YARGITAY 10. HUKUK DA RES
2738 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007
YARGITAY 10. HUKUK DA RES E: 2005/10659 K: 2005/13867 T: 26.12.2005 fi HUKUKU ÖLEN S GORTALININ AYLIKLARININ BANKA KARTIYLA ÇEK LMES M RASÇILARIN SORUMLULU U KANIT YÜKÜ Özet: Ölen sigortal n n ayl klar n n bankamatik kart ile çekilmesi halinde; do al olarak banka kart n n hayatta iken sigortal n n yan nda bulunmas, öldükten sonra da birlikte oturan mirasç lar n eline geçmesi as ld r. Bu durumda ispat yükünün daval mirasç da oldu undan kuflkuya düflülmemelidir. Öte yandan, daval dan delilleri sorulmadan sadece mirasç l k s fat na dayan larak eksik araflt rma ve inceleme ile mirasç n n sorumlulu una gidilmemelidir. Sigortal n n ölümünden sonra tahakkuk eden ayl k, terekeye dahil bir de er de ildir. Bu nedenle söz konusu ayl ktan mirasç lar n halefiyet yoluyla mirasç l k s fat ndan do an sorumlulu undan sözedilemez. Davac, fazlaya dair haklar sakl kalmak kayd yla 8.042.401.191 liran n yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemifltir. Mahkeme, ilâm nda belirtildi i flekilde iste in kabulüne karar vermifltir. Hükmün, daval lardan Emin taraf ndan temyiz edilmesi üzerine, temyiz iste inin süresinde oldu u anlafl ld ktan ve Tetkik Hâkimi taraf ndan düzenlenen raporla dosyadaki ka tlar okunduktan sonra iflin gere- i düflünüldü ve afla daki karar tespit edildi. Sosyal Sigortalar Kurumundan ayl k almakta iken ölen sigortal n n ölümünden sonraki tarihlerde de ayl klar n n yafl yormufl gibi müteveffan n hesab ndan çekilmeye devam edildi i, Kurumun ifl bu dava ile, ayl k- _ (*) Gönderen: Av. Hulki ÖZEL, Mersin Barosu Baflkan (**) Dergimizin 2006/5 say s n n 2250 sayfas nda yay mlanan Yarg tay karar na bak n z.
2740 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 lar n sigortal n n çocuklar olan daval lar taraf ndan çekildi i iddias yla çekilen ayl klar n daval lardan tahsiline karar verilmesini talep etmifltir. Bilindi i gibi müddei iddias n ispatla yükümlüdür. Bir davada ispat yükünün kime ait oldu unun belirlenmesi ve ispat yükü alt nda bulunan taraftan delillerini istemesi hakimin usul hukuku hükümlerinden kaynaklanan bafll ca görevlerindendir. Öncelikle somut olayda ispat yükünün kime ait oldu unun belirlenmesinde hukuksal zorunluluk vard r. Daval Emin, maafl çekme hususunda babas n n di er daval Oktay'a vekaletname verdi ini, tüm ifllerini Oktay' n yapt n iddia etmektedir. Müteveffan n hesab ndan ayl klar n vekaletname yolu ile mi yoksa banka kart ile mi çekildi i araflt r lmal, flayet vekaletname ile çekilmifl ise ad - na vekaletname düzenlenen kifli sorumlu tutulmal d r. Ayl klar n bankamatik kart ile çekilmesi halinde ise; do al olarak bankamatik kart n n hayatta iken sigortal n n yan nda bulunmas, öldükten sonra da birlikte oturan mirasç lar n n eline geçmesi as ld r. Bu durumda davada ispat yükünün daval ya ait oldu unda kuflkuya düflülmemelidir. O nedenle daval n n, babas na ait bankamatik kart na sahip olmad n inand r c delillerle ispat etmesi gerekir. Örne in daval babas yla birlikte oturuyorsa ve bankamatik kart n n bir baflkas n n elinde oldu unu kan tlayamam fl ise ayl klar n kendisi taraf ndan çekildi i kabul edilmelidir. Ancak aç klanan do rultuda daval dan delilleri sorulup toplanmadan sadece mirasç l k s - fat na dayan larak eksik araflt rma ve inceleme ile davan n kabulüne karar verilmifl olmas usule ve yasaya ayk r olup bozma nedenidir. Kuflkusuz muris sigortal n n ölümünden sonra tahakkuk eden ayl terekeye dahil bir mal olmad ndan mirasç lar n halefiyet yoluyla müteselsilen sorumlu olduklar ilkesinin bu davada uygulama yeri bulunmamaktad r. Mahkemece yap lacak ifl; belirtilen yönde araflt rma ve inceleme yap - larak, bozmaya konu karar temyiz etmeyen di er daval nedeniyle davac Kurum lehine oluflan usulü kazan lm fl hak durumu da gözetilerek hüküm kurmaktan ibarettir. O halde, daval Emin'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlar kabul edilmeli ve hüküm bozulmal d r. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukar da aç klanan nedenlerle BO- ZULMASINA, temyiz harc n n istek halinde ilgiliye iadesine, 26.12.2005 gününde oybirli iyle karar verildi.
