MASAL 12. SINIFLAR DİL VE ANLATIM
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL "Masal" sözcüğü Habeşçedeki "mesl" sözcüğünden gelmektedir, ibraniceye "maşal", Aramiceye "mesel / masal" oradan da Türkçeye "masal" olarak geçmiştir. Bu sözcükten önce kıssa, dâstân, hikâye (hekâye, hekiya, hekat) sözcükleri aynı kavramı karşılamıştır. Bugün "metel" şekli Orta Anadolu'da yaşamaktadır. Ayrıca Tokat, Çankırı ve Mersin İllerimizde "masal" karşılığı olarak "oranlama / ozanlama" sözcükleri kullanılmaktadır. Divanü Lügat-it Türk'te rastladığımız "ötün" fiili, "hikâye söylemek" anlamındadır. "Masal" sözcüğünün gerçek anlamında ilk kullanılışına Namık Kemal in "Mukaddeme-i Celâl"inde rastlamaktayız.
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Kamus-ı Osmani'ye göre "mesel", halk dilinde meşhur olan, âdap ve öğütleri anlatan söz demektir; "darbımesel", atalardan kalma hikmetler, İbretli sözler anlamındadır. Sanat metni olarak masal, asıl söyleyeni belli olmayan, olayları bilinmeyen bir zamanda ve ülkede geçen, gerçek olaylar yanında doğaüstü olaylara da yer veren, olağanüstü kişilerin bulunduğu ve kendine özgü anlatım biçimi olan kurmaca metindir. Masallarda kötülük, iyilik, doğruluk, cisimlendirilmiş kişilerin savaşları, düşleri, olağanüstü güçlerin yardımıyla engelleri aşma çabaları görülür.
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Ruh bilimcilere göre masallar, alt bilincin ötesinden gelen yankılardır. Her masalda başarı ve mutluluk peşinde koşan bir kahraman ile ona engel olmaya çalışan varlıkların çatışması yer alır. Her insanın iç dünyasında iyi ve yiğit olma isteği vardır. Masalda üstün gelmek isteyen kötü varlıklar, insanın bir işe girişirken içinde çırpınan başarısızlık korkusunun yansımasıdır.
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Masal dünyası, renkli ve sihirli bir dünyadır. Bu gizemli dünyanın kahramanları aslında insanlardır ama hiçbirinin adı sanı yoktur. Bunlar ya Padişah, Vezir, Yörükbeyi, Keloğlan olarak ya da Idı ile Bıdı, Hılı ile Dılı gibi garip isimlerle karşımıza çıkarlar. Çoğu kez bu kahramanlar, Peri kızı, Dev anası, Ejderha, Zümrüdüanka gibi hayalî yaratıklar bazen de kurtlar, kuşlar, taşlar, ağaçlar olarak yer alırlar. Akla hayale sığmayan işler yapan masal kahramanlarının yenemeyeceği güçlük yoktur. Sihirli kişilikleriyle amaçlarına ulaşırlar. Bu yüzden her masal, mutlulukla sona erer. Daha çok gerçeküstü olaylara dayanan masalların içten içe yürüyen bir özü, gerçek bir yönü vardır. Bundan dolayı usta masalcılar: "Masal deyip geçmeyin; kökleri vardır geçmişte, dayanır durur dağ gibi... Dalları vardır üstümüzde; yeşerir gider bağ gibi." derler.
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Masallar, özellikle ortak iş yapımında, işi kolay kılmak ya da uzun kış gecelerinde insanları eğlendirmek amacıyla özellikle kadın anlatıcılar tarafından aktarılır. Masalın anlatılışında ayrıntılara yer verilmez. Zaman ve mekânlar arasında büyük boşluklar bırakılır; elli yıl, beş yüz yıl bir sözle geçiştirilir. Masalı anlatan, kahramanın başından geçen önemli olaylar üstünde durur. Masallarda insanlar ve diğer yaratıklar şekil değiştirebilir. Örneğin, masal kahramanı, ceylan, kuş, balık, gür fidanına dönüşebilir, kötüler taş kesilir, bazen de çalı olur. Kahramanlarda olduğu gibi konularda da sık sık değişme olur; bir anda korkudan sevince, aşktan ayrılığa geçilir.
