KONUŞMA EĞİTİMİ
ÖN SÖZ Zihindeki duygu, düşünce ve bilgilerin sözle ifade edilmesi olarak tanımlanan konuşma, Türkçe öğretiminde önemli bir beceri alanıdır. Zihinde yapılandırılan duygu, düşünce ve bilgiler belirli yöntem ve amaçlarla ses, hece, kelimeler ve cümleler yoluyla aktarılır ve bu aktarma işlemi beden diliyle desteklenir. Bu aktarma işlemi ne kadar iyi yapılırsa, insanlarla kurulan iletişim de aynı ölçüde başarıya ulaşır. İnsanların toplum içerisinde kendilerini ifade edebilmesi, kendilerine o toplumda yer açabilmeleri açısından önemlidir. Eğer insanlar kendilerini doğru, düzgün ve etkili bir şekilde ifade edebilirse, toplumda daha başarılı ve etkili bireyler haline gelirler. Bireyin, anne karnında dinlemeyle başlayan dil öğrenme süreci; konuşma, okuma ve yazma becerilerinin kazanımıyla devam eder. Çocuklar önce dinlemeyi sonra konuşmayı öğrenirler. Çocuklar, konuşmayı önce kendi çabaları ve aile çevresindeki etkileşim yoluyla daha sonra ise bir beceri olarak okul öncesi eğitimden üniversite eğitimine kadar okulda geliştirmeye çalışırlar. Bu nedenle konuşma eğitimi Türk eğitim programlarında ve günlük yaşamda her zaman önemli bir yer tutmuştur. İnsanlar bildiklerini, gördüklerini düşündüklerini ve hissettiklerini konuşma yoluyla aktarırlar ve bu beceriyi geliştirdikleri ölçüde okuma ve yazma becerileri için altyapı oluştururlar. Öğretmen adaylarına ve öğretmenlere faydalı olacağı düşünülen bu kitap, Türkiye nin farklı üniversitelerinde görev yapan Türkçe öğretimi araştırmacıları tarafından hazırlanmıştır. Kitabın hazırlanmasında alanda görülen eksiklikler dikkate alınmış olup bu amaçla öğretmenler, öğretmen adayları ve konuyla ilgili uzman öğretim üyeleriyle fikir alışverişinde bulunulmuştur. Öncelikle Türkçe, okul öncesi ve sınıf öğretmeni adayları ile ilköğretimdeki Türkçe, okul öncesi ve sınıf öğretmenlerine konuşma eğitimi konusunda rehber olması için hazırlanan bu kitabın, konuşma eğitimiyle ilgili çalışma yapan herkese faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu kitabın hazırlanmasına destek veren değerli çalışma arkadaşlarıma, kitabın baskısı esnasında gerekli titizliği gösteren PegemA nın çok değerli yönetici ve personeline ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. EDİTÖRLER Doç. Dr. Aziz KILINÇ Dr. Abdullah ŞAHİN
BÖLÜMLER VE YAZARLARI 1. Bölüm: İletişim, Konuşma ve Konuşmayla İlgili Temel Kavramlar Dr. Adem İŞCAN (Gazi Osman Paşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, iscan55@hotmail.com) 2. Bölüm: Türk Eğitim Programlarında Konuşma Eğitimi Dr. Esin YAĞMUR ŞAHİN (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, esinsahin25@gmail.com) Hatice ZORLU KANA (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, ecrin.86@hotmail.com) 3. Bölüm: Diksiyon, Ses Bilgisi ve Ses Eğitimi Dr. Adem İŞCAN (Gazi Osman Paşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, iscan55@hotmail.com) 4. Bölüm: Konuşma Türleri ve Konuşmada Nezaket Kuralları Dr. Esin YAĞMUR ŞAHİN (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, esinsahin25@gmail.com) Behice VARIŞOĞLU (Atatürk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, bvarisoglu@hotmail.com) 5. Bölüm: Konuşmada İkna ve Motivasyon Dr. Mehmet GÜRLEK (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, mehmetgurlek@gmail.com)
6. Bölüm: Konuşma Becerisinin Geliştirilmesinde Kullanılabilecek Etkinlik Örnekleri Dr. Akif ARSLAN (Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, akifarslan78@mynet.com) Oğuzhan SEVİM (Atatürk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, oguzhan-sevim@windowslive.com) 7. Bölüm: Konuşma Hataları Dr. Mehmet GÜRLEK (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, mehmetgurlek@gmail.com) Eren AKSU (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, eren1725@hotmail.com) 8. Bölüm: Beden Dili Dr. Abdullah ŞAHİN (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, abdsahin25@hotmail.com) Gülnur AYDIN (Atatürk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, gulaydin25@hotmail.com) 9. Bölüm: Konuşma Metni ve Konuşma Materyalleri Hazırlama Dr. Murat ŞENGÜL (Fırat Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, msengul2323@hotmail.com)
