BİLDİRİ KİTABI Editörler Ahmet ÖZTOPAL Zekâi ŞEN 1
Climate - Environment Research & Development Centre I. TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONGRESİ TİKDEK 2007 11-13 Nisan, 2007 İTÜ Maslak Kampüsü Kültür ve Sanat Birliği Salonu İSTANBUL BİLDİRİ KİTABI EDİTÖRLER AHMET ÖZTOPAL ve ZEKAİ ŞEN DESTEKLEYEN KURULUŞLAR 2
KONGRE YÜRÜTME KURULU Zekai Şen Dursun A. Çodur Hasan Z. Sarıkaya Ahmet Öztopal Ahmet Duran Şahin Selami Oğuz KONGRE SOSYAL ETKİNLİKLER KURULU Mehmet Akkaya Ömer Faruk Birpınar Muhiddin Yenigün Nigar Şen Serhat Bulut KONGRE BİLİM KURULU AHMET D. ŞAHİN AHMET DEMİR AHMET METE SAATÇİ ALİ UYUMAZ ALİ ÜMRAN KÖMÜŞÇÜ DOĞAN KANTARCI ENGİN TÜRE ERCAN KAHYA EROL KESKİN ERTUĞRUL ACUN FİLİZ KARAOSMANOĞLU FUAT Z. TOPRAK GÜNAY APAK HASAN Z. SARIKAYA İBRAHİM DİNÇER İBRAHİM GÜRER KASIM YENİGÜN LEVENT KAVVAS LEVENT ŞAYLAN MEHMET E. BİRPINAR MERT SAVRUN MİKDAT KADIOĞLU MURAT TÜRKEŞ MUSTAFA ÖZTÜRK NECATİ AĞIRALİOĞLU NEJAT VEZİROĞLU ORHAN ŞEN ÖMER LÜTFİ ŞEN SELAHATTİN İNCECİK SEVİNÇ SIRDAŞ ÜMİT DOĞAY ARINÇ ÜNAL ŞORMAN VEYSEL EROĞLU YURDANUR S. ÜNAL ZEKAİ ŞEN 3
Ekosistemin CO 2 Değişiminin Belirlenmesi Levent ŞAYLAN 1 1 İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü, 34469, Maslak, İstanbul. saylan@itu.edu.tr ÖZET Atmosferde artan sera gazları konsantrasyonları küresel ısınmaya ve bunun sonucunda iklimin değişmesine neden olmaktadır. Bu amaçla, hükümetler arası bir kuruluş (Intergovernmental Panel on Climate Change, IPCC) çalışmalarına başlamış ve iklimdeki değişmeler, bunun sebepleri, etkileri ile alınması gerekli önlemler üzerinde yoğunlaşmıştır. Gelinen nokta, atmosferde özellikle karbondioksit (CO 2 ), CH 4 ve N 2 O konsantrasyonlarında dikkate değer artışın olduğu ve bunun yavaşlatılması, hatta durdurulması gerektiğidir. Atmosfere salınan sera gazlarında en büyük yüzdeyi CO 2 oluşturmaktadır. Karbondioksitin atmosferde, karalarda (toprakta ve bitkilerde) ve denizlerde karbon olarak biriktiği ve yerkürede bir karbon döngüsü olduğu bilinmektedir. Karbon döngüsünde kayıp karbonun nerede olduğu konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Kayıp karbonun tarım ve orman alanlarında biriktiği düşünülmektedir. Bu çalışmada Dünya da orman ve tarım alanlarında CO 2 değişimi alanında yapılanlar açıklanmış ve konu ile ilgili güncel bir örnek verilmiştir. Sonuç olarak, ülkemizin karbon bütçesinin hesaplanmasında tarım ve orman alanlarında bitkiler tarafından depolanan karbonun miktarının belirlenmesinde yapılması gerekenler önerilmiştir. Anahtar Kelimeler : CO 2 ; Akı; Ekosistem; Tarım ve Orman Meteorolojisi. Determination of Ecosystem CO 2 Exchange ABSTRACT Increasing concentrations of the greenhouse gases (GHG s) in the atmosphere cause global warming, which is resulting in climate change. For this reason, an international organization (IPCC) has been established for the coordination between the countries and the scientists, who work on this topic. It organizes some meetings to report the reasons and impacts of climate change on the world by improving necessary