AŞIRI DUYARLILIK REAKSİYONLARI



Benzer belgeler
ORGANİZMALARDA BAĞIŞIKLIK MEKANİZMALARI

Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD

İMMÜN YANITIN EFEKTÖR GRUPLARI VE YANITIN DÜZENLENMESİ. Güher Saruhan- Direskeneli İTF Fizyoloji AD

VİROLOJİ -I Antiviral İmmunite

TİP I HİPERSENSİTİVİTE REAKSİYONU. Prof. Dr. Bilun Gemicioğlu

ADIM ADIM YGS LYS Adım DOLAŞIM SİSTEMİ 5 İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI

Edinsel İmmün Yanıt Güher Saruhan- Direskeneli

HÜCRESEL İMMÜNİTENİN EFEKTÖR MEKANİZMALARI. Hücre İçi Mikropların Yok Edilmesi

Savunma Sistemi: İmmün Yanıt

OTOİMMUN HASTALIKLAR. Prof.Dr.Zeynep SÜMER

VİRAL ENFEKSİYONLAR VE KORUNMA. Yrd. Doç. Dr. Banu KAŞKATEPE

LÖKOSİTLER,ÖZELLİKLERİ. ve İNFLAMASYON Dr.Naciye İşbil Büyükcoşkun

Hücresel İmmünite Dicle Güç

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS NOTLARI

İNFLAMASYON DR. YASEMIN SEZGIN. yasemin sezgin

İlaç Allerjisi İle Oluşan Klinik Sendromlar

Doğal Bağışıklık. İnsan doğar doğmaz hazırdır

I- Doğal-doğuştan (innate)var olan bağışıklık

3. Sınıf Klinik İmmünoloji Vize Sınav Soruları (Kasım 2011)

T Lenfositleri. Dr. Göksal Keskin

AKUT VE KRONİK İNFLAMASYON DR. ESİN KAYMAZ BEÜTF PATOLOJİ AD

KRİYOGLOBÜLİN. Cryoglobulins; Soğuk aglutinin;

Savunma Sistemi: İmmün Yanıt

LÖKOSİT. WBC; White Blood Cell,; Akyuvar. Lökosit için normal değer : Lökosit sayısını arttıran sebepler: Lökosit sayısını azaltan sebepler:

FİZYOTERAPİDE KLİNİK KAVRAMLAR. Uzm. Fzt. Nazmi ŞEKERCİ

Kanın bileşimi iki kısımdan oluşur:

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II. KAN-DOLAŞIM ve SOLUNUM DERS KURULU

HUMORAL İMMUN YANIT 1

Prof Dr Davut Albayrak. Ondokuz mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi KAN MERKEZİ VE ÇOCUK HEMATOLOJİ BÖLÜMÜ SAMSUN KMTD KURS-2012

CROSS-MATCH & DAT Testler/Problemler

DOĞAL BAĞIŞIKLIK. Enfeksiyonlara Karşı Erken Savunma Sistemi

Glomerül Zedelenmesi -İmmunolojik Mekanizmalar-

b. Amaç: Bakterilerin patojenitesine karşı konakçının nasıl cevap verdiği ve savunma mekanizmaları ile ilgili genel bilgi öğretilmesi amaçlanmıştır.

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 9 Ağustos 2016 Salı

DOĞAL BAĞIŞIKLIK. Prof. Dr. Dilek Çolak

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

ayxmaz/biyoloji Olumsuz yanıtları: Alerjiler - normalde zararsız maddelere tepki Otoimmün hastalıklar (Diyabet)(Kendi dokularını yok eder)

Tam Kan; Hemogram; CBC; Complete blood count

HAYVANSAL ÜRETİM FİZYOLOJİSİ

ANTİJENLER VE YAPILARI

ANTİGLOBULİN TESTLER. Dr. Güçhan ALANOĞLU

Otakoidler ve ergot alkaloidleri

SOLİD ORGAN TRANSPLANTASYONLARINDA İMMÜN MONİTORİZASYON

Mikrop vücudumuza girdiği zaman

* Madde bilgisi elektromanyetik sinyaller aracılığı ile hücre çekirdeğindeki DNA sarmalına taşınır ve hafızalanır.

