I.BÖLÜM

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "I.BÖLÜM -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------"

Transkript

1 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ GĠRĠġ I.BÖLÜM KONU VE AMAÇ VARSAYIMLAR SOSYAL YAPI VE GÖÇ KENTLEġME Tek Merkezli Bölgeler Teorisi Hoyt un Sektör (Mıntıka) Teorisi Harris ve Ulman ın Çok Yönlü-Çekirdek Teorisi GecekondulaĢma KENTLĠLEġME Aile Yapısı Akrabalık ĠliĢkileri Anomi (Normsuzluk) II. BÖLÜM ALEVĠ-BEKTAġĠ ĠNANÇ VE KÜLTÜR YAPISI Ġnanç Tören Toplumsal Kurumlar Müsahiplik DüĢkünlük FARAġLI KÖYÜ HAKKINDA GENEL BĠLGĠ Köyün Tarihi Çevre Ġle ĠliĢkileri Demografik Durumu DĠNĠ HAYAT Ġnanç Tören III. BÖLÜM ANKARA DA YAġAYAN FARAġLI KÖYÜ KÖKENLĠLERĠN SOSYOLOJĠK ÖZELLĠKLERĠ ÖRNEK GRUBUN DEMOGRAFĠK ÖZELLĠKLERĠ Nüfus YaĢ Doğum Yeri ve Göç Eğitim Durumu Meslek Dağılımı ÖRNEK GRUBUN SOSYAL HAYATI Aile Evlilik Akrabalık ĠliĢkileri Gelir Düzeyi Mesken Durumu BoĢ Zamanlarını Değerlendirme Biçimleri ÖRNEK GRUBUN SĠYASĠ DURUMU Ülke Sorunlarını Algılama

2 Oy Verme DavranıĢı ÖRNEK GRUBUN DĠNĠ HAYATI Dini Kimlik Laiklik AnlayıĢı ve Din Eğitimi Dini Pratikler SONUÇ SUMMARY ÖZET ANKET FORMU KAYNAKÇA

3 TABLOLAR Tablo 1 Tablo 2 Tablo 3 Tablo 4 Tablo 5 Tablo 6 Tablo 7 Tablo 8 Tablo 9 : GörüĢülen Yer (Ġlçe/Mah) : Örneklem Grubun YaĢ Dağılımı : GörüĢülen KiĢilerin Doğum Merkezleri : Hayatın En Uzun Döneminin Geçtiği yer : GörüĢülen KiĢinin Eğitim Düzeyi : Erkek Çocuğun Eğitim Düzeyine iliģkin GörüĢler : Kız çocuğun Eğitim Düzeyine ĠliĢkin GörüĢler : Örneklem Grubun Meslek Dağılımı : GörüĢülenin Hane Nüfusu Tablo 10 : Aile Planlaması Uygulanmasına ĠliĢkin GörüĢler Tablo 11 : Örneklem Grubun Evlenme YaĢı Tablo 12 : Örneklem Grubun Evlenme Biçimi Tablo 13 : Kıyılan Nikah Türü Durumu Tablo 14 : Akraba Evliliğine ĠliĢkin DüĢünceler Tablo 15 : Akrabaların Ziyaret Edilme Sıklık Durumu Tablo 16 : Oturulan Mahallerin Seçilmesini Etkileyen Faktörler Tablo 17 : Yeni TaĢınılacak Olan Mahallerde Dikkat Edilen Hususlar Tablo 18 : Ailenin Parasal Geçim Durumu Tablo 19 : Örneklem Grubun Hislerine Göre Tabakadaki Yerleri Tablo 20 : Oturulan Evin Cinsi Tablo 21 : BoĢ zamanların Değerlendirme Biçimleri 3

4 Tablo 22 : Türkiye nin En Önemli Sorununa ĠliĢkin GörüĢler Tablo 23 : Son On yıl içinde ülkemizin Durumuna ĠliĢkin GörüĢler Tablo 24 : Ülkenin Kötüye Gitmesinde Kimin Sorumlu Olduğuna Dair DüĢünceler Tablo 25 : Sorunları Çözecek Kurumun Parlamento Olduğuna ĠliĢkin DüĢünceler Tablo 26 : Son Seçimde Oy Dağılımı Tablo 27 : Yakın zamanda yapılacak bir seçimde olası oy dağılımı Tablo 28 : Alevilerin Siyasi Partilerle ĠliĢkileri Hakkında DüĢünceler Tablo 29 : Dini kimliğin tanımlanma durumu Tablo 30 : Aleviliğin Ne olduğuna iliģkin görüģler Tablo 31 : Alevilik ve Ġslamiyet arasındaki iliģkiye dair görüģler Tablo 32 : Laikliğin anlamına iliģkin düģünceler Tablo 33 : Diyanet iģleri baģkanlığına duyulan güven durumu Tablo 34 : Diyanet iģleri baģkanlığının varlığına yönelik düģünceler Tablo 35 : Okullarda Din Derslerinin Okutulmasına iliģkin düģünceler Tablo 36 : Dini bilgilerin öğrenilmesinde etkin olan kaynaklar Tablo 37 : Alevi-BektaĢi Geleneklerin çağa uygunluğu ile ilgili düģünceler Tablo 38 : Dedelik ve Dedelerle ilgili olarak bildirilen düģünceler Tablo 39 : Cem Ayinine Katılma Durumu Tablo 40 : Görgü cemine katılma durumu Tablo 41 : Cem Ayinlerinin yapıldığı semtler 4

5 Tablo 42 : Cem Ayinlerine katılmayı gerektiren durumlar Tablo 43 : Müsahip olma durumu Tablo 44 : Müsahip olma hakkında düģünceler Tablo 45 : Alevi-BektaĢi kültürüyle ilgili faaliyetlere katılma durumu Tablo 46 : ErmiĢ Olduğuna Ġnanılan insanlara olan tutum 5

6 ÖNSÖZ Bu çalıģma, Alevi-BektaĢi inanç sistemini sosyal iliģkiler cephesinden incelemeyi amaçlamaktadır. KentleĢme sürecinde Alevilik-BektaĢiliğin sosyal yapı içinde nasıl bir görünüme sahip olduğunu anlamayı ve açıklamayı amaçlamaktadır. Kırıkkale/Sulakyut/FaraĢlı Köyü kökenlilerden olup, Ankara da yaģayanları üzerinde yapılmasına karar verilen araģtırma, Ģehirde yaģayan Alevileri inceleme açısından önemlidir. Bu araģtırmada bize yardımcı olan, evlerine kabul edip görüģmeleri yapmamızı sağlayan FaraĢlı Köyü Alevilerine teģekkür ediyorum. Ayrıca, araģtırmada desteğini esirgemeyen danıģman hocam Yrd. Doç. Dr. Yılmaz SOYYER e teģekkür ederim. 6

7 GİRİŞ Gelenekli toplumların karakteristik özelliği, ananevi kültürel değerler etrafında tam manası ile bütünleģmiģ gruplar ihtiva etmeleridir. Bu tip toplumlarda kültürel ve faydacıl faaliyetler birbirinden ayırt edilemeyecek kadar kaynaģmıģ durumdadır. Fakat, sosyal değiģmenin büyük boyutlara ulaģtığı sanayi devrimiyle birlikte geleneksel toplumlar çözülmeye baģlamıģtır. KentleĢme bu bağlamda toplumsal değiģim sürecinin bir göstergesi ve kırsal toplumdan kentsel topluma geçiģin bir ifadesi olarak bu çözülmeyi ve yeniden yapılanmayı en iyi anlatan olgulardan biridir. Türkiye de ki Alevi-BektaĢi topluluklar yakın zamana kadar geleneksel toplumsal yapılarını koruyan, inanç sistemleriyle toplumsal yapılarını denetleyen kapalı topluluklardı. fakat, 1950 li yıllardan itibaren Türkiye deki kentleģme hareketleri ile birlikte bu kapalı topluluklarda çözülmeye baģlanmıģtır. Günümüz Aleviliği kendini modern olarak yeniden inģa etmeye ve modernliğin terimiyle tanımlamaya çalıģmaktadır. Ancak, Alevi öğretisinin, kurumlar yoluyla cisimleģtirerek iģlevsel kıldığı kimi anlayıģların, nasıl dönüģtürülerek korunacağı ve geliģtirileceği, bu kurumların modernite karģısında epeyce aģınmıģ olması nedeniyle, hâlâ ciddi bir iç sorun durumundadır. Bu araģtırmada Alevi-BektaĢi inanç sistemine iliģkin pratiklerin ve toplumsal kurumların kentleģme sürecinde uğradıkları değiģiklikleri tesbit etmeye çalıģtık. AraĢtırma üç bölümden oluģmaktadır. Birinci bölümde kentleģme olgusu ele alındı. Ġkinci bölümde Alevi-BektaĢi inanç ve kültürel yapısı ile FaraĢlı Köyünün dini-sosyal yapısı ele alındı. Üçüncü bölümde ise, Ankara da yaģayan FaraĢlı Köyü kökenlilerin sosyolojik özellikleri değerlendirildi. 7

8 Sonuç kısmında araģtırmanın varsayımları, verilerin ıģığında değerlendirilerek, ĢehirleĢme sürecinde Alevi-BektaĢi inanç sisteminin yeni bazı boyutları ortaya konmuģtur. I. BÖLÜM 1.1. Konu ve Amaç Bütün sosyo-kültürel yapılarda, din kurumu önemli bir güce sahiptir. Din, sosyo-kültürel yapıda kontrol kurumlarından biri olduğundan toplumu hem denetler, hem de yönlendirir. 1 Alevilik, inanç sistemi olmakla birlikte, bu inanç sisteminin oluģturduğu kendine özgü sosyo-kültürel bir yapıdır. Sözkonusu inanç sistemi, sosyo-kültürel yapıyı hem denetlemekte, hem de yönlendirmektedir. 2 Öyle ki inanç sisteminin etkinliği ile Alevi toplulukları çevresindeki topluluklardan tecrit olmuģlardır. Bu tecritlik ya da soyutlanmıģ topluluk özelliği iki boyutta gerçekleģmiģtir. Birincisi çevrelerinin bu toplulukları kendilerinden saymayarak dıģlamalarıdır. Ġkincisi ise bu toplulukların, çevreyi kendisinden saymayarak, kendi içine dönmesi ve bir kültür adacığı oluģturmasıdır. SoyutlanmıĢ olmak her iki açıdan da inanç temellidir. 3 Fakat, ĢehirleĢme sürecinde bu soyutlanmıģlık özelliği en azından coğrafi manada kaybolmaktadır. Çünkü Ģehirlerin yerleģim düzeni buna imkan vermemektedir. Günümüzde, kırsal alan ve kasaba kimliğine dayalı cemaatçi oluģumlarda, Alevi teolojisinin bazı geleneksel özelliklerini sürdürmesine rağmen, kentsel alanlarda bu yapının ne tür bir mahiyet arzettiği merak konusudur. Aleviler, kırsal kesimden Ģehirlere doğru geliģen göçü en fazla yaģayan bir topluluktur. KentleĢme sürecinde Alevi kültürüne adeta yabancılaģmıģ bir 1 ENGĠN, Ġsmail; AkçeniĢ Tahtacılarında Dinin ve Dini Örgütlenmenin Günlük YaĢama Etkisi, H.Ü. Sos.Bil.Enst., Doktora Tezi, Ankara-1993, s.3 2 ENGĠN, Ġsmail; a.g.e., s.3 3 SOYYER, Yılmaz; Alevi BektaĢi Geleneği, Seyran Yay., Ġstanbul-1996, s.17 8

9 kimliği yansıttıkları söylenebilir. Ne sünni koda, ne de Alevi inanç ve değerler sistemine yaklaģımı bulunmayan bu gençler, profan (kutsal dıģı) alan içinde yaģamaktadırlar. Bugün Alevi toplumu kentlerde, önemli ölçüde kültür sahalarından kopmuģ, kutsal dıģı bir kimliği taģımaktadırlar. 4 Bunun, nedenlerinden bir kısmı, yıllık bir dönemi içeren, ülke çapındaki siyasal ve ideolojik patlamalara ve Alevi gençlerin aģırı ölçüde siyasallaģmasına bağlayarak, geleneksel yapının bozulmasıyla açıklayabiliriz. Fakat, Alevi kültürünün yaģanmamasının ve yaģatılamamasının nedenlerinin bir kısmını da Aleviliğin kendi iç dinamiklerinde aramamız gerekir. Bu araģtırmada amaç, ĢehirleĢme sürecinde Alevi-BektaĢi dini inanç ve örgütlenmelerinde meydana gelen değiģikliklerin araģtırılmasıdır. Bu değiģikliklerin ne ve nasıl olduğunu ortaya koyabilmek için öncelikle, ĢehirleĢme ve özlelikleri belirtilecek, sonra Alevi-BektaĢi inanç, tören ve kurumları tesbit edilerek, bunların kentleģme sürecinde ne gibi değiģikliklere uğradığı ve bugünkü durumu ortaya konmaya çalıģılacak Varsayımlar 1. Cem ayini topluluk ibadetidir, ĢehirleĢmenin ileriki safhalarında, coğrafi uzaklık ve sosyal kontrolün etkisini yitirmesiyle cem ayini toplumsal fonksiyonunu kaybeder. 2. Toplumsal kurumlardan düģkünlük sosyal kontrolün yetersizliği ve bireyselleģmenin etkisiyle yerine getirilememektedir. 3. Toplumsal kurumlardan müsahiplik bireyselleģme ve Ģehir hayatının getirdiği sıkıntılardan dolayı yerine getirilmemektedir Sosyal Yapı ve Göç Sosyal yapı belirli bir kültüre sahip ve bir mekanda yerleģmiģ insan topluluğunun dokusunu ortaya koyar. Sosyal yapı sosyal değiģmeye göre statik bir nitelik taģır. Belirli bir toplumun fiziki ve kültürel yapı özelliklerini yere ve 4 TÜRKDOĞAN, Orhan; Alevi BektaĢi Kimliği, TimaĢ Yay., Ġstanbul-1995, s.449, 450 9

10 zamana bağlı olarak ortaya koyar. Bu bakımdan, sosyal yapı bir toplumun belirli bir anının görünümüdür. 5 Sosyal yapı ile kültürel yapı arasındaki iliģki sosyal değiģme ile kültürel değiģmeler arasındaki etkileģmeyi doğurur. Sosyal yapıyı meydana getiren unsurlar arasında etkileģim vardır ve birinde meydana gelen değiģme diğerlerinde de değiģmelere sebep olabilmektedir. 6 Sosyal değiģme ile kültürel değiģmeyi birbirinden kesin sınırlarla ayırmak mümkün değildir. Ġnançlar, müesseseler, değerler ve sosyal münasebetler arasında sıkı bir bağ vardır. Onun için sosyal ve kültürel içiçe geçmiģtir. Bu sebeple kültürel değiģmeler, sosyal değiģmeyi de gerektirir. 7 Bir cemiyet veya grup içinde kültür değiģmelerinin meydana gelebilmesi için, ya muhitinde coğrafi veya içtimai bir değiģmenin vuku bulması, bu taktirde mevcut sistemin yeni Ģartlara intibak edememesi yahut baģka kültürlerle temasa geçilmesi veyahut bütün bunların hep birden olması gerekir. 8 Göç de bir cemiyetin muhitini tamamiyle değiģtirdiği coğrafi bir hareketliliktir. Göç, insanların içinde yaģadıkları coğrafi ve sosyo-kültürel çevreden ayrılarak baģka bir coğrafi ve sosyo-kültürel çevreye girmesidir. 9 Aynı zamanda, toplumsal yapının dinamikliğine iģaret eden bir olgudur. Bu dinamiklik, bireylerin veya grupların mekansal değiģimiyle birlikte bir toplumsal hareketliliği de beraberinde getirir. Kırsal alandan kente göç olgusu, nüfusun kentlerde yığılmasına neden olmuģtur. Ülkemizde daha çok kırsal alandan kente göçün bir sonucu olarak 5 ERKAL, Mustafa; Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal DeğiĢme, MayaĢ Yay., Ankara-1984, s KAYA, YaĢar; Sosyal DeğiĢmenin Yeni Bazı Boyutları, Ġ.Ü. Sosyal Bilimler Enst. Yüksek Lisans Tezi, Ġstanbul-1985, s ERÖZ, Mehmet; Milli Kültürümüz ve Meselelerimiz, Ġstanbul-1982, s TURHAN, Mümtaz: Kültür DeğiĢmeleri, Marmara Üni. Ġlahiyat Fak. Vakfı Yay., No:16, Ġstanbul-1987, s DURUGÖNÜL, Esma; Sosyal DeğiĢme, Göç ve Sosyal Hareketler, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Devlet Ġstatistik Enst. Yay., Kasım-1996, s.95 10

11 ortaya çıkan kentleģme olgusu, özellikle son otuz yıl içerisinde, yoğun olarak kendisini göstermeye baģlamıģtır. KentleĢme hareketi, toplumsal değiģmenin de yoğun olarak yaģanmasına neden olmaktadır. Hem köyden kente gelen aileler, toplumsal değiģmeyi yoğun olarak yaģamaktadırlar, hem de kentleģmenin içerisinde barındırdığı toplumsal dinamikler, toplumsal değiģmenin varlığını devam ettirmesine katkıda bulunmaktadırlar. Toplumsal değiģmeler, kültürel değiģmeleri de beraberinde getirdiğinden kırsal alandaki sosyal yapı özellikleri giderek çözülmekte ve kentsel alanda yeniden yapılanmaya gitmektedir. 10 KentleĢme sürecinde ortaya çıkan, fiziki kentleģme hareketleri, kentlileģme/kentlileģememe gerçeklikleri, aile yapılarında meydana gelen değiģmeler, akrabalık ve komģuluk iliģkileri gibi dinamikler sosyal yapının Ģekillenmesinde etkin faktörler olarak görülmektedir Kentleşme Kentbilim Terimleri Sözlüğü nde KentelĢme iģleyimleģmeye ve ekonomik geliģmeye koģut olarak kent sayısının artması ve kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplumda artan oranda örgütleģmeye, uzmanlaģmaya ve insanlararası iliģkilerde kentlere özgü değiģikliklere yol açan nüfus birikimi süreci 11 olarak tanımlanır. Irmak kentleģmenin çeģitli görünüģlere sahip olduğu yönü ile: 1. KentleĢmeyi, ister bir kırsal yerleģmenin kente dönüģmesi, ister doğrudan doğruya kentin büyümesi biçiminde olsun nüfusun kent yerleģmelerinde yoğunlaģması olarak herģeyden önce demografik bir olay olması, 2. Nüfusun tarımdan endüstri ve hizmetlere kayması ve buna bağlı olarak kentsel iģgücü biçimlerinin ekonomik etkinlik kazanması, 10 AYDOĞAN, Feramuz; Köyden Kente Göçün Ailenin Akrabalık ve KomĢuluk ĠliĢkileri Üzerine Etkileri, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Devlet Ġstatistik Enst. Yay., Kasım-1996, s KELEġ Rusen; Kentbilim Terimleri Sözlügü, Ankara-1980, s

12 3. Fiziksel çevre ve yaģama koģullarında bir değiģim, 4. Sosyal değiģme ve yeni bir biçimlenme süreci, 5. Bir yönetimsel örgütlenme süreci, 12 olarak geniģ kapsamlı bir tanımlanma içinde değerlendirir. Bu bağlamda kentleģme; kentsel nüfus toplanması süreci ve kentsel karakteristiklere malik olma biçiminde de özetlenebilir. Bu durumda mekan içinde bir kentsel nüfus toplanması ve yoğunluk olayı vardır. Kent olarak demografik yönden ve yasal boyut içinde yer almayan yerleģmelerde, zaman içinde büyüyecek nüfus artımı ile kentler arasına girer ve böylece, a) kentlerin sayısı artar, kentsel yerleģme merkezlerinde, b) nüfus büyür ve kent alanı yayılır, ve bu büyüme, yayılma yanısıra mekan içinde, kentleģmeye bağlı olarak, c) yeni kentler kurulur. 13 Böylece kentleģme; mekanda bir yerleģme, bir nüfus toplanması ve nüfus yoğunluğu, yerel örgütlenme, sosyal tabakalaģma, kurumlaģma, üretimde farklılaģma, uzmanlaģma, yeni bir yerleģme biçimlenmesi ve sosyo-ekonomik ve kültürel değiģime yol açan bir nüfus toplanması süreci olarak 14 tanımlanabilir. Bu anlamda, kentleģme; demografik, ekonomik, sosyal ve kültürel bir yapısal dönüģümü içermektedir. Demografik bir kavram olarak kentleģme özellikle köyden kente göçle beslenen nüfus yoğunluğunun fazlalığı olarak ifade edilebilir. 15 Ekonomik açıdan kentleģme, iģgücünün tarım sektöründen, sanayi ve hizmetler gibi tarım-dıģı sektörlere aktarılmasıdır. 12 ĠRMAK Yakut; KentleĢmenin Sosyo Demografik Yönü, Doçentlik Tezi, Ġstanbul-1974, s.1 13 SUHER, Hande; KentleĢme ve KentlileĢme Politikaları, KentleĢme Sürecinde KentlileĢme, Aralık- 1991, s SUHER, Hande; KentleĢme ve KentlileĢme Politikaları, KentleĢme Sürecinde KentlileĢme, Aralık- 1991, s.4 15 BAYHAN, Vehbi; Türkiye de Ġç Göçler ve Anomik KentleĢme, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Mersin-1996, s

13 Sosyolojik bir kavram olarak ise; kentleģme dar mekanlı bir cemaat hayatından, geniģ mekanlı bir cemiyet hayatına geçiģ ve bu ikinci yaģama Ģekline göre yeni sosyal münasebetlere ve bunun gerektirdiği yeni teģkilatlanmalara giriģ olarak tasvir edilebilir. 16 Görüldüğü gibi kentleģmeyi tek bir açıdan görmek mümkün değildir. Her bir disiplin kendi yorumuyla kent olgusunu açıklamaya çalıģmaktadır. Fakat hepsinde ortak olan, kuvvetli bir yapısal dönüģümün yaģandığının gözlenmesidir. KentleĢme ve göç arasındaki doğrusal iliģki yapısal dönüģümü açıklayan önemli bir etkendir. Göç oranı arttıkça kentleģme hızlı bir ivme kazanmaktadır. Göç, coğrafi mekan değiģtirme sürecinin sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi boyutlarıyla toplum yapısını değiģtiren nüfus hareketidir. 17 Göçler, iç göçler ve dıģ göçler olmak üzere iki Ģekilde olmaktadır. Ġç göçler, ülke içerisinde yerleģim birimleri arasında yerleģmek amacıyla yapılan nüfus hareketidir. DıĢ göçler ise, uzun süre kalmak, çalıģmak ve yerleģmek için bir ülkeden diğerine yapılan nüfus hareketidir. 18 Göç, bireylerin kendi istekleriyle gerçekleģtirdikleri, serbestçe oluģan bir hareketlilik olabileceği gibi, bireylerin arzuları dıģında çeģitli kuvvetlerin etkisiyle güdümlü olarak da gerçekleģebilir. 19 Göç akım yönleri; kırdan-kente, kentten-kente, kentten-kıra ve kırdankıra Ģeklinde olabilmektedir. 20 Türkiye de iç göçler yoğunlukla kırdan-kente ve kentten-kente doğru olmaktadır. KentleĢme ve göçü, kentlerde çekme faktörleri ile köylerde de itme faktörleri etkilemektedir SEZAL, Ġhsan;?ġehirleĢme, Ġstanbul-1992, s BAYHAN, Vehbi; a.g.e., s ÜNER, Sunday; Nüfus Bilim Sözlüğü, Ankara-1972, s AKKAYAN, Taylan; Göç ve DeğiĢme, Ġstanbul-1979, s AKKAYAN, Taylan; a.g.e., s

14 Nüfusu kente iten faktörler Ģu Ģekilde ifade edilebilir: Köyde artan nüfus baskısı, yetersiz ve kötü dağıtılmıģ toprak, düģük verimlilik, doğal afetler, kan davaları, toprağın mirasla parçalanması 22, tarımda makinalaģma, ulaģım ve haberleģmenin geliģmesi 23 köyün iticiliğini oluģturmaktadır. Nüfusu kente çeken faktörler ise: Köy-kent gelir farklılıkları, daha iyi ve ileri eğitim, Ģehrin cazibesi, iģ bulma ümidi, daha yüksek hayat standardı, ulaģım imkanları 24 kentlerdeki sosyal ve kültürel imkanlardan yararlanma isteği gibi ekonomik sosyal ve kültürel etmenlerdir. Türkiye de kentleģme iç göçden kaynaklanırken, sanayileģme ve tarımda modernleģme de bu iç göçü artırır öğeler olarak kentleģmeye ayrı bir ivme vermektedir. 25 Köyden Ģehire doğru olan demografik hareketlilik, Ģehir dediğimiz bir fiziki mekan oluģmasını sağlamaktadır. 26 Fakat, bu fiziki mekanın coğrafi manada geliģimine iliģkin çeģitli teoriler vardır. Ekolojik teoriler olarak da adlandırılan bu teorilerde, genel olarak, Ģehrin bir merkezden çevreye doğru yayılan tabi alanlar Ģeklinde farklılaģtığı kabul edilmiģtir Tek Merkezli Bölgeler Teorisi: Burgess, Chicago Ģehri üzerinde yapmıģ olduğu bir araģtırmaya dayanarak, Ģehrin, aynı ve merkezden çevreye doğru yayılan daireler Ģeklinde geniģlediğini ileri sürmüģtür. Bu daireler, Burgess e göre hem Ģehrin mekan üzerindeki yayılıģını hem de zaman içerisindeki geliģmesini ifade eder Merkezi iģ ve ticaret bölgesi 2. GeçiĢ bölgesi 21 TÜMERTEKĠN, Erol; Türkiye de?ġehirleģme ve?ġehirsel Fonksiyonlar, Ġstanbul-1973, s SEZAL, Ġhsan; a.g.e., s DALGĠÇ, Duygu; KentleĢme Sürecindeki Gecekondu, Aliağa Belediyesi-1996, s.3 24 SEZAL, Ġhsan; a.g.e., s SUHER, Hande; KentleĢme Sürecinde KentlileĢmeyi GeliĢtirici Politikalar, KentleĢme ve KentlileĢme Politikaları, Aralık-1991, s SEZAL, Ġhsan; a.g.e., s KORKMAZ, Abdullah; Kent Sosyalojisi, Ders Notları, s.40. Ġ.Ü. Sosyoloji Bölümü 28 SEZAL, Ġhsan; a.g.e., s.45 14

15 3. ĠĢçilerin oturduğu alanlar 4. Orta tabaka oturma alanları 5. Banliyöler. Burgess, tek merkez etrafında çevrelenmiģ olan bu dairelerin, kendi içlerinde ekonomik ve kültürel bölümlere ayrıldığını ve bütün bu bölünüģlerin Ģehre, belirli bir Ģekil verdiğini ileri sürmüģtür. 29 Ekolojik teoriyi ortaya atanlar, Ģehrin büyümesiyle birlikte oturma yerleri ve müesseselerin merkezden uzaklaģarak çevreye doğru yayıldığını, bu yayılma sonucunda Ģehrin dıģ bölgelerinde ikinci dereceden iģ merkezlerinin kurulduğunu göstermiģ oldukları için, merkezden uzaklaģma sürecinin rolüne dikkat çekmiģlerdir. 30 Ayrıca, belli bir merkezden çevreye doğru olan bu yayılmanın, zaman ve mekan içerisinde ard-arda gelen seriler teģkil ettiğini, yeni Ģehrin her bölümünün, kendine en yakın olan baģka bir bölümü istila etmek suretiyle de istila ve ardardalık süreçlerinin önemini göstermeye çalıģmıģlardır Hoyt un Sektör (Mıntıka) Teorisi: Teori, bir zaman diliminde ekolojik değiģmeyi tesbit etmeye gayret eder. Ayrıca tek merkezli bir bölgeyi formüle etmekten ziyade Ģehrin daha fazla çeyrek daireleri, ya da birinin dıģ bölgelerinde bulunan kirası yüksek bölgelerin geniģlemesine ve büyümesine dikkatleri toplar. Buna göre Ģehrin büyümesi, inģaa merkezleri ya da alıģveriģe elveriģli nakliye yolları boyunca geliģmeye meyillidir. Bölgeler, Ģehrin çeģitli fonksiyonlarının görülmesine ayrılmıģ sektörler niteliğindedir. Teoriye göre, farklı gelir seviyesinde ve farklı sınıflara üye olanlar farklı bölgelerde oturur ve gelirlerindeki değiģmeyle birlikte, aynı sektör içinde 29 KORKMAZ, Abdullah a.g.e., s SEZAL, Ġhsan; a.g.e., s SEZAL, Ġhsan; a.g.e., s.44 15

