FIZIBILITE RAPORU HAZıRLAMA ESASLARı VE ÖRNEKLERI
|
|
|
- Emine Fraşerli
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1
2 İSTANBUL TİCARET ODASI YAYIN NO: FIZIBILITE RAPORU HAZıRLAMA ESASLARı VE ÖRNEKLERI YATIRIM KARAR TEKNİKLERİ Prof. Dr. i. Doğan KARGÜL
3 Kitabın her hakkı İstanbul Ticaret Odası'na ait olup, İstanbul Ticaret Odasının ve yazarın ismi behrtilerek ahntı yapılabihr. MATBAACILIK SAN. TİC.LTD.ŞTİ. Tel: (0212) Fax : (0212)
4 İÇİNDEKİLER Sayfa ı. TEMEL KAVRAMLAR Yatırımın Tanımı ve Çeşitleri Proje ve Yatırım Projesi Kavramları Yatırım Projelerini Hazırlama ve Değerlendirme Gerekliliği Yatırım Projesinin Hazırlanma Süreci Yatırım Projelerinin Kapsamı 12 IL EKONOMIK ETÜD 17 ILI. Piyasa Araştırması 17 II Piyasa Araştırması İçin Toplaiıması Gereken Veriler II Mevcut Talebin Belirlenmesi 21 II Pazarın Bölümlere Ayrılması 22 II Talep Projeksiyonları 23 II Talep tahmin yöntemleri 25 II Anketle piyasa araştırması yöntemi 28 II Trend analizi 30 II Regresyon analizi 33 II Pazar Payının Tahmini 42 II Fiyatlandırma Politikasının Belirlenmesi 47 II.2. Kapasite Seçimi Kapasite Tanımı ve Çeşitli Kapasite Kavramları Kapasite Seçiminin Önemi Kapasite Seçimini Etkileyen Faktörler.' Maliyetler Talep ve teknoloji Finansman olanakları Hammadde ve nitelikli işgücü 59
5 Ölçekten Doğan Tasarrufların Kapasite Seçimindeki Yeri Yatırım maliyetlerinde ölçekten doğan tasarruflar İnşaat döneminde ölçekten doğan tasarruflar Ölçekten doğan tasarrufların ölçülmesi Regresyon analizi ile tahmin yöntemi İki alternatif kapasiteye ait değerlerden yararlanarak tahmin yöntemi Alternatif bir kapasiteye ait maliyet ve esneklik katsayılarından yararlanarak tahmin Optimum Kapasite Seçimi Kuruluş Yeri Seçimi Kuruluş Yeri Seçiminin Önemi Kuruluş Yeri Seçimini Etkileyen Faktörler 71 II Bölge seçimini etkileyen faktörler Hedef pazara yakınlık Hammadde kaynaklarına yakınlık Ulaştırma imkanları İşgücü yeterliliği ve maliyet Enerji kaynakları ve su Topografya ve iklim Kamu politikaları, sosyal ve kültürel hizmetler Kuruluş Yeri Seçimi Yöntemleri Faktör karşılaştırma yöntemi Maliyetleri karşılaştırma yöntemi Kazançları karşılaştınna yöntemi Kârları karşılaştırma yöntemi 87 ııı. TEKNIK ANALIZ 89 III. 1. Ürünün Teknik Tasarımının Belirlenmesi 89 III.2. Teknoloji Seçimi 89
6 I1I.2.1. Teknoloji Seçeneklerinin Belirlenmesi, Değerlendirilmesi, Optimum Teknoloji Seçimi ve Transferi Yabancı uzman istihdamı Makina ve araç-gereç dışalım Teknoloji lisans sözleşmeleri Teknik uzmanlık ve teknik yardımlar yolu ile teknoloji transferi 94 III.3. Üretim Programının Belirlenmesi 95 in.4. Makina ve Donanım Seçimi İş Gücü İhtiyaçlarının Belirlenmesi Planlama Aşamaları İş Akım Şemaları Fabrika İçi Yerleşme Düzeni ve Bina İhtiyacının Belirlenmesi Montaj Planlarının Hazırlanması Ham ve Yardımcı Maddelerle İşletme Malzemesi İhtiyaçlarının Belirlenmesi Zamanlama Çalışmaları 106 III.8.1. Projeyi Uygulama Planı Üretim Maliyetlerinin Hesaplanması Hammadde, Yardımcı Madde ve İşletme Malzemesi Harcamaları Ücretlerin Hesaplanması Genel Üretim Masraflarının Hesaplanması Genel Yönetim Giderlerinin Hesaplanması Amortismanların Hesaplanması Finansman Masraflarının Hesaplanması Satış Giderlerinin Hesaplanması 110 ıv. MALI ANALIZ 111 IV. 1. Projenin Toplam Maliyetinin Hesaplanması 111 IV Kuruluş Dönemi Toplam Yatırım Tutarının Hesaplanması 112 IV Sabit sermaye yatırım harcamalarının belirlenmesi 112 IV İşletme sermayesi ihtiyacının belirlenmesi
7 IV Toplam yatırımın finansmanı ve sermaye yapısı 126 IV Öz kaynaklar 126 IV Yabancı kaynaklar 127 IV Finansalplanlama 127 IV İşletme Dönemi Giderlerinin Hesaplanması 128 IV.2. İşletme Dönemi Gelirlerinin Hesaplanması 129 IV.3. Finansal Tablolar 130 IV.3.1. Proforma Gelir ve Nakit Akımları Tablosu 130 IV.3.2. Proforma Fatura 131 IV.3.3. Proforma Fon Akım Tablosu 132 IV.4. Yatırım Projelerinin Değerlendirilmesi 133 IV.4.1. Ticari Kârlılık Analizi 134 IV Paranın zaman değerini dikkate almayan değerlendirme yöntemleri 134 IV Basit kârlılık oranları 134 IV Geri ödeme süresi yöntemi 135 IV Paranın zaman değerini dikkate alan değerlendirme yöntemleri 137 IV Paranın zaman değeri 137 IV İndirgenmiş geri ödeme süresi IV Net bugünkü değer yöntemi 139 IV İç kârlılık oranı yöntemi 141 IV Genişletilmiş iç kârlılık oranı IV Fayda/masraf oranı 147 IV Net fayda/masraf oranı yöntemi IV Mapi yöntemi 149 IV.4.2. Finansal Değerlendirme 150 IV Sermaye maliyeti 150 IV Öz kaynak maliyeti 151 IV Yabancı kaynak maliyeti 153 IV Toplam kaynak maliyetinin hesaplanması 153 IV Finansal oranlar 155 IV Likidite oranları 155 IV Finansal yapı 157 IV Faaliyet oranlan 158 IV Kârlılık oranları 160 IV.4.3. Riskli Yatırım Projelerinin Analizi 161
8 IV Risk belirleme yöntemleri,. 164 IV Duyarlılık analizi 164 IV Olasılık analizi 169 IV Riskli yatırım projelerinin değerlendirilmesi 172 IV Belirlilik eşiti yaklaşımı 173 IV Belirlilik eş değeri yöntemi 174 IV Karar ağacı yöntemi. 175 IV Simulasyon yöntemi 179 EKLER 185 EK-1. Antalya Falez Oteli Yapılabilirlik Etüdü 187 EK-2 İplik Sanayi ve Ticaret A.Ş. İplik Tesisi Yatırım Projesi Fizibilite Etüdü 199 EK-3. Özet Yatırım Projeleri 225 EK-3A Ofset Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi A.Ş. Modernizasyon ve Tevsi Yatırımı Fizibilite Raporu 227 EK-3B Hastane Projesi Fizibilite Etüdü EK-3C Özel Lise (Turizm Eğitimi de Dahil) Projesi Fizibilite Etüdü 249 KAYNAKÇA 265
9
10 ÖNSÖZ Endüstriyel ve hizmet işletmelerinin kurulmasına veya kurutmamasına temel teşkil eden fizibilite raporu hazırlama esasları bütün yatırım projeleri için hayati önem taşır. Herhangi bir yatırım projesinin amacı belirli bir mal ve hizmet üretiminin gerçekleştirilmesi olduğundan üretilecek çeşitli mal ve hizmetler arasından yatırımcılar pek çok sayıda yatırım alternatifiyle karşı karşıya kalırlar.bu noktada, bütün yatırım alanları üzerinde detaylı bir inceleme yapmanın; ekonomik,teknik, finansal ve hukuki etütleri hazırlamanın güçlüğü nedeniyle proje hazırlamadan önce ümit verici yatırım alanlarının fizibilite raporları ile belirlenmesi sonucu proje fikri doğar. Prof Dr. Doğan Kargül tarafından hazırlanan bu çalışmada bir yatırım kararının belirli ve belirsiz ortamlar içinde ne tür aşamalar ve hesaplamalar doğrultusunda ele alındığı örneklerle açıklanmaya çalışılarak bu sahadaki işlemler konusunda girişimcilerin bilgilendirilmesi,muhtemel sorunların ortaya çıkmasının ve kaynak israfının önlenmesi ile yetkili ve ilgililerin yönlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın üyelerimize ve tüm ilgililere yararlı olmasını diler,çalışmayı gerçekleştiren Prof Dr. Doğan Kargül'e teşekkür ederim. Prof Dr. İsmail ÖZASLAN Genel Sekreter
11
12 GİRİŞ İktisat ve İşletme disiplinleri içinde karar alma bir fırsat maliyetini yerli yerine oturtmak anlamına gelmektedir. Çünkü alacağımız kararla diğer çok sayıdaki alternatifleri bilerek ve hesaplamış olarak göz ardı etmiş olmaktayız. O halde her kararın bir hesabı vardır ve diğer alternatiflerin hesapları ne olurdu onu bilmemiz gerekmektedir. İşte nisbi ve göreceli de olsa bu hesap kıyaslamaları sonucu; vereceğimiz kararı bir bakıma kendi sıraladığımız kısıtlı parametreler içinde en iyiye taşımış olmaktayız. Dolaysız yatırım kararları da yukarıdaki mantık içinde yapılmalıdır. Güç koşullar altında oluşturulmuş sermaye dediğimiz bir üretim faktörünü yine zaman denilen bir limit aralığında herhangi bir konuya yüklemiş olmaktayız. Son derece ciddi iki temel kıt ve değerli kaynağımızı kendimizde dahil bir konuya programlamış olmaktayız. Bu yüzden yatırım kararı alan gerek özel kesim, gerekse alt yapı yatırımlarına karar alan kamu kesimi karar birimlerinin bu kararları alırken büyük sorumluluklara omuz verdiklerinin bilincinde olmaları gerekmektedir. Çünkü söz konusu yatırım kararları diğer gelen genç kuşakların adına da yapılmış olmaktadır. Bu eserde bir yatırım kararının belirli ve belirsiz ortamlar içinde nasıl bir süreçler dizisi ve hesaplama kalıpları doğrultusunda ele alındığı anlatılmaya çalışılmıştır. Kitabın sonuna konulan örneklerde de yaşanmış yatırım kararlarının gerçekleştirilmiş krokileri verilmiştir. Hatta kitap içinde yatırım kararı alıcıyı alışılagelmiş kurallar dizisinin dışına çıkartılarak günümüz de geç kalınmışta olsa simulasyon (benzetim) fikir üretme dinamiğine sokulmaya çalışılarak değişik kararlar alabilmenin pencereleri yani alet avadanlığı da sunulmaktadır. Günümüzde teknoloji çok hızla gelişmeye başlamıştır. Özellikle bazı alt sektörlerde kazanılmış ivme oldukça ürkütücü boyutlardadır. Yani yatırım için karar verilen bir konuda seçilen teknoloji hızla eskimeye yüz tutmuştur. İnternetin dünya genelinde çalışma biçimi ve yayılımı bugünkü boyutların da ötesine ulaşıp uzmanlaşmış teknoloji grupları içinde fikir üretimlerini yaydığı daha hızlı frekansta teknolojideki patlamaların çok yüksek bir tırmanış gösterceğini haber vermektedir. Bu yüzden günümüzdeki yatırım kararlarının
13 alternatif maliyetleri ve riskleri çok yükselmeğe başlamıştır. Dünya ekonomisi kendi atmosferini aşıp uzay çağı eşiğine ulaşabilmesi için bugün vazgeçilmez bir süreç içine girmiştir. Entegrasyonlar bu hızlı gidişin bir diğer örneğidir. Ekonomik toplulukların dışında kalmak yalnızlığa ve yoksulluğa itilmenin başka bir ifadesidir. Bugünkü EC*'ler, NAFTA*'lar, LAFTA*'lar ve PAFTA*'lar OECD* gelecekteki dünya federasyonuna uzanan yolun daha ilk basamaklarıdır. Yatırım bir kaynak ayrımıdır. Kaynaklarda üzerinde yaşadığımız ve nüfusu hızla artan gezegenimizde kıymetli ve kıt faktör sermaye malı gibi özelliğini çağımızda daha çok hissettirmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı yatırım kararı almadan ve kaynakları israf etmeden önce bu çok önemli kararı alabilmenin bileşke hesaplarını ortaya koyup, fizibilite yani yatırım projelerinin değerlendirilmesi tekniklerini işlemeye çalıştığımız eserin okuyuculara faydalı olmasını umuyoruz. İstanbul, 1 Mayıs 1996 Prof.Dr. I. Doğan KARGÜL EC NAFTA LAFTA PAFTA OECD Economic Community North American Free Trade Area Latin American Free Trade Area Pasific Free Trade Area Organization of Economic Cooperation for Development
14 I. TEMEL KAVRAMLAR Endüstriyel ve hizmet işletmelerinin kurulmasına veya kurulmamasına temel teşkil edecek olan yatırım projelerinin yapılabilirlik analizinden önce bu çalışmalarda yoğunlukla karşımıza çıkacak olan bazı kavramların açıklanması, değerlendirmelerin daha sağlıklı yapılmasına yardımcı olacaktır YATIRIMIN TANIMI VE ÇEŞİTLERİ İşletme biliminde yatırım, nakdi değerlerin tesis mallarına dönüşümünü ifade etmektedir. Bu anlamda yatırım; belirli bir zamanda bir kereye mahsus olmak üzere yapılan ve birbirini takip eden devrelerde gelir elde etme olanağını veren harcamadır. Yatırımlar tesisler ile ifade edilen işletme yapısının oluşmasına, korunmasına ve yenilenmesine hizmet ederler. İşletme ve bu işletme kapsamındaki tesisler, makinelar, araç ve gereçler, mal ve hizmet üretimi için gerekli sermaye mallarıdır. Yatırımın gerçekleşmesi için sermaye tahsisi gerekmektedir ve gerçekleşen yatırımdan sonra da mal ve hizmet üretimine başlanır. Yatırım ve projelerin analizi kapsamına sadece duran varlıklar değil, duran varlıklara işlerlik kazandıracak, bunlara haraket verecek gerekli döner varlıkların tutarının belirlenmesi de girmektedir. Geniş anlamı ile yatırım ülkede bir dönem içinde üretilen ve dış alımı yapılan mallardan tüketilmeyerek ve dış satımı yapılmayarak sonraki döneme aktarılan bölümdür. Aynı açıdan yatırımın ülkenin üretim gücüne yapılan eklemeler olarak tanımlandığı da görülmektedir. İşletme açısından ise yatırım; işletmenin yatırım ve üretim kapasitelerinde artış yada sürekliliğin sağlanması ve gelecekte belli bir zaman sürecinde gerçekleşmesi beklenen kârları elde etme amacıyla kıt kaynakların üretime tahsis edilmesi konularını içermektedir. Bu tanım çerçevesinde yatırımın amacına göre ve yararlanılan hizmet açısından üretim boyutu sözkonusu olduğundan mali yatırımları değerlendirmelere almayacağız ve yalnızca üretime ilişkin yatırım türlerine değineceğiz.
15 Bu anlamda yatırımlar genel olarak sermayenin, mal ve hizmet üretimine yarayan tesislerin kurulmasına tahsisini içermektedir. Bir işletmede çeşitli nedenlerden dolayı yatırım yapılabilir. İşletme genel olarak kurulabilmek, faaliyetlerinde devamlılık ve gelişme sağlamak için yatırım yapmak zorundadır. Bu üç nedene göre yatırımları gruplara ayırmak mümkündür. üretime İlişkin Yatırımlar Kuruluş Yatırımları İdame Yatırımları Tevsii Yatırımları İkame Yatırım. Yenileme Yatırım. Tadilat Yatırım. Genişletme Yatırım. Emniyet Yatırım. Rasyonelleştirme Yatırımları Iş ve Üretim Tadilatı Yatır. Mamul Farklı. Yatırımları Şekil-1. Üretime İlişkin Yatırım Çeşitleri Şekilden de görüleceği gibi üretime ilişkin yatırımları, kuruluş yatırımları, idame yatırımları ve tevsii yatırımları olmak üzere üç ana gruba ayırmak sözkonusu olmaktadır. Bilindiği üzere kuruluş yatırımları işletmenin yeni kurulması veya bazı işletme faaliyetlerine yeni başlaması dolayısıyla, ilk defa, ilk kuruluş veya yeni kuruluş için yapılan yatırımlardır. Buna karşılık idame yatırımları ise, mal ve hizmet üretimi faaliyetinde bulunan işletme veya işletme kısımlarının faaliyetlerini sürdürebilmeleri için yaptıkları veya yapacakları yatırımlardır. İşletmenin ömrünün sonsuz olduğu varsayımından hareket edilir ise, en azından sürekli olarak idame yatırımı yapmak gerekli olmaktadır. İşte bu münasebetle işletmenin eskiyen veya rasyonel veya ekonomik olmayan tesislerinin yerine yenisinin ikade edilmesi gerekmektedir. Bu türdeki yatırımlar ikame veya yenileme yatırımları olarak nitelendirilmektedir. Burada eskiyen tesislerin yenisi ile ikamesi, çoğu zaman ikame problemini teşkil etmektedir. İkame ve yenileme yatırımı denilince, ilk aşamada eskiyen tesisin yenisinin aynısı ile değiştirilmesi düşünülebilir. Ancak
16 bu varsayımı çoğu kez gerçekleştirmek mümkün değildir. Teknolojik gelişmeler dolayısıyla eskisinin yerine konacak olan yeni tesis eskiye kıyasla gerek kapasite, gerekse diğer bazı teknik özellikler açısından daha gelişmiş veya rasyonelleştirme yatırımı özelliğine sahip olmaktadır. İdame yatırımının diğer bir türü de onarım ve revizyon yatırımlarıdır. İşletme mevcut tesislerini, üretim gücünü muhafaza etmek amacıyla zaman zaman tamir ve revizyona tabi tutar. Yatırım özelliğine sahip tamir, genellikle büyük tamirler ve uzun süre için tesisin üretim gücünü muhafaza etmeye yarar. Daha doğrusu yapılan büyük tamirler bir yıldan fazla süre için tesisin üretim gücüne katkıda bulunur. Aynı şekilde genel revizyon da uzun bir süre için tesisin üretim gücünü muhafazasına destek sağlar. Bu tür faaliyletlere bağlanan kaynaklar genellikle büyük tatarlara ulaşabilir. Büyük onarım ve revizyon için yapılan yatırımlar sadece tesisin üretim gücünü muhafaza etmesine değil, ayrıca kapasitesinin genişletme ve gelişmesini de etkilemektedir. Yatırımlara bu açıdan bakıldığında genişletme veya rasyonelleştirme yatırımı özelliği ortaya çıkmaktadır. Hiçbir zaman yatırımlar sadece işletmenin üretim gücünü muhafaza etmek amacıyla yapılmaz aynı zamanda daha iyi tesislerin kurulması suretiyle işletmenin mevcut üretim gücünü daha da geliştirmekte ve tevsii edilmektedir. Bu amaçla yapılan yatırımlara tevsii yatırımları denilmektedir. Tevsii yatırımlarını, tadilat, genişletme ve emniyet yatırımları olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Tevsii yatırımları içerisinde tadilat yatırımları oldukça büyük öneme sahiptir. Çünkü işletme politikası ile ilgili önemli unsurlar tadilat yatırımları içinde yer almaktadır. Nitekim işletmenin üretim maliyetleri, pazarlama politikası ile ilgili sorunları tadilat yatırımları aracılığıyla çözümlenmektedir. Tadilat yatırımları, rasyonelleştirme, iş ve üretim tadilatı ve mamul farklılaştırması yatırımlar olmak üzere üç grupta toplanmaktadır. Rasyonelleştirme yatırımları, yeni bir üretim yöntemine veya yeni bir teknolojiye sahip, eskiye kıyasla daha verimli ve daha ekonomik bir üretim tarzına imkan veren yatırımlardır. Rasyonelleştirme yatırımları modernleştirme yatırımları olarak da nitelendirilmektedir. Çünkü gerek üretim kapasitesi, gerekse diğer teknolojik özellikler açısından eski yatırımlara kıyasla yeniliklere sahiptir. Tadilat yatırımlarından ikincisini iş ve üretim değişikliği yatırımları teşkil etmektedir. İşletmenin pazarlama programları zaman zaman değişebilir. Gerçi pazarlama programındaki mamul türleri sabit kalmakla beraber, mamullerin miktar nispetlerinin değişmesi gerekebilir. Değişen, pazarlama
17 programma işletmenin intibakını sağlayabilmek için üretim tesislerinde bazı değişikliklerin dolayısıyla yatırımların yapılması gerekebilir. Bu türdeki yatırımlara iş ve üretim tadilatı yatırımları denilmektedir. Sabit sermaye yoğun olan sanayi işletmelerinde bu şekildeki yatırımlara çok rastlanmakta olup, bu yatırımlar da oldukça yüksek tutarlarda gerçekleşmektedir. Tadilat yatırımlarından üçüncüsü de farklılaştırma yatırımlarıdır. Bu yatırımlar da, iş ve üretim tadilatı yatırımlarına benzer, bir amaca sahiptir. İşletmenin üretim programına yeni mamul alması suretiyle üretim ve pazarlama programında ve yeni piyasalara girmesi dolayısıyla üretim yapısı ve pazarlama organizasyonunda değişiklikler yapması gerekir. Bu şekilde ortaya çıkan yatırımlara da farklılaştırma yatırımları denilmektedir. Her iki halde de değişiklik söz konusu olduğu için bu yatırımlara tadilat yatırımları denilmektedir. Tevsii yatırımlarının diğer bir grubunu teşkil eden genişletme yatırımları, işletmenin üretim gücünün veya kapasitesinin artan mal ve hizmet talebini karşılamak amacıyla artırılması için yapılan yatırımlardır. Bu tanımın içerisine belirli şartlarda büyük onarımlarda girmektedir. Nitekim yapılacak onarımlar, işletmenin üretim gücünde veya kapasitesinde artışlara neden oluyorsa bu durumda genişletme yatırımı söz konusudur. Genel olarak genişletme yatırımları iki şekilde ortaya çıkabilir. Ya mevcut kapasitenin genişletilmesi için ek tesisler kurulabilir veya daha büyük kapasiteli alternatif proje yeniden tesis edilebilir. Her iki şekilde rasyonelleştirme etkisi farklı derecede ortaya çıkmakta ve bu rasyonelleştirme etkilerine göre yatırım projeleri arasında tercih yapılmaktadır. Tadilat ve genişletme yatırımları dışında tevsii yatırımlarının üçüncü ve sonuncu şekli de emniyet yatırımlarıdır. Bu yatırımlar, uzun dönemli olarak kaynakların emniyet ve koruma tedbirlerine bağlanmasına yöneliktir. Bu konuda çok sayıda örnek verebiliriz. Nitekim, üretimdeki aksamaları önlemek için hammadde ve yarı mamul üreten işletmelere iştirak etmek, yenilikçi mamul üreten işletmelere iştirak etmek, yenilikçi ve dinamik üretim programını muhafaza etmek için sürekli araştırma ve geliştirme yapmak, pazarlamayı garanti etmek için reklam yapmak, optimum stok tutma, optimum nakit tutma ve benzeri gibi örnekleri vermek mümkündür. Bu faaliyetlerin tümü için kaynaklar uzun bir süre bu faaliyetlere bağlanacaktır. Bu yatırımların bir kısmı yukarıda saydığımız potansiyel yatırımlarla uyuşmaktadır. İşletmenin devamını tehlikeye sokmadığı sürece, yasal hükümler veya kamu oyunun baskısı dolayısıyla, sosyal politika amaçları için yapılacak yatırımlar da emniyet yatırımları arasında yer almaktadır. Emniyete alma ile ilgili somut konulara göre finansal dengenin sağlanması, bağımsızlığın korunması, üretim
18 programının muhafazası, girdi faktörü temin garantisinin sağlanması, pazar potansiyelinin korunması ve benzeri ilgili emniyet yatırımlarının yapılmasına zaman zaman ihtiyaç duyulmaktadır PROJE VE YATIRIM PROJESİ KAVRAMLARI Proje, genellikle bitiş noktası belli olan ve bağımsız bir biçimde yürütülebilir hale getirilmiş planlar olarak tanımlanır. Yatırım projesi ise daha önce belirtilen yatırımlar ve bu yatırımlarla sağlanacak yararları önceden saptamak üzere yapılan bir plan olarak ortaya çıkmaktadır. İşletme çalışmalarının sürekliliğine karşın, yatırım projesi, yatırımların tamamlanması ve bitişini oluşturan bir süre ile sınırlı çalışmaları kapsamaktadır. Proje ile birlikte program ve plan kavramları genellikle gelecekteki çalışmaları şimdiden saptayan bir tahmin sistemi olarak kabul edilmektedir. Program ve planlar bir amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan aşamaları, sorumlulukları, zaman, süre vb. hususlar olarak kapsar. Buna göre proje, program ve plan gibi aynı türden olmakla beraber, projeyi bağımsız olarak görmek ve program ve planda olduğu gibi devam edecek olan bir işi herhangi bir süresine kadar konu edinmek yerine, belirli bir bitişi olan bir iş olarak ele almak söz konusudur. Yatırım projesini üç aşamada tanımlamak mümkündür; a) Yatırım davranışlarını etkileyen ve yatırım kararlarında kriter olarak kabul edilecek olan amaçların belirlenmesi, b) Durum analizi yapmak suretiyle problemi teşhis etmek, problemin boyutlarını ve sınırlarını çizmek suretiyle problemi tanımlamak, c) Yatırım projesinin planlama aşaması. Bu aşamada üç kısımdan oluşmaktadır; * Alternatif çözüm tedbirlerinin aranması, * Alternatifin tahmini, * Değerleme aşaması, Bu aşamalardan da görüleceği gibi, yatırım projesi her plan ve program gibi büyük ölçüde gelecek ile ilgili bilgi ve verilere dayanmaktadır. Öte yandan, yapılabilirlik raporu ve fizibilite gibi deyimlerin yatırım projesiyle eş anlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir. Yapılabilirlik sözcüğü bir işin yapılabilir olmasını amaçlayan bir anlam taşımaktadır. "Yapılabilirlik raporu" deyiminin uygulamada kamu kuruluşlarının iş kollarına özendirici önlemleri uygulamak için düzenlenmesini istedikleri yatırım projesi anlamında kullanıldığı görülmektedir.
19 Bu nedenle, tanıma bazı sınırlayıcı şartlar getirmek zorunlu görülmektedir. Yatırım projesi kavramını tanımlarken aşağıda belirtilen şartları, sınırlayıcı şart olarak almak uygun olacaktır: a) Yatırım, projeyle belirli ve uzun ömürlü bir kapasite yaratmalı, b) Ekonomiden fiziki girdiler (hammadde, iş gücü, sermaye malları gibi) almalı, c) İç ve dış ekonomilere mal ve hizmet arz etmeli. Fon sınırlayıcı şartların ışığı altında aşağıda verilen proje tanımında birleşmek mümkündür. "Belli bir yerde tesis edilerek ekonomiden insangücü, hammadde, mamul madde ve sermaye malları alarak ve bunlar üzerinde belirli bir teknolojiyi uyguladıktan sonra yine ekonomiye mal ve hizmet arzedecek, mevcut veya gelecekteki talebin belli bir kısmını karşılamaya yönelmiş faaliyetleri, müteşebbis ve/veya toplum yararına en az fedakarlıkla sağlamak amacıyla önceden yapılan çalışmaların tümüne "Yatırım Projesi Çalışması" ve bu çalışmaların çeşitli alternatifler arasında en iyisini seçecek biçimde formüle edilmiş şekline "Yatırım Projesi" denir." 1.3. YATIRIM PROJELERİNİ HAZIRLAMA ve DEĞERLENDİRME GEREKLİLİĞİ Bir sabit sermaye yatırım önerisi olarak, yatırım projelerini hazırlama ve değerlendirme gerekliliği aslında yatırım kavramının makro açıdan bir ülke ekonomisinde mikro açıdan bir işletmenin yaşamında oynadığı önemli rollerden kaynaklanır. Ekonomik büyümenin temeli olan yatırımların bir ekonomide ne denli önemli değişmelere yol açan dinamik faktörler olduğu, onların "çoğaltan ya da çarpan" ve "hızlandıran" etkileri ile özetlenebilir. Yatırımların çoğaltan etkisi, bir ekonomide yatırımlar için yapılan harcamaların kendilerinden kat kat fazla oranda milli gelirde bir artış sağladığını ifade eder. Bu oran o ekonomideki marjinal tasarruf eğiliminin tersine eşittir ve çoğaltan katsayısı olarak adlandırılır. Yani bir ekonomide marjinal tasarruf eğilimi 1/3 ise, yatırımın çoğaltan katsayısı 3'e eşittir. Başka bir anlatımla 1 birimlik yatırım harcaması milli gelirde 3 birimlik bir gelir artışına yol açacaktır. Öte yandan, hızlandıran etkisi yatırım harcamalarının dolaylı olarak yeni yatırımları hızlandıracağını belirtir. Şöyle ki, yatırım harcamaları bir
20 ekonomide geliri artırırken, artan gelir de tüketimi artıracaktır. Artan tüketim sonucu ise yeni yatırımlar hızlanacaktır. Bu dönüşümün sonucu olarak da, kuşkusuz ekonomik büyüme artacaktır. Bu iki temel ekonomi ilkesinin de belirttiği gibi, yatırımlar ekonomik büyüme açısından vazgeçilmez bir öneme sahiptirler. O halde sınırlı kaynaklarla ekonomik büyümeyi sağlama uğraşısında, yatırım harcamalarının yani bu tür harcamayı gerektiren yatırım önerilerinin ya da yatırım projelerinin bilimsel temellere dayalı olarak hazırlanması ve değerlendirilmesi "optimal kaynak kullanımının" ilk ve temel ilkesi olmak zorundadır. Ancak böylelikle, yatırımlardan beklenen sonuçların makro düzeyde gerçekleşmesi mümkün olabilecektir. Mikro açıdan da sabit sermaye yatırımları işletmelerin varlığını devam ettirmenin temel nedenidir. Çünkü, piyasadaki rekabet koşulları çerçevesinde genelde işletmelerinin piyasa değerini artırmayı amaçlayan ve gelecekte kâr beklentisi içinde olan işletmeler bu amaçlarını gerçekleştirmek ve ayrıca değişen sosyo-ekonomik ve teknolojik koşullara uyum için yatırım yapmak zorundadırlar. Bu nedenle kendilerine açık olan yatırım alanlarını ve önerilerini akılcı bir biçimde incelemek ve değerlendirmek kaçınılmaz olacaktır. Bu zorunluluk işletmelerin gelecekteki amaçlarını gerçekleştirmeden ayrı olarak, yaşamlarını devam ettirmek açısından da kaçınılmazdır. Çünkü, sabit sermaye yatırımları işletmelerin tedarik, üretim, personel, pazarlama, finansman gibi tüm fonksiyonlarını etkiler. Yanlış ve verimsiz alanlara yatırım hem işletmelerin hem de onların içinde bulunduğu sektörün varlığını doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle işletmeler yatırım önerilerini bilimsel gelişmeler ışığında gerçekçi bir çalışma kapsamında hazırlamak ve değerlendirmek zorundadırlar. Bir yapılabilirlilik raporu genel olarak şu temel amaçlar için hazırlanır: a) Optimum kaynak kullanımını sağlamak. Bu açıdan fizibilite etüdü doğru yatırım alanının kapısını açan ve yol gösteren bir rehberdir, b) İşletmenin kesin olarak kurulmasına karar vermek, c) İşletmenin hangi büyüklükte ve nerede kurulacağını belirlemek, d) İşletmenin kurulması için iç ve dış finansmana ihtiyaç varsa, kredi sağlamayı beklediği bankalara ve öteki kuruluşlara ön-proje sunmak, e) İşletme, yatırım indirmi, kredi ve döviz tahsisi gibi hükümetçe verilen yatırımı teşvik ve diğer imtiyazlardan yararlanacaksa, ilgili kurumlara projeyi tanıtmak, f) Projenin uygulanması döneminde karşılaşılması muhtemel güçlükleri önceden görmek ve gerekli tedbirleri almak.
21 1.4. YATIRIM PROJESİNİN HAZIRLANMA SÜRECİ Yatırım projesi; yatırımın ekonomik ömrü, yatırım dönemi ve tasfiye dönemi boyunca ve genelde belirsizlik ve risk ortamında; rantabilitesinin ve yararlılık derecesinin ölçülmesi ile gerçekleşebilirliğinin belirlenmesi amacına yönelik bir plan olarak hazırlanır. Yatırım projesinin hazırlanması aşamasında ayrıca yatırım için gerekli olan fonların kaynakları üzerinde de durulur. Uzun süreli, büyük ölçüde kaynak ayırmayı gerektiren yatırım kararının sezgiler ile alınması düşünülmeyeceğine göre, bir seçenek olarak kararın doğruluğunu kanıtlayacak projeye dayandırılması gerekir. Bir yatırım projesini hazırlama, iktisatçıların, mühendislerin, mali analistierin ve diğer ilgili alanlardaki uzmanların katılımı ile yapılan geleceğe ilişkin hesaplamalar sürecini kapsamaktadır. Yatırım projesinin fikir olarak tasarlanmasından, hazırlık, eleme, seçme, yatırımın gerçekleşmesi ve sonunda işletmeye alma dönemine kadar süren faaliyetler proje çalışmaları kapsamına girmektedir. Bir yatırım projesinin hazırlanmasındaki aşamaları başlıca sekiz grupta toplamak mümkündür. Bu aşamaları şematik olarak ve bir bütünsellik içerisinde aşağıda görmekteyiz. Kâr amacı Sosyal amaç Yasal zorunluluk Verimlilik t 1 Yatırım ihtiyacı Proje fikrinin doğuşu Ön araştırmalar 1. Aşama 2. Aşama * Ekonomik etüd * Finansal etüd * Teknik etüd * Hukuki etüd Fizibilite etüdü 1 Değerlendirme ve yatırım kararı 1 Kesin proje 1 Projenin uygulanması 1 Deneme üretimi 1 Kesin üretime geçiş 3. Aşama 4. Aşama 5. Aşama 6. Aşama 7. Aşama 8. Aşama Şekil-2. Yatırım Projesinin Aşamaları
22 açıklayalım. Yukarıda da detaylı bir biçimde görülen bu aşamaları sırasıyla kısaca Proje fikrinin doğuşu: Bir yatırım projesinin amacı belirli bir mal veya hizmet üretiminin gerçekleştirilmesidir. Üretilecek çok sayıda mal ve hizmet türü bulunduğuna göre, yatırımcılar pek çok sayıda yatırım alternatifi ile karşı karşıyadır. Bütün yatırım alanları üzerinde derinliğine bir inceleme yapmanın, ekonomik, teknik, finansal ve hukuki etüdleri hazırlamanın güçlüğü nedeniyle, proje hazırlamadan önce ümit verici yatırım alanlarının belirlenmesi ile proje fikri doğar. Yeni yatırım projelerinin ele alınması, işletmeler için ayrıntılı çalışmaları ve büyük maliyetleri getireceğinden, projeler arasında tercih yapmayı ve sonuçta yatırım kararı almayı gerektiren önemli faktörler vardır. Bunlarda; * işletmenin (yatırımcının) amaçlan ve politikası, * işletmede (yatırımcıda/finansörde) fon fazlalıklarının bulunması, * üretimi etkin ve verimli kılmak, * risk ve belirsizlik, * üretim artışı sağlamak ve/veya yeni bir üretim kapasitesi yaratmak. Ön araştırmalar: Yatırım kararlan nitelikleri itibarı ile çok detaylı analizler sonucunda alınan kararlardır. Yatırım kararı işletmenin geleceğini önceden yönlendiren bir karar niteliğini taşır. Yapılacak yatınmın büyüklüğü yatınm projesinin hazırlanmasında görev alan uzmanların sayısını önemli ölçüde etkiler. Bazı durumlarda, büyük yatırımlan gerçekleştirmek için yüzlerce uzmanın aylarca çalışması gerekir. Yatırım projesinin hazırlanması bu yönüyle büyük harcama, zaman ve sistemli bir çalışmayı gerektirir. Yatırım projesinin hazırlanması sürecinde yapılan ön araştırma başlıca aşağıdaki süreci kapsar; * yatırım ihtiyacının saptanması, * yatırım ihtiyacının somut duruma getirilmesi, * alternatif yatırım mallarının saptanması, * gerekli belgelerin toplanması (yatırım mallarına ilişkin), * yatırım mallarına yönelik olarak ön kontrolün yapılması.
23 Fizibilite etüdü: Ön araştırma, ümit verici yatırım alanlarının belirlenmesi için yapılmakta ve bir yatırımın başarısının başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Ön araştırma sonucunda ortaya çıkan yatırım alternatiflerinin ekonomik, teknik, finansal ve hukuki fizibilite etüdlerinin hazırlanması yatırım projesinde temel araştırma safhasını oluşturur. Fizibilite etüdü, yatırımcının ne üretceği, nasıl üreteceği, üretilen malı ne fiyattan nereye satacağı, ne kadarlık bir yatırımın tutarına fon sağlayacağı, yatırımdan ne kadar gelir sağlayacağı sorularına cevap vermelidir. Fizibilite etüdleri yatırım için kesin proje hazırlanmadan önce ekonomik, teknik, finansal ve hukuki etüdleri kapsar. Değerlendirme ve yatırım kararı: Bir projenin uygulamaya elverişli olup olmadığını, noksan, zayıf ve hatalı hususlarının bulunup bulunmadığını, ekonomik ve teknik ömrü içerisinde kendisini ödeyip ödemeyeceğini veya kârlılık derecesini ölçmek için yapılan çalışmaya proje değerlendirilmesi denir. Bir projenin değerlendirilmesi için yapılacak çalışmanın biçimi ve kapsamı, projenin ait olduğu sektörün özelliklerinden başka projenin hazırlanması için yapılan araştırma analiz ve dizayn gibi çalışmaların yoğunluğuna bağlıdır. Projenin genel değerlendirilmesi fizibilite raporuna dayanır. Bu değerlendirme sonucunda yatırım kararının verilip verilmeyeceği açıklığa kavuşur. Yatırımcı fizibilite raporundaki bilgilerin ışığında başta ticari kârlılık olmak üzere çeşitli verileri göz önünde bulundurarak yapacağı değerlendirme sonucunda karara varır. Bir yatırım projesi yatırımcı tarafından değerlendirilebileceği gibi projeyle ilgili farklı çevreler tarafından da değerlendirilebilir. Devlet, projenin teşvikten yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin değerlendirmeyi yaparken, projeye fon sağlayacaklar projenin kârlılığını, yerel yönetimler projenin bölgeye sağlayacağı katkıyı değerlendirirler. Yatırım projesinin genel değerlendirilmesi sonucunda yatırımcı tarafından yatırım kararına varılabileceği gibi, projeye devletin ve diğer finansal kurumların katkıları da sağlanabilir.
24 Kesin proje: Hazırlanan yatırım projesi, ilgili çevreler ile değerlendirilip kabulüne karar verildiğinde projenin kesin proje haline dönüştürülmesi gereklidir. Kesin proje safhasında, yatırımcı hakkında genel bilgiler, işletmenin hukuki şekli ve proje hakkında genel bilgiler verilerek proje tanımlanıp, plan ve programlar ile ilişkisi ortaya konur. Daha sonra projede öngörülen yapıların, ayrıntılı planları ve projeleri hazırlanıp teknik hesaplamaları yapılır. İşletmenin üretim sürecinde kullanacağı makineların kapasiteleri, maliyetleri, siparişten sonra teslim süreleri belirlenir. Üretim, patent veya lisans konusu olacaksa gerekli anlaşmalar yapılır. Projenin uygulanması: Yatırıma ilişkin ekonomik, teknik, finansal ve hukuki étudier yapılıp proje ortaya çıktıktan sonra, ilgili çevrelerde tartışılıp yatırım kararı verilir, sıra projenin ulgulanmasına gelir. Yatırım projesi hazırlama amaçlarından biriside yatırımın nasıl ve hangi sürede gerçekleşeceğini ve işletmenin ne zaman üretime geçeceğini önceden belirlemektir. Yatırım projesinin uygulanarak gerçekleştirilmesi için, belirli programların hazırlanıp uygulanması gereklidir. Bunlar arsanın satın alınması, iş gücü, yol, su, enerji problemlerin halledilmesi, inşaat sahasının tanzim edilmesi, inşaata başlanması, makine ve donatımın siparişlerinin verilmesi ve inşaat "mahalline getirilmesi, montajın yapılması, hammadde temini, gerektiğinde iş görenlerin yetiştirilmesi ve pazarlama kanallarının hazırlanmasıdır. Projenin uygulanması ve yatırımın gerçekleştirilmesi önceden belirtilen tarihte gerçekleştirilmez ise, projede öngörülen tüm tahminler geçerliliğini büyük ölçüde yitirir. Herşeyden önce projede belirtilen satış gelirleri zamanında elde edilemeyeceği için, proforma finansal tabloların dengesi bozulur. İşletme gelirlerine göre önceden belirleyip, ödeme planına bağladığı borçlarını ödemekte güçlük çekebilir. Bu durumda işletme yeni finansman kaynaklarına gereksinim duyar. Projede öngörülen yatırım tutarı, ülkemiz gibi yüksek oranlı enflasyonun yaşandığı ülkelerde geçerliliğini koruyamaz ve projenin gerçekleştirilmesi için ek finansman kaynaklarına ihtiyaç duyulur. Ayrıca işletmenin üretime geçme süresi uzadıkça ithalat ve ihracat koşulları değişebileceğinden, işletmenin uluslararası pazarlara girmesi zorlaşabilir. Aynı konuda hazırlanan yatırım projeleri diğer yatırımcılar tarafından daha erken realize edilebileceğinden, pazarlara girmek zorlaşabilir.
25 Deneme üretimi: Yatırım planları ne kadar ayrıntılı yapılırsa yapılsın yatırım gerçekleştirilip üretim aşamasına gelince bazı durumlarda istenilen nitelikte üretim yapmak mümkün olmayabilir. Bu ürünün pazara giriş aşaması önemli bir başlangıçtır. Tüketiciler ürünler ile ilk karşılaştıkları zaman o ürün hakkında karar verirler. Bu durumda önceden belirlenen kalite standardına ulaşmadan ürünleri pazara sunmak işletmeler için iyi olmayan imajların yaratılmasına yol açar. İşletmeleri önceden belirlenen kalite standartına ulaşıncaya kadar ürünlerini pazara sunmazlar. Önceden belirlenen kalite standartına ulaşıldığında, ürünlerini pazara sunma aşamasına gelinmiştir. Bu aşamaya kadar geçen süre ise, işletmede deneme üretim safhasıdır. Kesin üretime geçiş: Üretime geçiş safhası, deneme üretiminin sonucunda faaliyetlerin önceden belirlenen standartlara ulaştığı safhadır. Bu safhada deneme üretimi dönemindeki aksaklıklar ortadan kaldırılmış, artık normal üretim faaliyetleri başlamıştır. Üretime geçiş safhası tesisin resmen açılma safhasıdır. Bu safhaya gelinceye kadar yatırım ile ilgili bütün projeler gerçekleştirilmiştir. Üretime geçiş safhası işletmenin tanıtılması safhasının içinde önemli bir yer tutar. Bu nedenle işletmenin hangi özellikte ve kalitede malları ürettiğine ilişkin bilgilerin, tüketicilere iletilmesi gerekir. İşletmenin törenle açılışı ve açılışına ilişkin bilgilerin basın aracılığı ile duyurulması, bu safhada işletmenin tanıtılması açısından önemlidir. İşletmenin üretime geçmesi ile birlikte, projenin hazırlanması ve uygulanması tamamlanmıştır. Artık işletme faaliyette bulunan diğer işletmeler gibi normal üretim faaliyetini sürdürmektedir YATIRIM PROJELERİNİN KAPSAMI Bir yatırım projesiyle birçok kişi, kurum veya kuruluş ilgilenebilir ve bunların projeden beklentileri farklılık gösterebilir. Bu nedenle yatırımla ilgilenenler, hazırlanacak fizibilite raporunun kendi beklentilerine cevap vermesini isterler. Projeyle ilgili kişiler açısından olduğu kadar, yatırım konusu da projenin kapsamını etkiler. Örneğin, yeni bir teknoloji ile üretimin düşünüldüğü projelerde teknoloji seçimi konusu üzerinde fazla durulduğu halde, denenmiş
26 bir teknolojiye dayanan projede teknoloji konusuna kısaca değinmekle yetinilebilir. Diğer yandan, özellikle projeye kredi verecek finans kurumlan ile yatırımı hükümet kararlan çerçevesinde teşvik edecek ve çeşitli imtiyazlardan yararlanma imkanı tanıyabilecek devlet kurumlan, fizibilite etüdlerinin belirli bazı şartları yerine getirmelerine önem verirler. Gerek projenin ilgili bulunduğu kişilerin isteklerinden ve projenin özelliklerinden ileri gelen farklılıklar ve gerekse uygulamadaki gelişmeler karşısında, belirli proje kapsamı üzerinde ancak genel hatlarıyla durulabilmekte ve yatırım projesi bölümleri aşağıdaki biçimde sıralanabilmektedir. * yatırımcı ve yatırım ile ilgili genel bilgiler, * ekonomik etüd, * teknik etüd, * mali etüd, * sonuç ve istek. Projenin bu bölümlerinin içeriği üzerinde aşağıda kısaca açıklamada bulunulmuştur. Yatırımcı ve yatırım ile ilgili genel bilgiler: Yatırımcı ile ilgili bilgiler iki durum için düşünülebilir. Bunlardan birincisi, yatırımla ilgili bir tüzel kişilik oluşturulmamış ya da oluşturulmayacaksa, kurucu olan gerçek kişilerin tanıtımına yönelik olacaktır. Bu durumda girişimci olan kişi ya da kişilerin adlan ve soyadlan, yaşlan, adresleri, telefon numaralan, şimdiye kadarki uğraşları, varsa mevcut işleri belirtilir. Ayrıca bu kişilerin ortaklıklan, bu ortaklıklardaki payları ve önemli paylara sahip olan ortakların iş konusu, son birkaç döneme ait bilanço ve gelir tablolarına yer verilir. Yatırımla ilgili genel bilgiler: Yatırım ile ilgili genel bilgiler; yatırımın türü, yatırımın gerekçesi ve tanıtımı, kuruluş yeri, yatırıma başlama ve yatırımın tamamlanması bölümlerinden oluşur. Projede yatırımın türü, genellikle kapasite yaratma açısından ele alınmakta ve yeni yatırım, genişleme yatırımı, yenileme yatırımı vb. olarak adlandırılmaktadır. Projenin bu türlerden hangisine uyduğu, hazırlanacak fizibilite raporunda belirtilmelidir. Diğer yandan, projenin gerekçesi de yatırımın türüne bağlı olarak değişecektir. Bu nedenle, hangi tür yatırım
27 yapılıyorsa, bu yatırımın yapılma nedenleri ve yatırımın tanıtımı, yatırım ile ilgili ön bilgiler açısından önem taşır. Bu bölümde kuruluş yeri, il, ilçe, bucak ve köy olarak belirtilmeli ve bölge ile ilgili, işkolu açısından önemli görülebilen kimi özel bilgilere yer verilmelidir. Yatırıma başlama, deneme çalışmasına geçilmesi ve sürekli çalışmaya başlama aşamalarının kısaca açıklanması, bu bölümde üzerinde durulması gereken bir diğer noktadır. Bu konularda verilecek bilgiler projeyi özellikleri itibariyle kısaca tanıtacak niteliktedir. Ekonomik etüd Fizibilite raporuna giren ekonomik etüd ve analizler genellikle şu koşulları kapsar: 1. Piyasa araştırması ve talep tahmini. 2. İşletme büyüklüğünün seçimi (kapasite seçimi). 3. işletmenin kuruluş yerinin seçimi. Piyasa araştırması ve talep tahmini işletme kapasitesinin belirlenmesinde önemli bir çalışma olup bu çalışma ile proje konusu ürünün pazarda belirlenen fiyattan ne kadar satılabileceği (toplam talep), kurulacak işletmenin bu pazardan ne kadar pay elde edebileceği, mevcut arz ve talebin gelişme eğilimi, tüketicilerin özellikleri, mevcut arz kaynakları ve bunların pazardan aldıkları paylar ile tamamlayıcı mallar ve özellikleri belirlemeye çalışılır. İşletme büyüklüğü, diğer bir deyişle üretim kapasitesi, "bir işletmenin elindeki üretim faktörlerini en iyi şekilde kullanarak yaratabileceği üretim miktarı" veya kısaca, "belirli bir sürede üretilebilecek mamulün hacim veya sayısı" olarak tanımlanabilir. Bu bölümde tesisin üretim kapasitesi, işletmenin toplam talepten alabileceği pay ve toplam üretim kaynakları dikkate alınarak saptanmaya çalışılır. İşletmenin kuruluş yerinin seçimi de çeşitli faktörlerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda belirlenir. Teknik etüd Bu analiz aşamasında, yapımı düşünülen projenin teknik olarak yapılabilirliği araştırılır. Teknik etüdün kapsamına giren konuların başlıcaları şunlardır:
28 1. ürünün teknik dizaynının belirlenmesi. 2. Üretim yöntemi ve teknoloji seçimi; seçimin gerekçesi, elde ediliş biçimi (lisans, satınalma, ortak girişim), alternatif teknolojiler ve maliyetleri. 3. İşgücü ihtiyacının belirlenmesi; vasıflı ve vasıfsız işgücü ihtiyacı, denetçi ve yönetici elemanlar, eğitim ihtiyacı, üretim öncesi ve işletme dönemine ait işçi ihtiyacı ve maliyetleri. 4. İş akım şemaları ile fabrika içi yerleşme düzeninin ve bina ihtiyaçlarının belirlenmesi: Fabrika içi ve üretim alanı yer gereksiniminin ve yönetim binaları yardımcı hizmet binalarının saptanması. 5. Montaj planlarının hazırlanması, montajın kim tarafından, nasıl yapılacağı ve maliyeti. 6. Ham ve yardımcı maddelerle işletme malzemesi ihtiyacının belirlenmesi. 7. Üretim dönemine ait maliyetlerin hesaplanması. 8. Yatırımın kurulma aşamasındaki uygulama planının dönemler itibariyle belirlenmesi. Mali etüd Toplam yatırım tutarının, teknik etüdle belirlenen duran varlıklardan sonra dönem ve bağlı varlık tahminleriyle tamamlanması ve toplam yatırım tutarının kısa ve orta vadeli borçlar ve öz kaynaklarla ortakların olanaklarına, devlet ve borç verenlerin isteklerine uygun olarak finansmanı, deneme dönemi masraflarının hesaplanması, teknik bölümde hesaplanmasına başlanan işletme dönemi giderleri hesaplamalarının tamamlanması mali etüd bölümünde yer alır. Dönemler itibariyle satış, masraf ve kâr hesaplamaları (tahmini gelir tabloları) projenin kabul edilebilirliğini büyük ölçüde etkileyebilecek olan kârlılık hesaplamaları için önemli veriler niteliğindedir. Aynı şekilde, dönemler itibariyle varlık ve sermaye yapılarının (tahmini bilançolar) tahmin edilmesi de kuruluşun borçlanma ve borç ödeme olanakları bakımından mali bünye yapısını gösterecek önemli hesaplamalardır. Yatırım indirimi, vergiler ve kâr dağıtımı hesaplamaları, borçların geri ödenme olanaklarının incelenmesi bu bölümde yer alır.
29 Bu çerçeve içinde mali yönden etüd şu çalışma konularını ele alır: 1. Projenin toplam maliyetlerinin.hesaplanması 2. İşletme sermayesi ihtiyacının, toplam yatırımın finansmanının ve sermaye yapısının belirlenmesi 3. İşletme dönemi gelirlerinin hesaplanması 4. Yatırımın tamamlanması sonucunda toplam gelir ve giderlerin tahmin edilmesi ve tahmini kârlılığının belirlenmesi 5. Projenin mali yönden değerlendirilmesi Sonuç ve istek Yatırım projesinde sonuç ve istek bölümü, proje, onunla ilgili olanlardan hangisi için düzenlenmişse, onun amaçları doğrultusunda karar verilmesine olanak sağlayacak istekler ve değerlendirmelerden oluşacaktır. Bu karar devlet açısından caydırma ya da yönlendirme yönünde olacak ve projede istenilenler belirtilerek, projeye uygulanacak önlemlere yer verilecektir. Borç veren açısından, kuruluşa borç verilip verilemeyeceği, verilecekse borcun tutarı, ödemesiz süresi, geri ödeme süresi, güvenceye yer verilir. Özellikle orta süreli borçlandırmalarda, projede alış ve satışlarla ilgili kimi konular, yatırım unsurları ve ürünlere dönük konularda istenilen değişiklikler "özel koşullar" adı altında belirtilecektir. Yönetim ve ortaklar açısından yapılacak sonuç değerlendirmeleri, yatırıma karar vermeye olanak sağlayacak nitelikte olacaktır. Aracılar ve tüketicilerle, çalışanlar ve başka ilişkili kişiler açısından, bunların amaçları doğrultusunda projenin genel ve sonuç olarak değerlendirilmesinin yapılabileceğini belirtmek gerekmektedir. Yukarıda kısaca değindiğimiz fizibilite aşamalarından ekonomik, teknik ve mali inceleme aşamaları, bundan sonraki sayfalarda ayrı ayrı bölümler altında ve ayrıntılı olarak açıklanacaktır. Yalnız kapsamlı olarak açıklanacak bu çalışmaların her proje türü için aynı ayrıntıda hazırlanması zorunlu değildir. Projenin kapsamı, yani hangi noktalarda yoğunlaşacağı yatırım türüne göre değişecektir.
30 ıı. EKONOMIK ETUD ILI. PİYASA ARAŞTIRMASI Yatırım projelerinin hazırlanma sürecinde işletmenin büyüklüğünü belirleyen en önemli faktörlerden birisi pazarın yapısı ve pazardaki olası taleptir. Yatırım kararı veya yapılacak yatırımın büyüklüğü mevcut ya da olası talebe göre belirlenir. Yatırım projelerinin hazırlanma sürecinde işletmenin büyüklüğünü belirleyen en önemli faktörlerden birisi, pazarın yapısı ve pazardaki muhtemel taleptir. Yatırım kararı veya yapılacak yatırımın büyüklüğü mevcut ya da muhtemel talebe göre belirlenir. Piyasa araştırması yeni kurulacak işletmeler açısından çok önemlidir. Çünkü hangi malın, hangi özellikle, hangi fiyatla, ne miktarda, kimlere, nerelerde satılacağı piyasa araştırması ile belirlenir. Eğer işletmeler üretecekleri malların özelliklerini ve kimlere, nerelerde, ne miktarda satacaklarını önceden saptarlarsa, üretime geçildiğinde karşılaşıbilecek problemlerin önemli bir bölümü ortadan kaldırılmış olacaktır. Piyasa araştırmasının istenilen düzeyde yapılmaması işletmeleri ve ülkeyi bir dizi olumsuz durumla karşı karşıya bırakır. İşletmeler açısında bu olumsuzlukların en önemlileri, talebin yeterli olmadığı sektörlere yatırım yapılıp üretilenlerin satılamaması ve dolayısıyla işletmenin istenilen kapasitede kullanılamamasıdır. Ülke açısından ortaya çıkabilecek olumsuzluk ise, arz fazlası olan sektörlerde yatırım yapılması, sermaye mallarının gereksiz şekilde bu sektörlere tahsis edilmesidir. Oysa sermaye bir üretim faktörüdür ve tüm ülkelerde bir maliyeti vardır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise maliyet daha yüksektir. Bu bağlamda araştırılması gerekli başlıca alanları şu şekilde özetleyebiliriz; * piyasanın hacmi, * piyasa geliştirme, * piyasa segmentleri (bölümleri), * piyasa payı,
31 * piyasadaki ürünlere yönelik piyasa potansiyelinin analizi ve yeni ürünler için talep tahminleri, * satış tahminleri, * ürünlere yönelik piyasaların özelliklerinin analizi, * piyasa trendlerinin (gelişimi / eğilimi) analizi. Bu alanlara yönelik olarak başlıca araştırma amaçlarını da şöyle özetlemek mümkündür; * piyasaları tanımlamak ve ölçmek, - toplam piyasalar (piyasaların bütünselliği yani bağlı talep yapısının analizi) - tek tek piyasaların en önemli segmentleri - cari ürünler için yeni piyasalar - cari pazarlar için yeni ürünler - yeni pazarlar için yeni ürünler * piyasaların özelliklerinin analizi, - ürünlere yönelik tüketici talebi, ürünlerin fonksiyonları - talep edilen ürün özellikleri (nitelikleri) - ürün tercihinde ve arayışında tüketici alışkanlıkları - tüketicilerin tavır ve aktiviteleri - rekabet koşulları, piyasa payı ve pazarlama maliyetleri ve ilgili uygulamalar - gerekli olacak ticari koşul ve ortam - piyasa, kolaylıklar ve rekabet trendleri * piyasaların projeksiyonu (1 ve 5 yıllık), - temel büyüme ve azalmaya yönelik etkili olabilecek faktörler - piyasada yer edinebilme koşulları - müşteri profilinde eğilimler veya olası değişiklikler ve piyasadaki yeni rekabetin koşullarını yaratan yeni ürün türleri - çevresel değişim (sosyal, ekonomik, teknik ve siyasal) - toplam piyasanın projeksiyonu (bu analiz piyasaya girme-sızma ve hedef piyasa payı açısından önem taşımaktadır) * olası piyasa payının projeksiyonu, - piyasanın eğilimine dayalı piyasa payı projeksiyonu - piyasa pozisyonunu etkileyebilecek rekabet koşullarının katı ve zayıf yönlerinin derecesinin belirlenmesi - pazar payını artırmaya yönelik genişleme alanlarının 'tesbiti - 1 veya 5 yıllık (bazen ürün ve piyasa yapısı uygun ise 10 yıllık) dönem içinde piyasa payının gelişimi.
32 II Piyasa Araştırması İçin Toplanması Gereken Veriler Yatırım projelerinin hazırlanması çalışmalarında piyasa analizi ile ilgili teorik modellerin kurulması kadar, pratik uygulamalar da önem kazanmaktadır. Piyasa analizleri yapılırken, işletmenin piyasa mekanizması içerisinde yaşama, tutunma olanakları ve piyasadaki etkinliği yanında piyasayı oluşturan bütün faktörler araştırılır. Ancak piyasa şartları belirlendikten sonra yatırım kararı verilebilir. durumundadır; Genel olarak bir piyasa araştırma süreci şu aşamaları izlemek a) yatırım projesi kapsamında ihtiyaç duyulan verilerin belirlenmesi ve bu ihtiyacın analizi, b) bilgi kaynaklarının bulunması, c) bu kaynaklardan gerekli olan bilgilerin toplanması, d) toplanan bu bilgilerin analiz edilmesi ve e) analiz sonucu elde edilen bilgilerin proje amacı doğrultusunda kullanımı. Piyasa analizlerinde gerekli olan veri ve bilgilerin sistemli bir çalışma ile toplanması gereklidir. Genelde bir çok iktisadi ve sosyal kuruluşlar çeşitli nedenlerden dolayı bu tür araştırmaları sık sık yapmaktadırlar. Yatırım projesinin piyasa analizine yönelik veri ve bilgileri bu kuruluşların yayınlarından sağlamak mümkündür. Her ne kadar böyle bir olasılık söz konusu ise de; projelerin içeriğine bağlı olarak bazı durumlarda bu kaynaklardan sağlanan veriler yeterli olamamakta veya elde edilememektedir. Dolayısıyla bu hallerde verilerin doğrudan elde edilmesi gerekmektedir. Örneğin yatırım projesine konu olan yatırım alanı ve ürünler yeni ise, böyle bir projenin piyasa analizine yönelik verileri zorunlu olarak doğrudan elde edilmesi gerekecektir. Piyasa analizleri kapsamındaki verilerin, birincil ve ikincil kaynaklardan olmak üzere iki kaynaktan toplanması veya elde edilmesi söz konusu olmaktadır. Bunları sırasıyla kısaca irdeleyelim. a) Birinci elden veriler, doğrudan doğruya esas kaynaklardan sağlanır. Bu bilgilere ulaşmak için mülakat, anket ve mektup gibi çeşitli yollardan yararlanılabilir. Söz konusu bilgiler orjinal kaynaklarından veya olası tüketicilerden sağlanır. Yukarıda da değinildiği üzere, projede üretimi amaçlanan mal veya hizmet türü yeni ise veya yeni bir yaklaşımla ürünün özelliklerinde değişiklik yapılarak üretilmesi amaçlanıyorsa, üretilmesi düşünülen yeni ürün ile ilgili olarak, daha önceden derlenmiş bilgileri bulmak olası
33 değildir. Bu durumda yatırım projesini hazırlayan kuruluş ve kişilerin, tek başlarına ya da diğer kişi ve kuruluşlarla işbirliği yaparak birincil kaynaklara ulaşıp, gerekli verileri toplamaları gereklidir. b) Piyasa analizlerine ilişkin ihtiyaç duyulan bilgiler, daha önce başka kişi ve kuruluşlar tarafından toplanmış ise, bu verilerden yararlanılabilir. Bu durumda ikincil kaynaklaridan bilgilere ulaşmak, zaman ve harcamalardan tasarruf sağlar. İkincil kaynaklara örnek olabilecek kurumları ve kaynakları aşağıdaki gibi sınıflayabiliriz; * Kalkınma planları ve yıllık programlar, * Türkiye istatistik yıllıkları, * DİE sürekli yayınları, * Merkez Bankası bültenleri, * Bilimsel tez, tebliğ ve araştırmalar, * Ticaret, sanayi ve meslek odalarının yapmış ve yaptırmış oldukları araştırmalar, * Uluslararası sosyal ve iktisadi organizasyonların araştırmaları (OECD, IMF gibi) Yatırım projesi kapsamında projenin niteliğine bağlı olarak toplanması gereken çok çeşitli bilgiye ihtiyaç vardır. Bu bilgilen sekiz grup altında toplayabiliriz; a) piyasanın rekabet yapısına ilişkin bilgiler, b) üretilecek mal ve hizmetin kullanım yerleri ve özellikleri, c) piyasadaki tüketici eğilimleri, d) fiyat ve maliyetlere ilişkin bilgiler, e) arz kaynaklanna ilişkin bilgiler, f) dağıtım kanallan hakkında bilgiler (projenin endüstriyel veya tüketim malı olması özelliğine bağlı olarak dağıtım kanallarına yönelik bilginin detayı ve önemi artma eğilimi gösterir), g) ülkenin özel koşullan ve mevsimlik değişmelere ilişkin bilgiler, h) devletin iktisat politikasındaki değişikliklerinin izlenmesi Ayrıca proje konusu olan mal ve hizmetin ihracat boyutu da var ise, yani belirleyici ve hedef piyasalar da (ülkeler) belirlenmişse, yukarıdaki ana grupları belirlenen bilgi kaynaklarından ilgili olanlannın bu piyasalara (ülkelere) yönelik olarak da yapılması gerekecektir.
34 II Mevcut Talebin Belirlenmesi Piyasa araştırmasının ana bölümünü talep analizi oluşturmaktadır. Belirli bir dönemde ve yerde üretilmesi planlanan mal ve hizmete ait talep miktarı şu değişkenlerin bir fonksiyonu olarak karşımıza çıkar. * benzer ve ikame malların rekabeti (etkisi), * talebin gelir ve fiyat esnekliği, * dağıtım kanallarının etkisi, * tüketim eğilimi ve ihtiyacı, * reklam. Proje analizinde cari talebin belirlenmesindeki hedefler ise; a) proje ile üretilecek mal ve hizmete yönelik talep bilgisi, b) bu bilgiye bağlı olarak yeni üretim kapasitesinin kurulmasının gerekli olup olmadığını saptamak. Yatırım projesi analizinde piyasa araştırmasının birincil amacı efektif talebi belirlemektedir. Bu özellikle projenin realizasyonu sonucu piyasaya girme, yerleşme ve pazar payı elde etmek açısından oldukça önemlidir. Gelecek yıllara ait pazar ve talep tahminlerinin yapılabilmesi için önce cari dönemdeki gerçek tüketim miktarını bulmak gerekir. Bu eğer ikincil kaynaklardan elde edilemiyorsa, belirli bir dönemdeki üretim değerinden ve stok değişmelerinden yararlanarak "görünen tüketim" değerine ulaşılabilir. Görünen tüketim formülasyonunu yatırım projesinin spesifik olarak örneğin halı üretimi olduğunu varsayarak şu şekilde; CH = CD + (I - E) + (DBS - DSS) gösterebiliriz. Formülde; CH = Halı tüketimi Cp = Dönem içindeki halı tüketimi I = Hah ithalat E = Halı ihracat DBS = Dönem başı halı stok DSS = Dönem sonu halı stok Rekabetin yoğun olduğu piyasalarda bugünkü tüketimin piyasadaki efektif talebe eşit olduğu genelde kabul görür. Eğer mal ve hizmet üzerinde çeşitli kısıtlamalar bulunuyorsa, görünen tüketim efektif talebe eşit olmamakta ve tahdit altında bir potansiyel talep ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı ürüne ait talep analizleri yapılırken baskı altında tutulan talep miktarı, piyasanın nitelik ve niceliği ile sektörün yapısı da dikkate alınarak araştırmaya dahil edilmelidir.
