işçiokulu FASİKÜL 19:



Benzer belgeler
Siyasi Parti. Siyasi iktidarı ele geçirmek ya da en azından ona ortak olmak amacıyla örgütlenmiş insan topluluklarına siyasi parti denir.

işçiokulu FASİKÜL 8: Türkiye deki sendikaları tanıyalım

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

İlerici Kadınlar Kimdir?

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ Bölüm 1 GENEL KAVRAMLAR Bölüm 2 BİREYSEL İŞ HUKUKU

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum

Cumhuriyet Halk Partisi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

Halk devriminin düşmanları: diktatör rejim ve karşıdevrimci gerici güçler

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

Demokrasi ve Sivil Toplum (SBK256)

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK

İKİ SAVAŞ ARASINDA AVRUPA

Demokrasi ve Sivil Toplum (SBK256)

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

İKİNCİ BÖLÜM ENDÜSTRİ DEVRİMİ, SOSYAL SORUN VE SOSYAL POLİTİKA İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

1: İNSAN VE TOPLUM...

Cezayir'den yükselen bir ses: Yalnızca İslam hükmedecek!

DEMOKRASİ ve SİVİL TOPLUM (SBK256) 12. Hafta Ders Notları - 23/04/2018 Yrd. Doç. Dr. Görkem Altınörs

Cansu KOÇ BAŞAR ROMA STATÜSÜ BAĞLAMINDA İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARDA DEVLET POLİTİKASI

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

Gündemde Yine Asgari Ücret

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

2. Iletisim Adresi : Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü,

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

SİYASET NEDİR? Araştırma Soruları

Bu çalışmada Devrimci İşçi Sendikaları

ÖN SÖZ... XI KISALTMALAR... XIII KAYNAKLAR VE ARAŞTIRMALAR... XV GİRİŞ... 1 I. ARNAVUTLUK ADININ ANLAM VE KÖKENİ...

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ NEDİR? GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İÇİN

ÇOK PARTİLİ DÖNEMDE SİYASET Erol Tuncer - 23 Mart 2018

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

İ Ç İ N D E K İ L E R

işçiokulu FASİKÜL 22:

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

Sendikal harekette bir intihar denemesi : Toplumsal Hareket Sendikacılığı

SENDİKALAŞMA EYLEMİ İÇİN İLERİ

SENDİKAL PLATFORM. Türk-İş te gerçekleşmiş sendikal birliğine yönelik düşman çabalarõn aracõ konumundadõrlar.

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER YILLIK PLANI

ARAŞTIRMA NEDEN YAPILDI?

Teröre karşı mücadele cephesi!

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

işçiokulu FASİKÜL 14:

işçiokulu Okuyor, tartışıyor, öğreniyoruz...

ÜNİTE:1. Anayasa Kavramı, Anayasacılık Akımı ve Anayasa Çeşitleri ÜNİTE:2. Türkiye de Anayasa Gelişmelerine Genel Bakış ÜNİTE:3

Editörler Prof.Dr. Mimar Türkkahraman & Yrd.Doç.Dr.Esra Köten SİYASET SOSYOLOJİSİ

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine

29 Eylül 2010 Çarşamba (Canlı) DÜŞÜNCE KERVANI NDA FAŞİZM ÜZERİNE TARTIŞMALAR. CUMARTESİ SU TV. SAAT: (Tekrar)

ÖRNEK SORU: 1. Buna göre Millî Mücadele nin başlamasında hangi durumlar etkili olmuştur? Yazınız. ...

NKP

Türkiye nin Yeni Anayasa Arayışı: TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Tecrübesi

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

4 -Ortak normlar paylasan ve ortak amaçlar doğrultusunda birbirleriyle iletişim içinde büyüyen bireyler topluluğu? Cevap: Grup

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü

Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek

CAL 2302 ENDÜSTRI SOSYOLOJISI. 4. Hafta:Fordizm ve Çağdaş Endüstri Toplumu

ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARININ İSTİHDAM BOYUTU ve ENERJİ SEKTÖRÜ

Yeni anayasa neyi hedefliyor?