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Masallar, var olmayan bir masal ülkesinde geçer. Bu masal ülkesi, devlerin yurdu, Kafdağı nın ardı gibi abartılı yerler olabilir. Masallarda yer adı pek az geçer. Geçtiği zaman da söz konusu yerin gerçek şehirle pek az ilgisi olur. Türk masallarında adı geçen Yemen, Çin, Mısır gibi yerler gerçekte masaldaki olayla ilgisi olmayan yerlerdir. Bazı masallardaki İstanbul, Halep gibi şehirler de "büyük şehir" anlamında kullanılmıştır. Masallarda belli bir zaman yoktur, olaylar "evvel zaman içinde" geçer. Olaylar, önemlerine göre sıralanarak aktarılır; -miş'li geçmiş zaman, şimdiki zaman ya da geniş zamanın rivayeti kullanılır.
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Masal anlatan kişi ilk bölümde tekerleme denilen kalıplaşmış sözlere yer verir, amacı masala ilgi çekmek, masalın dinlenmesini sağlamaktır. Tekerleme, kelime oyunlarından, birbiriyle ilgisi olmayan ama dinleyicinin ilgisini masala çekmek amacıyla oluşturulmuş kalıp sözlerdir. Tekerlemede amaç, ilgisiz sözleri bir araya getirirken ahengi sağlayabilmektir. Bu kalıp sözler, masaldaki asıl olayın başlamasından önce ve bitmesinden sonra kullanılır. Örneğin, "Var varanın, sür sürenin, destursuz bağa girenin hâli budur padişahım! Yollar saçak pürçek, kimi yalan kimi gerçek, hikâyedir bunun adı, söylemeyle çıkar tadı. Eski zamanenin devrinde bir varmış..." başlangıç bölümü olarak kullanılır. "Bunlar burada kavuşurlar, murat alıp murat verirler, Allah cümlemizin muradını vere." sonuçta dilek bölümü olabilecek bir tekerleme örneğidir. Bir masalda serim, düğüm, çözüm bölümü yer alır.
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Masal kaynağından, birçok bilim yararlanabilir. Dil yönünden zengin kaynaklardır. Deyimler, kelimeler ve ağız özelliklerinin belirlenmesinde yardımcı olur. Sosyolojik açıdan önemli olup halkın kültür ve uygarlık temellerini araştırmada eşsiz belgedir. Bireylerin ve toplumların beklentilerini, özlemlerini, korkularını, acılarını yansıtır. Kültür birliği oluşturmuş toplumların, geçmiş çağlardaki yaşam deneyimlerini yeni kuşaklara aktarır. Hemen hemen bütün masallarda meziyetler, güzelde, iyide ve güçlüde; kusurlar ise çirkinde, kötüde ve zayıfta toplanır. Masallarda hep iyiler ve adalet duygusu yüceltildiği için çocuk eğitiminde de önemli bir yer tutar. Çocuğun hayal dünyasını geliştirmesi açısından da yararlıdır. Masallar, eğlendirici ve eğitici olmanın yanı sıra dinleyicide toplumsal değerlerin yerleşmesinde de büyük rol oynar.
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Masalların yapısını oluşturan ve masal incelemesinde önemli olan öğelerden biri de motiftir. Motif, "eskiden beri yaşama kabiliyetine sahip olan, kendi başına anlam bütünlüğü taşıyan, masalın en küçük unsuru"dur. Bir masalda en az bir motif bulunmalıdır. "Masal" türünde inceleme ve araştırmaları bulunan Stith Thompson'ın masallardaki motifleri tasnifte kullandığı ana başlıklar şunlardır; mitolojik motifler, hayvanlar, yasak, sihir, ölüm, olağanüstülükler, şans ve kader, ödüller- cezalar, esirler - kaçaklar, devler, sınavlar, akıllı ve aptal, aldatmalar, kaderin ters dönmesi, geleceğin belirlenmesi, zulüm, din, karakter özellikleri, mizah ve çeşitli motif grupları...
TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Masallar Antti Aame - Stith Thompson tasnifine göre incelenir. Bu tasnif: 1. Hayvan masalları 2. Asıl halk masalları (olağanüstü ve gerçekçi) 3. Fıkralar (güldürücü hikâyeler) 4. Zincirlemeli masallar (genel bir çerçeve içindeki masallar)
MASALLARIN DİĞER TÜRLERLE İLİŞKİSİ
Masal - Halk Hikâyesi Masal ve halk hikâyesinde kahramanların yaşadıkları çevrelerde benzerlik vardır (Mısır, Yemen, İstanbul, Halep, Kars, Erzincan). Olağanüstü varlıklar yönünden benzerler (sihirli elmalar, uçan atlar, Hızır). Kahramanların benzerliği ve hayvan kahramanlara yer verilmesi söz konusudur. Masallarda aşk geri plandadır, halk hikâyelerinde ise konunun ağırlığını "aşk" motifi oluşturur. Masal kısadır, masalda manzum bölüm azdır, günlük hayattaki insanlar, günlük yaşam biçimleriyle görülmez; halk hikâyesi ise uzundur, manzum bölümleri çoktur, günlük hayattaki insanlar, günlük yaşam biçimleriyle halk hikâyesinde görülürler.
Masal - Efsane Masal ve efsanede olağanüstü olaylara rastlanır, kahramanlarında doğaüstü güçler vardır; ikisi de hayal ürünüdür. Masallarda olaylar gerçek kabul edilmez; efsanelerde olayların gerçek olduğu kabul edilir. Efsanelerin inandırıcılığı vardır. Efsaneler belli bir yere ve zamana bağlıdır; masalların belli bir yeri ve zamanı yoktur. Bir masalın (bir eserin) aslından az çok farklı olan değişik bir şekli, çeşitli nüsha, baskı ve rivayetleri arasında farklılıklar olabilir; buna varyant adı verilir.
Masal - Destan Destanda, masal kahramanı olarak bilinen perilerin yaşayışına benzer bir hayat süren destan kahramanları vardır. Masalın konusu çok çeşitlidir; destanlarda ise daha çok kahramanlığa yer verilir. Masal kahramanları hayalîdir, destan kahramanları ise tarihte görülebilir (Oğuz Kağan). Destanlar uzun, genellikle manzumdur; masallar ise kısadır, içinde manzum kısımlar çok azdır. Masalların benzerlerine diğer ülkelerde rastlanabilir, destanlara ise rastlanmaz çünkü destanlar ulusaldır.
Masal - Fabl Ezop'un ve La Fontaine'in fablları dilimizde masallar olarak yer almıştır ama fabl ile masal aynı tür değildir. Çünkü fablın meydan okuyucu karakteri onu hayvan masalından ayırır. Fabllarda bir masal başlangıcı yoktur; ayrıca masalın serüven ve tekrarlama isteği de fabllarda bulunmamaktadır. Fabl, içeriğinden çok, amacından dolayı farklılık göstermektedir; eğlendirirken öğretmek ister. Masal, bir olayı doğaüstü ya da olağandışı öğelerle betimlerken fabl, ikna etmek ister, bu nedenle de akla yöneliktir. Fablın mantığa dayalı amacının olay ile gösterilmesinin karşısında masalın, arzuları yerine getiren dünyası yer almaktadır. Fablı masaldan ve hayvan hikâyelerinden ayıran en belirgin fark, karşılaştırmalı karakteridir. Masalda düşsel olan, sihirli, büyüleyici olan baskındır; fablda her şey doğal akışındadır, büyü gibi şeyler yardıma çağrılmaz. Fablda anlatının içinde masaldaki gibi anahtar sözcükler yer almaz; karşılaştırma, aktarma vardır.
MASALDA TARİHÎ GELİŞİM Masalların Önemli Temsilcileri ve Bunların Eserleri
1. HİNT TABAKASI Masallar yönünden en zengin kaynaklara sahip olan ülke Hindistan'dır. Bu eserlerden bazıları tercüme yoluyla Arap Yarımadası'na, İran'a, Ön Asya'ya geçmiştir. Önemli eserler şunlardır: a) Pançatantra: Beş kitap anlamına gelir. Hint masal kitaplarının en eskisidir. Yazılış tarihi bilinmemektedir, yazarı hakkında da pek bilgi yoktur. Eserin giriş hikâyesinde masalların Vişnuşarman adlı bilgin tarafından bir kralın üç oğluna anlatıldığı yazılıdır. Pançatantra bir politika ve devlet idaresi kitabıdır.
