ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Benzer belgeler
Temel Kayaçları ESKİŞEHİR-ALPU KÖMÜR HAVZASININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ GİRİŞ ÇALIŞMA ALANININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ

AFYONKARAHİSAR DİNAR DOMBAYOVA LİNYİT SAHASI

TUZGÖLÜ HAYMANA HAVZASININ YAPISAL EVRİMİ VE STRATİRAFİSİ

TABAKALI YAPILAR, KIVRIMLAR, FAYLAR. Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü

EĞNER-AKÖREN (ADANA) CİVARI JEOLOJİSİ

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DOĞU AKDENİZ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ GAZİANTEP İLİ JEOLOJİK ÖZELLİKLERİ

AYAŞ İLÇESİ BAŞAYAŞ KÖYÜ ARAZİ İNCELEME GEZİSİ GÖREV RAPORU

GİRİŞ. Faylar ve Kıvrımlar. Volkanlar

HAZIRLAYANLAR. Doç. Dr. M. Serkan AKKİRAZ ve Arş. Gör. S. Duygu ÜÇBAŞ

NEOTEKTONİK. Doç.Dr. Yaşar EREN DOĞU ANADOLU SIKIŞMA BÖLGESİ

Karasu Nehri Vadisinin Morfotektonik Gelişiminde Tiltlenme Etkisi

AKSARAY YÖRESĠNĠN JEOLOJĠK ĠNCELEMESĠ

NEOTEKTONİK ORTA ANADOLU OVA REJİMİ. Doç.Dr. Yaşar EREN

KAYAÇLARDA GÖRÜLEN YAPILAR

Kemaliye nin (Eğin) Tarihçesi

SENOZOYİK TEKTONİK.

Veysel Işık Türkiye deki Tektonik Birlikler

Potansiyel. Alan Verileri İle. Hammadde Arama. Endüstriyel. Makale

UYUMSUZLUKLAR VE GÖRECELİ YAŞ KAVRAMI

INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ

OSMANiYE (ADANA) YÖRESi ÜST KRETASE (MESTRIHTIYEN) BENTİK FORAMİNİFER FAUNASI

ERGENE (TRAKYA) HAVZASININ JEOLOJİSİ ve KÖMÜR POTANSİYELİ. bulunmaktadır. Trakya Alt Bölgesi, Marmara Bölgesi nden Avrupa ya geçiş alanında, doğuda

Akdeniz in Pleyistosen Deniz Düzeyi Değişimlerini Karakterize Eden, Çok Dönemli-Çok Kökenli Bir Mağara: Gilindire Mağarası (Aydıncık-İçel)

Masifler. Jeo 454 Türkiye Jeoloji dersi kapsamında hazırlanmıştır. Araş. Gör. Alaettin TUNCER

KARBONATLI KAYAÇLAR İÇERİSİNDEKİ Pb-Zn YATAKLARI

SEDİMANTER KAYAÇLAR (1) Prof.Dr. Atike NAZİK, Çukurova Üniversitesi J 103 Genel Jeoloji I

BİGA YARIMADASINDA PELAJİK BiR PALEOSEN İSTİFİ

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

ABANT GÖLÜ CİVARININ TEKTONİK VE YAPISAL JEOLOJİSİNİN HAVA FOTOĞRAFLARI İLE KIYMETLENDİRİLMESİ GİRİŞ

Göncüoğlu, M.C., 1983, Bitlis Metamorfitlerinde yani yaş bulguları: MTA Dergisi, 95/96,

TABAKALI YAPILAR, KIVRIMLAR, FAYLAR. Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü

Yapısal Jeoloji: Tektonik

VOLKANOKLASTİKLER (PİROKLASTİKLER)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ

MADEN SAHALARI TANITIM BÜLTENİ

STRATİGRAFİK DOKANAK. 1- Açılı Uyumsuzluk. 2- Diskonformite. 3- Parakonformite. 4- Nonkonformite

SEDİMANTER KAYAÇLAR (1) Prof.Dr. Atike NAZİK, Çukurova Üniversitesi J 103 Genel Jeoloji I

KAYAÇLARDA GÖRÜLEN YAPILAR

KÖSBUCAĞI (MERSİN-ERDEMLİ) GÖLETİ SU KAÇAKLARININ İNCELENMESİ * The Investıgatıon Of Seepage In Kösbucağı (Mersin-Erdemli) Dam

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Sarıçam (Adana, Güney Türkiye) Jeositi: İdeal Kaliş Profili. Meryem Yeşilot Kaplan, Muhsin Eren, Selahattin Kadir, Selim Kapur

POLATLI YÖRESİNDE YAPILAN SİSMİK YANSIMA ÇALIŞMALARI

Yapısal jeoloji. 3. Bölüm: Normal faylar ve genişlemeli tektonik. Güz 2005

VIII. FAYLAR (FAULTS)


SEDİMANTOLOJİ FİNAL SORULARI

Hasan ÇELİK Bozok Üniversitesi Mühendislik - Mimarlık. Fak. Jeoloji Müh. Bölümü, 66100, Yozgat hcelik@erciyes.edu.tr

ÇAMLIDERE (ANKARA) NEOJEN SİLİSLEŞMİŞ AĞAÇLARI PALEOEKOLOJİ-PALEOKLİMATOLOJİ

SENOZOYİK TEKTONİK.

Kovancılar (Elazığ, Türkiye) Jeositi: Nummulites li seviyeler ve Antiklinal

SARAFTEPE SİLİNİN JEOLOJİSİ, PETROGRAFİSİ, YAŞI VE YERLEŞİMİ

FAALİYETTE BULUNDUĞU İŞLETMELER

Normal Faylar. Genişlemeli tektonik rejimlerde (extensional tectonic regime) oluşan önemli yapılar olup bu rejimlerin genel bir göstergesi sayılırlar.

Eosen lokaliteleri. Florissant Formasyonu: Kolorado da Kayalı Dağlarındadır. Fosil böceklerin olağanüstü korunduğu lokalitelerden biridir.

Pelte (Elazığ) Bölgesindeki Traverten ve Oniks Mermerlerin Yapı ve Kaplama Taşı Olarak Kullanılabilirliği

TOPOÐRAFYA ve KAYAÇLAR

BULDAN YÖRESİ METAMORFİK KAYAÇLARININ JEOLOJİK, PETROGRAFİK VE TEKTONİK AÇIDAN İNCELENMESİ

1.Bölüm: Kayaçlar vetopoğrafya

INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ

DOĞU ANADOLU FAYI İLE İLGİLİ BAZI GÖZLEMLER VE DÜŞÜNCELER

MENDERES GRABENİNDE JEOFİZİK REZİSTİVİTE YÖNTEMİYLE JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI

JEOLOJİK HARİTALAR Jeolojik Haritalar Ör:

BÖLÜM BEŞ LEVHA SINIRLARI

4. LINEASYON, LINEER YAPILAR ve KALEM YAPISI

HAYMANA-POLATLI HAVZASINDAKİ ÇALDAĞ KİREÇTAŞININ YAŞ KONAĞI AGE OF THE ÇALDAĞ LİMESTONE OF THE HAYMANA - POLATLI BASIN

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1177 KAHRAMANMARAŞ DOLAYINDAKİ OFİYOLİTİK KAYAÇLARIN JEOLOJİK AÇIDAN ÖNEMİ VE KROM İÇERİKLERİ

HINIS (ERZURUM GÜNEYDOĞUSU) DOLAYLARININ BAZI STRATİGRAFİK VE TEKTONİK ÖZELLİKLERİ *

PETMA BEJ MERMER OCAĞI. PETMA MERMER DOĞALTAŞ ve MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ

Sedimanter kayaçlar: Yer kabuğunda farklı koşullar altında oluşmuş magmatik, metamorfik ve sedimanter kayaçların genel olarak fiziksel ve kimyasal

BİLLURİK DERE (ELAZIĞ) CEVHERLEŞMELERİNİN ÖZELLİKLERİ VE KÖKENİ GİRİŞ

ADANA BÖLGESİNİN JEOLOJİSİ

İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU

DOĞRULTU-ATIMLI FAYLAR

Koçlar-Sarigüzel (Kahramanmaraş Kuzeyi) Arasinda Kalan Bölgenin Jeolojik Özellikleri, Doğu Toroslar

MALI BOĞAZI (KALECİK-ÇANDIR) BÖLGESİNDE BAZI PİROKLASTİK OLUŞUMLARDAKİ PALAGONİTLEŞME

KONU 12: TAŞIN HAMMADDE OLARAK KULLANIMI: KAYAÇLAR

TUFA ve TRAVERTEN-III

HEYELAN ETÜT VE ARAZİ GÖZLEM FORMU

KLİVAJ / KAYAÇ DİLİNİMİ (CLEAVAGE)

4. FAYLAR ve KIVRIMLAR

NEOTEKTONİK EGE GRABEN SİSTEMİ. Doç.Dr. Yaşar EREN

AR KUVARS KUMU KUMTARLA - ZONGULDAK SAHASININ MADEN JEOLOJİSİ RAPORU

Güney Marmara Bölgesi Kömürleri Coals Of The Southern Marmara Region

TOKAT (DUMANLIDAĞI) İLE SİVAS (ÇELTEKDAĞI) DOLAYLARININ TEMEL JEOLOJİ ÖZELLİKLERİ VE OFİYOLİTLİ KARIŞIĞIN KONUMU*

KUZEYDOĞU ANADOLUDA (OLTU-NARMAN ARASI) PONTİD / ANATOLİD KENET KUŞAĞININ STRATİGRAFİSİ VE YAPISAL EVRİMİ

JEO156 JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

ÇAL, BEKİLLİ, SÜLLER (DENİZLİ) VE YAKIN ÇEVRESİNDE ÇEVRESEL SAĞLIK SORUNLARI MEYDANA GETİREN MİNERAL OLUŞUMLARINA İLİŞKİN ÖN İNCELEME

YAPISAL JEOLOJİ JEOLOJİNİN İLKELERİ YÖNTEMLER VE AŞAMALAR YAPILARIN SINIFLAMASI KAYA BİRİMİ DOKANAKLARI

Sarıkamış Formasyonunun Stratigrafisi ve Çökelme Ortamı (Elazığ GD su)

BÖLÜM 16 YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN GELİŞMESİ

25 NİSAN 2015 NEPAL-KATMANDU DEPREMİ (M=7.8)

KOÇLAR-SARIGÜZEL (KAHRAMANMARAŞ KUZEYĐ) ARASINDA KALAN BÖLGENĐN GENEL JEOLOJĐ ÖZELLĐKLERĐ

DİLEKÇİ (KONYA BATISI) ÇEVRESİNDEKİ NEOJEN ÇÖKELLERİNİN STRATİGRAFİSİ

AĞVANİS METAMORFİTLERİ VE ÇEVRE KAYALARININ JEOLOJİSİ

ESKİKÖY (TORUL, GÜMÜŞHANE) DAMAR TİP Cu-Pb-Zn YATAĞI

TÜRKİYENİN JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ. Türkiye'nin jeomorfolojik Gelişimi (Yer şekillerinin Ana Hatları)

10/3/2017. Yapısal Jeoloji, Güz Ev Ödevi 1. ( ) Profile, Eğim, Yükseklik

NOHA İNŞAAT TURİZM MADENCİLİK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. KEMALPAŞA (RUHSAT NO ve ) SAHALARININ ONİKS REZERV TESPİT RAPORU

SAHA BİLGİLİ-II DERS NOTLARI Hafta ( ) -

Transkript:

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ Sadi YÜKSEK Okçular (Kovancılar/Elazığ) Alanının Stratigrafisi JEOLOJİ MÜHENDİSLİGİ ANABİLİMDALI ADANA 2006

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ OKÇULAR (KOVANCILAR/ELAZIĞ) ALANININ STRATİGRAFİSİ Sadi YÜKSEK YÜKSEK LİSANS TEZİ JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Bu tez 05/10 /2006 Tarihinde aşağıdaki jüri üyeleri tarafından oy birliği ile kabul edilmiştir. İmza... İmza... İmza... Prof.Dr.C.YETİŞ Prof.Dr.Atike NAZİK Yrd.Doç.Dr.M.İNCEÖZ DANIŞMAN ÜYE ÜYE Bu tez Enstitümüz Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında Hazırlanmıştır. Kod No: Prof.Dr. Aziz ERTUNÇ Enstitü Müdürü İmza ve Mühür Bu çalışma Ç.Ü. Araştırma Fonu tarafından desteklenmiştir. Proje No: FBE.2002.YL.78 NOT: Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge, şekil ve fotoğrafların kaynak gösterilmeden kullanımı, 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri kanunundaki hükümlere tabidir. I

ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ OKÇULAR (KOVANCILAR / ELAZIĞ) ALANININ STRATİGRAFİSİ Sadi YÜKSEK ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI DANIŞMAN: Prof.Dr. Cengiz YETİŞ Yıl: 2006 Sayfa:47 Jüri: Prof.Dr. Cengiz YETİŞ Prof.Dr. Atike NAZİK Yrd.Doç.Dr. Murat İNCEÖZ Kovancılar-Okçular bölgesinde, Geç Kretase, Orta Eosen-Oligosen, Erken Miyosen ve Geç Miyosen-Pliyosen yaşında kayaç birimleri yüzeylemektedir. Geç Kretase yaşlı Elazığ mağmatitleri diyorit, gabro gibi derinlik, bazalt-dasitik bazalt gibi yüzey kayaçlarından oluşmuştur. Orta Eosen-Oligosen yaşlı Kırkgeçit formasyonu konglomera, kumtaşı, kumlu-killi kireçtaşı ve algli kireçtaşı ile temsil edilir ve Elazığ mağmatitleri üzerinde açılı uyumsuzlukla bulunur. Kırkgeçit formasyonu üzerine uyumsuz olarak Erken Miyosen yaşlı, algli ve mercanlı kireçtaşından oluşmuş Alibonca formasyonu, bununda üzerine Geç Miyosen- Pliyosen yaşlı Karabakır formasyonu Solhan tüfü, Karadağ bazaltı ve Çaybağı kireçtaşı üyeleri açısal uyumsuzlukla gelmektedir. Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ise daha yaşlı birimleri açısal uyumsuzlukla üzerler. Anahtar kelimeler: Stratigrafi, Kırkgeçit, Alibonca, Karabakır, Elazığ. II

ABSTRACT MSc THESIS STRATIGRAPHY OF THE OKÇULAR (KOVANCILAR / ELAZIĞ) AREA Sadi YÜKSEK Supervisor: Prof. Dr. Cengiz YETİŞ Year : 2006 Pages : 47 Jury: Prof.Dr. Cengiz YETİŞ Prof.Dr. Atike NAZİK Yrd.Doç.Dr. Murat İNCEÖZ The rock units of Late Cretaceous, Middle Eocene-Oligocene, Early-Late Miocene and Pliocene ages crop out in Kovancılar region. Late Cretaceous sequence is composed of diorite, sedimentary rocks, spilite, serpentinite and albite-diabase units. The ophiolitic sequence is uncomformably overlain by the Kırkgeçit formation of Middle Eocene-Oligocene age over the magmatits of Elazig in certain angled positions. In addition, this formation is represented by sandstone, the litologias of sand-clay limestone and algal limestone. Kırkgeçit formation is overlain by Early Miocene; aged, algal, and coral limestone which of all form the Alibonca formation. Karabakır formation, which was represented by Late Miocene and Pliocene aged Solhan volcanic tufa, Karadağ basalt, and Çaybağı limestone, units comes in an angled position. This formation is uncomformably ovarlay the Alibonca formation of Early Miocene aged. The old Quaternary of allivion cowers the oldest rock units. Key Words: Stratigraphy, Kırkgeçit, Alibonca, Karabakır, Elazığ. III

