulgular birkaç gündür mevcuttur fakat bunun dışında çok akut gelişen tablolarda görülebilir. Her iki koma türünde de klasik klinik tablo poliüri, polidipsi, polifaji, kilo kaybı, kusma, karın ağrısı (sadece DKA da) dehidratasyon, halsizlik, duyusal körleşme ve koma ile sonuçlanır. Fizik muayene sırasında turgor azalması, Kussmaul solunumu (DKA da), taşikardi, hipotansiyon, mental durumda bozulma, şok, koma ile neticelenir (özellikle HHG da). DKA luların yaklaşık olarak %25 inde guaiac pozitif olan kahve telvesi şeklinde kusma bulunur. Endoskopi yapılır ise hemorajik gastrit gözlenir. Mental durum uyaranlara duyarsızlıktan özellikle HHG da letarji ve komaya kadar değişen düzeylerdedir. Hem DKA hem de HHG da en önemli kolaylaştırıcı faktör infeksiyondur ki, bu durumda periferik vazodilatasyon nedeniyle hasta normotermik veya hatta hipotermik bile olabilir. Eğer hipotermik ise bu kötü prognoz işaretidir. Karın ağrısı varsa bu DKA a yol açan sebebe yada DKA un bir sonucu olabilir. LABORATUVAR BULGULARI Plazma glukozu, kan üre, kreatinin, serum elektrolitleri (anyon açığı hesaplanacaktır), osmolalite, tam idrar tahlili, idrar ketonları, arteryel kan gazları, tam kan sayımı, elektrokardiyogam tayinleri yapılır, uygun antibiyotik seçimi için kan, idrari balgam kültürleri yapılabilir. DKA veya HHG nın akut gelişen bir olay mı yoksa kontrolsüz uzun süreli bir DM un seyri içinde mi geliştiğini ortaya koymak için HbA 1c tayinleri yapılabilir. Gerekirse toraks grafisi istenebilir. DKA ve HHG nın laboratuvar özellikleri Tablo 1 ve 2 de gösterilmiştir. Vak aların büyük kısmında kan keton konsantrasyonu ile alakalı olarak lökositoz vardır. Hiperglisemi nedeniyle intraselüler alandan ekstraselüler alana osmotik akım ile sodyum akışı nedeniyle serum sodyumu düşüktür ama bazı durumlarda ileri düzeyde ki hipertrigliseridemi nedeniyle serum sodyumu düşük ölçülmüş olabilir. 360

