SANAT TARİHİ YILLIĞI

Benzer belgeler
SANAT TARİHİ YILLIĞI XXII

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?

ESTETİK (SANAT FELSEFESİ)

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim Aralık 2014 )

Psikanaliz Sigmund Freud

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

ESTETİK; Estetiğin konusu olarak güzel;

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül Ekim 2014 )

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T + U Kredisi AKTS Bilim Tarihi ve Felsefesi GKS Ön Koşul Dersler

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

SANAT TARİHİ YILLIĞI

Dersin Adı D. Kodu Yarıyılı T + U Kredisi AKTS Bilim Tarihi ve Felsefesi GKS003 IV Ön Koşul Dersler

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

YÖNETİCİ DURUMUNDA OLANLARIN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

EGE ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR, TASARIM VE MİMARLIK FAKÜLTESİ GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMI BÖLÜMÜ DERS İÇERİĞİ

Temeller, Bölüm I: Freud. Psikolojiye Giriş. Değerlendirme. Temeller, Bölüm I: Freud Ders 3. Arasınav (%30) Final (%35)

KODU DERSİN ADI T U K Çağdaş Sanat I-II Yard. Doç. Dr. Solmaz BUNULDAY HASGÜLER

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

DEVİNİMİN GÖRSEL DİLİ SERGİSİ VE KİTABI (VISUAL LANGUAGE EXHIBITION OF MOTION AND ITS BOOK)

Değerli Velilerimiz, Çalışmalar sırasında; öğrencilerimizde hedeflediğimiz IB öğrenen profil özellikleri bülten içinde ayrıca verilmiştir.

TEMEL SANAT EĞİTİMİ NEDİR?

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz.

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık Ocak 2015 )

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Kişilerarası İlişkiler

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

III.Yarıyıl III RES 599 Yüksek Lisans Tezi Toplam

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

NOKTA VE ÇİZGİNİN RESİMSEL ANLATIMDA KULLANIMI Semih KAPLAN SANATTA YETERLİK TEZİ Resim Ana Sanat Dalı Danışman: Doç. Leyla VARLIK ŞENTÜRK Eylül 2009

Not: Öğretmenimizin elinden taşlar üzerinde sanat!

Yapılandırmacı anlayışta bilgi, sadece dış dünyanın bir kopyası ya da bir kişiden diğerine geçen edilgen bir emilim değildir.

Mimarlık Tarihi ve Kuramı I (MMR 517) Ders Detayları

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN

Çetin Özbey

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi.

* Prof.Dr., Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Öğretim Üyesi. EXLIBRIS. 1960' lı yılların başlarında Brighton (İngiltere) Belediye

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji

ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ. (07 Aralık Ocak 2016)

ANACHRONISMUS CAN BONOMO

Metin Edebi Metin nedir?

K İ Ş İ L İ K. Kişilik kavramı Kişilik kuramları Kişiliğin ölçülmesi. Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162

Gülün Tam Ortası Bilişsel Yazınbilim ve İkinci Yeni nin Bilişsel Temelleri Murat Lüleci ISBN: Baskı Ocak, 2019 / Ankara 100 Adet

KİŞİLİK GELİŞİMİ. Carl Rogers & Abraham Maslow

Rönesans Heykel Sanatı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

ÖZEL SEYMEN EĞİTİM KURUMLARI EĞİTİM ÖĞRETİM YILI REHBERLİK BÜLTENİ MESLEK SEÇİMİNİN ÖNEMİ

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

Hamlin Hall da Yaşayan Bir Alman Sürgün: Traugott Fuchs

GROVE ART ONLINE GAZİ ÜNİVERSİTESİ MERKEZ KÜTÜPHANESİ

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (07 Aralık Ocak 2016)

1.Estetik Bakış, Sanat ve Görsel Sanatlar. 2.Sanat ve Teknoloji. 3.Fotoğraf, Gerçeklik ve Gerçeğin Temsili. 4.Görsel Algı ve Görsel Estetik Öğeler

MOTİVASYON. Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Bayraktar

İnsanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaksal

TİYATRO ELEŞTİRMENLİĞİ VE DRAMATURJİ BÖLÜMÜ DERGİSİ

Aşk Her Yerde mi? - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (07 Eylül-16 Ekim 2015 )

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

ÖRNEKTİR BURSLULUK SINAVI-1 6A. 6. Sınıf A Kitapçığı TÜRKÇE TESTİ

AÇIKLAMA Araştırmacı: Yok. Konuşmacı: Yok. Danışman: Yok

Nilüfer Irmak Akçadoğan

Tasarımda Gerçeklik ve Düşler (MMR 513) Ders Detayları

Editörler Doç.Dr. Ahmet Akın & Yrd.Doç.Dr. Rukiye Şahin Psikolojik Danışma Kuramları ISBN:

Çağdaş Çin Sanatına Bir Bakış

ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ. (19 Aralık Şubat 2017)

DERS BİLGİLERİ Ders Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin Yardımcıları Dersin Amacı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (19 Aralık Şubat 2017)

ZEKA ATÖLYESİ AKIL OYUNLAR

ARKAS KOLEKSİYONU NDA POST-EMPRESYONİZM

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

HALE OZANSOY RESİM SERGİSİ DEFNE SANAT GALERİSİNDE AÇILDI

Fotoğrafta kompozisyon fotoğraf çerçevesinin içine yerleştireceğimiz nesneleri düzenleme anlamına gelir.

Çoğuldizge Kuramı. Ünal Yoldaş* Giriş

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T + U Kredisi AKTS Çocuk Edebiyatı SNFS Ön Koşul Dersler

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: Gezi alanı: Antrepo 3 & 5

KLASİK FRAKTALLAR, FRAKTAL ÖZELLİKLERİ VE BOYUT ( C L A S S I C A L F R AC TA L S, F R AC TA L P R O P E R T I E S AND D I M E N S I O N )

DERS TANITIM BİLGİLERİ (TÜRKÇE)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık Ocak 2015 )

Üç duygusal/duyumsal çıkış

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

İ ÇİNDEKİ LER 1. BÖLÜM

SANAT, SANATÇı, SERAMİK SANATı VE BİR SERAMİK SANATÇısı. Dilek ALKAN* Evrenselolan insan ve değerlerinin, iyi bir şekilde özümsenip,

Gelişim Analizi P P P P P P P P P P P P P P P P P ÖZ BAKIM BECERİLERİ BİLİŞSEL GELİŞİM Ocak. Tehlikeli olan durumları söyler.