16 merkezden çevreye doğru hareket ederler. Yüksek standartlı ikamet bölgeleri, geliģmenin yönü üzerinde önemli bir faktördür Merkezi ticaret bölgesi 2. Toptancılık ve hafif imalat 3. Alt sınıf ikametleri bölgesi 4. Orta sınıf ikamet bölgesi 5. Yukarı sınıf ikamet bölgesi Harris ve Ulman ın Çok Yönlü - Çekirdek Teorisi: Harris ve Ulman ın yaklaģımı, modern sanayi Ģehirlerinin, genellikle, ikamet merkezleri, sanayi merkezleri ve muhtelif iģyerleri merkezleri geliģmesi üzerine temellenir. Eski bölgelerin Ģehirleri, incelendiğinde geliģmesinde ve geliģmemesinde göstermektedir ki, Ģehirler tek merkezin değil birkaç merkezin etrafında geliģir. Çekirdeklerin sayısı, büyüklükleri ve birbirinden uzaklıkları Ģehrin büyüklüğüne bağlı olarak Ģehirden Ģehire değiģiklik arzetmektedir Merkezi iģ ve ticaret böl. 2. Toptancılık ve hafif imal 3. Alt sınıf ikamet böl. 4. Orta sınıf ikamet böl. 5. Yukarı sınıf ikamet böl. 6. Ağır sanayi böl. 7. DıĢarıdaki iģyerleri 8. Ġkamet banliyöleri 9. Sanayi banliyöleri 32 KORKMAZ, Abdullah; a.g.e., s SEZAL, Ġhsan; a.g.e., s.46 16

17 Teoriye göre, Ģehir araziden faydalanma biçimlerine göre altı farklı bölge belirir. 1. Merkezi iģ ve ticaret bölgesi, 2. Toptancılık ve hafif imalat sanayi bölgesi. 3) Ağır sanayi bölgesi, 4. Ġkamet bölgesi, 5. Kültür merkezleri, parklar, Ģehrin hafif sanayi gibi küçük çekirdekler, 6. Banliyöler. Oturma bölgeleri de kendi içlerinde gelir gruplarına göre sınıflanmaktadır. Yukarı sınıf ikamet bölgeleri ile sanayi bölgeleri ayrı ayrı yönlerde geliģirler. Çünkü sanayi bölgeleri yüksek yoğunlukta ulaģıma ve gürültüye yol açar, halbuki ikamet bölgeleri sakin yerler olmalıdır. 34 Ekolojik teorilerin ĢehirleĢmeye getirdiği yaklaģımlar, belli bir coğrafi bölge ile kültürel yaģamın meydana getirdiği denge hali ve iģleyiģ tarzının açıklanmasıyla alakalıdır. BeĢeri ekoloji anlayıģına dayanmaktadır. 35 Günümüzde ĢehirleĢme, sanayi sektöründeki, ziraat sektöründeki ticaret, transport ve hizmet sektörlerindeki geliģmeler neticesinde Ģehir blokları safhasına doğru ilerlemektedir. 36 Merkezi Ģehir bloku (Metropoliten) devamlı bir Ģehir haline gelen büyük bir saha veya mıntıkadır. Etrafa doğru yayılan ve gittikçe geniģleyen merkez Ģehirlerin etrafındaki ĢehirleĢmiĢ kısımların bitiģmesi suretiyle meydana gelen Ģehir blokları ya derli toplu bir bölge manzarasını gösterir veya bir Ģerit halinde ve ince uzun bir görüģ kazanır. 37 Merkez Ģehre bitiģik bölgelerin merkez Ģehir tarafından massedilmesi ve bunların yerine açıklık ve kırlık sahaların Ģehrin tesir bölgesi içine girmesi, böylece devamlı Ģehir ve Ģehir saçağı bölgelerinin ortaya çıkması eskiden ıssız sayılan yerlerin kısa zamanda ehemmiyetli bir ticari sirkülasyon imkanı bahģeder hale gelmesine yol açmaktadır. ġehir, açık sahaları zaptettikçe, Ģehrin bu fetih hızı nispetinde saçak bölgeler de ticari imkanlara kavuģmaktadır. Böylece ticari 34 KORKMAZ, Abdullah; a.g.e., s. 35 TUNA, Korkut; ġehirlerin Ortaya ÇıkıĢ ve YaygınlaĢması Üzerine Sosyolojik Bir Deneme, Ġstanbul Üni. Ed. Fak. Yay., Ġstanbul-1987, s BĠLGĠSEVEN, Amiran, K.; Köy Sosyolojisi, Ġstanbul-1988, s BĠLGĠSEVEN, Amiran, K.; a.g.e., s.26 17

18 imkanlar, sanayileģmenin ve ĢehirleĢmenin bir taraftan neticesini teģkil ettiği gibi, diğer taraftan da Ģehir bloklarının teģekkülüne ve inkiģafına tesirli olmaktadır. 38 Türkiye deki geliģmeler, Ģehir bloklarının (metropolitlerin) yurdun her bölgesinde oluģmasına imkan vermemektedir. Bölgesel açıdan ikilik sergilemektedir. GeliĢmekte olan ülkelerde kaynak kıtlığı ve ekonomik sorunlar bütün bölgelerin eģzamanlı olarak altyapı yatırımlarına kavuģturulmasına, sanayileģtirilmesine ve tarımın modernleģtirilmesine olanak tanımamaktadır. 39 Ġstanbul, ülkemizin birçok yönlerden en geliģmiģ, en önde olan hatta denilebilir ki gerçek anlamda tek metropolleģmiģ kentidir. Bu kentin yanısıra büyük kent olarak adlandırılan kentler de vardır. Bunlar: Ankara, Ġzmir, Adana, Bursa gibi kentlerdir. 40 Türkiye de büyük kentlerin periferisinde önemli değiģmeler yaģanmaktadır. Kentler artık modern teknolojinin, ulaģım ve iletiģim olanaklarının izin verdiği ölçüde saçaklara, uç noktalara doğru yayılmaktadır. Bu yayılma içinde konut alanlarının, özellikle toplu konut projelerinin oranı giderek artmaktadır. BanliyöleĢme olarak adlandırılan bu kent içi göç, nüfusun kentin uç noktalarına doğru taģınarak, metropoliten alan içinde yayılmasına olanak sağlamıģtır. 41 BanliyöleĢme en genel anlamda, kent içinde yoğunlaģan nüfusun desentralizasyonu; diğer bir ifadeyle, kentsel nüfusun ve faaliyetlerin kentin kenarlarına ve yakın/uç alanlarına yerleģmesidir. 42 Türkiye de banliyöleģme süreçlerine iliģkin tek bir yönelim yerine çeģitli süreçlerin yanyana yaģandığı çoklu yönelimler gözlenmektedir. Bunlardan biri gecekondulaģma, yani Türkiye nin azgeliģmiģ ülkelere özgü yanıdır. Diğeri ise 38 BĠLGĠSEVEN, Amiran, K:, a.g.e., s AKGÜR, Zeynep, G., Türkiye de Kırsal Kesimden Kente Göç ve Bölgeler Arası Dengesizlik, T.C. Kültür Bakanlığı Yay., 1996, s AKGÜR, Zeynep, G., a.g.e., s DEMĠR, Erol; BanliyöleĢme ve Kent Ġçi Göç, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sosyoloji Kong., Mersin- 1996, s

19 uydu kentler (toplu konut projeleri) anlamında banliyöleģmedir ki Türkiye nin geliģmiģ ülkelere özgü yanını ifade eder. Türkiye nin 1950 ler sonrasında hızlı bir kentleģme sürecine girdiği bilinmektedir. Bu yıllardan itibaren kırdan kente göç yoluyla kentlerin nüfusu hızla artmaya baģlamıģtır. Kırdan kente göç edenler kentin içindeki konut stokunun yetersiz olması nedeniyle kentin kenarlarına yerleģerek gecekondu bölgeleri oluģturmuģlardır. 43 Ancak, gecekondu mekanlarının da yer aldığı kentin periferisini ve diğer kentsel süreçleri durağan değil, dinamik görmek gerekir. Süreç içinde, metropoliten alan içindeki kentin periferisi dönüģüme uğramakta, saçaklanmakta ve yeniden biçimlenmektedir. Belli bir dönemden sonra kentsel biçimlenme, genellikle belli koridorlar üzerinde daha fazla yoğunlaģarak aralıklı bir yayılmaya yönelmektedir. Konut yerleģimlerini incelediğimizde Ģu olasılıklar sözkonusu olabilir: a) Daha önce banliyö niteliğindeki gecekondu yerleģimleri, kırdan kente göçün devam etmesi, nedeniyle banliyö niteliklerini yitirebilir. Kırdan kente göçün devam etmesi, kentin çevresinde yer alan gecekondu yerleģmelerini yeni gecekondu yerleģmelerinin çevrelenmesine yol açmakta; böylece, birkaç kuģak gecekondu yerleģmeleri ardarda dizilmektedir. Ġlk kuģak gecekondu bölgesinin apartman bölgesine dönüģebilme olasılığı yüksektir. Böylece kentin sınırları geniģlemekte; ilk gecekondular kent merkezine daha yakın olurken ve kentsel hizmetlerden yararlanma potansiyeli artarken, bu kez son kuģak gecekondu bölgesi banliyö niteliğine dönüģmektedir. b) Kentlerin kenarlarında, kır nüfusu tarafından beslenen yeni yerleģim bölgelerinin bir kısmı artık klasik gecekondu tanımına sığmaz. Kent merkezine uzak, kentin uç alanlarında, düzensiz, yeterli altyapıdan yoksun, ama modern malzemelerle yapılmıģ, korunaklı, birkaç kata kadar yükselebilen betonarme binalardan mürekkep yeni yerleģimler ortaya çıkmıģtır ve bunlar da bir tür banliyö olarak nitelendirilebilir. c) Büyük kentlerin yakınında çok önceden kurulmuģ olan 42 DEMĠR, Erol; a.g.e., s DEMĠR, Erol; a.g.e., s

20 kasaba ve köy benzeri küçük yerleģim yerleri de zamanla dıģarıdan ve Ģehir içinden aldığı göçlerle büyümekte ve ana kente bağımlı banliyö niteliğine bürünebilmektedir. d) Düzenli ve planlı toplu konut yerleģimleri. Türkiye de toplu konut projeleri de kent çevresine ve yakınlarına yayılarak banliyöler oluģturmuģlardır. Bunlar kamu kuruluģları ve kooperatifler yanında büyük özel Ģirketlerin de örgütlendiği toplu konut projeleridir. 44 Ankara kenti için örnek verirsek: Kent-Koop un 1970 li yılların sonunda yapımına baģladığı Batıkent uydukent projesi bugün önemli bir nüfusu barındıran bir banliyö haline gelimģitr ve nüfus almaya devam etmektedir lerin baģlarında yapımına baģlanan Or- An, 1980 lerde kurulan Me-Sa siteleri ve Eryaman Ģirketler eliyle gerçekleģen toplu konut projeleridir. 45 BanliyöleĢme sürecinde gecekondu bölgeleri banliyö bölgeleri olarak kabul edilse de yaģam tarzı açısından diğer banliyö bölgelerinden farklıdırlar. Bu farklılık, gecekondu bölgelerinin kırsal kesimden gelenlerin ilk yerleģim alanları olmasından kaynaklanır Gecekondulaşma Gecekondu; toplumun saptadığı normlar ya da standartlari çinde konut sorununu çözemeyen düģük gelirli grupların, olup bittiler ile oluģturduğu konutlarla, konut gereksinimini karģılama yoludur. 46 Gecekonduların ortaya çıkmasının ve hızla artmasının baģlıca nedenleri: -Hızlı kentleģme ve kentin hızlı kentleģme nedeniyle kent özelliklerindeki azalma, -Kırsal kesimlerden Ģehirlere göç, -Kentlerdeki hızlı nüfus artıģı nedeniyle, kentlerdeki konut arzının talebi karģılayacak düzeyin altında kalması, 44 DEMĠR, Erol; a.g.e., s TÜREL, Aydın; Ankara da Konut Yapım Süreçleri, Ġç; Ankara: 1985 ten 2015 e. ODTÜ ġehir ve Bölge Planlama Bölümü ÇalıĢma Grubu. Ankara: Ankara BüyükĢehir Belediyesi. 46 DALGIÇ, Duygu; a.g.e., s.13 20

21 -Kente gelen nüfustaki artıģa karģın iģ imkanlarında artıģ yaratılamaması, -Gecekondu ve kaçak yapıları hızlandıran siyasi kararlar, -Konut piyasasında düģük gelir gruplarının sahip olabilecekleri veya kiralayabilecekleri fiyatta ve standartta gerekli miktarda konut arzının bulunmaması 47 sayılabilir. Gecekondu, Türkiye de ĠĠ.Dünya SavaĢı yılları içinde ortaya çıkmıģ toplumsal bir olgudur. Özellikle az geliģmiģ ülkelere özgü olan hızlı kentleģmenin etkisiyle, gecekondulaģma Türkiye de kentlerimizin önemli sorunu haline gelmiģtir. Elde edilen verilere göre bugün Türkiye de toplam gecekondu bulunmaktadır. Bu gecekonduların %70.36 sı Ankara, Ġstanbul, Ġzmir, Adana, Bursa, Konya, Mersin gibi kentlerde toplanmaktadır. 48 GeliĢmekte olan ülkelerin büyük kentlerinin çevresini saran gecekonduların ortaya çıkıģına ve bu mekanlarda oturanların sosyo-ekonomik orjinlerine bakıldığında kırdan kente yönelik göçlerin baģladığı tarihler arasında paralellikler görülmektedir. Bu nedenle göçler ile gecekondu arasındaki iliģki, kır ve kent yaģam farklılıklarının kentsel yerleģim alanı içinde yer alan gecekondu topluluğuyla birlikte irdelenmesini çağrıģtırmaktadır. 49 Kırsal bölgelerden büyük kentlere göç edenler belirli fiziksel çevrelerde kümelenirler. Böylece inançları, değerleri ve tutumları ile hayat tarzları yönünden birbirine benzeyen insanların meydana getirdiği toplumsal çevre, aynı zamanda yan kültür anlamını da teģkil eder. 50 Kentsel yerleģim alanlarında ortaya çıkan farklılaģmıģ kültürler kentleģme sürecinde eklemlenmeli bir yapı ortaya çıkarmaktadırlar. Eklemlenme, kent ile 47 DALGIÇ, Duygu; a.g.e., s GÖKÇE, Birsen; Gecekondularda Ailelerarası Geleneksel DayanıĢmanın ÇağdaĢ Organizasyonlara DönüĢümü, BaĢbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler MüsteĢarlığı, Ankara-1993, s TÜRKDOĞAN, Orhan; Yoksulluk Kültürü: Gecekonduların Toplumsal Yapısı, Atatürk Üniversitesi Basımevi, Erzurum, 1974, s.4 50 TATLIDĠL, Ercan; KentleĢme ve Gecekondu, Ġzmir

22 kırsal kesimin birlikte oluģturdukları senteze dayanan bir yapılanmadır. Bu bileģimde kent kültürü ideolojisi ve ekonomisinin baģat unsurları olmasına karģılık göçmenlerin kırdan taģıdıkları, beraberinde getirdikleri kültürel, ideolojik ve ekonomik öğeler de varlığını sürdürmekte ve böylelikle birbirlerini etkileyen yepyeni bir eklemlenmiģ kentsel yapı ortaya çıkmaktadır. 51 Fakat, bu eklemlenmeli yapı geliģmiģ ülkelerdeki getto larla özdeģleģtirilmemelidir. Gettolar, düģük gelir grubunda, sosyal ve mesleki dikey hareketlilik beklentilerini yitirmiģ, çoğu kez çalıģma olanağına sahip olmayan ya da çalıģmayan ve bazen de buna ek olarak etnik özellikleri nedeniyle toplumla bütünleģmesi engellenen insan topluluklarını bünyesinde barındırır 52. Oysa gecekondular bünyesinde barındırmıģ olduğu topluluğun içinde bulunduğu topluma geçiģinde bir atlama tahtası rolü oynar. Aynı yöreden göç eden insanların oluģturduğu Ģehirdeki gecekondu alanlarında aile, hemģehrilik ve arkadaģlık iliģkileri çerçevesinde kümelenme görülmektedir. Bu iliģkilerin yerel düzeyde sürdürülmesi, göç edenlerin Ģehre uyumunu kolaylaģtırmakta ve uyumu sağlayan bir tampon kurum iģlevini görmektedir. Öte yandan köye bağlılık hem maddi anlamda hem de geleneklerin korunarak kır kültürünün kent yaģamını denetlemesi biçiminde ortaya çıkmaktadır. 53 Fakat banliyö olarak ta kabul edilen gecekondular kent merkezlerinin fiziki olarak geniģleme sürecinde sosyal konutlara dönüģmesiyle eklemlenmeli yapısını tedricen kaybetmektedir Kentlileşme KentleĢmenin, insan tutum ve davranıģlarında bir değiģmeye neden olması, kente göçedenlerin kent kültürü nü özümsemeleri, kentin hayat biçimini 51 ġengül, H.Tarık; 2000 li Yıllara Girerken Türk KentleĢme Yazını Üzerine Genel Bir Değerlendirme, Dünyada ve Türkiye de Güncel Sosyolojik GeliĢmeler, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Sos. Derneği Yayınları. III. Ankara, s TATLIDĠL, Ercan; a.g.e., s ERKUT, Gülden; KentlileĢme Sürecinin Sosyolojik Boyutu, KentleĢme ve KentlileĢme Politikaları, Aralık 1991, s

23 yaģamaları kentlileģme sürecini oluģturur. 54 KentlileĢme ya da Kentli olmak birey ölçeğindeki bir değiģim sürecidir. Bu süreç toplum ölçeğindeki kentleģme sürecinin birey ölçeğindeki yansımasıdır ve sosyal psikolojik yönü ağırlıklı olan bir süreçtir. 55 KentlileĢme, kentleģme akımı sonucunda, toplumsal değiģmenin insanların davranıģlarında ve iliģkilerinde, değer yargılarında, tinsel ve özdeksel yaģam biçimlerinde değiģiklikler yaratması sürecidir. 56 KentlileĢme süreci kırdan kente göç sonucu kiģinin kente özgü iģlerde çalıģması, hem kente özgü davranıģ kalıplarının benimsenmesi, hem de kentin sunduğu tüm olanaklardan yararlanması yönünde bir değiģimdir. 57 Kentli insan örgütlerin yoğurduğu, Ģekillendirdiği, örgütler içinde doğan, eğitilen, çalıģan, boģ zamanlarını değerlendiren insan olarak tanımlanmaktadır. Siyasal, ekonomik ve kültürel bütün toplumsal etkinliklere katılmasının ardında ise kentli insanın kendisini baģkasının yerine koyabilme yeteneği, empati, yatar. 58 Sağlıksız kentleģmeden bahseden kentbilimciler, kırdan kente göç eden nüfusun kenti oluģturan örgütler ağının bir parçası olmadığına iģaret ederler. KentlileĢmenin olabilmesi, sosyo-kültürel farklılaģmanın değiģme ve tekrar bir düzene eriģebilmesi için, uzun bir süre gerekmektedir. 59 Kente göçen insanlar zaman içinde ekonomik ve sosyal bakımlardan kentlileģmekte dirler. Ekonomik bakımdan kentlileģme, kiģinin geçimini tamamen kentte veya kente özgü iģlerde sağlıyor duruma gelmesiyle gerçekleģir. Sosyal bakımdan kentlileģme ise, kır kökenli insanın türlü konularda kentlere 54 BAYHAN, Vehbi; Türkiye de Ġç Göçler ve Anomik KentleĢme, Toplum ve Göç, II. Uluslararası Sosyoloji Kongresi, Devlet Ġstatistik Enstitüsü, Kasım-1996, s KELEġ, RuĢen; Kent Bilimleri Sözlügü 56 ERKUT, Gülden; a.g.e, s ERKUT, Gülden; a.g.e., s KONGAR, Emre; Toplumsal DeğiĢme Kuramları, Ġstanbul-1985, s GĠRĠTLĠOĞLU, Cengiz; Ġç Göçler ve KentlileĢme, KentleĢme ve KentlileĢme Politikaları, Aralık- 1991, s

24 özgü tavır ve davranıģ biçimlerini, sosyal ve tinsel değer yargılarını benimsemesi ile gerçekleģmektedir. 60 Herhangi bir zaman kesitinde, kentlileģme sürecini yaģayan bir kiģinin ekonomik mekanı ve sosyal mekanı nın değiģik oranlarda kırsal ve kentsel öğeleri içermesi muhtemeldir. Kırsal insanın kentsel insana dönüģmesi sürecinde bu iki mekanın kapsamı kırı yavaģ yavaģ dıģlayarak, kenti adım adım kapsar duruma gelmektedir. 61 Sosyal mekanın içeriği aģağıdaki konuları kapsamaktadır. -Siyasal tutum ve davranıģlar, -DayanıĢma ve yardımlaģma konusunda benimsenen değerler, -Örgütlenme biçimleri ve tutumları, -Uyulan-benimsenen, benimsenmeyen gelenek ve görenekler, -Eğitim ve öğretim konusundaki görüģler, tutum ve davranıģlar, -Bilgilenme biçimleri, -Dini tutum ve davranıģlar, -Hak arama yöntemleri -Kadın ve erkekle ilgili düģünce, tutum ve davranıģlar, -Toplumdaki farkılılıkları açıklama biçimleri ve gerekçeleri. 62 KentlileĢme sürecinin yavaģ olması, bireylerin kırdaki geleneksel davranıģları sürdürme zorunluluğundan ileri gelmektedir. Köyden Ģehre göçen ancak Ģehirli olmayan insanlar, iki hayat tarzı arasında bocalamaktadırlar. ġehrin kültürüyle uyum sağlayamamaktadırlar. Ayrıca, çocuklarını da kendi kültürüne, hayat tarzına göre yetiģtirme sürecinde Ģehrin farklı kültürü bir bunalım 60 KARTAL, S.Kemal; Ekonomik ve Soyla Yönleriyle Türkiye de KentleĢme, Mart-1992, s KARTAL, S.Kemal; a.g.e., s ERKUT, Gülden; a.g.e., s.53 24

25 yaratmaktadır. Bu ikilem yabancılaģma ve anomik durumu beraberinde getirmektedir. 63 KentlileĢme sadece bireysel bazda bir takım değiģikliklerden mürekkeb değildir. Aynı zamanda toplumsal kurumlarla da önemli yapısal değiģimler gözlenmektedir. Aile kurumu, geniģ aileden çekirdek aileye tekamül ederken, komģuluk iliģkileri, akrabalık iliģkileri, kentsel ortamda farklı boyutlar kazanmaktadır Aile Yapısı Endüstriyel topluma geçiģ süreci, aynı zamanda hızlı bir ĢehirleĢme süreci olarak da yaģandığı için, geleneksel toplum yapısı ve bu yapıyı oluģturan sosyal iliģkiler, sosyal kurumlar ve bunlar arasındaki münesebetler de değiģmeye baģlamaktadır. Bu değiģme temel sosyal kurumlardan birisi olan ailede çok belirgin bir Ģekilde yaģanmaktadır. Aile bu süreç içerisinde hem yapısı, hem de, fonksiyonları itibariyle değiģmeye uğramaktadır. Bu değiģme aileyi Ģekil olarak değiģtirdiği gibi, toplumla kurduğu eklemleģme düzenini de değiģmeye uğratmaktadır. 64 Aile üzerine yapılan sosyolojik araģtırmalar iki temel aile kategorisinden yola çıkmaktadır. Bunlar, çekirdek aile ve geleneksel geniģ ailedir. GeniĢ aile genellikle köysel ve geleneksel toplumların bir kurumudur ve ekonomik ve siyasal bir birlik olarak düģünülür; buna karģılık çekirdek aile üreme ve sosyalizasyon dıģındaki fonksiyonların kaybedildiği modern toplumların bir kurumu olarak kavramsallaģtırılır. 65 Türkiye de aile denildiğinde bu iki temel aile kategorisinin arasında bir aile tipi daha geliģtirilmektedir. Bu da geçiģ ailesidir. GeçiĢ ailesi sadece Ģekil olarak geleneksel geniģ aile ile çekirdek aile arasında bir ana Ģekil değildir. 63 BAYHAN, Vehbi; Anomi ve YabancılaĢma, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara-1997, s BĠLGĠN, Vedat; Yapısal Özellikleri Ġtibariyle Ailenin Görünümü, Türkiye Aile Yıllığı-1991, T.C. BaĢbakanlık Aile AraĢtırma Kurumu, Ankara, s KONGAR, Emre; Türkiye nin Toplumsal Yapısı, Remzi Kitabevi, Eylül s

26 Çünkü Ģekil olarak her iki aile tipine de benzeyebildiği halde, toplumsal fonksiyonları ve aile içi iliģkileri veya toplumla sürdürdüğü iliģkilerin ve kendisini ürettiği sosyal ve ekonomik iliģkilerin değiģmesiyle, her ikisinden de farklı hususiyetler kazanmaktadır. 66 Kırdan kente göç sosyal değiģmenin önemli bir belirleyicisi olarak, gecekondu olgusunu ortaya çıkarırken bu da kır ve kent ailesinden farklı ancak ne köydeki kadar dayanıģma, akrabalık ve topluluk yaģamının egemen olduğu ne de kentteki kadar sınırlanmıģ, yalnız kendine özgü bir aile yapısını üretmiģtir. Gecekondu ailesini, yani geciģ ailesini üretmiģtir. Gecekondu ailesi kır, kasaba ve kent ailesinden farklı bir aile tipidir.çünkü gecekondu insanı kente göç ile birlikte kent ile köy arasında kalan ortak öğelerin her ikisine de benzeyen fakat kendine özgü bir bütünlüğü de bulunan bir baģka kültürün öğesi olmuģtur. 67 Bu kültür sosyal değiģimin etkisiyle kırsal yaģayıģ biçiminin özelliklerini inanç ve tutumlarını sürdürürken, kente özgü yaģayıģ biçimi, inanç ve tutumlarla da uzlaģma durumunda olmak zorundadır. 68 Çekirdek aile, ana-baba ve evlenmemiģ çocuklardan oluģan, kent toplumlarının özellikle büyük kentlerin aile tipidir. Çekirdek aile, göreli olarak akrabalık grubundan soyutlanmıģtır ve daha bağımsızdır, geniģ aileye göre daha eģitlikçi ve demokratik bir yapı gösterir. 69 Ailenin geleneksel geniģten çekirdek aileye doğru dönüģümü sırasında aile, bazı ikinci dereceden iģlevlerini diğer kurumlara devretmiģtir; neslin devamı, çoğunun sosyalleģmesi ve endüstriyel-kentsel toplumun yaygınlaģtığı ikincil iliģkiler içinde yabancılaģan insanın psikolojik gereksinimlerini karģılamak üzere belli birkaç fonksiyonu kalmıģtır BĠLGĠN, Vedat; a.g.e., s ONAT, Ümit; Gecekondu Kadınının Kente Özgü DüĢünce DavranıĢlar GeliĢtirme Süreci, BaĢbakanlık- Kadın ve Sosyal Hizmetler MüsteĢarlığı, Ankara-1993, s.21, ONAT, Ümit; a.g.e., s TURAN, Sevil; Türkiye de Çekirdek Ailenin DeğiĢimi ile ilgili Bir ÇalıĢma A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi - Sosyoloji Dergisi, Sayı:1, Ankara-1996 s TURAN, Sevil; a.g.e., s

