Gestalt Öğrenme. Gestalt Öğrenme

Benzer belgeler
Uzaktan Eğitim. Doç.Dr. Ali Haydar ŞAR

Gestalt Kuramı. Doç. Dr. Tülin ŞENER

GESTALT KURAMıN ORTAYA ÇıKıŞı

Wertheimer, Köhler ve Kofka tarafından geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Gestalt psikolojisi, bilişsel süreçler içerisinde özellikle "algı" ve "algısal

ALGI VE ALGISAL ÖRGÜTLEME YASALARI

GESTALT KURAMI Gestalt kuramcılarına göre bütün, parçaların toplamından daha anlamlıdır ve farklıdır. Birey herşeyi bir bütün olarak algılama

Pragnanz Yasaları Cemil YAYLAR

Eğitimin Psikolojik Temelleri

Gestalt ve İnsancıl Yaklaşımında Öğrenme Erhan KILIÇ

BÖLÜM Duyum ve Algılama

4 GİRİŞ BİLİŞ NEDİR?

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Algı ÇalıĢma Yaprağı: 6

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

1. ÜNİTE İÇİNDEKİLER EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

BILISSEL GELISIMİ TANIMI ÖNEMİ

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

TEMEL ALGISAL SÜREÇLER VE BİLGİ İŞLEMEDE ALGININ YERİ VE GESTALT PRENSİPLERİ BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri

DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI

ALGI BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

PSİKOLOJİ Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası

SINIF YÖNETİMİNİN TEMELLERİ

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III

Tasarım Psikolojisi (GRT 312) Ders Detayları

ÖĞRENME KURAMLARI. Davranışçı Kuram Bilişsel Kuram Duyuşsal Kuram

Dr. Halise Kader ZENGİN

SINIF REHBERLĠĞĠ PROGRAMI. Prof. Dr. Serap NAZLI

Birey ve Çevre (1-Genel)

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN

ÜNİTE:1. Sosyal Psikoloji Nedir? ÜNİTE:2. Sosyal Algı: İzlenim Oluşturma ÜNİTE:3. Sosyal Biliş ÜNİTE:4. Sosyal Etki ve Sosyal Güç ÜNİTE:5

Beyin Temelli ve Basamaklı Öğrenme S

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15

Proje 3: Seminer. Planlama Raporu

Bilişsel Gelişimle İlgili Kavramlar

Öğretim Materyallerinin Eğitimdeki Yeri ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI. Dr. Ümmühan Avcı Yücel Esin Ergün

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS

Duyum ve Algı. Fiziksel Uyarandan Anlamlı Algılara Uzanan Bir Süreç

Eğitim Bilimlerine Giriş

TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI SORU VE CEVAPLARI

BİLİŞSEL NÖROBİLİM BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

Gelişim Psikolojisi Ders Notları

BİLİŞSEL SÜREÇLER Abdurrahman İNAN

HEDEF KİTLE DAVRANIŞINI ETKİLEYEN PSİKOLOJİK FAKTÖRLER

BAĞLAŞIMCILIK. HAZIRLAYAN: Mustafa GÜNENDİ

BÖLÜM I GELİŞİM İÇİNDEKİLER 1. ÜNİTE 2. ÜNİTE. ÖNSÖZ... v YAZARLAR HAKKINDA... vii

Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMINDA GESTALT TEORİSİ UYGULAMASI

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF PSİKOLOJİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

Duyum ve Algı. Prof. Dr. Güler Bahadır Dr. Nilüfer Alçalar İ. Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

Hedef Davranışlar. Eğitim Programının birinci boyutudur. Öğrencilere kazandırılması planlanan niteliklerdir (davranışlar).

BİLGİYİ İŞLEME KURAMI

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER SOSYAL PSİKOLOJİ

Program Geliştirme ve Öğretim. Yard. Doç. Dr. Çiğdem HÜRSEN

SOSYAL PSİKOLOJİ G İ R İ Ş

GELİŞTİRMENİN KURAMSAL TEMELLERİ PROGRAM GELİŞTİRMENİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ. Temel Kavramlar. Temel Kavramlar. Program Geliştirme ve Psikoloji

DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

BİLİŞSEL PSİKOLOJİ VE BİLGİ İŞLEME MODELİ BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

ÜNİTE. ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE RUH SAĞLIĞI Doç. Dr. Ayşe OKANLI İÇİNDEKİLER HEDEFLER DUYUM VE ALGI KAVRAMLARI

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

PSİKOLOJİNİN AMAÇLARI

PSİKOLOJİDE TEMEL YAKLAŞIMLAR

Gelişim Psikolojisinde Temel Kavramlar ve Gelişimi Etkileyen Faktörler

EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ

Beynin Temelleri BEYNİN TEMELLERİ 1: BEYNİN İÇİNDE NE VAR?

Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram;

O Psiko-motor gelişim farklı değişikliklere uğrasa da bireyin tüm yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir.

DAVRANIŞ BİLİMLERİ-II (SOS114U)

Temel Kavramlar Bilgi :

GÖRSEL ALGI VE GÖRSEL YANILSAMALAR. İnci Ayhan, PhD. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü

DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE. 1 Dersin Adı: Psikolojiye Giriş. 2 Dersin Kodu: PSİ Dersin Türü: Zorunlu. 4 Dersin Seviyesi: Lisans

Farkındalık sadece içerden açılan bir kapıdır

Örnek öğrenmeler söyleyin? Niçin?

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III

T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU AMELİYATHANE HİZMETLERİ PROGRAMI 2. SINIF 1. DÖNEM DERS İZLENCESİ

Eğitim: İstendik davranış değiştirme ya da oluşturma. Öğrenme: Bireyin kendi yaşantısı yoluyla davranışlarında meydana gelen değişmeye denir.

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI PSİKOLOJİ DERSİ 10. SINIFLAR I. DÖNEM II. ORTAK YAZILI SINAVI

BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİM. TemplatesWise.com

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ

Yapılandırmacı anlayışta bilgi, sadece dış dünyanın bir kopyası ya da bir kişiden diğerine geçen edilgen bir emilim değildir.

SİNİR SİSTEMİ VE BEYİN ANATOMİSİ 2

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II

Materyal Çeşitleri. koninin dayandığı ilkeler, Çilenti (1984:57) tarafından şu şekilde açıklanmıştır:

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

Trafik Psikolojisi Trafik psikolojisi,

Siyaset Psikolojisi (KAM 318) Ders Detayları

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

ALGILAMA - ALGI. Alıcı organların çevredeki enerjinin etkisi altında uyarılmasıyla ortaya çıkan nörofizyolojik süreçler.

ALGI. Yard. Doç. Dr. Aybala SARIÇİÇEK İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıbbi Psikoloji Dersi 2012

İKTİSAT YÜKSEK LİSANS PROGRAM BİLGİLERİ

225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ. Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar

30 GÜNDE EĞİTİM BİLİMLERİ

BEYİN ANATOMİSİ TEMPORAL VE FRONTAL LOB

Öğretim Materyali Tasarımı

SINIF YÖNETİMİ KURALLARI

Okul Öncesi Eğitim Seti

Transkript:

Gestalt Öğrenme Gestalt Öğrenme 2 Gestalt çı yaklaşım, 20. Yüzyılın ilk yarısında Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde gelişen ve etkilerini günümüzde de sürdüren önemli psikoloji akımlarından biridir. Davranışçılar gibi, diğer psikoloji akımlarına tepki olarak doğan bu akım, Max Wertheimer tarafından başlatılmış olmakla beraber; ilkeleri Wertheimer, Köhler, Koffka ve Lewin tarafından geliştirilmiştir. Bu yaklaşım adını; biçim, şekil, form, parçaların sadece toplamı değil, bünyeleşmiş bütün gibi anlamlar taşıyan Almanca bir sözcükten (Gestalt) almıştır. Parça parça ya da ayrı ayrı şekillerin birleşip bütün oluşturmasına Gestalt denir. Davranışların bütünlüğünü, amaçlı ve anlamlı oluşunu savunan Gestalt Psikolojisi, günümüzde özellikle terapi ve öğretim alanlarında yaygın taraftar bulmuştur. 1