1. HİNT TABAKASI b) Masal Nehirleri Okyanusu: Bu eser, Hint dilinde yazılmış masal külliyatlarının en büyüğüdür. c) Çakasaptati (Sukasaptati): Masal araştırmaları için en önemli kaynaklardan biridir. Türkçede "Tûtinâme" olarak bilinen eserin aslı budur. Olaylar bir papağan tarafından anlatılır. "Papağanın 70 Masalı" olarak bilinir. d) Kelile ve Dimne: Aslı Sanskritçedir. Fabl tarzındadır. Beydeba tarafından yazılmıştır. En önemli "Kelile ve Dimne" tercümesi Ömer Rıza Doğrul'un ibni Mukaffa dan 1941'de yaptığı tercümedir. Ayrıca Ahmet Mithat Efendi'nin Ali Çelebi çevirisinden yararlanarak hazırladığı "Hülasa-i Hümayunnâme" de önemlidir.
2. ARAP VE FARS TABAKASI a) Bin Bir Gece Masalları (Elf leyle ve'l-leyle): Araplara ait bu eserde bir çerçeve masala bağlı olarak pek çok masal anlatılmaktadır. Bu eserde Harunü'r Reşid ve veziri Cafer Bermeki gibi yaşayan şahıslar da kahraman olarak görülürler. b) Bin Bir Gündüz Masalları (Elfü'n - Nehar ve'n-nehar): Bin Bir Gece'de kadınların vefasızlığından bahsedilir; Farslara ait Bin Bir Gündüz'de ise erkekler vefasızdır.
2. ARAP VE FARS TABAKASI c) Sinbadnâme: Sinbad'ın masalları, Bin Bir Gece'ye dahil edilmiş olarak da görülmektedir. Bizim kültürümüzde "Yedi Vezirler" ya da "Yedi Âlimler" isimleriyle tanınır. d) Ferec bade'ş-şidde: Eserdeki 42 masalın çoğu, ana hatlarıyla Bin Bir Gece Masalları'nı andırmaktadır. Recaizade Mahmut Ekrem'in 1874'te yazdığı, ölümünden sonra 1914'te yayımlanan tiyatro eseri "Çok Bilen Çok Yanılır konu olarak "Ferec"deki bir hikâyeye dayanır.
3. BATI KÜLTÜRLERİ TABAKASI a) Aisopos Tercümeleri: Eski Yunan Dönemi ürünü olan bu eser fabl tarzındadır. b) La Fontaine Tercümeleri: Fransız sanatçının eserleri fabl tarzındadır. c) Çocuklar ve Ev Masalları [Kinder und Hausmârchen (Kinder und Hausmerhin)]: Grimm Kardeşler (Kari Grimm ve Wilhelm Grimm) ilk defa masalı bilimsel olarak ele alan kişilerdir. Derledikleri Alman masallarını iki cilt hâlinde 1812 ve 1815 yıllarında yayımlamışlar, Doğu'dan gelen masallarla ilişkilerine dikkat çekmişlerdir. Bunlar içinde "Bremen Çalgıcıları" adlı masal çok ünlüdür. d) Anderson Masalları: Hans Chiristian Anderson 1805-1875 yılları arasında yaşayan Danimarkalı masal ustasıdır. "Çirkin Ördek Yavrusu, Parmak Kız, Kibritçi Kız, Kurşun Asker" çok bilinen masallarıdır.
4. TÜRK TABAKASI Türk masal biliminin en önemli adımı Eberhard - Boratav çalışması ile atılmıştır. 2500 masal incelenmiş ve 378 tip saptanarak "Türk Masal Tiplerinin Katalogu" yapılmıştır. W. Radloffun Türk halk edebiyatından yaptığı derlemeleri içeren on ciltlik "Türk Kavimlerinin Halk Edebiyatından Örnekler" adlı yapıtıyla Macar Türkolog Ignacz Kunos'un masal kitaplarında da Anadolu ve Rumeli'den derlenmiş çok sayıda masal bulunmaktadır. Yakın dönemlerde Anadolu masalları üzerine yapılan derleme ve incelemeler, Antti Aarne (Anti Arne), Stith Thompson (Stit Tamsın) ve V. Propp gibi ünlü araştırmacıların yöntemlerini Türk masallarına uygulamaları açısından da önemlidir.
