DĠYARBAKIR ĠLĠ TARIM, SANAYĠ VE HĠZMET SEKTÖRLERĠNĠN ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠK VE MAKRO DÜZEY KÜMELENME ANALĠZĠ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DĠYARBAKIR ĠLĠ TARIM, SANAYĠ VE HĠZMET SEKTÖRLERĠNĠN ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠK VE MAKRO DÜZEY KÜMELENME ANALĠZĠ"

Transkript

1 DĠYARBAKIR ĠLĠ TARIM, SANAYĠ VE HĠZMET SEKTÖRLERĠNĠN ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠK VE MAKRO DÜZEY KÜMELENME ANALĠZĠ 1

2 2

3 ĠÇĠNDEKĠLER KISALTMALAR PROJEDEN SORUMLU KOSGEB BĠRĠMĠ.. 8 PROJE EKĠBĠ GÖRÜġLERĠYLE YÖN VEREN KURUMLAR.. 9 ÖNSÖZLER YÖNETĠCĠ ÖZETĠ GEREKÇELENDĠRME. 17 GĠRĠġ ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ AraĢtırmanın Gerekçeleri Uluslararası Planlamalarda Diyarbakır a ĠliĢkin Stratejilerin Analizi Ulusal Planlamalarda Diyarbakır a ĠliĢkin Stratejilerin Analizi Yüksek Planlama Kurulu (YPK) ve Devlet Planlama TeĢkilatı (DPT) Cazibe Merkezleri Programı Kararları AraĢtırmanın AĢamaları AraĢtırmanın Genel YaklaĢımı ve Vizyonunun Belirlenmesi (1. AĢama) AraĢtırmanın Pilot GörüĢmeleri ve Ön Mülakatların Yapılaması (2. AĢama) Kapsamlı Literatür Taramasının GerçekleĢtirilmesi (3. AĢama) Birincil Veri Toplama Yöntemi ile Verilerin Toplanması (4. AĢama) Odak Grup Toplantıları ile Verilerin Toplanması (Focus Group) Yarı-Yapılı Yüz-Yüze Anket Yöntemi ile Verilerin Toplanması Yarı-Yapılı Derinlemesine Mülakat Tekniği ile Verilerin Toplanması Katılımlı Gözlem ile Verilerin Toplanması Saha AraĢtırmalarından Toplanan Verilerin Analizi (5. AĢama) Elmas Modeli ile Verilerin Analizi Yöntemi Makro Düzey Kümelenme ile Verilerin Analizi Yöntemi Analiz Sonuçlarının Yorumlanması ve Proje Önerilerinin Tespiti (6. AĢama) DĠYARBAKIR ĠLĠNDE FAALĠYET GÖSTEREN TARIM SEKTÖRÜNÜN ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠK ANALĠZĠ Et ve Et Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Et ve Et Ürünleri Sektörünün Önemi Et ve Et Ürünleri Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Et ve Et Ürünleri Sektörünün Değer Zinciri Dünya Genelinde Et ve Et Ürünleri Sektörünün Durumu Dünya Genelinde Hayvancılık ve Et ve Et Ürünleri Üretimi Avrupa Birliği (AB) nde Et ve Et Ürünleri Üretimi Türkiye de Et ve Et Ürünleri Sektörünün Durumu Türkiye de Tarımsal ĠĢletmelerde Et Hayvancılığı Yapısı Et ve Et Ürünleri Üreten ĠĢletmelerin Yapısı Türkiye de Et ve Et Ürünleri Üretimi ve Verimi Diyarbakır da Et ve Et Ürünleri Sektörünün Durumu Diyarbakır da Et ve Et Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır Et ve Et Ürünleri Sektörü Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Et ve Et Ürünleri Sektörü Talep KoĢulları Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Et ve Et Ürünleri Sektörü Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Et ve Et Ürünleri Sektörü Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Et ve Et Ürünleri Sektörü Devletin Rolü Sonuç ve Öneriler Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Önemi Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Değer Zinciri Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Durumu Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri Üreten Önemli Ülkeler Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri Tüketimi ve Büyüme Oranı 84 3

4 Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri SatıĢ Kanalları Süt ve Süt Ürünlerinde BaĢlıca Ġthalatçı Ülkeler Süt ve Süt Ürünlerinde BaĢlıca Ġhracatçı Ülkeler Dünya Genelinde Yıllık KiĢi BaĢına Ġçme Sütü Tüketimi Dünya Üretici Süt Fiyatları Avrupa Birliği (AB) nde Süt ve Süt Ürünleri Üretimi Türkiye de Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Durumu Türkiye de Tarımsal ĠĢletmelerde Süt Hayvancılığı Yapısı Süt ve Süt Ürünleri Üreten ĠĢletmelerin Yapısı Türkiye de Süt ve Süt Ürünleri Üretimi ve Verimi Türkiye Süt ve Süt Ürünleri Ġhracat Portföyü Türkiye Süt ve Süt Ürünleri Ġthalat Portföyü Süt ve Süt Ürünleri Ġç Tüketim Yapısı Süt ve Süt Ürünlerinin Tüketiminde Tüketici DavranıĢları Süt ve Süt Ürünlerinin Arz-Talep-Fiyat Yapısı Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Yem Fiyatları Diyarbakır da Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Durumu Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Uluslar arası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Talep KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢların Rekabetçilik Düzeyi Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Firma Stratejileri ve Rekabet Yapısı Rekabetçilik Düzeyi Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Devletin Rolü Rekabetçilik Düzeyi Sonuç ve Öneriler DĠYARBAKIR ĠLĠNDE FAALĠYET GÖSTEREN SANAYĠ SEKTÖRLERĠNĠN ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠK ANALĠZĠ Mermercilik Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Mermercilik Sektörünün Önemi Mermercilik Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Mermer Sektörünün Değer Zinciri Mermerin Kullanım Alanları Dünya Mermercilik Sektörünün Durumu Türkiye nin Mermer Sektörünün Yapısı Diyarbakır Ġli Mermer Sektörünün Durumu Diyarbakır Mermercilik Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır Mermercilik Sektörü Girdi KoĢulları Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Mermercilik Sektörü Talep KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Mermercilik Sektörü Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Mermercilik Sektörü Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Mermercilik Sektörü Devletin Rolü Rekabetçilik Düzeyi Sonuç ve Öneriler ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Önemi ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Değer Zinciri Dünya Genelinde ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Türkiye Genelinde ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Türkiye nin ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Ġhracatı Diyarbakır da ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Talep KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Ġlgili ve Destekleyici 4