TEŞEKKÜR Çukurova Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Anabilim dalında yapmış olduğum Yüksek Lisans Tez çalışmasının her aşamasında çok değerli öneri ve eleştirileri ile beni yönlendiren danışman hocam sayın Prof. Dr. Cengiz YETİŞ e teşekkürü bir borç bilirim. Bu çalışmayı FBE 2002YL78. nolu proje kapsamında destekleyen Çukurova Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi Yetkililerine ve Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanlığına teşekkürlerimi sunarım. Bu tezin hazırlanmasında arazi ve büro çalışmaları sırasında yardım ve önerilerini esirgemeyen Fırat Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi sayın Yrd.Doç.Dr. Murat İNCEÖZ e teşekkür ederim. Tezin hazırlanması ve yazımı sırasında büyük yardımlarını gördüğüm, değerli arkadaşlarım Jeo.Yük. Müh. Haşim ÖRÜN e ve Jeo.Yük. Müh. Yusuf Türker ERTÜRK e teşekkürlerimi sunarım. IV

İÇİNDEKİLER Sayfa No ÖZ... II ABSTRACT... III TEŞEKKÜR... IV İÇİNDEKİLER... V FOTOĞRAF LİSTESİ... VII ŞEKİL LİSTESİ... VIII 1- GİRİŞ... 1 2- ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR... 3 3- MATERYAL ve METOD... 7 3.1. Materyal... 7 3.2. Metod... 8 3.2.1. Saha Öncesi Çalışmalar... 8 3.2.2. Saha Çalışmaları... 8 3.2.3. Laboratuvar Çalışmaları... 8 3.2.4. Büro Çalışmaları... 9 4- ARAŞTIRMA BULGULARI... 10 4.1. Stratigrafi... 10 4.1.1. Elazığ mağmatitleri... 10 4.1.2. Kırkgeçit formasyonu...17 4.1.3. Alibonca formasyonu... 23 4.1.4. Karabakır Formasyonu...25 4.1.4.1. Solhan Tüfü... 25 4.1.4.2. Karadağ Bazaltı... 26 4.1.4.3. Çaybağı Kireçtaşı Üyesi... 26 4.1.5. Alüvyon...28 4.2. Yapısal Jeoloji... 28 4.2.1. Doğrultu ve Eğimler...31 4.2.2. Açısal Uyumsuzluklar... 33 4.2.3.Kıvrımlı Yapılar... 33 V

4.2.4 Kırıklı Yapılar... 33 4.2.5. Tektonik Yapıların Yaşı... 35 4.3. Jeoloji Tarihi...37 4.4. Ekonomik Jeoloji...39 5- SONUÇLAR... 40 KAYNAKLAR... 41 ÖZGEÇMİŞ... 47 VI

FOTOĞRAF LİSTESİ Sayfa No Foto 4.1: Çalışma alanın da yüzeyleyen Kırkgeçit, Alibonca ve Karabakır formasyonlarından bir görünüm. Okçular Köyü batısı... 19 Foto 4.2: Kırkgeçit formasyonu na ait masif kumtaşlarından bir görünüm: Sipahi Köyü güneyi, bakış D ya... 20 Foto 4.3: Alibonca formasyonu na ait kireçtaşlarından bir görünüm: OkçularKöyü güneyi, bakış K ye... 24 Foto 4.4: Kırkgeçit formasyonuna ait düşey tabakalardan bir görünüm: Sipahi Köyü güney... 32 Foto 4.5: Kırkgeçit formasyonu içinde gelişmiş dalımlı bir antiklinal: Sipahi Köyünün kuzey doğusu... 34 Foto 4.6: Kırkgeçit formasyonu içinde gelişmiş bir antiklinal: Sipahi Köyü Kuzeyi... 34 Foto 4.7: Kırkgeçit formasyonuna ait masif kum taşlarında gelişmiş makaslama kırıkları: Sipahi Köyü güneyi... 35 VII

ŞEKİL LİSTESİ Sayfa No Şekil 1.1. İnceleme alanının yer bulduru haritası... 2 Şekil 4.1: İnceleme alanının Genelleştirilmiş Stratigrafik Kesiti... 12 Şekil 4.2: İnceleme alanının Jeoloji Haritası... 13 Şekil 4.3: Çaybağı kireçtaşı üyesinin Kökan köyü küzeyinde Tip Kesiti Şekil 4.4: Tabaka duruşlarına ait doğrultu gül diyagramı... 27 32 VIII

1. GİRİŞ Sadi YÜKSEK 1. GİRİŞ İnceleme alanı Elazığ ili, Kovancılar ilçesinin doğu kısmında yer alır ve 1/25000 ölçekli Elazığ K44-a 4 topoğrafik paftası sınırları içerisinde kalır (Şekil 1.1). Başlıca yerleşim yerleri Okçular, Aşağı Kanatlı, Yukarı Kanatlı, Tabanözü, Aşağı Mirahmet, Yukarı Mirahmet, Sarıbuğday, Yalnızcam, Durmuşlar, İncedal, Karasungur ve Demirci dir. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada yaklaşık olarak 90 km 2 lik bir alanın 1/25000 ölçekli jeoloji haritası yapılarak, inceleme alanının stratigrafisi ve tektonik özellikleri, bölgenin jeotektonik konumu dikkate alınarak incelenmiştir. İnceleme alanındaki en yaşlı birim Geç Kretase yaşlı Elazığ mağmatitleridir. Elazığ mağmatitleri nin üzerine Orta Eosen-Oligosen Yaşlı Kırkgeçit formasyonu açısal uyumsuzlukla gelir. Erken Miyosen yaşlı Alibonca formasyonu algli kireçtaşı ile temsil olunur ve Kırkgeçit formasyonu nun üzerine açısal uyumsuzlukla gelir. Alibonca formasyonunu Geç Miyosen-Pliyosen yaşlı Karabakır formasyonu açısal uyumsuzlukla üzerler ve birim çalışma alanında Solhan tüfü, Karadağ bazaltı ve Çaybağı kireçtaşı üyelerine ayrılarak incelenmiştir. İnceleme alanında en genç birimi ise Kuvaterner yaşlı alüvyonlar oluşturur. 1

1. GİRİŞ Sadi YÜKSEK DENÝZ Elazýð Karlýova N ÝZ 0 km TUNCELÝ Karakoçan ölü Pertek Çalýþma ý Keban Kovancýlar ELAZIÐ Palu N 0 Şekil 1.1: Okçular (Kovancılar/Elazığ) alanının yer bulduru haritası. 2

2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Sadi YÜKSEK 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Alpin Orojenik kuşağı içerisinde yer alan Türkiye, Ketin (1966) tarafından kuzeyden güneye doğru Pontid, Anatolit, Torid ve Kenar Kıvrımları olarak dört tektonik birliğe ayrılmıştır. İnceleme alanı Toros orojenik kuşağının doğusunda yer alır. Elazığ yöresi, Doğu Torosların Jeodinamik evrimini ortaya çıkarmak açısından önemli kilit noktalardan birisidir. Türkiye nin önemli tektonik yapılarından olan Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı ve Doğu Anadolu Fay Zonu nun bölgeden geçmesi, ülke ekonomisine katkı sağlayan Guleman, Maden ve Keban gibi maden yatakları ile başta Keban ve Karakaya Barajları olmak üzere pek çok mühendislik yapılarının bölgede yer alması sebebiyle Elazığ ve çevresi eskiden beri yer bilimcilerinin ilgisini çekmiştir. Elazığ yöresinde ilk çalışma Ketin (1946) tarafından yapılmıştır. Ketin (1946), Elazığ Palu Pertek yörelerinde 1/100.000 ölçekli haritalama çalışmaları yapmıştır. Yazar, yörede en yaşlı birimler olarak metamorfik kristalin şistlerle, mermerleri saptamış ve bunların yaşını göreceli olarak Paleozoyik, kısmen de Mesozoyik olarak vermiştir. İnceleme alanının güney sınırına yakın ve K 60 o D doğrultusunda uzanan Doğu Anadolu Fayı üzerinde incelemeler yapan Arpat ve Şaroğlu (1971, 1975), bu fayın Ölü Deniz Fayı ile doğrudan bağlantılı olduğunu ve fay zonu boyunca Maraş doğusunda genellikle sol yanal atımın; Maraş ile Antakya arasında ise eğim atımın hâkim olduğunu, bunun sebebinin ise Arabistan Levhası nın tam olarak kuzeye değil, kuzeydoğuya doğru hareketinin olduğunu belirtmişlerdir. Aynı araştırmacılar, Göynük vadisindeki Miyosen denizel sedimanlarının bu fay tarafından kesildiğini dikkate alarak Doğu Anadolu Fayı nın Miyosen sonrası oluştuğu fikrini savunmuşlardır. Tolun (1955), Elazığ Keban Çemişgezek ve Pertek yörelerinin jeolojisini inceleyerek, bölgenin 1/100.000 ölçekli jeolojik haritasını yapmıştır. Yazar yöredeki birimlerin stratigrafik dizilimini kaba hatları ile ortaya koyarak, bulabildiği fosiller yardımıyla birimleri yaşlandırmıştır. Sirel ve diğ. (1975), Palu (Elazığ) dolaylarında, bu çalışmada Kırkgeçit formasyonu adıyla incelenen birimi Gevla Çayı formasyonu adı altında incelemişlerdir. 3

2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Sadi YÜKSEK Araştırmacılar fosil içeriğine dayanarak birime Orta Geç Oligosen yaşını vermişlerdir. Hall (1979), inceleme alanının güneyinde yüzeyleyen ofiyolitleri de içine alan çalışmasında, Türkiye deki ofiyolit yerleşmesinin iki aşamada gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Araştırmacı, bu aşamalardan birincisinin Geç Kretase de okyanus gelişmesinin son safhasında sulu bir ortamda çekim kaymasıyla güneye doğru; ikincisinin ise Miyosen deki kıta-kıta çarpışmasının son safhasında bindirme ile olduğunu belirtmiştir. Naz (1979), Palu (Elazığ) dolaylarında yaptığı çalışmada Kırkgeçit formasyonu nun farklı bölümlerinden numuneler almış, tayin edilen fosillere göre birimin yaşını Geç Eosen Oligosen olarak belirlemiştir. Araştırmacı bölgedeki formasyonlara ek olarak Karabakır formasyonunu ilk kez tanımlamış ve detaylı olarak incelemiştir. Birimin yaşının Geç Miyosen olduğunu belirten araştırmacı, karasal ortamda çökelen bu birim içerisindeki oolitik kireçtaşlarının çok sığ, çalkantılı ve ısının yüksek olduğu alanlarda oluştuğunu vurgulamıştır. Birim ile tektonik verileri de değerlendiren araştırmacı kıvrım eksenlerinin yaklaşık doğu-batı doğrultulu olduğunu belirtmiştir. Yazgan (1981, 1984), Pötürge Malatya Elazığ Baskil ve Keban dolaylarında yaptığı araştırmalarda, bölgenin jeotektonik evrimini levha tektoniği kuramı çevresinde açıklamaya çalışmıştır. Yazar bu çalışmalarında Kırkgeçit formasyonu nu Geç Eosen Oligosen yaşlı iç basen çökelleri olarak yorumlamıştır. Yazgan (1981), Doğu Toroslar da yaptığı incelemelerde Arabistan Levhası nın hareketinin KD ya olduğunu belirtmiştir. Yüksekova ve Maden Karmaşığının volkanik ve yarı derinlik kayaçlarının jeokimyasal ve jeotektonik özelliklerini inceleyen araştırmacı, bu birimlerin magmatik kayaçlarının, kalın olmayan ve genç bir kıta kabuğu üzerine yerleşen etkin bir kıta kenarı ürünü olduğunu savunmuştur. Perinçek ve Özkaya (1981), Doğu Toroslar ın tektonik evrimini ortaya çıkaran sebeplerin, küçük levhalarla ayrılmış dar okyanusal havzalarının gelişimi ve kapanması olduğunu ve bu levhalardan en önemlisinin ise bugünkü Keban, Pütürge, Malatya metamorfitleri ile temsil olunan Keban Levhacığı olduğunu ileri sürmüştür. 4

2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Sadi YÜKSEK Şaroğlu ve Güney (1981), Doğu Anadolu nun tektoniği ile ilgili çalışmalarında, bu bölgenin Orta Miyosen de başlayan Neotektonik dönemde K-G doğrultulu bir sıkışma gerilmesinin etkisinde kaldığını ve buna bağlı olarak D-B doğrultulu K e yada G ye eğimli yüksek açılı bindirmeler, eksenleri D-B doğrultulu kıvrımlar, KD-GB doğrultulu sol yönlü, KB-GD doğrultulu sağ yönlü doğrultu atımlı faylar, K-G doğrultulu açılma çatlakları ve bu çatlaklardan çıkan volkanitlerin geliştiğini belirtmiştir. Özkul (1982), Elazığ Kuzeydoğusunda Güneyçayırı yöresinde Orta Geç Eosen kırıntılı istifinin (Kırkgeçit formasyonu) sedimantolojik ve sedimanter petrografik özelliklerini ilk defa irdeleyerek, istifin derin deniz ortamında çökelmiş türbiditler olduğunu belirtmiştir. Tatar (1982), Arabistan Levhası nın KKB yönündeki yatay hareketinin, Çamlıbel Dağları civarında KKB-GGD, ya da kabaca K-G doğrultulu; Elazığ bölgesinde ise yaklaşık K-G doğrultulu bir sıkışma gerilmesine sebep olduğunu, Landsat fotoğrafları ve arazi gözlemlerinden yararlanarak ortaya koymuştur. Özkan (1982, 1983, 1984), Guleman ofiyolitleri üzerinde yaptığı değişik amaçlı çalışmalarda, bölgenin Geç Kretase den itibaren K-G doğrultulu bir sıkışma gerilmesinin etkisinde kaldığını ve ofiyolitin, prehnit-pumpelliyit fasiyesini geçmeyen basınç-sıcaklık şartlarında metamorfizmaya uğradığını belirtmiştir. Avşar (1983), Elazığ yakın kuzeybatısında Kırkgeçit formasyonu üzerinde yaptığı ayrıntılı mikropaleontolojik çalışmalarda, birimin Orta Eosen de çökelmeye başladığını ifade etmiştir. Sungurlu ve diğ. (1985), Elazığ-Palu dolayındaki formasyonları ortamsal, litolojik ve tektonik açılardan incelemiş ve ilkinin Geç Kretase sonunda, ikincisinin Orta Eosen sonunda ve üçüncüsünün de Erken Miyosen sonunda olmak üzere üç ana kıvrımlanma fazının bölgeyi önemli ölçüde etkilediğini belirtmişlerdir. Özkul ve Üşenmez (1986), Güneyçayır yöresinde Kırkgeçit formasyonu içerisinde yer alan konglomeraların sedimantolojik özelliklerini incelemişler ve bu konglomeraların derin deniz ortamına kuzeyden güneye doğru taşındığını belirlemişlerdir. 5

