T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI"

Transkript

1 T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI ORMANCILIK VE SU ŞURASI Mart 2013 SU KALİTESİ YÖNETİMİ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU SORUMLU BİRİM: SU YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 01 Mart 2013

2 Su Kalitesi Yönetimi Çalışma Grubu Başkan Başkan Yrd. Koordinatör Raportör İLHAN : Prof. Dr. Halil HASAR : Prof. Dr. Sinan UYANIK : Dr. Yakup KARAASLAN : Prof. Dr. Erdem GÖRGÜN, Sibel Mine GÜÇVER, Ahmet Rıfat Çalışma Grubu Listesi Adı-Soyadı Kurumu Görevi 1 Dr.Yakup KARAASLAN Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı 2 Mertkan ERDEMLİ Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı 3 Yasemin GÖKYEL Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 4 Zakir TURAN Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 5 Sibel Mine GÜÇVER Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 6 Arife ÖZÜDOĞRU Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 7 Burhan Fuat ÇANKAYA Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 8 Özgür ÇAKMAK Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 9 Dr. Rukiye DOĞANYİĞİT Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Kimyager 10 Nermin ANUL Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 11 Hümeyra BAHÇECİ Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 12 Ahmet Rıfat İLHAN Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Uzman 13 Aybala KOÇ Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Uzman Yardımcısı 14 Necla ADALI Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Uzman Yardımcısı 15 Fikriye BALTACI Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Şube Müdürü V. 16 Dilek GÜRER Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Biyolog 17 Elife ÇOPURFAKRADEN Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Mühendis 18 Prof. Dr. Erdem GÖRGÜN İTÜ İnşaat Fak. Öğretim Üyesi 19 Prof. Dr. Halil HASAR Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi 20 Prof. Dr. Sinan UYANIK Harran Üniversitesi Öğretim Üyesi 21 Prof. Dr. Ülkü YETİŞ ODTÜ Müh. Fak. Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi 22 Yrd. Doç. Dr. Emre ALP ODTÜ Müh. Fak. Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi 23 Prof. Dr. Mehmet KİTİŞ Süleyman Demirel Üniversitesi Çevre Müh. Öğretim Üyesi 24 Doç.Dr. Mehmet ÇAKMAKÇI Yıldız T.Ü. Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi 25 Prof. Dr. Nilsun DEMİR Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi 26 Prof. Dr. Nilgün KAZANCI Hacettepe Üniversitesi Hidrobiyoloji Öğretim Üyesi 27 Yrd. Doç. Dr. Oktay ÖZKAN Erciyes Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi 28 Osman TANER Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kimyager 29 Ebru OLGUN Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Uzman 30 Elif ÖZCAN Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Uzman 31 Onur ORHAN Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Uzman 32 Zinnet OĞUZ Sağlık Bakanlığı Uzman 33 Pınar HIŞIR Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı/TRGM Mühendis 34 Süleyman DEMİR Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı/TRGM Mühendis 35 Hacer Akyürek Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı/TAGEM Mühendis 36 Dr. Hatice BİLGİN YILDIRIM Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı/BSGM Mühendis 37 Dr. Nurgül KOYUNCU Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı/BSGM Mühendis 38 Zeki GÜNGÖR İSKİ Şube Müdürü 39 Eren ATAK WWF-Türkiye Uzman

3 İÇİNDEKİLER Bölüm Sayfa 1. GİRİŞ 1 2. SU KALİTESİ YÖNETİMİNİN MEVCUT DURUM ANALİZİ Dünyadaki Su Kaynaklarının Mevcut Potansiyeli Türkiye deki Su Kaynaklarının Mevcut Potansiyeli Türkiye deki Su Kaynaklarının Mevcut Kalitesi Türkiye deki Mevcut Atıksu Arıtma Tesislerinin Durumu ve Atıksu Arıtma Teknolojileri Sulama Suyu Kalitesi Türkiye de Su Sektörüne İlişkin Finansal Boyut Türkiye de Su Kalitesi İzleme Türkiye de Su Kalitesi Yönetimi Konusundaki İdari Yapı 3. SU KALİTESİ YÖNETİMİNDE KAYDEDİLEN GELİŞMELER 3.1. Su Kalitesi Yönetimi Konusunda Uluslararası Anlaşmalarla Yapılan Düzenlemeler Su Kalitesi Yönetimi Konusunda AB Mevzuatı Su Kalitesi Yönetimi Konusunda Ulusal Mevzuat Su Kalitesi Yönetimi ile İlgili Yürütülen Çalışmalar 4. SONUÇLAR Kaynakça 65 Ekler 67

4 ŞEKİLLER Sayfa Şekil 1: Kaynağına Göre 2010 Yılı Çekilen Su Miktarı (TÜİK) 4 Şekil 2: Şekil 2: 2010 Yılı Sektörlere Göre Çekilen Su Miktarı (TÜİK) 4 Şekil 3: Türkiye de 2010 ve 2023 Yılları için Su Kullanımlarının Sektörel Dağılımı 5 Şekil 4: Yıllara Göre Satılan Bitki Koruma Ürünlerindeki Aktif Madde Miktarı 7 Şekil 5: Yıllara Göre Gübre Kullanım Miktarı 7 Şekil 6: Ergene Havzası Atıksu Miktarı 13 Şekil 7: Ergene Nehri KOİ Konsantrasyonu (mg/l) 14 Şekil 8: İzleme Noktaları 17 Şekil 9: Atıksu Arıtma Tesisi ile Hizmet Veren Belediye Sayısı 20 Şekil 10: Atıksu Arıtma Tesisine Bağlı Belediye Nüfusunun Toplam Belediye Nüfusuna Oranı 20 Şekil 11: OSB Atıksu Arıtma Tesislerinin (AAT) Mevcut Durumu 21 Şekil 12: Evsel ve Endüstriyel Atıksuların Arıtılma Durumu (TÜİK, 2010) 22 Şekil 13: SÇD ye Göre Ülkemizdeki Mevcut Durum 31 Şekil 14:Türkiye de Su Kalitesi Yönetimi Konusunda Doğrudan veya Dolaylı Yetkili Kurumlar 31 TABLOLAR Tablo 1: Türkiye de 2010 ve 2023 Yılları için Su Kullanım Miktarlarının Sektörel Dağılımı 5 Tablo 2: Çeşitli Ülkelerde Kişi Başına Su Tüketimleri (Kınacı, 2012) 6 Tablo 3: Fiziksel, Kimyasal ve Biyolojik Temel Arıtma Prosesleri 18 Tablo 4: Türkiye de Kullanılan Atıksu Arıtma Teknolojileri 19 Tablo 5: Su Sektörü için Toplam Finansman İhtiyacı ( ), UÇES 26 Tablo 6: Çevre Yatırımlarının Finansman İhtiyacının Karşılanması ( ), UÇES 26 Tablo 7: Finans Kaynaklarının Karşılanma Oranı ( )*, UÇES 27 Tablo 8: Çevre Sektörü İçin Ayrılan Yatırımlar ile UÇES in karşılaştırılması 28 Tablo 9: Su Kalitesi İzlemesi Yapan Kurum ve Kuruluşların Mevcut Durumu 29 HARİTALAR Harita 1: Yeşilırmak Havzası Organik Kirlilik Açısından Su Kalitesi 10 Harita 2: Büyük Menderes Havzası Organik Kirlilik Açısından Su Kalitesi 11 Harita 3: Seyhan Havzası Organik Kirlilik Açısından Su Kalitesi 12 Harita 4: Marmara Denizi Kıyıları Su Kalitesi Durumu 15 Harita 5: Ege Denizi Kıyıları Ekolojik Kalite Durumu 16 Harita 6: Akdeniz Kıyıları Ekolojik Kalite Durumu 17 Harita 7: Türkiye de İl Bazında Mevcut Atıksu Arıtma Tesisi Durumu 21 Harita 8: Su Kalitesi İzleme Çalışmaları Yürütülen İstasyonlar 30

5 Yönetici Özeti Su hayatın temel kaynağı, canlı yaşamının vazgeçilmez ihtiyacıdır. İlk bakışta yerkürenin, üçte ikisinin su olduğu kabul edilirse üzerindeki tüm canlılara yetecek miktar suya sahip olduğu düşünülebilir. Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km 3 olup, bunun sadece % 97,5 i okyanus ve denizlerde tuzlu su, % 2,5 i nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da % 90 ı kutuplarda ve yeraltındadır. Dolayısıyla insanoğlunun yararlanabileceği elverişli tatlı su miktarı oldukça sınırlıdır. Seksenli yılların sonuna doğru Türkiye de hızla endüstriyel ekonomiye geçiş dönemi başlamıştır. Bu süreçte önceliğin üretime verilmesi, hızlı bir şekilde artan üretimin miktar ve çeşitliliğine paralel olarak doğal kaynakların tahribatı ile birlikte su kirliliğinde de büyük ölçüde artış görülmesine neden olmuştur. Nüfus yoğunluğu, hızlı şehirleşme, evsel ve endüstriyel atıklar, tarımsal faaliyetler, hayvancılık ve turizm aktiviteleri kıyı sularında ve iç sularda ciddi tahribatların oluşmasına sebep olmuştur Özellikle son yıllarda kendini daha çok hissettirmeye başlayan yağış azlığı, su kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılması gerektiğini ortaya koymuştur. Dünyanın birçok bölgesinde su kıtlığı en önemli meselelerden biri haline gelmiş ve su krizi telaffuz edilmeye başlanmıştır. Bu durumda, su kaynaklarının etkin yönetimi, ülkelerin öncelikli konuları arasında yer almaya başlamıştır. Ülkemizde su kaynaklarının koruma-kullanma dengesi içerisinde sürdürülebilir kullanımının sağlanması maksadıyla kurumsal ve yasal çerçevenin çizilerek, ilgili kurumlarla eşgüdüm, işbirliği ve koordinasyonun sağlanması, su ile ilgili bilgilerin tek elde toplanması ve yayınlanması ile doğru plan ve stratejilerin geliştirilerek hayata geçirilmesi büyük önem arz etmektedir. Su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yönetimini sağlamak açısından entegre koruma planları yapılması yoluyla tüm gelişmelere ve kullanımlara kontrollü bir şekilde yön verilmesi gerekmektedir. Su kaynakları kirlendikten sonra kalitesinin iyileştirilmesi için alınacak önlemler, koruma amaçlı eylem ve yatırımlardan daha zor ve pahalı olmaktadır. Sınırlı bir kaynak haline gelen suyun çok dikkatle yönetilmesi hayati önem taşımaktadır. Su kaynaklarının korunması, temini, taşınması, kullanılabilir hale getirilmesi, oluşan atıksuyun arıtılması ve bertarafı aşamalarının tümünün bütünleşik bir yönetim sistemi çerçevesinde düşünülmesi gerekmektedir. Bu yaklaşıma modern su yönetimi anlayışına göre bütünleşik su kaynakları yönetimi adı verilmektedir. Su kalitesi yönetimi ise, bütünleşik su kaynakları yönetiminin en önemli yapı taşlarından birisi olarak öne çıkmaktadır. Su kaynaklarımızın kalitesine bakıldığında iç sularımızın kıyı ve geçiş sularına göre daha kirli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, su kaynaklarımızın kalitesini iyileştirmek için önceliği iç sulara vermemiz gerekmektedir. Su kalitesi yönetiminde Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nün kurulması ile hukuki ve teknik altyapının eksiklikleri kısmen giderilse de hala birçok hukuki düzenleme ve teknik çalışmanın yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Ülkemizde su kaynaklarımızın kirlenme sebepleri hem yayılı hem de noktasal kaynaklıdır. Evsel atıksuların %76 sı arıtılmakta, %24 ü arıtılmamaktadır. Sanayi kaynaklı atıksuların %28 i

6 arıtılmakta, %72 si arıtılmamaktadır. Noktasal kaynaklı atıksular sebebiyle su kaynaklarımızın kirlenmesine ilişkin olarak aşağıdaki değerlendirmeler yapılmaktadır: Ülkemizdeki sanayi tesisleri Çevresel altyapı tesislerini henüz tamamlamamışlardır. Bazı yerleşimlerin ve sanayilerin düzenli katı ve tehlikeli bertaraf tesisleri bulunmamaktadır. Bazı atıksu arıtma tesisleri uygun normlara göre tasarlanmadığı, ya da yetersiz kapasitede olduğu, iyi işletilmediği ve kullanılan teknolojiler/ekipmanlar yetersiz olduğu için atıksu arıtımında problemler yaşanmaktadır. Çevresel hedefler ortaya konularak çevresel kalite standartları (ÇKS) belirlenmediği ve alıcı ortam bazlı deşarj standartlarının uygulanmasına henüz geçilmediği için tüm su kütleleri için aynı deşarj standartları uygulanmaktadır. Bu durum sorunlara yol açmaktadır. Su kaynaklarının kalite sınıfı değerlendirilirken sadece fiziko-kimyasal parametreler dikkate alınmakta, mikro kirleticiler (sanayide ve tarımda kullanılan zehirlilik, dirençlilik ve biyolojik birikme özelliği gösteren madde ve madde grupları) ve biyolojik kalite parametreleri dikkate alınmamaktadır. Yayılı kaynaklı kirlenmede tarımsal faaliyetler ön plana çıkmış olup, söz konusu faaliyetlerden kaynaklanan kirlenmenin henüz tam olarak kontrol edilemiyor olmasının sebepleri aşağıda yer almaktadır. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan gübre miktarı 2000 yılından beri aynı seviyede seyretmekte, ancak su kaynaklarımızı kirleten bu tür maddelerin kirlilik yükleri ve su kaynaklarımızdaki varlığı ile ilgili bir çalışma yapılmamıştır. Tarımsal kaynaklı bitki besin maddelerinin sebep olduğu hassas su alanları ve bu alanları etkileyen tarımsal bölgeleri belirlenmemiştir. Sulamadan dönen suların su kaynaklarımıza kalite yönünden etkisi ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Ülkemizde tarım ilaçları kullanımı her yıl artmaktadır. Tarım ilaçlarının su kaynaklarına etkisi ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Tarım ilaçları ile ilgili alıcı ortam kriterleri olarak adlandırılan Çevresel Kalite Standartları belirlenmemiş ve alıcı ortam bazlı kirlilik önleme çalışması yapılmamıştır. Su kalitesi yönetiminin önündeki en önemli zorluklardan birisi, bu konu ile ilgili çok sayıda kurumun yetki sahibi olması ve bunlar arasında bir koordinasyonun sağlanamıyor olmasıdır. Bu durum özellikle su kalitesinin izlenmesi çalışmalarında önemli sorunlara yol açmaktadır. Yürütülen çalışmaların maksada hizmet etmemesi, mükerrerliğin oluşu, izlemede standardizasyonun olmaması sebebiyle elde edilen verilerin değerlendirilmesinde problemler yaşanmaktadır. Ayrıca su kalitesine ilişkin veri ve bilgilerin farklı kurum ve kuruluşlar tarafından ayrı ayrı biriktirildiği, ilgili kurum ve kuruluşların paylaşımına açılmadığı, gerek insan gücü gerekse kaynak israfına sebep olunduğu ve Su Çerçeve Direktifi (SÇD) gerekliliklerine uygun bir izleme yapılmadığı görülmektedir. Bu sorunun bir başka boyutu da kimi zaman aynı maksada yönelik olarak, aynı izleme noktalarında aynı parametrelerin izlenmesi için oluşturulan laboratuvar alt yapıları sebebiyle ortaya çıkan kaynak israfıdır. Diğer taraftan, ülkemizde su kaynaklarının ekolojik ve kimyasal durumlarıyla ilgili yeterli veri bulunmamaktadır. Fiziko-kimyasal parametrelerle ilgili izleme sonuçları kısmen bulunmaktadır.

7 Sistem, biyolojik izlemeyi ve mevcut durumun referans koşullarla karşılaştırılması ile ekolojik statü belirlenmesi gibi basamakları içermediğinden Su Çerçeve Direktifi ne göre uyumlu değildir. Ayrıca öncelikli maddeler, mikro kirleticiler ve biyolojik kalite elementleriyle ilgili düzenli izleme ve envanter neticeleri yer almamaktadır. Bu durum, su kaynaklarının kalite yönetimi açısından karar alma süreçlerinde sürdürülebilir olmayan uygulamalara yol açmaktadır. Su Çerçeve Direktifi ve eki olan çok sayıdaki direktifin uygulanması, izlenmesi ve denetlenmesi için kurum ve kuruluşlardaki personel sayısı ve kapasiteleri yeterli değildir. Su kalitesine ait izinlerin tek elden verilmemesi idari anlaşmazlıklara ve zaman kaybına sebep olmaktadır. Her bir izin için ayrı belgeler hazırlanıp ayrı kurumlara başvuru yapılmakta ve süreçler ayrı ayrı işlemektedir. Su kalitesinin izlenerek su kalite sınıflandırılmasının yapılması görevi ile denetleme ve cezai müeyyide uygulama yetkisinin farklı kurumların görev alanında olması da su kaynaklarının korunmasının sağlanması anlamında sıkıntılara sebep olmaktadır. Akademik çevrelerce yürütülen biyolojik kalite elementlerinin izlenmesi ise yine SÇD nin izleme ile ilgili temel gereksinimlerini karşılamaktan uzaktır. SÇD nin uygulanmasında temel maksatlardan birisi, belki de en önemlisi Entegre Havza Yönetim anlayışının benimsenmesidir. Ülkemizde entegre havza yönetim planlarının hazırlanma aşamasında olması sebebiyle havza bazında su kalitesi ve miktarının yönetimi tam olarak sağlanamamıştır. Diğer taraftan, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği nde verilen alıcı ortama deşarj standartlarının teknolojik bazlı olması, alıcı ortam bazlı deşarj standartları ile çevresel kalite hedeflerinin belirlenmemiş olması, klasik parametreler açısından kıta içi yüzeysel sulardaki hassas su alanlarının ve bu alanları etkileyen kirletici kaynaklarının belirlenmemiş olması, kıta içi yüzeysel sular ile kıyı ve geçiş sularını etki etmesi muhtemel tehlikeli madde ve madde gruplarının (pestisitler, halojenli organik bileşikler vb.) belirlenmemiş olması ülkemizde su kalitesi yönetimindeki önemli eksikliklerdendir. Yeraltı suları üzerindeki baskılar yüzey sularına benzer olmakla birlikte, bazı özel konuları da içermektedir. Özellikle, madencilik sektöründen kaynaklanan etkiler, düzenli ve/veya düzensiz katı atık depolama sahalarından dolayı oluşan etkiler ve jeotermal kaynakların aranması/çıkarılması ve kullanılması esnasında gerçekleşebilen etkiler vb. özellikle yeraltı sularını birebir ilgilendiren faaliyetler ana baskı faktörlerini oluşturmaktadır. Bu baskıların yanı sıra kirlenmiş yüzey suları ile etkileşim ve tarımsal faaliyetler de yeraltı sularının kirlenmesine sebep olan önemli baskı etkenleridir. Bu baskılardan hareketle ülkemizin yoğun tarımsal faaliyet yapılan alanlarında tarıma bağlı kirleticilerin (nitrat, fosfat vb.) yüksek miktarlarda bulunduğu bilinmekle birlikte birçok yeraltı suyu kaynağında Avrupa Birliği (AB) ortalamalarının altındadır. Sanayinin yoğun olduğu ve atık suların arıtılmadığı veya kısmen arıtıma tabi tutularak deşarj edildiği bazı bölgelerde ise kirletilmiş olan yüzey sularının yeraltı sularına karışmasına bağlı olarak yeraltı sularının da kirlenmeye maruz kaldığı bilinmektedir. Bilindiği üzere, yeraltı sularında baskı unsurlarına istinaden meydana gelen etkilerin ortaya çıkışı ve tespiti yüzey suları kadar hızlı olmamakta ve kirlenme gerçekleştikten sonra telafisi çok güç ve maliyetli ve hatta bazı durumlarda imkansız olmaktadır. Yeraltı suları hususunda, AB mevzuatından bağımsız olarak, ulusal mevzuatımızda ve yaklaşımlarımızda önemli eksiklikler bulunmakta idi. Bu hususta, ulusal mevzuatımızda, miktar

8 açısından bazı hükümler bulunmasına rağmen, yeraltı sularının kalitesinin değerlendirilmesi ve korunması noktasında yetersizdi. Yeraltı Suyunun Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Yönetmeliği nin 7 Nisan 2012 tarihinde yayımlanmasıyla birlikte mevzuat olarak yukarıda zikredilen eksiklikler giderilmiştir. Yönetmelikte yer alan uygulama adımlarının yönetmelikte yer alan süreler içerisinde gerçekleştirilmesi ve çalışmalara öncelik verilmesi önem arz etmektedir. Yeraltı sularının kalite ve miktar verilerinin değerlendirilmesinde, yeraltı suyu kütlelerinin belirlenmiş ve karakterizasyonunun yapılmış olması önem arz etmektedir. Ayrıca, bu değerlendirmelerin sağlıklı olarak yapılabilmesini teminen izlemenin düzenli olarak, yeterli sayıda noktada, gereken tüm parametreler için yapılması ve yeraltı suyu kütlelerini tam olarak temsil etmesi gerekmektedir. Nihai olarak ülkemizde su kaynaklarının korunması ve kalitesinin etkin yönetimi için; Ulusal su kalitesi yönetiminde idari, hukuki ve teknik boşlukların tespiti ve giderilmesi (Su Kanunu ve alt mevzuat), Kurumsal altyapının ve kapasitenin güçlendirilmesi, Su kalitesi ile ilgili kurumlar arasında koordinasyonun temin edilmesi, Çevresel alt yapıların tamamlanması, çevresel alt yapılar yapılırken norm ve standartlara uyulması, tasarım ve inşaat ihalesinin beraber yapılması, konuyla ilgili mevzuatta düzenlemeye gidilmesi, Tamamlanan çevresel alt yapıların iyi işletilmesi, İzleme çalışmalarında mükerrerliğin ortadan kaldırılması, standardizasyonun temin edilmesi, Ülkemizde öncelikle izleme ağının kurulması, SÇD ye göre izlenmesi gereken biyolojik kalite elementlerinin her biri için (bentik makroomurgasız, balık, fitoplankton, fitobentoz ve makrofit) ülkemize özgü tür listelerinin oluşturulması, ülke koşullarımıza özgü biyolojik indekslerin, gözetimsel ve operasyonel izleme noktalarının, ortak örnekleme ve analiz standartlarının ve tipolojilere özgü referans nokta veya koşulların belirlenmesi yoluyla biyolojik izleme ağının kurulması, Denetim çalışmalarının daha etkin bir şekilde yapılması, Kullanan öder / kirleten öder prensibin hayata geçirilmesi, Genel, fiziko-kimyasal, kimyasal, biyolojik ve hidromorfolojik kalite elementlerini kapsayan çevresel hedeflerin ortaya konulması, Çevresel hedeflerin ortaya konularak alıcı ortam bazlı deşarj standartlarının uygulanması için ÇKS lerin geliştirilmesi, SÇD ye uyumlu sınıflandırma sistemi geliştirilmeli, çok iyi/iyi, iyi/orta, orta/zayıf ve zayıf/kötü sınıf sınır değerlerinin geliştirilmesi, Sucul canlılara ve dolayısıyla insan sağlığına zararlı olan madde veya madde gruplarının belirlenmesi ve alıcı su ortamlarında bunların azaltımına yönelik gerekli tedbirlerin alınması, Besin elementi kirliliği açısından hassas su kütlelerinin ve bu alanları etkileyen tarımsal, sanayi ve kentsel alanların belirlenmesi, Sulamadan dönen suların su kaynaklarına etkisi ile ilgili çalışma yapılması Alıcı ortam kriterleri olarak adlandırılan Çevresel Kalite Standartları içerisinde tarım ilaçları limit değerlerinin belirlenmesi ve bu ilaçlar için alıcı ortam bazlı kirlilik önleme çalışmalarının yapılması, Organik ve iyi tarım uygulamalarının teknik ve finansal desteklerle teşvik edilmesi,

9 gerekmektedir. Kirlilik önleme programlarının ve sanayide temiz üretim uygulamalarının teşvik edilmesi, Su Kalitesi Yönetimi Strateji Belgesi ve Eylem Planı nın ( ) uygulamaya geçmesi Ulusal Havza Yönetim Stratejisi ve Eylem Planı nın ( ) uygulamaya geçmesi, Ulusal Su AR-GE ve Yenilik Stratejisi ( ) uygulamasının devam ettirilmesi, İyi su kalitesine ulaşmaya yönelik tedbirlerin belirlenmesi ve takibinin yapılması, Bu çerçevede, toplum bilincini artırmak ve toplumun tüm kesimlerinde problemlerin çözümüne yönelik görüş ve önerilerin alınacağı, tüm paydaşların katılımının sağlanacağı Ormancılık ve Su Şur ası nın içerisinde yer alan birçok Çalışma Grubu gibi Su Kalite Yönetimi Çalışma Grubu tarafından şur a hazırlık çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu Çalışma Grubunda, ülkemizin su yönetimindeki eksikliklerinin belirlenerek bunların giderilmesine yönelik hedef ve politikaların oluşturulmasına katkı sağlayacağı beklenmektedir.

10 1. GİRİŞ Su kaynakları, tüm canlılar için vazgeçilmez bir hayat kaynağıdır ve son yıllarda tüm dünyada sürekli artan bir öneme sahiptir. Ülkemizin yer aldığı Ortadoğu-Balkanlar geçiş bölgesinde bu durum daha belirgin bir şekilde hissedilmektedir. İçinde bulunduğumuz bölge yarı kurak bir iklime sahiptir ve buna bağlı olarak su kaynakları potansiyeli düşüktür. Su kaynaklarının kullanılabilmesini olanaklı kılan iki önemli bileşen vardır: Bunlar, suyun miktarı niceliği/potansiyeli ve suyun kalitesi niteliği dir. Suyun yararlı kullanımı ancak bu iki bileşenin aynı anda sağlanması ile tam anlamıyla karşılanabilir. Bu kapsamda, su kaynakları (veya su potansiyeli) yüzeysel sular ve yeraltı suları olarak iki grup altında incelenmelidir. Su niceliği (miktar) bakımından Türkiye de eşit bir dağılım olmadığı söylenebilir. Eşit olmayan dağılım ile birlikte, suya olan ihtiyacın artması ve iklim değişikliği sonucunda havzalardaki yağış ve dolayısıyla su rejiminin değişmesi Türkiye nin bazı bölgelerinde su kısıtı sorunlarının yaşanmasına sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra bazı kaynakların (örneğin yeraltı suyu) kullanımının kontrolündeki eksiklikler veya kaçaklarkayıplar-verimsiz kullanım gibi hususlar da su miktarının kısıtlı hale gelmesine neden olan diğer etkenlerdir (Alpaslan vd., 2008). Sınırlı bir kaynak haline gelen suyun çok dikkatle yönetilmesi hayati önem taşımaktadır. Su kaynaklarının korunması, temini, taşınması, kullanılabilir hale getirilmesi, oluşan atıksuyun arıtılması ve bertarafı aşamalarının tümünün bütünleşik bir yönetim sistemi çerçevesinde düşünülmesi gerekmektedir. Bu yaklaşıma modern su yönetimi anlayışına göre Bütünleşik Su Kaynakları Yönetimi adı verilmektedir. Su kalitesi yönetimi ise, bu süreçlerin tümünde baskın olarak gözetilmesi ve sistematik olarak gerçekleştirilmesi gereken en önemli yapı taşlarından biridir. Bununla birlikte, su kalitesi insan sağlığını doğrudan etkileyen bir unsurdur. Yaşamsal faaliyetler için suyun miktarı kadar sağlığa uygun olması, dolayısı ile uygun nitelikte olması da önem arz etmektedir. Halkın temiz ve güvenilir suya erişimi açısından, tüketime sunulan içme kullanma sularının gerek mikrobiyolojik gerekse kimyasal açıdan uygun kalitede olması gerekmektedir. Ülkemiz yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının daha etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesi için, Bütünleşik Su Kaynakları Yönetimi yaklaşımını gözeten ve AB üyesi ülkelerin yol haritası olarak kabul ettikleri 2000/60/EC sayılı Su Çerçeve Direktifi (SÇD) bakış açısının getirilmesi, ilgili diğer Direktiflerin uyumlaştırılması ve uygulanması büyük önem arz etmektedir. Diğer taraftan, ülkemizde su kaynaklarının ekolojik ve kimyasal durumlarıyla ilgili yeterli veri bulunmamaktadır. Fiziko-kimyasal parametrelerle ilgili izleme sonuçları kısmen bulunmaktadır. Ancak öncelikli maddeler, mikro kirleticiler ve biyolojik kalite elementleriyle ilgili düzenli izleme ve envanter neticeleri bulunmamaktadır. Bu durum, su kaynaklarının kalite yönetimi açısından karar alma süreçlerinde sürdürülebilir olmayan uygulamalara yol açmaktadır. Önümüzdeki süreç içerisinde, tüm su kütlelerini kapsayan hidro-morfolojik, fiziko-kimyasal ve biyolojik izleme ağlarının oluşturulması, yüzeysel suların ÇKS leri belirlenerek kıyı ve geçiş suları da dahil olacak şekilde tüm sularımızın kalitelerinin ortaya konulması, tüm su kaynaklarında kirlenmeye sebebiyet veren madde ve madde guruplarının kaynaklarının envanterinin yapılması, yeraltı sularının izleme verilerinin değerlendirilmesi sonucu eşik değerlerin belirlenmesi, yeraltı suyunun artan kimyasal durum bozulmasının tespit edilmesi, 1

11 önemli ve artan kirlilik eğilimlerinin tespiti ve iyileştirmeye yönelik çalışmalar için başlangıç noktalarının belirlenmesi, kalitenin bozulmasının engellenmesi ve iyileştirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması, çevresel alt yapılarının iyi işletilmesi ve sanayide temiz üretim teknolojilerinin uygulanması su kaynaklarının korunması açısından önem arz etmektedir. 2

12 2. SU KALİTESİ YÖNETİMİNİN MEVCUT DURUM ANALİZİ 2.1. Dünyadaki Su Kaynaklarının Mevcut Potansiyeli Dünyadaki toplam su miktarı 1 milyar 400 milyon km 3 olup yerkürenin dörtte üçünü kaplamaktadır. Ancak, bu miktarın tamamına ulaşılabilmesi ve kullanılabilmesi teknik ve ekonomik yönlerden mümkün değildir. Çünkü suların % 97,5 i deniz ve okyanuslarda tuzlu su olarak bulunmakta olup sadece % 2,5 lik kısmı tatlı sudur. Tatlı suyun önemli bölümü ise (% 69,5) kutuplarda buzul olarak veya donmuş toprak tabakasında bulunmaktadır. Tatlı suların yaklaşık % 30,1 i yeraltı suyu, kalan % 0,4 lük bölümü ise yüzey ve atmosfer suları (yağış ve atmosferdeki su buharı) olarak tatlı su gölleri, yüzeysel sular, sulak alanlar, atmosfer, toprak ve canlılardadır. Yüzeyde (göller, akarsular) bulunan tatlı su oranının düşük olması, kolaylıkla yararlanabilecek elverişli miktarın az olduğunu göstermektedir. Tipik su kaynaklarından biri olan akarsu ve göllerdeki su miktarının, dünyadaki toplam mevcut su miktarına oranı yaklaşık on binde bir buçuk gibi çok düşük bir seviyededir. Öte yandan, görünmez kaynak olarak da isimlendirilen yeraltı suyu miktarı yüzeysel sulara oranla fazladır. Ancak, yeraltı sularının önemli bölümü çok derinde olduğundan kullanılması günümüzün teknolojik ve ekonomik koşullarında kısıtlıdır. Dolayısıyla, kullanılabilecek miktar gibi görülen (% 30,1) oran tam olarak gerçeği yansıtmamakta olup çok daha azdır (Alpaslan vd., 2008). Su kullanımının sektörel dağılımına bakıldığında ortalama olarak % 70 lik miktarın, tarımsal sulama, % 20 lik miktarın sanayi, % 10 luk miktarın da evsel kullanım maksatlı olduğu görülmektedir. Öte yandan, Belçika gibi sanayileşmiş ülkelerde, toplam su tüketiminin % 80 inin sanayi maksatlı kullanıma sunulduğu bilinmektedir. Dünyanın toplam su tüketimi son 50 yılda 3 kat artmıştır. Tatlı su ihtiyacı ise her yıl 64 milyar m 3 artmaktadır ( 2012). Netice olarak, kolaylıkla ulaşılabilir tatlı suyun toplam dünyadaki su miktarı içindeki oranı % 0,05 mertebesinde olup bu oran zamanla azalmaktadır. Bu durum, suyun canlı yaşamı için ne kadar kıymetli ve kıt bir kaynak olduğunu göstermektedir Türkiye deki Su Kaynaklarının Mevcut Potansiyeli Kınacı (2012) bir çalışmasında, ülkemize düşen ortalama yıllık yağış miktarının 501 milyar m 3 yıllık kullanılabilir yerüstü suyunun 98 milyar m 3 ve yıllık kullanılabilir yeraltı suyunun ise 14 milyar m 3 mertebesinde olduğunu belirtmiştir. Buradan yıllık toplam kullanılabilir suyun 112 milyar m 3 olacağı sonucuna varılabilir yılı sonu itibarı ile Türkiye nüfusunun 74 milyon kişi olduğu düşünüldüğünde, kişi başına düşen yıllık su miktarının m 3 /kişi-yıl mertebesinde olduğu görülebilir. Aynı çalışmada, ülkemizde 2010 yılında su kullanım miktarının 43 milyar m 3 olduğu belirilmiştir. TÜİK 2010 yılı verilerine göre, söz konusu miktarın 11,7 milyar m 3 ü içme ve kullanma suyu olarak kullanılmıştır. İçme ve kullanma suyu olarak su kaynaklarından çekilen miktarın kaynak bazında dağılımı Şekil 1 de, kullanım alanları ise Şekil 2 de verilmektedir. 3

13 Şekil 1: Kaynağına göre 2010 yılı çekilen su miktarı (TÜİK) Şekil 2: 2010 yılı sektörlere göre çekilen su miktarı (TÜİK) Şekil 1 de görüldüğü üzere, ülkemizde % 42,2 lik bir oranla en çok deniz suyu kullanılmaktadır. Diğer taraftan, Şekil 2 de ise su kaynaklarından çekilen suyun büyük oranda belediyeler tarafından kullanıldığı görülmektedir. Türkiye de su kullanımının 2010 yılında gerçekleşen sektörel dağılımı, 2023 yılı projeksiyonları ile karşılaştırılmalı olarak Şekil 3 de sunulmaktadır. Tablo 1 de ise aynı karşılaştırma miktar bazında verilmektedir. 4

14 Şekil 3: Türkiye de 2010 ve 2023 yılları için su kullanımlarının sektörel dağılımı (Kınacı, 2012) Tablo 1 de ise aynı karşılaştırma miktar bazında verilmektedir. Tablo 1: Türkiye de 2010 ve 2023 yılları için su kullanım miktarlarının sektörel dağılımı 2010 Yılı 2023 Yılı Miktar % Miktar % (Milyar m 3 ) (Milyar m 3 ) Sulama İçme Suyu Sanayi Toplam Tablo 1 den de görüldüğü gibi, 2010 yılında % 74 oran ile 32 milyar m 3 lük kullanım değerine sahip olan tarımsal sulama, 2023 yılında % 64 e düşmekte, ancak toplamda 72 milyar m 3 e ulaşmaktadır. Bu oransal azalma, daha çok sanayi kullanımının artacak olmasından kaynaklanmaktadır. Toplam kullanım miktarlarına bakıldığında 2010 yılındaki 43 milyar m 3 lük kullanımın, 2023 te 112 milyar m 3 e ulaşacağı, yani % 160 oranında artacağı öngörülmektedir yılı için Türkiye nüfusunun 85 milyon kişi olacağı öngörülürse, 2023 yılında kişi başına su tüketiminin m 3 /kişi.yıl değerine düşeceği hesaplanabilir. Tablo 2 de çeşitli ülkeler için kişi başına su kullanımının 2005 ve 2023 yılları değerleri kıyaslanmaktadır. Tablo 2 den de görüldüğü gibi ülkemizin kişi başına su kullanım miktarında önemli bir düşüş gözleneceği öngörülmektedir. Tablo 2 çeşitli ülkelerdeki, kişi başına su kullanımını, 2005 ve 2023 yılları için kıyaslamaktadır. 5