Matematik Ve Felsefe

Transkript:

İ.Ü. Yayın No : 5094 I S SN : 0579-4080 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ SANAT TARİHİ ARAŞTIRMA MERKEZİ SANAT TARİHİ YILLIĞI XX SAYI 20 / 2007 İSTANBUL 2012

SANAT TARİHİ YILLIĞI İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi YAYIN KURULU Uşun Tükel Sorumlu M. Baha Tanman Zühre İndirkaş Engin Akyürek Sakine Eruz DANIŞMA KURULU Karin Adehl Ayda Arel Oluş Arık Rüçhan Arık Oktay Aslanapa Nurhan Atasoy Esin Atıl Serpil Bağcı Afife Batur Gönül Cantay Yıldız Demiriz Geza Fehervari Semra Germaner A. Sinan Güler Zeynep İnankur Zühre İndirkaş Robert Osterhout Yelda Olcay Uçkan Engin Akyürek Bülent Tanju Ahu Antmen İlknur Kolay Hans Georg Mayer Zeynep Mercangöz Selçuk Mülayim Ayla Ödekan Semra Ögel Gönül Öney Filiz Özer Ebru Parman Günsel Renda Julian Ruby Zeki Sönmez M. Baha Tanman Zeren Tanındı Uşun Tükel Tarcan Yılmaz Sema Doğan Gülgün Köroğlu Turgut Saner Ahmet Kamil Gören Sorumlu Müdür: Simge ÖZER PINARBAŞI Yayına Hazırlayanlar: Arzu AKKAYA Serap YÜZGÜLLER ARSAL Ü. Melda ERMİŞ Yazışma Adresi İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Araştırma Merkezi Ordu Caddesi 34459 Laleli/ İstanbul Tel: 0212 455 57 00/ 15730/31 Faks: 0212 511 43 71-511 24 67 email: styillik@istanbul.edu.tr

JOURNAL OF ART HISTORY Istanbul University Faculty of Letters EDITORIAL BOARD Uşun Tükel Editor in Chief M. Baha Tanman Zühre İndirkaş Engin Akyürek Sakine Eruz EDITORIAL ADVISORY BOARD Karin Adehl İlknur Kolay Ayda Arel Hans Georg Mayer Oluş Arık Zeynep Mercangöz Rüçhan Arık Selçuk Mülayim Oktay Aslanapa Ayla Ödekan Nurhan Atasoy Semra Ögel Esin Atıl Gönül Öney Serpil Bağcı Filiz Özer Afife Batur Ebru Parman Gönül Cantay Günsel Renda Yıldız Demiriz Julian Ruby Geza Fehervari Zeki Sönmez Semra Germaner M. Baha Tanman A. Sinan Güler Zeren Tanındı Zeynep İnankur Uşun Tükel Zühre İndirkaş Tarcan Yılmaz Robert Osterhout Sema Doğan Yelda Olcay Uçkan Gülgün Köroğlu Engin Akyürek Turgut Saner Bülent Tanju Ahmet Kamil Gören Ahu Antmen Responsible Manager: Simge ÖZER PINARBAŞI Assistant Editors Arzu AKKAYA Serap YÜZGÜLLER ARSAL Ü. Melda ERMİŞ Correspondence Address İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Araştırma Merkezi Ordu Caddesi 34459 Laleli/ İstanbul Tel: 0212 455 57 00/ 15730/31 Faks: 0212 511 43 71-511 24 67 email: styillik@istanbul.edu.tr

İÇİNDEKİLER/CONTENTS Sunuş Psikanaliz, Freud ve Sanat Psychoanalysis, Freud and Art ESRA ALİÇAVUŞOĞLU... 1-16 Bizans Döneminde Günlük Kullanım Amaçlı Cam Objeler ve Kullanım Alanları Üzerine Düşünceler Byzantine Glass Vessels for Everyday Use and Some Comments on Their Functions ÖZGÜ ÇÖMEZOĞLU... 17-49 Paulo Rego nun Pamuk Prenses ve Üvey Annesi Başlıklı Resminin Yorumlanması An Interpretation of Paulo Rego s Snow White and Her Stepmother FİRDEVS CANDİL ÇULCU... 51-67 Understanding Byzantine Monastic Patronage During the Reign Palaiologan Dynasty Palaiologoslar Döneminde Manastır Baniliği ESRA GÜZEL ERDOĞAN... 69-86 Bizans Döneminde Bağdat Yolu (Üsküdar-İzmit Arası) The Road of Baghdad in Byzantine Period (Üsküdar-İzmit) ENİS KARAKAYA... 87-122

SUNUŞ İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan Sanat Tarihi Yıllığı, bu sayıdan itibaren 1964 yılından 1997 yılına kadar yayımlanmış olduğu formata geri dönmüş bulunmaktadır. Son yıllarda sanat tarihi alanında genç araştırmacıların sayısının hatırı sayılır ölçüde artmış olması, kuşkusuz sevindirici bir gelişmedir. Sanat Tarihi Yıllığı da bu gelişmenin etkisinin açıkça görülebileceği bir platform oluşturuyor. Bu bağlamda, derginin yayın ilkelerine uygunluğu sağlamak da başlıca görevlerimizden biri olmaktadır. Esra Aliçavuşoğlu, Sigmund Freud un sanat yapıtlarını psikanaliz yöntemle çözümlediği örnekleri ve 20. yüzyılda Freud un kuramından etkilenerek üretilen yapıtları konu aldığı çalışmasında, psikanaliz-sanat etkileşimini tartışıyor. Özgü Çömezoğlu ise Bizans dönemine ait günlük kullanım amaçlı cam objelerin formlarını ve işlevlerini kronolojik bir dizgeye bağlı olarak tablolar eşliğinde tanımlayarak, literatürde var olan adlandırma sorunlarına ilişkin terminolojik önermeler sunuyor. Firdevs Candil Çulcu, Grimm Kardeşlerin masalındaki kurgudan yola çıkarak, Sürrealist sanatçı Paula Rego nun Pamuk Prenses ve Üvey Annesi resmine, kadın kimliğinin toplumsal cinsiyet kuramındaki konumu bağlamında bir yorum getiriyor. Esra Güzel Erdoğan, Paleologoslar dönemi Konstantinopolis inin ekonomik ve politik durumu çerçevesinde devlet-bani ilişkilerinin irdelediği çalışmasında söz konusu dönem koşullarının manastır baniliğine etkilerini konu alıyor. Enis Karakaya ise İstanbul u Anadolu ya bağlayan ve Bizans döneminden itibaren kullanılan antik yolu, Üsküdar-İzmit arasındaki Bizans dönemi yerleşimleri ve bu yerleşimlerin günümüzdeki kalıntıları üzerinden ele alıp konuyla ilgili literatürü ayrıntılı biçimde değerlendiriyor. 20. Sayıda sanat tarihinin farklı alanlarına ve sorunlarına odaklanmış yazılar bulacaksınız. Sanat Tarihi Araştırma Merkezi

1 PSİKANALİZ, FREUD VE SANAT Esra Aliçavuşoğlu * Abstract Psychoanalysis, Freud and Art Influencing not only the artists, but everyone, Sigmund Freud s developing theories on unconsciousness and contributions in order to analyse one s inner world, also known as psychoanalysis, is one of the most important phenomena of the 20 th century. Psychoanalysis is an influential subject among artists; women in particular, and furthermore was used by Symbolists, Expressionists and Surrealists during the end of the 19 th century and the beginning of the 20 th century. It is observed that as Freud s theories on one s inner world pervaded, artists creativity thrived in parallel. In the article, you can find Freud s theories on creativity and its origins, his point of view on Leonardo da Vinci and Michelangelo s work, his attitude on the terms, art and artist, the role of psychoanalytic theories on the process of art and some examples of artists that are influenced by Freud s theories. * Yard. Doç. Dr. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

