EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ
Eğitim Eğitim Psikolojisi Psikoloji
EĞİTİM: Bireyde davranış değişikliği meydana getirmenin ilke ve kuramlarıyla ilgilenir. PSİKOLOJİ: İnsan ve hayvan davranışlarını açıklamaya çalışır.
Psikoloji insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalı dır (Morris, 2002). 1. Psikoloji insanın kendini daha iyi tanıması, davranışlarının nedenlerini anlaması fırsatı sunmaktadır. 2. Diğer bireyleri, hayvanları daha iyi anlamayı ve onlarla empati kurmayı sağlamaktadır. 3. Anne babadan başlayarak çevredeki insanları, çevredeki grupları, toplumu daha iyi anlayarak çevreyle uyum kurmayı sağlamaktadır. Uyum ise psikolojik dengenin temelini oluşturmaktadır.
Eğitim ve Psikoloji: Nasıl bir ilişki? Eğitim öğrencilerin davranışlarını istendik yönde değiştirebilmek için psikolojiyle işbirliği yapmaktadır. Psikoloji biliminin ortaya koyduğu bulgular eğitimin daha da geliştirilmesi için kullanılmaktadır. Bunun yanında eğitim kurumlarında öğrencilerin psikolojik sağlıklarının korunmasında da psikolojiden yararlanılmaktadır. Ders anlatırken öğrenci psikolojisinin bilinmesi öğretmenlere büyük avantajlar sağlamaktadır. Öğretmenlerin kişilerarası iletişim becerilerine sahip olmaları, öğrencilerle, diğer öğretmenlerle ve velilerle iyi iletişim kurabilmelerinde ve karşılaştıkları sorunları kolayca aşmalarında yardımcı olmaktadır. Öğrencilerin derse karşı tutumları, motivasyonları, dikkatlerinin derse çekilmesi, kaygıları dersin işlenmesine etki eden önemli psikolojik faktörlerdir.
Gelişim Psikolojisi Öğrenme psikolojisi Eğitim Psikolojisi
Gelişim psikolojisi İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal değişimleri inceler.
Gelişim psikolojisi Gelişim psikolojisi, biyolojik, psikolojik ve davranışsal yeteneklerin basitten karmaşık sistemlere doğru değişiminin incelenmesi olarak da tanımlanmaktadır (Woolfolk, 1998).
Büyüme: Genel olarak tüm vücudun, iç ve dış organların kilo, hacim, boy, genişlik açısından sayısal artışıdır. Büyüme vücudun değişik organlarında değişik hızlarda gerçekleşmektedir. Olgunlaşma: Vücut organlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu yerine getirebilecek düzeye gelmesi için, öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak, kalıtımın etkisiyle geçirdiği biyolojik bir değişmedir (Senemoğlu, 2005, 12).
Öğrenme: Bireyin çevresiyle belli bir düzeydeki etkileşimleri sonucunda meydana gelen nispeten kalıcı izli davranış değişimleridir (Senemoğlu, 2005, 13; Fidan, 1986, 13). Hazırbulunuşluk: Büyüme ve olgunlaşmayı içine alan bir kavramdır. Yeni bir öğrenme durumu için her türlü gelişim alanının hazır hale gelmesini ifade etmektedir.
Davranış: Organizmanın her türlü hareketine davranış adı verilmektedir. Organizmanın gözlenebilen ya da gözlenemeyen, açık ya da örtük etkinliklerinin tümüdür. Örneğin konuşma, yazma, düşünme, kalbin çalışması vb.
Gelişim Dönemleri: Belirli özelliklerin ön plana çıktığı gelişim aşamalarına dönem denilmektedir. En basit dönem sınıflaması yaşa göre yapılandır (Bayraktar, 1991, 182). Kritik dönem: Çocukların bazı gelişim dönemlerinde ve yaşlarda belli tür öğrenmelere karşı yüksek duyarlılık gösterdikleri dönemlere kritik gelişim dönemi denmektedir. Bu dönemlerde çocuklar çevrede düzenlenen belli öğrenme yaşantılarını diğer dönemlerden daha hızlı kazanmaktadırlar.