Genel Başkanımız Haydar Arslan ın okuduğu basın açıklaması metni aşağıdadır. KGM Önünde Basın Açıklaması Yaptık

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İktisat Tarihi

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

İşsizlik Dikiş Tutmuyor İşsizlikte Kriz Günlerine Dönüş

ANAYASA DERSĐ ( ) ( GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

Teorik Bakış. Tarihte Bireyin Rolü Üzerine. Kapital'i Topraktan Çıkaranlar

SİYASETİN BAĞIMLILIĞI VE GÖRECE ÖZERKLİĞİ

Bir dönem sendikalar. Can ŞAFAK *

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

ÇAĞDAŞ SİYASET DÜŞÜNCESİ (SBK204)

Birleşik Metal İş Sendikası üyesi işçilerin % 92,4 ü erkek, % 7,6 sı kadındır.

DEVRÝMÝN GELÝÞÝMÝ ve Küçük-Burjuva Hareketin Yalpalamasý

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

SAY 203 MİKRO İKTİSAT

tarih ve 495 sayılı Eğitim Komisyonu Kararı Eki

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ DERSİ I.DÖNEM MÜFREDAT PROGRAMI

Demokrasi ve Sivil Toplum (SBK256)

KİTAP İNCELEMESİ Suriye Baas Partisi: Kökenleri, Dönüşümü, İzlediği İç ve Dış Politika ( )

Transkript:

1. Temel Tanımlar Milliyetçilik Milliyetçilik en kaba haliyle, ulus ölçeğinde mevcut toplumsal yapı içindeki farklı sınıfsal konumlarda olan bireylerin, bu ulusa denk düşen siyasi yapı olan ulusdevlet idealine bağlılıklarını ifade eden ideoloji biçiminde tanımlanabilir. Öte yandan milliyetçilik, yalnızca bir ideoloji değil, bu ideolojinin işlerlik kazanmasını sağlayan siyasal pratiğin de adıdır. Milliyetçiliğin kendine dayanak edindiği yaklaşım şudur: İnsanlık etnik kimliklere bölünmüştür ve bu bölünme doğaldır. Bu nedenle ulusal kimlikler öncesiz, ezeli kimliklerdir. Bu yüzden dış dünya tamamen bu ulusal kimlik üzerinden anlamlandırılır. Ulusal/etnik kimlikler arası çatışma/mücadele ise bu nedenle kaçınılmazdır. Bu yaklaşım ulus içindeki çelişkileri tümüyle görmezden gelir. Ulus-içi ilişkilerin dayanışmacı, barışçıl ve düzenli olduğunu öngörür. Aynı ulusun bireylerinin tamamının çıkarlarının ortak olduğunu varsayar. Kapitalist sınıf, kendi çıkarlarını tüm toplumun çıkarları gibi sunmak amacıyla ulusu ortaya çıkarmış; milliyetçilik, bu ihtiyacı karşılamak üzere büyük oranda kurmaca olan tarihsel referanslar ve homojenlik vurgusuyla beslenen bir söylemi oluşturmuştur. Ulusalcılık Ulusalcılığın ayırt edici yanı, ülke çıkarı kavramını milliyetçi bir çerçeveye oturtmasıdır. Tarihte, siyasi iktidara yerleşmeye ve bu iktidarı pekiştirmeye çalışan burjuvazi, toplumdaki sınıfları kesen, ayrı sınıfları ortak zeminde buluşturan ulusal çıkarlar ya da ülke çıkarları nın varlığından söz etmiştir. Bu söylem, farklı coğrafyalarda değişik motiflerle bezenmiştir. Ülke çıkarı örneğin Büyük Britanya gibi kapitalistleşme sürecini daha önce yaşayan ülkelerde dünya egemenliğinin korunması, ABD gibi eski İngiliz sömürgelerinde bağımsızlık, Fransa gibi burjuva devriminin siyasal planda radikal uçlara yöneldiği ülkelerde özgürlük ve eşitlik, Almanya ve Çarlık Rusyası gibi görece geç kapitalistleşen ülkelerde ise hızla ilerde olana yetişme kavramları ile anlamlandırılmaya çalışılmıştır. 1

