Convulex 300 mg Enterik Kapsül Formülü: Her kapsül 300 mg Valproik asit (dipropilasetikasit) içermektedir. Boya maddeleri: Kırmızı demir oksit, Titanyum dioksit UYARI: HEPATOTOKSİSİTE: VALPROİK ASİT VE TÜREVLERİNİ ALAN BAZI HASTALARDA ÖLÜMLE SONUÇLANAN KARACİĞER YETMEZLİĞİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR. İKİ YAŞ ALTINDAKİ ÇOCUKLARDA, ÖZELLİKLE BİRDEN FAZLA ANTİKONVÜLSAN ALANLARDA, KONJENİTAL METABOLİK BOZUKLUKLARI OLANLARDA, ZEKA GERİLİĞİ İLE BİRLİKTE AĞIR NÖBET BOZUKLUĞU OLANLARDA VE ORGANİK BEYİN HASTALIĞI OLANLARDA FATAL KARACİĞER TOKSİSİTE GELİŞME RİSKİ YÜKSEKTİR. BU HASTA GRUBUN-DA CONVULEX KULLANILDIĞINDA, AŞIRI DİKKATLE VE TEK BİR AJAN OLARAK KULLANILMALIDIR. TEDAVİNİN YARARLARI, RİSKLERE GÖRE AĞIR BASMALIDIR. BU YAŞ GRUBUNUN ÜSTÜNDE EPİLEPSİDEKİ DENEYİM, FATAL HEPATOTOKSİSİTE SIKLIĞININ YAŞLI HASTALAR GRUBUNDA GİDEREK ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR. BU DURUM GENELLİKLE TEDAVİNİN İLK ALTI AYI İÇİNDE ORTAYA ÇIKMAKTADIR, CİDDİ VEYA FATAL HEPATOTOKSİSİTE, HASTALIK HALİ, ZAYIFLIK, LETARJİ, YÜZDE ÖDEM, İŞTAHSIZLIK VE KUSMA GİBİ ÖZGÜL OLMAYAN BELİRTİLERLE KENDİNİ GÖSTEREBİLİR. EPİLEPSİLİ HASTALARDA NÖBET KONTROLÜ KAYBI DA ORTAYA ÇIKABİLİR. BU SEMPTOMLAR İÇİN HASTALAR YAKINDAN İZLENMELİDİR. KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİ, TEDAVİDEN ÖNCE VE DAHA SONRA ÖZELLİKLE DE TEDAVİNİN İLK ALTI AYI ESNASINDA SIK ARALARLA TEKRARLANMALIDIR. TERATOJENİTE VALPROİK ASİT NÖRAL TÜB DEFEKTLERİ GİBİ (ÖR. SPİNA BİFİDA) TERATOJENİK ETKİLER OLUŞTURABİLİR. BUNA GÖRE ÇOCUK DOĞURMA ÇAĞINDAKİ KADINLARDA CONVULEX ENTERİK KAPSÜLLERİN KULLANIMI, YARARIN FETUSA VERECEĞİ ZARAR RİSKİNDEN ÜSTÜN OLMASINI GEREKTİRMEKTEDİR. BU ÖZELLİKLE KALICI HASAR VEYA ÖLÜM RİSKİ İLE GENELLİKLE İLİŞKİLİ OLMAYAN (MİGREN GİBİ) SPONTAN ŞEKİLDE GERİ DÖNÜŞÜMLÜ OLDUĞU DÜŞÜNÜLEN DURUMLARIN TEDAVİSİNDE ÖNEMLİDİR. PANKREATİT YAŞAMI TEHDİT EDEN PANKREATİT VAKALARI VALPROAT ALAN HEM ÇOCUKLARDA HEM DE ERİŞKİNLERDE BİLDİRİLMİŞTİR. VAKALARIN BAZILARI BAŞLANGIÇTAKİ SEMPTOMLARIN HIZLA ÖLÜME İLERLEDİĞİ HEMORAJİK OLARAK TANIMLANMIŞTIR. VAKALAR KULLLANIMA BAŞLANDIKTAN HEMEN SONRA BİLDİRİLDİĞİ GİBİ BİRKAÇ YILLIK TEDAVİDEN SONRA DA BİLDİRİLMİŞTİR. KARIN AĞRISI, BULANTI, KUSMAVE/VEYA ANOREKSİ DERHAL TIBBİ DEĞERLENDİRME GEREKTİREN PANKREATİTİN SEMPTOMLARI OLABİLECEĞİNDEN HASTALAR VE BAKICILARI UYARILMALIDIRLAR. PANKREATİT TEŞHİS EDİLİRSE VALPROAT KESİLMELİDİR. ALTTA YATAN TIBBİ DURUMUN KLİNİK OLARAK ENDİKE OLDUĞU ŞEKİLDE ALTERNATİF TEDAVİSİ BAŞLATILMALIDIR. (UYARILAR VE ÖNLEMLER KISMINA BAKINIZ.) 1
Farmakolojik özellikleri: Farmakodinamik özellikler: Yapısal olarak diğer antikonvülzanlardan farklı olan valproik asit, karboksilik asit türevi bir antikonvülzan ajandır. Valproik asidin en olası etki şekli gama amino bütirik asid (GABA) sentezini veya metabolizması üzerine etkileyerek, GABA nın inhibitör etkisinin güçlendirilmesidir. Farmakokinetik özellikler: Emilim: Oral alımdan sonra, valproik asit gastrointestinal kanaldan hızla ve tamamen emilir. Emilim yemek ile gecikmekte fakat azalmamaktadır. Süt ve sütlü ürünlerin emilim üzerinde