strategies and suggestions for mitigation of negative effects. The current situation is the existence of a significant increasing trend in concentrations of some major pollutants, namely carbon dioxide (CO 2 ), methane (CH 4 ) and N 2 O, for which these high concentrations are to be stabilized. The main part of the GHG s emission consists of CO 2, which sinks as carbon in the atmosphere, terrestrial ecosystem (soil and plants) and oceans. As well known, there is a carbon cycle and balance in the earth and there is a missing carbon amount in this balance. Thus, a lot of current research activities are conducted find the missing carbon, which may be stored in terrestrial ecosystems. In this 54
study, related worldwide researches have been evaluated and a recent work is given. As a result, the necessary activities on the determination of carbon budget in our agricultural and forest areas have been suggested. Key words : CO 2 ; Flux; Ecosystem; Agricultural and Forest Meteorology 1. GİRİŞ Sera gazları konsantrasyonunda sanayileşmenin başlangıcından itibaren meydana gelen artış, dikkat çekicidir. Günümüzde atmosferdeki sera gazlarının konsantrasyonu dünyadaki ekosistemi etkileyebilecek iklimsel olayların meydana gelmesine sebep olabilecek seviyelere gelmiştir. Sera gazları arasında CO 2, CH 4 ve N 2 O, en etkili olanlarıdır. Amosferdeki CO 2 konsantrasyonu özellikle son 50 yıllık dönemde çok hızlı bir artış göstermiş ve günümüzde 379 ppm değerine kadar yükselmiştir [1]. Bu seviye, geçmiş 650 000 yıllık döneme bakıldığında en yüksek değeri temsil etmektedir. Atmosferik CO 2 konsantrasyonu son 10 yılda her yıl ortalama 1.9 ppm artmıştır [1]. Küresel sıcaklıkta da son 50 yılda doğrusal bir artış trendi vardır ve ortalama 0.19 o C/10 yıl gibi bir artış söz konusudur. Gelecek 20 yılda hava sıcaklığının ortalama 0.2 o C/10 yıl artacağı tahmin edilmektedir. Farklı olası şartlara göre hazırlanan senaryoların sonucunda iklim modelleri vasıtasıyla 2100 yılına kadar hava sıcaklığının minimum 1.1 o C ile maksimum 6.4 o C ye kadar artabileceği de öngörülmektedir [1]. Dünyada sera gazlarındaki ani yükselmenin sebepleri olarak birçok neden gösterilmekte, herkesin üzerinde birleştiği nokta ise, günümüzde sera gazlarının bu yüksek konsantrasyonların asıl sebebinin antropojenik yani insan kaynaklı kirleticilerin sonucu olduğudur. Başlıca sera gazı emisyonu, enerji üreten tesislerden kaynaklanmaktadır. Bu tesislerin büyük bir kısmı ülkemizde fosil yakıtlarla çalışmaktadır. Bir yandan artan nüfus ve gelişen teknoloji ile yükselen enerji ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kurulan bu tesisler, bir yandan da atmosfere verdikleri CO 2 gazı ile atmosferdeki CO 2 konsantrasyonunu artırmaktadır. Atmosferde kirliliğe neden olan kaynaklar sadece kirleticinin bulunduğu yeri etkilememekte, kaynaktan çok uzaklardaki yerler de olumsuz sonuçlardan etkilenebilmektedir. Ülkemizin durumuna baktığımızda, 1990 lı yıllarda enerji üretimimizin % 48 i petrol ürünleri kullanılarak üretilirken, bu değer 2004 yılında % 39 a gerilemiş, buna karşılık aynı dönemde doğal gazın kullanım oranı % 2 den % 13 e yükselmiştir. Aynı zaman aralığında 55