İÇİNDEKİLER Ön Söz...iii Bölümler ve Yazarları...v 1. BÖLÜM İLETİŞİM, KONUŞMA VE KONUŞMAYLA İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Konuşmanın Doğuşu...1 İletişim nedir?...3 İletişim ve Konuşma...4 Konuşma Eğitimle Geliştirilebilir Mi?...5 Konuşmanın İnsan Hayatı İçin Önemi ve Konuşma Eğitiminde Öğretmenin Rolü...7 Temel Dil Becerileri İçerisinde Konuşmanın Yeri ve Önemi...10 Söz Varlığı ve Konuşma Becerisi Arasındaki İlişki...13 Konuşmanın Diğer Dil Becerileriyle İlişkisi...15 Konuşmayla İlgili Temel Kavramlar...22 Kaynakça...25 2. BÖLÜM TÜRK EĞİTİM PROGRAMLARINDA KONUŞMA EĞİTİMİ Giriş...29 Okul Öncesi Eğitimi Programında Konuşma Eğitimi...30 36-72 Aylık Çocukların Eğitimleri İçin Belirlenen Amaçlar ve Kazanımlarda Konuşma Eğitimi...31 İlköğretim (1-5) Türkçe Dersi Öğretim Programında Konuşma Eğitimi...36 İlköğretim (6-8) Türkçe Dersi Öğretim Programında Konuşma Eğitimi...38 Öğrenme Alanı: Konuşma...39 Konuşma Eğitiminde Yöntem ve Teknikler...41 Ortaöğretim (9-12) Türk Edebiyatı Dersi Öğretim Programında Konuşma Eğitimi... 44 Ortaöğretim Türk Edebiyatı Programında Konuşma Eğitimi ile İlgili Kazanımlar...45 Ortaöğretim (9-12) Dil ve Anlatım Dersi Öğretim Programında Konuşma Eğitimi... 46
viii Konuşma Eğitimi Ortaöğretim Dil ve Anlatım Dersi Öğretim Programında Konuşma Eğitimi İle İlgili Kazanımlar...47 Yükseköğretimde Konuşma Eğitimi...52 Sonuç...57 Kaynakça...58 3. BÖLÜM DİKSİYON, SES BİLGİSİ VE SES EĞİTİMİ Diksiyon Nedir?...59 Diksiyon ve Etkili Konuşma...60 İyi Bir Konuşmada Olması Gereken Nitelikler...61 Konuşma Hızı...64 Mekâna Göre Ses Yüksekliğinin Ayarlanması...65 Türkçenin Ses Özellikleri...66 Türkçe Yazıldığı Gibi Konuşulur Mu/ Okunur Mu?...83 Konuşmayı Oluşturan Etmenler ve Ses Kalitesini Geliştirmenin Yolları...88 Kaynakça...116 4. BÖLÜM KONUŞMA TÜRLERİ VE KONUŞMADA NEZAKET KURALLARI Konuşma Türleri...120 Konuşmada Görgü ve Nezaket Kuralları...141 Kaynakça...144 5. BÖLÜM KONUŞMADA İKNA VE MOTİVASYON İkna Kavramı...145 Motivasyon Kavramı...146 İkna Edici Konuşma Yapıları...146 Hedef İzleyici...147 Hedef İzleyicinin Duygularına Seslenme...148 Kaynakça...149
İçindekiler ix 6. BÖLÜM KONUŞMA BECERİSİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE KULLANILABİLECEK ETKİNLİK ÖRNEKLERİ Konuşma Becerisinin İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi...152 Konuşma Becerisinin Diğer Temel Dil Becerileriyle İlişkisi...155 2005 İlköğretim Okulları Türkçe Dersi Öğretim Programında Konuşma Becerisi...159 Konuşma Becerisini Geliştirmeye Yönelik Etkinlikler...162 Bizimkiler...162 Bizim Ustanın Mutfağından...163 Ben Bir Rehberim...163 Çapraz Sorgu...164 Beni Affeder misin?...164 Çözüm Yolları...165 Bana Bir Masal Anlat...166 Ben olsaydım...166 Resimlerle Efsane...167 Dil Yâresi...167 Hakkımı Arıyorum...168 Güzel Bir Gün...169 Münazara...169 Tatilde Ne Yaptım?...170 İtiraf Ediyorum...170 Haydi, Bir Şiir Okuyalım...171 Konuşma Metnimi Hazırlıyorum...172 Konuşmacıyı Değerlendiriyorum...173 Tekerleme Söylüyorum...174 İtiraz Ediyorum...175 Hangi İstasyondayım?...176 Altı Şapka...176 Tarihte Bugün...177 Sessiz Sinema...178 Fıkra Canlandırma...178 Sihirli Bir Lambam Olsaydı...179 Kaynakça...179
x Konuşma Eğitimi 7. BÖLÜM KONUŞMA HATALARI Telaffuz (Boğumlama, Artikülasyon) Bozuklukları...183 Mahalli Söyleyişle Konuşma...185 Vurgu, Tonlama, Ritim, Duraklama Hataları...187 Vurgu Hataları...187 Tonlama Hatası...189 Ritim Hatası...189 Duraklama Hatası...190 Kelime Hazinesinin Yetersizliği...191 Konuşma Sırasında Gereksiz Vücut Hareketleri Yapma...191 Kaba ve Argo Sözler Kullanmak...192 Kaynakça...197 8. BÖLÜM BEDEN DİLİ Giriş...200 Sözsüz İletişimin Ögeleri...200 Vücudun Duruş Biçimi (Postür)...201 Jestler ve Mimikler...201 Göz Hareketleri...203 Giyim / Renkler/ Makyaj...204 Zaman, Mekan ve Aksesuar Kullanımı...205 Mesafe...205 Kaynakça...206
İçindekiler xi 9. BÖLÜM KONUŞMA METNİ VE KONUŞMA MATERYALLERİ HAZIRLAMA Giriş...207 Konuşma Metni Nasıl Hazırlanır?...208 Malzemeyi Toplama Teknikleri...209 Malzemeyi Düzenleme Teknikleri...210 Farklı Konularda ve Özel Günler İçin Konuşma Metni Örnekleri...217 Kaynakça...226