Bu açıdan bakıldığında milliyetçi bir çerçeveye oturan ulusalcılık, ülke çıkarları ya da ulusal çıkarlar söylemi, burjuvazinin egemenliğini pekiştirmesi için gereksindiği toplumsal meşruiyetin dayanağı olmuştur. Genç burjuvazi, büyük ölçüde bu kavramlar sayesinde, kendi çıkarlarını tüm toplumun çıkarları olarak sunmayı başarmış, en azından meşruiyet alanını ciddi ölçüde genişletmiştir. Faşizm Faşizm, bir kapitalist devlet biçimidir. Burjuvazinin toplumsal tahakkümünün kendini yeniden üretmesini sağlayan devlet aygıtında baskıcı karakterin güçlendirilmesi ve açığa çıkartılmasıyla ortaya çıkan rejimdir. Başlangıç haliyle 1920 lerde İtalya da aynı anda güçlenen milliyetçilik ve otoriter-devletçi sendikacılık hareketinin senteziyle ortaya çıkmış, yerel örgütlenmelere dayanan militarist bir siyasi akım olmuştur. Faşist adlandırması, daha çok muhalefet tarafından hakaretane bir içerikle kullanılmış, zamanla daha geniş bir dizi ortak özelliklere sahip baskı rejimine başta sol hareketler tarafından verilen isim haline gelmiştir. Faşizm, dünya sosyalist hareketinin tarihinden bağımsız ele alınamaz. Faşizm en açık karakterini, dışarda SSCB nin sermaye sınıfını en çok korkuttuğu dönemde, içerde de devrimci kalkışmaların ve işçi sınıfı siyasetinin geri çekilme dönemine girdiğinden emin olunduğu dönemlerde kazanmıştır. Ünlü Alman komünisti Clara Zetkin in özlü tanımlaması ile söylecek olursak faşizm, devrimini gerçekleştirememiş işçi sınıfının çekmeye mahkum olduğu cezadır. 2. Faşizmi Tanıyalım Faşizm, kapitalizmin öz evladıdır Bizlere tarih kitaplarında ya da medyada öğretilenlerde faşizm, Hitler ve Mussolini gibi psikopat ların iktidarı bir şekilde ele geçirdiği aykırı bir düzen olarak anlatılır. Oysa faşizm, kapitalizme karşı farklı bir toplumsal düzen değildir. Kapitalist düzenin kendine has özellikleri olan bir iktidar pratiği, bir devlet biçimidir. Burjuvazinin ideolojik hegemonyasının zayıfladığı, siyasi iktidarın eskisi gibi yönetemediği, kitlelerin ise eskisi gibi yönetilmek istemediği dönemlerde faşizm, iktidarın baskı ve zor mekanizmalarının da yardımıyla tekleştirilmesi hedefini temsil eder. Bunu yaparken kitle desteğini de arkasına alır. 2