2 Psikanalizin Doğuşu ve Sanat Psikanaliz, hiç kuşku yok ki 20. yüzyılın en önemli olgu ve kuramlarından biridir. Sigmund Freud un (1856-1939), bilinçdışına ilişkin geliştirdiği kuramlar ve bireyin iç dünyasının çözümlenmesine katkıları, sadece sıradan insanı değil, belki daha fazla, sanatçıları etkilemiştir. Freud un, yaşamımızın rasyonel idarecileri olmadığımızı, aksine farkında olmadığımız bilinçdışı güçler tarafından kontrol edildiğimizi iddia ederek, mantığın ve aklın yaşamımızı yönlendiren en önemli etken olmadığını ileri sürmesi çok önemli bir başlangıcın ilk adımı sayılmaktadır. 1 20. yüzyıla damgasını vuran, bugün neredeyse gündelik yaşamımıza kadar sızmış, davranışlarımızı, gündelik dilimizi belirleyen bir kavram olarak psikanalizin, sanatla da son derece yakın bir ilişki kurduğu açıkça izlenmektedir. Bireyi çözümlemeyi, derinliklerine ve sırlarına inmeyi amaçlayan bir disiplin olarak özetleyebileceğimiz psikanalitik düşünce, görsel sanatlar alanında 19. yüzyıl sonu 20. yüzyılın başından itibaren Sembolistler, Dışavurumcular ve yoğun olarak Gerçeküstücüler tarafından kullanılmıştır. Görülebilmektedir ki, kuramların dolaşıma girdiği ilk günden itibaren kimi sanat akımları ve sanatçılar psikanaliz ile ilişki içinde olmuş; yapıt üretim sürecinde bu kuramlar sanatçıların başvurduğu, beslendiği ana kaynaklardan biri haline gelmiştir. Örneğin 1918 de Hermann Hesse Freudyen kuramların genç sanatçılar arasında çok yaygın olarak tartışıldığını ifade eder. 2 Freud un bireyin iç dünyasına ilişkin geliştirdiği kuramların yaygınlık kazanmasıyla birlikte sanatçıların bu kuramları okuyarak kendi sanatsal yaratılarını, elbette dönemin dinamikleri çerçevesinde, geliştirdikleri gözlemlenmektedir. Bu kuramların etkisiyle sanatçıların hiç bir dönem olmadığı kadar kendi iç dünyalarına indikleri, kendi kendilerini analiz ettikleri ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir takım düşünsel süreçleri yapıtlarına aktardıkları açıkça ifade edilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki Freud un psikanalitik kuramları yaygınlık kazanmadan önce de bilinçaltının, rüyaların, düşsel fantezilerin kimi zaman mitoloji, kimi zaman din, kimi zaman ise gündelik olanın araçsallaştırılmasıyla aktarıldığı bilinmektedir. Hieronymus Bosch tan Grünewald a, Bruegel den Goya ya, Gustave Doré den Füseli ye 1 Duane P. Schultz, Sydney Ellen Schultz, Modern Psikoloji Tarihi, Çeviren: Yasemin Aslay, İkinci Basım, İstanbul, Kaknüs Yayınları, 2002, s. 498. 2 Joseph Mileck, Biography and Bibliography, Volume I, London, Universtiy of California Press, 1974, s. 38.

uzanan bir çeşitlilikte sanat tarihi düşe, fantastik öğelere ve bilinçdışına eğilimli bir yaklaşım sergiler. Sembolistlerin sanat yapıtında yüzyıllardır temel olarak alınan biçim ve renk gibi öğelerin ardındaki anlamı ve gerçeği öne çıkarmayı amaçlayan eğilimi 3 ile bireyin iç dünyasına yönelen psikanaliz arasında benzerlik kurulabilir. Buradaki önemli nokta, Freud un psikanalitik kuramlarının yaygınlık kazanmasıyla birlikte sanatçıların kuramı bilinçli bir edimle sanatsal yaratılarında kullanma sürecidir. 3 Freud ve Sanat 20. yüzyılın başından itibaren modern sanatın gelişmesine, ilerlemesine, içeriğinin önceki dönemlere oranla farklılaşmasına yardımcı olan ana kaynaklardan birinin psikanaliz, özellikle de Freud un kuramları olduğu, açıkça söylenebilir. Freud, psikanaliz ve sanat üçgeni söz konusu olduğunda bir nokta ise özellikle dikkat çekicidir. Bilindiği üzere Freud sanat ve sanatçılarla ilgilidir, hatta sanatçıların biyografilerinde ve yapıtlarında kuramlarını destekleyecek öğeler aramış; bilime, arkeolojiye ve antik eserlere ilgi duymuştur. Ancak Freud un dikkati ve yoğunluğu klasik sanat üzerinedir; kendi çağının devrim yaratan sanatı onu pek etkilememiştir. Bu durumun ironik tarafı, fikirleri zaman içinde modern bilincin merkezi haline gelirken, Freud un bu bilincin diğer tezahürlerinden büyük ölçüde kopuk olmasıdır. Freud, kafasını dağıtmak istediğinde antik Yunan ve Roma ya dönüyordu; müzik onu hiç etkilememişti; mimari ve sanatsal zevkleri tam anlamıyla burjuva özellikler taşıyordu; o dönemin edebiyatını kısmen takip etse de düşünce tarzını etkilediğine dair bir kanıt yoktur. Viyana nın canlı kültürel hayatını ıskalamıştı; 1895 te Fliess e Dünyayı gördüğüm yok, pek duyduğum da söylenemez diye yazmıştı. 4 Öte yandan Yunan mitolojisinden ödünç alarak geliştirdiği Oedipus Kompleksi kuramını oluştururken ünlü Neo-Klasik ressam Ingres ın Oedipus ve Sfenks adlı yapıtının bir kopyasını ofisinde sakladığı bilinmektedir ve bu, Freud un çağdaş sanattan çok klasik sanata duyduğu ilgiyi kanıtlayan ayrıntılardan biridir. 5 3 Edward Lucie-Smith, Symbolism, Dictonary of Art Terms, London, Thames and Hudson, 2003, s. 210. 4 Louis Breger, Freud Görüntünün Ortasındaki Karanlık, İstanbul, Yapı Kredi Yayıncılık,, 2002, s. 168. 5 Anne D Alleva, Psychology and Perception in Art, Methods and Theories of Art History, London, Laurance King Publishing, 2005, s. 92.

