BİREYSEL BAŞVURU KARARLARININ SONUÇLARI 1-Anayasa Mahkemesinin İş Yükünün Artması Sonucu Adil Yargılanma Hakkının İhlali 2-Anayasa Mahkemesinin Yetkilerinin Artması Sonucu Otoritesinin Güçlenmesi 3-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Tarafından Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yolunun Etkin Başvuru Yolu Olarak Kabulü 1
1-Anayasa Mahkemesinin İş Yükünün Artması Sonucu Adil Yargılanma Hakkının İhlali Mahkemelerin iş yükünün azaltılmasıyla ilgili iki temel tedbir: Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik şartlarının sıkılaştırılıp, başvuruları filtrelemeye tabi tutmak Mahkemenin karar verme kapasitesini arttırmak suretiyle önüne gelen uyuşmazlıkların en kısa sürede çözümlenebilmesini sağlamak için gerekli yapısal ve usule ilişkin düzenlemeleri yaparak etkin bir şekilde uygulamaya koymaktır. 2
Yargıtay ve Danıştay a bir yılda gelen dava sayısının yüz binleri bulduğu dikkate alınırsa, ciddi bir filtreleme yapılsa bile, bireysel başvuru hakkının tanınmasıyla Anayasa Mahkemesine yılda yüz binden fazla başvuru yapılacağı tahmin edilmektedir. Kabul edilebilirlik incelemesinde hassas bir inceleme yapmaması halinde, her başvurunun esastan incelenmesi durumu gündeme gelebilir. 3
Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvuruların sayısı, Mahkemeye tanınan yetkilerin kapsamı olmak üzere, başvuru yapabilmek için öngörülen ilk incelemedeki kabul şartlarıyla da bağlantılıdır. 4
Anayasa Mahkemesinin kişi ve zaman bakımından yetkisinin kapsamı, bireysel başvuru harcı, avukatla başvuru zorunluluğu, Anayasa Mahkemesine güven, bireysel başvurunun çekişmeli yargı olarak kabul edilmemesi, duruşma yapma zorunluluğu olmaması Mahkemenin iş yükünü doğrudan etkileyen diğer unsurlardır. 5
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre Mahkemeye ulaşımı engelleyecek derecede yüksek olmadıkça bireysel başvuru harcının öngörülmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşme açısından sorun oluşturmaz. Ancak Mahkemeye yapılacak iş yükü açısından düşük meblağlı bir harcın, başvuru sayısının azalmasına ya da çoğalmasına çok da fazla etki etmeyecektir. 6
6216 sayılı Kanun: Bireysel başvuruların avukat yoluyla yapılmasını zorunlu tutmamıştır. Böyle bir zorunluluk olmaması nedeniyle her bireyin basit bir dilekçeyle bireysel başvuru yapabilmesinin iş yükünü önemli ölçüde arttıracağı eleştirileri de yapılmaktadır. 7
Avukatla başvuru zorunluluğu hem getireceği maddi külfet nedeniyle caydırıcı olacağı hem de başvurunun profesyonel bir hukukçu tarafından yapılmış olması nedeniyle Mahkemenin işini kolaylaştıracağı gerekçesiyle iş yükünün azaltılmasına katkıda bulunacağı düşüncesiyle savunulmaktadır. 8
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru konusunda ne derecede başarılı olursa olsun Mahkemeye güven artacaktır. Anayasa Mahkemesi, toplumun nazarında temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi halinde başvurulacak yeni bir merci olarak algılanacaktır. Tabi buna paralel olarak Anayasa Mahkemesine başvuruların sayısı da o ölçüde artacaktır. 9
6216 sayılı Kanun: Bireysel başvuruyu çekişmeli yargı olarak kabul etmemiştir. Bunun doğal sonucu olarak başvurucu karşısında bir davalının olmaması ile iddia ve cevapların karşılıklı tebliğ edilme zorunluluğunun bulunmamasıdır. Bu bir yönüyle yargılamayı hızlandıran bir etki doğursa bile adil yargılanma bakımından sorun yaşamamak için mümkün olduğunca tarafların görüşlerinin alınmasına ve tarafların dosyaya ulaşmasına olanak tanımak gerekir. 10