1. BÖLÜM İLETİŞİM, KONUŞMA VE KONUŞMAYLA İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Dr. Adem İŞCAN (Gazi Osman Paşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, iscan55@hotmail.com) Konuşmanın Doğuşu İnsanın nasıl, ne zaman, hangi dili konuştuğu, ilk önce hangi sözcüğü söylediği hep merak edilmiştir. Bu soruların yanıtlanması çok zordur. Yazılı metinler ancak, yakın bir geçmişin aydınlatılmasına olanak vermektedir. En eski belgeler sayılan Sümerce metinler bile bundan 5500 yıl öncesine ışık tutmaktadır. İlk insanlar ise bundan daha önceki dönemlerde yaşamışlardır. Zaten ilk önce dilin birinci kolu sayılan konuşmanın doğduğu, sonra bunun simgesel göstergesi olan yazının kullanıldığı güçlü bir varsayımdır. Konuşmanın doğuşu, doğrudan dilin doğuşuyla ilgilidir. Bu yüzden dilin doğuşu konusu öncelikle ele alınacaktır. Dille ilgili ilk sistematik görüşlere eski Yunan felsefesinde rastlanmaktadır. Herakleitos (İ.Ö. V.yy), akıl ve sözü evrenin ve insanın bilgisinin temel ilkesi olarak belirlerken metafizik bir görüş geliştirir, dil felsefesinin doğa felsefesinden ayrılmasında öncü olur. Dili anlamak demek evreni anlamak demektir, (Zıllıoğlu, 1993, s. 123) diyen Herakleitos evrenin anlaşılmasını dilin anlaşılmasına bağlar. İ.Ö. V. yy. da Herodot (1973, s. 103) kitabında dilin doğuşu konusunda Mısır hükümdarının yaptığı bir deneyi anlatır: VII. yy. da Mısır hükümdarı Psammetikos hiçbir şey duymadan büyüyen bir insanın niçin ve hangi dilde konuştuğunu merak etmiştir. Bunu öğrenmek için de bir çobana, rastgele iki tane yeni doğmuş çocuk verir, bunların ağıla konmasını ve büyütülmesini emreder. Çocukların yanında kimse ağzını açıp tek söz söylemeyecek, çocuklar ayrı bir odada kendi başla-
2 Konuşma Eğitimi rına büyüyeceklerdi; çoban, belli saatte keçileri alıp yanlarına götürecek süt içirip iyice doyuracak, sonra kendi şlerine bakacaktı. Yine bir gün çocukların karınlarını doyurmak için odaya giren çoban önünde diz üstü duran iki çocuğun ellerini uzatarak Bekos! diye bağırdıklarını görür. Bu durum birkaç gün daha böyle devam edince çoban çocukları hükümdarın huzuruna çıkartır. Psammetikos da çocukların Bekos dediğini duyar. Bekos Phrygia (Frigya) dilinde ekmek demektir. O zaman Psammeti-kos konuşmanın gereksinimden doğduğu ve konuşulan ilk dilin Frigya dili olduğu kanısına varmıştır. Konuşulan ilk dilin Sümerce, Almanca, Fransızca, Türkçe v.b. olduğunu kabul eden görüşler de vardır. Bu gibi denemeler daha sonraki yıllarda da yapılmıştır. O dönemdeki ilkel denemelerin sonuçlarının doğru olmadığını belirten günümüz bilimsel araştırmalarında ise hiçbir söz duymadan büyüyen bir çocuğun konuşamayacağı yönünde veriler elde edilmiştir. Dilin dolayısıyla konuşmanın doğuşuyla ilgili birçok kuram ileri sürülmüştür. Bunlardan bazıları şunlardır: Yansıtma kuramı: Bu kuram konuşmanın insanın doğadaki sesleri taklit etmesinden doğduğunu savunur. Hav hav, şırıl şırıl, miyav, me vb. doğada bulunan seslerin insanlar tarafından tekrarlanması konuşmayı oluşturmuştur. Bu kurama göre hav hav sesi köpek, şırıl şırıl sesi su, miyav sesi kedi sözcüklerinin kaynağıdır. Bu ise ancak kökenbilimin sözcüklerin en eski biçimlerini araştırmasıyla kanıtlanabilir. Bu kuram ileri sürüldüğü dönemde Sokrat, Platon gibi düşünürlerin karşıt görüşleriyle çürütülmeye çalışılmışsa da yandaşlar da bulmuştur. Ünlem kuramı: Bu kuramı ileri süren Demokritos konuşmanın insanın duygusal yapısıyla bağlantısı olduğunu savunmuştur. Bu kuramın diğer temsilcileri: Epicuros, Lucretus, Vico, Rousseau dur. 1970 lerde bir Sovyet bilim adamı da bu kuramı savunur. Bu kurama göre dilin temeli, insanın ilkel coşkularının bilinçsiz anlatımlarıdır. İlkel insan, coşkusunu bir takım davranışlarla dışa vururken, bu davranışların coşkusunu anlatmaya yetmediği yerde sesler çıkartmaya başlamıştır. İşte bu sesler gelişerek dili oluşturmuştur. Bu kuramı savunanlar olduğu gibi karşı görüşler de üretenler olmuştur. 1769 yılında Alman Herder Rousseau nun söylediğini hayvanlar da yapıyor; ama konuşamıyorlar. diyerek kuramı çürütmeye çalışmıştır. Herder e göre, dil düşüncenin ürünüdür. Bu ise sadece insana özgüdür. Dil Tanrı vergisi değildir. Diğer yetenekler gibi bir yetenektir. İnsanlar konuşma yeteneğiyle doğar. İnsanın konuşması düşünceden, hayvanınki ise içgüdüdendir. Herder, dil-düşünce arasında sıkı bir bağın olduğunu vurgulayarak konuşmanın ünlemlerden doğduğunun kabul edilemeyeceğini belirtir.