35 n.1.3. Pazarın Bölümlere Ayniması Pazarın bölümlendirmesi pazarlama disiplininde ve dolayısıyla da işletmecilikte gittikçe artan bir öneme sahiptir. Yatırım projelerinin niteliği ve etkinliği ve yapılacak olan talep projeksiyonlarının sağlıklı olması açısından, projeye konu olan mal ve hizmetin piyasada ne tür bir alıcısının olacağı veya ne tür bir talep yapısıyla karşılacağınm analiz edilmesi gerekecektir. Çünkü günümüzde kitlesel pazariama (pazar) işletmeler açısından bir çok sorunu gündeme getirmekte ve başarı olma şanslarını azaltmaktadır. Dolayısıyla klasik pazariama anlayışı da diyebileceğimiz bu yaklaşım "ne üretirsen satarsın" şeklinde bir mantık örgüsüne sahip olup artık günümüzde başarı şansı olmayan bir anlayışı temsil etmektedir. Çağdaş pazariamada hedef pazariara (müşterilere) yönelik, bu pazarların beklenti ve tercihlerinin dikkate alındığı bir anlayış hakimdir. Bu durum bizi segmentasyona (bölümlendirmeye) götürür. Bölümlendirmeyi "pazarın, farklı ürün ve pazarlama karışımını gerektirdiği ve farklı müşteri gruplarına bölünmesi" şeklinde tanımlamak mümkündür. Müşterilerin talepleri, satın alma birimleri, gelirieri, bulundukları yöre, satın alma mekanları ve satın alma pratikleri farklı farklıdır. Bu değişkenlerden herhangi biri dikkate alınarak pazarı bölümlendirebiliriz. Aşağıdaki şekillerde temel değişkenlere göre (yaşam tarzı gibi daha komplike değişkenler dikkate alınmamıştır) pazarın farklı bölümlere ayrılmasını görmekteyiz. a) Bölümlendirme Yok b) Tam bölümlendirme c) Pazarın bölümlendirmesi (1,2 ve 3 gelir gruplarına göre) d) Pazarın bölümlendirmesi (A ve B yaş gruplarına göre) e) Pazarın bölümlendirmesi (Gelir ve yaşa göre)
36 Tüketimmallarmayönelikolarakdeğerlendirilebilecek bölümlendirme unsurlarını şöyle özetleyebiliriz; * Coğrafik bölümlendirme (ülke, bölge veya il bazında) * Demografik bölümlendirme (yaş, cinsiyet, aile büyüklüğü, aile yaşam eğrisi -ülkemizde ebeveynlerle bir arada, batıda ise ayrı ayrı yaşama gibi- gelir, iş, eğitim, din, ırk, ulus bazında) * Psikografik bölümlendirme (sosyal sınıf, yaşam tarzı ve kişisel özellikler bazında) * Davranışsal bölümlendirme (bilgi, tavır ve mal ve hizmet kullanımı veya tepkisi bazında) Endüstriyel mallara yönelik olarak değerlendirilebilecek bölümlendirmede de tüketim mallarındaki bölümlendirme yaklaşımını kullanmak mümkündür. Endüstriyel müşteriler coğrafik olarak ve aranan fayda, kullanıcının statüsü, kullanım miktarı/oranı, kullanılan mala bağlılık ve tavırsal (tepkisel) değişkenler olarak iki ana bölüme ayrılabilir. Genel bir yaklaşım ise, endüstriyel pazarları "nihai kullanıcılara" göre bölümlendirmedir. Aşağıda alüminyum pazarına yönelik olarak üç aşamalı bölümlendirme örneğini görmekteyiz. Otomobil Ara malı üreticileri Çok miktarda talep edenler (büyük müşteri) Aliminyum üreticisi Perakendeci müşteriler İnşaat şirketleri Orta seviyede talep edenler (orta müşteri) İçki üreticileri Bina sahipleri (yazlık-kışlık) Az miktarda talep edenler (küçük müşteri) (Nihai (Üretim (Müşteri sayısmakullanıcıya göre aşamasının bir hacmine göre bölümlendirme) bölümüne göre bölümlendirme) bölümlendirme) Şekil-3. Aliminyum Pazarı Bölümlendirmesi ıl1.4. Talep Projeksiyonları Piyasa araştırmasında talep projeksiyonları, yatırımın gerçekleştirilme kararının verilmesinde ve kapasite büyüklüğünün seçiminde en önemli
37 unsurdur. Doğaldır ki, yatırımı yapacak kişi ve kuruluşların sağlıklı karar alabilmesi için üretilecek olan mal ve hizmete olan talebi, piyasa payını, diğer firmaların paylarını vb. şeyleri bilmeleri gerekecektir. Bu tür çalışmaları aşağıdaki tabloda olduğu üzere özetlemek mümkündür. Tablo-1. Talep Projeksiyonu Temel Bölümler İtibariyle Gerekli Bilgiler Pazarlama Piyasa araştırması - Bölge ve mal için satışlar - Genel ekonomik durum - Fiyatlar - Faiz oranları ve krediler - Tüketici eğilimi - Hükümet politikaları - Yeni mala karşı tepkiler - Teknolojik değişme - Yeni mallar - Dünya ekonomisi - Sosyal değişme - Rakiplerin durumu - Ekonomik göstergeler - Yeni piyasalar Genelde projeksiyon, özü itibariyle bir geleceği tahmin olayıdır. Geleceği tahmindeki ortak özellikler şunlardır; * geleceğin tahmini zamanı içermektedir ve gelecek bir dönemdeki değerlerin bilinmesi istenmektedir (örneğin, gelecekte üretilecek mal ve hizmete talep ne olacak gibi), * belirsizlik-üretilecek olan mal ve hizmete yönelik olarak talep ne olacağı sorusunun yanıtının bir belirsizlik içermesi yani net ve kesin olmaması, * geleceğin tahmini genellikle geçmişteki bilgi ve verilere dayanıyor olması - bundan dolayı bu verilerin sağlıklı ve güvenilir olması gerekiyor. Talep projeksiyonlarının planlama ile karıştırılmaması gerekir. Talep projeksiyonu gelecekte üreteceğimiz mal ve hizmete yönelik talebin ne olacağını geçmişe bakarak tahmin etmektir. Planlama ise geleceğin tahminini de kullanarak uygun çözüme ulaşmayı amaçlar. Örneğin yatırım projesine yönelik olarak yapılan talep projeksiyonunda talebin gelecek bir iki yıl içinde düşebileceği ve daha sonra piyasalarda canlanma olacağı ve talebin artacağı tahmin edilmişse yatırıma karar verilebilir (veya bazı düzenlemelere gidilebilir)
38 ve kapasite ilk yıllarda düşük tutulabilir. Oysa planlama boyutunda, bu talep azalışını engellemek için gerekli önlemleri almayı amaçlayabilir. Talep projeksiyonlarını belirlemenin temel aşamalarını şöyle özetleyebiliriz; * belirli bir dönemde mevcut tüketimi ve tüketimin değişim oranlarını tanımlamak ve analiz etmek, * toplam tüketim miktarını pazarın bölümlerine göre sınıflandırmak * geçmiş dönemde tüketimi etkileyen faktörleri ve bunların etkilerini açıklamak, * bunların gelecekteki gelişmelerini ve talep üzerindeki etkilerini analiz etmek. IL Talep tahmin yöntemleri Gelecekte talebin büyüklüğünü belirleyen faktörler mal ve hizmetin türüne ve nihai kullanım amacına göre farklılıklar gösterir. Bu faktörleri mal ve hizmet kategorileri açısından şöyle sınıflandırmak mümkündür. Tablo-2. Ürün Bazında Talebi Etkileyen Faktörler Faktörler ürün çeşidi Dayanıksız tüketim malı talep tahmini Dayanıklı tüketim malı talep tahmini Ara malları talep tahmini Sermaye malları talep tahmini Nüfus X X X Gelir X X X Fiyat Aile sayısı X X Yenileme isteği Kredi olanakları X Rakip mal fiyatı X X Tamamlayıcı mal fiyatı Firma talebi Firma genişlemesi Nihai mal talebi X X X X X X İkame mal fiyatı X X Yenileme talebi Firma sayısı Kapasite kullanım oranı Üretim tek. gelişmeler X X X X
39 İleride bir karışıklığa yol açmamak açısından, talep tahmin yöntemleri lie tahmin çeşitleri arasınida farkı açıklamak gerekmektedir. Bir tahmin yöntemini olası bütün tahmin çeşitlerine uygulamak mümkün olabilir Yani her bir tahmin çeşidi için ayrı bir talep tahmin yönteminin olması mümkün değildir. Tahmin çeşitlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz; a) Olay-sonuç tahmini: Gelecekte bir olayın gerçekleşeceği kesin olarak bilinmekte ve fakat sonucu bilinmemektedir. Bu sonuca yönelik tahmin yapılmak istenirse, olay-sonuç tahmininden söz edilmektedir. Örneğin, yatırım projesine konu olan mal veya hizmetin ne olacağına karar verilmiştir fakat satışların ne olacağı bilinmemektedir. b) Olay-zaman tahmini: Bu tip tahminlerde bir olayın ne zaman gerçekleşeceği tahmin edilmeye çalışılır. Örneğin, yatırım projesine konu olan mal veya hizmete karar verilmiştir ve bu mal veya hizmete yönelik veya o paralelde yeni mal ve hizmetin başka işletmeler tarafından ne zaman piyasaya sürüleceği bilinmek istenmektedir. c) Zaman serisi: Belirli aralıklarla gözlenen ve değerleri kaydedilen bir değişken zaman serisini oluşturur. Örneğin, yıllık televizyon üretimi gibi. Talep tahmin yöntemlerini ise iki ana gruba ayırabiliriz. Bunlarda, a) Kantitatif teknikler b) Kalitatif teknikler Araştırma esnasında bu iki ana grupta bulunan teknikleri birlikte kullanmak zorunda kalabiliriz. Örneğin, x malına olan talep tahmini için fiyatın, tüketicilere ait gelirin ve rekabet içindeki (ikame edilebilecek) malın fiyatlarının en az on dönem için bulunması gerekir. Eğer malın piyasaya yeni sürülmesi söz konusu ise, o mala olan talep tahmini için istenilen rakamlar bulunmamaktadır. Bu durumda araştırmayı yapan kişi ve kuruluşlar bazı 'varsayımlar ile talebi belirlemek zorundadır ki bu niteliksel yöntemlere girer. Daha kesin sonuçlara ulaşılmak istenirse bu durumda yeni mala yönelik olarak geniş bir alan çalışması gerekebilir (anketle piyasa araştırması gibi). Kantitatif yöntemleri iki alt gruba ayırabiliriz, a^ - Zaman serisi analizi 32 - Nedensel modeller Zaman serisi analizi açıklanmak istenen değişken (talep gibi) geçmiş değerlerine bakarak, gelecek değerleri üzerine tahminler yapmayı amaçlar,
40 Xt = tahmin edilmek istenen değişken (talep) Nedensel modeller ise açıklanmak istenen değişkene bağlı olduğu varsayılan değişkenler ile ilişkisi bulunduktan sonra, açıklayıcı değişkenlerinin gelecekteki değerleri veri kabul edilip o değişken tahmin edilir. Örneğin, talebi belirleyen malın ve diğer malların fiyatı ve tüketici geliri olabilir. Şöyle ki, Tt = f(f, G, R,) T = talep G = tüketici gelir düzeyi F = fiyat R = rakip malın fiyatı Talep tahmin yöntemlerini detaylı olarak aşağıdaki görebiliriz. Talep tahmin yöntemleri r Kantitatif modeller I Nedensel modeller Zaman serisi Delphi Kalitatif modeller T 1 Anket Büyüme eğrileri Ekonometrik modeller Girdi-Çıktı modeli Tek denklemli modeller Çok denklemli modeller Ortalama ve üstel düzeltme Klasik zaman serisi analizi 1 Box-Jenkins Şekil-4. Talep Tahmin Yöntemleri Talep tahmin yöntemlerinde dikkat edilecek önemli bir nokta ise geçmişteki ilişkilerin sabit kaldığıdır. Modele dahil edilmeyen faktörler hatayı önemli ölçüde artırabilir. Dolayısıyla bu hataları azaltmak için incelenen piyasa açısından, Türkiye ve dünya sosyo-ekonomik ve politik durumları iyi analiz etmekle mümkün olabilir. Özellikle dışa açık bir ekonomik yapıda dünya, Türkiye ekonomisi, sektör, üreticiler ve tüketiciler arasında projeye
41 konu olacak mal veya hizmetlerin niteliğine göre gereken ölçü ve düzeyde bir nedensellik analizi zorunlu olabilir. Uygulamada en çok karşılaşılan talep tahmin yöntemlerini; - anket (örnekleme) - trend analizi ve - regresyon analizi olarak belirtebiliriz. Bu yöntemlerin sıkça, kullanılmasının temel nedenlerini ise; zaman, bütçe, kolaylık ve etkinlik şeklinde belirtebiliriz. Projeye konu olan mal ve hizmetlerin özelliklerine ve projenin komplike olma düzeyine paralel olarak daha önce belirttiğimiz yöntemlerinde kullanılması mümkündür Anketle piyasa araştırması yöntemi Veri toplamanın ve buradan hareketle talep tahmini yapmanın önemli yollarından biridir. Anketler üretilecek mal veya hizmete yönelik olarak tüketicinin eğilimini görmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Amaç bütün özelliklere sahip olan kütleyi (ana kütle) en iyi biçimde temsil edebilecek daha küçük bir örneğin belirlenmesidir. Bu yönteme göre, ürünü kullananlara soru kağıtları gönderilecek ve alınacak yanıtlara göre talep tahmini yapılmağa çalışılacaktır. Dar bir bölgede uygulama olanağı olan ve alıcısı kesin olarak belirlenebilen ürünlerle ilgili araştırmalarda kullanılırsa yöntemden geçerli sonuç almak olanağı vardır. Yöntemin evde, sokakta, telefon ya da mektup ile uygulanabilir olması ve soruların yönetileceği kişilerin belirlenebilmesindeki kolaylıklar, yöntemin kullanılışını yaygınlaştırmaktadır. Bu arada, anketin elverdiği ölçüde kısa, açık ve kolay anlaşılır soruları kapsaması, yanıtlayanın zamanım fazla almayacak nitelik taşıması, yanıtların kısa ve öz olmasını sağlaması gibi özellikler taşımasına dikkat etmek gerekmektedir. Yöntemden başarılı sonuç alınabilmesinin, anket yapılan kişi ya da kişilerin bütünü temsil eder nitelik taşımasına bağlı olduğunu da belirtmek uygun olacaktır. Örnek: Türkiye genelinde sabun talep tahmini yapılmak istenmektedir. Ana kütlemizi (N) Türkiye'deki hane sayısı oluşturmaktadır. Ortalama hane halkını 4 kişi varsayarsak
42 Q3Q00000 kişi 4 kişi ^ hane ana kütleyi oluşturur. Buradan, örnek hacmini % 1 olarak belirlemişsek; yani n/n = % 5 ve n/ = % l'den, n = hane olur. Örnek hacmini ana kütleyi temsil yeteneği açısından illerin nüfus, gelir, ticari gelişmişlik vb. (pazarların derinliği açısından) gibi faktörleri göre illere dağıtımı yapılır ve belirlenen hane sayısı kadar ve ile görüşülür. Görüşme yapılacak hanelerin seçimi her ilin kendi özel koşulları (yerleşim dağılımı gibi) dikkate alınarak yapılır. Her iki dağılımında yapıldığını varsayıyoruz. Hane halkına ayda kaç tane sabun tüketildiği biçiminde tek soru yöneltilmiştir. Çok daha karışık ve uzun hesaplamaları dikkate almaksızın (örnekleme teorisinin mantığı gereği), basitlik olması açısından bütün anketlerin değerlendirildiği ve Türkiye geneline yönelik olarak hane başına ayda 5adet sabun tüketildiğini varsayarsak; Aylık sabun tüketim miktarı ( hane x 5 adet sabun) Yıllık sabun tüketim miktarı ( adet X 12 ay) adet adet Türkiye'nin yıllık nüfus artışını % 3 kabul edersek, gelecek 4 yıl boyunca sabun tüketimi miktarında omusu gelişmeler aşağıdaki gibi olacaktır. Hane halkı Aylık tüketim Yıllık tüketim Yıllar sayısı (adet) (adet) Anketle piyasa inceleme yönteminden, proje konusu ürünün ilk kez pazara çıkartılması halinde, "Pazar Testi" biçiminde yararlanılabileceğini belirtmek gerekmektedir. Anketle, talep tahmini yapılabileceği gibi, ürünün kalitesi, ürünü yeğleme nedenleri, ürün ile ilgili yakınmaların saptanması gibi sorunların çözümüne dönük bilgilerin derlenmesi olanağı da vardır ve bu amaçlar için anketle piyasa inceleme yönteminden geniş bir biçimde yararlanılmaktadır.
43 Trend analizi Trend analizi yöntemi, yatırım projesine konu olan mal veya hizmetin geçmiş dönemlerdeki tüketim verilerini zaman serilerine dayanarak sınıflandıran önemli bir yöntemdir. Trend analizlerinde talep fonksiyonu, gerçekleşen ve gerçekleşecek satışlarla tek bağımsız değişken durumundaki zaman arasındaki ilişkiyi açıklar. Zaman serisinin geçmiş yıllarla ilgili değerleri bir trend şeklinde gerçekleşiyor ise bu durumda trend analizini kullanmak zorundayız. Doğrusal ve doğrusal olmayan trend olmak üzere iki farklı trend ayrımı yapılmaktadır. Doğrusal trend analizi Zaman serisinde hakim olan gelişmenin aynı (mutlak) büyüme veya düşme oranları ile karakterize edilmesi halinde doğrusal trend söz konusudur. Trendden sapmalar, ne mevsimlik ne de konjonktürel şartlara, daha çok tesadüflere bağlıdır. Fonksiyonel olarak aşağıdaki gibidir. Y = a + bx Tahmin hesaplarında geçmiş dönemlerin değerlerinden trend doğrusunun fonksiyonu bulunacaktır. Bu fonksiyonun, a ve b parametre değerleri tespit edilecektir. Y' tahmin değerleri olarak fonksiyonun gelecek dönemi için mevcut değerlerin tesadüfi dağılımının gerçekleştiği trend doğrusunun belirlenebilmesi için doğrusal regresyon metodu kullanılmaktadır. Bu metod, en küçük kareler metoduna dayanmaktadır. Doğrunun mevcut değerlere, doğru ile fiili değerler arasındaki sapmaların karelerinin toplamının minimum olacak şekilde intibakı sağlamaya çalışılmaktadır, a ve b parametrelerinin hesaplanması, bir defa hesaplanan trendin geleceğe değişmeden aktarılmasını etkilemektedir. Bu nedenle metod son derece istikrarlı olup kısa dönemli gelişmelere fazla bir reaksiyon göstermemektedir. İstatistik tekniği (disiplini) dalında ayrıntılı olarak incelenmiş olan metodun matematiksel olarak tespiti yerine aşağıda pratik ihtiyaçlara uyan yaklaşık hesaplamalar ortaya konulacaktır. Bu tahmin hesabı ile mevcut değerlerden trend doğrusu hesap edilmeye çalışılacaktır. Trend fonksiyonun hesaplanması: Y = a + bx Burada iki temel formül elde edilecektir. 5:Y =Na.b5:x
44 "N" hesaplamada dikkate alınacak olan geçmiş yılların değerlerinin sayısını X zaman aralıklarının ve Y ilgili tutarları ifade etmektedir. X dikkate alınan zaman alanının ortası olarak tespit edildiği takdirde, aşağıdaki formülü elde etmek mümkündür. =Na Aşağıdaki tabloda işletmenin n = 7 yıllık Y satış hasılatı verilmiştir ve buradan hareketle X, Y, XY ve X^ değerleri hesaplanmaktadır. Bunlara dayanılarak işletmenin 5 yıllık satış hasılatının tahmin edilmesi istenmektedir. Yıllar X Y XY X^ Hesaplanan değerleri temel formüllere aktarılması suretiyle a ve b parametresi için aşağıdaki değerler elde edilebilir. = Na 1424 = 7a a = = :xY = h^x' 662 = b.28 b = ^ = Bu değerleri trend fonksiyonunda yerine koyacak olursak, Y = formülünü elde ederiz. Bu fonksiyona dayanarak gelecek 5 yıldaki satış hasılatının talimin etmek mümkün olmaktadır.
45 1997-^ (4) = ^ (5) = ^ (6) = ^ (7) = (8) = 392 Şüphesiz buradaki hesaplamada yıllık talep artışları sabit olarak kabul edilmiştir. Halbuki talep artışlarında değişme söz konusu olabilir. Bu durumda en küçük kareler yöntemine göre, geçmiş yıllara ait gerçek değerlerle, bu doğrunun aynı yıllar için vereceği teorik değerler arasındaki farkların kareleri toplamı en küçük (minimum) olan doğru hesaplanır. Bu hesaplamalara uygun doğrusal denklemi için tahmini standart sapma tespit edilir. Yıllar Y (gerçek K değer) Y' (teorik değer) Y - Y' (Y - Y')' y (teorik değerin) bulunuşu Y = ,6X fonksiyonunda X değerlerinin, yani -3, -2, -1, O, 1, 2, 3 yerine konması suretiyle bulunacaktır. Trend doğrusunun standart sapmasını aşağıdaki şekilde hesaplamak mümkündür. N = Daha önceki hesaplamalarla tespit edilen satış hasılatı ile standart sapma karşılaştırılmak suretiyle güven sınırları bulunur. Örneğin 1997 yılında satış hasılatı 298 TL olacağı hesaplanmıştır. Bu satış hasılatının güven sınırı 298 ± olacaktır. Daha doğrusu satış hasılatının TL ile TL arasında gerçekleşmesi mümkündür. Burada ortaya çıkan sapmanın aynı iş kolundaki anlamlılığı önem kazanmaktadır. Eğer sapma anlamlı ise, başka bir trend fonksiyonun uygulanmasına ihtiyaç vardır.
46 Ayrıca daha yüksek derecede doğrusal olmayan (parabolik gibi) trend fonksiyonları teşkil etmek mümkündür. Şüphesiz bu tür trend fonksiyonlarının teşkilinin anlamlı olup olmayacağı kontrol edilmelidir. Trend fonksiyonlarının fiili değerlere bir yaklaşma elde edilmekle beraber, ancak tahminin doğruluğu aynı ölçüde artmak zorunda değildir. Tahmin fonksiyonu fiili verilere ne kadar çok yaklaşır ise, tesadüfi sapmaların ağırlıklarının artma tehlikesi de o kadar fazladır (çoklu doğrusal bağlantı ve otokorelasyon hali). Böylece tahminlerin doğruluğu azalacaktır Regresyon analizi Bu yaklaşımda, talep, zaman değişkeni dışındaki değişkenlerin fonksiyonu olarak ele alınmaktadır. Fonksiyonda analize konu olan malın veya hizmetin niteliğine göre fiyat, gelir, tüketici ihtiyaçları, rakip ve tamamlayıcı malların fiyatı gibi bağımsız değişkenlerin belirlediği bağımlı bir değişken konumundadır. Bağımlı değişkenle bağımsız değişkenler arasındaki ilişki ikiden fazla parametre tarafından sağlanır ve bu ilişki modellerle ifade edilir. En küçük kareler yöntemi Yöntem, bir istatistik modeldir ve yöntemin uygulanmasında eğilim denklemle belirlenir. Eğilimin saptanmasında, doğrusal fonksiyon uygulaması, parabolik eğri uygulaması, yarılogoritmik eğri uygulaması gibi yollar vardır. Bunlar aynı zamanda birer istatistik yöntem niteliği taşımaktadırlar. En küçük kareler yönteminin bu üç uygulama biçimi üzerinde örneklerle durulacaktır. a. Doğrusal fonksiyon uygulaması Yöntemin uygulanmasında yararlanılan denklem Y = a + bx dir. Denklemdeki Y satışları (talebi), X zaman (yıllar), a, X sıfıra eşit olduğunda satışın değerini, b, satışın yıllık artış oranının ifade etmektedir. Bu verilere göre, denklemde iki değişken arasındaki ilişkiyi belirten eğrinin matematiksel tanımı yapılmaktadır. Bu denklemle talep ve yıllar arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Araştırılan grafik eğrisi için a ve b'yi tespit etmek gerekmektedir. Bunun için yararlanılacak denklemler aşağıda gösterilmiştir. X:Y = Na.b5:x 5:xY -a5:x.b5:x^ Yedi yıllık bir zaman serisi alınarak yapılacak talep tahmini üzerinde aşağıda durulmuştur.
47 Yıllar X Y (milyon) YX X^ Y^K = O olduğundan = Na X)XY = b52x2 olur sayılar yerine konursa: = 9a = 60b a = 298.5: 9 = 33.1 b = 596.9:60 = 9.9 Bulunan a ve b'ye göre denklem aşağıdaki gibi olmaktadır Y = X Trend denklemi yardımıyla ileriye yönelik tahmini değerler aşağıdaki gibi hesaplanmıştır. X Yıllar Y (talep) Y = (5) Y = (10) Bu hesaplamalarda yıldan yıla talep artış miktarları değişmez kabul edilmektedir. Oysa değişmezlik her zaman olmayabilir. Bu durumda en küçük kareler yöntemine göre, geçmiş yıllara ait gerçek değerlere, bu doğrunun aynı
48 yıllar için vereceği kuramsal değerler arasındaki farkların kareleri toplamı en düşük (minimum) olan doğru hesaplanır. Bu hesaplamaya doğrusal eğilim denklemi için tahminin standart sapmasının tespiti denilmektedir. Sıra Y Y' sayısı Yıllar gerçek değer kuramsal değer YY' (Y-Y')' Not: 1988 yılı kuramsal değeri şöyle hesaplanmıştır: Y - a + bx'e göre Y = X denkleminde X = 4'dür. Bu değer yerine konulursa 1988 yılı için Y değeri -6.5 bulunur. olmaktadır. Doğrusal eğilim denklemi için standart sapma aşağıdaki biçimde =V66JÖ- = Daha önceki hesaplamadan örneğin, 1999 yılı ile ilgili talep tahmini ele alınarak, standart sapmanın ortaya koyduğu güven sınırı belirlenebilir yılı için tahmini talep 102.4'dür. Güven sınırı ± 8.16 olacaktır. Başka bir deyişle 1999 değeri arasındadır. Bu farklılık iş konusuna göre önemli bir sapma sayılırsa, talep tahmini için doğrusal fonksiyon uygulanması dışında bir başka en küçük kareler yönteminin uygulanması gerektiği ortaya çıkar. Bunun yanında, gerçek ve kuramsal değerler arasındaki farklılıkların da önemli bulunması bir başka yolun denenmesi gerekliliğini gösterebilir. Daha önce de belirtildiği üzere en küçük kareler yönteminin bir başka yolu parabolik eğri uygulamasıdır.
49 b. Parabolik eğri uygulaması Ele alınan serinin değişmesinin yıldan yıla değişmez olmadığı, yıldan yıla oldukça düzenli bir biçimde arttığı ya da azaldığı görülürse bu uygulamanın yapılabileceği anlaşılmaktadır. Parabolik eğri uygulaması denklemi aşağıda gösterilmiştir. Y = a + bx + cx2 Bu denklemdeki a, b ve c değerlerinin saptanmasında aşağıdaki denklemlerden yararlanılır. = Na + bx)x + cx)x2 5:xY =a5:x.b5:x^-.c5:x3 olmaktadır. X)X2Y = a5;^x2 + bx)x3 + cx)x^ Daha önce ele alınan örnekle ilgili uygulama aşağıdaki biçimde Yıllar X Y (milyon) XY X^ XY X^ X^ Bu değerler yukarıdaki denklemlerde yerlerine konulursa: = 9a + 60c = 60 b = 60a + 708c Bu denklemlerden ikincisine göre b = 9.9'dur.
50 Diğer denklemlere göre a ve c bulunabilir. Bu hesaplama a = ve c = 1.36 dır. Bu değerlere göre saptanan parabolik eğri denklemi aşağıdaki gibi olmaktadır. Y = X X 1999 yılına ait tahmini talep miktarını saptamak gerekirse X için 7 değerini kullanarak denklemi çözmek gerekecektir. durulmuştur. Y = (7)+1.36(49) Y = Bu hesaplamadaki standart sapma hesaplaması üzerinde de aşağıda Seri sayısı Yıllar Y gerçek değer Y' kuramsal değer YY' (Y-Y')' Not: 1988 yılının kuramsal değeri şöyle hesaplanmıştır: Y = X X^ denkleminde X değeri -4 alınmıştır. Bu değer denklemde yerine konursa Y değeri 6.2 milyon bulunmaktadır. olmaktadır. Parabol eğrisi için tahmini n standart sapması aşağıdaki gibi = VZÎ48 = 1.46 Doğrusal fonksiyon uygulamasındaki 8.16'lık standart sapmasına karşılık, parabolik eğri uygulamasında standart sapma 1.46 olmakta ve sapma çok daha azaltmaktadır. Nitekim 1999 yılı için tahmini değerler ± 1.46, başka bir deyişle arasında olmakta ve fark azalmaktadır. Öte yandan, geçmişe dönük gerçek ve kuramsal değerler arasındaki farkın da azaldığı dikkati çekmektedir.
51 c. Yan logaritmik eğri uygulaması Zaman serisinde, yıllar itibariyle değişmenin aynı kalmayıp, yıllar arasında farklı olması, ancak değişme oranının aynı kalması söz konusu ise, eğilimin ortaya konulmasında yarı logaritmik eğri hesaplamasından yararlanılması uygun olabilecektir. Yarı logaritmik eğrinin hesaplanabilmesi için denklem aşağıda gösterilmiştir. Y = abx veya logaritmik biçimiyle LogY = Loga + LogbXdir Log a ve log b aşağıdaki denklemler yardımıyla bulunabilir. X)LogY = NLoga + Logb5;;x X)(XLogY) = LogaX)X + LogbX2 Denklemin uygulanması üzerinde aşağıda bir örnekle durulmuştur. Yıl X Y Log Y X Log Y X^ J Tablodaki değerler denklemlerde aşağıda yerlerine konulmuştur = 9 Loga = eologb Bu denklemlerin çözümünden: Loga = Logb =
52 Bunlara göre: LogY = Loga + LogbX denkleminde değerler yerlerine konulursa; LogY = X Bu denklemden yararlanarak gelecek yıllardaki talep tahminleri yapılabilir. Şöyle ki, x yerine gelecekte tahmini yapılması istenilen dönem yazılır ve denklemden yararlanılarak hesaplama yapılır. Örneğin, 1999 yılına ait talep tahmini aşağıdaki gibi hesaplanabilir yılına ait X değeri 7 olduğuna göre: LogY = (7) LogY = Y = Korelasyon ve regrasyon yöntemi Bu yöntemde talep değişkeni, başka açıklayıcı değişkenlerin bir fonksiyonu olarak ele alınır. Açıklayıcı değişkenle buna bağlı değişken arasındaki değişme uygunluğu korelasyon olarak tanımlanmaktadır. Değişme uygunluğu ölçüsü ise, korelasyon oranıdır. Yöntem bir örnekle açıklanmaya çalışılacaktır talebinin "B" değişkeni ile ölçülmesi istenilmektedir. Örnekte "A" ürünü X Y Yıllar "B" değişkeni "A" ürünü X=Y-^ (milyar TL.) (1000 ton) X =200 Y = 224
53 X ve Y'nin tabloda hesaplanan değerlerinden yararlanılarak XY, X^ ve Y^ hesaplamaları aşağıdaki biçimde olmaktadır. Yıllar XY X^ Y^ S S 3899 E 1642 r = te^'ey^ V^3.899x ^ = Hesaplamaya göre "A" ürünü talebinin "B" değişkenine % 98,8 oranında uygunluğu saptanmış olmaktadır. Bu büyük bir değişme uygunluğu olarak kabul edilebilir. Bundan sonra yapılacak işlem "B" değişkeninin gelecek yıllarla ilgili tahmininin yapılmasıdır. Bu değişkenin kolay ve isabetli tahmin edilebilir veri olması ölçüsünde talebi araştırılan malın tahminindeki yanılgı payı da az olacaktır. "A" ürünü talebinin gelecek yıllardaki seyrinin saptanması için önce regresyon doğrusunun tespiti gerekmektedir. Regresyon doğrusunun denklemi aşağıda gösterilmiştir. Y = a + bx Bu denklemdeki a ve b değerleri için aşağıda belirtilen yardımcı denklemlerden yararlanılacaktır. 5:Y = Na.b5:x Denklemdeki XY, X^ ve Y^ aşağıda hesaplanmıştır.
54 Yıllar X "B" değişkeni (milyon TL.) Y "A" ürünü (1000 ton) X^ Y^ XY Değerler, denklemlerde yerlerine konursa; = 7a b = b b = a = = 95.9 Buna göre regresyon aşağıdaki denklemde gösterilmiştir. Y = X Bu denklemledeki X, gelecek yıllarda kolayca tahmini yapılabilen "B" değişkeni ile ilgilidir. "B" değişkeni gelecek yıllardaki değeri denklemde yerine konursa, "A" ürünün talep tahminleri hesaplanabilir. Yıllar X "B" değişkeni (milyon TL.) Y "A" ürünü (1000 ton) Bu yöntemin uygulanmasında, korelasyonun geçerliliğini artırmak için "B" değişkenine ilave olarak açıklayıcı başka, bir veya daha fazla değişken
55 bulunabilir. Böylece korelasyon katsayısının belirleyiciliğinin artmasına paralel, ikili ya da çoklu regresyon analizine göre "A" ürününün olası talebinin hesaplanması daha sağlıklı yapılabilir. II.1.5. Pazar Payının Tahmini Pazar payı tahmininde, uzun süreli geleceğe dönük iş kolu gelişme tahminleriyle ortaya konulan tahmini talep miktarlarından, proje ile oluşturulacak kuruluşa düşen payın saptanması söz konusudur. Bu tespit işlemi, geçmişe dönük bilgilerden de yararlanılarak aşağıda belirtilen aşamalardan oluşur. - geçmiş dönemlerde ve projenin düzenlendiği dönemde talebin başlıca üreticiler arasında paylaşımı, dışalım miktar ve tutarları, - gelecek dönemlerde talebin paylaşma olasılığı. Gelecekteki pazar payı paylaşımını, geçmiş dönemlerdeki gelişmeler büyük ölçüde etkileyeceğinden geçmişteki durumun, ayrıntılı bir biçimde saptanması gerekmektedir. Gelecekte kuruluşa düşebilecek pazar payı, dönemler itibariyle üretim ve satışı oluşturacak, projenin kapasiteden yararlanma durumunu ortaya koyacaktır. Bu miktarların satış tutarı tahmini haline dönüştürülebilmesi için, satış fiyatı tahminlerinin de yapılması gerekmektedir. Satış fiyatı tahmini, teknik çalışmalarla oluşacak, birim üretim maliyetine bağlı olmakla beraber, bu konunun da pazarı payı bölüşümü hesaplamalarında inceleme konusu yapılan hususlarla birlikte ele alınması, araştırma verilerinin ayrı olması dolayısıyla uygun olacaktır. Böylece projenin dönemler itibariyle satış miktarı ve tutar tahminleri ortaya konulabilecektir. Piyasadaki gelişmeler olumlu değilse ya da rakiplerden projeye pazar payı kalmıyorsa, satış yapma olanağı azalacak, dolayısıyla yatırım yapılmasından vazgeçilebilecektir. Pazar payı paylaşımının olabileceğinden daha yüksek seviyede tahmini, gereğinden fazla kapasite doğmasına, başka bir deyişle gereğinden fazla yatırım yapılmasına neden olabilecek, kârlılık, geri ödeme vb. çok çeşitli sakıncalı durumların ortaya çıkmasına yol açılacaktır. Bunun aksi yöndeki tahminler, yanı pazar payının olabileceğinden daha düşük seviyede belirlenmesi ve talep artışının düşük seviyede belirlenmesi ve talep artışının düşük seviyede tespiti, kapasitesinin gerektiğinden düşük tutulmasına, kısa sürede tam kapasiteye ulaşılmasına ve sonuç olarak yatırım fırsatının kaçırılmasına neden olabilecektir.
56 Geleceğe dönük tahminlerin ilk aşamasında, geçmişteki durumun tespiti yanında yatırımın tamamlanma süresi içinde başlıca rakiplerin tamamlamak üzere olan genişleme yatırımlarının doğuracağı yeni kapasiteleri ya da henüz yararlanılmamış olan kapasiteleri ile dış alımdaki değişme olasılığı göz önünde tutulacaktır. Bu konulardaki tahmini gelişmelere göre talebin karşılanma durumu saptandıktan sonra talebin karşılanmayan bölümü, ilk çalışma döneminde kuruluşun pazar payını oluşturacaktır. Yukarıda açıklanan hususlar göz önünde tutulmak suretiyle, A ürününün gelecek yıllardaki tahmini gelişmesi ve pazar paylaşımı üzerinde aşağıda durulmuştur. Tablo-3. Tahmini Satışlar "A" l^rüıu'i tahmini r(^planı çalışlar (adcl) İçinde bulunulan döneni Tahmin X X+l X-3 x-ı (SOO.()()() ()()() Tablo-4. Mevcut Kuruluşlarm Yatırım Çalışmalarına Göre Kapasite Artışları ".A" kuruiiıu 3()t),()n(î "\V kurumu , "{"" kurumu ''!)" kurumu '5, C^'eşiilı 100, ») f),00() Topkım kapasue oo(^ L20.^O() Tablo-5. Mevcut Kuruluşların Beklenen Satışları "/\" kın-umu ,000 2^ , "[]" kurumu , ,000 2''(), ,000 "C" kurumu I ^0, "D" kurumu , i) VEI^ıllı ''il.{)(){) 80O Toplam salı.şlar ,000! 07ı,).(.nit) 1, 1 "0,
57 Tahmini toplam satışlar - tahmini toplam kapasite farkı: Tahmini toplam satışlar mevcut kuruluşların tahmini satışları farkı: Yukardaki tablodan, kurulu kapasite ve bunların beklenen yatırımları itibariyle X+4 döneminde yeni kuruluşa gerekseme duyulabileceği görülmektedir. Var olan kuruluşlar halen kurulu kapasitelerinden tam olarak yararlanamamaktadırlar. İçinde bulunulan dönemde toplam kapasiteden yararlanma oranı (800 : 1.100) % 72.7'dir. Gelecek dönemlerde, çeşitli nedenlerle bu kuruluşlardan bir bölümünün kapasitelerinden tam olarak yararlanamayacakları varsayılmaktadır. Böyle bir duruma, rakiplerin içinde bulundukları kimi koşullar yol açabilir. Ayrıca, projesi yapılmakta olan yeni kuruluşun pazara girme çabası da buna neden olabilir. Bu iki husus üzerinde de aşağıda ayrıca durulacaktır. Anlaşılacağı üzere, özellikle yeni kuruluşların pazara girme dönemlerinde, pazarın paylaşımı, bir yandan pazar ve ürünün özelliklerinin oluşturduğu koşullara, bir yandan da projeyle oluşturulacak kuruluşun ve başlıca rakiplerin, güçlerine büyük ölçüde bağımlı olacaktır. Bu bağımlılığın etkisi altında, yukardaki örnekte, tahmini talebin, mevcut kuruluşların tahmini satışlarından fazla olabileceği ve bu fazlalığın X+1 döneminden sonra sürekli artabileceği ortaya çıkmaktadır. Bu durum yatırım kararı verilebilecek yeni kuruluşun, X döneminde yatırım kararı vermesi ve X+2 döneminde üretime başlaması halinde, sözü edilen dönemde adet üretim yapabileceğini göstermektedir. Bu veriler aynı zamanda, X+4 döneminde tam kapasiteye ulaşılarak, genişleme yatırımına gidilmesi koşulu ile yeni kuruluşun kapasitesinin Adet/Yıl olarak belirlenebileceğini de ortaya koymaktadır. Kuruluşun olanaklarının pazar payına etkisi Proje ile oluşturulacak kuruluşun, pazar payı paylaşımını kendi çıkarı doğrultusunda etkileyecek güçlen aşağıdaki biçimde sıralamak mümkündür. - Üretim gücü: Yeterli kapasiteye sahip olması, kuruluşun çağdaş teknolojiye uygunluğu yeterli nitelikte çalışanlarının bulunması, hammadde vb. üretim gücü yerindedir denilebilir. Bu durumdaki bir kuruluş rekabet koşullarını, üretim yeteneklerini kullanarak kendi çıkarına uygun hale dönüştürebilir.
58 - Mali bünye sağlamlığı: Gerek işletme sermayesi ve gerekse yatırımlardan doğan finansman ihtiyacının, finansman kurallarına uygun bir biçimde karşılanmış olması, özsermayenin fazla, özellikle kısa süreli borçların düşük seviyede bulunması halinde kuruluşun mali yönden rekabet olanakları elverişli bir durumda demektir. Çünkü bu durumda kuruluş, kârlı olmayan satış çalışmalarını mali bünyenin sağlamlığını ve borçlanma olanaklarına dayanarak sürdürebilir. - Pazarlama gücü: Pazara yakınlık, pazarlama bölümünün uygun örgütlenmesi ve çalışanların başarılı ve işi bilen kişilerden oluşması, pazardaki örgütün uygunluğu, pazarlama kanallarının uygun seçilmiş olması, reklam vb. araçlardan yeterli biçimde yararlanılabilmesi kuruluşu rakiplerine göre güçlü durumu getirebilecektir. - Kârlılık: Ürün başına düşen kâr tutarının yüksek olması, başka bir deyişle satış kârlılığının elverişli düzeyde bulunması, kuruluşu fiyat düşürme açısından öteki kuruluşlara karşı güçlü duruma getirecektir. Aynı şekilde, özsermaye kârlılığı yüksek seviyede olan kuruluşun da pazar payını kendi çıkarı doğrultusunda artırma olanağı elverişli olabilecektir. Rakiplerin durumunun pazar payına etkisi Proje konusu kuruluşun ilk dönemde rakiplerin pazar paylarından bir bölümünü alması, sonra giderek artan talep dolayısıyla pazarda bir dengenin kurulması olasılığı vardır. Bu durumda başlangıçta pazar payını yitirecek kuruluşun ya da kuruluşların güçlüğü, yapılarının sağlamlığı önem taşıyacaktır. Proje ile ilgili üretim ve satış tahminleri yapılırken, başlıca rakiplerin gelecekle ilgili düşüncelerinin, yukarda belirtilen konulardaki güçlü ve zayıf yönlerinin saptanmasına çalışılacaktır. Ayrıca sektöre yeni girmek isteyen başka kuruluşların inceleme dışı bırakılmaması gerekir. Kuruluşların, mali durumlarının üretim ve pazarlama güçlerinin, kârlılıklarının güçlülüğü oranında projenin pazar payı küçülecek; projenin güçlülüğü oranında da pazar payı yüksek seviyede saptanabilecektir. Bu karşılaştırmada, oturmuş üretimleri ve pazarlama örgütlerinin varlığının daha önce kurulmuş olmalarından dolayı düşük seviyede bulunan maliyetlerinin önemli ve olumsuz etkenler olarak ortaya çıkacağını unutmamak gerekecektir. Pazar payı saptanması çalışmaları, buraya kadar yapılan açıklamalarında ortaya koyduğu üzere, çok sayıda değişkenin göz önünüde tutulmasını zorunlu kılmaktadır. Burada çalışmanın boyutları ölçüsünde rakiplerin durumlarına değinilmiştir. Oysa sektörün ve ürünün özellikleri
59 gereğince, daha birçok husus inceleme konusu yapılabilir. Örneğin, tüketici tutumundaki olası değişmeler, ürün farklılaşmaları yanılgıya düşmememk için bir yana bırakılamıyacak konulardır. Bu çalışmalarla proje konusu kuruluşun olası pazar payı tahmin yeri, satış miktarları halinde yapılmış olmaktadır. Bu tahminler teknik çalışmalarla saptanacak tam kapasitedeki üretim miktar ve üretim maliyeti ile başabaş satıştaki üretim miktarları hesaplamalarıyla karşılaştıracak ve böylece kuruluşun uygun bir sürede tam kapasiteye ulaşmasını sağlayacak, çalışmaların zararlı olmamasını temin edecek ve pazar payı hesaplamaları ile saptanan pazar paylaşımını fazla zorlamayacak bir üretim ve satış miktarı tahmini oluşturulmasına çalışılacaktır. Projenin ilgili bulunduğu üretim dalındaki bütün kuruluşlar, pazar paylarını belirleyen ve yukarıda açıklamış bulunan güçler bakımından aynı seviyede iseler, işletmelerin pazar paylarının, oransal üretim kapasiteleri ile uyum olacağı kabul edilir. Ancak böyle bir varsayım sadece var olabilecek bir olasılığı gösterdiği, ekonomik hayatta pek yeri olmadığı belirtilmelidir. Gerçekte işletmeler bu açılardan hiçbir zaman birbirlerine eşit durumda değildirler. Bununla beraber, proje çalışmalarında üretim dalındaki kuruluşlar arasında ve hazırlanan proje ile bu kuruluşlar arasında pazar paylarını etkileyebilecek bütün noktalarını gözönüne tutan bir incelemenin yapılması oldukça güçtür. Bu bakımdan aralarında çok belirgin farklar olmadığı görülürse kuruluşların pazar paylarının oransal kapasitelerine göre oluşacağı kabul edilebilir. Bunu, bilimsel bir varsayım olarak değil fakat bir çalışma varsayımı olarak düşünmek gerekir. Ancak şu husus belirtilmelidir ki, verilmiş pazar hacminde ve koşullarında pazar payları birbirine yakın görünen kuruluşlar arasında, pazar hızla büyüdüğü zaman, önemli farklar ortaya çıkmakta, kimi kuruluşlar hızlı bir büyüme gösterirken, kimileri de ortadan kalkmaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri arasında gümrük vergileri kaldırıldıktan sonra birçok üretim dalındaki kuruluşlar arasında böyle bir farklılaşma gözlemlenmiştir. Bu farkların, gümrük vergileri kaldırıldıktan sonra ortaya çıktığını, daha önce mevcut olmadığını düşünmek tamamen mümkün olmadığından, daha önce varsayım halinde var olan farkların pazar koşulları değişince (pazar genişleyince) gerçekleşme olanağı bulduğunu kabul etmek gerekir. Bu konuda şu önemli noktayı hatırda tutmakta yarar vardır: Durgun bir pazarı paylaşan kuruluşlar arasında, aşağı yukarı bunların oransal kapasiteleri arasında uygun bir denge vardır. Ancak buna karşılık talebin hızlı bir biçimde arttığı ya da azaldığı pazarlarda kuruluşlar arasında büyüme
60 farkları ortaya çıkmaktadır. Bunun nedeni, pazar paylarına etki eden güçlerin etkenliklerini duyuracak ortamı bulmalarıdır. Bu nedenlerden dolayı düzenlenen projenin mallarını satacağı pazarın özelliklerinin iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu konu incelenirken pazar büyüklüğünün, üretim dalı oluşturan kuruluşların ve projelerin toplam kapasitesi ile karşılaştinlmasmm gerektiği ve bunun pazar paylarının saptanmasında çok önemli bir bilgi kaynağı olduğu unutulmamalıdır. II.1.6. Fiyatlandırma Politil^asının Belirlenmesi Planlama çalışmalarında olduğu gibi proje düzenleme çalışmalarında da, uygulama sırasında oluşacak kesin satış fiyatına yaklaşmak söz konusudur. Fiyatın, maliyet, rakipler ve talebin etkisiyle oluştuğu genellikle kabul edilmektedir. Projede yararlanılacak satış fiyatının saptanmasında hem tahmini maliyet hesaplamalarının ve hem de kuruluş dışı etkenlerin göz önünde tutulması gereğini belirtmek uygun olacaktır. a. Maliyet hesaplanması yoluyla satış fiyatının saptanması Dönemler itibariyle üretim ve satış miktarları belirlendikten ve bunların üretim maliyeti ve giderek birim maliyeti hesaplandıktan sonra sektör için varsa yasal sınırlamalar yoksa genel uygulama ile belirlenmiş kârlılıklar göz önünde tutularak, birim maliyete, bu kâr oranının uygulanması suretiyle tahmini satış fiyatı hesaplanır. Bu kâr oranının sermaye için uygun bir kâr payı ile risk payını karşılaması esastır. Dönemler itibariyle maliyet hesaplamalarında fiyat artışları göz önünde tutulduğu için, birim maliyete dayanan satış fiyatı tespitinde paranın satın alma gücündeki azalmanın ayrıca hesaba katılmasına gerek olmayacaktır. Proje konusu kuruluşun özelliklerine uygun olarak, hesap işlerinde maliyet düzeni henüz oluşturulamamış bulunduğu için, ürünlerin çokluğu halinde, projede birim maliyet hesaplamalarında masraf dağılımında yanılgıya düşülebilir. Bu durumda gerçekçi olmayan satış fiyatlarının saptanmış olması sakıncası vardır. Tahmini maliyete dayanan fiyat saptaması kuruluşun denetleyebileceği etkenlere göre oluşacağından, bu arada projenin, pazar payını giderek büyütme, aynı tutma gibi amaçların da göz önünde tutulması gerekmektedir.
61 b. Kuruluş dışı etkenler yardımıyla satış fiyatının saptanması Maliyet kısmen de olsa kuruluşun denetimi altında oluşacak, dolayısıyla buna dayanılarak saptanan satış fiyatı da kuruluşun tesir edebileceği etkenlere göre saptanmış olacaktır. Oysa, kuruluş dışı etkenlere göre satış fiyatının saptanmasında, kuruluşun denetimi altında bulunmayan etkenlerin satış fiyatını oluşturması söz konusudur. Ancak pazara dönük incelemelerin ortaya koyacağı fiyata, tahmini birim maliyet ve gerçekleşmesi istenenen kârlılık ya da kâr tutarları ile karşılaştırıldıktan sonra projede yer verilebileceğini belirtmek gerekmektedir. Fiyata etkide bulunan kuruluş dışı etkenler çok fazladır. Burada piyasada kuramsal olarak fiyat oluşumu üzerinde durulmayacak, fiyatın oluşmasına katkıda bulunan kuruluşun denetimi altında bulunmayan kimi etkenlere kısaca değinilecektir. Bu etkenlerin bir bölümü rakipler, bir bölümü pazarlama kanalları ve bir bölümü de tüketicilerle ilgildir. Projede, başlıca rakiplerin maliyetlerine, kuruluş yerlerine ve satış politikalarına göre uyguladıkları fiyatlara uymak zorunluluğu olabilir. Ayrıca bu rakiplerin kapasitelerinin büyüklüğünün de göz önünde tutulması gerekir. Kapasitesinden henüz tam olarak yararlanamayan rakip, gelecekte üretimini artırabilir ve maliyetini düşürerek önemli ve kuruluş için olumsuz bir rekabet ortamı yaratabilir. Kuruluşun zor durumda kalmaması için satış fiyatlarını gelecekte düşürebilecek bir politikayla fiyat tespiti yapması gerekebilir. Bunların dışında ürünün dış alım konusu olması da saptanacak satış fiyatını etkileyecektir. Pazarın ve sektörün özelliğine bağlı olarak toptancı, yarı toptancı ve perakendeci biçiminde çok sayıda aracının varlığı, bunların her birinin kâr payı almaları dolayısıyla kuruluşun satış fiyatının düşük seviyede kalmasına yol açabilir. Pazarın büyüklüğü, pazar bölümleri arasındaki ilişkiler, ulaşım ve taşıma ile birlikte pazarda örgütlenme sorunlarının da göz önünde tutularak fiyatın saptanmasına çalışılacaktır. Peşin ve veresiye satış koşulları, indirim ve iskonto uygulaması, katma değer vergisi gibi vergi konularıyla, fiyat tespit ve denetimi kapsamına girip girmemesi de satış fiyatını etkileyecektir. Reklam ve satış geliştirme gibi satışı özendirici önlemlere bağımlılık halinde bu masraflar satış fiyatının yüksek seviyede belirlenmesine neden olabilecektir.
62 Tüketicilerin benzer-ikame-ürünlere ilgi göstermeleri halinde, bu malların fiyatları proje konusu ürün fiyatının saptanmasını da etkileyecektir. Tüketicinin fiyat değişmelerine göstereceği tepki, tüketici gelir değişmelerinin talebe etkisi (fiyat esnekliği) göz önünde tutulmadan yeni fiyat saptanması doğru olmayacaktır. Ayrıca tüketicinin reklam vb. araçlarla yönlendirme olanakları da fiyat tespitinde göz önünde tutulacaktır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, tahmini maliyet kuruluş dışı fiyata uyum göstermeyebilir. Bu durumdam, teknik ve iktisadi çalışmaların üzerinde yeniden durulması söz konusu olabilecektir. Bu durum, teknik, iktisadi ve mali çalışmaların birbirine bağımlı olduğunu gösteren örneklerden birisidir. Bu arada, başlıca rakiplerin pazara yakınlığı, ulaşım ve taşıma sorunları, tüketici ve alıcılarla ilişki kurma zorunluğu, yararlanılabilecek pazarlama kanalları, pazarlama örgütünün etkinliği, yasal gerçekler vb. hususların kuruluş yerinin belirlenmesine; başlıca rakiplerin kapasiteleri ve bundan yararlanma durumları, çalışmaya başlayınca ve daha sonraki dönemlerde satış olanaklarının da kapasite seçimine önemli ölçüde etkide bulunacağını belirtmek uygun olacaktır. II.2. KAPASİTE SEÇİMİ Yatırım projesine konu olan mal veya hizmetin gelecekte ne miktarda satılabileceği talep tahminleri ile ortaya konulduktan sonra, bu satış hacmine dolayısıyla üretim gücüne ulaşmak için işletmenin büyüklüğünü belirlemek gerekmektedir. Talep tahminlerine uygun işletme büyüklüğünün belirlenmesi de kapasite seçimini kapsamaktadır. II.2.1. Kapasite Tanımı ve Çeşitli Kapasite Kavramları Bir işletmenin kapasitesi denilince, belirli bir zaman aralığında, üretilebilecek mal ve hizmetlerin değeri ya da sayısı akla gelir. Pazarın büyüklüğü, derinliği, üretim miktarına ve fabrikanın üretim kapasitesine bağlı olan satış fiyatı ile belirlenir. Bu nedenle, üretim kapasitesinin belirlenmesi çok yönlü araştırma, inceleme ve düşünmeyi ve dikkatli karar vermeyi gerektirmektedir. Kapasitenin belirlenmesinde değişik ölçü birimleri bulunmasına karşılık, üretim kapasitesi üç işleve göre anlam kazanmakta ve tanımlanmaktadır. Bu işlevlerden ilki, işletmenin üretim faaliyetlerinde kullandığı üretim faktörleridir. İkincisi, bu işlevin kullanılması sonucu elde
63 edilen üründür Üçüncüsü ise, üretim çabalarınm belirli bir zaman içerisinde gerçekleşmesidir. Bütün bu bilgilerin dikkate alınmasıyla kapasiteyi; "bir işletmenin belirli bir süre içerisinde üretim faktörlerini rasyonel kullanarak yapabileceği üretim miktarıdır", şeklinde tanımlamak mümkündür. Bir işletmenin kapasitesinin belirlenmesinde, gerçekleştirebileceği üretim miktarı "kapasite ölçüsü" olarak ele alınmaktadır. Ancak, üretim miktarı ile ifade edilmek istenilen kg, mt, ton, iğ sayısı, yatak sayısı, m^ gibi ölçü birimleri ve benzeri ölçü birimleri değişik işletmelerin üretim güçlerini belirlemede kullanılabilmektedir. Eğer bir işletme, aynı hammaddeleri işleyerek birden birden fazla mal üretiyorsa, bu durumda söz konusu işletmenin kapasitesini, üretilen mal miktarı cinsinden hesaplamak her zaman mümkün olmayabilir. Üretilen mal cinsinden kapasitenin hesaplanmasının mümkün olmadığı veya belirlenen kapasitenin anlam taşımadığı durumlarda, işletme kapasitesinin, "işlenen hammadde" cinsinden hesaplanması, kapasite belirlenmesinde izlenen bir başka yoldur. Bununla beraber, bazı işletmelerin kapasitelerinin belirlenmesinde ölçü birimi olarak, "paranın" kullanılması da mümkün olmaktadır. Ancak, para birimleri ile kapasitenin ölçülmesi ve belirlenmesi çok kullanılmakla beraber yanıltıcı sonuçlar da verebilmektedir. Ülkemiz gibi yüksek oranlı bir enflasyonun yaşandığı ülkelerde, para birimi ile kapasite ölçülmesinde, enflasyon oranlarının dikkate alınmaması, zamana bağlı hatalı sonuçların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bir yatırım projesinin hazırlanma sürecinde kapasitenin belirlenmesi aşamasında, hangi ölçü birimlerinin ve hangi zaman diliminin kriter olarak alınması gerektiği, işletmenin faaliyette bulunacağı sektördeki diğer işletmelerin kapasitelerinin belirlenmesinde kullanılan birimlerin etkisi altındadır. Ancak, kapasitenin hangi ölçü veya ölçüler esas alınarak belirlenebileceği konusuna, projeyi hazırlayanların etkisi de büyüktür. Kapasite türleri, gerek teori ve uygulamada gerekse yatırımlara karar verme sürecinde değişik şekillerde sınıflandırılabilir. Değişik sınıflandırmalar sonucunda, değişik amaçlar için kullanılan çeşitli kapasite türleri ortaya çıkmıştır. Bu kapasite türlerinden sık olarak kullanılanlar aşağıda kısaca açıklanmıştır. Maksimum (Teorik) Kapasite : Bir işletmenin makine ve donanımında hiçbir bekleme, gecikme, arıza, aksama veya duraklama olmaksızın sürekli olarak ve kalifiye işçiler elinde yaratılabilecek en yüksek
64 üretim miktarıdır. Diğer bir deyişle maksimum kapasite, teknik açıdan yaratılabilir kapasitedir. Normal (Yapılabilir-Pratik) Kapasite : Tamirler, beklemeler, duraklamalar, çalışmaya hazır hale getirilir, montaj ve ayarlamalar, temizlemeler, tatiller, kısaca faaliyet kesilmeleri göz önüne alınarak ulaşılabilen üretim miktarıdır. Fiili Kapasite : Talep düzeyindeki değişiklikler ya da hammadde teminindeki yetersizlikler nedeniyle işletmenin belirli bir dönemde gerçekleştirdiği üretim miktarı normal kapasitede gerçekleştirilenden farklıdır. İşte herhangi bir dönemde kapasitenin yaratabildiği üretim miktarı "fiili kapasite" olarak adlandırılır. Eğer fiili kapasite normal kapasitenin altındaysa o zaman "atıl kapasiteden" söz edilir. Optimum Kapasite : Ünite başına sabit ve değişir maliyetler toplamının minimum olduğu kapasiteye "optimum kapasite" denir. Bu kapasitenin altında veya üstünde bir üretim, birim başına maliyetleri yükseltir. Burada bir hatırlatma yapmakta yarar var. Optimum işletme büyüklüğü ile optimum kasapiteyi birbirine karıştırmamak gerekir. Optimum kapasite büyüklüğü, mevcut teknolojik şartlar altında ortalama maliyetlerin en az olmasını sağlayacak bir işletme büyüklüğüdür. Optimum kapasite ise (işletme büyüklüğü optimum olsun veya olmasın) maliyetlerin minimum olduğu kapasite seviyesidir. Kapasite Kullanım Oranı (Çalışma Derecesi) : Herhangi bir dönemde fiili kapasitenin normal kapasiteye oranıdır ve normal kapasitenin ne kadarının kullanıldığını gösterir. Fiili Kapasite Kapasite Kullanım Oranı = Normal Kapasite Bu oran yüzde ile ifade edilir. Kapasite kullanımı kapasitenin tamamından yararlanılıyor demektir ve ideal durumdur. Talebin düşük olduğu dönemlerde ise oran % 100'ün altındadır. Atıl kapasiteyle çalışıldığından birim başına düşen sabit maliyetler artar. II.2.2. Kapasite Seçiminin Önemi Kapasite büyüklüğü, firmanın üretim maliyetlerini, dolayısıyla kârlılığını etkileyeceğinden üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. İşletme kapasitesi, tahmin edilen talep miktarıyla birlikte gelecekte meydana gelebilecek satış artışlarını karşılayabilecek şekilde seçilmelidir. Diğer
65 taraftan, sınırsız olmamakla beraber kapasite büyüdükçe sabit ve değişir maliyetlerde sağlanan tasarruflarla birim maliyetlerdeki azalma, girişimcileri büyük ölçekli yatırım yapmaya sevk edebilecektir. Konu ulusal ekonomi açısından da önemlidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde verilerin gerçeği yansıtacak şekilde belirlenmemeleri nedeniyle başlangıçta düşük kapasiteli yatırımlar yapılmakta, ileride meydana gelen satış potansiyeli karşısında bazen birkaç kez olmak üzere genişletme yatırımlarına gidilmektedir. Bazen de yüksek kapasiteli yatırımlar yapılarak atıl kapasitede çalışılmakta, dolayısıyla ulusal kaynaklar israf edilmektedir Kapasite Seçimini Etkileyen Faktörler Bir yatırım projesi hazırlanırken, kapasitenin belirlenmesi çeşitli faktörlere bağlı olduğundan kapasitenin belirlenmesi zor olmaktadır. Kapasitenin belirlenmesinde etkili olan birçok faktör vardır. IL2.3.L Maliyetler Kapasite seçiminde doğru karar verilebilmesi için herşeyden önce işletmenin değişik kapasitelerdeki maliyet fonksiyonlarının bilinmesine bağlıdır. C =f(q) olarak ifade edilen maliyet fonksiyonu; üretim faktörlerinin miktarlarında ve fiyatlarındaki değişmelere bağlı olarak maliyetlerde de değişme olacaktır. Maliyetlerini kapasite seçimi üzerindeki etkileri kısa ve uzun dönemde farklıdır. Kısa dönemde maliyetler: Yatırım yapısında, kadrolarında herhangi bir değişikliğin yapılmadığı dönemdir. Yani, üretim tesisinin genişletilmesi ya da yenilenmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla; * toplam sabit maliyetleri, üretim seviyesine bağlı olmayan yatırımlardır. * toplam değişir maliyetler, üretimi gerçekleştirebilmek için kullanılan ve üretim miktarına bağlı olarak değişen maliyetlerdir. * birim maliyetler ise; Ortalama Sabit Maliyet = Toplam Sabit Maliyet Üretim Miktarı
66 Ortalama Değişir Maliyet = Joplam Değişir Maliyet Üretim Miktarı Ortalama Toplam Maliyet = Toplam Maliyet üretim Miktarı Uzun dönemde maliyetler Uzun dönem, üretim donanımının ekonomik ömrünü doldurarak yenilenme zamanının geldiği, yani teçhizatın değiştiği bir dönemdir. Bütün maliyetler değişkendir. Bu dönem içinde üretim teknolojisi yenilendiğinden, kapasite arttığından birim başına ortalama maliyetler azalır. Yatırım projelerinde dönem tayini (kısa-uzun) zamana bağlı olarak artan bir öneme sahiptir. Bundan dolayı ve özellikle üretim yapılacak sektörün teknolojik düzeyi, teknolojik gelişme kapasitesi, teknolojik gelişmelerin uygulama birimi ve kolaylıklarının (bağlı teknoloji olup olmadığı) çok iyi analiz edilmesi ve izlenmesi gerekmektedir. IL Talep ve teknoloji Bir yatırım projesinin hangi büyüklükte olacağını etkileyen faktörlerden başta geleni talep hacmidir. Projede, kapasitenin en uygun şekilde seçilmesinde dikkat edilecek önemli nokta, hali hazırdaki talep miktarı değil, talebin gelecekteki olası gelişimi ve bu talebin karşılanış şeklidir. Bölüm ll.1.4'de, bir yatırım projesine ilişin olarak talep tahmininin nasıl yapılabileceği ve talep tahmin yöntemleri incelenerek talebin nasıl belirleneceğine açıklık getirilmiştir. İşletmenin büyüklüğünün hangi ölçüler içersinde olacağını talep miktarı ortaya koymaktadır. İşletmelerin kaliteli mal ve hizmet üretmek, topluma hizmet etmek, çalışanların sağlık ve refahını korumak, çalışma hayatının sürekliliğini sağlamak, büyümeyi gerçekleştirmek, doğa ve çevrenin korunmasını sağlamak gibi çok sayıda amaçları olmasına rağmen işletmeler, bu amaçları ikinci plana iterek kâr amacını ön plana çıkarmakta ve diğer amaçlara yeterince önem vermemektedirler. Bir işletmede kârın amaç olarak ön plana çıkması, diğer amaçlara yeterince ulaşılamaması sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Ancak, işletmelerin diğer amaçlarına ulaşabilmeleri içinde etkin ve verimli bir şekilde çalışarak kâr sağlamaları gerekmektedir.
67 işletmeleri amaçlarına ulaştırmayı sağlayan başında kâr gelmektedir. Bununla beraber, kârı arttırabilmek amacıyla çok fazla üretmek işletmeleri her zaman sonuca ulaştırmaz. Önemli olan tüketicilerin gereksinmelerini karşılayabilecek nitelikte ve miktarda üretim yapmaktır. Tüketicilerin gereksinimi ise işletmeler açısından potansiyel talebi oluşturmaktadır. Talep hacmi göz önünde bulundurularak, kapasite analizi üç faktöre bağlı olarak yapılmaktadır: - Talep hacmi, kapasiteye ilişkin her hangi bir sınır getirmemektedir. - Talep hacmi, en düşük kapasiteyle üretim yapmaya olanak sağlamaktadır. - Talep hacmi, en düşük ekonomik kapasitenin altındadır. 1990'lı yılların başlarından itibaren dünyada hızlı bir şekilde "küreselleşme" yönelimleri başlamıştır. Küreselleşme yalın anlamıyla, tüm faaliyetlerin dünya boyutunda planlanması ve uygulanması olarak ifade edilmektedir. Günümüzde işletmeler, ürettikleri malların niteliklerini dünyü standartlarına göre belirlemekte ve dünya kalitesindeki malların global maliyetler ile üretebilme içerisine girmektedir. Faaliyetlerin dünya boyutlarında planmasına, tüm dünyada ki tüketicilerin taleplerini ve eğilimlerini belirleme ile başlanılmaktadır. İşletmelerin pazarı tüm dünya olabileceğine göre, birçok sektörde talep, dünya talebine göre değişiklik gösterebilecektir. Küreselleşme yönelimleri ile birlikte, tabebin üretim kapasitesini sınırlamadığı durumlardaki en uygun kapasite veya maksimum kapasite ile üretim büyükyüğünü belirlemek mümkündür. Talebin sınırlı olmadığı sektörlerde yatırım projesi hazırlanıyorsa, optimal kapasite düzeyinde bir üretim büyüklüğü planlamak mümkün olabilmektedir. Bir işletmenin optimal büyüklükte kurulması, işletme için önemli ölçüde maliyet ve pazar avantajlarının sağlanmasını ortaya çıkarır. * Talep seviyesi konusunda herhangi bir sınırlamanın bulunmaması, işletmelerin optimal kapasite ile kurulmasını sağlayacak, işletmelerin optimal kapasite ile kurulması da işletmelere önemli ölçüde maliyet avantajı ve rekabet gücü sağlayacaktır. * Talep hacminin büyük boyutlara ulaşması, işletmelerin atıl kapasite ile karşı karşıya kalmalarını önleyecektir. * Talep hacminin geniş olduğu durumlarda, işletmelerin büyüklüklerinin belirlenmesinde, finansman olanakları ve ilgili sektördeki teknolojik özellikler öncelik taşıyacaktır.
68 işletmeler, küreselleşme sürecine ayak uydurup dünya boyutlarında faaliyetlerini planlayıp uygulayabileceği gibi, günümüzde birçok işletmenin yerel, bölgesel ve ulusal pazarlar için üretim yapması da söz konusu olabilmektedir. İşletmelerin yerel veya bölgesel pazarlar için üretimde bulunmaları, talep hacmine sınırlar getirmektedir. Talep hacminin sınırlı olduğu durumlarda, potansiyel talebin en düşük ekonomik kapasiteye yakın seviyede bulunması halinde, yatırım projesinin kapasitesini iki yaklaşıma göre belirlemek mümkündür; Birinci yaklaşım, mevcut potansiyel talep hacmi doğrultusunda minimum düzeyde ekonomi kapasitesinin belirlenmesidir. Ancak, piyasanın gelişen yapısı, tüketici eğilimlerindeki değişiklikler ve pazarın gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkacak talep hacminin büyümesi durumunda minimum düzeyde belirlenen ekonomik kapasite ile kurulucak işletme, çoğu zaman talebi karşılayamaz duruma düşecektir. İşletmelerin artan talebi karşılayamaz duruma düşmeleri, pazara yeni işletmelerin girmesine neden olacak, buna bağlı olarak da işletmenin pazar payı ve kârlılığı azalacaktır. Ancak, diğer bir yolda, işletmenin artan talebi karşılamak amacıyla kapasitesini arttırıcı yatırımlara yönelmesidir. Bu durumda, ilave yatırımların yapılması önemli ölçüde sabit tesis harcamalarını gerektirecek, ilave yatırımların gerçekleşmesi de uzun zaman alabilecektir. Yatırım projesinin kapasitesi, esas itibarı ile talep hacminin etkisi altındadır. Proje kapasitesinin uygun seçilmiş olmasında dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta hali hazırdaki talep miktarı değil, talebin gelecekteki gelişmesi ve bu talebin karşılanış şeklidir. Talebin en düşük ekonomik kapasiteye yakın bir seviyede bulunması halinde, yatırımın kapasitesinin belirlenmesinde iki alternatiften birinin seçilmesi gerekecektir. Bu alternatiflerden ilki, kapasitenin talep seviyesine uygun olarak minimum seviyede belirlenmesi. İkincisi ise, gelecekte artacağı tahmin edilmiş talebe göre optimal kapasitede bir büyüklüğün belirlenmesidir. Kapasitenin belirlenmesine üzerinde durulması gereken başka bir nokta da, işletmenin gelecekteki tevsii kabiliyetidir. Bazı projelerde, başlangıçta büyük kapasiteli tesisler kurup, uzun süre tam kapasiteye ulaşmayı beklemek yerine minimum ekonomik kapasite ile tevsii elverişli bir işletme kurup, sonradan kapasite artırmak uygun olabilir. Bazı sektörlerde de, işletmenin kullandığı teknolojinin yapısına bağlı olarak başlangıçta çok az bir ek maliyet ile optimal büyüklükte bir tesis kurmak mümkün olabilmektedir.
69 işletmenin kullanacağı teknolojinin yapısı, başlangıçta çok az bir ek maliyet ile optimal kapasitede üretim yapılmasını olanaklı kılıyorsa, daha sonra işletmeyi, artan talep doğrultusunda büyütmek yerine baştan optimal kapasitede bir işletme kurmak çok yararlı olacaktır. Yatırım projesinin büyüklüğü, minimum ekonomik kapasite ile sınırlı tutulduğunda, bu büyüklükteki bir işletme ancak mevcut talebi karşılayabilecek durumda olacaktır. Gelecekte talebin artması durumunda ise, işletmenin üretim kapasitesi zorlanarak ancak belirli bir noktaya kadar artan talebi karşılayabilirler. Üretim kapasitesinin zorlanması, ek çalışma sürelerini, aşırı yıpranmayı ve üretim hatasını artırıp, kalite kontrolünün yoğunlaştırılmasını gerektirecektir. Üretim kapasitesinin zorlanmasından kaynaklanan bu faktörler işletmenin üretim maliyetlerinin artmasına neden olabilecektir. Üretim kapasitesini zorlamadan artan talebi karşılamak ise, yeni makine, araç ve gereçleri, yeni tesisleri gerektireceğinden, işletmenin sabit yatırım harcamaları yapmasını gerektirecektir. İşletmelerin başarısı, satabileceği malı üretmekle veya ürettiği malı satabilmekle doğrudan ilişkilidir. İşletmelerin ne kadar mal üreteceğinin sınırını ise talep belirler. Eğer işletmenin mallarına ilişkin talep, minimum düzeyde bir ekonomik kapasite ile üretem yapmaya olanak veriyorsa, bu işletmenin büyüklüğü minimum ekonomik kapasite ile sınırlı olabileceği gibi minimum ekonomik kapasitenin üzerindeki bir büyüklükte de olabilir. Gelecekte talebin hızlı bir şekilde artacağı tespit edilmiş ise işletmenin minimum kapasite ile bugünkü talebi karşılayacak düzeyde kurulması pek yerinde olmayabilir. Çünkü bazı endüstrilerde yatırım tutarını başlangıçta çok az arttırmakla optimal kapasiteli tesis kurmak mümkündür. Bu durumda işletme, gelecekte kapasite artışı için çok büyük miktarda harcama yapacağından başlangıçta çok az bir harcama ile optimal kapasitede üretim yapma olanağına sahip olur. İşletmenin başlangıçta büyük bir kapasite ile kurulup düşük kapasite kullanım oranı ile üretim yapması atıl kapasitenin ortaya çıkardığı boş maliyetlerin yüksek olabileceği kanısını uyandırır. Ancak, işletmenin optimum düzeydeki bir kapasite ile üretim yapması, birim üretim maliyetlerini düşük seviyede gerçekleşmesini sağlar. Birim üretim maliyetinin düşük olması satış fiyatında düşük düzeyde tutulmasını ortaya çıkarır. Düşük satış fiyatları ise, talebin artmasına yol açar. Böylece işletme de artan talep ile birlikte toplam kârını arttırabilir.
70 Potansiyel talebin belirli bir büyüklüğe ulaşmadığı durumlarda, minimum ekonomik kapasitenin altında işletme kurulması, birim üretim maliyetlerinin yüksek düzeyde oluşmasına neden olur. Yüksek birim üretim maliyeti, işletmenin pazarda rekabet edebilme şansını azalttığı gibi ülke açısından da ekonomik kapasitede kurulmasına olanak vermiyorsa, bu durumda işletmenin kurulmasının ertelenmesi ya da işletme kurulmasından vazgeçilmesi uygun kararlardan birini oluşturur. Ancak, talep sınırlı olduğunda mutlaka işletme kurulması isteniyorsa, küçük imalathaneler ile üretim yapılması söz konusu olabilir. Yatırım malları üreten imalatçılar makine ve teçhizatı, belirli standartlara göre, belirli bir kapasitede üretim yapacak ölçülerde üretebilirler. Bu nedenle, işletmenin kapasitesini belirleyen unsurlardan biri de teknik olanaklar olarak ortaya çıkmaktadır. Teknik ve ekonomik literatürün incelenmesi ve diğer ülkelerde kurulmuş ya da kurulmakta olan aynı tip tesislerin araştırılması, çoğu kez projenin teknolojik açıdan sahip olması gereken minimum ve optimum kapasiteleri ortaya koyar. Potansiyel talep, projenin teknik açıdan minimum düzeyde kurulmasına olanak vermiyorsa, projenin ertelenmesi veya projeden vazgeçilmesi söz konusu olabilmektedir. Teknolojik açıdan belirli olan standart kapasitenin altında üretim yapıldığında, maliyetlerin yüksekliği üretim faaliyetlerinde bulunmayı olanaksız hale getirir. Günümüzde teknolojinin hızlı gelişmesi ve kitle üretiminin yapılması, büyük miktarlarda üretim yapacak tesislerin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir. Büyük miktarlarda üretim yapmak üzere, yüksek kapasiteli makine, araç ve gereçler ile teçhizat, sanayi makinelarını üreten işletmeler tarafından üretilmektedir. Bu nedenle, ileri teknolojinin kullanılması amaçlanıyorsa, çoğu zaman büyük kapasiteler ile üretim yapılması zorunlu hale gelmektedir. Dünyada son yıllarda hızla yaşanan küreselleşme süreci ile birlikte dünya çapında üretim yapmak üzere, çağdaş düzeyde teknoloji ile kurulmuş çok sayıda işletme bulunmaktadır. Pazarın dünya boyutlarında ele alınması ve dünyadaki ileri standartlarda üretim süreçlerinde bulunma ve dünya boyutlu talep, işletmelerin teknoloji geliştirmelerini veya çağdaş teknolojilerden yararlanmalarını zorunlu hale getirmiştir. Yatırım projesinin hazırlanma sürecinde bir tesisin kapasitesinin yanlış hesaplamalara ve yöntemlere göre tespit edilmesi; yanlış teknolojilerin kullanmasına ve sonradan vazgeçildiğinde büyük maliyetler ile karşılanacak
71 sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle, teknolojik kapasitenin belirlenmesinde ilgili teknolojinin ne derecede başarı ile kullanıldığının önceden örnekleri ile ortaya konup belirlenmesi gereklidir. IL 2.3.2, Finansman olanakları Üretimde bulunabilmek için; emek, sermaye, teknoloji, müteşebbis, tabiat vb... üretim faktörlerinin bir araya getirilmesi gerekmektedir. İşletmenin kurulması için tahsis edilen sermayenin büyüklüğü aynı zamanda işletmenin kapasitesinin büyüklüğünü de tayin eden bir faktör olarak ortaya çıkar. Yatırım projesi çalıması yapılırken, İşletmelerin büyüklüğünün belirlenmesinde etkili olarak gözönünde bulundurulması gereken faktör sermayedir. Yatırım için tahsis edilecek finansal kaynak, işletmenin optimal kapasitede kurulup kurulamayacağını ortaya koyar. Finansman kaynakları, bir işletmenin asgari ekonomik kapasitede sermaye gereksinimini karşılayacak düzeyde değilse, projenin gerçekleştirilmesi, finansman kaynaklarının yetersizliği nedeniyle mümkün olmayacaktır. Ancak, finansman kaynakları, çeşitli büyüklükteki projeler arasında bir seçim yapmayı olanaklı kılıyorsa, optimal kapasite söz konusu olmasa daha başlangıçta minimum ekonomik kapasite ile üretim yapabilecek işletme büyüklüğünün seçilmesi söz konusu olabilir. Bazı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin kapasitelerinin artırılması, kademeli şekilde de yapılabilir. Örneğin, konfeksiyon üretiminde, belli bir sayıdaki dikiş makinesi ile başlayan üretim, daha sonra yeni alınacak dikiş makinelarının üretim sürecine sokulması ile artırılabilir. Kapasitenin basamaklar halinde artırılmasını olanaklı kılan bu özellik, çok sayıda sektörde faaliyet gösteren işletmelerde bulunmaktadır. Sermaye, faaliyetin dolayısıyla işletmenin büyüklüğünü belirleyen önemli bir etken olarak gözönünde bulundurulmalıdır. Yatırımcı, sahip olduğu finansal olanaklara göre işletmenin büyüklüğünün sınırlarını çizecektir. Yatırım projeleri de kuşkusuz bu sınırlılıklar doğrultusunda hazırlanacaktır. İşletme büyüklüğünün belirlenmesinde finansman kaynakları ile kapasite ilişkisini iki açıdan ele alıp incelemek mümkündür. Bunlardan ilki; optimal kapasitede bir işletmenin kurulması için finansman kaynaklarının yeterli olup almadığının araştırılması, ikincisi ise; kapasite ve yatırım tutarı arasındaki ilişkinin incelenerek büyüklüğün belirlenmesidir. İşletmeler, yatırımları için gerekli olan fonları, "öz kaynaklar" dan ve "yabancı kaynaklar"dan sağlarlar. Öz kaynaklardan sağlanan fonlar, işletmenin sahiplerinin ortaklık paylarını ifade eder. Yabancı kaynaklardan
72 sağlanan fonlar ise, kısa, orta ve uzun vadeli kredilerden, bir başka ifade ile işletmenin borçlanma yolu ile sağladığı fonlardan oluşur. Finansman kaynakları, yatırım projesinin büyüklüğünü belirleyen bir faktördür. Yatırım projesinin büyüklüğü, finansman kaynaklarının büyüklüğüne bağlı olarak belirlenir. Finansman kaynakları yeterli değilse, yatırım projesinden başlangıçta vazgeçilmesi söz konusu olacaktır. Finansal kaynaklar, çeşitli kapasite büyüklükleri arasında seçim yapmayı olanaklı kılıyorsa, optimal kapasitede üretim yapabilecek bir tesisin kurulması birim üretim maliyetlerin önemli ölçüde düşük düzeyde oluşmasını sağlar. Ancak, finansal kaynaklar optimal kapasitede bir tesisin kurulmasına yeterli değilse, optimal kapasiteye yakın bir kapasitedeki büyüklükte tesisin kurulması da mümkündür. Bazı sektörde, makine, teçhizat ve insanlar sonradan ilave edilebilir niteliktedir. Makine ve teçhizatın "bölünebilir özelliği"de denilen bu özellikteki işletmelerin yatırım projeleri hazırlanırken başlangıçta, finansal kaynaklara göre bir kapasitenin tespit edilmesi, daha sonra finansal kaynaklara göre bir kapasitenin tespit edilmesi, daha sonra finansal imkanlar geliştikçe kapasitenin artırılmasında günümüzde bir çok sektörde uygulanmaktadır. 11,2,3.4, Hammadde ve nitelikli işgücü Kapasitenin belirlenmesinde etkili olan faktörlerden bir diğeri de; hammadde, yardımcı madde ve işletme malzemelerinin sağlanma imkanlarıdır. Maden projelerinde madenin rezerv durumu, hidrolik santrallerde suyun debisi, termik santrallerde kömür rezervi kurulacak tesisin kapasitesini sınırlayan önemli faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. İşletmeler, belli bir malın üretimi için çeşitli girdileri kullanmak zorundadır. Bu girdilerin bir kısmı, üretilecek malın önemli bir bölümünü oluşturur. Bazen de belirli bir kısmı, üretilen malın içine küçük ölçülerde, doğrudan veya dolaylı yollarla katılarak malın üretilmesi için gerekli olan girdileri teşkil eder. Malın önemli bir bölümünün oluşmasına katkıda bulunan girdilere "hammadde", öbürlerine ise "yardımcı madde" veya "malzeme" denilir. İşletmelerin üretimlerini gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duydukları hammaddeleri iki grupta toplamak mümkündür; * Belirli elde etme süreçleri kullanılarak doğadan ham olarak elde edilen işlenmemiş maddeler, tarımsal ürünler, petrol, maden vb... * Belirli endüstriler için son ürün olan, kimyasal maddeler, demirçelik endüstri ürünleri gibi başka bir sektördeki üretim için gerekli, belli bir işlem sürecinden geçmiş mallar...
