ÜNVERSTELERN GÖREVLER VE YENDEN YAPILANMA Günümüz Türkiye sini gelecee taıyanlar i adamlarıdır. Ancak, i hayatının gayretleri Türkiye yi belli bir sınıra kadar ilerletebilir. Eer Türkiye, kaybettii bilimin çekirdeini yeniden oluturamazsa gelimi ülkelerin arasına katılamaz. Üniversitelerin birinci görevi, bilimin çekirdeini oluturmaktır. kinci görevi, örencilerini ezberci deil aratırmacı bir yapıda yetitirmektir. Bir insanın çok eyi bilmesi zordur. Esas olan, karılatıı sorunlara çözüm getirebilmek için konuya nasıl yaklaacaını ve ne aratıracaını bilmesidir. Üniversitelerin bir dier görevi, bilimsel ve düünce özgürlüünü salamaktır. Bunu önce kendi bünyelerinde gerçekletirmeleri, sonra da içinde yaadıkları topluma yansıtmaları gerekir. Üniversitelerden beklentilerin gerçekleebilmesi için, yapılarının da gerçekçi ve beklentilere uygun olması gerekir. Günümüzde üniversitelerin idari yapıları, ya tamamen devlet kurumu, ya da özel irket(vakıf) niteliindedir. Bu ekilde tekli tip bir idari yapıdan bilimsel ve düünce özgürlüünü oluturmasını beklemek hatadır. Hem maddeten hem de yönetim açısından hür olmayan kurumlar özgür olamazlar. Bunların sadece adları üniversite olur. Ama ilevleri evrensel olmaz. Lise niteliinde kalır. Kendisi tek yerden yönetilmeyen bir kurumun, çoulcu yapılara ho görülü davranması, yöneticilerin demokratlık anlayılarıyla doru orantılı olur. Bu nedenle üniversitelerin yönetimleri çoulcu bir yapıya dönütürülmelidir. Üniversiteler bir ülkenin gelecei için motor güç olacaksa, ülkedeki bütün guruplar mücadelenin içerisinde yer almalı ve yükü paylamalıdır. Ülkedeki guruplar üç ana balıkta toplanabilir. Devlet, özel sektör ve sivil kurulular. Devlet ve özel sektör terimlerinin ne ifade ettii genel anlamda bilinmektedir. Sivil kurulular ise; Sanayi ve Ticaret odaları, Mühendis Odaları, Hekimler Birlii, Barolar, çi ve veren Sendikaları, ehir Vakıfları gibi kanunla kurulmu kurumlardır. Üniversitelerle ilgili olmasından dolayı bu kurumlara mezunlar dernekleri de eklenebilir. Mezunlar da artık, kendilerinin o üniversitenin gerçek sahipleri olarak görmeyi örenmelidir. Türkiye, Batının sömürgecilik ve öteki ni yok etme anlayıı gibi bir geçmie sahip deildir. Bu nedenle sermayesi yetersizdir. Dolayısıyla üniversitelerin kuruluunda devlet, dier guruplara göre daha çok sermaye vermek zorundadır. Ancak, özel sektör ve sivil kurulular da mutlaka maddi destek vermelidir. Devlet yeni bir bölgeye üniversite kurmak için, ilgili yörenin özel sektörü ve sivil kurulularının yapacakları sermaye desteinin miktarına göre öncelik tanımalıdır. Bu destekler nakdi olabilecei gibi, arazi, bina, malzeme vb. eklinde ayni de olabilmelidir.