Gelişim görevleri: İnsanın bir gelişim evresinde gerçekleştirmesi beklenen büyüme, olgunlaşma düzeyi ve davranışlardır (Başaran, 2000, 24). Gelişme ve Gelişim: Organizmanın büyüme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkileşimiyle sürekli ilerleme kaydeden değişmesidir. Gelişme ürün olarak ele alınmakta, gelişim bu ürünün süreç yönü olarak tanımlanabilmektedir (Senemoğlu, 2000, 16). Kalıtım, çevre ve hormonlar gelişimi etkileyen etmenlerdir.
Gelişimin Temel İlkeleri Gelişim kalıtım ve çevre etkileşiminin ürünüdür. Gelişim yordanabilir belli bir sıra izlemektedir. Gelişim süreklidir, belirli aşamalar halinde gerçekleşmektedir. Gelişim ileriye doğrudur ve birikimli bir süreçtir. Gelişimde belirli yönelimler vardır: a) baştan ayağa doğrudur, b) içten dışa doğrudur. Gelişim genelden özele doğrudur. Çocuklar önce tüm vücuduyla hareket etmekte, büyük kaslarını kullanmakta daha sonra küçük kas koordinasyonunu sağlamaktadırlar. Gelişimde bireysel ayrılıklar vardır. Gelişimde kritik dönemler vardır. Örneğin ergenlik dönemi kimlik kazanılması için kritik dönemdir. Gelişim bir bütündür. Gelişim alanları birbiriyle etkileşim halindedir. Örneğin fiziksel gelişim, zihinsel gelişimi etkilemektedir, zihinsel gelişim ise kavram gelişimini, dil gelişimini, oyun gelişimini ve ahlâk gelişimini etkilemektedir (Başaran, 2000, 23).
Gelişim dönemleri Değişik zaman dilimleri içinde bireylerin belirli özellikleri öne çıkar, bu dönemlere gelişim dönemleri denir. Peki sizce gelişim kaç dönemden oluşur?
Gelişim dönemleri Bebeklik İlk çocukluk İkinci çocukluk Yetişkinlik Gençlik Ergenlik Orta yaşlılık Yaşlılık
Bebeklik
Bebeklik dönemi (0-2)
Bedensel ve motor (Hareket ve kas sistemiyle ilgili) gelişme çok hızlıdır.
Yürümeyi öğrenirler, tuvalet eğitimi ve konuşmaya hazır hale gelirler. Çevreyi duyu organlarını kullanarak tanımaya çalışırlar.
Temel güven bu dönemde kazanılmaya başlar. Bebeğin temel ihtiyaçlarının karşılanması, sevgi gösterilmesi bebekte güvenin gelişmesini sağlar.
İlk çocukluk dönemi (3-6 yaş) Okul öncesi dönem
Konuşma becerisi Sosyal ilişki Cinsiyet farklılığı Akranlarla oyun
Büyük ve küçük kaslar gelişmeye devam eder. El göz uyumu yetersiz
Vicdan gelişmeye ve doğruyanlışı ayırt etmeye başlar
İkinci çocukluk dönemi 7 11 yaş
Bedensel gelişim yavaşlar Motor yetenekler gelişmeye devam eder Kalem tutma becerileri gelişir ama ilk yıllarda çok çabuk yorulurlar
Arkadaşları ile oyun oynamaktan keyif alırlar. Özellikle hareketli oyunları severler. Oyunlarda kurallara uymayı öğrenirler. Okuma yazma ve sayısal alanlarda temel beceri geliştirirler. Kişisel bağımsızlık kazanırlar.
İlk yıllarda somut düşünürler. Soyut kavramları anlamada ve sembolik düşünmede güçlük çekerler. 4. ve 5. sınıfta mantıklı ve soyut düşünme artar; kendi kendine çalışma, öğrenme ve araştırma yapma becerileri artar.
Erinlik ve ergenlik dönemi (12-18 yaş) İlköğretimin ikinci devresi ve lise yılları Bedensel gelişim hızlıdır. Vücut oranı bozulur. Kol ve bacaklardaki uzun kemikler ve kaslar gelişir, ciltte sivilceler oluşur. Bu da sinirli ve huzursuz yapar. Cinsel olgunlaşma belirtileri gerçekleşir.
Akran gruplarına yönelirler, aileden bağımsız olmaya çalışırlar. Bilişsel açıdan, yetişkinlere yetişkinlerin düşünme sistemine benzer düşünmeye başlarlar. Ekonomik bağımsızlığını kazanma ve mesleğe yönelme arayışı başlar.