Gerçek serum sodyum konsantrasyonu hesaplanırken kan glukoz konsantrasyonunda her 100 mg/dl'lik artış için serum sodyum konsantrasyonunda 1.5-2.5 meq/l'lik düşme göz önünde bulundurulmalıdır. İnsulin yetmezliği, hipertonisite, asidemi nedeniyle ekstraselüler alana potasyum geçişi nedeniyle serum potasyumu yüksek ölçülmüş olabilir. Hasta ilk görüldüğünde tayin edilmiş olan potasyum düşük veya normalin alt düzeylerinde saptanabilir ama total vücut potasyumu bu düzeyden de aşağıda dır. Yapılacak acil tedavi ile potasyum daha da düşeceğinden hastalar kardiyak disritmiler yönünden takip edilmelidir. Effektif osmolalitesi (2 [Sodyum (meq/l)] + glukoz (mg/dl)/18) yüksek ( 320 mosm/kg) saptanmayan DM lu kişilerde stupor veya koma varsa mental durumu bozan diğer sebepler üzerinde durulmalıdır. DKA lu vak aların büyük kısmında amilaz düzeyleri yüksektir fakat bu büyük olasılıkla pankreas dışı (parotis bezi gibi) kaynaklıdır. Serum lipaz düzeylerinin tayini pankreatit ayırıcı tanısı için yararlı olacaktır ama DKA ve HHG da karın ağrısı, serum amilaz ve karaciğer enzimlerinde yükselmeler görülebilir. Ayırıcı tanı: Her ketoasidoz DKA değildir. Açlık ketozisi ve alkolik ketoasidoz anamnez ve plazma glikozunun hafifçe yüksekliğinden hipoglisemiye kadar değişen düzeylerde olması (>250 mg/dl) ile ayırt edilebilir. Alkolik ketoasidozda aşikar asidoz vardır.açlık ketozisinde serum bikarbonat düzeyleri 18 meq/l den daha düşük değildir. DKA diğer yüksek anyon açığı olan metabolik asidozlardan (laktik asidoz, salisilat, metanol, etilen glikol ve paraldehid gibi ilaç alımı, kronik böbrek yetmezliği-bunda daha ziyade hiperkloremik asidoz vardır-) ayırtedilmelidir. Daha önceden yaşanmış olan ilaç toksikasyonları ve metformin kullanımı sorgulanmalıdır. Bu durumlarda kan laktat, serum salisilat ve kan methanol düzeylerinin tayin edilmesi yaralı olabilir. İdrarda kalsiyum oksalat ve hipurat kristallerinin görülmesi etilen glikol (antifriz) toksikasyonu düşünülmelidir. Paraldehid toksikasyonunda hastanın nefesi bu toksikasyona özgün olarak ağır kokar. Paraldehid düşük moleküler ağırlıklı organik bir bileşik olması nedeniyle anyon açığı olan bir asidozun yanı sıra osmolar bir dengesizliğe de yol açar. TEDAVİ HHG ve DKA un tedavisi dehidratasyon, hiperglisemi, elektrolit dengesizliğinin düzeltilmesi; uyaran sebeplerin saptanması ve hastanın iyi monitörizasyonunu içerir. Sıvı tedavisi; Başlangıç sıvı tedavisi intravasküleer ve ekstravasküler volümün arttırılması ve renal perfüzyonun sağlanmasıdır. Kardiyak bir sakınca yoksa serum fizyolojik (%0.9 NaCl) ilk bir saat içinde saatte 15-20 ml/kg (yaklaşık olarak 1-1.5 l.) hızında verilir (20 yaş altındaki hastalar için saaatte10-20 ml/kg ve ilk 4 saatte 50 ml/kg geçilmemelidir) (Şekil 2). Bundan sonraki sıvı seçimi hastanın hidrasyon, serum elektrolit düzeyleri ve idrar çıkışına göre seçilmelidir. Eğer düzeltilmiş serum sodyumu normal veya yüksek ise % 0.45 NaCl saatte 4-14 ml/kg hızında infüzyonu uygun olacaktır; düzeltilmiş serum sodyumu düşük ise %0.9 NaCl uygun olacaktır. Renal fonksiyonun normal olduğu kesinleştikten sonra hasta oral olarak beslebileceği güne kadar, infüzyona 20-30 meq/l potasyum eklenmelidir(2/3 KCl ve 1/3 KPO 4 ), Sıvı replasmanının takibi hemodinamik monitörizasyon, hastanın aldığı çıkardığı ve elektrolit dengesinin takip edilmesi ve fizik muayene ile yapılmalıdır. Sıvı replasmanı tespit edilmiş olan açıkları 24 saat içinde düzeltecektir. Osmolalitedeki değişiklik saatte 3 mosm/kg H 2 O den fazla olmamalıdır. İyatrojenik sıvı yüklenmesine engel olmak için 361

özellikle renal ve kardiyak problemi olanlarda kardiyak, renal ve mental durum sık değerlendirilmelidir. Serum glikoz 250 mg/dl e kadar düşürüldüğünde sıvı tedavisinde kullanılan mayi %5 dekstroza çevrilir. İnsulin tedavisi; DKA hafif bile olsa devamlı intravenöz kristalize insulin infüzyonu seçilecek tedavi şeklidir (Şekil 3 ve 6). Erişkin bir hastada hipokalemi (K + < 3.3 meq/l) ekarte edildikten sonra 0.15 Ü/kg kristalize insulin intravenöz olarak verilir ve ardından 0.1 Ü/kg saat hızında (5-7 Ü/saat ) devamlı infüzyona geçilir (pediyatrik yaş grubunda başlangıç bolüs infüzyonu yapılmaz.). Plazma glukozu 50-75 mg/dl saat hızında düşer. Eğer 1nci saat içinde bu hedefe ulaşılamadıysa öncelikle hidrasyon durumu gözden geçirilir ve gerekirse plazma glukozunda 50-75 mg/saat azalmalar sağlanıncaya dek her saatte bir insulin infüzyonu iki misline çıkartılır. Plazma glukozu DKA da 250 mg/dl veya HHG da 300 mg/dl düzeylerine düştü ise insulin infüzyonu 0.05-0.1 Ü/kg saat (3-6 Ü/saat) hızına azaltılabilir veya İV olarak (%5-10) dekstroz eklenebilir. Bundan sonra insulin infüzyonunun oranı veya dekstroz konsantrasyonu DKA da asidoz ortadan kalkıncaya dek, HHG da hiperosmolarite düzelinceye dek devam ettirilir. 362