Hümoral İmmün Yanıt ve Antikorlar

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

İMMÜNOBİYOLOJİ. Prof. Dr. Nursel GÜL. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü

Sonradan Kazandırılan Bağışıklık

Bio 103 Gen. Biyo. Lab. 1

AKADEMİK TAKVİM Ders Kurulu Başkanı: Prof.Dr. Sevtap Arıkan (Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji) Ders Kurulu 207 Akademik Yılın 34.

GENEL ÖZELLİKLER. Vücudun kendini çeşitli hastalık meydana getirici etkenlere karşı savunması immün sistem (Bağışıklık) tarafından gerçekleştirilir.

LENFOİD SİSTEM DR GÖKSAL KESKİN ARALIK-2014

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

Kanın Bileşenleri. Total kan Miktarı: Vücut Ağırlığı x0.08. Plazma :%55 Hücreler : %45. Plazmanın %90 su

Bağışıklık sistemi nasıl çalışır?

LÖKOSİTOZLU ÇOCUĞA YAKLAŞIM. Doç.Dr.Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji BD Antalya

Laboratvuar Teknisyenleri için Lökosit (WBC) Sayımı Nasıl yapılır?

RENAL TRANSPLANT ALICILARINDA C5aR 450 C/T GEN POLİMORFİZMİ: GREFT ÖMRÜ İLE T ALLELİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

ANCA SAPTANMASI VE TANI KRİTERLERİ DR. NİLGÜN KAŞİFOĞLU

Tam Kan Analizi. Yrd.Doç.Dr.Filiz BAKAR ATEŞ

EĞİTİM ÖNCESİ BAŞARI ÖLÇME FORMU

Böbrek nakli hastalarında akut rejeksiyon gelişiminde CTLA-4 tek gen polimorfizmlerinin ve soluble CTLA-4 düzeylerinin rolü varmıdır?

Prof Dr Davut Albayrak Ondokuz mayıs üniversitesi Tıp Fakültesi Kan merkezi Ve çocuk hematoloji BD -Samsun

ARI ZEHİRİ BİLEŞİMİ, ÖZELLİKLERİ, ETKİ MEKANİZMASI. Dr. Bioch.Cristina Mateescu APİTERAPİ KOMİSYONU

T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II VI. DERS KURULU (4 HAFTA)

Bağ doku. Mezodermden köken alır. En Yaygın bulunan dokudur ( Epitel, Kas, Kemik sinir)

Biyolojik Ajanlar Dünden Bugüne: Türkiye Verileri. Prof. Dr. Mahmut İlker Yılmaz GATA Nefroloji Bilim Dalı

Doku lezyonları oluşturacak kadar kuvvetli olan zararlı uyarılar birçok algojenik ve pro-enflamatuar kimyasal medyatörlerin salınımına yol açar.

MONONÜKLEER FAGOSİT SİSTEM

FİZYOLOJİ LABORATUVAR BİLGİSİ VEYSEL TAHİROĞLU

İmmün Sistemin Tanıtımı

FARMAKOKİNETİK. Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

Kordon kanı testinde anormal seviyeler ne anlama gelir?

HÜCRE ZARINDA TAŞIMA PROF. DR. SERKAN YILMAZ

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

Normal değerler laboratuarlar arası değişiklik gösterebilir. Kompleman seviyesini arttıran hastalıklar nelerdir?