bir etkisinin olmadığı bilinmektedir. Valproik asitin, plazma doruk konsantrasyonlarına 1-4 saat içinde ulaşılır. Terapötik plazma konsantrasyonlarının 50-100 mikrogram/ml düzeyinde olması yeterli tedaviyi sağlamaktadır. Kararlı durum plazma düzeylerine dozaj aralıklarına bağlı olarak 5-6 gün sonra ulaşılır. Dağılım: Plazma proteinlerine bağlanma konsantrasyona bağımlıdır. Serbest ilaç yüzdesi, genellikle toplam plazma düzeyinin %6-15 idir. Yaşlılarda, kronik karaciğer hastalığı olanlarda, böbrek yetmezliği olanlarda ve diğer ilaçların varlığında (aspirin gibi) plazma proteinlerine bağlanması azalır. Valproik asit vücutta hızla dağılır, beyin-omurilik sıvısında serum konsantrasyonlarının yaklaşık %10 u, tükürükte %1 i ve sütte yaklaşık olarak %1-10 u oranında bulunmaktadır. Plasentaya geçer. Metabolizma ve atılım: Valproik asit temel olarak karaciğerde beta ve omega oksidasyonla metabolize edilir, metabolitleri çoğunlukla glukronid konjugatları şeklinde idrarla atılır. Valproik asitin idrardaki en önemli metaboliti 2-propil-3-ketopentanoik asittir. Uygulanan dozun yaklaşık %3 ten azı değişmemiş ilaç olarak idrarla atılmaktadır. Sodyum valproatın yarı ömrü genellikle 8-20 saat aralığındadır. Genellikle çocuklarda daha kısadır. Endikasyonları: Epilepsi: Primer jeneralize nöbetler ve jeneralize epilepsiler Nöbet tipleri: Absanslar Myoklonik nöbetler Primer jeneralize tonik-klonik nöbetler İnfantil spazmlar Epileptik sendromlar Absans epilepsi Juvenil myoklonik epilepsi (Janz sendromu) Fotosensitif epilepsiler Uyanıklık jeneralize tonik-klonik nöbetli epilepsiler Lennox-gastaut sendromu West sendromu Fokal (parsiyel) nöbetler ve epilepsiler, sekonder jeneralize olsun veya olmasın. Kontrendikasyonları: Valproik asit, karaciğer hastalığı veya belirgin karaciğer yetmezliği bulguları olan vakalarda (Child-Pugh C) (özellikle ilaca bağlı), hemorajik diatez vakalarında, porfiri hikayesi olanlarda ve bu ilaca karşı aşırı duyarlılığı olan vakalarda kontrendikedir. 2
Uyarılar/Önlemler: Hepatotoksisite: Valproik asit ve türevlerini alan bazı hastalarda ölümle sonuçlanan karaciğer yetmezliği ortaya çıkmıştır. İki yaş altındaki çocuklarda, özellikle birden fazla antikonvülsan alanlarda, konjenital metabolik bozuklukları olanlarda, zeka geriliği ile birlikte ağır nöbet bozukluğu olanlarda ve organik beyin hastalığı olanlarda fatal karaciğer toksisite gelişme riski yüksektir. Bu hasta grubunda Convulex kullanıldığında, aşırı dikkatle ve tek bir ajan olarak kullanılmalıdır. Tedavinin yararları, risklere göre ağır basmalıdır. Bu yaş grubunun üstünde epilepsideki deneyim, fatal hepatotoksisite sıklığının yaşlı hastalar grubunda giderek önemli ölçüde azaldığını göstermektedir. Bu durum genellikle tedavinin ilk altı ayı içinde ortaya çıkmaktadır, ciddi veya fatal hepatotoksisite, hastalık hali, zayıflık, letarji, yüzde ödem, iştahsızlık ve kusma gibi özgül olmayan belirtilerle kendini gösterebilir. Epilepsili hastalarda nöbet kontrolü kaybı da ortaya çıkabilir. Bu semptomlar için hastalar yakından izlenmelidir. Karaciğer fonksiyon testleri, tedaviden