15 Ülke Tablo 2: Çeşitli ülkelerde kişi başına su tüketimleri (Kınacı, 2012) Su Zengini Ülkeler (Kanada, ABD, Kuzey ve Batı Ülkeleri) 2005 Yılı, 2023 Yılı, m 3 /kişi.yıl m 3 /kişi.yıl Irak Türkiye Suriye İsrail Ürdün Filistin Su fakirliği, su kıtlığı (stresi), su bolluğu gibi kavramlar için çeşitli tanımlamalar bulunmakla birlikte, bu değerlendirmenin yapılmasında en çok kullanılanlardan biri olan Falkenmark Su Kıtlığı İndikatörü dür. Bu indikatöre göre bir ülkedeki kişi başına su kullanım miktarı, m 3 /kişi.yıl ın altına indiğinde o ülke su kıtlığı (stresi) çeken bir ülke olarak değerlendirilmektedir. Bu değer kişi başına ile m 3 /yıl aralığında olduğunda periyodik veya sınırlı su kıtlığı içine girileceği anlaşılmaktadır m 3 /yılın altındaki değerler ise, su fakirliği ni işaret etmektedir (Falkenmark ve Lindh, 1976). Bu yaklaşıma göre ülkemiz su stresi içindedir ve giderek su fakiri olmaya doğru yaklaşmaktadır. Bu durumda, ülkemizin kısıtlı olan su kaynaklarının hem miktar hem de kalite açısından korunması zorunlu bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır Türkiye deki Su Kaynaklarının Mevcut Kalitesi Suyun kalitesi ve bu kaliteye bağlı olarak çeşitli kullanımlara yönlendirilecek suyun potansiyeli büyük önem taşımaktadır. Su kaynaklarının uygun yönetimi için, su kalitesinin ve niceliğinin eşzamanlı yönetilmesi gerekmektedir. Türkiye su kaynakları kalitesinin bozulmasındaki başlıca sebepler arasında; tabii kaynakların aşırı kullanımı, sanayileşme faaliyetlerinin ve kentleşmenin denetimsiz ve düzensiz oluşu ve noktasal kaynak olarak tanımlanan kentsel ve endüstriyel deşarjlar ile yayılı kaynak olarak tanımlanan tarımsal faaliyetler yer almaktadır. Kaynaklar kirlendikten sonra alınacak önlemler daha zor ve pahalı olmaktadır. Türkiye de, iç tatlı su kaynaklarının kirlenmesine yol açan faktörler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır: Kentsel kanalizasyon ve sanayi atıksularının arıtılmadan veya kısmen arıtılarak yüzeysel sulara deşarj edilmeleri, - Yüzeysel sularda besin elementlerinin artışına sebep olacağından ötrofikasyona, - Sanayi atıksuları için de uygun üretim ve yeterli arıtım teknolojilerinin sağlanamaması neticesinde yapılan deşarjlar su kalitesinin bozulmasına sebebiyet vermekte ve böylece su ekosistemine zehirli etkileri olmakta ve devamında besin zinciri yoluyla insanlara kanserojen etkileri olabilmektedir. 6

16 Kanalizasyon sistemlerinden ve açıktaki katı atık yığınlarından ve/veya diğer depolama alanlarından kaynaklanan sızıntıların yeraltı sularını kirletmesi, - Yeraltı suyunun kalitesinin bozulmasına ve - Kullanılabilir su potansiyelinin azalmasına sebebiyet vermektedir. Toprakta ve sulama kanallarında bulunan tarım ilacı ve hayvansal/kimyasal gübre kalıntılarının yüzeysel ve yeraltı sularına karışması, - Yeraltı suyunun ve yüzeysel suların kalitesinin bozulmasına, - Bilinçsiz bir şekilde tarım ilacı kullanımı su ekosistemine zehirli etkileri olmakta ve devamında besin zinciri yoluyla insanlara kanserojen etkileri olabilmektedir. - Bilinçsiz bir şekilde gübre kullanımı sebebiyle yüzeysel sulara aşırı besin elementi girdisi neticesinde ötrofikasyona neden olarak hassas su alanlarının artışına ve - Hayvancılık faaliyetleri sonucu su kaynaklarındaki azot ve fosfor girdisinin artarak kalitesinin olumsuz olarak etkilenmesine sebebiyet vermektedir. Şekil 4: Yıllara göre satılan bitki koruma ürünlerindeki (B.K.Ü) aktif madde miktarı (Kaynak: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı web sayfası) Şekil 5: Yıllara göre gübre kullanım miktarı 7

17 Erozyonu hızlandıran, tabii göllerde ve baraj göllerinde çökelti birikimine yol açan ormansızlaşma ve yetersiz/yanlış tarımsal uygulamalar. Pek çok Akdeniz ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de tarıma dayalı sanayi faaliyetlerin başında zeytin ve zeytinyağı üretimi gelmektedir. Zeytinyağı üretiminden kaynaklanan zeytin karasuyu çok kirli bir atıksu olup, BOİ ve KOİ değerleri tipik bir evsel atıksudan kat daha fazladır (Çelik, 2010). Zeytin ve zeytinyağı üretimi yapılan bölgelerdeki mevcut su kaynaklarımızın kalitesine zeytin karasuyu deşarjları büyük zarar vermektedir. Belli başlı çevresel etkileri; doğal sularda renk bozulması, sucul yaşama verdiği zararlar, toprak kalitesi ve bitki büyümesi üzerinde olumsuz etkiler ve koku problemleridir. Bu sebeple; - Zeytin sektörü içinde faaliyet gösteren tesislerin, kurulacak zeytin sanayi bölgelerinde toplanarak merkezileşmeleri ve ıslah OSB ler halinde uygun arıtma tesislerini kurarak faaliyet göstermeleri sağlanmalıdır. - Üretimde 3 fazlı sürekli sistem yerine daha az karasuyun meydana geldiği 2 fazlı sürekli sisteme geçilmesi teşvik edilmelidir. Ülkemizdeki önemli sanayi faaliyetlerden bir diğeri de madenciliktir. Söz konusu faaliyetlerin atıklarının depolandığı atık barajları su kaynaklarının kalitesini tehdit eden faktörlerdendir. Atık barajlarının iyi yönetilememesi durumunda, atıkların içerdiği kirleticilerin su ortamına ulaşarak canlı ve çevre sağlığı ile alıcı ortamın su kalitesini olumsuz yönde etkileme ihtimali her zaman mevcuttur. Diğer taraftan, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği nde verilen alıcı ortama deşarj standartlarının teknolojik bazlı olması, alıcı ortam bazlı deşarj standartları ile çevresel kalite hedeflerininin belirlenmemiş olması, klasik parametreler açısından kıta içi yüzeysel sulardaki hassas su alanlarının ve bu alanları etkileyen kirletici kaynaklarının belirlenmemiş olması, kıta içi yüzeysel sular ile kıyı ve geçiş sularını etki etmesi muhtemel tehlikeli madde ve madde gruplarının (pestisitler, halojenli organik bileşikler vb.) belirlenmemiş olması ülkemizde su kalitesi yönetimindeki önemli eksikliklerdendir. Türkiye deki akarsular kadar göller de hızla kirlenmektedir. Sanayi tesislerinin atıksuları ve atıkları ile zirai maksatlı kullanılan gübreler, ötrofik karakterdeki göllerin azot-fosfor dengesini olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca; arsenik, azot, bor, cıva, çinko, demir, deterjan, florür, gres, kurşun, kükürt, nitrat, zehirli organik maddelerin, serbest kükürt ve yağ gibi parametrelerin de bazı göllerimizin kirletilmesinde önemli rol oynadıkları belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, özellikle baraj göllerinin yağışlar ile taşınan sedimentle dolması da su kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Yeraltı suları üzerindeki baskılar yüzey sularına benzer olmakla birlikte, bazı özel başlıkları da içermektedir. Özellikle madencilik sektörü atıkları, düzenli ve düzensiz katı atık depolama sahaları ve jeotermal kaynakların aranması/çıkarılması ve kullanılması faaliyetleri, ana baskı faktörlerini oluşturmaktadır. Bu baskıların yanı sıra kirlenmiş yüzey suları ile etkileşim ve tarımsal faaliyetler de yeraltı sularının kirlenmesine sebep olan önemli baskı etkenleridir. Ülkemizin yoğun tarımsal faaliyet yapılan alanlarında tarıma bağlı kirleticilerin (nitrat, fosfat vb.) daha yüksek miktarlarda bulunduğu bilinmekle birlikte birçok yeraltı suyu kaynağında ilişkin kirleticiler, AB ortalamalarının altındadır. Sanayinin yoğun olduğu ve atıksuların arıtılmadan veya kısmen arıtılarak deşarj edildiği bazı bölgelerde ise kirletilmiş olan yüzey 8

18 sularının yeraltı sularına karışmasına bağlı olarak yeraltı sularının da kirlenmeye maruz kaldığı bilinmektedir. Bilindiği üzere, yeraltı sularında baskı unsurlarına istinaden meydana gelen etkilerin ortaya çıkışı ve tespiti yüzey suları kadar hızlı olmamakta ve kirlenme gerçekleştikten sonra telafisi çok güç ve maliyetli ve hatta bazı durumlarda imkansız hale gelmektedir. Bilindiği üzere, yeraltı sularında baskı unsurlarına istinaden meydana gelen etkilerin ortaya çıkışı ve tespiti yüzey suları kadar hızlı olmamakta ve kirlenme gerçekleştikten sonra telafisi çok güç ve maliyetli ve hatta bazı durumlarda imkansız hale gelmektedir. Su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yönetimini sağlamak açısından havza bazında su kaynakları yönetimi anlayışı büyük önem taşımaktadır. Havza bazında entegre koruma planları yapılması yoluyla tüm gelişmelere ve kullanımlara kontrollü bir şekilde yön verilmesi açısından 25 akarsu havzasında havza koruma eylem planlarının hazırlanması için önceliklendirme yapılmış olup bu havzalardaki mevcut su kalitesinin korunması ve iyileştirilmesi maksadıyla havza koruma eylem planları Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanmaktadır. Havza koruma eylem planı hazırlanması sırasında havzadaki mevcut kıyı ve geçiş suları ile birlikte yüzeysel suların ve yeraltı sularının miktarlarının, özelliklerinin, kirlilik durumunun ve havzadaki kentsel, endüstriyel, tarımsal, ekonomik vb. faaliyetlere bağlı olarak oluşan baskı ve etkilerinin tespit edilmesi, havzada mevcut su kaynaklarının miktarı ve kullanım potansiyeli ile havza bazında tespit edilen kirlilik kaynakları ve yüklerinin ayrıntılı olarak incelenmesi, su kalitesi haritalarının oluşturulması, çevresel altyapı durumunun tespit edilmesi, havzanın korunması, kirliliğin azaltılması ve iyileştirilmesi için havzadaki tüm paydaşların katılımıyla kısa, orta ve uzun vadede tedbirlere yönelik çalışmaların plan, program ve önceliklendirmeleri gerçekleştirilecektir. Şimdiye kadar, 11 havza için havza koruma eylem planları hazırlanmış olup diğer 14 havza için çalışmalar sürmektedir. Misal olarak Yeşilırmak Havzası, Büyük Menderes Havzası ve Seyhan Havzası için su kalitesi değerlendirmeleri aşağıda verilmektedir. Yeşilırmak Havzası, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu-Marmara Araştırma Merkezi (TÜBİTAK MAM) tarafından havza koruma eylem planı hazırlanmış olan havzalardan birisidir yılı için yapılan kirlilik yükü hesaplarına göre ton/yıl toplam azot (TN), ton/yıl toplam fosfor (TP) ve ton/yıl kimyasal oksijen ihtiyacı) (KOİ) yükü havzaya deşarj edilmektedir. Deşarj edilen TN kirlilik yükünün % 10 u noktasal, % 90 ı ise yayılı kaynaklıdır. Noktasal kaynaklı TN yükünün büyük çoğunluğu (% 92) kentsel atıksulardan, kalanı ise endüstriyel atıksulardan kaynaklanmaktadır. Deşarj edilen TP kirlilik yükünün % 15 i noktasal, % 85 i ise yayılı kaynaklıdır. Noktasal kaynaklı TP yükünün büyük çoğunluğu (% 94) kentsel atıksulardan, kalanı endüstriyel kaynaklı atıksulardan gelmektedir. Havzaya deşarj edilen KOİ yükünün ise; % 78 i kentsel, geriye kalan % 22 si ise endüstriyel atıksu kaynaklıdır. Sonuç olarak, Yeşilırmak Havzası nda su kalitesi çoğu istasyonda KOİ cinsinden I ya da II. sınıfa girmektedir. Yeşilırmak Havzası için organik kirlilik açısından su kalitesi Harita 1 de verilmektedir. Söz konusu haritadan da görüldüğü gibi Çorum Çekerek Çayı ve hayvansal kirliliğin baskın olduğu Tersakan Çayı kötü sınıf su kalitesindedir. Azot parametrelerinden NH 4 -N, I. ile II. (çok iyi ve iyi); NO 2 -N, III. ile IV. (orta ve kötü), NO 3 -N ise I. ile II. (çok iyi ve iyi) sınıfları arasında değişmektedir. Diğer taraftan; TN parametresi çoğu istasyonda ölçülmemektedir, ölçülen istasyonlarda ise II. ile IV.(iyi ve kötü) sınıflar arasındadır. 9

19 Harita 1: Yeşilırmak Havzasının organik kirlilik açısından su kalitesi Büyük Menderes Havzası Koruma Eylem Planı nda 2010 yılı için yapılan kirlilik yükü hesaplarına bakıldığında, ton/yıl TN, 5041 ton/yıl TP ve ton/yıl KOİ havzaya deşarj edilmektedir. TN açısından bakıldığında, deşarj edilen kirlilik yükünün % 12 si noktasal, % 88 i ise yayılı kaynaklıdır. Noktasal kaynaklı azot yükünün büyük çoğunluğu (% 82) kentsel atıksulardan, kalanı ise endüstriyel atıksulardan gelmektedir. TP açısından bakıldığında, deşarj edilen kirlilik yükünün % 16 sı noktasal, % 84 ü ise yayılı kaynaklıdır. Noktasal kaynaklı fosfor yükünün büyük çoğunluğu (% 83) kentsel atıksulardan, kalanı endüstriyel atıksulardan kaynaklanmaktadır. Havzaya deşarj edilen KOİ yükünün ise % 49 u kentsel, geriye kalan % 51 i ise endüstriyel atıksu kaynaklıdır. Büyük Menderes Havzası için organik kirlilik açısından su kalitesi Harita 2 de verilmektedir. Söz konusu haritadan da görüldüğü gibi Büyük Menderes Havzasında sanayi, tarım ve zeytin kara suyu yüzeysel suları tehdit etmektedir. Netice olarak, Büyük Menderes Nehri ve onu besleyen kollarda çoğu su kalitesi ölçüm istasyonunda KOİ ve NH 4 -N parametrelerinin Sınıf II-III e (iyi ve orta), NO 2 -N in Sınıf IV e (kötü), NO 3 -N in ise Sınıf I e (çok iyi) girdiği görülmektedir. 10

20 Harita 2: Büyük Menderes Havzasının organik kirlilik açısından su kalitesi Seyhan Havzası Koruma Eylem Planı nda 2010 yılı için yapılan kirlilik yükü hesaplarına bakıldığında, ton/yıl TN, ton/yıl TP ve ton/yıl KOİ havzaya deşarj edilmektedir. TN açısından bakıldığında, deşarj edilen kirlilik yükünün % 10 u noktasal, % 90 ı ise yayılı kaynaklıdır. Noktasal kaynaklı azot yükünün nerdeyse tamamı (% 98) kentsel atıksulardan, kalanı ise endüstriyel atıksulardan gelmektedir. TP açısından bakıldığında, deşarj edilen kirlilik yükünün % 11 i noktasal, % 89 u ise yayılı kaynaklıdır. Noktasal kaynaklı fosfor yükünün nerdeyse tamamı (% 97) kentsel atıksulardan, kalanı endüstriyel atıksulardan kaynaklanmaktadır. Havzaya deşarj edilen KOİ yükünün ise % 91 i kentsel, geriye kalan % 9 u ise endüstriyel atıksu kaynaklıdır. Havza genelinde KOİ parametresi, akarsu ve barajlarda Sınıf I olarak tespit edilmiş olup; sadece Sarıçam Deresi nde KOİ Sınıf III (kötü) dür. Seyhan Havzası için organik kirlilik açısından su kalitesi Harita 3 de verilmekte olup Adana katılımında sonra Seyhan Nehri nin su kalitesi orta sınıfa gerilemektedir. Azot kirliliğini gösteren NH 4 -N parametresi Zamantı, Göksu, Seyhan ve Çatalan Barajlarını kuzeyden besleyen çaylar ve Adana ya kadar Seyhan boyunca Sınıf II veya III (orta ve iyi), Adana dan sonra Seyhan boyunca ve Çakıt Deresi nin Pozantı çıkışında su kalitesi Sınıf IV (kötü) olarak belirlenmiştir. Diğer azot parametreleri olan NO 2 -N açısından, su kalitesi; akarsularda Sınıf III ve IV (orta ve kötü), barajlarda Sınıf II (iyi); NO 3 -N açısından ise biri hariç tüm istasyonlarda Sınıf I (çok iyi) olarak belirlenmiştir. Fosfor kirliliğini gösteren TP sadece Zamantı Irmağı nda Göktaş Barajı nın üstündeki bölümünde ölçülmüş ve bu bölümde yer alan istasyonlarda Sınıf II-IV (iyi ve kötü) olarak tespit edilmiştir. 11

21 Harita 3: Seyhan Havzası nın Organik Kirlilik Açısından Su Kalitesi Diğer taraftan, ülkemizde tüm çevresel sorunların ciddi boyutlarda hissedildiği Ergene Havzası için havza koruma eylem planı kapsamında belirlenmiş 15 eylemin uygulanması devam etmektedir. Ergene Havzası nda sanayileşme 1980 li yılların ilk yarısında plansız ve kontrolsüz bir biçimde başlamış ve 1992 yılından itibaren hızlanmıştır. Bunun neticesinde Ergene Nehri nin tabii debisi olan 2,5 m 3 /sn den 1984 yılında 6 m 3 /sn ye, 1992 yılından itibaren ise ortalama 10 m 3 /sn ye yükselmiştir (Yani akan suyun 4 te üçünü kullanılmış su meydana getirmiştir). Bu durum Ergene Nehri ndeki kirlenmenin 2003 senesinden 10 sene önce en yüksek değerine ulaştığını göstermektedir. Nehirdeki su kalitesi, hiçbir maksatla kullanmaya uygun olmayan 4 üncü (kötü) sınıf su kalitesi niteliğindedir. 12

22 Atıksu Miktarı (m 3 /gün) Evsel Atıksu m 3 /gün Sanayi Atıksuyu m 3 /gün Şekil 6: Ergene Havzası atıksu miktarı Ergene Havzası nda Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne illerine bağlı toplam 21 adet ilçe ve 47 adet belde bulunmakta olup bölge nüfusu i aşmıştır. Günlük 240 bin m 3 evsel atıksu arıtılmadan Ergene Nehri ne verilmektedir. Havza dev bir sanayi bölgesinin ev sahibi olarak çoğunluğu Tekirdağ ilinde olmak üzere yaklaşık 2000 den fazla sanayi kuruluşunu barındırmaktadır. Sanayi alanları Çorlu, Çerkezköy, Muratlı ve Lüleburgaz arasında yoğunlaşmaktadır. Havzadaki sanayi kuruluşlarının hemen hemen tamamı kullanma suyu ihtiyacını, yeraltı su kaynaklarından karşılamaktadır. Havzanın yeraltı su seviyesinde 60 metreye varan düşüşler gözlenmektedir. Son yıllarda ekonomi büyümüştür. Bunun neticesinde sanayi su kullanımı m 3 /gün den 2012 yılında m 3 /gün e çıkmıştır. Mülga Çevre ve Orman Bakanı Sayın Prof. Dr. Veysel EROĞLU tarafından 6 Mayıs 2011 tarihinde 15 maddelik Ergene Havzası Koruma Eylem Planı (EHKEP) Tekirdağ Çerkezköy de kamuoyuna açıklanmış, tarafların üzerine düşen görevler belirtilmiş, yapılacak faaliyetler bir iş takvimine bağlanmıştır. Ergene Havzası Koruma Eylem Planı kapsamında yapılan eylemler aşağıdadır: Dere yataklarının temizlenmesi, Belediye AAT lerinin DSİ tarafından inşa edilmesi, Islah Organize Sanayi bölgelerinin kurulması, Sanayi için müşterek ileri atıksu arıtma tesislerinin kurulması, Sanayide daha az su, daha az kirletici hammadde, daha az enerji kullanımına geçilmesi, Ergene Havzası nın ağaçlandırılması, erozyonla mücadele edilmesi, Ergene de planlı döneme geçilmesi, 1/ lik planların uygulanması, Katı ve tehlikeli atık işleme geri kazanım ve bertaraf tesisleri kurulması, Zirai kaynaklı kirliliğin kontrol edilmesi, Ergene Nehri su kalitesinin gerçek zamanlı sürekli izlenmesi, Sıkı denetim yapılması, Deşarj standartlarının sıkılaştırılması, Havzaya taşkın erken uyarı sisteminin kurulması, Yeraltı suyu kullanımının kontrol altına alınması, 13

23 Trakya da barajlar, göletler, sulama tesislerinin inşa edilmesi. Son yıllarda, Ergene Nehri nin su kalitesinde iyileşme başlamıştır. Organik kirliliğin önemli bir göstergesi olan KOİ parametresinde son beş yılda ciddi bir azalma olmuştur. Hem Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü hem de DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Ergene Nehri nin Çorlu Deresi ile birleşme noktası olan İnanlı Köyü mevkiinde yapılan izleme neticelerine göre, KOİ değeri 2007 yılından bu yana yaklaşık 5 kat azalarak 77 mg/l mg/l mertebelerine düşmüştür. Ergene Nehri nin yılları arasındaki KOİ konsantrasyonu (mg/l) değişimi Şekil 7 de verilmektedir. Şekil 7: Ergene Nehri KOİ konsantrasyonu (mg/l) Diğer taraftan, Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Projesi 2011 yılı çalışmaları kapsamı ve verileri değerlendirildiğinde aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir: Marmara Denizi nde 66 noktada su, sediman ve biyotada izleme çalışmaları gerçekleştirilmiş olup aynı zamanda zooplankton ve fitoplankton incelemeleri de yapılmıştır. Deniz ve kıyı istasyonlarında örneklemesi yapılan parametreler fizikokimyasal, ekolojik ve kimyasal (kirletici) parametreler olarak 3 grup altında toplanmıştır. Sıcaklık, iletkenlik (tuzluluk), ışık geçirgenliği (Secchi disk), çözünmüş oksijen ve oksijen doygunluğu, toplam fosfor, çözünmüş inorganik fosfor, toplam inorganik azot (nitrat+nitrit azotu ve amonyum azotunun toplamı), silikat ve klorofil-a fizikokimyasal parametreler olarak belirlenmiştir. Ekolojik statüyü belirleyen parametreler ise biyolojik parametreler altında fitoplankton, zooplankton, makro flora, bentik ile demersal balık biyoçeşitliliği yer almaktadır. Marmara Denizi ve Boğazlarda toplam 37 istasyonda yapılan bentik örnekleme sonucunda AMBI biyotik indeksi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında tespit edilen 128 tür içerisinden 10 tanesinin kirliliğe toleranslı ya da kirlilik indikatörü türler arasında bulunduğu gözlenmiştir. Sedimanda organik karbon, toplam PAH ve metal izlemesi, biyotada ise metal izlemesi gerçekleştirilmiştir. 14

24 Bu projede elde edilen verilerin SÇD ye göre değerlendirilmesi neticesinde, deniz su kalitesinin belirlenmesine yönelik olarak aşağıdaki sınıflandırma yapılmıştır: Ekolojik Durumu KÖTÜ: İzmit Körfezi, Gemlik Körfezi (Gemlik Merkez), Silivri, Haliç, Küçükçekmece, Bandırma (Merkez) Ekolojik Durumu ORTA: Gebze, İstanbul Marmara Denizi Kıyıları, Yalova, Mudanya, Bandırma- Tatlısu Ekolojik Durumu İYİ: Çınarcık (Yalova) Erdek, Denizkent (Balıkesir), Bandırma - Kapıdağ Yarımadası, Karabiga, Tekirdağ Ekolojik Durumu ÇOK İYİ: İntepe, Eceabat, Lapseki (Çanakkale), Şarköy (Tekirdağ), Armutlu (Yalova) Harita 4: Marmara Denizi Kıyıları Su Kalitesi Durumu Ege Denizi nde, Ege Denizi kıyıları kuzeyde Meriç Nehri ağzından, güneyde Dalaman Çayı na kadar uzanmakta olup toplam 52 istasyonda sıcaklık, iletkenlik (tuzluluk), ışık geçirgenliği (Secchi disk), çözünmüş oksijen ve oksijen doygunluğu, TP, çözünmüş inorganik fosfor, toplam inorganik azot (nitrat+nitrit azotu ve amonyum azotunun toplamı), silikat ve klorofil-a fizikokimyasal parametreleri ölçülmüştür. Ekolojik durumu belirleyen biyolojik parametreler 15

25 olarak fitoplankton, zooplankton, makro flora, bentik ile demersal balık biyoçeşitliliği izlenmiştir. Sedimanda ise, öncelikli tehlikeli maddeler izlenen parametreler arasındadır. Ege Denizi'nde kirlenmenin izlendiği alanlar karasal kirleticilerin etkisinde olan alanlar olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin Meriç, Büyük Menderes, Küçük Menderes nehir ağızları ve deltaları, Edremit, İzmir, Gökova ve Marmaris körfezleri göreceli olarak kirli alanlardır. Kirlenmeye açık alanlar olarak da Çanakkale Boğazı nın Ege çıkışı, Dikili, Çandarlı Körfezleri gösterilmektedir (MEDPOL 4. Faz, Final Raporu, 2008, 2009). Yapılan izleme neticelerinin değerlendirmeleri sonucunda elde edilen Ege Denizi kıyılarının sınıflandırılması, Harita 5 de gösterilmiştir. Harita 5: Ege Denizi Kıyıları Su Kalitesi Durumu Akdeniz kıyılarında batıda Dalaman Çayı hizasından, doğuda Samandağ/Hatay kıyılarına kadar olan bölgede toplam 34 istasyonda tüm su kolonunda sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen ve secchi disk parametreleri ölçülmüştür. Suda besin elementleri ve klorofil-a, fitoplankton ve zooplankton örneklenmiş, sedimanda ve biyotada kirlilik parametreleri izlenmiş, ayrıca bentik çalışması ve demersal balık çalışması yapılmıştır. Gerçekleştirilen 11 trol çekimine ait balık kompozisyonu ve bolluğu verisinin incelenmesi sonucunda, toplam 9 bölgenin orta, 2 bölgenin ise iyi statüye sahip olduğu saptanmıştır. 16

26 Harita 6: Akdeniz Kıyıları Su Kalitesi Durumu İğneada dan Hopa ya kadar olan tüm Karadeniz kıyıları ve 100 m kontörlerindeki istasyonlarda 69 noktada izlenmektedir. İstanbul Boğazı çevresinde Tuna Nehri nden gelen kirliliğin değerlendirilmesi amacıyla 3 istasyonda izleme yapılmaktadır. İzleme noktaları Şekil 8 de verilmektedir E Cide Igneada 4 11 E2 13 Bartin Terkos 7 Zonguldak 10 E1 Sile Karasu K. Eregli Sakarya N. Yenice N Inebolu Sinop Samsun Bafra Kizilirmak Yesilirmak Şekil 8: İzleme Noktaları Fatsa Ordu Giresun Akcaabat Trabzon Rize Pazar Harsit Deresi Iyi Dere Hopa Karadeniz kıyılarında suda; sıcaklık ( C), tuzluluk, iletkenlik, ph (sadece nehir ağızlarında), O 2, AKM, Secchi diski, BOI 5 (sadece nehir ağızlarında), H 2 S (çözünmüş oksijenin sıfıra yaklaştığı derinlikten itibaren PO 4, TP, NH 4 -N, NO 3 -N, NO 2 -N, TN, SiO 4, TOK, POC, metaller (Cd, Cr, Mn, Cu, Fe, Hg, Pb, Zn), deterjanlar, PAH; sedimanda partikül büyüklüğü, TOK, TP, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Hg, Zn, Al, PAH ve biyotada yaklaşık 40 parametre için izlemeler yapılmaktadır. Fitoplankton, zooplankton, makrozoobentik organizmalar ve balık da incelenmektedir. Kış mevsiminde azot değerleri sonbahara göre daha yüksek ölçülmüşken, fosfat değerlerinde tam tersi bir durum söz konusu olup sonbaharda daha yüksektir. Azot değerleri yüzey suyunda, özellikle kıyıya yakın istasyonlarda, daha yüksek tespit edilmesine rağmen, fosfat derin suda daha yüksek gözlenmiştir. Derin su silikat açısından daha zengin olarak tespit edilmiştir. Sakarya, Filyos, Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinin denizde etkili olduğu bölgelerde suda tespit edilen hidrokarbon kirliliği, bu nehirlerin önemli kirlilik kaynağı olduğuna işaret etmektedir. 17

27 Diğer taraftan, ülkemiz su kalitesi yönetiminin mevcut durumunu görebilmek maksadıyla, Su Kalitesi Yönetimi Çalışma Grubu Üyelerinin bir araya gelmesi ile Ulusal Su Kalitesi Yönetiminin GZFT Analizi yapılmıştır. Yapılan GZFT Analizi sonucunda elde edilen ve ülkemizin mevcut durumunu ortaya koyan tablolar Ek-1 de verilmiştir Türkiye deki Mevcut Atıksu Arıtma Tesislerinin Durumu ve Atıksu Arıtma Teknolojileri Hızlı nüfus artışına bağlı olarak artan su ihtiyacına karşın, uygun kaynak varlığının azlığı ve gün geçtikçe gelişen sanayi ve tarımsal faaliyetlere paralel olarak ortaya çıkan aşırı kullanım ve kirlilik oluşumu nedeniyle yaşanan sorunlar neticesinde atıksu arıtımının önemi ortaya çıkmıştır. Atıksular, karakterizasyonlarına ve ulaşılmak istenen arıtma verimliliklerine bağlı olarak farklı teknolojilerle arıtılmaktadır. Evsel nitelikli atıksular başta organik madde olmak üzere, azot ve fosfor gibi kirleticileri içerdiğinden, bu suların arıtımında prensip olarak biyolojik oksidasyon ünitelerinden oluşan arıtma teknolojileri tercih edilmektedir. Bunun yanında, fiziksel, mekanik ve gerekmesi halinde bazı ileri arıtma teknolojileri de kullanılabilmektedir. Endüstriyel nitelikli atıksuların arıtımında ise bu suların çok farklı niteliklere ve özelliklere sahip olmaları nedeniyle, biyolojik arıtma yöntemlerinin yanında, fiziksel, mekanik, kimyasal ve/veya ileri arıtma yöntemleri kullanılabilmektedir. Tablo 3 de fiziksel, kimyasal ve biyolojik yöntemlerle çalışan temel proseslerin listesi verilmektedir. Tablo 3: Fiziksel, Kimyasal ve Biyolojik Temel Arıtma Prosesleri Fiziksel Üniteler Kimyasal Üniteler Biyolojik Üniteler Izgara (kaba ince) Kum tutucu Dengeleme Çökeltme Flotasyon (yüzdürme) Filtrasyon (kum filtreleri, aktif karbon, membran filtreler vb.) Kimyasal Çöktürme Adsorbsiyon Dezenfeksiyon Aktif çamur prosesleri Havalandırmalı lagünler Damlatmalı filtreler Döner diskler Anaerobik teknolojiler Yukarıda ana başlık halinde verilen atıksu arıtma teknolojilerinin çok çeşitli varyasyonları, ülkemizde evsel ve endüstriyel atıksu arıtımında kullanım alanı bulmaktadır. Tablo 4 de bu teknolojiler, kullanım maksatları ve yaygınlıkları ile birlikte değerlendirilmektedir. Atıksu arıtma tesislerinden kaynaklanan atık çamurları da bu kapsamda değerlendirilmiştir. 18

28 Tablo 4: Türkiye de Kullanılan Atıksu Arıtma Teknolojileri Evsel Atıksu Arıtma Teknolojileri Yöntem Yaygınlığı Mekanik Izgara (kaba / ince) Fiziksel Çok yaygın Kum ve yağ tutucu Fiziksel Çok yaygın Ön Çökeltme Fiziksel Yaygın Mekanik filtre Fiziksel Yaygın değil Aktif Çamur Sistemleri (karbon giderimi) - Uzun havalandırmalı sistemler - Klasik aktif çamur sistemleri - MBR (membran biyoreaktör) Biyolojik Biyolojik Biyolojik Çok yaygın Çok yaygın Yaygın değil Aktif Çamur Sistemleri (nütrient giderimi) - Ön denitrifikasyon - UCT/VIP - Bardenpho Biyolojik Biyolojik Biyolojik Biyolojik Çok yaygın Yaygın değil Yaygın Yaygın değil Oksidasyon hendekleri Biyofilm sistemleri (Damlatmalı Biyolojik Yaygın değil filtre, RBC, vb) IFAS Sistemleri (askıda + sabit Biyolojik Yaygın değil kültür) (MBBR, aktif çamur + sabit film vb) Sulak Alanlar (köy vb. küçük Biyolojik Yaygın yerleşimler) Kum filtresi (geri kazanım amaçlı) Fiziksel Yaygın değil Aktif karbon (geri kazanım amaçlı) Fiziko-kimyasal Yaygın değil Dezenfeksiyon sistemleri - Klor - Ozon - UV Kimyasal Kimyasal Fiziksel Çok yaygın Yaygın değil Yaygın değil Endüstriyel Atıksu Arıtma Teknolojileri Mekanik Izgara (kaba / ince) Fiziksel Yaygın Kum ve yağ tutucu Fiziksel Yaygın Mekanik filtre Fiziksel Yaygın değil UF + NF + RO membran sistemler (geri kazanım) Kum filtresi, aktif karbon vb. (su yumuşatma) Kum filtresi, aktif karbon vb. (geri kazanım) Aktif Çamur Sistemleri (karbon giderimi) - Uzun havalandırmalı sistemler - Klasik aktif çamur sistemleri - MBR (membran biyoreaktör) Fiziksel Fiziksel/kimyasal Fiziksel/kimyasal Biyolojik Biyolojik Biyolojik Yaygın Yaygın Yaygın Çok yaygın Çok yaygın Yaygın değil 19

29 Aktif Çamur Sistemleri (nütrient giderimi) - Ön denitrifikasyon - UCT/VIP - Bardenpho Anaerobik sistemler - UASB - EGSB - IC Biyolojik Biyolojik Biyolojik Biyolojik Biyolojik Biyolojik Çok yaygın Yaygın değil Yaygın değil Yaygın Yaygın değil Yaygın değil Kimyasal çöktürme Kimyasal Çok yaygın İleri oksidasyon sistemleri Kimyasal Yaygın değil Çamur Yönetimi Sistemleri Yoğunlaştırma Yöntemleri - Yerçekimi Fiziksel Çok yaygın Ülkemizde nüfus bazında atıksu arıtma hizmetlerinden faydalanma durumu incelendiğinde, 2002 yılında belediye nüfusunun % 35 i atıksu arıtma tesisine (AAT) bağlı iken, 2012 yılında bu oranın % 72 ye ulaştığı anlaşılmaktadır yılı sonuna kadar belediye nüfusunun en az % 80 ine atıksu arıtma hizmeti verilmesi planlanmaktadır yılında 145 AAT ile 3227 belediyeden 248 ine hizmet verilmekte iken, 2012 yılında 412 AAT ile 2950 belediyeden 530 una hizmet verilmektedir. Ayrıca, AAT hizmeti verilen belediye sayısının 2012 sonu itibariyle 555 e çıkması beklenmektedir. İlgili grafikler Şekil 9 ve Şekil 10 da verilmektedir. Şekil 9: AAT ile Hizmet Veren Belediye Sayısı Şekil 10: AAT ye Bağlı Belediye Nüfusunun Toplam Belediye Nüfusuna Oranı 20

30 Türkiye de il bazında mevcut AAT durumunu gösteren haritalar Harita 7 de görülmektedir. Harita 7: Türkiye de İl Bazında Mevcut Atıksu Arıtma Tesisi Durumu Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) incelendiğinde, OSB ler tarafından 2010 yılında toplam 190 milyon m 3 atıksu deşarj edilmiştir. Deşarj edilen atıksuyun %76 sının akarsuya, %9 unun şehir kanalizasyonuna boşaltıldığı, %15 inin ise diğer alıcı ortamlara boşaltıldığı ya da kooperatiflere ait atıksu arıtma tesislerine gönderildiği tespit edilmiştir. 190 milyon m 3 atıksuyun 161 milyon m 3 ü arıtılmış olup, arıtılan atıksuyun %58,5 ine gelişmiş, %40,1 ine biyolojik, %1,4 üne ise fiziksel ya da kimyasal arıtma uygulanmıştır (TÜİK, 2010). OSB atıksu arıtma tesislerinin mevcut durumu Şekil 11 de görülmektedir. Şekil 11. OSB Atıksu Arıtma Tesislerinin (AAT) Mevcut Durumu (BSTB, 2013) 21