73 işletmenin kuruluş kapasitesini etkileyen önemli faktörlerden biri, işletmenin üretimi için gerekli olan hammaddeler ile yardımcı maddeleri miktar ve nitelik açısından sağlama olanağıdır. Hammaddelerin gerekli niteliklere sahip olması koşulu ile, sürekli ve güvenli olarak sağlanabileceği miktarı, işletmenin üretim kapasitesinin sınırlayıcısıdır. Ancak, hammadde sağlanmasını belirli bir bölge veya ülke ile sınırlamak, yanıltıcı kararların alınmasına neden olur. Hammaddelerin bulunmadığı ülkelerde faaliyet gösteren ve üretim yapan birçok işletme, diğer ülkelerdeki işletmelere karşı pazar üstünlüğünü elde edebilmektedir yılları arasında Japonya ile ABD arasında yaşanan demir ve çelik mamullerinin rekabetinde Japonya, hammadde kaynakları olmamasına karşın ABD'ne karşı üstünlük sağlamıştır. İşletmenin kapasitesinin belirlenmesinde etkili olan faktörlerden birisi de yatırım projesinin gerektirdiği insan gücü potansiyelidir. Bir işletmenin kurulması ve işletilmesi için gerekli olan öğelerin başında, her çeşit bilinçli didinmenin tek ve vazgeçilmez yürütücüsü olan insan gücü gelir. Mekanizasyon ve otomasyon ile insan gücüne olan gereksinme azaltılabilirse de tümüyle kaldırılıp yerine başka bir öğe koymak olanaksızdır. İşletmenin üretim kapasitesi, beceri kazanmış, işletmenin gereksinim duyduğu eğitimi görmüş emek potansiyeline büyük ölçüde bağlıdır. Üretim kapasitesinin belirlenmesi bir ölçüde, işletmede çalışacak eleman sayısı ve bu elemanlarda aranacak niteliklere bağlı olduğundan, işgücü potansiyelinin yüksekliği, becerisi, ücret düzeyleri, sendikalaşma ve çalışanların işe olan bağımlılıklarına ilişkin tutumları kapasite belirlenmesinde önem taşır. Uygun kapasitesinin belirlenmesi, işletmenin gereksinim duyduğu işgücünün bir kaç katını bulan işgücü potansiyeli ile sınırlı olmalıdır. Sınırlı bir işgücü potansiyeline karşılık yoğun bir işgücü talebi, işletmeler arasında aşırı bir rekabetin oluşmasına neden olur. Aşırı rekabet ise, işgücü maliyetlerini artırır ve işgücü değişim çabukluğu hızını yükseltir. Yatırım projesinin uygulanmasında ve işletmeye alınmasında bazı durumlarda belirli bir beceriye ya da eğitime sahip işgücüne gereksinim duyulur. Ancak, nitelikli işgücü ile birlikte düz işçilerin de istihdam edilmesi söz konusudur. İşletme döneminde, üretim faaliyetleri çoğunlukla düz işçiler ile yürütülecekse, işletmenin geniş bir seçim yapma özgürlüğü ortaya çıkar. İşgücü potansiyeli, gereğinde yakın ya da uzak çevreden niteliksiz işçilerin sağlanabileceği gözönüne alınarak hesaplanmalıdır.
74 II.2.4. Ölçekten Doğan Tasarrufların Kapasite Seçimindeki Yeri Kapasite büyüdükçe birim maliyetlerin azalması "ölçekten doğan tasarruflar" veya "içsel ekonomiler" kavramlarıyla açıklanır. IL 2.4.1, Yatırım maliyetlerinde ölçekten doğan tasarruflar Sabit sermaye harcamaları kapasite büyüklüğü ile doğru orantılı olarak artmaz. Yani 200 bin ton kapasiteli bir tesisin sabit sermaye maliyetleri, 20 bin ton kapasiteli tesisin sabit sermaye maliyetlerinin 10 katı değildir. Bunun nedeni kapasite artışının, makine ve donanımın bir çok kalemleri için malzeme ve işgücü harcamalarını doğru orantılı olarak artırmamasıdır. Bu iki nedenle olabilir. a. Makine ve donanımdaki bölünmezlik : Üretimde kullanılan makine ve teçhizatın küçük kapasitelere bölünememesi, düşük kapasiteli yatırımlarda birim maliyetleri artıracak, büyük kapasiteli yatırımlarda ise birim maliyetleri azaltacağından büyük kapasiteli yatırımlar için ölçekten doğan tasarruflar artacaktır. b. Makine ve donanımm inşaası için gerekli malzeme ve makine ve donanım kapasitesi arasındaki geometrik ilişki : Üretimde kullanılacak makine ve teçhizatın kurulabilmesi için gerekli kazanlar, tanklar, fırınlar, borular vb. gibi çeşitli malzemelerin maliyetleri yüzey alanları ile ilgilidir. Buna karşılık yarattıkları kapasite, bunların hacimlerine bağlıdır. Örneğin boyutları 10 m olan küp şeklindeki bir su tankı 600 m^ çeliğin ( = 600) maliyetine eşittir. Bunun kapasitesi 1000 m^'tür. Boyutları 20 m olan su tankının maliyeti 2400 m^ çeliğin maliyetine eşit, kapasitesi ise 8000 m^'tür. Yani maliyetler 4 kat artarken kapasite 8 kat artmaktadır. Bu da büyük ölçekli kapasiteyi daha tasarruflu yapar. İnşaat işleri harcamaları da önemli içsel tasarruflar yaratır. Çünkü üretim kapasitesinin büyüklüğü inşaat giderlerinin de aynı oranda artmasını gerektirmez. Aynı şekilde, tesisin kurulacağı arsa büyüklüğü de kapasiteyle doğru orantılı değildir. Bu tasarruflar dışında, makine ve teçhizattaki tasarruflara bağlı olarak taşıma ve sigorta, ithalat ve gümrükleme, montaj giderlerinde de tasarruf beklenebilir.
75 11,2,4,2. İnşaat döneminde ölçekten doğan tasarruflar İnşaat dönemi giderleri arasında en önemli tasarruflar işçilik ve personel giderlerinde elde edilmektedir. Özellikle rafineri gibi proses endüstrilerinde kapasite büyüdükçe işgücü ihtiyacı daha az artar. Kapasite mevcut teknolojinin kullanımı ile artırılacak ise işgücünden elde edilecek tasarruflar, faaliyette bulunan endüstri dalına göre değişiklik gösterebilecektir. Fakat kapasite arttırımı teknoji yenilenmesiyle gerçekleşecekse, yani emek-yoğun teknoloji yerine sermaye-yoğun teknoloji ikame edilirse işgücü ve personel giderlerinden, hangi endüstri dalında olursa olsun önemli ölçüde tasarruf sağlanacaktır. Bu durumda yatırım maliyetindeki artış ile işletme dönemi giderlerinde sağlanabilecek tasarrufların karşılaştırılması gerekir. İşletme dönemi giderlerinden "kontrol ve yönetim" giderlerinde de büyük kapasitelerde önemli tasarruflar sağlanabilmektedir. Ayrıca tesisin enerji ve su temin eden bölümlerinde, kapasite artışları karşısında birim maliyetlerde az da olsa tasarruf edilebilmektedir. Bakım ve onarım giderlerinden de önemli miktarlarda ölçekten doğan tasarruflar sağlanmaktadır. Bakım-onarım giderlerinden tasarruflar; a. İşgücü giderlerinden : Bakım ve onarım işlerinde çalışan işişgücünün bölünmezliği nedeniyle b. Stok maliyetlerinden : Bakım ve onarım için bulundurulması gereken yedek parça stokunu, kapasite büyüdükçe aynı oranda artırmaya gerek olmadığından o. Onarımı gerçekleştirilen makinenin kapasitesi ile, onarım için gerekli malzeme maliyetleri arasındaki geometrik ilişki nedeniyle sağlanmaktadır. Bunlar dışında, özellikle hammadde ve işletme malzemesi giderlerinde herhangi bir tasarruf sağlanmadığı gözlenmiştir. İşletmenin (yukarıdaki nedenlerden dolayı) büyük kapasitelerde içsel tasarruflar elde etmeleri ortalama ve marjinal maliyetlerini azalttığından iç ve dış piyasalarda rekabet etme olanakları, düşük kapasiteli yatırımlara nazaran daha fazladır.
76 IL 2,4.3. Ölçekten doğan tasarrufların ölçülmesi Ölçekten doğan tasarruflar; I = ac^ veya Log I = Log a + b Log C üssel fonksiyonu ile ifade edilir. Burada; I : Yatırım maliyeti C : Kapasite a : Kapasite ve yatırım maliyeti arasındaki doğrusal ilişkiyi gösteren sabit katsayı b : Ölçekten doğan tasarruf katsayısıdır. b katsayısı aynı zamanda esnekliği gösterir. Yani kapasitedeki bir birimlik artışın yatırım maliyetini ne kadar artırdığını gösterir ve şeklinde belirlenir. b = ^. ^ veya ^.2 I dc ' dc I b < 1 ise ölçekten doğan tasarruf vardır, b = 1 ise ölçekten doğan tasarruf yoktur. Ölçekten doğan tasarruf önemli olmadığı, yani b'nin 1'e eşit ya da yakın olduğu endüstrilerde başlangıçta büyük kapasiteli tesis kurmak yerine küçük kapasiteli işletmelerle faaliyete başlayıp talebe göre kapasiteyi artırmak daha gerçekçidir. Uygulamada ölçekten doğan tasarruflar tahmin edilirken şu yöntemlerden yararlanılır Regresyon analizi ile tahmin yöntemi Talep tahmin yöntemlerinde de değindiğimiz "regresyon analizi" içsel ekonomilerin tahmininde de kullanılan önemli bir yöntemdir. Burada önceki açıklamalarımızdan yararlanarak, konuyu bir örnek üzerinde açıklamaya çalışacağız. Farklı kapasitelerdeki çelik fabrikalarına ait yatırım maliyetleri şöyledir.
77 Yıllık kapasite Yatırım maliyeti C (ton) (bin $) , LogC Log Logl Log C Log En küçük kareler yöntemine göre a ve b parametrelerinin tahmin edilebilmesi için oluşturulan denklikler aşağıdaki gibidir X)Logl = nloga + 5^ LogC X^(LogCLogl) = LogaJ^LogC + bj^logc^ Yukarıda elde edilen değerler eşitliklerde yerlerine konursa = 9 Log a b = Log a b Buradan; Log a = ve b = olarak bulunur. Buna göre kapasite ile yatırım maliyeti arasındaki ilişki
78 yada LogI = Loge I = ^^272 şeklinde ifade edilir. Demir-çelik endüstrisinde toplam kapasiteye ilişkin ölçekten doğan tasarruf katsayısı "b" yaklaşık olarak 0.65'tir. Kurulması düşünülen yeni bir çelik fabrikasının yatırım tutarı bu katsayıdan yararlanılarak bulunabilir. II.2A.3.2. İki alternatif kapasiteye ait değerlerden yararlanarak tahmin yöntemi Aynı endüstri dalında faaliyet gösteren ve benzer mamulleri üreten tesislerin kapasiteleri ve yatırım maliyetleri bilindiğinde, bu yöntemden yararlanarak değişik kapasitedeki tesislerin yatırım maliyetleri hesaplanabilir. Bunun için öncelikle "iki noktadan geçen doğru veya eğrinin denklemi" bulunmalıdır. İki noktadan geçen doğru denklemi; İzli eşitliğinden bulunur. Örnek: Benzer mamulleri üreten A ve B firmalarının kapasite-yatırım tutarına ait koordinat değerleri; A(log 2, log 2, 83) ve B (log 4, log 4) ise kapasite büyüklüğü ile yatırım maliyeti arasındaki geometrik ilişki şöyle hesaplanabilir. logl 2.83 logc Şekil-5. İki Noktadan Geçen Doğru Denklemi
79 Log2.83-Log4 _ Logl-Log4 Log2-Log4 LogC- Log _ Log I Log C = Log LogC Logl = LogC Logl = LogC Eşitliği üssel olarak I = 2C ^ yazılır. Hesaplamalar sonucunda log a = ve b = 0.5 olarak bulunmuştur, "b" değeri doğrunun eğimine, yani elastikiyete eşittir, b < 1 olduğundan da kapasite büyüdükçe yatırım maliyetleri artış hızı, kapasitedeki artıştan düşük olmaktadır. Başka bir deyişle, kapasite artıkça ölçekten doğan tasarruflar artacaktır Alternatif bir kapasiteye alt maliyet ve esneklik katsayılarından yararlanarak tahmin Benzer mamulleri üreten alternatif bir tesisin belli bir kapasitedeki yatırım maliyeti ve ölçekten doğan tasarrufları gösteren katsayı biliniyorsa herhangi bir kapasitedeki yatırım maliyeti; eşitliğinden yararlanılarak tahmin edilebilir. Cı : Maliyeti bilinen tesisin kapasitesi C2 : Maliyeti tahmin edilecek tesis kapasitesi : Bilinen yatırım maliyeti I2 : Tahmin edilecek yatırım maliyeti b : Ölçekten doğan tasarruf katsayısı (elastikiyet değeri) Konuyu bir örnekle açıklayalım. Aynı endüstri dalında faaliyet gösteren A tesisinin kapasitesi 60 bin ton ve yatırım maliyeti 400 milyar lira ise kurulması düşünülen 90 bin tonluk B tesisinin yatırım maliyeti, önceden tahmin edilmiş b = 0.65 elastikiyet değeri için;
80 0.65 = 400x10^ 90x10^ ^ 60x10^ = 400x10^( ) = TL. olur Optimum Kapasite Seçimi Optimum işletme kapasitesi; 1. Altematif kapasitelere ait yatırım tutarı 2. Alternatif kapasitelerde değişir maliyetler 3. Talebin uzun vadede değişme seyri dikkate alınarak belirlenir Yatırım tutarı ve değişir maliyetler hesaplanırken ölçekten doğan maliyet tasarrufları da göz önünde bulundurulmalıdır Bunun toplam maliyetlerle talebin uzun vadedeki değişme seyri karşılaştırılarak gerçek bir sonuca ulaşılabilir Örnek: Tablo 6'da alternatif tesis büyüklükleri ve tesisilerin değişik kapasite kullanım yüzdelerinde B ürününe ait günlük maliyetler ve üretim miktarları verilmiştir Şekil 6'da ise bu tesislere ait maliyetler gösterilmiştir Birim Maliyet] %33 Küçük kapasite % 33 Orta kapasite % 33 Büyük kapasite % ^Satılabilir "ÜrünMiktan Şekil-6. Optimum Kapasite Seçimi
81 Tablo-6. Alternatif Kapasite Büyüklüklerine Ait Maliyetler Kapasite Günlük Günlük Tesis kullanım toplam Günlük kullanılabilir Birim büyüklüğü oranı maliyet üretim ürün maliyet % Küçük % Tesis % % , Orta % Büyüklükte % Tesis % % % Büyük % Tesis % % Bu veriler ışığında, günde 4000 birim üretimi hedefleyen bir yatırım yapılmak isteniyorsa seçilecek tesis büyüklüğü, orta büyüklükteki tesisin büyüklüğüne eşit olmalıdır. Şekil 6'da a noktası orta büyükteki tesisin bir günde, normal kapasitesinin yaklaşık % 90'ını kullanarak üretimi gerçekleştirdiğini gösterir. B noktası ise en büyük fabrikanın maliyet eğrisi üzerinde olup tesisin bu miktarda üretimi kapasitesinin ancak % 45'ini kullanarak yaptığını gösterir. Ayrıca orta büyüklükteki tesis üretimi (büyük ölçekli tesise nazaran) daha düşük birim maliyetlerle gerçekleştirmektedir. Bu nedenle, 4000 birimlik bir talep için daha az başlangıç yatırımına ihtiyaç gösteren ve daha düşük maliyetlerle çalışılan orta büyüklükteki bir tesis en uygun olacaktır. Şayet talep seviyesi dinamik bir durum arzediyorsa, bu takdirde başlangıçta yüksek maliyetle çalışılacak olan büyük ölçekteki fabrikanın zararları, ileride düşük maliyet sonucu elde edilecek önemli tasarruflarla fazlasıyla telafi edilecekse, büyük kapasitenin seçimi daha rasyonel olacaktır. Optimum kapasitenin ne olacağı sorusuna yanıt bulunduktan sonra, bu kapasitenin tamamının veya tamamına yakın bir kısmının kullanılması yatırım projesinin geleceği açısından önem taşımaktadır. Bundan dolayı alternatif kapasite kullanım oranları ile toplam yatırım projesi tutarının geri dönüş süreleri arasındaki ilişkinin de hesaplanması, alınacak kararların daha sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır. Bu ilişkiye yönelik sayısal ve grafik gösterim aşağıya çıkarılmıştır.
82 % 40 Kapasite Kullanımı % 50 Kapasite Kullanımı * Ardiye Gelirleri TL TL. * Tahliye Gelirleri TL TL. * Palet Gelirleri TL TL. * Hammaliye Gelirleri TL TL. * Açma/Kapama Gelirleri TL TL. * Diğerleri TL TL. TOPLAM GELİR TL TL. Net Kâr TL TL. Yatırımın geri dönüş süresi : _ ^ (2Yıl 6Ay) (2Yıl) % 65 Kapasite Kullanımı % 70 Kapasite Kullanımı * Ardiye Gelirleri * Tahliye Gelirleri * Palet Gelirleri * Hammaliye Gelirleri * Açma/Kapama Gelirleri * Diğerleri TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL. TOPLAM GELİR TL TL. Net Kâr ".- TL TL. Yatırımın Geri Dönüş Süresi (1 Yıl 760.D U V li 6Ay) 5Ay) Not: Toplam yatırım tutan = TL
83 o if <D O CU = ir) o o o o o co co O)
84 E «.o Siagli to
85 II.3. KURULUŞ YERİ SEÇİMİ Kuruluş Yeri Seçiminin Önemi Bir proje çalışmasında uygun bir kuruluş yerinin seçimi oldukça önemlidir. Çünkü bir işletmenin üretim için faaliyette bulunduğu mekan olarak kuruluş yeri, üretim maliyetini ve pazarlama etkinliğini doğrudan etkilediği için bir işletmenin gelecekteki başarısında temel bir rol oynar. Öte yandan, kuruluş yeri bir kez seçilip tesis ya da fabrika kurulduktan sonra hatanın görülmesi ve giderilmesi mümkün olmayan uzun dönem sorunlarına yol açacaktır. Dolayısıyla, uygun bir seçimin titizlikle yapılması gerekir. Ancak kuruluş yeri seçiminin önemliliği kadar bu kararı etkileyen faktörlerin çokluğu ve nitelik farklılığı böyle bir kararın alınmasını oldukça güçleştirmektedir. Bu nedenle kuruluş yeri seçimi kararını, ilk aşamada genel coğrafik bölgenin, ikinci aşamada bu coğrafik bölge içinde mahalli bölgenin (yerleşim bölgesi) ve üçüncü aşamada da mahalli bölge içinde konumluk yer seçiminin yapılması biçiminde aşamalı olarak vermek etkileyici faktörlerin gücünü saptamak açısından uygun olacaktır. İkinci aşama kararı ile üçüncü aşama kararı birlikte alındığı için kuruluş yeri kararı çoğu kez bölge seçimi ve konumluk yer seçimi biçiminde iki aşamada ele alınır Kuruluş Yeri Seçimini Etkileyen Faktörler IL 3,2,1. Bölge seçimim etkileyen faktörler IHedef pazara yakınlık Pazar, en basit anlamıyla alıcı ve satıcıların karşılaştıkları mahaller olarak tanımlanır. Ulaştırma sisteminin yetersizliği, taşıma maliyetlerinin yüksekliği ya da tüketicilerin talebinin çok kısa sürede karşılanmasını sağlamak amacıyla bir çok işletme kuruluş yeri olarak mallarının satılacağı pazarlara yakın bir yerde kurulmayı tercih edebilir. İşletmenin üreteceği mal ve hizmetlere ilişkin talebin ülke sathına yayılmış olduğu durumlarda, Kuruluş yeri faktörlerine etkili olan unsur olarak, dağıtım maliyetlerinin araştırılması ve bu maliyetlerin düzeyi, işletmenin kuruluş yeri kararı vermesini etkileyecektir. İşletmelerin pazara yakınlığı, kuruluş yeri kararının verilmesinde, bazı işletmeler açısından öncelikli faktör olarak ele alınmaktadır. Nüfusun büyümesi ve talep hacminin artması işletmeleri pazara yakın yerlerde kurulmaya itmektedir. Ülkemizde, birçok işletmenin büyük şehirlerde veya büyük şehirlere yakın bölgelerde kurulmasının temel nedenlerinden birini, pazara yakınlık faktörü oluşturmaktadır.
86 İşletmelerin tüm ülke pazarı için mal üretmesi söz konusu ise ve işletmelerin ürettiği malların taşıma maliyetleri de yüksek ise, bu durumda işletmelerin, büyük tüketim merkezlerine uzaklıkları büyük fark göstermeyen yerleri kuruluş yeri olarak seçmeleri söz konusu olabilmektedir. Örneğin, Türkiye'de otomobil fabrikalarının büyük çoğunluğunun Bursa'da kurulmuş olması, bu faktörü öne çıkarmaktadır. Bursa konumu itibari ile İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir gibi büyük yerleşim alanlarının ve ülkenin otomobil talebinin yüksek düzeyde bulunduğu yerleşim yerlerinin merkezi durumundadır. Dar bir pazar alanı içinde çalışan ve daha çok çevresel gereksinimi karşılayan işletmeler ile ana mamul için yarı mamul ve ana mamulün parçalarını^ üreten işletmeler, genellikle tüketim alanlarına veya mamullerini kullanan işletmelere yakın alanlarda kurulmaktadır. Örneğin, otomobil için malzeme ya da yarı bitmiş mal üreten işletmelerin, ana mamulü üreten işletmelerin yakınında kurulduğu görülmektedir. Otomobil fabrikası için far, koltuk, vites kutusu, direksiyon, rot, rotil gibi malzeme üreten işletmelerin otomobil fabrikalarının yoğun olduğu bölgelerde kurulduğu gözlenmektedir. Bazı malların satış sonrası bakım ve onarım hizmetleri önem taşımaktadır. Satış sonrası bakım ve servis hizmeti gerektiren malları üreten veya satan işletmelerin, sürekli olarak bu malları kullanan kişi ve kurumlara yakın olması, kuruluş yeri seçiminde etkili olan bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda dünyada iletişimin ve ticaretin hızlı gelişmesi, globalleşme yönelimlerinin hızlanması ve global işletmelerin sayılarının artması, uluslararası faaliyet gösteren birçok işletmeyi, talebin yoğun olduğu ülkelerde yatırım yapmaya yöneltmiştir. Örneğin, cola şirketleri ile fast food işletmelerinin dünyanın birçok bölgesinde, yerel pazara yakın olmak için üretim tesisleri kurduğu gözlenmektedir. Ayrıca, otomobil endüstrisinde faaliyet gösteren birçok işletme de, yerel pazarlara daha yakın olmak amacıyla çok sayıda ülkede yatırım yapıp, üretimde bulunmaktadır Hammadde kaynaklarına yakınlık Kuruluş yeri seçimini etkileyen faktörlerden biri de, yardımcı malzeme ve hammaddeleri temin imkanlarıdır. İşletmeler belirli bir malın üretimini gerçekleştirmek için çeşitli girdileri kullanmak zorundadır. Bu girdilerin bir bölümü, üretilecek malın ana unsurlarını oluştururken, diğer bir bölümü de üretilen mamulün içine küçük ölçülerde doğrudan veya dolaylı yollardan katılarak mamulün üretilmesini sağlar. Malın önemli bir bölümünün oluşturulmasını sağlayan ana girdiler hammadde, öbürleri ise, yardımcı madde veya yardımcı malzeme adını alır.
87 İşletmelerin faaliyet gösterdiği endüstrinin özelliklerine göre kullandığı yardımcı malzeme ve hammaddeler, çok çeşitli olabilmektedir. Ancak, işletmelerin kullandıkları yardımcı malzeme ve hammaddeleri iki grupta sınıflamak mümkündür: a) Doğrudan ham olarak elde edilen, herhangi bir işlem sürecinden geçirilmemiş maddeler. Örneğin; ham petrol, madenler, kömür, tarımsal ürünler ve benzerleri... b) Belirli bir işlem sürecinden geçmiş ancak, başka bir malın üretiminde kullanılabilen maddeler. Örneğin; işlenmiş deri, pamuk ipliği, sentetik elyaf, saç levha, kimyasal bileşikler ve benzerleri... Hammaddeler ve yardımcı maddeler, işletmenin üretim kapasitesini etkileyebildiği gibi, işletmenin kuruluş yerinin belirlenmesinde de etkili olabilmektedir. Hammaddesi doğal kaynaklara dayanan sektörlerde, kuruluş yerinin seçilmesinde ana etmen doğal kaynaklardır. Maden ve doğal kaynaklara bağlı olarak faaliyet gösteren sektörlerde, ilk aşamayı oluşturan doğal kaynağı işlemeye hazır hale getirme işlemi, kaçınılmaz olarak teknolojinin gereği olarak, hammaddenin yoğun olduğu bölgenin yakınında kurulması zorunluluğu vardır. Örneğin, linyitle çalışan bir termik santralının, linyit kömürünün yoğun olduğu bir bölgede kurulması zorunludur. Hammadde, tamamlanmış mamul haline dönüşürken işlem sürecinde büyük ölçüde ağırlığından kaybediyorsa, kuruluş yeri hammadde kaynağına yakın bir yerde seçilir. Hammaddesi doğal kaynaklara dayanan sektörlerde kuruluş yeri, hammaddenin çıkarıldığı yere çoğu zaman yakın olmalıdır. Hammaddeler çabuk bozulan tarımsal ürünler ise, bunları işleyen tarımsal gıda sektöründeki işletmeler, bu ürünlerin bol olarak yetiştiği bölgelerde kurulular. Örneğin; konserve, meyve suyu, dondurulmuş sebze işletmeleri... Hammaddenin taşınması için özel ve pahalı ambalajlara gerek duyulan ve özel taşıma araçlarıyla taşınması nedeniyle taşıma giderleri yüksek olan et, süt, meyva ve sebze işleyen işletmelerde kuruluş yerlerini hammadde kaynaklarına yakın yerlerden seçmelidirler. Hammadde, mamulün yapısına çok az ağırlık kaybıyla veya hiç kayba uğramadan katılıyorsa, bu durumda işletme, hammadde kaynağı ile pazar arasında her hangi bir mahalde kurulabilir. Hammadde naklinde güçlükle karşılaşılmıyorsa, taşıma maliyetleri mamul maliyet içersinde çok küçük bir yüzdeyi oluşturuyorsa, işletmenin kuruluş yerinin hammade kaynağına yakın olması gerekmez.
88 Hammaddenin her bölgede yeterince bulunduğu durumlarda, hammadde faktörü kuruluş yeri seçiminde etkili olan bir faktör olmaktan çıkmakta, diğer faktörlerin önemi artmaktadır. Hammaddenin gerekli niteliklere sahip olması koşulu ile, sürekli ve güvenilir olarak sağlanabileceği yer, kuruluş yeri olarak belirlenmelidir. Aşırı rekabet tehlikesi bulunması durumunda ya da hammadde kaynaklarının sağlanmasındaki bir olumsuzluk durumunda işletmeler, hammadde kaynağına sahip olma yolunu benimseyebilirler. Yardımcı malzeme ve hammadde kaynakları, yer seçimini bazı durumlarda en önemli derecede etkileyen bir faktör olarak ortaya çıkarken, bazen de en tali derecede etkileyen bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. İşletmelerin faaliyet gösterdiği sektörün özelliklerine göre, bazı durumlarda işletmelerin hammadde kaynaklarına yakın olarak kurulması zorunluluk taşırken, bazı durumlarda bu zorunluluk tamamen ortadan kalkmaktadır. Dünyada ticaret, iletişim, teknoloji hızlı bir şekilde gelişmektedir. Günümüzde gelişmiş birçok ülkede yeterli hammadde kaynakları olmamasına rağmen, bu ülkelerde büyük sanayi kuruluşları kurulmuştur. Gelişmiş ülkelerde kurulan bu işletmeler, hammadde kaynaklarının tümüne yakın kısmını yurt dışından getirmelerine karşılık, tüm dünyada faaliyet gösteren ve hammaddesi kendisinde bulunan ülkelerdeki işletmelerle rekabette üstün hale gelebilmektedirler. Japonya, tüm hammaddeleri yurt dışından ithal etmesine karşılık, dünyanın rekabet üstünlüğüne sahip önemli ülkelerinden biridir. Japonya, demir cevherini ve kömürü yurt dışından ithal etmesine rağmen, bu cevherlere sahip olan Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı rekabet üstünlüğü kazanmıştır Ulaştırma imkanları Hammaddelerin üretim ulaştırılması veya üretim tesislerinden malların tüketicilerin ihtiyaç duyduğu mahallere iletilmesi bir dizi taşıma işlemi ve bu işlemlere ilişkin maliyetleri ortaya çıkarır. Genel ilke olarak, taşıma maliyetlerini minimize eden mahal, kuruluş yeri olarak belirlenmelidir. Taşıma faktörünün kuruluş yeri seçiminde tek başına etkili olduğu işletmeler bulunabileceği gibi, bu faktörün tali derecede önemli olabileceği işletmelerde vardır. Taşıma maliyetleri, hem işletmenin ihtiyaç duyduğu girdilerin maliyetlerini, hem da üretilen malları tüketicilere ulaştırma maliyetlerini etkiler. İşletmelerin ihtiyaç duyduğu girdilerin istenilen nitelik ve nicelikte, istenilen zamanda ve istenilen yerde bulundurulması, ayrıca fiyat ve maliyetlerin uygun olması, çoğu zaman taşıma olanakları ile doğrudan ilişkilidir.
89 Hammaddelerin veya mamullerin taşınmasında çeşitli yöntemler kullanılabileceği gibi, mamulün niteliğine bağlı olarak belirli nitelikleri olan özel araçlarda kullanılmaktadır. Taşıma yöntemleri başlıca beş yolla gerçekleştirilir; bunlar; demiryolu, karayolu, su yolu, havayolu ve boru hattıdır. Günümüzde taşıma yöntemlerinin yaygınlaşması ve taşımanın hızının artıp maliyetinin nispeten azalması, üretilen mal ve hizmetlerin dünyanın çeşitli yerlerine taşınmasını olanaklı hale getirmiştir. Taşıma yöntemlerinin farklı olması, işletmeleri zaman ve maliyet seçeneği ile karşı karşıya getirmektedir. Hızlı bir taşıma yöntemi çoğu zaman yüksek maliyetleri ortaya çıkarırken, düşük maliyetli bir taşıma yöntemi ile de malların taşınması çoğu zaman uzun süreleri kapsayabilmektedir. Demiryolu ile taşımada maliyetler oldukça düşük düzeydedir. Daha çok yükte ağır, pahada hafif olan mallar, örneğin, madenler, kömür, yarı bitmiş mallar, makine ve aksamları demiryolu ile düşük maliyetlerle taşınabilmektedir. Günümüzde, bazı ülkeler sanayi işletmelerinin ihtiyaç duyduğu hammaddelerin önemli bir kısmı ile üretimi tamamlanmış malların yarıya yakın kısmı demiryolları ile taşınmaktadır. Demiryolları ağının uygun olmadığı durumlarda ise taşıma mümkün olmaz. Ancak, gelişmiş birçok ülkede, ülkemizdekinden çok daha yaygın olmak üzere, işletmeleri ana demiryolu ağına bağlayan tali demiryolları bulunmaktadır. Taşımacılıkta, düşük maliyetli taşıma yöntemlennden biri de su yolu ile taşımadır. Su yolu ile taşımada, çok büyük hacim ve ağırlığı olan malların taşınması mümkündür. Günümüzde, demir cevheri, hububat, ham petrol ve kömür gibi maddelerin önemli bir kısmı gemilerle taşınmaktadır. Dünya ticaretinden büyük pay alan ABD ve Japonya'nın dış satıma konu olan üretimi tamamlanmış mallarının % 90'nından fazlası gemiler ile taşınmaktadır. Ancak, su yolu ve gemiler ile taşıma düşük hızla gerçekleştiğinden bu yolla taşıma zaman alabilmektedir. Ülkemizde faaliyet gösteren işletmelerin büyük bir çoğunluğu, taşıma maliyetleri, su yolu ve demiryolundan yüksek olmasına rağmen karayolu ile taşımayı kullanmaktadırlar. Karayolu ile taşıma kapıdan kapıya taşıma olanağı yaratmasına rağmen maliyeti yüksek bir taşıma yöntemidir. Havayolu ile taşıma, daha çok yükte hafif pahada ağır malların taşınmasında tercih edilebilecek bir yoldur. Havayolu ile taşıma, maliyeti en yüksek taşıma yöntemidir. Ancak, malların taşınması bu yolla çok kısa zamanda gerçekleştirildiğinden, çabuk bozulabilir mallar ile çok değerli malların veya tüketicilere çok hızlı şekilde ulaştırılması gereken malların bu yolla taşındığı görülmektedir.
90 Gaz, sıvı özelliği taşıyan malların, boru yolu ile taşınması da mümkündür. Bu malların boru ile taşınabilmesi için, boru hatlarının tesis edilmesi gerekir. Boru hatlarının yatırım maliyeti yüksek olmasına karşın, bir kere hat tesis edildikten sonra diğer yöntemler ile kıyaslanamayacak ölçüde düşük maliyetlerde gaz ve sıvı özelliği olan malları taşımak mümkündür. Ülkemizde, petrol ve doğal gaz boru hatları, gaz ve sıvı taşımacılığında kullanılmaktadır. Taşıma maliyetleri, seçilen yönteme, kullanılan araçlara ve uzaklığa bağlı olarak değişiklik göstermektedir. İşletmenin ürettiği mamulün özelliğine, hammaddenin niteliğine ve üretim sırasında verdiği firelerin netiliğine bağlı olarak bir kuruluş yerinin belirlenmesi gerekir. Malın maliyeti içerisinde, taşıma maliyetleri yüzde olarak yüksek bir düzeyde gerçekleşiyorsa, işletmenin kuruluş yeri seçiminde, taşıma faktörünün öneminin büyük olduğu ortaya çıkar. Bu durumda, taşıma maliyetlerinin minimum olduğu bir yerin kuruluş yeri olarak seçilmesi, işletmeye önemli ölçüde rekabet edebilme gücü yaratır İşgücü yeterliliği ve maliyet Optimal kuruluş yerinin saptanmasında dikkate alınması gereken faktörlerin başında, her çeşit bilinçli didinmenin vazgeçilmez yürütücüsü olan insan gücü gelir. İşletmeler için insan gücü yaşamsal önemde pahalı bir üretim öğesidir. Kuruluş yerinin belirlenmesi, beceri kazanmış, eğitimli ve işletme amaçlarına yönelik emek sunumuna büyük ölçüde bağlıdır. Kuruluş yerinin belirlenmesinde işgücü ile ilgili özellikler arasında, işgücünün çokluğu, becerisi, ücret düzeyleri, sendikalaşma derecesi ve çalışanların işe ilişkin tutumları önem kazanmaktadır. İş gücünün değerlendirilmesinde, az gelişmiş bölgelerde gelişmiş bölgelere göre, iş gücünün daha bol ve ucuz sağlanabileceği varsayılmaktadır. Büyük şehirlerin dışındaki bölgelerde, uzmanlık isteyen işler için eğitim düzeyi yüksek iş gücü bulmak biraz güçtür. Yerinde bir kurululş yeri kararı, işletmenin gerek duyduğu iş gücünün birkaç katının bulunabileceği bir bölgeye yönelik olur. Yatırım projesinin iş gücü gereksinimi varsa, bu durumda kuruluş yerinin iş gücünün yoğun olduğu bölgelerde belirlenmesi gerekir. İş gücünün yoğun olmadığı bölgelerde işletmenin kuruluş yerinin belirlenmesi, işletmeler arasında iş gücü sağlamada, yoğun bir rekabetin yaşanmasına neden olur. Rekabet sonucunda ise, iş gücü maliyetleri artar. Bazı iş kollarında faaliyet gösteren işletmeler, niteliği itibari ile, belirli beceriye ya da eğitime sahip iş gücüne gereksinme duymaktadırlar. Uçak, otomobil, ilaç, kimya gibi sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler, niteliği itibari
91 ile yüksek teknoloji kullandıklarından, önemli ölçüde eğitilmiş ve uzman iş gücüne gereksinme duyan işletmeler, bu nitelikteki elemanların ikamet edebileceği bölgede kurulmak zorundadır. Yatırım projesinde, üretimin nitelikli iş gücü ile yapılması öngörülüyorsa, düz işçilerin yatırımın üretime geçiş aşamasına kadar eğitimden geçirilmesi gerekmektedir. Uzmanlaşmış iş gücünün işletmede istihdam edilmesi durumunda ise, işçilik maliyetleri yüksek düzeyde ortaya çıkar. Nitelikli iş gücünün işletmede istihdam edilmesi için, çekici bir ücret politikasının uygulanması gereklidir. Ayrıca, nitelikli iş gücünün işletmede istihdam edilebilmesi için, işletmenin kurulacağı çevrenin, sosyal ve kültürel yapısı da önem taşımaktadır. İşletmenin kurulacağı bölgede, işletmede istihdam edilecek kişilerin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını sağlayacak hizmetlerin bulunması da önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Büyük yerleşim merkezlerinin yakınında bir kuruluş yerinin belirlenmesi, nitelikli iş gücü sağlanmasına önemli ölçüde olumlu katkı yapacaktır. İşletmenin nüfus olarak belirli bir yoğunluğa ulaşmamış^ sosyal ve kültürel imkanları sınırlı bir bölgede kurulması, nitelikli iş gücü sağlamada önemli sorunları ortaya çıkarır. Birçok sektörde üretim, düz işçilerle veya çık kısa süreli eğitimden geçirilmiş işçilerle yapılabilmektedir. Örneğin; tuğla, kiremit, çimento iş kollarında faaliyet gösteren işletmelerde üretim, çoğunlukla düz işçiler veya kısa süreli eğitimden geçmiş işçiler ile yapılabilmektedir. Üretim faaliyetleri düz işçiler ile yerine getirilebilecekse, işletmenin kuruluş yeri seçiminde, iş gücü faktörü birinci derecede önemli faktör olmaktan çıkar. İş gücü, mamulün üretiminde bir maliyet unsuru olarak karşımıza çıkar. Kuruluş yeri seçiminde, iş gücünün bir faktör olarak değerlendirmeden önce, iş gücünün maliyet içindeki ağırlığını ortaya koymak gereklidir. İşçilik ücretlerinin üretim maliyetleri içindeki payı, işletmeden işletmeye farklılık gösterir. İşletmenin kullandığı teknolojinin özelliği, mekanizasyon derecesi, işletmenin kapasitesi ve kapasite kullanım oranı, nitelikli işçinin toplam işçi sayısına oranı, çevredeki işçi ücretleri ve sendikal yapı işçilik ücretlerinin ürün maliyeti içerisindeki payını etkileyen önemli faktörlerdir. Maliyet giderleri içinde, işçilik payının çok yüksek olduğu iş kollarında yer alan işletmeler, ilke olarak düşük işçilik maliyeti olan bölgeleri seçerler. Bir mamulün üretiminde, maliyet giderleri içerisinde işçilik ücretleri çok düşük bir ağırlığa sahip ise, bu durumda iş gücünün kuruluş yerine etkisi önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaz.
92 Enerji l^aynaikian ve su İşletmelerin üretim süreçlerinde kullandıkları temel girdilerin en önemlilerinden biri enerji ve yakıttır. Günümüzde, enerji ve yakıt kullanmadan herhangi bir mamulün üretilmesi çoğu zaman mümkün değildir. İşletmelerin kullandıkları başlıca enerji, elektrik enerjisidir. İşletmeler, elektrik enerjisi yanında, kömür, petrol türevleri ve doğal gazı yakıt olarak kullanmakta veya bunlardan enerji sağlamaktadırlar. Bazı iş kollarında faaliyet gösteren işletmeler çok sınırlı miktarda enerji ve yakıt gereksinimi duyduklarından, bu iş kollarında faaliyet gösteren işletmelerin üretim maliyetleri içersindeki enerji ve yakıt maliyetlerinin oranı düşük düzeyde gerçekleşir. Bazı iş kollarında faaliyet gösteren işletmelerin üretim maliyetlerinin içinde ise, enerji ve yakıt maliyetlerinin oranı yüksek düzeydedir. Yoğun enerji kullanan işletmelerde, bölgedeki enerji olanakları kuruluş yeri seçimi kararı da önemli bir faktör olarak ortaya çıkar. Kuruluş yeri seçiminde, enerji ve yakıt faktörünü iki yönü ile ele alıp irdelemek gereklidir. Bunlardan ilki, işletmenin ihtiyaç duyduğu enerjinin bölgeden sağlanıp sağlanamayacağının araştırılması, ikinci ise enerji maliyetleri arasında karşılaştırmanın yapılmasıdır. İşletmenin ihtiyaç duyduğu nitelikte enerji bölgeden sağlanıyorsa, bu durumda maliyet karşılaştırmasının yapılması söz konusu olmaktadır. İşletmenin ihtiyaç duyduğu enerjinin, doğrudan bölgeden sağlanamaması durumunda, işletmenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi başka enerji kaynaklarını kullanarak üretmesi de mümkün olabilmektedir. Ancak, işletmenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretmesi büyük maliyetleri gerektiren yatırımları gerektirir. Ancak, yatırım bir kere gerçekleştikten sonra, işletmenin düşük maliyet ile uzun süre enerji kullanması mümkün olur. İşletmelerin uzun süre düşük maliyetli enerji kullanması, üretim maliyetlerinin düşmesini ortaya çıkarır ve bu işletmeyi diğer işletmeler karşısında maliyetler açısından rekabet etmede üstün kılar. Ülkemizde, özel amaçlı olmasa da, kamu kesimi işletmelerinin büyük kapsamlı enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla, belirli bölgelere elektrik santralleri kurulmuş olduğunu görmekteyiz. Son yıllarda, bazı özel kesim işletmelerin de elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla elektrik santralleri kurma yolunu benimsedikleri gözlenmektedir (Bursa-Nergiz Holding gibi). Enerji ve yakıt giderleri üretim maliyetleri içerisinde önemli bir ağırlığa sahip olan endüstrilerde, düşük maliyetli enerji ve yakıt sağlanan yerler, işletmenin kuruluş yeri seçiminde tercih edilecek yerler olarak belirlenmelidir. Kömür, petrol, doğal gaz gibi yakıt kaynaklarının bol olduğu bölgeler, yoğun
93 enerji ve yakıt kullanan işletmelerin kuruluş yeri, olmaya aday olan yerlerdir. Demir-çelik üretiminde bulunan işletmeler, önemli ölçüde kömür kullanmaktadırlar. Bu işletmelerin üretim maliyetlerini minimize etmek için, çoğu zaman kömür kaynaklarına yakın veya kömürün taşıma maliyetini minimum kılacak, su yolu ile taşınmasının mümkün olabileceği, kıyı şeridinde kuruldukları görülmektedir. Su, bütün sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için kaçınılmaz bir girdidir. Suyun birçok sektörün üretim sürecinde önemli miktarlarda kullanıldığı görülmektedir. Su, bir işletmenin üretim sürecinde kullanılmasa dahi, işletmede çalışan işgörenlerin ihtiyaçlarının karşılanmasında gereklidir. Metalürji, kağıt, deri, kimya ve benzeri sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin üretim süreçlerinde önemli miktarda suya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür endüstrilerde, ihtiyaç duyulan suyun hangi rezervlerden nasıl bulunabileceğinin belirlemesi gereklidir. Su ihtiyacı büyük olan işletmelerin, su rezeıvlerinin bol olduğu yerlerde kurulması gerekir. İşletmelerin ihtiyaç duydukları suyun karşılanmasında başvurulabilecek başlıca rezervler ise, akarsular, yeraltı suları, göller, artezyen kaynakları ve yağmur suyu depolarıdır. İşletmeler, faaliyet gösterdikleri sektörün özelliğine göre değişik nitelikte suya ihtiyaç duyarlar. Örneğin; su şişeleyen bir işletme için belirli özellik taşıyan kaynak suyu gerekli olurken, bir termik santralin soğutmasında ise, herhangi bir su kullanılabilmektedir. Yatırım projesinde kullanılması öngörülen suyun, gerekli özellikte ve miktarda bulunup bulunmaması kuruluş yeri seçimini etkiler. İşletmenin ihtiyaç duyduğu su, miktar ve nitelik olarak kuruluş için karar verilmesi gereken yerde yok ise, yakın mesafelerden su getirilmesi üzerinde durularak, bu durumda katlanılması gereken maliyetler ortaya konur. Suyun yakın mesafeden getirilmesinin maliyeti önemli boyutlara ulaşmıyorsa, diğer kuruluş yeri faktörleri de göz önüne alınarak kuruluş yeri konusunda karar verilir Topografya ve iklim Kuruluş yeri seçiminde, bina ve tesislerin maliyetlerinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Kuruluş yeri seçiminde, birçok faktörle birlikte tesisin kurulacağı arsanın bedeli de önemlidir. Uygun bir kuruluş yerinde, çeşitli alternatifler arasından düşük maliyet ile bir arazi bulmak mümkün olabilir. Ancak, arazinin inşaat hazır hale getirilmesi ve bu arazide inşaat yapılması, diğer arazilere göre çok yüksek maliyetleri gerektirebilir. Bu
94 nedenle, kuruluş yeri seçiminde arsanın topografik durumu ve toprağın inşaata elverişliliği de önem taşımaktadır. Alım bedeli düşük olmakla birlikte, masraflı düzeltmeye, özel destekli temel yapımına, bütün kanalların su geçmez biçimde yalıtılmasına gerek olan bir yerde ucuza alınan bir arsanın gerçek maliyeti, pahalı yerdekinin çok üstüne çıkabilir. Ayrıca, deprem tehlikesinin olduğu yer kuşaklarının üzerinde bir yerin seçilmesi, bina ve tesisler için ek yatırımların yapılmasına neden olur. Uygun bir kuruluş yeri seçilirken, inşaat maliyetlerini etkileyecek olan, zeminin inşaat yapmaya elverişli olup olmadığının araştırılması ve inşaat maliyetlerini arttırıcı veya azaltıcı etkisinin belirlenmesi gereklidir. Ayrıca arsanın topografik koşullarıda belirlenmeli, inşaatların yapılabilmesi gerekli olacak dolgu ve hafriyat işleri ile istinad duvarları işleri tespit edilerek inşaat maliyetlerine etkisi belirlenmelidir. İklim, birçok işletme için kuruluş yeri seçiminde önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. İklim koşulları işletmenin ürettiği malın kalitesini ve üretim maliyetlerini arttırıcı veya azaltıcı yönde etkileyebilmektedir. için İklim koşulları işletmede çalışanların sağlığını, çalışma yeteneğini, verimliliğini ve üretkenliğini önemli ölçüde etkiler. Isı derecesi, nemlilik derecesi ve bunların ani değişikliği, işletmede çalışan iş görenleri doğrudan etkilediğinden, işletmedeki iş gücü verimliliğini ve üretim kalitesini etkilemektedir. Bir işletmenin verimli xe etkin çalışması, belli iklim koşullarına doğrudan bağlı ise, bu durumda kuruluş yeri seçiminde iklim koşulları, önemli bir faktör olarak ortaya çıkar. Fazla sıcağın veya soğuğun verimli çalışmayı etkilediği işletmeler için uygun koşulların sağlanması isteniyorsa, bu koşullara uygun olmayan bir kuruluş yerinin seçiminde üretim aşamasında ek maliyet giderleri ile karşılaşılması kaçınılmazdır. Bazı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin ürettikleri malın kalitesine, iklimin etkisi bulunmaktadır. Az rutubetli iklimlerde, pamuğun işlenmesi daha kolay ve elde edilen tekstil ürününün kalitesi daha yüksek olabilmektedir. Bu nedenle, dünya da tekstil üreticisi ülkelerin pamuk işleme tesislerini ve tekstil tesislerini az rutubetli yerlere kurdukları görülmektedir. Tarım sektöründe faaliyet gösteren işletmeler ise, belirli tarımsal ürünleri üretebilmek için, o tarım ürünlerinin üretilmesi mümkün olabilecek iklim koşullarında faaliyet göstermek zorundadırlar. Bir işletmenin daha verimli çalışması belli iklim koşullarına bağlı ise, bu durumun kuruluş yeri seçiminde öncelikle göz önünde bulundurulması gerekir. Bu nedenle, en düşük ve en yüksek sıcaklıklar, yıllık kar ve yağmur yağış miktarı, rutubet ve rüzgarların yönü vb. faktörlerin göz önünde bulundurulması gereklidir.
95 iklimin kuruluş yeri seçimine etkisi, işletmenin faaliyet gösterdiği sektörün özelliğine göre değişmektedir. İklimin olumsuz etkilerini gidermek için bir dizi önlem almak mümkündür. Ancak, almacak her bir yeni önlem ek maliyet masraflarmı zorunlu kılacaktır. Örneğin; soğuk bir bölgede kurulan işletmenin ısıtma masrafları artacak, aşırı sıcak bir bölgede kurulan işletmenin de soğutma masrafları ile karşı karşıya kalması söz konusu olacaktır. Günümüzde teknolojinin hızlı olarak gelişmesi, birçok işletme açısından kuruluş yeri seçiminde iklimin önemini eskisi kadar önemli bir faktör olmaktan çıkarmıştır. Dünyanın birçok yöresinde, değişik iklim kuşaklarında aynı mal veya hizmeti üreten birbirine benzer birçok işletme kurulup faaliyet göstermektedir Kamu po it ^a an, sosya ve ^ü türe hıizmeüer Alternatif bölgelerde hükümetlerin ve yerel yönetimlerin uyguladıkları vergi, resim ve harçlar kuruluş yeri seçimini etkiler. Özellikle hükümetlerin uyguladıkları teşvik tedbirleri çerçevesinde vergi indirimleri ve düşük faizli yatırım kredilerinden yararlanma imkanları, işletmeleri bu teşviklerin uygulandıkları yörelere çekmektedir. Bu nedenle farklı bölgelerde uygulanan vergi ve yasal düzenlemeler, yeni endüstriler için sağlanan teşvik ve imtiyazlar ile kurumlar ve gelir vergileri, üretim veya tüketim vergilen, satın olma vergileri ile diğer ulusal veya yerel vergi, resim ve harçlar araştırılmalıdır. İşletme, sosyal bir sistemdir. Çevresindeki kurum, işletme ve örgütler ile iletişim içerisindedir. İşletmede görev alanların ve bunların aile fertlerinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını gidermeye yarayacak kurumların bulunduğu yerlere yakınlıkta önemli bir kuruluş yeri faktörü olarak ortaya çıkmaktadır. Büyük ölçekli işletmelerin üst yönetimlerinde görev alacak yöneticiler için, ücret kadar önemli bir faktör de, işletmenin kurulduğu yerin sosyal ve kültürel yapısıdır. İşletmede yetenekli üst düzey yöneticilerinin istihdam edilebilmesi için, işletmenin kurulacağı yerin çevresinde, bu yöneticilerin ve ailelerinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak bir ortamın mevcut olması gerekir. İşletmenin kuruluş yerinin yakınında yararlanılabilecek bir çevrenin bulunması gerekir. İşletmenin kuruluş yerinin yakınında çalışanların sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak bir çevrenin bulunmadığı durumlarda, çoğu zaman kuruluş yeri büyük bir arazi olarak seçilir ve işletmenin üretim üniteleri ile birlikte çalışanların sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak tesisler ile birlikte inşa edilir. Ülkemizde, Kamu İktisadi kuruluşu olan şeker fabrikalarında, Sümerbank fabrikalarında ve azot fabrikalarında
96 üretim tesisleri ile birlikte çalışanların sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak, okul, tiyatro, kütüphane, lokal, restorant, kreş, spor tesisleri, lojman, dinlenme tesisleri gibi sosyal tesislerin kurulduğu görülmektedir. Çalışanların sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulması düşünülen tesisler, çoğu zaman yatırım tutarını büyük ölçüde artırmaktadır. Bu tesislerin yatırım tutan göz önünde bulundurulmalı ve işletmenin rantabilitesini tehlikeye düşürecek kadar da geniş tutulmamalıdır. II.3.4. Kuruluş Yeri Seçimi Yöntemleri Kuruluş yeri seçimini etkileyen faktörler belirlendikten sonra, olası bölgeler içinde hangisinin en iyi yer olduğu saptanmaya çalışılır. Bunlar içinde en çok kullanılanlar "karşılaştırma yöntemleri"dir. Fakat günümüzde bilgisayarların iş dünyasına girmesi ve matematiksel programlama tekniklerinin geliştirilmesi sonucu, kuruluş yeri seçiminde "yöneylem araştırması" genel adıyla bilinen sayısal teknikler de kullanılmaktadır. Bunlar da; a. Ulaştırma modelleri b. Doğrusal programlama modelleri c. Karma tam sayılı programlama modelleridir. Bu çalışmada en çok kullanılan yöntemler arasında bulunan fakat yüksek düzeyde matematik bilgisi ve bilgisayar programlamayı gerektirmeyen "karşılaştırma modelleri" üzerinde durulacaktır. Bu yöntemlerin başlıcaları şunlardır; a. faktör karşılaştırma (scoring) yöntemi b. maliyetleri karşılaştırma yöntemi c. kazançları karşılaştırma yöntemi d. kârlılıkları karşılaştırma yöntemi Bu yöntemlerden yararlanarak faaliyet yeri, diğer bir deyişle kuruluş noktası seçilirken iki yol izlenebilir. Bunlardan birincisi, geniş coğrafi bölgeler arasında karşılaştırma yaparak şartları işletme amacına en uygun olanı seçmek ve daha sonra bu bölge içinde işletmenin yerini belirlemektir. İkinci yol ise geniş coğrafi bölgeler üzerinde durmadan doğrudan doğruya faaliyet yeri için en uygun olan yeri aramaktır. İlk yol daha kolay gibi görünse de, elverişsiz sayılan bölgeler içinde konumluk yeri için uygun olan yerler bulunabileceğinden sakıncalı görülmektedir.
97 //. i. 4. L Faktör karşılaştırma yöntemi Puanlama metodu yan kantitatif bir modeldir. Daha açık bir ifade ile bu metod sayısal olarak ifade edilemeyen ve sayısal ifade edilebilen kuruluş yeri özelliklerinin beraberce dikkate alınmasına, muhtemel kuruluş yerlerinin seçiminde değerlendirilmesine ve bu kuruluş yerlerinin bir sıraya konulmasına imkan sağlar. Bu sıralama özelliği dolayısıyla metod sıralama metodu olarak da nitelendirilmektedir. Kuruluş yeri kararlarında bu metodun kullanılması, kontrol listesi sisteminin kullanılmasına kıyasla karar sürecinin rasyonelleştirilmesi anlamına gelmektedir. Çünkü sonuç, sistematik bir şekilde elde edilmiş olup, kontrol edilebilir niteliğe sahiptir. Buna rağmen metod, sübjektif etkilerden ve değerlenmelerden arınmış değildir. Puanlama metodunun yapısını aşağıdaki şekilde açıklamak mümkündür; 1) Kuruluş yeri kararı için geçerli olarak kabul edilen tüm özeliklerin bir listesi teşkil edilecektir. Asgari şartın yerine getirilmesini öngören 2. gruptaki özelliklerin listesi verilir ise önce asgari şartların yerine getirilmesi kontrol edilmesi amaca uygun olacaktır. Daha sonra birinci gruptaki kuruluş yeri faktörleri ile ilgili özelliklerinde puanlama metodu yardımıyla incelenecektir. Ayrıca özelliklerin birbirlerini tamamlayıcı, bağımsız veya alternatif olup olmadığının iyi tespit edilmesi halinde puanlama metodu ile yapılan analizler daha sağlıklı sonuç verecektir. 2) İkinci aşamada bir kuruluş yeri faktörünün muhtemel farklı gerçekleşme şekillerine isabet eden yoğunluk dereceleri teşkil edilecektir. Tahsisin mümkün olduğunca açık bir şekilde yapılabilmesi için yoğunluk derecesinin iyi tanımlanması gerekir. Her yoğunluk derecesi bir değerleme sayısı veya sıra sayısı ile ifade edilmektedir. Bu sıralama sayısı ölçeği O'dan 5'e kadar olabileceği gibi daha geniş aralıklı bir ölçekte olabilir. Daha geniş aralıklı ölçekte hassasiyet derecesi artmaktadır. Burada en büyük ölçek puanı, örneğin 5, en iyi durumu, en küçük ölçek puanı en kötü durumu tasvir etmektedir. İkisi arasındaki yer alan puanlar ise özelliklerin derece farkına göre sıralanmaktadır. Bu Tablo 7'deki örnek yardımıyla gösterilecektir.
98 Tablo-7. Kuruluş Yeri Özelliği "İşgücü" İçin Yoğunluk Derecesi Yoğunluk derecesi puanı Yoğunluk derecelerinin tanımı 0 İş gücünü bu kuruluş yerinde bulmak mümkün değil 1 Yeterli iş gücünü bulmak son derece güç 2 Bazı işlerde çalışacak işgücünü bulmak güç 3 Yeterli sayıda iş gücü mevcut, ancak istenilen vasıfta değil 4 Yeterli sayıda iş gücü mevcut, çoğunun vasıfları uygun 5 İstenilen miktarda ve vasıfta iş gücü mevcut 3) Üçüncü aşamada her kuruluş yeri özelliğinin tartı ağırlığının dikkate alınması yer almaktadır. Bilindiği gibi, önceki aşamada verilen değerleme sayısı, her özelliğin kendi durumunu göstermekte olup, yoksa özellikler arasındaki nispi ağırlığı dikkate almamaktadır. Kuruluş yeri özelliklerinin nispi ağırlıkları farklı olduğundan her özellik için nispi ağırlığında bilinmesi gerekir. Özelliklerin tartı ağırlıkları, ya önceden sabit bir şekilde verilebilir veya özellikleri birbiriyle karşılaştırmak suretiyle tartı ağırlıkları bulunur. Örneğin, ücret ve taşıma giderleri (A), ulaştırma şartlan (B), iş gücünün vasıf düzeyi (C) gibi kuruluş yeri özelliklerinin tartı ağırlıklarını aşağıdaki şekilde karşılaştırmak suretiyle bulmak mümkündür. Tablo-8. Tartı ağırlığı tespiti Karşılaştırma Özellikler Tartı ağırlığı A A A B C Ücret ve taşıma gideri 3 B B Ulaştırma şartları 1.5 C C Üşgücünün vasıf düzeyi 1.5
99 Tablo 8'de görüleceği gibi her özellik diğer özellikle karşılaştırılmaktadır. Birinci satırda A özelliği diğer iki B ve C, ikinci satırda B özelliği diğer C özelliği ile karşılaştırılmakta ve en son satırda C özelliği tek başına dikkate alınmaktadır. Bu karşılaştırmada bir diğerine kıyasla üstün veya önemli özellik daire içine alınmaktadır. Her daireye bir puan verilmektedir. İki özelliğin karşılaştırılmasında bir üstünlük sağlanamaz veya iki özellikte aynı öneme sahipse, bu durumda her iki özellik beraberce aynı daire içine alınmakta ve bir puan iki özelliğe yarımşar puan olarak dağıtılmaktadır. Böyle bir durum ikinci satırda görülmektedir. Daire içine alınmış her özelliğin puan toplamı özelliğin bulunduğu satırın en sağında yer almaktadır. Örnekte görüldüğü gibi, Ücret ve taşıma gideri (A), 3 tartı ağırlığına Taşıma şartları (B), 1,5 tartı ağırlığına İş gücünün vasıf düzeyi (C), 1,5 tartı ağırlığına sahiptir. Bulunan bu tartı ağırlığı ile özelliğin mevcut yoğunluk derecesi çarpılmak suretiyle her özelliğin nispi fayda değeri puanı olarak bulunur. 4) Dördüncü aşamada ise, muhtemel her kuruluş yerinin toplam değerleme puanları bulunacaktır. Her bir kuruluş yerinin özelliklerinin ağırlıklı değerleme puanı toplanmak suretiyle toplam puanı bulunur. Bu şekilde toplam puanları bulunan kuruluş yerlerinden en yüksek değeri veren kuruluş yeri seçilir. Bu kuruluş yeri en fazla fayda sağlayan kuruluş yeridir. Konu ile ilgili örnek aşağıda tabloda gösterilmektedir. Tablo-9. Kuruluş Yerinin Puanlama Metodu İle Belirlenmesine Ait Bir Örnek A B C Ta Sa Ta Ga Sa Ta Ga Toplam K K Kı K4, muhtemel kuruluş yerleri Sc faktörlerin yoğunluk dereceleri " "a. Tg, Tc özelliklerinin tartı ağırlıkları
100 Her kuruluş yeri özelliği O'dan 5'e kadar S yoğunluk derecesi arz etmektedir. Özelliklerin muhtemel kuruluş yerlerine göre yoğunluk dereceleri ve bulunan ağırlıklı Tablo 9'da görüleceği gibi en yüksek değeri K3 = 30 ile üçüncü kuruluş yeri vermektedir. Bu durumda üçüncü kuruluş yeri seçilecektir. // , Maliyetleri karşılaştırma yöntemi Bu yöntemde kuruluş yeri ile ilgili faktörlerin listesi yapıldıktan sonra her faktöre, toplam faaliyet giderleri içindeki paylarına göre birer tartı verilir. Daha sonra aday yerlerin her birinde bu faktörlerin en az ve en çok maliyetleri tahmin edilir. Bu tahminler, faktörlere verilen ağırlık katsayıları ile çarpılarak bu çarpımların toplamı alınır. En düşük toplam maliyetleri veren bölge en uygun kuruluş yeri olarak seçilir (Tablo 10). Tablo-10. Maliyetleri Karşılaştırma Yöntemi Maliyet Tahminleri Faktörler A bölgesi B bölgesi C bölgesi en az en çok en az en çok en az en çok Pazar 15 8/120 10/150 7/105 9/135 4/60 8/120 Hammadde 20 13/260 16/320 10/200 14/280 18/160 13/260 İşgücü 25 10/250 16/400 8/200 9/225 12/300 16/400 Taşıma 18 6/108 10/180 8/142 12/216 4/72 6/108 Enerji 10 4/40 6/60 6/60 7/70 5/50 7/70 Diğerleri 12 9/108 12/144 13/156 15/180 9/108 11/132 Toplam Maliyetleri karşılaştırma yönteminin bir başka uygulama şekli de aday kuruluş yerleri içinde en düşük birim maliyetleri veren yerin seçilmesidir. Bu yöntem uygulanırken aday yerlerde sabit ve değişken maliyetler tahmin edilerek birim maliyetler bulunur. En düşük birim maliyetlerle çalışılan yeren uygun kuruluş yeridir. Bu yöntemin uygulanmasında karşılaşılan en büyük zorluk maliyetlerin önceden tahmin edilmesidir. // , Kazançları karşılaştırma yöntemi Kazanç ölçütün yönteminde satış gelirleri ve maliyet kalemleri her aday kuruluş yeri için tesbit edilir. Bu yerler içinde en büyük kazancı sağlayan yer en uygun kuruluş yeri olarak saptanır. Kazançları karşılaştırma yönteminde Tablo 11'deki gibi bir çizelge düzenlenebilir.
101 Tablo-11. Kazançları Karşılaştırma Yöntemi BÖLGELER GİDERLER A B C SATIŞ GELİRLERİ L GİRDİ MALİYETLERİ - Hammadde - Yardımcı madde - İşletme malzemesi II. İŞÇİ ÜCRETLERİ III. ÖTEKİ GİDERLER - Aylıklar - Sosyal giderler - Yönetim giderleri - Taşıma giderleri - Enerji giderleri - Diğerleri TOPLAM GİDERLER KAZANÇ Yöntemin uygulanmasındaki en büyük sakınca, satış gelirlerinin tahmin edilmesidir. Özellikle piyasanın istikrarsız olduğu dönemlerde satış gelirlerinin sağlıklı olarak tahmin edilmesi oldukça güçtür. //. J. 4,4, Kârları karşılaştırma yöntemi Kuruluş yeri seçiminde kullanılan yöntemlerden birisi de "kârlılıkları karşılaştırma"dır. Bu amaçla öncelikle her aday kuruluş yeri için ayrıntılı yatırım tutarları hesaplanır. Ayrıca beklenen satış gelirlen ile üretim maliyetleri tahmin edilerek beklenen kazançlar bulunur. Daha sonra her aday yer için beklenen kazanç ile yatırımlar karşılaştırılır. En yüksek rantabilitenin elde edilebileceği yer en uygun kuruluş yeri olarak seçilir. Aday yerler arasında gerçekçi karşılaştırma yapılabilmesi için kalitatif kuruluş yeri öğeleri de sayısallaştırılarak hesaplamalara dahil edilmelidir. Ayrıca, hesaplamalarda her aday yer için aynı birimler (zaman, ücretler, üretim, maliyet için) kullanılmalıdır. Kârlılıkları karşılaştırma yöntemi çok ve karmaşık hesaplamalar yapılmasını gerektirdiğinden ve satış gelirleri ile maliyetler (sık sık değişen koşullar nedeniyle) sağlıklı olarak belirlenemediğinden uygulanabilirliği kısıtlıdır.