2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Sadi YÜKSEK Tatar (1987), 20.000 km. 2 lik bir alanda Landsat uydu fotoğrafları üzerinde yaptığı çalışmada, Elazığ bölgesinin genelleştirilmiş tektonik haritasını hazırlamıştır. Özkul (1988) ve Özkul ve Kerey (1996); Elazığ batısında yapmış olduğu incelemelerde Kırkgeçit formasyonu nu Marik, Seherdağı, Gökbelen ve Kekliktepe kireçtaşı üyesi olmak üzere dört üyeye ayırmış ve bu birimlerin arazideki yayılımlarını 1/100.000 ölçekli jeolojik haritada göstermiştir. Araştırmacı Kırkgeçit formasyonun da terrijen malzeme taşıyan eski akıntıların havzaya kuzeyden ve farklı noktalardan girip daha sonra havza içinde güneye, güneybatıya ve batıya yöneldiklerini ortaya koymuştur. Havzada iç ve orta yelpazede litofasiyes toplulukları baskın depolanma rejimlerini oluştururken, dış yelpaze, havza düzlüğü, yamaç ve karbonat şelfi litofasiyes topluluklarının sınırlı kaldığı ortaya konulmuştur. Araştırmacı Kırkgeçit formasyonu nun Orta Eosen Oligosen de yay gerisinde blok faylanmalara bağlı olarak meydana geldiğini kabul etmiştir. Turan ve Bingöl (1991), Elazığ bölgesinin geniş bir kesimini içine alan çalışmalarında birimleri tektonostratigrafik yönden incelemişlerdir. Araştırmacılar, bu birimler arasındaki dokanakların birçoğunun tektonik olduğunu ortaya koymuşlar ve bunun sebebinin Arabistan Levhası nın hareketlerinden kaynaklanan K-G doğrultulu sıkışma kuvvetinin olduğunu belirtmişlerdir. Aksoy ve diğ. (1996), Elazığ havzasının Tersiyer deki evrimini çökelme modelleriyle açıklamışlardır. Araştırmacılar çalışmalarında, Elazığ havzasının Paleosen de karasal, Geç Paleosen den Erken Miyosen sonuna kadar denizel, Orta Miyosen den sonra tekrar karasal döneme geçtiğini belirtmişlerdir. Araştırmacılar Orta-Geç Eosen döneminde bölgede KD-GB doğrultusunda yayılım sunan dar bir havzada gelişen tortulların (Kırkgeçit formasyonu) kuzeyden güneye doğru şelf, yamaç, denizaltı yelpazesi ve havza düzlüğü fasiyeslerini karakterize ettiğini belirtirler. 6

3. MATERYAL VE METOD Sadi YÜKSEK 3. MATERYAL VE METOD 3.1. Materyal İnceleme alanı Toros Orojenik Kuşağı nın doğusunda, Kovancılar yakın doğusunda yer alır. Elazığ K44-a 4 1/25000 ölçekli paftasında yapılan arazi ve laboratuvar çalışmaları sonucunda dört formasyon, üç üye ayırtlanmıştır. İnceleme alanında en yaşlı birim Geç Kretase yaşlı Elazığ mağmatitleridir. Birim derinlik ve yüzey kayaçları ile temsil edilmektedir. Elazığ mağmatitler; konglomera, kumtaşı, kumlu-killi kireçtaşı ve kireçtaşı litolojileri ile temsil edilen Orta Eosen-Oligosen yaşlı Kırkgeçit formasyonu tarafından açısal uyumsuzlukla üzerlenir. Erken Miyosen yaşlı Alibonca formasyonu algli kireçtaşından oluşur ve Kırkgeçit formasyonu üzerinde açısal uyumsuzlukla bulunur. Geç Miyosen yaşlı Karabakır formasyonu; 3 adet üyeye ayrılarak incelenmiştir. Bunlar Volkanik tüf üyesi, bazalt üyesi ve kireçtaşı üyesi ile temsil olunur ve Kırkgeçit formasyonu üzerine açılı uyumsuzlukla gelir. İnceleme alanındaki en genç birim ise Kuvaterner yaşlı alüvyonlardır ve kendinden yaşlı birimler üzerine açısal uyumsuzlukla gelir. Çalışma alanı fazla engebeli olmayan bir topografya sunar. Bu bölgedeki dağlar genel olarak kuzey doğu-güney batı olarak uzanır. Bu dağların yükseklikleri 1000-1750m arasında değişmektedir. Kafa Tepe (1301m), Süleyman Tepe (1454m), Kızıltepe (1627m), Nur Dağı (1440m), Firkin Dağı (1470m), Tatar Dağı (1752m) dir. İnceleme alanı karasal iklimin etkisinde olup yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk, kar yağışlı ve sert geçer. Gevla Çayı haricinde diğer dereler kuru derelerdir. Son yıllarda fazla bir kar yağışı görülmemektedir. Arazi çalışmaları için bahar ve yaz mevsimi idealdir. Çalışma alanı orman yönünden çok fakirdir. Arazi çoğunlukla çıplaktır. Bölge hayvancılık yönünden uygun olduğundan büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine son derece uygundur. Tarım Gevla Çayı etrafında gelişen alüvyonda hububata dayalı olarak yapılmaktadır. Çalışma alanında irili ufaklı birçok yerleşim yeri bulunmaktadır. Belli başlı olanları Okçular, Aşağı Kanatlı, Yukarı Kanatlı, Tabanözü, Maman, Kökan, Tuluk, Haşerik, Günüre, Yukarıovacık, Çayırdam, Savuncak, Sipahi, AşağıMirahmet, Yukarı Mirahmet, Sarıbuğday, Yalnızcam, Durmuşlar, İncedal, Karasungur ve Demirci dir. 7

3. MATERYAL VE METOD Sadi YÜKSEK Ulaşım yolları genelde Köy Hizmetleri tarafından yapılan ve asfalt özellikte karayoludur. Stabilize yollar oldukça azdır. 3.2. Metod 2000-2006 yılları arasında Yüksek Lisans Tezi olarak yapılan bu araştırma Kovancılar-Okçular (Elazığ) dolayını kapsamaktadır. Çalışma 2001 yılı bahar ve yaz mevsimlerinde başlamış ve belli başlı dört aşamada tamamlanmıştır. Bu aşamalar şunlardır: 1- Saha öncesi çalışmalar 2- Saha çalışmaları 3- Laboratuvar çalışmaları 4- Büro çalışmaları 3.2.1. Saha Öncesi Çalışmalar Bu aşamada ilk olarak literatür taraması çalışmaları yapılmıştır. Bölgedeki araştırmacıların çalışmalarının amaç ve sonuçları dikkatli bir şekilde değerlendirilmiş ve bölgenin 1/25000 ölçekli olan topoğrafik haritaları temin edilmiştir. Bölgedeki arazi koşulları gözlenmiş ve bu koşullar çerçevesinde arazi çalışmalarının planlaması yapılmıştır. 3.2.2. Saha Çalışmaları Arazi çalışmaları sonrasında 1/25000 ölçekli Elazığ K44-a 4 topoğrafik paftasında jeolog pusulası, jeolog çekici, şerit metre vb. gereçler kullanılarak dokanakların izlenmesi yöntemiyle bölgenin jeoloji haritası yapılmaya çalışılmıştır. Bu saha çalışmaları sırasında birimlerden nokta örnekler derlenmiştir. 3.2.3. Laboratuvar Çalışmaları Saha çalışmaları sırasında araziden alınan örnekler üzerinde makroskopik incelemeler yapılarak petrografik ve paleontolojik özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. 8

3. MATERYAL VE METOD Sadi YÜKSEK 3.2.4. Büro Çalışmaları Saha ve laboratuar çalışmaları sonucunda derlenen tüm veriler, Ç.Ü., Fen Bilimleri Enstitüsü tez yazım kurallarına bağlı kalınarak yazılmıştır. Daha sonra tez yazımı ve gerekli çizimlerle bu çalışma tamamlanmıştır. 9

4. ARAŞTIRMA BULGULARI 4.1. Stratigrafi Çalışma alanı Toros Orojenik Kuşağı nın doğusunda, Kovancılar yakın doğusunda yer alır. Elazığ K44-a 4 1/25000 ölçekli paftasında yapılan arazi ve laboratuar çalışmaları sonucunda beş litostratigrafi birimi ayırtlanmıştır. Geç Kretase yaşlı Elazığ mağmatitleri derinlik ve yüzey kayaçları ile temsil edilmektedir. Genellikle gri-yeşilimsi gri renkli olan mağmatitler esas olarak diyorit ve gabro gibi derinlik kayacı ve bazalt-dasitik bazalt gibi yüzey kayaçları ile temsil edilmektedir. Oldukça kırıklı ve bol çatlaklı olan bazaltlar yer yer spilitleşmişlerdir. Ancak çalışma alanının dışında kalan ve doğu kısmındaki Yoncalıbayır çevresinde yapılan gözlemler sonucunda birime ait volkano sedimenter kayaçlar ve aglomeralara da rastlanılmıştır. Orta Eosen-Oligosen yaşlı Kırkgeçit formasyonu konglomera, kumtaşı, kumlu-killi kireçtaşı ve kireçtaşı litolojileri ile temsil olunur ve Elazığ mağmatitleri üzerine açısal uyumsuzlukla gelir. Erken Miyosen yaşlı Alibonca formasyonu algli kireçtaşlarından oluşur ve Kırkgeçit formasyonu üzerinde açısal uyumsuzlukla bulunur. Volkanik tüf, bazalt ve kireçtaşı litolojileri ile temsil olunan Karabakır formasyonu bölgede 3 üyeye ayrılarak incelenmiştir. Geç Miyosen- Pliyosen yaşında olan birim Kırkgeçit formasyonu üzerine açısal uyumsuzlukla gelir. İnceleme alanındaki en genç oluşuklar ise Kuvaterner yaşlı alüvyonlardır ve kendinden yaşlı birimler üzerine açısal uyumsuzlukla gelir (Şekil 4.1). 4.1.1. Elazığ Mağmatitleri (Ke) İnceleme alanının en yaşlı birimini temsil eden Elazığ mağmatitleri, Doğu Toroslar da yaygın olarak yüzeyler. İlk kez Perinçek (1979) tarafından Hakkari ili Yüksekova ilçesi dolayında Yüksekova karmaşığı olarak tanımlanmış ve adlanmıştır. Daha sonra bölgede yapılan çalışmalarda birçok araştırmacı aynı ismi kullanmıştır. (Naz,1979; Özkul ve Üşenmez, 1986; Yazgan, 1981; Perinçek ve Özkaya, 1981, Bingöl, 1982, 1984, 1988; Perinçek ve Kozlu, 1984; Turan,1984; Özkul,1982; Sungurlu vd., 1985; Tatar, 1987; Akgül B., 1987, 1993; Aksoy ve Tatar, 1990; Turan 10

ve Bingöl, 1991; Kaya,1993). Aktaş ve Robertson (1984) GD Anadoluda bu birim için Volkanik Yay Kompleksi ismini kullanmışlardır. Aynı birim Sivrice ilçesi çevresinde Elazığ Volkanik Karmaşığı (Hempton, 1984), Baskil dolayındaki çalışmalarda Baskil Mağmatik Kayaçları ( Yazgan, 1983,1984; Yazgan ve Chessex, 1991) ve Baskil Granitoidi (Asutay,1986; Akgül M., 1987) olarak adlandırılmıştır. Turan ve Bingöl, (1991) tarafından, birimin düzenli bir istif göstermesi nedeniyle Elazığ mağmatitleri olarak adlandırılmıştır. Son yıllarda Elazığ çevresinde yapılan çalışmalarda da bu isim kullanılmıştır ( Bingöl, ve Beyarslan, 1996; Akgül ve Bingöl, 1997 ). Bu çalışmada da uygun bir kullanım olduğu için Elazığ mağmatitleri ismi benimsenmiş ve kullanılmıştır. Elazığ mağmatitleri inceleme alanının güneydoğusunda Tatardağı, Nüver dağı ve Firkindağı civarında geniş yüzeylemeler sunar (Şekil 4.2.). Tabanı izlenemeyen birim, tavanında Kırkgeçit formasyonu tarafından açılı uyumsuzlukla üzerlenir. Elazığ mağmatitleri, Elazığ çevresinde geniş yüzeylemeler sunduğu için yapılan çalışmalarda mutlaka dikkate alınması gereken hedef birim konumunda olmuştur ve birçok araştırmacı tarafından incelenmiştir. Bingöl (1982, 1984, 1988), bu birim üzerinde yaptığı petrografik ve petrolojik çalışmalarda birimi Pertek grubu, granitoid, gabro-diyabaz ve volkanitler olmak üzere dört ayrı gruba ayırmıştır. Araştırmacı, Pertek grubunun, diyorit, granodiyorit; granitoid grubunun, granit ve granodiyorit; gabro-diyabaz grubunun, gabro ve masif diyabaz; volkanit grubun ise diğer birimlerin üzerinde olmak üzere bazaltik yastık lav, alterasyona uğramış andezit, piroklastit ve dasitlerden oluştuğunu belirtmiştir. Aynı araştırmacı, karmaşığın derinlik kayaçları için belirli bir yüzde oranı da tespit etmiştir. Bu oranlara göre derinlik kayaçlarının % 30 35 ini gabro ve diyorit, % 50 55 ini monzodiyorit, monzonit, kuvars monzonit tonalit ve granodiyarit, % 15 20 sini ise granitlerin oluşturduğunu ortaya koymuştur. Turan (1984), birimin Baskil (Elazığ) civarındaki bölümünde, diyabaz, mikrodiyorit ve mikrogabrolardan oluşan diyabaz üyesi ve bazaltik yastık lavlar, kırmızı mikritik kireçtaşı ara seviyeli tüf, aglomera, volkanik kumtaşı, volkanik breş ve andezitik lavlarla temsil olunan piroklastit üyesi olmak üzere iki üye tespit etmiştir. 11

Şekil 4.1: Okçular (Kovancılar/Elazığ) alanının genelleştirilmiş stratigrafik kesiti. 12

Şekil 4.2: Okçular (Kovancılar/Elazığ) alanının jeoloji haritası (Sirel ve diğ., 1975 den değiştirilerek). 13