5 KuruluĢların Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Devletin Rolü Rekabetçilik Düzeyi Sonuç ve Öneriler Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Önemi Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Değer Zinciri Dünyada Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörü Türkiye de Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörü Diyarbakır da Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörü Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Uluslar arası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörü Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörü Talep KoĢullarının Rekabetçilik Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörü ĠliĢkili ve Destekleyici KuruluĢların Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörü Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörü Devletin Rolü Rekabetçilik Düzeyi Sonuç ve Öneriler Tekstil ve Hazır Giyim Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Önemi Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Değer Zinciri Analizi Dünya Tekstil ve Hazırgiyim Sektörü Türkiye Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Durumu Diyarbakır Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Durumu Tekstil ve Hazır Giyim Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Tekstil- Hazırgiyim Sektörü Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Tekstil- Hazırgiyim Sektörü Talep KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢların Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Tekstil ve Hazırgiyim Sektörü Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Tekstil ve Hazırgiyim Sektörü Devletin Rolü Rekabetçilik Düzeyi Sonuç ve Öneriler DĠYARBAKIR ĠLĠNDE FAALĠYET GÖSTEREN HĠZMET SEKTÖRLERĠNĠN ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠK ANALĠZĠ Turizm Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Turizm Sektörünün Önemi Turizm Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Turizm Sektörünün Değer Zinciri Analizi Dünya Genelinde Turizm Sektörünün Durumu Türkiye Genelinde Turizm Sektörünün Durumu Diyarbakır da Turizm Sektörü Faaliyetleri Diyarbakır Ġli Turizm Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır Turizm Sektörü Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Turizm Sektörü Talep KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Turizm Sektörü Ġlgili ve Destekleyici Kurumların Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Turizm Sektörü Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Turizm Sektörü Devletin Rolü Rekabetçilik Düzeyi Sonuç ve Öneriler

6 4.2 Ticaret Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Dünya Genelinde Ticaret Sektörünün Durumu Türkiye de Ticaret Sektörünün Durumu Türkiye de Ticarette Öne Çıkan Kentlerin Özellikleri Diyarbakır Ticaret Sektörünün Durumu Diyarbakır Ġli Ticaret Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır Ticaret Sektörü Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Ticaret Sektörü Talep KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Ticaret Sektörü Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢların Rekabetçilik Düzeyi Diyarbakır Ticaret Sektörü Firma Stratejisi ve Rekabetçilik Yapısı Diyarbakır Ticaret Sektörü Devletin Rolü Rekabetçilik Yapısı Sonuç ve Öneriler DĠYARBAKIR DA FAALĠYET GÖSTEREN KULUÇKA SEKTÖRLERĠN STRATEJĠK ANALĠZĠ Diyarbakır da Faaliyet Gösteren BiliĢim Sektörünün Stratejik Analizi Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Ġpekçilik Sektörünün Stratejik Analizi Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Örtü Altı Tarım Sektörünün Stratejik Analizi Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Un ve Unlu Mamuller Sektörünün Stratejik Analizi SEKTÖREL STRATEJĠK MODELLEME UYGULAMALARI VE MAKRO DÜZEY KÜMELENME ANALĠZĠ Diyarbakır a Yönelik Küresel Stratejiler ve Senaryolar Küresel Ekonomi Ġçinde Türkiye ve Diyarbakır ın Yeri Enerji Sektörü ile Ġlgili Küresel Senaryolar ve Eğilim Ġleri Teknoloji ve ĠletiĢim Sektörü ile Ġlgili Senaryolar ve Eğilim Temel Sektörlere Yönelik Küresel Stratejiler Tarım Sektörü ile Ġlgili Senaryolar ve Eğilim Ġmalat Endüstrisi ile Ġlgili Senaryolar ve Eğilim Hizmet Sektörü ile Ġlgili Senaryolar ve Eğilim Küresel Ekonomi Ġçinde Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Sektörlerin Rekabetçilik Düzeyinin BütünleĢik Analizi Mermercilik Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Turizm Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Ticaret Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Et ve Et Ürünleri Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Diyarbakır ın Öz Yetenek (Core Competence) Odaklı Makro Düzey Kümelenme Analizi Makro Düzey Kümelenme için Organik Oyuncuların Analizi GENEL DEĞERLENDĠRME VE PROJE ÖNERĠLERĠ KAYNAKÇA