Erinlik ve ergenlik dönemi (12-18 yaş) Bedensel gelişimin yanında zihinsel gelişim de hızlanır. Soyut ve mantıklı düşünme düşünme yeteneği gelişir. Değişik alanlarda kendine has kuramlar geliştirir ve abartarak savunur. Kendi düşünce biçiminin en doğrusu olduğuna inanır ve çevresiyle gereksiz tartışmalara girer. Yetişkinlerin fikirlerini beğenmez ya da reddeder.
Yetişkinlik dönemi (26-34 yaş) Birey meslek yaşamına atılır. Aile kurar. Çocuk yetiştirme, evi idare etme, sosyal ve vatandaşlık sorumluluklarını yüklenme, yakın arkadaş çevresi oluşturma bu dönemde gerçekleşir. Bireyin en verimli olduğu dönemdir.
Orta yaşlılık (35-60 yaş)
Çocukları hayata hazırlama Yaşlanmakta olan anne baba ile uyum, yeni boş zamanları değerlendirme faaliyetleri geliştirme Fizyolojik değişimlere uyum
Yaşlılık (60 ve üstü)
Giderek azalan fiziksel güç Emekliliğe uyum Önceki gelişim görevlerini yerine getiren yaşlılar huzurlu bir yaşlılık yaşar.
GELİŞİM ÖZELLİKLERİNİN ÖĞRETME-ÖĞRENME SÜRECİ ÜZERİNE ETKİLERİ İlkokul Ortaokul Ortaöğretim/Lise
İlkokul Duyu organları kullanılır, yaparak öğrenir. Gezi, gözlem, deney önemlidir. Çabuk yorulur ve düzgün yazı yazmakta zorlanırlar (3. sınıf) İlk yıllarda gelişim özellikleri açısından büyük farklılık gösterir. Hareketli oyunları sevdikleri için eğitici oyunlara yer vermek gerekir. Başarılı olma fırsatı tanınmalıdır. Okul-aile işbirliğine önem verilmelidir.
Ortaokul Soyut düşünme yeteneği gelişmeye başlar. Büyüme hızlanır, ergenliğe geçişin zorlukları başlar. Çabuk öfkelenir ve yorulur. Ders sırasında hayal görebilirler. Aileden bağımsızlaşır. Akran grupları önem kazanır. Sınıf dinamiğinden etkilenirler.
Ortaöğretim/Lise Kendilerini kabul ettirme çabası, kimlik arayışı Meslek seçimi önem kazanır Öğretmenler yetişkin gibi davranmalıdır. Sembollerle düşünme becerisi kazandırılmalıdır. Ezber yerine düşünmeye teşvik edilmelidir.
Belli Başlı Gelişim Kuramları Psikoseksüel Gelişim Kuramı (S. Freud) Freud'a göre, ilk 6 yaşın kişilik gelişiminde önemi büyüktür. Freud kuramında cinsel gelişimin kişiliğin gelişimindeki önemini vurgulamaktadır. Psikoseksüel gelişim kuramına göre, kişiliğin normal gelişimi için her dönemde bireyin temel gereksinimlerinin doyurulması gerekmektedir. Eğer temel gereksinimler karşılanmazsa kişilik gelişimi bundan olumsuz etkilenmektedir. Freud psikoseksüel gelişimi beş dönemde incelemiştir. Bunlar; I. Oral Dönem (0-1/1,5 Yaş) II. Anal Dönem (1/1,5-3 Yaş) III. Fallik Dönem (3-6 Yaş) IV. Gizil Dönem (6-12 Yaş) V. Genital Dönem (12-18 Yaş)