İletişim, Konuşma ve Konuşmayla İlgili Temel Kavramlar 3 İş kuramı: Bu kurama göre konuşma insanların birlikte iş yaparken çıkardıkları seslerden doğmuştur. İş yapılırken tek düzelikten kurtulmak, birlikte çalışmayı güdülemek, canla başla çalışılmasını sağlamak için insanların çıkardıkları ha, hı, he, ho, hu, eh gibi birtakım sesler konuşmanın temelini oluşturur. Bu kuram da konuya tam bir açıklık getirememektedir. Beden dili kuramı: Bu kurama göre insan anlaşmak için el-kol hareketleri yaparken birtakım sesler de çıkartır. İnsan hareketle ses arasında bağlantı kurduğu zaman konuşma doğmuş-tur. Bu kuramın temel dayanağı günümüz insanının bile konuşurken el-kol hareketlerinden yararlanmasıdır. Kuramın savunucularından Sir Richard Paget (Taşer, 1992, s. 32) bu konudaki görüşlerini şöyle dile getirir: İnsanı, konuşmaya iten temel neden, elleriyle yeterince konuşamamak değildi; çünkü bu işi vücut hareketleriyle de rahatça yapabiliyordu. Ellerini sürekli avda ve ekim-dikimde kullanacağı araçları yapmakta kullanırken düşüncelerini anlatacak başka yöntemler bulmak, sözgelimi, dil ve dudaklarından yararlanmak zorunda kalmıştır. Böylece elle yapılan hareketlerin yerini giderek ağzın, dilin, dudakların hareketleri, hareket biçimleri almıştır. Toplumsal denetim kuramı: Bu kuram konuşmanın insanın kendi dışındaki kişileri denetim altına alarak kişisel gereksinimlerini karşılama isteği sonucunda doğduğunu ileri sürer. Bu kuramın ilginç yanı şudur: Konuşma, insanın coşkusal deneyleri, yaşamı ile rastgele eyleminden doğmuştur; bu eylem, simgesel bir yoldan, öteki bireylerin davranışlarını denetim altına almak, kendi kişisel istekleriyle gereksinmelerini doyurmak amacına yöneliktir (Weaver ve Ness, 1957) (http:// www.turkceciler.com/konusma.html). Tevhidî Dinlere Dayalı Kuram: Hıristiyanlık, Müslümanlık, Musevîlik gibi tek tanrı inancına sahip dinler, ilk insanın ve Tanrının ilk elçisinin Hz. Âdem Peygamber olduğu inancında birleşirler. Buna göre sorumluluk sahibi olarak dünyaya gönderilen ilk insan/insanlara temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar konuşma özelliği ve yeteneği verilmiştir. İnsanoğlu kendisine verilen bu yeteneği zaman içerisinde geliştirmiştir. Bu kuramı destekleyen araştırmalar ve makaleler yayımlanmıştır (Kılınç, 2011: 6). Görüldüğü gibi dilin doğuşu ile ilgili kuramlara dikkat edilirse, bütün kuramlar dilin konuşma dili olarak ortaya çıktığını kabul etmektedir. İletişim nedir? İletişim, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir. Organizmaların çeşitli yöntemlerle bilgi alışverişi yapmalarına olanak tanıyan bir süreçtir. İletişim tüm tarafların üzerinden bilgi alışverişi yapılacak ortak bir dili anlamalarına ihtiyaç duyar.