3 Algılama bir örgütlemedir. Algılanan şeyi, parçalar arası kurulan anlamlı ve dinamik bir ilişki belirler. Bir başka ifade ile örgütlenmiş bütünler algılanır. Bütün, kendini oluşturan parçaların toplamı değil, onu meydana getiren parçalar arası, anlamlı ve dinamik ilişkilerin bir ürünüdür. Bu nedenle de davranışları, içsel ve çevresel uyaranlar ile organizma tarafından yapılandırılmış anlamlı bütünler olarak tanımlamaktayız. Davranış, uyaranların ve bunları alan duyu organlarının niteliklerinin toplamı değil, onlarla ilişkili ama onlardan farklı bir şeydir. Bir nesnenin ya da parçanın algılanışı, onun diğer parçalarla olan ilişkisine bağlıdır. Duyusal verileri anlamlı kılan, örgütlenmiş bütünler şeklinde algılanmasıdır. İşte Gestalt Psikolojisinin amacı; bu örgütlenme işlevlerinin amacını anlamaktır. Gestalt kuramcılarına göre; bütün, parçaların toplamından daha fazladır ve birey, bütünü parçalarına ayrıştırarak değil, bütünlük içinde algılar. Örneğin; bir koroyu dinlerken, her bir müzisyenin koroya katkısını analiz ederek değil, bütün olarak dinleyip anlamaya çalışırız. Ayrıca, korodan çıkan müzik, her bir müzisyenin çaldığı notaların bir toplamı değil, ondan daha farklı kalitede bir müziktir. 4 Algılama bir örgütlemedir. Bütün, parçalar arası dinamik ve organik ilişkilerden oluşmuş bir biçim, bir şekil ve aynı zamanda da parçaların toplamından bağımsız bir olgudur. Bu oluşumun organizmanın kendisini oluşturan organ ve sistemlerin tek tek görevleri ile açıklanması mümkün değildir. Işıklı reklamlarda yanıp sönen ayrı ışıklar olmasına rağmen, biz onları ardışık olarak yanıp sönen ışıklar olarak değil, ışığın hareketi olarak görürüz. Anlık ve doğrusal olan bu hareket olgusuna Wertheimer, phi fenomeni adını vermiştir. 2

5 Algılamada sayısal ve nicelik değil, anlam ve nitelik önemlidir. Gestaltçılar, genelde bütün ölçme ve değerlendirme yöntemlerine karşı çıkarlar. Onlar için önemli olan nitelik değerlendirmesine yönelik bilimsel gözlemlerdir. Fen bilimlerinde olduğu gibi nesnel ölçüme dayalı bir psikoloji bilimine ulaşılamayacağını savunurlar. 6 Düzen, tekrar ve anlam ilkeleri tüm evrende ortaktır. Olgusal ve fiziksel gerçekler bu ilkeler sayesinde birleşirler. Evrendeki bütün güçler, fiziksel ya da psikolojik boyutlar bir anlama, dengeye ve bütünleşmeye yönelmiştir. Gestalt ilkeleri hem doğada hem de doğanın bir parçası olan insanda aynı doğrultuya, yani denge, simetri ve anlama yönelik bulunur. Bütün, fenomenolojik algı ve yaşantılarla ilgili fizyolojik süreçlerden geçer ve bunların nitelikleri ile sınırlanır. Bu sinir sistemi olgusunun, bunun sınırlarını ve çevre ile ilişkisini ve anlamlı bütünlerin kazanılmasındaki rolünü kabul etmek demektir. Algıda bütünlük olarak kavramlaştırılan bu süreç, organizmanın ön yaşantıları ve öznel bilinç boyutlarından varlık bulur. Çünkü uyaranları anlamlandıran, organizmanın algısal alanı ve bu alanı yönlendiren zihinsel süreçlerin işleyişidir. Birey çevresindeki obje, olay ve fikirleri anlamlı bir bütün haline getirmeye çalışır. Bu nedenle örgütlü olmayan uyarıcıların hatırlanması ve anlaşılması güçtür. Örneğin bir bilgi bütününün basitten karmaşığa doğru sunulması, neden-sonuç ilişkisinin verilmesi, ana fikrin açık seçik verilmesi, bilginin algılanmasını kolaylaştırır. 3