4 Çağdaşı olan sanatçıların pek çoğu Freud u ve psikanalizi sanatlarına yeni bir yön verecek, onu besleyecek ana damarlardan biri olarak düşünmüşlerdir; o ise yüzünü eski ustalara dönmüştür, ancak yine de unutulmamalıdır ki, Freud, psikanalizi sadece ruhsal hastalıklarda kullanılan bir tedavi tekniği olarak tanımlamak istememiş, onu hem insan ruhsallığının bilimi yani psikolojinin parçası saymış, hem de sanatsal, felsefi ve dini sorulara yanıt sağlayacak bir bilim olarak görmüştür. 6 Yaratıcı edimi belirleyen nedenleri aydınlatmak ve sanatsal ilhamın ortaya çıkışını açıklamak, psikanalizin sanat karşısındaki ilk hedeflerinden biridir. 7 Psikanalitik kuramların ortaya atılmaya başlandığı ilk günlerden itibaren özellikle yaratıcılık süreçleri üzerine çok sayıda araştırma gerçekleştirilmiştir ancak özellikle Freud, yaratıcılık, yaratıcılık süreçleri, yaratıcılığın işlevleri ve sanatçının kendisi üzerine odaklanmıştır. Sanatçının iç dünyasının işleyişine de kafa yoran Freud 8 başta olmak üzere pek çok psikanalist yaratıcılığı ve süreçlerini incelemiş; bu sürece ilişkin kuramlarını kimi zaman Freud un izinde, kimi zaman ise farklı bağlamlarda dile getirmişlerdir. 9 Bunun yanında Freud sanatı iyimser bir bakış açısıyla değerlendirmiş, temel olarak zararsız ve iyicil bir yanılsama olarak görmüştür. 10 Freud un, ileride değineceğimiz görsel sanat ve sanatçılar üzerine odaklandığı araştırmalarının yanı sıra yaratıcılığın kökenleri ve nedenleri üzerine düşündüğü Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri 11 adlı makalesi son derece önemlidir. Bu makale, Freud un sanat ve yaratıcılık konusundaki düşüncesini açıklamasına aracılık eder. Freud, sanatın haz ilkesi ile gerçeklik ilkesinin uzlaştırılması saye- 6 Talat Parman, Freud ve Sanat, Freud ve Çağdaş Sanat, İstanbul,Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 2007, s. 7. 7 Aa.e., s. 8. 8 Freud a göre yazar/sanatçı baskılama bariyeri belirli ölçüde esneklik taşıyan ve bilinçaltının konuşmasına izin verecek cesareti olan kişidir. Freud bu durumu, sanatçıda bastırma mekanizmasının esnekliği ile açıklar. Oğuz Cebeci, Psikanalitik Edebiyat Kuramı, İstanbul, İthaki Yayınları, 2004, s. 117 9 Psikanaliz ve sanat ilişkisinin diğer psikanalistler tarafından nasıl kuramsallaştırıldığı ve sanatçıları hangi bağlamlarda, hangi eksenlerde etkiledikleri bir sonraki araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. 10 Sigmund Freud, New Introductory Lectures on psycho-analysis, S.E. XXII, s. 160. 11 Sigmund Freud Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz-Düşleri, Sanat ve Edebiyat, Çeviren: Dr. Emre Kapkın, Ayşen Tekşen Kapkın, İstanbul, Payel Yayınevi, 1999, s. 126-127.

sinde güzellik ve tümgüçlülük arayışına imkan verdiğini düşünür. Freud, araştırmalarında sanatsal faaliyeti cinsel arzuların yüceltilmesi olarak kavramayı önerir. Cinsel merak diye yazar, sanata doğru yönlendirilebilir (yüceltilebilir). Dolayısıyla cinsel doyumsuzluk, sanatsal yaratıcılığın itici gücü olarak işlev görebilir. Freud un güzellik kavramı da bu düşünceden yola çıkar: ( ) güzel kavramının kökleri cinsel uyarımda yatar. Freud a göre güzel olduğunu düşündüğümüz şeyler, cinsel nesnenin çekici yönleridir: Dolayısıyla, görmenin verdiği hazların, dokunmanın verdiği hazlara dayandığı düşünülür. 12 Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri, sanatçı olarak adlandırılan kişilerin tuhaf bir varlığa benzetildiği cümleler ile başlar. Freud, bu yazısında çocuğun yaratıcı oyunu ile sanatçının hayalleri ve gündüz düşleri arasında önemli bir koşutluk kurar. Sanatı bir rüyaya benzetir ve böylece kendisini rüya araştırmasından yapıt çözümlemesine, oradan da yapıtın yaratıcısının incelenmesine götüren bir yol izler. Bütün bu yaratıcılığın altında yatan şey yüceltmedir (süblimasyon). Cinsel enerji ya da libidonun toplumsal ve estetik yönden daha çok kabul görür biçimlere dönüştürülmesidir. Freud a göre gerçek olmaları halinde hiç bir haz vermeyecek olan pek çok şey, düşlem oyununda verebilir ve kendi içlerinde gerçekten sıkıcı olan pek çok heyecan bir yazarın yapıtının gösteriminde hazır bulunan dinleyici ve izleyiciler için bir hoşnutluk kaynağı haline gelebilir. Freud, kişinin gerçekte asla hiç bir şeyden vazgeçmediğini sadece, onu bir diğeri ile değiştirdiğimizden söz etmektedir. Vazgeçme olarak görünen gerçekte bir yerine geçenin ya da vekilin oluşumudur. Büyüyen çocuk oynamayı bıraktığında hiç bir şeyden değil ama gerçek nesnelerle oyun arasında bağ kurmaktan vazgeçer; oynamak yerine artık düşlemlemeye başlar ve gündüz düşleri olarak adlandırılan şeyleri yaratır. Freud bu düşlemlerin güdüsünün doyurulmamış isteklerden oluştuğunu ileri sürmekte ve her bir düşlemin bir istek doyurma, doyurucu olmayan bir gerçekliğin düzeltilmesi olarak görmektedir. Bu güdüleyici güçler düşlem kuran insanın cinsiyetine, kişiliğine ve koşullarına bağlı olarak farklılık göstermekte, ancak doğal olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar öznenin kişiliğini yüceltmeye hizmet eden hırslar ya da erotik isteklerdir. 13 5 12 Adela Abella, Çağdaş Sanat ve Hanna Segal in Estetik Üzerine Düşünceleri, Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2011, İstanbul, 2011, Sel Yayıncılık, s. 52. 13 Freud, 1999, s. 125.

6 Freud, daha sonraki çalışmalarında da, sanat ile cinsel dürtüler arasında temel bir bağ olduğunu savunmakla birlikte, düşüncesini geliştirir ve karmaşıklaştırır. 1912 de sanatın yüceltebileceği cinsel arzular arasına narsisist bileşenleri de ilave eder: Sanat, düşüncede tümgüçlülüğün günümüze kadar korunduğu yegane alan olacaktır. Freud, büyüsel amaçların da en başından beri sanatın kaynakları arasında bulunduğuna dikkat çeker. Freud bir süre sonra, 1919 da, fantastik edebiyatta tekinsizliği betimlerken saldırganlık ve ölümün sanat pratiğine karıştığı fikrini ortaya atar. Nihayet 1927 de sanatın, bir toplumun kendine özgü değerlerini geliştiren kültürel başarılar aracılığıyla grup özdeşimi ve narsisist doyum sağlama yollarını betimler. Ne var ki Freud, hayatının sonuna dek, ağırlıklı olarak sanatın çocukluktaki bastırılmış cinsel arzuların yüceltilmesi noktasındaki değerini vurgulamıştır. 14 Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri ne geri döndüğümüzde, Freud yaralanmazlık özelliğinin açığa vurulduğu her gündüz düşünde ve her yapıtta aynı olan kahramanı, Ego hazretlerini, hemen görürüz demektedir. Freud, ben-merkezli öykülerin/yapıtların tipik özelliği olarak bu yaralanmazlık öğesini gerçeklik tanımlaması olarak değerlendirilmesinin güçlüğünden söz etmekte ve bunun kolaylıkla bir gündüz düşünün gerekli bir bileşeni olarak anlaşılması gerektiğini dile getirmektedir. Kötüler öykünün kahramanı haline gelmiş egonun düşmanları ve rakipleriyken, iyiler yardımcılardır. Freud a göre düşlemlere biçim veren beklentilerdir. 15 Özetle Freud bu makalede, sanat yapıtının sanatçının yaşamıyla doğrudan bir ilişkisi olduğunu ve yapıtın istek gerçekleştirmeye yönelik bir edimi görünür kıldığını söylemektedir. 16 Freud, yaratıcılıkla nevroz arasında da benzerlik kurar ve yaratıcılığı açıklamak için yüceltme yi kullanır. Freud, yüceltilmiş eylemler olarak sanatsal eylemi ve entelektüel çalışmayı örnek olarak gösterir. Freud a göre ayrıca, bilinçdışı zihin kendi tabiriyle birincil süreç- ede- 14 Abella, a.g.e., s. 52-53. 15 Freud, a.g.e., s.131. 16 Freud, Uygarlığın Huzursuzluğu adlı yapıtında, sanatın bu etkiye açık insanlarda yarattığı hazdan ve yaşamsal teselli taşıdığından sözetmekte, hafif de olsa narkoz etkisi yarattığını vurgulamaktadır. Sigmund Freud, Civilization and Its Discontents, Translated and Edited by: James Strachey, The Standard Edition, New York, W.W. Norton, 1961, s. 31.