İş yükü sorunuyla baş edebilmek için alınacak en önemli bir diğer tedbir: Mahkemenin karar verme kapasitesini artırmaktır. Mahkemenin karar verme kapasitesini etkileyen unsursa; bireysel başvurularda duruşma yapılmasını zorunlu tutmayan 6216 sayılı Kanun un ilgili hükmüdür. Kural: inceleme dosya üzerinden Ancak tarafların talebi üzerine ya da kendiliğinden Mahkeme duruşma yapılması gerektiği kanaatine varırsa duruşma yapılmasına karar verebilecektir. 11
İş yükü altında Anayasa Mahkemesinin başarılı olması durumunda, Mahkeme bireysel başvuruları kendine çekmeye devam edecektir. Anayasa Mahkemesi, ortaya koyacağı içtihatla toplumun güvenini kazanmalı Ancak bu güvenin getirisi olan gereksiz başvuruların yarattığı iş yükünü ise, kuracağı eleme sistemi ile ortadan kaldırmalıdır. 12
2-Anayasa Mahkemesinin Yetkilerinin Artması Sonucu Otoritesinin Güçlenmesi Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin kararlarını her türlü hukuka aykırılık sorunu açısından inceleyebilecek bir süper temyiz makamı değildir. Bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesinin bir temel hak ihlali iddiasını spesifik anayasa hukuku yönünden incelemesine imkân tanıyan istisnai bir yargı yoludur. 13
Mahkeme kararlarının anayasada işaret edilen temel haklara ilişkin olmayan yönlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi söz konusu olmayacaktır. Anayasa Mahkemesi önüne getirilen mahkeme kararlarını belirli konularla sınırlı olarak inceleyebilecektir. Olağan kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara yönelik iddiaları içeren bir başvuru, Anayasa Mahkemesince öncelikle ve başvurunun esasına girilmeksizin reddedilecektir. 14
Bireysel başvurunun temyizden farkı: Temyiz yolunda kanunun ve usulün doğru uygulanıp uygulanmadığı denetlenirken, bireysel başvuruda bir yargı kararı sonucunda bireyin temel hakkının ihlal edilip edilmediği incelenecektir. Kanunların doğru uygulanmasını ve yorumlanmasını sağlamak temyiz mahkemelerinin görevi 15
Anayasa Mahkemesi önüne gelen başvurularda kanunun doğru uygulanıp uygulanmadığı yönünden değil, temel hak odaklı bir inceleme yapacaktır. Kanunlar gerek idare gerek mahkemeler tarafından doğru uygulanmış olsa bile, hak ihlali ortaya çıkabilecektir. Kanunlar doğru uygulanmamış olsa da, herhangi bir hak ihlali ortaya çıkmayabilecektir. 16
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesi sürecinde mümkün olduğunca kendi yetkisini sınırlayarak, diğer mahkemelerin yargılamalarının içeriğine müdahale etmemeye çalışmalıdır. Aksi halde, bireysel başvuru yolunun kabul edilmesiyle, Anayasa Mahkemesinin yetkileri eskisine kıyasla artmış gibi gözükmektedir. Bu durum Anayasa Mahkemesinin diğer Yüksek Mahkemeler karşısında daha güçlü bir konuma geldiğinin göstergesidir. 17
Anayasa Mahkemesi tarafından genel mahkemelerin verdikleri kararların denetlenebilmesinin, Mahkemeyi bir tür süper temyiz mercii haline getirdiği yönündeki eleştirilerde haklılık payı bulunmaması için, Anayasa Mahkemesinin yaptığı inceleme temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğiyle sınırlı olmak zorundadır. 18
Görevi, anayasanın üstünlüğünü sağlamak ve korumak olan Anayasa Mahkemesi, bu konudaki asıl uzman mahkemedir. Yüksek Mahkemelerin eşitliği: her mahkemenin kendi yetki ve görev alanı içinde kalmasıyla ilgili bir eşitliktir. Ancak bu eşitlik, diğer Yüksek Mahkemelere anayasanın üstünlüğünden ne anladığını kendi yorumuna göre nihai olarak belirleme hakkı vermez. Son söz, varlık nedeni bu olan Anayasa Mahkemesine aittir. 19
Bu nedenle anayasa şikâyeti kurumunun kabulüyle söz konusu olan, insan hakları ihlalini somut olayda nihai olarak çözen ve olayı aşan etkisiyle anayasanın üstünlüğü ilkesine gerçeklik ve etkinlik kazandıran bir katkıdır. Bu katkı, anayasanın üstünlüğü konusunda nihai hüküm olması açısından, diğer Yüksek Yargı yerlerinin zaten yetki alanlarının dışında kalan ve onlar tarafından yerine getirilmesi mümkün olmayan bir katkıdır. Anayasa şikâyeti, zaten Anayasa Mahkemesinin görev alanı içinde kalan bir kurumdur. 20