Yarg tay Kararlar 2741 YARGITAY 10. HUKUK DA RES E: 2006/11879 K: 2006/11666 T: 26.09.2006 S GORTALININ ÖLÜMÜNDEN SONRA BANKAMAT KTEN ÇEK LEN AYLIKLARIN ADES M RASÇIYA DÜfiEN SORUMLULUK KANIT YÜKÜ F L KAR NE* Özet: Ölen sigortal n n ayl klar n n kim taraf ndan çekildi ine iliflkin somut bir delilin bulunmamas nedeniyle aç lan davalarda; do al olarak bankamatik kart n n hayatta iken sigortal n n yan nda bulunmas, öldükten sonra da birlikte oturan mirasç lar n eline geçmesinin as l oldu u ve bu nedenle ispat yükünün daval mirasç ya ait oldu u Yarg - tay n yerleflik görüflüdür. Ancak bu fiili karine, her olay n özel yap s na göre her çeflit kan tla çürütülebilir. Burada dikkat edilecek husus, ispat yükünün daval mirasç ya ait olmas d r. cra takibine yap lan itiraz n iptali ile takibin devam ve % 40 icra inkar tazminat na hükmedilmesi davas n n yap lan yarg lamas sonunda; ilamda yaz l nedenlerle davan n kabulüne iliflkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davac ve daval lardan G. avukat nca istenilmesi ve daval avukat nca da duruflma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, iflin duruflmaya tabi oldu u anlafl lm fl ve tetkik hakimi taraf ndan düzenlenen raporla dosyadaki ka tlar okunduktan sonra iflin gere i düflünüldü ve afla daki karar tespit edildi: 1- Dosyadaki yaz lara, toplanan delillere ve hükmün dayand gerektirici sebeplere göre, davac Kurum vekilinin temyiz itirazlar n n reddi gerekir. 2- Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan yafll l k ayl almaktayken ölen sigortal n n ölümünden sonraki tarihlere iliflkin ayl klar n n bankamatikten çekilmesi nedeniyle oluflan Kurum zarar n n, ölen sigortal n n yasal mirasç lar ndan tahsiline yönelik icra takibine itiraz n iptali istemli davan n yarg lamas sonucunda, babas n n hayatta oldu u dönemde birlikte oturmayan M. hakk ndaki davan n reddine, "... hastanede yaklafl k 2 ay kadar kald, bu sürenin karinenin aksini ispatlamaya yeterli olmad, ölen sigortal n n emekli maafllar n n... Bankas G... fiubesinden banka-matik kanal ile çekildi i, bankamati in flifresini ölen sigortal n n yak nlar d - fl nda baflka bir kiflinin bilmesinin mümkün olmad, daval G.'nin ölme- _ (*) Dergimizin 2006/5. Say s n n 2250. Say s nda yay mlanan Yarg tay karar na bak n z.
