MODERN FELSEFE-I FEL301U

Benzer belgeler
ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı

Fen - Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS

SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ (TAR222U)

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ I SDT

İ Ç İ N D E K İ L E R

1.Tarih Felsefesi Nedir? 2.Antikçağ Yunan Dünyasında Tarih Anlayışı. 3.Tarih Felsefesinin Ortaçağdaki Kökenleri-I: Hıristiyan Ortaçağı ve Augustinus

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010

Avrupa Tarihi. Konuyla ilgili kavramlar

TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRETİM YILI DERS PROGRAMI

Skolastik Dönem (8-14.yy)

17. yy. Dehalar Yüzyılı

Konuyla ilgili kavramlar

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

II. Rönesans Felsefesi I

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF FELSEFE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

AŞKIN BULMACA BAROK KENT

Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2

İÇİNDEKİLER. Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ. 3. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL

Uygarlık Tarihi (HIST221) Ders Detayları

Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar

FELSEFİ PROBLEMLERE GENEL BAKIŞ

İKTİSADİ DÜŞÜNCELER TARİHİ

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı

İNSAN HAKLARI SORULARI

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T+U Kredisi Akts Felsefeye Giriş IV

BİLİM TARİHİ VE JEOLOJİ 6

ESTETİK (SANAT FELSEFESİ)

İnsanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaksal

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

(CAL 2301 SOSYAL DÜŞÜNCELER TARIHI) 1. Hafta: Antik Yunan da Toplumsallık Düşüncesi

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

ANAYASAL ÖZELLİKLER. Federal Devlet

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ 8 YARIYILLIK (DÖRT YIL) DERS PROGRAMI (YENİ DÜZENLEME)

Matematik Ve Felsefe

EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ KESİNLEŞMİŞ DERS PROGRAMI

OSMANLI TARİHİ II.ÜNİTE 8.KONU: REFORM

On Yedinci Yüzyılda Felsefe Descartes. Prof. Dr. Doğan Göçmen Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Ders: 03/10/2016

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI Bahar Yarıyılı. 2. yıl 4. yarıyıl Lisans Zorunlu

AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI

Doç. Dr. SERDAR GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ 8 YARIYILLIK DERS PROGRAMI (İNG. KAPANDIKTAN SONRA)

Moda Tarihi (MTT233) Ders Detayları

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

SOSYOLOJİSİ (İLH2008)

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRUİYETİ

HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR

AST101 ASTRONOMİ TARİHİ

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

1: İNSAN VE TOPLUM...

ÜNİTE:1. Siyaset ve Siyaset Bilimi ÜNİTE:2. Siyasetin Dili: Kavramlar, Kurumlar ÜNİTE:3. Bir Örgütlü İktidar Olarak Devlet ve Siyasal Sistemler

ÜNİTE:1. Dil Nedir? ÜNİTE:2. Dil Kültür İlişkisi ÜNİTE:3. Türk Dilinin Gelişimi ve Tarihsel Dönemleri ÜNİTE:4. Ses Bilgisi ÜNİTE:5

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz

ÖĞRETİM YILI DERS İNTİBAKLARI. I.YY ARY 105 Tarih Araştırma Yöntemleri 2+0 4,5 Z I.YY ARY 105 Tarih Araştırma Yöntemleri MS

AŞKTA VE YARATICILIKTA YENİDEN DOĞUŞ

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim Aralık 2014 )

MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK İLKOKULU ETİK KOMİSYONU FAALİYET PROGRAMI

YÖNETİŞİM NEDİR? Yönetişim en basit ve en kısa tanımıyla; resmî ve özel kuruluşlarda idari, ekonomik, politik otoritenin ortak kullanımıdır.

SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

11/26/2010 BİLİM TARİHİ. Giriş. Giriş. Giriş. Giriş. Bilim Tarihi Dersinin Bileşenleri. Bilim nedir? Ve Bilim tarihini öğrenmek neden önemlidir?