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ FARMAKOLOJİSİ

ERİTROSİTLER ANEMİ, POLİSİTEMİ

ADRENAL KORTEKS HORMONLARI GLİKOKORTİKOİDLER. Doç. Dr. Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı

Kan Bankacılığı ve Transfüzyon Tıbbında HLA Sisteminin Önemi

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Solunum sistemi farmakolojisi. Prof. Dr. Öner Süzer

mm3, periferik yaymasında lenfosit hakimiyeti vardı. GİRİŞ hastalığın farklı şekillerde isimlendirilmesine neden Olgu 2 Olgu 3

HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücrenin fiziksel yapısı. Hücre membranı proteinleri. Hücre membranı

HLA MOLEKÜLLERİ VE KLİNİK ÖNEMİ. Prof. Dr. Göksal Keskin

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis.

İMMUN HEMOLİTİK. Prof. Dr. Yeşim AYDINOK. Pediatrik Hematoloji B.D. E.Ü.. Kan Merkezi

T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II VI. DERS KURULU (4 HAFTA)

Prof. Dr. Neyhan ERGENE

ANTİNÜKLEER ANTİKOR. ANA Paterni İlişkili Antijen Bulunduğu Hastalık. Klinik Laboratuvar Testleri

İMMÜN SİSTEMİ OLUŞTURAN ORGANLAR

TÜBERKÜLOZ İMMÜNOPATOGENEZİ Prof. Dr. Ayşe Yüce 9 MART 2016

İMMÜNOLOJİK TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI: DİĞERLERİ. Prof.Dr. Levent Ündar Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi

EĞİTİM SONRASI BAŞARI ÖLÇME FORMU

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

GLOMERULONEFRIT PATOGENEZI

Mycobacterium. Mycobacterium hücre duvarının lipid içeriği oldukça fazladır ve mikolik asit içerir

Transkript:

AŞIRI DUYARLILIK REAKSİYONLARI Antijene karşı immün cevap uygun olmayan veya abartılı ortaya çıktığı zaman aşırı duyarlılıktan bahsedilir. Aşırı duyarlılık reaksiyonu bir çok antijene karşı ortaya çıkabilir. Aşırı duyarlılık reaksiyonu antijen ile ilk karşılaşmada ortaya çıkmaz, takip eden karşılaşmalarda oluşur. Coobs ve Gell tarafından 1970 yılında I,II, III ve IV olmak üzere 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu tanımlanmıştır. Aşağıdaki şekilde 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu görülmektedir. Tip I, II ve III antikorlar tarafından ortaya çıkarken, tip IV aşırı duyarlılık reaksiyonunda antikorlar rol oynamamaktadır. Tip IV aşırı duyarlılık reaksiyonu gecikmiş tip veya hücresel aşırı duyarlılık reaksiyonu olarak isimlendirilmektedir. Şekil-1:4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu Tip I aşırı duyarlılık reaksiyonu ev tozu, polen, mite ve hayvan tüylerine gibi antijenlere karşı oluşan IgE sınıfı antikorlar ile meydana gelir. Mast hücrelerinin kendisine degranülasyonu sonucu ortaya çıkan mediatörler klinik tabloyu meydana çıkarmaktadır. Tip II aşırı duyarlılık reaksiyonu antikor bağımlı sitotoksik aşırı duyarlılık olarak tanımlanabilir. Bu reaksiyonda IgG veya IgM sınıfı antikorlar rol oynar. Antijen antikor birleşmesi sonucu olaya kompleman ve diğer hücreler karışır ve antijenin bulunduğu doku veya hücre hasara uğrar. Tip III aşırı duyarlılık reaksiyonunda retiküloendotelyal sistem hücreleri tarafından temizlenemeyecek kadar fazla oluşan antijen-antikor (immün kompleks) bileşikleri vardır. Bu immün kompleksler çeşitli dokulara yerleşirler. Komplemanın ve immün sistem hücrelerinin olaya karışması ile hasar meydana gelir. Tip IV aşırı duyarlılık reaksiyonu hücresel 1