2742 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 den önce babas ile birlikte oturdu u, ayr ca yukar da belirtilen karinenin aksini ispat edemedi i sonuç ve kanaatine var ld ndan, davac n n davas n n daval G. yönünden kabulüne..." karar verilmifltir. Yarg lama sürecinde toplanan kan tlardan; yafll l k ayl almakta olan T.'nin, 17.08.1999 tarihinde, efli ve o lu G. ile birlikte, daimi ikametgah olan Hisareyn köyündeki evi d fl nda, geçici ifli nedeniyle flehir d fl nda bulunan o lu M.'ye ait zmit'teki evde bulundu u, an lan tarihte gerçekleflen deprem sonucunda T., efli ve gelininin öldü ü, G.'nin ise enkazdan yaral olarak ç kar l p hastaneye kald r ld, daha uzun süre hastanede kald n iddia etmesine karfl n, belgelere dayal hastanede kalma süresinin 01.10.1999 tarihine kadar devam etti i anlafl lmaktad r. Ayl klar n bankamatik yoluyla kim taraf ndan çekildi ine iliflkin somut bir delilin bulunamad benzer durumlar nedeniyle aç lan davalar nedeniyle verilen kararlar n temyiz incelemesi üzerine oluflturulan Yarg - tay içtihatlar nda, "Do al olarak bankamatik kart n n hayatta iken sigortal n n yan nda bulunmas, öldükten sonra da birlikte oturan mirasç lar n n eline geçmesi as ld r. Bu durumda davada ispat yükünün daval lara ait oldu unun kabulü..." gerekir görüfllerine yer verilmifltir. Gerçekten de, ola an bir duruma dayanan taraf n, bu iddias n kan tlama yükümlülü ü alt nda olmad, ispat yükünün, normal durumun aksini iddia eden taraf n üzerinde oldu u; baflka bir anlat mla, belli olaylardan, belli olmayan bir olay için ç kar labilen durumlara dayal fiili karine lehine olan taraf n ispat yükü alt nda bulunmad, karinenin aksini kan tlama yükümünün bunu iddia edenin üzerinde oldu u, yarg lama hukukunun temel ilkelerindendir. Ne var ki sigortal n n ölümü, ülke tarihinde yer alan say l büyüklükteki bir deprem felaketi sonucunda gerçekleflmifl, tazminle sorumlu tutulan daval ise, ölen babas yla birlikte y - k nt alt nda kalm fl ve a r yaral olarak kald r ld hastanede uzun süre tedavi görmüfltür. Bu koflullar alt nda gerçekleflen durum karfl s nda, ola an durumlar nedeniyle Kurum yarar na oluflan ve Yarg tay içtihatlar na konu olan karinenin varl ndan söz edip, buna ba l olarak da, daval lar ispat külfeti alt na sokman n, yasal düzenlemeler ve hakkaniyetle ba dafl r bir yaklafl m olarak kabul edilmesine olanak yoktur. S ralanan maddi ve hukuki olgular fl nda yap lan de erlendirme sonucunda, Kurumdan yafll l k ayl almaktayken ölen babalar n n ayl klar n n bankamatik kart yla daval lar taraf ndan çekildi inin kabulüne yeter kan t bulunmad gibi; daval lar taraf ndan aksinin kan tlanmas gereken bir karinenin varl ndan da söz etme olana bulunmad yönü gözetilerek, davan n tümden reddi yerine, G. yönünden kabulüne karar verilmifl olmas usul ve yasaya ayk r olup, bozma nedenidir. O halde, daval G. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlar kabul edilmeli ve karar bozulmal d r. SONUÇ; Temyiz edilen hükmün yukar da aç klanan nedenlerle BO- ZULMASINA, 26.09.2006 gününde oybirli iyle karar verildi.