Türk-Alman Üniversitesi. Hukuk Fakültesi. Ders Bilgi Formu

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

Üretimde iş bölümünün ortaya çıkması, üretilen ürün miktarının artmasına neden olmuştur.

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI MİMARLIK BİLGİSİ CUMHURİYET DÖNEMİ I.ULUSAL MİMARLIK II.ULUSAL MİMARLIK

TÜRK HUKUK DÜZENİNİN YÜRÜRLÜK KAYNAKLARI (1) Dr. Öğr. Üyesi Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

Rönesans ın Sebepleri:

FELSEFE + SANAT => SANAT FELSEFESI

Antik Yunan da Felsefe ve Çağımıza Etkileri Ulusal Sempozyum Programı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

İŞLETME N.Ö. Ders Adı

Oyun Öğretimi 1- OYUNUN TARİHÇESİ. Dr. Meral Çilem Ökcün-Akçamuş

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

AST101 ASTRONOMİ TARİHİ

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul.

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T + U Kredisi AKTS Bilim Tarihi ve Felsefesi GKS Ön Koşul Dersler

MEDYA SOSYOLOJİ KISA ÖZET KOLAYAOF

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi

Bilimin Doğası ve Bilim Tarihi

Transkript:

MODERN FELSEFE-I FEL301U KISA ÖZET

DİKKAT Burada ilk 4 sahife gösterilmektedir. Özetin tamamı için sipariş veriniz www.kolayaof.com 1

1. ÜNİTE-RÖNESANSTA İNSAN, TOPLUM VE SİYASET FELSEFESİ Modern ve Modern Felsefe Terimlerinin Anlamı Modern Felsefe genel kanıya göre 17. Ve 18. Yüzyıl felsefelerini betimleyen bir terimdir ve modern felsefenin Descartes ile başladığı kabul edilir. Angolo-Saksonlar içerisinde modern felsefenin Francis Bacon ile başladığını düşünenler de vardır. Modern terimi ise 17. Yüzyıldan başlayıp 20. Yüzyıla kadar uzanan bir zaman dilimini ifade eder. Bu zaman diliminde yapılan felsefeye de modern felsefe denir. Modern terimi Latince modus teriminden gelmektedir. Modus günümüzde kullanılan Moda kelimesinin kökenini oluşturmaktadır. Modern terimi ise en son tarzlar, yöntemler ya da fikirlerle yapmak, yapmayı sürdürmek anlamındadır ve sanat, müzik, edebiyat ve dansta belirli çağdaş eğilimlere ve okullara işaret eder. Modern Felsefenin Genel Özellikleri ve Modern Felsefenin Başlangıcı Olarak Rönesans Modernleşmek için öncelikle dinsel dogmaların bir kenara bırakılması ve akla ve bilime dayalı düşüncenin yaygınlaştırılması gerekiyordu. Bunun kıvılcımı Rönesans ile ortaya çıktı. Dinsel dogmalar bir tarafa bırakılarak, düşünen ve üreten insan tarih sahnesindeki yerini aldı. İlk kez Rönesansta kendini gösteren modernleşme çabaları Yeniçağda iyice olgunlaştı ve 20. Yüzyılın ortalarına dek süregeldi. Modern felsefe yeni tarzda yapılan bir felsefe biçimidir. Bu anlayışa göre felsefeyi kotaranlar, Tanrı adına konuşan din adamları değil, özgürce düşünüp eyleyen bireylerdir. Birey hiçbir dogmaya bağlı kalmaksızın kendi düşüncelerine göre evreni anlamlandırma çabasına girer. Rönesans döneminin düşünsel ve eylemsel girişimleri tümüyle bu ruhu yansıtır. Özellikle 17. Yüzyıla gelindiğinde bu durum kendini iyice belli etmeye başlamıştır. Çünkü felsefe yapıtları bireyin kendi özel düşüncelerini, inanç ve yaklaşımlarını içeren yapıtlar olma özelliğini taşımaktadır. Rönesans Döneminin Genel Özellikleri Rönesans terimi genel anlamıyla yeniden doğuş demektir ama bu yeniden doğuş ifadesi özellikle Grek ve Roma kültürünün yeniden doğuşunu ifade eder. Rönesans tam bir keşif ve özgürleşme dönemidir. Her alanda yeni keşifler yeni buluşlar yapılmıştır. Kolomb ve onu takip eden başlıca denizciler okyanuslarda yeni ulaşım yolları aramış ve sonunda Amerika kıtasını keşfetmişlerdir. Teknik alanda matbaanın icadı, yazın, bilim ve felsefe alanındaki gelişmelere ivme kazandırmış, pusulanın icadı ise deniz yollarındaki keşiflerin yolunu açmıştır. Tanrı ve dinsel ögeleri bir kenara bırakarak, Roma ve Grek antik kültürlerine geri dönmek, bu kültürün ürünlerini yeniden gün ışığına çıkarmak adına atılan ilk adımlar, gerçekleştirilen kültürel çalışmalar hümanizm (insancılık) adı altında dile getirilmiştir. 2