tiptir. Antijenin T hücresini uyarması veya makrofaj içinde devamlı var olan antijenin makrofajı aktive etmesi olayda rol oynar. Tip II Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu Tip II aşırı duyarlılık reaksiyonunda, hücre veya doku yüzeyinde bulunan antijenlere karşı oluşan IgG ve IgM sınıfı antikorlar rol oynamaktadır.bu nedenle hasar antijenin bulunduğu hücre veya doku ile sınırlıdır. Tip III aşırı duyarlılık reaksiyonunda ise antikorlar çözülebilir antijenlere karşıdır ve dolaşımda ag-ab kompleksleri oluşur. Tip II aşırı duyarlılık reaksiyonunda, yüzeydeki antijenlere karşı oluşan antikoru, kompleman ve immün sistem hücrelerinin beraberce hasar neden olurlar. Antikor hücre ve doku yüzeyinde antijene bağlandığı zaman komplemana bağlanarak, C1 i aktif hale getirir. Kompleman aktivasyonu sonucu C3a ve C5a makrofaj ve polimorfları bölgeye çağırır, mast hücrelerini ve bazofilleri aktive eder. Kompleman aktivasyonu sonucu C3b, C3bi, C3d hedef hücre membranında depolanır. Komplemanın membran atak kompleksi olan C5b-9 hedef hücre membranına yerleşir. Makrofaj, nötrofil, eozinofil ve killer hücreler antikora Fc reseptörleri veya yüzeydeki C3b, C3bi ve C3d ile C3 reseptörleri ile bağlanırlar. Antikor ile bağlanma sonucunda fagositoz aktive olurken, lökotrien ve prostoglandin oluşumu artar. Kemokin ve kemotaksik moleküller, C5a, lökotrien B4 ve fibrin peptidler hücreleri bölgeye toplarlar. Değişik antikor isotiplerinin C1q ve immün hücrelerin yüzeyinde bulunan Fc reseptörlerine bağlanma kabiliyetleri farklıdır. Kompleman parçaları ve IgG hücre, doku veya mikroorganizma üzerinde opsonize partikül olarak görev alırlar. Opsonize partiküller sadece lizozomal aktiviteyi artırmakla kalmaz aynı zamanda etkili oksijen ürünleri oluşumuna neden olurlar. Fagositoza direnç olmadığı sürece bir çok patojen fagolizozom içinde reaktif oksijen ve azot metabolitleri, enzim, iyonlar ve ph değişikliği ile öldürülür. Hedef fagosite edilemeyecek kadar büyük ise granüller ve lizozom fagosite edilemeyen hedefe doğru boşaltılır. Antikorlar K hücrelerinin hedefe afinitesini artırarak etki etse de bu hücrelerin tip II aşırı duyarlılık reaksiyonundaki rolü tam olarak kesinlik kazanmamıştır. 2

Tip II aşırı duyarlılık reaksiyonunun temel özellikleri aşağıdadır: 1.-IgG ve IgM sınıfı antikorlar tarafından meydana gelir. 2.-Kompleman olaya karışır 3.-Nötrofiller, eozinofiller, trombositler ve K hücreleri rol alır. 4.-Doku ve hücre yüzeyindeki antijenlere karşı oluşan antikorlar vardır. Tip III aşırı duyarlılık reaksiyonundan temel farkı budur. Kan hücreleri ve trombositlere karşı reaksiyon Uygun olmayan kan transfüzyonu Yenidoğan hemolitik anemisi Otoimmün hemolitik anemiler Eritrosit yüzeyinde 20 den fazla kan grubuna ait 200 çeşit antijen vardır. Transfüzyon reaksiyonları farklı gruplardan kan transfüzyonu yapıldığı zaman ortay çıkar. En sık ABO kan grubu uyuşmazlığında görülür. Antikorlar IgM sınıfı olup agglütinasyon, komplemant aktivasyonu ve lizis yaparlar. Ateş, hipotansiyon, bulantı, kusma, karın ve sırt ağrısı ile giden klinik tablo görülür. Diğer kan grupları uyuşmazlıklarında ortya çıkan antikorlar IgG sınıfı olduğundan şiddeti daha azdır. IgG ile kaplı eritrositler karaciğer ve dalakta bulunan fagositer hücreler tarafından parçalanırlar. Kompleman aktivasyonu vardır. Şiddetli eritrosit yıkımı sonucu akut tübüler nekroz oluşur. Transfüzyon reaksiyonu daha önce antijenle karşılaşmış olanlarda meydana geldiği gibi transfüzyon sonrası antikor oluşumu ile de meydana gelir. 3