7 Bilinçli yaşantı, uyaranların doğru ve düzgün organize edilmesinin bir sonucudur. Beynimiz, bilinçli yaşantıyı, yaşantıyı geçirdiğimiz sırada ya da yaşantıyı geçirmeden önce anlamlandırmakta, organize etmekte ve bize ulaştırmaktadır. Diğer bir deyişle, beyin aktif olarak duyusal uyarımları tam, doğru ve düzgün organize edilmiş ve anlamlandırmış bir bilgiye dönüştürmektedir ve bu dönüşümün sonucunda bilinçli yaşantı oluşur. Sinir sistemi sadece beyindeki hücreler ile duyu organları arasında bağlantıdan ibaret değildir. Burada dinamik dağılım ve örgütleme biçiminde ortaya çıkan işlevsel bir bütünlük söz konusudur. Sinir sistemi bunu sağlar. Gestalt psikologları başta Köhler olmak üzere sinir sistemini bir makineye, beyni de elektrik sistemine benzetmişlerdir. Bir elektrik devresinde herhangi bir boşluk oluştuğunda, devrenin her iki tarafında da gerilim oluşur. Akım bu boşluğu kapatmak amacı ile kısa devre yaparsa; beyin de gerginliği gidermek için boşlukları kapamak, yani devreyi tamamlamak ve bütünleştirmek amacındadır. Kapama eğilimi ve bütünlüğü sağlama güdüsü hem fiziksel hem de Fenomenolojik yapıda bulunur. Beyin işlevleri de böyle bir dinamik alan ürünü olup, aynen bir elektrik alanında olduğu gibi kendi güçleri ve dış güçlerin birleşimi ile bir düzen sağlar. 8 Bilinçli yaşantı, uyaranların doğru ve düzgün organize edilmesinin bir sonucudur. Bu görüş, bilişsel psikolojinin temelini oluşturmuştur. Kısaca dinamik bir alan beynin güçleri, dengeye yönelik olup kendi içinden düzenlenir ve ayrımlaşır. Duyu ve motor sistemler ve bedendeki diğer bütün sistemler bir bütünün parçalarıdır. Hepsi birbiri ile dinamik bağlantı içindedir. Gestaltçılar, aktif zihin gücüne inanmakta ve bu gücün de kalıtım yoluyla belirlendiğini savunmaktadırlar. 4

9 Evren Bir Bütündür Köhler in ortaya attığı izomorfik kurama göre evrenin bütün parçaları denge, kapanma, simetrik düzen ve uyum a yönelik dinamik bir bütünlük içindedir. İnsan da evrenin bir parçası ve kendi içinde bu muazzam bütünü simgeleyen benzer bir küçük evrendir. Yaşanılan her şey, davranışlarımız aynı dinamik ortamda, benzer işlevsel sırada gerçekleşir (izomorfizm) ilkesi, tüm psikolojik olaylarda gözlemlenmektedir. Hem fiziksel ortam hem de bireysel yaşantılar bunun etkisindedir. Gestalt kuramına göre organizma, bütünü parçalara bölerek değil, anlamlı ilişkiler örüntüsü olarak algılanmaktadır. Ancak algıda bütünlük, bir anlamda organizmanın genotipine ve fenotipine bağlı, yani doğuştan ve sonradan öğrenilmiş özelliklerin ürünüdür. 10 Denge (pragnanz) yasası ve izomorfizm ilkesi psikolojik alanda da geçerlidir. Beyin işlevleri dinamik bir alanda oluşur, davranışlar da bu alanın bir ürünüdür. Her şey denge ve anlamlı bütüne yöneliktir. Algı sistemimizin iyi bütün ve iyi şekil e ulaşma eğiliminde olması, pragnanz yasasının temel sayıltısıdır. Buna göre organizmanın algı sistemi, her psikolojik olayda yakın, anlamlı, tam ve yetkin olma eğilimindedir. Ayrıca algı sistemi, uyaranları benzerlik, devamlılık ve yakınlık ilkelerine göre bütünleştirerek örgütlenmektedir. Psikolojik alan kavramını Koffka geliştirmiştir. Yaşantıların ve davranışların alanı dinamik olup, bireyin kendisi ve çevresi ile olan bağlarını içerir ve davranışı şekillendirir. Bu alan, dinamik güçlerin yer aldığı, denge, uyum ve simetri gibi Gestalt yasalarının geçerli olduğu ve uygulandığı bir alandır. Koffka, bireyin davranışının nedenini anlamak için, coğrafi çevresinden çok, davranışsal çevresini bilmek gerektiğini savunmaktadır. 5