Yarg tay Kararlar 2743 YARGITAY 10. HUKUK DA RES E: 2006/19986 K: 2007/9213 T: 04.06.2007 fi HUKUKU ANAYASA MAHKEMES KARARI SSK TARAFINDAN AÇILAN fi KAZASI RÜCU DAVALARI YEN UYGULAMA (506 SK m 26) Özet: Anayasa Mahkemesi nin 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas ve 2006/106 Karar Say l karar ile devreye giren yeni uygulama do rultusunda: SSK n n rücu hakk n n hukuksal temelinin halefiyete de il, kanundan do an (basit) rücu hakk na dayand n n kabulü ile, ilk peflin de erli gelirlerin (ba land tarih itibariyle) her bir hak sahibi yönünden tazmin sorumlular n n kusurlar na isabet eden miktarla s n rl flekilde hüküm kurulmas gerekir. Buna göre gelirlerdeki art fllar istenemez ve maddi zarar (tavan) hesab yap lmas gerekmez. 506 Say l Yasa n n 10. maddesinin uygulanmas nda da art k, tavan zarar hesab yerine kurumun sigortal ya bafllang çta ba lad ilk peflin sermaye de eri üzerinden hesaplama yap lmas nda teredüt olmayacakt r. Tazmin sorumlusunun sigortal ya ya da hak sahiplerine yapm fl oldu u her türlü ödeme ve ibran n da kurumun rücu alaca ndan düflülmesine olanak bulunmamaktad r. 506 Say l Yasa n n 26. Maddesine iliflkin davalarda zamanafl m n n, masraflar için sarf, gelirler için ise ilk peflin sermaye de erinin bafllang çtaki gelir ba lama onay tarihinden bafllat lmas gerekmektedir. Davac, iflkazas sonucu sürekli iflgöremezlik durumuna giren sigortal ya ba lanan peflin de eri gelirler ile yap lan harcama ve ödemeler nedeniyle u ran lan kurum zarar n n rücuan ödetilmesini istemifltir. Mahkeme, ilam nda belirtildi i flekilde iste i hüküm alt na alm flt r. Hükmün, taraflar avukat taraf ndan temyiz edilmesi üzerine, temyiz iste inin süresinde oldu u anlafl ld ktan ve Tetkik Hakimi taraf ndan dü- _ (*) Gönderen: Av. Kamil Günel ALTAN
2744 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 zenlenen raporla dosyadaki ka tlar okunduktan sonra iflin gere i düflünüldü ve afla daki karar tespit edildi. Dava, ifl kazas ndan do an rücu tazminat istemine iliflkin olup, yasal dayana oluflturan 506 Say l Kanunun 26. maddesindeki Halefiyet ilkesi uyar nca, kurumun rücu alaca, hak sahiplerinin tazmin sorumlular ndan, isteyebilece i maddi zarar (tavan) miktar ile s n rl iken; Anayasa Mahkemesi nin 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas ve 2006/106 say l karar ile an lan yasa maddesinin birinci f kras nda yer alan sigortal veya hak sahibi kimselerin iflverenden isteyebilecekleri miktarla s n rl olmak üzere bölümünün Anayasa ya ayk r l k nedeniyle iptaline karar verilmifltir. Anayasan n 152 ve 153. Maddelerinde öngörülen düzenlemelere göre; Anayasa Mahkemesi nin iptal kararlar n n Resmi Gazetede yay nlanarak yürürlü e girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleflmemifl tüm davalarda uygulanmas n n zorunlu olmas karfl s nda, iptal karar n n Resmi Gazete de yay nland 21.03.2007 tarihinden sonra, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 76. Maddesi uyar nca, yürürlükteki yasalar n uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yarg - tay n, iptal karar ile keenlemyekun (yok hükmünde) olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmad n n kabulü do al olup, bu yönde bir uygulama yap lmas na cevaz yoktur. ( Ç, BBGK n n 1960/21 Esas ve 9 say l karar ; HGK n n 21.01.2004/10-44 Esas ve 19 say l ; ayr ca 07.04.204 gün, 214 E ve 19 say l ve 2004/448 Esas ve 461 say l kararlar.) Gerçekten de, usuli kazan lm fl hak gere ince uygulanmas gereken bir kanun hükmü, sonradan (karar kesinleflmeden önce) Anayasa Mahkemesi taraf ndan iptal edilirse; art k