ÇOCUKLARDA TANRI TASAVVURUNUN GELİŞİMİ
|
|
|
- Nesrin Deliktaş
- 8 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 İZMİR İLÂHİYAT VAKFI YAYINLARI No: 34 ÇOCUKLARDA TANRI TASAVVURUNUN GELİŞİMİ Murat Yıldız İzmir 2007
2 ii Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi İzmir İlâhiyat Vakfı Yayınları: 34 DİZGİ-İÇ DÜZEN-REDAKSİYON Murat YILDIZ KAPAK RESMİ Zeynep Bihter YILDIZ BASKI-CİLT Birleşik Matbaacılık 604 Sok. No: 19/B Tel: Baskı: Şubat 2007, İzmir ISBN: Copyright Bu kitabın tüm basım-yayın hakları Murat Yıldız a aittir. İZMİR İLAHİYAT VAKFI [email protected] İnönü Caddesi 108/2 Sokak No: 17-17B Hatay/İZMİR Tel: / Faks:
3 ÖNSÖZ Bireyin tüm dinî inançları, onun kavramlaştırdığı ve tasavvur ettiği Tanrı ekseninde şekillendiğinden, Tanrı kavramı, çoğunlukla dinî hayatın en merkezî kavramı olarak kabul edilir. Dolayısıyla bireyin sosyal hayatı da, sahip olduğu Tanrı tasavvurundan etkilendiği söylenir. Bu denli öneme sahip olan Tanrı tasavvurunun temeli ise çocukluk döneminde atılır. Çocukluk dönemi, kişilik ve zihinsel gelişimin temellerinin atıldığı önemli bir gelişim dönemi olup, az veya çok dinî kavram ve duygularımızın gelişimi açısından önem taşımaktadır. Çocukluk döneminde edindiğimiz izlenimler, bütün hayatımız boyunca etkisini sürdürdüğünden bu dönemdeki kazanımların önemi, daha da artmaktadır. Bunu doğru analiz etmek ve kavrayabilmek için çocuğun gelişimindeki psiko-sosyal süreçlerin bilinmesi ve incelenmesi gerekmektedir. Bu süreçlerden biri, çocukluk dönemindeki bilişsel gelişim sürecidir. İşte bu bağlamda, çocuklarda Tanrı tasavvurunun gelişiminin nasıl olduğunu ve ne tür özellikler taşıdığını saptayıp analiz etme düşüncesi ve ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Ülkemizdeki din psikologlarının sayısının çok az oluşundan dolayı, birçok konudaki çalışma gibi, Tanrı tasavvuru üzerine yapılan çalışmaların da çok sınırlı sayıda kaldığı görülmektedir. O nedenle burada vurgulanması gerekir ki, bu araştırma azlığı, çalışmamızın kuramsal çerçevesinin oluşturulmasında, bulgularımızın karşılaştırılması ve değerlendirilmesi aşamala-
4 iv Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi rında, özellikle Hıristiyan örneklemlerle yürütülmüş çalışmalara daha fazla müracaat etmemize yol açmıştır. Araştırmamızın temel kuramsal çerçevesi bilişsel gelişim kuramına dayanmakla birlikte, I. Bölüm de, Tanrı kavramını ve Tanrı tasavvurunun gelişimini açıklamaya yönelik farklı yaklaşımları özetlemeye çalıştık. Daha sonra da, bu yaklaşımlardan biri olan bilişsel yaklaşımın diğer yaklaşımlar arasındaki yerini göstermeyi; yani genelden özele doğru bir yol izlenerek, konunun bütün içinde daha anlamlı hale gelmesini amaçladık. Bu çalışmanın gerçekleşmesinde birçok değerli insanın katkıları oldu. En başta, akademik gelişimimde çok önemli katkıları olan Hocam Sayın Prof.Dr. Recep Yaparel e şükranlarımı sunmayı bir borç bilirim. Ayrıca çeşitli yardımlarından dolayı, felsefe öğretim üyeleri Doç.Dr. Mehmet Türkeri ye ve Yard.Doç.Dr. Hakan Gündoğdu ya, tefsir öğretim üyesi Yard.Doç.Dr. Muammer Erbaş a, din psikolojisi araştırma görevlileri A.Vahit Sezen e, Cihat Kısa ya ve İlker Yenen e; anketleri uygulama aşamasındaki katkılarından dolayı, değerli öğretmen ve lisansüstü öğrencilerimiz, Burhan Sümertaş a, Aynur Yılmaz a, Mikail Keskin e, Hülya Solmaz a ve Nurhan Ünlü ye teşekkürlerimi sunuyorum. Murat Yıldız İzmir, Ocak 2007
5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ I 1. Tanrı Kavramı 2. Tasavvur Kavramı 3. Tanrı Tasavvuru GİRİŞ TEMEL KAVRAMLAR I. BÖLÜM KURAMSAL ÇERÇEVE Tanrı Tasavvurunun Gelişimini Açıklamaya Yönelik Yaklaşımlar 1. Tanrı Tasavvurunun Gelişimiyle İlgili Freud un Görüşleri 2. Nesne-İlişkileri Kuramı na Göre Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 3. Tanrı Tasavvurunun Gelişimi ve Bağlanma Kuramı 4. Tanrı Tasavvurunun Gelişimini Açıklamaya Yönelik Bilişsel Yaklaşımlar 4.1. Bilişsel Gelişim Kuramı 4.2. Ahlâk Gelişimi Kuramı Piaget nin Ahlâk Gelişimi Kuramı Kohlberg in Ahlâk Gelişimi Kuramı 4.3. Piaget nin Çalışmalarında Dinî Gelişim ve Tanrı Tasavvuru 4.4. Tanrı Tasavvurunu Bilişsel Yaklaşım Çerçevesinde İnceleyen Araştırmalar 4.5. ÖZET: Bilişsel Gelişim Yaklaşımıyla Gerçekleştirilen Araştırmalardan Elde Edilen Sonuçlara Göre Ana Hatlarıyla Tanrı Tasavvurunun Gelişimi
6 vi Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi II. BÖLÜM A. ARAŞTIRMA 1. Araştırmanın Problemi ve Önemi 2. Araştırmanın Amacı ve Denenceler 3. Araştırmanın Sayıtlıları 4. Araştırmanın Sınırlılıkları A. YÖNTEM 1. Araştırmanın Modeli 2. Evren ve Örneklem 3. Veri Toplama Aracı B. İŞLEM 1. Uygulama 2. Veri Analizinde Kullanılan İstatistiksel İşlemler B. BULGULAR 1. Allah Nereden Geldi? 2. Allah Neye Benziyor? 3. Allah Nerede Yaşıyor? 4. Allah İsmini Nereden Aldı? 5. Allah ın Bir Ailesi Var mı? 6. Allah Senin Kim Olduğunu Biliyor mu? 7. Allah Seni Görebilir ve İşitebilir mi? 8. Allah Kaç Yaşındadır? 9. Allah Herhangi Bir Kişiye Benzer mi? 10. Allah ın Yapamayacağı Şeyler Nelerdir? 11. Allah Yemek Yer mi, Su İçer mi? 12. Allah ın Cinsiyeti Kadın mı, Yoksa Erkek midir? 13. Allah Evlenmiş midir? 14. Bildiğin Birisine Benzetmek İstersen Allah ı Kime Benzetirsin? 15. Allah tan Kabul Etmesini En Çok İstediğin Dileğin Nedir? Dileğin Gerçekleşmezse Ne Yaparsın? 15.a. Allah tan Kabul Etmesini En Çok İstediğin Dileğin Nedir? 15.b. Dileğin Gerçekleşmezse Ne Yaparsın? 16. Eğer Bir Çocuk Yanlış Yaparsa Allah O Çocuğa Ne Yapar?
7 17. Allah tan Korkuyor musun? 18. Allah a İçinden Geldiği Gibi Bir Mektup Yaz III. BÖLÜM BULGULARIN YORUMLANMASI A YAŞ GRUBU-SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ A1. Tanrı nın Ezelî-Ebedî ve Mekandan Münezzeh Oluşu A2. Tanrı nın Eşsiz ve Benzersiz Oluşu A3. Tanrı nın Her Şeyi Bilmesi, Her Şeyden Haberdar Olması A4. Tanrı nın Her Şeye Gücünün Yetmesi A5. Tanrı nın Yargılayıcılığı, Cezalandırıcılığı ve Bağışlayıcılığı A6. Tanrı ya Yapılan Dualar A6.1. Dilekleri Gerçekleşmediği Durumlarda Çocukların Tepkileri A7. Çocukların Tanrı ya Yönelişleri A8. Kız ve Erkek Çocuklarının Tanrı Tasavvurları A9. Özet B YAŞ GRUBU-SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ B1. Tanrı nın Ezelî-Ebedî ve Mekandan Münezzeh Oluşu B2. Tanrı nın Eşsiz ve Benzersiz Oluşu B3. Tanrı nın Her Şeyi Bilmesi, Her Şeyden Haberdar Olması B4. Tanrı nın Her Şeye Gücünün Yetmesi B5. Tanrı nın Yargılayıcılığı, Cezalandırıcılığı ve Bağışlayıcılığı B6. Tanrı ya Yapılan Dualar B6.1. Dilekleri Gerçekleşmediği Durumlarda Çocukların Tepkileri B7. Çocukların Tanrı ya Yönelişleri B8. Kız ve Erkek Çocuklarının Tanrı Tasavvurları B9. Özet SONUÇ KAYNAKLAR
8
9 GİRİŞ TEMEL KAVRAMLAR Tanrı fikrinin kökenlerini ve Tanrı tasavvurlarını incelemek, din psikologları için bir cazibe kaynağı olmaya devam etmektedir. Özellikle de, çocukluk dönemindeki dinî gelişim üzerine yapılan araştırmalarda, genellikle çocukların Tanrı kavramları veya tasavvurlarının nasıl bir gelişim seyrettiği ilgi çekici bir çalışma alanı olmaktadır. İlk defa Tanrı kavramı fikrinin bilimsel olarak kullanımının 19. yüzyılın sonlarında başladığı ileri sürülmektedir. Araştırmacılar çocukların farklı gelişim dönemlerinde Tanrı hakkında ne bildiklerini, ne düşündüklerini ve O nu nasıl tasavvur ettiklerini araştırmışlardır (Thackeray, 2000; s. 2). Böyle araştırmalar gerçekleştirilirken de, birbirinden farklı yaklaşım ve yöntemlerin kullanıldığı gözlenmektedir. Bu araştırmalardan bazıları, Tanrı tasavvurunun gelişimi hakkında psikodinamik kuramlara dayanmıştır. Özellikle de Freud un (1971, 1985), Oedipus kompleksinin çözümlenmesi bağlamında, kişinin, gerçek babasının bir tür yansıtılmasıyla baba figürü olarak Tanrı yı tasavvur ettiği, şeklindeki yorumundan itibaren, konuyla ilgili çok sayıda araştırma yapılmıştır (Spilka, Addison ve Rosen-
10 2 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi sohn, 1975). Diğer bir önemli bakış açısı ise, daha çok Piaget nin bilişsel gelişim kuramına dayanan bilişsel yaklaşımdır ki, birçok araştırma bu perspektiften ele alınmıştır. Bağlanma kuramı çerçevesinde yapılan araştırmalarda olduğu gibi, birden fazla bakış açısını içeren araştırma modellerinin sıklıkla kullanıldığı da gözlenmektedir. Aslında bu farklı açıklama biçimleri, Tanrı kavramının ve tasavvurunun nasıl geliştiğini incelemenin zorluğunu ortaya koymaktadır. Biz de bunun farkında olarak, çalışmamıza Tanrı kavramı ve Tanrı tasavvuru ifadelerini analiz ederek başladıktan sonra, konuyla ilgili önemli bazı yaklaşımları özetlemeye çalışacağız. Arkasından, bilişsel yaklaşım modeli çerçevesinde tasarlanmış ampirik araştırmamızın bulgularının sunulduğu ve değerlendirmelerinin yapıldığı bölümlere yer vereceğiz. 1. Tanrı Kavramı Tanrı kavramının niteliğinin, zihinsel yapımızda daha anlamlı hale gelmesine yardımcı olacağı kanaatiyle, konuya, düşünme ve dinî düşünme kavramlarını kısaca analiz ederek başlamak istiyoruz. Düşünmenin Tanımı: Düşünme, nesneleri ve olayları temsil eden imajların, sembollerin, kavramların, vb. belli bir amaca yönelik işletilmesiyle, idare edilmesiyle ya da kendiliğinden gelişmesiyle tanımlanan açık ve sembolik veya örtülü her türlü bilişsel etkinlik olarak tanımlanmaktadır. Bu etkinlikler arasında kavram oluşturma, akıl yürütme, tasavvur etme, hayal etme, problem çözme, öğrenme, hatırlama, fanteziler geliştirme, yaratıcı düşünme, özgür çağrışım, planlama, vb. sayılabilmektedir (Budak, 2000, s ; Yavuz, 1987, s. 194). Yavuz (1987), düşünce ve düşünme hakkında şöyle demektedir: Düşünce kendini ortaya koyacak düşünme bağları, yani kavramlar içinde oluşur Kavramlar, hüküm yürütmeler
11 Temel Kavramlar 3 ve sonuç çıkarmalar düşünmenin temelini oluştururlar. Bunu göz önünde bulunduran H. Werner düşünceyi, dar anlamda kavramlar arasında ilişkiler kurularak kavranması ve hükümler yürütülerek bir sonuca bağlanması şeklinde ele almaktadır. Esasen düşünme sürecine, algılar, hükümler, olaylar, soyutlamalar, sonuç çıkarmalar, tasavvurlar, hatırlamalar vb. girer. Düşüncenin ortaya çıkmasında, başta kavramlardan yararlanılmaktadır. Kuşkusuz düşünme, kavrama ve öğrenmeyi aşan üst seviyede psikolojik bir faaliyettir. Yalnız kavramların kazanılması, üretken düşüncenin kendini göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Sonra, düşüncenin çekirdeğini oluşturması bakımından hüküm yürütme, düşüncenin vazgeçilmez bir unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü o, kavramların birbirlerine anlamlı bir şekilde bağlanmasıdır (s. 195). Goldman ın (2001) naklettiğine göre, D.H. Russell kavramsal düşünme görüşünü desteklemiştir. Russell a göre, kavramlar, genellikle kendilerine iliştirilen duyum, algı ve imgeler grubunun sonucu olarak düzenlenir. Kavramlar, çocuklara deneyimlerini sınıflamada ve anlam vermede yardımcı olur, dolayısıyla çocuğun kavramları, onun dünyayı anlamlandırmasını yansıtır. Dinî kavramların oluşumunu anlamak, çocuğun dinî düşüncesinin gelişimini anlamada merkezî öneme sahip olduğundan, kavramların özelliklerini kısaca şöyle özetleyebiliriz: a) Kavramlar, doğrudan duyu verileri değildir; fakat duyu verilerini inceden inceye işleme, birleştirme ve yorumlamadan kaynaklanan bir şeydir. b) Kavramlar, organizmanın önceki deneyimlerine dayanır. c) Kavramlar farklı duyusal deneyimleri birbirine bağlayan, bağlantılandıran ve birleştiren karşılıklardır. d) Bu tür bağ ve bağlantıların mahiyetçe sembolik olduğu, aynı karşılıkların çeşitli verileri temsil ettiği anlamı çıkarılabilir. Bu karşılık genellikle bir kelimedir. e) Organizmanın içsel süreci
12 4 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi bakımından, kavramlar seçici faktörleri temsil ederler. Kavramlar yaşla birlikte değişme ve gelişme eğilimindedir. Kavramların sayısı, artarken ve daha karmaşık hale gelir, fakat buna karşın daha mantıksal olur (Vinacke, 1952, s.28; akt.: Goldman, 2001). Kavramın gelişim sürecini araştırma konusunda D.H. Russell, kavramların basitten karmaşığa, somuttan soyuta, ayırt edilemeyenden ayırt edilebilene, ayrı olandan organize edilmiş olana, benmerkezcilikten daha sosyale doğru düzenli bir şekilde derece derece değişen ve ortak özelliğini baştan sona koruyan sürekli bir bütüne doğru gittiğini ifade etmektedir (akt.: Goldman, 2001). Dinî kavramlara gelince, onlar doğrudan duyusal verilere dayanmazlar, fakat diğer tecrübe edinilen algılardan ve kavramlardan elde edilirler. Doğumdan sonraki ilk yıllarda din, hayatın içindedir, ama ayırt edilemez. Çocuk, maddi dünyaya ilişkin ilk duyusal tecrübesini, eşya ile insanların ayrımlaşmadığı bir dünya olarak, daha sonra da o, bu deneyimler çerçevesinde bunların farklı olduğunu algılar ve ilgili kavramlar edinir. Onları önce hayalinde, sonra da dili kullanmayı öğrendiğinde sözsel imgeler ve kelimelerle sembolize eder. İşte, çeşitli tecrübelerin, önceki algıların ve hali hazırda kazanılmış olunan kavramların, kutsal alana aktarılmasıyla dinî düşünme gerçekleşmiş olmaktadır (Goldman, 1964, 2001). Kavram hakkında yapılan açıklamalarla Tanrı kavramına projeksiyon yapılabilir. Örneğin, kendisinde güç, her yerde hazır ve nazır olma, otorite, adalet ve iyilik kavramları gibi pek çok kavramı, Tanrı yı kavramlaştırmada kullanabiliriz. Yukarıda kavramın özellikleri hakkında açıklamada bulunan Vinacke nin (1951), kavramlara benzer olarak Tanrı kavramının niteliklerini de özetlediğini görmekteyiz: 1) Tanrı kavramları, doğrudan duyu verisi değildir. Fakat onlar, benim babam, benim
13 Temel Kavramlar 5 evim, doğal dünya gibi duyu verilerini inceden inceye işlemesinden, birleştirmesinden ve yorumlamasından çıkarılan bazı sonuçlardır. 2) Tanrı kavramları, çocuğun anlam özelliklerini kavramadaki düzeyinden dolayı adlandıramadığı önceki tecrübelerine dayanır. 3) Tanrı kavramları, baba güçlüdür, büyüktür, her şeye gücü yeter, beni korur, benim için para kazanır. İsa Tanrı gibidir, o bütün çocuklara bakar, ilgilenir. Tanrı gökyüzünde büyük bir babadır gibi ayrı duyusal tecrübelerin birbirine bağlayan ve birleştiren cevaplardır. 4) Böyle bağ ve ilişkilerin sembolik olduğu, aynı cevapların birçok verinin yerine geçtiği sonucu çıkarılabilir. Bu cevap, Tanrı genellikle bir kelimedir. Bu kelime, belki de insan ilişkilerinde en iyi olduğu düşünülen tüm tecrübeleri birleştiren bir kelimedir. Tabii ki bu kelime, aynı zamanda öfke, yalancılık, beklenmeyen ve keyfi cezalar gibi insan ilişkilerindeki en kötüyü sembolize de eder. 5) Çocuğun içsel süreçlerinde Tanrı kavramları seçici faktörler ortaya koyar, örneğin, Tanrı, iyi veya kötü olmayan olarak tanımlanır (akt.: Goldman, 1964). Bu sayılan özellikleri Goldman (2001) şu şekilde kurgulamaktadır: Aslında, çocuğun hâlihazırdaki sahip olduğu Tanrı kavramını, onun yıllar boyunca Tanrı nın mahiyeti ve sıfatları hakkında geliştirmiş olduğu genellemeler oluşturur. Zihinsel yönleri, fiziksel dünya hakkındaki duyumları ile başlar. Bu süreç boyunca algılar şekillenir; nesnelerin, farkına varılır ve isimlendirilir. İşlenmemiş algılarla, çocuk kendi dünyasını anlamaya çalışırken işlenmemiş kavramları ortaya çıkarır. Sonraki aşamalardaki gelişmiş hayat algısı, onu daha ilerlemiş ve daha karmaşık kavramlara götürür. Bu kavramlar, dünyayı, evi, anababayı, okulu, öğretmenleri de kapsayan diğer yetişkinleri ve sosyalleşmenin artması ile birlikte kısmen daha açık bir kişilik kavramını içerir. Onların üzerine daha gelişmiş kavramlar temellendirilir. Bunlar, çocukta duyuşsal düzeyde hayal edilen fakat daha sonra aklîleştirilen ve nedensellik, güç, amaç ve oto-
14 6 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi rite gibi kavramları içeren dinî benzetmenin temelidir. Bununla birlikte, zihinsel süreçler, insan deneyiminin diğer alanlarından etkilenmeye devam eder. Kavramlar, özellikle de dinî kavramlar, duygusal izlenimlerle biçimlendirilir. Babalık, sevgi, güvenlik, cezalandırma, diğerlerini gözetme gibi zihinsel kavramların hepsi, özellikle evdeki ilk duygusal tecrübelerden kaynaklanır. Açıkça ahlâkî ve estetik gelişme, çocuğun fiziksel ve kişisel dünyaya yönelttiği korku, saygı, hayranlık gibi çok daha ham olan duygularına dayanır. Bazı yazarlar, korku ve hayranlıkla karışık saygı duygusuna (huşu) dönüştürülen yeterince işlenmemiş/ham korkunun, dinî tecrübelerin en temel bileşeni olduğunu iddia etmektedirler (krş.: Sohn, 1985, ss. 3-4). Peki, gelişiminden bahsettiğimiz Tanrı kavramı hakkında başka neler söyleyebiliriz? Bütün dillerde, bir Tanrı kelimesinin varlığından söz edilmektedir. İnsanlığın büyük çoğunluğunun, insan ve diğer bütün yaratıkların üstünde bir güce sahip daha büyük bir Varlık ı tanımladıkları gözlenmektedir (Ruchgy, 2004, s. 3; Sinanoğlu, 2005, s. 15; Topaloğlu, 1989, s. 471). Tanrı kavramı, evreni ve yöneten kuralları yarattığı varsayılan ve çağdaş dinlerin çoğunun dayandığı doğaüstü, ilâhî güç. Tanrı kavramı, her şeyi yaratan olmasının ötesinde, toplumsal yaşamı düzenleyen, gözleyen ve yargılayan, doğa veya toplum yasalarını değiştiren veya hükümsüz kılan bir role de sahiptir şeklinde tanımlanmaktadır (Budak, 2000, s. 726; krş.: Ruchgy, 2004, s. 3). Bacanlı ya (1995) göre, Tanrı kavramının dört boyutu vardır: Birincisi, Tanrı kavramının tüm din ve anlayışlarda bulunan, yaratıcı olması, güçlü olması, gibi özellikleri içeren evrensel boyuttur. İkincisi, Tanrı nın dinî metinlerde belirtilen özellikleridir ki, bunlar belli din ve anlayışlar için geçerlidir. Bu boyut, metinsel terimiyle adlandırmaktadır. İsa nın tanrılaştırılması, Hint kültüründeki Tanrı nın insan kılığında yeryüzüne inmesi gibi özellikleri içeren üçüncü boyuta da toplumsal veya
15 Temel Kavramlar 7 kültürel boyut adı verilmektedir. Son boyut ise, bireysel olarak isimlendirilip, bireylerin kendi, ilgi ve yetenekleri ölçüsünde, geçirdikleri yaşantılar doğrultusunda oluşturdukları özellikleri içerir. Tanrı nın gerçek mahiyetinin kavranmasının imkânsız olduğu düşünülmektedir. Çünkü sonlu bir varlığın, gözle görünmeyen, elle tutulmayan, sonsuz olan ve hiçbirşeye benzemeyen bir Yüce Varlık ı kavraması mümkün gözükmemektedir. Dolayısıyla, Tanrı hakkında yazılan, söylenen, düşünülen ve tasavvur edilen her şey O nu tam anlamıyla yansıtmayacaktır (krş.: Sinanoğlu, 2005, s. 21). İnsanlık geçen yüzyıllarda, etnik soykırımlar, kutsal savaşlar, büyük tahribatlar sonucunda belki bir Tanrı tanımı üzerinde fikir birliğine varmaya çalışmış olabilir. Belki bunda başarılı da olmuş olabilir. Fakat Tanrı imajı veya tasviri üzerinde böyle bir fikir birliğine varıldığı söylenemez. Dahası değişik dinî gruplar sıklıkla diğer dinî grupların Tanrı kavramlarının geçersiz olduğu yönünde büyük enerji harcamaktadırlar (Ruchgy, 2004, s. 3). 2. Tasavvur Kavramı Tasavvur (Representation) kavramı; Zihinde olayları, olguları ve nesneleri temsil eden, sembolleştiren veya onların yerini alan kavram, imaj veya düşünce; onlara ilişkin bellek izleri. Biliş psikolojisinde zihnin nesnelerini doğrudan kazanmadığı, sözkonusu nesneleri temsil ettiği düşünülen fikirler ve imajlar aracılığıyla kavradığı kabul edilir. Bu haliyle tasavvur oldukça öznel bir süreçtir ve bireysel tecrübeye dayalı olarak toplumsal bir bağlamda şekillenir (Budak, 2000, s. 741). Başka bir ifadeyle, düşüncenin bir çeşidi olarak kabul edilen tasavvur, psişik güçler veya duygusal uyarılarla zihinde önceden oluşan herhangi bir nesnenin, olayın, eylemin ya da bir kavramın istek-
16 8 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi li olarak yeniden özel bir şekilde şekillenmesi, canlanması, anlam kazanması veya hatırlanması, olarak tanımlanabilmektedir (Yavuz, 1987, s. 159). Yavuz (1987), Piaget nin doğrudan doğruya gözlem dışında kalanların tümünün tasavvur kapsamına girdiği görüşünde olduğunu nakletmektedir (s. 159). Piaget nin terminolojisinde, işlem öncesi dönemle başlayıp, somut işlemler dönemiyle noktalanan bilişsel gelişme evresine de tasavvur dönemi adı verilmektedir. Piaget çocuğun bu dönemde nesneleri ve yaşantıları büyük ölçüde sembollerin yardımıyla zihinsel olarak tasavvur etme yeteneği kazanmaya başladığını varsaymıştır (Budak, 2000, s. 741). Tasavvurlar, belli unsurlar üzerinde düşünülürken, bunların ifade edilmesi kelimelere, cümlelere, yargılara, yani geniş ölçüde, dil, yazı, kurallar, semboller gibi işaretlere bağlı kalmaktadır. Şu halde çocuk düşündüklerini anlamlandırmaya ve yargılarla açıklamaya çalışırken, araç olarak dili kullanır. Burada dile, kelimelere dökülen anlamlara ve yargılara yansıtıcı düşünmenin bir ürünü gözüyle bakılabilir (Yavuz, 1987, s. 196). 3. Tanrı Tasavvuru Din psikolojisi literatürüne bakıldığında Tanrı kavramı, Tanrı imajı/imgesi ve Tanrı tasavvuru terimlerinin araştırmalarda kullanıldığı görülür. Ruchgy (2004), Webster s Dictionary e bakıldığında, fikir (idea), kavram (concept) ve tasavvur/imge (representation/image) arasında bir farklılığın olmadığını ifade eder. Fakat o, aynı fikiri paylaşmadığını, bunlar arasında farklılıkların olduğunu belirtmektedir. St. Clair den (1994, s. 23) şu alıntıyı yapar: Tanrı fikri veya kavramı ile Tanrı tasavvuru hem kavramsal hem de duygusal açılardan farklıdır. Tanrı fikri veya kavramı, bizde Tanrı nın duygusal yansımasını değil, genellikle bilinçli yönünü ifade eder. Tanrı tasavvuru ise, ilk
17 Temel Kavramlar 9 çocukluğumuzun hatıralarını ve duygularını taşır (Ruchgy, 2004, ss ). Tasavvur ile kavram/fikir arasında bir ayrım yapmakla birlikte Ruchgy nin, onu imajla aynı anlamda kullanmış olduğunu görüyoruz. İmaj/imge, görsel bilgilerin zihinsel temsili; dış uyarıcı olmaksızın hatırlanan daha önceki bir duyu yaşantısının benzeri veya kopyası; gerçekte olmayan bir şeyin zihinsel resmi, bir izlenim, hayal gücünün yarattığı bir fikir olarak tanımlanmaktadır (Budak, 2000, s. 397). Vergote (1999) konuyla ilgili olarak, imaj terimini kullanmayı tercih etmediğini belirtmektedir. O, görüşlerini şöyle ifade etmektedir: Tanrı nın vasıflarından, onun insanlara karşı tavrından ve fiillerinden bahseden dinî gelenek, aynı zamanda bir Tanrı tasavvuru da sunmaktadır. Biz bu terimi, çok biçimsel bir tasviri çağrıştıran imaj terimine ve aynı şekilde yan anlamı dinî manadan daha çok felsefi anlam taşıyan kavram terimine de tercih ediyoruz. Dine bağlanarak inanan kişi, dinin kendisine sunduğu Tanrı tasavvurunu kabul etme niyetindedir. O halde Tanrı tasavvuru, büyük ölçüde dinî ilişkinin mahiyetini belirler. Bununla beraber kendi dinlerinin Tanrı sının tasvirini teşkil eden vasıfların bütünü içinde inanan kişiler; kendi psikolojilerinin, eğitimlerinin ve kültürel çevrelerinin onların hayatında bütünleştirme imkânı verdiği şeyi vurgularlar (Vergote, 1999, s. 181). Tanrı tasavvuru kavramının hem yabancı literatürde 1 çokça kullanılması, hem yukarıdaki gibi yapılan tartışmaların tasavvur lehine ikna edici gözükmesi ve hem de Türkçe de Din Psikolojisi 2 ve Din Eğitimi 3 literatürünün hemen hepsinde Tan- 1 Hutsebaut ve Verhoeven (1995); Nelson (1996); Riegel ve Kaupp (2005); Ruchgy (2004); Tamayo ve Dugas (1977). 2 Hökelekli (1993); Peker, 1993; Vergote (1999); Yavuz (1987). 3 Ay (1989); Köylü (2004).
18 10 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi rı tasavvuru kavramının kullanılması, bizim de tercih etmemizde önemli rol oynamıştır. Tanrı tasavvuru, kişinin bebekliğinden itibaren, zekâ gelişimine, edinmiş olduğu bilgi ve yaşantısına göre, Tanrı yı zihninde canlandırması, biçimlendirmesi ve anlamlandırması şeklinde tanımlanmaktadır (Peker, 1993, s. 51). Çocukluk döneminde, şekillenen en önemli tasavvurlardan biri Tanrı tasavvurudur. Hatta ateistler için bile, Tanrı tasavvurunun kişinin hayatında varolan en önemli unsur olduğuna inanılmaktadır. Çocukların Tanrı tasavvuru, yaşla birlikte değişir, gelişir ve tarihsel, sosyal, kültürel, eğitimsel ve mezhepsel şartlarla şekillenir. Bir çocuğun Tanrı inancının, onun ailesiyle olan ilişkileriyle alakalı olduğu öne sürülür. Dolayısıyla, çocukların din ve Tanrı tanımlarını ve anlamlarını öğrenmeye başladıklarında etkisinde kaldıkları ilk referans grubu kendi anababalarıdır (Goldman, 1964; Thackeray, 2000, s. 43). Bu bağlamda, Wulff (1997), Bernhard Grom dan (1981) alıntı yaparak, kişinin Tanrı tasavvurunu şekillendiren 6 faktörü tanımlamaktadır: 1) Ebeveyn ilişkileri; 2) Diğer önemli kişi ve gruplarla ilişkiler; 3) Benlik saygısına ilişkin duygular; 4) Tanrı hakkında öğretim ve Tanrı nın insanoğluyla ilişkisi; 5) Dinî uygulama, dua, ibadet, kutsal metin okuma, dinî tartışmalar, kişinin kendine ait hayalleri, düşünceleri, yansımaları; 6)Tanrı ile ilişki ve Tanrı tasavvuru (s. 368). Tanrı, gözlenebilir, algılanabilir ve dilenildiğinde ulaşılabilir bir nesne değildir. Bundan dolayı, O nun hakkındaki bilgilerimizin, bilimsel yöntemlerle test edilmesi mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle konuyla ilgili birincil kaynak, kutsal kitaplardır. Ancak insan zihni, diğer soyut kavramlarda olduğu gibi Tanrı hakkında bilgi ve bakış açısı geliştirirken kendi toplumsal bilgi kalıplarını kullanır. Doğal olarak, Tanrı ile ilgili
19 Temel Kavramlar 11 tasavvurların, kişinin tecrübelerinden hareketle geliştiği söylenebilir. Yani, vahiyden öğrenilen bir tarafı olmakla birlikte, insan tarafından kurgulanan bir yönü de vardır. Birey, kendi isteklerini, arzularını, sorunlarını, amaçlarını, düşüncelerini, korku ve sevgilerini farkında olarak veya olmayarak, oluşturduğu Tanrı tasavvuruna aktarabilir. Dolayısıyla, kaçınılmaz olarak kültürel faktörlerden etkilenmiş Tanrı tasavvurlarının, O nun bizâtihi Kendisi ile örtüşmeyeceği kabul edilmektedir (Evkuran, 2007). Tanrı tasavvurunun gelişimi konusunda, daha çok bilişsel yaklaşımı içeren açıklama biçimine dayanarak, şöyle bir özet yapılabilir: Küçük çocuklar genellikle Tanrı yı bir ruh olarak düşünürler, gerçek vücudu ve insani duyguları olan birisi olarak Tanrı yı düşünme eğilimi vardır (Sohn, 1985). Okul öncesi (3-5 yaşları) çocuklar, peri masalları, animizm, antropomorfizm ve büyülü özelliklerle belirtilmiş olan Tanrı tasavvuruna sahiptirler. İlkokul çocukları (6-11 yaşları), daha gerçekçi ve tanımlayıcı bir rolde Tanrı yı görme eğilimindedirler. Onların dinî düşünceleri daha somut olsa da onların Tanrı tasavvurları biraz antropomorfik kalır yaşları arası çocukların, düşünceleri daha soyut olmaya başlar ve onların Tanrı tasavvurları daha bireysellik özelliği taşır. Ruh, yaratıcı, merhamet, baba, sevgi, adalet, içsel, güçlü, gizemli ve hayat gibi kavramlar önemlidir (Ahrendt, 1974; akt.: Thackeray, 2000, s. 43). Tanrı tasavvurunun şekillenmesinde inanılan Tanrı ya ait sıfatların büyük etkisi olduğunu gözardı etmek mümkün gözükmemektedir. Bu faktör özellikle sosyo-kültürel kaynaklı olan farklı Tanrı tasavvurlarına yol açmaktadır. Örneğin, Hıristiyan mezhepler, oldukça geleneksel olarak, insani özellikler ve niteliklerle Tanrı yı tasvir ederler. Hıristiyanlıkta Tanrı nın İsa Mesih in kişiliğinde bir adam haline gelmesi ve özellikle Ortodoks ve Katolik dünyasında, İsa nın,
20 12 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi ikonografik veya heykelimsel şekillerde tasvir edilmesi devam eden bir olgudur. Hıristiyanlığın, herkesi-bağışlayan, herkesiseven, herkese-yardım eden ve her şeyi-bilen şeklindeki muhteşem özellikleriyle insanüstü bir varlık olarak çocukların Tanrı tasavvurlarını desteklediği açıktır. Batı Hıristiyanlığında, yaşlı bir adam, genç bir adam, bir sevgili ve ılımlı bir siyasetçi olarak, Birde üç olan Tanrı yı tasvir etmek alışıla gelmiştir. Bizans ikonografisinde, Birde üç olan Tanrı geleneksel olarak, İbrahim ve Saray ı ziyarete gelen insanî özelliklere benzer özelliklere sahip üç melek olarak temsil edilmiştir. İncil, hem Eski hem de Yeni Ahit, Tanrı nın antropomorfik imajlarıyla doludur (Ruchgy, 2004, ss ). Hıristiyanlık dini, Tanrı nın babalık figürüne, büyük ayrıcalık tanımaktadır. Nâsıralı İsa nın Hıristiyanlığa miras bıraktığı esas dua, onu babamız. İsimlendirerek Tanrı ya hitap ediyordu. Hıristiyan, Baba adına. İstavroz çıkarır ve Hıristiyan imanının temel kuralı Baba ismini doğrudan doğruya Tanrı ya şöyle bağlar: Kadir-i Mutlak Baba olan Tanrı ya inanıyorum İsa-Mesih yegane bir biçimde kendini Tanrı nın Oğlu olarak takdim etmiştir ve müminler yani onun ilâhî misyonuna inananlar, onun ilâhî nesep ilişkisinden kendi paylarını alırlar. İşte Hz. İsa nın onları bu özgün isimlendirmeye, yani Babamız diye hitap etmeye, çağırması bu yüzdendir (Vergote, 1999, ss ). Tanrı, güvercin, kamış, kaya, sarmaşık, mesaj (kelime), çoban, şahin, kral, ateş, baba, gibi tasvir edilmiştir (Hammersla, Andrews-Qualls ve Frease, 1986). Doğu kültürleri ve dinleri daha soyut bir Tanrı fikrine sahiptirler, Tanrı tipik olarak, tüm tasvirlerin ve karşılaştırmaların ötesinde bir Varlık olarak tanımlanır. Soyut Tanrı kavramının özellikleri; 1) biçimsizlik, 2) zaman üstülük, 3) sınırsız güç, 4) her şeyi bilme şeklinde sayılabilir (Ruchgy, 2004, s.78).
21 Temel Kavramlar 13 Örneğin, İslâm dini açısından bakıldığında Kur an-ı Kerim de, daha çok Tanrı nın birliği, eşsiz ve benzersizliği ile kâinat üzerindeki tasarrufları, kudret ve hâkimiyeti üzerinde durulur (Sinanoğlu, 2005, s.33). İhlâs suresinde bu sıfatlar, De ki: O Allah birdir. Herkes Allah a muhtaçtır. Doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O na eş ya da denk değildir ve Allah birdir. Ondan başka hiçbir Tanrı yoktur. O diridir. Yarattıklarını daima koruyup gözetendir. Onu ne uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde bulunan her şey O nundur.. (Bakara, 255. ayet) şeklinde özlü olarak ifade edilmiştir. Bununla birlikte, denildiği gibi Tanrı tasavvurlarının şekillenmesinde belirleyici olan ve Tanrı hakkında olmaması düşünülemeyen önemli sıfatlardan bazıları şunlardır: Yaratıcılık, Ezelilik-Ebedîlik, Âdil olma, Merhametli ve Bağışlayıcı olma, Sınırsız güç sahibi olma, Her yerde olma, Her şeyi bilme, Hiçbir şeye benzetilememe, Yargılayıcı ve Cezalandırıcı olma.
22
23 I. BÖLÜM KURAMSAL ÇERÇEVE Tanrı Tasavvurunun Gelişimini Açıklamaya Yönelik Yaklaşımlar Barrett (2001), bilişsel ve ilişkisel olmak üzere, Tanrı tasavvuru hakkında iki tip kuramdan bahsedilebileceğini ileri sürer. O, bilişsel kuramların, kişinin gelişiminin çeşitli aşamalarındaki Tanrı tasavvurunun bilişsel sınırlarla ilişkili olduğunu belirtir. Ona göre, ilişkisel kuramlar ise, kişilik özellikleri ile eğilimlerini içerir ve bu özelliklerin, kişinin bebeklik dönemindeki başkalarıyla olan ilişkileriyle Tanrı tasavvurunun nasıl oluştuğunu açıklar. Tanrı tasavvurunun gelişiminde ilişkisel kuramlar, Freud un ve özellikle nesne ilişkiler kuramcılarının çalışmalarına dayanırken, bilişsel yaklaşım, Piaget nin bilişsel gelişim kuramına ve bu yaklaşımla gerçekleştirilen araştırmalara dayanmaktadır (akt.: Ruchgy, 2004, ss ). 1. Tanrı Tasavvurunun Gelişimiyle İlgili Freud un Görüşleri Dinin kökeni ve işlevleri ile ilgili Freud un hipotezlerinden biri, biyolojik baba ile kutsal baba düşüncesi arasında bir ilişkinin bulunduğu önermesidir. Freud un Totem ve Tabu ve
24 16 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Bir Yanılsamanın Geleceği adlı kitaplarında ifade ettiği bu düşünceye göre, Tanrı fikrinin doğuşu hakkında tahminde bulunmak güçtür. Psikanalitik gözlemler, Tanrı kavramının daima baba modeliyle özdeşleştiğini ve bizim Tanrı ile olan kişisel ilişkimizin biyolojik babamızla olan ilişkimize bağımlı kaldığını ortaya koymuştur. Büyüyen birey, sonsuza dek çocuk kalmaya mahkûm olduğunu ve bilinmeyen üstün güçlere karşı korunmaya muhtaç olduğunu fark ettiğinde, bu güçlere kendi baba figürüne ait özellikleri aktarır; kendisine, korktuğu, yatıştırmaya çabaladığı ve yine de kendi korumasını emanet ettiği tanrılar yaratır. Dolayısıyla, onunla beraber değişimler geçiren Tanrı, aslında yüceltilmiş babadan başka bir şey değildir (Freud, 1913/1971, s. 212 ve 1927/1985, s. 38, 66). Freud, insanın ilk ilişkide bulunduğu ebeveyn ve bakıcılar gibi kişilerin, o bireyin psikolojik ve duygusal gelişimini etkilediğine inanır. O, bu ilk ilişkilerde bağlantılı tecrübelerin, Tanrı tasavvurlarını şekillendiren bilinçaltı güçlerinin bir kısmı olduğuna inanır. Freud e göre, Tanrı tasavvuru, çocukların ilk tasavvurlarından olan babaya ait tasavvurun, (nasıl olduğu bilinmese de) zihinsel bir yansımasıdır. O, Tanrı tasavvurlarının, evrensel insan ve din fenomenleriyle doğrudan ilgili olduğunu ileri sürer. Freud, dini bir yanılsama olarak kabul ettiği için, ona göre dinin önemli bir objesi olan Tanrı da bir yanılsamadır. Freud, insanın hastalık, hayal kırıklıkları ve özellikle de ölümle baş etmede kendi zihnini bu yanılsamayla koruduğuna inanmaktadır (Freud, 1927/1985, ss ). Köse ye (2000) göre, Freud, Bir Yanılsamanın Geleceği adlı kitabında, bireysel psikanalizle vardığı bu kanaatin tarihî arka planına da Totem ve Tabu da zemin hazırlamıştı: İlkel insanın yaşadığı tecrübelerle oluşan bu prototip arkaik olarak bize kadar ulaşmıştı. Freud, dinin aynı zamanda bireysel bir nevroz olduğu fikrindedir. Çünkü ona göre, nevrotiklerin dav-
25 Kuramsal Çerçeve 17 ranışları ile dinî ritüellerin icrası çerçevesinde ortaya konulan davranışlar arasında benzerlikler vardır, hatta din, cinsel bastırmanın nevrotik bir ifadesidir. Böylece Freud, sosyal, antropolojik, ahlâkî, aklî, duyuşsal gibi boyutları olan dini, güdülerin bastırılmasından, komplekslerden kaynaklanan bir fenomen olarak izah etmiş; indirgemeci ve determinist bir yaklaşım sergilemiştir (Köse, 2000, ss ). Birçok deneysel araştırmada, aile tasavvurları ile Tanrı tasavvurları arasındaki benzerlik hipotezi test edilmiştir. Genel olarak bulgular; Tanrı ile ilgili tutumların karşı cinsteki ebeveyne olan tutuma yakın olduğu (Godin ve Hallez, 1964; Strunk, 1959); Tanrı ya ilişkin tutumların daha iyi ilişkide bulunulan ebeveyne benzer olarak tasavvur edildiği (Nelson 1971; Godin ve Hallez, 1964); Tanrı nın hem anneye hem de babaya benzer olarak görüldüğü ve eğer tutumlardan ziyade bir tasvir edici ve bilişsel ölçümler kullanılır ise, Tanrı nın daha çok babaya benzetildiği (Vergote, 1969) bulunmuştur (akt.: Argyle ve Beit- Hallahmi, 2004). Argyle ve Beit-Hallahmi ye (2004) göre, dinin kökeni ile ilgili Freud un kuramının geçerliği, günümüz bireyleri üzerinde gerçekleştirilen psikoloji çalışmaları tarafından desteklenmemektedir. Bu tür çalışmalar, sadece bir öneri niteliğinde ve daha çok kültürel gelenekler ile bireyler arasındaki etkileşime ilişkin söylemler sunmaktadır. Yine onlar, sonuç olarak, bu güne kadar yapılan araştırmaların son derece sınırlı ve bazen de Freud un düşüncelerinin başarısız bir yorumundan ibaret olduğunu vurgulamaktadırlar.
26 18 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 2. Nesne-İlişkileri Kuramı na Göre Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 4 Nesne-İlişkileri Kuramı (Object-Relations Theory) insanın doğasıyla ilgili olup, Freud un içgüdüsel motivasyon kuramının terapi uygulamalarında yetersiz kaldığını gören ve çocuklar üzerine çalışmalar yürüten Klein (1923), Winnicott (1971), Sullivan (1925) ve Tairbairn (1952) gibi ikinci nesil psikanalistler tarafından geliştirilmiştir. Bununla birlikte, onların yaklaşımları kısmen, Freud un görüşlerinin detaylandırılmış yorumlarını içermektedir (Nelson, 1996). Diğer psikanalitik kuramlar gibi bu kuram da bireyin geçmişteki kişilerarası ilişkilerinin, şu andaki ilişkilerini nasıl etkilediği ve şekillendirdiğiyle ilgilenmektedir (St.Clair, 2004, s. 3). Bu kuram bireyin diğer insanlarla ilişkiye girme ihtiyacını insan gelişiminin merkezine koymaktadır. Nesne-ilişkileri ifadesi bir kişinin ilişki kurduğu tüm insan, eşya ve durumlar anlamına gelmektedir. Bu ifadedeki nesne terimi teknik bir kelime olarak ilk defa Freud tarafından kullanılmış olup, basit olarak bir ihtiyacı doyuran şeye işaret etmektedir. Daha geniş anlamda, bireyin dürtülerinin, duygularının hedefi ve amacı olan önemli kişi ya da şeyleri ima etmektedir (St.Clair, 1996, s. 1). Bu, cansız, ölü bir terim değildir. Burada nesnenin kişinin kendilik kavramının oluşumuna olan dinamik etkisine dikkat çekilir. İşaret edilen nesne, oyuncak bir ayı olsa bile, bu bir kimsenin hayvanlara karşı sahip olduğu sevgi anlamına gelir. Önemli olan, kişinin, o nesneyle ilişkisinin bir sonucu olarak yarattığı veya tasavvur ettiği şeyin zihinsel tasavvur udur. Zihinsel tasavvur dinamiktir, öyle ki, o kişinin algılarını, inançlarını ve davranışını etkiler. Bundan dolayı, zihinsel tasavvur terimi kişinin zihninde Tanrı nın nasıl tasavvur edildiğini açık- 4 Bu konunun hazırlanmasında yaptığı önemli katkılardan dolayı Sayın Cihat Kısa ya teşekkür ediyorum.
27 Kuramsal Çerçeve 19 lamamıza daha fazla yardım edebilir. Zihinsel bir tasavvur, kaynağı kısmen bilinçdışı olabilen bir dizi duyguyu da içerir (Nelson, 1996). Bu bağlamda Rizzuto da tasavvurun, kendilik in içinde dinamik bir unsur olduğunu ifade ederek, kişinin konuşmaya aktarmasıyla bu tasavvurların gerçeklik kazanacağını belirtmektedir. O, bunun sonucunda kişinin olumlu Tanrı tasavvuruna sahip olabileceği gibi, korktuğu veya hoşlanmadığı bir Tanrı tasavvuruna da sahip olabileceğine; tasavvurların duygu içeriklerine dikkat çekmektedir (Rizzuto, 1979, s. 47). İlişki kavramı üzerine odaklanan bu kuram, dini de ilişkisel bir süreç olarak görmekte, dolayısıyla da bireyin Tanrı ile ilişkisindeki sevgi, suçluluk, korku vb. gibi durumlar üzerine yoğunlaşmaktadır (St.Clair, 2004, s. 3). Her ne kadar Tanrı nitelik olarak bireyin ilişkiye girdiği diğer nesnelerden farklı olsa da, bireyin geçmişteki ilişkilerine göre şekillenen bir varlıktır. Birey diğer insanlar ve nesneler ile ilişkiye girebilmek için, ilk olarak bu insanlar ya da nesnelere ait zihinsel tasavvurlar oluşturmalıdır. Bu kuramcılara göre, diğer tüm zihinsel tasavvurlar gibi Tanrı tasavvuru birey tarafından ilişki sürecinin bir parçası olarak içselleştirilir. Birçok insan gerek aile ve kültürün etkisiyle, gerekse de özel bazı nedenlerden dolayı bir Tanrı nın var olduğu sonucuna ulaşmakta, bu Tanrı ile ilişkiye girebilmek için de onun zihinsel bir imgesini ya da tasavvurunu oluşturmak zorundadır. Bu noktada nesne-ilişkileri kuramcıları doğrudan tecrübe edilemeyen ya da görülemeyen bir varlığın nasıl oluşturulduğu gibi oldukça zor bir problem ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu kuramın önde gelen savunucularına göre Tanrı tasavvuru bireyin diğer tasavvurları ve tecrübelerinin sentezinden oluşmaktadır. Bu noktada bireyin ilk çocukluk yıllarına ait tecrübeler oldukça ön plana çıkmaktadır. Çünkü bebek ve ebeveyn arasındaki ilişki ve bu ilişkinin niteliği Tanrı tasavvurunun şe-
28 20 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi killenmesinde temel bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte, bir çocuğun tecrübeleri bireylerin ya da objelerin gerçek tecrübelerinden daha fazla şeyleri de içermektedir. Örneğin bu tecrübe bebeğin hayallerini, arzularını, arzu edilen objeleri ve kişilerarası ilişkileri de bünyesinde barındırmaktadır (Ruchgy, 2004, ss ). Nesne-ilişkileri kuramına göre bireyin kendilik ve Tanrı tasavvuru, aile bağlamında şekillenmektedir. Birey diğer insanlarla özellikle de ilk bakıcılarıyla ilişkisi aracılığıyla, bir kendilik tasarımı ve bir de Tanrı tasavvuru geliştirir (St.Clair, 2004, s. 11). Çocukluk dönemindeki kendilik ve diğer tasavvurlarını ortaya çıkaran ilişkisel tecrübeler, ailede başlamakta ve ideal bir aile olan Tanrı da son bulmaktadır. Çünkü bu kuramın önde gelen savunucularına göre her insan koşulsuz olarak kendisini sevecek ve tehlikelerden koruyacak bir ideal ailenin özlemini duyar. Bu ideal ailede Tanrı dır (Ruchgy, 2004, s. 29). Her ne kadar bu kuramın ilk temsilcileri din ve Tanrı tasavvurunu konu edinen özel çalışmalar yapmasalar da, sonraki yıllarda onların görüş ve düşüncelerini temel alan ve Tanrı tasavvurlarının nasıl şekillendiğini araştıran birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda en fazla atıfta bulunulan psikolog D.W. Winnicott tır. İlk olarak Winnicott tarafından kullanılan geçiş objeleri/transitional object ve yeteri kadar iyi ebeveyn/good enough parent kavramları bireysel Tanrı tasavvurunun şekillenişini anlama konusunda yepyeni bir bakış açısı sağlamıştır. Winnicott a (1971) göre, dünyaya yeni gelen bir bebek bütünüyle öznel bir dünyada yaşamaktadır. Çevresindeki bakıcıları ve diğer nesneleri gelişmekte olan kendiliğinin uzantıları olarak duyumsar. Bir başka deyişle özne ve nesne karşıtlığından habersizdir. Çevresindeki kişilerin bebeğin ihtiyaçlarına duyarlı olması, ilgilenmesi ve cevap vermesi bebekte bir güven duygu-
29 Kuramsal Çerçeve 21 sunun oluşmasına neden olacaktır. Bu yeni gelişmekte olan kendilikte bir her şeye gücü yetme duygusu olarak yansıyacaktır (s. 10). Öznellikten nesnelliğe geçişte ben olmayan nesnelerin tanınmasıyla birlikte bebekte, daha önce geliştirmiş olduğu her şeye gücü yetme duygusuna meydan okuyan bir anksiyete ortaya çıkmaktadır. O, bu anksiyete duygusunu hafifletmek için kendisine bir nesne seçmekte, seçilen bu nesne de anksiyete anlarında bir rahatlama yaratmaktadır. Winnicott bu nesneyi geçiş nesnesi/transitional object olarak isimlendirmiştir. Geçiş nesnesi bebeğin simbiyotik durumdan paylaşılan gerçekliğe geçişte oldukça önemli bir rol oynamaktadır (Winnicott, 1971, ss. 1-2). Geçiş nesneleri ve geçiş alanının öznel ve nesnel dünyayı birbirine bağlayan ara bir evre olduğu, bu nedenle bebeklik döneminden sonra terk edildiği gibi yanlış bir kanı mevcuttur. Oysa ki, Winnicott a göre bireysel yaşamda geçiş nesneleri asla anlamlarını ve önemlerini kaybetmemekte yetişkin yaşamındaki dini ritüel ve sanat gibi kültürel aktivitelerde varlığını sürdürmektedir (Nelson, 1996). Winnicott ın diğer önemli bir kavramı ise, yeteri kadar iyi ebeveyn/good enough parent dir. Bebeklerin kalıtımla getirdikleri şey, olgunlaşmayı başarma eğilimidir. Çevre özellikle ebeveyn ilişkileri yeterli düzeyde iyiyse bebek, bağımlı ilişkiden bağımsız ilişki yönünde gelişecektir. Winnicott a göre bebek ümit ve ümitsizliği, güven ve güvensizliği, sadakat ve sadakatsizliği ebeveynin ihtiyaçlarına verdiği tepkilerden öğrenmektedir. Bir başka ifadeyle, ilk çocukluk yıllarına ait yeterince iyi ebeveyn tecrübeleri, çocuğa temel güven ve itimat düşüncesini vermektedir (Winnicott, 1971, ss , ve 141). Zihinsel ebeveyn tasavvurları Tanrı tasavvurunun oluşumu için birincil kaynaktır.
30 22 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Freud dan sonra bireyin Tanrı ile nasıl ilişki kurduğunu araştıran psikanalistlerin başında Ana-Maria Rizzuto gelmektedir. O, bu konuyla ilgilenmeye 1963 yılında kendisinden inancın psikolojik temelleri üzerine bir seminer verilmesi istenildiğinde başlamıştır (Rizzuto, 1979, s. viii). Tanrı tasavvurunun oluşması ve şekillenmesi konusunda Freud un, anne-babanın rolü ile ilgili düşüncelerinden etkilenen Rizzuto, çalışmasında bireyin özel Tanrı tasavvurunun muhtemel kökenlerini ve sonraki yıllarda bu tasavvurun her hangi bir değişiklik geçirip geçirmediğini araştırmıştır. O, bu çalışmaya, deneklerin anne-baba ile olan çocukluk ilişkileriyle onların Tanrı tasavvurları ve Tanrı yla ilişkileri arasında benzerlikler bulunduğu varsayımı ile başlamıştır. Bu hipotezi kanıtlamak için özel bir psikiyatri hastanesinde tedavi gören, on erkek ve on bayandan oluşan yirmi kişiyle çalışmıştır. Deneklerden bilgi toplamak amacıyla ilk olarak oldukça ayrıntılı bir anket formunu doldurmaları istenmiş, her birinin kapsamlı yaşam hikâyelerine ulaşmak için mülâkatlar yapmıştır. Hastalardan çeşitli gelişim dönemlerindeki ilişkilerinden, çatışmalarından ve problemlerinden bahsetmeleri istenmiştir. Deneklerle yapılan mülâkatlar, onlardan basit bir Tanrı tasavvuru çizmeleri ve tasavvurlarını tek bir cümle ile ifade etmeleriyle son bulmuştur (Rizzuto, 1979, ss. 8-10). Tüm bu uğraşlara rağmen her bir deneğin hissettiği ve algıladığı Tanrı nın net bir profiline kolay kolay ulaşılamamıştır (St.Clair, 2004, s. 21). Rizzuto, Tanrı tasavvurunun bileşenlerinin sadece bireyin anne ve babasının tasavvurlarından oluşmadığı, diğer birçok kaynağın da bu tasarımın şekillenmesinde rol oynadığı sonucuna varmıştır. Bununla birlikte o, Tanrı tasavvurunun oluşmasında yaşamın ilk yıllarının oldukça önemli olduğunu ifade etmiştir. Bu noktada o, düşüncelerinden etkilendiği ve esinlendiği Freud dan ayrılmaktadır. Çünkü Freud a göre bireylerin Tanrı
31 Kuramsal Çerçeve 23 fikri ve tasavvuru Oedipal dönem içerisinde ortaya çıkmaktadır. Rizzuto ise, doğumla başlayan oedipal kriz öncesindeki imge ve tecrübelerin Tanrı tasavvurunun oluşması ve şekillenmesinde anahtar rol oynadığını düşünmektedir. Ayrıca bu imgeler ve tasavvurlar Freud un iddia ettiği gibi statik yapılar da değildir. Yaşamın farklı evrelerindeki birçok faktör Tanrı olarak isimlendirilen karmaşık gerçeklik tasavvurunun şekillenmesine katkıda bulunmaktadır (Rizzuto, 1979, s. 7, 41 ve 44). Rizzuto ya göre çocuk, Tanrı tasavvurunu tek başına oluşturmamaktadır. Anne-babanın yaptığı duaları izleyen, kiliseye giderek resmi ritüellerle karşılaşan, yetişkinlerin Tanrı hakkındaki konuşmalarını dinleyen çocuk oluşturmuş olduğu Tanrı tasavvurunu genişletmekte ve şekillendirmektedir. Fakat bu noktada en önemli husus, her çocuğun, resmi dinin Tanrı sıyla karşılaşmadan önce kendi bireysel Tanrı larını oluşturmuş olmalarıdır. Kilisede dinin Tanrı sı ve daha önce oluşturulan Tanrı karşı karşıya gelmekte, bu durum çocuğu yeniden bir düşünme ve şekillendirme işlemine zorlamakta böylelikle de Tanrı nın ikinci bir doğuşu gerçekleşmektedir (Rizzuto, 1979, ss. 9-10). Rizzuto ya göre Tanrı kavramı ve Tanrı tasavvuru arasında hem kavramsal hem de duyuşsal düzeyde bir ayrım bulunmaktadır. Çünkü Tanrı kavramı daha çok düşünmenin bilinçli yönüyle ilgilidir. Bu daha çok teologların ve bilim adamlarının Tanrı sıdır. Bu Tanrı bireyde duyuşsal bir harekete neden olmaz. Diğer taraftan Tanrı tasavvuru, ilk çocukluk yıllarına ait hatıralar, duygular ve imgelerden oluşmuştur. Bu tasavvur kişiliğin bilinçli yönüyle ilişkili olan kavramsal Tanrı nın aksine bireyden duygusal taleplerde bulunur (Rizzuto, 1979, s. 28). İnanan bireye Tanrı nın var olduğu, gerçek olduğu ve kendisiyle etkileşim içinde olduğu hissini bu Tanrı tasavvuru sunmaktadır.
32 24 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Rizzuto, Tanrı inancı için dört kategori belirlemiş, özel olarak her bir deneğin genel olarak ise, tüm insanların Tanrı inancını ya da Tanrı yla ilişkilerini bu dört kategoriden birisine yerleştirilebileceğini ifade etmiştir. Birinci kategoride, Tanrı nın varlığına şeksiz şüphesiz inanan kişiler bulunmaktadır. İkinci kategoriyi, Tanrı nın varlığından tam olarak emin olmayan ve inanç konusunda belirsizlik yaşayan kişiler oluşturmaktadır. Üçüncü kategoride ise, Tanrı ya inanmayan ve onun varlığına inanan kişilere hayret eden ve hatta kızan insanlar bulunmaktadır. Dördüncü kategorideki bireyler, Tanrı ya inanmakla birlikte çeşitli taleplerde bulunan, cezalandıran, sert Tanrı tasavvurları ile çatışma içerisindedir (Rizzuto, 1979, s. 90). Rizzuto un çalışması ve sonuçları kuramsal çerçevesini üzerine kurduğu ve esinlendiği Freud u aşmış ve kendisinden sonra yapılan çalışmalar için bir hareket noktası haline gelmiştir. Özellikle o, Freud un belirli bir gelişim sürecinde oluşan ve artık statik bir halde kalan Tanrı tasavvuru fikrine karşı çıkmış, aksine yaşamın ilk dönemlerinden itibaren çeşitli faktörlerin katkısıyla oluşmaya başlayan ve her gelişim döneminde bazı değişikler geçiren, bireye ihtiyaç duyduğu anlarda huzur, rahatlık, cesaret vb. sağlayan dinamik bir Tanrı tasavvuru benimsemiştir (St.Clair, 2004, s. 28). Rizzuto nun bu çalışması birçok araştırmacıyı Tanrı ile ilişki ve iman konuları üzerine çalışmaya sevk etmiştir. Bu araştırmacıların en önde geleni nesne-ilişkileri kuramını kullanarak iman gelişimi ve Tanrı tasavvuru konusunda çalışmalar yapan John McDargh tır. McDargh a göre nesne-ilişkileri kuramı iman ve Tanrı tasavvuru araştırmalarına iki büyük katkı sağlamıştır. Birincisi, bu kuram imanın insanî yönünün tutarlı bir psikolojik açıklamasını sunmaktadır. İkinci olarak bu kuram dinî tecrübedeki anahtar öğeye yani imanın nesnesi olarak Tanrı ya dikkatleri çekmektedir (McDargh, 1983, ss. xvi-xvii). Ona
33 Kuramsal Çerçeve 25 göre, iman bireysel tasavvurlar aracılığıyla kalbin bir akıl yürütmesidir. Bu nedenle tasavvurlar oldukça önemlidir. İnsanlar, imanın birleştirici ve bütünleştirici eylemini sürdürmek için aşkın tasavvurlarını kullanmaktadırlar. Tanrı tasavvurları Oedipal öncesi dönem ve Oedipal dönemde bireyin kendi olma çabası esnasında ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle din ve Tanrı tasavvuru psişik işleve katkıda bulunmaktadır (McDargh, 1983, s. 104). 3. Tanrı Tasavvurunun Gelişimi ve Bağlanma Kuramı Bağlanma (Attachment) kuramı, John Bowlby (1969, 1973, 1980) tarafından psikanalitik nesne-ilişkileri kuramına alternatif olarak sunulmuştur (Kirkpatrick, 1992, 1997). Bununla birlikte, kuramın çıkış ve bugüne geliş süreci incelendiğinde, Bowlby nin psikanalitik ve özellikle de nesne-ilişkiler kuramı geleneğinden yetişmiş bir psikanalist olduğu görülür. O, özellikle, bebek-anne ilişkisi, nesne, sevgi nesnesi, içgüdü, ayrılma ve kaybetme anksiyetesi gibi birçok psikanalitik kavramı kullanarak bu gelenekle ilişkisinin devam ettirdiğini gösterir. Fakat Bowlby, kişilerarası bağların, zevk ve haz temeli üzerine gelişmiş ilkel dürtüler olduğu fikrine karşı olmasıyla ve etiyolojik yöntemler, bilgi süreçleri, gelişim dönemleri, bilişsel şemalar, içsel tasavvur gibi kavramlarla ilgilenmesiyle psikanalitik gelenekten ayrılır. Geçen bu süreçte araştırmaların artmasına paralel olarak zenginleşen bulgular etrafında gerçekleştirilen tartışmalar, bağlanma kuramına, hem psikanalitik, hem de bilişsel çerçevede ele alınıp incelenen bir kuram özelliği kazandırmıştır (Ainsworth, 1967, 1969; Bretherton, 1992; Sroufe ve Waters, 1977; Waters ve Deane, 1985). Bağlanma çocuğun, başkalarıyla (ebeveyni ile veya bakıcılarıyla) anlamlı duygusal ilişkiler kurabilme yeteneğidir. Bağlanma kuramı ise; genel anlamıyla, insanları duygusal olarak
34 26 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi birbirine bağlayan çeşitli etkenleri açıklamaya yönelik bir kuramdır; özel anlamıyla ise Bowlby ye göre, bebeklik döneminde bebekle annesi veya ilk bakıcıları arasında kurulan ilk bağlanma niteliğinin, erişkinlik döneminde başkalarıyla olan ilişkilerdeki beklentilerinin temelini oluşturduğu nu ileri süren bir kuramdır (Budak, 2000, ss ; Kirkpatrick, 1992, 1997). Kurama göre, bebekle ilk bakıcılar veya bağlanma figürü arasındaki optimal ilişki, bağlanma figüründeki kişiye iki şey sağlar: 1. çocuğa baskı ve tehdit altındayken ona güvenli ve rahat bir sığınak; 2. tehlikenin yokluğunda çevresini keşfetmede güvenli bir temel (Kirkpatrick ve Shaver, 1990). Buradan hareketle, bağlanma kuramı, çocukla ailesi arasındaki duygusal bağın doğasını ve bu ilişkinin çocuğun dindarlığı üzerine nasıl bir etkide bulunduğunu anlamada bize yardımcı olabilir. Sevme ve hoşlanma gibi bağlanma figürlerine sahip olan insanların, kendilerini sevilebilir ve hoşlanmaya değer olarak kabul etmeleri durumunda Tanrı yı da seven ve şefkatli olarak görme eğiliminde olacakları ifade edilmektedir (Kirkpatrick ve Shaver, 1990; Paloutzian, 1996, s.86). Çoğu teolog Tanrı nın ideal bir bağlanma figürü olduğunu kabul etmektedir: Tanrı, tehlikelerden koruyan ve güvenlik duygusu sağlayan hem sözel hem de ruhsal bağlamda mükemmel bir ebeveyne benzer. Bu teologlardan biri olan Kaufman (1981), insanların Tanrı ile olan ilişkilerini anlamada, bağlanma kuramının uygulanabilirliğine vurgu yapmıştır. O, güven içeren bağlanmaların psikolojik önemini tartışmış ve bu konuya dikkat çekmiştir. Tanrı fikri, tamamen yeterli bir bağlanma figürünün fikridir Tanrı, çocukların ihtiyaç duyduklarında çocuklar için daima güvenilir ve ulaşılabilir olan bakımını yapan ve koruyan bir ebeveyn olarak düşünülür karşılaştırmasını yapar (s. 67) (akt.: Kirkpatrick, 1992).