Psikososyal Gelişim Kuramı (E. Erikson) Erikson, psikososyal gelişmeyi insan yaşamının tümünü kapsayan bir süreç olarak görmüştür. Bu görüşüyle yaşam boyu gelişim ilkesini ilk kabul eden psikologlardan biridir. Erikson un İnsanın Sekiz Evresi başlığı ile geliştirdiği dönemler kuramı, normal ve normal olmayan kişilik gelişmesini açıklamaktadır. Her evrede birey, ya belli psikososyal gelişmeleri tamamlamakta ve bulunduğu evreye özgü psikososyal bunalımı atlatmakta ya da atlatamayarak bundan sonraki evrelere taşımaktadır. Evrelerin adı, bireyin o evrede kazanılacak psikososyal özelliğe karşı krizin adıdır. Temel güvene karşı güvensizlik gibi. I. Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0-2) II. Bağımsızlığa Karşı Kuşku ve Utanç (2-3,5) III. Girişkenliğe Karşı Suçluluk (4-6) IV. Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu/ Yetersizlik (6-12) V. Kimlik Kazanmaya Karşı -Rol Karmaşası (12-18) VI. Yakınlığa Karşı Uzaklık VII. Üretkenliğe Karşı Durgunluk VIII. Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk
Zihinsel Gelişim Kuramı (J. Piaget) Piaget zekâyı çevreye uyum yapabilme yeteneği olarak tanımlamaktadır. Piaget bilişsel yapılardaki değişimle öğrenmeyi açıklamıştır. Şema zihnimizde oluşturduğumuz bilişsel dosyalardır. Şemalar içlerinde her türlü bilişsel (renk şeması), duyuşsal (inanç şeması), davranışsal (araba kullanma şeması) bilgiyi barındırmaktadırlar. Bilgiler çevreye uyum sağlamamızı ve davranışlarımızı gerçekleştirmemizi sağlamaktadır. Piaget insanların doğuştan üç temel bilişsel şema ile dünyaya geldiklerini ifade etmektedir. Bunlar emme, yakalama-kavrama, ağlama şemalarıdır. Bu üç şema bebeğin dünyaya uyum sağlayarak hayatını devam ettirmesine yetmektedir.
Piaget in Zihinsel Gelişim Dönemleri I. Duyusal - Motor Dönem (0-2) II. İşlem Öncesi Dönem (2-7) III. Somut İşlemler Dönemi (7-11) IV. Soyut İşlemler Dönemi (11-Ergenliğin sonu)
Ahlak Gelişimi (Kohlberg) Her toplumun önemsediği, değer verdiği ve bireyden uymasını beklediği bir takım tutum ve davranışlar vardır. Bireyin bu tutum ve davranışları içselleştirerek kazanması beklenir. Ahlak gelişiminden kastedilen şey de bireyin hayatında değer verdiği kuralları geliştirme ve içselleştirme sürercidir. Ahlaki gelişim Kohlberg e göre altı aşamalı üç farklı düzeyde gelişir. Bunlar 1. Gelenek Öncesi Düzey 2. Geleneksel Düzey 3. Gelenek Sonrası Düzey
ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ VE EĞİTİM Öğrenme: Günümüzde birçok öğrenme tanımı yapılmış olmakla beraber psikolog ve eğitimcilerin hemen hemen hepsi öğrenmeyi, yaşantı ürünü kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlamaktadırlar (Erden, Akman, 2003, 128). Öğrenmeyi kolaylaştıran başlıca faktörler iki grupta toplanabilir. Birinci grupta bireyin kendisinden kaynaklanan faktörler bulunmaktadır. Bunlar olgunlaşma, yaş, zekâ, güdülenme, genel uyarılmışlık hali, kaygı, fizyolojik durum, önceki öğrenmelerin aktarımı, türe özgü hazıroluştur. İkinci grupta bireyin öğrenme çevresinden kaynaklanan faktörler bulunmaktadır. Bunlar öğretme yöntem ve teknikleri, öğrenilecek malzeme, öğrenme ortamı gibi faktörlerdir.