ülkemizde sanayi sektörü enerji tüketimi % 35 den, % 42 ye çıkmıştır. Tarım sektörünün enerji kullanımı ise 1990 yılından 2004 yılına gelindiğinde değişmemiş % 5 seviyesinde kalmıştır [2]. Türkiye nin atmosfere bıraktığı sera gazı emisyonu 1990 lı yıllardan 2004 e kadarki dönemde 170.1 Tg dan 296.6 Tg a (1Tg=10 12 g) yükselmiştir [3]. Aynı dönemde tarım sektöründe enerji kullanımının sabit kaldığı düşünüldüğünde, sanayi tarafından kullanılan enerjideki % 7 lik artışın sonucunun sera gazı artışı ile ilişkilendirilmesi mümkün olabilir [4]. Bu sebepten, enerji sektörünün ülkemizin toplam sera gazı emisyonunun % 76.7 sını oluşturduğu belirtilmektedir. 2003 yılı verilerine göre, Türkiye de kişi başına CO 2 emisyonu 3.3 ton dur. Sera gazları emisyonumuzun % 5.1 i tarım sektöründen kaynaklanırken, endüstri sektörü toplamın % 8.9 unu oluşturmaktadır. Sera gazların emisyonunda CO 2 nin payı % 81.5, CH 4 ün payı %15.6 ve N 2 O un payı da % 1.8 dir. Atmosfere verdiğimiz sera gazlarını CO 2 eşdeğeri olarak ifade ettiğimizde, toplamın ancak % 25 inin atmosferden geri alınabildiği (yutaklarda) belirtilmiştir [2-3]. Atmosferden CO 2 in indirilmesinde ve yutulmasında en önemli görevi bitkiler görmektedir. Bu sebeple bitkilerin fotosentez ve solunumu ile karşılanan miktardan geriye kalan net karbon miktarı son derece önemlidir. Ancak günümüzde bu hesaplamaların yapılabilmesi için kullanılan yöntemleri ülkemizde uygulayabilmek için yeterli ölçüm sistemleri halen bilhassa ormanlarda bulunmamaktadır [4]. Şunu unutmamak gerekir ki, sera gazları atmosferimizde gerekli olan gazlardır. Eğer atmosferde sera gazları bulunmasalardı küresel olarak hava sıcaklığı bugünkü durumundan (15 o C) yaklaşık 30 o C daha düşük olurdu. Bu bakımdan atmosferde sera gazlarının bulunması gereklidir. Ancak konsantrasyon seviyelerindeki bu artış doğal değildir ve çok hızlıdır. Bilhassa atmosfere salınan CO 2 gazının Karbon (C) olarak depolandığı yerlerden en önemlisi bilhassa okyanuslar ve onun derinlikleridir. Diğer yandan ikinci derecede önemli depolama kaynağı fosil kaynakların bulunduğu yerler ve bunu takiben topraktır. Kara yüzeylerinde ise bitkilerle kaplı alanlar, atmosferler ile en hızlı karbon değişiminin meydana geldiği yer olup bu önemli sera gazı yutacak kaynakların arttırılması gerekmektedir [4-5]. Atmosfere CH 4 emisyonumuz 1990 yılından 2004 yılına kadar 1.58 kat artış göstermiştir (29.2 Tg 46.3 Tg). Artışın % 50 sinden fazlasını katı atıklardan (çöp) gelen emisyon oluşturmaktadır. Tarım sektöründen kaynaklanan CH 4, 1990 lı yıllarda toplam emisyonun % 22 sini meydana getirirken, bu miktar 2004 yılında % 8 e gerilemiştir. Enerji üretimi ile endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan CH 4 ün payı, söz konusu dönemde % 15 civarından % 32 lere kadar yükselmiştir [3]. Türkiye nin N 2 O emisyonu durumuna 56