35 Kuramsal Çerçeve 27 Bağlanma kuramı bakış açısından Tanrı tasavvurlarıyla ilgili deneysel (görgül) araştırmalar 1970 lerden itibaren literatürde yer almaya başlamıştır. Bu çalışmalar, doğal olarak Tanrı tasavvuru ile çocuk-ebeveyn ilişkisi bağlamında; 1. Tanrı tasavvurunun benlik-kavramıyla ilişkisini; 2. Tanrı tasavvuru ile cinsiyet değişkeni arasındaki ilişkiyi (bu konu hem deneklerin cinsiyetleriyle, hem de Tanrı ya atfedilen erkeksi ya da kadınsı özelikler açısından ele alınmıştır) ve 3. Tanrı tasavvuru ile yaş değişkeni arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Şimdi bu kategorilere girebilecek türden araştırmalara örnekler verelim. Çocuğun dünyasında Tanrı, krallar, süper kahramanlar, büyücüler, arkadaşlar, kız ve erkek kardeşler, anne-babalar, öğretmenler, polisler, itfaiyeciler ile bir araya gelebilmektedir. Çocuk, Tanrı hakkında düşünür ve bir şekilde bağlantı kurarken, onun ırkı, sosyal sınıfı, cinsiyeti, yaşı ve aile tecrübeleri etkili olabilmektedir (Allport, 2004, s. 49; Dickie ve diğ., 1997). Yetişkinlerin sahip oldukları Tanrı tasavvurlarının, onların çocukluk dönemlerinde anne-babalarıyla ilgili tasavvurlarından etkilenmiş olduğunu bazı araştırmalar ortaya koymuştur. Bu çalışmalarda, çocukken anne veya babası hakkındaki imgelerinin olumlu-olumsuz oluşunun, yetişkinlikte sahip olduğu Tanrı tasavvurunun olumlu-olumsuz olmasını etkilediği ortaya çıkmıştır (Allport, 2004, s. 50; Dickie ve diğ., 1997; Dickie ve diğ. 2006; Kirkpatrick, 1998; 1992; Kirkpatrick ve Shaver, 1990). Ayrıca, hemen şunu da belirtelim, Tanrı tasavvurunun şekillenmesine sadece çocuğun anne ve babası değil, aynı zamanda onun hayatının ilk yıllarında yakın ilişkide bulunduğu, bakıcılar ve diğer önemli kişiler de (öğretmenler, rahipler, büyükbaba ve büyükanneler gibi) etkide bulunabilmektedir (Ruchgy, 2004, s.74). Bu konuda projeksiyon yapabilme imkanı verebilecek olan bir araştırmada, (anasınıfı çocukları üzerinde gerçekleştirilmiş-
36 28 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi tir) ebeveynleri ve öğretmenleriyle olumsuz nitelikteki ilişkiler yaşayan çocukların, anne-baba ve öğretmenlerden en az biriyle olumlu bir ilişkiye sahip olan çocuklardan daha düşük düzeyde Tanrı ile özel ve yakın bir ilişki oluşturabildikleri saptanmıştır (De Ross, 2006). Anasınıfı öğrencileri üzerinde yürütülen diğer bir çalışmada, ebeveyni veya öğretmeniyle yakın ve uyumlu bir ilişki yaşayan çocukların, bir Seven Tanrı tasavvuru geliştirdikleri sonucuna varılmıştır (De Ross, Miedema ve Iedema, 2001). Tanrı tasavvuru ile benlik-kavramı arasındaki ilişki üzerine araştırmalar, benzer şekilde bir bağlanma açıklamasıyla tutarlıdır. Bowlby (1973), bağlanma figürleri modelleri ile benlik modellerinin tamamlayıcı eğiliminde olduğunu vurgulamıştır: Sevgi, koruma ve kendileriyle ilgilenme gibi bağlanma figürlerine inanan çocuklar muhtemelen kendilerini sevilebilir değerli ve korunmuş olarak görebilirler. Benzer olarak Tanrı yı seven ve iyilik sahibi olarak gören insanlar daha yüksek benliksaygısına ve daha pozitif benlik-kavramına sahiptirler (Spilka, Addison ve Rosensohn, 1975). Buri ve Mueller (1993), çocukların ebeveynleri ile ilişkilerinin çocuğun benlik-saygısıyla doğrudan fakat çocuğun Tanrı kavramıyla sadece dolaylı olarak birbirini etkileyebildiklerini ileri sürmüşlerdir. Buna karşın, Dickie ve diğ. (1997), çocuğun benlik-saygısının, çocuğun Tanrı kavramını doğrudan etkileyebildiği sonucuna ulaşmışlardır. Eğer ebeveyn ile çocuk arasında fiziksel ve duygusal bir bağ yoksa, bunun yerine geçen bağlanma figürü, Granqvist in (1998) ifadesiyle telafi edici bağlanma figürüdür (akt.: Dickie ve diğ. 2006). Dickie ve diğ. (1997), yerine geçen bağlanma veya telafi edici bağlanma figürleri konusunda ebeveynlerinden boşanma veya başka bir nedenden dolayı ayrılan çocuklardaki inceleme ve yorumları sonucunda bu görüşü destekleyecek kanıtlar bulmuşlardır. Babası evden ayrılmış olan veya bir baş-
37 Kuramsal Çerçeve 29 ka nedenden dolayı evde olmayan çocuklar Tanrı yı, evde babası olanlardan daha çok besleyici-büyütücü ve güçlü olarak algılanmıştır. Bu durum, böyle bir çocuğun daha uzaktaki babasının yerine geçme veya telafi etme için, daha fazla idealleştirilmiş Tanrı tasavvurları oluşturmasından kaynaklanabilir. Bu nedenle, ebeveynlerinden bağımsız hale gelen ilk yetişkinlerin ebeveynlerine ait kavramlardan ziyade, kendi benlik-kavramları ile daha yakın ilişkili Tanrı kavramlarına sahip olacakları ileri sürülmüştür. On iki-on beş yaşları arası 866 İskoç gençten (395 erkek, 471 kız) oluşturdukları örneklem grubu üzerinde yürütülen bir araştırmada, benlik-değeri ile Tanrı tasavvurları arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Bulgular, benlik-değeri ile seven ve merhamet eden bir Tanrı tasavvuru arasında pozitif bir ilişki, acımasız ve cezalandıran bir Tanrı tasavvuru arasında ise negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir (Francis, Gibson ve Robbins, 2001). Cinsiyet değişkeni açısından Tanrı tasavvurları: Hem psikanalitik hem de bilişsel kuram, Tanrı tasavvurunun gelişimine cinsiyet türünün ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinin etkisinin olduğunu öne sürer. İlk çocuklukta, çocuklar cinsiyet şemalarını geliştirirlerken, çeşitli eylemleri ana-babayı ve muhtemelen Tanrı yı cinsiyet bakımından kategorize etmede azami özen gösterirler (Bem, 1981). Güçlü, otoriter, besleyen, şefkat gösteren ve bakıcı olarak Tanrı tasavvurlarının, cinsiyet değişkeniyle ilgili olduğu düşünülmektedir. Kohlberg ve Kramer (1969), ahlâkî çıkarım konusunda, kız çocuklarının, hem şefkat, empati kurma ve rahat ettirme gibi bakımla ilgili hem de güç ile ilgili sıfatlara yoğunlaştıklarını, erkek çocuklarının ise, adalet, dürüstlük ve kanunlar gibi sıfatları içeren sadece güç konularına odaklaştıklarını saptamışlardır. Vergote ve Aubert (1972) Amerikalı çocuklar üzerinde yürüttükleri çalışmalarında erkek
38 30 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi çocuklarının Tanrı tasavvurunun sadece baba figürünü, kız çocuklarınınkinin ise, hem anne hem de baba figürünü içerdiğini gözlemişlerdir. Onlar, baba-tanrı tasavvurunun, otoriter ve güçlü, kanun koruyucu olarak görüldüğünü ve anne-tanrı tasavvurunun da çocuğa bakan, ihtiyaçlarını karşılayan biri olarak tasvir edilmekte olduğunu bulmuşlardır (akt.: Dickie ve diğ., 1997). Kay ve Ray (2004), 4-11 yaşları arası 135 (63 kız, 72 erkek) İngiliz çocuktan oluşan bir örneklem üzerinde çalışmışlardır. Araştırmanın sonucunda onlar, Tanrı kavramı oluşturmayla cinsiyet değişkeni arasında anlamlı ilişkilerin olduğu saptamışlardır. Bulgulara göre, kızlar, Tanrı yı gülen biri, etrafı bulutlarla çevrili gökyüzünde asker ceketi giyen sakallı yaşlı bir adam ve güneş parıltısı içindeki melekler gibi resmetmişlerdir. Erkek çocuklar, Tanrı yı büyüleci muhteşem bir güç gösteren, yeryüzünde duran ve aktif bir rol üstlenen süper bir kahraman olarak çizme eğilimindedirler. Slater in (2001) araştırmasına göre, 3-11 yaş arası erkek ve kız öğrencilerin resimleri analiz edildiğinde, cinsiyet türünün Tanrı imajına doğrudan etki eden anahtar değişkenlerden birisi olduğu görülmektedir. Slater in araştırmasında kızların tamamının, mutlu Tanrı imajına sahip oldukları gözlenmiştir. (akt.: Ruchgy, 2004, s. 75). Heller ın (1984), 4-12 yaşları arasındaki 20 kız, 20 erkek çocukla gerçekleştirdiği çalışmasında şu sonuçlar elde edilmiştir: Erkek çocuklar, Tanrı yı insan hayatı ve dünya için çok rasyonel ve pragmatik olarak tasvir etmişlerdir. Bu çocuklar çok yönlü ve tahmin edilebilir yollarla ilişkili olarak bireylere rehberlik eden, her şeyi bildiğini gösteren, düşünen ve bilen bir Tanrı yı öne çıkarmışlardır. Çoğu erkek çocuk için Tanrı nın rasyonelliği bilimin gelişmesiyle beraberdir. Çocuğun, zaman,
39 Kuramsal Çerçeve 31 uzay, enerji gibi konulara spontane olarak atıflarda bulunması, teknolojik ve rasyonel bir yaş döneminin bilincine sahip olduğunu gösterir ve bilinçlilik onların Tanrı imajına yansır. Erkek çocuklar, Tanrı yı bir kişinin hayatında tamamen aktif olan biri olarak tasvir ediyorlar. Altı yaşındaki Gerard, Tanrı, sadece sporu seyretmez, yüzme gibi güç isteyen faaliyetleri de yapar demektedir. Çocukların sözel ifadeleri içinde geleneksel baba benzeri bir figür yer almaktadır ve bu figürün aktif olmasında çocuklar ısrar ederler. Erkek çocukları, Tanrı nın erkek olduğundan emin bir tavır sergilemişler ve ısrarla kadın olamayacağını vurgulamışlardır. Kız çocukları tarafından Tanrı nın, estetik cazibeyle ilişkisi kurulur. Tanrı nın sınırsız egemenliği tüm sanatları içerir. Genel olarak, kızların Tanrı tasavvurları, erkeklerinki gibi, somut gerçeklerle ve olaylarla ilgisinin kurulmasına benzemez. Onların tasvirlerinde, teknik veya bilimsel yapılardan daha uzak, doğa ve doğal yapılara daha yakın, renge ve sese daha yakın bir Tanrı yer alır. Bazen onlar, estetik referansları, kendi estetik ve kadınsı özelliklerini Tanrı ya yansıtmaktadırlar. Böylece kızlar, cinsiyetle dinî sosyalleşme etkilerinin ilginç bir karışımını açıkça ortaya koyarlar. Pasiflik, kız çocukları tarafından, hem Tanrı nın bir özelliği olarak hem de Tanrı ile insan arasındaki ilişkilerde vurgulanmıştır. Erkek çocuklarının uzak Tanrı anlayışının aksine kızlar en azından duygusal yakınlığa sahip bir Tanrı tasavvuruna sahiptirler Kızların Tanrısı, güçmerkezli olmaktan ziyade, yakınlık-merkezlidir (Heller, 1984, ss ). Dickie ve diğ. (1997), yürüttükleri çalışmada örneklem grubunu, Protestan Kilisesine bağlı, 4-11 yaşları arasındaki toplam 74 erkek ve 69 kız çocuğu ve ailesinden oluşturmuşlardır. Çocukların anne-babaya ilişkin algılarının Tanrı algılarıyla ilişkili olduğu saptanmıştır. Çocukların, anne-babalarını, bakım-
40 32 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi larıyla ilgilen ve güçlü kişiler olarak algıladıkları gibi, Tanrı yı da güçlü ve bakan-büyüten olarak algıladıkları saptanmıştır. Küçük kızlar ile erkekler arasında otoriter güç algılarında farklılık bulunmuştur. Küçük kızlar, Tanrı ve babayı erkek çocuklardan anlamlı bir düzeyde güçlü sıfatını daha az vurgulamışlardır. Bu bulgular, geleneksel cinsiyet rolü kalıplarının baskın olduğunu, dolayısıyla çocukların anne-babayı daha fazla bakanbüyüten kişiler olarak algıladıklarını göstermekle, Chodorow (1978) ve Gilligan ve Wiggins in (1988), çocuğun hayatında bakan-büyüten figür olarak anneyi ilişkilendirdikleri yönündeki bulgularıyla örtüşmektedir. Bu iki araştırma, çocuğun Tanrı tasavvurunun ebeveynin güç merkezli veya sevgi merkezli disiplini kullanmalarıyla ve çocuğun bakan-büyüten veya güçlü olan ebeveyne bağlılığıyla şekillendiği yönündeki görüşü desteklemektedir (akt.: Dickie ve diğ. 1997). Bir başka benzer sonuç, Dickie ve diğ. nin (2006), yaşları (yaş ort.: 19) arasındaki 40 erkek, 92 kız olmak üzere toplam 132 kişi üzerinde yürüttüğü çalışma sonucunda elde edilmiştir. Bu araştırmada, yetişkinlikte bile, ebeveynlerin özellikle annelerin, kız ve erkek çocuklarının dinî algılarını ve Tanrı kavramlarını etkiledikleri saptanmıştır. Araştırmacılara göre, ebeveynler, çocuklarının zihnine, kendilerini besleyen-büyüten kişiler olarak yerleştirdikleri için, çocuklar da Tanrı kavramlarını seven, besleyen-büyüten ve sıcak sıfatlarıyla şekillendirirler. Onlar, örtük Tanrı kavramlarının oluşumuna en büyük etkiyi yapanın anneler olduğunu vurgulamaktadırlar. Kızlar Tanrı yı besleyen-büyüten olarak tasavvur ederlerken, erkekler Tanrı yı daha çok cezalandıran/yargılayan olarak görmektedirler. Onlara göre, Erkek olarak görülse bile Tanrı, güç sıfatı yükleme yapılarak tasavvur edilirken, aslında bu sıfatın annelerin nitelikleri arasında sayıldığını da göz ardı etmemek gerekir.
41 Kuramsal Çerçeve 33 Bu bulgular, De Ross, Iedema ve Miedema (2004) tarafından, anasınıfı öğrencilerinin (n= 363) ve onların annelerinin (n= 271) Tanrı kavramları üzerinde yürüttükleri çalışma sonucunda elde ettikleri bulguları destekler niteliktedir. Tamayo ve Dugas (1977) yaş ortalaması 21 olan 351 (208 erkek, 143 kız) Fransız kökenli Kanadalı üzerinde gerçekleştirdikleri araştırmada, kızlarla erkekler arasında, anne-babayı tasavvur etmede anlamlı bir farkın olduğu, fakat Tanrı tasavvuru konusunda ise anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı saptanmıştır. Ayrıca onlar, anne imajının, Tanrı tasavvurunun oluşumundaki semboller arasında en yeterli sembol olduğunu tespit etmişlerdir. Bununla birlikte, önceki birçok araştırmada, Tanrı tasavvurunun, anneyle ilgili olmaktan daha çok babayla ilgili veya her ikisi tarafından da eşit sembolize edildiği bulgusuna ulaşıldığı belirtilmiştir (Lee ve Early, 2000; Tamayo ve Desjardin, 1976; Vergote, 1969; Vergote ve Aubert, 1972). Lee ve Early (2000), yaşları arasında olan (yaş ort.: 48) % 60 ı kadın, % 40 ı erkek olmak üzere toplam 523 Hıristiyan denek üzerinde yürüttüğü çalışmalarında, deneklerin Tanrı imajı olarak İncil de alternatif imajlar olsa da, geleneksel imaj olan Anne Tanrı dan ziyade Baba Tanrı; Eş Tanrıdan ziyade Aile reisi Tanrı; Seven Tanrı dan ziyade Yargıç Tanrı imajlarını tercih ettiklerini rapor etmişlerdir. Krejci (1998), yaş ortalaması 37.2 olan 128 kadın, 87 erkek denek üzerinde kadın ve erkeklerin, farklı Tanrı tasavvurlarını nasıl geliştirdiklerini incelemiştir. Besleyen-büyüten/ yargılayan, kontrol eden/koruyan, somut/soyut olmak üzere Tanrı tasavvuru üç boyutta ele alınmıştır. Erkeklerin kontrol eden imajı üzerine daha fazla yoğunlaştıklarının dışında cinsiyet farklılığından kaynaklanan başka anlamlı bir bulguya rastlanmamıştır. Bazı açıklamalarda, Hıristiyanlıkta ağır basan gele-
42 34 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi neksel ve erkeksi özelliklerle ifade edilen Tanrı tasvirlerinde cinsiyet farklılıklarının olabileceği tahmin edilmiştir. Tanrı nın erkek olduğu yönündeki baskın imajla birlikte, erkeklerin ve kadınların erkek-imajlı bir Tanrı ile farklı biçimlerde ilişkilendireceği inançlarından dolayıdır ki, Tanrı imajlarının cinsiyete göre farklı geliştiği öne sürülmüştür (Clanton, 1990; Johnson, 1988; akt.: Krejci, 1998). Dahası, böyle imajlar, geleneksel imajları, kadınların kendilerini algılamalarını ve sosyal statülerini etkilediği ifade edilmiştir (Mollenkott, 1984; Ruether, 1983; Saussy, 1991; akt.: Krejci, 1998). Eshleman ve diğ. nin (1999) 4-10 yaşları arasında olan 49 çocuk üzerinde gerçekleştirdiği çalışmaya göre, aileleri ile bağlantı düzeyi düşük olan büyük çocukların Tanrı yı daha yakın olarak algıladıkları anlaşılmaktadır. Kızların Tanrı yı erkek değil, kadın olarak algıladıklarında kendilerini Tanrı ya daha yakın hissettikleri; aynı şekilde erkek çocuklarının da Tanrı yı erkek olarak algıladıklarında Tanrı ya kendilerini daha yakın hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, bazı bireylerde her zaman bu örüntünün gözlenmeyebileceği, örneğin, Tanrı yı daha fazla bir erkek e benzer olarak tasavvur eden dindar genç kızların, kendilerini Tanrı ya daha yakın hissettikleri yönünde bir dönüşümün olabileceği ve dindar genç erkekler için böyle bir projeksiyonun yapılmasının çok daha güç olabileceği ileri sürülmüştür. Bunun nedeni olarak da, onların erkek olarak algılanan geleneksel olan Tanrı imajına bağlı olmalarının daha muhtemel olacağı ve kendileri gibi erkek olan bir Tanrı ya kendilerini daha yakın hissedebilecekleri varsayımına dikkat çekilmiştir (Dickie ve diğ. 2006). Ladd, McIntosh ve Spilka (1998), 3-18 yaş arası (yaş ort.: 9.6) 968 çocuğa (436 erkek, 532 kız) Tanrı resimleri çizdirmişlerdir. Tanrı kavramlarının çeşitli Hıristiyan mezheplerinde benzer geliştiği önermesi için empirik destek elde etmişlerdir. Onlar,
43 Kuramsal Çerçeve 35 Hıristiyan Tanrı sının geleneksel ve erkeksi yorumlarının, tüm Hıristiyan mezheplerine mensup çocuklar arasında hâlâ baskın bir özellik olduğunu saptamışlardır (% 55.7 erkeksi, % 6.8 kadınsı figürler). Kunkel ve diğ. nin (1999) yaşları arası olan 10 u kız, 10 u erkek olmak üzere 20 üniversite öğrencisi üzerinde yürüttükleri çalışmada, Tanrı yı erkeksi, güçlü ve cezalandırıcı olmaktan ziyade, büyütüp-bakan olarak görme eğilimi saptanmıştır. Nelsen, Cheek ve Au (1985), yürüttükleri araştırmanın analizleri sonucunda farklı Tanrı tasavvurları tanımlanabileceğini ifade etmiştir. Bunlardan ikisi, erkeksi özellikli Kral Tanrı ve kadınsı nitelikteki İyileştirici Tanrıdır. Kadınların daha çok İyileştirici Tanrı içerikli bir tasavvura sahip oldukları görülmüştür. Erkek deneklerin ise geleneksel Tanrı tasavvuruna uygun olarak hem Kral hem de İyileştirici Tanrı tasavvuru geliştirdikleri saptanmıştır. Bu da Amerikalıların hâlâ Tanrı nın sıfatları açısından anne den çok baba yı tercih ettiklerini ortaya koymuştur. Bu tasavvur türlerinin birbirleriyle ve kiliseye gitme sıklığıyla pozitif yönde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Feminist teoloji, günümüzde geçerli olan Tanrı tasavvurlarının erkek-merkezli olduğunu ileri sürmektedir. Feminist teologlara göre, Tanrı tasavvurları, çoğunlukla erkekler tarafından tasvir edilmiş ve dolayısıyla da Tanrı tasavvurları tipik olarak erkeksi nitelikler taşımıştır (Clanton, 1990; Goldenberg, 1979; akt.: Foster ve Keating, 1992). Kız çocuklarının/kadınların Tanrı tasavvurları ile erkek çocuklarının/erkeklerin Tanrı tasavvurları arasındaki farklılığa odaklaşan araştırmalar, kız çocuklarının/kadınların Tanrı tasavvurlarının annelik özellikleri, kadınsı özellikleri daha çok taşıdığını; erkeklerinkinin ise daha çok babalık özellikleri, erkeksi özellikler taşıdığını saptamışlardır (Heller, 1984; Rizzuto, 1979; Vergote ve Tamayo, 1980).
44 36 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi İlk bakışta Hıristiyan örneklemler üzerinde yürütülen araştırmaların tutarlı bir tablo oluşturduğu gözlenir ki, o da Tanrı nın, baskın olarak erkek olarak tasavvur edilmesiyle ilgilidir. 5 Bununla birlikte, bazı araştırmalar da, Tanrı için babadan ziyade anne imajlarının kullanıldığını yani anne imajının baskın olduğunu ileri sürmüşlerdir. 6 Aslında bu çizgideki araştırmalara göre, Freudçu hipotezlerin aksine, Tanrı, kişinin babasından ziyade kişinin daha çok annesine benzer olarak veya kişinin tercih ettiği ebeveyninden birisi olarak algılanmıştır. Her iki bulgu da, bağlanma yorumlarını içerir. Eğer, tercih edilen ebeveynden biri, ilk bağlanma figürü olarak tasvir edilirse, gözüken makul bir faraziye, Tanrı nın en fazla anne veya baba tasavvuruna benzeyeceğidir. Ama bununla birlikte, ilk bağlanma figüründen dolayı, Batı kültüründe babadan ziyade annenin olmasının daha muhtemel olduğu iddiasında bulunulmuştur (Lomb, 1978). Çünkü bu görüşe göre, çocuğun ilk yaşantılarında genellikle anne, babadan daha etkin rol oynar ve dolayısıyla, Freud un ileri sürdüğü Tanrı yüceltilmiş baba figürüdür yorumundan daha ziyade Tanrı nın yüceltilmiş bir bağlanma figürü olduğu söylenebilir (Kirkpatrick, 1992). Tanrı tasavvurunun gelişiminde, mensup olunan dinî mezheb veya grup, okul hayatı, akademik ilgi gibi faktörlerin etkisinin olup olmadığı da araştırılmıştır. Örneğin, anasınıfı öğrencileri, ebeveynleri ve öğretmenlerinden oluşan bir grup üzerinde gerçekleştirilmiş bir çalışmanın sonucunda, ilk çocukluk dönemindeki çocukların Tanrı tasavvurlarının gelişiminde, hem ebeveynin hem de öğretmenle- 5 Allport, 2004, s.49; Dickie ve diğ., 2006; Foster ve Keating, 1992; Krejci, 1998; Ladd, McIntosh ve Spilka, 1998; Lee ve Early, 2000; Nelsen, Cheek ve Au, 1985; Riegel ve Kaupp, Godin ve Hallez, 1964; Nelson, 1971; Nelson ve Jones, 1957; akt.: Spilka, Addison ve Rosensohn 1975; Tamayo ve Dugas, 1977.
45 Kuramsal Çerçeve 37 rin etkili oldukları anlaşılmıştır. Bu araştırmaya göre, annebabanın, çocukların Tanrı tasavvurlarını ilişkisel açıdan etkilediği gözlenirken, öğretmenlerin ise, çocukların Tanrı tasavvurlarının İncil e ait içeriğine katkıda bulunmaktadırlar (De Ross, Miedema ve Iedema, 2001). Ayrıca, öğretmen-öğrenci ilişkisinin, herhangi bir mezhebe bağlı olmayan ve liberal Hıristiyan çocuklar arasında Seven Tanrı kavramının geliştirilmesinde önemli olabileceği vurgulanmıştır (De Ross, 2006). Okul ortamındakilerle birlikte evdeki dinî sosyalleşmenin, çocuklardaki Tanrı kavramının şekillenmesi açısından çok önemli olduğu kanıtlanmıştır. Öğretmenin bağlı bulunduğu dinî cemaat ile birlikte annenin babanın bağlı olduğu dinî cemaatin Tanrı kavramları ve dinî eğitim açısından hedefleri çocuğun Tanrı tasavvurları üzerine güçlü etkileri olduğu saptanmıştır. Bu faktörün, küçük çocukların dinî sosyalleşmelerinde güçlü ve yardım edici bir Tanrı tasavvurunu kazanma açısından daha etkili olduğu belirtlmiştir. Son olarak, Tamayo ve Dugas (1977) yaş ortalaması 21 olan 351 (208 erkek, 143 kız) Fransız kökenli Kanadalı üzerinde gerçekleştirdikleri araştırmada, öğrenim alanının ve öğrenim düzeyinin Tanrı tasavvurunun gelişimi üzerinde etkili olduğu sonucuna varmışlardır. 4. Tanrı Tasavvurunun Gelişimini Açıklamaya Yönelik Bilişsel Yaklaşımlar 4.1. Bilişsel Gelişim Kuramı: Biliş (cognition), insan beyninin düşünme, anlama, konuşma, yorumlama, hesaplama, tasarlama, planlama, problem çözme, bellek, algılama, muhakeme, v.b. gibi yüksek zihinsel işlevleri için kullanılan ortak genel isimdir (Budak, 2000, s.135). Bilişsel (cognitive) terimi ise, bilişle ilişkili olarak, bilgi, algı, kavramlar, akıl yürütme, sezgi ve bellek de dâhil olmak üzere düşünme, sorun çözme ve bilgi
46 38 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi kazanma süreçleriyle ilgili olma anlamına gelir (Gander ve Gardiner, 2001, s.166). Jean Piaget ( ), bilişsel gelişim üzerine gerçekleştirdiği araştırmalar ve geliştirdiği kavramlar ile gelişim psikolojisi alanında çok büyük etki bırakan önemli bir kuramcıdır. Ona göre, bilişsel gelişim, insanın kalıtımsal olarak getirdiği ve tüm gelişimi süresince değişmeden kalan bir kısım biyolojik kökenli işlevlere dayanmaktadır. Bu değişmez denilen işlevler, örgütleme (organization) ile uyum sağlama (adaptation) dır (Charles, 2003, s. 2). İnsanda uyum yeteneği, birbirinin tamamlayıcısı olan özümleme (assimilation) ve uyumsama (accommo-dation) süreçlerini içermektedir. Organizmanın çevresiyle ilişkilerinde, dıştan gelen yeni bir uyarıcı karşısında önceden kendisinde mevcut olan ve zihinsel örgütlenmeleri veya zihinsel yetenekleri içeren bilişsel yapının (cognitive structure) içine konulması işlemine özümleme adı verilmiştir. Bu yeni dış uyarıcı, mevcut bilişsel yapıya uymuyorsa, o zaman zihinsel çelişki doğacak ve denge bozulacaktır. Dengeleme (equilibration) sürecinde, devreye uyumsama süreci girer ve bu süreç mevcut bilişsel yapıda yeni şemalar oluşturma ya da var olan şemaların sınır ve niteliklerini değiştirmeyi içerir (Piaget, 2000, ss ). Piaget, organizmanın tekrar tekrar bu süreçleri yaşamasıyla, daha üstün bilişsel yapılara ulaştığını ve bu yapıların gelişim boyunca niteliksel özellikler gösterdiğini ifade etmiştir. O, gerçekleştirdiği araştırmalar sonucunda, bilişsel gelişimin her zaman birbirini izleyen genetik olarak belirlenmiş dört temel dönemden geçtiğini farzetmiştir (Budak, 2000, s. 606; Çileli, 1986, s. 24). Bebeklikten başlayarak, dönemler ilerledikçe, çocukların kavrama, düşünme ve problem çözme yeteneklerinde niteliksel gelişmelerin olduğu gözlenir. Bilişsel gelişim dönemlerinin göz önünde bulundurulması gereken özeliklerinden biri, her bir
47 Kuramsal Çerçeve 39 dönemin kendisinden önceki dönem(ler)in özelliklerini de içermesidir. Yani, bir önceki dönemden getirilen özelliklerin yeniden düzenlenerek bir sonraki döneme aktarılmasıdır (Piaget, 2000, s. 16). Bir başka ifadeyle, bir dönemden diğerine geçildiği zaman öncekinin içerdiği unsurlar tamamıyle ortadan kalkmaz, yenisi içinde devam eder (Güngör, 1993, s. 31; Paloutzian, 1996, s. 84). Bu arada şunu belirtmekte fayda var, örneğin somut işlemler dönemi diye belirtilen 7-12 yaşları arası çocuklardan oluşan bir grupta bazı öğrencilerin (7-8 yaşları) işlem öncesi dönemi tamamlamamış, bazı öğrencilerin de (10-12 yaşları) soyut işlemler döneminin özelliklerini göstermeye başlamış oldukları gözlenmiştir (Garrod, Beal ve Shin, 1990). Bundan dolayı, bilişsel gelişim, biyolojik olgunlaşmadan etkilenmekle birlikte, bireyin yaşını bilmek, onun hangi bilişsel dönemde olduğunu tahmin etmek için kesin bir ölçüt olmamaktadır (Erdem ve Akman, 1998, s. 54). Dolayısıyla, her dönem bir taraftan biyolojik olgunlaşmaya bir taraftan da hayat tecrübesine dayanır. Buna rağmen, gelişme dönemlerinin her birey ve kültür için aynı olması sözkonusudur. Her çocuk, süre bakımından farklılıklar gösterse de, aynı sıra ile aynı dönemlerden geçer (Güngör, 1993, s. 31). Piaget, ardışık olan bu dört dönemi şöyle adlandırmıştır: 1. Duyusal-Motor Dönem (0-2 yaş) 2. İşlem-Öncesi Dönem (2-7 yaş) 3. Somut İşlemler Dönemi (7-12 yaş) 4. Soyut İşlemler Dönemi (12 yaş ve üzeri) 1. Duyusal-Motor Dönem (0-2 Yaş): Doğum ile dil öğrenme arasında geçen süreçde zihin olağanüstü bir gelişme gösterir. Zekâ ile duygunun gelişimi hakkında bize imkân sağlayan konuşmanın bu dönemde henüz gelişmemiş olması, bu evrenin
48 40 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi önemi konusunda şüpheler uyandırır. Halbuki Piaget ye göre, bu dönem daha sonraki tüm psişik gelişme için en önemli dönemdir. Bu dönemin başı ile sonu arasında üç evre bulunmakta olup bunlar; refleksler evresi, algılamaların ve alışkanlıkların organizasyonu evresi ve duyusal-motor zekânın kendi evresi. Yeni dünyaya gelmiş bebek, çevreden aldığı uyarıcılara refleksler ile tepkide bulunur. Bu reflekslerin mekanik edilgenlik yapısında olmadığı, erken gelişmiş bir duyusal-motorun varlığını doğrulayan gerçek bir etkinliği dışavurdukları şeklinde Piaget tarafından yorumlanmıştır. Buna örnek olarak, emme refleksini verebiliriz. Bebekler bu dönemde, başta dolu veya boş memeyi, slikon emziği, parmaklarını, battaniyesini ve eline geçirdiği her şeyi ağızlarına götürerek emmeye çalışırlar. İkinci evrede, zihinsel özümlemenin habercisi olarak, bu çeşitli refleksler, alışkanlıkların ve örgütlü algılamaların içine katılarak hızla karmaşık hale gelir. Başparmağı sistemli bir şekilde emmek, hareket eden bir cisimi takip etmek, gürültü duyunca başı çevirmek gibi durumlar bu devreye örnek gösterilebilir. Üçüncü evrede, bebeğin dil gelişiminden önce zekâ ortaya çıktığı için, sözcük ve kavramlardan önce ihtiyacı örgütlü hareketler karşılamaktadır. Örneğin, uzaktaki bir nesneyi çekmek için bir çubuğu tutmak. Bu bir amaç için bir aracın kullanılması becerisi anlamına gelmektedir. Bu evrede, örneğin gözünün önünde bir oyuncağı bir örtüyle gizlenmesi karşısında bebeğin, örtüyü çekerek oyuncağı araması gibi bir tepkiyi açıklamada kullanılan nesne devamlılığı kavramının kazanılması önemli bir başka zihinsel gelişimdir. Bu özellik, 8. aydan itibaren başlar ve dönemin sonuna kadar yerleşir (Piaget, 2000, ss ).
49 Kuramsal Çerçeve İşlem-Öncesi Dönem (2-7 yaş): Dilin ortaya çıkması ile birlikte, davranışlar zekâ bakımından olduğu kadar, duygu bakımından da değişikliğe uğramaktadır. Daha önce edindikleri, dil ve anlatı biçimi vasıtasıyla onları yeniden düzenleyecek ve sözel ifadeyi önplana çıkaracaktır (Piaget, 2000, s. 31). Her şeyden önce dil, çocuğun kendi eylemlerini anlatmaya izin verirken, toplumsallaşma yolunda da önemli bir merhaledir. Gerçekte, algılamaların ve kavramların taşıyıcısı olan dilin kendisi herkese aittir ve geniş bir ortak düşünce sisteminde bireysel düşünceyi kuvvetlendirir. Çocuk dili kullanmaya başlamakla bu kuvvet onu kuşatır. Fakat çocuk keşfettiği ve meydana getirdiği yeni gerçeklere hemen uymaktansa, kendi benini ve etkinliğini öne çıkarak kendine mal etme çabası içindedir. İşte bu düşünce biçimi, onun toplumsallaşmasının olduğu gibi düşüncesinin de ilk adımlarını oluşturur ki, buna benmerkezci düşünce biçimi adı verilmektedir (Piaget, 2000, ss ). Bir başka ifadeyle, her şeyin ben in etrafında döndüğüne inanma eğilimi anlamına gelmektedir (Piaget, 2005, s. 209). Benmerkezci düşünce biçimi bu dönemin tipik bir özelliğidir. Bu, çocukların bencil oldukları ya da kendileriyle aşırı derecede ilgili oldukları anlamına gelmemektedir. Daha çok, benmerkezcillik, bir şeyi başkasının bakış açısından görme veya başkasının duygularını ve ihtiyaçlarını fark etme konusundaki yetersizlik anlamına gelmektedir. Ayrıca, bu kavram, bir durumun birden fazla yönünü ele almadaki yetersizlikle de ilgili görülmektedir (Budak, 2000, s. 124; Gander ve Gardiner, 2001, s. 259). Bu yaşlardaki çocuklar, kendi düşüncelerinin olabilecek tek düşünce olduğuna inanırlar, çevrelerindeki kişilerin kendilerinkinden daha farklı bakış açısına sahip olabileceklerini kavrayamazlar. Örneğin beş yaşlarındaki çocuk süt içmeyi sevmiyorsa, ona göre herkes süt içmekten hoşlanmıyordur (Erden ve Akman, 1998, s. 56).
50 42 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi İşlem-öncesi dönemin bir diğer önemli özelliği animist düşünce biçimidir. Çocuğun animizmi, nesneleri canlıymış ve bir amaç taşıyormuş gibi kavrama eğilimi anlamına gelmektedir. Etkinliği olan her nesne ilk başta canlıdır, özellikle de, yanan lamba, ısıtan fırın gibi, insanın kullanımına ilişkin olanlar. Daha sonra da doğada bulunan nesne ve olaylar canlıymış gibi algılanır. Örneğin bulutlar niçin ve nereye hareket ettiklerini bilirler, yıldızlar zekidir, çünkü hep onları takip eder (Piaget, 2000, s. 42). Bu dönem çocukları için Piaget nin zikrettiği diğer bir kavram da, yapaycılık (artificializm)tır. O, yapaycılık terimi ile genel olarak çocuğun şeyleri insan yaratmasının bir ürünü olarak değerlendirmesi eğilimi olarak tanımlar. Animizm ile yapaycılığın iç içe geçen kavramlar olduğu, ama yaşın ilerlemesine paralel olarak animizmin tedrici bir şekilde yapaycılığa doğru gerilediği Piaget tarafından belirtilmektedir (Piaget, 2005, s. 218 ve 284). Bu dönemde sezgisel düşünce adı verilen ve mantık kurallarına uygun düşünme yerine, sezgilerine dayalı olarak akıl yürütülmesi ve problemleri sezgilerle çözme özelliğini taşıyan bir başka düşünce biçimi mevcuttur. Piaget e göre çocuklarda tersine çevrilebilirlik özelliği, düşünmenin önemli bir yönü olup bu dönem çocuklarında henüz gelişmemiştir. Ayrıca, bunun sonucu olarak korunum ilkesi de henüz gelişmemiştir (Arı, Üre ve Yılmaz, 1998, s. 70; Piaget, 2000, ss ). 3. Somut İşlemler Dönemi (7-12 yaş): Çocuğun gerçek anlamda okula başlamasıyla aynı zamana denk düşen ortalama yedi yaş, zihinsel gelişiminde de önemli bir dönemeci oluşturmaktadır. Çocuk artık yaş ilerledikçe, yavaş yavaş daha esnek düşünmeye başlamakta, olayların nedenlerini açıklayabilmekte; nesneleri büyüklük ve küçüklüklerine göre sıraya koyabilmekte ve üst düzey sınıflandırmalar yapabilmektedir. Bir nesnenin şekli ya da mekândaki konumu değiştiğinde, miktar, ağırlık ve
51 Kuramsal Çerçeve 43 hacminde değişiklik olmayacağı şeklinde tarif edilen korunum ilkesi bu dönemde kazanılmaktadır. Örneğin çocuklara aynı boyda ve aynı ağırlıkta, şekillendirilmiş hamur işlerinden iki tane verilir. Bunlardan birisi daha sonra peksimet, sosis biçimine getirilir ya da parçalara ayrılır: Yedi yaşından önceki çocuklar, hamurun madde, ağırlık ve hacimce değiştiğini sanırlar; dokuz yaşına yaklaşan çocuklar, ağılığın korunduğuna inanıyorlar, ama hacmin değiştiğini söylüyorlar; onbir yaşına doğru hacmin değişmediğini kabul ediyorlar (Arı, Üre ve Yılmaz, 1998, s. 71; Piaget, 2000, s. 57, 66). Kazanılan diğer bir zihinsel özellik ise tersine çevrilebilirlikdir. Zaten korunum ilkesinin kazanılması için bu özelliğin de kazanılması gerekmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi insanın bilişsel yapısı her zaman bir dengeyi arar. Bu dengenin sağlanabilmesi için, sistemde olabilecek çeşitli değişiklik ve rahatsızlıkları temsil eden bilişsel şemaların olması ve bu şemaların değişikliklerin tersini de içermesi gerekmektedir. Bu, bilişsel şemaların tersine gidebilme geriye dönme özelliğidir. Örneğin, 2+2=4, 4-2=2 gibi (Arı, Üre ve Yılmaz, 1998, s. 71). Bu dönemde çocuklar görmedikleri durum ve nesneler hakkında kavramlar geliştiremezler. Somut olduğu sürece karmaşık problemleri çözebilirlerken, soyut problemleri çözemez, soyut kavramları anlayamazlar (Arı, Üre ve Yılmaz, 1998, s. 73). 4. Soyut İşlemler Dönemi (12 yaş ve üstü): Bilişsel gelişimin en üstünde yer alan ve daha esnek bir düşünce biçiminin sergilendiği bir dönemdir. Önceki dönemlerden farklı olarak, olaylara farklı bakış açılarıyla bakma; göreceli düşünebilme; genelleme, tümdengelim, tümevarım gibi zihinsel işlemleri yapabilme; hipotez kurma ve bunların testedilebilmesi ve soyut kavramların anlaşılabilmesi gibi özelliklerin, yetilerin kazanımı sözkonusudur (Erden ve Akman, 1998, s. 59).
52 44 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Ayrıca bu dönemde de bir benmerkezci düşünme biçiminden bahsedilmektedir. Soyut kavramlaştırma yeteneğiyle, ergen felsefî, siyasî konulara ilgi duyar, düşünceyle oynamaktan hoşlanır, adeta değişik alanlarda kendine has kuramlar geliştirerek, bunların abartılı ve katı bir savunucusu olur. Kendi düşüncelerinin en doğrusu olduğuna inanarak, çevresiyle gereksiz tartışmalara girebilir. Bu noktada, bir yandan ergenler, büyükler tarafından anlaşılmadıklarına inanırlarken, öte yandan da sanki onlara hiç ihtiyaçları yokmuşcasına, her şeyin üstesinden gelebileceklerine inanırlar. Hissettikleri ve düşündükleri her şeyin kendileri için özel olduğunu, yani başkalarının tecrübe etmediklerini kabul etmeleri de bu benmerkezci düşünce biçiminin yansımalarındandır (Erden ve Akman, 1998, s.60; Piaget, 2000, ss ) Ahlâk Gelişimi Kuramları: Ahlâklı olmanın veya ahlâklı bir tutumun, bilişsel, davranışsal ve duygusal olmak üzere üç temel yönü vardır. Bilişsel olarak, insan bir durum karşısında yapılması ya da yapılmaması doğru olan şey hakkında düşünüp karar vermeye çalışır. Bunu yaparken de, sahip olduğu değer dünyasıyla paralel olarak akıl yürütür ve kavramlaştırmalarda bulunur. Bu akıl yürütmelere uygun, tutarlı bir biçimde davranışlarda bulunması, konunun davranışsal boyutunu; neyin doğru neyin yanlış olduğuna ilişkin tecrübe ettiği duygular da duygusal yönü oluşturmaktadır. Dolayısıyla Piaget gibi bilişsel gelişim psikologları esas olarak, ahlâkî akıl yürütme ve karar verme üzerinde durmuşlar ve çocukların büyüdükçe sözü edilen süreçlerde ne tür değişikliklerin olduğunu ve bu değişikliklerin hangi faktörlerden etkilendiğini araştırmışlardır. Bu konuda en önemli iki kuramcı, Jean Piaget ve Lawrence Kohlberg dir (Gander ve Gardiner, 2001, s.283). Özellikle ahlâk gelişimi ile bilişsel gelişimin paralel seyretmesi; bireyin ahlâk gelişimi sonucunda oluşturduğu değer
53 Kuramsal Çerçeve 45 dünyasının Tanrı tasavvurunun gelişimini etkilemesi; ve Piaget in de Tanrı tasavvuru ile ilgili açıklamalarını daha çok ahlâk gelişimi bağlamında yapmış olması bizi, sözkonusu ahlâk gelişimi kuramlarını kısaca özetlemeye yöneltmektedir Piaget nin Ahlâk Gelişimi Kuramı: Günümüz psikolojisinde ahlâk konusunda en etkili kuram, Piaget ninki olmuştur. Yarım asırı aşan bir süre içinde çeşitli eleştirilere uğramış olsa da, Piaget nin ahlâkî gelişme kuramı esas yapısını koruyarak yeni araştırmaların yapılmasına yol açmıştır. Piaget, Cenevre li çocuklar üzerinde yürüttüğü sistemli gözlemler sonunda, ahlâkî duygu ve düşüncenin çeşitli yaş evreleriyle birlikte ilerlediğini ve ahlâkî gelişmenin çocuktaki genel düşünce gelişmesiyle paralel gittiğini ileri süren bir kuram geliştirmiştir. Aslında, ahlâkî gelişme bu genel zihinsel gelişmenin bir tarafını oluşturmuştur (Güngör, 1993, ss ; Piaget, 2000, ss ). Piaget ye (2000) göre, çocukta ahlâkî düşünce gelişmesi başlıca iki aşama halindedir (s. 81). Herhangi bir ahlâkî düşünceye sahip bulunmayan çocuğun bu konulardaki ilk düşüncesi çevredeki büyüklerin doğrudan etkisiyle şekillenen bir otoriteci ahlâkın özelliklerini taşır. Çocuk bu otoriteci, büyüklerin istek ve emirlerini mutlak, değişmez gerçek sayan düşünceden sonra Piaget nin özerklik dediği bir ahlâkî düşünce tipine geçer. Birinci dönemde ahlâkı sadece mevcut kurallara katı bağlılık şeklinde anladığı ve kuralların değişemeyeceği kanaatinde olduğu halde, ikinci dönemde ahlâkı değişmez ilkeler olarak değil, karşılıklı anlaşmaya bağlı olan ve duruma göre değişebilen bir normatif sistem halinde görür. Her iki anlayış da zihinsel gelişime paralel olarak oluşur ve hareket eder (Güngör, 1993, s. 31). a. Ahlâkî gerçeklik veya dışa bağlı evre (10 yaşına kadar): Piaget ye göre, çocuklar 10 yaşlarına kadar ahlâkî yargılarını, akıl yürütmelerini çevrelerindeki kişilere özellikle de anne-
54 46 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi baba ve diğer büyüklere bağımlı olarak belirlemektedirler (Arı ve diğ, 1998, s. 79; krş. Piaget, 2000, s. 78). Aslında çocuğun bilişsel gelişimin benmerkezci ve gerçekçi düşünce biçimine paralel olarak, gerçeği, doğruyu bulmaya veya karar vermeye çalışır. Çocuk kendi kafasında geçen şeylerin başkalarınında aynı şeyleri düşündüğü yöndeki benmerkezci düşünce biçiminin yanı sıra, zihin hayatına ait fenomenleri fiziki gerçeklerden ayırt edememesi, öznel ile nesneli ayıramaması gibi özellikler de gerçekçi düşünce tarzını gösterir. İşte bu bağlamda, çocuk benmerkezci düşünce biçimine sahip olduğu için, ahlâkla ilgili konularda insanların farklı düşüncelere sahip olabileceklerini ve bunun da olağan bir şey olduğunu bilmez. Bu yüzden ona göre ahlâkî hüküm tektir ve herkes onu kabul etmektedir. Çocuk gerçekçi olduğu için, sosyal hayatın kurallarını veya psikolojik özellikteki inançları fiziki kurallardan ayıramaz. Ahlâk kurallarının, tabiatın ayrılamaz bir parçası olduğunu ve bunların değiştirilemeyeceğini düşünür. Bu kuralların sabit ve uyulması zorunlu olduğu için kuralların değiştirilmesi veya çiğnenmesi ona göre yanlıştır ve doğru olan kurallara uymaktır. Bir şey ya doğrudur ya da yanlıştır. Değerlendirmelerde niyet, ihtiyaç ve duygular dikkate alınmaz, sadece gözlenebilir sonuca bakarlar. Bu bilişsel özelliklerin yanı sıra toplumsal yaşantıyı çevresindeki büyüklerle tecrübe eden çocuk ile büyükler arasında eşit olmayan bir ilişki vardır. Bu da çocuğun otomatik ceza, mutlak iyilik ve kötülük fikirlerine sahip olmasını kolaylaştırmaktadır. Çocuk, iyi ve kötüyü sadece sonunda ebeveynin verdiği ceza ve ödüle göre değerlendirir ve otoriteye dayalı bir adalet duygusu geliştirir. Ona göre adalet, otoritenin, yani büyüklerin verdiği şeyden ibarettir (Güngör, 1993, s. 32; Güngör, 1995, ss ; Jersild, 1976, s. 599; Piaget, 2000, ss ).
55 Kuramsal Çerçeve 47 b. Özerk dönem (11 yaş ve üzeri): Yaklaşık 11 yaşları civarında, yine bilişsel gelişime paralel olarak çocuğun ahlâkî yargılamalarının niteliği değişir ve gelişir. Benmerkezci ve gerçekçi düşünce biçimleri zayıflayıp soyut kavramları anlama düzeyine geçilmesi, ahlâkî hükümlerin öznel karakterini kavramaya yönelik atılmış önemli bir adımdır. Bu dönemde, çocuk otorite figürleri olan anne-babasıyla olan tek taraflı ilişkiden çok, daha eşitçi bir iletişim kurduğu yaşıtlarıyla ilişki kurmaya başlar. Yaşıtlarıyla ilişki kurma süreci, onu birçok şeyi serbest bir biçimde tartışma imkânını, dolayısıyla da farklı düşünceleri, yargıların olabileceği düşüncesini doğurur. Çocuk böylece, emir ve kumanda yerine işbirliği esasına dayalı yeni bir ilişki sistemi içine girmiştir. Artık kurallar Tanrı nın veya büyüklerin ezelde ortaya koymuş oldukları değişmez bir düzeni değil, insanlar arasında belli hedefe erişmek üzere yapılan karşılıklı anlaşmaları ifade etmektedir (Çileli, 1986, s. 33; Güngör, 1993, s. 33). Bu, görelilik ilkesinin kazanılması anlamına gelmektedir. Davranış, iyi-kötü, doğru-yanlış diye nitelendirilirken, davranışın ortaya çıktığı şartlar dikkate alınmaya başlanır ve davranışın arkasındaki niyet ve durumun ortaya çıktığı şartlar dikkate alınır. Duruma göre, gerektiğinde kurallar değiştirilebilir veya kaldırılabilir (Arı, Üre ve Yılmaz, 1998, s. 78). Özetle, bireyin, ilkeli ahlâk düzeyine gelebilmesi, eşit adalet, en iyiyi bütün insanlara sunmak, toplumsal sözleşmeler veya insan hayatının değeri gibi kavramları ele almasıyla, bunun da o bireyin soyut kavramlarla düşünebilmesiyle yakından ilgilidir (Windmiller, 1995) Kohlberg in Ahlâk Gelişimi Kuramı: Lawrence Kohlberg ( ), Piaget geleneğinde yetişmiş ve onun ahlâkî yargı, rol alma, evre gibi bazı temel kavramlarını geliştirmeye çalışmıştır. O, Bilişsel Ahlâkî Gelişim Kuramı ile halen bilişsel gelişme bakımından ahlâkî gelişmeyi araştıranlar
56 48 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi üzerinde etkisini devam ettirmektedir. Piaget nin, kuramının tümünü çocuklar üzerinde, çoğu zaman da kendi çocukları üzerinde kişisel gözlemlerine dayandırdığı bilinmektedir. Çağdaş psikoloji ise, özellikle de Amerikan psikolojisi, daha çok deneysel ve niceliksel yöntemleri kullandığı için, Piaget nin çalışma yöntemlerini eleştirmiş, uzun bir zaman onun çalışmalarına önem vermekten kaçınmıştı. Yaklaşık 1960 lı yıllarda, bazı Amerikalı psikologlar kendi yöntemlerini kullanarak Piaget nin kavramlarını test etmeye başlamışlardır. İşte Kohlberg, bu psikologların başında gelmektedir. İlk defa onun, Piaget nin kuramının tümünü revizyondan geçirmeyi ve herkesin kullanabileceği düzeye getirmeyi denediği ve bunda da başarılı olduğu ifade edilmektedir (Güngör, 1993, ss.36-37). Kohlberg (1969), bireyin, sosyal ortamlarda tecrübe ettiği ahlâkî çatışmaların ahlâk gelişiminde çok önemli olduğunu vurgular (akt.: Dawson, 2002). Yani, birey, sosyal ilişkilerde sosyal rollerden beklentiler çerçevesinde davranışlarda bulunur. Kohlberg de (1969, 1976) Piaget gibi ahlâk gelişiminin birbirini izleyen dönemler içinde geliştiğini ve bilişsel gelişmeyle paralel olduğunu ileri sürmüştür (akt. Walker, 1982). Fakat o kuramını, Piaget den farklı olarak, iki değil altı evreden oluşturmuştur. Ayrıca, Piaget nin aksine, ahlâkî gelişmenin 11 yaşından itibaren olgunluğun başladığı görüşünü paylaşmamış ve o bu yaşı 16 ya kadar uzatmıştır (Güngör, 1993, s.37). Kohlberg, bu ahlâkî gelişim evrelerini oluştururken, insanların ahlâkî konulardaki düşünce süreçlerini belirlemek için ikilemler geliştirmiştir. Onun ikilem öykülerinde bireyin, sorunu çözme sırasında, bir ikilemle karşı karşıya kalması sağlanır. Bu işlemde önemsenen nokta, sorunun doğru ya da yanlış olması değil, çözüm gerçekleştirilirken bireyin yürüttüğü akıl yürütme süreci ve niçin öyle davranılması gerektiği konusunda kul-
57 Kuramsal Çerçeve 49 landığı dayanaklardır (Erden ve Akman, 1998, s.107). Kohlberg in ünlü ikilemlerinden birisi, Heinz ikilemi dir: Avrupa da bir kadın yakalandığı özel bir kanser türünden dolayı ölüme yaklaşmıştır. Doktorların ona yararlı olabileceğini düşündükleri bir ilaç vardır. Bu ilaç, bulundukları şehirdeki bir eczacının son zamanlarda keşfettiği radyum bileşiminden üretilmiştir. İlacın küçük bir dozu yaklaşık 200 $ a mal olmaktadır. Fakat eczacı bir dozu için 2000 $ istemektedir. Bu durum karşısında Heinz çevresindeki tanıdıklarından borç para ister ve bütün gayretlerine rağmen 1000 $ toplayabilir. Heinz, eczacıya karısının ölümünün yakın olduğunu, ilacı daha ucuz vermesini veya hiç olmazsa paranın kalan yarısını daha sonra vermesi konusunda izin ister. Fakat eczacı Heinz in teklifini kabul etmez ve ilaç için paranın tamamını ister. Heinz çok umutsuzdur ve karısını kurtarmak için eczaneye gider ve ilacı çalar. Heinz böyle yapmalı mıydı? Niçin? (Kohlberg, 1963, s. 19; akt. Crain. 1985, s. 119; Paloutzian, 1996, s.92). Hem çocukların hem de yetişkinlerin niçin? sorusunu cevaplarken dayandıkları mantıksal yapının bileşenleri dikkate alınmış ve sonuçta altı evreden oluşan üç ahlâkî gelişim düzeyi ortaya çıkmıştır. A. Gelenek Öncesi Düzey 1. Evre (Otoriteye itaat ve ceza): Bu evrede, kurallar, otoriteye körü körüne bağlılık ve maddi zarardan, cezadan kaçınmak, temel özellik olarak karşımıza çıkar. Eğer ceza görmeyeceklerse, saklanabileceklerse kuralların çiğnenmesinde bir sakınca görülmez. Büyük suça büyük ceza, küçük suça küçük ceza anlayışı, yani hatanın veya suçun fiziksel sonuçlarına bakarak, 200 liralık bir zarar veren ile 500 lira zarar verenin cezasının aynı olmaması gerektiği düşünülür.
58 50 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Olaylar değerlendirilirken, benmerkezci bir bakış açısıyla hareket edilir. Başkalarının düşünceleri ve tercihleri dikkate alınmaz ve birey tarafından otoritenin görüşü kendi görüşü olarak değerlendirilir. İki farklı görüş açısı bağdaştırılamaz, davranışlar psikolojik açıdan değil, daha çok fiziksel sonuçlarına göre değerlendirilir (Arı, Üre ve Yılmaz, 1998, ss.79-80; Çileli, 1986, ss ). 2. Evre (Bireycilik ve çıkara dayalı alışveriş): Bu evrede, doğru olan kural, bireyin başka insanların ihtiyaçlarını da dikkate alan, somut ve karşılıklı adil olan bir alışveriştir. Kişi burada, başkalarının ahlâkî değerlerinin herkesin ihtiyaçlarına ve bakış tarzlarına göre değişebileceğini fark eder. Dolayısıyla, ahlâkî davranışta dürüstlük, eşitlik ve karşılıklılık nitelikleri bulunmakla birlikte, kişi bunları minnettarlık, sadakat veya adalet gibi ilkeler bağlamında değil, yalnızca kendi çıkarı için pratik faydalarını düşünme bakımından ele alır (Güngör, 1993, s.37). B. Geleneksel Düzey 3. Evre (Karşılıklı kişilerarası beklentiler, bağlılık ve kişilerarası uyum): Birey çevresindeki diğer insanların beklentilerini göz önünde tutarak anne, baba, vatandaş, öğretmen vb. gibi sosyal rollerinde bu beklentilere uymaya çalışır. Bu evreye iyi çocuk olma eğilimi evresi de denir. İyi olma düşüncesi önemlidir ve iyi güdülere sahip olma, başkaları için kaygı duyduğunu gösterme anlamına gelir ki, bu o birey için bir ihtiyaç olarak algılanır (Gander ve Gardiner, 2001, s.469). 4. Evre (Toplumsal sistemi sürdürme ve vicdan): Bu evrede birey, içinde yaşadığı toplumsal grubun beklentilerine uygun davranmaktan çok, geçerli olan toplumsal kurallara ve kanunlara uygun bir biçimde davranır. Kanunlar, toplumsal sistemin sürekliliğini sağladığı için, bireyin sosyal çıkarlarıyla çatışmadığı müddetçe korunmaya çalışılır. Bazı durumlar vicdanî
59 Kuramsal Çerçeve 51 değerlerle çatışsa bile, sistem korunmalıdır. Çünkü herkes çeşitli gerekçelerle aynı şeyi yaparsa veya yapmazsa kaygısı, sistemin bozulacağı korkusunun bir yansımasıdır (Arı, Üre ve Yılmaz, 1998, s.81; Erden ve Akman, 1998, s.110). C. Gelenek Sonrası Düzey 5. Evre (Sosyal anlaşma, faydalılık ve bireysel haklar): Ahlâk ilkeleri onlara inanan kişi ve grupların otoritesinin dışında değerlendirilir. Temel hak ve özgürlüklerin bilincine varılmıştır. Doğru olan davranış, kişisel haklarla ters düşmeyendir. Bu kişisel haklar ise, toplumun üzerinde anlaştığı hususlardır. Kişisel değerlerin göreceliliğine olan inançla birlikte, kişilerarasında anlaşmaya varabilmek için gerekli olan yönteme ait kurallara da önem verilir (Güngör, 1993, s.38). 6. Evre (Evrensel ahlâk ilkeleri): Birey, otoritenin kural ve kanunlarından bağımsız olarak, kendi özerk ahlâk ilkelerine uygun olarak hareket eder. Fakat kişinin benimsediği ve uyguladığı ilkeler, insanın değerli ve bazı temel haklara sahip olduğu fikri ile tüm insanların eşit olduğu kabulünü temel alırlar. Bunun için, birey tarafından oluşturulan değerler sistemi, çoğunlukla demokratik toplumlarca konulan, kanun ve kurallarla örtüşür. Fakat kendi ilkelerine aykırı bir kanun karşısında birey, kendi vicdanına uygun davranma eğiliminde olduğu için, ters davranışlar göstermekten kaçınmaz (Erden ve Akman, 1998, s.111). Kohlberg (1973, s. 204), yedinci bir evrenin olabileceğini düşünmüş, fakat geliştirmemiştir. O, yedinci evrenin, Sokrates den Martin Luther King e, ahlâkî ilkeleri için yaşamış ve ölmüş kişilerin bulunduğu, çok yüksek ahlâkî bir düzeyi içerdiğini ifade etmiştir (akt. Meadow ve Kahoe, 1984, s. 59). Yedinci evre geliştirilemeyince, bu tasvir altıncı evre içinde zikredilmiştir. Fakat kurama yedinci bir evrenin eklenmesi bir yana, altıncı evrenin de ampirik temellere dayanmadığı ileri sürülmüş ve
60 52 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi eleştirilmiştir. Bu eleştirilere olumlu cevap veren Kohlberg, sonraki çalışmalarında (1981, 1984), kuramını yeniden düzenlediğini ve üç düzeyli, beş evreli bir ahlâk gelişimi kuramı haline dönüştürdüğünü belirtmiştir (Crain, 1985, s.124; Kavathatzopoulas, 1991). Kohlberg in ahlâk gelişimini kavramlaştırılması ile dinî gelişim arasında ilişki kurulabilmektedir. Kohlberg konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: Biz ahlâkî düşünmenin gelişimi açısından Katolikler, Protestanlar, Yahudiler, Budistler, Müslümanlar ve ateistler arasında önemli farklılıkların olmadığını bulduk. Tanrı ya iyi ol, O da sana iyi olacaktır şeklinde söyleyen ikinci evredeki çocuklarda olduğu gibi, çocukların dinî alandaki ahlâkî değerlerinin de, genel ahlâkî değerlerin gelişimine paralel olarak aynı evrelerden geçtiği gözlenir. Hem kültürel değerler hem de din, ahlâkî temaların oluşumu açısından önemli faktörlerdir, fakat onlar temel ahlâkî değerlerin gelişiminin tek nedeni değildir (Kohlberg, 1980, ss ; akt. Hood ve diğ, 1996, ss ). Gorsuch ve McFarland (1972) ve Selig ve Teller (1975) tarafından yapılan araştırmalardan elde edilen veriler, Kohlberg in kuramını onaylamaktadır. Ayrıca araştırmalar, ahlâkî yargı düzeyiyle dinî yönelim arasında bazı ilişkilerin varlığını rapor etmiştir (Clouse, 1991; Ernsberger ve Manaster, 1981; Holley, 1991; Sapp, 1986). Genel olarak, Kohlberg in ahlâkî gelişim safhaları, dinî gelişimin kavramlaştırılması ve onun hakkında düşünme konusunda bize yardım eder. Örneğin, Scarlett ve Perriello (1991), ahlâkî gelişmenin Kohlbergçi kavramlaştırmasının duanın gelişimini anlamada yardım edebileceğini ileri sürmüşlerdir (akt.: Hood ve diğ., 1996, ss ).