Şekil 1: DKA ve HHG de sıvı tedavisi; Hata! Hidrasyon durumunu değerlendirin Hidrasyon durumuna göre %0.45 NaCI (4-14 ml/kg/sa.) İV SIVI Hipovolemik şok Hipotansiyon Kardiyojenik şok %0.9 NaCl (1.0 L/sa.) ve/veya plazma genişleticileri Düzeltilmiş serum sodyumu Hemodinamik monitörizasyon Serum Na yüksek Serum Na normal Serum Na düşük Hidrasyon durumuna göre %0.9 NaCl (4-14 ml/kg/sa.) Serum glukozu DKA da 250 mg/dl ye; HHG de 300 mg/dl e gelinceye dek % 0.45 NaCl içinde %5 dekstroza değiştir, (0.05-0.1 Ü/kg/sa. İV infüzyon veya 5-10 Ü SC/her 2 sa. bir) metabolik kontrol sağlanıncaya dek serum glukozunu DKA da 150-200 mg/dl HHG de plazma osmolalitesi 315 mosm/kg ve hasta mental olarak normal duruma gelinceye dek 250-300 mg/dl ve arasında tut 363

Ketonemi hiperglisemiden daha geç düzelir. Kanda β-ohb DKA takibinde seçilmesi gereken yöntemdir. Nitropurusid yöntemi ise sadece asetoastik asit ve asetonu ölçer, β- OHB ı ölçmez. Tedavi sırasında β-ohb asetoasetikasite dönüşür böyle olunca da hekim yanlışlıkla ketoasidozun ağırlaştığına kanaat getirir. Nitropurusit takip yöntemi olarak kullanılmamalıdır. Tedavi boyunca her 2 saatte bir serum elektrolitleri, glukoz, kan üre nitrojeni, kreatinin, osmolalite, venöz ph (DKA için) tayini için kan örneği alınmalıdır. Arteryel kan gazlarının sıkı takibi genellikle gerekli değildir (venöz ph genellikle arteryel kan gazlarından 0.03Ü düşüktür). Asidozun düzelmesinin takibi için anyon açığının takibi uygun olacaktır. Hafif DKA lu hastalarda subkutanöz veya intramüsküler kristalize insulinin saat başı uygulanışı da en az intravenöz uygulama kadar etkilidir. Bunlarda 0.4-0.6 Ü/kg kristalize insulinin yarısı İV bolus veya İM veya SC olarak verilebilir. Bundan sonra her saat 0.1 Ü/kg şeklinde verilir. DKA un düzeldiğine dair veriler; plazma glukozu < 200 mg/dl, serum bikarbonatı 18 meq/l venüz ph > 7.3 olmalıdır. Bundan sonra İV insulin sıvı destek tedavisine devam edilir, cilt altı kristalize insulin 4 saatte bir şeklinde de verilebilir. Erişkinlerde kan glukozu 150mg/dl üzerindeki her 50 mg/dl artış için 5 Ü insulin artışları yapılmalıdır. Kan glukozu 300 mg/dl oluncaya dek 20 Ü dozuna kadar çıkılır. Hasta oral beslenmeye başladıktan sonra gün içinde birden fazla insulin dozu uygulanmalıdır. İntravenöz ünsulin tedavisi cilt altı tedavinin etkili oluncaya dek 1-2 saat infüzyona devam edilmelidir. İntravenöz tedavi erken sonlandırılır ise hipergliseminin kontrolü kötüleşir. Daha önceden DM lu olduğu bilinen kişilerde DKA veya HHG öncesindeki doz veya tedavi protokollerine dönülebilir. Yeni tip1 DM tanısı konmuş olan kişilere 0.5-1.0Ü/kg gün dozunda en az iki doz şeklinde tedavi planlanmalıdır. Bazı tip 2 DM lu hastalar oral hipoglisemik tedavi ve diyet önerileri ile taburcu edilebilir. Potasyum; Total vücud potasyumundaki azalmaya rağmen hafif ve orta düzeyde hiperkalemi hiperglisemik krizlerde hiç de nadir değildir. İnsulin tedavisi, asidozisin düzelmesi, volüm açığının kapatılması serum potasyum düzeyinde azalmaya yol açacaktır, Hipokalemiye engel olmak için yeterli idrar çıkışı sağlandıktan ve serum potasyum 5.5 meq/l altına düştükten sonra potasyum açığı kapatılmalıdır.20-30 meq potasyumun her litre mayiye eklenmesi genellikle hipopotasemiyi düzeltecektir. Bazı vak alarda ileri düzeyde hipokalemi (>3.3 meq/l) bulunabilir. Bu durumda insulin tedavisine başlamadan önce aritmileri ve kardiyak aresti ve respiratuvar kas yetmezliğine engel olmak için hipokalemi düzeltilir ve ardından insulin tedavisine geçilir. 364