İtalya da faşizmin gelişimi, faşizmin ne derece kapitalizme ait bir rejim olduğunu gösterir. İtalya da milliyetçiliğin sendikaları teslim aldığı dönem, devrimci işçi hareketinin geri çekilme dönemiyle örtüşür. Baskıcı ve güçlü bir devlet anlayışı ortaya çıkar. Güçlü ordunun finansmanı, patronların vergilendirilen aşırı kârlarından gelir. Karşılığında sendikalar işçiye, patron için değil, devlet için çalıştıklarını vaaz eder. Büyük devlet siparişleri ve artan sömürü, ilk başta fedakarlığa davet edilen patronlara ekstra kâr olarak geri döner. Kapitalizm yine işler, ama işçi devletin yüce amaçları için sömürülür, patron yine aynı yüce amaç için kâr eder. Faşizm tarih sahnesine nasıl çıktı? Faşizm tarih sahnesine, emperyalist zincirin o dönem zayıflayan halkaları olan iki ülkede, Almanya ve İtalya da çıktı. Birinci Emperyalist Savaş ın mağlubu bu iki ülkede savaş sonrası burjuvazi, hegemonyasını adım adım faşizme giderek kurdu. Bir diğer mağlup ülke olan Rusya da ise tam tersi yaşandı. İşçi sınıfı devrimci bir iktidarın kuruluşu için büyük bir adım attı. Birinci Dünya Savaşı ndan yenik çıkan Almanya nın dış ülkelerdeki sermayesinin büyük bir çoğunluğunu kaybetmesi ve ağır bir borç yükü altına girmesi; savaş sonrasında üretimin büyük oranda düşmesine, işsizliğin artmasına ve toplumsal yapıdaki çatlakların daha da büyümesine neden oldu. 1929 dünya ekonomik bunalımı gelip çattığında, Alman ekonomisi bizzat sermaye birikim sürecinin getirdiği zaaflarla maluldü. Büyük sermayenin içerisinde bulunduğu krizden çıkış için tercihi, emek sömürüsünü daha da artırmak ve emperyalist yönelim içerisine girmek oldu. Faşist hareket yükseldi. İşçi sınıfı hareketi ise, faşist hareketin yükselişe geçtiği dönemin arefesinde yenilgiye uğra(tıl)mıştı. Alman Komünist Partisi nin 1920 li yıllarda gerçekleştirdiği devrimci kalkışmaların başarısızlıkla sonuçlanması ve sermayenin Alman Komünist Partisi ne fiziki saldırıları sonucunda partinin zayıf düşmesi bu yenilgiyi hazırlayan etmenler arasındaydı. Alman sosyalist hareketinin bu yenilgisi, 1929 dünya bunalımında, sosyalist hareketin kitleler nezdinde önemli bir güç olmasını olanaksızlaştırdı. Faşizmin iktidara gelişinde işçi sınıfı hareketinin bu yenilgisi önemli bir rol oynadı. Faşist parti 1930 da 6 milyon, 1932 de 14 milyon oy desteğine ulaştı. 1933 de Hitler başbakan oldu. Naziler kurdukları azınlık hükümetiyle tüm devlet organlarını ele geçirdiler. Katolik ve muhafazakârların desteğini alan Hitler bir sonraki seçimlerde oyların %44 ünü aldı. Ardından muhalefetin ortadan kaldırılması için terör kullanıldı. Yargısız tutuklamamar kurumsallaştırıldı. Sendikalar kapatıldı. Partiler lağvedildi. Toplama kampları açıldı. Tüm dünya İkinci Savaş ile büyük bir felakete sürüklendi. Türkiye de faşist hareket Türkiye de faşist hareket, solun güçlenmekte olduğu 1960 lı yıllarda merkezi bir yapıya kavuştu. Sermaye sınıfının 1960 lardan sonra kapitalist sistem içinde ayrı bir faşist partiye ihtiyaç duymasının temel nedeni budur. 1960 öncesinde sola karşı anti-komünizm misyonuyla hareket ettirilen milliyetçilik de böylece siyasal olarak daha tanımlı bir yere oturmuş oldu. Bahsedilen dönemde Türkiye solu ve işçi sınıfı hareketi toplumsal düzlemde meşru-legal olarak yükselmekteydi. 1965 yılında Türkiye İşçi Partisi, seçimlerden büyük başarıyla çıkmış ve Meclis te sosyalistler gündem belirlemeye başlamıştı. Öğrenciler, Kasım 1967 de özel yüksek öğrenime karşı ülkeyi sarsacak kampanyalar düzenliyordu. Amerikan karşıtı gençlik eylemleri artıyordu. Temmuz 1968 de İstanbul a demirleyen ABD nin 6.Filosu na karşı büyük gösteriler düzenleniyordu. Mayıs 1968 de NATO ya Hayır kampanyası yürütülüyordu. 13 Şubat 1967 de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu kurulmuştu. Burjuvazi bu yükselişi barışçıl, yasal, bir başka deyişle burjuva demokrasisi içinde durduramayacağını görüyordu. Bu süreçte faşist hareket, yükselen solun, gençlik ve işçi sınıfı hareketlerinin önünü almak için devreye sokuldu. 3