usuli kazan lm fl hakka göre de il, aksine, usuli kazan lm fl hakk n istisnas olarak; iptal karar ndan sonra oluflan yeni hukuki duruma göre karar verilmesi gere i vard r. (Kuru, S. 4784) fiu hale göre; 26. Madde de say lan koflullarca kurumu sigortal n n ard l (halefi) olarak kabul eden an lan yasa maddesinin 1. F kras ndaki itiraz konusu kural n iptalinden sonra bu madde uyar nca aç lan davalarda art k halefiyet ilkesi ne dayan lamayaca, kurumun rücu hak n n hukuki temelinin (halefiyet de il) bundan böyle; yasadan do an, sigortal ya da hak sahibi kimselerin alacaklar ndan ba ms z kendine özgü (Basit Rücu) hakk na dönüflmüfl olmas n n kabulüyle; bu aflamadan sonra; zararland r c sigorta olay nedeniyle, sigortal veya hak sahiplerine kurum taraf ndan ba lanan gelirin (bafllad tarihteki) ilk peflin sermaye de erinin, tazmin sorumlular n n (iflverenin) kusuruna isabet eden miktar yla s n rl flekilde hüküm kurulmas gerekir. Nitekim bu yönler, Anayasa Mahkemesi nin iptal karar n n gerekçesine yans d flekilde kanuna uymayan eylemi nedeniyle, hukuksal yapt r ma maruz kalan ve bu-
Yarg tay Kararlar 2745 nun sonucu olarak da ba lanan gelirlerin sermaye de erini kuruma ödeyen, böylece olayla ba lant s (iliflkisi) kesilen iflverenin; kanun, kanun hükmünde kararname ve kararlarla getirilen katsay larla, sigortal ya önceden ba lanan gelirlerin sermaye de erini kuruma ödeyen, böylece olayla ba lant s (iliflkisi) kesilen iflverenin; kanun, kanun hükmünde kararname ve kararlarla getirilen katsay larla, sigortal ya önceden ba lanan gelirlerde sonradan yap lacak art fllardan ve bu art fllar n peflin sermaye de erinden sorumlu tutularak; sürekli dava tehdidi alt nda bulundurulmas, Sosyal Güvenlik kurulufllar na ait olmas gereken risklerin, iflverene yükletilmesi; hakkaniyet ve sorumluluk ilkeleriyle ba daflmad gibi Sosyal Hukuk Devleti prensplerine de ayk r l k oluflturur denilerek; gelirlerdeki art fllar n tazmin sorumlular ndan (iflverenlerden) istenemeyece i; kesin bir anlat mla ortaya konmufltur. Anayasa Mahkemesi kararlar n n gerekçeleriyle (konuyu aç klay c özelli i itibariyle, her kesimi bu arada mahkemeleri) de ba lay c oldu u hususu gözetildi inde; iptal karar ile birlikte ortaya ç kan, bu yeni hukuki durum itibariyle; konuya uygulama aç s ndan aç kl k getirmek gerekirse; öncelikle, kurumun rücu hakk n n hukuksal temeli halefiyete de- il kanundan do an (basit) rücu hakk na dayand n n kabul edilmesiyle birlikte; art k ilk peflin de erli gelirlerin (ba land tarih itibariyle) her bir hak sahibi yönünden tazmin sorumlular n n kusuruna isabet eden miktarla s n rl flekilde hüküm kurulmas gere i vard r. Bu durumda aç kl kla söyleyebiliriz ki, ilk peflin sermaye de erli gelirlerdeki art fllar n istenemeyece inde kuflku ve duraksamaya yer yoktur. Hemen belirtmek gerekirse, bundan sonra 506 Say l Yasa uyar nca aç lan rücuan tazminat davalar na iliflkin olarak süregelen uygulamada oldu u üzere; maddi zarar (tavan) hesab yap lmas gerekmedi i gibi; 506 Say l Yasan n 10. maddesinin uygulanmas n gerektiren durumlarda da Anayasa Mahkemesinin iptal karar ndan önceki, süregelen içtihatlarla oluflturulup uygulanan prensiplerde temel farkl bir yaklafl m bulunmamaktad r. Ancak, 10. madde uygulamas nda art k, tavan zarar hesab yerine, kurumun sigortal ya bafllang çta ba lad ilk peflin sermaye de eri üzerinden hesaplama yap lmas nda herhangi bir tereddüt olmamal d r. Ayr ca yap lan tüm hesaplama uygulamalar nda; tazmin sorumlusunun, sigortal ya ya da hak sahiplerine yapm fl oldu u, her türlü ödeme ve ibran n da kurumun rücu