Ancak, üniversitenin kuruluuna maddi destek vermeyen bölgelere, devlet yeni üniversite açmamalıdır. Mevcut devlet üniversitelerinde ülkedeki dier gurupları da yönetime katabilmek için, onlardan maddi destek vermeleri istenmelidir. Bir üniversitenin bütünü için böyle bir destek alınmayabilir. Bu durumda fakülteler baımsız hale getirilebilir. Böylece; sanayiciler sadece bazı mühendislik fakültelerine, doktorlar tıp fakültelerine, avukatlar hukuk fakültelerine, sermayedarlar ilgilendikleri herhangi bir fakülteye, mezunlar ise kendi fakültelerine destek verebilmeli ve yönetime katılabilmelidir. Bu durumdaki fakülteler, iç ilerinde üniversiteden baımsız olmalıdır. Üniversitelerde yönetime katılan dier gurupların temsil oranları, koydukları sermayeye göre olmamalıdır. Devlet, özel sektör ve sivil kuruluların yetkileri birbirlerine yakın oranda olmalıdır. Bu gurupların temsilcileri, mütevelli heyeti olarak nitelenebilecek yönetim kurulunu oluturmalıdır. Bu kurul izlenecek politikaların genel çerçevesini ve kurallarını belirlemelidir. Uygulamaları yapan kiiler bu yönetime karı sorumlu olmalıdır. Dier taraftan öretim üyeleri, idari görevlere atanmamalıdır. Çünkü üniversitelerin kendisinden beklenen hizmetleri yerine getirebilmeleri için, saf bilim adamı tipini oluturabilmek gerekir. Rektörlük, dekanlık. Bölüm bakanlıı ve yardımcılıkları gibi idari görevler, bilimle uramak isteyen bir öretim üyesi için engeldir. Ayrıca, idari göreve gelmek isteyen ve bu makama gelen öretim üyeleri, bilimsel ya da siyasi rakiplerine karı tarafsız olamazlar. Dolayısıyla bu görevler sözlemeli profesyonel kiiler tarafından yürütülmelidir. Günümüzde böyle bir görevi üstlenebilecek özellikteki insanların sayısı artmıtır. Bazı özel nitelikli fakültelerde bu yöneticilere yardımcı olmak için öretim üyelerinden oluan bir danıma kurulu kurulabilir. Üniversiteyi yönetmekle görevli profesyonel kiiler için de öretim üyelerinden teekkül eden bir üniversite danıma kurulu olmalıdır. Üniversitelere maddi destek vererek katkıda bulunan özel sektör, yaptıı bu yatırımdan kâr bekleyecektir. Üniversitelerin kâr edebilmeleri bazı artların olumasına ve sistemlerin kurulmasına balıdır. Öncelikle bütün üniversiteler paralı olmalıdır. Ancak paranın miktarı, vakıf üniversiteleri ve lise örencilerine ek kurslar veren bazı dershaneler kadar yüksek olmamalıdır. Fakat, okumak isteiyle üniversite kapısına kadar gelen azimli ama fakir örenciler için devlet karılıklı burs vermelidir. Karılıksız burslar ancak üstün baarı gösterenlere verilmelidir. Örencilere verilecek bu bursların kaynaı, devletin günümüzün yapısındaki üniversitelere verdii paradan, yeniden yapılanma sayesinde oluacak tasarruftur. Zaten bu bursların çou bir süre sonra geri dönmü olacaktır. Üniversiteler için dier bir gelir kaynaı, kendi konularında kuracakları aratırma irketleridir. Bu irketler gerçekten ie yarar çalımalar yaptıkça mutlaka kazanacaklardır. Aratırma irketlerinin yönetimlerinde de öretim üyeleri olmamalıdır. Ancak, aratırmada çalıan bilim adamları kazançtan pay almalıdır. Kazancın bakiyesinin harcanma yerlerine üniversite üst yönetimi karar vermelidir. Üniversitelerin bir dier kazanç kapıları ise, varlıklarını verimli kullanmalarıdır. Paralı gece eitimi son yıllarda balayan ve ek gelir salayan bir yöntemdir. Bu makalenin içerisinde teklif edilen dier