27 Çekirdek aile, fonksiyon kaybına rağmen geniģ aileye üstün gelen tarafları vardır. Bunlar; kiģi özgürlüğü, eģitlikçi yapılaģma ve toplumsal geliģime açık olma alanındadır. KiĢiye aileden verilen destek otoriter, biz bağlamından, himayeder biz bağlamına dönüģmüģtür. Manevi destek, daha eģitlikçi bir düzlemde gerçekleģmektedir. Çekirdek aile bireyleri akrabalardan yardım ve destek almamakta, buna karģılık akrabaların kontrol ve denetimleri çok azalmaktadır. Bu göreli bağımsızlık, ailenin iģ, mekan, ailesel kararlar vb. konularda artan özgürlüğünü getirir. Evlilik kararı ve eģ seçimi ailenin değil, daha çok bireyin kararına bırakılır. Yeni kurulan çekirdek ailenin oturacağı yer yeni bir yerleģim birimidir. 71 Gecekondu bölgelerinde yaģayan, kırdan kente göçmiģ Ġ. kuģak kent aileleri ĢehirleĢme sürecine giren ilk ailelerdir. GeçiĢ ailelerini temsil etmektedirler. Geleneksel değerleri bünyelerinde taģıdıklarından, kentsel değerlerle karģılaģtıkları oranta çatıģma yaģarlar. II. kuģak kent ailesi; kendi içinde kimlik krizi yaģar ve bunu kısmen dıģarı yansıtır. Köyden gelen ve köylülük kimliğini hala taģıyan ebeveynlerle; Ģehirde doğmuģ ve Ģehirli kimliğini kazanmıģ çocuklar karģı karģıya gelmektedirler. Aile içi değer ve kimlik çatıģmaları, çocukların aileden kopmasına kadar devam eder ve çocukların kuracakları aile ile yeni kent ailesi oluģur. 72 Yeni kent ailesi kentsel değerlerle daha az çalıģtığından çekirdek ailenin özelliklerini daha fazla yansıtır Akrabalık İlişkileri Sosyal değiģme ve endüstrileģmenin kentleģme sorununu doğurması; kente göçen insanın kır kültüründen uzaklaģarak, kente özgü bazı yaģam biçimlerini kabul etmesinde etken olmuģtur. Bunlardan birisinin ailenin daralması olduğunu söyleyen toplum bilimciler çekirdek ailenin daha çok ileri endüstri 71 KONGAR, Emre; Ġzmir de Kentsel Aile, Türk Sosyal Bilimler Derneği, Ankara-1972, s SEZAL Ġhsan; Kent Ailesinin Ekonomik ve Sosyal Sorunları, Türkiye Aile Yıllığı, T.C. BaĢbakanlık Aile AraĢtırma Kurumu, Ankara-1991, s.61 27

28 toplumlarına özgü olduğu üzerinde durmaktadırlar. Bu görüģü yansıtan Parsons geliģmiģ toplumlardaki çekirdek ailenin, geniģ bir akraba ağından yoksun olduğunu ve aile içi davranıģların rasyonelleģerek, kadın ve erkeğin rollerinin farklılaģtığını belirtmektedir. 73 Çekirdek ailenin, akrabalık gruplarının bölünmesi sonucu yalnız bir birim olma durumu ciddi bir problem olarak ele alınmaktadır. Parsons a göre aile önce yakınlarından ayrı düģmekte, coğrafi yalnızlık içine itilmektedir. Bunu manevi ve maddi akraba desteklerinden mahrum kalma takip etmektedir. Ancak endüstriyel sisteme en uygun aile tipi budur, çünkü çekirdek aile hem coğrafi hem de mesleki hareketliliğe izin vermektedir. 74 Akrabalık sisteminin sınırlı olması hem iģ seçiminde ve değiģiminde bireyi bağımsız kılmakta hem de toplumsal hareketliliğe yardımcı olarak kapalı sınıf sisteminin kurulmasını önlemektedir. 75 Çekirdek aile sisteminin temel karakteristiği daha dar akraba iliģkisi ile ortaya çıkar. Fakat, farklı sosyal ve kültürel ortamlarda kurumsal yapıların farklı olduğu gerçeği, bulgularla desteklenmette, daha önemlisi Batı tipi çekirdek ailenin bir prototip olarak Türk kent mekanlarında gerçekleģeceği genellemesini de kırmaktadır. Türkiye kentsel çekirdek ailesi sosyalleģme sürecinden aile içi bağlanıģlarına varana kadar, kendine özgü sentezini yapmaktadır. 76 Türkiye de çekirdek aile ile ilgili tartıģmalar akrabalık boyutunda oldukça azdır. Duben akrabalık iliģkilerinin, yaygın kanının aksine, yok olmadığını, ancak akrabalarla birlikte yaģamak modelinin gitgide daha az tercih edildiğini söylemektedir ONAT, Ümit; a.g.e., s YAZAN, Ü. Meriç; Ġleri Endüstri Toplumlarında Aile Kurumu Üzerine Bir AraĢtırma, Ġ.Ü.Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Dergisi 3.Dizi 1. Sayı, Ġstanbul-1989 s KONGAR, Emre; a.g.e., s TURAN, Sevil, a.g.m. s TURAN, Sevil; a.g.m., s

29 Akrabalar arası yardımlaģma, aile grubunun sosyal güvenlik görevi, akrabalık iliģkilerini önemli kılmaktadır. 78 Kent ailesi çekirdek olmakla beraber, öncelikle anne-babalarla, sonra kardeģler ve diğer ikincil akrabalarla son derece yakın iliģki içindedir. Orta ve üst tabakalarda küçük çocukların bakımı, küçük iģlerde yardımlaģma, sosyal dostluk iliģkileri sürmekle beraber, sorumluluk diğer aile tiplerine göre oldukça azalmıģtır. 79 Kentsel mekanlarda en azından coğrafi olarak akrabalarından ayrı düģmüģ çekirdek aileler, toplumsal iliģkiler içinde kültürel beklentiler doğrultusunda göç ve statü sağlamalarının bir anlamda da yalnızlıktan korunmalarının en güvenilir yolu olarak, akrabalık iliģkilerinin yerine coğrafi yakınlık nedeniyle komģularından, kentsel mekanların karmaģık ve yorucu yapısında güvenlik ihtiyacı ile de arkadaģlarından yardım ve destek almaktadırlar. Böylece aile hem sosyal çevrenin kontrolüne açık olmakta ve hem de gereksinim duyduğu destek ve yardımı elde etmektedir. 80 Türkiye deki kentsel aileler üzerinde yapılan araģtırmalar göstermektedir ki, iliģki kurma-destek olma-kontrol edilme bağlamında birinci dereceden akrabalar önemli oranda ön plandadır. Statü sağlama açısından arkadaģların daha iģlevsel olduğu, en azından akrabalar kadar etkili olduğu gözlenmektedir. 81 Akrabalık iliģkilerinin gevģediği kentsel mekanlarda, birinci dereceden olan akrabalık iliģkilerinin, oldukça yaygın ve sıkı bir biçimde, üstelik mekansal olarak ayrı düģülse bile, sürdüğü gözlenmiģtir. Ancak komģuluk ve arkadaģlık iliģkisinin de azımsanmayacak bir biçimde aileler üzerinde etkili olduğu gözlenmektedir. Asıl iliģkinin zayıfladığı grup, ikinci dereceden akrabalardır. Bu bize akrabalık iliģkilerinin, kentsel çekirdek ailelerde bir bütün olarak zayıfladığını değil ama akrabalar arasında bir ayrımlaģmanın yapılmakta 78 KANDĠYOTĠ, Deniz; Aile Yapısında DeğiĢme Süreklilik: KarĢılaĢtırmalı Bir YaklaĢım, Türkiye de Ailenin DeğiĢimi Toplumbilimsel Ġncelemeler, Türk Sosyal Bilimler Derneği, Ankara, KIRAY, Mübeccel; Büyük Kent ve DeğiĢen Aile, Türkiye de Ailenin DeğiĢimi Toplumbilimsel Ġncelemeler, Türk Sosyal Bilimler Derneği, Ankara, 1984, s TURHAN, Sevil; a.g.m., s

30 olduğunu, birinci dereceden akrabalar ile yakın iliģkilerin sürdüğünü, ikinci dereceden akrabalar ile olan mesafenin aralanmaya baģlandığını, ancak komģuluk ve arkadaģlık iliģkilerinin güç ve yoğunluğunun henüz ikinci dereceden akrabaların boģalttığı yeri doldurabilecek düzeyde olmadığını göstermektedir. 82 Benzer sosyo-ekonomik grupların yoğunlaģtığı yerleģim yerlerinde akrabalık ve komģuluk iliģkileri farklı Ģekilde geliģmektedir. Bu konuda, Ankara nın Batıkent ve Çayyolu banliyölerinde yapılan bir araģtırma genel eğilimler açısından ilgi çekicidir. Batıkent teki sitelerin çoğunluğu, kır ve kasaba kökenli olup, daha önce orta-alt ve orta gelir kesimlerine ait apartman ve gecekondu semtlerinde oturmuģ, genellikle düzenli iģleri sayesinde konut piyasasına girip, uzun süre içinde konuta sahip ailelerden oluģmaktadır. Çayyolu nda yaģayanlar ise genellikle kent kökenlidir. Ġyi bir eğitim sürecinden geçenlerin oranı yüksektir. 83 Çayyolu nda oturanların önemli bir kısmının komģuluk iliģkilerine ihtiyacı olmadığı ya da kurmak için çaba sarfetmedikleri gözlenmesine karģın, Batıkent te oturanların çoğunluğunun, Çayyolu nda oturanlara göre komģuluk iliģkilerinin daha yoğun; ancak, gecekondular üzerinde yapılan araģtırmalarla karģılaģtırıldığında, gecekondu çevrelerinde yaģayanlara göre, komģuluk iliģkilerinin daha az yoğun olduğu görülmektedir. Bu özelliklere ek olarak, batıkent te gecekondu alanlarındaki gibi bir hemģehri/akraba yoğunlaģması olmasa da, ailelerin yerleģirken, kendi akrabalarını arama kaygısı içinde oldukları gözlenmiģtir. Artık geleneksel bir yaģam sürmemelerine rağmen, Batıkent te yaģayanların gündelik yaģamında gelenekselliğin etkisi görülmektedir. Çayyolu nda ise böyle bir olgudan söz etmek güçtür. Bu gözlemler, ailelerin gelir 81 TURAN, Sevil; a.g.m. s TURAN, Sevil; a.g.m., s DEMĠR, Erol; a.g.e., s

31 düzeyi yükseldikçe ya da profesyonel mesleklere sahip olunca akrabalarının yakınına yerleģme kaygısı aramadıklarını göstermektedir. 84 Her sosyal yapının, sosyal değerler sistemi farklı, değiģken ve faktörlere sahiptir. Her sosyal yapı da farklı aile yapılarını oluģturur. 85 Buradan hareketle gecekondu toplumlarının kendine özgü bir aile yapıları olduğu söylenebilir. Yine kentsel mekanlarda benzer sosyo-ekonomik grupların yerleģtiği yerleģim yerleri de farklı aile yapılarını oluģturur. Geleneksel değerlerin yaģanması da kentsel mekanların sosyal yapılarına göre değiģiklik arzeder Anomi (Normsuzluk) KarĢılıklı etkileģim çerçevesinde sosyal münasebetler ve teģkilatlar ağı olan toplum; bir düzen ve kural yapılanması içinde sürekliliğini korur. Bu süreçte sosyal ve kültürel geleneğin nesilden nesile - sosyalleģme vasıtasıyla - aktarılması önem arzeder. Fert, aileden baģlayan ve arkadaģ grubu, okul çalıģma hayatı, kitle iletiģim araçlarının kuģatmasında ömür boyu süren sosyalleģme sürecinden geçmektedir. Toplumun sosyal ve kültürel yapısı ferdin kiģiliğini etkilemekte ve belirlemektedir. 86 Bu bağlamda, bir sosyal grup veya toplumun, kendi varlık, birlik, iģleyiģ ve devamını sağlayabilmesi ve sürdürebilmesi için bazı temel inançlara (yani değerlere); bu temel inançların özel durumlara uygulanıģını esas tutan ayrıntılı özel kurallara (yani normlara) ve bu temel inanç ve özel kuralların iģlerliğini ve geçerliliğini sevk ve idare eden bir mekanizmaya (yani sosyal kontrole) ihtiyacı vardır. 87 Toplumun sosyal ve kültürel yapısı içerisinde, toplumun değeleri ve normlarındaki fonksiyon bozukluğu, dolayısıyla sosyal kontrolün iģlerliğini yitirmesi anomik duruma neden olmaktadır. 84 DEMĠR Erol; a.g.e., s ONAT, Ümit; a.g.e., s BAYHAN, Vehbi; a.g.e., s.7 87 ERDOĞMUġ, Zeki; Sosyal ĠliĢkilere Analitik BakıĢ, Elazığ-1989 s

32 Bu çerçevede kelime anlamı, normsuzluk ya da kuralsızlık olan anomi ; birey ve toplum hayatındaki bunalımlı bir durumu ifade eder. Dolayısıyla, anomi toplumda ya da bireyde ölçü ve değerlerin çökmesi ya da amaç ve ülkü yoksunluğu sonucunda oluģan dengesizlik durumudur. 88 Anomi, hızlı toplumsal dönüģüm dönemlerinde değerler sistemi ve normatif yapının; toplumsal yapı ile iliģki ve uyumunun bozulması ile ortaya çıkar. 89 ġehirleģme dar mekanlı bir cemaat hayatından, geniģ mekanlı bir cemiyet (toplum) hayatına geçiģ; dolayısıyla, cemiyet yapılanmasına göre yeni sosyal münasebetlerin ve teģkilatlanıģın meydana gelmesi süreci olduğundan bu sürecin hızlı yaģanması anomik durumlara sebebiyet verir. ġehrin, çok sayıda fertlerden meydana gelmiģ büyük bir topluluk olması, fertler arasındaki münasebetleri geniģ ölçüde etkilemiģtir. Fertlerin sayısı arttıkça, fertler arasındaki farkıllaģma da artmıģ, ekonomik ve sosyal statüye, zevklere ve değerlere vs. ye göre birbirinden ayrılmıģ olan gruplar ortaya çıkmıģtır. Diğer yandan, sayı bakımından artıģ sosyal münasebetlerin karakterini değiģtirmiģtir. Dolayısıyla, bir köy topluluğundaki birinci dereceden temasların yerini, ikinci dereceden temaslar almıģ, fertler arasındaki iliģkiler gitgide gayri Ģahsi, yüzeysel, geçici, kısa süreli ve parçalı olmaya baģlamıģtır. Ayrıca, kentin kalabalık topluluğu içinde yaģamıģ olma, ferdin, bir yandan aile, komģuluk grupları, köy cemaati gibi birinci dereceden grupların baskı ve kontrolünden kurtulmasına, böylece ferdiliğini ve Ģahsiyetini kazanmasına yol açarken; diğer yandan anomik duruma ve kararsızlık hali içerisinde kalması gibi bir sonuç doğurmuģtur. 90 ġehrin heterojenlik unsuru, yani Ģehrin parçalı ve tabakalı bir sosyal yapıya sahip olması fertlerin çeģitli sosyal ve kültürel gruplara, iģ, meslek, eğlence, fikir ve sosyal yardım gruplarına aynı zamanda katılması gibi bir sonuç doğurmuģtur. Fert artık bütün Ģahsiyetiyle, aile veya köy cemaati gibi bir tek 88 Ana Britanica, Cilt 2, Ġstanbul 1993, s TOLAN, Barlas; ÇağdaĢ Toplumun Bunalımı - Anomi ve YabancılaĢma, Ankara-1981, s

33 gruba ait olmaktan çıkmıģtır. Farklı gruplara katılmak zorunluluğu fertte, parçalı bir Ģahsiyet yapısının geliģmesine sebep olmuģtur. 91 ġehrin bu sosyal ve kültürel yapısına uyum sağlamak, özellikle köyden Ģehre göç eden fertlerde problemli olmaktadır. Kent hayat tarzına uyumsuzluk yabancılaģmaya neden olmaktadır. Her ne kadar kente göç eden toplulukların büyük bir çoğunluğu kendi ufak topluluklarını kurarak kentlerde yaģamlarını sürdürseler de kentte yaģamın getirdiği yitmeyi, sosyal kontrolün baskısını, geleneksel yaģamdan kopup kendi içlerine kapanarak yabancılaģmayı gerçekte yaģamaktadırlar. 92 Bu anlamda kentleģme ferdi, kendi yalnızlığı içine çeker; dostluk ve yakınlarıyla olan içten bağlılığını, akrabalık dayanıģmasını yitirir. Tüm toplumsal temasları yıkılır; fert güçsüz ve dayanıksız kalır. Böyle bir süreçte köyden kente gelen insanlar bastıkları zeminde kayarlar, tutunamayarak kenarlara doğru itilirler. 93 ġehirleģme sürecinde yabancılaģma ve atomize hayat tarzının diğer bir görünümü de apartmanlardır. Fazla nüfusa mekan bulma ihtiyacı ile dikey yerleģimin bir modeli olan ve Batı Ģehirlerinden kopya edilen apartmanlar gitgide çirkin beton yığınları olmaktadırlar. Apartmanda oturanlar birbirleri için sadece kapı numarası olarak anlamlıdırlar. KomĢuluk, dostluk, birliktelik yok olmuģtur. Her aile kendi dairesinde televizyonları vasıtasıyla tüm dünyayı izlemektedirler. Fakat, apartmandaki komģularının ölüm ve doğum olaylarından bile haberdar olamamaktadırlar. Apartman hayatı, mekanik bir çalıģma hayatının parçalara ayrılmıģ dünyasının sosyal boyuttaki bir yansıması gibi görünmektedir YÖRÜKAN, Ayda; ġehir Sosyolojisinin Teorik Temelleri, Ġmar ve Iskan Bakanlığı Yay., Ankara-1968, s YÖRÜKAN, Ayda; a.g.e., s OKTĠK, Nurgün; Köyün Çekiciliği - Kentin Ġticiliği, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Devlet Ġstatistik Enstitüsü, Kasım-1996, s TÜRKDOĞAN, Orhan; Bilimsel Değerlendirme ve AraĢtırma Metodolojisi, Med Yay., Ġstanbul-1989, s BAYHAN, Vehbi; a.g.e., s

34 Gecekondularda yaģayanların oluģturdukları hemģehri cemaatleri akraba dayanıģması, fertlere kentli kimliğini kazandırana kadar, yalnızlık ve yabancılaģmadan koruyan kurumlardır. ApartmanlaĢma sürecine girildiğinde bu kurumlar etkisini yitirmeye baģlar. Cemaat haline yaģanarak oluģturulan geleneksel kültürel unsurlar da sosyal kontrolün yetersizliğinden ve bireyin yalnızlaģmasından dolayı etkisini kaybeder veya uygulanamaz hale gelirler. 34

35 II. BÖLÜM 2. Alevi-Bektaşi İnanç ve Kültür Yapısı İnanç Günümüz Aleviliğinde inanç sisteminin unsurlarının kaynakları tam belirgin değildir. Kökenleri veya kökeni tarihin derinliklerinde olan sorunları, teorik bir sistematiğe oturtmak, oldukça zorlu bir çabayı gerektirir. Alevilikle ilgili bilgiler genellikle sözlü anlatıma dayanır, mitoslar ile içiçe geçmiģtir. 95 Alevi-BektaĢi inanç sisteminin kaynaklarından biri tasavvuftur. Alevi- BektaĢilerin tasavvufla iliģkisinin temelleri, Hacı BektaĢ Veli devrinden çok daha gerilerde aranmalıdır. Anadolu ya gelen Türkmen zümrelerinin iki temel tasavvufi grupta toplanılması mümkündür. Ġlki Kur-an ve sünnetle uzlaģmıģ tasavvufi gruplar, ikincisi Batini tasavvufi gruplar. Birinci grupta sayabileceğimiz Yesevilik tasavvuf geleneğinin en önemli fikirlerinden olan vadet-i vüvudu kabul etmekle birlikte bu görüģünü Kur an ve Resulullah ın sünnetiyle temellendirme yoluna gitmiģtir. Sünni Kelam çevrelerinin pek çoğu bunlarla uzlaģma yoluna gitmiģtir. Buna karģılık olarak Vefailik, kalenderlik gibi batini gruplar gerek toplum dıģı kıyafetleri, gerekse Sünni akideyle uyuģmayan fikirleri yüzünden marjinal birer grup olarak kalmaya mahkum edilmiģlerdir. Hacı BektaĢ Veli öncesindeki sufi ve batıni gruplarda Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi çok kuvvetlidir. Sufiliğin baģlangıcı peygamber in kendisine kadar uzanır. Kendisine Kur an da ümmi denir. Ġslam teolojisinin temelidir bu. 96 Sufilikteki ruh zincirinin ilk halkasıdır Hz. Muhammed, Ku an da anlatılan miraç olayı Allah ın yakın huzuruna ruh yükseliģinin ilk örneği olmuģtur mutasvvıf için. Hz. Ali b. Ebu talib e, gayb ilminin (batınî ilmin) Hz. Muhammed tarafından aktarıldığı söylenir. Tasavvuf konusunda vukuf sahibi olan ve tasavvufla uğraģan baģka akraba ve dostların da bulunduğu anlatılır. Diğer tasavvufi gruplar gibi BektaĢiler de Resullah ın iki yönü ve ki tür bilgisinin 95 SOYYER, Yılmaz, a.g.e., s.89 35

36 olduğuna inanırlar. Birinci yön herkese açıkladığı, anlattığı zahiri yönü ve bilgisidir. Bir ikinci yönü ise batınî bilgiyle donanmıģ oluģudur ki, bunu yalnızca Hz. Ali ve birkaç sahabeye açıklamıģtır. Bu batınî bilgi Ehl-i Beyt ve On iki Ġmam kanalıyla aktarılmıģ, Haci BektaĢ Veli ye kadar ulaģmıģtır. Yesevilik, Mevlevilik gibi tasavvuf ekolleri de bu batınî bilginin varlığına inanırlar. Ancak, bu ekoller Peygamber in zahiri ve batınî yönlerini birlikte kabul ederek Ģeriat ile uzlaģma yoluna giderken, Alevi-BektaĢi ekolü ekolü Resullallah ın batınî yönünde ısrar etmektedirler. 97 Alevi-BektaĢi geleneğinin Tanrı ve âlem anlayıģı tasavvufla paralellik arzeder ve vahdet-i Vücut görüģüne dayanır. Buna göre tanrı evrende ve insanda tecelli eder. Evren ve insan Hakkın aynasıdır, suretidir. Suret ise hiç bir zaman o Ģeyin kendisi değildir. Ġnsan evrenin bir özeti olarak Tanrıya en yakın varlıktır, onun yeryüzündeki halifesidir. Ġnsan, Tanrının ruhundan, sıfatlarından pay almıģtır, bu nedenle o yüksek bir değere sahiptir. 98 Ġnsanın Tanrının özünden varolması, Ġslam düģüncesine aykırı değildir. Kur an-ı Kerim de bir çok ayette Tanrının insana kendi ruhundan (özünden) üfleyerek onu üstün kıldığına dair açıklama vardır. Ġnsana Ģah damarından daha yakın olduğu Tanrı tarafından söylenmektedir. Ġnsanın kutsallığı onun tanrısallığı ile ilgilidir. Ġnsan tanrısal bir varlıktır, ancak Tanrı değildir. 99 Alevi-BektaĢi felsefesinde devir kuramı vardır. Buna göre madde alemine düģen varlık sırasıyla cansız, bitki, hayvan ve insana dönüģür. Ġnsan gerçekliğin kaynağını öğrenince ona ulaģmak ister. Derece derece yükselerek Tanrıya yaklaģmaya baģlar. Son aģamada insan-ı Kamil olur ve aslına döner. 100 Ruh göçü olarak da bilinen devir kuramı, sadece, basit nesnelerden en karmaģık varlık olan insana kadar süren bir ruh göçü zinciri olarak bilinmez. 96 SOYYER, Yılmaz, a.g.e., s SOYYER, Yılmaz; a.g.e., s BAL, Hüseyin; Alevi-BektaĢi Köylerinde Toplumsal Kurumlar, Ant Yay., Ġstanbul-1997, s BAL, Hüseyin; a.g.e., s BAL, Hüseyin; a.g.e., s.78 36

37 Aynı zamanda, Kötü ruhların cesetten cesede, cisimden cisime geçeceğini, muhtelif unsurlar halini aldıktan sonra tabi bir devirle yeryüzünün azabını çekmeye mahkum olduğunu söylerler. Ġyi ruhlarsa, maddeden sıyrılarak nurdan ibaret olan varlıkla birleģirler. Bu suretle Ruh göçü doktrini cesetlerin mahģerde ruhlarla birleģeceğini kabul eden semavi dinlerin ve bundan dolayı da Ġslamiyetin kanaatine aykırıdır. 101 Hz. Ali nin Alevi inancındaki yeri tenasüh ile ilgilidir. Aleviler, tecelliye, Allah ın beģer suretinde tecelli ettiğine ve tenasühe; ruhun çeģitli görünüģ evrelerinden geçtiğine ya da doğru olarak, görünüģlerin sayısız çokluğuna ve değiģime uğramaya, baģka bir deyiģle, bedenden bedene göçüne inanırlar. Hz. Ali Allah ın tecellisi, Allah ın en mükemmel mazharı, tarihi kiģiliğiyle hiçbir ortak yanı bulunmayan ve değiģik suretlerde tecelli edendir. Hz. Ali varlık olarak, kendi dıģında, aģkın bir baģka varlığın, Allah ın tecellisidir. Allah ın kendisi değildir. Ancak Allah tan bir parça, o nuru içinde taģıyan bir suret, bir görünüģ olarak algılanabilir. Bu yaklaģım ruh göçüyle, birlikte ele alındığında, karģımıza çıkan Ģey, suretten surete, kesretten kesrete dolaģan aģkın bir ruhun, bir varlığın, Allah ın bir varlığıdır Tören Törenler, inançların yaģanmasını, kurumsallaģmasını ve yaygınlaģmasını sağlar. Her dinin, her inanç sisteminin kendine özgü törenleri vardır. Totemizmden beri yapılan törenler, toplumsal dayanıģmayı, bir gruba ya da topluluğa ait olma bilincini geliģtirir. Törensiz bir inanç sistemi düģünülemez. 103 Dinsel ayin toplumsal tutuculuğun çok güçlü bir ilkesidir. Toplumların tarihsel değiģiminin koģulu ayincilikten kopma olmuģtur ERÖZ, Mehmet; Türkiye de Alevilik-BektaĢilik, Ġstanbul-1977, s YALÇINKAYA, Ayhan; Alevilikte Toplumsal Kurumlar ve Ġktidar, Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yay., Ankara-1996, S BAL, Hüseyin; a.g.e., s ARON, Raymond; Sosyolojik DüĢüncenin Evreleri, Bilgi Yay., Ankara-1994, s

