Pnömoni Patogenezi. Dr. Zeynep GÜLAY
|
|
|
- Yeter Özel
- 8 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 İç Hastalıkları Dergisi 2007; 14(4): Pnömoni Patogenezi Dr. Zeynep GÜLAY Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dal, İZMİR İnfeksiyon, patojen bir mikroorganizman n konak koruyucu mekanizmalar ndan kurtularak konak üzerinde veya dokular nda yerleşmesi ve/veya çoğalmas d r. İnfeksiyon hastal ğ ise infeksiyon sonucunda konak dokular nda zede veya işlev kayb oluşmas ve buna bağl olarak yerel ya da sistemik belirtilerin görülmesidir. İnfeksiyon ve hastal k gelişimi, tek bir mikrobiyal özelliğe bağl olmay p, konağa, mikroorganizmaya ve konak-mikroorganizma etkileşimine ait birçok faktörle ilişkilidir. Ekzojen etkenlerle infeksiyon gelişim süreci aşağ - daki gibi s ralanabilir: Bulaş/mikroorganizma ile konağ n karş laşmas, Deri veya mide asiditesi gibi doğal savunma sistemlerinin geçilmesi, Konak hücrelerine tutunma, Tutunma bölgesinde çoğalma ve kolonizasyon, Yerel veya sistemik olarak yay l m, Toksin üretimi ve/veya yang yan t n n uyar lmas yla hastal k bulgular n n ortaya ç kmas, Üçüncü-alt nc basamaklarda doğal veya özgül bağ ş k yan tlar n ortaya ç kmas, Konaktan at l m, yeni konaklara bulaş, Hastal ğ n ilerlemesi veya iyileşmesi. Etkenin endojen veya ekzojen oluşuna, hastal k yapma mekanizmas na, infeksiyonun oluştuğu bölgeye Pathogenesis of Pneumonia Anahtar Kelimeler: Pnömoni, patogenez, infeksiyon Key Words: Pneumonia, pathogenesis, infection göre bu basamaklarda değişiklikler bulunmaktad r. Örneğin; etken bir flora eleman ysa bulaş-kolonizasyon basamaklar patogenezde yer almamaktad r. PNÖMONİ PATOGENEZİ Pnömoni, akciğer parankiminin iltihab d r. Çeşitli faktörler pnömoniye yol açabilse de bunlar aras nda infeksiyöz nedenler ön s rada gelmektedir. Genel olarak sağl kl bireylerde ortaya ç kan ve sağl k kurumlar yla ilişkili olmayan pnömoniler toplum kökenli pnömoni; hastanede yatan hastalarda ortaya ç kan pnömoniler ise hastane kökenli (nozokomiyal) pnömoni olarak adland r lmaktad r. Bu iki tip pnömoni aras nda etyoloji, etken mikroorganizmalar n alt solunum yollar na ulaşma süreci ve hastalardaki risk faktörleri aç s ndan farklar bulunmakla birlikte mikroorganizmalar akciğerlere ulaşt ktan sonraki hastal k patogenezi benzerdir. Pnömoni ve diğer alt solunum yolu infeksiyonlar tüm dünyada önemli bir mortalite ve morbidite nedeni olarak karş m za ç kmaktad r. Yeni tedavi yöntemlerine ve antimikrobiyal ajanlara rağmen, pnömoninin hastane veya toplum kökenli olmas na, konağa ait faktörlere (yaş, bağ ş kl k durumu, altta yatan hastal k vb.) ve patojenin özelliklerine (gram-negatif, gram-pozitif, aside dirençli, virülans özellikleri vb.) göre farkl olmakla birlikte mortalite %5-60 aras nda değişebilmektedir. Solunum yolu infeksiyonlar, potansiyel patojen mikroorganizmalar n solunum epiteli yüzeyine ulaşmas n, kolonize olmas n ve yerel savunma mekanizmalar ndan kaçarak infeksiyon oluşturmas n gerektirmektedir. 179
2 Gülay Z Etkenlerin akciğerlere ulaşmas için çeşitli yollar mevcuttur. Bunlar aras nda, infekte aerosollerin solunmas, üst solunum sistemi mukozas n n potansiyel patojenlerle kolonizasyonu ve kolonizan bakterileri taş yan nazofarengeal sekresyonlar n aspirasyonu, hematojen yolla vücudun başka bir yerindeki infeksiyon odağ ndan etkenin akciğerlere taş nmas ve diğer yap ve organlardaki infeksiyonun akciğerlere komşuluk yoluyla yay lmas say labilir. Akciğer bu davetsiz misafirleri gaz al şverişini bozabilecek gereksiz bir yang sal yan ttan kaç narak temizlemelidir. Akciğeri potansiyel patojenlerden korumada, özgül olmayan (doğal) mekanik, hücresel ve kimyasal faktörler ile özgül (kazan lm ş) bağ ş k yan tlar iş birliği içindedir. Bu direnç mekanizmalar ndan herhangi birinde bir defekt bulunmas, solunum yolu infeksiyonlar na eğilimi artt rmakta ve tekrarlayan veya kronik akciğer infeksiyonlar n n gelişimine yol açmaktad r. Bunun yan s ra, konağ n karş laşt ğ potansiyel patojenler ve bunlar n virülans (hastal k yapabilme derecesi) özellikleri de akciğer infeksiyonlar n n patogenezinde bilinmesi gereken noktalard r. Bu nedenle, bu bölümde solunum yollar ve akciğerin savunma mekanizmalar ve patojenlerin bunlar yenmek için kulland klar virülans faktörler ele al narak pnömoni patogenezinin gözden geçirilmesi amaçlanm şt r. Solunum Sisteminin Savunma Mekanizmalar Solunum yolu epiteli, solunan havayla al nan potansiyel patojenlerin ilk temas yüzeyini oluşturmaktad r. Ancak bu mikroorganizmalar n solunum yolu epiteline kolonizasyonu ve akciğer infeksiyonu oluşturmalar oldukça nadir bir durumdur. Bunun nedeni solunum sisteminde bakterileri temizlemeye yönelik doğal ve özgül birçok mekanizman n yer almas d r. Alveollerdeki gaz değişim yüzeyleri ile taş y c hava yollar aras nda yap sal ve işlevsel farkl l klar bulunduğu için bu bölgelerde bulunan savunma sistemleri de birbirinden değişiktir. Solunum sisteminin doğal ve özgül koruyucu sistemleri Tablo 1 de özetlenmiştir. a. Mekanik engeller: Solunum sisteminin doğal savunma mekanizmalar aras nda yer alan bir dizi fiziksel engeli tan mlamaktad r. Bunlar aras nda; Filtrasyon, Bronkopulmoner sistemin anatomik özellikleri (s k dallanma, dallanma sonras bronşlar n yönünde değişim), Tablo 1. Pulmoner savunma mekanizmalar. Yerleflim Üst solunum yollar Nazofarenks Orofarenks Tafl y c hava yollar Trakea ve bronfllar Alt solunum yollar Terminal hava yollar ve alveol TNF: Tümör nekroz faktörü, IL: nterlökin. Savunma mekanizmas Nazal k llar Üst solunum yollar n n anatomik yap s Mukosiliyer aktivite Salg sal IgA Tükürük Epitel hücrelerinin dökülmesi Normal flora bakterileri ve bakteriyel interferans ph Kompleman faktörleri Öksürük ve epiglottik refleks Hava yollar n n dar aç yla dallanmas Mukosiliyer aktivite mmünglobulin üretimi (IgG ve IgA) Alveol s v s (sürfaktan, fibronektin, immünglobulin, kompleman, serbest ya asitleri, laktoferrin ve transferrin) Alveoler makrofajlar ve sitokinleri (TNF-α, IL-1, IL-6, IL-8) Nötrofil lökositler Hücresel ba fl k yan t 180
3 İç Hastalıkları Dergisi 2007; 14(4): Solunum yolu epitel hücrelerinin sürekli olarak yenilenmesi, Epitel yüzeyinde tükürük ve mukus ak m, Üst solunum yollar n n kal c floras, Mukosiliyer aktivite ve öksürük refleksi say labilir. Epitel hücrelerinin sürekli yenilenmesi, tükürük ve mukus ak m, normal flora bakterilerinin besin maddeleri ve bağlanma bölgeleri için diğer mikroorganizmalarla yar şmas, potansiyel patojenlerin solunum yolu epiteline kolonizasyonunu engellemektedir. Filtrasyon üst solunum yollar ndan başlar. 10 µm den büyük partiküller, nazal k llar taraf ndan tutulur. Burun sekresyonlar ve hapş r k refleksi de tutulan partiküllerin d şar at lmas n sağlar. Solunum sisteminin dallanan yap s özellikle ayr m bölgelerinde 5-10 µm büyüklüğündeki partiküllerin çökelmesini sağlamaktad r. Solunum yollar boyunca çöken partiküller ve mikroorganizmalar, mukus ve siliyer hareket iş birliğiyle at l r. Taş y c hava yollar n kaplayan mukus, içerdiği IgA ve müsin ad verilen kompleks glikoproteinler yard m yla bakterilerin epitel yüzeyine ulaşmadan tutulmas n sağlar. Mukus içinde tutulan partiküller ve mikroorganizmalar siliyer hareket ile orofarenkse doğru itilir. Silli epitel hücreleri burnun 2/3 arka bölümünden nazofarenkse ve trakenin proksimalinden terminal bronşiyollere kadar tüm solunum yollar n kaplamaktad r. Siliyer aktivite birçok faktörden etkilenebilmektedir. Örneğin; soğuk ve kuru hava, sigara duman, sil hareketini bozmakta ve mukus transport h z n azaltmaktad r. Ayr ca, solunum yolu patojenleri olan Haemophilus influenzae, Mycoplasma pneumoniae ve baz virüsler siliyotoksik maddeler üretebilmektedir. Orofarengeal sekresyonlar n ve diğer maddelerin aspirasyonuna karş en önemli mekanik engeller, glottis ve öksürük refleksidir. Öksürük s ras nda, h zl bir inspirasyonu takiben glottis kapanmakta ve intratorasik bas nç 50 mmhg n n üzerine ç kt ğ nda patlay c tarzda bir ekspirasyonla aç lmaktad r. Bu s rada oluşan hava ak m mukus ve içindeki partikülleri yutağa doğru iter. Mukusun çok visköz olduğu kistik fibrozis, sekresyonlar n aş r miktarda olduğu kronik bronşit, sil hareketinin bozuk olduğu primer siliyer diskinezi gibi mukosiliyer aktivitenin bozuk olduğu durumlarda öksürük refleksi daha da önem kazanmaktad r. Yap sal veya nörolojik bir nedenle öksürük refleksi veya glottis kapanmas yla ilgili bir işlev bozukluğu olmas, alt solunum yollar n n kontaminasyonu riskini artt r r. Örneğin; endotrakeal tüp uygulanmas glottisin kapanmas n engelleyerek bakterilerin alt solunum yollar na ulaşmas n sağlamaktad r. Mekanik direnç faktörlerini bozan ve alt solunum yollar infeksiyonlar na eğilimi artt ran çeşitli hastal klar Tablo 2 de gösterilmiştir. b. Fagositoz: 5 µm den küçük partiküller genellikle taş y c hava yollar ndaki mekanik engelleri geçip terminal bronşiyoller ve alveollere ulaşabilir. Pnömoni etkeni bakteriler ve mikobakteriler bu aç dan uygun büyüklüktedir. Bu nedenle akciğerlerin steril ortam n korumak için ek savunma faktörlerine gerek vard