1754 ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK ve SOSYAL UYUM Yrd.Doç.Dr. Demirali Yaşar ERGİN, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Edirne, TÜRKİYE, demiraliergin@hotmail.com Özet Arş. Gör., Burçin Ermeğan, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Edirne, TÜRKİYE, burc_e@hotmail.com Kültürlerarası uyum ve işbirliği çok kültürlü ülkelerde gitgide önem kazanmaktadır. Alt kültürün sosyal uyum seviyesi arttıkça, kültürel varlığını ve gelişimini sürdürmek daha kolay hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, Yunanistan da yaşayan Türk öğrencilerin dahil oldukları bu kültüre uyum becerilerini saptamaktır. Bu bağlamda, Ergin tarafından geliştirilen sosyal beceri-sınıfa uyum ve sosyal beceri-arkadaşlık ölçekleri ile demografik bilgi formu Batı Trakya da öğrenim gören 113 öğrenciye uygulanmıştır. Demografik bilgi formu öğrencinin demografik bilgileri, ailenin sosyoekonomik yapısı, Yunan komşu ve arkadaşları ile ilişkilerini içermektedir. Çalışma sonucunda, içe dönük bir kültürel yapıda yaşayan öğrencilerin sosyal uyum konusunda daha fazla sorunla karşılaştığı görülmüştür. Arkadaşlık uyumu yüksek olan Türk azınlık öğrencilerinin sınıfa uyumları da daha kolay olmaktadır Anahtar kelimeler: Çok kültürlülük, sosyal uyum, sosyal beceri, okula uyum, arkadaşlık GİRİŞ Sosyal gelişim; doğumdan itibaren başlayan, yaşam boyu devam eden, kişinin başkaları ile iyi ilişkiler kurmasını ve içinde yaşadığı topluma uyumunu sağlayan bir süreçtir (Sarı, 2007). İnsan sosyal bir yaratık olduğu için, insanlar bir arada yaşama eğilimi gösterirler. Ancak, bu bir arada yaşama bazı kişiler için kolayca gerçekleştirilebilir, başarılabilir. Bazı kişiler ise, bunu kolayca başaramazlar; beceriksiz, sıkılgan, utangaç, çekingen, ürkek, tutuk, sosyal fobik vb. olarak nitelenirler. Bu farklılık, insanı anlamaya çalışan bir bilim olan psikolojide çözümlenmesi gereken bir problem olarak ortaya çıkar. (Bacanlı, 1999). Psikologlar 1920 li yıllardan beri sosyal davranışlardaki ustalık, maharet ve beceri konusunu çeşitli kavram ve şekillerle ele almaktadırlar. Bu konudaki en eski ve en yaygın kavram olan sosyal zeka kavramıdır. Sosyal zeka konusunun zeka olarak değil de, yetenek ve beceri olarak ele alınması daha uygundur. (Bacanlı, 1999). Trower e (1982: 418) göre, sosyal beceri bir hedefe yönelik, becerikli davranışın ortaya konması sürecidir. Sosyal beceriler yaşantı veya gözlem yoluyla öğrenilebilmekte, sembolik biçimlere sokularak hafızaya yerleştirilebilmekte ve geri getirilerek kullanılabilmektedir. Sosyal beceriler belli davranışları ifade ederken, sosyal beceri süreci ifade etmektedir. (Bacanlı, 1999). Sosyal yeterlik kavramını sosyal beceriden ayırt etmek güçtür; bazen bu iki kavramın birbiri yerine kullanıldığı, daha doğrusu aralarında ayırım gözetilmediği görülmektedir. Temelde yatan mantık, kişinin sosyal becerisi varsa, sosyal açıdan yeterlidir düşüncesidir. McFall a (1982: 12) göre, yeterlik belli bir görevde bir kişinin genel performansının niteliği veya uygunluğuna işaret eden genel bir değerlendirme terimidir. Buna dayanılarak, sosyal yeterlik, bir kişinin sosyal bir görevde (durumda) kişinin performansının uygun olup olmadığının belli bir ölçüte veya ölçüt grubuna göre değerlendirilmesindeki sonuçtur. (Bacanlı, 1999). Çocukların sosyal yeterliğinin tanımlanmasında öne çıkan tanım ise farklı durum ve ilişkilerde neyin uygun ve etkin olduğuyla ilgilidir.(çetin, Bilbay, Kaymak, 2001). Sosyal yetenek potansiyeli, sosyal beceri performansı, sosyal yeterlik performansın düzeyini ifade etmektedir.
1755 Sosyal yeterlik bireysel ve çevresel özellikler (aile, arkadaş, eğitim vb.) gibi faktörlerden etkilenmektedir. Bireyin kişilik yapısı, karakteri, atılganlığı, zekası, içinde bulunduğu ortam onun sosyal gelişimini etkileyen unsurlardandır. Çocukların en temel ihtiyaçları öncelikle yeteneklerinin kabulü ve ikinci olarak da sosyal, duygusal ve zihinsel ihtiyaçlarının etkili bir şekilde karşılanması ve anlaşılmalarıdır. Sosyal olarak çocuklar bir gruba ait olmak, karşılıklı alışverişte bulunmak, oynamak ve kabul edilmek ihtiyacı içindedirler. Akranlarıyla iletişimde olmak, ihtiyaçlarını karşılamak üzere diğerleri tarafından anlaşılmak ve topluluk içinde yaşam deneyimleri ihtiyacı içindedirler. Bireysellik gibi bütünsel olarak gelişme ihtiyacı içinde olmaları yanında, bu bireyselliğin onları diğerlerinin haklarına saygı gösterme zorunluluğuna taşıması gerektiğini de bilip kabul etmeleri gerekmektedir. Ayrıca, toplum yetişkinlerinki gibi onların da yaşamsal katkılarına gereksinim duymaktadır. Yalıtılmış, yalnız ve sosyalleşmemiş bir birey sadece derin bir hayal kırıklığı tecrübesi ve mutsuzluk yaşamayacaktır, aynı zamanda toplumu onun hayati önem taşıyan katkı ve yardımlarından yoksun bırakacaktır. (J.Stopper, 2000). Sosyal beceriler, bireylerin toplumun beklentilerini yerine getirebilmeleri, yani toplum içinde etkin, bağımsız olarak yaşayabilmeleri için en önemli ve işlevsel becerilerdir. Sosyal becerilere sahip olma, kişiler arası olumlu ilişkiler kurma, bu ilişkileri sürdürme ve bireyin bu sosyal davranışları için olumlu dönütler alması açısından oldukça önemlidir ( Vural, 2006). Küreselleşmenin beraberinde getirdiği toplumsal değişimler, sosyal ilişkileri uluslararası boyutlara ulaştırmıştır. Gerek ülkeler gerekse insanlar arasındaki kültürel etkileşimler dünya genelinde çok kültürlü yaşamı bir zorunluluk hale getirmiştir. Çok kültürlülük yeni toplumun kültürü ile etnik kültürün etkileşimidir. Bireyin kimliğinin şekillenmesinde önemli bir rolü olan kültür, yapısında insana özgü değerleri, insanlar arasındaki karşılıklı etkileşimleri, her türlü maddi ve manevi yapıt ve ürünleri barındıran bir unsurdur. Bir toplumun kültürü, değerleri, becerileri ve bütün bilgisinin diğer bireylere aktarım aracı olan dil ile kültürün ilişkisi ise şöyle tanımlanabilir: Dil, bireylere kültürün bir parçası olarak aktarılır, ama kültür de yine dil yoluyla aktarılır. İnsanlar ait oldukları ulusun diliyle kültürel bir varlık olurlar. Bir ulusun dili ile kültürü arasındaki bağlar o kadar sıkıdır ki, yalnızca dil varlığının incelenmesi ile bir ulusun yaşayış biçimi, inanç, gelenekleri hakkında bilgi edinilebilir (Eğitimsen, 2004). Çok kültürlü bir toplumda, göç eden bireylerin sosyal uyumunda dil, anahtar olgudur. Çok kültürlü toplumlarda dil hem ana dil hem de ev sahibi dili benimsemektir. Sosyal uyum her iki dilin de geliştirilmesini gerektirmektedir. Tarım toplumundan sanayi toplumuna ardından bilgi toplumuna geçiş ve yaşanan göç olayları ülkeler arasında, ekonomik sosyal vb. amaçlarla oluşturulan birliklerin varoluşu çok kültürlülük kavramına olan ilgiyi arttırmıştır. Bu yerellikten evrenselliğe geçiş dönemi, farklı kültürlerin tanınarak, kültürlerarası etkileşimin hız kazanmasını zorunluluk haline getirmiştir (Cırık, 2008). Çok kültürlülük, dil, din, ırk, cinsiyet, yaş, sosyal sınıf, etnik köken, engelli olma ve diğer kültürel değerlerin farkında olmaktır (APA, 2002). Çok kültürlülük, bireyin kendi kültürel kimliğini kaybetmeden iki kültür üzerinde de yetkinlik kazanmasıyla ortaya çıkan bir durumdur (Gül ve Kolb, 2009). Her topluluğun gelenek ve göreneklerinde, kurumlarında, siyasal uygulamalarında, değerlerinde, düşünce ve davranışlarında farklılıklar olduğundan, çok kültürlü yaşam farklı isteklerin bir arada eşit şartlar altında yaşanmasını gerektirir (Özben, 1991). Çok kültürlü bir hayat, toplum içindeki çeşitli kültürel grupların varlığının anlayışla karşılanması, farklılıkların eşitliğinin yaşamın tüm alanları için güvence altına alınması, ortak bir kültürün oluşturulması olarak görülebilir. Burada kastedilen farklı kültürlerin birbirine hoşgörü göstermesi değil, eşitsizliğin ortadan kaldırılması ve farklılıkların toplumsal eşitliğinin sağlanmasıdır (4.Demokratik eğitim kurultayı, 2004). Çok kültürlü toplumlarda eşit haklara sahip yaşam biçimlerinin bir arada oluşu, bireylere kendi kültürlerini sorgulama, geleneklere göre kültürlerini sürdürme ya da değiştirme fırsatını vermek, hatta kültürleriyle ilişkilerini tümüyle kesme olanağı da yaratmaktır (Habermas, 1993). ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK VE SOSYAL UYUM Tomlinson (1982) konuyla ilgili çalışmasında çocuğun sosyal uyumunu etkileyen faktörleri üç kategoride toplamıştır. Bunlardan ilki, etnik azınlıktan gelen ve tek ebeveynli ailelerin çocuklarını içeren sosyo-ekonomik ve ailesel değişkenlerden kaynaklanmaktadır. İkincisi, eğitim süreci ve özellikle
1756 öğretmenlerin beklentileri ve okul müfredatı ile ilişkilidir. Diğer faktörler ise ergenlerin dil edinim zorlukları ve kendine güven eksikliği gibi kişisel özellikleri ile ilişkilidir. Palaiologou (2004) ise çalışmasında, Yunan toplumunun bu yeni çocuk nüfusunu kabul etmeye hazır olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yıllar önce oldukça fazla sayıda göçmeni kabul eden İngiltere, Avusturalya, Kanada gibi diğer ülkelere kıyasla, Yunanistan bu alışılmamış ve geri dönüşü olmayan durumu ilk kez ele almak zorunda kalmıştır. Palaiologou (2005) yaptığı diğer çalışmada Yunanistan da eğitim gören göçmen ya da yurduna geri dönüş yapmış öğrencilerin en azından eğitim hayatının başlangıcında okula uyum sorunlarıyla karşılaştığını göstermektedir. Bilindiği gibi yurtdışına gitmek ya da yurda geri dönmek, birey açısından sosyo-kültürel bir ortam değişimini ifade etmekte ve uyum sorunlarına yol açabilmektedir (Kuruüzüm, 2002). Uyum, bireyin kendisinden, başkalarından ya da çevresinden gelen talepler karşısında verdiği reaksiyondur (Napoli ve ark., 1984). Kişinin çevresi ile iyi ilişkiler kurması olarak tanımlanan sosyal uyum, göçmenin etnik kültürünü koruması ve devam ettirmesinin yanı sıra yeni toplumun da kültürünü benimseme düzeyini arttırmasını gerektirmektedir. Göçmenler iki kültürlülüğü kültürel uyum süreci için bir engel olarak algılayabilirler. Bu tür olumsuz algı göçmenlerde aşırı bir sosyal - kültürel uyum stresi yaratır (Gül ve Kolb, 2009). Çok kültürlülük, bireyin kişisel gelişimi ile de yakından ilgilidir. Bireyin yalnızca sosyal hayatını değil okul hayatını da etkilemektedir. Çok kültürlülük uygulaması, eğitimde fırsat eşitliğini de beraberinde getirmektedir (Cırık, 2008). Farklı kimliklerin ayrımcılığa maruz kaldığı alanlardan biri olan eğitim tüm bireylerin hakkıdır ve eğitim ilkesi; dil, din, köken, renk, cinsiyet, yaş gibi öğelerde ayrım yapılamayacağı düşüncesi olarak tanımlanmaktadır (Eğitimsen, 2004). Sözü edilen ayrılıklar Gay in (1994) de belirttiği gibi toplumlararası kutuplaşmaya, insanların birbirleriyle etkileşiminin kesilmesine ve toplumdan uzaklaşmalara neden olmaktadır. Etnik ve dinsel kimliği ne olursa olsun eğitim ortamı bireyin kendini gerçekleştirmesine olanak sağlayacak biçimde hazırlanmalıdır. Çok kültürlü eğitim, müfredat ve öğrenme ortamlarının düzenlenişi açısından öğrencilerin diğer kültürlere yönelik entelektüel merakını uyandıran bir eğitim olarak görülmelidir (Parekh, 2002). Çağdaş toplumlarda yetiştirilen bireylerin farklı kültürel gruplarla etkileşim içerisinde olmaları ile birlikte olumlu tutumlar geliştirmeleri de beklenmektedir. Fakat çocuğun ailesinin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısı kendi kültürünün bulunduğu kültüre baskın olması ve okullardaki başarısızlık, yakın arkadaşlıklar kurmasını engelleyebilmektedir. Bu durumda çocuk, içe kapanık ve pasif olabilmektedir. Göç edilen ülkedeki gelişimini tamamlayacak olan çocukların dışlanması, öğrenme yetisini azaltabilmekte ve öğrenme güçlüğüne yol açabilmektedir (Özben, 1991). Baskın kültürün anadilinde eğitim, çok kültürlü, çok dilli anlayışa ters düşmektedir. Bu durum, göçmen, azınlık olarak isimlendirilen çocuğun hem kültür hem de dil olarak toplumda aşağılanması, kendi ana diline, kültürüne yabancılaştırılması yani, asimile edilmeye çalışılmasıdır. Çok kültürlü eğitim ortamının sağlanabilmesi için eğitim ve öğretim sürecindeki paydaşların görev ve sorumluluklarının bilincinde olması gerekmektedir (Gay, 1994). Çok kültürlü eğitim sürecinde aileler de yadsınamaz bir öneme sahiptir (Geel ve Vedder, 2011). Çocuklarda çok kültürlülük anlayışı ailenin çocukla olan iletişimi ve eğitim ortamının etkisiyle şekillenmektedir (Swick ve ark., 1994). Azınlık çocuklarında diğerleri tarafından anlaşılma ihtiyacı homojen toplum içindekilerden çok daha fazladır. Dil ve yaşantı farklılığı onların topluma uyum sağlamaları açısından problem teşkil edebilecek diğer özellikleridir. Azınlık çocukları da diğer tüm çocuklar gibi bir şekilde kendilerini ifade edebilmek ihtiyacı içindedirler. Onların kendilerini ifade edebilme yolları engellendiğinde zararlı kanallara doğru ayrı bir yol üzerinde ilerleyebilirler. Farklı olmaları nedeniyle toplumsal ilişkilerinde sorunlarla karşılaşabilirler. Azınlık çocuklarının sosyal yeterliklerinin algılanışı ile ilgili olarak iki paradigmadan söz edilebilir. Birinci paradigma azınlık çocuklarının sosyal açıdan toplum tarafından dışlanmış kişiler olarak algılanmalarıdır. Tam aksi bir görüş olarak ikinci paradigmada ise azınlık çocuklarının sosyal açıdan içe kapanıp kendilerini toplumdan dışlamış kişiler olarak algılanmalarıdır,
1757 Azınlık çocuklarının sosyal yeterliklerinin, içinde bulundukları genel toplum ve kendi ailelerinin çocuğun davranışlarını farklı olarak algılamasına bağlı olarak değişmektedir. İki değerlendirme farklılaştıkça çocuğun sosyal gelişimi ve uyumu zorlaşmaktadır. Bakış açılarındaki olası farklılıkları tespit etmek, çocukların sosyal davranışlarını gösterilen beceriler konteksi içinde benzersiz sosyal değerleri de içeren bir şekilde bir bütün olarak değerlendirmek açısından çok kritiktir. Çevresindeki farklı grupların (okul, arkadaş, aile, vb) algılayışları arasındaki farklılık, belirli davranışsal beklenti durumlarını işaret edebilir. Algıları yorumlama ve değerlendirmedeki farklılıklar çocuklardan beklenen durumsal istekler üzerinde bilgi sağlamaya yardımcı olabilirler. YÖNTEM Bu araştırmanın genel amacı çok kültürlülük ve sosyal uyum arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Bu çalışmanın araştırma örneklemini 2010-2011 öğretim yılında Batı Trakya da öğrenim gören 113 Türk ilköğretim öğrencisi oluşturmaktadır Araştırmada kullanılan veri toplama araçları, Ergin tarafından geliştirilen sosyal beceri-okula uyum ve sosyal beceri-arkadaşlık ölçekleri ile demografik bilgi formudur. Demografik bilgi formu öğrencinin demografik bilgileri, ailenin sosyoekonomik yapısı, Yunan komşu ve arkadaşları ile ilişkilerini içermektedir. Bulgular Sınıfa Uyum ve Arkadaşlık Uyumu değişkenleri arasında (r=0.621 p<.01) pozitif ilişki vardır. Arkadaşlık uyumu yüksek olan azınlık öğrencilerinin sınıfa uyumları da daha kolay olmaktadır. (Tablo 1) Tablo 1. Sınıfa Uyum ve Arkadaşlık Uyumu İlişkisi sınıfa uyum arkadaşlık sınıfa uyum Pearson Korelasyon 1,000,621 ** p,000 **. p<0.01 N 113 113 Tablo 2. Sınıfa Uyum ve Arkadaşlık Uyumu Değişkenleri İçin Arkadaşlarınızla ilişkilerinizi neler / kimler olumsuz etkilemektedir değişkenine göre Betimsel İstatistikleri N Art.Ort. Std. Sapma arkadaşlık ailemin sınırlamaları 30 2,6009,11913 dil/ağız farklılığı 33 2,6900,19876 etnik farklılıklar 39 2,7401,17506 Toplam 102 2,6830,17719 sınıfa uyum ailemin sınırlamaları 30 2,5650,20305 dil/ağız farklılığı 33 2,6753,17923 etnik farklılıklar 39 2,6915,17486 Toplam 102 2,6491,19116 Sınıfa uyum ve arkadaşlık uyumu değişkenleri, azınlık öğrencilerinin arkadaşlarıyla ilişkilerini nelerin / kimlerin olumsuz etkilediğine göre farklılık göstermektedir. (Tablo 3)
1758 Tablo 3. Sınıfa Uyum ve Arkadaşlık Uyumu Değişkenleri İçin Arkadaşlarınızla ilişkilerinizi neler / kimler olumsuz etkilemektedir değişkenine göre Varyans Analizi Kareler Toplamı sd Kareler Ortalaması F p arkadaşlık Gruplararası,331 2,165 5,765,004 Gruplariçi 2,840 99,029 Toplam 3,171 101 sınıfa uyum Gruplararası,305 2,153 4,462,014 Gruplariçi 3,386 99,034 Toplam 3,691 101 Arkadaşlarınızla ilişkilerinizi neler / kimler olumsuz etkilemektedir? sorusuna ailemin sınırlamaları yanıtı verenlerin arkadaşlık uyum düzeyleri ile sınıfa uyum düzeyleri dil/ağız farklılığı ve etnik farklılıklar yanıtını verenlere göre daha düşüktür. Türk azınlık çocuklarının sosyal uyum düzeylerinin düşük kalmasında aile sınırlamalarının etkin olduğu görülmektedir. (Tablo 4) Tablo 4. Sınıfa Uyum ve Arkadaşlık Uyumu Değişkenleri İçin Arkadaşlarınızla ilişkilerinizi neler / kimler olumsuz etkilemektedir değişkenine göre LSD Testi (I) arkadaşlarınızla ilişkilerinizi etkileyen etmenler (J) arkadaşlarınızla ilişkilerinizi etkileyen etmenler Art. Ort. farkı (I- J) Std. hata p arkadaşlık ailemin sınırlamaları dil/ağız farklılığı -,08908 *,04273,040 etnik farklılıklar -,13917 *,04113,001 dil/ağız farklılığı ailemin sınırlamaları,08908 *,04273,040 etnik farklılıklar -,05009,04006,214 etnik farklılıklar ailemin sınırlamaları,13917 *,04113,001 dil/ağız farklılığı,05009,04006,214 sınıfa uyum ailemin sınırlamaları dil/ağız farklılığı -,11033 *,04665,020 *. p<0.05 etnik farklılıklar -,12655 *,04491,006 dil/ağız farklılığı ailemin sınırlamaları,11033 *,04665,020 etnik farklılıklar -,01622,04374,712 etnik farklılıklar ailemin sınırlamaları,12655 *,04491,006 dil/ağız farklılığı,01622,04374,712
1759 Tablo 5. Sınıfa Uyum ve Arkadaşlık Uyumu Değişkenleri İçin Okulda ders başarınız nasıl? değişkenine göre Betimsel İstatistikleri arkadaşlık çok başarılı bir öğrenciyim N Art.Ort. Std. Sapma başarılı bir öğrenciyim 37 2,6737,16261 normal bir öğrenciyim 43 2,6359,16810 başarısız bir öğrenciyim 3 2,5754,04862 Total 113 2,6680,17805 sınıfa uyum çok başarılı bir öğrenciyim 30 2,7064,18938 başarılı bir öğrenciyim 37 2,6505,11309 normal bir öğrenciyim 43 2,5783,23080 başarısız bir öğrenciyim 3 2,6200,24249 Total 113 2,6371,19262 Tablo 6. Sınıfa Uyum ve Arkadaşlık Uyumu Değişkenleri İçin Okulda ders başarınız nasıl? değişkenine göre Varyans Analizi Kareler Toplamı sd Kareler Ortalaması F p arkadaşlık Gruplararası,141 3,047 1,503,218 Gruplariçi 3,409 109,031 Toplam 3,550 112 sınıfa uyum Gruplararası,300 3,100 2,830,042 Gruplariçi 3,855 109,035 Toplam 4,156 112 Sınıfa uyum değişkeni okulda ders başarısının öğrenci tarafından nasıl algılandığına göre farklılık göstermektedir, arkadaşlık uyum değişkeni ise farklılık göstermemektedir. (Tablo 6) Kendini çok başarılı algılayan öğrencilerin sınıfa uyum düzeyleri normal başarılı algılayanlara göre daha yüksektir. Türk azınlık çocuklarının sınıfa uyum sosyal becerileri yükseldikçe okul başarı düzeyleri