38 Alevi-BektaĢi törenleri iki kategoride incelenebilir. Birincisi, sistemin özünü oluģturan, onu üreten temel tören olan Ayin-i Cem dir. Ġkincisi ve daha az belirleyici olan, zorunluluğu olmayan törenlerdir. Bunlar ya dinsel içeriklidir (Muharem orucundan sonra yapılan aģure törenleri), ya da doğadaki değiģmelerle ilgilidir (Nevruz, Hıdırellez), ya da yaģamla ilgilidir (doğum ve ad verme, evlilik, ölüm törenleri). 105 Sistemin merkezinde bulunması ve toplumsal fonksiyonları itibariyle Ayin-i Cem araģtırmamızın en önemli bölümünü oluģturmaktadır. Bu törenin anlamı, iģlevleri ve organizasyon Ģekillerinin bilinmesi Aleviliğin ĢehirleĢme sürecinde geçirdiği değiģiklikleri ortaya çıkarması açısından önemli olacaktır. Ayin, Farsçadır ve adet, görenek, kanun, töre aynı zamanda usül ve ibadet tarzı anlamlarına gelir. Cem de toplanmak, topluluk, toplantı, cemiyet demektir. Buna göre Ayin-i Cem, toplantı töresi cem adeti, cem töreni bir araya gelme yolu anlamına gelir. 106 Bununla birlikte tasavvufta cem, yaradılmıģları görmeyerek Hakkı görmek, kısaca birlik ; ayn ise; öz, asıl demek olduğundan, aynu l-cem birliğin özü anlamına gelir. 107 KızılbaĢlar, Tahtacılar, cem usulüne ve diğer adetlerine görgü, sürek, yol adını verirler. Esasen Türk kültüründe töre de yol demektir. Kazak-Kırgızların da örf ve adet hukuklarına yol veya töre adını verdikleri; ayrıca yol kelimesinin bütün Türkler de usül ve kaide anlamlarına geldiği bilinmektedir. KızılbaĢ cemiyeti; töre, yol, erkan prensipleri ve müeyyidelerine göre teģkilatlanmıģ; dayanıģmaya, sevgiye, saygıya ve disipline dayanan bir cemiyettir. 108 Bu topluluklarda, cem töresi, gelenek göreneğe dayanan din hayatının, sosyal bünyedeki tezahürlerini yansıtır. Ayin-i Cem, toplumsal, kültürel, inançsal boyutları olan bir törendir. Törene esas olarak evli ikrar vermiģ çiftler katılır. Törenlerde müsahiplik, yol 105 BAL, Hüseyin; a.g.e., s ERÖZ, Mehmet; a.g.e., s FIĞLALI, E.Ruhi; Türkiye de Alevilik BektaĢilik, Selçuk Yay., Ankara-1994, s

39 kardeģliği oluģturularak dayanıģma güçlendirilir. Yola girenlerin ahlak ilkelerine uyup-uymadıkları soruģturulur. ġikayetçi olan var ise görüģülür, topluluk sorunu orada tartıģarak çözer. Gerekiyorsa düģkünlük cezası verilir. Törenler aynı zamanda kültürel boyuta sahiptir. Söz, sohbet, semah bir aradadır. Kutsallık atfedilerek alınan dem törenin önemli bir öğesidir. Bu törenler göçebe Türklerin Anadolu ya gelmeden önce yaptıkları törenlere benzer. Alevi-BektaĢi töreni aynı zamanda dinsel bir boyuta sahiptir. Dede ya da Babanın duaları (gülbank), söylenen nefesler, yapılan niyazlar inançlarla ilgilidir. 109 Ayin-i Cem törenleri kültürleme/eğitim iģlevi de görmektedir. Törende sırası gelince yapılan sohbetler, yetiģkinlerin anlattıkları örnek olaylar, tarihsel olayların yorumlanması, sofra ve dem alma adabı, kadın-erkek birlikteliği, hiyerarģik bir düzen içinde iģbölümüyle iģlerin görülmesi ve benzeri yaģantılar katılanlarda büyük toplumun karģısında biz anlayıģını güçlendirirken ötekiler hakkında negatif diğer yargılarını da çoğaltmaktadır. Bu azınlıkta olan toplumsal grubun (alt-kültür grubunun) doğal savunma mekanizmasıdır. 110 Alevi-BektaĢi topluluklarında adlandırmalar farklı da olsa dini bir gereklilik olarak üç tür ayinden söz edilebilir. 1. Ġkrar Verme Cemi 2. Görgü Cemi 3. Dar dan Ġndirme Cemi. Müsahipli Alevi topluluklarında ikrar verme Müsahip Tutma Erkanında yapılır. Ġkrar Verme Cemi, topluluğa katılacak olan yeni üye için yapılan giriģ törenidir. Görgü cemi, Ġkrarlı kiģinin her yıl sorgudan geçmesi, canlarla sorunu varsa çözmesi, ikrarını tazelemesi için yapılan törendir. Dardan Ġndirme Cemi, Hakka YürümüĢ olan ikrarlı kiģinin arkasından, yakınları tarafından yapılır. Geride kalanlara borcu ya da bir söz vermiģliği varsa yerine getirilir. Öz gönül birliği ile kiģinin hataları bağıģlanır, varsa Tanrının da affetmesi için temennide bulunulur, dua edilir. Dardan Ġndirme Töreni 108 ERÖZ, Mehmet; a.g.e., s BAL, Hüseyin; a.g.e., s BAL, Hüseyin: a.g.e., s.83 39

40 yapılıncaya kadar vefat eden ikrarlı kiģinin Dar da (ayakta) beklediği ve Dar dan indirme töreniyle rahata kavuģtuğu kabul edilir. 111 Alevi köylerinde, sosyal hayat, kıģ aylarında canlanır. Gelenek ve göreneğe dayanan din hayatı, bütün sosyal hayatlarının esasını teģkil eder. Mahsulünü kaldıran, yayladaki hayvancılık ve ağaç iģlerini bitiren köylüler, bağlarından, bahçelerinden, tarlalarından, yaylalardan köylerine dönerler. Köy kalabalıklaģır ve ilkbahara kadar sürecek olan yoğun bir faaliyet göze çarpar. Düğünler, dernekler yapılır. Esas toplantılar. Cem toplantıları, Ayin-i Cem lerdir. Bunlar, bütün kıģ boyunca, hemen her cuma akģamı yapılan toplantılardır. Cemaat sıkı bir disiplin altında bulunmakta, kaideler ve müeyyidelere göre hareket etmektedir. Yazın dağınık halde bulundukları halde, hepsini manevi bir baskı ve kontrol altında bulunduran bir otorite mevcuttur. Bu otorite, dedenin Ģahsında beliren ve cemaatın titiz ve tenkitçi bir dikkati ile kuvvetlenen din esaslarıdır. Cemaatın, Müsahiplik Müessesesi denilen ikiģer ailelik nüveler halinde teģkilatlanmıģ bulunması, kontrol ve dayanıģmayı sağlayan unsur olmaktadır. 112 Cemler oniki hizmet çerçevesinde örgütlenen törenlerdir. Yapılan oniki hizmet aynı zamanda, cemin örgütlenmesi ve yürütülmesinden sorumlu kiģileri iģaret eder. Yürütülen iģler, cem töreninin yapılacağı mekanla sınırlı değildir. Toplumun bütününü ilgilendirdiğinden, cem ayininin duyurulması, geride bırakılanların güvenliğinin sağlanması, giriģ çıkıģların kontrol edilmesi gibi hususlarla tam bir toplumsal iģbirliği yapılmaktadır. Cem ayininin yapılabilmesi için gerekli hizmetlerin tamamı sırasıyla Ģunlardır: 1. Cem in yönetimi: Dedelik, 2. Görgüye çıkana ya da müsahip adaylarına yardım ve aydınlatma hizmeti: Rehberlik, 3. Cem in iç düzen ve sukünetinin sağlanması: Gözcülük, 4. Cemevinin aydınlatılması ve zamanı geldiğinde çerağın yakılması: Çerağcılık, BAL, Hüseyin; a.g.e., s.84 40

41 DeyiĢlerin söylenip, sazların çalınması: Zakirlik, 6. Cemevinin temizliği ve süpürülmesi: FerraĢlık, 7. Suyun ve dolunun sunulması: Sakka ya da ibriktarlık, 8. Yemeğin ve kurban iģinin düzenlenmesi: Kurbancılık ya da sofracılık, 9. Semaha kalkılması: Pervanelik, 10. Cemin ilgililere duyurulması: Peyiklik, 11. Cemevinin, Cem dıģında bakımından sorumluluk: Ġznikçilik, 12. Cemin ve Ceme gelenlerin evlerinin güvenliğinin sağlanması: Bekçilik. 113 Cemlerde bu oniki hizmet üstlenilir ve sırayla yapılır. Her hizmete ait çeģitli aģamalar vardır. Hepsi dedeye niyaz edip, rızalık aldıktan sonra iģlerini yapmaya baģlarlar. Cem töreninin dayandığı temel, rızalık olgusudur. Hem Ceme girebilmek, hem Cemden ayrılabilmek için mutlaka topluluğun rızası alınmalıdır. Topluluk üyelerinden biri bile, bir kiģinin Ceme katılmasına razı değilse, ortada bir sorun vardır ve sorun çözülmeden o kiģi ötekiyle yan yana bulunamaz. Herkes, ancak ötekiler kendisinden razı olduğu sürece Cem de yer alabilir. Bu yanıyla Cem, kuģkusuz toplumsal olarak birleģtirici, dayanıģmacı bir rol üstlenmekle birlikte, aynı zamanda gündelik yaģam içinde kendisiyle baģ baģa olan ve ancak kendisinden geçerek hakikate ulaģabilecek kiģinin, kendisini dolayımlayacağı bir mekanizma rolünü üstlenir. Bu anlamda, Alevilik içinde inzivaya çekilerek hakikate ulaģılmaz. Aksine, kiģi hakikatin peģinde ise Cem e gelecektir. Öncelikle kendini Cem in aynasında görecek, Cem in terazisinde tartacaktır. Bunun anlamı ise, inançları doğrultusunda, gündelik yaģamı toplumsal denetime açmasıdır. 114 Cem ayinleri yapılması için özellikle inģa edilmiģ bir bina yoktur. Büyükçe, herhangi bir salonda yapılabildiği gibi; kıģın, köylerde temiz ve sıcak olduğu ölçüde, çok önceden boģaltılıp hazırlanmıģ ahırlarda bile cem yapılabilmektedir. Bunun gibi, köy odaları veya ilkbaharda büyük ağaç diplerinde, yani köye ait umumi yerlerde de Cem yapılabilmektedir. 112 ERÖZ, Mehmet; a.g.e., s YALÇINKAYA, Ayhan: a.g.e., s YALÇINKAYA, Ayhan; a.g.e., s.75 41

42 Kırsal kesimlerde yapılan cemlerde, Cem i yapacak olanlar, hangi ocağa bağlı iseler oradan Dedelerini çağırırlar ve Cem ayini yapılır. Dedeler, coğrafi manada hareketli bir konuma sahiptirler. Taliplerin davetine uyarak çeģitli bölgelerde Cem ayinini yürütürler. Alevi topluluklar ise statik konumdadırlar. Cem ayini yapılacağı zaman Peyk adlı hizmetlinin köyü haberdar etmesiyle Cem ayini hazırlıkları baģlar. Kentsel alanda Alevi toplulukların dağınık halde yaģamaları, Cem ayininden haberdar edilme iģini güçleģtirmektedir. Peyk hizmetlisinin görevi ağırlaģmıģtır. Hatta fonksiyonunu kaybetme noktasına da gelmiģtir. Kentsel yaģam içinde hiyerarģik farklılıklar, sosyal mesafe farklılıkları üyelerin birbirleriyle iletiģim kurmalarını güçleģtirmekte, yoğun olarak yaģanılan bölgelerin dıģında kalan Aleviler Cem ayininden nadiren haberdar edilebilmektedir Toplumsal Kurumlar Müsahiplik Bir sosyal dayanıģma kurumu olan müsahiplik adeti, köken olarak göçebe, yarı-göçebe ya da toprağa yeni yerleģtirilmiģ cemiyetlere has, sosyal nitelikli bir kurum olarak gözönüne alınmalıdır. 115 Yol kardeģi de denilen Müsahiplik tüm BektaĢi ve Alevi topluluklarında vardır. Dini-sosyal bir kurum olan Müsahiplik yardımlaģma esasına dayanır. Aynı zamanda BektaĢilik denilen kurumun resmi üyesi olabilmenin ilk adımıdır. Ġntisap Müsahiplikle birlikte olduğundan talip iki kuruma birden girmiģ olur. Müsahip tutmakla birlikte BektaĢiliğe giren birey toplumun doğal üyesi olmaktan çıkmıģ, resmi üyesi olmuģtur. Bu kurum doğal grup la dini grup un özdeģleģmesini sağlamaktadır. 116 Müsahiplik, Alevilikte çok önem verilen, sonradan kazanılan bir akrabalık türüdür. Alevi fert, ancak Müsahiplikle tam bir cemiyet üyeliği statüsü, toplumsal konum sağlamıģ olur. Alevilikte yol kardeģsiz erkana girmek olası 115 MELĠKOFF, Ġrene; a.g.e., s.98 42

43 değildir. BektaĢilikte, mezhebe gönül veren ve layık olan kadın-erkek, evli-bekar her birey tek baģına nasip alır, BektaĢi olur. Alevilerde ise her Ģeyden önce Alevi bir ana-babadan olmak gerekir. Ancak böyle kimseler evlendikten sonra baģka evli çiftle yol kardeģi olarak topluluğa katılabilirler. Toplumun doğal üyeliğinden resmi üyeliğe yükseliģ vardır. 117 Her Alevi çifti bir yol kardeģi tutmak zorundadır. Bu dört kiģilik iki aile Alevi toplumunun çekirdeğini oluģturur. Bu dört kiģi birbirinin kardeģi sayılır. Alevilerde kardeģ çocuklarının evlenebilmesine karģın, birbirlerine yol kardeģi olanların çocukları evlenemez. Bu, yol kardeģliğinin ne denli ileri ve köklü olduğunu gösterir. Yol kardeģlerinden bir kadın ve karģı taraftan bir erkek ölse, yaģan kadınlar erkek evlenemez. Yol kardeģi olan erkeklere kardeģ, kadınlara bacı denir. Namus ve mal mülkleri dıģında hemen herģeyleri ortak sayılır. Biri mal varlığını yitirse, hayvanları ölse, ürünü zarar görse, yol kardeģi derhal yardımına koģar. Gücüne göre ona mal mülk verir, para ve yiyecek sağlar. Bunu severek ve töreye dayanan bir iģ, bir görev olarak yerine getirir. Yol kardeģleri birbirinin gidiģini, çocuklarının durumunu izlerler. Gençlerin kötü yola sapmaması için, erkandan ayrılmamaları için göz kulak olurlar, birbirlerine destektirler. Acıları, tasaları, sevinçleri ortaktır. 118 Yol kardeģini kiģi kendi seçer. Ancak, bu seçimde kimi ölçüler vardır. Yol kardeģlerinin aynı yaģlarda olmaları gerekir. Aynı dili konuģur olmaları gerekir. Aynı eğitim düzeyinde olmaları ve evli olmaları salık verilir. Böylece dili aynı olmayan, aynı yerde oturmayan, yaģ, düzey ve konum bakımından birlik göstermeyen kiģilerin yol kardeģlikleri sakıncalı görülür. Görüldüğü gibi, müsahipleri birleģtiren bağlar sosyal niteliklerdir; Müsahipler, bütün yaģam boyunca yardımlaģmalı ve ailelerine yardımcı olmalıdırlar. 116 SOYYER, Yılmaz; a.g.e., s ERÖZ, Mehmet; a.g.e., s BOZKURT, Fuat; a.g.e., s

44 Düşkünlük DüĢkünlük kurumu, Alevi-BektaĢi topluluklarının hukuk düzenidir. Değerler sisteminin, normların korunması için gerekli olan yaptırımları belirtir ve bu yaptırımların uygulanıģını düzenler. Etnik değerler toplumsal yaģamın içinden çıkar, toplum onları anlamlandırır ve yüceltir. Bu değerlerin yıpratılması, çiğnenmesi hoģgörü ile karģılanmaz. Alt-kültür grupları büyük topluma karģı direnebilmek için güçlü hiyerarģi, sağlam norm sistemi oluģturmak zorundadırlar. Alevi-BektaĢilerde bu yolu seçmiģler, kendilerine özgü, büyük toplum un sistemine alternatif olan sistemlerini kurmuģlardır. Öyle ki, kendi aralarındaki bir sorunda geçmiģte kadıya, günümüzde mahkemeye gitmek düģkünlük nedeni sayılmıģtır. 119 Alevi-BektaĢi topluluklarında, eline, beline, diline sahip olma ilkelerine dayanan toplumsal bir düzen vardır. Buna göre, el, cinsel iliģki ve dil yolu ile suç iģleyen Alevi düģkün sayılır. Alevilikte düģkünlüğün koģulları çok ağırdır. DüĢkünle kimse selamlaģmaz. Evine gidip gelinmez. Bir eksiği yerine getirilmez. Bayramda bayramlaģılmaz. Yalnız ölüsü kaldırılır. Bu durumda ekmeği yenip, kahvesi içilmez. DüĢkünlük iki türlüdür. Suçun ölçüsüne göre düģkünlük geçici ya da sürekli olur. Geçici düģkünlük te kiģi bir süre toplum dıģı bırakılır. Sürekli düģkünler ise yaģamlarının sonuna değin bir daha Alevi toplumuna giremezler. 120 Sürekli düģkünlük olayına yoldan düģme denir. Yoldan düģme Ģu suçlardan doğar: 1. Kur an da evlenilmesi yasak kimselerle evlenmek, 2. Ġkrardan dönmek, 3. Zinada bulunmak BAL, Hüseyin; a.g.e., s BOZKURT, Fuat; a.g.e., s BOZKURT, Fuat; a.g.e., s

45 DüĢkünlük, dar kurumunun iģletilmesinin sonucu olarak doğar. Dara durup, görülmeden hiç kimse düģkün edilemez. 122 Suçlar iģlendiği zaman, suçlu Cem de Dede karģısına çıkar. Toplum önünde suçunu anlatır. YanlıĢ yaptığını söyler. Bir daha yapmayacağına yemin eder. Dede ona uygun bir ceza verir. Bu ceza maddi ya da manevidir. Topluma ya da Dedeye bir yiyecek aldırılır. Asa ile dövülür. Toplum önünde ağır biçimde eleģtirilir. Bundan sonra kiģi, topluma kazanılmıģ olur. Cezanın ölçüsü genellikle Dede ve toplumun sağduyusuna bırakılmıģtır. 123 DüĢkünlük doğuran bazı suçlar ve bunların cezaları Ģunlardır: 1. Bir sorun, Cem de, Dede huzurunda çözüldüğü halde, sonradan mahkemeye baģvurmak; baģvuran bir yıl Cemlere katılamaz. sayılır. 2. Suçsuz yere, evli olduğu kadını boģamak; boģayan beģ yıl düģkün 3. Kumar oynamak ve hırsızlık yapmak; kumar oynayan bir yıl düģkün sayılır. Hırsızlık yapan üç yıl düģkün edilir; ayrıca, çaldığı malı iade eder ya da değerini öder ve ayrıca, çaldığı malın değerinin dörtte bir değeri kadar ek ceza öder. 4. Ġftira etmek ve yalancı tanıklık yapmak; her iki suçun cezası da bir yıl Cemlere alınmamaktır. 5. DüĢkün olan kiģileri, düģkünlük süresi bitmeden Ceme almak; bunu yapan Dedeye, düģkünün cezası ne ise, aynen uygulanır. 124 DüĢkünlük, toplumsal iģleviyle ele alındığında, bir tür yargılama süreci, bir mahkeme gibi değerlendirilir. Ancak bu mekanizmanın iģleyebilmesi için üyelerinin birbirinden haberdar olması ve sosyal kontrol Ģuuru içinde yaģaması gerekir. 122 YALÇINKAYA, Ayhan; a.g.e., s BOZKURT, Fuat; s YALÇINKAYA, Ayhan; a.g.e., s

46 2.2. Faraşlı Köyü Hakkında Genel Bilgi Köyün Tarihi FaraĢlı, Kırıkkale ili Sulakyurt ilçesine bağlı 287 nüfuslu bir köydür. Ġlçeye olan uzaklığı 11 km dir. Bir dağ köyü görünümünde olan FaraĢlı köyü eski yerleģim yerlerinden biridir. M.Ö ile 2000 yılları Helenistik dönem ile Roma döneminin kalıntıları mevcuttur. Devlet tarafından sit alanı olarak kabul edilmiģtir. Fakat herhangi bir kazı bu sıraya kadar yapılmamıģtır. Rivayetlere göre, köye yerleģme, oymak olarak bilinen geniģ ailelerin belirli tarihi aralıkla köyün sulak yerlerine yerleģmesiyle baģlamıģ. Buna göre ilk gelen aileler, bugün köy çeģmesi olarak bilinen büyük çeģmelerin etrafından yerleģik olan ailelerdir. Daha sonra gelen oymaklar da bu merkezden olmak üzere yerleģmiģlerdir. Köy, ticaret yoluna yakın olduğundan, Ermeni vatandaģlarla ticari iliģkiler geliģtirmiģtir. Hatta bir dönem Ermeni aileler köye yerleģmiģler, fakat daha sonra göç zorlanarak sürülmüģ oldukları söylenmektedir. GeçmiĢte yarı göçebe olarak yaģayan köylüler, yakın zamanda tam olarak yerleģik hayata geçerek çadır hayatını terdetmiģlerdir. Fakat geçmiģle ilgili anılar ve yaģantı yaģlıların hafızalarında tazeliğini korumaktadır Çevre İle İlişkileri FaraĢlı köyü, çevresindeki köylerle birlikte bir Alevi-BektaĢi yerleģim bölgesi oluģturmaktadır. Çevresinde bulunan KalekıĢla, AliĢeyhli, Yeniceli, Çatallı, Koçubaba, Küçük AvĢar, Cingeyli köylerinde Alevi-BektaĢi topluluklar yaģamaktadır. Ağaylı, Sarıkızlı, Çatallı köylerinde ise Alevi-Sünni topluluklar karıģık yaģamaktadır. Esenpınar ve Çevrimli köyleri ise Sünni dir. Sünni köylerle olan iliģkilerde dini konulardan kaynaklanan bir çekingenlik gözlenmemektedir. FaraĢlı köyü, hem Delice ilçesine, hem de Sulakyurt ilçesine coğrafik manada yakındır. Aynı zamanda Çankırı ilinin Ġskilip ilçesine de yakındır. Osmanlı Devleti zamanında buralarda kurulan medreselerde, FaraĢlı köyünden 46

47 eğitim gören kimseler olduğu söylenmektedir. Hatta Çankırı da kurulan Askeri RüĢtiye den yetiģmiģ bir YüzbaĢı dahi vardır Demografik Durumu Köyün demografik yapısı Türkiye deki kentleģme olgusuyla yakından alakalıdır li yıllarda köyün çok kalabalık olduğu, çevre köylere nazaran nüfusun daha yoğun olduğu söylenmektedir. O yıllarda çevre köylerde pazar kurulmazken FaraĢlı köyünde pazar kurulduğu, ticari hayatın canlı olduğu söylenmektedir. Fakat, büyük Ģehrin cazibesine kapılarak yapılan göçlerle birlikte köyün nüfusu 1970 li yıllarda ve 80 li yılların baģında azalmıģtır. Yine bu yıllarda, köyde ilkokul ve ortaokulun olduğu söylenmekte ise de, göçlerin sürekli olması nedeniyle köy nüfusu erimiģ ve genç nüfusun göçmesiyle birlikte okullar kapatılmak zorunda kalınmıģtır. Bugün, mevcut birkaç öğrenci ilçedeki okullara taģıma sistemiyle devam etmektedir. Göçler büyük oranda Ankara ya yapılmaktadır. Fakat, göç edenler köyle alakasını uzun müddet kesmemektedir. Daha önce köyde yaģamıģ olanlar emekli olduktan sonra tekrar köye yerleģmektedir. Çocukları ise Ģehirde kalmaktadır. FaraĢlı köyü muhtarlığından edinilen bilgiye göre köyde yaz-kıģ oturan 84 hane vardır. Bunların çoğu iki kiģilik ailelerdir. Çocukları ya Ģehire göçmüģlerdir ya da kendileri Ģehirden tekrar köye dönmüģ emekli ailelerdir. Sadece 7 ailenin okula giden çocukları vardır yılında yapılan sayıma göre seçmen sayısı 354 tür yılında 228 e düģmüģtür, 1998 de ise 287 ye yükselmiģtir. Seçmen sayısında meydana gelen son dönemdeki yükselme, emekli olup köye yerleģme isteğinde bulunan köy kökenli ailelerden kaynaklanmaktadır. Nitekim, köyün aile yapısı da bunu göstermektedir. 47

48 2.3. Dini Hayat İnanç FaraĢlı köyünün Alevi-BektaĢi kimlikli olması inanç yapısını da belirlemektedir. Tanrı-insan iliģkisi, Vahdet-i Vücut görüģüne dayanır. Ġnsan ve evren Hakkın aynası olarak görülür. Ġnsan, evrenin bir özeti olarak Tanrıya en yakın varlıktır. YaratılıĢ hususunda devriye inancı belirgin bir Ģekilde görülür. Ġnsanların iģledikleri günahlara göre ya da yaģayıģ durumuna göre öldükten sonra bir hayvan ya da bitki Ģekline bürüneceği inancı vardır. Fakat bunun yanında sünni akidede olduğu gibi ahiret inancı da vardır. Yani insanların öldükten sonra günah ya da sevabına göre ceza ya da mükafat göreceği inancı mevcuttur. FaraĢlı köyünün, Ġskilip, Delice ve Sulakyurt ilçelerine yakın olması, buralarda bulunan medreselerden faydalanmalarını kolaylaģtırmıģtır. Yapılan görüģmelerde, köyden birçok kiģinin bu medreselerde dini eğitim aldığı anlaģılmıģtır. Medreselerde dini eğitim görenlerde, yakın zamana dair hatırlananlar: Molla Kadir, Murat Hoca, Kanın Hoca (Ġsmail GÜLTEKĠN), Kör Mustafa, Ġmamoğlu gibi isimlerdir. Bu Ģahıslar halen saygıyla anılmaktadır. Medreselerde öğrenilen dini bilgilerin, Hanefi fıkıhına dair dini bilgiler olduğu bilinmektedir. Köyde yaptığımız gözlemlerde, yukarıda adı geçen Ģahısların soyundan olanların evlerinde eski yazı ile yazılmıģ eserlerin bulunduğu görülmüģtür. Medreselerde yetiģen kiģiler, dini bilgileri köy odalarında ve camide öğreterek halkın dini yaģayıģ Ģekillerini etkilemiģ ve dini yaģayıģta ikili bir yapı ortaya çıkarmıģlardır. Bir tarafta Hanefi fıkıhına göre dini ibadetler yerine getirilirken, diğer tarafta Alevi-BektaĢi dini törenleri yerine getirilmiģtir. Ġlginç olan, beģ vakit namaz kılınmasına, Ramazan orucunun tutulmasına, Teravih namazlarının kılınmasına rağmen Cem ayinlerinde halen üç halifeye; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman a kötü sözler söylenmesi ve yine, Cem törenlerinde içki içilmesine devam edilmesidir. 48

49 Sünni inancına göre dini ibadetlerin yerine getirilmesi medreselerin etkisini yitirmesiyle sona ermiģtir. Çünkü yapılan gözlemler göstermektedir ki en son medrese eğitimi alan kimselerin bulunduğu kuģak ve onların köyde eğittiği insanların dıģında kimse sünni inanca dair dini bilgileri bilmemektedir. Hatta son dönemlerde Alevilikle ilgili yazılan kitapların köye girmesiyle birlikte, geçmiģten beri Hanefi fıkıhına göre yapılan dini ibadetler (namaz, oruç) reddedilmeye baģlanmıģtır Tören Alevi-BektaĢi inancına göre dini yaģayıģ, diğer dini yaģayın Ģekline karıģmadan bir arada yaģatılmıģtır. Köyün sosyal yapısını belirleyen önemli faktörlerden birisi olan Oymak Ģuru dini yaģayıģı da etkilemektedir. Her biri geniģ bir akraba kitlesi olan oymakların Dedeleri farklı ocaklardan gelir. Ġçlerinden bazıları birkaç oymak olmak üzere, aynı Dedeye bağlıdırlar. AraĢtırmamızda, tespit edebildiğimiz 13 oymak ve bunların bağlı bulundukları 6 Dede Ocağı bulunmaktadır. Bunlar Ģöyle sıralanmaktadır: Oymak Adları Alene Ketibe Ġmmete Berbere Bayrame Hırvate Omare Gülebe Hatibe Kaniye Ġmeme Bağlı Bulundukları Ocaklar Dedem Oğlu Ocağı Veli Dede Sultan Ocağı Veli Dede Sultan Ocağı Veli Dede Sultan Ocağı Sarı Samutlar Ocağı Sarı Samutlar Ocağı Sarı Samutlar Ocağı Mekanlar Ocağı Mekanlar Ocağı Mekanlar Ocağı Mekanlar Ocağı 49