İnsancılık (Hümanizm) Ve Başlıca Rönesans Hümanistleri Hümanizm, insan aklını, etik ve adalet kavramlarını temel alan, teorik ve pratik alanda insansal değer ve ilgilere odaklanan, tüm insanların değerli ve onurlu olduklarını öngören ahlak felsefelerinin genel bir kategorisini anlatan bir terimdir. ERKEN DÖNEM İTALYAN HÜMANİSTLERİ Erken dönem İtalyan hümanistlerinin başlıcaları Dante, Petrarca ve Boccacio dur. Hümanistlerden Dante, yapıtlarını Latincede değil, İtalyanca yazarak modern çağın özelliği olan ana dilde yapıt üretme eğilimine öncülük etmiştir. İtalyanca da en önemli yapıtlardan biri olarak kabul edilen Kutsal Komedi (Divina Commedia) da evrende Tanrısal bir düzen olduğu ve tüm olayların kutsal istenç tarafından mutlu bir sona doğru yönlendirildikleri fikrini savunur. Dante bu yapıtla, İtalya da en büyük şair olarak bilinir. Kutsal Komedi, Cehennem, Araf ve Cennet olmak üzere üç bölümden oluşur. Kutsal Komedi de, Dante nin Cehennemden başlayıp cennette son bulan yolculuğu betimlenmektedir. Cehennemde betimlemeler çok canlıdır. Araf ta lirik bir anlatım mevcutken, Cennettin dili teolojik içerikli bir bölüm olmasından ötürü ağırdır. Dante, Monarchia da kilisesinin görevinin evrensel bir barışa yol göstermek olduğunu söyler ve papanın kutsal gücü karşısında imparatorun dünyevi gücünü yüceltir. İmparatorun yetkiyi papadan değil, doğrudan Tanrı dan aldığını söyleyerek Ortaçağ ın geleneksel siyaset anlayışından kopmuştur. 3 Bir diğer İtalyan hümanist ise, hümanizmin babası olarak anılan Petrarca dır. Dönemin büyük şairlerinden biri olarak Dante ve Boccaccio gibi modern İtalyan dilinin oluşumuna katkıda bulunmuştur. Ortaçağ için Karanlık Çağlar deyimini ilk kullanan kişi olduğu söylenir. Aynı zamanda bir akademisyendir. Petrarca nın en önemli yapıtları; Canoniere (Şarkılar), Trionfidir (Zaferler) ve Secretum (Benim Gizli Kitabım) dır. Petrarca Ortaçağ ın içe dönüklük tutumu ile Rönesan sın dışa dönüklüğünü harmanlamış, dış dünyanın ve insan ruhunun aynı anda keşfedilmesi amacına yönelmiştir. Petrarca, insanın kendisi geliştirebilmesi için sessizliğe ve yalnızlığa gereksinimi olduğunu, yalnızlığın sanıldığı gibi olumsu bir şey olmadığını, yaratıcılık ve üretkenlik için gerekli olduğunu savunmuştur. Petrarca aynı zamanda, doğa araştırmaları ile de ilgilenmiş, Ortaçağ ın içe dönük tutumu ile Rönesans ın dışa dönüklüğünü harmanlamış, mutluluğun ancak dış etkilerden ve iç dürtülerden arınmakla elde edilebileceğini düşünmüştür. Rönesans dönemi hümanistlerinin bir diğeri olan İtalyan şair ve yazar Boccaccio, Dante ve Petrarca dan etkilenmiş, özellikle Petrarca ile sık sık buluşarak onun telkinleriyle Latince ve Grekçe ye yönelmiştir. Boccaccio, dinlerin göreli bir doğruluklarının olduğunu öne sürmesiyle adından söz ettirmektedir. Bu düşünce Rönesans dönemine özgü yeni bir anlayışı da simgeler. Boccaccio insan doğasını, duyusal kapasitesini ve duygulanmalarını tüm doğallığı içinde