61 Kuramsal Çerçeve Piaget nin Çalışmalarında Dinî Gelişim ve Tanrı Tasavvuru Piaget nin dinî gelişimle ilgili doğrudan bir araştırması yoktur. Fakat onun bu konudaki düşünce ve değerlendirmeleri, ahlâk gelişimi kuramı ve araştırma bulgularını yorumlarken yaptığı açıklamalar ile sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte, ortaya koyduğu kuram ve kavramlar, dinî gelişmenin anlaşılmasına katkı sağlayabilmektedir, örneğin, karmaşık, soyut dinî kavramları kavramlaştırabilmek için soyut işlemler döneminde olmanın gerektiği, dolayısıyla çocukların yaklaşık 12 yaşdan önce bu tür kavramları algılayamadıkları gibi bir sonuç çıkarmamıza yardımcı olabilmektedir. Ayrıca Piaget, çocukların doğal dünyayı nasıl düşündüklerine ve nasıl anlamlandırdıklarına ilişkin araştırmalarından elde ettiği bulguları, The Child s Conception of the World/Çocuğun Gözüyle Dünya (1929/2005) adlı eserinde sunmaktadır. Ona göre, çocuğun dünyadaki varlıkları ve olayları algılamasına, anlamlandırmasına dinî eğitimin yaptığı etki önemlidir. Bu eğitimle, çocuğun animizm ve yapaycılık eğilimi gibi önemli eğilimleri şekillenir. Çocuğun dünyadaki varlık ve olayları anlamlandırmada ve açıklamada Tanrı ya atıflarda bulunmaları, Piaget tarafından gelişim dönemleri çerçevesinde yorumlanmaktadır (Piaget, 2005, s. 231, ve 326). Piaget (2005) adı geçen çalışmasında ilginç bulgulara ulaşmıştır. O, animizmin çocukların dinî gelişimlerinde etkili olduğunu saptamıştır. Animizm ile Yapaycılık (artificializm) diye isimlendirilen özelliğin iç içe geçen kavramlar olduğunu, ama yaşın ilerlemesine paralel olarak animizmin tedrici bir şekilde yapaycılığa doğru gerilediğini belirtilmektedir (s. 284). Piaget, yapaycılık terimi ile genel olarak çocuğun şeyleri insan yaratmasının bir ürünü olarak değerlendirmesi eğilimi olarak tanımlar (s. 218). O, çocuk yapaycılığının iki kökeninin varlı-
62 54 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi ğından söz eder: Birincisi, bireysel nedenler; çocuğun kendi eylemleriyle edindiği bilince bağlı olan nedenler. İkincisi de sosyal nedenler: Çocuğun kendisi ve çevresi; özellikle de kendisi ve anne-babası arasında var olduğunu hissettiği ilişkilere bağlı olan nedenlerdir. Sosyal nedenlerin de iki türü vardır; çocuğun kendisi ve anne-babası arasında var olduğunu hissettiği maddi bağımlılık ilişkisi ve anne-babanın çocuk tarafından spontan şekilde objeleştirilmesi (s. 321). Çocuk, doğal, spontan bir tavırla, dinlerin kutsallığına mal ettikleri tüm vasıfları annebabasına mal etme eğilimine girer; kutsallık, mutlak güç, her yerde hazır ve nazır olma, sonsuzluk, her şeyi bilme, gibi özelliklerden her birinin irdelenmesi, yapaycılığın kökenine götürmesi açısından önemlidir (s. 322). Piaget dinî gelişim konusunda P. Bovet in görüşlerine atıfta bulunarak, çocuğun önce anne-babasına ve daha sonra da genel olarak insanlara karakteristik tanrısal sıfatlar, özellikle her şeyi bilme, her şeye gücü yetme gibi sıfatlar yüklediğini belirtir. Ona göre, daha sonra çocuk, insanın sınırlarını kavradığı ölçüde insana yüklediği nitelikleri alıp, dinî eğitimden edindiği Tanrı ya verir. Burada Freudçu yorumun, yani babanın tanrılaştırılmasının aksine, Tanrı nın ana-babalaştırılmasından bahsedilmektedir. Dolayısıyla, anahatlarıyla yapaycılık iki ana dönemden geçer: İnsani yapaycılık ve tanrısal yapaycılık (Piaget, 2000, s. 92; Piaget, 2005, s. 229 ve 303; krş.: Bovet, 1958, ss ). Piaget e (2005) göre, çocuğun gözünde ana-baba, Tanrı olunca dünyanın onların eylemlerine ya da genel olarak insanların eylemlerine bağlı olması kesindir. Dolayısıyla ona göre, insanî bir yapaycılığın ve tanrısal ya da dinî bir yapaycılığın ayrıntılarıyla saptanamamasının sebebi budur ve bunlar en azından, 7-8 yaşlarında kesinlikle aynıdır, Tanrı bir insandır ve insanlar Tanrı dır ya da anne-baba sevgisinin aktarılması yoluy-
63 Kuramsal Çerçeve 55 la Tanrı insanların önderidir (ss ). Piaget, W. James in aktardığı olgulara atıfta bulunarak, çocukta, her türlü dinî eğitimden bağımsız spontan bir yapaycılığın olabileceğini ifade etmektedir. Bunun yanı sıra, Piaget, dinî eğitimin etkisini çok açık bir biçimde gösterdiğimizde bile bunun çocuk tarafından pasif biçimde algılanmadığını, özgün biçimde özümsendiğini görüyoruz demektedir (s. 232). Piaget (2005), çocuğun güneşin, gökyüzünün, gecenin, ayın, dağların, ırmakların, göllerin, bulutların ve fırtınaların kökeni konusunda yaptığı açıklama biçimlerinden haraketle, üç aşamanın olduğunu belirtir: Mitolojik, teknik ve içkin yapaycılık. Mitolojik yapaycılık adını verdiği ilk dönemi, yaklaşık dört yaşında başlayıp yedi yaşına kadar devam etmektedir. Çocuk, animizm özelliğinde olduğu gibi düşüncesini belirginleştirmeye zorlandığında bir mit uydurur. Yapaycılık konusunda mit, insanın nesneyi nasıl ürettiğini anlatmakla ilişkilidir. Güneşi doğuran kibrit miti, (yani Güneş ve Ay bir kibritle tutuşturulmuştur gibi) yapaycılık bağlamında bir gelişmedir (s. 223). İşte nesnelerin kökeni konusunda çocuk soru sorduğunda veya cevap verdiğinde ve bunu yaparken de çeşitli mitler kullanmaya yoğunlaştığında bu dönemin özelliklerini gösteriyor anlamına gelmektedir. Böylece, Güneş in artık sadece insanlara bağlı olduğu düşünülmeyecek, Güneş in insanlar veya (insan olan) Tanrı tarafından bir çakıltaşı veya bir kibritle üretildiği düşünülecektir (s. 224, 317). Piaget e göre, dört-yedi yaş çocuğunun dışarıdan aldığı dinî eğitim, çoğu zaman, çocuğun düşüncesi içinde yabancı bir cisim gibidir ve bu eğitimin verdiği düşünceler tanrısal etkinliğe çağrı yapmadığından inançlar bağlamında bir esneklik ve artış getirmezler (s. 303). İkinci safha, yedi ile dokuz yaşları arasında hüküm süren teknik yapaycılık diye isimlendirilen dönemdir. Bu dönemde, baskın olan tema, nedenlere ve niçinlere cevap olarak getirilen
64 56 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi tabiat kanunları çerçevesinde, teknik olarak gerçekleştirildiği yönündeki açıklamalardır. Doğayı doğal süreçlerle tamamlayan ise insan tarafından harekete geçirilmiş nesnelerdir. Örneğin çocuk, suyun dolaşımının insan eseri olduğunu söylemeyecektir: Irmakların ve göllerin yatağının üretilmiş olduğuna ama suyun bulutlardan doğal bir süreç aracılığıyla düştüğünü söyleyecektir. Yıldızlar artık özellikle insanın eseri olmayacaktır: Bunlar, çocuğun gözünde, dumanlı bulutların alevlenmesinden ve yoğunlaşmasından meydana gelmektedir ve duman da evlerden çıkar vb. dolayısıyla cevap mitolojik değildir artık. İki açıdan belirgindir: İnsan tekniğinden sadece gerektiği takdirde üretebileceği şeyi ister ve insanın hazırladıklarını tamamlama işlevini doğal süreçlere ayırır (Piaget, 2005, s. 319). Son olarak, içkin yapaycılık olarak isimlendirilen dönemde, yapaycılık, insanî ya da teolojik biçimin altında kaybolur ve yalnızca doğa tarafından kendisine aktarıldığı düşünülür. Dokuz-on yaşlarındaki çocuğa göre, doğa insanın mirasçısıdır ve bir işçi ya da sanatçı gibi üretir. Örneğin, Güneş, insan üretiminden bütünüyle bağımsız olarak düşünüldüğünde bile bizi ısıtmak, bizi aydınlatmak için yaratılmıştır. Doğal bir buharlanmadan kaynaklansalar bile, bulutlar bize yağmur getirmek amacıyla yapılmışlardır. Yani bütün bunlarda doğal amaçlar egemendir (Piaget, 2005, s. 320). Piaget, yapaycılığın son iki aşamasıyla ilgili açıklamaların, daha çok çocuğun fizik anlayışıyla ilgili açıklamalar olduğunu belirterek, bu dönemlerde verilen din eğitiminin etkisini tartışır. Ona göre, fizik ve teoloji arasındaki ayrım yine bu dönemlerde yavaş yavaş gerçekleşir ve ilk iki dönemin insanî ya da aşkın yapaycılığı tedrici olarak Tanrı nın kendisine aktarılır. Bu durumda, dünyanın yaratılışı tam bir yapaycılığa bağlı olarak yorumlanacaktır; oysa olguların ayrıntısı doğal süreçler ve
65 Kuramsal Çerçeve 57 gitgide içkinleşen bir yapaycılık sayesinde gerçekleşecektir (Piaget, 2005, s ). Sonuç olarak, Piaget e göre, çocuğun ilk Tanrı tasavvuru antropomorfiktir, fiziksel özellikleri ve aleni davranışları vurgulanan ve insan türünün dev bir üyesi gibi düşünülebilen ve tutulabilir, somutlaştırılmış bir Tanrı dır. Çocukların dinî kavramları antropomorfik eğilimlidir; örneğin onlar Tanrı yı bir kral, yaşlı bir adam, doğa olayları harekete geçiren bir süpermen olarak görebilirler. Sonra, çocuk doğa, aşk, güç ve kötülük gibi insanî durumların, olayların somut özellikleriyle temel hayat güçleriyle Tanrı yı tanımlamasında daha soyut bir bakış açısı oluşturur. Piaget, yaklaşık dört yaşlarındaki çocuğun duyusal tecrübesi boyunca somut bir Tanrı kavramına sahip olma eğiliminde olduğuna inanır. Yedi yaşına geldiğinde çocuk somut ile soyut düzey arasında geçişsel bir kavrama sahiptir, 11 yaşına geldiğinde ise, Tanrı kavramı soyut olarak kavramlaştırılmaya başlanır Tanrı Tasavvurunun Gelişimini Bilişsel Yaklaşım Çerçevesinde İnceleyen Araştırmalar Bu bölümde yaklaşık bir asırlık süreç içinde gerçekleştirilmiş araştırmalar, kronolojik ve sistematik bir biçimde sunulabilmek için, beş zaman dilimine ayrılarak özetlenmiştir. Birinci Periyot ( ): Leuba (1917) fakir bir kenar mahalle okulunda 7-14 yaşlarındaki 175 çocuğa altı maddeden oluşan bir anket uygulamıştır. Yedi farklı Hıristiyan mezhebinin mensuplarına şu sorular sorulmuştur: Tanrı kimdir O nerededir? O bir eve sahip midir? O neye benzer? O nu sık sık düşünüyor musun? Ne zaman? ve Niçin? Leuba, çocukların üçte birinin Tanrı yı güçlü bir adam bir insan yaratıcı olarak tasvir ettiklerini, dörtte birinden daha azının bir ruh ve onda birinin de, babamız olarak yükleme yaptıklarını, bununla birlikte, bazı çocukların, bulut, ateş topu bir melek
66 58 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi adamın oğlu olarak tasvir ettiklerini nakleder. Case (1921), çocukların Tanrı ile İsa arasında ayrımı yapamadıklarını ve yetişkinlerin çocuklara aktardıkları Tanrı hakkındaki fikirleriyle çocukların kafalarının karıştığını not etmiştir (Thackeray, 2000, s.14). Maclean (1930) tarafından 9-14 yaşlarındaki 443 çocuk üzerinde yürütülen çalışmada; çocukların % 90 ının Tanrı nın her şeyi bildiğine, doğasının değişmez olduğuna; en çok seven bir baba veya anneye, ya da insan olan İsa ya benzediğine; O nun her yerde olduğuna; Tanrı nın insanlığı kapsayacak evrensel bir sevgiye sahip olduğuna; O nun katili bile bağışlayacağına; Tanrı nın kuşlar, hayvanlar ve insanları korumasına çalıştığına; O nun çocukları geceleri koruduğuna ve fiziksel ve manevi ihtiyaçlarını karşıladığına inandığı sonucuna ulaşılmıştır. Maclean, yaş, cinsiyet ve mezhepsel farklılıkları tanımlamamaktadır (akt.: Thackeray, 2000, ss ). Araştırmanın diğer bulgularına göre, çocukların % 80-% 90 arasındaki kısmı, Tanrı nın muhteşem bir kişi olduğuna inanıyor. Şöyle ifadeler kullanılmıştır. O, üç kişi gücündedir; O, Güneşi durdurup başka bir yere geri götürebilir; O, Cennette yaşar ve istediğimiz her şeyi sağlar; her istek O nun için hafif, küçük gelir; O Kendini, çiçekte ve Güneş ışığında gösterir; O, altı günde dünyayı ve hayatı yarattı; Adem ve Havva insanlığa felaket getirdiler, Tanrı bizi kurtardı, gibi. Çocukların % 70 - % 80 arasındaki kısmı, Tanrı nın bir insan gibi, yüzü, elleri ve ayakları olduğuna inanıyor. Çocukların % 60 -% 70 arasındaki kısmı, Tanrı nın nerede olduğunu bilen yoktur görüşüne katılmaktadır (akt. Johnson, 1945, ss ). Mclean (1930), bu defa yaşı sekiz veya daha küçük olan 35 Protestan çocuk üzerinde gerçekleştirmiş olduğu çalışmasını aktarır. Buna göre, çocukların % 40 ı Tanrı yı eti-kemiği ve sakalıyla bir adam gibi; % 20 si bir ruh, hayalet veya peri ola-
67 Kuramsal Çerçeve 59 rak görmüş, % 25 i iyiliğe ve kibarlığa atıfta bulunmuşlardır; % 12 si O nun gücünü vurgulamıştır. Tanrı nerede yaşar? sorusuna, çoğunluk, gökyüzünde ve cennette, diğer bir büyük kısım da her yerde, % 27 si her zaman bizimle yaşar, Tanrı benim içimdedir, Tanrı kalbimizdedir gibi cevaplar vermişlerdir (akt. Johnson, 1945, s. 185). Sloan (1936) çocukların dinî fikirler üzerine yürüttüğü büyük çaplı doktora tezinde 4 ten 9 a kadar olan sınıflarda öğrenim gören toplam 7403 öğrenciye sorduğu 30 sorudan ikisinin cevapları şöyledir: Tanrı nedir? sorusuna; % 18 Yaratıcı, % 14 Bir Ruh, % 11 İsa nın babası, % 11 Babamız, % 5 Kutsal Ruh. Tanrı nerededir? sorusuna; % 61 cennette, % 27 Her yerde % 2 cennette ve heryerde, % 2 bizimle, cevaplarını vermişlerdir (akt.: Sohn, 1985, s. 48; Thackeray, 2000, s. 16). İkinci Periyot ( ): 1940 lı yıllarda, çocukluk dönemi dinî gelişim konusundaki en orijinal ve en önemli çalışmalardan biri Ernest Harms (1944) tarafından Çocuklukta Dinî Tecrübenin Gelişimi adlı çalışmayla gerçekleştirilmiştir. Harms'ın Dinî Gelişim Dönemleri: Harms, projektif yöntemin bir türünü kullanmıştır ve 3-18 yaş arasındaki 4800 çocuğa Tanrı'yı nasıl algıladıklarını sorup, onlardan bunu gösteren bir resim çizmelerini istemiştir. Yine o, resmin neyi temsil ettiğini de sorgulamıştır. Sonuçlar gösteriyor ki çocukların dinî gelişimi, üç dönemden geçer (akt.: Clark, 1961, ss ; Hood ve diğ., 1996, s. 56). a) Peri-masalı dönemi (3-6 yaş arası): Çocukların Tanrı anlayışı rasyonel olmaktan ziyade duygusaldır. Hayal ile gerçeği ayırmakta güçlük yaşarlar. Tanrı nın devler, ejderhalar, hayaletler, kanatlı melekler ve Noel Baba ile aynı kategoride olduğunu görmekle birlikte, onlardan daha büyük ve süper bir kahraman gibi pelerinli kıyafetler içinde düşünüldüğü bir dönemdir (Beit-Hallahmi ve Argyle, 1997, s.147; Paloutzian, 1996, s. 98).
68 60 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi b) Gerçekçi dönem (7-12 yaşlar arası): İlkokuldan ergenliğin başlangıcına kadar çocuğun Tanrı fikri daha gerçekçi bir durum arzeder. Bunda, büyüklerin ve dinî kurumların rolü büyüktür. Bu dönemde Tanrı, gerçek bir insan olarak düşünülebilmektedir. Tanrı, rahip gibi telâkki edilip, Davud Yıldızı ve Haç gibi dinî semboller de çokça kullanılır. Örneğin bir çocuk, İsa veya rahip olarak tasavvur edilen bir Tanrı resmi çizmiştir. Bu çağda Harms a göre, duygu 'şekilsel ifade kabiliyetini yaratır', çünkü o entellektüel olarak ifade edilemez. Çocuğun sembolizmi buradan doğar. Aynı zamanda o dinî müesseseyi, formları ve gelenekleri, ciddiye alır; zira o, yaşlıların öyle yaptığını görür (Clark, 1961, s. 94; Paloutzian, 1996, s. 98). c) Bireyci dönem (12 yaş ve üzeri): Bu çağ çocukları hayatları boyunca ulaşabilecekleri en yüksek duygusal hassasiyete sahiptirler. Bireysellik merhalesi ilk ikisinden daha çok çeşitliliğe sahiptir ve iki alt bölüme ayrılır. (1) Geleneksel, muhafazakâr ve pek az tasavvurî olarak nitelendirilebilir; örneğin, onbeş yaşında bir kız tarafından, insanları cennet kapısında bekleyen bir Tanrı resmi çizilmiştir. (2) Mistik olarak nitelendirilmiştir. Harms (1944), Bir çocuğun çizdiği resimdeki fikirlerin, eski Mısırlıların kültleri, Fars mitolojisi, Çin Budizmi, Güneşe Tapınıcılık, Alman Orta Çağ mistisizmi ve diğer az rastlanan ve gelmiş-geçmiş hareketlerin fikirlerine benzediğini, onüç yaşındaki bir oğlanın resminin ise, Stonehenge ve Güneş Tapınıcılığını çağrıştırdığını ifade etmiştir (akt.: Clark, 1961, s. 95; Paloutzian, 1996, s. 98). Gessel ve Ilg (1946), önceki araştırma sonuçlarına benzer sonuçlar elde etmişlerdir. Bulgulara göre, beş yaş çocuklarının Tanrı tasavvuru, animizm ve çoğu kez de sihirli olma özelliğini taşır. Çocuklar, Tanrı nın her şeye cevap verebilir olduğuna inanırlar. Altı yaşındaki çocuklar Tanrı yı, dünyanın, hayvanların ve tüm güzel şeylerin yaratıcısı olarak tasavvur ederler.
69 Kuramsal Çerçeve 61 Araştırma, küçük çocukların Tanrı tasavvurlarının, oldukça hayali ve büyülü bir nitelikte olduğunu kaydeder ki bu Harms ın verileriyle örtüşmektedir (akt.: Thackeray, 2000, s. 20). Dawes (1954), yaşındaki çocukların Tanrı tasavvurlarını incelemiştir. O, Tanrı ya şu sıfatların yüklendiğini bulmuştur: Her şeye gücü yeten, korkutucu, kişi olmayan, adil, seven, gizemli, güvenilir, güçlü, yaratıcı ve Baba. Dawes in bulguları, hem Piaget nin hem de Harms ın Tanrı tasavvurunun gelişim dönemleri açısından benzerdir (akt.: Goldman, 2001). Üçüncü Periyot ( ): 1960 lar boyunca çocukların kavram gelişimiyle ilgili uluslarası araştırmalar ortaya çıkmaya başlamıştır: Mailhoit (1961) Belçika da, Deconchy (1965) Fransa da, Mother Miriam (1968) İngiltere de. Mailhoit, aynı zamanda, okul öncesi çocukların Tanrı tasavvurunu araştıran ilk kişidir. Onun örneklemi, Kanada da yaşayan 3-5 yaşları arasındaki 240 çocuğu kapsamaktaydı. Çocukların % 92 si Tanrı ve İsa diye aynı resimi çizmişlerdir, ayıramamışlardır. Bu çocuklar, dualarında Tanrı dan genellikle dünyada varolan şeyleri istemişlerdir. Tanrı yı muhteşem bir çocuk olarak görmüşler ki bu küçük çocuklar, muhtemelen benmerkezciliğinin etkisi altında kalmışlardır (akt.: Thackeray, 2000, s. 22). David Elkind in Çalışması: Elkind, dinin, zihinsel gelişimle ilgili ve paralel olarak ortaya çıktığını savunur. Bundan dolayı, dinî gelişimin Piaget nin tanımladığı bilişsel safhaların açısından ele alınabileceğini ileri sürerek çalışmalarını bu yönde yürütür (Elkind, 1961, 1962, 1963, 1964, 1970, 1971; akt. Hood ve diğ., 1996, s.48). Üç ayrı çalışmada Elkind (1961, 1962, 1963), Yahudi, Katolik ve Protestan çocuklara bir dizi sorular yöneltmiştir. Bunlar, çocukların dinî kimlik ve fikirlerini anlamaları yönündeki sorulardır. Örneğin, 1961 deki araştırmada, Yahudi çocuklara, sen Yahudi misin?, Yahudi olmak ne demektir?, Bir kedi
70 62 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi ya da bir köpek Yahudi olabilir mi? Niçin? ve Bir Yahudi nasıl olursun? gibi sorular sorulmuştur. Elkind, üç ana dinî gruba bu gibi sorular yöneltip çocukların cevaplarındaki yaşla ilgili bilişsel benzerlikleri dikkat çekici bulmuştur. Ayrıca dinî fikirlerin gelişiminin Piaget nin bilişsel kavramlaştırma dönemleriyle paralel olduğu gözlenmiştir. Örneğin, 5-7 yaş arası (Piaget nin işlem öncesi dönemine karşılık gelir) çocukların, mezhepsel yakın ilişki kurmalarının doğal ve kaçınılmaz olduğunu düşünmektedirler. Tanrı tarafından takdir edilmişlerdir ve bundan dolayı da değişmezler. Birkaç yıl sonra (7-9 yaşları, somut işlemler dönemine denk gelir) dinî fikirler gerçekten daha somuttur. Kişilerarası dinî yakın ilişkiler, kişinin içinde dünyaya geldiği aile tarafından belirlendiği gözlenmiştir. Eğer Katolik bir aile bir kediye sahipse kedinin de Katolik olacağı düşüncesi vardır. Dinî gelişimin bir sonraki aşamasında (10-14 yaşları, son somut işlemler dönemi ve ilk soyut işlemler dönemi) çocuklar dinî uygulama ve ritüellerin karmaşıklıklarını açıkça anlamaya başlarlar ve onlar, dinin dışsal olarak belirlenmekten ziyade kişinin içsel süreçlerinden kaynaklandığını anlarlar. Açıkça, soyut ve ayırt edilen dinî düşünme, artık başlamıştır. Sonunda Elkind, çocuklarda, 11 veya 12 yaşından önce bir yetişkinin anladığı şekilde soyut dinî kavramları anlama yeteneğinin gelişmeyeceği sonucuna varır (akt.: Hood ve diğ.1996, s. 49; Paloutzian, 1996, ss ; Ratcliff, 2004; krş. Elkind, 1970). Ronald J. Goldman ın Çalışması: Benzer olarak Ronald J. Goldman, dinî düşünmenin dinî olmayan düşünmeden yöntem açısından farkının olmadığı iddiasıyla Piaget nin bilişsel gelişim kuramını, dinî gelişmeye uyarlamaya teşebbüs eder (Goldman, 1964). İngiltere deki çalışmada o, 5-15 yaşları arasındaki çocuklara, dinî çağrışımlar (yatakta dizçökmüş dua eden bir çocuk, Kiliseye giden bir aile, zarar görmüş bir İncil e bakan çocuk
71 Kuramsal Çerçeve 63 gibi) ile çizilenler hakkında sorular sorulmuştur. Bununla birlikte, İncil hikâyeleri (Musa ve yanan çalı, Musa nın Kızıl Denizi geçişi, İsa nın cazibesi gibi) hakkında da sorular sorulmuştur. O, verilen cevapları Piaget nin gelişim kuramının farklı aşamalarını kanıtlamak için analiz ettiğinde, Elkind gibi, dinî düşüncenin genel bilişsel gelişimle paralellik gösterdiğini saptamıştır. (Beit- Hallahmi ve Argyle, 1997, s. 148; Elias, 2004; Hood ve diğ, 1996, s.48). Antropomorfik düşünce yapısına sahip olan çocuklar, Tanrı yı sıradan bir adam değil, daha çok gücünün özel sihirli yönleri olan bir süpermen olarak düşünmektedirler. Çocuklar bu güce olağanüstü işaretlerle atıfta bulunmuşlardır. Goldman a göre, çok küçük çocuklarda ise, Tanrı sıradan bir adam olarak düşünülür yaşları arasındaki çocuklar, fiziksel bir yapıyla, doğa ile Tanrı yı düşünmezler; yavaş yavaş sembolik ve sonra da soyut düzeye ulaşırlar. Ergenlik döneminde, Tanrı nın sözle ifade edilmesi zorlaşır, ilahi iletişim, fiziksel değil telepati, içsel düşünceler veya bilinç işlemleriyle olur. Bazı ergenlerde yaşlarına kadar işlenmemiş antropomorfik düşünme kalıntıları bulunabilir. İşlem öncesi ve somut işlem dönemi çocukları, Tanrı nın mucize ve sihirle dünyaya doğrudan ve fiziksel olarak müdahale ettiğini düşünürler. Bu müdahaleler, keyfi, olağanüstü ve yapay olarak düşünülür. Somut işlemin son yıllarından başlayarak düşüncede dualistik süreç başlar; biri, üst kabul edilen konularda Tanrı nın müdahale ettiği teolojik durumlar; ikincisi, neden ve sonuç konusu olarak dünyadaki mantıkî-bilimsel oluşumlardır (Goldman, 1964). Goldman çalışmalarında, dinî düşüncenin gelişiminde kişinin çeşitli safhalardan geçtiği sonucuna ulaşmıştır. Her ne kadar Goldman, esas olarak üç safhaya işaret etse de, Piaget'nin yaptığı gibi bir safhadan diğerine geçiş ile ilgili tartışmaya da yer vermiştir (Elias, 2004).
72 64 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 1. Safha: İşlem öncesi sezgisel düşünce: Çocuklar 6-8 yaşlarındadırlar. Genellikle Tanrı nın dış görünüşüne yoğunlaşan fiziksel terimler dikkat çeker. Çocuklar kendi ilgi ve zihinsel kapasitelerinin ötesine geçemezler. 2. Safha: Somut işlemler dönemi (8-14): Bu evrede, mantıksal düşünme mümkündür, fakat sınırlı olduğu görülür. Bu düşünme biçimi, görünür ve elle tutulur nesnelerle sınırlıdır. İncil ve diğer dinî kaynaklardaki bütün sembolik ifadelerin gerçek anlamları kavranamaz, anlamlandırmalar sözel düzeyde kalır. Dolayısıyla, bu dönem çocuğunun, Tanrı hakkında söylediği pek çok şey antropomorfik bir anlayışı içerecektir. Örneğin, Tanrı, çok güçlü bir adam olarak düşünülebilmektedir. 3. Safha: Soyut işlemler dönemi (14-17): Bu dönemdeki ergenler, artık verilen İncil hikâyelerini soyut bir düşünce biçimiyle anlamaya, yorumlamaya çalışabilir. Goldman, dini kavramların gelişimi Piaget nin işlem öncesi, somut ve soyut dönemleriyle örtüştüğünü yaş dönemleriyle farklılaştığını belirtmekle birlikte bu farklılığın gerçek yaştan ziyade zihinsel yaşla yüksek korelasyona sahip olduğunu savunmaktadır. Pazar okula gitme, ebeveynlerin tutumları ve dinî davranış alışkanlıkları çocuğun düşünme düzeyini etkiler (Goldman, 1964). Jean-Pierre Deconchy nin Çalışması: Tanrı tasavvurunun gelişimi üzerine diğer bir önemli araştırma, 1960 larda Fransa da Deconchy (1965) tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma, 7-16 yaşları arası çocukları içermiştir. Örneklem grubu, 4163 erkek, 3899 kız olmak üzere toplam 8062 çocuktan oluşmuştur. O, Tanrı kavramının gelişiminin üç safhada olduğu sonucuna varmıştır. Bunlar 1. Atfedicilik 2. Kişileştirme ve 3. İçselleştirme (akt.: Sohn, 1985, s.43). Bu araştırmada, Katolik çocuklara ve ergenlere, Tanrı gibi kelimeleri işittiklerinde ne düşündükleriyle ilgili sorular sorulmuştur. Bu çocukların verdikleri cevapların analizi, De-
73 Kuramsal Çerçeve 65 conchy iyi Tanrı tasavvurunun gelişiminde üç temel aşama olduğu sonucuna götürmüştür: 1) 7-8 yaşlarından 11 yaşına kadar, baskın nedensel yükleme temaları kullanılmıştır. Öyle ki, Tanrı, animist ve antropomorfik unsurları içeren bir dizi nedensel yüklemeler olarak gözükür. Tanrı kavramları İsa nın hayatındaki tarihi olaylar gibi, diğer dinî yapılardan nisbeten bağımsızdır. 2) yaşları arasındaki dönem kişileştirme temaları, yani Tanrı nın ebeveyne ait özellikler alması ya da ( adil, güçlü, iyi gibi) daha karmaşık antropomorfik terimlerle nitelenmesi vurgulanır. 3) yaklaşık 14 yaş üstü dönemde artık içselleştirme temaları üzerine yoğunlaşma başlar. Yani orta ergenlik döneminde Tanrı nın antropomorfik özellikleri kaybolmaya başlar, Tanrı kavramı daha soyut hale dönüşür ve tasviri özellikleri içermesinden ziyade bireyin içinden ortaya çıkan (sevgi, güven gibi) Tanrı ile ilişkileri yansıtma eğilimi vardır (akt.: Hood ve diğ., 1996, s. 57). Lawrence (1965), Piaget nin bilişsel gelişim kuramı çerçevesinde yürüttüğü araştırmada 7-12 yaşları arasındaki 87 çocuğa çok sayıda soru sormuş ve cevapları sınıflandırmıştır. Tanrı ile ilgili sorular şu başlıklar altında toplanmıştır: Tanrı nın kökeni, doğası, her yerde bulunmaklığı, görünmezliği, her şeyi bilmesi, mekânı, yaşama süresi, her şeye gücünün yetmesi. Araştırmada, çocukların düşünce süreçlerinin somut işlemler dönemi özellikleri taşıdığı, soyut kavram ve ilişkileri anlama ve kavrama gücünü henüz kazanmamış oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Zaten bu yeterlilik, daha çok orta ergenlik döneminin özelliğidir ve tedrici gelişir. Bir ergen, artık bir dizi soyut kavramı (cebirde olduğu gibi) mantıksal tutarlılık veya mantıksal gerekliliği kavrayabilir, önerme türü mantık yürütebilir. Tabiî ki, daha küçük çocuğun böyle düşünmesi zordur ve Tanrı yı kim yaptı? gibi bir soruya cevap vermek için henüz hazır değildir. Tanrı, yeniden dirilme, dua gibi kavramların tanımlarını vermek sadece bir ezberlemenin sonucudur.
74 66 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Sonuçta, Goldman, Elkind ve Deconchy gibi araştırmacılar dinî düşüncenin ve Tanrı tasavvurunun gelişimini anlamak için Piagetci bir çerçevede birleşmişlerdir. Bununla birlikte onlar, dinî gelişim, iman gelişimi ve Tanrı tasavvurunun gelişimi gibi alanlarda bir dizi araştırmanın yapılmasına da öncülük etmişlerdir. Örneğin, Long, Elkind ve Spilka (1967), Piaget nin kuramı çerçevesinde, 5-12 yaşları arasında 80 kız 80 erkek çocukla dua kavramı üzerine mülakat yapmışlardır. Onlar, dua nedir? dualar nereye gider gibi çeşitli açık uçlu sorular sormuşlardır. Ayrıca ben genellikle dığı zaman dua ederim gibi cümle tamamlama soruları da vermişlerdir. Onlar, somutlaştırma-soyutlaştırma dış sınırları arasında üç safha ortaya çıkarmışlardır yaş arası çocuklar; ezberlemiş dualara dayanan öğrenilmiş formulasyonlarla sorulara cevap vermişlerdir yaşlar arası çocuklar; zaman ve yer tanımlayarak, bir dizi somut faaliyet olarak duayı tanımlamışlardır, yani, amaç somuttur, tipik olarak kişisel istekler merkezlidir yaş arası çocuklarda; dua daha soyut bir kavramdır ve özel belirli bir istekten daha ziyade paylaşılmış konuşma eğilimini içerir. Dua ederken çocuklar, maddi nesnelerden daha çok, soyut hedeflere yoğunlaşmışlardır. Böylece 5-12 yaş arasındaki süreçte duanın, alışkanlık ve ezberlenmiş pasajlardan, somut kişisel isteklerden, insancıl ve altrustik (başkalarını düşünme) hassasiyetler içeren daha soyut talepler yönünde bir gelişme seyrettiği belirtilmektedir. Bu duygusal değişim şöyle ifade edilmektedir: Dua etme daha küçük çocuklarda duygusal açıdan daha nötrdür. Fakat daha büyük yaşlardakiler için dua, önemli duygusal anlamlar içerir (empati ve başkaları ve Tanrı ile özdeşleşme ifadesi gibi). Bütün bu bulgular, dua gelişim safhalarının ilk ikisinin, Piaget nin bilişsel geli-
75 Kuramsal Çerçeve 67 şim kuramının ikinci ve üçüncü dönemlerine paralel olarak kavramlaştığını gösterir. Üçüncü safha için ise, 9-12 yaşları Piaget nin kuramında, soyut işlemler dönemine bir geçiş olarak nitelenen yani bu döneme ait özelliklerin yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığı yaşlardır. Dolayısıyla burada duanın kavramlaştırılması konusunda, soyut kavramlaştırma biraz daha erken başlamakla, Piaget nin açıklamalarıyla tam örtüşmemektedir (akt.: Beit-Hallahmi ve Argyle, 1997, s. 147; Crapps, 1986, s.169; Hood ve diğ., 1996, s. 58). Mother Miriam (1968), Kuzey İngiltere de Roman Katolik mezhebine mensup 7-8 yaşlarında 50 kız-50 erkek toplam 100 çocuk ile görüşme yapmıştır. O, bu yaşlardaki çocukların Tanrı yı elle tutulabilir ve görülebilir olarak ve bir insan gibi davranışlar gösterdiğini düşündüklerini saptamıştır. İlginç olan bulgu, çocukların Tanrı kavramı ile kafaları karıştığında, büyülü ve hayali düşüncelere kapıldıklarının bulunmasıdır. Bununla birlikte, okul, yaş, IQ ve cinsiyet grupları arasında anlamlı farklılıkların olmadığı rapor edilmiştir. Miriam, çocuklarda gelişimin bilişsel düzeyleri bakımından Piaget nin kuramı ile örtüşmektedir. O, çocukların Tanrı hakkındaki düşüncelerinin, somut işlemler döneminin özellikleriyle sınırlanmış olduğunu bulmuştur (akt.: Thackeray, 2000, ss.23-24). Marshall ve Hample (1968) çocukların Tanrı ya mektup yazmalarını istemişlerdir. Onlar, 10 yaş altı çocukların Tanrı hakkında düşünme düzeylerinin, somut işlemler döneminde olduğunun altını çizmişlerdir. Onlar, çocukların Tanrı nın her şeye gücünün yetmesi hakkında korkuyla değil çok saf bir duyguyla ilişkilendirdiklerini ifade ederler (akt.: Thackeray, 2000, s.28). Vergote (1969), Belçika daki Katolik popülasyon üzerinde çok sayıda araştırma yürütmüştür. O, ilk zamanlar ailenin çocuğun dini açısından çok önemli olduğunu bulmuştur. Çünkü
76 68 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Tanrı fikri ebeveyne dayanır, Tanrı nın gücü her şeye yeter, her şeyi bilir, koruma ve cezalandırma açısından ebeveyne benzer. 5-7 yaşlarındaki çocuklar Tanrı ile ebeveyn arasındaki farkı anlamaya başlarlar. 6-7 yaşları arasında Tanrı imajı, antropomorfik içeriklidir ve 12 yaşına gelindiğinde Tanrı görülemez ve her yerdedir. (akt.: Beit-Hallahmi ve Argyle, 1997, s. 148). Dördüncü Periyot ( ): Kousoulas (1973), örneklemini orta sınıf Roman Katolik, Protestan ve Yahudi dinî okullarında öğrenim gören 4, 7, ve 11 yaşlarındaki 180 çocuktan oluşturmuştur. Sonuçta, Piaget nin bulgularıyla örtüşen, çocukların her yaş düzeyinde soyut Tanrı kavramlarının artarak geliştiği ve cinsiyet değişkeniyle çocukların Tanrı kavramının gelişimi arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı saptanmıştır. Ludwig, Weber ve Iben (1974), Kafkasyalı, orta sınıf Kiliseye bağlı okul 2, 5, ve 8. sınıf öğrencilerinin 135 i üzerinde yürütmüşlerdir. Altı yaşındaki çocuklar, Tanrı yı fiziksel ihtiyaçlarla ilişkili göstermişler ve verici, ihtiyaçları giderici olarak görmüşlerdir (akt.: Thackeray, 2000, ss ). Webster (1975), Kanadalı 9-72 yaşları arasında bulunan kişilerden oluşturduğu 16 küçük örneklem üzerinde araştırmasını yürütmüştür. Bu yaş diliminde üç ayrı safhanın olduğunu ileri sürmüştür. 1. Küçük çocuklar yani, 9-11 yaşları: cevaplarda tutarsızlıklar olup, Tanrı yı somut bir konu olarak yani ödüller ve cezalarla yargıçlık eden olarak görürler, örneğin, Tanrı ölüm, sel ve yangınla ceza; yiyecek, iyi-güzel gün veya bir parti ile de ödül vermektedir. 2. Ergenler ve yetişkinlerin hemen hemen yarısı: Tanrı, insanları korumaya yönelik çıkardığı kanunlar vasıtasıyla destekler. Öteki yarısı, adil Tanrı fikrinde şüphe duymaktadırlar. 3. Yaşlı yetişkinlerin ifadeleri; sevgi ve adaleti içeren daha soyut tasvirleri içermektedir. Webster ın öne sürdüğü bu iç safha Kohlberg in ahlaki gelişim düzeylerine benzemektedir. Pitts (1977), Iowa daki 5-9 yaşları arasındaki,
77 Kuramsal Çerçeve öğrenci üzerinde araştırmasını yürütmüştür. O, sonuçta Piaget nin bilişsel gelişim düzeylerine paralel gelişen bir Tanrı kavramı gelişimini saptamıştır. Örneğin, yedi yaşındaki bir çocuk, somut işlemler döneminde olan, Tanrı yı gökyüzünde bulutların arasında gülen bir yüz şeklinde çizmiştir (akt.: Thackeray, 2000, ss ). Oser in Dinî Yargı Gelişimi Dönemleri: Oser in (1980), 8-75 yaşları arası 112 İsviçreli denek üzerinde yürüttüğü çalışmanın sonucunda yaş farklılıklarına dayanan gelişimsel modeli şöyledir: 1. dönem (9 yaş ve daha küçükler): Dinî bağımlılığın olduğu dönemdir. Bu dönemde Tanrı, cezalandırma ve ödüllendirme gibi insani işlerde bulunan olarak algılanır. 2. dönem (11-12 yaşlar arası): Bu dönemde Tanrı, hâlâ her şeye gücü yeten ceza ve ödül veren olarak algılanır. Bununla birlikte insanların hareketlerinden, yeminlerinden ve vaatlerinden etkilenebilirler. 3. dönem (20 li yaşlar): Tam, saf, özerk ve deistik dinî yönelim vardır. Bu dönemde, insanın işlerinde Tanrı nın rolü algılamada, dramatik bir şekilde azalır. 4. dönem (orta yaş dönemi): Bireyler kader ve faaliyetleri açısından kendilerini irade sahibi görmeye devam etmekle birlikte, özgürlüklerinin kaynağı olarak da Tanrı yı görürler. Bu dönemde bireyler, sık sık hayatlarındaki iniş ve çıkışlara anlam vermeye çalışırlar. 5. dönem: Bu dönemde bulunanların sayısı çok azdır. Öznellik yönelimi vardır bu dönemde, Tanrı ile her yerde karşılaşılabilir ve kişilerarası sorumluluklara sızar. Bu dönemdeki birey, Tanrı yı kaygı ve sevgiden geçerek realize eder. Bu evrensel ve koşulsuz dindarlıktır (akt.: Gottlieb, 2006).
78 70 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Nye ve Carlson (1984), Çocuklarda Tanrı kavramının gelişiminin, genel bilişsel gelişim aşamalarıyla uyuşup uyuşmadığını saptamak amacıyla, Protestan, Katolik ve Yahudi dinlerine mensup 5-16 yaşları arasındaki 180 çocuk üzerinde arştırmalarını yürütmüşlerdir. Sonuçta, çocuklarda Tanrı kavramının gelişiminin Piaget nin genel bilişsel gelişim aşamalarına paralel olduğu saptanmıştır. Fowler ın İman Gelişimi Kuramı na Göre Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 7 : Fowler a göre iman, bir fiilin özelliklerine sahiptir ve sadece kendisini dindar olarak kabul edenler için değil, her birey için hareket, faaliyet, tecrübe ve evrim olanaklarını sunar. İman, dinle ilişkili olsun ya da olmasın dinamik ve genel insani bir tecrübe olarak anlaşılmaktadır (Fowler, 1991, s. 31). İman, anlam bulma (anlamlandırma) faaliyetini kapsayan çok boyutlu bir kavramdır (Fowler, 2001). İmanın yaşam boyu bir gelişim sürecinde ortaya çıktığı ve geliştiği görülmektedir. İman Gelişimi kavramı, insani gelişim ve dönüşümle ilgili düşüncelerimizi düzenlemeye yönelik olarak James Fowler (1981) tarafından ortaya koyulmuş bir kavramdır. Fowler ın İman Gelişim Kuramı, iman ve dinî hayatla ilgili en yaygın ve etkili gelişim kuramlarından biridir. Fowler, kuramını oluşturma sürecinde yaklaşık üç yüz kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki nokta dikkatini çekmiştir: insan yaşamındaki ilk çocukluğun gücü ve iman ile kişisel kimlik arasındaki yakın ilişki (Dykstra ve Parks, 1986, s. 7). İmanı, insanın evrensel bir özelliği olarak gören Fowler (1986), onun çeşitli dinî geleneklerde semboller, ibadetler ve inançlar vasıtasıyla ifade edildiğini kabul eder. Fowler a göre iman ilişkiyle başlar ve bir başkasına güvenmeyi, itimadı ve 7 Bu konunun hazırlanmasında yaptığı önemli katkılardan dolayı Sayın Abdülvahid Sezen e teşekkür ediyorum.
79 Kuramsal Çerçeve 71 dayanmayı ifade eder. Güven olarak iman ın diğer bir tarafı, bağlanma olarak iman, teslim olma olarak iman ve sadakat olarak iman dır. Diğer taraftan iman, görme ve bilme yolunu izleyen bir var oluş tarzı dır. Yani iman, temel bilginin olgusudur; kişinin kuşatıcı bir anlam çerçevesinin kompozisyon ve devamının temelidir. Fowler (1981) imanın doğası ile ilgili bazı temel sonuçlara varmıştır: İman, dini inanç ve pratiğin içerik ve şekillerinin önemli çeşitlerine rağmen, her yerde tanınabilir şekilde benzer olan, insan yaşamının genel, evrensel bir özelliğidir. Fowler, yapısal bütünlük, hiyerarşi ve değişmez ardışıklığa sahip imanın, yapısal bir sürekliliğini tanımlamaya çabalayarak, Piaget ve Kohlberg in yapısal-gelişimci çalışmalarını kendi teorisi ile birleştirmiştir. Bununla birlikte Fowler, evre sürekliliğini psikolojik deneycilerin sunduğu anlayışla ilişkili olarak tanımlamaya çalışırken, imanın çok boyutlu ve mutlak olarak açıklanamaz olduğunu da iddia etmektedir. Fowler, dinî imanın altı evreli bir yorumunu teklif etmiştir. Bu her bir evre, duyuşsal, bilişsel, ahlâkî ve kişiler arası boyutlara sahiptir. İman, duygu ve davranışı içermekle birlikte o, temel olarak bilişsel ve gelişimseldir. İman, özel bir bilginin kabulünü gerektirmeyen bir biliş tarzıdır (Fowler, 1981, s. 11; Fowler, 1992, s. 11). İman gelişiminin araştırılması konusunda öncülük eden James Fowler (1981, 1991, 1996), imanın altı evresini tespit etmiştir. Bu aşamaların birinden diğerine geçiş, biyolojik olgunlaşmayı, duygusal ve bilişsel gelişmeyi, psikososyal deneyimi ve dinî-kültürel etkileri içine alır. Bu evreler Piaget nin bilişsel gelişim dönemleriyle ve Kohlberg in (1981) ahlâk gelişim evreleriyle paralellik göstermektedir. Sözkonusu evrelerin tümü, özel içerikten ziyade yapısal bir özellik taşımaktadır. Fowler bu altı evrenin her dinî gelenekten inananlar arasında bulunabile-
80 72 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi ceğini iddia etmektedir (imanın evrenselliği). Fowler a göre, her bir evre herhangi özel iman akidelerinden ziyade bir inanış ve akıl yürütme tarzını temsil eder. Bu evreler, birbirini takip eder. İman gelişim sürecinde bir evre atlama söz konusu değildir. Bununla birlikte ilk evrelerin ötesine geçemeyenler de olabilir. Fowler ın İman Gelişimi Evreleri: İman öncesi evre: Temel iman (0-2 yaş) (Primal faith) 1. Evre: Sezgisel-izdüşümsel İman (2-7 yaş) (Intuitiveprojective faith) 2. Evre: Mitsel-literal iman (7-12 yaş) (Mythic-literal) 3. Evre: Yapay-geleneksel iman (Synthetic- conventional) 4. Evre: Bireysel-düşünsel iman (Individuative-reflective) 5. Evre: Birleşik iman (Conjunctive faith) 6. Evre: Evrensel iman (Universalizing faith) İman öncesi evre- temel iman (primal faith): Bu evre bebeklik döneminde yaşanır. Çocuğun gelişmesi sırasında, annebabası ve çevresiyle karşılıklı ilişkileri içinde şekillenir. Bu evre dil ve sembol gelişiminin başlangıcıdır. Bu başlangıç evresinde, ana-baba ile ilişkiler büyük öneme sahiptir. Çünkü iman gelişiminin başlangıç evresi, ana-baba ve çevreyle ilişkiler bağlamında oluşan güven duygusuyla ilişkilidir (Fowler, 1981, s.120). 1) Sezgisel-Yansıtmalı (izdüşümsel) İman: İmanın birinci biçimsel evresi, karşılıklılık ve temel güven esasına dayanan bebeğin farklılaşmamış veya birincil imanından ortaya çıkar. O, bir yandan önemli örnek yetişkinlerin ve öğretilerin ortak ürünü, diğer taraftan da ilk çocukluğun hâkim bilişsel benmerkezciliği ve gelişen hayalleme kapasitesidir. Pek çok açıdan taklidî ve fantezi düşünce kalıpları akıl tarafından serbest bırakılmasına rağmen, bu birinci safha, hayalin gelişen gücüne sahiptir. Bu ise, güçlü ve birleşik görünümlerde çocuğu mutlak gerçeğe doğru yönlendiren tecrübe dünyasını tasavvur etme
81 Kuramsal Çerçeve 73 kapasitesidir. Buradaki tehlike, korkutucu veya yıkıcı imajlardan etkilenme ve moral, öğretisel uyuma zorlamak için imajlar tarafından kullanılma durumudur. İman gelişiminin bu evresinde, çocuk Tanrı yı hissetmeye ve ona bir biçim vermeye çalışır. Ancak çocuğun bilişsel gelişimi henüz tamamlanmadığından, zihnindeki düşünceler gerçeklerden çok hikâyelerle ilişkilidir (Fowler, 1981, ss ). 2) Mitsel -Literal İman: Somut işlemsel düşünmenin gelişimiyle çocuklar kendi toplumlarının geleneklerinin içeriğini sistematik bir biçimde kabullenmeye başlarlar. Birinci safhanın imaj-merkezli imanı, özellikle hikâye formunda tutarlılık ve anlam bulmanın daha doğrusal ve daha bir literal tarzına izin verir. Hikâye, drama ve mit, bu safhanın gelişmekte olan kapasitesini birlikte oluştururlar, bunlar bazı tecrübe edilmiş manaları ilişkilendirme ve koruma yolu olmuştur. Bu safha, onun antropomorfik lafızcılığıyla ve somut karşılılık olarak dar bir şekilde algılanan bir ahlâkîlikle sınırlıdır (Fowler, 1981, ss ). 3) Yapay-Geleneksel İman: On iki yaşın etrafında soyut işlemsel düşünmeye geçiş, kendisi hakkında düşünmeyi mümkün kılan soyut kavramlar aracılığıyla, imanın üçüncü safhasının başlangıcını gösterir. Ergenlik çağında olan için tecrübe dünyası, imanın yönlendirici işlevi üzerinde yeni istekleri yerleştirerek, daha sınırlı ve daha komplekstir. Bu evre uymacı bir safhadır, diğer önemli kişilerin düşünceleri ve otoritesi güçlü bir rol oynamaktadır. Yansıtma ile ilgili gelişen kapasite, ergenin ideolojisini oluşturan değerler ve inançlar takımına henüz yönlendirilmemektedir; genç basit bir şekilde onları ve onların aracılık ettiği dünyayı alır. Bu evrede birey, kendi dünya görüşü veya ideolojisi üzerinde durur ve onu yaşar. Bu dönemde, başkalarıyla ilişkiler son
82 74 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi derece önemli olduğu için, Tanrı ile daha kişisel ilişkilere ihtiyaç duyulur (Fowler, 1981, ss ). 4) Bireysel-Yansıtmalı İman: Bu evre düşüncenin daha soyut ve evrensel bir tarzını kullanmaktadır. Bu aşamada, birbirini izleyen veya aynı zamanda ortaya çıkan iki durum belirir. Birincisi, daha önce kazanılan inançlar, değerler ve bağlılıkların eleştirel bir bakışla gözden geçirilmesi zorunluluğu, ikincisi ise, daha önceki roller ve ilişkiler tarafından oluşturulan benliğin, kimlik sorunu ile mücadeleye girmesi zorunluluğudur. Fowler ın şemasında, dördüncü safha iki temel yönden dikkat çekicidir: Kişinin miras aldığı dünya görüşünün nisbîliğini anlamak ve dışsal otoriteye güvenmeyi terk etmek. Dördüncü safhadaki bireyin gelişen gücü, kişisel kimlik ve ideoloji üzerine kritik olarak yansıtma kapasitesidir (Fowler, 1981, ss ). 5) Birleşik İman: Birleştirici iman, daha çok kişinin benlik ve tecrübe içinde çatışmalar ve paradokslarla karşılaşması ve birleşmenin bir takım ölçülerine ulaşması olgusunun kabulü içinde isimlendirilmektedir. İmanın bu şeklinde birey dördüncü evrenin sembol ve mitlerin indirgemeci kavramlaştırmasının ötesine doğru hareket eder (Fowler, 1981, ss. 197). Bizimkinin göreceli bir dünya olduğu algısını kabul ederek imanın bu evresindeki birey samimi bir şekilde diğer toplumların ve geleneklerin doğrularına açıktır. Aynı zamanda o nihai doğrunun, kendisininkinin de içinde olduğu her geleneğin ulaştığının ötesine uzandığını kabul eder. Fowler ın ifade ettiği gibi, birleştirici iman, kişinin kendi birincil inanç ve değerinin toplumuna olan bağlılığını, toplumunun realitesine bağlılıkla birleştirmektedir. Bu evrede, aşkın realiteyi temsil etmede onların göreceliğini ve mutlak yetersizliğini kabul ederken bile, sembolik ifadelerle güçlü bir şekilde ilişkili olma kapasitesi olarak tanımlanan ironik tasavvur ortaya çıkar. Buradaki tehli-
83 Kuramsal Çerçeve 75 ke, kozmik evsizlik ve yalnızlık duygusuna sebep olan bir uyumsuzluk ifadesi ve çözümsüz paradokslar ve zıtlıklarla etkisiz hale gelme durumudur (Fowler, 1981, s. 68 ve 198). Birleşik evrede yetki sahibi olmuş benlik, kararlarını, değerlerini, inançlarını kendisinin belirlediğini iddia eder. Bu evrede insanı, anlaşılması ve bir bütün haline getirmesi zor olan güdüler harekete geçirir. Bu evredeki birey, çok çeşitli bakış açıları arasındaki gerilimleri aşmayı başarmalıdır. Bu bağlamda, bireyin imanı, ortadan kaldırılamaz çelişkileri kabul etmeye başlamalıdır (Fowler, 1981, s ). 6) Evrensel İman: Çok nadir bazı bireyler için bazı sıkıntılar, onları Fowler ın evrensel iman diye isimlendirdiği bir tutumla, nihai çevreyle yeni ve dönüşmüş bir ilişki içine çekme rolüyle görür. Önceki safhalarda zaten gelişmekte olan iki eğilim evrensel kişilerin hayatlarında tam anlamıyla gerçekleşmektedir: Farklı kişilerce tecrübe edildiği gibi tedrici olarak dünyayı anlamlandırma ve tanıma, sonra benlikten ayrılış ve bu radikal ayrılışı takip eden ayrılık vesilesiyle benlik boşaltımı. Altıncı evreye ulaşan Gandhi, Azize Teresa ve Martin Luther gibi kişiler dünyayı kendi toplumları gibi kucaklarlar ve en önemli şeyin sevgi ve adalete bağlılık olduğunu herkese ilan ederler. Hem Gandhi hem de King in suikaste uğraması tesadüfi değildir. Fowler, bu safhaya ulaşmış insanların, zamansız ölüm tehlikesinde olduğunu belirtmektedir. Çünkü dünyadaki ciddi problemleri çözme konusunda karşı koyulmaz ilgileri vardır. Bazı açılardan hâlâ sınırlı ve az sayıda olsalar da bu istisnai bireyler çeşitli zorluklarla mücadele etmeleriyle kurtarılmış bir dünya için özgeci öğeler olmuşlardır. Bu evreye gelen benlik, alışılmış savunma biçimlerinin ötesine geçer ve Tanrı yı algılamada ve sevmede belirli bir temellendirmeye dayanacak şekilde açıklık sergiler (Fowler, 1981, ss ; Wulff, 1997, ss ).
84 76 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Buraya kadar Fowler in kuramını genel olarak özetlemeye çalıştıktan sonra şimdi de onun, Tanrı imgesinin oluşumuyla ilgili görüşlerini daha detaylı bir şekilde sunmaya çalışacağız. İman Gelişimi Evrelerinde Tanrı Tasavvuru: İman, doğasındaki ilişkisellik özelliğinden dolayı, her insanın oluşturduğu Tanrı tasavvuru aracılığıyla insanların Tanrı ile bir ilişkiye sahip olmalarını mümkün kılar. Bu Tanrı tasavvuru, insanların somut yaşam tecrübelerinden oluşturdukları zihinsel tasavvurların bir sentezidir. İman, Tanrı tasavvuru ile diğer zihinsel imgelerin bir sentezi olmasına rağmen, insanların Tanrı ile gerçek bir ilişki kurmalarını sağlar (Ruchgy, 2004, s. 85). İnsan yaşamının hiçbir dönemi gelişimsel değişim açısından ilk iki yılla karşılaştırılamaz. İlk dokuz ay boyunca annebabasının veya diğer bakıcıların bakım ve ilgisine diğer canlı türlerinden daha fazla ihtiyaç duyar.... İman ve değişimi benimseme açısından, benliğin hızlı gelişimi ve oluşumunun ilk beş yılına ait tecrübeler ve ilişkiler özel bir öneme sahiptir (Fowler, 1996, s. 20). Fowler, Primal Faith (birincil/temel iman) olarak isimlendirdiği iman evresinde bağımlılık ilişkisine girildiğini belirtir. Bu ilişki, bebeğin bakıcılarıyla çoğunlukla çocuğun bir güven duygusu oluşturduğu ve kendine yakın olanlara temel bir sevgi ilişkisi türünü öğrenmeyi başardığı dönemdir. Bedensel ve etkileşimsel tarzların geçerli olduğu bu dönemdeki çocuklar, kendilerine en yakın olan kişilerin ve sosyalleşmesini sağlayanların değerleri ile anlam dünyalarına katılmaya ve paylaşmaya başlarlar (Fowler, 1996, s. 20). Fowler, Tanrı tasavvurlarımızın oluşumu göz ardı edilirse çocukluktaki iman gelişimi açıklamasının yeterli ve kapsamlı olamayacağını ifade etmektedir. Bebeklik ve Farklılaşmamış İman (0-2 yaşlar): Her insan iman yolculuğuna, bebek olarak başlar. Doğum sonrası bebek,
85 Kuramsal Çerçeve 77 kendisiyle ilgilenen ve bakımını üstlenenlere karşı daha fazla bağımlı hale gelir. Bu yeni dünyaya uyum sağlama potansiyelinin ve yeteneklerinin faaliyete geçmesi, hem genel olgunlaşma sürecine hem de çevresindeki kişilerin ve şartların onunla etkileşime geçme tarzlarına dayanır. Eğer yeterince bu iletişimden teşvik ve destek bulamazsa, ilişki ve sevgi bağlarıyla ilgili uyumsal kapasiteleri ciddi bir şekilde engellenecek veya faaliyete geçmeyecektir. Onun hareket ve koordinasyon, merak ve bilişsel işlemleri tamamen çevrenin onunla ilişkisine dayanmaktadır. Negatif ve dışlayıcı, meydan okuyucu bir yaklaşım geliştirmesi beklenen yetenekleri üzerinde sınırlayıcı etkilere neden olacaktır (Fowler, 1981, s.120). Bebek çevresindeki objelerin görüş alanından veya dikkatinden çıktığı zaman aşamalı ve kendisinden ayrı olarak varlıklarını sürdürdüğünü öğrenmeye başlar. Başlangıçta annesinin yüzü ve ulaşabildiği ve tadabildiği nesnelerin onun bir uzantısı olduğunu kabul etmesine rağmen, diğer taraftan onun ihtiyaç veya merak duygusu bebeği onlara doğru yönlendirdiğinde onların orada olduğunu fark eder. Kişiler ve nesnelerle etkileşimiyle bilincinde ilk olarak oluşan şeyler, Piaget in nesne sürekliliği şeması olarak isimlendirdiği şeyi bilişsel olarak oluşturmasını sağlar. Yedi veya sekiz aylıkken kaybolan nesnelerin -insanlar ve eşyalar- zihinsel imgelerini oluşturmaya ve saklamaya başlar (Fowler, 1981, s.120). Ortalama sekiz ay civarındaki bebeğin, kendisinden uzaklaştığında annenin geri dönüp dönmeyeceğine ilişkin bir panik durumu yaşadığı ileri sürülmektedir. Gözlemcilerin ifadesine göre, bu panik durumu çok ciddidir, öyle ki bu durum, ilk ruhsal savunma mekanizmaları tarafından bastırılır ve unutulur. Bu sağlıklı unutma, annenin veya diğer bakımı üstlenen birincil kişilerin zamanlı bir şekilde dönüşüyle mümkün olur. Anne geri döndüğünde, bebeğin ismini seslenerek ve onun gözlerine ve
86 78 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi yüzüne bakarak, bebeğin tekrar varlığı onaylanmış ve mutluluğu yerine gelmiş ve sürekli bir şekilde ayrılık dünyasındaki merkezilik duygusu da yeniden oluşmuş olur. Bu şekilde bebeğin, bakıcısına ve çevresine karşı kendi benliğine, değerli oluşuna ve evdeki varlığına ilişkin olarak, ayrıca onu ve bakıcısını çevreleyen daha büyük anlam dünyasına karşı güven duygusu şekillenmeye başlar (Fowler, 1981, ss ). Bu evrede imanın ortaya çıkması, bebeğin temel güven kazanımına destek olan, temel sevgi ve ilgi sağlayanlarla karşılıklı ilişkinin tecrübe edilmesi sonucunda olur. Birinci evreye geçiş, konuşmada ve oyun içinde sembollerin kullanımını sağlayan, düşünce ve dilin örtüşmesiyle birlikte başlar (Fowler, 1981, s.121). Birinci evre: Sezgisel-Yansıtmalı İman (2-6,7 yaşlar): Bizim şu andaki düşüncemizin ve dil düzeyimizin temelleri, bebeklik döneminde farklı özelliklere sahiptir. Düşünce ve dilin eşzamanlı bir biçimde oluşmaya başladığında çocuk, tecrübe dünyasındaki yeni ve güçlü itki türlerini niceliksel olarak öğrenmeye başlar (Fowler, 1981, s.122). Sezgisel-Yansıtmalı evredeki çocuk, iki yaşından altı veya yedi yaşına kadar, kendi duyusal tecrübelerini anlam bütünleri içinde düzenlemek için yeni konuşma araçları ve sembolik temsilleri kullanır. Ayrıca bu aşamadaki çocukların benmerkezcil düşünce biçimi sergiledikleri de gözlenmektedir. Henüz koordinasyon yapamadıkları ve aynı obje hakkındaki iki farklı bakış açısını karşılaştıramadıklarından dolayı, basit bir şekilde bir olguya ilişkin sahip oldukları tecrübe ve algıları sorgusuz bir şekilde kabul ederler. Dolayısıyla bu onların, mevcut bakış açısını temsil eder (Fowler, 1981, s.123). Henüz okulöncesi çocukları genellikle kendi tasavvur gruplarını düzenleyebilecek ve onlara bir nedensel ilişkisellik türü verebilecek öyküler, anlatılar oluşturamazlar. Onlar uzun
87 Kuramsal Çerçeve 79 öyküleri değerlendirirler ve detayları takip ederler fakat onları tekrar anlatma konusunda sınırlı yetilere sahiptirler. Sezgisel- Yansıtmalı iman, hayal gücüyle dolu, taklit evresidir. Bu evredeki çocuk, birincil ilişkili olduğu yetişkinlerin görünürdeki iman hikâyeleri, örnekleri, duygu ve eylemlerinden güçlü ve sürekli bir şekilde etkilenebilir (Fowler, 1981, s. 129 ve 133). Diğer evreye geçişi hızlandıran temel faktör, somut işlemsel düşüncenin ortaya çıkmasıdır. Evre geçişinin özünde, çocuğun eşyanın nasıl olduğunu bilmesine ve gerçek olanla sadece olduğu gibi görünen arasındaki ayırımların temellerini kendine göre açıklamasına ilişkin gelişen bir ilgisi vardır (Fowler, 1981, s.134). İkinci evre: Mitsel-Literal İman (7-12 yaşlar): Okul öncesinden farklı olarak on yaş çocuğu, daha düzenli, geçici olarak doğrusal ve güvenilir bir dünya oluşturur. Sezgisel- Yansıtmalı evredeki çocuğun imgelemi, olgu ve duyguyu birleştirebilirken, Mitsel-Literal evredeki çocuk hayal ürünü olandan gerçeği seçebilir. Birinci evrenin epistemolojik benmerkezciliği giderken veya büyük oranda azalırken, bunun yerine kişinin kendi perspektifini diğerininkiyle eşgüdümleyebilme yeteneği ve daha fazla yordanabilir bir tecrübe ve örüntülü bir dünya yer alır (Fowler, 1981, ss ). Birinci evrenin benmerkezciliği çocuğun, diğer kişilerin bakış açılarını alma konusundaki yetisini sınırladığı gibi Tanrı nın bakış açısını kendininkinden ayırabilmesini de sınırlamaktadır. İkinci evre nin diğerlerinin perspektiflerini oluşturma kapasitesi, şimdi Tanrı nın perspektifini de inşa edebileceği anlamına gelmektedir (Fowler, 1981, s.139). İkinci evre olan Mitsel-Literal imanda, kişi kendi toplumuna ait oluşunu sembolize eden kendi hikâye, inanç ve gözlemlerini oluşturmaya başlar. İnançlar ahlâkî kurallar ve tutumlar gibi literal yorumlarla kabul edilir. Semboller tek boyutlu ve
88 80 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi anlamca literal olarak yorumlanır. Bu evrede somut işlemlerin ortaya çıkışı, önceki evrenin imgesel olarak dünya oluşturma üzerinde engelleyici ve düzenleyici bir etkiye sebep olur. İkinci evredeki çocukların Tanrı veya nihai çevre oluşturma biçimi antropomorfiktir. Bu dönemde, bireyin inandığı Tanrı, onun sahip olduğu bir Tanrı değildir. Hâlâ dış belirleyicilerin etkisi altındadır. Tanrı, bir kural koyucu ya da ebeveyn olarak düşünülür (Fowler, 1981, s. 153). Üçüncü evre: Yapay-Geleneksel iman: Bu evrede kişinin dünya tecrübesi ailesinin ötesine geçmektedir. Birçok çevre dikkat çekmektedir: aile, okul veya iş, akranlar, sokaktaki toplum ve medya ve belki de din. İman, daha fazla karmaşıklaşan ve farklılaşan ilişkilerin ortasında tutarlı bir yönelim sağlamak zorundadır. İman değerleri ve bilgiyi sentezlemeli; kimlik ve görünüm için bir temel sağlamalıdır (Fowler, 1981, s. 172). Üçüncü evre genel olarak yükselişini ve düşüşünü ergenlikte yaşamaktadır. Fakat çoğu yetişkin için kalıcı bir denge zemini, yeri olmaktadır. O, kişilerarası terminolojide mutlak çevreyi oluşturur. Onun bütünleştirici değer ve gücü, kişisel ilişkilerde tecrübe edilen niteliklerin yayılımından sağlanır. Önemli diğer kişilerin beklentileri ve yargılarına uyması ve bağımsız bir perspektif oluşturma ve sürdürmeyle ilişkili olarak kendi kimliği ve otonom yargısını oluşturmada yeterli kavrayışa sahip olmaması anlamında uyumcu bir evredir. Bu evrede inançlar ve değerler derin bir biçimde hissedilir (Fowler, 1981, ss ). Heller ın Çalışması: Heller in çocukların Tanrı tasavvurları ile ilgili 1984 de tamamladığı doktora tezi, sonraki çalışmalarda çok sık atıfta bulunulan bir kaynak haline gelmiştir. Bu çalışma 1985 de Psychology Today e kapak konusu olmuş ve 1986 da da The Children s God başlığıyla kitap olarak yayınlanmıştır. Örneklem grubu dört farklı dinî grubun (Katolik, Ya-
89 Kuramsal Çerçeve 81 hudi, Protestan Baptist ve Hindu) her birinden 10 ar çocuk olmak üzere toplam 40 çocuktan (20 kız, 20 erkek) oluşmuştur. Yaş grupları açısından bakıldığında, 4-6 yaşları arasında 13; 7-9 yaşları arasında 13 ve yaşları arasında da 14 çocuk şeklinde bir dağılım sözkonusudur (s.11). Heller ın yaş dönemleriyle ilgili ulaştığı sonuçlar şöyle özetlenebilir: 1. Dört-altı yaşları arasındaki çocuklar: Bu dönemdeki çocuklar, bilinen, standart dinî kavramları olduğundan farklı bir şekilde, biraz da tahrif ederek kavramlaştırırlar. Bu süreçte, ebeveyn etkisi en üst düzeyde olup, çocuğun dinî bilgileri edinme konusunda bu etki çok net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu dönemdeki çocuklar, narsizm yönlerinin gelişimi ve muhtemelen ebeveynin kendilerine gösterdikleri önemli düzeydeki ihtimamdan dolayı benmerkezci bir düşünce biçimini gösterebilmektedirler. Onlar, dünyadaki doğası karmaşık şeyleri anlamaya çalışır, Tanrı yı güneş ışınlarıyla veya yağmurla, ya da ebeveyn figürleriyle ilişkilerindeki bir ilişki gibi konuşurlar. Çoğu çocuk açısından iyi Tanrı veya kötü Tanrı ya da Don Kişotça olan bir Tanrı tecrübe edilir. 2. Yedi-dokuz yaşları arasındaki çocuklar: Çocukların, gelişen bilişsel yeterliliklere ve sosyalleşme tecrübelerine paralel olarak farkındalık ve merak düzeylerinde bir artış gözlenir. Bu yaş grubundaki çocuklar, özel yönleri olan bir Tanrı yı tasavvur ederler, örneğin; Karin adlı bir çocuğun, Tanrı ile ilgili düşlediği hikâyesinde, cennette meleklerle birlikte yaşayan Tanrı ya çok özel bir doğum günü partisinin düzenlendiğini anlatmaktadır. Bu anlayış, yeni bir kardeş gelmesiyle, çocuğun ailenin özel ilgilenmesi dışında kalmasına kadar devam eder. Artık evin daha büyük çocuğu olmasıyla birlikte, Tanrı tasavvurunda, Tanrı nın özel algılaması ortadan kalkar veya değişir. Çocukla Tanrı arasındaki ilişki, çocuğun ailesiyle genel geçer ilişkileriyle yavaş yavaş şekillenir. Yalnızlık, çocuğun ihtiyaçla-
90 82 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi rının yeterince karşılanmayan aile içinde gelişir. Bu yaştaki çocuklar, Tanrı kavramını, fanteziyle ilgili ve uçuk bir kavram olduğunu gösterirler. Tanrı, yapısız veya tanımsız ruh gibi bir imaj olarak gözükür. 3. On-oniki yaşları arasındaki çocuklar: Bu dönemdeki çocuklar, formal dinî bilginin ve dinî imajın en yüksek düzeyini gösterirler. Aynı zamanda bu çocuklar, Tanrı kavramları ve figürlerinde diğerlerinden daha güçlü bir kanaat kaydetmişlerdir, onların şüphe ve tereddüt duyguları da daha güçlüdür. Bazı çocuklarda, aile içinde kendilerini güvende hissetmediklerinden dolayı yaralanma ve acı çekme korkusu oluşmaktadır. Böyle bir durumda Tanrı hem yaralanmanın ve acı çekmenin kaynağı, hem de çocuğu bu durumlardan koruyan veya kurtaran olarak tasavvur edilir. Bu düşünce biçimi çocuğun benmerkezci düşünceden uzaklaştığını gösterir. Bu yaş grubundaki çocuklar, Tanrı nın herhangi bir sınırlılığa sahip olup olmadığıyla ilgili olarak bir meraklılık içindedirler. Bu temayla populer ve formal Tanrı tasavvurlarının belirsizliğine ve muamma oluşuna karşı çocuklar cevap vermeye çalışırlar. Tanrı nın sınırlılıkları vardır, niteliği ya da yokluğu, çocukların kendi sınırlılıkları hakkındaki farkındalıklarının bir yansıması olarak gözükür (Heller, 1984, ss ). Sohn un Araştırması: Sohn (1985) çalışmasını, ikinci (n= 179; 7-8 yaşları), beşinci (n= 167; yaşları) ve yedinci sınıf (n= 139; % 40 ı 12 yaşında, % 60 ı yaşlarında) öğrencileri üzerinde gerçekleştirmiştir. Toplam öğrenci sayısı 485 dir. Her sınıfın öğrencilerinin, yaratıcılık, tanrısallık, sonsuzluk, bağışlayıcılık, kutsallık, aynı anda heryerde olması, her şeyi bilmesi, sözünü tutması ve koruyuculuğu-vericiliği gibi Tanrı nın toplam on sıfatı açısından değerlendirmesi için, resim ve sorular verilerek onlardan yorumlanması istenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar şöyledir:
91 Kuramsal Çerçeve 83 İkinci sınıflar: 1) Dünyanın yaratıcısı olarak Tanrı yı biliyorlar (% 92 si). 2) Tanrı ile insan arasında gerekli ayrımı yapamıyorlar, fakat somut açıklamalar var. 3) Sonsuzluk ifadesi açısından zorluk çektikleri anlaşılmıştır. 4) Bağışlayıcılık özelliği kolayca ifade ediliyor, adaleti daha fazla, kolay ifade ediliyor. 5) Kutsallığın zor kavrandığı (soyut anlamda) bulunmuştur. 6) Her şeye gücü yetme özelliği, yaptıkları yorumlarda daha somuttur. 7) Her yerde olma sıfatı iyi ifade edilmiştir. 8) Her yerde bulunma sıfatıyla her şeyi bilme sıfatı arasındaki ayrım açık yapılamıyor. 9) Tanrı nın sözünde durduğu deneklerin çoğu tarafından kabul ediliyor. 10) Somut terimlerde Tanrı nın koruyucuğu-vericiliği düşünülüyor. 11) Genel olarak, dinî konularda ilgili konularla somut işlem özellikleri oldukça hâkimdir. Beşinci sınıflar: 1) % 96 sı dünyayı yaratanın Tanrı olduğuna inanıyor. 2) Tanrının tanrısallığını anlamaya başlamışlardır, fakat onu tanımlamak için başka terimler kullanmaktadırlar. 3) Tanrı nın sonsuzluğunu ifade etmekte zorlanıyorlar. 4) Tanrının korumasının, kutsallığının, bağışlayıcılığının farkında olma düzeyinde gelişme göstermişlerdir. 5) Kesin olarak doğru/yanlış ayrımı yapılacak konuları görme eğilimi vardır. 6) Tanrı nın her yerde olduğunu ve hayatlarının ayrıntılarını bildiğinin iyice farkındadırlar. 7) Hemen hemen istisnasız Tanrı yı sözünde durur olarak görmektedirler. 8) Diğer sınıflardan daha fazla bilmiyorum cevabı vermişlerdir. Yedinci sınıflar: 1) % 95 i Dünyayı Tanrı nın yarattığına inanıyor. 2) Tanrı nın ölmeyeceğine inanılıyor ve Tanrı nın sonsuzluğunu ifade etmede bir artış var. 3) Her şeyi bilme, her şeye gücü yetme, her yerde olma, sözünde durma ve koruyucuverici olma konularında Tanrı ya yüklemeleri daha iyi ifade etmektedirler (Sohn, 1985, ss ).