bakıldığında ise, tarımın toplam N 2 O emisyonundaki payının 1990 dan 2004 e kadar değişmediği ve % 10.8 lük bir paya sahip olduğu bildirilmektedir [2-3]. 2. KÜRESEL KARBON DÖNGÜSÜ Karbon yerkürede organik moleküller olarak canlı veya ölmüş organizmalar biçiminde biyosferde; gaz olarak atmosferde; organik madde olarak toprakta; fosil yakıt ve sediment (kaya) olarak litosferde; okyanuslarda çözünmüş atmosferik karbondioksit olarak ve kalsiyum karbonat halinde denizdeki organizmalarda bulunur [5]. Karbon değişimin en hızlı olduğu yerler kara yüzeyleridir. Bilhassa bitkiler, orman yangınları ve fosil yakıt kullanımı nedeniyle gelen karbon bu guruptadır. Litosfer en büyük karbon depolarındandır ve 66 000 000 ile 1000 000 000 GtC içerir [5]. 1999 lı yıllarda bunun sadece 4000 GtC unu fosil yakıtlar oluşturuyordu. Okyanuslar önemli bir karbon depolama alanlarıdır ve yaklaşık 38000 ile 40000 GtC u depolar [5-6]. Diğer önemli karbon deposu toprakta organik madde olarak 1500 ile 1600 GtC u bulundurur. Atmosferde 1999 yılı verilerine göre 766 GtC bulunmaktadır. Bitkilerde biyokütle olarak bulunan karbonun 540 ile 610 GtC civarında olduğu dikkate alınmaktadır. 1990 lı yıllarda karbon dengesi incelendiğinde, her yıl atmosfere bitkiler tarafından 60 GtC verildiği ve 63 GtC atmosferden fotosentez ile karbon alındığı görülmektedir. Aradaki fark 3 GtC her yıl bitkilerde bilhassa ormanlarda birikmektedir. Okyanuslar tarafından alınan 91.7 GtC iken atmosfere verilen karbon 90.0 GtC dur. Diğer yandan yaklaşık 1.6 GtC arazi kullanımındaki değişim (orman yangınları vb.) sonucunda atmosfere verilmektedir. Yani bitkiler tarafından biyokütle olarak depolanan karbon miktarının yaklaşık yarısı arazi kullanımındaki değişim ile atmosfere gitmektedir. Diğer yandan fosil kaynaklı CO 2 emisyonu 1990 lı yıllarda yılda 6.4 GtC iken, 2000-2005 yılları arasında bu değer 7.2 GtC a yükselmiştir [1, 6, 7]. Orman yangınları, ormanların yok edilmesi ve arazi kullanımındaki diğer değişimler sonucunda atmosferden bitkiler tarafından alınan karbonun azalması ve atmosfere verilen karbonun artması söz konusudur. Atmosferde her yıl 3.3 GtC civarında artan bu karbon atmosferdeki toplam karbon miktarını ve dolayısıyla CO 2 miktarını arttırmakta ve bu küresel ısınmanın ana sebeplerinden biri olmaktadır. Burada bu durumda 1990 yıllarda her yıl 3 GtC bitkiler, 1.7 GtC okyanuslar tarafından atmosferden indirilirken atmosfere 6.4 GtC fosil yakıt kullanımı ve 1.6 GtC ise arazi kullanımı değişimi ile gitmektedir. Yani atmosferden indirilenlerin toplamı 4.7 GtC ve 57
atmosfere gönderilenlerin toplamı da 8.0 GtC dur. Bu aradaki fark yaklaşık 3.3 GtC atmosferde birikmektedir. Burada karbon dengesi söz konusu ise atmosfere fosil yakıt kullanımı ve ormanların yok edilmesi sonucu verilen karbondioksitin yaklaşık yarısı atmosferde biriktiğine göre, bu durumda diğer yarısı kayıp karbon olarak nitelenmektedir ve bu karbonun nerede biriktiği günümüzde araştırmacıların odak noktalarından biridir. Kayıp Karbon aslında hangi kaynaklar tarafından atmosferden alındığı (yutulduğu) bilinilmeyen karbon olarakta