bir konu olan açık öretim eitimi verme yetkisinin gerekli artları salayan baka üniversitelere verilmesi hususunun gerçeklemesi durumunda, bir çok üniversite ek bir gelire kavuacaktır. Örencilerin yeme-içme, elenme, spor gibi ihtiyaçlarını karılamak için yap-ilet-devret yöntemiyle üniversite arazisi içerisinde tesisler kurdurulabilir. Bunların dıında, bazı devlet kurumları ve özel sektör kurulularına seminer, kurs, hizmet içi eitim, sınav soruları hazırlama gibi hizmetleri vermek de bir gelir kaynaı oluturur. Öretim üyeleri
dahil bütün çalıanlar sözlemeli yapılacaından çalımalarda verim artacaktır. Böylece önlenecek israflar da bir bakıma gelir sayılır. Bütün bu çalımalar öretim üyelerine bo zaman bırakmayacaktır. Öretim üyeleri, öncelikle ilerini kaybetmemek, sonrasında ise daha çok kazanabilmek için sürekli çalımak ve kendilerini gelitirmek zorunda kalacaktır. Böylece günümüzün önemli sorunlarından olan; öretim üyelerinin rektör vb. seçimleri, borsa takipleri, kooperatif tartımaları, siyasileri eletirme söylemleri gibi konularla zaman kaybetmeleri de önlenmi olacaktır. Bu yapı deiiklii üniversite ile piyasa(sanayi, tarım, turizm gibi) ilikilerini kendiliinden kuracaktır. leri bir tarihte belki piyasalar üniversitelerden öretim üyelerini kendi bünyelerine alacaklar, belki de üniversiteler piyasadan bazı insanları transfer edeceklerdir. Ayrıca bu yeni yapılanma, sivil kuruluların ülke yararına düzene girmelerine yardımcı olacaktır. Dier taraftan öretim üyelerinin, ülkenin sorunlarını anlama ve çözme yetenekleri geliecektir. Üniversitelerin bilimin çekirdeini oluturabilmesi için, bu yeniden yapılanmalarının yanında baka tedbirlerin de alınması yararlı olacaktır. Öncelikle merkezi bir kurum olan YÖK, Üniversitelerde yukarıda bahsedilen yapılanmanın gerçekletirilmesinden sonra, kaldırılmalıdır. Yerine hangi isim ve görevle olursa olsun yeni bir kurum kurulmamalıdır. Bilimi gelitirmek için ayrıca bir Aratırma Üniversitesi kurulmalıdır. Bu üniversite yalnız lisans üstü eitim vermelidir. Yönetiminde yine bahsedilen üçlü gurup olmalıdır. Üniversite, bütün Türk Dünyasına ve isteyen dier ülkelere açık olmalıdır. Sadece bu üniversitenin kuruluuna münhasıran ve balangıç yıllarında da sürmek üzere, devletin sürekli destek vermesi garanti altına alınmalıdır. Örnein, günümüzde TRT kurumuna kaynak olarak, elektrik faturalarından yapılan destek benzeri bir yardım yapılabilir. Aratırma Üniversitesinde yetien öretim üyeleri dier Türk üniversitelerine geçebilmelidir. Yurt dıındaki baka bir üniversiteye sadece maddi çıkarları dorultusunda giden öretim üyelerinden ise, ciddi miktarda yetitirme parası alınmalıdır. Bu paraların önemli bir bölümü ilgili üniversiteye aktarılmalıdır. Türkiye güçlenene kadar beyin göçünü azaltmak için mutlaka bazı idari ve mali tedbirler alınmalıdır. Üniversitelerin dier bir görevinin örencilerini memur zihniyetli deil, aratırmacı yapıda yetitirmeleridir. Bunun gerçeklemesi için önce öretim üyeleri bilgili ve aratırmacı olmalıdır. Kendine güvenen öretim üyesi, örencisine açık kitap sınav- yapabilir. Her örencisine ayrı nitelikte ödevler verebilir. Örenci projelerini somut ve ie yarayacak konulardan seçebilir. Örencisine proje çalımasında yol gösterebilir. Bu yöntemlerle yetien örenciler ezberci olmazlar. Aratırmacı olurlar. te bu nedenle, öretim üyelerinin kalitelerini