1965 yılında Alpaslan Türkeş ve arkadaşları Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ne katıldı. Türkeş aynı yıl partinin genel başkanı seçildi ve kısa bir süre sonra partinin adını MHP olarak değiştirdi. Böylece faşist parti Türkiye siyasetinde sola ve işçi hareketine karşı doğrudan yedeklendi. Bunun yanında faşist hareket silahlandırıldı. Paramiliter bir sağ örgütlenme başlatıldı. Ülkücü Gençlik Derneği, Genç Ülkücüler Derneği, Ülkü Ocakları doğrudan bu güçlerin karargahkarakolu oldu. 1968 yılından itibaren komando kamplarının kurulduğu Alpaslan Türkeş in ifadelerinde yer alır. Özellikle 1970 lerin sonlarında mücadele içindeki sosyalist ve işçilere yönelen şiddette faşist hareket, devletle iç içe geçmiş örgütlülükleriyle burjuvazinin sivil kolluk gücü oldu. Aynı yıllar Milliyetçi Cephe (MC) hükümetleri içinde yer alarak iktidarı paylaşan MHP ile devletin güvenlik aygıtları arasındaki ilişki çok daha sistematik bir hal aldı. Bu açıdan bakıldığında Türkiye de faşist hareket en temelde devletli bir akım olmuştur. Faşist hareket, her ne kadar siyasi temsiliyete zaman zaman iktidar ortağı olduysa da, ayrı bir iktidar alternatifi olamadı. 1980 e kadar burjuva egemenliğinin anti-komünizm histerisine merhem olmuş, 12 Eylül sonrası ise başta Kürt sorunu olmak üzere, düzenin istikrarını bozucu başlıklarda sahaya sürülmüş, bunun yanında düzenin kirli işlerini üstlenmiştir. 1980 faşist darbesi ile burjuvazi zor aygıtını doğrudan üstlenmiş, faşizan uygulamaları faşist partiye teslim etmeden kendisi hayata geçirmiştir. saldırgan bir tutum içinde olmuştur. Faşist hareketin kanlı sicilinde en fazla işçi önderi ve sendikacıların katli, birçok direniş ve greve doğrudan saldırı vardır. En bilindik örnek, DİSK in ve Türkiye Maden-İş Sendikası nın başkanı Kemal Türkler in katledilmesidir. Faşist hareket sadece işçi sınıfının yürüyüşünün karşısına kolluk gücü olarak çıkmaz. Siyaset ve ideolojik olarak palazlandığı dönemlerde işçi sınıfı safları içinde de önemsenmesi gereken bir örgütlülük yakalayabildiği görülmektedir. Genelde orta sınıf ve lümpen proleterya kesimlerinden taban devşiren faşist hareket, işçi ve emekçileri de kapsayabilmiştir. 12 Eylül öncesinin Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK), bu adımların sendikal örgütlenmeye kadar ilerletildiğinin göstergesi olmuştur. MİSK, sınıf olgusunu yadsıyan, Türkiye de işçilerin sorunlarının MHP nin programı doğrultusunda çözümlenebileceğini ileri süren ve tektip sendikacılığı savunan bir anlayışa sahipti. MİSK in en fazla üyeye sahip olduğu sendika Türk-Yapı oldu. İnşaat işkolunda örgütlü olan bu sendikanın gelişiminde geçmişten bugüne faşist harekete önemli maddi destek sağlayan faşist müteahhitler önemli roller oynamıştır. 1980 sonrası doğrudan devlet eliyle ortaya çıkarılan ve temelde yükselen kamu emekçileri hareketi ve sendikal örgütü KESK e karşı palazlandırılan Türk Kamu-Sen Konfederasyonu da benzer şekilde dönemin milliyetçi kadroları ile yürütüldü. Türk Kamu-Sen bir dönem sonra kamu emekçilerinin en fazla üyeye sahip konfederasyonu haline geldi. 2000 li yıllarda ve özellikle AKP iktidarından itibaren ise bu işlevi Memur-Sen üstlendi. Bir anlamda yandaş sendikacılıkta el değiştirmiş oldu. Faşist hareket ve işçi sınıfı Faşist hareketin işçi sınıfı içindeki misyonu esas olarak sınıf hareketinin yükseliş dönemlerinde şekillenmektedir. İşçi sınıfının türlü eylem, direniş ve kalkışmasında açıktan 4