Şekil 2; DKA da insulin tedavisi İNSULİN İV SC/İM Kristalize insulin 0.15 Ü/kg İV bolus Kristalize insulin 0.4 Ü/kg ½ İV bolus, ½ İM veya SC 0.1 Ü/kg/sa. İV infüzyon 0.1 Ü/kg/sa. SC veya İM Eğer ilk bir saatte serum glikoz 50-70 mg/dl düşmediyse Serum glikozu 50-70 mg/dl oluncaya dekm insulin infüzyonunu iki katı arttırın Serum glikozunda 50-70 mg/dl azalma sağlayıncaya dek İV insulin bolus 10 Ü Serum glukozu DKA da 250 mg/dl olunca 365

Şekil 3: HHK da insulin tedavisi İNSULİN 0.15 Ü/kg İV Bolus 0.1 Ü/kg/sa. İV infüzyon Saat başı glikoz takibi ilk saat içinde 50 mg/dl azalma olmadıysa insulin dozunu düzenli olarak saatte 50-70 mg/dl azalma sağlanana kadar ikimisli arttırır. Eliktroidler. Üre. Kreatinin ve glikozu stabil oluncaya dek 2-4 saatte bir kontrol et. Hiperosmolar hiperglisemik durum düzeldikten sonra eğer nörolojik yakınmaları devam ediyor ise İV tedaviye devam et ve gerekir ise SC insuline geç, hasta beslenmeye başladıktan sonra SC insulin veya daha önceki tedavi şekline dönülebilir. Metabolik durumu takip et yol açan sebepleri araştır. Hata! Bikarbonat; Bikarbonat kullanımı halen tartışmalıdır. PH >7.0 ise tedaviye bikarbonat eklenmelidir insulin aktivitesinin düzeltilmesi ile lipolizis engellenir ve ketoasidozis düzelir. ph 6.9-7.1 arasındaki DKA lu kişilerde tedaviye bikarbonat eklenerek yapılan çalışmalarda mortalite ve morbiditede değişiklik saptanmamıştır. ph nın <6.9 altında yapılmış bir çalışma yoktur. Bu vakalara 400 ml serum fizyolojik içine 100 mmol bikarbonat eklenerek 200 ml/saat hızında infüze edilir. ph 6.9-7.0 arasında 50 mmol sodyum bikarbonat 200 ml serum fizyolojik içine eklenerek 200 ml/saat hızında infüze edilir.ph>7.0 ise bikarbonat gerekli değildir. İnsulin gibi bikarbonatta serum potasyum düzeyini düşürür bu nedenle potasyum replasmanı mutlaka devam ettirilmelidir. Bundan sonra her 2saatte bir ph 7.0 yi geçinceye dek venöz ph takip edilmeli ve gerekirse bikarbonat tedavisi saatte bir tekrarlanmalıdır (Şekil 6). Fosfat; DKA da yaklaşık olarak 1.0 mmol/kg total vücut fosfat azalması olmasına rağmen başlangıçta serum fosfat genellikle normal veya artmıştır. İnsulin tedavisi ile birlikte fosfat azalır. Fosfat tedavisinin DKA da yararı gösterilememiştir. Hatta tetaniye yol açmadan 366