92 84 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Yavuz un Çalışması: Türkiye de Tanrı tasavvuru üzerine yapılan ve ilgili çalışmalar için önemli bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyan çalışmasında Yavuz (1987), Piaget nin bilişsel gelişim kuramını kuramsal çerçeve olarak kullanmayı tercih etmiştir. Yavuz, 7-12 yaşları arasında bulunan 588 ilköğretim öğrencisinden oluşturduğu örneklem grubu üzerinde gerçekleştirdiği araştırmada, çocukların dinî duygu ve düşüncelerini bazı değişkenler (yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik, gibi) açısından incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma sonucunda, dinî inancının gelişimi açısından, 7-9 yaş grubundaki çocuklar ile yaşları arasındaki çocuklar arasındaki fark anlamlı bulunmuştur; yani, yedi-dokuz yaşları arasındaki çocuklar, dinî inancı uyanma ve gelişme dönemi nitelikleri taşıdıkları belirtilirken, yaşların ilerlemesiyle çocukların inançlarında kararlı, bilinçli ve akılcılık düzeylerinde artış gözlendiği ifade edilmektedir. Araştırmada, dinî inanç ile cinsiyet ve çevre faktörleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (s. 247). Yavuz, çocukların Tanrı yı temel sıfatlarıyla (yaratıcı, bağışlayıcı, merhamet edici, eksiksiz ve kusursuz olması, eşi ve benzerinin olmaması, ezeli ve ebedi olması, her yerde bulunması, her şey gücünün yetmesi,.. gibi) ilişkiler kurarak tasavvur ettiklerini; bunda da aile ve eğitim-öğretim süreçleri gibi çevresel faktörlerin etkisinin olduğunu ileri sürmektedir. Yedi-dokuz yaş grubundaki çocukların tasavvurlarının, sürekli gelişim gösterdikleri, benmerkezci ve az da olsa antropomorfik düşünce biçimlerine sahip oldukları saptanmıştır; çocukların büyümesine paralel olarak, Tanrı tasavvurunun da gelişerek anlam ve içerik bakımından genişlemiş ve derinleşmiş olduğu belirtilmektedir (Yavuz, 1987, ss ). Petrovich (1988), dört yaşındaki 60 çocuğu, insan ürünü ve doğal nesneleri birbirinden ayırmaları konusunda test etmiş-
93 Kuramsal Çerçeve 85 tir. Gökyüzü, yeryüzü, kayalar ve hayvanlar gibi doğa nesnelerini kim yapmıştır? sorusuna çoğu Tanrı cevabını vermiştir. Özellikle gökyüzünün Tanrı tarafından yapıldığını söyleyenlerin oranı % 68, kayalar için % 53 ve hayvanlar için % 43 dür. Tanrı neye benzer? sorusuna % 41 i gerçek bir adama, % 25 i vücutsuz bir kişiye ve % 21 i hava veya gaz a benzer demişlerdir. bu bilgiyi nereden öğrendin? sorusuna da % 30 u kitap veya TV den, % 70 i de bilmiyorum cevabını vermiştir (akt.: Beit-Hallahmi ve Argyle, 1997, s. 147). Beşinci Periyot ( ): Bassett ve diğ. (1990), Piagetçi çerçevede yürüttükleri çalışmada, 2-75 yaşları arası Protestanlardan oluşan örneklem grubunun Tanrı kavramlarını incelemişlerdir. Birçok resim gösterilerek çocuklardan Tanrı yı o resimlerle ilişkilendirmeleri istenmiştir. Sonuçlar: 1. İşlem öncesi çocuklar: % 54.8 i sakallı bir adam; % 48.4 ü bastonlu bir adam; % 42.5 i taç giymiş bir adamı seçmişlerdir. 2. Somut işlemler dönemi: % 90.9 u İsa yı; % 68.2 si İncil in dışında yürüyen bir adamı; % 45.5 i uzun cübbeli bir adamı; % 45.5 i bulutlar içinde bir kaleyi seçmişlerdir. 3. Soyut işlemlerdeki bireylerin; % 81.6 sı bir haç, alev ve kumru; % 76.3 ü bulutların üstündeki bir insanı; % 57,9 u ışıklı haçları; % 57.9 u üç birleşik daireyi işaretlemişlerdir. Analizler, daha büyük çocukların daha fazla resim seçtiklerini ortaya çıkarmıştır (akt.: Thackeray, 2000, ss ). Tamminen (1994), Finli çocuk ve ergenlerin üzerinde yaptığı araştırmada Tanrı hakkında hem yapısal hem de yapısal olmayan soru sorma yöntemini kullanmıştır, bu yöntemde cümle tamamlama ve projektif fotoğraflar bulunmaktadır. Onun sonuçları yukarıda Deconchy nin dönemlerine benzemektedir. Tanrı ile kişisel konuşmanın, 7-8 yaşlarında, Tanrı ya kendini yakın hissetme tecrübesinin en yoğun olduğu yaşlar olarak 7-11 arası olduğunu rapor etmiştir. Bunun yanı sıra, başkalarını dü-
94 86 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi şünmenin yer aldığı dua 20 yaşlarına doğru önemli olmaktadır. Bütün yaş gruplarındaki denekler, Tanrı yı, güvenilebilir, seven, yardım eden ve merhametli olarak tasvir etmekle birlikte, bu özellikleri 7-13 yaş grubu daha az vurgulamıştır. Konuk (1994), örneklem grubunu, beş ve altı yaşlarındaki 44 anaokulu öğrencisi ve bu çocukların annelerinden olmak üzere toplam 88 kişiden oluşturmuştur. Çalışmada temel amaç, bu yaşlardaki çocuklarda din duygusunun nasıl geliştiğini incelemektir. Araştırmada, beş-altı yaşlarındaki çocukların Tanrı tasavvurlarının daha çok antropomorfik özelliklere sahip olduğu, yani insani sıfatlar ve fiziksel unsurlar içerdiği sonucuna ulaşılmıştır (s. 71 vd.). Thackeray in Çalışması: Thackeray (2000) Çocukların ilişkisel Tanrı algıları üzerine bir doktora tezi hazırlamıştır. Örneklem grubu oluşturulurken, Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramı perspektifinden hareketle üç bilişsel gelişim düzeyinin her birinin ortasında bulunan çocuklar seçilmiştir. İşlem öncesi dönemi temsilen beş yaşında bir kız, bir erkek; somut işlemler dönemini temsilen dokuz yaşında bir kız, bir erkek; ve soyut işlemler dönemini temsilen 15 yaşında bir kız, bir erkek çocuk olmak üzere toplam altı çocuk seçilmiştir (Thackeray, 2000, s.46). Araştırma sonucunda, çocukların Tanrı kavramları ve tasavvurlarının tahmin edilebilir gelişimsel bir örüntüyü takip ettiği gözlenmiştir. Benzer olarak çocukların Tanrı ya ait tasavvurlarının, bilişsel gelişim aşamalarına paralel bir biçimde geliştiği saptanmıştır. Bu araştırmaya katılan çocuklar, bilişsel gelişim dönemlerinin son üçüne dâhildirler. Çocukların Tanrı tasavvurları, hayali ve kendiliğinden olandan, gerçekçi ve uygulamalı olana yönelik kişilerarası ve yansıtıcı soyut anlayışa daha fazla eğilimlidirler. Tanrı ya ilişkin düşünceler ve duyguların, dışsallık ve uzaklıktan daha içsel ve kişisele doğru gelişim gös-
95 Kuramsal Çerçeve 87 terdiği bulunmuştur. Thackeray elde ettiği verileri dönemlere göre şöyle özetler: İşlem öncesi düzey: Küçük çocukların Tanrı yı, insandan daha büyük ve antropomorfik özelliklere sahip olarak tasavvur ettikleri, bu nedenle elle tutulabilir, somutlaştırılmış ve fiziksel özelliklere ağırlıklı olarak atıfta bulundukları saptanmıştır. Çocuklar, Tanrı yı, uzak ve görülemez olarak, gökyüzündeki süper kahraman, uzaktaki bir akraba, cennette yaşayan onları oradan seyreden, onları seven, aileleri vasıtasıyla, onları disipline eden ve rehberlik eden olarak tasavvur etmektedirler. Çocuklar, resimlerde ve kitaplarda gördükleri veya İncil hikâyelerinden işittiklerine benzer Tanrı tasvirleri yapmaktadırlar. Ayrıca, küçük çocukların, anne-babalarının Tanrı düşünce ve duygularına benzer gelişim gösterdikleri söylenebilir. Somut işlemler dönemi: Dokuz yaş çocukların tasavvurlarının daha somut özellikler taşıdığı rahatça söylenebilir. Okul çocuklarının Tanrı tasavvurlarının daha somutlaştırılmış olduğu gözlenmektedir. Onlar, Tanrı yı kendilerine yardım edici, koruyucu, her şeyi bilen bir kimse, her zaman onların ne hissettiğini ve düşündüğünü bilen bir kimse olarak tasavvur ederler. Tanrı, yargılayıcı, itaatsizlik durumunda cezalandırıcı fakat pişmanlık duyulduğunda ise affedici biri olarak algılanır. Her iki çocuk da, hata yapan çocukların saf, temiz bir kalple affedilmelerini Tanrı dan isterlerse, Tanrı nın onların hatalarının unutacağını ve onları affedeceğine inandıklarını belirtmişlerdir. Örneğin, çocuklardan biri olan Caleb, Tanrı yı onu sarıp sarmalayan bir ruh olarak ve her gün günlük hayatında kesin ve çok önemli bir rol oynayan muhteşem babası gibi düşünmektedir. Kalbinde Tanrı yı hissettiğini ve inandığını ifade etmiştir. Diğer çocuk olan Deanne, Tanrı yı daha gerçekçi terimlerle ifade etmiştir ve hayatta da kesin ve açık bir rol oynayan insani duygulara sahip bir insan gibi Tanrı ya inandığını ifade etmiştir.
96 88 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Örneğin, O, Tanrı nın kendisinin itaatsizliği karşısında sinirleneceğini ve Tanrı nın kendisine fazladan günlük işler yüklemekle cezalandırdığına inandığını belirtmiştir. Soyut işlemler dönemi: 15 yaşındaki çocuklardan her biri Tanrı yı daha soyut ve elle tutulamaz, görünmez olarak tasavvur etmişlerdir. Onlar, Tanrı yı en iyi arkadaş, yardım eden, ihtiyaçlarını karşılayan, karşılıksız seven ve bağışlayan biri olarak tasavvur etmektedirler (Thackeray, 2000, ss ). Slater (2001) Tanrı imajı gelişimini, bebeklik, ilk çocukluk, erinlik ve ergenlik olmak üzere dört dönem şeklinde kuramlaştırır. Ona göre; 1) Bebeklik dönemi (0-2 yaş): Bu dönemde daha çok bebeğin ebeveyni veya bakıcıları ile ilişkileri çerçevesinde Tanrı imajının temelleri atılır. Bu, Piaget nin duyusal-motor dönemine denk gelir. Ebeveyn bebeğin algılamasında, her şeye gücü yeten büyük bir varlıktır. Bu Tanrı tasavvuruna da yansır. 2) İlk çocukluk: Tipik antropomorfik bir Tanrı imajı sözkosudur. Bütün her şeyi yaratan ve ilk hareket ettiren bir Tanrı duygusu çocuklarda başlar. Bu fikir şeylerin Ne?, Kim?, Niçin? ve Nerede? siyle ilgili çok sayıdaki sorularına karşı tipik ebeveyn tepkileriyle pekiştirilir. 3) Erinlik dönemi: Tanrı tasavvuru daha az somuttur. Bu dönemdeki çocuklar tipik olarak ebeveynleriyle Tanrı yı ayırmaya başlarlar ve Tanrı yı her şeyi bilen birisi olarak yani tüm insanların üzerinde gören, seven ve yardım eden biri olarak görürler. Çocukların Tanrı ile olan ilişkileri daha kişiseldir. 4) Ergenlik dönemi: Daha soyut bir Tanrı tasavvuru vardır. Tanrı görülmez ve maddi olmayan bir Varlık olarak, bir ruh olarak anlaşılır. Ergenler, Tanrı yı bir arkadaş, sevgili, baba, yardımcı, kurtarıcı olarak görürler. Tanrı bize merhamet eden, rehberlik eden, büyütendir (akt.: Ruchgy, 2004, ss ). Slater in 18 erkek, 13 kız olmak üzere 31 denek üzerinde yürüttüğü çalışma sonuçları altı temel ifadeyle şöyle sıralanabi-
97 Kuramsal Çerçeve 89 lir: 1) Antropomorfizm, toplanmış tüm Tanrı imajlarında bulunmuştur, evrenseldir. 2) İnsanbiçimciliğin (antropomorfizm) derecesinde anlamlı değişmenin olmaması, ilk çocukluktan ergenliğe doğru bulunmuştur. 3) Tanrı, genellikle bir kişinin bir ilişkiye sebep olduğu kişi olarak gözükür. 4) Benmerkezcilik ve doğaüstücülük yaşa bağlı bir değişen imajlarda mevcuttur. 5) Erkek çocuklarla kızlar arasında çizdikleri resimler açısından anlamlı farklar vardır. 6) Erkekler ve kızlar tipik olarak çok farklı yollarla Tanrı yı tasarlıyorlar ve aralarında sadece birkaç benzerlik vardır (Ruchgy, 2004, s.76). Wenger (2001), örneklem grubunu, anaokulu (55 çocuk), üçüncü sınıf (52 çocuk) ve kolej (54 ergen) öğrencilerinden oluşturmuştur. Sonuç olarak, öğrencilerin Tanrı yı kavramlaştırmada somuttan soyuta gelişimsel ardışıklığı gösteren bir gelişimin izlendiği saptanmıştır. Kay ve Ray (2004), 4-11 yaşları arası 135 (63 kız, 72 erkek) İngiliz çocuktan oluşan bir örneklem üzerinde çalışmışlardır. Araştırma, çocukların Tanrı kavramlarını şekillendirmede yaş farklılıklarının öneminin olup olmadığını içerir. Yaş değişkeni açısından bulgulara bakıldığında, Tanrı kavramı oluşturmayla yaş değişkeni arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ve küçük çocukların Tanrı bir sihirbaza benzer doğaüstü özellikler vermek gibi, antropomorfik terimler kullanma eğiliminde oldukları saptanmıştır. Kuşat (2006), Müslüman ergenlerde Tanrı tasavvuru ile benlik-saygısı, yaş ve cinsiyet değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Çalışmada yaşları arasındaki (yaş ort.: 15.7) 410 lise öğrencisinden (kız=241, erkek=169) oluşan bir örneklem kullanmıştır. Araştırmada, yaş, cinsiyet farklılıklarının ve benlik saygısının Tanrı tasavvurunun oluşmasında dikkate değer bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer bir bulgu ise, kızların daha çok Tanrı nın yakınlığını, koruyuculuğunu ve sevgi-
98 90 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi sini, erkeklerin de, gücünü ve cezalandırılıcığını öne çıkarmış olduklarıyla ilgilidir ÖZET Bilişsel Gelişim Yaklaşımıyla Gerçekleştirilen Araştırmalardan Elde Edilen Sonuçlara Göre Ana Hatlarıyla Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 1) Bebeklik dönemi (0-2 yaş arası): Piaget nin duyusalmotor dönemine denk gelen bu dönemdeki bebekler, bir taraftan reflekslerle başlayan duyusal-motor yönden gelişmeyi sürdürürken, bir taraftan da dil gelişiminin başlangıcını da kapsayan bilişsel yapılardaki hızlı gelişmeyi tecrübe ederler. Duygusal gelişim açısından, özellikle temel güven duygusunun kazanılması ön plana çıkar. Bu nedenle bebek-ebeveyn ilişkisi büyük önem taşır. İşte bundan dolayı, bebeğin Tanrı tasavvurunun temellerinin ebeveyni veya ilk bakıcıları ile ilişkileri çerçevesinde atıldığı ileri sürülmektedir. Bebeğin ana-babasını her şeye gücü yeten büyük bir varlık olarak algılamış olması, onun ilk Tanrı tasavvurunu da böyle bir içerikle şekillendirmesi anlamına gelebilmektedir. 2) İlk çocukluk (3-6 yaş arası): Piaget nin işlem-öncesi dönemine denk gelmektedir. Bu dönemdeki çocuklar, bilinen dinî kavramları biraz gerçek anlamından uzak bir şekilde kavramlaştırırlar. Bebeklik döneminden başlayan ebeveyn etkisi, bu süreçde belki de en üst düzeye çıkar. Üç-dört yaşlarında, animizm ve büyünün etkisinin baskın olduğu ifade edilmektedir. Beş yaşları civarında, evrenin tüm olaylarının, insanî veya ilâhî bir güce bağlı olduğu düşünülür. Bu da, Piaget in animizm ile yakın ilişkisi olan yapaycılık özelliğini tanımlar. Genel olarak, tipik antropomorfik bir Tanrı tasavvurunun bu dönemde baskın olduğu belirtilmektedir. Antropomorfizm; Tanrı nın insanî duygulara ve organlara sahip olduğu yönünde Tanrı ya özellik atfedilmesi anlamına gelmektedir. Yani, Tan-
99 Kuramsal Çerçeve 91 rı nın yüz, gözler, kulaklar, burun kalp, kollar, eller, parmaklar,. gibi organlara sahip olarak tarif edilmesidir. Birbaşka ifadeyle, Tanrı nın elle tutulabilir, somutlaştırılmış ve fiziksel özelliklere sahip bir varlık olarak tasvir edilmesidir. Çocuk Tanrı nın gücünü kendi kapasitesinin ötesinde hayal eder ve kaçınılmaz olarak Tanrı ile ilgili güç ve enerji fikirlerini değiştirir ve geliştirir. Kendi anne-babasını güçlü olarak algılar, fakat Tanrı onlardan da güçlü olarak tasavvur edilir. O gökyüzünde bir süpermen gibidir. Çoğu zaman çocuğa, Tanrı nın bir erkek olduğu öğretilir. Bunun etkisiyle çok az istisnayı dışarıda tutarsak çocukların çoğu Tanrı yı yaşlı bir adam, zengin birisi, süpermen ya da kral olarak hayal eder. Freud un evrenselleştirdiği kadar olmasa bile genellikle Tanrı nın fiziksel baba ile aynı sıfatlara sahip olduğu düşünülür (Allport, 2004; s. 49). Bu dönemin diğer bilişsel bir özelliği de benmerkezci düşünce biçimidir. Benmerkezcilik, bir şeyi başkasının bakış açısından görememe veya başkasının duygularını ve ihtiyaçlarını fark edememe, anlamına gelmektedir. Düşünce merkezinde çocuğun kendisi vardır, diğer her şey onun etrafında döner. Bu düşünce biçimi çocuğun Tanrı tasavvurunu da etkiler. Tanrı ile başkasının sahip olmadığı türden özel bir ilişkiye sahip olduğunu algılar. Bunu çeşitli dinî kavram ve sembollerle kendi özelliklerini ilişkilendirmek suretiyle yapar. Örneğin, Kadir veya Cemal ismindeki bir çocuk, çevresindeki kişilerin Tanrı nın tasvirini yapmaları veya Tanrı dan söz etmeleri sırasında kendi adının kullanıldığını duyduğu vakit, Tanrı ile kendisi arasında böyle bir özel ilişkinin olduğunu daha fazla hissedebilecektir. 3. Son Çocukluk Dönemi (7-12 yaş arası): Bu dönemin ortalarından itibaren çocukların tasavvurlarının daha somut özellikler taşıdığı rahatça söylenebilir. Çocuklar somut terimlerle düşündüğünden dolayı, din dilini kullanırlarken de akıllarına
100 92 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi daha çok somut varlıklar gelir. Çocuklar büyüdükçe, Tanrı hakkında konuşmalarında, somut düşünmeden, soyutlaştırma, kavramlaştırma ve sembolleştirme yönünde gelişme olur. Bu evrede, mantıksal düşünme mümkündür, fakat sınırlı olduğu görülür. Bu düşünme biçimi görünür ve elle tutulur nesnelerle sınırlıdır. Dolayısıyla, bu dönem çocuğunun, Tanrı hakkında söylediği pek çok şey antropomorfik bir anlayışı içerecektir. Böylece, Tanrı terimi küçük çocuk için, muhtemelen büyük bir kişi anlamına gelir. Ya da, gökyüzünde olan büyük yaşlı bir adam veya çok güçlü bir kişi olarak algılanabilir. Zeus, Hera, Herkül gibi olağanüstü özellikleri olan Yunan mitoloji tanrıları gibi. Çocuklar, Tanrı yı kendilerine yardım edici, koruyucu, her şeyi bilen biri, her zaman onların ne hissettiklerini ve düşündüklerini bilen bir kimse olarak tasavvur ederler. Onlar Tanrı yı, yargılayıcı, itaatsizlik durumunda cezalandırıcı fakat pişmanlık durumunda onlara merhamet edici ve affedici biri olarak tasavvur ederler. Antropomorfik düşünce biçimi açısından karşılaştırıldığında, bir önceki dönemde Tanrı, sıradan bir insana benzetilirken, bu dönemde, sihirli veya olağanüstü yönleri olan süper bir insana benzetilmektedir. Bu dönem Piaget nin somut işlemler dönemine denk düşmektedir. 4. Erinlikle Başlayan Dönem (12 yaş ve üzeri): Bu dönemde Tanrı nın antropomorfik özellikleri kaybolmaya başlar. Kişi, varsayımlı ve tümden gelimli olarak; soyut ve sembolik terimler içinde düşünebilir. Bu dönem çocuğunun düşüncesi, çelişkileri görebildiğinden ve farklı hipotezleri deneyebildiğinden dolayı tutarlıdır. O, bir ifadenin imâ ettiği şeyleri, orijinal iddiaya geri giderek ortaya koyabilir. Bu dönemdeki çocuklar, soyut bir düşünce biçimiyle anlamaya, yorumlamaya çalışabilirler. Böylece, Tanrı tasavvurları
101 Kuramsal Çerçeve 93 da daha soyut hale dönüşür ve tasviri özellikleri içermesinden ziyade bireyin içinden ortaya çıkan (sevgi, güven gibi) Tanrı ile ilişkileri yansıtma eğilimi vardır. Onlar, Tanrı yı en iyi arkadaş, yardım eden, ihtiyaçlarını karşılayan, karşılıksız seven ve bağışlayan biri olarak tasavvur ederler. Bu şekilde düşünülmesi de, kişinin kendisini Tanrı ya daha yakın hissetmesine ve daha dindar olmasına pozitif yönde katkı sağlayabilir. Genel olarak bakıldığında, Tanrı tasavvurunun gelişiminin, Piaget nin bilişsel gelişim dönemleriyle örtüştüğü açık bir şekilde görülmektedir. Bununla birlikte, kronolojik yaş açısından bazı farklılıkların olduğu ifade edilmektedir, fakat bu farklılıkların kronolojik yaştan ziyade zihinsel yaşla ilgili özelliklerden kaynaklandığı savunulmaktadır. Yani her 13 yaşına gelmiş çocuğun, soyut işlemler dönemine girmiş olmasının beklenmemesi anlamına gelmektedir (Goldman, 1964).
102
103 II. BÖLÜM A. ARAŞTIRMA 1. Araştırmanın Problemi ve Önemi Tanrı fikrinin veya Tanrı tasavvurunun kökenleri konusunda, günümüze gelinceye kadar çok çeşitli tartışmalar yapılmıştır. İnsanların nasıl bir Tanrı tasavvuruna sahip oldukları hakkında bilgi edinme yolları arasında, onların mensup oldukları dinlerin sunduğu Tanrı tasavvurları başta gelmektedir. Her kutsal kitapta Tanrı nın sıfatlarıyla ilgili bilgi ve açıklamalar bulunmaktadır. Dolayısıyla kutsal kitaplar ve dinî ritüeller bireylerin genel hatlarıyla nasıl bir Tanrı tasavvuruna sahip oldukları hakkında bize bilgi sunmaktadır. Ama bu yeterli olmakta mıdır? Aynı inanç sistemine mensup bireylerin Tanrı tasavvurları aynı mıdır? Tanrı tasavvurunun gelişiminde başka süreçler etkili olabilmekte midir? İşte bu sorular çerçevesinde felsefe alanında bazı tartışmalar olmakla birlikte, Tanrı tasavvuru konusu psikologların
104 96 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi özellikle de din psikologlarının çok fazla ilgi duydukları konulardan biri olmuştur. Halen bu konu bir cazibe kaynağı olmaya devam etmektedir. Özellikle de Batı da, çocukluk dinî gelişimi üzerine yapılan araştırmalarda, genellikle çocukların Tanrı kavramları veya tasavvurlarının nasıl bir gelişim seyrettiğinin yoğun bir şekilde işlendiği gözlenmektedir. İlk defa, Tanrı kavramı fikrinin bilimsel olarak kullanımının 19. yüzyılın sonlarında başladığı ileri sürülmektedir. Özellikle 1900 lerin başlarından itibaren, araştırmalarda, çocukların çeşitli gelişimsel yaş dönemlerinde Tanrı hakkında ne bildiklerinin, ne düşündüklerinin ve nasıl tasavvur ettiklerinin araştırıldığı görülmektedir (Thackeray, 2000; s.2). Çok sayıda araştırmanın yapılması öncelikle yeni ve farklı bulgular elde edilmesine sonra da bu konuya farklı yaklaşımlarda bulunmaya neden olmuştur. Psikodinamik ve bilişsel yaklaşımlar bunlardan sadece ikisidir. Yukarıda çizilen tablo, daha çok A.B.D. deki ve Avrupa ülkelerindeki durumu yansıtmaktadır. Türkiye de Din Psikolojisi alanındaki literatür incelendiğinde, bu konunun müstakil olarak çalışılmaya başlanması yıl önceye ancak gitmektedir. Bilindiği üzere, konuyla ilgili müstakil ilk çalışma ve bir başvuru kaynağı olan Yavuz un (1987) çalışması 1970 li yıllarda gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmadan sonra Din Psikolojisi ve Din Eğitimi alanlarında makale ve kitap formatında bazı çalışmaların yapılmış olduğu gözlenmektedir. Bu çalışmaların çoğu, bir yaş grubu üzerinde, yani ya sadece okul öncesi, ya sadece somut işlemler dönemindeki ya da sadece soyut işlemler dönemindeki kişileri örneklem olarak seçmiştir. Geleceğin yetişkinleri, ana-babaları, öğretmenleri, yöneticileri, olacak çocukların, Tanrı tasavvurlarının saptanması, analiz edilmesi ve bu sonuçların eğitime aktarılması çok önemli bir konudur. Dolayısıyla, mevcut durumda çocukların Tanrı
105 Araştırma 97 tasavvurlarının ne tür özelliklere sahip olduğunu saptamak ve daha sağlıklı Tanrı tasavvuru gelişimine katkıda bulunmak için, bu konuda farklı yaklaşım ve farklı örneklem grupları kullanılarak yapılacak, daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz. Bilindiği gibi sosyal bilimlerde her bir ampirik çalışma sadece bir puzzle parçasını ifade eder, resmin tam olarak anlaşılması için ilgili bir çok parçaya ihtiyaç vardır. Özetle ne kadar fazla parçaya ulaşılırsa resim hakkında konuşmak o kadar fazla mümkün olacaktır. İşte, bu sürece katkıda bulunma düşüncesi, bizi böyle bir çalışmayı yapmaya yöneltti. Bunu da, iki farklı bilişsel gelişim döneminde olduğu farz edilen çocuklardan oluşan yaş aralığı geniş (7-15 yaş) bir örneklem ile gerçekleştirmeye çalıştık. 2. Araştırmanın Amacı ve Denenceler Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim öğrencisi olan 7-15 yaşları arasındaki çocukların Tanrı yı nasıl tasavvur ettikleri ve bu tasavvurları ile Piaget nin bilişsel gelişim aşamaları arasında nasıl bir paralelliğin olduğunu saptamaktır. İkinci olarak da bu tasavvurlarda cinsiyet farklılıklarının olup olmadığını tespit etmektir. Bu amaçlar doğrultusunda, literatür taraması, ilgili okuma ve gözlemler sonucunda oluşturulan ve araştırmada test edilecek olan denenceler aşağıda sunulmuştur: yaş grubundaki çocukların Tanrı tasavvurları, somut işlemler dönemi özelliklerini taşımaktadır. Yani benmerkezci ve antropomorfik düşünce biçimi daha fazla öne çıkmaktadır yaş grubundaki çocukların Tanrı tasavvurları, soyut işlemler dönemi özellikleri taşımaktadır. Dolayısıyla, yaşın ilerlemesine bağlı olarak benmerkezci ve antropomorfik düşünce biçiminde bir zayıflama olur.
106 98 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 3. Çocuklarda Tanrı tasavvuru gelişimi Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramındaki aşamalara paralel olarak gerçekleşir. 4. Çocukların Tanrı dan korkma düzeyleri yüksektir. 5. Aynı yaş grubundaki kızların Tanrı tasavvurlarının gelişim düzeyi ile erkeklerinki arasında anlamlı bir fark yoktur. 3. Araştırmanın Sayıltıları 1. Araştırmada kullanılan anket formu araştırma denencelerini test etmede yeterli bir ölçme aracıdır. 2. Çocuklar anket formunu doldururken gereken titizliği göstermişlerdir. 3. Araştırmanın örneklemi, evreni temsil etmekte olup araştırmanın yapılması için elverişlidir. 4. Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramı, çocukların Tanrı tasavvuru gelişimlerini açıklamada kullanılabilecek kapsam ve yeterliliğe sahip bir kuramdır. 4. Araştırmanın Sınırlılıkları 1. Araştırmadan elde edilen bulguların geçerliği ve güvenirliği ile genel evrene sonuçların genellenmesi, araştırmanın örneklemiyle (n= 1047) sınırlıdır. 2. Araştırma bulguları, anketteki soruları cevaplayabilecek düzeyde okuma-yazma bilen çocuklarla sınırlı kalmıştır. Bu nedenle birinci sınıf öğrencilerinin sayısı (n= 33, % 3.2) diğer sınıf öğrenci sayılarından biraz daha düşüktür. 3. Bu tür çalışmalarda, yani iki farklı yaş grubunun karşılaştırıldığı çalışmalarda boylamsal araştırma modelleri
107 Araştırma 99 daha geçerli ve güvenilir sonuçlara ulaşmayı mümkün kılabilir. Dolayısıyla boylamsal olmayan bu çalışma, kesitsel araştırma modelinin sunduğu veri toplama ve yorumlama imkânıyla sınırlıdır. A. YÖNTEM 1. Araştırmanın Modeli Araştırmanın modeli Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramı temel alınarak düzenlenmiştir. Tanrı tasavvurunun gelişim ve farklılaşması açısından önemli bilişsel dönemler olarak ifade edilebilecek Somut ve Soyut işlemler dönemleri, araştırmanın genel çerçevesini belirlemiştir. Dolayısıyla örneklem grubu bu dönemler gözönünde bulundurularak oluşturulmuştur. Piaget nin (2000, s. 57 ve 84) kuramına göre, bu iki dönem yaşa göre şöyle kategorize edilmiştir: Somut işlemler 7-12 yaşları arası, soyut işlemler ise 12 yaş ve üzeri. Bu durum karşısında, sözü edilen dönemlerin özelliklerinin daha net gözlenebilmesi amacıyla araştırmamızda somut işlemler dönemi 7-11, soyut işlemler dönemi de 13 yaş ve üstü olarak sınıflandırılmıştır. On iki yaş ise, geçiş dönemi olarak kabul edilerek karşılaştırmalarda fikir vermesi için üçüncü bir kategori olarak tasarlanmış ve çoğunlukla da yorumlanmaya/değerlendirmeye alınmamıştır. Araştırmada açık uçlu sorulardan oluşan bir anket formunun veri toplamak amacıyla kullanıldığı ampirik bir yöntem benimsenmiştir. 2. Evren ve Örneklem Araştırmanın evreni, genel anlamda Türkiye deki tüm ilköğretim öğrencilerini, özel anlamda İzmir ili sınırları içindeki ilköğretim okullarında öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. Araştırmanın örneklem grubu ise, İzmir in muhtelif semtle-
108 100 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi rinde bulunan yedi farklı ilköğretim okulunda öğrenim gören ve kolayda örneklem yöntemiyle seçilmiş 1047 öğrenciden (kız= 517, % 49.4; erkek= 530, % 50.6) oluşmaktadır. Öğrencilerin yaş aralığı 7-15 olup, yaş ortalaması = dır (S= 2.39). 8 Bu öğrencilerin % 50 si (n= 523; kız= 271, erkek= 252) 7-11 yaş grubunda, % 41 i (n=429; kız= 198, erkek= 231) yaş grubunda ve % 9.1 i de (n= 95; kız= 48, erkek= 47) 12 yaş grubundadırlar. Tablo.1. Öğrencilerin bulundukları sınıflara göre dağılımı Sınıf n % , , , , , , , ,9 Toplam ,0 Öğrencilerin öğrenim gördükleri sınıflarına göre dağılımını gösteren Tablo.1 incelendiğinde, sınıflar arası dağılımın eşit olmadığı gözlenir. Bu ilk planda örneklem grubunun temsil etme gücünü zayıflatan bir durum olarak algılansa da, aslında böyle bir riskin olmadığı söylenebilir. Çünkü araştırmanın modeli çerçevesinde öğrencilerin üç yaş grubuna ayrılmış olduğu ve özellikle de 7-11 ile yaş grubunu oluşturan öğrenci sayıları göz önünde bulundurulduğunda örneklemin temsil etme gücü hususunda bir sorunun olmadığı ifade edilebilir. 8 Türk Psikoloji Dergisi nin yazım kuralları çerçevesinde, denek sayısı (n), ortalamalar ( ), standart sapmalar (S) ve serbestlik derecesi (sd) şeklinde gösterilmiştir.
109 3. Veri Toplama Aracı Araştırma 101 Verilerin toplanmasında, yaş, cinsiyet ve sınıf bilgilerinin yer aldığı küçük bir bölümle birlikte, açık uçlu 18 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Bu soruların 10 u 9 Nye ve Carlson ın (1984) çalışmasından alınmış, diğer 8 soru 10 araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Bu çalışmada genel olarak, Tanrı teriminin kullanımı tercih edilmesiyle birlikte, anket sorularında ise, günlük konuşma dilinde yaygın olarak kullanılan Allah terimi tercih edilmiştir. B. İŞLEM 1. Uygulama Verilerin toplanması için, anket formunun öğrenciler tarafından doldurulması sağlanmıştır. Bu anket formu, İzmir ili sınırları içindeki farklı semtlerdeki 7 (yedi) ilköğretim okulunda öğrenim gören tesadüfi yöntemle seçilmiş toplam 1150 öğrenciye cevaplamaları için verilmiştir. Uygulamalar ders saatleri içinde öğretmenleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Anket uygulamasından önce anketi uygulayacak öğretmenler, uygulamanın sağlıklı yürütülmesini sağlamak amacıyla bilgilendirilmişlerdir. 9 Bu sorular: Allah nereden geldi? Allah neye benziyor? Allah nerede yaşıyor? Allah ismini nereden aldı? Allah ın bir ailesi var mı? Allah senin kim olduğunu biliyor mu? Allah seni görebilir ve işitebilir mi? Allah kaç yaşındadır? Allah herhangi bir kişiye benzer mi? Allah ın yapamayacağı şeyler nelerdir? 10 Bu sorular: Allah yemek yer mi, su içer mi? Allah evlenmiş midir? Bildiğin birisine benzetmek istesen Allah ı kime benzetirsin? Allah ın cinsiyeti kadın mıdır yoksa erkek midir? Allah tan korkuyor musun? Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? Allah tan kabul etmesini en çok istediğin dileğin nedir? Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın? Allah a içinizden geldiği gibi bir mektup yazınız.
110 102 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Formların toplanıp değerlendirilmeye alındığında, verilen 1150 formdan, 43 ünün iade edilmediği, 60 nın da boş veya değerlendirilmeye sokulmayacak derece de eksik olduğu görülmüş, sonuçta değerlendirmeye uygun form sayısının 1047 olduğu anlaşılmıştır. 2. Veri Analizinde Kullanılan İstatistiksel İşlemler Araştırmada kullanılan anket formundaki açık uçlu sorulara verilen cevaplar ayrı ayrı not edilerek numaralandırılmıştır. Tekrar cevaplar bu numaralarla kodlanmıştır. Sonra da, bu kodlamalar SPSS for Windows istatistik programının ilgili kısma girilmiştir. İkinci olarak, bu sözel veriler içerik analizi tekniği kullanarak analiz edilmiştir. Sonra öğrencilerin verdikleri cevaplara ait anlam öbekleri ve temalar saptanmıştır. Örneğin 14. soruya verilen 115 farklı cevap, 12 öbek ve tema haline getirilerek yeniden kodlama yapılmıştır. Veri girişi ve düzenlemeler yapıldıktan sonra, analiz sonuçları öncelikle frekans analizi kapsamında sayısal ve yüzdesel olarak sunulmuştur. Bununla beraber, açık uçlu sorulardan elde edilen verilerin ilişki ve farkların anlamlılığını istatistik analizini yapabilmek için, parametrik olmayan istatistik analiz tekniklerinden ki-kare (kay-kare) (X 2 ) analizi kullanılmıştır (Ergün, 1995, s. 85; Ural ve Kılıç, 2005, s.156).
111 Bulgular 103 B. BULGULAR Anket uygulamaları sonucunda, anketteki sorulara verilen cevaplar her soru için ayrı ayrı sınıflandırılmış, tablolaştırılmış ve analiz edilmiştir. Bu işlem hem tüm öğrencilerin yaş gruplarına göre sınıflandırılmasıyla, hem de cinsiyet faktörünün işleme katılması, yani üç farklı yaş grubundaki kız öğrencilerin ve erkek öğrencilerinin verdikleri cevapların ayrı sınıflandırılması ile gerçekleştirilmiştir. 1. Allah nereden geldi? Bu soru, genel anlamda Tanrı nın yaratılanlardan farklı olarak ezeli ve mekândan münezzeh olması gibi bir tasavvuru içermektedir. Soruya verilen cevaplar, Tablo.2 ve Tablo.3 de görüleceği gibi altı başlık altında gruplandırılmıştır. Ezelîlik diye adlandırdığımız grupta, ezelden geldi, O hep vardı; doğurmamış ve doğrulmamıştır; yoktan var olmuştur; hiçbir yerden; Allah gelmez; bilinmez gibi cevaplar yer almaktadır. İnsanî özellikler ve dünyevî mekân diye özetlenebilecek bölüm ise, gökyüzünden, bulutlardan, evinden, uzaydan, Ankara dan, Türkiye den, topraktan, huzur evinden, bir ülke-
112 104 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi den, dünyanın öbür ucundan, annesinin karnından, bir yuvadan, bizim geldiğimiz yerden, Atatürk ün yanından, Allah bizim gibi doğdu ve gökyüzüne çıktı, Çanakkale den cevaplarını içermektedir. Dinî motifler içeren ve insan biçimci (antropomorfik) olarak adlandırılabilen grupta, İki meleğin evlenmesinden sonra Allah meydana gelmiştir. Çocukluk yaşamadan büyümüş, ben Allah ım demiş; peygamber/peygamberler tarafından gönderilmiştir; öbür dünyadan, cennetten; Kur an dan; Hz.Ebubekir tarafından gönderildi; Mekke den; meleklerden; camiden; peygamberimiz yaratmıştır gibi cevaplar yer almaktadır. Felsefî başlıklı grup ise, insanların inançlarından ortaya çıkmış olabilir; bütün iyi şeylerden doğdu; iyilikten geldi; kalbimizden gibi kapsamaktadır. Tablo.2. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah nereden geldi? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah nereden geldi? Yaş grupları Toplam Bilmiyorum Sayı % 21,2 28,4 33,8 27,0 Ezelilik Sayı % 18,7 42,1 44,5 31,4 Dünyevi mekan- İnsan biçimci Sayı % 27,3 5,3 4,2 15,9 Dini motifli- İnsan biçimci Sayı % 94 18,0 2 2,1 7 1, ,8 Cevap yok Sayı % 11,3 18,9 13,3 12,8 Felsefi Sayı % 3,4 3,2 2,6 3,1 Toplam Sayı % X 2 = 229,304 sd= 10 p<.001
113 Bulgular 105 Tablo.2 de görüldüğü gibi, 7-11 yaş grubundaki çocukların yarısına yakınının (% 45.3) dünyevî mekan-insan biçimci ve dinî motif içerikli-insan biçimci gruplarına ait cevaplar verdiği anlaşılmaktadır. Buna karşın, diğer yaş gruplarındaki çocukların benzer oranlarla ezelilik grubunda öbekleştiği gözlenmektedir yaş grubundaki çocukların % 18.7 si de ezelilik grubuna giren cevaplar vermişlerdir. Ama dikkat çekici olan bulgu, diğer iki gruptaki çocukların dünyevî mekân-insan biçimci ve dinî motif içerikli-insan biçimci gruplarına giren cevap oranlarının oldukça düşük olmasına ve yaşın ilerlemesine bağlı olarak bu oranların daha da azaldığına ilişkin bulgudur. Bilmiyorum cevabının verilme oranları % 21 ile % 34 arasında değişmekle birlikte, yaşın ilerlemesine paralele olarak bilmiyorum cevabı verme oranının da arttığı gözlenmektedir. İstatistik analizler, 7-11 yaş grubundaki çocukların cevapları ile diğer iki gruptaki çocukların cevaplarının karşılaştırılması sonucunda aralarındaki içerik farklılaşmasının p<.001 düzeyinde anlamlı olduğunu ortaya çıkarmıştır (X 2 = , sd= 10). Tablo.3. Öğrencilerin cinsiyet ve yaş gruplarına göre Allah nereden geldi? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah nereden geldi? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Bilmiyorum Sayı % 23,6 37,5 34,8 29,2 Ezelilik Sayı % 18,8 35,4 47,5 31,3 Dünyevi mekan- Sayı İnsan biçimci Dini motifli-insan biçimci % 25,5 6,3 3,0 15,1 Sayı % 16,2-1,0 8,9 Cevap yok Sayı % 11,1 18,8 11,1 11,8 Felsefi Sayı % 4,8 2,1 2,5 3,7 Toplam Sayı % X 2 =116,002 sd=10 p<.001
114 106 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Cinsiyet Toplam Erkek Bilmiyorum Sayı % 18,7 19,1 32,9 24,9 Ezelilik Sayı % 18,7 48,9 42,0 31,5 Dünyevi mekan- İnsan biçimci Sayı % 74 29,4 2 4,3 12 5, ,6 Dini motifli-insan biçimci Sayı % 50 19,8 2 4,3 5 2, ,8 Cevap yok Sayı % 11,5 19,1 15,2 13,8 Felsefi Sayı % 2,0 4,3 2,6 2,5 Toplam Sayı % X 2 = 123,616 sd=10 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=5 p> yaş grubu için: X 2 = sd=5 p> yaş grubu için: X 2 = sd=5 p>.05 Tablo.3, her bir yaş kategorisinde bulunan kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı ele alındığını ve cevaplarının da bu çerçevede sınıflandırıldığını göstermektedir. Bulgular, Tablo.2 deki bulgularla genelde benzerlik göstermekle birlikte, kızlarla erkekler arasında bazı farklılıkların olduğu anlaşılmaktadır. Bu farklar, her üç gruptaki erkek öğrencilerin dünyevi mekaninsan biçimci ve dinî motifli-insan biçimci cevapların oranlarının (her iki kategorinin toplanmasıyla oluşan oranlar, 7-11 yaş grubundan başlayarak sırayla, % 49.2, % 8.6 ve % 7.4) kız öğrencilerin cevaplarının oranından (her iki kategorinin toplanmasıyla oluşan oranlar, 7-11 yaş grubundan başlayarak sırayla, % 41.7, % 6.3 ve % 4.0) daha yüksek olduğu yönündedir. Hem kız hem de erkek öğrencilerin verdikleri cevapların niteliğinin, içinde bulundukları yaş gruplara göre farklılaşmasının p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (kızlar için, X 2 = , sd=10; erkekler için, X 2 = ).
115 Bulgular 107 Fakat yapılan diğer bir analizde, aynı yaş grubundaki kız öğrencilerle erkek öğrenciler arasında cevapların niteliği açısından anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur (p<.05). Bu sonuç, üç yaş grubu için de geçerlidir. 2. Allah neye benziyor? Tanrı nın eşsizliğinin, hiçbir varlığa benzemediğinin tasavvur edilip edilemediği yönünde olan bu soruya çocuklar tarafından verilen cevaplar, beş başlık altında sınıflandırılmıştır. Benzersizlik adı verilen grupta Allah ın eşi ve benzeri yoktur; hiçbir şeye; şekilsizdir; kendisine; bilinemez; kendisine gibi cevaplar yer almaktadır. Nesneler başlığı altında Tanrı buluta, aya, güneşe, topa/yuvarlağa, şemsiyeye, gökyüzüne, güle, beyaza, maviye, Mekke ye, camiye, toprağa, dünyaya benzetilmiştir. İnsan biçimcilik başlığı altında gruplandırılan cevaplar şunlardır: aksakallı dedeye; dürüst insanlara; büyük bir insana; camideki bazı yüzlere; insana; Hz.Muhammed e; nur yüzlü birine; beyaz saçlı, siyah gözlü birine; iyi bir kişiye; beyaz giyinmiş bir erkeğe; uzun boylu birine; bıyıklı birine. Peri masalı adı verilen grupta ise, Tanrı çizgi film kahramanlarına (yüzü olmayan, pelerinli); beyaz ciltli büyük bir dev e; hayalete; iyilik meleğine; meleklere benzetilmektedir. Bu gruplandırma çerçevesinde öğrencilerden toplanan cevaplara ilişkin tablolar ve analizler aşağıda sunulmuştur.
116 108 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Tablo.4. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah neye benziyor? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah neye benziyor? Yaş grupları Toplam Benzersizlik Sayı % 27,0 50,5 55,2 40,7 Bilmiyorum Sayı % 16,4 12,6 25,9 20,0 Nesneler Sayı % 14,5 9,5 1,9 8,9 İnsan biçimcilik Sayı % 29,1 13,7 6,5 18,4 Peri masalı Sayı % 5,4 2,1 1,2 3,3 Cevap yok Sayı % 7,6 11,6 9,3 8,7 Toplam Sayı % X 2 = 185,574 sd= 10 p<.001 Tablo.4 de görüldüğü gibi, 7-11 yaş grubundaki çocukların % 49 u nesneler, insan biçimcilik ve peri masalı kategorilerine giren cevaplar vermiştir. Bu kategorilerde, 12 yaşındaki çocukların verdikleri cevapların oranı % 24.3 iken yaş grubunda bu oran % 9.6 dır. Yani, yaş ilerledikçe, sözü edilen kategorilere girebilecek nitelikteki cevapların oranında bir düşüş gözlenmektedir. Fakat benzersizlik kategorisinde tam tersi bir durum söz konusudur; yaşın ilerlemesine paralel, bu kategori içinde değerlendirilen cevapların oranında belirgin bir artış gözlenmektedir. Yaş grupları arasındaki bu içerik farklılıklarının p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir (X 2 = , sd= 10).
117 Bulgular 109 Tablo.5. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah neye benziyor? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah neye benziyor? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Benzersizlik Sayı % 29,9 52,1 57,1 42,4 Bilmiyorum Sayı % 18,5 10,4 24,7 20,1 Nesneler Sayı % 12,2 12,5 2,0 8,3 İnsan biçimcilik Sayı % 79 29,2 6 12,5 12 6, ,8 Peri masalı Sayı % 4,4-1,5 2,9 Cevap yok Sayı % 5,9 12,5 8,6 7,5 Toplam Sayı % X 2 = 82,484 sd= 10 p<.001 Erkek Benzersizlik Sayı % 23,8 48,9 53,7 39,1 Bilmiyorum Sayı % 14,3 14,9 26,8 19,8 Nesne Sayı % 17,1 6,4 1,7 9,4 İnsan biçimcilik Sayı % 73 29,0 7 14,9 16 6, ,1 Peri masalı Sayı % 6,3 4,3,9 3,8 Cevap yok Sayı % 9,5 10,6 10,0 9,8 Toplam Sayı % X 2 = 111,894 sd=10 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=5 p> yaş grubu için: X 2 = sd=5 p> yaş grubu için: X 2 = sd=5 p>.05 Cinsiyet değişkeni bağlamında veriler tekrar gruplandırılıp analiz edildiğinde, bir önceki analizde olduğu gibi hem kızlarda hem de erkeklerde yaştaki artışa bağlı olarak benzersizlik kategorisindeki cevapların oranında bir artışın, nesneler,
118 110 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi insan biçimcilik ve peri masalı kategorilerinde ise bir düşüşün olduğu gözlenmektedir. Her iki cinsiyet grubunun cevaplarının içeriklerindeki değişiklikler p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (kızlar için X 2 = , sd=10, erkekler için X 2 = , sd=10). Yaş grupları arasında sadece 7-11 yaş grubundaki kızlarla erkekler arasında anlamlı olmasa da bir farklılık gözlenmektedir. Benzersizlik kategorisine giren türden cevaplar veren bu yaş grubundaki kızların oranı % 29.9 iken erkeklerin oranı % 23.8 dir; nesneler, insan biçimcilik ve peri masalı kategorilerine giren türden cevaplar veren kızların oranı % 45.8 iken erkeklerin oranı ise, % 52.4 dür (X 2 =8.452, sd=5, p>.05). Kız-erkek karşılaştırmaları sonucundaki farklılıklar diğer iki yaş grubu açısından da istatistiksel anlamlılığa ulaşmadığı belirlenmiştir. 3. Allah nerede yaşıyor? Tanrı nın mekândan münezzeh olduğu, yani herhangi bir mekânla sınırlanamayacağına yönelik tasavvurla ilgili olan bu soruya verilen cevaplar, altı başlık halinde gruplandırılmıştır. Her yerde adlı kategoride, her yerde; Allah ın yaşadığı belirli yer yoktur şeklinde verilen cevaplar yer almaktadır. Ahirette başlıklı grup, sonsuz bir yerde; cennette, cennetin kapısının önünde; cennet ile cehennem arasında bir yerde; peygamberimizin yanında; meleklerin yanında; cehennemde; ahirette gibi cevapları içermektedir. Dünyada bir yerde kategorisinde, camide, gökyüzünde, yukarıda, bulutların üstünde, tepede, yedi kat göğün üstünde, evinde, doğada, dünyanın sonunda, uzayda, Ankara da, mezarlıkta, dünyada, Mekke de, Medine de, bir kulübede, bir mağarada, insanların kutsal kitaplarında, Türkiye de gibi ifadeler yer almaktadır.
119 Bulgular 111 Kalbimizde, herkesle birlikte, andığımız her yerde/kim anarsa onun yanında, güzelliğin, iyiliğin, doğruluğun olduğu her yerde gibi cevaplar diğer kategorisini oluşturmaktadır. Tablo.6. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah nerede yaşıyor? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah nerede yaşıyor? Yaş grupları Toplam Her yerde Sayı % 8,4 28,4 40,9 23,5 Bilmiyorum Sayı % 10,3 16,8 19,9 14,8 Ahirette Sayı % 13,8 8,4 6,1 10,1 Dünyada bir yerde Sayı % 58,9 26,3 17,3 38,9 Diğer Sayı % 1,1 6,3 2,1 2,0 Cevap yok Sayı % 5,9 8,4 8,9 7,4 Bilinmez Sayı % 1,5 5,3 4,9 3,3 Toplam Sayı % X 2 = 267,578 sd= 12 p<.001 Çocukların, her yerde ve dünyada bir yerde kategorilerinde değerlendirilen cevaplarının yaş grupları açısından anlamlı bir düzeyde farklılaştığı Tablo.6 da gözlenmektedir. Özellikle 7-11 yaş grubundaki çocukların % 58.9 unun Tanrı yı dünyada bir yerde olarak tasavvur etmelerine karşın yaş grubundaki çocukların % 40.9 unun Tanrı yı belli bir mekan içinde değil, her yerde olduğunu tasavvur etmeleri yönündeki bulgu dikkat çekicidir. Bununla birlikte, 7-11 yaş grubundaki çocukların sadece % 8.4 ünün, Tanrı nın her yerde olduğunu
120 112 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Tablo.7. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah nerede yaşıyor? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah nerede yaşıyor? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Her yerde Sayı % 11,8 20,8 47,2 26,2 Bilmiyorum Sayı % 8,9 20,8 16,2 12,8 Ahirette Sayı % 13,7 6,3 4,1 9,3 Dünyada bir yerde Sayı % , , , ,9 Diğer Sayı % 1,1 8,3 1,5 1,9 Cevap yok Sayı % 5,5 10,4 7,6 6,8 Bilinmez Sayı % 1,5 6,3 4,6 3,1 Toplam Sayı % X 2 = sd= 12 p<.001 Erkek Her yerde Sayı % 4,8 36,2 35,5 20,9 Bilmiyorum Sayı % 11,9 12,8 22,9 16,8 Ahirette Sayı % 13,9 10,6 7,8 10,9 Dünyada bir yerde Sayı % , , , ,9 Diğer Sayı % 1,2 4,3 2,6 2,1 Cevap yok Sayı % 6,3 6,4 10,0 7,9 Bilinmez Sayı % 1,6 4,3 5,2 3,4 Toplam Sayı % X 2 = sd=12 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=6 p> yaş grubu için: X 2 = sd=6 p> yaş grubu için: X 2 = sd=6 p>.05
121 Bulgular 113 tasavvur edebilmektedir. Ayrıca, 12 yaşındaki çocukların sözü edilen bu iki kategorideki oranlarının birbirine oldukça yakın olduğu saptanmıştır. On iki yaş grubundaki çocukların cevaplarındaki bu kararsızlığı, onların cevaplarının tüm kategorilere yüksek oranlarla dağılmasından da anlaşılmaktadır. İstatistik analiz bakımından yaş grupları arasındaki sözü edilen bu farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 = 267,578, sd= 12). Cinsiyet grupları açısından Tanrı nın nerede olduğu konusu genel profilden biraz farklı olduğu Tablo.7 de gözlenmektedir. On iki yaşındaki kızların % 27.1 inin Tanrı yı dünyada bir mekanda tasavvur etmesine karşın, erkeklerin % 25.5 gibi bir oranla kızlara yaklaşmasıyla birlikte erkeklerin % 36.2 sinin Tanrı nın her yerde olduğunu tasavvur etmekte oldukları saptanmıştır. Her yerde kategorisine girebilecek cevaplar veren 7-11 yaş grubundaki kızların oranı (% 11.8), erkeklerinkinden (% 4.8) daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu karşılaştırmadaki durum, yaş grubu için de söylenebilir. Yani kızların bu kategorideki oranları (% 47.2) erkek öğrencilerinkinden (% 35.5) daha yüksektir. Ama tüm bu farklılıklar anlamlılık düzeyine ulaşmamıştır (yaş grupları sırasıyla; X 2 =9.219, X 2 =4.711, X 2 =10.202; sd=6; p>.05). Farklı yaş gruplarındaki kız öğrencilerin cevapları arasındaki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 = , sd= 12). Yine aynı şekilde farklı yaş gruplarındaki erkek öğrencilerin de cevapları arasındaki farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 = , sd= 12).
122 114 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 4. Allah ismini nereden aldı? Yine Tanrı nın eşsizliği ve benzersizliği yönünde bir tasavvur gelişimi ile ilgili olduğu kabul edilen bu soruya çocukların verdikleri cevaplar beş başlık altında gruplandırılmıştır. Benzersizlik adlı kategoride, hiçbir yerden; kendisi vermiştir; özelliklerinden; yüceliğinden; kudretinden; bilinemez gibi cevaplar yer almaktadır. İnsan biçimcilik başlıklı grup, dünyaya gelen ilk insandan; bizlerden; peygamberlerden; Hz.Muhammed den; Müslümanlardan; ailesinden; ana-babasından; insanlardan; Hz. Âdem den; bebekliğinden; büyüklerinden; dedesinden; küçükken birileri koymuştur; bir yakınından almıştır; Yusuf peygamberden almıştır gibi cevapları içermektedir. Dünyevî mekânlardan adlı kategoride, Ankara dan; camiden; Mekke den; evinden; gökyüzünden; dünyadan; havadan gibi cevaplar yer almaktadır. İnsanlar Kur an dan öğrendiler kategorisine başlık olan cevapla birlikte Allah ın ismi peygamberlerle geldi şeklindeki cevap bu kategoriyi oluşturmaktadırlar. Kutsal kitap-dinî motif başlıklı kategoriye kendi yazdığı din kitaplarından; K.Kerim den; dininden; 99 isminden almıştır; cennetten; şeytandan; meleklerden gibi cevaplar girmektedir.
123 Bulgular 115 Tablo.8. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah ismini nereden aldı? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah ismini nereden aldı? Yaş grupları Toplam Bilmiyorum Sayı % 29,1 38,9 49,7 38,4 Benzersizlik Sayı % 20,5 22,1 21,2 20,9 İnsan biçimcilik Sayı % 22,9 12,6 6,8 15,4 Cevap yok Sayı % 12,2 20,0 18,4 15,5 Dünyevî mekânlardan Sayı % 5,0 1,1,7 2,9 İnsanlar Kurandan öğrendi- Sayı ler Kutsal kitap-dinî motif % - 4,2,9,8 Sayı % ,1 2,3 6,2 Toplam Sayı % X 2 = 138,382 sd= 14 p<.001 Bu soruya verilen cevaplar gözden geçirildiğinde, bilmiyorum şeklindeki cevapların oranının her üç yaş grubunda da yüksek olduğu ve yaşın ilerlemesine paralel olarak bu oranlarda da bir yükselmenin olduğu görülecektir. Yine, benzersizlik kategorisinde üç yaş grubunun cevap oranlarının birbirine yakın olduğu gözlenmektedir (sırasıyla: % 20.5, % 22.1 ve % 21.2) yaş grubundaki çocukların % 38.3 ünün insan biçimci, dünyevî mekanlardan ve kutsal kitap-dinî motif kategorilerine giren nitelikte cevaplar verdikleri saptanmıştır. Bu oran, 12 yaş çocuklarında % 14.8; yaş grubu öğrencilerinde % 9.8 dir. Tablo.8 de sunulan yaş grupları arasındaki bu tür farklılıklar X 2 -testi analizi sonucunda p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 = , sd=14).
124 116 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Tablo.9. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah ismini nereden aldı? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah ismini nereden aldı? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Bilmiyorum Sayı % 30,3 39,6 53,0 39,8 Benzersizlik Sayı % 21,8 29,2 17,7 20,9 İnsan biçimcilik Sayı % 21,8 6,3 4,5 13,7 Cevap yok Sayı % 11,1 22,9 19,7 15,5 Dünyevî mekânlardan Sayı % 5,5 2,1 1,0 3,5 İnsanlar Kur an dan öğrendiler Sayı % ,5 1,2 Kutsal kitap-dinî motif Sayı % 26 9, ,5 33 6,4 Toplam Sayı % X 2 = 70,845 sd= 14 p<.001 Erkek Bilmiyorum Sayı % 27,8 38,3 46,8 37,0 Benzersizlik Sayı % 19,0 14,9 24,2 20,9 İnsan biçimcilik Sayı % 24,2 19,1 8,7 17,0 Cevap yok Sayı % 13,5 17,0 17,3 15,5 Dünyevî mekânlardan Sayı % 4,4 -,4 2,3 İnsanlar Kur an dan öğrendiler Sayı % ,5 3 1,3 7 1,3 Kutsal kitap-dinî motif Sayı % 28 11,1 1 2,1 3 1,3 32 6,1 Toplam Sayı % X 2 = 84,518 sd= 14 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=6 p> yaş grubu için: X 2 = sd=6 p> yaş grubu için: X 2 = sd=6 p>.05 Hem kızlarda hem de erkeklerde bu soruya bilmiyorum cevabını verme oranlarının yüksek olduğu ve bu oranın yaşı büyük çocuklarda daha fazla olduğu gözlenmektedir. Kızların
125 Bulgular 117 Benzersizlik kategorisine giren cevaplar bakımından 12 yaşındaki çocukların oranının en yüksek olduğu; 7-11 yaş çocuklarının oranının yaş çocuklarınkinden biraz daha yüksek olduğu; bununla birlikte, insan biçimcilik, dünyevî mekanlar ve kutsal kitap-dinî motif kategorilerinde verdikleri cevaplar bakımından 7-11 yaş çocukları büyük bir farkla en yüksek orana (% 36.9) sahip oldukları gözlenmektedir (13-15 yaş grubundakilerin % 9). İstatistik analizler bu farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğunu göstermiştir (X 2 = 70,845, sd=14). Erkek öğrencilerin de bu soru karşısında sıklıkla bilmiyorum cevabı verdikleri ve büyük çocukların bu cevaba daha sık başvurdukları; aynı zamanda bu büyük çocukların verdikleri cevapların % 24.2 sinin benzersizlik kategorisine girdiği gözlenmektedir yaş grubundaki çocuklar tarafından verilen cevapların % 39.7 si insan biçimcilik, dünyevî mekanlar ve kutsal kitap-dinî motif kategorilerine girmekte olup, bu oran 12 yaş çocukları için % 21.2, yaş grubunda olanlar için % 10.4 dür. Bu farklılıklar istatistiksel olarak p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =84,518, sd=14). Her yaş kategorisi için, aynı yaş grubunda olan kızlarla erkekler arasında verilen cevaplar bakımından anlamlı farklılıkların olmadığı saptanmıştır (7-11 yaş grubu için, X 2 =2.370, sd=6, p>.05; yaş grubu için, X 2 =9.525, sd=6; p>.05). 5. Allah ın bir ailesi var mı? Bu soru, Tanrı nın eşsizliği ve benzersizliği konusunda diğer bir soru olup, çocukların verdikleri cevaplar üç başlık altında gruplandırılmıştır. Birincisi Hayır-yok kategorisidir. İkincisi, Evet-var kategorisi olup, evet, var, bütün Müslümanlar, insanlar, melekler, peygamberler, ölü insanlar, Hz.Muhammed, Ali Rıza
126 118 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Bey-Zübeyde Hanım gibi cevapları içermektedir. Üçüncüsü de Bilmiyorum yönündeki cevaplardan oluşmaktadır. Tablo.10. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah ın bir ailesi var mı? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah ın bir ailesi var mı? Yaş grupları Toplam Hayır-Yok Sayı % 60,4 70,5 70,4 65,4 Evet-Var Sayı % 28,1 10,5 10,3 19,2 Bilmiyorum Sayı % 6,9 15,8 12,8 10,1 Cevap Yok Sayı % 4,6 3,2 6,5 5,3 Toplam Sayı % X 2 = 61,287 sd= 6 p<.001 Üç yaş grubundaki tüm çocukların % 65.4 ünün bu soruya hayır-yok şeklinde cevap verdikleri, bununla birlikte 7-11 yaşları arasındaki çocukların diğer iki gruptaki çocuklara nazaran daha düşük orana sahip oldukları saptanmıştır. Tanrı nın bir ailesi olduğunu tasavvur edenlerin oranı, 7-11 yaş grubunda % 28.1; yaş grubunda % 10 civarında olduğu gözlenmektedir. Gruplar arasındaki bu farklılıkların p<.001 düzeyinde bir anlamlılığa ulaştığı hesaplanmıştır (X 2 =61.287, sd=6). Tablo.11 de, hem kızlarda hem de erkek öğrencilerde hayır-yok cevabını verenlerin oranı 7-11 yaş grubunda daha düşük olduğu gözlenmektedir. Evet-var şeklinde cevap verenlerin oranı ise, bu yaş grubunda çok daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Her iki cinsiyetteki büyük yaşlardaki çocukların bu soruya bilmiyorum cevabını daha fazla verdikleri saptanmıştır. Üç yaş kategorisindeki kızların verdikleri cevaplar arasındaki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu hesaplanmıştır (X 2 =25.894, sd=6). Bu bulguya paralel olarak, farklı yaş gruplarındaki erkek öğrencilerin verdikleri cevaplar arasındaki
127 Bulgular 119 Tablo.11. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah ın bir ailesi var mı? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah ın bir ailesi var mı? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Hayır-Yok Sayı % 60,1 66,7 71,2 65,0 Evet-var Sayı % 29,5 12,5 13,1 21,7 Bilmiyorum Sayı % 7,7 18,8 10,6 9,9 Cevap Yok Sayı % 2,6 2,1 5,1 3,5 Toplam Sayı % X 2 = 25,894 sd= 6 p<.001 Erkek Hayır-Yok Sayı % 60,7 74,5 69,7 65,8 Evet-var Sayı % 26,6 8,5 7,8 16,8 Bilmiyorum Sayı % 6,0 12,8 14,7 10,4 Cevap Yok Sayı % 6,7 4,3 7,8 7,0 Toplam Sayı % X 2 = 39,465 sd= 6 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=3 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p>.05 farklılıkların da p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir (X 2 =39.465, sd=6). Fakat aynı yaş gruplarında bulunan kız öğrencilerle erkek öğrenciler arasında herhangi bir anlamlı ilişki bulunmamıştır (7-11 yaş grubu için, X 2 =5.950, sd=3, p>.05; yaş grubu için, X 2 =5.632, sd=3, p>.05).
128 120 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 6. Allah senin kim olduğunu biliyor mu? Bu soru çocukların, Tanrı nın her şeyi bildiği ve her şeyden haberdar olduğu yönündeki tasavvurlarının hangi düzeyde olduğunu saptama amacını taşımaktadır. Çocukların verdikleri cevaplar, evet, hayır ve bilmiyorum şeklinde sınıflandırılmıştır. Tablo.12. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah senin kim olduğunu biliyor mu? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah senin kim olduğunu biliyor mu? Yaş grupları Toplam Evet Sayı % 89,7 95,8 96,7 93,1 Hayır Sayı % 6,1 2,1-3,2 Bilmiyorum Sayı % 2,3-1,2 1,6 Cevap yok Sayı % 1,9 2,1 2,1 2,0 Toplam Sayı % X 2 = 34,298 sd= 10 p<.001 Öğrencilerin % 93.1 inin Tanrı nın kendilerini bildiği, tanıdığı yönünde görüş bildirmişlerdir. Tablo.12 de de görüleceği gibi, evet biliyor diyenlerin oranı, daha küçük çocuklarda % 89.7 iken daha büyük çocuklarda % 96 civarındadır. Ki-kare (kay-kare) analizi sonucunda gruplar arasındaki bu farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =34.298, sd=10).
129 Bulgular 121 Tablo.13. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah senin kim olduğunu biliyor mu? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah senin kim olduğunu biliyor mu? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Evet Sayı % 91,9 95,8 97,5 94,4 Hayır Sayı % 4,1 2,1-2,3 Bilmiyorum Sayı % 2,6-2,0 2,1 Cevap yok Sayı % 1,5 2,1,5 1,2 Toplam Sayı % X 2 = 12,688 sd= 8 p>.05 Erkek Evet Sayı % 87,3 95,7 96,1 91,9 Hayır Sayı % 8,3 2,1-4,2 Bilmiyorum Sayı % 2,0 -,4 1,1 Cevap yok Sayı % 2,4 2,1 3,5 2,8 Toplam Sayı % X 2 = 25,652 sd= 8 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=4 p> yaş grubu için: X 2 =.000 sd=2 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p<.05 Kız öğrencilerin % 95 i bu soruya evet cevabını vermiş oldukları, üç yaş grubunda bulunan kızların evet cevabı oranlarının birbirine yakın olduğu, dolayısıyla bu oranlar arasında anlamlı bir farkın olmadığı saptanmıştır (X 2 =12.688, sd=8, p>.05). Erkek öğrencilerin ise % 92 si bu soruya evet cevabını vermişler ve üç yaş grubundaki erkeklerin evet cevapları arasındaki farklar anlamlı çıkmıştır (X 2 =25.652, sd=8, p<.001). Her yaş grubundaki kız öğrencilerle erkek öğrenciler ayrı ayrı karşılaştırıldığında, sadece, yaş grubundaki kızlarla
130 122 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi erkekler arasında bu soruya verdikleri cevaplar açısından farklılıklar p<.05 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =7.927, sd=3). 7. Allah seni görebilir ve işitebilir mi? Bu soru Tanrı nın her şeyi bilmesi ve her şeyden haberdar olması konusundaki diğer bir soru olup, öğrenci cevapları üç başlık altında gruplandırılmıştır. Birinci kategori evet ; ikincisi hayır, duyu organları varsa duyup-işitebilir, yazıcı melekler sayesinde görebilirişitebilir, görebilir fakat işitemez gibi cevapları içeren hayır kategorisi ve üçüncüsü de bilmiyorum kategorisidir. Tablo.14. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah seni görebilir ve işitebilir mi? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah seni görebilir ve işitebilir mi? Yaş grupları Toplam Evet Sayı % 92, ,0 94,4 Hayır Sayı % 4,6-1,2 2,8 Bilmiyorum Sayı % 1,7 -,7 1,1 Cevap yok Sayı % 1,7-2,1 1,7 Toplam Sayı % X 2 = 18,965 sd= 6 p<.004 Çocukların % 94.4 ünün bu soruya cevabı evet yönünde olmuştur yaş grubundaki çocukların % 92 si evet, % 4.6 sı hayır cevabını vermişlerdir yaşındaki çocukların % 96 sı evet cevabını vermişlerdir. Farklı yaşlardaki çocukların verdikleri cevaplardaki bu farklılaşmanın p<.004 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =18.965, sd=6).