7 biyat, sanat ve bilimde yaratıcılık açısından vazgeçilmezdir. 17 Freud sanatla yakın bir ilişki kurmuş olmasına karşın sadece iki makalesi direkt olarak görsel sanatlarla ilgilidir. Bu iki araştırma, 1910 tarihli Leonardo da Vinci ve Bir Çocukluk Anısı 18 19 ve 1914 tarihli 1927 de ek yapılan Michelangelo nun Musa sıdır. 20 Bu iki araştırmada Freud, sanatçı ve sanat yapıtlarıyla doğrudan ilişki kurmuş; kimi kez sanatçıyı, kimi kez yapıtı, kimi zaman ise her ikisini yorumlamak çabasında olmuştur. 21 Rönesans ın büyük ustalarının yaşamlarına ve yapıtlarına odaklanan bu çalışmalar, bir bakıma, psikanalitik sanat eleştirisinin de ilk örnekleri olarak adlandırılabilir. Freud, Michelangelo nun Musa sı nda sanat uzmanı olmadığını kabul eder; o, kendi çağının ve kendi ait olduğu sınıfın insanına özgü zevklerine sahiptir. Sanat yapıtlarını genellikle, ciddi bir estetik geliştirmek için değil, yaratma psikolojisi ya da bireysel sanatçıların psiko-biyografisini araştırmak için kullanmaktan yanadır. 22 Freud, Michelangelo nun Musa heykelini, Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri nde sözünü ettiği eksende yüceltme sürecinin etkili bir alegorisi olarak görür. Peygamberin duruşuna odaklanan Freud, heykelin, Musa İsrailliler in altın buzağıya tapındıklarını görünce öfkelenmesine karşın, On Emir tabletlerini yok etmekten vazgeçtiği anı yansıttığını ifade eder. Dolayısıyla da heykel anlık tutkulara kapılmaya karşı duruşu ve düşünsel gücü daha önemli şeylere adama kararlılığını gösterir. 23 Freud, Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri adlı çalışmasında ortaya koyduğu kuramları, cinsel enerji ya da libidonun toplumsal ya da estetik 17 Breger, a.g.e., s. 194. 18 Sigmund Freud, Leonardo da Vinci A Memory of His Childhood, Translated by Alan Tyhson, London, Roudledge, 2001. 19 Leonardo da Vinci ile ilgili olarak 1903 te Merezhkovsky nin de Romance of Leonardo da Vinci adlı bir yapıtı bulunmaktadır. 20 Sigmund Freud, The Moses of Michelangelo, Writings on Art and Literature, ed.by. Werner Hamacher, David E. Wellbery, Stanford, Stanford University Press, 1997, s. 122-151; Freud un Leonardo ve Michelangelo ile ilgili yazılarının Türkçesi için bkz: Sigmund Freud, Sanat ve Sanaçılar Üzerine, Çev. Kamuran Şipal,Yapı Kredi Yayınları,İstanbul, 1995. 21 Parman, a.g.e., s. 8. 22 David Macey, Sigmund Freud, Key Writers on Art: The Twentieth Century, Edited by: Chris Murray, London, Routledge, 2003, s. 105. 23 A.e., s. 105.

8 yönden daha çok kabul edilir biçimlere aktarılmasını Leonardo Da Vinci ye de uygular. Örneğin Leonardo nun cinselliğe karşı çocuksu merakını yoğun bakma arzusu ifade eder ve daha sonra bu merak, yetişkin sanatçının bitmek bilmeyen bilimsel merakı ve bilgiye açlığı düzeyinde yüceltilir. Diğer taraftan, sanatçının libidosunun yüceltilmesi cinselliğin kendisine duyulan ilgide düşüşe ve Leonardo nun cinsel yaşamının güdükleşmesine ya da körelmesine yol açar. Bu durum onun yaşam biçiminin sadeliğini ve herkesin bildiği sayısız tasarılarını bitiremeyişini de açıklamaktadır. 24 Freud un 1910 tarihli Leonardo da Vinci ve Bir Çocukluk Anısı nda, Leonardo nun yırtıcı bir kuşun beşiğinde kendisini ziyaret ettiğine ilişkin anı ya da düşlem önemli bir rol oynar. Bir kartal kuyruğuyla (coda) sürekli olarak dudaklarına vurmaktadır. Freud bu anıyı, sanatçının yaşamının sonraki yıllarında üretilen (coda argoda penis ve to bird kuşu ötmek cinsel etkinlik yerine kullanılır) ve emzirilerek oral doyuma ermenin anısıyla birleştirilen, edilgen oral cinsellik hayali olarak yorumlar. Ancak Freud un tezinin bir çeviri yanlışlığına dayanması ilginçtir. Çünkü Freud un Leonardo nun hayalini Mısırlı biseksüel bir ana tanrıça efsanesiyle (mut) ilişkilendirmesini bu yanlış çeviri (akbaba) sağlar. 25 Freud un sanat tarihinin kültleşmiş sanatçı figürleri üzerine geliştirdiği bu çalışmalarda sanat yapıtı çoğu kez, sanatçının kişilik özelliklerini ortaya çıkaran görüşleri desteklemek amacıyla ikincil öğeler olarak kullanılmıştır. Freud araştırmalarında, sanatçının çocukluğunun sanat yapıtını etkilediği görüşündedir ve o zaman yapıtı ön plana çeker. Örneğin, Leonardo nun ünlü yapıtı Meryem, Çocuk İsa ve Azize Anna da sanatçının çocukluğuna ait bir anının canlandığını öne sürer; gerçekte de Leonardo iki anne tarafından büyütülmüştür. Bu yapıttaki imgeler, önce annesi sonra da üvey annesi tarafından büyütülen Leonardo da Vinci nin iki annesini yansıtan iki kadın görüntüsünün bir araya getirilişi olarak yorumlanır. 26 Freud, sadece sanat yapıtının kendisini çözümlemekten çok, yaratıcılık süreçlerine ve sanatçının kişilik yapısına yönelen araştırmalar gerçekleştirmiş ve bu araştırmalar, beklenildiği üzere, sanat tarihi camiasında alkışlarla ve coşkuyla karşılanmamıştır. Bu gerçekler ışığında belki de şöyle bir kanıya 24 A.e., s. 105. 25 A.e., s. 105-106. 26 A.e., s. 106.