3. Yurtseverlik Ve Milliyetçilik Sömürü ve bağımlılık açısından yurtseverlik ve milliyetçilik Başlarken tanımını yaptığımız milliyetçiliğin temel yaklaşım noktasının sınıf değil, etnik köken ve milli kimlik olduğunu ifade etmiştik. Emek ve sermaye arasında süregelen çelişki görmezden gelinerek her ikisinin çıkarının ortaklaşabileceğini varsaymak, sermayenin emek sömürüsünün devamını öngörmek anlamına gelir. Bu açıdan bakıldığında milliyetçilik işçi sınıfının sömürüsünün devamını öngörür. İşçi sınıfının tarihsel çıkarı, sömürünün ortadan kaldırılmasıdır. Sömürünün ortadan kaldırılması ise eşitlik ve özgürlüğün sağlandığı bir ülke, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya tasavvuru ile gerçekleşebilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde milliyetçilik, sınıf kimliğini perdeleyen, bunu yaptığı oranda da işçi sınıfına düşman ideolojiler içinde yer alır. İşçi sınıfı yurtseverliğini milliyetçilikten ayıran en önemli özellik emek-sermaye çelişkisi ve emeğin sömürüsüne olan yaklaşımıdır. İşçi sınıfı yurtseverliği, eşitlik ve özgürlüğü de sınıf temelinde ele alır. Aydınlanmanın, modernleşmenin, bağımsızlığın emekçi halkların çıkarları doğrultusunda tanımlanabileceğini söyler. Emperyalizmin hegemonyasının en üst düzeyde olduğu günümüzde, bağımsızlık ancak sınıfsal bir temelde ve yurtsever bir kimlikle karşılık bulabilir. Ülke çıkarına yaklaşım açısından yurtseverlik ve milliyetçilik Yurtseverlik ile milliyetçiliğin ülkenin çıkarları na yaklaşımı da köklü bir şekilde farklılık gösterir. Bunu bir kaç örnekle açıklayabiliriz. Milliyetçilik, Türkiye nin dünya kapitalist sistemiyle, kendisi açısından en elverişli koşullarda, uluslar arası rekabet gücünü koruyarak eklemlenmesini ister. Yurtseverlik, dünya kapitalist sisteminin içinde kalarak elverişli bir uluslar arası pozisyona sahip olunamayacağını öngörür. Milliyetçilik açısından Türkiye nin ulusal kaynakları, ülkeyi uluslararası planda daha güçlü kılacak biçimde kullanılmalı ve değerlendirilmelidir. Oysa yurtseverlik uluslar arası alanda güçlü bir Türkiye nin aynı zamanda bağımsız, barışçı ve adil olması gerektiği inancıyla hareket eder. Milliyetçilik açısından sosyal taraflar olarak işçi ve işveren kesimleri hep birlikte ülke çıkarlarını gözetmeli, aralarındaki uyuşmazlıkları ülke ekonomisini zayıflatacak noktalara taşımamalıdırlar. Oysa yurtseverler ülke çıkarları adına işçilerden fedakarlık istemenin eski ama etkili bir demogoji olduğunu bilir. Milliyetçilik, ülke yönetiminde başat rolde bulunan emperyalist projelerden kaçılamıyorsa, bu durumda ülke çıkarları açısından en fazla getirisi olan projelere itibar edilmesini savunur. Oysa yurtseverler emperyalist projelerin tümüne karşı durur, yalnız Türkiye halklarını değil, diğer halkları tehdit eden bütün açılımlara müdahale etmenin yolunu arar. 4. İkinci Cumhuriyet ve AKP Faşizmi İşçi sınıfının hakları ve işçi hareketi söz konusu olduğunda AKP iktidarının faşizan yönelimleri, diğer faşist hareketleri aratmayacak düzeydedir. AKP nin geride bıraktığı on yıllık iktidarında işçi sınıfının birçok hakkı elinden alındı. On yıllık süre zarfında yapılan yasal düzenlemeler, çıkarılan kanun hükmünde kararnameler bir bütün olarak işçi haklarına yöneldi. Bu dönem işçi sınıfı için güvencesizleştirilme dönemi olarak yaşandı. Üçüncü dönem iktidarında ise kıdem tazminatının tasfiyesi, kiralık işçilik, bölgesel asgari ücret, esnek çalışmanın ve taşeron işçi çalıştırmanın önündeki engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik açıklanan programlar ile işçi sınıfını geleceksizleştirme politikaları gündemdedir. Diğer taraftan AKP, iktidarı boyunca işçilerin hak arama mücadelelerine çok sert tepki vermiştir. 2009 yılında Ankara da Tekel işçilerinin, sonrasında Samsun BAT işçilerinin haklı mücadelesine yönelik polis şiddeti ve birçok işçi eylemine benzer müdahaleler iktidarın rutin tavrı haline gelmiştir. 5

TARTIŞMA SORULARI 1. Milliyetçilik, ulusalcılık ve faşizm kavramlarının kapitalizm ile nasıl bir ilişkisi vardır? 2. Faşizm neden ve ne zaman işçi sınıfının karşısına çıkmaktadır? 3. Türkiye de faşist hareket ne zamandan itibaren ve nasıl oluşmaya başlamıştır? Günümüzde bu özellikleri taşıyan siyasi oluşumlar var mıdır? 4. Milliyetçilik ve yurtseverliğin, sömürü ve bağımlılığa bakışları arasında ne gibi farklar vardır? 5. İşçiler ülke çıkarlarına nasıl bakmalı? 6. AKP nin faşizan özellikler taşıyan bir parti olduğu söyleniyor. Bunu gösteren örnekler vermek mümkün müdür? OKUMA ÖNERİLERİ Marksist Leninist Araştırmalar Merkezi; Kavramlar sözlüğü http://mlam.tkp.org.tr/kavramlar/fasizm-nedir http://mlam.tkp.org.tr/kavramlar/milliyetcilik-nedir http://mlam.tkp.org.tr/kavramlar/ulus-nedir 6

7

8