102
103 IIL TEKNİK ANALİZ ÜRÜNÜN TEKNİK TASARIMININ BELİRLENMESİ Mamul tasarımı olarak da adlandırılan bu çalışmada, pazara sunulmak amacıyla üretilecek ürünün teknik özellikleri belirlenmeye çalışılır. Ürünün teknik dizaynı, mamulün fonksiyonel ya da performans özellikleri ile pazarlama ve satış özellikleri dikkate alınarak gerçekleştirilir. Mamulün fonksiyonel özellikleri, ürünün hangi fonksiyonları yerine getireceği yani tüketicilerin hangi ihtiyaçlarını karşılayacağını ifade eder. Proje fikri aşamasında belirlenen bu ihtiyaçlar ekonomik etüd aşamasında yapılan piyasa araştırmaları sonucu açıklık kazanır ve ürün, tüketicilerin beklentilerini karşılayacak şekilde dizayn edilmeye çalışılır. Mamulün pazarlama ya da satış özellikleri ise, belirlenen fonksiyonel özellikleri gerçekleştirecek şekilde tasarlanan ürünün, tüketicilerin istek ve zevklerine cevap verip veremeyeceğinin araştırılmasını amaçlar. Unutulmamalıdır ki tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılayamayacak şekilde tasarlanan ürünün satış şansı azalır. Bunun için ürünün teknik dizaynı tüketicilerin zevk ve isteklerini de dikkate alarak tasarlanmalıdır. Sonuç olarak; üretimi düşünülen ürünün tüketicilerin ihtiyaçlarını hangi düzeyde karşılayacağı, ürünün boyutları, biçimi ve görünümü, rengi, kalitesi, güvenilirliği ve garanti süresi, rakip mallardan üstünlüğü varsa tamamlayıcı mallarla uyumu, kullanım ve bakım kolaylığı gibi özellikleri dikkate alınarak fonksiyonel ve satış için bir tasarımının yapılması gerekir. Yapılan tasarımın mühendislik açısından üretime uygun olup olmadığına dikkat edilmelidir TEKVOLOJİ SEÇİMİ IIL2.1. Teknoloji Seçeneklerinin Belirlenmesi, Değerlendirilmesi, Optimum Teknoloji Seçimi ve Transferi Mamul dizaynı geliştirildikten sonra açıklığa kavuşturulması gerekli bir konu, bu dizayna uygun ürünün nasıl üretileceğidir. Üretim genelde bir mal
104 ya da hizmet ortaya çıkarma veya bir değer yaratma süreci ise, bu sürecin nasıl olacağı da kullanılacak teknolojiye bağlıdır. Teknoloji kavramı çok farklı biçimlerde tanımlanmasına karşın, bu çalışmamızda teknoloji bir ürünün üretimi ya da bu amaçla bir tesisin kurulması için gerekli mevcut bilgi, beceri ve deneyim toplamını ifade etmektedir. Başka bir ifade ile teknoloji, bir toplumdaki ekonomik ve toplumsal faaliyetlere ilişkin bilgi ve beceri toplamı demektir. Böyle olunca bir proje çalışmasında dizaynı ya da tasarımı yapılmış olan bir ürünün nasıl üretileceğine ilişkin teknolojik alternatiflerin belirlenmesi bir zorunluluk olacaktır. Kuşkusuz teknolojik alternatifleri belirlemede temel amaç yalnızca kendi bilgilerimiz çerçevesinde bilinen teknolojileri seçenek olarak sıralamak değil bir bütün olarak mevcut bilimsel gelişme düzeyinin ortaya koyduğu tüm teknoloji seçeneklerinden haberdar olmak olmalıdır. Ayrıca eğer mümkün ise, yeni ve daha etkin teknolojik seçenekler geliştirilmelidir. O halde önemli olan mevcut ya da geliştirilebilecek tüm teknolojik seçenekleri göz önünde bulundurmaktır. Teknolojik seçenekleri araştırma özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından çok daha büyük önem kazanır. Ancak böylelikle uygun olmayan teknolojileri kullanımı ya da taransferinden kaçınmada ilk adım atılmış olacaktır. Sanayi yatırımı projelerinde dayanıksız tüketim ürünlerinden dayanıklı tüketim ürünlerine ve yatırım mallarına doğru gidildikçe, üretim sürecini gerçekleştirecek teknoloji seçeneklerin sayısı büyük bir düşüş gösterecektir. Hatta, petrol ve demir-çelik endüstrisi dallarında olduğu gibi seçenek sayısı bir ya da ikiyi geçemeyecektir. Eğer bir proje ürününün imalatını gerçekleştirecek teknoloji projenin kendisine özgü değilse, yani gelişiminin bir parçası değilse, projenin üretim süreci mevcut teknolojik alternatiflere göre biçimlenecek demektir. Bu alternatif teknolojiler arasında topluma mal olmuş ve genel kullanıma sunulmuş teknolojiler olabileceği gibi bazılarının da kullanımı patentler nedeni ile özel izinleri (lisans sözleşmelerini) gerektirir. Patent belli bir teknik buluşun (invention) kullanımına ilişkin olarak yasalarla güvence altına alınmış bir haktır. Bu kullanım hakkı ancak hak sahibinin özel izin yani lisans vermesi ile başkası tarafından kullanılabilir. Bunun için de lisansı veren (lisansör) ile alan arasında (lisansiye) yasal bir sözleşmenin yapılması gerekir ki buna lisans sözleşmesi adı verilir. Teknoloji ile ilişkili olarak sıkça kullanılan diğer bir kavram da teknik bilgi anlamında kullanılan "know-how"dır. Bu kapsamda know-how, teknoloji kavramı ile aynıdır. Yani patent üretim sürecinde belli bir işleme ya da herhangi bir işin başından sonuna kadar nasıl yapılacağını gösteren teknik bilgidir. Bu nedenle teknoloji kavramı ile genellikle aynı
105 anlamda kullanılır. Ancak kimi durumlarda, teknoloji kavramı daha genel bir çerçevede bilgi boyutuna ek olarak bir de donanım (hardware) boyutu açısından da düşünülür. Bu açıdan daha kapsamlı olduğu kabul edilebilir. Fakat donanımın bilginin uygulamaya dönük sonucu olduğu düşünülürse, teknoloji ve know-how kavramlarının eşanlamlı olduğu söylenebilir. Bu çalışmada da bu kavramlar aynı anlamda kullanılmıştır. Proje çalışmasının bu aşamasında proje ürününün üretilmesi için seçenek teknolojiler araştırılırken, bu teknolojilere ilişkin aşağıdaki bilgiler toplanmalıdır. a) Teknolojilerin mevcut ve potansiyel kullanımları, b) Bu teknolojik seçenekler arasında patentli olanlar varsa bunların sahipleri olan firma veya kuruluşlar belirlenmeli ve başka firmalar ile yapmış oldukları lisans sözleşmeleri hakkında olanaklar ölçüsünde bilgi sağlanmalıdır, c) Teknolojilerin üretim sürecinde kullanım için gerektirdikleri hammadde, yarı mamul ve mamul mallar, d) Üretim için gerektirdiği ölçek ya da kapasite büyüklüğü, e) Maliyete ilişkin temel bilgi ve veriler, f) Teknolojinin gerektirdiği makina ve araç-gereç (donanım) bakım ve onarım durumları ve maliyetleri, g) Teknolojilerin gerektirdiği nitelikli iş gücü ve istihdam etme imkanları. Böylece tek tek belirlenen teknolojik seçeneklere ilişkin gerekli bilgiler toplanarak ve bitişik bölümde açıklandığı gibi değerlendirilerek en uygunu seçilmelidir. Ayrıca belirtilmelidir ki, bazı durumlarda bir poje önerisinin belirlediği dizayn çerçevesinde üretimi gerçekleştirme olanağı ya teknoloji düzeyi yetersiz olduğu için ya da mevcut teknoloji patentli olup lisans alınamadığı için olmayabilir. Genellikle yeni fikirler ve ürünler için söz konusu olabilecek bu tür durumlarda yapılacak tek şey, eğer yeni teknoloji geliştirmek de mümkün değilse, proje önerisinden vazgeçmek olacaktır. Proje ürününün üretimi ya da bu amaçla bir tesisin kurulması için gerekli bilgi, beceri ve deneyimi ifade eden seçenek teknolojiler ve bunlara ilişkin olarak belirtilen bilgiler açıklığa kavuşturulduktan sonra, bu seçenekler arasında en uygun ya da optimal olanın seçilmesi gerekir. Teknoloji seçimi kuramsal olarak aynı çıktıyı ya da üretim düzeyini değişik girdi bileşimleri ile sağlayan teknolojik seçeneği belirlemeyi ifade eder. Ancak farklı girdi bileşimlerinin olması, kuşkusuz üretim faktörleri ya da
106 girdiler arasında ikame durumunun olmasına bağlıdır. Konuya bu açıdan bakıldığı zaman ikame durumlarına göre emek-yoğun ve sermaye-yoğun teknoloji tartışmasına girilebilir. Böyle bir tartışmada hiç kuşkusuz temel hareket noktası, ülkenin ya da bölgenin emek ve sermaye varlığının düzeyi olacaktır. Yani emeğin bol ve ucuz olduğu yerde seçilecek teknolojinin emekyoğun olması önerilir. Ancak uluslararası dış ticaretin yoğunlaştığı, rekabetin arttığı, üretimde standardizasyonun ön plana çıktığı ve çağımızda üretim sistemlerinin mekanizasyondan otomasyona geçtiği düşünülecek olursa, bu tür tartışmaların artık geçmişte kaldığını söyleyebiliriz. Bu durum en azından ülkemiz açısından geçerlidir. Dolayısıyla, artık önemli olan ulusal ya da uluslararası pazarda rekabet edebilmek için çağdaş teknolojiye ayak uydurmaktır. Bunun yolu ise genellikle sermaye-yoğun bir teknolojiden geçmektedir. Ancak bu tür teknolojik seçenekler arasında uygun olanı belirlemek ve seçmek analitik bir yaklaşımdan çok, ülke ya da bölgenin genel koşullarına dayalı olarak aşağıdaki faktörler çerçevesinde yapılacak mantıksal bir değerlendirmeyi gerektirir. Bu faktörleri aşağıdaki gibi her teknolojik seçenek açısından sıralayabiliriz. a) Sermaye ihtiyacı derecesi, b) Mevcut yerli ve mahalli hammaddelere uygunluğu, c) Gerektirdiği kıt iş gücü teminindeki güçlükler, d) Enerji ihtiyacı ve tüketim düzeyi, e) Gerektirdiği makina, araç-gereç, bakım-onarım ve parça sağlamada dışa bağımlılık derecesi ve döviz miktarı, f) Tahmin edilen pazar payındaki talebe ya da belirlenecek üretim kapasitesine uygunluğu, g) Mevcut ve potansiyel kullanım durumu. Modası geçmiş olma ve çabuk değişme durumları gibi, h) Üretimde yerli ya da mahalli yan sanayinin destek derecesi, i) Çevresel etkileri, emniyet ve sağlık tehlikeleri, j) İstihdama katkısı. Bu faktörler çerçevesinde ülke, bölge ya da bulunulan sektörün genel koşulları göz önüne alınarak her teknoloji seçeneği projenin ya da potansiyel işletmenin izleyeceği pazarlama politikası ve stratejisine dayalı olarak tek tek değerlendirilmeli ve optimal olan teknoloji seçilmelidir. Ancak hemen eklenmelidir ki, özellikle yeni teknolojilere dayalı yeni ürünler için seçilen teknolojinin üretim için uygun olduğu araştırmalar, laboratuvar, prototip ya da pilot üretim gibi çalışmalarla kesinleştirilmelidir. Kimi durumlarda, özellikle gelişmekte olan ülkeler söz konusu olduğu zaman, seçilen teknolojinin dışardan satın alınması yani transferi gündeme
107 gelebilir. Ancak teknoloji transferi yalnızca bilginin alınması biçiminde düşünülmemelidir. Önemli olan alınacak teknolojinin çevreye uyması ya da uyum sağlaması ve özümsenmesidir. Çünkü teknoloji boşlukta yer almaz. Ayrıca alınan teknolojinin üretim sürecinde kullanılacak makina, araç-gereç ve kişiler tarafından kabulü ve mümkün olan en kısa sürede özümsenmesi esastır. Bu nedenle teknoloji transferi bir tür organ nakli gibi düşünülmelidir. En genel biçimi ile yabancı sermaye yatırımı, yerli-yabancı sermaye ortaklığı Goint venture) ve teknoloji lisans sözleşmeleri biçiminde görülen teknoloji transferi belirli kurumsal kanallar ve işlemlerden geçer. Bu teknoloji transfer kanallarını aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür. IIL2,İd, Yabancı uzman istihdamı Patentli olmayan ve çoğu kez basit üretim teknik ve süreçleri bu konuda yetişmiş yabancı uzman istihdamı ile transfer edilerek kazanılabilir. 111,2,1.2, Makina ve araç-gereç dışalım Işlemsel (operasyonel) faaliyetlere ilişkin makina ve araç-gerecin dışalımı bu makina ve araç-gereçlere ilişkin işlemsel teknolojinin transferini gerçekleştirecektir. Bu tür teknoloji transferi özellikle imalat amacı için çok daha uygun ve yaygındır. Kimi durumlarda satıcı firma sattığı makina ve araçgerecin kurulması ve ilk üretime alma aşamasında gerekli bilgi desteğini sağladığı gibi alıcı firmanın personelini bu konuda yetiştirmeyi de üstlenmektedir. ///.2,1,3, Teknoloji lisans sözleşmeleri Özellikle gelişmekte olan ülkelerde en yaygın teknoloji transfer kanallarından birisi de, patentli olan teknolojileri ya da yeni ve çeşitlilik gösteren karmaşık teknik bilgileri teknolojik lisans sözleşmeleri ile satın almaktır. Satın alınan teknolojinin bedeli ya bir toplam miktar olarak tesis kurulduğu zaman bir defada "lump-sum" veya "paid-up royalty" olarak ödenir, ya da tesis üretime geçtikten sonra yıllık olarak üretilen veya satılan malın değerinin bir oranı olarak "running royalty" biçiminde ödenir. Ancak çoğu zaman teknoloji üreten ve satan firmalar çok uluslu büyük şirketlerdir ve bu işi bir mal üretimi ve satımı biçiminde görmektedirler. Bu amaçla büyük çapta araştırma ve geliştirme harcamalarına girerek teknoloji üretiminde odak noktaları oluştururlar ve satışta monopolistik ya da oligopolistik fiyatlalndırmalara gitmektedirler. Bunun sonucu olarak da bu çok uluslu şirketler teknolojik lisans sözleşmelerinden lisans ücreti, royalty,
108 makina, araç-gereç ve parça satımından kâr biçiminde büyük gelirler sağlamaktadırlar. Bu nedenle lisans sözleşmeleri ile teknoloji transferinde sözleşme kapsamının; alınacak teknolojinin ihtiyaca uygun olduğu, maliyetinin dengesiz bir biçimde yüksek olmadığı ve uygun bir zaman dönemi içinde özümsenebileceğine emin olunarak dikkatlice düzenlenmesi gerekir. IIL2A.4, Teknik uzmanlık ve teknik yardımlar yolu ile teknoloji transferi Projenin muhtelif gelişim aşamalarında yatırım öncesi çalışmalar, fabrika düzenleme ve inşa etme, makina ve araç-gereç sağlama ve tesis etme, üretimi başlatma, genel ya da özel konularda üretim ve yönetim desteği sağlama gibi çeşitli biçimlerde ayrı ayrı ya da bunların iki veya daha fazla bileşimini aynı anda sağlamak suretiyle tesisin kurulması ve üretimin gerçekleşmesine yönelik teknik bilgi transfer edilebilir. Bileşik ya da kompoze teknoloji (composite technology) biçiminde de bir bütün olarak teknoloji transferi mümkündür. Bu tür teknoloji transferi biçiminin en kapsamlı olan yaklaşımları anahtar teslimi ve yap-işlet-devret uygulamalarıdır. a) Anahtar Teslimi (turn-key) Yaklaşımı : Anahtar teslimi uygulamalarında kendisi ile sözleşme yapılan firma fabrikanın ya da tesisin kurulmasından ve işletmeye açılmasından tamamen sorumludur. Anahtar teslimini üstlenen firma gerekli teknolojinin sahibi olabileceği gibi kullanılacak teknolojinin gerektirdiği temel makina ve araçgereci sağlayan firma ya da mühendislik ve danışmanlık firması da olabilir. Projenin niteliğine bağlı olarak kimi durumlarda birden fazla firma birleşerek yani bir konsorsiyum oluşturarak anahtar teslimini üstlenebilir. Yalnızca bir tek sorumlı!? firma ile muhatap olmak arzu edilebilir olmasına karşın bunun maliyeti yüksek olacaktır. Çünkü yapılacak işler bir bütün olarak alındığı ya da parçalarına indirgenmediği için parça bazında pazarlık etme olanağı yoktur. Bu nedenle bir bütün olarak yapılacak anlaşmalarda anahtar teslimi maliyeti bir toplam miktar olarak göz önüne alınmamalı. Mümkün olduğu ölçüde maliyetler projenin gelişim aşamalarına bağlı olarak bölümlendirilmeli ve her aşamada gerekli kararlara katılmalıdır. Örneğin, sorumlu tek firma kullanılacak makinalar konusunda ihale açacak ise proje sahibi firma tekliflerin değerlendirilmesine katılmalıdır. Anahtar teslimi uygulamalarında proje sahibi firma sorumluluğu üstlenen firmanın gerekli teknolojiye sahip olduğunu ya da dolaylı olarak
109 sağlayabileceğinden emin olmalıdır. Genellikle bir ülkenin sanayileşme sürecinin ilk aşamalarında gerekli teknolojiye sahip olduğunu ya da dolaylı olarak sağlayabileceğinden emin olmalıdır. Genellikle bir ülkenin sanayileşme sürecinin ilk aşamalarında uygulanan anahtar teslimi yaklaşımı, ülkenin yerli sanayi ve teknik hizmetleri geliştikçe yerini lisans sözleşmeleri ile teknik bilgi ya da know-how transferlerine terkeder. Çünkü know-how sözleşmeleri ile teknoloji transferleri daha düşük maliyetlidir. b) Yap - İşlet - Devret (build operate and transfer) Yaklaşımı: Genel olarak kamu projelerinde görülen bu yaklaşımda teknoloji veren kuruluş ya da firma aynı zamanda projenin gerçekleşmesindeki maliyetleri de üstlenmektedir. Bu nedenle bir teknoloji transfer yöntemi kadar bir proje finansmanı yöntemi olarak kullanımı daha belirgindir. Projenin ya da tesisin yapımını başından sonuna kadar üstlenen firma maliyetini ve kârını geri almak için tesisi anlaşmada öngörülen bir süre boyunca işletir ve daha sonra proje sahibine tesisi devreder. İngiltere gibi bazı Kıta Avrupası ülkelerin sömürgelerinde 19. yüzyılda bazı yatırım projelerinin finansmanı için geliştirdiği ve uyguladığı bu yöntem Osmanlı döneminde ülkemizde de yaygın olarak imtiyazlı şirketler aracılığı ile uygulanmıştır sonrası dönemde ülkemizde tekrar gündeme gelen yapişlet-devret yaklaşımı daha çok bir proje finansmanı aracı olarak görülmektedir. Bir teknoloji transferi ve proje finansman aracı olarak bazı belirgin avantajları yanında, yapılan sözleşme hükümlerine bağlı olarak bir ülkeyi sömürme aracı olacak biçimde bazı olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle oldukça titiz ve akılcı bir yaklaşımla düşünülmelidir. IIL3. ÜRETİM PROGRAMININ BELİRLENMESİ Üretim programı temelde talebin ve üretimde gerekli emniyet stoklarının büyüklüğü ışığında düzenli bir imalat programını ifade eder. Bu açıdan yıllara göre toplam satışları belirten satış programından farklıdır. Üretim programı talepteki dalgalanmalar ve emniyet stoku değişmelerine dayalı olarak düzenli bir üretim akış temposu belirlemek ve tesisin iktikrarlı bir biçimde işlemesini sağlamak için hazırlanır. Dolayısıyla, pazar analizinde belirlenen talep ve satış raporu verileri ve bunlardaki mevsimlik ve yıllık dalgalanmaların belirginleştirilmesi üretim programının hazırlanması için büyük bir önem taşır. Pazar analizi sonucu hazırlanan satış raporu bu tür bilgileri sağlamalıdır.
110 Uygun bir üretim programının inazırianması ve hedeflenen satışların gerçekleştirilmesi yani dalgalanma gösteren talebi karşılamak amacı ile gerekli emniyet stoku (mamul stoku) miktarının tahmin edilmesi ikinci önemli hareket noktasıdır. Kurulu ve işlemekte olan işletmelerde sağlıklı tahminler geçmiş dönemde gerçekleşen üretim ve satış verilerine göre kolaylıkla yapılabilmektedir. Ancak bir proje için bu tür verileri bulmak mümkün değildir. Bu nedenle, bir başparmak kuralı olarak emniyet stoku miktarının tahmin edilen yıllık satışın 1/12'si olarak (1 aylık satış) alınmasının uygun olabileceği önerilmektedir. Eğer eldeki bilgilere göre bu uygun görülmüyorsa gerekli düzeltmeler yapılabilir, fazla tahmin etmek az ya da hiç tahmin etmemekten daima iyidir. Dolayısıyla talep ve emniyet stoku dalgalanmaları çerçevesinde belirlenecek yıllara göre üretim programı aynı zamanda projenin tahmini yıllık kapasite kullanım oranlarını göstermiş olacaktır. Böyle bir bilgi kurulacak tesisin hangi faaliyet düzeyinde çalışabileceğini göstermiş olacaktır. Örneğin, proje için seçilen optimal kapasite 50 bin birim/yıl ve herhangi bir yılda üretim programına göre üretim miktarı 40 bin birim/yıl ise, tahmini kapasite kullanım oranı 40/50 = 0.80 olacaktır. III.4. MAKİNA VE DONANIM SEÇİMİ Üretim yöntemi belirlenip, üretim teknolojisi seçimi yapıldıktan sonra sıra hangi makina ve teçhizatın kullanılacağının belirlenmesine gelir. Üretim sürecinde kullanılacak makina ve teçhizatın belirlenmesi, seçilen teknolojinin niteliğine göre değişiklik göstermektedir. Seçilen teknolojinin gelişmiş en yeni teknoloji ya da uzun süreden beri kullanılmakta olan teknoloji olması, ihtiyaç duyulacak makina ve teçhizatın nitelikleri ve maliyetlerinde değişiklik yaratacaktır. Teknolojinin en son geliştirilmiş yeni bir teknoloji olması, makina ve teçhizata bağlanacak sermayenin yoğun olmasını ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle bu teknoloji, "sermaye yoğun teknoloji" olarak isimlenderilmektedir. Bu tür bir teknolojinin en temel özelliği, insan gücü ile yapılabilecek işlerin mümkün olduğu ölçüde makina ve robot kullanılarak yapılmasıdır. Sermaye yoğun teknoloji seçildiğinde, bu teknolojinin niteliğine uygun makina ve teçhizata ihtiyaç duyulması kaçınılmazdır. Teknolojiler ne kadar geliştirilirlerse geliştirilsin günümüzde emeğin yoğun olarak kullandığı teknolojileri "emek yoğun teknoloji" olarak tanımlanır. Bu tür teknolojilerin karakteristik özelliği ise makina ve teçhizat ile birlikte yoğun olarak emeğinde kullanmasıdır. Emek maliyetlerinin düşük, sermayenin
111 az ancak maliyetinin yüksek olduğu ülkelerde emek yoğun teknolojiler ile üretim yapılması çok sık ratlanılan bir durumdur. Emek yoğun teknoloji seçildiğinde sınırlı sayıda makina ve teçhizata ihtiyaç duyulacak, toplam yatırım tutarı içerisindeki makina ve teçhizat tutarı toplamı, sermaye yoğun teknoloji özelliğini taşıyan yatırımlara göre daha az olacaktır. Bir yatırımın emek yoğun veya sermaye yoğun teknoloji özelliğinin sınırlarını ortaya koyduktan sonra işletmenin büyükyüğüne bağlı olarak ihtiyaç duyulan makina ve araç gereçlerin niteliklerinin belirlenmesi gerekir. Üretimde kullanılacak makinaların seçiminde, aşağıdaki özeliklerin araştırılması gereklidir: - Makina ve teçhizatın yerli ya da yabancı imalat kaynaklarının hangisinden sağlanacağının belirlenmesi, - Makina ve teçhizatın seçilen üretim yöntemine ve teknolojiye uyumu, - Makina ve teçhizatın montaj, tamir, bakım ve garanti süresi, - Makina ve teçhizatın ekonomik ve teknik ömrü, - Makina ve teçhizatın imal ve işletmeye alınma süresi, - Üretim maliyetlerine, kapasiteye ve kaliteye etkileri. İşletme, ihtiyaç duyduğu makina ve teçhizatın teknik özelliklerini belirleyerek, bu özelliklere uygun makina ve teçhizatın seçimi yoluna gidebilir. Ancak her zaman belirlenen özelliklere uygun makina ve teçhizatın kolaylıkla bulunması mümkün olamayacağından genellikle yukarıdaki faktörlerinde etkisiyle, mevcut makina ve teçhizatın arasından işletme tarafından öngörülen özellikleri taşıyanların seçilmesi sözkonusu olmaktadır. III.5. İŞ GÜCÜ İHTİYAÇLARININ BELİRLENMESİ Yatırım projesine konu olan işletme, gerek yatırım aşamasında kuruluş işlemlerini ve tesisleri gerçekleştirecek gerekse işletme faaliyete geçtiğinde üretim işlemlerinin yerine getirilmesini sağlayacak çeşitli niteliklerde personele ihtiyaç duymaktadır. Yatırım aşamasında projeyi uygulayacak ve montajı gerçekleştirecek personel, geçici nitelikte olup yatırım gerçekleştiğinde işleri bitecek olan personeldir. Üretim aşamasında ihtiyaç duyulacak personel ise uzun süre işletmede çalışacak personeldir. Yatırım aşamasında ihtiyaç duyulan personel ve bu personelin nitelikleri belirlenen ve işletmenin kuruluş dönemindeki faaliyetlerini yerine getirmek üzere görevlendirilir.
112 işletmelerin faaliyete geçmesinden sonra üretim işlemlerini gerçekleştirecek personelin belirlenmesi ve bunların eğitilmesi işletme için büyük önem taşımaktadır. Faaliyete geçildiğinde ihtiyaç duyulacak iş gücünün önceden tespiti gerekmektedir. Konuyla ilgili olarak da çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır. Ancak bunlardan en yalın olanı, işletmede yapılacak işleri belirleyen, belirlenen işlerden benzerlerini belirli gruplar halinde sınıflayarak hangi işlerin hangi sınıfta yapılacağını ortaya koyan yaklaşımdır. Bir işgörenlerin yapacağının araştırılmasına gelir ve daha sonra nitelikleri tespit edilen personelin hangi kaynaklardan ne ölçüde sağlanabileceği ortaya konulur. Yurt içinden kaşılanması mümkün olmayan personelin yurt dışından karşılanması yoluna gidilebileceği gibi mevcut işgörenlerin belirli bir eğitim programından geçirilmesi yoluyla da istenilen nitelikte personele ulaşmak mümkündür. Bilimin ve teknolojinin gelişme hızının artması, işletmeleri sürekli olarak yeni teknolojileri takip etme zorunluluğu ile karşı karşıya getirmektedir. Son yıllarda yaşanan globalleşme olgusu ile birlikte yeni teknolojiler, çok sayıda ülke arasında hızlı bir şekilde yayılmış ve kullanılma aşamasına gelmiştir. Yeni teknoloji ile üretim yapmanın bazı temel sınırlılıkları vardır. Bu sınırlılıklardan biri de üretim faaliyetlerini gerçekleştiren işgücünün sağlanmasıdır. İşletmeler, bu sorunu aşmak için yeni kurulacak tesislerde görev alacak işgörenleri, yatırım çalışmaları başlar başlamaz işe almakta ve onları ya kendi içlerinde ya da benzer işletmelerde eğitim programlarına tabi tutmaktadırlar. Ülkemizde son yıllarda bu alandaki gelişmeleri gözlemek mümkündür. III.6. PLANLAMA AŞAMALARI IIL6.L İş Akım Şemaları Üretim süreci hammaddelerin mamul duruma dönüşümünü belirten işlemlerin, hareketlerin ve üretime ilişkin gerekli kontrol faaliyetlerinin sırasını belirlediğine göre, bu sürecin tipinin seçilen teknoloji ve kapasite ışığında nasıl olacağının ve izleyeceği iş akımının belirlenmesi gerekir. Üretim tipleri üretilen ya da üretilecek ürünün miktarı, ürün çeşitliliği ve üretimde gerekli işlemlerin tekrarlanma durumuna bağlı olarak "sürekli" ve "kesikli" üretim tipleri olarak adlandırılan iki üretim tipi arasında aşağıdaki şekilde gösterildiği gibi farklılık gösterirler.
113 Yığın Üretimi Kafile Üretimi Parça Üretimi Çok Az Çok Üretim Miktan Ürün Çeşitlilik İşlem Tekrar Durumu Az Çok Az Şekil-8. Üretim Tipleri 1. Yığın Üretim : Aynı tip ve çok sayıda ürünün üretildiği bu tür üretim sistemlerinde aynı işlem tekrarlarının fazla olması sonucu işlemlerde uzmanlaşma ve özel amaçlı makina ve araç-gerecin geliştirilmesi ve kullanılması nedeni ile üretim hızı çok yüksektir. Bu nedenle de birim üretim maliyeti diğer üretim tiplerine göre daha düşüktür. Ürün çeşitliliğinin hemen hemen hiç olmadığı ve üretimde bir işlemden diğer işleme geçişin hızlı olduğu bu sistemler özellikle seri imalata geçişte ileri teknoloji gerektirir. Başlangıç yatırım tutarı ya da kuruluş maliyeti oldukça yüksek olan bu tür üretim sistemlerinin kurulabilmesi için talebin ya da satışların fazla ve sürekli olması bir ön koşuldur. Çünkü üretim hızı çok yüksektir. Seri imalatın görüldüğü bu tür sistemlerde bir taraftan hammaddeler girerken diğer taraftan mamul ürün çıkar. Otomobil, kağıt ve karton, petro-kimya ürünleri üretimi bu tür sistemlere örnek gösterilebilir. 2. Kafile Üretim : Belirli büyüklük ve süreklilik gösteren talebi ya da siparişleri karşılamak amacı ile benzer veya ayrı türden ürünleri kafile ya da gruplar biçiminde üretmek için düzenlenen bu sistemlerde genel ve özel amaçlı makina ve araç-gereç birlikte kullanılır. Özel amaçlı makina ve araçgereç kullanılması gelen siparişlerin büyüklüğüne ve sürekliliğine bağlı olarak değişir. Bu sistemlerde bir siparişin üretimi gerçekleştirildikten sonra ikinci ve belkide istekleri farklı bir siparişin üretimine geçilir. İş akışının sürekli sistemler kadar hızlı olmadığı kafile üretim sistemlerinde üretim hızı genellikle daha düşüktür ve birim maliyet daha yüksektir. Siparişe göre çalışan konfeksiyon imalat sistemleri bu türe örnek verilebilir.
114 3. Parça Üretimi: Ürün çeşitliliğinin fazla, müşteri sipariş miktarının genellikle az sayıda ve dolayısıyla aynı işlem tekrarlılığının az olduğu bu sistemlerde, birçok değişik işlem ya da işleri yapan genel amaçlı makina ve araç-gereçler üretimde kullanılır. Müşteri siparişlerine bağlı olmakla birlikte bu tür üretim sistemlerinde ürünler genellikle bir kez ve az sayıda üretilirler. Kuşkusuz bu tür sistemlerde diğer seçeneklere göre üretim hızı daha düşük ve birim maliyet daha yüksek olacaktır. Şüphesiz yukarıda verilen üretim tipleri uygulamada genellikle yaygın olarak görülenlerdir. Sürekli üretim tipi ile kesikli üretim tipi arasında karma özellikler gösteren bir üretim tipini sınırlayıcı koşullara göre belirlemek her zaman mümkündür. Böylece bir proje çalışmasında sınırlayıcı koşullar olan talep, teknoloji, kapasite gibi faktörler göz önüne alınarak uygun üretim tipi belirlendikten sonra bu üretim tipinin gerektirdiği üretimde izlenecek işlem sıralarını belirten bir iş akışının^ya da üretim akımının şematik olarak hazırlanması gerekir. Aşağıda bir fikir vermek için bir pirinç ve bakır çekme (profil, çubuk, boru, lama vb.) üretim tesisi için iş akış (üretim akım) şeması verilmiştir u m 1.Dökümhane 2. Tav Fırını 3. Exruder 4. Asit Havuzu 5. Uç Açma 6. Soğuk Çekme 7. Yuvarlak Doğrultma 8. Altı-Dört Köşe Lama Doğrultma 9. Daire Testere 10. Kantar 11. Stok Rafları ŞekH-9. Pirinç ve Bakır Çekme Üretim Akım Şeması İş ya da üretim akım şeması daha sonra tüm işlemleri kapsayacak biçimde detaylandırılarak mühendislikte standart bir biçim gösteren süreç akım şemalarına (process charts) aktarılarak üretim süreci aşamalı biçimde açıklanmış olur. Süreç akım şemalarında iş tanımları için kullanılan standart mühendislik sembolleri ve anlamları aşağıda verilmiştir.
115 o işlem : Üretim sürecinde herhangi fiziksel ya da kimyasal bir işlemi veya bir parça birleştirmeyi ya da ayırma faaliyetini gösterir. Taşıma : Herhangi bir işlem aşamasından başka bir işlem aşamasına taşımayı ifade eder. Kontrol : Yapılan herhangi bir işlemin istenilen ölçülere göre yapılıp yapılmadığını kontrol etmeyi belirtir. D Bekleme : İşlem, taşıma ya da kontrol için parça ya da ürünün beklemekte olduğunu gösterir. Depolama : Parça ya da ürünlerin depolama ve stok için tutulduğunu ifade eder. III.6.2. Fabrika İçi Yerieşme Düzeni ve Bina İhtiyacının Belirienmesi Fabrika içi yerleşme ya da işyeri düzeni çalışması genel olarak üretim sisteminde yaratılan değerin maksimum düzeye çıkarılması için makina, araçgereç, personel, malzeme ve yardımcı hizmetlerin fabrika içindeki yerleşiminin en uygun bir biçimde belirlenmesini amaçlar. Bu genel çerçeve içinde uygun bir fabrika içi yerleşme düzeninin çalışan personelin, yöneticilerin ve üretim sistemi ile ilişkili diğer insanların ihtiyaç-larını karşılaması esastır. Bu genel amaçlara ek olarak iyi bir fabrika içi yerleşme düzeninin geliştirilmesinde aşağıdaki özel amaçlar göz önünde bulundurulur. a) Üretim sürecinde malzeme taşımına ilişkin maliyetleri ve zamanı en az düzeye indirmek, b) Çalışanlara yönelik tehlike ve kazaları en alt düzeyde tutmak, c) Üretim sürecinde denge sağlayarak darboğazların ortaya çıkmasını engellemek, d) IVlakinaların çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini (toz, duman, gürültü vb.) en aza indirmek, e) İyi bir çalışma ortamı sağlayarak çalışanların moralini yükseltmeli ve etkin bir biçimde çalışmalarını sağlamalıdır, f) İnşaat maliyetlerinin yüksek olması nedeni ile uygun büyüklükte bir yerleşim alanı ve bina hesabı yapılmalı ve tamamı kullanılmalıdır, g) İleride yapılabilecek yeniden yerleşim düzenlemelerinde kolaylık sağlayabilecek esneklikte olmalıdır. Bu amaçların gerçekleştirilmesini sağlayacak uygun bir fabrika içi yerleşme düzeninin geliştirilmesi kapsamlı bir mühendislik çalışmasını gerektirir. Ancak proje çalışmalarında fabrika içi yerleşme düzeninin
116 belirlenmesinde temel amaç, fabrika binası ihtiyacının ve ilişkili arazi ve inşaat giderlerinin tahmin edilmesidir. Bu nedenle proje çalışmasında fabrika içi yerleşme düzeninin anahatları ile belirlenmesi yeterli olacaktır. Böylece teknik analizin bu aşamasında aşağıda açıklanan çalışmaların yapılması yeterli olabilecektir. 1. Üretim Alanı Yer İhtiyacının Tahmini : Üretim alanı üretimin doğrudan yer aldığı; a) İş istasyonları alanı b) Kontrol alanları (eğer ayrı istasyonlarda yapılıyorsa) c) Depolama alanları gibi yerlerin toplam yüzölçümünü kapsar. Üretim akımını belirten süreç akım şemalarına dayalı olarak seçilen makina, araç-gereç ve belirlenen iş gücü sayısına göre gerekli toplam yer alanı belirlenebilir. Bazı proje uygulamalarında süreç akım şemalarına dayalı hesaplama yerine bir başparmak kuralı olarak makina başına m^ yer tahsisi uygun görülmektedir. Kontrol ve depolama faaliyetleri için gerekli yer alanı da depolanacak tahmini malzeme ve ürün miktarına göre belirlenir. 2. Yönetim ve Yardımcı Hizmetler Yer İhtiyacı Tahmini : Üretim için yer ihtiyacına ek olarak üretim sisteminin diğer tüm yönetsel ve yardımcı (destek) hizmetler için gerekli yer alanının belirlenmesi gerekir. Oldukça doğru tahmin güç olmakla birlikte burada önemli olan inşa edilecek bina ya da binalara ilişkin olarak bilgi toplamak ve gerekli inşaat maliyetlerini hesaplamaya yardımcı olmaktır. Yönetim bürolarından araba park yerlerine, ısıtma ve soğutma merkezlerinden yemekhanelere kadar tüm yönetsel ve yardımcı hizmetler için gerekli yer alanı tahminleri gelecekte genişleme olasılıkları dagözönünde bulundurularak tahmin edilmelidir. Geliştirilen süreç akım ve organizasyon şemaları bu tahminlerin yapılmasında büyük kolaylık sağlayacaktır. 3. Fabrika İçi Yerleşme Düzeninin Ana Hatları ile Belirlenmesi : Genel olarak uygulamada en yaygın olarak görülen fabrika içi yerleşme düzenleri, seçilen üretim tipine göre farklılık gösteren, sürece ya da fonksiyona göre düzenleme ve ürüne göre düzenleme biçiminde iki türe ayrılır. Bu iki seçenek arasında karma bir biçim gösteren karma tipler ve ayrıca gemi, baraj ve köprü inşaatı gibi özel durumlarda gerekli olan sabit durumlu düzenleme tipleri de bilinen düzenleme biçimleridir. En yaygın görülen sürece göre ve ürüne göre düzenleme tiplerinin kapsamını aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür.
117 a) Süreç ya da Fonksiyonel Düzenleme : Bu tip düzenlemede makina, araç-gereç, malzeme, personel ve yardımcı hizmetler üretim sürecindeki fonksiyonlarına göre kümelenir ve düzenlenir. Kesikli üretim tipini seçmiş olan işletmelerde uygulanan bu tip düzenlemeler, makinaların dağılımı, çalışanların işlere atanması ve çeşitli ürünlerin üretimi için daha çok esneklik sağlar. Kesikli üretim tipine göre biçimlenmelerinden dolayı genel amaçlı ve genelde daha çok geç demode olan makinaların kullanımı mümkün olduğu için bu tür düzenlemeler daha az yatırım harcaması gerektirir. Bu tip düzenlemelerde imalatta iş akımları birbirine bağlı olarak planlanmadığı için üretimin tamamen durması çok enderdir. Ayrıca iş akım hızı makinalardan çok çalışanlar tarafından belirlendiği için üretimi teşvik eden ücret sistemleri kullanılabilir. Öte yandan bu tür düzenlemelerde makinalar ayrı bölümlere yerleştirilebileceği için, makinaların çalışanlar üzerindeki olumsuz etkileri (toz, gürültü vb.) azaltmak mümkündür. Ancak bu olumlu üstünlüklerine karşılık, bir çok işin aynı anda yapılması ve malzemelerin çeşitli yollardan taşınması nedeni ile malzeme taşımı çok yavaştır ve aksaklıklar ortaya çıkabilir. Ayrıca üretimde denge sağlamak, iş ve sipariş akımını planlamak ve her sipariş ya da ürün için maliyet muhasebesi yapmak zordur. Bu tip düzenlemelerde üretim hızı düşük olduğu için geniş hacimli bir üretimde bulunmak zordur. Bu durumda ürüne göre bir düzenleme uygun olacaktır. b) Ürüne Göre Düzenleme : Belli bir ürünün üretimi için gerekli olan işlemlerin yapım sırasına göre makina, araç-gereç, malzeme, personel ve yardımcı hizmetlerin fabrika içinde yerleştirildikleri bu tip düzenlemeler sürekli üretim tipini seçmiş olan işletmelerde uygulanır. Üretim tipinin süreklilik gösterme özelliğine göre biçimlendikleri için ürüne göre bir yerleşme düzeni için, talebin ve dolayısıyla üretim hacminin büyük ve süreklilik göstermesine ek olarak, ürünün üretiminde kullanılan parçların standart yani birbirinin yerine kullanılabilir olması gerekir. Otombil üretiminde kullanılan parçalarda olduğu gibi. Üretim plan ve programlamasının daha kolay ve ürün başına maliyetin düşük olduğu bu tip düzenlemelerde ürün ve malzeme akımı çok daha hızlıdır. Ancak bir makinanın bozulması ya da çok sayıda işçinin işe gelmeyişi tüm üretimi durdurabilir. Ayrıca üretimde kullanılan makina ve araç-jgerecin özel amaçlı ve parçaların standart olmaları nedeni ile bu tür yerleştirme düzenleri değişmelere karşı esnek değildir ve yapılacak değişiklikler çok yüksek maliyet gerektirir. Öte yandan, ürüne göre yerleştirme düzenlerinde makinaların tüm çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak zor olduğu gibi üretimi artırmak için üretimi artırıcı bireysel teşvik plantarını uygulamak güçtür. Çünkü iş akımı makinalar tarafından belirlenmektedir.
118 Ana hatları ile belirlenen fabrika içi yerleşme düzeni ve gerekli yerin alan hesabına ilişkin tahminlere dayalı olarak, üretim sürecinin ve/veya fabrika içi ürün ve malzeme taşımanın özelliklerinden kaynaklanan yapısal ihtiyaçlarda gaözönüne alınarak inşa edilecek fabrika, yardımcı tesisler, yönetim ve sosyal tesisler için gerekli binaların yapısal özellikleri belirlenmelidir. Fabrika ve tesis binalarının özellikleri arazi ve inşaat maliyetlerinin tahmininde temel göstergeler olacaktır. III.6.3. Montaj Planlarının Hazırlanması Kullanılacak teknoloji seçilip, üretim metodu belirlendikten sonra gerekli olan makinaların siparişi verilerek imal ettirilmeye başlanır. Diğer taraftan da yerleşim planlan yapılarak bina ve inşaat etüdü ile ilgili çalışmalara geçilir. İnşaatın bitimine yaklaşıldığında, siparişi verilen makinaların, tamamlanıp üretim tesisinin inşaat alanına getirilmeleri ve fonksiyon görecekleri alanlara yerleştirmeleri gerekmektedir. Makinaların, üretim tesislerinde işlevlerini görecek yerlere yerleştirilmesine montaj işlemi denir. Montaj işleminde makinaların işlevlerini görecek yerlere yerleştirilmesi bazı durumlarda yalın bir işlem sürecini gerektirirken bazı durumlarda da çok karmaşık ve uzmanlık isteyen işlem ve çalışmaları öngörür. Tuğla, kiremit, konfeksiyon gibi işkollarında makinaların yerleştirilmesi yalın işlemleri içerir. Petro-kimya tesislerinde ise montaj çalışmaları, uzun bir çalışma süresi ve bu konuda uzmanlık kazanmış eleman ihtiyaçlarını ortaya çıkarır. III.7. HAM ve YARDIMCI MADDELERLE İŞLETME MALZEMESİ İHTİYAÇLARININ BELİRLENMESİ Yatırım projesinin ekonomik yönden incelenmesi sürecinde yapılan pazar araştırması, talep tahmini ve kapasitenin belirlenmesinde hangi özelliklerdeki malın ne miktarda üretilip satılabileceğini ortaya koyar. Üretilecek malların özellikleri belirlendikten sonra bu malların üretimi için hangi kalitede ve ne miktarda hammadde, yardımcı madde, su, enerji ve iş gücü kullanılacağının da belirlenmesi gerekmektedir. Yatırım projesinin teknik yönden incelenmesi sırasında ilk aşama, üretim için gerekli olan hammaddelerin, yardımcı maddelerin özelliklerinin tespit edilmesi ve bunların hangi kaynaklardan nasıl sağlanacağının ortaya konulmasıdır. Yatırım projesinin teknik yönden hazırlanması sürecinde yapılan, hammadde ve yardımcı maddelere ilişkin étudier, üretim için ana girdileri
119 sağladığından yapılması gereken temel étudier içerisinde yer alırlar. Bir malın üretimi için mutlaka ham ve yardımcı maddelere ihtiyaç duyulmaktadır. Üretilecek bir malın kalitesi, çoğu zaman kullanılan hammaddelerin özelliklerine bağlı olarak değişmektedir ve birçok işkolunda kaliteli hammaddelerin kullanılması sonucunda kaliteli mamul üretmek mümkün olabilmektedir. Belirli bir mamulün üretimini sınırlayan bir diğer faktör de hammadde kaynaklarına ulaşmaktır. Örneğin bir şeker fabrikasının büyüküğünün tespitinde, şeker pancarı ekilebilecek alanlar bir darboğaz oluşturabilecekken, bir termik santralin büyüküğünün belirlenmesinde de o bölgedeki kömür rezervleri temel kriter olarak alınmaktadır. Üretim maliyetleri, üretilecek ürünün maliyetlerini etkileyebilmektedir. Çoğu zaman hammadde maliyetleri ile mamul maliyetleri arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. Düşük maliyetler ile hammadde sağlamak, üretim maliyetlerinin düşmesine, dolayısıyla işletme kârının ve rekabet gücünün artmasına yol açacaktır. Yatırım projeleri teknik yönden hazırlanırken, ham ve yardımcı maddelerin kaliteleri, yıllık ihtiyaç miktarları, temin edilebilecekleri yerler, temindeki güvenirlik derecesi araştırılarak, ortaya konulmalıdır. İşletmeler, ham ve yardımcı maddeleri diğer işletmelerden satın alabilecekleri gibi bazı durumlarda ham ve yardımcı madde kaynaklarına kendileri de sahip olabilmektedirler. Doğal kaynakları (madenleri ve benzeri kaynakları) işleyen işletmeler çoğu zaman bu kaynaklara sahip olma yolunu benimsemektedirler. Ancak bu kaynaklardan elde edilecek maddeleri çıkarabilmek için belirli yasal formalitelerin yerine getirilmesi ve bu maddeleri çıkarma hakkını verecek ruhsat veya imtiyaza sahip olunması gerekmektedir. İşletmelerin üretim sürecinde kullanacakları hammaddeler doğrudan doğadan elde ediliyorsa, bu maddelerin rezerv durumu ile çıkarma hakkının süresi, en az yatırım projesinin teknik ve ekonomik ömrünü kapsayan bir süre kadar olmalıdır. İşletmelerin ihtiyaç duyduğu ham ve yardımcı maddeleri, çoğunlukla üretim yaptığı bölge ve mahallerden karşılaması en rasyonel yoldur. Ancak işletmelerin, üretimleri için gerekli olan ham ve yardımcı maddeleri, başka bölge ve ülkelerden sağlayarak doruk maliyetle üretim yaparak dünya pazarlarında rekabet üstünlüğü sağlamaları da mümkündür. Günümüzde, başta Japonya olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde faaliyet gösteren işletmeler, ham ve yardımcı maddelerini yurt dışı kaynaklardan sağlamakta ve geliştirdikleri teknolojisi sayesinde de rekabet üstünlüğüne sahip olabilmektedirler.
120 III.8. ZAMANLAMA ÇALIŞMALARI III.8.1. Projeyi Uygulama Planı Yatırım projesinin hazırlanma safhası tamamlandıktan sonra yatırım kararının verilip söz konusu yatırımın gerçekleştirilmesi aşamasına geçilir. Bu aşama, çeşitli faaliyetleri ve kendi içerisinde birtakım aşamaları gerektirir. Yatırım projesinin gerçekleştirilmesi çalışmalarının zaman ve yoğunluk açısından belirlenip uygulanması için yapılan plana termin planı veya projeyi uygulama planı denir. Yatırım projesinin hazırlanmasından sonra yatırım faaliyetlerinin uygulanması, denetlenmesi ve değerlendirilmesi için, yatırım proje yöneticisinin elinde bulunması gereken en önemli araç yatırım termin planıdır. Yatırım termin planları, yatırıma ilişkin olarak her iş grubunun hangi sürelerde gerçekleşebileceğinin önceden belirlenmesini sağlar. Her iş grubunun gerçekleştirilmesinin alacağı süre ve iş grubunun birbiri ile ilişkisinin kurulması, yatırımın gerçekleştirilip işletmenin faaliyete geçmesi için harcanması gereken zamanın dışındaki bekleme sürelerinin en aza indirilmesine yöneliktir. Bir yatırımın uygulama planının hazırlanmasında ilk aşama, yatırımın gerçekleştirilmesine yönelik yapılacak işlerin belirlenmesi ve bu işleri yapmak için geçecek sürenin tespit edilmesidir. Bir yatırım projesinin uygulama planında yapılacak başlıca işleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür: * Projenin hazırlanması, * Yatırım teşvik belgesinin alınma sürecinin başlatılması, * Arazinin satın alınması, * Arazinin inşaata elverişli hale getirilmesi, * İnşaat projesinin hazırlanma çalışmalarının başlatılması, * Fabrika organizasyonu ve makina yerleşim planlarının hazırlanması, * Yatırım aşamasında görevlendirilecek personelin belirlenerek işe alınması, * Alt yapı, yol, su, elektrik, kanalizasyon ve bağlantı yapılarının inşaatına başlanması, * Yatırım için inşaat ruhsatının alınması, * Fabrika inşaatı için hazırlık yapılarının yapılması, * Temel hafriyatı ve temelin atılması, * Makina donanımının seçilmesi ve siparişlerin verilmesi, * Fabrikanın kaba inşaatının tamamlanması, * Üretime geçiş aşamasında ihtiyaç duyulacak personelin işe alınıp, eğitim programına dahil edilmesi.
121 * Hammadde kaynaklarının araştırılıp, bağlantılarının yapılması, * Fabrika binasının tamamlanıp, makinaların montajına başlanması, * Pazarlama faaliyetlerinin öngörülen doğrultuda başlatılması, * İdari ve sosyal binaların tamamlanması, * Deneme üretimine geçiş ve deneme işlemleri, * İşletmeyi üretime alma ve resmi açılış töreni. Yatırım uygulama planının hazırlanmasındaki temel amaç yatırımın gerçekleştirme süresini mümkün olduğu kadar kısaltmaktır. Sürecin kısaltılmasındaki temel amaç ise yatırılan sermayenin bir an önce üretime dönüştürülerek gelir elde etmektir. Bu süre uzadığında, işletmenin kaçınamayacağı bir takım ek maliyetlerin ortaya çıkması mümkün olacak, işletme pazara geç girerek pazardaki rekabet üstünlüğünü kaybedecektir. III.9. ÜRETİM MALİYETLERİNİN HESAPLANMASI Üretilecek mal ya da hizmetlerin maliyetlerini oluşturan gider unsurları "işletme dönemi giderleri" olarak tanımlanır. Projenin faydalı ömrü süresinde planlanan yıllık çalışma düzeylerine göre yapılması zorunlu olan harcamaların tümü işletme dönemi giderleri içinde düşünülür. Yatırım projelerinin hazırlanması çalışmalarında maliyetler hesaplanırken; - Üretim bölümlerinin birbirleriyle olan ilişkileri dikkate alınarak her bir bölümdeki giren-çıkan ve kayıp madde miktarları belirlenir, - Üretim işlemi için zorunlu girdilerin kullanım miktarları ve fiyatları saptanır, - Her bir gider kaleminin üretim hacmi ile olan değişme ilişkisi belirlenir, - Farklı kapasite kullanım oranlarında üretilen mal ve hizmetlerin toplam ve birim maliyetleri hesaplanır. Üretim maliyetlerinin hesaplanmasında genel olarak dikkate alınan gider kalemleri şunlardır. III.9.L Hammadde, Yardımcı Madde ve İşletme Malzemesi Harcamaları Hammaddeler, belli bir mamulün üretimde doğrudan doğruya kullanılan, şeklini ya da bileşimini değiştirerek mamulün bünyesine giren maddelerdir. Ürünün bünyesine girerek onun oluşumuna katkıda bulunan, ancak onun aslını oluşturmayan maddeler ise yardımcı maddelerdir. İşletme
122 malzemesi ise mamulün bünyesine girmeksizin üretimine yardımcı olan malzemelerdir. Üretim için gereksinim duyulan hammadde ve yardımcı maddelerle işletme malzemesinin miktarı, her üretim bölümünde ortaya çıkacak ürünler ve kayıplar dikkate alınarak belirlenir. Bu girdiler, proje çalışmalarının yapıldığı dönemdeki cari fiyatlara ve bu fiyatlarda, gelecek dönemlerde ortaya çıkması muhtemel değişikliklere göre fiyatlandırılır. Bunların maliyet bedeli olarak fabrikaya giriş maliyetleri esas alınır. Bu maddelerin ithal edilmesi durumunda navlun, sigorta, gümrük ve yurt içi yükleme ve boşaltma giderleri de bedellerine eklenmelidir Ücretlerin Hesaplanması Kurulacak tesiste çalıştırılacak işçilerin ücret, ikramiye ve yan ödemelerinin saptanmasında benzer nitelikteki kuruluşlar ve işkolu ortalamaları, varsa toplu sözleşme koşulları, yasal en düşük ücret düzeyi göz önünde tutulur. Çağdaş uygulamalarda ücret ve ikramiyelerden başka değişik ödeme türleri söz konusudur. Bunlar arasında; ölüm, doğum, hastalık, tedavi, evlenme, çocuk eğitimine yardım, yol parası, kasa tazminatı gibi nakten ödemeler yanında giyecek, temizlik malzemesi gibi mal şeklinde verilenlerle yemek giderleri de vardır. Bunlar dışında; sosyal sigortalar primi işveren payı, hastalık, analık, sakatlık ödemeleri, iş kazası ve mesleki hastalıkların getireceği yüklerin göz önünde tutulması gerekir. Çalışanların arasında yöneticiler ve memurlarla ilgili ücret giderleri değişken niteliktedir. Bu nedenle yönetici ve memurlarla ilgili ücret giderleri değişik üretim seviyelerindeki iş tahminlerine ve bu nitelikteki personelin görevlerinin kapsamına göre hesaplanabilir. Bu grup dışında, üretime doğrudan katılan çalışanların ücret giderleri de üretim seviyelerine göre hesaplanır. Fakat imalata doğrudan iştirak etmeyen bekçi, odacı, şoför vb. nitelikteki çalışanların ücretleri hesaplanırken, bunların her üretim düzeyi ile ilgili iş değerlendirmelerinden yararlanmak yerinde olur Genel Üretim Masraflarının Hesaplanması Bu tür giderler, üretim bölümlerinde harcanan yakıt, elektrik, su, buhar gibi maliyet kalemleri ile bakım ve onarım giderlerini ve varsa istihsal vergilerini kapsar. Ancak istihsal vergilerinin gider kalemleri arasında büyük yer tutması halinde ayrı bir maliyet unsuru olarak ele alınabilir.
123 Bu grup içindeki gider kalemlerinin sarfiyat miktarı, değişik kapasite kullanım oranları ve üretim araçlarının çalışma süreleri dikkate alınarak belirlenir. Elektrik sarfiyatı kilovat saat, buhar gereksinimi kg/cm^ olarak hesaplanır. Enerji dışardan sağlanacaksa gereksinim duyulan miktar tarife fiyatı ile çarpılarak enerji tutarı tahmin edilir. Buhar, elektrik, su ve bakım-onarım dışarıdan temin edilmeyip işletme bünyesinde üretilecekse, bunların üretimi için ihtiyaç duyulan hammadde, malzeme ve donanım ile yedek parça ve işletme malzemesi giderlerinin de ayrıca hesaplanması gerekir. Bakım ve onarım masrafları ile LPG (likit petrol gazı), su vb. gider kalemlerinin kullanım ihtiyacının tahmin edilmesi oldukça güçtür. Bu nedenle bunların sarfiyat miktarı, hammadde, işçilik, çalışma saati gibi dolaylı verilere dayanılarak tahmin edilmeye çalışır, özellikle bakım ve onarım giderleri için herhangi bir tahminde bulunulamıyorsa, sabit kıymetlerin satın alma değerlerinin % 2.5 ile % 7.5'i arasında bir miktarının alınmasının uygun olabileceği önerilmektedir. III.9.4. Genel Yönetim Giderlerinin Hesaplanması Bu grup içinde yer alan giderler üretimle doğrudan ilgili olmayan maliyet unsurlarıdır. Bunlar; kırtasiye vb. büro malzemeleri, PTT, yolluk, taşıma ve taşıt araçları giderleri, ağırlama, ısıtma-aydınlatma giderleri, yapı, makine, donanım ve yardımcı tesislerin sigorta giderleri, bina, arazi, makine, donanım, taşıt araçları vb.'nin vergileri, meslek odaları, borsa, birlik, dernek, TSE ödentileri, damga ve harç pulları, noter, avukat ve makine masrafları, yönetim kurulu ve denetçilerle ilgili ödenek ve masraflar, danışmanlık masrafları, kiralar, varsa lisans-patent ücretleri gibi, projenin özelliğine göre sayısı daha da arttırılabilecek gider türlerinden oluşur. Vergi, sigorta, mesleki birlik ödentileri, kira, lisans-patent ve yönetim kurulu masrafları, bunların ödeneceği ilgili yerlerle doğrudan iletişim kurularak tesbit edilebilir. Ancak öteki giderlerin tahmini oldukça güçtür. Özellikle kırtasiye, PTT, yolluk, taşıt araçları giderlerinin dönemler itibariyle değişimi, kapasite kullanım oranındaki değişim yerine değişik faktörlere bağlıdır. Her giderin değişimine neden olan etkenlerin belirlenmesi de imkansızdır. Bu nedenle genel yönetim masrafları olarak bu grup giderlerin, dönemler itibariyle değişmediğini kabul etmek yerinde olur. Ancak bu grup içinde yer alan sabit varlıkların sigortaları ve vergiler ile mesleki birlik aidatları, damga ve harç pulları, TSE ödenekleri, lisans-patent maliyetleri üretim seviyesindeki değişime bağlı olarak, yürürlükte olan vergi ve iş kanunlarına göre hesaplanabilir. Yönetim kurulu ve denetçilerle ilgili masrafları (olanaklar
124 ölçüsünde) başlıca ortakların görüşlerini almak suretiyle ya da kârlılığa göre hesaplamak; kiraları ise bu konuda oluşmuş kurallara, deneyimlere göre, zaman dikkate alınarak belirlemek uygundur. III.9.6. Amortismanların Hesaplanması Bir tesiste yer alan sabit yatırım varlıklarının kullanımı sonucu aşınma ve eskime gibi fiziksel bozulma ve/veya teknolojik gelişme sonucu demode olmaları ile değer kayıpları söz konusu olacaktır. Bir makinenin eskimesi ya da demode olması, yasal koruma altına alınmış patentin teknolojik ömrünü doldurması sonucu uğranılacak değer kaybı bu duruma örnek olarak gösterilebilir. İşte, bir işletmenin aktifinde yer alan bu tür varlıklardaki değer kaybını karşılamak için ayrılan paraya "amortisman" denir. Proje çalışmalarında üretim dönemi giderleri arasında yer alan amortismanlar, direkt bir nakit çıkışı değil yalnız kuruluş döneminde üstlenilen sabit yatırım giderlerini karşılamak amacı ile ayrılan fon olarak görülür. Vergi Usul Kanunu hangi sabit yatırım giderlerine hangi oranlarda amortisman uygulanacağını tablolar halinde vermektedir. Proje hazırlanırken. Vergi Usul Kanununun belirttiği oranları geçmemek koşulu ile normal ya da düz amortisman, azalan bakiyeler ya da yıl basamakları toplamı yöntemi ve çift inen denge yöntemlerinden istenilen herhangi biri kullanılarak yıllık amortismanlar hesaplanabilir. Proje çalışmalarında amortismana tabi duran varlıkların çok çeşitli olması durumunda her kıymet için ayrı ayrı yıllık amortisman hesaplamak güçlük yaratabilir. Böyle durumlarda pratik bir yöntem olarak tüm değerler için bir ağırlıklı ortalama amortisman oranı hesaplanabilir ve bu oran (arsa değeri hariç) hesaplanan sabit yatırım tutarına uygulanır. Arsa değerinin hariç tutulmasının nedeni; arsanın değerini kaybetmeyeceği kabul edilmesindendir. ni.9.6. Finansman Masraflarının Hesaplanması Kuruluş döneminden işletme dönemine sarkan faizler ile işletme döneminde planlanan kısa ve orta vadeli borç kredilerine ödenecek faiz ödemelerini ifade eder. Finans masrafları, iş hacminde meydana gelen gelişime bağlı olarak değişir. Bu konu daha çok mali etüd kapsamı içerisinde yer aldığından ilerideki bölümde daha ayrıntılı olarak incelenecektir. ni.9.7. Satış Giderlerinin Hesaplanması Burada satış komisyonları, reklam, sergi, inceleme, dağıtım, geliştirme ve araştırma masrafları ile ambalaj giderleri belirlenir. Bu masraflar dışında, süreklilik gösterecek özellikteki şüpheli alacak karşılıkları da bu grup içinde yer alır.
125 IV. MALI ANALIZ IV. PROJENİN TOPLAM MALİYETİNİN HESAPLANMASI Bir yatırım önerisinin toplam maliyeti yapılacak harcamaların amacı, tekrarlanma durumu ve projenin yaşam devri göz önüne alınarak yatırım harcamaları ve işletme giderleri olarak iki farklı biçimde kümelendirilir. Bir projenin kapsadığı zaman dönemi ya da yaşam devn "kuruluş (yatırım) dönemi" ve "işletme dönemi"olmak üzere iki devreye ayrılır. Yatırım önerisinin ortaya çıkışından tesisin işletmeye açılma zamanına kadar olan kuruluş dönemi içinde yapılan giderleri ve kurulmaş tesisin fiili olarak işletilmesi için gerekli olan işletme ya da çalışma sermayesinden oluşur. İşletme sermayesi ve sabit sermaye yatırım giderleri toplamı kuruluş döneminde projenin toplam yatırım tutarını oluştururlar. Kuruluş döneminin uzunluğu ve harcamaların ortaya çıkış zamanları projenin uygulama (termin) planı tarafından belirlenmiş olacaktır. İşletme giderleri ise tesisin tam üretime başlamasından projenin "faydalı ömrü" sonuna kadar geçen işletme dönemi içinde yapılan harcamalardır. İşletme döneminin uzunluğu doğal olarak tesisin faydalı ömrüne bağlıdır. Bu nedenle proje analistleri bu faydalı ömrün ne kadar olacağını belirlemelidir. Kuşkusuz, yatırım alanına göre değişmekle beraber, bir tesisin "faydalı ömrü" üretimde kullanımına karar verilen temel makinaların teknik ömürlerine ve teknolojik gelişme ve değişmelerin projenin üretim teknolojisini demode ederek ekonomik olmaktan çıkarmasına bağlıdır. Çünkü bir tesisin üretim teknolojisi ve kullandığı makinaların teknik ömrü ne kadar uzun olursa olsun eğer teknolojik gelişme bunları demode ederek ekonomik olmaktan çıkarsa, tesisin faydalı ömrü sona erecektir. O halde bir proje için teknik ve ekonomik boyutlar birlikte düşünülerek uygun bir faydalı ömür ya da işletme dönemi belirlenmelidir. Ancak bu oldukça zor bir karardır. Çünkü sabit sermaye yatırımları genellikle uzun bir işletme dönemini kapsar ve bu dönem içinde teknolojik ve ekonomik değişmelerin ne olacağını tahmin etmek oldukça zordur. Bu nedenle pratik uygulamalar, yatırımın içinde yer alacağı
126 sektörün ekenomik ve teknolojik koşullarına bağlı olarak sabit sermaye yatırımları için belirli bir işletme döneminin tesisin faydalı ömrü olarak alınmasını önermektedir. IV.1.1. Kuruluş Dönemi Toplam Yatırım Tutarının Hesaplanması IV,LLL Sabit sermaye yatırım harcamalarının belirlenmesi Sabit sermaye yatırımı, projenin hazırlanıp, tesisin kuruluşunun tamamlanması ve işletmeye hazır hale getirilmesi sürecine kadar geçen zaman içerisinde yapılan harcamaları kapsamaktadır. Başlangıçtan yatırım işletmeye hazır hale gelinceye kadar, arazi, bina, makina, araç-gereç ve benzeri sabit varlıkların sağlanması, inşa edilmesi, montajı ve faaliyete hazır hale getirilmesi ile ilgili bütün harcamalar da bu kapsamda ele alınmaktadır. İşletmeler ister mal ve ister hizmet üretmek üzere kurulsunlar mutlaka sabit sermaye yatırımlarına ihtiyaç duyarlar. İşletme bilançosunda sabit varlıklar, işletmenin özelliğine bağlı olarak değişiklik gösterirler. İmalat, taşımacılık ve iletişim alanında faaliyet gösteren işletmelerde, çoğu zaman sabit sermaye yatırım tutarı, toplam varlıklara ayrılan payın yarısından fazlasını kapsayabilmektedir. Yatırım projesinin faaliyet konusuna göre sabit sermaye yatırımları, hacim ve nitelik yönünden farklılık gösterir. Sabit sermaye yatırımlarını oluşturan ana unsurlar aşağıda sırasıyla açıklanmıştır. Etüd ve proje giderleri Yatırım fikri kesinlik kazanıp, yatırım yapma kararı aşamasına gelindiğinde yatırımla ilgili çalışmalar başlamış olur. Yatırımla ilgili çalışmalar, bilgi ve emeğin kullanılmasını; bilgi ve emeğin kullanılması ise harcamaları gerektirir. Bu nedenle, yatırım kararı verme aşamasına gelindiğinde yatırım projesi ile ilgili çalışmalarla birlikte harcamalarda başlamış olur. Yatırım proje harcamalarının ilk bölümü, sabit sermaye yatırım harcaması olan etüd ve proje giderleridir. Etüd ve proje giderleri, proje danışmalarına ödenen ücretler, mühendislik firmalarına ödenen ücretler, çeşitli araştırmalarda görev alan personele ödenen ücretler, yolluklar, kırtasiye, matbaa, baskı giderleri ile bunlara benzer bir dizi giderleri kapsamına alır. Etüd ve proje giderleri ile ilgili harcamalar başlıca dört aşamada oluşur. * Yatırım fikrinin doğmasına ilişkin araştırma ve görüşmeler için yapılan harcamalar, * Ön fizibilite projesinin hazırlanması sürecinde yapılan harcamalar.
127 * Kesin fizibilite projesinin hazırlanması sürecinde yapılan harcamalar, * Projenin uygulanması sırasında projeye yönelik yapılan harcamalar. Patent ve know-how giderleri Teknoloji büyük bir hızla gelişmekte, kişi ve kuruluşların kapsamlı araştırmalar sonunda elde ettikleri buluşlara, her geçen gün bir yenisi daha eklenmektedir. Pazarda kalıcı bir yer edinmek, en ekonomik üretime ulaşmak dolayısıyla yatırımlarının kârlılığını artırmak isteyen işletmeler, sözkonusu buluşlardan yararlanmak, elde edilen fayda oranında da belirli giderlere katlanmak zorundadırlar. İşte bu giderlerden birisi patent, diğeri ise know-how giderleridir. Arazi bedeli Bir yatırım yapıp üretime geçebilmek için her şeyden önce tesisin kurulması gereklidir. Tesisin kurulması için de bir arsaya ihtiyaç duyulmaktadır. Fabrikanın inşa edileceği yer için yapılan ödeme tutarı, arazinin temininde uygunsa bu sabit değer kullanılır. Mevcut arsa, yatırımın yapılacağı tarihteki bedeli üzerinden yeniden değerlendirilip, öz kaynaklardan yapılan bir harcama olarak gösterilmelidir. Arazinin teminindeki diğer yol ise, arsanın satın alınmasıdır. Burada arazinin bedeli, satın alma değeri olacaktır. Ayrıca bu değere, satın alma işlemi için yapılan her türlü masraf, ödenecek vergi, resim ve harçlar da eklenecektir. Arazinin düzenlenmesi ve hazırlık yapıları Sabit sermaye yatırımları harcama kalemleri içinde yer alan unsurlardan bir tanesi de arazinin düzenlenmesi ve hazırlık yapıları inşasında yapılması gereken giderler toplamıdır. Kuruluş yeri olarak seçilen arazinin inşaata uygun hale getirilmesi belirli düzenleme çalışmalarını gerektirebilir. Bu çalışmalar için yapılacak harcamalar, arazi düzenlenmesi giderlerini oluşturur. Kuruluş yerinin düzenlemesine yönelik inşaatlardan başka yatırımın gerçekleştirilmesi çalışmaları içersinde bir takım hazırlık yapılarının yapılması da yer almaktadır. Kuruluş faaliyetlerinin yerine getirilmesinde yararlanılan şantiye binaları, su ve elektrik, servis yolları hazırlık yapıları kapsamına girer.
128 inşaat işleri İnşaat işleri, bir yatırım projesinin gerek hazırlama gerekse uygulama aşamalarında oldukça önemli bir yere sahiptir. Ayrıca sabit sermaye yatırımları içinde niceliksel büyüklüğü ile de bu önemini artırmaktadır. Ana fabrika bina ve tesisi, yardımcı işletme bina ve tesisi, ambarlar, idare binaları, sosyal binalar, lojmanlar, inşaat makinaları bedeli ve diğer inşaat işleri işletmenin faaliyet konusu, üretim yöntemleri, üretilen mamulün nitelik ve kalitesi, yatırımın büyüklüğü ve teknoloji gibi faktörler etkilemektedir. Ulaştırma yatırımları Yatırım tutarını etkileyen faktörlerden birisi de ulaştırma yatırımlarıdır. Ulaştırma yatırımları, fabrika sahası içerisinde ulaşımı sağlayan iç yollar ve fabrikayı ana ulaşım ağlarına veya köprü, iskele, liman, rıhtım, istasyon, havaalanı gibi ulaşım birimlerine bağlayan bağlantı yolları için yapılması gerekli harcamalardır. Ulaştırma yatırımlarını etkileyen en önemli unsurlardan birisi kuruluş yerinin seçimidir. Çünkü tesisin kurulacağı alanın, ana ulaşım merkezlerine olan uzaklığı ve tesis içi ulaşım imkanları, ulaşım yatırımları için tahsis edilecek fonların büyüklüğünü etkileyecektir. Burada önemli olan husus, tesis için gerekli olan ulaşım ağının ve maliyetinin, yatırım projesinin hmazırlanması safhasında belirlenmesi ve tesisin ihtiyacını tam olarak karşılayacak şekilde planlanmasıdır. Ulaştırma yapıları niteliği itibari ile yatırım tutarı yüksek olan yapılardır. İşletmenin kuruluş yeri seçimi, ulaştırma yapıları için yapılması gereken harcama tutarını önemli ölçüde etkiler. İşletmenin faaliyet gösterdiği sektörün özelliği, ulaştırma yatırımlarının niteliğini ve tutarını tespit için önem taşır. Ulaştırma yatırımları başlıca üç grupta ele alınıp, projelendirilmen ve yatırım tutarı bu şekilde ortaya konulmalıdır. * İç yollar ve bağlantılar, * Tesisi ana yollara bağlayan bağlantı yolları, * Liman, iskele, yükleme ve boşaltma tesisleri. Ana fabrika makina ve donatımı Yatırıma konu olan mal veya hizmetin üretilmesi ile doğrudan ilişkili makina ve donatım bedelleri, yatırım tutarının hesaplanmasında önemli bir bölümü oluşturur. Ana fabrika makina ve donanım harcamaları, sabit sermaye yatırımları kapsamına girmektedir. Bu harcamalar, yerli para birimi ile karşılanabileceği gibi, ihtiyaç duyulan makinelerin yabancı bir ülkeden satın alınması durumunda da döviz cinsinden harcamayı gerektirebilir.
129 Ana fabrika makina ve donatım, yatırım projesinin en önemli unsurunu teşkil ettiği gibi, çoğu zamanda en çok harcama yapılması gereken bir kalem olarak ortaya çıkmaktadır. Harcamalar ihtiyaç duyulan makinanın niteliği ve menşeine göre çeşitli döviz cinsleri ile yapılabilir. Bu nedenle, harcamaların niteliğini ve miktarını tesbit edebilmek için, makina ve donatımın yerli imalatçılardan mı yoksa yabancı ülkelerdeki imalatçılardanmı karşılanacağının belirlenmesi gereklidir. Satın alınacak makinanın belirlenmesi, karmaşık bir değerlendirme işleminin yapılmasını zorunlu kılar. Üretim tekniği, kapasite, mamul kalitesi, kullanılacak hammaddenin özelliği, üretim maliyetleri, bakım-onarım ve servis hizmetleri, gelişen teknolojiye uyum düzeyi, garanti süresi, ödeme koşullan, teslim süresi vb. faktörler değerlendirmede kullanılan belli başlı hususlardır. Yardımcı tesisler ve bunlara ilişkin makina ve donatımlar Yardımcı tesisler ve bunlara ilişkin makina ve donatımlar, ana üretim birimlerinde faaliyetlerin yapılması sırasında, bu faaliyetlerin yapılmasına yardımcı olan ve tamamlayıcı görevi üstlenen tesislerden oluşur. Bu tesisler için gerekli makina ve donatım, yatırım tutarının hesaplanmasında ayrı bir kalem olarak ele alınır ve hesaplanır. Ana üretim faaliyetinin yapılabilmesi için gerekli olan yardımcı tesisler, başlıca yedi grupta ele alınıp incelenebilir. Yatırım projesinin özelliğine göre, ihtiyaç duyulacak tesis sayısında belirli değişikliklerin yapılması söz konusu olabilmektedir: * Su tesisleri, * Elektrik, trafo ve güç kaynaklarına ilişkin tesisler, * Yakıt tesisleri, * Basınçlı hava tesisleri, * Yükleme ve boşaltma tesisleri, * Laboratuvar, atölye ve bakım merkezleri. Makina ve donatımların taşıma giderleri Makina ve donatım, işletme için vazgeçilmez niteliktedir. Üretim sürecinde kullanılacak makina ve donatımın neler olabileceği önceki konularda belirtilmiştir. İşletmeler ihtiyaç duydukları makinalan yerli imalatçılardan sağlayabilecekleri gibi yurt dışındaki imalatçılardan da elde edebilmektedirler. Makinaların, sağlandığı kaynaklara göre makina ve donatım taşıma giderleri değişiklik göstermektedir. Bu giderleri, taşınacak mesafe ile makina ve donatımlann özellikleri etkilemektedir. Ayrıca giderlerin nitelikleri ve tutarı, yurt
130 içi ve dışı taşımaya göre de farklılıklar gösterebilmektedir. Bu nedenle taşıma giderlerini yurt içi taşıma giderleri ve yurt dışı taşıma giderleri olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür. İthal ve gümrükleme giderleri Ülkemizde bazı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin tüm makina ve teçhizatı, yerli imalatçılar tarafından imal edilebilmektedir. Tuğla, şeker ve un fabrikalarında kullanılan makina ve teçhizatın tamamı, bazı sektörlerde ise önemli bir kısmı yerli kaynaklardan sağlanmaktadır. Ancak yüksek bilgi ve teknoloji isteyen başta otomobil ve elektronik sektörlerinde faaliyette bulunan işletmeler, ihtiyaç duydukları makina, araç ve gereçlerin büyük bir kısmını yurt dışından ithal etmektedirler. Yatırım projesi gümrük teşviğinden yararlanamıyorsa, yurt dışından ithal edilecek makina, teçhizat, araç ve gereçlere gümrük tarifelerinde belirtilen miktarlarda, ithalat ve gümrükleme giderleri adı altında vergi, resim, harç, fon vb. ödemeler yapılması gerekir. Yatırım mallarının ithalinde yapılan bu giderler, yatırım projesinde harcama tablosunda ithalat ve gümrükmelemeye ilişkin giderler olarak gösterilir. Yatırım teşvik tedbirlerinden yararlanamayan yatırımlar için yurt dışından ithal edilecek makina ve teçhizat için yapılması gereken ithal ve gümrükleme giderleri, aşağıda ana başlıklar altında sınıflanır: * Gümrük Vergisi, * Belediye Hissesi, * Rıhtım Resmi, * Katma Değer Vergisi, * Damga Vergisi, * Sair Giderler. Montaj giderleri Ana fabrika, yardımcı makina ve donatımların, önceden hazırlanan yerleşme planına uygun şekilde, yerlerine monte edilmelerine ilişkin harcamalar, montaj giderleri olarak isimlendirilir. Makina ve donatımın, planlara uygun şekilde yerlerine monte edilmesi için uzman işçilere, mühendislere, özel vinçlere ve diğer malzemelere ihtiyaç duyulur. Montaj hizmetini yüklenecek teknik eleman, mühendis, yönetici ve işçi giderleri, montaj giderlerinin bir kısmını oluşturur. Makina ve donatımın montajında kullanılacak vinç vb. araçların amortisman veya kira bedelleri ise, montaj giderlerinin diğer kısmı içerisinde yer alırlar.