r. Bunlardan ilki doğal bağ ş k yan tlar aras nda yer alan fagositozdur. Fiziksel engellerden geçip gaz değişim yüzeylerine ulaşan infeksiyöz ajanlar n ilk karş laşt ğ savunma hücresi alveoler makrofajd r. Bu hücreler fagositoz ile mikrobisidal etkinlik göstermelerinin yan s ra, sitokin üretebilme ve antijeni işleyip T-lenfositlerine sunabilme özellikleri bulunduğu için yang ve özgül bağ ş k yan tlar n gelişiminde de rol oynamaktad r. Alveoler makrofajlar her gün çok say da yabanc materyali temizlemektedir, ancak çok fazla say da veya çok virülan mikroorganizmalarla karş laş ld ğ nda ürettikleri sitokinler arac l ğ yla nötrofil lökositleri yard ma çağ rabilir. Fagositoz dört basamakta gerçekleşmektedir; Kemotaksis, Mikroorganizman n tutulmas (bağlanma), Mikroorganizman n hücre içine al nmas, Mikroorganizman n öldürülmesi. Kemotaksis, hücrelerin yabanc partiküle doğru hareket etmesidir. Makrofajlar solunum yollar n kaplayan mukus içerisinde hareket etme yeteneğinde olan hücrelerdir. Makrofaj göçünü uyaran faktörler aras nda mikroorganizmaya ait yap lar, kemotaktik sitokinler (kemokinler), kompleman komponentleri (özellikle C5a) ve alveol s v s ndaki sürfaktan proteini (Sp) A say labilir. Alveoler makrofaj olay yerine ulaşt ktan sonra, fagosite edeceği mikroorganizmaya bağlanmal d r. Bu süreç makrofajlar n taş d ğ ve mikroorganizma yüzey antijenlerine karş olan reseptörler arac l ğ yla gerçekleşir. Örneğin; makrofaj CD14 molekülü arac l ğ yla gram-negatif bakterilerin d ş membran yap s ndaki lipopolisakkarid (LPS) moleküllerine bağlanmaktad r. Ortamda IgG veya kompleman n C3b komponenti gibi opsoninlerin bulunmas bağlanma sürecini ve dolay s yla fagositozu büyük ölçüde artt rmaktad r. 181
4 Gülay Z Tablo 2. Solunum yolu infeksiyonlar na eğilimi art ran konak savunma faktörü defektleri. Defekt Direnç mekanizmas Do umsal Edinsel Mekanik direnç mekanizmalar n n bozuklu u a. Öksürük refleksinin bozulmas Nöromusküler hastal klar Uyuflturucular Bilinç durumunda bozulma Toraks ve üst kar n bölgesini ilgilendiren ameliyatlar b. Mukosiliyer aktivitede bozukluk Primer siliyer diskinezi Kistik fibrozis Ast m Kronik bronflit nfeksiyon (mikoplazmal, viral) Fagositer hücre defektleri Kronik granülomatöz hastal k Nötropeni Chediak-Higashi sendromu Lökosit adezyon bozuklu u (tembel lökosit sendromu) Nonspesifik biyokimyasal savunma faktörleri Kistik fibroziste de iflen elektrolit dengesi ve defensinlerin ifllev yitimi, C3 eksikli i Alfa-1 antitripsin eksikli i Hücresel ba fl k yan t ile ilgili defektler fiiddetli kombine Hodgkin hastal immünyetmezlik mmünsüpresif tedavi (kortikosteroidler, siklosporin) DiGeorge sendromu AIDS Wiskott-Aldrich sendromu Ataxia telangectasia Salg sal ba fl k yan t ile ilgili defektler X ile iliflkili Kortikosteroid tedavisi hipogamaglobulinemi Multipl miyeloma IgA eksikli i Kronik lenfositik lösemi IgG alt s n f üretim bozukluklar Nefrotik sendrom Hiper IgM sendromu Mikroorganizman n hücre içine al nmas iki ayr süreç ile gerçekleşebilir. Bunlardan ilki olan fagositoz, ATP-bağ ml bir süreç olup fagositer hücrenin yalanc ayaklar (psödopod) arac l ğ yla partikülü çevrelemesi ve hücre içine almas işlemini kapsamaktad r. Hücre içine al m n diğer tipi ise endositozdur. Bu süreç, enerji gerektirmemekte ve mikroorganizman n makrofaj membran ndaki klaritin ile kapl bölgelere bağlanmas ve sonra da hücre içine al nmas yla gitmektedir. Mikroorganizma bu süreçlerden hangisiyle al n rsa al ns n, sitoplazmada fagozom ad verilen vakuollerin içinde hapsedilmiş olarak bulunur. Mikroorganizman n öldürülmesi ve parçalanmas için, fagozomun asit hidrolazlar içeren lizozomlarla birleşmesi gereklidir. Bunun yan s ra, makrofajlar öldürme sürecinde reaktif oksijen ve nitrojen ara ürünleri de oluşturur. Bu ürünler yabanc mikroorganizmay öldürmenin yan s ra doku zedesi de oluşturmakta ve yang sürecini uyarmaktad r. Ancak kan monositleri ile k yasland ğ nda alveoler makrofajlar n reaktif ara ürün oluşturabilme kapasitesi daha düşüktür. Bu fark n alt solunum yollar na zarar verebilecek olan yang sürecini azaltmaya yönelik olduğu düşünülmektedir. Alveoler makrofajlar akciğerleri her gün karş laş lan az say da mikroorganizmadan koruyabilmektedir. Ancak Mycobacterium türleri, Legionella pneumophilia, Listeria monocytogenes gibi baz mikroorganizmalar makrofaj içerisinde canl kalabilme ve üreyebilme yeteneğindedir. Bunlar n temizlenebilmesi 182
5 İç Hastalıkları Dergisi 2007; 14(4): için mutlaka özgül hücresel bağ ş k yan t n devreye girmesi gereklidir. Yard mc T-lenfosit (Th) kaynakl bir sitokin olan interferon (IFN)-γ alveoler makrofaj n hücre içi patojenleri öldürme yeteneğini artt r r. Terminal hava yollar na ulaşan mikroorganizmalar temizlemede yetersiz kalmas halinde alveoler makrofaj bir dizi mediatör arac l ğ yla nötrofil lökositlerin pulmoner kapillerden alveol boşluğuna gelmesini uyararak akut yang sal yan t başlatmaktad r. Nötrofillerin göç sürecini uyaran makrofaj kökenli maddeler aras nda kompleman komponentleri (C3a, C5a), lökotrien B4 (LTB4) gibi araşidonik asit metabolitleri, interlökin (IL)-8, makrofaj inflamatuvar protein (MIP) ve diğer kemokinler say labilir. Alveoler makrofajlar ayr ca, proinflamatuvar sitokinler olarak adland r lan IL-1, IL-6 ve tümör nekroz faktörü (TNF)- α üretimiyle yang sal yan ta katk da bulunur. Bu sitokinlerin, sal nan sitokin miktar na bağl olarak, yerel ve sistemik etkileri vard r. Yerel etkiler aras nda en önemlisi, endotel hücrelerini uyarmalar ve bu hücrelerin dokuya nötrofil göçü için gerekli adezyon moleküllerini eksprese etmelerini sağlamalar d r. Sistemik olarak ise, ateş, karaciğerden akut faz reaktanlar n n sal n m, eritrosit sedimentasyon h z nda art ş, kemik iliğinde lökosit yap m nda ve nötrofil say s nda art ş; sitokin ve sekonder mediatör [örnek; nitrik oksit (NO)] sal n m n n çok fazla olmas halinde vazodilatasyon, vasküler geçirgenlikte art ş, pulmoner hipertansiyon, organ perfüzyonunda bozulma ve şok gelişimi gibi etkiler söz konusudur. Nötrofil lökositler de fagositoz sürecinde görev almaktad r. Normal koşullar alt nda bu hücreler akciğerlerde az say da bulunur, ancak yukar da da belirtildiği gibi kompleman komponentleri, IL-8 ve diğer kemokinler (örnek; GRO-α,β ve γ), LTB4, mikroorganizma yüzey antijenleri (örnek; formil-metionillösil peptidler, LPS) gibi kemoatraktanlar n varl ğ nda, yang nedeniyle endotel yüzeyinde eksprese edilen adezyon moleküllerine tutunarak alveol kapillerlerinden dokuya geçer. Uyar bölgesine geldiklerinde, bakteri yüzey antijenlerine veya opsoninlere özgül reseptörleri ile mikroorganizmalara bağlanarak fagosite ederler. Nötrofillerin sitoplazmik granüllerinde mikroorganizmalar öldürme özelliğinde birçok madde bulunmaktad r. Bunlar aras nda defensinler, lizozim ve serin proteazlar say labilir. Yine granül içeriğindeki NADPH oksidaz ve miyeloperoksidaz enzimleri ise solunumsal patlama olay n gerçekleştirmektedir. Solunumsal patlama sonunda aralar nda, süperoksit anyon (O- 2 ), hidrojen peroksit (H 2 O 2 ), hidroksil radikali (OH - ) ve singlet oksijen ( - 1 O 2 ) in yer ald ğ reaktif oksijen ara ürünleri ile hipokloröz asit (OCl - ) gibi güçlü oksidan maddeler yap lmakta ve mikrobisidal etki göstermektedir. Özellikle yang l dokuda anaerobik koşullar oluştuğunda oksidatif öldürme mekanizmalar yan s ra, defensinler, katepsinler, lizozim gibi bakteri membran n veya hücre duvar n parçalayan ya da laktoferrin gibi ortamdaki demiri uzaklaşt ran nonoksidatif öldürme mekanizmalar da devreye girerek patojenin temizlenmesine katk da bulunmaktad r. Yang sal yan t n ideal sonucu, patojenin ortadan kald r lmas, yang - n n sona ererek normal fizyolojik işlevlere ve sağl k durumuna geri dönülmesidir. Buna karş n yang sal yan t n çok şiddetli olduğu durumlarda, yukar da say lan ürünlerin ve yine nötrofil granül içeriğinde bulunan kollajenaz ve asit hidrolazlar gibi enzimlerin katk lar yla doku zedesi oluşmakta ve hastal k bulgular ortaya ç kmaktad r. Fagositoz ile ilgili işlev bozukluklar da çeşitli infeksiyonlara ve bu arada akciğer infeksiyonlar na karş eğilimi artt rmaktad r (Tablo 2). c. Özgül olmayan biyokimyasal engeller: Üst ve alt solunum yollar nda bulunan hücreler, doğrudan mikrobisidal etki gösteren ya da patojenlerin fagositlerce ortadan kald r lmas n kolaylaşt ran bir dizi antimikrobiyal madde üreterek akciğerlerin steril ortam n n korunmas na katk da bulunur. Bu maddeler aras nda, lizozim, kompleman, fibronektin, transferrin, laktoferrin, defensinler, katelisidinler, sürfaktan proteinleri ve aşağ daki bölümde özgül bağ ş k yan t içinde göreceğimiz IgA ve IgG say labilir (Tablo 3). d. Özgül (kazan lm ş) bağ ş k yan tlar: Doğal savunma sistemlerini aşmay başaran bir patojene karş özgül s v sal (hümoral) ve hücresel bağ ş k yan tlar gelişmesi pulmoner savunman n son basamağ n oluşturmaktad r. Özgül bağ ş k yan tlar alveoler makrofajlar n ve/veya bronş epiteli ve akciğer parankiminde bulunan dendritik hücrelerin yerel lenf düğümlerine göç ederek mikroorganizma antijenlerini CD4+ (yard mc ) T-lenfositlerine (Th) sunmas yla başlamaktad r. Bundan sonra, yard mc T-lenfositler ürettikleri sitokinlerle yine lenf düğümünde bulunan B-lenfositlerinden antikor yap m n uyarabildikleri gibi, CD8+ (sitotoksik) T-lenfositlerini (STL) veya diğer efektör hücreleri uyararak hücresel bağ ş k yan tlar başlatabilir. Lenf düğümünde özgül antijenleri ile uyar lan ve say ca çoğalan Th ve STL klonlar kan dolaş m na geçerek kemokinler ve hücresel adezyon molekülleri arac l ğ yla infeksiyon bölgesi- 183