2. BÖLÜM TÜRK EĞİTİM PROGRAMLARINDA KONUŞMA EĞİTİMİ Dr. Esin YAĞMUR ŞAHİN (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, esinsahin25@gmail.com) Hatice ZORLU KANA (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, ecrin.86@hotmail.com) 1. Giriş Konuşma zihinde başlayan ve düşüncelerin sözle ifade edilmesiyle tamamlanan bir süreçtir (Güneş, 2007: 95; Öz, 2006: 194). Konuşma, düşüncelerin, duyguların ve bilgilerin seslerden oluşan dil aracılığıyla aktarılmasıdır (Demirel & Şahinel, 2006; Yılmaz, 2007). Konuşma, kişinin kendisini doğrudan ifade ettiği duygu ve dileklerini diğer insanlara doğrudan anlattığı, duygu ve düşüncelerini başkalarıyla paylaştığı bir beceridir (Ünalan, 1999: 111). Çocuk, anne karnından çıktıktan sonra hayatı ve olayları izler. Belli bir süre sonra konuşmaya başlar, kendi dünyasını gerçek dünyayla resmederek konuşma becerisiyle kendisini, algılarını ifade etmeye çalışır. Konuşma anne-baba tarafından o kadar önemlidir ki, çocuğun ba-ba veya an-ne diyerek konuşmaya başlaması bir ailenin yaşadığı en büyük mutluluktur. Konuşma öğretimi aslında çocuğa konuşmayı öğretmek anlamında kullanılmaz. Çocuk zaten okula başlamadan önce konuşmayı bilir. Çocuğa asıl öğretilmesi gereken insanlarla nasıl iletişim kurulacağıdır. Çocuklar okula başladıktan sonra konuşma becerisiyle ilgili en büyük sorun, çocuğun ailede ve çevresinde öğrendiği yerel ağız özelliklerini kullanmaya devam etmesidir. Öğretmenin bu gibi durumlarda süreç içerisinde etkili ve güzel konuşmayı çocuğa öğretmesi gerekmektedir. Sesleri doğru biçimde çıkaran çocuk, kelimeleri de doğru biçimde çıkarmayı öğrenir (Yıldız, 2010: 163). Ayrıca konuşma öğretiminin tam olarak
30 Konuşma Eğitimi sağlanması için çocuğun zihinsel becerilerin gelişmesi gerekmektedir. Zihinsel becerilerin çocukta yeterince gelişmemesi, kelimelerin seçimini ve verilmek istenen mesajı etkiler (Öz, 2006: 194). Yapılandırmacı anlayışa göre konuşma, işbirlikli öğrenmenin anahtarıdır (Güneş, 2011: 99). Çocuklar çevresindekilerle iletişim kurarak işbirliği içerisinde daha çabuk öğrenirler. Okul öncesi eğitimden, yükseköğretime kadar öğrencilere konuşma becerisi eğitimi verilerek, konuşma becerisiyle ilgili amaç ve kazanımları programlara koyularak, Türkçeyi etkili ve doğru konuşan bireyler yetiştirme hedeflenmektedir. Kitabın bu bölümünde Türk eğitim programlarında yer alan konuşma eğitimiyle ilgili amaç, kazanım ve ders içerikleri bir bütün halinde sunulmaya çalışılmıştır. 2. Okul Öncesi Eğitimi Programında Konuşma Eğitimi Okul öncesi dönemi, çocukların dil edinimi açısından önemli bir dönemdir. Çocuklar okul öncesi eğitime, konuşma becerisini elde etmiş halde gelirler. Bu dönemde çocuklarla Türkçeyi daha doğru ve etkili kullanmaları için çalışmalar yapılır. Okul öncesi eğitim, 36-72 ay arasındaki çocukları kapsar. Bu dönemde çocuklardaki gelişim hızı her yaşta ve her dönemde farklılıklar içerir ve bu dönemin de belli kritik dönemleri vardır. Çocukların gelişim düzeylerini daha kolay belirlemek, gözlemler arasında dayanak oluşturmak, çocuk gelişim değerlendirme form ve raporlarını daha kolay hazırlayabilmeleri için 36-72 aylık çocukların gelişim özellikleri; 36-48 ay, 48-60 ay, 60-72 ay şeklinde üç ayrı başlık halinde hazırlanmıştır (MEB, 2006: 14). Okul öncesi eğitim; çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, çocuğa özbakım becerilerini kazandırmalı ve çocuğu ilköğretime hazır hale getirmelidir. 36-48 aylık dönemdeki çocuklar kendisi ile ilgili sorulan sorulara cevaplar verir ve nezaket sözcüklerini kullanır. Çocukların bu dönemde dil gelişimleri artar ve konuşarak duygularını ifade etmeye çalışırlar. Kendi kendilerine şarkı, şiir, tekerleme söylemeye; konuşmalarında sıfatları, kişi zamirlerini, yer bildiren ifadeleri, çoğul eklerini kullanmaya bu dönemde başlarlar. Yine bu dönem çocukların neden, nasıl, kim gibi sorular sormaya başladığı, iki olayı oluş sırasına göre anlattığı, duygularını sözel olarak ifade ettiği bir zamandır. Bu dönem konuşma eğitimi için önemlidir ve bu dönemle beraber çocuklar çok iyi yazamadıkları ve okuyamadıkları için kendilerini en çok konuşarak ifade ederler. Çocuklar, 48-60 aylık dönemde yetişkinlerin sözlerine kulak kabartırlar ve onların sözlerine katılmaya başlarlar. Çocuklar bu dönemde yapacağı işler için