31 Diğer taraftan, 2010 İmalat Sanayi Su, Atıksu ve Atık İstatistikleri Anketi sonuçlarına bakıldığında, imalat sanayi işyerleri tarafından 1,3 milyar m 3 atıksuyun deşarj edildiği ve deşarj edilen atıksuyun %62,6 sının denize veya atık barajına, %19,5 inin akarsuya, %8,7 sinin OSB kanalizasyon şebekesine, %6,4 ünün şehir kanalizasyonuna ve %2,8 inin ise diğer alıcı ortamlara boşaltıldığı tespit edilmiştir. Anket kapsamındaki işyerleri tarafından 2010 yılında toplam 244 milyon m 3 atıksu arıtılmış olup, arıtılan atıksuyun %70'ine biyolojik, %22'sine fiziksel ya da kimyasal ve %8'ine gelişmiş arıtma uygulanmıştır (TÜİK, 2010). OSB'ler dahil olmak üzere, imalat sanayi işyerlerinden kaynaklanan endüstriyel atıksuyun arıtılma durumu Şekil 12 de verilmektedir. Şekil 12. Evsel Atıksular ile OSB'ler Dahil İmalat Sanayi İşyerlerinden Kaynaklanan Endüstriyel Atıksuyun Arıtılma Durumları (TÜİK, 2010) Uygulamada Yaşanan Sorunlar Tasarım ile ilgili Sorunlar Ülkemizde, arıtma teknolojileri sektörünün hala yeterince donanımlı hale gelememiş olması sebebiyle gerek evsel gerekse endüstriyel AAT tasarımında sorunlar yaşanmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri, özellikle evsel AAT lerin yapım işlerinin 4764 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca yapılıyor olmasıdır. Bu kanun, yatırım işlerinin ihale dokümanları içerisine tesisin uygulama projelerinin de alınmasını şart koşmaktadır. Bu şartı sağlayabilmek adına, İller Bankası, Belediye veya ilgili diğer idareler, tasarım ve proje için ayrı ihaleler düzenlemektedir. Bu projeler ise çok sert bir rekabet ortamında, oldukça düşük fiyatlara yaptırılmaktadır. Hatta çoğu zaman ciddi bir fizibilite etüdüne dahi gerek duyulmamaktadır. Yapım işi ihaleleri ile müteahhitler tarafından uygulanmak zorunda bırakılan bu tasarımlar, eksik, yetersiz veya yanlış olabilmekte ve bu da arıtma tesisinin performansını doğrudan etkileyebilmektedir. Uluslararası ihale yöntemleri ile karşılaştırıldığında FIDIC Kırmızı Kitap yöntemine karşılık gelen bu yöntem nedeniyle proses tasarımının sorumluluğunda da karışıklıklar yaşanmaktadır. Öte yandan, atıksu arıtma teknolojileri konusunda, müteahhit firmalar, danışman firmalar ve araştırma kurumları tarafından, dünyada önemli Ar-Ge çalışmaları yürütülmekte ve bunlara özel patentler alınmaktadır. Uygulama projesinin, yapım işi ihale dokümanlarının eki olması durumunda, genellikle müteahhit firmalara ait olması beklenen bu bilgi birikiminden yararlanılamamakta ve ayrıca bu tür Ar-Ge çalışmalarının da önü kesilmektedir. Endüstriyel AAT lerin tasarımında da ise böyle bir sorun yaşanmamakla beraber bilgi eksikliği, sanayi 22

32 kuruluşlarının kurumsal kültüre kavuşmamış olmasından kaynaklı en ucuz fiyat yaklaşımı, denetim eksikliği gibi sorunlar sebebiyle tasarımda istenen kalite sağlanamamakta ve AAT ler düzenli ve etkin olarak çalıştırılamamaktadır. Diğer taraftan, Şekil 12 den de görüldüğü gibi ülkemizde arıtılan atıksu oldukça fazla olmasına rağmen, AAT lerin uygun normlara göre tasarlanmadığı, kapasiteyi karşılamada yetersiz kaldığı ve kullanılan mevcut teknolojilerin/ekipmanlar yetersiz olduğu için atıksu arıtımı konusunda problemler yaşanmakta ve su kaynaklarımız kirlenmeye devam etmektedir. İşletme Sorunları AAT lerin doğru işletilememesi, daha sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Tasarıma benzer şekilde, burada da satın alma metotları, bu sorunun oluşmasında etkendir. Evsel AAT lerin işletilmesi için yapılan kamu ihalelerinde, ihale mevzuatı gereği, uzun süreli hizmet alımları yapılamamakta ve performans bazlı sözleşmeler oluşturulamamaktadır. Bu da, en kısa sürede en düşük maliyetli yaklaşımları beraberinde getirmektedir. Ayrıca, eğitimli ve yetkin personel ihtiyacı da çok önemli bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Endüstriyel AAT lerde de maliyet esaslı ve bilgi eksikliğinin ön plana çıktığı bir yaklaşım izlenmesi sebebiyle işletimle ilgili ciddi sorunlar yaşanabilmektedir. Denetim eksikliği de bu sorunların sürmesine ve hatta büyümesine neden olmaktadır. İzleme ve Denetim Sorunları Alıcı ortamlara ve kanalizasyonlara yapılan deşarjlarda izleme ve denetim ile ilgili sorunlar yaşanmaktadır. Bu durum, AAT lerin tasarım ve işletilmesi ile ilgili yeterli ve kalifiye personelin yetiştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Atıksu Yönetimi Politikaları Atıksu yönetimi ile ilgili politikalar, sürdürülebilir su yönetimi kavramından ayrı tutulamaz. Giderek su fakiri ülkeler statüsüne doğru yaklaşmakta olan ülkemizde, atıksu minimizasyonu, geri kazanımı, tekrar kullanımı gibi konular ve buna bağlı teknolojiler hala yeterince yaygınlaşmamıştır. Netice ve Tavsiyeler - Ülkemizde uygulanmakta olan evsel ve endüstriyel arıtma teknolojileri, çeşitlilik göstermekle birlikte bunların birçoğu gerekli ve uygun olmalarına rağmen yaygın kullanım alanı bulamamaktadır. Aynı durum çamur arıtımı ve bertarafı alanında da gözlenmektedir. - AAT lerin dünyadaki gelişmelere paralel olarak, teknolojik ve ekonomik olarak en uygun teknolojiler kullanılarak inşa edilebilmesi için öncelikle su yönetiminin ayrılmaz bir parçası olan atıksu yönetimi ile ilgili politikaların tek bir kurumsal yapı altında geliştirilmesi, uygulanması ve ilgili kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması son derece önemlidir. - FIDIC Kırmızı Kitap yöntemini, yani uygulama projelerinin, ihale dokümanlarının eki olmasını şart koşan 4734 Sayılı Kanun çerçevesinde yapılan AAT İnşaat işlerinde, FIDIC Sarı Kitap anlamına gelen proses tasarımı sorumluluğunu, dolayısıyla uygulama projelerinin hazırlanması işini müteahhide bırakan bu sayede müteahhitlerin sadece finans güçleri ile değil bilgi birikimleri ile de yarışmalarını sağlayan bir yönteme izin verecek kanuni düzenleme ivedilikle yapılmalıdır. Bu düzenleme yapılmadıkça tasarım ile ilgili bilgi birikimi artmayacak 23

33 ve genişlemeyecektir. Bu sebeplerden dolayı birçok gelişmiş ülkede, AAT inşaatları FIDIC Sarı Kitap yöntemi ile inşa edilmektedir. - İşletme ile ilgili sorunların çözülmesi için uzun süreli işletme ihalelerine izin verecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Hatta AAT yatırımlarının tasarla-inşa et-işlet veya yap-işletdevret gibi modern finans yöntemleri ile yapımı ve işletilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Ayrıca işletme ile ilgili bir yeterlilik tanımı yapılmalı ve işletme operatörlerinin bu yeterlilik sertifikası na sahip olmaları şart koşulmalıdır. - AAT lerin izlenmesi ve denetlenmesi ile ilgili ekiplerin kurumsal ve bilgi kapasiteleri geliştirilmelidir. - Sürdürülebilir su yönetimi çerçevesinde, tarımdan dönen suların yeniden kullanımı, kentsel ve endüstriyel atık atıksuların arıtmadan sonra tekrar kullanımı teşvik edilmeli ve özendirilmelidir. Endüstrilerde atıksu minimizasyonuna yönelik temiz üretim teknolojileri özendirilmelidir Sulama Suyu Kalitesi Ülkemizde arıtılmış atıksular, özellikle belediyeler tarafından yeşil alanların ve zirai alanlarının sulanmasında kullanılmaktadır. Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği ve Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği esas alınarak arıtılmış atıksuların geri kazanımı ve yeniden kullanımı ile alakalı teknik esasların belirlendiği Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğ ile sulamada geri kullanılacak arıtılmış atıksular fizikokimyasal, kimyasal ve mikrobiyolojik kalite parametrelerine göre belirlenerek Sınıf A ve Sınıf B olarak sınıflandırılmıştır. Su kaynaklarının kısıtlı olduğu gerçeği göz önüne alındığında artan kaynak ihtiyacına cevap vermek maksadıyla evsel ve endüstriyel atıksuların arıtıldıktan sonra yeniden kullanımının özendirilmesi yönünde altyapının oluşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yöndeki çalışmalar Bakanlığımız koordinasyonunda gerçekleştirilmektedir. Diğer taraftan, tüm yüzeysel sular ile yeraltı sularının sulamada kullanımına ilişkin kalite kriterlerinin geliştirilmesi ve tarım alanlarından drene edilen suların kalitesinin belirlenerek sulamada yeniden kullanımına yönelik standartların ortaya konulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca sulamadan dönen suların alıcı ortamlara etkisi ile ilgili de bir çalışmanın yapılması önem arz etmektedir. Bu konulardaki mevzuat hazırlık çalışmaları Bakanlığımız tarafından başlatılmış olup Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile ortaklaşa gerçekleştirilmesi planlanmaktadır Türkiye de Su Sektörüne İlişkin Finansal Boyut 10 Mayıs 2011 tarihinde alınan Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı ile başlatılan Belediyelerin Su ve Kanalizasyon Altyapı Projesi (SUKAP) programı, 25 bin nüfusun altındaki belediyelerin içmesuyu, içme suyu arıtma, kanalizasyon şebeke ve atık su arıtma projeleri için %50 oranında hibe desteği almasına imkan sağlamaktadır. Belediyeler, projeler için gereken bunun dışındaki finansman ihtiyaçlarını ise İller Bankasından uygun koşullarla sağlayabilmektedir. Buna göre, 500 bin TL lik bir yatırım gereken çalışmanın %50'si olan 250 bin TL hibe olarak devlet tarafından karşılanırken, kalan 250 bin TL lik ödeme İller Bankası kredisiyle uygun koşullarda sağlanmakta ve uzun vadelerle kullanılabilmektedir. Kalkınma Bakanlığı koordinasyonu ile yürütülen programla, küçük belediyeler YPK kararıyla bu kapsamda değerlendirilerek, nüfusu 25 binden fazla olan ve YPK kararı ekinde yer alan 24

34 belediyelere ise 5393 sayılı Belediye Kanunundaki borç stoku limitine uyma şartı aranmaksızın İller Bankasınca kredi tahsisi yapılabilmektedir. 2011'de başlatılan SUKAP Projesinde, tespit edilen ihtiyaçların beş yıllık bir projeksiyonla karşılanması hedeflenmektedir. Böylece 2015 yılına kadar belediyelere ayrılacak kaynak ile özellikle küçük belediyelerin içmesuyu ve kanalizasyon altyapı sorunları ortadan kaldırılmış olacaktır yılında Türkiye genelinde yapılan çalışma ile, nüfusu in altında belediyenin 877'si içme suyu ve 1.020'si AAT olmak üzere toplam adet projeye ihtiyacı olduğu belirlenmiş olup tespit edilen bu belediye ve proje listesi 2011 yılı YPK kararında yer almıştır. Ayrıca 2012 yılı YPK kararı ekindeki listede yeni talepte bulunan belediyelerin toplam 361 yeni projesiyle birlikte toplam proje sayısı 2.258'e ulaşmıştır yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile İller Bankası A.Ş.'ne 400 milyon TL ödenek aktarılmış olup 2012 yılı için de 500 milyon TL ödenek tahsis edilmiştir. Proje için gelecek üç yılda kullanılması maksadıyla tahsis edilecek rakamla birlikte 2 milyar 750 milyon TL hibe ödenek aktarılacağı tahmin edilmektedir. Belediyelerin kullanacağı İller Bankası kredisiyle birlikte bu rakam 5.5 milyarlık dev bir yatırım projesine dönüşecektir. İller Bankası bu projede sadece finansman sağlamakla kalmayıp projesi hazır olmayan belediyelerin projelerini de yapmaktadır. Böylece kendi imkanlarıyla proje çalışmalarını yapamayan küçük belediyelere de hizmet verilmiş olmaktadır. İller Bankasınca, 2011 yılında 241 adet iş için 485 milyon TL, 2012 yılı tarihi itibarı ile ise 363 adet iş için 617 milyon TL olmak üzere toplam 577 belediyenin 604 adet işine 1 milyar 151 milyon 539 bin 724 TL hibe kaynak tahsisi yapılmış olup, toplam proje tutarı 2 milyar 556 milyon 072 bin 142 TL olan içmesuyu, kanalizasyon ve arıtma tesisi işlerinin ihale ve inşaat yapım çalışmaları halen devam etmektedir. Diğer taraftan, Kalkınma Bakanlığı 2007 yılı Yatırım Programı nda Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDES) kapsamında köylerin altyapı ihtiyaçları için il özel idareleri ve/veya köylere hizmet götürme birliklerine kullandırılmak üzere bin TL, Belediyelerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (BELDES) kapsamında nüfusu 'in altında olan belediyelerin altyapı ihtiyaçları için ilgili belediyelere kullandırılmak üzere TL ödenek tahsis edilmiştir Yılı Yatırım Programı nda ise; KÖYDES kapsamında köylerin altyapı ihtiyaçları için il özel idareleri ve/veya köylere hizmet götürme birliklerine kullandırılmak üzere 550 milyon TL, BELDES kapsamında belediyelerin içme suyu ve atıksu projelerini gerçekleştirmek maksadıyla (İller Bankası Genel Müdürlüğüne tahakkuk ettirilmek üzere) 400 milyon TL ödenek tahsis edilmiştir. Ayrıca, Katılım Öncesi Araç (IPA) Programı kapsamında; 2007 yılında Ülkemize ayrılan Avro bütçe ( Avro AB katkısı ve Avro Ulusal Katkı) 2013 yılı için Avro ( Avro AB katkısı ve Avro Ulusal Katkı) ya yükselmiş olmakla birlikte; belirtilen yıldan bugüne kadar ülkemize ayrılan toplam Avro tutarındaki bütçeden yalnızca ,621 Avro kullanılabilmiştir. Diğer taraftan, 2006 yılında tamamlanan Ulusal Çevre Eylem Stratejisi (UÇES) ile AB ye uyum sağlanması maksadıyla ülkemiz için yılları arasında çevre korumaya yönelik öngörülen yatırım ihtiyacı belirtilmiştir. Toplam çevre yatırımları içerisinde en büyük paya sahip olan sektör %58 lik bir oranla su sektörü olarak belirtilmiştir. Su sektörü yatırımları içerisine atıksu sektörünün yatırımları da dahil edilmiştir. Su sektörü için, 2007 yılına milyon TL lik bir yatırım ayrılmış iken 2013 yılı için milyon TL lik yatırım 25

35 öngörülmüştür yılları arasında çevre korumaya yönelik su sektörü için öngörülen yatırımlar Tablo 5 de verilmektedir. Finansman kaynaklarına göre çevre yatırımlarının yılları arasındaki dağılımı Tablo 6 da görülmektedir yılları arasında çevre yatırımları için kurumlarca sağlanması öngörülen yatırımların karşılanma oranı ise Tablo 7 de görülmektedir. Tablo 7 ye bakıldığında, yılları arasında çevre yatırımlarına Merkezi İdare tarafından bin TL, Yerel İdareler tarafından bin TL, Özel Sektör tarafından bin TL, AB kaynaklarında ve diğer hibe kaynaklardan bin TL ve KİT ler tarafından bin TL olmak üzere toplam bin TL kaynak sağlanması beklenmektedir. Tablo 5: Su Sektörü için Toplam Finansman İhtiyacı (UÇES, 2006) Yıl Toplam (Milyon TL) Tablo 6: Çevre Yatırımlarının Finansman İhtiyacının Karşılanması (UÇES, 2006) Bin TL Merkezi İdare Yerel İdare Belediye Özkaynakları İller Bankası Dış Krediler PPP (YİD) KİT Özel Sektör(*) Fonlar (AB+Diğ.Hib

36 e) Genel Toplam ( ) Tablo 7: Finans Kaynaklarının Karşılanma Oranı ( )*, UÇES (Bin TL) (Milyon Avro) ORAN 1-Merkezi İdare ,17 2-Yerel İdareler ,34 Belediye özkaynakları ,185 İller Bankası ,125 Dış Krediler ,02 PPP (YİD) ,01 3-KİT , Özel Sektör ,28 5-Fonlar (AB+Diğ.Hibe) ,21 Genel Toplam ( ) ,00 *1 Avro TL alınmıştır. UÇES Raporunda yapılan değerlendirmede, kamu tarafından gerçekleştirilecek yatırımların finanse edilebilmesi için ulusal ve uluslararası hibe kaynakların belirlenen önceliklendirme kriterlerine göre seçilmiş kentsel alt yapı projelerine kullandırılması ve seçilen projelerden teknik kapasitesi yetersiz olan belediyelere ait olanların İller Bankası aracılığıyla gerçekleştirilmesi için gerekli çalışma ve düzenlemelerin yapılmasının faydalı olacağı belirtilmiştir yılında İller Bankası tarafından başlatılan SUKAP Projesi ile de belediyeler için önceliklendirme yapılarak atıksu altyapı tesislerinin tamamlanması çalışmalarına başlanılmıştır. Ülkemizde, çevresel yatırımlar yeterli finansal kaynak sağlanarak gerçekleştirilmesine rağmen, yapıldıktan sonra etkin bir şekilde işletilememektedir. Bu sebeple, yatırım yapılırken projelerin işletme aşamasında finansal açıdan sorun oluşturmayacak şekilde tasarlanmaları dikkat edilmesi gereken hususlardan biridir. 27

37 Bunlara ilave olarak, ülkemizin son altı yıllık yatırım programına bakıldığında; içme suyu ve kanalizasyon projeleri, sulama ve depolama projeleri, taşkın kontrolü, barajlar, dere ıslahı, atıksu arıtımı da dahil olmak üzere çevre sektörü için ayrılan yatırımın 2012 yılına kadar olan süre içerisinde giderek arttığı görülmektedir yılı için ayrılan yatırım bin TL si dış kaynaklı kredi olmak üzere toplamda bin TL dir. Diğer taraftan, toplam yatırımın bin TL olduğu 2012 yılında, sağlanan kredi miktarı toplam yatırımın bin TL si kadardır yılındaki çevre sektörü için ayrılan toplam yatırımda 2010 ve 2011 yıllarına oranla görülen azalma, çevre sektörü için AB fonlarından sağlanan kredi miktarının artmasından kaynaklanmaktadır. Yıllar bazında çevre sektörü için ayrılan yatırımların UÇES ile karşılaştırılması Tablo 8 de görülmektedir. Tablo 8 den de görüldüğü gibi Çevre Sektörü için ayrılan yatırımlar UÇES de öngörülenlerin oldukça üzerindedir. Tablo 8: Çevre Sektörü İçin Ayrılan Yatırımlar ile UÇES (2006) in karşılaştırılması Kalkınma Bakanlığı Yatırım Programı UÇES (öngörülen) Yıl Kredi (Bin TL) Toplam (Bin TL) Toplam (Bin TL) Türkiye de Su Kalitesi İzleme Ülkemizde su kalitesi izleme çalışmaları, aşağıda sıralanan pek çok kurum ve kuruluş tarafından birbirinden bağımsız olarak yürütülmekte; bunun sonucu olarak, gerek izleme noktaları gerekse izlenen parametreler açısından mükerrerlik söz konusu olmakta, istenen kalitede veri üretilememektedir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı - Su Yönetimi Genel Müdürlüğü - Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (EİEİ), - Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı - ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü - Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü - Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı - Tarım Reformu Genel Müdürlüğü - Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Sağlık Bakanlığı, - Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Belediyeler vs. Yukarıda işaret edilen ve Genel Müdürlük teşkilatlanması olan bazı kamu kurumların il ve bölge düzeyinde, aynı cihaz altyapısına sahip ve benzer analizleri yapan 10 civarında analiz laboratuarı bulunmakta, bu laboratuvarlar eliyle su kalitesi izleme çalışmaları yürütülmektedir. Su kalitesi izlemesi yapan kurum ve kuruluşların mevcut durumu ve yürüttükleri izleme çalışmalarına ilişkin özet bilgi Tablo 9 da verilmektedir. 28

38 Öte yandan; ülkemizde yürütülmekte olan sistematik su kalitesi izlemeleri daha çok fizikokimyasal ve kimyasal kalite elementlerine dayanmaktadır. Sistem biyolojik izlemeyi ve mevcut durumun referans koşullarla karşılaştırılması ile ekolojik statü belirlenmesi gibi basamakları içermediğinden SÇD göre uyumlu değildir. Aynı zamanda, SÇD ye göre izlenmesi gereken öncelikli maddeler, tehlikeli maddeler ve madde gruplarını da içermemektedir. Su kirliliğinin izlenmesine ilişkin hizmetlerin etkin ve sürdürülebilir olarak verilebilmesi için, bu konuda ihtiyaç duyulan mevzuat hazırlama, araştırma, denetim ve kontrol faaliyetlerinin bir bütünlük ve koordinasyon içinde yürütülmesi ve buna yönelik olarak da merkezi bir otoritenin oluşturulması gerekmektedir. Bu yolla; mükerrerliğin ortadan kalkması, işlevselliğin sağlanması, kaynak israfının önlenmesi, laboratuarlar arasındaki eşgüdümün temin edilmesi, toplanan verilerin etkin bir şekilde değerlendirilmesi ve kullanılabilir hale getirilmesi sağlanabilecektir. Bu maksatla, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Yüzey Suları ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik Taslağı nı hazırlamış olup en kısa sürede yayımlayacaktır. Tablo 9: Su Kalitesi İzlemesi Yapan Kurum ve Kuruluşların Mevcut Durumu Kurum/Kuruluş Laboratuar Sayısı DSİ Genel Müdürlüğü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Sağlık Bakanlığı 1 Merkez Laboratuarı 23 Bölge Müdürlüğü Laboratuarı 1 Merkez Çevre Referans Laboratuarı 3 Mobil Laboratuar 1 Merkez Referans Laboratuarı 40 İl Kontrol Laboratuarı 32 Enstitü 81 İlde portatif cihazlarla analiz 20 Mobil Laboratuar 1 Merkez Laboratuarı 83 İl Halk Sağlığı Laboratuarı Mobil Laboratuarlar Parametre Sayısı İstasyon Sayısı 35 parametre+takk Dairesi Başkanlığı tarafından bakılan 8 parametre (Ağır Metaller, Pestisit, HH, PAH, Alfa ve Beta Aktivitesi, Trityum ve Döteryum) Yaklaşık 63 parametre 21 parametre 120 parametre yüzey suyu 210 deniz Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ~ 1400 Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ~ istasyon (deniz, göl,baraj gölünde yüzme suyu kriterleri kapsamında izleme çalışmalarına devam ediliyor) 29

39 Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü İSKİ Genel Müdürlüğü Sulak alanlarda yönetim planları hazırlanması aşamasında hizmet alımı 31 parametre şeklinde izleme yapılmaktadır. 1 Merkez Laboratuarı 54 parametre İçme suyu amaçlı ham su arıtma girişi ve çıkışı, ayrıca şebeke suyu Su kalitesi izleme çalışmaları yürütülen istasyonlar Harita 8 de verilmektedir. Harita 8: Su Kalitesi İzleme Çalışmaları Yürütülen İstasyonlar 2000/60/EC sayılı SÇD kapsamında izlenmesi gereken öncelikli maddeler dışındaki sanayide ve tarımda kullanılan zehirlilik, dirençlilik ve biyolojik birikme özelliği gösteren madde ve madde grupları hariç 160 parametreden 58 i ülkemizde hiçbir kurum ve/veya kuruluş tarafından izlenmemektedir. İzlenen parametreler yukarıdaki fiziko-kimyasal, kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelerdir. Bunlar içerisinde bazı ağır metaller, tehlikeli maddeler ve pestisitler de yer almaktadır. Ancak; fiziko-kimyasal ve kimyasal parametreler için yapılan bu değerlendirmeye SÇD için önem arz eden ve ekolojik kalite sınıfının ortaya konulmasını amaçlayan biyolojik parametreler dahil değildir. Biyolojik kalite elementleri olan balık, fitoplankton, makrofit, bentik makroomurgasız ve bentik diatomlar ülkemizde araştırma amaçlı çalışmalar yürüten üniversiteler ve bazı araştırma enstitüleri dışında kurum ve kuruluşlar tarafından izlenmemektedir. Ülkemizde SÇD ye uyumlu su kalitesi izleme ağının kurulması önündeki en büyük eksiklik olan biyolojik izleme ağının sağlıklı bir biçimde kurulabilmesi için öncelikli olarak ülkemize özgü sucul flora ve fauna listelerinin hazırlanması, bu listeler kullanılarak ülke 30

40 ve/veya bölge koşullarına uygun biyolojik indekslerin her bir biyolojik kalite elementi için geliştirilmesi ve ülkemizdeki tipolojilere özgü referans koşulların belirlenmesi gerekmektedir. Ülkemizde SÇD ye uygun olarak izlenen parametre sayısı Şekil 13 de verilmektedir. Şekil 13: SÇD ye Göre Ülkemizdeki Mevcut Durum 2.8. Türkiye de Su Kalitesi Yönetimi Konusundaki İdari Yapı Ülkemizde su konusunda faaliyet gösteren Bakanlıkların 2011 yılında yeniden yapılandırılması sürecinin ardından su kalitesi yönetiminden sorumlu kurum olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı öne çıkmakla birlikte çok sayıda kurum doğrudan veya dolaylı olarak su kalitesi konusunda yetkiye sahiptir. Şekil 13, ülkemizde su kalitesi yönetimi konusunda doğrudan veya dolaylı olarak yetkisi olan kurumların dağılımını göstermektedir. Toplam 8 Bakanlık altında, 13 Genel Müdürlük, 2 Başkanlık, Belediyeler ve bir banka, doğrudan ülkemizdeki su yönetimi (dolayısı ile de su kalitesi yönetimi) hususlarında söz sahibidirler. Bu kadar sayıda kurumun aynı anda yetki sahibi olması ve bu kurumların arasında bir koordinasyon ve eşgüdüm sağlanamıyor olması uygulamada önemli sorunlara ve karışıklıklara yol açabilmektedir. Aşağıdaki bölümler bu kurumların görev ve sorumlulukları sunulmaktadır. Şekil 14: Türkiye de Su Kalitesi Yönetimi Konusunda Doğrudan veya Dolaylı Yetkili Kurumlar 31

41 Orman ve Su İşleri Bakanlığı: Su Yönetimi Genel Müdürlüğü 4 Temmuz 2011 tarihli ve (Mükerrer) Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 645 sayılı KHK ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı kurulmuş olup Su Yönetimi Genel Müdürlüğü birçok sayıda yetkili durumda olan kurum arasında su kalitesi yönetimi konusunda koordinasyon eksikliğinin giderilmesi maksadıyla kurumsal yapılanmada yerini almıştır. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nün görev ve sorumlulukları şu şekilde sıralanabilir: 1. Planlama (Havza Eylem ve Yönetim Planları) 2. Koordinasyon 3. Su Politikası 4. Sınıraşan ve Sınır oluşturan Sular 5. Su Hukuku 6. Mevzuat Geliştirme 7. Envanter ve Su Bilgi Sistemi 8. Havza Esaslı Su Tahsisi 9. Su Kalite Sınıflarını Belirleme 10. AAT Norm ve Kriterlerini Geliştirme 11. Alıcı Ortam Su Kalite (Standartları Geliştirme) 12. Hassas Alanlar 13. Arıtma Sistemleri ve Su Teknolojisi 14. Kalite İzleme Programı Hazırlama 15. Kalite Ölçümlerinin Koordinasyonu 16. Taşkın Yönetimi Planlaması 17. Kuraklık Yönetimi Planlaması 18. İklim Değişikliği ve Su Kaynakları 19. Su ile Alakalı Uluslararası Münasebetler 20. Su Verimliliği Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nün görev ve sorumlulukları Su Kalitesi Yönetimi ni yakından ilgilendirse de, tarih ve 645 sayılı Orman Su İşleri Bakanlığı nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK); Yüzeysel ve yeraltı sularının kalite miktarının korunmasına yönelik hedef, ilke ve alıcı ortam standartlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte belirlemek, su kalitesini izlemek veya izletmek görevlerini açık bir şekilde tanımlamıştır. Bununla birlikte, su ile ilgili ülkemizin kısa ve uzun dönemli su yönetimi stratejisini ve ulusal/ uluslararası su politikalarını geliştirmek maksadıyla bilimsel araştırmalar yapmak ve bunların yapılmasını desteklemek, ulusal/uluslararası düzeyde eğitim programları düzenlemek, uluslararası su hukukuna ilişkin çalışmalar yapmak, su kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma ve yenilenebilir enerji üretimi maksadıyla kullanılması ilkelerinin belirlenmesine yönelik bilgi üretmek ve bu konularda yabancı kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak maksadıyla, tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 658 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK/658) ile kısa adı SUEN olan Türkiye Su Enstitüsü merkezi İstanbul da olmak üzere kurulmuştur. 32

42 Su kaynaklarının bütüncül havza yönetimi anlayışı çerçevesinde korunması için gereken tedbirleri belirlemek, etkili bir su yönetimi için sektörler arası koordinasyonu, işbirliğini ve su yatırımlarının hızlandırılmasını sağlamak, ulusal ve uluslararası belgelerde yer alan hedeflerin gerçekleştirilmesi için strateji, plan ve politika geliştirmek, havza planlarında kamu kurum ve kuruluşlarınca yerine getirilmesi gereken hususların uygulanmasını değerlendirmek, üst düzeyde koordinasyonu ve işbirliğini sağlamak üzere, ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla oluşturulan, sekretarya hizmetleri ve alınan kararların uygulanmasının takibi ve koordinasyonu Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek olan Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu, tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 2012/7 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile kurulmuştur. Bu kurulun, halihazırdaki çok sayıda kurumun yetkili olduğu yapının koordinasyonunu sağlamaya yönelik çok önemli bir misyonu olacağı düşünülmektedir. Ayrıca, ülkemizde yeraltı sularının miktar ve kalite açısından yönetiminin disipline edilmesi ve Avrupa Birliği gerekliklerinin karşılanması maksadıyla hazırlanan ve tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkına Yönetmeliği nin uygulama adımlarının süresi içerisinde uygulanabilmesini teminen yapılması gereken faaliyetleri önceliklendirmek, bir sistematik içerisinde uygulanmasını sağlamak ve uygulamada yer alacak kurumlar/birimler arasında eşgüdüm oluşturmak maksadıyla tarih ve 212 sayılı Müsteşarlık Oluru ile Yeraltı Suyu Çalışmaları Yönlendirme Grubu kurulmuş olup bu grubun çalışmaları yeraltı suyu miktar ve kalitesinin entegre bir şekilde yönetimine önderlik edecektir. Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü 645 sayılı KHK ile Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü ne su ile alakalı olarak havza bütünlüğü esas alınarak sel kontrolü ile entegre havza ıslahı plan ve projelerini yapmak, yaptırmak ve uygulanmasını izlemek, ile su havzalarının geliştirilmesine yönelik ulusal ve bölgesel düzeyde planlama yapmak, politika ve stratejiler belirlemek görevi verilmiştir. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 645 sayılı KHK ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ne su ile alakalı olarak sulak alanların tespiti, bunlardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tescil edilenlerin korunması, geliştirilmesi ve yönetilmesi ile ilgili işleri yürütmek ve denetlemek ile orman içi su kaynakları, dere, göl, gölet ve sulak alanların ve hassas bölgelerin korunması ve geliştirilmesi görevi verilmiştir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 6200 Sayılı Kanun la 18 Aralık 1953 tarihinde kurulmuş ve 1954 yılında teşkilatlanmıştır. 02/11/2011 tarih ve (mükerrrer) sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 662 sayılı KHK ile 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Teşkilat Kanunu revize edilmiştir. 645 sayılı KHK ile kurulan Orman ve Su İşleri Bakanlığı nın bağlı kuruluşu olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, 1954 yılından bu yana yürütmekte olduğu su ve ilgili toprak kaynaklarının geliştirilmesi görevini 662 sayılı KHK ile kazandığı özel bütçeli kuruluş statüsü ile daha etkin ve dinamik bir şekilde sürdürecek olup buna ilaveten, yapacağı kalite izleme ve atıksu arıtma tesisleri kurma faaliyetleri ile de su kaynaklarının kalitesinin izlenmesi ve kirliliğinin önlenmesi alanında da yetki sahibi kurumlar arasında yer almaktadır. 662 sayılı KHK ile getirilen önemli yeniliklerin bazıları; sulak alanları ıslah etmek, kullanılmış suları tekrar kazanmak maksadıyla gerekli tesisleri yapmak veya yaptırmak, sınır aşan ve sınır 33

43 oluşturan sular konusunda görev alanı ile ilgili çalışmalar yapmak, yerüstü ve yeraltı sularını kalite yönünden izlemek, atıksular sebebiyle yerüstü ve yeraltı sularının kirlenmesinin tespiti hâlinde durumu Orman ve Su İşleri Bakanlığına bildirmek şeklindedir. Ayrıca, belediye teşkilatı olan tüm yerleşim yerlerinin içme kullanma ve endüstri suyu ve gerekmesi halinde atık su tesislerinin yapımında DSİ yetkilidir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü 14/01/1986 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Meteoroloji Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Meteoroloji Genel Müdürlüğüne yağış ve iklim verileri de dahil olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara meteorolojik veri aktarımı sağlama görevi verilmiştir Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB): 639 sayılı KHK nın 2 inci maddesi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nın görevleri tanımlanmıştır. Söz konusu maddede, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nın su ile alakalı görevi su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması ile verimli kullanılmasının sağlanması şeklinde ifade edilmektedir Sayılı Su Ürünleri Kanununa göre, tüm denizlerimiz ve kıta içi yüzey su kaynaklarımız su ürünleri istihsal yerleridir. GTHB nca yapılan su kalitesi izleme çalışmalarının temel amacı, su ürünleri istihsal sahası olan tüm denizlerimiz ve iç sularımızda yaşayan su ürünlerinin yaşam alanlarının korunmasıdır. Bu kapsamda, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü (BSGM), 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu nun 20. Maddesi ve 2872 sayılı Çevre Kanunu nun 9 (h) maddesi gereği izleme çalışmalarını gerçekleştirmektedir. İstihsal sahaları için belirlenen alıcı ortam değerlerinden 14 adet parametre 3 er aylık (Mart, Haziran, Eylül, Aralık) dönemler halinde yılda dört kez, belirlenmiş istasyonlarda İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerince izlenmektedir Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı: 01/03/1985 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı na enerji kaynaklarının yol açtığı çevresel kirlenmenin azaltılması konusunda ulusal ve uluslararası boyutlarda çalışmalar yapmak ve bunu teşvik etmek ile madencilik faaliyetlerinin çevre ve kaynak koruma ilkesine uygun olarak yürütülmesini, ilgili kuruluşlar ile işbirliği içinde izlemek ve gerekli tedbirleri almak görevi verilmiştir. Su kaynaklarının korunması da çevre ve kaynak korunumu içerisinde yer aldığından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı su ile ilgili bahsi geçen konularda söz sahibidir Çevre ve Şehircilik Bakanlığı: 644 sayılı KHK ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığına su ile alakalı olarak "çevre kirliliğinin önlenmesi ve kontrolü ile ilgili mevzuatı hazırlamak, standart geliştirmek, ölçüm, tespit ve kalite ölçütlerini belirlemek; alıcı ortam özelliklerine göre çevre kirliliği yönünden görüş vermek, alıcı ortamları izlemek, buna ilişkin altyapıyı oluşturmak, çevre kirliliği ile ilgili olarak ölçüm, ve analiz ölçütlerini belirlemek, uygulamak ve uygulanmasını sağlamak; çevreyle ilgili her türlü ölçüm, izleme, analiz ve kontroller yapacak laboratuvarlar kurmak, kurdurmak, bunların akreditasyon işlemlerini yapmak, yaptırmak; alıcı ortamlar konusunda ölçüm yapacak kuruluşları belirlemek, temiz üretim ve entegre kirlilik önleme çalışmalarına yönelik politika 34

44 ve stratejileri belirlemek ve ilgili mevzuatı hazırlamak, yenilenebilir enerji kaynakları başta olmak üzere, temiz enerji kullanımını teşvik etmek, yakıtların hava kirliliğine yol açmayacak şekilde kullanılabilmesi için hedef ve ölçütleri belirlemek, yeraltı ve yerüstü sularının, denizlerin ve toprağın korunması, kirliliğin önlenmesi veya bertaraf edilmesi maksadıyla hedefleri, ilkeleri ve kirletici unsurları belirlemek, kirliliğin giderilmesi ve kontrolüne ilişkin usul ve esasları tespit etmek, acil müdahale planları yapmak ve yaptırmak ve kurulacak tesisler için alıcı ortam özelliklerine göre çevre kirliliği konusunda görüş vermek, izlemek ve gerektiğinde müdahale etmek, emisyon, deşarj ve atıklar ile arıtma ve bertaraf sistemlerini izlemek ve denetlemek, tesisler için kurulacak arıtma sistemlerinin projelerini onaylamak görevleri verilmiştir İçişleri Bakanlığı: 14/02/1985 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile İçişleri Bakanlığına su ile alakalı olarak sınır, kıyı ve karasularımızın muhafaza ve emniyetini sağlamak görevi verilmiştir Sağlık Bakanlığı: 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Sağlık Bakanlığına su ile alakalı konularda söz sahibi olma yetkisi veren birey, toplum ve çevre sağlığını etkileyen ve genel sağlığı ilgilendiren her tür etkeni incelemek, teşhis etmek, değerlendirmek ve kontrol etmek üzere gerekli laboratuvar hizmetlerinin organizasyonunu sağlamak ve ulusal referans laboratuvarı kurmak ve işletmek, içme suları, biyosidal ürünler gibi görev alanına giren konularda tüketici güvenliği ile ilgili tedbirleri almak ve buna yönelik her türlü iş ve işlemi tesis etmek görevi verilmiştir Kültür ve Turizm Bakanlığı: 29/04/2003 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Kültür ve Turizm Bakanlığı na ülkenin turizme tahsis edilebilecek kaynaklarını araştırmak, önceliklerini belirlemek, turizm sektöründe kullanılabilecek doğal kaynakların korunması ve değerlendirilmesiyle ilgili çalışmaları yürütmek, bu konuyla ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlarla işbirliği yapmak görevi verilmiştir. Ülkemizde yer alan birçok su kaynağı da turizm sektöründe kullanılan veya kullanılabilecek nitelikte olan doğal kaynaklar arasında yer aldığından, Kültür ve Turizm Bakanlığı su ile alakalı bu hususta söz sahibidir. 35