7 KISALTMALAR AIEST : Uluslararası Bilimsel Turizm Uzmanları Birliği ASÜD : Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği BMDTÖ : BirleĢmiĢ Milletler Dünya Turizm Örgütü BOI : Biyokimyasal Oksijen Ġhtiyacı B2B : ĠĢletmeden ĠĢletmeye Ticaret ÇHC : Çin Halk Cumhuriyeti DESOB : Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği DĠGĠAD : Diyarbakır GiriĢimci ĠĢadamları Derneği DĠKTUM- DER : Diyarbakır Kültür Turizm ve Musiki Derneği DĠSĠAD : Diyarbakır Sanayici ve ĠĢadamları Derneği DĠTĠB : Diyarbakır Ticaret Borsası DMD : Diyarbakır Mermerciler ve Madenciler Derneği DOGÜNSĠFED : Doğu Güneydoğu Sanayici ve ĠĢ Adamları Dernekleri Federasyonu DOSB : Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi DPT : Devlet Planlama TeĢkilatı DTSO : Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası DTSO : Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası EBK : Et ve Balık Kurumu FAO : BirleĢmiĢ Milletler Tarım Örgütü FAOSTAT : BirleĢmiĢ Milletler Tarım Örgütü Ġstatistik Birimi GAP : Güneydoğu Anadolu Projesi GBOK : Gümrük Birliği Ortak Komitesi GSYĠH : Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla GSMH : Gayri Safi Milli Hâsıla GÜNSĠAD : Güneydoğu Sanayici ve ĠĢadamları Derneği IACS : Entegre Ġdare ve Kontrol Sistemi IPARD : Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı ISIC : Uluslararası Standart Sanayi Sınıflama ISO : Uluslararası Kalite Standartları Örgütü ĠGEME : Ġhracatı GeliĢtirme Etüt Merkezi KĠT : Kamu Ġktisadi TeĢekkülü KKGM : Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü KKO : Kapasite Kullanım Oranı KKYDP : Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı KOI : Kimyasal Oksijen Ġhtiyacı KOSGEB : Küçük ve Orta Ölçekli ĠĢletmeleri GeliĢtirme ve Destekleme Ġdaresi BaĢkanlığı LPIS : Arazi Parsel Tanımlama Sistemi MTA : Maden Tetkik ve Arama Müdürlüğü OECD : Ekonomik ĠĢbirliği ve Kalkınma Örgütü OSGĠAD : Ortadoğu Sanayici Genç ĠĢadamları Derneği OTP : Ortak Tarım Politikası REUP : Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi Politika Yardımları ġubesi SEK : Süt Endüstrisi Kurumu TKB : Türkiye Kalkınma Bankası A.ġ TKĠB : Tarım ve Köy ĠĢleri Bakanlığı TOKĠ : Toplu Konut Ġdaresi TSE : Türk Standartları Enstitüsü TÜBĠDER : BiliĢim Sektörü Derneği Diyarbakır ġubesi TÜGEM : Tarımsal Üretim ve GeliĢtirme Genel Müdürlüğü TÜĠK : Türkiye Ġstatistik Kurumu WANA : Ortadoğu e Kuzey Afrika Bölgesi WHO : Dünya Sağlık Örgütü YPK : Yüksek Planlama Kurulu 7

8 PROJEDEN SORUMLU KOSGEB BĠRĠMĠ KOSGEB Strateji GeliĢtirme ve Mali Hizmetler Dairesi BaĢkanlığı KOSGEB Diyarbakır Hizmet Merkezi Müdürlüğü KOSGEB KOORDĠNASYON EKĠBĠ Hüseyin Tüysüz : KOSGEB BaĢkan Yardımcısı Ahmet Karakoç : KOSGEB Strateji GeliĢtirme ve Mali Hizmetler Dairesi BaĢkanı Said ġahiner : KOSGEB Diyarbakır Hizmet Merkezi Müdürü Mehmet Fidan : KOSGEB Diyarbakır Hizmet Merkezi KOBĠ Uzmanı EĢref Çakar : KOSGEB Diyarbakır Hizmet Merkezi DıĢ Uzman PROJE EKĠBĠ Doç. Dr. Hakkı Eraslan : Iconomy Group Prof. Dr. Murat Kasımoğlu : Iconomy Group Prof. Dr. Ġsmail Bakan : Iconomy Group Av. Cem Caner Öztürk : Iconomy Group Dr. Handan Aydın : Iconomy Group PROJE YEREL EKĠBĠ Prof. Dr. Hamdi Temel : Dicle Üniversitesi Doç. Dr. Sait Kıngır : Dicle Üniversitesi Öğr. Gör. Ahmet Akaydın : Dicle Üniversitesi AraĢ. Gör. Osman Eroğlu : Dicle Üniversitesi AraĢ. Gör. Ömer Dülek : Dicle Üniversitesi PROJE SAHA KOORDĠNASYON EKĠBĠ M. Nezir GüneĢ : Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Meryem Aydın : Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Ġdil Güven : Diyarbakır Ticaret Borsası (DĠTĠB) Cahit Atlı : Türk Standartları Enstitüsü (TSE) 8

9 GÖRÜġLERĠ ĠLE YÖN VEREN KAMU KURUMLARI Diyarbakır Valiliği Bağlar Kaymakamlığı Kayapınar Kaymakamlığı Sur Kaymakamlığı YeniĢehir Kaymakamlığı Bismil Kaymakamlığı Çermik Kaymakamlığı Çınar Kaymakamlığı ÇüngüĢ Kaymakamlığı Dicle Kaymakamlığı Eğil Kaymakamlığı Ergani Kaymakamlığı Hani Kaymakamlığı Hazro Kaymakamlığı Kocaköy Kaymakamlığı Kulp Kaymakamlığı Lice Kaymakamlığı Silvan Kaymakamlığı KOSGEB Diyarbakır Hizmet Merkezi Müdürlüğü Diyarbakır TSE Temsilciliği Karacadağ Kalkınma Ajansı Tarım Ġl Müdürlüğü Maden Tetkik Arama Bölge Müdürlüğü Sanayi ve Ticaret Ġl Müdürlüğü Ġl Çevre ve Orman Müdürlüğü ĠġKUR Ġl Müdürlüğü Ġl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Diyarbakır Ġl Koordinatörlüğü GÖRÜġLERĠ ĠLE YÖN VEREN SĠVĠL TOPLUM KURULUġLARI Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Diyarbakır Ticaret Borsası (DĠTĠB) Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Doğu Güneydoğu Sanayici ve ĠĢ Adamları Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSĠFED) Diyarbakır GiriĢimci ĠĢadamları Derneği (DĠGĠAD) Diyarbakır Sanayici ve ĠĢadamları Derneği (DĠSĠAD) Güneydoğu Sanayici ve ĠĢadamları Derneği (GÜNSĠAD) Ortadoğu Sanayici Genç ĠĢadamları Derneği (OSGĠAD) Diyarbakır Mermerciler ve Madenciler Derneği (DMD) BiliĢim Sektörü Derneği Diyarbakır ġubesi (TÜBĠDER) Diyarbakır Kültür Turizm ve Musiki Derneği (DĠKTUM- DER) Müstakil Sanayici ve ĠĢadamları Derneği Diyarbakır ġubesi (MÜSĠAD) GÖRÜġLERĠ ĠLE YÖN VEREN MAHALLĠ ĠDARELER Diyarbakır Ġl Özel Ġdaresi Genel Sekreterliği 9