Türk Eğitim Programlarında Konuşma Eğitimi 31 izin almaya başlarlar ve bir sorunu olduğu zaman yardım isterler. Çocukların kurduğu cümleler basit olmaktan çıkar ve birleşik cümleler kurmaya başlarlar. Aynı zamanda çocuklar, konuşmalarında bağlaç ve sözcüklerin olumsuz biçimlerini de kullanırlar. 60-72 aylık dönem, çocukların kendilerini daha çok ifade ettiği dönemdir. Çocuklar bu dönemde günlük deneyimlerini anlatmaya başlarlar. Konuşmalarında tekil ve çoğul ifadeleri birbirine dönüştürerek kullanmaya başlarlar. Bu dönemde çocuklar, cümlelerinde özneye uygun fiil kullanırlar. Yeni ve anlamını bilmedikleri kelimelerin anlamını sorarlar ve ne zaman, neden, nasıl gibi soru sözcüklerini içeren soruları yanıtlarlar. Bazı sözcüklerin eş ve karşıt anlamlarını bilirler. Yer bildiren sözcükleri kullanmaya başlarlar ve kurdukları cümlelerin nedenlerini açıklamak için çünkü bağlacını kullanırlar (MEB, 2006: 20-24). Okul öncesi programının(meb, 2006: 10) Genel Amaçlar bölümünde yer alan aşağıdaki maddeyle konuşma becerisinin önemi vurgulanmak istenmiştir: 1. Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır. Programda 36-72 aylık çocukların eğitimleri için belirlenen amaçlar ve kazanımlar dört alan etrafında incelenmiştir. Bu alanlar sosyal-duygusal alan, dil alanı ve bilişsel alan ve psikomotor alandır. Özellikle dil alanı konuşma eğitimiyle ilgili gözükse de diğer alanlarda konuşma becerilerinin kazanılması ve uygulanması açısından büyük öneme sahiptir. Sadece psikomotor alan içerisinde yer alan amaç ve kazanımlarda konuşma becerisini geliştirmeye yönelik kazanımlara yer verilmemiştir. Bu yüzden aşağıdaki amaç ve kazanımlar listesinde sosyal-duygusal alan, dil alanı ve bilişsel alanda konuşma becerisini geliştirmeye yönelik olan amaç ve kazanımlara yer verilmiştir. 2.1. 36-72 Aylık Çocukların Eğitimleri İçin Belirlenen Amaçlar ve Kazanımlarda Konuşma Eğitimi SOSYAL-DUYGUSAL ALAN 1. Kendini tanıyabilme 1) Belli başlı duyuşsal özelliklerini söyler. 2. Duygularını fark edebilme 1) Duygularını söyler. 2) Duygularının nedenlerini açıklar. 3) Duygularının sonuçlarını açıklar.
32 Konuşma Eğitimi 3. Duygularını kontrol edebilme 1) Olumlu / olumsuz duygu ve düşüncelerini uygun şekilde ortaya koyar. 4. Başkalarının duygularını fark edebilme 1) Başkalarının duygularını ifade eder 5. Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme 1) Kendiliğinden iletişimi başlatır. 6. Hoşgörü gösterebilme 1) Kendi hatalarını söyler. 2) Başkalarının hatalarını uygun yollarla ifade eder. 7. Toplumsal yaşamın nasıl sürdüğünü kavrayabilme 1) Toplumda farklı rollere sahip kişiler olduğunu söyler. 2) Aynı kişinin farklı rolleri olduğunu söyler. 3) Kendi kültürünün belli başlı özelliklerini açıklar. 4) Farklı kültürlerin belli başlı özelliklerini söyler. 8. Estetik özellikler taşıyan ürünler oluşturabilme 1) Özgün şiir, öykü, şarkı vb. söyler. 9. Çevredeki güzellikleri koruyabilme 1) Çevredeki güzelliklerin korunma nedenlerini söyler. 10. Çevreyi estetik bakımdan düzenleyebilme 1) Çevresinde gördüğü güzel / rahatsız edici durumları söyler. 2) Çevre sorunları ile ilgili kendi yapabileceklerine örnek verir. 11. Sanat eserlerinin estetik özelliklerini fark edebilme 1) Sanat eserlerinin özelliklerini söyler. DİL ALANI 1. Sesleri ayırt edebilme 1) Sesin kaynağını söyler. 2) Sesin geldiği yönü belirler.
3. BÖLÜM DİKSİYON, SES BİLGİSİ VE SES EĞİTİMİ Dr. Adem İŞCAN (Gazi Osman Paşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, iscan55@hotmail.com) Diksiyon Nedir? Diksiyon kelime anlamı olarak Latincede dictio ve distus sözcüklerinden Fransızcaya diction olarak geçmiş, dilimize de Fransızcıdan söylendiği gibi alınmıştır. Bu kelimenin Latince anlamı söz söylerken sözcüklerin seçilip düzenlenerek düşünceleri kolaylıkla anlatma tarzı. demektir. Diksiyonun amacı yorumculuğa ulaşmaktır. Bunun için de belirli yöntemlere başvurulmaktadır. Bu yöntemler; 1. Söz söyleyeni anlatmaya alıştırmak 2. Dinleyeni inandırmak ve heyecanlandırmak 3. Dinleyenin hoşuna gitmek Dinleyenin hoşuna gitmek sözü ile belirtilmek istenen konuşmada açıklık, gerçeklik ve güzelliktir (http://cygm.meb.gov.tr/modulerprogramlar/kursprogramlari/meslekigelisim/moduller/diksiyon1.pdf). Diksiyon, ana dilini güzel ve etkili biçimde seslendirme sanatıdır (Gündüz, 2007: 96). Yüzlerce yıldan beri insanoğlu güzel konuşan insanları dikkatle dinlemiş ve onlardan etkilenmiştir. Yüzlerce yıldan bu yana güzel konuşana gıpta ile bakılmış, başarıyla söz söylemenin, topluluğa hitap etmenin kuralları tespit edilmeye ve uygulanmaya çalışılmıştır. Diksiyon eğitimi, tonlama, vurgu, doğru boğumlandırma, gramer bilgisi, jest mimik bilgisi gibi eğitimlerin toplamıdır. Bu eğitimlerle kişinin bilinçlenmesini ve güçlenmesini sağlayarak bir konuşma üslubu geliştirmesine yardımcı olmak amaçlanır. Çeşitli sebeplerle konuşma sıkıntısı olan insanları topluluk karşısında konuşturmaya alıştırmak, konuşmacının dinleyenler tarafından ses ve tavır olarak beğenilmesi amaçlanır (Okur, 2008: 13-15).