Öğrenme-Öğretme Teorileri Öğrenme; refleks ve içgüdülerden farklı bir kavramdır Öğrenme kapasitesi insanı diğer canlılardan ayıran belirgin bir özelliktir Yaşantı ürünü ve kalıcı izli davranış değişikliği şeklinde tanımlanan öğrenmenin üç temel özelliği vardır: Davranış değişikliği olmalı Çevre ile etkileşim sonucu oluşmalı Kalıcı izli olmalı Öğrenmede yaşantı, uyarıcı, tepki ve pekiştirme faktörlerinin düzeyi önemlidir Yaşantı; bireyin çevresiyle kurduğu etkileşim Uyarıcı; etkileşimde duyu organlarını harekete geçiren faktörler Tepki; uyarıcıya karşı organizmanın gösterdiği davranış, Pekiştirme; verilen tepkilerin tekrar edilmesi
Öğrenme-Öğretme Teorileri Davranışçı Yaklaşım Klasik Koşullanma Edimsel Koşullanma Gözlem Yoluyla Öğrenme Bilişsel Yaklaşım Bilgiyi İşleme Kuramı Yapısalcılık Kuramı Çoklu Zekâ Kuramı
Davranışçı Yaklaşım İnsanların öğrenmesi ile hayvanların öğrenmesi aynı kurallar içinde olur. İnsanda ve hayvanda öğrenen şey organizmadır. Öğrenme, organizmanın davranışında bir değişikliğin oluşmasıdır. Öğrenmede hayvan ve insan davranışlarını benzer olarak alanlara davranışçı ve geliştirdikleri kuramlara davranışçı kuramlar denilmiştir Davranışçılar öğrenmeyi; uyarıcı ile davranış arasında bağ kurma işi olarak görmektedirler. Bu yüzden davranışçıların genel adlı U-T (uyaran-tepki) kuramcılarıdır. Davranışçılar, insan zihnini doğuştan boş olarak kabul ederler. Her şey sonradan öğrenilir.
Davranışçı Yaklaşım Davranışçılar, öğrenme teriminden ziyade koşullanma terimini kullanırlar. Organizma çevreden gelen uyarıcılara tepki göstererek öğrenir. Öğrenme, anlaşılabilir ve açıklanabilir. O nedenle de organizmanın (kara kutu) içinde olanlarla değil, dışa yansıyan hareketleriyle ilgilenilmelidir Davranışçılara göre, davranış değişmesine neden olan üç temel öğrenme süreci vardır. Bunlar: klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve gözlem yoluyla öğrenmedir. Bu üç kuram davranış değişmesini farklı yorumlarla açıklamaktadırlar.
Klasik Koşullanma Klasik koşullanma yoluyla öğrenmeyi sağlamak için; yapılan bir davranışa neden olan uyarıcının bilinmesi gerekir. Klasik koşullanma genelde refleks, içgüdüsel yani otonom sinir sisteminin doğal tepkileri ile oluşan düşünülmeden yapılan davranışlarla ilgili öğrenmeleri içermektedir. Eli yanınca çekmesi, köpek ısırınca korkma vb. gibi davranışlar burada önem kazanmaktadır. Oysa insan davranışlarına neden olan uyarıcıları her zaman tahmin etmek mümkün değildir.
Pavlov Deneyi
Klasik Koşullanma Klasik koşullanma yoluyla öğrenmeyi sağlamak için; yapılan bir davranışa neden olan uyarıcının bilinmesi gerekir. Oysa insan davranışlarına neden olan uyarıcıları her zaman tahmin etmek mümkün değildir. İnsanlar çevrelerinde bulunan çeşitli nesnelerle etkileşim kurarak farklı davranışlarda bulunurlar. Skinner e göre; tepkisel ve edimsel olmak üzere iki çeşit davranış vardır. Tepkisel davranışa neden olan uyarıcı her zaman bilinirken, edimsel davranışa neden olan uyarıcı çok belirgin değildir
Klasik Koşullanma Skinner Deneyi
Edimsel Koşullama Davranış sonucunda organizmanın hoşuna giden bir durum ortaya çıkar. Örneğin yeni aldığınız bir kazağı giydiğiniz zaman arkadaşlarınız; Kazağın çok güzel, sana çok yakışmış derse, o kazağı giyme davranışınız devam eder. Davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkar. Yeni kazağınızı giydiğiniz gün değer verdiğiniz bir arkadaşınız size yakışmadığını söylerse, o kazağı giymek istemezsiniz. Skinner e göre; bir davranışın sonucu, organizma için hoşa giden, olumlu bir durum yaratıyorsa, o davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığı artar. Davranışın arkasından olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullamaya edimsel koşullama denir Bu tür koşullamada, davranışı izleyen ve organizma üzerinde hoşa gidici bir etki yaratarak, davranışın (edimin) ortaya çıkma olasılığını artıran uyarıcılara pekiştireç denir. Diğer bir deyişle pekiştirilen davranış öğrenilir.
