BİREY VE DAVRANIŞ SOS106U KISA ÖZET

Benzer belgeler
GÜDÜLER VE GÜDÜLENME GÜDÜ KAVRAMI

GÜDÜLENME. Doç.Dr. Hacer HARLAK - Psikolojiye Giriş I

Birey ve Çevre (1-Genel)

BÖLÜM Organizma ve Çevre İlişkileri Organizma, Davranış ve Zihinsel Süreçler Çevre Fizik Çevrenin Organizmayı Etkilemesi

Türkiye de obezite. (Kaynak: TÜİK)

Sağlık Psikolojisi-Ders 8 Stres

Eğitim: İstendik davranış değiştirme ya da oluşturma. Öğrenme: Bireyin kendi yaşantısı yoluyla davranışlarında meydana gelen değişmeye denir.

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

11. SINIF KONU ANLATIMI 61 DAVRANIŞ

DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

DUYGULAR 3 DÜZEYDE INCELENEBILIR: Öznel yaşantı. Duygusal davranış. Fizyolojik olaylar

ÜNİTE 1: Pazarlamanın Konusu, Kapsamı, Gelişimi ve. Değer Kavramı. ÜNİTE 2: Pazarlama Çevresi ve Bilgi Sistem ÜNİTE 3: Pazarlar ve Davranışlar

ÜNİTE 5. Güdüler. Amaçlar. İçindekiler. Öneriler

Tüketici Satın Alma Davranışı Tüketici Davranışı Modeli

STRES. Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ

KRONOLOJİK YAŞ NEDİR?

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

yukarıda olduğu psikolojik bir durumdur.

1..., insanların fiziksel ve fizyolojik arzu ve istekleri olarak ifade edilmektedir. 2..., tatmin edilmediği zaman ızdırap, elem, tatmin edildiği

1. ÜNİTE İÇİNDEKİLER EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

Çalışma Hayatında Psikolojik Sorunlar. Doç. Dr. Ersin KAVİ

Maslow a Göre İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

ÖĞRENME. Temel Kavramlar

EĞİTİM PSİKOLOJİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF

emotions PSİ153 PSİKOLOJİYE GİRİŞ I- Prof.Dr. Hacer HARLAK DUYGULAR

MOTİVASYON Motivasyon, Davranışı başlatan, yön veren, devam ettiren veya belli bir davranışın tercih edilmesini sağlayan güç.

ÖĞRENME KURAMLARI. Davranışçı Kuram Bilişsel Kuram Duyuşsal Kuram

MOTİVASYON. Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Bayraktar

9. HAFTA PFS102 SINIF YÖNETİMİ. Yrd. Doç. Dr. Ali Çağatay KILINÇ.

Edimsel Koşullama ÖĞRENMEDE ÖDÜL VE CEZANIN ROLÜ. Doç.Dr.Hacer HARLAK

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III

ÖĞRENMENIN DOĞASI Gülay ÇENGEL

Psikanaliz Sigmund Freud

ECZACI GÜZİN VELİTTİN BEKRİOĞLU MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

On ikinci Ders: Personelin Değerlendirilmesi ve Motivasyonu. Dersin Amacı. Dersin İçeriği MOTİVASYON NEDİR?

Beyin Temelli ve Basamaklı Öğrenme S

Güdülenme. Öğr.Gör. Dr. Şirin KARADENİZ

HEDEF KİTLE DAVRANIŞINI ETKİLEYEN PSİKOLOJİK FAKTÖRLER

Pazarlama: Tanım, Tarihçe, Kavramlar

Güdüleme (Özendirme, motivasyon)

ALARM DURUMUNDA BEDENİMİZDE MEYDANA GELEN BAZI ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

1. SINIF - 1. SORGULAMA ÜNİTESİ VELİ BİLGİLENDİRME FORMU Öğretim Yılı

Eğitimin Psikolojik Temelleri

SINIF YÖNETİMİNİN TEMELLERİ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

AFET PSİKOLOJİSİ. GEA Acil Durum Yönetimi Eğitimleri

Gelişim Psikolojisinde Temel Kavramlar ve Gelişimi Etkileyen Faktörler

BÖLÜM I GELİŞİM İÇİNDEKİLER 1. ÜNİTE 2. ÜNİTE. ÖNSÖZ... v YAZARLAR HAKKINDA... vii

Bireyin bedensel, ruhsal, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik ve uyum halidir. Sağlık nedir?

