Maligniteyi taklit eden servikal tüberküloz lenfadenit olgusu



Benzer belgeler
LENF NODU ve DİĞER DOKU BİYOPSİLERİNDE TÜBERKÜLOZ BASİLİ İZOLASYONU

OLGU 3 (39 yaşında erkek)

HIV Enfeksiyonu ve Tüberküloz Birlikteliğinin Değerlendirilmesi

Olcay ESER 1, Abdullah AYÇİÇEK 2, Çiğdem TOKYOL 3, Ergün KARAVELİOĞLU 4, Serhat YILDIZHAN 1 CERVICAL TUBERCULOSIS LYMPHADENITIS:CASE REPORT

TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİ ENFEKSİYONLARI. Tanı ve Sorunlar. Süheyla SÜRÜCÜOĞLU. Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD Manisa

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

OLGU SUNUMU 23 Kasım 2013

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı

3. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

Dr. Cem UZUN Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı EDİRNE

OLGU SUNUMU-1. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

Tüberküloz Peritoniti

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

DR.NEJLA YILMAZ GÖCEN Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. Aralık 2017

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

AKCİĞER DIŞI TÜBERKÜLOZ OLGU SUNUMU. Dr.Onur URAL Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Dr. Mehmet TÜRKELİ A.Ü.T.F İç Hastalıkları A.D Medikal Onkoloji B.D 5. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Mart 2014-Antalya

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU

TÜBERKÜLOZ. Verem; TB; TBC; Tüberküloz nasıl yayılır? Tüberküloz şikayetleri nelerdir?

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 28 Haziran 2016 Salı

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ DENEYİMİ

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

TRANSBRONŞİAL İĞNE ASPİRASYONU (TBNA) Dr. Z. Toros Selcuk Hacettepe Ü. Tıp F. Göğüs Hastalıkları ABD.

Düzce ilinde izole edilen Mycobacterium tuberculosis kompleks suşlarında Mycobacterium bovis subsp.bovis varlığının araştırılması

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Maligniteyi taklit eden asemptomatik bir tüberküloz olgusu

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Moleküler Yöntemlerin Klinik Mikrobiyolojide Kullanımı Ne zaman? Nerede? Ne kadar? Klinik Parazitoloji

TÜBERKÜLOZ LABORATUVARI TEST REHBERİ

Lenf Bezi Tüberkülozu #

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI

Zonguldak Tularemi Salgını Yrd. Doç. Dr. Güven ÇELEBİ

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu

Akciğer Dışı Tümör Olgularında İzole Mediasten FDG-PET Pozitif Lenf Nodlarının Histopatolojik Değerlendirilmesi

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

Mycobacterium. Mycobacterium hücre duvarının lipid içeriği oldukça fazladır ve mikolik asit içerir

TÜBERKÜLOZ LENFADENİT: ÜÇ OLGU*

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

HIV & CMV Gastrointestinal ve Solunum Sistemi

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü

Dr Ercan KARAARSLAN Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Kemik ve Eklem Tüberkülozu

Akciğer Kanserinde Evreleme SONUÇ ALGORİTMİ

MEME RADYOLOJİSİ DEĞERLENDİRME Kabul Şekli 1 (Bildiri ID: 39)/Meme Kanserinin Mide Metastazı Poster Bildiri KABUL POSTER BİLDİRİ

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Baş boyun bölgesi tüberküloz lezyonları: 48 olgunun geriye dönük analizi

TÜBERKÜLOZ PERİTONİT VAKA SUNUMU

Primer Kemik Lenfomaları Olgu Sunumu. Prof. Dr. Mustafa Benekli Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Ankara

Papiller Tiroid Karsinomunda Santral Lenf Nodu Diseksiyonu

Çocuk Hekimleri için Akıl Defteri / Radyolojik Değerlendirmeler*

Tiroidin en sık görülen benign tümörleri foliküler adenomlardır.

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

TÜBERKÜLOZUN MOLEKÜLER TANISINDA GÜNCEL DURUM

METASTATİK MALİGN MELANOM. Dr Yüksel Küçükzeybek İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi 5.Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi

Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri

MİKOBAKTERİYOLOJİ LABORATUVARI ÇALIŞILAN TESTLER

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LEPROMATÖZ LEPRA (Olgu Sunumu)

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

EnfeksiyonlaKarışabilecek EnfeksiyonDışıNedenler. Dr. Ferit KUŞCU Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hst ve Kli.