alaca ndan düflülmesine olanak bulunmad gözönünde tutulmal d r. Öte yandan, kurumun bundan böyle art k (halef s fat olmad ) sigortal n n alaca ndan ba ms z, kanundan do an rücu hakk na sahip oldu u gözetilerek; sigortal veya hak sahipleri taraf ndan tazmin sorumlular aleyhine aç lan tazminat davas nda al nan kusur ve hesap raporu, rücu davas nda ba lay c olmay p; güçlü delil niteli inde say lmas gerekir. Ancak, bu aflamada ilave edelim ki kesinleflen önceki rücu davalar nda hükmolunan miktar n mahsubu yap l rken, sigortal ya ba lanan geli-
2746 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 rin ilk peflin sermaye de erinin esas al nmas gerekti inin; flayet ilk peflin sermaye de erli gelirle birlikte art fllara da hükmedilmiflse, art fllar n hükmolunacak rücu tazminat ndan mahsup edilmesine olanak bulunmad da gözard edilmemelidir. Bu çerçevede meseleye fiili ödemeler aç - s ndan bak ld nda ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebilece i miktar n hesab n n da ayn flekilde gerçeklefltirilmesi gerekmekte olup; flayet ilk peflin sermaye de erli gelirin kusur karfl l, fiili ödeme miktar ndan düflük ise o taktirde ilk peflin sermaye de erine itibar edilmeli; aksine fiili ödeme miktar ile peflin de erden düflük ise o taktirde de fiili ödeme miktar esas al nmal d r. Anayasa Mahkemesinin iptal karar ndan sonra, 506 Say l Yasaya dayal olarak iflverenler aleyhine aç lan rücuan tazminat davalar nda; süregelen mevcut uygulama d fl nda, herhangi bir etkileflim ve de iflim öngörülmedi inden, Borçlar Kanunu nun 332/1 maddesinde belirlenen iflçi-iflveren aras ndaki akde ayk r l k eylemleri ve bu çevrede maddenin 2. F kras gere ince iflverenin akde ayk r davran fllar (iflçi sa l ve ifl güvenli inin gerektirdi i önlemlerin al nmamas vs.) sonucu, 26/1 maddeyle vaki iliflkilendirme, bir bak ma akde ayk r hareketten do an tazminat davalar hak ndaki hükümlere tabii olmakla; zaman afl m n n, süregelen eski uygulamalar gibi, iflverenler aç s ndan Borçlar Kanunu nun 125. maddesine göre belirlenmesi gerekti inde; ayr ca, zararland r c sigorta olay na neden olan 3. flah slar yönünden ise, Borçlar Kanunu nun 60. Maddesinde öngörülen haks z fiil zaman afl m na tabii oldu unda tereddüt yoktur. Bu arada zaman afl m n n bafllang c konuuna gelince, 506 Say l Yasada zaman afl m n n (özel olarak) düzenlenmedi i düflünüldü- ünde; genel hükümler çerçevesinde çözüm arama gere i vard r. Gerçekten de Borçlar Kanunu nun 128. maddesinde; Zaman afl m, alaca n muaccel oldu u zamanda bafllar denilmektedir. Kurum aç s ndan alacak hakk, ba lad gelirin yetkili organ taraf ndan onayland tarihte ödenebilir hale gelece inden, muacceliyet in onay tarihi olaca aç kt r. O halde, 26. maddeye iliflkin davalarda zaman afl m, masraflar için sarf; gelirler için ise ilk peflin sermaye de erinin bafllang çtaki gelir ba lama onay tarihinden bafllat lmal d r. Faiz bafllang c n n da, ayn flekilde, ilk peflin de erli gelire ait tahsisin onay tarihi oldu unda kuflku yoktur. Anayasa Mahkemesi nin iptal karar ile ortaya ç kan bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, ifl kazas sonucu sigortal ya 506 Say l Yasan n 92. maddesi de gözetilmek suretiyle ba lanan gelirlerin ilk peflin sermaye de erinin aç klanan ilkeler do rultusunda tazminine olanak bulunan k sm n n tespiti ile sonucuna göre karar verilmesinde yasal zorunluluk bulundu undan, yaz l flekilde hüküm kurulmas usul ve yasaya ayk r olup, bozma nedenidir. O halde, taraflar n bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlar kabul edilmeli ve hüküm bozulmal d r.