45 3. SU KALİTESİ YÖNETİMİNDE KAYDEDİLEN GELİŞMELER Ülkemiz su kalitesi yönetimi konusunda özellikle son yıllarda çok yol kat etmiş olsa da, su kaynaklarımızın korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından atılması gereken çok sayıda adım bulunmaktadır. Taraf olduğumuz ilgili birçok uluslararası sözleşme ve protokolde bu hususlara değinilmiş olmasına rağmen, daha detaylı yol haritaları, müzakere süreci içinde bulunduğumuz AB mevzuatında yer almaktadır. Bu sebeple, bu bölümde, özellikle su kalitesi yönetimini ilgilendiren uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatı hakkında bir değerlendirme yapılması uygun görülmüştür Su Kalitesi Konusunda Uluslararası Anlaşmalarla Yapılan Düzenlemeler Türkiye, çevre konusunda 40 ın üzerinde uluslararası sözleşme ve protokole taraf olmuş ve çok sayıda deklarasyon ve karar metnini kabul etmiştir. Bunların birçoğu su kalitesi ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili olmakla birlikte, konuyu en çok ilgilendiren temel düzenlemeler şu şekildedir: Aarhus: Çevresel Konularda Bilgiye Erişim, Karar Alma Sürecine Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru Sözleşmesi (Aarhus, ). (Türkiye, Sözleşme yi imzalamamış ve henüz taraf olmamıştır.) Espoo: Sınır Ötesi Kapsamda Çevresel Etki Değerlendirmesine Ait Sözleşme (Espoo, ) BM-AEK: Sınıraşan Sular ve Uluslararası Göllerin Korunması ve Kullanılması Sözleşmesi (Helsinki, ) RAMSAR: Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslar arası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme ( ) 3.2. Su Kalitesi Yönetimi Konusunda AB Mevzuatı Yukarıda belirtilen sözleşmelerin yanında, su kalitesi yönetimini ilgilendiren AB mevzuatının biraz daha detaylı incelenmesinde yarar görülmektedir: Su Çerçeve Direktifi (SÇD, 2000/60/EC) 2000/60/EC sayılı Su Çerçeve Direktifi (SÇD), Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin kararı ile tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bu direktif ile Avrupa Konseyi su yönetimine yenilikçi bir yaklaşım getirerek AB ülkelerinde su kaynaklarının koruma altına alınmasını ve su kalitesinin 2015 yılına kadar iyi seviyeye ulaştırılmasını hedeflemiştir. SÇD nin amacı, yüzeysel su kaynakları, yeraltı suları, kıyı suları ve lagünlerin korunması için gerekli sistematik yapının geliştirilerek, su ekosistemlerinin korunması ve kirlenmesinin önlenmesi, sürdürülebilir su kullanımlarının sağlanması, su ekosistemlerinin kalitelerinin iyileştirilmesi ve sel, kuraklık gibi afetlerden gelebilecek etkilerin azaltılması için bir programın oluşturulmasıdır. Bu direktif, mevcut su yönetmeliklerine, havza bazlı planlama yaklaşımını getirmesi, kimyasal standartlar ve hedeflerin ekolojik standartlar esas alınarak belirlenmesi prensibini benimsemesi, yüzeysel ve yeraltı sularını birlikte değerlendirmesi açısından yenilikçi olarak tanımlanmıştır. 36

46 SÇD, su yönetimi eylem planlarında, yerel otoritelerin tümünün katılımının sağlanmasını esas alarak, sınır aşan sular için de komşu ülkelerle işbirliği yapılması zorunluluğunu getirmiştir. Ayrıca su kaynaklarının korunması amacıyla makul bir fiyatlandırma yapılarak kirletenin, kirliliğin bedelini ödemesi uygulaması getirilmiştir. Tüm bu çalışmalar üye ülkeler arasında işbirliğini gerektirmektedir (Crane, 2003). SÇD nin en önemli maksatları; yeraltı sularının kirlenmesinin önlenmesi ve sürdürülebilir kullanımlarının sağlanması, kimyasal kirlenmenin önlenmesi için gerekli ölçütlerin belirlenmesi, 2015 yılına kadar kimyasal olarak kaliteli durumun sağlanması ve 2026 yılına kadar tehlikeli kirleticilerden kaynaklanan kirliliğin azaltılması ve önlenmesidir (Littlejohn vd., 2002; Gasperi vd., 2009). Direktifte su kaynaklarında kimyasal durum açısından iyileşmenin sağlanmasının, standartlarda belirlenen tehlikeli maddelerin kontrolü ile yapılması öngörülmüştür. SÇD ye göre AB genelinde, yeni ÇKS ler oluşturulmuş ve kimyasallar için uygun Çevresel Standartlar belirlenmiştir. Ayrıca su kaynaklarının optimum şekilde kullanılması, aşırı sulama sebebiyle toprakta meydana gelebilecek tuzlanma gibi çevresel sorunların önlenmesi öngörülmüştür (Moroglu, 2007). 26 madde ve 11 ekten oluşan SÇD de geçen en önemli konular özet olarak aşağıda verilmiştir (Moroglu, 2007; Çiçek, 2008): 1. Su ekosistemlerinin, karasal ekosistemlerin ve su ekosistemlerine doğrudan bağımlı olan bataklık alanlarının mevcut durumlarının daha fazla bozulmasını önlemek için koruma altına almak ve genişletmek, 2. Bütün yeraltı ve yüzeysel suların uzun dönem korunmasını sağlamak için sürdürülebilir su kullanımını teşvik etmek, 3. Su kaynaklarına yapılan öncelikli maddelerin deşarjlarını, emisyonlarını ve kayıplarını aşamalı olarak azaltmayı sağlamak ve öncelikli tehlikeli maddelerin deşarjlarını, emisyonlarını ve kayıplarını durdurmak veya aşamalı olarak ortadan kaldırmak için spesifik önlemler alarak iyileştirmeyi sağlamak, 4. Yeraltı sularının kirlenmesini zamanla azaltarak daha fazla kirlenmesini önlemek, 5. Sellerin ve kuraklıkların olumsuz etkilerini hafifletmek, 6. Deniz sularının ve çevresinin korunmasını sağlayarak öncelikli tehlikeli maddelerin deşarjlarını, emisyonlarını ve kayıplarını durdurmak ya da aşamalı olarak ortadan kaldırmak. SÇD nin en önemli maddelerinden biri olan Madde 4, direktifin çevresel hedeflerini belirtmektedir. Buna göre, direktifin yürürlüğe girmesinden itibaren 15 yıl içinde, bütün yüzeysel su kaynakları koruma altına alınarak iyi ekolojik durum ve iyi yüzeysel su kimyasal statüsüne ulaştırılması öngörülmüştür. Bunun için, SÇD-EK V te yer alan hükümlere uygun olarak bütün yapay ve ağır şekilde değiştirilmiş su kaynaklarının korunması ve restore edilmesi gerekmektedir. Yeraltı suları ile ilgili olarak su çekiminin su beslenmesi ile dengeli olması ve yeraltı sularının kimyasal olarak iyi durumda olması öngörülmüştür. Ayrıca korunan alanlarla ilgili olarak da diğer direktiflerle uyumlu adımlar atılması gerektiği belirlenmiştir. SÇD nin önemli maddelerinden biri de, su durumunun izlenmesi ile ilgili olan Madde 8 dir. Bu madde, üye ülkelerin her bir nehir havzası içinde su kalitesinin tutarlı ve kapsamlı bir genel görünüşünü elde etmek için su durumunun izlenmesi amacıyla programlar hazırlamasını öngörmüştür. Bu programların yüzey suları için ekolojik ve kimyasal durum ve ekolojik potansiyeli ve ilgili olduğu ölçüde miktarı ve akış düzeyi ya da oranını kapsaması planlanmıştır. Bu programlar yeraltı suları için kimyasal ve miktar durumunun izlenmesini kapsamaktadır. SÇD nin temel hedeflerinden birisi nehir havzalarının entegre yönetimidir. Bunun yanı sıra 37

47 yüzeysel sular ve yeraltı sularının bir bütün olarak korunmasını ve bütün paydaşların su yönetimine katılmasını öngörmektedir. İlgili mevzuatta aksi yönde hüküm bulunmadıkça, üye ülkelerce izleme programının Direktifin yürürlüğe giriş tarihinden itibaren en geç altı yıl içinde EK-V te verilen şartlara uygun olarak işler hale getirilmesi gerekmektedir. Su kütlesi durumunun analizi ve izlenmesi için uygulanacak program, Direktifte verilen teknik şartlar ve standardize edilmiş metotlar çerçevesinde oluşturulmalıdır. SÇD nin 11. Maddesi, direktifin hedeflerine ulaşılabilmesi için oluşturulması gereken önlemler programını açıklamaktadır. Buna göre üye ülkelerin nehir havza bölgeleri ya da uluslararası nehir havza bölgelerinin kendi topraklarında kalan kısımları için, Direktifin belirttiği hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla izleme programı oluşturması ve gerekli önlemleri alması gerekmektedir. SÇD nin 16. Maddesi nde su kaynaklarının kimyasal kirliliğe karşı korunması stratejileri belirtilmiştir. Bu madde ile Avrupa Parlamentosu ve Konseyi yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının ve özellikle içme suyu elde edilen kaynakların ve çevrelerinin kirlenmesine sebep olabilecek kirliliklere karşı önlemler alınması zorunluluğunu getirmiştir. Bu önlemler, öncelikli tehlikeli maddelerin deşarjlarının ve emisyonlarının durdurulması ya da aşamalı olarak azaltılması olarak belirlenmiştir. Komisyonun, su çevresi ya da su çevresi aracılığıyla önemli bir risk oluşturan maddeler arasından seçilmiş bir Öncelikli Maddeler Listesi hazırlayarak teklif sunması öngörülmüştür. Öncelikli Maddeler Listesi nin SÇD nin yürürlüğe girmesinden itibaren dört yıl içinde Komisyon tarafından oluşturulması ve sonrasında her dört yılda bir gözden geçirilerek uygun olması durumunda teklifin hazırlanması gerekmektedir. Ayrıca Komisyon un, bir maddenin Öncelikli Maddeler Listesi ne dahil edilmesinden itibaren iki yıl içinde, noktasal kaynaklar için emisyon kontrollerini ve ÇKS lerini belirleyen teklifleri sunması öngörülmüştür. İlk olarak öncelikli maddeler listesinde yer alan maddeler için, AB düzeyinde bir sözleşme yoksa bu direktifin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı yıl içinde üye devletler, bu maddelerin deşarjlarından etkilenen bütün yerüstü suları için Çevresel Kalite Standartları ve bu tür deşarjların belli başlı kaynakları için diğer hususların yanı sıra bütün teknik azaltma seçeneklerinin değerlendirilmesine dayalı olarak kontrolleri oluşturmalıdır. Daha sonra Öncelikli Maddeler Listesi ne dahil edilen maddeler için, AB düzeyinde bir sözleşme yoksa, üye ülkeler kontrolleri oluşturma faaliyetini, maddenin listeye dahil edilmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde gerçekleştirmelidir. Su kalitesi ile ilgili AB Direktifleri nin bazılarının, SÇD nin çatısı altında toplanarak SÇD nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren belirli sürelerle yürürlükten kaldırılması öngörülmüştür. Bu kapsamda SÇD ye dahil edilen direktifler aşağıda verilmiştir: İçme Suyu Temini Amaçlı Yerüstü Suyunun Ölçüm Metotları ve Örnek Alma ve Analiz Frekansları Direktifi (79/869/EEC) İçme Suyu için Kullanılacak Yüzey Sularının Kalitesi Direktifi (75/440/EEC) 2013 yılında yürürlükten kaldırılacak olan direktifler aşağıda verilmiştir: Balık Yaşamının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Tatlı Suların Kalitesi Direktifi (78/659/EEC) Kabuklu Deniz Ürünlerinin Yaşadığı Suların Kalitesi Direktifi (79/923/EEC) 38

48 Bazı Tehlikeli Maddelerin Sebep Olduğu Yeraltı Suyu Kirliliğinin Önlenmesi (80/68/EEC) Bazı Tehlikeli Maddelerin Su Ortamlarına Deşarjının Neden Olduğu Kirlilik Direktifi (76/464/EEC) Suda Tehlikeli Maddeler Direktifi (76/464/EEC) Bu direktif Avrupa da su kirlenmesi ile ilgili olan ilk direktif olup, kimyasal maddelerle ilgili kirlenmenin azaltılması ve kontrolünü hedeflemiştir. Direktif yüzeysel suları, geçiş suları, kıyı suları ve yeraltı sularını kapsamaktadır de yeraltı suları bu direktifin kapsamı dışına çıkarılmış ve 80/68/EEC Direktifi ile ayrı bir kapsamda değerlendirilmeye başlanmıştır. Yaklaşık 30 yıl önce Avrupa da tehlikeli maddelerin deşarjı ile ilgili konsey direktifi olarak yürürlüğe giren 76/464/EEC ile su kaynaklarına yapılan tehlikeli maddelerin deşarjı belirlenmiş, 2006 yılında revize edilerek, 2006/11/EC ile değiştirilmiştir. Birçok madde deşarjı 1980 lerde Kardeş Direktifler olarak adlandırılan spesifik direktiflerle düzenlenmiştir. Bu direktiflerle yüzeysel sular ve kıyı suları için, Topluluk çapında emisyon limit değerleri ve kalite hedefleri tanımlanmıştır. Topluluğun yeniden yapılanması sırasında SÇD ye entegre edilen 76/464/EEC Direktifi 2013 yılından itibaren tamamen yürürlükten kaldırılacaktır (Gasperi vd., 2009). Bu direktifin maksadı, yaşam kalitesinin arttırılması, çevrenin korunması ve tatlı su ve deniz sularının, kalıcı, toksik ve biyolojik olarak birikebilen maddelere karşı korunmasıdır. Direktifte belirtilen şartların uygulanmasının yanında, üye devletler tarafından gerektiğinde daha sıkı tedbirlerin alınması ve elde edilen tecrübeler ve deneyimlere dayanarak, standartlarda değişiklik yapılması ve listelere başka maddeler eklenmesi öngörülmüştür. Direktifin genel olarak üye ülkeler tarafından; ülke içindeki yüzeysel sulara, bölgesel sulara, ülkenin dahili kıyı sularına ve yeraltı sularına uygulanması gerekmektedir. Buna göre her üye ülkede belirlenen yetkili kurum; gerekli deşarj standartlarını belirler, deşarjları kontrol eder ve deşarjlara izin verip vermeme yetkisine sahiptir. Deşarj eden kuruluşlar ise bu yetkili kurumun kararlarını uygulamakla yükümlüdür. Yetkili kurum, yapılan deşarjlarda izin verilen maddelerin maksimum konsantrasyonlarını ve belirli zaman periyotları içerisinde alıcı ortamlardaki miktarlarını belirler, standartlara uymayan kuruluşların deşarjlarını yasaklar. Bunun yanında üye ülkelerin, mevcut kirliliklerin giderilmesi için belirli programlar oluşturması ve bu programların gerçekleştirilmesinde teknolojik gelişmelerden faydalanması gerekmektedir. Ayrıca direktifte oluşturulan programların özetleri ve uygulama sonuçlarının komisyona bildirilmesi ve Komisyon ile üye ülkelerin değerlendirerek ortak düzenlemeleri yapmaları öngörülmüştür. 76/464/EEC Direktifi Liste 1 ve Liste 2 kirleticileri konseptini ortaya koyarak Liste 1 deki kirleticilerin tamamen ortadan kaldırılmasını ve Liste 2 deki kirleticilerin azaltılmasını amaçlamıştır (EK 2). Liste 1 ve Aday Liste 1: 1982 de Komisyon Konseyi ne sunulan liste, başlangıçta 129 aday madde, daha sonra 3 maddenin eklenmesiyle toplam 132 aday maddeyi içermektedir. Liste 1 de yer alan maddeler dirençlilik, toksisite ve birikme özelliklerine göre seçilmiştir. 39

49 Aday Liste 1 de 18 tekil madde Kardeş Direktifler adı verilen 5 spesifik direktifle düzenlenmiştir. Topluluk çapında bu maddeler için Mevcut En iyi Teknikler (MET) dikkate alınarak Emisyon Limit Değerleri (ELV) ve kalite hedefleri geliştirilmiştir. Aday Liste 1 deki diğer kirletici maddeler için kardeş direktifler hazırlanması ve yayımlanması süreci, endüstriyel kuruluşlar için daha kapsamlı entegre bir izin sistemi geliştirilmesi için 1990 yılında askıya alınmıştır da yürürlüğe giren Entegre Kirliliği Önleme ve Kontrol Direktifi (IPPC- 2008/1/EC) aday Liste 1 de yer alan 18 madde için endüstriyel deşarjlar bazında ELV leri içermektedir. Liste 2- Kirlenmeyi Azaltma Programları (76/464/EEC-Madde 7): Liste 2, sucul ekosisteme zararlı olan tüm madde ve madde gruplarını içermektedir. Liste 1 maddeleri olarak tanımlanan maddeler dışında kalan Aday Liste 1 de yer alan maddeler ve madde grupları, Liste 2 maddeleri olarak dikkate alınmıştır. Liste 2 maddeleri için su kalitesi hedefleri ve kirlilik azaltma programları 76/464/EEC direktifi Madde 4 e göre düzenlenmektedir. Komisyon 76/464/EEC Direktifi Madde 7 altında tüm üye ülkelerde kirlilik azaltma programlarını değerlendirmiştir yılındaki ilk rapor Konsey Direktifi 76/464/EEC Madde 7 Kapsamında Değerlendirme Programları adı altında hazırlanmıştır. Sonraki iki rapor 76/464/EEC Direktifine daha sonra SÇD ne entegre edilmiş, SÇD nin 16. ve 22. Madde lerinde tehlikeli maddelerin deşarjı ile ilgili mevcut 76/464/EEC Direktifi nin geçici hükümleri tanımlanmıştır. Bu hükümler aşağıda özetlenmiştir: Liste 1 deki emisyon limitleri ve kalite standartları ile ilgili olan 76/464/EEC 6. Madde, SÇD Direktifi yürürlüğe girdikten sonra kaldırılmıştır. 13 Ocak 2009 dan itibaren SÇD nin Ek-X u 2008/105/EC Direktifi Ek-II ile değiştirilmiştir (2008/105/EC Direktifi Madde 10). Yeni Ek-X öncelikli maddelerin ilk listesini ve bu nedenle Aday Liste 1 i de değiştirmektedir (Karar 2455/2001/EC). 13 Ocak 2009 dan bu yana spesifik direktifler (Kardeş Direktifler) tarafından düzenlenen ve SÇD Ek-IX da listelenen ÇKS ler yeni Direktif te (2008/105/EC 11. Madde) Ek-I Bölüm A ile kaldırılmıştır. Direktifin SÇD Ek-IX tarafından listelenen diğer parçaları 2008/105/EC Direktifi 12. Madde ye göre 22 Aralık 2012 den itibaren kaldırılacaktır. Birinci Havza Yönetim Planları ile getirilen ÇKS ler en az 76/464/EEC Direktifi nde belirlenmiş olan standartlar kadar sıkı olmalıdır (SÇD 22. Madde). 22 Aralık 2012 ye kadar izleme ve raporlama yükümlülükleri SÇD nin 5, 8 ve 15. Madde lerine göre yapılacaktır (Direktif 2008/105/EC 12. Madde). Bu direktifte de belirtildiği gibi Avrupa Komisyonu, su ortamlarının korunmasını etkili bir biçimde sağlayabilmek için bu ortamlara olumsuz etkide bulunan kalıcı, toksik ve biyolojik olarak birikebilen maddeleri Liste 1 başlığı altında ve zararlı etkilere sahip diğer maddeleri de Liste 2 başlığı altında toplamıştır. Bu listelerdeki maddeler için deşarj standartları oluşturulmasını ve bu standartlara uymayan atıksulara, deşarj izni verilmemesi kararını almıştır. Avrupa Komisyonu bu direktifin hedeflerinin sağlanmasını üye ülkelerden acil olarak istemekte, standartlara uymayan ülkelerden, uymama sebebini açıklamasını beklemektedir Kardeş Direktifler 1980 lerde 18 tehlikeli madde deşarjı Kardeş Direktifler olarak adlandırılan 5 spesifik direktifle düzenlenmiştir. Bu direktiflerle yüzeysel sular ve kıyı suları için, Topluluk çapında 40

50 emisyon limit değerleri ve kalite hedefleri tanımlanmıştır. Üye devletler, bu direktiflerde belirtilen sınır değerlerin uygulanmasını sağlamak için gerekli mevzuatı çıkarmakla yükümlüdürler. Kardeş direktifler aşağıda özetlenerek açıklanmıştır (Moroglu, 2007): Kadmiyum Deşarjlarının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi (83/513/EEC) Klor Alkali Elektroliz Endüstrisinin Cıva Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi (82/176/EEC) 76/464/EEC Sayılı Direktifin Ekinde Yer Alan Liste I de Belirtilen Bazı Tehlikeli Maddelerin Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi (86/280/EEC) Klor Alkali Elektroliz Endüstrisi Haricindeki Sektörlerden Kaynaklanan Civa Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi (84/156/EEC) Hekzaklorosiklohekzan Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi (84/491/EEC) Yeraltı Suları Direktifi (80/68/EEC) Bu direktifin maksadı, yeraltı suyuna toksik, dirençli ve birikebilen bazı maddelerin deşarjlarının önlenmesidir. Evsel atıksu deşarjları, direktifte listelenen maddeleri çok düşük miktarlarda ve konsantrasyonlarda içeren deşarjlar ve radyoaktif maddeleri içeren deşarjlar bu direktif kapsamında yer almamaktadır. Direktif yeraltı sularının korunması amacıyla Liste 1 ve Liste 2 olmak üzere iki ayrı liste tanımlamıştır. Liste 1; organohalojenleri, organofosforlu ve organotinli bileşikleri, civa ve bileşikleri, kadmiyum ve bileşikleri, hidrokarbonları ve siyanürleri içermekte olup bu listedeki maddelerin deşarjları yasaklanmıştır. Liste 2 ise bakır, çinko, kurşun ve arsenik gibi metalleri, florür gibi maddeleri, silikonun toksik ve dirençli organik bileşiklerini ve Liste 1 de yer almayan biyositler ve türevlerini içermekte olup Liste 2 de yer alan maddelerin deşarjları kısıtlanmıştır. Liste 1 deki maddelerin dolaylı tüm deşarjları ve Liste 2 maddelerinin doğrudan veya dolaylı tüm deşarjları izne bağlıdır. Alıcı ortama deşarj izni; belirli bir zaman için verilir ve düzenli incelemeye tabi tutulur. Ayrıca deşarjın karşılaması gereken şartlar belirlenerek, şartlara uygun olmaması durumunda izin geri alınır veya reddedilebilir. Direktif Liste 1 maddelerinin deşarjları konusundaki yasaklamalar için bazı durumlarda istisnalar sağlar. Ayrıca direktif kamu su temini için açılmış yapay yeraltı suları için özel kurallar belirlemiştir. Ancak, bu direktif daha önce de belirtildiği üzere 2013 yılında SÇD ye bağlanacak ve yürürlükten kalkacak direktifler arasında yer almaktadır Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Direktifi (2006/118/EC) Hâlihazırda, AB nin yeraltı sularıyla ilgili en kapsamlı ve önemli yasal dökümanı olan Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Direktifi (2006/118/EC) 12 Aralık 2006 yılında yayımlanmıştır. Bu direktife ihtiyaç duyulmasının sebebi mevcut mevzuatın yeraltı sularının miktar ve kalite açısından entegre bir şekilde yönetimini ve uyumunu sağlayacak nitelik taşımamasıdır. SÇD de yeraltı suyu için miktar durum hedefleri açık bir şekilde belirtilmiş olup bu hedef yeraltı suyunun çekimi ve beslenimi arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Fakat kimyasal durum kriterleri daha karmaşık olup direktif kabul edildiği tarihte henüz tam olarak çözümlenememiş 41

51 olması nedeniyle Avrupa Parlamentosu ve Konseyi, Komisyondan iyi kimyasal durum kriterlerini, kirlilik eğilimlerinin tanımlanması ve tersine çevrilmesine yönelik ayrıntıları açıklayan kardeş bir direktif önerisi geliştirmesini talep etmiştir. Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Direktifi (2006/118/EC) olarak adlandırılan bu yeni direktif, bu nedenlerden ötürü hazırlanmıştır. Direktifin içerdiği 3 temel unsur: iyi kimyasal durum, kirlilik eğilimlerinin belirlenmesi, yükselen kirlilik eğilimleri var ise bunların tersine çevrilmesi ve yeraltı suyuna kirletici girdisini önlemek ve kısıtlamak için önlemler oluşturulması şeklindedir. SÇD nin yeraltı suyu ile ilgili hükümlerini detaylandıran bu yeni direktif, nitrat ve pestisitler için AB genelinde belirlenen kalite standartları ve diğer kirleticiler için Üye Ülkeler tarafından belirlenecek eşik değerler temel alınarak yeraltı suyu kütlelerinin kimyasal durumunun değerlendirilmesine yönelik bir sistem oluşturmaktadır. Söz konusu eşik değerler SÇD de belirtilen çevresel hedeflere ulaşamama riski ihtiva eden yeraltı suyu kütlelerinde, bu suları olumsuz yönde etkileyen kirleticiler için belirlenecektir Suda Tehlikeli Maddeler Direktifi (2006/11/EC) Bu direktif 76/464/EEC Direktifini revize etmektedir. Bu direktifin Ekleri Liste 1 ve Liste 2 maddelerinin içermektedir. 2006/11/EC Direktifi aşağıda verilen hedefleri ve temelleri dikkate almıştır: Bu direktif üye ülkeler tarafından sucul ekosistemleri dirençli, toksik ve birikebilen maddelerden korumak amacıyla kabul edilmiştir. Avrupa Parlamentosu 1600/2002/EC kararı ve 22 Temmuz 2002 Konseyi, tatlı su ve denizlerin bazı kirleticilerden korunması için çeşitli ölçütler belirlemiştir. Direktife göre Topluluk çapında su ekosistemlerinin efektif korumasının sağlanması için toksik, dirençli ve birikme özelliğine sahip maddeler Liste 1 adı altında sağlığa ve sucul ekosisteme zararlı maddeler Liste 2 olarak sınıflandırılmalıdır. Bu maddelerin deşarjı, emisyon standartları ile belirtilen özel izne bağlı olmalıdır. Liste 1 de yer alan maddelerden kaynaklanan kirlilik mutlaka kontrol edilmelidir. Bu maddeler için limit değerler 2000/60/EC SÇD Ek IX ve 23 Ekim 2000 tarihinde Konsey tarafından yapılan toplantıda kararlaştırılmış olup Direktifin 16. maddesi öncelikli kirleticilere uygulanacak ÇKS ler ile ilgilidir. Liste 2 maddelerinden kaynaklanan kirliliğin azaltılması gereklidir. Bu amaçla üye ülkeler su kaynakları için Konsey Direktifleri ne uygun olarak ÇKS ler dahil öngörülen tüm programları oluşturmalıdırlar. Bu tür maddeler için geçerli emisyon standartları ÇKS ler dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Bir veya birden çok üye devlet tek başına veya birlikte direktifte belirtilenden daha sıkı standartlar koyabilir. Tehlikeli maddelerin kaynaklarının envanteri hazırlanmalıdır. Gerekli durumlarda Ek I de verilen Liste 1 ve Liste 2 maddeleri tecrübelere dayanarak revize edebilir, gerektiğinde Liste 2 den Liste 1 e transfer edebilir. Kıta içi yüzeysel sulara, geçiş sularına ve iç kıyı sularına uygulanan direktifin. 3. maddesine göre üye ülkeler Liste 1 maddelerinin kullanımını ortadan kaldırmakla, Liste 2 maddelerinin deşarjını azaltmakla yükümlüdürler. Söz konusu su ekosistemlerine bu maddeleri deşarj edenler üye ülkelerdeki yetkili otoritelerden izin almalıdırlar. İzinler bu maddelerin söz konusu sulara veya gerekli durumlarda kanala deşarjı ile ilgili emisyon standartları ile ilgilidir. İzinler sadece sınırlı bir süre için verilebilir. Bunlar SÇD Ek IX da ki emisyon limit değerlerinin değişmesi durumlarında değiştirilebilir. 42

52 Çevresel Kalite Standartları Direktifi (ÇKSD-EQSD)(2008/105/EC) 16 Aralık 2008 de yürürlüğe giren bu direktif ÇKS ler ile ilgili direktiftir. Bu direktif, Kardeş Direktifler diye bilinen 82/176/EEC, 83/513/EEC, 84/156/EEC, 84/280/EEC, 86/280/EEC direktiflerini değiştiren ve daha sonra yürürlükten kaldıran ve 2000/60/EC Direktifini değiştiren; Avrupa Birliği su politikası alanındaki Avrupa Parlamentosu ve Konsey direktifidir. Bu direktif ile SÇD 16. maddesinde belirtilen öncelikli maddeler ve diğer maddeler ile ilgili ÇKS ler belirlenmiştir. SÇD 4. maddesinde belirtilen yüzeysel su kaynaklarında iyi kimyasal durum un sağlanması amacıyla kabul edilmiştir. SÇD 4. maddesi ve Ek V maddesi doğrultusunda üye ülkelerin 2015 yılına kadar ÇKSD de belirlenen kalite standartlarını sağlamak için önlemler almaları zorunludur. Bu nedenle, SÇD 11. Maddesi ne göre 2012 yılından önce önlemler programının uygulamaya alınması gerekmektedir. SÇD Ek V e ve ÇKSD 1. maddesine göre iyi kimyasal durum ÇKSD deki öncelikli kirleticiler ile ÇKSD Ek-I de listelenmiş diğer kirleticilerin uyumlu olması ile sağlanacaktır. Bu direktifin ortaya çıkmasında aşağıdaki verilen nedenler ve hedefler dikkate alınmıştır: Yüzeysel suların kimyasal kirliliği sucul organizmalara akut ve kronik zehirlilik etkilere sebep olur, ekosistemlerde birikir, habitatı, biyoçeşitliliği ve insan sağlığını etkiler. Öncelikli bir mesele olarak kirlenmenin nedeni belirlenmeli, emisyonlar en ekonomik ve çevreye duyarlı bir biçimde kaynağında ele alınmalıdır. Topluluğun çevre politikası ihtiyatlılık ilkesine dayanmalı, önleyici tedbirler alınmalı, çevresel hasarlar kaynağında düzeltilmeli ve maliyeti kirletici tarafından ödenmelidir. 2000/60/EC Avrupa Parlamentosu ve 23 Ekim 2000 Konseyi su politikası ile ilgili bir çerçeve belirlemiştir. Bu çerçeveye göre su kaynaklarının kirlenmesine karşı stratejiler, kirlenme kontrolü ve ÇKS lerle ilgili spesifik ölçütler belirlenmelidir. Bu direktif SÇD hedefleri ve hükümleri doğrultusunda ÇKS leri belirler. SÇD 4. maddesine göre üye ülkeler direktif in 16. maddesinde belirtilen öncelikli maddelerin deşarjlarının belirlenmesini, bu maddelerden kaynaklanan kirliliğin azaltılması, emisyonların aşamalı olarak azaltılması veya durdurulmasını hedeflemelidir yılından beri öncelikli maddeler için SÇD 16. maddesine göre emisyon kontrolünün sağlanması için birçok eylem kabul edilmiştir. Bu sebeple öncelik yeni kontrollerin kurulması yerine mevcut araçların uygulanması ve revize edilmesine verilmelidir. Üye ülkeler hedeflenen kontrol programları için öncelikli maddelerin kaynakları hakkında veri ve bilgileri geliştirmelidirler. Bunların yanı sıra üye ülkeler sediment ve biyotada biriken öncelikli maddelerin belirlenmesi ve yeterli sıklıkta veri sağlanabilmesi için sediment ve biyotada da izleme çalışmaları yapmalıdırlar. Bu izleme sonuçları erişilebilir olmalıdır. ÇKS lerin belirlenmesinde akut ve kronik etkiler dikkate alınmalıdır. Su ekosistemlerinin ve insan sağlığının yeterli derecede korunması için ÇKS ler belirlenirken yıllık ortalama konsantrasyonların belirlenebilmesi için uzun dönemli maruz kalma verileri, maksimum izin verilebilir konsantrasyonların belirlenebilmesi için kısa dönemli maruz kalma verileri kullanılmalıdır. SÇD Ek V te verilen kurallara göre ÇKS lerin raporlanması sırasında üye ülkeler kullandıkları istatistiki yöntemleri mutlaka tanıtmalı ve izleme sonuçlarının karşılaştırılabilmesi için istatistiki metotların detayları verilmelidir. Maddelerin çoğu için Topluluk çapında ÇKS lerin belirlenmesi sadece yüzeysel sular 43

53 içindir. Bununla birlikte hekzaklorobenzen, hekzaklorobütadien ve cıva için dolaylı etkilerin önlenmesi imkansız olduğundan Topluluk çapında yalnız yüzeysel sular için ÇKS belirlenmesi korumayı sağlayamayacaktır. Bu sebeple sadece bu 3 madde için Topluluk çapında biyotaya ÇKS konulması uygun bulunmuştur. Üye ülkelerin biyota için bu ÇKS leri belirlemesi, izlemesi ve korumayı sağlayabilecek daha sıkı yüzeysel su kalite standartları geliştirmesi gerekmektedir. ÇKSD nin 3. maddesi ÇKS ler ile ilgilidir. SÇD nin 4. maddesine göre üye ülkeler bu direktifteki Ek-I Bölüm A daki ÇKS leri Ek-I Bölüm B de belirtilen gereklilikler doğrultusunda yüzeysel sularda uygulayacaklardır. Üye ülkeler Ek-I Bölüm A da verilen yüzeysel sular için ÇKS ler yerine sediment ve biyota için ÇKS ler uygulayabilirler. Bunu uygulayan ülkeler; Cıva ve bileşikleri için 20 µg/kg, hekzaklorobenzen için 10 µg/kg ve hekzaklorobütadien için 55 µg/kg olarak belirlenen ÇKS leri uygulayacaklardır. Bu ÇKS ler balıklar, yumuşakçalar, kabuklular veya seçilen herhangi bir biyotanın yaş ağırlığı için verilmiştir. Farklı ÇKS lerin uygulanması durumunda, en az Ek I Bölüm A da verilen ÇKS ler kadar koruma sağlanmalıdır. İzleme sıklığı belirlenmeli ve her durumda izleme, teknik ve uzman görüşü başka bir aralık belirtmedikçe en az yılda bir kere yapılmalıdır. SÇD 21. maddesine göre farklı ÇKS uygulandığında, bunun sebepleri, metodolojisi, hangi su kaynağına uygulanacağı, planlanan izleme periyodu ve gerekçeleri açık bir şekilde komisyona ve diğer ülkelere bildirilmelidir. Üye ülkeler Ek-I Bölüm A da verilen 2, 5, 6, 7, 12, 15, 17, 18, 20, 21, 26, 28 ve 30 numaralı sedimentlerde birikme eğilimi olan maddeler için uzun dönemli konsantrasyon analizleri yapmalıdırlar. Ülkeler SÇD de belirtilen hedefleri dikkate alarak bu maddelerin konsantrasyonlarının sediment ve biyotada önemli derecede artmaması için önlemler almalıdırlar. Sediment ve biyota izleme periyodu teknik bilgi ve uzman görüşü farklı bir aralık belirtmedikçe üç yılda bir olmalıdır. ÇKSD 4. maddesine göre üye ülkeler deşarj noktası bölgesini karışım bölgesi olarak belirleyebilir ve su kaynağının diğer bölgelerinde standartların aşılmaması koşuluyla karışım bölgelerinde standart değerlerin aşılmasına izin verebilir. Belirlenen karışım bölgeleri ilgili ülkenin havza yönetim planlarında sunulmalı, karışım bölgelerinin tanımlanması için kullanılan yaklaşımlar ve karışım bölgelerinin alanını azaltmak için alınan önlemler bu planlarda gösterilmelidir. ÇKSD 5. maddesine göre deşarjların, emisyonların ve kayıpların envanterleri verilmelidir. Üye ülkeler Ek-I Bölüm A da verilen kirleticilerin emisyon, deşarj ve kayıpları ile ilgili her havza veya havza bölümü için eğer mevcutsa haritalarla birlikte envanterini ve eğer mümkünse sediment ve biyotadaki konsantrasyonlarını vermelidir. Komisyon, SÇD 4. ve 5. maddelerindeki hedefleri dikkate alarak 2018 e kadar envanterde belirtilen emisyon, deşarj ve kayıplar konusunda ilerleme kaydedildiğini doğrulamalıdır. ÇKSD 8. madde, 2000/60/EC no.lu SÇD Direktifi Ek X un gözden geçirilerek değiştirilmesi ile ilgili önemli bir konuyu açıklamaktadır. SÇD Ek X kapsamında 16. maddede belirtildiği gibi 44