HODGKIN DIŞI LENFOMA

mm3, periferik yaymasında lenfosit hakimiyeti vardı. GİRİŞ hastalığın farklı şekillerde isimlendirilmesine neden Olgu 2 Olgu 3

TÜBERKÜLOZUN BAŞ-BOYUN MANİFESTASYONLARI

Karsinoid Tümörler Giriş Sınıflandırma: Göğüs Cer rahisi rahisi Göğüs Cer Klinik:

Erişkin çağı periferik lenfadenopatileri: Eksizyonel biyopsi uygulanan 67 hastanın sonuçları

OLGU SUNUMU. Dr. Ömer Fatih ÖLMEZ Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilimdalı

TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİLER (TDM)

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

TORAKS DEĞERLENDİRME KABUL ŞEKLİ 2 (Bildiri ID: 64)/OLGU BİLDİRİSİ: MEME KANSERİ İÇİN RADYOTERAPİ ALMIŞ OLGUDA RADYASYON PNÖMONİSİ

MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ RADYASYON ONKOLOJİSİ ABD. Dr.Rashad Rzazade

Tüberkülozda Yeni Tanı Metodları (Quantiferon)

Beyin tümörü, beyni oluşturan üç bölgeden birinden -beyin, beyincik ve beyin sapıkaynaklanabilir.

ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONSENSUS KONFERANSI

Ali Haydar Baykan 1, Hakan Sezgin Sayıner 2. Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı, Adıyaman

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Çocuk Onkoloji Bilim Dalı. 14 Temmuz 2017 Cuma

Halis Akalın, Nesrin Kebabcı, Bekir Çelebi, Selçuk Kılıç, Mustafa Vural, Ülkü Tırpan, Sibel Yorulmaz Göktaş, Melda Sınırtaş, Güher Göral


Akciğer ve Akciğer Dışı Organ Tüberkülozunun Klinik ve Epidemiyolojik Özelliklerinin Karşılaştırılması

SOLİTER PULMONER NODÜL

MEME PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ

Yumuşak Doku Tüberkülozu (Beş Olgu Sunumu) #

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

ERİŞKİNLERDE YÜZEYEL TÜBERKÜLOZ LENFADENOPATİ

Dr. Halil İbrahim SÜNER, Dr. Özgür KARDEŞ, Dr. Kadir TUFAN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji A.D. Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve

OLGU SUNUMU. DOÇ. DR. VUSLAT KEÇİK BOŞNAK Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD.

Transkript:

Olgu sunumu: Maligniteyi taklit eden servikal tüberküloz lenfadenit olgusu Burak Kapucu 1, Orhan Baylan 2, Hakan Cıncık 1, Zafer Küçükodacı 3, Onur Sıldıroğlu 4 GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi 1 Kulak Burun Boğaz, 2 Tıbbi Mikrobiyoloji, 3 Patoloji ve 4 Radyoloji Servileri, İstanbul Amaç: Malignite ön tanılı, servikal tüberküloz lenfadenit (TbLa) li bir olgunun değerlendirilmesi anlatılmıştır. Olgu sunumu: Giderek büyüyen sağ servikal kitlesi, kilo kaybı, gece terlemesi olan 23 yaşındaki bir erkek hasta sunuldu. Boyundaki servikal lenf nodundan lokal anestezi altında insizyonel biyopsi yapıldı. Alınan örneğin patolojik incelemesinde kazeifiye granülamatöz lenfadenit saptandı. Dokudan hazırlanan yaymaların Ehrlich Ziehl Neelsen yöntemi ile boyamasında aside dirençli bakteri (ARB) ler izlendi. Doku örneğinden yapılan M.tuberculosis kompleks-polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testi pozitif sonuç verdi. Ancak etken, doku tüberküloz (Tb) kültüründe üretilemedi. Pulmoner tüberküloz tanısının konulabilmesi için hastanın balgamından sürüntüler ve kültürler alındı. Hastanın balgamında Tb basili izlendi ve kültür pozitif saptandı. Bu bulgular eşliğinde hastaya primer aktif akciğer tüberkülozu (ATb) ve servikal TbLa tanısı konuldu. Sonuç: Dokuz aylık kombine anti-tb tedavisi başlanan hasta tedaviyi iyi tolere etmiş ve tamamen iyileşmiştir. Anahtar kelimeler: Akciğer dışı tüberküloz, tüberküloz lenfadenit, Mycobacterium tuberculosis kompleks The case of cervical tuberculous lymphadenitis mimicking malignancy Objective: Evaluation of a patient with cervical lymphadenopathy (TbLa) initially with suspected malignancy was discussed. Case report: A 23-year-old patient presented with growing cervical mass, weight loss and night sweats. Under local anesthesia, the patient underwent incisional biopsy of cervical lymph node. Histopathological analysis of the tissue revealed caseous granulomatous lymphadenitis. Ehrlich Ziehl Neelsen staining showed acid-fast bacteria (ABR). The tissue M.tuberculosis complex-polymerase chain reaction (PCR) was positive but culture for tuberculosis (Tb) was negative. For diagnosing the pulmonary tuberculosis (ATb), ABR smears and cultures of sputum were taken. Tb bacilli in sputum was identified and also the culture was positive. The patient was diagnosed as primary active lung tuberculosis ATb and cervical TbLa with these findings. Conclusion: The patient recovered completely by 9-month combined anti-tuberculous therapy and the treatment was well tolerated. Key words: Extrapulmonary tuberculosis, tuberculous lymphadenitis, Mycobacterium tuberculosis complex :155-160 Tüberküloz (Tb), gelişmekte olan ülkelerde en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Tüm Tb olguları içindeki akciğer dışı Tb (ADTb) nin payı, ülkeden ülkeye değişiklikler göstermekle beraber genellikle % 20-30 arasında değişmektedir (1). ADTb de, lenf düğümleri, plevra, böbrek, kemik ve eklemler, meninks, beyin, periton Yazışma adresi: Dr.Burak Kapucu, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Kulak Burun Boğaz Servisi, Üsküdar, İstanbul e-posta: burakkapucu@yahoo.com tutulumu başta olmak üzere tüm organ ve dokular tutulabilmektedir. ADTb, birincil enfeksiyondan yıllar sonra sinsi bir klinik tablo şeklinde ortaya çıkabildiği gibi hızla ilerleyerek akut bir klinik tablo şeklinde de görülebilmektedir (1,2). ADTb hastalarının klinik örneklerinde yavaş üreme hızına sahip ve düşük miktarlarda bulunan Tb basillerinin aside dirençli boyama ve kültür gibi klasik yöntemler ile saptanabilmeleri oldukça zordur. ADTb, vücudun alışılmamış bölgelerinde ve değişik klinik görünümlerle önemli sorunlar oluşturabilmekte, tanısında çoğunlukla invaziv yöntemler 155