artırmak için yukarıda bahsedilen yeniden yapılanmanın mutlaka uygulanması gerekir. Üniversitelerin bir baka görevi bilimsel ve düünce özgürlüü ortamını oluturmaktır. Ülkelerin kalıcı nitelikte gelimeleri için mutlaka özgür bir ortam gerekir. Sadece sava zamanlarında deil, barı dönemlerinde de tek millet olmanın uuruna ancak böyle bir ortamla ulaılabilir. Aksi taktirde insanlar birbirlerini engelleyebilmek için fırsat kollar hale gelirler. Bir üniversitede her türlü siyasi düünce yan yana olmalıdır. Tek gurubun hakim olduu yere artık üniversite denilemez, siyasi parti kurumu denilir. Sadece düünce özgürlüü yetmez, insanlar bilimsel çalımalarında da hür olmalıdır. Bir doktora örencisinin ilmi çalımaları profesörler tarafından engellenememelidir. Hattâ, üniversite dıından insanları bilimsel bulu uralarına üniversiteler destek vermelidir. Çünkü, karı çıkılmaz olayım diye direttikçe hakikat bile
inanılırlılıını yitirir. Gelimeleri salayan diploma deildir. lgili ve bilgili insanlara fırsat verilmesi, desteklenmesidir. Teklif edilen yeniden yapılanma, bu özgürlükleri salayacaktır. Günümüzde üniversiteler tek gurubun tekelindedir. ster devlet, ister vakıf ya da ahıslar kurumun tek hakimi olunca, kendi isteklerini öretim üyelerine ve örencilere dikte ettirmek isteyebilirler. Kıyafet sorunun, azınlıkların bazılarının ayrılıkçı tavırları tekli yönetimlerle çözülemez. Bu tip sorunların çözümü üniversitelerin yönetimlerinin yeniden yapılanmasından geçer. Yönetimde çoulculuun olduu yerlerde, tek gurubun dierine baskı kurması ve kurumun tamamına hakim olması mümkün deildir. Ayrıca her üniversite uygun tutarda da olsa paralı olacaından, ailesinin zorla ödedii parayla, ya da aldıı karılıklı bursla okuyan örenciler doldurua gelmeyerek bazı gurupların egemenliine girmeyeceklerdir. Zor kullanan bazı gurupları önlemek ise, zaten devlet güçlerinin görevidir. Yukarıda belirtilen uygulamalara geçilmesi durumunda bir süre sonra üniversitelerin ve mezunlarının kaliteleri artacaktır. Bu durum Türkiye ye sempati duyan ülkelerin insanları nezdinde üniversitelerimizin itibarını artıracaktır. Türkiye ye sıcak bakan ülkelerin örencilerinin Türk üniversitelerinde okumak istemeleri durumunda devlet, üniversitelere ayrıca destek vermelidir. Örnein yabancı örencilere uygulanacak ücret, Türk örencilerinkinden biraz daha az olabilir. Aradaki farkı devlet üniversitelere ödemelidir. Bu uygulama sadece Türkçe eitim veren üniversitelerde yapılmalıdır. Çünkü asıl amaç, ticari iliki kurma ihtimalimiz kuvvetli olan ülkelerde hem Türkçe bilen, hem de Türkiye yi daha çok seven insanlar gurubu oluturmaktır. Üniversite kapılarındaki yıılma çok fazladır. Türkiye nin nüfus yapısı, bu yıılmanın artacaını göstermektedir. Devlet konuyu çözemediinden, önce yay-kur sonra açık öretim adı altında eitim vererek sorunu azaltmaya uramaktadır. Ancak bu eitim sisteminin günümüzdeki yapısında kalite düüktür. Aslında açık öretim, ekli ve yapısı gerei üniversite olamaz. Bu ekilde eitim ancak, i hayatında zaten çalıtıı bir konuda teorik bilgiler alarak kendisini gelitirmek isteyenlere yararlı olabilir. Bu durumda kiinin alabilecei diploma, üniversite diploması deil, yüksek okul diploması olmalıdır. Açık öretim eitiminin verilmesi yetkisi, sadece bir üniversiteye verilemez. Rekabet olmayan yerde kalitenin olması ihtimali