Gözlem Yoluyla Öğrenme/ Sosyal Öğrenme Sosyal hayatta öğrenilenlerin çoğu klasik koşullanma teorileriyle açıklanamaz. Yemek, giyim, halk oyunları, eğlence, ulusal ve hatta ekonomik davranışlar ne tam olarak koşullanma ile ne de bilişsel teorilerle tam olarak açıklanamaz. Bebekler konuşmayı, çevresinde bulunan kişileri taklit ederek öğrenir. Cinsiyet rolleri, anne baba ve kardeşlerden öğrenilir. Gençler, ilgi duydukları alanlarda ünlü kişileri model alarak davranış oluşturur ve geliştirirler. İnsanların, birçok karmaşık davranışı, uzun pekiştirmeler olmadan sadece gözleyerek öğrendikleri görülmektedir. Örneğin yemek yeme, parmak kaldırarak söz isteme, öğretmen geldiği zaman sessiz durma, oyun oynama gibi...
Gözlem Yoluyla Öğrenme/ Sosyal Öğrenme Bu tür öğrenmeleri açıklayan en önemli kuramlardan biri, gözlem yoluyla öğrenme kuramıdır. Bu kuram değişik kaynaklarda taklit yoluyla, model alarak ya da sosyal öğrenme olarak da anılmaktadır Bu öğrenme kuramının öncüleri N.E.Miller, J. Dollard ve A. Bandura dır. Çocuklar, çevrelerindeki kişilerin davranışlarını ve bu davranışların sonucunu sürekli gözlerler. Gözledikleri davranışlardan pekiştirilenleri taklit ederken, sonucu olumlu olmayan davranışları taklit etmezler. Bu nedenle model alma veya taklit etme de bir tür edimsel koşullanmadır
Bilişsel Yaklaşım Aynı sınıfta iki öğrenci ders dinliyor: Dersin sonunda öğretmenin sorduğu soruları biri doğru olarak yanıtlarken, diğeri yanıtlayamıyor. Bu iki öğrenciye; Öğretmenin sunduğu uyarıcılar aynı olmasına rağmen, niçin biri diğerinden daha iyi öğrenmiştir? Çünkü öğrenme bireyseldir. Bireyin yeni gelen bir bilgiyi öğrenebilmesi için; öğrenme işine etkin olarak katılması, kendisine sunulan uyarıcıları seçmesi, bunları kendisi için anlamlı hale getirmesi ve en uygun tepkiyi üretmesi gerekir
Bilişsel Yaklaşım Gestalt psikologlarıyla başlayan öğrenmedeki bilişsel süreçlere yönelik çalışmalar, daha sonra Piaget, Bruner, Ausubel gibi psikolog ve eğitimcilerin katkıları ile giderek gelişmiş ve bilişsel kuramlar adı altında toplanmıştır Biliş, insan zihninin dünyayı ve çevresindeki olayları anlamaya yönelik yaptığı işlemlerin tümüdür. Dıştan alınan uyarıların algılanması, önceki bilgilerle karşılaştırılması, yeni bilgilerin oluşturulması, elde edilen bilgilerin belleğe depolanması, hatırlanması ile zihinsel ürünlerin kalite ve mantık yönünden değerlendirilmesi, bilişsel faaliyetlerdir
Bilgiyi İşleme Kuramı Birey, öğrenilen bilgileri belli bir yerde depolama kapasitesine sahiptir Bilgiyi, istediği yer ve zamanda kullanabilir. Bilgiyi işleme kuramı, bireyin bilgiyi toplama, örgütleme, depolama ve hatırlama aşamalarıyla ilgilenir Bu kuramda öğrenme modeli, bilgisayarın çalışmasına benzetilmektedir Modele göre öğrenmeyi etkileyen temel yapılar; duyusal kayıt, kısa ve uzun süreli belleklerdir Öğrenmeyi etkileyen belli başlı süreçler ise; tanıma, algı ve dikkat, bilgiyi kodlama, örgütleme, depolama ve hatırlamadır.