Yarg tay Kararlar 2747 SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukar da aç klanan nedenlerle BO- ZULMASINA, temyiz harc n n istek halinde daval ya iadesine, 04.06.2007 gününde oybirli iyle karar verildi. YARGITAY 10. HUKUK DA RES E: 2006/14094 K: 2007/2533 T: 26.02.2007 TRAF K HUKUKU ARAÇ fileten N SORUMLULU U fileten SIFATI LE SORUMLULUK* (2918 SK m. 3,1479 SK m.63) Özet: Bilindi i üzere, 13 Kas m 2002 tarihli Resmi Gazetede yay mlanan AYM karar na göre 1479/63. Madde de son f krada yer alan araç sahiplerine ibaresinin iptal edilmesi karfl s nda, art k olayda kusuru bulunmayan araç sahiplerine rücu olana kalmam fl ise de; Kurumun an lan yasa maddesindeki di er sorumlulara rücu hakk mevcut bulundu u gözetildi inde, uyuflmazl - n 2918 Say l Yasada yer alan Araç iflletenin sorumlulu u ilkeleri irdelenerek çözümlenmesi gere i aç kt r. 2918 Say l Kanunun 3. maddesi hükmünde öngörülen tan m çerçevesinde iflleten s fat n n bulunmas, bir baflka anlat mla araç üzerindeki fiili hakimiyeti ile arac tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi ad ve hesab na iflletiyor olmas halinde de sorumluluk mümkündür. Davac, trafik kazas sonucu ölen sigortal n n hak sahiplerine ba lanan peflin de erli gelirler ile yap lan harcama ve ödemeler nedeniyle u ran lan kurum zarar n n rücuan ödetilmesine karar verilmesini istemifltir. Mahkeme, ilam nda belirtildi i flekilde iste i hüküm alt na alm flt r. Hükmün, davac avukat taraf ndan temyiz edilmesi üzerine, temyiz iste inin süresinde oldu u anlafl ld ktan ve Tetkik Hakimi taraf ndan düzenlenen raporla dosyadaki ka tlar okunduktan sonra iflin gere i düflünüldü ve afla daki karar tespit edildi. _ (*) fl Hukuku Özel Say s n n 452. Say s nda yay mlanan Yarg tay 10. HD nin karar )
2748 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 Dava, trafik kazas nda vefat eden sigortal lyas n hak sahiplerine yap lan cenaze yard m ile ba lanan ilk peflin de erli ölüm ayl n n daval - lardan tahsili istemine iliflkin olup, davan n yasal dayana 1479 Say l Yasan n 63. Madesidir. Bilindi i üzere, 13 Kas m 2002 tarihli Resmi Gazetede yay mlanan 27.03.2002 tarih 2001/343 Esas ve 202/41 say l Anayasa Mahkemesi karar ile 1479 Say l Yasan n 63. Maddesinin son f kras nda yer alan Araç sahiplerine ibaresinin iptal edilmesi karfl s nda art k olayda kusuru bulunmayan araç sahiplerine rücu olana kalmam fl ise de; kurumun an lan yasa maddesindeki di er sorumlulara rücu hak mevcut bulundu u gözetildi inde, uyuflmazl n 2918 Say l Yasada yer alan araç iflletenin sorumlulu u ilkeleri irdelenerek çözümlenmesi gere i aç kt r. 2918 Say l Kanunun 3. Madesi hükmünde öngörülen tan m çevresinde iflleten s fat n n bulunmas, bir baflka anlat mla araç üserindeki fiili hakimiyeti ile arac tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi ad ve hesab na iflletiyor olmas halinde de sorumluluk mümkündür. Hal böyle olunca; daval S. K rtasiye San ve Tic. Afi nin olaya kar flan 34... 35 plakal arac n iflleten sifat n tafl d anlafl lm fl oldu undan bu daval hakk nda da kurumun rücu alaca ndan sorumlulu una hükmedilmesi gerekirken yan lg l düflünceler ile yaz l flekilde hüküm kurulmas usul ve yasaya ayk r olup bozma nedenidir. O halde, davac Ba -Kur un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlar kabul edilmeli ve hüküm bozulmal d r. SONUÇ: Temyiz edlen hükmün yukar da aç klanan nedenlerle BO- ZULMASINA, 26.02.2007 gününde oybirli iyle karar verildi.