54 Komisyon ÇKS Direktifi Ek III te belirtilen maddeleri öncelikli madde veya öncelikli tehlikeli madde olarak tanımlanmasını göz önünde bulunduracaktır. Komisyonun sonuç raporunu Avrupa Parlamentosu na ve Konseyi ne 13 Ocak 2011 de sunması planlanmıştır. Bu raporda eğer uygunsa konu ile ilgili öneriler özellikle yeni öncelikli maddeler veya öncelikli tehlikeli maddeler veya bazı öncelikli maddelerin öncelikli tehlikeli maddeler olarak tanımlanması, eğer mümkünse su sediment ve biyota için ÇKS değerleri yer almalıdır. Bu direktifle Kardeş Direktifler olarak bilinen Kadmiyum Deşarjlarının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi(83/513/EEC 1983), Klor Alkali Elektroliz Endüstrisinin Cıva Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi (82/176/EEC 1982), 76/464/EEC Sayılı Direktifin Ekinde Yer Alan Liste I de Belirtilen Bazı Tehlikeli Maddelerin Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi(86/280/EEC 1986), Klor Alkali Elektroliz Endüstrisi Haricindeki Sektörlerden Kaynaklanan Civa Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi (84/156/EEC 1884), Hekzaklorosiklohekzan Deşarjının Limit Değerleri Ve Kalite Hedefleri Direktifi (84/491/EEC) (84/491/EEC 1884) direktifleri 22 Aralık 2012 den itibaren yürürlükten kaldırılacaktır. Bu tarihe kadar üye ülkeler SÇD 5, 8 ve 15. maddelerine göre izleme çalışmalarına ve raporlamaya devam edeceklerdir. Direktifin Ek I inde öncelikli maddeler ve bazı diğer maddeler için ÇKS ler yıllık ortalama konsantrasyon (AA) ve Maksimum izin verilebilir konsantrasyon (MAC) olarak belirlenmiştir Kimyasal Analiz ve Su Statüsünün İzlenmesi için Teknik Özellikler Direktifi (2009/90/EC) 2009/90/EC sayılı Kimyasal Analiz ve Su Statüsünün İzlenmesi için Teknik Özellikler Direktifi, tarihinde Komisyon tarafından kabul edilmiştir. Yüzeysel sularda kimyasal madde kirliliğine karşı stratejilerin geliştirilmesi kapsamında oluşturulan Komisyon Direktifi statüsünde olan bu direktif, Avrupa Parlamentosu nun 2000/60/EC Direktifi 8. Madde sinde yer alan gerekliliklerine uyulması için oluşturulmuştur. Direktif kimyasal analizler ve su statüsünün izlenmesi için teknik spesifikasyonları içermektedir. Bu Direktif in amacı, üye ülkeler için biyota, sediment ve su izleme programı ve kimyasal analizler için ortak kalite kriterlerini, uygulanacak metotlarda sağlanacak minimum performans kriterlerini ve analitik sonuçların kalitesini oluşturmak ve harmonizasyonunu sağlamaktır. Üye ülkeler, Direktif in yürürlüğe girmesinde itibaren en az iki yıl içinde, bu Direktif le ilgili kanun, düzenleme ve yönetim destekleri gibi düzenlemelerin uygulanmasını sağlamalıdırlar /60/EC Su Çerçeve Direktifi ve 2008/105/EC Çevre Kalite Standartları Direktifi ni Değiştirmeyi Öneren Direktif Teklifi (COM 876 Final 2011) Avrupa Parlamentosu ve Konseyi tarafından verilen teklif SÇD ve ÇKSD nin değiştirilmesini önermektedir. Buna göre SÇD Ek X un yerine bu teklifte yer alan Ek I in konulması teklif edilmiştir. Güncellenmiş Ek X yeni öncelikli kirleticiler teklif etmiş ve daha önce öncelikli kirleticiler listesinde yer alan 2 öncelikli kirleticiyi öncelikli tehlikeli kirletici olarak tanımlamıştır. Ek öncelikli kirleticiler tablosunun altına dipnotlar eklenerek basitleştirilmiştir. Bu teklifte ÇKSD ye matris (matrix) teriminin eklenmesi öngörülmüş olup bu terim ile kirleticilerin izleneceği çevresel bileşenleri biyota, su ve sediment vb. olarak tanımlamıştır. ÇKSD deki Ek I Bölüm A da yer alan özellikle biyota standartlarının kapsanması konusunda uyumlu hale gelmesi amacıyla değiştirilmiştir. Ayrıca üye ülkelerin izleme matrisi ile ilgili olarak seçim yapmaları konusunda zorunlulukları da değiştirilmiştir. Her madde için kendi 45

55 özelliklerine uygun olarak izleme matrisleri belirtilmesi önerilmiştir. Üye ülkelere 2009/90/EC Direktifi ile belirtilen analitik şartları sağlamaları koşuluyla matris seçimi konusunda esneklik sağlanmıştır. Ek olarak raporlamayı kolaylaştırmak amacıyla ÇKSD Madde 3 teki bildirim yükümlülükleri ile SÇD Madde 15 teki nehir havza planlarının raporlanması birbirine entegre edilmiştir. Netice olarak, teklif edilen bu direktifte 33 adet öncelikli madde yerine 48 adet öncelikli madde içeren bir tablo eklenmiş ve Ek I de (SÇD Ek X yerine önerilmiş) verilmiştir. Bu tablodaki 21 adet madde öncelikli tehlikeli madde olarak sınıflandırılmıştır. Söz konusu 48 adet öncelikli madde ve tehlikeli olarak belirlenen öncelikli maddeler ve biyota standardı geliştirilen kirleticiler EK 3 ile verilmiştir Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrolü Direktifi (IPPC, 2008/1/EC) Çevrenin etkin bir biçimde korunması amacıyla hava emisyonları, atıksu deşarjları ve katı atık yolu ile meydana gelen kirlenmenin önlenmesini ve kontrol altına alınmasını, diğer mevzuatlara uyumlu olacak şekilde bütüncül bir yaklaşımla sağlanması ihtiyacı neticesinde, Avrupa Komisyonu 24 Eylül 1996 tarihinde, endüstriyel tesislerin izin ve kontrol işlemlerini düzenlemek için genel bir takım kuralları içeren Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrolü ya da İngilizce adıyla Council Directive on Integrated Pollution Prevention Control (IPPC- 96/61/EC) Direktifi ni oluşturmuştur. Direktif, 18 adet Liste 1 maddesi için Emisyon Limit Değerlerini (ELV) içermektedir. Komisyon endüstriyel emisyonların kontrolü için daha fazla adım atılması amacıyla 21 Aralık 2007 de endüstriyel emisyonlar için bir direktif teklif etmiştir. Teklif endüstriyel emisyonlarla ilgili 7 mevcut direktifi (Large Combustion Plants Directive, 2001/80/EC; Waste Incineration Directive, 2000/76/EC; Directive on VOC emissions from solvents 1999/13/EC; Directives related to the titanium dioxide industry; 78/176/EEC, 82/883/EEC and 92/112/EEC; European Pollutant Release and Transfer Register (E-PRTR) Regulation 166/2006) yeniden düzenleyerek daha açık ve uyumlu bir direktif haline getirmiştir. Komisyon un paydaşlarla birlikte su kaynaklarının ve insan hayatının basit ve daha az maliyetli bir şekilde korunması için gerekli değişikliklerin yapılması amacıyla yürüttüğü 2 yıllık çalışmanın sonucunda Topluluk çapında yeni düzenlemelerin acil gerekliliğini ortaya koymuştur. IPPC Direktifi halen Avrupa Parlamentosu ve 15 Ocak 2008 Konsey kararı ile 2008/1/EC olarak kodlanmış olup yeni versiyon daha önceki 96/61/EC Direktifine getirilen tüm değişiklikleri, adaptasyonları ve yeni kavramları içermektedir. Yukarıda işaret edilen 7 direktifi de içerecek şekilde revize edilmiş olan IPPC Direktifi ile birleştiren Endüstriyel Emisyonlar hakkındaki Direktif, 2010/75/EU, 2010 yılında yayımlanmış olup, 2014 ten itibaren yürürlüğe girecektir. IPPC Direktifi nin en önemli özelliği, üretim faaliyetleri sırasında meydana gelen kirliliğin önlenmesini bütüncül bir biçimde ele alan yeni bir anlayışa sahip olmasıdır. Endüstriyel tesislerin çevre ile ilgili tüm performansları gözlemlenerek, üretim sürecindeki değişikliklerle çevresel kirliliği en az düzeye indirmek ve en az miktarda atık oluşmasını sağlamak amaçlanmaktadır. Direktifin kapsam dahiline aldığı, elliden fazla tesis tipini içeren altı büyük endüstriyel faaliyet Direktif-Ek 1 de verilmiştir. Bu tesisler; 50 MW dan daha yüksek kapasiteli enerji tesisleri, kömür fırınları ve ön işlem tesislerini kapsayan enerji ve ilgili endüstriler; metal üretim prosesleri; mineral endüstrisi; kimya endüstrisi; atık yönetimi ve kağıt üretimi, tekstil işleme ve 46

56 ön işlem tesisleri, mezbaha, hayvan atık işleme tesisleri; bazı gıda tesisleri, kümes hayvanları, organik solvent kullanılan işlemler (boyama, kaplama vb.) ve karbon ya da elektrografit üretimi yapılan tesisler olarak sıralanan diğer kapsamdaki tesislerdir. Direktif, söz konusu tesislerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesi ve eğer engellenemiyorsa hava, su ve kara ortamına salınan emisyonların azaltılmasını esas almıştır. Avrupa da yaklaşık adet bu tür kirletici potansiyeli yüksek tesis mevcuttur. IPPC, mevcut ya da yeni kurulacak, tüm endüstriyel tesislerin yerine getirmesi gereken temel önlemleri tanımlamaktadır. Yetkili otoritelerin, izin şartlarını belirlerken bu genel prensipleri dikkate almış olmaları istenmektedir. Üye ülkelerde, mevcut en iyi teknikler (MET) üzerinden giderek referans belirlenmesi amacıyla oluşturan, tesis ya da konuya özel aktivitenin tanımını, uygulanan teknikleri, mevcut emisyonlarını ve MET leri oluşturmak için gereken diğer bilgileri içeren referans dokümanlar (BREF), önemli kirletici potansiyeli olan tesislerle ilgili izinlerde yetkili otoriteler tarafından kullanılmak üzere hazırlanmıştır. IPPC Direktifine göre bağlayıcı emisyon sınır değerlerinin verildiği dokümanlar niteliğinde olmayan BREF ler, Endüstriyel Emisyonlar Hakkındaki Direktif (2010/75/EU) ile birlikte önem kazanmış ve BREF lerin MET Sonuçları (BAT Conclusions) bölümleri, deşarj izinleri için uyulması gereken deşarj kısıtlamalarını tanımlayan referans bölümler olarak tanımlanmıştır. Bu çerçevede, AB, demir çelik ( 2012/135/EU) ve cam endüstrileri (2012/134/EU) için Komisyon Uygulama Kararları (Commission Implementing Decisions) yayımlamıştır. Direktifin 10. Maddesi, MET ler ve ÇKS leri kapsamakta ve şu ifadeyi içermektedir: bir çevresel kalite standardının gereklilikleri, bu değerin MET ler kullanılarak başarılabilecek olandan daha sıkıysa, izin sürecinde ilave birtakım önlemler alınması gerekmektedir. Direktifin 18. Maddesi, Emisyon Limit Değerlerinin birlik seviyesinde oluşturulması ile ilgili başvurulacak prosedür dışında bilgiler kapsamaktadır. Buna göre, Birlik Emisyon Limit Değerleri bulunmaması halinde, Ek-2 de belirtilen Direktiflerdeki değerler bu Direktifte kapsama alınan tesisler için minimum Emisyon Limit Değerleri olarak uygulanacaktır Su Kalitesi Yönetimi Konusunda Ulusal Mevzuat Ülkemizde su kalitesini ilgilendiren çok sayıda Kanun mevcuttur. Ülkemizde Su Kalitesi ile ilgili Kanunlar şunlardır: 831 sayılı Sular Hakkında Kanun (1926) 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1930) 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu (1943) 6200 sayılı DSİ Kanunu (1953) 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun (1960) 7478 sayılı Köy İçme Suları Hakkında Kanun (1960) 1053 sayılı Belediye Teşkilatı Olan Yerleşim Yerlerine İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında Kanun (1968) 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu (1971) 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun (1981) 2674 sayılı Karasuları Kanunu (1982) 2872 sayılı Çevre Kanunu (1983) 3621 sayılı Kıyı Kanunu (1990) 47

57 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu (2004) 5393 sayılı Belediye Kanunu (2005) 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu (2005) 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu (2007) 6107 sayılı İller Bankası A.Ş. Kanunu (2011) Burada da görüldüğü gibi, kanuni düzenlemelerin sayısı oldukça fazladır. Bu sebeple, su ile ilgili hususları genel bir çerçeve altında düzenleyecek bir Su Kanunu çıkarılması uzun zamandır ihtiyaç olarak görünmektedir. Bu ihtiyaç doğrultusunda, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından bir taslak kanun hazırlanmış olup son hazırlıkları tamamlandıktan sonra Başbakanlık a gönderilmesi planlanmaktadır Su Kanunu Tasarısı Su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde korunması, kullanılması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi maksadıyla havza bazında yönetimi ve planlı bir su tahsis yönetimini esas alan, suyun miktar ve kalite açısından etkin yönetimini amaçlamaktadır. Yönetmelikler Ülkemiz Avrupa Birliği ne giriş süreciyle birlikte hızla yol katetmiştir. Su kalitesi açısından AB katılım öncesi ve sonrasında uyumlaştırılarak yürürlüğe giren ve kısa zamanda çıkması planlanan taslak yönetmelikler aşağıda özetlenmiştir Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliği (TMKKY) (RG Tarih Sayı) AB Mevzuat uyum çalışmaları kapsamında, Ulusal Programda 22.1 Su Kalitesi başlığı altında yer alan; Su Çevresine Boşaltılan Bazı Tehlikeli Maddelerin Neden Olduğu Kirliliğe Dair 4 Mayıs 1976 tarih, 76/464/EEC sayılı Konsey Direktifi ile Kardeş Direktiflerinin ve 87/217/EEC sayılı Asbest Direktifinin Türk Mevzuatına uyumlaştırılması amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliği (TMKKY) hazırlanmış tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir(tmkky 2005). Bu Yönetmeliğin amacı; su ve çevresinde tehlikeli maddelerden kaynaklanan kirliliğin tespiti, önlenmesi ve kademeli olarak azaltılmasıdır. Bu Yönetmelik; Yüzeysel sularda, geçiş sularında, bölgesel sularda kirliliğe neden olan tehlikeli maddelerin belirlenmesi, Kirlilik azaltma programlarının oluşturulması, Kirliliğin önlenmesi ve izlenmesi, Suya deşarj edilen tehlikeli maddelerin envanterinin yapılması, Deşarj standartları ve kalite kriterlerinin belirlenmesi ile ilgili teknik ve idari esasları kapsar. 48

58 Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (RG Tarih Sayı) (SKKY 2004) Güncellenerek tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (SKKY 2004), ülkenin yerüstü su kaynaklarında su kirlenmesinin önlenmesini sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleştirmek üzere gerekli olan hukuki ve teknik esasları belirlemeyi amaçlamaktadır. SKKY; Su kalitesinin korunmasına ilişkin planlama esasları ve yasakları, Atıksuların boşaltım ilkeleri ve boşaltım izni esaslarını, Atıksu altyapı tesisleri ile ilgili esasları, Su kirliliğinin önlenmesi amacıyla yapılacak izleme ve denetleme usul ve esaslarını kapsar Su Ürünleri Yönetmeliği (RG Tarih Sayı) tarih ve sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren Su Ürünleri Yönetmeliği su ürünleri stoklarını korumayı ve su ürünleri kaynaklarından ekonomik olarak yararlanmayı amaçlamaktadır. Yönetmelik su ürünleri ruhsat tezkereleri, sportif amaçla yapılacak avcılık, istihsal yerlerinin değiştirilmesi, avcılıkta patlayıcı ve zararlı maddelerin kullanılması, su ürünleri istihsal yerlerine dökülmesi yasak olan zararlı ve kirletici maddeleri, istihsal vasıtalarının vasıf, şartları ve bunların kullanılması, su ürünleri avcılığının düzenlenmesi, trol avcılığı, arızi olarak istihsal edilen su ürünleri, su ürünleri sağlığı, su ürünlerinden yapılacak mamul ve yarı mamul maddelerin üretimi, su ürünlerinin pazarlaması ile ilgili usul, esas, yasak, sınırlama, yükümlülük, tedbir, kontrol ve denetimine ait hususları kapsamaktadır. Sulara dökülmesi yasak olan zararlı maddeler ve alıcı ortama ait kabul edilebilir değerler, bu yönetmeliğin Ek-5 ve Ek-6 sında gösterilmiştir İçme Suyu Elde Edilen Veya Elde Edilmesi Planlanan Yüzeysel Suların Kalitesine Dair Yönetmelik (RG Tarih Sayı) Bu Yönetmeliğin amacı, içme suyu elde edilen veya elde edilmesi planlanan yüzeysel sular ile ilgili kalite kriterlerini ve bu suların içme ve kullanma suyu olarak kullanılabilmesi için uygulanması gereken arıtma sınıflarını tespit etmektir Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik (RG Tarih Sayı) Bu Yönetmeliğin amacı, yeraltı sularının kirlenmesinin ve bozulmasının önlenmesi ve bu suların iyileştirmesi için esasları belirlemektir. Söz konusu yönetmelik aşağıdaki hususları içermektedir: Yeraltı suyu kütlelerinin belirlenmesi ve karakterizasyonu Yeraltı suyu iyi kimyasal durumu ve yeterli miktar durumunun belirlenmesi ilkeleri ve eşik değerlerin belirlenmesi Yeraltı suyu kalitesinin izlenmesi Önemli ve sürekli artan kirlilik eğilimlerinin tespiti İyileştirmeye başlama noktasının belirlenmesi Tedbirler Programı nın oluşturulması Yeraltı suyu Koruma Alanları nın oluşturulması 49

59 Yaptırımlar ve idari cezalar. Yönetmeliğin temel uygulama adımları, yeraltı suyu kütlelerinin belirlenmesi ve karakterizasyonu, yeraltı sularının miktar ve kimyasal açıdan durumunun değerlendirilmesi, yeraltı sularının izlenmesi, kirleticilerin, trendlerinin ve eşik değerlerinin belirlenmesi, yeraltı sularının kirlenmesini ve bozulmasını önlemek, kontrol etmek ve iyileştirmek için tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması hususlarını içermektedir Su Havzalarının Korunması ve Yönetim Planlarının Hazırlanması Hakkında Yönetmelik (RG Tarih Sayı) Bu Yönetmeliğin amacı, yüzeysel sular ve yeraltı sularının bütüncül bir yaklaşımla miktar, fiziksel, kimyasal ve ekolojik kalite açısından korunması için su havzaları yönetim planlarının hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir Yüzeysel Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği (RG Tarih Sayı) Yönetmeliğin maksadı, yüzeysel sular ile kıyı ve geçiş sularının biyolojik, kimyasal, fizikokimyasal ve hidromorfolojik kalitelerinin belirlenmesi, sınıflandırılması, su kalitesinin ve miktarının izlenmesinin sağlanması, bu suların kullanım maksatlarının sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde koruma-kullanma dengesi de gözetilerek ortaya konulması, korunması ve iyi su durumuna ulaşılması için alınacak tedbirlere yönelik usul ve esasların belirlenmesidir. Yönetmelik, açık deniz haricindeki bütün yüzeysel sular ile kıyı ve geçiş sularını kapsamaktadır. Söz konusu yönetmelik, yüzeysel su kalitesi yönetimi ile ilgili olarak alıcı su ortamlarının korunması, hassas su alanları ve bölgelerini belirlenmesi, Yüzeysel su kütlelerinde baskı ve etkilerin değerlendirilmesi, bütün yüzeysel su kütlelerinde fizikokimyasal, kimyasal, biyolojik ve hidromorfolojik kalite parametreleri açısından çevresel hedeflerin belirlenmesi, kimyasal madde ve madde grupları açısından ÇKS lerin belirlenmesi, yüzeysel suların sınıflandırılması, yüzeysel sularda trofik seviyenin belirlenmesi kirliliğin önlenmesi ve su kalitesinin iyileştirilmesi için alınacak tedbirlerin kimin tarafından yapılacağını ve koordinasyonun sağlanması hususlarını kapsamaktadır Yüzey Suları ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik Taslağı Bu Yönetmeliğin amacı, ülke genelindeki tüm yüzey ve yeraltı sularının miktar, kalite ve hidromorfolojik unsurlar bakımından mevcut durumunun ortaya konulması, suların bütüncül olarak izlenmesi, izlemede standardizasyonun ve izleme yapan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanmasına yönelik usul ve esasları belirlemektir. Bu Yönetmelik, kullanım amacına bakılmaksızın jeotermal kaynaklar ve deniz suyu dışındaki bir deniz mili mesafeye kadar olan kıyı suları, yüzey, geçiş, yeraltı ve doğal mineralli suları kapsar Tarımsal Kaynaklı Nitrat Kirliliğine Karşı Suların Korunması Hakkında Yönetmelik (RG Tarih Sayı) Amacı, tarımsal kaynaklı nitratın suda neden olduğu kirlenmenin tespit edilmesi, azaltılması ve önlenmesi olan Yönetmelik yer altı, yer üstü suları ve topraklarda kirliliğe neden olan azot ve 50

60 azot bileşiklerinin belirlenmesi, kontrolü ve kirliliğin önlenmesi ile ilgili teknik ve idari esasları kapsar Su Kalitesi Yönetimi ile İlgili Yürütülen Çalışmalar OSİB Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, yukarıda tanımlanmış olan görev ve yetkileri doğrultusunda, ülkemizdeki su kalitesinin iyileştirilmesi amacına yönelik olarak bir dizi çalışma yürütmektedir. Ulusal Su Kalitesi Yönetimi Strateji Belgesi nde de belirtilen bu çalışmaların en önemlileri şu şekilde sıralanabilir: 76/464/EC Sayılı Tehlikeli Maddeler Direktifi (TMD) ve kardeş direktiflerinin Türk Mevzuatına uyumlaştırılması maksadıyla yapılan çalışmalar neticesinde yürürlüğe giren; Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliği (TMSKKY) nin Ek-1 ve Ek-2 inde yer alan kimyasal madde ve madde gruplarının Ülkemizdeki mevcut durum dikkate alınarak güncellenmesi, bu maddelere ait bir envanter ve veri tabanı oluşturulması, gerekli ÇKS lerin (alıcı ortam standartları) ve buradan hareketle, deşarj standartlarının belirlenmesine yönelik bir proje yürütülmekte olup, Aralık 2013 tarihinde tamamlanması hedeflenmektedir. Müşteri kurumu Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve yürütücüsü TÜBİTAK-MAM olan Ülkemiz Kıyı ve Geçiş Sularında Tehlikeli Maddelerin Tespiti ve Ekolojik Kıyı Dinamiği Projesi başlamıştır. Söz konusu Proje kapsamında, kıyı ve geçiş sularına deşarjı olan kentsel ve endüstriyel atıksularda ve nehir ağızlarında bulunan ve/veya bulunması muhtemel tehlikeli maddeler araştırılarak tespit edilecek, ekosisteme olan etkileri değerlendirilecek ve ekolojik yapı ve kıyı dinamikleri de ortaya konularak ÇKS ler belirlenecek ve bu doğrultuda kıyı ve geçiş sularına yapılacak deşarjlar için standartlar belirlenecektir. Ülkemizde, tarımsal faaliyetlerde kullanılan bitki koruma ürünlerinden kaynaklanan su kirliliğinin araştırılması büyük önem arz etmektedir. Bitki koruma ürünlerinin içeriğinde yer alan aktif maddelerin, tehlikeli madde kapsamında yer aldığı bilinmekte olup; bu konu ile ilgili gerçekleştirilecek araştırma ve geliştirme çalışmaları ile tarımsal kaynaklı yayılı su kirliliğinin önlenmesine yönelik büyük bir adımın atılacağı muhakkaktır. Kirlilik yükü hesaplanırken, tarımsal faaliyetler içerisinde, pestisitlerden kaynaklanan su kirliliği ile birlikte aynı zamanda gübreleme ve drenaj sularından kaynaklanan yayılı kirlilik de göz önünde bulundurulacaktır. Bu maksatla, Orman ve Su İşleri Bakanlığı nın koordinasyonunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nın da desteği ile Bitki Koruma Ürünlerinin Kullanımı Neticesinde Meydana Gelen Su Kirliliğinin Tespiti ve Madde veya Madde Grubu Bazında Çevresel Kalite Standartlarının Belirlenmesi Projesi çalışmaları yürütülmektedir. TÜBİTAK - Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında, TÜBİTAK-MAM tarafından yönetilen, Türkiye Kıyılarında Kentsel Atıksu Yönetimi: Sıcak Nokta ve Hassas Alanların Yeniden Tanımlanması, Atık Özümseme Kapasitelerinin İzleme ve Modelleme Yöntemleriyle Belirlenmesi ve Sürdürülebilir Kentsel Atıksu Yatırım Planlarının Geliştirilmesi konulu proje ile; Ülkemiz kıyısal alanlarında ötrofikasyon açısından hassas ve az hassas alanların bilimsel veri ve değerlendirme yöntemleriyle belirlenmesi çalışmaları tamamlanmıştır. Türkiye deki 25 su havzasında bulunan yüzeysel sularda ve yeraltı sularındaki su kirliliği açısından hassas su alanları, nitrata hassas su alanları ve bu alanları etkileyen hassas bölgelerin tespiti ile su kalitesi hedefleri ve su kalitesinin iyileştirilmesi için alınacak tedbirlerin belirleneceği Türkiye de Havza Bazında Hassas Alanların ve Su Kalitesi Hedeflerinin 51

61 Belirlenmesi Projesi Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanmış olup, TÜBİTAK- MAM yürütücülüğünde gerçekleştirilmektedir. Diğer taraftan; AB mevzuat uyum çalışmaları gereği, Çevre Faslı içerisinde yer alan su direktiflerinden 91/676 EEC sayılı Nitrat Direktifi nin ulusal mevzuatımıza uyumlaştırılması ve Direktif hükümlerinin uygulanmasından doğrudan sorumlu Bakanlık; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı dır. Söz konusu Direktife karşılık gelen ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarımsal Kaynaklı Nitrat Kirliliğine Karşı Suların Korunması Yönetmeliği 18 Şubat 2004 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Nitrat Direktifi nin temel amacı tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kirliliğin yüzey ve yeraltı suları, toprak ve atmosfere olan baskısını azaltmak ve önlemektir. Direktifin yükümlülüklerinin yerine getirilebilmesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nca (GTHB) hazırlanan Nitrat Direktifinin Uygulanması Projesi Katılım Öncesi Mali İşbirliği Fonunun 2007 bileşeninden desteklenen projenin toplam bütçesi dur. Üç bileşenden müteşekkil olan projenin Eşleştirme Bileşeni 2009 yılında tamamlanmıştır. Teknik Asistanlık Bileşeni 2011 yılında başlamış olup tarihinde sona ermiştir. Mal Alımı Bileşeni 2010 Aralık ayında başlamış olup 2011 Aralık ayında tamamlanmıştır. Mal alımı kapsamında, Nitrat Direktifi nin gereklilikleri arasında yer alan su kalitesi izlemelerini desteklemek amacıyla, 20 adet Mobil Laboratuar alımı yanı sıra, GTHB nin bilgi işlem merkezi, 4 adet Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü ile Ankara Toprak Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü Coğrafi Bilgi Sistemleri Birimi, çeşitli cihaz alımları ile desteklenmiştir. AB fonlarından desteklenen ve 2012 yılında sona eren projenin amacı GTHB nin alt yapısını güçlendirerek, konuyla ilgisi olan diğer Bakanlıklara bilgi transferini sağlamaktır. Nitrat Direktifi nin Türkiye de adaptasyonu ve uygulaması AB giriş sürecinde çok önemli bir basamak olacaktır. İlgili ulusal mevzuat, Tarımsal Kaynaklı Nitrat Kirliliğine Karşı Suların Korunması Yönetmeliği nin uygulanması için aşağıdaki beş temel basamağın gerçekleştirilmesi gerekmektedir: 1. Nitrat kirliliğine maruz olan ve maruz kalacak su kaynaklarının belirlenmesi, 2. Hassas alanların tanımlanması/belirlenmesi, 3. İyi tarımsal uygulamalar kodlarının ve uygulamalarının geliştirilmesi, 4. Her hassas alan için Faaliyet Planlarının geliştirilmesi, 5. Ulusal izleme ve raporlama sisteminin kurulması. Projenin sonlanmasından sonra da, Nitrat Direktifi nin sorumluklarının yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, yılları yatırım proje teklifleri için, Çevre Sektöründen desteklenmek üzere iç katkılı yeni yatırım projesi teklif edilmiştir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından, TÜBİTAK-KAMAG 1007 Programına sunulan ve kabul edilerek çağrıya çıkılan Yerüstü, Kıyı ve Geçiş Suları için Çevresel Hedeflerin Belirlenmesine Yönelik Metodolojinin Geliştirilmesi: Büyük Menderes Havzası Pilot Çalışması Projesi ile yerüstü, kıyı ve geçiş suları için çevresel hedeflerin, AB SÇD ile uyumlu biçimde belirlenmesi ve ülkemizde diğer havzalara uygulanabilecek metodolojinin geliştirilmesi ve pilot bölge özelinde önlemler programının oluşturulması hedeflenmektedir. Ayrıca, TÜBİTAK-KAMAG 1007 Programı kapsamında kabul edilerek çağrıya çıkılmış olan Yeraltı Suyu Kütlelerinin Kimyasal Durum ve Miktar Açısından Değerlendirilmesi ve İyi Yeraltı Suyu Durumuna Ulaşmak İçin Hedeflerin Belirlenmesi: Büyük Menderes Havzası Pilot 52

62 Çalışması Projesi ile; yeraltı suyu kütlelerinin kimyasal durum ve miktar açısından değerlendirilmesi ve iyi yeraltı suyu durumuna ulaşma amacı doğrultusundaki hedeflerin belirlenmesine yönelik metodoloji geliştirilmesi ve pilot bölge özelinde önlemler programının oluşturulması hedeflenmekte olup, söz konusu Proje Orman ve Su İşleri Bakanlığı nca yürütülecektir. SKKY nin revizyon çalışmasına 2011 yılı başında başlanılmış olup, çalışmalar devam etmektedir. Söz konusu çalışma neticesinde, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği içerisindeki ilgili maddelerden Su Havzalarının Korunması ve Yönetim Planlarının Hazırlanması Hakkında Yönetmelik ile Yüzeysel Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği adı altında iki Yönetmelik Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır. Diğer maddeler ile ilgili olarak Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği çalışmaları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. 2006/7/EC sayılı Yüzme Suları Kalitesinin Yönetimi Direktifi nin ulusal mevzuata aktarımı çalışmaları Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nın katkıları ile yürütülmektedir (Yüzme Suyu Kalitesi Yön. R.G. Tarihi: sayı: 26048). Söz konusu çalışmaların tamamlanması neticesinde, yüzme maksatlı kullanılan suların izlenmesi, sınıflandırılması ve korunmasına ilişkin usul ve esaslar ile birlikte mesul kurum ve kuruluşlar hazırlanan mevzuat taslağı içerisinde yer alacaktır. Yüzme sularının sınıflandırılmasında mikrobiyolojik parametrelerden, İntestinal enterokok ve Escherichia coli analiz sonuçları kullanılacaktır. Halk sağlığı risklerinin belirlenmesi maksadıyla, gerekli olan yerlerde siyanobakteri izlemesi yapılacaktır. Söz konusu alanlarda, yüzme suyu profili belirleme çalışmaları yürütülecektir. Ancak, bununla ilgili olarak teknik altyapının ve kapasitenin güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. 29/06/2012 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak revize edilen İçme Suyu Elde Edilen veya Elde Edilmesi Planlanan Yüzeysel Suların Kalitesine Dair Yönetmelik hükümlerine göre içme suyu temin edilen yüzeysel suların, söz konusu Yönetmeliğin Ek-I inde yer alan 41 parametreye göre analiz edilmesi ve analiz sonuçlarına göre bu parametreler için A1, A2 ve A3 su kalite sınıflarının belirlenmesi gerekmektedir. Eğer herhangi bir belediyenin ham su kalitesi A1 sınıfında ise, su arıtma tesisinde basit fiziksel arıtma ve dezenfeksiyon; A2 sınıfında ise, su arıtmatesisinde fiziksel arıtma, kimyasal arıtma ve dezenfeksiyon ve A3 sınıfında ise, su arıtma tesisinde fiziksel ve kimyasal arıtma, ileri arıtma ve dezenfeksiyon yapılmak zorundadır. Ancak bugüne kadar içme suyu kaynakları için ülke genelinde bu maksatla bir çalışma tam anlamıyla yapılamamıştır. Bu çalışmanın yapılıp ülke envanterinin oluşturulabilmesi için söz konusu yönetmeliğin ekindeki 41 parametrenin izlemesinin, eğer suyu temin eden Büyükşehir ise, Büyükşehir Belediyesi tarafından, Büyükşehir Belediyesi dışındaki yerleşim yerlerinde ise DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılması gerekmektedir. Öte yandan İçme Suyu Arıtımı için Uygun Metotlarının Geliştirilmesi IPA Teknik Yardım Projesi ile içme suyu arıtma tesisi yatırımları için suyun miktarını ve kalitesini de düşünerek etkili ve sürdürülebilir tercihler ve alternatifler geliştirilecektir yılında başlaması planlanan proje ile içme suyu arıtımı konusunda normlar belirlenecek, ülke genelindeki içme suyu arıtma tesislerinin mevcut durumu tespit edilecek, tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren İçme Suyu Elde Edilen veya Elde Edilmesi Planlanan Yüzeysel Suların Kalitesine Dair Yönetmelik in uygulaması yapılmış olacak ve arıtma tesislerinin ekonomik analizi için Karar Destek Sistemi geliştirilecek ve bahsi geçen alanda büyük bir boşluk doldurulmuş olacaktır. 53

63 Ülkemizde, yeraltı suyu kütlelerinin değerlendirilmesi ile ilgili münferit çalışmalar mevcut olmakla birlikte, yeraltı sularının kimyasal durum ve miktarının tam olarak belirlenememesinin, yeraltı sularının iyi duruma ulaştırılması için hedeflerin konulmasının önünde bir engel olarak görülmektedir. Bu durum, yeraltı sularımızın kalite ve miktar açısından koruma-kullanma dengesi içerisinde sürdürülebilir kullanımını ve entegre bir şekilde yönetimini de sıkıntılı hale getirmektedir. Bu kapsamda, yeraltı sularının miktar ve kalitesinin aynı anda yönetimini ve Avrupa Birliği nin yeraltı suyu yönetimine ilişkin gerekliliklerinin yerine getirilebilmesini teminen; yeraltı sularının kirlenmesinin ve bozulmasının önlenmesi, iyi durumda olan yeraltı sularının mevcut durumunun korunması ve kötü durumda olan yeraltı sularının iyileştirilmesi için gerekli esasların belirlenmesi için Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik hazırlanmış olup tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yeraltı sularının miktar ve kalitesinin belirlenmesi ve korunması maksadıyla araçların kullanılması ve metodolojilerin oluşturulmasına gereksinim vardır. Ayrıca AB kriterlerine uygun olarak, yeraltı sularının kütlelerinin belirlenmesi, bu su kütlelerinin karakterizasyonunun yapılması, risk altında olan yeraltı suyu kütlelerinin, su kütlelerinde izlenmesi gereken parametrelerin ve eşik değerlerin belirlenmesi ve yeraltı suyu kütlelerinin iyi durumda olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, Ülkemizde Yeraltı Suyu Direktifi (2006/118/EC) ve SÇD nin yeraltı suyu ile ilgili hükümlerinin uygulanması için kapasitenin geliştirilmesi maksadıyla Bakanlığımız tarafından ESEI 2012 Programlaması kapsamında değerlendirilmek üzere Türkiye de Yeraltı Suyu Yönetimi Kapasitesinin Desteklenmesi Projesi sunulmuş ve projenin ön kabulü gerçekleştirilmiştir. Söz konusu projenin; yeraltı suyu yönetimi konusunda, yasal kapasitenin iyileştirilmesi, teknik ve kurumsal kapasitenin yeterli düzeye getirilmesi, personelin (merkezi, bölgesel ve yerel) eğitilmesi ve Su Çerçeve Direktifi (2000/60/EC) nin yeraltı suyu ile ilgili hükümleri ve Yeraltı Suyu Direktifi (2006/118/EC) hükümlerinin uyumlaştırılması ve uygulanması konularında Üye ülke/ler ile deneyimlerin paylaşımı ve iki pilot havzada uygulamayı içermesi planlanmaktadır. Türkiye nin AB Müktesabatına Uyum Programı ( ), AB Genel Sekreterliği Önemli Belgeler Çevre Başlığı alt içeriğinde referans numarasıyla 2006/44/EC sayılı Balık Yaşamının Desteklenmesi Amacıyla Koruma ve İyileştirme Gereksinimi Bulunan Tatlı Suların Kalitesi Hakkındaki Direktif in uyumlaştırılması yetkisi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı na verilmiştir. Sürdürülebilir sucul ekosistem yapısında bulunması istenen ve doğal çeşitlilik gösteren yerli türlere ait balıkların yaşadıkları, kirlenmenin azaltılması veya yok edilmesi halinde yaşayabilecekleri akan veya durgun tatlı su habitatlarını izlemek, korumak, iyileştirmek ve kirlilik azaltma programını oluşturmak amacıyla Tatlısu Balık Yaşamının Korunması Hakkında Yönetmelik Taslağı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olup çalışmalar devam etmektedir. Bunun yanı sıra; havza bazında entegre koruma planları yapılması yoluyla tüm gelişmelere ve kullanımlara kontrollü bir şekilde yön verilmesi açısından 25 akarsu havzasında Havza Koruma Eylem Planları nın hazırlanması için havzalarda önceliklendirme yapılmış olup, bu çerçevede Havza Koruma Eylem Planları hazırlanması çalışmaları başlatılmıştır. Havza Koruma Eylem Planı hazırlanması sırasında; havzadaki mevcut yüzeysel suların, yeraltı, kıyı ve geçiş sularının miktarlarının, özelliklerinin ve kirlilik durumunun ve havzadaki kentsel, endüstriyel, tarımsal, ekonomik vb. faaliyetlere bağlı olarak oluşan baskı ve etkilerinin tespit edilmesi, havzada mevcut su kaynaklarının miktarı ve kullanım potansiyeli ile havza bazında tespit edilen kirlilik kaynakları ve yüklerinin ayrıntılı olarak incelenmesi, su kalitesi haritalarının oluşturulması, 54