11 Uyarıcı-Tepki eşlemesi (U-T) ile insan davranışlarını açıklamanın yetersiz olacağını belirten Gestaltçılar davranışların, uyaran örüntüsü ile organizmanın algısal örgütleme kapasitesi arasındaki ilişkisi (U-O-T) olarak açıklanabileceğini savunmuşlardır. Gestaltçılara göre organizma, sadece çevreden gelen uyarıcılara tepkide bulunmaz; aynı zamanda çevreyle etkileşim içindedir. Gestalt psikologlara göre davranışsal çevre ya da öznel gerçek çevre davranışı belirlemektedir. Dışarıdan fiziksel olarak gelen duyusal uyarıcıyı anlamlandırmada ve örgütlemede sadece pragnanz yasası değil, aynı zamanda bireyin inançları, değerleri, ihtiyaçları, tutumları vb. de çevreden gelen girdiler şeklinde algılanmaz. Algılama hem iç, hem de dış etmenlerin karşılıklı etkileşiminin bir ürünü olduğuna göre, algılamada fiziksel çevreden gelen uyarıcılar kadar, bireyin önceki kazanımlarının ve motivlerinin (iç etmenlerin) de etkisi bulunmaktadır. 12 Bireyin davranışlarını etkileyen fiziksel çevre ve psikolojik olmak üzere iki tür çevre vardır. Gestalt kuramcıları davranışların, fiziksel çevreden çok psikolojik çevreden etkilendiğini düşünmektedirler. Birey, içinde bulunduğu çevreyi inançları, değerleri, gereksinimleri ve tutumları doğrultusunda değişik biçimde yorumlamaktadır. Aynı fiziksel çevrede bulunan kişilerin çevreyi yorumlamaları ve dolayısıyla da tepkileri çok farklılık göstermekte, algılamada bireysel farklılaşma olmaktadır. Bu nedenle insan davranışlarının nedenlerini belirlemek için psikolojik çevrelerini incelemek gerekir. Örneğin; bir öğretmen, okulu ve dersliği fiziksel koşullarını öğrenme için uygun duruma getirse bile, her öğrencinin öğrenme düzeyi değişiklik gösterecektir. Çünkü her birinin psikolojik çevreleri kendine özgüdür. 6

13 Davranışlar, fiziksel gerçekten çok, algılayan insanın özelliklerine bağlıdır. Algılayan organizmaya göre çevre kuramı, psikolojik alanı nitelendirir. Bu anlamda psikolojik alan Kurt Lewin in savunduğu psikolojik alandan farklıdır. Kurt Lewin e göre, insanların davranışları, o anda yaşanılan birçok psikolojik durumdan kaynaklanır. Tüm psikolojik durumlar bireyin yaşam alanını oluşturur. Bireyin davranışını etkileyen durumlar olumlu ve olumsuz değerler alır, sürekli olarak değişir ve bir durumdaki değişiklik öteki durumları de etkiler. Koffka nın psikolojik alanı, aynı zamanda davranışsal bir alandır ve algılanan çevre veya fenomenolojik çevre anlamına gelir. Fenomenelojik çevre ile organizma arasında bir dengesizlik oluşursa gerilim ortaya çıkar. Bu da bir takım güçlerin devreye girmesini sağlar. 14 Bu güçlerin amacı dengeyi yeniden sağlamak ve onu korumaktır. Duygular, bu alanda oluşan engeller karşısında oluşan tepkilerdir. Sürece bu açıdan bakan Gestaltçılar bastırılmış ve bilinçaltı yaşam süreçlerinin varlığını redderler. Gestaltçılar, içebakış yöntemini psikoloji için uygun bir yöntem olarak görmekle birlikte, yapısalcıların yöntemi yanlış kullandıkları kanaatini taşımaktadırlar. Onlara göre içebakış yöntemi, yaşantıları bölmek için değil, anlamlı olan ve bütünlük taşıyan yaşantıları incelemek için; yani, insanların dünyayı nasıl algıladığını öğrenmek için kullanırlar. Bireyin algısal Fenomenolojik alanı, anlamlı ve organize edilmiş olaylardan oluşan iki kutuplu genel ve dinamik bir alandır. 7