50 BoĢne BeĢire Koçu Baba Ocağı Koyun Kahvecioğulları Ocağı Cem ayini yapmak isteyen ya da görülmek isteyen kiģiler bağlı oldukları Ocağın Dedesine haber göndererek hazırlıklarını yapar. Birinci planda Cem ayinine katılacak olanlar Dedeye bağlı olup ta görülmek isteyenlerdir. Diğer oymaklardan baģka Dedeye bağlı olanlar da bu Ceme katılabilirler, fakat görülme olmaz. Köyde, oymakların çokluğu ve bağlı olunan Dede ocaklarının fazla olması, dini törenlerin yapılma sıklığını artırmaktadır. Böylece, dini törenlere katılma sıklığı hem inancı pekiģtirmekte hem de ferdin sosyalizasyonu sürecinde etkili olmaktadır. Fakat, köyün göç nedeniyle dinamik nüfusunu kaybetmesi, Cem ayinlerinin de yapılmasını en aza indirmiģtir. Toplumsal fonksiyonlarını da yitiren Cem ayinleri son zamanlarda daha çok Ankara dan gelen kısa süreli ziyaretçiler tarafından yapılmaktadır. 50

51 III. BÖLÜM Ankara da Yaşayan Faraşlı Köyü Kökenlilerin Sosyolojik Özellikleri 3.1. Örnek Grubun Demografik Özellikleri Nüfus AraĢtırma alanı olarak seçilen Ankara, FaraĢlı köyü kökenlilerin yoğun olarak yaģadığı bir ildir. FaraĢlı ların yoğun olarak yaģadığı semtler araģtırma alanı olarak seçilmiģtir. Buna göre örneklem grup mahallerlere göre aģağıdaki gibi dağılım göstermektedir: TABLO 1 Görüşülen yer (İlçe/Mah) Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Akşemseddin Mah. Mam 1, ,9 21,2 21,2 ÇElebioğulları/BOğaz 2,0 2 2,3 2,4 23,5 Boğaziçi maha. 3,0 6 7,0 7,1 30,6 Eryaman 4,0 3 3,5 3,5 34,1 Siteler 5,0 1 1,2 1,2 35,3 OR/AN Çankaya 6,0 1 1,2 1,2 36,5 Çayyolu 7,0 1 1,2 1,2 37,6 Dİkmen 8,0 5 5,8 5,9 43,5 Mamak/Abidinpaşa 9, ,3 23,5 67,1 KEçiören/Ankara 10,0 9 10,5 10,6 77,6 BAtıkent 11,0 6 7,0 7,1 84,7 Mamak/Gülveren 12, ,1 15,3 100,0, 1 1,2 Missing Valid cases 85 Missing cases AraĢtırmada hane halkı iki ve daha fazla olan aileler esas alınmıģtır. AkĢemseddin Mahallesi, Çelebioğulları ve Boğaziçi mahalleleri birarada bulunan mahallelerdir. Örneklem Grup tarafından Boğaziçi olarak adlandırılır. Bu mahallelerde ikamet eden 106 aile tespit edilebilmiģtir. Bu ailelerden 24 ü örneklem gruba dahil edilmiģtir. Örneklem grubun %30,6 sını oluģturmaktadır. Mamak/AbidinpaĢa da 20 aile örneklem gruba dahil edilmiģtir. %23,5 lik bir yer kaplamaktadır. 51

52 Mamak/Gülveren mahallesi yoğun olarak yaģanılan yerlerden birisidir. 13 aile örneklem gruba dahil edilerek, AraĢtırmada %15,3 lük bir paya sahiptir. Batıkent, FaraĢlı köyü kökenlilerin tercih ettikleri bir banliyödür. YaklaĢık 50 aile olduğu söylenmekle birlikte aileler birbirinden uzakta oturmaktadırlar. Batıkent ten araģtırmaya 6 aile dahil edilmiģtir. Bu da %7,1 lik bir grubu oluģturmaktadır. Eryaman, Siteler, OR/AN, Çayyolu, Dikmen, Keçiören gibi semtlerde FarĢlı köyü kökenliler az oturmakla birlikte buraday yaģayan ailelerin sosyo-kültürel yapıları araģtırmayı etkileyeceğinden tespit edilebildiği kadar ailelerle görüģme yapılmıģtır. Bu semtlerde de toplam 19 aile ile görüģme yapılmıģtır. Bunlar örneklem grubun %23,4 ünü oluģturmaktadır Yaş TABLO 2 Örneklem Grupların Yaşa Göre Dağılımları Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent 18,0 1 1,2 1,2 1,2 25,0 1 1,2 1,2 2,4 26,0 4 4,7 4,9 7,3 27,0 2 2,3 2,4 9,8 28,0 2 2,3 2,4 12,2 29,0 2 2,3 2,4 14,6 30,0 5 5,8 6,1 20,7 31,0 3 3,5 3,7 24,4 32,0 5 5,8 6,1 30,5 33,0 6 7,0 7,3 37,8 34,0 2 2,3 2,4 40,2 35,0 3 3,5 3,7 43,9 36,0 4 4,7 4,9 48,8 37,0 1 1,2 1,2 50,0 38,0 3 3,5 3,7 53,7 39,0 3 3,5 3,7 57,3 40,0 4 4,7 4,9 62,2 42,0 2 2,3 2,4 64,6 43,0 3 3,5 3,7 68,3 44,0 3 3,5 3,7 72,0 45,0 2 2,3 2,4 74,4 46,0 3 3,5 3,7 78,0 48,0 3 3,5 3,7 81,7 52,0 1 1,2 1,2 82,9 53,0 1 1,2 1,2 84,1 52

53 Valid cases 82 Missing cases 4 54,0 1 1,2 1,2 85,4 55,0 2 2,3 2,4 87,8 56,0 2 2,3 2,4 90,2 58,0 2 2,3 2,4 92,7 60,0 1 1,2 1,2 93,9 62,0 1 1,2 1,2 95,1 64,0 1 1,2 1,2 96,3 67,0 1 1,2 1,2 97,6 68,0 1 1,2 1,2 98,8 79,0 1 1,2 1,2 100,0, 4 4,7 Missing Alevi-BektaĢi kültürünün yaģatılmasında ve algılanmasında yaģ faktörü önemlidir. KentleĢme sürecinde genç nüfusun Alevi-BektaĢi kültürüne yöneliģ istikametini belirleme açısından örneklem grubun önemli bir kısmı genç ailelerden oluģturulmuģtur. YaĢlı nüfus ise yol gösterici ve geleneksel değerleri taģıyıcı özelligiyle araģtırma grubuna dahil edilmiģtir. Buna göre; genç aileler 18 ile 48 yaģ grubuna dahil edilerek örnek grubun %77,8 ini oluģturmuģtur. 50 ile 80 yaģ grubuna giren aileler ise örneklem grubun %17,5 ini oluģturmaktadır Doğum Yeri ve Göç TABLO 3 Görüşülen kişinin doğum merkezi Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent İl merkezi 1, ,2 40,0 40,0 İlçe 2,0 2 2,3 2,5 42,5 Köy 3, ,5 57,5 100,0, 6 7,0 Missing Valid cases 80 Missing cases 6 Örnek grubun %37,2 si il merkezinde doğmuģtur. Ġlçede doğanlar %2 dir. Köyde doğanlar ise %53,5 gibi büyük bir orana sahiptir. Deneklerin çoğunun köy doğumlu olması göç oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Nitekim, Tablo 4 de görüleceği gibi deneklerin büyük bir kısmı hayatlarının en uzun dönemlerinin Ģehirde geçtiğini söylemiģtir. 53

54 TABLO 4 Hayatlarının en uzun döneminin geçtiği yer Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Köyde 1, ,8 13,3 13,3 Şehirde 2, ,7 86,7 100,0, 3 3,5 Missing Valid cases 83 Missing cases 3 Örneklem grubunun %83,7 si hayatının en uzun dönemini Ģehirde geçirmiģtir. %12,8 i ise köyde geçirmiģtir Eğitim Durumu TABLO 5 Görüşülen kişinin eğitim düzeyi Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Cahil 1,0 3 3,5 3,9 3,9 İlkokul 2, ,9 31,2 35,1 Ortaokul 3, ,1 16,9 51,9 Lise 4, ,2 33,8 85,7 Üniversite 5, ,8 14,3 100,0, 9 10,5 Missing Valid cases 77 Missing cases 9 Örneklem grubun, %3,5 lik kısmı okuma yazma bilmemektedir. Ġlkokul ve ortaokul mezunu olanlar %43 lük bir yoğunluğa sahiptir. Lise mezunu olanlar %30 dur. Üniversite mezunu ise 12,8 lik yoğunluktadır. TABLO 6 Erkek Çocuğun eğtim düzeyine ilişkin görüşleri Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent 54

55 Üniversite 3, ,5 100,0 100,0, 3 3,5 Missing Valid cases 83 Missing cases 3 TABLO 7 Kız çocuğun eğitim eğitim düzeyine ilişkin görüşler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Üniversite 3, ,9 100,0 100,0, 7 8,1 Missing Valid cases 79 Missing cases 7 Aileler, kız ve erkek çocukların eğitim seviyesinin ısrarla üniversite olmasını istemektedirler. Eğitim, sosyal statü değiģtirmedeki önemini kavramıģ durumdadırlar Meslek Dağılımı TABLO 8 Örneklem grubun meslek dağılımı Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent İşçi 1, ,6 23,5 23,5 Serbest meslek 2, ,4 30,9 54,4 Öğretmen 3,0 5 5,8 7,4 61,8 Esnaf 4,0 6 7,0 8,8 70,6 Memur 5, ,6 14,7 85,3 Avukat 6,0 1 1,2 1,5 86,8 Eski milletvekili 7,0 2 2,3 2,9 89,7 Doktor 8,0 1 1,2 1,5 91,2 Astsubay 9,0 1 1,2 1,5 92,6 Emekli 10,0 5 5,8 7,4 100,0, 18 20,9 Missing Valid cases 68 Missing cases 18 Örneklem grubun meslek dağılımında yoğunluğu, iģçi, memur ve serbest meslek sahipleri oluģturmaktadır. Öğretmen, Avukat, Doktor, Astsubay gibi meslek sahipleri de önemli bir yer tutmaktadır. Denekler içinde iki tane de eski 55

56 parlamenter bulunmaktadır. Emekliler ise fazla bir yer tutmamaktadır. Emekli olanların çoğunluğu köye tekrar dönme eğilimindedir Örnek Grubun Sosyal Hayatı Aile Örneklem grubundaki aileler çoğunlukla 3-4 kiģilik ailelerdir. Anket sonuçlarına göre, hane halkı sayıları aģağıdaki gibidir. TABLO 9 Görüşülenin hane nüfusu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Bir 1,0 1 1,2 1,2 1,2 İki 2, ,8 13,1 14,3 Üç 3, ,7 34,5 48,8 Dört 4, ,7 34,5 83,3 Beş 5, ,6 11,9 95,2 Altı 6,0 4 4,7 4,8 100,0, 2 2,3 Missing Valid cases 84 Missing cases kiģilik ailelerin örneklem grubundaki yüzdesi 67,4 tür. 2 ve 5 kiģilik aileler birbirine yakın bir Ģekilde %12,8 ve %11,6 dır. Nüfus planlamasının (doğum kontrolü) uygulanmasına dair isteklilik bütün ailelerde vardır. Çocuk sayısının kontrol altında bulundurulmasına duyulan bu isteklilik %98,8 e varmaktadır. (bz. Tablo 10) 56

57 TABLO 10 Aile Planlaması uygulanmasına ilişkin görüşler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Evet 1, ,8 98,8 98,8 Hayır 2,0 1 1,2 1,2 100, Valid cases 86 Missing cases 0 Ailelerin büyüklükleri çekirdek aileye doğru bir değiģmeyi göstermektedir. Fakat çekirdek aile özellikleri her yerleģim bölgesinde gözlenmemektedir. Gecekondu aileleri geçiģ ailesi özellikleri gösterirken, sosyal konutlara taģınmıģ ya da eğitim yoluyla kentlileģme kimliğini kazanmıģ ailelerde çekirdek aile özellikleri gözlenmektedir. ġehire yerleģme, nicelik açısından aile büyüklüklerini çekirdek aile gibi gösterse bile, gerçek çekirdek aile nitelik değiģmesiyle meydana gelecektir. KentlileĢme ve ailenin yapısal dönüģümü belirli bir süreç gerektirmektedir Evlilik TABLO 11 S2 Kaç yaşında evlendiniz? Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent ,0 4 4,7 4,8 4, , ,6 26,5 31, , ,1 30,1 61, , ,2 31,3 92,8 Diğer 5,0 6 7,0 7,2 100,0, 3 3,5 Missing Valid cases 83 Missing cases Örnek grubun evlilik yaģları üç yaģ grubunda yoğunlaģmaktadır. Tablo 11 de görüldüğü gibi evlilik yaģlarındaki bu farklılaģma 18-20, 21-23, yaģ 57

58 gruplarında toplanmaktadır. Evlilik yaģının giderek yükselmesi, ĢehirleĢme süreciyle ve eğitimin evlenme yaģını yükseltmesiyle açıklanabilir. Evlenme biçiminde ise geleneksel değerlerle kentsel değerlerin dengelendiği gözlenmektedir. TABLO 12 Örneklem grubun evlenme biçimi Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Görücü usulü 1, ,3 52,9 52,9 Konuşup anlaşarak 2, ,3 45,9 98,8 Başka 3,0 1 1,2 1,2 100,0, 1 1,2 Missing Valid cases 85 Missing cases 1 Görücü usulü ile evlenenlerin oranı %52,3 tür. KonuĢup anlaģarak evlenenler ise %45,3 tür. Ancak köy kökenli deneklerin miktarı %53 olduğu düģünülürse, kentsel değerlerin giderek etkisini artırdığı görülecektir. TABLO 13 Örneklem grubunun tercih ettiği nikah türü Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent REsmi Nikah 1, ,3 74,1 74,1 İmam Nikahı 2,0 4 4,7 4,7 78,8 HEr ikisi 3, ,9 21,2 100,0, 1 1,2 Missing Valid cases 85 Missing cases 1 Evliliklerinde resmi nikah kıydıranların oranı %73,3 tür. Hem resmi nikah hem de imam nikahı kıydıranların oranı ise %20,9 dur. Özellikle genç evli çiftler imam nikahına tepki göstermektedirler. Ġmam nikahlı olan çiftler 50 yaģın üzerindeki çiftlerdir. Bunlar geleneksel değerlerin etkisiyle imam nikahının kıyılmasına taraftar görünmektedirler. 58

59 Akrabalık İlişkileri TABLO 14 Örneklem grubunun akraba evliliğine ilişkin düşünceleri Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Evet 1,0 6 7,0 7,0 7,0 HAyır 2, ,0 86,0 93,0 Kararsızım 3,0 6 7,0 7,0 100, Valid cases 86 Missing cases 0 Örneklem grubundakilerin akraba evliliği ile ilgili yargıları geleneksel değerlerin değiģtiğini göstermektedir. Alevi-BektaĢi toplulukları genellikle içten evliliği benimsemiģtir. DıĢarıya kız vermek geçmiģte düģkünlük nedeni olmuģtur. Bugün akraba evliliği, ortaya çıkardığı sorunların farkına varılmasıyla, çoğunluk tarafından onaylanmamaktadır. Deneklerin %86 sı akraba evliliğine karģı olduğunu söylemektedir. TABLO 15 Akraba ziyaretlerinin sıklık durumu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Hergün 1,0 4 4,7 5,1 5,1 Haftada bir 2, ,9 23,1 28,2 İki haftada bir 3,0 9 10,5 11,5 39,7 Ayda bir 4, ,2 33,3 73,1 Hiç biri 5,0 4 4,7 5,1 78,2 Başka 6, ,8 21,8 100,0, 8 9,3 Missing Valid cases 78 Missing cases 8 Gecekondu aileleri sadece akrabalarıyla aynı semtte oturmamakta aynı zamanda onlarla son derece sıkı iliģki halinde olmaktadırlar. AraĢtırmamız dahilindeki gecekondu aileleri Gülveren, Boğaziçi, AkĢemsettin mahallelerinde 59

60 bulunmaktadır. GörüĢme yapılırken dikkatimizi çeken husus, buradaki ailelerin birbirini çok yakından tanıdıkları ve iliģkilerinin sıcak olduğudur. Deneklerin çoğunun erkek olması ziyaretlerin sıklık derecelerinin sihhatli bir Ģekilde belirlemede yeterli olmamaktadır. Erkekler zamamlarının çoğunu çalıģma hayatında harcadığından, akrabalık iliģkilerine yeteri kadar zaman ayıramamaktadır. Halbuki kadınlar devamlı bir arada bulunduklarından ya da dayanıģma için akraba grubunu seçtiklerinden akraba ziyareti sıklık derecesi daha fazla olmaktadır. Örneklem grubun %23,1 i haftada bir, %11,5 i iki haftada bir %33,3 ü ayda bir akrabalarını ziyaret ettiklerini söylemektedir. %21,8 i ise özel günlerde (bayram, düğün, ölüm vb.) ziyaret ettiğini söylemektedir. ġehrin diğer semtlerinde oturan akrabalarla iliģkilerde, gecekondulara göre daha az yoğunluk vardır. Genellikle buradaki iliģkiler, yaģam Ģartlarına bağlı olarak gevģemekte, ziyaretler özel günlerde gerçekleģmektedir. TABLO 16 Oturulan mahallenin seçilmesini etkileyen faktörler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Kİralar uygundu 1,0 6 7,0 7,7 7,7 Burada ev bulabildik 2, ,4 19,2 26,9 Akraba ve köylülerim 3, ,9 46,2 73,1 Dİğer 5, ,4 26,9 100,0, 8 9,3 Missing Valid cases 78 Missing cases 8 Örneklem grubunun, neden bu mahalleyi seçtiniz sorusuna, %46,2 lik bir yoğunlukta akraba ve köylülerinin burada olduklarından dolayı tercih ettiklerini belirttiler. Bu oranın bu kadar yüksek olmasında gecekondulaģma eğilimi yatmaktadır. Çünkü, kırsal kesimden göç eden aileler, dayanıģmanın yoğun 60

61 olduğu akraba ve hemģehri bölgelerini tercih ederler. AraĢtırmamızda gecekondu ailelerinin fazla olması bu tercihin ve yoğunluğun sebebini açıklamaktadır. Diğer semtlerde oturan aileler akraba ve hemģehri dayanıģmasına daha az ihtiyaç duymaktadır. Bu aynı zamanda Ģehirde kalıģ süresinin uzunluğuna da bağlıdır. Nitekim Tablo 16 da görüldüğü gibi örneklem grubun sadece %12,5 lik bir kısmı akraba veya hemģehri dayanıģmasını tercih etmektedir. TABLO 17 Yeni taşınılacak olan mahallelerde dikkat edilen hususlar Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Eğitim kalitesi yüks 1, ,0 38,8 38,8 Ulaşım şartlarının d 2,0 7 8,1 8,8 47,5 Sosyal faaliyet imka 3, ,9 37,5 85,0 Akrabamızın veya köy 4, ,6 12,5 97,5 Hiçbiri 5,0 2 2,3 2,5 100,0, 6 7,0 Missing Valid cases 80 Missing cases 6 Geri kalanların çoğu, yeni bir ev alacak ya da kiralayacak olsa tercih edeceği semtlerde, eğitim kalitesine ve sosyal faaliyet imkanlarının çokluuna dikkat etmektedir. Bunların oranı %76,3 tür. 61

62 Gelir Düzeyi TABLO 18 Ailenin parasal geçim durumu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Kötü 1,0 7 8,1 8,2 8,2 Orta 2, ,8 56,5 64,7 İyi 3, ,9 35,3 100,0, 1 1,2 Missing Valid cases 85 Missing cases 1 Ailenin parasal geçim durumu orta ve iyi durumlarında yoğunlaģmaktadır. Ailelerden %56 5 i parasal açıdan durumunun orta olduğunu, kazancının kendine yetebileceğini bildirmektedir. %35,3 ü ise durumunun daha iyi olduğunu bildirmektedir. %8,2 lik bir kısmın ise maddi durumunun iyi olmadığı gözlenmektedir. TABLO 19 Örneklem grubun hislerine göre sosyal tabakadaki yerleri Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Alt 1, ,3 16,7 16,7 Orta 2, ,6 77,4 94,0 Üst 3,0 5 5,8 6,0 100,0, 2 2,3 Missing Valid cases 84 Missing cases 2 Örneklem grubundakilerin çoğunluğu, gelir durumunda olduğu gibi, sosyal tabakada kendilerini orta sınıfa yerleģtirmektedir. Bunların oranı %77,4 tür. Deneklerin yarısının gecekondularda yaģadığını düģünürsek bunların bir kısmının kendilerini orta sınıfa dahil ettiğini görürüz. %16,7 lik bir kısım 62

63 kendini alt sınıftan hissetmektedir. Örneklem grubun %6 sı kendisini üst sınıfta hissetmektedir Mesken Durumu TABLO 20 Oturulan evin cinsi Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Apartman dairesi 1, ,2 44,2 44,2 Müstakil ev 2,0 5 5,8 5,8 50,0 GEcekondu 3, ,7 47,7 97,7 Dİğer 4,0 2 2,3 2,3 100, Valid cases 86 Missing cases 0 AraĢtırmaya dahil edilen aileler tabloda da görüldüğü üzere oturulan evin cinsine göre ikiye ayrılmıģlardır: Apartman dairesi ve Gecekondu. Apartman dairesi ve az da olsa müstakil evde oturanların toplamı %50 dir. Gecekondularda oturanlar ise %47,7 dir. %2,3 lük bir kısım ise lüks konutlardır Boş Zamanlarını Değerlendirme Biçimleri TABLO 21 Boş zamanların değerlendirilme biçimleri Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Evde müzik dinlerim 1, ,6 27,2 27,2 Kitap /Dergi/Gazete 2, ,1 23,5 50,6 TV. seyrederim 3, ,1 23,5 74,1 Arkadaşlarımı ziyare 4,0 6 7,0 7,4 81,5 Sinemaya giderim 5,0 1 1,2 1,2 82,7 Sİyasi ve sosyal faa 7,0 5 5,8 6,2 88,9 Spor yaparım 8,0 3 3,5 3,7 92,6 Bahçede çalışırım 9,0 2 2,3 2,5 95,1 Evde tamirat işleri 10,0 3 3,5 3,7 98,8 Diğer 12,0 1 1,2 1,2 100,0, 5 5,8 Missing Valid cases 81 Missing cases 5 63

64 Örneklem grubundakilerin boģ zamanlarını değerlendirme biçimleri genellikle evlerinde dinlenmek Ģekilnde olmaktadır. Müzik dinlemek, kitap, dergi, gazete okumak, televizyon seyretmek en yaygın değerlendirme biçimlerini oluģturmaktadır. Bunlardan baģka, arkadaģ ziyaretleri ile siyasi ve sosyal faaliyetlerde bulunma az da olsa göze çarpmaktadır Örnek Grubun Siyasi Durumu Ülke Sorunlarını Algılama TABLO 22 Türkiye'nin en önemli sorununa ilişkin görüşler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Nüfus artışı 1, ,6 26,2 26,2 insan hakları 2, ,4 39,3 65,5 Terör 3, ,6 19,0 84,5 Enflasyon 4,0 7 8,1 8,3 92,9 Düşünceyi ifade özgü 5,0 3 3,5 3,6 96,4 Dinsel tutuculuk 6,0 2 2,3 2,4 98,8 İnancını serbestce y 8,0 1 1,2 1,2 100,0, 2 2,3 Missing Valid cases 84 Missing cases 2 Türkiye nin en önemli sorununun hangisi olduğuna dair düģünceler, üç unsur üzerine yoğunlaģmıģtır. En önemli sorun insan hakları gösterilmiģtir. Ġkinci derecede sorun nüfus artıģı olarak algılanmıģtır. Üçüncü sırada terör yer almıģtır. Dinsel tutuculuk %2,4 lük bir pay ile en az hissedilen unsurlardan biri olmuģtur. 64

65 TABLO 23 Son on yıl içinde ülkemizin durumuna ilişkin görüşler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Her gün iyiye gidiyo 1,0 4 4,7 4,7 4,7 Her gün daha kötüye 2, ,6 76,5 81,2 Değişmiyor 3, ,3 16,5 97,6 Fikrim yok 4,0 2 2,3 2,4 100,0, 1 1,2 Missing Valid cases 85 Missing cases 1 Ülkenin durumunun hergün kötüye gittiği konusundaki düģünce %76,3 lük bir yoğunluktadır. Ülkenin geleceği konusundaki bu karamsarlık siyasi belirsizliklerin fazlaca yaģanmasından kaynaklanıyor olabilir. Bir Ģeyin değiģmediği fikri %16,5 tir. Ġyimserlerin oranı ise %5 gibi oldukça düģük bir oranda görünmektedir. TABLO 24 Ülkenin Kötüye Gitmesinde Kimin Sorumlu Olduğuna Dair Düşünceler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent TBMM 1, ,9 46,2 46,2 Sağ/Muhafazakar part 2, ,9 30,8 76,9 Sol/sosyal demokrat 3,0 4 4,7 5,1 82,1 Halk 6,0 9 10,5 11,5 93,6 Zenginler 7,0 5 5,8 6,4 100,0, 8 9,3 Missing Valid cases 78 Missing cases 8 Ülkenin durumunun kötüye gittiğini söyleyenlere Bundan birinci derecede kim sorumludur? sorusu yöneltilmiģtir. Büyük çoğunlukla kötü gidiģin sorumlusu TBMM ve sağ/muhafazakar partiler gösterilmiģtir. Halkın da bu kötü gidiģte payı olduğuna dair düģünceler %11 dir. Bu düģünceler, halkın kötü gidiģe tepki göstermediği yönündeki serzeniģler gibi görünmektedir. 65

66 TABLO 25 Sorunları Çözecek Kurumun Parlamento Olduğuna Dair Düşünceler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Katılıyorum 1, ,5 59,0 59,0 Kararsızım 2,0 7 8,1 9,0 67,9 Katılmıyorum 3, ,4 26,9 94,9 Fİkrim yok 4,0 4 4,7 5,1 100,0, 8 9,3 Missing Valid cases 78 Missing cases Parlamento kötüye gidiģen birinci derecede sorumlusu olarak gösterilmesine rağmen, sorunların çözümü için de tek kurum olarak belirtilmiģtir. Bu demokratik değerlerin kurumsallaģmaya baģladığına dair bir iģaret olarak kabul edilebilir Oy Verme Davranışı Alevi-BektaĢiler genel itibariyle Türkiye deki siyasi hayatın solunda yer alırlar. Bu yapı son zamanlarda merkez sağ partilere kayma yönünde biraz değiģmiģse de ağırlıklı olarak sol partiler revaçtadır. TABLO 26 Son seçimde oy dağılımı Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent DYP 1,0 2 2,3 2,5 2,5 ANAP 2,0 2 2,3 2,5 4,9 DSP 3,0 6 7,0 7,4 12,3 CHP 4, ,1 84,0 96,3 MHP 6,0 1 1,2 1,2 97,5 HADEP 7,0 1 1,2 1,2 98,8 Fİkrim yok 8,0 1 1,2 1,2 100,0, 5 5,8 Missing Valid cases 81 Missing cases