tanımlanabilir. Yaklaşık 3 GtC nerededir? Okyanusların yılda 2 GtC depolayabileceği hesaplanmıştır. Buna göre 2 veya 3 GtC un bitkiler tarafından depolandığı tahmin ediliyor. Ancak burada soru işaretinin yoğunlaştığı yer bilhassa bitkiler tarafından depolanan miktarın daha fazla olduğu yönündedir. Bitkiler tarafından depolanan karbonun büyük bir kısmı tropiklerdeki ormanlarda (yaklaşık % 50 si) bulunmaktadır. Ancak bu belirsizliği ortadan kaldırmak ve atmosfer ile karalardaki ekosistem arasındaki CO 2 değişiminin izlenmesi ve modellenmesi için çalışmalar IPCC nin kuruluşundan sonra 1990 lı yıllarda başlıyor ve günümüze kadar artarak devam ediyor. 3. TARIM VE ORMAN ALANLARINDA NET KARBON DEĞİŞİMİNİN ÖLÇÜLMESİ Dünya da bitkilerdeki karbon miktarının tam olarak belirlenmesi için yeterli sayıda ölçüm yürütülmemektedir. Biyokütle ile ilgili çalışmalar özellikle gelişmiş ülkelerde düzenli olarak yapılmaktadır. Diğer yandan, gelişmekte olan ülkelerde sadece kısa süreli araştırma çalışmalarında biyokütle ölçümleri bulunabilmektedir. Ormanlarda da yapılan, ağaçların biyokütle değerlerini ölçmek veya bazı eşitliklerden yararlanarak ormanlık alanlarda ağaçların türüne göre karbon depolama miktarını hesaplamaktır. Günümüzde bitkiler tarafından depolanan (yutulan) karbon miktarının belirlenmesinde mikrometeorolojik yöntemler de kullanılmakta ve hem tarım hem de orman alanlarında, CO 2, H 2 O ve enerji akı ölçülmektedir [7-8]. Bu ölçümler Hz düzeyinde kısa zaman aralıklarında yapılmakta ve genelde 30 dakika veya 1 saatlik ortalamalara dönüştürülerek fotosentez ve solunum sonucunda, bitkiler tarafından depolanan net karbon miktarı ölçülmektedir. Ancak dünya da bu yöntem ile ölçümlerin yapıldığı toplam istasyon sayısı hala 300 ün altındadır. Büyük bir çoğunluğu gelişmiş ülkelerde, kuzey yarım kürede ve ormanlık alanlarda bulunmaktadır. Bunun açıklanabilir sebeplerinden biri, kullanılan aletlerin pahalı ve hassas olmasıdır. Bu ölçüm sistemleri ile ilgili olarak dünya üzerinde bir akı ölçüm ağı kurulmuştur. 58
Bu ölçüm ağında Avrupa, Amerika, Asya ve Avusturalya da birçok ülke yer almaktadır. Bu ağa üye olmayanlar da bulunmaktadır. Neden bitkiler tarafından depolanan karbon miktarında bir artma olduğu araştırmacılarca düşünülüyor? Bunun sebepleri arasında küresel ısınma, CO 2 gübrelemesi, azot depolama, bitki örtüsünün yaşındaki değişim, doğal olaylar ve insan aktiviteleri gösterilmektedir. Bunlardan hangisinin daha etkili olduğu konusunda tartışmalar vardır. 1997 de Kyoto da bazı ülkeler tarafından kabul edilen protokolde küresel ısınmaya ve iklim değişimine neden olan sera gazı konsantrasyonunun azaltılması için yapılması gerekenler kararlaştırılmıştır. Ayrıca her ülke ormanlarında depolanan karbon miktarını belirleyecek ve kendi sera gazı bütçelerini hesaplayacaklardır. Ancak bunu yaparken kullanacakları bilimsel yöntemler konusunda işbirliği yapacaklardır. Uzaktan algılama çalışmaları ve yersel ölçümlerle birlikte yürütülen akı ölçüm çalışmalarında hem gerçek veri ölçülüyor, hem de modelleme çalışmaları için