betimlemiş, insan yaşamını kilise ve törelerin baskılarının ötesinde yalın bir gerçeklik olarak ele almıştır. Ona göre Tanrı insanı evrenin merkezine koymuş, her şeyin bilgisini elde etmesini kolaylaştırmıştır. İLERİ VE GEÇ DÖNEM HÜMANİSTLER İleri ve geç dönem hümanistlerin en başında gelen isimlerinden biri olan Mirandola, Yeniplatonculuğu, Aristotalesçiliği, Hermestimimi ve Kabala öğretisini sentezleyerek insana zorunlu ahlaksal gelişim, ussal bilinçlenme ve mutlak gerçeklikle özdeşleşme gibi üç görev yüklemiştir. Mirandola, insanı Tanrı nın bu dünyadaki benzeri olan onurlu bir varlık olarak görmüş ve bilgiye ulaşmada sürekli olarak araştırmanın önemini vurgulamıştır. Bir diğer geç dönem hümanisti Erasmus ise, Hümanistlerin Prensi unvanına sahiptir. Yapıtları arasında, Deliliğe Övgü, bugün de okumaya devam edilen en ünlü eseridir. Hıristiyan Şövalyenin El Kitabı, Çocukların Terbiye Edilmesi Üzerine, Julius Exclusus, Özgür İstenç Üzerine Deneme isimli çalışmaları ise diğer önemli eserlerindendir. Erasmus, çalışmalarında Hıristiyanlık ve hümanizmi ulaştırmaya çalışarak, dinin asıl doğasından uzaklaşıldığını, gerçek dinin kafa değil yürek sorunu olduğunu ifade ediyordu. Bir diğer geç dönem hümanist, genelde Hıristiyancı hümanizmin temsilcisi olarak görülen Alman rahip ve teolog Luther dir. Luther, aklı; sınırlı insanın sınırlı bir yetisi olarak görmekte, Tanrı yı akılla kavramaya çalışmanın onu sınırlandıracağını, bu yüzden imanın akıldan önce geldiğini düşünmekte ve belirtmekteydi.luther, Tanrı yı anlama yolunda ussal güçlere dikkat çekti ve Tanrı ya giden yolda imanın gerekliliğini vurguladı. Luther e göre devlet yönetimi, Tanrı nın takdiridir; bu nedenle devletin işlevleri barışın korunması amacına yönelik olarak düşünülmelidir. Tanrı insanları doğaları gereği otoriteye tabi kılmıştır. Politik yaşamda imana karşılık gelen şey bundan dolayı yetkeye boyun eğme, yani itaat davranışlarıdır. Rönesans hümanizmi dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri de kuşkucu hümanizmin temsilcisi olarak kabul edilen Montaigne dir. Montaigne ne biliyorum? sorusu ile yola çıkar ve bu soru ışığında kendi yargılama gücü aracılığıyla dünyayı sorgulamaya girişir. Klasik kuşkuculuğu izleyen Montaigne örnek yaşam için, tüm insansal yetilerini kullanabileceği bir araştırmacı ruhsal durum içinde bulunmayı önemsedi. Montaigne için kuşkuculuk; ne tutum olarak bir kötümserlik, ne de davranış kuralı olarak bir reçete idi, tersine o, kuşkuculukta insan yaşamının tüm görünümleri için olumlayıcı bir tutumun kaynağını keşfedebilmişti. Ona göre en derin anlamda insan olmak tam anlamıyla bilinçli deneyimlere sahip olmak demekti. Montaigne için dünya üzerinde itiraz edilemeyecek bir düşünce yoktu. Bu yüzden mutlu olmak isteyen kişi kendisini hiçbir görüşe bağlamamalı ve sürekli araştırma durumunda olmayı seçmelidir. 4