önce ve daha sonra özellikle de tedavinin ilk altı ayı esnasında sık aralarla tekrarlanmalıdır. Teratojenite Valproik asit nöral tüb defektleri gibi (ör. Spina bifida) teratojenik etkiler oluşturabilir. Buna göre çocuk doğurma çağındaki kadınlarda Convulex kapsüllerin kullanımı, yararın fetusa vereceği zarar riskinden üstün olmamasını gerektirmektedir. Bu özellikle kalıcı hasar veya ölüm riski ile genellikle ilişkili olmayan (migren gibi) spontan şekilde geri dönüşümlü olduğu düşünülen durumların tedavisinde önemlidir. Pankreatit Yaşamı tehdit eden pankreatit vakaları valproik asit alan, hem çocuklarda hem de erişkinlerde bildirilmiştir. Vakaların bazıları başlangıçtaki semptomların hızla ölüme ilerlediği hemorajik olarak tanımlanmıştır. Vakalar, kulllanıma başlandıktan hemen sonra bildirildiği gibi, birkaç yıllık tedaviden sonra da bildirilmiştir. Karın ağrısı, bulantı, kusma ve/veya anoreksi derhal tıbbi değerlendirme gerektiren pankreatitin semptomları olabileceğinden hastalar ve bakıcıları uyarılmalıdırlar. Pankreatit teşhis edilirse valproik asit kesilmelidir. Altta yatan tıbbi durumun klinik olarak endike olduğu şekilde alternatif tedavisi başlatılmalıdır. Diabetik hastalar: Valproik asit, kısmen keton cisimcikleri şeklinde, temel olarak böbrekler yoluyla atılmaktadır: bu da olası diabetik kişilerde yapılan idrar testinde yalancı pozitif sonuçlar verebilir. Yaşlılarda sedasyon: Valproik asit alan hastaların anlamlı olarak büyük bir kısmı uyku hali göstermiştir. Uyku hali gözlenen hastaların bazıları iştahsızlık ve kilo kaybı ile birlikteydi. Bu hastalarda başlangıçta albümin düzeylerinin daha düşük olduğu, valproik asit klerensinin daha yavaş olduğu ve daha yüksek BUN değerlerine sahip oldukları görülmüştür. Bu nedenle yaşlılarda, beslenme ve sıvı alınımına daha fazla dikkat edilerek, doz artırımı çok daha yavaş yapılmalıdır. Aşırı uyku hali veya yiyecek ve sıvı alımı azalmış hastalarda doz azaltılması veya ilacın kesilmesi düşünülmelidir. Trombositopeni Yükselmiş karaciğer enzimleri ve trombositopeni dozla ilişkili olabilir. Hastalardaki trombositopeninin, toplam valproik asit konsantrasyonunun kadınlarda 110 µg/ml nin erkeklerde 135 µg/ml nin üzerinde anlamlı bir şekilde arttığı görünmektedir. Buna göre doz ayarlaması gerekebilir veya tedavi sonlandırılabilir. Gebelik ve laktasyonda kullanım: Gebelik kategorisi D. Valproik asit ile tedavi edilenler de dahil olmak üzere, tedavi gören veya tedavi görmemiş epilepsili anneden doğan yavrularda, artmış bir doğumsal anomali insidansı (fasial dismorfi, nöral tüb hasarı ve özellikle uzuvlarda birden fazla malformasyonlar) bildirilmiştir. İlk trimester esnasında valproik asit alan annelerin çocuklarında nöral tüb hasarı insidansı %1-2 dir. Yüksek riskteki kadınlarda folat suplemantasyonunun, nöral tüb hasarı insidansını azalttığı gösterilmiştir. Hamilelik öncesi dozaj tekrar gözden geçirilmelidir ve bölünmüş 3