TOPLUMSALLIK. Başkalarıyla Birlikte Olma Eğilimi

Aşk Her Yerde mi? - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

REHBERLİK VE İLETİŞİM 2

KARŞILIKLI BAĞIMLILIK KURAMI

DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI

Bölüm 1. İletişimin ve Psikolojinin Gelişimi... 19

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15

Çocuklarınızın öfkelerini kontrol etmelerinde ve uygun yollarla ifade etmelerini sağlamakta aşağıdaki noktaları göz önünde bulundurabilirsiniz.

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

Dr. Taha KARAMAN Akdeniz Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı

TREYT KURAMLARI. (Ayırıcı özellikler ya da kişilik çizgileri) Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162

O Psiko-motor gelişim farklı değişikliklere uğrasa da bireyin tüm yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir.

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

İÇİNDEKİLER. Test 11 (Bitişiklik Kuramı) Test 12 (Bilişsel - Davranışçı Kuramlar) Test 13 (Bilişsel - Davranışçı Kuramlar)...

1. Özel Yetenekli Öğrencilerin Psikolojisine Genel Bakış... 1

ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri

DUYGUSAL DÜZENLEME VE DUYGUSAL İŞÇİLİK. Doç. Dr. Cem Şafak ÇUKUR Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Psikoloji Bölümü 2012

Arka Beyin Medulla Omuriliğin beyne bağlandığı bölge kalp atışı, nefes, kan basıncı Serebellum (beyincik) Kan faaliyetleri, denge Pons (köprü)

içindekiler BÖLÜM 1 GİRİŞ 1 B Ö L Ü M 2 PUBERTE, SAĞLIK VE BİYOLOJİK TEMELLER 49 B Ö L Ü M 3 BEYİN VE BİLİŞSEL GELİŞİM 86

SOSYAL ÖĞRENME KURAMI

DENEME SINAVI A GRUBU / İŞLETME. 1. Aşağıdakilerden hangisi işletmenin yapısal özellikleri arasında yer almaz?

O Gelişim, organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme

Psikomotor Gelişim ve Oyun

NİTELİKLİ EBEVEYN-ÇOCUK ETKİLEŞİMİ

İhtiyaçlar hiyerarşisi teorisi nedir?

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

Meslekte Ruh Sağlığı. A.Tamer Aker İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Ruh Sağlığı AD

SOSYAL PSİKOLOJİ II KISA ÖZET KOLAYAOF

Öğrenme, Örgütsel Öğrenme

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

EĞİTİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR. 1. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL

Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI PSİKOLOJİ DERSİ 10. SINIFLAR I. DÖNEM II. ORTAK YAZILI SINAVI

K İ Ş İ L İ K. Kişilik kavramı Kişilik kuramları Kişiliğin ölçülmesi. Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162

Kasım Rehberlik Bülteni VELİ EĞİTİM REHBERİ. Okul Öncesi Dönemde Cinsel Gelişim

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

1. Doğumdan İki Yaşına Kadar Görülen Sosyal ve Duygusal Gelişim

EĞİTİMİN TOPLUMSAL(SOSYAL) TEMELLERİ. 5. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL

Kişiler arası sevgi ve çekicilik

Erken boşalmamak için en iyi yardımcı kaynak için burayı tıklayın

ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ. Motivasyon Motivasyon Teorileri - 3 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

Transkript:

BİREY VE DAVRANIŞ SOS106U KISA ÖZET

DİKKAT Burada ilk 4 sayfa gösterilmektedir. Özetin tamamı için sipariş veriniz www.kolayaof.com 1

1.ÜNİTE Güdüler ve Güdülenme GÜDÜ KAVRAMI Psikolojide en önemli amaçlardan biri insan ve havyan davranışlarının sebeplerini ortaya koymaktır. Davranışların ortaya çıkmasında ve bireyden bireye farklılaşmasında güdü kavramı önemli bir yer teşkil etmektedir. Karnınız acıktığında ya da susadığınızda yapılan ilk iş öncelikle bu ihtiyacı giderme yolunu bulmaktır. Evde iseniz hemen buzdolabının yolunu tutarsınız. Dışarıda bir yerlerde iseniz hemen size en yakın, karnınızı doyuracak yere yönlenirsiniz. Karnınız acıktığında tek başınıza değil de sevdiğiniz bir arkadaşınızla yemeğe gitmek isteyebilirsiniz. Açlığın yanında yemeği paylaşma, birileriyle birlikte olma ihtiyacı da hissedebilirsiniz. Kısaca insan davranışlarının yönlendirilmesinde ve organizmanın harekete geçmesinin sağlanmasında güdüler önemli bir rol oynar. Güdü: Organizmayı etkileyerek bir amaç için harekete geçmeye sevk eden, istekleri, arzuları, ihtiyaçları, dürtüleri ve ilgileri kapsayan genel bir kavramdır. Dürtü: Açlık, susuzluk, cinsellik gibi fizyolojik kökenli güdülere dürtü adı verilmektedir. GÜDÜLENME KURAMLARI İnsanların davranışlarını yönlendiren güdülenme ile ilgili birçok farklı yaklaşım bulunmaktadır. Bu yaklaşımları genel hatlarıyla incelemek güdülenme konusunu daha iyi analiz etmek açısından faydalı olacaktır. Dürtü Kuramı İnsanların hayatta kalmalarını sağlayacak temel gereksinimlerinden mahrum kalması organizmada gerilim halinin oluşmasına sebep olacaktır. Gereksinim halinde organizma gergin bir durumda harekete hazır bir şekildedir. Organizma bu gerginliği azaltmak için harekete geçer. Aç kalan bir organizmanın amacı bu ihtiyacı gidermeye dönük olacaktır. Açlığını giderme yollarını değerlendiren organizma gereksinmeyi gerçekleştirdikten sonra gerginlik durumu azalarak eski haline döner. Sonuç olarak organizmanın dürtü hali sonlanır. Açlık, susuzluk, cinsellik gibi fizyolojik konularda en belirgin içsel güdüleyiciler olan dürtüler ile başarı, sevgi, statü sosyal kabullenme gibi daha karmaşık güdüler için kullanılan gereksinim kavramı bizi amaca yönelik davranışlarda bulunmaya zorlar. Özendirici Uyarıcı Kuramı Bazı davranışların oluşmasında biyolojik bir unsur bulunmasına gerek yoktur. Çevredeki herhangi bir durum davranışın oluşması için uyarıcı olabilmektedir. Yeni ve çok işlevli bir cep telefonunuz olsa dahi yeni çıkan, tanıtım ve sunuş itibariyle size cazip gelen bir telefonu alma eğiliminde olabilirsiniz. Yemekten sonra tok olsanız dahi güzel kokan bir keki yeme ihtiyacı hissedebilirsiniz. Biyolojik olmayan, bireye cazip gelen ve onu davranışa iten unsurlar özendirici uyarıcı olarak adlandırılmaktadır. En Uygun (Optimal) Düzeyde Uyarılma Kuramı Organizma sürekli olarak belirli bir uyarılma düzeyinde kalmak ister. Belirli bir uyarılma düzeyinin altına düştüğünde organizma çevresinde daha çok uyarıcı arar. Organizma en uygun uyarılma düzeyinin üstünde bir uyarılma halindeyse, daha sakin bir çevre arayarak belirli bir uyarılma düzeyini sürdürmeye çalışır. İçgüdü Kuramı Belirli bir türün tümünü yansıtan karakteristik davranış yapıları içgüdü olarak tanımlanmaktadır. Leyleklerin mevsime göre göç etmesi, örümceklerin ağ örmeleri gibi davranışlar belli 2