131 Bulgular 123 Tablo.15. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah seni görebilir ve işitebilir mi? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah seni görebilir ve işitebilir mi? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Evet Sayı % 93, ,5 95,7 Hayır Sayı % 3, ,9 Bilmiyorum Sayı % 1,1-1,5 1,2 Cevap yok Sayı % 1,5-1,0 1,2 Toplam Sayı % X 2 = 10,952 sd= 6 p>.05 Erkek Evet Sayı % 90, ,8 93,0 Hayır Sayı % 5,6-2,2 3,6 Bilmiyorum Sayı % 2, ,1 Cevap yok Sayı % 2,0-3,0 2,3 Toplam Sayı % X 2 = 14,644 sd= 6 p<.02 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=3 p> yaş grubu için: Veri niteliğinden dolayı hesaplama yapılamadı yaş grubu için: X 2 = sd=3 p<.019 Kız çocuklarının % 96 sının bu soruya evet cevabını vermişlerdir. Küçük kız çocuklarıyla (7-11 yaş grubu) büyük kız çocukları (13-15 yaş grubu) arasında oran bakımından bir farklılık gözlense de istatistiksel bakımdan anlamlı bulunmamıştır (X 2 =10.952, sd=6, p>.05). Erkek öğrencilerin % 93 ünün evet cevabı verdikleri saptanmıştır. Küçük erkek çocuklarla (% 90.1) büyük erkek çocuk-
132 124 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi ların (% 100 ve % 94.8) oranları arasındaki farklar p<.02 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =14.644, sd=6). Her yaş grubundaki kız öğrencilerle erkek öğrenciler karşılaştırıldığında sadece yaş grubundaki öğrencilerin cevapları arasındaki farklılıklar için bir anlamlılıktan söz edilebilir (X 2 =9.939, sd=3, p<.019). 8. Allah kaç yaşındadır? Tanrı nın ezelilik ve ebedilik özellikleriyle ilgili olan bu soruya çocuklar, üç başlık altında toplanabilecek cevaplar vermişlerdir. Ezelîlik-ebedilik kategorisinde yaşı yoktur, sonsuz, Allah ölmez, kendisi bilir, belirsiz-bilinmez gibi cevaplar yer almaktadır. Fanîlik-insan biçimcilik başlığını taşıyan grup, 1 ilâ 1 milyar rakamları arasında ifade edilen yaşlar; bilmiyorum, çünkü büyük dedelerimiz varken bile varmış; çok yaşlıdır; herkesten büyüktür; trilyonlarca; gençtir; insanın yaşını geçik; benden daha büyük; binlerce yaşta gibi cevapları içermektedir. Soruya bilmiyorum şeklinde verilen cevaplar da üçüncü kategoriyi oluşturmaktadır. Tablo.16. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah kaç yaşındadır? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah kaç yaşındadır? Yaş grupları Toplam Ezelilik-ebedilik Sayı % 21,4 51,6 56,4 38,5 Bilmiyorum Sayı % 27,5 23,2 28,7 27,6 Fanilik-insan biçimcilik Sayı % 43,6 12,6 3,3 24,3 Cevap yok Sayı % 7,5 12,6 11,7 9,6 Toplam Sayı % X 2 = 249,611 sd= 6 p<.001
133 Bulgular 125 Tablo.16 da bu soruya cevap veren küçük çocuklarla büyük çocuklar arasında belirgin bir farklılaşmanın olduğu görülmektedir yaş grubunda olan çocukların fanilik-insan biçimcilik kategorine giren cevaplarının oranı % 43.6 iken, 12 yaşındaki çocuklarda bu oran % 12.6 ve yaş grubunda ise % 3.3 tür. Ezelilik-ebedilik kategorisi bakımından ise, oranlar sırasıyla, % 21.4, % 51.6 ve % 56.4 şeklindedir. Sonuç olarak bu farklılıkların istatistiksel olarak p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu hesaplanmıştır (X 2 = , sd=6). Tablo.17. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah kaç yaşındadır? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah kaç yaşındadır? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Ezelilik-ebedilik Sayı % 21,8 41,7 58,1 37,5 Bilmiyorum Sayı % 28,8 31,3 29,3 29,2 Fanilik-insan biçimcilik Sayı % ,1 7 14,6 7 3, ,8 Cevap yok Sayı % 7,4 12,5 9,1 8,5 Toplam Sayı % X 2 = 112,727 sd= 6 p<.001 Erkek Ezelilik-ebedilik Sayı % 21,0 61,7 55,0 39,4 Bilmiyorum Sayı % 26,2 14,9 28,1 26,0 Fanilik-insan biçimcilik Sayı % ,2 5 10,6 7 3, ,8 Cevap yok Sayı % 7,5 12,8 13,9 10,8 Toplam Sayı % X 2 = 143,058 sd= 6 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 =.658 sd=3 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p>.05
134 126 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Fanilik-insan biçimcilik kategorisine giren türden cevaplar verme oranı, 7-11 yaş grubundaki kızlarda % 42.1, yaş grubundaki kızlarda ise % 3.5 olarak saptanmıştır. Ezelilik-ebedilik kategorisine giren cevapların oranı ise, küçük kızlarda % 21.8 iken büyük kızlarda % 58.1 dir. Bu farklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 = , sd=6). Erkek öğrencilerin söz konusu iki kategorideki oranları kız öğrencilerinkine çok benzer olduğu anlaşılmıştır. Farklı yaş gruplarında bulunan öğrencilerin verdikleri cevaplar açısından ortaya çıkan farklılaşmaların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir (X 2 = , sd=6). Aynı yaş grubundaki kız öğrencilerle erkek öğrencilerin verdikleri cevaplar açısından farklılaşmanın anlamlı düzeye ulaşmadığı saptanmıştır (7-11 yaş grubu için, X 2 =.658, sd=3, p>.05; yaş grubu için, X 2 =2.389, sd=3, p>.05). 9. Allah herhangi bir kişiye benzer mi? Tanrı nın eşsizliği ve benzersizliği konusunda olan bu soruya verilen cevaplar bakımından dört kategori oluşturulmuştur. Hayır kategorisinde hayır-benzemez ve eşi ve benzeri yoktur gibi cevaplar yer alırken; evet kategorisinde evet, her şeye, peygambere, insana, babasına gibi cevaplar bulunmaktadır. Bilmiyorum ve bilinmez şeklinde cevaplar da son iki kategoriyi oluşturmaktadır.
135 Bulgular 127 Tablo.18. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah herhangi bir kişiye benzer mi? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah herhangi bir kişiye benzer mi? Yaş grupları Toplam Hayır Sayı % 75,3 84,2 82,8 79,2 Evet Sayı % 14,7 8,4 3,3 9,5 Bilmiyorum Sayı % 4,6 3,2 8,2 5,9 Cevap yok Sayı % 5,2 3,2 4,2 4,6 Bilinmez Sayı %,2 1,1 1,6,9 Toplam Sayı % X 2 = 47,918 sd= 8 p<.001 Tanrı yı hiçbir şeye ve kimseye benzemez şeklinde tasavvur eden çocukların oranı, yaş grubunda % 82.8 iken, 7-11 yaş grubunda % 75.3 tür. Bunun aksini tasavvur edenlerin oranı büyük çocuklarda % 3.3 iken daha küçük çocuklarda % 14.7 dir. Gruplar arasındaki bu farklı tasavvurlar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =47.918, sd=8). Tablo.19 da da görüldüğü gibi, Tanrı nın herhangi bir kişiye benzemediği yönünde cevap veren kız ve erkek öğrencilerin yaş grupları bakımından karşılaştırıldığında oranların biribirine yakın olduğu gözlenirken, bu durum Tanrı yı birisine benzetme oranlarında böyle değildir yaş grubundaki kızların oranı % 14 iken, yaş grubundaki kızların oranı sadece % 2 dir ve bu farklılık p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =30.691, sd=8). Erkek öğrencilerin oranları da kızlarınkinden pek farklı gözükmemektedir ve erkek gruplar arasındaki farklılıklar da p<.004 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =22.867, sd=8).
136 128 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Tablo.19. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah herhangi bir kişiye benzer mi? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah herhangi bir kişiye benzer mi? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Hayır Sayı % 77,5 83,3 85,9 81,2 Evet Sayı % 14,0 6,3 2,0 8,7 Bilmiyorum Sayı % 3,7 2,1 7,1 4,8 Cevap yok Sayı % 4,8 6,3 3,0 4,3 Bilinmez Sayı % - 2,1 2,0 1,0 Toplam Sayı % X 2 = 30,691 sd= 8 p<.001 Erkek Hayır Sayı % 73,0 85,1 80,1 77,2 Evet Sayı % 15,5 10,6 4,3 10,2 Bilmiyorum Sayı % 5,6 4,3 9,1 7,0 Cevap yok Sayı % 5,6-5,2 4,9 Bilinmez Sayı %,4-1,3,8 Toplam Sayı % X 2 = 22,867 sd= 8 p<.004 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=4 p> yaş grubu için: X 2 = sd=4 p> yaş grubu için: X 2 = sd=4 p>.05 Her iki yaş grubundaki kızların Tanrı yı herhangi bir kimseye benzetmeme konusundaki oranları erkeklerinkinden biraz yüksek olsa da bu farklılık anlamlı bulunmamıştır (7-11 yaş grubu için, X 2 =2.746, sd=4, p>.05; yaş grubu için, X 2 =4.235, sd=4, p>.05).
137 Bulgular Allah ın yapamayacağı şeyler nelerdir? Tanrı nın her şeye gücünün yetmesi, kudretinin sonsuz olduğu ile ilgili olan bu soruya verilen cevaplar beş başlık altında gruplandırılmıştır. Tanrı nın yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığı yönündeki cevaplar birinci kategoriyi oluşturmaktadır. Kötü şeyler başlığını taşıyan grup çarpmak, küfür etmek, kötülük, günah işlemek, bizi doğru yoldan çıkarmak, yalan söylemek, rakı içmek, hırsızlık, insanları kötü yola sürüklemek, kötü söz söylemek, kul hakkı, şeytanla birlik olmak, meleklerine kötü davranmak gibi cevapları içermektedir. Sıfatları ile ilgili kategoride, doğmak ve ölmek; kendisini öldürmek; evlenmek ve çoluk-çocuk sahibi olmak; elini ve bacağını sallamak; insanlar arasında dolaşmak; yemek yemek; dua etmek, Kur an okumak; adaletsiz davranmak; yemek yapmak; bizi eline almak; uyumak; iyi olan, suçsuz birini cezalandırmak; görünmek, konuşmak, yürümek; istediğini cennete, istediğini cehenneme göndermek gibi cevaplar yer almaktadır. Nesneler ve insanlarla ilgili kategoride de bizi evlendirmek; herkesin iyi olmasını sağlamak; insanları öldürmek; insanın yüzünü değiştirmek; bir evi yıkmak; okullar yapmak; ekmek vermek; biz erkekken kıza çevirmek; dünyayı durdurmak, dünyayı kaldırmak; makinalarla yaptığımız şeyleri; doğayı; bakkallık; oyun evleri; insana vurmak; zor işleri; havadan inmek; evi taşımak; cumhuriyeti kurmak; çok okumak; bize elleşmez; öldüğün zaman dünyaya geri getirmek; insanları sihirli yapmak; kötü insanların akıllarını değiştirmek; her şeyi yapabilir, ama nazara bir türlü çare bulamamış; insanları tüm kötülüklerden kaçınmasını sağlamak gibi cevaplar bulunmaktadır.
138 130 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Bu soruya bilmiyorum şeklinde verilen cevaplar da son kategoriyi oluşturmaktadır. Tablo.20. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah ın yapamayacağı şeyler nelerdir? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah'ın yapamayacağı şeyler nelerdir? Yaş grupları Toplam Yapamayacağı hiç bir şey yok Sayı % 53,3 68,4 70,6 61,8 Bilmiyorum Sayı % 10,1 4,2 8,9 9,1 Cevap yok Sayı % 18,9 11,6 13,8 16,1 Kötü şeyler Sayı % 7,1 11,6 4,0 6,2 Sıfatları ile ilgili Sayı % 2,3 2,1 2,1 2,2 Nesneler ve insanlarla ilgili Sayı % 8,2 2,1,7 4,6 Toplam Sayı % X 2 = 59,608 sd= 10 p<.001 Çocukların % 61.8 i Tanrı nın yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığını tasavvur ederlerken, bu oran küçük çocuklarda % 53.3, büyük çocuklarda % 70.6 ya ulaşmaktadır. Tanrı nın yapamayacağı şeyler olduğu yönünde cevap veren çocukların oranı, 7-11 yaş grubunda % 17.6; yaş grubunda % 6.8 dir. Yaş grupları arasındaki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =59.608, sd=10).
139 Bulgular 131 Tablo.21. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah ın yapamayacağı şeyler nelerdir? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah'ın yapamayacağı şeyler nelerdir? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Yapamayacağı hiç bir şey yok Sayı % , , , ,7 Bilmiyorum Sayı % 11,1 4,2 9,1 9,7 Cevap yok Sayı % 18,8 14,6 10,1 15,1 Kötü şeyler Sayı % 7,0 8,3 3,5 5,8 Sıfatları ile ilgili Sayı % 2,2 2,1 2,5 2,3 Nesneler ve insanlarla ilgili Sayı % 20 7,4 1 2,1 2 1,0 23 4,4 Toplam Sayı % X 2 = 29,806 sd= 10 p<.001 Erkek Yapamayacağı hiç bir şey yok Sayı % , , , ,9 Bilmiyorum Sayı % 9,1 4,3 8,7 8,5 Cevap yok Sayı % 19,0 8,5 16,9 17,2 Kötü şeyler Sayı % 7,1 14,9 4,3 6,6 Sıfatları ile ilgili Sayı % 2,4 2,1 1,7 2,1 Nesneler ve insanlarla ilgili Sayı % 23 9,1 1 2,1 1,4 25 4,7 Toplam Sayı % X 2 = 35,563 sd= 10 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 =.997 sd=5 p> yaş grubu için: X 2 = sd=5 p> yaş grubu için: X 2 = sd=5 p>.05 Yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığı şeklinde Tanrı yı tasavvur eden küçük kız çocuklarının oranı % 53.5 iken, büyük kız çocuklarının oranı % 73.7 dir. Tanrı nın yapamayacağı şeylerin olduğunu tasavvur eden 7-11 yaş grubundaki kızların oranı % 16.6 iken, yaş grubundaki kızların oranı % 7 dir. Yaş
140 132 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi grupları arasındaki bu farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =29.806, sd=10). Tanrı nın yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığı yönünde cevap veren küçük erkek çocukların oranı % 53.2; büyük çocukların oranı % 68 dir. Tanrı nın yapamayacağı şeylerin olduğu yönünde cevap veren küçük erkek çocuklarının oranı % 18.6 iken büyük çocuklarda bu oran % 5.4 tür. Bu farklı yaş gruplarındaki erkek çocuklar arasındaki farklar p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =35.563, sd=10). Erkek öğrencilerin Tanrı nın yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığı yönündeki cevaplarının oranı, yaş grubundaki erkeklerde % 68 e düşmesiyle birlikte, Tanrı nın gücünün yetemediği şeylerin olabileceği şeklindeki cevapların oranı da aynı gruptaki kız öğrencilerinkinden daha düşüktür (% 5.4). Buna karşın 7-11 yaş grubundaki erkek çocukların bu oranları % 18.6 ya yükselmiştir ve aynı yaş grubundaki kızların oranından (% 16.6) biraz daha yüksektir. Dolayısıyla bu soruya kız ve erkek çocuklar tarafından verilen cevapların farklılaşmasının anlamlı düzeye ulaşmadığı saptanmıştır (7-11 yaş grubu için, X 2 =.997, sd=5,p>.05; yaş grubu için, X 2 =5.089, sd=5, p>.05). 11. Allah yemek yer mi, su içer mi? Tanrı nın benzersizliği, hiçbir şeye ihtiyacı olmamaklığı, özetle tanrısallığı ile ilgili olan bu soruya verilen cevaplar üç başlıkta toplanmıştır. Birinci kategori hayır cevabından oluşurken, ikinci kategori evet-yer, içer; insanların sevgisi ve inancıyla beslenir; havadaki şeyleri içer gibi cevapları içeren evet kategorisidir. Soruya bilmiyorum şeklindeki cevaplar da son kategoriyi oluşturmaktadır.
141 Bulgular 133 Tablo.22. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah yemek yer mi, su içer mi? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah yemek yer mi, su içer mi? Yaş grupları Toplam Hayır Sayı % 49,1 62,7 58,9 54,6 Evet Sayı % 29,4 11,9 3,6 16,3 Bilmiyorum Sayı % 12,1 20,9 27,0 19,6 Cevap yok Sayı % 9,4 4,5 10,5 9,5 Toplam Sayı % X 2 = 111,503 sd= 6 p<.001 Çocukların yarısından biraz fazlasının (% 54.6), Tanrı yı yemek yemez, su içmez olarak tasavvur ettikleri ortaya çıkmıştır yaş grubundaki öğrencilerin, bu soruya hayır cevabı verme oranı % 58.9 olup, evet cevabı oranı % 3.6 dır. Fakat bu grubun bilmiyorum ve cevap yok kategorilerindeki oranları % 37.5 olmakla, sıralamada diğer iki yaş grubunun üstünde yer almaktadır. Küçük çocukların hayır cevabı verme oranları yüksek olmakla (% 49.1) birlikte, evet cevabı verme oranları da (% 29.4) yüksektir yaş grubunun verdiği cevapların oranları ile diğer iki grubun cevaplarının oranları arasındaki farklar p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 = , sd=6). Tablo.23 de de görüleceği gibi, küçük kız çocuklarının yarısına yakını (% 49.3) Tanrı yı yemek yemez, su içmez olarak tasavvur etmektedirler. Bununla birlikte, bu grupta yemek yiyen, su içen bir Tanrı tasavvuruna sahip olanların oranı da % 30 olarak saptanmıştır. Yemek yemeyen, su içmeyen bir Tanrı tasavvuru bakımından yaş grubundaki kızların oranı ile 7-11 yaş grubundaki kızların oranı arasında çok büyük fark gözükmese de, yemek yiyen, su içen bir Tanrı tasavvuru kategorisinde fark oldukça büyüktür (% 4.4-% 30). İki yaş grubu
142 134 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi arasındaki sözü edilen farklı oranların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu hesaplanmıştır (X 2 =49.655, sd=6). Tablo.23. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah yemek yer mi, su içer mi? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah yemek yer mi? Su içer mi? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Hayır Sayı % 49,3 64,3 59,7 54,7 Evet Sayı % 30,0 14,3 4,4 18,0 Bilmiyorum Sayı % 13,6 21,4 26,5 19,7 Cevap yok Sayı % 7,1-9,4 7,6 Toplam Sayı % X 2 = 49,655 sd= 6 p<.001 Erkek Hayır Sayı % 49,0 61,5 58,3 54,5 Evet Sayı % 28,6 10,3 2,8 14,7 Bilmiyorum Sayı % 10,4 20,5 27,5 19,5 Cevap yok Sayı % 12,0 7,7 11,4 11,3 Toplam Sayı % X 2 = 63,688 sd= 6 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=3 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p>.05 Erkek çocuklar açısından Tablo.23 incelendiğinde ilgili oranların kız çocuklarınkinden farklı olduğu gözükmektedir. Farklı yaşlardaki erkek çocukların bu soruya verdikleri cevapların farklılaşmasının p<.001 düzeyinde anlamlı bulunduğu tespit edilmiştir (X 2 =63.688, sd=6).
143 Bulgular 135 Her bir yaş grubundaki kızlarla erkekler karşılaştırıldığında, verdikleri cevaplardaki farklılıkların istatistiksel bakımdan anlamlı düzeye ulaşmadığı saptanmıştır (7-11 yaş grubu için, X 2 =3.547, sd=3, p>.05; yaş grubu için, X 2 =1.109, sd=3, p>.05). 12. Allah ın cinsiyeti kadın mı, yoksa erkek midir? Tanrı nın eşsizliği ve benzersizliği ile ilgili olan bu soruya verilen cevaplar altı başlık altında toplanmıştır. Tanrı nın cinsiyeti olmadığı yönündeki cevaplar birinci kategoriyi; Tanrı nın erkek olduğunu söyleyenler ikinci; kadın olduğunu söyleyenler üçüncü, hem erkek hem kadın olduğunu söyleyenler dördüncü; bilinemez olduğunu ifade edenler beşinci ve bilmiyorum cevabını verenler de altıncı kategoriyi oluşturmaktadır. Tablo.24. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah ın cinsiyeti kadın mı yoksa erkek midir? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah ın cinsiyeti kadın mı, yoksa erkek midir? Yaş grupları Toplam Hayır-Cinsiyeti yoktur Sayı % 13,2-43,6 27,3 Erkek Sayı % 52,7-6,8 30,5 Kadın Sayı % 1,6 - -,8 Bilmiyorum Sayı % 18, ,6 22,9 Bilinmez Sayı % 1,6-5,1 3,2 Cevap yok Sayı % 10,1-18,8 14,1 Hem kadın hem de erkek Sayı % 2, ,2 Toplam Sayı % X 2 = 84,996 sd= 12 p<.001
144 136 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 7-11 yaş grubundaki çocukların % 52.7 si Tanrı yı erkek; % 1.6 sı kadın; % 2.3 ü de hem kadın hem erkek olarak tasavvur etmektedirler. Bu gruptaki çocukların % 18 i bilmiyorum cevabını verirken, % 1.6 sı da bilinemez cevabını vermişlerdir. Sadece % 13.2 si Tanrı nın cinsiyetinin olmadığı yönünde cevap vermişlerdir yaş grubundaki çocukların % 43.6 sının Tanrı nın bir cinsiyetinin olmadığını belirtirlerken, % 25,6 sı bunu bilmediklerini, % 5.1 i bu konunun bilinemez olduğunu, % 6.8 i de Tanrı nın erkek olduğunu ifade etmişlerdir. Bu çocukların % 18.8 i de bu soruyu cevapsız bırakmışlardır. Söz konusu iki yaş grubu arasındaki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir (X 2 =84.996, sd=12). Tablo.25 de kız öğrencilerle erkek öğrencilerin Tanrı nın cinsiyetinin olup olmadığını ve eğer varsa hangi cinsiyette olduğu tasavvurlarını yaş grupları çerçevesinde gösterilmektedir. Tanrı nın cinsiyetinin olmadığını ifade edenlerin oranı, 7-11 yaş kız çocuklarında % 17.6 iken, yaş kızlarında % 48.1 dir. Küçük kız çocukların % 52.7 si, büyük kız çocuklarının da % 7.7 si Tanrı nın erkek olduğunu tasavvur etmektedirler. Tanrı yı kadın olarak tasavvur edenler ise, sadece 7-11 yaş grubundan iki çocuktur (% 2.7). Bilmiyorum cevabı verenlerin oranı yaş grubunda % 25 lere kadar yükselmektedir. Yaş grupları arasındaki bu farklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =39.019, sd=12). Tanrı nın cinsiyetinin olmadığını ifade edenlerin oranı, 7-11 yaş erkek çocuklarında % 7.3 e, yaş grubundaki erkek çocuklarında ise % 40 a düşdüğü gözlenmektedir. Buna karşın bilmiyorum cevabını verenlerin oranı % 26.2 lere kadar yükselmektedir. Tanrı yı erkek olarak tasavvur edenlerin oranı kız
145 Bulgular 137 Tablo.25. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah ın cinsiyeti kadın mı yoksa erkek midir? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah ın cinsiyeti kadın mı, yoksa erkek midir? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Hayır-Cinsiyeti yoktur Sayı % 17,6-48,1 29,9 Erkek Sayı % 52,7-7,7 33,9 Kadın Sayı % 2, ,6 Bilmiyorum Sayı % 16, ,0 20,5 Bilinmez Sayı % 2,7-3,8 3,1 Cevap yok Sayı % 5,4-15,4 9,4 Hem kadın hem de erkek Sayı % 2 2, ,6 Toplam Sayı % X 2 = 39,019 sd= 12 p<.001 Erkek Hayır-Cinsiyeti yoktur Sayı % 7,3-40,0 24,6 Erkek Sayı % 52,7-6,2 27,0 Bilmiyorum Sayı % 21, ,2 25,4 Bilinmez Sayı % - - 6,2 3,3 Cevap yok Sayı % 16,4-21,5 18,9 Hem kadın hem de erkek Sayı % 1 1, ,8 Toplam Sayı % X 2 = 48,121 sd= 10 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=6 p> yaş grubu için: Yeterli düzeyde veri olmadığından analiz yapılamadı yaş grubu için: X 2 = sd=4 p>.05 çocuklarının oranlarına oldukça yakındır. Erkek çocukların, Tanrı nın kadın olduğu ve hem kadın hem de erkek olduğu yönünde cevaplar vermedikleri gözlenmektedir. Küçük erkek çocukları ile büyük erkek çocuklar arasındaki bu farklılıkların
146 138 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu görülmüştür (X 2 =48.121, sd=10). Tanrı nın cinsiyeti konusundaki cevapları açısından erkek çocuklar ile kız çocuklar arasında anlamlı farklılıkların olmadığı saptanmıştır (7-11 yaş grubu için, X 2 =9.908, sd=6, p>.05; yaş grubu için, X 2 =1.429, sd=4, p>.05). 13. Allah evlenmiş midir? Tanrı nın eşsizliği, benzersizliği ve herhangi bir şeye muhtaç olmadığı ile ilgili olan bu soruya verilen cevaplar üç başlık altında toplanmıştır. Tanrı, hayır evlenmemiştir cevabı birinci kategoriyi meydana getirirken; evet, olabilir gibi cevapları içeren evet kategorisi de ikinci kategoriyi oluşturmaktadır. Bilmiyorum yönündeki cevaplar ise son grupta yer almaktadır. Tablo.26. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah evlenmiş midir? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah evlenmiş midir? Yaş grupları Toplam Hayır Sayı % 76,9 77,6 71,2 74,4 Evet Sayı % 8,9 6,0 3,3 6,1 Bilmiyorum Sayı % 7,2 11,9 16,8 11,9 Cevap yok Sayı % 6,9 4,5 8,7 7,5 Toplam Sayı % X 2 = 28,331 sd= 6 p<.001 Çocukların % 74.4 ünün Tanrı yı evlenmemiş olarak tasavvur ettikleri görülmektedir. Bu soruda ilginç olan bulgu, 7-11 yaş grubundaki çocukların % 76.9 unun hayır cevabını vermeleriyle, ilk 12 sorudaki tasavvur gelişimi düzeylerinin
147 Bulgular 139 aksine bir tablo çizmeleridir. Ya da yaş grubu çocukları için de bu yorum yapılabilir. Bu yaş grubundaki çocuklar cevap tercihlerini bilmiyorum seçeneğinde diğer gruplara oranla daha fazla kullanmışlardır (% 16.8). Ayrıca büyük çocukların evet cevabı oranları da daha düşüktür (% 3.3). Gruplar arasındaki tüm bu farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlıdır (X 2 =28.331, sd=6). Tablo.27. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah evlenmiş midir? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah evlenmiş midir? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Hayır Sayı % 74,5 67,9 73,5 73,6 Evet Sayı % 11,3 7,1 3,3 7,6 Bilmiyorum Sayı % 8,5 17,9 16,0 12,4 Cevap yok Sayı % 5,7 7,1 7,2 6,4 Toplam Sayı % X 2 = 13,990 sd=6 p<.03 Erkek Hayır Sayı % 79,6 84,6 69,2 75,1 Evet Sayı % 6,3 5,1 3,3 4,8 Bilmiyorum Sayı % 5,8 7,7 17,5 11,6 Cevap yok Sayı % 8,4 2,6 10,0 8,6 Toplam Sayı % X 2 = 18,510 sd= 6 p<.005 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=3 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p> yaş grubu için: X 2 = sd=3 p>.05 Çocukların genelinde karşılaşılan oranlar kız ve erkek çocuklar açısından da geçerli olduğu görülmektedir. Tanrı evlenmemiştir şeklinde cevap veren 7-11 yaş grubu kızların oranı ile yaş grubu kızların oranı birbirine oldukça yakındır. Fakat
148 140 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Tanrı evlenmiştir cevabı açısından söz konusu iki grup arasındaki fark büyüktür (% 11.3 ve % 3.3). Ayrıca bu soruya bilmiyorum cevabını veren yaş grubu kızların oranı 7-11 yaş grubu kızlarının yaklaşık iki katıdır (% 8,5 ve % 16). Farklı yaş gruplarındaki kız çocuklarının vermiş oldukları cevapların farklılaşmasının p<.03 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =13.990, sd=6). Erkek çocuklarda durumun biraz daha farklı olduğu görülmektedir yaş grubundaki erkek çocuklar ile yaş grubundaki çocuklar arasında Tanrı nın evlenmediği yönünde verilen cevaplar açısından % 10 luk bir fark gözlenmektedir, yani küçük çocukların bu cevaptaki oranları % 80 ile daha yüksektir. Büyük çocukların % 17.5 lik bir oranla 2.5 kat daha fazla bilmiyorum cevabını vermişlerdir. Tanrı evlenmiştir diyen büyük erkek çocukların oranı ise kızlarda olduğu gibi % 3.3 tür. Erkek öğrenci grupları arasındaki farklılıkların p<.005 düzeyinde anlamlı olduğu bulunmuştur (X 2 =18.510, sd=6). Kız çocukları ile erkek çocukları arasında gözlenen farklılıkların istatistik bakımdan anlamlılık düzeyine ulaşmadığı Kikare testi hesaplamaları sonucu belirlenmiştir (7-11 yaş grubu için, X 2 =5.297, sd=3, p>.05; yaş grubu için, X 2 =1.246, sd=3, p>.05). 14. Bildiğin birisine benzetmek istersen Allah ı kime benzetirsin? Bu, Tanrı nın eşsizliği ve benzersiz oluşuyla ilgili diğer bir sorudur. Soruya verilen cevaplar beş başlık altında sınıflandırılmıştır. Hiç kimseye adlı kategori, eşi ve benzeri yoktur, hiç kimseye, hiçbir şeye, kendine gibi cevapları içermektedir.
149 Bulgular 141 Diğer kategorisinde meleklere, bulutlara, canavara, bütün güzelliklere ifadeleri yer almaktadır. Anne-baba adı verilen kategori, anne, baba, anababa cevaplarını kapsamaktadır. İnsana kategorisinin içeriği çok daha geniş olup, şunları içermektedir: İnsana; din kültürü öğretmenime; aksakallı birisine, dedeye/dedeme; dünyanın en iyi insanına; Atatürk e, okul müdürüne; en sevdiğim arkadaşıma; Başbakan Ecevit e; dayıma; öğretmenime; teyzeme; amcama; cami hocasına/imama; komşumuza; kendime; büyük bir insana; anneanneme; Seyda ya benzetirim gibi. Son kategoriyi ise yine bilmiyorum cevaplarını içeren kategoridir. Tablo.28. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Bildiğin birisine benzetmek istersen Allah'ı kime benzetirsin? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Bildiğin birisine benzetmek istersen Allah'ı kime benzetirsin? Yaş grupları Toplam Hiç kimseye Sayı % 50,5 65,3 66,9 58,5 Diğer Sayı % 2,5 1,1 1,6 2,0 Anne-baba Sayı % 3,1 5,3 2,1 2,9 İnsana Sayı % 27,0 11,6 11,0 19,0 Cevap yok Sayı % 10,5 13,7 11,0 11,0 Bilmiyorum Sayı % 6,5 3,2 7,5 6,6 Toplam Sayı % X 2 = 53,571 sd= 10 p<.001 Tanrı yı tanıdığı, bildiği herhangi birisine benzetmeyen çocukların oranı, 7-11 yaş grubunda % 50.5; yaş grubunda ise yaklaşık % 67 dir. Geri kalan üç kategoride (diğer, anne-
150 142 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi baba ve insan) ise 7-11 yaş grubunun oranı (% 32.6), yaş grubunun oranından (% 14.7) iki kat daha fazladır. Söz konusu iki grup arasındaki farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlıdır (X 2 =53.571, sd=10). Tablo.29. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Bildiğin birisine benzetmek istersen Allah'ı kime benzetirsin? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Bildiğin birisine benzetmek istersen Allah'ı kime benzetirsin? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Hiç kimseye Sayı % 56,1 70,8 71,2 63,2 Diğer Sayı % 1,5-1,5 1,4 Anne-babaya Sayı % 1,5 2,1 2,5 1,9 İnsana Sayı % 26,6 4,2 9,1 17,8 Cevap yok Sayı % 9,6 16,7 9,1 10,1 Bilmiyorum Sayı % 4,8 6,3 6,6 5,6 Toplam Sayı % X 2 = 34,158 sd= 10 p<.001 Erkek Hiç kimseye Sayı % 44,4 59,6 63,2 54,0 Diğer Sayı % 3,6 2,1 1,7 2,6 Anne-baba Sayı % 4,8 8,5 1,7 3,8 İnsana Sayı % 27,4 19,1 12,6 20,2 Cevap yok Sayı % 11,5 10,6 12,6 11,9 Bilmiyorum Sayı % 8,3-8,2 7,5 Toplam Sayı % X 2 = 32,980 sd= 10 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=5 p< yaş grubu için: X 2 = sd=5 p< yaş grubu için: X 2 = sd=5 p>.05
151 Bulgular 143 Tanrı nın herhangi bir kişiye benzemeyeceğini ifade eden 7-11 yaş grubundaki kızların oranı % 56.1; yaş grubundaki kızların oranı ise, % 71.2 dir. Öteki üç kategorideki (diğer, anne-baba, insan) oranlar ise, küçük kız çocuklarının oranı büyük kız çocuklarının oranından iki kat daha fazladır (% 29.6-% 13.1). Sözü edilen bu farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =34.158, sd=10). Erkek çocuklardan 7-11 yaş grubunda olanların (% 44.4), yaş grubunda olanlardan daha düşük oranda (% 63.2) herhangi bir kişiye benzemeyen Tanrı tasavvuru geliştirdikleri saptanmıştır. Buna karşın, küçük çocukların bu soruya verdikleri cevapların % 35.8 i; büyük çocukların verdikleri cevapların % 16 sı Tanrı nın bir şeylere benzediği yönünde cevaplar vermişlerdir. Erkek çocukları arasındaki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu bulunmuştur (X 2 =32.980, sd=10). Hem 7-11 hem de yaş grubundaki erkek çocuklarının cevaplarının oranları, yukarıda sınıflandırılan iki ana gruptan birincisinde kız çocuklarınkinden daha düşükken, ikinci grupta daha yüksektir. Bu karşılaştırma sonucunda kızlarla erkekler arasındaki farkların 7-11 yaş grubu açısından p<.02 düzeyinde anlamlı çıkarken (X 2 =13.421, sd=5), yaş grubu açısından anlamlı bulunmamıştır (X 2 =4.101, sd=5, p>.05). 15. Allah tan kabul etmesini en çok istediğin dileğin nedir? Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın? 15a. Allah tan kabul etmesini en çok istediğin dileğin nedir? Çocukların Tanrı tasavvurlarına bağlı olarak Tanrı dan ne tür isteklerde bulunduklarını öğrenmeye yönelik olan bu soruya verilen cevaplar, dilekler 11 başlık altında sınıflandırılabilmiştir.
152 144 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Başarılı olmak kategorisinde derslerimde başarılı olmayı; gelecekteki hayatımda başarılı olmayı; her işimde kolaylık ver; çok bilgi ver; çok kitap istiyorum; Atatürk gibi başarılı olmak; sınıf başkanı olmak; OKS de başarılı olmak istiyorum gibi dilekler yer almaktadır. Ailevi durumlar başlığı altında, annemle babamın yeniden birleşip mutlu olmalarını; annemle babam ayrıldıkları için, büyüyünce babama iyi bakabilmeyi; anneme kavuşup onun yanında beraber kalmayı; ağabeymin hapisten çıkartmasını; ana-babamın kavga etmemesini; bir erkek kardeşimin olmasını; babama kavuşabilmeyi ve onunla mutlu yaşamayı; ailemle iyi ilişkiler kurabilmeyi; babamın gelmesini; babamızın yanımızda çalışmasını, başka şehir ve ülkelere gitmemesini; kardeşimin sünnet olmamasını; ana-babamın bana ilgi ve sevgi göstermesini istiyorum gibi dilekler yer almaktadır. Maddi şeyler başlıklı kategori pahalı bir araba; araba; ev; bisiklet, çok odalı bir ev ve bir araba; kulübe; köpek; cep telefonu; bilgisayar; oyuncak gibi istekleri içermektedir. Sosyal içerikli kategoride dünyadaki kötülüklerin bitmesini; çevremin güzel olmasını; kadrosuzluktan dolayı camiden çıkarılan imamızın bir camide imam olmasını; herkesin tok olmasını ve her zaman barış olmasını; savaşların bitmesini; herkesin maddi ve manevi durumlarının eşit olmasını isterim, çünkü çok sorun oluyor; iyi bir insan olmak; ülkeme faydalı bir insan olmak gibi dilekler yer almaktadır. Gelecekle ilgili istekler kategorisine meslek sahibi olmak; karateci olmak; futbolcu olmak; subay olmak; öğretmen olmak; evlenmek, çoluk çocuk sahibi olmak; Kur an kursu hocası olmak gibi dilekler girmektedir. Sağlık-huzur-mutluluk kategorisinde mutlu ve huzurlu olmayı; sağlıklı olmayı; ailece sağlıklı olmayı, annemin
153 Bulgular 145 sağlıklı olmasını; annemin iyileşmesini; kardeşimin iyileşmesini; kendi sağlığımın yerine gelmesini; doktor olup, annemi iyileştirmek; babamın hastalığından kurtulup iyileşmesini; ameliyat olabilmeyi; anneannemin iyileşmesini gibi sağlık problemleriyle ilgili dilekler yer almaktadır. Bireysel-psikolojik başlığı altında kendisine iftira atılan kişilerin bir gün yüzlerinin ak olarak çıkmasını istiyorum; çok sevdiğim arkadaşımla barışmayı; konuşmamın düzelmesini; arkadaş edinmeyi; kendimin küçük çocuk olmayı; Allah ın beni hep sevmesini; elinde sihirli bir değneği olan bir melek olmayı; kimseye bağlı olmamayı; çabucak büyümeyi; saati öğrenmeyi; köye gitmeyi; askere gitmeyi; sevgi isterim; sevdiğim futbolcuyu görmeyi; İstanbul a ailemden biri olmadan gitmeyi; sevdiğim birinin beni sevmesini; Shakira ile tanışmayı gibi istekler sayılabilmektedir. Ekonomik konular kategorisinde insanı insana muhtaç etmemesini; zor durumdakilere yardım etmesini; borçlarımızdan kurtulmamızı; fakirlerin zenginleşmesi/durumlarının iyileşmesini; zengin olup, fakirlere yardım etmeyi; ailemin sıkıntı çekmemesini; 650 YTL telefon borcumun ödenmesini; ağabeyimin işlerinin bol olmasını; paramızın olmasını; zengin olmayı; herkesin işinin olmasını, işsizliğin olmamasını; babamın işlerinin düzelmesini istiyorum gibi dilekler yer almaktadır. Kayıp-ölüm-ayrılık kategorisinde ailemi kaybetmemeyi; ailemle birlikte olmayı; insanların (hepimizin) uzun ömürlü olmasını; annemin ölmemesini; ölen babamın geri gelmesini istiyorum; ölmememizi; ana-babamın uzun ömürlü olmasını; babamın ölmemesini; rahmetli dedemi görmek istiyorum; öbür dünyada ailemle birlikte küçük bir yer; öldükten sonra, ailemi bilmek ve tanımak isterim gibi dilekler vardır.
154 146 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Dinî istekler başlığındaki kategori bütün insanların Allah a inanmasını; ailece cennete girmeyi; günahlarımın affedilmesini; benim ve ailemin kötü yollara düşmemesini; Allah ın kendisini bana göstermesini; Allah ı görebilmeyi; melek olmayı; kıldığım namazların kabul olmasını; cennetine koymasını; hacca gitmeyi/ana-babamı hacca göndermeyi istiyorum gibi dilekleri içermektedir. Tablo.30. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah tan kabul etmesini en çok istediğin dileğin nedir? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah tan dilekler Yaş grupları Toplam Başarılı olmak Sayı % 12,4 17,9 19,1 15,7 Cevap yok Sayı % 44,0 16,8 19,1 31,3 Ailevi durumlar Sayı % 1,9 4,2 2,3 2,3 Maddi şeyler Sayı % 10,5 6,3 3,7 7,4 Sosyal içerikli Sayı % 2,3 6,3 4,9 3,7 Gelecekle ilgili Sayı % 4,2 5,3 13,8 8,2 Sağlık-huzur-mutluluk Sayı % 6,5 17,9 13,5 10,4 Bireysel-psikolojik Sayı % 1,3 1,1 2,6 1,8 Ekonomik konular Sayı % 6,3 5,3 4,0 5,3 Kayıp-Ölüm-Ayrılık Sayı % 3,1 6,3 6,1 4,6 Dini istekler Sayı % 4,4 9,5 9,3 6,9 Bilmiyorum Sayı % 3,1 3,2 1,6 2,5 Toplam Sayı % X 2 = 149,062 sd= 22 p<.001 Tanrı dan bir şeyler dileme konusunda 7-11 yaş grubu çocukların pek istekli olmadıkları görülmektedir. Bu çocukların % 44 ü bu soruyu cevapsız bırakmışlardır. Büyük çocuklarda bu
155 Bulgular 147 oran % 19 dur. Küçük çocuklar Tanrı dan daha çok başarılı olmayı (% 12.4), bilgisayar, cep telefonu, oyuncak gibi maddi şeyler (% 10.5) ve ekonomik sorunlarla (% 6.3) ilgili durumların düzeltilmesini dilemektedirler. Daha büyük çocuklar ise Tanrı dan daha çok, başarılı olmayı (% 19.1), geleceklerinin daha iyi olmasını (% 13.8) ve sağlıklı, huzurlu ve mutlu olmayı (% 13.5) diliyorlar. Yine bu çocukların, dinî içerikli (% 9.3), kayıp-ölüm-ayrılık ile ilgili (% 6.1) ve sosyal içerikli (% 4.9) dileklerde bulunma oranları, küçük çocuklardan daha fazladır. Büyük çocuklar ile küçük çocuklar arasındaki farkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 = , sd=22). Tablo.31 de Farklı yaş gruplarındaki kız çocuklarını bu soruya verdikleri cevaplar açısından karşılaştırıldığında, küçük kız çocuklarının Tanrı ya en çok başarılı olma (% 14.4) ve oyuncak, bilgisayar, atari gibi maddi eşyalar (% 11.4) konularında dilekte bulunurlarken, büyük kız çocuklarının, daha çok başarılı olma (% 24.2), iyi bir geleceğe sahip olma (% 18.7) ve sağlık-huzur-mutluluk (% 14.1) konularında dilekte bulundukları görülmektedir. Bu iki grup arasındaki farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =98.711, sd=22). Her iki yaş grubundaki erkek çocukların Tanrı dan dilekleri konusunda aynı yaş grubundaki kızların dilekleri ile kategori sıralaması açısından benzerlik gösterdiği söylenebilir. Küçük erkek çocukların % 50.8 i bu soruyu cevapsız bırakmışlardır. Büyük erkek çocuklarda bu oran % 22.9 dur. Sözü edilen bu iki yaş grubundaki erkeklerin Tanrı dan dileklerinin içeriklerindeki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =94.616, sd=22).
156 148 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 7-11 yaş grubundaki kızlarla erkekler karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı saptanırken (X 2 =17.114, sd=11, p>.05), yaşa grubundaki kızlarla erkekler arasında p<.003 düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir (X 2 =28.217, sd=11). Tablo.31. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah tan kabul etmesini en çok istediğin dileğin nedir? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah tan dilekler Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Başarılı olmak Sayı % 14,4 18,8 24,2 18,6 Cevap yok Sayı % 37,6 16,7 14,6 26,9 Ailevi durumlar Sayı % 2,6 8,3 1,5 2,7 Maddi şeyler Sayı % 11,4 4,2 1,0 6,8 Sosyal içerikli Sayı % 3,3 2,1 4,0 3,5 Gelecekle ilgili Sayı % 4,8 8,3 18,7 10,4 Sağlık-huzur-mutluluk Sayı % 7,0 18,8 14,1 10,8 Bireysel-psikolojik Sayı % 1,5-2,5 1,7 Ekonomik konular Sayı % 17 6,3 3 6,3 6 3,0 26 5,0 Kayıp-Ölüm-Ayrılık Sayı % 3,7 2,1 6,1 4,4 Dini istekler Sayı % 5,5 14,6 7,6 7,2 Bilmiyorum Sayı % 1,8-2,5 1,9 Toplam Sayı % X 2 = 98,711 sd= 22 p<.001
157 Bulgular 149 Cinsiyet Toplam Erkek Başarılı olmak Sayı % 10,3 17,0 14,7 12,8 Cevap yok Sayı % 50,8 17,0 22,9 35,7 Ailevi durumlar Sayı % 1,2-3,0 1,9 Maddi şeyler Sayı % 9,5 8,5 6,1 7,9 Sosyal içerikli Sayı % 1,2 10,6 5,6 4,0 Gelecekle ilgili Sayı % 3,6 2,1 9,5 6,0 Saglık-huzur-mutluluk Sayı % 6,0 17,0 13,0 10,0 Bireysel-psikolojik Sayı % 1,2 2,1 2,6 1,9 Ekonomik konular Sayı % 16 6,3 2 4,3 11 4,8 29 5,5 Kayıp-Ölüm-Ayrılık Sayı % 2,4 10,6 6,1 4,7 Dini istekler Sayı % 3,2 4,3 10,8 6,6 Bilmiyorum Sayı % 4,4 6,4,9 3,0 Toplam Sayı % X 2 = 94,616 sd= 22 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=11 p> yaş grubu için: X 2 = sd=11 p> yaş grubu için: X 2 = sd=11 p< b. Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın? Tanrı dan dileklerde bulunan çocukların, dileklerinin gerçekleşmediğini düşündüklerinde nasıl bir tepkide bulunduklarını saptamaya yönelik bu soruya verilen cevaplar altı başlık altında gruplandırılmıştır. Hiçbir şey yapmam başlığı altında hiçbir şey yapmam; bir sebebi olduğunu düşünür, tevekkül ederim; Allah ın duamı kabul edeceğine inanıyorum; Allah a karşı sevgim devam eder; canı sağolsun; Allah a şükrederim; sabreder, ger-
158 150 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi çekleşek günü beklerim gibi tepkiler yer almaktadır. Dua ederim kategorisi daha çok çalışırım; oruç tutarım; dua ederim; çalışmaya ve dua etmeye devam ederim gibi cevaplardan oluşmaktadır. Anlamlandırma çabası kategorisi Allah a karşı suç işlediğimden dolayı diye üzülürüm; ya ben çalışmamış ya da Allah bizim kötü olduğumuzu düşünüyor; yeterince çalışmamış olduğumu düşünürüm; bir şey demezdim, sadece niye kabul etmedi diye içimden geçirirdim gibi tepkileri içermektedir. Üzülürüm başlığı altında ağlarım; biraz canım sıkılır ve üzülürüm cevapları yer almaktadır. Olumsuz tutumlar adı verilen grup kendimi öldürürüm; isyan ederim; köpeğin duası kabul olsaydı, gökten kemik yağardı; zaten kabul olmaz gibi olumsuz tepkileri içermektedir. Bilmiyorum şeklindeki cevaplar da son kategoriyi oluşturmaktadır. Tablo.32. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın? Yaş grupları Toplam Hiçbir şey yapmam Sayı % 15,7 29,5 33,3 24,2 Dua ederim Sayı % 16,8 20,0 17,2 17,3 Cevap yok Sayı % 43,0 41,1 35,2 39,6 Anlamlandırma çabası Sayı %,2 2,1 1,9 1,1 Üzülürüm Sayı % 19,9 6,3 8,4 13,9 Bilmiyorum Sayı % 3,6-3,0 3,1 Olumsuz tutumlar Sayı %,8 1,1,9,9 Toplam Sayı % X 2 = 73,451 sd= 12 p<.001
159 Bulgular 151 Genel olarak çocukların % 39.6 sının bu soruya cevap vermedikleri saptanmıştır. Küçük çocukların yaklaşık % 20 si dileklerini gerçekleşmemesi durumunda üzüleceklerini, % 16.8 i de gerçekleşmesi için dua edeceğini belirtmişlerdir. Bu grupta hiçbir şey yapmayacaklarını ifade edenlerin oranı ise, % 15.7 dir. Buna mukabil, yaş grubundaki çocukların % 33.3 ü hiçbir şey yapmayacaklarını belirtirken, % 17.2 si dua edeceklerini, % 8.4 ü de üzüleceklerini ifade etmişlerdir. Bu iki grup arasındaki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =73.451, sd=12). Tablo.33. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Hiçbir şey yapmam Sayı % 17,0 37,5 35,4 25,9 Dua ederim Sayı % 15,5 16,7 16,7 16,1 Cevap yok Sayı % 39,9 33,3 26,8 34,2 Anlamlandırma cabası Sayı % - 4,2 1,5 1,0 Üzülürüm Sayı % 25,1 6,3 12,6 18,6 Bilmiyorum Sayı % 1,8-5,6 3,1 Olumsuz tutumlar Sayı %,7 2,1 1,5 1,2 Toplam Sayı % X 2 = 53,420 sd= 12 p<.001
160 152 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Cinsiyet Toplam Erkek Hiçbir şey yapmam Sayı % 14,3 21,3 31,6 22,5 Dua ederim Sayı % 18,3 23,4 17,7 18,5 Cevap yok Sayı % 46,4 48,9 42,4 44,9 Anlamlandırma çabası Sayı %,4-2,2 1,1 Üzülürüm Sayı % 14,3 6,4 4,8 9,4 Bilmiyorum Sayı % 5,6 -,9 3,0 Olumsuz tutumlar Sayı %,8 -,4,6 Toplam Sayı % X 2 = 44,347 sd= 12 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=6 p< yaş grubu için: X 2 = sd=5 p> yaş grubu için: X 2 = sd=6 p<.001 Tablo.33 incelendiğinde, küçük kız çocuklarının yaklaşık % 40 ının cevap vermediği, % 25 inin dileklerinin gerçekleşmemesi durumunda üzülecekleri, % 17 sinin hiçbir şey yapmayacağı ve % 15.5 inin de gerçekleşmesi için dua edeceği yönünde cevaplar verdiği görülecektir. Aynı zamanda, yaş grubundaki kız çocuklarının % 35.4 ünün hiçbir şey yapmayacağı, % 16.7 sinin dua edeceği ve % 12.6 sının üzüleceği de görülecektir. Küçük kız çocukları ile büyük kız çocukların verdikleri tepkiler arasındaki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =53.420, sd=12). Erkek çocukların bu soruyu cevapsız bırakma oranları daha yüksek olduğu gözlenmektedir (% 46.4 ve % 42.4). Küçük erkek çocuklarla büyük erkek çocukların verdikleri tepkiler arasındaki farkların en fazla olduğu kategoriler, hiçbir şey yapmam (% 14.3 ve % 31.6) ve üzülürüm (% 14.3 ve % 4.8) kategori-
161 Bulgular 153 leridir. Bu iki grup erkek çocuğun tepkileri arasındaki farkların p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Küçük kız çocukları ile küçük erkek çocukların bu soruya verdikleri cevaplar arasındaki farklar p<.01 düzeyinde (X 2 =16.202, sd=6), büyük kız çocuklarla büyük erkek çocuklar arasındaki farklar da p<.001 düzeyinde anlamlılığa ulaştığı gözlenmektedir (X 2 =25.124, sd=6). 16. Eğer bir çocuk yanlış yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? Çocukların cezalandırıcı, affedici veya merhamet edici bir Tanrı tasavvuruna sahip olup olmadığıyla ilgili bu soruya verilen cevaplar, altı başlık altında gruplandırılabilir. Cezalandırır kategorisinde günah yazar; cezalandırır; insanları ahirette yüzleştirir; taş yapar; taş atar; cehenneme atar; onu yakar; kıyamet gününde yaptığı o davranıştan dolayı değerlendirir; hepsini bir deftere yazar; hak ettiğini/dersini verir; ağlatır; çarpar; sakat yapar; döver; ağzını yamultur; kör eder; onu cennete almaz; evini yıkar; öldüğünde gebertir; bir şey yapmaz ölünce hesabını sorar; Ahirette sorar; kızar; yere düşürür; öldürür gibi cevaplar yer almaktadır. Duygusal açıklamalar başlığını taşıyan gruba o çocuğun yüzüne gülmez; onu sevmez; çocuğun üzülmesini sağlar; bir şey yapmaz Allah üzülür; dileklerini, dualarını kabul etmez gibi cevaplar girmektedir. Şartlı açıklamalar başlıklı kategoride tevbe ederse Allah onu affeder, tevbe etmezse cezalandırır; 12 yaşından büyükse günah yazar, küçükse günah yazmaz; 15 yaşından büyükse günah yazar; ilkinde affeder, ikinci de affetmez; erkek 14 yaşından kız 12 yaşından küçükse bir şey yapmaz; 7 yaşından küçükse affeder, büyükse günah yazar; ergenlik çağına girmişse ona günah yazar; çok küçükse bir şey yapmaz, ama büyük bir
162 154 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi çocuk ise akli dengesi de yerindeyse onun günahlarına bir tane daha günah ekler; iyi bir çocuksa affeder, iyi değilse cehennemine sokar gibi açıklamalar yer almaktadır. Allah bilir başlıklı grupta Allah bilir, dilediğini yapar; o hiç belli olmaz. Allah onu doğru yola saptırır ya da cezalandırır gibi ifadeler bulunmaktadır. Affeder adlı kategoride herkes hata yapabilir; hiçbir şey; affeder; yardım eder; hiçbir şey, çünkü o küçük bir çocuk; uyarır, doğru yolu gösterir; çocuğa günah yazmaz, anababasına yazar; yanlışını düzeltmesini ister; çocuğa dur, elleşme der; o çocuğu kendi haline bırakır; hatasını düzeltmesi için süre verir; Allah onunla konuşur ve rahatlatır şeklindeki cevaplar yer almaktadır. Tablo.34. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? Yaş grupları Toplam Cezalandırır Sayı % 59,5 35,8 25,9 43,6 Duygusal açıklamalar Sayı % 1,7 2,1,5 1,2 Bilmiyorum Sayı % 7,3 4,2 12,4 9,1 Şartlı açıklamalar Sayı % 3,3 9,5 8,9 6,1 Allah bilir Sayı % 2,7 2,1 6,3 4,1 Cevap yok Sayı % 9,4 18,9 10,5 10,7 Affeder Sayı % 16,3 27,4 35,7 25,2 Toplam Sayı % X 2 = 140,485 sd= 12 p<.001
163 Bulgular 155 Yanlış yapan bir çocuğu Tanrı cezalandırır şeklinde cevap veren çocukların oranı % 43.6 olup, Allah ın affediciliğini vurgulayan cevap verenlerin oranı ise % 25.2 dir. Cezalandırıcı bir Tanrı tasavvuruna daha çok küçük çocuklar sahipken (% 60), büyük çocuklar (% 36) affedici, bağışlayan bir Tanrı tasavvuruna sahiptirler. Büyük çocuklar arasında cezalandırıcı Tanrı tasavvuruna sahip olanların oranı da % 26 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, küçük çocuklarla büyük çocuklar arasındaki farklar p<.001 düzeyinde anlamlı çıkmıştır (X 2 = , sd=12). Tablo.35. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Cezalandırır Sayı % 56,5 39,6 24,2 42,6 Duygusal açıklamalar Sayı % 1,1 -,5,8 Bilmiyorum Sayı % 8,1 8,3 12,1 9,7 Şartlı açıklamalar Sayı % 3,3 10,4 8,6 6,0 Allah bilir Sayı % 3,0 4,2 7,1 4,6 Cevap yok Sayı % 11,8 20,8 7,1 10,8 Affeder Sayı % 16,2 16,7 40,4 25,5 Toplam Sayı % X 2 = 77,230 sd= 12 p<.001
164 156 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Cinsiyet Toplam Erkek Cezalandırır Sayı % 62,7 31,9 27,3 44,5 Duygusal açıklamalar Sayı % 2,4 4,3,4 1,7 Bilmiyorum Sayı % 6,3-12,6 8,5 Şartlı açıklamalar Sayı % 3,2 8,5 9,1 6,2 Allah bilir Sayı % 2,4-5,6 3,6 Cevap yok Sayı % 6,7 17,0 13,4 10,6 Affeder Sayı % 16,3 38,3 31,6 24,9 Toplam Sayı % X 2 = 85,138 sd= 12 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=6 p> yaş grubu için: X 2 = sd=6 p< yaş grubu için: X 2 = sd=6 p>.05 Küçük kız çocuklarının % 56.5 inin, büyük kız çocuklarının ise, % 24.2 sinin; küçük erkek çocuklarının % 62.7 sinin, büyük erkek çocuklarının da % 27.3 ünün cezalandırıcı bir Tanrı tasavvuruna sahip oldukları saptanmıştır. Tanrı nın affediciliğine vurgu yapanların oranı, 7-11 yaş grubu kız ve erkek çocuklarında aynı olup (% 16), yaş grubundaki kızlarda % 40.4, erkek çocuklarda % 31.6 dır. Hem küçük kızlarda hem de küçük erkeklerde duygusal açıklamalar yapma oranı daha yüksek iken, şartlı açıklamalar yapma ve Allah bilir kategorisindeki cevapları verme oranları daha düşüktür. Bu iki farklı yaş grubundaki kızların cevapları arasındaki farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunduğu gibi (X 2 =77.230, sd=12), farklı yaş gruplarındaki erkeklerin cevapları arasındaki farklılıkların da p<.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır (X 2 =85.138, sd=12). Fakat bununla beraber, aynı yaş grubundaki kızlarla erkekler arasında anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı tespit
165 Bulgular 157 edilmiştir (7-11 yaş grubu için, X 2 =6.388, sd=6, p>.05; yaş grubu için, X 2 =7.203, sd=6, p>.05). 17. Allah tan korkuyor musun? Tanrı tasavvurunun duygu yönünü öne çıkaran bu soruya verilen cevaplar, yedi başlık altında toplanmıştır: Evet korkuyorum, çok korkuyorum, evet, ama sevdiğim için, hem seviyorum hem de korkuyorum, bilmiyorum şeklinde verilen cevapların her biri bir kategoriyi oluşturmaktadır. Ayrıca, günah işleyince korkuyorum; hayır niye korkayım ki O na bir şey yapmadım; hayır, çünkü yanlış şeyler yapmıyorum gibi cevaplar günah işleyince korkuyorum kategorisini; hayır, korkmuyorum; hayır, Allah bizi yemez, öldürmez, ama kendi isterse korkarım şeklindeki cevaplar hayır kategorisini meydana getirmektedir. Tablo.36. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah tan korkuyor musun? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah'tan korkuyor musun? Yaş grupları Toplam Evet Sayı % 78,0 77,9 76,5 77,4 Hayır Sayı % 11,3 7,4 4,9 8,3 Çok korkuyorum Sayı % 5,5 8,4 7,7 6,7 Cevap yok Sayı % 3,6 2,1 2,8 3,2 Evet, ama sevdiğim için Sayı %,4 -,7,5 Bilmiyorum Sayı %,6 -,5,5 Günah işleyince korkuyorum Sayı %,4 4,2 4,7 2,5 Hem seviyorum hem de korkuyorum Sayı % 1, ,3 11 1,1 Toplam Sayı % X 2 = 46,293 sd= 14 p<.001
166 158 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Çocukların % 87.1 i Tanrı dan korktuklarını ifade ederlerken, % 8.3 ü Tanrı dan korkmadıklarını belirtmişlerdir. Bu bulgu detaylandırıldığında, yaş çocuklarının, günah işleyince korkuyorum (% 4.7) ve çok korkuyorum (% 7.7) kategorilerinde oranları daha yüksek iken, hayır ve evet kategorilerinde oranları daha düşüktür. Farklı yaş gruplarındaki çocukların verdikleri cevaplar arasında p<.001 düzeyinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır (X 2 =46.293, sd=14). Tablo.37. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah tan korkuyor musun? sorusuna verdikleri cevapların dağılımı Allah'tan korkuyor musun? Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Evet Sayı % 75,6 72,9 69,7 73,1 Hayır Sayı % 10,7 10,4 5,6 8,7 Çok korkuyorum Sayı % 8,5 8,3 10,1 9,1 Cevap yok Sayı % 4,1 2,1 1,5 2,9 Evet, ama sevdiğim için Sayı %,4-1,0,6 Bilmiyorum Sayı % - -,5,2 Günah işleyince korkuyorum Sayı % 2,7 3 6,3 16 8,1 21 4,1 Hem seviyorum hem de korkuyorum Sayı % ,5 7 1,4 Toplam Sayı % X 2 = 37,064 sd= 14 p<.001
167 Bulgular 159 Cinsiyet Toplam Erkek Evet Sayı % 80,6 83,0 82,3 81,5 Hayır Sayı % 11,9 4,3 4,3 7,9 Çok korkuyorum Sayı % 2,4 8,5 5,6 4,3 Cevap yok Sayı % 3,2 2,1 3,9 3,4 Evet, ama sevdiğim için Sayı %,4 -,4,4 Bilmiyorum Sayı % 1,2 -,4,8 Günah işleyince korkuyorum Sayı % ,1 4 1,7 5,9 Hem seviyorum hem de korkuyorum Sayı % 1, ,3 4,8 Toplam Sayı % X 2 = 22,875 sd= 14 p>.05 (p<.06) Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=7 p< yaş grubu için: X 2 = sd=4 p> yaş grubu için: X 2 = sd=7 p<.007 Korku içerikli cevaplar veren 7-11 yaş grubu kızların oranı (% 85.2) ile yaş grubu kızların oranlarının (% 88.9) birbirine yakın olduğu görülmektedir. Ama hayır-korkmuyorum şeklinde cevap verenlerin oranı küçük kızlarda iki kat daha fazladır (% 10.7). Büyük kız çocuklarının günah işleyince korkuyorum içerikli cevaplarının sekiz kat daha fazla olması (% 8.1) dikkat çekici bir veridir. Sonuç olarak farklı yaş gruplarındaki kızların cevapları arasındaki farklılıkların p<.001 düzeyinde anlamlılığa ulaştığı saptanmıştır (X 2 =37.064, sd=14). Tanrı dan korktuklarını ifade eden küçük erkek çocuklarının oranı % 80.6 iken, büyük çocuklarda bu oran % 82.3 tür. Diğer korku içerikli ifadelerde de söz konusu iki grup erkek çocukların cevapları arasındaki fark büyük gözükmemektedir. Sadece hayır korkmuyorum cevabı açısından bu iki grup arasında önemli bir farkın olduğu görülmektedir (% 11.9 ve % 4.3).
168 160 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Bu iki yaş grubundaki erkeklerin verdikleri cevaplar arasındaki farklılıkların ancak p<.06 düzeyinde anlamlılığa ulaştığı söylenebilir (X 2 =22.875, sd=14, p>.05) yaş grubundaki kızlarla erkekler verdikleri cevaplar açısından p<.02 düzeyinde (X 2 =15.797, sd=7), yaş grubundaki kızlarla erkeklerin cevapların p<.007 düzeyinde anlamlı bir biçimde farklılaştığı saptanmıştır (X 2 =19.487, sd=7). 18. Allah a içinden geldiği gibi bir mektup yaz Çocukların Tanrı ya yönelik ifade ettikleri duygu, düşünce, dilek ve istekleri 12 kategoride toplanmıştır. Sosyal içerik (fakirlik, işsizlik, borç, ) başlığı altında, dünyayı yaşanabilir kıl, güzelleştir; Müslümanlara yardım et; Allah ım herkese bir iş ver, hiç kimse işsiz kalmasın; bütün borçlarımız ödensin; Allah ım bize para ver; zengin olmak istiyorum; Türkiye nin düzelmesini diliyorum; dünyadaki kötülüklerin bitmesini istiyorum; iyileri kötülerden korumasını diliyorum; Allah ım fakirlere yardım et; herkesin barış içinde olmasını istiyorum; depremde yıkılan evlerin yeniden yapılmasını istiyorum; Allah ım kötüleri benim için iyi insan yapar mısın?; Allah ım ihtiyacı olanlara yardım et gibi ifadeler yer almaktadır. Ayrılık-ölüm temaları adlı kategori kıyameti koparma; ailemi kaybetmek istemiyorum; ailemin yanımda olmasını istiyorum; babaannemi benden aldığın için, beni de öldürüp onun yanına götür; Allah ım bir aileyi birbirinden ayırma; beni ve ailemi koru; bir gün biz de öleceğiz hesap sorulacak..; Allah ım beni öldürme; keşke şu ahiret günü olmasa normal hayatımıza devam etsek, ana-babamdan hiç ayrılmak istemiyorum; ailece sonsuza kadar yaşamak istiyorum; bizi annesiz, babasız bırakma gibi ifadelerden oluşmaktadır.
