165 Kitap Eleştirisi Tirşe Erbaysal Filibeli Televizyon ve İçimizdeki Şiddet 1 Nilgün Tutal Cheviron Kırmızı Yayınları, İstanbul 2013. 251 sayfa Susan Sontag Başkalarının Acısına Bakmak kitabında artık savaşların hepimizin oturma odalarında sükûnet içinde seyredilip dinlenen görüntü ve seslere dönüşmüş olduğunu ifade etmektedir. Modern insanın gündelik hayatının oldukça önemli bir parçası haline gelmiş olan iletişim araçları, bizleri çoğunlukla farkında olmadan savaşın, çatışmanın, soykırımın, tecavüzün, felaketlerin, ölümün ve şiddetin görüntü ve seslerine maruz bırakmaktadır. Böylece şiddet sıradanlaşmakta ve içselleştirilmektedir. Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Nilgün Tutal Cheviron, Televizyon ve İçimizdeki Şiddet kitabında televizyonu sosyolojik, politik ve ekonomik mantıkların çakıştığı teorik bir perspektif ile yeniden düşünerek, seyirsel şiddetin düşünsel yoksulluğa neden olduğunu dile getirmektedir. Gelişen teknolojilere ve yeni iletişim araçlarına rağmen, önemini yitirmeyen ve hala çağımızın en yaygın kitle iletişim aracı olarak kullanılan televizyon aracılığıyla, kamusal alan ilk kez modern insanın özel alanına taşınmıştır. Tutal ın deyimiyle televizyon evlerimize girdiği anda dünya sahnesi herkesin ulaşabileceği bir sahne olmuştur; çünkü kendisinden önce kimsenin göremediği gerçekliği görünür kılmıştır. Nitekim bu gerçeklik yeniden üretilen bir gerçeklik- ileti im : ara t rmalar 2014 12(1): 165-169
166 ileti im : ara t rmalar tir. Şiddet ise yeniden üretilen gerçekliğin içerisinde en çok satan unsurdur. Kitle iletişim araçlarının her yerdeliği ve şiddeti bir tüketim aracı olarak kullanan medyanın bundan kazanç sağlaması, şiddetin tüketilmemesini olanaksız bir hale getirmektedir. Haber medyasından, sinemaya, sinemadan gazetelere iletişimin her alanında şiddet yeniden ve yeniden üretilmekte ve satılmaktadır. Günümüzde yeni iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve dünyayı saran ağlar aracılığıyla şiddet hiç olmadığı kadar hızlı tüketilirken; bizler yeni iletişim araçlarının teknolojik aparatlarımıza dönüşmesine izin vermekte ve daha fazla gördüğümüzü, duyduğumuzu ve bildiğimizi düşünerek, medya, sermaye ve ideoloji üçgeni arasında sıkışmışlığımızın farkına varamamaktayız. Nitekim Tutal ın ifade ettiği üzere daha az görmekte, daha az duymakta, neredeyse hiç dokunmamakta ve düşünememekteyiz. Yeni iletişim araçları aracılığıyla üretilen gerçekliği izleyerek yaşamlarımızı sürdürmekteyiz. Bahsi geçen gerçekliğin en mühim unsurlarından birisini her gün yeniden üretilen şiddet görüntüleri oluşturmaktadır. Bu görüntüler modern insanın savaşı, ölümü, aile içi şiddeti, felaketleri ve cinayeti olağan algılamasına sebebiyet vermektedir. Şiddet gündelik hayatımızın bir parçası haline gelirken tüm bu kötü olaylara karşı verilen tepki bir tepkisizliğe dönüşmektedir. Nihayetinde, yaşam alanımızı ve ilişkilerimizi kuşatan ekranlar bütün farklılıkları türdeşleştirerek, başkalarının felaketlerini sıradanlaştırmakta ve televizyondaki ölüm temsilleri öteki insanlar ile empati kurmamızı engellemektedir. Yazar, kitabının ilk iki bölümünde çocukluğumuzdan itibaren hayatımızın bir parçası olan televizyonun etkilerini kapsamlı teorik bir bakış açısıyla tartışmıştır. İlk bölümde piyasa odaklı egemen iletişim düzeninin artık değişmesi gerektiği fikrini ve bu iletişim düzenine nasıl direnileceğini ele alan yazar, ikinci bölümde televizyonun toplumsal bağ kurma işlevini eleştirel bir bakış açısıyla ele almıştır. Tutal ikinci bölümde çocukların televizyon izleme alışkanlıkları ve şiddet ilişkisine de detaylı bir şekilde değinmiştir. Kitabın merkezini oluştu-
Erbaysal Filibeli Kitap Eleştirisi 167 ran, üçüncü ve son bölümünde ise ilk iki bölümde yapılan teorik tartışmalar ışığında, Tutal ın medya, gerçeklik ve şiddet gibi konuları tartışmış olduğu İletişim Araştırmaları dersine katılan öğrenciler üzerinde yapmış olduğu alımlama çalışması oluşturmaktadır. Tutal, araştırmaya konu olan öğrencilere Michael Haneke nin 1992 yılında çekmiş olduğu Benny nin Videosu filmini izletmiştir ve ardından öğrencilerin film üzerine düşüncelerini yazdıkları metinleri çözümleyerek televizyonun toplum ve şiddet ile olan ilişkisini incelemiştir. Benny nin Videosu insanların şiddet karşısındaki tepkisizliğini serimlememizi sağlayan ve izleyiciyi iletişim araçları ile olan ilişkisini düşünmeye yönlendiren bir eserdir. Tutal, bu