10 GÖRÜġLERĠ ĠLE YÖN VEREN BĠLGĠ ÜRETEN KURUMLAR Dicle Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Güneydoğu Anadolu Tarımsal AraĢtırma Enstitüsü GÖRÜġLERĠ ĠLE YÖN VEREN KAMU ÖZEL ORTAKLIĞI (PRIVATE PUBLIC PARTNERSHIP- PPP) Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (DOSB) Müdürlüğü GÖRÜġLERĠ ĠLE YÖN VEREN ÖZEL SEKTÖRLER Tarım Sektörü ĠĢletmeleri Sanayi Sektörü ĠĢletmeleri Hizmet Sektörü ĠĢletmeleri GÖRÜġLERĠ ĠLE YÖN VEREN UZMANLAR Prof. Dr. Cengiz Yalçın : Dicle Üniversitesi Prof. Dr. Kemal Sönmez : Dicle Üniversitesi Prof. Dr. Selim Erdoğan : Dicle Üniversitesi Doç. Dr. Davut Karaaslan : Dicle Üniversitesi Doç. Dr. Fırat Aydın : Dicle Üniversitesi Doç. Dr. Kemal Akkılıç : Dicle Üniversitesi Doç. Dr. Mustafa Ayhan : Dicle Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Askeri KarakuĢ : Dicle Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. M. ġefik Ġmamoğlu : Dicle Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yıldırım : Dicle Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Yusuf Selim Ocak : Dicle Üniversitesi Dr. Mehtap Gülsün Kılıç : Dicle Üniversitesi Mehmet Aslan : Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası 10

11 ÖNSÖZ Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı, görece az geliģmiģ bölgelerde, büyüme ve çevrelerine hizmet verme potansiyeli yüksek kent merkezlerinin, mevcut kamu yatırımlarına ilave olarak sağlanan stratejik proje ve faaliyet destekleriyle ekonomik ve sosyal kalkınmasına ivme kazandırılmasını ve nihayetinde kalkınmanın çevre merkezlere de yayılarak iç göçün kendi bölgesi içinde tutulmasını amaçlayan bir proje olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, Diyarbakır Bölgesinde Faaliyet Gösteren Tarım, Sanayi ve Hizmet Sektörlerinin Uluslararası Rekabetçilik ve Makro Düzey Kümelenme Analizi baģlıklı bu çalıģma Diyarbakır da sektörlerin geleceğe yönelik olarak sağlıklı yapılanması ve sürdürülmesi noktasında stratejik önem taģımaktadır. ÇalıĢma ile iģ dünyasının temel sorunları bilimsel ve stratejik olarak daha sağlıklı teģhis edilmiģtir. Gelecek için rekabetçi iģletmelerin oluģturulması konusunda bu çalıģmaların, tetikleyici bir fonksiyon üstlenebileceğini düģünmekteyiz. Bu aģamadan sonra sektörlerin geliģmesi, elde edilen verilere dayandırıldığı takdirde iģ dünyasının yararına çok ciddi projeler üretilmesi söz konucu olabilecektir. Özellikle yerel iģletmelerin iģ sistemleri küresel alanda ortaya çıkan kârlı ve etkin iģ modelleri ile rekabet edebilecek konuma gelecektir. Bu çalıģmadan elde edilen bulguların sonuçlarına spesifik olarak baktığımız zaman; Diyarbakır iģ dünyası ile ilgili olarak yapılmıģ kapsamlı çalıģmalardan biri olarak değerlendirilebilir. Öncelikli olarak, Diyarbakır için önemli olan sektörlerin genel çerçevesi ortaya konmuģtur; daha sonra ise sektörlerin tek tek rekabetçiliği bilimsel modeller kullanılarak analiz edilmiģtir. Yenilikçi, özgün iģ ve iģletme modellerinin yerel düzeyde geliģtirilmesinin ekonomik ve stratejik değeri çok yüksektir. Mevcut geliģmeler ve iģbirliği özellikle Diyarbakır daki sektörlerin rekabet gücünün geliģmesine büyük katkı sağlayacak ve elde edilen sonuçlar çerçevesinde yapılacak projeler Diyarbakır ekonomisinin geliģimine büyük yarar sağlayacaktır. Yapılan çalıģmalardan elde edilen veriler çerçevesinde sektörlerin genel operasyonel sistemi ve niteliğinin, ticari açıdan sorunlar taģıdığı görülmüģtür. Farklı alanlarda tespit edilen sorunların çözülmesi özellikle gelecek süreç açısından büyük önem taģımaktadır. Spesifik olarak çalıģma sonucunda sektörlerde markalaģma, kurumsallaģma ve Ģirketlerin iģ sistemlerinin sürdürülebilir olmadığı görülmüģtür. Bu süreç kısır döngü olarak sektörün geliģim sürecini engellemekte; iģlemelerin renovasyon ve büyüme yatırımları yapmalarını zorlaģtırmaktadır. Ayrıca, sektörün faaliyetlerini gerçekleģtiren paydaģlar arasında koordineli ve ortak çalıģma kültürü ve alıģkanlığının olmadığı elde edilen bulgular arasındadır. Ortaya konan bulgular çerçevesinde iģ dünyası mutlaka üretim/hizmet sistemi ve yapısında bir yeniliğe gitmesi; ürün çeģitlendirmesinde yönelik stratejiler geliģtirmesi önem taģımaktadır. Bu konuda yapılacak yatırımlar, geliģtirilecek tecrübî bilgi (know- how), orta vade de kronikleģmiģ iģletme sorunlarının çözümüne yönelik katkı sağlayabilir. Özellikle bu çalıģmanın gerçekleģmesinde sürece katkı sağlayan KOSGEB e, sektörel sivil toplum kuruluģları temsilcilerine, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası na, Diyarbakır Ticaret Borsası na ve iģ dünyası ile ilgili diğer aktörlere projeye vermiģ olduğu destek ve katkıdan dolayı teģekkürlerimi sunmak isterim. Ayrıca çalıģmayı yürüten tedarikçi Ģirket Iconomy Group un Bağımsız DanıĢmanı ve Proje Koordinatörü Doç. Dr. Ġsmail Hakkı Eraslan ve ekibine Diyarbakır için büyük önem taģıyan böyle bir çalıģmayı gerçekleģtirdikleri için teģekkür ederim. Bu çalıģmanın en önemli unsurları Diyarbakır iģ dünyasının değerli paydaģlarıdır. ÇalıĢma süresince de birçok paydaģ ile görüģülmüģ ve sektörler ile ilgili değerlendirmelerine yer verilmiģtir. Hepsinin burada tek tek isimlerini saymak çok zor, ama bu çalıģmaya sağlamıģ oldukları destek Diyarbakır ekonomisi için büyük katkı sağlayacaktır. Diyarbakır iģ dünyasının geliģimi için büyük çaba gösteren bu paydaģların, katkısı her zaman gelecekteki iģletmeler için örnek olacaktır. Kendilerine bu değerli katkılarından dolayı çok teģekkür ediyorum Sonuç olarak, çalıģmanın Diyarbakır iģ dünyası için büyük yararlılıklar getirmesini umut ederken; özellikle bu aģamadan sonra yerel ve küresel iģ dünyasına yönelik giriģimsel modellerin bu marka Ģehirden çıkmasını temenni ederim. Mustafa TOPRAK Vali 11