6 Gülay Z Tablo 3. Solunum yollar n n savunmas nda görevli s v sal faktörler. Faktör Antimikrobiyal aktivite Üreten hücre Lizozim Bakteri peptidoglikan n parçalayarak bakterileri öldürmek Seröz hücreler, AM, PNL Kompleman Bakteri membran zedesi AM, Tip II pnömosit, fibroblastlar Mikroorganizmalar n opsonizasyonu (C3b) Kemotaksis (C5a) IgA ve IgG Toksin/virüs nötralizasyonu B-lenfositler/plazma hücreleri Mikroorganizmalar n yüzeye tutunmas n n engellenmesi Opsonizasyon (IgG) Kompleman aktivasyonu (IgG) Fibronektin Opsonizasyon AM, fibroblast, epitel hücreleri Bakteriyel aderans n engellenmesi (gram-negatifler için) Kemotaksis uyar m Sitokin sal n m n n uyar lmas Laktoferrin Bakterilerin aglutinasyonu ve öldürülmesi Seröz hücreler PNL uyar m n n, motilitesinin ve öldürme etkinli inin artt r lmas PNL Demirin tutularak mikroorganizma taraf ndan kullan m n n engellenmesi Transferrin Demirin tutularak mikroorganizma taraf ndan kullan m n n engellenmesi Akci er d fl kaynaklar LPS ba layan protein LPS ye ba lanma, Akci er d fl kaynaklar LPS arac l kl sitokin yan t n n artt r lmas Defensinler (α ve β) Mikroorganizma membran geçirgenli inin artt r lmas Epitelyal hücreler PNL adezyonunun artt r lmas PNL Kompleman aktivasyonu Sitokin ve kemokin üretiminin uyar lmas Katelisidinler Bakterilerin öldürülmesi Epitel hücreleri Kollektinler Mikroorganizma adezyonunun engellenmesi Tip II pnömosit (sürfaktan protein A ve D) Fagositozun artt r lmas Kemotaksis uyar m AM: Alveoler makrofaj, PNL: Polimorfonükleer lökosit, LPS: Lipopolisakkarid. ne gelir ve işlevlerini burada da sürdürür. Yeni antijenle karş laşma sonucunda ayr ca haf za T ve B hücreleri de gelişerek, ayn patojenle tekrarlayan karş - laşmalarda daha çabuk ve daha etkin bir bağ ş k yan t oluşmas nda görev al r. Bağ ş k yan tlar n ağ rl kl olarak hücresel mi yoksa s v sal m olacağ T-lenfositler d ş hücrelerden sal - nan sitokinler, patojenin hücre içi veya hücre d ş oluşu, konağ n genetik yap s, antijenin dozu gibi değişik faktörlere bağl d r. Yard mc T-lenfositler ürettikleri sitokinlere göre Th1 ve Th2 olarak iki alt gruba ayr l r: Th1 lenfositler, IL-2 ve IFN-γ üreterek hücresel bağ ş k yan tlarda rol oynarken, Th2 hücreler antikor yap m n artt ran IL-4, IL-5 ve Th1 yan tlar n azaltan IL-10 gibi sitokinler üretir. Lenfositler akciğerlerde bronş mukozas alt nda ve bölgesel lenf düğümlerinde bulunur. Özellikle silli epitelden terminal hava yollar ve alveol epiteline geçiş bölgelerinde submukozada lenfositlerin topland - ğ görülür. Bu lenfositler respiratuar bronşiyollerin başlad ğ bölgeden itibaren efferent lenf damarlar arac l ğ yla bölgesel lenf düğümlerine gider. Böylelikle kan ve lenf dolaş m arac l ğ yla doku ve lenf düğümleri aras nda sürekli bir T-lenfosit trafiği bulunur. Bu durum lenfositlerin özgül antijenleri ile karş laşabilmesi için gereklidir. Özgül bağ ş k yan tlar hücresel veya s v sal olabilmektedir. 184
7 İç Hastalıkları Dergisi 2007; 14(4): Hücresel bağ ş k yan t da karş m za iki şekilde ç kar; 1- Makrofaj ve Th1 aktivasyonu ile giden geç tip aş - r duyarl l k, 2- Sitotoksisite. Geç tip aş r duyarl l k, mikobakteriler, L. pneumophilia ve L. monocytogenes gibi hücre içine yerleşme eğilimindeki mikroorganizmalara karş ortaya ç kan yan tt r. Ayr ca, sarkoidoz patogenezinde de rol oynad ğ düşünülmektedir. Bu tip yan t n temel hücreleri, IFN-γ salg layan Th1 lenfositlerince uyar lm ş makrofajlard r. Tipik histolojik görünümü ise, kronik sitokin sal n m ile şekil değiştirmiş makrofajlardan ibaret olan epiteloid histiyositler ve bunlar çevreleyen lenfositlerden oluşan granülom dokusudur. İkinci tip hücresel yan t sitotoksik T-lenfositlerin infekte hücreyi öldürmesiyle gitmektedir. Bu, özellikle viral infeksiyonlara karş savunmadaki temel yan tt r. STL ayr ca, tümör hücrelerine karş bağ ş k sürveyansta da rol al r. Hücresel bağ ş kl ğ n bozulduğu baz hastal klar Tablo 2 de belirtilmiştir. T-lenfositlerin ayr ca B- lenfosit uyar m nda da önemli rolü bulunduğu için genellikle bu tablolar s v sal bağ ş kl ğ n da bozulmas yla gitmektedir. Hücresel bağ ş kl k sisteminde yetersizlik bulunan hastalarda özellikle atipik mikobakteriler, Nocardia asteroides, Pneumocystis carinii ve sitomegalovirüs gibi f rsatç patojenlerin oluşturduğu akciğer infeksiyonlar na eğilim artmaktad r. S v sal bağ ş k yan t antijene karş özgül antikor yap m ile gider ve klasik yoldan kompleman aktivasyonu, antikora bağ ml hücresel sitotoksisite, toksin ve virüs nötralizasyonu gibi antikor arac l kl yan tlar kapsar. Bu yan tta B-lenfositler görev almaktad r. B-lenfositler, solunum yolu sekresyonlar nda bulunan IgA, IgG ve IgE nin sal n m ndan sorumludur. Solunum yolunun değişen bölgelerinde hakim antikor izotipi farkl d r. Burun, orofarenks ve taş y c hava yollar nda salg sal IgA yoğundur ve virüs nötralizasyonu, bakterilerin epitele tutunmas n n engellenmesi gibi görevleri bulunmaktad r. Alveol boşluğunda ise hakim izotip IgG dir ve özellikle opsonizasyon sağlamaktad r. Sonuç olarak; akciğerler ve solunum yollar n infeksiyonlardan korumak için karmaş k bir savunma sistemi gelişmiştir. Doğal yan tlar esas olarak hava yollar na çöken yabanc partiküllerin ve alveole ulaşan bakterilerin temizlenmesinden sorumluyken, özgül yan tlar virülan kapsüllü bakteriler, virüsler ve makrofaj içinde canl kalabilen mikroorganizmalar n temizlenmesinde rol oynamaktad r. MİKROORGANİZMALARIN SAVUNMA SİSTEMLERİNDEN KAÇMASI Patojen mikroorganizmalar n normal savunma mekanizmalar n n etkilerini önleyen bir dizi virülans faktörü bulunmaktad r. Bunlar Tablo 4 te özetlenmiştir. Birçok bakteri ve virüs siliyer hareketi, dolay s yla solunum yollar n n temizlenmesini, engeller. Yine baz bakteriler taş y c hava yollar ndaki salg - sal IgA y parçalayacak proteazlara sahiptir. Bir diğer grup bakteri ise hücre içinde kal p çoğalarak konak yan t ndan kaçar. Bu son grup içerisinde Mycobacterium ve Legionella spp. say labilir. AKUT PNÖMONİ PATOGENEZİ Mikroorganizmalar n Terminal Hava Yollar na Ulaşmas Giriş bölümünde de belirtildiği gibi, potansiyel patojenler infekte damlac klar n solunmas, kontamine orofarengeal sekresyonlar n aspirasyonu, nadiren de hematojen yol veya komşu bir yap dan yay l mla solunum yollar na ulaşabilir. Bunlar aras nda ön s rada geleni orofarengeal sekresyonlar n aspirasyonudur. Asl nda sağl kl bireylerde de özellikle uyku s ras nda bu tip sekresyonlar n aspirasyonu söz konusudur. Ancak hastan n bilinç durumunda bir değişiklik olmas halinde bu oran çok artmakta ve alt solunum yollar na ulaşan mikroorganizma say s doğal savunma mekanizmalar n n kapasitesini aşabilmektedir. Bu durumda sağl kl bireylerde etken olarak pek görülmeyen bakterilerle infeksiyon söz konusu olmaktad r. Sağl kl bir bireyde infeksiyon gelişmesi için ise, genellikle mikroorganizman n virülans n n yüksek olmas gereklidir. Daha önce de belirtildiği gibi potansiyel patojenlerin aspirasyonla alt solunum yollar na ulaşmas nda ilk basamak, solunum yollar n n potansiyel patojen ile kolonizasyonudur. Kolonizasyon ve bunu takip eden infeksiyon sürecinde bakterinin önce solunum yolu epiteline tutunmas sonra s k olarak yap şmas (adezyonu), sonra da tutunduğu bölgedeki doğal veya özgül savunma elemanlar ndan kurtulmas gereklidir. Bütün bu basamaklar n gerçekleşmesi, mikroorganizman n uygun virülans faktörlerini taş mas yla mümkündür. Solunum sistemi patojenlerinin çoğu, konak savunmas n bozacak ve kolonizasyonu kolaylaşt racak adezyon molekülleri, pilus, ekzotoksinler ve salg sal IgA y parçalayan proteazlar taş maktad r. Bunun yan s ra konağ n bağ ş k yan tlar nda veya mekanik defans faktörlerinde bulunan bir defekt mikroorganizma kolonizasyonunu ve akciğerlere ulaşmas n kolaylaşt rmaktad r. 185