kullanılmaktadır (2,3). Bu nedenlerden dolayı ADTb tanısını koymak, akciğer Tb (ATb) tanısına nazaran daha zordur (1-3). Özellikle gelişmiş ülkelerdeki ADTb olgularının artışından, ADTb nin tanısı ve bildiriminin artması, ADTb tedavisindeki başarısızlıklar, Tb nin endemik olduğu gelişmekte olan ülkelerden gelen göçmenler, HIV ile enfekte bağışık yetmezlikli hastaların artışı, yakın zamanda gelişen ilaç direnci, düşük sosyoekonomik durumdaki insanların kötü hijyenik koşulları sorumlu tutulmaktadır (1). Tüberküloz lenfadenit (TbLa), ADTb grubu içinde en sık görülen formdur ve ADTb olgularında olduğu gibi son yıllarda görülme sıklığında bir artış söz konusudur (1,4). Olgu sunumumuzda, boyunda kitle, kilo kaybı ve gece terlemesi nedeniyle malignite şüpheli olarak hastanemize sevk edilen ve hastanemizde primer aktif ATb ve servikal TbLa tanısı konulan olgumuzu literatürler eşliğinde tartıştık. Olgu sunumu Boynun sağ tarafında yaklaşık 1 ay önce oluşan ve giderek büyüme gösteren ağrısız şişlik, bu süre zarfında ağırlıkta yaklaşık 10 kilogram kayıp ve gece terlemesi şikayetleri ile hastanemiz Kulak-Burun- Boğaz (KBB) servisi polikliniğine malignite şüphesiyle sevk edilen 23 yaşında erkek hastamız, ileri tetkik ve tedavi amacıyla KBB kliniğine yatırıldı. Hastanın fizik muayenesinde sağ sternokloidomastoid kas 1/3 üst bölgesinde, kasın altında yerleşik, 3x3 cm boyutlarında, ağrısız, lastik kıvamında, sınırları net ayırt edilemeyen, ciltte renk ve ısı değişikliği yapmayan bir kitle palpe edildi. Ayrıca boyun sağ tarafında posterior servikal üçgende bir adet, 1x1 cm boyutlu, ağrısız, lastik kıvamında, hareketli, sınırları net ayırt edilen bir kitle saptandı (Şekil 1). Endoskopik larenks ve nazofarenks muayenesi tabii olarak izlendi. Nazofarenks malignitesini ekarte etmek maksadıyla punch biyopsi yapıldı ve patolojik incelemede kronik nazofarenjit tanısı kondu. Hastanın soygeçmiş sorgulamasında, babasının yaklaşık 10 yıl önce ATb si nedeniyle tedavi gördüğü öğrenildi. Tüberkülin deri testi, 18 mm olarak ölçüldü. Eritrosit sedimentasyon hızı (ESR) ve C- reaktif protein (CRP) değerleri, normal seviyelerde idi. Anti-HIV testi, negatif olarak sonuçlandı. Şekil 1. Sağ servikal kitle ve ciltte insizyonel biyopsi kesisi Hastanın akciğer radyografisi normal olarak değerlendirildi. Kontrastlı boyun bilgisayarlı tomografi (BT) raporunda; sağ suprahyoid seviyede, karotis ön komşuluğunda 2x2 cm boyutlu içerisinde kistik alanlar içeren, bu seviyede posterior servikal aralıkta 2.5x1 cm boyutlu, düzgün sınırlı, belirgin kistik nekrotik olup rim tarzında kontrastlanan toplam iki adet lenfadenopati (LAP) ve infrahyoid seviyede sağ posterior servikal aralıkta 3-4 adet cilt altı yerleşimli 12x6 mm boyutlu, santralleri belirgin kistik nekrotik rim tarzında kontrastlanan LAP ların bulunduğu vurgulandı. Kesit alanına giren üst akciğer dokusunda sekel ile uyumlu görünüm rapor edildi (Şekil 2). Bunun üzerine yapılan yüksek rezolüsyonlu toraks spiral BT incelemede; sol akciğer apekste ve apikoposterior segmentte yer yer tomurcuklanmış ağaç görünümüne neden olan retikülonodüler dansiteler görüldü. Görünüm, Tb nin endobronşial yayılımı ile uyumlu olarak rapor edildi ve sol akciğer üst lobta aktif dönemde postprimer Tb nin varlığı düşünüldü. Boyundaki kitleden tanı amaçlı eksizyonel biyopsi yapıldı ve cerrahi işlem sırasında sternokloidomastoid kas altında yerleşik abse formasyonu drene edildi. Kitleden alınan klinik örneğin patolojik incelemesinde, kazeifiye granülamatöz lenfadenit saptandı (Şekil 3). Hastada ön tanı olarak, TbLa ve diğer granülamatöz hastalıklar düşünüldü. Dokudan alınan yaymaların Ehrlich Ziehl Neelsen (EZN) boyamasında aside dirençli bakteri (ARB) ler izlendi. Doku örneğinde 156