bir türe özgü davranış yapılarını ortaya koymaktadır. Bazı psikologlar buradan esinlenerek insanlarda da içgüdüsel unsurlar olabileceğini ileri sürerek merak, aşk, nefret gibi içgüdülerinin varlığından söz etmişlerdir. Bilinçdışı Güdüler Çoğu zaman insan davranışlarının sebeplerinin bilinmediği ve anlaşılamadığı durumlar söz konusudur. Böyle durumlarda insan bazı davranışları ne için yaptığının tam olarak farkında değildir. Freud a göre bireylerin çoğu davranışını farkında olmadıkları güdüleri yönlendirmektedir. Bireyler hatırlamak istemedikleri rahatsız edici düşünce istek ve güdülerini bilinçdışına iterler. Bilinçdışındaki düşünce istek ve güdüler aslında yok olmaz ve varlıklarını sürdürürler. Bu düşünce istek ve güdüler bireyler farkında olmadan, onların davranışlarının yönlendirirler. Biyolojik Denge (Homeostasis) Kuramı Organizmanın yaşamını sağlıklı şekilde sürdürebilmesi, su, hava, temel besin maddeleri temel bazı ihtiyaç unsurlarının düzenli olarak alınmasına bağlıdır. Örneğin eğer beyin ısısı ani şekilde düşerse bilincinizi kaybedebilirsiniz. Yine aynı şekilde vücut ağırlığının belli oranında su kaybı vücut işlevlerinin bozulmasına yol açabilir ve hatta ölüm riski bile oluşturabilmektedir. Organizmanın bünyesine katılan maddelerin hangi yoğunluk ve ne şekilde alınacağı ve alınan bu maddelerin arasında nasıl bir denge kurulacağı homeostasis kavramıyla açıklanabilir. Homeostasis: Organizmanın bünyesine katılan maddelerin hangi yoğunluk ve ne şekilde alınacağı ve alınan bu maddelerin arasında nasıl bir denge kurulacağına ilişkin sabit içsel durumu işaret eden biyolojik denge durumudur. GÜDÜLERİN SINIFLANDIRILMASI Bazı güdüler biyolojik olarak tüm insanlarda görülürken bazı güdüler de toplumdan topluma değişken bir yapı gösterirler. Bazı güdüler ise öğrenme ile oluştuğundan bireylere göre farklılaşan güdüler de mevcuttur. Biyolojik olarak herkeste görülen güdülerin yanı sıra öğrenme sonucu bireylere ve toplumlara göre değişen güdülerin bulunması güdüleri sınıflandırmada sıkıntılar yaratabilmektedir. Bu konuda en geçerli sınıflandırma güdülerin birincil güdüler ve sosyal güdüler şekilden iki grup olarak ayrılmasıdır. Birincil Güdüler Bireyleri davranışa yönlendiren güdülerin meydana gelmesinde açlık, susuzluk gibi fizyolojik bir gereksinim ya da yeni fırından çıkmış bir ekmeğin kokusu gibi çevresel özendirici faktörler etkili olabilmektedir. Birçok güdülenme süreci sonuçlarının herkes için kestirilebildiği mutlak sonuçlar içermez. Bir şekilde her güdü her insanda aynı sonuçları doğurmamaktadır. Daha önce de bahsedildiği üzere aynı uyarıcı farklı bireyler de farklı güdüleri ortaya çıkarabilirken, aynı güdü farklı insanlarda farklı davranışları tetikleyebilmektedir. Fakat birçok organizmada ortak, öğrenilmemiş, belli bir biyolojik gereksinme durumu ile ortaya çıkıp davranışı yönlendiren güdüler birincil dürtüler olarak adlandırılmaktadır. Açlık ve Susuzluk Bazı araştırmacılar kandaki glikoz olarak adlandırılan basit şeker düzeyine duyarlı bir şekilde beynin bazı alanlarının uyarıldığını ileri sürmektedirler. Organizmada açlık ile ilgili tepkileri yönlendiren merkez hipotalamustur. Mide de vücuda alınan yiyeceğin cinsi, miktarı ve içerdiği kalori açısından etkilidir. Tokluk hissinin ne ile sağlandığı da önemlidir. Kişinin içinde bulunduğu duygu durumu da açlık dürtüsünün şekillenmesinde etkilidir. Çok kızgın olduğunda ya da ümitsizlik durumlarında kendilerini yemek yemeye yönlendiren insanlar bulunmaktadır. Öte yandan sıkıntılı olduğunuz zamanlarda iştahınızın kaçması bu duruma örnek olarak verilebilir. Susuzluk da açlığa benzer şekilde biyolojik ve çevresel unsurlara bağlı olarak düzenlenir. Vücuttaki su ve tuz dengesinin bozulması susuzlukla ilgili gereksinimin belirmesine neden olur. 3