8 Gülay Z Tablo 4. Solunum yollar patojenlerinin konak savunma sistemlerinden kaç ş yollar. Mikrobiyal strateji Mikroorganizma Mediatör/mekanizma Siliyer aktivitenin bozulmas Pseudomonas aeruginosa Fenazin pigmentlerinin toksik etkisi Streptococcus pneumoniae Pnömolizin etkisi Haemophilus influenzae Düflük molekül a rl kl bir peptid Virüsler (influenza, k zam k) Siliyer harabiyet P. aeruginosa Piyosiyanin S. pneumoniae Pnömolizin H. influenzae Lipopolisakkarid Bordatella pertussis Trakeal sitotoksin Mukus içeri ine tutunma H. influenzae, P. aeruginosa Pili Mukus penetrasyonu ve aderans nfluenza virüsü Viral nöraminidaz Yang gelifliminin inhibisyonu H. influenzae Kültür filtratlar nötrofil göçünü önler Virüsler Fagositer hücrede viral antijen ekspresyonu hücrelerin ba fl kl k sistemince harap edilmesine neden olur Ba fl kl k sisteminden kaç fl Legionella pneumophilia Fagositer hücre içinde sa kalma Mycobacterium tuberculosis Chlamydia spp. Virüsler Solunum yolu epitel hücreleri içine yerleflme ve konak yan tlar ndan gizlenme nfluenza virüsü Lenfoid hücrelerde apopitozun uyar lmas ve lenfopeni Hastal ğa bağl olarak, normal üst solunum yollar flora bakterilerinin ağ z ve üst solunum yollar na tutunmas n sağlayan fibronektin düzeylerinde azalma ve diğer lektin tabiat ndaki moleküllerin ekspresyonu, potansiyel patojen mikroorganizmalar n buraya kolonize olmas n sağlamaktad r. Bu mekanizman n özellikle yatan hastalarda gram-negatif basillere bağl pnömoni gelişiminde önemli olduğu belirtilmektedir. Yoğun bak m hastalar nda yat ş süresi uzad kça üst solunum yollar floras n n değiştiği ve normal bireylerde çok nadiren görülen gram-negatif Enterobacteriaceae üyelerinin ve nonfermentatif basil kolonizasyonunu artt ğ görülmektedir. Tabi bu tip hastalarda ayr ca, glottis kapanmas n engelleyen endotrakeal tüp uygulanmas ve normal flora elemanlar n azaltan geniş spektrumlu antibiyotik kullan m gibi ek faktörler de bulunmaktad r. Daha önce de gördüğümüz gibi, epiglottik refleks ve öksürük refleksi, mukosiliyer transport sistemi, alt solunum yollar n n dallanan yap s nedeniyle, çap 5 hatta 2 µm ve daha büyük olan partiküller üst solunum yollar ve taş y c hava yollar nda temizlenmektedir. Teorik olarak, çap 2 µm den küçük partiküller ve bunlar n içerdiği mikroorganizmalar ise terminal hava yollar ve alveollere ulaşabilir. Burada her biri etkin birer opsonin olan sürfaktan proteinleri, fibronektin, kompleman komponentleri ve IgG nin de yard m yla alveoler makrofajlar taraf ndan fagosite edilerek ortadan kald r l r. Ayr ca, alveol s v s içindeki direkt mikrobisidal etki gösteren lizozim, serbest yağ asitleri, defensinler, katyonik peptidler ve demir bağlayan proteinler de gaz değişim yüzeylerine ulaşan mikroorganizmalar n temizlenmesine katk da bulunur. Alveoler makrofajlar günlük hayatta karş laş lan mikroorganizmalar n çoğunu öldürebilme kapasitesindedir. Ancak mikroorganizma say s alveoler makrofajlar n kapasitesini aşacak kadar çoksa ya da mikroorganizma başedilemeyecek kadar virülansa (örneğin; Pseudomonas aeruginosa), makrofajlar ve zedelenen epitel hücrelerinden sal nan IL-8 ve proinflamatuvar sitokinler nötrofillerin ve monositlerin akciğerlere gelmesini sağlar. Böylelikle, mikroorganizma ürünlerinin de katk s yla, yerel yang reaksiyonu ve bunun boyutuna göre hastal k bulgular gelişir. 186
9 İç Hastalıkları Dergisi 2007; 14(4): Toplum kökenli pnömonilerin önde gelen etkeni olan Streptococcus pneumoniae, öncelikle nazofarenkste kolonize olmaktad r. Bu kolonizasyonda bakteriyel nöraminidazlarla epitel hücre yüzeyindeki siyalik asit moleküllerinin ortadan kald r lmas rol oynamaktad r. Kolonizasyonu takiben pnömokoklar aerosollerin aspirasyonu ile alt solunum yollar na ilerler. Burada hücre yüzeyindeki galaktoz-β [1,4(6)]-Nasetil galaktozamin moleküllerine bağlan r. Bu bağlant epitel hücrelerinin baz pnömokok bakterilerinin invazyonunu kolaylaşt racak yeni reseptörler eksprese etmesine neden olur. Pnömokoklar bunlara ve çeşitli ökaryotik hücre proteinlerine tutunma kapasitesindedir. Bu ökaryot yüzey proteinleri aras nda platelet aktive edici faktör (PAF) reseptörü, salg sal IgA ve kompleman komponentleri say labilir. Bu bağlant - larda pnömokok yüzey proteinlerinden CbpA rol oynamaktad r. Yang Gelişimi Genel olarak, hastal k bulgular dokular m zda mikroorganizmalar n bulunmas n n değil, infeksiyona karş verilen bağ ş k yan t ve bunun oluşturduğu doku zedesinin bir sonucudur. Daha önceki bölümlerden de anlaş lacağ gibi ayn durum akciğer infeksiyonlar için de geçerlidir. Yabanc olduğu alg lanan mikroorganizmalar, kompleman komponentleri, p ht laşma faktörleri, immünglobulinler gibi s v sal faktörler ve mast hücreleri, nötrofiller, makrofajlar, natural killer hücreler, T-lenfositleri gibi hücrelerince tan n r. Bu durum birçok mediatörün, sitokinin ve kemokinlerin üretimi ile sonlanan bir zincirin başlamas na neden olur. Mediatörler vasküler geçirgenlik ve kan ak m n artt r p, endotel hücrelerinde nötrofillerin tutunmas n ve dokuya göçünü sağlayacak adezyon moleküllerinin ekspresyonuna neden olur. Böylelikle nötrofiller infeksiyonu temizlemek için dokuya göç eder. Çoğunlukla bu süreç klinik yang bulgular ortaya ç kmadan mikroorganizmalar n ortadan kald r lmas ile sonlan r. Ancak şiddetli durumlarda yang sal süreç patolojik süreçlere dönüşerek organ yetersizlikleri, şok ve ölüme yol açabilir. Hafif ve ağ r infeksiyon tablolar nda sal nan mediatörler ayn d r, ancak düzeyleri birbirinden farkl d r. Bir bakteri infeksiyonundaki konak yan t patojenin virülans ile doğru orant l d r. Virülans yüksek bakteriler ayn zamanda şiddetli akut bulgulara ve uzun süreli etkilere yol açar. Hem virülan bakteriler hem de flora bakterileri yang yan t n uyarabilecek yap - lar taş malar na karş n sadece patojenler güçlü bir yang yan t na yol açmaktad r. Bunun nedenleri tam aç k olmamakla birlikte, patojen ve kommensal bakterilerdeki benzer moleküllerin kimyasal yap farkl - l klar n n önemli olabileceği bildirilmektedir. Mikroorganizmalar yang yan t n uyarabilen birçok biyolojik aktif molekül taş r. Bunlara örnek olarak, gram-negatif bakterilerin d ş membran yap s nda bulunan LPS ler (endotoksin), gram-pozitif bakterilerin hücre duvar nda yer alan peptidoglikan ve teikoik asit, yine gram-pozitif bakterilerin süperantijen niteliğindeki ekzotoksinleri ve mikobakterilerin lipoarabinomannan molekülleri say labilir. Pnömokoklar, gram-pozitif bakterilerin geliştirdiği yang aç s ndan model olarak kullan lan bakterilerdir. Pnömokok hücre duvar nda CD14 ve Toll benzeri reseptörler arac l ğ yla monosit/makrofaj serisi hücreleri uyar p yang sal sitokinlerin (TNF-α, IL-1β, IL-6, IL-8) sal n m n uyaran birçok yap bulunmaktad r. Bunlar aras nda, peptidoglikan, özellikle antibiyotik tedavisinde aç ğa ç kan disakkarid peptidler, kolin-teikoik asit ve kolin-lipoteikoik asit say labilir. Bunlardan son ikisi kollektinleri (örneğin; C1q, CRP ve sürfaktan protein A ve D) bağlama özelliğindedir. Böylelikle pnömokoksik infeksiyonlarda klasik kompleman yolu aktive olmaktad r. Bu moleküller fosforil kolin taş malar nedeniyle, PAF reseptörünün doğal ligand na benzerler ve bu reseptör arac l - ğ yla da hücrelere bağlan r ve uyar rlar. Pnömokok hücre duvar nda koline bağl olarak bulunan ve özellikle bakteri adezyonunda rol oynayan 12 protein bulunmaktad r. Bunlar aras nda PspA (koruyucu antijen), LytA (otolizin), CbpA (adezin) n n pnömokok infeksiyonlar n n patogenezinde önemli olduğu gösterilmiştir. Pnömokoklar n yegane ekzotoksini pnömolizindir. Bu molekül hücre d ş na sal nmaz, ancak bakteri otolizinin, konak savunma faktörlerinin veya antibiyotiklerin etkisiyle bakteri hücresi parçaland - ğ nda aç ğa ç kar. Pnömolizin tüm ökaryot hücrelere toksiktir. Hücre membranlar nda porlar açar. Bunun d ş nda, kompleman aktive etmek, yang sal sitokin yap m n uyarmak, siliyer hareketi durdurmak, nötrofil bakterisidal etkinliğini bozmak gibi etkileri bulunmaktad r. Pnömokoklar ayr ca H 2 O 2 (hidrojen peroksit) üretmektedir ve bu küçük molekül, kanl agarda alfa hemoliz oluşturmas n n yan s ra, in vivo ortamda hücre zedesine katk da bulunur. Pnömokoklar n, epitel, endotel veya lökositlere tutunmas ve hücre içine girmesi birçok hücre yan t n uyarmaktad r. Bunlar aras nda kemokin/sitokin sal n m, p ht - laşma ve kompleman yollar n n aktivasyonu say labilir. Kemokinlerin ve diğer kemotaktik faktörlerin (C5a, PAF gibi) etkisi ile nötrofil lökositler bölgeye toplan r. Bu yang sal yan t, bakterilerin temizlenme- 187
10 Gülay Z sini sağlarken aşağ daki bölümlerde anlat lan doku zedesine yol açar. Bu arada pnömokoklar n parçalanmas sonucunda pnömolizin aç ğa ç kmaktad r. Pnömolizin ve H 2 O 2 doğrudan sitotoksik etkilerinin yan s ra, şok gelişiminde önemli bir vazoaktif mediatör olan NO yap m n uyar r. Dolay s yla, pnömokoklar n ölümü de yang n n ve konak doku zedesinin art ş na neden olmaktad r. Bu nedenle pnömokoksik menenjit tedavisinde antibiyotiklere ek olarak, yang yan t n azaltacak uygulamalar n sekel gelişimini azaltt ğ gösterilmiştir. Günümüzde benzer tedavilerin pnömonide de uygulanmas için araşt rmalar sürmektedir. Sürecin normalden patolojik olana değişiminde, mikroorganizman n özellikleri kadar konak faktörleri de rol oynamaktad r. Örneğin; altta yatan bir başka hastal ğ veya infeksiyonu olanlarda aş r bir yan t ç kma eğilimi daha fazlad r. Pnömokoklar n tek baş na bir dokuda bulunmas yang oluşmas için yeterli değildir. Fare modellerinde tamamen sağl kl bir dokuda yang oluşturmas için pnömokok/ml gerekirken, eğer öncesinde proinflamatuvar bir sinyal oluşmuşsa ayn yang yan t 10 bakteri ile gelişmektedir. Bu sinyal bir proinflamatuvar (yang sal) sitokin (örneğin; IL-1, TNF) ya da klinik olarak bir viral infeksiyon taraf ndan sağlanmaktad r. Akut yang sal yan t n klinik özellikleri: Yang n n dört temel klinik bulgusu vard r. Bunlar; ağr, k zar kl k, s