169 Bulgular 161 Günahkârlık duyguları başlıklı kategori Allah ım günahlarımı affet; Allah ım beni yakma; Allah ım senden korkuyorum gibi ifadeleri içermektedir. Başarı-gelecekle ilgili ifadeler kategorisinde meslek sahibi (öğretmen, doktor, subay.) olmak istiyorum; derslerimde başarılı olmak istiyorum; Allah ım sınıfımı geçmemi nasip et; bursluluk sınavında başarılı olmamı nasip et; ileride evlendiğimde mutlu bir hayat yaşamak istiyorum gibi ifadeler yer almaktadır. Yazmak istemiyorum başlığı altında Allah a mektup yazılmaz; Allah a mektup yazamam çünkü O na gitmez; Allah ile konuşmak istersem, Kur an okurum; Mektup yazamam, eğer çok istediğim bir şey varsa bunun olması için Allah a dua ederim gibi açıklamalar bulunmaktadır. Dinî istekler kategorisi sana inanmayanları ve ibadeti zayıf olanları kendine bağlanacak duruma koy; Allah ım ailece cennete girip girmeyeceğimizi söyler misin?; kaderim ne ise onun olmasını istiyorum; Allah beni cennetine koy; Allah ım bizi şeytanın şerrinden tüm kötülüklerden koru ifadelerinin yanı sıra Allah ın sıfatlarının sayıldığı, tasvir edildiği açıklamalar da yer almaktadır. Sağlık-huzur-mutluluk adlı grup ailece huzurlu ve mutlu olmak; sağlıklı olmak; yeni doğan yiğenimin hastaneden sağ salim çıkmasını diliyorum; annem şimşek, gökgürültüsü ve yılandan çok korkar, fakat bu durumlarla çok karşılaştı, üzüldüm; teyzemi hastalığından kurtar, beni hastalığımdan kurtar, kimseyi bu hastalıklara düşürme gibi ifadelerden oluşmaktadır. Bireysel-psikolojik temalar kategorisinde neden iyi insanları öldürüp, kötü insanları yaratıyorsun?; O na bu hatalığı bana niye verdiğini sorardım; Allah ım her hafta pikniğe
170 162 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi gitmek istiyorum; Allah ım seni görmek istiyorum; Allah ım ailemin benimle gurur duyması için, senden tek dileğim çalışkan olmamı sağlaman; beni çok gülümset; öğretmenimin 5. sınıfa kadar okutmasını istiyorum; seninle arkadaşlık yapmak istiyorum; babasız olanları, kimsesiz çocukları koru; Allah ım bana yardım et! gibi ifadeler bulunmaktadır. Şükran duygusu kategorisinde her şey için sana teşekkür ediyorum; dolayı şükürler olsun; seni çok seviyorum; sana güveniyorum; sen çok iyi birisin; Allah ım Sen beni ve bütün insanları büyüttün; her şeyi Sen yaratmışsın; hep bizim yanımızda olmanı istiyorum şeklindeki açıklamalar yer almaktadır. Maddi istekler kategorisinde evimiz ve arabamızın olmasını istiyorum; bisiklet istiyorum; Allah ım bana oyuncak al gel!; kendi arabamın olmasını diliyorum; bir odamın olmasını istiyorum; Allah ım bir evimiz ve bir odam olsun gibi istekler yer almaktadır. Ailevî durumlar başlığı altında anne ve babamın birleşmesini istiyorum; halamın bir çocuğunun olmasını istiyorum; babamın içkiyi bırakmasını istiyorum; Allah ım babama iş verir misin?; kardeşimin olmasını istiyorum; ölen halamı bir kerecik görmek istiyorum; babam geri gelsin; abimle babam barışsın, gözlerimiz düzelsin gibi istekler dile getirilmiştir. Muhtelif içerik başlığı altında aynı kişi tarafından yazılmış birden fazla dileği, duygu ve düşünceyi içeren ifadeler yer almaktadır. Örneğin; Allah ı çok seviyorum; beni Senin yolundan ayırma; öğretmen olmamı nasip eyle; Ahirette Seni ve peygamberimizi görmeyi arzu ediyorum; Cennetine girmeyi diliyorum. Bir başka örnekte ise; Allah ım günahlarımı affet; ailemi ve beni koru; derslerimde başarılı olmamı nasip et; cennete gitmemi nasip et; Seni çok seviyorum; arkadaşımın hasta-
171 Bulgular 163 lığına şifa ver; cin ve şeytanın şerrinden beni koru şeklinde bir içerik sunulmuştur. Tablo.38. Öğrencilerin yaş gruplarına göre Allah a içinden geldiği gibi bir mektup yaz isteğine karşılık yazılan ifadelerin dağılımı Allah a mektuplar Yaş grupları Toplam Açıklama yok Sayı % 22,2 14,7 31,5 25,3 Sosyal içerik (fakirlik, işsizlik,borç,...) Sayı % 30 5,7 6 6,3 21 4,9 57 5,4 Ayrılık-ölüm temaları Sayı % 6,9 3,2 5,6 6,0 Günahkârlık duyguları Sayı % 7,1 15,8 11,2 9,6 Başarı-gelecekle ilgili ifadeler Sayı % 4,2 7,4 4,0 4,4 Yazmak istemiyorum Sayı % 1,0 5,3 5,1 3,1 Dini istekler Sayı % 5,2 14,7 14,0 9,6 Sağlık-huzur-mutluluk Sayı % 2,5 8,4 2,8 3,2 Bireysel-psikolojik temalar Sayı % 5,7 2,1 3,7 4,6 Şükran duygusu Sayı % 32,9 17,9 8,9 21,7 Maddi istekler Sayı % 4,8 2,1,7 2,9 Ailevi durumlar Sayı %,6 2,1 1,6 1,1 Muhtelif içerik Sayı % 1,3-6,0 3,2 Toplam Sayı % X 2 = 176,083 sd= 26 p<.001 Tablo.38 incelendiğinde, 7-11 yaş grubu çocuklarının Tanrı ya yönelttikleri dilek, duygu ve düşünceleri, büyük çocuklara kıyasla daha çok şükran duygusu, ayrılık-ölüm temaları, sosyal içerik ve bireysel-psikolojik temalar kategorilerinde; yaş grubu çocuklarında ise, küçük çocuklara nazaran daha çok dinî istekler, günahkârlık duygusu ve yazmak istemi-
172 164 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi yorum kategorilerinde yer aldığı görülür. Bu yaş gruplarındaki çocukların ifadelerinin içeriklerindeki farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 = , sd=26). Tablo.39. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve yaş gruplarına göre Allah a içinden geldiği gibi bir mektup yaz isteğine karşılık yazılan ifadelerin dağılımı Allah a mektuplar Yaş grupları Toplam Cinsiyet Kız Açıklama yok Sayı % 21,4 12,5 25,3 22,1 Sosyal içerik(fakirlik, işsizlik,borç,...) Sayı % 13 4,8 3 6,3 9 4,5 25 4,8 Ayrılık-ölüm temaları Sayı % 6,6 6,3 6,6 6,6 Günahkârlık duyguları Sayı % 8,5 20,8 10,6 10,4 Başarı-gelecekle ilgili Sayı ifadeler % 5,2 8,3 3,5 4,8 Yazmak istemiyorum Sayı % 1,1 6,3 5,6 3,3 Dini istekler Sayı % 4,4 6,3 11,6 7,4 Sağlık-huzur-mutluluk Sayı % 3,0 12,5 3,5 4,1 Bireysel-psikolojik Sayı temalar % 6,3 2,1 4,5 5,2 Şükran duygusu Sayı % 30,6 14,6 12,6 22,2 Maddi istekler Sayı % 5, ,7 Ailevi durumlar Sayı % 1,1 4,2 3,0 2,1 Muhtelif içerik Sayı % 1,8-8,6 4,3 Toplam Sayı % X 2 = 86,841 sd= 24 p<.001
173 Bulgular 165 Cinsiyet Toplam Erkek Açıklama yok Sayı % 23,0 17,0 36,8 28,5 Sosyal içerik (fakirlik, işsizlik,borç,...) Sayı % 17 6,7 3 6,4 12 5,2 32 6,0 Ayrılık-ölüm temaları Sayı % 7,1-4,8 5,5 Günahkârlık duyguları Sayı % 5,6 10,6 11,7 8,7 Başarı-gelecekle ilgili Sayı ifadeler % 3,2 6,4 4,3 4,0 Yazmak istemiyorum Sayı %,8 4,3 4,8 2,8 Dini istekler Sayı % 6,0 23,4 16,0 11,9 Sağlık-huzur-mutluluk Sayı % 2,0 4,3 2,2 2,3 Bireysel-psikolojik Sayı temalar % 5,2 2,1 3,0 4,0 Şükran duygusu Sayı % 35,3 21,3 5,6 21,1 Maddi istekler Sayı % 4,4 4,3 1,3 3,0 Ailevi durumlar Sayı % - -,4,2 Muhtelif içerik Sayı %,8-3,9 2,1 Toplam Sayı % X 2 = 109,836 sd= 26 p<.001 Her bir yaş grubundaki kız-erkek karşılaştırılması 7-11 yaş grubu için: X 2 = sd=12 p> yaş grubu için: X 2 = sd=11 p> yaş grubu için: X 2 = sd=13 p<.01 Kız çocuklarının % 22.2 sinin Tanrı ya karşı şükran duygusu içinde oldukları, % 10.4 ünün ise günahkârlık duygusuna sahip oldukları saptanmıştır. Ayrıntılara bakıldığında, 7-11 yaş grubundaki kız çocuklar, yaş grubundaki kızlarla karşılaştırıldığında daha fazla şükran duygusu, bireysel-psikolojik temalar ve maddi istekler kategorilerinde öne çıkmaktadır. Büyük kızların ise dinî istekler ve günahkârlık duygusu kategorilerinde öne çıktıkları görülmektedir. Bu gruplar arasındaki
174 166 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 =86.841, sd=24). Erkek çocuklarının % 21.1 inin Tanrı ya karşı şükran duyguları içinde oldukları, % 11.9 unun ise Tanrı dan dinî isteklerde bulundukları saptanmıştır. Detaylara bakıldığında, 7-11 yaş grubu erkek çocukları yaş grubu erkek çocuklarına kıyasla daha fazla şükran duygusu, ayrılık-ölüm temaları, sosyal içerik ve bireysel-psikolojik temalar kategorilerine; yaş grubu erkek çocuklarının 7-11 yaş grubu çocuklarına nispeten daha çok dinî istekler ve günahkârlık duygusu kategorilerine giren ifadelerde bulunmuşlardır. Bu gruplar arasındaki farklılıklar p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (X 2 = , sd=26). Aynı yaş gruplarındaki kızlar ve erkekler karşılaştırıldığında, 7-11 yaş grubu kızları ile erkekleri arasında, verdikleri cevaplar açısından anlamlı bir farklılık gözlenmezken (X 2 =10.296, sd=12, p>.05), yaş grubu için p<.01 düzeyinde bir anlamlılıktan söz edilebilmektedir (X 2 =27.021, sd=13).
175 3. BÖLÜM BULGULARIN YORUMLANMASI Bir önceki bölümde bulgular, araştırmada kullanılan anketteki her bir soru çerçevesinde sunulmuştu. Bu bölümde ise bulgular, 7-11 ve olmak üzere iki ayrı yaş grubu içinde ele alınarak yorumlanacaktır. Daha önce de ifade edildiği gibi soyut Tanrı kavramı, bilinen şeylere benzememe, zaman üstülük (ezelî ve ebedîlik), sınırsız güç ve her şeyi bilme gibi özellikleri içerdiği söylenebilir (Ruchgy, 2004, s.78). Kur an-ı Kerim de de daha çok Allah ın birliği, eşsizliği, benzersizliği, kudret ve egemenliği gibi sıfatlar öne çıkmaktadır (Sinanoğlu, 2005, s.33). Bu sıfatlar özellikle ihlâs sûresinde bir arada zikredilir. Yine bakara sûresi, 255. ayette Allah birdir. Ondan başka hiçbir Tanrı yoktur. O diridir. Yarattıklarını daima koruyup gözetendir. Onu ne uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde bulunan her şey O nundur şeklinde bu sıfatlara vurgu yapılmaktadır. Bu sıfatların yanı sıra, Allah ın bağışlayıcılığı, merhametli oluşu, aynı anda her
176 168 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi yerde oluşu, yargılayıcı ve cezalandırıcı oluşu, yaratıcılığı gibi sıfatları da sayılabilir. Bu bağlamda anket soruları Tanrı nın sıfatları açısından gruplandırılmıştır. Buna göre, Tanrı nın ezelî-ebedî ve mekandan münezzeh olması ile ilgili olarak Allah nereden geldi?, Allah nerede yaşıyor? ve Allah kaç yaşındadır? soruları birlikte değerlendirilmiştir. İkinci olarak Tanrı nın eşsiz ve benzersiz oluşu adlı kategoride, Allah neye benziyor?, Allah ismini nereden aldı?, Allah ın bir ailesi var mı?, Allah herhangi bir şeye benzer mi?, Allah yemek yer mi, su içer mi?, Allah ın cinsiyeti kadın mıdır erkek midir?, Allah evlenmiş midir? ve Bildiğin birisine benzetmek istersen Allah ı kime benzetirsin? soruları yer almaktadır. Üçüncü kategori Tanrı nın herşeyi bilmesi, herşeyden haberdar olması başlığı taşımaktadır. Bu kategoriye Allah senin kim olduğunu biliyor mu? ve Allah seni görebilir ve işitebilir mi? soruları girmektedir. Tanrı nın herşeye gücünün yetmesi başlıklı dördüncü kategoride Allah ın yapamayacağı şeyler nelerdir? sorusu bulunmaktadır. Beşinci kategori Tanrı nın yargılayıcılığı, cezalandırıcılığı ve bağışlayıcılığı sıfatlarını içermekte olup, Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? ve Allah tan korkuyor musun? sorularından oluşmaktadır. Geriye kalan iki soru olan Allah tan kabul etmesini en çok istediğin dileğin nedir? Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın? ve Allah a içinden geldiği gibi bir mektup yaz sorularına çocukların verdikleri cevapların içerikleri çeşitlilik göstermektedir. Dolayısıyla Tanrı nın sıfatları açısından bunların, belli bir
177 Bulguların Yorumlanması 169 başlık altında gruplandırılması zor gözükmektedir. Bunun için, bu sorulara verilen cevaplar, içeriklerine göre, yukarıda zikredilen kategorilere dâhil edildiği gibi, başka sıfat ve konular hakkındaki yorumların yapıldığı kısımlarda da yer verilmiştir. Sonuç olarak sözü edilen bu kategoriler çerçevesinde yaş grupları ayrı ayrı ele alınarak bulgular yorumlanmıştır.
178 170 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Allah ım nasılsın iyi misin? Sakın beni ve yakınlarımı yanına alma. Allah ım hiçbir kulunu Cehennemin sıcak sularına atma Senin varlığına inanan kulun, Cevriye. (11 yaşında). Allah ım dediklerimi yanlış yaptıysam duygularını kırdıysam özür dilerim. Ne olur bana okulda başarılı olmam için dileğimi kabul et. Seni çok seviyorum Allah ım. 10 yaşında bir çocuk, adı M ile başlıyor E ile bitiyor. (Kız, 10 yaşında). A YAŞ GRUBU-SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ Bu dönemde çocukların Tanrı tasavvurları daha çok antropomorfik (insan biçimci) olup, Tanrı için fiziksel özelliklerden bahsedilir ve insana ait özelliklerle düşünülen, elle tutulabilen, somutlaştırılmış bir Tanrı tasavvur edilir. Tabiî ki, bu dönemin ilk yılları ile son yılları karşılaştırıldığında bu özelliklerin gösterilmesi açısından farklılık vardır. Doğal olarak çocuklar büyüdükçe, somutlaştırma düzeyi düşmekte, soyut biçimde tasavvur etmeye yönelik bir gelişim süreci gerçekleşmektedir. Bir dönemden diğerine geçildiği zaman öncekinin içerdiği özellikler tamamıyla kaybolmamakta, yenisi içinde devam etmekte, yeniden düzenlenmektedir. Bundan dolayı, bu dönemin başlarında işlem öncesi dönemin özellikleri, sonlarına doğru da soyut işlemler döneminin özellikleri az veya çok bulunmaktadır (Garrod ve diğ. 1990). Bu dönemdeki antropomorfik düşünce biçiminde, bir önceki dönemdeki Tanrı nın sıradan bir insana benzetilmesinin ötesinde, süper güçleri ve özellikleri olan olağanüstü bir insana benzetilmesi yönünde bir gelişme gözlenmektedir.
179 Bulguların Yorumlanması 171 A1. Tanrı nın Ezelî-Ebedî ve Mekandan Münezzeh Oluşu: Bu yaş grubundaki çocukların ilgili sorulara verdikleri cevaplar şöyle özetlenebilir: Çocukların % 18.8 si Allah nereden geldi? sorusuna O hep vardı, doğurmamış ve doğrulmamıştır gibi cevaplar vermişlerdir. Buna karşın, çocukların % 48.7 si insanî özellikler ve dünyevî mekan; dinî motifler içeren ve insan biçimci; felsefî başlıklı kategorilere giren cevaplar vermişlerdir ki, bunlardan bazıları şöyledir: Gökyüzünden, bulutlardan, uzaydan, annesinin karnından, cennetten, dünyanın öbür ucundan, topraktan, Atatürk ün yanından, camiden, huzur evinden, insanların inançlarından ortaya çıkmış olabilir gibi. Allah nerede yaşıyor? sorusuna ise, çocukların % 8.4 ü her yerde cevabını verirken, % 72.7 si dünyada (% 58.9) ve ahirette (% 13.8) bir yere, bir mekana işaret etmişlerdir. Örneğin, Tanrı nın camide, gökyüzünde, bulutların üstünde, yukarıda, evinde, uzayda, mezarlıkta, Mekke de, Medine de, Ankara da, kulübede; cennette, meleklerin yanında, ahirette gibi yerlerde yaşadığı tasavvur edilmektedir. Örneğin, sekiz yaşındaki Duygu, Allah a Allah ım Seni çok seviyorum. Şimdi Senin yanında olmak isterdim. Ama Sen gökyüzündesin gelemem diye seslenmektedir. Benzer şekilde Pitts (1977), yedi yaşındaki bir çocuğun Tanrı yı bulutlar arasında gülen bir yüz olarak tasavvur ettiğinden sözeder (akt. Thackeray, 2000, s. 35). Yavuz (1987) da çocukların, Tanrı nerededir? sorusuna heryerde, gökyüzünde, gökte, havada, bulutların üstünde, yukarıda, uzayda, kalbimizde, cennette gibi cevaplar verdiklerini aktarır. Ona göre, çocukların özellikle gökte, bulutların üstünde, yukarıda, gibi cevaplar vermesi, onların yüce olan, saygı gösterilmesi gereken Tanrı için bir mekan işaret edilecekse, onun gökyüzü olması doğaldır.
180 172 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Çünkü çocuk Tanrı için gökyüzünde yaşıyor derken, aslında O na kendisinin şimdiye kadar düşünebildiği ve tasavvur edebildiği yüksekliklerde uygun bir yücelik ayırmak istemektedir. Ulu bildiği Tanrı, mekânıyla da yüce ve ulu olmalıdır. Bu nedenle çocuğa göre, gökyüzü Tanrı için en uygun yerdir. Ya-
181 Bulguların Yorumlanması 173 vuz a göre bu yorum, Allah her zaman her yerdedir tasavvuru için de geçerlidir. Her şeyi ve her yeri kapladığını tasavvur ettiği Allah ın sınırsız büyüklüğüne, eşsiz gücü ve sınırsız hakimiyetine uygun bir yer, çocuğun dilinde bildiği ve düşünebildiği kadarıyla ancak O her yerde her zaman hâzır ve nâzırdır cümlesiyle mana kazanmaktadır. (ss ; ayrıca bkz.: Yavuz, 1994, ss ). Allah kaç yaşındadır? sorusuna çocukların % 21.4 ü yaşı yoktur, sonsuz yaştadır, bilinmez gibi cevaplar verirken, % 27.5 i bilmiyorum ve % 43.6 sı fânîlik-insan biçimcilik başlığı altında yer alan 1 ilâ 1 milyar rakamları arasında çeşitli rakamları, ayrıca benden daha büyük, çok yaşlıdır, gençtir gibi cevapları vermişlerdir. Örneğin, dokuz yaşındaki bir kız çocuğu, Tanrı nın yaşını 133 olarak belirttikten sonra, Tanrı ya karşı duygularını ifade ederken şöyle demiştir: Sen çok büyüksün. Sen çok yaşa. Sekiz yaşındaki bir başka kız çocuğu Ben Sana kötü şeyler yapamam, çünkü Sen benden büyüksün derken, ilgili soruya Tanrı nın 96 yaşında olduğu cevabını vermiştir. Görüldüğü gibi çocukların Tanrı nın büyüklüğünü tasavvur etmeleri ile ifade edilen rakamlar arasında büyük bir tutarsızlık vardır. Tabiî ki bu çocuğun büyüklük kavramını kavramlaştırmasıyla yakından ilgilidir. Bazı çocuklar için, örneğin yedi yaşındaki bir çocuk için büyük olmak, dokuz yaşında olmak, bir diğer aynı yaştaki çocuk için 10 yaşında olmak anlamına gelmektedir ki, onlar, Tanrı nın yaşını 9 ve 10 olarak ifade etmişlerdir. Bazı çocuklar için büyük olma sınırı ihtiyarların bulundukları yaşlar, bir kısım çocuk için ise, insanların yaşam sürelerinin üzerindeki yaşlar olarak anlamlandırılabilmektedir. Sonuç olarak, rakamlar ne kadar büyürse büyüsün, oranlara bakıldığında bu yaş grubundaki çocukların yaklaşık yarısı, Tanrı nın bir yaşı olduğunu fani bir varlığa benzer olarak tasavvur etmiştir.
182 174 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Bu üç soruyla ilgili bulgular analiz edildiğinde, çocukların yaklaşık % 50 sinin, somut işlemler döneminin tipik özelliklerini gösterdikleri anlaşılır. Bununla birlikte, bilmiyorum ve cevap yok oranları ve soyut işlemler döneminin özelliklerine işaret eden, ezelîlik (% 18.7), her yerde (% 8.4) ve ezelîlikebedîlik (% 21.4) kategorilerindeki oranlar göz önünde bulundurulduğunda, somut işlemler dönemi özelliklerini gösteren çocukların oranı % 70 lere kadar çıkacağı tahmin edilebilir. Dolayısıyla bu sonuçlar, Piaget nin somut işlemler döneminin özellikleriyle örtüşmektedir. Yani, bu dönemdeki çocuklar Tanrı yı insana ait özelliklerle tasavvur etmektedirler. Tanrı nın gökyüzünden, uzaydan, öbürdünyadan, cennetten geldiğini; Tanrı nın gökyüzünde, yukarıda, uzayda, cennette yaşadığını ve özellikle de Tanrı nın, yüzlerden başlayıp milyarlara kadar uzayan rakamlarla ifade edilen yaşta olduğunu ortaya koyan bulgular; Tanrı nın sıradan bir insan olarak değil, olağanüstü yönleri olan bir insan veya insana benzer bir varlık olarak tasavvur edildiğini yansıtmaktadır. Bu dönem çocuklarının Tanrı tasavvurlarının somut, elle tutulabilir ve antropomorfik özellikler taşıdığını ortaya koyan başta Piaget (2005, ss ) olmak üzere çok sayıda araştırmacı örnek olarak gösterilebilir. 11 Dolayısıyla elde edilen bu bulgular daha önceki araştırmaların sonuçlarıyla benzerlik göstermektedir. 11 Allport (2004), Deconchy (1965), Fowler (1981), Heller (1984), Kay ve Ray (2004), Lawrence (1965), Miriam (1968), Nye ve Carlson (1984), Pitts (1977), Slater (2001), Sloan (1936), Sohn (1985), Thackeray (2000), Wenger (2001), Yavuz (1987).
183 Bulguların Yorumlanması 175 A2. Tanrı nın Eşsiz ve Benzersiz Oluşu: Bu konuyla ilgili sekiz soruya verilen cevaplara topluca bakıldığında 12, çocukların % 60 ı Allah ın bir ailesinin olmadığını; % 75 i Allah ın herhangi bir kişiye benzemediğini; % 49 u Allah ın yemek yemediğini, su içmediğini; % 77 si Allah ın evlenmediğini ve % 50.5 i Allah ı bildiği birisine benzemeyeceğini belirtmişlerdir. Görüleceği gibi bu beş konuda, çocukların antropomorfik özelliklerden uzaklaştığı söylenebilir. Fakat aynı konular açısından oranlar incelendiğinde sırayla çocukların % 28 i, % 15 i, % 29 u, % 9 u ve % 32.6 sı Tanrı nın insana ait özellikler gösterebileceğini tasavvur etmektedir. Burada yaşlara göre frekans dağılımına bakıldığında, bu oranların yaşların ilerlemesine paralel olarak azaldığı görülür. Örneğin, Allah ın bir ailesinin olduğunu düşünen yedi yaş çocuklarının oranı % 43.6 iken, 11 yaş çocuklarının oranı % 15.6 dır. Allah ın yemek yediğini, su içtiğini belirten yedi yaş çocuklarının oranı % 50 iken, 11 yaş çocuklarının oranı % 13 tür. Onbir yaşındaki bazı çocuklar Tanrı yı yiyip-içen bir insan olarak değil, bir canlı olarak tasavvur etmiş ve (belki insan, hayvan ve bitkiden hareketle) canlılığın olması ve devam etmesi için de beslenmenin gerekliliğini hesaba katmış olabilirler. Örneğin, 11 yaşındaki bir kız çocuğu, Allah yemek ve su içebilir, çünkü O da bir canlı ifadesini kullanmıştır. Tanrı nın evlenmediği konusunda, yine 11 yaşlarındaki iki çocuğun; Allah evlenmemiştir, çünkü Allah ın yanına hiç kimse gidemez (kız, 11 yaşında). 12 Buradaki çocukların oranları incelenirken, her bir sorudaki seçeneklere göre çocukların bir dağılım gösterdiği, verilen bu oranların her dağılımdaki en yüksek değerler olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
184 176 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Hayır, eğer evlenmiş olsaydı, çocukları olurdu, o zaman çocukları her şeye büyü yaparlardı (erkek, 11 yaşında). şeklindeki cevapları, en azından bu iki çocuğun cevaplarının gerekçelerini analiz ettiğimizde halen antropomorfik özelliklerin taşındığı, dolayısıyla Tanrı nın evlenmediği tasavvuru soyut işlemler düzeyinde kavramlaştırılamadığı görülmektedir. Bu nedenle evlenmediği yönünde kanaat belirten çocuklar için verilen % 77 oranına bu yorum çerçevesinde çekinceli bakılabilir. Antropomorfik düşünce biçimine sahip çocuklar, insanları, melekleri, ölü insanları, peygamberleri Tanrı nın ailesi olarak görebilmektedirler. Onbir yaşındaki bir erkek çocuğun, Allah ı babama benzetirim. Allah gibi o da beni korur ifadesindeki gibi, çocuklar Tanrı yı, babasına, insana, annesine, dedeye, öğretmenine, cami imamına, teyzeye, amcaya, arkadaşıma, Atatürk e, kendisine, büyük bir insana, meleklere, peygamberlere, Hz. Muhammed e benzetebilmekte; Tanrı nın havadaki şeylerle beslendiğini ve insanlar gibi evlenebileceğini tasavvur edebilmektedirler. Tanrı nın benzersizliği konusundaki dolaylı iki sorudan farklı olarak doğrudan Tanrı nın neye benzediği sorulduğunda, antropomorfik düşünce biçiminin baskın olduğu gözlenmektedir. Çocukların % 27 si Tanrı nın eşsiz ve benzersiz olduğunu ifade ederlerken, yaklaşık % 50 si Tanrı nın bir şeylere benzediğini belirtmektedirler. Bu grupta Tanrı, bulut, ay, güneş top/yuvarlak, beyaz, mavi, gül, cami, Mekke gibi nesne, mekân ve insan dışı başka şeylere benzetilmesinin yanı sıra yüzü olmayan pelerinli çizgi film kahramanları, beyaz bir dev, hayalet, iyilik meleği gibi masalımsı imgelere benzetilmektedir. Fakat bu grup içinde, Tanrı, en fazla (% 29.1) insana benzetilmektedir. Bu insanlar yukarıda Allah bir kişiye benzer mi? ve Bildiğin birisine benzetmek istersen Allah ı kime benzetirsin? soruları-
185 Bulguların Yorumlanması 177 nı analiz ederken verilen cevapları içermekle birlikte nur yüzlü birine, beyaz saçlı siyah gözlü birine, beyaz giyinmiş bir erkeğe, bıyıklı birine gibi benzetmeler de yapılmıştır. Elde edilen bu bulgular benzer çalışma sonuçları ile uyum içindedir. Örneğin, Piaget (2005) 7-8 yaşlarındaki çocukların Tanrı yı kesinlikle bir insan olarak, insanî özelliklere sahip bir varlık olarak ya da insanların önderi olan bir insan olarak tasavvur ettiklerini belirtmektedir (ss ). Leuba (1917) küçük çocukların Tanrı yı ruha, buluta, ateş topuna, bir meleğe benzettiklerini; çocukların üçte birinin de Tanrı yı güçlü bir adam, bir insan ve yaratıcı olarak tasvir ettiklerini saptamıştır (akt.: Thackeray, 2000, s.14). Harms da (1944) 7-12 yaş çocuklarının Tanrı yı gerçek bir insan olarak düşündüklerini, birçok çocuğun Tanrı yı din adamı şeklinde tasavvur ettiğini ifade eder (akt.: Clark, 1963, s. 94). Crapps (1986, s. 171) ve Goldman (1964), antropomorfik düşünceye sahip olan 9-11 yaşları arasındaki çocukların, Tanrı yı sıradan veya gerçek bir adam olarak değil, daha çok Noel Baba ya da, süpermen olarak, belki de Zeus, Herkül, Hera, Zeyna gibi Yunan mitoloji tanrılarından da etkilenerek tasavvur ettiklerini ve bu tasavvurlardaki ortak özelliğin, tasavvur ettikleri Tanrı nın gücünün özel sihirli yönlerinin olduğunu ifade ederler. Dolayısıyla çocuğun dünyasında Tanrı, krallar, süper kahramanlar, büyücüler, arkadaşlar, kız ve erkek kardeşler, annebabalar, öğretmenler, polisler, itfaiyeciler ile bir araya gelebilmektedir. Bu süreçte, çocuk, Tanrı hakkında düşünür ve bir şekilde bağlantı kurarken, onun ırkı, sosyal sınıfı, cinsiyeti, yaşı ve aile tecrübeleri etkili olabilmektedir (Allport, 2004, s. 49; Dickie ve diğ., 1997). Örneğin, Allport a göre, çocuk Tanrı nın gücünü kendi kapasitesinin ötesinde hayal eder ve kaçınılmaz olarak Tanrı ile ilgili güç ve enerji fikirlerini değiştirir ve geliş-
186 178 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi tirir. Kendi anne-babasını güçlü olarak algılar, fakat Tanrı onlardan da güçlü olarak tasavvur edilir. Tanrı gökyüzünde bir süpermen gibidir. Çoğu zaman çocuğa, Tanrı nın bir erkek olduğu imâ edilir. Bunun sonucu olarak çok az istisnayı dışarıda tutarsak çocukların çoğu Tanrı yı yaşlı bir adam, zengin birisi, süpermen ya da kral olarak hayal eder. Freud un evrenselleştirdiği kadar olmasa bile genellikle Tanrı nın fiziksel baba ile aynı sıfatlara sahip olduğu düşünülür (Allport, 2004, s. 49). Çocuğun bu tür tasavvurlarının oluşumunda aile ve sosyokültürel çevrenin etkisinin büyük olduğunu vurgulama hususunda Yavuz (1987), çocukların Tanrı yı, onlara tanıtıldığı ve öğretildiği biçimde tasavvur edeceklerine dikkat çekmektedir. Yani onlara, neye ihtiyaç duyarlarsa ve ne isterlerse Tanrı nın onu vereceği anlatılmışsa, çocuklar da böyle bir Tanrı yı tasavvur etmeye başlarlar (ss ). Çocukların dinî düşüncelerini bir otoriteye dayanarak sorgulamadan oluşturmaları konusunda, Pratt (1920), kendisine "inancın dağları yerinden oynatacağı" söylenen sekiz yaşındaki bir kızdan bahsetmektedir. Kız üç saat Washington tepesinin denize yuvarlanması için dua eder. Bunun gerçekleşmemesi kızın inancını sarsar ve bu sebeple bütün yaz bir daha dua ve ibadette bulunmaz (akt.: Clark, 1961, ss ). Ayrıca Yavuz (1987), gerçekleştirdiği araştırmada, 7-9 yaş çocuklarının Tanrı yı insana veya başka bir şeye benzetme eğilimlerinin yaşındaki çocuklara göre daha fazla olduğunu saptamıştır. Bununla birlikte çocuklarda antropomorfik düzeyin Batı daki benzer çalışmalarda elde edilen bulgularla karşılaştırıldığında oldukça düşük olduğunu ifade etmiştir. Yavuz, Batı daki bu durumu, Hıristiyan kültüründeki Tanrı kavramına ilişkin somut sembollerin daha fazla kullanılmasıyla açıklamaktadır (ss ). Fakat bu karşılaştırmalarda belirli
187 Bulguların Yorumlanması 179 rakam ve oranlar ifade edilmediği için, çalışmamızın bulgularıyla sağlıklı bir karşılaştırma imkanı doğmamaktadır. Bizim verilerimiz bu yaşlardaki çocuklarda Tanrı yı insana benzetme eğiliminin % 30 ve başka şeylere benzetme eğiliminin ise % 20 oranlarında olduğunu göstermiştir. Bu oranın daha yüksek olduğu sanılmaktadır. Çünkü çocukların, eğitimleri sürecinde eşi ve benzeri yoktur, hiçbir şeye benzemez, doğurmamış ve doğrulmamıştır, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter gibi etkisinde kaldıkları hazır ezberlenmiş formülasyonların, onların cevaplarında etkili olduğu tahmin edilmektedir. Bu ise, çocukların soyut işlemler dönemi özelliklerini gösteriyormuş gibi bir yanılgıya götürebilmektedir. Sonuç olarak bu bulgular, çocukların doğal olarak, somut işlemler dönemi özelliklerine sahip olduklarını göstermiştir. Eğer Yavuz un Tanrı yı insana benzetme konusunda ulaştığı oranlar bizim çalışmamızdaki oranlardan daha düşükse ve geçen zaman diliminde bu oranda bir yükselme olmuşsa bunun sebepleri üzerine düşünmekte fayda görülmektedir. Yavuz un araştırmasından bu yana geçen yaklaşık 30 yıllık 13 süreçte çocukların anlam dünyasında en önemli etki yapan faktörün, televizyon kanallarının çoğalması (Mete, 1999) ve buna bağlı olarak Hıristiyan kültürünü yansıtan çizgi film, dizi ve filmlerin yoğun bir şekilde yayınlanması olduğu öne sürülebilir. Bu filmlerin çoğunda Hıristiyanlığa ait kavram, ritüel ve sembollere bir şekilde yer verildiği gözlenir. Bu temalar bazen kilisede bir düğün veya ölüm merasimi şeklinde, bazen bir rahibin önemli bir rolü üstlenmesiyle, bazen film kahramanlarının boynundaki haç kolyenin gösterilmesiyle, bazen de vampirlerden, kötü ruhlar- 13 Yavuz un çalışması 1987 de basılmakla birlikte, 1979 tarihinde Doçentlik tezi olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla araştırmanın uygulaması 1979 yılından önce yapılmıştır.
188 180 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi dan, hayaletlerden kurtulmada haçın ve kilisenin gücünün vurgulanması şeklinde olur. Bir akrabamın sekiz yaşındaki kızı, bir düğün törenine şahit olduğu zaman, ben düğünümü kilisede yapmak istiyorum demiş olması bu içeriklerin çocuklar üzerinde çok güçlü etkiler bıraktığını gösteren çarpıcı bir örnektir. Yine, her yıl, yılbaşına yaklaşık iki ay kala çizgi film ve filmlerin içeriklerinde Noel ve Noel Baba figürü işlenmeye başlandığı gözlenir. Buna paralel olan bir başka tespit şudur; son yıllarda yılbaşı yaklaştığında, özellikle büyük şehirlerde, mağaza ve büyük marketlerde Noel Baba kıyafetli kişilerin müşterilerle, bilhassa çocuklarla ilgilenmektedirler. Hatta birçok anaokulu ve ilköğretimin anasınıflarına Noel Baba kıyafetli kişilerin para karşılığında getirtilmeleriyle ve dışarıdan görülebilecek şekilde süslenmiş çam ağaçlarının bulunduğu evlerle artık çok sık karşılaşılmaktadır. Özetle tüm bu örneklerin, en azından Tanrı tasavvuru konusunda nasıl bir sosyal değişimin, buna bağlı olarak da nasıl bir zihinsel dönüşümün yaşandığını anlamada yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte, Yaparel in belirttiği gibi, 14 bu yaş dönemi çocuklarının, gelişim görevi açısından bakıldığında Tanrı tasavvurlarının somut işlemler dönemi özelliklerini taşıması doğal bir durumdur. Belki de TV programlarındaki Tanrı ile ilgili içerik, sahne ve nesneler, çocukların Tanrı ile ilgili tasavvurlarını dile getirmelerini kolaylaştırmış olabilir; Tanrı nın sıfatlarını tasvir etmede çocuklara alternatifler sunabilir. Hıristiyan bir çocuğun Tanrı ya Babamız diye hitap etmesi, zaten yaşı gereği antropomorfik eğilimlerin etkisinde olan Müslüman çocuk için de, kullanması cazip gelebilir. Örneğin, 11 yaşındaki Burak, Allah baba, beni, annemi, ağabeymi, kardeşimi ve babamı 14 Konuyla ilgili olarak Hocam Sayın Prof Dr. RecepYaparel ile bir görüşmemizde bu düşünce ifade edilmiştir.
189 Bulguların Yorumlanması 181 koru, senden tek ricam bu. derken, yine 13 yaşındaki Aslı bile, Tanrı nın kimseye benzemediğini ifade etmesine rağmen, Tanrı dan gerçekleşmesini istediği dileklerini ifade ederken, Allah baba, yaptığım kötü davranışlarım için özür dilerim. Senden üç dileğim var: 1. Aileme ve bana sağlıklı bir yaşam vermen, 2. Sevdiğim futbolcuyu görmek, 3. Voleybolcu olmak. Senden bunları istiyorum Allah ım, âmin ifadelerini kullanmıştır. Allah ismini nereden aldı? sorusuna çocukların yaklaşık % 30 u bilmiyorum cevabını verirken, sadece % 20.5 i eşsizlik-benzersizlik kategorisine giren cevaplar vermiştir. Buna karşın, çocukların % 38.3 ü antropomorfik nitelikte cevaplar vermiştir. Yani çocukların Tanrı nın, ismini birilerinden veya bir yerden alabileceği yönünde bir tasavvura sahip oldukları saptanmıştır. Bu cevaplardan bazıları şöyledir: Tanrı ismini; dünyaya gelen ilk insandan, peygamberlerden, insanlardan, ana-babasından, cennetten, meleklerden, gökyüzünden, Hz.Adem den, büyüklerinden, dedesinden, küçükken birilerinden, camiden, Mekke den almıştır. Antropomorfizmin en baskın olduğu konu Tanrı nın cinsiyeti konusudur. Çocukların yalnızca % 13.2 si Tanrı nın bir cinsiyetinin olmadığını ifadelendirirken, % 52 7 si Tanrı nın erkek olarak, % 1.6 sı kadın olarak, % 2.3 ü hem erkek hem de kadın olarak tasavvur etmektedirler. Çocukların % 18.6 sı da bu soruya bilmiyorum cevabını vermişlerdir. Diğer konularda olduğu gibi bu konuda da yaşlara göre frekans dağılımı oldukça dikkat çekicidir. Yedi yaşındaki çocukların % 75 i Tanrı yı erkek olarak tasavvur ederken, 11 yaşındaki çocukların sadece % 7 si erkek Tanrı tasavvuruna sahiptir. İki kız öğrenci Tanrı nın kadın; iki kız ve bir erkek çocuk da Tanrı nın hem kız hem erkek olabileceği yönünde beyanda bulunmuşlardır. Bu sayılardan anlaşılacağı üzere, Tanrı nın cinsiyeti yoktur veya
190 182 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi erkektir cevaplarını verme açısından erkek çocuklarla kız çocukları arasında bir fark yoktur. Daha önce de belirtildiği gibi, Tanrı tasavvurunun gelişimi konusunda getirilen Freud un yorumu olan, babanın tanrılaştırılmasının ve bunun tersi olan Tanrı nın ana-babalaştırılması şeklindeki yorumların her ikisinde de baskın cinsiyetin erkek olduğu söylenebilir. Bu bağlamda birçok araştırma, Tanrı tasavvurunun anneyle ilgili olmaktan çok babayla ilgili olduğunu ve baskın cinsiyetin erkek olduğunu ileri sürmüştür. Sylvia adlı bir kız çocuğunun, Sevgili Tanrı; erkek çocuklar, kızlardan daha mı iyiler? Biliyorum sen de erkeksin, fakat dürüst olmaya çalış ifadesinde bu anlayış belirgin olarak ortaya çıkmaktadır (Foster ve Keating, 1992; Heller, 1984; Kunkel ve diğ., 1999; Lee ve Early, 2000; Nelsen, Cheek ve Au, 1985; Riegel ve Kaupp, 2005; Tamayo ve Desjardin, 1976; Vergote, 1969; Vergote ve Aubert, 1972). Buna karşın, bazı araştırmalarda ise, Tanrı için anne imajlarının kullanıldığı öne sürülmüştür (Godin ve Hallez, 1964; Nelson, 1971; Nelson ve Jones, 1957; akt.: Spilka, Addison ve Rosensohn, 1975). İnsanlık tarihi boyunca devlet ve imparatorlukları yönetenlerin nerdeyse tamamının; sosyal hayatta zor, tehlikeli ve güç isteyen işleri yapanların çoğunluğunun; tüm zamanlarda ve toplumlarda savaşan askerlerin ve onların komutanlarının hemen hepsinin erkek olması; buna paralel olarak Tanrı nın cezalandırıcı, yargılayıcı ve özel güçleri olan bir Varlık olarak tasavvur edilmesi, sonuçta Tanrı nın da erkek olarak düşünülmesine sebep olmuş olabilir. Heller (1984), erkek çocukların Tanrı nın cinsiyetinin erkek olduğu yönünde güçlü eğilimlerinin varlığından bahsederken dokuz yaşındaki Arthur ile yaptığı diyalogu aktarır:
191 Bulguların Yorumlanması 183 Arthur: Tanrı bir erkektir, eminim. Heller: Tanrı kadın olsa ne olur? Arthur: Fakat Tanrı bir erkektir! Heller: Fakat seninle oyun oynayalım, eğer kadın ise ne olur? Arthur: Tanrı eğer öyleyse..hımm! Bilmiyorum (kaygılı gülerek) bilmiyorum. Tanrı yı bir hanımefendi olarak hayal edemiyorum. Hayır efendim (gergin bir şekilde gülümseyerek) (s. 89). A3. Tanrı nın Herşeyi Bilmesi, Herşeyden Haberdar Olması: Bu yaş grubunda, Allah senin kim olduğunu biliyor mu? sorusuna çocukların % 90 ı; Allah seni görebilir ve işitebilir mi? sorusuna çocukların % 92 si evet cevabını vermişlerdir. Yaşlara göre frekans dağılımına bakıldığında, ilk soruya hayır cevabını veren yedi yaşındaki çocukların oranı % 13.4 iken, 11 yaş çocuklarının oranı % 1.9 dur. İkinci soruya hayır cevabını veren yedi yaş çocuklarının oranı % 5.1 iken, 11 yaş çocuklarından bu soruya hayır cevabını veren olmamıştır. Bu oranlar, çocuklar tarafından yaşları ilerledikçe, Tanrı nın bu sıfatının neredeyse antropomorfik özellikler içermeyen bir biçimde kavramlaştırıldığını göstermektedir. Sayıları çok az da olsa, hayır cevabının dışında Tanrı nın duyu organları varsa görüp-işitebileceği veya yazıcı melekler sayesinde görüpişitebileceği şeklinde cevapların verildiği de saptanmıştır. Benzer bir bulgu Maclean (1930) tarafından tespit edilmiştir. O, 9-14 yaşları arasındaki çocukların % 90 ının Tanrı nın her şeyi bildiğine inandığını saptamıştır (akt.: Thackeray, 2000, ss ). Bu bulgular, çocukların Tanrı nın nerede bulunduğuyla ilgili verdikleri cevapların oranları ve Tanrı nın yapamayacağı şeylerin olup olmadığıyla ilgili cevapların oranları ile sanki biraz çelişmektedir. Ayrıca, somut işlemler döneminin başında olan, hatta işlem öncesi dönemin bazı özelliklerini taşıyan yedi yaşındaki çocukların yaklaşık % 80 inin bu sorulara evet cevabını vermesi dikkat çeken diğer bir ayrıntıdır. Benzer çelişkiyi Sohn da (1985) saptamış ve her yerde bulunma sıfatıyla
192 184 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi her şeyi bilme sıfatı arasında tam bir ayrım yapılamadığını ifade etmiştir. Bunun nedenlerinden en önemlisi, Yavuz un da belirttiği gibi, 7-9 yaş çocukların Tanrı tasavvurlarındaki benmerkezcil eğilimleri, yaşındaki çocuklara göre daha fazladır (Yavuz, 1987, s. 174). Bilindiği gibi, benmerkezci düşünme eğilimi, her şeyin ben in etrafında döndüğüne inanmayı içermektedir. Yani bu düşünce biçimine sahip bir çocuk, Ay ve Güneş in veya çevresindeki nesne ve kişilerin, kendisi için var olduklarını düşünebilmektedir. Ya da bu düzeydeki çocuk, kalabalık bir ortama girdiği zaman, çevresindeki insanların kendisini fark ettiklerini ve kendisiyle ilgilendiklerini düşünerek, utangaç tavırlar sergileyebilmektedir. Dolayısıyla, kendisini merkezde olduğunu düşünen bir çocuk için, Tanrı nın da kendisini görüp-işittiğini ve tanıyıp-bildiğini tasavvur etmesi mümkün gözükmektedir. Örneğin sekiz yaşındaki Mert, Allah iyi kalpli bir insan ve iyi cömert güzel bir insan ve görevlerini yapıyor. Allah bizim istediğimiz görevleri yapıyor. Bizlerin kalbini kırmıyor. Bizleri çok seviyor. Allah çok sevgili ve çok gururlu bir insan demek suretiyle sahip olduğu Tanrı tasavvuru hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Görüleceği gibi, benmerkezci düşünce biçimi ile antropomorfik düşünce biçimi birbirine karışmıştır. Bu durum, çocuğun yaşı da göz önünde bulundurulduğunda, geçiş dönemine denk gelmesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, bu durum, çocukların Tanrı nın kendilerini bildiği, görüp, işittiği konusundaki beyanlarının içselleştirilmiş olmaktan ziyade daha çok büyüklerinin terbiye yöntemleri çerçevesinde söyledikleri ifadelerin ezberlenmesi ve tekrarlanması olarak da değerlendirilebilir. Nitekim Bovet (1958), küçük çocukların, her şeyi bilme ve her şeye gücünün yetmesi gibi sıfatları öncelikle ana-baba bağlamında kazandığını, daha sonra bu sıfatların sadece Tanrı ya ait sıfatlar olarak kavramlaştırdıkları-
193 Bulguların Yorumlanması 185 nı ileri sürer (ss ). Böyle bir sürecin, baba-tanrı ilişkisiyle ilgili tartışmanın ortaya çıkmasında rol oynadığı düşünülebilir. Ama bu tartışma, Freud un yorumu olan, babanın tanrılaştırılmasının aksine, Tanrı nın ana-babalaştırılması yönünde farklı yorumların yapılmasına da yol açmıştır (Piaget, 2000, s.92; Piaget, 2005, s. 229 ve 303). A4. Tanrı nın Herşeye Gücünün Yetmesi: Çocukların % 53.3 ünün gücü yetmeyeceği hiçbir şeyin olmadığı bir Tanrı tasavvuruna sahip olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte çocukların % 17.6 sı Tanrı nın gücünün bazı şeyleri yapmaya yetmediğini düşünmektedir. Çocukların çevrelerindeki insanlardan Tanrı ile ilgili oldukça sık duydukları sıfatlardan biri, Tanrı nın her şeye gücünün yettiğine ilişkindir. Buna rağmen bir önceki sıfatın oranlarıyla karşılaştırıldığında bu sıfatın antropomorfik içerikli kavramlaştırılmasının daha yüksek olduğu görülmektedir. İlgili cevaplar analiz edildiğinde, ifadelerde farklı yönlerin öne çıktığı dikkat çekmektedir. Bir evi yıkmak, oyun evleri yapmak, cumhuriyeti kurmak, dünyayı kaldırmak/durdurmak, biz erkekken kıza çevirmek gibi Tanrı nın gücüyle doğrudan ilgili ifadelerin yanı sıra; küfür etmek, günah işlemek, kötülük yapmak, rakı içmek, şeytanla işbirliği yapmak; doğmak ve ölmek, kendisini öldürmek, elini ve bacağını sallamak, yemek yemek, yürümek, insanlar arasında dolaşmak gibi Tanrı nın bilinen diğer sıfatlarına aykırı olduğu düşüncesinden dolayı yapamayacağıyla ilgili ifadeler de yer almaktadır. İkinci kategorideki cevapları veren çocuklar, belirttikleri şeylere gerçekten Tanrı nın gücünün yetemeyeceğini mi, yoksa Tanrı ya yakıştıramadıklarından dolayı Tanrı nın böyle şeyleri yapmayacağını mı tasavvur ediyorlar? Bu noktanın göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz.
194 186 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Antropomorfik düşünce biçimi içeren cevaplara dönüldüğünde, düzeyleri farklı olmakla birlikte, yine de Tanrı nın insanlar gibi sınırlı bir güce sahip olduğu veya sınırsız güç e sahip olma kavramının gelişmemiş olduğu görülür. Kızım Zeynep Bihter in, yedi yaşındayken, Allah yorulduğu zaman peygamberimiz mi O na yardım ediyor? şeklindeki sorusu, bu durumu anlatmaktadır. Yine dokuz yaşındaki İlayda nın Allah ım Seni çok seviyoruz. Sen bizi koruyabilir misin? Allah ım Sen bana, ben Sana yardım edeceğim ifadesini ve 10 yaşındaki Emre nin Allah ım Seni seviyorum. Sen nasıl ışık veriyorsun, şaşırıyorum tarzındaki merakını örnek olarak verebiliriz. A5. Tanrı nın Yargılayıcılığı, Cezalandırıcılığı ve Bağışlayıcılığı: Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? sorusuna çocukların % 60 ı cezalandırır cevabını verirken, % 16.3 ü affeder cevabını vermiştir. Bu bulgular, çocukların yarısından fazlasının cezalandırıcı bir Tanrı tasavvuruna sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, cezalandırır kategorisindeki cevaplar arasında yer alan hesap sorar, kıyamet gününde değerlendirir, ahirette yüzleştirir, günah yazar gibi ifadeler Tanrı nın yargılayıcılığına da vurgu yapmaktadır. Affedici, bağışlayıcı bir Tanrı tasavvuru bu çocuklar arasında oldukça düşüktür. Hıristiyan çocuklarda da benzer sonuçlara ulaşan Thackeray (2000), somut işlemler dönemi çocuklarının Tanrı yı, yargılayıcı, kendi itaatsizliklerinde cezalandırıcı, fakat pişmanlık durumunu ifade edenlere karşı ise, merhamet ve affedici olarak tasavvur ettiklerini saptamıştır. Bu çocuklar, hata yapan çocukların saf, temiz bir kalple affedilmelerini Tanrı dan isterlerse, Tanrı nın onların hatalarını unutacağını ve onları affedeceğine inandıklarını belirtmişlerdir (s. 119). Bu faktör bir sonraki soru olan Allah tan korkuyor musun? sorusunu da yorumlamada ipuçları sağlamaktadır. Çocukların % 5.5 i çok korkuyorum olmak üzere toplam % 83.5 i
195 Bulguların Yorumlanması 187 Allah tan korktuklarını ifade etmişlerdir. Hayır korkmuyorum şeklinde cevap verenlerin oranı sadece % 11.3 tür. Tanrı dan korktuğunu belirten çocukların bir kısmı, Tanrı dan korkmayan Müslüman değildir ifadesinde vurgulandığı veya Tanrı ya yazdığı mektuplar kısmında Allah ım Seni çok seviyorum şeklinde belirtildiği saptanmıştır. Bu durum, çocukların Tanrı ya karşı saygısızlık olmasın diye Allah tan korktuklarını dile getirmiş olabilecekleri ihtimalini gözardı edilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu yönde dile getirilmiş ifadeler şöyle sıralanabilir: Allah tan O nun sevgisini kaybetmekten dolayı korkuyorum (10 yaş). Evet ama O nu sevdiğim için (11 yaş). Allah tan korkmuyorum, Allah ı seviyorum. Herhangi bir nedenden dolayı korkmam. Ama Allah tan korkmuyorum demekle O nu tanımıyor değilim (11 yaş). Goldman da (1964), benzer olarak, daha küçük çocukların, Tanrı korkularının saygıyı içeren bir korku özelliği taşıdığını ifade etmektedir. Aslında saygı kısmen korkuyu içermekle birlikte daha çok sevgiye yakındır. Saygı duyulan kişi aynı zamanda sevilir de. Ama bu süreçte sevilen kişiyi, makamı veya varlığı üzmemek ya da sevgisini kaybetmemek için tamamen özgür davranma diye bir durum sözkonusu olmayıp, belli düzeylerde kısıtlamalar ve yasaklar da mevcuttur. Bovet e (1958) göre, eğer saygının bir yanı sevgi, diğer yanı da korku ise, saygı duymamazlık edilemez. Hayatında korku nedir bilmeyen şövalye, sevgi diye bir şey hissetmemiş insan, uydurma kişiliklerdir. Saygı duymamak için insanın kendinden üstün hiçbir şeyin var olmadığına inanması, gururdan ve bencillikten ibaret bir varlık olması gerekir... Saygı konusunda uyanık olmak gerekir. Her saygı, davranışlarımızı yasaklar, sıkar ama bunu hep aynı biçimde yap-
196 188 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi maz. Korkuya dayanan saygılar elimizi kolumuzu bağlar, korkuyu da hiçbir şekilde gidermez (s. 241 ve 242). İşte elde edilen bulgularda, korkunun mu, saygının mı yoksa sevginin mi çocuğun dinî inanç ve duygularında etkili olduğu ve daha çok rol oynadığı merak edilebilir. Aslında bu duyguların varlığı yeni değildir, bilâkis insanlık tarihi kadar eskidir. İster ilkel olsun ister modern olsun topluluk ve kültürlerin çoğunda, Tanrı ile dengeli bir ilişki kurmada kurban ve adaklarda bulunma törenleri önemli bir yere sahiptir. Bu törenler bazen saygının, bazen de korkunun bir ifadesi olmuştur. Bazen yüce Varlığa şükrün ifadesi bazen de Yüce Varlığın gönderebileceği veya gönderdiği belalardan, musibetlerden, felaketlerden korunmak veya kurtulmak amacıyla bu ritüeller yapılmıştır. Sonuç olarak saygıyla korku Tanrı tasavvurunda birbiri içine girmiş duygular olarak kabul edilebilir. Bu saygı içerikli ifadeler gözönünüde bulundurulmakla birlikte, cezalandırıcı Tanrı tasavvuruna sahip olan çocukların oranını hesaba katarsak, gerçek anlamda Tanrı dan korkanların oranının % 50 nin altına düşmeyeceği ileri sürülebilir. Aşağıda gelecek olan ifadelerde de görüleceği gibi, çocukların Tanrı korkularının altında yatan asıl faktör, günahkârlık duygusu ve cezalandırılma korkusudur. Örneğin; Allah tan korkuyorum. Allah tan korkmasan Allah yok eder ve hiç affetmez (11 yaş). Evet, korkuyorum. Çünkü âlemlerin rabbi olan Allah çok büyüktür, yanlış bir şey yaparsak cezalandırır (11 yaş). Elbette. Allah tan korkmayan varsa Allah onları çarpar (11 yaş). Evet korkuyorum. Çünkü hem iyi, hem de kötü huylarım var (günah) (11 yaş). Yani her insan bilerek kötü bir şey yaparsa korkar, ben de kötü bir şey yaparsam dua ederim ki Allah beni affetsin. Yani korkarım (11 yaş).
197 Bulguların Yorumlanması 189 Babamdan korktuğum kadar (11 yaş). Eğer bir günahım varsa korkarım (11 yaş). Korkuyorum çünkü O benden büyük (9 yaş). Günahlarım olursa korkarız (8 ve 10 yaş). Evet, Allah tan korkmayan kimse yoktur, varsa delidir (10 yaş). Tabiî ki korkuyorum. Allah, ruhumuzu vücudumuzdan çıkarabilir (11 yaş). Allah tan korkuyorum. Her zaman korkacağım. Çünkü bana verdiği canı alan veren O dur (10 yaş). Bu yaş grubundaki 523 çocuktan 105 i, yani yaklaşık her beş çocuktan biri, günahkârlık duygusu içinde olduğunu gösteren ve Tanrı dan affedilmeyi dileyen ifadelerde bulunmuştur. Bu dikkat çekici bir durumdur, çünkü bu çocuklar daha 7-11 yaşları arasında bulunmaktadırlar, yani dinî sorumluluğun henüz başlamadığı yaşlardadırlar. Sekiz yaşındaki Atahan ın, Günahlarım olursa korkarım ve yine sekiz yaşındaki Büşra nın Allah ım Seni çok seviyorum. Bu mektubu sana büyük bir duyguyla yazıyorum. Birgün öleceğiz ve hesap sorulacak gibi ifadeler kullanmaları çok düşündürücü bir tablodur. Ayrıca yaklaşık 15 çocuğun ankette böyle sorular sormanın ve bunlara cevap vermenin de günah olduğunu ifade ettikleri görülmüştür. Böyle düşünen çocukların bir kısmı bilmiyorum veya saçma gibi ifadelerle sorulara cevap vermekten kaçınmışlar ve bu soruların sorulmasının günah olduğuna dair notlar yazmışlardır; bir kısmı da hem cevap vermişler hem de Tanrı ya hitap ederken cevap verdiklerinden dolayı affedilmelerini dilemişlerdir. Örneğin; Allah ım sizi çok seviyorum. Bu soruları yanlış yaptıysam günah olur mu? Bazılarına bilmiyorum yazdım. Şimdi Sana hoşçakal diyorum. Hımm, bir şey söylüyorum. Bu dünyada en büyük Sensin (kız, 9 yaş).
198 190 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Sizin hiç Allah tan korkunuz yok mu, böyle şeyleri soruyorsunuz? Ben müslümanın Allah sizi çarpabilir. (kız, 10 yaş). Allah ım bu soruları cevapladım ama eğer günah yaptığım bir yer varsa beni bunun için affet (kız, 10 yaş) Bu tepkiler, çocukların özellikle 5-7 yaşları arasında anababalarına ve diğer büyüklerine, Tanrı ve diğer dinî konular hakkında masumane sordukları bu tür sorular karşısında aldıkları sert ve olumsuz tepkileri çağrıştırmaktadır. Yani, küçük çocuklar büyüklerine Tanrı yı tanımaya yönelik O nun sıfatlarıyla ilgili sorular sorarlar, bu soruların bazıları, büyüklere göre sorulması bir yana akla getirilmesi günah olan sorulardır. İşte büyükler bu tür sorular soran çocuğa, böyle bir soruyu sormakla günaha girdiğini ve bundan dolayı Tanrı tarafından cezalandırılabileceğini ve bir daha böyle sorular sormamasını sert ve kızgın bazen de endişeli bir şekilde ifade edebilmektedir. Kim bilir belki de bu çocuklar böyle bir tecrübe geçirmiş olabilirler? Bu yaş döneminde Tanrı ile ilgili olarak çocuğa verilen bilgiler ve eğitim, onun hem din duygusunun gelişmesine hem de ruh sağlığı üzerine önemli etkide bulunur. Baskı ve korku ile eğitilmiş bir çocuk için Tanrı, genellikle ceza veren biri olarak tasavvur edilecektir. Bazı ana-babalar, küçük yaşta çocuğu, Allah yaramazlık yapanı taş yapar, yakar, çarpar, cehennemine atar gibi sözlerle korkutarak uslu durmasını sağlamaya çalışırlar. Henüz Tanrı hakkında soyut düzeyde yeterli bilgiye sahip olmadığından bu cezalandırıcı Tanrı tasavvuru çocukların duygu gelişimine zarar verir. Böylece, kullarını seven ve onlara sayısız yardım ve iyiliklerde bulunan Tanrı, çocuğun zihninde, sadece kızan, ceza veren biri olarak şekillendirilmiş olur (Peker, 1993, s. 104; krş.: Ay, 1994, s. 177; Tütüncü, 1987). İslam dininde Allah korkusu vardır ve çok kuvvetlidir. Fakat bu korku, belli bir bilgi ve kültür düzeyine ulaşmanın sonucunda meydana gelen bir korku olmalıdır. Kur ân ın sözü-
199 Bulguların Yorumlanması 191 nü ettiği korku Allah a inanmaya, Allah ı bilmeye dayalı olacak korkudur. Yoksa bilinçsizce bir korku değildir. Örneğin, Allah ın kulları arasında O ndan korkanlar ancak bilginlerdir (Fâtır, 35/28); Eğer inanmışsanız benden korkun (Tevbe, 9/13) ayetleri Allah a inanan ve O nu tanıyıp bilen kişilerin gerçek anlamda tecrübe ettikleri, sevgi ile korku arasındaki bir duyguya dikkat çekmektedir (Bilgin ve Selçuk, 1995, ss ). A6. Tanrı ya Yapılan Dualar: Çocukların % 44 ünün cevap vermediği Allah tan kabul etmesini en çok istediğin dileğin nedir? sorusuna en çok (% 12.4) derslerimde ve gelecekte başarılı olmak, dileğinde bulunmuşlardır. İkinci sırada ise % 10.5 ile araba, ev, bisiklet, bilgisayar, atari, cep telefonu, kulübe, köpek gibi maddi şeyler yer almıştır. Üçüncü sırada, % 6.5 ile sağlık-huzur-mutluluk, dördüncü sırada da, % 6.3 ile ekonomik konular yer almaktadır. Görüleceği gibi ilk dört sırayı alan istekler, daha çok somut nitelikler taşımaktadır. Bu bulgular, hem Long, Elkind ve Spilka nın (1967), hem Bilgin in (1995) hem de Elias ın (2004) bulgularıyla örtüşmektedir. Long, Elkind ve Spilka ya göre (1967), 5-12 yaşları arasındaki süreçte dua, alışkanlık ve ezberlenmiş pasajlardan, somut kişisel isteklerden, insancıl ve altrustik (başkalarını düşünme) hassasiyetleri içeren daha soyut talepler yönünde bir gelişme olmaktadır. Onlar, bu duygusal değişimi, şöyle ifade etmektedirler: Dua etme küçük çocuklarda duygusallıkları açısından daha nötrdür. Fakat büyük yaşlardaki çocuklar için dua, önemli duygusal anlamlar içerir (empati ve başkaları ve Tanrı ile özdeşleşme ifadesi gibi). Bütün bu bulgular, duanın gelişim safhalarının, Piaget nin bilişsel gelişim kuramının ikinci ve üçüncü dönemlerine paralel olarak kavramlaştığını gösterir. Üçüncü safha için ise, 9-12 yaşları Piaget nin kuramında, soyut işlemler dönemine bir geçiş olarak nitelenen yani bu döneme ait özelliklerin yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığı yaşlardır. Dolayısıyla
200 192 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi burada duanın kavramlaştırılması konusunda, soyut kavramlaştırma biraz daha erken başlamakla, Piaget nin açıklamalarıyla tam örtüşmemektedir (akt.: Beit-Hallahmi ve Argyle, 1997, s. 147; Crapps, 1986, s.169; Hood ve diğ., 1996, s. 58). A6.1. Dilekleri Gerçekleşmediği Durumlarda Çocukların Tepkileri: Bir önceki konuya paralel olarak cevap vermeyen çocukların oranı % 43 ü bulmaktadır. Soyut işlemler dönemindeki çocukların aksine, dileklerinin gerçekleşmemesi durumda en fazla gösterdikleri tepki (% 20) üzülmek olmuştur. Arkasından % 17 lik oranla dua etmek, % 16 lık oranla da hiçbir şey yapmamak şeklinde cevapların verildiği saptanmıştır. Dolayısıyla böyle bir tablo karşısında, çocukların Tanrı ya karşı olumsuz bir tepki içine girmedikleri, belki kendilerini çaresiz hissettikleri bir durumda bile, yine dua etmeye yöneldikleri gözlenmektedir. Yavuz da (1987), çocuklara başına kötülükler, acılar gelse, dediklerin ve isteklerin olmazsa, Allah a kızıp da O olsaydı bu olmazdı dediğin oldu mu? Acaba neden? sorusunu yöneltmiştir. Bu soru çocukların Allah ın varlığıyla ilgili kanaatlerini tespit etmeye yönelik olmakla birlikte, çocukların verdikleri cevapların konumuza ilişkin tarafları olduğu görülmektedir. Bu soruyla ilgili bulguları yorumlarken Yavuz, çocukların Allah ın varlığını gözardı etmediklerini ve her şeyden önce Allah a muhtaç olduklarına inandıklarını ifade eder. Yavuz, çocukların, yaratan, yaşatan, büyüten, koruyan, iyileştiren ve her şeyi veren Allah ın şimdiye kadar yaptıkları ya da verdikleri ve ömür boyu verecekleri şeyler yanında olumsuz bir durumla karşılaşıldığında hemen Allah a kızmak, sırt dönmek, varlığını inkâr etmek, dua etmemek, ümidi kesmek gibi davranışların doğru olmadığını düşündüklerini nakletmektedir (s. 246).
201 Bulguların Yorumlanması 193 A7. Çocukların Tanrı ya Yönelişleri: Bu soruda, çocuklar duygu, düşünce ve dileklerini, Tanrı ya sunma fırsatı bulmuşlardır. Fakat buna rağmen, çocukların % 22 si cevapsız bırakmayı tercih etmiştir. Tanrı ya şükran duygusuyla yönelen çocukların oranı % 33 dür. Sonra günahkârlık duygusu içinde olan ve buna bağlı olarak affedilmeyi dileyen çocuklar (% 7) gelmektedir. Otuzaltı çocuk (% 6.9) Tanrı ya yönelişlerinde ayrılık ve ölüm temalarına yer vermiştir. Bunların arkasından sosyal içerikli konular (% 5.7) ile bireysel-psikolojik temalar (% 5.7) içeren ifadeler gelmektedir. Çocukların tüm kategorilere örnek olabilecek Tanrı ya hitaplarından bazıları, aşağıda sunulmuştur: 1- Allah ım nasılsınız, iyi misiniz? Allah ım benim günahlarımı affet. Benim sevabım var mı? Allah ım dualarımı kabul et. (Kız, 10 yaş) 2- Allah ım bütün günahlarımızı affet. Bizleri cehenneme gönderme, bizi cennetine gönder. (Erkek, 10 yaş). 3- Yüce Tanrım, dünyada herkes yanlış yapar. Benim de bir sürü günahım var. Bu mektubu yanlışlarımı affetmen için yolladım. Allah ım günahlarımı, yanlışlarımı affeyle. Âmin Hilal (Kız, 11 yaş). 4- Allah ım Senin varlığına birliğine ve dirliğine inanıyorum. Sen kötülük yapan bir kişiyi affeden bir iyilik meleğisin. Sen yerde, gökde, sağda solda her yerde yaşıyorsun. (Erkek, 11 yaşında). 5- Ey Âlemlerin Yaratıcısı Yüce Allah ım! Sen dünyadaki en güzel varlıksın. Senin bir eşin daha yok. Allah ım bütün günahlarımızı affet. Bütün Müslüman din kardeşlerimizi cennete ve hacca gitmeyi nasip et. Allah ım bize kabir azabı çektirme. Allah ım başka söz bulamıyorum. Huzurunda olduğum için çok heyecanlıyım. Allah ım Senin nerede yaşadığını, ne yiyip ne içtiğini çok merak ediyoruz. Allah ım sorularımızı cevapsız bırakma. (Kız, 11 yaş). 6- Allah ım nasılsın iyi misin? Sakın beni ve yakınlarımı yanına alma. Allah ım hiçbir kulunu Cehennemin sıcak sularına
202 194 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi atma Senin varlığına inanan kulun, Cevriye. (Kız, 11 yaşında). 7- Değerli Allah ım; Kalbimde çok büyük bir yerin var. Ancak bir gece Azrail meleğini düşündüm. Öyle bir düşündüm ki çok korktum. Senden bir isteğim, ailemi bana bağışla. Her gece beni görüyorsun ve beni duyuyorsun. Ağlıyorum. Seni rüyamda görmek istiyorum. Ama olamayacağını biliyorum. Bunun için burada seni çok sevdiğimi ve senden çok korktuğumu belirtmek istiyorum. Biliyor musun Allah ım? Bu gerçek bir mektup olmasa bile iyi ki böyle bir şey yapmış hocamız. Çünkü şimdi seni daha çok seviyorum ve korkum azaldı. Canım Allah ım, ben kulun, Evin. (Kız, 11 yaş). 8- Babamın annemin ve kardeşimin sonsuza kadar yaşamasını istiyorum. (Erkek, 8 yaş). 9- Yüce Rabbim! Beni, ailemi ve tüm Müslümanları felaketlerden koru. Senin nasıl olduğunu çok merak ediyorum. Ama inşallah o mahşer gününde cenneti hak edenler Seni görecek. Cenneti hak edenlerden biri de ben ve ailem olmasını isterim. (Kız, 11 yaş). 10- Allah ım bizlere kötü bir şey yapma. Yağmur (Kız, 8 yaş). 11- Allah tan bisiklet, atari istiyorum, herkesi korumasını ve okula giden herkesin başarılı olmasını bir de deprem olmamasını istiyorum. (Erkek, 11 yaş). 12- Allah ım hiç deprem olmasın, derslerimde başarılı olmayı diliyorum (Kız, 9 yaş). 13- Allah ım; Beni sevdiğin kullarından eyle. Hem Seni ve hem de bu dünyayı neden yarattığını merak ediyorum. İnsanlar çok kötü, kimse kimseyi tanımıyor ve ezip geçiyor. Ancak devlet büyükleri, parası fazla olanlar ezilmiyor. Bu yüzden de herkese iş ver. (Kız, 11 yaş). 14- Allah ım kimseyi yalnız bırakma. Allah ım onlar da sokaklarda sürünmesin. (Kız, 8 yaş). 15- İyi dileklerimi yolluyorum, herkesin barış içinde yaşamasını istiyorum. (Erkek, 8 yaş). 16- Allah ım Sen kimsesiz olan çocukları koru. Beni ve ailemi koru. Allah ım Sen babası olmayanları koru. (Kız, 8 yaş).