Sungurlu ve diğ. (1985), Elazığ Palu dolaylarındaki yüzeylemelerde yaptıkları araştırmada, birimin genellikle şeyl, kumtaşı, kireçtaşı, volkanik kumtaşı, tüf, aglomera, bazalt, diyabaz, gabro, serpantinit, granit ve granodiyorit ile temsil edildiğini, yer yer sil ve dayk sokulumlarının bulunduğunu ve volkanitlerin genellikle spilitleştiğini belirtmişlerdir. Akgül (1993), birimin Keban (Elazığ) dolayındaki bölümünün, diyorit, gabro, tonalit, granodiyorit bileşimli derinlik; mikrotonalit, aplit ve lamprofir bileşimli yarı derinlik; spilitik bazalt, bazaltik andezit, andezit ve dasit gibi yüzey kayaçları ile fliş özelliğindeki volkanosedimenter kayaçlardan meydana geldiğini ortaya koymuştur. İnceleme alanında birim, derinlik ve yüzey kayaçları ile temsil edilmektedir. Genellikle gri-yeşilimsi gri renkli olan mağmatitler esas olarak diyorit ve gabro gibi derinlik kayacı ve bazalt-dasitik bazalt gibi yüzey kayaçları ile temsil edilmektedir. Oldukça kırıklı ve bol çatlaklı olan bazaltlar yer yer spilitleşmişlerdir. Ancak çalışma alanının dışında kalan ve doğu kısmındaki Yoncalıbayır çevresinde yapılan gözlemler sonucunda birime ait volkano sedimenter kayaçlar ve aglomeralara da rastlanılmıştır. Bu çalışmada, inceleme alanında Elazığ mağmatitleri ne ait volkano sedimenter kayaçlar yüzeylemediği için birime yaş verebilecek herhangi bir paleontolojik çalışma yapılmamıştır. Ayrıca mağmatik kayaçlar üzerinde radyometrik yaş tayinleri yapılamadığından birimin yaşlandırılmasında daha önceki çalışmacıların vermiş oldukları yaşlar dikkate alınmıştır. Yaş bulguları aşağıdaki paragraflarda özetlenmeye çalışılmıştır. Perinçek (1979) birime ait kırmışı kireçtaşlarından aldığı örneklerde Globotruncana sutuarti, Globotruncana lapparenti, Globotruncana arca ve Heterehelix sp. fosillerini saptayarak birim için Kampaniyen Maestrihtiyen yaşını belirlemiştir. Naz (1979), birimin ince orta tabakalı mikritik kireçtaşı ve kumtaşı seviyelerinden aldığı örneklerdeki Globotruncana fosillerine dayanarak birime kabaca Geç Kretase yaşını vermiştir. Perinçek ve Özkaya (1981), birimin yaşını Senoniyen, Hempton ve Savcı (1982), Kampaniyen-Erken Maestrihtiyen olarak benimsemişlerdir. 14

Yazgan (1983), Baskil magmatik kayaçlarında yaptığı K/Ar radyometrik yaş tayinine göre birimin yaşını, plutonik kayaçlar için Koniasiyen-Santoniyen; üst kesimlerdeki volkanik kayaçlar için ise Kampaniyen olarak tespit etmiştir. Aktaş ve Robertson (1984), birime Santoniyen-Maestrihtiyen yaşını vermişlerdir. Sirel ve diğ. (1975), Elazığ çevresinde birime ait kırmızı kireçtaşlarından aldıkları örneklerde, Globotruncana sutuarti, Globotruncana lapparenti, Globotruncana arca, Heterohelix sp. fosillerini saptamış ve bu fosillere dayanarak birime Kampaniyen-Erken Maestrihtiyen yaşını vermişlerdir. Araştırmacılar aynı fosilleri Guleman Grubu na ait kırmızı renkli kireçtaşlarında da saptamışlar ve bu iki birimin oluşum ortamı ve yaş açısından aynı olduğunu kabul etmişlerdir. Bingöl (1988), birime ait derinlik kayaçları üzerindeki araştırmasında Koniasiyen-Erken Maestrihtiyen yaşını birim için uygun görmüştür. Aksoy ve Tatar (1990), birimin Van İli dolayında yaptıkları çalışmada, kırmızı renkli çamurtaşı seviyelerinden aldıkları örneklerde belirledikleri, Globotruncana situarti, Globotruncana arca, Rugoglobigerina sp., Orbitoides medius, Omphalacyclus sp. fosillerine göre birime Kampaniyen Erken Maastrihtiyen yaşını vermişlerdir. Turan ve Bingöl (1991), Yazgan ın (1983) radyometrik yaş tayini verilerini ve karmaşık içindeki tortul kayaçlarda belirledikleri fosillere dayanarak birime geniş anlamda Senoniyen yaşını vermişlerdir. Yazgan ve Chessex (1991), Baskil civarındaki yüzeylemelerde yaptıkları incelemelerde birim için Koniasiyen - Erken Kampaniyen yaşını uygun görmüşlerdir. Yukarıda açıklanmaya çalışılan yaş bulguları dikkate alınarak, bu çalışmada Elazığ magmatitleri nin yaşı Kampaniyen-Maestrihtiyen olarak benimsenmiş ve kullanılmıştır. Elazığ mağmatitleri nin oluşum ortamı hakkında şimdiye kadar farklı görüşler benimsenmiştir. Karmaşığın, sedimanter kayaçlardan derinlik, yarı derinlik ve yüzey kayaçlarına kadar değişen türde litolojiler sunması ve diğer birimlerle olan kontak ilişkisi, oluşum ortamı hakkındaki farklı düşüncelerin genel sebepleri olmuştur. Ayrıca karmaşığın oluşumuna sebep olan dalma-batmanın ya da İç Torid Okyanusu tabanı yitilmesinin güneye yada kuzeye olduğu konusunda da farklı görüş- 15

ler vardır. Hempton ve Savcı (1982), dalma-batmanın güneye doğru olduğunu savunmuşlardır. Bu görüşü Şengör ve Yılmaz da (1983) kabul ederek bu konuda hazırladıkları Paleotektonik döneme ait haritalarda da aynen göstermişlerdir. Özellikle Elazığ çevresinde bu birim üzerinde detaylı araştırmalar yapan Bingöl (1982, 1988), yitimin kuzeye doğru olduğunu belirtmiş ve bunun en büyük delili olarak da birime ait mağmatik kayaçların Keban metamorfitleri ni kesmesini göstermiştir. Aynı görüşü Turan ve Bingöl (1991) daha detaylı olarak açıklamışlardır. Yazgan (1981), yaptığı jeokimyasal çalışmaların sonucunda birimin, genç ve kalın olmayan bir kıta kabuğu üzerinde gelişen etkin kıta kenarı ürünü olduğunu ileri sürmüştür. Perinçek ve Özkaya (1981), karmaşığa ait kayaçların bir bölümünün kıtasal kabuk üzerinde geliştiğini, bir bölümünün de okyanusal kabuk gelişimini temsil eden malzemeden oluştuğunu belirtmişlerdir. Oluşum ortamı hakkında görüşlerini belirten Hempton ve Savcı (1982), bu birimde dasit ve riyolit gibi kayaçların önemli ölçüde bulunmayışı, buna karşılık büyük oranda bazaltların varlığını dikkate alarak ilksel ensimatik ada yayı ortamını kabul etmişlerdir. Bingöl (1982), karmaşık içerisinde toleyitik serinin varlığı, kalkalkalen serinin andezit, piroklastit ve dasitle karakterize edilmiş olup ta riyolitlerin bulunmayışı, piroklastitlerin andezitik aglomeralar ve tüflerle karakterize edilmesi ve İgnimbiritlerin bulunmayışı gibi sebeplere dayanarak birimin bir ada yayı ürünü olduğunu kabul etmiştir. Turan (1984), daha önce yapılmış ortamsal yorumları da dikkate alarak karmaşığın, aktif bir kıta kenarında, fazla kalın olmayan kıtasal kabuk ile kısmen de okyanusal kabuk üzerinde gelişen ada yayı ürünü olduğu düşüncesini benimsemiştir. Sungurlu vd. (1985), birime ait volkanik kayaçların denizaltı volkanizması ürünleri olduğunu ayrıca okyanusal kabuk gereçlerinin oluşturduğu malzemenin baskın olduğunu belirtmişlerdir. 16

Aksoy ve Tatar (1990), birime ait andezitlerde ojit fenokristalleri bulunduğunu, bu nedenle ensimatik bir ada yayı ürünü olduğunu ve genel olarak volkanik kayaçların kalkalkalen seriyi temsil ettiğini savunmuşlardır. Turan ve Bingöl e (1991) göre birim, Geç Triyas tan itibaren açılmaya başlayan ve Neotetis in bir kolu olan İç Torid Okyanus kabuğunun Geç Kretase başlarından itibaren kuzeye doğru dalması sonucu oluşan dalma-batma zonu üzerinde gelişmiş bir ada yayı ürünüdür. Karmaşığa ait granitlerin, okyanusal kabuğun tükendiği ve Keban Masifi ile Pütürge Masifi nin çarpışma durumuna geldiği anda oluştuğunu ileri süren araştırmacılar, buna bağlı olarak birimin kısmen okyanusal, kısmen de kıtasal kabuk üzerinde gelişmiş bir yay mağmatizması ürünü olduğunu kabul etmişlerdir. Yazgan ve Chessex (1991), Baskil dolayındaki incelemelerinde birimin, ortaklaşa okyanusal ve kıtasal kabuk üzerinde gelişen yay mağmatizması ürünü olduğunu belirtmişlerdir. 4.1.2. Kırkgeçit formasyonu (Tk) Formasyon ilk defa Perinçek (1979) tarafından Van ın güneydoğusunda Kırkgeçit köyü civarında tanımlanmış ve bu adla kullanılmıştır. Daha sonra Elazığ ve yakın çevresinde çalışma yapan birçok araştırmacı tarafından aynı isim benimsenmiş ve kullanılmıştır (Naz, 1979; Bingöl, 1982, 1984, 1988; Turan, 1984; Özkul ve Üşenmez, 1986; Tatar, 1987; Özkul, 1988 Aksoy ve Tatar, 1990; Turan ve Bingöl, 1991; Akgül, 1993). Sirel vd. (1975), Palu (Elazığ) dolayında birimi Gevla Çayı formasyonu olarak adlandırmışlardır. Daha sonra Sungurlu ve diğ. (1985) tarafından Elazığ- Hazar-Palu dolaylarındaki çalışmalarda da Gevla Çayı formasyonu adı kullanılmış ve bunun, Kırkgeçit formasyonu nun karşılığı olduğu belirtilmiştir. Altınlı (1966), Elazığ çevresinde aynı birimi kabaca Elazığ formasyonu olarak tanımlamıştır. Bu çalışmada, daha uygun bir kullanımı olduğu için birim Kırkgeçit formasyonu adıyla incelenmiştir. Kırkgeçit formasyonu inceleme alanındaki en iyi yüzeylemelerini; Okçular, Aşağı Kanatlı, Sipahi, Yukarı Mirahmet, Aşağı Mirahmet, Tabanözü, Durmuşlar, 17

Sarıbuğday köyleri ile Gevla Çayı boyunca verir (Şekil 4-2). Birim inceleme alanının güney-güneydoğusunda Elazığ mağmatitleri üzerine açılı uyumsuzlukla gelir. Tavanında ise Alibonca ve Karabakır formasyonları tarafından açılı uyumsuzlukla üzerlenir. Kırkgeçit formasyonu çoğunlukla kırıntılı kayaçlardan oluşmakta olup Elazığ çevresindeki yüzeylemelerinde, malzemesini aldığı kaynaklara göre farklı yerlerde farklı litolojiler sunar (Foto 4.1). Birim Keban İlçesi çevresinde malzemesini Elazığ mağmatitleri ve Keban metamorfitleri nden alır. Üst kesimlerinde kırmızı-gri renkli, marn ve gri renkli kireçtaşı bulunur (Perinçek, 1979; Akgül, 1993). Elazığ ın batısında ince çakıl boyutundan 11m lik bloklara kadar değişen boyutta köşeli çakıllar kapsayan birim, malzemesini daha çok Elazığ mağmatitleri, Keban metamorfitleri, Seske kireçtaşları ve Kuşçular konglomeraları ndan alır. Birimin değişik seviyelerinde bitişik killi kireçtaşı, marn, konglomera, istiftaşı, vaketaşı, litolojileri gözlenir (Özkul, 1988). Araştırmacı bu bölgede birim içerisinde on yedi farklı litofasiyes tespit etmiştir. Elazığ ın doğu kesiminde genelde konglomera seviyeleriyle başlayan birim, marn ve kireçtaşı litolojisi sunar. Moloz akıntıları yada büyük çaplı türbiditik akıntılarla taşınmış resedimenter konglomeralar, istifin orta seviyelerinde bulunur ve Elazığ mağmatitleri ne ait derinlik ve yüzey kayaçlarından malzemesini alır (Özkul ve Üşenmez, 1986). İnceleme alanında ise alttan üste doğru, konglomera, kumtaşı, kumlu kireçtaşı, algli kireçtaşı ve killi kireçtaşı litolojileriyle temsil edilir. Konglomeralar formasyonun tabanında yer alır ve 1-15 m kalınlık sunar. Boz renkli konglomeralar çok kökenli olup tane boyu 1-15 cm. kadardır. Konglomeraların çakıllarını daha yaşlı birimlerden türeyen metamorfik kayaç parçası, diyorit, serpantin, radyolarit, gabro ve kuvars çakılları oluşturmaktadır. Konglomera çakılları orta-iyi yuvarlaklaşmış olup, çökelin boylanması ortadır. Tane boyu üste doğru tedrici olarak küçülerek çakıllı kumtaşlarına kadar iner. Çakıllar kumlu, yer yer de karbonat çimento ile tutturulmuş olup, çimentolanma derecesi iyidir. Konglomeralar tedrici olarak çakıllı kumtaşlarına ve kumtaşlarına geçiş gösterir. 18

Foto 4.1: Çalışma alanında yüzeyleyen Kırkgeçit (Tk), Alibonca (Ta) ve Karabakır (Tka) formasyonlarından bir görünüm. Okçular Köyü batısı. Kumtaşları alttaki konglomeralarla aynı kökenli olup üste doğru kumlu kireçtaşlarına geçiş gösterir. Kumtaşları 1cm den 40cm ye varan kalınlıklarda yer yer de masif tabakalanma sunarlar. Çoğunlukla matriks destekli olan kumtaşları normal ve ters derecelenme gösterirler. Kırmızımsı kahve, gri ve bej renklere sahip kumtaşları kanal dolgusu olan yerlerde kiltaşları ile ardalanmalıdır (Foto 4.2). İnceleme alanında Kırkgeçit formasyonu nun üst seviyelerinde ise kumlu kireçtaşı, kireçtaşı ve marn yer alır. Bol mikrofosil içeren kireçtaşı bol kırık ve çatlaklı olup, çatlaklarda ikincil kalsit kristalleri gelişmiştir. Sarımsı bej-gri renkli kireçtaşı orta-kalın yer yer de masif tabakalanmalı olup tabakalanma düzlemleri iyi gelişmemiştir. İstif tipik olarak Gevla Çayı dolayında Okçular köyü yakınlarında görülür. Burada taban çakıltaşı olmaksızın doğrudan marn-kumtaşı nöbetleşmesiyle Elazığ mağmatitleri üzerine oturur. Tabana yakın, petrografik analizde biyosparit, biyomikrit kumlu litobiyokalkarenit olarak tanımlanan kireçtaşı mercekleri gözlenir. Daha sonra marn ve kumtaşı nöbetleşmesiyle devam eden istifte, marnlar yer yer oldukça kalın gözükür. Geç Oligosen de kalın marn çökelimini takiben ortam, büyük ölçüde sığlaşmakta, çökelen malzemeler de kum, karbonat, kil artarak kumtaşları ve 19