art ş ve ödeme bağl şişliktir. Şişlik ve ağr ya ikincil olarak ayr ca işlev yitimi de görülmektedir. Bakterilerin dokuya girişiyle oluşan doku zedesi ve makrofajlar, mast hücreleri ve epitel hücrelerinden sal nan sitokinlerin etkileri ile kan ak m ve damar geçirgenliği artar ve dokuya nötrofiller toplan r. Akut yang da dokuda hakim hücre tipi nötrofil lökositlerken, antijenin dokudan temizlenemediği kronik yang tablosunda önde gelen hücrelerin mononükleer hücreler (lenfositler ve monosit/makrofajlar) olduğu izlenir. Yang sal yan t n basamaklar : a. Kompleman sisteminin aktivasyonu: Alt solunum yollar na ulaşan mikroorganizma alveol s v s ile kaplan r ve kompleman sistemi aktive olur. Aktivasyon; Alternatif yolda yer alan C3 ün bakteri yüzey polisakkaridlerine bağlanmas, Kollektinler ailesinden olan sürfaktan proteinleri A ve D nin C2 komponentini kesmesi, Özgül IgG varl ğ nda klasik kompleman yolunun uyar lmas ile gerçekleşebilmektedir. Kompleman sisteminin aktivasyonu s ras nda aç ğa ç kan C3a ve C5a molekülleri mast hücrelerini uyararak, bu hücrelerden yerel damarlara etkili vazoaktif ürünlerin sal n m na neden olur. C5a, ayr ca nötrofiller için kemotaktik özellik taş maktad r. Aktivasyon s ras nda aç ğa ç kan C3b ise mikroorganizmalar opsonize ederek fagositozun etkinliğini artt r r. b. Proinflamatuvar sitokinlerin ve kemokinlerin sal - n m : Alveoler makrofaj n patojen mikroorganizmay fagosite etmesi ve uyar lmas ile proinflamatuvar (yang y artt r c nitelikteki) sitokinler olan TNF-α, IL-1 ve IL-6 sal nmaktad r. Daha önce de belirtildiği gibi, bu sitokinlerin yerel ve sistemik etkileri vard r ve bu etkiler doza bağ ml olarak görülmektedir. Bu etkiler akut pnömoni tablosunda görülen sistemik bulgular n birçoğunu da içermektedir. Yerel etkileri aras nda en önemlisi ise, vasküler endotel hücreleri üzerinde nötrofil göçünü sağlayacak adezyon moleküllerinin eksprese edilmesini uyarmalar d r. Makrofajlardan sal nan bir diğer sitokin de IL-8 dir. IL-8, nötrofiller için kemoatraktan özellikte bir sitokin olduğu için kemokin olarak da adland r lmaktad r. Akut yang sal yan t n önde gelen hücreleri alveoler makrofajlar, nötrofiller ve mast hücreleri olmakla birlikte, mikroorganizmalar n temas yüzeyini oluşturan epitel hücreleri de salg lad klar sitokinlerle yang gelişimine katk da bulunur. Örneğin; patojen mikroorganizman n hücre yüzeyine tutunmas, solunum sistemi epitel hücrelerinden IL-8 ve diğer kemokinlerin (MCP-1, MIP 1 ve 2, RANTES, GRO α, β, γ) sal n m n uyarmaktad r. c. Mast hücrelerinin uyar m : Kompleman n C3a ve C5a komponentlerinin mast hücrelerini uyararak, bu hücrelerin degranülasyonuna yol açt klar ndan söz edilmişti. Mast hücrelerinden sal nan granüllerde bulunan mediatörler, yang sal tepkimelerde görülen vazodilatasyon ve k zar kl k, kapiller geçirgenlikte artma ve ödem, ayr ca ağr gibi belirtilerin ortaya ç kmas na neden olmaktad r. d. Nötrofillerin alveol boşluğuna göç etmesi: Normal olarak nötrofil lökositler pulmoner kapiller damarlar içerisinde yer almaktad r. Kompleman komponentleri, kemokinler, LPS, fmlp gibi mikrobiyal ürünler ve mast hücre kökenli lökotrienler gibi kemoatraktan maddelerin varl ğ nda parankim içine göç eder. Göç s ras nda ilk aşama nötrofillerin endotel yüzeyine tutunup yavaşlamalar d r. Bu aşama nötrofillerin yüzeylerindeki L-selektin arac l ğ yla uyar lm ş endotel yüzeyinde eksprese edilen MadCAM-1, glycam-1 gibi adezyon moleküllerine tutunmas ile gerçekleşir. 188
11 İç Hastalıkları Dergisi 2007; 14(4): İkinci aşamada nötrofiller yüzey integrinleri ile endotel yüzeyine s k olarak tutunur ve endotel aral klar ndan dokuya geçer. Bu sürece diapedez ad verilir. Bu geçiş s ras nda nötrofiller enzimleri arac l ğ yla kapiller bazal membran parçalad klar için dokuya plazma s z ş n art r r, hatta diğer kan hücrelerinin (örneğin; eritrositlerin) dokuya geçmesine neden olur. Doku içine geçen nötrofiller uyarana doğru yönelip daha önce tarif edilen süreçlerle bakteriyi fagosite eder. Yang s ras nda doku zedesi oluşmas : Yang s ras nda nötrofillerin endotel bazal membranlar n parçalamalar, makrofajlar ve lökositlerden sal nan reaktif oksijen ve nitrojen ara ürünleri, lizozomal enzimler ve proteazlar n etkisi ile konak dokusu da zarar görmektedir. Yang, apopitoz, pnömoni ilişkisi: Apopitoz, hücre içi genlerce düzenlenen, bir başka deyişle programlanm ş hücre ölümüdür. Bu olay dokunun genel yap s n korumakta ve embriyonik dokular n şekillenmesinden, HIV infeksiyonundaki CD4+ T-hücrelerinin ölümüne kadar fizyolojik ve patolojik birçok süreçte görev almaktad r. Akciğer dokusu incelendiğinde, burada da hücresel komponentlerin sürekli olarak yenilendiği görülebilir. Bu süreç, hücre ölümünü ve yeni hücrelerin bunlar n yerini almas n içermektedir. Hava yollar ve alveolde bulunan epitel hücreleri sürekli olarak hava yolu ile taş nan çevresel stres faktörlerine aç kt r. İnfeksiyon etkenleri ve bunlar n uyard ğ yang yan t da bu stres etkenleri aras nda yer almaktad r. Akciğer hücreleri zede oluşturan bu faktörlere karş hücre ölümünün tetiklenmesini kontrol edip yaşam n sürdürebilir veya apopitozun uyar lmas yla ölebilir ve komşu hücreler çoğalarak bu kayb yerine koyabilir. Hücresel düzeyde incelendiğinde asl nda akciğer infeksiyonlar ndaki temel sürecin de yaşam ve ölüm dengesinden ibaret olduğu görülmektedir. Bu durum infekte hücrelerin temizlenmesi için önemliyken, kontrolsüz olarak oluştuğunda erişkin akut solunum s k nt s sendromu gibi yaşam tehdit edici boyuttaki işlev ve yap bozulmalar na da yol açabilmektedir. Solunum yolu infeksiyonlar değerlendirildiğinde, genel olarak makrofajlarca fagosite edildikten sonra hücre içinde yaşam n sürdürebilen etkenler söz konusu ise patojeni bar nd ran hücrenin apopitozu konağ n lehine olmaktad r. Buna karş n, özellikle hücre d ş patojenlerin nötrofiller gibi savunma hücrelerinde apopitozu indüklemeleri konak için zararl d r. Mikroorganizmalar, apopitoz sürecini etkileyebilmektedir. Örneğin; influenza virüs infeksiyonlar nda bronş, bronşiyol ve alveol epitel hücrelerinin apopitoz ile öldüğü görülür. Bu etkinin Fas ligand (Fas L) ile %50 yap sal homoloji taş yan viral NS1 proteininden kaynakland ğ düşünülmektedir. İnfluenza virüsü ayr ca lenfoid hücrelerde de apopitozu tetikleyerek kendisine karş bağ ş k yan tlar bask lamaktad r. Yang s ras nda makrofajlardan sal nan TNF-α ile makrofajlar, nötrofiller ve aktive T-lenfositlerinden sal nan Fas L, Fas reseptörü arac l ğ yla apopitozu tetiklemekte ve bu reseptörleri taş yan hücrelerin ölümüne neden olmaktad r. Yine yang s ras nda oluşan reaktif oksijen ve nitrojen ara ürünleri de apopitozu uyarmaktad r. Dolay s yla, akciğer infeksiyonu seyrinde yang n n ve sitokin düzeylerinin aş r olmas halinde apopitoz arac l kl hücre ölümü de akciğer dokusundaki zedeyi artt rmaktad r. Akciğer Dokusunda Yang = Akut Pnömoni Akut pnömonide gelişen yang sal yan t da akut yang n n klinik özelliklerini taş maktad r. Akciğer dokusunda yang gelişimi ile, kapiller konjesyon, yang hücrelerinin infiltrasyonu, alveollere fibrinöz eksüda doluşu, doku zedesi ile karakterize olan pnömoni histopatolojisi ortaya ç km ş olur. Hastada ise, sitokinlerin etkisi ile ateş, alveollere lökosit ve s v toplanmas nedeniyle matite ve dinlemekle raller, yang l bölgede ventilasyon-perfüzyon oran n n bozulmas ile hipoksemi, siyanoz, takipne gibi tipik pnömoni bulgular saptan r. Özellikle pnömokoksik pnömonide yukar da say lan yang gelişim basamaklar ile ilgili olarak akciğerlerde dört hastal k evresi görülmektedir. Konjesyon: İlk saatte görülen vazodilatasyon ve ödeme bağl d r. K rm z hepatizasyon: Konjesyona bağl k rm z l - ğ n yan s ra, alveol içine s zan fibrinöz eksüda ve hücre infiltrasyonu nedeniyle akciğer sertleşmiş ve karaciğeri hat rlatmaktad r. Gri hepatizasyon: Üçüncü-dördüncü günlerdeki fibrin ve artm ş lökositlere bağl görünümdür. Rezolüsyon: Makrofajlar n ölü hücreler ve fibrinden oluşan debrisi temizleme evresidir. Sonuç olarak; akut, kronik, tipik veya atipik olsun, tüm pnömoni tablolar nda patojenin temizlenmesi ve iyileşme yönüne mi, yoksa infeksiyonun ilerlemesi ve hastal k bulgular n n ağ rlaşmas yönüne mi gidileceği bakteri-alt solunum yollar epiteli-konak savunma faktörleri aras ndaki ilişkiye ve uygun bir konak yan t na bağl d r. Yang, mikroorganizmalar n temizlenmesi için gerekli bir süreçtir. Ancak mikro- 189