Cinsellik Üreme davranışı ile ilgili birincil dürtü olan cinsellik, biyolojik ve çevresel unsurlar tarafından uyarılarak ortaya çıkar. Cinsellik dürtüsünün açlık ve susuzluk gibi diğer birincil dürtülerden farklılaşan yönleri bulunmaktadır. Açlık ve cinsellik dürtüleri organizmanın yaşamını sürdürmesi için önemlidir. Cinsellik ise sadece türün devamının sağlaması açısından önem kazanmaktadır. Kadın ve erkekte cinsel davranışın altında yatan en önemli biyolojik unsur testosteron hormonudur. Diğer yandan bazı araştırmalar, insanların da birçok hayvanın cinsel davranışlar ortaya koymadan önce hazırlık döneminde feromon adı verilen maddeler gibi koltuk altı ve cinsel organların bulunduğu bölgede benzer kimyasallar salgıladıklarını ortaya koymaktadırlar. Cinsel heyecanın uyandırılmasında, beynin iç kısmında yer alan limbik sistemin etkisinin olduğu düşünülmektedir. Uyarıcı Kaynaklı Güdüler Öğrenilmemiş güdüler arasında yer alan uyarıcı kaynaklı güdüler, dış uyarıcılara daha fazla bağlı olup, çevreden bilgi edinmeye yöneliktirler. Merak etme, kurcalama gibi güdüler çevreyi araştırarak bireyi daha fazla bilgi toplamaya ve değiştirmeye yöneltir. Araştırma ve Merak Karanlık bir odada ne olduğu, daha önce bilmediğiniz bir yolun nereye gittiği, cep telefonunun nasıl çalıştığına ilişkin soruların cevabını kişi bilmek ister. Bazı zamanlar elde edilecek cevaplar birey için çok önemli olmasa da sadece bilmek ile ilgili bu güdü merak edilenin ne olduğunu anlama dışında bireye pek bir katkı sağlamamaktadır. Merak konusunda ise farklı birçok görüş bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar merak kavramını bir duygu olarak nitelendirilirken, Freud merak kavramını cinsel dürtünün sosyal açıdan uygun şekilde yansıtılması olarak nitelendirmektedir. Sosyal Güdüler Açlık, susuzluk ve cinsellik gibi doğuştan sahip olunan güdülerin dışında bireyler öğrenme yoluyla yeni güdüler kazanırlar. Bireylerarası ilişkileri kapsayan bir arada bulunma, güç ve başarı gereksinimlerini gibi sosyal güdüler de insanların davranışları üzerinde öğrenilmemiş güdüler kadar etkilidir. Açlık, susuzluk ve cinsellik gibi güdüler tüm canlı türlerinde ortak güdülerken, öğrenilmiş güdüler olan sosyal güdüler biyolojik gereksinmelerden etkilenmelerine rağmen toplum değerleri, yaşantısının etkisiyle şekillenmiş güdülerdir. Başarı Gereksinimi Başarı gereksinimi yapılan bir işi en iyi şekilde yerine getirme ve sonuçları ile ilgili haz alma davranışı ile ilgilidir. Rekabetin yüksek olduğu endüstri toplumlarında daha da ön plana çıkan başarı gereksinimi bireylerin davranışlarının üzerinde etkili olmaktadır. Başarı gereksinimi yüksek bireyler ortaya koydukları işlerin daha iyi olması için işlerine daha çok özen gösterirler. Bu kişilerin okul ve iş hayatında düşük başarı gereksinimi olan bireylere oranla daha yüksek notlar aldıkları ya da daha üst pozisyonlara geldikleri görülmektedir. Başarı gereksiniminde ailenin yetiştirme tarzının önemli olduğu bilinmektedir. Başarı gereksiniminin kültürden kültüre değişmesi bu konuda aile ve çevrenin önemini ortaya koymaktadır. İlişki Kurma ve Bağlanma Gereksinimi Toplumdaki diğer insanlarla ilişki kurma onlarla yakın olma gereksinimi yine insan davranışlarını şekillendiren önemli gereksinimler içerisinde yer almaktadır. Birey toplum içerisinde diğerleri ile birlikte olma, onların onayını alma, topluma uyma gereksinimi gösterir. Ödülün Kaynağına Göre Güdülenme Bireylerin güdülenmesinde ödüller önemli bir yer teşkil eder. Bu noktada bireylerin güdülenmesinde içsel ve dışsal kaynaklı ödüller farklı şekilde bireylerin davranışlarını yönlendirir. Yapılan işin doğası gereği, işin kendisinin ve içeriğin ödül niteliğini taşıması birey için bir zevk 4