Foto 4.2: Kırkgeçit formasyonu na ait masif kumtaşlarından bir görünüm. Sipahi Köyü güneyi. kumlu killi karbonatlar oluşmaktadır. Yer yer dağılgan ve kumlu olan kömür bantları, çok sığlaşmış bir denize organik madde akışı sonucu oluşmuş, bunlar kumla karışmış ve daha ileri evrede, ortamın müsait olması nedeniyle, kireçtaşı çökelmesi devam etmiştir. Çalışma alanında, Kırkgeçit formasyonu nun tavanında ve tavanına yakın yerlerde, ortamdaki sığlaşmayı kanıtlayacak, çakıltaşları, çamur çatlakları akıntı izleri kurt izleri gibi pek çok belirti gözlenebilmektedir. Bu kırıntılı istifin üzerine, topografyada korniş yapan 4-5 m. kalınlığında, çok kalın tabakalı, tabanda 15-20cm, kalınlığında çakıltaşı seviyesi kapsayan, taze yüzeyi bej, çürümüş sarımsı, bol Nummulites ve Lamellibranş kapsayan kireçtaşı gelir. Biraz daha üstte ise porselenimsi, bol algli, ince ve kalın katmanların ardalanması şeklinde 20

devam eden kireçtaşı istifi görülür. Birimin değişik seviyelerinde mevcut olan bol fosilli kireçtaşı ve kumlu kireçtaşları içerisindeki fosillere dayanılarak önceki çalışmalarda birime Orta Eosen-Üst Oligosen zaman aralığında yaşlar verilmiştir. Sirel ve diğ. (1975), Palu dolaylarında birimin kumlu ve algli kireçtaşları içinde tespit ettikleri, Nummulites fc. Michelotti, Nummulites intermedius d Archiac, Nummulites vascus de la Harpe, Lepidocyclina favosa Cushman, Lepidocyclina sp., Halkyardiya maxima Cireman, Operculina sp., Sphaerogypsina sp., Elphidium sp. ve Vichtoriella fosillerine dayanarak birime Orta Geç Oligosen yaşını vermişlerdir. Perinçek (1979), Hazro Malatya arası bölgede birime ait kayaçlarda saptadığı fosillere göre Geç Eosen Oligosen yaşını uygun görmüştür. Naz (1979), Palu dolaylarında birimin değişik seviyelerinden aldığı örneklerde aşağıdaki fosilleri saptamış ve bu fosillere göre birim için Geç Eosen - Oligosen yaşını uygun görmüştür. Globigerinathake index sp., Globigerinathake semiinualuta, Globigerina yeguaensis, Globigerina corpulenta, Globigerina amplioperture, Globigerina sp., Globorotalia cerroazutensis, Cibicides sp., Nummulites fichteli, Lepidocyclina cf. formasa. Turan (1984), Baskil yöresindeki yüzeylemelerde birime ait kireçtaşlarından derlediği numunelerdeki fosil örneklerine göre birim için Lütesiyen-Geç Oligosen yaşını uygun görmüştür. Çetindağ (1985), Palu dolaylarında fosil örneklerine dayanarak birime Lütesiyen Geç Oligosen; Sungurlu ve diğ. (1985), Geç Eosen Oligosen; Özkul (1988), Orta Eosen Oligosen yaşını vermişlerdir. Birimin yaşının Van İli dolayında Erken Miyosen e kadar çıktığını belirten Aksoy ve Tatar (1990), kireçtaşı tabakalarında aşağıdaki fosilleri saptayarak Orta Eosen Erken Miyosen yaşını tespit etmişlerdir. Ayrıca Altınlı (1966), Elazığ çevresinde yaptığı incelemelerde çeşitli fosillere dayanarak birime Geç Lütesiyen-Oligosen; Türkmen (1991), Çaybağı (Elazığ)yöresindeki çalışmasında, Lütesiyen-Geç Oligosen yaşını vermiştir.bu çalışma alanında küçük bir bölgede istifin tamamının yüzeylemiş olduğu düşüncesiyle, önceki çalışmalarda birim için önerilen Orta Eosen Geç Oligosen yaşı benimsenmiş ve kullanılmıştır. 21

Turan (1984), Baskil (Elazığ) dolayında birim üzerinde yaptığı detaylı çalışmada, formasyonu oluşturan kayaçların yanal ve düşey yönde sürekli fasiyes değişikliği gösterdiğini ve bu kayaçların bir kısmının oldukça sığ bir ortamda; bir kısmının da filiş fasiyesinde ve türbiditik akıntılarla oluşmuş derin deniz çökellerini temsil etmesi nedeniyle, birimin oluştuğu ortamın zaman ve mekan içinde önemli fasiyes değişimleri sunduğunu belirtmiştir. Araştırmacı, birim içerisindeki bu fasiyes değişikliklerinin sebebinin, havzanın birçok kez sübsidansa uğraması olduğunu savunmuştur. Sungurlu ve diğ. (1985), Elazığ Palu arasının jeolojisini inceledikten sonra birimin, bir iç havza ürünü olduğunu belirtmişlerdir. Özkul ve Üşenmez (1986), Elazığ KD sundaki derin deniz konglomeralarının sedimantolojik özelliklerini araştırmışlar ve bunların sunmuş olduğu özelliklerin taban konglomeralarından farklı olduğunu, başlangıçta kıta sahanlığı gibi sığ bir denizle biriken, henüz katılaşmamış konglomeraların derin deniz havzasına moloz akıntıları yada büyük çaplı türbiditik akıntılarla taşındıkları ve burada yeniden depolandıklarını belirtmişlerdir. Özkul (1988), Elazığ batısında birim üzerinde yaptığı detaylı çalışmalar sonunda birimin oluşum ortamını şöyle açıklamıştır; Orta Eosen de Maden Karmaşığı nın oluşumuna neden olan dalma-batma ile Arabistan Levhası nın Avrasya Levhası altına dalmasıyla kuzeyde Avrupa Levhası nda ortaya çıkan gerilmelere bağlı olarak blok faylanmalar gelişmiştir. Bu blok faylanmalar sonunda hızlı gelişen sübsidansla inceleme alanında kısa sürede deniz şartları egemen olmuştur. Aksoy ve Tatar (1990), Van İli dolaylarında yaptıkları araştırmada birimin Bitlis Masifi kuzeyindeki yay ardı havzada oluştuğunu belirterek bu havzanın derin denizel şartları temsil ettiğini vurgulamışlardır. Birime ait tabakalı ve bol Nummulites li kireçtaşı örneklerinden yapılan ince kesitlerde, Nummulites fosillerinin orijinal yapılarının korunmuş olduğu görülmüştür. Dolayısıyla bu Nummulites lerin taşınmış olmadığı, aksine ortamın sığlaştığı söylenebilir. Masif kireçtaşlarından alınan örneklerin mikroskopik incelemelerinde ise bol miktarda Miliolidae fosillerinin tespit edilişi, bu kireçtaşlarının resif gerisi, sığ ve durgun bir ortamda çökeldiğini göstermektedir. 22

4.1.3. Alibonca formasyonu (Ta) Alibonca formasyonu ilk defa Soyutürk, (1973) tarafından Muş ili kuzeybatısında Alibonca yöresinde adlanmış ve tanımlanmıştır. İnceleme alanı ve yakın çevresinde inceleme yapan Sirel vd. (1975) formasyonu Okçular kireçtaşı olarak adlandırmışlardır. Daha sonra Elazığ-Malatya yörelerindeki çalışmalarda birim Alibonca formasyonu olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada uygun bir kullanım olduğu için, Alibonca formasyonu adı aynen benimsenmiştir. Alibonca formasyonu inceleme alanında, Okçular köyü, Yukarı Kanatlı köyü ve Sarıbuğday köyleri civarında yüzeyleme verir (Şekil 4.2). Formasyon tabanda Kırkgeçit formasyonu üzerine varsayımlı uyumsuz olarak gelir, tavanında ise Karabakır formasyonu tarafından açılı uyumsuzlukla üzerlenir. Elazığ çevresinde farklı kalınlıklarda konglomera, kumtaşı, çamurtaşı ve kireçtaşı litolojileri sunan Alibonca formasyonu, çalışma alanında kireçtaşıyla temsil olunur. Kireçtaşı sarımsı bej-kirli beyaz renkli, orta-kalın tabakalanmalı olup, tabaka düzlemleri iyi gelişmemiştir (Foto 4.3). Ayrıca bol çatlaklı, kırılma dirençleri ortaiyi, sert, sağlam, keskin köşeli kırıklıdır. Kireçtaşının çatlaklarında ve erime boşluklarında ikincil kalsit kristalleri gelişmiştir. Kireçtaşı içerisinde taşınmış halde bulunan Nummulites li fosillerin yanında bol miktarda bentik foraminifer ve alg gibi mikrofosiller ve Gastropod ve Lamellibranş gibi makrofosiller de gözlemlenmiştir. Formasyonun kalınlığı yaklaşık 150m. dir. İnceleme alanı ve yakın çevresinde araştırma yapan Sirel ve diğ.,(1975); Archaias kirkukensis Henson; Lepidocyclina (Nephrolepidina) sp., Lepidocyclina (Eulepidina) sp.; Heterostegina sp.; Operculina sp.; Miogypsina irregularis (Michelotti); Operculina sp. fosillerine dayanarak Erken Miyosen (Akitaniyen- Burdigaliyen) yaşını önermişlerdir. Perinçek (1979), Elazığ-Palu-Kovancılar civarında yaptığı araştırmalarda, kireçtaşları içerisinde; Globorotalia robulus, Globorotalia cf. nana, Globorotalia obesa, Globigerinoides trilobus, Globigerina praebulloides, Globigerina venezaelen Globigerina immaturus, Amphistegina sp., Miogypsina sp., Heterostegina sp., Robulus sp. ve Catapsidlax dicsimilis fosilleri saptayarak formasyona Erken Miosen 23

yaşını vermiştir. Foto 4.3: Alibonca formasyonu na ait kireçtaşından bir görünüm. Okçular Köyü güneyi. Aygen (2000), Baskil Akuşağı köyü civarında yaptığı ayrıntılı paleontolojik çalışmalar sonucu; Textularia sp., Peneroplis sp., Globigerina sp., Orbulina sp., Eorupertia magna (Le Calvez), Sphaerogypsina globula (Reuss), Asterigerina rotula (Kaufmann), Amphistegina sp., Lepidocyclina sp., Miogypsina irregularis (Michelotti), Miogypsinoides complanatus (Schlumberger), Spiroclypeus sp., Miolepidocyclina burdigalensis (Gümbel), Heterostegina sp., Operculina complanata Defrance, Rotaliidae ve alg fosillerini tespit ederek formasyona Erken Miyosen yaşını vermiştir. Alibonca formasyonu nun tabanını oluşturan konglomera ve kumlu kireçtaşlarının litolojik özellikleri ve içerdiği fosiller; çökelme ortamının başlangıçta yüksek enerjili sığ bir deniz olduğunu; mikritik kireçtaşları ortamın sakin olduğu dönemlerde, bol kırıntılı malzeme ve oolitlerin de ortamda çalkantı ve duraysızlıkların olduğu dönemlerde çökeldiğini işaret eder (Wilson,1975; Turan, 1984 den). Baskil in kuzey batısı ile Keban ın kuzey ve kuzey batısında geniş yüzeylemeler sunan Erken Miyosen karbonatları, doğu batı doğrultusunda dar bir şerit halinde uzanmaktadır. Genellikle masif yapılı olan bu karbonatlar sarımsı- açık krem renkli 24

olup, Miogypsina sp., Lamellibrachiata, Echinoidae, Mercan ve Alg parçaları içermektedir. Depolanma özellikleri ve konumu belirtilen bu fasiyes topluluğu havzanın kuzey kenarları boyunca gelişmiş dar bir karbonat şelfinin önünde çökelmiştir (Aksoy ve diğ.1996). 4.1.4. Karabakır formasyonu (Tka) Birim ilk defa Elazığ çevresinde yapılan çalışmada Naz (1979) tarafından Savakbucağına bağlı Karabakır köyü yakınında adlandırılmıştır. Daha sonra Elazığ çevresinde yapılan çalışmalarda aynı isim birçok araştırmacı tarafından benimsenip kullanılmıştır (Perinçek, 1979; Bingöl, 1984; Sungurlu ve,diğ 1985; Çetindağ, 1985; Turan ve Bingöl, 1991). Sirel vd. (1975), Palu dolayında bu birim ile aynı litolojik özelliklere ve yaşa sahip olan volkanik kayaçlara Karadağ bazaltları adını vermişlerdir. Bu isim, Elazığ Pertek Kovancılar arasındaki volkanik kayaçları inceleyen Bingöl (1982) tarafından da aynen kullanılmıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu nun genç (Neojen-Kuvaterner) volkanitlerini inceleyen Ercan ve diğ. (1990), Elazığ ve Bingöl çevresindeki karasal volkanitler için genel bir adlandırma olarak Bingöl (Solhan) volkanitleri ismini kullanmışlardır. Aynı birime ait sedimenter kayaçların tipik olarak yüzeylendiği Çaybağı (Elazığ) kasabası dolaylarında Türkmen (1991) tarafından Çaybağı formasyonu olarak adlandırılmış, Turan ve Bingöl (1991) ise her iki ismi de birlikte kullanmışlardır. Bu çalışmada da uygun bir kullanım olduğu için, Karabakır formasyonu adının kullanılması uygun görülmüştür. Formasyon, litolojik özellikleri göz önünealınarak aşağıdan yukarıya doğru Solhan tüfü, Karadağ bazaltı ve Çaybağı kireçtaşı üyesi olmak üzere 3 üyeye ayrılarak incelenmiştir. Bu üyelerin jeolojik özellikleri aşağıda açıklanmaya çalışılmıştır. 4.1.4.1. Solhan Tüfü (Tst) İlk kez bu çalışmada tanımlanan Solhan tüfü inceleme alanının kuzey-kuzeybatı bölümlerinde Demirtepe nin güney kısmında, Kökan ve Durmuşlar köyünün kuzey Kısmında yüzeylediği görülmüştür (Şekil 4.2). Solhan tüfü gri renkli olup oldukça 25

ince tanelidir. Solhan tüfü kendinden yaşlı Kırkgeçit ve Alibonca Formasyonları üzerinde açılı uyumsuzlukla bulunurken, tavanında ise alüvyonlar tarafından açılı uyumsuzlukla üzerlenir (Şekil 4.2). 4.1.4.2. Karadağ Bazaltı (Tkb) İlk kez bu çalışmada tanımlanan Karadağ bazalt üyesi çalışma alanının kuzey-kuzey batı kısmında yüzeyleme vermektedir. Karadağ bazalt üyesi siyahımsı koyu gri renkte olup, yer yer marn ve kumtaşları ile ardalanmalı olarak görülmüşlerdir. 4.1.4.3. Çaybağı Kireçtaşı Üyesi (Tçk) İlk kez bu çalışmada tanımlanan Çaybağı kireçtaşı üyesi çalışma alanının kuzey-kuzey batı, güney-güney batı kısmında Kökan, Durmuşlar, Aşağı Mirahmet ve Yukarı Mirahmet dolaylarında yüzeylediği görülmüştür(şekil 4.3). Çaybağı kireçtaşı üyesi açık bej renkte olup kırık ve çatlaklıdır. Oluşum esnasında zaman zaman bazalt akıntılarının istila ettiği sedimanlarla ardışık bir yapı şeklinde olduğu görülmüştür. Elazığ çevresinde Karabakır formasyonunu detaylı olarak inceleyen Turan ve Bingöl (1991), değişik seviyelerinde hem tortul hem devolkanik ve volkano-tortul malzemelerin bulunduğu birimde, bu malzemelerin birbirleri ile yanal ve düşey yönde girik halde olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmacılar, volkanik malzemelerin hâkim olduğu sahalarda, tabanda koyu renkli lav akıntısı aglomeralarla başlayan formasyonun, açık gri renkli aglomera, lapilli taşı, tüf, tüfit ve volkanik kumtaşlarıyla devam ettiğini ve bazalt akıntılarıyla son bulduğunu; göl ve nehir tortularının hâkim olduğu sahalarda ise çakıltaşı ve çamurtaşı tabakaları arasına tüfit tabakaları ve yer yer de organik malzemeli seviyelerin (linyit) katıldığını belirtmişlerdir. Yapılan literatür araştırmalarının arazi gözlemleriyle desteklenmesi sonucu, bu çalışmada Karabakır formasyonunun oluşum ortamıyla ilgili olarak şunlar söylenebilir: İnceleme alanının jeotektonik konumu dikkate alındığında, Orta Miyosen sonrası Arabistan-Anadolu levhalarının çarpışması sonucu su yüzüne çıkan Doğu Anadolu arazisinde bindirmeli ve kıvrımlı 26