131 Montaj işlemleri sırasında kullanılacak makina, araç ve gereç ile görev alacak personelin yurt dışından sağlanması halinde de yabancı para ile ödeme yapılacağınidan, bunun yabancı para birimi ile hesaplandıktan sonra Türk parasına çevrilmesi söz konusudur. Çevirme işlemlerinde dikkat edilecek husus, bu işlemler sırasında ortaya çıkacak kur farkıdır. İşletmeye alma Binalar inşa edilip makinaların montajı yapıldıktan sonra sıra tesisin üretime geçmesine gelir. Ancak çoğu zaman, tesisin normal üretime geçirilmesi için belirli bir deneme süresine ihtiyaç duyulmaktadır. Mamullerin önceden belirlenen kalite ve nitelikte üretilmesine kadar geçen süreye "deneme süresi", bu sürede yapılan harcamalara da "işletmeye alma" giderleri denir. Deneme sürecinde yapılan giderlerden başlıcaları, hammadde, yardımcı madde, su, malzeme, yakıt, buhar, enerji, işçilik, arıza, bakım, onarım, teknik hizmetler vb. dir. İşletmeye alma döneminde, üretim yapıldığında, üretilen ürünlerin önceden belirlenen standartlara uygun olanlarının satışlarından sağlanan gelirlerin, işletmeye alma giderlerinden mahsup edilmesi söz konusudur. Bazı iş kollarında, deneme üretimi uzun sürebileceği için, bu süreye bağlı olarak işletmeye alma giderleri yüksek olabilir. Deneme üretimi olmayan veya kısa süren işletmelerde ise bu giderler oldukça düşüktür. Genel giderler Yatırım harcama kalemleri içerisinde yer almayan, ama yapılması kaçınılmaz olan giderler içerisinde sınıflandırılır. İşletmenin kurulması sırasında yapılan giderler ile sigorta, posta telefon, kırtasiye, personel yetiştirme, ısıtma, su, elektrik ve kira gibi giderler, genel gider olarak isimlendirilir. Projenin hazırlanması ve tesisin inşa edilmesi sırasında gerçekleşen yönetim ve yönetici giderlerinin de genel giderler içersinde sınıflandırılması eğilimi yaygındır. Yatırım projesinin hazırlanması ve uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek giderlerin neler olabileceği ve ne kadar harcma gerektireceği tahmin edilerek, yatırım tutarına eklenmelidir.
132 Beklenmeyen giderler Yatırım projesinin, sabit sermaye yatırımlarının hesaplanmasında tespit edilen maliyet rakamları tahmini olduğundan kesinlik ifade etmez. Ayrıca önceden tahmin edilemeyen bazı harcamaların da sonradan ortaya çıkması sözkonusu olabilmektedir. Bu nedenle yatırımın maliyetinde yer alan kalemler üzerinde başlangıçta ne kadar dikkatli durularak proje tutarının kesin tespitine çalışılırsa çalışılsın projenin ön görülen maliyetle işletmeye alınması her zaman mümkün olamayabilir. Ayrıca yeni fiyat artışlarının olması nedeniyle de, önceden belirlenen fiyatlarla satın almada gerçeklemeyebilir. Bütün bu sebepler yüzünden işletmenin karşılaşabileceği olumsuz etkileri ortadan kaldırmak amacıyla projeye beklenmeyen giderlerin ilave edilmesi söz konusu olmaktadır. Beklenilmeyen giderlerin ortaya çıkmasına neden olan faktörleri dört grupta sınıflamak mümkündür: * Yatırım kalemleri tutarında yapılan tahmin hataları, * Unutulan veya tahmin edilmeyen bazı harcamalarının ortaya çıkması, * Yatırımın gerçekleştirilmesi sürecinde, yeni ilavelerin yapılması zorunluluğunun doğması, * Fiyat artışları ve kur farklarının beklenilenin üzerinde değişikler göstermesi. Proje tutarının belirlenmesinde, üzerinde durulup gerekli hesaplamaları yapılan harcama tutarının belirli bir oranının, beklenmeyen gider olarak hesaplanıp proje tutarına ilave edilmesi gereklidir. Bu oranın tespiti, ülkedeki fiyat hareketlerine, ekonomik konjonktürün dalgalanmasına ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak değişmektedir. Türkiye'de, proje tutarının % 20'sl dolayında bir harcamanın, beklenmeyen giderler olarak yapılması ve projede gösterilmesi kabul görmüştür. Yatırım safhasında yapılacak faiz ödemeleri Yatırımcılar yatırımlarını gerçekleştirirken ihtiyaç duydukları fonların bir kısmını içi kaynaklardan bir kısmını ise yabancı kaynaklardan sağlarlar. Yabancı kaynaklardan sağlanan fonlar, borçlar olarak isimlendirilir ve bunlar vadelerine göre orta veya uzun vadeli borçlar şeklinde ifade edilirler. Borç yolu ile sağlanan fonlar için ödenmesi gereken bedeller ise işletmenin ödeyeceği faizleri oluşturur. Yatırım gerçekleştirilme dönemi üretim faaliyeti ve bunun sonucu herhangi bir nakit girişi olması söz konusu değildir. Durum böyle olunca, yabancı kaynaklardan kredi yolu ile sağlanan fonlar için yapılacak faiz ödemeleri, projenin maliyetine eklenecektir.
133 Yatırım safhasında yapılacak faiz ödemelerinin belirlenmesi, yabancı kaynaklardan sağlanan fon tutarının uygulanacak Iskonto oranı ile çarpılması şeklinde olur. Yararlanılan dış kaynağın miktarı büyük ve kredinin faiz oranı yüksek İse ödenmesi gereken faiz tutanda yüksektir. Yapılacak faiz ödemelerinin belirlenmesinde, yatınm dönemi esas alınır. İşletme faaliyete geçtikten sonra ödenecek faizler, dönem giderleri adı altında yer alır ve işleyiş giderleri içersinde düşünülür. Yatınm döneminde üretime geçinceye kadar öz kaynaklardan yapılan harcamalara faiz tahakkuk ettirilmesi tartışmalı bir konudur. Ancak bazı yatınmcılar öz kaynaklar için faizin hesaplanarak yatınm tutanna eklenmesi görüşünü savunmaktadırlar. Ancak bu görüş, ülkemizde uygulanan vergi kanunları karşısında geçerliliği olan bir görüş değildir. Taşıt araçları Hammadde ve malzemeninlşletmeye, ürünlerinde satış noktalarına taşınması, personel servis arabalan vb. amaçlarla kullanılacak motorlu taşıt araçlan için yapılacak harcamalar bu bölümde gösterilir. IV.LL2. İşletme sermayesi ihtiyacının belirlenmesi Yeni bir yatırım için işletme sermayesi, üretime geçmeden önce elde bulunması gerekli net çalışma sermayesi tutannı ifade eder. İşletme sermayesi ihtiyacını etkileyen ve direkt olarak işletmenin yapısı ile ilgili bir çok faktör vardır. Bunlar da; * İşletmenin çalışma konusu ve büyüklüğü, * Stok ve alacak devir hızlan, * Satın alma ve satış koşullan, * Üretim sürecinin yapısı (hammaddeden mamul haline kadar geçen süre) * Üretim miktan ve üstlenilen maliyet * Fon girişlerinin gösterdiği seyir şeklinde ifade edilebilir. Faaliyet devri katsayısına göre işletme sermayesi ihtiyacının hesaplanması Bu yöntemde, işletme sermayesi ihtiyacı, satış hacmi esas alınarak ve faaliyet devri ile ilişkilendirilerek hesaplanmaktadır. Hesaplamada aşağıdaki formül kullanılır:
134 işletme Sermayesinin İhtiyaç, = Tahmini Yıllık İşletme Giderleri Faaliyet Devri Katsayısı Formülün payında yer alan tahmini yıllık işletme giderleri, satışları elde etmede katlanılan, tüm harcamaları ifade etmektedir Bilindiği gibi hammadde, yardımcı madde, yakıt, su, elektrik, bakım-onarım, işçilik ve benzeri kalemler için yapılan harcamalar, maliyet muhasebesi esaslarına göre belirli oranlarda üretilen mal birimlerinde yüklenir. Toplam harcamalar, satılan malın maliyetini oluşturur. Bu maliyetler, tahmini yıllık işletme giderlerini oluşturmaktadır. Faaliyet devri katsayısı, işletmenin faaliyetlerinin tamamlanılması için gereken sürenin yıllık toplam gün sayısı olan 365'e bölünmesiyle hesaplanmaktadır. Üretim amacıyla katlanılan harcamaların bir yılda kaç defa geri döndüğünü hesaplamak için, öncelikle hammaddenin satın alındığı tarihten mamul hale getirilip, satıldığı tarihe kadar geçen sürenin bilinmesi gerekir. Ayrıca üretilen mallar kredili satılıyorsa, alıcılara ne kadar vade tanındığı, kasa ve bankalardaki paranın kaç günlük bir harcamayı karşılamaya yeterli olduğunun tespiti de gereklidir. Bir yıllık dönemdeki 365 gün sayısı, yukarıda sözü edilen süreler toplamına bölünürse, faaliyet devri katsayısı bulunmuş olur. Örnek 1 : Faaliyet Devri Katsayısı = Faaliyet Devri Süresi Bir işletmenin bir yıllık satış tutarı 1 milyar TL, satılan malların maliyeti 800 milyon TL olarak tahmin edilmektedir. Projede, işletmenin faaliyet devri ile ilgili tahmini bilgiler aşağıdaki gibidir: Hammadde ve malzemenin stokta bekleme süresi : 15 İmalatta geçen süre 30 IVlamullerin stokta kalma süresi 20 Satışlarda müşterilere tanınan vade 90 Kasa ve bankalardaki nakitlerin ortalama günlük ödemeleri karşılayacağı gün sayısı 5 Faaliyet devri süresi 160 gün Faaliyet Devri Katsayısı = 160 = 'dir.
135 Bir yıllık faaliyetlerin tahmini maliyeti 800 milyon TL olduğundan, bu faaliyet için gerekecek işletme sermayesi ihtiyacı; ^ TL. olacaktır Bu tutar toplam olarak brüt işletme sermayesi ihtiyacını vermektedir. Toplam işletme sermayesi ihtiyacı, faaliyet devri süresinin sonu itibariyle unsurlarına ayrılırsa; Stoklar için geçen sürü ( ) Kredili satış vadesi = 65 gün = 90 gün Kasa ve bankalarda tutulacak nakit için geçen süre = 5 gün Ortalama olarak bir gün için katlanılan giderler: Bu durumda; TL.^dir 365 Stoklar için : x 65 = TL. Alacaklar için : x 90 = TL. Nakitler için : x 5 = TL. = TL. işletme sermayesine ihtiyaç duyulacaktır. Bu yöntemde hesaplanan işletme sermayesi ihtiyacını aşağıdaki eleştiriler nedeniyle tam olarak kabul etmek mümkün olamamaktadır: * Satışlar ve alışlar, aylara düzenli olarak dağılıyor varsayılmıştır. * Kısa vadeli borçlar göz önüne alınmamaktadır. * İşletmenin faaliyet devrine ilişkin süreler tam olarak hesaplanmayabilir. * Zaman içinde giderlerin, mamule nasıl dönüştüğü basit olarak ele alınmıştır. * Amortisman giderleri, para çıkışı gerektirmeyen bir gider unsuru olduğu halde, satılan malın maliyetine yüklenerek, bir gider unsuru sayılmaktadır. Yukarıdaki örnekte tahmini satılan malın maliyeti içinde amortisman giderleri de vardır. Ancak yöntemi, amortisman giderlerini satılan malın maliyetinden düşürmek suretiyle daha sağlıklı hale getirmek mümkündür.
136 örnek 2 : Yıllık tahmini amortisman giderlerini TL varsayarsak, amortisman giderleri düşülmüş, satılan malın maliyeti TL'dır. Buna göre yukarıdaki örneğe bağlı olarak işletmenin yeni duruma göre işletme sermayesi ihtiyacı: = TL^dir Görüldüğü üzere amortisman giderlerinin düşülmesi sonucunda = TL'lık bir işletme sermayesi tasarrufu sağlanmıştır. Dolayısıyla işletme sermayesi ihtiyacı azalmıştır. Ayrıca faaliyet devrine ilişkin süreler kısaldığında işletme sermayesi ihtiyacı azalacaktır. Günlük masraf tutarına göre işletme sermayesinin hesaplanması İşletme sermayesi ihtiyacının hesaplama yöntemlerinden biride günlük masraf tutarı üzerinden hesaplama yapmaktır. Bu yöntemde maliyet unsurlarının üretim sürecine katılma aşamaları ile faaliyetlerden sağlanan ve işletme sermayesi ihtiyacı doğurmayan kâr, amortismanlar ve vadeli alışların yaratacağı krediler dikkate alınmaktadır. Belirtilen faktörlerin dikkate alındığını ve iki yöntem arasındaki farkı da görebilmek bakımından bundan önceki örnek ele alınmaktadır. Yukarıdaki 1 no'lu örneğe ilave bilgiler aşağıdaki gibidir: Tutarı Günlük Ortalama Gider Maliyet Unsurları (000 TL) Harcamaları (TL) Hammade Malzeme / İşçilik Giderleri Genel Üretim Giderleri Amortisman Giderleri Finansman Giderleri Üretim Maliyeti Genel Yönetim ve Satış Giderleri Toplam Maliyet Kâr Satış Tutarı Faaliyet devrini oluşturan aşamalarda, sermayenin bağlandığı süreler esas alınarak, işletme sermayesinin ortalama tutarları hesaplanabilir. Faaliyet devri ile ilgili süreler Örnek 1'deki sürelerdir. Buna göre ortalama işletme sermayesi tutarlarını aşağıdaki şekilde hesaplamak mümkündür:
137 Günlük Harcama Faaliyet Devir Süresi İşletme Sermayesi Unsurlarının Ortalama Tutarı (TL) Hammadde ve Malzeme Yarı Mamuller (Hammadde ve malzemeler ile işçilik giderlerinin tümü GİG, amortisman gid. ve finansman gid. yarısıdır) Mamuller (Yarı mamullerin tamamı, GİG, amort. gid. ve finansman gid. diğer yarısıdır) Alacaklar (Günlük Satış Tutarı) Kasa ve Bankadaki Para İşletme Sermayesinin Toplam Tutarı İşletmenin, işletme sermayesi ihtiyacı yaklaşık TL'sıdır. Maliyet içerisinde yer alıp, fon ihtiyacı gerektirmeyen amortismanlar ile kârların, işletme sermayesi ihtiyacı yaratmamaları nedeniyle indirilmeleri gerekmektedir. Yarı mamuller, alacaklar ve kasa-bankadaki paralarda bulunan amortisman tutarları ile, alacaklar ve kasa-banka tutarı içerisinde yer alan kârlar, işletme sermayesi ihtiyacı gerektirmediğinden, indirime tabi tutulmalıdır. Bu hesaplamaları aşağıdaki tabloda göstermek mümkündür. Günlük amortisman Günlük kâr Toplam Faaliyet Düşülecek (TL.) (TL.) (TL.) devri tutar Yarı Mamuller (1/2) Mamuller Alacaklar Kasa ve Bankalar İşletme Sermayesi Toplamından İndirilecek Amortisman ve Kârlar Bu durumda işletmenin brüt işletme sermayesi ihtiyacı, = TL'sı olacaktır. Yöntemin son aşaması olarak hammadde ve malzemelerin satın alınmasında firmaya tanınan vadenin dikkate alınması gerekir. Çünkü kısa vadeli kredi alan satıcılar kalemi, işletme sermayesi ihtiyacını azaltacaktır. Bu işlemden sonra net işletme sermayesi ihtiyacını hesaplamak mümkündür.
138 örneğe ilave bilgi olarak, satıcıların işletmeye tanıdığı vadenin 60 gün olduğunu varsayarsak, kısa vadeli kredilerin indirilmesi sonucunda, net işletme sermayesi ihtiyacını aşağıdaki şekilde hesaplamak mümkündür. Günlük harcamalar (TL.) Satıcmm tanıdığı vade Satıcı kredisi (TL.) Hammadde ve malzeme = TL.'dır. Bu yöntemde yapılan düzeltmeler ve dikkate alınan konular itibariyle işletme sermayesi ihtiyacı, daha gerçekçi biçimde hesaplanmaktadır. Ancak faaliyet devir süreleri gerçekçi biçimde hesaplanamadığında, hesaplanan net işletme sermayesi ihtiyacı isabetli olamayacaktır. İşletme sermayesi ihtiyacmm Schmallenback formülü ile hesaplanması Bir Alman işletmeci olan Schmallenback tarafından geliştirilen bir formül yardımıyla da, işletme sermayesi ihtiyacı saptanmaktadır. Bu formül, daha çok genel giderleri bulunan ticaret işletmeleri için kullanılmaktadır. Söz konusu formül aşağıdaki gibidir: S; = S ""^ J -4 s, s İşletme sermayesi Ortalama stok tutarı Satışlar üzerinden sağlanan brüt kâr oranı Yıllık satış tutarı Yıllık genel giderler Satıcıların tanıdığı vade (ay) Müşterilere tanınan vade (ay) Önceki iki yöntemde ele alınan örneğimize de bu yöntemi uygulamak mümkündür. Ancak, bunun için önce yukarıdaki değişkenlerin alacağı değerleri hesaplamak gereklidir. S = = = TL. satış tutarı üzerinden TL. kâr sağlanmıştır.
139 Başka bir ifade ile 12.5 TL.'dır. H3 = TL., Gg = V, = 1 ay = 3 ay TL ^ o.125^dir Bu verileri Schmallenback'ın formülünde yerine koyarsak; S: = ^ 12 = (0.875 ) ( ) = TL.^dır. İşletmenin kasa ve bankasında ortalama TL para tutması gerektiğini göz önünde bulundurursak net işleme sermayesi ihtiyacı: = TL. olacaktır. Bu hesaplamada, amortisman giderleri ile kârların etkisi göz önünde bulundurulmamıştır. Ayrıca satıcıların işletmeye tanıdığı süre ile işletmenin alıcılara tanıdığı süreler farklı olduğunda -ki örneğimizde bu fark 1 aydırişletme alacakları finanse etmek için ek işletme sermayesi ihtiyacı duyacaktır. Bu durumunda göz önünde bulundurulması gerekir. Formülün üretim işletmelerine uygulanabilmesi için bazı değişikliklerin yapılması gerekir. Hammadde ve malzemenin, direkt işçilik ve genel imalat giderleri eklenerek, mamul hale getirilmesine kadar geçen sürede, hammaddeye satıcıların tanıdığı vade dışında finansman ihtiyacı doğar. Bu finansman ihtiyacı da toplama ilave edilmelidir. Yatırım projesinde işletme sermayesi ihtiyacının tespit edilmesine yönelik kullanılan yöntemler, farklı sonuçlar vermiştir. Yöntemlere, işletme sermayesi ihtiyacını etkileyen tüm faktörlerin değişken olarak dahil edilemediği ortadadır. Dolayısıyla en gerçekçi yöntemin seçilmesi, işletme döneminde ihtiyaç duyulan net çalışma sermayesi tutarının hesaplanması bakımından önem taşır. Ele aldığımız üç yöntem itibariyle işletme sermayesi ihtiyaçları aşağıdaki gibidir: * Faaliyet Devri Katsayısı Yöntemine Göre : TL * Günlük Masraf Tutarı Yöntemine Göre : TL * Schmallenback Yöntemine Göre : TL
140 işletme sermayesi ihtiyacının tespit edilmesinde kullanılan yöntemler, bu yöntemlerle sınırlı değildir. Yatırım projesinin büyüklüğü, faaliyette bulunacak sektörün özellikleri ve işletmenin niteliğine göre, işletme sermayesi ihtiyacı önemli değişiklikler gösterecektir. Burada, işletme sermayesi tutarını hesaplamada ele alınan yöntemler, çoğunlukla kullanılan yöntemlerdir. Ancak, bu yöntemler sonucunda üç farklı işletme sermayesi ihtiyacı hesaplanmıştır. Bu ihtiyaç tahmini olup, işletme üretime geçtikten sonra piyasa koşullarında, işletmenin kapasite kullanım oranlarına ve işletme sermayesi tutarına etki eden diğer faktörlere bağlı olarak, işletme sermayesi tutarını hesaplamak mümkün olacaktır. IV Toplam yatırımın finansmanı ve sermaye yapısı Projenin öngördüğü yatırımın realize olması için gerekli sabit sermaye miktarı ile işletme sermayesi tutarı hesaplandıktan sonra, bunların toplamı olan ilk yatırım tutarının hangi kaynaklardan finanse edileceği araştırılır. Söz konusu ilk yatırım tutarının finansmanında kullanılabilecek kaynaklar "öz kaynaklar" ve "yabancı kaynaklar" olarak gruplandırılabilir. IV Öz kaynaklar Öz kaynaklar, işletmenin kurucuları tarafından gerek kuruluş sırasında gerekse daha sonra konulmuş bulunan fon kaynaklarını ifade eder. Bu geniş tanım içerisinde yer alan kaynak kalemleri olarak, ödenmiş sermaye, yedekler, yedek niteliğinde karşılıklar ve dağıtılmamış kârlar sayılabilir. Yatırım projelerinin finansmanında öz kaynaklarının asgari bir seviyede bulunmasını zorunlu kılan sebepler vardır. Bu husus, kullanılacak yabancı kaynakların değerlendirilmesinde önemlidir. Sabit sermaye yatırımı ve işletme sermayesi ihtiyacının belli oranda öz kaynaklarla karşılanması gerekiyorsa, öz kaynakların bu oranı sağlayacak büyüklükte olması gereklidir. Faaliyette bulunacak sanayi kolunun özellikleri, hukuki mevzuat, ekonominin içinde bulunduğu durum, yabancı kaynak kullanma imkanların sınırlılığı gibi nedenlerle gerekli öz kaynak ihtiyacının tespiti ve değerlendirilmesi önem kazanır. Öz kaynaklardan sağlanan sermayenin miktarında ve bileşiminde, işletmenin büyüklüğü, ortak sayısı, sermaye piyasasının durumu, borç alabilme imkanları vb. faktörler rol oynar. Öz kaynaklarla finansmanın üstünlüğü, işletmeye tahsis edilen fonların süresiz veya çok uzun bir süre için işletme emrine verilmiş olmasına, herhangi bir sermaye maliyetinin söz konusu olmayıp, faaliyetlerden doğacak kârın tümüyle sahiplerine ait olmasına dayanır. Ayrıca, öz kaynaklarla, finansman projeden dolayı alacaklı olacaklara da güven verir.
141 IV Yabana kaynaklar İşletmenin alacaklılarına borçlandığı miktar ile alacaklıların işletmeye sağladıkları kaynakların para ile ifade edilen değeri yabancı kaynakları oluşturur. Yabancı kaynakları vadelerine göre ikiye ayırmak mümkündür. a. Kısa vadeli yabancı kaynaklar b. Uzun vadeli yabancı kaynaklar Kısa vadeli yabancı kaynaklar, bir yıl veya daha az vadeli kaynakları ifade eder. Genellikle işletme sermayesi ihtiyacının karşılanmasında kullanılır. Sabit sermaye yatırımlarının kısa vadeli yabancı kaynaklarla karşılanması risk ve likitide açısından güçlük yaratabilir. Kısa vadeli yabancı kaynaklar şunlardır. a. Ticari Borçlar: Üretimde kullanılacak hammadde, malzeme ve diğer alışlar nedeniyle satıcılara doğan borçlar, b. Bankalardan ve/veya diğer kredi kurumlarından sağlanan krediler c. Ödenecek vergi, resim, harç gibi kısa dönemde kullanım sağlayan imkanlar, d. Alınan teminat ve depozitolar, avanslar, e. Tahakkuk etmiş giderler. Uzun vadeli yabancı kaynaklar için vadelerine göre alt tasnifler yapılabilir. Bir yıl ile 5 yıl arasında vadeye sahip olanlara "orta vadeli", 5 yıldan fazla olanlara da "uzun vadeli yabancı kaynak' denilmektedir. Uzun vadeli yabancı kaynaklar, özellikle yatırım, ihracat ve kalkınma bankaları tarafından ve/veya diğer kurumlardan sağlanmış krediler ile işletmenin ihraç ettiği tahvillerden oluşur. IV Finansal planlama Finans analizinin bu aşamasında toplam yatırım tutarının finansmanında kullanılacak öz kaynak ve yabancı kaynak bileşimleri ile yabancı kaynakların nereden, nasıj, ne zaman ve hangi koşullarla sağlanacağını belirten finansal planlar hazırlanır. Finansal planlamanın amaçları, 1. İşletme faaliyetleri için gerekli fonları sağlamak, 2. Fon temininde finansman maliyetini minimum kılmak, 3. İşletmenin mülkiyetini ve denetimini korumak için maliyetler-riskler dengesini sağlamak, 4. İşletmenin finansal yapısını, değişen koşullara uydurmak, 5. Sağlanacak nakit fazlalıklarını verimli kullanmak, muhtemel mali açıklar için önceden tedbir almak ve finansal dengeyi korumaktır.
142 Bu amaçlar çerçevesinde projenin sermaye yapısı ve yabancı kaynak kullanımı sonucu üstlenilen borç anapara ve faiz ödemeleri planları aşağıdaki tablolarda gösterildiği gibi belirtilmelidir. Tablo-12. Projenin Yatırım Tutarı ve Sermaye Yapısı KURULUŞ DÖNEMİ (m yıl) 1. TOPLAM YATIRIM la. İlk Yatırım Ib. Kuruluş D. Faizleri YıLLıK TOP. SABIT YATıRıM 2. FINANSMAN 2a. Öz kaynak 2b. Yabancı kaynak FİNANSMAN İHTİYACI (la - 2a) Tabio-13. Projenin Borç Anapara ve Faiz Ödeme Planı KURULUŞ DÖNEMİ İŞLETME DÖNEMİ YABANCI KAYNAK 1. Ana Para Taksidi 2. Faizler TOPLAM (1+2) tm ^m+\ t. m+2 Belirlenen sermaye yapısı ve borç ödeme veya finansal yükümlülük tabloları, ileride değineceğimiz finansal değerlendirme çalışmalarında, projenin işlerliğini yani nakit durumunu değerlendiren analizlerde büyük kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca bu tablolar yardımıyla projenin kuruluş dönemi yanında işletme dönemine sarkan faiz giderlerini tahmin etmek kolaylaşacaktır. IV.1.2. İşletme Dönemi Giderlerinin Hesaplanması Projenin faydalı ömrü boyunca öngörülen kapasite kullanım düzeylerine (KKO) göre teknik etüd aşamasında hesaplanan üretim maliyetlerine, istihsal vergisi, satış giderleri (reklam, satış komisyonu vb.) genel idare giderleri ve finansman giderleri eklenerek satış maliyeti (ticari maliyet) dolayısıyla toplam işletme giderleri hesaplanmış olur. Böylece
143 projenin işletme dönemi giderleri aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi düzenlebilir. Tablo-14. İşletme Dönemi Giderleri Yıllar GIDER TÜRLERI 1. HAM ve YARDIMCI MADDE İLE İŞLETME MALZEMESİ 2. İŞÇİ ÜCRETLERİ 3. GENEL ÜRETİM GİDERLERİ a. Yakıt, enerji, su b. Bakım-onarım c. Dolaylı işçilik ve personel giderleri 4. GENEL YÖNETİM GİDERLERİ a. Lisans-patent giderleri b. Sabit varlıkların vergileri c. Kiralar d. Sigortalar e. Diğer giderler 5. AMORTİSMAN GİDERLERİ %... KKO %... KKO %... KKO ÜRETIM MALIYETI 6. ÜRETIM VERGILERI 7. FINANSMAN GIDERLERI 8. SATıŞ GIDERLERI SATIŞ MALIYETI (İşletme Giderleri Toplamı) IV.2, İŞLETME DÖNEMİ GELİRLERİNİN HESAPLANMASI Bir yatırım projesinin ekonomik ömrü'içinde her yıl için elde edeceği tahmini gelirleri, proje konusu ürünün ön görülen birim fiyatı ile piyasa araştırması sonucu belirlenen satış miktarının çarpımına eşittir. Burada, üretilen tüm mamullerin satılacağı yani hiç stok bulundurulmayacağı varsayımından hareket edilmektedir. Projenin toplam gelirleri ise, işletme dönemi gelirlerine yatırımın ekonomik ömrü sonundaki artık değerinin yani yıpranmış makina ve araçgereç ile binaların hurda değerinin ve arsa bedelinin eklenmesi ile bulunur. Buna göre projenin toplam gelirlerinin yıllara göre dağılımı aşağıdaki gibi gösterilmelidir. Bu tabloda projenin artık değeri, ortalama işletme sermayesi düşüldükten sonra son yıla eklenmiştir.
144 Tablo-15. Proje Toplam Gelirlerinin Yılları Göre Dağılımı GELİRLER L SATIŞ GELİRLERİ 2. ARTIK DEĞERİ YILLARA GÖRE GELİR MİKTARI (TL.) to t, t2 t., t YILLIK TOPLAM IV.3. FİNANSAL TABLOLAR IV.3.1. Proforma Gelir ve Nakit Akımları Tablosu Bilindiği gibi işlemekte olan bir tesis için gelir tablosu geçmiş bir döneme ilişkin faaliyet sonuçlarını (gelir ve giderleri) toplu olarak gaösteren bir finansal tablodur. Gelecek dönemlere ilişkin olarak hazırlanan gelir tabloları gelir-gider bütçesi ya da proforma gelir tabloları olarak adlandırılır. Proje çalışmaları da geleceğe yönelik olduğu için projenin gelir ve giderlerini birlikte gösteren tablolar proforma gelir tabloları olarak bilinir. Öte yandan, projenin yaşam devri boyunca kârlılığının ve nakit durumunun bir bütün olarak değerlendirilebilmesi için projenin neden olduğu net nakit giriş ve çıkışlarının bilinmesi gerekecektir. Dolayısıyla bu amaçla da bir nakit ya da fon akım tablosunun hazırlanması gerekir. Ancak projenin kârlılığını değerlendirmede yanlız gerçek kaynak kullanımı ile ilgilenildiği için finansal yükümlülük olarak borç ödemeleri bu aşamada göz önüne alınmaz. Çünkü alınan borç ya da yabancı kaynak kullanım amacı açısından proje maliyetine faizi ile birlikte zaten eklenmektedir. Ancak borç anapara ve faiz ödemelerinin bir nakit sıkıntısı yaratıp yaratmayacağı bir likidite analizi konusudur ve daha sonraki bölümlerde ele alınacaktır. Dolayısıyla, yatırım önerisinin kârlılığını değerlendirmek amacı ile hazırlanacak proforma nakit ya da fon akım tablolarında borçların anapara ödemeleri yer almayacaktır. Böyle olunca, kolaylık ve proje faaliyetlerini bir bütün olarak görmek amacı ile proforma gelir ve proforma nakit akım tabloları birleştirilerek bütünleşik bir proforma gelir ve nakit akım tablosu olarak aşağıdaki gibi hazırlanabilir.
145 Tablo-16. Proforma Gelir ve Nakit Akımları Tablosu 1. Gelirler (Artık değer dahil) 2. İlk Yatırım Gideri (Kur. dön. faiz. hariç) 3. İşletme Giderleri (Amortisman, faiz hariç) 4. Faiz 5. Amortisman ( ) = 6. Brüt Kâr (İşletme dönemi) (6 X (vergi oranı)) = 7. Vergi. (6-7) = 8. Net Kâr ((8+5)-2) = 9. Net Nakit Akımı Projenin Yaşam Devri (Kuruluş + İşletme Dönemi) t() t, i, t., t Tabloyu kısaca özetlersek, projenin artık değeri son yıla (tj gelir olarak kaydedilmiştir. Faiz giderleri ayrı bir madde olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla ilk yatırım giderleri içinde kuruluş dönemi faizleri ve işletme giderleri içinde ise faizler bulunmamaktadır. Ayrıca amortismanlar işletme giderlerine eklenmemiş ve ayrı bir madde biçiminde göstermişlerdir. IV.3.2. Proforma Fatura Mevcut ve işlemekte olan işletmelerde belli bir tarihte işletmenin finansal yapısının aktif ve pasifinde yer alan değerleri açısından incelenmesi amacıyla bilanço düzenlenmesi gerekir. Fakat proje aşamasındaki yatırım önerileri için proforma bilanço hazırlanması, proforma gelir tablosu konusunda değindiğimiz temel varsayımlar nedeniyle anlamsızlaşacaktır. Çünkü üretilen tüm malların satılacağı, hiç stok bulundurulmayacağı varsayımı altında düzenlenecek proforma bilançoların döner değerler adı altında bulunması gerekli kasa, banka,' hammadde, yarı mamul ve mamul stokları ile alacaklar bulunmayacaktır. Bunların yerine aktifte döner değerler adı altında projenin kuruluş dönemi toplam ilk yatırım tutarına eklenen işletme sermayesi ve beklenmeyen işletme sermayesi ile fonlar bulunacaktır. Eğer tahminin pasif toplamı aktif taplamını aşıyorsa fon fazlası, aksi durumda finansman açığı sözkonusu olacaktır.
146 Ancak mevsimlik hareketliliğin ve/veya kredili satış uygulamaların yaygın olduğu pazar bölümlerinde faaliyette bulunulacak yatırımlarda projenin tüm yılları için aktif ve pasif dengesini gösteren proforma bilanço hazırlamak gerekir. Ayrıca bu bilançonun aktifinde döner değerler adı altında işletme sermayesi genel maddesi yerine, bunu oluşturan elemanlar olan nakit (kasa ve banka), alacaklar ve stokları (ham, yarı mamul ve mamul) ayrı ayrı belirlemek gerekir. Proforma bilanço projenin özelliğine göre, Tablo 17'deki gibi düzenlenebilir. Tablo-17. Proforma Bilanço YILLAR MADDELER , AKTİF I. DÖNER DEĞERLER Kasa ve Banka Hammadde ve Stoklar Yarımamul Stokları Mamul Stokları Alacaklar Fon Fazlası (Eksiği) II. SABİT AKTİFLER (Net) (- Birikmiş Amortismanlar) TOPLAM AKTİF PASİF I. BORÇLAR Kısa Vadeli Borçlar Uzun Vadeli Borçlar II. ÖZ SERMAYE Sermaye Kanuni İhtiyatlar Kâr (Vergi Öncesi) TOPLAM PASİF IV.3.3. Proforma Fon Akım Tablosu Proforma fon akım tablosu, gelecek dönemlerde sağlanacağı tahmin edilen kaynaklarla bunların olası kullanım yerlerini gösteren bir tablodur. Uzun süreli bir planlama aracı olan proforma fon akım tablosu, a. Projeyle gelecek dönemlerde sağlanacak kaynakları, b. Firmanın, planın kapsadığı dönem içindeki fon (kaynak) gereksinmesini, c. Projenin yaratacağı kaynakların ihtiyaçları karşılamada yeterli olup olamayacağını,
147 d. Yaratılan kaynakların yeterli olmadığı durumlarda bu farkın hangi yollarla karşılanabileceğini ortaya koyar. Proforma fon akım tablosu Tablo 18'deki gibi düzenlenebilir. TabIo-18. Proforma Fon Akım Tablosu YILLAR 1. FİRMACA NORMAL FAALİYET SONUCU YARATILAN KAYNAKLAR a. Kâr (Vergiden Önce) b. Amortismanlar II. KULLANIM YERLERİ 1. Vergi Ödemeleri 2. Kâr Payı Dağıtımı 3. Aktif (varlık) Artışı a. Dönen Varlıklar b. Duran Varlıklar 4. Borç Ödemeleri 5. Sermayede Azalış KULLANIM YERLERİ TOPLAMI III. FARK (I-II)(+ veya -) IV. AÇIĞI GİDERİCİ KAYNAKLAR 1. Aktif Azalışı (Kasa-Bankalar hariç) 2. Borçlarda Artış a. Kısa Vadeli Borçlarda Artış b. Uzun Vadeli Borçlarda Artış 3. Sermaye Artışı TOPLAM V. FON FARKI veya AÇIĞI VI. BİRİKİMLİ FON FAZLASI veya AÇIĞI IV.4. YATIRIM PROJELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Düşünce aşamasındaki yatırım önerisi piyasa araştırması sonucu olgunluk kazanmış, yapılan analizlerle ürünün nasıl, nerede üretileceği ve maliyetleri araştırılıp belirlenmiş, elde edilmesi beklenen gelirler tahmin edilmiştir. Bundan sonraki aşamada ise gerçekleştirilecek yatırımın ekonomik verimli ve kârlı olup olmadığı araştırılır ve değerlendirilir. Bunun için birçok değerlendirme yöntemi ve ölçütü kullanılır. Fakat doğru ve uygun yatırım kriterinin kullanılması endüstri açısından gerekli ve önemlidir. Kârlılığın artırılmasına ilave olarak uygun yatırım kriterinin kullanılmasının milli ekonomi açısından da doğurduğu önemli sonuçları vardır. Ulusal ekonomik büyüme
148 önemli ölçüde yatırımların büyüme haddine ve kârlılığına bağlıdır. Ulusal büyümenin, herhangi bir devletin hedefi olduğu varsayımı altında yatırım fonlarının doğru bir şekilde dağılımı da önem kazanmaktadır. Bu nedenle, projenin değerlendirilmesinde kullanılan metodlar iki ana grup içinde düşünülebilir. Bunlar; yatırımın firma açısından yani yatırımcı açısından değerlendirilmesi ile genel ekonomi açısından değerlendirilmesidir. Ticari kârlılık analizi de denilen birinci değerlendirmede yatırımcının amaçlarını gerçekleştirmek için hangi kriterlere ağırlık vereceği ve hangi metodları kullanacağı ele alınır. İkinci aşama ise, projenin firma yerine ulusal ekonomi açısından analize tabi tutulması demektir. Bu değerlendirme projenin milli gelire katkısı, istihdam ve ödemeler dengesi üzerindeki etkileri ve sosyal kârlılığı gibi kriterlerin dikkate alınmasını gerekli kılar. Yapılan genel açıklamaların ışığı altında, yatırım projelerinin değerlendirilmesi sırasında uygulanan yöntemleri açıklayalım. IV.4.1. Ticari Kârlılık Analizi IV, 4,1.1, Paranın zaman değerini dikkate almayan değerlendirme yöntemleri IV Basit kârlılık oranlan En yüksek kâr yöntemi Bu yönteme göre, projenin en iyi faaliyet döneminde elde ettiği kârın yatırım tutarına oranı, yatırımın bir getiri haddi olarak kabul edilir. I R = Yatırımın kârlılık oranı P = Yatırımın en yüksek kârı I = Yatırım tutarı Yöntem "en yüksek kârın projenin ortalama kârlılığını yansıttığı" varsayımına dayanmaktadır. Bu nedenle gerçekleştirilmesi düşünülen yatırımın deiğerlendirilmesinde ve alternatif projeler arası karşılaştırmalarda geçerli bir yöntem değildir. Ayrıca yöntem, tekrar yatırıma dönüşen kârlar ve amortismanların etkilerini de dikkate almamaktadır. Ortalama kârlılık oranı Ortalama kârlılık oranı, "vergiden sonraki ortalama kârın yatırım tutarına oranı" olarak tanımlanabilir.
149 i = 1 R = ^ (i = 1.2 n) Burada; R = Yatırımın ortalama kârlılık oranı Pj = Projenin i. yılındaki kârı I = Yatırım tutarı n = Projenin ekonomik ömrüdür Hesaplanan kârlılık oranı, yatırımcı için kabul edilen asgari bir kârlılık oranı ile karşılaştırılarak projenin kendi başına kabul edilip edilemeyeceği kararlaştırılır. Ayrıca projeler arasında seçim yapılırken, kârlılık oranı büyük olan projeye öncelik verilir. Yatırımın ortalama kârlılık oranı yönteminin en büyük üstünlüğü basitliğidir. Bunun yanında projenin ekonomik ömrünü ve paranın zaman değerini dikkate almaması, yöntemi yetersiz yapar. Çünkü projenin faydalı ömrü diğerlerine göre farklı olsa da kârlılık oranları aynı olduğunda, önem dereceleri de aynı kabul edilecektir. Ayrıca, herhangi bir yıldaki 1 TL ile daha ilerki yıllardaki 1 TL aynı değerde kabul edilmektedir. Yani paranın satın alma değerinde herhangi bir değişme olmadığı varsayımıyla hesaplama yapılmaktadır. Bu sakınlarından dolayı kriter zorunlu kalınmadıkça kullanılmamalıdır. IV Geri ödeme süresi yöntemi Geri ödeme süresi, net nakit girişlerinin toplamını, yatırılan sermayeye eşitleyen yıl sayısıdır. Başka bir deyişle, yapılan harcamaların ne kadar süre içinde geri alınabileceğini gösterir. Geri ödeme süresi, yıllık nakit girişlerinin sabit ya da değişen miktarlarda oluşuna göre farklı şekilde hesaplanır. Projeden beklenen yıllık nakit girişleri birbirine eşitse yatırılan sermayenin ne kadar sürede geri alınabileceği; formülüyla ölçülür. GÖS = Yatırım Tutarı Yıllık Net Nakit Akımı NA
150 örnek : I = 300 milyon TL. NA = 100 milyon TL. ise I GÖS = NA = 3.00 Buna göre, yatırım 3 yıl içinde kendi değerine eşit nakit girişi sağlayacaktır. Diğer bir deyişle yatırım tutarı 3 yıl sonunda geri ödenmektedir. Beklenen yıllık nakit akımları birbirine eşit değilse, yani dalgalanma gösteriyorsa, projenin her yıl sağlayacağı net nakit girişi yatırım maliyetine eşit oluncaya kadar toplanarak geri ödeme süresi hesaplanır. Kısaca; I = NA, + NA2 + NA3 + yada El. = ENA, n = 1 m +1 şeklinde formüle edilebilir. Burada, I = Yatırım harcamaları NA = Yıllık nakit girişleri m = Yatırım süresi n = Yatırımın ekonomik ömrüdür Konuyu bir örnekle açıklayalım. Yatırım tutarı Nakit girişi Yıllar (000 TL.) (000 TL.) 1 4, Toplam Projede; ilk iki yıl sonunda yatırım tamamlanmış ve nakit akımları 3. dönemde oluşmaya başlamıştır. Projenin geri ödenmesi 4. dönemin ortalarında gerçekleşmiştir. Buna göre, 2 yıl 8 ay sonra proje kendi değerine eşit nakit girişi yaratmıştır.
151 Projenin kabulü veya reddine karar verebilmek için, hesaplanan geri ödeme süresi değeri, kabul edilmiş asgari bir geri ödeme rakamı ile karşılaştırılır. İki ya da daha fazla proje arasında seçim söz konusu olduğunda geri ödeme süresi düşük olan proje kabul edilir. Yaygın bir uygulama alanına sahip olan bu yöntem de anlaşılması ve hesaplanması kolay bir yöntemdir. Ayrıca yatırılan sermayenin ne kadar sürede geri alınabileceği önceden bilineceğinden yatırımın riski konusunda fikir edinilebilecektir. Geri ödeme süresi kısaldıkça yatırım projesinin riskinin azaldığı kabul edilir. Yöntemin sakıncalı yanları: Yatırım projesini, projenin tüm ekonomik ömrünü dikkate alacak şekilde değil de sadece geri ödeme süresinde değerlendirmektedir. Bu durumda, başlangıç yıllarında yüksek nakit girişi sağlayan projelerin kabul edilmesi şansı artar. Buna karşılık daha ilerki yıllarda net nakit girişleri yüksek gerçekleşebilecek projelerin şansı azalır. Ayrıca projelerin ekonomik ömürleri sonunda hurda değerleri de dikkate alınmamaktadır. Bir diğer sakıncası da paranın zaman değerini dikkate almamasıdır. IV.4J.2, Paranın zaman değerini dikkate alan değerlendirme yöntemleri IV Paranın zaman değeri Paranın satın alma gücü yıldan yıla değişme gösterir. Dolayısıyla farklı dönemlerde elde edilen gelirlerin ya da harcamaların birbirleriyle karşılaştırılmaları da yanıltıcı olur. Bu sakıncayı gidermek amacıyla nakit akımları, akımın gerçekleştiği dönem göz önüne alınarak bugünkü değere dönüştürülür. Paranın bugünkü değerinin hesaplanması Özellikle uzun vadeli yatırımlarda, paranın nominal değerindeki değişmeler nedeniyle yatırımlara ilişkin nakit akımlarının karşılaştırılmalarının gerçeği yansıtabilmesi için bu değerlerin aynı zaman düzeyine indirilmesi gerekir. Bunun için: formülünden yaralanılır. Burada; A= ^ (1+rr A = n. dönem sonundaki paranın bugünkü değeri S = n. dönemdeki para r = Faiz oranı n = (1.2, n)
152 değerleri, Eşitlikten yararlanarak 1 TL'nin yıllar itibariyle Iskonto edilmiş A = L_ yardımıyla bulunabilir. Paranın zaman değerini dikkate alan proje değerlendirme yöntemlerinde hesaplamaların daha seri yapılabilmesi için 1 TL'nin değişik faiz hadlerinde ve n dönem için hesaplanmış tablolardan yararlanarak. Her yıl elde edilen nakit girişleri ve yapılan harcmalar dalgalanma gösteriyorsa, bu tablodan harekette güncelleştirme yapılır. Paranın birikimli bugünkü değerinin bulunması Projede, yatırım tutarları veya nakit girişleri her yıl aynı miktardaysa, bunların n. dönemin sonunda ulaşacağı değer, birikimli bugünkü değerlerin hesaplanmasıyla bulunur. Şu halde 1 TL'nin n. dönem sonundaki birikimli bugünkü değeri; 1. yıl için BD 1 1 +r 2. yıl için BD = _1_ + ^ 1+r 3. yıl için BD n. yıl için BD r (l+r)2 (1+r) r (1+r)2 (l+r)^ (1+r)" A = y 1 dir. IV İndirgenmiş geri ödeme süresi Paranın zaman değerini dikkate alan bu kriter, daha önce değindiğimiz geri ödeme süresi yönteminden daha gerçekçi sonuçlar verir. Buna göre geri ödeme süresi y_k_ NA,., ^ NA,., ^ NA,.3 ^ n~1(1+rr (l+r)"^^^ (1+rr^2 (i+rt^^
153 şeklinde hesaplanabilir. Burada m; yatırımın tamamlanma süresini ifade eder. Eşitliğin solundaki terim, yatırımın tamamlama süresine göre indirgenmiş değerini (yani proje maliyetini), sağındaki terimlerde yatırımın faydalı ömrü boyunca sağlayacağı nakit girişlerinin indirgenmiş değerini gösterir. Şu halde, sağ taraftaki indirgenmiş nakit girişleri, sol tarafta yer alan indirgenmiş yatırım tutarına eşit oluncaya kadar toplanacak ve böylece kaç yılda bu eşitlik sağlanıyorsa o yıl sayısı indirgenmiş geri ödeme süresini verecektir. Ancak indirgenmiş geri ödeme kriteri paranın zaman değerini dikkate almakla birlikte, geri ödeme süresinden sonraki nakit girişlerini ihmal etmektedir. Bu hali ile kriter sadece yatırılan paranın belli bir faiz haddi (r) ile kaç yılda geri alanıbileceği konusuna ağırlık vermiş olmaktadır. Oysa sermayenin verimliliğini, geri ödeme süresinden sonraki yıllarda gerçekleşecek net nakit akımlarının da etkileyeceği unutulmamalıdır. IV Net bugünkü değer yöntemi Bir yatırım projesinin net bugünkü değeri, projenin faydalı ömrü boyunca elde edeceği nakit girişlerinin bugünkü değerleri toplamı ile nakit çıkışlarının bugünkü değerleri toplamı arasındaki farktır. NA A İn NBD = J2 (1+İ)^ ^^ (1+İ)^ Burada; NA^ = n. yıldaki net nakit girişi 1^ = n. yıldaki yatırım tutarı m = Yatırımın tamamlanma süresi i = Iskonto oranı n-m = Projenin ekonomik ömrü n = (1,2,3,...,m,...,n)'dir. Projenin ekonomik ömrü sonunda hurda değeri varsa NBD; ;ı +i)^ (1 +i)^ (1 +i)^ eşitliğinden bulunur. Eğer yatırım dönemi bir yıl veya daha az sürüyorsa yatırım tutarının indirgenmesi gerekmez. Bu durumda eşitlik; şeklini alır. ^ (1+i)" (1+i)"
154 Net bugünkü değer kriterine göre projenin kabul edilebilmesi için net bugünkü değerin sıfırdan büyük olması (NBD > 0) gerekir. Yani projenin tamamlanmasından sonra elde edilecek tüm gelirlerin güncel değerleri, yapılan harcamaların güncel değerlerinden fazla olduğunda proje kârlı olabilecektir. Birden fazla yatırım projesi arasında seçim söz konusu olduğunda öncelik sırası, net bugünkü değerin büyüklüklerine göre saptanır. NBD'i en yüksek olan proje bu sıralamada en başta yer alır. Yöntemin uygulanmasında karşılaşılan en önemli sorun iskonto oranının belirlenmesidir. Çünkü bu oran basit bir faiz haddi değildir ve ülke ekonomisi açısından bir değer taşır. Bunun için, belirlenecek oran, net bugünkü değeri gerçeğe yakın bir şekilde saptayabilmelidir. Iskonto oranı sermaye piyasasında uzun vadeli borçların gerçek faiz yüzdesine ya da borç alanın ödediği faiz yüzdesine eşit olmalıdır. Sermaye piyasasının gelişmediği ekonomilerde indirgeme oranının, sermayenin alternatif maliyetini yansıtması gerekir. Yani başka bir alana yatırılacak aynı miktar sermayenin sağlayacağı kârı yansıtmalıdır. Iskonto oranı belirlenirken sermaye maliyetinden başka, aynı iş kolundaki normal kârlılık oranı, benzer yatırımlardaki kârlılık oranı, piyasa faiz haddi gibi değişik faktörler de dikkate alınmalıdır. Ayrıca, geleceğin belirsizliğine karşılık belli bir risk oranı da sermaye maliyetine eklenmelidir. Örnek Yatırım Tutarı = 20 milyon TL Yatırım Süresi = 2 yıl Ekonomik Ömür = 6 yıl Hurda Değer = 5 milyon TL Sermaye Maliyeti = % 25 olan bir yatırım projesinin yıllık net nakit akımları aşağıdaki gibidir. Projenin net bugünkü değer yöntemine göre kabul edilip edilemeyeceğini araştıralım. Yıllar Net Nakit Akımları (000 TL.)
155 Projenin sağladığı nakit girişlerinin güncel değerleri; NA _ ^ (1+1)" (1+0.25)3 (1+0.25)^ (1+0.25)^ (1+0.25)« ( )^ (1+0.25)^ = , , , , ,5 = ,9 Yatırım harcamalarının bugünkü değeri; A İn ^ ^ (1+i)" (1+0.25)^ (1+0.25),2 = = Yatırımın hurda değerinin güncel değeri; (1+ir H ^ 838,8 (1+0.25f Buna göre yatırımın net bugünkü değeri; NBD = ,9 +838, = 1.940,7 Buradan, yatırım projesinin yaratacağı nakit girişlerinin güncel değeri, yatırım projelerinin güncel değerinden büyük olduğundan, diğer bir deyişle, yatırımın NBD'i sıfırdan büyük olduğundan (NBD > 0) proje net bugünkü değer yöntemi açısından kabul edilebilir. IV İç kârlılık oranı yöntemi Bir yatırım projesinin değerlendirmesinde kullanılan yöntemlerden biri olan iç kârlılık oranı gerek teorik ve gerekse de uygulama açısından bazı problemlere yol açmaktadır ve bundan dolayı bu yöntemin bir proje değerlendirme mi yoksa gerçekten yanlızca matematiksel bir sonuç mu olduğu tartışma götürür. Bu aşamada yöntemin içeriğinin tartışılmasından ziyade uygulama biçimlerine yönelik bir değerlendirme yapılacaktır. Bir proje, net bugünkü değer yaklaşımında eğer belli bir iskonto oranında (% 10 olsun) "+" net bugünkü değere sahipse, bunun anlamı
156 "projenin getirişi gerçekte % 10'dan büyük olacaktır". Diğer taraftan proje "-" net bugünkü değere sahipse, bunun anlamı "projenin getirişi Iskonto oranından düşük olacaktır". Ayrıca da proje eğer "O" net bugünkü değere sahipse, bunun anlam da "projenin getirişi Iskonto oranına eşit olacaktır". Bu son ifadeden hareketle, bir projenin iç kârlılık oranı "projenin nakit akımlarına uygulanan ve sıfır net bugünkü değer yaratan Iskonto oranı" olarak tanımlanabilir. Bu durum net bugünkü değer, yönteminin matematiksel sonucu olarak da görülebilir. Genel olarak, iç kârlılık oranı (r) (1+ry = O şeklinde gösterilebilir. Bunu basit örneklerle açıklamaya çalışalım. Örnek : Yıllar 0 1 Nakit Akımları (milyar TL.) iki tarafı (1+r) ile çarparsak; -200+^11 = o 1 +r -200(1 +r)+218 = O 218 = r 18 = 200r 18 r = = 0,09 veya %9 200 Yorum : Eğer bu proje nakit akımları % 9 ile Iskonto edilirse (indirgenirse), Sağlama : projenin net bugünkü değerini sıfıra eşitleyen indirgeme oranıdır. Yıllar 0 1 Nakit Akımları (milyar TL.) İndirgeme Faktörü (% 9) X ( )' X ( )-' Net Akımların Bugünkü Değeri (milyar TL.) Net Bugünkü Değer 0
157 örnek : Yıllar Nakit Akımları (milyar TL.) ^.. 1 +r ;1 +r)2 = O -100(1 +r)+70 = O _ -60±V^60^-[(4)(-100)(70)" (2)(-100) (1 +r) = veya (1 +r) = (eksi değerli olduğundan yöntemin mantığı gereği anlam ifade etmemektedir) Dolayısıyla, r = veya % 'dir. Yorum : Eğer proje nakit akımları % ile Iskonto edilirse, projenin net bugünkü değerini sıfıra eşitleyen indirgeme oranıdır. İç kârlılık oranının "doğrusal enterpolasyon" yardımı ile de hesaplanması mümkündür. Özellikle nakit akımları 3 ve daha fazla yıla sarktığında hesaplamaları yapmak güçleşmektedir. Çünkü bu durumda kompleks polinom denklemlerle uğraşmamız gerekecektir. Fakat günümüzde hazır paket programlarla ve bilgisayar desteği ile bunları aşmak mümkündür. Bütün bunlara rağmen oldukça yakın çözümlere olanak tanıyan matematiksel tekniklerden birisi "doğrusal enterpolasyon"dur. Yukarıdaki örneği bu yöntemle tekrar çözmeye çalışalım. Yani % indirgeme.faktörünü (oranını) doğrusal enterpolasyonla tahmin etmeye çalışalım. Bu yöntemi uygulayabilmek için biri (+) diğeri (-) net bugünkü değerlerine yol açacak iki tane Iskonto oranından hareket edeceğiz. Yıllar ' Nakit Akımları (milyar TL.) İndirgeme Faktörü (% 9) Net Akımların Bugünkü Değeri (milyar TL.) X ( )" X ( )-' X ( ) Ncl Bugünkü Değer
158 Aşağıdaki şekilde örnek projenin net bugünkü değer profilinin çeşitli iskonto oranlarının nakit akımlara uygulanması sonucu elde edilmiş halini görmektesiniz. Şekil-10. Aynı yaklaşımdan hareketle, iç kârlılık oranını aşağıdaki gibi de hesaplamak mümkündür ( ) = Bu örnekte % 18 ve % 20 indirgeme (iskonto) oranlarını kullandığımızda gerçek iç kârlılık oranına (% 18.88) çok yaklaşık bir değere uluşmaktayız. Fakat % 15 ve % 20 iskonto oranları ise tahmini olarak yaklaşık % iç kârlılık oranına yol açar. Bunun nedeni ise "projenen bugünkü değer profili"ni doğrusal olarak varsaymamızdır. Gerçekte bu bir eğri olabilir. Buradan hareketle indirgeme oranları arasındaki farklar büyüdükçe bu varsayım olumsuz bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Grafik gösterimi ise aşağıdaki gibi olacaktır.
159 NBD Tahmini (yaklaşık) ÎKO! X 0.20 NBD O o.ı'g [< { NBD Gerçek ÎKO NBD profili Şekil-11. İÇ kârlılık oranı yöntemi, yatırım projelerini değerlemede paranın zaman değerini göz önünde bulunduran dinamik bir yöntem olduğundan statik yöntemlerin bu yönde taşıdığı sakıncaları taşımamaktadır. Yatırım projelerinin değerlendirilmesinde zaman faktörünü ve yatırımın faydalı ömrünü göz önünde bulunduran, yatırımın sağlayacağı nakit girişi ile yatırım harcamaları için yapılacak nakit çıkışlarını aynı zaman düzeyine indirgeyerek birbiri ile mukayese edilebilir hale getiren yöntemdir. Yöntemin bu özelliği, ülkemizde olduğu gibi yüksek enflasyon oranlarının seyrettiği ülkelerde daha rasyonel ylatırım kararlarının verilmesine yardımcı olmaktadır. Yatırım harcamalarının tümü ile yatırım faydalı ömrü boyunca sağlanacak gelirlerin tümünü hesaplamaların kapsamına aldığından daha sağlıklı kararların verilmesine yardımcı olur. Net bugünkü değer ve fayda-masraf oranı yöntemi ile yatırım projelerinin değerlendirilebilmesi için önceden saptanan bir Iskonto oranına gereksinim duyulmaktadır. Oysa, sermaye piyasasalarının henüz tam olarak gelişmediği ülkelerde piyasalar tam istikrara kavuşmadığı için, çoğu zaman, isabetli bir şekilde tespit edilmiş olsa bile gelişmekte olan ülkelerde bu oranlarda belirli bir zaman dilimi içerisinde önemli dalgalanmalar olabilir. İç kârlılık oranı yönteminde, belirli bir Iskonto oranının tespit edilip, hesaplamalarda kullanılması gerekmediğinden doğabilecek olumsuzlukları engelleyici özelliği taşımaktadır. İç kârlılık oranı yöntemi, yatırımın faydalı ömrü kısa fakat kârlılık haddi yüksek projelerin, faydalı ömrü uzun, buna karışılık kârlılık oranı daha düşük projelere tercih edilmesine neden olmaktadır. Bazı durumlarda kârlılık oranı düşük ancak faydalı ömürleri uzun olan projeler, kârlılık oranı yüksek faydalı ömrü kısa olan projelere tercih edilebilmektedir.
160 Yatırımdan yıllar itibari ile sürekli olarak gelir sağlandığı durumlarda, iç kârlılık oranının hesaplanmasında herhangi bir sorun yoktur. Ancak gelir olmadığı ve belirli dönemlerde nakit çıkışı olduğu durumlarda iç kârlılık oranının hesaplanmasında önemli güçlüklerle karşılaşıldığı gibi, bazı durumlarda iç kârlılık oranının hesaplanması da mümkün olmayabilir. Bütün bu değerlendirmelere rağmen, çoklu projelerin söz konusu olduğu durumlarda (farklı sektörlerde fiziksel bazda) ve bu projelerin NBD yöntemine göre getirilen birbirine çok yakınsa; İKO bu durumlarda ortaya çıkan tercihsizliği aşmada kullanılan etkin bir yöntem konumuna gelmektedir. IV Genişletilmiş iç kârlılık oranı Yatırımın faydalı ömrü içinde negatif nakit akışı meydana gelidiğinde basit iç kârlılık oranı yöntemi yanıltıcı sonuç verir. Bu sakıncayı gidermek amacıyla negatif nakit akımlan, pozitif nakit akamlarıyla karşılanana kadar, yatırımın sermaye maliyeti üzerinden indirgenir. Burada yatırımın sermaye maliyeti, projenin iç kârlılık oranından farklıdır ve borçlanmayla karşılanan harcamaların sınırını gösterir. Konuyu bir örnek üzerinde açıklayalım. Örnek : Nakit akımları aşağıdaki gibi olan yatırım projesinin iç karılık oranı % 20, sermaye maliyeti % 10'dur. Yıllar İKO (r) Nakit Akımları % 20 Projede negatif sermaye sorununu çözmek için 4. yıldaki negatif nakit akımı (-110) % 10 sermaye maliyeti üzerinden 3. yıla indirilerek (100) o yılın nakit akımı değerinden (173.3) çıkartılır ( = 73.3). Böylece, bulunan 73.3 değeri pozitif olur. 3. yıldaki net nakit girişi, indirgenen negatif değeri karşılamayacak kadar az olsaydı, karşılanamayan negatif tutar tamamen karşılanana kadar bir evvelki yıla indirgenecektir. Yıllar r Düzeltilmiş Nakit Akımları % 18 (yaklaşık)
161 Bulunan düzeltilmiş nakit akımları dizisinin yeni iç kârlılık oranı, bilinen iç kârlılık yöntemiyle hesaplanır. Örnek için bulunan iç karılık oranı yaklaşık % 18'dir. Yöntem negatif nakit akımlarını dikkate aldığından çoklu kökler sorunu ortadan kalkar. Ayrıca düzeltilmiş kârlılık oranı, projenin verimliliğini daha gerçekçi bir şekilde yansıtır. IV Fayda/masraf oranı Kârlılık endeksi'de denilen bu kriter net bugünkü değer yöntemine benzemektedir. Aralarındaki başlıca fark; NBD yönteminde projenin nakit girişlerinin bugünkü değerlerinden yatırımların bugünkü değerleri çıkartılırken fayda/masraf oranında harcama ve gelirlerin güncel değerleri birbirlerine oranlanmaktadır. Formüle edilecek olursa fayda/masraf oranı; ^ NA, H L (1+r) Net bugünkü değer yönteminde bir projenin kabul edilebilir olması için net bugünkü değerinin sıfırdan büyük olması gerekliydi. Fayda/masraf yöntemine göre ise projenin kabul edilebilmesi için fayda/masraf oranının rden büyük olması (R > 1) gerekir. Projeler arasında seçim söz konusuysa öncelik sırası R oranının büyüklüğüne göre saptanır. Net bugünkü değer yönteminde verdiğimiz örnek için fayda/masraf oranı; ^ ^ , ,8 ^ ^ ^ dür ve kabul edilebilir. Yöntemin NBD kriterine göre üstün tarafı şudur: Net bugünkü değer yöntemi, yatırım tutarı farklı büyüklüklerde olan projelere uygulandığında ortaya çıkan sorunlar fayda/masraf oranıyla tamamen bertaraf edilmektedir. Fakat bu değerlendirme yöntemi de bazı hallerde net bugünkü değer yönteminden elde edilen sonuçlarla çelişir. Bunu bir örnekle açıklayalım. Örnek : Yukarıdaki projeye alternatif 2. bir projenin nakit girişlerinin ve yatırım tutarlarının güncel değerleri;
162 NA T ^ (1+r)" = bu projenin net bugünkü değeri; ve fayda/masraf oranı; y = ise ^ (1+r)" NBD = = R = = 1.07^dir Hesaplamalar sonunda, net bugünkü değer yöntemine göre ikinci projenin (NBD2 > NBD, olduğundan), fayda/masraf oranına göre ise birinci projenin (R, > R2) seçilmesi gerekir. Bu durumda iki değerlendirmenin sonuçları çelişmektedir. Çelişme halinde net bugünkü değer sonuçları tercih edilir. IV Net fayda/masraf oranı yöntemi Yatırım projesinin net bugünkü değerinin, yatırımın güncel değerine oranı, net fayda/masraf oranı olarak adlandırılır. Bu oran NBD veya fayda/masraf oranlarının üstünlüklerini birleştiren daha etkili bir yatırım değerlendirme yöntemidir. Bir projenin net fayda/masraf oranı; NFMO = - (^-^)" (^-^)" (^-^)^ ya da (1+r)" NAn ^ H NFMO = (^"^)" -1 olur m I T " (1+r)" ikinci eşitlikte ilk terimin fayda/masraf oranına eşit olduğu dikkate alınırsa, net fayda/masraf oranı; şeklinde yazılabilir. NFMO = R-1
163 Bu ölçüte göre, yatırım projesinin kabul edilebilmesi için net fayda/masraf oranının sıfırdan büyük olması gerekir (NFMO > 0). Birden çok proje arasında seçim yapılırken öncelik sırası oranın büyüklüğüne göre belirlenir. IV Mapi yöntemi Yöntem ikame ve genişletme yatırımlarının değerlendirilmesinde, uygulamaya yönelik olarak geliştirilmiş bir yatırım değerlendirme metodudur. Mapi metodunda, işletmenin mevcut makina ve tesislerinden birkaçının, içinde bulunulan faaliyet yılında yenileştirilmesinin olmayacağı araştırılır. Bunun için, A+B-C-D e = E eşitliğinde e'nin alacağı değer hesaplanır. Burada; kârlı olup A : Yeni yatırım sonucunda gelecek dönemde sağlanabilecek kâr artışı = Yeni tesisle sağlanabilecek işletme kârı - Eski tesiste sağlanabilecek işletme kârı B ; Eski tesisin hurda değer farkı = Eski tesisin bu dönem başındaki hurda değeri - Eski tesisin gelecek dönem başındaki (veya bir dönem sonraki) hurda değeri C : Yeni tesisin değer farkı = Yeni tesisin bugünkü değeri - Yeni tesisin bir dönem kullanıldıktan sonraki değeri (defter değeri olarak) D : Vergi farkı = Yeni tesisle elde edilen işletme kârına uygulanan vergi tutarı - Eski tesisle elde edilen işletme kârına uygulanan vergi tutarı E : Yeni tesisin net yatırım tutarı = Yeni tesisin işletme maliyeti - Eski tesisin hurda değeri - Yeni yatırım sonucunda tasarruf edilen tamir, bakım ve idame giderleri. e değeri ise rantabilite oranı olarak yorumlanabilir. Çünkü oranın payındaki değerler yenileme yatırımı ile sağlanacak gelir artışını, paydaki değerlerse yeni yatırımın neden olacağı ilave yatırım harcamalarını gösterir. Formüle göre hesaplanan e değeri e > Oo ise, içinde bulunulan faaliyet yılında yenileme yatırımının gerçekleştirilmesi kârlı olacaktır. Bu durumda ikame, yenileme ya da genişletme yatırımı, söz konusu dönemin başında uygulamaya konulmalıdır. Aksi halde, aynı işlemler gelecek dönem için tekrar yapılır.
164 Burada karışlaştırma yapılan eo değeri, para ve sermaye piyasasında bir yıllık yatırım için gerekli faiz oranı olarak kabul edilebilir. Bu oran girişimcinin projeyi kabul edebileceği alt sınırdır ve daha gerçekçi bir yorum için belirli bir risk payını da içermelidir. Çünkü böyle bir yatırıma girişmekle, gelecekte meydana gelebilecek olumsuz gelişmelere karşı bir risk yüklenilmektedir. IV.4.2. Finansal Değerlendirme IV, 4,2.1, Sermaye maliyeti Sermaye maliyeti, alternatif yatırım önerilerinin değerlendirilmesinde ve kesin yatırım kararının verilmesinde büyük önem taşıyan bir konudur. Çünkü bir yatırım projesinin kabulü, bu projenin nasıl finanse edileceğine bağlıdır. Paranın zaman değerini dikkate alan proje değerlendirme yöntemlerinde kullanılan iskonto haddi, biryatırım fırsatının kârlılığını ölçmeye yarayan bir araçtır. Firma açısından genellikle iskonto haddi, yatırım projesinin finansmanında kullanılan kaynakların maliyetini yansıtmaktadır ve projenin kabul şartlarından biri, söz konusu sermaye maliyeti üzerinden yatırımın net bugünkü değerinin pozitif olmasıdır. Diğer bir deyişle, sermaye maliyeti üzerinden indirgenen nakit girişlerinin, aynı oran üzerinden indirgenen nakit çıkışlarından fazla olmasıdır. Şayet proje iç kârlılık oranı yöntemine göre değerlendiriliyorsa, bu durumda projenin hesaplanan 1ç kârlılık oranının sermaye maliyetinden büyük olması beklenir. Görüldüğü gibi, gerek net bugünkü değer gerekse iç kârlılık oranı yöntemleri uygulansın, projenin kabulü sermaye maliyetinin değerine bağlıdır. Bu nedenle projenin finansmanında yararlanılacak kaynakların maliyetinin hesaplanması, söz konusu yatırımı yapmak konusunda karar almada önem taşımaktadır. Sermaye maliyeti, kullanılan ve kullanılması planlanan her çeşit kaynağın maliyetlerinin ağırlıklı ortalamasına eşittir. Kullanılan veya kullanılması planlanan kaynakların yapısal özellikleri, bağımsız maliyetlerin belirlenmesinde etkili olmaktadır. Böylece her bağımsız kaynağın özelliklerine göre tesbit edilen maliyetlerinin ağırlıklı ortalaması, kullanılan toplam sermayenin maliyetini vermektedir. Bu maliyet oran olarak ifade edilir ve "sermayenin minimum iç kârlılık oranını" ifade eder. Projenin finansmanında kullanılacak tüm fonların maliyetinin hesaplanabilmesi için öncelikle her çeşit kaynağın ayrı ayrı maliyetleri belirlenmelidir.
165 IV Öz kaynak maliyeti Öz kaynakların nnaliyeti, öz kaynakları oluşturan alt maliyetlerinin ağırlıklı ortalamasına eşittir. kalemlerin Ödenmiş sermaye maliyeti İşletme ortaklarının adi hisse senetleri ile ifade edilen ve ödenmiş kısmı belirten sermayenin maliyeti gerçekte, bu hisse senetlerine sahip hissedarların yatırdıkları sermaye karşılığında talep ettikleri verime eşittir. İlk bakışta bu sermayeyi sıfır maliyetli bir kaynak şeklinde yorumlamak mümkündür. Gerçektende bu kaynağın temininde herhangi bir ödeme yapılmamaktadır. Ancak sermayedarlar sermaye paylarını belli bir kâr.ümidi ile yatırmışlardır. Bekledikleri kâr payları, hissedarların sermayeleri karşılığında almayı ümit ettikleri kâr paylarının minimum iç kârlılık oranı, hisse senetlerinin piyasa değerine göre oluşur. Bu bakımdan hisse senetlerinin temsil ettiği sermaye maliyeti; gelecekteki kâr paylarını, hisse senetlerinin piyasadaki değerine eşitleyen iskonto oranına eşittir. edilir. Ödenmiş sermayenin maliyeti aşağıdaki formül aracılığı ile tesbit H ^ Burada; r : Hisse senedi ile sağlanan sermaye maliyeti T : Dağıtılan temettü miktarı H : Hisse senedinin piyasa değeri g : Gelecek yıllar için kâr paylarında beklenen artış oranlarını ifade etmektedir. Hisse senetlerinin nominal değeri yerine piyasa değerinin esas alınması suretiyle, ödenmiş sermayenin gerçek maliyetini hesaplamak mümkün olmaktadır. Dağıtılmamış kârların maliyeti İşletme faaliyetleri sonunda elde edilecek kârların tamamının dağıtılmayarak işletme bünyesinde bırakılmasının amacı çeşitlidir. a. İşletmenin, gelecek için planladığı yatırımları gerçekleştirmek için gerekli sermaye ihtiyacını karşılamak b. İktisadi varlıklardaki değer düşmelerini karşılamak c. Muhtemel zararların giderilmesinde kullanmak d. Kâr dağıtımında yıllar itibariyle istikrar sağlamak, bu arada sayılabilecek nedenlerdir.