ve tatmin sağlıyorsa bu tarz ödülleri içsel kaynaklı ödül olarak nitelendirmek mümkündür. Hızlı ve yeterli olma isteği, gelişme arzusu, araba kullanmak, bilme ihtiyacı, yüksek yerden suya atlamak, bulmaca çözmek gibi sadece alınan haz için gerçekleştirilen aktiviteler bu gruba girmektedir. Eğer davranışın gerçekleştirilmesi için dışarıdan bir ödül sunuluyor ve davranış oluşuyorsa bu durumda dışsal kaynaklı ödülden söz etmek mümkündür. Gereksinimler (İhtiyaçlar) Hiyerarşisi İnsanlarda güdüler en temelde öğrenilmemiş daha ilkel güdülerden, daha karmaşık güdülere uzanan bir yol izlemektedirler. İnsancıl psikolojinin savunucularından Abraham Maslow insan davranışlarını şekillendiren gereksinimleri bir piramit şeklinde en temel gereksinimlerden yukarı doğru en karmaşık olanına uzanan bir şekilde sınıflandırmıştır. Piramidin en alt basamağında açlık, susuzluk gibi temel fizyolojik gereksinimler yer alırken, Maslow piramidin en üst noktasına insanların tümüyle potansiyellerini ortaya koymaya dönük kendini gerçekleştirme gereksinimini koymuştur. Sırasıyla en alt basamaktan yukarıya doğru gereksinimler hiyerarşik olarak; açlık susuzluk, nefes alma, cinsellik, uyku gibi temel fizyolojik gereksinimler, ailenin, işin, sahip olunan kaynakların güvenliğinin gereksinimi aile, sosyal grup, yakın arkadaşlık gibi ait olma ve sevgiye ilişkin sosyal gereksinimler. 2.ÜNİTE DUYGULAR DUYGU-HEYECAN KAVRAMI Gecenin bir saatinde karanlık bir sokakta duyduğunuz tanımlanamayan bir ses adımlarınızın daha da hızlanmasına yol açabilir. Bazı davranışlarda bulunduğumuz zaman çoğunlukla bu davranışların sebeplerinin farkına varamayabiliriz. Kızgın olduğumuz zaman bir arkadaşımıza bağırdığımızda belki öfkemizin farkında olamayabilir, herhangi bir duygusal film izledikten sonra aniden kapıldığımız ağlama nöbetinin sebebini de anlayamayabiliriz. Tüm bu davranışlarımız ve benzerlerinin