64 çevresel altyapı durumunun tespit edilmesi, havzanın korunması, kirliliğin azaltılması ve iyileştirilmesi için havzadaki tüm paydaşların katılımı ile kısa, orta ve uzun vadede tedbirlere yönelik çalışmaların plan, program ve önceliklendirmeleri gerçekleştirilecektir. Ülkemizde SÇD nin izleme ile ilgili Madde 8 ve Ek-5 hükümlerinin uygulanması konusunda yasal ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi ve Ulusal İzleme Ağı nın kurulması maksadıyla altyapı oluşturulması, Büyük Menderes Havzası nda daha önceki Eşleştirme Projesi nde belirlenmiş izleme noktalarında SÇD ye uygun şekilde izleme yapılması, Sakarya, Susurluk, Meriç Ergene, Akarçay ve Konya Kapalı Havzalarında ise izleme noktalarının ve parametrelerinin belirlenmesi ve izleme altyapısının oluşturulması maksadıyla IPA-1 Bileşen 2009 Programlaması altında yer alan Su Kalitesi İzleme Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi ( ) de Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nce yürütülmektedir. Bu çalışmaların yanında Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, bir dizi tebliğ ve rehber doküman hazırlığı içindedir. Bunlar; Su kütleleri üzerindeki baskı ve etkilerin değerlendirilmesine ilişkin Rehber Doküman Çevresel Kalite Standartları nın belirlenmesine ilişkin Rehber Doküman Yeraltı suyu kütlelerinin belirlenmesi, karakterizasyonu ve eşik değerlerin belirlenmesi vs. ilişkin alt mevzuat (Tebliğ, Genelge vb.) Karışım Bölgesi hesaplanması Rehber Dokümanı Numune Alma ve Analiz Yöntemleri Tebliği Revizyonu Su Kalitesi Yönetiminde Karşılaşılan Darboğaz ve Zorluklar Su kalitesi yönetiminde Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nün kurulması ile hukuki ve teknik altyapının kısmen giderilse de hala birçok hukuki düzenleme ve teknik çalışmaların yapılmasına gereksinim vardır. Ülkemizde su kaynaklarımızın kirlenme sebepleri hem yayılı hem de noktasal kaynaklıdır. Evsel atıksuların %76 sı arıtılmakta, %24 ü arıtılmamaktadır. Sanayi kaynaklı atıksuların %28 i arıtılmakta, %72 si arıtılmamaktadır. Noktasal kaynaklı atıksular sebebiyle su kaynaklarımızın kirlenmesine ilişkin olarak aşağıdaki değerlendirmeler yapılmaktadır: Ülkemizdeki sanayi tesisleri Çevresel altyapı tesislerini henüz tamamlamamışlardır. Bazı yerleşimlerin ve sanayilerin düzenli katı ve tehlikeli bertaraf tesisleri bulunmamaktadır. Bazı atıksu arıtma tesisleri uygun normlara göre tasarlanmadığı, ya da yetersiz kapasitede olduğu, iyi işletilmediği ve kullanılan teknolojiler/ekipmanlar yetersiz olduğu için atıksu arıtımında problemler yaşanmaktadır. Çevresel hedefler ortaya konularak çevresel kalite standartları (ÇKS) belirlenmediği ve alıcı ortam bazlı deşarj standartlarının uygulanmasına henüz geçilmediği için tüm su kütleleri için aynı deşarj standartları uygulanmaktadır. Bu durum sorunlara yol açmaktadır. Su kaynaklarının kalite sınıfı değerlendirilirken sadece fiziko-kimyasal parametreler dikkate alınmakta, mikro kirleticiler (sanayide ve tarımda kullanılan zehirlilik, dirençlilik ve biyolojik birikme özelliği gösteren madde ve madde grupları) ve biyolojik kalite parametreleri dikkate alınmamaktadır. 55

65 Yayılı kaynaklı kirlenmede tarımsal faaliyetler ön plana çıkmış olup, söz konusu faaliyetlerden kaynaklanan kirlenmenin henüz tam olarak kontrol edilemiyor olmasının sebepleri aşağıda yer almaktadır. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan gübre miktarı 2000 yılından beri aynı seviyede seyretmekte, ancak su kaynaklarımızı kirleten bu tür maddelerin kirlilik yükleri ve su kaynaklarımızdaki varlığı ile ilgili bir çalışma yapılmamıştır. Tarımsal kaynaklı bitki besin maddelerinin sebep olduğu hassas su alanları ve bu alanları etkileyen tarımsal bölgeleri belirlenmemiştir. Sulamadan dönen suların, su kaynaklarımıza kalite yönünden etkisi ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Ülkemizde tarım ilaçları kullanımı her yıl artmaktadır. Tarım ilaçlarının su kaynaklarına etkisi ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Tarım ilaçları ile ilgili alıcı ortam kriterleri olarak adlandırılan Çevresel Kalite Standartları belirlenmemiş ve alıcı ortam bazlı kirlilik önleme çalışması yapılmamıştır. Daha önceki bölümlerde de değinildiği gibi, su kalitesi yönetiminin önündeki en önemli zorluklardan biri, bu konu ile ilgili çok sayıda kurumun yetki sahibi olması ve bunların arasında bir koordinasyonun sağlanamıyor olmasıdır. Bu durum, özellikle su kalitesinin izlenmesi çalışmalarında önemli sorunlara sebebiyet vermektedir. Dolayısıyla yürütülen çalışmaların amaca hizmet etmemesi, mükerrerliğin olması ve izlemede standardizasyonun olmaması sebebiyle elde edilen verilerin değerlendirilmesinde problemler yaşanmaktadır. Ayrıca su kalitesine ilişkin veri ve bilgilerin farklı kurum ve kuruluşlar tarafından ayrı ayrı biriktirildiği, ilgili kurum ve kuruluşların paylaşımına açılmadığı, gerek insan gücü gerekse kaynak israfına sebep olunduğu ve AB SÇD gerekliliklerine uygun bir izleme yapılmadığı görülmektedir. Bu sorunun bir başka boyutu da kimi zaman aynı amaca yönelik olarak aynı izleme noktalarında, aynı parametrelerin izlenmesi için oluşturulan laboratuvar alt yapıları nedeniyle ortaya çıkan kaynak israfıdır. Ülkemizde yürütülmekte olan sistematik su kalitesi izlemeleri daha çok fiziko-kimyasal ve kimyasal kalite elementlerine dayanmaktadır. Sistem, biyolojik izlemeyi ve mevcut durumun referans koşullarla karşılaştırılması ile ekolojik statü belirlenmesi gibi basamakları içermediğinden SÇD ye uyumlu değildir. Aynı zamanda, SÇD ye göre izlenmesi gereken öncelikli maddeler, tehlikeli maddeler ve madde gruplarını da içermemektedir. Su Çerçeve Direktifi su kalitesinin ekosistem bazlı olarak belirlenmesine odaklandığından, biyolojik izleme yapılarak ekolojik statünün belirlenmesi en önemli unsurlardan biridir. Ulusal su kalitesi izleme sisteminin SÇD ile uyumlu olarak yapılandırılabilmesi öncelikli olarak direktifle uyumlu biyolojik izleme ağının oluşturulabilmesi ile mümkün olacaktır. SÇD ve eki olan çok sayıdaki direktifin uygulanması, izlenmesi ve denetlenmesi için kurum ve kuruluşlardaki personel sayısı ve kapasiteleri yeterli değildir. Su kalitesini bozan faaliyetlere ait izinlerin tek elden verilmemesi idari anlaşmazlıklara ve zaman kaybına sebep olmaktadır. Her bir izin için ayrı belgeler hazırlanıp ayrı kurumlara başvuru yapılmakta ve süreçler ayrı ayrı işlemektedir. Su kalitesinin izlenerek su kalite sınıflandırılmasının yapılması görevi ile denetleme ve cezai müeyyide uygulama yetkisinin farklı kurumların görev alanında olması da su kaynaklarının korunmasının sağlanması anlamında sıkıntılara sebep olmaktadır. Akademik çevrelerce ve bazı araştırma enstitülerince yürütülen biyolojik kalite elementlerinin izlenmesi ise yine SÇD nin izleme ile ilgili temel gereksinimlerini karşılamaktan uzaktır. 56

66 SÇD nin uygulanmasında temel maksatlardan birisi, belki de en önemlisi Entegre Havza Yönetim Planları dır. Ülkemizde entegre havza yönetim planlarının hazırlanma safhasında olması sebebiyle havza bazında su kalitesi ve miktarının yönetimi tam olarak sağlanabilmiş değildir. Bilindiği üzere, ülkemizde yeraltı sularının miktar ve kalitesinin eş zamanlı olarak yönetimi konusunda eksikliği giderecek ve AB nin bu konudaki gerekliliklerini de karşılayacak Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmeliğin yayımlanması ülkemizde yeraltı suyuna ilişkin olarak yapılan/yapılacak olan çalışmaların disipline edilmesi anlamında gerekli ve önemli görülmektedir. Yönetmeliğin temel uygulama adımları, yeraltı suyu kütlelerinin belirlenmesi ve karakterizasyonu, yeraltı sularının miktar ve kimyasal açıdan durumunun değerlendirilmesi, yeraltı sularının izlenmesi, kirleticilerin, trendlerinin ve eşik değerlerinin belirlenmesi, yeraltı sularının kirlenmesini ve bozulmasını önlemek, kontrol etmek ve iyileştirmek için tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması hususlarını içermektedir. Yeraltı sularının kalite ve miktar verilerinin değerlendirilmesinde, yeraltı suyu kütlelerinin belirlenmiş ve karakterizasyonunun yapılmış olması önem arz etmektedir. Ayrıca, bu değerlendirmelerin sağlıklı olarak yapılabilmesini teminen izlemenin düzenli olarak, yeterli sayıdaki noktada, gereken tüm parametreler için yapılması ve yeraltı suyu kütlelerini tam olarak temsil etmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, yönetmelikte yer alan uygulama adımlarının yönetmelikte yer alan süreçler içerisinde gerçekleştirilmesi için uygulama projelerine hız ve öncelik verilmesi ve yeraltı sularının kalite yönünden izlenmesine ilişkin çalışmaların disipline edilmesi önem arz etmektedir. Güçlü Zayıf Fırsatlar ve Tehditler (GZFT) Analizi Çalışma grubu tarafından yapılmış olup ortak vurgulanan hususlar aşağıda verilmiştir; Güçlü (G) Olduğu Yönler - İlgili AB Direktiflerinin uygulanması için alt yapı çalışmalarına başlanmış, ilgili yönetmeliklerin hazırlanmış ve uygulanmaya konmuş olması (10 kişi) - Türkiye'de su ile ilgili çalışan yeterli sayıda ve kapasitede kurum/kuruluşun bulunması ve kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliğinin ortadan kaldırılmaya, su yönetimini ve suyla ilgili uygulamaların tek bir kurum bünyesinde toplanmaya çalışılması (5 kişi) - Ülkemizde su kalitesi konusunda izleme yapan kurum kuruluşların bulunması, mevcut bir bilgi birikimi ve donanımın bulunması (5 kişi) - Vatandaşların su kalitesi konusunda basın ve yayın organları tarafından bilgilendirilmesi ve duyarlılık artışı (3 kişi) - Su Kanunu nun çıkacak olması (2 kişi) - Ulusal Su Kalitesi Yönetimi Strateji Belgesi nin çıkartılmış ve uygulamaya başlanmış olması (2 kişi) - Su ile ilgili çok sayıda verinin mevcut olması (2 kişi) - Üniversitelerde su kalitesi ile ilgili çalışmalara ağırlık verilmiş olması (2 kişi) 57

67 Zayıf (Z) Olduğu Yönler - Su kalitesi yönetimi konusunda çok sayıda yetkili kurumun olması ve yetkili kurumlar arasında yeterli ve etkin koordinasyon kurulamaması, yetki karmaşası, çakışması, çatışması (10 kişi) - İzleme ve denetimin yetersizliği ve koordine edilememesi (7 kişi) - SÇD için gerekli olacak analizleri yapacak laboratuar altyapısının olmaması (5 kişi) - Su kalitesi ile ilgili yapılan çalışmaların havza bazında olmaması (3 kişi) - Yürürlüğe geçirilmiş olan yönetmeliklerden uygulamaya geçmiş olan yönetmelik sayısının az olması (3 kişi) - Su kalitesi konusunda çalışan yeterli kaliteli uzman personel bulunmaması (2 kişi) - Mükerrer çalışmaların yapılması ve mükerrer verinin üretilmemesi için çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından ihtiyaç duyulan su kalitesi verilerinin tek kurum tarafından üretilmesini sağlayacak yetkilendirmenin ve tanımlamanın yapılmamış olması (2 kişi) -Ülkesel anlamda tek bir izleme sisteminin, tek bir analiz metodunun ve tek bir numune alma metodunun olmaması ve sınıflandırmanın olmaması (farklı kurumların değerlendirme sonuçları birbiriyle uyuşmamakta) (2 kişi) - Mevcut izleme verilerinin bütünsel olarak değerlendirilememesi (2 kişi) - Su konusunda çok fazla sayıda mevzuat bulunması, zaman zaman yetki ve sorumluluk karmaşasının yaşanmasına sebep olması (2 kişi) - Su ile ilgili bilimsel verilerin farklı kurumlar tarafından toplanıyor olması/veri paylaşımı/ulusal veri tabanı olmaması (2 kişi) sahip Olduğu Fırsatlar (F) - Su Kanunu nun hayata geçirilmesi ile su yönetimindeki kanuni boşlukların doldurulabilecek olması (6 kişi) - Sivil toplum örgütlerinin ve basın yayın organlarının konu ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla çalışmalar yapması (6 kişi) - AB uyum sürecinde konu ile ilgili yapılacak düzenlemeler (4 kişi) - Deneyimli akademik, idari ve yürütücü iş gücünün mevcudiyeti (4 kişi) - Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nün kurulması (3 kişi) - SUEN in kurulması (3 kişi) - Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu nun kurulması (2 kişi) - Gelişen laboratuar altyapısı (2 kişi) Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T) - Su konusunda fazla sayıda sorumlu kurum/kuruluşun bulunuşu ve kurumlar arası yetki kargaşası (8 kişi) - Gerekli tedbirlerin ivedi bir şekilde alınmaması halinde sınırlı olan su kaynaklarının kullanılabilirliklerinin olumsuz etkilenmesi, koruma kullanma dengesinin kurulamaması (7 kişi) - Su kalitesi uygulamaları konusunda yeterli ödenek olmaması (3 kişi) - Yetkisi olan kurum ve kuruluşların su kalitesi yönetimin tek elde toplanmasına karşı göstereceği direnç (2 kişi) - Su kalitesi yönetimine ilişkin ulusal bilincin oluşmaması (2 kişi) Ulusal Su Kalitesi yönetimi açısından önceliklendirmenin, Orman ve Su Şur ası nda geniş kapsamlı çalışma ve değerlendirme ile yapılması gerekmektedir. Geleceğe ilişkin strateji ve politikalar Orman ve Su İşleri Bakanlığı, su yönetimi ile ilgili politika ve stratejilerin tanımlandığı Ulusal Havza Yönetim Stratejisi ( ) ni ve Ulusal Su Kalitesi Yönetimi Strateji Belgesi 58

68 ( ) hazırlayarak yayımlama aşamasına getirmiştir. Ayrıca, TÜBİTAK tarafından yayımlanmış olan Ulusal Su AR-GE ve Yenilik Stratejisi ( ) de bulunmaktadır. Her üç strateji de kendi içerisinde bir bütünlük arz etmekte, su kalitesi ve yönetiminin, temel altlığını ve tamamlayıcı unsurlarını oluşturmaktadır. Anılan her üç strateji de kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda, belirlenen mesul kurum/kuruluşlar tarafından; ilgili kurum/kuruluşlar ile eşgüdüm, işbirliği ve koordinasyon içerisinde, uygulanacak ve uygulamalar takip edilecektir. Ulusal Su Kalitesi Yönetimi Strateji Belgesi nin vizyonu; Ülkemiz su kaynaklarını hem miktar hem de kalite açısından korumak, geliştirmek, kontrol etmek ve sürdürülebilir şekilde kullanmak için katılımcı ve bütünleşik bir yaklaşımla havza bazında suyu yönetmektir. Misyonu ise; Ülkemizdeki kıyı ve geçiş suları dahil su havzalarının havza koruma eylem ve yönetim planlarını hazırlayarak bütünleşik bir yaklaşımla su yönetiminin altyapısını oluşturmak, Ülkemizin ulusal ve uluslararası su yönetim politikasının geliştirilmesi için gerekli koordinasyonu yapmak, havza bazında su kalite standartlarını oluşturmak, su kalitesinin denetimi için etkin bir izleme sistemi kurulmasını sağlamak, su ile alakalı verileri tek elde toplamak ve değerlendirmek, havza bazında taşkın ve kuraklık yönetim planları ile taşkın risk ve zarar haritalarını hazırlamak, iklim değişikliği senaryolarının Ülkemiz su kaynaklarına etkisini belirlemektir. Temel görevlerimiz Su kaynaklarının korunmasına ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasına dair politikalar oluşturmak, mevzuat hazırlamak, havza bazında üst planlamaları yaparak bütünleşik havza yönetimini sağlamak, Ülkemizin ulusal ve uluslararası su yönetimini koordine etmektir şeklinde tanımlanmıştır. Bu vizyon ve misyon doğrultusunda, 3 adet stratejik amaç belirlenmiştir. Bunlar: SA-01: Kıyı ve geçiş sularının da dahil olduğu bütün yüzey ve yeraltı sularının kalitesinin iyileştirilmesi maksadıyla, kurumsal ve yasal çerçevenin çizilerek, ilgili kurumlarla eşgüdüm, işbirliği ve koordinasyon sağlamak, SA-02: Su yönetiminde teknik ve ekonomik araçlar geliştirmek ve kurumsal kapasiteyi güçlendirmek, SA-03: Su kütlelerinin kalitesini korumak ve iyileştirmek, bu maksatla alınması gereken tedbirleri belirlemek ve uygulamaların takibini yapmak, olarak belirlenmiştir. Belgede kısa ( ), orta ( ) ve uzun ( ) olmak üzere, eylemlerin tamamlanacağı tarihler de belirtilmiştir. Tavsiyeler SA-01 e ulaşabilmek için, 2 stratejik hedef ve toplam 13 eylem tespit edilmiştir. SA-02 ye ulaşabilmek için, 7 stratejik hedef ve toplam 11 eylem tespit edilmiştir. SA-03 e ulaşabilmek için ise, 12 stratejik hedef ve toplam 25 eylem tespit edilmiştir. Su kaynaklarının kalite ve miktar açısından korunması maksadıyla havza bazında koruma ve kullanma dengesini esas alan yönetim planlarının hazırlanmasına, yatırımların gerçekleştirilmesine, kısa, orta ve uzun vadede ilgili kurumlarca, hukuki, idari ve teknik alanlarda atılması gereken adımların belirlenmesine ve Çevre Faslı Su Sektörü kapanış kriterleri doğrultusunda koordinasyon ve işbirliğinin sağlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaca yönelik olarak aşağıdaki öneriler geliştirilmiştir. 59

69 a) Hukuki Süreçler Yeni bir Su Kanunu nun çıkartılması büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir. Halen taslak olarak hazırlanmış olan yeni Su Kanunu ile ilgili hazırlık ve tartışmalar bir an önce tamamlanmalı ve bu kanun yürürlüğe girmelidir. Öte yandan, strateji belgesinde de tanımlanan yönetmelik ve diğer mevzuat hazırlıkları hedeflenen temrinlere uygun olarak gerçekleştirilmeli ve yürürlüğe konmalıdır. Bu doğrultuda başta, AB SÇD olmak üzere, su kalitesi yönetimini ilgilendiren tüm AB mevzuatı ile uyumlaştırma süreçleri, aksatılmadan sürdürülmeli ve müzakerelerin kapanış koşulları tamamlanmalıdır. b) Kurumsal Yapılanma Su kirliliğinin izlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasına ilişkin hizmetlerin etkin ve sürdürülebilir olarak verilebilmesi için mevzuat hazırlama, araştırma, denetim ve kontrol birimlerinin bir bütünlük ve koordinasyon içinde çalışmasını sağlayacak merkezi bir otoritenin oluşturulması, mükerrerliğin ortadan kalkması, işlevselliğin sağlanması, kaynak israfının önlenmesi, personel yönünden tasarruf sağlanması, laboratuvarlar arasındaki kargaşanın önlenmesi, verilerin etkin bir şekilde kullanılarak değerlendirilmesi, bütüncül bir izleme yapılması açısından büyük önem arz etmektedir. Su kalitesi izleme faaliyetleri yürüten kurum ve kuruluşlara bakıldığında, her kurum ve kuruluşun münferit olarak görev ve yetkileri çerçevesinde izleme faaliyetleri yürüttüğü, kurumlar arasındaki yetki ve sorumluluk kargaşası, koordinasyon ve işbirliği eksikliği sonucunda yürütülen çalışmaların amacına hizmet edemediği, mükerrerliğin olduğu, izlemede standardizasyonun olmaması sebebiyle elde edilen verilerin değerlendirilmesinde problemler yaşandığı, su kalitesine ilişkin veri ve bilgilerin farklı kurum ve kuruluşlar tarafından ayrı ayrı biriktirildiği, ilgili kurum ve kuruluşların paylaşımına açılmadığı, gerek insan gücü gerekse kaynak israfına sebep olunduğu ve SÇD gerekliliklerine uygun bir izleme yapılmadığı görülmektedir. Şuanda farklı kurumlar tarafından değişik amaçlara yönelik gerçekleştirilen tüm izlemelerin tek bir kurum tarafından birleştirilerek ve SÇD ile uyumlu hale getirilerek yapılması, ilk seçenek olarak ele alınmakla birlikte, diğer seçenekler ise pek çok AB ülkesinde olduğu gibi izleme, denetim, yaptırım ve lisanslandırmanın Çevre Ajansları tarafından yürütülmesi, kurulacak olan bağımsız ve bilimsel bir enstitü tarafından yürütülmesi veya üniversitelerden veya özel sektörden hizmet alımı şeklinde yapılması şeklindedir. Su yönetimi havza sınırları dikkate alınarak yapılmalıdır. Belirtilen kurumun uç noktası havzadaki su yönetiminin tek kurumda toplanmasıdır. Bu kurum havza otoritesi, havza komisyonu, havza bölge müdürlükleri gibi ülkeden ülkeye değişen yapılanmalardır. Havza bazlı yönetimde su kalitesi ve miktarı da tek elden gerçekleştirilir. Mevcut kurumsal yapılanmadan kaynaklanan sorunların, öncelikli olarak çözülmesi gerektiği vurgulanmalıdır. c) Teknik Çalışmalar SÇD gereklilikleri doğrultusunda, Türkiye nin 25 havzasında öncelikle yüzey ve yeraltı su kütlelerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, su kütlelerine ait tipolojiler, tipe özgü referans koşulları ve noktalar belirlenmelidir. Bu aşamalar tamamlandıktan sonra tüm ülke genelinde gözetimsel ve operasyonel izleme noktaları, izlenecek parametreler ve izleme 60

70 sıklıkları belirlenerek gerek miktar gerekse kalite olarak yüzey ve yeraltı sularının izlenmesine başlanılmalıdır. OSİB koordinasyonunda diğer ilgili kurum ve kuruluşlar ile oluşturulacak çalışma grupları vasıtasıyla Ulusal İzleme Ağının oluşturulması ve bu çerçevede belirlenen izleme programlarının uygulamaya geçirilmesi öncelikle önem arz etmektedir. Çevresel Kalite Hedeflerinin belirlenmesi için biyolojik, fiziko-kimyasal ve hidromorfolojik izleme ağından elde edilen verilerin, ülkemize uygun olarak geliştirilen metrikler ve belirlenen sınıf sınır değerleri kullanılarak su kütlelerinin ekolojik statülerinin belirlenmesi ve SÇD hedefleri ile karşılaştırılmasının yapılması da izleme sonuçlarının değerlendirilebilmesi anlamında önem arz etmektedir. Türkiye deki sucul flora ve fauna dikkate alınarak hazırlanan biyolojik metrikler geliştirilmelidir. Her bir biyolojik kalite elementi için SÇD ye uyumlu sınıflandırma sistemi geliştirilmeli, çok iyi/iyi, iyi/orta, orta/zayıf ve zayıf/kötü sınıf sınır değerleri belirlenmelidir. d) İzleme Ağları ve Veri Tabanı SÇD her üye ülkenin bir su kalitesi izleme ağı oluşturmasını istemektedir. Türkiye de 25 havzada gözetimsel ve operasyonel izleme noktaları belirlenerek, Ulusal İzleme Ağının bir an önce oluşturulması gerekmektedir. Bu izleme ağının oluşturulabilmesi için gerekli olan personel ve finansmanın sağlanması önem arz etmektedir. Aynı zamanda, su kalitesine ilişkin veri ve bilgilerin farklı kurum ve kuruluşlar tarafından ayrı ayrı biriktirilmesi yerine, Ulusal İzleme Ağı çerçevesinde yapılacak izlemelerin, oluşturulacak bir Ulusal Su Veri Tabanı nda toplanması ve ilgili kurum ve kuruluşların paylaşımına açılması da elde edilen verilerin değerlendirilmesi anlamında önemlidir. ÇKS lerin belirlenmesi için biyolojik, fiziko-kimyasal ve hidromorfolojik izleme ağından elde edilen verilerin Ülkemize uygun geliştirilen metrikler ve belirlenen sınıf sınır değerleri kullanılarak su kütlelerinin ekolojik statülerinin belirlenmesi ve SÇD hedefleri ile karşılaştırılmasının yapılması da izleme sonuçlarının değerlendirilebilmesi anlamında önem arz etmektedir. Su Çerçeve Direktifi su kalitesinin ekosistem bazlı olarak belirlenmesine odaklandığından, biyolojik izleme yapılarak ekolojik statünün belirlenmesi en önemli unsurlardan biridir. Ulusal su kalitesi izleme sisteminin SÇD ile uyumlu olarak yapılandırılabilmesi öncelikli olarak direktifle uyumlu biyolojik izleme ağının oluşturulabilmesi ile mümkün olacaktır. Söz konusu biyolojik izleme ağının sağlıklı bir biçimde kurulabilmesi için öncelikli olarak ülkemize özgü sucul flora ve fauna listelerinin hazırlanması, bu listeler kullanılarak ülke ve/veya bölge koşullarına uygun biyolojik indekslerin her bir biyolojik kalite elementi için geliştirilmesi ve ülkemizdeki tipolojilere özgü referans koşulların belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda da işaret edildiği üzere, 25 havzada izleme ağının oluşturulması ve faaliyete geçirilmesi için gerekli yeterli sayı ve nitelikte eleman ihtiyacının karşılanması, etkin bir izleme ve denetlemenin yapılabilmesi için gereklidir. Ayrıca bir kısım gezici nitelikte özel laboratuarların (mobil laboratuvar) kurulmasına da acilen ihtiyaç bulunmaktadır. Bu laboratuarlar acil durumlarda ve kazara oluşan kirliliğin boyutlarının tespitinde ve elde edilecek verilerin kısa sürede temininde ve çözüm önerilerinin oluşturulmasında öncelikli olarak yer almaktadır. Ayrıca, interkalibrasyon çalışmalarına katılım sağlanmalıdır. 61

71 e) Finansman SÇD nin uyumlaştırılması ve SÇD gerekliliklerine göre izlemenin yapılabilmesi için en önemli unsur finansman olup tüm bunlar için yeterli finansman kaynağının sağlanması gerekmektedir. Özellikle kullanan öder / kirleten öder prensibinden hareketle, bu amaca yönelik olarak, çeşitli ekonomik araçların ve finansman modellerinin değerlendirileceği çalışmaların yapılması gerekmektedir. En önemli doğal kaynağımız ve vazgeçilmez hayat kaynağımız olan kullanılabilir su yun bir değeri olduğu, toplumun tüm kesimlerine kabul ettirilmelidir. f) Eğitim ve Ar-Ge İlkokullardan, hatta okul öncesi eğitim kurumlarından başlayarak, toplumun tüm kesimlerinde suyun miktar ve kalite olarak önemine ilişkin bilinç ve eğitim seviyesi artırılmalıdır. Ayrıca, bilimsel katkının ve Ar-Ge nin olmazsa olmaz koşul olduğu su kalitesi yönetiminin bu unsurlar tarafından da beslenebilmesi için gerekli her türlü tedbir alınmalıdır. 62

72 4. SONUÇLAR Su, hayatın temel kaynağı, canlı yaşamının vazgeçilmez ihtiyacıdır. Dünyanın birçok bölgesinde su kıtlığı en önemli meselelerden biri haline gelmiştir. Birçok ülkenin öncelikli konuları arasında su kaynaklarının etkin yönetimi yer almaktadır. Ülkemizde de su kaynaklarının yönetimi günümüzde öncelikli konular arasındadır. Bu çalışma kapsamında ülkemizdeki su kalitesi yönetimi detaylı olarak incelenmiştir. Su kaynaklarının korunması ve kalitesinin yönetimi ile ilgili mevcut durum ile etkin bir yönetim için yapılması gerekenler aşağıda özetlenmiştir. Su kaynaklarının korunması ve kalitesinin yönetimi ile ilgili mevcut durum: Kişi başına düşen yıllık su miktarının m 3 /kişi-yıl mertebesindedir ve Türkiye su stresi altında olan bir ülkedir. Bu sebeple, su kaynaklarının korunması ve suyun iktisatlı olarak kullanılması gerekmektedir. Gelecekte sanayinin su ihtiyacının mertebe olarak artacağı ve buna mukabil daha verimli sulama metotlarının kullanılması ile tarımsal sulama ihtiyacının mertebe olarak azalacağı beklenmektedir. Ülkemizdeki su kaynakları, hem noktasal hem yayılı kaynaklar tarafından kirletilmektedir. Ülkemizde su kaynaklarımızın kirlenme sebepleri hem yayılı hem de noktasal kaynaklıdır. Evsel atıksuların %76 sı arıtılmakta, %24 ü arıtılmamaktadır. Sanayi kaynaklı atıksuların %28 i arıtılmakta, %72 si arıtılmamaktadır. Mevcut birçok atıksu arıtma tesisi uygun normlara göre tasarlanmamıştır ve atıksular bu tesislerde istenilen kalitede arıtılmamaktadır. Ayrıca, tesislerin işletiminde kalifiye personel eksikliği sebebiyle sorunlar yaşanmaktadır. ÇKS ler geliştirilmediğinden mevcut durumda atıksu arıtma tesisleri her su kütlesi için aynı deşarj standartlarını sağlayacak şekilde tasarlanmakta ve inşa edilmektedir. Ayrıca, bu tesislerin su kaynaklarına etkileri fiziko-kimyasal parametrelerle değerlendirilmektedir. Yayılı kaynaklı kirlenmede tarımsal faaliyetler ön plana çıkmaktadır. Gübreleme ve ilaçlama faaliyetleri sonucunda suya karışan besin elementleri su kaynaklarının kirlenmesine katkı sağlamaktadır. Bu kirleticilerin yükleri ve su kaynaklarındaki varlığı hakkında çalışmalara başlanılmış olup halen devam etmektedir. Ayrıca alıcı ortam kriterleri olarak adlandırılan Çevresel Kalite Standartları içerisinde tarım ilaçları limit değerlerinin belirlenmesi ve bu ilaçlar için alıcı ortam bazlı kirlilik önleme çalışması yapılmamıştır. Su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yönetimini sağlamak maksadıyla havza bazında su kaynakları yönetimi büyük önem arz etmektedir. Bu amaçla ülkemiz 25 akarsu havzasına ayrılmıştır. Halihazırda bu havzalardaki mevcut su kalitesinin korunması ve iyileştirilmesi maksadıyla havza koruma eylem planları Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanmaktadır. Mevcut veriler dikkate alındığında iç sularımızın kıyı ve geçiş sularına göre daha kirli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, su kaynaklarımızın kalitesini iyileştirmek için önceliğin iç sulara verilmesi gerekmektedir. Mevcut durumda su kalitesi yönetimi ile ilgili çok sayıda kurum yetki sahibidir. Bu kurumlar arasında düzgün işleyen bir koordinasyon mevcut değildir. Bu durum etkin bir su kalitesi yönetimini olumsuz yönde etkilemektedir. Su kalitesi yönetimine benzer şekilde su kalitesi izleme çalışmaları da birçok kurum tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu izlemeler kurumların ihtiyaçları dikkate alınarak yapılmaktadır ve mükerrerlik söz konusudur. Ayrıca, SÇD gerekliliklerine uygun bir izleme yapılmamaktadır. İzlemelerde genellikle fiziko-kimyasal parametreler incelenmektedir ve ekolojik denge için önem arz eden param etreler genellikle izlenmemektedir. 63

73 Su kaynaklarının korunması ve kalitesinin etkin yönetimi için; Ulusal su kalitesi yönetiminde idari, hukuki ve teknik boşlukların tespiti ve giderilmesi (Su Kanunu ve alt mevzuat), Kurumsal altyapının ve kapasitenin güçlendirilmesi, Su kalitesi ile ilgili kurumlar arasında koordinasyonun temin edilmesi, Çevresel alt yapıların tamamlanması, çevresel alt yapılar yapılırken norm ve standartlara uyulması, tasarım ve inşaat ihalesinin beraber yapılması, konuyla ilgili mevzuatta düzenlemeye gidilmesi, Tamamlanan çevresel alt yapıların iyi işletilmesi, İzleme çalışmalarında mükerrerliğin ortadan kaldırılması, standardizasyonun temin edilmesi, Ülkemizde öncelikle izleme ağının kurulması, SÇD ye göre izlenmesi gereken biyolojik kalite elementlerinin her biri için (bentik makroomurgasız, balık, fitoplankton, fitobentoz ve makrofit) ülkemize özgü tür listelerinin oluşturulması, ülke koşullarımıza özgü biyolojik indekslerin, gözetimsel ve operasyonel izleme noktalarının, ortak örnekleme ve analiz standartlarının ve tipolojilere özgü referans nokta veya koşulların belirlenmesi yoluyla biyolojik izleme ağının kurulması, Denetim çalışmalarının daha etkin bir şekilde yapılması, Kullanan öder / kirleten öder prensibin hayata geçirilmesi, Genel, fiziko-kimyasal, kimyasal, biyolojik ve hidromorfolojik kalite elementlerini kapsayan çevresel hedeflerin ortaya konulması, Çevresel hedeflerin ortaya konularak alıcı ortam bazlı deşarj standartlarının uygulanması için ÇKS lerin geliştirilmesi, SÇD ye uyumlu sınıflandırma sistemi geliştirilmeli, çok iyi/iyi, iyi/orta, orta/zayıf ve zayıf/kötü sınıf sınır değerlerinin geliştirilmesi, Sucul canlılara ve dolayısıyla insan sağlığına zararlı olan madde veya madde gruplarının belirlenmesi ve alıcı su ortamlarında bunların azaltımına yönelik gerekli tedbirlerin alınması, Besin elementi kirliliği açısından hassas su kütlelerinin ve bu alanları etkileyen tarımsal, sanayi ve kentsel alanların belirlenmesi, Sulamadan dönen suların su kaynaklarına etkisi ile ilgili çalışma yapılması Alıcı ortam kriterleri olarak adlandırılan Çevresel Kalite Standartları içerisinde tarım ilaçları limit değerlerinin belirlenmesi ve bu ilaçlar için alıcı ortam bazlı kirlilik önleme çalışmalarının yapılması, Organik ve iyi tarım uygulamalarının teknik ve finansal desteklerle teşvik edilmesi, Kirlilik önleme programlarının ve sanayide temiz üretim uygulamalarının teşvik edilmesi, Su Kalitesi Yönetimi Strateji Belgesi ve Eylem Planı nın ( ) uygulamaya geçmesi Ulusal Havza Yönetim Stratejisi ve Eylem Planı nın ( ) uygulamaya geçmesi, Ulusal Su AR-GE ve Yenilik Stratejisi ( ) uygulamasının devam ettirilmesi, İyi su kalitesine ulaşmaya yönelik tedbirlerin belirlenmesi ve takibinin yapılması, gerekmektedir. 64