dozlarda, etkili en düşük doz kullanılmalıdır. Çocuk doğurma çağındaki kadınlara, gebelik boyunca antiepileptik tedaviyi sürdürmenin yarar ve riskleri bildirilmelidir. Hamileler alfa-feto protein ölçümü, ultrason ve uygunsa diğer tetkiklerle dikkatli bir şekilde izlenmelidir. Anne sütü ile besleme: Anne sütünde bulunan valproik asit konsantrasyonu çok düşüktür, toplam maternal plazma düzeylerinin %1 i ila %10 u arasındadır. Valproik asit alan hastalar tarafından anne sütü ile beslemenin herhangi bir kontrendikasyonu görülmemektedir. Araç ve makine kullanmaya etkisi: Özellikle tedavinin başlangıcında bazı hastalarda ve diğer antikonvülsanlarla kombinasyonda kognitif fonksiyonlar bozulabilir, bu da hastanın araba kullanma veya herhangi bir makineyi işletme yeteneğini etkileyebilir. Yan etkiler/advers etkiler: Hepatik: Karaciğer fonksiyon bozukluğu, ölümlerle sonuçlanan karaciğer yetmezliği dahil, valproik asit veya sodyum valproat içeren tedavi gören hastalarda ortaya çıkmıştır. En riskli hastalar çocuklardır, özellikle üç yaşın altındaki ve doğumsal metabolik veya dejeneratif bozuklukları, organik beyin hastalığı veya zeka geriliği ile ilişkili ağır nöbet bozuklukları olanlarda. Sıklıkla tedavinin ilk altı ayı esnasında, özellikle de 2.-12.haftalar arasında ortaya çıkmıştır ve genellikle birden fazla antikonvülsan tedavi kullanılmaktadır. Bu grup hastalarda monoterapi tercih edilmektedir. Karaciğer yetmezliğinin erken döneminde, klinik semptomlar laboratuvar araştırmalarından daha fazla yardımcıdır. Ağır veya fatal hepatotoksisite, nöbet kontrolü kaybı, keyifsizlik, zayıflık, letarji, ödem, anoreksi, kusma, karın ağrısı, sersemlik, sarılık gibi genellikle ani başlangıçlı, nonspesifik semptomlar şeklinde görülür. Bunlar ilacın hemen kesilmesi için birer göstergedir. Hastalara, bu tür herhangi bir bulguyu doktoruna bildirmeleri söylenmelidir. Valproik asit tedavisi sırasında yükselmiş karaciğer enzimleri nisbeten sıktır ve genellikle geçicidir ya da dozaj azaltılmasına yanıt verir. Böyle biyokimyasal anormallik gösteren hastalar, klinik olarak tekrar değerlendirilmelidir ve protrombin zamanı gibi karaciğer fonksiyon testleri, bunlar normale dönünceye kadar izlenmelidir. Ancak, özellikle diğer bağlantılı anormalliklerle ilişkili anormal bir şekilde uzamış protrombin zamanı, tedavinin kesilmesini gerektirir. Aynı metabolik yolu kullandıkları için, birlikte kullanılan salisilat varsa kesilmelidir. Metabolik: Karaciğer fonksiyon testlerinde değişiklik olmaksızın hiperamonyemi ortaya çıkabilir. Tek başına ve orta derecede bir amonyemi ortaya çıkabilir, genellikle geçicidir ve tedavinin kesilmesine neden olmaz. Ancak, klinik olarak kusma, ataksi ve bilinç bulanıklığında artma şeklinde bulunabilir. Bu semptomlar görülürse Convulex kesilmelidir. Ödem nadiren bildirilmiştir. Anormal üre siklusundan şüphelenildiğinde (ornitin transkarbamilaz eksikliği), tedavi öncesi amonyak düzeyleri ölçülmelidir. Pankreatik: Valproik asid veya sodyum valproat alan hastalarda genellikle tedavinin ilk altı ayı içinde nadir olarak ölümcül olabilen, pankreatit raporları olmuştur. Akut abdominal ağrıları olan hastaların serum amilaz tayini yapılmalıdır: eğer bu düzeyler yükselmişse, tedavi kesilmelidir. Hematolojik: Valproik