Şekil 4.3: Çaybağı kireçtaşı üyesinin Kökan köyü kuzeyinde tip kesiti. yapılar arasındaki çukurluklarda birbirinden bağımsız göller meydana gelmiştir. Dolayısıyla bahsedilen ortamlardan çöküntü havzası tipi göl ortamları ile inceleme alanındaki göl ortamı birbiriyle uyuşmaktadır. Çöküntü havzası niteliğindeki göl ortamları çoğunlukla ramp tipi, yani kenarlarındaki eğimin aniden değişmediği türden olduğundan ve sedimanter istif olarak da tamamen olmasa da uygunluk arz ettiğinden dolayı çöküntü havza niteliğinde gelişmiş düşük enerjili ramp tipi göl ortamı, Karabakır formasyonu nun oluşum ortamı için uygun görülmüştür. Göl ortamında sedimanlar çökelirken, zaman zaman bazalt akıntıları ortamı istila etmiş ve sedimanlarla ardışıklı bir konum kazanmıştır. Birimin kalınlığı 600m. kadardır. 27

Bazaltlar çalışma sahasının kuzeyinde geniş yayılım gösterir. Keratatofir ve olivinli bazaltlardan oluşur. Keratatofirler, fenakristalli sanidinleri ile hemen göze çarparlar ve olivinli bazaltların altında 20-30m kalınlık gösterirler. Sanidin kristalleri arasındaki matriks genellikle akıntı yapısı gösteren, mikro oluşumlar halinde alkali feldspat, egirin ojit, az miktarda hornblend bulundurur. Olivinli bazaltların en iyi kesit verdiği yer Karadağ ın batı yamacıdır. Renk kahverengi, kırmızımsı siyah olup, aglomera ve kül tabakaları ile olivinli bazalt ardalanması görülür. 4.1.5. Alüvyon İnceleme alanının en genç çökelleri olup, sürekli veya mevsimsel akan dere yataklarında görülürler. Harita alanında Gevla Çayı ve buna bağlı dere yataklarında önemli alüvyon birikintileri vardır (Şekil.4.2). Alüvyonları irili ufaklı çakıl, kum ve silt boyu malzeme oluşturur. 4.2. Yapısal Jeoloji Ketin (1966), Anadolu nun tektonik özellikleri ile daha önceki çalışmalardan faydalanarak ve tektonik ünitelerin orojenik gelişme esaslarını da dikkate alarak Türkiye arazisini kuzeyden güneye doğru, Pontidler, Anatolidler, Toroslar ve Kenar Kıvrımları Bölgesi olmak üzere dört üniteye ayırmıştır. Bu sınıflamaya göre inceleme alanı, Toroslar ın doğu kesiminde, başka bir deyişle Toros Orojenik Dağ Kuşağı nın doğu bölümünde bulunmaktadır. Özel olarak Doğu Toroslar ın, genelde de bütün Türkiye arazisinin tektoniği incelendiği zaman şu anda mevcut olan tektonik yapıların büyük bölümünün Türkiye nin Neotektonik dönemine ait olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bölgenin ve inceleme alanının tektonik özellikleri hakkında sağlıklı olarak yorum yapabilmek ve doğru sonuçlara ulaşmak için Neotektonik dönem hakkında bilgi edinmek gerekir. Neotektonik dönemin Türkiye de, Orta Miyosen de Arap-Anadolu levhalarının nihai çarpışması ile başladığı konusunda birçok araştırmacı aynı görüştedir (Arpat ve Şaroğlu, 1975; Şengör, 1980; Şaroğlu ve Güner, 1981; Dewey vd. 1986; Gülen vd. 1987; Şaroğlu ve Yılmaz, 1987; Aksoy ve Tatar, 1990; Turan, 28

1991; Altınlı, 1980; Yalçın, 1985, Yıldırım ve Yılmaz, 1991; Tatar ve İnceöz, 1991). Bunlardan farklı olarak Hall (1979), çarpışmanın Geç Miyosen de, Yalçın (1985) ise Miyosen sonunda meydana geldiğini ileri sürmüştür. Arabistan Levhasının Anadolu Levhasına doğru olan yakınlaşma hareketinin tam olarak K yönünde olduğu konusunda araştırmacılar arasında görüş ayrılıkları vardır. Tatar, (1978, 1982, 1987) Erzincan ve Sivas yörelerindeki çalışmalarının sonucunda hareketin KKB ya; Elazığ çevresindeki incelemelerinde ise KKD ya doğru olduğunu belirtmiştir. Aksoy ve Tatar (1990) Van ili dolaylarında sıkışmanın yaklaşık K-G doğrultulu olduğunu ortaya koymuşlardır. Altınlı (1980) hareket yönünün KB ya olması gerektiğin savunmuştur. Arabistan levhasının hareket yönü veya Arabistan Anadolu levhaları arasındaki nihai çarpışmanın yaşı hakkında önemsenmeyecek derecede farklı görüşler olmakla beraber, çarpışma sonucunda başlayan neotektonik dönemde Anadolu da meydana gelen tektonik olaylar hakkında hemen hemen bütün araştırmacılar aynı görüşü paylaşmaktadır. Neotektonik dönem ile ilgili bütün verileri değerlendiren Şengör e (1980) göre Türkiye de Neotektonik dönem, Orta Miyosen de Arabistan Levhası ile Avrasya levhasının, Bitlis Kenet Kuşağı boyuncu çarpışmasıyla başlar. Bu çarpışma ile birlikte normal kalınlıktaki kıtasal litosfer, okyanusal litosfer gibi kolayca dalamayacağından bu kıtaların yakınlaşması, Türk İran platosu sınırları içinde kıta kabuğunun yumulması ile karşılanmaya başlanmıştır. Çarpışma cephesinin ard ülkesindeki kıta kabuğu (Doğu Anadolu da ada yayları, filiş, melanj kamalarından oluşan birikim karmaşığı) yaklaşmayı kısalıp kalınlaşarak (kıvrım ve bindirme tektoniği) karşılamış, ancak gittikçe artan kabuk kalınlığı ve buna bağlı olarak artan litostatik basınç, bu tür yumulmayı giderek güçleştirmiştir. Nihayet orta ve Batı Anadolu yu içine alan bir Anadolu Levhası, meydana gelen Kuzey ve Doğu Anadolu transform fayları boyunca sıkışma bölgesinden batıya, dalmakta olan Akdeniz litosferinin üzerine itilmeye başlanmıştır. Saros Körfezi nin hemen batısında Kuzey Anadolu Fay Kuşağı nın KD-GB doğrultulu Yunan Makaslama Zonuna dönüşmesi, Anadolu Levhası nda D-B doğrultulu bir sıkışma gerilmesi ortaya çıkarmıştır. Bu D-B doğrultulu sıkıştırmanın K-G doğrultulu bir çekme gerilmesi ile karşılanması sonucunda Ege Graben Sistemi 29

oluşmuştur. Bu bölgede Tortoniyen den beri devam eden % 30 oranındaki K-G doğrultulu çekme gerilmesi, etkisini gittikçe azaltarak, doğuda iki fayın birleştiği Karlıova eklemine kadar uzanır (Şengör, 1980). Böylece Türkiye nin Neotektoniği, batıda Ege Graben Sistemi, ortada Ova Rejimi, doğuda da Doğu Anadolu Sıkışma Rejimi olmak üzere üç ana Neotektonik bölgeye ayrılır (Şengör, 1980). Gerek Kızıldeniz ve Atlas Okyanusu ndan elde edilen manyetik lineasyon verileri, gerek Türkiye-İran platosu ve civar bölgelerin yüksek ve dağınık depremselliği ve gerekse, Türkiye deki Kenar Kıvrımları nın ve Zagros şelf serilerini Pliyosen den gönümüze dek devam eden kıvrılmaları, bu bölgede Arabistan Avrasya yakınlaşmasının aktif olduğunu göstermektedir. Doğu Anadolu da bu yakınlaşma, Karlıova ekleminin batısında, Anadolu Levhası nın iki büyük transform fayla batıya hareketi, doğusunda ise kıtasal kabuktaki kıvrım ve bindirme tektoniği ile karşılanmaktadır. Miyosen sonrasında, yani Neoteknotik dönemde Doğu Anadolu daki yapılar şu sınıflarda toplanmıştır: 1. KB-GB, KKB-GGD, BKB-DGB doğrultulu sağ yanal atımlı faylar. 2. KD-GB, KKD-GGB, DKD-BGB doğrultulu sol yanal atımlı faylar. 3. K-G, KKD-GGB, KKB-GGD doğrultulu açılma çatlakları. Bu yapı ailelerinin tümü, bölgede sıkışmanın kısmen K-G doğrultulu daralma, D-B doğrultulu genişleme, kısmen de kabuk kalınlaşması (kıvrımlar, bindirmeler) şeklinde karşılandığını gösterir (Şengör, 1980). Bölgede yukarda bahsedilen tektonik yapıların en önemlilerinden, inceleme alanının yaklaşık 5km güneyinde K 60 o D doğrultusunda uzanan sol yanal atımlı Doğu Anadolu Fayı bulunmaktadır. Bu fay, inceleme alanı çevresindeki en önemli kırıklı yapıyı temsil etmektedir. İnceleme alanında tektonik yönden önemli olan diğer yapılar ise, bu fayın oluşumuyla kökensel ilişkisi bulunan kıvrımlardır. Bunların dışında önemli sayılacak derecede bir tektonik yapı inceleme alanında mevcut değildir. 30

4.2.1. Doğrultu ve Eğimler Çalışma alanı tektonik bakımdan oldukça aktif bölgede bulunan bir arazidir. Çalışma alanının güneyinden Türkiye nin iki büyük doğrultu atımlı fayından birisi olan Doğu Anadolu Fayı geçmektedir. Çalışma alanının en önemli tektonik yapıları Kırkgeçit formasyonu içerisinde gelişmiş olan kıvrımlı yapılardır. Aşağıda alt bölümlerde sırası ile tabaka duruşları, kıvrımlı yapılar, kırıklı yapılar ve uyumsuzluklar incelenecektir. Çalışma alanında; Geç Kretase yaşlı Elazığ Mağmatitleri, Orta Eosen- Geç Oligosen yaşlı Kırkgeçit formasyonu, Erken Miyosen yaşlı Alibonca formasyonu ve Geç Miyosen- Pliyosen yaşlı Karabakır formasyonu olarak adlandırılan birimin gölsel kireçtaşı düzeyleri tortul birim olarak görülmektedir. Kırkgeçit formasyonu inceleme alanında çoğunlukla düzenli bir tabakalanma sunmaktadır. Bu birimden özellikle kalkarenit özellikteki düzeylerden çok sayıda ölçü alınmıştır. Genel olarak formasyona ait tabakalı birimlerin kuzey doğu-güney batı doğrultulu oldukları ve eğimlerinin ise kuzey batı ve güney doğuya doğru olduğu saptanmıştır. Tabakaların eğim dereceleri 10 0 ile 65 0 arasında değişmektedir. Kırkgeçit formasyonundan alınan tabaka duruşları şekil 4.4 deki gül diyagramı ile değerlendirilmiş ve bu diyagram sonucunda tabakalara etki eden kuvvetin doğrultusu K 55º D olarak bulunmuştur. İnceleme alanının güney kesimlerinde Kırkgeçit formasyonu na ait tabakaların yer yer çok yoğun bir deformasyonun etkisinde kaldığı ve buna bağlı olarak da tabakaların düşey bir konum kazandıkları saptanmıştır (Foto 4.4). İnceleme alanında tabakalı yapı sunan diğer bir birim ise Alibonca formasyonudur. Bu birim çoğunlukla masif, yer yer kalın tabaklanma gösteren kireçtaşından oluşmaktadır. Birime ait kireçtaşının masif olması nedeniyle çok az ölçü alınabilmiştir. Karabakır formasyonu içerisinde görülen gölsel kireçtaşları ise inceleme alanında görülen en genç tabakalı birimlerdir. Bu birimler inceleme alanında çoğunlukla yatay görülmekle birlikte bazı kesimlerde tektonizmanın etkisi ile 10-15º eğimler kazanmıştır. 31

4. ARAŞTIRMA BULGULARI Sadi YÜKSEK Şekil 4.4: Tabaka duruşlarına ait doğrultu gül diyagramı. Foto 4.4. Kırkgeçit formasyonuna ait düşey tabakalardan bir görünüm. Sipahi Köyü güneyi. 32

4.2.2. Açısal Uyumsuzluklar İnceleme alanındaki temeli oluşturan Elazığ mağmatitleri, Orta Eosen- Geç Oligosen yaşlı Kırkgeçit formasyonu tarafından uyumsuzlukla üzerlenir. Kırkgeçit formasyonu; Erken Miyosen yaşlı Alibonca formasyonu, Geç Miyosen-Pliyosen yaşlı Karabakır bazaltı ve alüvyon tarafından açılı uyumsuzlukla üzerlenir. Geç Miyosen-Pliyosen yaşlı Karabakır bazaltı Kırkgeçit formasyonu ve Alibonca formasyonu üzerine açılı uyumsuzlukla gelir. İnceleme alanındaki en genç oluşuklar olan alüvyon daha yaşlı birimler üzerine açılı uyumsuzlukla gelir. 4.2.3. Kıvrımlı Yapılar Daha önce de belirtildiği gibi çalışma alanında Kırkgeçit formasyonu içinde gelişmiş çok sayıda kıvrımlı yapı görülmektedir. Bu yapılardan haritalanabilecek boyutta olanlar haritaya işlenmiştir (Şekil 4.2). Bunların dışında çalışma alanında haritaya işlenmeyen çok sayıda kıvrımlı yapı mevcuttur. Bu kıvrımlar birbirini izleyen antiklinal ve senklinallerden oluşmuştur (Foto. 4.5 4.6). Kıvrım eksenleri yaklaşık KD-GB gidişlidir. Kıvrımlar genellikle asimetrik tipte kıvrımlardır. Kıvrım eksenlerinin gidişleri dikkate alındıklarında en büyük basınç gerilmesi yaklaşık KB-GD doğrultusunda etkili olmuştur. Bu durum tabakalı yapılardan yararlanılarak hazırlanan gül diyagramından elde edilen sonuçlarda uyum sağlamaktadır. Kırkgeçit formasyonu nda görülen bu kıvrımlar büyük olasılıkla doğrultu atımlı fay zonlarında görülen kademeli kıvrımlardır. Bilindiği gibi doğrultu atımlı fay zonlarının en önemli karakteristiklerinden birisi kademeli kıvrımlardır. Bu kıvrımlar yırtılma zonu ile 30-45º arasında değişen açılar yapmaktadırlar. Ayrıca bu yapılar yırtılma zonunun sıkıştırma bileşenine dik olarak gelişen tektonik unsurlardır. Sonuç olarak Kırkgeçit formasyonu içerisinde gözlenen bu kıvrımlı yapılar Doğu Anadolu Fay Zonu nda gelişmiş kademeli kıvrımlar olarak yorumlanabilir. 4.2.4. Kırıklı Yapılar Çalışma alanında haritalanabilecek boyutta kırıklı yapı bulunmamaktadır. Bu durum inceleme alanında kırık tektoniğinin çok zayıf olduğunu gösterir. 33