RÖNESANSTA TOPLUM DÜŞÜNCESİ VE TOPLUMSAL ÜTOPYALAR Rönesans döneminde özgür ve adil bir toplum düzeni arayışına bazı aydın yazarlar destek sağlamaktaydı. Bu sebeple bu dönemde ütopik toplum düzenleri öneren çalışmalar ortaya çıktı. Thomas More Thomas More, 1516 yılında yayınladığı Utopia adlı yapıtıyla kalıcı bir ün sağlamış ve adı bu yapıtla özdeşleşmiştir. More bu eserinde tümüyle sınıfsız bir toplum düşünerek, sosyalist yapıyı toplumun bütün katmanlarına yaymıştır. Toplumda eşitlik ilkesi egemendir. Çünkü toplumun mutluluğunu gerçekleştirmenin tek yolu eşitlik ilkesinin uygulanmasından geçer. Utopia da bu toplum betimlemesi bu esasa dayanır. Eşitlik ilkesi adına özel mülkiyet yasaklanır, her şey kamunundur ve devlet tarafından yönetilir. More, Ütopya da ülkesinin içinde bulunduğu düzeni eleştirmekte ve çıkış yolu önermektedir. Tommaso Campanella Güneş Ülkesi adlı eseri ile tanınan Campanella ya göre ideal devlet parçanın bütünde, bütünün ise parçada birbirini tamamladığı ideal bir politik birliktir. Güneş Ülkesi nde de tıpkı Ütopya da olduğu gibi mülkiyet edinme yoktur. Devlet en bilgili kişi tarafından yönetilir ve ona Güç, Akıl ve Sevi adlarını taşıyan üç kişi yardım eder. Güneş Ülkesi nde kimsenin hiçbir şeyinin olmaması en temel ilkedir. Çünkü sahiplenme duygusunun insanda bencilliği ortaya çıkaracağı ifade edilir. Franis Bacon Francis Bacon, Yeni Atlantis adlı yapıtında, bilimsel ve teknik gelişmelerin toplum ve devlet yapısını belirlediği bir ütopyayı anlatmıştır. Ben Salem adlı bir adada kurulmuş bir devlet, insanın doğa üzerindeki egemenliğinin sınırlarını genişletmek amacıyla gizli çalışmalar yürütür. Adada dikkat çeken en temel nokta, bilimsel aydınlanmanın, bilimsel ve teknik gelişmenin ulaştığı yüksek düzey ve buna bağlı olarak sağlıklı ve kültürlü bir toplum yetiştirilmiş olmasıdır. Bacon un bilim üzerine kurulu ütopik bir devlet tasarımı, her şeyin din üzerine kurulu olduğu Ortaçağ ın Hıristiyan devlet tasarımına bir alternatif sunması bakımından oldukça önemlidir. RÖNESANS DÖNEMİNDE SİYASAL DÜŞÜNÜMLER Niccolo Machiavelli Prens adlı yapıtıyla düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olan Machiavelli, politik realizm ile politik idealizm arasındaki ayrıma büyük katkılarda bulunmuştur. Prens adlı yapıtta, bir prensliğin nasıl kurulacağı, nasıl yönetileceği, nasıl yitirileceği, tarihsel ve deneyimse yollarla anlatılır. Machiavelli, mutlak monarşiye duyulan gereksinimi, koşullar ve araçlarıyla gözler önüne serer. Ahlaklılığın politik açıdan yeniden tanımlandığı Prens te, önemli olanın amaç olduğu, amaca götüren araçların iyi ya da kötü olmalarının önemi olmadığı vurgulanır. 5