203 Bulguların Yorumlanması Allah ım senden çok istediğim şey derslerimde başarılı olmak, bir kere matematik yazılısından 3 aldım, arkadaşım alay etti, buna çok üzüldüm, inşallah bir daha 3 almam. Hande (Kız, 8 yaş). 18- Ey Yüce Allah ım; Sana bu mektubu yazıyorum kabul et. Kız kardeşimin ayağı iyileşsin yeter. Elimde olsaydı kendi ayağımı veririm, onun ayağı iyileşsin, ben sakat olayım. Çünkü kimse onunla oynamıyor ve sakatsın diyorlar ve çok ağlıyor. Ey Yüce Allah ım kardeşimin ayağını iyileştir. Ömer (Erkek, 11 yaş). 19- Seninle arkadaşlık yapmak istiyorum, beni sev. (Erkek, 7 yaş). 20- Allah ım ben çok üzülüyorum. Annemle babam boşandı. Abim bana çok kızıyor dövüyor. Kardeşimi çok seviyorum ama abimi az seviyorum. Çünkü dövüyor. Allah ım Sen bana yardım et. Âmin, lütfen, Allah ım. (Kız, 10 yaş). 21- Allah ım bak beni iyi dinle! Sana bir şey söyleyeceğim. Allah ım bak Seni çok seviyorum. Sen beni seviyor musun? Bilmiyorum ama ben Seni çok seviyorum. Cansu (Kız, 8 yaş). 22- Allah ı hep düşünürdüm. Eskiden Allah tan korkardım, eskiden çocukken Allah tan korkup yorganın altına girerdim. İyi ki Allah Türklere güç vermiş yoksa düşmanlar yurdumuzu işgal ederdi, Burak (Erkek, 8 yaş). 23- Allah ım hiç kimse hasta olmasın. (Kız, 10 yaş). 24- Allah ım aileme ve bana koca bir ev isterim. Kendime oda, bilgisayar, ablama ve abime odalar. Kendime oyun oynama bahçesi. Kendime yüzlerce, binlerce arkadaş istiyorum. Okulumuz Fethiye de ve bütün arkadaşlarım Fethiye de olsaydı. Onlarla hergün oyun oynardık. Orada tenis oynardık, yüzme yarışı yapardık. (Kız, 8 yaş). 25- Allah ım Seni çok seviyorum. Bana bir ev, bisiklet istiyorum. Allah ım Siz çiçekler kadar güzelsiniz. Lale, gül, menekşe, sümbül bunları yaratırsınız. Sevgilerimle, elveda. (Kız, 10 yaş). 26- Allah ım bizim bütün borçlarımız ödensin. Bir tane bilgisayar, ev, araba, okulda çalışkan olmak istiyorum. (Kız, 11 yaşında).
204 196 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 27- Sevgili Allah ım, Senin verdiğin bu nimetlere teşekkür ederim. Ben bir ev, bisiklet, araba isterim. En sevindiğim annemin sevinmesi. Allah ım inşallah benim beklediğim şeyi Sen verirsin. Elbette ben de yardım edip çalışacağım. (Kız, 10 yaş). 28- Allah ım Sen yüce bir Tanrı sın ne olursun babam her istediğimi alsın, ailem kavga etmesin, biz zengin olalım, herkese yardım edelim (Kız, 11 yaşında). 29- Allah ım bana birçok bebek, araba, akıl ver ve başarılı bir insan olmamı sağla. (Kız, 11 yaşında) 30- Allah ım! Senden bir taksi, kamyon, iyi bir kuş, oyuncaklar ve ev istiyorum. İyi börekler ver, televizyon getir, ev getir Allah ım hepsini bana getir. (Erkek, 11 yaşında). 31- Allah ım bana oyuncak al gel. (Kız, 9 yaş). 32- Yüce Allah ım; bazı kulların Senin emir ve yasaklarına uymuyorlar. Bunun için elimden geleni yapıyorum ama başaramıyorum. Bütün insanlar Senin emir ve yasaklarına uysalar ne kadar güzel olurdu. İnsanların senin emir ve yasaklarına uyması dileğiyle. Saygılarımla.. Perihan (imza) (Kız, 12 yaşında) 33- Allah ım annemle babamı evlendirdiğin için, beni dünyaya getirdiğin için çok teşekkür ederim (Erkek, 11 yaşında). 34- Yüce Allah ım sen affeden birisin. Ne olur abimi hapisten çıkart. Sen onun bu çocukluğunu bağışla. Ya Rabbim sana ettiğim duaları kabul et. Sen tüm ölenlerin mekânını cennet yap. Allah ım bizim ve tüm durumu kötü durumdaki insanların durumlarını düzelt. Seni görebilmek beni çok mutlu ederdi. Ben Senin ne kadar yüce olduğunu biliyorum. (Kız, 11 yaşında). 35- Allah ım babama iş verir misin? Allah ım bize para verir misin? (Kız, 8 yaş). 36- Allah ım babamın borçlarının bitmesini ve esnaflık yapmamasını istiyorum, kendi arabamın olmasını istiyorum. (Erkek, 10 yaş). 37- Allah amca bana bir kulübe ver (Kız, 9 yaş). 38- Allah ım dediklerimi yanlış yaptıysam duygularını kırdıysam özür dilerim. Ne olur bana okulda başarılı olmam için
205 Bulguların Yorumlanması 197 dileğimi kabul et. Seni çok seviyorum Allah ım. 10 yaşında bir çocuk, adı M ile başlıyor E ile bitiyor. (Kız, 10 yaş). 39- Allah ım sizi çok seviyorum. Siz benim her şeyimsiniz. Ve Siz çok güzelsiniz. Ve de düzenlisiniz. Hoşçakal Allah ım. (Kız, 10 yaş). 40- Allah baba, beni, annemi, ağabeyimi, kardeşimi ve babamı koru, senden tek ricam bu. (Erkek, 11 yaş). 41- Sevgili Allah, Seni çok seviyorum. Seni görmek istiyorum. Sen bizi görebiliyorsun, ama biz Seni ne görüyoruz, ne de işitiyoruz. Allah Siz topraktan mı geldiniz? Birisi yanlış yapsa onu affetseniz ne kadar iyi olur. Ümmühan (Kız, 11 yaş). 42- Allah Seni çok seviyorum, Sen anasın, Sen bir babasın. (Erkek, 8 yaş) 43- Allah ım Seni çok seviyorum. Senden bir ev istiyorum, Sen çok büyüksün Allah ım, Sen çok yaşa. (Kız, 9 yaş), (Allah ın yaşına 133 yazmış ve ağaca benzetmiş). 44- Allah ım Sen çok iyi birisin, Bahar (Kız, 9 yaş) 45- Allah ım Seni çok seviyorum, Sen nerelerdesin? Bir bilsen Seni ne kadar özlediğimi. Bir bilsen Seni ne kadar sevdiğimi. Çünkü Sen canımın içisin, Sen bizim biricik Allah ımızsın. Allah ım Sana bir şeyler söylemem lazım, Sana iyi günler diliyorum. Seni çok seviyorum bunu unutma. Şimdi ayrılmamız gerekiyor. Seni çok seviyorum Seni öpüyorum. (Kız, 9 yaş). 46- Allah ım Siz çok iyi birisiniz, duaları kabul ediyorsunuz. Allah ım Siz bizi görüyorsunuz ama biz Seni göremiyoruz. Allah ım Seni çok seviyoruz. (Erkek, 10 yaş) 47- Allah a mektup yazamam, çünkü adresini kimse bilemez. (Erkek, 11). 48- Allah ım Seni görmek istiyorum, Seni çok seviyorum. Seni öpmek istiyorum, her gün yatarken dua ediyorum. (Erkek, 11 yaş). 49- Allah ım ben Seni çok seviyorum. Sen bize bir beyin verdin, herkes nasıl kullanırsa dedin. Bazıları iyi kullandı, bazıları da kötü kullandı o beyni. Ama ben hep iyi kullanmaya çalıştım. (Kız, 11 yaş).
206 198 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 50- Sevgili Allah ım, ne olursun benim dualarımı kabul et. Sana güvendim, sana sığındım. Ne olursun beni cennetin kapısında karşıla (Kız, 9 yaş). Bu ifadeleri şöyle sınıflandırabiliriz: 1-7 arası ifadeler ile 10. ve 41. ifadeler günah ve korku temalarını içermektedirler. Ölüm ve ayrılık temaları, altıncıdan başlayıp 12. de son bulan ifadelerde geçmektedir. Toplumsal konuları içeren ifadeler ise, 13, 14, 15, 16, 28, 32 ve 34 numaralı ifadelerdir. Ailevi konuların ve sorunların yer aldığı duygu, düşünce ve dilekler, 26, 28, 34, 35 ve 36. ifadelerde zikredilmektedir. Onyedi ile başlayıp 24 te sona eren maddeler çocukların daha çok psikolojik, duygusal yönlerinin öne çıktığı temaları içermektedir. Yirmidört ile başlayıp 31 de biten maddelerle, 11., 37. ve 43. maddelerde çocukların Tanrı dan bisiklet, bilgisayar, ev, oyuncak gibi istekler yer aldığı gözlenmektedir. Cennet temasının işlendiği maddeler ise, 2, 5, 9 ve 50 dir. Çocukların Tanrı hakkında bazı merak ettikleri hususlar var ki, onlar da, 5, 9, 13, 41, 46 ve 48. ifadelerde kendini göstermektedir. Tüm bu ifadeler topluca baktığımızda, benmerkezci ve antropomorfik düşünce yapısının özelliklerinin varlığı göze çarpar. Örneğin, 19., 32. ve 33. maddelerde benmerkezci özellikler öne çıkarken, 1, 4, 5, 6, 25, 31, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49. ifadelerde de antropomorfik özellikler öne çıkmaktadır. Bu ifadelerde dikkati çeken bir diğer önemli husus, Allah ım Seni çok seviyorum, Sen nerelerdesin? Bir bilsen Seni ne kadar özlediğimi. Bir bilsen Seni ne kadar sevdiğimi. Çünkü Sen canımın içisin, Sen bizim biricik Allah ımızsın. Allah ım Sana bir şeyler söylemem lazım Sana iyi günler diliyorum. Seni çok seviyorum bunu unutma. Şimdi ayrılmamız gerekiyor. Seni çok seviyorum Seni öpüyorum. (Kız, 9 yaş) örneğinde olduğu gibi çok samimi, içten gelen duygularla hitap etmeleridir. Yine, Allah ım dediklerimi yanlış yap-
207 Bulguların Yorumlanması 199 tıysam duygularını kırdıysam özür dilerim. Ne olur bana okulda başarılı olmam için dileğimi kabul et. Seni çok seviyorum Allah ım. 10 yaşında bir çocuk, adı M ile başlıyor E ile bitiyor (Kız, 10 yaş) örneğinde görüldüğü gibi, kişinin sevdiği bir insanla kurabileceği türden bir iletişim vardır. Özellikle son cümle, çocuğun Tanrı tarafından başkalarıyla karıştırılabileceği ihtimaline karşı alınmış bir tedbiri göstermektedir. Hâlbuki bu çocuk, Tanrı nın kendisini tanıdığını, bildiğini ve hiç kimseye benzemediği yönünde beyanlarda bulunmuştur. Dolayısıyla Tanrı ya bir mektup yaz başlığı altında yazılanlar, çocukların sahip oldukları Tanrı tasavvurları hakkında elde edilen bulguları test etme imkânı da verir. Sonuç itibariyle, yazılan bu ifadelerden bu yaş grubundaki çocukların Tanrı hakkında düşünme düzeylerinin, somut işlemler döneminin özelliklerini taşıdığı tespit edilmiştir. Benzer bir sonuç Marshall ve Hample (1968) tarafından 10 yaş altı çocuklar üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmadan elde edilmiştir (akt.: Thackeray, 2000, s.28). A8. Kız ve Erkek Çocuklarının Tanrı Tasavvurları: Çocukların sorulara verdikleri cevaplar, cinsiyet değişkeni açısından değerlendirildiğinde, sadece bildiğin birisine benzetmek istersen Allah ı kime benzetirsin? ve Allah tan korkuyor musun? sorularına verilen cevaplarla cinsiyet türü arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Kızlar erkeklere oranla Tanrı yı bildiği birilerine benzetme düzeyi daha düşük olduğu, yani kızların erkeklerden daha az antropomorfik özellikler gösterdikleri tespit edilmiştir. Bu iki grup arasındaki fark p<.02 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Tanrı dan korkma konusunda ise, kızların korku düzeylerinin erkeklerinkinden daha yüksek olduğu saptanırken, bu fark da p<.02 düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir.
208 200 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Anlamlı bulunmamakla birlikte, erkek çocuklar (% 62.7) kızlara (% 56.5) nazaran Tanrı yı daha cezalandırıcı olarak tasavvur etmişlerdir. Bu bulgu, Dickie ve diğ. nin (2006) bulgusunu destekler niteliktedir. Allah evlenmiş midir? sorusu dışında tüm sorulara, kız çocukların cevapları erkek çocuklarınkinden daha az antropomorfik, yani daha soyut olduğu gözlenirken, bu iki cinsiyet grubu arasındaki sözkonusu farklar anlamlı bulunmamıştır. Bu sonuçlar, Yavuz un (1987, s. 247) ve Kousoulas ın (1973) Tanrı tasavvurları ve dinî inanç ile cinsiyet değişkeni arasında bir ilişkinin olmadığı yönündeki sonuçlarıyla örtüşmektedir (akt.: Thackeray, 2000, s. 32). Ayrıca, Moreton da (1944), dokuz yaşındaki erkek çocuklarının, kız çocuklardan daha antropomorfik bir düşünce biçimine sahip olduğunu saptamıştır (akt. Goldman, 2001). A9. Özet Çocuklarda, Tanrı nın bütün sıfatları açısından genel bir değerlendirme yaptığımızda, bazı sıfatlarda soyut işlemler dönemi özelliklerinin yansımaları görülse de, çocuklarda çoğunlukla somut işlemler döneminin bilişsel özelliklerinin baskın olduğu ifade edilebilir. Çocukların bir kısmı, soyut işlemler dönemi özellikleri taşıyor gibi bir izlenim verseler de, kullandıkları ifadelerin, dinî eğitimin etkisiyle edinilen ezberlenmiş kalıp ifadeler olduğu düşünülmektedir. Bu durum, bazen ifade biçimlerinde, (örneğin eşi ve benzeri yoktur ), bazen de diğer sorulara verdikleri cevaplarda kendisini göstermektedir. Bu nedenle, çocukların gerçek anlamda soyut işlemler döneminin özelliğini taşımadıkları söylenebilir.
209 Bulguların Yorumlanması 201 Sonuç olarak, elde edilen bulguların analiz ve değerlendirilmeleri sonucunda, 7-11 yaş grubu çocuklarının sahip oldukları Tanrı tasavvurlarının, Piaget nin bilişsel gelişim kuramındaki üçüncü safha olan somut işlemler döneminin özelliklerini taşıdığı, ve bu sonucun birçok araştırma sonucuyla 15 örtüştüğü ifade edilebilir. 15 Allport (2004), Deconchy (1965), Elkind (1970), Fowler (1981), Heller (1984), Kay ve Ray (2004), Kousoulas (1973), Lawrence (1965), Miriam (1968), Nye ve Carlson (1984), Pitts (1977), Slater (2001), Sloan (1936), Sohn (1985), Thackeray (2000), Wenger (2001), Yavuz (1987).
210 202 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Allah ım Sen her şeyin doğrusunu bilirsin. Ama benim şimdi babama en ihtiyacım olduğu zamanlardı. Keşke onun canını almasaydın. İçimden kendimi öldürmek geliyor, ama bize Sen can verdin Sen alırsın. Babama söyle beni hiç unutmasın! (Kız, 13 yaşında) B YAŞ GRUBU-SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ 16 Bu dönemdeki ergenler, kavramları, olayları veya nesneleri soyut bir düşünce biçimiyle anlamaya, yorumlamaya çalışabilirler. Ergenlik döneminde Tanrı nın antropomorfik özellikleri kaybolmaya başlar ve Tanrı kavramı daha soyut hale dönüşür. Tanrı görülmez ve maddi olmayan bir Varlık olarak tasavvur edilmeye başlanır. Tanrı tasavvurları, tasviri, fiziksel özellikleri içermesinden ziyade bireyin, sevgi, güven gibi içinden gelen duygularının yansımalarını içerir. Onlar, Tanrı yı en iyi arkadaş, sevgili, baba, yardım eden, ihtiyaçlarını karşılayan, karşılıksız seven ve bağışlayan biri olarak tasavvur ederler (Hood ve diğ., 1996, s. 57; Thackeray, 2000, s.23). Ayrıca bu dönemde, ergen benmerkezci düşünme biçiminin yansıması olarak, soyut kavramlaştırma yeteneğiyle, ergen 16 Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramına göre soyut işlemler dönemi, 12 yaşından itibaren başlayan döneme karşılık gelir. Burada yaş grubunun bulunduğu bilişsel safhayı belirtmek amacıyla bu şekilde kullanılmıştır.
211 Bulguların Yorumlanması 203 dinî, felsefî, siyasî konulara ilgi duyar, düşünceyle oynamaktan hoşlanır, adeta değişik alanlarda adeta kendine has kuramlar geliştirerek, bunların abartılı ve katı bir savunucusu olur. Zaman zaman da düşünceleri hakkında şüpheye düşer. Bu evrede inançlar ve değerler derin bir biçimde hissedilir (Erden ve Akman, 1998, s.60; Piaget, 2000, ss ). B1. Tanrı nın Ezelî-Ebedî ve Mekândan Münezzeh Oluşu: Bu yaş grubundaki çocukların, 7-11 yaşları arasındaki çocuklardan, Tanrı nın ezelîliği ve ebedîliği konusunda belirgin bir şekilde ayrıldığı, soyut işlemler döneminin özelliklerini göstermeye başladıkları saptanmıştır. Allah nereden geldi? sorusuna verilen cevapların % 5.8 i; Allah kaç yaşındadır? sorusuna verilen cevapların da sadece % 3.3 ü insan biçimcilikfânîlik kategorisine giren nitelikte olduğu gözlenmiştir. Örneğin, Tanrı nın cennetten, uzaydan, gökyüzünden geldiğini ve 500 bin, 1 milyar, trilyonlarca yaşında olduğu belirtilmiştir. Oranların düşük olmasıyla birlikte, içerikleri de antropomorfik düşüncenin tamamen yok olmadığını, az veya çok, bir azalmanın olduğunu söyleyebiliriz. Benzer olarak, Sohn da (1985) bu dönemde Tanrı nın ölmeyeceğine inanmada ve sonsuzluğu ifade etmede bir artış olduğunu saptamıştır. Çocukların, Tanrı nın herhangi bir yerde veya mekanda yaşayıp yaşamadığı yönündeki tasavvurlarını tespit etmeyi amaçlayan Allah nerede yaşıyor? sorusuna çocukların % 41 i Allah ın her yerde olduğunu belirtirken, % 23.4 ü ise dünyada ve ahiretteki çeşitli yerlere işaret etmiştir. Örneğin, camide, gökyüzünde, görünmeyen bir yerde, insanların ulaşamayacağı bir yerde, kalbimizde, yedi kat göğün üstünde; cennette, ahirette, cennetin kapısının önünde gibi cevaplar verilmiştir. Sloan da (1936) gerçekleştirdiği benzer çalışmasında Tanrı nerededir? sorusunu yöneltmiştir. Bu soruya çocukların % 61 i, cennette; % 27 si, her yerde; % 2 si, cennette ve her
212 204 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi yerde ve % 2 si, bizimle, cevaplarının verildiği belirtilmektedir (akt.: Sohn, 1985, s. 48). Yine Harms (1944), 15 yaşındaki bir genç kızın, cennetin kapısında bekleyen Tanrı yı resmettiğine dikkat çekmektedir yaş grubundaki çocuklarda antropomorfik cevapların oranı % 72.7, her yerde cevabı verenlerin oranı sadece % 8.4 tür. Dolayısıyla büyük çocukların küçük çocuklara oranla, Tanrı yı mekândan münezzeh olan bir Varlık olarak tasavvur etme düzeylerinin anlamlı bir şekilde yüksek olduğu söylenebilir. Küçük çocukların yaklaşık üçte biri ve büyük çocukların yaklaşık % 15 i Tanrı nın yukarıda, gökte olduğunu tasavvur etmişlerdir. Gerçekten tarih boyunca birçok kültürde yukarıda olma, yüceliğin, kutsallığın ve saygının bir göstergesi olmuştur. İnsanlar tanrılarına dua için yönelirlerken ellerini ve yüzlerini gökyüzüne doğru çevirirler. Hz. İsa nın göğe yükseltildiğine, benzer olarak da ölenlerin ruhlarının da göğe yükseldiğine inanılır. Eski Türklerde Gök Tengri ye tapılmaktaydı. Şintoizm de olduğu gibi tarih boyunca bazı toplumlar tarafından gök cisimlerine tapılmıştır. Eski Yunanlılara göre, Zeus gibi yarı insan olan tanrılar da gökte yaşarlardı. Cennet yukarıda, cehennem aşağıda, çukurda tasavvur edilir. Müslümanlara göre, İslam peygamberi Miraç da birçok gök tabakasından geçerek Tanrı nın huzuruna yükseltilmiştir. Tanrı nın kürsüsünden bahsedilir. 17 Kültürümüzde, misafirlerimize, sevdiklerimize bir sevgi ve saygı ifadesi olarak başımızın üzerinde yeriniz var denir. Yine, Kur ân ı-kerim lerin evleri- 17 Tefsirlerde Tanrı nın kürsüsü meselesi, burada anlaşıldığından farklı bir biçimde yorumlanmaktadır. Maddi bir taht, koltuk veya kürsü anlamına gelmekten çok, Tanrı nın yeri ve göğü kapsayan bir hakimiyete sahip olduğu ifade edilir (Bkz, Karaman ve diğ., 2006, s.401).
213 Bulguların Yorumlanması 205 mizde yüksekçe bir yerde olmasına dikkat edilir. Herkesi görebilmenin, işitebilmenin ve kontrol edebilmenin en kolay yolu yukarıdan bakmak olduğu bilinmektedir. Devlet yöneticisi, hâtip, lider, yargıç gibi kimselerin işlerini yaparlarken durdukları yer, her zaman yüksekçe bir kürsü, bir masa veya sandalye ya da bir platformdur. Kısacası, ululuk, yücelik, saygı, yukarıda olma ve yüksekte olma ile; değersizlik, hakaret, küçümseme ise aşağıda olma, yerin altında olma ile özdeşleştirilmektedir. Bayraktan paspas veya halı yapılması, onun yerde olması ve ayaklar altında olması, vatanperver kişiler tarafından tahammül edilemez bir durumdur. İnsan çok utanılacak bir şey yaptığında utancımdan yerin dibine girdim veya keşke yer yarılsaydı da yerin dibine girseydim der. Dolayısıyla insanlar, Tanrı her yerdedir ifadesini kullanırlarken bile, Tanrı nın yerde (zeminde), yerin altında, hatta kötü, pis, iğrenç yerlerde olma durumunu, saygılarından dolayı Tanrı ya yakıştıramazlar ve O nun yukarıda olan Yüce bir Varlık olarak tasavvur ederler. Sonuç olarak, ilgili üç soruya verilen cevaplar açısından bakıldığında bu dönem çocuklarının % 47 sinin Tanrı nın ezelîebedî ve mekândan münezzeh olduğu yönünde bir tasavvura sahip olduğu görülmektedir. Fânîlik-insan biçimcilik konularında ise, özellikle ilk iki soru bağlamında öğrencilerin oranının oldukça düşük olduğu gözlenmektedir (% 4.5). Yani Sohn un da (1985) belirttiği gibi, Tanrı nın her yerde bulunma sıfatı bu dönem çocukları tarafından daha iyi ifade edilmektedir. Bu sıfatın soyut düzeyde kavramlaştırılmasının çocuklar üzerinde olumlu etkileri olabilir. Çünkü Tanrı nın her yerde olduğu ve her şeye gücü yettiği şeklinde düşünülmesi, kişinin kendisini Tanrı ya daha yakın hissetmesine ve daha dindar olmasına pozitif yönde katkı sağlayabilir (Gorsuch ve Simith, 1983).
214 206 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Bu sorulara çocukların üçte birinin bilmiyorum cevabını vermiş olmaları, çocukların bu konularda bilgilerinin olmadığını göstermekle birlikte, şüphe ve kararsızlıklarının da bir yansıması olabilir. B2. Tanrı nın Eşsiz ve Benzersiz Oluşu: Çocuklara genel olarak Allah ın neye benzediği (3. soru) sorulmuştur. Soruya, eşi ve benzerinin olmadığı yönünde cevap veren çocukların oranı % 55 iken, Allah ı herhangi bir kişiye benzer mi? (9. soru) gibi insana benzetip benzetmeyeceğini tespit etmeye yönelik soruya hayır-benzemez cevabını verenlerin oranı % 83 olarak saptanmıştır. Bu konuyu ve cevabı test eden, belki de çocukları biraz zorlayan Allah ı bildiğin birisine benzetmek istersen kime benzetirsin? (14. soru) sorusuna hiç kimseye benzetmem cevabını verenlerin oranı, (% 16 lık bir düşüşle) % 67 olarak, buna karşın antropomorfik içerikli cevapların oranı (% 11.4 lük bir artışla) % 14.7 olarak belirlenmiştir. Bu sonuca paralel olarak bilmiyorum cevabını verenlerin oranında da önemli bir düşüşün olduğu gözlenmektedir (bu oranlar sırasıyla % 26, % 8.2 ve % 7.5). Çocukların Tanrı nın evlenip evlenmediği ve bir ailesinin olup olmadığı konularındaki soyut anlamda kavramlaştırma düzeyleri birbirine çok yakındır. Çocukların % 71.2 si Tanrı nın evlenmeyeceğini ifade ederken, sadece % 3.3 ü evlenmiş olabileceğini belirtmiştir. Yine çocukların % 70.4 ü Tanrı nın bir ailesinin olmadığını, % 10.3 ü ise, bir ailesinin olabileceğini belirtirken, bütün Müslümanlar, melekler, biz, peygamberler gibi bazı ifadeler kullanmıştır. Tanrı nın evlenip evlenmemesi konusunda çocukların yazdıklarından birkaç ifade aşağıda sunulmuştur: Hatice ile evlenmiştir (kız, 13 yaşında). Eğer evlenmiş olsa, insanlara ilgi gösteremezdi eşinden dolayı. Hayır evlenmemiştir (kız, 13 yaşında).
215 Bulguların Yorumlanması 207 Bilinmez, fakat bence evlenmemiştir. K. Kerim de böyle bir şey yoktur (kız, 13 yaşında). Hayır, çünkü Allah erkek veya dişi değildir (kız, 13 yaşında). Hayır, çünkü O nun bir eşi ve benzeri yoktur (erkek, 14 yaşında). Bu ifadelerden birincisi, tamamen antropomorfik özellik taşırken, ikinci ifadede de bu özelliğin devam ettiği gözlenmektedir. Çünkü bu çocuk muhtemelen insanların evliliklerini, ev hayatlarını veya en azından kendi babasının durumunu düşünerek cevap vermiş olabilir. Üçüncü ifade ise, dolaylı bir açıklamayla, yani Kur an da böyle bir bilginin olmadığı yönünde bir kanaatle bu soruya yaklaşılıyor. Ama yine de böyle bir açıklama, çocuğun bu konudaki tasavvurunun henüz soyut düzeye tam ulaşmadığını düşündürmektedir. Çocukların % 59 u Tanrı nın yemek yemediğini, su içmediğini; % 3.6 sı yemek yiyebileceğini, su içebileceğini belirtmiş; % 27 si de bilmiyorum cevabını vermiştir yaş grubu çocukların yaklaşık % 30 nun Tanrı nın yiyip-içebileceğini ifade ettiğini göz önünde bulundurduğumuzda büyük çocukların bu sıfat konusundaki soyut tasavvur düzeyleri daha anlamlı gelecektir. Tanrı nın cinsiyetinin olmadığını tasavvur eden çocukların oranı bir önceki yaş grubuyla karşılaştırıldığında % 13 den % 44 e çıkmış olması, Tanrı nın erkek olduğunu ifade edenlerin, % 53 den % 7 ye düşmüş olması, büyük çocuklarda soyut düşünce biçiminin kazanılmaya başlandığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Büyük çocuklar bu soruya da bilmiyorum cevabını sıklıkla (% 25.6) vermişler ve bazı çocuklar da soruya cevap vermekten kaçınmışlardır (% 19). Bu oranlar, çocukların yaklaşık yarısının bu soruyla ilgili kafalarının karışık olduğunu, pek net düşünemediklerini gösterebilir.
216 208 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Çocukların cevaplamada en fazla güçlük çektikleri sorunun, Tanrı nın ismini nereden aldığı ile ilgili olduğu, bilmiyorum cevabının % 50 lik oranından çıkarılabilir. Örneğin, 13 yaşındaki Betül, bu soruya Bilmiyorum. Fakat bu soru çok düşündüren bir soru olduğu için hemen cevap verilemez karşılığını vermiştir. Yine 13 yaşındaki Aysun, Allah ın ismini nereden aldığını bilmiyorum o yüzden yanıt veremiyorum. Ama yüce ve tek olduğu için K. Kerim de öyle yazdığı için hepimiz öyle biliyoruz ifadesini kullanmıştır. Çocukların % 21.2 si bu soruya, hiçbir yerden, kendisi vermiştir gibi eşsizlik-benzersizlik kategorisine giren cevaplar vermesine karşın, % 8.8 i antropomorfik nitelikte cevaplar vermiştir. Bu keyfiyetteki cevapların 7-11 yaş grubundaki oranının % 38.3 olması, büyük çocuklarda bu konuyla ilgili olarak antropomorfik düşünce biçiminin belirgin bir şekilde zayıfladığını gösterir. B3. Tanrı nın Herşeyi Bilmesi, Herşeyden Haberdar Olması: Diğer yaş grubunda olduğu gibi bu yaş grubu çocuklarında da soyut kavramlaştırma yönünde en yüksek oranlar, Tanrı nın her şeyi bilmesiyle ilgili konuda ortaya çıkmıştır. Çocukların % 97 si Allah senin kim olduğunu biliyor mu? sorusuna evet-biliyor ; % 96 sı da Allah seni görebilir ve işitebilir mi? sorusuna evet cevabını vermiştir. Her iki soru için verilen hayır cevaplarının oranı her biri için % 1.2 dir. Benzer bir sonuca ulaşan, Sohn (1985), Tanrı nın her şeyi bilme sıfatının bu dönem çocukları tarafından daha iyi ifade edildiğini aktarmaktadır. Slater a (2001) göre, bu dönemde, Tanrı tasavvuru soyut düşünme düzeyinde bir artış olur. Bu dönemdeki çocuklar tipik olarak ebeveynleriyle Tanrı yı ayırmaya ve Tanrı yı her şeyi bilen birisi olarak yani tüm insanların üzerinde gören, seven ve yardım eden bir Tanrı olarak görürler. Çocukların Tanrı ile olan
217 Bulguların Yorumlanması 209 ilişkileri daha kişiseldir (akt.: Ruchgy, 2004, ss ). Örneğin, 14 yaşındaki Sevgi nin, Hayatımda en çok dileğimi, emelimi biliyorsun yüce Allah ım. Sizi çok seviyor ve Sana her zaman inanacağım ve 13 yaşındaki bir kız çocuğunun, Allah ım Sen her şeyin doğrusunu bilirsin. Ama benim şimdi babama en ihtiyacım olduğu zamanlardı. Keşke onun canını almasaydın. İçimden kendimi öldürmek geliyor, ama bize Sen can verdin Sen alırsın. Babama söyle beni hiç unutmasın! ifadeleri Slater in görüşlerini destekler niteliktedir. B4. Tanrı nın Herşeye Gücünün Yetmesi: Çocukların % 71 inin gücü yetemeyen bir Tanrı tasavvuruna sahip olduğu saptanırken, tersini düşünen çocukların oranı % 7 dir. Bu çocuklar, Tanrı nın kötülük, çarpmak, adaletsizlik gibi şeyleri yapmayacağını ifade etmişlerdir. Ayrıca, 13 yaşındaki bir çocuk, Allah her şeyi yapabilir, ama nazara bir türlü çare bulamamış demek suretiyle, bazı çocukların bu sıfatla ilgili tasavvurlarının tam bir netlik kazanmadığını göstermektedir. Yine de bulgular, bu dönem çocuklarında, Piaget nin soyut işlemler dönemine paralel olarak, her şeye gücü yeten bir Tanrı tasavvurunun büyük bir oranda gelişmiş olduğunu desteklemiştir. Örneğin, 15 yaşındaki Cemal, Allah ım ben Senin yüzünü hiç görmüyorum ama Sen bizim her şeyimizi görüyorsun. Biz İzmir e büyük diyoruz, Türkiye yi düşünemiyoruz. Dünyayı zaten hiç ne kadar olduğunu bile bilmiyoruz sen öyle bir güçsün ki gezegenleri ve uzayı Sen yaratmışsın demek ki Sen öyle büyüksün. Biz buradan bir ipucu bularak Senin nasıl biri olduğunu bulamasak bile hayal edebiliriz demektedir. Bu yöndeki bulgular, Sohn (1985) ve Dawes ın (1954) bulgularıyla da örtüşmektedir. Örneğin, Dawes, yaş grubundaki çocukların, Tanrı yı daha çok her şeye gücü yeten, korkutucu, kişi olmayan, âdil, seven, gizemli, güvenilir, güçlü, yaratıcı ve baba gibi sıfatlar yükleyerek tasavvur ettiklerini bulmuştur (akt. Goldman, 2001).
218 210 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Her şeye gücü yeten bir Tanrı tasavvuru, çocuğun karşılaştığı olumsuz durumlarla baş etmede yardımcı olabilir. Bu, ona dayanma gücü verebilir ve umut kaynağı olabilir. Karşılaştığı bu olumsuz durumun ve her şeyin kontrolünün Tanrı nın kudretinde olduğuna inanmak, o çocuğa yöneleceği, sığınabileceği ve güvenebileceği bir Varlığın olma imkânını verecektir. Örneğin Miner ve McKnight (1999), ölümcül bir hastalığa yakalanma gibi hayatı tehdit eden durumlarda, bireylerin Tanrı ya yüklemelerde bulunurken, Tanrı nın her şeyi kontrol ettiğine, dolayısıyla her şeye gücü yettiğine, her yerde bulunduğuna inanmakta olduğunu naklederler. B5. Tanrı nın Yargılayıcılığı, Cezalandırıcılığı ve Bağışlayıcılığı: Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaparsa Allah o çocuğa ne yapar? sorusuna çocukların % 36 sı affeder ve % 26 sı cezalandırır cevabını vermiştir. Çocukların % 9 u da tevbe ederse Allah onu affeder, etmezse cezalandırır; 12 yaşından büyükse günah yazar, küçükse günah yazmaz; 15 yaşından büyükse günah yazar; ilkinde affeder, ikincisinde affetmez; ergenlik çağına girmişse ona günah yazar gibi şartlı açıklamalarda bulunmuştur. Allah tan korkuyor musun? sorusuna hayır cevabını verenlerin oranı % 8.3 iken, evet korkuyorum (% 76.5); çok korkuyorum (% 7.7); evet ama sevdiğim için (% 0.7); günah işleyince korkuyorum (% 4.7); hem seviyorum hem de korkuyorum (% 2.3) gibi cevap kategorilerine girenlerin toplam oranı % 91 e ulaşmaktadır. Örnek ifadeler aşağıda sunulmuştur: Eğer insanlar Allah tan korkmasaydı, onlarda Allah inancı olmazdı (15 yaşında). O na karşı sevgim anlatılamaz, bilmiyorum, korkuyorum ve güveniyorum (15 yaşında). Allah tan korkuyorum o da kötülük yaptığım zaman (15 yaşında).
219 Bulguların Yorumlanması 211 Korkuyorum, çünkü O her şeyi yapabilecek güçte (13 yaşında). Hayır, günah işlemediğimiz zaman Allah hiçbir zaman bir şey yapmaz (13 yaşında). Kötülük yaparsak, evet (13 yaşında). Allah tan tek ben değil, insanların tümü korkuyor (13 yaşında). Korkuyorum, çünkü o herkesten yücedir (13 yaşında). Allah tan korkuyorum, çünkü O çok büyüktür (14 yaşında). Kötü bir şey yaptığımda Allah tan çok korkuyorum (14 yaşında). Hem evet, hem hayır. Kötü bir yanlışım olursa, Allah beni affetmez diye korkuyorum (13 yaşında). Evet, ama her insanın içinde mutlaka bir Allah korkusu vardır (13 yaşında). Allah tan bitki ve hayvanlar dahi korkar, bilinçli bir insan olan ben niye korkmayayım (13 yaşında). Allah tan korkuyorum. Ebediyete kadar da onun azabından ve kendisinden korkarım (13 yaşında). Tabiî ki korkuyorum, bizi yaratan O olduğuna göre bizi yok edecek tek varlık da O (13 yaşında). Hayır, suç işlemezsem korkmam. Ben ahiretteki sorulardan korkuyorum. Kötü bir şeyler yapmamaya çalışıyorum bu yüzden (13 yaşında). Müslüman olan Allah tan korkar, ben de Müslüman olduğum için tabiî ki korkuyorum (14 yaşında). Allah büyüktür ve yücedir ondan korkarım (15 yaşında). Allah tan kim korkmazsa cehennemde cezasını çeker (14 yaşında). Allah tan korkuyorum, ama biliyorum ki kötü bir şey yapmadığım sürece Allah bana kızmaz (13 yaşında). Tabiî ki korkuyorum. Çünkü O beni yarattı. Eğer O na isyan etsem, inanmasam Allah ahirette beni cezalandıracaktır. Mutlaka Allah tan korkmalıyız (14 yaşında). Evet korkuyorum. Allah tan korkmayan Müslüman değildir (14 yaşında).
220 212 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi Genel oran içinde, günahkârlık duygusunu yansıtan ifadelerin oranı düşük gözükebilir. Tanrı dan korkma nedeni sorulmadığı için, çocukların çoğunluğu sadece evet cevabıyla yetinmişlerdir. Bu nedenle, evet cevaplarının gerekçelerini net olarak belirlemek zor gözükmektedir. Yine de çocukların yaklaşık % 35 inin (şartlı açıklamalar dâhil) cezalandırıcı Tanrı tasavvuruna sahip olması; Tanrı ya yönelik yazılan mesajların % 15 inin günah ve af dileme içerikli olması ve yukarıda verilen ifadeler, sözü edilen evet cevaplarını az da olsa yorumlama imkânı verebilir. Erinlik ve ergenlik dönemi gelişim özellikleri arasında suçluluk ve günahârlık duygularının düzeyinde bir artış olduğu ifade edilir. Hatta hastalık derecesine bile ulaşabilir (Argyle ve Beit-Hallahmi, 1975, s. 60; Armaner, 1980, s. 103). Bu duygular, daha ziyade cinsel çatışmalar gibi nedenlerden meydana geldiği ileri sürülmektedir (Allport, 2004, s. 51; Hökelekli, 1993, ss ). Yine, Hökelekli (1986), lise öğrencilerinde suçluluk, günahkârlık ve yetersizlik duygularının mevcut olduğunu aktarmaktadır. Bu bağlamda, bu dönem çocuklarında Tanrı tasavvurlarının günahkârlık duyguları ile ilişkili olduğu ileri sürülmüştür (Goldman, 1964). Yukarıdaki çocukların ifadeleri incelendiğinde, onların korkularının kaynağında, Tanrı ya duyulan saygı ve inanç; cezalandırılma korkusu; günahkârlık duygusu ve O nun yüceliği, büyüklüğü ve her şeye gücünün yetmesi gibi hususların olduğu görülür. Peki, bu durum çocukların Tanrı dan uzaklaşmasına sebep olabilir mi? Küçük çocuklar ana-babaları tarafından azarlandıklarında veya pataklandıklarında onlar yine ana-babalarına sokularak, sarılarak ağlarlar. Benzer bir şekilde Tanrı ya inanan ve O nu soyut düzeyde tasavvur eden çocuklar da, bir yandan Tanrı dan korkarlarken, öte yandan da Tanrı ya sığınmaktan başka çare bulamayabilirler. Bu konuda Yavuz (2003) şöyle demektedir: Allah ın bazı isimleri ise, ilk planda merhametsiz,
221 Bulguların Yorumlanması 213 korkutucu, yakıcı, helâk edici, zarar ve ceza verici gibi nitelikler taşır. Buna karşılık inanan insan bu özellikler karşısında çekinen, endişelenen ve korkan bir eğilim içinde olsa da yine de ondan kaçma ve saklanmanın mümkün olmadığına inanır. O bu inançla Allah tan korkacak, ancak O ndan kaçmayacak, aksine korkudan kurtulmak için yine Allah a sığınacaktır. Çünkü inanan insan için korkmayı, kaçmayı ve uzaklaşmayı gerektiren bir şey yoktur, aksine onda sakınmaya, sığınmaya ve ümitle beklemeye davet ediş vardır. Günahkârlık duygusu kaynaklı korkunun doğal olarak ilgili olduğu ölüm ve ölüm sonrasına ilişkin kaygılardır. Tabiî ki korkuyorum. Çünkü O beni yarattı. Eğer O na isyan etsem, inanmasam Allah ahirette beni cezalandıracaktır. Mutlaka Allah tan korkmalıyız (14 yaşında) şeklindeki ifade bu düşünceyi yansıtmaktadır. Günahkârlık duygusunun daha fazla hissedilmesine din eğitimi anlayış ve uygulamalarının etkisi gözardı edilememektedir. İslâm dininin temel kaynaklarında öne sürülen korku-ümit (havf-reca) dengesinin din eğitimi süreçlerinde korunamadığı ileri sürülmektedir (bkz. Ay, 1994, s. 7, 8, 177 ve 312; Bilgin ve Selçuk, 1995, s. 78). Din eğitimi faaliyetleri çerçevesinde, istendik davranışları kazandırmak ve ortaya çıkarmak için daha çok ölümün ve ölümden sonraki süreçlerin, aşamaların dehşeti, acıızdırapları öne çıkarılmış ve yoğun bir şekilde işlenmiştir. Mensup olduğu dinin öğretilerine göre kişi, günah işleyenlerin ahirette ceza göreceklerine ve günah işlemeyen bir insanın da olmayacağına inandığından, ahirette cezalandırılabileceği korkusu kaçınılmaz olacaktır (Yıldız, 2006, ss ). Yıldız (2006) tarafından gerçekleştirilen çalışmada elde edilen bulgulardan biri de, günah işlediğimi düşündüğümde, pişmanlık ve huzursuzluk hissederim ifadesine katılma oranının dindarlık düzeyinin yükselmesine bağlı olarak doğrusal bir biçimde arttığı yönündedir. O aynı zamanda bu ifade ile ölüm kaygısı arasında da doğrusal bir ilişkinin varlığını saptamıştır (s. 191). Sonuç olarak,
222 214 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi bu bulgular, günaha, cezaya, azaba vurgu yapan bir din eğitiminin aynı zamanda cezalandırıcı Tanrı tasavvurunun oluşumunda da rol oynayabileceğine işaret edebilir. Çocukların % 36 sının yanlış yapan çocuğu Tanrı nın affedeceğine inanması, çocukların Tanrı dan sıklıkla af dilemeleri, bu dönem çocuklarda affedici-bağışlayıcı-merhametli Tanrı tasavvurunun da baskın olduğunu gösterir. Thackeray da (2000), çocukların, Tanrı yı en iyi arkadaş, yardım eden, ihtiyaçlarını karşılayan, karşılıksız seven ve bağışlayan biri olarak tasavvur ettiklerini tespit etmiştir (s.121). Bağışlayıcı Tanrı tasavvuru ve bir önceki parağrafta yapılan yorumları destekleyen ve Müslüman çocukların tasavvurunu etkileyen ve şekillendiren Ey Muhammed! De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu O, tüm günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir (Zümer: 53) gibi ayetler ve bu yöndeki hadislerin var olduğu da ifade edilebilir. B6. Tanrı ya Yapılan Dualar: Bu yaş grubundaki çocuklarda bu soruya cevap verme oranında önemli bir artış gözlenmiştir yaş grubundaki çocukların % 44 ü bu soruyu cevapsız bırakırken, yaş grubundakilerin sadece % 19 u bu soruya cevap vermemiştir. Bu dönem çocukların dualarında, başarılı olma (% 19), sağlık-huzur-mutluluk (% 13.5), gelecekleriyle ilgili (% 14) ve dinî konulara ilişkin (% 9.3) isteklerin daha öne çıktığı saptanmıştır. Çocuklar, dualarında bisiklet, bilgisayar gibi maddi şeylere daha az yer vermektedirler (7-11 yaş grubunda % 10.5 iken bu grupta % 3.7 dir). Çocukların özellikle OKS de başarılı olmayı; iyi bir meslek sahibi olmayı; ailece sağlıklı, mutlu ve huzurlu olmayı; dünyadaki kötülüklerin bitmesini; yaptığı ibadetlerin kabul edilmesini, günahlarının affedilmesini ve cennete gitmeyi diledikleri görülmektedir. Bilgin de (1995) gençlerin ileriye dönük
223 Bulguların Yorumlanması 215 planları içeren, vatana millete faydalı olma idealini ifade eden, savaşların olmamasını, barış olmasını içeren dileklerde bulunduklarını ve cennete girmeyi, günahlarının affedilmesini dilediklerini saptamıştır. Daha önce de belirtildiği gibi, Long, Elkind ve Spilka (1967), bu yaş döneminden önceki süreçte küçük çocukların dualarının, daha çok alışkanlık ve ezberlenmiş pasajları ve somut kişisel istekleri içerdiğini, buna mukabil yaşın ilerlemesine bağlı olarak, duaların içeriklerinin insancıl ve altrustik (başkalarını düşünme) hassasiyetleri içeren daha soyut dilekler yönünde bir gelişmenin olduğunu tespit etmişlerdir. B6.1. Dilekleri Gerçekleşmediği Durumlarda Çocukların Tepkileri: Bu yaş grubunda dileklerinin gerçekleşmediği durumlarda çocukların % 33 ünün hiçbir şey yapmam, bir sebebi olduğunu düşünür tevekkül ederim, sabrederim gibi cevaplar verdiğini beyan etmişlerdir. İkinci olarak, çocukların % 17 si de tekrar dua ederim tepkisinde bulunmuşlardır. Üzülürüm cevabını verenlerin oranının, küçük çocuklara kıyasla çok daha düşük olduğu, buna karşın anlamdırma çabası içinde olanların oranının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Büyük çocuklar içinde bulundukları bilişsel gelişim düzeyinin bir özelliği olan sorgulama çabası bu konuda da ortaya çıkmıştır. Yani, çocuklar dileklerinin gerçekleşmediğini düşündüklerinde, böyle bir sonucun neden ortaya çıktığını sorgulayabilmektedirler. Örnek olarak, Allah a karşı suç işlediğimden dolayı diye üzülürüm; ya ben çalışmamış ya da Allah bizim kötü olduğumuzu düşünüyor; yeterince çalışmamış olduğumu düşünürüm; bir şey demezdim, sadece niye kabul etmedi diye içimden geçirirdim gibi cevapları verebiliriz. Son olarak, çocukların üçte birininin bu soruyu cevapsız bıraktığını (% 35) ve kendimi öldürürüm, isyan ederim, zaten kabul olmaz gibi olumsuz nitelikteki cevapları verenlerin oranının %
224 216 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 0.9 gibi düşük bir oran olduğunu belirtmek isteriz. Bu bulgu, Yavuz un (1987) olumsuz bir durumla karşılaşıldığında hemen Allah a kızmak, sırt dönmek, varlığını inkar etmek, dua etmemek, ümidi kesmek gibi davranışların doğru olmadığını düşündüklerine ilişkin verisini desteklemektedir (s. 246). B7. Çocukların Tanrı ya Yönelişleri: Çocukların % 30 unun cevapsız bıraktığı ve % 5 inin de yazmak istemiyorum ifadesini kullandıkları düşünüldüğünde, bu yaş grubundaki çocuklardan bir kısmının Tanrı ya mektup yazma konusuna pek sıcak bakmadıkları ve bir fantezi olarak değerlendirdikleri, Allah a mektup yazamam, çünkü O na gitmez; Allah la konuşmak istersem Kur an okurum; mektup yazamam; eğer çok istediğim bir şey varsa bunun olması için Allah a dua ederim gibi ifadelerden anlaşılmaktadır. Bu bulgu ve aşağıda gelecek bulgular bu dönem çocuklarının genel olarak soyut işlemler düzeyi bilişsel özellikleri gösterme sürecine girdiklerini göstermektedir. Örneğin, çocukların % 14 ü Allah ım kaderim neyse onun olmasını istiyorum; Allah ım bizi şeytanın şerrinden tüm kötülüklerinden koru; Sana inanmayanları ve ibadeti zayıf olanları kendine bağlanacak duruma koy şeklinde dinî içeriklere sahip hitaplarda bulunmuşlardır. Çocukların tüm kategorilere örnek olabilecek Tanrı ya hitaplarından bazıları, aşağıda sunulmuştur: 1. Allah ım bu dünya artık çekilmez oldu ama yine de yaşıyoruz. Bir de umutlarımız, hayallerimiz olmasa biz bittik. Ama Senin her şeye çare olduğunu biliyoruz. Senden bir isteğim var, beni düzgün bir insan yap. Geleceğim parlak olsun, günahlarımı affet. Bir de ben kıyametin kopmasını istemiyorum çok korkuyorum tabii ki benim sözümle hareket edecek değilsin değil mi? (Kız, 14 yaşında). 2. Ey Allah ım niçin kendi yüzünü bizlere göstermiyorsun? Eğer yüzünü göstermiyorsan bari mucizelerini göster ve kişiler bu mucizelerin Senden geldiğini anlasınlar ve Dünyada Allah a inanmayan hiçbir insan kalmasın (Erkek, 14 yaşında)
225 Bulguların Yorumlanması Allah ım sen benim derslerimin güzel olmasına ve doktor olmama yardım et. Annemle beraber babamdan kurtulmama yardım et. Babamın bana ve anneme daha az baskı yapmasını istiyorum. Sabah 6:00 da kalkıyorum. Akşam bakkalı kapatıyorum bana daha fazla ders ve oyun oynama zamanı ver. Kardeşim Muhammed i iyileştir. Çeçen, Afgan ve Filistinli kardeşlerimize yardım et. Tüm Müslümanlara bereket ver (Erkek, 13 Yaşında). 4. Ey Allah ım! Beni iyi ki Gülsevim ile tanıştırdın. Çünkü onu çok seviyorum. Ama beni çok üzdüğün iki konu var: Annem şimşek ile gök gürültüsünden ve yılandan çok korkar. Ama birçok kez böyle olaylar yaşadı. İkincisi ise beni Shakira ile tanıştırmandır. Ama yine de Sen benim Rabbimsin ve hep öyle kalacaksın (Kız, 13 yaşında). 5. Allah ım beni, ailemi ve dünyadaki tüm insanları iyi ki dünyaya getirmişsin. Beni aileme yararlı bir çocuk yaptığın için Sana çok teşekkür ederim. Allah ım sen bütün dünyadaki çocukları yoksul, yetim ve aç bırakma. Herkesi ailesine bağışla. Beni gelecekte istediğim gibi doktor yap. Ve tüm dünyadaki insanların dileklerini yerine getir. Allah ım Seni çok seviyorum ve Senden çok korkuyorum (Kız, 13 yaşında). 6. Allah ım Seni çok seviyorum. Bu dünyada her istediğim oluyor. Senden başka hiçbir şey dileyemem. Şimdilik Senden sadece mutlu olmak, Allah ım Senden gurur duyuyorum (Kız, 13 yaşında). 7. Allah ım! Bütün dünya temiz ve güzel olsun, başımızdaki devlet adamlarını düzelt. Emine ve Emel in buraya gelmesini babasının iş bulmasını sağla. Babamın içkiyi bırakmasını sağla (Kız, 13 yaşında). 8. Allah ım Sen tek ve birsin. Beni ve tüm insanları koru. Ailemi yeniden düzene koy. İşsiz insanlara iş ver. Fakirlere yardım et. Kötü insanları iyi yap. Ailemi tüm kötülüklerden koru (Kız, 13 yaşında). 9. Yüce Rabbim! Sana inanıyor ve tapıyorum. Sana bana vermiş olduğun tüm iyiliklerden dolayı şükür ediyorum. Derslerimde başarımın devam etmesi için bana yardım et. Şu matematik çok zor. Matematiği bulanlara bizim halimizi anlamalarını sağla. Onlara büyük bir ceza ver. Matematikten kurtulalım. Bana doğru yolu göster. Olanlara değil olmayan-
226 218 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi lara ver. Amcam ve yengem çok kötü biri olduğu halde onlara büyük miktarda para verdin. Piyangodan. Onlar bize çok kötülük yaptı. Emekli maaşı, piyango parası, oooo ye babam ye! Bize de böyle bir şey ver de biz de rahatlığa kavuşalım. Seni çok seviyorum. Allah ım ama ahirette bana zor sorular sorma olur mu? Ne olur yalvarırım (Kız, 14 yaşında). 10. Ey Allah ım! Keşke şu ahiret günü hiç olmasa normal yaşamımıza devam etsek, annemden babamdan ayrılmak istemiyorum (Erkek, 14 Yaşında). 11. Allah bizlere yardımcı olur. Allah ımız çok iyi bir insandır (Kız, 13 yaşında). (Allah, bir müslümana benziyor demiş) 12. Allah ım! Nasılsın iyi misin? Sağlığın yerinde mi? Sen beni soracak olursan zaten Sen biliyorsun, beni görüyorsun. Ama ben Seni göremiyorum. Seni görmek için ne yapabilirim? Bana telgrafla yolla (Erkek, 14 yaşında). 13. Allah ım Seni çok merak ediyorum. Kişiliğinizi, sesinizi ve nasıl biri olduğunuzu çok merak ediyorum (Kız, 13 yaşında). 14. Allah baba, yaptığım kötü davranışlarım için özür dilerim. Senden üç dileğim var: 1. Aileme ve bana sağlıklı bir yaşam vermen, 2. Sevdiğim futbolcuyu görmek, 3. Voleybolcu olmak. Senden bunları istiyorum Allah ım, âmin (Kız, 13 yaşında). (Allah ın kimseye benzemediğini, cinsiyetinin olmadığını beyan etmiştir) 15. Allah ım sana sonsuz şükrediyorum. Sen bütün insanları yanlışa gitmesini engelle Ya Rabbim. Allah ım Sen fakirlere yardım et. Sokaktaki çocuklara yardım et. Irak taki çocuklara yardım et Ya Rabbim. İnşallah global ısınma, yani küresel ısınma olmaz Ya Rabbim. (Erkek, 14 yaşında). 16. Sizi çok merak ediyorum. Kişiliğinizi, kim ve nasıl olduğunuzu tam bilmediğim için kendi dilimizle hitap ediyorum. Sizi bir görsem tabii belki bu imkânsız ama Sizi çok görmek istiyorum. Tıpkı peygamberimiz (s.a.v.) gibi. Hergün size dileklerimizi isteklerimizi söylüyor ve istiyoruz. Bunların kabulü veya tam tersinin olması hepsi Sizin elinizde. Sizi görsem ilk önce hayatta; sağlıklı, mutlu, huzurlu, başarılı olmayı dilerim. Daha sonra Dünya da barışın olması, ülkelerin çok iyi anlaşmasını, kendimin ve herkesin OKS yi kazanmasını iste-
227 Bulguların Yorumlanması 219 rim. En en en önemlisi de bu dünyada cennete girebilmek için bir şeyler yani ibadetlerimi tam yapmak isterim. Cennet ve cehennemi çok ama çok merak ediyorum. Cennete gidenlere ne mutlu. Herkes oraya giremeyebilir. Bir de şehit olmak var. Şehit olmak çok güzel bir şey. Size çok çok. Dileklerimi ve isteklerimiz var. Bunun için sayfalar yetmez. Şimdi derse başlayacağız. Sizden şunu diliyorum ki, Allah ım inşallah OKS yi kazanırım. Sizi çok seviyoruz. Bütün dünya. (Kız, 14 yaşında). 17. Kötü insanların iyi olmasını, sağlık, mutluluk getirmesini, ailemin her zaman yanımda olmasını söylerdim. Ve biraz daha para. Parasız yaşanmıyor çünkü (Kız, 15 yaşında) 18. Allah ım Sen her şeyin doğrusunu bilirsin. Ama benim şimdi babama en ihtiyacım olduğu zamanlardı. Keşke onun canını almasaydın. İçimden kendimi öldürmek geliyor, ama bize Sen can verdin Sen alırsın. (Babama söyle beni hiç unutmasın!) (Kız, 13 yaşında). 19. Allah ım! Ben sana annem ve babam hakkında bir şeyler söyleyeceğim. Annem hep ayrımcılık yapıyor. Abimi benden daha çok seviyor ve önem veriyor. Babam da beni arkadaşlarımla bir yere göndermek istemiyor. C. tesi günü arkadaşlarım gölete pikniğe gittiler ben gitmedim. Çünkü babam göndermedi (Kız, 14 yaşında). 20. Allah ım babam geri gelsin. Babamı çok özledim. On yıldır onun yolunu gözlüyorum. Beni duy Ya Rabbim ne olur Ya Rabbim, küçüklüğümden beri hiç görmüyorum, onu bana göster Allah ım (Kız, 13 yaşında). (Allah ın kendisini tanıyıp bildiğini, duyup gördüğünü yapamayacağı hiçbir şey olmadığını beyan etmiştir). 21. Allah ım Sen yaratansın. Senden, kardeşimi, annemi, babamı ve beni, kazalardan belalardan koru. Bizi iyi yerlere getir. Annem ve babam bizden gurur duysunlar, Esra (Kız, 14 yaşında). 22. Hayatta en sevdiğim varlık sizsiniz. Sonra da ailem. Bazen kendi kendime soruyorum, biz niye yaratıldık? Ama bunu büyüyünce daha iyi anlıyorum. Bazen insan isyan ediyor. Ama elbetteki bir gün herkes mutlu olacak ve kötüler hak ettiği yeri bulacak. Hayatımda en çok dileğimi, emelimi bili-
228 220 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi yorsun yüce Allah ım. Sizi çok seviyor ve Sana her zaman inanacağım (Kız, 14 yaşında). 23. Allah ım büyüyünce ne olacağımı söyler misin? İnşallah doktor olurum. Allah ım neden biz melekleri göremiyoruz? İnsanlar mı güçlü cinler mi? Bir insan bir cini dövebilir mi? Dünyanın en güçlüsü kim? Hasan (Erkek, 13 yaşında). 24. Eğer Allah a mektup yazılabilseydi, O na, bana bu hastalığı niye verdiğini sorardım. Ve Allah ın bize cevap vereceğine inansaydım, bizi böyle insan yapmasının nedenini sorardım (Kız, 14 yaşında). 25. Sevgili Allah ım! Sen neden iyi insanları öldürüp kötü insanları yaşatıyorsun? Aslında kötüleri öldüreceksin ki dünyada iyiler kalacak ki, dünya tertemiz olsun. Ama kötüler kaldıkça kesinlikle bu dünya ne temiz olur ne de iyilerle dolar. Sen en iyisi Allah ım iyileri yaşat, kötüleri öldür. Sevgilerimle (Kız, 14 yaşında). 26. Allah ım bizi yarattığın bizleri buralara getirdiğin için çok teşekkür ederim. Keşke herkes sonsuza kadar yaşasaydı ama düşününce iyi ki yaşamıyor. Çünkü hiç kimse ölmeseydi dünyada bir sürü insan olacaktı. Hiç kimse bir yere sığamazdı. İnsan sevdiklerini kaybedince böyle düşünüyor ama düşündükçe farkına varıyor. Allah ım yine de bütün bunları bize verdiğin için çok teşekkür ederim, Zeynep (Kız, 14 yaşında). 27. Şimdiye kadar işlediğim bütün günahları affet (Kız, 13 yaşında) 28. Allah ım bütün günahlarımı affet. Tek korktuğum kişisin (Erkek, 13 yaşında). 29. Ey büyük Allah ım; Sen en büyüksün, Sen yaradansın, can veren de Sen, can alan da Sen, güldüren de Sen, ağlatan da Sen. Allah ım bugüne kadar bilerek veya bilmeyerek bir günah işlediysem Sen affet. Cin ve şeytanın şerrinden beni koru (Kız, 14 yaşında). 30. Allah ım beni ailemi ve tüm Müslümanları bağışla. Bizi şeytanın şerrinden koru. Allah ım ne olur kız arkadaşımla çok iyi arkadaş olayım ve evlenelim. Allah ım ne olur bilgisayar alınsın. Allah ım bu dualarımı kabul et (Erkek, 13 yaşında).
229 Bulguların Yorumlanması Hz. Muhammed e ve tüm peygamberlerimize selamlar. Allah ım Sen beni ve tüm mümin kardeşlerimi şeytanın şerrinden koru. Sen kullarına merhamet edersin. Allah rızası için derse bir insan, akan sular durur. Ya rabbi Sen bizim günahlarımızı bağışla, âmin (Erkek, 15 yaşında). 32. Allah ım, benim işlediğim günahları affeyle. Allah ım Senin o güler yüzünü çok merak ediyorum ve görmeyi çok istiyorum. İnşallah mahşer alanında, ben doğru yolda gidersem, cennetlik olursam Seni görürüm. Güzel Allah ım Seni çok seviyorum (Kız, 13 yaşında). 33. Bu ülkede milyonlarca insan yoksul ve çalışmıyorlar. Eğer gelecekte zengin olursam bu fakirlere yardım etmek ve iş vermek istiyorum. Bu dünyada hiç kimsenin yoksul ve işsiz olmasını istemiyorum. Bu dünyada kötülüklerin hiçbir zaman olmamasını istiyorum (Erkek, 13 yaşında). 34. Allah ım bütün fakirlere yardım et. Onları bu soğuklarda evsiz bırakma keşke herkes aynı bir kefede olsa eşit olsa iyi olur, çünkü çok sorun oluyor, bir de benim şu dileklerimi yerine getir lütfen!!! (Kız, 14 yaşında). 35. Ülkemizin ve dünyanın geleceğinin güzel olmasını istiyorum. Hiç kimse haksız yere öldürülmesin. Savaşlar olmasın istiyorum (Kız, 13 yaşında). 36. Allah ım ben Senin yüzünü hiç görmüyorum ama Sen bizim her şeyimizi görüyorsun. Biz İzmir e büyük diyoruz, Türkiye yi düşünemiyoruz. Dünyayı zaten hiç ne kadar olduğunu bile bilmiyoruz sen öyle bir güçsün ki gezegenleri ve uzayı Sen yaratmışsın demek ki Sen öyle büyüksün. Biz buradan bir ipucu bularak Senin nasıl biri olduğunu bulamasak bile hayal edebiliriz (Erkek, 15 yaşında). 37. Allah tarif edilmeyecek kadar yüce bir varlık. Her zaman Sana inanıyorum. Ve Sizin bizim için yarattığınız her şeyi elimden geldiği kadar saymayı, sevmeyi biliyorum. Bazen çok kötü davransam da içimden gelerek olmuyor. Sınava çok çalışıyorum, inşallah başaracağım, kendime güveniyorum ve de başaracağım (Kız, 14 yaşında). Bu ifadeleri içeriklerine göre sınıflandırıldığında; en fazla olandan başlayarak, sırasıyla, toplumsal (3, 5, 7, 8, 15, 16, 17, 33, 34,
230 222 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi 35 nolu ifadeler); günahkârlık ve affedilmeyi dileme (1, 9, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 37 nolu if.); sorgulama (9, 22, 23, 24, 25, 26 nolu if.); ailevî (3, 4, 7, 8, 17, 19 nolu if.); ölüm (1, 5, 10, 26 nolu if.); başarılı olma (3, 9, 16, 37 nolu if.); meslek sahibi olma (3, 5, 14, 23 nolu if.); dinî (2, 9, 16 nolu if.); sağlıklı olma (14, 16, 17 nolu if.); psikolojik (18, 20, 21 nolu if.) ve ekonomik (9, 17 nolu if.) içerikleri taşıdıkları gözlenmektedir. Bu ifadeler arasında az da olsa benmerkezci (5. ve 6. ifadeler) ve antropomorfik (11., 12., 13., 14., 16. ve 23. ifadeler) düşünce biçiminin özelliklerini taşıyan ifadeler saptanmıştır. Örneğin, Allah ım Seni çok merak ediyorum. Kişiliğinizi, sesinizi ve nasıl biri olduğunuzu çok merak ediyorum ifadesini yazan 13 yaşındaki kız çocuğu, aynı zamanda Tanrı nın kendisini tanıyıp bildiğini, duyup gördüğünü O nun yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığını belirtmiştir. Birkaç çocukta görülen bu çelişki, çocukların henüz soyut işlemler dönemine tam anlamıyla geçmediklerini gösterir. Hatta 13 yaşındaki kız çocuğu hâlâ somut işlemler döneminin özelliklerini, antropomorfik düşünce biçimine güçlü düzeyde sahip olduğunu, Allah bizlere yardımcı olur. Allah ımız çok iyi bir insandır ifadesinden ve bir başka soruya verdiği Allah bir müslümana benziyor cevabından çıkarılabilir. Bunlara rağmen antropomorfik özelliklerin oldukça azaldığı ve yine maddi ya da ekonomik konuları içeren ifadelerle daha az karşılaşıldığı söylenebilir. Buna mukabil toplumsal içerikli, yani başkalarını düşündüklerini gösteren ifadelerde bir artışın olduğu gözlenmektedir. Örnek olarak, Ülkemizin ve dünyanın geleceğinin güzel olmasını istiyorum. Hiç kimse haksız yere öldürülmesin. Savaşlar olmasın istiyorum (Kız, 13 yaşında) ve Bu ülkede milyonlarca insan yoksul ve çalışmıyorlar. Eğer gelecekte zengin olursam bu fakirlere yardım etmek ve iş vermek istiyorum. Bu dünyada hiç kimsenin yoksul ve işsiz olmasını istemiyorum. Bu dünyada kötülüklerin hiçbir zaman
231 Bulguların Yorumlanması 223 olmamasını istiyorum (Erkek, 13 yaşında) ifadelerini gösterilebilir. Bu bulgular daha önce sözü edilen Long, Elkind ve Spilka nın (1967) düşüncelerini destekler niteliktedir. Bu yaş grubunun bilişsel özelliklerinden biri olan sorgulama süreci, bu ifadelerde de karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, Allah ım bizi yarattığın bizleri buralara getirdiğin için çok teşekkür ederim. Keşke herkes sonsuza kadar yaşasaydı ama düşününce iyi ki yaşamıyor. Çünkü hiç kimse ölmeseydi dünyada bir sürü insan olacaktı. Hiç kimse bir yere sığamazdı. İnsan sevdiklerini kaybedince böyle düşünüyor ama düşündükçe farkına varıyor. Allah ım yine de bütün bunları bize verdiğin için çok teşekkür ederim, Zeynep (Kız, 14 yaşında). Yine Allah ım ben Senin yüzünü hiç görmüyorum ama Sen bizim her şeyimizi görüyorsun. Biz İzmir e büyük diyoruz, Türkiye yi düşünemiyoruz. Dünyayı zaten hiç ne kadar olduğunu bile bilmiyoruz sen öyle bir güçsün ki gezegenleri ve uzayı Sen yaratmışsın demek ki Sen öyle büyüksün. Biz buradan bir ipucu bularak Senin nasıl biri olduğunu bulamasak bile hayal edebiliriz (Erkek, 15 yaşında). Dolayısıyla, dinî konulara olan zihinsel ilgi 12 yaşları civarında başlar ve daha önceleri eleştirilen süzgeçten geçirilmeyen konulara artık şüpheyle yaklaşılır ve akıl yürütmelerde bulunur (Argyle ve Beit-Hallahmi, 1975, s. 62; Hökelekli, 1993,s ; Peker, 1993, s. 107). Yine bu yaşlarda günahkârlık duygularının yoğun bir şekilde tecrübe edildiği düşüncesini de destekleyen çok sayıda ifade tespit edilmiştir. Allah ım bütün günahlarımı affet. Tek korktuğum kişisin (Erkek, 13 yaşında) ve Şimdiye kadar işlediğim bütün günahları affet (Kız, 13 yaşında) gibi ifadeler örnek
232 224 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi gösterilebilir. Bu bulgu, birçok çalışmanın sonuçlarıyla örtüşmektedir. 18 B8. Kız ve Erkek Çocuklarının Tanrı Tasavvurları: Kız çocuklarının hemen hemen tüm sorularda erkek çocuklara oranla, soyut işlemler dönemi özelliklerini daha fazla gösterdikleri tespit edilmiştir. Bununla birlikte Allah senin kim olduğunu biliyor mu?; Seni görebilir ve işitebilir mi?; Eğer bir çocuk hata yaparsa Allah o çocuğa ne yapar?; Allah tan kabul etmesini en çok istediğin dileğin nedir? Dileğin gerçekleşmezse ne yaparsın?; ve Allah a bir mektup yaz sorularında kızlarla erkekler arasındaki farklılıklar p<.05 düzeyinde anlamlı bulunurken, diğer 12 soruda bu farklılıkların anlamlılık düzeyine ulaşmadığı saptanmıştır. Erkek çocuklarının kızlara oranla Allah tan daha fazla korktukları ve bunun p<.007 anlamlılık düzeyine ulaştığı gözlenmektedir. Bu bulguyla ilişkili olduğu düşünülen diğer bir bulgu da erkek çocukların kızlardan daha fazla cezalandırıcı Tanrı tasavvuruna sahip olduklarına ve kız çocuklarının da erkeklerden daha fazla affedici-bağışlayıcı-merhamet edici Tanrı tasavvuruna sahip olduklarına ilişkindir. Kuşat da (2006) yaş grubundaki öğrenciler üzerinde yürüttüğü çalışmasında, cinsiyet türlerinin Tanrı tasavvurunun oluşmasında dikkate değer bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşmıştır. Buna göre, kızlar daha çok Tanrı nın yakınlığını, koruyuculuğunu ve sevgisini öne çıkarırken, erkekler daha çok, Tanrı nın gücünü ve cezalandırılıcığını öne çıkarmışlardır. Bu bulgular 7-11 yaş grubundaki kız ve erkek çocuklarında da saptanmıştı. Dolayısıyla 7-15 yaşları arasındaki erkek 18 Allport, 2004, s. 51; Argyle ve Beit-Hallahmi, 1975, s. 60; Armaner, 1980, s. 103; Goldman, 1964; Hökelekli, 1986 ve 1993, ss
233 Bulguların Yorumlanması 225 çocuklarının daha cezalandırıcı bir Tanrı tasavvuruna, kızların ise, daha çok affedici-bağışlayan bir Tanrı tasavvuruna sahip oldukları söylenebilir. B9. Özet Bu dönem çocuklarının tamamen soyut işlemler dönemine geçmiş olduklarını söyleyememekle birlikte, antropomorfik düşünce biçiminin oldukça zayıfladığını ifade edebiliriz. Çoğunluğu erinlik döneminde bulunan bu çocukların, zihinsel olarak daha çok bir geçiş dönemi yaşadığı düşünülebilir. Dolayısıyla Tanrı nın sıfatlarının kavranabilirlik düzeyine paralel olarak çocuklar zaman zaman kararsız kalmışlar, bazen soyut, bazen de az da olsa somut işlemler dönemlerinin özelliklerini göstermişlerdir. Deconchy (1965) göre, antropomorfik özellikler 14 yaşından itibaren kaybolmakta ve Tanrı artık soyut düzeyde tasavvur edilebilmektedir (akt.:hood ve diğ., 1996, s. 57; Goldman, 2001) Tanrı tasavvurunun gelişimi bakımından, bu çocukların, Piaget nin bilişsel gelişim aşamalarının özelliklerini gösterdiğini ifade edebiliriz. Bulgularımız benzer araştırma sonuçlarıyla örtüşmektedir Argyle ve Beit-Hallahmi, 1975, s. 62; Deconchy, 1965; Hökelekli, 1993, s ; Kuşat, 2006; Nye ve Carlson, 1984; Peker, 1993, s. 107; Ruchgy, 2004; Sohn, 1985.