M.tuberculosis kompleks-polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testi pozitif sonuç verdi. Sekiz haftalık inkübasyon sonunda doku örneğinin ekiminin yapıldığı Löwenstein Jensen (LJ) besiyerinde etken üretilemedi. Primer odağın belirlenmesi amacıyla ve yüksek rezolüsyonlu toraks spiral BT raporu doğrultusunda hastadan sabah balgam örnekleri alındı ve boyalı preparatların mikroskobik incelemesinde ARB ler izlendi ve balgam Tb kültüründe Mycobacterium tuberculosis kompleks üretildi. Bu bulgular eşliğinde hastaya, primer aktif ATb ve servikal TbLa tanısı konuldu. Şekil 2. Olgunun kontrastlı boyun bilgisayarlı tomografisinde gözlenen sağda kistik nekrotik LAP Şekil 3. Patolojik incelemede saptanan kazeifiye granülamatöz lenfadenit Hastaya dokuz ay süreyle oral olarak anti-tb tedavi başlandı. Kontrol muayenelerinde karaciğer fonksiyon testleri yapıldı. Tedavide isoniazid (300 mg/gün, dokuz ay), rifampisin (600 mg/gün, dokuz ay), ethambutol (1.5 g/gün, iki ay), pirazinamid (2 g/gün, iki ay) ve isoniazide bağlı nöropati gelişmemesi için yüksek doz piridoksin (10 mg/gün) verildi. Tedaviyi iyi tolere eden hastamıza, radyolojik ve mikobakteriyolojik kontrol testleri uygulandı. Hastamızın önceki bulgularının kaybolduğu ve kontrol muayenesinde tamamen iyileştiği belirlendi. Tartışma Servikal kitle nedenleri olarak servikal TbLa nın yanısıra lenfoma, sarkoma ve metastatik karsinom gibi neoplaziler, Chlamydia, Brucella, Treponema pallidum gibi bakteriyel, Toxoplasma gibi paraziter ve mantarların neden olduğu enfeksiyonlar, hidantoin gibi ilaçlar, sarkoidoz, özgül olmayan reaktif hiperplazi, brankiyal ark kisti, kistik higroma, karotis tümörü, retiküloendotelyal sistem ve kollajen vasküler hastalıklar akla gelmelidir (1,5,6). Primer Tb odağından lenfohematojen yayılım veya daha ender olarak komşuluk yolu ile periferal lenfadenit oluşabilmektedir (4). Tb nin yüksek sıklıkta bulunduğu ülkelerde TbLa, periferik LAP ların en sık nedeni ve ADTb nin en yaygın izlenen formudur (1-3). Gelişmekte olan ülkelerde LAP yapan hastalıkların % 30-52 si Tb ye bağlanırken bu oran, gelişmiş ülkelerde % 1.6 civarındadır (1). TbLa, HIV ile enfekte bireylerde sık görülmektedir (2). TbLa, Tb insidansının yüksek olduğu bölgelerde halen erken çocukluk döneminde, Tb insidansının düşük olduğu bölgelerde ise 20-40 yaş grubunda ve kadınlarda daha sık izlenmektedir (3). M.tuberculosis kompleks ailesi içinde bulunan M.tuberculosis ve M.bovis, TbLa nın en sık saptanan etkenleridir (2). Servikal TbLa, TbLa olguları içinde en fazla görülen formdur (4). Gelişmekte olan ülkelerde ve özellikle HIV pozitif bağışık yetmezliği olan hastalarda görülmekle beraber insidansı tüm dünyada giderek artmaktadır (5,6). ATb nin klasik belirti ve bulgularını göstermeyebilir (4). Genellikle tek taraflı ağrısız çoklu nod tutulumu şeklinde izlenmektedir (1,3,4). Ancak nodal zincirlerin bilateral tutulumu, nadir bir bulgu değildir. En sık tutulum, boynun posterior üçgeninde, derin servikal zincirde ve daha sonra submental/submandibüler lenf nodlarında görülmektedir (4). Servikal TbLa lı hastalarda Jha ve ark. (7), en sık olarak üst derin juguler, Kanlıkama ve 157