Hiperakut graft atılım reaksiyonu da garft dokusuna karşı oluşan antikorlar ile meydana gelir. Özellikle böbrek transplantasyonu sonrası ABO uyuşmazlığında görülür. Hasar antikor ve kompleman aktivasyonu sonucu oluşur. Nötrofiller kaynaklı savunma mekanizması görülmektedir. İlk kısımda nötrofil mikroorganzimayı Fc ve C3 reseptörü ile yakalamaktadır. Mikroorganizma fagosite edilmektedir. Lizozomun bu komplekse girmesiyle fagolizozom oluşmaktadır. Tip III aşırı duyarlılık reaksiyonunda ise antikor kaplı konakçı hücresi benzer olarak fagosite etmeye çalışmaktadır. Ancak hedef çok büyüktür ve olay hücrenin lizozom içeriğini boşaltması ve hedef hücreye zarar vermesi ile sonuçlanmaktadır. Yenidoğan hemolitik anemisi daha önce sensitize olmuş annenin ikinci hamileliğinde ortaya çıkar. Oluşan IgG sınıf antikorlar plasentayı geçerek fetusde hasara neden olurlar. En fazla Rh uyuşmazlığında görülür. Anne Rh(-) bebek Rh(+) ise doğumda bulaşma nedeniyle, anne Rh antijenleri ile tanışır ve antikor oluşturur. Anne tekrar hamile kaldığı zaman oluşan IgG sınıfı antikorlar fetuse ulaşır ve hasara neden olur. Daha az olarak Kell antijenleri ile oluşur. Aşağıdaki şekilde ise proflaksiye alınan ve alınmayan durumlar şematize edilmiştir. Anti-Rh antikorları anneye verildiği zaman Rh antijenlerini kapatarak annenin 4

kendisinin antikor yapımını engellemektedir. Buna karşılık ilk doğum sonrası proflaksi yapılmayan annede anti-rh antikorları gelişmektedir. Otoimmün hemolitik anemi kendiliğinden oluşabileceği gibi ilaçlar ile de ortaya çıkabilir. Otoimmün hemolitik anemi üç başlıkta incelenebilir : Sıcakta reaksiyon veren antikorların oluştuğu otoimmün hemolitik anemi, Soğukta reaksiyon veren antikorların oluştuğu otoimmün hemolitik anemi İlaçlarla provake edilen otoimmün hemolitik anemi Sıcak otoantikorlar daha ziyade RhC, RhD ve RhE antijenlerine karşı oluşur. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Soğuk otoantikorlar 37 dereceden adaha aşağı sıcaklık derecelerinde reaksiyona girerler. Bu antikorlar genellikle IgM sınıfı olup komplemanı bağlarlar. Antikorlar Ii kan grubuna karşıdır. Soğuk havalarda periferik dolaşımda etkili olurlar. Yaşlı kimselerde daha sık görülürler. Mycoplasma pneumoniae enfeksiyonlarında soğuk oto antikorlar ortaya çıkar. İlaçlar ile provake edilen antikorlar üç şekilde karşımıza çıkar : 1. İlaç eritrosit yüzeyine bağlanmıştır, antikor gelip bu ilaca bağlanır. 2. İlaç ve ona karşı oluşan antikor eritrosit dışında bağlanırlar ve gelip eritrosite bağlanırşlar. 3. Eritrosite bağlanan ilaç eritrosite karşı antikor oluşumunu provake eder ve antikor gelip ilaç dışındaki başka bir antijenik yapıya bağlanır. Eritrositlerin dışında çeşitli hastalıklarda nötrofil, lenfosit ve trombositlere karşı antikorlar oluşur. SLE hastalığında nötrofil ve lenfositlere karşı antikorlar, idyopatik trombositıpenik purpurada ise trombositlere karşı antikorlar oluşur. 5