12 ÖNSÖZ Özellikle geçtiğimiz yarım asırda Dünya ile birlikte ülkemizde de yaģanan geliģmeler çeģitli sosyo-ekonomik değiģimleri ortaya çıkarmıģ, her alanda önemli sayılabilecek değiģimler yaģanmıģtır. Bu geliģmelere bağlı olarak ortaya çıkan yeni kavramlar, ĠĢ dünyamız ve KOBĠ lerimizin iģ çevresi ve iģ yapma usullerini de etkilemiģtir. Özellikle teknolojide yaģanan ilerlemeler, mal ve hizmetlerin kolay transfer edilmesi, biliģim sistemlerinde görülen baģ döndürücü geliģmeler çevresel faktörleri de dikkate alan yeni bir anlayıģla iģ yapmayı mecburi hale getirmiģtir. Bireysel ve ulusal anlamda ekonomik kalkınmıģlık seviyesinin artırılması için her alanda rekabet gücünün artırılması gerektiği ve rekabetçilik anlayıģının bölgesel ya da ulusal olmaktan çok küresel anlamda ele alınması gerektiği açıktır. Artık rakiplerin, sadece yakın çevrede değil Dünyanın en ücra köģesinde dahi bulunabileceği bilinmeli ve buna göre planlama yapılmalıdır. Ayrıca, rakiplerin iģletme ölçeğinde olabileceği gibi, Ģehir, sektör veya ülke düzeyinde karģımıza çıkabileceği bilinmelidir. Yeni paradigma ıģığında rakiplerimizle mücadele stratejileri geliģtirebilmemiz için her düzeyde analizler yapmamız ve bilgi sahibi olmamız gerekmektedir. Bunun için KOBĠ lerimizin iģletme düzeyinde veya il/bölge/ülke düzeyinde rekabetçiliğini analiz etmeli ve buna göre stratejiler geliģtirmeliyiz. Bölgesel analizlerimizde temel alansal varlıkları, çekirdek yetenekleri, sektörlerimizi ve alt faaliyet kollarını tespit etmeli sonra da bu faaliyet kollarının her birisini küresel rakiplerimize göre kıyaslama yaparak rekabetçilik pozisyonlarını ortaya çıkarmalıyız. Böylece, ele aldığımız ve analiz ettiğimiz sektörlerin nasıl daha rekabetçi olabileceğini belirlemeli, sektörel ya da bölgesel stratejilerimizi buna göre belirlemeliyiz. Diyarbakır ilimizde yapılan bu çalıģmanın bu amaçlara hizmet etmesi hedeflenmiģtir. ÇalıĢmanın devamı niteliğindeki araģtırmalar tamamlandığında, uygulama projelerinin ortaya çıkması ve bölge genelinde mal ve hizmet üreten KOBĠ lerin kurumsal kapasitesinin ve verimlilik düzeyinin artması, daha yenilikçi ve inovasyona dayalı mal ve hizmetler üretilerek bölge KOBĠ lerinin geliģtirilmesi amaçlanmaktadır. KOBĠ lerimizin rekabet gücünün artırılması için KOSGEB olarak ülke genelinde 6 adet destek programımız ve kredi faiz programlarımız kapsamında; Ar-Ge, Ġnovasyon ve Endüstriyel Uygulama, GiriĢimcilik, ĠĢbirliği- Güçbirliği, KOBĠ Proje, Tematik Proje, Genel Destek ve Kredi Faiz Destek Programları alanlarında sağladığımız desteklerin yanı sıra bu proje de olduğu gibi bölgesel anlamda da projeler yürütmenin gereğine inanıyoruz. Bölgesel kalkınma çalıģmaları sosyo-ekonomik alanda faaliyet gösteren birçok paydaģın katılımcı yaklaģımı ile ancak baģarılabilmektedir. Bu manada, bu çalıģmanın baģarıya ulaģması için paydaģ olarak yakın ilgi ve çaba sarf eden baģta Diyarbakır Valiliği olmak üzere Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne, sivil toplum kuruluģlarına, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf Sanatkârlar Odası Birliği, Ticaret Borsası ve emeği geçen diğer paydaģlarla birlikte yüklenici firma ve Proje Koordinatörü ne teģekkürlerimi sunuyorum. Mustafa KAPLAN KOSGEB BaĢkanı 12