ark. (8) ise en sık olarak posterior servikal veya submandibüler lenf nodlarının etkilendiğini belirtmişlerdir. İnal ve ark. (9), yedi yılı aşan sürede inceledikleri TbLa lı 40 olgudan oluşan serilerinde % 57.5 oranında anterior servikal, % 15 oranında posterior servikal, %15 oranında submandibüler, % 10 oranında aksiller ve % 2.5 oranında supraklaviküler lenf nodu tutulumu saptamışlardır. Olgumuzda anterior ve posterior lenf bezi tutulumu birlikte görülmüştür. Erken dönemde lenf nodülleri sert ve lastik kıvamdadırlar. Hastalık ilerledikçe periadenit nedeniyle birbirlerine ve çevre dokulara yapıştıklarından kolayca hareket ettirilemez ve maligniteler ile karıştırılabilirler. Nekroza bağlı olarak yumuşamaya başlarlar ve flüktüasyon alınabilir. Üst kısımdaki derinin rengi matlaşır ve yapışık olan yerde deri içeriye çöker. Eğer kazeöz kitle likefaksiyonla erirse abse haline gelir. Abse açılarak komşu dokulara veya deriye fistülize olabilir. Son aşamada lezyon ya sekel bırakarak iyileşir ya da akmaya devam eder. Hastalarda ayrıca subfebril ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik, aşırı terleme ve sistemik semptomlar olabilir (1,5,6,10). TbLa da Mantoux saflaştırılmış protein derivesi (PPD) deri testi sonuçları, literatürde yüksek oranda pozitif olarak bildirilmiştir. PPD testi mikobakteriyel ajanlara karşı oluşan gecikmiş tip aşırı duyarlılığı göstermekte kullanılır. Test, enfeksiyondan 2-10 hafta sonra pozitifleşir ve 10 mm'den daha fazla endurasyon pozitif reaksiyonu gösterir. M.tuberculosis ile enfekte kişilerin % 85'inden fazlasında pozitif reaksiyon gözlenir. Endurasyon 5-9 mm'lik ise şüpheli, 4 mm den az ise negatif reaksiyonu gösterir. İmmünsupresyon, metabolik hastalıklar, stres, yaşlı hastalar, malnütrisyon, malignensi ve sarkoidoz gibi durumlarda yalancı negatif sonuçlar alınabilir (7,10). Test sonucunu olgumuzda pozitif reaksiyon olarak 18 mm olarak ölçtük. Servikal TbLa genellikle ATb den kaynaklanmasına rağmen akciğer grafisi ile hastaların ancak % 14-20'sinde pozitif bulgular saptanabilir (5,6). Jha ve ark. (7), servikal TbLa lı hastaların % 16 sının radyografisinde lezyonlar bulunduğunu tespit etmişler ve hastaların çoğunda deri testini pozitif saptamışlardır. Memish ve ark. (10), TbLa lı hastaların % 83 ünde deri testini pozitif, % 27 sinde ise akciğer grafisini anormal bulmuşlardır. Bizim olgumuzda da ana semptom boyunda kitle idi. Kilo kaybı ve gece terlemesi eşlik eden semptomlardı. Akciğer grafisi normal olan hastamızın boyun BT sinde kesit alana giren akciğer üst zonlarında sekel ile uyumlu alanlar rapor edildi. Yapılan yüksek rezolüsyonlu toraks spiral BT incelemesinde sol akciğer üst lobta izlenen anormal bulgular nedeniyle hastamızda aktif dönemde postprimer ATb nin varlığı düşünüldü. TbLa nın tanısı daha çok histopatolojik bulgulara dayandırılmakta, ancak mikrobiyolojik yöntemler tanıda özgüllüğü arttırmaktadır. Eğer tanı klinik, epidemiyolojik, laboratuvar ve bakteriyolojik (ARB lerin görülmesi) veya sitolojik/histolojik olarak konuyorsa kültür sonuçları beklenmeden tedaviye başlanılmalıdır (3). Kanlıkama ve ark. (8), TbLa lı hastalarda kesin tanı için birkaç hafta veya ay kalıcı olan boyun kitlesinin yanısıra, biyopsi materyalinden yapılan çalışmalardan (kültürde etkenin üretilmesi, boyalı preparatlarda aside dirençli basillerin saptanması, histopatolojik incelemede granülomatöz enflamasyon ve kazeifikasyon nekrozunun saptanması) bir veya daha fazlasının bulunması gerektiğini vurgulamışlardır. İnal ve ark. (9), TbLa tanısını 40 olgunun % 97.5 inde (n=39) sadece histopatolojik, % 2.5 inde (n=1) ise yaymada ARB pozitifliği ile koymuşlardır. Olguların altısında Tb kültürü istenmiş; bunların ancak birinde (% 16.7) üreme olmuştur. Bir olguda histopatolojik olguya ek olarak dokuda PCR pozitifliği saptanmıştır. İnce iğne aspirat sitolojisi, periferal LAP ın tanısında önemli bir role sahip olup eksizyonel biyopsiden daha az invaziv bir işlemdir. TbLa nın tanısında sitolojik kriterler açık bir şekilde tanımlanmıştır. Bununla birlikte, ince iğne aspiratından elde edilen örnek miktarı yeterli olmayabilir ve yayma/kültür işlemleri için yeterli duyarlılığı sağlamayabilir (2). Jha ve ark. (7) nın çalışmalarında, servikal TbLa lı hastaların tanısında ince iğne aspirasyon sitolojisinin değeri vurgulanmıştır. Ancak Memish ve ark. (10) ise, ince iğne aspirasyonundan % 46, eksizyonel lenf nodu biyopsisinden % 97 oranlarında tanısal başarı elde etmişlerdir. ADTb olgularında basil sayısının azlığına bağlı olarak etkenin kültürde üretilmesi zordur; fakat izolat, identifikasyon işlemleri ve anti-tb ilaçlara duyarlılığı göstermek için gereklidir. Pozitif kültür 158