temelinde duygular ve heyecanlar bulunmaktadır. Duygular-heyecanlar davranışların ortaya çıkmasında etkili karmaşık süreçlerdir. Kısaca bireyin herhangi bir şey hakkındaki hissettikleri olarak tanımlanabilecek olan duygular aslında harekete geçmeyi sağlayan dürtülerdir ve birey olarak insanın yaşamla baş edebilmesi için acil plan yapabilecek şekilde programlanmıştır. Duygu sözcüğü kök itibariyle Latince hareket etmek anlamına gelen motere kelimesinden türemiştir. DUYGU-HEYECAN SÜRECİ Duygu yaşantısı vücutta farklı düzeylerde gerçekleşir. Bu düzeylerin oluş sırası farklı kuramlar açısından farklı şekilde tanımlansa da, bu üç düzey tüm duygu yaşantılarında tecrübe edilmektedir. Bu üç düzeyden ilki öznel yaşantı deneyimi her bireyin yaşadığı öznel bir duygu yaşantısıdır. Duygu yaşantısı ile ilgili bir diğer düzeyde duygusal davranış düzeyidir. Bireyin yaşadığı duyguyla ilgili ortaya koyduğu davranış bize ya da diğer insanlara duygu ile ilgili ipucu verir. Kişi ağlıyorsa ya da gülüyorsa onun üzüldüğünü ya da sevindiğini söylemek mümkündür. Duygusal yaşantı ile ilgili üçüncü düzey ise vücutta gerçekleşen fizyolojik olaylardır. Davranışın fizyolojisi ünitesinden hatırlanacağı üzere korku ya da öfke gibi duygu durumlarında sempatik bölümle ilişkili olarak Kalp atışı ve solunum artar. Göz bebekleri büyür. Salya salgılanması kenetlenir. Kan acil durum sebebiyle kullanılmak üzere mide barsaklar yerine karar vermede kullanılmak üzere beyne harekete geçmede kullanılmak üzere iskelet kaslarına yönelir. Kan şekeri enerji sağlama adına kanda daha yoğun hale gelir. Duygu ve Davranış İlişkisi Psikolojinin ana çalışma alanı insan davranışları ve ardında yatan süreçler olduğuna göre davranışların şekillenmesinde önemli bir yere sahip duygular da psikolojinin doğrudan çalışma alanına girmektedir. Davranışın oluşmasında duygular da temelde güdüleyici güçler 5