ağır hipokalsemilere yol açar.serum fosfat konsantrasyonu <1.0 mg/dl ve kardiyak disfonksiyon, anemi, respiratuvar depresyonu olan kişilede dikkatli bir şekilde fosfat replasmanı yapılması gerekebilir. DKA da gerekli olduğu takdirde replasman sıvılarına 20-30mEq/l potasyum fosfat eklenebilir. HHG da fosfat kullanımına dair bir çalışma yoktur. Yardımcı tedavi: DKA tedavisi esnasında yardımcı bir takım tedavilere ihtiyaç olabilir. Hastaların idrar çıkışı dikkatli izlenmelidir. Komada olan yaşlı hastalara profilaktik olarak düşük doz heparin tedavisi (8 saatte bir s.c. 5000 ünite) yapılabilir. Şokta olan hastalara (sistolik kan basıncı < 80 mmhg) plazma genişleticileri (veya tam kan) kullanılabilir. İnfeksiyonun DKA veya HHG i kolaylaştırıcı bir faktör olduğu unutulmadan infeksiyondan şüphelenildiğinde mutlaka geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı düşünülmelidir. KOMPLİKASYONLAR DKA ve HHG tedavisinin en önemli komplikasyonu insulin tedavisine bağlı olarak hipoglisemi, insulin tedavisi ve bikarbonat kullanımına bağlı olarak gelişen hipokalemi ve insulin tedavisinin erken kesilmesi veya SC uygulama ile İV uygulamanın tam örtüşmemesi nedeniyle tekrar hipergliseminin ortaya çıkması sayılabilir.tedavi sırasında kullanılan sıvılardaki sodyum ve elektrolitlerden kaynaklanan kloride bağlı nedeniyle geçici anyon dışı açığın olduğu metabolik asidoz gelişir. Akut renal yetmezlik veya ağır oligüri dışında klinik olarak bir anlam ifade etmezler. Serebral ödem DKA lu çocukların tedavisi sırasında %0.7-1.0 sıklıkla görülen ciddi bir komplikasyondur. HHG da da ölümle sonuçlanan vak alar bildirilmiştir. Özellikle acil polikliniklerinde karın ağrısı bulantı v.s gibi akut gastroenteritden akut batın tablosuna kadar değişen ön tanı çeşitliliği olan semptomlar bulunduğunda özellikle diabetes mellitus tanısı olan kişilerde gerek DKA gerekse HHG tabloları göz önünde bulundurulmalıdır. Tanısı konulup uygun tedaviler uygulandığı durumlarda dahi mortalitesi yüksek olan bu hiperglisemik tabloların tüm hekimlere anlatılması ve hiç olmadı ilk müdahale yöntemlerinin öğretilmesi üzerinde durulmalıdır. 367

Şekil 4: DKA ve HHG de potasyum tedavisi; POTASYUM Serum K + < 3.3 meq/l ise insulini kes ve 40 meq + / saat hızında (2/3 ükcl ve 1/3 ü KPO 4 ) K 3.3 meq/l oluncaya dek infüzyona devam et Eğer K + 5.0 meq/l ise K + verme fakat 2 saatte bir K + u kontrol et Serum K + u 3.3-5.0 meq/l arasında ise 20-30 meq K + u (2/3 ükcl ve 1/3 ü KPO 4 ) her 1 litre İV sıvı içinde ver ve K + u 4-5 meq/l arasında tut 368

Şekil 5: DKA da bikarbonat tedavisi BİKARBONAT ph<6.9 ph 6.9-7.0 ph>7.0 NaHO 3 (100 mmol) 400 ml H 2 O içinde dilüe et ve 200 ml/sa. hızında ver. NaHO 3 (50 mmol) 200 ml H 2 O içinde dilüe et ve 200 ml/sa. hızında ver. HCO 3 verme HCO 3 infüzyonunu ph> 7.0 oluncaya dek her 2 saatte bir infüzyonu tekrar et K + u monitörize et 369

KAYNAKLAR 1. Ennis ED, Stahl EJVB, Kreisberg RA: The hyperosmolar hyperglycemic syndrome. Diabetes Rev 2:115 126, 1994 2. Kreisberg RA: Diabetic ketoacidosis: new concepts and trends in pathogenesis and treatment. Ann Int Med 88:681 695, 1978 3. Kitabchi AE, Umpierrez GE, Murphy MB, Barrett EJ, Kreisberg RA, Malone JI, Wall BM: Management of hyperglycemic crises in patients with diabetes mellitus (Technical Review). Diabetes Care 24:131 153, 2001 4. Ameriacn Diabetes Association Hyperglycemic Crises in Patients With Diabetes Mellitus Diabetes Care, Vol. 26, Supp 1, January 2003 5. Chiasson J-L, Jilwan N A, Bélanger R, Bertrand R, Beauregard H, Ékoé J-M, Fournier H, Havrankova J, Diagnosis and treatment of diabetic ketoacidosis and the hyperglycemic hyperosmolar state; CMAJ 2003;168(7):859-66 370