sonuçları, literatürde % 10-60 arasında değişmektedir (1,3). Olgumuzda servikal kitleden alınan doku örneğinde etkeni üretemedik. Etken, hastamızın ancak balgam örneğinden üretilebilmiştir. Diğer bir etkili tanı yöntemi, PCR dir (3). Goel ve ark. (11), servikal TbLa sı olup başka hiçbir sistemik yayılımı olmayan hastaların tanısında ince iğne aspirasyon biyopsi sitolojisini, yaymaların EZN boyaması, kültür ve doku PCR yöntemleriyle karşılaştırmışlar ve kültürün tek başına altın standart olarak ele alınması durumunda PCR nin duyarlılığını % 94.44, özgüllüğünü % 38.23, pozitif prediktif değerini % 44.73 ve negatif prediktif değerini % 92.85 olarak saptamışlardır. Ancak tedaviye yanıtın belirleyici olarak kabul edilmesi durumunda PCR nin özgüllüğü % 92.30 ve pozitif prediktif değeri % 97.36 ya yükselmiştir. Tanıda, bu dört klasik testin seçilebileceğini ve PCR nin problemli olgular için saklı tutulabileceğini belirtmişlerdir. Baek ve ark. (12), ince iğne aspirasyon biyopsisinin tanı değerini % 52.9, sitolojik inceleme için alınan materyalde PCR ile M.tuberculosis gen identifikasyonunun tanı değerini % 76.4, her iki testin kombine edildiğinde ise bu oranı % 82.4 olarak tespit etmişlerdir. Bizim olgumuzda, dokudan alınan örnekten hazırlanan yaymanın boyamasında ARB ler gösterilmiş ve dokuda M.tuberculosis kompleks PCR testi pozitif olarak rapor edilmiştir. TbLa nın anti-tb ilaç tedavi süresinin dokuz ay olması gerektiğini bildiren bazı çalışmaların yanısıra altı ayın yeterli olacağını belirten çalışmalar da vardır (3). Kanlıkama ve ark. (8), servikal TbLa lı hastalarda tedavinin total eksizyon veya selektif nodal diseksiyonu takiben standart anti-tb ilaçlarla yapılabileceğini belirtmişlerdir. Nodun rüptürü, sinüs formasyonu ile sonuçlanabilir. Bu durumda iyileşme güçleşebilir ve cerrahi tedavi gerekebilir (3). Kanlıkama ve ark. (8), sinüs formasyonunu olgularında % 11.5 oranında izlemişlerdir. Jha ve ark. (7), servikal TbLa lı hastalarının çoğunu altı aylık kemoterapi ile cerrahi işleme ihtiyaç duymadan tedavi etmişler ve takip sonrasında lokal veya sistemik rekürrens görmemişlerdir. Memish ve ark. (10) nın TbLa lı hastaları, çok az komplikasyonla kemoterapiye iyi yanıt vermişlerdir. Nodların paradoksal büyümesi hastaların sadece % 6 sında görülmüştür. Bakterinin lenf nodundan eradike edilmesine rağmen aşırı duyarlılığın ve litik lezyonun devam etmesi, mikrobiyolojik başarıya rağmen, hastanın şikayetlerinin geçmemesine ve hekim-hasta diyalogunun kopmasına yol açabilmektedir (3). Dokuz aylık anti-tb tedavi programı uygulanan olgumuzda, sinüs formasyonu ve nodların paradoksal büyümesi izlenmemiştir. Sonuç Özellikle servikal olmak üzere periferik LAP ların ayırıcı tanısında malignite yanısıra TbLa da akla getirilmelidir. Tüm ADTb olgularında olduğu gibi servikal LAP larda histolojik ve mikrobiyolojik inceleme, mutlaka tedavi öncesi süreçte yerine getirilmelidir. Histolojik ve mikrobiyolojik inceleme yapmadan konulan yanlış tanı ile malign hastalıklarda radikal tedavi gecikmekte, benign reaktif LAP lı hastalar gereksiz yere anti-tb tedavi görmekte, TbLa lı hastalar kanser psikolojisine sokulmakta, atipik kliniği olan Tb li hastaların anti- Tb tedavileri gecikmekte, para ve zaman kayıpları yaşanmaktadır. ADTb olgularına ait klinik örneklerde kazeifiye nekrotik granülasyon dokusunun saptanması, histopatolojik tanıyı ön plana çıkarmakta ve Tb den kuşkulanılmayı sağlamaktadır. Klinisyen, mikobakteriyolojik tetkik isteği yapmamış olsa bile, patolojik incelemede Tb den kuşkulanılması durumunda arta kalan uygun klinik örnek mikobakteriyoloji laboratuvarına gönderilmeli, patolojimikrobiyoloji işbirliği sağlanmalıdır. Kaynaklar 1. Baylan O, Albay A. Ekstrapulmoner tüberkülozun önemli bir klinik şekli: tüberküloz lenfadeniti. İnfeksiyon Derg 2003; 17:237-44. 2. Kidane D, Olobo JO, Habte A, Negesse Y, Aseffa A, Abate G, et al. Identification of the causative organism of tuberculous lymphadenitis in Ethiopia by PCR. J Clin Microbiol 2002; 40:4230-4. 3. Baylan O, Albay A, Kısa O, Öngürü Ö, Çetiner S, Doğancı L. Servikal tüberküloz lenfadeniti: bir olgu sunumu. Gülhane Tıp Derg 2002; 44:326-32. 4. Ilgazli A, Boyaci H, Basyigit I, Yildiz F. Extrapulmonary tuberculosis: clinical and epidemiologic spectrum of 636 cases. Arch Med Res 2004; 35:435-41. 5. Alleva M, Guida RA, Romo T 3rd, Kimmelman CP. Mycobacterial cervical lymphadenitis: a persistent diagnostic problem. Laryngoscope 1988; 98:855-7. 6. Evans MJ, Smith NM, Thornton CM, Youngson GG, Gray ES. Atypical mycobacterial lymphadenitis in childhood-a clinicopathological study of 17 cases. J Clin Pathol 1998; 51:925-7. 159