olarak tanımlanabilirler. Duygular bir davranışı başlatan, sürdüren ve yönlendiren süreçlerdir. Bireylerin yaşadıkları duygular kendi davranışlarını harekete geçirebildiği gibi aynı zamanda diğer insanların da davranışlarını harekete geçirebilmektedir. Bireylerin yaşadıkları duygular bulundukları ortamın duygusal atmosferini de değiştirebilmektedir. Yerkes-Dodson Yasası olarak bilinen yasaya göre herhangi bir işten önce kişideki kaygı düzeyinin çok yüksek olması bireyin aslında rahatlıkla gerçekleştirebileceği bir işi yaparken sıkıntı yaşamasına neden olabilmektedir. Öte yandan çok az duygu yaşamak; örneğin yapılacak işle ilgili çok az kaygı yaşamak da kişinin performansına olumsuz şekilde etki edebilmektedir. Duyguların Sınıflandırılması Davranışların oluşmasında duyguları sınıflama konusunda araştırmacıların üzerinde uzlaştığı ortak temel bir nokta bulunmamaktadır. Bazı araştırmacılar duyguları olumlu ve olumsuz duygular şeklinde sınıflarken bazı araştırmacılar da duyguların hoşa giden ve hoşa gitmeyen duygular olarak ikiye ayrıldıklarını ifade etmektedirler. Duyguları sınıflandırma ile ilgili önemli çabalardan biri Robert Plutchik tarafından ortaya konulmuştur. Plutchik (1980) bireylerin uyum sağlayıcı davranışlarını güdüleyen duyguları sekiz temel kategoriye ayırmıştır. Çevreye uyumu sağlayan bu duygular: korku sevinç/neşe öfke/ kızgınlık üzüntü/hüzün tiksinti/iğrenme umut/beklenti kabul etme/edilme hayret/şaşkınlık/sürprizdir. Çemberde karşılıklı olarak yer alan duygular birbirlerinin tersi bir duruma işaret ederler. Örneğin; beklenti-sürpriz, neşe üzüntü gibi. Bunun yanında duygu çemberinde farklı duygular birleşerek daha farklı ve geniş çapta duygular elde edilebilmektedir. Örneğin; neşe ve beklenti bir araya gelerek iyimserliği; kabul etme ve korku bir araya gelerek teslim olmayı; sürpriz ve üzüntü bir araya gelerek hayal kırıklığını, öfke ve iğrenme bir araya gelerek hor görmeyi, neşe ve kabul etme bir araya gelerek aşkı/sevgiyi beklenti ve öfke bir araya gelerek hırçınlığı/saldırganlığı. DUYGU KURAMLARI Duyguların meydana geliş şekli ve vücuttaki fizyolojik değişimlerle ilgisi üzerine farklı kuramlar bulunmaktadır. İnsanlar dış dünyada gerçekleşen olaylara ne şekilde tepkiler verir? Bu tepkilerin oluş sırası nasıldır? Bu tepkiler ne şekilde düzenlenir? gibi sorulara verilecek cevaplar farklı duygu yaklaşımlarının da temelini oluşturmaktadır. Bu kuramlar James-Lange kuramı, Cannon-Bard kuramı, bilişsel kuram ve sosyobiyolojik kuramdır. James-Lange Kuramı William James ve Carl Lange tarafından ortaya konulan kurama göre beden çevrede gerçekleşen belirli özelliklere göre tepkide bulunur ve bu tepkinin farkına varıldığında fizyolojik değişmelerle birlikte duygu durumu meydana gelir. Vücutta gözlerin büyümesi, tüylerin diken diken olması beraberinde duyguları oluşturmaktadır. Fizyolojik değişimlerin aslında duygu durumlarını başlattığını ileri süren James- Lange Kuramı yoğun bir şekilde eleştirilere maruz kalmıştır. Fizyolojik değişimlerin duyguya ilişkin değişimleri başlatabilmesi için her duygu durumuna ilişkin otonom sistemde birbirinden farklı her duyguya özel fizyolojik değişimlerin olması beklenir. Bu konuda başlıca eleştiriler şu şekilde sıralanmaktadır: İç organlar diğer organlara kıyasla sinirsel yapı ile fazlaca desteklenmedikleri için içsel olarak yaşanan değişiklikler yavaş gerçekleşir. Bu sebeple iç organları heyecana ilişkin hissedilenlerin kaynağı olarak görmek çok da mümkün değildir. Duygu ile ilgili vücutta oluşabilecek fiziksel değişiklikleri yapay olarak herhangi bir ilaç yardımıyla da elde etmek mümkündür. Örneğin bir ilaç ya da yapay bir madde alındığında benzer fizyolojik durumları oluşturur fakat bu duygunun yaşanacağı ya da aynı yoğunlukta yaşanacağı anlamına gelmez. Bireyler aynı duygu durumu 6