varılabilir: Freud un kuramları sanatçılar tarafından coşkuyla benimsenmiş ve yapıtın oluşum sürecini zenginleştiren, derinleştiren öğeler olarak kullanılmış, ancak Freud un kuramları daha doğru bir tanımla psikanalitik kuramlar yapıt çözümleme tekniği olarak geniş bir uygulama alanı bulamamıştır. Özellikle yaşayan sanatçıların yapıtlarının psikanalitik bir yöntemle çözümlenmesine karşı duydukları tepki ve gösterdikleri direnç, sanat tarihçilerin de bu yönteme mesafeli bir biçimde bakmalarına neden olmuştur denebilir. Aslında bu durum, Batı sanatında Rönesans tan bu yana inşa edilme sürecine giren ve asıl yükselişini 18. yüzyılda gösteren sanatçı ve statüsünü zedeler olmasıyla da ilişkilendirilebilir. Freud un yaratıcılık süreçlerini ve nedenlerini incelediği Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri; iki Rönesans sanatçısını büyüteç altına aldığı Leonardo da Vinci ve Bir Çocukluk Anısı ve Michelangelo nun Musa sının dışında tezlerini kanıtlamak amacıyla sanat ve psikanalizi birleştirdiği olaylardan bir diğeri ise oldukça ilginçtir. Onun Gündelik Hayatın Patalojisi adlı çalışmasının ilk örneğini Rönesans sanatçısı Luca Signorelli ile ilintili bir anısı oluşturmaktadır. Freud kendi kendini analiz sürecinde, dil sürçmeleri ve hataları üzerinde durmuş, bunları semptomlar ya da rüyalar gibi çözümlemiştir. Freud kitaptaki örnekler için hatalı işleyiş kelimesini kullanmıştır. Freud a göre tüm bunların altında yatan bir neden vardı; kazara meydana gelmiyorlar, alttan alta ifade ettikleri bilinçdışı çatışmalardan kaynaklanıyorlardı. Freud un bu çalışmasında yer alan Signorelli 27 örneği ilginçtir: Freud bir trende yabancı biriyle İtalya seyahati üzerine konuşuyormuş, adama Orvieto kasabasındaki meşhur freskleri, Dört Son Şey i Ölüm, Kıyamet, Cennet ve Cehennem- görüp görmediğini sormuş, tam bunları kimin yaptığını da söyleyecekmiş ki Signorelli adını hatırlayamamış. Doğru isim yerine aklına Boticelli ve Boltraffio isimleri gelmiş ama bunların yanlış olduğunu biliyormuş. Freud bu hatayı çözmek için, sanatçıların isimlerinin izini sürmüş, birisi kısa süre önce intihar eden bir hastayla, diğeri de cinsel zevki her şeyin üstünde tutan ve cinsel sorunlarda ölüm tehdidi karşısındaki tevekkülleriyle çelişen büyük bir ümitsizliğe kapılan bazı Türklerle bağlantılıymış. 28 Signorelli freskleri üzerine konuşurken bu 9 27 Michael Billig, Freud s Different Versions of Forgetting Signorelli : Rhetoric and Repression, The International Journal of Psychoanalysis, 2000, Volume: 81, Issue 3, s. 483-498. 28 Bu cümlede muhtemelen bir çeviri hatası bulunmaktadır. Ancak, kitapta yayımlandığı

10 düşünceler kafasından geçiyormuş ve onları bastırmış, zira bir yabancıyla konuşurken bu hassas konuya (cinsellik) değinmek istemiyormuş. Bu düşüncelerin her biri üç Rönesans sanatçısının adıyla ilintiliymiş. Freud, Signorelli yerine diğer isimlerin aklına gelmesini, ölüm ve cinsellik temasını çağrıştırmalarına bağlıyordu. Bu örneği yanlış hatırlamanın bir sebebi olduğunu rastlantısal ya da anlaşılmaz olmadığını- rüyalar ve semptomlar gibi bilinçdışı çatışmalardan kaynaklandığını göstermek için vermişti. Freud, Signorelli örneğinde ölüm ve cinselliğe dair çatışması üzerine başka bir şey yazmamıştı ama diğer yazılardan yola çıkarak bunların babasına yönelik cinsel rekabet ve ölüm istekleriyle ilgili olduğu varsayılabilir. ( ) Signorelli hadisesi meydana geldiğinde Freud kendi kendini analiz etmekle meşguldü; bir yıl önce, bebekliğindeki bazı korku ve kayıp anılarını bulup çıkarmıştı. Tren yolculuğu, seyahat fobisini harekete geçirdi, geçmişi canlandıran bir kaygı durumu yarattı ve ölüm, kıyamet, cennet ve cehennemi gösteren freskleri hatırlamasına neden oldu. İtalya daki o muazzam sanat eserleri arasından bunu seçmesinin nedeni, kaygı durumuyla ilintili olmasından başka ne olabilirdi? Ayrıca kısa süre önce, büyük emek verdiği bir hastasının tedavisi olmayan cinsel bir bozukluk yüzünden hayatına son verdiğini haber almıştı. 29 Özellikle psikanalitik düşünceye geniş açılımlar sağlayan bu örnekler ve düşünceler, Freud un hayatının son yıllarında sanata ilişkin duyduğu bıkkınlık ve düş kırıklığı gerçeğini unutturmamaktadır. Zaman geçtikçe, Freud un yazılarındaki ton değişmiştir. 1916-1917 de şöyle yazmıştır: Sanatçı nevrozdan çok da uzak olmayan içedönük bir yapı gösterir. On yıl sonra şunu itiraf eder: ( ) analizde patolojik mizaçlara karşı sabrım tükendi. Ne sanatta ne hayatta onlara tahammülüm kalmadı. Nihayet, 1933 te Andre Breton a yazdığı bir mektupta sanattan çok uzak bir noktada olduğunu söyler. 30 Sanatçılar ve Freud Sigmund Freud un sanata ve sanatçılara ilgisi, sanatın psikanalitik yöntemlerle ayrıntılandırılabileceğine inancı kuşkusuz son derece önemlidir. biçimde aktarılmıştır. (EA) 29 Breger, a.g.e., s. 204-205. 30 Abella,a.g.e., s. 55.

Ancak o her ne kadar çağdaş sanata ilgi göstermese de psikanalitik kuramların sanatçılar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Freud un kuramları hem çağdaşı olan sanatçılara, hem de sonraki kuşaklara ilham kaynağı olmuş, rehberlik etmiştir. Freud un kuramları kimi zaman sanatçıların bilinçdışına inmek için kullandıkları bir araca ve yapıtlarını besleyen öğelere dönüşmüş, kimi zaman ise direk kuramların kendisi sanatçılar tarafından yapıtlara dönüştürülmüştür. Freud, çağdaşı olan Dışavurumculuk akımıyla hiçbir zaman doğrudan ilgilenmemiş; Dışavurumcular da Gerçeküstücülerden farklı olarak onun öğretilerini kuramsal düzeyde incelememişlerdir. Psikanalizin Dışavurumculuk üstündeki etkisi eş zamanlı olarak yaşanmış olmasından kaynaklanmaktadır. 31 Ancak yine de, Dışavurumculuk un asıl amacının sanatçının duygularını ve iç dünyasını, renk, çizgi, düzlem ve kütle aracılığıyla dışa vurması 32 olduğunu hatırlayacak olursak psikanalitik öğretiye çok da uzak olmadığı gözden kaçmaz. Dönemin kültürel iklimi kimi sanatçıların Freud dan etkilendiğini gösterir ancak yine de bu öğretilerin direkt olarak yapıtlara aktarımı için Gerçeküstücüleri beklemek gerekecektir. Öte yandan Freud un bir dönem yakını ve öğrencisi olmuş olan ve karmaşık aşk ilişkileriyle ünlü Otto Gros un adı Dışavurumcularla ve daha çok onların eş ve sevgilileriyle birlikte anılır. Dışavurumcu sanatçıların yaklaşımları ile psikanalistlerin yaklaşımları arasında önemli benzerlikler vardır. Bazı sanatçıların bilinçlerini ortadan kaldırıp bütünüyle bilinçdışlarını ortaya koyduklarını bile öne sürmüşlerdir. 33 Bu sürece örnek olarak Dışavurumculuk akımının önemli temsilcilerinden Oskar Kokoschka verilebilir. Kokoschka, 1909-10 larda, aydınlar, sanatçılar ve yazarlar arasından kısaca entelektüel dünyadan seçtiği kimi isimleri tıpkı Freud un hastalarına yaptığı gibi ruh çözümüne tabii tutmuş ve onların dış görünüşlerinden çok iç dünyalarını yansıtmaya çalışmıştır. Modellerinin tipik özelliklerini ortaya çıkaracak pozlar verdirtmiştir. 34 31 Lionel Richard, Ekspresyonizm Sanat Ansiklopedisi, İstanbul, Remzi Kitabevi,1984, s. 270. 32 Zeynep Rona, Dışavurumculuk, Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, 2008, İstanbul, YEM Yayın, Cilt I, s. 402. 33 Talat Parman, Sanatsal Yaratıcılık ve Psikanaliz, Psikanaliz Yazıları (Psikanalizin Kuramsallaşması), İlkbahar 2005, İstanbul, Bağlam Yayınları, s. 101 34 Zeynep İnankur, Oscar Kokoschka, Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, 2008, İstanbul, YEM Yayın, Cilt II, s. 890. 11