7. Jha BC, Dass A, Nagarkar NM, Gupta R, Singhal S. Cervical tuberculous lymphadenopathy: changing clinical pattern and concepts in management. Postgrad Med L 2001; 77:185-7. 8. Kanlikama M, Mumbuç S, Bayazit Y, Sirikçi A. Management strategy of mycobacterial cervical lymphadenitis. J Laryngol Otol 2000; 114:274-8. 9. İnal AS, Tasova Y, Saltoğlu N, Öner S, Dündar İH. Tüberküloz lenfadenitli 40 olgunun değerlendirilmesi. 29. Türk Mikrobiyoloji Kongresi, Topkapı Palace-Antalya, 8-13 Ekim 2000, s.351. 10. Memish ZA, Mah MW, Mahmood SA, Bannatyne RM, Khan MY. Clinico-diagnostic experience with tuberculous lymphadenitis in Saudi Arabia. Clin Microbiol Infect 2000; 6:137-41. 11. Goel MM, Ranjan V, Dhole TN, Srivastava AN, Mehrotra A, Kushwaha MR, et al. Polymerase chain reaction vs. conventional diagnosis in fine needle aspirates of tuberculous lymph nodes. Acta Cytol 2001; 45: 333-40. 12. Baek CH, Kim SI, Ko YH, Chu KC. Polymerase chain reaction detection of Mycobacterium tuberculosis from fine needle aspirate for the diagnosis of cervical tuberculous lymphadenitis. Laryngoscope 2000; 110:30-4. 160