Foto 4.5: Kırkgeçit formasyonu içinde gelişmiş dalımlı bir antiklinal. Sipahi Köyü kuzey doğusu. Foto 4.6: Kırkgeçit formasyonu içinde gelişmiş antiklinalin kanadı. Sipahi Köyü kuzeyi. 34

Çalışma alanında görülmemekle birlikte inceleme alanının güneyinde yer alan Doğu Anadolu Fayı Türkiye nin en önemli kırıklı yapılarından birini oluşturmaktadır. Kıvrımlı yapılar bölümümde açıklandığı gibi Doğu Anadolu Fayı çalışma alanının tektonik şekillenmesinde en önemli rolü oynamıştır. Her ne kadar haritalanabilecek ölçüde kırıklı yapı görülmese de özellikle Kırkgeçit formasyonu içerisinde çok sayıda küçük ölçekli kırıklı yapılar gelişmiştir (Foto 4.7). Foto 4.7: Kırkgeçit formasyonuna ait masif kum taşlarında gelişmiş makaslama kırıkları. Sipahi Köyü güneyi. 4.2.5.Tektonik Yapıların Yaşı İnceleme alanındaki tektonik yapıları, Orta Eosen-Oligosen yaşlı Kırkgeçit formasyonu ndaki kıvrımlar temsil etmektedir. 35

Elazığ çevresindeki tektonik yapıları, Landsat fotoğraflarından yararlanarak inceleyen Tatar (1987), Kovancılar ın kuzeyindeki kıvrımların yaşı için Geç Oligosen-Erken Miyosen yaşını uygun görmüştür. Yazar, bu yaşın verilmesine sebep olarak yakın çevrede kıvrımlanmamış Erken Miyosen yaşlı Alibonca formasyonu nun bulunmasını göstermiştir. Bölgede tektonik amaçlı çalışmalar yapan Turan (1991), Kovancılar Antiklinali nin kanatlarında Kırkgeçit, Alibonca(Erken Miyosen), Karabakır ve Palu formasyonlarının varlığını dikkate alarak, kıvrımlanmanın Erken Miyosen den sonra başladığını belirtmiştir. İnceleme alanında Geç Miyosen-Pliyosen yaşlı Karabakır formasyonu, Türkmen in (1991) çalışmalarına göre kıvrımlanmış ve kıvrım kanatlarının 80 o ye varan eğimler kazandığı ortaya çıkmıştır. Araştırmacı, Pliyo-Kuvaterner yaşlı Palu formasyonu ndaki Donjek ve Scott tipi fasiyes geçişlerinin, etkin bir tektonizmanın bu formasyonu etkilediğinin delili olduğunu, ayrıca Çaybağı dolaylarında Palu formasyonu nun da kıvrımlandığını belirtmiştir. Kırkgeçit formasyonu nun, Van dolaylarında Erken Miyosen in sonuna kadar çökelimini sürdürdüğünü (Aksoy ve Tatar, 1990) dikkate alarak, Neotektonik dönemde kıvrımlanmaya başladığını söyleyebiliriz. Geç Miyosen-Pliyosen yaşlı Karabakır formasyonu nun şiddetli bir kıvrımlanma ile 80 o ye varan eğim kazanması, Pliyosen sonlarına doğru bölgeyi etkileyen bir kıvrımlanma fazının varlığını ortaya çıkarmaktadır. İnceleme alanı yakınlarında Palu formasyonu bu birim üzerinde açılı diskordansla bulunmaktadır (Türkmen, 1991), Karabakır formasyonu ile Kırkgeçit formasyonu arasında da açılı diskordansın bulunması, Orta Miyosen deki Arabistan- Anadolu levhalarının nihai çarpışması ile oluşan K-G doğrultulu sıkışmanın, Kırkgeçit formasyonu nu tektonik deformasyona uğrattığının kanıtıdır. Ancak kıvrımlanmanın bu dönemde olup olmadığı konusunda yeterli veri bulunmamaktadır. Pliyosen sonlarına doğru Karabakır formasyonu nun kıvrımlanmasına sebep olan Kafkas veya Rodaniyen kıvrımlanma fazı Kırkgeçit formasyonu ndaki kıvrımların da oluşmasına sebep olmuştur. Kırkgeçit formasyonu ndaki kıvrım kanatlarının Karabakır formasyonu na göre daha az eğimlere (20 o 40 o ) sahip olması, gerilmeye karşı olan direncinin yüksek oluşu ile açıklanabilir. 36

4.3. Jeoloji Tarihi İnceleme alanı, Toroslar ın (Ketin, 1966) doğu bölümünde bulunmaktadır. Alp-Akdeniz kuşağı içinde yer alan Türkiye nin (Ketin, 1977) doğu kesimi bugünkü görünümünü, Arabistan-Anadolu levhalarının Orta Miyosen sonunda nihai çarpışmasıyla başlayan Neotektonik dönemde kazanmıştır (Şengör, 1980; Şengör ve Yılmaz, 1983). Uzun jeoloji tarihi boyunca Avrasya ve Afrika kıtaları arasında homojen olmayan bir jeosenklinal durumundaki Tetis denizinin bir parçası olan Türkiye nin bulunduğu alan, özellikle Anadolu çukuru, Mezozoyik esnasında kuzey ve güneydoğu kısımlarında miyojeosenklinal, orta ve güney kesimlerinde ise eojeosenklinal durumunda bulunuyordu. Senozoyik dönemde ise kara haline gelmiş (Ketin, 1977) ve özellikle Neojen sonlarına doğru birbirinden bağımsız göllere sahip bir kara parçasına dönüşmüştür (Ketin, 1983). Arabistan-Anadolu levhalarının yakınlaşması sonucunda meydana gelen kıtakıta çarpışması, Türkiye nin doğu kesiminde K-G doğrultulu bir sıkışma gerilmesini doğurmuştur. Bu gerilmeye bağlı olarak D-B uzanımlı kıvrımlar, ters faylar, dağ arası havzalar; K-G doğrultulu açılma çatlakları, KD-GB doğrultulu sol yanal atımlı, KB-GD doğrultulu sağ yanal atımlı faylar gelişmiştir (Şengör, 1980; Şaroğlu ve Güner, 1981; Şengör ve Yılmaz, 1983; Şaroğlu ve Yılmaz, 1987). İnceleme alanı, bölgenin jeolojik evrimini ortaya koyacak kadar büyük ve tektonik verilere sahip değildir. Dolayısıyla bu alandaki verilere dayanarak jeolojik evrim hakkında yorum yapmak mümkün değildir. Kıta kıta çarpışması ve meydana gelen tektonik yapılar bakımından dünyada eşine az rastlanan bir bölge olması nedeniyle bölgede farklı araştırmacılar tarafından değişik amaçlı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalardaki tektonik ve stratigrafik bulguları ve arazi gözlemlerini dikkate alan Turan (1991), inceleme alanını da içine alan bölgenin jeolojik evrimi hakkında aşağıdaki açıklamayı yapmıştır. Elazığ ve yakın civarı hem Paleotektonik hem de Neotektonik döneme ait kıvrımlı ve kırıklı türden önemli tektonik yapılar içermektedir. Bu yapılar, yörenin gerek Paleotektonik gerekse Neoteknonik dönemde çok etkin tektonizma faaliyetlerine maruz kaldığının açık birer göstergesidir. Toroslar ın bu kesimi yer tarihinin 37

en genç kıta-kıta çarpışmasının olduğu kesimlerinden birine karşılık gelmektedir (Şengör, 1980; Şengör ve Yılmaz, 1983; Yazgan, 1984; Şengör ve diğ. 1985; Dewey vd., 1986), Diğer bir deyişle Alp-Himalaya çarpışma kuşağının Arabistan ve Anadolu plakalarının çarpışmasıyla gelişen ülkemiz sınırları içindeki kesimi Bitlis Kenet Kuşağı ile temsil olunmaktadır. Kenet kuşağı civarındaki jeolojik bulgular, bölgede Geç Trias ta başlayan bir açılmanın (Perinçek, 1979), Geç Kretase başlarına kadar devam ettiğini göstermektedir. Bu açılma dönemi, Geç Kretase başlarında kuzeye yönelik bir dalma-batma ile sona ermiş ve Neotetis Okyanusu nun güney kolu kapanmaya başlamıştır. Geç Kretase süresince devam eden kapanma evresinde yörede Yüksekova Karmaşığı (Baskil-Elazığ), bir volkanik yay mağmatizması olarak ortaya çıkmıştır (Yazgan, 1981-1984; Bingöl, 1982-1984-1987; Hempton ve Savcı, 1982; Aktaş ve Robertson, 1984). Bu dönem sonundaki kapama-sıkışma olayları ile metamorfik kayaçların (Keban metamorfitleri) güneye doğru Yüksekova karmaşığı, bu karmaşığın da İspendere-Kömürhan ofiyolitleri üzerine itildiğini görüyoruz. İşte Pertek ve İspendere bindirmeleri bu üzerlemenin sonucu olarak gelişmiş bindirme faylarıdır. Toroslar ın ilk çekirdeği böylece teşekkül ettikten sonra bu kısmi kapanmanın hemen ardından ortaya çıkan gevşeme rejimi altında bölgede, Geç Maestrihtiyen den itibaren tabanı olasılıkla blok faylanmayı Hazar-Maden havzası teşekkül etmeye başlamıştır. Bu marjinal havzada Orta Eosen (Lütesiyen) e kadar Hazar-Maden Karmaşığı olarak adlandırılan (Perinçek, 1979) melanj tipi birimler meydana gelmiştir. Hazar-Maden havzasının daha kuzeyinde ve ondan olasılıkla bir topoğrafik eşikle ayrılan Kırkgeçit havzası vardır. Bu havza Hazar-Maden havzasının aksine mağmatizmadan yoksun tipik bir çökelme havzasıdır. Hazar-Maden havzası Orta Eosen sonunda kuzeye yönelik bir dalma-batma ile kapanırken (Perinçek ve Özkaya, 1981; Yazgan, 1984; Aktaş ve Robertson, 1984) Orta Paleosen de onun kuzeyine yerleşen Kırkgeçit havzası varlığını Oligosen sonuna, hatta daha doğuda Van civarında orta Miyosen sonuna kadar sürdürmüştür (Aksoy, 1988). Paleotektonik yapılardan Orta Eosen sonrası olarak yaşlandırılan Kargadağ ve Kömürhan bindirme fayları, Hazar-Maden havzasının kapanmasını sağlayan sıkışma rejimine bağlı gerilmeler altında meydana gelmiş yapılardır. Perinçek (1979) 38

Aktaş ve Robertson (1984), Yazgan (1984) ve Hempton (1985) gibi araştırmacılar da bölgenin Orta Eosen sonunda bir sıkışma rejimi altında kaldığını ve bu sıkışmaların, bölgede bir takım bindirme fayları oluşturduğunu belirtmişlerdir. Neotetis in güney kolu için Doğu Toroslar da Geç Kretase de kuzeye yönelik bir dalma-batma ile başlayan kapanma evresi, Arabistan-Anadolu plakalarının orta Miyosen deki nihai çarpışmaları ile tamamlanmış ve bu çarpışma Şengör (1980) tarafından Türkiye deki Neotektonik dönemin başlangıcı kabul edilmiştir. Bu çarpışma ile genelde Doğu Anadolu bölgesi K-G doğrultulu büyük bir sıkışma rejiminin altına girmiştir (Şengör, 1980; Şengör ve Yılmaz, 1983; Şengör vd., 1985, Dewey vd., 1986; Şaroğlu ve Yılmaz, 1987). Doğu Toroslar daki bugünkü kıvrımlı ve kırıklı türden Neotektonik yapı ailesinin temelinde Orta Miyosen de gerçekleşen bu kıta-kıta çarpışması ve bunun doğurduğu sıkışma rejiminin nedeni yatmaktadır. 4.4. Ekonomik Jeoloji İnceleme alanında Kırkgeçit formasyonu na ait kireçtaşı düzeyleri ekonomik yönden kullanılabilecek tek birimdir. Kırkgeçit formasyonu nun kireçtaşı düzeyleri yıllardan beri mozayik ve mıcır yapımında kullanılmaktadır. Kovancılar ın hemen kuzeyindeki şantiyeler halen aktif olarak bu işi yürütmekte ve hammadde açısından da hiçbir sıkıntı çekmemektedirler. Arazide herhangi bir cevherleşmeye rastlanmamıştır. Bunun dışında bölgede ekonomik değer taşıyan herhangi bir endüstriyel hammadde bulunmamaktadır. 39

5. SONUÇLAR Sadi YÜKSEK 5. SONUÇLAR İnceleme alanının 1 / 25.000 ölçekli ayrıntılı jeolojik haritası yapılarak, bu alanda yüzeyleyen birimlerin genelleştirilmiş stratigrafik kesiti hazırlanmış ve formasyon adları, önceki çalışmalarda önerildiği şekliyle benimsenip kullanılmış yeni üyeler adlanmıştır. 1. Kampaniyen Maestrihtiyen yaşlı Elazığ mağmatitleri inceleme alanının en yaşlı birimidir. Diyorit, Gabro, Diyabaz, Spilit, Bazalt gibi derinlik ve yüzey kayaçlarından oluşan birim, Kırkgeçit formasyonu tarafından açılı uyumsuzlukla üzerlenir. 2. İnceleme alanında en geniş yüzeylemeye sahip olan Kırkgeçit formasyonu, Orta Eosen-Üst Oligosen yaşlı olup, konglomera, kumtaşı, marn, tabakalı ve masif kireçtaşlarıyla temsil olunur. Birim, Karabakır ve Alibonca formasyonları tarafından açılı uyumsuzlukla üzerlenir. 3. Gevşek tutturulmuş ve ince taneli konglomera, kiltaşı, tüfit, pisolitik kireçtaşı ve karasal bazaltlarla temsil olunan Üst Miyosen Pliyosen yaşlı Karabakır formasyonu; Kırkgeçit ve Alibonca Formasyonları üzerine açılı uyumsuzlukla gelir. Birim bölgede Solhan tüfü, Karadağ bazaltı ve Çaybağı kireçtaşı üyelerine ayrılarak incelenmiştir. 4. Karabakır formasyonunun çökelimi sırasında göl ortamını zaman zaman karasal bazalt akıntıları istila etmiş ve dolayısıyla bazaltlar, diğer kırıntılarla ardalanmalı bir konum kazanmıştır. 5. Karasal bazaltların mikroskopik incelemeler sırasında, olivinli bazalt türünde olduğu belirlenmiştir. 6. İnceleme alanındaki kırık analizleri, bölgeyi etkileyen en büyük gerilmenin K-G doğrultusunda olduğunu ortaya koymuştur. 7. İnceleme alanında Laramiyen, Saviyen, Sitiriyen, Kafkas ve Radoniyen orojenik fazlarının etkili olduğu söylenebilir. Bölgeyi etkileyen K-G doğrultulu sıkışma gerilmesi, Arabistan Levhası nın kuzeye doğru hareketinin bir sonucudur. 40