13 ÖNSÖZ Diyarbakır tarihi ipek yolu üzerinde kurulu olan ve binlerce yıl büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmıģ derin bir ticari geçmiģe sahiptir. Bu değerler kentin küresel marka olması için yeterli bir faktördür. Ancak Diyarbakır bu derin ve kendisine has özelliklerinden hiçbir Ģekilde yararlanmamaktadır. Kent elindeki fırsatları değerlendirecek güce ve enerjiye büyük ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamada araģtırmada elde edilen sonuçlar çerçevesinde kentin geleceğe yönelik vizyon tasarımın bazı temel değerlere yönelik olarak yapılması kısa süre içersinde Diyarbakır ı dünyanın cazibe merkezlerinde biri haline getirecektir. Kent yönetim stratejisinin özellikle iģ dünyası ve ekonomik yaģamı geliģtirmeye yönelik olarak yapılması kentin geleceğinin temel bir unsuru olarak görülmektedir. Makro ekonomik açıdan birçok sorunun ortadan kaldırılması iş adamı yaklaşımı ile gerçekleģebilir. Gelecekte birinci aģamada kentte bütüncül bir ekonomik dönüģüm sağlanması birçok sorunun otomatik olarak çözüleceği üzerinde durulmaktadır. Kent paydaģları arasındaki iletiģim ve ortak akıl eksikliğinin en büyük maliyeti Diyarbakır a olmaktadır. Diyarbakır bu Ģekilde çok sesli bir imaj yansıtarak dıģarıdan negatif Ģekilde algılanmaktadır. Bu olumsuz algının ortadan kaldırılması çok kolay değildir. Bunun sonucunda dıģarıdan yatırımların gelmesi zorlaģmakta ve turizm gibi hayati sektörlerin geliģmesi engellenmektedir. Kentin ulusal ve küresel alanda ticari olarak varlığını geliģtirmesi ve sürdürmesi özellikle mermercilik sektöründe gösterdiği baģarıya dayanmaktadır. Bu sektörün geliģmesi ve kapasitesinin yükseltilmesinin Diyarbakır ekonomisine katkısı muazzam olacaktır. Özellikle sektörde ileri ve geriye doğru dikey entegrasyon sağlanması sektörün küresel bir nitelik kazanmasına büyük katkı sağlayacaktır. ÇalıĢma sonucunda kentte yatırım konusunda iģtahı en yüksek sektörlerin baģında gelmektedir. Mermerciliğin yanı sıra, gıda paketleme ve ambalaj, inģaat malzemeleri, tekstil ve hazırgiyim gibi sektörlerde de potansiyel görülmektedir. Özellikle, tekstil ve hazırgiyim sektöründe Diyarbakır ın önemli bir üretim ve satıģ merkezi olma vasfı taģıdığı tespit edilmiģtir. Ancak bu sektörlerin mevcut koģullar ile dünya pazarına açılması mümkün görünmemektedir. Raporda belirtilen özellikle firma stratejilerinin zayıf olması ve karlılık oranlarının tatmin edici düzeyde olmaması nedeniyle uzun vadeli olarak sektörün geliģme Ģanslarının olmadığı görülmektedir. Bunların yanında et ve et ürünleri ile de süt sektöründe benzer sorunların olduğu görülmektedir. Dünyanın en önemli tarım ve hayvancılık havzasında yer almasına rağmen bu değerlerini sektör düzeyinde bir yapıya dönüģtürememiģtir. Hizmet sektörü için incelenen turizm ve ticaret gibi alanlar ise kent ekonomisine yüksek gayri safi hasıla sağlayacak düzeyde değildir. Sonuç olarak bu çalıģma sekiz tane ana sektörün hangi alanlarda geliģtirilmesi gerektiğini kapsamlı bir çerçevede analiz etmiģtir. Bunların yanında dört tane de kuluçka sektörün stratejik analizli yapılmıģtır. Böylece Diyarbakır iģ dünyasının geliģmesi zorlu bir süreci kapsayacağı görülmektedir. Bu yapının ivme kazanması daha çok yerel düzeyde liderliğe, paydaģlar arasındaki koordinasyon ve iģbirliğine dayanmaktadır. Bu faktörler gerçekleģmediği takdirde geleceğe yönelik güçlü bir kent ekonomisinden söz etmek mümkün olamayacaktır. Bu çalıģmanın gerçekleģmesi birçok kiģinin doğrudan ve dolaylı bir Ģekilde emeği ile ortaya çıkmıģtır. Birinci olarak Diyarbakır Valisi Sayın Mustafa Toprak a desteklerinden dolayı çok teģekkür etmek isteriz. Güçlü liderliği ve etkin iletiģim modeli ile bu çalıģmaların gerçekleģme Ģansı çok daha yüksek olacaktır. Ġkinci olarak KOSGEB baģkanı Sayın Mustafa Kaplan a çok teģekkür etmek isterim. Bu proje çerçevesinde Diyarbakır a sağlanan bu kaynağın ortaya çıkaracağı değer çok yüksek olacaktır. Sayın baģkanımızın gelecekte ne kadar yararlı bir iģ yaptığını yakın zamanda hep birlikte görmüģ olacağız. AraĢtırma sürecinde özellikle KOSGEB Diyarbakır Bölge Müdürünün sağlamıģ olduğu katkılar olmazsa bu çalıģma gerçekleģmezdi. Kendisine bu tutarlı ve içten davranıģından dolayı çok teģekkür ederim. AraĢtırma sürecinde özellikle Diyarbakır Ticaret Odası (DTSO) nın katkısı çok büyük olmuģtur. Çok değerli BaĢkanı Sayın Galip Ensarioğlu na, Yönetim Kurulu Üyeleri ne ve Sayın Genel Sekreter Mehmet Aslan a bize vermiģ oldukları katkılarından dolayı çok teģekkür ederim. Ayrıca, araģtırma süresince değerli görüģlerini bizimle paylaģan sektörel sivil toplum kuruluģu liderlerine; Diyarbakır Ticaret Borsası BaĢkanı Sayın Fahrettin Akyıl a, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği BaĢkanı Alican Ebedinoğlu na ve Diyarbakır GiriĢimci ĠĢadamları Derneği (DĠGĠAD) BaĢkanı Sayın Alaattin Korkutata ya teģekkürlerimi sunarım. Doç. Dr. Hakkı ERASLAN Proje Koordinatörü Iconomy Group/ Vezir AraĢtırma ve DanıĢmanlık Ltd. 13