Jean Bodin Güçlü devlet idealinin temsilcilerinden olan Bodin, savunuculuğunu yaptığı monarşi rejimini, laik ve hukuksal bir temelden hareketle oluşturduğu egemenlik kavramı üzerine oturtmuştur. Bodin e göre devletin kaynağı Tanrı değil, ailedir. Ailede baba neyse, devlette de kral odur. Kral doğal yasaya karşı sorumludur ve onu buna zorlayan şey vicdanıdır. Bodin bu düşünceleri ile, papalık idaresine karşı ulus devlet fikrinin öncü savunucularından biri olmuştur. Hugo Grotius Hugo Grotius, uluslararası hukuku doğal yasa kavramı temelinde kuran öncü düşünürlerindendir. Bu alanda yarattığı etki günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Grotius a göre devlet, insan aklı ve doğası üzerine kurulmuş doğal bir kurumdur ve bireylerin doğal haklarını güvenceye almakla yükümlüdür. Halkın egemenlik hakkı vardır ama bunu yöneticiye devreder. Grotius bu görüşleriyle demokrasi fikrinin de önünü açmıştır. Johannes Althusius Johannes Althusius, Illustrata adlı ünlü yapıtında federalizm kavramının gelişimine büyük katkı yapmış ve ilk federalistlerden biri olarak nitelendirilmiştir. Althusius, insanların bağımsızlığının yöneticilere devredilemeyeceği görüşünü savunmaktaydı. Çünkü ona göre devletin başındaki kişi halkın efendisi değil, sadece halkın seçtiği bir görevliydi. Biricik egemen güç halkın kendisiydi. Althusius bu düşüncesiyle, halk egemenliği düşüncesine kesin formunu kazandıran ilk düşünür olmuştur. Ona göre yönetici daima halk adına eylemelidir. Yasalar devlet başkanını bile bağlar. Halk kendini parlamento ile temsil ettirir ve parlamentonun yetkileri ortadan kaldırılamaz. Aynı zamanda geniş toprakları tek merkezden yönetmek güç olacağı için federatif devletlerden oluşan federal bir devlet modeli geliştirilmelidir. 6 2.ÜNİTE-RÖNESANSTA FELSEFE BİLİM VE İLK MODERN DÜŞÜNÜRLER: BACON VE DES- CARTES Rönesans Döneminde Başlıca Felsefi Akımlar Rönesans Döneminde Platoncu Düşünce Yunan ve Latin düşüncesine ait eserlere yönelik çeviri etkinlikleriyle başlayan Hümanizm hareketi, İlkçağ düşünürlerinin eserlerini çevirme işine özellikle 15.yy da yoğunlaştı. Bu dönemde en çok Platon un eserleri dikkat çekmekteydi. 1440 yılında Floransa da Platon Akademisi Kuruldu. Akademi Platon un eserlerini birinci elden çevirisi yapma amacı gütmekteydi ayrıca Platonculuğu da Aristotalesçiliğe karşı savunma amacı gütmekteydiler. Akademi sayesinde birçok düşünür Platonculuğu benimsedi. Pico Della Mirandola ve Marsilius Ficinus, Platonculuğu benimseyen önemli düşünürlerdendi. Platonculuk etkisindeki en özgün düşünür Nicolaus Cusanus tur. Cusanus un felsefi yaklaşımı skolastik etkilerle Rönesans Ruhu arasında gidip gelmektedir. Cusanus a göre Tanrı ancak aydınlanma yoluyla, yani gönül gözüyle görülebilmektedir. Tanrı dünyanın bir açılımı ve her şeyin gizli özüdür.