asid, trombosit agregasyonunun ikinci basamağını engeller. Kanama zamanında reversibl uzama ve sık ortaya çıkan trombositopeni bildirilmiştir, fakat genellikle önerilen doz düzeylerinin üstündeki dozlarla ilişkilidir. Herhangi bir gereksiz kanama komplikasyonu potansiyeli olmadığından emin olmak için, tedavi başlangıcında ve ayrıca cerrahi girişim öncesi uygun kan testleri araştırılmalıdır. Kendiliğinden berelenme veya kanama, ilacın kesilmesi için bir göstergedir. Kırmızı hücre hipoplazisi, lökopeni ve pansitopeni nadiren bildirilmiştir; ilaç kesildiğinde kan tablosu normale geri dönmüştür. Tek başına fibrinojen azalması da ortaya çıkabilir. Nörolojik: Ataksi ve tremor nadiren bildirilmiştir ve dozla ilişkili olarak görülmektedir. Sedasyon genellikle diğer antikonvülsanlarla kombinasyonda bazen bildirilmiştir. Monoterapide oldukça nadir olarak tedavinin erken döneminde ortaya çıkmıştır. Ender olarak stupora ilerleyebilen, bazen halüsinasyon ve konvülsiyonlarla ilişkili nadir letarji ve konfüzyon vakaları bildirilmiştir. Koma çok ender olarak gözlenmiştir. Bu vakalar sıklıkla çok yüksek başlangıç dozlarıyla veya çok hızlı doz artırılmasıyla ya da diğer antikonvülsanlarla özellikle 4
fenobarbitalle birlikte kullanılımla ilişkilidir. Tedavinin kesilmesi veya dozaj azaltılmasıyla reversibldir. Dikkatlilikte bir artış ortaya çıkabilir; fakat bazen saldırganlık, hiperaktivite ve davranış bozukluğu bildirilmiştir. İşitme kaybı reversibl veya irreversibl olarak nadiren bildirilmiştir ve bununla ilgili nedensel bir ilişki belirlenememiştir. Gastrointestinal: İştah ve kilo artışı nisbeten sıktır. Tedavi başlangıcında bazı hastalarda gastrik irritasyon ve daha az sıklıkla bulantı ortaya çıkabilir. İlacın yemeklerle veya yemeklerden sonra uygulamasıyla, bu sorunların üstesinden gelinebilir. Dermatolojik: Geçici saç kaybı bazı hastalarda bildirilmiştir. Bu etki dozla ilişkili görülmemektedir ve normalde altı ay içerisinde tekrar büyümeye başlar, saç öncekinden daha kıvırcık olabilir. Nadiren deri döküntüleri bildirilmiştir. Nadiren immün bozukluk belirtileri ortaya çıkmıştır, bu nedenle lupus eritematosus düşündüren özelliklere sahip hastalarda dikkatli olunmalıdır. Vaskülit görüldüğü bildirilmiştir. Endokrin: Tek tük adet düzensizlikleri ve amenore bildirilmiştir. Çok nadir olarak jinekomasti ortaya çıkmıştır. BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ. İlaç etkileşimleri: Birçok diğer ilaç gibi, valproik asit de, nöroleptiklerin, monoaminoksidaz inhibitörlerinin ve diğer antidepresanların etkilerini güçlendirebilir. Valproik asidin enzim indükleyici etkisi, diğer bazı antikonvülsanlarınkinden daha azdır ve oral kontraseptif ajanlarla bir sorun teşkil etmez. Antikoagülanlarla ve antikoagülan özelliği olan ürünlerle ( salisilatlar ve varfarin gibi) uygulamada dikkat edilmelidir. Asetilsalisilik asid, plazma proteinlerine bağlanma yerinde valproik asitle yer değiştirebilir ve daha yüksek serbest valproik asit düzeylerine neden olur. Valproik asit, varfarinin proteinlere bağlanmasını azaltabilir, fakat klinik olarak önemli etkilere