4. TÜRK TABAKASI Cumhuriyet Dönemi'ndeki Masal Derlemeleri ve incelemeleri: Altın Işık (Ziya Gökalp) Keloğlan Masalları - İstanbul Masalları - Türk Masalları (Naki Tezel) En Güzel Türk Masalları - Bir Varmış Bir Yokmuş - Evvel Zaman İçinde (Eflatun Cem Güney) Zaman Zaman içinde - Az Gittik Uz Gittik (Pertev Naili Boratav) Gümüşhane Masalları (Saim Sakaoğlu) Erzurum Halk Masalları Üzerine Araştırmalar (Bilge Seyidoğlu) Elazığ Masalları (Umay Günay)
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK MASALLARI
A. UYGUR TABAKASI Uygur Türklerinin dinî kitapları, "Budizm'le ilgili hayvan masallarını kapsar. a) Altun Yaruk: Uygur Türkçesine Çinceden tercüme edilmiştir. Budistlerin mukaddes kitabıdır. Bölümleri arasında masal karakteri taşıyan parçalar vardır. Üç prensle aç bir parsın masalı bunun en güzel örneğidir. b) Prens Kalyanamkara ve Papamkara: İyi prensle kötü prens arasındaki olayları anlatmaktadır. Konusu ve taşıdığı motiflerle bazı milletlerin masallarıyla benzerlik taşımaktadır. c) Kuanşi im Pusar: Bir ruhanî kahramanın çeşitli varlıklara yardım etmesini anlatmaktadır. d) Turfan Metinleri: Son cildinde (10. cilt) Şeytan Atavaka'nın Burkan'la olan mücadelesi anlatılmaktadır. e) Uygurika: Dört cilt hâlindeki bu eserde Çaştani Bey Hikâyesi önemlidir. f) Türkçe Mani El Yazıları
B. XIII. YÜZYIL VE SONRASI a) Dâstan-ı Ahmed Harami: XIII. yüzyıla veya daha gerilere ait olduğu tahmin edilen eser, mesnevi nazım biçimiyle yazılmış 816 beyittir. b) Mecmaü'l Letâif: XVI. yüzyılda Bursalı Lâmiî Çelebi yazmaya başlamış ama bunların kendi ağırbaşlı şahsiyetine yakışmadığını düşünüp yarım bırakmış, daha sonra oğlu Abdullah eseri tamamlamıştır. c) İbni Sina Hikâyeleri: Türk filozof ve hekimi İbni Sina'nın hayatı etrafında ona mal edilen, başından geçmiş gibi gösterilen hikâyelerdir.
B. XIII. YÜZYIL VE SONRASI d) Muhayyelat: Giritli Aziz Efendi tarafından XVIII. yüzyılda Bin Bir Gece ve Bin Bir Gündüz masalları etkisi altında yazılmıştır. e) Billur Köşk Masalları: Türk masallarının en yaygın olanlarıdır, eserde on dört masal vardır. En eski matbu nüshası tarihsizdir. Georg Jakob, 1899'da bu nüshayı gördüğünü söyler. Tahir Alangu'ya göre İstanbul kütüphanelerindeki tarihsiz "Billur Köşk"lerin en eskisi 1876 yılına kadar gidebilmektedir. Son olarak 1961'de Tahir Alangu tarafından yayımlanmıştır.
C. DİĞER ÇALIŞMALAR Namık Kemal, Hintli İnayetullah ın "Bahar-ı Dâniş" adlı eserinin bir kısmını 1873'te Farsçadan dilimize tercüme eder. Şinasi, dört adet manzum masal yazar. (Müntehabât-ı Eşâr) Ahmet Mithat Efendi "Kıssadan Hisse" adlı eserindeki 35 mensur kıssanın beşini kendisi yazmıştır. Türk masallarını içine alan en eski derleme Fransız M. Digeon'a aittir. İçinde üç Türk masalı vardır (Halil, Derviş, Şirvanlı Tüccar).
C. DİĞER ÇALIŞMALAR Sebastian Beck, 1912'de yayımlanan "Türk Masalları" adlı eserden aldığı "Ahmed'in Talihi" adlı masalı Almancaya tercüme etmiştir. Namık Kemal'in oğlu Ali Ekrem (Bolayır), 1924'te yayımladığı "Şiir Demeti" adlı kitabında üç masala yer verir. Namık Kemal in torunu Selma Ekrem, çocukluğunda dinlediği 12 masalı 1964 yılında "Turkish Fairy Tales" adıyla Amerika'da yayımlar.
Alparslan YILMAZ