12 Aslında bu da gösteriyor ki psikanaliz dolayısıyla Freud ve kuramları salt sanatçının kendi dünyasını analiz etmesine değil, karşısındakini de analiz etmesine aracılık etmiştir. Elbette bunun profesyonel bir analiz olmadığını belirtmekte fayda var. Ne var ki Kokoschka nın bu tavrı kimi araştırmacılar tarafından kişilerin kimliklerini ortadan kaldırması ve gerçeği dile getirme sorununun olması nedeniyle eleştirilmiştir. Kendisi Ben bu insanları tedirginlikleri ve acılarıyla resmettim. 35 diyerek eleştirilere cevap vermiştir. Ruhu resimlemek istediğini, insanların ölü-doğa olmadığını söyleyen Kokoschka, ressamın her zaman yüzün arkasına bakması gerektiğini ifade etmiştir. Dışavurumculuk un kendine özgü temsilcisi Egon Schiele de özellikle cinsellik içeren yapıtlarında ikircikli ve iki yüzlü yaklaşımı olabildiğince açık ve özgür bir biçimde yapıtlarında gösterme yoluna gitmiştir; bu çalışmalarda Freud un kuramların izi açıkça sürülebilir. 36 Freud ve sanat birlikteliği, belki de en belirgin olarak kendini Gerçeküstücülük te bulur. Freud un kuramları Gerçeküstücü düşüncenin oluşumunda önemli bir rol oynamıştır. Örneğin Breton, Freud ile son derece ilgilidir. Sanatsal konulardaki bilgisizliğini açıkça kabul eden Freud, ne üzücüdür ki onlara deli olarak bakmış, sadece kendini ziyaret eden Dali yi övmüştür. Freud, Breton un yayını olan Les Vases Communicants (1934) ı anlamadığını da ifade etmiştir. 37 Freud a göre rüyalar bilinçdışına giden en meşru yol olduğu için de Breton ve Gerçeküstücüler tarafından benimsenmiştir. 38 Gerçeküstücülerin kendine karşın benimsedikleri kılavuzları Freud, çok daha önce, hazır eşya ve bilinen malzemeyle yeniden biçim verilmesinin bilinçli ve bilinçdışı yaratıcılığın bir yolu olduğunu söylüyordu. 39 Özetle gerçeküstücüler; bilinci (mantığı) dışarıda bırakarak bilinçdışına ve böylece gerçeğe ulaşılabileceğine inanıyorlardı. Ve bu bağlamda sanat yapıtını aklın betimlemesi olarak görüyorlardı. Gerçeküstücülüğün gerçekleştirdiği devrim, gözle görünen ve görünmeyen dünyaların tartışıldığı bir oyun alanı yaratmış olmasıdır. Psikanaliz ise Gerçeküstücü sanatçının ruhsal dürtülerini başıboş bırakabilmesini ve bu devrimi gerçekleştirmesini 35 Norbert Lynton, Modern Sanatın Öyküsü, İstanbul, Remzi Kitapevi,1991, s.43. 36 Ingo F. Walther (ed), Art of The 20 th Century, London, 2005, Volume I, s. 64. 37 Rene Passeron, Sürrealizm Sanat Ansiklopedisi, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1996, s. 169. 38 Anna Balakian, Surrealism: The Road to the Absolute, London, The University of Chicago Press, 1986, s. 123-125 39 Norbert Lynton, Modern Sanatın Öyküsü, İstanbul, Remzi Kitapevi,1991,s. 189.

sağlamıştır. Freud un serbest çağrışım tekniği (kendiliğinden ruhsal bir boşalma) Gerçeküstücülerin kullandığı en önemli teknik olmuştur. Breton un Birinci Manifesto da yaptığı Gerçeküstücülük tanımlaması psikanalizden hangi bağlamlarda yararlandıklarını göstermesi bakımından ilginçtir: Gerçeküstücülük, düşünce sürecini mantık ve us kurallarıyla sınırlamadan estetik ve töre önyargılarından arıtarak ruhsal istemsizliği (otomatizm) aktarmaktadır. Breton Birinci Manifesto da Freud dan da bahseder, onun keşiflerine şükran duymamızı salık verir. Asıl vurguladığı nokta ise Freud un keşifleri ışığında kişinin kendini salt gerçeklikle sınırlandırmayacağını ve daha ileri gidebileceğini ifade eder. Ayrıca, onun eleştirel çabalarını rüyalar üzerine yoğunlaştırmasını çok doğru bulduğunu söyler. 40 Freud un yakın takipçilerinden biri ise Salvador Dali dir. Dali nin Freud un kuramlarına ve ruhsal çözümlemelerine ilgisi büyüktür. Freud un kuramlarında ortaya atılan, imgelemenin yarattığı simgesel kimi nesneler Dali nin yapıtlarının kaynağı olmuştur. Dali, Freud un Jensen s Gravida yazısını okumuş ve Freud un analizlerinden çok etkilenip kısa bir süre önce tanıştığı Eluard ın karısı Gala nın Gradiva nın reenkarnasyonu olduğuna karar vermiştir. 41 Salvador Dali nin resimlerinde sık sık karşımıza çıkan dolaplar ve çekmeceler; Antropomorfik Dolap (1936), Çekmeceli Milo Venüsü (1936), Yanan Zürafa (1936-1937) Sigmund Freud un psikanaliz kuramının görsel bir dille anlatılmasıdır. Freud un kuramlarını görsel bir dille anlatmak için çekmece imgelerini kullanmıştır. Dali, Freud ile ilk kez, 1938 yılında Londra da karşılaşmış ve ona Narkissos un Başkalaşımı nı göstermiş, sonrasında da Freud un portresini bellekten yapmaya başlamıştı. Aynı dönemde yaptığı bir diğer portre çiziminde, Freud un kafatasını salyangoz kabuğu gibi biçimlendirmiştir. Dali, Antik Yunan ile günümüz arasındaki tek farkı, o zamanlar neoplatonik olan insan gövdesinin, bugün yalnızca psikanalizin açacağı çok sayıda gizli çekmeceyle dolu olduğunu keşfettiği için Sigmund Freud u çok önemsediğini dile getirmektedir. 42 40 Andre Breton, Birinci Sürrealist Manifesto (1929), İstanbul, Altıkırkbeş Yayınları, 2003, s. 21. 41 Robert Descharnes, Gilles Néret, Dali, London, Taschen, 1997, s. 153. 42 Robert Descharnes-Gilles Néret, Salvador Dali 1904-1989, Köln, Taschen, 1997, s. 276. 13