Yapısalcılık Kuramı Yapısalcılık, felsefede ve diğer bilimlerde yaygın uygulama alanı bulan bir teoridir. Öğrenmedeki yorum, yapısalcılığın sadece küçük bir kesimidir Teori, özellikle Piaget nin çocuğun zihinsel gelişimi araştırmalarına dayanmaktadır Bruner, öğrenmeyi, öğrenenin yeni fikirler oluşturduğu veya eski bilgilerine yeni kavramlar eklediği aktif bir süreç olarak görür. Öğrenen; bilgi parçaları seçer, onları değişik durumlara transfer eder, hipotezler oluşturur, kararlar verir ve bütün bunları bir bilişsel yapı içine yerleştirir. Bilişsel yapılar (şemalar, zihinsel modeller vs) kişinin tecrübelerine anlam kazandırır ve onları düzenlerler. Bu şekilde kişi bilgisini geliştirmiş olur
Yapısalcılık Kuramı Öğretmenin görevi, öğretilecek bilgiyi öğrencinin anlama durumuna uygun bir şekle çevirmektir. Öğretim programı öyle düzenlenmelidir ki, öğrenci yeni bilgileri devamlı olarak eski bilgilerinin üstüne bina edebilsin Bruner in öğrenme teorisinin dört ana direği 1.Öğrencinin öğrenmeye hazır oluşu 2.Yapılandırılmış ve öğrencinin kolayca alabileceği (öğreneceği) bilgiler 3.Öğrenilecek malzemenin etkili bir şekilde ardışık olarak sunulması 4.Öğrenmede pekiştireçler kullanılmasıdır
Davranışçı öğrenme ile Bilişsel öğrenme teorileri arasındaki farklılıklar 1. Davranışçılar, davranışa neden olan ve davranışı takip eden uyarıcıları incelerken; bilişsel kuramcılar, uyarıcının birey tarafından algılanmasından itibaren bireyde meydana gelen içsel süreçler ve öğrenmeye etki eden bireysel özellikler ile ilgilenmişlerdir. 2. Davranışçı yaklaşıma göre davranış öğrenilir. Bilişsel yaklaşıma göre ise bilgi öğrenilir. Bilgide meydana gelen değişme davranışa yansır. 3. Davranışçı yaklaşımda pekiştireç davranışı kuvvetlendirir ve dıştan verilen pekiştireçler öğrenmede önemli rol oynar. Bilişsel kuramcılara göre dıştan verilen pekiştireçler öğrenen için, yaptığı davranışın doğruluğu hakkında dönüt sağlar. 4. Davranışçı yaklaşımda öğrenen, uyarıcılarla etkileşimde bulunmak ve pekiştireç almak için aktif olmalıdır. Bilişsel yaklaşımda ise öğrenen, dikkatini kontrol ederek, uyarıcıları seçerek, onları anlamlı hale getirip kodlayarak öğrenme sürecine aktif olarak katılır. 5. Davranışçı kuramlar, çoğunlukla hayvanlar üzerinde araştırmalar yaparak öğrenmeyi açıklayan genel kuralları bulmaya çalışmışlardır. Bilişsel kuramcılar ise insanların doğal çevre içinde değişik durumlarda nasıl öğrendikleri üzerinde araştırmalara ağırlık vermektedirler.
Referanslar Aydın, B. (2004). Gelişimin doğası B. Yeşilyaprak (Edt.), Gelişim ve öğrenme psikolojisi. Ankara: Pegem A Yayınları. Bacanlı, H. (2002), Gelişim ve öğrenme. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Başaran, İ. E. (2000). Eğitimin psikolojik temelleri, eğitim psikolojisi. Ankara: Özkan Matbaacılık. Bayraktar, R. (1991). Gelişim psikolojisi. E. Özkalp (Edt.), Davranış bilimlerine giriş. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları No:75. Cüceloğlu, D. (1991). İnsan ve davranışı: Psikolojinin temel kavramları. İstanbul: Remzi Kitabevi. Erden, M. ve Akman, Y. (2005). Eğitim psikolojisi. Ankara: Arkadaş Yayınevi. Güngör, A. (2005). Toplumsal ve duygusal gelişim. A. Ulusoy (Edt.), Gelişim öğrenme. Ankara: Anı Yayıncılık. Morris, C.G. (2002). Psikolojiyi Anlamak: Psikolojiye Giriş. 3.Basım. (Çev. Edt.: H. B. Ayvaşık, M. Sayıl). Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları No: 23. Senemoğlu, N. (2000). Temel kavramlar, ilkeler ve gelişimi etkileyen faktörler E. Ceyhan (Edt.) Çocuk gelişimi ve psikolojisi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları, Yayın No:1218. Senemoğlu, N. (2005). Gelişim öğrenme ve öğretim. Ankara: Gazi Kitabevi. Woolfolk, A. E. (1998). Educational psychology. Boston: Allyn and Bacon.