15 Davranışların temelini bu iki kutup arasında o an yaşanan ilişkiler oluşturmakta ve davranış, kişinin karşılaştığı durumu algılamasına ve durumu kendi amaçları açısından yorumlamasına bağlıdır. Öğrenme bu belirtilen algı ve yorumdaki değişimdir. Bu açıdan, kişinin kendi ve kendi dışında var olan, alan ve durumları algılaması çok önemlidir. O halde davranışları kişinin öğrenmesinin birer işaretçileri olduğunu söyleyebiliriz. Geştaltın kuramsal ilkelerini kısaca özetleyecek olursak; Gestaltçılara göre organizmamız, dışarıdan gelen duyumlara kendisinden bir şeyler katarak, yaşantıyı yeniden örgütlediğinden dünyayı bir bütün olarak algılarız. Bize gelen uyarıcıları birbirinden ayrılmış bir şekilde değil, bir arada anlamlı bütünler halinde örgütlenmiş biçimde görürüz. Örneğin, uyarıcıları çerçeveler, çizgiler, renkler olarak değil de; kitap, kedi, insan olarak görürüz. 16 Analizci yaklaşımları reddeden Gestaltçı anlayışa göre, anlamlılık ve bütünlük önemlidir. İşte bu anlamlı bütünlüğün kazanılmasına yönelik örgütlenmeyle ilişkili, Gestalt yasalarıdır. Algılamayı bir örgütlenme olarak tanımlayan Wertheimer ın belirlemiş olduğu algılama ilkeleri şekil-zemin, yakınlık, benzerlik, tamamlama, basitlik ve devamlılıktır. Bu ilkeler, pragnanz yasasını oluşturan, algıyı etkileyen dış faktörlerdir. Bu yasaya göre algı sistemi, uyaranları bellekte saklı olan öznel yaşantı deneyimlerine bağlı olarak, yeniden biçimlendirir. 8

17 Bu süreç, bellek sisteminin, uyaranları sürekli etkilediğini ve organizmanın uyaranları anlamlı bütünlere dönüştürerek algıladığını göstermektedir. O halde bu uyaranın bu şartlarda ne olduğu değil, organizma tarafından nasıl algılandığı önemlidir. Algılamadaki bireysel farklılığın nedeni de bu süreçle açıklanabilir. Bu durum, bağlaşımcıların ileri sürdüğü Uyaran-Tepki bağlarından farklı oluşur. Çünkü Gestaltçılara göre bellek izleri, izole elementler değil, organize bütünler olup, organizmanın varlığı en az duyumlar kadar etkilidir. algılamanın ilkelerini kısaca özetleyecek olursa; Şekil Zemin Yasası 18 Gestaltçıların birleştirilmiş bütünler ile ilgili açıklamaları, bütünü oluşturan parçalar arası farklılıkları görmedikleri ya da ihmal ettikleri anlamını taşımaz. Bir bütünü birleşenlerine ayırarak analiz etmek mümkündür. Bir kağıt üzerinde üç noktanın bir üçgen gibi görünme gerçeği, bunların üç nokta ola durumunu değiştirmez. İlk bakışta üçgen olarak algılanır fakat daha sonra üç nokta şeklinde algılanır. Unutulmaması gereken üçgenin, belirgin bir şekil olarak dikkat çektiği, fakat zemin içinde örgütlenip bütünleştiğidir. Herhangi bir algılamada görülen zemine karşı algılanan geştalttır. Şekil, bireyin, dikkatinin üstünde odaklandığı şeydir; zemin ise algılanan şeklin gerisinde, dikkat edilmeyen, algılanmayan arka plandır. Birey bir yönden baktığında zemin olarak gördüğünü, diğer yönden bakıca şekil olarak görebilir. Fakat aynı anda her ikisini de zemin olarak göremez. 9

Yakınlık Yasası 19 Birbirine zaman ve alanda yakın olanlar birlikte algılandığından bir bütün oluşturur. Uyarıcıların ardışık olarak verilmesi ya da bir boşluk içinde birbirine yakın olarak bulunması, algılamadaki gruplaşmayı ve yapılaşmayı kolaylaştırır. Grup, yakın olanların oluşturduğu bir yapıdır. (Işıklı reklam tabelaları örnek oluşturur) Benzerlik Yasası 20 Birbirine şekil ve özellikler açısından benzer olanlar algılanır, bir bütün oluşturur. Uyarıcılar arasında benzer olanlar, benzemeyenlere oranla daha kolay ve çabuk bünyeleşirler. Bir manav tezgahında meyveleri yan yana görsek de elmaları ayrı, armutları ayrı olarak algılarız. 10