Goodpasture sendromunda glomerül bazal membranında bulunan glikoproteinlere karşı otoantikorlar oluşur. Pemfigus vulgaris hastalığında epidermal hücre birleşim yerinde bulunan desmoglein-1 ve 3 e karşı otoantikorlar oluşur. Myastenia Gravis hastalığında asetil kolin reseptölerine karşı otoantikorlar oluşur. Tip III Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu Tip III aşırı duyarlılık reaksiyonu dolaşımda serbest olarak bulunan antijenlere karşı oluşan antikorun bu antijenlere bağlanması ile oluşur. Bu antijenler otoantijen ve yabancı antijen olabilir. Normal koşullarda oluşan antijen-antikor kompleksleri mononükleer fagositer sistemler tarafından temizlenir. Ancak fazla miktarda oluştuğu zaman çeşitli dokulara yerleşerek kompleman ve antikor etkisiyle hasara neden olurlar. İmmun kompleks oluşumuyla giden hastalıklar 3 kategoride toplanabilir : Persistant enfeksiyon Lepra, Sıtma, Viral hepatit, Dengue kanamalı ateşi, stafilokok eendokarditi. Otoimmün Romatoid artrit, Ssitemik Lupus Eritematozus, Polimyosit Antijenik maddenin inhalasyonu Çiftci akciğeri, Güvercinci akciğeri (Ektrensek allerjik alveolit) İmmun kompleks oluştuğu zaman : C3a ve C5a ortaya çıkar. Bunlar hem vasoaktif aminleri stimüle ederler, hem kendileri bazofil, eozinofil ve nötrofil için kemotaktik aktiviteye sahipdir, hem de mast hücresi ve bazofillerden kemotaktik madde salınımına neden olurlar. Makrofajlarlardan IL-1 ve TNF- salınımı için indüklenir. Bazofil ve trombositleri etkileyerek vasoaktif aminlerin salınımına neden olur. İmmun komplek hastalığı dediğimiz zaman 2 önemli fenomenden bahsetmemeiz gereklidir; Serum hastalığı ve Arthus reaksiyonu. Serum hastalığı başka türden serumun canlıya verilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Antijen ve antikorun fazla olarak ortaya çıkması sonucu nefrit ve arterit ile seyreden klinik tablo ortaya çıkmaktadır. Bu özellikle anti serum tedavisi (tetanoz, kuduz, difteri) esnasında görülmektedir. Arthus reaksiyonunda ise daha önce sensitize edilmiş bireye deri içine veya altına antijen verildiği zaman 4-10 saat içinde antijen verilme bölgesinde ödem, hemoraji kızarıklık ile seyreden reaksiyonun görülmesidir. Çiftçi akciğeri ve güvercinci 6