veri tabanı oluşturuluyor. Diğer taraftan ormanlarda sadece CO 2 akı ölçümleri yapılmıyor, buna ilave olarak havadaki CO 2 konsantrasyonunun yapay olarak arttırılması durumunda bitkilerin fotosentez ve solunumdaki değişimler belirleniyor. Ekosistemin net karbon kazancı (NPP, Net Primary Production), brüt fotosentezden (GPP, Gross Primary Production) ototrofik solunum un (R a ) çıkarılması ile hesaplanır. Bitkilerin toplam solunumu (R e ), ototrof ve heterotrof (R h ) solunumların toplamıdır. Net Karbon Değişimi, NEE=GPP- R e eşitliğinden hesaplanır [7, 10]. Aşağıdaki Şekil 1, soya fasülyesinin 24 saatteki NEE, GPP ve R e değerlerinin değişimini bitkinin olgunlaşma dönemi için göstermektedir [11]. Dünya da yaklaşık 150 x 10 6 km 2 lik bir alanda yıllık NPP değeri yaklaşık 63 GtC dur ve bunun yarısından fazlası Tropiklerdedir. Tropiklerdeki ormanlarda yılda 2.5 kg/m 2, tarımsal bitkiler ise 0.6 kg/m 2 kadar bir karbon biriktirebilmektedirler. Genelde diğer ormanlarda da bu karbon birikimi tarımsal bitkilerdekinden fazladır. 59
221. Takvim Günü 5 0 CO2 akısı (mikromol m-2s-1) -5-10 -15-20 NEE GPP -25 30 130 230 330 430 530 630 730 830 930 1030 1130 1230 1330 1430 1530 1630 1730 1830 1930 2030 2130 2230 2330 Zaman (saat) Şekil 1. Soya bitkisinin gelişme dönemindeki bir günde bürüt fotosentez (GPP) ve net karbon değişimi (NEE) [11]. 4. CO 2 VE H 2 O AKI ÖLÇÜMLERİ Dünya da CO 2 akı ölçümlerinde kullanılan tekniklerden en yaygın olarak kullanılanı Eddy Kovaryans mikrometeorolojik yöntemidir [8-9]. Bu yöntem Reynolds tarafından geliştirilen basit bir istatistiksel yaklaşımın akı ölçümlerine uyarlanmasıdır. Aynı zamanda difüzyon yasasına dayanır. Burada yüksek konsantrasyondan düşük konsantrasyona hareket eden türbülanslı bir ortamdaki gaz molekülünün (CO 2 veya H 2 O vd.), rüzgar hızının ve hava sıcaklığının düşey değişimi dikkate alınır. Bu amaçla kısa zamanda yüksek hızda (ses hızı ile) çalışabilen hassas anemometreler kullanılır. Ayrıca bitki örtüsü üzerinde CO 2 akısını ölçebilmek için ya kapalı yada açık tip gaz analiz aletlerinden yararlanılır. Açık tip CO 2 gaz ölçen İnfrared Gaz analiz aletleri (IRGA) genellikle yağışlı gün sayısının az olduğu yerlerde kullanılırken, kapalı tip olanları ise yağışlı gün sayısının fazla olduğu yerlerde tercih edilir. Ancak bilhassa kapalı tip gaz analiz aletlerine ölçüm süresince belirli miktarda gazın verilmesi gerekmektedir ve bu gazın ölçüm yapılan algılayıcıya ulaşıp tepkinin veri toplayıcı sisteme gelmesi için gereken süre ile ilgili sorunları bulunmaktadır. Bu aletlerin yanı sıra tarım ve orman alanlarında yapılacak ölçümlerin birbirinden farklılıkları olduğunu da belirtmek gerekir. CO 2 ölçüm çalışmalarını desteklemek amacıyla birçok meteorolojik değişkenin ölçümünün de bu ölçümlerle paralel yürütülmesi gerekmektedir. 60