Danıştay ve Yargıtay ın daha başlangıçta gösterdikleri bu tepki, Anayasa Mahkemesinin yetki alanının bireysel başvuru yolunun işlevini aşacak bir biçimde genişletilmesini önleyecek güvencelerden biridir. Anayasa Mahkemesi, kendi yetki alanıyla, diğer yüksek uzman mahkemelerin yetki alanını doğru bir biçimde ayırmak zorundadır. Aksi takdirde, Yargıtay ve Danıştay ın şikâyet ettikleri süper temyiz mercii statüsüne kayma olasılığı mevcuttur. 21
3-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Tarafından Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yolunun Etkin Başvuru Yolu Olarak Kabulü Bireysel başvuru hakkının Türk Anayasa Yargı Sistemine dâhil edilmesi, Anayasa Mahkemesiyle AİHM arasındaki ilişkiyi daha da yakınlaştırmıştır. Bireysel başvuru yolu ile korunmak istenen temel hak ve özgürlükler, aslında AİHS ve Ek Protokollerinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerdir. 22
Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun getirilmesindeki asıl amacın, AİHM ye yapılacak başvuruları azaltmak olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Bireysel başvuru yolunun, AİHM tarafından etkili başvuru yolu olarak kabul edilmesi, Anayasa Mahkemesinin de bu duruma uygun yargılama yapmasını gerektirmektedir. 23
AYM: AİHM kararlarını da dikkate alarak insan haklarını korumaya yönelik kararlar alması, AİHM nin iş yükünü de kolaylaştıracaktır. Ancak Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları incelerken kararını Anayasa hükümlerine göre verecektir. Diğer taraftan bütün idari ve yargısal makamlarca Sözleşme ye uyulması bir zorunluluk olduğundan, Anayasa Mahkemesinin kararını alırken Anayasa hükümlerini mümkün olduğu ölçüde Sözleşme ye uygun şekilde yorumlayıp bir sonuca varması da gerekmektedir 24
Bireysel başvuru yolu, genel mahkemelerin sağladığı korumaya iç hukukta ek bir koruma sağlamakta; AİHM ye başvuru ise iç hukuktaki korumaya ek olarak getirilen uluslararası bir korumadır. Öncelikli olan, temel hak ve özgürlüklerin ulusal hukukta korunması; ulusal hukukta korunamadığı takdirde uluslararası hukuk devreye girerek AİHM tarafından korunmasıdır. 25
Mevcut başvuru yolunun etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edilebilmesi için öncelikle ulaşılabilir, çözüm için yeterli ve makul bir başarı şansına sahip olması gerekmektedir. Bireysel başvuru yolu, AİHM önüne götürülecek başvurular açısından etkin bir başvuru yolu olarak değerlendirilmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvurunun, Sözleşme nin 13. maddesi anlamında tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edilmesi için ileri sürülen ihlale ilişkin yeterli bir çare sunabilmesi gerekmektedir. 26
AİHS nin 13 ve 35. maddelerine göre; Sözleşmeci Devletler sözleşme ve Ek Protokollerle düzenlenen hak ve özgürlükleri güvence altına almak üzere etkili yollar oluşturmak yükümlülüğü altındadırlar. Başvurucular ise, AİHM önünde herhangi bir şikâyette bulunmadan önce, Sözleşmeci Devletlerin oluşturmakla yükümlü olduğu etkili iç hukuk yollarını tüketmek zorundadır. 27
Sözleşme nin etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesi ise; Bu Sözleşme de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir. şeklindedir. 28
Sonuç olarak, Türkiye de bireysel başvuru yolunun etkin bir iç hukuk yolu olabilmesi için hem kanunkoyucuya hem de Anayasa Mahkemesine görev düşmektedir. Kanunkoyucu, bireysel başvuru yolunu düzenlerken, AİHM kararları doğrultusunda iç hukuk düzenlemeleri getirmeli, Anayasa Mahkemesi ise, bazı düzenlemeleri lâfzî olarak kabul etmek yerine, AİHM kararları doğrultusunda yorumlayarak, iç hukuk düzenlemelerini AİHM kararlarına uyumlu hale getirmelidir. 29