67 Nitekim, son seçimde oy dağılımına bakıldığında sol partilerden CHP %84 lük bir payla en çok oy verilen parti olmuģtur. Daha sonra gelen parti %7 lik bir dilimle yine sol partilerden DSP dir. TABLO 27 Yakın zamanda yapılacak bir seçimde olası oy dağılımı Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Anap 2,0 3 3,5 4,2 4,2 CHP 3, ,1 77,8 81,9 MHP 5,0 1 1,2 1,4 83,3 DSP 7,0 3 3,5 4,2 87,5 Fİkrim yok 8,0 9 10,5 12,5 100,0, 14 16,3 Missing Valid cases 72 Missing cases 14 Olası bir seçimde oy dağılımı yine CHP lehine olacaktır. Fakat, küçük te olsa önceki seçime göre bir düģüģ gözlenmektedir. DSP ve ANAP ta küçük artıģlar gözlenmektedir. DYP hiç tercih edilmemiģtir. Kararsızların oyları oy dağılımını etkileyecek büyüklüktedir. TABLO 28 Alevilerin siyasi partilerle ilişkileri hakkında düşünceleri Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Aleviler haklarını sa. 1, ,8 53,2 53,2 Aleviler farklı parti. 2,0 7 8,1 8,9 62,0 Aleviler kendi partile. 3, ,6 20,3 82,3 Fİkrim yok 4, ,3 17,7 100,0, 7 8,1 Missing Valid cases 79 Missing cases 7 Örneklem grup Alevilerin haklarını savunacak belli bir partiyi destekleme tavrı içindeler. Bu yöneliģ %53,2 gibi önemli bir yoğunluktadır. Alevilerin kendi partilerini kurma isteği %20 civarındadır. Fakat, örneklem grubun büyük çoğunluğu dinin siyasete alet edilmesine karģıdır. Alevilikte bir 67

68 inanç sistemi olması nedeniyle siyaset konusu yapılmaması yönünde düģünceler ifade edilmiģtir. Farklı partilerle çalıģma da sınırlı ölçüde benimsenen bir yaklaģımdır Örnek Grubun Dini Hayatı Dini Kimlik TABLO 29 Dini Kimliğin Tanımlanma Durumu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Alevi 1, ,5 48,8 48,8 Bektaşi 3,0 7 8,1 8,5 57,3 Alevi-bektaşi 4, ,4 40,2 97,6 Diğer 5,0 2 2,3 2,4 100,0, 4 4,7 Missing Valid cases 82 Missing cases 4 Örneklem grubundakiler kendilerini tanımlamada farklı yaklaģımlar kullanmaktadırlar. %50 ye yakını kendini Alevi olarak tanımlarken, %40 ı Alevi- BektaĢi olarak tanımlamaktadır. Sadece BektaĢi olarak tanımlayanlar ise %8,5 tir. FaraĢlı köyü Dedeler aracılığı ile Ocaklar a bağlıdır. Bu Ocaklar da Hacı BektaĢ a bağlıdır. Dolayısıyla Alevi-BektaĢi kimliğine sahip bir köydür. Alevi genel ad olarak kabul edildiğinden farklılaģmayı yeterince bilmeyenler bu kavramı kullanmıģ olabilirler. 68

69 TABLO 30 Aleviliğin Ne Olduğuna İlişkin Görüşler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Mezhep 1, ,4 28,4 28,4 Tarikat 2, ,9 32,4 60,8 Türk kültürünün isla 3, ,6 13,5 74,3 Yaşam tarzı 4, ,1 25,7 100,0, 12 14,0 Missing Valid cases 74 Missing cases Alevilik kavram olarak tam netleģmiģ bir kavram değildir. Nitekim, Aleviliğin tanımlanmasına iliģkin sorumuzda, akla yatkın olan bütün seçenekler birbirlerine yakın oranlarda onaylanmıģtır. Alevilik, mezhep, tarikat, Türk kültürünün Ġslami yorumu, yaģam tarzı gibi Ģekillerde algılanmaktadır. TABLO 31 Alevilik ve İslamiyet Arasındaki İlişkiye Dair Görüşler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Alevilik, islamın da 1, ,2 62,9 62,9 Alevilik, islamın dı 2, ,6 22,9 85,7 Alevilik bazı özelli 3, ,6 14,3 100,0, 16 18,6 Missing Valid cases 70 Missing cases Örneklem grubundakilere Aleviliğin Ġslam dairesi içinde olup olmadığına dair soru yönelttiğimizde %62,9 luk büyük bir grup Aleviliği Ġslamın içinde algıladığını söylemiģtir. %14 lük bir grup ise Aleviliğin bazı özellikleriyle Ġslamın dıģında olduğunu belirtmiģtir. %22,9 luk grup ise Aleviliği Ġslamiyetin dıģında görmektedir. 69

70 Alevilikle ilgili bu yorumlar, Aleviliğin mahiyetinin ne olduğunun bilinmemesinden ve yayın organlarında birbirleriyle çeliģkili Alevi tanımlamalarından kaynaklanmaktadır. Kırsal kesimden gelen Alevilerin tamamında, Alevilik Ġslam dairesi içindedir kavrayıģı vardır. KentleĢme sürecinde fertlerin farklı gruplar içerisinde bilinçlenmesi Aleviliğin algılanıģını etkilemektedir Laiklik Anlayışı ve Din Eğitimi TABLO 32 Laikliğin Anlamına İlişkin Düşünceler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent İnanç özgürlüğünün s 1, ,8 20,2 20,2 Din ve devlet işleri 2, ,3 75,0 95,2 Devletin dini inancı 3,0 3 3,5 3,6 98,8 Fİkrim yok 4,0 1 1,2 1,2 100,0, 2 2,3 Missing Valid cases 84 Missing cases 2 Laikliğin anlamına iliģkin olarak, örneklem grubun verdiği cevap, halk arasında kalıplaģmıģ bir yargı olan din ve devlet iliģkilerinin birbirinden ayrılması dır. Ġnanç özgürlüğünün sağlanması ise ikinci %20 lik bir oranla ikinci dereceden kabul edilen bir tanımdır. Her iki tercih de laikliğin benimsendiği ve gerekli olduğu izlenimini vermektedir. TABLO 33 Diyanet İşleri Başkanlığına Duyulan Güven Durumu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Çok 1,0 2 2,3 2,4 2,4 Az 2, ,2 38,6 41,0 Hiç 3, ,0 59,0 100,0, 3 3,5 Missing Valid cases 83 Missing cases

71 Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı Aleviler içinde en çok tartıģılan bir kurumdur. Kuruma duyulan güven bu tartıģmalardan etkilenmektedir. Denekler büyük çoğunluğu (%59 u) Diyanet Ġyleri BaĢkanlığına güvenmemektedir. %38,6 sı ise az güvenmektedir. TABLO 34 Diyanet İşleri Başkanlığının Varlığına Yönelik Düşünceler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent KAldırılmalıdır, din 1, ,9 24,0 24,0 Devlete bağlı mezhep 2, ,3 18,7 42,7 Özerk bir kurum olma 3, ,8 14,7 57,3 Bugünkü durumu sürdü 4, ,1 33,3 90,7 Fİkrim yok 5,0 6 7,0 8,0 98,7 Kaldırılmalıdır, İns 6,0 1 1,2 1,3 100,0, 11 12,8 Missing Valid cases 75 Missing cases Örneklem grupta Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığının varlığına iliģkin yorumlar çeģitlilik göstermektedir. %24 lük bir grup kurumun tamemen kaldırılmasını din iģlerinin cemaatlere bırakılmasını istemektedir. Diğerleri ise kurumun varlığını sürdürmesini istemekle birlikte içeriğinin değiģmesini, Alevi-BektaĢi varlığını da hissettirecek bir yapılanmaya gidilmesini düģünmektedir. Kurumun bugünkü durumunu sürdürmesini isteyenler de 33,3 tür. TABLO 35 Okullarda Din Derslerinin Zorunlu Okutulmasına İlişkin Düşünceler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Doğru bulmuyorum 1, ,7 48,8 48,8 Kararsızım 2,0 2 2,3 2,4 51,2 Doğru buluyorum 3,0 9 10,5 10,7 61,9 Alevi-Bektaşi inançl 4, ,2 38,1 100,0, 2 2,3 Missing Valid cases 84 Missing cases 2 71

72 Okullarda din derslerinin zorunlu okutulmasına örneklem grubun yarısı karģı çıkmaktadır. Bu fikre katılanlar, dini bilgilerin doğru verilmeyeceği kaygısıyla din eğitiminin okullarda verilmesini uygun bulmamaktadır. %38,1 lik bir grup ise din derslerinin zorunlu okutulmasını Alevi-BektaĢi inançlarının da tarafsız olarak verilmesi koģuluna bağlamıģtır. TABLO 36 Dini Bilgilerin Öğrenilmesinde Etkin Olan Kaynaklar Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Aile büyüklerinden 1, ,5 47,6 47,6 Yetişkinlerden 2, ,1 15,5 63,1 Din Adamlarından 3,0 5 5,8 6,0 69,0 Dede/Baba'lardan 4,0 5 5,8 6,0 75,0 Kitaplardan dergi ve 5, ,9 21,4 96,4 TElevizyondaki dini 6,0 1 1,2 1,2 97,6 Hepsinden 7,0 1 1,2 1,2 98,8 Bütün duyduklarımı a 8,0 1 1,2 1,2 100,0, 2 2,3 Missing Valid cases 84 Missing cases Dini bilgilerin kazanılmasında aile büyükleri, yetiģkinler ve kitapların etkisi görülmektedir. Dede/Baba lar dini bilgiler kazandırmadaki rolü oldukça azalmıģtır. Bunun nedeni, Ģehirlerde Cem ayininin yapılma sıklıklarının düģmesi ve dedelerle olan diyaloğun kesilmesi olabilir. Dini bilgilerin edinilmesinde, Alevilik-BektaĢilikle ilgili kitaplar Dedeler den boģalan yeri doldurur gibi görünmektedir. Fakat Dede ler geleneksel bilgiyle donatılmıģ, mitolojik anlatımın gücünü kullanan kiģilerdir. Bu mitolojik anlatım kırsal kesimde Alevi kitlenin inancını artırmaya yönelik kullanılmıģtır fakat Alevliikle ilgili kitaplar halen bu boģluğu doldurabilmiģ görünmemektedir. Örneklem gruba kendilerini yetersiz hissettikleri konular sorulduğunda birinci sırada dini bilgiler konusu yer almıģtır. 72

73 TABLO 37 Alevi - Bektaşi Geleneklerinin Çağa Uygunluğu İle İlgili Düşünceler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Katılıyorum 1, ,5 72,2 72,2 Kararsızım 2,0 4 4,7 5,6 77,8 Katılmoyorum 3,0 7 8,1 9,7 87,5 Fikrim yok 4,0 9 10,5 12,5 100,0, 14 16,3 Missing Valid cases 72 Missing cases Alevi-BektaĢi geleneklerinin bir kısmı çağa uygun hale getirilmelidir fikrine katılanların sayısı çoğunluktadır. Geleneklerin bir kısmının değiģmesi fikri, Alevilikle ilgili rituellerin kırsal kesimde olduğu gibi Ģehirlerde yaģatılamamasından kaynaklanabilir. %12 lik bir grup ise değiģimi gerektiren bir kültürel öğe olmadığı düģüncesine sahip görünmektedir. TABLO 38 Dedelik ve Dedelerle İlgili Olarak Bildirilen Düşünceler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Aleviliğin yaşatılma 1, ,7 38,2 38,2 Dedelik çağımızda ön 2, ,0 48,7 86,8 Dedelerin seçimle ge 3,0 3 3,5 3,9 90,8 Dedelerden imamlar g 4,0 3 3,5 3,9 94,7 Bazı dedeler keramet 6,0 4 4,7 5,3 100,0, 10 11,6 Missing Valid cases 76 Missing cases Dedelik ve dedelerle ilgili olarak iki kanaat yoğunluktadır. Birincisi, Aleviliğin yaģatılmasında dedelik zorunludur fikrine katılanlar. Ġkincisi, Dedelik çağımızda önemini yitirmiģtir, fikrine katılanlar. Bu iki zıt görüģten birincisi 73

74 geleneksel Aleviliği temsil ederken, ikincisi ĢehirleĢme sürecinde Dedelik kurumunun sarsıldığını göstermektedir. Bazı Dedeler keramet sahibidir fikrine katılımın çok az olması Dedelere olan inancın tam olarak sarsıldığını göstermektedir Dini Pratikler Örneklem gruba girenlerin çoğunluğu Ayin-i Cem e katıldıklarını belirtmiģlerdir. Ġkrarlı olma Ģuuru tam geliģmemiģtir veya unutulmuģtur. Cem e girenlere ikrarlı olup olmadıkları sorulmamaktadır. Alevilik gibi ikrarlı olmakta soydan gelmektedir. Cem e girmek isteyen Alevi genç hangi oymağın üyesi ise o oymağın Dedesinin talibi olur. Ġkrar teröni ile ilgili tatmin edici cevaplar alınamamıģtır. TABLO 39 Cem Ayinine Katılma Durumu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Evet 1, ,0 89,2 89,2 Hayır 2,0 9 10,5 10,8 100,0, 3 3,5 Missing Valid cases 83 Missing cases 3 Cem ayinine katılanlar %89,2 lik bir çoğunluğa sahiptir. Fakat bu katılma oranı örneklem grubun hayatı boyunca Cem ayinine katılıp katılmaması ile ilgilidir. 74

75 TABLO 40 Görgü Cemine Katılma Durumu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Evet 1, ,7 31,5 31,5 Hayır 2, ,7 39,7 71,2 Ara sıra katılırım 3, ,4 28,8 100,0, 13 15,1 Missing Valid cases 73 Missing cases Her yıl Görgü Cemine katılanların oranı %31,5 tir. Bir önceki tabloda Cem ayinlerine katılanların oranı %89 olmasına rağmen her yıl Görgüden geçenlerin oranı daha düģüktür. Arasıra katılanlar ise %28 dir. TABLO 41 Cem Ayinlerinin Yapıldığı Semtler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Gülveren 1, ,9 57,1 57,1 Mamak/Boğaziçi 2, ,6 34,9 92,1 Dikmen 6,0 1 1,2 1,6 93,7 Diğer 8,0 4 4,7 6,3 100,0, 23 26,7 Missing Valid cases 63 Missing cases Örneklem grubun Ģehirde olduğu süre içinde Cem ayinlerine katıldığı yerler iki yerleģim bölgesinde toplanmaktadır. Bunlar, Gülveren ve Boğaziçi semtleridir. Cem ayinlerinin burada yapılmasının sebebi öncelikle her iki semtin kırsal kesimden göçen FaraĢlı köyü kökenlilerin ilk yerleģim bölgesi olmasıdır. Bu semtler gecekondu bölgeleridir. Bunlardan sosyal konutlara taģınan aileler Cem ayinleri için yine bu bölgelere gelmektedirler. Fakat, bu katılıģlar haberdar edildikleri ölçülerde gerçekleģmektedir. 75

76 TABLO 42 Cem Ayinine Katılmayı Gerektiren Durumlar Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Yakın çevremden ölen 1, ,4 40,9 40,9 Düşkün durumuna düşm 2,0 3 3,5 4,5 45,5 "Yıl Kurbanı" ya da 3, ,8 16,7 62,1 Abdal Musa CEmi için 4, ,1 19,7 81,8 Hİçbiri 6,0 1 1,2 1,5 83,3 Hiçbiri 7, ,6 15,2 98,5 Başka 8,0 1 1,2 1,5 100,0, 20 23,3 Missing Valid cases 66 Missing cases 20 Örneklem grubundan Cem ayinine katılanların çoğu yakın çevrelerinden ölenleri dardan indirmek için katıldıklarını belirtmiģlerdir. Yıl Kurbanı ya da Görgü Cemine katılma oranı Tablo 40 ta da görüldüğü gibi Dardan Ġndirme Cemine göre bir azalama göstermiģtir. Görgü Cemi Alevi fertlerin bir yıl boyunca iģlediklerinden hesaba çekilmesiyle ilgilidir. Alevi kültürünün yaģatılmasında çok önemli bir yere sahiptir. Fakat ĢehirleĢme sürecinde, özellikle gençler arasında anlamını yitirdiği gözlenmekte ve katılma oranı gittikçe azalmaktadır. Dardan Ġndirme Ceminin çoğunlukla yapılmasının sebebini fertlerin yakın çevrelerinden ölenler için duygusal yoğunluklarında aramak gerekir. 76

77 TABLO 43 Müsahip Olma Durumu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Evet 1, ,9 21,4 21,4 Hayır 2, ,7 78,6 100,0, 2 2,3 Missing Valid cases 84 Missing cases Örneklem gruptan müsahip olanların oranı %21,4 tür. Bunların yaģ ortalamalarının yüksek ve kırsal kesimden gelen insanlar olduğu gözlenmiģtir. Gençler arasında müsahip olan aileler görülmemiģtir. TABLO 44 Müsahip Olma Hakkında Düşünceler Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Müsahipliğin ne anla 1,0 8 9,3 9,9 9,9 Cem ayinlerine katıl 2, ,6 12,3 22,2 Günümüzde müsahip ol 3, ,1 23,5 45,7 Müsahip olmanın soru 4, ,4 18,5 64,2 Her Alevinin er ya d 5, ,4 33,3 97,5 Hiçbiri 6,0 1 1,2 1,2 98,8 Bütün insanlarla müs 7,0 1 1,2 1,2 100,0, 5 5,8 Missing Valid cases 81 Missing cases 5 Müsahipliğin ne anlama geldiğini bilmeyenlerin oranı %9 dur. %11,6 lık bir grup Cem ayinlerine katılmadıkları için böyle bir arayıģa girmemiģtir. %22 lik bir grup, günümüzde müsahip olabilecek birini bulmanın oldukça zor olduğu düģüncesindedir. %17 lik bir grup, müsahip olmanın sorumlulukları ağır olduğu için bu arayıģa girmemek düģüncesindedir. %33 lük bir grup da her Alevinin er ya da geç müsahibi olması düģüncesindedir. 77

78 TABLO 45 Alevi-Bektaşi Kültürüyle İlgili Faaliyetlere Katılma Durumu Value Label Valid Cum Value Frequency Percent Percent Percent Evet 1, ,3 24,7 24,7 Hayır 2, ,9 75,3 100,0, 5 5,8 Missing Valid cases 81 Missing cases Örneklem grup içinde Alevi-BektaĢi kültürüyle ilgili faaliyetlere katılma oranı %23 tür. Bu faaliyetler genellikle Pir Sultan Abdal Derneği nde ve ermiģ olduğuna inanılan Zöhre Ana isimli bir kadının kurduğu vakıfta yoğunlaģmaktadır. Ġlginç olan Pir Sultan Abdal Derneğine giden deneklerin bir bölümünde Allah inancı olmadığı gözlenmiģtir. Üstelik bu Ģahıslar derneğin üyesidirler ve Alevilik adına Boğaziçi ve Gülveren semtlerinde eğitici çalıģmalar yapmaktadırlar. Allah inancından yoksun insanların Alevilik adına konuģmaları örneklem grubunda bu olaya tanık olan kiģiler tarafından yadırganmıģtır. 78

79 Tablo: 46 Ermiş Olduğuna İnanılan İnsanlara Olan Tutum Valid Cum Value Label Value Frequency Percent Percent Percent Müridiyim 1,0 2 2,3 4,3 4,3 Ziyaret ederim 2,0 9 10,5 19,1 23,4 Hastalığıma şifa bul 3,0 3 3,5 6,4 29,8 Ermiş olduğuna inanm 5, ,8 36,2 66,0 Fikrim yok 6, ,6 34,0 100,0, 39 45,3 Missing Valid 47 cases Missing cases 39 Örneklem grubundakilerin çoğunluğu, çevresinde ermiģ olduğu söylenen insanlara inanmamaktadır. Ancak, önemli sayılacak bir grup %20 lik bir oranla ziyaret etmek, Ģifa bulmak ümidiyle bu insanlara gitmektedir. %3 lük bir grup ise ermiģ olduğuna inanılan insanın mürididir. Zöhre Ananın, örneklem gruptran bazı aileleri derinden etkilediği gözlenmiģtir. Bu aileler, Zöhre Ana nın etkisiyle sistemli bir ibadet hayatına dönmüģlerdir. Fakat, yapılan ibadetler ne Alevi inanaç sisteminin pratiklerine ne de sünni inanç sisteminin pratiklerine uymaktadır. Ancak, namaz ve oruç hususunda sünni inanç pratiklerine benzemeye çalıģılmıģtır. Buna göre;namaz üç vakit olarak tespit edilmiģtir. Sabah namazı 2 rekat, öğle namazı 1 rekat, akģam namazı da 3 rekat olarak belirlenmiģtir. Rekatlarda, tekbir alıģı okunan dualar, selam veriģ farklıdır. Tutulan oruç ise günün belirli saatlerine göre ayarlanmıģtır. Saban 5 te oruç baģlar saat 6 da iftar olunur. Bu saatlerde güneģin doğması veya batması önemli değildir. 79

80 Zöhre Ana Cem ayinleri de yapmaktadir. Alevi inancına göre Dede postuna bir kadının oturması doğru değildir. Fakat, Zöhre Ana Dede postuna oturmaktadır. Cem yürütülmeden önce, ceme ilk girenlere, dilinden, elinden ve belinden olmak üzere mil çekilmektedir. Bunun gerekçesi her insanın mutlaka bu azaları ile günah iģlediğidir. Bunlara verilecek ceza ile günahlardan arınılacağı tasavvur edilmektedir. DüĢkünlük durumu, fert mahkeme edilmeden tesbit edilmekte ve cezası verilmektedir. Bu, daha çok, kentleģme sürecinde fertlerin birbirleri üzerindeki sosyal kontrolü kaybetmesiyle zorunlu olarak ortaya çıkan bir durumdur. Bazı cem evlerinde de ceme yeni katılan kiģilerin durumu bilinmediğinden, dede tarafından seni sana, seni Allah a havale ettim demek suretiyle ceme alındığı bilinmektedir. Her iki durumda da sosyal kontrolün yetersizliğinden dolayı Fert e karģı bir vaziyet alıģ söz konusudur. Birinde ceza vardır, diğerinde yoktur. Örneklem grubu dinsel pratikler açısından değerlendirilirken sünni inanç sisteminin pratiklerinin asgari düzeyde yerine getirildiği gözlenmiģtir. FaraĢlı köyünde iki kuģak önceki insanların sünni inanç pratiklerinin hepsini yerine getirdiği bilinmektedir. Fakat, medrese eğitim sisteminin kaldırılması ile dini pratiklerde baģlayan gevģeme ĢehirleĢme süreciyle unutmaya ve hatta inkara dönüģmüģtür. Örneklem gruba dini faaliyetleri kabul edip etmeme hususunda sorulan sorulara alınan cevaplar Ģöyledir: - Namaz kılmayı kabul etmeyenler %15 - Ramazan orucunu tutmayı kabul etmeyenler %62,8 - Cuma Namazını kabul etmeyenler %19 - Hacca gitmeyi kabul etmeyenler %19 80

81 - Kur an Okumayı kabul etmeyenler %8 Alevi-BektaĢi toplulukların sünni inanç pratiklerine olan geleneksel tepkileri, medrese eğitim sisteminin kaldırılmasıyla yeniden canlanmıģtır. Özellikle ĢehirleĢme sürecinde Alevi-Sünni ayrımının üstü kapalı da olsa yaģanması, geleneksel tepkilerin Ģiddetini arttırmıģtır. 81

82 SONUÇ Bu araģtırma ile, Alevi-BektaĢi inanç sisteminin pratiklerinden Cem ayini ile toplumsal kurumlardan Muhasiplik ve düģkünlük kurumlarının, kentleģme sürecinde uğradığı değiģiklikler incelenmiģtir. AraĢtırmanın birinci varsayımı Cem ayni topluluk ibadetidir. ġehirleģmenin ileri ki safhalarında, coğrafi uzaklık ve sosyal kontrolün etkisini yitirmesiyle cem ayni toplumsal fonksiyonunu kaybeder. Ġkinci varsayım Toplumsal kurumlardan düģkünlük sosyal kontrolün yetersizliği ve bireyselleģmenin etkisiyle yerine getirilmemektedir. Üçüncü varsayım Toplumsal kurumlardan müsahiplik bireyselleģme ve Ģehir hayatının getirdiği sıkıntılardan dolayı yerine getirilmemektedir. AraĢtırma neticesinde elde edilen veriler: Kırsal kesimden Ģehre göç eden göçmenler önce gecekondu bölgelerinde ikamet etmektedirler. Sosyo-ekonomik durumu düzelenler Ģehrin refah seviyesi yüksek olan bölgelerine yerleģmektedirler. Bu aileler sosyal kontrolün etkisinden kurtulmaktadır. Gecekondu bölgeleri Ģehrin kenarlarına kurulmaktadır. Fakat, Ģehrin fiziki olarak geniģlemesiyle bu bölgeler Ģehrin içerisinde kalmakta ve zamanla sosyal konutlara dönüģmektedir. Bu da gecekonduların kırsal kesimden getirdikleri kültürel yapı dokularını korumalarını güçleģtirmektedir. Ailelerin akrabalık iliģkileri gecekondu bölgelerinde yoğun olmasına rağmen Ģehrin muhtelif bölgelerine taģınan ailelerde ikinci dereceden akrabalık iliģkileri zayıflamaktadır. Bunun yerini komģuluk iliģkileri almaya baģlamaktadır. Aileler kırsal kesimde hüküm süren dayanıģmalı geniģ aileden, çekirdek aileye doğru değiģmektedirler. Fakat, tam çekirdek aile özelliği göstermemektedirler. Daha çok gecekondularda hüküm süren geçiģ ailesi niteliğindedir. 82

83 Geleneksel-kırsal akrabalık ve kapalı toplum iliģkileri büyük kentte geçirilen ilk yıllarda egemenliğini sürdürmektedir. Ancak, kentsel değerlerle birlikte yaģanılan süre arttıkça akrabalara yönelik beklentilerin modern ve anonim kurumlara yöneldiği ve cemaat ruhunun verdiği özgüvensizliğin önemini yitirip, gelecek için bireysel çözümlerin yeğlendiği gözlenmektedir. AraĢtırmadan elde edilen verilerle, varsayımları karģılaģtırdığımızda Ģu sonuçlar çıkmaktadır. Birinci varsayımda cem ayininin topluluk ibadeti olduğunu belirtmiģtik. Cem ayini, üyeleri birbirini tanıyan toplulukların yaģantısında önemli bir yeri vardır. Çünkü, üyeler birbirlerini tanımakla, toplumda ortaya çıkacak huzursuzlukları engellemede güç birliği yapacaklardır. Zorlukları aģmada dayanıģma yoluna gideceklerdir. Fakat, üyeler birbirini tanımazsa bu fonksiyonları yerine getiremezler. ġehirleģme sürecinde aileler belli bir süre sonra farklı bölgelere taģınarak birbirlerinden kopmaktadırlar. Sosyal kontrolü kaybetmektedirler. II. III. KuĢaklar için bu kopma daha Ģiddetlidir. Bu insanların aynı kültürün elemanları olmasına ve cem ayinin yapmak istemesine rağmen bunu yerine getirmeleri mümkün görünmemektedir. Ġkinci varsayım olan düģkünlük kurumu yine sosyal kontrolün yetersizliği ve bireyin kendisini toplumsal denetimden kurtarma isteği yani bireyselleģme ile fonksiyonunu kaybetmiģtir. Birey suç kavramını din olgusunun dıģında düģünmeye baģlamıģtır. Üçüncü varsayım olan müsahiplik, kurumsallaģmıģ geleneksel sorumluluğun çözülmesiyle etkisini yitirmeye baģlamıģtır. ġehir hayatının getirdiği sosyo-ekonomik sıkıntılar gecekondu gibi aynı kültürü yaģayan bireylerin yoğun olduğu bölgelerde dahi yaģayamamaktadır. 83