düüktür. Yeniden yapılanma uygulandıında kendisini gelitiren ve kendilerine güvenen bütün üniversiteler böyle bir eitim ve diploma verme yetkisine sahip olmalıdır. Ülkede bu kadar çok TV kanalı varken böyle bir rekabetin serbest bırakılması eitimin kalitesini düürmez. Üniversiteleri ve ülkenin geleceini aydınlatacak yöntemleri tartıırken, sosyal bir sorun olan örenci yıılmalarını da azaltmak gerekir. Üniversite kapısındaki yıılmaları önleme düzenlemelerine ilk öretimden balanılmalıdır. lk öretim üç guruba ayrılmalıdır. Birinci gurupta, matematik zekâsı üstün çocuklar öncelikle üç büyük ehirden balamak üzere- ayrı okullarda toplanmalıdır. Bu örencilere özel program uygulanmalıdır. Gerekirse bir kısım öretmenler balangıç için yurt dıından getirilebilir. Bu zeki çocukların lise ve üniversite eitimleri mümkünse ayrı okullarda, ya da ayrı sınıflarda yapılmalıdır. lk öretimin dier iki gurubu ise, çocukların matematik zekâ düzeylerine ilaveten görsel, düünsel, bedensel vb. sosyal zekâlarına göre belirlenmelidir. Örenim sırasında örencilerin gösterecekleri baarı ya da baarısızlıa göre bir guruptan dierine geçebilmelidir. Örenciler, ilk öretimlerinde baarılı
oldukları zekâ türüne göre, kendilerine uygun olacak meslek liselerine ya da normal liselere yönlendirilmelidir. Türkiye gibi gelimekte olan ülkeler eitim kurumlarının bir yıl içerisinde açık olduu gün sayısını gelimi ülkelerdeki uygulamaların üzerine çıkarmalıdır. Günümüzde ise maalesef durum tam terstir. Gelimi ülkelerde ortalama 210 gün eitim yapılırken Türkiye de 180 gün civarındadır. Türkiye eitimin açık olduu gün sayısını 220 nin üzerine çıkarmalıdır. Türkiye de bilimi ve teknolojiyi gelitirmek için üniversite dıında kurulan kuruluların hemen tamamı devletindir. TUBTAK, TÜBA, TAEK dorudan doruya bu görev verilmi kurululardandır. Konu ile dolaylı olarak ilgili olan kurulular da devletindir. DPT, YPK, KOSGEB gibi kurulular dolaylı olarak görevlidir. Bütün bu sayılan kuruluların sahip oldukları ödeneklere, harcamalarına bakıldıında baarılarında aynı orantı görülmemektedir. Bu kuruluların dıında sadece TTGV(Türkiye Teknoloji Gelitirme Vakfı) Dünya Bankası desteiyle özel konumda kurulan bir kurumdur. Bu kurulula, kamu ile özel sektör arasında bir köprü oluturulması amaçlanmıtır. Ancak yönetim uygulamalarından dolayı henüz yeterince amaca ulaılamamıtır. Yukarıdaki yapı ile Türkiye de bilim ve teknoloji geliemez. Bahsedilen kurulular ve hatta bir kısım üniversite öretim üyeleri, sistemin de getirdii hatalardan dolayı belki de istemeden, gelimeyi engelleyici bir konuma dahi dümektedirler. Sistem bu kurulular, bürokrat ve teknokrat istihdamı yapılan ve çok konuulup az üretilen yerler haline getirmitir. Bilim ve teknii sadece diplomanın gelitirebilecei inancının yerlemesinde bu kurumların da payları vardır. Bu nedenle bu kuruluların yönetimleri de süratle çoulcu yapıya kavuturulmalıdır. Yukarıda teklif edilen yeniden yapılanma, orta ve uzun vadede baarılabilecek bir sistemdir. Kısa vadede uygulanacak tedbirler aaıda aktarılacaktır. Öncelikle orta ve uzun vadedeki düüncelerin aktarılmasının nedeni, acil eylem planının bir hedef içerisinde yapılmasını salamaktır. Eer, gelecek planı yapılmadan yalnızca kısa vadeli geçici çözümler aranılırsa, sorunları çözmek mümkün olamaz. Üniversitelerin yönetimlerini çoulcu yapıya kavuturmadan YÖK nun