12 Gülay Z organizmalardan kurtulman n bedeli akciğer dokusunun zedelenmesidir. Yang sal yan t n ideal sonucu patojen mikroorganizman n temizlenmesi ve normal doku fizyoloji ve histolojisine geri dönülmesidir. Ancak konağa ve mikroorganizmaya ait faktörler nedeniyle bu her zaman mümkün olmayabilir ve ölüme kadar giden tablolar gelişebilir. KAYNAKLAR 1. Salyers AA, Whitt DD. Bacterial pathogenesis: A molecular approach. 1 st ed. Washington DC: ASM Press, Levinson W, Jawetz E. Medical Microbiology and Immunology. 4 th ed. Stanford: Appleton and Lange, 1996: Menno KK, Pechere JC. Nature and pathogenicity of microorganisms. In: Armstrong D, Cohen J (eds). Infectious Diseases. 1 st ed. London: Mosby Comp., 1999: Keusch GT. Host responses to infection. In: Armstrong D, Cohen J (eds). Infectious Diseases. 1 st ed. London: Mosby Comp., 1999: Koneman EW, Allen JD, Janda WM, Schreckenberger PC, Winn WC. Color Atlas and Textbook of Diagnostic Microbiology. 5 th ed. Philadelphia: Lippincott, 1997: Russel DG. Of microbes and macrophages: Entry, survival and persistence. Curr Opin Immunol 1995; 7: Hersh D, Weiss J, Zychlinsky A. How bacteria initiate inflammation: Aspects of the emerging story. Curr Opin Microbiol 1998; 1: Svanborg C, Godely G, Hedlund M. Cytokine responses during mucosal infections: role in disease pathogenesis and host defence. Curr Opin Microbiol 1999; 2: Heumann D, Glauser MP, Calandra T. Molecular basis of host-pathogen interaction in septic shock. Curr Opin Microbiol 1998; 1: Grover R, Zaccardelli D, Colice G, et al. An open-label dose escalation study of nitric oxide synthase inhibitor, N(G)-methyl-L-arginine hydrochloride (546C88) in patients with septic shock. Crit Care Med 1999; 27: Mosser DM, Karp CL. Receptor mediated subversion of macrophage cytokine production by intracellular pathogens. Curr Opin Immunol 1999;11: Baldwin DR, McFarlane JT. Community-acquired pneumoniae. In: Armstrong D, Cohen J (eds). Infectious Diseases. 1 st ed. London: Mosby Comp., 1999: Kollef MH. Epidemiology and risk factors for nosocomial pneumonia. Clin Chest Med 1999; 20: Diamond G, Legarda D, Ryan LK. The innate immune response of the respiratory epithelium. Immunol Rev 2000; 173: DeLong P, Kotloff RM. An overview of pulmonary host defence. Semin Roentgenol 2000; 34: Zhang P, Summer WR, Bagby GJ, Nelson S. Innate immunity and pulmonary host defense. Immunol Rev 2000; 173: Mason CM, Nelson S. Pulmonary host defenses: Implications for therapy. Clin Chest Med 1999; 20: Matute-Bello G, Liles WC, Radella IIF, et al. Neutrophil apoptosis in the acute respiratory distress syndrome. Am J Respir Crit Care Med 1997; 156: Young LS, Dawson CW, Eliopoulos AG. Viruses and apoptosis. Br Med Bull 1997; 53: Gosink K, Tuomanen E. Streptococcus pneumoniae: Invasion and inflammation. In: Fischetti AV, Novick RP, Ferreti JJ, Portnoy DA, Rood JI (eds). Gram Positive Pathogens. 1 st ed. Washington DC: ASM Press, Kadioglu A, Andrew PW. The innate immune response to pneumococcal lung infection: The unlold story. Trends Immonol 2004; 25: Abbas AK, Lichtman AH. Cellular and Molecular Immunology. 5 th ed. Philadelphia: Elsevier Saunders, YAZIŞMA ADRESİ Prof. Dr. Zeynep GÜLAY Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dal İZMİR 190
Edinsel İmmün Yanıt Güher Saruhan- Direskeneli
Edinsel İmmün Yanıt Güher Saruhan- Direskeneli İTF Fizyoloji AD Doğal bağışıklık Edinsel bağışıklık Hızlı yanıt (saatler) Sabit R yapıları Sınırlı çeşidi tanıma Yanıt sırasında değişmez Yavaş yanıt (Gün-hafta)
Hücresel İmmünite Dicle Güç
Hücresel İmmünite Dicle Güç [email protected] kekik imus Kalbe yakınlığı ve Esrarengiz hale Ruhun oturduğu yer Ruh cesaret yiğitlik Yunanlı Hekim MS 1.yy Kalp, pankreas, timus imus yaşla küçülür (timik
İMMÜN YANITIN EFEKTÖR GRUPLARI VE YANITIN DÜZENLENMESİ. Güher Saruhan- Direskeneli İTF Fizyoloji AD
İMMÜN YANITIN EFEKTÖR GRUPLARI VE YANITIN DÜZENLENMESİ Güher Saruhan- Direskeneli İTF Fizyoloji AD HÜCRE İÇİ MİKROBA YANIT Veziküle alınmış mikroplu fagosit Sitoplazmasında mikroplu hücre CD4 + efektör
ADIM ADIM YGS LYS Adım DOLAŞIM SİSTEMİ 5 İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI
ADIM ADIM YGS LYS 177. Adım DOLAŞIM SİSTEMİ 5 İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI Hastalık yapıcı organizmalara karşı vücudun gösterdiği dirence bağışıklık
HÜCRESEL İMMÜNİTENİN EFEKTÖR MEKANİZMALARI. Hücre İçi Mikropların Yok Edilmesi
HÜCRESEL İMMÜNİTENİN EFEKTÖR MEKANİZMALARI Hücre İçi Mikropların Yok Edilmesi Hücre içi mikropları yok etmekle görevli özelleşmiş immün mekanizmalar hücre aracılı immüniteyi oluştururlar. Hücresel immünitenin
VİROLOJİ -I Antiviral İmmunite
VİROLOJİ -I Antiviral İmmunite Prof.Dr. Yılmaz Akça Prof.Dr. Feray Alkan Prof.Dr. Aykut Özkul Prof. Dr. Seval Bilge-Dağalp Prof.Dr. M. Taner Karaoğlu Prof.Dr. Tuba Çiğdem Oğuzoğlu DOĞAL SAVUNMA HATLARI-DOĞAL
Doğal Bağışıklık. İnsan doğar doğmaz hazırdır
Doğal Bağışıklık 1 Doğal Bağışıklık İnsan doğar doğmaz hazırdır 2 Mikrop vücuda girdiği zaman doğal bağışıklık onunla saatler içinde savaşır. 3 Doğal bağışıklık ikinci görev olarak adaptif immün cevabı
İNFLAMASYON DR. YASEMIN SEZGIN. yasemin sezgin
İNFLAMASYON DR. YASEMIN SEZGIN yasemin sezgin Inflamasyon Hasara karşı vaskülarize dokunun dinamik yanıtıdır Koruyucu bir yanıttır Hasar bölgesine koruma ve iyileştirme mekanizmalarını getirir İnflamasyonun
VİRAL ENFEKSİYONLAR VE KORUNMA. Yrd. Doç. Dr. Banu KAŞKATEPE
VİRAL ENFEKSİYONLAR VE KORUNMA Yrd. Doç. Dr. Banu KAŞKATEPE VİRAL HASTALIKLARDA İMMÜNİTE Virüsler konak hücreye girdikten sonra çoğalır ve viral çoğalma belirli bir düzeye ulaştığında hastalık semptomları
DOĞAL BAĞIŞIKLIK. Enfeksiyonlara Karşı Erken Savunma Sistemi
DOĞAL BAĞIŞIKLIK Enfeksiyonlara Karşı Erken Savunma Sistemi DOĞAL BAĞIŞIKLIK Tüm çok hücreli canlılar mikroorganizmaların yol açacağı enfeksiyonlara karşı kendilerini korumak için intrensek savunma
TİP I HİPERSENSİTİVİTE REAKSİYONU. Prof. Dr. Bilun Gemicioğlu
TİP I HİPERSENSİTİVİTE REAKSİYONU Prof. Dr. Bilun Gemicioğlu HİPERSENSİTİVİTE REAKSİYONLARI TİP I TİP II TİPII TİPIII TİPIV TİPIV TİPIV İmmün yanıt IgE IgG IgG IgG Th1 Th2 CTL Antijen Solübl antijen Hücre/
ORGANİZMALARDA BAĞIŞIKLIK MEKANİZMALARI
ORGANİZMALARDA BAĞIŞIKLIK MEKANİZMALARI Organizmalarda daha öncede belirtildiği gibi hücresel ve humoral bağışıklık bağışıklık reaksiyonları vardır. Bunlara ilave olarak immünoljik tolerans adı verilen
LÖKOSİTLER,ÖZELLİKLERİ. ve İNFLAMASYON. 2009-2010 Dr.Naciye İşbil Büyükcoşkun
LÖKOSİTLER,ÖZELLİKLERİ ve İNFLAMASYON 2009-2010 Dr.Naciye İşbil Büyükcoşkun Dersin Amacı: * Yabancı maddeye karşı savunma? * Lökosit çeşitleri ve miktarları * Lökopoez * Fonksiyonel özellikleri * Monosit-
CANDİDA İLE UYARILMIŞ VAJİNAL VE BUKKAL EPİTEL HÜCRELERİNİN SİTOKİN ÜRETİMİ
CANDİDA İLE UYARILMIŞ VAJİNAL VE BUKKAL EPİTEL HÜCRELERİNİN SİTOKİN ÜRETİMİ Emine Yeşilyurt, Sevgi Özyeğen Aslan, Ayşe Kalkancı, Işıl Fidan, Semra Kuştimur Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji
AKUT VE KRONİK İNFLAMASYON DR. ESİN KAYMAZ BEÜTF PATOLOJİ AD
AKUT VE KRONİK İNFLAMASYON DR. ESİN KAYMAZ BEÜTF PATOLOJİ AD İNFLAMASYON( İLTİHAP) GENEL ÖZELLİKLERİ Canlı dokunun zedelenmeye karşı verdiği yanıt Fiziksel ajanlar Kimyasal maddeler Bağışıklık reaksiyonları
b. Amaç: Bakterilerin patojenitesine karşı konakçının nasıl cevap verdiği ve savunma mekanizmaları ile ilgili genel bilgi öğretilmesi amaçlanmıştır.
İMMÜNOLOJİİ I-DERS TANIMLARI 1- Tanım: Konakçı savunma mekanizmalarının öğretilmesi. b. Amaç: Bakterilerin patojenitesine karşı konakçının nasıl cevap verdiği ve savunma mekanizmaları ile ilgili genel
Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015
Hücre zedelenmesi etkenleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Homeostaz Homeostaz = hücre içindeki denge Hücrenin aktif olarak hayatını sürdürebilmesi için homeostaz korunmalıdır Hücre zedelenirse ne olur? Hücre
Glomerül Zedelenmesi -İmmunolojik Mekanizmalar-
Glomerül Zedelenmesi -İmmunolojik Mekanizmalar- Dr. Lale Sever 9. Ulusal Çocuk Nefroloji Kongresi, 24-27 Kasım 2016 - Antalya Glomerülonefritlerin pek çoğunda (patogenez çok iyi bilinmemekle birlikte)
ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI
ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI Tıp Fakülteleri Mezuniyet Öncesi İmmünoloji Eğitim Programı Önerisi in hücre ve dokuları ilgi hücrelerini isim ve işlevleri ile bilir. Kemik iliği, lenf nodu, ve dalağın anatomisi,
Mikrop vücudumuza girdiği zaman
Doğal Bağışıklık 1 Doğal Bağışıklık 2 Mikrop vücudumuza girdiği zaman 3 İkinci görevi adaptif immün yanıtı uyarmaktır 4 Hafızası yoktur 5 Doğal Bağılık Yanıtın Kompenentleri 1. Anatomik yapı 2. Mekanik
DOĞAL BAĞIŞIKLIK. Prof. Dr. Dilek Çolak
DOĞAL BAĞIŞIKLIK Prof. Dr. Dilek Çolak 1 DOĞAL BAĞIŞIKLIK İkinci savunma hattı birinci hat: fiziksel bariyerler Kazanılmış bağışık yanıtın aktivatörü ve kontrolörü 2 DOĞAL BAĞIŞIKLIK Kompleman proteinleri
Savunma Sistemi: İmmün Yanıt
Savunma Sistemi: İmmün Yanıt Etkeni ilk karşılayan: Doğal Bağışıklık İkinci aşamada : Özgül bağışıklık Nature Rev Immunol 2004;4:841 ANTİMİKROBİK PEPTİDLER - Defensinler - Katelisidinler - Eozinofil kökenli
HUMORAL İMMUN YANIT 1
HUMORAL İMMUN YANIT 1 Antijen B lenfosit... HUMORAL İMMUN YANIT Antikor üretimi 2 Antijenini işlenmesi ve sunulması Yardımcı T-lenfosit aktivasyonu Yardımcı T hücre- B hücre ilişkisi B hücre aktivasyonu
Geniş tanımlama ile parazitler: Maizels J Biol 2009, 8:62
Mikroplar ve Konak Adaptasyonu: Savaşamıyorsan Anlaş Doç. Dr. Fadile Yıldız Zeyrek Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD Geniş tanımlama ile parazitler: Maizels J Biol 2009, 8:62 Parazitler
4- Solunum Sisteminin Çalışması : Solunum sistemi soluk (nefes) alıp verme olayları sayesinde çalışır.