84 SUMMARY The Alawiism is a faith system, which is historically alienated from the city culture and which has a completely rural origin. This faith system has developed a specific for it socio-cultural structure. It has been organized in accordance with its social life, traditions, methods, seniority principles and sanctions. The institutions as musahiplik (gentleman-in-waiting), düģkünlük (excommunicated member), dedelik (sheikh) etc. are fundamental religio-social establishments which are allowing the individual with the possibility of assistance, social control and auditing in his social life. Due to the fact that the Alawi groups have been isolated from the point of view of the faith, they have become closed societies, in which the solidarity is very powerful. The slower than in the other places development of the social and cultural varieties has assured during the centuries the conservation of the same social body and the continuation of a considerably stable society. Nevertheless it is observed that during the last years these societies have undergone a surprising change and that its faith and institutions are shaken. This development is visible in the villages, which have more contacts with the cities, which has a lot of highly educated people and which are overwhelmed by the influence of the ideologies. In these villages and in the societies of Alawi people, emigrated to the cities, the authority of the dede has lost its earlier power and the semi-religious ranks, institutions and ceremonies, which are based on the traditions, has begun to fall down. In our study we have tried to determine the changes, which the practice and social institutions, related with the Alawi-Bektashi faith system have undergone. The frequency of realization of the Cem ceremonies are closely related with the hardening of the faith and assuring of the society order. On the other hand the urbanization and the facts of urbanization limit the realization of the 84

85 Cem ceremonies. Due to the fact that the society positions as gentleman-inwaiting and excommunicated member are gaining their legality only in the Cem ceremonies, they are affected in the same degree from the urbanization. The Pact that social institutions has been eruded by the modernlty, is a serious problem in the Alawi Society. ÖZET 85

86 Alevilik tarihsel olarak kent kültürüne yabancı, tamamen kırsal kökenli bir inanç sistemidir. Bu inanç sistemi kendine özgü sosyo-kültürel bir yapı oluģturmuģtur. Sosyal hayat, töre, yol erkan prensipleri ve müeyyidelerine göre teģkilatlanmıģtır. Müsahiplik, DüĢkünlük, Dedelik gibi kurumlar ferdin sosyal hayatında yardımlaģmaya, sosyal kontrole ve denetime imkan veren temel dini-sosyal kurumlardır. Alevi topluluklar, inanç bakımından soyutlanmıģ olduklarından, dayanıģması çok kuvvetli kapalı cemaatler haline gelmiģlerdir. Sosyal ve kültürel değiģmelerin diğer yerlere nazaran daha ağır bir Ģekilde cereyan etmesi, asırlar boyu aynı sosyal bünyesini muhafazasını sağlamıģ, oldukça istikrarlı bir cemiyetin devamını mümkün kılmıģtır. Son yıllarda ise, bu toplulukların ĢaĢırtıcı bir değiģikliğe uğradığı, inanç ve müesseselerin sarsıldığı gözlenmektedir. Bu hal, Ģehirlerle teması daha fazla olan, yüksek tahsil yapanları çok olan, ideolojilerin tesirine kapılan köylerde görülmektedir. Buralarda ve Ģehire göçmüģ Alevi topluluklarda, dedelerin otoritesi sarsılmıģ, töreye dayanan yarı dini mertebe ve müessese ve törenler yıkılmaya yüz tutmuģtur. AraĢtırmamızda da Alevi-BektaĢi inanç sistemine iliģkin pratiklerin ve toplumsal kurumların kentleģme sürecinde uğradıkları değiģiklikler tespit edilmeye çalıģılmıģtır. Buna göre, Cem törenlerinin yapılma sıklık dereceleri inancın pekiģmesi ve toplumsal düzenin sağlanması ile yakından ilgilidir. Fakat, kentleģme ve kentlileģme olguları cem törenlerinin yapılmasına sınırlılık getirmektedir. DüĢkünlük, Müsahiplik gibi toplumsal kurumlar da meģruluğunu Cem törenlerinde kazandığı için kentleģmeden aynı ölçüde etkilenmektedir. Ayrıca, akrabalık iliģkilerinin çözülmesi ve bireyselleģmenin baģlaması ile cemaat ruhunun verdiği özgüvensizliğin önemini yitirip, 86

87 gelecek için bireysel çözümlerin yeğlendiği gözlenmektedir. Bu bağlamda, müsahiplik ve düģkünlük kurumları ferdin özgürlüğünü sınırladığı ölçüde etkisini kaybetmektedir. Toplumsal kurumların nasıl dönüģtürülerek korunacağı ve geliģtirileceği, modernite karģısında epeyce aģınmıģ olması nedeniyle, ciddi bir sorun durumundadır. KAYNAKÇA AKGÜR, Zeynep, G.; Türkiye de Kırsal Kesimden Kente Göç ve Bölgeler Arası Dengesizlik, T.C. Kült. Bak. Yay.; 1996, 87

88 AKKAYAN, Taylan; Göç ve DeğiĢme, Ġstanbul 1979, Ana Britanica, Cilt 2, Ġstanbul 1993 ARON, Raymond; Sosyolojik DüĢüncenin Evreleri, Bilgi Yay., Ankara 1994 AYDOĞAN, Feramuz; Köyden Kente Göçün Ailenin Akrabalık ve KomĢuluk, ĠliĢkileri Üzerine Etkileri, Toplum ve Göç D.Ġ.E. Yay., 1996 BAL, Hüseyin; Alevi-BektaĢi Köylerinde Toplumsal Kurumlar, Yay., Ġstanbul 1997 BAYHAN, Vehbi; Türkiye de Ġç Göçler ve Anomik KentleĢme, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Mersin BAYHAN, Vehbi; Anomi ve YabancılaĢma, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara BĠLGĠN, Vedat; Yapısal Özellikleri Ġtibariyle Ailenin Görünümü, Türkiye Aile Yıllığı, 1991, T.C. Aile ArĢt. Kur. BĠLGĠSEVEN, Amiran, K.; Köy Sosyolojisi, Filiz Kitabevi, Ġst DALGIÇ, Duygu; KentleĢme Sürecindeki Gecekondu, Aliağa Belediyesi 1996 DEMĠR Erol; BanliyöleĢme ve Kent Ġçi Göç, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sos. Kongresi, Mersin DURUGÖNÜL, Esma; Sosyal DeğiĢme, Göç ve Sosyal Hareketler, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sos. Kongresi, D.Ġ.E. Yay., Kasım 1996 ENGĠN Ġsmail; Akçeniç Tahtacılarında Dinin ve Dini Örgütlenmenin Günlük YaĢama Etkisi, H.Ü. Sos. Bil. Enst., Doktora Tezi, Ankara ERDOĞMUġ, Zeki; Sosyal ĠliĢkilere Analitik BakıĢ, Elazığ 1989, ERKAL, Mustafa; Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal DeğiĢme, MayaĢ Yay., Ankara ERÖZ, Mehmet; Milli Kültürümüz ve Meselelerimiz, Ġst. 1982, ERÖZ, Mehmet; Türkiye de Alevilik BektaĢilik, Ġstanbul ERKUT, Gülden, KentlileĢme Sürecinin Sosyolojik Boyutu, KentleĢme ve KentlileĢme Politikaları, Aralık

89 FIĞLALI, E. Ruhi; Türkiye de Alevilik BektaĢilik, Selçuk Yay., Ankara GĠRĠTLĠOĞLU, Cengiz; Ġç Göçler ve KentlileĢme, KentleĢme ve KentlileĢme Politikaları, Aralık 1991 GÖKÇE, Birsen; Gecekondularda Ailelerarası Geleneksel DayanıĢmanın ÇağdaĢ Organizasyonlar DönüĢümü, BaĢbakanlık Kadın ve Sos. Hiz. MüsteĢarlığı, Ankara KANDĠYOTĠ, Deniz; Aile Yapısında DeğiĢme Süreklilik, KarĢılaĢtırmalı Bir YaklaĢım, Türkiye de Ailenin DeğiĢimi Toplumbilimsel Ġncelemler, Sos. Bil. Der., Ank. 1984, KARTAL, S. Kemal; Ekonomik ve Sosyal Yönleriyle Türkiye de KentleĢme, Mart 1992 KELEġ, RuĢen; Kent Bilimleri Sözlüğü KIRAY, Mübeccel; Büyük Kent ve DeğiĢen Aile, Türkiye de Ailenin DeğiĢimi Toplum Bilimsel Ġmcelemeler, Sos. Bil. Der. Anka KONGAR, Emre; Toplumsal DeğiĢme Kuramları, Ġstanbul 1985 KONGAR, Emre; Ġzmir de Kentsel Aile, Türk Sosyal Bilimler Derneği, ankara KONGAR, Emre; Türkiye nin Toplumsal Yapısı, Remzi Kitabevi, 1993 KORKMAZ, Abdullah; Kent Sosyolojisi, Ders Notları, Ġ.Ü. Sosyoloji Bölümü OKTĠK, Nurgün; Köyün Çekiciliği-Kentim Ġticiliği, Toplum ve Göç, Devlet Ġst. Enst. Yay ONAT, Ümit, Gecekondu Kadınının Kente Özgü DüĢünce DavranıĢlar GeliĢtirme Süreci, BaĢbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müst. Ankara 1993 SEZAL, Ġhsan; Kent Ailesinin Ekonomik ve Sosyal Sorunları, Türkiye Aile Yıllığı, Aile ArĢt. Kurumu, Ankara SEZAL, Ġhsan; ġehirleģme, Ġstanbul SUHER, Hande; KentleĢme ve KentlileĢme Politikaları, KentleĢme Sürecinde KentlileĢme, Aralık 1991, BaĢbakanlık Yay. 89

90 SOYYER, Yılmaz; Alevi BektaĢi Geleneği, Seyran Yay., Ġstanbul 1996 ġengül, H. Tarık; 2000 li Yıllara Girerken Türk KentleĢme Yazını Üzerine Genel Sos. GeliĢmeler, II. Ulusal Sos. Kong., So. Der. Yay., 1994 TOLAN, Barlas; ÇağdaĢ Toplumun Bunalımı Anomi ve YabancılaĢma, Ankara TUNA, Korkut; ġehirlerin Ortaya ÇıkıĢ ve YaygınlaĢması Üzerine Sosyolojik Bir Deneme, Ġstanbul Üni. Ed. Fak. Yay., Ġstanbul-1987 TURHAN, Mümtaz; Kültür DeğiĢmeleri TÜMERTEKĠN, Erol; Türkiye de ġehirleģme ve ġehirsel Fonksiyonlar, Ġstanbul 1973, s.3. TÜREL, Aydın; Ankara da Konut Yapım Süreçleri, Ġç Ankara 1985 ten 2015 e, ODTÜ ġeh. Ve Planlama Böl. Çal. Grubu, Ankara Büy., ġeh. Bel. TÜRKDOĞAN, Orhan; Alevi BektaĢi Kimliği, TimaĢ Yay., Ġstanbul 1995 TÜRKDO Orhan; Yoksulluk Kültürü, Gecekonduların Toplumsal Yapısı, Atatürk Üniv. Basımevi, Erzurum 1974 TÜRKDOĞAN, Orhan; Bilimsel Değerlendirme ve AraĢtırma Metodolojisi, Med. Yay., Ġst ÜNER, Sunday; Nüfus Bilim Sözlüğü, Ankara 1972 YALÇINKAYA, Ayhan; Alevilikte Toplumsal Kurumlar ve Ġktidar, Mülkiyeliler Birliği Vak. Yay., Ankara 1996 YÜRÜKAN, Ayda; ġehir Sosyolojisinin Teknik Temelleri, Ġmar ve Ġskan Bak. Yay., Ankara

91 TEZ KAYA, YaĢar; Sosyal DeğiĢmenin Yeni Bazı Boyutları, Ġ.Ü. Sosyal Bilimler Enst., Yüksek Lisans Tezi, Ġst IRMAK, Yakut; KentleĢmenin Sosyo-Demografik Yönü, Doçentlik Tezi, Ġstanbul 1974 DERGİ TURAN, Sevil; Türkiye de Çekirdek Ailenin DeğiĢimi Ġle Ġlgili Bir ÇalıĢma A.Ü. Dil ve Tarih Coğ. Fak. Sosyoloji Dergisi, Sayı: 1, Ankara 1996 YAZAN, Ü. Meriç; Ġleri Endüstri Toplumlarında Aile Kurumu Üzerine Bir AraĢtırma, Ġ.Ü. Edebiyat Fak., Sosyoloji Dergisi 3. Dizi 1. Sayı, Ġstanbul

www.binnuryesilyaprak.com

www.binnuryesilyaprak.com Türkiye de PDR Eğitimi ve İstihdamında Yeni Eğilimler Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK Türk PDR-DER Başkanı 16 Kasım 2007 Adana Türkiye de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri Başlangıcından günümüze

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ KISA ÖZET

ÇALIŞMA EKONOMİSİ KISA ÖZET DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETĠN ĠLK ÜNĠTESĠ SĠZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERĠLMĠġTĠR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNĠTELERĠ ĠÇĠNDEKĠLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBĠLĠRSĠNĠZ. ÇALIŞMA EKONOMİSİ KISA ÖZET WWW.KOLAYAOF.COM

Detaylı

TOPLUMSAL CĠNSĠYETLE ĠLGĠLĠ KURAMLAR. İlknur M. Gönenç

TOPLUMSAL CĠNSĠYETLE ĠLGĠLĠ KURAMLAR. İlknur M. Gönenç TOPLUMSAL CĠNSĠYETLE ĠLGĠLĠ KURAMLAR İlknur M. Gönenç Erkek diģi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hak kın yarattığı her Ģey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, Noksanlıkla eksiklik, senin

Detaylı

Örgütler bu karmaģada artık daha esnek bir hiyerarģiye sahiptir.

Örgütler bu karmaģada artık daha esnek bir hiyerarģiye sahiptir. Durumsallık YaklaĢımı (KoĢulbağımlılık Kuramı) Durumsallık (KoĢulbağımlılık) Kuramının DoğuĢu KoĢul bağımlılık bir Ģeyin diğerine bağımlı olmasıdır. Eğer örgütün etkili olması isteniyorsa, örgütün yapısı

Detaylı

GeliĢimsel Rehberlikte 5 Ana Müdahale. Prof. Dr. Serap NAZLI

GeliĢimsel Rehberlikte 5 Ana Müdahale. Prof. Dr. Serap NAZLI GeliĢimsel Rehberlikte 5 Ana Müdahale Prof. Dr. Serap NAZLI Okul psikolojik danışmanları okullarda hangi PDR etkinliklerini uygular? PDR etkinliklerinin genel amacı nedir? Doğrudan-Dolaylı Müdahaleler

Detaylı

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİMDALI KENTLEŞME VE ÇEVRE SORUNLARI BİLİM DALI

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİMDALI KENTLEŞME VE ÇEVRE SORUNLARI BİLİM DALI T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİMDALI KENTLEŞME VE ÇEVRE SORUNLARI BİLİM DALI TÜRKİYE DE KENTSEL DÖNÜŞÜM UYGULAMALARINDA İNTİBAK SORUNU YÜKSEK LİSANS TEZİ Hazırlayan

Detaylı

Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargıları ve Cinsiyet Ayrımcılığı. Ġlknur M. Gönenç

Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargıları ve Cinsiyet Ayrımcılığı. Ġlknur M. Gönenç Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargıları ve Cinsiyet Ayrımcılığı Ġlknur M. Gönenç BİR PRENSES HAYAL EDELİM. SİZCE HANGİ MESLEK? KALIP YARGILAR Kalıpyargılar bir gruba iliģkin bilgi, inanç ve beklentilerimizi

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN Ġstanbul Arel Üniversitesi 4. Pazarlama AraĢtırmaları Eğitim Semineri 26-29 Ekim 2010 Örnekleme Süreci Anakütleyi Tanımlamak Örnek Çerçevesini

Detaylı

ENER TARTIŞMAYA AÇIYOR OLTU VE HINIS İL OLMALI MI?

ENER TARTIŞMAYA AÇIYOR OLTU VE HINIS İL OLMALI MI? ENER TARTIŞMAYA AÇIYOR OLTU VE HINIS İL OLMALI MI? Erzurum, COĞRAFİ VE İDARİ KÜÇÜLMEYİ EKONOMİK BÜYÜMEYE dönüştürebilir mi? TARTIŞMA ÖNERİSİNİN GEREKÇESİ Kamu hizmetlerinin ülke seviyesinde daha verimli

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ Erdem ALPTEKĠN Türk finans sistemi incelendiğinde en büyük payı bankaların, daha sonra ise sırasıyla menkul kıymet yatırım fonları, sigorta

Detaylı

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL KARARIN ÖZÜ : Sivil Savunma Uzmanlığı nın Görev ve ÇalıĢma Yönetmeliği. TEKLİF : Sivil Savunma Uzmanlığı nın 31.03.2010 tarih, 2010/1043 sayılı teklifi. BAġKANLIK MAKAMI NA; Ġlgi: 18.03.2010 tarih ve 129

Detaylı

COĞRAFĠ VE MEKANSAL YAPI

COĞRAFĠ VE MEKANSAL YAPI COĞRAFĠ VE MEKANSAL YAPI Serhat ABDİOĞLU Cenk KILIÇASLAN Begüm DEMİR Ocak 2011 GiriĢ Coğrafi yapı, bir bölgenin yerleģim planını etkileyen en önemli hususların baģında gelmektedir. Bir bölge yerleģime

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Ahmet ÖZKAN tarafından hazırlanan Ġlkokul ve Ortaokul Yöneticilerinin

Detaylı

NĠHAĠ RAPOR, EYLÜL 2011

NĠHAĠ RAPOR, EYLÜL 2011 9. GENEL SONUÇLAR... 1 9.1. GĠRĠġ... 1 9.2. DEĞERLENDĠRME... 1 9.2.1. Ġlin Genel Ġçeriği... 1 9.2.2. Proje Bölgesinin Kapasiteleri... 1 9.2.3. Köylülerin ve Üreticilerin Kapasiteleri... 2 9.2.4. Kurumsal

Detaylı

YAZI ĠġLERĠ MÜDÜRLÜĞÜ 2013 FAALĠYET RAPORU

YAZI ĠġLERĠ MÜDÜRLÜĞÜ 2013 FAALĠYET RAPORU YAZI ĠġLERĠ MÜDÜRLÜĞÜ 2013 FAALĠYET RAPORU ĠÇĠNDEKĠLER I. GENEL BĠLGĠLER A.Misyon ve Vizyon B.Yetki, Görev ve Sorumluluklar C.Ġdareye ĠliĢkin Bilgiler 1. Fiziksel Yapı 2. Örgüt Yapısı 3. Bilgi ve Teknolojik

Detaylı

KENTLERE SU SAĞLANMASINDA ĠLBANK IN VĠZYON VE MĠSYONUNDAKĠ YENĠ YAKLAġIMLAR MEHMET TURGUT DEDEOĞLU GENEL MÜDÜR

KENTLERE SU SAĞLANMASINDA ĠLBANK IN VĠZYON VE MĠSYONUNDAKĠ YENĠ YAKLAġIMLAR MEHMET TURGUT DEDEOĞLU GENEL MÜDÜR KENTLERE SU SAĞLANMASINDA ĠLBANK IN VĠZYON VE MĠSYONUNDAKĠ YENĠ YAKLAġIMLAR MEHMET TURGUT DEDEOĞLU GENEL MÜDÜR Suyun insan hayatındaki önemi herkesçe bilinen bir konudur. Ġnsan yaģamı açısından oksijenden

Detaylı

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi ÇOCUK ÇEVRE ĠLIġKISI Ġnsanı saran her Ģey olarak tanımlanan çevre insanı etkilerken, insanda çevreyi etkilemektedir.

Detaylı

Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi. Doç.Dr.Tufan BAL

Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi. Doç.Dr.Tufan BAL Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi Doç.Dr.Tufan BAL Dersin İçeriği Kırsal Kalkınma Kavramının Tarihçesi Kırsal Kalkınmada Temel Amaç Kırsal Alan Kalkınma Politikaları Kırsal

Detaylı

SAĞLIKLI ŞEHİRLER EN İYİ UYGULAMA ÖDÜLÜ / 2010

SAĞLIKLI ŞEHİRLER EN İYİ UYGULAMA ÖDÜLÜ / 2010 SAĞLIKLI ŞEHİRLER EN İYİ UYGULAMA ÖDÜLÜ / 2010 S A Ğ L I K L I K E N T L E R B Ġ R L Ġ Ğ Ġ B A ġ K A N L I Ğ I SAĞLIKLI ŞEHİRLER EN İYİ UYGULAMA ÖDÜLÜ / 2010 ÖDÜLÜN AMACI Bugün Avrupa da ve dünyada birçok

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Feyzi ÖZMEN tarafından hazırlanan Aday Öğretmenlerin Öz Yeterlilikleri

Detaylı

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ Sağlıkta yapılan dönüģümü değerlendirirken sadece sağlık alanının kendi dinamikleriyle değil aynı zamanda toplumsal süreçler, ideolojik konumlandırılmalar, sınıflararası

Detaylı

ÜNİVERSİTE YERLEŞKELERİ PLANLAMA İLKELERİ ve MEKÂNSAL GELİŞİM STRATEJİLERİ

ÜNİVERSİTE YERLEŞKELERİ PLANLAMA İLKELERİ ve MEKÂNSAL GELİŞİM STRATEJİLERİ ÜNİVERSİTE YERLEŞKELERİ PLANLAMA İLKELERİ ve MEKÂNSAL GELİŞİM STRATEJİLERİ Üniversiteler toplumun merkezini oluģturmaktadır. Toplum meselelerinin araģtırıldığı, çözümler üretildiği ve çözümleri üretecek

Detaylı

ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO

ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO ALĠ ARIMAN:2008463007 OSMAN KARAKILIÇ:2008463066 MELĠK CANER SEVAL: 2008463092 MEHMET TEVFĠK TUNCER:2008463098 ŞİRKET TANITIMI 1982 yılında Türkiye'nin ilk

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

İLLER ARASI GÖÇLERDE AFYONKARAHİSAR İLİ. Afyonkarahisar Province in Inter Provincial Migration

İLLER ARASI GÖÇLERDE AFYONKARAHİSAR İLİ. Afyonkarahisar Province in Inter Provincial Migration İLLER ARASI GÖÇLERDE AFYONKARAHİSAR İLİ Afyonkarahisar Province in Inter Provincial Migration Mustafa YAKAR * ÖZET Sosyo-ekonomik geliģmiģlik seviyesinin çeģitli ölçeklerde farklılaģması, iç göçler yoluyla

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU 2012 ĠÇĠNDEKĠLER ÜST YÖNETĠCĠ SUNUġU I- GENEL BĠLGĠLER A- Misyon ve Vizyon.. B- Yetki, Görev ve Sorumluluklar... C- Ġdareye

Detaylı

DOĞAL GAZ SEKTÖRÜNDE PERSONEL BELGELENDĠRMESĠ

DOĞAL GAZ SEKTÖRÜNDE PERSONEL BELGELENDĠRMESĠ Türk Akreditasyon Kurumu Personel Akreditasyon Başkanlığı Akreditasyon Uzmanı 1 Ülkemizde ve dünyada tüm bireylerin iģgücüne katılması ve iģgücü piyasalarında istihdam edilebilmeleri için; bilgiye dayalı

Detaylı

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk.

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk. TÜRKĠYE SĠYASĠ GÜNDEM ARAġTIRMASI-NĠSAN 2013 AraĢtırma; Kantitatif AraĢtırma tekniklerinden ( Yüzyüze görüģme ) yöntemi uygulanarak 04-10 Nisan 2013 tarihleri arasında 21 il'de toplam 3.473 denek ile görüģme

Detaylı

ANADOLU KENTLERĠNE GÖÇ: KONYA ÖRNEĞĠ 1. ArĢ. Gör. Dr. Ahmet KOYUNCU

ANADOLU KENTLERĠNE GÖÇ: KONYA ÖRNEĞĠ 1. ArĢ. Gör. Dr. Ahmet KOYUNCU 130 A. Koyuncu / NEÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 1 (2011) 130-145 ANADOLU KENTLERĠNE GÖÇ: KONYA ÖRNEĞĠ 1 ArĢ. Gör. Dr. Ahmet KOYUNCU NevĢehir Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi [email protected]

Detaylı

OKULLARDA GELİŞİMSEL ve ÖNLEYİCİ PDR-3. Prof. Dr. Serap NAZLI Ankara Üniversitesi

OKULLARDA GELİŞİMSEL ve ÖNLEYİCİ PDR-3. Prof. Dr. Serap NAZLI Ankara Üniversitesi OKULLARDA GELİŞİMSEL ve ÖNLEYİCİ PDR-3 Prof. Dr. Serap NAZLI Ankara Üniversitesi KGRP de 5 Ana Müdahale Doğrudan müdahaleler: 1. Psikolojik danıģma 2. Sınıf rehberliği Dolaylı müdahaleler: 3. Konsültasyon

Detaylı

Türkiye de Kentleşme

Türkiye de Kentleşme Türkiye de Kentleşme Türkiye de kentleşme, genel nitelikleri itibariyle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kentleşme süreçlerine benzer. Kırsaldan kentlere yönelen nüfus hareketleri, kentleşmenin

Detaylı

PROSTAT KANSERİ HASTALARA BİYOPSİKOSOSYAL YAKLAŞIM GAZĠANTEP ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK HĠZMETLERĠ M.Y.O. ÖĞR. GÖR. ADĠLE NEġE (ÇAPARUġAĞI)

PROSTAT KANSERİ HASTALARA BİYOPSİKOSOSYAL YAKLAŞIM GAZĠANTEP ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK HĠZMETLERĠ M.Y.O. ÖĞR. GÖR. ADĠLE NEġE (ÇAPARUġAĞI) PROSTAT KANSERİ HASTALARA BİYOPSİKOSOSYAL YAKLAŞIM GAZĠANTEP ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK HĠZMETLERĠ M.Y.O ÖĞR. GÖR. ADĠLE NEġE (ÇAPARUġAĞI) Kanser hastalığının yol açtığı strese verilen yanıt, sergilenen uyum

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve III TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Canan ULUDAĞ tarafından hazırlanan Bağımsız Anaokullarında

Detaylı

9. SINIF COĞRAFYA DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

9. SINIF COĞRAFYA DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM Ay Hafta Ders Saati KONULAR KAZANIMLAR 1 3 İnsan, Doğa ve Çevre A.9.1. Doğa ve insan etkileģimini anlamlandırır. A.9.2. Doğa ve insan etkileģimini ortaya koymada coğrafyanın rolünü algılar.