de artmaktadır. (Tablo 7) Tablo 7. Sınıfa Uyum ve Arkadaşlık Uyumu Değişkenleri İçin Okulda ders başarınız nasıl? değişkenine göre LSD Testi (I) okulda ders başarınız nasıl? (J) okulda ders başarınız nasıl? Art. Ort. farkı (I-J) Std. hata p sınıfa uyum çok başarılı bir öğrenciyim başarılı bir öğrenciyim,05595,04621,229 normal bir öğrenciyim,12811 *,04474,005 başarısız bir öğrenciyim,08643,11388,450 başarılı bir öğrenciyim çok başarılı bir öğrenciyim -,05595,04621,229 normal bir öğrenciyim,07216,04217,090 başarısız bir öğrenciyim,03048,11290,788 normal bir öğrenciyim çok başarılı bir öğrenciyim -,12811 *,04474,005 başarılı bir öğrenciyim -,07216,04217,090
1760 Tablo 7 nin Devamı *. p<0.05 başarısız bir öğrenciyim -,04168,11231,711 başarısız bir öğrenciyim çok başarılı bir öğrenciyim -,08643,11388,450 başarılı bir öğrenciyim -,03048,11290,788 normal bir öğrenciyim,04168,11231,711 Yaşınız? Cinsiyetiniz? Okuduğunuz ilkokul? Devam ettiğiniz sınıf? Ailede siz dâhil kaç kardeşsiniz? Ailede kaçıncı çocuksunuz? Nerede oturuyorsunuz? Ailede kimler Yunanca biliyor? (Birden fazla seçeneği işaretleyebilirsiniz) Çevrenizde Yunanlı komşularınız var mı? Yunanlı arkadaşlarınız var mı? Ailece görüştüğünüz Yunanlı dostlarınız var mı? Ailenizle Yunanlı bir tanıdığınızın davetine katıldınız mı? değişkenlerine göre ise hem arkadaşlık hem sınıfa uyum ölçeklerindeki sosyal uyum farklılık göstermemektedir. SONUÇ VE ÖNERİLER Arkadaşlık uyumu yüksek olan Türk azınlık öğrencilerinin sınıfa uyumları da daha kolay olmaktadır. Türk azınlık ailelerinin kısıtlamaları çocukların arkadaşlık ve sınıfa uyum becerilerini engellemektedir. Okul başarısı ile sınıfa uyum arasında da ilişki bulunmaktadır. Yapılacak sosyal uyum politikalarında, etnik kültürün göz ardı edilmesinin başlangıçta asimilasyona, daha sonra ise gençlerin her iki kültürden de uzaklaşacağı marjinalleşmeye doğru bir gidiş sergileyeceği ve sorunlu bir gençliğin ortaya çıkmasına yol açabileceği unutulmayarak, sosyal uyum için her iki kültürün de kaynaşmasını sağlayacak politikalar geliştirilmelidir. İki kültür arasındaki önyargıları kırmanın bir yolu olarak, okullarda öğretmenlerle velilerin işbirliği ile Türk azınlık çocuklarının okulda etnik kültürleri ile barışık olmalarını ve diğer arkadaşları ile daha uyumlu bir birlikteliğe sahip olmalarını sağlayacak Türk kültürünü tanıtıcı kültürel ve sosyal faaliyetler düzenlenmelidir. Okullarda Türkçe dersinin kredili olarak verilmesi ile yeni kuşak çocuklar Türkçeyi unutmayacak ve belki de aileleri ile aralarındaki sorunları da azaltacak Türk kültürü ile bağlarını koruyacaktır. Her yaş grubundaki Türk azınlık ve diğer bireylerin de katılımı ile gerçekleştirilecek kültürel değişimi içeren aktiviteler düzenlenerek farklı kültürler arasında etkileşim artırılmasına katkı sağlanabilir. KAYNAKLAR APA (2002). Guidelines on multicultural education, training, research, practice, and organizational change for psychologists. 10 Mart 2011 tarihinde http://www.apa.org/pi/oema/resources/policy/ multicultural-guidelines.aspx adresinden alınmıştır. Bacanlı, Hasan (1999). Sosyal Beceri Eğitimi, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Cırık, İ. (2008). Çok kültürlü eğitim ve yansımaları. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 34, 27-40. Dördüncü Demokratik Eğitim kurultayı, (2004). Çok dilli, çok kültürlü toplumlarda eğitim. Ankara: Eğitim-Sen Yayınları. 9 Mart 2011 tarihinde http://www.daplatform.com/images/egitimsen%20raporu.pdf adresinden alınmıştır. Gay, G. (1994). A synthesis of scholarship in multicultural education. 10 Mart 2011 tarihinde http://www.ncrel.org/sdrs/areas/issues/educatrs/leadrshp/le0gay.htm adresinden alınmıştır. Geel, M.V., Vedder, P. (2011). The Role of Family Obligations and School Adjustment in Explaining the Immigrant Paradox, J Youth Adolescence, 40, 187 196. Gül, V., Kolb, S. (2009). Almanya'da yaşayan genç Türk hastalarda kültürel uyum, iki kültürlülük ve psikiyatrik bozukluklar, Türk Psikiyatri Dergisi, 20(2):138-143.
1761 Habermas, J. (1993). Kamusallığın Yapısal Dönüşümü (çev. Tanıl Bora, Mithat Sancar). İstanbul: İletişim Yayınları. Kuruüzüm, A. (2002). Kesin dönüş yapan işçi çocuklarının uyum problemleri üzerine bir alan araştırması. Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, 3, 102-113. Mann, M.A. (2006). The formation and development of individual and ethnic identity: insights from psychiatry theory. Am J. Psychoanal, 66, 211-224. Napoli, V., Kilbride, J.M., Tebs, D.E. (1996). Adjustment and growth in a changing world (2. basım). New York: West group. Özben, Ş. (1991). Yurt Dışından Dönen İşçi Çocuklarının Uyum Problemlerinin Okul Başarılarına Etkisi Ve Türkiye de Yetişen Öğrencilerle Karşılaştırılması. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir. Palaiologou, N. (2004). Intercultural education & practice in Greece: needs for bilingual intercultural programmes. Intercultural Education, 15(3), 317-329. Palaiologou, N. (2005, Nisan). School adjustment difficulties of immigrant children in Greece. International Conference Diversity in Education in an International Context Verona. Parekh, B. (2002). Çokkültürlülüğü Yeniden Düşünmek. (çev. B. Tanrıseven) Ankara: Phoenix. Polat, S. (2009). Öğretmen adaylarının çok kültürlü eğitime yönelik kişilik özellikleri. International Online Journal of Educational Sciences, 1(1), 154-164. Stopper, J. Micahael (2000). Meeting the Social and Emotional Needs of Gifted and tyalented Children, ANACE/Fulton Publication. Swick, K.J., Boutte, G., Scoy, I. (1994). Multicultural learning through family involvement. Dimensions. 22(4), 17-21. Tomlinson, S. (1982). Ethnic minority children in special education. Tomlinson, S., Sociology of Special Education, London: Routledge & Kegan, 155-172. 9 Mart 2011 tarihinde http://www.google.com/books?hl=tr&lr=&id=sqi9aaaaiaaj&oi=fnd&pg=pp9&ots=6vlgxag mqt&sig=v68pbq1a1x4nry21az7p9d6yaci#v=onepage&q&f=false adresinden alınmıştır.