SOLUNUM SİSTEMİ Canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. İhtiyaç duyulan bu enerji besinlerden karşılanır. Hücre içerisinde besinlerden enerjinin üretilebilmesi için,
DOĞAL İMMÜNİTE. Prof. Dr. Bilun Gemicioğlu. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı
DOĞAL İMMÜNİTE Prof. Dr. Bilun Gemicioğlu İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Bağışıklık? Konağın kendisinden yapısal olarak fark gösteren bir maddeyi yabancı olarak algılaması
Hümoral İmmün Yanıt ve Antikorlar
Hümoral İmmün Yanıt ve Antikorlar H. Barbaros ORAL Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Anabilim Dalı Edinsel immün sistemin antijenleri bağlamak için kullandığı 3 molekül sınıfı: I.Antikorlar,
SOLUNUM SİSTEMİ DERS KURULU DERS KURULU -III
T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II 2016-2017 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI SOLUNUM SİSTEMİ DERS KURULU DERS KURULU -III 05 ARALIK 2016-06 OCAK 2017 (5 HAFTA) DERSLER TEORİK PRATİK
I- Doğal-doğuştan (innate)var olan bağışıklık
I- Doğal-doğuştan (innate)var olan bağışıklık Fagositik hücreler (makrofajlar, mast hücreleri) Kompleman sistemi(direkt bakteri hücre membranı parçalayarak diğer immün sistem hücrelerin bunlara atak yapmasına
08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D
VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D Vitamin D ve İmmün Sistem İnsülin Sekresyonuna Etkisi Besinlerde D Vitamini Makaleler Vitamin D, normal bir kemik gelişimi ve kalsiyum-fosfor homeostazisi için elzem
BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK
1 LERDE LABORATUVAR İPUÇLARI GENEL TARAMA TESTLERİ Tam kan sayımı Periferik yayma İmmünglobulin düzeyleri (IgG, A, M, E) İzohemaglutinin titresi (Anti A, Anti B titresi) Aşıya karşı antikor yanıtı (Hepatit
FAGOSİTER SİSTEM BOZUKLUKLARI. Dr. Gülsün Karasu Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Göztepe Medicalpark Hastanesi
FAGOSİTER SİSTEM BOZUKLUKLARI Dr. Gülsün Karasu Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Göztepe Medicalpark Hastanesi Doğal Doğal bariyerler İmmmun Cilt yanıt Sekresyonlar (mukus, tükürük, gözyaşı) Fagositler
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA PNÖMONİ. Mehmet Ceyhan 2016
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA PNÖMONİ Mehmet Ceyhan 2016 PNÖMONİ Akciğer parankiminin inflamasyonudur Anatomik olarak; Lober pnömoni Bronkopnömoni İnterstisiyel pnömoni Patolojik olarak: Alveollerde konsolidasyon ve/veya
YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger
YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük
Solunum sistemi farmakolojisi. Prof. Dr. Öner Süzer
Solunum sistemi farmakolojisi Prof. Dr. Öner Süzer www.onersuzer.com 2 1 3 Havayolu, damar ve salgı bezlerinin regülasyonu Hava yollarının aferent lifleri İrritan reseptörler ve C lifleri, eksojen kimyasallara,
Mikroorganizmalara Karşı Organizmanın Direnci ve Bağışıklık
Mikroorganizmalara Karşı Organizmanın Direnci ve Bağışıklık İlişkide bulunduğu organizmada büyük savunma tepkimelerinin ortaya çıkmasına neden olabilen, bu nedenle hastalandırıcı özelliği olan mikroorganizmaların
Solunum Sistemi Fizyolojisi
Solunum Sistemi Fizyolojisi 1 2 3 4 5 6 7 Solunum Sistemini Oluşturan Yapılar Solunum sistemi burun, agız, farinks (yutak), larinks (gırtlak), trakea (soluk borusu), bronslar, bronsioller, ve alveollerden
İMMUNİZASYON. Bir bireye bağışıklık kazandırma! Bireyin yaşı? İmmunolojik olarak erişkin mi? Maternal antikor? Konak antijene duyarlı mı? Sağlıklı mı?
İMMUNİZASYON Bir bireye bağışıklık kazandırma! Bireyin yaşı? İmmunolojik olarak erişkin mi? Maternal antikor? Konak antijene duyarlı mı? Sağlıklı mı? Canlıya antijen verdikten belli bir süre sonra, o canlıda
DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II. KAN-DOLAŞIM ve SOLUNUM DERS KURULU
DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II KAN-DOLAŞIM ve SOLUNUM DERS KURULU Doç.Dr. Engin DEVECİ İMMÜN SİSTEM TİPLERİ I- Doğal-doğuştan (innate)var olan bağışıklık Fagositik hücreler (makrofajlar, mast
LÖKOSİT. WBC; White Blood Cell,; Akyuvar. Lökosit için normal değer : Lökosit sayısını arttıran sebepler: Lökosit sayısını azaltan sebepler:
LÖKOSİT WBC; White Blood Cell,; Akyuvar Lökositler kanın beyaz hücreleridir ve vücudun savunmasında görev alırlar. Lökositler kemik iliğinde yapılır ve kan yoluyla bütün dokulara ulaşır vücudumuzu mikrop
nfeksiyon Patogenezi
nfeksiyon Patogenezi Zeynep GÜLAY G R fi VE TEMEL TANIMLAR nfeksiyon, patojen bir mikroorganizman n konak koruyucu mekanizmalar ndan kurtularak konak üzerinde veya dokular nda yerleflmesi ve/veya ço almas
Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD KOMPLEMAN SİSTEMİ Kompleman sistem, (Compleman system) veya tamamlayıcı sistem, bir canlıdan patojenlerin temizlenmesine yardım eden biyokimyasal
AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015
AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu
SOLİD ORGAN TRANSPLANTASYONLARINDA İMMÜN MONİTORİZASYON
SOLİD ORGAN TRANSPLANTASYONLARINDA İMMÜN MONİTORİZASYON Ali ŞENGÜL MEDICALPARK ANTALYA HASTANE KOMPLEKSİ İMMÜNOLOJİ BÖLÜMÜ Organ nakli umudu Beklenen Başarılı Operasyonlar Hayaller ve Komplikasyonlar?
DOĞUġTAN BAĞIġIKLIK (INNATE IMMUNITY)
DOĞUġTAN BAĞIġIKLIK (INNATE IMMUNITY) Dr.OLCAY YEĞĠN AKDENĠZ ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ Giriş ve Uyarı Bu sunumda doğal bağışıklık dizgemizin yabancıyı algılamakta kullandığı algaçlardan örnekler verilecek
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ FARMAKOLOJİSİ
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ FARMAKOLOJİSİ Bağışıklık sistemini etkileyen (uyaran veya baskılayan) maddeler özellikle kanser ve oto-bağışıklık hastalıklarının sağaltımında kullanılan ilaçlar Organ nakillerinde reddin
KLL DE. kları ABD Hematoloji BD Bursa
KLL DE İNFEKSİYON YÖNETİMİ Dr. Rıdvan R ALİ Uludağ Üniversitesi Tıp T p Fakültesi İç Hastalıklar kları ABD Hematoloji BD Bursa KLL ile ilişkili bilgilerimizde önemli değişiklikler iklikler söz s z konusu
CİLT MİKROBİYOTASI PROF.DR. NİLGÜN SOLAK BÜLENT ECEVİT Ü. TIP FAK. DERMATOLOJİ AD
CİLT MİKROBİYOTASI PROF.DR. NİLGÜN SOLAK BÜLENT ECEVİT Ü. TIP FAK. DERMATOLOJİ AD CİLT MİKROBİYOTASI CİLT MİKROFLORASI DERİ MİKROBİYOTASI DERİ MİKROFLORASI DERİ Deri en büyük organımız 2 m² alan Vücudu
Nöroinflamasyon nedir? Temel mekanizmaları ve ölçümleme
Nöroinflamasyon nedir? Temel mekanizmaları ve ölçümleme Uz. Dr. Tevfik Kalelioğlu Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Nöroinflamasyon nedir? Temel mekanizmaları ve ölçümleme Uz. Dr. Tevfik Kalelioğlu
Normal Mikrop Florası. Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu
Normal Mikrop Florası Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu Vücudun Normal Florası İnsan vücudunun çeşitli bölgelerinde bulunan, insana zarar vermeksizin hatta bazı yararlar sağlayan mikroorganizma topluluklarına vücudun
MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015
Canlıların prokaryot ve ökoaryot olma özelliğini hücre komponentlerinden hangisi belirler? MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 B. Stoplazmik membran C. Golgi membranı D. Nükleer membran E. Endoplazmik retikulum
SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar
SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar Hmfl. Özlem SANDIKCI SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi, nfeksiyon Kontrol Hemfliresi,
LİZOZOMLAR Doç. Dr. Mehmet Güven
LİZOZOMLAR Doç.. Dr. Mehmet GüvenG Lizozomlar tek bir membran ile çevrili evrili veziküler yapılı organellerdir. Lizozomlar eritrosit dışıd ışındaki tüm t m hayvan hücrelerinde h bulunur. Ortalama olarak
Türk Toraks Derneği. Akut Bronşiyolit Tanı, Tedavi ve Korunma Uzlaşı Raporu Cep Kitabı. Cep Kitapları Serisi. www.toraks.org.tr
Türk Toraks Derneği Türk Toraks Derneği Cep Kitapları Serisi Akut Bronşiyolit Tanı, Tedavi ve Korunma Uzlaşı Raporu Cep Kitabı www.toraks.org.tr Editörler HAZIRLAYANLAR Prof. Dr. Münevver Erdinç Ege Üniversitesi
Doğal İmmünite, Kazanılmış İmmünite. Dr Göksal Keskin
Doğal İmmünite, Kazanılmış İmmünite Dr Göksal Keskin İMMÜNOLOJİ Kendine yabancı maddeleri ayırt edebilecek yeteneğindeki organizmaların, bu maddelere karşı göstermiş oldukları tepkimelerin tümü ile ilgilenen
*Hijyen hipotezi, astım, romatoid artrit, lupus, tip I diabet gibi otoimmün hastalıkların insidansındaki artışı açıklayan bir alternatiftir.
* *Hijyen hipotezi, astım, romatoid artrit, lupus, tip I diabet gibi otoimmün hastalıkların insidansındaki artışı açıklayan bir alternatiftir. *Bu hipotez, memelilerin evrimsel geçmişlerinin bir parçası
Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü
Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes
T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II VI. DERS KURULU (4 HAFTA)
T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II VI. DERS KURULU (4 HAFTA) 1901206 HASTALIKLARIN BİYOLOJİK TEMELİ DERS KURULU-I DEKAN DEKAN YRD.
Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı. İlhan Onaran
Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı İlhan Onaran Doku organisazyonu: Hücrelerin bağlanması 1- Hücre-matriks bağlantıları: ekstraselüler matriks tarafından hücrelerin bir arada tutulması 2- Hücre-hücre
DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ
DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ Kan, kalp, dolaşım ve solunum sistemine ait normal yapı ve fonksiyonların öğrenilmesi 1. Kanın bileşenlerini, fiziksel ve fonksiyonel özelliklerini sayar, plazmanın
AURAM NE RHODAM NE FLORESAN BOYAMA
AURAM NE RHODAM NE FLORESAN BOYAMA Dr. Vildan AVKAN O UZ DEÜ T p Fakültesi nfeksiyon Hastal klar ve Klinik Mikrobiyoloji AD. Direkt mikroskopi teknikleri konusunun giriflinde verilen genel bilgiler ve
Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE YÖNELİK BİR FORMÜLASYON
1 Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE Teknik Alan YÖNELİK BİR FORMÜLASYON Buluş, bcl2 baskılama işleviyle anti-karsinojenik etki göstermeye yönelik oluşturulmuş bir formülasyon
Prof.Dr.Kemal NAS Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon AD, Romatoloji BD
Prof.Dr.Kemal NAS Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon AD, Romatoloji BD Kronik enflamatuar hastalıklar, konak doku ve immun hücreleri arasındaki karmaşık etkileşimlerinden
Hepatit B Virüs Testleri: Hepatit serolojisi, Hepatit markırları
HEPATİT B TESTLERİ Hepatit B Virüs Testleri: Hepatit serolojisi, Hepatit markırları Hepatit B virüs enfeksiyonu insandan insana kan, semen, vücut salgıları ile kolay bulaşan yaygın görülen ve ülkemizde
Çocuklarda Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu (ARDS) ve Tedavisi. Tolga F. Köroğlu Dokuz Eylül Üniversitesi
Çocuklarda Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu (ARDS) ve Tedavisi Tolga F. Köroğlu Dokuz Eylül Üniversitesi 1967: 18.07.2013 2 Tarihçe 1967 Acute Respiratory Distress in Adults 1971 Adult Respiratory Distress
DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri
DOKU Dicle Aras Doku ve doku türleri Doku Bazı özel görevler üstlenmiş hücre topluluklarıdır. Bir doku aynı yönde özelleşmiş hücre ve hücreler arası maddelerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. İntrauterin
SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire
SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire ÜST SOLUNUM YOLU Farenjit :Farenks mukozasının iltihabi bir hastalığıdır. Akut ve kronik olarak seyreder. Larenjit :Üst solunum yolunun bir parçası
09.03.2012. Ders Planı. Öğrenim Hedefleri. Doğal İmmünite. Mikroorganizmaların Tanınması
Ders Planı DOĞAL İMMÜNİTE-1 Mikroorganizmaların tanınması Doğal İmmün Sistemin Bileşenleri Doğal bariyerler Dolaşan efektör hücreler Prof. Dr. H. Barbaros ORAL 09.03.2012 1 2 Öğrenim Hedefleri Patern tanıyan
Savunma Sistemi: İmmün Yanıt
Savunma Sistemi: İmmün Yanıt Etkeni ilk karşılayan: Doğal Bağışıklık İkinci aşamada : Özgül bağışıklık Nature Rev Immunol 2004;4:841 ANTİMİKROBİK PEPTİDLER - Defensinler - Katelisidinler - Eozinofil kökenli
Tam Kan; Hemogram; CBC; Complete blood count
TAM KAN SAYIMI Tam Kan; Hemogram; CBC; Complete blood count Tam kan sayımı kanı oluşturan hücrelerin sayılmasıdır, bir çok hastalık için çok değerli bilgiler sunar. Test venöz kandan yapılır. Günümüzde
Bağ doku. Mezodermden köken alır. En Yaygın bulunan dokudur ( Epitel, Kas, Kemik sinir)
Bağ doku Mezodermden köken alır En Yaygın bulunan dokudur ( Epitel, Kas, Kemik sinir) Bağ dokunun Fonksiyonları Diğer organ ve dokuların Fonksiyonal ve yapısal desteğini sağlar. kan damarları aracılığı
ayxmaz/biyoloji Olumsuz yanıtları: Alerjiler - normalde zararsız maddelere tepki Otoimmün hastalıklar (Diyabet)(Kendi dokularını yok eder)
Vücut Savunmasını Bağışıklık : potansiyel zararlı yabancı maddelere ve anormal hücrelere karşı vücudun ortaya koyduğu savunma yeteneğidir. Aşağıdaki faaliyetleri gerçekleştirir: virüsler ve bakterilere
D Vitaminin Relaps Brucelloz üzerine Etkisi. Yrd.Doç.Dr. Turhan Togan Başkent Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
D Vitaminin Relaps Brucelloz üzerine Etkisi Yrd.Doç.Dr. Turhan Togan Başkent Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bruselloz Brucella cinsi bakteriler tarafından primer olarak otçul
MEME LOBU YANGISI. süt veriminde azalma sütün imhası laboratuvar giderleri ilaç giderleri vet.hek. giderleri. süt endüstrisinde önemli ekonomik kayıp
MASTİT 1 MEME LOBU YANGISI süt veriminde azalma sütün imhası laboratuvar giderleri ilaç giderleri vet.hek. giderleri süt endüstrisinde önemli ekonomik kayıp HAYVAN Sağlığı fonksiyonel meme lobunun kaybı
Pnömonide Etkene Yönelik Antimikrobiyal Tedavi
Pnömonide Etkene Yönelik Antimikrobiyal Tedavi Prof. Dr. Necla TÜLEK Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Streptococcus pneumoniae H. influenzae M.catarrhalis
Doripenem: Klinik Uygulamadaki Yeri
Doripenem: Klinik Uygulamadaki Yeri Prof. Dr. Haluk ERAKSOY İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Yeni Antimikrobik Sayısı Azalmaktadır
Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit
www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit 2016 un türevi 1. ROMATİZMAL ATEŞ NEDİR? 1.1 Nedir? Romatizmal ateş, streptokok adı
TÜBERKÜLOZ İMMÜNOPATOGENEZİ Prof. Dr. Ayşe Yüce 9 MART 2016
TÜBERKÜLOZ İMMÜNOPATOGENEZİ Prof. Dr. Ayşe Yüce 9 MART 2016 Tüberküloz oluşumunu: Basilin virülansı Konakçı yanıtı belirler Basil ile karşılaşan kişilerin büyük kısmında hastalık gelişmeyebilir Aktif
HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR
HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR Hepatit C nedir? Hepatit C virüsünün neden olduğu karaciğer hastalığıdır. Hepatit C hastalığı olarak bilinir ve %70 kronikleşir, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri
Doç. Dr. Bilgin ARDA Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD
Doç. Dr. Bilgin ARDA Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD OLGU 1 53 yaşında kadın hasta Multiple Miyelom VAD 5 kür Kemoterapiye yanıt yok (%70 plazma hücreleri)
İntestinal Mikrobiyota Nedir? Ne yapar? Dr. Taylan Kav Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji BD
İntestinal Mikrobiyota Nedir? Ne yapar? Dr. Taylan Kav Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji BD En iyi mikrop ölü mikrop (mu)? Vücudumuzdaki Mikroplar Bakteriler Mantarlar Virüsler Bakterilerle
Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler
EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin
FİZYOTERAPİDE KLİNİK KAVRAMLAR. Uzm. Fzt. Nazmi ŞEKERCİ
FİZYOTERAPİDE KLİNİK KAVRAMLAR Uzm. Fzt. Nazmi ŞEKERCİ İNFLAMASYON VE ONARIM İNFLAMASYON Yaralanmaya karşı dokunun vaskülarizasyonu yolu ile oluşturulan bir seri reaksiyondur. İltihabi reaksiyon.? İnflamatuar
Pseudomonas Haemophilus Bordetella Brucella PSEUDOMONAS AERUGINOSA Hastane infeksiyonlarına neden olan önemli bir patojendir Gram negatif, nonfermentatif Oksidaz pozitif Mavi, yeşil, kırmızı pigment yaparlar
İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın
İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Canlının en küçük birimi Hücre 1665 yılında ilk olarak İngiliz bilim adamı Robert Hooke şişe mantarından kesit alıp mikroskopta
3. Sınıf Klinik İmmünoloji Vize Sınav Soruları (Kasım 2011)
3. Sınıf Klinik İmmünoloji Vize Sınav Soruları (Kasım 2011) 1- Virgin B lenfositleri ile ilişkili aşağıda yer alan ifadelerden ikisi yanlıştır. Yanlış ifadelerin ikisini de birlikte içeren seçeneği işaretleyiniz.
GENEL ÖZELLİKLER. Vücudun kendini çeşitli hastalık meydana getirici etkenlere karşı savunması immün sistem (Bağışıklık) tarafından gerçekleştirilir.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GENEL ÖZELLİKLER Vücudun kendini çeşitli hastalık meydana getirici etkenlere karşı savunması immün sistem (Bağışıklık) tarafından gerçekleştirilir. Organizma için yabancı olan ve bağışıklık
Romatoid Artrit Patogenezinde SitokinAğı
Romatoid Artrit Patogenezinde SitokinAğı Prof. Dr. Ahmet Gül İ. Ü. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Romatoid Artrit Kronik simetrik poliartrit q Eklemde İnflammasyon
Minimum Bakterisidal. Prof.Dr.Ayşe Willke Topcu Mart 2010, Aydın
Minimum Bakterisidal Konsantrasyon (MBC) Prof.Dr.Ayşe Willke Topcu Mart 2010, Aydın Antimikrobik Tedavinin Başarısı Esas olarak konak defans mekanizmasına bağlıdır Konak antibiyotikle etkisi azalmış mikroorganizmayı
Prof Dr Rıza Madazlı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı
Prof Dr Rıza Madazlı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Preeklampsi Hipertansiyon (>140/ 90) ve Proteinüri (>0.3 g / 24-s) > 20 gebelik hafta En sık medikal komplikasyon
TOPLUM KÖKENLİ PNÖMONİLER
TOPLUM KÖKENLİ PNÖMONİLER Dr. Kaya Süer Near East University Medical Faculty Infectious Diseases and Clinical Microbiology Pnömoni : Akciğer parankiminde inflamasyon ve konsolidasyon ile seyreden yangısal
Adaptif İmmünoterapi. Prof.Dr.Ender Terzioğlu Akdeniz Üniversitesi Antalya
Adaptif İmmünoterapi Prof.Dr.Ender Terzioğlu Akdeniz Üniversitesi Antalya Adaptif immünoterapi İmmün Sistemin kanser oluşumunda koruyucu rolü daha iyi anlaşılmıştır. Monoklonal antikor teknolojisi, Tümör
FARELERDE PSEUDOMONAS AERUGINOSA PNÖMONi MODELiNDE PSEUDOMONAS AERUGINOSA PHIKZ FAJININ TEDAVi ETKiSiNiN ARAŞTIRILMASI. Dr.
FARELERDE PSEUDOMONAS AERUGINOSA PNÖMONi MODELiNDE PSEUDOMONAS AERUGINOSA PHIKZ FAJININ TEDAVi ETKiSiNiN ARAŞTIRILMASI Dr. Kübra CAN Prof. Dr. Osman Şadi YENEN Doç. Dr. Uğur AKSU AMAÇ Son yıllarda çoklu
KANSER AŞILARI. Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi
KANSER AŞILARI Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi Bir Halk Sağlığı Sorunu Şu an dünyada 24.600.000 kanserli vardır. Her yıl 10.9 milyon kişi kansere yakalanmaktadır. 2020 yılında bu rakam %50
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU. Endodonti Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU Endodonti Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu Endodonti Uzmanlık Eğitimi Çekirdek Eğitim Müfredatı 2011 Ankara 1 TUK Endodonti
TULAREMİ KONTROL ve KORUNMA. Dr. Kemalettin ÖZDEN
TULAREMİ KONTROL ve KORUNMA Dr. Kemalettin ÖZDEN Bulaş yolları Deri ve mukozal yol: İnfekte kene veya sinek gibi vektörlerin ısırmasıyla veya infekte hayvan dokuları, hayvan çıkartılarıyla (idrar, dışkı
Mycobacterium. Mycobacterium hücre duvarının lipid içeriği oldukça fazladır ve mikolik asit içerir
Mycobacterium Mycobacteriaceae ailesi üyeleri uzun, ince, çomak şekilli, hareketsiz bakterilerdir. Özel ayırt edici boyalarla bir kez boyandıklarında seyreltik asitlerle boyayı vermemeleri yani dekolorize
Proteinler. Fonksiyonlarına göre proteinler. Fonksiyonlarına göre proteinler
Proteinler Canlılarda miktar olarak en çok bulunan biyomoleküllerdir. Amino asit birimlerinden oluşurlar Yapısal ve işlevsel olabilirler Genlerle aktarılan kalıtsal bilginin ortaya çıktığı moleküllerdir.
D VİTAMİNİ TARİHSEL BAKI 01.11.2008. 25-D vitamini miktarına göre değişir. öğünde uskumru yesek de, böbrekler her
VİTAMİN BİYOKİMYASI D VİTAMİNİ BU BÖLÜMDE ANLATILACAK KONULAR: Tarihsel Bakış D vitamininin kimyasal ve biyolojik fonksiyonları Besin kaynakları Hazırlayan: V. Murat BOSTANCI Toksisite 1 2 TARİHSEL BAKI
Kan ve Ürünlerinin Transfüzyonu. Uz.Dr. Müge Gökçe Prof.Dr. Mualla Çetin
Kan ve Ürünlerinin Transfüzyonu Uz.Dr. Müge Gökçe Prof.Dr. Mualla Çetin Olgu-şikayet 2 yaş, erkek hasta, Kahramanmaraş Tekrarlayan akciğer ve cilt enfeksiyonları, ağızda aftlar ve solukluk. Olgu-Öykü Anne