akciğerinde görülen ekstrensek allerjik alveolit tablosunun altında aynı mekanizma bulunmaktadır. İmmun Komplekslerin Kalıcı Olmasında Etkili Faktörler: 1.-Kompleman eksikliği Kompleman immun komplekslerin daha küçük parçalara ayrılması ve eritrositlere bağlanmasında etkilidir. Kompleman eksikliğinde immun komplekslerin eritrositlere bağlanması bozulmaktadır. 2.-İmmün komplek büyüklüğü Büyük immün komplekler karaciğerde bulunan makrofajlar tarafından kolaylıkla temizlenirken daha küçükleri fagositozdan kurtulmaktadır. Bunun nedeni büyük olanların komplemanı daha kolaylıkla bağlamaları ve eritrosit yüzeyine daha sıkı bağlanmasıdır. 3.-İmmün kompleks sınıfı önemlidir IgG sınıfı antikorlar eritrosit yüzeyine bağlanarak dolaşımdan temizlenirken, IgA sınıfı antikorlar eritrositlere kötü bağlanmakta ve dolaşımdan temizlenememektedir. 4.-Fagositoz bozukluğu komplemanları kalıcı yapar Primer defekten daha çok aşırı miktarda immun komplek oluşumu fagositozun yeterli olmamasına neden olur. 5.-Antikor üzerindeki karbonhidrat temizlikte etkilidir. İmmun komplekler çeşitli dokularda yerleşerek hasara neden olurlar. Dokulara yerlkeşmede etkili faktörler : 1.-Vasküler permabilite artışı 2.-Yüksek kan basıncı ve türbulans 3.-Doku antijenine afinite 4.-Yerleşeceği bölge ile immun komplek büyüklüğü 5.-İmmun kompleksteki antikor sınıfı Aşağıdaki şekillerde Tip III aşırı duyarlılık reaksiyonu özetlenmektedir. İlk şekilde oluşan immün komplekslerin C3a ve C5a ortaya çıkmasına neden oldukları ve gerek immün komplekslerin doğrudan gerekse C3a ve C5a yoluyla bazofilleri uyardıkları görülmektedir. Bazofillerin ve trombositlerin uyarılması sonucu ortaya çıkan vasoaktif aminler endotel hücresinde retraksiyona ve vasküler geçirgenliğin artmasına neden olmaktadır. 7

Artmış damar permeabilitesi ise immün komplekslerin davar duvarına depolanmasına neden olur. Bu olay trombosit toplanmasına neden olur ve komplemanı uyarır. Toplanan trombositler endotel bazal membran kollejenleri üstünde mikrotrombüsler oluşturur. Kompleman ürünleri bölgeye nötrofilleri çağırır. Ancak nötrofiller immün kompleksleri içine alamaz, kendi lizozomal enzimlerini dışarı verir ve damar duvarındaki hasarın artmasına neden olur. Aşağıdaki şekilde ise deneysel olarak oluşturulan serum hastalığı şematize dilmektedir. Yabancı serum verilmesinden sonra yaklaşık 5 günlük bir uyku devresi görülür. Bu süre içinde serumda sadece serbest antijenler saptanabilir. Daha sonra oluşan antikorlar antijenler ile birleşerek immün kompleks oluşumuna neden olurlar. Bu immün kompleksler serumda saptanabilir. Nefrit ve arterit gelişir. 8

Deriiçine verilen antijen kandaki özgül antikor ile birleşir ve immün kompleks oluşur. Kompleman aktive olur, trombositler üzerine etki eder. İmmün kompleks makrofajlardan TNF ve IL-1 salınımına neden olur. Ayrıca kompleman C3a ve C5a mast hücrelerinin degranülasyonuna, nötrofillerin bölgeye toplanmalarına neden olurlar. Histamin ve lökotrienler gibi mast hücresi ürünleri kan akımının hızlanmasına ve kapiller geçirgenliğin artmasına neden olurlar. Polimorflardan yayılan lizozomal enzimler enflamasyonun artmasına neden olurlar. Son olarak immunkompleks üstünde biriken C3b opsonize edilmelerine neden olur. Arthus reaksiyonu Ektrensek Allerjik Alveolit ve Çiftçi Akciğeri gibi presipitasyon veren antikorların oluştuğu hastalıklarda görülür. Tip IV Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu Tip IV aşırı duyarlılık reaksiyonu hücresel tip aşırı duyarlılık reaksiyonu veya geç tip aşırı duyarlılık reaksiyonu olarak da bilinmektedir. Bu tip aşırı duyarlılık reaksiyonunda T hücreleri rol oynamaktadır. Diğer taraftan tip IV aşırı duyarlılık reaksiyonu serum ile değil T hücreleri ile nakledilebilmektedir. Hücreiçi bakterilere karşı primer savunma gecikmiş tip aşırı duyarlılık ile olur. Üç tipi vardır : 1. Kontakt 48-72 saat 2. Tuberkülin 48-72 saat 3. Granulomatöz 21-28 gün 9