KAYNAKLAR AKGÜL, B., 1987. Keban yöresi metamorfik kayaçlarının petrografik incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, F.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü., Elazığ. AKGÜL, B., 1993. Piran köyü (Keban) çevresindeki magmatik kayaçlarının petrografik ve petrolojik özellikleri. Doktora Tezi (yayınlanmamış), F.Ü. Fen Bil. Enst., 125 s., Elazığ. AKGÜL, B., ve BİNGÖL, A. F., 1997. Piran köyü (Keban) çevresindeki magmatik kayaçlarının petrografik ve petrolojik özellikleri. 20. yıl Jeoloji Semp. Bildiriler, 13-24, Elazığ. AKSOY, E. ve TATAR, Y., 1990. Van ili doğu-kuzeydoğu yöresinin stratigrafisi ve tektoniği. Doğa, Müh ve Çevre Bil. Derg., 14, 628-644. AKSOY, E., TURAN, M., TÜRKMEN, İ. ve ÖZKUL, M., 1996. Elazığ havzasının Tersiyer deki evrimi. K.T.Ü. Jeoloji Müh. Böl., 30. yıl sempozyumu bildiriler, 293-310, Trabzon. AKTAŞ, G. ve ROBERTSON, A.H.F., 1984. The Maden Complex, SE Turkey: Evolution of a Neotethyon active magrin:dixon,j.e and Robertson, A.H.F., eds.,the geological evolution of the Eastem Mediterranean,375-402, London. ALTINLI, İ. E., 1966. Doğu ve güneydoğu Anadolu nun jeolojisi. MTA Enst. Derg., 66, 35-74. ALTINLI, İ. E., 1980. Amanos dağları ve Anadolu nun levha tektoniği ile ilişkileri. Türkiye 5. Pet. Kong. Tebliğler, 51-64. ARPAT, E. ve ŞAROĞLU, F., 1971. Doğu Anadolu Fayı ile ilgili gözlemler ve düşünceler. MTA Enst. Derg., 78, 44-50. ARPAT, E. ve ŞAROĞLU, F., 1975. Türkiye deki bazı önemli genç tektonik olaylar. TJK Bült., 18/1, 91-101. ASUTAY, H. J., 1986. Baskil (Elazığ) çevresinin jeolojisi ve Baskil mağmatitlerinin petrolojisi. MTA Derg., 107, 49-72. AVŞAR, N., 1983. Elazığ yakın kuzeybatısında stratigrafik ve paleontolojik araştırmalar. Doktora Tezi, F.Ü. Fen Bil. Enst., 84 s., ( yayınlanmamış), Elazığ. 41

AYGEN, G., 2000. Baskil-Akuşağı (B Elazığ) yakın civarının biyostratigrafisi ve paleontolojisi. Yüksek Lisans Tezi, F. Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, 80 s. (yayınlanmamış). BİNGÖL, A. F., 1982. Elazığ-Pertek-Kovancılar arası volkanik kayaçların petroğrafik ve petrolojik incelenmesi: F.Ü. Fen Fak. Derg., 1,9-21,Elazığ. BİNGÖL, A. F., 1984. Geology of the Elazığ area in the Eastern Taurus region.in Tekeli, O. Ve Güncüoğlu, M.C., eds., Geology of the Taurus Belt, 199-208,Elazığ. BİNGÖL, A. F., 1988. Petrographical and petrological features of intrusive rocks of Yüksekova Komplex in the Elazığ region (Eastern Taurus-Turkey). Journal of Fırat University, 3/2, 1-17, Elazığ. BİNGÖL, A. F., ve BEYARSLAN, M., 1996. Elazığ magmatitlerinin jeokimyası ve petrolojisi. Jeoloji Müh. Böl. 30. yıl Semp. Bildirileri, KTÜ-Trabzon. ÇETİNDAĞ, B., 1985. Palu-Kovancılar (Elazığ) dolayının Hidrojeoloji incelemesi. Yüksek Lisans Tezi, F.Ü. Fen Bil. Enst., 117 s. (yayınlanmamış), Elazığ. DEWEY, J.F., HEMPTON, M.R., KIDD, W.S.F., ŞAROĞLU,F. Ve ŞENGÖR, A.M.C., 1986. Shortening of continental lithosphere: The Neotectonics of Eastern Anatolia a young collision zone. Coward, M.p. and Ries, A.C. ads., Collision tectonics içinde, Geol. Soc. Spec.Pulb., 19, 3-36. ERCAN, T., FUJITANI, T., MATSUDA, J. I., NOTSU, K., TOKEL, S. ve UI, T., 1990. Doğu ve GD Anadolu Neojen-Kuvaterner volkanitlerine ilişkin yeni jeokimyasal, radyometrik ve izotopik verilerin yorumu. MTA Derg., 110, 143-164. GÜLEN, L., BARKA, A.ve TOKSÖZ, M.N., 1987. Kıtaların çarpışması ile ilgili kompleks deformasyon: Maraş Üçlü Eklemi ve çevre yapıları. H.Ü. Yerbilimleri Uyg. Ve Arş.Mer. Bült., 14, 319-336. HALL, R., 1979. Güneydoğu Türkiye de ofiyolit yerleşmesi ve Toros Sütur Zonu nun evrimi. Yeryuvarı ve İnsan, 18-28. HEMPTON, M. R., 1984. Results of detailed mapping near Lake Hazar (Eastern Taurus Mount). Güncüoğlu, M.C.(edt.), Intern. Symp. On the Geol. of the Taurus Belt., 223-228. 42

HEMPTON, M. R., 1985. Structural and deformation history of the Bitlis Suture near Lake Hazar, Shouteastern Turkey. Geol. Soc. Amer. Bult., 96, 233-243. KAYA, A., 1993. Gezin-Maden (Elazığ) çevresinde jeolojik araştırmalar. Yüksek Lisans Tezi, F.Ü.Fen Bil. Enst., 72 s., (yayınlanmamış). KEREY, İ. E. ve TÜRKMEN, İ., 1991. Palu formasyonu nun (Pliyosen-Kuvaterner) sedimantolojik özellikleri, Elazığ doğusu. T.J. Bülteni., 34, 21-26. KETİN, İ., 1946. Elazığ-Palu ve Pertek yörelerinin jeolojik etüdüne ait jeolojik rapor. MTA Enst., Der. Rapor No: 1708 (yayınlanmamış), Ankara. KETİN, İ., 1966. Anadolu nun tektonik birlikleri. MTA Enst. Derg., 66, 20-34, Ankara. KETİN, İ., 1977, Türkiye nin başlıca orojenik olayları ve paleocoğrafik evrimi. MTA Derg., 88,1-4. KETİN, İ., 1983. Türkiye Jeolojisine genel bir bakış. İTÜ matbaası, 583 s., İstanbul. NAZ, H., 1979. Elazığ-Palu dolayının jeolojisi. TPAO rapor no: 1360, (yayınlanmamış). ÖZKAN, Y.Z., 1982, Guleman (Elazığ) ofiyolitinin jeoloji ve petrolojisi. Yerbilimleri Dergisi, 3-4/ 6, 33-39. ÖZKAN, Y.Z., 1983, Guleman ( Elazığ) ofiyolitinin yapısal incelenmesi. MTA Dergisi, 37, 78-85. ÖZKAN, Y.Z., 1984, Guleman ofiyolitinde metamorfizma etkileri. MTA Dergisi, 47-57. ÖZKUL, M., 1982. Güneyçayırı (Elazığ) bölgesinin sedimantolojisi. Yüksek Lisans Tezi, A.Ü. Fen Fak., 38s., (yayınlanmamış), Ankara. ÖZKUL, M. ve ÜŞENMEZ, Ş., 1986. Elazığ kuzeydoğusunda derin deniz konglomeralarının sedimantolojik incelenmesi. G.Ü. Müh. Mim. Fak. Dergisi, 1, 2, 53-57. ÖZKUL, M., 1988. Elazığ batısında Kırkgeçit formasyonu üzerinde sedimantolojik incelemeler. Doktora Tezi, F.Ü. Fen Bil. Enst., 186 s. (yayınlanmamış), Elazığ. 43

ÖZKUL, M. ve KEREY, İ. E., 1996. Şelf-derin deniz kompleksinde fasiyes analizleri: Kırkgeçit formasyonu (Orta Eosen-Oligosen), Baskil, Elazığ, TÜBİTAK Tr. J. of Earth Sciences, 5, 57-70. PERİNÇEK, D., 1979. The geology of Hazro-Korudağ-Çüngüş-Maden-Ergani- Hazar-Elazığ-Malatya region. Guide Book, TJK yayını, 3-33. PERİNÇEK, D. ve ÖZKAYA, İ., 1981. Arabistan Levhası kuzey kenarı Tektonik evrimi. Yerbilimleri Derg., 8, 91-101. PERİNÇEK, D.ve KOZLU, H., (1984). Stratigraphy and structural relations of the units in the Afşin-Elbistan-Doğanşehir region (Eastern Taurus): Tekeli,O.and Güncüoğlu,M.C. eds.int.symp.on the geology of the TaurusBelt, proceedings,181-198. SİREL, E., METİN, S. ve SÖZERİ, B., 1975. Palu (KD Elazığ) denizel Oligosen inin stratigrafisi ve mikropaleontolojisi: Türkiye Jeoloji Kur. Bült., 18/2, 175-180, SOYUTÜRK, N., 1973. Murat baseni jeolojisi ve hidrokarbon imkanları: TPAO. Arşivi Rapor No: 791 (yayınlanmamış), Ankara. SUNGURLU, O., PERİNÇEK, D., KUT, G., TUNA, E., DÜLGER, S., ÇELİKDEMİR, E. ve NAZ, H., 1985. Elazığ-Hazar- Palu alanının jeolojisi. Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Dergisi, 29, 83-191. ŞAROĞLU, F. ve GÜNER, Y., 1981. Doğu Anadolu nun jeomorfolojik gelişimine etki eden öğeler: jeomorfoloji, tektonik, volkanizma ilişkileri. TJK Bült., 24, 39-50. ŞAROĞLU, F. ve YILMAZ, Y., 1987. Doğu Anadolu da Neotektonik dönemdeki jeolojik evrim ve havza modelleri. MTA Derg., 107,72-93. ŞENGÖR, A.M.C., 1980. Türkiye nin neotektoniğinin esasları. TJK konferans serileri, no. 2, 40 s. ŞENGÖR, A.M.C. ve YILMAZ, Y., 1983. Türkiye de Tetis in evrimi; Levha tektoniği açısından bir yaklaşım. TJK yerbilimleri özel dizisi, no. 1, 75 s. ŞENGÖR, A.M.C., 1984. Türkiye nin tektonik tarihinin yapısal sınıflaması. Ketin sempozyumu, 37-62. 44

ŞENGÖR, A.M.C., GÖRÜR, N. ve ŞAROĞLU, F., 1985. Strike slip faulting and related basin formation in zones of tectonic escape: Turkey as a case study. The Soc. of Econ. Paleont. And Min., 37,227-264, Oklahama, U.S.A. TATAR, Y., 1978. Kuzey Anadolu fay zonunun Erzincan-Refahiye arasındaki bölümü üzerinde tektonik incelemeler. H.Ü. Yerbilimleri Enst. Derg., 4, 1/2, 201-236. TATAR, Y., 1982. Yıldızeli (Sivas) kuzeyinde Çamlıbel dağlarının tektonik yapısı. K.Ü. Yerbilimleri Derg., 2 1, 1-20. TATAR, Y., 1987. Elazığ bölgesinin genel tektonik yapıları ve Landsat fotoğrafları üzerinde yapılan bazı gözlemler. H.Ü. Yerbilimleri, 14, 295-308. TATAR, Y.ve İNCEÖZ, M., 1991. Ergani-Çermik-Çüngüş bölgesinde kırık analizi. Ç.Ü. Ahmet Acar Semp. Bild., 183-190. TOLUN, N., 1955. Elazığ-Keban-Çemişgezek ve Pertek bölgesinin jeolojik etüdü. MTA Enst., Der. Rap. No: 2227, Ankara. (yayınlanmamış) TURAN, M., 1984. Baskil- Aydınlar (Elazığ) yöresinin stratigrafisi ve tektoniği. Doktora Tezi, F. Ü. Fen Bil. Enst., 180 s., Elazığ. (yayınlanmamış) TURAN, M., 1991.Elazığ yakın civarındaki bazı önemli tektonik yapılar ve bunların, bölgenin jeolojik evrimindeki yeri. Ank. Ünv. Suat Erk. Semp. (baskıda). TURAN, M., ve BİNGÖL, A.F., 1991. Kovancılar-Baskil (Elazığ) arası bölgenin tektono-stratigrafik özellikleri. Çukurova Üniversitesi, Ahmet Acar Jeoloji Sempozyumu, Tebliğler, 213-217. TÜRKMEN, İ., 1991. Elazığ doğusunda Çaybağı formasyonu (Üst Miyosen- Pliyosen) stratigrafisi ve sedimantolojisi. TJK Bült., 34 1, 45-53. ÜNAY, E., 1991. Paleontolojik tetkik ve tayin raporu. MTA Enst. Gen. Müd. Rapor No: 1991/2, 16-18. WILSON, J. L., 1975. Carbonate facies in geologic history, Sprenger-Verlag, New York, 471 pp. YALÇIN, N., 1985. Kenar Kıvrımları Kuşağı nın jeolojik evrimine bir yaklaşım. İzdar, E. ve Nakoman, E. (edt.), Ege bölgeleri jeolojosi VI. Kollokyumu içinde, 217-223. 45

YAZGAN, E., 1981. Doğu Toroslarda etkin bir paleokıta kenarı etüdü (Üst Kretase- Orta Eosen) Malatya-Elazığ, Doğu Anadolu. H. Ü. Yerbilimleri Dergisi, 7, 83-104. YAZGAN, E., 1983. A geotraverse between the Arabian Platform and the Munzur Nappes: Tekeli, O. And Güncüoğlu, M.C. edts., In. Symp. on the Geology of the Taurus Belt, Field Guide Book, Excursion V, Ankara. YAZGAN, E., 1984. Geodynamıc evolution of the Eastern Taurus region (Malatya- Elazığ area, Turkey. İnternational Sympozium on the Geology of the Taurus Belt, O. Tekeli and M. C. Göncüoğlu (eds.), Proc., 199-208, Ankara. YAZGAN, E. ve CHESSEX, R., 1991. Geology and tectonic evolution of the Shouteastren Taurides in the region of Malatya TPJD Bült., 3, 1-42. YILDIRIM. M. ve YILMAZ, Y., 1991. GD Anadolu Orojenik Kuşağı nın ekaylı zonu. TPJD Bült., 3, 57-73. 46

ÖZGEÇMİŞ 1974 Yılında Elazığ ilinin Palu İlçesine bağlı Şenova Köyü nde doğdum. İlkorta ve lise tahsilimi Elazığ ili Kovancılar ilçesinde tamamladım. 1993-1994 öğrenim yılında Fırat Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümünde yüksek öğrenimime başladım. 1998 yılında aynı fakülteden Jeoloji Mühendisi olarak mezun oldum. 1999 2000 öğrenim yılı bahar döneminde Çukurova Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında açılan sınavı kazanarak Yüksek Lisans öğrenimime başladım. Halen alt yapı ve jeolojik-jeoteknik hizmetler konusunda aktif olarak faaliyet gösteren YÜKSEK İNŞAAT Müh. Mad. Ürt. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. nde Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmaktayım. 47