74 Kaynakça 2006/11/EC. Suda Tehlikeli Maddeler Direktifi. 75/440/EEC. "İçme Suyu için Kullanılacak Yüzey Sularının Kalitesi Direktifi." /464/EEC. "Bazı Tehlikeli Maddelerin Su Ortamlarına Deşarjının Neden Olduğu Kirlilik Direktifi." /659/EEC. "Balık Yaşamının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Tatlı Suların Kalitesi Direktifi." /869/EEC. " İçme Suyu Temini Amaçlı Yerüstü Suyunun Ölçüm Metotları ve Örnek Alma ve Analiz Frekansları Direktifi." /923/EEC. "Kabuklu Deniz Ürünlerinin Yaşadığı Suların Kalitesi Direktifi." /68/EEC. "Bazı Tehlikeli Maddelerin Sebep Olduğu Yeraltı Suyu Kirliliğinin Önlenmesi." /176/EEC. "Klor Alkali Elektroliz Endüstrisinin Cıva Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi )." /513/EEC. "Kadmiyum Deşarjlarının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi." /156/EEC. "Klor Alkali Elektroliz Endüstrisi Haricindeki Sektörlerden Kaynaklanan Civa Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi." /491/EEC. "Hekzaklorosiklohekzan Deşarjının Limit Değerleri Ve Kalite Hedefleri Direktifi." /280/EEC. "76/464/EEC Sayılı Direktifin Ekinde Yer Alan Liste I de Belirtilen Bazı Tehlikeli Maddelerin Deşarjının Limit Değerleri ve Kalite Hedefleri Direktifi." Alpaslan, N. vd. "Türkiye'de Su Yönetimi, Sorunlar ve Öneriler." TÜSİAD Yayınları, COM 876 Final. "Proposal for a Directive of the European Parliament and of the Council amending Directives 2000/60/EC and 2008/105/EC as regards priority substances in the field of water policy." Crane, M. "Proposed Development of Sediment Quality Guidelens under the European Water Framework Directive: a critique, Toxicology Letters, 142:3, " Çelik, C., Zeytin karasuyundan hümik asit (ha) ve fulvik asitlerin (fa) eldesi ve karakterizasyonu, Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri, Yüksek Lisans tezi, 2010 Çiçek, N., Karaaslan, Y., Aslan, V., Lepot, B. Türkiye'de AB'ye Uyumlu Su Havzası Yönetimi Stratejisi ve Su Çerçeve Direktifi. İstanbul: Fatih Üniversitesi 3. Çevre Sorunları Kongresi, Falkenmark ve Lindh. UNEP/WMO tarafından atıfta bulunulmuştur.. "Climate Change 2001: Working Group II: Impacts, Adaptation and Vulnerability". UNEP/WMO tarafından atıfta bulunulmuştur Gasperi, J., S. Gernaud, V. Rocher, and R. Moilleron. Priority pollutants in surface waters and settleable particles within a densely urbanised area: Case study of Paris (France),. Science of the total environment,,407, , worldometers,real time world statistics Kınacı, C. "Türkiye'de Su Yönetimi." İTÜ FBE Sunumu,

75 Littlejohn, C., S. Nixon, G. Casazza, C. Fabiani, G. Premazzi, and P. Heinoen. "Guidance on Monitoring for the Water Framework Directive, Final Draft, Working Group 2.7." Moroglu, M. Avrupa Birliği Su Çerçeve Yönergesi ve Yönergenin Türkiye'de Uygulanması: Büyükçekmece Havzası Örneği. Yüksek Lisans Tez, İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, RG tarih sayı- SÜY. "Su Ürünleri Yönetmeliği (22223 Sayılı Resmi Gazete)." SKKY. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (SKKY), tarih ve sayılı Resmi Gazete (Değişik: RG-13/02/ ) TMKKY. Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliği (26005 sayılı Resmi Gazete. Ankara: T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, UÇES. Ulusal Çevre Eylem Stratejisi. Mülga T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı,

76 EKLER 1. GZFT Analizi GZFT Analizi - Su kaynaklarımızın miktar olarak yeterli düzeyde olması, (su fakiri değiliz!) Güçlü (G) Olduğu Yönler: - Su Kanununun çıkacak olması - İçinde Su kelimesinin olduğu bir Bakanlığımızın olması - Su kalitesi yönetimi konusunda çok sayıda yetkili kurumun olması Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Su kalitesi konusunda çok veri olmasına rağmen, verilerin dağınık ve çeşitli kurumlarda olması - Mükerrer çalışmaların yapılması - SÇD için gerekli olacak analizleri yapacak laboratuar altyapısının olmaması Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - SÇD ile yapılacak çalışmalarla ülkemizdeki su kütlelerine ait hidromorfolojik, fizikokimyasal, biyolojik parametrelerin ölçülecek olması - Su Yönetimi Üst Kurulu nun faaliyete girecek olması - Koruma- kullanma dengesinin kurulamaması Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - İklim değişikliği - Hızlı nüfus artışı ve sanayileşme Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Prof. Dr. Sinan Uyanı 67

77 GZFT Analizi - Su ile ilgili çok sayıda veri mevcuttur. - Su ile ilgili olarak çalışan personel oldukça fazladır. Güçlü (G) Olduğu Yönler: - Su kalitesi ile ilgili çalışmaların alt yapısı oluşturulmaktadır. - Su kalitesine ilişkin mevzuat çıkarılmaktadır. - Suyun kaliteli olması hususunda halk bilinçlidir. - Ulusal Su Kalitesi Yönetimi Strateji Belgesi hazırlanma çalışmaları devam etmektedir. - Üniversitelerde su kalitesi ile ilgili çalışmalara ağırlık verilmiş olması. - Kurum ve kuruluşlar arasında yeterli ve etkin koordinasyon sağlanamıyor olması - Su kalitesi konusunda çalışan yeterli kaliteli uzman personel bulunmamaktadır. Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Su kalitesinin tayininde kullanılan kimyasallar ve cihazlar dışarıdan ithal edilmektedir. - Yapılan çalışmaların il düzeylerinde olması havza bazında olmaması - İzleme ve denetimin yetersizliği ve koordine edilememesi - Su yönetimi ile ilgili kanunla kurulmuş bir otorite mevcuttur. Bu otorite hızla çalışmalarına devam etmektedir. - AB su kalitesi ile ilgili çalışmalara destek vermektedir. Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - Suyun kaliteli olması hususunda- özellikle içme suyu ve kullanma suyu açısından- halkın olumlu yaklaşımları mevcuttur. - Su Kanunu konusundaki çalışmalara ağırlık verilmesi 68

78 Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - Su kalitesi uygulamaları konusunda yeterli ödenek olmaması. - Kurum ve kuruluşların su kalitesi ile ilgili hususları mevcut kendi kanunları çerçevesinde yorumlaması ve uygulaması. - Miras ve kadim hakkı hususları Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Süleyman DEMİR (Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) 69

79 GZFT Analizi - Kurumların su kalitesi ve yönetimi konusunda kazandığı deneyimler - Son yıllarda çıkan yönetmeliklerin AB Direktifleri dikkate alınarak hazırlanması ve bu yönetmeliklerin uygulamada olması Güçlü (G) Olduğu Yönler: - Konu ile ilgili kanun hazırlığının yapılması - Yönetimin tek elden sağlanması amacıyla çalışmaların sürdürülmesi - Su kalitesi yönetiminde devlet tarafından sağlanan desteklerde son yıllarda artış olması - Vatandaşların su kalitesi konusunda basın ve yayın organları tarafından bilgilendirilmesi ve duyarlılık artışı - Halihazırda çok sayıda kurum ve kuruluşun konu ile ilgili yetkisinin olması - Ülke genelinde su kalitesine dair detaylı envanterin bulunmaması veya kurumlar arasında paylaşılmaması Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Ülke genelinde gelecek öngörüsü ile su kaynağı olarak kullanılacak kaynakların kalite durumlarının yıllara göre değişiminin belirlenmesi için yeterli envanterin mevcut olmaması veya kurumlar arasında paylaşılamaması - Yerel paydaşların olumsuz etkilerinden etkilenene kadar konuya yeterli ilgiyi göstermemeleri - Modern bilgi teknolojilerini kullanan izleme ve değerlendirme tekniklerinin yaygınlaştırılması konusunda yetersizlikler - Su kalitesi çalışmalarının yönetilmesinde gerekli planların yetersizliği 70

80 - Teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan online izleme ve denetim fırsatı - Basın yayın organları ile konu ile ilgili farkındalığın artırılması Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - Sivil toplum örgütlerinin konu ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla çalışmalar yapması - Kamu kurumlarında katılımcılığa önem verilmeye başlanması - AB uyum sürecinde konu ile ilgili yapılacak düzenlemeler - İklim değişikliği sebebiyle bölgesel kuraklıkların olması ve suyun öneminin daha detaylı anlaşılması - Su kalitesi yönetimi konusunda politik desteğin artması - Konu ile ilgili AR-GE çalışmalarında ayrılan bütçelerde son yıllarda artış olması - Gerekli tedbirlerin ivedi bir şekilde alınmaması halinde sınırlı olan su kaynaklarının kullanılabilirliklerinin olumsuz etkilenmesi - Yetkisi olan kurum ve kuruluşların su kalitesi yönetimin tek elde toplanmasına karşı göstereceği dirençler Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - İzleme ve denetimin istenilen düzeyde olmaması neticesinde su kaynaklarının olumsuz etkilenmelerinin devam etmesi - Belirli su kalitesinde yaşayan canlıların su kalitesinin kötüleşmesi ile yok olması - Deşarj standartlarının sıkılaştırılması için gerekli politik desteğin sağlanmaması Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Doç. Dr. Mehmet ÇAKMAKCI 71

81 GZFT Analizi - Gerekli yasal düzenlemelerin hızla tamamlanma aşamasında olması Güçlü (G) Olduğu Yönler: Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Özellikle son dönemlerde üniversitelerle ortaklaşa gerçekleştirilen uygulamaya yönelik projelerin hayata geçirilmesi - Kapasite geliştirme amaçlı eğitim ve örnek çalışmalarına verilen önem - Yürürlüğe geçirilmiş olan yönetmeliklerden uygulamaya geçmiş olan yönetmelik sayısının az olması - İzleme çalışmalarındaki yetersizlik - Su kalitesi ile ilgili veri tabanı çalışmalarının sonlandırılamamış olması - Su Kanunu nun hayata geçirilmesi ile su yönetimindeki kanuni boşlukların doldurulabilecek olması Sahip Olduğu Fırsatlar (F): Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - Çevre Bilimleri alanında ülkemizde yapılan çalışmalar sayesinde kazanılan bilgi ve tecrübenin havza yönetim planlarının oluşturulması çalışmalarına aktarılabilme olasılığı - Havza yönetim planlarının oluşturulabilmesi için gerekli mali sorunlar - İzleme çalışmalarının yüksek maliyeti - Su kalitesinden sorumlu kurumların görev çakışmaları Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Yrd. Doç. Dr. Emre ALP 72

82 GZFT Analizi Güçlü (G) Olduğu Yönler: - Su Çerçeve Direktifi ne uyum çalışmalarının başlaması - Mevcut verilerin değerlendirilmesi - Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nün kurulması - Su yönetimine ilişkin çok sayıda kurum olması Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Teknik eleman yetersizliği - Bütçe gereksinimi - Laboratuvar v.b. veri toplamaya yönelik kurum yetersizliği - Su Kanunu nun hazırlanması ve yürürlüğe girmesi Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - Üniversitelerde ekolojik kalite unsurlarına ilişkin bilgi birikimi Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - Su kalitesi yönetimine ilişkin ulusal bilincin oluşmaması - Suyu kullanan unsurların suyu koruma konusunda yeterli bilince sahip olmaması Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Prof. Dr. Nilsun DEMİR 73

83 GZFT Analizi Güçlü (G) Olduğu Yönler: - Su kaynaklarının yönetimini sağlayan yeterli sayıda ve kapasitede kurum ve kuruluşun bulunuyor olması. Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Su konusunda çok fazla sayıda mevzuat bulunması, zaman zaman yetki ve sorumluluk karmaşasının yaşanmasına sebep olması. - Çevre ve su konularında bilinçlenme seviyesinin artıyor olması, su yönetimi konusunda yapılan çalışmaların hayata geçirilmesini sağlayabilecektir. Sahip Olduğu Fırsatlar (F): Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - Su konusunda fazla sayıda sorumlu kurumun bulunuşu, kurumlar arası yetki kargaşasını ve dolayısıyla suyun sürdürülebilir yönetimini imkansız hale getirebilecektir. 74

84 GZFT Analizi Güçlü (G) Olduğu Yönler: Zayıf (Z) Olduğu Yönler: Sahip Olduğu Fırsatlar (F): Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - İlgili AB Direktiflerinin uygulanması için alt yapı çalışmalarının başlanmış, ilgili yönetmeliklerin hazırlanmış ve uygulanmaya konmuş olması - Taslak yönetmelik çalışmaları - İlgili bilimsel projelerin geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuş olması - Yetkili kurum sayısının fazlalığı - Yetkili kurumlar arasında etkin koordinasyon kurulamaması - AB Direktifleri gibi çerçeve rehberlerin henüz ülkemizi bağlayıcı yapıda olmaması - Entegre Havza Yönetimi kapsamında planlama olmaması - İzleme ve kontrol mekanizmalarının yetersizliği - Akademik, sivil toplum, yerel vb. devlet dışı kurumların yönetime etkin katılımlarının sağlanamaması - Biyolojik çeşitlilik, doğal alanlar ve ekosistem hizmetlerinin ilgili mevzuatta yeterince yer almaması - Bilimsel verilerin farklı kurumlar tarafından toplanıyor olması/veri paylaşımı/ulusal veri tabanı olmaması - Su Yönetimi Genel Müdürlüğü yapısının kurulması - Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu nun kurulması - SUEN in kurulması - Uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatı ve ilgili direktifler (ör. Su Çerçeve Direktifi) tarafından su kalitesi yönetiminin çerçevesinin ve standartlarının belirlenmiş olması - Su Kanunun çıkıyor olması - Ulusal Su Kalitesi Yönetimi Stratejisi - Ulusal Havza Yönetim Stratejisi - Planlama, uygulama, izleme, ve denetim süreçleri için yetkili tek bir merci saptanamaması durumu - Akademik, sivil toplum, yerel vb. devlet dışı kurumların planlama ve uygulama süreçlerine etkin katılımlarının sağlanamaması - Özellikle belediye gibi yerel mercilerde fon yetersizliği - AB uyum sürecindeki kararlı tutumun azalması - Doğal alanları, biyoçeşitlilik ve ekosistem hizmetlerini ilgilendiren gündemdeki yeni kanun tasarılarının bazı maddeleri Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Eren Atak (WWF Türkiye) 75

85 GZFT Analizi Güçlü (G) Olduğu Yönler: Zayıf (Z) Olduğu Yönler: Sahip Olduğu Fırsatlar (F): Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): Tarih: İlgili AB direktifleri ile uyumlu ve eşleşen yönetmeliklerin mevcudiyeti (Havza, yer altı suları ve yüzeysel suların korunmasına dair vb yönetmelikler) - Ulusal su kalitesi yönetim stratejisinin kısa, orta ve uzun vade planlarının yapılmış olması - AB SÇD ile uyumlu izleme, veri toplama ve planlama çalışmaları için OSİB tarafından havzalar bazında çalışmaların başlatılmış olması - Havza eylem planlarının OSİB tarafından ele alınmış olması - İçme suyu arıtma normlarının belirlenecek olması - İdari koordinasyonun olmaması, birçok kurumun direk ve dolaylı olarak su ile ilgili hükümlerinin olması ve yetki karmaşası, çakışması, çatışması - Farklı kurumlarca yapılan yönetmelikler nedeniyle çakışmalar (SKKY de detaylandırılmamış yüzeysel suların korunması, havza vb hususlar OSİB tarafından yapılan detaylı yönetmeliklerle çakışması) - Öncelikli kirleticilerin yeterince ele alınmaması, analiz güçlükleri, standart analiz yöntemlerinde harmonizasyonun olmaması - Spesifik kirleticilerin analizinde, laboratuar imkanlarının yetersiz olması - Envanter ve izleme için yürürlüğe giren veya planlanan çok sayıda özgün projenin mevcudiyeti - Deneyimli akademik, idari ve yürütücü iş gücünün mevcudiyeti - Su Kanunu taslak çalışması - Ulusal Su Entitüsü nün kurulmuş olması - Çok sayıda çalışan kurum, koordinasyon sağlandığı taktirde fırsata dönüşecektir. - Çok sayıda mevcut olan arıtma tesislerinin modifikasyonu ile atıksuların tekrar kulanılabilir olması önemli bir fırsattır. - Yetki karmaşasını doğuracak çok sayıda söz sahibi kurumların koordinasyonsuz bir biçimde mevcut olması - OSİB Su yönetiminin taşra teşkilatının olmaması ve yeterli elemanın bulunmaması - Farklı kurumlar tarafından uygulanan birbiriyle bağlantılı olmayan yönetmelikler - İzleme ve denetlemede kurumlar arası harmonizasyonun olmaması, mükerrer işler, farklı standartlarla ölçümler - Ortak paylaşıma açık olmayan veri deposu Dolduran Üyenin Adı Soyadı : Prof. Dr. Halil HASAR 76

86 GZFT Analizi Güçlü (G) Olduğu Yönler: Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Türkiye de, su ile ilgili olarak çalışan kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliğinin ortadan kaldırılması yönünde, su yönetimini ve suyla ilgili uygulamaların tek bir kurum bünyesinde toplanmaya çalışılması olumlu gelişmelerdir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı nın bünyesindeki, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nün evrensel yöntemler kullanma yönündeki çalışmaları önemlidir. Özellikle, biyolojik izlemenin önemini vurgulayarak SÇD ye uyum yönünde çalışmalar yapılması ve üniversitelerle iş birliği içinde olunması en önemli güçlü yönlerdir. - Görüldüğü üzere Ulusal Su Kalitesi Yönetimi raporu, SÇD yi baz almakta ve Türkiye'ye uyarlamaya çalışmaktadır. SÇD içerisinde yer alan izleme çalışmalarının temelinde biyolojik kalite unsurları ve biyolojik izleme yer almaktadır. Fakat bu raporda, yeteri kadar önemi vurgulanmamıştır. - Terim olarak su kaynağının kullanılması karışıklık yaratmaktadır. Çünkü, su kaynağı denildiğinde suyun yer altından yüzeye çıktığı alan olan kaynak bölgesi algılanabilir. Ayrıca, SÇD de de su kaynağı yerine water bodies yani su kütleleri terimi kullanılmaktadır. Bu nedenle, su kütleleri şeklinde kullanım daha doğrudur ve bu şekilde düzeltilmesi gerekmektedir. - Biyolojik izleme çalışmaları, hizmet alımı şeklinde yapılamayacak kadar önemli olup Türkiye de bilimsel yönden eksikliklerin giderilebilmesi için kapsamlı çalışmalar, konu üzerine uzman, bilimsel açıdan yeterli akademisyenler tarafından yapılmalıdır. Bu çalışmalar ayrı olarak projelendirilmeli ya da mevcut projelere paralel projeler şeklinde yürütülmelidir. Çünkü SÇD yöntemlerinin Türkiye ye uyumlu hale getirilebilmesi için önemli ve ayrıntılı bilimsel çalışmaların sonuçları gerekmektedir. Bu çalışmaların başında bölgesel flora ve faunanın saptanması, bölgesel indekslerin hazırlanması ve SÇD de kullanılan multimetrik yöntemlerin bu bilimsel veriler kullanılarak Türkiye ye uyumlu hale getirilmesi yönünde çalışmalar yeteri kadar öne çıkmamaktadır. Ancak, bu durumda eksik olan bilimsel yönler tamamlanabilir ve daha sonra düzenli oarak uygulanabilir. - Raporda, akademik çevrelerin SÇD uygulamaları konusunda yetersiz kaldığından söz edilmiştir. Konu üzerine çalışan, yeterli temel bilgiye sahip pek çok akademisyen bulunmaktadır. Ayrıca, SÇD yi doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren pek çok yüksek lisans ve doktora tezi yapılmış ve yapılmaktadır. Ayrıca, 77

87 Türkiye fauna ve florasına uygun ekolojik kaliteye yönelik yayın da yapılmış ve yapılmaktadır. Fakat, bu çalışmaların sonuçlarının sadece bir araya getirilmeye çalışılarak bir veri tabanı oluşturmak tek başına yeterli değildir. Ek olarak SÇD yöntemlerini Türkiye de yerleştirebilecek kapsamlı bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. - Suyun kullanılabilir bir değer olduğundan çok, suyun kendisinin ön plana çıkarılması gerekmektedir. Çünkü, su bakımından zengin olmayan ülkemizde su kütlelerinin korunmasını sağlamak gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki kalitesini, miktarını koruyamadığınız bir su kütlesini kullanmanız da imkansız olacaktır. Bu nedenle üzerinde durulması gereken konu, suyun kullanım değeri yerine suyun kendisi olmalıdır. - Türkiye deki su kalitesinin yönetimi konusunda büyük bir eksiklik bulunmaktaydı. Yeni yönetim, suyun yönetimini bilimsel çalışmalar çerçevesinde gerçekleştirdiği takdirde, Türkiye deki su kaynaklarını izleme yönündeki yöntem eksikliği kapatılmış olacaktır. Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - Su ekosistemlerinin kalitelerinin korunabilmesi için özellikle, biyolojik yöntemlerle mutlaka izlenmesi gerekmektedir. Benzer fauna ve floraya sahip olan ve çok uzun süredir biyolojik izlemeyi kullanan ülkelerdeki yerleşmiş yöntemlerin, Türkiye ye uyum sağlayabileceği yönünde bilimsel çalışmalar yapılmış olması önemli fırsattır. - Türkiye'de üniversiteler bünyesinde, su kalitesi ile ilgili olarak çalışan pek çok akademisyen mevcuttur. Bakanlık tarafından yapılacak su kalitesi ile ilgili çalışmalarda konusunda uzman akademisyenlerle ortak çalışmalar yapılarak bilimsel düzeyde sağlam çıkarımlar yapılabilir. - Televizyonlarda kamu spotu şeklinde suyun önemini vurgulayan bilgilendirici ve suyun kullanımı üzerine daha dikkatli olunması yönünde toplum bilinci yaratan bilgilendirici, eğitici, yönlendirici reklamlar yapılabilir. Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - SÇD ye uyum çalışmalarının sadece bir zorlama çerçevesinde yapıldığı gibi bir kanının giderilmesi gerekir. Bu tür bir kanı, SÇD ye uyum çalışmalarına karşı bir direnç yaratmaktadır. Halbuki bu çalışmalar Türkiye deki su kaynaklarının korunabilmesi için zaten çok önceden yapılmalıydı. - Yürütülen projelerde ve çalışmalarda akademik çevrenin geri planda bırakılması elde edilen sonuçların 78

88 bilimselliği açısından büyük bir açık yatacaktır. - Kurumlar arasında yetki karmaşası net bir şekilde ifade edilmediği takdirde anlaşmazsızlıklar olabilir. Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Prof. Dr. Nilgün KAZANCI 79

89 GZFT Analizi Güçlü (G) Olduğu Yönler: - Mevzuatta yapılan ve yapılması planlanan düzenlemeler ile güçlü bir yönetim yapısının ortaya çıkartılması çalışmaları. Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Henüz havza sınırları dikkate alınarak su kalitesi yönetiminin yapılamaması. - Su kalitesi izleme çalışmalarının yetersiz oluşu nedeni ile veri azlığı. - Kurumlar arası yetki karmaşası. Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - Su kalitesi ile ilgili yapılan akademik çalışmalar. - Gelişen laboratuar altyapısı. - Toplumun her kesiminde konunun önemi konusundaki hassasiyetler. Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - Etkin bir yönetim çalışmasının gerçekleştirilememesi nedeniyle mevcut su kalitesinde olumsuz değişimler. Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Yrd. Doç. Dr. Oktay ÖZKAN 80

90 GZFT Analizi - İlgili bakanlıkta bu konuda üst düzey bir destek olması Güçlü (G) Olduğu Yönler: - Bakanlıkta hem yönetici ve hem de destek personeli anlamında yetişmiş elemanların bulunması - Halihazırda yürütülen projelerde önemli bir deneyim kazanılmış olması - Orman ve Çevre Bakanlığının ayrılmış olması ve dolayısıyla hem yetki ve sorumlulukların ve hem de yetişmiş destek elemanlarının dağınık bir hale gelmesi Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - İzleme çalışmalarının yetersiz ve koordinasyondan uzak olması. Toplanmakta olan verilerin amaca yönelik veri tabanı yaklaşımı içermemesi. Benzer verilerin birbiri ile eşgüdüm yapmayan değişik kurumlar tarafından toplanarak kaynak israfı yapılması Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - AB sürecindeki benzer uygulamaların örnek olarak kullanılması Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - Kurumlar-arası yetki ve sorumluluk paylaşımında belirsizlik, eşgüdüm sağlanamaması - Önemli bir paydaş olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Çevre ayağının hızla zayıflaması - Kıyılarda ekosistem tabanlı ulusal izleme gerçekleştirme kapasitesine sahip (gemi ve teknelere sahip) üniversiteye bağlı kurumların altyapısının güçlendirilmesine dair ilgisizlik Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Prof. Dr. Ahmet KIDEYŞ 81

91 GZFT Analizi Güçlü (G) Olduğu Yönler: - Su kalitesinin izlenmesi ile ilgili kurumların sorumlulukları kapsamındaki farklı konularda deneyimlerinin olması ve yetişmiş personelinin bulunması - Su kalitesine ilişkin kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelerin hali hazırda bazı kurumlar tarafından düzenli olarak izleniyor olması - İlgili mevzuatın AB direktifleri doğrultusunda uyumlaştırılmış olması bu konuda pek çok yönetmeliğin yayımlanmış olması - Uyumu yapılan bazı yönetmeliklerin uygulanmasında halen eksikliklerin bulunması - Su kalitesi ile ilgili yapılan çalışmaların havza bazında olmaması Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Mevcut izleme verilerinin bütünsel olarak değerlendirilememesi - Kurumlar arası işbirliğinin ve koordinasyonun sağlanamaması - Yeni yapılanan bazı kurumların taşra teşkilat yapılarının henüz oluşturulmamış olması yada idari kapasitenin yetersiz olması - SUEN in kurulmuş olması Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - Su Yönetimi Koordinasyon Kurulunun kurulmuş olması - Su Kanunu Tasarısının hazırlanmış olması - İlgili pek çok sektörün bir araya geleceği Su Şurası hazırlık çalışmaları - Su kaynaklarının yeterince korunmaması Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): - Su Kalitesine yönelik ilgili kurumlardaki yetki ve sorumlulukların girift olması - İçme suyu kalitesindeki suyun farklı amaçlar için kullanılması, su tasarrufu bireysel ve kurumsal duyarlılığın yeterince oluşturulamaması 82

92 - Yerel Yönetimlerin su kaynaklarının korunmasına, su kalitesinin izlenmesine ve iyileştirilmesine yönelik yeterli finansmanı ayırmaması Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Sağlık Bakanlığı 83

93 GZFT Analizi - Birçok kuruma ait koruma amaçlı mevzuatın bulunması, - İzleme ve su kalitesi bilgisine sahip kurum ve kuruluşlara ait personellerin bulunması Güçlü (G) Olduğu Yönler - Ulusal anlamda farkındalığın olması, - Konu ile ilgili olan çok tarafın bulunması ile birlikte, ortak bir amaç güdülüyorsa çözüm için önerilerinde çok olması gerekir. - Su kalitesi konusunda mevzuata sahip olan kurum ve kuruluşların kendi paramatreleri ve süresinde izleme yapmaları Zayıf (Z) Olduğu Yönler: - Ülkesel anlamda tek bir izleme sisteminin, tek bir analiz metodunun ve tek bir numune alma metodunun olmaması ve sınıflandırmanın olmaması (farklı kurumların değerlendirme sonuçları birbiriyle uyuşmamaktadır.) - Biyolojik verilerin eklenmesi - Mevcut verilerin muhafazası, değerlendirilmesi - Detaylı bilgi ve belgelerin paylaşılması - Ülkemizde su kalitesinin mevcut durum ve analizi Sahip Olduğu Fırsatlar (F): -Su kalitesinin iyileştirilmesi için plan ve projeler yapılabilir. - Su kalitesi ile ilgili olarak ulusal ve uluslararası çalışmalar takip edilebilir, analiz metotlarının değerlendirilmesi elde edilen sonuçların yorumlanmasını da kolaylaştıracaktır. - Çeşitli bakanlıklar arasında olan yetki karmaşası - Su kalitesi izleme projelerinin arttırılması ile birlikte mali planda da payının arttırılması beklenmektedir. - Kimyasalların deşarj standartları ve alıcı ortama ait 84

94 Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): standartlarında yeni düzenlemeler yapılmalı. Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı/Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü 85

95 GZFT Analizi - Ülkemizde su kalitesi konusunda izleme yapan kurum kuruluşların bulunması mevcut bir bilgi birikimi ve donanımın bulunması Güçlü (G) Olduğu Yönler: Zayıf (Z) Olduğu Yönler: Sahip Olduğu Fırsatlar (F): - Yetki karmaşasının olması, mükerrer verinin üretilmemesi için çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından ihtiyaç duyulan su kalitesi verilerin tek kurum tarafından üretilmesini sağlayacak yetkilendirmenin ve tanımlamanın yapılmamış olması - DSİ bünyesinde AB Su Çerçeve Direktifindeki izleme sistemine benzer bir izleme ağının bulunması - Yeni bir yapılanmaya karşı direnç oluşması. Karşı Karşıya Bulunduğu Tehditler (T): Tarih: Dolduran Üyenin Adı Soyadı: Fikriye BALTACI (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) 86

Su Çerçeve Direktifi ve Genel Kavramlar. Ülkemizde Yapılan Çalışmalar. Belirli kirleticiler ve ÇKS leri. Alıcı ortam bazlı deşarj standartları

Su Çerçeve Direktifi ve Genel Kavramlar. Ülkemizde Yapılan Çalışmalar. Belirli kirleticiler ve ÇKS leri. Alıcı ortam bazlı deşarj standartları Su Çerçeve Direktifi ve Genel Kavramlar Ülkemizde Yapılan Çalışmalar Belirli kirleticiler ve ÇKS leri Alıcı ortam bazlı deşarj standartları Hassas alanlar İzleme programları Denizlerde kirlilik izleme

Detaylı

Marmara Kıyıları Hassas Alan Yönetimi

Marmara Kıyıları Hassas Alan Yönetimi Marmara Kıyıları Hassas Alan Yönetimi Huri EYÜBOĞLU Şub. Müd. [email protected] İSTANBUL SUNUM İÇERİĞİ SINHA PROJESİ Türkiye Kıyılarında Kentsel Atıksu Yönetimi: Sıcak Nokta ve Hassas Alanların

Detaylı

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇED İZİN VE DENETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ LABORATUVAR ÖLÇÜM VE İZLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇED İZİN VE DENETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ LABORATUVAR ÖLÇÜM VE İZLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇED İZİN VE DENETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ LABORATUVAR ÖLÇÜM VE İZLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI EVSEL VE ENDÜSTRİYEL KİRLİLİK İZLEME PROGRAMI 1 Ergene Havzası Su Kalitesi İzleme Raporu

Detaylı

Ergene Havzası Koruma Eylem Planı 15 başlıktan meydana gelmektedir.

Ergene Havzası Koruma Eylem Planı 15 başlıktan meydana gelmektedir. Ergene Havzası Koruma Eylem Planı 15 başlıktan meydana gelmektedir. ERGENE HAVZA KORUMA EYLEM PLANI 1. Dere yatakları temizleniyor, 2. Belediye AAT leri DSİ tarafından inşa ediliyor, 3. Islah Organize

Detaylı

MARMARA BÖLGESİNDEKİ HAVZA KORUMA EYLEM PLANI

MARMARA BÖLGESİNDEKİ HAVZA KORUMA EYLEM PLANI MARMARA BÖLGESİNDEKİ HAVZA KORUMA EYLEM PLANI 1 İÇERİK 1. HAVZA KORUMA EYLEM PLANLARI 2. MARMARA VE SUSURLUK HAVZALARI 3. ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ 4. HAVZA YÖNETİM YAPILANMASI 5. NEHİR HAVZA YÖNETİM

Detaylı

Prof. Dr.Lütfi AKCA Müsteşar

Prof. Dr.Lütfi AKCA Müsteşar Doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması 21.yy da insanlığın en önemli sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Dünya nüfusundaki hızlı artışla beraber, doğal kaynakların

Detaylı

Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi

Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi Yrd. Doç. Dr. Burhan ÜNAL Bozok Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yozgat Su, tüm canlılar için bir ihtiyaçtır. Su Kaynaklarının

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ VE BU ALANDA TÜRKİYE DE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR

AVRUPA BİRLİĞİ SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ VE BU ALANDA TÜRKİYE DE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR AVRUPA BİRLİĞİ SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ VE BU ALANDA TÜRKİYE DE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR Ayla EFEOGLU Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü AB İle İlişkiler Şube Müdürü İÇERİK AB Su Çerçeve Direktifi hakkında genel

Detaylı

SU KALİTE ÖZELLİKLERİ

SU KALİTE ÖZELLİKLERİ SU KALİTE ÖZELLİKLERİ Su kirliliği Su kaynağının kimyasal, fiziksel, bakteriyolojik, radyoaktif ve ekolojik özelliklerinin olumsuz yönde değişmesi şeklinde gözlenen ve doğrudan veya dolaylı yoldan biyolojik

Detaylı

DOĞA - İNSAN İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİ DERS 3

DOĞA - İNSAN İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİ DERS 3 DOĞA - İNSAN İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİ DERS 3 İnsan yaşamı ve refahı tarihsel süreç içinde hep doğa ve doğal kaynaklarla kurduğu ilişki ile gelişmiştir. Özellikle sanayi devrimine kadar

Detaylı

HAVZA KORUMA EYLEM PLANLARI EYLEMLERİ

HAVZA KORUMA EYLEM PLANLARI EYLEMLERİ Türkiye de Su Yönetiminin Değişimi Taner KİMENÇE, Altunkaya ÇAVUŞ,Burhan Fuat Çankaya 31 Ocak 2017 HAVZA KORUMA EYLEM PLANLARI EYLEMLERİ Havza Koruma Eylem Planları ile Ülkemizde bulunan 25 Nehir Havzasının

Detaylı

CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon. Türkiye deki Atıksu Altyapısı ve Atıksu Mevzuatı

CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon. Türkiye deki Atıksu Altyapısı ve Atıksu Mevzuatı CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon Türkiye deki Atıksu Altyapısı ve Atıksu Mevzuatı Yrd. Doç. Dr. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Türkiye deki Mevcut Atık Su Altyapısı Su kullanımı ve atık

Detaylı

ULUSAL SU VE SAĞLIK KONGRESİ

ULUSAL SU VE SAĞLIK KONGRESİ T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ULUSAL SU VE SAĞLIK KONGRESİ NEHĠR HAVZA YÖNETĠM PLANLARI, SU ÇERÇEVE DĠREKTĠFĠ VE BU KAPSAMDA DSĠ TARAFINDAN YAPILAN YERÜSTÜ SU KALĠTESĠ

Detaylı

TEBLĐĞ Çevre ve Orman Bakanlığından: KENTSEL ATIKSU ARITIMI YÖNETMELĐĞĐ HASSAS VE AZ HASSAS SU ALANLARI TEBLĐĞĐ ĐKĐNCĐ BÖLÜM

TEBLĐĞ Çevre ve Orman Bakanlığından: KENTSEL ATIKSU ARITIMI YÖNETMELĐĞĐ HASSAS VE AZ HASSAS SU ALANLARI TEBLĐĞĐ ĐKĐNCĐ BÖLÜM 27 Haziran 2009 CUMARTESĐ Resmî Gazete Sayı : 27271 TEBLĐĞ Çevre ve Orman Bakanlığından: KENTSEL ATIKSU ARITIMI YÖNETMELĐĞĐ HASSAS VE AZ HASSAS SU ALANLARI TEBLĐĞĐ BĐRĐNCĐ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Yasal Dayanak

Detaylı

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı ARAZİ BOZULUMU LAND DEGRADATİON Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı LAND DEGRADATİON ( ARAZİ BOZULUMU) SOİL DEGRADATİON (TOPRAK BOZULUMU) DESERTİFİCATİON (ÇÖLLEŞME) Arazi Bozulumu Nedir - Su ve rüzgar

Detaylı

ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ATIKSU YÖNETİMİ

ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ATIKSU YÖNETİMİ ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ATIKSU YÖNETİMİ Ece SARAOĞLU Çevre ve Şehircilik Uzmanı 4. Türk-Alman Su İşbirliği Günleri 24.09.2014 Sunum İçeriği Atıksu Politikamız Atıksu Mevzuatı Su Kirliliği Kontrolü

Detaylı

Kırklareli 15 Tesisin Açılış ve Temel Atma Merasimi 25 Mayıs 2013, Cumartesi 15:30

Kırklareli 15 Tesisin Açılış ve Temel Atma Merasimi 25 Mayıs 2013, Cumartesi 15:30 Kırklareli 15 Tesisin Açılış ve Temel Atma Merasimi 25 Mayıs 2013, Cumartesi 15:30 Sayın Bakanım, Sayın Valim, Sayın Milletvekillerim, Sayın Belediye Başkanlarım, Genel Müdürlerim, değerli konuklar, hanımefendiler,

Detaylı

GEDİZ HAVZASI Gediz Nehri nin uzunluğu 275 km 175 km si Manisa ili 40 km si Kütahya ili 25 km si Uşak 35 km si İzmir

GEDİZ HAVZASI Gediz Nehri nin uzunluğu 275 km 175 km si Manisa ili 40 km si Kütahya ili 25 km si Uşak 35 km si İzmir 1/15 GEDİZ HAVZASI Gediz Nehri nin uzunluğu 275 km 175 km si Manisa ili 40 km si Kütahya ili 25 km si Uşak 35 km si İzmir 2/15 Gediz Havza Koruma Eylem Planı (2008) Gediz Havza Koruma Revize Eylem Planı

Detaylı

SULAMA VE ÇEVRE. Küresel Su Bütçesi. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com. Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ

SULAMA VE ÇEVRE. Küresel Su Bütçesi. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com. Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ Sulama? Çevre? SULAMA VE ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ SULAMA: Bitkinin gereksinimi olan ancak doğal yağışlarla karşılanamayan suyun toprağa yapay yollarla verilmesidir ÇEVRE: En kısa tanımıyla

Detaylı

TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ

TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığından

Detaylı

Yıllar 2015 2016 2017 2018 2019 PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler

Yıllar 2015 2016 2017 2018 2019 PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler 1. HAVZA KORUMA PLANI KURUM VE KURULUŞLARIN KOORDİNASYONUNUN 2. SAĞLANMASI 3. ATIK SU ve ALTYAPI YÖNETİMİ 3.1. Göl Yeşil Kuşaklama Alanındaki Yerleşimler Koruma Planı'nda önerilen koşullarda önlemlerin

Detaylı

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER Technical Assistance for Implementation Capacity for the Environmental Noise Directive () Çevresel Gürültü Direktifi nin Uygulama Kapasitesi için Teknik Yardım Projesi Technical Assistance for Implementation

Detaylı

İSTANBUL UN YENİ SU KAYNAĞI SAKARYA NEHRİ VE SU ALMA YAPISI TEKNİK TESPİT GÖRÜŞÜ

İSTANBUL UN YENİ SU KAYNAĞI SAKARYA NEHRİ VE SU ALMA YAPISI TEKNİK TESPİT GÖRÜŞÜ TEKNİK TESPİT RAPORU 2014 İSTANBUL UN YENİ SU KAYNAĞI SAKARYA NEHRİ VE SU ALMA YAPISI TEKNİK TESPİT GÖRÜŞÜ [TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ] 30 AĞUSTOS 2014 TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

Detaylı

Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü

Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü Çevre Denetimi Ani, planlı, birleşik denetimler ve izlemeler yapılmaktadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu ve yönetmelikleri kapsamında Hava, Su,

Detaylı

ATIKSU YÖNETİMİ VE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR. IV. OSB ÇEVRE ZİRVESİ Recep AKDENİZ Genel Müdür Yardımcısı Bursa 2016

ATIKSU YÖNETİMİ VE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR. IV. OSB ÇEVRE ZİRVESİ Recep AKDENİZ Genel Müdür Yardımcısı Bursa 2016 ATIKSU YÖNETİMİ VE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR IV. OSB ÇEVRE ZİRVESİ Recep AKDENİZ Genel Müdür Yardımcısı Bursa 2016 Sunumun İçeriği Su Durumu ve Sektörlere Dağılımı Bakanlığımızın Görev Çerçevesi Çevre kanununda

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve ÇEVRE Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB ve Çevre- Temel ilkeler AB ve İklim Değişikliği AB ve Su Kalitesi AB ve Atık Geri Dönüşümü Müzakere sürecinde

Detaylı

Su, evrende varolan canlı varlıkların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan en temel öğedir. İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı,

Su, evrende varolan canlı varlıkların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan en temel öğedir. İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, GELECEĞİN SORUNLARI SU Su, evrende varolan canlı varlıkların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan en temel öğedir. İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, ekonomik kalkınma, enerji üretimi,

Detaylı

Dünyadaki toplam su potansiyeli. Dünyadaki toplam su miktarı : 1,4 milyar km 3 3/31

Dünyadaki toplam su potansiyeli. Dünyadaki toplam su miktarı : 1,4 milyar km 3 3/31 İçerik Dünyadaki su potansiyeline bakış Türkiye deki su potansiyeline bakış Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Görevleri Mevzuat Çalışmaları Yapılan Faaliyetler Su Tasarrufu Eylem Planı Su Ayakizi Çalışmaları

Detaylı

PROJE - FAALİYET KISA VADE ORTA VADE UZUN VADE 1 HAVZA KORUMA EYLEM PLANI STRATEJİSİNİN OLUŞTURULMASI

PROJE - FAALİYET KISA VADE ORTA VADE UZUN VADE 1 HAVZA KORUMA EYLEM PLANI STRATEJİSİNİN OLUŞTURULMASI 1 HAVZA KORUMA EYLEM PLANI STRATEJİSİNİN OLUŞTURULMASI ÇOB, DSİ, İB, Valilikler, Belediyeler, Üniversiteler, TÜBİTAK HSA/ÇİB 2 KURUM VE KURULUŞLARIN KOORDİNASYONUNUN SAĞLANMASI ÇOB, Valilikler HSA/ÇİB

Detaylı

ULUSAL SU VE SAĞLIK KONGRESİ

ULUSAL SU VE SAĞLIK KONGRESİ ULUSAL SU VE SAĞLIK KONGRESİ TEKIRDAĞ İLI, TÜRKMENLI GÖLETI İÇME SUYU HAVZASıNı ETKILEYEN UNSURLARıN TESPITI VE HAVZANıN KORUNMASıNA YÖNELIK YAPıLMASı GEREKENLER ÜZERINE BIR DEĞERLENDIRME Sema KURT Tekirdağ

Detaylı

EĞİRDİR GÖLÜ SU KALİTESİ

EĞİRDİR GÖLÜ SU KALİTESİ EĞİRDİR GÖLÜ SU KALİTESİ Yrd. Doç. Dr. Şehnaz ŞENER Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Göl 482 km² yüzölçümü ile Türkiye nin 4. büyük gölü aynı zamanda 2.