kaldırılması hata olur. Fakat yetkilerinin azaltılması mümkündür. Yetkilerin kısıtlanmasında aranılacak ölçü, üniversiteleri bilimsel ve düünce özgürlüüne ulatıracak ve kalitelerini artıracak yönde olmalıdır. Üniversitelerde idari görevlere öretim üyelerinin getirilmesi uygulanmasından vazgeçilmelidir. Mümkünse kendi mezunları içerisinden seçilecek insanlar, sözlemeli personel eklinde profesyonel yönetici olmalıdır. Bu yöneticiler, öretim üyelerinden oluacak üniversite danıma kurulları(akademik Konsey)na karı sorumlu olmalıdır. Fakülte ve bölüm bakanlarının yerine görev yapacak personel ise fakülte danıma kuruluna balı çalımalıdır. Profesyonel nitelikte çalıacak bu kiilerin tayinleri, ücretleri, i bıraktırmaları, bu kurullar tarafından kararlatırılmalıdır. Akademik nitelikli olmayan konuların görüüldüü YÖK, üniversiteler arası kurul gibi ortak toplantılara profesyonel yöneticiler katılmalıdır. Akademik özellikli kararların alınacaı ortak toplantılara ise üniversitelerin danıma kurulu bakanları katılmalıdır. Örencilerin ve öretim üyelerinin üniversitedeki hal ve hareketlerinin belirlenmesini her üniversitenin danıma kurulları kararlatırmalıdır.
Üniversitelerin ülkenin öretim hayatıyla ilgilendirilmesi için aracı kurumlar kurulmalıdır. lk anda kurulabilecek üç kurumun isimleri öyle olabilir. Üniversite-Sanayi likileri Enstitüsü, Üniversite-Tarım likileri Enstitüsü, Üniversite-Turizm likileri Enstitüsü. Teklif edilen bu kurumların yönetimleri tek baına devlet olmayıp çoulcu bir yapıda olması gerekir. Örnein; bürokratlar, öretim üyeleri, sivil kurulu temsilcileri olarak düünülebilir. Sivil kurulular adına konuyla ilgili içi ve iveren sendikalarına öncelik tanınabilir. Enstitülerle ilgili yapılanmanın ayrıntıları uzun olacaından burada bahsedilmeyecektir. Yeni üniversite açılmasında, öncelikle ilgili yörenin maddi katkısı olup olmadıına bakılmalıdır. Meslek Yüksek Okullarının yapısı eski tekniker okullarının ilevine döndürülmelidir. MYO ları üniversitelerden ayrılarak, MEB na balı kurulular haline getirilmelidir. Meslek lisesi mezunlarına konuları dıındaki bir dalda örenime devam etmek istediklerinde önlerine konulan barajların aynısı, lise mezunlarının MYO luna girilerinde uygulanmalıdır. Esas olan diploma deil, meslek sahibi olmaktır. Üniversitelerin kontenjanlarının belirlenmesinde Türkiye nin mevcut artları ile birlikte gelecein mesleklerinin neler olacaı göz önüne alınmalıdır. Öncelikle sanayi olmak üzere bilgisayar, genetik bilimi, elektronik, ekonomi gibi konulara aırlık verilmelidir. Dier taraftan bazı mesleklerin seçimi için örencilerden istenilen bilgi türü ve aırlıkları deitirilmelidir. Öretmenlik ve avukatlık gibi bazı mesleklerin seçiminde örenciler ayrıca psikoloji testine tabi tutulmalıdır. Felsefe örencisi, hakim olmak isteyen hukuk örencisi gibi kiilerde MF(matematik-fen) puanı aranılmalıdır. Büyük ehirlerdeki devlet üniversitelerinin çou, kentin ekonomik açıdan en deerli yerlerinde kalmıtır. Üniversitelerin ehir içerisindeki yerleri belli bir plan dahilinde satılarak ehrin dıındaki ucuz ve geni alanlara taınabilir. Arada devlete kalacak fark para ile, üniversitenin aratırma imkânı ve gelir kaynaklarını artıracak yeni bir yapı oluturulmalıdır. ehrin dıına taıma kentin kalabalıının da azalmasına vesile olacaktır. smail Hakkı KÜPÇÜ Sanayici Yazar www.ihkupcu.com