166 Birçok işletme dağıtılmayan kârlarla finanse edilmektedir. Dağıtılmayan kârlar da ilk bakışta sıfır maliyetli kaynak sayılmaktadır. Ancak bu kaynağında açıkça görülemeyen bir "fırsat maliyeti" vardır. Bu fırsat maliyeti, hissedarlara ödenen temettü olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla dağıtılmayan kârların maliyeti, bu kaynaktan finanse edilen faaliyetin, en az hissedarın bekledikleri temettü oranına eşit seviyede sağlayacağı iç kârlılık oranı olarak belirtilebilir. Eğer dağıtılmayan kârlar ile finanse edilen faaliyet en az hissedarlara ödenen temettü oranında gelir getirmiyorsa, kârın dağıtılmayarak işletme bünyesinde bırakılması yerine hissedarlara dağıtılması daha ekonomik bir davranış olmaktadır. Diğer bir deyişle, kârların bir kısmının hissedarlara dağıtılmayarak işletmede bırakılması, hissedarlar açısından bir maliyeti ifade etmektedir. Bu bakımdan dağıtılmayan kârların maliyeti, hissedarlar açısından ifade edilen maliyet olarak değerlendirmek gerekir. Dağıtılmayan kârların maliyeti aynen hisse senedi ile sağlanan sermaye maliyetindeki esaslara göre tesbit edilir. H ^ Buraya kadar yapılan açıklamalarda vergi faktörünün dağıtılmayan kârlar üzerindeki etkisi dikkate alınmamıştır. Vergi faktörü dikkate alındığında dağıtılmayan kârların maliyeti düşecektir. Sözü edilen vergi gelir vergisidir. Kârların hissedarlara ödenmesi durumunda, gelir vergisi nedeniyle hissedarların eline geçecek miktar azalacaktır. Bunun için, dağıtılmayan kârların işletme bünyesinde bırakılmasının hissedarlar yönünden maliyeti vergiden sonraki miktar üzerinden oluşacağı için, dağıtılmayan kârların maliyetinin bu esaslara göre hesaplanması gerekir. Buna göre dağıtılmayan kârların maliyeti; r = H ^ (1-V) olacaktır. Burada "V" uygulanmamakta olan gelir vergisi oranıdır. İmtiyazlı hisse senedi maliyeti İmtiyazlı hisse senedi, adi hisse senetlerinin ortak özelliklerini taşır. Bu kaynağın maliyeti (P), ödenen temettüler (Tp) ile senedin piyasa fiyatı (Hp) arasındaki oran olarak ifade edilir. İmtiyazlı hisse senetlerine ödenmesi öngörülen temettü, vergiden sonraki kâr payı büyüklüğünü ifade edecek şekilde belirlenmiş ise vergi faktöründen etkilenmez.
167 \y Yabancı kaynak maliyeti Yabancı kaynakların maliyetinin hesaplanmasında kaynakların uzun veya kısa vadeli oluşu, uygulancak hesaplama yönteminde bir farklılık yaratmaz. Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynakların maliyeti, bu kaynakların kullanılması için yapılan masraflara eşittir. Bu masraflarda genellikle faiz ve komisyon giderlerinden oluşur. Aynı şekilde, işletmenin tahvil ihraç etmek suretiyle sağlayacağı yabancı kaynakların maliyeti ve tahvil için ödenen faiz oranıdır. Ancak yabancı kaynak için yapılan harcamalar işletmenin vergi matrahını azaltır. Bu ise yabancı kaynağın maliyetinde bir azalmaya neden olur. Bu durumda kaynak maliyeti, uygulanan vergi oranı kadar azalır. Buna göre gerçek yabancı kaynak maliyeti aşağıdaki formül kullanılarak bulunur. Fn = F,(1-V) Burada; Net (vergiden sonraki) faiz maliyeti Brüt (vergiden önceki ) faiz maliyeti V Uygulanan vergi oranını ifade eder. IV Toplam kaynak maliyetinin hesaplanması Toplam kaynakların maliyeti, projenin finansmanında kullanılan değişik özelliklerdeki tüm öz kaynakların ve yabancı kaynakların maliyetlerinin ağırlıklı ortalamasına eşittir. Ağırlıklı ortalama, her bağımsız kaynağın toplam kaynaklara oranı ile, kendi maliyetlerinin çarpımının toplamına eşittir. Genel ifadesiyle bu ilişki aşağıdaki gibi belirtilir. S, = S, A, +S2A2+S3A3+ + S,A, Burada; S. A, Toplam sermaye maliyeti Her bağımsız kaynağın maliyeti Her bağımsız kaynağın toplam kaynaklar içindeki gösterir. payını (i = 1,2,3,,n) Bu durumda; ( A^ +A2 +A3 + +A^ = 1) olacaktır. Konuyu bir örnekle açıklayalım.
168 örnek : 10 milyar TL ile kurulması düşünülen işletmenin sermaye yapısı aşağıdaki tablodaki gibidir. Hisse senetlerinin nominal değerleri TL, piyasa değeri ise TL'dir. Hisse senedi karşılığında 750 TL temettü dağıtımında % 4 artış beklenmektedir. Tahvil karşılığında % 12 faiz ödenmektedir. Uzun vadeli banka kredisi % 8, kısa vadeli banka kredisi % 16 faiz ile temin edilmektedir. İşletme % 25 oranında kurumlar vergisine tabidir. Bu durumda işletmenin toplam kaynak maliyetini hesaplayalım. Tablo-19. İşletmenin Kaynak Kompozisyonu 1. öz KAYNAKLAR - Ödenmiş Sermaye 5 milyar TL 2. YABANCI KAYNAKLAR - Tahvil İhracı 2.5 milyar TL - Uzun Vadeli Krediler 2 milyar TL - Kısa Vadeli Krediler 0.5 milyar TL TOPLAM KAYNAKLAR 10 milyar TL Toplam kaynakların maliyetini bulmak için öncelikle her bağımsız kaynağın maliyetini hesaplamak gerekir. Ödenmiş Sermayenin Maliyeti : Hisse senedinin nominal değeri TL olmasına karşılık piyasa değeri TL olduğu için ödenmiş sermayenin maliyeti; r = -I+g ise r = _Z^ = % lordur. Tahvilin Maliyeti: İşletmenin tabi olduğu kurumlar vergisi nedeniyle tahvilin maliyeti; =F,(1-V) = %12(1 -%25) = %8^dir. Uzun Vadeli Kredilerin Maliyeti : Fn = FJ1-V) = %8(1 -%25) = %6'dır.
169 Kısa Vadeli Kredilerin Maliyeti : Fn =F,(1-V) = %16(1 -%25) = %12^dir. İşletmenin kullanmayı planladığı bütün kaynakların maliyeti tek tek hesaplandıktan sonra, bütün kaynakların maliyetleri, bu kaynakların toplam kaynaklar içindeki ağırlıklarına göre bulunur. Aşağıdaki tabloda bu hesaplamalar gösterilmiştir. Tablo-20. İşletmenin Toplam Maliyeti Kaynak Çeşidi Tutarı Ağırlık Oranı Maliyet Oranı Ağırlık Maliyeti 1. ÖZ KAYNAK - Ödenmiş Sermaye 5 Milyar TL YABANCI KAYNAK - Tahvil İhracı 2.5 Milyar TL U.V. Krediler 2 Milyar TL K.V. Krediler 0.5 Milyar TL TOPLAM KAYNAKLAR 10 Milyar TL. LOO - % 8.8 Tablodan görüldüğü gibi, işletmenin düşünülen kaynak kompozisyonunun toplam maliyeti (sermaye maliyeti) % 8.8'dir. IV,4,2.2. Finansal oranlar IV Likidite oranlan Likidite oranları, işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeyebilme yeteneğinin ölçülmesinde ve çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığının belirlenmesinde kullanılır. Cari oran Cari Oran = Dönen Varlıklar Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar Cari oran, işletmenin genel likidite durumunu yansıtarak işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koyar. Oranın payında yer alan dönen varlıklar toplamı stok değer düşük karşılığı, menkul kıymet değer düşüş karşılığı gibi aktifi düzenleyici hesaplanır toplamdan düşüldükten sonraki net tutarını yansıtmaktadır.
170 Oranın birden büyük olması istenir. Cari oranın birden büyük olması, işletmenin ödeme gücünün emniyet marjı olarak görülmektedir. Genel bir kural olarak cari oranın 2 olması yeterli görülmektedir. Cari oran yorumlanırken dönen varlıkların devir hızları, döner varlıkların gerçek değeri gibi etkenler göz önünde bulundulmalıdır. Likidite oranı (Asit-Test oranı) Bu oran cari oranı tamamlayarak onu daha anlamlı bir hale getirmektedir. Likidite oranı; paraya çevrilmesi daha uzun süreyi gerektirecek dönen varlık kalemlerinin dönen varlık toplamından çıkartılması suretiyle bulunacak büyüklük ile, kısa vadeli yabancı kaynaklar arasındaki ilişkiyi ölçmektedir. Diğer bir deyişle hazır değerler ile süratle paraya çevrilebilecek değerler toplamının kısa vadeli yabancı kaynaklara olan oranıdır. Oran "işletmenin 1 TL için ne kadar süratle paraya çevrilebilen likit dönen varlığı vardır" onu gösterir. Oran hesaplanırken dönen varlıklar tanımı içinde yer alan stoklar, verilen avanslar, peşin ödenmiş giderler ve akredetifler dönen varlıklar arasından çıkartılır. Böylece daha duyarlı bir gösterge elde edilir. Oran, Hazır Değerler + Süratle Parayla Çevrilebilir Değerler Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar şeklinde hesaplanır. Formüldeki hazır değerler kasa, banka ve diğer nakit benzeri değerleri kapsar. Süratle paraya çevrilebilir değerler ise alacaklar ile menkul kıymetleri kapsar. Söz konusu oranın genelde 1:1 olması yeterli sayılmaktadır. Oranın 1 olması, işletmenin kısa vadeli borçlarının tamamının süratle paraya çevrilebilir değerlerle karşılandığını gösterir. Ancak likidite oranının değerlendirilmesinde ileride değineceğimiz stok devir hızı, alacak devir hızı ve diğer faktörlerinde dikkate alınması uygun olur. Nakit oranı Bu oran para ve para benzeri değerlerin kısa vadeli yabancı kaynaklara olan oranıdır. İşletmenin elindeki mevcut hazır değerleri ile kısa vadeli borçların ne ölçüde karşılanacağını ölçmede kulllanılan bir orandır. Başka bir deyişle, işletmenin acil para durumunu yansıtmaktadır. Nakit oranı, faaliyetlerden sağlanan fon girişlerinin durması ve alacakların tahsil edilememesi durumunda, işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeme gücünü yansıtmaktadır. Nakit oranı şöyle gösterilebilir.
171 Nakit Oranı = ^^^^ Bankalar + Benzer Nakdi Değerler Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar Oranın 0.20'nin altına düşmemesi genel bir kural olarak arzulanmaktadır. IV Finansal yapı İşletmenin kaynak yapısının ve uzun vadeli borç ödeme gücünün ölçülmesinde kullanılan oranla bu grupta toplanmaktadır. Diğer bir deyişle, işletmenin öz kaynağının yeterli olup olmadığı, kaynak yapısı içinde borç ve öz kaynak dengesi ve öz kaynak olarak yatırılan fonların ne tür dönen varlık ya da varlıklarla kullanıldığının ölçülmesinde kullanılan oranlardır. Borçların aktif toplamına oranı Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynakların aktif toplamına bölünmesi ile elde edilir. Yabancı Kaynak Toplamı Aktif Toplamı Bu oran, varlıkların yüzde kaçının yabancı kaynaklarla finanse edildiğini gösterir. Diğer bir deyişle, yabancı kaynakların toplam kaynaklar içindeki yüzdesini verir. İşletmeye kredi verenler, oranın küçük olmasını isterler. Öte yandan, ortaklar oranın belli bir yüzdeye kadar yüksek olmasını arzularlar. Öz kaynakların aktif toplamına oranı Bu oran öz kaynakların aktif toplamına bölünmesiyle elde edilir. Öz Kaynaklar Aktif Toplamı Öz Kaynaklar Yabancı Kaynaklar + öz Kaynaklar Söz konusu oran varlıkların yüzde kaçının işletme sahip ve ortakları tarafından finanse edileceğini gösterir. Oran aynı zamanda uzun vadeli borç ödeme gücünü gösterir. Oranın yüksek olması işletmenin uzun vadeli borçlarını ve bunların faizlerini ödemede herhangi bir güçlükle karşılaşmayacağını belirtir. Normal koşullarda oranın % 50'nin altına düşmemesi arzulanmaktadır. Öz kaynakların toplam yabancı kaynaklara oranı Finansman oranı olarak da adlandırılan oran, öz kaynakların kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar toplamına bölünmesiyle bulunur.
172 Finansman Oran, = '^^y"^'^'^^ Toplam Yabancı Kaynaklar Bu oran, işletmenin öz kaynakları ile yabancı kaynakları arasında uygun bir bileşimin olup olmadığını analize olanak verir. Oranın en az 1:1 olması istenir. Finansman oranının yüksek olması işletmeyi, alacaklı durumda bulunan üçüncü kişilerin baskısından kurtarır. Oranın 1'den küçük olması ise işletmeye kredi verenlerin işletme sahip ve ortaklarından daha fazla işletmeye yatırımda bulunduklarını gösterir. Duran varlıkların devamlı sermayeye oranı Duran Varlıklar Öz Kaynaklar + Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar Duran varlıkların ne ölçüde uzun vadeli yabancı kaynaklar ve öz kaynaklarla finanse edildiğini gösterir. Bu oranın mutlaka 1'den küçük olması arzu edilir. Oranın 1'den büyük olması, duran varlıkların bir kısmının kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edildiğini gösterir. Maddi duran varlıkların öz kaynaklara oranı Arazi, arsa, bina, makina-donanım, taşıt araç ve gereçleri gibi maddi duran varlıkların ne ölçüde öz kaynaklarla finanse edildiğinin saptanmasında kullanılan bir orandır. Maddi Duran Varlıklar (Net) Öz Kaynaklar Oranın payında yer alan maddi duran varlıklar, birikmiş amortismanlar çıktıktan sonra kalan net değerleri göstermektedir. Oranın 1'den küçük olması istenir. IV Faaliyet oranlan Bu oranlar işletme faaliyetlerinde kullanılan varlıkların etkinlik derecesinin ölçülmesine yardımcı olur. Söz konusu oranlara devir hızı oranları da denilmektedir. Stok devir hızı oranları Stok devir hızı oranları, ortalama bir hesapla stok kalemlerinin ne kadar bir süre içinde satış hasılatına dönüştüğünü ölçmeye yarayan oranlardır. Başka bir deyişle, stok devir hızı oranları, stokların belirli bir dönem içinde kaç defa yenilendiğini gösterir.
173 Bu oranlan ticaret ve üretim işletmeleri için ayrı ayrı belirlemekte yarar vardır. Ticaret işletmelerinde stok devir hızı oranı aşağıdaki gibi gösterilebilir. Stok Devir Hızı = Saf lan Malın Maliyeti Ortalama Stok Bir hesap dönemine ait ortalama stok tutarı, dönem başı ve dönem sonu stok miktarlarının basit aritmetik ortalaması alınarak hesaplanabileceği gibi aylık ve mevsimlik dalgalanmaları da dikkate alacak şekilde aritmetik ortalamalar alınabilir. Üretim işletmelerinde hammadde ve malzeme, yarı mamul ve mamul stokları olmak üzere üç tür stok söz konusu olduğundan bunlar için ayrı stok devir hızları aşağıdaki oranlar yardımıyla belirlenir. Mamul stoklar, Devir Hız, = Satılan Mamulün Maliyeti Ortalama Mamul Stoku Yar, Mamul stok Devir Hız, = Yar, Mamul Üretim Maliyeti Ortalama Yarı Mamul Stoku Hammadde Stoklar, Devir H,z, =. Hammadde ve Malzeme Giderleri Ortalama Hammadde ve Malzeme Stoku Yatırımın stok devir hızı değerlendirilirken aynı sanayi kolundaki benzer işletmelerin stok devir hızları ile veya endüstri için belirlenen standart devir hızı ile karşılaştırma yapılabilir. Alacaklann devir hızı oranı Alacak devir hızı oranı, belirli bir dönemde gerçekleştirilmesi düşünülen kredili satışlar tutarının, ilgili dönemdeki ticari alacak tutarına bölünmesiyle elde edilir. Alacak Devir H,z, = Kredili Net Sat,şlar Tutar, Ticari Alacaklar Bu oran, alacakların tahsil kabiliyetini, likiditesini gösteren bir ölçüdür. Oranın yüksek olması istenir. Net işletme sermayesi devir hızı Bu oran ile işletme sermayesinin, yatırım tarafından ne ölçüde etkin kullanıldığı belirlenmeye çalışılır. Net İşletme Sermayesi Devir Hızı = Net Satış Tutarı Ortalama Net İşletme Sermayesi
174 Net işletme sermayesi devir hızının yüksek olması istenir. Ancak bulunan diğer oranlarda dikkate alınarak çok iyi yorumlanmalıdır. Maddi duran varirkların devir hızı Oran, maddi duran varlıkların (sabit değerlerin) verimli kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında kullanılır. Oran; Net Satışlar Maddi Duran Varlıklar (Net) şeklinde belirlenir. Bu oran, işletmenin maddi duran varlıklara aşırı bir yatırım yapıp yapmadığını, işletmede atıl kapasite olup almadığını araştırmak için kullanılan bir ölçüdür. Oranın, normalin çok üzerinde olması, maddi duran varlıkların kapasitelerinin üstünde kullanıldığını gösterir. Öte yandan, oranın normalin çok altında bulunması ise atıl kapasitenin olduğunu gösterir. Orana ilişkin belli bir norm olmamakla birlikte, büyük sanayi işletmelerinde oranın 5 olmasının uygun olacağı ileri sürülmektedir. Aktif devir hızı Net Satışlar Tutarı Aktif Toplamı Bu oran, işletmede sermaye yoğun teknoloji kullanımının bir göstergesi veya varlık kullanımının bir ölçüsü olarak yorumlanabilir. Aktif devir hızı, aktif yapısı içinde duran varlıkların nisbi önemini yansıtır. Söz konusu oranın düşük olması, işletmenin tam kapasite ile çalışmadığını gösterir. Ancak yatırımın satış hacmi üzerindeki etkisi zamanla değişeceğinden oranın başlangıç yıllarında düşük olması olağan karşılanabilir. Öz sermaye devir hızı Net Satışlar Ortalama Öz Sermaye Oran, öz sermayenin ne ölçüde verimli kullanıldığını belirten bir göstergedir. Öz sermaye devir hızının yeterli olup olmadığının saptanmasında, aynı iş kolundaki diğer işletmelerle karşılaştırma yapılması gereklidir. IV Kârlılık oranları Yatırımın kârlılık analizinde kullanılan oranlar iki ana başlık altında toplanabilir. Bu oranlar üzerinde aşağıda kısaca durulmuştur.
175 Net kârın öz sermayeye oranı "Mali rantabilite oram" olarak da adlandırılan oran, vergiden sonraki net kârın öz sermayeye oranlanması ile bulunur. Net Kâr (Vergiden Sonraki Kâr) Öz Sermaye Oran, yatırımcılar tarafından sağlanan sermayenin bir birimine düşen kâr oranını ortaya koyar. Paydadaki öz sermaye değeri olarak dönem sonu değeri alınabileceği gibi, dönem başı ve dönem sonu öz sermaye değerlerinin aritmetik ortalaması alınarak, ortalama değere göre de hesaplanabilir. Net kârın net aktif toplarmına oram Net Kâr (Vergiden Sonraki Kâr) Net Aktif Toplamı Bu oran yapılan yatırımın kârlılığını, diğer bir deyişle, aktif değerlerin ne ölçüde verimli kullanıldığını göstermek amacıyla hesaplanır. Faaliyet kârı / Net satış tutarı "iş hacmi rantabilitesi" olarak da adlandırılan bu oran, projenin ne ölçüde kârlı olduğunu ortaya koyar. Bunun için oranın yüksek olması ve yükselme eğilimi göstermesi istenir. Faaliyet oranı, vergi ve faiz giderleri ödendikten sonra yatırımıncılara ölçülü bir kâr sağlayacak düzeyde bulunmalıdır. Net kâr / Net satış tutarı Oran, yatırım faaliyetlerinin net kârlılığı hakkında bilgi verir. IV.4.3. Riskli Yatırım Projelerinin Analizi İşletmeler riskli yatırım değerlemesininde de bir takım bekleyişlere, tahminlere dayanarak yatırım kararı verirler. Bekleyişlerinin gerçekleşmemesi, örneğin getirilerin beklenenden düşük hatta negatif olması, yatırımın riskli olduğu kanısını uyandırır. Kazancın beklenilen düzeyden farklı olmasına "risk" denilmektedir. Bu bağlamda, bir projenin gerçekleşen getirişi, beklenen, tahmin edilen getiriden ne kadar büyük farklılıklar, sapmalar gösterebiliyorsa, söz konusu projenin riskinin o kadar yüksek olduğu söylenebilir. Gelecek hiç bir zaman kesin olmadığından bütün yatarımların riski vardır. Fakat, risk türü ve boyutu yatırımdan farklılık göstermektedir.
176 Yatırımların getirilerlnde dalgalanmalara yol açan faktörler yani risk kaynakları iki grupta toplanabilir: - Sistematik riskler, - Sistematik olmayan risk. Sistematik ve sistematik olmayan riskin kaynakları ayrı ayrı analiz edilerek cebirsel yaklaşımla toplam risk hesaplanır. Sistematik risk, bütün yatırımların verimliliklerini etkileyen ekonomik, politik ve sosyal çevre şartlarındaki değişmelerin getirdiği risklerdir. Ekonominin genel üretim seviyesinde, fiyatlar genel düzeyinde, faiz oranlarındaki değişmelerden ortaya çıkap yatırımların verimliliklerini aynı yönde ancak değişik derecede etkileyen riskler olup, çeşitlendirmeyle yol edilmesi mümkün değildir. Sistematik risk kaynaklarının başlıcaları şöyle sayılabilir: - Faiz oranı riski, - Satın alma gücü (enflasyon) riski, - Piyasa (pazar) riski. Piyasa faiz oranlarındaki değişmeler, yatırımların maliyetini veya getirilerini ters yönde etkiler. Faiz oranı yükselirken fiyatlar düşer, faiz oranı düşerken fiyatlar yükselir. Bunun nedeni, yatırım değerlerinin, gelecekte sağlanacak gelirlerin, piyasa faiz oranıyla Iskonto edilmiş değerleri toplamına eşit olmasıdır. Faiz oranı değişmeleri, sabit getirili yatırım araçlarını (tahvil gibi) ve bunların içinde ve vadesine daha fazla kalmış oranları, daha büyük oranda etkilemektedir. Satın alma gücü riski, yatırım gelirlerinin ve değerlerinin enflasyon karşısındaki kayıplarından kaynaklanan risktir. Enflasyon oranlarındaki artış söz konusu olduğunda, buna bağlı olarak satın alma gücü riski artacaktır. Farklı yatırımlar paranın satın alma gücünün azalmasından da farklı derecede etkilenmektedir. Geri ödeme dönemi uzun projelerde, enflasyonun etkisi daha şiddetli görüldüğü halde, geri ödeme süresi kısa olan yatırım projelerinin riski daha az olmaktadır. Piyasalarda, belirli bir nedenle veya nedenlere bağlanabilen fiyat oynamalarının yanısıra, geçerli bir ekonomik nedene dayanmayan fiyat değişmeleri de görülmektedir. Geçerli bir ekonomik nedene dayanmayan, daha çok psikolojik etkiler sonucu, piyasa fiyatlarında görülen değişmeler, yatırımcılar açısından piyasa riskini oluşturur. Genellikle yatırımcıları paniğe kaptıran siyasal olaylar ve siyasal gelişmeler, piyasada fiyat düşüşlerine yol açmaktadır. Piyasa riski kısa süreli olmasına karşın, paniğe kapılan bazı yatırımcıların, bu dönemlerde, finansal
177 varlıklarını paraya çevirdikleri gözlenmektedir. Piyasa riski, etkisini daha çok hisse senetleri fiyatları üzerinde gösterir. Kalitesi yüksek hisse senetlerinden çok kalitesi düşük hisse senetleri, piyasa riskinden etkilenir. Hükümetlerin izledikleri politikalar, özellikle para ve vergi politikaları ve bu konuda aldıkları kararlar da bir sistematik risk kaynağı oluşturur. Sistematik olmayan risk, toplam riskin işletmeye ya da işletmenin içinde yer aldığı sektöre özgü kısmıdır. Grevler, yönetim hataları, yeni buluşlar, reklam kampanyaları, tüketici tercihlerinde değişikler, kanuni uygulamalar işletmenin getirilerinde dalgalanmalara yol açabilir. Bu sayılan faktörler, bireysel işletme veya ilgili endüstri kolu için söz konusu olduğundan, diğer endüstrileri ve sermaye piyasasını etkileyen faktörlerden bağımsızdırlar. Bu nedenle de sistematik olmayan riskin her işletme ve proje için ayrı ayrı tahmin edilmesi gerekir. Öte yandan, her projenin, sistematik olmayan riskinin farklı farklı yönlerde olabilmesi dolayısıyla, çeşitlendirme yoluyla bu riskin azaltılabilmesi mümkündür. Sistematik olmayan riskin kaynaklarının başlıcaları şöyle sıralanabilir: - Finansal risk, - Faaliyet riski, - Yönetim riski, - İş ve Endüstri (Sektör) riski. İşletmelerin finansal yapısı içinde banka kredileri, tahviller gibi borç türleri de yer almaktadır. Bu borçlar işletmelere faiz ve anapara ödemesi şeklinde finansal yükümlülükler getirir. İşletmenin yükümlülüklerini yerine getirememesi, tasfiyeye gitmesi veya iflas etmesi yatırımcıları zarara uğratır. İşte, bu zarara uğrama olasılığına finansal risk adı verilmektedir. Finansal risk, genellikle bazı faktörlerle doğrusal olarak ilişkilidir ve bu faktörler artıkça finansal risk yükselmektedir. Borç miktarı, satışlardaki istikrar, girdi fiyatlarındaki dalgalanmalar, grevler, mamullerin demode olması, şiddetli rekabet, likidite ihtiyacı ve işletme yönetcilerinin kapasitesi risk arttırıcı faktörlerdir. Teknolojik üstünlüğe sahip olma, piyasada tekel olma, tüketici tarafından kabul edilmiş olma ve girdi kaynak fiyatlarını kontrol etme olanağı gibi faktörlerde finansal riski azaltıcı etkiye sahiptir. Bu risk, işletmenin aktiflerinin oluşumu ile ilgilidir. Toplam aktifleri içinde sabit aktiflerinin payı büyük olan bir işletmenin faaliyet riski de yüksek olacaktır. Sabit giderlerin yüksek olması, başabaş noktasınında yüksek bir düzeyde oluşacağının işareti olmaktadır. İşletmenin satışları düştüğünde, sabit giderleri düşürülmeyeceğinden zarar edilebilir.
178 İşletmenin zararla karşı karşıya kalması, borçlarını durumunu ortaya çıkarır. ödeyememe İşletmelerin başarıları, büyük ölçüde yönetici kadrolarının yeteneklerine bağlıdır. Yönetim hataları, projelerin başarısını belirleyen değişkenleri büyük ölçüde etkiler. Yönetim hataları sonucu, işletmenin satışları ve kârı azalabileceği gibi, riski de artabilir. Yönetim riskinin derecelendirme aşamasında diğer risk kaynakları gibi gözönüne alınıp etkisinin ortaya konması gerekmektedir. Etkin bir yönetim sistemine sahip işletmelerin gelecekte daha başarılı sonuçlar alma olasılığının çok fazla olması, gözardı edilemeyecek bir faktör olmaktadır. Bazen bir veya birkaç iş kolundaki işletmelerin satışları, kârları ve dolayısıyla proje gelirlerinde çeşitli nedenlerle büyük ölçüde dalgalanmalar görülür. Bu nedenler sadece belirli endüstrilerdeki işletmeleri etkilemekte, diğerlerini etkilememektedir. İş ve endüstri riski endüstride meydana gelen değişmeler ile yasalarda ve tutumlardaki değişmelerden kaynaklanmaktadır. Endüstri koşullarında meydana gelebilecek değişmeler dikkate alınıp, işletmenin gelir ve giderlerinin ne yönde etkilenebileceğini tahmin etmek gerekir. Olumsuz değişmelere açık bir endüstride verim değişkenliği ve dolayısıyla risk de yüksektir. Bir projeye yatırım yapılmadan önce, endüstri riski incelenirken diğer endüstrilerin de taşıdığı riskler göz önünde bulundurulmalıdır. IV, 4,3.1. Risk belirleme yöntemleri Bir yatırım projesinin riski, projenin gelecekteki beklenen getirilerini etkileyecek değişkenlerde meydana gelebilecek değişmelere bağlıdır. Dolayısıyla projenin riskini belirleyebilmek için yatırımın beklenen getirişini etkileyen değişkenler ile bunların değişme miktarı saptanmalıdır. Bu amaçla en yaygın kullanılan yöntemler "duyarlılık" ve "olasılık" analizleridir. IV Duyarlılık analizi Duyarlılık analizi bir projenin kapsamında yer alan değişken ve parametrelerin nasıl ve hangi derecede projenin getirilerini etkileyeceğini inceleyen bir yöntemdir. Dolayısıyla temel amacı bir değişkenin (fiyat, satış miktarı, iskonto oranı vb.) değişim aralığı içindeki değişmelerinin projenin kârlılığı üzerindeki etkilerini hesaplamaktır. Böylece proje analisti proje sonuçlarını en çok etkileyen değişkenleri saptar ve bu değişkenler üzerinde dikkatini yoğunlaştırır. Çünkü projenin duyarlı olduğu ve değişkenlerdeki değişmeler projenin kârlılığını önemli ölçüde etkileyecektir. O halde bu kritik
179 değişkenlere ilişkin daha doğru tahmin yapabilmek için daha fazla bilgi toplamak ve analiz etmek gerekecektir. Ayrıca muhtemel değişmelere karşılık gerekli önlemlerin önceden alınması mümkün olabilecektir. Ancak duyarlılık analizinde bir değişkenlerin değerleri sabit tutulur. Başka bir ifade ile duyarlılık analizi "ceteris paribus" koşulu altında bir değişkendeki belli bir değişmenin projenin kârlılığı üzerinde tam olarak nasıl bir değişme meydana getireceğini bulmayı amaçlar. Duyarlılık analizi için belli bir yöntem söz konusu değildir. Bu amaçla, bir projenin değişkenlerini projenin kârlılığına ya da diğer genel sonuçlarına ilişkilendiren her hangi bir yöntem kullanılır. Uygulamada duyarlılık analizi amacı ile başvurulan yöntemler genellikle başabaş (kâra geçiş noktası) analizi ve indirgenmiş nakit akımları yöntemleri olarak da bilinen net bugünkü değer ve iç kârlılık oranı analizleridir. Başabaş analizi Bu yöntem bir projede kâr ve zararın başabaş olduğu ya da kâr ile zararın sıfır olduğu üretim noktasını belirlemeyi amaçlar. Kâra geçiş ya da başabaş noktasında toplam satış geliri (hasılatı) toplam üretim maliyetine eşittir Yani; Q b = S + d Q olmaktadır. Burada; Q Üretim miktarı b Birim fiyatı S İşletme döneminde normal bir yılda faiz dahil toplam sabit giderleri Birim değişken maliyeti ifade etmektedir. Yukarıdaki formüle göre, S Q = (b-d) olacaktır. Eğer başabaş noktası satış geliri (hasılatı) H olarak bulunmak istenilirse bu noktadaki üretim miktarını fiyat ile çarpmak yeterli olacaktır. Yani S H = bq yada H = (b-d) olacaktır. Buradan da; H = biçiminde başabaş noktasındaki satış geliri TL olarak bulunur.
180 örneğin; S = TL. b = 150.-TL d = 100.-TL. ise, başabaş noktasındaki satış geliri ve üretim miktarı; H = = TL. Q = : ) = birim olacaktır. Böyle bir analiz aracılığı ile proje analisti sabit giderler, fiyat ve birim değişken maliyletlerdeki değişmelerin başabaş noktasındaki üretim miktarını ve satış hasılatını nasıl etkilediğini inceleyebilecektir. Örneğin, birim değişken giderlerdeki % 10'luk bir fazlalık başabaş noktasındaki üretim miktarını; Q = = birim ( ) yapacaktır. Fakat sabit giderlerde % 10'luk bir artış üretim miktarını, Q = = birim ( ) yapacaktır. 'oplam Maliyet DeğijkeB Maliyet Üretim Miktan Şekil-12. Başabaş Noktası
181 o halde bu varsayım ile proje değişken malilyetlerdeki değişmelere daha duyarlıdır ve böyle bir değişme olasılığı varsa projenin riski artacaktır. Çünkü bir projenin başabaş üretim noktası ne kadar yüksek ise proje o kadar risklidir. Bu yüksek üretim miktarını satmak ve daha sonra satışı artırarak kâra geçmek zor olabilir. Benzer biçimde başabaş noktasının düşük olması o projenin kâr sağlama olasılığının daha yüksek olması yani zarar etme durumunun daha az olması demektir. Çünkü düşük bir başabaş noktasının üstünde satış yapmak kolay olabilir. Şekil 12'de görüldüğü gibi başabaş noktasından daha fazla olan her üretim düzeyi kâr sağlar. İndirgenmiş nakit akımları yöntemi Duyarlılık analizi amacı ile en yaygın kullanılan yöntemdir. Çünkü proje değerlenldirmenin temeli olan net bugünkü değer ve iç kârlılık yöntemlmeri aracılığı ile projenin temel değişkenlerindeki değişmeleri doğrudan projenin kârlılığına ilişkilendirir. İndirgenmiş nakit akımları yöntemlerinden net bugünkü değerin daha önceki bölümlerde açıklanan formülünü örnek alalım. M.n- (Qt-^-Ç.-F.-D0(1-V)-D/ tt5 (1+ry Burada, anımsanacağı gibi; NBD : Net bugünkü değeri G : Gelirleri I : İlk yatırım tutarını Ç : İşletme giderlerini F : Faizleri D : Amortismanları V ; Vergi oranını r : Sermaye maliyeti oranını t : Zamanı (yılları) n : Projenin yaşam devri yıl sayısını göstermektedir. Projenin kârlılığının yani NBD'nin formülde belirtilen temel değişkenlere duyarlılığı, bir değişkende en muhtemel değeri etrafında değişmeler yaparak ve diğer değişkenlerin değerlerini de sabit tutarak belirlenebilir. Örneğin, varsayalımki bir projede sermaye maliyeti % 30 ve vergi oranı % 48 iken NBD' = 12 milyon TL olarak hesaplanmaktadır. Şimdi proje analisti kendi kendine "eğer ise", ya da "eğer olursa" biçiminde sorular sorabilir. Örneğin eğer sermaye maliyeti % 30'dan % 5 daha fazla ya da daha düşük olursa veya eğer kurumlar vergisi % 52'ye çıkarsa ya da %
182 45'e iner ise, projenin kârlılığı (NBD) ne olur? Her varsayıma göre NBD hesaplanır ve ortaya çıkan değişiklikler belirlenebilir ve gerekirse aşağıdaki gibi (örnek olarak) grafikler üzerinde de gösterilebilir. + NBD +NBD %25 %30 %35 (Temel) (Temel) -NBD -NBD Şekil-13. Sermaye Maliyetine Göre Duyarlılık (r) Şekil-14. Vergi Oranına (V) Göre Duyarlılık Görüldüğü gibi her değişken temel değerinin (en muhtemel değeri) altında ve üstünde belli oranlarda değiştirildiğinde diğer değişkenler sabit kalmak koşulu ile yeni NBD'ler hesaplanmaktadır. NBD'de ortaya çıkan değişme hangisinde daha fazla ise ya da grafikle gösterildiği zaman NBD eğrisi hangisinde daha dik ise, proje kârlılığı o değişkene daha çok duyarlıdır. Yani c değişken kritik değişkendir. Çünkü o değişkendeki küçük bir değişme ya da tahmin hatası projenin kârlılığında büyük değişmelere yol açacaktır. O halde bu değişken üzerinde dikkatimizi yoğunlaştırmalıyız. Yukarıda yalnızca iki değişken örnek alınmasına karşın istenilirse tüm değişkenler alınabilir. Hatta bu ana formüldeki değişkenler bileşenlerine bile ayrılarak formül kullanılabilir. Örneğin, projenin geliri (G) yerine onu oluşturan satış geliri ve son yılda artık değer olarak arsa değeri ve hurda değer alınabilir. İlk yatırım (I) yerine sabit yatırım giderleri (belki ayrı ayrı olarak) ve işletme sermayesi,
183 bir bütün olarak işletme giderleri (Ç) yerine onu oluşturan maliyet kalemleri ayrı ayrı alınarak formülde yerine konulabilir ve değişmelerinin NBD üzerindeki etkileri incelenebilir. Görüldüğü gibi duyarlılık analizi bir projenin riskliliği (değişebilirliği) konusunda oldukça yararlı bilgiler sunmakta ve bu nedenle de vazgeçilmez bir risk belirleme yaklaşımıdır. Ayrıca belirtmeye gerek yoktur ki, duyarlılık analizi yapılırken en önemli nokta her değişkenin muhtemel değişme aralığını ve bu aralıktaki değerlerin ortaya çıkma olasılğını bilmektir. Çünkü değişme aralığındaki her değer bir olasılık dağılımından alınmaktadır. Bu aralıkları ve olasılık dağılımlarını belirlemek ise olasılık analizinin amacıdır. IV Olasılık analizi Yatırım projelerini riske göre inceleyen yaklaşımlardan diğeri olan olasılık dağılımı yaklaşımı, en yaygın kullanılan yöntemdir. Bu yöntemde projenin sağlayacağı nakit girişlerinin beklenen değeri olasılıklarla çarpılarak bulunmakta ve bulunan değer risksiz iskonto oranı üzerinden, şimdiki değere indirgenerek, projenin değerlemesi yapılmaktadır. Yöntemi daha iyi açıklayabilmek için, örnek çözümlemek yararlı olacaktır. Yıllar itibariyle nakit girişleri ve olasılıkları verilen A projesinin % 80 risksiz faiz oranı üzerinden net şimdiki değeri aşağıdaki gibi hesaplanacaktır. Verilen örnek konunun iyi anlaşılması ve hesaplama kolaylığı nedeniyle basit rakamlardan oluşturulmuştur (NNG: Net Nakit Girişleri). to t, Pi t2 Pi t3 Pi Yatırım Tutarı NNG Olasılık NNG Olasılık NNG Olasılık % % % % % % % % % 15 ( ) % % % 25 İlk adım olarak, yıllar boyunca olasılık dağılımları göz önünde bulundurularak, nakit girişlerinin beklenen değerleri bulunacaktır. Beklenen değer, nakit girişlerinin her birinin olasılıklarla çarpılarak toplamının alınmasıyla bulunmaktadır. to yıllarında beklenen değer ve (Eg); k EA = X)NNGlxP, i = 1
184 E, = (0.25) (0.10) (0.55) (0.10) E, = Ej = (0.40) (0.25) (0.20) (0.15) Ej = E3 = (0.30) (0.30) (0.15) (0.25) E3 = Beklenen değerler bulunduktan sonra % 80 iskonto faktörü göz önüne alınarak yatırım projesinin net şimdiki değeri bulunmaktadır. A projesinin net şimdiki değeri; , (1+0.80)^ ( )2 (1+0.80)^ NŞD = olacağından proje reddedilecektir. Olasılık dağılımı yaklaşımda, beklenen değeri en büyük olan projeler en kârlı proje kabul edilmektedir. Olasılık dağılımı yaklaşımında yatırım projelerinin değerlemesinde proje riski belirlenirken, standart sapmanında bulunması gereklidir. Standart sapma, olasılık dağılımındaki dağılışın ölçüsüdür ve aşağıdaki gibi formüle edilmektedir. X)(BNG-NNG)2p, Formülde; a - Standart sapma BNG = Beklenen nakit girişi NNG = Net nakit girişi P, = Olasılık derecelerini göstermektedir. Örneğimizdeki A projesinin, dönemler itibariyle nakit girişlerinin olasılık dağılımlarına göre standart sapmaları aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
185 ( )2 (0.25) + ( )2 (0.10) + ( )2 (0.55) + ( )2 (0.10) ( )2 (O 40) + ( )2 (0.25) + ( )2(0.20) +( )2(0.15) ( )2 (0.30) + ( )2 (0.30) ( )2 (0/15) +( )2 (0.25) A projesinin standart sapması ise; a = ^ (1+r)2' formülü ile bulunmaktadır. % 80 Iskonto faktörüne göre projenin standart sapması; a = ( )2 +( )2 +( )2 ( )2 +( )^+(1+0.80)^ a = v/ a = Bulunan standart sapma değerinin büyük olması, nakit girişleri olasılık dağılımının büyük olması anlamına gelmektedir. Bulunan değer, yatırımın riskliliğinin değerlendirilmesi konusunda önemli bilgi sağlamaktadır. Ancak bu işlemin alternatif projelerin karşılalştırılmasmda kullanılması gereklidir. Elde edilen standart sapma değerinin riskliliği ancak kıyaslama ile belirlenebilir. Daha önceden de bildiğimiz gibi beklenen değeri en yüksek proje kârlı sayılırken, standart sapması en küçük olan proje en az riskli olacaktır.
186 IV Riskli yatırım projelerinin değerlendirilmesi Yatırım projelerinin değerlendirilmesinde risk faktörünü göz önüne alan yöntemlerden biri olan Iskonto oranını farklılaştırma yöntemi; yatırımlardan beklenen en az iç kârlılık oranını değiştirme temeline dayanmaktadır. Örneğin; bir yatırım projesinden beklenen gelir % 80 ve risk primi % 10 ise, bu projenin yeni Iskonto oranı % 90 olacaktır. Bu durumu aşağıdaki gibi formüle edebiliriz. r = + R + e Burada; r = Riske göre düzeltilmiş Iskonto oranı R^ = Risksiz faiz oranı R = İşletmenin taşıdığı normal risk primi e = Ek primi göstermektedir. Yatırımdan normalde beklenen gelir olan % 80 Iskonto faktörü, (R^ + R) risksiz faiz oranı ve işletmenin risk primi toplamlarından oluşmaktadır. Yöntemi daha iyi açıklayabilmek için üç yıllık dönem için 1 milyar TL'lık bir projenin net şimdiki değeri ile Iskonto faktörü düzeltilmiş olarak net şimdiki değerini bulmak amacıyla aşağadaki örneği çözümleyelim; % 80 faktörüne göre; Yıl Nakit GirişLeri 0 ( ) ^(1+r)i ' ^ ^ _ ^.ooo.ooo.ooo (1+0.80)' (1+0.80)2 (1+0.80)3 = (0.556) (0.309) (0.171) ,000 = ( ) = NŞD = olacaktır.
187 % 90 düzeltilmiş iskonto faktörüne göre; ^ MNGİ frt (1 +r+e)' ^ ( )^ ( )2 7l )' = (0.526) (0.277) (0.146) = ( ) = NŞD = olduğundan proje reddedilecektir. Bu yöntemde risk primi tamamen analizcinin tahminlerine dayalı olarak belirlenmektedir. Bu durum yönteme yöneltilen eleştirilerin başında gelmektedir. Ayrıca yöntemde risksiz faiz oranı ve işletme risk primine ilave bir risk primi söz konusudur. İşletme risk pirimi zaten göz önünde bulundurulduğundan ekstra bir prim hatalı sonuçlarla yol açabilecektir. Beklenen risk priminin sabit kalmasıda söz konusu olmadığından, projenin değeri sürekli değişiklik gösterecektir. Yöntem ayrıca, projenin sağlayacağı nakit girişlerinin olasılık dağılımları hakkında bilgi vermemektedir. IV Belirlilik eşiti yaklaşımı Proje değerlemede risk faktörünü göz önünde bulundurulan diğer bir yöntem, yatırımın ekonomik ömrü boyunca sağlayacağı nakit girişlerini, risk derecesine göre, düzelten belirlilik eşiti yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre, projenin net şimdiki değeri aşağıdaki gibi hesaplanacaktır; ^ (i.ry ' Denklemde katsayısı O ile +1 arasında risk ile ters orantılı olarak kullanılmaktadır. Yatırım projesinin gelecekte sağlayacağı nakit girişinin risk derecesi artıkça er, değeri ise şöyle hesaplanacaktır.
188 NNG ^ Kesin Sağlanacak Nakit Girişi ' ~ NNGj ~ Beklenen Nakit Girişi Yatırım projesinin, beklenen değerlerin altında veya üstünde nakit girişleri sağlaması mümkündür. Örneğin; yatırım projesinden beklenen nakit girişi 1 milyar TL ve kesin olarak gerçekleşen nakit tutarı 800 milyon TL ise, a, değerini ( / = % 80) olarak bulabiliriz. Beklenen nakit akışıyla 0.80 faktörü çarpılarak, o yıla ait nakit girişi risk faktörüne göre düzeltilmiş olmaktadır. IV Belirlilik eş değeri yöntemi Olasılık hesaplamaları ile uğraşmayan diğer bir riskli proje değerlendirme yöntemi belirlilik eş değeri yöntemi olarak adlandırılır. Riske göre uyarlanmış iskonto oranı yöntemine seçenek olan bu klasik yönteme göre, projenin yaşam devri boyunca tahmin edilen net nakit akımlarının belirlilik eş değerleri yani belirli olan değerleri belirlenir ve daha sonra risksiz bir iskonto oranı kullanılarak bugüne indirgenir. Her yıldaki belirlilik eş değerleri belirlemek için ilişkin yıldaki net nakit akımı gibi bir belirlilik eş değeri katsayısı ile çarpılır. 1 ile O arasında değerler alan oc belirlilik eş değeri katsayıları, her yıldaki tahmini net nakit akımlarının (riskli net nakit akımlarının) belirli olan miktarının kendisine bölünmesi ile elde edilir. Yani; A/ Belirli Net Nakit Akımı A, Riskli Net Nakit Akımı ve buna göre; ^ (1 +r)* Riskli net nakit akımının belirli miktarı, karar vericinin riskli ile belirli olan arasında kayıtsız ya da kararsız miktar olarak belirlenir. Örneğin, bir karar verici üçüncü yılda elde edilmesi kesin olan 6 milyon TL ile elde edilmesi riskli olan 10 milyon TL arasında kayıtsız kalabilir. Yani kesin olan 6 milyon mu yoksa en iyi tahmine göre hesaplanan 10 milyon lira mı tercih edilecektir. Eğer kayıtsız kalmıyorsa, üçüncü yılda belirlilik eş değeri katsayısı; = = 0.6 ' 10 i 74
189 olacaktır. Kuşkusuz risk ne kadar yüksek olarak düşünülüyorsa, belirlilik eş değeri katsayısı sıfıra o kadar çok yaklaşacaktır. Aksi durumda 1'e yaklaşacaktır. Görüldüğü gibi belirlilik eş değeri yöntemi riskli net nakit akımlarını eşitliğin payında belirli duruma getirirken, riske göre uyarlanmış Iskonto oranı paydaya bir risk primi ekleyerek belirli duruma dönüştürmektedir. Bu nedenle aralarında büyük bir fark yoktur. Ancak riske göre uyarlanmış Iskonto oranı yöntemi kullanım açısından daha pratiktir. Bu nedenle daha yaygın kullanılır. Bu bölümün sonucu olarak diyebiliriz ki, risk analizi geleceğe yönelik bir projeye ilişkin belirsizliklere ışık tutmak ve projenin kritik noktalarına dikkatimizi yoğunlaştırmak ve uygulama aşamasında gerekli önlemleri önceden almak için oldukça önemli bir yaklaşımdır. Bu amaçla risk analizi proje değerlendirmede aşağıdaki yararları sağlar. a) Risk analizi bir projenin bütün boyutlarını görmemizi sağlar. Böylece karar verme kolaylaşacaktır. b) Risk analizi çok sayıda kişi ve uzmanın projenin hazırlanmasına ve değerlendirilmesine bilgileri ile katkısını gerektirdiğinden daha çok bilgi toplanacak ve karar daha sağlıklı olacaktır. c) Kişilerin yargılarını en iyi tahmin yerine olasılıklar biçiminde ifade etmesini sağladığı için tahmin yapma kolaylaşacaktır. d) Risk analizi geleneksel değerlendirmeye göre proje analistinin daha çok bilgi toplamasını ve kullanmasını gerektirdiği için analistin projeyi bir bütün olarak sistematik açıdan görebilmesini kolaylaştıracaktır. IV Karar ağacı yöntemi Yıllık net nakit akımları arasında ne tam bağımlılığın ne de tam bağımsızlığın bulunmadığı kısmi bağımlılık (moderate correlation) durumlarında beklenen net bugünkü değerin ve standart sapmanın hesaplanmasında koşullu olasılık yaklaşımının kullanılması uygun olacaktır. Bir olayın gerçekleşmesi halinde diğerinin gerçekleşme olasılığını ifade eden koşullu olasılık durumlarında yatırım kararı aşamalı bir biçim alır. Her aşamayı izleyen kararlar bir önceki aşamada gerçekleşen duruma bağlı olarak farklılık gösterecektir. Her aşamada çeşitli seçeneklerin bulunması sonucu aşamalar bakımından dallanmalar görülecektir. Sonuçta karar süreci bir bütün olarak dallanmış bir ağaç biçimi göstereceği için bu yöntem karar ağacı (decision tree) olarak adlandırılır. Yöntemi açıklamak için aşağıdaki projeyi örnek olarak alalım. Net nakit akımları değerleri milyon TL olarak varsayılmıştır.
190 tû Yılı t>yıü 1 Birlikte [Olasılık Seri Numarası NBD 7! , \ Milyon TL, ' ' ' Şekil-13. Karar Ağacı ' Diagramı Şekilde görüldüğü gibi, tq temel yılında 15 milyon TL net nakit akışı gerektiren bu projenin t^ yılında net nakit akımı % 60 olasılıkla 8 milyon TL ve % 0.40 olasılıkla 10 milyon TL olacaktır. Eğer t^ yılında net nakit akımı 8 milyon TL olursa, t2 yılında net nakit akımı % 30 olasılıkla 12 milyon, yine % 30 olasılıkla 14 milyon ve % 40 olasılıkla 13 milyon TL olacaktır. Öte yandan, eğer {2 yılında net nakit akımı 12 milyon TL olarak gerçekleşirse, yılında net nakit akımı % 25 olasılıkla 7 milyon, % 50 olasılıkla 10 milyon ve % 25 olasılıkla 15 milyon TL olacaktır. Benzer açıklama diğer farklı seriler için de yapılabilir. Şekilde görüldüğü gibi 12 tane seri biçiminde birbirine bağlı farklı dağılım vardır. Dördüncü seride eğer net nakit akımı {2 yılında 14 milyon olursa yılında da aynı olacaktır. Böylece bir sonraki yıldaki net nakit akımının miktarı ve gerçekleşme olasılığı bir önceki yılın ya da yılların net nakit akımlarının gerçekleşmesine bağlı olarak tahmin edilmektedir. Bu nedenle bu olasılıklar koşullu olasılıklar olarak adlandırılır.k Eğer dikkat edilirse her noktada ayrılan seçeneklerin olasılıklarının toplamı 1'e eşittir. Dönem sonu yani tg yılı sonunda, net nakit akımlarının her farklı seri için ayrı ayrı gerçekleşme olasılığı, önceki yıllarda tahmin edilen sonuçların birlikte gerçekleşme olasılığına (joint probability) bağlıdır. Her seri için birlikte olasılık önceki dönemlerdeki olasılıkların ayrı ayrı çarpımına eşittir. Örneğin, birlikte olasılıklar birinci, ikinci ve üçüncü seriler için ayrı ayrı.
191 1. seri için : (0.25)(0.30)(0.60) = seri için : (0.50)(0.30)(0.60) = seri için : (0.25)(0.30)(0.60) = olacaktır. Diğer senler için de aynı biçimde birlikte olasılıklar hesaplanarak şekilde verilmiştir. Şekilde görüldüğü gibi tüm serilerin (12 tane) olasılıkları toplamı da 1'e eşit olacaktır. Bu veri ve bilgilere dayalı olarak projenin bir bütün olarak beklenen net bugünkü değeri; biçiminde hesaplanır. Burada; 12 E(NBD) =X)(NBD^xPJ (z=1,2,,12) z = 1 NBD^ = ^ serisinin net bugünkü değeri = ^ serisinin birlikte Go'^t) olasılığını ifade etmektedir. Herhangi bir serinin net bugünkü değeri; NBD = i-o 2 A ' (1+r)^ biçiminde daha önce açıklandığı gibi hesaplanacaktır. Bu formülde Aj simgesi t yılındaki net nakit akımını, R ise risksiz Iskonto oranı ya da sermaye maliyetini belirtmektedir. Buna göre, risksiz Iskonto oranını ya da proje girişimcisinin beklediği risksiz minimum kârlılık oranı R = 0.20 olarak alınırsa, her serinin net bugünkü değeri aşağıdaki gibi hesaplanır. Seri 1 için: NBD^ = ( ) ( )2 ( )' Seri 2 için: NBD^ = 4.05 TL. NBD. = ( ) ( )2 (1+0.20)3 NBD. = 5.79 TL.
192 Seri 3 için: NBD, = ( ) ( )2 (1+0.20)3 NBD, = 8.68 TL Diğer seriler için de aynı biçimde NBD hesaplanarak karar ağacı diyagramında verilmiştir. Bu değerlere ve birlikte olasılıklara dayalı olarak projenin beklenen net bugünkü değeri; formülüne göre; bulunur. E(NBD) = ;(NBD,xPJ (z = 1,2, 12) Z = 1 E (NBD) = 4.05(0.045) +5.79(0.09) +8.68(0.045) + + E(NBD) = 7.12TL (0.08) (0.032) Projenin beklenen net bugünkü değeri böylece hesaplandıktan sonra, projenin beklenen net bugünkü değer olasılık dağılımının standart sapması ise; s = 12 X)[NBD,-E(NBD)f x P formül ile bulunur. Buna göre; s = ( )2(0.045) +( )2(0.09) + ( )2(0.032) s = s = TL. bulunur. Değişim katsayısı ise; DK = 7.12 = 0.41 olacaktır.
193 Sonuç olarak karar ağacı yöntemi aracılığı ile beklenen net bugünkü değeri, standart sapması ve değişim katsayısı böylece hesaplanan projenin riskliliği kendi başına ya da diğer seçeneklerle, daha önce yaptığımız açıklamalar ışığında değerlendirilerek karar verilecektir. Belirtmeye gerek yoktur ki gerçek uygulamalarda karar ağacı yönteminin gerektirdiği hesaplamalar karmaşıklaşacak ve bilgisayar kullanımı ya da başka bir değerlendirme yaklaşımı olarak simulasyon tekniğine başvurulacaktır. IV Simulasyon yöntemi Çok geniş bir uygulama alanı olan simulasyon (benzetim), bilgisayar kullanımını gerekli kılan matematiksel bir model aracılığı ile bir sistemin temsil edilmesini sağlayan kantitatif bir tekniktir. Sistemi temsil eden model üzerinde daha sonra deneyler yapılarak belli gerçekler ve varsayımlara göre sistemin davranışı incelenmeye çalışılır. Bu nedenle simulasyon özde deneysel nitelikli bir matematiksel modelleştirme tekniği olarak, sistemlerin davranışını inceleme ve tanımlama, sistemlerdeki değişmelerin etkilerini belirleme ve böylece gelecekteki davranışlarını tahmin etme amacı taşıyan deneysel ve uygulamalı bir metodolojidir. Bilgisayarların yaygınlaşması ile pek çok alanda büyük bir kullanım alanı bulan simulasyon tekniği bugün "yöneylem oyunları", "sistem simulasyonu" ve "Monte Carlo" simulasyonu olarak bilinen üç farklı biçimde uygulanmaktadır. Proje değerlendirmede kullanımı Hertz'ün uygulaması ile hız kazanan simulasyon tekniği, riskli yatırım projelerinin değerlendirilmesinde duyarlılık ve olasılık analizlerini de birleştirerek günümüzün en gözde tekniği olmuştur ve bugün pek çok iyi bilinen bilgisayar simulasyon paket programları geliştirilmiştir. Örnek : Savunma Sanayi ile uğraşan bir şirket kendi alanına yönelik olarak özel bir aracın söz konusu olduğu bir savunma projesini değerlendirmek ve iki seçenek üzerine yoğunlaşmaktadır. 1. seçenek : Aşırı derecede otomasyona yönelik bir seçenek olup, yüksek sabit ve düşük işletme-bakım maliyetleri gerektirmektedir. 2. seçenek : Operatör ağırlıklı olup, düşük sabit ve yüksek işletmebakım maliyetleri gerektirmektedir. * işletme-bakım maliyetleri = Q (milyon TL)
194 Tablo-21. Q Olasılıkları ve Diğer Veriler SEÇENEK A SEÇENEK B Q olasılık Q olasılık / / / / / / /6 Sabit maliyetler (milyon TL) (milyon TL) Hurda değeri sıfır sıfır Faiz haddi (teoriktir) % 10 % 10 Kontrat süresi belirsiz (tahmini 1,2 veya 3 yıl) belirsiz (tahmini 1,2 veya 3 yıl) Kontrat süresine yönelik olasılık dağılımı ise; Kontrat Süresi (Yıl) Olasılık Dağılımları Simüle edilmiş değerlerin toplu halde gösterimi ise; (mekanik yaklaşım açısından) Tablo-22. Simüle Edilmiş Değerler Simüle Edilmiş Olası Sonuçların Simülasyon Sonuçlar Değer Sonuçlar Olasılığı Tekniği 1 1/4 İki para ile yazı TT Kontrat süresi 2 1/2 tura TY veya YT 3 1/4 YY Seçenek A için /6 Tek kayıplı 1 işletme ve bakım /2 (oyundan çıkma) 2, 3 veya 4 maliyetleri /3 yazı tura 5 veya 6 Seçenek B için /6 Tek kayıplı 1 işletme ve bakım /3 (oyundan çıkma) 2 veya 3 maliyetleri /3 yazı tura 4 veya /6 6 görmektesiniz. Aşağıdaki tabloda ise 100 deneme için 10 deneme özetini
195 O ^ O n - l O O ^ ' O n ^ II 0 ^cd 0 00 < <3-> C/O >H ^ ^<-^ - - (L).S/ ~ w Oí 0 II 00 ;g rn CM W vo ^ >^ ^... ^ ^ 0 l i, o o o o g g g g g g»ysinöirirsiooööo ö 8*CQ ^ O ^< ^ ^ + u ^ >ÖX) >^ cd c iiii si or^'^'íl ^^OT^'^r-Tí o m m m - ^ o m m - ^ m OrornrO'-^OrnrOr-^ro Orn(Nu-i^Ö«ri(Nr-Hio 1 s s 0 ^ w '^iî m ^... ^ ^ 00 rñ Ş t ^ ^ p o p o o p p p p p p O) O) o orttt-ttr^ottttrs^ ^ 0(N(N(NTtO(NCNT:J-(N fn OioiOU-ioOiOUno'^ ^ d ü c o o ^ t ^ ^ r - O T i - T t r ^ ^ ^ ommm'^omm'rrm m ommrn^omm' im rn t-^oooooi^ööooo 0 )C3) O c o CO CO o I l i! 1- -^(NCNíNm-HíNíNmfN <N _ 0 ^ínm'ît'/-ivd^- ooo^o... 0
196 On denemeden sonra seçenek A için yıllık ortalama maliyet B için milyon lira olmaktadır. Yıllık ortalama maliyet farkı milyon TL'dır. Bu durumda B seçeneği çok olumlu gözükmesine rağmen, bu sonuca yanlızca 10 denemeden sonra gelindiği unutulmamalıdır. 100 deneme sonucu seçenek A'nın yıllık ortalama eş değer maliyet gelişmelerinde ortaya çıkan sonuçlar Şekil 17'de görülmektedir ^90.000, Î S \! I G.000İ lo.oooi Deneme Sayısı Şekil-13. Artan Deneme Sayısı İle Yıllık Ortalama Eşdeğer Maliyetlerin Seyri Deneme sayısı artıkça, simülasyonun başlangıcında ortaya çıkan dalgalanmalar azalmakta ve düzgün bir seyir izlemektedir. Daha önceki tablodan elde edilen verilerle seçenek A ve B için daha fazla bilgiye sahip olmak mümkündür (Bakınız Tablolar 54-55). Tablo-24. Seçenek A İçin Yıllık Eşdeğer Maliyetin Frekans Dağılımı Yıllık Eşdeğer Maliyet 100 Denemedeki Frekanslar Olasılık 30,
197 Tablo-25. Seçenek B İçin Yıllık Eşdeğer Maliyetin Frekans Dağılımı Yıllık Eşdeğer Maliyet 100 Denemedeki Frekanslar Olasılık Yıllık ortalama eş değer maliyetler için ortalama ve varyans değerlerini şöyle hesaplayabiliriz. Seçenek A için ortalama ve varyans değerleri : 0.04(30.147)4-0.13(31.147) (82.000) = milyon TL. 0.04(30.147)2+0.13(31.147) (82.000)2-(50.529)2 = milyon TL. Seçenek B için ortalama ve varyans değerleri : 0.04(20.024)+0.09(23.524) (62.000) = milyon TL 0.04(20.024)2+0.09(23.524) (62.000)2-(40.158)2 = milyon TL Yıllık ortalama eş değer maliyetler farkı açısından seçenek A ve B için bu aşamada daha sağlıklı tahminler yapılabilir. Şöyle ki; = milyon TL Görüldüğü üzere 10 deneme sonucu ortaya çıkan milyon TL ile milyon TLyı karşılaştırdığımızda, fark A lehine artmaktadır ve beklenen değerler içerisinde B seçeneği en uygun tercih olmaktadır. Ayrıca B seçeneğinin varyansı A'ya oranla daha düşük bir değere sahiptir ve bu açıdan da olaya bakıldığında B seçeneği eldeki verilerden hareketle Aya oranla net bir şekilde üstünlüğe sahiptir.
198
199 EKLER EK-1. ANTALYA FALEZ OTELİ YAPILABİLİRLİK ETÜDÜ EK-2 İPLİK SANAYİ ve TİCARET A.Ş. İPLİK TESİSİ YATIRIM PROJESİ-FİZİBİLİTE ETÜDÜ EK-3. ÜZET YATIRIM PROJELERİ
200
201 EK-1. ANTALYA FALEZ OTELI YAPıLABILIRLIK ETÜDÜ ı. GIRIŞ Bilindiği üzere, T.C. Turizm Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü, Turizm sektöründe öncü ve örnek konaklama tesislerinin yapılması ve işletilmesi, özel sektörce yapılacak yatırımların uzun ve orta vadeli kredi ile dekteklenmesi, görevlerini uzun bir zamandan beri yürütmektedir. Bu düşünceden hareketle Bankamız bugüne kadar gerçekleştirdiği 17 konaklama ünitesinde 3636 yatak ile Türkiye'nin en büyük konaklama zincirine sahiptir. Türkiye'nin gittikçe artan yatak talebine cevap verebilmek açısından konaklama zincirini daha da yaygınlaştırmak isteyen T.C. Turizm Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğümüz, bir dizi yeni yatırımları planlamış ve bunları gerçekleştirmek için programına almıştır. Bunlardan biri de proje konusu yatırım olan Antalya "FALEZ OTELİ" dir. IL YAT PROJESI HAKKıNDA GENEL BILGILER A. Projenin Tanıtılması Yatırımcı Kuruluşun Adı T.C. Turizm Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Sermayesi 50 Milyar TL Projenin Adı Falez Oteli Projenin Sınıfı/Nev'i 5 yıldızlı otel Kuruluş Yeri Antalya Proje Kapasitesi 600 yatak Yan Hizmet Üniteleri Restoran-Bar-Sauna-Yüzme Havuzu-Disko-Spor Alanı-Çarşı Genel Yatırım Tutarı : TL Başlama ve Bitiş Tarihi : Proje Tah. Ekonomik Ömrü : 20 Yıl
202 B. Projenin Gerekçesi 1. Proje Gerekçesi Kısa Anlatımı Antalya ve çevresi gerek tabii ve tarihi güzellikleri, gerekse de alt yapı ve ulaşım olanakları nedeniyle dış turizme açılmak için oldukça yüksek potansiyele sahip bulunmaktadır. Ayrıca yapılan anketler sonucu elde edilen verilere göre ülkemize gelen yabancıların % 20-25'nin Antalya ve çevresini ziyaret etmek eğiliminde oldukları saptanmıştır. -Yukarıda düşüncelerden hareketle. Bankamız Antalya, Konyaaltındaki Falezlerin üstünde 600 yataklı oteli gerçekleştirmeyi planlamıştır. Anılan tesis yataklı Güney Antalya Gelişim Projesinin önemli bir dilimini teşkil ederek ülke ekonomisine katkıda bulunacaktır. 2. Plan ve Yıllık Programla İlişkisi Kalkında planımız. Turizm yatırımlarını gerçekleştirmede Kamu'ya emredici Özel Sektöre ise, özendirici hedefler saptamıştır. Bir kamu kuruluşu olan Bankamız, Kalkınma planındaki hedeflere paralel olarak proje konusu tesisin yapımını planlamakla, hem özel sektöre öncü olmakta hemde, hedeflerin gerçekleşmesine yardımcı olmaktadır. 3. Üretilecek Hizmetin Niteliği Antalya Falez Oteli, 5 yıldızlı otel olarak projelendirilmiştir. Yatak ünitelerinin haricinde tesiste, yiyecek ve içecek üniteleri, her türlü spor ve eğlence üniteleri, oyun salonları, seminer salonları bulunmaktadır. C. Projenin Kapasitesi 1, Yatak Üniteleri Proje konusu 5 yildiz.li otelde toplam 600 yatak bulunmaktadır. 2. Yan Hizmet Üniteleri 400 kişilik kapalı 500 kişilik açık restoran 350 kişilik cafe 150 kişilik gece kulübü 400 kişilik çok amaçlı salon 40 kişilik özel ziyafet salonu 14 kabana 5 adet dükkan
203 2 adet kuaför (Bay-Bayan) Sauna, Bovling Salonu, Oyun Salonu 4 adet Amerikan Bar D. Projenin Termini Etüd-Proje ve Belgelendirme çalışmaları devam eden projenin inşaatına 1985 yılı içinde başlanacak ve 1988 yılı sezonunda işletmieye açılacaktır. E. Projenm Yatırım Tablosu İşin Cinsi Tutarı (Bin TL) Etüd Proje Arazi Bedeli* Arazinin Düzenlenmesi İnşaat Tesisat Mefruşat Teçhizat Taşıt Araçları Beklenmeyen Giderler Fiyat Artışları SABİT SERMAYE YATIRIM TUTARI İşletme Sermayesi GENEL YATIRIM TUTARI * Kamu arazisinin Turizm yatırımlarına tahsisi hakkındaki yönetmeliğinin 19. maddesine göre; "Tahsis konusu arazinin değeri proje bedelinin % lo'nu dur. İlk yıl kira bedeli ise arsa değerinin % 5'dir. İlkesinden hareketle projenin termin dönemi olan 5 yıllık kira bedeli yatırım tutarına dahil edilmiştir. F. Proje Yöresinin Özellikleri 1. Antalyanrn Konumu ve Özellikleri Türkiye'de Akdeniz bölgesinin batı bölümünde yer alan Antalya ilinin güneyde Akdeniz, kara yönünde ise Muğla, Bodrum, İsparta, Konya ve İçel il sınırları çevrelemektedir sayımına göre il nüfusu merkez ilçe şehir nüfusu olan Antalya'nın, Ankara, İzmir ve Adana gibi büyük kentlere olan uzaklığı 550 km civarındadır. İstanbul'a olan uzaklık ise 724 km'dir.
204 Turistik çekim merkezi olan başlıca ilçelerinin il merkezlerine olan uzaklıkları ise şu şekildedir. Alanya Finike Kaş Manavgat Serik Uzaklık (km.) a) İklim Torosların kuzey rüzgarlarını büyük ölçüde kapaması nedeni ile Antalya'da enlem derecesine göre sıcak bir Akdeniz iklimi egemendir. Oldukça sıcak geçen yaz ayları ile çok yağışlı ve ılıman geçen kış ayları iklimin genel karakterini teşkil eder. Son 10 yıllık derecesinin meteorolojik bilgilere göre Antalya'da yıllık ortalama ısı 18.7 derece, en yüksek ısı 43.6 derece, en düşük ısı -2 derece olmuştur. En yüksek ısı derecesinin 25 veya bunun üzerine çıktığı günler olarak kabul edilen "yaz günleri" sayısı 153'tür. Günlük güneşleme ortalaması 8.7 saat olup, en yüksek değer (12.8 saat) Temmuz ayında, en düşük değer (4.8 saat Ocak ayında görülmektedir. En yüksek ortalama deniz suyu sıcaklığı 28 derece ile Ağustos ayında, en düşük ortalama deniz suyu sıcaklığı 16.5 derece ile Mart ayında gözlenmiştir. Yıllık deniz suyu sıcaklığı ortalaması 21.5 derecedir. Antalya'daki ortalama hava sıcaklıklarının Avrupa'da turist çeken belli başlı sahil şeritleri ile aylar itibariyle karşılaştırılması aşağıda gösterilmiştir. I II III IV V VI VII VIII IX X XI XII Ortalama Antalya Bierritz (Fransa) Palma di Majorca (İspanya) Dubrovnik (Yugoslav.) Bari (İtalya) Palermo (İtalya)
205 b) Doğal Veriler Kıyıların büyük bir kısmını kapsayan plajlarla 1 Nisan-31 Ekim tarihleri arasında 214 gün devam eden deniz iklimi, Antalya'nın turizm potansiyelini artıran en önemli veriler arasındadır. Yeri Kumsalın Adı Şehirden Uzaklığı Boyu (m) Eni (m) Kumsalın Kalitesi En Sıcak Ay Deniz Isısı Antalya Lara İnce 27 Merkez Karpuzkaldıran İnce 25 Merkez Konyaaltı Çakıllı 21 Kemer Kıyı bandı-çaltıcak İnce 23 Manavgat Side İnce 23 Bölgedeki karasuları (göller ve ırmaklar), balıkçılık, göl kıyılarında yapılan avcılık, yüzme ve su kayağı gibi sporlar için denizden daha elverişlidir. Bölgenin turistik potansiyelini artıran doğal verilerden birisi de çağlayanlardır. 60 metre yükseklikten denize Düden Şelalesi ve Antalya ilinin 80 km doğusunda bulunan Manavgat Şelalesi belli başlı olanaklarındandır. Mağaralar da turizm bakımından önemini korumaktadır. Başlıcaları Alanya, Damlataş, Fosforlu Mağara, Prehistorik çağdan kalma Beldibi ve Karain Mağaralarıdır. Antalya'nın 27 km kuzeybatısında bulunan Karain Mağarası araştırmaları ve kazılarla değerlendirilmektedir. Bölgede çok zengin bir av potansiyeli vardır. Yaban domuzu, kurt, çakal, tilki, tavşan ve keklik her mevsimde avlanabilmektedir. Akarsularda ise çok miktarda alabalık, kefal ve sazan mevcuttur. Antalya'nın 30 km kuzeybatısında 1650 metre yükseklikteki yamaçlarda yer alan Termesus Milli Parkı doğal ve arkeolojik veriler yönünden üstün özellikler arzetmektedir. Bundan başka Olimpos ve Beşkonak Milli Parkları da doğal güzellikler bakımından zengindir. Bölge dağları, özellikle iç kesimlerde yılın altı ayında karlarla kaplı olup, dağ turizmine imkan verirler. Özellikle Saklıkent kış ve deniz sporlarının bir arada yapılabileceği dünyanın sayılı merkezlerindendir.
206 c) Tarihsel Veriler Antalya şehir merkezinde tarihsel önemi olan başlıca yerler Adı Hıdırlık Kalesi Hodrianus Kapısı Kesik Minare Ponoplia Kilisesi-Korkut Camii Yivli Minare Karatay Medresesi Tarih Dönemi Roma Roma (M.S. 130) V.Y.Y. Selçuk XIII.Y.Y. Selçuk XIII.Y.Y. Selçuk Şehir dışındaki tarihsel önemi kapsayan yerler ise Perge (18. km doğu), Serk (Selge), Yerköy Hisarı (Sillyon), Aspendos, Çıralı (OIympos), Demre (Myra), Güllük (Termessus) ve Tekirova (Phaselis) dır. Antalya'da başka Kızılkule ve Alanya Kalesi olmak üzere pek çok tarihsel yapıt mevcuttur. Antalya ilinde biri merkezde diğeri Alanya ve Side'de olmak üzere üç müze vardır. d) Diğer Veriler Yörede mahalli el sanatları ekonomik değerini kaybetmesine rağmen turistik önemini korumaktadır. Başlıca el sanatları heybe, ipek dokumacılığı, süs kabakçılığı, küçük halı, kilim ve bakır işleridir. 2. Bölgenin Alt Yapısı a) Ulaşım E-24 Karayolu Antalya'yı İzmir'e İstanbul ve Ankara'ya bağlamakta olup aynı yol Antalya'dan doğuya Adana'ya kıyı hattından bağlanmaktadır. Ayrıca Antalya'yı kıyıdan İzmir'e bağlayacak olan Antalya-Kaş-Finike yolu yapım çalışmaları 1982'de tamamlanmıştır. Antalya hava ulaşım yönünden yaz aylarında oldukça yoğun bir trafiğe sahiptir. Hava alanı dış charter seferlerine açık olup şehir merkezinin 7 km doğusundadır. Antalya deniz trafiği yönünden de oldukça faaldir. Doğu Akdeniz Turistik seferleri yapan çeşitli gemiler özellikle yaz aylarında sık sık Antalya'ya uğramaktadırlar.