60 Konuşma Eğitimi İyi söz söylemek için diksiyona çalışmalıdır. Toplum içinde yaşadığımıza göre başkalarına düşündüklerimizi, duyduklarımızı iyi, doğru ve ilgi çekecek bir şekilde anlatmak için diksiyon öğrenmemiz gereklidir. İyi okumak için de diksiyona çalışmak gerekir. Yüksek sesle kitap okumak, aile toplantılarında yararlı, hoş saatler geçirmek için güzel bir yoldur. Böylece romancılar, hikayeciler, tiyatro yazarları ve ozanlar evinizde dile gelirler (Şenbay, 1990: 2). Diksiyon ve Etkili Konuşma İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik; düşünebilme, düşündüğünü ifade edebilme ve en önemlisi de eğitilebilme yeteneğidir. Bilgimiz, birikimimiz, yeteneklerimiz ne kadar zengin olursa olsun, bu donanımımızı doğru ve güzel konuşmayla karşımızdaki kişi ya da topluluğa aktaramıyorsak, sahip olduğumuz bu zenginliklerden, yeterince yararlanamıyoruz demektir. Dili doğru bir biçimde kullanıp, onu güzel, etkileyici bir konuşmayla aktarmak bir kimlik göstergesidir (http://www.nlpgrup.com/turkce/etkili-konusma-diksiyon.html). Diksiyon; konuşma öncesinde alınan nefesle, nefesinizin oluşturduğu seslerle ve bu seslerin artiküle edilerek yani ağzınızda şekillendirilerek oluşturduğu kelimelerle ilgilenir. Ayrıca konuşmanızı süslediğiniz ve daha anlamlı hale getirmek için yaptığınız tonlamalar, vurgular da diksiyonun çalışma alanıdır. Etkileyici bir konuşma yapabilmek için dil kurallarını iyi bilmenin yanında, güzel bir diksiyonun bulunması çok önemlidir. Ağzımızdan çıkan her kelimenin karşımızdaki kişilere bizim istediğimiz şekilde geçmesi, kusursuza yakın bir diksiyonla mümkündür. Güzel ve etkili konuşmada diksiyon (söyleniş-telaffuz-pronounciation), yani; seslerin doğru çıkarılması son derece önemlidir. Fonetik bilgisi seslerin çıkarılışını inceler. Diksiyon ise buna ek olarak daha geniş bir kapsamda, ses organlarının doğru sesleri çıkarabilecek şekilde eğitilmeleri üzerinde odaklanır. Bu yönüyle diksiyon önemli ölçüde fonetiğe dayanır. Türkiye de seslerin çıkarılmasında yörelere göre farklılıklar vardır. Ancak güzel seslendirmede daha çok İstanbul ağzı esas alınır. Seslerin gerektiği gibi çıkarılabilmesi için gırtlaktan başlayarak dil, dudaklar, çene ve buruna kadar tüm ses aletlerinin eğitilmesi gerekir. Bu eğitim sürecinde alıştırmalarla sonuca ulaşılmaktadır. Alıştırmaları yaparken ses çıkışlarını netleştirecek, iyi boğumlanma yani heceleri netleştirerek seslendirebilmek için dudak tembelliğini ortadan kaldırmak gerekir.
Diksiyon, Ses Bilgisi ve Ses Eğitimi 61 Diksiyon sesin güzel çıkmasını ve sözlerin doğru seslendirilmesini amaçlayan sanatın adıdır. Diksiyon bu yönüyle ses ve söz üzerinde odaklanmıştır. Ancak bireyin kendisini etkili bir şekilde ifade edebilmesi için sadece sesleri doğru çıkarabilmesi yeterli değildir; etkili iletişim, sağlam bir ana dili bilgisiyle zihninde başlayan, beden dili ve seslerin doğru telaffuz edilmesiyle sona eren bir süreci kapsamaktadır. Kişisel ve toplumsal ilişkilerde her şeyden önce iyi bir iletişimci olmak gerekir. Bu kavramı diksiyonla kuşatan birey, başarılı bir gelecek için önemli bir özelliği de kazanmış olacaktır (http://meryus.com/guzel-konusma.html). Güzel ve etkili bir konuşma yapabilmek için diksiyon kurallarının iyi bilinmesi ve doğru uygulanması şarttır. İyi bir konuşmacı, düşüncesini en iyi ifade edecek sözcükleri seçer, cümlelerin kuruluşuna özen gösterir, bunları diksiyon kurallarının gerektirdiği biçimde seslendirir. Harfleri boğumlandırırken, sözcüklerin doğru ve kolay anlaşılır olmasına çalışır. Dilin yapısal özelliklerini ve seslendiriliş biçimlerini etkileyici bir doğallıkla kullanır. Dile hâkimiyetinin sağladığı inandırıcılık, güven ve saygınlığın, karşıya aktarmayı amaçladığı düşüncesini ifade etmekle zorlanmaz, konuşması sözcük aramakla bölünmez, düşünme payı sözcüklerini kullanma gereksinimi duymaz (Özçay, 2001). İyi Bir Konuşmada Olması Gereken Nitelikler Konuşma uzmanları, güzel ve etkili konuşmanın on temel ilkesini belirli başlıklar altında toplamışlardır. Kuşkusuz, bunlar donmuş, değişmez ilkeler değildir. Ancak bu ilkeleri yapacağımız bir konuşmayı kendi kendimize değerlendirme, dinlediğimiz bir konuşmayı eleştirebilme açısından birer ölçüt olarak kullanabiliriz. 