5. ÜLKEMİZDE EKOSİSTEMİN CO 2 AKILARININ ÖLÇÜLMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR? Ülkemizde tarım ve orman alanlarında CO 2 ölçümlerinin günümüzde kabul edilen bir teknikle ölçülmesi gerekmektedir. Ancak bu ölçümlerin yürütülebilmesi için hem tarım ve orman alanlarında ölçüm sistemlerinin kurulması hem de bu yersel ölçümlere paralel olarak uzaktan algılama çalışmaları ile bu çalışmaların ilişkilendirilmesine ihtiyaç vardır. Akı ölçümlerinin uzun süreli ve sürekli yapılması gerekmektedir. Ölçüm aletlerinin pahalı ve son derece hassas olması bu ölçüm sisteminin yaygın olarak ülkemizde kullanılmasını sınırlandıran önemli sebeplerden biridir. Bu çalışmalar teoride her ne kadar kolay gibi gözükse de, daha ziyade uygulamada oldukça fazla sorun çıkarmaktadır. Bu nedenle bu konuda yeterli tecrübe ve bilgi birikimi olmadan yapılacak araştırma çalışmalarının istenilen hedeflere ulaşması oldukça zordur. Ancak bu çalışmaları yapacak bilgi birikimimiz ve tecrübemiz bulunmaktadır. Burada farkına varılması gereken nokta bilhassa bu konunun önemidir. Ülkemizin atmosfere saldığı yıllık toplam sera gazının ancak % 25 inin atmosferden geri alındığı veya bir başka deyişle yutulduğu belirtilmektedir [2]. Ülkemizin sera gazı bütçesinin hesaplanması (CO 2 için) açısından bakıldığında, tarım ve ormanlarımızdaki karbon değişimini ölçmek, bunun kısa zaman aralıkları ile değişimini belirlemek ve ayrıca sonuçların modellenmesi için, Dünya da halen kullanılan mikrometeorolojik yöntemlerle ölçümlerin yapılmasının, son derece yararlı olacağı düşüncesindeyim. Yapılması gereken bir an önce ülkemizde bu ölçüm çalışmalarına başlanılmasıdır. 4. KAYNAKLAR 1. IPCC, 2007, Climate change 2007: Physical Science Basis, Summary for Policymakers, 1-21. 2. FNCTCC, First National Communication of Turkey on Climate Change, Coordinated by Ministry of Environment and Forestry. Editors: Günay Apak and Bahar Ubay. 2007. 3. TURKSTAT, Greenhouse gas emissions inventory, 1990-2004, No:197. /http//www.turkstat.gov.tr, (17 Mart 2007 de ilgili web sayfası incelenmiştir.), 2007. 4. Şaylan, L., Çaldağ, B., İklim değişimi ve Kuraklık, Küresel Su Krizinin Boyutları, Türkiye ve Trakya Perspektifi, 22 Mart Dünya Su Günü Etkinlikleri, Tekirdağ, 2007 (Sunuldu, Baskıda). 5. Introduction to the Biosphereİ The Carbon Cycle, http://www.physicalgeography.net/fundamentals/9r.html 6. Global Carbon Project:Science framework and Implementation, http://www.globalcarbonproject.org/science/science_framework.htm 61
7. Grace, J., 2004., Understanding and managing the global carbon cycle, J. Ecology, 92: 189-202, 2004. 8. Baldocchi, D., Meyers, T., On using eco-physiological, micrometeorological and biogeochemical theory to evaluate carbon dioxide, water vapor and trace gas fluxes over vegetation: a perspective Agric. Forest Meteorol., 1998 9. Baldocchi, D. D., Hicks, B. B., Meyers, R. P., Measuring biosphere-atmosphere exchanges of biologically related gases with micrometeorological methods, Ecology, 69: 1331-1340, 1988. 10. Grace, J., 2001. Carbon cycle. Encyclopedia of Biodiversity, 1, 609-629. 11. Şaylan, L. Kimura, R., Kamichika, M., Variation of Eddy fluxes of CO2 over irrigated soybean (Glycine max. L.) grew in the sand soil, (hazırlık aşamasında), 2007. 62