207 b) Haberleşme Akdeniz ülkeleri telekomünikasyon sisteminin Türkiye'deki bağlantı yeri olan Antalya'dan yurt içi ve uluslararası haberleşme kolaylıkla yapılabilmektedir. c) Maddi Girdiler ve Personel Tedariki Olanakları Kurulması düşünülen tesisin maddi girdilerinin Antalya merkezinden temin edilmesi mümkündür. Personelin ise, otelcilik okullarından ve Bankamızın diğer tesislerinden karşılanması düşünülmektedir. G. Arz ve Talep 1. Mevcut Arz ve Gelişme Olasılıkları Antalya ve yöresinde inşaat ve proje halindeki yatırım konaklama ünitelerinin dökümü aşağıdaki gibidir. belgeli Sınıfı/Nev'i Tesis Adedi Oda Adedi Yatak Adedi H H H H M M P 1, 2, TKA Kamp Toplam Yörede faaliyet halindeki tesislerin dökümü ise şöyledir. Sınıfı/Nev'i Tesis Adedi Oda Adedi Yatak Adedi H H H H H M M P 1, 2, TKA Kamp Toplam
208 Yukarıdaki tabloların incelenmesinden de görüldüğü üzere, Antalya ve yakın çevresindeki 47 adet tesiste yatak bulunmaktadır. Bu yatakların adedi çadır, diğerleri ise sabit ünitelerdedir. Bu yörede yatırım belgeli 59 tesiste ise; adet yatak bulunmaktadır. Bu tesislerin 2-3 yıl içinde hizmete girmesi halinde yöredeki toplam yatak sayısı olacaktır. Bu sayıya belediye tarifeli olarak çalışan tesisler ilave edilmemiştir. 2. Mevcut Talep ve Gelişme Olanakları Yukarıda da değinildiği gibi ülkemizi ziyaret eden yabancıların, (günübirlikçiler hariç) % 20-25'inin Antalya ve çevresini ziyaret etmek eğiliminde olduğu saptanmıştır. Ancak bölgedeki yatak kapasitesinin yetersizliğinden, bu oranda yıllardır artış kaydedilememektedir. Ayrıca, Antalya ve çevresi iç turizm açısından da Türkiye'nin en önemli merkezleri arasında bulunmaktadır. Bu nedenle yörenin talebi hızlı bir şekilde artmaktadır. Yörede belirli aylarda ve bayramlarda büyük ölçüde yatak sıkıntısı çekilmektedir. Proje konusu yatırım az da olsa yöredeki yatak arzının artmasına neden olacağından önem arzetmektedir. 3. Tesis Talebi Proje konusu tesisin baz yılında aşağıdaki doluş oranlarını sağlayacağı tahmin edilmektedir. Yatak Doluş Oranı Aylar (%) Ocak 35 Şubat 40 Mart 45 Nisan 60 Mayıs 80 Haziran 80 Temmuz 95 Ağustos 95 Eylül 90 Ekim 60 Kasım 40 Aralık 40 Ortalama 63
209 4. Projede Uygulanan Fiyatlar (1984) Yörede faaliyet halindeki tesislerde uygulanan fiyatlar dikkate alınarak proje konusu tesiste aşağıdaki fiyatların uygulanabileceği öngörülmüştür. TL Tek Kişi Oda Çift Kişi Oda Tabldot Kahvaltı Alkollü îçki 900 Alkolsüz İçki İşletme Etüdüne Esas, Varsayımlar Tesisin açık olduğu süre 365 gündür. Sezon 1 Nisan - 31 Ekim Sezon dışı 1 Ocak - 31 Mart 1 Kasım - 31 Aralık olarak kabul edilmiştir. Odaların % 90'nın çift, % 10'nu tek olarak talep edileceği. Gecelemelerin % 70'inin gruplarca yapılacağı, bunun da % 90'nın yabancı olacağı. Sezon dışı ve grup indiriminin % 20 olacağı. Müşterilerin % 100'nün kahvaltı alacağı, % 40'nın çift öğün, %60'ının tek öğün yemek yiyeceği varsayılmıştır. H. İşletme Etüdü Yukarıdaki verilerden hareketle, proje konusu otelin en yüksek doluluğa ulaştığı yıldaki gelir ve gider durumunu aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır. 1. Yılhk Gelirler Tutarı (Bin TL) Oda Gelirleri Yiyecek Gelirleri İçecek Gelirleri Sair Gelirler Toplam
210 2. Yıllık Giderler Tutarı (Bin TL) Yiyecek İçecek Sair Giderler Personel Giderleri Amortisman Sigorta Bakım Onarım Genel Giderler 265,725 Toplam Kâr ve Zarar Tutarı (Bin TL) Yıllık Gelirler Yıllık Giderler Kâr m. DEĞERLENDİRME ESASLARI A. Firma Açısından 1. Ekonomik Kârlılık Brüt Kâr Yatırım Tutarı = Mali Kârlılık Brüt Kâr + Amortisman Yatırım Tutarı = Kâra Geçiş Analizi Proje, bin TL'lık brüt hasılat veya geceleme gerçekleştirildiğinde kâra geçiş noktasına ulaşacaktır. Diğer bir deyişle % 33 yatak doluş oranı ile projenin kâra geçiş noktasına ulaşması sağlanabilecektir.
211 B. Ulusal Ekonomik Açısmdan 1. Katma Değer (Bin TL) Personel Giderleri Amortisman Sigorta Brüt Kâr TOPLAM Katma Değer İle Yatırım İlişkisi 3. Döviz Girdisi Katma Değer ^ ^ g 25 Yatırım Tutarı Otelde gerçekleştirilen adet yabancı geceleme ile TL karşılığı girdisi sağlayacağı tahmin edilmektedir. IV. SONUÇ Toplam 600 yatak kapasiteli ve 5 yıldızlı turistik otel projesine ilişkin olarak geliştirilen etüdün ortaya koyduğu sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. 1. Tesis Antalya-Konyaaltı mevkiinde inşa edilmektedir. 2. Tesisin alt yapı sorunu bulunmamaktadır. 3. Proje, kalkınma planında ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uyum sağlamakta ve kalkınma planı kararlarının gerçekleşmesine yardımcı olacak hüviyettedir. 4. Yatırım projesi, 0.13 brüt ekonomik rantabilite 0.21 mali rantabilite yaratmaktadır. 5. Proje 0.33 yatak doluş oranında kâra geçiş noktasına ulaşmaktadır. 6. Proje 1 yılda bin TL'lık katma değer yaratmaktadır. 7. Tesiste 233 personele iş imkanı sağlanacak işsizlik sorununa katkıda bulunulacaktır. Yukarıda belirtilen nedenlerle proje konusu yatırımın Bankamız ve ulusal ekonomi açısından yararlı olacağı sonucuna varılmıştır.
212
213 EK 2 İPLİK SANAYİ ve TİCARET A.Ş. İPLİK TESİSİ YATIRIM PROJESİ- FİZİBİLİTE ETÜDÜ ı. GENEL BILGILER 1. Projenin Adı... İplik Sanayi ve Ticaret A.Ş. İplik Tesisi Yatırım Projesi 2. Kuruluşun Adı... İplik Sanayi ve Ticaret A.Ş. 3. Kuruluşun Yeri IVlalatya 4. Projenin Niteliği Günlük kg pamuk ipliği üretecek kapasitede bir tesisi kapsamaktadır iğ ve 12 open-end'li karma tesisten oluşmaktadır. 5. Yatırım Hakkında Bilgiler 5.1. Ortaklığın Hukuki Şekli - Anonim Şirkettir - Sermayesi TL'dır Ortaklar... A.Ş.'nin hisse dağılımı aşağıdaki şekildedir. Ortağın Adı Sermaye Miktarı Nisbeti (%) TL TL TL TL TL TL Uygulama Dönemi: 6.1. Yatırımın Başlama Tarihi Fabrika binası inşası bitmiş olup halen m^'lik kapalı alanlık bir büyüklüktedir. IVlakine ve teçhizatla ilgili akreditiflerin açılma tarihi olarak öngörülmüştür.
214 6.2. Deneme işletmeye alınma tarihi : olarak öngörülmektedir Kesin işletmeye alınma tarihi : Projenin sabit yatırım tutarı TL 7.1. İç para : TL 7.2. Dış para : TL 8. İşletme sermayesi: 8.1. İç para : TL 8.2. Dış para : 9. Projenin genel toplamı: TL İç.para : TL Dış para : TL. 10. Üretilecek malın miktarı: Türleri : Karde pamuk ipliği Miktarı : Ne 20/1 : 3000 ton/yıl 11. Üretim gelirleri Toplam yıllık gelir tutarı Toplam yıllık giderler tutarı Gayri safi kâr TL TL TL 12. Öngörülen finansman kaynakları: Özkaynaklar : TL 13. Projenin ekonomik ömrü Makinalar için 12.5 yıl, binalar için 25 yıl olarak alınmıştır. 14. Projenin amacı gerekçesi: Bu proje ülkemizin ekonomik kalkınmasına hizmet edebilmek, bölgede istihdam sorunun hafifletmek, sanayi ürünleri üretimimizi arttırmak ve şirketimize dahil olan yabancı Sermayedar ortağımızın dünya iplik piyasaları içinde faaliyet göstermesi sayesinde toplam yıllık ürünün yarıya yakın bir kısmını yurt dışına ihraç ederek ülkenin döviz kazancını arttırmaktır. Nihayet kârlı bir yatırım ile fon birikiminin oluşmasını sağlayıp ilerde tekrar yatırım yapabilmeyi amaçlamaktadır. ıı. HAMMADDE DURUMU Malatya'da kurulacak üretim tesisinde hammadde olarak pamuk kullanılacaktır. Bugün ülkemizde tarımı yapılan pamukların tamamı Amerikan menşeli yeni dünya pamuklarıdır. Pamuğun ekonomik olarak elyafından çitiğinden, küspesinden ve saplarından yakacak olarak istifade edilir. Çok yönlü kullanma ve yararlanma imkanı sağlaması bakımından büyük ekonomik
215 değeri olan bir endüstri bitkisidir. Elyaf ürünüyle lif bitkisi, çiğitlerinde ihtiva ettiği % oranında değişen yapıyla da çok önemli bir yağ bitkisidir. II.l. Türkiye'de Tarımı Yapılan Pamuk Çeşitlerine Upland Türleri İsmi Verilir. Amerika'dan Ülkemize Getirilip Islah Edilmişlerdir. Ülkemizde yetiştirilen upland tipi pamuk çeşitleri için 19 ayn uzunluk birimi kabul edilmiştir. Bu uzunluklar 19.0 mm'den 34.9 mm kadar değişiklik göstermektedir. Kalınlık olarak pamuk lifleri mikron arasında değişir. Ancak elyaf inceliği 1 inç uzunluğundaki lifin mikrogram cinsinden ağırlığı olarak ifade edilir. Mikroner değerlerine ait bazı ölçüler aşağıda verilebilir. Elyaf Cinsi Mikroner Değeri Çok ince 3.0 ve daha aşağı İnce Normal Kaba Çok kaba 6.0 ve yukarısı Yurdumuzda yetiştirilen pamukların mikroner değerleri arasında değişir. Pamuk liflerinde mukavemet belli bir ağırlığı çekme kapasitesidir ve liflere muayyen ağırlıklar tatbik edilerek hangi ağırlıkta koptuğu tesbit edilir. Mikrodinamometre ile yapılan ölçümlerde ince lifli pamuklar 5 gram, upland pamukları 9-10 gram, kalınlarda gramlık ağırlığa mukavemet göstermişlerdir. Pamuk liflerinde elastikiyet lifin normal boyu ile mukavemetk denemesi arasında koptuğu ağırlıktaki boyu arasındaki fark elastikiyet % sini verir bu değerler % arasında değişir. Pamuk lifi, mukavemet bakımından ipekle, yün arasında yer almasına rağmen elastikiyet yönünden her iki liften'de daha üstün özellik gösterir. Pamuk standardizasyonunda ve derece tayininde önemli rol oynayan unsurlardan birisi de renktir ve 4 ana grupta incelenir. Saf beyaz (upland ve yerli pamuklar), krem renk (lee-lsland), koyu krem (mısır), esmer renk (mısır) ayrıca beyaz renkler için 9 lekeler için 5 sarı renkliler için 3 ve gri renkliler içinde 3 derece vardır. Türkiye pamukları saf beyaz renkli pamuklardır.
216 11.2. Pamuk Çeşitleri Türkiye'de upland tipi pamuk çeşitlerinin tarımı yapılmaktadır. Bu çeşitlerin tamamı Amerikan menşeli olup şu isimlerle anılırlar: a. Coker 100 A/2 (Çukurova-Hatay- K. Maraş bölgesinde % 40, Ege bölgesinin tamamında bu çeşidin tarımı yapılır cm boyunda, lif uzunluğu 29 mm ve çırçır randımanı % 40.2'dir.) b. Deltapine 15/21 (Çukurova-Hatay-K. Maraş bölgesinin % 60'ında ve Antalya bölgesinin tamamında ekilir. Lif uzunluğu mm çırçır randımanı % 38.8'dir.) c. Caroline-queen-201 (Çukurova bölgesine yeni adapte olan ve gittikçe gelişen bir çeşittir. Şimdiki ekimi % 2-3 arasındadır. d. Stonoville (Türkiye'de adaptasyonu yapılan ve istikbali olan bir çeşittir.) e. Akala (1950'den önce tarımı yapılan çeşittir. Artık tarımı yapılmıyor.) f. Yerli çeşitler (bunlar Asya menşeli ve kapalı kozalı çeşitlerdir. Türkiye genelinde çok az tarımı yapılmaktadır.) Üretim Bölgeleri ve Pamuk Üretimi Pamuk bir sıcak ve yarı sıcak iklim bölgesi bitkisidir ve dolayısıyla Türkiye'nin yeterli sıcaklığa sahip yerlerinde yetişebilmektedir. Bu bölgeler, Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi (Çukurova, Antalya) ve diğer bölgeler. Türkiye'de yıllara göre pamuk üretim ve tüketimi aşağıda Tablo 1'de gösterilmiştir. Tablo-1. (Bin ton) Yıllar Üretim Tüketim 1984/ / / / / verilmektedir. Aşağıda verilen Tablo 2'de Dünya Pamuk üretimi ve tüketimi
217 Tablo-2. (Milyon balya olarak) Yıllar Üretim Tüketim 1984/ / / / / Diğer taraftan 1985/86 sezonunda Türkiye'de bölgelere göre ekim alanı, üretim miktarı ve iç tüketim aşağıda Tablo 3'de yine verilmektedir. Tablo-3. Bölgeler Ekim (Hektar) Üretim (Ton) İç Tüketim (Ton) Çukurova-Güneydoğu Ege Antalya Doğu illeri L TOPLAM Türkiye'de geçmiş on yıl içinde pamuk konusundaki gelişmelere bir göz atacak olursak bu defa aşağıda Tablo 4'de incelemek mümkün olmaktadır. Tablo-4. Ekiliş Alanı Üretim Verim Yıllar (hektar) (Ton) (kg/hektar)
218 Türkiye'de yıllar itibariyle pamuk üretiminde geldiği genel görünümü Dünya'da başlıca pamuk üreten ülkelerle kıyaslamak ve durumu analiz etmek istersek aşağıda Tablo 5'te verilen sayısal verilere göz atmak gerekecektir. Tablo-5. Dünyada Ham Pamuk Üretimi (Bin ton) ülkeler 1983/ /1985 A.B.D Meksika Mısır Fransa Bölgesi Sudan Türkiye Çin Hindistan Pakistan Rusya Brezilya Dünya Toplamı Dünya'da hammadde olarak pamuk, yine projeksiyon olarak ve 1989 için öngörülen hesaplamalar da konularına göre Tablo 6'da tanzim edilmiştir. Tablo-6. Dünya'da Pamuk (Bin ton) Yıllar Toplam Üretim Toplam Tüketim İhracat İthalat * * Projeksiyon'dur Tablo 6, bize aynı zamanda pamuk için dünya pazar durumunu göstermektedir. IL4. Pazar Durumu İplik Sanayi A.Ş. iplik üretimi ile ilgili yatırımında ihracatın payını büyük olarak planlamıştır.
219 Şirkete katılan yabancı ortağın dünya iplik piyasalarındaki deneyimlerinden ve çevresinden şirket yararlanacaktır. Dolayısıyla pazar konusu ele alınırken iç pazarın yanında dış pazarda dikkate alınmıştır. IL4.1, İç pazar 1975 yılında olan Türkiye nüfusu, 1980 sayımında kişiye yükselmiştir. Yıllık nüfus artış oranı % (binde 20.65) olarak hesaplanmıştır. Bu artış hızıyla yıllara göre Türkiye'nin nüfus tahminleri Tablo 7'de gösterilmiştir. TabIo-7. Türkiye Nüfus Tahmini (bin kişi) Yıllar Yıllık Artış Oranı (% 0) Yıl Ortası Nüfus Tahmini (bin kişi) Tablo 7'de görüldüğü gibi 2000 yılında Türkiye'de 67 milyon insan yaşayacaktır. Bu kadar fazla bir nüfusun giydirilmesi sorunu ülkemizde pamuk ipliğine yüksek bir talep meydana getirecektir. Nitekim Tablo 8'de arasında Türkiye'de pamuk ipliğinde yıllık ortalama % 11'lik artışla ülkemizde nasıl gerçekleştiği görülmektedir 'a kadar değerler projeksiyon olarak verilmiştir. Aynı zamanda bu Tabloda Türkiye'de pamuklu dokumadaki gelişmeler görülmektedir. Tablo-8. Türkiyede Pamuk İpliği ve Pamuklu Dokuma Üretimi (ton olarak) Mallar Pamuk ipliği Pamuklu dokuma (000) Talep projeksiyonunu açtığımızda yurt içi talep ve ihracatı (dış satımı) birlikte değerlendirirsek Tablo 9'da verilen sonuçla karşı karşıya kalırız.
220 TabIo-9. Talep Durumu (ton) Yıllar Yurt içi talep Dış satım Toplam talep (tahmin) Tablo 8 ve 9 analiz edildiğinde 1980'li yılların başından itibaren toplam taleple, toplam üretim arasında bir açığın mevcut bulunduğu izlenecektir. Türkiye'nin 1982 yılından itibaren az da olsa pamuk ipliği ithal etmeye başladığını görüyoruz. Pamuk ipliği üretiminde dünya'da kıtalar itibariyle üretim artışlarını yıllar itibariyle izlemek istersek Tablo 10'a göz atmamız yeterli olacaktır. Bunlar içinde Türkiye'nin dünya istatistiklerinde görmemiz mümkün olmaktadır. geçen yerini de Bütün bu istatistikler Türkiye'de pamuk ipliği üretiminde artan talep karşısında bir arz açığının bulunduğunu ortaya koymuştur. Tablo-10. Dünyada Pamuk İpliği Üretimi (Bin ton) metrik Kıtalar (proj.) Amerika Afrika Avrupa Doğu Bloku Uz. Doğu Asya Y.O. Doğu Asya Diğer Kalan Dünya Toplamı Türkiye IL4.2. Tekstil sanayinin çeşitli ülkelerde gelişimi de farlılıklar göstermiştir. Batı Avrupa ülkelerinde kurulu iplik üretimi kapasitesinin yarısına düşerken, buna karşılık örneğin bazı Uzak Doğu ülkelerinde (Tayland, Güney Kore gibi) ve Türkiye'de yaklaşık kapasitelerin üç kat arttığı izlenmiştir. Açıkçası bazı ülkelerin sanayilerinde bir yapısal kayma izlenmiştir.
221 Türkiye, dünya pamuk ipliği ticaretindeki yerini çok daha yükseklere çıkartabilir. Bu gayenin temini için Türkiyenin elinde çok önemli avantajlar vardır. Avantajlarımızı şöyle sıralayabiliriz. a. İpliğin hammaddesi olan pamuktürkiye'de üretilmektedir. Üretilen pamuğumuz, kalite, renk, elyaf uzunluğu ve diğer özellikleri yönünden dünyadaki bütün emsallerinden daha üstündür. Pamuk fiyatlarıda normaldir. b. İşçilik ücretleri Türkiye'de fevkalade ucuzdur. Yalnız bu faktör bile dünya piyasalarında Türk pamuk ipliğini fiyat bakımından rakipsiz bırakmaya yeterlidir. c. İplik üretim teknolojisi modern yeni ve çok kaliteli ürünler imal edecek seviyededir. Bütün bu açıklamalar ışığı altında... A.Ş.'nin tesislerinde imal edilecek pamuk ipliklerinin dış pazarlarda önemli paylar alacağı ve yabancı ortağın dünya iplik piyasalarındaki deneyimide bu yolda hizmet vereceği kesindir. Bir yandan da dikkatimizi çeken diğer bir gelişmede Türkiye'de pamuk ipliğinde açık uçlu (open-end) iplik eğirme sistemi, kalın numara iplik üretiminde giderek daha çok kullanılır duruma gelmektedir. Ülkemizde küçük üniteler halinde bir çok tarafından işletmeye alınan bu teknolojinin daha da yaygınlaşacağı düşünülmektedir. Açık uçlu iplik eğirme prensibinde iplik yapımı açma ve temizleme, tarama, çekme ve bükümden oluşmaktadır. Bu sistemde fitil makinası ortadan kalkmıştır. Ayrıca bobin makinasına gerek duyulmamaktadır. Beşinci plan döneminde pamuk ipliğinde verilen kapasite durumu aşağıda Tablo 11'de özetlenmektedir. Tablo-11. (Bin ton) Üretim Kapasitesi Yur içi Talep İhracat Kapasite Açığı Beşinci plan dönemi boyunca çeşitli nedenlerle devreden çıkacak iğlerde göz önüne pamuk ipliği kurulu kapasitesinde plan dönemi süresince kayda değer bir değişme olmamaktadır. Önümüzdeki yıllarda kapasite açıklarının karşılanabilmesi için yeni yatırımlara gerek görülmektedir.
222 III. KURULUŞ YERİNİN SEÇİMİ Tesis için seçilen kuruluş yeri Malatya iline 9 km uzaklıkta ve yeni Malatya-Sivas karayolu üzerindedir. 1. Kalkınmada öncelikli yörede yer alması 2. Hammadde olan pamuğun üretim kaynaklarına yakın olması ve pamuğun temininde kolaylıklar sağlanması 3. Çevre illerimize ulaşım imkanlarının müsait oluşu, gerek Gaziantep-Malatya karayoluna yakınlık gerekse Malatya hava alanına yakınlık avantajları bulunmaktadır. 4. İhracat için Ortadoğu ülkelerine olan yakınlığı 5. Çevrede başka iplik fabrikalarının bulunması dıştan istifadeleri (external economies) devreye sokmaktadır yardımlaşma avantajları daima mevcuttur. 6. İplik tesislerinin bulunması bölgede kalifiye işçi temininde de kolaylıklar vardır. 7. Bu tesis, yörenin istihdam ve kalkınmasına katkı sağlayacaktır. 8. Enerji hattının tesisin yanından geçmesi ayrı bir üstünlüktür. 9. Oluşturulan tesisle yeraltı ve kaynağı bolluğu artezyen ile çıkarılmakta ve 1000 tonluk su havuzu her zaman dolu olarak hizmete gireceği zamanı beklemektedir. 10. Şehre ulaşım imkanları çok kolay olup otobüs ve minibüsler çalışmaktadır. IV. PROJENİN TEKNOLOJİK YÖNÜ... İplik Sanayi A.Ş. teknoloji seçiminde bir taraftan konvansiyonel iplik üretim metodu uygularken bunun yanında açık-uçlu (open-end) üretim yöntemini kullanarak karma bir üretim şeklini benimsemiştir. Konvansiyonel metodta, harman-hallaç ünitesinde daha temiz bir ürün oluşmakta gerektiğinde suni ve sentetik elyafın en iyi şekilde karıştırılması mümkün olabilmektedir. Tarak ve cer makinalarının hızları yüksektir. Fitil makinaları yüksek çekimlidir ve bobin makinalarından yüksek randıman alınmaktadır. İplik makinaları da gelişmiş bir çekim sistemine sahiptir.
223 IV.l. Konvansiyonel Üretim Metodu Bu üretim metodunda ünitelere göre malzeme akımı şöyle olacaktır. a) Harman Hallaç Ünitesi Çırçır tesislerinde çiğitlerinden ayrılarak prese edilen pamuk, iplik fabrikasına balyalar halinde gelecektir. Balyalar harman dairesinde açılarak bir süre bekletilecektir, bekleme süresinde klima şartlarına tabi olarak pamuk kabaracak ve istenilen rutubet seviyesine getirilecektir. Üretilecek ipliğin cinsine bağlı olarak çeşitli balyalardan alınan pamuk, balya açıcı makinalar vasıtası ile istenilen nisbetlerde harman edilecektir. Harmanlanmış pamuk, birbirini takip eden bir seri dik ve yatay açıcı temizleyicilerden ibaret hallaç makinalarından geçirilecektir. Hallaç makinalarında kısmen temizlenmiş ve kabartılmış pamuklar vatka haline getirilecektir. b) Tarak Ünitesi Vatka halinde taraklara gelen pamuk elyafı birbirine paralel değildir ve bir takım yabancı maddeler ihtiva eder. Pamuk taraklarda ve her yönden taranacak, lifler paralel hale getirilecek, çöp, toprak ve yaprak parçaları gibi yabancı maddelerden temizlenecektir. Taraklardan şeritler halinde çıkan pamuk elyafı kovalara doldurulacaktır. c) Cer Ünitesi Kartlardan çıkan şeritlerin düzgünlüğünü arttırmak için birbirini takip eden iki şerit halinde şeritler birleştirilecek ve şerit adedi kadar çekime tabi tutulacaktır. Bu birleştirme ve çekim 6'lı, 8'li veya 10'lu olabilir. Bu suretle şeritlerin ince ve kalın yerleri üst üste getirilerek düzgün bir cer şeridi elde edilecektir. d) Fitil Ünitesi Çerden çıkan şerit bükümsüz olduğu için mukavemeti yoktur. Ayrıca çok kalın olduğundan çekilerek iplik yapılmasıda zordur. Bunun için şeritler, fitil makinalarında çekime tabi tutulacak ve bir miktar büküm verilecektir. Yüksek çekimli fitil makinaları ile bir kademede çekilerek, iplik makinasına girecek fitil elde edilecektir. e) İplik Ünitesi Bobinler halinde fitil makinalarından alınan fitiller, ring veya vater diye isimlendirilen iplik makinalarına çekilerek bükülecek ve pamuk ipliği haline getirilerek toplara sarılacaktır.
224 IV.2. Açık-Uçlu (Open-End) Yöntemi Açık uçlu iplik eğirme prensibinde iplik yapımı açma ve temizleme, tarama, çekme ve bükümden oluşmaktadır. Bu sistemde fitil makinası ortadan kalkmıştır ayrıca bobin makinasına gerek duyulmamaktadır. IV.3. Kapasite İplik üretim tesisinde nihai kapasite günde yaklaşık kg olarak planlanmıştır. Bunun kg/gün açık-uçlu (open-end) yöntemle geriye kalan kg/gün konvansiyonel yöntemle (ring-frame) üretilecektir. İşletmede yıllık iş günü 300 ve günlük üç vardiye ve her vardiye de 8 saat olarak belirlenmiş olup günlük toplam çalışma süresi 24 saat olarak belirlenmiştir. Fabrika da 20/1 iplik üretilecektir. IV. 3. L Harman-Hallaç Kapasitesi 625 kg/saat üretim vermektedir 2 adet harman-hallaç makinası bulunmaktadır. Bu ünitede günlük pamuk işleme kg/gün'dür. IV Tarak Kapasitesi Tarak kapasitesi, her ne kadar ipliğin incelik ve kalınlığına göre değişebilmekteyse de burada 18 saat tarak kullanılmaktadır. Her makina da saat başına üretim 30 kg/saat'tir. Bu durumda üç vardiye de toplam, 30 X 8 X 18 = kg x 3 = kg/gün IV Cer Kapasitesi Bu ünite de 10 makina kullanılmaktadır. Her makina günde 1500 kg üretim yapmaktadır. Bu durumda her makinanın üretimi 62.5 kg/saat'tir. Dolayısıyla, 62.5 X 24 = 1500 kg X 10 = kg/gün'dür. IV 3.4. Fitil Kapasitesi 3 makina x 960 iğ = x 0.42 = kg/gün 7 makina x 420 iğ = x 0.42 = kg/gün Günlük Toplam = kg/gün IV Büküm Kapasitesi Her makina günde 500 kg 3 makina x 500 kg = 1500 kg
225 IV Bobin Kapasitesi Her makina 1200 kg (günde) 4 x 1200 = 4800 kg/gün IV.3.7. Açık-Uç Kapasitesi Diğer taraftan açık-uç yöntemde işletme 12 makine kullanılacaktır. Her makinanın saatbaşı kapasitesi 25 kg/saat'tir. Bu durumda günlük kapasite hesabında, 25 kg X 12 X 24 = 7200 kg/gün dür. IV.3.8. Fabrikada İplik Üretim Akım Şeması (ne 20/1) Hammadde (pamuk) Harman-Hallaç Tarak Cer I pasaj Cer II pasaj Fitil Açık-Uç İplik (ring) Büküm Bobin Sevk Kapasite kullanımı sırasında toplam talep % 8 olarak alındığında hesap şöyle gelişmektedir; kg/gün (% 8 telif) = 772 kg/gün = kg/gün ^ 24 = kg/saat Ortalama üretim günde = 370 kg/saat hesaplanacaktır.
226 Bu durumda tek düze bir kapasite hesabı sağlamak için toplam kapasiteyi esas teşkil eden iplik makinalan kapasitesi 370 kg/saat olarak alınmaktadır. Yıllık kapasite bu durumda 20/1 iplik üretiminde; 370 kg/saat x 24 saat x 300 gün = ton/yıl olacaktır X TL (satış fiyatı KDV dahil) = TL yıllık brüt toplam bir gelir görülmektedir. V. İSTİHDAM ve ORGANİZASYON V.l. istihdam verilmiştir. İstihdam edilecek personelin iş unvanı, sayısı ve ücretleri aşağıda Personelin Unvanı Sayısı Aylık Brüt Ücret (TL) YıIIık Ücret (TL) Genel Müdür İşletme Müdürü Muhasebe Müdürü Ticaret Müdürü Personel Müdürü Kambiyo Müdürü Sekreter Makina Teknisyeni Elektrik Teknisyeni Muhasebe Memuru Ticaret Memuru Kambiyo Memuru Bobin Ayarcı Bobinajcı Kazancı-Klimacı Sıhhi Tesisatçı Laborant Kalifiye İşçi Yarı Kalifiye İşçi Şoför Odacı Bekçi Aşçı Aşçı Yardımcısı Revirci Çeşitli TOPLAM S.S.K. İşveren hissesi ve diğer sosyal yardımlar Toplam Personel Giderleri
227 V.2. Organizasyon Genel Müdür Sekreter Personel Müdürü İşletme Müdürü Ticaret Müdürü Kalifiye İşçi Yarı Kalifiye İşçi Şoför Odacı Bekçi Aşçı Aşçı Yardımcısı Diğer Makine Teknisyeni Elektrik Teknisyeni Bobin Ayarcı Bobinajcı Sıhhi Tesisatçı Kazancı-Klimacı Laborant Muhasebe Müdürü Kambiyo Md. Yrd. Kambiyo Memuru Muhasebe Memuru Ticaret Memuru VL YATIRIM TUTARI... İplik Sanayi ve Ticaret A.Ş. pamuk ipliği yatırımmı oluşturan harcamalar ayrı ayrı hesaplanarak Tablo 13'te gösterilmiştir. VLl. Etüd ve Proje Giderleri Fizibilite raporunun hazırlanması bazı mühendislik hizmetlerinin karşılanması ile tesisat projeleri için TL harcanacaktır. VI.2. Arazi Bedeli ve İnşaat Daha önce belirtildiği gibi, yatırımın realizasyonu için m^'lik bir arazi satın alınmıştır. Bu arsa üzerinde m^'lik kapalı alan üzerine fabrika binası ve idare binası inşa edilmiştir. Piyasa cari fiyatlarına göre bu taşınmazların toplam değeri yaklaşık TL VI.3. Arazinin Düzenlenmesi ve Yollar Arazinin düzenlenmesi ve çevre yolları ile iç yolların yapımı için TL harcanmıştır.
228 VI.4. Yatırımın Detaylandırılması Tablo-12. Yatırım Tablosu (Bin TL) Harcamalar İç Para Dış Para Toplam 1. Etüd Proje Giderleri Arazi + İnşaat Bedeli Arazi Düzenlenmesi ve Yollar Ana Fabrika Makinaları Klima Santralı Elektrik Malzemeleri Kazan Dairesi Bakım Atölyesi Trafo Kantar Forklift Dış Navlun ve Sigorta İç Navlun ve Sigorta Akreditif Giderleri Montaj Giderleri Taşıt Araçları Genel Giderler Beklenmeyen Giderler İthal Güm'rük Giderleri Sabit Yatırım Tut. (Gümrüklü) Sabit Yatırım Tut. (Gümrüksüz) İşletme Sermayesi Proje futan (Gümrüklü) Proje futan (Gümrüksüz) Tablo-13. İthal Makinaların Özet Listesi Ünite Adet Tutan İmalatçı Firma flarman-hallaç set(l) DM TRÜTZSCHLER Tarak CROSROL Besmeli farak $ CROSROL Cer (1-2) DM ZİNSER Fitil DM ZİNSER Vater DM ZİNSER Açık-Uç $ RIETER Büküm DM SAURER-ALLMA Katlama DM METTLER Bobin DM STHLAFHORST Toplam DM = TL. Not : tarihinde 1 $ DM; 1 = $ Çapraz kurları dönüşümlerde kullanılmıştır = DM $ = DM $ = DM. Aynca aynı tarihte 1 DM = (Effektif Satış) dolayısıyla toplam tutar x = TL
229 Tablo-14. İthal Makînaların Teknik Ayrıntıları Adı Harman-Hallaç Tarak Cer (1-2) Fitil Vater Özellikleri Besleme tertibatlı, kontrollü, materyal emme fanlı ve ayrıca takım mıknatıslı, temizleme sistemlidir. Mamulün özelliğine bağlı olarak saat'te 20 kg'dan 73 kg'a kadar işlem yapmakta; emme üniteli, taze hava klopeli ve fanlıdır. Cer 720 l'nci pasaj 24"x42"-20"x42" 8-kat katlamak için ve 20"x42"-20"x42" 8-kat katlamak için 2'nci pasaj Fitil tip iğ-14"xl6" fitil yumaklı, 15 KW başlangıç motoru, çekme sistemli ve 3 üzere 2 silindirli 940 iğli ring iplik makinası, 75 mm ekartman, 48 mm ring çapı, 240 mm bobin uzunluğu, 3 silindirli çekim sistemli PK 225 ile CO-We-mat takım değiştiricisi Açık-Uç Başlama rpm ve tam çalışma halinde rpm hızlı, rotor çapları mm ve T/M bükmelidir. Büküm Katlama Bobin Balon sınırlayıcısız, az enerji tüketimli, ALMA TM 3 makina, 1.56 iğlidir. FMX-HED modeli, 96 başlığı olan, iki taraflı elektro-mekanik sistem ile geliştirilmiştir. 5057' konisitedeki bobinlerin sarılması için 150 mm'lik iplik sevk tamburları, 1500 m/dak. kademesiz ayarlanabilir sarma hızı, peyer PI-120 elektronik iplik temizleyicileri ile toz emme ve pnomatik teçhizatlı VL4.L İthal ve Gümrükleme Giderleri İthal ve gümrükleme giderlerinin detayı Tablo 15'te verilmiştir. İhracat taahhüdü verilerek, yatırımın bütün makinalarına geçerli olmak üzere % 25 gümrük resmi uygulanmıştır. Tablo-15. İthal ve Gümrükleme Giderleri Konular Tutarı (Bin TL) İthal malı makina ve teçhizat (FOB) Dış navlun ve sigorta İthal malı (CİF) değeri Gümrük resmi Belediye resmi Rıhtım resmi İstihsal vergisi Damga vergisi Gümrükleme Giderleri (yaklaşık)
230 VL4.2. Dış Navlun ve Sigorta İthal malı makina ve teçhizatın yaklaşık % 7'si tutarında olmak üzere TL'lık dış navlun ve sigorta gideri yatırım tablosuna dahil edilmiştir. VL4.3, tç Navlun ve Sigorta Makina ve teçhizat bedelinin yaklaşık % TL'lık iç navlun ve sigorta gideri olacaktır. oranında VL4.4. Akreditif Giderleri İthal makina ve teçhizatın % 2'si oranında yaklaşık TL'lık akreditif gideri olacaktır. görülmüştür. VL4.5. Montaj Giderleri Montaj masrafı olarak TL'lık bir fonun yeterli olacağı VL4.6. Yardımcı Tesisler ve Gereçler... İPLİK SANAYİ ve TİCARET A.Ş. Fabrikası İçin ihtiyaç duyulan yardımcı tesisler ve gereçler Tablo 16'da gösterilmiştir. Tablo-16. Yardımcı Tesisler Sıra No Tesis İsmi Tutarı (TL) 1 Elektrik malzemeleri Klima Santralı m^'lük kapasiteli 2 adet klima santralı ve elemanları ile komple Kazan dairesi Bakım atölyesi Trafo Kantar Forklift TOPLAM
231 VL4.7. Taşıt Araçları Tesisin ihtiyacı olan hammaddelerin taşınması ve mamul tevsiinde kullanılmak üzere 1 adet kamyon, 1 adet kamyonet ve servis işlerinde yararlanmak için 1 adet pikap ve 2 adet binek arabası alınacaktır. 1 Kamyon 1 Kamyonet 1 Pikap 2 Otomobil TOPLAM TL TL TL TL TL VL4.8. Genel Giderler Tesisin işletmeye açılmasına kadar, yatırım döneminde yapılacak seyahat, kırtasiye, PTT, mukavele, vergi ve harç giderleri ile personel masrafları ve sigortalar için TL'lık bir harcamanın yapılacağı tahmin edilmiştir. VL4.9. Beklenmeyen Giderler Yatırım döneminde olabilecek her türlü dövizlerdeki kur artışları vs. beklenmeyen giderler için bu aşamaya kadar olan gider toplamının yaklaşık % 15 oranında olmak üzere TL'lık bir fon ayrılmıştır. VL4.10. İşletme Sermayesi Tesisin işletmeye alınabilmesi için belli oranda hammadde stoku, yardımcı malzeme, yakıt, enerji, su giderleri ile işçilik ve personel giderleri ve müşteriye bağlı mal değerlerini karşılamak üzere TL'lık işletme sermayesinin yeterli olacağı hesaplanmıştır. VII. YATIRIMIN FİNANSMANI Finansman Tablosu İplik üretim tesisinin realizasyonu için gerekli para gümrüksüz TL'dır. İhtiyaç duyulan gümrüksüz proje tutarının % 100 özkaynaklardan sağlanacaktır.
232 Tablo-17 Finansman Tablosu Bin (TL) A. Proje tutarı (Gümrüksüz) B. Finansman Kaynaklan a) Özkaynaklar (% 100) - Yatırım İşletme b) Orta vadeli kredi (% 0) - Yatırım * - İşletme * C. Gümrük Muafiyeti D. Proje tutarı (Gümrüklü) VIII. İŞLETME DÖNEMİNE AİT HESAPLAMALAR VIILL İşletme Giderleri İşletmenin yıllık giderleri 18 nolu işletme Giderleri Tablosunda detaylı olarak aşağıda verilmiştir. Tablo-18. Yıllık İşletme Giderleri (Bin TL) Sıra No Giderin Cinsi Hammadde Giderleri Yardımcı Malzeme ve İşletme Malzemesi Gid Yakıt, Enerji ve Su Gid Personel ve İşçilik Gid Bakım ve Onarım Gid Amortismanlar Genel Giderler Beklenmeyen Giderler Toplam VIIL2. Hammadde Giderleri Hammadde olarak pamuk kullanılacaktır. Kapasite bölümünde, tesiste yıllık yaklaşık olarak 2900 ton pamuğun işleneceği belirtilmiştir (telef miktarı dahil). Cari fiyatlara göre hammadde giderleri: kg x 1750 TL/kg = TL olacaktır.
233 VııL3. Yardımcı Madde ve İşletme Malzamesi Giderleri Kapasite ölçülerinde ihtiyaç duyulan yardımcı ve işletme malzemesi giderleri Tablo 19'da özetlenmiştir Tablo-19. Yardımcı Madde ve İşletme Malzemesi Giderleri Giderlerin Cinsi Miktarı Birim Fiyatı Tutarı (TL) 1. Naylon Çuval Ad. 222 TL/Ad Naylon Torba Ad. 22 TL/Ad Kağıt Patron Ad. 90 TL/Ad Vater Masurası Ad. 120 TL/Ad Fitil Makarası 150 Ad. 440 TL/Ad Baskı Derisi (alt) Ad. 90 TL/Ad Baskı Derisi (üst) Ad. 90 TL/Ad Baskı Manşonu Ad. 222 TL/Ad İğ Şeridi M 74 TL/m Karnitur 15 TK 2220 TL/TK Toplam VııL4. Yakıt, Enerji ve Su Giderleri Tesisin çeşitli ünitelerindeki ışıklandırma dahil kurulu güç toplamı 2500 Kwh'tir. Yıllık elektrik tüketimi ise; 2500 Kwh X 24 saat/gün x 300 gün/yıl x 0.8 x 50 TL/Kw = TL olacaktır. Su işletmenin kendi arazisinden motor pompayla çıkartılacağı için su çıkartma masrafları yukarıdaki elektrik giderleri içinde dikkate alınmıştır. İşletmede buhar elde etmek için 120 ton fueloil harcanacak ve bu iş için: 120 x TL/Ton = TL'lık bir harcama yapılacaktır. Taşıt araçları için gerekli yakıt bedeli TL/yıl olarak hesap edilmiştir. Toplam giderler: Elektrik Fueloil Yakıt TL TL TL Toplam TL olmaktadır. VııL5. Personel ve İşçilik Giderleri İstihdamveorganizasyonbölümündegösterilen TL'lık personel ve işçilik giderleri aynen giderler tablosuna alınmıştır.
234 VııL6. Bakım ve Onarım Giderleri Makinalar, taşıt araçları ve diğer tesisler için yıllık TL'lık bakım ve onarım fonu ayrılmıştır. VııL7. Amortismanlar Tablo-20. Amortismanlar Tablosu (Bin TL) Amortisman Oranı Yıllık Amortisman Cinsi Tutarı (%) Tutarı Etüd ve Proje Giderleri Binalar Yollar Makinalar Yardımcı Tesisler Taşıt Araçları Toplam (Yaklaşık) VIII.8. Genel Giderler İşletmenin kırtasiye, PTT, arazi-bina vergileri, satış masrafları ve reklam harcamaları için TL'lık bir fon ayrılmıştır. VııL9. Beklenmeyen Giderler Beklenmeyen giderler için TL'lık bir harcama olabileceği kabul edilmiştir. VIII.IO. işletme Gelirleri İşletmede, kapasite bahsinde ifade edilen miktarlarda elde edilen ürünler ve bunlardan sağlanan yıllık işletme gelirlerini göstermek için 21 nolu Tablo düzenlenmiştir. Tablo-21. Yıllık İşletme Gelirleri Miktar Birim Fiyatı Tutarı ürünler (ton) (TL/Ton) (Bin TL) 24/1 Pamuk ipliği Telef (% 8) Toplam
235 VIILll. Yıllık Gelir-Gider ve Kâr Durumu İşletmenin gelir ve giderlerinden yıllık net kârı Tablo 22'de verilmiştir. Gelir vergisi kesintisi % 40, yatırım indirimi % 50 olarak dikkate alınmıştır. Tablo-22. Yıllık Gelir-Gider ve Kâr Durumu (Bin TL) Gelir ve Gider Yıllık Gelirler Yıllık Giderler Brüt Kâr Gelir Vergisi (% 40) Net Kâr Yatırım İndirimi x % 50 = TL ( Brüt Kârı) TL TL 1991 Yılı Gelir Vergisi x % 40 = TL Not: 1990 yılı brüt kârı yatırım indirimini karşılamadığından 1990 ve 1991 yılları brüt kârları birleştirilmiştir. IX. NAKİT AKIM ANALİZİ Aşağıdaki tabloda işletmenin itfa süresince nakit akımı verilmiştir. Tablo-23. Nakit Akım Analizi Gelir-Gider Yatırım İşletme Dönemi Dönemi A. KAYNAKLAR 1. Net kâr 2. Özvarhk 3. Gümrük muafiyeti 4. Amortismanlar L L KAYNAKLAR TOP B. HARCAMALAR 1. Sabit Yatırım 2. İşletme Sermayesi 3. Gümrük muafiyeti HARCAMALAR T C. FARK D. KÜMÜLATÎF
236 X. MALI EKONOMİK ANALİZLER X.l. Kâra Geçiş Analizi Yıllık işletme giderlerinin gelirlere eşit olduğu nokta başabaş noktasıdır (Kâra geçiş noktası). Bunu hem grafik hemde formül yöntemiyle hesaplamak mümkündür. Başabaş Noktası ^ Sabit Giderler (Satış Hasılası Olarak) Satış Hasılası - Değişken Giderler Satış Hasılası Başabaş Noktası = = TL geçmektedir. Proje TL'lık satış hasılatından sonra kâra = %30 luk bir başabaş noktasına denk düşmektedir. Tablo-24. Kâra Geçiş Analizi Tablosu Sıra Gider Türü Toplanı Sabit Değişken No Giderler Giderler Giderler 1 Hammadde Giderleri _ Yardımcı Madde Giderleri in Yakıt, Enerji, Su Personel ve İşçilik Bakım ve Onarım Amortismanlar Genel Giderler Beklenmeyen Giderler TOPLAM X.2. Rantabilite Hesapları Rantabilite hesaplarında, yatırım indirimi uygulanmayan ve tam kapasitede ilk işletme yılı olan 1992 yılı esas olarak alınmıştır.
237 X.2.L Sermayenin Kârlılığı Sermayenin Kârlılığı = Net Kâr Sermaye (Özkaynak) ^ = % 20 X.2.2. Yatırımın Kârlılığı S.K. = %20 Yatırımın Kârlılığı = Net Kâr Toplam Yatırım = % 20 Y.K. = %20 X.2.3. Yatırımın Geri Dönme Süresi Toplam Yatırım Geri Dönme Süresi = Sabit Gelir (net kâr +amortisman) = 4yıl G.D.S. = 4yıl X.2.4. Katma Değer Personel ve İşçilik Brüt Kâr NET KATMA DEĞER Amortismanlar BRÜ T KATMA DEĞER TL TL TL TL TL X2.5. Yatırımın Üretkenliği Yatırımın üretkenliği = Net Katma Değer Toplam Yatırım ^ S.K. = %
238 X.2.6. Devletin Kaybının Geri Dönüş Süresi (D.K. G.D.S.) a) Devletin Kaybı - Gümrük muafiyetinden - Yatırım indiriminden TOPLAM TL TL TL b) Devletin Kazancı - Vergiler toplamı TL D K.G.D.S. = Devletin Kaybı Devletin Kazancı = 4.6 yıl D.K.G.D.S. = 4.6 yıl SONUÇ Etüd'de görüldüğü üzere, proje gerek yarattığı üretim hacmi ile ulusal gelire katkıda bulunurken diğer taraftan ihracat potansiyelini arttırarak ödemeler dengesinin ihracat payını yükseltecektir. İstihdam'a getirdiği olumlu etkiler de söz konusudur. Kamunun payına düşen kazanç ise sürekli artış eğilimi gösterecektir.
239 EK-3. ÖZET YATIRIM PROJELERİ EK-3A. EK-3B, Ofset Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi A.Ş. Modernizasyon ve Tevsi Yatırımı-Fizibilite Etüdü Hastane Projesi Fizibilite Etüdü EK-3C. Özel Lise (Turizm Eğitimi de Dahil) Projesi-Fizibilite Etüdü
240
241 EK-3A OFSET MATBAACILIK ve AMBALAJ SANAYİ A.Ş. MODERNİZASYON ve TEVSİ YATIRIMI-FİZİBİLİTE RAPORU I. YATIRIM TUTARI Modernizasyon yatırımını oluşturan harcamalar ayrı ayrı hesaplanarak aşağıya çıkarılmıştır. 1. Etüd Giderleri Fizibilite raporunun hazırlanması, bazı mühendislik hizmetlerinin karşılanması ile tesisat projeleri için TL harcanacaktır. 2. İnşaat, Yer Düzenlemesi ve Proje Çalışması Bina inşaatı yer düzenleme alanı m^'dir. Sahip olunan bu alan üzerinde yapılan yer düzenlemesi, kapalı alan ve proje çalışması için yapılacak harcama TL olacaktır. 3. Yeni Ofis Düzenlemesi Yine aynı alanın bir parçası üzerinde yapılacak yeni ofis düzenlemesi içinde TL harcama yapılacaktır. II. YATIRIMIN DETAYLANDIRILMASI Yatırım Tablosu (TL) Harcamalar İç Para Diş Para Toplam L Etüd Giderleri _ İnşaat, Yer Düzen, ve Proje Çalış Yeni Ofis Düzenlemesi Yurt Dışmda Eleman Eğitimi Modernizasyon Makina ve Teçhizat Yatırmıcı Makina ve Teçhizat (Bilgisayar Donanmıı ve Paket Progr.) 7. Montaj Giderleri Genel Giderler Beklenmeyen Giderler Yatırım Dönemi Faiz Giderleri İthal Gümrük Giderleri Yatırım Tutarı (Gümrüklü) Yatırım Tutarı (Gümrüksüz) İşletme Sermayesi Proje Tutarı (Gümrüklü) Proje Tutarı (Gümrüksüz)
242 1. ithal Makinalari Listesi Ünite Adet Tutarı (CİF olarak) Baskı Makinası DM (CF: DM; Sigorta: DM) Keski Makinası ,65 SFR Toplam ,342 ( = TL ) Not : tarihinde 1 $ = DM 1 $ = SFR çapraz kurları dönüşümlerde kullanılmıştır. Ayrıca aynı tarihte; 1 DM = 1547,87 TL (Efektif Satış) Dolayısıyla toplam tutar : DM x 1547,87.- TL = TL 2. İthal Makinaların Teknik Ayrıntıları Adı Beş Renkli Ofset Pres ve Kaplama Cihazı (Roland Marka) Özellikleri Kağıt Ebadı max. 720 x 1020 mm Kağıt Ebadı min. 280 x 406 mm Baskı Ebadı max. 710 x 1020 mm Mekanik olarak ulaşılabilen en yüksek üretim hızı, materyal ve baskı işeni bağlı tabaka/saat'dir. Sürekli isnif değişimi için süreli yüksek istif yapımı. İstif kaldırma motoru ve elektronik istif yükseklik kontrolü. Pnömatik tabaka yavaşlatma cihazı. Elektrik buton ve kontrolü ve sürünme hızına göre ayarlanmış hareket moturu, 3 fazlı, A.C. 220/380 voltlu, 50 devirli, bağlantı voltajı 380 voltluk. Kalıp Kesme ve Kağıt ve Kartonların üzerine Soğuk Kabartma Baskı yapmak için otomatik Platin Presi (Bobst Marka) Autoplatın SP 102-E ana ekipmanı oluşturmaktadır. Kendi kendine ayarlanan palet tablalı seri çalışan palet besleyecili, konveyör tertibatlı, ön askıları olan, sol el kılavuzlu ve B ve E şeklinde olukları bulunan levha için üst ekipmanla mücehhez besleme tablası, 2 adet şekilli kesmek için üst şase. Ek ekipman ise bir adet itme klavuzu, bir adet üst petek klişesi, bir baskılı klişe, bir destekleyicisi klişe, bir cetvel, bir kıyma ön ayarlama tezgahı, birer adet üst ve alt kıyma ve bir tanede silme cihazı.
243 3. Yerli Makina ve Teçhizat Almacak olan bilgisayar donanımı ve paket programlarının dökümü şöyledir: 1 Adet 6000/55 B Ana Sistem 1 Adet 6000/51 B Ana Sistem 20 Adet Unix Terminal Birimi (Ekran ve Klavye) 1 Adet Matris Yazıcı Birimi (400 cps) 5 Adet Matris Yazıcı Birimi (270 cps) Entegre Ticarî Uygulama Paketi - Genel Muhasebe Sistemi - Faturalama Sistemi - Müşteri Cari Sistemi - Stok Sistemi - Senet/Çek Sistemi - Bordro Sistemi Maliyet Muhasebesi ile İlgili Yazılımlar Bilgisayar Sistemleri ve İlgili Üniteleri ABD Doları Uygulama Paketi TL Maliyet Muhasebesi Yazılımı TL TOPLAM TUTARI : TL 4. Üretim Aşamaları Bir ambalaj kutusunun üretim bandında geçiş sıralaması aşağıda verilen teknik aşamalardan geçtikten sonra tamamlanıp sevk edilir duruma gelmektedir. l'nci Süreç : Müşteriden gelen orjinal çizim 2'nci Süreç : Film ve bıçak çizimi (Fabrikada hazırlanmaktadır). 3'ncü Süreç : Fabrikada kalıp üretilmektedir. 4'ncü Süreç : Her renk için bir kalıp olmak üzere baskı makinasma kalıplar takılmaktadır. Örneğin 5 baskı kalıbı 1 coating kalıbı (Kaplama kalıbı) 5'nci Süreç : Keski makinası, bu safhada basılmış olan tabakalar kesitli kutu formuna getirilmektedir. 6'ncı Süreç : Keski makinasından çıkan baskılı kesik kutular yapıştırma makinasında işlem görmektedir. 7'nci Süreç : Tasnif ve sevkiyat.
244 5. İthal ve Gümrükleme Giderleri İthal ve gümrükleme giderlerinin detayı aşağıda verilmiştir. Matbaacılığa mahsus makina ve cihazlar; matbaacılığa mahsus yardımcı makinalar (84.43) gümrük tarife içi pozisyonuna sahiptirler. Fona ödenecek A.B.D. Doları karşılığı TL, CİF bedelinin % 5'dir. a. Baskı makinası için: CIFx% 5 = TL ( DM = $; ,75 x % 5 = ,33 $) b. Keski makinası için: CIFx% 5 = TL ( ,65 SFR = ,75; ,75 x % 5 = ,33 $) Toplam Fon Tutarı TL Ödenecek KDV, CİF değerini % 10'udur (ardiye ye ödeme yapılmaksızın) a. Baskı makinası için: CIFx% 10 = TL b. Keski makinası için: Toplam KDV Tutarı Toplam Gümrükleme Giderleri CIFx% 10 = TL TL TL (Fon) TL (KDV) 6. Montaj Giderleri TL Montaj masrafı olarak TL'lık bir fonun yeterli olacağı görülmüştür. 7. Genel Giderler Modernizasyon yatırımının işletmeye açılmasına kadar, yatırım döneminde yapılacak kırtasiye, PTT, mukavele, vergi ve harç giderleri ile personel masrafları, sigortalar ve de ayrıcı makina parkı araştırması dış seyahat giderleri için TL'lık bir harcamanın yapılacağı tahmin edilmiştir. 8. Beklenmeyen Giderler Yatırım döneminde olabilecek her türlü dövizlerdeki kur artışları vs. beklenmeyen giderler için bu aşamaya kadar gider toplamının yaklaşık % 15 oranında olmak üzere TL'lık bir fon ayrılmıştır.
245 9. işletme Sermayesi Modernizasyon yatırımından sonra tesisin işletmeye alınabilmesi için belli oranda hammadde stoku, yardımcı malzeme, yakıt, enerji, su giderleri ile işçilik ve personel giderleri ve müşteriye bağlı mal değerlerini karşılamak üzere TL'lık işletme sermayesinin yeterli olacağı hesaplanmıştır. IIL YATIRIMIN FİNANSMANI Finansman Tablosu Matbaacılık ve ambalaj modernizasyon tesisinin realizasyonu için gerekli para gümrüksüz TL'dır. İhtiyaç duyulan gümrüksüz proje tutarının % 70'i özkaynaklardan % 30'u ise orta vadeli kredi olarak sağlanacaktır. Finansman Tablosu A. Proje Tutarı (Gümrüksüz) B. Finansman Kaynakları a) Özkaynaklar (% 70) - Yatırım İşletme b) Orta Vadeli Kredi (% 30) - Yatırım İşletme c) İthal ve Gümrük Giderleri C. Proje Tutarı (Gümrük dahil) TL IV. İŞLETME DÖNEMİNE AİT HESAPLAMALAR 1. işletme Giderleri İşletmenin yıllık giderlerinin detayları aşağıda çıkarılmıştır. 2. Hammadde Giderleri Hammadde olarak tabaka halinde karton kullanılacaktır. İşletmenin toplam mevcut kapasitesi m^'dir ve modernizasyon yatırımından sonra kazanılacak yeni ilave kapasite ise; m^'dir.
246 Hammadde hesaplamaları; 1 Tabaka karton : 70 cm x 100 cm x 350 gr = 245 gr Ortalama günde tabaka karton Ortalama iş günü 20 gün/ay x20 = Tabaka/ay % 70 kapasite ile çalışacağı tahmin edilmektedir X 20 X 0.70 = Tabaka/ay 1 Tabaka 245 gr olduğuna göre; X 245 gr = gr/ay veya kg/ay = 171,5 ton/ay 1 Ton karton bedeli TL Toplam karton bedeli : 171,5 x = TL/ay Yıllık karton bedeli : x 12 = TL/yıl 3. Yardımcı Madde ve işletme Malzemesi Giderleri Ortalama her iş günü TL'lık boya ve kalıp giderleri olacağı tahmin edilmektedir X 20 = TL/ay x 12 = TL/yıl 4. Yakıt, Enerji ve Su Giderleri Baskı makinası için elektrik tüketimi; (Roland Marka) 50 KWA/Saat - 2 vardiya - her vardiya 8 saat Günlük elektrik tüketimi: 50 X 2 X 8 = 800 KWA/gün Aylık elektrik tüketimi: 800 x20 = KWA/ay Yıllık elektrik tüketimi: X 12 = KWA/yıl Keski makinası için elektrik tüketimi ; 20 KWA/saat - 2 vardiya - her vardiya 8 saat Günlük elektrik tüketimi: 20 X 2 X 8 = 320 KWA/gün Aylık elektrik tüketimi: 320 X 20 = 6400 KWA/ay
247 Yıllık elektrik tüketimi: 6400 X 12 = KWA/yıl Toplam elektrik tüketimi: = KWA/yıl Ortalama 1 KWA bedelinin hesaplanması; (Anlaşmalı olarak uygulanan fiyat) Ortalama KWA bedeli : TL % 1 Belediye rusümü : 2.- TL % 10 KDV 18.-TL Toplam bedel 194.-TL Toplam elektrik giderleri : x 194 = TL Diğer enerji ve su giderleri için yıllık TL ödeme yapılacağı tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, toplam yakıt, enerji ve su giderleri : TL olacaktır. 5. Personel ve İşçilik Giderleri İstihdam bölümünde gösterilen TL'lık personel ve işçilik giderleri aynen gider bölümüne aktarılmıştır. 6. Bakım ve Onarım Giderleri Tesis ve makinaların yıllık bakım ve onarım giderleri için TL'lık bir fon ayrılmıştır. Ayrıca alınacak bilgisayar donamınının bakım ve onarımı için aylık TL'lık ve yıllıkta TL'lık bir fon ayrılacaktır. Dolayısıyla, toplam bakım ve onarım giderleri TL olacaktır. 7. Amortismanlar Amortismanlar Tablosu (TL) Cinsi Etüd Giderleri Yeni Ofis Düzenlemesi Proje Giderleri Makinalar Tutarı Amortisman Oranı (ortalama) 10.0 Yıllık Amortisman Tutarı Toplam (Yaklaşık)
248 8. Genel Giderler İşletmenin kırtasiye, PTT, arazi - bina vergileri, satış masrafları ve diğerleri için TL'lık bir fon ayrılmıştır. 9. Beklenmeyen Giderler Beklenmeyen giderler için TL'lık bir harcama olabileceği kabul edilmiştir. 10. Faiz Giderleri Yatırım dönemi oluşacak faiz giderlerinin azami iki yıl içinde ödenmesi düşünülmektedir. Toplam faiz giderlerinin TL olacağı tahmin edilmektedir. Ortalama faizi % 48 olarak dikkate aldık ve kümülatif olarakta bu faiz tutarının yarısının birinci diğer yarısının ise ikinci yılda ödeneceğini varsayıyoruz. Yıllık İşletme Giderleri Sıra Giderin No Cinsi I Hammadde Giderleri Yardmıcı Madde ve İşletme Malzemesi Giderleri Yakıt. Hnerji ve Su Gid Personel ve İşçilik Gid Baknn ve Onamn Giderleri Amortismanlar Genel Giderler Beklenmeyen Giderler Faiz Giderleri Toplam işletme Giderleri İşletmede, kullanılacak tahmini ortalama kapasiteyi % 70 olarak belirtmiştik. Aylık olarak tabaka karton işlenecektir. Bir tabaka kartonun satış fiyatı ortalama TL'dır. Dolayısıyla x 1214 = TL olacaktır. Yıllık işletme gelirleri; X 12 = TL olacaktır.
249 12. Yıllık Gelir-Gider ve Kâr Durumu İşletmenin gelir ve giderlerinin yıllık net kârı aşağıdaki tabloda verilmiştir. Gelir vergisi kesintisi % 40, yatırım indirimi % 30 olarak dikkate alınmıştır. Yıllık Gelir - Gider ve Kâr Durumu Gelir ve Gider Yıllık Gelirler Yıllık Giderler Brüt Kâr Gelir Ver. (% 40) Net Kâr Yatırım İndirimi: x % 30 = TL 1991 Brüt Kârı: TL Vergiye konu olacak matrah: = TL 1991 Yılı Gelir Vergisi: x % 40 = TL Nakit Akımı Analizi (İşletmenin İtfa Süresince Nakit Akımı) Gelir-Gider 1990 A. Kaynaklar 1. Net Kâr 2. Özvailık 3. Yabancı Varlık 4. Gümrük 5. Amortismanlar Kaynaklar Top. B. Harcamalar 1. Sabit Yatırım 2. İşletme Serma. 3. Gümrük Harcamalar Top C. Fark D. Kümülatif O V. MALİ EKONOMİK ANALİZLER 1. Kâra Geçiş Analizi Yıllık işletme giderlerinin gelirlere eşit olduğu nokta başabaş noktasıdır (Kâra geçiş noktası). Bunu hem grafik hem de formül yöntemiyle hesaplamak mümkündür.
250 Basabas Noktası = Basabas Noktası = Sabit Giderler Satış Hasılası - Değişken Giderler Satış Hasılası = TL Modernizasyon yatırımı TL'lık satış hasılatından sonra kâra geçmektedir / = % 28'lik bir başabaş noktasına denk düşmektedir. Kâra Geçiş Analizi Tablosu (TL) Sıra Gider Toplam Sabit Değişken No Türü Giderler Giderler Giderler 1 Hammadde Ö _ Yar. Madde ve işletme Mal Yakıt, Enerji ve Su Personel, İşçilik Bakım ve Onarım ,949,860 6 Amortisman _ 7 Genel Giderler Beklenmeyen Giderler _ 9 Faiz Giderleri Toplam Rantabilite Hesapları Rantabilite iıesaplarmda, yatırım indirimi uygulanmayan 1992 işletme yılı esas olarak alınmıştır Sermayenin Kârlılığı Sermayenin Kârlılığı = NetKâr Sermaye (Ozkaynak) = %67.5
251 2.2. Yatırımın Kârlılığı Net Kâr Yatırımın Kârlılığı = Sermaye (Özkaynak) = % Yatırımın Geri Dönme Süresi Toplam Yatırım Geri Dönme Süresi = Sabit Gelir (Net Kâr + Amortismanlar) ~ = 1.8yıl Geri Dönme Süresi Yaklaşık 1 yıl 8 ay'dır Katma Değer Personel ve İşçilik Brüt Kâr Net Katma Değer Amortismanlar Brüt Katma Değer TL TL TL TL TL 2.5. Yatırımın Üretkenliği ^, ^ n... Net Katma değer Yatırımın Üretkenliği = ;, ^ Toplam Yatırım = % Devletin Kaybının Geri Dönüş Süresi a) Devletin Kaybı - Yatırım indiriminden TL
252 b) Devletin Kazancı - Vergiler Toplamı TL D.K.G.D.S. = Devletin Kaybı Devletin Kazancı ^ = 1 Devletin Kaybının Geri Dönüş Süresi (D.K.G.D.S.) yaklaşık olarak 1 yıldır. SONUÇ Hesaplamalardan da görüldüğü gibi gerek sermayenin kârlılığı, gerek yatırımın kârlılığı gerekse de yatırımın ve Devletin kaybının geri dönüş süreleri oldukça olumlu devrelere rastlamaktadır. Bunları etkileyen en önemli faktör yatırımın birtevsi-modernizasyon yatırımı olmasıdır. Buna rağmen, yine de kamunun payına düşen kazanç ise sürekli artış eğilimi göstermektedir. Ayrıca, yaratılan katma değer açısından yatırımın üretkenliği bire yaklaşmaktadır ki, bu da oldukça olumlu bir göstergedir.
253 EK-3B HASTANE PROJESİ FİZİBİLİTE ETÜDÜ L KURULUŞ YERİNİN SEÇİMİ ve BİNA-İNŞAAT DURUMU İstanbul ili ile ilgili sağlık göstergeleri (ağırlıkla olarak hastane, yatak sayısı ve yatak başına düşen nüfus) ülke geneline oranla iyi bir düzeyi işaret etmektedir yılı plan hedeflerinden biri (sağlık açısından) yatak başına düşen nüfusu 401 olarak hedeflemekte ve 1989 yılı gerçekleşme tahmini ise 409'dur. Oysa bırakın 1989 gerçekleşme tahminini 1994 yılı hedefi bulunduğumuz dönem itibariyle İstanbul ili bazında aşılmış durumdadır. İstanbul'da 1989 yılında yatak başına düşen nüfus, yanılma payıda dahil olmak üzere kişi civarındadır. Bu ortalama Türkiye geneline göre çok iyi bir düzeye işaret etmektedir, eğer plan hedeflerini dikkate alırsak. Fakat uluslararası normlar açısından ve karşılaştırmalar dikkate alındığında biraz dezavantajlı bir durumu göstermektedir. Bütün bu yorum ve göstergeleri öyle veya böyle dikkate de alsak; gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek vardır ki; "kaliteli ve etkin sağlık talebi artmakta ve artan bu talebin karşılanması yoğun sermaye yatırımları ve harcamaları zorunlu kılmaktadır". Zaten 6. planın sağlıkla ilgili irdeleme ve politikalarını incelediğimizde kamunun kaynak yetersizliği tahditlerinden ve sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması açısından, sağlık hizmetlerinin finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve hizmet talebinin karşılanmasında özel kesimden de yararlanılması gerektiği hususunda da bir ifade bulunmaktadır. Olayı bu boyutu ile ele aldığımızda projenin kuruluş yeri olarak niçin İstanbul ilinin seçildiğinin biraz daha detayına girebiliriz. Yapılan nüfus sayımlarıda göstermiştir ki, İstanbul'un nüfus artış hızı (son yıllarda artan şekilde) Türkiye ortalamasının çok çok üstünde seyretmektedir. Yani İstanbul ili üzerinde bir nüfus artış baskısı söz konusudur. Ayrıca İstanbul'un bir merkez olmasından dolayı çevresindeki yerleşim alanlarından sağlık hizmeti talebi konusunda çekiciliği vardır. Bunlar net olarak bilinen ve sağlık hizmetleri üstünde etki yaratan faktörler. Bunlardan başka İstanbul'un orta ve uzun dönemli konumunu belirleyecek
254 olan kendine has gelişimidir. Bilindiği gibi İstanbul uluslararası platformda önemi ve etkinliği gittikçe artan bir metropol konumundadır. Metropol olma özelliğinin sonucunda ortaya çıkan çeşitlilik (nüfus açısından) aynı zamanda sağlık hizmetleri talebinde de bir çeşitlilik oluşumuna yol açmaktadır. Bu durum doğal olarak hem genel sağlık hizmetlerinin kalite ve etkinliğini hem de etkinlik boyutuyla uzman sağlık kurumlarının yapısını ve gerekirliğini etkileyecektir. Bütün bu değerlendirmeler sonucunda projenin İstanbul'da realize edilmesinin göz ardı edilemeyecek nedenleri ve gerekirliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul'da semtinde kaba inşaatı bitmiş bir yer kiralanmış ve kiralanan bu yer 10 Ocak 1983 tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "ÖZEL HASTANELER TÜZÜĞÜ" ne göre projelendirilip mimari çizimleri hazırlandıktan sonra tüzüğe uygun (hasta odaları, odaların duvar ve zeminleri, koridorlar, ısınma, aydınlatma ve diğerleri) bir şekilde inşaat yeni baştan düzenlenmiştir. IL TOPLAM YATıRıM TUTARı Bu aşamaya kadar ayrı ayrı dökümü verilen yatırım harcama unsurlarının bu düzeyde bir arada ele alınması söz konusudur. Yatırım harcamaları detayı aşağıya çıkarılmıştır. Yatırım Harcama Türü Toplam Tutarı (TL) Etüd ve Proje Giderleri Binanın Düzenlenmesi ve İnşaat Harcamaları L883.- Yerli Tıbbi Cihazlar Yabancı Tıbbi Cihazlar Gümrükleme Giderleri Dış Navlun ve Sigorta Giderleri Montaj Giderleri Donanım ve Diğer Demişbaşlar Beklenmeyen Giderler İşletme Sermayesi Genel Giderler Taşıt Araçları TOPLAM YATIRIM TUTARI Gümrüksüz Gümrüklü
255 Yatırım harcamalarının iç ve dış para bazında detayları aşağıda yatırım tutarı tablosu adı altında gösterilmiştir. Yatırım Tutarı Tablosu Harcamanın Cinsi 1 Etüd ve proje giderleri 2 Binanın düzenlen, ve inşaat harca. 3 Yerli tıbbi cihazlar 4 Yabancı tıbbi cihazlar 5 Taşıt araçları 6 Donanım ve diğer demirbaşlar 7 Beklenmeyen giderler 8 Genel giderler 9 Montaj giderleri 10 Dış navlun ve sigorta giderleri 11 Gümrükleme giderleri 12 SABİT YATIRIM TUTARI a. Gümrüklü sabit yatırım b. Gümrüksüz sabit yatırım 13 İşletme sermayesi 14 PROJENİN GENEL TOPLAMI a. Gümrüklü yatırım toplamı b. Gümrüksüz yatırım toplamı İç Para (TL) DIŞ Para ($) Toplam (TL) Not : Dış paranın hesaplanmasında farklı dövizler söz konusu olduğundan aşağıdaki çapraz kurlar kullanılmıştır tarihli Merkez Bankası çapraz kurları: 1 ABD $ = Alman Markı 1 ABD $ = Hollanda Florini 1 ABD $ = 138,40 Japon Yeni III. YATIRIMIN FİNANSMANI Yatırımın finansmanı, projenin gerçekleştirilmesini etkileyen en önemli faaliyetlerdendir. Bu bölümde finansman kaynakları ve finansman tablosu yer almaktadır. Yatırımın finansmanında % 100 özkaynak esas alınacaktır, ayrıca finansman kalemlerinde özkaynak lehine düşünülmüş bazı faktörlerde söz konusudur. Bunlarda; - Sağlık yatırımları teşvik pirimlerinden yararlanmak, - Yatırım indirimi, - Gümrük muhafiyeti,
256 - Vergi, resim ve harç istisnası, - KDV ertelemesi gibi. Bütün bu etkenler özkaynağın yapısını daha da çok güçlendirecek ve finansmanda sınırlı da olsa rahatlama sağlayacaktır. Ayrıcada kullanılan özkaynak parelelinde söz konusu olacak "Kaynak Kullanımı Destekleme Primi" karşılığı kredilerin kullanılması da finansman açısından yatırımın gerçekleşme peryodu berisinde katkı sağlayacaktır. Finansman planını içeren tablo aşağıda sunulmuştur. Finansman Kaynaklan (TL) (Yaklaşık 1 Yıl) I. YABANCI KAYNAKLAR (% 0) a- Yatırım Kredisi b- İşletme Kredisi II. ÖZKAYNAKLAR (% 100) III. TOPLAM (I + II) IV. GÜMRÜK VERGİLERİ V. TOPLAM (III +IV) (Tablo oluşturulurken projenin 1991 yılı içerisinde tamamlanacağı ön görülmüştür.) Projenin finansman ihtiyacı TL'sı işletme sermayesi olmak üzere toplam TL olarak hesaplanmıştır. Projenin rantabl olabilmesi açısından ithal makina ve donanımın % 100 gümrük muafiyetiyle teşvik edilmesi varsayılmıştır. IV. MALİ - EKONOMİK ANALİZLER IV. 1. Yatırımın Kârlılığı IV. LL Başabaş Analizi Yatırımın belli işletme döneminden sonra kâra başlama yeteneğini belirleyen bir kriter olup, yıllık işletme gider ve gelir unsurlarından yararlanılarak hesaplanmaktadır. Hastanesinin başabaş noktası analizi aşağıdaki gibi hesaplanmıştır.