234 SONUÇ Tarih boyunca, inanan veya inanmayan tüm insanların bir şekilde Tanrı fikri ile ilgilenmiş oldukları ileri sürülebilir. En azından aşkın olan bir Yaratıcı ya inanan bireyler için böyle olduğu kolayca iddia edilebilir. İnanan bireyler, Aşkın Varlığı aynı şekilde mi tasavvur ederler? Bu tasavvurların oluşumunda ve gelişiminde dinî ve kültürel faktörler nasıl etkide bulunur? Çocuklar, gençler, yetişkinler, yaşlılar, kadınlar, erkekler, hastalar, sağlıklı olanlar, bu Aşkın Varlığı benzer biçimde mi tasavvur ederler? Sahip olunan Tanrı tasavvurları kişinin kendisiyle ve çevresiyle olan ilişkilerini, ya da dinî hayatını nasıl etkiler? Yaklaşık son bir asırdır, özellikle A.B.D. ve Batı Avrupa da yapılmış olan araştırmalarla, bu soruların cevapları aranmıştır ve aranmaya da devam etmektedir. Türkiye de bu sorular çerçevesinde yapılan araştırma sayısının çok sınırlı kaldığı görülmektedir ki, bu bir ihmalin veya ilgisizliğin göstergesi şeklinde değil, din psikolojisi alanındaki araştırmacıların sayısının oldukça az oluşundan kaynaklandığı biçiminde algılanmalıdır. Bu nedenle, Tanrı tasavvurunun gelişimi konusunda farklı örneklem grupları üzerinde yürütülecek araştırmaların gerçekleştirilmesine ihtiyaç olduğu inkâr edilemez. Dolayısıyla bu ihtiyacın karşılanmasına küçük bir katkı yapmak amacıyla, yürüttüğümüz araştırmada, bu sorulardan sadece çocuklarla ilgili olan tarafını bilişsel yaklaşımla analiz etmeye çalıştık. Örneklemimizi ilköğretim öğrencisi olan 7-15 yaşları arasındaki 1047 çocuktan oluşturduk. Bu çocuklara, 18 açık uçlu sorudan oluşan bir anket formu uyguladık. Elde ettiğimiz bulguları çeşitli işlemlerden geçirerek, istatistiksel analizlerini yaptık ve yorumladık. Tabiî ki tüm bu işlemleri, belirle-
235 Bulguların Yorumlanması 227 miş olduğumuz kuramsal çerçeve ve kavramlar etrafında gerçekleştirdik. Başka deyişle önce, Tanrı tasavvurunun gelişimini açıklayan farklı yaklaşımları özetledik, sonra da, çalışmamızı şekillendiren Piaget nin bilişsel gelişim kuramı ve ilgili literatür hakkında geniş bilgi vermeye çalıştık. Araştırmamızın sonunda ulaştığımız sonuçları denencelerimiz çerçevesinde, şöyle özetleyebiliriz: Araştırmaya katılan tüm çocuklarda Tanrı tasavvurlarının Piaget in bilişsel gelişim aşamalarına paralel olarak geliştiği ve 7-11 yaş grubu ile yaş grubu çocukları karşılaştırıldıklarında aralarındaki bilişsel gelişim (somuttan soyuta) farklılıklarının, tüm sorularda istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde olduğu saptanmıştır (p<.01). Dolayısıyla bu yöndeki, denencelerimiz desteklenmiştir. Çocukların Tanrı dan korkma düzeylerinin yüksek olduğu yönündeki denencemiz desteklenmekle birlikte, ilgili bölümlerde yapılan yorumlar dikkate alınmalıdır. Aynı yaş grubundaki kızların Tanrı tasavvurlarının gelişim düzeyi ile erkeklerin düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı yönündeki denencemiz, birkaç konu dışında desteklenmiştir. Bununla birlikte hemen hemen tüm sorularda anlamlı düzeyde olmasa bile kızların erkeklere oranla Tanrı tasavvurları bağlamında daha soyut bir düzeyde olduklarını belirtmekte fayda vardır. Bilişsel dönemlere göre bir gelişim sırası izlese de, çeşitli faktörlerin etkisiyle çocuklarda Tanrı tasavvurunun gelişim hızının farklı olduğunu söyleyebiliriz; yani kronolojik yaş açısından değerlendirildiğinde aynı yaştaki çocukların farklı bilişsel dönemlerde olduğu gözlemlenmiştir (Garrod, Beal ve Shin, 1990). Bunda çocuğun zihinsel gelişimi ve çevresel faktörler belirleyici rol oynamaktadır. Örneğin, ailenin dindar olup olmaması veya çocuğun din eğitimi alıp almaması ya da nasıl bir
236 228 Çocuklarda Tanrı Tasavvurunun Gelişimi din eğitimi aldığı önemli faktörler arasında sayılabilir. Yine çocukların televizyon alışkanlıkları da önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocukların birçok alandaki gelişimine, seyrettikleri televizyon programlarının etkisi olduğu bugün psikolog ve pedagoglar tarafından güçlü bir şekilde dile getirilmektedir. Buradan hareketle, çocukların Tanrı tasavvurlarının gelişiminin de bazı televizyon programlarının etkisinde kaldığını öne sürebiliriz. Bu noktada başta ana-babalara ve öğretmenlere, sonra da RTÜK e önemli sorumlulukların düştüğüne inanıyoruz. Ayrıca, muhatabı çocuklar olan tüm eğitmenlerin, Tanrı ve din hakkında konuşurlarken, çocukların bilişsel ve duygusal gelişimlerini göz önünde bulundurmaları gerektiği düşüncesindeyiz. Tanrı hakkında konuşurken, çocuğun duygu dünyasına ve özellikle de Tanrı ile arasındaki duygusal ilişkiye zarar vermemeye çalışılmalıdır. Çocuğun olumsuz davranışlarını engellemek için, Tanrı yı korkutma ve terbiye etme aracı olarak mümkün olduğunca kullanmaktan sakınılmalıdır. Çocuk Tanrı ile duygusal bağını öncelikle sevgi içerikli kurmalıdır. Zira çocuğun Tanrı ile kurduğu ilişkiler onun tüm hayatını etkileyebilmektedir. Bu, İslam dininin umut-korku (havf-reca) dengesine zarar verecek bir durum olarak algılanmamalıdır. Burada söylemek istediğimiz, çocukların Tanrı ile ilk duygusal bağlarının kurulduğu yıllarda sevginin öne çıkarılması gerektiğidir. Tanrı ile ilişkisine korkuyla başlayan bireylerin yetişkinlik döneminde de bu başlangıcın etkisinden kurtulamadıkları görülmektedir. Onlar, kulluk görevlerini yerine getirirken, öncelikle cezadan kaçma psikolojisi içinde hareket etmekte olup, ibadetlerini şükrün ve sevginin bir ifadesi olarak gerçekleştirmede zorlanmaktadırlar.
237 229 KAYNAKLAR Ahrendt, C.J. (1974). Relationships between the Self-Concepts of Children and Their Concepts of God. (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Austin: University of Texas. Ainsworth, M.D.S. (1967). Infancy in Uganda: Infant Care and the Growth of Love. Baltimore: Johns Hopkins University Press. Ainsworth, M.D.S. (1969). Object relations, dependency and attachment: A theoretical review of the infant-mother relationship. Child Development, 40: Allport, G. W. (2004). Birey ve Dini. (Çev.: B. Sambur). Ankara: Elis Yayınları. Argyle, M. & Beit-Hallahmi, B. (1975). The Social Psychology of Religion. London: Routledge & Kegan Paul. Argyle, M. & Beit-Hallahmi, B. (2004). Dinî davranış teorileri. Çev. A. Kuşat, M. Korkmaz & İ. Güllü, Erciyes Ünv. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 16 (1): Arı, R., Üre, Ö. & Yılmaz, H. (1998). Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi. Konya: Mikro Yayınları. Armaner, N. (1980). Din Psikolojisine Giriş. Ankara: Ayyıldız Matbaası. Ay, M. E. (1989). Çocuklarımıza Allah ı Nasıl Anlatalım? İstanbul: Gonca Yayınevi. Ay, M.E. (1994). Din Eğitiminde Mükâfat ve Ceza. İzmir: Nil Yayınları. Aydın, A. R. (2004). Psikanalizin Dinsel Serüveni, Samsun: Etüt Yayınları. Bacanlı, H. (1995). Tanrı ve peygamber kavramları. Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, 2: Baret, J. L. (2001). Do Children experience God as adults do? J. Andresen (Ed.), Religion in Mind: Cognitive perspectives on religious belief, ritual and experience. United Kingdom: Cambridge University Press.
238 230 Basset, R.L., Miller, S., Ansley, K., Crafts, K., Harmon, J., Lee, Y., Parks, J., Robinson, M., Smid, H., Sterner, W., Stevens, C., Wheeler, B., & Stevenson, D.H. (1990). Picturing God: A nonverbal measure of God concept for conservative Protestants. Journal of Psychology and Christianity, 9 (2): Beit-Hallahmi, B. & Argyle, M. (1997). The Psychology of Religious Behaviour, Belief & Experience. New York: Routledge. Bem, S.L. (1981). Gender schema theory: A cognitive account of sex typing. Psychological Review, 88: Bilgin, B. (1995). Çocuklarımızın duyguları ve duaları. Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, 2: Bilgin, B. & Selçuk, M. (1995). Din Öğretimi: Özel Öğretim Yöntemleri. Ankara: Gün Yayıncılık Bovet, P. ( 1958). Din Duygusu ve Çocuk Psikolojisi. Çev.: S. Odabaş, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. Bowlby, J. (1969). Attachment Loss. Vol. 1. Attachment. London: Hogarth New York: Basic Books. Bowlby, J. (1973). Attachment Loss. Vol. 2. Separation: Anxiety and anger. London: Hogarth New York: Basic Books. Bowlby, J. (1980). Attachment Loss. Vol. 3. Loss. London: Hogarth New York: Basic Books. Bretherton, I. (1992). The origins of attachment theory: John Bowlby and Mary Ainsworth. Developmental Psychology, 28: Brown, L. B. (Ed) (1973). Psychology and Religion. Middlesex, England: Penguin Education. Brown, L. B. (1987). The Psychology of Religious Belief. London: Academic Press. Budak, S. (2000). Psikoloji Sözlüğü. Ankara: Bilim ve Sanat Yay. Buri, J.R. & Mueller, R.A. (1993). Psychoanalytic theory and loving God concepts: Parent referencing vs. self-referencing. Journal of Psychology, 127: Case, A. (1921). Children s ideas of God. Religious Education, 16: Charles, C. M. (2003). Öğretmenler için Piaget İlkeleri. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
239 231 Chodorow, N. (1978). The Reproduction of Mothering: Psychoanalysis and the Sociology of Gender. Los Angeles: University of California Press. Clanton, J.A. (1990). In Whose Image? God and Gender. New York: Crossroad. Clark, W. H. (1961). The Psychology of Religion. New York: The Macmillan Company. Clouse, B. (1991). Religious experience, religious belief and moral development of students at a state university. Journal of Psychology and Christianity, 10: Crain, W. C. (1985). Theories of Development. Englewood Cliff, N.J.: Prentice-Hall. Crapps, R. W. (1986). An Introduction to Psychology of Religion. Macon, Georgia: Mercer University Press. Çileli, M. (1986). Ahlak Psikolojisi ve Eğitimi. Ank.: Verso Yay. Dawes, R.S. (1954). The Concepts of God among Secondary School Children. (Yayınlanmamış Master Tezi). University of London. Dawson, T. L. (2002). New tools, new insights: Kohlberg s moral judgment stages revisited. International Journal of Behavioral Development, 26 (2): Deconchy, J. P. (1965). The Idea of God: Its emergence between 7 and 16 years. Lumen Vitae, 19: De Ross, S.A. (2006). Young children s God concepts: Influences of attachment and religious socialization in a family and school context. Religious Education, 101 (1): De Ross, S.A., Iedema, J. & Miedema, S. (2001). Young children s descriptions of God: Influences of parents and teachers God concepts and religious denomination of schools. Journal of Beliefs & Values, 22 (1): De Ross, S.A., Miedema, S. & Iedema, J. (2001). Attachment, working models of self and others, and God concept in kindergarten. Journal for the Scientific Study of Religion, 40 (4): Dickie, J. R., Ajega, L.V., Kobylak, J.R. & Nixon, K.M. (2006). Mother, father, and self: Sources of young adult s God concepts. Journal for the Scientific Study of Religion, 45 (1):
240 232 Dickie, J. R., Eshleman, A.K., Merasco, D.M., Shepard, A., Wilt, M.V. & Johnson, M. (1997). Parent-child relationships and children s images of God. Journal for the Scientific Study of Religion, 36 (1): Dykstra, C. & Parks S. (1986). Faith development and Fowler, Birmingham, AL: Religious Education Press. Elias, J. L. (2004). Ronald Goldman: Dini gelişim psikoloğu. Birey ve Din (Derleyen: A. Rıza Aydın) adlı kitabın içinde, ss , İst.:İnsan Yayınları. Elkind, D. (1961). The child s concept of his religious denomination: I. The Jews child. Journal of Genetic Psychology, 99: Elkind, D. (1962). The child s concept of his religious denomination: II. The Catholic child. Journal of Genetic Psychology, 101: Elkind, D. (1963). The child s concept of his religious denomination: III. The Protestant child. Journal of Genetic Psychology, 103: Elkind, D. (1964). Piaget s semi-clinical interview and the study of spontaneous religion. L. B. Brown (Ed.). Psychology of Religion (Middlesex, England: Penguin Education, 1973) adlı eserin içinde, ss Elkind, D. (1970). The origins of religion in the child. B. Spilka & D. N. McIntosh(Eds). The Psychology of Religion (Colorado: Westview Press, 1997) adlı eserin içinde, ss , Elkind, D. (1971). The development of religious understanding in children and adolescents. M.P. Strommen (Ed.), Research on Religious Development: A Comprehensive Handbook (New York: Hawthorn Books) adlı eserin içinde, ss Erdem, M. & Akman, Y. (1998). Eğitim Psikolojisi: Gelişim- Öğrenme-Öğretme. (6. Baskı). Ankara: Arkadaş Yayınları. Ergün, M. (1995). Bilimsel Araştırmalarda Bilgisayarla İstatistik Uygulamaları: SPSS For Windows. Ankara: Ocak Yayınları. Ernsberger, D.J. & Manaster, G.J. (1981). Moral development, intrinsic/extrinsic religious orientation and denominational teachings. Genetic Psychology Monographs, 104:
241 233 Eshleman, A. K., Dickie, J. R., Merasco, D. M., Shepard, A. & Johnson, M. (1999). Mother God, father God: Children s perceptions of God s distance. The International Journal for the Psychology of Religion, 9(2): Evkuran, M. (2007). İslâm düşünce geleneğinde Tanrı tasavvuru. İslâmî İlimler Dergisi, 2(1): Foster, R. A. & Keating, J. P. (1992). Measuring androcentrism in the Western God-concept. Journal for the Scientific Study of Religion, 31 (3): Fowler, J. W. (1981). Stages of Faith: The Psychology of Human Development and the Quest for Meaning. San Francisco: Harper and Row. Fowler, J. W. (1986). Faith and the structuring of meaning. C. Dykstra & S. Parks (Eds.), Faith Development and Fowler,. (Birmingham, AL: Religious Education Press) adlı eserin içinde. Fowler, J. W.(1991). Weaving the New Creation: Stages of Faith and the Public Church. San Francisco: Harper Collins. Fowler, J. W. (1992). The Vocation of Faith Development Theory. Fowler, Nipkow and Schweitzer (Eds.), Stages of Faith and Religious Development: Implications for Church, Education and Society (London: SCM) adlı eserin içinde. Fowler, J. W. (1996). Faithful Change: The Personal and Public Challenges of Postmodern Life. Nashville: Abingdon. Fowler, J. W. (2001). Faith development theory and the postmodern challenges. The International Journal for the Psychology of Religion, 11(3), Francis, L.J., Gibson, H.M. & Robbins, M. (2001). God images and self-worth among adolescents in Scotland. Mental Health, Religion & Culture, 4 (2): Freud, S. (1913/1971). Totem ve Tabu. Çev.: N.Berkes, İstanbul: Remzi Kitabevi. Freud, S. (1927/1985). Bir Yanılsamanın Geleceği. Çev.: H.Z. Kars, İstanbul: Kaynak Yayınları. Gander, M. J. & Gardiner, H. W. (2001). Çocuk ve Ergen Gelişimi. (Yayına Haz.: Bekir Onur), Ankara: İmge Kitabevi.
242 234 Garrod, A., Beal, C. & Shin, P. (1990). The development of moral orientation in elementary school children. Sex Roles, 22: Gessel, A. & Ilg, F.L. (1946). The Children from Seven to Ten. London: Hamish Hamilton. Gilligan, C. & Wiggins, G. (1988). The origins of morality in early childhood relationship. C. Gilligan, J.V. Ward, & J.M. Taylor (Eds.), Mapping the Moral Domain (Cambridge, MA: Harvard University Press) adlı eserin içinde. Godin, A. & Hallez, M. (1964). Parental images and divine paternity. A. Godin (Ed.), From Religious Experience to a Religious Attitude (Brussels, Belgium: Lumen Vitae Press) adlı eserin içinde. Goldenberg, N.R. (1979). Changing of the Gods: Feminism and the End of Traditional Religions. Boston: Beacon Press. Goldman, R. J.(1964). Researches in religious thinking. L. B. Brown (Ed.) Psychology and Religion (Middlesex, England: Penguin Education, 1973) adlı eserin içinde, ss Goldman, R. J. (2001). Düşünme ve Dine Tatbiki. (Çev.: S. Akyürek) Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11: Gorsuch, R.L. & McFarland, S. (1972). Single vs. multiple-item scales for measuring religious values. Journal for the Scientific Study of Religion, 11: Gottlieb, E. (2006). Development of religious thinking. Religious Education, 101 (2): Granqvist, P. (1998). Religiousness & perceived childhood attachment: On the question of compensation or correspondence. Journal for the Scientific Study of Religion, 37: Grom, B. (1981). Gottesvorstellung, elternbild und selbstwertgefühl. Sitmmen der Zeit, 106: Güngör, E. (1993). Değerler Psikolojisi. Amsterdam: Hollanda Türk Akademisyenler Birliği Vakfı Yayınları. Güngör, E. (1995). Ahlak Psikolojisi ve Sosyal Ahlak. İstanbul: Ötüken Neşriyat. Harms, E. (1944). The development of religious experience in children. American Journal of Sociology, 50: Heller, D. I. (1984). The Children s God. (Yayınlanmamış Doktora Tezi). The University of Michigan.
243 235 Heller, D. I. (1986). The Children s God. Chicago: The University of Chicago Press. Holley, R.T. (1991). Assessing potential bias: The effects of adding religious content to the Defining Issues Test. Journal of Psychology and Christianity, 10: Hood, R. W., Spilka, B., Hunsberger, B.&Gorsuch, R. (1996). The Psychology of Religion, New York: The Guilfort Press. Hökelekli, H. (1986). Ergenlik çağı davranışlarına din eğitiminin etkisi: İmam-Hatip Lisesi ve Genel Lise öğrencilerinin davranışları arasında mukayeseli bir araştırma. U.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1: Hökelekli, H. (1993). Din Psikolojisi. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Hutsebaut, D. & Verhoeven, D. (1995). Studying dimensions of God representation: Choosing closed or open-ended research questions. International Journal for the Psychology of Religion. 5(1): Jersild, A. T. (1976). Çocuk Psikolojisi. (Çev.: G. Günçe). Ankara: A.Ü. Eğitim Fak. Yayınları, No: 62. Johnson, P. E. (1945). Psychology of Religion. New York: Abingdon- Cokesbury Press. Johnson, R. (1988). The theology of gender. Journal of Psychology and Christianity, 7: Karaman, H., Çağrıcı, M., Dönmez, İ.K. & Gümüş, S. (2006). Kur an Yolu: Türkçe Meâl ve Tefsir. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. Kaufman, G.D. (1981). The Theological Imagination: Constructing the Concept of God. Philadelphia: Westminster. Kavathatzopoulas, I. (1991). Kohlberg and Piaget: Differences and similarities. Journal of Moral Education, 20 (1): Kay, W.K. & Ray, L. (2004). Concepts of God: The salience of gender and age. JET, 17 (2): Kirkpatrick, L. A. (1992). An attachment-theory approach to the psychology of religion. International Journal for the Psychology of Religion, 2:3-28. Kirkpatrick, L. A. (1997). A Longitudinal study of changes in religious belief and behavior as a function of individual differen-
244 236 ces in adult attachment style. Journal for the Scientific Study of Religion, 36(2): Kirkpatrick, L. A. & Shaver, P. R. (1990). Attachment theory and Religion: Childhood attachments, religious beliefs and conversion. Journal for the Scientific Study of Religion, 29(3): Klein, M. (1923). The role of the school in the libidinal development of the child. Contributions to Psychoanalysis (New York: McGraw-Hill, 1964) adlı eserin içinde. Kohlberg, L. (1963). The development of children s orientations toward a moral order: 1. Sequence in the development of moral thought, Vita Humana, 6: Kohlberg, L. (1969). Stage and Sequence: The cognitivedevelopmental approach to socialization. D. Goslin (Ed.), Handbook of Socialization Theory and Research (Chicago, IL: Rand McNally) adlı eserin içinde, ss Kohlberg, L. (1973). Continuities in childhood and adult moral development revisited. P. B. Baltes &K.W. Schaie (Eds.), Lifespan Developmental Psychology: Personality and Socialization(New York: Academic Press) adlı eserin içinde. Kohlberg, L. (1976). Moral stages and moralization the cognitivedevelopmental approach. T. Lickona (Ed.), Moral Development and Behavior Theory, Research, and Social Issues (New York: Holt, Rinehart & Winston) adlı eserin içinde. Kohlberg, L. (1980). Stages of moral development as a basis for moral education. B. Munsey (Ed.), Moral Development, Moral Education, and Kohlberg (Birmingham, AL: Religious Education Press) adlı eserin içinde, ss Kohlberg, L. (1981). The Philosophy of Moral Development. Vol. I., San Francisco, CA: Harper & Row. Kohlberg, L. (1984). The Psychology of Moral Development. San Francisco, CA.: Harper&Row. Kohlberg, L. & Kramer, R. (1969). Continuities and discontinuities in childhood and adult moral development. Human Development, 12: Konuk, Y. (1994). Okul Öncesi Çocuklarda Dinî Duygunun Gelişimi ve Eğitimi. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.
245 237 Kousoulas, E.P. (1973). The Relation Between the Development of the Piagetian Concepts of God and Rain and Age, Religion and Sex Among Suburban Children. (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Köse, A. (2000). Freud ve Din. İstanbul: İz Yayıncılık. Köylü, M. (2004). Farklı din ve kültürlere mensup çocukların dini inanç ve Tanrı tasavvurları. EKEV Akademi Dergisi, 8(19): Krejci, M. J. (1998). Gender comparison of God schemas: A multidimensional scaling analysis. The International Journal for the Psychology of Religion, 8(1): Kunkel, M.A., Cook, S., Meshel, D.S., Daughtry, D. & Hauenstein, A. (1999). God images: A concept map. Journal for the Scientific Study of Religion, 38 (2): Kuşat, A. (2006). Ergenlerde Allah tasavvuru. Ü. Günay- C. Çelik (Eds.), Dindarlığın Sosyo-Psikolojisi (Adana: Karahan Kitabevi, 2006) adlı eserin içinde, ss Ladd, K.L., McIntosh, D.N. & Spilka, B. (1998). Children s God concepts: Influences of denomination, age, and gender. The International Journal for the Psychology of Religion, 8(1): Lawrence, P.J. (1965). Children s thinking about religion: A study of concrete operational thinking. Religious Education, 60: Lee, C. & Early, A. (2000). Religiosity and family values: Correlates of God-image in a Protestant sample. Journal of Psychology and Theology, 28 (3): Leuba, J.H. (1917). Children s conceptions of God. Religious Education, 12: Long, D., Elkind, D. & Spilka, B. (1967). The child s conception of prayer. Journal for the Scientific Study of Religion, 6: Ludwing, D.J., Weber, T. & Iben, D. (1974). Letters to God: A study of children s religious conceptions. Journal of Psychology and Theology, 2: Maclean, A. H. (1930). The Idea of God in Protestant Religious Education. New York: Columbia University Bureau of Publ.
246 238 Mailhoit, B. (1961). And God became a child: The reactions of children and child groups under school age. Child and Adult Before God (Brussels: Lumen Vitae Press) adlı eserin içinde, ss Marshall, E. & Hample, S. (1968). What children think of God. Time, 91. McDargh, John. (1983). Psychoanalytic Object Relations Theory and the Study of Religion: On Faith and the Imaging of God. New York: University Press of America. Meadow, M. J. & Kahoe, R. D. (1984). Psychology of Religion: Religion in Individual Lives. New York: Harper & Row, Publishers, Inc. Mete, M. (1999). Televizyon Yayınlarının Türk Toplumu Üzerindeki Etkisi. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başk. Yay. Miner, M.H. & McKnight, J. (1999). Religious attributions: Situational factors and effects on coping. Journal for the Scientific Study of Religion, 38 (2): Miriam, M. (1968). The ideas of God among Roman Catholic children aged seven and eight. British Journal of Educational Psychology, 37-38: Mollenkott, V.R. (1984). Female God-imagery and wholistic social consciousness. Studies in Formative Spirituality, 5: Nelsen, H. M., Cheek, N. H. & Au, P. (1985). Gender differences in images of God. Journal for the Scientific Study of Religion, 24(4): Nelson, C. E. (1996). Formation of a God representation. Religious Education, 91(1), Nelson, M.O. (1971). The concept of God and feelings toward parents. Journal of Individual Psychology, 27: Nelson, M.O. & Jones, E.M. (1957). An application of the Q- technique to the study of religious concepts. Psychological Reports, 3: Nye, W.C. & Carlson, J.S. (1984). The development of the concept of God in children. Journal of Genetic Psychology, 145 (1):
247 239 Oser, F.(1980). Stages of religious judgment. C. Brusselmans (Ed.), Toward Moral and Religious Maturity (Morristown, NJ: Silver Burdett Company) adlı eserin içinde. Paloutzian, R. F.(1996). Invitation to the Psychology of Religion. Needham Heights, Massachusetts: Allyn & Bacon. Peker, H. (1993). Din Psikolojisi. Samsun: Sönmez Matbaası. Petrovich, O. (1988). An Examination of Piaget s Theory of Childhood Artificialism. (Yayınlanmamış Doktora Tezi) Oxford University. Piaget, J. (1951). The Child s Conception of World. Totowa, NJ: Littlefield, Adams. Piaget, J. (2000). Çocukta Zihinsel Gelişim. Çev.: H. Portakal, İstanbul: Cem Yayınları. Piaget, J. (2005). Çocuğun Gözüyle Dünya. Çev.: İ. Yerguz, Ankara: Dost Kitabevi. Piaget, J. (2007). Çocukta Dil ve Düşünme. Çev.: S.E. Siyavuşgil, Ankara: Palme Yayıncılık. Pitts, P.V. (1977). Concept Development and the Development of the God Concept in the Child: A Bibliography. Schenectady, NY: Character Research Press. Pratt, J. (1920). The Religious Consciousness: A Psychological Study. New York: The Macmillan Co. Ratcliff, D. (2004). Çocukların dini kavramları anlama şekli. Birey ve Din (Derleyen: A. Rıza Aydın) adlı kitabın içinde, ss , İstanbul: İnsan Yayınları. Riegel, U. & Kaupp, A. (2005). God in the mirror of sex category and gender: An empirical-theological approach to representations of God. JET, 18(1): Rizzuto, A. M. (1979). The Birth of the Living God. The University of Chicago Pres. Chicago. Roof, W.C. & Roof, J.L.(1984). Review of the polls: Images of God among Americans. Journal for the Scientific Study of Religion, 23: Ruchgy, W. J. (2004). The Relationship of Mental Representation of God to Levels of Faith Development. (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Detroit. Michigan: The University of Detroit Mercy.
248 240 Ruether, R.R. (1983). Sexism and God-talk: Toward a Feminist Theology. Boston: Beacon. Sapp, G.L. (1986). Moral judgment and religious orientation. G.L. Sapp (Ed.), Handbook of Moral Development (Birmingham, AL: Religious Education Press) adlı eserin içinde, ss Saussy, C. (1991). God Images and Self-Esteem: Empowering Women in a Patriarchal Society. Louisville, KY: Westminister/John Knox Press. Scarlett, W.G. & Perriello, L. (1981). The development of prayer in adolescence. F.K. Oser & W.G. Scarlett (Eds.), Religious Development in Childhood and Adolescence (San Francisco: Jossey-Bass) adlı eserin içinde, ss Selig, S. & Teller, G. (1975). The moral development of children in three different school settings. Religious Education, 70: Sinanoğlu, A. (2005). Kelam Tarihinde Tanrı Tasavvurları. Ankara: Avrasya-İlahiyat. Slater, T. (2001). The development of children s concept of God. Sloan, W.W. (1936). The Discovery and Measurement of the Religious Ideas of Children. (Yayınlanmamış Doktora Tezi) Evanston: Northwestern University. Sohn, L. E. (1985). God Concepts in Children: Beliefs About the Attributes of God and Implications for Lutheran Curriculum and Instruction. (Yayımlanmamış Doktora Tezi) Milwaukee, Wisconsin: The Faculty of the Graduate School, Marquette University. Spilka, B., Addison, J. & Rosensohn, M. (1975). Parents, self, and God: A test of competing theories of individual-religion relationships. Review of Religious Research, 16 (3): Spilka, B. & McIntosh, D.N. (Eds.)(1997). The Psychology of Religion: Theoretical Approaches. Colorado: Westview Press. Spilka, B., Shaver, P. & Kirkpatrick, L. A. (1985). A General Attribution Theory for the Psychology of Religion. Journal for the Scientific Study of Religion, 24 (1): 1-20.
249 241 Sroufe, L. A. & Waters, E. (1977). Attachment as an organizational Construct. Child Development, 48: St.Clair, M. (1994). Human Relationships and the Experience of God: Object Relations and Religion. New York: Paulist Press. St. Clair, M. (1996). Object Relations and Self Psychology. Brooks/Cole Pub. Company. Pacific Grove. St. Clair, M. (2004). Human Relationships and the Experience of God. Oregon: Wipf and Stock Publishers. Strunk, O.R. (1959). Perceived relationships between parental and deity concepts. Psychological Newsletter, 10: Sullivan H.S. (1925). The oral complex. Psychoanalytic Review, 12: Tamayo, A. & Desjardin, L. (1976). Belief systems and conceptual images of parents and God. The Journal of Psychology, 92: Tamayo, A. & Dugas, A. (1977). Conceptual representation of mother, father, and God according to sex and field of study. The Journal of Psychology, 97: Tamminen, K. (1994). Religious Experiences in Childhood and Adolescence: A viewpoint of Religious development between the ages of 7 and 20. The International Journal for the Psychology of Religion, 4(2): Thackeray, A. M. (2000). Children s Relational Perceptions of God. (Yayınlanmamış Doktora Tezi) The Florida State Unv. College of Human Sciences. Topaloğlu, B. (1989). Allah. İslam Ansiklopedisi, 2: İstanbul: TDV Yayınları. Tütüncü, M. (1987). Çocukta duygu ve heyecan eğitimi. D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 4: Ural, A. & Kılıç, İ. (2005). Bilimsel Araştırma Süreci ve SPSS ile Veri Analizi. Ankara: Detay Yayıncılık. Vergote, A. (1969). Concepts of God and parental images. Journal for the Scientific Study of Religion, 8: Vergote, A. (1999). Din, İnanç ve İnançsızlık. Çev.: V. Uysal, İstanbul: M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yay. Vergote, A.& Aubert, C.(1972). Parental images and representations of God. Social Compass, 19:
250 242 Vinacke, W. (1951). The investigation of concept formation. Psychological Bulletin, 48: Vinacke, W. (1952). The Psychology of Thinking. New York: McGraw-Hill. Walker, L. J. (1982). The sequentiality of Kohlberg s Stages of Moral Development, Child Development, 53: Waters, E. & Deane, K. (1985). Defining and assessing individual differences in attachment relationships: Q-methodology and the organization of behavior in infancy and early childhood. I. Bretherton& Waters (Eds.) Monographs of the Society for Research in Child Development, adlı eserin içinde, ss Webster, C.(1975). Towards a Cognitive Developmental Approach in Religious Education. (Yayınlanmamış Doktora Tezi), University of Toronto. Wenger, J. L. (2001). Children s theories of God: Explanations for difficult-to-explain phenomena. The Journal of Genetic Psychology, 162 (1): Windmiller, M. (1995). Ahlâk gelişimi ve ahlâkî davranış. (Çev.: D. Öngen). J. F. Adams (Ed.) Ergenliği anlamak (Yay. Haz.: B. Onur, Ankara: İmge Kitabevi) adlı eserin içinde, ss Winnicott, D. W. (1971). Playing and Reality. Tavistock Publication, London. Wulff, D.M. (1997). Psychology of Religion. New York: John Wiley & Sons, Inc. Yavuz, K. (1987). Çocukta Dini Duygu ve Düşüncenin Gelişimi. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. Yavuz, K. (1992). Çocuğun Dünyası ve Gelişme. İstanbul: Çocuk Vakfı Yayınları. Yavuz, K. (1994). Çocuk ve Din. İstanbul: Çocuk Vakfı Yayınları. Yavuz, K. (2003). Din ve güven. Sosyal Bilimlerde Güven (Ed. F. Erdem, Ankara: Vadi Yay.) adlı kitabın içinde. Yıldız, M. (2006). Ölüm Kaygısı ve Dindarlık. İzmir: İzmir İlahiyat Vakfı Yayınları.
Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?
Tanrı Tasavvuru Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir? Peker e göre: Kişinin bebekliğinden itibaren, zeka gelişimine, edinmiş olduğu bilgi ve yaşantısına göre, Tanrı yı zihninde canlandırması, biçimlendirmesi
DİNİ GELİŞİM. Bilişsel Yaklaşım Çerçevesinde Tanrı Tasavvuru ve Dinî Yargı Gelişimi
DİNİ GELİŞİM Bilişsel Yaklaşım Çerçevesinde Tanrı Tasavvuru ve Dinî Yargı Gelişimi Bilişsel Yaklaşımda Tanrı Tasavvuru 1. Küçük çocuklar Tanrı yı bir ruh olarak düşünürler, gerçek vücudu ve insani duyguları
İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER
İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel
1. ÜNİTE İÇİNDEKİLER EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... iii YAZARLAR HAKKINDA... iv 1. ÜNİTE EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1 Giriş... 2 Eğitim Psikolojisi ve Öğretmen... 3 Eğitim Psikolojisi... 3 Bilim... 6 Psikoloji... 8 Davranış... 9 Eğitim...
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not III Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Kişilik Gelişimi Kişilik Nedir? *Kişilik, bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici,
ÜNİTE:1. Sosyal Psikoloji Nedir? ÜNİTE:2. Sosyal Algı: İzlenim Oluşturma ÜNİTE:3. Sosyal Biliş ÜNİTE:4. Sosyal Etki ve Sosyal Güç ÜNİTE:5
ÜNİTE:1 Sosyal Psikoloji Nedir? ÜNİTE:2 Sosyal Algı: İzlenim Oluşturma ÜNİTE:3 Sosyal Biliş ÜNİTE:4 Sosyal Etki ve Sosyal Güç ÜNİTE:5 1 Tutum ve Tutum Değişimi ÜNİTE:6 Kişilerarası Çekicilik ve Yakın İlişkiler
İÇİNDEKİLER. Gelişim Kuramları 22 Eylem Kuramı ve Toplumsal Yapılandırmacılık 28
İÇİNDEKİLER Önsöz/ Ahmet Yıldız 5 Giriş 11 Psikoloji kökenli modeller 15 Davranışçılık 15 Bilişselcilik 17 Bilişsel Yapılandırmacılık 20 Gelişim Kuramları 22 Eylem Kuramı ve Toplumsal Yapılandırmacılık
DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI
1 DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI Örgütte faaliyette bulunan insan davranışlarının anlaşılması ve hatta önceden tahmin edilebilmesi her zaman üzerinde durulan bir konu olmuştur. Davranış bilimlerinin
VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI
İÇİNDEKİLER KISIM I VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI BÖLÜM 1 Vygotsky nin Yaklaşımına Giriş Zihnin Araçları... 4 Zihnin Araçları Niçin Önemlidir... 5 Vygostky Yaklaşımının Tarihçesi...
Temel Kavramlar Bilgi :
Temel Kavramlar Bilim, bilgi, bilmek, öğrenmek sadece insana özgü kavramlardır. Bilgi : 1- Bilgi, bilim sürecinin sonunda elde edilen bir üründür. Kişilerin öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile çaba
Yaşam Boyu Sosyalleşme
Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında
ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I
HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu
Doç. Dr. Tülin ŞENER
Doç. Dr. Tülin ŞENER AHLAK GELİŞİMİ Bireyde var olan değerler sistemi, gelişimsel bir süreç içinde ortaya çıkmaktadır. Bu sürece AHLAK GELİŞİMİ denir. Toplumun kendinden beklenen fonksiyonları yerine getirebilmesi
Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram;
KAVRAM OLUŞTURMA: Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram; ağaç,kedi,güzellik,gibi bir nesne ya da bir sembol olabilir.
Yapılandırmacı anlayışta bilgi, sadece dış dünyanın bir kopyası ya da bir kişiden diğerine geçen edilgen bir emilim değildir.
Yapılandırmacılık, pozitivist geleneği reddetmekte; bilgi ve öğrenmeyi Kant ve Wittgeinstein'nın savunduğu tezlerde olduğu gibi özneler arası kabul etmektedir. Bu bakış açısından yapılandırıcı öğrenme,
DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER
DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt
BÖLÜM I GELİŞİM İÇİNDEKİLER 1. ÜNİTE 2. ÜNİTE. ÖNSÖZ... v YAZARLAR HAKKINDA... vii
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... v YAZARLAR HAKKINDA... vii BÖLÜM I GELİŞİM 1. ÜNİTE GELİŞİMLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR, GELİŞİMİN TEMEL İLKELERİ VE GELİŞİMİ ETKİLEYEN ETMENLER... 1 GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR...
BAĞLANMA ve TERAPİ DE BAĞLANMA YRD.DOÇ.DR.ESRA PORGALI ZAYMAN İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ AD
BAĞLANMA ve TERAPİ DE BAĞLANMA YRD.DOÇ.DR.ESRA PORGALI ZAYMAN İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ AD BAĞLANMA NEDİR? Çocuk ile bakım veren kişi arasında gelişen ilişkide, çocuğun bakım veren kişiyle
Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür. 1 Giriş 1
XI İçindekiler Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür Sayfa vii viii x 1 Giriş 1 Tanımlar: Kültürlerarası psikoloji nedir? 3 Tartışmalı konular 5 Konu 1: İçsel olarak ya da dışsal olarak
BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN
BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM Jean Piaget ve Jerome Bruner Biliş ne demektir? Biliş; düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçlerine denir. Bilişsel gelişim neleri kapsar? Bireydeki akıl yürütme, düşünme, bellek ve dildeki
BİLİŞSEL AÇIDAN ÇOCUK GELİŞİMİNİN BASAMAKLARI
BİLİŞSEL AÇIDAN ÇOCUK GELİŞİMİNİN BASAMAKLARI REYHAN SAĞLAM ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ BILIŞ NE DEMEKTIR? Biliş; düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçlerine denir. Bilişsel gelişim neleri kapsar?
DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ
DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ DAVRANIŞIN TANIMI Davranış Kavramı, öncelikle insan veya hayvanın tek tek veya toplu olarak gösterdiği faaliyetler olarak tanımlanabilir. En genel anlamda davranış, insanların
İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler
İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd
4/16/2010 İÇERİK. Kişisel Rehberlik? Geleneksel vs Gelişimsel Yaklaşıma Göre Kişisel Rehberlik? KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME
İÇERİK KİŞİSEL REHBERLİK Gelişimsel Yaklaşıma Göre Kişisel Rehberlik Kişisel Rehberlik Açısından Etkili Öğretmenlik Farklı Eğitim Dönemlerinde Kişisel Rehberlik Kişisel Rehberlik? GELİŞİMSEL YAKLAŞIMA
DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu
DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler
İÇİNDEKİLER SUNUŞ VE TEŞEKKÜR KİTABIN YAPISI VE KAPSAMI YAZAR HAKKINDA 1. BÖLÜM ÜSTÜN YETENEKLİLİKLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR VE KURAMSAL ÇERÇEVE
İÇİNDEKİLER SUNUŞ VE TEŞEKKÜR... v KİTABIN YAPISI VE KAPSAMI... vii YAZAR HAKKINDA... ix 1. BÖLÜM ÜSTÜN YETENEKLİLİKLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR VE KURAMSAL ÇERÇEVE 1.1. ÜSTÜN YETENEKLİLİĞE TARİHSEL BAKIŞ...
Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2
Öğretmenlik Meslek Etiği Sunu-2 Tanım: Etik Etik; İnsanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaksal açıdan
225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ. Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar
225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar Bilgi Nedir? Bilme edimi, bilinen şey, bilme edimi sonunda ulaşılan şey (Akarsu, 1988). Yeterince doğrulanmış olgusal bir önermenin dile getirdiği
DAVRANIŞ BİLİMLERİ ÜZERİNE YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ
DAVRANIŞ BİLİMLERİ ve İLETİŞİM DAVRANIŞ BİLİMLERİ ÜZERİNE YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ Davranış Bilimleri üzerine Davranış Bilimleri insan davranışını, davranışa etki eden toplumsal, psikolojik, grupsal ve
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15 Bilimin Anlamı ve Özellikleri...17 Psikoloji...18 Gelişim Psikolojisi...25 Öğrenme Psikolojisi...26 Psikolojide Araştırma Yöntemleri...26
EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI
3-4 Aile bireyleri birbirlerine yardımcı olurlar. Anahtar kavramlar: şekil, işlev, roller, haklar, Aileyi aile yapan unsurlar Aileler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar Aile üyelerinin farklı rolleri
İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III
İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III Ünite:I Eğitim Psikolojisinde Bilimsel Araştırma Yöntem ve Teknikleri 13 Psikoloji ve Eğitim Psikolojisi 15 Eğitim Psikolojisi ve Bilim 17 Eğitim Psikolojisi ve Bilimsel Araştırma
1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ
İÇİNDEKİLER 1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ ÇOCUK PSİKOLOJİSİNDE GELİŞİM MODELLERİ... 3 ÖĞRENME TEORİSİ MODELİ... 4 BİLİŞSEL GELİŞİM MODELİ... 5 İNSAN GELİŞİMİNİ VE PSİKOLOJİSİNİ AÇIKLAYAN TEMEL KURAMLAR...
içindekiler BÖLÜM 1 GİRİŞ 1 B Ö L Ü M 2 PUBERTE, SAĞLIK VE BİYOLOJİK TEMELLER 49 B Ö L Ü M 3 BEYİN VE BİLİŞSEL GELİŞİM 86
içindekiler BÖLÜM 1 GİRİŞ 1 Tarihsel Bakış Açısı 3 Erken Tarih 3 Yirminci ve Yirmi Birinci Yüzyıllar 3 Ergenliğe İlişkin Kalıpyargılar 6 Ergenliğe Pozitif Bir Bakış Açısı 7 Amerika Birleşik Devletleri
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Psikolojide Ekoller & Yaklaşımlar *1879 da Alman psikolog Wilhelm Wundt tarafından kurulan psikoloji laboratuarı
PDR de Üç Gelişim Alanı (Kişisel-sosyal gelişim) Prof. Dr. Serap NAZLI
PDR de Üç Gelişim Alanı (Kişisel-sosyal gelişim) Prof. Dr. Serap NAZLI Üç Gelişim Alanı Gelişimsel rehberlik modelinin nihai amacı yaşam kariyeri gelişimini desteklemektir. Gelişimsel PDR nin ilkesi: Rehberlik
TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI
TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı
Bağlanma Nedir? Bağlanma, kişinin kendisi için önemli gördüğü bir başkasına (bağlanma figürü) karşı geliştirdiği güçlü duygusal bağlardır.
BAĞLANMA KURAMI Bağlanma Nedir? Bağlanma, kişinin kendisi için önemli gördüğü bir başkasına (bağlanma figürü) karşı geliştirdiği güçlü duygusal bağlardır. Çocukluktaki bağlanma Çocuk ile bakım veren kişi
Asistanlıkta Psikoterapi Eğitimi Neden Önemlidir? Doğan Şahin İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Sosyal Psikiyatri Servisi
Asistanlıkta Psikoterapi Eğitimi Neden Önemlidir? Doğan Şahin İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Sosyal Psikiyatri Servisi Başta ABD olmak üzere birçok ülkede tıp ve uzmanlık eğitiminde (psikiyatri dışı)temel
DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ
DAVRANIŞ BİLİMLERİ ve İLETİŞİM DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ Duygu ile ilgili alanyazında araştırmacıların, biyolojik temelli olan, diğer hayvanlarla paylaşılan, tüm kültürlerde görülen ve evrensel
GELİŞİM, KALITIM ÇEVRE ETKİLEŞİMİNİN BİR ÜRÜNÜDÜR.
GELİŞİM İLKELERİ GELİŞİM, KALITIM ÇEVRE ETKİLEŞİMİNİN BİR ÜRÜNÜDÜR. Kalıtım bireyin anne babasından getirdiği gizil güçleri anlatır. Bu gizil güçlerin üst düzeyi kalıtsal olarak belirlenir. Bu düzeye ulaşma
Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre
Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre değişimlerdir. Öğrenmede değişen ne???? İnsan ve hayvan arasında
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Temel Kavramlar Dr. Seher Yalçın 3.2.2017 Dr. Seher Yalçın 1 Bilginin Kaynağı İnsanlar sürekli olarak kendilerini ve çevrelerini aydınlatma, tanıma, olay ve oluşumları açıklama
ÇOCUK, GENÇ, AİLE PSİKOLOJİSİ VE DİN
ÇOCUK, GENÇ, AİLE PSİKOLOJİSİ VE DİN DEĞERLER EĞİTİMİ MERKEZİ YAYINLARI 55 Eserin Her Türlü Basım Hakkı Anlaşmalı Olarak Değerler Eğitimi Merkezi Yayınlarına aittir. ISBN: 978-605-4036-15-8 Sertifika No:
Öğr. Gör. Özlem BAĞCI
Öğr. Gör. Özlem BAĞCI Çocuğun kas gelişimini sağlayan, enerjisinin boşalmasına yol açan oyun, arkadaşları ile iletişimi ve işbirliğini de sağlayarak onun dünyasını biçimlendirir. Piaget e göre oyun, çocuğun
ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız
Disiplinlerüstü Temalar Kim Olduğumuz Bulunduğumuz mekan ve zaman Kendimizi ifade etme Kendimizi Gezegeni paylaşmak Bireyin kendi doğasını sorgulaması, inançlar ve değerler, kişisel, fiziksel, zihinsel,
EĞİTİM PSİKOLOJİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF
EĞİTİM PSİKOLOJİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF 2 Kolayaof.com 0 362 2338723 Sayfa 2 İÇİNDEKİLER 1. ÜNİTE- EĞİTİM VE PSİKOLOJİ İLİŞKİSİ: EĞİTİM PSİKOLOJİSİ.... 4 2. ÜNİTE-GELİŞİMİN TEMELLERİ........7 3. ÜNİTE-FİZİKSEL
5. MESLEKİ REHBERLİK. Abdullah ATLİ
5. MESLEKİ REHBERLİK Abdullah ATLİ Meslek seçimi neden önemlidir? İnsan, yaşamı boyunca çeşitli seçimler yapar. Mesleğini, yiyeceğini, giyeceğini, evini, eşini, arkadaşlarını vb. seçer. Meslek seçimi,
SINIF YÖNETİMİNİN TEMELLERİ
SINIF YÖNETİMİNİN TEMELLERİ Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN [email protected] Sınıf Nedir? Ders yapılır Yaşanır Zaman geçirilir Oyun oynanır Sınıf, bireysel ya da grupla öğrenme yaşantılarının gerçekleştiği
İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI
İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile
İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ GİRİŞ BÖLÜM I TEMEL KAVRAMLAR 1-10 Kaynakça. 7 OKUMA PARÇASI (Baba Emzirmesi). 8
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ iv GİRİŞ v BÖLÜM I TEMEL KAVRAMLAR 1-10 Kaynakça. 7 OKUMA PARÇASI (Baba Emzirmesi). 8 BÖLÜM II RUH SAĞLIĞI YERİNDE İNSAN 11-30 Ruh Sağlığı Yerinde İnsanın İki Temel Özelliği 1. Kendini
SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY
SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay
G İ R İ Ş. SBÖ115 SOS. PSİ. - Prof.Dr. H. HARLAK
G İ R İ Ş 1 İnsanın duygu düşünce ve davranışları başka insanlardan nasıl etkilenir, onları nasıl etkiler? İnsanlar birbirlerini nasıl algılar? İnsanlar birbirlerine karşı niçin dostluk veya düşmanlık
HAFTA VE TARİH KONU/KONULAR ANAHTAR SORULAR AMAÇ/AMAÇLAR KAYNAKLAR SORUMLU ÖĞRENCİLER. değerlendirme takip. akıcı geçmesi için 1999.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ULUSLAR ARASI İLAHİYAT ve YAYGIN DİN ÖĞRETİMİ VE UYGULAMALARI BÖLÜMÜ 2010 2011 ÖĞRETİM YILI I. YARIYIL DİNİ AHLAKİ GELİŞİM VE ÖĞRENME DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI HAFTA
Yapılandırmacı Yaklaşım
Yapılandırmacı Yaklaşım Dr Ismail Marulcu 1 Yapılandırma ama neyi? Öğrenme sürecinde yapılandırılan, inşa edilen ya da yeniden inşa edilen bilgidir. Yapılandırmacılık öğrencilerin yeni bilgileri nasıl
Eğitimin Psikolojik Temelleri
Eğitimin Psikolojik Temelleri Eğitim sürecinin daima iki boyutu olmuştur. Bunlardan birincisi yukarıda değindiğimiz toplumsal ya da sosyal boyut, diğeri ise bireysel boyuttur. Eğitim ne kadar sosyal amaçlarla
10-11 YAŞ GRUBUNUN ANNE BABASI OLMAK
10-11 YAŞ GRUBUNUN ANNE BABASI OLMAK İnsanoğlu yaşam boyu farklı gelişme dönemleri yaşar. Çocukları daha iyi tanımak için onların içinde bulundukları gelişme döneminin özelliklerinin bilinmesi aileyi rahatlatır,
Ders Adı : DİN PSİKOLOJİSİ Ders No : Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 4. Ders Bilgileri. Ön Koşul Dersleri
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : DİN PSİKOLOJİSİ Ders No : 00004003 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 4 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili Öğretim
Gelişim Psikolojisi Ders Notları
Gelişim Psikolojisi Ders Notları Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL www.gunescocuk.com Tanımlar Büyüme: Organizmada meydana gelen sayısal (hacimsel) değişiklikler Olgunlaşma: Potansiyel olarak var olan işlevin
İnsan-Merkezli Hizmet Tasarımı. 21. yüzyılda mükemmel hizmet deneyimleri yaratmak
İnsan-Merkezli Hizmet Tasarımı 21. yüzyılda mükemmel hizmet deneyimleri yaratmak Bana göre insani merkezli olmak, davranış ve anlayışın işbirliği içinde olduğu, insan yapımı her şeyin kullanıcıların kavradığı
Örnek öğrenmeler söyleyin? Niçin?
Örnek öğrenmeler söyleyin? Niçin? Öğrenmede değişen ne???? İnsanlar ve hayvanların öğrenmelerindeki farklar? Öğrenme??? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana
ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri
ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri ÜNİTE:4 Bilişsel Psikoloji 1 ÜNİTE:5 Çocuklukta Sosyal Gelişim ÜNİTE:6 Sosyal
Uzaktan Eğitim. Doç.Dr. Ali Haydar ŞAR
Uzaktan Eğitim Doç.Dr. Ali Haydar ŞAR Kurucuları: Max wertheimer, Wolfgang,Köhler, Kurt Koffka ve Kurt Lewin Gestalt kuramına göre bütün,parçaların toplamından daha fazladır ve birey, bütünü parçalarına
ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ
A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve
1. Hafta İlişkilerin Önemi
1. Hafta İlişkilerin Önemi Ø İnsanlar hiç değilse, en az sayıda, kalıcı olumlu ve anlamlı kişilerarası ilişkiler geliştirmek ve sürdürmek için yaygın bir güdüye sahiptirler. Ø İnsanlar diğer insanlara
Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz.
2018-2019 Eğitim- Öğretim Yılı Özel Ümraniye Gökkuşağı İlkokulu Sorgulama Programı Kim Olduğumuz Bireyin kendi doğasını sorgulaması, inançlar ve değerler, kişisel, fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ (1) Y R D. D O Ç. D R. C. D E H A D O Ğ A N
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ (1) Y R D. D O Ç. D R. C. D E H A D O Ğ A N İnsan var olduğu günden bu yana, evrende olup bitenleri anlama, tanıma, sırlarını çözme ve doğayı kontrol altına alarak rahat ve
araştırma alanı Öğrenme Bellek Algı Heyecanlar PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ
PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ GELİŞİM PSİKOLOJİSİ Yaşa bağlı organizmadaki değişimleri inceler Çocuk psikolojisi Ergen Psikolojisi Yetişkin Psikolojisi Deneysel Psikoloji Temel psikolojik süreçler
Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.
Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological
PDR de Üç Gelişim Alanı (Mesleki gelişim) Prof. Dr. Serap NAZLI
PDR de Üç Gelişim Alanı (Mesleki gelişim) Prof. Dr. Serap NAZLI Mesleki Rehberlik & Kariyer Gelişimi Meslek seçiminden Kariyer Gelişimi 1909 Parsons ın tanımı: Gençlerin çeşitli meslekleri tanımaları ve
T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU AMELİYATHANE HİZMETLERİ PROGRAMI 2. SINIF 1. DÖNEM DERS İZLENCESİ
T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU AMELİYATHANE HİZMETLERİ PROGRAMI 2. SINIF 1. DÖNEM DERS İZLENCESİ Kodu: KİT201 Adı: Kişilerarası İletişim Teorik + Uygulama: 2+0 AKTS:
Gülün Tam Ortası Bilişsel Yazınbilim ve İkinci Yeni nin Bilişsel Temelleri Murat Lüleci ISBN: Baskı Ocak, 2019 / Ankara 100 Adet
Gülün Tam Ortası Bilişsel Yazınbilim ve İkinci Yeni nin Bilişsel Temelleri Murat Lüleci ISBN: 978-605-2233-34-4 1. Baskı Ocak, 2019 / Ankara 100 Adet Yayınları Yayın No: 300 Web: grafikeryayin.com Kapak
İÇİNDEKİLER. GİRİŞ GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE DAİR Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN. I. Gelişim Psikolojisine Kuramsal Bakış...1
İÇİNDEKİLER GİRİŞ GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE DAİR Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN I. Gelişim Psikolojisine Kuramsal Bakış...1 BÖLÜM 1 GELİŞİM PSİKOLOJİSİNDE KURAMLAR VE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Çare SERTELİN MERCAN I.
11/26/2010 BİLİM TARİHİ. Giriş. Giriş. Giriş. Giriş. Bilim Tarihi Dersinin Bileşenleri. Bilim nedir? Ve Bilim tarihini öğrenmek neden önemlidir?
Bilim Tarihi Dersinin Bileşenleri BİLİM TARİHİ Yrd. Doç. Dr. Suat ÇELİK Bilim nedir? Ve Bilim tarihini öğrenmek neden önemlidir? Bilim tarihi hangi bileşenlerden oluşmaktadır. Ders nasıl işlenecek? Günümüzde
GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI
GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI Öğretim Programı, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu nun 2. maddesinde ifade edilen Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçları ile Türk Millî Eğitiminin
Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı
Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile yapısının çekirdek aileye dönüşmesi, çalışan anne sayısının artması tarihsel süreç içinde baba olma kavramını
4 GİRİŞ BİLİŞ NEDİR?
Bilişsel Öğrenme 2 Öğrenme kuramları, araştırmacılar tarafından öğrenme olgusunu açıklamak üzere ortaya konulmuş açıklamalardır. Bir öğrenme kuramı, organizmanın davranışlarında meydana gelen ve hastalık,
Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.
fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla
Prof. Dr. Serap NAZLI. BİREYİ TANIMA TEKNİKLERİ-Testler
Prof. Dr. Serap NAZLI BİREYİ TANIMA TEKNİKLERİ-Testler PDR de bireyi tanımanın amacı öğrencinin kendisini tanımasına yardımcı olmaktır. NEDEN???? Bireyin hangi yönleri???? Bireylerin Tanınması Gereken
MARMARA ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ PDR ANA BİLİM DALI 2018 BAHAR YARIYILI KÜLTÜREL PSİKOLOJİ DERSİ İZLENCESİ
MARMARA ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ PDR ANA BİLİM DALI 2018 BAHAR YARIYILI KÜLTÜREL PSİKOLOJİ DERSİ İZLENCESİ Dersi Veren: Osman SEZGİN Telefon: (216) 521 97 97 E-posta:
KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI. Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL
I KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL II Yay n No : 1668 flletme Ekonomi : 186 1. Bask - A ustos 2006 - STANBUL ISBN 975-295 - 561-4 Copyright Bu kitab n bu bas
OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ
OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya farketmeden hazırlık yaparlar.
Çalışma Hayatında Psikolojik Sorunlar. Doç. Dr. Ersin KAVİ
Çalışma Hayatında Psikolojik Sorunlar Doç. Dr. Ersin KAVİ Davranış Nedir? İnsan hem içten,hem dıştan gelen uyarıcıların karmaşık etkisi (güdü) ile faaliyete geçer ve birtakım hareketlerde (tepki) bulunur.
Kişiler arası sevgi ve çekicilik
Kişiler arası sevgi ve çekicilik Diğerleriyle neden birlikte olmak isteriz? Bebeklerde BaĞlanma Güvenli Kaçınmacı Kaygılı Toplumsal ilişkilerin yararları Bağlanma Toplumsal kaynaşma Değer doğrulaması Güvenilebilir
UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK
UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL
Tüketici Satın Alma Davranışı Tüketici Davranışı Modeli
Bölüm 6 Pazarları ve Satın alma Davranışı Bölüm Amaçları davranış modelinin unsurlarını öğrenmek davranışını etkileyen başlıca özellikleri belirtmek Alıcı karar sürecini açıklamak Satın Alma Davranışı
Dr. Taha KARAMAN Akdeniz Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı
Dr. Taha KARAMAN Akdeniz Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bireylerarası İlişkilerin Önemi insani öz tek tek her bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir. Bu öz, kendi gerçekliği içinde, toplumsal
TREYT KURAMLARI. (Ayırıcı özellikler ya da kişilik çizgileri) Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162
TREYT KURAMLARI (Ayırıcı özellikler ya da kişilik çizgileri) TREYT KURAMLARI Treyt Bireylerin farklılık gösterdiği kişilik boyutlarının temelini oluşturan duygu, biliş ve davranış eğilimleri Utangaç, açık,
TOPLUMSAL CİNSİYET - 2 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ
DAVRANIŞ BİLİMLERİ ve İLETİŞİM TOPLUMSAL CİNSİYET - 2 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ Tarihsel Süreç Kadınlar ve kadın deneyimleri toplumun yarısını oluşturmasına rağmen, tarih yazılırken bunlar dışarıda tutulmuş,
Öğrenme, Örgütsel Öğrenme
Öğrenme, Örgütsel Öğrenme Öğrenme: Kişide istediği sonuca ulaşmak amacıyla hareket etmesini engelleyecek çeşitli eksiklikleri tamamlamasını sağlayacak bir süreç Hayatın her sürecinde öğrenme İşyerinde
SOSYAL PSİKOLOJİ G İ R İ Ş
SOSYAL PSİKOLOJİ G İ R İ Ş sorular...sorular...sorular İnsanın duygu düşünce ve davranışları başka insanlardan nasıl etkilenir, onları nasıl etkiler? İnsanlar birbirlerini nasıl algılar? İnsanlar birbirlerine
MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR
MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ
Editörler Doç.Dr. Ahmet Akın & Yrd.Doç.Dr. Rukiye Şahin Psikolojik Danışma Kuramları ISBN: 978-605-5044-19-0
Editörler Doç.Dr. Ahmet Akın & Yrd.Doç.Dr. Rukiye Şahin Psikolojik Danışma Kuramları ISBN: 978-605-5044-19-0 Kitapta yer alan bölümlerin sorumluluğu yazarlarına aittir 1.Baskı 2014 Bu kitabın basım,yayın
GÜDÜLENME. Doç.Dr. Hacer HARLAK - Psikolojiye Giriş I
GÜDÜLENME Dersin konuları Güdülenme ile ilişkili kavramlar Güdülenme kuramları Biyolojik kuramlar İçgüdü Dürtü-azaltma Uyarılma Psikososyal Kuramlar Özendirici Bilişsel Biyopsikososyal kuram Maslow un
KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.
KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal
Öğretim içeriğinin seçimi ve düzenlenmesi
Öğretim içeriğinin seçimi ve düzenlenmesi Öğretim hedefleri belirlendikten sonra öğrencileri bu hedeflere ulaştıracak içeriğin saptanması gerekmektedir. Eğitim programlarının geliştirilmesinde ikinci aşama
ÖĞRENME KURAMLARI. Davranışçı Kuram Bilişsel Kuram Duyuşsal Kuram
ÖĞRENME KURAMLARI Davranışçı Kuram Bilişsel Kuram Duyuşsal Kuram DAVRANIġÇI KURAMLAR Davranışçı kuramlar, öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurularak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış
Tasarım Psikolojisi (GRT 312) Ders Detayları
Tasarım Psikolojisi (GRT 312) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Tasarım Psikolojisi GRT 312 Bahar 2 0 0 2 3 Ön Koşul Ders(ler)i Dersin Dili
Örgütsel Politika ve Etik Olmayan Davranış Bildirimi
Örgütsel Politika ve Etik Olmayan Davranış Bildirimi Dr.Nihal KARTALTEPE BEHRAM İstanbul-2015 Yayın No : 3220 İşletme-Ekonomi Dizisi : 705 1. Baskı Nisan 2015 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-286 - 2 Copyright
İçindekiler. 1 Başarılı Okullar İçin Denetim/1. 2 Norm: Geleneksel Okullar Neden Böyle? / Devingen Okullar / 33. Kısım 1 Giriş.
İçindekiler Kısım 1 Giriş 1 Başarılı Okullar İçin Denetim/1 Denetim (SuperVision): Yeni Bir Paradigma İçin Yeni Bir İsim / 7 Başarı İçin Bir Metafor Olarak Denetimsel Yapıştırıcı / 8 Denetimden Kim Sorumludur?