1) İyi Bir Konuşma Yıkıcı Değil, Yapıcıdır: İnsanları etkilemede önemli araçlardan biridir konuşma. Bu etkileme onların duygularını kamçılama, yanlış yönlere yöneltme biçiminde olmamalıdır. İster halk ya da topluluk önünde konuşalım ister arkadaş, eş dost çevrelerinde; bizi dinleyenlerin inançlarını, değer yargılarını göz önünde bulundurmalıyız. Bunları hiçe sayan ya da yadsıyan bir konuşma, tepkilere yol açar. Elbette ki her konuşmanın, bir iletisi (mesajı) vardır. Dinleyicilerimizi belli bir görüşe, belli bir davranışa eriştirmek isteriz. Bunun için de onların duygularını sömürmekten, özellikle kaçınmalıyız. Dinleyenleri avlamaya, gerçekleri bir yana atıp salt duygulara yönelen bir konuşma, yapıcı bir nitelik taşımaz. Yapıcı konuşma, dinleyicilerin inançlarını, değer yargılarını, düşüncelerini olumlu bir yönde değiştirmeyi amaçlar. 2) İyi Bir Konuşma, İlginç ve Değerli Konuları Kapsar: Seçeceğimiz konu, hem kendimiz için hem de dinleyicilerimiz için ilginç olmalıdır. Açık bir gerçektir ki ilgi duymadığımız bir konuda rahatça konuşamayız. Üzerinde konuşabileceği-
62 Konuşma Eğitimi miz konular sayısızdır. Söz gelimi, günlük olaylar, yurt ve dünya sorunları, hayaller, umutlar, düşler, korkular vb. gibi. Bunlar, herkesin ilgisini çekecek nitelikteki konulardır. İki kişi bile bir araya geldiğinde söz dönüp dolaşıp bunlardan birine gelir. Konuşmanın düzeyini belirlemede de seçilen konunun büyük bir payı vardır. 3) İyi Bir Konuşma, Konuşmacının Kişiliği ile Bütünleşir: Konuşmacının kişisel nitelikleriyle konuşma arasında sıkı bir etkileşim vardır. Söz gelimi, yalancılığı, ikiyüzlülüğü herkesçe bilinen birinin yalancılığın kötülükleri üzerinde yapacağı bir konuşma, kimseyi inandırmaz. Bunun gibi, konuşmacının kişisel görünüşüyle sözleri arasında da bir bağlantı kurmak ister dinleyici. Bu yönden, konuşmanın inandırıcılığında konuşmacının kişiliği önemli etkenlerden biridir. 4) İyi Bir Konuşma, Belli Bir Amaca Yönelir: Yalın bir tanımla amaç, dinleyiciler üzerinde konuşmacının bırakmak istediği etkidir. Dinleyicilerimize neyi vermek istiyoruz? Onları neye, hangi gerçeğe yönelteceğiz? Konuşmamız süresince bu soruları göz önünde tutmak zorundayız. Bir amaca yönelmeden yapacağımız konuşma, dağınık, etkisiz kalacak, dinleyicilerimizde bir karşılık uyandırmayacaktır. 5) İyi Bir Konuşma, Konuşmayı Etkileyen Etkenleri Çözümleyerek Oluşur: Konuşmayı etkileyen etkenler şunlardır: Konu, dinleyici, ortam ve konuşmacı. İyi bir konuşma yapabilmek için bu ögeleri ayrı ayrı, bir bütün olarak değerlendirmeli, çözümlemeliyiz. Üzerinde konuşacağımız konunun boyutları nelerdir? Dinleyicilerimiz yönünden önemi nedir? Kimler için konuşacağız? Konuşacağımız kişilerin toplumsal, kültürel, ekonomik durumları, yaş, cinsiyet özellikleri nedir? Nerede, ne kadar süreyle konuşacağız? Konuşmacı olarak kendi durumumuz nedir? Bu soruların üzerinde durup bir bütün olarak bunları değerlendirmemiz gerekir. Konuşmamızı düzenleme, hazırlama aşamasında bu soruları göz önünde tutmazsak başarılı konuşma yapamayız. 6) İyi Bir Konuşma, Sağlam Bir Konuşma Yöntemi Üzerine Kurulur: Yöntemimizi, amacımıza ve konuşma ögelerini değerlendirmemize göre seçeriz. Genellikle konuşmalarda dört ana amaç ve bu amaçlara yönelik dört ana yöntem vardır: Tartışma, savunma, öğretme ve duygulandırma. Amaçla yöntem arasındaki bağlantıyı kurmak, başarılı bir konuşmanın ön koşullarından biridir. Konuşmanın hazırlanışı bölümünde bu amaçlar ve yöntemler üzerinde ayrıntılı bir biçimde duracağız. 7) İyi Bir Konuşma, Dinleyicilerin İlgi ve Dikkatini Toplar: Hangi konuda olursa olsun, ilgi ve dikkat dağıldığı zaman iletişim de durur. İlgi ve dikkatin diri, canlı kalması da dinleyicilerimizi bilinçlendirmeye, onların meraklarını ayakta tutmamıza bağlıdır. Başka bir deyişle, onları bizi dinlemeye, söylediklerimizi bi-