257 Sabit İşletme Giderleri Sabit işletme giderleri 1993 yılı baz alınarak aşağıda verilmiştir. - Kira giderleri TL - Amortisman giderleri : TL - Personel giderleri : TL - Bakım onarım giderleri TL Toplam Sabit Giderler : TL Değişken İşletme Giderleri Yine değişken işletme giderleride 1993 yılı baz alınarak aşağıda verilmiştir. - Yakıt giderleri TL - Mutfak giderleri TL - İlaç ve oksijen azot prodoksit giderleri TL - PTT, matbuat ve diğer sarf giderler TL - Ameliyathane giderleri TL Toplam Değişken Giderler : TL Başabaş noktasının hesaplama formülü şöyledir; ^ K, Sabit Giderler Başabaş Noktası = - = ; r ^,.,. ^, ^.., Toplam İşletme Gelırlen - Değişken Giderler Başabaş Noktası = % ^ 0^ Bu bilgilerin ışığında yatırım % 40 kapasite kullanımına ulaştıktan sonra kâra geçecektir. Başka bir deyişle; i TL'dan sonraki satışlar kâr bırakacaktır. ii. Yaklaşık 5 aylık işletme devresinden sonraki hizmetler kâr bırakacak niteliktedir.
258 IV.2. Katma Değer Analizi İşletmenin brüt gelirleri ile fizik girdiler dışındaki işletme giderlerinin toplamı katma değeri belirlemektedir. Bu bilgilerin ışığında katma değer hesabı aşağıda verilmiştir. Hesaplamalarda 1993 yılı değerleri baz alınmıştır. Brüt Kâr : TL İşçilik ve Personel Giderleri : TL Diğer İşletme Giderleri : TL Net Katma Değer : TL Amortismanlar : TL Brüt Katma Değer : TL Yatırımın realize edilmesi ile yılda toplam TL'lık brüt katma değer yaratılmış olacaktır. Üretilen katma değer toplam yatırımın % 60'ı civarındadır. IV.3. Yatırımm Üretkenliği Üretilen katma değerin toplam yatırıma oranı olup, bir ve daha büyük değerler yatırımın emek yoğunluğu yönünden yüksek olduğunu ifade eder.. ^ TL Projede ise bu oran : ^ TL = %46^dır. Bu oran birden küçüktür. Dolayısıyla, bu tür sağlık yatırımlarında işletme, emeğe oranla, teknoloji yoğun olup, yatırım maliyetinin yüksekliği yanında yüksek katma değeri ile rantabl işletmelerdir. IV.4. Sermayenin Kârlılığı Brüt proje kârının yatırılan sermaye oranı olarak ifade edilir. Piyasa kısa vade kredi değerlerinden yüksek bir değer amaçlanır. Brüt Kâr Sermayenin Kârlılığı = Ozkaynaklar ^ TL TL
259 Sermayenin kârlılığı oranı brüt kâra bağlı olarak (dönem için sabit olarak dikkate alınırsa) özkaynaklarla ters orantılıdır. Yani yukardaki varsayım ışığı altında; yüksek özkaynak düşük oran veya tersi. Dolayısıyla, oranın düşük çıkması, özkaynakların yüksek oluşundandır. IV.5. Yatırımın Kârlılığı Proje brüt kârının, toplam yatırıma oranı olup, bu değerinde uzun vadeli kredi faizleri ile uyumlu olması yatırımın olumlu değerlendirilmesine neden olur. Buna göre, yatırımın kârlılığı, Yatırımın Kârlılığı = ^ BrüU<âr Toplam Yatırım Tutarı TL TL = % 34 Toplam yatırım tutarı, özkaynaklara eşit olduğundan; sermayenin kârlılığı ile ilgili olarak yaptığımız yorum ve değerlendirmeler, yatırımın kârlılığı içinde geçerlidir. IV.6. Yatırımın Geri Dönüş Süresi Toplam yatırım tutarının "net kâr + amortisman"a oranı olup, yatırım döneminde sağlanacak fonlarla yatırımın geri ödeme süresini ay ve yıl olarak vermektedir. Yatırımın Geri Dönüş Süresi = Toplam Yatırım Tutarı Net Kâr + Amortisman = Yaklaşık Olarak 2.6 Yaklaşık 2 yıl 7 ay sonunda (2.6 x 12 ay = 31.2 ay) üretilen değerlerle yatırım geri kazanılmış olacaktır. Sağlık yatırımlarında makul bir orandır. Sağlık yatırımları orta vade de kâr getiren yatırımlardır.
260 IV.7. İstihdam Üretkenliği İstihdam edilen kişi basma üretilen katma değeri vermektedir. Toplam katma değerin istihdama oranıdır. istihdamın üretkenliği = Toplam Katma Değer İstihdam TL 101 Kişi = TL Projenin realize edilmesi ile kişi başına yaklaşık 152 milyon liralık katma değer üretilmiş olacaktır. IV.8. tstihdamm Kârlılığı Üretilen net kârın istihdama oranı olup, işletme döneminde iş gücünün etkinliğini ölçen bir kriterdir. İstihdamın Kârlılığı = ^.^^^ İstihdam TL 101 Kişi " = TL/Kişi kârlılık sağlanmaktadır. IV.9. Devletin Kaybı Yatırımın makro-ekonomi yönünden değerlendirilmesinde önemli kriterlerden biridir. Devletin bu yatırımla uğradığı kayıplar aşağıda belirtilmiştir. Gümrük Muafiyeti : TL Yatırım İndirimi : TL (Yaklaşık Olarak) Devletin Toplam Kaybı : TL
261 IV. 10. Devletin Kazancı Devletin kazancı; kurumlar, fon, gelir vergisi stopajları ile işçilik ödemeleri stopajlarından ibarettir. Detayı aşağıya çıkarılmıştır (1993 yılı baz alınmıştır). Fon ve Stopaj TL Işçilik-Personel Gid TL (Stopaj ve Sig. Gid) (Yaklaşık Olarak) Devletin Toplam Kazancı : TL IV.ll. Devletin Kaybının Geri Dönüş Süresi edilir. Devletin uğradığı kaybın kazancına oranı olup, ay ve yıl olarak ifade Devletin Kaybının Geri Dönüş Süresi = Devletin Kaybı Devletin Kazancı = TL TL Devletin kaybının geri dönüş süresi yaklaşık olarak 5,5 yıl civarındadır. Devletin kaybının geri dönüş süresinin biraz yüksek çıkmasının nedenlerini şöyle sıralayabiliriz; - Yatırımın tümüyle sosyal bir yapıda olması - Yatırımın marjinal sosyal getirişinin yüksekliği - Sağlanan yatırım indiriminin % 100 gibi tavandan olması Not: Yatırım indirimi tutarı hesaplama şekli; Toplam yatırımın indirimi ( TL) x % 40 (yaklaşık Kurumlar Vergisi oranı) + Stopaj ve Fonlar (yaklaşık % 20) = A dersek; Toplam Yatırım İndirimi ( TL) - A = Devletin kaybına yol açan yatırım indirimi tutarı.
262
263 EK-3C. ÖZEL LİSE (TURİZM EĞİTİMİ DE DAHİL) PROJESİ-FİZİBİLİTE ETÜDÜ 1. PROJENİN KONUSU I.l. Projenin Gerekçesi Türkiye bugünlerde nüfusu altmış milyonu aşan, yıllık nüfus artışı % 2.1 civarında olan bir ülkeden Bu durum bugünkü demografik yapısında ülkenin geçen on'lu yıllarda yıllık nüfus artış oranının % 3'ün altına düşmemesi nedeniyle dinamik ve genç bir yapı oluşturmuştur. Açıkçası bugün ülke toplam nüfus yapısıyla tamamı gençtir, yaş grupları itibariyle ülkenin 0-22 yaş grubu toplam nüfusun neredeyse % 50'sini oluşturmaktadır. Türkiye'de ortalama ömür beklentisi erkekler için yaklaşık 67 yaş, kadınlar için 75 yaş civarıdır. Tipik inhiraf ile bu yaşları aşanlar bulunmaktadır. Ancak görülmektedirki Türkiye nüfusun toplam olarak yarısı eğitim yaş grubu içinde kalmaktadır. Bu durum Türkiye'de ilk, orta, lise ve meslek okullarında ciddi ölçülerde bir talep açığını ortaya koymuştur. Bu nedenlerledirki devletin açıp donattığı okullar yetmeyince özel kesim olarak varlıklı vatandaşların okul yaptırma donatıma ve bu okulları Milli Eğitimin hizmetine verme eğitimi artmıştır. Türkiye'de kuruluşları yüz yılı aşan yabancı dil öğretimli orta öğretim kuruluşları bulunmaktadır. Bu okullar geçmiş yıllarda ABD, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere tarafından teşkilatlanıp kurulmuşlar ve bu ülkeler tarafından finanse edilmişlerdir. Önceleri bu okullarda söz konusu ülkelere ait vatandaşların çocukları ile bu ülkede yaşayan azınlık grupların çocukları okuyup eğitim görmüşlerdir. Ne varki iletişimin dünyada hızlanması, dünyayı küçültmüş ve bu okullara rağbet artmıştır. Türkiye'de bir yandan teknolojinin getirdiği yenilikler bir yandan yüksek gelir gruplarının genişlemesi aileleri yabancı dil eğitimli okullara sürüklemiştir. Bu aşırı talep karşısında okullar yarışma sınavı açmak zorunda kalmışlardır. Ancak daha sonra bu çare de sorunu çözmeyince Türkiye'de devletin kendisi, İngilizce ve Almanca dil eğitimli orta öğretim kurumlarını kurma eğitimini artırmıştır. Gerçekleştirilen ve yaygınlaştırılmaya çalışılan
264 "Anadolu Liseleri" uygulaması bunun bir örneğini teşkil etmiştir. Bu tatbikat dahi yetmeyince özel kesimde yabancı dil eğitimli orta öğretim kurumları açmaya başlamışlardır. Bu fizibilitede dökümü verilen bu okulların sayısı her geçen yıl artmaktadır. Uzun-dönemde yabancı dil eğitimli özel orta öğretim kurumları sayısı artacaktır. IL PAZAR ANALIZI ILI. Türkiye ve istanbul'un Nüfusu Türkiye nüfusu 1990 yılı itibariyle 55 milyon civarındadır ve bu nüfus ağırlıklı olarak genç bir yapıya sahiptir. Yaklaşık olarak 30 milyon nüfus 20 yaşın altındadır. Bu grup nüfus eğitim açısından geniş bir potansiyele sahiptir ve eğitim talebi ile piyasaya çıkmaktadır. Bu talep ilkokul, ortaöğretim ve üniversite düzeyindedir. Yıllık nüfus artışının yüksek olması (% 2.5) kamu açısından kaliteli eğitim sunmada güçlükler yaratmaktadır. Bu bizi eğitimin genel açmazı olan kalite eğitiminin önemini de artırmaktadır. Her yıl binlerce öğrenci özel okullara yahut Anadolu Liselerine girmek için sınava tabi tutulmaktadırlar ve ancak sınava girenlerin yaklaşık % 10'u mutlu sona uluşmaktadırlar. Türkiye'nin nüfusunun yaş gruplarına göre dağılımı aşağıdaki tabloda görülebilir. Tablo 1. Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (Bin kişi) Yaş Grupları Nüfus % Nüfus % Nüfus % Nüfus % Nüfus % Çağ Nüfus Gru Ana Yaş Gru Toplam Nüfus
265 Tablodan da görüldüğü gibi yılları arasında nüfus artış hızı % arasında seyretmektedir ve bu dönemde bu oranın çok aşağılara çekileceğini de tahmin etmiyoruz. Yine tabloda, yıllar itibarıyla 7-21 yaşları arasındaki nüfus, toplam nüfusun yaklaşık % 30-35'ni oluşturmaktadır ve bu yaş grubunun eğitim talebinin baskısı sürekli gündemde olacaktır. İstanbul'un nüfusu 1970 yılında 3 milyon civarında iken, 1980 yılında yaklaşık 5 milyona ve 1990'da milyona ulaştı. Bu nüfus artış hızları ülke ortalamalarının çok çok üstündedir. Ülke nüfusu ile İstanbul nüfusunun mukayesesi aşağıdadır. Toplam Nüfus İstanbul Nüfusu Yıllar Nüfus Artış % Yıllar Nüfus Artış % Burada da görüldüğü gibi İstanbul'daki 5'er yıllık nüfus artış hızları, ülke nüfusu artış hızının yaklaşık iki katı civarındadır ve de ayrıca döneminde ise bu oran yaklaşık 3.5 katı civarındadır. Bu da gösteriyor ki, İstanbul'daki nüfus artış baskısı ülke genelinde oranla çok daha fazladır. Yine bu çizelgeden de görüldüğü gibi yaklaşık olarak İstanbul'un nüfusu toplam ülke nüfusunun % 10'nu kapsamaktadır. Türkiye nüfusunun her 10 kişisinden ikisi İstanbul'da yaşamaktadır (1990 yılı itibarıyla). kaynakları; II.2. Hedef Pazarlar Kurulacak olan özel ortaöğretim okulunun ana hedef pazarlarının - Nüfus artışı - Kırsal kesimden kente olan akım - İlkokuldan mezun olanlar - Ortaokuldan mezun olanlar - Avrupa'da çalışan (özellikle Almanya'da) Türk ailelerinin çocukları ve - Orta-Doğu ülkeleridir.
266 Aşağıdaki tablodan da görüldüğü gibi öğretim döneminde yaklaşık öğrenci mezun olmuştur. Bu, öğretim yılına oranla yaklaşık % 60'lık bir artışı ifade etmektedir. Aynı dönemler arasında öğrenci sayısındaki artış % 25 civarındadır. Yine öğretim yılında ortaokullardan mezun olanların sayısının olduğunu tahmin etmekteyiz. Bu dönemine göre % 25'lik bir artışı ifade etmektedir. Dolayısıyla, kurulacak olan okul için öğrenci başına temel hedef pazar 'luk ilkokul mezunu öğrencilerdir. Lise bölümü için temel hedef pazar bu kişilik mezunlar grubudur. Toplam öğrenci pazarını böylece tahminen olarak kabul edebiliriz. Tablo-2. İlk ve Ortaokuldan Mezun Olanlar öğretim İlkokul Ortaokul Yıh Mezunu Mezunu * * * Tahmini Değerler Türkiye genelindeki bu değerlendirmeden sonra spesifik olarak İstanbul yöresini değerlendirelim öğretim döneminde İstanbul'da ilkokullardan öğrenci mezun olmuştur. Bu toplam ilkokul mezunlarının % 10'undan daha fazladır. Yani ülkede ilkokuldan mezun olan her 10 öğrenciden birisi İstanbul'daki bir ilkokuldan mezun olmaktadır. Yine aynı dönemde ortaokullardan öğrenci mezun olmuştur. Bu da toplam ortaokul mezunlarının % 15'ini kapsamaktadır.
267 öğretim yılında toplam öğrenci ilkokulda bulunmakta idi. Bu sayının öğretim yılında arasında olacağını tahmin etmekteyiz dönemine ait olan öğrencilerin doğum yıllarına göre dağılımı şöyledir; 1981 doğumlular (1. sınıflar) % doğumlular (2. sınıflar) % doğumlular (3. sınıflar) % doğumlular (4. sınıflar) % doğumlular (5. sınıflar) % ve 1975 doğumlular (5. sınıflar) % 10.0 Aynı oranları veri alırsak öğretim yılında sınıflara göre öğrenci dağılımını şöyle gösterebiliriz; (1. sınıflar) Öğrenci (2. sınıflar) Öğrenci (3. sınıflar) Öğrenci (4. sınıflar) Öğrenci (5. sınıflar) Öğrenci Bu rakamlar kesin olmamakla birlikte bize pazar açısından önemli sonuçlar vermektedir. Yani beşinci sınıftaki öğrencileri eğitim dönemi sonunda ağırlıklı olarak mezun olacaklarını varsayarsak ki bu da bize asgari öğrencilik bir hedef pazarı göstermektedir. Pazarla ilgili son belirteceğimiz husus yurt dışındaki (ağırlıklı olarak Avrupa) Türk ailelerinin çocukları ile ilgilidir. Önerilen ve kurulması planlanan ortaöğretim okulu özellikle Avrupa'da yaşayan ailelerin çocukları için çok çekici ve ilgili olacağını tahmin etmekteyiz. Almanca müfredat yapması düşünülen okulun Almanya'daki işçi ailelerin çocukları içinde ayrıca çok cazip ve uygun bir eğitim merkezi olacağını düşünmekteyiz. Bu aynı zamanda döviz girişleri açısından da olumlu bir gösterge olacaktır.
268 III. YATIRIM HARCAMALARI Toplam Yatırım Harcamaları aşağıdaki gibi olacaktır: Arazi Maliyeti Kuruluş ve Proje Giderleri Arazi Düzenleme Giderleri İnşaat Harcamaları Tesisat Harcamaları Ulaştırma Harcamaları Yardımcı İşletme Giderleri Teçhizat ve Donanım Harcamaları Toplam Yatırım TL TL TL TL TL 708.0Ö TL TL TL TL IV. İSTİHDAM DURUMU Eğitim merkezinin tam kapasitedeki istihdam durumu aşağıya çıkarılmıştır (1.200 öğrenci) Müdür (2 tane Ortaöğretim, 1 tane Turizm okuluna) Müdür Yardımcısı (3/1) Öğretmen (60/10)(% 50 yabancı, % 50 yerli) Belletmen (3 kız - 3 erkek) Honsemester (erkek) Housmother (bayan) Mutfak Personeli Temizlik Personeli Güvenlik Personeli Ulaştırma (personel-satınalma) Doktor Hemşire İşletme Müdürü Formen Teknisyen (Elektrik, tesisat, marangoz, bahçıvan) Muhasebe Personeli (Santral operatörü dahil) Eğitim Destek Personeli Sekreter Kütüphane Personeli Audio Visual Sorumlusu Toplam Personel 3 Kişi 4 Kişi 70 Kişi 6 Kişi 1 Kişi 1 Kişi 20 Kişi 18 Kişi 12 Kişi 6 Kişi 1 Kişi 3 Kişi 1 Kişi 1 Kişi 10 Kişi 10 Kişi 10 Kişi 7 Kişi 3 Kişi 1 Kişi 188 Kişi
269 V. İŞLETME DÖNEMİ GELİRLERİ Eğitim merkezinin işletme dönemine ait gelirleri okul ücretleri ve öğrencilerin konaklama (yatılı) ücretlerinden ibaret olacaktır. Eğitim merkezinin ilk dönemde % 80 kapasite ile hizmete geçeceği varsayımı ile işletme dönemi gelirleri aşağıya çıkarılmıştır. - 1 yıllık okul ücreti : TL - 1 yıllık konaklama (yatılı) ücreti : TL Okul Öğrenci Sayısı Gelirler Ortaokul 500 X % 80 = X TL Lise 500 X % 80 = X = TL Turizm Okulu 200 X % 80 = X = TL Toplam Gelirler TL Eğitim Merkezinin 5 Yıllık Gelir Tahminleri Şöyledir Ortaokul Lise Turizm Okulu Okul Öğrenci Sayısı Gelirler 500 X % 80 = X % 80 = X % 80 = X = 400 X = 160 X = 1. YIL TOPLAM GELİR TAHMİNİ TL Ortaokul Lise Turizm Okulu 500 X % 90 = X % 90 = X % 90 = X = 450 X = 180 X = 2. YIL TOPLAM GELİR TAHMİNİ TL Ortaokul Lise Turizm Okulu 500 X % 100 = X % 100 = X % 100 = x = 500 X = 200 X = 3. YIL TOPLAM GELİR TAHMİNİ TL Ortaokul Lise Turizm Okulu 500 X % 100 = X % 100 = X % 100 = X = 500 X = 200 X = 4. YIL TOPLAM GELİR TAHMİNİ TL Ortaokul Lise Turizm Okulu 500 X % 100 = X % 100 = X % 100 = X = 500 X = 200 X = YIL TOPLAM GELİR TAHMİNİ TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL TL Not : İlk yıldan sonraki gelir hesaplamalarında bir sonraki ücretler, bir önceki yılın ücretlerin ortalama % 40 fazlasına denk düşmektedir.
270 Genel Giderler İşletme dönemindeki kırtasiye, seyahat, harç, vergi ve diğer harcamalar için yaklaşık olarak TL'lık bir gider olacağı tahmin edilmektedir (Reklam harcamaları dahil). Personel Giderleri Daha önceki bölümlerde de belirttiğimiz gibi tahmini olarak 188 personel istihdam edilecektir. Personel giderleri dökümü aşağıdadır; Personel Brüt Yıllık Ücretler (TL) 3 Müdür Müdür Yardımcısı Yabancı Öğretmen Yerli Öğretmen Belletmen Danışman Mutfak Personeli Temizlik Personeli Güvenlik Personeli Ulaştırma Personeli Doktor Hemşire İşletme Müdürü Formen Teknisyen Muhasebe Personeli Eğitim Destek Personeli Sekreter Kütüphane Personeli Audio Visual Sorumlusu Toplam Sigorta Giderleri Toplam Personel Giderleri Elektrik, Su Giderleri İşletme döneminde gerek ısıtma gerekse de normal kullanım açısından toplam giderlerin yaklaşık % 5'i kadar bir oranda elektrik ve su giderleri olacağını tahmin etmekteyiz TL x % 5 = TL
271 Haberleşme Giderleri İşletme döneminde ağırlıklı olarak telefon olmak üzere tüm haberleşme giderlerinin TL civarında olacağını tahmin etmekteyiz. Mutfak Giderleri Eğitim merkezi yatılı olacağından haftada 5 gün olmak üzere 9 ay süre ile mutfak giderleri olacaktır. Günde 1 kahvaltı ve 2 öğün yemek üzerinden maliyetler aşağıdaki gibi olacaktır. Yemek maliyeti (Ortalama tabldot olarak) Çorba Asıl Yemek Tatlı Toplam TL TL TL TL Kahvaltı maliyeti (Ortalama tabldot olarak) Peynir (50 gr) TL Zeytin (50 gr) TL Tereyağ (30 gr) TL Reçel (40 gr) TL Çay/Süt TL Ekmek TL Toplam TL Mutfak Giderleri Yemek Giderleri x 960 x 20 x 9 = TL Kahvaltı Giderleri x 960 x 20 x 9 = TL Toplam Mutfak Giderleri TL Bakım ve Onarım Giderleri İşletme döneminde yaklaşık olarak TL'lık bir harcama olacağını tahmin etmekteyiz (destek ve sosyal tesislerin olmasından dolayı). Faiz Giderleri Daha öncede belirttiğimiz gibi eğitim merkezi % 60 özkaynak ve % 40'ta yabancı kaynak şeklinde oluşturulacak. Talep edilecek olan toplam yabancı kaynak; TL olacaktır.
272 Bu kaynağın faiz gideri ise; TL x % 60 yıllık faiz oranı ile işletme döneminde TL'lık bir maliyet yükleyecek. Toplam işletme dönemi giderleri aşağıdaki gibi olacaktır: Genel Giderler Personel Giderleri Elektrik, Su Giderleri Haberleşme Giderleri Mutfak Giderleri Bakım ve Onarım Giderleri Faiz Giderleri Toplam Giderler TL TL TL TL TL TL TL TL Not: Bu tür yatırımlarda mevzuat açısından amortisman ayrılması söz konusu olmadığından, amortisman giderleri diye bir maliyet dikkate alınmamıştır. VI. FİNANS ve NAKİT AKIMI ANALİZİ Yıllar İtibariyle Gelir - Gider Tablosu (Milyon TL) 1. Yıl 2. Yıl 3. Yıl 4. Yıl 5. Yıl 1. Gelirler Toplamı 2. İşletme Giderleri Gayri Safı (Kâr/Zarar) (2.686) Yatırım İndirimi (% 100) 5. Kurumlar Vergisi (% 40) Stopaj + Fon Net Kâr Not : İşletme döneminin birinci yılı zarar olduğundan, yatırım indirimini ve kurumlar vergisini ikinci yılı dikkate alarak başlattık.
273 Nakit Akımı Analizi (Milyon TL) Yatırım Dönemi 1. Yıl 2. Yıl 3. Yıl 4. Yıl 5. Yıl A. KAYNAKLAR 1. Net kâr 2. Özkaynaklar 3. Borçlar a- Uzun vadeli yat. 4. Amortisman 5. Kaynak kullanımı destek, primi TOPLAM KAYNAKLAR B. HARCAMALAR L Yatırım Harcamaları a- Arazi b- İnşaat c- Teçhizat d- Proje e- Tesisat f- Arazi düzenleme h- Diğer 2. Kredi Anapara 3. İşletme Sermayesi TOPLAM HARCAMA FARK BİRİKİMLİ FARK VIL YATIRIMIN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ VII.L Yatırımın Kârlılığı VIL 1.1. Başabaş Analizi (Kâra Geçiş Noktası) Yatırımın belli işletme döneminden sonra kâra başlama yeteneğini belirleyen bir kriter olup, yıllık işletme gider ve gelir kalemlerinden yararlanılarak hesaplanmaktadır.
274 Sabit İşletme Giderleri; Sabit işletme harcamaları aşağıda sıralanarak verilmiştir. Personel Giderleri Bakım - Onarım Giderleri Finansman Giderleri TL TL TL (Amortisman ve Kira Giderleri Yoktur) Toplam Sabit Giderleri TL Değişken Giderler İşletme dönemine ait sabit olmayan giderlerin dökümü aşağıda verilmiştir. Elektrik - Su Giderleri TL Mutfak Giderleri TL Haberleşme Giderleri TL Genel Giderler TL Toplam Giderler TL Yıllık Gelirler - Değişken İşletme Giderleri (1. yıl zarar olduğundan 2. yılı dikkate alıyoruz) = TL Başabaş Noktası Sabit Giderler Başabaş Noktası = Yıllık Gelirleri - Değişken Giderler Başabaş Noktası =% Bu bilgilerin ışığında yatırım % 83.7 kapasite kullanımına ulaştıktan sonra kâra geçecektir. Başka bir deyişle; 20 milyarın üstündeki kazanımlar kâr getirecektir öğrenci kapasitesinden sonraki hizmetler kâr bırakacak niteliktedir.
275 VII.2. Katma Değer İşletmenin brüt gelirleri ile fiziki girdiler dışmdaki işletme giderlerinin toplamı katma değeri belirlemektedir. Bu bilgilerin ışığında katma değer hesabı aşağıda verilmiştir. Hesaplamalarda ikinci yıl dikkate alınmıştır. Brüt Kâr Personel Giderleri Finansman Giderleri Diğer İşletme Giderleri NET KATMA DEĞER TL TL TL TL TL Yatırımın realize edilmesi ve kâra geçmesi ile yılda toplam 16.5 milyar liralık net katma değer yaratılmış olacaktır (amortisman ayrılmadığından, brüt katma değere ulaşamıyoruz). Üretilen katma değer toplam yatırımın % 73'ü mertebesindedir. VII.3. Yatınmm Üretkenliği Üretilen katma değerin (net) toplam yatırımına oranı olup, bir ve daha büyük değerler yatırımın emek yoğunluğu yönünden yüksek olduğunu ifade eder. Bu yatırımda üretilen net katma değerin toplam yatırıma oranı % 73 mertebesinde olup, bire yakın bir değer vermektedir. VII.4. Sermayenin Kârlılığı Brüt proje kârının yatırılan sermaye ye oranı olarak ifade edilir. Piyasa kısa vade kredi değerlerinden yüksek bir değer amaçlanır. Yafnmda olup, sermayenin bu orandaki kârlılıl<ta olduğu görülmektedir. (İlk yıl zarar olduğundan ve tam kapasiteye yakın olması açısından üçüncü yılı dikkate aldık) VII.5. Yatırımın Kârlılığı Proje brüt kârının toplam yatırıma oranı olup, bu değerinde uzun vadeli kredi faizleri', ile uyumu olması yatırımın olumlu değerlendirilmesine neden olur. Buna göre, yatırımın kârlılığı, = % 33'dür
276 VıL6. Yatırımın Geri Dönüş Süresi Toplam yatırım tutarının net kâr + amortisman oranı olup, yatırım döneminde sağlanacak fonlarla yatırımın geri ödeme süresini ay veya yıl olarak vermektedir. Yatırımın Geri Dönüş Süresi; = Yaklaşık 4 yıl sonunda üretilen değerlerle yatırım geri kazanılmış olacaktır. Eğitim yatırımlarında makul bir orandır. VII.7. Devletin Kaybı Projenin makro-ekonomi yönünden değerlendirilmesinde önemli kriterlerden biridir. Devletin bu yatırımla uğradığı kayıplar aşağıda verilmiştir. Yatırım İndirimi TL Kaynak Kullanımı Destekleme Primi TL Toplam Devletin Kaybı TL VII.8. Devletin Kazancı Devletin kazancı; kurumlar, fonlar, gelir vergisi stopajları ile işçilik ödemeleri stopajlarından ibarettir. Döküm aşağıda verilmiştir. Fon ve Stopaj TL İşçilik - Personel Giderleri Stopajları TL Toplam Devletin Kazancı TL VıL9. Devletin Kaybının Geri Dönüş Süresi Devletin uğradığı kaybın kazancına oranı olup, ay ve yıl olarak ifade edilir. Devletin Kaybı D.K.G.D.S. = Devletin Kazancı ^ = 3.9yıl
277 VII. 10. Projenin Ödemeler Dengesine Etkisi Eğitim merkezi Almanca tedrisatlı olacağından daha önceki bölümlerde pazar analizine değindiğimiz gibi hedef kitlelerden biri Almanya'da yaşayan Türk ailelerinin çocukları olacaktır. Eğitim merkezinin toplam öğrenci kapasitesinin en kötü olasılıkla % 20'sinin bu merkezli olması durumunda dahi, yılda yaklaşık olarak 2.5 milyon DM döviz girme ihtimali oldukça yüksektir. Tahminimiz odur ki, tedrisatın Almanca olması ve destek (diğer tesislerin yeterli), modern olması, her türlü eğitim donanımının mevcudiyetinden dolayı eğitim merkezi bu kesimin çocukları açısından tercih edilebilecek ve uzun vadede döviz girdileri artacaktır. VIIL PROJENİN NİHAİ DEĞERLENDİRİLMESİ ve SONUÇ Bu fizibilite etüdü dikkatle incelendiğinde aşağıda belirlenen sonuçlar ulaşılmaktadır. Bu yatırım projesinde sabit yatırım oranı yüksek bir değere ulaşmaktadır. Ancak böyle bir yatırımın katma değeri de yüksektir. yatırımın emek niteliğinde yoğun bir özellik bulunmaktadır. Bu yatırım projesi toplumsal ve sosyal marjinal getirilen açısından olumludur. Bu yatırımda sabit giderler yaklaşık 15.5 milyar TL ile başlamaktadır. Başabaş noktasının % 83.7 olması yatırımın sosyal içeriğinin sosyal ağırlık taşıdığını kesinlikle ifade etmektedir. Normal sanayi yatırımlarına kıyasla yatırımın geri ödeme süresi 4 yıl olması ve sanayi yatırımlarına kıyasla iki yıl daha fazla sürede kendini itfa etmesi bu durumu doğrulamaktadır. Proje, ilk yıllarındaki kârlılık oranlarının azlığına karşılık ileriki yıllarda rantabl bir yatırım özelliği göstermektedir. Gelir akım tabloları bu gelişmeyi göstermektedir. Bu yüzden ilk yıllardaki ağır yüküne rağmen bu proje üzerinde yapılacak yatırımın rantabl bir yatırım olacağı sonucu çıkmaktadır. Bu
278
279 KAYNAKÇA AŞIKOĞLU, Rıza - BÜKER, Semih: Yatırım ve Proje Değerlemesi. Anadolu Üniversitesi Yayınları. Fasikül: 1 ve 2, Eskişehir, ÇAVLI, Mehmet: Yatırım Projelerinin Hazırlanması, Değerlendirilmesi, Kuruluş Yeri Seçimi. İTO Yayınları, İstanbul, CHANDRA, Prasanna: Projects-preparation, appraisal, implementation. Tata McGraw-Hill Publishing Company Limited. New Delhi, COPELAND, E., THOMAS-WESTON, Fred, J.: Financial Theory and Corporate Policy. Second Edition. Addison-Wesley Publishing Company. USA, FABRYCKY, J.W.-THUESEN, J.G.: Economic Decision Analysis. Prentice-Hall. Inc. USA, GÜVEMLİ, Oktay: Yatırım Projelerinin Düzenlenmesi ve Değerlendirilmesi. 3. Baskı Proje Danış Yayınları. İstanbul, İNCEKARA, Ahmet: Türkiye'de Teşvik Sistemi. İTO Yayınlan. İstanbul, INSTITUTE OF SOCIAL STUDIES: Teaching Manuel For Project Appraisal. The Hague, KOTLER, Philip. Marketing Management: Analysis, Planning and Control. Fifth edition Prentice-Hall International Editions. USA, KOUTSOYIANNIS, A.: Non-Price Decisions. The MacMillan Pres Ltd., LUMBY, Stephen: Investment Appraisal. Second Edition. VanNostrand Reinhold. UK, ÖZMUCUR, Süleyman: Geleceği Tahmin Yöntemleri. İSO Yayınları. İstanbul, SARIASLAN, Halil: Yatırım ProjelerininHazırlanmasıve Değerlendirilmesi.Turhan Kitapevi Yayınları. Ankara, SQUIRE, Lyn-Van Der Tak G. Herman: Economic Analysis of Project. A World Bank Research Publication. The Johns Hopkins University Press. Baltimore, TIĞ, Orhan: Yatırım Projelerinin Hazırlanması ve Değerlendirilmesi (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Üniversitesi, T.C. Turizm Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Yayını: Antalya Falez Oteli Yapılabilirlik Etüdü. Ankara, UNIDO, (Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı): Endüstriyel Yapılabilirlik Etüdlerinin Hazırlanması El Kitabı. Ankara, USTA, Öcal: Yapılabilirlik Etüdleri ve Yatırım Projelerinin Değerlendirilmesi. İstiklâl Matbaası. İzmir, YILMAZ, Zekai: Yatırım Projeleri Analizi ve Yönetimi. 2. Baskı, Uludağ Üniversitesi Basımevi. Bursa, 1993.
280 İSTANBUL TİCARET ODASI YAYINLARI (1996) YAYIN NO. YAYIN ADI 1 İthalat Rejimi 2 Devlet İhale Kanunu Paneli 3 Ekonomik Rapor 4 Economic Report 5 Türkiye AB İlişkileri ve Gümrük Birliği 6 CE İşareti - AB Ürün Pasaportu 7 Rekabetin Korunması-Türkiye ve Avrupa'daki Uygulamalar Semineri 8 Fikri Mülkiyet Hakları ve Uluslararası Uyum Sorunları Semineri 9 İhracat Rejimi 10 Gümrük Birliği ve Dış Ticaret Mevzuatı 11 Yurtiçi Endüstriyel ve Sektörler Fuarlar Takvimi 12 Calendar of Industrial & Trade Fairs in Turkey 13 İndirimli Oteller Katalogu 14 Gümrük Birliği'ne Geçiş Sürecinde Küçük Orta Ölçekli İşletmeler 15 Uluslararası Ticari Tahkim Konusundaki Son Gelişmeler Semineri 16 AB'nin Rekabet Politikasının Temelleri 17 Gümrük Birliği'ne Girdikten Sonra Yatınmlarda ve İhracatta Uygulanan Teşvikler ve Devlet Yardımlan 18 Yurtdışı Fuarlar Katalogu 19 Gümrük Birliği'nde KOBİ'lerin Rekabet Gücü ve Sınai İşbirliği Olanaklan 20 İndirimli Sağlık Kuruluşlan Rehberi 21 Sorularla Türk Markalar Hukuku 22 Türkiye-İsrail Ticaret Antlaşmasına İlişkin Notlar 23 Türkiye'de Tüketicinin Korunması Tedbirleri-Öneriler ve Ekonomik Etkileri 24 Turist Rehberi (Makedonca) 25 Sorularla Patent Mevzuatı 26 Göç Veren Yöreler Bölgesel Gelişim Araştırması SÜRELİ YAYINLAR 1 Ticaret Gazetesi (Haftalık) 2 ICOC (İngilizce Mecmua-3 Aylık) 3 Ekonomik Rapor (Türkçe ve İngilizce-Yıllık) 4 Aylık Ekonomik Veriler (Aylık) 5 Fiyat İndeksleri (Aylık)
281
282 İSTANBUL TİCARET ODASI Ragıp Gümüşpala Cad. No: Eminönü/İSTANBUL Tel: (0212) (44 Hat) Fax: (0212)
283
İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI. Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT
İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI Bu Dersimizde; Kuruluşla İlgili Bazı Temel Kavramlar Genel Olarak İşletmenin Kuruluş Aşamaları Fizibilite Çalışmalarının
SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİMİ II
SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİMİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKAT Burada ilk 4 sayfa gösterilmektedir. Özetin tamamı için sipariş veriniz www.kolayaof.com 2 Kolayaof.com 0 362 2338723 Sayfa 2 İÇİNDEKİLER 1. ÜNİTE-
YÖNT 101 İŞLETMEYE GİRİŞ I
YÖNT 101 İŞLETMEYE GİRİŞ I 1 İşletme kurma fikriyle birlikte başlayıp, işletmenin kesin olarak kuruluşunun tamamlanmasına kadar sürdürülen çalışma ve araştırmalara işletmelerin kuruluş çalışmaları denmektedir.
GENEL İŞLETME İŞLETMEN. Yrd. Doç. Dr. Hasan ALKAN
GENEL İŞLETME İŞLETMEN LETMENİN N KURULUŞ ÇALIŞMALARI Yrd. Doç. Dr. Hasan ALKAN İşletme denince köşe başındaki bakkaldan büyük bir demir çelik işletmesine kadar çeşitli tipte girişimler söz konusu olabildiğine
ISL 101 İşletme Bilimine Giriş 3.Hafta. Doç. Dr. Hayrettin ZENGİN
ISL 101 İşletme Bilimine Giriş 3.Hafta Doç. Dr. Hayrettin ZENGİN Kuruluşla ilgili bazı temel kavramlar Yatırım: Yatırım çeşitli anlamları olan bir kavram olup, iktisatta, ulusal gelirin yeni üretim birimleri
İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ... iii. 1. Bölüm EKONOMİK GÖSTERGE ANALİZİ
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... iii 1. Bölüm EKONOMİK GÖSTERGE ANALİZİ A. MİKROEKONOMİK GÖSTERGELER... 2 1. Ekonomik Sistemler... 2 1.1. Kapitalist Sistem... 2 1.2. Sosyalist Sistem... 3 1.3. Karma Ekonomik Sistem...
1. İŞLETMELERDE KAYNAK BULMANIN ÖNEM NEMİ VE KAYNAK SAĞLAMA SİSTEM STEMİ OLARAK FİNANSMAN 1.1. İşletmelerde Kaynak Bulmanın Önemi ve Likidite Kavramı Bütün işletmeler amaçlarını gerçekleştirmek için temel
Trakya Kalkınma Ajansı. www.trakyaka.org.tr. İhracat Planı Hazırlanması Süreci
Trakya Kalkınma Ajansı www.trakyaka.org.tr İhracat Planı Hazırlanması Süreci 2013 İHRACAT PLANI HAZIRLANMASI SÜRECİ İhracat Planı Neden Hazırlanır? İhracattan ne beklendiğinin belirlenmesi, İhracat amaçlarına
Gürcan Banger 21 Mayıs 17 Haziran 2012
Gürcan Banger 21 Mayıs 17 Haziran 2012 Üretim Yatırımı Girişim kapsamında hedeflenen ürün veya hizmetlerin üretilmesi için gerekli işletme faaliyetleri planlanmalıdır. Girişimcinin uzmanlığına da bağlı
İçindekiler. Birinci Bölüm YATIRIM KAVRAMI VE YAPILABİLİRLİK ETÜDLERİ
İçindekiler Birinci Bölüm YATIRIM KAVRAMI VE YAPILABİLİRLİK ETÜDLERİ I. YATIRIM VE YATIRIM PLANLAMASI... 1 A. YATIRIM KAVRAMI VE TANIMLAR... 2 1. Halk Dilinde Yatırım... 3 2. Ekonomi Biliminde (Makro Açıdan)
GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit)
GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN Girişimcinin finansman ihtiyacı: Finansman ihtiyacının karşılanmasında
FİNANSAL YÖNETİM. Finansal Planlama Nedir?
FİNANSAL YÖNETİM FİNANSAL PLANLAMA Yrd.Doç.Dr. Serkan ÇANKAYA Finansal analiz işletmenin geçmişe dönük verilerine dayanmaktaydı ancak finansal planlama ise geleceğe yönelik hareket biçimini belirlemeyi
Planlama Nedir? Planlama Ne Değildir? Başarılı Bir Plan. www.eminkaya.net 1. Pazarlama Planlaması
2 Pazarlama Planlaması Planlama Nedir? Plan, bir amaca ulaşmada izlenecek yol ve davranış biçimini gösterir. Planlama ise, bir yöneticinin ileriye bakmasına ve kendine açık olan seçenekleri bulmasına yardım
BÖLÜM III İŞLETMENİN KURULUŞU 10/7/13 İŞLETMENİN KURULUŞ NEDENLERİ İŞLETMENİN KURULUŞ AŞAMALARI
BÖLÜM III İŞLETMENİN KURULUŞU İŞLETMENİN KURULUŞ NEDENLERİ Miras Bağımsız iş yapma isteği Kazanç sağlama isteği Toplumsal itibar sağlamak Başka fırsatların yokluğu Bir düşünce veya bir misyonu gerçekleştirme
YATIRIM PROJELERİNİN YÖNETİMİ VE İŞ PLANI. Prof. Dr. YILDIRIM BEYAZIT ÖNAL
YATIRIM PROJELERİNİN YÖNETİMİ VE İŞ PLANI Prof. Dr. YILDIRIM BEYAZIT ÖNAL YATIRIM PROJELERİNİN YÖNETİMİ Yatırım projelerinin yönetimi denilince, yatırım düşüncelerinin ortaya çıkışından üretime geçilmesine
Girişimcilik GİRİŞİMCİLİK. Ders 04. ŞENYURT / 1
GİRİŞİMCİLİK Ders 04 www.ozersenyurt.net www.orbeetech.com / 1 Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde çıkmamıştır. www.ozersenyurt.net www.orbeetech.com / 2 İş Planı Kavramı ve Öğeleri Eğitimi www.ozersenyurt.net
KAPASİTE PLANLAMASI ve ÖLÇME KRİTERLERİ
KAPASİTE PLANLAMASI ve ÖLÇME KRİTERLERİ Kuruluş yeri belirlenen bir üretim biriminin üretim miktarı açısından hangi büyüklükte veya kapasitede olması gerektiği işletme literatüründe kapasite planlaması
İNŞAAT MALİYETLERİNİN HESAPLANMASINA YÖNELİK BİR ÖRNEK
İNŞAAT İŞLERİ HARCAMA TUTARININ BELİRLENMESİ Yapı birim metrekare maliyetleri Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hesaplanarak yayınlanır. Bununla birlikte, özel kişilerin
2 İŞLETMENİN ÇEVRESİ VE İŞLETME TÜRLERİ
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 İŞLETMECİLİK 13 1.1. İnsan İhtiyaçları 14 1.1.1. Ekonomik Mal ve Hizmetler 16 1.1.2. Talep ve Arz 17 1.1.3. Tüketim ve Tüketici 18 1.1.4. Üretim ve Üretim Faktörleri 18 1.2.
Birinci Bölüm: Yatırım ve Proje Kavramları Turizm Yatırımlarının Türleri
Birinci Bölüm: Yatırım ve Proje Kavramları Turizm Yatırımlarının Türleri Y. Doç. Dr. Şevki ULAMA 1 Yatırım: Şans oyunları oynamak Eldeki fonları uzun bir süre kullanmak Fonların yatırıldığı ve kullanıldığı
Üretim Nedir? Üretim Planı
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Üretim Planı Üretim Nedir? Mal ve hizmetleri bir dizi işlemden geçirerek biçim, zaman ve yer boyutuyla faydalı hale getirmek veya faydalılıklarını artırmaya yönelik her
Bölüm 4. İşletme Analizi, İşletmenin içinde bulunduğu mevcut durumu, sahip olduğu varlıkları ve yetenekleri belirleme sürecidir.
Bölüm 4 İşletme Analizi İşletme Analizi, İşletmenin içinde bulunduğu mevcut durumu, sahip olduğu varlıkları ve yetenekleri belirleme sürecidir. İşletmenin ne durumda olduğu ve nelere sahip olduğu bu analizde
ISL 303 FİNANSAL YÖNETİM I
7. HAFTA ISL 303 FİNANSAL YÖNETİM I Finansal Planlama ve Finansal Planlama Araçları Doç. Dr. Murat YILDIRIM [email protected] KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma
GES YATIRIMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ VE FİZİBİLİTESİ
GEKA YENİLENEBİLİR ENERJİ KONFERANSI GES YATIRIMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ VE FİZİBİLİTESİ Yrd.Doç.Dr. Erol YENER 1 Yatırım ve Yatırım Projesi Yatırım : Uzun dönemde gerçekleşmesi beklenen faydalar için
İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci)
İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İşletmenin uzun dönemde yaşamını devam ettirmesine ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamasına yönelik bilgi toplama, analiz, seçim, karar ve uygulama
FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ
FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ 1 İçerik Finansal Yönetim, Amaç ve İşlevleri Piyasalar, Yatırımlar ve Finansal Yönetim Arasındaki İlişkiler İşletmelerde Vekalet Sorunu (Asil
İşletmelerin Özel Hedefleri Müşteri/Çalışan memnuniyeti - eğitimi ve kariyer gelişimi
İşletmelerin Genel Hedefleri Finansal Hedefler: Kârlılık ve yeni kârlı yatırımlar Pazarlama hedefleri Var olma hedefi: Ticari hayatı sürdürmek Sosyal sorumluluk ve topluma hizmet İşletmelerin Özel Hedefleri
İşletmenin temel özellikleri
5. Hafta İşletmenin Tanımı İşletme, üretim faktörlerini planlı ve sistematik bir biçimde bir araya getirerek mal ya da hizmet üretmek amacı güden üretim birimine denir. İşletmelerin temel özellikleri ve
Bölüm 3. Dış Çevre Analizi
Bölüm 3 Dış Çevre Analizi 1 2 Çevre Analizi Ç E V R E A N A L İ Z İ D I Ş Ç E V R E İ Ç Ç E V R E Genel / Uzak Dış Çevre Analizi Sektör / Yakın Dış Çevre Analizi İşletme İçi Çevre Analizi Politik Uluslararası
fikrinin müteşebbiste/müteşebbislerde oluşması ve 2/27
Kar sağlama, toplumsal itibar edinme, başka fırsatların yokluğu gibi nedenlerle işletme kurma fikrinin müteşebbiste/müteşebbislerde oluşması ve aşağıda sıralanan çalışmaların yapılması ile işletmelerin
Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü. ENM 307 Mühendislik Ekonomisi. Ders Sorumlusu: Prof. Dr. Zülal GÜNGÖR
Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü ENM 307 Mühendislik Ekonomisi Ders Sorumlusu: Prof. Dr. Zülal GÜNGÖR Oda No:850 Telefon: 231 74 00/2850 E-mail: [email protected] Gazi Üniversitesi Endüstri
TOS 408 EKONOMİ İnşaat Mühendisliği Bölümü
TOS 408 EKONOMİ İnşaat Mühendisliği Bölümü Ekonomi Bölüm 1 Gider Mühendisliği ve Değer Mühendisliği 3 Giriş İşletmeler kar, getiri sağlamak veya bir amacı elde etmek için kurulurlar. Yaşam döngüsü içerisinde
Alabalık ÜretimindePazarlama Sorunları ve Çözüm Önerileri
Alabalık ÜretimindePazarlama Sorunları ve Çözüm Önerileri SÜRDÜRÜLEBİLİR ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ ÇALIŞTAYI 12 NİSAN 2016 ELAZIĞ Erol ÖZTÜRK Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Elazığ Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü
ÖZERDEN PLASTİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ YÖNETİM KURULU RAPORU. Halka Arzdan Elde Edilen Fonların Kullanımı 21 Ağustos 2015
ÖZERDEN PLASTİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ YÖNETİM KURULU RAPORU Halka Arzdan Elde Edilen Fonların Kullanımı 21 Ağustos 2015 1 Raporun Konusu: Sermaye Piyasası Kurulu nun VII.128.1 Sayılı Pay Tebliği
PROJENİN TAHMİNİ FİNANSAL TABLOLARININ HAZIRLANMASI Kubilay Kavak Mart-2012 A) BAŞLANGIÇ YATIRIM HARCAMALARI Proje fikrinin geliştirilebilmesi için gerekli tüm yatırım özellikleri belirlenir. Tüm yatırım
İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY
IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY İşletmelerin bir ülke ekonomisi içindeki yeri ve önemini, "ekonomik" ve "sosyal" olmak üzere iki açıdan incelemek gerekir. İşletmelerin Ekonomik Açıdan Yeri ve
İZMİR TİCARET ODASI EKONOMİK KALKINMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (OECD) TÜRKİYE EKONOMİK TAHMİN ÖZETİ 2017 RAPORU DEĞERLENDİRMESİ
İZMİR TİCARET ODASI EKONOMİK KALKINMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (OECD) TÜRKİYE EKONOMİK TAHMİN ÖZETİ 2017 RAPORU DEĞERLENDİRMESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ MART 2018 Hazırlayan: Yağmur Özcan Uluslararası
2012/3.DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI FİNANSAL TABLOLAR VE ANALİZİ 2 Aralık 2012-Pazar 13:30-15:00 SORULAR
2012/3.DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI FİNANSAL TABLOLAR VE ANALİZİ 2 Aralık 2012-Pazar 13:30-15:00 SORULAR SORU 1: ABC Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 2007-2008-2009-2010 ve 2011 hesap dönemlerine
İÇİNDEKİLER. Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER
İÇİNDEKİLER Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1.Bölüm: TEMEL İŞLETMECİLİK KAVRAM VE TANIMLARI... 2 Giriş... 3 1.1. Temel Kavramlar ve Tanımlar... 3 1.2. İnsan İhtiyaçları... 8 1.3.
Önemli Not unuz varsa, buraya yazınız. Versiyon: [Gün Ay Yıl] [İletişim Bilgileri]
İş Planı ÖNEMLİ NOT Önemli Not unuz varsa, buraya yazınız. Versiyon: [Gün Ay Yıl] [İletişim Bilgileri] Firma Bilgileri Firma İsmi İlgili Kişi / Pozisyonu İş Adresi Telefon / Faks Numaraları E-Posta / Web
Pazarlama araştırması
Pazarlama araştırması Etkin bir pazarlama kararı alabilmek için gerekli olan enformasyonun ve bilginin toplanması ve kullanılmasıdır. Bu sayede, pazarla ilgili risk ve belirsizlik azalacak ve başarı artacaktır.
Finansal Piyasalar ve Bankalar
Finansal Piyasalar ve Bankalar Genel Olarak Finansal Piyasalar Piyasa neresidir? Finansal Piyasaların Ekonomi İçindeki Yeri Finansal Sistemi Oluşturan Piyasalar Finansal Piyasalar Para Piyasaları Sermaye
2014/3.DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI FİNANSAL TABLOLAR VE ANALİZİ 2 Kasım 2014-Pazar 13:30-15:00
2014/3.DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI FİNANSAL TABLOLAR VE ANALİZİ 2 Kasım 2014-Pazar 13:30-15:00 SORULAR SORU 1: ABC Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 31.12.2013 tarihli Bilançosu aşağıdaki
FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4
FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça
01.01.2013. İşlevsel veya Bölümsel Stratejiler. İş Yönetim Stratejileri : İşlevsel Stratejiler. Pazarlama: İşlevsel/Bölümsel Stratejiler
İşlevsel Stratejiler İşletmedeki yönetim düzeylerine göre yapılan strateji sınıflamasında orta veya alt yönetim düzeylerinde hazırlanmakta ve uygulanmakta olan stratejilerdir. KURUMSAL STRATEJİLER İş Yönetim
GENEL İŞLETME. Dr. Öğr. Üyesi Lokman KANTAR
GENEL İŞLETME Dr. Öğr. Üyesi Lokman KANTAR 26.12.2018 1 FİNANS YÖNETİMİ Ürün ve satış faaliyetleri Yatırım faaliyetleri Kaynak bulma anlamında finansman faaliyetleri İşletmenin Mali Faaliyetleri 26.12.2018
Neden İşletme Kurarız?
1 Neden İşletme Kurarız? Bağımsız çalışma isteği Miras yoluyla işletme sahipliği Yeni bir buluş veya fikri pazara sunma arzusu Başka fırsatların yokluğu Toplumsal itibar sağlama Kazanç sağlama ve ülke
İŞLETMENİN KURULUŞU (6) DOÇ.DR.HAKAN SUNAY A.Ü.Spor Bilimleri Fakültesi
İŞLETMENİN KURULUŞU (6) DOÇ.DR.HAKAN SUNAY A.Ü.Spor Bilimleri Fakültesi İşletme Kurma Kavramı ve Aşamaları İşletmeyi kurucu müteşebbisler kurar. Yatırım projesinin hazırlanması güç, masraflı, karmaşık
Finansal Amaç, Finans Fonksiyonu, Finansal Çevre 3 38
İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM Finansal Amaç, Finans Fonksiyonu, Finansal Çevre 3 38 I. Finansman Nedir?, 6 Finansal Yönetim, 7; Yatırımlar, 9; Finansal Pazarlar, 10; Finansal Kurumlar, 13; Finansal Araçlar
İlişkili taraf tanımı ile bu standardın kapsamının ayrıntıları için UMS 24 standardına bakınız.
UMS 24 Standarda (standardın ilgili paragraflarına referans verilmiştir) İlişkili Taraflar İle İlgili Açıklamalar Kontrol listesinin bu kısmı ilişkili taraflar ve söz konusu taraflarla olan işlemlerin
KYM363 Mühendislik Ekonomisi. FABRİKA TASARIMI ve MÜHENDİSLİK EKONOMİSİ
KYM363 Mühendislik Ekonomisi FABRİKA TASARIMI ve MÜHENDİSLİK EKONOMİSİ Prof.Dr.Hasip Yeniova E Blok 1.kat no.113 www.yeniova.info [email protected] [email protected] FABRİKA TASARIMI ve MÜHENDİSLİK
SKY213 SAĞLIK KURUMLARINDA MALİYET MUHASEBESİ Öğr. Gör. Pınar DOĞANAY PAYZİNER
SKY 213 SAĞLIK KURUMLARINDA MALİYET Derste Kullanılacak Kaynaklar İsmail Ağırbaş, Sağlık Kurumlarında Finansal Yönetim ve Maliyet Analizi, Siyasal Kitabevi, Ankara, 2014. Kamil Büyükmirza, Maliyet ve Yönetim
BÖLÜM: 2 İŞLETMENİN TANITIMI VE TEMEL KAVRAMLAR
DERS : GENEL İŞLETME BÖLÜM: 2 İŞLETMENİN TANITIMI VE TEMEL KAVRAMLAR İŞLETMENİN TANIMI İşletme; farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Bunlar; Bir aracı, makineyi, dükkanı veya iş yerini vb. çalıştırma.
Tedarik Zincirinde Satın Alma ve Örgütsel İlişkiler
Tedarik Zincirinde Satın Alma ve Örgütsel İlişkiler Arş.Gör. Duran GÜLER Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Satın Alma ve Tedarik Satın Alma: Üretimde kullanılmak ya da yeniden satmak
Üretim/İşlemler Yönetimi 4. Yrd. Doç. Dr. Mert TOPOYAN
Üretim/İşlemler Yönetimi 4 Verimlilik En genel anlamıyla bir sistem içerisindeki kaynakların ne derece iyi kullanıldığının bir ölçüsüdür. Üretim yönetimi açısından ise daha açık ifadesi ile üretimde harcanan
Maliyet ve Yönetim Muhasebesine Giriş 1
İŞLE 305 Maliyet ve Yönetim Muhasebesine Giriş 1 Yrd. Doç. Dr. Ali COŞKUN İşletme (Türkçe) Bölümü 2007-2008 Güz Yarıyılı Muhasebe Sistemi İşletme hakkında, işletmede çıkarı bulunan taraflara bilgi sağlayan
Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120
Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12
ORTA VADELİ PROGRAMA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME ( )
ORTA VADELİ PROGRAMA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME (2014-2016) I- Dünya Ekonomisine İlişkin Öngörüler Orta Vadeli Program ın (OVP) global makroekonomik çerçevesi oluşturulurken, 2014-2016 döneminde; küresel büyümenin
Her işletmenin amacı, müşterilerin satın almaya istekli olduğu mal ve hizmet üretmektir. Ancak, müşteri ihtiyaçlarının ve tercihlerinin sürekli
1 2 Her işletmenin amacı, müşterilerin satın almaya istekli olduğu mal ve hizmet üretmektir. Ancak, müşteri ihtiyaçlarının ve tercihlerinin sürekli olarak değişmesinin yanında, rekabet ve üretim teknolojilerindeki
T.C. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Mehmet TEZYETİŞ OSTİM Hizmet Merkezi Müdürü
KOSGEB T.C. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Mehmet TEZYETİŞ OSTİM Hizmet Merkezi Müdürü KOSGEB VE KURULUŞ AMACI KOSGEB, 1990 yılında 3624 sayılı Kanun ile
MUHASEBE ve FİNANS FONKSİYONU
MUHASEBE ve FİNANS FONKSİYONU Muhasebe ve Finans Fonksiyonları Arasındaki İlişki Muhasebe, işletmelerdeki mali nitelikli tüm işlemlerin sistemli olarak kaydını, sınıflandırmasını ve rapor edilmesini ele
01.01.2013-31.03.2013 FAALİYET RAPORU
Sayfa No:1 İSTANBUL PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01.01.2013-31.03.2013 FAALİYET RAPORU Faaliyet Raporu İçeriği 1. Raporun Dönemi 2. Ortaklığın Ünvanı 3. Dönem içinde yönetim ve denetleme kurullarında görev alan
YATIRIM PROJELERİ VE YÖNETİMİ DERS 7 YATIRIM PROJELERİNİN HAZIRLANMASI (TEKNİK ETÜD)
YATIRIM PROJELERİ VE YÖNETİMİ DERS 7 YATIRIM PROJELERİNİN HAZIRLANMASI (TEKNİK ETÜD) -2015- (7) TEKNİK ETÜDÜN AMAÇLARI Teknik etüdün yapılmasındaki amaç, projenin toplam yatırım tutarının, bir başka deyişle
Finansal Yatırım ve Portföy Yönetimi. Ders 5
Finansal Yatırım ve Portföy Yönetimi Ders 5 FİNANSIN TEMEL SORULARI: Riski nasıl tanımlarız ve ölçeriz? Farklı finansal ürünlerin riskleri birbirleri ile nasıl alakalıdır? Riski nasıl fiyatlarız? RİSK
İKTİSADA GİRİŞ - 1. Ünite 4: Tüketici ve Üretici Tercihlerinin Temelleri.
Giriş Temel ekonomik birimler olan tüketici ve üretici için benzer kavram ve kurallar kullanılır. Tüketici için fayda ve fiyat kavramları önemli iken üretici için hasıla kâr ve maliyet kavramları önemlidir.
Girişimcinin İş Kurma Sürecindeki Temel Adımları. Yrd.Doç.Dr. Levent VURGUN Turgut Özal Üniversitesi
Girişimcinin İş Kurma Sürecindeki Temel Adımları Yrd.Doç.Dr. Levent VURGUN Turgut Özal Üniversitesi Girişimcinin İş Kurma Sürecindeki Temel Adımları MOTİVASYON İŞ FİKRİ ÇALIŞMA PROGRAMI ÖN DEĞERLENDİRME
İş Fikri. Ön Değerlendirme
GİRİŞİMCİLİK Bölüm 3. İş Fikri [email protected] http://scebi.ktu.edu.tr http://scebi.ktu.edu.tr/notlar.html İş Fikri İş fikri, piyasadaki fırsatlar, iş deneyimleri, ustalıkları ve becerilerini göz önünde
ÜNİTE:1 Dönemsonu İşlemleri. ÜNİTE:2 Muhasebede Değerleme
ÜNİTE:1 Dönemsonu İşlemleri ÜNİTE:2 Muhasebede Değerleme ÜNİTE:3 Dönen Varlıkların Envanter İşlemleri-I (Hazır Değerler, Menkul Kıymetler, Alacaklar) ÜNİTE:4 Dönen Varlıkların Envanter İşlemleri-II (Stoklar
T.C. BİLİM SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI SANAYİ KURULUŞLARI İÇİN TEKNOLOJİK ÜRÜN YATIRIM DESTEK PROGRAMI
T.C. BİLİM SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI SANAYİ KURULUŞLARI İÇİN TEKNOLOJİK ÜRÜN YATIRIM DESTEK PROGRAMI Proje Programından Kimler Faydalanabilir? Program, Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri sonucu ortaya çıkan
Bölüm 10. İşlevsel Stratejiler (Fonksiyonel/Bölümsel Stratejiler) İşlevsel veya Bölümsel Stratejiler. İşlevsel Stratejiler KURUMSAL STRATEJİLER
Bölüm 10 İşlevsel Stratejiler (Fonksiyonel/Bölümsel Stratejiler) İşlevsel Stratejiler İşletmedeki yönetim düzeylerine göre yapılan strateji sınıflamasında orta veya alt yönetim düzeylerinde hazırlanmakta
İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR...
İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR... 1 1.1. EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER... 3 1.1.1. Romalıların Ekonomik Düşünceleri... 3 1.1.2. Orta Çağ da Ekonomik Düşünceler...
SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİMİ II
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİMİ II KISA ÖZET
A. İş Fikri Nedir? Ekonomi. Mevcut İşletmeler. Gazete. Tüketiciler Fuarlar TV-Radyo. Oda Dergileri. Ticaret gazeteleri. Üniversite yayınları
A. İş Fikri Nedir? En değerli kaynak iyi bir iş fikridir Çeşitli fikirler araştırılarak bunların arasından bir seçim yapılması gerekmektedir. Tasarlanan bütün fikirler yazılmalıdır. Yazılan fikirler üzerinden
İşletme Analizi. Ülgen&Mirze 2004
İşletme Analizi Baraz, 2010 İşletme Analizi, İşletmenin içinde bulunduğu mevcut durumu, sahip olduğu varlıkları ve yetenekleri belirleme sürecidir. İşletmenin ne durumda olduğu ve nelere sahip olduğu bu
YÖNETİMİN İŞLEVLERİ (FONKSİYONLARI) (6) YRD.DOÇ.DR. HAKAN SUNAY A.Ü.BESYO
YÖNETİMİN İŞLEVLERİ (FONKSİYONLARI) (6) YRD.DOÇ.DR. HAKAN SUNAY A.Ü.BESYO Yönetimin İşlevleri (Fonksiyonları) 1. PLANLAMA 2. ÖRGÜTLEME (TEŞKİLATLANDIRMA) 3. YÖNELTME (YÜRÜTME) 4. KOORDİNASYON (UYUMLAŞTIRMA)
FİNANSAL KURUMLAR PARA PİYASASI KURUMLARI
FİNANSAL KURUMLAR PARA PİYASASI KURUMLARI Bankalar Merkez Bankaları Ticaret Bankaları Yatırım Bankaları Kalkınma Bankaları Katılım Bankaları Eximbank BDDK Uluslararası Bankacılık BANKALAR Finansal Aracılık
Muhasebe Bilgi Sisteminin Temel Yapısı. Bilgi Sistemleri Muhasebe Bilgi Sisteminin Niteliği ve İçeriği
Muhasebe Bilgi Sisteminin Temel Yapısı Bilgi Sistemleri Muhasebe Bilgi Sisteminin Niteliği ve İçeriği Bilgi Sistemleri Yönetim Bilgi Sistemleri Para, insangücü, malzeme, makine, teknoloji ve bilgi gibi
08 Kasım 2012. Ankara
08 Kasım 2012 Ankara KOBİ ler ve KOSGEB Türkiye de KOBİ tanımı KOBİ tanımı 250 den az çalışan istihdam eden, Yıllık bilanço veya net satış hasılatı 25 milyon TL yi geçmeyen işletmeler Ölçek Çalışan Sayısı
KAPASİTE KAVRAMI ve KAPASİTE ÇEŞİTLERİ
KAPASİTE KAVRAMI ve KAPASİTE ÇEŞİTLERİ Bir işletme için kapasite değerlemesinin önemi büyüktür. Daha başlangıçta kurulacak işletmenin üretim kapasitesinin çok iyi hesaplanması gerekir ve elde edilen verilere
KAFEİN YAZILIM HİZMETLERİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ DENETİM KOMİTESİ TARAFINDAN SERMAYE PİYASASI KURULU NUN VII-128
DENETİM KOMİTESİ TARAFINDAN SERMAYE PİYASASI KURULU NUN VII-128.1 SAYILI PAY TEBLİĞİ NİN 29/5 MADDESİ UYARINCA HAZIRLANAN RAPOR 20.06.2018 1. RAPORUN AMACI Bu raporun amacı, Sermaye Piyasası Kurulu nun
1. Bir işletme kendi adına inşaat yapması. 7. TMS 16 Maddi duran varlıklar standardına
1. Bir işletme kendi adına inşaat yapması durumunda söz konusu gayrimenkulün tamamlanması için yaptığı tüm harcamalar inşaat tamamlandığında hangi hesabın alacağına yazılır? A) Binalar B) Yer altı ve yer
MALİ ANALİZ TEKNİKLERİ
1 MALİ ANALİZ TEKNİKLERİ Mali analiz, bir işletmenin mali durumunun ve mali yönden gelişmesinin yeterli olup olmadığını belirlemek için, mali tablo kalemlerindeki değişikliklerin, aralarındaki ilişkilerin,
Üretim Yönetimi. 3.1. Ürün Tasarımı 19.02.2012. 3.1.1. Ürün Tasarımını Etkileyen Faktörler. Bölüm 3. Üretim Sistemlerinin Tasarımı ve Kuruluşu
Üretim Yönetimi Bölüm 3. Üretim Sistemlerinin Tasarımı ve Kuruluşu Yrd. Doç. Dr. Selçuk ÇEBİ http://scebi.ktu.edu.tr 3.1. Ürün Tasarımı Ürün tasarımı, ürünün fiziksel özelliklerini ve fonksiyonlarını açıkça
Kullanılan muhasebe yöntemlerinin kısa bir. (5-10 yılı kapsayan mali tablo bilgileri, özellikle finansal planlama için) Varsa denetçilerin raporu.
Finansal Analiz Finansal Analiz Doç.Dr. Oktay Taş 1 Finansal Analiz Bir işletmenin Faaliyetleri sonucu oluşan finansal tabloların incelenmesi değerlendirilmesi sürecidir. Đşletmenin faaliyet sonuçlarının,
Mühendislik Ekonomisi
Mühendislik Ekonomisi Dersin Koordinatörü Prof. Dr. Orhan TORKUL Dersi Verenler Yrd. Doç. Dr. Alper GÖKSU Yrd. Doç. Dr. Abdülkadir HIZIROĞLU Yrd. Doç. Dr. Tijen ÖVER ÖZÇELİK Dr. Halil İbrahim CEBECİ Dersin
MAKROİKTİSAT BÖLÜM 1: MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ. Mikro kelimesi küçük, Makro kelimesi ise büyük anlamına gelmektedir.
68 MAKROİKTİSAT BÖLÜM 1: MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ Mikro kelimesi küçük, Makro kelimesi ise büyük anlamına gelmektedir. Mikroiktisat küçük ekonomik birimler (hanehalkı, firmalar ve piyasalar) ile
FİNANSAL TABLOLAR VE ANALİZİ
2011/2.DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI FİNANSAL TABLOLAR VE ANALİZİ 3 Temmuz 2011-Pazar 13:30-15:00 SORULAR SORU 1: Tek Düzen Muhasebe Sistemine göre düzenlenen (Çok Kademeli Rapor Tipi-Özet-Ayrıntılı)
FİYATLAR GENEL DÜZEYİ VE MİLLİ GELİR DENGESİ
FİYATLAR GENEL DÜZEYİ VE MİLLİ GELİR DENGESİ Bu bölümde Fiyatlar genel düzeyi (Fgd) ile MG dengesi arasındaki ilişkiler incelenecek. Mg dengesi; Toplam talep ile toplam arzın kesiştiği noktada bulunacaktır.
Yasin ÇOBAN İŞLETME İKTİSADI
Yasin ÇOBAN İŞLETME İKTİSADI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... VII BİRİNCİ BÖLÜM İŞLETME İKTİSADI 1. İŞLETME İKTİSADININ TANIMI... 1 2. İŞLETME İKTİSADININ TARİHİ... 1 3. İŞLETME İKTİSADININ KONUSU... 1 4. İŞLETME
İŞLETMELER AÇISINDAN KAPASİTE
İŞLETMELER AÇISINDAN KAPASİTE 8.11.2016 [email protected] 1 İşletmeler açısından kapasite planlaması üzerinde önemle durulması gereken bir kavramdır. İşletmeler ancak kapasiteleri ölçüsünde üretim yapabilirler.
KOSGEB DESTEKLERİ NEVŞEHİR TİCARET VE SANAYİ ODASI
KOSGEB DESTEKLERİ NEVŞEHİR TİCARET VE SANAYİ ODASI KOSGEB DESTEKLERİ GENEL DESTEK PROGRAMI Programın Gerekçesi: Proje hazırlama kapasitesi düşük KOBİ ler ile KOSGEB hedef kitlesine yeni dahil olmuş sektörlerdeki
PAZAR NERESİDİR? Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi. Pazar Araştırması
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Pazar Araştırması PAZAR NERESİDİR? Pazar mal ve hizmetlerin satışa sunuldukları ve alıcılar ile satıcıların bir araya geldikleri her yerdir. Mağaza, hal, manav, restoran,
MALİ ANALİZ TÜRLERİ VE MALİ ANALİZ TEKNİKLERİ 4. HAFTA
MALİ ANALİZ TÜRLERİ VE MALİ ANALİZ TEKNİKLERİ 4. HAFTA Mali Analiz Kavramı ve Mali Analiz Teknikleri Mali Analiz Kavramı p Mali tablolar analizi, bir işletmenin finansal durumunu, faaliyet sonuçlarını
İÇİNDEKİLER. BİRİNCİ BÖLÜM Finansal Amaç, Finans Fonksiyonu, Finansal Çevre 1 40
İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM Finansal Amaç, Finans Fonksiyonu, Finansal Çevre 1 40 I. Finansman Nedir?, 6 Finansal Yönetim, 7; Yatırımlar, 10; Finansal Pazarlar, 12; Finansal Kurumlar, 15; Finansal Araçlar
iktisaoa GiRiş 7. Ürettiği mala ilişkin talebin fiyat esnekliği değeri bire eşit olan bir firma, söz konusu
2009 BS 3204-1. şağıdakilerden hangisi dayanıksız mal veya hizmet grubu içerisinde ~ almaz? iktiso GiRiş 5. Gelirdeki bir artış karşısında talebi azalan mallara ne ad verili r? ) Benzin B) Mum C) Ekmek
Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar
Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar Yatırım (Sermaye Bütçelemesi) ve Finanslama Kararları Şirket Nedir? Finansal Yönetici Kimdir? Şirketin Amaçları Finansal piyasalar ve kurumların
Ürün Fiyatlandırılması
Ürün Fiyatlandırılması Ürünümüzün üretilmesi ve paketlenmesi kararı verilirken karşımıza çıkacak satış fiyatı için: Sabit masraflar, form masrafları, değişken masraflar, giderler, kâr göz önünde bulundurulur.
İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL OLARAK YATIRIM VE YATIRIM PROJELERİ
İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL OLARAK YATIRIM VE YATIRIM PROJELERİ PLANLAMA... 1 PLANLAMANIN ÖZELLİKLER... 3 YATIRIM PROJESİ... 4 YATIRIM PROJELERİNİN SINIFLANDIRILMASI... 5 Yeni Mal ve Hizmet Üretmeye
DAĞITIM KAVRAMLARI ve STRATEJİLERİ
DAĞITIM KAVRAMLARI ve STRATEJİLERİ Dağıtım Kanalı: Fikir, ürün ve hizmetler gibi, değeri olan şeylerin üretim noktalarından kullanım noktalarına kadar götürülmesiyle uğraşan, birbiriyle bağımlı bir dizi
Finansal (Mali) Tablolar Analizi. Genel Bilgiler Öğr. Gör. Ebubekir DOĞAN
Finansal (Mali) Tablolar Analizi Genel Bilgiler Öğr. Gör. Ebubekir DOĞAN 1 Mali Tablolar Muhasebe sisteminin üretmiş olduğu muhasebe bilgileri İşletme içi ( Sahiplerine, ortaklarına, yöneticilerine ve