yol açmayabilir. Fenitoin düzeyleri, valproik asit tarafından etkilenebilir ve bunların plazma düzeyleri izlenmelidir; toplam düzeylerde bir başlangıç azalmasını takiben, özellikle serbest formu artabilir. Valproik asit, lamotrijin metabolizmasını inhibe edebilir ve dozaj ayarlanmalıdır (lamotrijin dozajı azalmıştır). Diğer antikonvulsanlarla birlikte kullanıldığında dozaj ayarlaması gerekebilir. Simetidinin (fakat ranitidin değil) ve eritromisinin valproik asit yarı ömrünü uzatabildiğine ve valproik asit klerensini azaltabileceğine ve ayrıca meflokinin valproik asit serum düzeylerini azaltabileceğine dair bulgular vardır. Valproik asit emilimi kolestiramin varlığında azalabilir. Kullanım şekli ve dozu: Convulex (valproik asit) enterik kapsülleri sadece oral yoldan, yutularak alınmalıdır. Kapsüller bir bütün olarak, çiğnenmeden yutulmalıdır. Gastrointestinal tahriş şikayeti olan vakalar Convulex i yiyeceklerle birlikte alabilirler. Epilepsi: Convulex in başlangıç dozu 15 mg/kg/gün olarak hesaplanır. Bu doz bir haftalık dönemlerle 5-10 mg/kg/gün olmak üzere, nöbetler önlenene kadar artırılabilir. Tavsiye edilen maksimum dozaj 60 mg/kg/gün dür. Total günlük doz 250 mg ı aştığında doz bölünerek verilmelidir (2 ila 4 defada). Convulex tedavisine başlanmadan önce başka bir antiepileptik ajanla tedavi görmüş hastalarda, önceden kullanılmakta olan ilacın dozajı dereceli olarak azaltılmalıdır. Convulex tedavisinde optimal dozaja ulaşmak için plazma valproik asit düzeylerinin ölçülmesi önerilmektedir. Yüksek dozaj ile tedavi gerektiren hastalar için Convulex in 500 mg lık kapsül formu da vardır. 5
AŞIRI DOZ VE TEDAVİSİ: Valproik asitin aşırı dozda alınması somnolans ve koma oluşturabilir. Valproat sodyum şeklinde 36 gram valproik asit, 1 gram fenobarbital ve 300 mg fenitoin alan bir erişkin bu ilaçların yutulmasından 4 saat sonra derin komaya girmiş ve destekleyici tedavi ile tamamen iyileşmiştir. Tedavi: Valproik asitin aşırı dozda alımının tedavisi destekleyicidir. Burada önemli olan idrar çıkışının sağlanmasıdır. İlacın mide barsak kanalından hızla emilmesi nedeni ile gastrik lavajın çok yararı yoktur. Naloxon un valproik asitin santral depresan etkilerinin ortadan kaldırılmasında yararlı olduğu bildirilmiştir. SAKLAMA KOŞULLARI: 25 o C nin altında, oda sıcaklığında, ışıktan koruyarak ve kuru yerde saklayınız. TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ ve AMBALAJ MUHTEVASI: 300 mg lık kapsüllerde, 60 kapsüllük blister ambalajlarda PİYASADA BULUNAN DİĞER FARMASÖTİK ŞEKİLLERİ: Convulex 150 mg Enterik Kapsül, 60 kapsüllük blister ambalajlarda Convulex 500 mg Enterik Kapsül, 60 kapsüllük blister ambalajlarda Convulex 50 mg/ml Pediyatrik şurup, 100 ml lik şişelerde Convulex CR 300 mg Tablet, 50 tabletlik şişelerde Convulex CR 500 mg Tablet, 50 tabletlik şişelerde RUHSAT SAHİBİ: Liba Laboratuarları A.Ş., Otağtepe Cad. No:5 81610 Kavacık- Anadoluhisarı / İstanbul RUHSAT TARİH VE NO: 25.9.1992, 91/75 ÜRETİM YERİ: Gerot Pharmazeutika GmbH, Arnethgasse 3, 1160 Viyana, Avusturya REÇETE İLE SATILIR. Prospektüs onya tarihi: 18.03.2004 6