Detaylı

SU KİRLİLİĞİ HİDROLOJİK DÖNGÜ. Bir damla suyun atmosfer ve litosfer arasındaki hareketi HİDROLOJİK DÖNGÜ

SU KİRLİLİĞİ HİDROLOJİK DÖNGÜ. Bir damla suyun atmosfer ve litosfer arasındaki hareketi HİDROLOJİK DÖNGÜ SU KİRLİLİĞİ HİDROLOJİK DÖNGÜ Atmosfer de bulunan su buharı başlangıç kabul edilirse buharın yoğunlaşarak yağışa dönüşmesi ve yer yüzüne ulaşıp çeşitli aşamalardan geçtik ten sonra tekrar atmosfere buhar

Detaylı

TÜRKİYE SULAKALANLAR KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ 22-23 Mayıs 2009 Eskikaraağaç Bursa

TÜRKİYE SULAKALANLAR KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ 22-23 Mayıs 2009 Eskikaraağaç Bursa TÜRKİYE SULAKALANLAR KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ 22-23 Mayıs 2009 Eskikaraağaç Bursa Ülkemizde sulakalanların tarihi, bataklıkların kurutulmasının ve tarım alanı olarak düzenlenmesinin tarihiyle birlikte

Detaylı

SYGM ÇEVRE MÜHENDİSİ SEMİH EMLEKÇİ

SYGM ÇEVRE MÜHENDİSİ SEMİH EMLEKÇİ SYGM ÇEVRE MÜHENDİSİ SEMİH EMLEKÇİ SONUÇ VE DEĞERLENDİRME İÇERİK SUYUN ÖNEMİ TÜRKİYE DE SU AVRUPA BİRLİĞİ NDE SU KAYNAKLARI AB SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ SU ÇERÇEVE DİREKTİFİNİN ANA PRENSİPLERİ TÜRKİYE DE SU

Detaylı

CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon

CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Türkiye Çevre Durum Raporu 2011 www.csb.gov.tr/turkce/dosya/ced/tcdr_20 11.pdf A3 Su ve Su Kaynakları 3.4 Kentsel

Detaylı

KENTLERDE SU YÖNETİMİ İLE UYUM POLİTİKALARI. Dr. Tuğba Ağaçayak

KENTLERDE SU YÖNETİMİ İLE UYUM POLİTİKALARI. Dr. Tuğba Ağaçayak KENTLERDE SU YÖNETİMİ İLE UYUM POLİTİKALARI Dr. Tuğba Ağaçayak İÇERİK Türkiye Ortalama Sıcaklık, Yağış Değerleri İklim Değişikliği ve Su Sorunları Kentler ve İklim Değişikliği Türkiye de Su Kaynakları

Detaylı

2

2 1 2 3 4 5 sağlık ve koruyucu sağlık (sanitasyon) için gerekli olan suya sahip olmayan nüfusun, 2015 yılına kadar yarıya indirilmesi 6 Uluslararası Su ve Çevre Konferansı irlanda nın Dublin Kenti nde 26-31

Detaylı

Doğal Su Ekosistemleri. Yapay Su Ekosistemleri

Doğal Su Ekosistemleri. Yapay Su Ekosistemleri Okyanuslar ve denizler dışında kalan ve karaların üzerinde hem yüzeyde hem de yüzey altında bulunan su kaynaklarıdır. Doğal Su Ekosistemleri Akarsular Göller Yer altı su kaynakları Bataklıklar Buzullar

Detaylı

Su Yapıları II. Yrd. Doç. Dr. Burhan ÜNAL. Yrd. Doç. Dr. Burhan ÜNAL Bozok Üniversitesi n aat Mühendisli i Bölümü

Su Yapıları II. Yrd. Doç. Dr. Burhan ÜNAL. Yrd. Doç. Dr. Burhan ÜNAL Bozok Üniversitesi n aat Mühendisli i Bölümü Su Yapıları II Yrd. Doç. Dr. Burhan ÜNAL Bozok Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yozgat Su, tüm canlılar için bir ihtiyaçtır. 1 Dünya Su Kaynakları Tuzlu Sular; 97,20%

Detaylı

DÜZCE NİN ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI 4 ARALIK 2012 I. OTURUM OTURUM BAŞKANI: PROF. DR. SÜLEYMAN AKBULUT

DÜZCE NİN ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI 4 ARALIK 2012 I. OTURUM OTURUM BAŞKANI: PROF. DR. SÜLEYMAN AKBULUT DÜZCE NİN ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI 4 ARALIK 2012 I. OTURUM OTURUM BAŞKANI: PROF. DR. SÜLEYMAN AKBULUT YÖNETİCİ ÖZETİ Düzce Valiliği ve Düzce Üniversitesi nin birlikte düzenlemiş olduğu

Detaylı

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3 Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suyun % 97'si denizlerde ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan yalnızca % 2'si tatlı su kaynağı olup çeşitli amaçlar için kullanılabilir

Detaylı

Tehlikeli Kimyasal Nedir Tehlikeli Kimyasalların Sucul Çevre Açısından Önemi ve Kontrolü Çevresel Kalite Standartları Yasal Dayanak Yürütülen

Tehlikeli Kimyasal Nedir Tehlikeli Kimyasalların Sucul Çevre Açısından Önemi ve Kontrolü Çevresel Kalite Standartları Yasal Dayanak Yürütülen Tehlikeli Kimyasal Nedir Tehlikeli Kimyasalların Sucul Çevre Açısından Önemi ve Kontrolü Çevresel Kalite Standartları Yasal Dayanak Yürütülen Çalışmalar Ulusal Mevzuatta Yer Alacak Tehlikeli Kimyasalların

Detaylı

23 Temmuz 2016 CUMARTESİ

23 Temmuz 2016 CUMARTESİ 23 Temmuz 2016 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29779 YÖNETMELİK Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığından: TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ

Detaylı

ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE DE ATIKSU YÖNETİMİ

ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE DE ATIKSU YÖNETİMİ ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE DE ATIKSU YÖNETİMİ Ece SARAOĞLU Çevre ve Şehircilik Uzmanı 7. Türk-Alman Su İşbirliği Günleri 03.11.2017 Sunum İçeriği Atıksu Politikamız Ülkemizde Atıksu Mevzuatı

Detaylı

12 Mayıs 2016 PERŞEMBE

12 Mayıs 2016 PERŞEMBE 12 Mayıs 2016 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 29710 YÖNETMELİK Orman ve Su İşleri Bakanlığından: TAŞKIN YÖNETİM PLANLARININ HAZIRLANMASI, UYGULANMASI VE İZLENMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü. Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı. AB Çevre Müktesebatının Yerel Yönetimlere Uygulanması

Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü. Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı. AB Çevre Müktesebatının Yerel Yönetimlere Uygulanması Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı AB Çevre Müktesebatının Yerel Yönetimlere Uygulanması 1 Uygulama Örnekleri 1.Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği 2.Tehlikeli Maddelerin

Detaylı

USBS Ulusal Su Bilgi Sistemi Projesi

USBS Ulusal Su Bilgi Sistemi Projesi USBS Ulusal Su Bilgi Sistemi Projesi USBS YAPISI 08.12.2014 Su Yönetimi Genel Müdürlüğü İzleme ve Su Bilgi Sistemi Dairesi Başkanlığı Su Bilgi Sistemi Şube Müdürlüğü 1 Sunum Planı Geçmiş Süreçler Gelecek

Detaylı

Kirlenmiş Saha Temizleme ve İzleme Teknik Rehberi Prof. Dr. Kahraman Ünlü O.D.T.Ü. Çevre Mühendisliği Bölümü

Kirlenmiş Saha Temizleme ve İzleme Teknik Rehberi Prof. Dr. Kahraman Ünlü O.D.T.Ü. Çevre Mühendisliği Bölümü Toprak Kirliliğinin Kontrolu ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik Uygulamaları İçin Personel Eğitim Semineri 20-24 Haziran 2011 & 27 Haziran 1 Temmuz 2011 Kirlenmiş Saha Temizleme ve

Detaylı

İSTANBUL UN ÇEVRE SORUNLARI

İSTANBUL UN ÇEVRE SORUNLARI TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ İSTANBUL UN ÇEVRE SORUNLARI 05.06.2014 MEGA PROJELER VE SU HAVZALARINA ETKİSİ 3. HAVALİMANI PROJESİ KANAL İSTANBUL SU HAVZALARININ DURUMU VE KURAKLIK TEHLİKESİ

Detaylı

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ Bayram HOPUR Entegre Projeler Uygulama Şube Müdürü Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü www.cem.gov.tr 3. Ulusal Taşkın Sempozyumu- 29.04.2013 İstanbul ULUSAL

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Çevre Yönetim i Genel M üdürlüğü GENELGE

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Çevre Yönetim i Genel M üdürlüğü GENELGE T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Çevre Yönetim i Genel M üdürlüğü Sayı 41203884-010.06^2-2.8 Û.6./.Ç.5/.2016 Konu : Ergene Nehrinde Deşarj Standartlarında K ısıtlam a GENELGE (2 0 1 6 /0 5 ) Bilindiği

Detaylı

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 SUNUM AKIŞI Bölge Planı Hazırlık Süreci Paydaş Analizi Atölye Çalışmalarının Gerçekleştirilmesi Mevcut Durum Analizi Yerleşim Yapısı ve Yerleşmeler Arası İlişki Analizi

Detaylı

Municipal Wastewater Recovery by Aerobic Membrane Bioreactor (AMBR): Antalya Case Study

Municipal Wastewater Recovery by Aerobic Membrane Bioreactor (AMBR): Antalya Case Study Municipal Wastewater Recovery by Aerobic Membrane Bioreactor (AMBR): Antalya Case Study Aerobik Membran Biyoreaktör (AMBR) ile Atıksu Geri Kazanımı: Antalya Örneği Yılmaz F 1., Otuzaltı M. M 2 1 Akdeniz

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ TARAFINDAN FİNANSE EDİLEN PROJE LİSTESİ

AVRUPA BİRLİĞİ TARAFINDAN FİNANSE EDİLEN PROJE LİSTESİ MEDA FONU TÜRKİYE DEKİ ÇEVRE İLE İLGİLİ MEVZUATIN ANALİZİ PROJESİ: TAMAMLANDI 1 AVRUPA BİRLİĞİ İDARİ İŞBİRLİĞİ FONU TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİN ÇEVRE ALANINDA ENTEGRE UYUMLAŞTIRMA STRATEJİSİ PROJESİ: TAMAMLANDI

Detaylı

ÇEV 219 Biyoçeşitlilik. Ötrofikasyon. Ötrofikasyon

ÇEV 219 Biyoçeşitlilik. Ötrofikasyon.   Ötrofikasyon ÇEV 219 Biyoçeşitlilik Ötrofikasyon Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ötrofikasyon Eutrophication (Bataklıklaşma) kelimesi eski Yunancadaki eutrophos kelimesinden gelmektedir. Eutrophos:

Detaylı

DENİZ ÇEVRESİNİN KORUNMASI VE KİRLİLİĞİN ÖNLENMESİ ÇALIŞMALARI. Murat TURAN (Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi Başkanı)

DENİZ ÇEVRESİNİN KORUNMASI VE KİRLİLİĞİN ÖNLENMESİ ÇALIŞMALARI. Murat TURAN (Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi Başkanı) DENİZ ÇEVRESİNİN KORUNMASI VE KİRLİLİĞİN ÖNLENMESİ ÇALIŞMALARI Murat TURAN (Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi Başkanı) II. Marmara Denizi Sempozyumu İstanbul, Aralık 2015 Deniz Kirliliğinin Kaynakları 1-Deniz

Detaylı

Endüstriyel Kaynaklı Kirlenmiş Sahaların Yönetimi İçin Bilgi Sistemi Geliştirilmesi

Endüstriyel Kaynaklı Kirlenmiş Sahaların Yönetimi İçin Bilgi Sistemi Geliştirilmesi İ.T.Ü. 11. Endüstriyel Kirlenme Kontrolü Sempozyumu 11-13 Haziran 2008 Endüstriyel Kaynaklı Kirlenmiş Sahaların Yönetimi İçin Bilgi Sistemi Geliştirilmesi Dr. Serkan Girgin, M. Güvener, Ş. Polat, B. Büyüker,

Detaylı

Yaşar Topluluğu nda Su Riski ve Verimlilik Çalışmaları

Yaşar Topluluğu nda Su Riski ve Verimlilik Çalışmaları Yaşar Topluluğu nda Su Riski ve Verimlilik Çalışmaları 16 Aralık 2015/İZMİR Dilek EMİL Kurumsal İlişkiler Koordinatörü Birleşmiş Milletler Çevre Programı na göre dünyada 1.400 milyon km 3 su bulunuyor.

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI TÜRKİYE'DE ÇEVRE SORUNLARI DOÇ. DR.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI TÜRKİYE'DE ÇEVRE SORUNLARI DOÇ. DR. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI TÜRKİYE'DE ÇEVRE SORUNLARI DOÇ. DR. SEVİM BUDAK Katı Atıklar Dünya nüfusu gün geçtikçe ve hızlı bir şekilde artmaktadır.

Detaylı

AB ÇEVRE POLİTİKALARI. Prof.Dr. Günay Erpul Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ABD Dışkapı - Ankara

AB ÇEVRE POLİTİKALARI. Prof.Dr. Günay Erpul Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ABD Dışkapı - Ankara AB ÇEVRE POLİTİKALARI Prof.Dr. Günay Erpul Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ABD 06110 Dışkapı - Ankara [email protected] GİRİŞ Avrupa Birliği nin işleyişine ilişkin Antlaşma nın

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ COĞRAFYA BÖLÜMÜ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ COĞRAFYA BÖLÜMÜ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ COĞRAFYA BÖLÜMÜ HAVZA YÖNETİMİ DERSİ Havza Ekosistemini Oluşturan Sosyo-Ekonomik Özellikler Dr. Şevki DANACIOĞLU Doğal Kaynakların Tahribine Neden Olan

Detaylı

15 Nisan 2015 ÇARŞAMBA. Resmî Gazete. Sayı : YÖNETMELİK. Orman ve Su İşleri Bakanlığından: YÜZEYSEL SU KALİTESİ YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİNDE

15 Nisan 2015 ÇARŞAMBA. Resmî Gazete. Sayı : YÖNETMELİK. Orman ve Su İşleri Bakanlığından: YÜZEYSEL SU KALİTESİ YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİNDE 15 Nisan 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29327 YÖNETMELİK Orman ve Su İşleri Bakanlığından: YÜZEYSEL SU KALİTESİ YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 1 30/11/2012 tarihli

Detaylı

ŞEKİL LİSTESİ... ix TABLO LİSTESİ... xxxi MEVCUT TESİSLERİN İNCELENMESİ (İP 1)... 1

ŞEKİL LİSTESİ... ix TABLO LİSTESİ... xxxi MEVCUT TESİSLERİN İNCELENMESİ (İP 1)... 1 İÇİNDEKİLER ŞEKİL LİSTESİ... ix TABLO LİSTESİ... xxxi MEVCUT TESİSLERİN İNCELENMESİ (İP 1)... 1 Bölgesel Değerlendirme... 2 Marmara Bölgesi... 2 Karadeniz Bölgesi... 13 1.1.3. Ege Bölgesi... 22 Akdeniz

Detaylı

Öncelikli Kimyasallar Yönetimi Şube Müdürlüğü Faaliyetler ve KOK Projesi

Öncelikli Kimyasallar Yönetimi Şube Müdürlüğü Faaliyetler ve KOK Projesi Öncelikli Kimyasallar Yönetimi Şube Müdürlüğü Faaliyetler ve Bursev DOĞAN ARTUKOĞLU Şube Müdürü V. Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Kimyasallar Yönetimi Dairesi Başkanlığı Mart 2017 - Antalya Yapılan Çalışmalar

Detaylı

YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİP BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİP BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmi Gazete nin Tarihi Sayısı 31/12/2012 28483 Yönetmelikte Değişiklik Yapan Resmi Gazete nin Tarihi Sayısı 15/04/2015 29327 1 YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİP BİRİNCİ BÖLÜM

Detaylı

Şehirsel Teknik Altyapı. 8. Hafta Ders tekrarı yeni eklemeler

Şehirsel Teknik Altyapı. 8. Hafta Ders tekrarı yeni eklemeler Şehirsel Teknik Altyapı 8. Hafta 10.11.2017 Ders tekrarı yeni eklemeler Altyapıda iki öncelikli konu Bölgesel düzeyde donatı ve altyapılar Kentsel altyapı ve donatı edinimi Bölgesel ve ulusal düzeyde Ulusal

Detaylı

1. DOĞAL ÜZERİNDEKİ ETKİLER. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com

1. DOĞAL ÜZERİNDEKİ ETKİLER. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com SULAMANIN ÇEVRESEL ETKİLERİ SULAMANIN ÇEVRESEL ETKİLERİ Doğal Kaynaklar Üzerindeki Etkiler Biyolojik ve Ekolojik Kaynaklar Üzerindeki Etkiler Sosyoekonomik Etkiler Sağlık Etkileri 1. DOĞAL KAYNAKLAR ÜZERİNDEKİ

Detaylı

GİRİŞ VE EÇİ PROJESİ TANITIM (EÇİ AB MEVZUATI VE ÜLKEMİZDEKİ DURUM) Yrd. Doç. Dr. AHMET AYGÜN /09 /2016 ANKARA

GİRİŞ VE EÇİ PROJESİ TANITIM (EÇİ AB MEVZUATI VE ÜLKEMİZDEKİ DURUM) Yrd. Doç. Dr. AHMET AYGÜN /09 /2016 ANKARA GİRİŞ VE EÇİ PROJESİ TANITIM (EÇİ AB MEVZUATI VE ÜLKEMİZDEKİ DURUM) Yrd. Doç. Dr. AHMET AYGÜN 28-29 /09 /2016 ANKARA Projenin Yürütücü Kuruluşu : T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel

Detaylı

TEKİRDAĞ İLİ SÜRDÜRÜLEBİLİR SU YÖNETİMİ KAPSAMINDA YÜZEYSEL SU KAYNAKLARINA GEÇİŞ

TEKİRDAĞ İLİ SÜRDÜRÜLEBİLİR SU YÖNETİMİ KAPSAMINDA YÜZEYSEL SU KAYNAKLARINA GEÇİŞ TEKİRDAĞ İLİ SÜRDÜRÜLEBİLİR SU YÖNETİMİ KAPSAMINDA YÜZEYSEL SU KAYNAKLARINA GEÇİŞ Dr. Şafak BAŞA 1, Sema KURT 2, Emine YASAVUL 2, Ayşen UÇAR 2 1 Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, TESKİ

Detaylı

ATIKSU YÖNETİMİ ve SU TEMİNİ PROJEKSİYONLARI Aralık 2015. Dr. Dursun Atilla ALTAY Genel Müdür

ATIKSU YÖNETİMİ ve SU TEMİNİ PROJEKSİYONLARI Aralık 2015. Dr. Dursun Atilla ALTAY Genel Müdür ATIKSU YÖNETİMİ ve SU TEMİNİ PROJEKSİYONLARI Aralık 2015 Dr. Dursun Atilla ALTAY Genel Müdür Marmara Havzası ve Atıksu Yönetimi 1950'li yıllar Caddebostan Plajı 1980'li yıllar Ülkemizin en kalabalık şehri

Detaylı

SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ

SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ SUNUM İÇERİĞİ Su Çerçeve Direktifi Nehir Havza Yönetim Planı Su Kütlelerinin Karakterizasyonunun Belirlenmesi Çevresel Hedefler ve Durum Sınıflandırması Baskılar ve Etkiler Maliyet Etkinliği ve İzleme

Detaylı

ÇYDD: su, değeri artan stratejik bir nitelik kazanacaktır.

ÇYDD: su, değeri artan stratejik bir nitelik kazanacaktır. ÇYDD: su, değeri artan stratejik bir nitelik kazanacaktır. 2017 Dünya Su Günü Bildirisi 2016 yılı, ilk kayıtların tutulduğu 1880 yılından bu yana en sıcak yıl olarak kayda geçti. 2 yüzyıl, dünya ortalama

Detaylı

SAYI :B.18.0.ÇYG.0.01.00.03/010-05/7240-30658 23.06.2006 GENELGE ( 2006/15 )

SAYI :B.18.0.ÇYG.0.01.00.03/010-05/7240-30658 23.06.2006 GENELGE ( 2006/15 ) SAYI :B.18.0.ÇYG.0.01.00.03/010-05/7240-30658 23.06.2006 KONU: Atıksu Arıtma Tesisleri için İş Termin Planı GENELGE ( 2006/15 ) Çok çeşitli amaçlarla su kaynaklarına olan hızlı talep artışının karşılanması,

Detaylı

YERALTI SULARININ KİRLENMEYE VE BOZULMAYA KARŞI KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE

YERALTI SULARININ KİRLENMEYE VE BOZULMAYA KARŞI KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 22 Mayıs 2015 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29363 Orman ve Su İşleri Bakanlığından: YÖNETMELİK YERALTI SULARININ KİRLENMEYE VE BOZULMAYA KARŞI KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

Detaylı

DEŞARJ STANDARTLARI UYGULAMASINDA AÇMAZLAR: ERGENE NEHRİ ÖRNEĞİ

DEŞARJ STANDARTLARI UYGULAMASINDA AÇMAZLAR: ERGENE NEHRİ ÖRNEĞİ TMMOB Çevre Mühendisleri Odası V. ULUSAL ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ KONGRESİ DEŞARJ STANDARTLARI UYGULAMASINDA AÇMAZLAR: ERGENE NEHRİ ÖRNEĞİ Araş. Gör. 1, Araş. Gör. Yalçın GÜNEŞ 1, Araş. Gör. Elçin HEPSAĞ 1,

Detaylı

TÜBİTAK MAM ÇEVRE ENSTİTÜSÜ ÖZEL HÜKÜM PROJELERİ

TÜBİTAK MAM ÇEVRE ENSTİTÜSÜ ÖZEL HÜKÜM PROJELERİ TÜBİTAK MAM ÇEVRE ENSTİTÜSÜ ÖZEL HÜKÜM PROJELERİ Eğirdir Beyşehir Karacaören Alt Havzaları ÖH Alanları Atatürk Baraj Gölü ÖH Alanı Doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi için; İçme suyu kaynaklarının

Detaylı

YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİ

YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİ Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmi Gazete'nin Tarihi Sayısı 30/11/2012 28483 Yönetmelikte Değişiklik Yapan Resmi Gazete'nin Tarihi Sayısı 15/04/2015 29327 10/08/2016 29797 YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİ

Detaylı

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI 2023 YILI HEDEFLERİ

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI 2023 YILI HEDEFLERİ ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI Sanayi tesislerinin alıcı ortama olan etkilerinin ve kirlilik yükünün azaltılması, yeni tesislerin kurulmasına karar verilmesi aşamasında alıcı ortam kapasitesinin dikkate alınarak

Detaylı

Tarıma dayalı İlde yeşil alanın az oluşu, geçmiş yıllarda sık rastlanan anız yangınları erozyonu hızlandırmaktadır.

Tarıma dayalı İlde yeşil alanın az oluşu, geçmiş yıllarda sık rastlanan anız yangınları erozyonu hızlandırmaktadır. [I] İtakya'da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumu II 185 TEKİRDAĞ İLİ ÇEVRE SORUNLARİ ve SANAYİLEŞME Metin AYDIN 1- TEKİRDAĞ İLİNİN ÇEVRESEL TANITIMI İlimiz İstanbul iline komşu olması nedeniyle sanayinin

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE FASLI MÜZAKERE SÜRECİ

AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE FASLI MÜZAKERE SÜRECİ AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE FASLI MÜZAKERE SÜRECİ 1. Genel Süreç Çevre Faslı Müzakere Sürecine ilişkin; Çevre Faslı Tanıtıcı Tarama Toplantısı 03-11 Nisan 2006, Çevre Faslı Ayrıntılı Tarama Toplantısı 29 Mayıs

Detaylı

TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI İZMİR ŞUBESİ YENİ FOÇA ATIKSU ARITMA TESİSİ ATIKSU DEŞARJI DEĞERLENDİRME RAPORU

TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI İZMİR ŞUBESİ YENİ FOÇA ATIKSU ARITMA TESİSİ ATIKSU DEŞARJI DEĞERLENDİRME RAPORU TMMOB YENİ FOÇA ATIKSU ARITMA TESİSİ ATIKSU DEŞARJI DEĞERLENDİRME RAPORU ARALIK-2016 FOÇA ATIKSU ARITMA TESİSİ DEŞARJI DEĞERLENDİRME RAPORU İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü tarafından Ekim

Detaylı

3.10. ÇEVRESEL SORUNLAR VE RİSK ALGISI

3.10. ÇEVRESEL SORUNLAR VE RİSK ALGISI 3.10. ÇEVRESEL SORUNLAR VE RİSK ALGISI 3.10.1. İstanbul da Çevresel Konular 3.10.1.1. Hava Kalitesi İstanbul un nüfusunun hızlı artışı ve kalitesiz yakıt kullanımı nedeniyle 1985 li yıllardan itibaren

Detaylı

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 10.10.2009 Resmi Gazete Sayısı: 27372 SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı, 31/12/2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmî

Detaylı

MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik, açık deniz haricindeki bütün yüzeysel sular ile kıyı ve geçiş sularını kapsar.

MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik, açık deniz haricindeki bütün yüzeysel sular ile kıyı ve geçiş sularını kapsar. 30 Kasım 2012 CUMA Resmî Gazete Sayı : 28483 YÖNETMELİK Orman ve Su İşleri Bakanlığından: YÜZEYSEL SU KALİTESİ YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

ÇEVRE SEKTÖRÜ. Türkiye nin i Avrupa Birliği ne üyelik başvurusu. Katılım Ortaklığı Belgesi nin kabulü. 2003 Yılı Ulusal Programı nın hazırlanması

ÇEVRE SEKTÖRÜ. Türkiye nin i Avrupa Birliği ne üyelik başvurusu. Katılım Ortaklığı Belgesi nin kabulü. 2003 Yılı Ulusal Programı nın hazırlanması Sedat KADIOĞLU Müsteşar Yardımcısı ğ 27 Mayıs 2008, ANKARA SÜREÇ ÇEVRE SEKTÖRÜ Temmuz 1959 Türkiye nin i Avrupa Birliği ne üyelik başvurusu Aralık 1999 Mart 2001 Mart 2001 Temmuz 2003 Aralık 2004 Helsinki

Detaylı

TÜRKİYE DE SU POTANSİYELİ VE ATIKSULARIN GERİ KULLANIMI

TÜRKİYE DE SU POTANSİYELİ VE ATIKSULARIN GERİ KULLANIMI TMMOB 2. Su Politikaları Kongresi 273 TÜRKİYE DE SU POTANSİYELİ VE ATIKSULARIN GERİ KULLANIMI Veysel ASLAN Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Su ve Toprak Dairesi Başkanı Ankara /

Detaylı

Ekosistem ve Özellikleri

Ekosistem ve Özellikleri Ekosistem ve Özellikleri Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekosistem Belirli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindeki canlılar (biyotik faktörler) ve cansız

Detaylı

Grafik 16 - Yıllara Göre Çevre ve Çevresel Harcamaların GSYH deki Payları (%)

Grafik 16 - Yıllara Göre Çevre ve Çevresel Harcamaların GSYH deki Payları (%) ÇEVRE Çevreye ayrılan harcamaların payı giderek artmaktadır. Grafik 16 da sunulan 2008-2010 yılları arasındaki göstergelere göre yapılan çevre ve çevresel harcamaların GSYH içindeki payının 2008 de %1,09

Detaylı

Kentsel Atıksu Yönetimi

Kentsel Atıksu Yönetimi T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK K BAKANLIĞI Kentsel Atıksu Yönetimi Buğçe e DOĞAN ÇİMENTEPE Çevre ve Şehircilik Uzmanı Çevre Yönetimi Y Genel MüdürlM rlüğü 07-10 Haziran 2012 - İstanbul Sunumun İçeriği Bakanlığımızın

Detaylı

6.1. SU VE TOPRAK YÖNETİMİ İSTATİSTİKLERİ 2. Mevcut Durum

6.1. SU VE TOPRAK YÖNETİMİ İSTATİSTİKLERİ 2. Mevcut Durum 6.1. SU VE TOPRAK YÖNETİMİ İSTATİSTİKLERİ 2. Mevcut Durum Su kalitesi istatistikleri konusunda, halen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından 25 havzada nehir ve göl suyu kalitesi izleme çalışmaları

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

KONU BAŞLIĞI Örnek: ENERJİ VERİMLİLİĞİ NELER YAPILACAK? KISA SLOGAN ALTINDA KISA AÇIKLAMA (1 CÜMLE)

KONU BAŞLIĞI Örnek: ENERJİ VERİMLİLİĞİ NELER YAPILACAK? KISA SLOGAN ALTINDA KISA AÇIKLAMA (1 CÜMLE) KONU BAŞLIĞI Örnek: ENERJİ VERİMLİLİĞİ NELER YAPILACAK? KISA SLOGAN ALTINDA KISA AÇIKLAMA (1 CÜMLE) GÖRSEL MALZEME (FOTO, GRAFİK, ŞEKİL, LOGO VB.) GRAFİK VEYA TABLO (STRATEJİK PLANDA VERİLEN HEDEF VE ONLARA

Detaylı

KÜÇÜK MENDERES HAVZASI SU KALİTESİ İZLEME RAPORU İlkbahar Dönemi 2014 Evsel ve Endüstriyel Kirlilik İzleme Programı

KÜÇÜK MENDERES HAVZASI SU KALİTESİ İZLEME RAPORU İlkbahar Dönemi 2014 Evsel ve Endüstriyel Kirlilik İzleme Programı ÇEVRE VE ġehġrcġlġk BAKANLIĞI ÇED ĠZĠN VE DENETĠM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ LABORATUVAR ÖLÇÜM VE ĠZLEME DAĠRESĠ BAġKANLIĞI KÜÇÜK MENDERES HAVZASI SU KALİTESİ İZLEME RAPORU İlkbahar Dönemi 2014 Evsel ve Endüstriyel

Detaylı

Hava Kirliliğinin Sucul Ekosistemlere Etkileri

Hava Kirliliğinin Sucul Ekosistemlere Etkileri Hava Kirliliğinin Sucul Ekosistemlere Etkileri Prof. Dr. Gülen GÜLLÜ Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü E-mail: [email protected] Ulusal Su ve Sağlık Kongresi Antalya-26-30 Ekim 2015

Detaylı

YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİ 1

YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİ 1 Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmi Gazete nin Tarihi Sayı 30/11/2012 28483 Değişiklik 10/08/2016 29797 YERÜSTÜ SU KALİTESİ YÖNETMELİĞİ 1 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu

Detaylı

DRENAJ KANALLARINDA MEVSİMSEL KİRLENMENİN BELİRLENMESİ, AŞAĞI SEYHAN ÖRNEĞİ *

DRENAJ KANALLARINDA MEVSİMSEL KİRLENMENİN BELİRLENMESİ, AŞAĞI SEYHAN ÖRNEĞİ * DRENAJ KANALLARINDA MEVSİMSEL KİRLENMENİN BELİRLENMESİ, AŞAĞI SEYHAN ÖRNEĞİ * Investigation About Seasonal Pollution Drainage Channels, Asagi Seyhan Samples Şevki İSKENDEROĞLU Çevre Mühendisliği Anabilim

Detaylı

VALİDEBAĞ KORUSU DERESİ İNCELEME RAPORU TEKNİK TESPİT RAPORU

VALİDEBAĞ KORUSU DERESİ İNCELEME RAPORU TEKNİK TESPİT RAPORU VALİDEBAĞ KORUSU DERESİ İNCELEME RAPORU TEKNİK TESPİT RAPORU TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ 09 Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak 24.01.2015 tarihinde yaptığımız teknik inceleme

Detaylı

İÇME SUYU ELDE EDİLEN VEYA ELDE EDİLMESİ PLANLANAN YÜZEYSEL SULARIN KALİTESİNE DAİR YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İÇME SUYU ELDE EDİLEN VEYA ELDE EDİLMESİ PLANLANAN YÜZEYSEL SULARIN KALİTESİNE DAİR YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Yönetmeliğin Yayınlandığı Resmi Gazete nin Tarihi Sayısı 29/06/2012 28338 İÇME SUYU ELDE EDİLEN VEYA ELDE EDİLMESİ PLANLANAN YÜZEYSEL SULARIN KALİTESİNE DAİR YÖNETMELİK Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı