TV BEYÝNSÝZLEÞTÝRÝYOR MU? E

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TV BEYÝNSÝZLEÞTÝRÝYOR MU? E"

Transkript

1 SÝVAS KATLÝAMI Ali Yýldýrým ANLI SÝVAS TAN OZANLAR ÞEHRÝ NE Pir Sultan kýzýydým ben de Banaz da Kanlý yaþ akýttým baharda yazda Dedemi astýlar KANLI SÝVAS TA Daraðacý aðlar Pir Sultan deyü Pir Sultan Abdal ýn tarihsel duruþundan mýdýr nedir bilinmez yakýn zamana kadar Sivas denilince akla Pir Sultan ve Alevilik gelirdi. K TV BEYÝNSÝZLEÞTÝRÝYOR MU? E Monatliche Kultur, Kunst u. Informations-Zeitung Jahr/Yýl: 3 Ausgabe/Sayý:26 1 Mao 03 1,50 Є EMRAH MAHSUNÝ ÝLE KISA BÝR SÖYLEÞÝ Reportaj: Hatice Eldeniz T elevizyon eðlence ve bilgi kaynaðý. Televizyon dünyayý oturma odasýna taþýyor. Almanya da insanlar her gün ortalama 3-4 Saat televizyon baþýnda, haftada 21 saat, ayda 84 saat yýlda ise 1095 saat ediyor. Yani Almanya da istatistik olarak ele alýnýrsa yýlda 45 gün televizyon baþýnda geçiriyorlar. Bunlarýn arasýnda 14 yaþýnda küçük çocuklarda var. Gerçekten Televizyon yardýmcý oluyor mu?diðer bir soru ile Hastalýðýn kazanýlmasýnýn kaynaðý nedir? Bu görsellik hangi yararý getirmektedir. Televizyon ile hayalleri gerçekleþtirme olanaðý var mý? Acaba zaman baþka bir þekilde deðerlendirilmez mi? Televizyon karþýsýnda geçirilen zamanýn çoðu aþýrý pasif bir duruþ tarzý olarak tiplendirilmekte. Oturmak, Ýzlemek, Dinlemek, Kapatmak, Tüketmek. Baþkalarýný kendi yerine düþündürmek. Sayfa 5 S ivas katliamýna katýlan ve hüküm giymiþ kiþilerin Almanya da yaþadýklarý duyumunu alan Almanya Alevi Birlikleri Fedarasyonu ve Stuttgart Alevi Kültür Merkezi baþkonsoloslukla Başkonsolost Ahmet Funda Tezok ile görüştü. B Deutschland 1,50 Österreich 1,60 Holland 1,75 Belgien 1,50 Luxemburg 1,50 Frankreich 1,50 England 1,20 GBR Danemark 14 DK Norwegen 14 NOK Schweden 17 SEK Schweiz 2,80 CHF Ali Zülfikar A li Arslan Kimdir? Bahar kokularýnýn etrafý sardýðýnda ali Arslan, 12 Nisan 1947 yýlýnda Ýzmirin Tire ilçesine baðlý Yeni Köyü nde doðdu. Babasý orta halli bir köylü olan Ali Arslan, 5 çoçuklu ailenin baþtan 2. si. Ýlköðrenimini köyünde yapan Ali Arslan, ortaöðrenimini Ýzmir in Ödemiþ ilçesinde yaptý. Sayfa 2 Gizem Dinleri G izem Dinleri, Greko-Romen kültür dünyasinda kamuya açik resmi dinler tarafindan saðlanamayan bireysel dini deneyimler sunan çesitli gizli kültlere verilen addir. Bu dinlerin kökeninin, ilkel insanlar tarafýndan dünyanýn çeþitli yörelerinde uygulanan kabile törenlerinde bulunduðu ileri sürülmüþtür. Sayfa 9 Nuri Can H Ropörtaj :R. Gül A hmet Aslan (Enkido) : Dersim,Hozat doðumluyum. Orta okul ve liseyi Hozat ta okudum. Müzikle uðraþtýðým yýllar liseden baþlýyor. Sayfa 8 Sayfa 3 üyük Jüri Ödülü nü alan Uzak filminde yalnýz ve yabancýlaþmýþ iki kuzeni oynayan Muzaffer Özdemir ile Mehmet Emin Toprak da En Ýyi Erkek Oyuncu ödüllerini paylaþtý. Altýn Palmiye Ödülü nü ise Gus Van Sant ýn Elephant filmi aldý. Mehmet Emin Toprak, Uzak filminin Cannes a katýlmaya hak kazandýðýný öðrendikten kýsa bir süre sonra, geçen yýl Aralýk ayýnda geçirdiði bir trafik kazasýnda hayatýný kaybetmiþti. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan ýn yeðeni olan Toprak, Kasaba ve Mayýs Sýkýntýsý filmlerindeki rollerinden sonra Uzak adlý filmdeki baþarýsýyla, 39. Antalya Altýn Portakal Film Festivali nde Oktay Kaynarca ile... Sayfa 11 Ali Arslan ile Reportaj YAZI GÝDER,SÖZ KALIR AABF Genel Sekreteri Hasan Öðütcü Stuttgart Konsolosluðunu ziyaret etti CANNES UZAK A IKI ÖDÜL ALDI oturma GENÇLER ÖLÇÜYÜ KAÇIRIYOR A lkolle karýþtýrýlmýþ kola türü içeceklerin giderek artmasý, gençler arasýnda alkol tüketiminin artmasýna neden oluyor. Özellikle Almanya da içki içen gençlerin sayýsýndaki artýþa karþý politikacýlar önlem almaya çalýþýyor... Gençlik ve alkol. Moderntoplumlarýn en önemli sorunlarýndan biri olan gençlerin alkole düþkünlüðü Sayfa 16 mrah Mahsuni:Toplum deðerinden yalnýz babam için deðil tüm deðerli insanlar öldükten sonra deðerli oluyorlar. Babam saðken en çok rahatsýz olduðu ve dile getirdiði sorunlardan bir tanesiydi bu. Sayfa 10 HÝKAYE YENÝ,FÝGÜRAN ESKÝ A TP nin kuruluþu! Türkiye nin son yýllarýnýn en önemli gündemi olan AB üyeliði meselesi, Avrupa Birliði nin geliþme yönünde atmýþ olduðu adýmlarla yeni bir boyut kazandý. Sayfa 4 er bahar nasýrlý ellerin topraða attýðý tohumlar, yeniden yeþerme sürecine dönüþünce, doða yeniden dirilir. Bir serin þebnem, güneþin de etkisiyle kendini yeniden doðurur. Derin uykusundan uyanýr doða. Sayfa 7 Qin Shi Huang in Gömülü Terra Cotta Ordusu Ç in, UNESCO tarafýndan dünyanýn kültür miraslarý olarak listelenmiþ 10 hazineye sahiptir. ( M.Ö.) yýllarý arasýnda yaþamýþ olan Qin Shi Huang in anýtmezarý bunlardan bir tanesidir. Sayfa 14 EÞCÝNSELLÝK SANA DELÝLER GÝBÝ N eler yazýldýðýyla deðil, kimleri kaybettiklerimizle hatýrlayacaðýz 2002 yi... Sayfa 11 K işinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duymasý olarak tanýmlanabilir. Belli bir süreç sonunda erkek eþcinseller kendilerini gey kadýnlar kendilerini lezbiyen olarak Sayfa 15

2 YAÞAM 2 Ali Zülfikar Ali Arslan Kimdir? Bahar kokularýnýn etrafý sardýðýnda ali Arslan, 12 Nisan 1947 yýlýnda Ýzmirin Tire ilçesine baðlý Yeni Köyü nde doðdu. Babasý orta halli bir köylü olan Ali Arslan, 5 çoçuklu ailenin baþtan 2. si. Ýlköðrenimini köyünde yapan Ali Arslan, ortaöðrenimini Ýzmir in Ödemiþ ilçesinde yaptý. Yüksek öðrenimini önce Konya Selçuk Eðitim Enstitüsü nde, sonra Ankara Gazi eðitim Enstitüsü nde yaptý. Ankara Gazi Eðitim enstitüsünde bitirme sýnavlarýnýn yaklaþtýðý sýrada 12 Mart askeri Yönetimi tarafýndan tutuklanarak, Mamak Askeri Cezaevine kondu. TÖS(Türkiye Öðretmenler Sendikasý) davasýndan yargýlanarak 3 yýl Mamak Askeri Cezaevinde yattý Af kanunu nedeniyle serbest býrakýldý. Söke de toprak aðalarýna karþý, Toprak iþçileri ve köylülerin önemli sorunlarýný çözmek için Toprak iþçileri Sendikasý nýn kuruluþunda önemli rol oynadý. Bu sendika, Söke de 3000 pamuk iþçisini greve götürdü. Bu grev Söke bölgesinde, önemli bir olay olarak tarihe geçti. Bu grev sonrasýnda yeniden tutuklanýp, 6 ay Aydýn Cezaevi nde yattý. Serbest býrakýldýktan sonra, 141. maddeden yeniden(gýyabýnda) tutuklanarak 6 yýl 8 ay ceza verildi askeri darbesi sýrasýnda yurtdýþýna çýkarak Almaya nýn Hagen kentine yerleþti. Þu an lise dengi bir okulda Türkçe öðretmenliði ve yazarlýk yapan Ali Arslan, 1978 yýlýndan beri çocuk öyküleri, öyküler, çocuk massallarý, romanlar ve gençlik öyküleri olmak üzere toplam 9 eseri yayýnlandý. Eðitime yönelik, masallar ve öyküleri þu anda, Almanya nýn okullarýnda okuma dersi olarak okutuluyor. Ýlk romaný olan serçe ikinci baskýsýný yaptý. Yayýna hazýrlanmak olan Ama sevgi kalmalý 2. romaný, Güneþli düþler adýyla bir gençlik romaný yayýn aþamasýnda. Þu an, tamamlanmakta olan Pir Sultan Abdal ýn hapis yattýðý ve oradan idama götürülüþünü irdeleyen, Pir Sultan ýn duygularýndan yola çýkarak, mazgal deliklerinden dünyayý yorumlayan Toprak Kalesi adýný alan bir romanýný yayýna hazýrlýyor. Niçin roman, roman yazmaya neden baþladýnýz? Bence roman bir yazar için, kendini geniþ çapta derinlemesine ifade edebilmenin en iyi yoludur. Küçük öykünün olanaklarý kýsýtlý olduðu için yazar, kendini yeteri kadar ifade edemiyor. Öykü yoluyla anlatmaksa, istediðini sýnýr bir çerçevede anlatmaktýr. Ancak, çok þey söylemek isteyen bir yazar için roman, sýnýrsýz olanaklar sunar. Roman, insanlarýn özlediði bir dünya kurmasý için, insanlara özlediði tipte mesajlarý iletmek için, istediði hatta bir sanat yapabilmesi için oldukça kapsamlý bir alandýr. Bunun için romana oldukça çok önem veriyorum. O kadar önem veriyorum ki; çeþitli dost kurumlardan ve çevrelerden gelen okuma ve yazý taleplerini geri çevirmek zorunda kalýyorum. Çünkü, roman baþlý baþýna bir dünya benim için. Baþlý baþýna bu dünya ya daldýðýmda, diðer bütün etkenlere kulaklarýmý týkamak zorundayým. Romanýn dünyasýný yaratabilmek için, kendimi tamamen o ramanýn dünyasýna yoðunlaþtýrmak zorundayým. Bu bana, bambaþka bir keyif veriyor. Zaman zaman kurduðum bu dünyayý tekrardan okuduðum zaman, kendi yarattýðým bu kiþilerin bu dünyasýna kendim þaþýyorum. Orada, esaslý estetik bir yapý içerisinde düþlediðimiz dünyayý kurabiliyoruz. Tiyatro hariç, baþka hiç bir sanat eserinde bu olanaðý bulamazsýnýz. Bu yüzden kendime romaný seçtim. Romanýn geçmiþine bir göz attýðýmýzda ta Homeros a kadar uzanýyor. Bu gün bile henüz aþýlmamýþ dünya 3 büyük eser var. Birincisi Homeros un eseri, ikincisi Serwantes in eseri Don Ki Þot, üçüncüsü ise, Tolstoy un yazdýðý Savaþ ve Barýþ adlý romanlardýr. Henüz bunlarýn üzerine bir roman yazýlmamýþ durumdadýr. Sizce roman bir çizgiyi, bir misyonu temsil ediyor mu, üstlendiði misyon nedir? Romanýn üstlendiði misyonu bazý yazarlar kabul etmediði gibi, romaný baþlý baþýna bir sanat olarak görüyorlar. Ben böyle deðerlendirmiyorum. Bana göre romanýn üstlendiði bir misyon var. Bu misyon en iyi þekilde 19. yüzyýl romacýlýðýnda ortaya çýktý. 19.yüzyýl romaný dünyada büyük roller oynadý. Sadece romanlar deðil, Fransýz aydýnlarý Jan Jack Russo, Volter gibi aydýnlarda o zamana damgasýný vuran aydýnlardý. Ama 19. yüzyýlýn geliþiminde önemli rol oynayan akým, aydýnlanmacý bir misyonu yerine getirdi. Emile Zola lar, Balzac lar, büyük Rus yazarlarýndan Gogol, Dostyevski, Tolstoy gibi yazarlar, insanlarý roman yoluyla etkilediler. Sefiller, Roterdam ýn Kanburu gibi önemli romanlar insanlarý derinden etkiledi. Roterdam ýn Kanburu o kadar etkili bir roman oldu ki, Entene Quen filmini yaptý. Ýnsanlarý eski feodal düþünceden koparýp, pozitif bilimin etkisiyle modern düþünceyi aþýlayan bir misyonu üstlendi. Bugün 19.yüzyýlda romanýn oynadýðý rolü, 1940 edebiyatýnýn Türkiye de Sabahattin Ali öncüsü olurken, Orhan Kemal, Fakir Baykurt, Yaþar Kemal, Aziz Nesin, gibi HALKI AÞAÐILAYAN BÝR KÜLTÜR YARATILIYOR yazarlar, Nazým hikmet ve Enver Gökçe gibi þairler Türkiye halklarýnýn farklý etnik kökenlerinin geliþmesinde bu sanat alanýný en iyi þekilde kullanarak yerine getirdi. Bu romanlar hem propaganda yaptý, hemde yüksek sanat niteliði taþýdý. Yani; öz bakýmýndan, insaný deðiþtirmeye yönelik bir özü yaklarken, biçim ve sanat bakýmýndan yüksek bir sanatsal niteliði yakaladýlar. Bunlar olmadýðý zaman roman etkileyici olamaz. Þayet, iyi estetik bir dokuyla bezenmiþ bir roman, iyi bir temayý iþliyorsa o romanýn etkisi ve gücü çok büyüktür. Ýyi yazýlmýþ bir roman, insaný kendisine çekerek romanýn etkisiyle sarsar. Ýnsanda derin izler býrakýr. Sanatýn insan üzerindeki etkisi týpký mýknatýs gibidir. Magnetik alan içinde hizaya dizilen atom tanecikleri demiri çekme gücüne sahiptir. Magnetik alan içinde olmayan atom tanecikleri de, daðýnýk halde karma karýþýktýr. Ve demiri çekme gücüne sahip deðildir. Bu anlamýyla iyi bir roman insan vücudunu olumlu yünde etkiler romanýn insanlar üzerindeki etkisi de bu derece önemlidir. Ýyi bir sanat eseri olduðunda vücudumuzda bir þeylerin düzeldiðini hissedersiniz. Ýyi bir müzik dinlediðimiz zaman vücudumuzda bir takým þeylerin düzeldiðini farkedersiniz. Sanat insaný insan yapan bir büyüdür. Bu büyü romanda fazlasýyla vardýr. Eðer bu büyünün içerisine insaný doðru yöne yöneltecek iyi bir öz yerleþtirilmiþse, insanlar üzerinde bu romanýn etkisi büyük olur. Eðer, Türkiye de 30 yýldýr verilen mücadele bir türlü tüketilemiyorsa, bunun tabanýnda Pir Sultan lar, Þeyh Bedrettin ler, Ilýcaklý Yusuflar, Ýnce Memet ler vardýr. Bu yüzden Türkiye yi yönetenler, sanatýn gücünü gördüklerinden baþka olgularý önümüze sanat olarak sürüyorlar. Son günlerde Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi ve ülkemizde Kar gibi romanlarýn temellerine bakýldýðýnda büyünün gücüne ifade eden metafizik düþünce akýmý yüceltilirken, diðer taraftan pozitif bilim bombardýmana mý tutuluyor? Bu kadar reklamlara yatýrým yapýlmasýnda sanatsal bir güç mü yoksa, romanýn ana konusu olan ideolojik savaþýn kendisi midir? Evet, buryuvazi bugün artýk tamamen geri dönüþ yapmak istiyor. Bugün kendi felsefesine uygun, deyim yerindeyse, tam bir ortaçaðý yaþatarak bir imparatorluk kurmak istiyor. Geçmiþte kendisininde yarattýðý pozitivist düþünceleri þimdi geri mezarlýða gömmek istiyor. Harry Potter gibi büyü gücünü ön plana alan bir filmi bütün ülkelerin vitrine koymasýnda, her TV kanallarýnda ve gazete sütunlarýnda reklamasyonlarýn artmasýnýn altýndaki gerçeklikte tam budur. Mesela; Roterdam ýn Kanburu filminin baþka bir kopyasýný çekmeye çalýþtýlar. Ama gerçek Roterdamýn Kanburu ile hiçbir ilgisi olmayan bir film yaptýlar. Þimdi Roterdam ýn Kanburu filmini yaptýklarýna piþmanlar. O zaman yaptýklarý filmlerden Spartaküs, ve Entene Qeun in yaptýðý romanlardan piþmanlar. Bunlarý ortadan kaldýrmak istiyorlar. Bunlarý ortadan kaldýrmanýn yollarýný arýyorlar. Bugün insanlýðýn önüne sürüldüðü olgu da Harry Potter gibi, Yüzüklerin Efendisi gibi filmlerle tekrardan ortaçað düþüncesi olan fallarýn ve büyülerin dünyasýný yaratmaktýr. Türkiye de ise, Orhan Pamuk un Kar romanýyla büyük bir kampanya yürütülmesinin altýnda 1940 lý yýllardadaki bu ilerici ve 30 yýllýk mücadelenin birikiminden intikam almak istiyorlar. Yani; 1940 lý yýllarda halký aydýnlatan bu aydýnlanma adýmýný noktalamak istiyorlar. Bunlarý ortadan kaldýrýp, Orhan Pamuk gibi yazarlarý ileri sürüyorlar. Orhan Pamuk a yapýlan yatýrýmýn nedeni budur. Yani; öyle bir Orhan Pamuk yaratmak istiyorlar ki; Yaþar Kemal ler, Orhan Kemal ler, Sebahattin Ali ler, Aziz Nesin ler onun etkisiyle silinsinler. Onlarýn hepsi yok olup, silinmesini istiyorlar. Onlarýn yerine bizim insanýmýzý aþaðýlayan, bizim insanýmýzý aptal yerine koyan, kiþiliksiz bir toplum yaratmanýn kültürünü iþliyorlar. Bizim edebiyatýmýzda kahraman halkýmýz diyorken, þimdi kar romanýnda; aptallar sürüsü halkýmýz diyor yýllarýnda halký sevmek, bir roman için erdemlilikken, þimdi bu halký küçümseyen, halký yeren bir kültür yaratýlýyor. Bir romancý, bir edebiyatçý halkýn mücadelesine herhangi bir destek verebiliyorsa, halkýn mücadelesiyle beslenen bir roman yazabiliyorsa, o yazar için en büyük bir onurdu, gururdu. Bugün ayný halkýmýza yeni çýkan bu sanat soytarýlarý, aptallar, salaklar gibi aþaðýlayýcý kindar duygularla o zamaný sorgulamak adýna küfür ederek mutluluk duyuyorlar. Þimdi bunlara bu kadar yatýrým yapýlmasýnýn sebebi, bu mücadele aðýyla örülen bu deðerlerin üzerine sünger çekme çabasýdýr. Bunu yapabilirler mi, yapamazlar mý orasý bize baðlý. Onlar; yapmak istiyorlar, biz yaptýrmamaya çalýþacaðýz. Onlarda para çok, bizde ise, inanç ve sevgi çok. Bakalým kim galip gelecek. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Kar gibi romanlar bugün kitap standlarýnda en fazla satýþý yapýlan kitaplar. Ýlerici,demokratik, devrimci kurumlarýn, kiþilerin ve aydýnlarýn bu kadar ideolojik bonbardýmaný konu alan kitaplara karþý nasýl bir yöntemle cevap olmalý? Öncelikle þunu belirtmekte yarar var. Yabancýlaþmanýn kökeni aldýðýn gýda ile baþlar. Devrimci saflarda hala burjuva yayýn organlarýnýn yarattýðý ortama boyun eðme eðilimi oldukça çok fazla görülüyor. Kendi baþýna düþünme, kendi baþýna deðerlendirme, kendi baþýna düþünme, kendi baþýna deðerlendirme yok edililiyor. Popilerite var, bu iyi satýyor, biz niye satmayalým gibi ticari açýdan bakýlan bir anlayýþ var, bunu son derece yanlýþ buluyorum. O zaman, etkinliklerinizde ve gecelerinizde o sloganlarý atmayýn efendiler, eðer ticari açýdan bakýp bir kültürün daðýtýmýný yapýyorsanýz, sattýðýmýz kültürün neye hizmet ettiðini, ve ne sattýðýnýzý bilmeniz gerekiyor. Hem bunu sattacaksýn, hemde bu niye böyle oldu diyeceksiniz. Siz orada bir kültürü temsil ediyorsunuz. Ne ekersen o nu biçersin deyiminden de anlaþýldýðý gibi, Orhan Pamuk ekiyorsak, Orhan Pamuk biçeceðiz. Bazýlarýmýz kitaplýðýmýzda bulunsun diye alýyoruz, bazýlarýmýzda medyanýn etkisiyle bu kültürle salvurup gidiyoruz. Okuyucuya ne sunarsan onu alýr. Ve dolayýsýyla kendi kitlemizi kendi elimizle yabancý bir kiþiliðe kaydýrmýþ oluruz. Orhan Pamuk ilk çýkýþýnda Cevdet Bey in Oðullarý romanýný yazdýðýnda çok iyi sanat eðitimi görmüþ, saf bir romancýydý. Daha sonra Sessiz Ev diye bir roman yazdý. O da iyi bir romandý. Sonra Beyaz kale diye bir roman yazdý o da iyi bir anlatým romanýydý. Tavsiye etmesem dahi konular çok iyi romanlardý. Tam bu sýrada Kara kitap gündeme geldiði sýrada Orhan Pamuk, birileriyle iliþkiye geçti. Veyahutta kendine baþka bir yön verme ihtiyacý duydu. Bu etkinin ve iliþkinin Wasington dan geldiðine inanýyorum. Çünkü; o zamanlar Wasington a davet edildi. Uzun yýllar Wasington da kaldý. kara kitap bir köþe yazarýnýn Türkiye ye bakýþý olarak planlanmýþ. Orhan Pamuk Kara Kitap romanýnýn yayýnladýktan sonra tamamen yönü baþka bir yelpazeye döndü. Bambaþka bir Orhan Pamuk oldu. Yazdýklarýnda bir anlatým yok ama, anlatýyormuþ gibi görünüyor. Dünyayý yönetenlerin istediði tarzda yazýyor. Onlar da kendi medyasýnda þiþirerek, her dakika röportaj ve reklamlarla izleyenlere kim bu adam dedirtircesine beyinlerine giriyor. Þimdi bu medyanýn gücünü ve insanlar üzerindeki etkisini gösteren bir gerçekliktir. Sokaktaki insanlarla röportaj yapýlýyor. Orhan Pamuk un kar romanýný aldýnýz mý? aldým. Okudunuz mu? Okumadým. Yani alýr, okumaz ama kütüphanesine koyar. Medyanýn yarattýðý bir imaj vardýr. Bu açýdan bizler, neyi sattýðýmýza bakmamýz lazým. Çünkü burjuvazi, bizim kitaplarýmýzý ve iþlediðimiz konularý kendi kitaplýklarýnda bulundurmuyorlar. Alýp satmýyorlar. Onlar bir tecrit uygulamasýna baþladýlar. Bu anlamýyla Harry Potter in, Yüzüklerin Efendisi nin Türkiyedeki uzantýsý da Orhan Pamuk tur geleneðini 180 derece zýttý olan bir geleneði Türkiye ye yerleþtirmeye çalýþýyor. Bu açýdan bu ideolojinin temsilcisinin önü kesilmelidir. Bunu yaparken, 1940 lardan sonra yükselen deðerleri daha da zenginleþtirmeli, yeni neslin önü açýlmalýdýr. Bütün devrimci kurumlarýn görevi sanat alanýnda bu geleneði yüceltirken geliþtirmek olmalý, bu ideolojinin önünü kesmelerinin yollarý bu deðerlerle örülü bir dünyanýn yaratýlmasýna hizmet etmeleridir. Bu açýdan bu savaþýn içinde devrimci kurumlar gözlerini açarak Orhan Pamuk un ideolojik bonbandýmanýna yardým olacaðýna, Orhan kemal leri, Sabahatin Ali leri ve günümüzde halkýn deðerlerini ören sanat adamlarýný ön plana çýkarmalýdýrlar. Özellikle roman alanýnda Tanzimattan sonra iki çizgi hakim hale gelmiþti. Halkýn deðerleriyle örülü kahramanlarý, mücadelesi üzerine romanlaþan çizgi, diðer yanda ise bireysel zevkini tatmin eden bir roman anlayýþý idi. Bugün hala bu iki çizgi kendisini nasýl ifade ediyor? Bu iki çizgi mücadelesi halen devam ediyor. Orhan Pamuk un meselesine deðinirken bunu anlatmaya çalýþtým. Servet-i Fünun edebiyatýnýn içinde iki çizgi hakimdi. Cenap Þahabettin bireysel duygularýnýn ve kendi zevklerinin romancýsýydý. Onun karþýsýnda Tevfik Fikret ise, toplumcu edebiyatýn temsilcisiydi. Cenap Þahabettin taraftarlarý biz, kendi zevkimiz için, kendimiz için edebiyat yapýyoruz diyorlardý. Tevfik Fikret ben, halk için, toplum için sanat yapýyorum diyordu. O dönemde baþlayan bir tartýþma sanat, halk için mi? Sanat, sanat için mi? tartýþmasýna dönüþmüþtü. Bu iki çizgi hala günüzde tartýþýlmaya devam etmektedir. Bugün Türkiye de Cenap Þahabettin i kimse bilmez, ve dolayýsýyla bitmiþtir. Ama Tevfik Fikret yayýnevlerinin pýrýl pýrýl baskýsýyla hala Türkiye de okunan, satan ve insanlar tarafýndan beðenilen bir yazardýr. Nazým Hikmet in karþýsýnda Peyami Safa yý yine hiç kimse okumazken, Nazým ý bugün dünyanýn her tarafýnda 100. Doðum günü vesilesiyle etkinlikler düzenleniyor. Beðenilerek okunuyor. Konuþuluyor. Bu iki çizgi mücadelesi hala devam ediyor. Bu da halkýmýzýn toplumsal bir çizgisini temsil eden, halk edebiyatý çizgisine olan ilgiyi gösteriyor ki; bu konuda söylentileri boþa çýkarýyor. Halkýmýz kendisi için yapýlan edebiyata her zaman sahip çýkmýþtýr. Yani, Tevfik Fikret i halkýmýz hiç bir zaman býrakmadý. Ama kendisi için hiç birþey yazmayan Cenap Þahabettin i unuttu, kaybetti. Þimdi 1940 lý yýllardan sonra kesin olarak toplumcu çizgi, yani halk çizgisi insanlýðýn ilerlemesi için, daha adil daha güzel bir dünya yaratmak için edebiyat ve sanat çizgisi kazanmýþtý. Ve halen diðer çizgi ve temsilcileri etkisiz hale getirilmiþti. Özellikle 1981, 12 Eylül ünden itibaren yeni bir dönüþ yapmaya çalýþýyor. Bu dönüþü yaparken, Orhan Pamuk öne sürülüyor. O nu bu çizgiye hizmet etmesi için kullanýyorlar. Halk için sanat çizgisini yok etmeye, etkisini kýrmaya çalýþýyorlar. Orhan Pamuk a yapýlan yatýrýmýn ve büyük reklamýn altýnda yatan gerçeklikte budur. Ama ben inanýyorum ki; Orhan Pamuk un buna gücü yetmez. Buna fýrsat vermeyeceðiz geleneði temsilcilerini Orhan Kemal leri, Aziz Nesin leri, Nazým Hikmet leri, Sebahattin Ali leri, Yaþar Kemal leri daha ileri bir seviyede insanlýða taþýyacaðýz. Anlatýmlarýnýzdan da anlaþýldýðý gibi devrimci örgütler ve önderleriyle beraber yaþayan bir insansýnýz. Önderlerin ve politik yaþamýnýzýn romanlarýnýza bir etkisi oldu mu? Romanlarýnýza nasýl yansýdý? 1968 kuþaðýndaným. Yaþam öykümü anlatýrken, Mamak Askeri Cezaevi nde yattýðýmý söyledim. 12 Mart gelmeden önce kendi çapýmda Gençlik hareketi içinde önemli sayýlabilecek bir rol oynadým. Ankara Gazi Eðitim Enstitüsü nde bulunduðum sýrada çeþitli toplantýlara katýldým. Çeþitli sosyalist örgütlerin önderleri olan arkadaþlarýmla beraber yer aldým. Onlarý tanýma imkaný buldum. Söz gelimi Ýbrahim Kaypakkaya bunlardan birisiydi. Muzaffer Oruçoðlu, Mahir Çayan, Yusuf Küpeli ve daha isimlerini sayamadýðým arkadaþlarý hem hapishanede hemde, dýþarýda tanýma imkaný buldum. Kuþkusuz bunlar beni çok etkiledi. Bunlardaki inanç yüksekliði, bunlardaki kitleleri etkileme yeteneði, bunlardaki konuþma yeteneði beni çok etkilediðinden romanlarýma yansýdý. Bazý tipleri yaratýrken, bu arkadaþlarý karekterize ettim. Mesela; Serçe adlý romanýmda serçenin kardeþi Zülfü, benim Mamak Cezaevi nde tanýdýðým bir arkadaþým. Serçe romanýnýn ikinci ciltinde anlattýðým Dersim Olaylarý nda önemli bir direniþ örneði sergileyen, dersimli bir kahraman olarak bilinen Xemi Ciwan ý (Türkçe adý Ahmet olan) anlatýrken, Ýbrahim kaypakkaya dan oldukça etkilendiðimi söyleyebilirim. Ayný karekteri taþýdýklarýndan Xemi Ciwan ý yaratýrken, Ýbo nun karekterini canlandýrdým. Çünkü, Ýbrahim de ifade alýnan yerde hiç bir taviz vermeden katledildi. Xemi Ciwan da bütün arkadaþlarý teslim olduðu halde karýsýyla beraber sonuna kadar direnen bir karekteri var. En sonunda dost diye yanýna sokulan bir akrabasý tarafýndan arkadan vurularak öldürüldü. Ýkisi arasýnda çok büyük benzerlikler var. Ýbrahim kaypakkaya yý Hukuk Fakültesi ndeki tartýþmalarda görmüþtüm. Daha sonra üzerine yazýlan yazýlarý okumuþtum. Xemi Ciwan ýn yaratýlmasýnda Ýbo nun rolü olduðunu söyleyebilirim. Bundan sonra yazacaðým romanlarda mesela; Pir Sultan Abdal üzerine yazdýðým romanýmda otuz yýllýk mücadeleden canlarýný esirgemeyen, olanaksýzlýða raðmen fedekarlýklarýný esirgemeyen önderlerimizi anlatacaðým. Pir Sultan da baþarýya ulaþamamýþ ama, onun direniþi kalbimizde taht kurmuþ, yolumuzu ve sanatýmýza ilham olmuþtur. O Toprak Kalesi nin mazgal deliklerinden dýþarýya bakerken, ben de bu otuz yýllýk mücadeleyi onun gözüyle karekterize ettim. Bu mücadele içerisine yoðunlaþýyorum. Ve burada bu sosyalist kiþilerin, duygularýný ve düþüncelerini yansýtmaya çalýþacaðým. Serçe romanýndan bahsettiniz. Serçe romaný nasýl oluþtu? Neden böyle bir roman yazmaya karar verdiniz? Evet, ben Almanya ya geldiðim ana kadar ýrkçý bir muamele ile karþýlaþmamýþtým. Böyle bir durumu tanýmýyordum zaten. Baþka bir kültüre ait birisinin aþaðýlandýðý, baþka bir milliyete ait kiþilerin ýrkçý bir yönelimle saldýrýldýðýný hiç duymamýþtým. Hiç hayatýma böyle bir þey girmemiþti Ekim aylarýnda Almanya ya Hannover kentindeydim. O zaman, Almanya da ýrkçý saldýrýlar çok yoðundu. Ve bu saldýrýlar beni þok etti. Tam bu sýrada ben ev arýyorumdum. Gazetede yýðýnlarca boþ evler olmasýna raðmen, Almancasý iyi olan bir arkadaþla bu adreslere telefon ettiðimizde, daha bizim sesimizi duyar duymaz telefonu yüzümüze kapatýyorlardý. Hangi telefon numarasýný aradýysak, telefon þap diye yüzümüze kapatýlýyor. Bu sýrada bir arkadaþým beni, Serçe hanýmýn evine götürdü. Serçe haným Hannoverde hem kendisi için, hem de oðlu için ev almýþ. Ama oðlu evlenemek istemeyince dairenin birisi de boþ kalmýþ. Ve ben de, bu daireyi kiraladým. Serçe hanýmýn kiracýsý oldum. Serçe hanýmla dostluðumuz geliþti. O, bana yaþamýný anlattý. Ben o nun yaþantýsýný dinlediðimde sýrada açýkca söyleyeyim; derinden bir duyguyla insanlýðýmdan utandým. Demek ki, bizim ülkemizde bunlar oluyormuþta bizim haberimiz yokmuþ. Ben bu tür þeylerle karþýlaþmamýþtým. O zaman, karar verdim. Ben bu kadýnýn öyküsünü yazacaðým. Onu roman yapacaðým. Ve bu roman; Kürt olduklarý için, alevi olduklarý için, Ermeni olduklarý için katledilen, aþaðýlanan ve horlanan bütün insanlardan özür dilemedir. Ben Almanya ya gelmeseydim, hala bunlardan belki de, haberim olmayacaktý. Veyahutta haberim olacaktý ama, kulaðýmýn diðerinden uçup gidecekti. Bugün Türkiye de olan olaylarý insanlar duyar ama, o duyguyu hissetmez. O baþka milletten olduðu için aþaðýlanan o duyguyu bütün hücrelerimde iliðime kadar hissettim. Ve bu romaný böylece yazmaya karar verdim. Serçe romanýn bu cildinde Almanya da yaþadýklarý iþlenmemiþ. Serçe haným Almanya ya geldiðinde bu sorunlarý deðiþime uðramýþ mý? Serçenin bu birinci cildinde Türkiye de yaþadýðý acý ve tatlý anýlarý anlatýlýyor. Serçe bir süre sonra Almanya ya gelecek. Ama Almanya ya gelirken içinde çok büyük umutlarý vardýr. Türkiye de yapýlanlardan býkýp usanmýþtýr. Artýk, daha iyi, insanca yaþayacaðý bir ortam aramaktadýr. Ve bu ortamýnda Almanya olduðuna inanmaktadýr yýlýnda adeta sevinerek Almanya ya gelmektedir. Ama buraya gelip, burada yaþadýktan sonra yeniden bir þok dönemi baþlar. Avrupa nýn dýþarýdan görünen bir vitrini vardýr, bir de dýþarýdan görünmeyen vitrinin arkasý vardýr. Dýþarýdan vitrine baktýðýnýzda aðzýnýzýn suyu akar, ama vitrinin arkadýnda dönen dolaplarý yaþadýðýnýzda da gözünüzün yaþý akar. Serçe haným buraya aðzýný suyu akarak buraya geldi. Burada Hannover demir-çelik fabrikasýnda çalýþmaya baþladýðýnda tekrardan gözünün yaþlarý akmaya baþladý. Bütün Türkiye den getirdikleri kadýnlarý, kadýnlarýn kaldýðý kadýnlar yurdu adýndaki köleleri kapatýr gibi kapatmýþlardý. Bu kadýnlar tek kelime Almanxca bilmiyorlardý. Dertlerini anlatamýyorlardý. Ve bir alýþ-veriþ dahi yapamýyorlardý. Kocalarýný Türkiye de býrakýp gelmiþlerdi. Bunalým içerisinde yaþýyorlardý. Bir tanesi balkondan kendisini aþaðýya atýp, intihar etti. Bir çoðu erkekler tarafýndan ormanlara götürülüp, orada ölüleri bulundu. Serçe böyle acý olaylar içerisinde yaþamak durumunda kaldý. Köleler yurdundan ayrýlmak istediðinde, aylarca ev aramasýna raðmen kimse kendisine ev vermedi. Sonunda da beni kiracý ettiði evi, çok aðýr þartlarda almak zorunda kaldý. Siz roman yazmaya insanlarýn acý olaylarýný duyduðunuzda baþladýnýz. Genel anlamda romanlarýnýnzdaki hedefiniz ve çizginiz nedir? Niçin roman yazýyorsunuz? Ben öncelikle bir sosyalisttim, Markssistim. Ve otuz yýldýr bu böyle, geleceðimin böylede olcaðýna hiç bir kuþkum yok. Baþka da alternatifim yok zaten. Ne kadar, Harry Potter ve benzeri kültür erozyonunu hedefleselerde, insanlýk özlediði pozitif bilimin Materyalist doðrularýna ulaþacaktýr. En sonunda insanlýk istediði yere varacaklardýr. Hiç bir þey kendiliðinden olmaz. Bazý insanlarýn misyonu vardýr. Bazý devrimcilerin, yazarlarýn ve sanatçýlarýn bir misyonu vardýr. Ve misyonu da üstlenmelidirler. Bu dünyada yaþayan her insan daha adil bir dünyayý hak etmiþtir. Ýnsanýn hak ettiði çok þey vardýr ve, bu hak edilen ortam yaratýlmalýdýr. Sanatçýnýn bu konuda yapacaðý çok þey vardýr. Ben romanlarýmda bunu yapýyorum. Ve yapmaya da devam edeceðim. Bazý dostlarým, arkadaþlarým diyorlarki; kriminal romanlarý, aþk romanlarý yaz. O romanlar çok satýyor, rahat edersin diyor. Ben hiç bir amacý olmayan bir romanla zamaný öldürmem. Gider piknik yaparým, gezmeye giderim, veyahut spor yaparým. Ne lüzumu varki uðraþayým. Amaç, para kazanmaksa, para kazanacak baþka alanlar var. Roman yazmak zor bir iþ. Ýnsanlýðýn özlem duyduðu adaletli bir dünyanýn yaratýlmasýna katkýda bulunmak için bu yönlü romanlar yazmaya devam edeceðim. Bu açýdan devrimci kuruluþlar uyanýk olmalýlar. Kimi ne kadar destekleyeceklerini bilmeliler. Araþtýrmalýlar. Bir elin parmaklarý kadar, halk için edebiyet yapan sanat yapan insanlarýmýz kaldý. Bu insanlarýmýzýn önü kesilmeye çalýþýlýyor. Bu yüzden Orhan pamuk larý þiþirerek önümüze sürüyorlar. Þimdiden Orhan Pamuk un eserlerinin kokusu geliyor. Bizlere ayýrdýðýnýz bu deðerli düþüncelerinden dolayý teþekkür ederim..çalýþmalarýnýzda baþarýlar dilerim.

3 HABER Türk ve Avrupalý Giriþimci Dortmund da buluþacak 1500 Türk ve Avrupalý Giriþimci Dortmund da buluþacak Türkiye Araþtýrmalar Merkezi Yabancý Giriþimciler için Baðlantý Bürolarý tarafýndan 2-4 Ekim 2003 tarihleri arasýnda Dortmund da gerçekleþtirilecek olan Türk-Avrupalý Giriþimciler Platformu Essen, 23 TAM Yabancý Giriþimciler için Baðlantý Bürolarý nýn hazýrlýklarýný sürdürdüðü EUROKON 2003 Türk-Avrupalý Giriþimciler Kurultayý, TAM daki bir toplantýda basýna tanýtýldý. TAM Direktörü Prof. Dr. Faruk Þen toplantýyý açarken yaptýðý konuþmada, küçük ve orta boyutlu iþletmelerin Türkiye ve Almanya arasýndaki ticaret hacmine olan katkýsýnýn, bu iþletmelerin bulacaklarý uluslararasý iþ ortaklarý vasýtasýyla daha da artacaðýna dikkat çekerek, Yabancý Giriþimciler için Baðlantý Bürolarý yönetiminde ve Dr. Karademir Giriþimci Danýþmanlýðý sorumluluðunda 2 ve 4 Ekim 2003 tarihleri arasýnda yapýlacak kongrede hem Türk hem de Avrupalý giriþimcilere yeni pazarlar açýlacaðýný anlattý. Prof. Dr. Þen, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakaný Ali Coþkun ile Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Ekonomi ve Çalýþma Bakaný Harald Schartau nun himayesinde gerçekleþecek EUROKON 2003 ü, Türkiye den, TOSYÖV, KOSGEB, TOBB ve YASED, Avrupa dan ise Avrupa-Türk Gýda Ýthalatçýlarý Birliði TÜRKÝMPORT, Kuzey Ren Vestfalya MÜSÝAD ve TÝDAF ýn desteklediðini açýkladý. Þen, EUROKON 2003 ü destekleyen Alman kurumlarý arasýnda, Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Ekonomi ve Çalýþma Bakanlýðý nýn yanýnda Dortmund Belediyesi ve KRV Eyalet Ekonomiyi Teþvik Örgütü ile Dortmund Ýktisadi Kalkýnma Kurumu nun da bulunduðunu dile getirdi. Eurokon 2003 Proje Sorumlusu Dr. Mehmet Ali Karademir ise sürekli büyüyen ve geliþen Türk pazarýnýn, yeni pazarlar arayan Alman ve Avrupalý Türk KOBÝ ler için büyük iþ olanaklarý sunduðuna dikkat çekerek, Bu fýrsatý kullanmak isteyenlerin EUROKON aracýlýðýyla hýzlý bir þekilde ve uygun fiyatla bunu gerçekleþtirebileceklerini ifade etti. Þimdi Ticaret Yapýn sloganý altýnda branþlar üstü Türkiye den, Almanya dan ve Avrupa dan 1500 þirketin katýlacaðý Uluslararasý Ýþadamlarý Kurultayý, EUROKON 2003, 3 ayrý bölümden oluþacak: Ýþadamlarý Kurultayý: Uluslarasý pazarý kapsayan önemli konularda teblið ve EUROKON 2003 e Türk ve Avrupalý iþadamýnýn katýlmasý bekleniyor. Kurultay, AB nin 7. büyük ticari partneri Türkiye ve Türkiye nin ihracaatýnda ilk sýrada yer alan Almanya arasýndaki ticari iliþkilere de katkýda bulunacak. workshoplardan oluþacak bu bölümde, konuþmacý olarak katýlacak uzmanlar, hukuk, vergi alanlarýnýn yanýsýra tecrübeli iþadamlarý olarak sorularý yanýtlayacaklar. Almanya ve Türkiye deki teþvik ve yatýrým olanaklarý da bu bölümde ele alýnacak ana konular arasýnda yer alacak. Ýþbirliði Borsasý: Bu bölümde uluslararasý iþ ortaklýklarýnýn kurulmasý konu ediliyor. Ýþ ortaklýlarýnýn bulunmasý ve ilk görüþmeler için randevu ayarlanmasý Eurokon 2003 yönetimi tarafýndan üstlenilecek. Bunun için önceden hazýrlanan bir formun doldurulmasý gerekiyor. Ýhtiyaç halinde iþ görüþmeleri için tercümanlýk hizmetleri de EUROKON 2003 tarafýndan sunulacak. Fuar: Türkiye den en az 50 firmanýn katýlacaðý bu bölümde tanýtýmdan, olasý iþ ortaklarýyla randevu ayarlamasýna kadar birçok hizmet sunulacak. EUROKON 2003, fuar sonrasýnda da KOBÝ ler için uluslararasý iþ ortaklýklarý konusunda danýþmanlýðýný devam ettirecek: Hem Türkiye den Avrupa ya açýlmak hem de Avrupa dan Türkiye ye yatýrým yapmak isteyen Türk ve Avrupalý giriþimcilere bilgi ve danýþmanlýk hizmetleri sunacak. EUROKON 2003 e kaydolan bütün firmalar Almanca ve Türkçe olarak EUROKON 2003 ün Online Katalog unda yer alacak ve Kongre baþlamadan önce potansiyel iþ ortaklarý hakkýnda bilgi edinebilecek. Daha geniþ bilgiyi ise Ýnternet üzerinden adresinden edinebilmek mümkün. Sinan Kumru HATÝCE ELDENÝZ HOÞÇA KAL DEM GAZETESÝ Biz insanlar bazen normal düþünmüyoruz. Arkadaþlarýmýn bana normal nedir ki diye sorduklarýný duyar gibiyim. Doðru normal nedir ki? Aslýnda her insanýn kendince bir normali ve bir A-normali vardýr. Ben ise her ikisinde es geçiyor ortasýnda durmaya çalýþýyorum. Bu güne kadar alýþýlagelmiþ tarzlarý, konuþmalarý, söylenenleri, yapýlanlarý bir kenara býrakýyor. Onun tersi yapýlanlarý da diðer kenara býrakýyorum. En çok kýzdýklarým siyaset ile uðraþanlardýr. Siyasette insaniyet yoktur diyorum. Onun içinde herhangi bir iþin siyasetini yapanlarda entrika, art niyetlilik, çýkarcýlýk vb. Olumsuzluklar yaþatmaktadýrlar. Bu siyasetten dolayý bir türlü bir araya gelemeyen fikirdaþlara üzülüyorum. Özel hayatlarýnda çok samimi iliþkide olup ta resmi protokolde bir türlü bir araya gelemeyenlere üzülüyorum. Sözüm ona kandýrdýklarýný düþünüyorlar ama aslýnda farkýnda olsalar kendilerini kandýrýyorlar. Gülüp geçmek gerekiyor diye düþünüyorum. Bazen de görüyorum ki gerçekten insanlýk adýna bir adým ilerlemiþ, bir þeyler verme çabasýna girmiþ olanlar çok zor durumda kalýyorlar. Sözüm ona siyasetini yapýyorlar ama bu siyaseti yaparken de kendi kuyularýnýn kazýldýklarýnýn farkýnda deðiller. Ýþte siyaset de her zaman kuyular ve kuyucuklar vardýr. kuyulara çok ön plana çýkmýþ, parlamýþ, büyümüþ veya büyütülmüþ ön planda tutulmuþ olanlar düþer. kuyucuk lara ise kuyuya düþecek olanlarýn arkasýnda yürüyenlerdir. Bilinir ki bir anlýk zafer sarhoþluðu bir ömrü bitirir. Bu Ömür yaþamýný yitirmek deðil, siyasi ömürdür. Bu nedenden dolayý ben o iþlerin siyasetini yapanlarýn yerinde olsam biraz daha temkinli olurdum. Haklýsýnýz! yine nereye vuruyor? Kime vuruyor? Ne diyor ya bu? sözlerinizi kulaklarýmda duyar gibiyim. Bizim bir büyük annemiz vardý Fate ale. Derdi ki: sözüm anlayana ( sözüm insana olana, hayvana deðil). Tam da yerinde bir söz aslýnda. Benimde demek istediðim budur. Anlayana yani. Bu sayýdaki yazým özel bir yazý. Bu sefer zorlanarak yazdýðým bir yazý olacak. O nedenden dolayýda þöyle bir ýsýnma hareketi yaparak içimde olaný yazmak istedim. Evet! Ayrýlýðýn vakti geldi ve çattý. A l e v i l e r d e n S t u t t g a r t Baþkonsolosluðuna Ziyaret Sadýk KARSLI ( Stuttgart) Sivas katliamýna katýlan ve hüküm giymiþ kiþilerin Almanya da yaþadýklarý duyumunu alan Almanya Alevi Birlikleri Fedarasyonu ve Stuttgart Alevi Kültür Merkezi baþkonsoloslukla Başkonsolost Ahmet Funda Tezok ile görüştü. Ahmet Funda Tezok a istemlerini anlatan AABF Genel Sekreteri Hasan Öðütcü baþkanlýðýnda toplanan komite, Alevi örgütleri olarak, Almanya daki Türkiye Baþkonsolusluðundan duyarlýlýk beklediklerini ve katillerin Türkiye tarafýndan istenmeleri için giriþimde bulunulmasý gerektiðini bildrdiler. AABF Genel Sekreteri Hasan Öðütcü basýn açýklamasýnda Bu konuya çok duyarlýyýz. Stuttgart Baþkonsolusu Ahmet Funda Tezok la olan görüþme yararlý geçti. Bize buraya gelen kaatillerin yerlerinin tespit etmemiz isteniyor. Tespit edildiklerinde gerekli iþlemlerin baþlatýlacaðý bildirildi. Bundan sonra yapacaðýmýz bu konunun takipcisi olmak bu konu sadece Alevilerin meselesi deðil, bütün Türkiye nin demokrasi ve ýnsan haklarý meselesidir. Sivas Katillerini, hiç bir gerekçe koruyamaz. Korumamalýdýr dedi. Bilindiði gibi günlük basýnda çýkan haberlerde Almanya ya geldikleri saptanan kiþilerin aramýzda yaþadýðý hatta Sivas davasýnda 7.5 yýla mahkum olan ve Türkiye den kaçarak Almanya ya iltica eden Adem Aðbektaþ ýn, Badenwürttenberg de Milli Görüş e ait bir camide imamlýk yaptýðý saptandý. Temmuz 1993 te Sivas taki Madýmak Oteli nin kundaklanmasýyla sonuçlanan olaylara karýþmaktan hüküm giyen, ancak dava sonuçlanmadan yurtdýþýna kaçan kiþilerinalmanya da yaþamalarý 37 kiþinin yaþamýný yitirdiði Sývas katliamý davasý hükümlülerinin, Almanya ya iltica ettiði ortaya çýkmasý Yýllarýn verdiði bir sorumluluk vardý üzerimde. Bir 9 yýllýmý aðýr travmalý insanlarýn tedavisiyle geçirirken, diðer yandan zarfýn üzerine pul yapýþtýramayan insanlarýmýza yol göstermeyle meþguldüm. Derken deðil bir-iki kiþiyi bilgilendirmek, bir çok kiþiyi birden bilgilendirmek gerekir dedim. Hele hele birde aðacýn kökü kurursa yapraklarý yeþermez fikrinde yola çýkarak yürüdüm. Çok sýcak dostlar ile bu yola koyulduk. Çok þükür alevi olduðum içinde bu görev bana zor gelmedi. Aklýma geldi þimdi, ilk okullar arasý yarýþlar düzenlenirdi. Bayrak yarýþý vardý, belki bir çoðunuz hatýrlarsýnýz. Bayraðý alýp koþardýk. Daha sonra varýlmasý gereken yerde bayrak teslim edilir, teslim alýnýr koþar öylece devam ederdi, ta ki son kiþi bayraðý yerine getirene kadar. Þimdi anlatmaya çalýþtýðým ise buna benzer. Dem Gazetesini bayrak olarak kabul ediyor, kendimi çitin baþýna varmýþ ve bayraðý teslim etmiþ olarak görüyorum. Týpký teslim aldýðým gibi. Onun içinde herkese açýk bir mektup olarak: Bu güne kadar, emeði geçen herkese, destekleyenlere, dostlara, arkadaþlara ve tüm Gazete çalýþanlarýma burada gönülden gelen bir teþekkür sunmak istiyorum. Siz olmasaydýnýz Dem Gazetesi bu güzelliðe kavuþmazdý. Dem gazetesi devam ediyor. En emin ellerde devam edecektir ve bundan þüphem yoktur. Bensiz devam etmeside bir eksiklik olmamasý gerekir. Her ayrýlýk zor olduðu gibi bu ayrýlýkta zor. Zor olsa da gidilmesi gereken bir adým ve atýyorum. Hoþça kal Dem gazetesi Hoþça kalýn deðerli dostlarým Ve hoþça kalýn en büyük eleþtiriyi özelliklede imla hatasý nedeniyle yapanlara. Bir ara Guinnes rekor kitabýna kayýt etmeyi düþünmüþtüm. en fazla imla hatasý olan gazete diye daha sonra Avrupa da yetiþen Türklerin dili bu dedim. Nede olsa 30 yýl önce birlikte getirmiþtim ben bu Türkçe yi. Tazeleme fýrsatý fazla bulamadým. Böylece devam ettim. Saygýlarýmla Hatice Eldeniz Dagmar Wittek Güney Afrika da 4 milyon 100 bin yýl öncesine ait bir iskelet bulan Arkeolog Ron Clarke, evrim teorisinin yeniden yazýlmasý gerektiðini savunuyor. Clarke, ortaya çýkardýðý iskeletin dünyadaki en eski insan iskeleti olduðunu söylüyor... Arkeolog Ron Clarke, evrim teorisinin yeniden yazýlmasýnýn zorunlu olduðunu savunuyor. Clarke, bu iddialý ifadeleri, Güney Afrika da Johannesburg ile Pretoria arasýndaki bölgede bulunan Sterkfontein maðralarýnda ortaya çýkardýðý ve dünyadaki en eski insan iskeleti olduðunu belirttiði bulgulara dayanarak kullanýyor. Yerin 25 metre kadar altýnda yapýlan kazýlar sonucu ortaya çýkarýlan iskelet üzerinde yapýlan araþtýrmalar, taþlaþmýþ haldeki kalýntýnýn 4 milyon Evrim Teorisi çürüdü mü? 100 bin yýl öncesine ait olduðunu ortaya çýkarmýþ. 1 metre 20 santim uzunluðunda bir insana ait olduðu düþünülen kalýntýlarý ortaya çýkaran Ron Clarke, iskelete Little Foot-Küçük Ayak adýný vermiþ. Pek çok insan için taþlaþmýþ bir kemik yýðýnýndan baþka birþey ifade etmeyen bulgular, Clarke için bugüne kadar ortaya çýkarýlan en önemli ve en deðerli insan iskeleti özelliðini taþýyor. Ýskelet insan özellikleri taþýyor Ýskeletin, yerin 25 metre kadar altýnda bulunmasýnýn bile þaþýlacak bir durum olduðunu söyleyen Clarke, önceleri kalýntýnýn yaklaþýk 3 milyon yýl öncesine ait olduðunu tahmin ettikleri, ancak yapýlan araþtýramalar sonucu Little Foot un 4 milyon 100 bin yýl önce yaþadýðýnýn anlaþýldýðýný belirtiyor. Clarke, bu kadar eski ve komple bir iskelete daha önce dünyanýn hiçbir bölgesinde rastlanmadýðýný söylüyor ve ilginç bazý tespitler yapýyor. Ýskeletin, bugünkü insanýn çoðu özelliðini taþýdýðýný söyleyen Arkeolog Clarke, özellikle Little Foot un ellerinin günümüz insanýnýn el ve parmak yapýsý ile büyük benzerlikler gösterdiðini vurguluyor. Ýnsanýn atalarý tek türe dayanmýyor Bugüne kadar ileri sürülen teorilerde, ilk insanlarýn yürümek için týpký maymunlar gibi ellerini de kullandýklarýnýn vurgulandýðýný belirten Clarke, Güney Afrika da bulunan iskeletin, bu teorileri çürüttüðünü savunuyor. Bununla da yetinmeyen Ron Clarke, Darwin in Evrim Teorisi ne de atýfta bulunuyor. Bulunan iskeletin, insanýn atalarýnýn maymunlar olmadýðýný ispatladýðýný düþünen Clarke, 4 milyon 100 bin yýl önceki insanýn anatomik yapýsýnýn goril ya da þempanzelerle bir benzerliðinin olmadýðýný, insanýn atalarýnýn tek bir türe dayanmadýðýný iddia ediyor. Ron Clarke, Bugün insanýn en yakýn akrabasý olarak kabul edilen Pongidae türü insan benzeri maymunlar bile hala elleri üzerinde yürüyorlar. Dolayýsýyla da avuç içleri geniþ, parmaklarý uzun ve baþ parmaklarý kýsa. Oysa bulduðumuz iskelet, atalarýmýzýn bu özellikleri taþýmadýðýný ve bugünkü insana çok benzediðini istaptlýyor diye konuþuyor. Ortaya çýkardýðý Litle Foot iskeletiyle evrim teorisini çürüttüðünü savunan Arkeolog Ron Clarke in sözlerinin bilim dünyasýnda nasýl yanký bulacaðýný ise önümüzdeki günler gösterecek.

4 HABER 4 AABF: SÝVAS KATÝLLERÝNÝN TÜRKÝYE TARAFINDAN ÝSTENSÝN Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Baþkaný Turgut Öker, Sivas Katliamýna katýlmýþ ve mahkum olmuþ 6 kiþinin Almanya da olduðunun kanýtlandýðýný, AKP iktidarýnýn bu gerçeði bilmesine raðmen Sivas katillerinin Türkiye ye iadesini halen istemediðini belirterek Sivas katliamýnda bulunduklarý Türkiye deki mahkemeler tarafýndan tespit edilmiþ ve cezalarý kesinleþmiþ olan Mehmet Yýlmaz, Sedat Yýldýrým, Adem Aðbektaþ, Hayrettin Gül, Adem Bayrak ve Etem Ceylan ýn Almanya da olduklarý iki yýl önce Milliyet gazetesinde çýkan haberle kamuoyuna yansýmýþ olmasýna raðmen, düne kadar Türkiye tarafýndan bu katillerin iadesi istenmemiþtir. Sivas Katilleri Almanya dan istensin! dedi. AABF Baþkaný Turgut Öker, SPD Milletvekili Lale Akgün ünde Sivas katillerinin Türkiye ye iadesi konusunda takdir edilecek çabalarý bulunduðunu da dile getirerek Alman Ýçiþleri Bakanlýðý yetkilileri Sivas katillerinin -suçun Türkiye de iþlenmesi nedeniyle - Türkiye ye edilmesi için Türk Hükümeti nin iade isteminde bulunmasý gerektiðini belirtiyorlar. Türkiye Sivas katillerinin iadesini istememekle görevini yerine getirmiyor. Acaba bugün iktidarda bulunan Milli Görüþ kökenli AKP bu insanlarý kolluyor mu, sorusu akla geliyor. Yoksa AKP Sivas katillerinin Türkiye ye iadesini istemeyerek, gerçeklerin ortaya çýkmasýný önlemek mi istiyor? Bir hukuk devletinde cezasý kesinleþmiþ olan kiþilerin elini kolunu sallayarak Almanya da dolaþmasý kamu vicdanýný derinden sarsmaktadýr. Katliamýn arkasýndan 10 yýlda geçmiþte olsa, diri diri insan yakanlarýn bundan önceki katliamlarda olduðu gibi mükafatlandýrýlmasýna, korunmasýna seyirci kalmayacaðýz. Bugün iktidarda bulunan Milli görüþ kökenli AKP diye konuþtu. AABF Genel Baþkaný Öker, bugün Almanya daki Türkiye Cumhuriyeti Baþkonsolosluklarýna AABF ye baðlý dernek yöneticilerinin görüþmeye gideceklerini belirterek Almanya daki tüm Türkiye Cumhuriyeti Hikaye yeni, figüranlar eski! ATP nin kuruluþu! Türkiye nin son yýllarýnýn en önemli gündemi olan AB üyeliði meselesi, Avrupa Birliði nin geliþme yönünde atmýþ olduðu adýmlarla yeni bir boyut kazandý. Gel-gitli, kavgalýdövüþlüde olsa Türkiye nin de bu listenin içine alýnmýþ olmasý, Türkiye deki ekonomik sorunlarýn aðýrlýðýnýn umut haline getirdiði Ab üyeliði konusunda, tabu hale gelen bir çok konuda hýzlý adýmlar atýlýrken, birden bire Avrupa da yaþayan unutulmuþlar da akýllara geldi. Bunlarýn bulunduklarý ülkelerde Türkiye nin AB üyeliðine alýnmasý için çalýþmalar baþlatmasý yönünde baþlatýlan kampanyalar sonrasýnda bir birinden farklý sosyal sorunu kendisine esas alan kurumun yan yana gelemsiyle ATP adý altýnda yeni bir oluþama gidildi. Avrupa Türkleri Platformu u (ATP) tarihinde Offenbach toplantýsýna Avrupa nýn deðiþik ülkelerinden kuruluþ temsilcileri katýldý. Bu kurumlarýn ortak olduklarý tek nokta ve üzerinde anlaþtýklarý konu Avrupa Birliði nde Türkiye yi görmek istiyorum kampanyasýna destek vermekti. AB nin Aralýk 2002 de gerçekleþtirdiði zirvede Türkiye ile müzakerelere baþlama tarihi verme ve bu yönde kamuoyu oluþturmaktý. Bu konuda faaliyette bulunacak 5 çalýþma grubu oluþturulmuþtu. Bu gruplarýn oluþturtmasýyla ATP resmen çalýþmalarýna baþlamýþ oldu. Ýlk tepkiler Avrupa Türkleri Platformu görünürde Avrupa daki Türkleri bir çatý altýnda toplamýþtý. Bu olumlu hava her kesimden destek bulmasýný kolaylaþtýrdý. Farklý düþünen kesimler belki de ilk kez böylesine bir çatý altýnda toplandý. Milli mesele haline gelen AB üyeliði konusunda çalýþma yürütmek için bir araya gelmiþ olmalarý karþý konulmaz bir amaç olarak deðerlendirildiðinden oluþuma yönelik eleþtiri getiren kesimler etkisiz kaldýlar. Onay bulma þanslarý da yoktu. Bu anlamda isteyen de istemeyende þimdilik kaydýyla ATP bünyesinde kalmayý ve geçici bir görevi yerine getirmeyi benimsedi. Basýn yayýn kuruluþlarý kimi duyulmayan sesler dýþýnda desteklerini bildirirdi. Beklentiler ATP nin kurulmasýyla birlikte farklý kesimlerden farklý beklentiler gündeme gelmiþtir. Kimi kurum ve kuruluþlar ATP nin oluþumunu Avrupa daki Türklerin sorunlarýnýn yeniden gündemleþtirilmesi için bir fýrsat ve sorunlarýn çözümü için örgütlerin yan yana gelmesi olarak deðerlendirerek üye olurken, aðýrlýklý bir bölümü Türkiye nin Avrupa daki lobisi olma misyonunu üstlenerek ATP bünyesindeki yerini aldý. ATP ben Avrupalý Türklerin temsilcisi, sosyal ve toplumsal sorunlarýn çözüm merkeziyim demiyor. Oluþumu sadece AB üyeliði konusunda Türkiye lehine lobi çalýþmasý yapmak. Fakat ATP içerisinde yer alan kurumlar bu iddia da bulunarak tabanýndan destek bulmaya çalýþýyor. Bazý örgütler ise Avrupa daki Türklerin sorunlarýnýn Türkiye nin AB ye giriþiyle çözüleceðini düþünerek ATP ye destek veriyor. Avrupa Parlamentosu Türk kökenli milletvekili Ozan Ceyhun Dileðim ATP hareketini taþýyan taban ile onlarýn gerçekten güvendiði laf deðil iþ yapan dostlarýmýn bu baþarýlý çalýþmalarýna Kopenhag Zirvesi sonrasýnda da devam etmeleri. Türkiye nin AB üyeliði önümüzdeki iki yýl içinde son þeklini alacak ve artýk deðiþtirilemez bir hale gelecek. Bu nedenle kamuoyuna yönelik ikna edici faaliyetlere çok ihtiyaç olacak dedi. Türkiye nin AB üyeliðine alýnmasý konusunda makale yazan Güngör Uras anlatmak istediðim genel anlamda güçlü bir hareketin ortaya çýkmamasý konusundaki üzüntüdür derken, Avrupalý Türk toplumunu Türkiye nin AB ye alýnmasý konusunda yetirince sorumlu davranmamakla suçladý. Kopenhag toplantýsý atlatýlýrken Çeþitli basýn organlarýnýn manþetlerinde ATP temsilcilerinin boy vermesiyle, kimi unutulmuþ, þimdiye kadar ne yaptýklarý Türk toplumu tarafýndan bilinmeyen ve bazý iþ çevrelerinin temsilcilerinin isimleri yeniden gündeme gelmeye baþladý. Baþlamasýyla birlikte amalarla baþlayan açýklamalar, toplantýlarda örgütsel çýkarlarýný, kendi kurum kimliðini öne çýkarmalarda yeni gündem oldu. Asýl amaç olarak belirlenen konular bir taraf itilerek alýþýk olduðumuz koltuk tartýþmalarý gündeme geldi. Kopenhag toplantýsýnýn da atlatýlmýþ olmasýnýn ardýndan bu sefer re organize edilmesi gündeme geldi. Kurulurken daha hazmedilmeyen noktalar tekrar gündemleþtirilemeye, ben o kavgalarý çeþitli basýn organlarýnýn da desteðiyle öne çýkarýldý. Avrupa daki kurum baþkanlarý Türkiye den icazetli Görüldü ki, Avrupa da yaþayan toplumumuzun sorunlarýný çözmek için kurulan kuruluþlarýn baþýnda olanlarýn büyük çoðunluðu Türkiye de eðitimini görmüþ sosyal ve kültürel olarak halen Türkiye þartlarýnda yaþayan insanlardan oluþmakta. Genç nesillerin dahil edilmediði bu kurum ve kuruluþlarýn Baþkonsolosluklarýna yarýn(bugün) gideceðiz. Hamburg, Stuttgart, Düsseldorf ve Frankfurt Baþkonsolosluklarýmýzýn da aralarýnda bulunduðu Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine baþvuruda bulunduk, randevu talep ettik. Sayýn Baþkonsolosluklarýmýzýn bundan haberi var ve bizi bekliyorlar.sayýn Baþkonsoloslarýmýza Türkiye Cumhuriyeti Ýçiþleri Bakaný sayýn Abdülkadir Aksu ya iletilmek üzere, içerisinde Sivas katillerin Almanya dan istenmesi talebimizin yazýlý olduðu mektubu vereceðiz. Bu konu sadece Alevilerin meselesi deðildir. bütün Türkiye nin demokrasi ve insan haklarý meselesidir. AKP iktidarý demokrasi ve insan haklarý konusunda samimiyse sadece bu katilleri Almanya dan istemez, ayrýca Sivas Katliamýnýn arkasýnda gerçek katilleri, siyasi sorumlularý ve Sivas katillerini Almanya ya taþýyan örgütü ortaya çýkarmalý ve yargýlanmalarýný saðlamalýdýr. Sivas katillerinin Türkiye ye iadesi için bugüne kadar sürdürdüðümüz giriþimleri devam ettireceðiz. Þehitlerimizi unutturmayacaðýz sözümüze sadýk kalacaðýz. buradaki toplumun sorunlarýndan uzak olmalarýnýn altýnda yatan bir gerçeði de gözler önüne serdi. Bu konuda yapýlan tartýþmalar konumlarýndan memnun kesimler aracýlýðýyla rafa kaldýrýrken, kurumlar arasý kimin etkin olacaðý kavgasý gündeme geldi. Yöneticilerin kafalarý Türkiye nin sosyal ve ekonomik sýkýntýlarýndan kaynaklanan sorunlarýn uzantýsý konular olunca, bunlar ATP gündemine geldi. Türkiye nin Avrupa daki bir uzantýsý gibi durunca doðal olarak Türkiye nin korkuyla yaklaþtýðý ve toplumsal güvensizlik kaynaðý olarak gördüðü kesimlere yönelik ATP bünyesinde gizli kimi zaman açýk kampanyalar baþladý. Avrupai bir kurum olmanýn ötesinde Türkiye nin siyasi ve politik tezlerinin takipçisi durumunu aþamadý. Avrupa Türklerinin ciddi bir kuruma ihtiyaçlarý var Avrupa da yaþayan Türk toplumu giderek yerleþik bir konuma geçmektedir. Burada yaþýyor olmaktan kaynaklanan sorunlarý vardýr. Yýllardýr varolan kurumlarýn Türkiye endeksli politika yapmalarýndan dolayý burada yaþayan toplumun sorunlarýyla ilgilenmemeleri ve Türkiye den kaynaklý ayrýmcýlýðýn buraya taþýrýlmasýnýn sýkýntýlarý karþýsýnda çaresizleþen toplum kendisini temsil edecek bir kurum aramakta. ATP nin hangi amaçla olursa olsun kurulmasý herkeste umut yarattý. Bu umut böylesi bir kurumun Avrupa daki Türklerin sorunlarýný esas alarak kurulmasý gerektiðini gösterdi. ikinci cumhuriyet Amerikan pragmatizmi... MEHMET ALTAN Amerikalý için eylem öðretiden önce gelir... Amerikalý için deneyim ilkelerden önce gelir.. Amerikalý için felsefe, Amerikalý için düþünce, Amerikalý için politika, yararlýlýklarý, iþlerlikleri, uygulanabilirlikleri açýsýndan önem taþýr. Bunun ötesinde bir deðerleri yoktur. Kýsacasý iþine yaradýðý kadarý Amerikalý ya yeter. Buna kýsaca Amerikan toplumunun yaþamýný biçimlendiren pragmatizm de diyebiliriz. Amerikan pragmatizmi, bu nedenle, düþüncenin derinliðini, tutarlýlýðýný da önemsemez. Amerikan pragmatizmi, Türkiye yi kendi felsefesi doðrultusunda 1946 yýlýndan beri yönlendiriyor. Neredeyse elli yýla varan süreç içinde konjonktürel çýkarlarýný hep askeriyeyi muhatap alarak kolladýlar. Saðlýklý bir toplumun oluþmasýnýn önünü açacak yaklaþýmlarýn yerine, günü iþine yarayacak ölçüde kurtarmayý ön plana aldýlar. Türkiye, ekonomik dönüþümünü saðlayamadýðý, saðlýklý bir yapýnýn temelini atamadýðý için, cami avlusunda siyaset yapanlar ile kýþla eksenli politika güdenler arasýnda kaldý. Bu gariplik ABD yi hiç mi hiç rahatsýz etmedi. Yoksulluk ve nüfus artýþý ile birlikte cami avlusunun etkisi artýnca, Irak Savaþý öncesinde Amerika bu yeni durumu kendi ihtiyacý doðrultusunda kullanmak istedi. Þimdi kimsenin dönüp bakmadýðý ve konuþmak istemediði erken seçim mecburiyeti öyle ortaya çýktý. Ama, toplumsal saðlýk yerine, günlük çýkar peþinde koþunca, beklemediðin sürprizlere de hazýrlýklý olman gerek. Sovyetler e karþý El-Kaide yi CIA yedeðinde büyütünce, ikiz kuleler vurulabiliyor ya da Türkiye de Irak gibi hayati bir konu AK Parti ile Milli Güvenlik Kurulu nun siyasal çekiþmesinin kurbaný oluyor. AK Parti, tabanýna karþý Milli Güvenlik Kurulu nu kullanma kurnazlýðý içinde iken, Milli Güvenlik Kurulu nun askeri kanadý böyle hayati bir konuda, sadece iç siyaset odaðýndan gol atma merakýyla sessiz kalýyor. Sonunda Amerikan pragmatizmi kimsenin iþine yaramýyor. Neden? Çünkü Amerikan yönetimi, Türkiye nin uzun vadeli çýkarlarýný hesaplayacak bir toplumsal akýl oluþturmamasýný hiç bir zaman kendi açýsýndan sorun görmüyor. Etkili bir güç odaðý eðer onun ihtiyacýný giderecekse, bu ona yetiyor. AK Parti ise tabanýna karþý sýkýþmamak için ayný Amerikan felsefesini ödünç alýyor. Günü kurtarma peþinde koþarken, Büyük Millet Meclisi ndeki inanýlmaz çoðunluðuna raðmen Milli Güvenlik Kurulu ndan icazet almaya çabalýyor. Ordu yönetiminin de farký yok. 28 Þubat ta, Hasan Cemal in Kürtler adlý kitabýnda da vurguladýðý gibi, yüzleri kýzarmadan patronlar aracýlýðýyla yazarlar ile uðraþýyorlar sonra da Amerika çýkýþýnca demokrasiden söz ediyorlar. Bu kadar günü birlik çýkar cambazlýðý sonunda Amerika ile Ankara iliþkilerini dinamitliyor. Herkes pragmatik olunca, birlikte kaybetmek de söz konusu olabilir. Beyinsellik, yaþamý daha derinlemesine irdelemeyi, uzun vadeli tutarlýlýðý, işime yarar noktasýndan sonraki geliþmeleri de göz önünde bulundurmayý gerektirir. Bunlarý inkar edince, hayatýn pragmatizm dýþýndaki dinamizmi de aðýr bir fatura ödetir insana. Geçen gün Türkiye nin liberalleþme olasýlýðý üzerine kitap yazmakta olan Amerikalý bir yazar ile konuþuyorduk yýlýndaki Körfez Savaþý sýrasýndaki Amerika ile bugünkü Amerika arasýndaki farký þöyle özetledi: O zaman Amerika süper güç idi, bugün dünya imparatoru. Ankara nýn, yarýný yok sayan günlük hayhuyu içinde debelenmeleri sonucu zora giren Amerikalý yöneticiler mevcut yönetimi fütursuzca azarlýyor... Neden? Çünkü bir dolar bir milyon beş yüz bin kusur lira da ondan... Paranýn gücü kadar sana itibar etmekteler... Ankara böylesine azarlanmaktan hoþnutsuz ise Amerikan pragmatizmini Þarklý bir sosla kullanmaktan vazgeçsin. AB tam üyeliðinin önünü açarak toplumsal dönüþümün alevini ateþlesin. Cami ile kýþla arasýndaki egemenlik kavgasý, sonunda Türkiye yi böylesine cýlýz býraktý. Ekonomide, teknolojide, savunmada, kültürde kilo kaybetmenin sonucu yediðin azarlarýn tonunun artmasý oldu. Ama bu durum Amerika nýn da bir iþine yaramadý. Pragmatizm her zaman görüldüðü üzere yararlý deðildir... DEM Hatice Eldeniz Herausgeber Chefredakteurin Der Verlag übernimmt keine Haftung für den Inhalt der Anzeigen und Anzeigentexte. Die von Verlag gestalteten Anzeigen sind urheberrechtlich geschützt. Anzeigen/Werbung Kinderseite Döne Köylüce Gestaltung und Layout Hatice Eldeniz Überesetzungen C. Krischak

5 Sayý 26 HABER TELEVÝZYON BEYÝNSÝZLEÞTÝRÝYOR MU? T elevizyon beyin manipulasyonun en yüksek düzeyi olarak bilinmektedir. Oysa insanlar gönüllü olarak yaptýklarý bir iþ diye bakýyorlar. Televizyon ayný zamanda insanlarýn kendi kimliklerini ve bireysel gerçekliðini geçicide olsa unutmasýný saðlamaktadýr.bir filim izlenirken, izleyici filmin içinde kendisini görmesiyle ve filimde bizzat kendisinde yaþatmasýyla sunulan atmosfer düþünce dünyasýný tamamen kapatmaktadýr. Bireysel düþünce dünyasý çok arka planda kalmaktadýr. Aslýnda bu durumu Alkol ve uyuþturucu içeren maddelerde yaratýyor. gerçektende bir an da olsa stresten kurtuluyor insan hata zevk alýnýyor. Bunu yaþamak içinde fazla bir çaba beyinde kurduðu düzen dýþarýda gelen ve etkileyen öðe olarak düþüncelerin kirlenmesine yol açmaktadýr. Tabi televizyonu baþka marifetleri de var. Dört milyon insan bir filmi seyrediyor ve milyonlarca insan ayný düþünceye sahip oluyor. Bu durum elektrik terimlerine göre þalterleri ayný anda açma ile izah edile bilinir. Big Brother sizi izletiyor.tarz bu. Ve insanlar kendilerini sunulan düþünce oyunlarýna tamamen kaptýrýyor. Bunlara ek olarak bir de TV programlarý göz önünde tutulursa, þiddet ve sosyalite de uzak veya insan dýþý tutumlarýn neden hala Medya tarafýndan durmaksýzýn üretildiði de ortaya çýkacaktýr. Ýnsanlarlar özgür bir iradeye sahipler. Tercihleri vardýr. Nasýl bir hayat yaþayacaklarýna kendileri karar vermektedir. Hangi yöne gidecekleri konusunda kendileri karar gücüne sahiplerdir. Fakat Televizyon seyredilmesi ise kendi sorumluluðunu baþkalarýna devretmeye ve atýl kalmaya itmektedir. Ýlk etapta çok hoþ bir olay ve sanki göstermesi gerekmiyor. Fakat insanlarýn aradýðý ve dilediði özgürlük nerde kaldý? Televizyon dertleri unutturuyor. Ýnsanlarýn aradýðý bu mu? Televizyon realiteden kurtarýyor. Unutturuyor. Bir anlýkta olsa diðer olaylara karþý kör ve saðýr yapýyor. Hata insanýn kendisine karþý. Bu durum hayal kurulurken de olabiliyor. Televizyon düþünce dünyasýnda bir manupulasyon yaratýrken insanýn kendi hayalleri kendi iç dünyasýný yaþatýyor. Televizyonun Saðlýk kuruluþlarý, eðitim enstitüleri ve çok sayýda sosyal ve toplumsal kuruluþlar, televizyonun zararlarýna dikkat çekerken, özelliklede çocuklarýn doðal yaþamlarýný engellediðine dikkat çekerken, lafta kaldýðý söz konusudur. Sorumluluk bura da insanin kendisine düþerek, özgür iradesini ne derece kullanýp kullanmadýðýna baðlý kalacaktýr tercihi. YÖRELER ARASI DÝYALOG STUTTGART ALEVÝ KÜLTÜR MERKEZÝ NDE YÖRELER ARASI DÝYALOG S tuttgart Alevi Kültür Merkezi nin iki ayda bir düzenlediði Yöre yemekleri ni bu kez tarihinde Bayburt, Eskiþehir ve Tunceli li SAKM üyeleri ortaklaþa düzenledi. Yörelere özgü kýyafetler giyen görevlilerin, hazýrlanan þark köþesi ve birbirinden güzel ve çeþitli yemekler oldukça ilgi çekiciydi. Konuklara ilk olarak yörelere ait eþyalarýn tanýtýmýndan sonra yörelere özgü birbirinden güzel yemekler tanýtýlarak, ikram edildi. Ardýndan da yöreleri tanýtýcý sinevizyon gösterisiyle yörelerin coðrafi, ekonomik, turistik, ziyaret yerleri, madenleri, iklimleri ve nüfuz yoðunluðu hakkýnda bilgiler verildikten sonra, o 5 yörelere ait türküler seslendirilerek, yine yörelere ait halkoyunlarý gösterisi yapýlarak, etkinliðe katýlan konuklara Bayburt, Eskiþehir ve Tunceli yöresi hakkýnda detaylý tanýtýcý bilgiler verildi. Yöre yemeklerine katýlan 200 kiþinin üzerindeki konuklar hep beraber gecenin ilerliyen saatlerine kadar güzel sohbetler yaparak, yöreler arasý güzel diyaloðun saðlandýðý ortamda bulunmanýn mutluluðunu yaþadýla STUTTGART TA FUTBOL TURNUVASI BÝR BAÞKADIR tuttgart Alevi Kültür Merkezi Gençlik Kolu, Alelevi Kültür Merkezleri ndeki ve Stuttgart civarýndaki bazý Hobi takýmlarý arasýndaki dostluðu pekiþtirmek ve diyaloðu artýrarak sportif çalýþmalarýna daha bir canlýlýk kazandýrmak amacýyla Futbol turnuva sý düzenledi. Stuttgart Wail deki kapalý spor tesislerinde yapýlan Futbol turnuva sý çekiþmeli ve spor ahlakýna yakýþýr bir ortamda gerçekleþti. Oldukça kalalabalýk bir izleticinin Futbol turnuvasý na toplam 14 takým katýldý. Sabah saat 10:00 baþlayýp Öðleden sonra 17:00 kadar süren turnuva da birinciliði Kirchheim AKM nin takýmý, ikinciliði Wiesloch AKM nin takýmý, üçüncülüðü Stuttgart AKM nin takýmý ve dördüncülüðü ise Munzur Spor aldý. Turnuva da en centilmen takým olarak Neufen takýmý seçilirken, Kirchheim AKM takýmýndan Coþkun en iyi futbolcu, Wiesloch AKM takýmý kalecisi ise iyi kaleci seçildi. Turnuva nýn sona ermesinden sonra katýldýðý Turnuva ya Alevi Kültür Merkezleri nin şu takýmlarý katýldý: Stuttgart AKM takýmý, Mannheim AKM takýmý, Wedlingen AKM takýmý, Neuffen AKM takýmý, Strassburg AKM takýmý, Kirchheim AKM takýmý, Wiesloch AKM takýmý, Freudenstadt AKM takýmý, Nagold AKM takýmý. Ayrýca Turnuva ya katýlan Hobi takýmlarý ise þunlar: Munzur Spor, Dersim Spor, Kartal Spor, Star Spor ve ADG Spor. Orta saha hakemliðini Kemal Çaðlarýn yaptýðý bir açýklama yapan Stuttgart Alevi Kültür Merkezi Gençlik Kolu Baþkaný Ferman Çaðlar, Turnuva ya katýlan bütün takýmlara ve Özellikle Fransa dan turnuvaya katýlan Strassburg AKM takýmýna davetlerini kabul edip katýldýklarý ve Spora yakýþýr bir ortamda mücadele verilerek güzel bir futbol oynu sergilediklerinden dolayý teşekkür ederek, bu tür sportif faaliyetlerini gelecekte de sürdüreceklerini belitterek, turnuva da emeði geçen herkese teþekkür etti. S Köln Alevi-Bektaþi Kültür Merkezi 10. yýllýný kutladý! Y üzlerce misafirin katýldýðý coþkulu bir konserle 10 yýllýný kutlayan Köln Alevi Bektaþi Kültür Merkezi, Alevileri birliðe çaðýrdý. Alevilerin bundan yýl önce böylesi kurumlarý olmadýðýný söyleyen ABKM Baþkaný Metin Kaçmaz, gelinen aþamada AABF bünyesinde sadece 96 derneðin Almanya da olduðunu söyledi. Alevi örgütlenmesinin geldiði noktayý yeterli görmediklerini de belirten ABKM baþkaný Metin Kaçmaz Aleviler kendi kurumlarýna sahip çýkmazlarsa onlarýn yerine birileri sahip çýkar dedi. Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte sahneye gelen Kaçmaz a Yönetim Kurulu adýna Nazlý Doðru yaptýðý çalýþmalardan dolayý çiçek sundu. Coþkulu geçen konserde Emre Saltýk, Arzu, Zeynel Aba, Aydýn Öztürk, Aþýk Ali Kabadayý, Erdal Arslan birer dinleti verirken, AABF 2. Baþkaný Seydi Koparan da bir konuþma yaptý.