çalışmayı yaparken Haneke nin çalışmaya konu olan filminin genel olarak medyanın ve özel olarak da televizyonun imha edici gücünü kavratacak bir eser olması savından yola çıkmıştır. Film, evinin bulunduğu sokağa dahi odasında bulunan ekranlar aracılığıyla bakan, annesi ile savaş ve çatışma haberleri izlerken babasının televizyonda ne var? sorusuna hiçbir şey diye yanıt veren, filmlerde kan için ketçap kullanıldığını söyleyen ve aksiyon ve korku filmleri kiralayan 14 yaşında bir çocuğun hikâyesini anlatmaktadır. Ailesine ait olan çiftlikte bir domuzun öldürülme anını gösteren bir video çeken Benny, videoyu odasında sürekli başa sararak izlemektedir. Akan görüntüyü geri sardığında domuz dirilmektedir ve tekrar izlediğinde domuz ölmektedir. Benny her gün televizyon ekranından akan savaş, çatışma, ölüm, bir başka deyişler şiddet görüntülerini ve tabii ki kendi çekmiş olduğu domuz videosunu izleyerek hayatına devam etmektedir. Orta-üst sınıf Avrupalı bir ailenin çocuğu olan Benny, bir gün video kiralarken orada tanıştığı kızı evine getirir ve çekmiş olduğu domuz videosunu kıza izletir. Çiftlikten domuzu öldürmek için kullanılan silahı çaldığını kıza söyleyen Benny, ona silahı gösterir. Silahı eline alan kız, merakına yenik düşen Benny nin aynı silah ile onu öldüreceğini tahmin edemez. Tutal ın ifadesiyle şiddetin seyri gerçek yaşamda taklit yoluyla şiddete yol açmıştır.
168 ileti im : ara t rmalar Benny nin odasında yaşanan bu olay o sırada kayıtta olan kameraya dolaylı olarak kaydedilir. Ailesi eve döndüğünde Benny bu görüntüleri onlara izletir ve ebeveynleri Benny nin yaptığını örtbas etmek için çocuk yaştaki kızın cesedini ortadan kaldırma planları yapmaya başlar. Haneke küçük kızın cinayeti anında ve sonrasında gerçekleşen şiddeti doğrudan göstermeyi tercih etmemiştir. Dolayısıyla film gösterilmeyen ama var olduğu bilinen şiddet unsurları ile devam etmiştir. Tutal ın yapmış olduğu çalışmada yer alan öğrencilerin bir bölümü filmi izlediklerinde Türkiye nin gündemini oldukça uzun bir süre meşgul eden Münevver Karabulut Cinayeti ni anımsamıştır. Bu durum, gerçek hayatta gerçekleşmiş olan bir olaya dair şiddet unsurlarının hem yazılı hem de görsel olarak medyada fazlaca yer almasından ve filmde bize gösterilmemesine rağmen var olduğunu bildiğimiz şiddet unsurları ile olan benzerliğinden kaynaklanmaktadır. Bunun yanı sıra katılımcıların bir bölümü Benny nin yaşantısını kendi yaşantısına benzetirken, bir bölümü yan komşularının dahi benzer olaylar yaşayabileceği tezini ortaya atmıştır. Bu farkında olmadan tükettiğimiz şiddetin içimizde olduğunun bir göstergesidir. Nitekim Tutal ın yapmış olduğu çalışmadan da anlaşılacağı üzere Haneke filmi çekerken elde etmek istediğini başarmıştır ve filmi izleyenleri ekrandaki ölüm ve savaş gibi şiddet içeren görüntüleri geri alarak şiddetin yok edilemeyeceği gerçeği ile yüz yüze getirmiştir. Kitabında tüm iletişim araçlarının ama özellikle televizyonun zihinlerimizi nasıl köleleştirdiğini ve gerçeklik algımızı nasıl yitirdiğimizi ele alan Tutal, iletişim araçlarının bizleri maruz bıraktığı düşünsel ve duygusal köleliğe karşı çıkma zamanının çoktan geldiğini ifade etmektedir. Michel Tournier in Altın Damla kitabına bir gönderme yapan Tutal, imgenin köleliğinden kurtulmak için imgeyi okumak, okumayı bilmek gerekir demiştir. Bu eksende Haneke nin filmini izleyen katılımcı öğrencilerin imgeyi okumayı öğrenerek duygusal ve düşünsel köleliklerinden kurtulmuş olduğu söylenebilir.
Erbaysal Filibeli Kitap Eleştirisi 169 Nilgün Tutal Cheviron, Televizyon ve İçimizdeki Şiddet kitabıyla, televizyona atılmış çürük bir domates görselinin kullanıldığı kapak tasarımından itibaren okuyucuyu başta televizyon olmak üzere, tüm iletişim araçları ile olan ilişkisi üzerine düşünmeye çağırmaktadır. Savaşların, çatışmaların, ölümün ve şiddetin çok olduğu, terör örgütlerinin ellerindeki rehineleri öldürdüğü görüntüleri ağlar aracılığıyla paylaştığı ve haber sitelerinin görüntüleri seyirsel bir şekilde bizlere sunduğu bir dünyada iletişim araçlarıyla bizlere iletilen imgeleri okumayı öğrenmek, başkalarının acılarına karşı hissizleşmemizi ve şiddetin içselleştirilmesini önlemek adına bir gereklilik oluşturmaktadır. Televizyon ve İçimizdeki Şiddet okuyucuya imgeyi okumasını öğrenmesi açsından eşsiz bir katkı sağlamaktadır. Sonnot 1 Michael Haneke nin 1992 yılında çektiği Benny s Video filmine dair spoiler içermektedir.