14 14

15 YÖNETĠCĠ ÖZETĠ Cazibe Merkezleri Programı kapsamında Diyarbakır ın ekonomik geliģimini sağlıklı ve planlı bir Ģekilde gerçekleģtirmek, geliģtirmek ve sürdürülebilir hale getirmek amacı ile gerçekleģtirilen bu çalıģma, bölgede faaliyet gösteren tüm sektörlerin (tarım-sanayi-hizmet) ve bu sektörlere bağlı olan alt sektörlerin uluslararası rekabetçilik ve makro düzey kümelenme analizini ortaya çıkarmaktadır. Diyarbakır ın ekonomik planlamasına ve geliģimine önemli katkı sağlayacağı öngörülen çalıģma ile hâlihazırda faaliyet gösteren güçlü sektörlerin tanımlamaları yapılmaktadır. Bu çerçevede rekabetçilik analizleri yapılmıģ, tüm alt sektörlerin uluslararası rekabetçilik gücü tespit edilmiģ, bu bağlamda, rekabet üstünlüğü taģıyan ve/veya taģıma potansiyeli olan alt sektörler belirlenmiģtir. Rekabetçilik analizine bağlı olarak değerlendirilen sektörlerin makro düzeyde kümelenme analizi yapılarak, hangi sektörlerin nasıl Ģekilde ileride Diyarbakır ın kalkınmasında lider sektör olabileceği yönünde stratejiler belirlenmiģtir. ÇalıĢmanın bilimsel araģtırma yöntemi olarak hem nicel (quantitative) hem de nitel (qualitative) araģtırma teknikleri kullanılmıģtır. Bu metotlar kapsamında ikincil verilerin yanı sıra birincil veri toplama tekniklerine de müracaat edilmiģtir. Toplanan verilerin analizinde uluslararası rekabetçilikte geçerlilik ve güvenirliliği olan Elmas Model (Diamond Model), Kıyaslama (Benchmarking), Makro Düzey Kümelenme (Macro Level Cluster), Stratejik DüĢünce (Strategic Thinking) vs. gibi çağdaģ yönetim yaklaģımları ve tekniklerine baģvurulmuģtur. Öte yandan, sektörel modellemeye temel teģkil edecek olan diğer önemli değiģkenler (variables) ve kısıtlar da değerlendirilmiģtir. Bu bağlamda, (1) tüm alt sektörlerin küresel rekabetçilik pozisyonu, (2) çevrenin korunması, (3) ilin taģıma kapasitesi, (4) hâlihazırda üretilen sektörel mal ve hizmetin katma değerinin artırılarak sektörel gelirlerde ve kârlarda zıplama sağlanması, (4) kapasite kullanım oranlarının artırılması ve iģletme faaliyetlerinin kapasite doluluk oranlarının 12 aya yaygınlaģtırılması (6) istihdam yapısı niteliği ve sayısının artırılması ve (7) Yöre nin sahip olduğu çekirdek yetenekleri (core competences) gibi değiģkenler-kısıtlar da göz önüne alınarak modelleme yapılmıģtır. Yapılan araģtırma ve analiz sonuçlarına göre Diyarbakır da faaliyet gösteren tarımsal endüstri alanında et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri; sanayi endüstrisinde mermercilik, yapı malzemeleri, tekstil ve hazırgiyim ve gıda paketleme- ambalajlama; hizmet endüstrisinde ise turizm (termal, medikal ve tarih turizmleri) ve ticaret sektörlerinin öncelikli olarak incelenmesine karar verilmiģtir. Ayrıca tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren diğer faaliyet kolları (bilişim, ipekçilik, örtü altı tarım ve un ve unlu mamuller) da kuluçka sektör kategorisinde analiz edilmiģtir. Yapılan bilimsel araģtırma, analiz ve modelleme sonuçlarına göre sanayi sektörlerinden mermercilik sektörünün uluslararası rekabetçilik gücünün orta düzeyde, diğer tüm sektörlerin uluslararası rekabetçilik güçlerinin ise düģük düzeyde olduğu tespit edilmiģtir. Analiz sonuçları, stratejik yönetim yaklaģımı çerçevesinde ve yeni kalkınma paradigmasına (cazibe merkezleri uygulaması ve bölgesel rekabetçilik) uygun olarak yorumlanmıģ ve modellenmiģtir. Modelde, sektörlerin nasıl daha rekabetçi hale gelmesi gerektiği konusunda yol haritası da ortaya çıkarılmıģtır. Bu bağlamda, analiz çalıģması ve sonuçlarına istinaden, tüm değiģkenleri göz önüne alınarak ortaya çıkarılan ve öncelikli olarak derinlemesine incelenmesi ve geliģtirilmesi öngörülen mermercilik, tekstil ve hazırgiyim, yapı malzemeleri, turizm, et ve et ürünleri ve süt ve süt ürünleri ve gıda paketleme ve ambalajlama sektörlerinin mikro düzey kümelenme analizine tabi tutulup makro-mezo ve mikro düzey sektörel stratejik planlamalarının yapılması gerekmektedir. Daha sonra ortaya çıkarılan stratejiler ve proje baģlıkları doğrultusunda uygulamaya yönelik kümelenme temelli sektörel geliģim çalıģmaları baģlatılmalıdır. 15