Yarg tay Kararlar 2749 YARGITAY 10. HUKUK DA RES E: 2006/18104 K: 2007/8737 T: 28.05.2007 fi HUKUKU H ZMET TESP T ÇALIfiMA SÜRES TEBL YÖNTEM TANIK BEYANI* Özet: SSK ve Vergi Dairesi belgelerinden iflçi ad n n yer almamas hizmetin tespitine engel de ildir. Tan k beyanlar yla hizmet tespiti yap labilir. Davac, daval lardan iflverene ait iflyerinde 01.12.1993-01.05.2000 tarihleri aras nda geçen çal flmalar n n sigortal hizmet olarak tespitine karar verilmesini istemifltir. Mahkeme, bozmaya uyara ilam nda belirtildi i flekilde iste in k smen kabulüne karar vermifltir. Hükmün, taraflar avukat taraf ndan temyiz edilmesi üzerine, temyiz iste inin süresinde oldu u anlafl ld ktan ve Tetkik Hakimi taraf ndan düzenlenen raporla dosyadaki ka tlar okunduktan sonra iflin gere i düflünüldü ve afla daki karar tespit edildi. 1- Dosyadaki yaz lara, toplanan delillere ve hükmün dayand gerektirici sebeplere göre, daval lar Sosyal Sigortalar Kurumu ve fiy a v u k a t l a r - n n temyiz itirazlar n n reddi geekir. 2- Hükmün tefhiminin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 489. maddesinin yollamada bulundu u, ayn kanunun 388. maddesindeki unsurlar içerir biçimde yap lmad gii tebli de edilmedi i anlafl l d ndan, temyiz istemini yasal sürede yapt kabul edilen davac Tfi avukat n n temyiz itirazlar na gelince: Dosyadaki yaz lara, karar n dayand delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, daval iflverenin davaya konu iflyerinden farkl bir iflyerinin de bulundu u ve durum itibariyle meslek odas ve zab ta tutana na göre, iflyerinin sürekli faal oldu unun belirgin bulundu u, vergi dairesi belgelerinde sürekli çal flan sigortal lar n bildirildi i, 01.12.1994-31.12.1997 tarihleri aras nda davac çal flmas na iliflkin beyan hükme dayanak al nan HY nin bu döneme ait Sosyal Sigortalar Kurumu ve Vergi Dairesi belgelerinde isiminin bulunmad, davac iddias n do rulayan tan klar n ayr nt - l ve samimi beyanlar gözetildi inde, davac n n, daval iflverene ait dü ün salonu iflyerinde (davac avukat n n temyiz dilekçesindeki talep ile ba l kal narak) kuruma bildirilen 30 gün hariç 01.12.1994-01.05.2000 tarihleri aras nda 1920 gün kesintisiz olarak çal flt n n tespitine karar verilmesi _ (*) Gönderen: Av. Fikret ASLAN
2750 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 gerekirken, yan lg l de erlendirme sonucu yaz l flekide karar verilmesi, usul ve yasaya ayk r olup, bozma nedenidir. O halde, davac vekilinin bu yönleri amaçayan temyiz itirazlar kabul edilmeli ve hüküm bozulmal d r. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukar da aç klanan nedenlerle BO- ZULMASINA, temyiz harc n n istek halinde ilgiliye iadesine, 28.05.2007 gününde, oybirli iyle karar verildi.