Detaylı

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAġARILI YÖNETĠMDE ĠLETĠġĠM Hastane İletişim Platformu Hastane ĠletiĢim Platformu Nedir? Bu

Detaylı

2010 YILI OCAK-HAZĠRAN DÖNEMĠ

2010 YILI OCAK-HAZĠRAN DÖNEMĠ MADEN TETKĠK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Sondaj Dairesi Başkanlığı 21 Yılı Ocak-Haziran Dönemi Faaliyet Raporu 21 YILI OCAK-HAZĠRAN DÖNEMĠ 1 ÜST YÖNETĠM SUNUMU SONDAJ DAĠRESĠ BAġKANLIĞI 21 YILI 1. 6 AYLIK

Detaylı

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) Beslenme ve Diyetetiğe GiriĢ BES113 1.Güz ÖnkoĢullar

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) Beslenme ve Diyetetiğe GiriĢ BES113 1.Güz ÖnkoĢullar BESLENME VE DĠYETETĠĞE GĠRĠġ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori Laboratuar Beslenme ve Diyetetiğe GiriĢ BES113 1.Güz 1 0 0 1 ÖnkoĢullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları)

Detaylı

İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen Yüzü

İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen Yüzü İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen Yüzü İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen Yüzü 21. yüzyılda Ģirketlerin kurumsallaģmasında, insan kaynakları yönetiminin Ģirketlerde etkin bir Ģekilde iģlemesi, giderek

Detaylı

Ekonomik Performans Ġçin Olmazsa Olmaz KoĢul: Finansal GeliĢme

Ekonomik Performans Ġçin Olmazsa Olmaz KoĢul: Finansal GeliĢme Ekonomik Performans Ġçin Olmazsa Olmaz KoĢul: Finansal GeliĢme Erdem ALPTEKĠN Finansal geliģme ile ekonomik geliģme arasında güçlü bir bağ olduğu, ülke ekonomilerinin geliģim süreci izlendiğinde açık bir

Detaylı

TARİH: REVIZYON: 0 SAYFA : 1/7 ISPARTAKULE KOZA EVLERĠ-2 01 MAYIS MAYIS 2017 AYLIK FAALĠYET RAPORU

TARİH: REVIZYON: 0 SAYFA : 1/7 ISPARTAKULE KOZA EVLERĠ-2 01 MAYIS MAYIS 2017 AYLIK FAALĠYET RAPORU SAYFA : 1/7 PROJE ADI KONU ve TARİH ISPARTAKULE KOZA EVLERĠ-2 01 MAYIS 2017 30 MAYIS 2017 AYLIK FAALĠYET RAPORU 1. GİRİŞ Ġstanbul ili, Avcılar Ġlçesi, Tahtakale Mahallesi Petunya Sokak üzerinde kurulu

Detaylı

MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ

MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ ġenay GÖKBAYRAK Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi [email protected] Refah Devletinin Krizi ve Sosyal Güvenlik

Detaylı

HÜKÜMLÜLERĠN SUÇ VE YERLEġĠM YERĠ AÇISINDAN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ: ĠSTANBUL ĠLĠ BAKIRKÖY ADLĠ YARGI BÖLGESĠ ÖRNEĞĠ

HÜKÜMLÜLERĠN SUÇ VE YERLEġĠM YERĠ AÇISINDAN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ: ĠSTANBUL ĠLĠ BAKIRKÖY ADLĠ YARGI BÖLGESĠ ÖRNEĞĠ HÜKÜMLÜLERĠN SUÇ VE YERLEġĠM YERĠ AÇISINDAN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ: ĠSTANBUL ĠLĠ BAKIRKÖY ADLĠ YARGI BÖLGESĠ ÖRNEĞĠ KAYA GÖKTEPE* ÖZET Suç araģtırmaları, suç ile yerleģim mekânları arasında anlamlı iliģkilerin

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ETKİLEŞİM MERKEZİ ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK- MİMARLIK FAKÜLTESİ MİMARLIK BÖLÜMÜ 2011-2012 GÜZ YARIYILI BİTİRME ÇALIŞMASI

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ETKİLEŞİM MERKEZİ ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK- MİMARLIK FAKÜLTESİ MİMARLIK BÖLÜMÜ 2011-2012 GÜZ YARIYILI BİTİRME ÇALIŞMASI ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ETKİLEŞİM MERKEZİ ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK- MİMARLIK FAKÜLTESİ MİMARLIK BÖLÜMÜ 2011-2012 GÜZ YARIYILI BİTİRME ÇALIŞMASI ULUDAĞ ÜNĠVERSĠTESĠ MÜHENDĠSLĠK- MĠMARLIK FAKÜLTESĠ MĠMARLIK

Detaylı

HAFTA 3 YÖNETĠM VE ORGANĠZASYON. MODERN VE POSTMODERN YÖNETĠM YAKLAġIMLARI. HEDEFLER Bu üniteyi çalıģtıktan sonra;

HAFTA 3 YÖNETĠM VE ORGANĠZASYON. MODERN VE POSTMODERN YÖNETĠM YAKLAġIMLARI. HEDEFLER Bu üniteyi çalıģtıktan sonra; MODERN VE POSTMODERN YÖNETĠM YAKLAġIMLARI YÖNETĠM VE ORGANĠZASYON HEDEFLER Bu üniteyi çalıģtıktan sonra; Modern yönetim teorilerini bilecek Post modern yönetim yaklaģımlarını bileceksiniz. ĠÇĠNDEKĠLER

Detaylı

Konut Sektörüne BakıĢ

Konut Sektörüne BakıĢ Konut Sektörüne BakıĢ Nurel KILIÇ Konut sektörü, inģaat sektörünün %60 ını oluģturmakta ve 250 den fazla yan sektörü ile istihdam yapısını ciddi bir Ģekilde etkilemektedir. 1999 yılında yaģanan büyük deprem

Detaylı

ARAZİ VERİLERİ 2006 Planlama ve Yönetim Grubu

ARAZİ VERİLERİ 2006 Planlama ve Yönetim Grubu ARAZİ VERİLERİ 2006 Grup Koordinatörü: Prof. Dr. Melih Ersoy : Doç. Dr. Tarık ġengül Öğr. Gör. Dr. Bahar Gedikli Osman Balaban Kommagene-Nemrut Alanı için yönetim alanı nın sınırlarının belirlenmesi; bu

Detaylı

ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİ ÖĞRETMENİ

ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİ ÖĞRETMENİ TANIM ÇalıĢtığı eğitim kurumunda; öğrencilere eğitim ve öğretim teknikleri ile ilgili eğitim veren kiģidir. A- GÖREVLER Öğretmenlik meslek bilgisi dersleri ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranıģların,

Detaylı

Ürün Olarak Konut Kavramı ve Türkiye deki Konut SatıĢlarının Ürün Hayat Eğrisi YaklaĢımıyla Değerlendirilmesi

Ürün Olarak Konut Kavramı ve Türkiye deki Konut SatıĢlarının Ürün Hayat Eğrisi YaklaĢımıyla Değerlendirilmesi 291 Ürün Olarak Konut Kavramı ve Türkiye deki Konut SatıĢlarının Ürün Hayat Eğrisi YaklaĢımıyla Değerlendirilmesi Murat Anbarcı 1, Ömer Giran 2, Yusuf Sait Türkan 3, Ekrem Manisalı 4 Özet Konut; en genel

Detaylı

GÖÇ-DER. (GÖÇ EDENLER SOSYAL YARDIMLAġMA VE KÜLTÜR DERNEĞĠ) 1999-2001

GÖÇ-DER. (GÖÇ EDENLER SOSYAL YARDIMLAġMA VE KÜLTÜR DERNEĞĠ) 1999-2001 GÖÇ-DER (GÖÇ EDENLER SOSYAL YARDIMLAġMA VE KÜLTÜR DERNEĞĠ) 1999-2001 BU ÇALIġMA ZORUNLU GÖÇE MARUZ KALAN KÜRT KÖKENLĠ T.C VATANDAġLARININ GÖÇ ÖNCESĠ VE GÖÇ SONRASI SOSYO EKONOMĠK, SOSYO KÜLTÜREL DURUMLARI,

Detaylı

Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Nüfus; 1- Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı Genç (Çocuk) Nüfus ( 0-14 yaş )

Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Nüfus; 1- Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı Genç (Çocuk) Nüfus ( 0-14 yaş ) Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Nüfus; ülkelerin kalkınmasında, ülkenin dünyadaki etki alanını genişletmesinde potansiyel bir güç olarak önemli bir faktördür. Nüfusun potansiyel gücü, nüfus miktarı

Detaylı

ĠZMĠR ĠLĠ, KONAK ĠLÇESĠ, ÇINARLI MAHALLESĠ, 1507 ADA 102 PARSEL ĠLE 8668 ADA 1 PARSELE ĠLĠġKĠN NAZIM ĠMAR PLANI DEĞĠġĠKLĠĞĠ

ĠZMĠR ĠLĠ, KONAK ĠLÇESĠ, ÇINARLI MAHALLESĠ, 1507 ADA 102 PARSEL ĠLE 8668 ADA 1 PARSELE ĠLĠġKĠN NAZIM ĠMAR PLANI DEĞĠġĠKLĠĞĠ ĠZMĠR ĠLĠ, KONAK ĠLÇESĠ, ÇINARLI MAHALLESĠ, 1507 ADA 102 PARSEL ĠLE 8668 ADA 1 PARSELE ĠLĠġKĠN NAZIM ĠMAR PLANI DEĞĠġĠKLĠĞĠ 1. GĠRĠġ 1. 1. AMAÇ VE KAPSAM Ġzmir Ġli, Konak Ġlçesi, Çınarlı Mahallesi, 1507

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

ULUSAL ÖLÇEKTE GELIŞME STRATEJISINDE TRC 2 BÖLGESI NASIL TANIMLANIYOR?

ULUSAL ÖLÇEKTE GELIŞME STRATEJISINDE TRC 2 BÖLGESI NASIL TANIMLANIYOR? YEREL KALKINMA POLİTİKALARINDA FARKLI PERSPEKTİFLER TRC2 BÖLGESİ ULUSAL ÖLÇEKTE GELIŞME STRATEJISINDE TRC 2 BÖLGESI NASIL TANIMLANIYOR? BÖLGESEL GELIŞME ULUSAL STRATEJISI BGUS Mekansal Gelişme Haritası

Detaylı

BAKANLAR KURULU KARARI

BAKANLAR KURULU KARARI 22 Kasım 2008 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 27062 BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 2008/14306 Ekli Bazı Düzey 2 Bölgelerinde Kalkınma Ajansları Kurulması Hakkında Karar ın yürürlüğe konulması; Devlet

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI MEKANSAL PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. KENTSEL DÖNÜġÜM DAĠRESĠ BAġKANLIĞI

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI MEKANSAL PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. KENTSEL DÖNÜġÜM DAĠRESĠ BAġKANLIĞI KENTSEL DÖNÜġÜM DAĠRESĠ BAġKANLIĞI ANKARA, 2011 TANIMLAR* Kentsel dönüģüm uygulama ve yenilikçi modellerinin yaygın olduğu Ġngiltere de, Merkezi Hükümetinin tanımlamasına göre; DönüĢüm, piyasa güçlerinin

Detaylı

DOĞU ANADOLU BÖLGESĠNDE ORTALAMA HANEHALKI BÜYÜKLÜKLERĠNĠN DAĞILIġI

DOĞU ANADOLU BÖLGESĠNDE ORTALAMA HANEHALKI BÜYÜKLÜKLERĠNĠN DAĞILIġI The Distribution of the Average Sizes of Households in the Eastern Anatolia Region DOĞU ANADOLU BÖLGESĠNDE ORTALAMA HANEHALKI BÜYÜKLÜKLERĠNĠN DAĞILIġI Yrd. Doç. Dr. Adem BAġIBÜYÜK Özet Türkiye nin en yüksek

Detaylı

YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU

YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU Gizem ARABACI Hande UZUNOĞLU Türkiye de medya ulusal ve yerel medya tabanlı olmak üzere temel iki Ģekilde iģlemektedir. Bu iģleyiģ bazen daha kapsamlı

Detaylı

SINIFTA ÖĞRETĠM LĠDERLĠĞĠ

SINIFTA ÖĞRETĠM LĠDERLĠĞĠ SINIFTA ÖĞRETĠM LĠDERLĠĞĠ Doç. Dr. Yücel GELĠġLĠ G.Ü.MEF. EĞĠTĠM BĠLĠMLERĠ BÖLÜMÜ Öğretimde Liderlik 1 Liderlik kavramı Liderlik kavramı yöneticiyle eģ tutulan kavram olmakla beraber aralarında ciddi fark

Detaylı

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) Düzenleme Tarihi: Bingöl Üniversitesi(BÜ) Ġç Kontrol Sistemi Kurulması çalıģmaları kapsamında, Ġç Kontrol Sistemi Proje Ekibimiz

Detaylı

EV EKSENLĠ ÇALIġMA; Kadınlar Neden Ev Eksenli ÇalıĢıyor?

EV EKSENLĠ ÇALIġMA; Kadınlar Neden Ev Eksenli ÇalıĢıyor? EV EKSENLĠ ÇALIġMA; Kadınlar Neden Ev Eksenli ÇalıĢıyor? Ev Eksenli ÇalıĢmanın Sorunları ve Olası Çözüm Yolları Gül ERDOST-Ev Eksenli ÇalıĢan Kadınlar ÇalıĢma Grubu BĠZ KĠMĠZ? Ev-eksenli çalıģanlardan

Detaylı

BĠLGĠSAYAR AĞLARI. 1-Bilgisayar ağı nedir? 2-Ağ türleri 3-Ağ bağlantıları 4-Ġnternet kavramı ve teknolojileri

BĠLGĠSAYAR AĞLARI. 1-Bilgisayar ağı nedir? 2-Ağ türleri 3-Ağ bağlantıları 4-Ġnternet kavramı ve teknolojileri BĠLGĠSAYAR AĞLARI 1-Bilgisayar ağı nedir? 2-Ağ türleri 3-Ağ bağlantıları 4-Ġnternet kavramı ve teknolojileri Ağ Kavramı Bilgisayarların birbirleri ile iletiģimlerini sağlamak, dosya paylaģımlarını aktif

Detaylı

TARİH: REVIZYON: 0 SAYFA : 1/7 ISPARTAKULE KOZA EVLERĠ-2 01 NĠSAN NĠSAN 2017 AYLIK FAALĠYET RAPORU

TARİH: REVIZYON: 0 SAYFA : 1/7 ISPARTAKULE KOZA EVLERĠ-2 01 NĠSAN NĠSAN 2017 AYLIK FAALĠYET RAPORU SAYFA : 1/7 PROJE ADI KONU ve TARİH ISPARTAKULE KOZA EVLERĠ-2 01 NĠSAN 2017 30 NĠSAN 2017 AYLIK FAALĠYET RAPORU 1. GİRİŞ Ġstanbul ili, Avcılar Ġlçesi, Tahtakale Mahallesi Petunya Sokak üzerinde kurulu

Detaylı

OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME. Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi

OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME. Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uzun yıllar öğretimde en kabul edilir görüģ, bilginin hiç bozulmadan öğretenin zihninden öğrenenin zihnine

Detaylı

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Çalışması Sonuçları Toplantısı Türkiye de Aile Yapısının Değişimi: 1968-2013 İsmet Koç, HÜNEE Tuğba Adalı, HÜNEE Serdar Polat, Kalkınma Bakanlığı Hande

Detaylı

Göç ve Kentle Eklemlenme Sorunları. Melih Ersoy, Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Göç ve Kentle Eklemlenme Sorunları. Melih Ersoy, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Göç ve Kentle Eklemlenme Sorunları Melih Ersoy, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Giriş Çevre ülkelerde iç göçler, toplumsal yaşamdaki önem ve ağırlıklarını hala korumaktadır. 1980 de nüfusumuzun yaklaşık

Detaylı

Günümüzdeki ilke ve kuralları belirlenmiş evlilik temeline dayanan aile kurumu yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. (Özgüven, 2009, s.25).

Günümüzdeki ilke ve kuralları belirlenmiş evlilik temeline dayanan aile kurumu yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. (Özgüven, 2009, s.25). Günümüzdeki ilke ve kuralları belirlenmiş evlilik temeline dayanan aile kurumu yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. (Özgüven, 2009, s.25). Tarihsel süreç içinde aile kavramının tanımı, yapısı, türleri

Detaylı

Daima Çözüm Ortağınız!!!

Daima Çözüm Ortağınız!!! Ses3000 CNC Neden Ses3000 CNC? Daima Çözüm Ortağınız!!! Ses3000 CNC, isminin getirdiği sorumluluk ile SatıĢ, Eğitim ve Servis hizmetlerini kurulduğu 1994 yılından beri siz değerli sanayicilerimize sağlamayı

Detaylı

KENTGES ODAKLI CBS PROJESİ KAHRAMANMARAŞ AFET BİLGİ SİSTEMİ (KABIS)

KENTGES ODAKLI CBS PROJESİ KAHRAMANMARAŞ AFET BİLGİ SİSTEMİ (KABIS) KENTGES ODAKLI CBS PROJESİ KAHRAMANMARAŞ AFET BİLGİ SİSTEMİ (KABIS) PLANLAMA VE ZARAR AZALTMA ĠÇERĠK İlimizin afetselliği Projenin Tanımı Projenin Yasal Dayanakları KENTGES Strateji Belgesi Kapsamı Proje

Detaylı

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ 1. Sosyal yardımlar hak temelli ve önceden belirlenen objektif kriterlere dayalı olarak sunulacaktır. 1.1 Sosyal Yardımların hak temelli yapılmasına yönelik, Avrupa Birliği ve geliģmiģ OECD ülkelerindeki

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ FELSEFESİ,TEMEL İLKELERİ,VİZYONU MEHMET NURİ KAYNAR TÜRKIYE NIN GELECEK VIZYONU TÜRKĠYE NĠN GELECEK VĠZYONU GELECEĞIN MIMARLARı ÖĞRETMENLER Öğretmen, bugünle gelecek arasında

Detaylı

9. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

9. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI.Ġnsanın Evrendeki Konumu.Ġnsanın Doğası ve Din Ġnsanın evrendeki konumunu fark eder. Ġnsanın akıl sahibi ve inanan bir varlık olma özelliğiyle

Detaylı

SEMPOZYUM DEĞERLENDİRME RAPORU

SEMPOZYUM DEĞERLENDİRME RAPORU SEMPOZYUM DEĞERLENDİRME RAPORU Stratejik Kamu Yönetimi Sempozyumu (SKYS) 2014 24 Ekim 2014-09:00/15:00 Marmara Üniversitesi Sivil Toplum KuruluĢları AraĢtırma ve Uygulama Merkezi, Sosyal Bilimler Meslek

Detaylı

İLEDAK İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları

İLEDAK İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları İLEDAK İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları Lisans düzeyindeki bir iletiģim programının değerlendirilmesi için baģvuruda bulunan yükseköğretim kurumu, söz konusu programının bu belgede yer alan

Detaylı

1) Mülkün yıllık net geliri 120 000 TL dir. Faaliyet gider oranı % 46 ve boģluk oranı % 4 dür. Bu verilere göre Efektif brüt gelir ne kadardır?

1) Mülkün yıllık net geliri 120 000 TL dir. Faaliyet gider oranı % 46 ve boģluk oranı % 4 dür. Bu verilere göre Efektif brüt gelir ne kadardır? Gayrimenkul Değerleme Esasları 1) Mülkün yıllık net geliri 120 000 TL dir. Faaliyet gider oranı % 46 ve boģluk oranı % 4 dür. Bu verilere göre Efektif brüt gelir ne kadardır? A) 240 000 TL B) 260 870 TL

Detaylı

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESĠ NDEN VERĠLEN GÖÇÜN AKIM YÖNÜ

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESĠ NDEN VERĠLEN GÖÇÜN AKIM YÖNÜ The Journal of Academic Social Science Studies International Journal of Social Science Volume 5 Issue 5, p. 105-127, October 2012 GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESĠ NDEN VERĠLEN GÖÇÜN AKIM YÖNÜ THE DIRECTION OF

Detaylı

T.C. ORTA KARADENİZ KALKINMA AJANSI GENEL SEKRETERLİĞİ. YURT ĠÇĠ VE DIġI EĞĠTĠM VE TOPLANTI KATILIMLARI ĠÇĠN GÖREV DÖNÜġ RAPORU

T.C. ORTA KARADENİZ KALKINMA AJANSI GENEL SEKRETERLİĞİ. YURT ĠÇĠ VE DIġI EĞĠTĠM VE TOPLANTI KATILIMLARI ĠÇĠN GÖREV DÖNÜġ RAPORU YURT ĠÇĠ VE DIġI EĞĠTĠM VE TOPLANTI KATILIMLARI ĠÇĠN GÖREV DÖNÜġ RAPORU Adı Soyadı : Doç. Dr. Mustafa GÜLER, Dilem KOÇAK DURAK, Fatih ÇATAL, Zeynep GÜRLER YILDIZLI, Özgür Özden YALÇIN ÇalıĢtığı Birim :

Detaylı

Editörler Prof. Dr. Mustafa Talas / Yrd. Doç. Dr. Emin Yiğit. Kent Sosyolojisi

Editörler Prof. Dr. Mustafa Talas / Yrd. Doç. Dr. Emin Yiğit. Kent Sosyolojisi Editörler Prof. Dr. Mustafa Talas / Yrd. Doç. Dr. Emin Yiğit Kent Sosyolojisi Yazarlar Doç.Dr. Bülent Şen Yrd.Doç.Dr. Ahmet Koyuncu Yrd.Doç.Dr. Ahmet Mazlum Yrd.Doç.Dr. Anıl Al Rebholz Yrd.Doç.Dr. Aznavur

Detaylı

Yapı Denetim Kanunu Uygulamalarında Sivas Örneği

Yapı Denetim Kanunu Uygulamalarında Sivas Örneği 308 Yapı Denetim Kanunu Uygulamalarında Sivas Örneği Ġsmail Ġsa Atabey 1, Kanat Burak Bozdoğan 2 Özet Günlük yaģantımıza baktığımızda teknolojik ve sosyal geliģmelerin ihtiyaca binaen ortaya çıktığı görülmektedir.

Detaylı

BİR SOSYAL OLGU OLARAK TÜRKİYE'DE KENTLERDE KONUT SORUNU

BİR SOSYAL OLGU OLARAK TÜRKİYE'DE KENTLERDE KONUT SORUNU BİR SOSYAL OLGU OLARAK TÜRKİYE'DE KENTLERDE KONUT SORUNU Prof. Dr. Oğuz ARI Boğaziçi Üniversitesi Köylerden kentlere göçler, özellikle büyük kentlerde, aşırı kentleşme, sanayileşme ile desteklenmeyen kentleşme,

Detaylı

Kadınların Eğitim Düzeyi Arttıkça, İşgücüne Katılım İmkanları da Artmaktadır

Kadınların Eğitim Düzeyi Arttıkça, İşgücüne Katılım İmkanları da Artmaktadır Kadınların Eğitim Düzeyi Arttıkça, İşgücüne Katılım İmkanları da Artmaktadır Nimet ÇUBUKÇU Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Toprak İşveren: Ülkemizde, kadının çalıģma yaģamındaki sorununu değerlendirir

Detaylı

Deprem Tehlike Yönetimi ( )

Deprem Tehlike Yönetimi ( ) Deprem Tehlike Yönetimi ( ) Prof. Dr. Murat UTKUCU Sakarya Üniversitesi, Jeofizik Mühendisliği Bölümü 3.4.2016 Murat UTKUCU 1 (Adjustment to Hazard) A. Kayıpların kabulü ve paylaģılması 1. Kayıpların kabulü:

Detaylı

ÇELĠK TEKNE SANAYĠ VE TĠCARET A.ġ. Ticari Gizlidir

ÇELĠK TEKNE SANAYĠ VE TĠCARET A.ġ. Ticari Gizlidir ÇELĠK TEKNE SANAYĠ VE TĠCARET A.ġ. Ticari Gizlidir KURULUġ Çelik Tekne San. ve Tic.A.ġ. 1972 yılında kurulmuģtur Ġlk olarak Haliç Sütlüce mevkiinde faaliyete geçmiģ ve 1980 yıllarına kadar bu bölgede faaliyetine

Detaylı

TARIM DIŞI İŞSİZLİK ARTIŞTA (Temmuz Ağustos - Eylül)

TARIM DIŞI İŞSİZLİK ARTIŞTA (Temmuz Ağustos - Eylül) TARIM DIŞI İŞSİZLİK ARTIŞTA (Temmuz Ağustos - Eylül) HAZIRLAYAN 18.02.2014 Prof. Dr. Halis Yunus ERSÖZ Prof. Dr. Mustafa DELİCAN Doç. Dr. Levent ŞAHİN ÖZET Türkiye genelinde Eylül ayında geçen yılın aynı

Detaylı

OLUMLU ÖĞRENME ORTAMI OLUġTURMA. Doç. Dr.Yücel Gelişli, Sınıf Yönetimi 1

OLUMLU ÖĞRENME ORTAMI OLUġTURMA. Doç. Dr.Yücel Gelişli, Sınıf Yönetimi 1 OLUMLU ÖĞRENME ORTAMI OLUġTURMA Doç. Dr.Yücel Gelişli, Sınıf Yönetimi 1 Eğitim; genel anlamda istendik davranıģ değiģtirme, oluģturma ya da bilgi ve becerilerin öğrenenlere kazandırılması sürecidir. Öğrenme

Detaylı

SOSYOLOJİ DERSİ 2.ÜNİTE TOPLUMSAL YAPI

SOSYOLOJİ DERSİ 2.ÜNİTE TOPLUMSAL YAPI SOSYOLOJİ DERSİ 2.ÜNİTE TOPLUMSAL YAPI YAPI TOPLUM KURUMLAR TOPLUMSAL GRUPLAR BİREYLER İLİŞKİLER TOPLUMSAL YAPI VE UNSURLARI T E M E L KÖY K A METROPOL TOPLUMSAL YAPI KENTLEŞME V R A KENT M L A MİLLET

Detaylı

MARDĠN ÇĠMENTO SANAYĠĠ VE TĠCARET A.ġ. Sermaye Piyasası Kurulu Seri II, No:17.1 Sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği nin

MARDĠN ÇĠMENTO SANAYĠĠ VE TĠCARET A.ġ. Sermaye Piyasası Kurulu Seri II, No:17.1 Sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği nin MARDĠN ÇĠMENTO SANAYĠĠ VE TĠCARET A.ġ. Sermaye Piyasası Kurulu Seri II, No17.1 Sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği nin 1.3.1 Genel Kurul BaĢlıklı Maddesi Gereğince Yapılan Duyurudur 2013 Yılı Olağan Genel

Detaylı

TÜRKİYE DAĞCILIK FEDERASYONU KURULLARININ GÖREVLERİNE İLİŞKİN TALİMAT. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

TÜRKİYE DAĞCILIK FEDERASYONU KURULLARININ GÖREVLERİNE İLİŞKİN TALİMAT. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÖNETĠM KURULU: DAĞCILIK FEDERASYONU KARAR TARĠHĠ : 21.01.2007 KARAR NO : 02 TÜRKİYE DAĞCILIK FEDERASYONU KURULLARININ GÖREVLERİNE İLİŞKİN TALİMAT BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde

Detaylı

HALVETÎ TARĠKATININ OSMANLI TOPLUM YAPISIYLA SOSYO-POLĠTĠK VE KÜLTÜREL ETKĠLEġĠMĠ ( XV. Yüzyıl Amasya ġehri Örneği)

HALVETÎ TARĠKATININ OSMANLI TOPLUM YAPISIYLA SOSYO-POLĠTĠK VE KÜLTÜREL ETKĠLEġĠMĠ ( XV. Yüzyıl Amasya ġehri Örneği) T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı HALVETÎ TARĠKATININ OSMANLI TOPLUM YAPISIYLA SOSYO-POLĠTĠK VE KÜLTÜREL ETKĠLEġĠMĠ ( XV. Yüzyıl Amasya ġehri Örneği)

Detaylı

İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları

İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları Lisans düzeyindeki bir iletiģim programının değerlendirilmesi için baģvuruda bulunan yükseköğretim kurumu, söz konusu programının bu belgede yer alan ĠLETĠġĠM

Detaylı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Pediatri Bölümü nde Tedavi Gören Çocuklarla HAYAT BĠR ARMAĞANDIR PROJESĠ

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Pediatri Bölümü nde Tedavi Gören Çocuklarla HAYAT BĠR ARMAĞANDIR PROJESĠ Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Pediatri Bölümü nde Tedavi Gören Çocuklarla HAYAT BĠR ARMAĞANDIR PROJESĠ Amaç ve Ġçerik Projenin temel amacı hastanede tedavi gören çocuklar ve bu dersi seçen öğrenciler

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ ( SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SOSYAL BİLGİLER DERSİ ( SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI 1 DERS AKIŞI 1.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL YAPISI, ARADİSİPLİN, TEMATİK YAKLAŞIM 2. ÜNİTE: ÖĞRENME ALANLARI 3. ÜNİTE: BECERİLER

Detaylı