Kontak aşırı duyarlılık antijen ile temas bölgesinde ekzamatöz reaksiyon ile karekterizedir. Kontak aşırı duyarlılık olayında haptenler önemli rol oynamaktadır. Haptenler normal vücut proteinleri ile birleşerek antijenik özellik kazanırlar. Langerhans hücreleri, keratositler ve CD4+ lenfositler kontak aşırı duyarlılıkta rol oynarlar. Keratositler hücre membranlarında MHC II ve ICAM-1 eksprese ederler. Ayrıca ortama IL-1,3,6,8, GM-CSF, TNF- alfa, TGF-alfa ve TGF-beta salgılarlar. Kontak aşırı duyarlılıkta duyarlaştırma ve cevap fazları vardır.duyarlaştırma devresinde alınan antijenler Langerhans hücreleri aracılığı ile en yakın lenf bezindeki CD4+ T hücrelerine sunulmaktadır. 10

Cevap devresinde antijenle tekrar karşılaşıldığı zaman Langerhans hücreleri antijeni bölgede bulunan hafıza CD4+ T hücrelerine sunar(1). Bu hücreler IFN- salgılayarak endotel hücreleri ve kerotositlerin MHCII ve ICAM-1 ekspresyonunu artırır. Keratositler ve endotel hücreleri IL-1, IL-6 ve GM-CSF gibi sitokinleri salgılarlar (4). Salgılanan sitokinlerin etkisiyle antijene özgül olmayan CD4+ T hücreleri bölgeye gelir (5). Bu hücreler daha önce aktive edilen keratositlere bağlanırlar(6). Daha sonra aktive edilen makrofajlar da olaya karışır. Reaksiyon uyarılmış keratosid ve makrofajlardan PGE salgılanmasıyla sönmeye başlamaktadır. Tüberkülin Tip Aşırı Duyarlılık Bu tür aşırı duyarlılık enfeksiyon geçirmiş bireylere aynı etkenin deri içine verilmesi ile gösterilebilir. Örneğin primer tüberküloz geçirmiş veya aşılanmış bireylere Mycobacterium tuberculosis ile hazırlanmış PPD verildiği zaman 24-48 saatte enjeksiyon yerinde eritem ve endurasyon görülmektedir. M.tuberculosis dışında M.leprae ve bazı enfeksiyonlarda bu tür test uygulanmaktadır. Klinikte daha önce var olduğu halde bu cevabın daha sonra görülmemesi anerji olarak isimlendirilmektedir. Anerjik bireyler enfeksiyonlara son derece hassastır. Granülamatöz Aşırı Duyarlılık Fagositlere dirençli olan bakterilerin devamlı uyarıları sonucu ortaya çıkan reaksiyondur. Makrofajların kronik uyarımları sonucu önce epiteloid hücreye daha sonra da bu hücrelerin birleşmesi ile dev hücreye dönüştüğü görülmektedir. Bu dev hücreler de granülom adı verilen nodülleri oluşturmaktadır. İnsanda granülamatöz tip aşırı duyarlılık reaksiyonu ile ortaya çıkan bir çok hastalık vardır. Bunların çoğu 11

mikobakteri, fungus ve protozoa enfeksiyonudur. Tuberküloz, Lepra, Listerya, Sarkoidoz, Crohn, Derin Mantar Enfeksiyonları bunlar arasında sayılabilir. Tip V Aşırı Duyarlılık reaksiyonu son yıllarda konuşmaya başlanan bir başka konudur. Uyarıcı aşırı duyarlılık olarak da bilinir. Endokrin bezlere karşı gelişen otoantikorların neden olduğu hastalıklar bu şekilde sınıflandırılmaya başlamıştır. Buna en güzel örnek Graves hastalığıdır. 12