6 Sayý 26 TOPLUM Niye Alevilik hep baþkalarýndan almýþ D em gazetesinin sayýn redaksiyonuna. Öncelikle sýcak ve ilgi çekici mesajlarýyla, okunmakta ve algý lanmakta güçlük çekilmiyen Dem Gazetesinin bizlere ulaþma sýnda emegi geçen dostlarý kutlamak isterim. Anadolu Aleviliginin Evrensel deðerleri baþlýklý sayýn Ali Yýldýrým beyin yorumunu okudum. Alevilik üzerine yazýlýp çizilen, çalýnýp söylenen o kadar çok þey varki, takip etmenin dahi olanaksýz olduðu bir dönemdeyiz. Ancak tanýnan simalarýn söylemleri doðal olarak dikkat çekicidir ve sorumluluk taþýnarak deklere edilmelidir diye düþünüyorum. Ben kýsa olmak üzere sayýn Yýldýrým ýn yazýsýnda bir iki noktaya deðinip görüþlerini gözden geçirmesi gerektiðini vurgulamak istiyorum. 1- Deðerli dost, öncelikle Anadolu Aleviliði kavramýnýn resmive dayatmacý bir kavram olduðunu, bu kavramýn yerleþmesi ile, Aleviliðin belli bir sýnýra sýkýþtýrarak kendi öz geçmýþlerinden koparýp resmi ve uyduruk tezlere hizmet eden bir kavram olduðunu hatýrlatmak isterim. Belki bu kavramýn asýl amaç ve hedefini bilmeden bende geçmiþte kullanmýþým, buda özeleþtirim olarak alglanmalýdýr. Anadolu Aleviliði Dediðimiz zaman, þu soru baþkasý tarafýndan bize yöneltilmeden önce, biz kendimize sormalýyýz.dünya Coðrafyasýnda Trihsel adý Anatolien olarak bilinen Anadolunun sýnýrlarý nerelere dayanýr? Görürüzki, Alevilerin tarihsel geçmiþine yurtluk eden geniþ bir Coðrafyada Anatolien küçük bir bölgedir. Türkiye Cumhuriyetinin Misaký milli sýnýrlarý olarak belirlenen coðrafyanýn tümüne Anadolu deme kavramýnýn Cumhuriyetle baþladýðýnýn altýný çizmek isterim. 2- Aleviler bin yýldýr Anadolu topraklarý üzerinde yaþam sürmektedirler tespitinize gelince. Alevilerin, Anadolu olarak tabir ettiðiniz topraklarda bin yýldýr yaþadýklarýna dair kesin belirlemeniz, Tarih bilginizin eksikliðinden kaynaklanýyor desem iftira olur, çünkü; bu inancýn tarihi ile az ilgilenen herkes çok açýkça bilirki, Aleviler bu diyarda bir deðil, birkaç bin yýllýk geçmiþe sahiptirler. Ele aldýðýmýz bu inancaalevi deyiminin girmesi konusu üzerinde durulacaksa,o ayrý bir sorundur ve bu konuda epeyce araþtýrma vardýr ve yaklaþýk tarih bilinmektedir. Bkz. Ahmet Yaþar Ocak. veya Mehmet Bayrak. Sonuç itibariyle Alevilerin Anadoludaki yaþamlarýný bin yýla sýðdýrmaya kalktýðýnýzda, SERTAP ERENER inci Eurovision Þarký Yarýþmasý nda zafer Türkiye nin RÝGA: Letonya nýn baþkenti Riga da yapýlan 48 inci Eurovision Þarký Yarýþmasý nda Türkiye adýna yarýþan Sertab Erener ve ekibi, Everyway that I can adlý parçayla birinci oldu. Son ana kadar baþa baþa bir çekiþmenin yaþandýðý yarýþmada, 167 puan alan Türkiye nin ardýndan Belçika 165 puanla ikinci, Rusya da 164 puanla üçüncü oldu. 53 puan toplayan Almanya ise 12 inci sýrada yer aldý. Sertab Erener in parçasýný 8 puanla derecelendiren Kýbrýs ise Türkiye ye ilk kez puan vermiþ oldu. Büyük bir sürpriz gerçekleþtiren Ýngiltere ise tarihinde ilk kez hiç puan alamadý ve sonucu oldu yýlýndan beri katýldýðý Eurovision da daha önce en iyi derecesini, 1997 yýlýnda Þebnem Paker ve parçasý Dinle ile elde eden Türkiye, dün akþamki zaferle 28 yýllýk Eurovision macerasýnda ilk kez birinci oldu. Yarýþmadan sonra bir basýn toplantýsý düzenleyen Sertab Erener, kazanmanýn þokunu hala üstünden atamadýðýný, kendisi ve Türkiye adýna çok mutlu olduðunu söyledi. Türkiye Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer, Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan ve Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül ün de Erener i baþarýsýndan dolayý kutladýðý bildirildi. Siz Aleviliði Türkleþtirme ideolojisinin sözcülüðünü yapýyorsunuz ve akýbetinde Türk Ýslam sentezininzeminini güçlendirmek ve Aleviliðide kendi öz geçmiþinden koparmaya yardýmcý oluyorsunuz derlerse, gücenmemeniz gerekir diye düþünüyorum. 3- Alevilik çeþitli farklý Kültürlerden, Dinlerden,inançlardan aldýðý ögeleri sentezleyerek bünyesine alarak, orýjinal bir öðreti yaratmýþtýr diyorsunuz. Be kardeþim el insaf, el vizdan. Niye Alevilik hep baþkalarýndan almýþ, sentezlemiþ,süsleyip püslemiþde insanlarýn önüne sunmuþ? Ve niye bu baþkalarýndan aldýðý derme çatma inançtan yüz yýllardýr vazgeçmeyip, uðruna cihanýn en iðrenç katliamlarýna maruz kalmasýna raðmende ýsrarla inancýnda direnmeye devam ediyorlar? Alevilik adýna konuþan bir insanýn bunlarý düþünüp biraz kafa yormasý gerekmezmi? Neden Aleviler hep alýcý olmuþtur? Bu inancý övüp göklere çýkaranlar, bunun baþkalarýnýn güzelliklerinden sentezlendiðini neden ýsrarla savunuyorlar? Elbette Dinler, Ýnançlar ve Kültürler birbirlerinden etkilenir. birbirinden alýr ve verirler. Ancak aleviliðin bir çok dinin sentezinden ibaret olduðu þeklindeki tespitin Alevi tarihi ile zýt olduðuna inanýyorum ve tarih bunu doðrulayacaktýr. Örneðin, Alevilikte telli Kuran denilen Baðlamanýn tarihine neden bakýlmýyor? Alevilerin Ýbadet yerleri toplumsal yaþamlarýnýn en ince ayrýntýlarýna kadar ele alýnýp yön verildiði Cem Kurumuna ait Cem evlerinin tarihsel kalýntýlarý üzerinde neden durulmuyor? Alevilerin yaþadýklarý topraklara, Ýslamýn geliþ tarihi konusundabütün araþtýrmacýlar hem fikir iken, Alevilerin Ýslam öncesi inançlarý üzerinde neden durulmuyor? Kaldýki Ýslamýn kýyým ve istilalarýna raðmen, bu gün Alevi inancýnýn hangi yönü Ýslam ile çakýþmaktadýr? Ölülerin defin iþleminde Kuran okumaktan baþka bir benzerlik yoktur. Özellikle Dersim Aleviliði ele alýndýðýnda, Kuranýn Dersime giriþi, Bölgede Mýlle yetiþme dönemi ile yaþýttýrki, bu da 1900 lü yýllarýn baþna denk geliyor. Hiç bir zaman 1800 lü yýllarýn son çeyreðinden önce Dersim Aleviliðinin Mýlla yetiþtirdiðni kimse kanýtlýyamaz. Dersimde 70yaþýn üzerinde bulunanlara sorsanýz, bu coðrafyada yetiþen Mýllalarý tek tek sayarlar. Sonuç itibariyle, Alevilik henüz çok tartýþýlmaya ve araþtýrýlmaya açýk olup, bu güne kadar yazýlanlarýn çoðunun resmi ideolojilerin tezleriyle, bu ideolojilerin dalkavuklarýnýn uydurma tezleri olduðunu tarihin göstereceði inancýndayým. Sayýn Dem redaksiyonunun yayýnlayacaðý umuduyla dostça selamlar. Mehmet Gülmez. 6 Dr. HÜSEYÝN NAZLIKUL Sevmek dediðiniz Y az aylarý yaklaþýrken, sevgi ve aþklarýn perçinlendiði, duygularýn yoðunlaþtýðý bir dönem. Bu dönemde sevmek ve sevilmek duygularýný kýsaca irdelemek istiyorum. Bunu yaparken deðerli okurlar hoþ görüþünüze sýðýnýyorum. çünkü Irak iþgali öncesi ve devamýnda bizi üzen ve bu dramý gözler önüne seren pek çok yazý yazdým. Yazdýklarýmýn bugünde on yýl sonra da arkasýnda olacaðým. Ancak bugün onlardan farklý olarak sevmek üzerine sizinle düþüncelerimi paylaþmak istiyorum. Sevmek, sevmek yalnýzca sevgiden oluþmuyor! Bir altýn madeninin duvarýndan kopardýðýmýz bir parçanýn içinde altýnla birlikte nasýl taþ, çakýl, çamur buluyorsanýz, sevmek dediðinizde de sevginin yanýnda sevgiye benzeyen bir çok duyguyu buluyorsunuz. Gülün dikensiz olmadýðý gibi sevgide sadece sevmekten ibaret deðildir. Sevmek, yalnýzca sevgiden ibaret olsaydý, sevdiðimizin mutluluðunu ister, onun mutluluðundan mutlu olurduk ama biz sevdiðimizin mutlu olmasýný deðil, sevdiðimizin veya hoþlandýðýmýz insanýn sadece bizimle mutlu olmasýný istiyoruz. Bizimle sözcüðü altýnýn yanýndaki çakýlýn ta kendisi. Sevdiðimiz kadýn bir baþkasýyla mutlu olduðunda mutsuz oluyoruz, Sevdiðimiz bir baþkasýyla güldüðünde aðlýyoruz, sevdiðimiz bir baþkasýyla seviþtiðinde yaralanýyor, huzursuz ve dünyanýn en mutsuz insaný oluyoruz.. Sevmek, Sevdiðimiz bizimle mutlu olduðunda, bizi baþkalarýna tercih ettiðinde sevgiye benziyor ama Sevdiðimiz bir baþkasýyla mutlu olmayý tercih ettiðinde, bizi terk ettiðinde sevmek sevgisizliði hatta düþmanlýðý andýrýyor. Uðruna ölürüm dediðimiz insani öldürecek kadar kin ve öfke duyuyoruz. Terk edilmeyi veya Sevdiðimiz insanýn tercihlerini kabul edemiyoruz. Sevmek, ancak bizimle þartý gerçekleþtiðinde sevgiyse eðer, o zaman, sevmek karþýmýzdakine mi yoksa kendimize mi sevgi duymamýzdan kaynaklanýyor? Asýl cevaplanmasý gereken soru bu olsa gerek. Gerçekten karþýmýzdaki insaný mý yoksa kendimizi ve egomuzu mu seviyoruz.. Hem seven hem sevilen biziz de, sevdiðimizi sandýðýmýz kiþi, kendimize duyduðumuz sevgiyi yansýtan bir ayna mý, sevdiðimizi kaybettiðimizde bizi ve sevgimizi yansýtan aynayý kaybettiðimiz için mi o kadar mutsuz oluyoruz? Bu aynada kaç kez gördük kendimizi Düþünce uçuþlarýnda kaç kez yakaladýk kendimizi. Seven biz ise Gerçekten sevilmek istiyor muyuz? Bu istek ne kadar yapay deðil mi? Peki ama eðer sevmek böyle bir þeyse, niye herhangi birine deðil de özel olarak seçtiðimiz birini seviyoruz, niye ancak bir kiþi bizim aynamýz olabiliyor? Sevmek biri ile sýnýrlýysa eðer, neden insanlarý ve doðayý ayný yoðunlukta sevdiðimizi iddia ediyoruz. Yoksa bu büyük bir yalan mý? Sevmek, yalnýzca sevgide ibaret deðil, daha karmaþýk, daha anlaþýlmaz, daha tehlikeli bir þey.. Sevmek doðayý anlamak kadar zor ve gizemli. Sevmek paylaþmaktan çok daha öteye giden bir þey.. Üzerine yazýlan kitaplar, destanlar, filimler, tiyatrolar, çalgýlar, aðýtlar türküler, intiharlar, mutsuzluklar, yaþatmak, ölmek ve öldürmek eylemleri kadar kapsamlý karmaþýk ve bir o akarda anlaþýlmaz bir þey. Sevdiðimiz insan uðruna öldüðümüz öldürdüðümüz de oluyor. Özellikle bunu yapan asýrlar sonrasý kahraman ve fedakar olarak da anýlýyor. Üzerine türküler yakýlýyor. Bir kadýný sevdiðimizde benim olsun diyoruz. Bir erkeði sevdiðimizde benim olsun diyoruz. Yoksa bizim sevmek diye algýladýðýmýz sahiplenmek ve sadece benim olsun egosu olmasýn? Ýþte bunun içindir ki sevmek, yalnýzca sevgiyi deðil sahiplenmeyi de beraberinde getiriyor. Sevmek sevdiðini mutlu görmek demekse eðer bu bencilik de neyin nesi. Sevmek, yalnýzca sevgiden ibaret deðil... Kendimizi aldatmayalým çünkü biz sevdiðimizi mutlu olsun deðil, Sevdiðimiz bizimle mutlu olsun istiyoruz... Yoksa!! Sevdiðimizi baþkasýyla mutlu görmek, sevgiden çok düþmanlýk ve kini doðuruyor. Birbirine zýt kocaman iki duygu. Ýkisi de insana has ikisi de son derece yoðun duygular. Türkiye nin Eurovision zaferi, Alman basýný ve çeþitli haber ajanslarýna da yansýdý. Berliner Kurier gazetesi Türkiye ye Sertab Erener ile 167 puan baþlýðý ile haberi okuyuclarýna duyururken, gelecek yýl Türkiye de yapýlacak yarýþmanýn ilk kez ön eleme ve final olmak üzere iki periyottan oluþacaðýný yazdý. Bild am Sonntag gazetesi ise Erener in hareketli þarkýsýyla Avurapýlarý çoþturduðunu yazdý. Reuters haber ajansý da Türkiye nin baþarý haberini Karizmatik þarkýcý Sertab Erener, göbek dansýyla milyonlarca Avupalý nýn gönlünü fethetti þeklinde verdi. Kýzýyor, kýskanýyor, öfkeleniyor hatta öldürüyoruz. sevdiðimizi yaþatmak yerine tüketiyoruz. Sevmek karmaþýk, anlaþýlmaz hatta tehlikeli bir þey. Sevgi uðruna yapýlan her þey bir anda mubah oluyor Hatta bazen öldürmek bile.. Gerçekten sevmeyi biliyor muyuz!!! Dr. Hüseyin Nazlikul

7 7 MAGAZÝN Umudun Rüyasý gibiydi. bir film þeridi gibi akýp gidiyordu. küs çiçeklere merhaba dese miydi? Bir taþýn üstüne oturup yoldan Bütün sevgisiyle, içtenliðiyle, þefkatiyle Ama hayýr geride kalanlar geride gelip geçenleri seyre koyuldu. bütün capcanlýydý dedesi. býrakýlmalýydý, ileriye doðru uçmalýydý, çocuklar evine dönüyordu diye Neredeyse gerçekmiþ gibi çektiði bu korkunç acýlardan düþündü, sýcak bir yuvanýn özlemi duruyordu karþýsýnda. Kimseye sýyrýlmalýydý bir daha yeryüzüne vardý gözlerinde, içinde anne, baba, anlatamadýðý acýsýný, yalnýzlýðýný, dönmemek pahasýna da olsa. dede kardeþ kokusu bulunan. Dipsiz kimsesizliðini dedesine anlatmaya Yükseldi küçük yavru kuþ, kurtuldu bir kuyu gibi gittikçe derinleþen çalýþýyordu. Zaten öldüðüne bir derin üzüntülerin dipsiz kuyusundan Nuri Can çabalýyordu. Hayaller yalancýdýr kötü oyunu burada da peþini yalnýzlýk duygusu ve kimsesizlik türlü inanmak istemiyordu, her an ve yol aldý ufuktaki hedefine doðru, belki, ama kimsesiz bir çocuk ancak býrakmamýþtý korkusu o çocuk yüreðinde onarýlmaz çýkýp gelecekmiþ gibi hissediyordu. durmadan dinlenmeden, bir kuðu Her bahar nasýrlý ellerin soluðunda bir tutam fesleðene Bundan sonra ne yapacaktý Umut, yaralar açýyordu. Yaþananýn kötü bir þaka, dedesinin sürüsüyle beraber. Gökyüzünde topraða attýðý tohumlar, eklediði an larla yaþayabilir. Çünkü kime nazýný edecekti, üþüdüðünde Her akþam buðulu çocuk o sevimli muzipliði ile çýkýp gelmesini bakýnca denizin mavisini görüyordu yeniden yeþerme durduðu yerde yaþayan tek canlý kimin kucaðýna sýðýnacaktý, gözlerine bin bir acý dolar, kimsesiz ne kadar dilemiþti. Yanýnda ölmüþ artýk aþaðýlarda. Ama kendisi sürünün sürecine dönüþünce, doða yeniden türüdür fesleðen. Adý Umut tu temiz, dedeciðim diye kime sarýlacaktý. gecekondusunda yorganý baþýna olmasýna raðmen, dedesinin en gerisinde gidiyordu gücü tükendi dirilir. Bir serin þebnem, güneþin de masum, olaðanüstü duygulu ve Oysa bir çocuk kimsesiz ve sevgisiz çeker, dedesinin elbiselerine sarýlýp, öldüðüne bir türlü inanmýyordu. tükenecekti. Ama pes etmiyordu, etkisiyle kendini yeniden doðurur. çok güzel bir çocuktu. Gözleri pýrýl kalmýþsa, nefessiz kalmýþtýr. Bilin gece boyu korkuyla ürpererek Beklenmedik bir anda çýkýp gelmesini göðün kýzýllýðýný görüyordu, bir iç çekti Derin uykusundan uyanýr doða. pýrýl zekice ýþýldardý. Sevimli tatlý ki boðulmaktadýr. Ve kimsesizlik gözlerindeki yaþlarla öylece uykuya bekliyordu. Fakat þu toprak altýnda yavru kuþ, boynunu büktü, çünkü Umutsuzluðu ortadan kaldýrarak sözleri, güzel gözleri vardý. Mutluydu ateþi yüreðini yakýp kavururken, dalmaya çalýþýrdý. Çoðu geceleri yatýyordu dedesi. Gerçek buydu, burada da yalnýz kalmýþlýðýn acýsýný aydýnlýðýný, güneþe yönelen gülüþlerini çünkü umutluydu. Yarýnlara umutla kanamaktadýr. Her yerde bir zaten kabusla geçiyordu. Oysa güzel zaten gerçek ile hayal arasýnda geçip his ediyordu. Yinede kanat çýrpa evrene saçar. Yüksek daðlardan bakýyordu. Her akþam sevgiyle serinlenme güveneceði bir insan rüyalarla uyanmalýydý bir çocuk, gidiyordu günleri. çýrpa yükselmeye baþlamýþtý. Gitgide süzülerek gelen cemre damlalarý gibi, apaydýn sabahlara. Umut dedesine çok alýþmýþ, yükseliyor, yükseliyor yükseliyordu. mehtabýn ýþýnlarýyla çocuklara sevgiyi, Bir yaðmur altýnda kimsesizliðini onunla tatmýþtý. Þimdi Gece oluncaya dek kanat çýrptý. sevinci, coþkuyu, muþtuyu getirir. ýslanan tohumlarýn yavrusuz bir koyun, anasýz bir kuzu Kanatlarýný çýrpýyordu hala, ama yol Çocuklar her sabah yeni renk renk filizlerinde gibi kimsesizdi. Umut eþilen bir alamýyordu artýk. Ýndirdi kanatlarýný bir müjdenin aydýnlýðýna açar yaþamalýydý, dolu çukura bir insanýn nasýl atýldýðýný, bir sonunda, aþaðýya doðru süzülmeye gözlerini. Çocuklar için her yeni gün dizgin umutlar tohum yada fide eker gibi oraya nasýl baþladý. Karanlýk çöktüðünde ise vazgeçilmez bir muþtu taþýr. muþtusuz fýþkýrmalýydý ekilip, üstünün toprakla örtüldüðünü gözüne iliþen ilk aðacýn dalýna býraktý yaþayamaz çocuklar. Çünkü, muþtu tomurlarýndan. rüya görür gibi seyretmiþti. Herkes kendini. Öyle yorulmuþtu ki, yere iner demek umut demektir, umudun diðer Koklandýkça gibi o da dönmüþtü. Son bir defa inmez uyandý. adý da muþtudur. Umut en umutsuz açýveren. Açýverdikçe baþýný kaldýrýp üstündeki servilere Ne kadar da mutlu olmuþtu, rüya gecelerde bile öten bir kuþtur. Umut etrafýna neþe ve bakmýþtý. Orada artýk dedesi de olsa bile, bunun hoþnutluðunu tüm vazgeçilmez gýdadýr, yaþam için sevgi saçan. Acaba yapayalnýz ve kimsesizdi. benliðiyle hissediyordu ve bu mutluluk gerekli olan havadýr sudur belki ama diyordu peþinden Öðle güneþi selvi aðaçlarýnýn hiç bitmesin istiyordu. Rüyasýnda, çocuk yüreði için elzem olan, umuttur. koþtukça kaçýrdýðý, arasýnda sýzýp dedesinin mezarýna güneþe ulaþmayý baþarmýþtý. Mavi Muþtudur, yarýnlara çekilen özlemdir. kovaladýkça ardýndan vuruyordu. Rüzgar mezarýn üstündeki kanatlarý, minicik ayaklarýyla güneþte Umutsuz kalmak karanlýkta kalmak yetiþemediði, sýcak çiçekleri saða sola devirirken, bir gezdiðini gördü. Yinede, rüyada da demektir, dayanýlmaz zifiri bir hayatý bir sevgiye hasret, uðultu aðaçlarýn yapraklarýndan ýslýk olsa mutluydu, büyümeyi, öðrenmeyi yaþamaya benzer. tek baþýna dünyayý sesleri çýkararak ortalýðý çýnlatýyordu. baþarmýþtý, gerçek sevincin içindeki Kimsesiz bir çocuk, sokak omuzunda taþýmak rüzgarýn sesine, kuþlarýn cývýltýlarý hisler olduðunu anlamýþtý. ortasýnda, sýcak bir somuna uzanýr zorunda kalmýþ renk renk kelebeklerin uçuþlarý da Güneþe baktý Umut, bedeni gibi, umuda, bir yudum sevgiye, kendisi gibi kaç katýlmýþtý. sýmsýcakdý, bu herhalde yüreðinin þefkate uzanýr. Ama bulamaz ürkektir, çaresiz çocuk vardý Gün sanki onun üþüdüðü için sýcaklýðýydý. Ama nasýl olurdu? tedirgindir, çünkü kim bilir kaçýncý dünyada. Korumasýz ýsýnmýþtý ama eksik olan bir þeyler Gördüðü sadece bir rüyaydý. Hala kez tekmelenmiþtir o körpe yüreði, yalnýz. vardý hayatýnda. Gözlerini kapatýp uçuyordu sanki, inanmadý, inanmak bir sevgi yerine kaç kez azarlanmayý, Dedesinin ölürken hayallere daldý. Güzel şeydi hayal!. istemedi umut, tam düþünceleri ihaneti görmüþtür. Çünkü yýlanlar, kendisine býraktýðý Hayata tat veriyor, avutuyordu.. Ama, deðiþiyordu ki, baþýna konan çýyanlar sarmýþtýr dört tarafýný. Hayat paraya dokunmak onun ardýndaki acý gerçek ortaya kelebekleri gördü. Müthiþ acýktýðýný ne dedesinin anlattýðý kadar güzel, ne gelmiyordu içinden, çýkýnca daha bir baþka yýkýlýyordu hisseti, kalktý acelesi olmayan de insanlar düþündüðü kadar iyiydi. çünkü onunla insan. Uyumak istedi, dedesinin adýmlarla hayaller kurarak evine Suçlu kendisi mi? kaderi mi? tanrýsý dedesine yakýþan mezarýna sarýlýp.tam uykuya dalacaktý doðru yürümeye koyuldu, hiç bir þey mý? onu doðuran mý? bilemez. Çocuk bir mezar yaptýrmayý ki gökyüzünde yol alan göçmen düþünmeyecek kadar yorgundu. aklý ermez bunlarý yanýtlamaya. Ama düþünüyordu. bir kuş sürüsü gördü. O an kendisi Trafik ýþýklarýna varmadan boþ insanlara duyduðu güveni sarsýlmýþtýr. Her sabah de bir yavru kuş olup uçmak istedi, bulduðu bir anda koþarak caddenin Oysa dedesinden hep insaný, erkenden kalkar yorgundu, karþý tarafýna geçmeye çalýþtý. emeði, dostluðu, iyiliði, merhameti, fýrýna koþar, fýrýncýdan uyku gözlerinde akýyordu. Tam o anda yolda hýzla geçen doðruluðu, dürüstlüðü, temizliði, döndüðü bir evi, çok sevdiði annesi kokusu aramaktadýr, þifa ummaktadýr; aldýðý simitleri sokak Ýçinde bulunduðu büyülü dünyanýn, bir arabanýn acý fren sesi sarstý ahlaký ve adil olmayý öðrenmiþti. babasý vardý. Sevgiyle okþadýðý ama kaderin kovaladýðý insanýn ocaðý sokak dolaþýp satarak, sonrada çiçeklerin, uçuþan kelebeklerin o ortalýðý. Bir an gözlerini açtý umut. Dedesinden öðrendikleriyle yaþamýn kuzularý vardý. tütmez. Baþýný sokacaðý, yüreðini okulunun yolunu tutardý. Okul dönüþü eþsiz havasýnýn renkleri karþýlýyordu Göðün kararmakta olduðunu gördü. gerçekleri biri birine zýt düþüyordu. Henüz ilkokul ikinci sýnýfta ýsýtacaðý bir yeri olmaz. Bazen kendini de bazen manavdan aldýðý limon gözlerini. Kesin emin deðildi Boynunu geriye uzattý gözlerini yumdu Ve asýl gerçek olan çok katý ve iken Babasýný bir trafik kazasýnda öylesine çaresiz hissediyordu ki ya da portakallarý satar, bazen de güneþin sarý olduðuna da. Sadece tekrar. Hiç bir yanýný oynatmýyordu. acýmasýzdý. Kapý kapý iþ aramýþ ama kaybedince annesi de geçim omzuna yaslanýp sýcaklýðýný duyacaðý, küçük bir aþevinin mutfaðýnda bulaþýk varsayýmlar üretiyordu hayata dair. Þimdi güneþ de, ay da, yýldýzlar da kimse yardým etmemiþti. Dünya da zorluðuna dayanamayarak evlenip bazen de rahatlayýncaya kadar yýkayýp kazandýðý üç beþ kuruþla Bazen korkularý hayallere dalmasýna daha solgundu. yapayalnýz kaldýðýný hissediyordu. gitmiþti. Evlendiði adam Umud u sarýlýp gözyaþý dökebileceði bir insan geçimini saðlamaya çalýþýrdý. Bütün engel oluyordu ama mahmurlaþan Uçmaya devam ediyordu küçük Hepsi de biri birinden beterdi istemeyince Umut da Ýstanbul da arýyordu hayali; çalýþýp okuyup, baþarmak, gözleri aðýr bir film çekimi gibi birden yavru kuþ. Yol arkadaþlarý gitgide insanlarýn, kimse kimseye acýmýyordu, bir gecekonduda oturan dedesinin Her iþe çýkýþta ya da okula gidip güçlü bir insan olmak ve annesini derin uykulara dalýverdi. Ve o da uzaklaþýyordu. Yetiþemiyordu. bölüþmüyordu yasýný, güveni yanýna gelip sýðýnmýþtý. Umut geliþte, içten içe bað kurduðu ve o insafsýz üvey babasýnýn elinden rüyasýnda mavi küçük yavru bir kuþ Kanatlarýndan vurmuþtu avcýlar kalmamýþtý kimselere. Sýðýnacaðý dedesinin umudu, yaþama sevinci, dedesinin de çok sevdiði asýrlýk kurtarmaktý Ama kimsesiz, küçük olup uçuverdi hayallerine doðru, Uçamayacaktý bir daha, kanatlarý bir yuva, elini uzatacak bir dost, dayanaðý olmuþtu. Dedesi de umut çýnarýn altýnda nefeslenir dinlenir, yavru bir kuþ gibiydi umut, konacak bin bir yeni umutla. Artýk baþlamýþtý güneþe deðmeyecekti. Ama yine ona insan gibi davranacak bir aile için her þeydi. Anne - baba dost, sonra yoluna devam ederdi. Ýçi dal arýyordu, oysa konacaðý her dalýn yolculuða. Sevgiye, þefkate, özgürlüðe de geçip gidiyordu iþte, ince bir bulmaktan ümidini kesmişti. Ölmek kardeþ, arkadaþ. Hayatta tutunacak burkulunca iyice masunlaþýr, altýnda bir avcý beklemekteydi. uçmak arzusuyla nakýþtan, kanatlarý mavi bir ýþýktan. istiyordu ama gerçekte yaþýyordu ve tek dalýydý. bir yolunu bulur çýnarýna koþar, Umut hastaydý ve üç gündü Þimdi meydan okumalýydý Acýnýn, yalnýzlýðýn, kederin uzaðýndan. kimsesizdi. Umudun durumuna en Dedesinin ölümü üzerine hayatta gökyüzüne uzanan nasýr gövdeli iri ateþler içindeydi, yataðýnda korkulara kimsesizliðe. Teslim Ýçindeki uzaklýðý ve zamaný yenerek, çok öðretmeni üzülmüþtü, isyanýný ve yapayalnýz kalmýþtý. Gülen gözleri yapraklý çýnarla konuþur dostluðuna kalkamýyordu. Aç yatýyor ve olmamalýydý umutsuzluða. sonsuzluða uzanarak hep ayný yerde üzüntüsünü þu sözlerle belirtiyordu. hüzünle dolmuþ, tatlý sözleri acýya sýðýnýrdý. Hafif esen rüzgarýn salladýðý kýmýldayacak gücü kalmamýþtý. Büyümeliydi. Yüreðinde özenle buluþacaktý sevdikleriyle Bir ülke eðer yetimlerini hakça dönmüþ, yüzü asýlmýþ, neþesini, yaprak sesleri arasýndan kulaðýna Dýþarýda insanlarýn konuþmalarý ve biriktirttiði ve sakladýðý hüznüyle, Þimdi hep yükseklerde uçacaktý ve eþitçe kucaklamýyorsa, onlara yaþama sevincini tümden yitirmiþti. çýngýrak sesleri gelirdi. Bu ses alýr çocuk sesleri geliyordu, ancak kendisi kederiyle devam etmeliydi hayata. umut, kanatlarý yorgun ve yaralý da analýk babalýk edemiyorsa, umutlarýn Hayatýnda tek sevdiði sýðýndýðý, götürürdü onu köyünün bahçelerine, evinde yapayalnýzdý. Gerekirse diþe diþ didinerek. olsa. Beyaz beyaz bulutlara dökerek umutlarýný karartýyorsa, efendi canýný istese vereceði, varlýðýyla kýrlarýna, sularýna, hayvanlarla olan Yavaþ yavaþ anlamaya baþlamýþtý Gece tüm yollarý örmüþtü, buna içini. Uçacaktý sonsuzluða doðru olacaklarý köleleþtiriyorsa yere batsýn. teselli bulduðu, hayatta tek dayanaðý, dostluðuna yaþadýðý yüzyýlýn acýmasýzlýðýný ve raðmen uçmalýydý korkmamalýydý, Kalem ve hokkaya ant içerek salt umudu dedesi de onu bu dünyada Bahar gelmiþti her yer yeþillikler ne zaman yalnýz kalsa aðlamaya kanatlarýný çýrparak giz dolu ufuklara Sahi kaç yaþýndaydý umut cebini düþünüp vicdanýnýn sesini yalnýz baþýna býrakýp gitmiþti. içindeydi, daha öncede dedesiyle baþlardý hemen, yüreðini yakan süzülmenin ve uçmayý öðrenmenin Gökyüzü kaç yaþýnda duymayanlara lanet olsun. Henüz daha babasýnýn acýsýný geldiði bu yerlere acýyla bakýyordu. acýsýyla. Her akþam iki gözü iki tam zamanýydý. Ýleri atýldý küçük yavru Toprak kaç yaþýnda Dünyada kimsesiz yapayalnýz taze bir yara gibi yüreðinde taþýrken, Uzaklarda deniz köpük köpük çeþmeydi zaten, dokunulmayý kuþ, üzülmeye fýrsat bulamadan Özlemi kaç yaþýnda kalmýþ, her şeyi yýkýlmýþtý. Dedesinin arkasýndan ikinci büyük darbe de dalgalanýyordu. Aðaçlarýn dallarý ve unuttuðundan beri. yeryüzünden ayrýlýþýna. Ya gözlerindeki parýltýlar yanýndaki güven, neþe ve sevgi dedesinin ölümüyle gelmiþti. Hem de yapraklarý çimenler üzerinde koyu Vakit buldukça dedesinin Ve uçtu hayallerine doðru bin bir yeni Yüreðindeki çýrpýnýþlar dolu yýllarý bir yaz yaðmuru gibi yýllar sonra. Yýkýk gönlünün tek tesellisi gölgeler oluþturuyordu. Ufuklarý mezarýna topladýðý kýr çiçeklerini umutla, gözyaþlarý döküldü çiçeklerin Sahi umut kaç yaþýndaydý gelip geçivermiþti. Yinede zeki bir umudunun, sevgisinin tek odaðý, seyrederken dedesini düþünüyordu, götürüp býrakýrdý umut. O gün de taçyapraklarýnýn üstüne, billur Yaþam kaç yaþýndaydý çocuk olarak hayallere sýðýnarak gözünün bebeði dedesi amansýz yoksul dedesini, inanmak istemiyordu topladýðý çiçekleri mezarýnýn üstüne damlalarý gibi parýldýyordu gözyaþlarý. Ölüm kaç yaþýnda kimsesizliðine tahammül etmeye, bir hastalýða yenik düþmüþtü. Oysa kendisini yapayalnýz koyup gittiðine. býraktýktan sonra, çömeldi ellerini açýp Uçmak güzeldi ama yine de garip yaþamýn acý gerçeklerine karþý Erzincan dan Ýstanbul a ne ümitlerle, Küme küme olup kýzýllýða bürünen dua etmeye baþladý. Dua ederken, üzüntüsünü atamamýþtý üzerinden. durmaya, dayanmaya, direnmeye ne hayallerle gelmiþti ancak hayatýn bulutlarýn üzerinde güneþ aðlýyor gözlerinin önünden dedesinin hayali Geri dönse miydi acaba, kendisine Bizim ruhumuzda türkü var Halk Müziði sanatçýsý Mustafa Özdemir; Bizim ruhumuzda türkü var Mustafa Özdemir kimdir? Müziðe ilginiz ne zaman baþladý? Mustafa Özdemir 1981 yýlýnda babamýn daveti üzerine liseyi terk edip Hollanda ya geldim. O yýllarda saz çalmayý bilmiyordum ama çok seviyordum. En büyük hevesim iyi bir saz çalmaktý. Türkü okumayý çok seviyordum. Yýllar ilerledikçe bende saz hevesi fazlalaþtý yýlýnda bir saz aldým kendi kendime çalmaya baþladým. Kimseden kurs almadým. Zamanla her şey ilerledi. Arkadaşlarla düðünlere katýlmaya baþladým Türk halk müziðini çok seviyorum Hangi ozanlar sizi daha çok etkiledi? Rahmetli Aþýk Mahzuni Şerif çok etkiledi. Muhlis Akarsu, Musa Eroðlu, Arif Sað, Neşet Ertaş, Mustafa Yýldýzdoðan ýn eserlerini çok güzel okurum. Bu deðerli sanatçýlarýn eserleri beni çok etkiledi Albüm çalýşmalarýnýz oldu mu? Albüm çalýþmasý olmadý çünkü buna imkaným olmadý. Ben kendim (Akbaş müzik) Almanya da bulunan şirkete okumuş olduðum bir kaset yolladým sesimi çok beðendiklerini ve bana albüm çýkarmak için beni görüp konuşmadan benden bin DM istediler. Bende buna çok gülmüştüm. Benim sesimi deðil de benim paramý almak için bunu demişlerdi Albüm çalýþmasýný kendi imkanlarýmla yapmaya çalýþtým kendime ait bir çok bestelerim var. Sazý kendim çaldým orgu kendim çaldým sesi pc ile basit bir şekilde kayýt yaptým Ýmkaným olmadýðý için cd ve kaset yapamadým insanlara daha yakýn olmak için. Son dönemlerde Türk halk müziðine bir hayli ilgi duyulmaktadýr. geçmişte bu böyle deðildi, sizce neden kaynaklanýyor? Türk halk müziði bizim örf ve adetlerimizi her zaman ön plana koyar türküsüz olamayýz bizim ruhumuzda türkü var. Ben şahsen her sanatçýya saygý duyuyorum. Bir sanatçý olarak siz hangi müzikleri dinliyorsunuz? Her tür müziði dinlerim. Ama aðýrlýklý olarak türkü dinlerim Halk müziði severlere son olarak söylemek istediðiniz bir şey var mý? Halk müziðini sevsinler çok güzel müziklerimiz var eski müzikler asla unutulmaz türkülerimiz týpký yýllanmýþ şarap gibi yýllandýkça daha da güzel dinleniyor insanlar türkülerimize sahip çýksýn onlarý dinlesinler sanatçý olmak gerçekten çok zor. Şu an Hollanda Almanya, Belçika, Fransa, Avrupa nýn hemen her yerine düðünlere eðlencelere gidiyoruz ÖNDER-nl Müzik gurubu olarak. Ýsteyen dostlar bize nolu telefondan ulaşabilirler. Teşekkürler Bizde bu olanaðý bize verdiði için Dem gazetesine teþekkür ediyorum.

8 ROPÖRTAJ 8 Yazý kalýr söz gider Ropörtaj :R. Gül Bize biraz kendinden bahseder misin Ahmet Aslan (Enkido) : Dersim,Hozat doðumluyum. Orta okul ve liseyi Hozat ta okudum. Müzikle uðraþtýðým yýllar liseden baþlýyor. Daha önce resimle uðraþýyordum. Lise 1 de Türkiye birincisi seçilmiştim. Sonra resim dalýna baþladým, çünkü ön planda resim aðýrlýktaydý. Diyarbakýr yedek liseden kazandým. Fakat orayý býrakýp Ýstanbul`a geldim. Üniversiteye Istanbuld`a devam ettim. müzik bölümüne kaydoldum. 3 yýl müzik bölümünde okudum. Daha sonra Almanya`ya geldim. Diyebiliz ki resimle olan geçmişin müzikten daha eski Ahmet Aslan ( Enkido) : Evet Peki resme ilgin nasýl baþladý. Ahmet Aslan ( Enkido) : Bizde yasam biçimi diyebilirim, resim. Benden önceki devrelerde de ailede resim uðrasan vardý. Amcamýn çocuklarý olsun, abým olsun, sanýrým en çok ondan etkilenme oldu. Tabii lise döneminde resim dersleri olsun müzik dersleri olsun yan ders olarak, branþý olmayan öðretmenler girerdi. Ama benim þansým orta okul ve lisede, resim akademisinden özellikle resim öðretmeni olan bir öðretmenle baþladým. Herhalde en büyük þansým ondan oldu bende Resmin gelişmesinde. Nelerdi peki resmine aktardýklarýn Ahmet Aslan ( Enkido) : resme genelde aktardýklarým, yaþadýðým çevredeki insan manzaralarýydý. Doða ve insan. Evcil hayvanlar, tarýmla uðrasan insanlar, yaþlý insan portreleri özellikle ilgimi çekiyordu. Diyebilirimdi kendi çevremdeki toplumsal olgular ilgimi çekerdi. Eski insanlarýn anlattýklarý bazý şeyleri anlamasak ta yüzlerindeki mimiklere yansýyan duygularý anlayabiliyordum. Çizdiklerimi bazen saatlerce incelerdim ve onlarý algýlamaya çalýþýrdým. Belki de sözle algýlayamadýklarýmý öyle daha kolay algýlardým. yaþlý insanlar dedin. Senin özellikle yaþlýlara ilgi duyduðunu biliyorum, bunun bir sebebi var mi. Ahmet Aslan ( Enkido) : bizim yaþlýlarýmýz 38 i yaþamýþlardý. Onlarýn içerisindeki yatan tarih bize çok kýsýtlý aktarýlýyordu. Belki çok detaylý yazýlmadýðý için. Ancak sözlü anlatýyorlardý. Bunu da çoðu zaman kamufle ediyorlardý bize karþý. Bizlere aktarmak istemiyorlardý. Belki içlerinde yenilmişlik psikoloji olduðu için. Fakat ben bunlarý Onlarýn mimiklerinde hissediyordum. Bu yüzden bende hem Resim hem Müzik olgusunda gelişiyordu. Tabii o dönemlerde bunlarý daha çok içgüdüsel hissediyordum ama simdi olgun ve bilince çýkarak olgunlaşmaya yöneliyor. Bu olgunlaþmanýn son altý yýlý daha detaylý bir bilince ulaþtýðý kanýsýndayým. Tekrar müziðe dönmek istiyorum. Kaç senedir müzikle uðraþýyorsun. Ahmet Aslan ( Enkido): yaklaþýk oda lise yýllarýnda baþladý. Sanýyorum 1986 ilk baþlangýçtý. o dönemde yine sembol olarak aldýðým insanlar vardý. Kim olduðunu nerden geldiðini bilmediðim bir yaþlý adam vardý. Her şafak söktüðünde mutlaka bir tepenin üzerinde sazýný calip bir şeyler söylerdi. Neyin nesiydi bu adam. Ýçimizde bir týlsým aðýrlýðý vardý. Yanýna yanaþamýyorduk. Korku vardý. Derviş tarzýnda bir adamdý. Kimseyle konuşmuyordu. Yanlizca seher vaktinde tepelerde saz çaldýðýný görüyordum Mistik bir yani vardý diyebilirim. Fakat bir acýyý dile getirdiði belliydi. Bazen yalýn ayak görürdüm. Bununla baþladý diyebilirim. O dönemde müzik daha çok ikinci plandaydý tabii. Bilindiði gibi Resim daha çok yerleşik bir yasam istiyor. Yapýlan esercileri muhafaza etmek gereði vardý. Müzikte ise bu gereklilik yoktu.yani yanýnda taþýman gereken yanlizca enstrümanýn ve hafýzandýr. Bulunduðun herlerde müzik yapilabilinir Istanbula gelişim 1991 li yýllar oldu le 1996 yýllarý arasý akademik olarak müzikle uðraþtým. (ISTANBUL TEKNIKÜNIVERSITESI DEVLET KONSERVATUARI`DA) O dönemde müziðin daha teorik daha akademik koşullardaki harmonisini çözme olgusuyla uðraþtým. Geriye dönüp baktýðýmda da bazý şeylerin kendiliðinden gelişmiş olduðunu görebiliyordum dan beride almanyada belli okullarda gerek özel ders olsun gerek tanýdýðým Avrupalý müzisyenler olsun, müziðin biraz daha profesyonelce içerisine girdim diyebilirim. Sanýrým müzik toplumsal birikimin, tarihsel birikimin yada insanin yaþamýný en kolay ifade etme yöntemi. Özellikle bizim geldiðimiz toplumlarda müzikle insan çok iç içe. Kendi tecrübelerini dýþa vurmanýn, paylaþmanýn en kolay yolu olmuş. Sen müziðe hangi tecrübelerini yada hangi toplumsal yani aktarýyorsun. Ahmet Aslan ( Enkido) : Doðru müzik bir acýdan gerek resimden gerek kitaptan daha çabuk ve daha geniş bir kesime ulaþýyor. Bizde eskilerin söylediði gibi Yazý kalýr söz gider. tabii sanat alanýnda her dalýn kendine göre bir fonksiyonu vardýr. Toplumsal Yanýna gelince, bir Anadolu mozayigi vardýr. Kürtler, Türkler Ermeniler Çerkezler vs diðer halklar. Her halkýn kendine ait bir dili var. Biz asimle olmuş bir dilin müziðiyle uðraþýyoruz. Yýlarca yasaklanmýþ olan ana dilimizi müzik içerisinde kullanmak istiyoruz. Dolayýsýyla bunun içerisinde Alevilik olgusu da kendini buluyor. Daha çok zazaca üzerinde duruyorum ama Türkçe ve Kurmanca söylediðim þarkýlarda vardýr. Su noktada vurgu yapmak gerekiyor, her dil kendi baþýna bir olguyu ortaya koyuyor. Her dilin kendine özü bir felsefesi, edebi yani vardýr. Yaptýðýn müzelere sözlerime kendin yazýyorsun. Kullandýðýn her iki dil açýsýndan bakarsak arasýndaki farklar nelerdir. Zazacada Kullandýðýn tema ile türkcede Kullandýðýn temalar ne gibi farklýlýklar içeriyor. Ahmet Aslan ( Enkido): Zazacanin müziðe çok daha uyumlu olduðunu düşünüyorum. Günümüzde yaklaþýk dört milyon kişi zazaca konuşuyor. Belki bu dili konuşan son kuþaklarýz. Belki ileride geliştirilip tekrar konuşma diline dönüştürülür. Latince nasýl opera dili olarak kalmýþsa, ölü bir dil olduðu halde. Zazacada belki müziðin dili olabilir. Tabii bu dili müziðe taþýyabilmek küçümsenecek bir is deðildir O noktaya getire bilirsek büyük bir basaridir. Temasal baktýðýmda, zazaca yaptýðým müzikte Mistik, Sürgün, Acý ve Aşk temalarý var Türkçe yaptýðým müzikte de bunlar görünüyor. Alevi motifleri var her ikisinde de. Dil olarak farklý olsa da temasal olarak yaşanan ortak acýlar, ortak koşullar vardýr. Ayni şey Ermeni Kurmanca dilindeki müzikte de var. Dil olarak anlamasam da ama duygu olarak ayni özelliði his ediyorum çünkü benzer acýlar ayni topraklarda yaþanmýþtýr Müzikte Alevilerin ortak dili genelde Türkçe olmuş. Alevi deyişlerinin büyük bir bölümü Türkçe yapýlmýþ. Sence bunun nedenleri ne olabilir. Ahmet Aslan ( Enkido) : Aslýnda alevi deyişleri baktýðýmýzda yaþlý dedelerin her iki dilde de okuduðunu görüyoruz. Davut Sularý türkceyi sonradan öðrenmiþtir. Ana dili zazacadir. Daimi, Nesimi Çimen, Cafer Tan bunlar Dersimli olup sonradan türkceyi öðrenmiþler. Ahmet Arif te bunun bir örneðidir. Kullandýðý dil türkcedir ama iç dünyasý diyarbakirdadir. Kendisini Kürt, Zaza,veTürk anlýyor.belki de bu insanlarla yaptýðý sohbetin birikimidir Ahmet Arif te şiire dönüşen. En iyi kullanabileceði dil Türkçe olduðu için o dilde kendisini aktarmýþtýr. Birazda olay nefese dayalý bir şeydir. Ben suna inanýyorum ki, Davut Sularý olsun Cafer Tan olsun Nesimi Çimen olsun Ýngilizce konuyor olsalardý, ayni olguyu o dilede taþýyabilirlerdi. Ýnsanin iç dünyasý, iç yolculuðu çok önemlidir. Üfürdüðün her nefese neyi veriyorsan onu sana geri getiriyor. Ýnsanin iç yolculuðu ne kadar kendisiyle barýþýk ve ne kadar derin olursa, hangi enstrümaný verirsen onunla kendini ifade edebilir. Yeterci iç birikimi olsun hangi enstrümanla, hangi dille dýþa vuracaðý önemli deðil. Müzik çalýþmalarýndan söz eder misin biraz. Çalýþmalarýn için kaynaklara nasýl ulaþýyorsun. Ahmet Aslan ( Enkido) : Çalýþmalarým genellikle toplumsal konular. Geçmişimizi çeşitli kitaplardan okuyorum ama bu yeterli olmuyor. Yazýlmamýþ bir çok olgu var hala. Karsýlaþtýðým yaþlýlarýn hafýzalarýndan yararlanýyorum. Herkesin anlatan bir hikayesi vardýr mutlaka. Günümüzde artýk oda kalmýyor. çünkü teker teker gidiyorlar. Onlardan aldýðým birikimleri yansýtmaya çalýþýyorum. Kendi iç dünyamla onlarý harmanlayarak bir şeyler yapýyorum. Bazen mitolojik yada felsefi olgular üzerinde eksiklerimi tamamlýyorum... Ne bileyim bazen de içimdeki Aşk diyebilirim... Sanatýný yaparken karsýlaþtýðýn olumsuzluklardan söz edercisin biraz. Ahmet Aslan ( Enkido): En büyük olumsuzluðu dinleyiciye ulaşamamakta, Bazen yüzde yüzlük bir çalýþmayla üretilenler organizatörler tarafýndan hafife alinabiliniyor Yeterli önem ve ciddiyet gösterilmiyor. Bu düzenlenen konserlerde kötü bir salon olabiliyor, yada teknik yetersizlik olabiliyor, cihazlar bozuk oluyor. Ne dinleyici bir şey alabiliyor nede sanatçý verebiliyor.. Bu birazda sanatla zanaat biri birine karistilima yanýlgýsýndan ortaya çýkýyor... Ýlk albümün yakýnda piyasa cikicak. Su anda stüdyo aþamasýnda. Albümün içeriðinden ve teknik yapýsýndan bahseder misin. Ahmet Aslan ( Enkido): Albümün adi Va u Waxt (Rüzgar ve Zaman). Genelde doðu enstrümanlarýný kullandým. Kendi birikimlerimden oluþturduðum motif melodi ve sözleri kullandým. Söz yazan akdaslarimdan da aldýðým sözler var. Ýçerik olarak tarihsel bir boyutu var. Günümüz koþullarýnda da olabilecek duygular var. çeşitli batili insanlarla diyaloglarýmla oluşan bazý formlar var. Toplam 10 parça var. Bunlardan iki tanesi Türkçe. Türkçe olanlarda birinin söz ve müziði bana ait. Diðerinin yine müziði bana Şiiri Fadýl Öztürk`e ait. Kamer Söylemez`in yazdýðý bir şiir var, yine müziði bana ait. Zazaca parçalardan üçünün söz ve müziði bana ait. Ýki tanesi anonim. Bitmek üzere olan bir çalýþma. Bir parçayý bitirmen için yaklaþýk olarak nekadarlik bir zaman ve emek aþamasýndan geçmen gerekiyor. Ahmet Aslan ( Enkido) : Ýlk olarak üç yýl önce denedim. O zaman daha hiç bir şey çýkmamýþtý. Belki enstrümanlara belli bir hakimiyetim vardý. Belki teorik olarak bir birikimim vardý. Fakat insan belli bir noktadan sonra kendi arayýþý içine giriyor. Bu arayýþ üç yýl beni içime kapattý. üç yýl evrenden ayrýldým. O üç yýl içerisindeki kendimle uðraþmamým sonucu yaklaþýk 5-6 ay içerisinde kendini gösterdi. yaklaþýk iki senede iki parça yaptým. Oradaki olgu farklýydý tabii. Ama son üç sene içerisindeki yoðunlaþmam. Kendi içimde yaptýðým yolculuk 6 ayda kendini ortaya koydu. Su anda bütün enerjini albümüne harcýyorsun. Sonrasý için planladýðýn çalýþmalar var mi.? Ahmet Aslan ( Enkido) : Aslýnda isterdim ki albümde daha komünal bir çalýþma olsun. Daha geniş müzisyenlerle çalýþmak isterdim. çok renkli olsun isterdim. ileride yeni müziðe başlayanlarla çalýþmak istiyorum. Yasamada her şey öðrenerek geçiyor. müziðe ilgisi, yeteneði oluşta kendisini geri çeken insanlarla karsýlaþýyorum. Cesaret olgusu çok az. Fakat ben böyle düşünmüyorum. Onlarla birlikte çalýþmak istiyorum. Ayrýca enstrümantal çalýþmalar yapmak istiyorum. bazý netleşmemiş motif var kafamda. Ama ileriye yönelik nasýl gerçekleştirebilirim arayýþýndayým.. Birazda çalýþma tarzýna baðlý. Son sorumu sormak istiyorum. Olgun bir müzik için ne tür birikimler gerekiyor.? Ahmet Aslan ( Enkido) : Tabii müziði tekniksel olarak tanýmak, ruhsal olarak tanýmak çok önemli. Edebiyatý iyi tanýmak ta önelidir. müziðin baðlarý birazda bunlarla örülüdür.tarihsel olgular, mitorolojik olgular, toplumsal olgular Aşk olgusu da bende çok çok önemlidir, Tabii bu Aşk olgusu insanlarda deðiþik ifade edilebiliniyor.. çok ta önemli deðil, Aþkýn kötüsü olmak iyidir benim için... Teşekkür ediyor ve sana çalýþmalarýnda baþarýlar diliyoruz. Ahmet Aslan ( Enkido) : Ben Teşekkür ederim Feyzullah Çýnar Feyzullah Çýnar 1937 yýlýnda Sivas Çamþýhý nýn Çamaða Köyü nde doðmuþ; tam beþ yaþýndayken almýþ eline baðlamayý... Þeyh Ahmet Yasevi nin soyundan gelen ozan. Pir Sultan Abdal ý, Kaygusuz u, Virani yi dinleyerek büyür; yaþlarýnda ise iyi saz çalýp, türkü söyleyen bir kiþidir artýk. Anadolu nun o aman vermez çileli yaþamýndan büyük kente, Ýstanbul a gelmesiyle baþlayan zorlu yaþam öyküsü O nu sazýyla daha da yakýnlaþtýrmýþtýr. Ýstanbul da girdiði iþler doyurmaz aþýðý, O gönlündeki aþký. toplumsal çeliþkileri paylaþmak ister diðer insanlarla. Tam da bu sýrada birlikte olduðu dostlarý Feyzullah Çýnar a bir plak yapmak isterler. Plaðýn bir yüzü Agahî Baba nýn Fazilet adlý deyiþi, diðer yüzü Malatyalý Esirî nin Þah Hüseyin e mersiyesi... Yýl 1966; o yýllarda Alevi deyiþlerini çalýp söylemek pek çok açýdan zor. Ama koca Çýnar durur mu? Aldý mý sazý eline, vurdu mu sazýn teline söyler Pir Sultan dan, Viranî den, Kul Himmet ten... iþte o gün bu gündür ait olduðu kültürün o güzel ürünlerini altmýþtan fazla plaða okumuþtur ozan yýlýnda Fransa ya giden Çýnar, Alevi-Bektaþi kültürü ve müziði üzerine Irene Melikoff la birlikte konferanslara katýlýr, konserler verir. Bir çok Avrupa ülkesinde radyo programlarýna katýlýr. Ozanýn Fransa Radyo Televizyoncu ve Unesco tarafýndan iki long-play i yayýnlanýr. Feyzullah Çýnar, Alevi- Bektaþi ozanlarýnýn içinde kýrsaldan kente göçmüþ, ancak geleneksel kültüründen hiç bir þey yitirmeden sanatýný uygulamýþ ender kiþilerden biridir. O geleneksel kültürünü yaþatarak içinde bulunduðu toplumun sorunlarýný dile getiren bir ozandýr. O nun sanat yaþamýna baktýðýmýzda koca Çýnar ýn yine bir baþka çýnarýn izinden gittiðini görürüz... Bu kiþi Pir Sultan Abdal dan baþkasý deðildir. Pir Sultan ý ve Pir Sultan geleneðini kendine kýlavuz seçmiþtir. O sazýnýn telinden dökülen melodiler bin yýllýk geleneðin sözcüsü gibidir. Pir Sultan deyiþlerini sanki Çýnar seslendirsin diye yazmýþtýr. Çýnar deyiþleri, öylesine yüksek bir sanat gücüyle icra eder, ve dilinden dökülen her sözün anlamý müzikle öylesine bütünleþir ki, yüzlerce yýllýk Alevi kültürü ile binlerce yýllýk Anadolu kültürlerinin sentezinden doðan bir ses çakýlýr kulaklarýmýza. Feyzullah Çýnar usta malý söyler deyiþlerini. Yedi kutuplardan en çok Pir Sultan Abdal, Virani, Kul Himmet ve Hatayi nin deyiþlerini çalar ve okur. Geçmiþle günümüz arasýndaki köprü görevini üstlenmiþ o ozanlarýn iþlevini Çýnar da da görürüz. Bu bakýmdan günümüz ozanlarýnýn deyiþleri de O nun için diðerleri kadar önemli, hatta kutsaldýr. Kul Ahmet, Sefil Ýbrahim, Celalî kendi döneminin toplumcu ozanlarýdýr ve bunlarýn deyiþleri Çýnar ýn dilinde ve telinde ustaca yorumlanýr. Feyzullah Çýnar 1960 lý ve 70 li yýllarýn toplumsal açýdan çileli, karamsar, tehlikeli ortamý içinde ozanlýk yapmaya çabalar. Türkiye yi bir uçtan diðer uca dört kez dolaþýr. Halkýna umut verir, yüreklendirir onlarý. Toplumcu deyiþleri seslendirdiði için hapse atýlýr. Ancak yine söyler, yine çalar sazým yýlýnda daha 46 yaþýndayken Çýnar yaþama gözlerini kapatýr. Ancak onun sesi bu topraða gönül vermiþ dostlarýnýn kulaðýnda yaþamaya devam ediyor. Bazý türküleri : Siyah saçlarýndan hatem yüzlerin, Bu yýl bu daðlarýn karý erimez, Geldim þu alemi ýslah edeyim...