Kapalılık Yasası 21 Organizmada boşluk varsa zihin, bu boşluğu tamamlama eğilimindedir. Kesik kesik çizgiler yan yana konulduğunda zihin, bu çizgileri birleştirip çember olarak görür. Uyaranlar arası boşluğun yarattığı dengesizlik ve gerilim; bu sayede rahatlama ve dengeye dönüşür. Devamlılık Yasası 22 Organizma denge sağlamış bri psikolojik alanı devam ettirme eğilimindedir. Bu ilkeye göre, diğer unsurlar eşit olduğu taktirde, birey basit, düzenli bir şekilde organize edilmiş figürleri algılama eğilimindedir. Bu yasa algılamanın yönünün, simetrik, düzenli, düzgün olan iyi bir biçime, şekle, bütüne doğru olduğunu göstermektedir. Aynı elbiseyi giren bir tanıdığımızı, uzaktan görsek dahi tanıyabiliriz fakat; elbisesini değiştiğinde tanımamız için biraz daha yaklaşması gerekecektir. 11

Algısal Değişmezlik 23 Algıyı etkileyen iç ve dış faktörler ile organizasyon alışkanlıkları, eşya ve olayları belirli şekillerde organize ederler. Objenin pozisyonu ne olursa olsun, birey onu alışkanlıklarına göre değerlendirir. Bir objenin değişik ortam ya da pozisyonlarda aynı şekilde algılanmasına algısal değişmezlik denir. Uzaktaki evi küçük, yakındaki evi büyük görmemiz gerekirken; ev deyince aklımıza aynı şey gelmektedir. Evin uzaklığına, yapısına, rengine göre ev ile ilgiler detaylar değişiklik gösterse de ev aynı şekilde algılanır. Burada objelerin aynı şekilde algılanmasında daha önce öğrenilmiş olan halinin etkili olduğunu; beynin, dışardan gelen duyusal bilgiyi anlamlı hale getirmek için geçmiş yaşantılara dayanarak organize ettiğini söyleyebiliriz. Bellek İznin Oluşumu 24 Öğrenme, algı ve bellek sistemini, yeni bir yapı ve içerik kazanması için gerekli olan yaşantısal deneyimi kapsamaktadır. Birey, bir objeyi algıladıktan sonra, kazandığı yaşantı bir bütünlük içinde belleğe yerleşir ve orada bellek izi kalır. Gestaltçı psikologlara göre; bellek izleri, bağlaşım kuramcılarının savunduğu gibi birbirinden ayrı uyarıcı-tepki bağları halinde değil, organize edilmiş bütünler halindedir. Bellek izi kavramı ise, ön yaşantılarla edinilen izlenimlerin öznel bilinç boyutlarıyla etkileşerek, bellekte yeni bir forma dönüşmesidir. Her yaşantısal deneyim, bellekte iz bırakır. Kendi içinde bütünlük ve tutarlılık gösteren bellek izleri, yeni yaşantılarla farklı biçimler haline dönüşerek, sürekli olarak yeniden örgütlenir. 12

Bellek İznin Oluşumu 25 Bellek her koşulda tam, anlamlı ve amaçlı olma eğilimindedir. Bu nedenle ön yaşantılarla ilişkilendirilemeyen uyarıcılar, algısal seçiciler süzgeciyle elenerek, bilinçli yaşamın dışına itilir. Bu bağlamda, unutma dediğimiz olay; algısal olarak bütünleştirilemeyen bilgi kümelerinde ortaya çıkmaktadır. Koffka ya göre her yaşantı, bellek sürecini harekete geçirir. Çevresel yaşantının, beyinde meydana getirdiği etkinliğe bellek süreci denir. Bu etkinlik bittiğinde bir iz kalır ve bu ize bellek izi adı verilir. Bu iz, gelecekteki benzer süreçleri etkiler ve bu süreçler sonucunda kazanılan yeni yaşantılarla kendisi değişir. Kısaca, önceki bellek izi, gelecekteki yaşantının oluşmasında, yeni kazanılan yaşantı da eski bellek izinin yeni bir bütüne dönüşmesinde etkilidir. 26 Teşekkürler Yrd. Doç. Dr. Yaşar BARUT Eğitim Psikolojisi Gestalt Öğrenme Ünite 14 13