14 Psikanalitik kuramların daha doğrusu Freud un düşüncelerinin kültürel ortamda dolaşıma girmesi özellikle kadın sanatçılar üzerinde son derece etkili olmuştur. Bu kuramlar aracılığıyla kadın sanatçılar iç dünyalarına, bilinçdışlarına ilişkin bir çok düşünceyi yapıtlarına aktarma olanağı bulmuş; bunu gerçekleştirirken bir çoğu analiz sürecine girmiştir. Dolayısıyla Freud un kuramları pek çok kadın sanatçının kimi zaman oto-biyografik, kimi zaman ise psikanalitik süreçleri görünür kılan yapıtlar gerçekleştirmelerine aracılık etmiştir. Özellikle kadın sanatçıların yapıtlarında kendilik bilincinin gelişimine bağlı olarak kişisel tutkularını, bireysel varoluşlarını yapıtlarına yansıttıkları görülebilmektedir. Örneğin Frida Kahlo 1945 te Freud un Musa ve Tektanrıcılık adlı araştırmasını okumuş ve ardından Musa adlı çalışmasını gerçekleştirmiştir. Bu ilginç resimde Kahlo, güneşi bütün dinlerin merkezi olarak yerleştirmiş, kompozisyonu üç bölümde ele almıştır. Resmin üst bölümünde tanrılar, alt bölümünde ise kahramanlar yer alır. Büyük İskender, Martin Luther, Napoleon ve Hitler bu kahramanlardan bazılarıdır ve Kahlo bunları kayıp çocukluk olarak nitelendirmektedir. Resmin alt bölümü ise evrim süreciyle ilgilidir. 43 Freud un yapıtlarından doğrudan etkilenerek iş üreten sanatçılardan biri ise Amerikalı heykeltıraş David Smith tir. Soyut-Dışavurumculuk akımının heykel alanındaki ünlü temsilcisi, heykel biçimlerine ve kavramlarına getirdiği yeniliklerle tanınan Smith, Tank Totems adını verdiği yapıtını bizzat Freud un Totem ve Tabu sundan etkilenerek yapmıştır. 44 Freud, gerek yaşadığı dönemde, gerekse ölümünün ardından pek çok sanatçıyı etkilemiş, sadece Gerçeküstücüler in tekelinde kalmayıp 20. yüzyılın sanat tarihine pek çok açıdan damga vurmuştur. Görüldüğü gibi Freud un kuramları kimi zaman direkt olarak yapıtın adına ve içeriğine yansımış, kimi zaman ise bu düşünceler yapıtın içeriğini zenginleştiren öğeler olarak kendini varetmiştir. Freud ve kuramları pek çok farklı bağlamda, hemen her dönem, pek çok sanatçının sanatsal yaratıcılığının aracısı olmuştur. Örneğin Londra daki Freud Müzesi, sürekli olarak çağdaş sanatçıların açtığı kişisel ve karma sergilere 43 http://www.tate.org.uk/modern/exhibitions/kahlo/roomguide.shtm (erişim tarihi 13 Ocak 2012) 44 Ingo F. Walther (ed), Art of The 20 th Century, London, 2005, Volume II, s. 496.

ev sahipliği yapmaktadır. 2000 yılında Londra daki Freud Müzesi nde ünlü İngiliz sanatçı Sarah Lucas ın kişisel bir sergisi gerçekleşmiştir. Freud un psikanaliz tarihinin dönüm noktalarından birini oluşturan Haz İlkesinin Ötesinde başlıklı makalesinden esinlenilerek gerçekleştirilen bu sergi aslında, psikanalizin özellikle de Freud un sanatçıları ne denli etkilediğini gösteren örneklerden sadece biridir. Psikanalitik dürtü kuramında bir dönüşüme işaret ettiği söylenen ve cinsellik kadar önemli bir başka güdülenmeyi, saldırganlığı psikanalizin sınırlara dahil eden bu makale çerçevesinde Lucas, Freud un kuramını sanat aracılığıyla kendine özgü bir dille tekrar yorumlamıştır. Ünlü Fransız sanatçı Sophie Calle de 1999 da aynı müzede Randevu adlı bir sergi gerçekleştirmiştir. Sanatçı, Freud un ünlü divanına gelinliğini koyup, sarı bir peruk ve genç kız rüyası olarak adlandırılan muzlu yiyecek ile Freud un takım elbisesini giyip poz vermiştir. Londra daki bu müzede 1996 dan bu yana çağdaş sanat sergileri düzenlenmektedir; 2006 da açılan Paranoya adlı grup sergisinde ise Türkiyeli bir sanatçının, Hatice Güleryüz ün de işi sergilenmiştir. Londra daki Freud Müzesi nin yanı sıra ünlü psikanalistin pek çok yapıtını yazdığı, 1891-1938 yılları arasında yaşadığı Viyana, Berggasse No.19 daki evi de çağdaş sanatlar için önemli bir adres işlevi üstlenmektedir. Burada hem Freud dan, hem de psikanalizden etkilenen çağdaş sanatın önemli isimlerinin işleri yer almaktadır. Freud un yaşadığı bu dairede ilk kez 1989 yılında Joseph Kosuth un Zero & Not adlı yerleştirmesi sergilenmiş ardından burası, pek çok sanatçının yapıt bağışladığı ilginç bir mekana dönüşmüştür. 45 Bunların ışığında, yaşamı boyunca çağdaş sanata mesafeli yaklaşan Freud un her iki evininin de güncel sanatın bir nevi temsil mekanına dönüşmüş olması hayli ironik görünmektedir. Freud un psikanalitik estetiğe yaklaşımları, akla bağlı olmalarına karşın, işarete, sözcüklere ve onların karşılıklı bağlantılarına, anlama ve anlatıya çok şey borçludur. Sonuç olarak, onun sanat anlayışı bir gerçeklik ilkesinin sınırlarını sadece asgari biçimde aşar: Bir keresinde, bazı çağdaş sanatçılar hakkında Ernst Jones a şöyle yazmıştır: Anlam, bu adamlar için pek az şey ifade ediyor; ilgilendikleri yalnızca çizgi, şekil, konturlerin uyumu. 15 45 Bu müzenin koleksiyonundan bir sergi 2007 de İstanbul da Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu nda sergilendi.

16 Lustprinzip e (haz ilkesi) kaptırmışlar kendilerini. 46 Sanat ve sanatçılara ilişkin bu olumsuz iç döküşe karşın Totem ve Tabu da sadece sanatın günümüze kadar düşüncelerin tüm güçlülüğünü sürdürdüğünden bahseder. Sadece hâlâ sanatta arzularından acı çeken insanın doyuma benzer bir şey gerçekleştirmesi olanağı vardır der ve ekler: İşte bu nedenden ötürü sanatın büyüsünden söz edilebilir, sanatçıdan da bir büyücü olarak 46 August Ruhs, Görsel Sanat ve Öznesi, Freud ve Çağdaş Sanat, İstanbul,Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 2007, s. 70.