9 ÝNCELEME 9 Eski Yunan ve Roma da Gizem Kültleri Gizem Dinleri, Greko-Romen oldukça farkli olmasina karsin, söz konusu baglarindan kurtularak göklerdeki yuvasina kültür dünyasinda kamuya bireysel inisiyasyon uygulamalarinin ortak geri dönmek için çirpinmaktaydi. açik resmi dinler tarafindan bir yapisi oldugu görülmektedir. saðlanamayan bireysel dini deneyimler sunan çesitli gizli kültlere verilen addir. Bu dinlerin kökeninin, ilkel insanlar tarafýndan dünyanýn çeþitli yörelerinde uygulanan kabile törenlerinde bulunduðu ileri sürülmüþtür. Ilkel kabile topluluklarýnda hemen herkes iniciye olurken, Grek dünyasýnda Gizem Dinlerine inisiyasyon kiþisel seçim konusudur. Gizem Dinleri, Ýsa dan sonra gelen ilk üç yüz yil süresince en yaygin olduklari dönemi yaþamýþlardýr; ama kökenleri Grek tarihinin en eski dönemlerine kadar geri gider. Etimolojik olarak, Mysterion (Gizem) sözcügü Grekçe de gözleri ve dudaklari kapatmak anlamýný taþýyan myein (muein) fiilinden türemistir. Gizem Dinleri, daima adaylarýn inisiye (içeri alinma) olarak girebildikleri gizli kültlerdir. Inisiye olan kisiye mystes, adayý öneren kiþiye mystagogos (mystes in önderi) adi verilir. Kültün önderinin adi ise hierophantes (kutsali açiklayan) ya da dadouchos (mesale tasiyan) olmuþtur. Bir gizem topluluðunun temel uygulamalari toplu yemekler, dans ve inisiyasyon törenleridir. Ortak yasanan bu deneyimler kült içi bagliliklari güçlendirir. Gizem Dinleri (Mystery Religions) genelde yalnizca belirli bir toplumsal birimin üyesi olarak kabul edilen kisilere Orphic diye adlandirilan Orheus Gizemlerine bagli kisilerin günah ve suç kavramlarina iliskin güçlü duygulari oldugu sanilmaktadir. Insan ruhunun tanrisal özellikleri olduguna, ruhun Platoncular Platon un (I.Ö ) felsefesi, gizem kültleri ile baglantilarin dogrudan bir sonucudur. Platon, eski Grek dininden, özellikle Pisagor kardeslik örgütünden ve açik törenlerden olusmustur. Yasama ve bedene esir düstügüne ve insanin asil Eleusis topluluklarindan bir çok düsünceyi yasamin sürdürülmesine sikica bagli olan görevinin ruhunu kurtarmak olduguna ödünç almistir. Kendisi de, felsefesinin bu gizemlerin baskalarina açiklanmamasi inanirlardi. Kurtulus, ancak Orphic bir gizem dinlerinden türedigini belirtmistir. temel kosuldur. Gizem dinleri, gizemlere yasam sürmekle saglanabilirdi: yani et, Örnegin, Eleusis Gizemlerinde pek önem ulasan kisilere toplumsal anlamda sarap ve cinsel iliskiden kesinlikle uzak verilen arama ve bulma kavramlari degismez nitelikler ve özel bir statü verir. durmak gerekliydi. Ölüm sonrasinda, ruh Platon felsefesinde de bas köseyi Din Disi Gizem Topluluklari yargilanacaktir. Eger kisi dogru bir yasam tutmaktadir: filozof, gerçegi arayisina asla Inisiyelerden olusan bir topluluk, sürdüyse, ruhu Elysium un çayirlarina ara vermemelidir. Buna karsin Platon dan zamanla tüm dinsel sonraki Gizem Dinleri, diyaloglarin zengin baglantilardan düsgücünden yararlanarak, Platon un arinarak, tümüyle düsüncelerini ödünç almislar ve böylece sosyal bir Platonculuk ile derinden kaynasmislardir. dernek biçimine Evren kuramini sergiledigi Timaeus dönüsebilirdi. Yine adli eserinde Platon, ayrica bir de de kardeslik, gizlilik ruh kurami gelistirmistir. Yeryüzü, ve birlikte yenilen yedi gezegenin olusturdugu küreler yemekler sürdügü tarafindan çevrelenmistir; sekizinci küre için, Grekler ve sabit yildizlarin bulundugu küredir. Romalilar bu tür Sekizinci kürenin ötesinde tanrisal ülke dernekleri de gizem yer almaktadir. Tanrisal güçle devinen topluluklari olarak sabit yildizlar küresi degismez bir hizla görürler, dinsel gizem saga dogru dönmektedir. Bu saat topluluklarindan yönünde devinim, saat yönünün tersine farkli olarak devinen diger küreleri etkilemektedir. degerlendirmezlerdi. Ölümlülerin küreleri gezegenler düzeyinde Bu tür dernekler baslamaktadir. Her ruhun özgün mekani arasinda aristokratik sabit yildizlardan biridir. Kürelerin devinimi nitelikte olanlarin nedeniyle ruhlar kürelerden ayrilip, Atina politikasi bedenlerle bütünlesecekleri yeryüzüne üzerinde önemli dogru düsmektedirler. Bu düsüs sirasinda etkileri olmustu. ruhlar çesitli gezegenlere özgü nitelikler I.Ö. 415 yilinda ünlü kazanmaktadirlar: Saturn den miskinlik, Gizem Skandali Mars tan kavgacilik, Venüs ten cinsellik, meydana geldi. Jupiter den sehvet ve Merkür den Bir kaç aristokratik açgözlülük. Sonuçta, her ruh bagli oldugu dernek, Atina bedenden ayrilarak, ait oldugu yildiza geri demokrasisini dönmeye çabalamaktadir. Ölümden sonra devirmek için komplo ruh, kendi yildizina geri döner, tipki inisiye düzenlemisti. Tüm olan adaylar gibi edindigi tüm niteliklerden üyeleri taahhüt siyrilir, gündelik degerlerden arinarak kutsal altinda tutabilmek gitmeye hak kazanacak; ancak kisinin mekana girmeye hazirlanir. amaciyla, her üyenin katilmak zorunda yasami kötülüklerle doluysa, ruhu çesitli Platon; kürelerin müzigi, ruh göçü, oldugu toplu bir suç islenmesi yoluna cezalara ugrayacak, hatta belki de ruhun kendi göksel kökenini animsamasi, gidildi. Bir gece, bütün üyeler birlikte, Atina cehenneme gidecektir. Ödüllendirme ya dogrunun ödüllenmesi ve kötünün sokaklarinda bulunan sayisiz Hermes da cezalandirma döneminin sonunda, ruh cezalanmasi gibi bir çok baska geleneksel heykellerinin erkeklik organlarini çekiçle yeni bir bedende yasama dönecektir. Bu inançlari da yinelemektedir. Daha sonra kirdilar. Böylece ilerde ortak siyasal döngüden, yalnizca üç kez üstüste dindar gelisen Gizem kültleri ise bu açiklamalardan amaçtan sapma gösterecek olan kisi, kendi bir yasam sürdüren ruhlar kurtulabilecektir. derinden etkilenerek, Platon un pek güzel dostlari tarafindan dine karsi suç islemek ithamiyla ihbar edilecek ve üstelik bu suçlamayi dogrulamak için bir çok tanik kolayca bulunacakti. Atina halki gelismekte olan komployu kisa sürede fark etti. Bir dizi yargilama sonrasi, komplocular cezalandirildi ve sürgüne gönderildi. Komploculardan biri olan ünlü hatip Andocides in savunma konusmasi olan On the Mysteries (Gizemler Hakkinda) bir edebiyet eseri olarak günümüze kalmistir. Din disi gizem topluluklari Grek ve Roma tarihi boyunca varliklarini sürdürdüler. Özellikle Romalilar gizli topluluklara karsi güvensizlik beslemekteydiler. Bu kusku, I.Ö. 63 yilinda yönetimi devirmeye kalkisan ve bunun için gizem topluluklarini kullanan Catiline tarafindan dogrulanmisti. Örnegin, I.S yillari arasinda Imparator olan Trajan, bir itfaiye ekibi ifade ettigi bu kavramlari benimsemislerdir. olusturmak üzere bir dernek kurmak isteyen Nicomedia (Izmit) halkina izin vermemis; iyilik isleri için bir dernek kurmak isteyen Amisus (Samsun) halkina ise pek gönülsüz bir onay vermistir. Orpheus Topluluk inisiyasyonlarinin yani sira, daha derin dinsel deneyimler yasamak isteyen bireyler için de törenler mevcuttu. Bu törenler Orpheus Gizemleri adini tasimaktaydilar. Orpheus, insanüstü müzik yetenegine sahip olan ve gizemli yazilar kaleme aldigi öne sürülen bir mitos kahramaniydi. Orphic Rapsodiler adiyla bilinen bu yazilar, ölüm sonrasi ve ruhsal arinma gibi konulari islemekteydiler. Bagimsiz bir Orpheus kültünün asla varolmamasina ve Orpheus çu küçük topluluklarin ögretilerinin birbirinden Pisagorcular I.Ö. VI. yüz yilin baslarinda Güney Italya da ortaya çikan Pisagor kardeslik örgütünün temelinde Orphic inançlar yatmaktaydi. Pisagorcular, kimi zaman politik egilimlere de sahip olan aristokratik nitelikli bir kardeslik örgütlenmesiydi. Yine de temel basarilari müzik, geometri ve astronomi alanlarinda gerçeklesmisti. Bu alanlarda yer alan çesitli olgularin, sayilar ya da orantilar sayesinde anlasilabilecegini ortaya çikarmislardi. Kendi buluslari ile Orphic eskatoloji (ölüm ve ölümden sonrasinin dinsel anlamda incelenmesi) arasinda bir bütünlük saglamislar; müzik, geometri ve astronomiye dinsel degerler yüklemislerdi. Ögretilerine göre, insan ruhunun özgün yuvasi yildizlardaydi. Ruh, yildizlardan yeryüzüne düsmüs ve bedenle birlesmisti. Bu bakimdan, insan aslinda yeryüzüne yabanciydi ve bedenin Helenistik Dönem Büyük Iskender in Asya kralliklarini Indüs nehrine kadar ele geçirmesi ile Grek dünyasinin sinirlari büyük ölçüde genislemis oldu. Ne var ki, Yunanistan in ve Iskender Imparatorlugunun Bati bölümlerinin dinsel düsüncelerinde degisim çok yavasti, zira zaten dünyanin hakimi olan Greklerin herhangi bir degisimi gereksiz görmeleri pek dogaldi. Bu dönemde de Gizem kültlerinin etkinlikleri sürmekteydi. Örnegin, Messenia bölgesinde bulunan Andania kentinde Demeter ve Persephone onuruna gizem senlikleri kutlanmaktaydi. I.Ö. 92 yilindan kalma uzun bir anlati, Andania ritlerinin uygulamasini oldukça kapsamli biçimde anlatmakta, ancak dogal olarak inisiyasyon töreni sirasinda olan biten hakkinda hiç bir ayrinti vermemektedir. Bir diger örnek; Samothrace adasinda uygulanan gizem ritleridir. Cabeiri (çesitli bereket tanrilari) onuruna düzenlenen bu senlikler, o dönemde büyük dikkat çekmektediler. Cabeiri, denizcilerin yardimcisi olduklarina inanilan tanrilardi ve bu gizemlere inisiyasyon, genelde her türlü felakete, ama özel olarak deniz kazalarina karsi koruyucu olarak kabul edilirdi. Dionysos Gizemleri, senlik ve cümbüsleri ile, tüm Grek tarihi boyunca sürüp gitti. Grek uygarliginin bir çok özelligi ile birlikte, bu kült de Italya ya tasindi. Dionysos Gizemleri daha çok alt-orta tabakadan kentlilerce kutlaniyordu ve gizliligin altinda kaba seks partileri ve siddet içeriyordu. I.Ö. 186 yilinda, Bacchanalia (Dionysos senliklerinin Latince adi) ile baglantili bir rezalet Romalilari öylesine olumsuz etkiledi ki, Senato çikardigi bir karar ile bu kültü tüm Italya da yasakladi. Helenistik dönemde, Gizem kültleri ile ilgili en önemli gelismeler Yunan kültürü ile Dogu dinlerinin karsi karsiya geldigi Dogu ülkelerinde meydana geldi. Grek uygarligi ile temas, okur-yazarligin yalnizca bir kaç rahip ve katibin ayricaliginda bulunan Dogu daki yasami tümüyle degistirmisti. Iskender in fetihlerinden sonra toplum yapisi önce dagildi ve daha sonra yeni çizgilerde gelisim gösterdi. Dinsel düsüncede de degisim kaçinilmazdi. Bunu Dogu geleneklerinin Grekleri etki altina almasi izledi. Gerçi, degisim süreci oldukça yavasti ve ancak bir kaç yüz yil sonrasinda kendini açikça belli etti. Halbuki, Krallik kurumu açisindan Dogu- Bati kaynasmasi pek hizli gerçeklesmisti. Eski Yakin Dogu da krallik kutsaldi. Suriye ve Misir da yeni ortaya çikan Grek kralliklarinin halki, Makedon krallarina yari tanri gözüyle bakiyorlardi. Yunanlilarin kendileri de, kisa süre içinde bu politik ve dinsel karisima uyum sagladilar. Kutsal-kral biresimi, toplumsal yapinin devlet ya da ulus biçiminde soyutlanmasini kavrayamayan ve ancak politik yapinin birligini kralin kisiliginde bulabilen Suriyeliler ve Misirlilar için pek dogaldi. Kral, güvenligin bir simgesiydi ve bireylerin düzenli bir toplumda yasamasina yardim etmekteydi. Böyle bir ortamda gelisen ve adina Kraliyet Gizemleri (Royal Mysteries) denen ritüeller özellikle Misir da çok etkiliydi. Geleneksel Misir dinine göre, egemenlik süren firavun günes-tanri Horus un yeniden yasama dönmüs biçimiydi. Firavunun karisi gökler kraliçesi Isis i, bir önceki ölmüs firavun da bereket tanrisi Osiris i simgelemekteydi. Helenistik dönemde Osiris in adi, Zeus ve Apis isimlerinin bir sentezi olan Serapis olarak degisti. Tüm Misir tanrilari Grek tanrilari ile esdeger biçime geldiler: Isis, Demeter ile Aphrodite in, Horus, Apollon ile Helios un, Serapis de hem Dionysos, hem Hades ve hem de Zeus un yerini tutuyordu. Grek ve Misir mitoslari tüm bu tanrilara uyarlandi. Misir in Büyük Iskender tarafindan kurulan yeni baskenti Iskenderiye nin mahallelerinden biri Eleusis adini tasimaktaydi ve burada Eleusis Gizemlerinin Misir a uyarlanmis bir biçimi uygulanmaktaydi. Dionysos Gizemleri ise, Misir da çok daha genis bir uygulama alani bulmustu. Firavunun yeniden yasama kavusmus Dionysos u simgeledigi Bacchus senlikleri o denli sik düzenlenmekteydi ki, saray halki bile kargasa içine girmisti. Pisagorcu ruh göçü kavrami da aktarilarak, Horus un hüküm süren firavun olarak yeniden dogusu ile ilgili geleneksel Misir inanci ile harmanlanmisti. Ne var ki politika ve dinin içi içe geçmesi, Gizemlerin Akdeniz dünyasina yayilmasi için bir engel olusturuyordu. Misir ve Suriye de yasamakta olan Grekler bile, tanri ile insan ayrimina dayanan geleneksel kavrami korumaya çalistilar ve ancak Gizem kültlerinin politik yönleri silindikten sonra, dinsel unsurlar kendilerine ait bir bagimsizliga kavusabildiler. Delos adasinda bulunan yazitlar bu durumu pek iyi açiklamaktadir. Delos adasina Serapis tapimi, adanin Grek kökenli firavunlar tarafindan bir deniz üssü olarak kullanildigi dönemlerde girmisti. Ada üzerindeki Misir etkisi hafifledikçe, Sarapis kültü gelisti ve yeni doruklara ulasti. Delos adasi, daha sonralari Romalilarca Dogu Akdeniz ticareti için serbest bir liman olarak kullanildi ve bu sayede Sarapis ve Isis tapimi, tüm Grek limanlarina, Napoli körfezine ve Roma ya kadar yayildi. Kral tapimi ile Gizem kültleri unsurlarinin karisimi, Dogu Anadolu topraklarinda bulunan Kommagene kralliginda da açikça göze çarpar. Kommagene krallari, büyük paralar harcayarak tüm ülkeyi devasa tapinaklarla doldurmuslardi. Bu tapinaklarda her yil, krallarin tahta çikis günleri tanrilar onuruna düzenlenen senliklerle kutlanmaktaydi. Tapinak kalintilarinda bulunan yazitlar, Gizem kültlerinde kullanilan mitas ve dualarla çarpici benzerlikler göstermektedir. Dr. phil. Halis Özkan DOÐU VE GÜNEYDOÐU PROJESI VE UYGULANAN POLITIKA Bir kaç gün önce bir gazetede okuduðum bir köşe yazýsýnda şöyle bir cümle de vardý:...sanki Güneydoðu Anadolu Halkýnýn tümü akademisyenmiş... yapýlan TOBB testine cevap vermişler... Gazetenin ismini felan bilmiyorum ve zaten benim okuyacaðým bir gazete deðildi. Bir vatandaşýn elinde idi, alýp göz gezdirdim ve yukarýdaki yazýyý görünce okudum. Yazýyý yazan kişiyi hatýrlýyamýyorum. O gazetede okuduðum yazýya ve kamuoyuna aşaðýdaki yazý ile bir açýklamada bulunmak istemindeyim. Müteveffa Turgut Özal`ýn başbakanlýðý sýrasýnda, Tunceli`ye bir dindar vali tayin edilir. Vali bir gün, araba ile çevre kasabalara gider. Daðda, yolun kenarýnda bir çoban görür ve arabayý durdurur. Çobaný yanýna çaðýrýr. Çobana sorar: Söyle bakalým çoban, Islam`ýn şartý kaçtýr? Çoban hiç düşünmeden şöyle cevaplar valinin sorusunu: Beð efendi, öðle haberlerinden sonra Turgut Özal Islam`ýn şartýný 6 ya çýkarmadý ise, daha beştir der. Vali cevaba şaşar. Çobanýn adresini alýr ve böyle bir insanýn daðda kalmasý doðru deðil, merkezde bir işe almak gerekir. Evet vali, çobaný merkeze getirir ve YSE idaresinde işe koydurur. Daha kýsa zaman öncesine kadar, şairler, yazarlar Anadolu`ya gitmeden, halkýný görmeden, Karl May gibi utopik olarak kalemlerini işletirlerdi, Doðuanadolu Halký hakkýnda ve oradaki tabiat üzerine. O zaman kimsenin kimseden pek haberi olmazdý. Zira bugünkü iletişim araçlarý yoktu. Şimdi Doðu ve Güneydoðu`da radyo, televisyon hemen hemen her evde vardýr. Türkiye ve dünyada olup bitenleri vatandaş Türkiye`nin her köşesinde anýnda öðreniyor ve deðerlendiriyor. Kaldý ki, vatandaş ve basýn, kasaba ve kentler ile devamlý ilişkidedir. Hükûmetlerin, politikacýlarýn ve Devletin icraatýný akademisiyenler kadar deðerlendirebiliyorlar. Doðu ve Güneydoðuanadolu halkýný küçümsememek gerekir. Diðer taraftan devlet oralara, o vatandaşa hizmet götürmemişse, onlar da suç aramamak gerekir... Bugün, Doðuanadolu Halkýný ve yapýsýný bilen biri olarak, kafamdan geçenleri izah etmekte mülahaza etmek istiyorum. Anadolumuz coðrafi bakýmdan yedi iklim bölgesine ayrýlmýştýr. Bu bölgelerde yaşayan halkýn yapýsýna baktýðýmýz zaman, hiçbir bölgede tek tip insan, tek kökenli vatandaş topluluðunun yaşamadýðýný görüyoruz. Çok kökenli ve çok kültürlü olan Anadolu`nun yedi bölgesindeki halklarýn örf, adet, giyisi, lisan, inanç ve törelerinde, ayrýcalýklar vardýr. Hatta çocuklarýna verdikleri isimlerde bile tarihli Cumhuriyet Gazetesinde Sayýn Mustafa Ekmekçi`nin Karadeniz` de Insan Mozaiði başlýklý yazýsýnda, oradaki halkýn köken yapýsý dile getirilmişti. Sayýn Ekmekçi`ye Karadeniz mozaiði hakýnda bilgi verenler, inkarcýlýk etmişlerdi. Zira Karadeniz Bölgesinde diðer halk kökenlerinden vatandaşlarýmýz da yaşamaktadýrlar. Eðer Sayýn Prof. Doðu Ergil Karadeniz Bölgesi insanlarýna bölgenin geliştirilmesi ve yapýlanmasý hakkýnda test uygulayýp, bir rapor hazýrlasaydý, Güneydoðu halkýndan aldýðý cevaplardan başka bir yanýt alamazdý. Ancak okurlar için daha inandýrýcý olurdu. Işte %85 ten fazlasý Kürt olan geri kalan kýsmýnýn, bir kýsmý Arap ve diðer kökenden olan insanlardan alýnan cevaplar, doðrudur. Bilim adamý Sayýn D. Ergil, işte tarihin de halk üzerine yapmýş olduðu bilimsel araştýrmanýn sonucunu, Politikacýlarýn, ayný zamanda Devletin de dilediði gibi deðil, memleketin içinde olduðu gerçeklerle dile getirirdi. O zaman kendisine söyleneceklerin, onu ebediyen rencide etmeyecekti. Vicdan mesuliyetini ömrü boyunca çekmeyecekti. Sayýn Prof. Doðu Ergil`den acaba 1937 yýlýnda Tunceli hakkýnda, H a m d i B e y isimle bakanlýk müffettişinin verdiði aşaðýdaki raporu mu bekliyordu?... Dersim Türk Hükûmeti için bir çýban başýdýr. Memleketin geleceði ve emniyeti için, köklü bir operasiyon yapmak mecburiyeti vardýr. Tehlikeyi engellemek gerekir... Bölgede okul, yol yaptýrmak, yatýrýmlarda bulunmak hayalcýlýktýr. Bu insanlara yardým etmek anlamsýzdýr... Evet bu rapordan sonra 1938 yýlýnda Tunceli Halkýna uygulanan soykýrýmý tarihe geçmemiş te olsa, artýk araştýrmacýlarýn gözünden kaçmamýş ve gerçekler dünya kamuoyuna bilimsel çalýşmalar sonucu duyurulmuştur. Bölgede Kürt, Şafi ve Alevi kökenli vatandaşlarýmýz çoðunlukta olduðunu Devlet biliyor. Devlet yetkilileri daha yakýn zamanda, Devlet Başkaný ve Başbakan dahil o bölgede yaptýklarý konuşmalarda, pek yakýnda bölge hakkýnda bir rapor hazýrlatýp bölgeyi geliştireceklerini vaad ettikleri halde, bugün politik malzeme yapýlan TOBB raporunun suçlularýný Sayýn Erez ve Sayýn Doðu Ergil`i göstermeleri halkýn seçmenin nezdinde menfi sonuçlar yaratýr. Bugünkü anlamsýz tenkid ve sorumsuz suçlamalarý Devlet Yetkilileri önceden bilebilir ve projeyi birkaç grup arasýnda yarýşa verebilirlerdi. Beðenilen kabul edilirdi. Hiç kimse de sonuçtan rahatsýz olmazdý... Sayýn Hikmet Çetin`in de kamuoyuna verdiði beyanat oldukça mesnetsizdir. Konudan adeta habersiz gibi görünüyor. Ancak kendisinin ifade ettiði gibi, rapor bir - iki kişiye deðil, yüzlerce insana sorularak hazýrlanmýştýr. Cumhuriyet Gazetesinin tarihli sayýsýnda verilen veriler, hiçte sayýn H. Çetin`in yaptýðý beyanatý tasdik etmiyor. Sayýn Içişleri Bakaný N. Menteşe beyanatýnda Federasyon korkusunu dile getiriyor. Osmanlý Imparatorluðunun yönetiminde devlet 17. yy sonuna kadar beyliklerden teşekkül ediyordu. O teşkilat bugüne kadar devam etseydi, biz de diðer Avrupa Ülkeleri gibi halk idaresine dayanan bir sistem ile yönetilirdik.1977 genel seçimlerde ben de Tunceli` den Millet Vekili Aday Adayý idim. Proðramýmda şoyle bir cümle vardý: Eðer Milletvekili seçilirsem, Mecliste benim düşüncemde olan Politikacýlarý bir araya getirir, Türkiye`yi `Eyalet sistemi ile yönetme konumuna sokmaya çalýşacaðým... Bunu okuyan CHP benim ismimi yüksek seçim kuruluna `evraklarýnda eksiklik vardýr gerekçesini sebep verir, bana da seçim bölgesinde olduðumu bildikleri halde, itiraz etmem için, bilgi verimilmemişti Böylece seçime katýlma hakkým, bilerek maksatlý olarak kayýp oldu. Doðu ve Güneydoðu halklarýnýn tümü bu Devletin vatandaşýdýr. Onlara sahiplik etmek gerek. Sayýn Prof. Doðu Ergil ve diðer bilim adamlarýmýza, raporu politik malzeme olarak kullanmakla, yapýlacak yardýmlarý geciktirmekten öteye gidilmemiş olur. Devlet yetkililerin, talimatý olmadan, Başbakan`a yakýn Sayýn Erez, Başbakan`dan talimat almadan, keyfiyet bölge valiliðine bildirilmeden, sayýn Prof. Doðu Ergil`in gidip bölge halkýna test uygulamasýnýn mümkün olmayacaðýný Mýsýr`daki Saðýr Sultan bile bilir genel seçimlerde bana uygulananý halka uygulamak yalnýştýr. Rayýndan çýkmýş Devletin, artýk rayýna oturtulmasý gerekir... Bunun kývancýný hepimiz paylaşýrýz yýlýnda yazmýş olduðum bu yazýmý, o günkü gazete yayýmlamamýştý. Türkiyemiz o günden bu güne kadar oldukça gelişmiştir, ama dahili göç halen Tunceli, Doðu ve Güneydoðu bölgelerine devam ediyor. Bakýyorum ki, bugün dahi Tunceli`nin ve ayný zamanda Doðu ve Güneydoðu bölgesine yapýlan yatýrýmlar Türkiye`nin büyük kentlerine göç etmesine sebep veriyor.türkiye halkýný Batýya deðil, Doðuya tekrar eski yerlerine `göçü saðlamalýdýr. Kaldý ki Türk Halkýný, Türkiye`nin batý kesimine deðil, eskisi gibi yaşadýklarý kent, kasaba ve köylerine yaşamalarýný saðlamak gerekir. Dr. phil.halis Özkan

10 SAZ ÖÐRENMENÝN BÝR ÇÝLESÝ VAR SÖYLEÞÝ 10 MEMLEKET OZANI SAÐKEN DEÐER GÖRMELÝ Av. MUSTAFA DOÐAN DEM: Sayýn Erdal Erzincan, Halk müziðinde adýnýzý duyuran bir sanatçý olarak sizleri tanýmayan okuyucularýmýza kendinizi anlatýr mýsýnýz? Erdal Erzincanlý:Kendimi aslýnda en güzel þekliyle bir türkü söyleyerek tanýtýrým. Burada türkü söyleme olanaðý olmadýðý için kendimi baþka türlü anlatayým de Erzurum da doðdum ve 11 yaþýma kadar Erzurum da yaþadým. Sonra Ýstanbul a yerleþtim den itibaren müzik dersleri almaya baþladým. Usta çýrak geleneðin ile köyde baþlamýþtým saza ama tam olarak 185 yýlýnda baþladým. Arif hocanýn orada baþladým. Daha sonra 1989 yýlýnda konservatuara girdim. Derleme ve araþtýrma çalýþmalarým oldu. Kurslar veriyorum ve 5 solo albüm üç tanede ekip çalýþmasý seklinde albümüm oldu. DEM: Þelpe çalmak isteyen gençlerimiz sizi Þelpe ustasý olarak anlatýyorlar. Bu konuda ki düþüncenizi alabilir miyiz? Erdal Erzincanlý: Müzikte en iyi diye bir þey yok. Ben ona inanmýyorum herkesin kedine has bir tarzý vardýr. Özellikle ekol olan insanlarý bir biri ile yarýþtýrmak bana ters geliyor. Yani elma ile armut gibi bir þey oluyor. Bir noktadan sonra dinleyici zevkine göre deðerlendiriyor. Mesela Arif hocanýn çaldýðýný bir baþka kimsenin çalýþý ile kýyaslanamaz. Hepsi ayrý bir renk. Bende kendime göre ayrý bir renk yakalamaya çalýþýyorum. Þelpeyle özel olarak ilgilendiðim bir alan. Belki orada kendine has bir ritim çýkardýðým için insanlar öyle deðerlendirebilirler. Ama benim bu iþi en iyi ben yapýyorum diye bir iddia yok. DEM: Sizi örnek alan Gençlere tavsiyeleriniz nelerdir. Erdal Erzincanlý:Yol aðýr bir yol. Herkes güzel bir saz çalmak ister tabi ki. Ama onun belli katlanýlmasý gereken zahmetleri var, çilesi var. o çileyi çekmeden olmuyor. O çile nasýl çekilir? Þimdi eðer sevgi varsa o çile, çile gibi gelmez insana. Ýlk öne sevgi lazým. Çok çalýþmak tabi ki her iste olduðu gibi burada da gereken bir þey. Sanatýn bu aðýr bir kurallýdýr. Dem: Sayýn selahattin Akarsu sizin dilinizde sizi tanýyabilir miyiz? Selahattin Akarsu: Ýstanbul da yasýyorum. Rahmetli Muhlis Akarsu yun geleneði ile baþladým. Sizin de bildiðiniz gibi Ozanlýk geleneðini kuþaktan kuþaða aktarýlan bir sanattýr. Müzikle, Saz ve sözle ozanlar halkýn, özellikle de Alevi geleneðinde olan ama tüm toplumsal iliþkileri, tüm toplumu kapsayan bir olay ve o anlamda çok etkilendiðim sanatçýlardan biriside Muhlis Akarsu. Yeðeni olmam nedeniyle olabilir. Bir de bu kültür içinde gelmem noktasýnda olabilir. Herkesin dediði gibi çok küçük yaslarda ilgi duyduðum halk müzik alaný. Bu alanda çok uzun süredir, profesyonelce anlamýnda ise 15 yýldýr, ondan öncesi tabi amatör Gerçekten sevebildiðini yaþanmasý insanin kendini iyi tanýrsa, hangi lalanda baraili olabileceðini, eðer keþfedebilirse basarili olur. Ýnsanlarda hep bir þey vardýr. Her þeyi birden yapmak isterler. Her þeyi yapmaya çalýþýrsa bir þey olmuyor. Sonuçta insan kendi ne yapabileceðini keþfetmesi ve onun üzerine yoðunlaþmasý gerekir. Benim basarimin da altýnda o yatýyor. Ben kendimi kesfetebildigime inanýyorum. DEM: Þelpede kural ve kaide/ Notalarý var mi? Erdal Erzincanlý:Tezenede bir tarz var teknik var. Þelpede de aynisi söz konusu sadece anlayýþ farklý. Bununla ilgili bir metot çalýþmasý da yapýyoruz Arif hoca ile birlikte. Hem tezeneye yönelik hem de Þelpe ye yönelik bir çalýþma. Bu isin akademik boyutu üzerinde de durmaktayýz. DEM: Avrupa da çok sayýda konserlerde bulunuyorsunuz. Burada yaþayan insanlarýmýzý hic deðerlendirdiniz mi? Erdal Erzincanlý:Konserlerimizin 80% buralarda yapýyorsak, demek ki burada doðru bir tohum atýlmýþtýr. Türkiye ye göremeyen bir nesil burada baðlama çalýyorsa, deme ki doðru bir þeyler yapýlmýþtýr. Bundan sonra bunun üzerine giderek daha doðru adýmlar atýlmasý lazým. Su ana kadar olmasý gereken belki de hayal edemediklerimiz burada yaþanýyor örneðin bir çocuk o ruhu taþýyor, baðlama çalýyor ve söylüyor. Deyiþ söylüyor ve halay çekiyor. Bu Çok olumlu bir durum DEM: Bize zaman ayýrdýðýnýz için Teþekkür ediyorum. Erdal Erzincanlý: Ben teþekkür ediyorum beni dinlediðiniz için SAZIN ADI TELLÝ KURAN çalýþmalarda bulunularak Usta- Çýrak iliþkiler ile sürdürdüm. Yasamda devem ediyor. Muhlis Akarsu tarzý ve tavrý oldukça bende belirgin ve halk ozanlarýmýzýn bir çoðunun etkisinden kalmama raðmen Muhlis Akarsu nun yeðeni olmamdan, onun etkisinden daha fazla kaldým. Kültür ve sanatsal anlamda yaþamýmý böyle devam ediyorum. Dem: Telli Kuran kavramý konusunda düþüncelerinizi alabilir miyiz? Selahattin Akarsu: Müzik yönünde bakarsak ozanlarýn alevi dedelerin gelenek olarak sürdürdüðü inançsal boyutunda, semahlarýn, dualarýn, deyiþlerin olmasý noktasýnda çok eskide öyle olabilir. Gerekten de Telli Kuran sazýn adini takmýþlar bu geleneði sürdürenler. Çünkü inanç biçimini anlatýyor saz ve söz. Ýnanç biçimini anlattigi için de o inanç noktasýnda öyle kabullen is alevi toplumunda. Ama onun öyle kalmamasý gerekir. Sadece bir dinsel, mistik boyutla deðil, tam biçimiyle yaþam felsefesi ile hayata geçmesi lazým. Tabi ona da saygý duymak gerekir. Çünkü toplum inanç boyutunu sazýyla sözüyle bir çýkýþ noktasý bulmuþtur. Bir kitap yazarsýnýz bir mesele anlatýrsýnýz, fakat saz ve sözde bir Türküyle o inançsal boyutu daha iyi anlatýrsýnýz. Bu anlamda doðru olabilir. Bununda aþmak gerekir Toplumlarýn yaþam biçimini deðiþtirmek için sadece türküyle deðil o sistemin düzeni ve kötü gidisi durdurabilmek için, halký kurtarabilmek için demokratik devrimlerin halký bilinçlendirmenin gerektiðine inanýyorum. Ve sýnýf çeliþkisi olduðunu biliyorum. Emek sermaye çeliþkisinin olduðunu DEM: Emrah Mahsuni Sizi tanýmayan okuyucularýmýza kendinizi kýsaca tanýtýrmýsýnýz? Emrah Mahsuni: 39 yaþýndayým, evli iki kýz babasýyým yýldýr belediyede çalýþýyorum. Bugüne kadar 5 kaset çalýþmam oldu. En son kasetim yeni çýktý. Bildiðiniz gibi Erdal Hoca çaldý kasettim de. Bu albümde 8 parça benim olmak üzere dört tane Baba ya ait okudum.babamýn ayrý bir yeri vardýr. Sizin de bildiðiniz gibi halkýn nazarýnda kýymetli bir deðeri vardýr. Bize düsen ise bu deðerinden birazcýk ucundan tutabilirse,ki büyük bir mutluluk olur. Ne kadar götürebilirsem bu benim için bir gurur olur. Elimizden geldiði kadar götürmek istiyorum. DEM: Halk ozanlarýmýzýn öldükten sonra deðer buluyorlar düþüncesine nasýl bakýyorsunuy? Emrah Mahsuni:Toplum deðerinden yalnýz babam için deðil tüm deðerli insanlar öldükten sonra deðerli oluyorlar. Babam saðken en çok rahatsýz olduðu ve dile getirdiði sorunlardan bir tanesiydi bu. Ben istiyorum ki yasarken bilinsin benim deðerim, Sadece kendim için söylemiyorum. Tüm deðerler için bu geçerlidir. Bir memleket ozaný yasarken deðer görse daha iyi olur. DEM: Son dönemlerde Kardeþiniz Ali ile aranýzýn açýk olduðu söyelenmektedir. Emrah Mahsuni: Çok büyük yalanlar dönüyor. Ali benim Kardeþim benim küçüðümdür. Elimden geldiði kadar her yönüyle ona destek olmaya çalýþacaðým. Bizde dedikodular çok yaygýndýr. Asli olmayan sözlerle ortalýk karýþtýrýlýr. Yapsýnlar nereye kadar yapacaklarsa. Ali ile benim aramda bir tatsýzlýktan bahsediliyor. Büyük bir yalandýr. DEM: Emrah çok mütevazýdýr deniliyor. Ne diyorsunuz bu konuda? biliyorum. O noktada mücadele etmek lazým diye düþünüyorum. Emrah Mahsuni: Kimseye karýþmam. Biliyorsunuz bir çizgimiz var. Aleviyiz diyoruz kendimize kibirlenmekte nedir. Biz ayaklar türabýyýz. Öyle olmamýz gerekiyor. DEM: Türkü Barlarda çýkmayý düþündünüz mü sorusuna tepki gösterdiniz. Sebebini öðrenebilir miyiz? Emrah Mahsuni: Mahsuni ayrý bir deðerdir. Mahsuninin sözlerini ben kalkýp da kadehlere yem etmem. Bar kültüründe söylenecek sözler deðildir. Ýçki sofralarýný seslendirmek içinde olamaz. ben kalkýp da bir mumdur, iki mumdur türküleri söylemiyorum. Kimseye saygýsýzlýk etmek istemiyorum. Ben burada Amerika katil katil bestesini içki sofralarýndan söylemeye kalkýþýrsam bu deðerleri ben oralarda harcamýþ olurum. Ben zaten memur bir insanim kendi kazancým zaten yeter bana. Ben o deðeri silmek istemiyorum. Bar köselerinde o kültürü harcamak istemiyorum Halkýmý seviyorum ve halkýmýn da sevgisine laik olmaya çalýþacaðým ve her zamanda halkýmýn ayak türabý olacaðým DEM: Peki siz nasýl bir yol izleyeceksiniz? Emrah Mahsuni:Vallahi gözümüzü açamadýk ki konserlerden. Babamýn ölümünün sýcaklýðý henüz kaybolmadý. Halk öyle çok seviyor ki onu bundan dolay konserden konsere koþuyorum. Yalnýz bir fýrsatým olursa bende rahat bir þekilde düþüneceðim. Simdi düþünemeye fýrsatým yok. Kalmýþ ki çocuklara hasret kalýyorum. DEM:Avrupa ya bir kaç kez geldiniz buradaki yapý hakkýnda söylemek istedikleriniz var mý? Emrah Mahsuni:Avrupa da ki bizim alevi toplumun en çok kýzdýðým olay su. Mesela küçük bir yere gidiyorsun, üç dört dernek var ve birbirleriyle konuþmuyorlar küskünler. Bir tezatlýk var buda beni çok üzüyor. Bir taraftan bir olalým, bir olalým diyorlar ama tam tersini uyguluyorlar. Türkiye de de bu böyle fakat burada özellikle insanlar bir birine sahip çýkmalýdýr bence. DEM: Güzel sohbetiniz için teþekkür ediyorum. Emrah Mahsuni: Sað olun MÜTEKABÝLÝYET ( Karþýlýklýlýk ) Yabancý uyruklu gerçek kiþilerin Türkiye de taþýnmaz tasarruf etmeleri Tapu Kanunu nun 35.maddesi gereði mütekabiliyet ( karþýlýklýlýk ) esasýna baðlýdýr.buna göre bir TC.vatandaþý, yabancý ülkede hangi koþullarda taþýnmaz edinebiliyorsa, o ülke vatandaþýnýn da ülkemizde ayný koþullarda taþýnmaz edinmesine izin verilmektedir. Mevcut duruma göre ülkemizde ; Almanya, ABD, Arjantin, Avustralya, Barbados, Belçika, Brezilya, Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Fransa, Gabon, Guetemala, Hollanda, Ýngiltere, Ýrlanda, Ýspanya, Ýsrail, Ýtalya, Kanada, Kenya, Kolombiya, Lüksemburg, Malavi, Mýsýr, Norveç, Panama, Peru, Somali, Þili, Tanzanya, Venezüella ve Yunanistan uyruklu gerçek þahýslar taþýnmaz edinebilmektedir. Çekoslovakya, Çin, Danimarka, Fas, Filipinler, Irak, Ýsveç, Ýsviçre, Japonya, Meksika, Pakistan, Polonya, Portekiz, Romanya, Singapur, Tunus, Ürdün ve Yugoslavya uyruklularýn taþýnmaz edinmeleri ise bazý þartlara ve izinlere baðlýdýr. Afganistan, Arnavutluk, Bahreyn, Birleþik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Cezayir, Hindistan, Ýran, Ýzlanda, Katar, Kuveyt, Küba, Libya, Macaristan, Nepal, Sovyetler Birliði, Suriye, Suudi Arabistan, ve Taylanda vatandaþlarýnýn Türkiye de taþýnmaz edinmek istemeleri halinde 1062 sayýlý Bakanlar Kanunu na göre Bakanlar Kurulu kararý bulunup bulunmadýðýný Tapu Kadastro Genel Müdürlüðü nden sorulmasý gerekir. Zira bu ülkeler, ülkelerinde yabancýlarýn taþýnmaz edinmelerini tamamen yasaklamýþtýr. Yabancý uyruklu gerçek ve tüzel kiþiler, 442 sayýlý Köy Kanunu nun 87.maddesi gereði köy sýnýrlarý içinde taþýnmaz edinemezler, taþýnmazlar mutlaka belediye sýnýrlarý içinde olmalýdýr sayýlý Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Kanunu gereði; birinci ve ikinci derecede askeri yasak bölgeler ile güvenlik bölgelerinde yabancý gerçek ve tüzel kiþiler taþýnmaz edinemezler. GAYRÝMENKUL HUKUKU NE DÝYOR? - Emlak alým/satýmýnda harç oraný ne kadardýr ve nereye ödenir? - Emlak alým/satýmýnda alýcý ve satýcý ayrý ayrý, emlakýn, emlak vergisi beyan deðerinden az olmamak üzere satýþ fiyatý üzerinden % 1.5 (binde onbeþ) alým/satým harcý öderler. Emlak alým/satým harcý, tapu iþleminden önce ilgili tapunun bulunduðu bölgedeki TC.Ziraat Bankasý ve Vakýflar Bankasý þubelerine öderler. - Þirketlere ait emlaký kiralarken KDV var mýdýr, oraný ne kadardýr? Evet, kullaným amacý ne olursa olsun þirketlere ait mülklerin kiralanmasýnda KDV vardýr.kiralamalarda kira parasýna ilaveten % 18 KDV, kiracýdan ayrýca tahsil edilir. - Satýn almayý düþündüðüm dükkanýn tapusu üzerinde mal sahibinin annesi adýna intifa hakký bulunmakta, bu yeri satýn alabilir miyim, alýrsam intifa hakký sahibi benim gayrimenkulü kullanmama müdahale edebilir mi? Üzerinde intifa hakký bulunan yerin ancak kuru mülkiyet hakkýný satýn alabilirsiniz.ýntifa hakký sahibi tapu devri sýrasýnda bu hakkýný tapudan sildirebilir; sildirmemiþ ise intifa hakký ile yükümlü olarak bu yeri satýn alma hakkýnýz vardýr.böyle bir durumda tapuda süre belirtilmiþ ise bu sürenin sonuna kadar yada hak sahibi ölünceye kadar bu yerden yararlanamazsýnýz.çünkü yararlanma hakký sizin deðil, lehine intifa hakký tesis edilen kiþinindir. Satýn alacaðým gayrimenkulün tapu kaydýnda kat irtifaký mevcuttur,bunun anlamý nedir? Bir arsanýn üzerinde Kat Mülkiyeti Kanunu na tabi olarak yapýlacak bir inþaatýn, proje tasdikinden sonra kat mülkiyetine geçiþe esas olacak þekilde baðýmsýz bölümlerin tapu kütüðüne kaydý demektir.böyle bir kayýt var ise inþaat ya bitmemiþtir ya da yeni bitmiþ olup, tapuda kat mülkiyetine geçiþ iþlemi henüz yapýlmamýþ demektir. Geçen hafta bir daire satýn aldým ancak tapu senedinde Satýn aldýðým dairenin no.su yazýlý deðil.tapuya düzeltme Ýçin gittiðimde siz daire deðil hisse satýn aldýnýz dediler Bunun anlamý nedir? Muhtemelen siz arsada hisse satýn almýþsýnýz.arsa üzerindeki bina kaçak olarak yapýlmýþ olabilir yada Belediyenin onayladýðý proje tapuya sunulmamýþtýr.en doðrusu satýn aldýðýnýz yerin ilçe Belediyesinden tapu belgenizi göstererek inþaat projesi olup olmadýðýný öðrenmenizdir.proje yoksa diðer hissedarlarýn þuf a davasý açma konusunda haklarý bulunmaktadýr. Ben 11 daireli bir apartmanýn en üst katýnda oturmaktayým. Kiremitler kýrýk olduðu için her yaðmurda çatýdan daireme Su giriyor ve defalarca yönetime baþvurduðum halde apartman Sakinleri tamir masrafýna katýlmaktan çekiniyorlar.ne yapmalýyým? Kat Mülkiyeti Kanunu na göre çatý ve duvarlar ortak yerlerden sayýlýr.buralarda yapýlacak tüm tamir giderlerinin malikler tarafýndan arsa paylarý oranýnda karþýlanmasý gerekir.yönetim karar alarak çatý tamiratýný derhal yaptýrmalýdýr.yönetim buna yanaþmýyorsa mahkemeye müracaat ederek bu konuda yetki almanýz ve yaptýðýnýz tüm masraflarý maliklerden arsa paylarý oranýnda talep etme hakkýnýz mecuttur. Eski eser olan yapýya inþaat ruhsatý nasýl alýnýr? Öncelikle eski eser yapýnýn hangi grupta yer aldýðýnýn belirlenebilmesi için hazýrlanan Rölöve projesinin maliklerince Kültür ve Tabiat Varlýklarýný Koruma Kurulu na iletmesi gerekir.ýletilen bu rölöve projesi ve belgeler incelenerek binanýn grup tespiti yapýlýr.grup tespiti yapýlan binanýn tapu kütüðünün beyanlar hanesine bu bilgi kaydedilir.grup tespiti yapýlmamýþ binalarýn onarým ve yapý esaslarý belirlenemez ve belediyelerce yapý ruhsatý verilemez. Grup tespiti yapýlmýþ olan eski eser binalar için hazýrlanan restorasyonda ruhsat alýnmak üzere belediyeler baþvurulur. Belediyeler, eski eser parselinde ek veya eklenti suretiyle yapýlacak veya yeni inþa edilecek yapýlara ait bölge kurulunca verilen karalarda veya onaylanmýþ eski eser projelerinde deðiþiklik yapamazlar.ancak inþa edilecek yapýnýn fen ve saðlýk þartlarýnýn mevzuata uygunluðunu kontrol ederler. Hukuki alanda bilgi a

11 KÜLTÜR 11 Sana Deliler Gibi Sana Deliler Gibi Cannes da Uzak a Ýki Ödül Memet Fuat, yýllar sonra yeniden döndü yeþil sahalara. Ancak bu kez romanýyla... Yazarýn ölümünden kýsa bir süre önce yayýmlanan Sana Deliler Gibi si futbol dünyasýnda yaþanan Büyük Jüri Ödülü nü alan Uzak ilk kadýn devlet baþkaný olma idealini konu iliþkiler ve sýcak bir aþk filminde yalnýz ve yabancýlaþmýþ iki alýyor. Mahmalbaf ýn At Five in the Afternoon Neler yazýldýðýyla deðil, hikayesi üzerine kurulu... kuzeni oynayan Muzaffer Özdemir filmi, yönetmenin genç yaþýna karþýn Cannes kimleri kaybettiklerimizle ile Mehmet Emin Toprak da En Ýyi Erkek Oyuncu film festivaline katýlan 3. filmi oldu. Samira hatýrlayacaðýz 2002 yi... ödüllerini paylaþtý. Altýn Palmiye Ödülü nü ise Mahmalbaf, 53. Cannes festivalinde de Þiirleri, romanlarý, eleþtiri ve deneme yazýlarýyla Türkçe yi ve Türkçe yazýlan edebiyatý zenginleþtiren Ece Ayhan, Melih Cevdet Anday, Faik Baysal ve son olarak Memet Fuat, yeri doldurulamayacak kayýplarýmýzdýlar. Gus Van Sant ýn Elephant filmi aldý. Karatahta filmiyle yine jüri ödülünü almýþtý. Futbol tutkusu Memet Fuat ýn ölümü üzerine çýkan haber ve yazýlar henüz tazeliðini yitirmedi. 80 e yakýn kitaba imza atan bu deðerli ve üretken insan, daha çok Nâzým Hikmet in üvey oðlu olmaklýk vasfýyla gündeme gelirken, medya her zamanki gibi özel hayatlar üzerine kurmuþtu söylemini. Elbette Nazým ýn þiirlerinde Oðlum, Memet im dizeleri ile anýlmýþ olmasý, hele ki gençliðinde, Memet Fuat ýn hayatýna önemli etkilerde bulunmuþtu, ama onun hikaye ve romanla baþladýðý edebiyatýmýza çevirileri, derlemeleri, seçkileri, yýllýklarý, eleþtirileri ve arasýnda çýkardýðý Yeni Dergi siyle kattýðý renk, herhalde aile tarihinden daha önemliydi. Hayat hikayesine göz gezdirenler, Memet Fuat ýn sporla yakýn ilgisini de fark etmiþlerdir; Türk voleybolunun yüksek paslardan, yatýk, alçak, kýsa, çabuk paslara geçiþ döneminde, 1972 den 1980 e, erkek genç, A ulusal takýmlarýn antrenörlüðünü yapmýþtý o. Hakkýnda daha pek çok þey yazýlýp söylendi Memet Fuat ýn, ama futbol tutkusu ve ölümünden kýsa bir süre önce yayýmlanan romaný nedense ilgi görmedi. Oysa futbol Memet Fuat ýn aklýna Fenerbahçe stadýnýn yanýndaki Kadýköy 1.Orta sýnda okuduðu yýllarda düþmüþ, Haydarpaþa Lisesi nde okuduðu üç yýlýn hemen her gününü dedesinin köþkünün arkasýndaki Hilal Sahasý nda futbol oynayarak geçirmiþ, annesi Piraye onun bu tutkusundan ürkerek oðlunun edebiyata yönelmesi için Nâzým la mektuplaþmasýnda ýsrarcý olmuþtu. Memet Fuat ýn Nâzým la mektuplaþmaya, Zola, Balzac, Dostoyevski, Gorki gibi yazarlarý okumaya, kendi de iyi kötü bir þeyler yazmaya baþlamasý iþte bu futbol tutkusu dolayýsýyladýr. Hastalýðý nedeniyle faal futbol hayatý erken biten Memet Fuat, bu kez kendi arsalarýnýn bir bölümünü çocuklara ayýrmýþ ve onlarý çalýþtýrmayý üstlenmiþti yýlýnda kurulan Altýnyurt kulübünün temelleri böyle atýldý. Ýngiliz antrenör Walter Winterbottom un Soccer Coaching adlý kitabýný izleyerek çalýþtýrdýðý öðrencilerine temel WM (3-4- 3) olmak üzere, çift santrforlu (bir tür 3-5-2), gibi deðiþik sistemleri öðretmeye çalýþýyordu. Memet Fuat ýn Trübünden Palavra Anýlar kitabýnda anlattýðý bu döneme iliþkin anýlarýný fazla uzatmayýp, federe bir kulüp olmayan Altýnyurt un özel maçlarda Fenerbahçe yi 4-2, Galatasaray ý 2-1 ve 3-1 lik skorlarla maðlup ettiðini ekleyerek bitireyim. Kýsa bir süre sonra futbol dünyasýndaki geliþmelerden hoþnutsuz olan Memet Fuat, þiddetten uzak bulduðu voleybolu seçmiþ, Walter Winterbottom un futbol kitabýnýn yerini bu kez Rumen antrenör Dr. Gabriel Cherebetiu nun voleybol kitabý almýþtýr. Dergilerde tefrika edilenleri saymazsak eðer, Orhan Kemal in Küçücük, Aziz Nesin in Sait Hopsait ve Celil Oker in Kramponlu Ceset iyle sýnýrlý futbol konulu romanlarýmýza bir yenisi eklendi böylelikle. Kýsa roman boyutlarýnda yazýlmýþ Sana Deliler Gibi... Hikayesini Kemal adlý bir futbolcunun aðzýndan aktarýyor Memet Fuat. Kemal, Beþiktaþ ta orta halli bir ailenin çocuðu. Babasý, spor için deðil, köþeyi dönmesi için kendi elleriyle teslim etmiþ onu antrenörün ellerine. Kemal de genç yaþta A takýmýna yükselecek kadar yetenekli hani. Ancak yabancý golcülerin yer aldýðý þampiyonluk kovalayan kadronun ilk on birinde yer alamýyor bir türlü. Bu nedenle Anadolu takýmlarýna gönderilmiþ, bir kaç yýl oralarda top kovalamýþ, genç milliye seçilmiþ ve yeniden Ýstanbul un bir büyüðüne transfer olmayý baþarmýþtýr. Ýþte bu andan sonra baþlýyor asýl hikaye... Memet Fuat, bir futbol yýldýzý özelinde star sisteminin star lar üzerindeki yýkýcý etkilerini Kemal ve takým arkadaþý Altan üzerinden ince bir dille anlatýrken, bu iki gencin etrafýný kuþatan yýldýz avcýlarýna getiriyor sözü. Kültürel bir yarýlma yaþýyor Kemal ve Altan. Bir baþka sýnýfsal ve kültürel ortama sadece ünlü olmaklýk halleri nedeniyle adým attýklarýnda, o kendilerine güvenli hallerini de yitiriveriyorlar. Ancak Kemal i alýþýlageldik futbolcu tiplemesinin dýþýnda çizmiþ Memet Fuat; o, Tanju Çolak a hiç benzemiyor mesela, daha çok Aykut Kocaman canlanýyor gözümüzde Kemal iki yaþam biçimini bir arada sürdürürken aradaki uçurumu fark edebilecek kadar saðduyulu bir golcü. Hikayesinde futbolun inceliklerinin yaný sýra kulüplerin ve takýmlarýn iç dünyasýna da yer vermiþ Memet Fuat. Ýnsanlar arasýnda gözlenen her türden çekiþmenin, rekabetin, ayak oyununun, dedikodu ve adam kayýrmacýlýðýn en ince ayrýntýsýna kadar yaþandýðý bu dünyanýn acýmasýz kurallarýný elbette bilmiyor deðiliz, ama gazete manþetleri, naklen yayýnlar ve televolelerle parlak yüzüne odaklandýðýmýz futbol dünyasýnýn bireysel trajedileri bir roman içerisinde çok daha canlý ve çarpýcý görünüyorlar. Yerli oyuncularýn yabancýlar ve yabancý teknik direktörler karþýsýndaki ezikliðinden yedek kulübesi psikolojisine, gol üretemeyen bir forveti bekleyen seyirci ýslýklarýndan yeniden Anadolu ya gönderilmenin stresine kadar pek çok çaresiz durumla karþýlaþýyor kahramanýmýz. Sana Deliler Gibi, Kemal in bütün bu olumsuzluklara raðmen ayakta kalmasýný saðlayan karýsý Selma ya duyduðu aþký niteliyor aslýnda, ama belki de Memet Fuat ýn futbola olan tutkusunu da Mehmet Emin Toprak, Uzak filminin Cannes a katýlmaya hak kazandýðýný öðrendikten kýsa bir süre sonra, geçen yýl Aralýk ayýnda geçirdiði bir trafik kazasýnda hayatýný kaybetmiþti. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan ýn yeðeni olan Toprak, Kasaba ve Mayýs Sýkýntýsý filmlerindeki rollerinden sonra Uzak adlý filmdeki baþarýsýyla, 39. Antalya Altýn Portakal Film Festivali nde Oktay Kaynarca ile En Ýyi Yardýmcý Erkek Oyuncu ödülünü paylaþmýþtý. Ödülü Toprak ile paylaþan Özdemir in mesleði ise aktörlük deðil, mimarlýk. Baþbakan Yardýmcýsý ve Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül, Cannes Film Festivali nde Büyük Jüri Ödülü nü ve En Ýyi Erkek Oyuncu ödüllerini toplayan Uzak filminin yönetmeni Nuri Bilge Ceylan ý tebrik etti. Dýþiþleri Bakaný Gül, yönetmen Ceylan ý telefonla arayarak, bu baþarýdan dolayý memnuniyetini ve tebriklerini iletti. Öte yandan, Reuters ajansý, Uzak filminin baþarýsýnýn, Cannes ýn, entelektüel dünya sinemasý yanýndaki geleneksel tavrýnýn korunmasý anlamýna geldiði yorumunu yaptý. Ajans, filmle ilgili deðerlendirmesinde, ABD ve Kanada filmlerine giden ödüllere dikkat çekerek, Cannes, Kuzey Amerika filmlerine verilen bu ödüllere karþýn, entelektüel dünya sinemasý yanýnda tavýr koyma yönündeki þöhretini, Türk filmi Uzak a iki ödül vererek korudu ifadesini kullandý. Birincilik ödülünü alan, bir Amerikan lisesindeki þiddeti, ateþ açma olayýný konu alan Elephant filminde de profesyonel oyuncu olmayan lise öðrencilerine rol verildi. Yönetmen öðrencilerden, kamera karþýsýnda rol yapmayýp normal okul hayatlarýnda davrandýklarý gibi davranmalarýný istedi. En Ýyi Kadýn Oyuncu ödülünü, The Barbarian Invasions (Kanada) filmindeki rolüyle Marie-Josee Croze aldý. En Ýyi Yönetmen ödülünü yine Elephant filmiyle Gus Van Sant (ABD) kazanýrken, En Ýyi Senaryo ödülüne The Barbarian Invasions ile Denys Arcand layýk görüldü. Cannes film festivalinde, Ýranlý genç yönetmen Samira Mahmalbaf da bir baþarýya imza attý. 23 yaþýndaki Mahmalbaf, At Five in the Afternoon adlý filmiyle jüri ödülünü aldý. Film, genç bir Afgan kadýnýn ülkesinin Elephant ile Altýn Palmiye ve En Ýyi Yönetmen ödüllerini alan Gus Van Sant, ödül töreninde yaptýðý konuþmada teþekkür etti, Yýllardýr bir filmimi Cannes film festivaline getirmeye uðraþýyordum. Böyle bir ödülü almak harika dedi. Sant, konuþmasýný, Vive la France! (Yaþasýn Fransa) diye bitirdi. ÖDÜL LÝSTESÝ Altýn Palmiye (birincilik ödülü): Gus Van Sant ýn Elephant filmi (ABD) Büyük Jüri Ödülü (ikincilik ödülü): Nuri Bilge Ceylan ýn Uzak filmi (Türkiye) En Ýyi Kadýn Oyuncu: The Barbarian Invasions filmindeki rolüyle Marie-Josee Croze (Kanada) En Ýyi Erkek Oyuncu: Uzak taki rolleriyle Muzaffer Özdemir ve Mehmet Emin toprak (Türkiye) En Ýyi Yönetmen: Elephant ile Gus Van Sant (ABD) En Ýyi Senaryo: The Barbarian Invasions ile Denys Arcand (Kanada-Fransa) Jüri Ödülü: At Five in the Afternoon filmiyle Samira Mahmalbaf (Ýran) Altýn Kamera: Reconstruction filmiyle Christoffer Boe (Danimarka) En Ýyi Kýsa Film: Cracker Bag ile Glendyn Ivin (Avustralya) CANNES DA ÝLK BAÞARI YILMAZ GÜNEY ÝN Yýlmaz Güney ve Þerif Gören in birlikte çektiði Yol filmi, 1983 yýlýnda Cannes Film Festivali nde Yunan asýllý Amerikalý yönetmen Costa Gavras ýn yönettiði Missing (Kayýp) adlý filmle birincilik ödülü Altýn Palmiye yi paylaþmýþtý.

12 Sayý 26 SIVAS Sivas Katliamý Sivas Katliamý : Alevilerin Kanayan Yarasý Ali Yýldýrým.KANLI SÝVAS TAN OZANLAR ÞEHRÝ NE Pir Sultan kýzýydým ben de Banaz da Kanlý yaþ akýttým baharda yazda Dedemi astýlar KANLI SÝVAS TA Daraðacý aðlar Pir Sultan deyü Pir Sultan Abdal ýn tarihsel duruþundan mýdýr nedir bilinmez yakýn zamana kadar Sivas denilince akla Pir Sultan ve Alevilik gelirdi. Ne var ki Sivas Alevilerin nazarýnda Pir Sultan ýn asýldýðý þehir olarak pek makbul bir sicile sahip deðildir. Yine de Aleviler bu olayý bir kan davasýna dönüþtürmemiþler, iktidar mensuplarý ile Sivaslý sýradan insaný ayýrmýþlar ve Sivas a ozanlar þehri olarak sahip çýkmýþlardýr. Hatta yetiþtirdiði ozanlar dolayýsýyla Sivas ýn ayrýcalýklý, özel bir yeri vardýr denilebilir. Nasýl olmasýn ki Aðahi, Aþýk Veli, Ali Ýzzet, Aþýk Veysel, Kemter ve daha niceleri... Sivas topraðýnda yetiþmemiþ miydi? Sivas þehri nin kara tarihi/talihi cumhuriyetle bir parça dönmüþtür. Çünkü Sivas köhne Osmanlý nýn yerine kurulan genç Cumhuriyet in temellerinin atýldýðý yerlerden biri olmuþtur. Bundan dolayýdýr ki Sivas Þehri demokrat ilerici kimliðiyle bilinmiþ, anýlmýþtýr. II.PÝR SULTAN IN DÝRENCÝ HIZIR PAÞA NIN ÝHANETÝ Ýlimi sorarsan köyümdür Banaz Yakýlsýn yýkýlsýn ol KANLI SÝVAS Bir ben ölmeyinen cihan yýkýlmaz Açýlýn zýndanlar Pir e gidelim! 12 Eylül sonrasýnda Sivas ýn toplumsal dokusunda köklü deðiþiklikler olur. Sivas büyük göç veren þehirlerin baþýnda gelir. Sivas tan göçenlerin çoðunu ilerici unsurlar, Aleviler oluþtur. Onlardan boþalan yerleri ise tam karþýt güçler doldurur. On yýl içinde Sivas ýn yüzü kararýr yerel seçimlerinde Refah Partisi nin belediye baþkanlýðýný kazanmasýyla gerici güçler bütünsel olarak Sivas ta kurumsallaþmaya baþlar. Belediye olanaklarý sýnýrsýz bir biçimde Þeriatçý çevrelerin hizmetine sunulur. Anadolu nun bu demokrat kimlikli kenti gerici bir dokuya bürünmüþtür. 12 Eylülcülerin toplumsal güçleri bastýrmak için dinci gericiliði kullanmalarý sonuçlarýný vermiþ, gerici güçler sahiplerinin dahi zor kontrol ettikleri bir noktaya gelmiştir. Tarih boyunca Sivas kentinin þahsýnda hep iki çizgi varlýðýný devam ettirir. Pir Sultan Abdal ýn baþeðmez direniþçi yolu ile Hýzýr Paþa nýn hain, ihanetçi çizgisi. Bu iki farklý dünya anlayýþý, bu insanlýðýn hizmetinde olma ile ona ihanet etme çizgisi 2 Temmuz 1993 tarihinde bir kez tarih sahnesinde ortaya çýkacaktýr. III.SÝVAS ELLERÝNDE SAZIM ÇALINIR I Pir Sultan Abdal Kültür Derneði geleneksel olarak 1978 den beri düzenlemekte olduklarý Banaz Pir Sultan Abdal Þenlikleri daha görkemli, daha kalýcý bir biçimde gerçekleþtirmek için 1993 yýlýnda da aylar öncesinden hazýrlýklara baþlarlar. Tüm demokratik kitle örgütlerine ve Alevi kuruluþlarýna çaðrý yaparak Banaz þenliklerini paylaþmayý, birlikte yapmayý teklif ederler. Bu etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal ýn sazýnýn çalýndýðý Sivas þehir merkezinde yapýlmasý öngörülür þenlikleri için bilinen tanýnan yazarlarý sanatçýlarý yapýlan davete olumlu yanýt verirler. Pir Sultan Abdal Þenlikleri Pir Sultan Abdal ýn toplumsal ve inançsal duruþuna uygun olarak geniþ kapsayýcý sosyal bir organizasyon olacaktýr. Ankara dan Ýstanbul dan Anadolu nun dört bir yanýndan yola çýkan Pir Sultan yolcularý 1 Temmuz 1993 sabahý Sivas ta buluþurlar. Programa göre iki gün Sivas ta etkinlikler gerçekleþtirilecek ardýndan ise Banaz a geçilecektir. Fakat Sivas eski Sivas deðildir, daha sabahýn ilk saatinde, daha Sivas a girer girmez farkedilir bu. Ýnsaný sýkýp boðan, söylenmesi gerekip de söylenmeyen bir söz gibi rahatsýz eden bir havasý vardýr Sivas ýn. Pir Sultan ýn torunlarý kendi havalarýný hakim kýlmakta gecikmezler þehre. Þenlik baþlar, deyiþler, semahlar birbirini izler. Söyleþiler, paneller izleyici ile dolup taþar. Korkulacak bir þey olmadýðýný düþünür herkes. Kaygýlarýn boþuna olduðunu söylerler birbirine. Sivas da bizim þehrimiz derler. Ne yazýk ki bir gün geçmeden bu görüþlerin tam tersini yaþayacaklardýr. IV.PLANLI PROGRAMLI KATLÝAM Sorma be birader mezhebimizi, Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardýr. Mezhep bilmeyen, insanlýk yolu dýþýnda baþka yol tanýmayan, sevgiyi kendisine din edinmiþ insanlar Sivas ta kendileri için kurulan tuzaklardan habersizdirler. Sivas ý bilip tanýyanlar þenlikle ilgili olarak kaygýlarýný dile getirdiklerinde, þenliðin devletle/kültür bakanlýðýyla ortak olarak düzenleniyor olmasý, Sivas valisinin demokrat kimlikli bir kiþi olmasý, iktidar ortaklarýndan SHP nin Alevilerin oy verdikleri bir parti olmasý gerekçe gösterilerek kaygý giderilmeye çalýþýlmýþtýr. Tüm bunlarýn birer yanýlgý olduðu anlaþýlacaktýr ama ne pahasýna... Þeriatçý karanlýk güçler günler öncesinden Sivas ta Alevilerin, demokratlarýn varlýk göstermesini engellemek ve onlara müslüman mahallesinde salyangoz sattýrmamak için hazýrlýklara giriþirler. Gazete ilanlarý vererek, bildiriler hazýrlayýp daðýtarak yalan dolana dayalý provakasyon ortamý hazýrlarlar. Güya þenlik için Sivas a gelecek olan Aziz Nesin peygamberin eþine hakaret eden Salman Rüþtü nün kitabýný yayýnlamýþtýr. Bu tamamen yalandýr, ne bir hakaret ne de bir kitap yayýnlama olayý sözkonusu deðildir. Ama yalana dayalý tahrik þeriatçýlar için yeni bir þey sayýlmaz. Daha 1978 yýlýnda, yine Sivas ta Aleviler camiyi bombaladý yalanýný uydurup halký birbirine düþürmeye kalýþýkan kendileri deðil midir? Maraþ katliamý öncesi ayný provakasyonu yapmamýþ mýdýrlar. 2 Temmuz dan 15 gün önce þeritaçýlarca tüm Sivas a daðýtýlan Müslüman Kamuoyuna baþlýklý ve altýnda Müslmanlar imzasý olan bildiride halk cihada çaðrýlýr: Aziz Nesin köpeði, yanýnda kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, þehrimiz Valisi tarafýndan davet edilip, þehirde adeta Müslümanlar la alay edercesine gezebilmektedir Kâfirler þunu iyi bilmeli ki: Ýslâmýn Peygamberi ni ve kitab ýn izzetini korumak için, bu uðurda verilecek canlarýmýz vardýr. Gün, Müslümanlýðýmýzýn gereðini yerine getirme günüdür. Ýlk gün þeriatçýlar pusuda beklerler. Saldýrý için her zaman yaptýklarý gibi Cuma gününü ve Cuma namazýný beklerler. 2 Temmuz günü Cuma namazýndan çýkan kalabalýklar katillerin kýþkýrtmasýyla harekete geçeler. Önce etkinliklerin yapýldýðý Kültür Merkezi ne saldýrýrlar. Arkasýndan Sivas katliamýnýn yaþanacaðý Madýmak Oteli kuþatýlýr. Tüm dünyanýn gözü önünde Sivas katliamý yaþanýr. 2 Temmuz Sivas katliamý üzerinden geçen yýllara raðmen Alevilerin nazarýnda küllenmemekte, tam tersine Sivas yangýný Alevilerin kanayan yarasý olmaya devam etmektedir. Sivas katliamý Alevilerin yaþadýðý diðer bir çok katliamlara benzemekle birlikte ondan bazý çok trajik unsurlarla farlýlýk göstermektedir. Bu nedenle Sivas ýn ýþýðý sönmeyecek, bu nedenle Sivas unutulmayacak sözleri bu katliama karþý her fýrsatta dile getirilmektedir. Çünkü 8 saat insanlar Madýmak Otelinde kendilerine bir yardým eli uzanmasýný beklerler. Cumhurbaþkaný aranýr, baþbakan aranýr, baþbakan yardýmcýsý, bakanlar aranýr. Tanýdýk bildik etkili yetkili kim varsa bir umut olarak aranýr ama güvenlik güçleri de dahil hiçbir güç gelip de þeriatçý güçleri daðýtmaz, Pir Sultan torunlarýný kurtarmaz! Bu ne derin acýdýr! Bu ne büyük bir trajedidir. Sivas ta göz göre göre insanlar katledilir. Þeriatçýlar bir bayram yerinde buluþmuþ gibi Madýmak Oteli ni sarar ve insanlarýmýzý katlederler. Bu katiller günler öncesinden hazýrlýk yapmalarýna raðmen yakalanmamýþ, engellenmemiþtir. Sivas gibi küçücük bir þehirde kimin ne dolap çevirdiðinin bilinmemesi mümkün müdür? Tersine istihbarat birimleri olay çýkacaðýný rapor ettik demektedirler. Olay çýkmamýþ, katliam yaþanmýþtýr. Sivas belediye baþkaný katilleri gazanýz mübarek olsun diye kutlamaya kadar iþi vardýrmýþtýr! 8 saat genç kýzlarýmýzýn, oðlanlarýmýzýn, þairlerimizin, baðlama ustalarýmýzýn, semahçýlarýmýzýn çýðlýklarýna tüm insanlýk kulaklarýný týkamýþtýr. Baþta iktidar sahipleri olmak üzere! 8 saat içinde dünyanýn bir baþka ucuna müdahale edilebildiði halde, Sivas a yardým gönderilmemiþ, insanlarýn katledilmesine engel olunmamýþtýr! Sivas nasýl unutulur? BUNLARI UNUTMA! Bazý anlarda bazý sözler söylenir, bazen bu sözlerin ve bu sözleri söyleyenlerin asla unutulmamasý gerekir. Bu sözler ve onlarý söyleyenler yeni acýlar yaþanmamasý için, yeni katliamlar olmamasý için, dostu düþmaný tanýmak ve aklýmýzdan çýkarmamak için kesinlikle unutulmamalýdýr. Taþlara, demirlere bu sözler kazýnmalý ve bir kenara konulmalýdýr. Sivas katliamý yaþanýrken de unutulmamasý gerekin sözler söylenmiþtir. Hem de bu sözleri dönemin Cumhurbaþkaný, dönemin baþbakaný söylemiþlerdir. Bu sözler bize katliamýn arkasýndaki gizi ifade etmektedir. UNUTULMAYACAK SÖZLER BÝR GÜVENLÝK GÜÇLERÝ ÝLE HALKI KARÞI KARÞIYA GETÝRMEYÝN! Sözün sahibi Cumhurbaþkaný dýr. Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel. Katiller Madýmak Otelini kuþatmýþ, insanlar içeride çýðlýklarla yardým beklerken bu sözü defalarca Sivas valisine ve emniyet müdürüne söylemiþtir. Demirel in vatandaþ dediði þeriatçý katillerdir. Ve güvenlik güçlerinin onlara müdahale etmesine engel olmakta, katillerin iþlerini rahatça yapmalarýný istemektedir adeta. Katillere karþý gelmeyin, bu sözün anlamý bundan baþka nedir? Bu söz nasýl unutulur? UNUTULMAYACAK SÖZLER ÝKÝ OTELÝ SARAN VATANDAÞLARIMIZA BÝR ÞEY OLMAMIÞTIR! Sözün sahibi Baþbakan dýr. Baþbakan Tansu Çiller. Çiller Madýmak Otelini saran ve insanlarýmýzý katleden þeriatçý katillere bir þey olmadýðýný, katillerin burunlarýnýn kanamadýðýný müjdelemektedir. Baþbakan ýn vatandaþ dediði de þeriatçý katillerdir. Ya içeride çýðlýklarla yardým bekleyenler? Onlarýn vatandaþlýk haklarý? Onlarýn yaþama haklarý? Çillerin umrunda olan, Çillerin bu sözleri ile gözetip kayýrdýðý katillerdir maðdurlar deðil. Bu sözler nasýl unutulur? Ya bu sözleri söyleyenlerin partisine oy veren, oy vermeye çaðýran Aleviler, sözde Alevi önderleri onlar nasýl unutulur? V.ATEŞTE SEMAHA DURANLAR ÞÝVAS ÞEHÝTLERÝMÝZ Nesimi Çimen:Üç telli curanýn üstadý. Sarýz 1926 Asým Bezirci:Sosyalizm ve Edebiyat. Erzincan 1927 Metin Altýok:Kara kutu, þiir, felsefe. Bergama,1941 Muhlis Akarsu:Kula kulluk yakýþýr mý? Kangal 1948 Behçet Aysan:Sefa sýný ölümüle öðreten þair. Ankara 1949 Muhibe Akarsu:Akarsuyum böyle miydi ahdýmýz? Kangal 1958 Edibe Sulari: Davut Sulari nin yadigarý. Erzincan 1953 Uður Kaynar:Militan, þair, elyazarý. Zara 1956 Asaf Koçak:Yok devenin kuþu, bir sýr Cop Cumhuriyeti nin çizeri, Yerköy 1957 Erdal Ayrancý:Hep barikatýn baþýnda. Niðde 1958 Sehergül Ateþ:Biz onunla baba kýz deðildik. O hem sýrdaþým, hem yoldaþým, hem dayanaðým ve gücümdü; babasýnýn sözleri. Ankara 1953 Hasret Gültekin:Koçgiri den, Han Köyü nden Muammer Çiçek:Bir oyun yazdý Ýnadýna Yaþamak. Muammer Çiçek:Bir oyun yazdý Ýnadýna Yaþamak.Yalýnyazý Köyü, Zile 1967 Gülender Akça:Abidin ve Sultan ýn gözbebekleri. Divriðinin Þahin Köyü nden, 1968 Mehmet Atay:Þahaným, þahdamarým, yangýn yüreklim. Divriði 1968 Sait Metin:Uzundu, usuldu dedemin boyu. Divriði 1970 Carina Johanna:Alevilik araþtýrmacýsý, yabancý deðil. Hollanda 1970 Gülsün Karababa:Babasý Kýzým benden daha iyi saz çalacak derdi. Divriði 1971 Ýnci Türk:Çiçek açar domur domur dal verir. Balýkesir 1971 Huriye Özkan:Havanýn yüzünde semah dönerken. Ankara 1971 Murat Gündüz:Yaþamak bir aðaç gibi tek ve hür, en sevdiði dize.ankara 1971 Ahmet Özyurt:Çok seviyorum düþüncelere dalmayý. Enstein gibi düþünerek kendimden geçmeyi. Kendi dizeleri. Ankara 1972 Handan Metin:Tüm güzellikleri toplayýp uzun bir yola çýktýn. Ankara 1973 Yeþim Özkan:Ballýhan, erenlerin bal çiçeði. Ankara 1973 Yasemin Sivri:Kamber in profesörü, kitap kurdu. Ankara 1974 Serpil Canik:Kuþ olup güvercin donunu giyen, Uyan daðlar uyan Serpil geliyor. Ankara 1974 Serkan Doðan:Baþýma kýzýl baðla, arkamdan aðýt yakma anam, Ankara 1974 Belkýs Çakýr:Güne Umut tan. Ceylanlara karýþýp semaha duran. Ankara 1975 Nurcan Þahin:Kim yakýþtýrabilir sana ölümü? Ankara 1975 Özlem Þahin:Okur, meraklý, yerinde duramaz, yaþam delisi. Ankara 1976 Asuman Sivri:Semah, semah tutkunu, abisinin delisi. Ankara 1977 Menekşe kaya:sazý elinde Ýsmail in.ötme bülbül ötme gönlüm þen deðil. Ankara Koray Kaya:Pir Sultan ýn genç þehidi. Ve hep öyle kalacak. Ankara 1981 Yanyana öldüler. Ve yanyana gömüldüler Karþýyaka da. Karþýyaka nýn onur gülleri, direnç gülleri, Pir Sultan Þehitleri... VI.SÝVAS DAVASI Ýnsanlýk tarihinde din adýna iþlenen böyle bir vahşet görülmemiştir. Sivas katliamýnýn bulunabilen, ele geçirilebilen sanýklarý çeþitli mahkemelerde yargýlandýlar. Sivas davasý hala sürmektedir! Dava süreci nasýl geliþti? Katliam davasý güvenlik gerekçesiyle Sivas tan Ankara ya nakledildi. Yargýlamaya adiyen adam öldürme eylemi davasý olarak baþlanýlmýþtý. Mahkeme davayý planlý programlý, örgütlü bir katliam olduðu gerekçesiyle Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderdi. Ankara DGM 1994 yýlýnda verdiði ilk kararýnda olayý basit bir yangýn çýkararak adam öldürme olarak deðerlendirdi. Hatta iþi daha da azýtarak Aziz Nesin in katilleri tahrik ettiðini dahi ileri sürdü ve buna dayanarak katillerin cezalarýnda indirim yaptý. DGM nin bu hukuka ve maddi gerçekliðe aykýrý kararýný inceleyen Yargýtay DGM kararýnýn tümüyle hukuka aykýrý olduðunu saptadý. Yargýtay DGM nin olayý basite aldýðýný, yanlýþ deðerlendirdiðini vurgulayarak olayda þeriatçýlar tarafýndan laik düzene yönelik bir kalkýþma olduðunun belirlenmesi gereðine iþaret etti. 28 Þubat sürecine denk gelen günlerde Ankara DGM de yargýlama yeniden baþladý. Bu kez sanýklar hakkýnda anayasal düzeni bozarak þeriat devleti kurmaya kalkýþmak eyleminden ceza verilmesi yoluna gidildi. Mahkeme 33 sanýðý idam cezasýna çarptýrdý.(1997) Bu karar Yargýtay ca yeniden incelendi ve bazý usul hatalarýndan dolayý bozularak eksikliklerin giderilmesi için yeniden Ankara DGM ye gönderildi. Şubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargýlama sonucunda 33 sanýk DGM ce yeniden idam cezasýna çarptýrýldý. Sanýklar bu kararý temyiz ettiler. Dava dosyasý þu an Yargýtay da incelenmekte. Ankara DGM sinin sanýklar hakkýnda idam kararý verirken dayandýklarý gerekçe tüyler ürperticidir: Ýnsanlýk tarihinde din adýna iþlenen böyle bir vahþet görülmemiþtir. VII.SÝVAS DERSLERÝ Sivas katliamý gerek Alevi örgütlenmesinde gerekse Alevilerin bilincinde bir dönüm noktasý olmuþtur. Sivas katliamýndan çýkan birinci ve temel ders, yalnýzca ve yalnýzca kendi gücüne ve örgütlülüðüne güvenmenin zorunluluðudur. Aleviliði yönelik aðýr bir kuþatmanýn yaþandýðý ve saldýrýlarýn gündeme geldiði þu günlerde Alevilerin kimlik mücadeleleri için güçlü örgütlülükler yaratmasý zorunluluðu görevi her zamankinden daha yakýc

13 YAÞAM 13 BALIK BIRADA MI YÜZER RAKIDA MI? Ýnsan yaþlanýnca geriye dönük muhasebesini yapmaya baþlýyor. Ýçinde yaþadýðýmýz ortamýn yorucu stresli temposundan kurtulup bir an kendisi ile hesaplaþmaya baþlýyor. Geçmiþe yaptýðým artý deðerlerden artakalan, diþimle týrnaðýmla kazýyarak eski Foça da bir evim oldu. Bu evimde oturamadýðým için kiraya verdim. Kiracý balýkçýlýk yapýyor, hanimi da çalýyor. Ýki buçuk sene kadar oturdular ite kaka kiralarýný öderken, birdenbire kira ödemez oldular. Yasal yoldan çýkmalarýný istedik, ortadan kayboldular. Geride 10 aylýk kira borcu, 14 ay elektrik parasý ve , su parasý býrakmýþlar. Kapýmýzýn kilidini kýrýp içeriye girdik. Bir yýðýn pislik, tahrip edilmiþ kapý pencere ve duvarlar, vernikli pencerelere çakýlan çivilere uygun uçkur lastiði ile asýlan perde kalýntýlarý. Banyo ve mutfak viran oluþ BÝR DELÝNÝN GÜNLÜÐÜ Delidir akýllýlar tarafýndan raporludur Düþündüklerinden dolayý cezai ehliyeti yoktur.. Ýþgalde onuncu gün Alýþ veriþ sepetinin içinde üç beþ domates üç beþ ekmek birde dirseðinden kopmuþ bir çocuk eli, alýþveriþ sepeti üç domates kanlar içinde bir çocuk eli.. Akilli bomba bu uygarlýðýn son buluþlarýndan. Ýnsan organlarý Pazar yerinde daðýlmýþ, kafa kol basa. Akilli bomba sahibinden de akilli. Bombaya býraksalar bu caniliði yapmayacak alýp baþýný gidecek, issiz bir çöle uzak bir denize yada Harran ovasýna bir bos araziye düþecek. Bomba sahibinden dað masum söyleneni yapmak zoruna yoksa daha zekisini yaparlar daha öldürücüsünü.. Tanrýsýndan özel misyon üstlenen karanlýðýn alçak prensleri, çaðýmýzýn ölüm cellatlarý ve onlarýn þakþakçýlarý, kan tutan parmaðýný yalar hesapçýlar. Komþuda piþen size düþmeyecek KAYBETTINIZ. Gözü dönmüþ satýn aldýðýnýz medyanýz stratejik dostlarýnýz var. KAYBETTINIZ. Dolara endeksli inancýnýz var. KAYBETTINIZ. Bir gezegen dolusu ruh parçalanmýþ bedenlerin baþýnda Hiroþimalarýn.. Bir gezegen dolusu ruh su günlerde çölde iþgale karþý direniþi örgütlüyorlar. Siz onlarý göremeseniz. Yüreksizler korkaklar, alçaklar, siz bunu anlayama siniz. Uyku haplarýnýz kimyasal uykularýnýz kitle imha hesaplarýnýz kursun geçirmez limuzinleriniz em çok da yalanlarýnýzla kaçamazsýnýz.suclusunuz. Basra dan bir mahalle daha on gün önce okula giden çocuklar, çeyizini hazýrlayan genç kýzlar, is arayan delikanlýlar, torunlarýný seven neneler, tütün içen dedeler, hamile esinden çocuk bekleyen babalar vardý. Simdi kiþi baþýna iki ton bomba var su yok On bin kilometrede uygarlýk ölüm taþýyor insanlarýn baþýna, oysa yaðmur bekliyordu çocuklar. Hava çok bulutlu füze sagnak halinde, su yok, Pazar yerinde alýþveriþ yapmaya giden anne yok, çocuðun kopan eli yok annede yok, ortanca kardeþin kopmuþ kolu var, kendi yok, baba hem var hem yok direniyor iþgalciye alçaða namussuza yalancý uygarlýða. Çocuklarýna, sizde benim gibi yapýn hiç bir iþgalciyi beyaz bayrakla karþýlamayýn. Ýyiden yana, güzelden yana, mazlumdan yana. Barýþtan yana Olanlarýn isyan eden yürekleri bizimle... Ýþgalde onuncu gün. On gündür Pazar yerlerine gitmiyorum. Bir delinin günlüðünden/ Cumali Çorbasý/ 30. Mart 2003 fare pislikleri ile dolu. Evimi tekrar ev haline getirebilmem için beni neler beklediðini bir ben bilirim. Evim Eski Foça Atatürk mahallesin sevgi cad. 14 numarada. Elektriði ödenmeyen bir abonenin elektriði hemen 15 gün içinde kesiliyorken, 14 ay sayaç okunuyor, fatura düzenleniyor ve kesilme iþlemi yapýlmýyor. Acaba Tedaþ kurumunun E-Foça memurlarý Ayhan bey ve Ulvi beyler hangi özel iliþki ile bu vatandaþý müstesna tutarak elektriðini kesmedi? Acaba balýkçý kiracýnýn balýklarý bu memurlarýn birasýnda mi rakýsýnda mi yüzdüler. Elektrik idaresi Tedaþ kaçak elektrik kullananlar ile savaþ açmýþ ve çeþitli plakatlar asýyor. Kaçak elektrik kullananlara 1,5 Milyar para cezasý, hapis cezasý vs. Tedaþ idaresi ilk önce kendi içinden baþlamalý bu savaþa Aman dostlar siz siz olun, eðer Türkiye de eviniz kirada ise hemen zaman geçirmeden elektrik ve su abonesini kiracýnýn üzerine aktarýn, baþýnýz benim gibi aðrýmasýn Kudret Gül-Stuttgart Altmýþ Yas emekliliðine dokunmayýn Mayýs ayý boyunca Fransa da adeta sokaklar konuþtu. Liberal sað Ýktidara geldiðinden bu yana sosyal kazanýmlarý hedef alan yasalarý programatik olarak uygulamaya sokuyor. Chirac ve Raffarin in uygulamaya koymak istediði bu proje kamu ve özel sektörde çalýþan emekçilerin büyük bir direniþi ile karþý karþýya.fransa da1995 den buyana ilk defa bu kadar kitlesel bir grev ve direniþ yaþanýyor.zaten Raffarin hükümetinin gündeme getirdiðiemeklilik,sosyal sigorta ve fonlarda on görülen deðiþiklikler projesi daha önce, 1995 de yine iktidarda olan sað hükümetin baþbakaný Juppé tarafýndan gündeme getirilmiþti.genel bir direniþ karþýsýnda Juppé daha fazla dayanamamýþ yasa tasarýsýný geri çekmek zorunda kalmýþtý.2002 deki cumhurbaþkanlýðý ve parlamento seçimlerinden sonra mutlak bir iktidara sahip liberal sað yönetim,bu kez söz konusu reformlarý parlamentodan geçirme niyetinde. Seçim propagandasýnda aþýrý sað ve liberal sað kamu güvenliði vb. konularý öne çýkararak geniþ yýðýnlarý etkilemeyi baþarmýþlardý.bir yýl sonra sosyal güvenliðin içini boþaltan emeklilik,sosyal sigorta ve fonlarla ilgili yasalarla geniþ kitlelerin eylemleriyle karþý karsiyalar.chirac ve Raffarin nin yeni ekonomik projesine göre;sosyal sigorta kurumu çok önemli olmayan hastalýklar için ilaç parasýný ödemeyecek.600 den fazla ilaç bu yasa kapsamýna giriyor.emeklilik ödentileri ise 2008 de 40 yýl, 2020 de 42 yýl ve 2040 da 45 yýl olacak.su anda uygulamada olan emeklilik yasasý özel sektörde çalýþanlar için 40 yýl,kamu sektöründe çalýþanlar için 37.5 yýl.yönetim yeni duzenlemesni sözde bu eþitsizliði kaldýrma demagojisine dayandýrýyor.oysa1993 de bu eþitsizliði getirenlerde kendileri.o donemde iktidarda olan sað koalisyonun baþbakaný Balladýr özel sektör içinde 37.5 olan emeklilik yýlýný 40 yýla çýkarmýþtý.yasallaþtýrýlmaya çalýþýlan bugünkü proje çalýþanlar için emeklilikte %20 ile %30 kayýp demek.örneðin; özel sektörde 1400 euros maaþla emekli olan biri 1990 da 1232 euros aldýðý emekli aylýðý, 2003 de 899,2008 de868,2020 de 762 euros ya kadar düþüyor.sosyal kazanýmlarda Fransa yý 50 yýl geri goturecek bu yasaya her dört çalýþandan üçü aktif olarak grev ve eylemlerle karþý konulmasýndan yana.kamu ve özel sektörde çalýþan iþçi ve memurlar Mayýs ayýnda sesini alanlarda birleþtirdi.hep birlikte 60 yas emekliliðine dokunmayýn diyerek kararlýlýklarýný gösterdiler. Emeklilik yasasýndaki eþitlik demagojisinin yani sýra diðer bir çok yaniylada çeliþkiler taþýyor.örneðin bir memur is yaþamýna baþlamadan önceki eðitim sureci bu emekliliðe dahil deðil.eh okul bitince hazýr is bulmakta öyle kolay olmuyor.ortalama 25 yaþýnda ise baþlayan bir memur her þey yolunda giderse 65 yaþýnda emekli olacak.2040 lar da emeklilik yaþý 70 lere kadar çýkartýlýyor.mezar da emeklilik le ne farký var bunun.! Altmýþ yaþýna kadar (issiz kaldýðýn surede sayýlmýyor) yapýlan ödemeler 40 yýla göre iþlem yapýldýðýnda oldukça düþük bir emekli maaþý alabilecek emekliler.diðer bir konu madem hükümet eþitsizliði gidermek istiyor neden özel sektörde çalýþanlarýn suresinde 37.5 a indirmiyor.bunun maliyeti 4.5 milliyar euros her yýl için de iþverenlere sosyal ödentilerde 19,5 milyar euros baðýþlandý.bu ödemeleri yeniden bir kýsmýný iþverenlere ödeterek de saðlayabilir.raffarin hükümetinin milli eðitimde yaptýðý tasarruflar ve milli eðitimin özerkliðini kaldýran yeni uygulamalar nedeniyle yaklaþýk 26 bin yardýmcý eleman,okul doktoru vb. isine son verilmiþti.bu nedenle eðitim emekçileri Mayýs ayýndan önce dört kez genel greve gittiler.13 mayýsta, kamu çalýþanlarý ve özel sektörle birlikte 70 ilde yapýlan grev ve yürüyüþlere 1 milliyon 700 bin kiþilik bir kitlesel katilim gerçekleþti.paris te tramvay ve diðer toplu taþýma araçlarýnýn grevi hayati felce uðrattý.basta en büyük sendikalar CGT,CFTD ve FO ile birlikte tüm sendikalar eylemlerine sonuna kadar devam etme kararý aldýlar. Kitlesel direniþler gösteri ve yürüyüþler geniþleyerek devam ediyor. Raffarin hükümetinin yýllýk icrati sonunda, gençleri ve issizleri ise adapte etme amaçlý bir çok kuruluþ ödemeler kesildiðinden ya kapatýldý yada aktivitelerini sürdüremez oldular.son bir yýlda sadece gençlerde %20 oranýnda issizler arttý..hiç bir geliri olmayanlara sosyal fonda ödenen (RMI )asgari geçim aylýðý koþullara baðlý olarak ancak altý ay üzerinde iki defa uzatilabilinecek.ayrýca RMI alanlara, asgari ücretten kamu alanlarýnda yarim gün çalýþma mecburiyeti getirilecek. Sosyal ve kültürel amaçlý faaliyet yürüten dernek ve kuruluþlara yapýlan yardýmlar da asgariye inmiþ durumda.tüm bunlarýn yani sýra su soru sorulabilir;bazý durumlarda ekonominin daha iyi islemesi için tasarrufa gidilemez mi?buna olumlu cevap verilebilminir ama bu geniþ yýðýnlarýn hayati konularýnda;eðitim,saðlýk,emeklilik,toplu taþýmacýlýk vb. sosyal alanlarda olmamalý.ab ülkeleri ekonomik büyümeleri için geniþ emekçi yýðýnlarýn yoksullaþmasýna yol açacak yeni yasalarý gündeme getirdikçe yeni toplumsal patlamalar kaçýnýlmaz olacaktýr. Rýza Doðan/ Strassburg ARTIK ISTEMEM sevgili Canlar, Yýllarca Avrupa Gazetelerinde, milliyetle Gazeteciliðe baþladým 1982 yýlýnda, Hürriyet ve Günaydýn da Muhabir olarak çalýþtým Gerçek Ýlim Dergisinde( Baðýmsýz Alevi Birlikleri yayýn organý Avrupa da Alevilik akýnda çýkan ilk dergi), 12 yýl deðiþik kademelerinde yöneticilik yaptim1993 den 1998 yýlýna kadarda yazý isler Müdürü olarak görev üslendim. Mürþit dergisinde, Nefes dergisinde yazýlar yazdým. son Ýki yýldýr da DEM Gazetesinde gücümüz yetiðince emek verdim. Hak yanýnda zay olmaya. Ýnandýðým davada yalýnýz yürüdüm. Aydýn olmanýn erdemi ise; Kula kulluk deðil, inandýðý davanýn ve hiç karþýlýk beklemeden, kiþisel çýkar gütmeden yoluna devam eden insandýr. Aydýn insan kendi için deðil dünya insanlýðýna bir damla da olsa aydýnlýk saçan yüceliktir. Bu yücelik ve deðerler ne para ne þanla þöhretle satýn alýnmaz. Kendine kul köle yapmak isteyenlerde, siyasi, felsefi ve toplumsal baskýlara karþý dimdik ayakta durarak inandýðý davada taviz vermeyendir. Sevgili dostlar, Hünkar Bektaþi Veli söyle der. Gönül bir þehirdir onda iki Sultan vardýr. Biri AKIL, diðeri ise Ýblisliktir. AKIL basta sultandýr, idrak onun vekilidir ZEKA ise Ýnsanin baþýna konmuþ Humma kuþudur. AKIL sultanýn askerleri ise: ILIM, Nefse hakim, Ahlak güzelini, EDEP ve Erkandýr. Çömerliktir. IBLISLIK ise þeytanlýktýr. Ýþi fenalýktýr. Nefis askerleri þunladýr. Kibirlik, Hastalýk, Bühül; temah, Hisim, Giyabet, Kerc ve kendini beðenmiþliktir. (Bak 98) *Ýyiliðe Karþý kötülük, hayvanlýktýr. * Fenalýða Karþý iyilik, Ýnsanlýktýr. * Fenalýða karþý fenalýk, köpekliktir demekte 85. Devam ediyor Hünkar Bektaþ Veli Bizde DILE, Söze Bakmayýz Biz içe ve Hala Bakarýz Hakikatin hiç bir þeye ihtiyacý yoktur. Bu meydanýn eðriliði düþkünlüktü. Bu Çarsýnýn sermayesi Müsrifliktir. Bu Pazarýn sonu yokluktur. demekte ( bak agk 87) Hey dost buyur muhabbet meclisine, her konuda halkýn huzurunda tartýþmaya, kendine güvenen varsa buyursun. herkes daðýrýðýndakini döksün. Döksün kim olduðu ortaya çýksýn. ARTIK ÝSTEMEM Bundan sonra gücenmenin siz bana Daha yanýnýza varmak istemem Dünyanýn sultanlýðýný verseniz Artýk bundan sonra istemem Akan göz yaþlarýmý silmeyin benim Ölürsem cenazeme gelmeyin benim Tanrý selamýmý almayýn benim Sizlerle yola gitmek istemem Hakikat yolunda yollarda ölsem Umma Kuþu gibi göklerde kalsam Turnalar gibi SEMAHA dönsem Daha ateþinizde yanmak istemem Dostum diyerek derdimi destim Anladým Zülümkarýn eline düþtüm Zülfikar ateþi ile kaynayýp coþtum Daha çeþmenizde içmek istemem Zülfikar Yalçinkaya ZÜLFÝKAR YALÇINKAYA Degerli okurlar, geçen yazýmdada belirttigim gibi, bu seferki yazýmda vatandaşlýkla ilgili olacak. Geçen sayýda hazýrlamýþ olduðum broşürümün birinci bölümünü yazmýþtým ve şimdi ikinci bölümünü yazýyorum. -2.Bölüm- 4.VATANDAŞLIK YASASINA GÖRE TAKDÝR YOLUYLA ALMAN VATANDAŞLIÐINA GEÇÝÞ her hangi bir nedenle, yabancýlar yasasýnýn kolaylaştýrýlmýþ Vatandaşlýk hükümlerinden DÝYAP GÖKDUMAN yararlanamayan bir göçmen aşaðýdaki koşullarý yerine getiriyorsa, Vatandaşlýk yasasýnýn (StaG)8. maddesine göre alman vatandaşlýðýna geçebilir. -Almanyada en az 8 yýldýr yasal olarak oturmuş olmak. Hukuka uygun olarak gerekli oturma süresi bazý yabancý gruplar için farklýlýklar içermektedir. -politik iltica başvurusu kabul edilenler için 6 senelik oturum süresi. -60 yaþýndan büyük yabancýlar için 12 senelik oturum süresi -Alman devletinin korumasý altýnda olan veya hiçbir vatandaşlýðý olmayan yabancýlar için 6 senelik oturum süresi -Alman devletinin çýkarlarý gerektirdigi hallerde en az 3 senelik oturum süresi -18. Yaþýnýn altýnda olup, alman evlatlýk yasalarýna göre bir Alman tarafýndan evlatlýk edinilen -Vatandaşlýk başvurusu yapýldýðýnda, oturma hakkýna veya oturma iznine (sýnýrlý veya sýnýrsýz) sahip olmak -Almanya da temelli olarak yerleşmiş olmak -Geçici olarak oturum almýþ olanlar bu haklardan yararlanmaz -Alman medeni hukukuna göre reşit ve kişilik haklarý herhangi bir nedenle kýsýtlanmamýþ olmak - Kendisi ve ailesi için yeterli bir konuta sahip olmak - Kendisi ve ailesinin geçimini temin edebilecek yeterli ve sabit bir gelire sahip olmasý gerekir Sosyal yardým veya işsizlik yardýmý alan bir yabancý alman vatandaşlýðýna geçemez. Herhangi bir nedenle, işsizlik parasý, hastalýk kasasý yardimi, çocuk egitim parasý, konut yardýmý veya BaföG alanlarda, gelecekteki gelir durumlarýnýn nasýl olabilecegi degerlendirilir. - Yeterli düzeyde almanca bilmek (Aynen 4.maddede belirtildigi gibi) - Anayasal düzene baðlýlýk belgesinin imzalanmasý - Eski vatandaşlýktan ayrýlmak (Istisnai durumlarý 7. maddede görebilirsiniz) -Sabýkasýz olmakyabancýlar Yasasýnýn 46.ve 47 maddelerin hükmüne göre sýnýrdýþýný gerektirecek herhangi bir durumun olmamasý. Aðýr para veya hapis cezasýný gerektirecek suçlarýn iþlenmisþ olmasý veya yasadýþý kamu düzeni bozucu faaliyetlere katýlmýþ olmasý alman vatandaþlýðýna geçmesine engel oluşturur. Ayrýca 30 günün üzerindeki cezalara denk düþen para cezalarý, çeþitli nedenlerle 500,- üzerindeki para cezalarý vatandaþlýða geçiþi engeller. Eger işlenen suç çok eskiden kalmýþ ve kayýtlardan silinmesi sözkonusu ise, vatandaşlýða geçmek mümkün olabilir. Böyle durumlarda doðrudan vatandaşlýk dairesi ile görüşmek en doðru yoldur. Yukarýdaki koşullarý yerine getiren, 16 yaþýný doldurmuş bir yabancý verecegi bir dilekçe ile alman vatandaşlýðýna geçebilir. Bu yasaya göre vatandaşlýða geçiş yetkili makamlarýn takdiriyle olur. Gelecek sayýda 3.bölümle devam edecegiz ve yazýnýn baþlýðý vatandaþlýkta Eþ ve çocuklarýn durumu olacak ATA SÖZLERÝ ( ANLAYANA) Eceli gelen köpek cami duvarina iser Egri oturalim dogru konusalim Eken bicer, konan göcer El elden ustundur El yarasi onar Dil yarasi onmaz Ele dalkim verir kendi salkim yer Eli doluya: aga buyur, eli bosa: aga uyur Et tirnaktan ayrilmaz Fakir parasiz olan degil akilsiz olandir Gercek dost kötü günde belli olur Görünen köy kilavuz istemez Gülme komsuna gelir basina Günes giren eve hekim girmez Haydan gelen huya gider Hem kiz, hem baldiri düz hemde ucuz olurmu Her akla geleni isleme her agaci taslama Her koyun kendi bacagindan asilir Horoz ölür gözü cöplükte kalir insan insana muhtactir Isiracak köpek disini göstermez It iti isirmaz Iti an comagi hazirla Iyi insan lafinin üzerine gelirmis Iyi insan lafinin üzerine gelirmis

14 Qing Shi Huang Qing Shi Huang in anýt mezarý ve Gömülü Terra Cotta Ordusu Çin, UNESCO tarafýndan dünyanýn kültür miraslarý olarak listelenmiþ 10 hazineye sahiptir. ( M.Ö.) yýllarý arasýnda yaþamýþ olan Qin Shi Huang in anýtmezarý bunlardan bir tanesidir. Qin hanedanlýðýnýn ilk imparatoru olan Qin Shi Huang in mezarý,çin in eski baþkentlerinden olan Xian in 40 kilometre doðusundadýr. Qin Shi Huang in gerçek ismi Ying Zheng dir. Qin devletinin tahtýna henüz 12 yaþýnda iken geçti ve devletin yönetimini 22 yaþýnda iken aldý. O zamanlarda Ying Zheng in babasý çok güçlü bir ordu kurmuþ olduðundan, Qin devleti çok güçlü idi. M.Ö. 221 yýlýna kadar Ying Zheng rakipleri olan ; Han, Zhao, Wei, Chu, Yan ve Qi devletlerini fethederek bunlarý Qin devleti altýnda topladý. Bu Çin tarihinde ilk merkezi feodal devletin baþlangýcý oldu. O bu baþarýlarýndan dolayý kendisine özel bir isim verdi Shi Huang Di (Ýlk Ýmparator) Han hanedanlýðý tarihçisi Sima Qian in kayýtlarýna göre Qin Shi Huang in mezarý kendisinin tahta oturup güçlenmesinden hemen sonra başlayarak işçi ile 38 senede tamamlanmýþtýr. M.Ö. 210 yýlýnda 50 yaþýnda öldüðünde mezarý henüz hazýr deðildi. Tabut bölümü o kadar derinde idi ki su seviyesinin altýnda TARIH 14 kalýyordu. Bundan dolayý tabutu bakir ile güçlendirmek zorunda kalmýþlardýr. Anýtmezar, bir saray, salonlar, kuleler, kameriyeler ve pek çok heykelden oluþan muhteþem bir yeraltý þehridir. Mezarýn kemerli tavaný yýldýz resimleri ile, yan duvarlar ise Çin haritasý ve manzara resimleri ile süslenmiþtir. Tabut bölümü sönmeyen lamba ile ýþýklandýrýlmýþ, çok deðerli mücevherat ve diðer deðerli taşlarla süslenmiþtir. Giriþ kýsmi mezar hýrsýzlarýna karþý mekanik bir sistem ile korunmuþtur. Bu heybetli mezar Lishan daðýna yaslanýp, Weishui nehrine bakmaktadýr. Mezarýn yapýlýþýnda topraðýn kullanýlýþý eski Çin deki halkýn topraða ibadetini yansýtmaktadýr. Bu tipik Sarý Nehir Vadisinin kültürel özelliðidir. Araþtýrmalar göstermektedir ki Qing Shi Huang in anýtmezarý, Qin hanedanlýðýnýn baþkenti olan Xianyang þehrinin sýnýrlarýný takip etmektedir. Mezar ve dýþ sýnýr alanlarý 66 kilometrekareye kadar uzamaktadýr. Bu alan su anki Xi an þehrinin iki katýndan daha fazlasýdýr. Yer altýnda ve üstünde çok büyük deðere sahip rölikler mevcuttur. Şu ana kadar mezar alanýndan yaklaþýk adet obje çýkarýlmýþtýr. Bunlar Terra Cotta savaþçýlarý ve atlarý, bronz savaþ arabalarý, ve diðer nadir cisimlerdir. Mart 1974 yýlýnda bölge çiftçileri su kuyusu kazarken gerçek insani boyutlarýnda Terra Cotta savaþçýlarýný ve atlarý buldular. Arkeologlar siteyi bir yeraltý dünyasýný- bulup kazýdýktan sonra 2800 senedir uyuyan gömüler ýþýða kavuþturuldu. Toprak figürler anýt mezarýn 1.5 km doðusundaki dört çukurdan üçüne yerleþtirilmiþlerdir. 1. çukurda savaþçýlarýn sað kanadý, ikinci çukurda savaþçýlarýn sol kanadý, üçüncü çukurda ise karargah yerleþtirilmiþtir. Çukurlarýn inþasý Qin Shi Huang in ölümünden sonra köylülerin isyaný ile Xainyang þehrine girmeleri sonucunda durduðu düþünülmektedir. Tahminlere göre çukurlarda 130 dan fazla tahta savaþ arabasý, 500 terra cotta yük atý, 116 eyer, 7000 den fazla savaþçý,-piyade, savaþ arabacý, süvari- bulunmaktadýr. Su ana kadar bunlardan, 20 savaþ arabasý, 100 den fazla at, 1400 savaþçý ve den fazla bronz silah çýkarýldý. Terra cotta askerleri ve atlarýnýn kafa ve bedenleri modellendi, boyandý ve ýsýtýlarak yeniden birbirlerine yapýþtýrýldý. Kazý zamanýna kadar geçen 2000 yýlda yeraltýndaki nem ve erozyondan dolayý pek çoðunun rengi solmuþtur. Terra Cotta ordusu tam anlamýyla savaþa hazýr bir ordu gibidir. 70 savaþçýdan oluþan 3 sýra öncü kýta, ellerinde ok ve yaylar sýrtlarýnda ise ok çantalarýna sahiptirler. Onlarý 40 sütun şeklinde piyadeler, süvariler, ve her biri dört atla çekilen savaþ arabalarý takip eder. Cesur savaþçýlarýn düzenleri, ve küheylan seklinde atlar ülkeyi tek ülke olarak birleþtiren Qin hanedanlýðýnýn başarýsýný yansýtmaktadýr. Fakat, bunlar gömülü olan hazinenin çok az bir kýsmýdýr, henüz büyük olan kýsmý kazýlmamýþtýr. Halk Çin heykeltýraşlýk sanatýnýn önce Hindistan Budizm inden etkilenerek daha sonra da Güney ve Kuzey hanedanlýklarý döneminde sene önce- olgunlaştýðýný düşünmektedirler. Fakat Terra Cotta askerlerinin bulunmasý göstermiştir ki aslýnda heykeltýraşlýk sanatý Qin hanedanlýðý dönemi kadar eskilere gitmektedir. Pek çok kişi Terra Cotta figürlerinin asrýn en önemli arkeolojik buluşu olduðuna inanmaktadýr. Bu önemli heykeller dünyanýn pek çok yerinden insanlarýn ilgisini cezp etmekte ve bu bölgeye gelmelerini saðlamaktadýr yýlýnda birinci çukur bölgesinde bir müze inşa edildi. Müzede restore edilmiş savaþçýlar ve atlar gösterilmektedir ve 1988 yýllarýnda ikinci ve üçüncü çukur kazýndý ve sergi salonlarý inşa edildi. SATRANCIN TARÝHÇESÝ Satranç kelimesi Hintçe Sandregn den gelir.satranca, Ýngilizcede Chess check patterns, Fransýzcada Echecs denir. Eski yazýtlar arasýnda satranca rastlanmaktadýr. MÖ.3000 yýllarýnda satranç gibi bir oyunun Mýsýr ve Hindistan da oynanýldýðý sanýlmaktadýr yýlýnda Murret in yazdýðý satranç tarihinde, bu o yunun 570 yýllarýnda Hindistan da oynandýðýný belirtmektedir. Yapýlan araþtýrmalara ve ele geçen yazýtlara göre, satranç 600 yýllarýnda Hindistan dan Ýran a geçmiþtir. Yine bu belgelere göre, Araplar satrancý VII. yüzyýlda öðenmiþlerdir. Bazý söylentilere göre de satranç SatRanÇu adýyla Çin de bulunmuþtur. Bazý belgeler bu söylentiyi doðrulamaktadýr. Ýran tarihçilerinden Firdevsi nin Þeyhnamesi nde anlattýðýna göre, Ýran Þahý Hüsrev in Hint yöneticileriyle birbirlerine gönderdikleri armaðanlar arasýnda satranca ait resimler de vardýr. Bazý belgeler, satrancý bir Brahman ýn bulduðunu ve Þah a armaðan ettiðini göstermektedir. Þah, buna karþýlýk Brahman a Ne istediðin varsa kabul edeceðim. der. Brahman da, Þah tan 64 kareli satranç tahtasýnýn ilk karesine bir, ikinci karesine iki, üçüncü karesine dört, yani her kareye bir öncekinin iki katý buðday koyarak doldurmasýný ister. Þah, Brahman ýn alçak gönüllülüðüne hayran kalarak isteðinin yerine getirilmesini emreder. Brahman ýn isteði yerine getirilmeye baþlanýrken ülkedeki buðdaylarýn yetmeyeceði anlaþýlýr. O zaman yapýlan hesaplar sonunda, Brahman ýn Þah tan tane buðday istediði ortaya çýkar. Bu kadar buðdayý yetiþtirmek için, dünyanýn 64 misli büyüklüðünde bir kara parçasýna gereksinim olduðunu görülünce, Þah Brahman ý tebrik eder ve karþýsýnda ne denli güçsüz olduðunu anlar. Bazý tarihçiler, satrancýn Truva nýn kuþatýlmasý sýrasýnda Palamedes in bulduðunu söylerler. Ancak,bu iddia bugüne dek ne Yunanlýlarca benimsenmiþ, ne de bu konuda bir yazýt vardýr. Yukarda belirtildiði gibi, satrancýn adý Hintçe den gelir. Anlamý, 4 cins figürün, 4 ayrý silahla sunul masýdýr. Bu 4 figür konusunda çok deðiþik yorumlar vardýr. Bazýlarýna göre, 4 figür Hava, ateþ, toprak ve su yu, bir kýsmýna göre de, Yaz, kýþ, ilkbahar ve sonbahar ý yansýtýr. Burada, en kuvvetli taþ olan vezir ateþi ve bilginleri, kale topraðý, fil havayý, þah evreni temsil eder. Bu benzetmeler 4 taþýn geometrik þekillerinden esinlenerek söylenmektedir. Satranç Batý ya Araplarýn aracýlýðýyla IX. yüzyýlda geçmiþtir. Bunu belgeleyen en güzel örnek de, HarunürReþit in Charlemange a hediye ettiði satranç takýmýdýr. Eski satrancý, günümüz Modern Satranç tan ayýran özellikler þunlardýr: Vezir çapraz giderken ancak 1 hane gidebilirdi, Fil At gibi ancak 1 hane atlayarak gidebilir, en kuvvetli figür Kale idi. Rok ile piyonun baþlangýç durumundan iki kare ileri gitme kuralý yoktu. Eski satranç oyunu yavaþlýðý bakýmýndan da oldukça farklý idi. Uzaða etki eden sadece bir figür vardý Kale. Þahý mat etmek olaðanüstü zor idi. Bu nedenden ötürü kazanmanýn iki yolu vardý: Pat ve partnörün bütün figürlerini ortadan kaldýrmak (Çýplak Þah Hali) Açýlýþlarda çok yavaş gelişiyordu. XV. yüzyýldan sonra Modern Satranç bugün ki halini almaya baþlamýþtýr. Piyonla iki kare atlama, geçerken alma, rok kuralý, piyonlarýn son sýraya ulaþtýklarýnda baþka bir figüre dönüşmesi gibi kurallar satrancýn hýzlandýrýlmasý için yapýlmýþ yeniliklerdir. Günümüzde büyük kitlelere ulaþmýþ, 7 den 77 ye herkesçe oynanan Satranç bir spor dalý olarak kabul edilmektedir. (FIDE) Uluslararasý Satranç Federasyonu, federasyonlar arasý en çok üyesi olan federasyonlarýn baþýnda yer alýr. EROS (AMOUR) Eros annesi Aphrodite gibi dünyaya güzellik ve neþe getirir, insanlarýn gönüllerini aþk ateþi ile yakar, insanlarýn mutluluklarýný yada sonlarýný hazýrlardý. Sýrtýnda bir çift kanadý vardý. Bu kanatlarla uçarak dünyayý dolaþýr geçtiði yerlere çiçek kokularý saçardý. Eros un elinde her zaman oklarý olurdu. Bu oklarla insanlarý kalplerinden vurur onlarý birbirlerine aþýk ederdi. Ve bir gün kendiside bir güzele aþýk oldu. Psykhe (Ruh) bir kralýn üç kýzýnýn en güzeli idi. Gerçekten o kadar güzel, o kadar alýmlýydý ki görenler onu Aphrodite sanýyorlar ona tapýnýyorlardý. Aphrodite bir ölümlü ile karýþtýrýlmaktan hiç hoþlanmamýþtý. Bu yüzden bir gün oðlu Eros u yanýna çaðýrdý ve onu dünyanýn en çirkin erkeðine aþýk ederek cezalandýrmasýný istedi. Eros annesinin isteðini yerine getirmek için hemen yola koyuldu. Psykhe yi bulduðunda, çok gururlu alon ve kimseye aþýk olmamakla övünen bu genç kýzý, dünyanýn en çirkin, en kötü erkeðine aþýk etmeye niyetliydi ancak kalbini niþan alarak oku atmak üzereyken Psykhe nin güzelliði aklýný baþýndan aldý. Onu baþkasýna aþýk etmek isterken kendisi aþýk olmuþtu. Psykhe yi alýp sihirli bir saraya götürdü. Bu saray uyuyan bir ormanýn ortasýnda kurulmuþ, muhteþem fakat ýssýz bir saraydý. Kanatlý güzel delikanlý gece karanlýk düþtükten sonra kendini göstermeden saraya giriyor ve sevdiði ile buluþuyordu. Sihirli sarayda bir insanýn isteyebileceði her þey vardý. Fakat Psykhe nin tek istediði kendisini deliler gibi seven bu delikanlýnýn yüzünü görmekti. Fakat Eros bunu kabul etmiyordu, gece hep karanlýkta geliyor ve güneþ doðmadan da gidiyordu, akþamlarý sarayda ateþ yada mum yakýlmasýný yasaklamýþtý. Psykhe ne kadar yalvrsa da fayda etmedi. Aþkýmýzýn sýrrýný kalbinde taþýdýðýn sürece mutlu olacaksýn dedi Eros Beni görmeyi aklýndan bile geçirme, kim olduðumu yada kimin oðlu olduðumu öðrenme, bilmeden tanýmadan beni körü körüne sev..senden gizlenen þeyleri öðrenmeye çalýþarak mutlu olma fýrsatný elinden kaçýrma. Ve Psykhe de bunu kabul etmiþ..eros u görmeden kim olduðunu bilmeden körü körüne sevmiþti. Irlikte çok mutluydular ancak Psykhe nin kýzkardeþleri onlarýn bu mutluluðunu kýskandýlar..bir gün kardeþlerini ziyarete geldiklerinde ona sevdiði delikanlýnýn dünyanýn en çirkin en iðrenç en vahþi görünüþlü adamý olduðunu söylediler. Eðer güzel bir delikenlý olsaydý, sevdiðinden yüzünü gizlemezdi, seni böyle ýssýz bir sarayda tutmzdý dediler. Ve ona gece sevdiði gelmeden önce yanan bir lambanýn üzerine vazoyu ters çevirip koymasýný söylediler. Böylece Eros uyuduktan sonra vazoyu kaldýrýp aydýnlýkta onun yüzünü görebilecekti. Psykhe merakýna engel olamayarak kardeþlerinin dediklerini yaptý. Yanan lambayý bir vazonun altýna gizleyerek sevdiðini beklemeye baþladý. Eros her þeyden habersiz saraya dönmüþ kendinisevdiði kadýnýn kollarýnýn arasýna býrakmýþtý. Kýsa sürede uykuya daldý. Psykhe Eros uyuyunca gürültü yapmadan yavaþça yataktan kalktý ve ters çevirdiði vazoyu alarak lambayý eline aldý, yataða yaklaþtýðýnda gördükleri karþýsýnda hayrete düþtü. Çirkin ve iðrenç bir erkek görmeyi beklerken genç çok yakýþýklý bir erkekle karþýlaþmýþtý. Eros un yakýþýklýlýðý dünyada ki baþka hiç bir erkekle kýyaslanamadý. Yüzü tarif edilemeyecek kadar güzel bu delikalýyý görünce Psykhe nin ona duyduðu aþk daha da arttý..sevdiðini alnýndn öpmek için eðildiðinde elindeki tabaðý düz tutamadýðýndan içinde fitil bulunan lambanýn kýzgýn yaðýndan bir damla Eros un çýplak omzuna damladý. Eros duyduðu acýyla sýçrayarak uyandý. Sevgilisinin kendisini dinlemeyip yüzünü görmek için ona oyun oynadýðýný anlayýnca hemen kanatlarýný açýp uçarak oradan uzaklaþtý. Eros un gitmesiyle Psykhe için yaptýðý büyülü sarayda bozuldu. Psykhe üzüntüden ne yapacaðýný bilmez olmuþtu. Hatasý yüzünden dünyada her þeyden çok sevdiði kiþiyi kaybetmenin acýsýyla yollara düþtü Sevdiðini tekrar bulma ümidiyle tüm dünyayý dolaþtý, sayýsýz yerler gezdi am bir türlü Eros un izine rastlayamadý. Nihayet dolaþmaktan bitkin bir halde Aphrodite in sarayýnýn kapýsýný çaldý. Onun kendisine acýyýp oðlunun yerini söyleyebileceðini düþünmüþtü ancak Aphrodite ona yardým etmek bir yana onu bir köle olarak çalýþtýrmaya baþldý. Zavallý Psykhe sevdiðine ulaþabilmek için buna da razý oldu ve tek kelime dahi etmeden kendisine emredilen her þeyi yaptý. Eros için her türlü acýya katlanmaya razý oldu. Nihayet bir gün Eros un yanan omzu iyileþti ve kendisine bu kadar yürekten baðlý olan sevgilisinin kaderini deðiþtirmek için Olympos a gitti. Zeus un ayaklarýna kapanýp Psykhe nin kurtarýlmasý ve kendisine eþ olarak verilmesi için yalvardý. Zeus onun tüm isteklerini kabul ederek Hermes e Psykhe nin Olympos a getirilmesini emretti. Psykhe tanrýlar katýna getirildi ve orada hayatta her þeyden daha çok sevdiði erkekle evlenerek çok mutlu bir hayat sürdü.

15 BÝSEKSÜALÝTE Doðduðumuz anda, bedensel cinsiyetimiz bellidir. Çok nadir görülen hermafrodizm dýþýnda, bütün çocuklar kýz ya da erkek cinsel organlarý ile doðarlar. Yaþamýn ilk üç yýlý içinde, kiþinin kendini hangi cinsiyete ait hissettiði, yani cinsel kimliði belirlenir. Ýnsanlarýn büyük çoðunluðunun cinsel kimliði, bedensel cinsiyeti ile uyumludur. Cinsel kimliðin, bedensel cinsiyete uygunsuz olarak belirlendiði nadir durumlarda Transseksüalite den söz ederiz. Cinsel geliþimde, bedensel cinsiyet ve cinsel kimliði izleyen aþama, ergenlik döneminde belirmeye baþlayan cinsel yönelimdir. Bir kiþi yalnýzca karþý cinse eðilim duyuyorsa heteroseksüaliteden, yalnýzca kendi cinsinden kiþilere cinsel ilgi duyuyorsa eþcinsellikten, her iki cinsten kiþilere ilgi duyuyorsa biseksüaliteden söz ederiz. Bu üç cinsel yönelim biçiminin her üçü de normal durumlardýr, yalnýzca görülme sýklýklarý farklýdýr. Ýnsanlarýn çoðunun cinsel yönelimi heteroseksüeldir, eþcinsel ve biseksüel bireylere daha az rastlanýr. Heteroseksüel, eþcinsel veya biseksüel erkeklerin, bedensel cinsiyetleri de cinsel kimlikleri de erkektir. Ayný þekilde heteroseksüel, eþcinsel ya da biseksüel kadýnlarýn da, bedensel cinsiyetleri ve cinsel kimlikleri kadýndýr. Cinsel yönelim, kiþinin kendini hangi cinse ait hissettiðini deðil, hangi cinsten kiþilere cinsel ilgi duyduðunu gösterir. Eþcinsel erkekler kendilerini kadýn gibi ya da eþcinsel kadýnlar kendilerini erkek gibi hissetmezler. Eþcinsel kadýn ve erkeklerin bedensel cinsiyetlerine SAÐLIK 15 herhangi bir itirazlarý yoktur, yalnýzca ayný cinsten bireylerle cinsel iliþki kurmak isterler. Biseksüel kadýn ve erkeklerin de, bedensel cinsiyetleri ile cinsel kimlikleri uyumludur, her iki cinsten bireylere cinsel ilgi duyabilirler. Biseksüel bir erkek, kendini erkek hisseder, hem kadýnlara hem erkeklere cinsel ilgi duyabilir. Biseksüel bir erkek, hem heteroseksüel kadýnlarla hem de eþcinsel erkeklerle cinsel iliþki kurabilir. Ama heteroseksüel erkeklerle ve eþcinsel kadýnlarla cinsel iliþki kuramaz. Ayný þekilde, biseksüel bir kadýn da, kendini kadýn hisseder, hem heteroseksüel erkeklerle, hem de eþcinsel kadýnlarla cinsel iliþki kurabilir. Ama heteroseksüel kadýnlarla ve eþcinsel erkeklerle cinsel iliþki kuramaz. Yani biseksüel bir kiþinin karþý cinsten cinsel eþleri genellikle heteroseksüel, kendi cinsinden cinsel eþleri ise genellikle eþcinseldir. Elbette biseksüel kiþinin hem kendi cinsinden hem karþý cinsten eþlerinin de biseksüel olmasý mümkündür. Ama biseksüel birinin hem heteroseksüel hem eþcinsel olduðunu düþünürsek, cinsel eþlerinin cinsel yönelimi üç biçimden her biri olabilir. Toplumda en yaygýn olanýn tek normal durum sayýlmasý, tamamen ön yargýlarýn sonucudur. Cinsel yönelim biçimlerinden heteroseksüalite, en sýk görülen olmakla birlikte tek normal durum deðildir. Daha az görülen birçok özellik gibi eþcinsellik de toplumda dýþlanma nedeni olabilmektedir. Eþcinsellikle ilgili önyargýlar, homofobi toplumda çok yaygýndýr. Cinsel yönelim konusunda, cinselliðin birçok alanýnda olduðu gibi, belki daha da fazla kavram kargaþasý hüküm sürmektedir. Bu kavram kargaþasýndan ve homofobiden elbette biseksüel bireyler de etkilenmektedir. Toplumun eþcinselliði dýþlayan tutumu nedeniyle, birçok kiþinin biseksüel cinsel yönelimini bastýrdýðýný, yalnýzca karþý cinsten kiþilerle heteroseksüel iliþkiler kurarken, kendi cinsinden bireylerle eþcinsel iliþkiler kurmadýðýný düþünebiliriz. Yalnýzca kendi cinsinden kiþilere cinsel ilgi duyan bir eþcinsel bireyin, bu ilgiyi bastýrmasý cinsel yaþamýnýn olmamasý anlamýna gelir. Çünkü eþcinseller karþý cinsten bireylere cinsel ilgi duyamaz ve doyumlu bir cinsel iliþki de kuramazlar. Ama her iki cinse de ilgi duyabilen biseksüeller, cinselliklerinin bir bölümünü bastýrdýklarýnda da, diðer bölümde doyumlu iliþkiler kurup, sürdürebilirler. Toplumlarda homofobi azaldýkça, biseksüel kiþilerin de artmasý beklenebilir. EÞCÝNSELLÝK Kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duymasý olarak tanýmlanabilir. Belli bir süreç sonunda erkek eþcinseller kendilerini gey kadýnlar kendilerini lezbiyen olarak tanýmladý. Bu gün halk tarafýndan pek bilinmeyen bu kelimeler Türkiyede yaþayan eþcinseller arasýndada benimsendi ve sýklýkla kullanýlmaya baþlandý. Eþcinsellik uzun yýllardýr bilim çevreleri de dahil olmak üzere bir kimlik bozukluðu, hastalýk, sapýklýk gibi olumsuz ifadelerle tanýmlanmýþtýr yýlýnda Amerikan Psikiyatri Birliði ve daha sonra 1992 yýlýnda Avrupalýlar (ICD) homoseksüelliðin ruhsal bir bozukluk olmadýðý kararýný almýþlar ve bu kavramý hastalýk sýnýflandýrmalarýndan çýkarmýþlardýr. Ancak bugün bile bu konu, halkta, politikacýlar arasýnda ve bilim çevrelerinde tartýþýlmaktadýr. Ancak bilimsel olarak bakýldýðýnda eþcinselliði benimsemiþ ve bu kimliði ile barýþýk olan grupta ruhsal sorunlarýn ya da bir kimlik bozukluðunun olduðunu bildiren bir veriye rastlanmamaktadýr. Ancak eþcinsel kimliðinden kurtulmaya çalýþan, homofobik ya da baský altýnda olan grupta ruhsal sorunlar heteroseksüellere (karþý cinse ilgi duyanlara göre daha yüksek gibi görünmektedir. Eþcinsellik deðiþtirilebilir mi? Heteroseksüelliðe (karþý cinsellik) dönüþme isteði ile ilgili bazý analitik yaklaþým ve davranýþçý terapiler mevcut olup baþarýlarý oldukça þüphelidir. Bu terapiler eþcinselliði heteroseksüellikten daha az arzulanýr hale getirmeye ya da eþcinsellikten alýnan zevki azaltmaya yöneliktir; gerçekten iyi motive bir gurupta bile saðlanacak çözüm çok yüksek oranda geçici olacak, kiþinin fantezileri deðiþtirilemeyecektir. (Isay). Bancrofta göre eþcinselliði heteroseksüelliðe dönüþtürmeye çalýþmak, toplumun bu konudaki olumsuz tutumuna katkýda bulunmaktýr; kiþi aslýnda bu dönüþümü gerçekten istememekte, baþedemediði çeþitli baskýlar nedeniyle istemektedir. Yazar ayrýca dönüþüm amacýyla yapýlacak terapinin doðal olamayacaðýný savunmaktadýr. Terapist toplum baskýsý ve baþvuran için en iyisini yapma konusunda bir ikilem içinde olabilir ancak en azýndan homoseksüelliði kabullenmenin bir alternatif olarak AMELÝYATSIZ GÜZELLÝK Günümüzde estetik hareketlerini cerrahi giderek kazanýr. yaygýnlaþmakta Ýðne tedavisi ve ülkemizdeki popülaritesi tekrarlanarak giderek artmaktadýr. Kiþiler yüzdeki kýrýþýklýklar estetik ameliyatlarla fiziksel tekrar giderilir, görünümlerini olumlu yönde hasta arzu deðiþtirerek toplum içerisindeki ettiði sürece bu aktivasyonlarýný, kendilerine tedaviye devam olan güvenlerini artýrmakta, eder. Tekrarlayan daha rahat hareket edebilmekte uygulamalarýn ve daha genç, saðlýklý bir hastada görünüme kavuþmaktadýrlar. zararlý bir etkisi Estetik cerrahiye hastalar en oluþmaz. Botox çok yað aldýrma, burun þekil uygulamalarý bozukluklarýnýn düzeltilmesi, avrupa ve karýn germe, meme protezi amerikada ile meme büyültme, meme kullaným kolaylýðý küçültme ve meme dikleþtirme ve hastanýn için geliyorlar. Yukarýda belirtilen iþ ve sosyal estetik giriþimler cerrahi aktivasyonlarýný engellemediði Scleroterapi; yapýlan muayene materyal ince bir iðne ile tedavi müdahale ile kalýcý düzeltme için son yýllarda popüler sonrasý hastanýn scleroterapi edilecek bölgeye verilir. Allerjik saðlamaktadýr.fakat bazý hale gelmiþ ve kýrýþýklýklarýn için uygun aday olduðuna karar olmamasý nedeniyle uygulama hasta guruplarý ise ameliyatsýz, düzeltilmesi amacýyla sýkça verilir ise, Sclerozan ilaç (küçük öncesi test enjeksiyonuna gerek hýzlý estetik tedavileri tercih kullanýlmaktadýr. damarlarý týkar ve küçültür) küçük yoktur. Hýzlý ve tedavi sonucunun etmektedirler. Bu amaçla hastalar Varis ve kýlcal damar bir iðne yardýmý ile geniþlemiþ hemen alýnabilmesi en büyük en çok yüz kýrýþýklýklarýnýn tedavisi geniþlemelerinin tedavisi: damar içine verilir. Scleroterapi avantajlarý arasýndadýr. Ýðne ile ve bacaklardaki varislerin tedavisi Kadýnlarýn pek çoðu Avrupa ve Amerikada son verilen materyal tedavi sonrasý 4- amacýyla baþvururlar. bacaklarýndaki geniþlemiþ damar yýllarda popüler hale gelmiþtir.bu 6 ay içerisinde emilerek vucuttan Botilinum A eksotoksin(botox) görünümlerinden þikayetcidirler. tedavinin hamilelik ve süt verme atýlýr bu nedenle tekrarý gerekir. Uygulamalarý: Kalýtým, gebelik,hormonal döneminde süt verme dönemi Tekrarlayan uygulamalarýn Botlinum A eksotoksin yüzdeki deðiþiklikler,aþýrý kilo alma, geçinceye ve hamilelik sonrasý hastada zararlý bir etkisi oluþmaz. çatýk kaþ, göz çevresi kýrýþýklýklarý uzun süreli oturma ve ayakta 3 üncü aydan itibaren yapýlmasý Yað enjeksiyonlarý: ve alýndaki kas hareketlerine hareketsiz duran kiþilerde önerilir. Yüzdeki ve vücuttaki derin baðlý oluþan alýn kýrýþýklýklarýnýn görünümü rahatsýz edici damar Scleroterapide genellikle kýrýþýklýklarýn ve çöküntülerin tedavisinde kullanýlýr. Botilinum geniþlemeleri sýktýr. birkaç seans sonrasý ideal tedavisinde kiþinin kendi yað A eksotoksin in en önemli Bu tip damar geniþlemelerinin sonuçlar alýnýr. Her seans dokusu alýnarak uygulama avantajý cerrahi uygulamaya tedavisi mümkündur. Özellikle sonrasý 5-7 gün süreyle baskýlý yapýlýr. Bu uygulamanýn en gerek kalmadan bu bölgedeki spider venleri denilen küçük kýlcal bandaj uygulanýr. Ýkinci seans önemli avantajý hastanýn kendi kýrýþýklýklarý 4-6 ay süreyle yok damar geniþlemelerinde laser ve uygulamalarýna ise bir ay sonra yað dokusu kullanýlmasýdýr. etmesidir. Küçük bir iðne ile scleroterapi etkili ve sonuçlarý iyi baþlanýr. Vücudun bir bölümünden bölgeye ilaç verilmesinden 3-7 olan yöntemlerdir. Küçük variköz Hyaluronik asit: alýnan yað dokusu ihtiyaç gün sonra verilen bölgelerdeki geniþlemelerde de laser ve Hyaluronik asit yüzdeki derin duyan miktarda diðer bir vücut kýrýþýklýk oluþturan kas hareketleri scleroterapi etkilidir. Fakat daha kýrýþýklýklarýn düzeltilmesinde, bölümüne aktarýlýr. Böylece durur ve böylece bu bölgelerdeki geniþ çaplarý, aðrý,þiþlik ve yara dudaklarýn kalýnlaþtýrýlmasýnda hastadaki kýrýþýk veya çökük olan kýrýþýklýklar kaybolur. Hastaya oluþumuna neden olan varislerde ve derin yara izlerinin bölge tedavi edilir.transfer edilen zararlý etkisi yoktur, 6. ayýn cerrahi tedavi de yapýlacak U.S.G düzeltilmesinde sýkça kullanýlýr. yað dokusunun %20-30 kadarlýk sonunda hasta tekrar kas araþtýrmasý sonrasý düþünülebilir. Özel enjektöler içerisinde bulunan bölümü verilen bölgede hayat baþvurana sunmasý gerekmektedir (Bankroft1989). Terapist, baþvuranýn o anda üstündeki baskýlarý ve neden baþvuruda bulunduðunu ortaya çýkarmalý ve terapinin hedefini netleþtirmelidir. Örneðin bazýlarý terapiste yalnýzca güvence ya da izin almak için gelmiş olabilir. Eşcinselle terapi: Eþcinselliðini kabullendiði halde bu konuda sýkýntý duyan kiþi terapiye devam etmek isterse çalýþýlmasý gerekebilecek konular genelde 4 baþlýk altýnda toplanabilmektedir. 1-Eşcinsel duygular ve aþkla ilgili suçluluk duygularý. 2-Ayný cinsten biriyle beraber kapalý bir iliþki kurmanýn yaratacaðý zorluklar. 3-Eşcinsel ilişkideki cinsel güçlükler. 4-Toplumla ilgili ortaya çýkabilecek çatýþmalar. Ergenlerde dikkat edilmesi gereken noktalar (Davies 1996): 1) Baþvuranýn gizliliðine saygý gösterilmeli 2) Ýzin verilmesi durumunda aile görüþmesi yapýlmalý, ailenin ergeni ya da kendini suçlamasý önlenmeli. Ergeni izole etmenin doðuracaðý kötü sonuçlarý bilimsel bir biçimde anlatmalý. 3) Eşcinsellik hakkýnda daha ayrýntýlý bilgi verilmeli. 4) Sorunun kiþinin eþcinselliði deðil homofobi olduðu vurgulanmalý. 5) Ergenle öz-güven arttýrýcý çalýþmalar yapýlmalý 6) Ergen ve aile için ayrý ayrý hizmet veren eþcinsel kuruluþlarýn ve yayýnlarýn listeleri verilmelidir. 7) Aids ve diðer riskler konusunda eðitim verilmeli boyu kalýr.tekrarlayan trasferlerle bölgedeki kalýcý yað doku miktarý artýrýlabilir. Uygulamanýn dezavantajý ise tedavi sonrasý %70-80 oranýnda transfer edilen yað dokusunun 4-6 ay içerisinde emilerek vücuttan atýlmasýdýr, bu nedenle iki veya üç seans tekrarý gerekebilir. Okumuþ olduðunuz bu bilgi Deðiþim Estetik ve Plastik Cerrahi Merkezinin birikimi, Amerikan Plastik Cerrahi derneði yayýnlarý ve Ameliyatsýz güzellik ile ilgi makalelerden hazýrlanmýþtýr. JÝNEKOMASTÝ (Erkeklerde meme büyümesi) Erkeklerde oluþan kadýn tipi meme büyümesidir. Erkeklerde de meme dokusu vardýr, ancak normalde hormonsal nedenlerle fazla büyümez. Aþýrý þiþmanlýk, ilaç kullanýmý ve hormon bozukluðu gibi nedenlerle tek yada çift taraflý büyüme olabilir. Öncelikle ayýrýcý tanýlar uygulanarak tümör gibi diðer, benzer bir neden olmadýðý saptanýr. Lokal anestezi altýnda liposuction ile tamamen düzeltilebilir. 2-3 hafta içinde tam iyileşme olur. Ýþlemden bir gün sonra kiþi iþbaþý yapabilir, ancak 1-2 hafta normal kýyafetlerden belli olmayacak bir þekilde özel bir bandaj kullanýlmasý gerekir. Bellaplast ta bu işlemlerden sonra ultrasonik masaj uygulanmakta ve şişliklerin daha çabuk iyileþmesi saðlanmaktadýr. Bu iþlemden sonra genellikle meme büyümesi veya yaðlanmasý tekrarlamaz. Yað hücre sayýsý azaltýlmýþ olduðundan kalýcý bir yöntemdir. saðlýðýnýz BAÞ AÐRILARI VE ÇEÞÝTLERÝ Dr. AYBARS AKKOR Baþ aðrýlarýnýn birçok çeþidi vardýr. Bunlarýn birbirinden farklarý muayene edilerek bulunabilir. En sýk rastlananý boyundan kaynaklanan baş aðrýlarýdýr. Aðrý çok aþýrý þiddetli deðilse de sürekli olarak vardýr.enseden baþlar ve tüm baþý sarar. Genellikle baþ dönmesi, unutkanlýk, yorgunluk, halsizlik ve kulak çýnlamasý gibi bulgular eþlik eder. Birlikte sýrt aðrýsýnýn da bulunmasý sýktýr. Migren tipi baþaðrýsýnda ise aðrý nöbetler þeklinde gelir. 3-4 haftada bir 24 ila 72 saat süren çok þiddetli aðrýlar oluþur. Nöbetler dýþýnda hasta rahattýr. Beyindeki bir rahatsýzlýktan (tümör, kanama vs.) oluþan aðrýlar aniden baþlayan çok þiddetli ilaca cevap vermeyen aðrýlardýr. Genellikle sara nöbetleri veya vücudun bir yarýsýnda hissizlik, güçsüzlük gibi belirtiler de eþlik eder. Bilgisayar baþýnda oturmuþ önemli bir projeyi sonlandýrmaya çalýþýyorsunuz. Fakat baþýnýzda bir aðrý, düþüncelerinizi toparlayamýyorsunuz. Aðrý ensenize, omuzlarýnýza doðru yayýlýyor, içinizde bir isteksizlik, yaptýðýnýz iþin hangi konuda olduðunu bile unutmuþ gibisiniz. Þu anda yatakta olsam, biri gelse de boynumu, omuzlarýmý ovsa diye hayal ediyorsunuz. Ýþinize konsantrasyonuz oldukça azalmýþ durumda.. Eðer yukarýda bahsettiðimiz durum, bir iki günden fazla sürüyor veya sýk sýk tekrarlanýyorsa boynunuzda bir problem var, uzman bir doktora baþvurmanýz gerekiyor demektir. Boyunda ne gibi problemler olabilir? Boyunda en sýk rastlanýlan problem boyundaki kaslarýn aþýrý gerilmesi ile oluþan aks düzleþmesidir. Normalde C harfi þeklinde olan boyun düz bir çizgi þeklini alýr. Boyun gerginliðinin belirtileri nelerdir? Boyun düzleþince beyine giden dört damardan ikisi (vertebral arterler) gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kiþide baþaðrýsý, baþdönmesi, bulantý, unutkanlýk, tedavi edilmezse daha ileri safhalarda dengesizlik, konsantrasyon bozukluðu, ileri derecede alýnganlýk, isteksizlik oluþur. Boyun gerginliði teþhisi nasýl konur? Boyun gerginliði teþhisi için uygulanacak en iyi yöntemler fiziksel muayene ve MR filmi çekimidir. MR ile hastalýðýn ne derece ilerlediði de saptanýr. Boyun gerginliðinin tedavisi nasýldýr? Boyun gerginliði çok ilerlememiþ, henüz baþlangýç safhasýnda ise kas gevþetici ilaçlar, sýcak uygulama, gürültüsüz ve az ýþýklý yerlerde istirahat ile önlenebilir. Fakat boyun gerginliði ilerlemiþ, aðrýlar kollara da yayýlýyorsa tedaviye fizik tedavinin de eklenmesi gerekir. Eðer mevcut hastalýða eklenen ileri derecede bir boyun fýtýðý da varsa cerrahi müdahale de gerekebilir. Boyun gerginliði tedavi edilmezse ne gibi sorunlar oluşur? Boyun gerginliði tedavi edilmezse baþaðrýlarý sýklaþýr ve aðrý kesici ilaçlara cevap vermez hale gelir, kiþide mutsuzluk hali depresyona dönüþür. Sürekli boyun gerginliði boyun fýtýklarýna zemin saðlar, kollarda uyuþukluk, güçsüzlük oluþur. Dengesizlik ve yürüme güçlükleri, ince beceri gereken hareketlerin yapýlamamasý gibi sorunlar ortaya çýkar. Boyun gerginliði oluþmamasý için nelere dikkat etmeliyiz? Boyun gerginliði oluþmamasý için öncelikle stres ve üzüntülerden uzak durmalýyýz. Ýþimizdeki, aile hayatýmýzdaki gerginlikler ilk olarak boynumuza akseder. Mutsuz olduðumuz iþlerden ayrýlýp severek yapacaðýmýz iþleri seçmeli, mutsuz beraberliklerde ýsrarcý olmamalýyýz. Tüm zamanýmýzý yoðun iþ temposu içinde geçirmemeli, hobilerimize, zevkle yaptýðýmýz faaliyetlere de zaman ayýrmalýyýz. Ayrýca aðýr kaldýrmak, tek kolla yük taþýmak, yukarýya uzanmak, uzun süre hareketsiz kalmak, ýslak saçla dýþarý çýkmak, vantilatör, klima önünde, hava cereyaný olan yerlerde durmak çok sakýncalýdýr. Aðrýlarýmýz geçtikten sonra boyun kaslarýmýzý güçlendirici hareketler yapýlmasý boyun gerginliði oluþmasý riskini azaltacaktýr. Dr.Op. Akkor Aybars Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmaný JÝNEKOMASTÝ (Erkeklerde meme büyümesi) Erkeklerde oluþan kadýn tipi meme büyümesidir. Erkeklerde de meme dokusu vardýr, ancak normalde hormonsal nedenlerle fazla büyümez. Aþýrý þiþmanlýk, ilaç kullanýmý ve hormon bozukluðu gibi nedenlerle tek yada çift taraflý büyüme olabilir. Öncelikle ayýrýcý tanýlar uygulanarak tümör gibi diðer, benzer bir neden olmadýðý saptanýr. Lokal anestezi altýnda liposuction ile tamamen düzeltilebilir. 2-3 hafta içinde tam iyileşme olur. Ýþlemden bir gün sonra kiþi iþbaþý yapabilir, ancak 1-2 hafta normal kýyafetlerden belli olmayacak bir þekilde özel bir bandaj kullanýlmasý gerekir. Bellaplast ta bu işlemlerden sonra ultrasonik masaj uygulanmakta ve şişliklerin daha çabuk iyileþmesi saðlanmaktadýr. Bu iþlemden sonra genellikle meme büyümesi veya yaðlanmasý tekrarlamaz. Yað hücre sayýsý azaltýlmýþ olduðundan kalýcý bir yöntemdir

16 PENGUENLER Antarktika da uzun kutup gecesi, güneþin ufuktan yükselmesiyle biter ve altý ay sürecek gündüz başlar. * Çok geçmeden smokinlerini giymiþ penguen sürüleri, kýsa bacaklarý üzerinde hoplayarak ilerlemeye baslar. Önlerinde yürümeleri gereken yüzlerce kilometre buzlu yol vardýr. * Ve onlar 1 adýmda yalnýzca 10 cm ilerleyebilir. * Ama dakikada 120 adim atarlar. * Yürümekten yorulunca da beyaz göðüsleri üzerine yatýp bacaklarýný bir kürek gibi kullanarak kýzakla kayar gibi yol alýrlar. * Hedeflerine varýnca bir çukur kazarlar. * Çevresine taştan bir duvarcýk çevirirler. * Ve çukurun içine girerek beklemeye başlarlar. * BEKLEDIKLERI SUDUR: Güneþin kendilerine erkek yada diþi olduklarýný bildirmesi. O zamana kadar cinsiyetlerinden haberleri yoktur. * Güneþ ýþýðý, cinsiyet bezlerini harekete geçirir. Ve hormonlardan biri daha fazla salgýlanmaya baslar. Cinsiyetlerinin ne olduðunu ancak o zaman anlarlar. * Eðer diþiyse çukurda kalýr, ama erkekse yapacak çok işi vardýr. * Penguen geleneklerine göre, gagasýna bir taş alarak törenle dişinin önüne koyar. Oralarda taş çok nadir olduðundan bundan daha mükemmel bir düðün hediyesi yoktur. Þayet diþi taþý kaldýrýr ve eðilip kalkarsa erkek, diþiyi tavlamýþtýr. * Fakat taş olduðu yerde kalýrsa erkek penguen baþka bir kýz arar. * Bazen iki erkeðin ayni diþiye göz koyduklarý olur. Bu durumda taþlarý bir kenara býrakýp birbirlerinin üzerine GENCLÝK VE ÇOCUK 16 atýlýrlar. Kanatlarýyla birbirlerine dakikada tam 200 tokat atarlar. * Arada durup dinlenme kuralý da olan dövüþ, taraflardan biri yorulup çekilinceye dek sürer. Bu dövüþlerde yaþamýný yitiren olmamýþtýr. * Erkeklerle dişi birbirini bulduktan sonra yorulmak bilmeden taş b i r i k t i r m e işine baþlarlar. Ýþin kolayýný seçen penguenler komþularýnýn taş kümelerinden taş çalarlar. Yakalanýnca da kendilerini savunmaya gerek görmeden cezalarýný çekerler. * Güneş ýþýnlarý penguenleri daha çok ýsýtmaya baþlayýnca aşk oyunlarý başlar. Bazý çiftler saatlerce karþýlýklý olarak eðilip kalkarlar. Bazýlarý ise baþlarýný saða sola dondurup kendilerini beðendirmeye çalýþýrlar. * Dişi, yumurtladýktan sonra yuvadan ayrýlamaz. Çünkü iri martýlar, yumurta ve yavrular için büyük bir tehlikedir. Kuluçka suresince anne ve baba yemek bile yemezler. Ancak yavrular çýktýktan sonra baba penguen balýk tutmaya gidebilir. Yürüyemeyecek duruma gelene kadar midesini doldurur. Yuvada gagasýný ardýna kadar açarak yavrularý besler. * Yavrular on dört günlük olunca çocuk bahçesine gönderilirler. 20 kadar nine ve dede penguen burada 120 ciftin yavrularýnýn bakýmýný üslenmişlerdir. Anne ve baba penguenler yiyecek bulurlar ve ayrým yapmaksýzýn tüm yavrularý beslerler. * Yüzmek penguenlerin en büyük zevklerinden biridir. Penguenler yüzmeyi bu denli sevseler de hiçbiri denize ilk giren olmak istemez. Yüzlercesi kýyýya toplanýr kanat çýrparak birbirlerini suya itmeye çalýþýrlar. * Bu kaygýnýn nedeni fok balýklarýdýr. * Yavru penguenler yeterince büyüyünce yüzme dersleri almaya başlarlar. Bu iş yine nine ve dedelere düşer. Bir sürü yavruyu yanlarýna alarak deniz kenarýna götürür ve yüzme sanatýnýn inceliklerini bir bir öðretirler. * Mart ayý gelinceye kadar yüzmeyi, dalmayý, balýk tutmayý, yürümeyi kýsacasý bir penguenin bilmesi gereken her şeyi öðrenmiþ olurlar. * Çok geçmeden Antarktika yazý sona erer. Kýþýn gelişiyle penguenlerin cinsel güdüleri de söner. Artýk penguenler için kýþý geçirecekleri yerlere yürüme zamaný gelmiştir. * Yüz binlerce penguenden oluşmuş sürü, gürültüyle yol aldýkça, arkada býraktýklarý kýyý altý aylýðýna sessizliðe ve karanlýða gömülür. MERHABA ÇOCUKLAR Bu sayýmýzda size günlük planlamanýzý yapacaðýnýz bir form kaðýdý yayýnlýyorum. Sabah uyandýðýnýzdan itibaren gününüzü þimdiden planlayabilir zamanýnýzý en izi þekilde deðerelendirebileceksiniz. Size bilmek istediklerinizi yayýnlamaya çalýþýorum. Tabiki daha çok bilgiler istiyorsunuz. Yakýnda okul tatiline DÖNE KÖYLÜCE ayrýlacaksýnýz. Seviniyor musunuz? Bende seviniyorum. Tatilden sonra daha güçlü býr çocuk nýz olacak. Tabi tembellik yapmayýp bana düþüncelerinizi iletirseniz daha güzel olur nýz. þimdilik hoþçakalýn Gençler ölçüyü kaçýrýyor! Alkolle karýþtýrýlmýþ kola türü içeceklerin giderek artmasý, gençler arasýnda alkol tüketiminin artmasýna neden oluyor. Özellikle Almanya da içki içen gençlerin sayýsýndaki artýþa karþý politikacýlar önlem almaya çalýþýyor... Gençlik ve alkol. Modern toplumlarýn en önemli sorunlarýndan biri olan gençlerin alkole düþkünlüðü siyasi sorumlularý zor durumda býrakýyor. Bu trende uyan Almanya da da daha kýsa aralýklarla sarhoþ olana kadar içki içen gençlerin sayýnda önemli artýþ söz konusu. Politikacýlar ve bilim adamlarý, gençlerde daha sert uyuþturucu maddelere geçiþin ilk basamaðýný oluþturan bu alýþkanlýðýn faturasýný alkollü içki imal edenlere çýkarýyorlar. Gençlere hitap eden içki reklamlarý ve alkolle karýþtýrýlmýþ kola türü içecekler durmadan artýyor. Alman hükümeti, alkol derecesi düþük olan ve yaþ sýnýrý olmadan satýlabilen içeceklerden yüksek tüketim vergisi alýnabilmesi için AB deki ortaklarýný ikna etmeye çalýþýyor. Alkol zehirlenmesinde artýþ Federal Hükümet in uyuþturucuyla mücadele danýþmaný Marion Casper- Merck, gençlerin sadece sarhoþ olmak için özel partiler düzenlediklerini söylüyor. Gençlikte alkol tüketimini konu alan istatistiki araþtýrmalar henüz yetersiz. Ama Almanya nýn güneyindeki hastanelerde yapýlan anketler, alkol zehirlenmesiyle hastaneye kaldýrýlan 16 yaþýndan küçük genç sayýsýnýn bir yýlda üç katýna çýktýðýný gösteriyor. Gençlik araþtýrmasý yapan sosyologlar da alkolün etkisiyle zaman ve mekan mefhumu unutmak isteyen gençlerin Avrupa da arttýðýný belirtiyorlar. Bu konuda araþtýrma yapan heyetin Alman hükümetine sunacaðý gençlik ve alkollü içkiler konulu araþtýrmanýn, kamuoyunda büyük yanký bulacaðýný þimdiden söylemek mümkün. Bilim adamlarýndan uyarý Bilim adamlarý, gençleri alkole teþvik edenlerin baþýnda meþrubat üreten þirketlerin geldiðini belirtiyorlar. Alkol tüketiminin doyum noktasýna ulaþmasý yüzünden yeni müþteri kitlesi arayan þirketlerin gençleri gözlerine kestirdikleri ve geliþme çaðýndakileri alkol tüketmenin son derece normal olduðuna inandýrdýklarý belirtilen uzman raporunda, bira ya da þarapla karýþtýrýlmýþ meþrubatýn aþýrý þekerli olmasýnýn gençlerin ölçüyü kaçýrmasýnda önemli rol oynadýðý da vurgulanýyor. Gençlere hitap eden votkalý limonata gibi içeceklerin geçen yýl 100 milyon þiþe satýlmýþ olmasý siyasi sorumlularý ürküttü. Federal Hükümet, bu tür içeceklere ekstra vergi koyan Ýsviçre nin örnek alýnýp ayný uygulamanýn Avrupa Birliði nde de baþlatýlmasý için kollarý sývadý. Saðlýk Bakanlýðý yetkilileri, Almanya nýn tek baþýna böyle bir yola baþvurmasýnýn etkisiz kalacaðý görüþündeler. Bilim adamlarý da, bu içecekleri yasaklamanýn çözüm olmayacaðýný, reklam yasaðý ve ek vergi yoluyla tüketimin hiç olmazsa sýnýrlanabileceðini söylüyorlar. CHAT ZARARLI MI? Internet bagimliliginin da, aynen kumar hastaligi gibi, insanin yasamini, kisiligini ve iliskilerini derinden etkileyen bir rahatsizlik oldugu öne sürüldü. British Medical Journal adli tip dergisinde yayinlanan arastirmaya göre, internete bagimlilik kazananlar, kumarbazlar gibi öncelikle bu bagimliliklarini sürekli reddetmeye basliyor. Ailelerine ve yakinlarina böyle bir bagimlilik içinde olmadiklarini kanitlamak için yalan söylemek dahil her yola basvuran bagimlilar, bu konuda baski görmeye devam ederlerse dürüstlüklerini tümüyle yitirmeyi bile göze alabiliyor. Uzmanlar, tipik internet bagimlilarinin saldirganlasmak ve hirçinlasmak gibi bir degisime de ugradiklarini belirtirken, bunu da uzun saatler boyu ekran karsisinda kalarak, uyku düzenini kaybetmeye ve her an yorgun ve sinirli olmaya bagliyor. Tutkunlarinin sagliklarini ciddi sekilde bozan internet, çarpik seks, alisveris ve kumar aliskanliklarina da yol açabiliyor. Bunlar arasinda sanal seks, sanal porno, sanal iliski ve on-line kumar ve alisveris hastaligi da yer aliyor. Gençlik Merhaba sayýn DEM okuyucularý MERYEM AKÇA Öncelikle sizlerle buluþmamý saðlayan sayýn Hatice Eldeniz e sonsuz teþekkürlerimi sunar, birlikteliðimizin devamýný dilerim. Okul bitti, ya simdi? Her insan farkýnda olmadan içindeki cevherlerle acar gözünü dünyaya. Ardýndan öðrenme, taklitçilik, zamaný baslar. Ergenlik çaðý geldiðinde düþünme yeteneðini kavramýþ bulunur. Hatta baþkalarýný düþündürmeye iten Bu arada dikkate alýnmasý gereken diðer bir nokta, kesif metotlarý olmalý. Bu bir gerçek ki, kendini geliþtirmenin yegane yolu fikir alýþ karar verilmesi düþüncesi yanlýþ olmasa gerek. Ayrýca etrafta bulun imkanlardan faydalanýlmalý. Berufs- Informations Zentrum (BIZ) gibi kurumlardan yardim almak mümkün. Bunun yani sýra tecrübe sahibi olan þahýslarla diyalog halinde bulunmanýn büyük faydalarý görülebilir. Kendinize zaman ayýrýn, kendimle ilgilenin. Mesleðinizi yalnýzca para kazanmak için icra etmeyin. Esas düþünceniz daima yakýn Toplumumuza belki de insanlýða faydalý olabilmek olsun. Bu þartlar altýnda mutsuz meslek secimi yapma olanaðý oldukça bir kiþi alýr öðrencinin verisinden geçer. Kitaplar okumalý, yerini. araþtýrmalý, hep öðrenmek istemeli ayni zamanda düþünmeli ve kendi Son olarak kesif fikirlerini sabitleþtirmeye çalýþmalý. peþine düþer: Kolum Unutulmamalý ki, Ancak geniþ bos Amerika yi, perspektifler saðlam düþüncenin Edison un ýþýðý temeli olabilir. keþfettiði gibi,b ir düzüne misaller Farklýlýklara açýk olunmalý. Belki de verebileceðimiz kesifler yapar. Bunun ilk bakýþta beðenilmeyen meslekler ötesinde kendisini keþfetmeye çalýþýr. araþtýrýldýðýnda hayal edilen, hep Sevdiði müziði, okuduðu kitabi vs. Gibi. aranan meslek olabilir. Elma çeþitlerini Meslek seçiminde de ayni örnek olarak ele alalým. Çeþitleri duyarlýlýðý göstermeli, Evvela tatmadan mümkün müdür en lezizini düþük görülmektedir. yeteneklerimizi görmeli sonra kendine bulma veya yemediðiniz elma Çeþitleri ve topluma faydalý olacaðý muhtemel hakkýnda yorum yapmak? O halde Saygýlarýmla Meryem olan meslekler tercih edilmeli. tadarak beðenilip beðenilmediðine Internetin yol açtigi bir baska hastalik olarak da bilgilenme hastaligi gösteriliyor. Uzmanlara göre, kimi insanlar da internetin bilgi yükleyen kanallari arasinda geze geze bu hastaligi ediniyor. Uzmanlar, yüzde 6 ile 7 arasindaki internet kullanicilarinin bagimli olabildiklerini belirtiyor. Internete tutkunun neden gelistigi sorusuna yanit arayan uzmanlar, sosyal ve duygusal iletisim bozukluklari, stres, is sikintilari, akademik yasamda ortaya çikan sorunlar, ani gelen issizlik ve evlilik hayatinda ortaya çikan sarsintilar gibi nedenleri sayiyor. Uzmanlara göre, internet tutkunu kisiler daha çok bu tür sorunlardan kaçip siginacak bir yer ararken bu tutkunun kollarina düsüyor. Internetteki chat kanallarinin kullanicilar üzerindeki olumsuz etkisi de isin bir baska boyutunu olusturuyor. Bu kanallarda açik kimlik belirtmeden sohbet etme ve sosyallesme olanagi insanlari daha çok yalanci, iki yüzlü yaparken, bazi durumlarda suç sayilabilecek davranislara bile tesvik edebiliyor.

17 Sayý 26 ÖYKÜ-ÞÝÝR Ela Gözlü Nazlý Yari Çýkarttýn allan kara baðladýn Yüreðimi aþk oduna daðladýn Bir yar için on beþ sene aðladýn Ey Ferrahi gül dedim de, gülmedin. G önlü yaralý bir ozan Ferrahi. Dediði gibi bir yar uðruna yanýp yakýlmakla geçmiþ ömrü yýlýnda Ceyhan ýn Kývrýk köyünde doðmuþ. Asýl adý Mehmet Ali Metin. Saz vurmaya küçük yaþlarda baþlamýþ. Çevrenin sevilen bir genci olmuþ Söz erliði, yanýnda çalýþtýðý aðanýn kýzýna sevdalanmasýyla baþlýyor. Aða önceleri kýzým Ferrahi ye vermeye razý olu yor ama sonralarý çevrenin dedikodularýnýn etkisiyle bundan cayýyor. Türkülerinden de anlaþýldýðý gibi aða kýzýnýn adý Emine dir. Ýki gönlün bir olmasý engellenince, alýr baþým çýkar sýladan. Baþlar gurbet ellerde sazýyla çile doldurmaya. Bundan sonra Ferrahi nin öyküsü daha da yanýktýr. Otuz yaþlarýndayken bir Aþýk için en önemli þeyini, sesini kaybeder. Sazýyla kalýr bir baþýna. Bir ara evlenir ve bir kýzý olur. Adým Emine koyar. Küçük Emine beþ yaþýndan sonra babasýnýn sesi, soluðu olur. Baba çalar, küçük Emine söyler doðumlu olan Emine nin söyledikleri yalnýzca babasýnýn türküleri deðildir. Çocuklar Necat ÝLTAÞ Ç ocuklar...çocuklar, Yeryüzünün sevda gülleri. Yaþamý anlamlandýran güzeller, Sarýsý, beyazý, siyahý ve esmeriyle, Daðda, ovada, adada, sokakta; Ýster aç, ister tok, Ýster oyuncaklý, ister oyuncaksýz, Ýster evsiz, Ya da yurtsuz; Hepsi...Ama hepsi, Özgür çiçekleridir, Sevgi Bahçesinin, Yalnýz deðilller, Yalnýz olmadýklarýný biliyorlar, Çünkü gülücükleri ayný, umutlarý ayný, sevdalarý ayný... Zeytin gözlü, boncuk gözlü, Ne güzel gülüyorlar... Gülücükleri; Sevgi dolu, huzur dolu, umut dolu... Barýþ, kardeþlik ve aþk dolu, Umudun, hayallerin ve sevginin mimarlarý... Çocuklar... Ýpek sarýsý, kömür siyahý, kývýr kývýr saçlarýyla, Yeryüzünün küçük ama zeki insanlarý... Yasaksýz, yalansýz ve savaþsýz, Eðitime deðil, öðrenime koþanlar, Merak eden ve soran, Bakýr tellerin deðil, fiber optik, Abaküsün deðil, sibernetiðin, klavyenin insanlarý... Bilgi çaðýnýn tomurcuklarý, Tek silahlarý; gülücükleri... türküsünün sözlerini sunuyoruz. Daha o zamandan daðarýnda yüz elli türkü vardýr. Böylece baba-kýz geçim derdini birlikte yüklenir, birlikte paylaþýrlar. Yurdumuzun çeþitli yörelerinde yapýlan Aþýklar Bayramlarý na katýlýrlar. Þimdi 1967 yýlýnda Konya da yapýlan Aþýklar Gönlümün gülü nerede Engeller durmaz arada Emine yle ben murada Erem dedim, eremedim. Þeker kaymak tatlý dili Kýnalamýþ nazik eli Koynundaki gonca gülü Derem dedim, deremedim. Şahinim yok çýkam ava Ne yaptýmsa aldým hava Kuşlar gibi ben bir yuva Kuram dedim kuramadým. Gel derdini bana anlat Ben kimlere edem minnet Dediler ki, baðýn cennet Girem dedim, giremedim. Mehmet Ali asýl adým Ferrahi yi pirle kodum Gurbet elden dönem dedim Duram dedim, duramadým... daðarýnda bulunan bu türküler oluyor. Çünkü Ferrahi nin dolmak bilmeyen çilesi 1969 yýlýnýn 26 Nisan günü aramýzdan ayrýlmasýyla tükendi. Usta aþýk ardýnda bir bir çok koþma, güzelleme gibi türküler býrakarak göçüp gitti. Son senelerinde iki Aþýklar Bayramý na katýlmýþtý. Her ikisinde de kýzý Emine yle birlikte birincilik ödülü aldý Yýlýnda Konya da Mihri Hatun türkü ödülünü, ertesi yýl da yine Konya da Köroðlu ödülünü aldýlar. Ferrahi nin öyküsünü çok sevilen bir türküsünün þiiriyle erdiriyoruz. Ah neyleyim gönül senin elinden Her zaman aðlarým gülemem gayrý Ben býktým usandým elin dilinden Terk ettim sýlayý dönemem gayrý. Gönül ben sýrrýna eremedim ki Gonca, gonca güller deremedim ki Kaybeyledim (aneyledim) dostu göremedim ki Aylar yýllar geçse göremem gayrý. Ey Ferrahi, yandým yar ateþine Neler gelir gariplerin baþýna Aðlayarak geline mezar taþýma Uyanýp da sana gülemem gayrý. Kaynak: Ahmet Günday Baðlama Metodu Notalarý ile Halk Türküleri ve Türkü Hikayeleri Nisan 1977 Kubbede kalan bir hoþ seda diye boþuna dememiþler. Ýþte Ferrahi yi artýk yaþatanlar da radyolarýmýz Halk Türküleri Bayramýnda Mihri Hatun ödülünü kazandýran Nerede oturuyor olduklarý, Renkleri, cinsiyetleri önemli deðil; Çünkü onlar ayný dili konuþur, Gamzelerinde ayný çiçek, Gözlerindeki ýþýk ayný; Yasaksýz, yalansýz, savaþsýz, Sevgi dolu, aþk dolu, umut dolu... Bütün çocuklar kardeþtir, Ayný kaderi paylaþýr, Ayný acýlara aðlar, ayný sevinçlere güler, Filler tepiþirken ezilen onlar, Soygun düzenlerinde aç kalan, Savaþlarda ölen, hastalýklarda en çok kýrýlan onlar. Belki de bundandýr, Çocuklar, Kavgayý, savaþý sevmezler... Hamasi nutuklar onlarý etkilemez, Ama havada taklabaz bir güvercin, Evde sýrnaþýk bir kedi, Sokakta sevimli bir köpek, Gülücük yaðdýrýr o küçücük yüzlerine, Sevgiyle parlatýr gözlerini, siyahýn, beyazýn, sarýnýn ve esmerin, Çünkü bütün çocuklar kardeþtir... Kimisi sokakta, Kimisi sýrça köþkte, Kiminin anasütünden baþka lüksü olmasa bile, Gülücükleri ortak, Gözlerindeki ýþýk ayný ; Kelebekler gibi özgür, Yunuslar gibi duyarlý, Fýrat gibi coþkulu ve yürekli... Þiire efkarlý kefen biçiyorum Ölmeden önce Þükrü Yýldýz Diyap Gökduman Þ ak beni ateþe savur külümü, Aþkýnla tutuþup yanmadan önce. Seviyorsan göster sevgi gücünü, Ecelim gelipte ölmeden önce. Mahrum etme uzat narin gülünü, Aklýmý baþýmdan almadan önce. Nasip eyle sula benim çölümü, Darda kalýp susuz solmadan önce. Üzerime çevir melek yüzünü, Nankörlere hedef olmadan önce. Yadýrgama benim bunca sözümü, Aklýmda geçeni bilmeden önce. Lütf eyle güzel, baðýþla özümü, Izdýrap içinde ölmeden önce. iire efkarlý kefen biçiyorum Kýrmýzýnýn beyaz tadýndaki sarhoþluðunda Ölüm içmekteyim... Karþýki pencereden sýzan ýþýklarýn oklarýnda tutuþuyor gözlerim Gözlerin görünmüyor varlýðýnda Þiirimi katlediyor gene kapýdaki Nöbetini býrakmamanýn hýrçýnlýðýnda Yaptýklarý, yapamadýklarýnýn milyonda on Evlerimizden aþaðýya bir yol geçiyor Senin ayaklarýnýn deðmediði Her karýþýnda benim izim olan Ýlk þiirlerimi gömdüðüm mekanlarda þimdi kim var Y Hamburg AHMET DÜMRÜL B u defa bana çok zalim vurdu yar Atýlan her ok baðrýmý delmezdi Benim bu derdimi anam anlardý Oda çekti gitti geri gelmedi Doðan güneþ kýzýl kanda allandý Gören gözler dayanmadý aðladý Ýþin ucu ta derine dayandý Gayri dert çekecek gücüm kalmadý Kim duyar bu feryadýmý acýmý Haykýrsam dünyaya döksem içimi Baþkasýnýn hatasýný suçunu Daha benim gibi çeken olmadý Bir ömür harcandý gidiyor boşa Cahilin eline edildi maşa Herkes sevdiðiyle girdi temaşa Ahmet Dümrül yaþamayý bilmedi Deli dediler Tayfun Serdar Kalyoncu Y ollara düþtüm, varayým diye. Gördüðüm ýþýðý, bulayým diye. Peþinden koþtum, tutarým diye. Sonunda bana, deli dediler... Geceler, gündüzler nerdesin diye, Aradým durdum hep, gerçeksin diye. Yalvarýp yakardým, dur kaçma diye. Sonunda bana, deli dediler... Bir hayalin peþinde, gerçekmiþ diye, Belki de huzuru bulurum diye, Ömrüm boyunca koþtum, gelesin diye. Sonunda bana, deli dediler... Koþtuðum sevda, yalanmýþ diye, Yýkýlýp yok oldum, ah diye diye. Gördüðüm o ýþýk hayalmiþ diye, Sonunda bana, deli dediler... Öyle çok sevdim ki Bahar Þ. Gülþen Ö yle çok sevdim ki seni, Güneþ bile kýskandý bu sevgiyi. Morun menekþeye aþký gibi, Aþýðým sana ey sevgili... Öyle çok sevdim ki seni, Anlatamam, kelimeler yetmez ki.. Gecenin güne hasreti gibi, Hasretim aþkýna ey sevgili... Öyle çok sevdim ki seni, Sen de sevsen ne olur beni, Baharda açan taze çiçek gibi, Açýversem bahçende ey sevgili... Çocuklar!.. Ne olur hep öyle kalýn... Kendinize benzeyin, Bize deðil BU DEFA Öyle çok sevdim ki seni, Mecburum gözlerine, vazgeçemem ki.. Bülbülün güle yanmasý gibi, Yanýyorum sana ey sevgili... (2000) Adlarý ne olursa olsun, Ela gözlü nazlý yari Görem dedim göremedim Boþ kalmýþtýr kavil yeri Varam dedim varamadým. Öyle çok sevdim ki seni, Yamacýnda büyüdüm bil ki, Çiðdem, sümbül, ýtýr gibi, Ellerinle der beni, ey sevgili...

18 BÝZÝM SAYFA 18 BÝRAZ GÜLELÝM Dokuz tane taþýrým Bir karpuz taþýma yarýþmasý düzenlenmiþ. Alman, Ýngiliz, Japon ve Nam-i Kemal katýlýyorlarmýþ. Alman: Ben iki tane taþýrým. diyerek atlamýþ. nasýl yapacaðý sorulunca anlatmýþ: Bir tane sol koluma, bir tane de sað koluma alýrým, götürürüm. demiþ. Ýngiliz bunun üzerine atýlmýþ: Ben de dört tane taþýrým. Ýki tane sol koluma alýr, iki tane de diðerine alýr götürürüm. Japon da altta kalmamýþ ve anlatmýþ nasýl taþýyacaðýný: Ben de beþ tane tanýyabilirim. Ýki tane sað koluma alýr, iki tane sol koluma alýr, bir tane de þeyime takar götürürüm. Bunlarýn üzerine Nam-i Kemal e dönmüþler sen nasýl yaparsýn diye. O da gayet rahat bir þekilde dokuz tane taþýrým. demiþ. Herkes þaþýrmýþ, nasýl olabilir diye. Kemal açýklamýþ: Ýki tane saðýma alýrým, iki tane soluma alýrým, Japon u da önüme takarým. Gizli Ajan Ajanlar toplantýsýna Nam-i Kemal çaðrýlmamýþtý. Bu nedenle toplantý giriþ kapýsýndaki görevliyi asmak için hangi þartlar gerektiðini bilmiyordu. Nam-i Kemal`in bilmediði þart ise ajanlarýn tanýnmalarý açýsýndan sakallý gelmesi idi. Nam-i Kemal kapýya yaklaþtý.görevli farketmisti. -Kardeþim ajan olmayanlar içeri giremez. Kemal: Ben de ajaným... -Hayýr ajan deðilsin.çünkü sakalýn yok. Kemal fermuarýný açarak:sesini çýkarma gizli ajan. Doktor Bizim Nam-i Kemal doktor olmuþ bir zaman, ve kasaba kasaba dolaþýp derdi olana çare bulurmuþ. Ama bizim N.K. çok çapkýnmýþ ve gözüne kestirdiði hatunu hiç affetmez, su veya bu þekilde muhakkak elinden geçirirmiþ. Bir gün N.K. bir kasabaya gider. Orada çok güzel bir hanim görür ve bu hanimi becermeyi kafasýna koyar. Bir iki karþýlaþmadan sonra anlar ki karinin da bunda gözü var.ama küçük bir sorun var o da karinin HAYVAN gibi bir kocasý var.(kasabanýn aðalarýndan). N.K. kadýna der ki sen al kocaný denize git, ondan sonra kocana de ki a..`a yangec kaçtý beni doktora götür, o da seni bana getirsin da ben seni hallederim. Kadýn da tamam der. Kadýn kocasýyla denize gider ve denizde yüzerken ansýzýn kocasýnýn yanýna koþarak gelir ve þöyle der: Kocacýðým a..`ma yengeç kaçtý çok acýyor beni doktora götür Adam da hemen kariyi alýr ve N.K.`in kliniðine gelirler. N.K. sorar: Hayýrdýr n`oldu? Adam da der ki : Bizim hanimin kutusuna yengeç kaçtý bir bakýverin Dr. Bey. N.K. þöyle der: E vallahi dostum bunun bir tek yolu vardýr o da; sen karinin kutusuna seninkini sokacak, yengeç ýsýrýnca cekecen yengeci çýksýn dýþarý. Adam der ki Yooooo Dr. Bey, doktor sizsiniz siz yapacaksýnýz N.K. : Ama nasýl ben sizin karinizin þeyine kendi þeyimi sokmam olmaz Neyse biraz münakaþadan sonra N.K. bayýlarak bu görevi kabul eder ve baslar kadýnýn üstünde gidip-gelmeye. Bu arada koca sorar n`oldu n`oldu? N.K. der ki daha daha. Biraz sonra bizim N.K. þöyle derin bir Oooooohhhhhhhh çeker. Koca hemen sorar n`oldu ýsýrdý mi? der. N.K. da bunun üzerine Hayýr, yengeç boðuldu!!! der. AKÞAM SERÝNLÝÐÝNDE Bir mecliste konuþulurken, Amerikalý -Biz Mars a gideceðiz, demiþ. Alman : -Biz yakýtsýz giden otomobil üreteceðiz, demiþ. Fransýz : -Atom bombasýný etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiþ. Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için : -Biz de güneþe gideceðiz, demiþ. -Güneþe gidemezsiniz, demiþler. Güneþ yakar. Karadenizli gülümsemiþ : -O kadar da enayi deðiliz, tabi, demiþ. Akþam serinliðinde gideceðiz NASRETTIN HOCA FIKRALARI On akçelik pestemal Timur bir gün yanýna Hoca yi da alarak Akþehir in Meydan Hamamýna gider. Soyunup pestemallara sarýnýp sýcak bolüme geçerler. Göbek taþýnda oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan terlerler. Derken Timur Hocaya sorar. -Hoca sen bir deryasýn! kýymet biçmesini bilirsin. Su halimle ben kaç para ederim?... Hoca; -On akçe der. Kendisine bu kadar az kýymet biçilmesi Timur u küplere bindirir. -Bre gafil sen bana nasýl on akçe ettiðimi söylersin bu parayý sadece pestemal yapar! deyince Nasreddin Hoca boynunu bükerek; -Pestemali hesaba kattým zaten! der. Düþünür Nasreddin Hoca Akþehir pazarýnda bir adamýn baþýna toplanmýþ olan kalabalýða yaklaþýr.satýcý elindeki kuþu satmaya çalýþmakta ve fiyatý ise çok yüksek 50 akçe, yan taraftaki tavuklar ise 5 akçe. Hoca bir turlu fiyattaki aþýrý farký anlayamaz ve sorar -Hemserim bu nasýl kus 50 akçe istersin? -Hoca efendi bu bildiðin kus deðildir bunun özelliði var. -Neymiþ özelliði? -Hocam bu kusa papaðan derler ve konuþur. Hoca aniden hemen eve koþar, k ü m e s t e n hindisini kaptýðý gibi pazara döner. papaðan satmakta olan adamýn yanýna durur ve yüksek sesle; -Bu gördüðünüz kus sadece 100 Akçeye, gel, gelll! Herkesten çok papaðan satan þaþar bu ise ve sorar. -Hocam 100 akçe çok deðil mi bir hindi için? -Sen 50 ye satýyorsun ama -Dedim ya hocam benim kus konuþur ama -Öyleyse, benimki de Düþünür! Sünnet diyeyim de... Nasreddin Hoca nin evine bir gün üç molla misafirliðe gelir. Ucu de birbirinden obur þeylermiþ. Hoca ne yemek çýkarmýþsa silip süpürmüþler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da sünnettir diye ekmekle iyice sýyýrýrlarmýþ. Bu sýrada odaya Hoca nin oðlu girmiþ. Mollalar Hoca yi memnun etmek için: -Aman ne güzel çocuk...adi ne bunun? diye sormuþlar. Hoca: -Adi Farzdýr, demiþ. Mollalar þaþýrýp birbirlerine bakmýþlar: -Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demiþler. Þimdiye kadar böyle bir isim hiç duymamýþtýk. Hoca hemen taþý gediðine koymuþ: -Ya, Sünnet diyeyim de onu da mi yiyesiniz? Bizde kibir yok Nasreddin Hocaya yapýlan sakalar tükenip bitmezdi. Aksehir liler bir gün Hocaya takýlýr ve sorarlar. -Hocam senin evliyalar katýnda ulu bir kiþi olduðun söylenir Hoca nin asli var midir? böyle bir iddiasý elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar; -Her halde öyle olmalý. -böyle kiþiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanýtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize görelim! Hoca; -Pekala simdi size bir numara yapalým der karþýsýnda durmakta olan çýnar aðacýna; -Ey ulu çýnar çabuk yanýma gel!... Tabii ne gelen aðaç var ne giden. Hoca yürümeye baslar aðacýn yanýna varýr. Aksehir liler; -Ne oldu Hoca aðacý getiremedin, kendin oraya gittin! diye gülünce, Hoca; -Bizde kibir yoktur, dað yürümezse abdal yürür der. Bize de uðrardý Arkadaþlarý Hocaya, kati bir koca olmadýðýna, takýlýrlar: Hoca, karin tüm zamanýný komþu arkadaþlarýyla geçiriyor! Hayýr doðru deðil. Eðer doðru olsaydý, bize de bir ara uðrardý! diye cevaplar Hoca. Kim suçlu? Bir keresinde, Hoca Akþehir de ki mahkemeye kadý tayin edilir. Bir gün bir adam koþarak mahkemeye gelir ve Hocaya: -Farz edelim iki inek mera da dövüþtü ve biri oldu, Hoca Efendi. Öldürenin sahibi sorumlu tutulacak midir? adamýn hilekar gözlerini fark eden Hoca dikkatliydi. -Yerine göre, der, hüküm vermeden. -Karar vermene yardýmcý olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldurdu!. -Bu halde, genel olarak bilindiði gibi inekler hayvandýr. Hayvanlara sebep baðlanmadýðýndan dolayý, kesinlikle sorumsuzlardýr. Bu yüzden de, sahibi sorumlu tutulamaz! -Özür dilerim, Hoca Efendi, dilim sürçtü. Benim inek seninkini oldurdu demek istemiþtim! Bu haber üzerine, Hoca nin kani beynine sýçrar. Sakalýný çeker, kalkar ve yeniden oturur. -Bu ilk düþündüðümden daha karmaþýk bir durum, der. Memurluðunun tüm aðýrbaþlýlýðýyla katibine döner ve ekler yanýnda ki rafta duran kara kaplý kitabi ver bakayým! O zaman gör feryadý Hoca eþeðini kaybetmiþ ve arýyor, bu arada da neþeli bir türkü tutturmuþ. Birisi kendini sormaktan alýkoyamaz: -Hoca Efendi, eþeðini kaybettiðini herkes bilirken, türkü söylemeni duymak eðlenceli görünüyor. Oysa kaybýna feryat edip aðlaman beklenirdi! -Son bir ümidim, aptal mahlukun su küçük tepenin arkasýnda olabileceðidir, arkadaþ. Eðer deðilse, bekle ve gör o zaman sen bendeki aðlamayý feryadý! Baklava Hoca akþamleyin eve doðru yürürken, baklava seven bir köylüyle karþýlaþýr. -Hoca, kýsa bir sure önce bir adam büyük bir tepsi baklava oturuyordu... -Beni ilgilendirmez! -Fakat adam tepsiyi sizin eve oturuyordu. -O zaman seni ilgilendirmez! Aðzýna ot týkamýþlar Bir gün Hoca nin bir köye gideceði tutmuþ. öyle sýcak bir günmüþ ki, kus bile kanadýný kýmýldatmýyormuþ. Böylesi günde yola çýkmak delilik deðil de nedir! Yorgunluk bir yandan, susuzluk bir yandan Hoca nin imanýný gevretmiþ, su yokusun baþýnda, su inisin dibinde derken, Allah önüne bir çeþme çýkarmýþ.. Hemen, oluðuna sokulan týkacý çýkarýp aðzýný dayamýþ ama, öyle bir akýþý varmýþ ki, ustu baþý ýslanmýþ; neye döndüyse dönmüþ. O zaman Hoca bir lahavle çekip: -Tevekkeli deðil, böyle deli deli aktýðýn içindir ki, Aðzýna ot týkamýþlar ya senin! demiþ. Koç 21 Mart-20 Nisan Mart ayi dogumlular aradiklarini ilk aylarda bulamadilarsa onlar için Haziran ayinda bir yildirim aski gözüküyor. Karsiniza çikan kisi sizinle ayni burç grubundansa hiç sorun yasanmayacak. Ancak diger burç gruplarindan biriyle yasanacak ask hüsranla sonuçlanabilir Boða 21 Nisan-21 Mayýs Burcun son dönemlerinde doganlar Haziran da eslerinin, sevdiklerinin yaninda çok güzel anlar geçirecekler. Mayis in ikinci haftasinda doganlari ise güzel bir sürpriz bekliyor. Ikizler 22 Mayýs-21 Haziran Yeni baslayan iliskiler Haziran ayinda daha saglam temellere oturacak, kalici iliskilere dönüsecek. Böyle bir asamada iliskinizin en güzel biçimde yürümesi için elinizden geleni yapmali ve sevgi dolu olmalisiniz. Yengeç 22 Haziran-23 Temmuz Haziran yasam sevinci, mutluluklarla dolu geçecek. Özellikle ayin ilk onbes günü en çilgin maceralara atilmak, duygulari açikça ortaya koymak için ideal bir dönem. Yazin bu ilk ayinda ask hayatinda korkusuzca davranabilirsiniz. Sonuçlarin her zaman olumlu olacagindan emin, gönül rahatligiyla kendinizi askin kollarina atabilirsiniz Aslan24 Temmuz-23 Aðustos Haziran ayinin ilk yarisi duragan geçerken, ikinci yarida küçük sürprizler mutluluklar getirecek. Temmuz dogumlu Aslan burçlular bu ayda gerçek bir mutluluk yasayacak. Başak 24 Aðustos-23 Eylül Mutlu günler Haziran ayinda da sürecek. Bütün bir ay boyunca adeta bulutlarin üzerinde uçacaksiniz. Ama ayin sonuna dogru ayaklariniz biraz yere basmaya baslayacak Terazi24 Eylül-22 Ekim Haziran ayinda zorlu bir rakiple mücadele etme riski dogsa da hiç merak etmeyin kazanan siz olacaksiniz Akrep23 Ekim-22 Kasým Haziran ayi ask hayatinda günlük güneslik geçecek. Bu is hayatinizi da olumlu yönde etkileyecek. Yay 23 Kasým-22 Aralýk Haziran ayi biraz olsun umutlarin yeniden parladigi bir ay. Sevdiginiz kisiyle durumlar düzeliyor gibi. Ama yine de bir gün dargin, bir gün barisik olacaksiniz Oðlak 23 Aralýk-20 Ocak Haziran ayinda Oglaklar kendilerini çok güçlü ve basarili hissedecekler. Evlilik konusunda gelecege yönelik planlar yapabilir, isteklerinizi gerçeklestirmek için son derece sabirli ve kararli davranabilirsiniz Kova 21 Ocak-18 Şubat Uzun vadeli planlar yapmaya baslayabilirsiniz. Tüm Kova burçlular bu ay hayatlarini yeniden degerlendirecekler. Evlilik kapida olabilir Balýk 19 Şubat-20 Mart Haziran ayi Balik burcundan olanlar için mutluluk ayi. Ask hayatiniz ve diger iliskileriniz yolunda gidecek. Çalisma hayatinizda da bir problem yok.

19 Sayý 26 DUVAR YAZILARI S en bir meleksin, daðda gezen ineksin, ot veririm yemezsin,allah belaný versin! Sen sen ol kapý önünde aþk yapma, askýn gözü kördür ama komþununki asla! Sana yaza yaza yaz geldi. mesaja zam geldi daha yazacaktým ama konturum bitti Buraya park edeniiiiiiiiiiiinnnn!! senin sorunun ciddi sanatçý bir kiþiliðin var fakat altýna kaçýrýyorsun ilahi Azrail sen adamý öldürürsün askýn kör ettiði gözleri evlilik acar öðrenciler bedava çalýþýr öðretmenler ise para kazanýr son bilimsel iddia Edison da karanlýk Kadýn hakký diye bir þey yoktur, çünkü hakký erkek ismidir Kendim için bir þey istiyorsam namerdim Allahým anneme güzel bir gelin nasip et! aminnnn Aþk havuzuna aptallar düþer, ama beni i-t-t-il-e-r Dün gece seni o kadar aradým ki soðuk vücuduma dokunmaný o kadar istedim ki, yataða sensiz ve çýplak girmek zorunda kaldým! nerdeydin benim caným pijamalarýmmmm : Buraya çöp dökeniiiiiiiiiiiiinnn!!! fobisi vardý! Hayatý anlamak zorunda deðilsin ne kadar borcun var bil yeter Her þeyi bildiðimi sadece ben biliyorum ANTEPLÝLERÝN MUHTEÞEM SÜNET DÜÐÜNÜ HASAN VE FATMA KÜNCÜLÜ GEÇTÝÐÝMÝZ GÜNLERDE OÐULLARI ÞÝYAR KÜNCÜLÜ ÝÇÝN MUHTEÞEM BÝR DÜÐÜN DÜZENLEDÝLER ACILI ÇÝÐ KÖFTELER VE DAVUL ZURNA EKSÝK OLMAYAN DÜÐÜN UZUN ZAMAN DÝLLERDE KALACAK KADAR EÐLENCELÝYDÝ. DÜGÜN DEDIGIN BÖYLE MUHTESEM OLUR Stuttgartin saygin is adamlarindan Ali Hatay gectigimiz günlerde muhtesem bir dügün Töreniyle kizini gelin etti. Dem Gazetesi Genc ciftimize ömür boyu mutluluklar diler. PENCERE Farklý Gazete nasýl olmalý Riza Dogan/Strasburg G 19 Tekelci medyanýn ideolojik,siyasi ve kültürel hegomanyasina karþý ayakta durmaya çalýþan basýn yayým kuruluþlarý geniş halk yýðýnlarýna ve demokrasi güçlerine dayanmak zorundadýr. ünümüz iletişim teknolojisinin bas dondurucu gelişmesi gazetecilik mesleðinde de koklu göreceli deðiþimleri beraberinde getirdi. Gazetecilik hem haber ve iletişimde hem de ekonomik rekabette diðer iletişim araçlarý karþýsýnda zorlanmasý onu ekonomik ve siyasi olarak daha da baðýmlý hale getirdi.artýk günümüzde büyük uluslararasý tekellerin veya onunla iþbirliði içinde ki bir medya hakim dünya ya.bugün bir yerlere yamanmadan gazetecilik mesleðini normlarýna uygun olarak ifa eden,gücünü okurundan alan, gazete ve dergilerin sayýlarý giderek azalýyor.finans kapitalsizimin medya gücü Günümüz gelişmiş ileri teknoloji ile dünyanýn her yerinde anýnda gündem deðiþtirip gündem yaratma gücüne sahip.yeter ki bir yerlerden düðmeye birileri bassýn!...en temel basýn kurallarý ve ahlakinin bile hiçe sayýldýðý cýðýrtkanlýk,çiftesitandartlik alýp basýný gidiyor. Tekelci medyanýn ideolojik,siyasi ve kültürel hegomanyasina karþý ayakta durmaya çalýþan basýn yayým kuruluþlarý geniş halk yýðýnlarýna ve demokrasi güçlerine dayanmak zorundadýr.dar ideolojik, siyasi veya belli bir etnik veya dinsel çevreye hitap eden bir gazete baþarýsýzlýðý daha baþýnda garantilemiş olur.bu amaçlý gazetelerde çýkarýlabilir ama bu kitle gazetesi olma iddiasý taþýmamalý.türkiye de ve Avrupa da çýkan Türkiye kaynaklý gazete ve dergilerin çoðun da bu ayrýmý yapabilmek zordur.bu gazete ve dergiler Avrupa da yasayan göçmen kitlesinin,isçilerin beklentilerininiz ne kadarýna cevap verebiliyor?.hemen hemen hiç!daha kötüsü kendi dar çevresi ile diðer halk katmanlarý arasýnda kalýn duvarlar ören bir yayýn anlayýþý hakim..on yýllardýr Avrupa ya göç etmiş insanlarýn geri donusun giderek imkansýzlaþtýðý bir ortamda; çalýþtýðý is yerindeki sorunlar,sosyal yasamda karsýlaþtýðý güçlükler,geleceði konusundaki belirsizlikler devam ederken,turkiyenin gündemini bile yakalayamayan bir gazetede Avrupa da yasayan kitlenin gündemine nasýl etki milliyetçi duygularýný somuruyor. Bu manupulasyonu saðlayan devlete baðlý ve onun finanse ettiði milliyetçi ve dinci kuruluþlarýn yanisira Türk medya gücüdür.türk medyasýnýn malum çizgisini Bedii Faik 1948 de söyle ifade yapabilir.ýstanbul daki bir sendika kongresinde yaşananlar ya da sýradan bir fabrika direnişi onun beklentilerine ne kadar cevap verebilir.çoðunlukla elden satýlan bu dergiler aðýrlýklý olarak ekonomik yardim amacýyla alýnýyor.okumaya ilgisizlik genel bir olgu olmanýn yanisira bu dergi ve ya gazetelerin kendilerini surece göre yenileyememesi genel de ideolojik propaganda ve ajitasiyonla sinirli bir yayýn politikasý izlemeleri bunda belirleyici olmuştur.diðer bir deyişle alev alev yanan bu gazeteler on yýllardýr bir kývýlcýmýn tutuþturduðu etkiyi yýðýnlar üzerinde kuramamýþ,marjinalliði nerdeyse olumlu bir fark olarak çizgi haline getirmişlerdir. Türkiye devleti yurt dýþýnda çalýþan isçiye her zaman döviz kaynaðý olarak bakýyor. Bu döviz akýsýný saðlamak için de özellikle isçilerin dini inançlarý ile ediyor :Babý Ali ye geldim.elime bir kalem tutuşturup al dediler bu usturan ve efkarý umumiyeydi gösterip,iste dediler bu da müşteri Trasa baþladýk.»ellibes yýl sonra deðiþen ne Türkiye medyasýnda?!ne yazikki ilerici ve toplumcu çevrelerce çýkarýlan dergi ve gazeteler de yurtdýþýndaki göçmen kitlesine donuk yayýnlarý Türkiye ye tabi olarak ele almýþlardýr genelde.göçmen kitlesinin artýk Avrupa toplumunun bir parçasý onun temel unsurlarýndan biri olduðu gerçeðinden hareket etmemişlerdir.özelikle son yýllarda Avrupa da týrmanýþa geçen ýrkçýlýk,yabancý düþmanlýðýnýn yanisira ;emeklilik yasinin uzatýlmasý,sosyal yardýmlarýn kesilmesi,özelleştirmelere paralel olarak issizlik,ücretlerin düþüklüðü gibi sorunlar genel toplumsal bir hoþnutsuzluðu beraberinde getiriyor.bugün gündeme getirilen anki demokratik uygulamalar, hak gasplarý Avrupa boyutuyla herkesi kapsayarak genişliyor.böylesi bir süreçte demokratik hak ve ozgurlukerin kazanýlmasý ve korunmasýnda, Avrupa çapýnda çýkacak bir gazete olumlu rol oynayabilir.ancak,temel olumsuzluklardan,yanlýþlardan radikal bir şekilde uzaklasilmadikca olumlu ve iyi niyetli girişimlerle basari saðlanamaz.olumlu yenilikler eski hastalýklara yenik düşer. Yeni ve farklý bir gazete nasýl olmalý sorusuna öncelikle nasýl olmamalýdan başlayarak, cevap vermeye çalýþtým.eðer bir gazete Avrupa da ki göçmen kitlesine donuk bir gazete olacaksa özgür baðýmsýz olmalý. Demokrasinin gereðine uygun olmalý.farklý inanç,kültürden toplumsal katmanlarý demokrasi ve özgürlükler baðlamýnda birleştiren,yayýn dili,üslubu,çalýþma tarzý ile diðerlerinden farklý bir tutum sergilemelidir.konuşan,düşünen insanlarýn sesi olunmalýdýr.haberlerin doðruluðuna,taraf olunsa bile cevap hakkýna titizlikle uyulmalý,gereksiz baðýrýp çaðýrmalardan, şişinmelerden, hiç bir yarar getirmeyecek polemiklerden özellikle kaçýnýlmalýdýr.okuyucunun etrafýnda olan bitenden haberdar olmasý bütün dünya ile temasý olmalý bir gazete BILGISAYARINIZA ESIR OLMAYIN, KONTROL SIZDE OLSUN I nternet çaðýmýzýn iletiþim aracý olma yolunda hýzla ilerlemektedir.dolayýsýyla internet i reddetmek, görmemezliðe gelmek mümkün deðildir.ancak, yapýlabilecek en mantýklý þey, Ýnternet cazibelerinin sizi yönlendirmesine izin vermemeli, siz onu yönlendirmelisiniz.chat teki dostluklar cazip olabilir ancak bu durum yüz yüze iliþkileri terk etmenizi gerektirmez.her ikisi arasýnda denge oluþturmalýsýnýz. Internet te sohbeti neden tercih ettiðinizi kendinize sorunuz.verdiðiniz cevaplar kiþiler arasý iliþkilerde yaþadýðýnýz problemleri ortaya koyacaktýr.dolayýsýyla önce onlara çözüm bulmalýsýnýz. Internet in diðer faydalarýný da göz önüne almanýzý, bütün zamanýnýzý Chat e ayýrmamanýzý önerilmektedir Internet baðýmlýlýðýnýn da, aynen kumar hastalýðý gibi, insanin yaþamýný, kiþiliðini ve iliþkilerini derinden etkileyen bir rahatsýzlýk olduðu öne sürüldü. British Medical Journal adli tip dergisinde yayýnlanan araþtýrmaya göre, internete baðýmlýlýk kazananlar, kumarbazlar gibi öncelikle bu baðýmlýlýklarýný sürekli reddetmeye baþlýyor. Ailelerine ve yakýnlarýna böyle bir baðýmlýlýk içinde olmadýklarýný kanýtlamak için yalan söylemek dahil her yola baþvuran baðýmlýlar, bu konuda baský görmeye devam ederlerse dürüstlüklerini tümüyle yitirmeyi bile göze alabiliyor. Uzmanlar, tipik internet baðýmlýlarýnýn saldýrganlaþmak ve hýrçýnlaþmak gibi bir deðiþime de uðradýklarýný belirtirken, bunu da uzun saatler boyu ekran karþýsýnda kalarak, uyku düzenini kaybetmeye ve her an yorgun ve sinirli olmaya baðlýyor. Tutkunlarýnýn saðlýklarýný ciddi þekilde bozan internet, çarpýk seks, alýþveriþ ve kumar alýþkanlýklarýna da yol açabiliyor. Bunlar arasýnda sanal seks, sanal porno, sanal iliþki ve on-line kumar ve alýþveriþ hastalýðý da yer alýyor. Internetin yol açtýðý bir baþka hastalýk olarak da bilgilenme hastalýðý gösteriliyor. Uzmanlara göre, kimi insanlar da internetin bilgi yükleyen kanallarý arasýnda geze geze bu hastalýðý ediniyor. Uzmanlar, yüzde 6 ile 7 arasýndaki internet kullanýcýlarýnýn baðýmlý olabildiklerini belirtiyor. Internete tutkunun neden geliþtiði sorusuna yanýt arayan uzmanlar, sosyal ve duygusal iletiþim bozukluklarý, stres, is sýkýntýlarý, akademik yasamda ortaya çýkan sorunlar, ani gelen issizlik ve evlilik hayatýnda ortaya çýkan sarsýntýlar gibi nedenleri sayýyor. Uzmanlara göre, internet tutkunu kiþiler daha çok bu tür sorunlardan kaçýp sýðýnacak bir yer ararken bu tutkunun kollarýna düþüyor. Internet teki chat kanallarýnýn kullanýcýlar üzerindeki olumsuz etkisi de isin bir baþka boyutunu oluþturuyor. Bu kanallarda açýk kimlik belirtmeden sohbet etme ve sosyalleþme olanaðý insanlarý daha çok yalancý, iki yüzlü yaparken, bazý durumlarda suç sayýlabilecek davranýþlara bile teþvik edebiliyor.

20 Sayý 26 RENKLER 20

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979

Detaylı

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için NEDEN KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için SAP Business One çözümünü seçmelerinin nedeni 011 SAP AG. Tüm haklarý saklýdýr. SAP Business One müþterileri SAP'ye olan güvenlerini gösteriyor.000+

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr. MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA

Detaylı

21-23 Kasým 2011 Çeþme Ýzmir www.tgdfgidakongresi.com organizasyon Ceyhun Atýf Kansu Caddesi, 1386. Sokak, No: 8, Kat: 2, 06520 Balgat / Ankara T:+90 312 284 77 78 F:+90 312 284 77 79 Davetlisiniz Ülkemiz

Detaylı

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 Düþen Faizler ÝMKB yi Yýlýn Zirvesine Çýkardý Merkez Bankasý ndan gelen faiz indirimine devam sinyali bono faizini %7.25 e ile yeni dip noktasýna çekti. Buna baðlý olarak

Detaylı

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 12 1 KOBÝ'lere AB kapýsý Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 2 3 Projenin amacý nedir Yurt dýþýna açýlmak isteyen yerli KOBÝ'lerin, Lüksemburg firmalarý

Detaylı

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek söyleyemem. Ýþlerin paylaþýmý yüzünden aramýzda hep kavga

Detaylı

15 Tandem Takým Tezgahlarý ndan Ýhtiyaca Göre Uyarlanabilen Kitagawa Divizörler Kitagawa firmasýnýn, müþterilerini memnun etmek adýna, standartý deðiþtirmesi yeni bir þey deðil. Bu seferki uygulamada,

Detaylı

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR...

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR... ARA DEPOLAMA www. ekovar.com info@ ekovar.com Hilal Mah. 50. Sokak, 4. Cad. No: 8/8 Yýldýz - Çankaya / ANKARA Tel : +(90) 312 442 13 05 +(90) 312 442 11 43 Faks : +(90) 312 442 13 06 Tehlikeli Atýk Çözümünde

Detaylı

Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði www.tutevsiad.org BÝRLÝKTEN KUVVET DOÐDU TÜRK-ÇÝN EKONOMÝK VE TÝCARÝ ÝÞBÝRLÝÐÝ FORUMU NDA BÝZDE TÜTEVSÝAD OLARAK YERÝMÝZÝ ALDIK T.C. Baþbakaný Recep Tayyip Erdoðan'ýn 8-11

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn

Detaylı

BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN 2013-14 Ron BURTON U.R. 2440 Bölge Baþkaný Esat KARDIÇALI 1. Grup Baþkan Yardýmcýsý Serdar DURUSÜT Ali Ýhsan&Hande PALALI 2013-2014 Dönem Baþkaný KURULUÞ: 27.05. / CHARTER:

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

DENÝZ LÝSESÝ KOMUTANLIÐI Denizcilik tarihin en eski ve en köklü mesleðidir. Bu köklü ve þerefli mesleðin insanlarýnýn eðitimi için ilk adým atacaklarý Deniz Lisesi, bu güne kadar Türk ve dünya denizcilik

Detaylı

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

Simge Özer Pýnarbaþý

Simge Özer Pýnarbaþý Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER Sendikamýza Üye Ýþyerlerinde Çalýþanlardan Yýlýn Verimli Ýþçisi Ve Ýþvereni Seçilenlere Törenle Plaketleri Verildi 1988 yýlýndan bu yana Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nce gerçekleþtirilen

Detaylı

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi, ... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,

Detaylı

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Yargýtay Kararlarý T.C Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Davalý þirketin ayný il veya diðer illerde baþka iþyerinin

Detaylı

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle ÖNSÖZ Biliþim Sektörünün deðerli çalýþanlarý, sektörümüze katký saðlayan biliþim dostlarý, Bilindiði üzere Türkiye Biliþim Derneði, Biliþim Sektörünün geliþmesi amacýyla tam 38 yýldýr çalýþmalarýna aralýksýz

Detaylı

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 KÝMLER KATILABÝLÝR? Yarýþma, Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde veya yurtdýþýnda okuyan T.C. vatandaþlarý veya K.K.T.C vatandaþý, 35 yaþýný aþmamýþ, en az lise

Detaylı

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623 MALÝYE DERGÝSÝ ISSN 1300-3623 Temmuz - Aralýk 2007, Sayý 153 YAZI DANIÞMA KURULU Prof. Dr. Güneri AKALIN Prof. Dr. Abdurrahman AKDOÐAN Prof. Dr. Figen ALTUÐ Prof. Dr. Engin ATAÇ Prof. Dr. Ömer Faruk BATIREL

Detaylı

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz!

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! Asýlsýz iddia neden ortaya atýldý? Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! 19 Haziran 2004 tarihinde, Ovacýk Altýn Madeni ile hiçbir ilgisi olmayan Arsenik iddialarý ortaya atýlarak madenimiz

Detaylı

A D H I G B C E F 75 lik servis arabasý 100 lük servis arabasý 120 lik servis arabasý 140 lýk servis arabasý 210 luk servis arabasý Çocuk arabasý 25 lik A B C D E F 730 840 780 900 990 560 640 730 690

Detaylı

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme - 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir

Detaylı

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI MEMUR PERSONEL ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ GÖREV TANIMI Memur Personel Þube Müdürlüðü, belediyemiz bünyesinde görev yapan memur personelin özlük iþlemlerinin saðlýklý bir

Detaylı

4691 sayýlý Teknoloji Geliþtirme Bölgeleri Kanunu kapsamýnda kurulan ULUTEK TEKNOLOJÝ GELÝÞTÝRME BÖLGESÝ, Uludað Üniversitesi Görükle Kampüsü içerisinde 471.000 m2 alanda hizmet vermektedir. 2006 yýlýnda

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

Doða dan hayata... Doða dan hayata... Doða dan hayata... HAKKINDA HAKKINDA Türkiye'nin en köklü mermer ocaðý iþletmelerinden Özyýlmazlar Mermer, Aydýn Yýlmaz ve Mustafa Bener tarafýndan kurulduðu 1989

Detaylı

Depo Modüllerin Montajý Öncelikle depolarýmýzý nerelere koyabileceðimizi iyi bilmemiz gerekir.depolarýmýzý kesinlikle binalarýmýzda statik açýdan uygun olamayan yerlere koymamalýyýz. Çatýlar ve balkonlarla

Detaylı

ARTIMAGE Yapý San. ve Tic. Ltd. Þti. Orhantepe Mahallesi Sahilyolu Sok. No: 19/A Dragos-Kartal / TURKEY Tel: 0216 399 78 72 Faks: 0216 399 68 02 www.artimage.com.tr Estetiðin betonla dansý... DEKOZEMÝN

Detaylı

Sayý:14 Temmuz 2003 Çaðdaþ Sosyal Demokrasi ve Türkiye Gümrük Birliði nin Zararý 70 Milyar Dolar mý? Dünyadaki Ekonomik Dengesizlik Ceza Adaletinin Anatomisi Çanakkale Savaþlarýnýn Önemi ve Sonuçlarý Ýktisat

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI BASIN AÇIKLAMALARI Egemenler Arasý Dalaþýn Yapay Sonucu Zamlar EKONOMÝK KRÝZ VE ETKÝLERÝ 6 Aðustos 1945'te Hiroþima'ya ve 9 boyutu bulunmaktadýr. Daha temel nokta Aðustos 1945'te Nagasaki'ye

Detaylı

Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda

Detaylı

3T, metal iþleme sektöründe marka fuarlar arasýnda 3T Uluslararasý Metal Ýþleme, Kalýp, Otomasyon Teknolojileri ve Yan Sanayi Ürünleri Fuarý 15-18 Mayýs 2008 tarihleri arasýnda Ýzmir Kültürpark Uluslararasý

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde)

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde) V KAMU MALÝYESÝ 71 72 KAMU MALÝYESÝ Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. A. KONSOLÝDE BÜTÇE UYGULAMALARI 1. Genel Durum 1996 yýlýnda yüzde 26.4 olan

Detaylı

KPSS PUANLARI. Avrupa Birliði Genel Sekreterliði. Atama Yapýlacak Kadro Unvaný: Avrupa Birliði Uzman Yardýmcýsý ( Uluslararasý Ýliþkiler )

KPSS PUANLARI. Avrupa Birliði Genel Sekreterliði. Atama Yapýlacak Kadro Unvaný: Avrupa Birliði Uzman Yardýmcýsý ( Uluslararasý Ýliþkiler ) KPSS PUANLARI AÇIKLAMALAR: Bu tabloda daha az yerde daha fazla bilgi verebilmek için bazý kýsaltmalar yapýlmýþtýr. Testlere verilecek aðýrlýklar gösterilirken testler harflerle ifade edilmiþtir. Harflerin

Detaylı

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez?

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez? 5. SINIF COÞMY SORULRI 1. 1. BÖLÜM DÝKKT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. Kazan Bardak Tam dolu kazandan 5 bardak su alýndýðýnda kazanýn 'si boþalmaktadýr. 1 12 Kazanýn

Detaylı

15 NİSAN 2010 PERŞEMBE ESNAF PAKETİ SAYI 8

15 NİSAN 2010 PERŞEMBE ESNAF PAKETİ SAYI 8 15 NİSAN 2010 PERŞEMBE ESNAF PAKETİ SAYI 8 Türkiye Esnaf ve Sanatkarlarý Konfederasyonu (TESK) Baþkaný Bendevi Palandöken: Bu plan 1 yýl içinde sýkýntýlarýmýza çare olur TESK Baþkaný Bendevi Palandöken,

Detaylı

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 'HEDEFÝMÝZ EN BÜYÜK 10 EKONOMÝ ARASINA GÝRMEK' Baþbakanýmýz, Ulusa Sesleniþ konuþmasýnda Türkiye'nin potansiyelinin de hedeflerinin de büyük

Detaylı

Türkiye nin teori ile pratiði en iyi birleþtiren, iþ dünyasýnýn gereksinimlerine en uygun hazýrlanan, nda yeni dönem baþlýyor. HR DERGÝ tarafýndan 1996 yýlýndan beri düzenlenen bu programý daha önce tamamlayanlar,

Detaylı

Yeni zirvelere doðru, mükemmellikle... ÝNÞAAT, TAAHHÜT VE MÜHENDÝSLÝK GÜÇLÜ BAÞLADI GÜCÜNE GÜÇ KATARAK DEVAM EDÝYOR! Deðerlerimiz Vizyonumuz Mevcut kültür, iþ ahlaký ve deðerlerini muhafaza ederken, tüm

Detaylı

PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN

PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN YAZ OKULU Çocuklarýnýza YAZ KEYFiNi GYM PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN ONLINE KAYIT facebook.com/gympark instagram.com/gym_park twitter.com/gym park info@gympark.com.tr www.gympark.com.tr 0 236 233 00 55 0

Detaylı

OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ

OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ com Hakkýmýzda Firma Hakkýnda Otomasyon sektörünün önde gelen firmalarýndan olan ECM ENDÜSTRÝYEL OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ, kurulduðu tarihten bu yana uzmanlaþtýðý her alanda, ülkemizde

Detaylı

ACADEMY FRANCHISE AKADEMÝSÝ FRANCHISE ALIRKEN VERÝRKEN ÝÞLETÝRKEN. bilgi kaynaðýnýz. iþbirliði ile

ACADEMY FRANCHISE AKADEMÝSÝ FRANCHISE ALIRKEN VERÝRKEN ÝÞLETÝRKEN. bilgi kaynaðýnýz. iþbirliði ile ACADEMY FRANCHISE ALIRKEN VERÝRKEN ÝÞLETÝRKEN bilgi kaynaðýnýz iþbirliði ile WORLD FRANCHISE COUNCIL ÜYESÝDÝR EUROPEAN FRANCHISE FEDERATION ÜYESÝDÝR ACADEMY Giriþ Giriþ Franchise, perakendecilikte çaðýmýzýn

Detaylı

NASIL BÝR GELÝR VERGÝSÝ SÝSTEMÝ? ÇALIÞTAYI DEÐERLENDÝRME RAPORU 16 NÝSAN 2010 TÜSÝAD VERGÝ ÇALIÞMA GRUBU TOPLANTILAR SERÝSÝ-I Aralýk 2011 Yayýn No: TÜSÝAD-T/2011-12/520 Meþrutiyet Caddesi, No: 46 34420

Detaylı

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller:

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller: Ayna-Gazetesi-renksiz-11-06.qxp 26.10.2006 23:39 Seite 2 Çocuklarda Ateþ Deðerli Ayna okuyucularý, bundan böyle bu sayfada sizleri saðlýk konusunda bilgilendireceðim. Atalarýmýz ne demiþti: olmaya devlet

Detaylı

NASIL BÝR GELÝR VERGÝSÝ SÝSTEMÝ? ÇALIÞTAYI DEÐERLENDÝRME RAPORU 16 NÝSAN 2010 TÜSÝAD VERGÝ ÇALIÞMA GRUBU TOPLANTILAR SERÝSÝ-I Aralýk 2011 Yayýn No: TÜSÝAD-T/2011-12/520 Meþrutiyet Caddesi, No: 46 34420

Detaylı

rm o f t a l ip j o l o n ek gýda T a d ý G m için ya þ a i ye Türk u ulusal GIDA TEKNOLOJÝ PLATFORMU y a þ a m i ç i n g ý d a Kaynak: 2010 Envanteri (TGDF) Gýda Sektörü 73.722.988 nüfus Hane halký gýda

Detaylı

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ 210 ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ Örnek Restorasyonlar Sergisi Vakýf eseri için restorasyon, adeta ikinci bahar demektir. Zor, çetin ve ince bir iþtir. Bu nedenle, tarihi ve kültürel deðerlerimizin baþarýlý

Detaylı

Araþtýrma Hazýrlayan: Ebru Kocamanlar Araþtýrma Uzman Yardýmcýsý Gýda Ürünlerinde Ambalajýn Satýn Alma Davranýþýna Etkisi Dünya Ambalaj Örgütü nün açýklamalarýna göre dünyada ambalaj kullanýmýnýn %30 unu

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZIN XXV.OLAÐAN GENEL KURUL TOPLANTISI YAPILDI Devlet Bakanýmýz ve üye kuruluþ temsilcilerimiz Genel Kurulu izlerken Sendikamýz TÜHÝS'in XXV.Olaðan Genel Kurul Toplantýsý

Detaylı

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN Kanun Numarasý : 3620 Kabul Tarihi : 28/3/1990 Resmi Gazete : Tarih: 6/4/1990 Sayý: 20484 Dýþ Ýliþkiler MADDE 1- Türkiye Büyük

Detaylı

Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri.

Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri. Sessizliktir Her Þeyin Ötesi Aldous Huxley Hani, sýradan hayatlar vardýr; bir ucu hiçliðe yolcu; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn sessizliðini akseder suretleri. O suretlerin en dokunaklý sessizliðini, hiçliðini

Detaylı

Motor kademeleri ile otomasyon seviyeleri arasýnda akýllý baðlantý Akýllý Baðlantý Siemens tarafýndan geliþtirilen SIMOCODE-DP iþlemcilerin prozeslerinin hatasýz çalýþmasýný saðlamak için gerekli tüm temel

Detaylı

17-19 Aralýk 2010 Miracle Resort Hotel, Antalya 17-19 Aralýk 2010 - Miracle Resort Hotel, Antalya Deðerli Meslektaþýmýz, Kanser tedavisindeki hýzlý deðiþim ve geliþme farklý alanlarda uzmanlaþmýþ hekimlerin

Detaylı

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM 7. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? 2 1 1 2 A) B) C) D) 3 2 3

Detaylı

AVRUPA BÝRLÝÐÝ EÐÝTÝM VE GENÇLÝK PROGRAMLARI MERKEZÝ BAÞKANLIÐI GENÇLÝK PROGRAMI. Gençlik Programý 2007-2013. Gençlik

AVRUPA BÝRLÝÐÝ EÐÝTÝM VE GENÇLÝK PROGRAMLARI MERKEZÝ BAÞKANLIÐI GENÇLÝK PROGRAMI. Gençlik Programý 2007-2013. Gençlik AVRUPA BÝRLÝÐÝ EÐÝTÝM VE GENÇLÝK PROGRAMLARI MERKEZÝ BAÞKANLIÐI 2007-2013 GENÇLÝK PROGRAMI Gençlik Avrupa Komisyonu tarafýndan gençler için uygulamaya konmuþ bir programdýr.bu program Avrupalý gençlerin

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 10, Romalýlar Mektubu, Onuncu bölüm «Tanrý nýn Mesih e iman yoluyla insaný doðruluða eriþtirmesi» A. Romalýlar Mektubu nun onuncu bölümünü okuyun. Özellikle

Detaylı

BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN KURULUÞ: 27.05. / CHARTER: 21.06. / KULÜP NO: 83357 BAÞLIKLAR : 198. TOPLANTIMIZ - Terzioðlu Çiftliði Brunch En iyi bireyler kendilerinden çok ait olduðu toplumu düþünen, onun

Detaylı

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI Yarýþmanýn Amacý 1. ÝTHÝB 1.ÝTHÝB Teknik Tekstiller Proje Yarýþmasý, Ýstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Ýhracatçýlarý Birliði'nin Türkiye Ýhracatçýlar Meclisi'nin katkýlarýyla Türkiye'de teknik tekstil sektörünün

Detaylı

Organizatör Firma Cebeci Cad. No:54 Akatlar 34335 Ýstanbul Tel:0212 351 68 48 (pbx) Faks:0212 351 59 33 E-Posta: tculha@grem.com.tr BAHÇEÞEHÝR ÜNÝVERSÝTESÝ BEÞÝKTAÞ KAMPÜSÜ 11-12 Haziran 2008 SUNUM DOSYASI

Detaylı

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005 basýnda odamýz basýnda odamýz basýnda odamýz Ocak/ Dizayn Ýnfo Dergisinin 9. sayýsýnda "Makina Mühendisleri Odasý'na TÜRKAK'tan Akreditasyon Sertifikasý" baþlýklý haber yayýnlandý. 05.02.2005 Oda Baþkaný

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

www. adana.smmmo.org.tr

www. adana.smmmo.org.tr Adres Güzelyalý Mahallesi 81093 Sokak No : 14 Çukurova / ADANA Telefon 0 322 232 99 03 0 322 232 99 04 0 322 232 99 06 0 322 232 38 00 Faks 0 322 232 99 08 www. adana.smmmo.org.tr SEMPOZYUMUN AMACI SEMPOZYUMUN

Detaylı

Ýlknur Menlik TGDF Kurumsal Ýletiþim Direktörü TGDF 24 sektörel üye dernek Türkiye Gýda ve Ýçecek Sanayisinin Üretim, Ýstihdam, Ýhracat ve ithalatýnýn %95 ni temsil etmekte Food Drink Europe TGDF 2006

Detaylı

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý 16 Haziran ve 23 Haziran 2002 tarihlerinde yapýlan Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) ve Yabancý Dil Sýnavý (YDS) sonuçlarýna aðýrlýklý

Detaylı

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ ÝKK TOPLANTISI ÞUBEMÝZDE GERÇEKLEÞTÝRÝLDÝ 4 Kasým 2010 tarihinde ÝKK toplantýsý Þubemizde gerçekleþtirildi. ÞUBEMÝZ SOSYAL ETKÝNLÝKLER KOMÝSYONU TOPLANDI Þubemiz sosyal etkinlikler komisyonu 05 Kasým 2010

Detaylı

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý NOT : Bu bölüm önümüzdeki günlerde Prof.Dr. Hüner Þencan ýn incelemesinden sonra daha da geliþtirilerek son halini alacaktýr. Zaman kaybý olmamasý için büyük ölçüde- tamamlanmýþ olan bu bölüm web e konmuþtur.

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI HANGÝ OKULDA OKUMAK ÝSTEDÝÐÝNE KARAR VERDÝN MÝ? Genel Liseler Fen Liseleri Sosyal Bilimler Anadolu Spor Güzel Sanatlar Askeri

Detaylı

Iletisim ve Lisan Enstitusu

Iletisim ve Lisan Enstitusu . Iletisim ve Lisan Enstitusu..... Biz Kimiz? Institute of Communication and Languages (ICL), önceki adýyla Ýki Toplumlu Mesleki Ýngilizce Destek Programý, nitelikli Ýngilizce, kültürlerarasý iletiþim

Detaylı

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR FÝYATI: Okuyana Beleþ OFSAYT 2 Þinasi ile HAYATIN ÖTE YANI HAFTANIN SORUSU Devane den MURTAZA Yav Þinasi Aðabey, bu CHP de Saim Topgül

Detaylı

Eisenhower'dan Reagan'a Jules Feiffer'ýn Amerikasý

Eisenhower'dan Reagan'a Jules Feiffer'ýn Amerikasý 39 Jules Feiffer's America Jules Feiffer Eisenhower'dan Reagan'a Jules Feiffer'ýn Amerikasý Levent Gönenç Elinizde tuttuðunuz bu kitap bugüne kadar Amerikan toplumu üzerine yapýlmýþ en yetkin sosyolojik

Detaylı

BAÐCILAR BELEDÝYESÝ KÜLTÜR YAYINLARI DÝZÝSÝ NO: 108

BAÐCILAR BELEDÝYESÝ KÜLTÜR YAYINLARI DÝZÝSÝ NO: 108 BAÐCILAR BELEDÝYESÝ KÜLTÜR YAYINLARI DÝZÝSÝ NO: 108 BAÐCILAR BELEDÝYESÝ KÜLTÜR YAYINLARI DÝZÝSÝ NO: 108 KÜLTÜR YAYINLARI DÝZÝSÝ NO: 108 Tashih Ekrem KAFTAN Tasarým Ayþe ERGÜL Baský Seçil Ofset Ltd. Þti.

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 13 OCAK 2011 Bu program, Avrupa Birliði ve Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan finanse edilmektedir. YENÝLÝKÇÝ YÖNTEMLERLE KAYITLI ÝSTÝHDAMIN

Detaylı

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi 1 Özet Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi Mehmet Ali MALAS, Osman SULAK, Bahadýr ÜNGÖR, Esra ÇETÝN, Soner ALBAY Süleyman Demirel

Detaylı

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odasý Faaliyet ve Tanýtým Dergisi Yýl: 2015 Sayý: 186 1 Ýçindekiler 9 53 74 18 KUTSO Kütahya Ticaret ve Sanayi Odasý Ocak-Haziran 2015 Yýl :13 Sayý : 186 Üç ayda bir yayýnlanýr.

Detaylı

Fiilen 1987, resmen ise 1992 Yýlýnda Adapazarý nda kuruldu. Kýsa sürede büyüyerek dünyanýn önde gelen Alçak Gerilim Þalt Cihazlarý üreticileri arasýnda yerini aldý. 25. 000 m 2 si kapalý alan olmak üzere

Detaylı

TÜRKÝYE MÝLLÝ PEDÝATRÝ DERNEÐÝ 2. KIÞ ZÝRVESÝ. 6-8 Mart 2008 DEDEMAN OTEL PALANDÖKEN - ERZURUM

TÜRKÝYE MÝLLÝ PEDÝATRÝ DERNEÐÝ 2. KIÞ ZÝRVESÝ. 6-8 Mart 2008 DEDEMAN OTEL PALANDÖKEN - ERZURUM TÜRKÝYE MÝLLÝ PEDÝATRÝ DERNEÐÝ 2. KIÞ ZÝRVESÝ 6-8 Mart 2008 DEDEMAN OTEL PALANDÖKEN - ERZURUM TÜRKÝYE MÝLLÝ PEDÝATRÝ DERNEÐÝ 2. KIÞ ZÝRVESÝ Deðerli Meslektaþlarýmýz, Türkiye Milli Pediatri Derneði 2. Kýþ

Detaylı