16 16

17 GEREKÇELENDĠRME Yüksek Planlama Kurulunca (YPK), Devlet Planlama TeĢkilatı MüsteĢarlığının (DPT) 12/7/2010 tarih ve MY- 338 sayılı yazısı dikkate alınarak; 2010 Yılı Yatırım Programında yer alan Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı projesi kapsamında Diyarbakır Pilot Uygulaması ile ilgili olarak 5544 sayılı 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun E Cetvelinin 17. Maddesi, 540 sayılı Devlet Planlama TeĢkilatı KuruluĢ ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. Maddesi, 12/10/2009 tarihli ve 2009/15513 sayılı 2010 yılı Programı ile 2010 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve Ġzlenmesine Dair Karar ve 14/1/2010 tarihli ve sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 2010 Yılı Yatırım Programı hükümleri, 2008/11 sayılı BaĢbakanlık Genelgesi ve eki GAP Eylem Planı çerçevesinde Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı Diyarbakır Pilot Uygulaması Kurumsal Kapasitenin GeliĢtirilmesi, Kümelenme Haritasının Çıkarılması ve Diyarbakır a Yeni Yatırımların Çekilmesi hedeflenmiģtir. Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı Diyarbakır Pilot Uygulaması kapsamında ve Diyarbakır da yürütülecek projelerin etkin ve hedefe yönelik olarak uygulanması için; Diyarbakır da kurulu iģletmelerin desteklenmesi, bölgenin yenilikçi kapasitesinin artırılması, ucuz iģgücü ve diğer teģviklerden yararlanarak Diyarbakır a yatırım yapmak isteyen giriģimcilerin teģvik edilmesi, Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi, Diyarbakır Ġlinin kümelenme temelli ekonomik planlama ve stratejilerinin belirlenmesi ile Ġl genelinde faaliyet gösteren sektörlerin rekabetçilik gücünün analizi yapılması planlanmıģtır. 17

18 GĠRĠġ Hızlı bir küreselleģme sürecinin yaģandığı günümüz dünyası, bu sürece etki eden temel değiģkenler (ekonomik, sosyolojik, teknolojik vs.) vasıtasıyla artık bir köy halini almıģtır. Daha da önemlisi küreselleģme, aynı zamanda, temel etkenler ile birlikte firma-sektör-bölge-ülke rekabetçiliğini de üst düzeye çıkarmıģtır. Diğer bir ifade ile artık sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilen uluslar ekonomik olarak hayatta kalabilmekte ve var olma yarıģını sürdürebilmektedirler. Bilindiği gibi strateji insanlık tarihi kadar eski bir kavram olup savaģ sanatında yüzyıllardır kullanılan bir yöntemdir. Nitekim savaģlar stratejiler ile kazanılır. Orduya yol göstermek anlamında kullanılan strateji, özellikle 1950 lerden sonra ekonomi literatüründe de yer almaya baģlamıģ, gerek firma düzeyinde gerekse sektör düzeyinde en önemli baģvuru yöntemi olarak öne çıkmaya baģlamıģtır. Diğer bir ifade ile artık ekonomik savaģlar da stratejiler ile yürütülmektedir. Bu bağlamda, rekabetçi bir konuma yükselmek bu vesile ile sektörel ve bölgesel kalkınmayı gerçekleģtirmek stratejiler vasıtası ile mümkün hale gelmiģtir. Strateji ve stratejilere bağlı olarak sektörel rekabetçilik, firma stratejilerinde (küresel ve yerel) önemli bir gündem maddesi teģkil ettiği gibi, bu durumun bölgesel kalkınma planlarına da yansıdığı görülmektedir. Nitekim Amerika BirleĢik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB) ne üye ülkeler ve geliģmekte olan ülkeler planlama çalıģmalarının odak noktasına rekabetçiliği koymaktadır. Stratejik planlama (Strategic planning) ve yaklaģımın planlamadan farkı içinde rakip olmasından kaynaklanmaktadır. Nitekim rakip olmadan tasarlanan bir stratejik yaklaģım sadece plandır. Bu çerçevede değerlendirilen yaklaģım ve çalıģmanın tamamı hep kıyaslama mantığı minvali üzerine bina edilmiģtir. Ülkemiz özelinde incelendiğinde ulusal planlamaya geçiģ serüvenimizin gelmiģ olduğu son aģama olarak değerlendirilen stratejik planlama ve stratejik yönetim 2000 li yıllardan sonra yaygınlaģtırılmaya ve uygulanmaya baģlamıģtır. Nitekim Lizbon Kriterleri ile de kabul etmiģ olduğumuz Rekabete Dayalı Ekonomik Kalkınma Politikası ile birlikte gerek AB ne üye devletler gerekse ülkemiz açısından rekabetçilik yaklaģımı stratejik planların mihenk taģını oluģturmaktadır. Enstrümantal düzeyde değerlendirildiğinde ise; çeģitli çağdaģ yönetim tekniklerinin [(örneğin rekabetçilik analizi (competitive analysis) değer zinciri (value chain), kümelenme (cluster) vs.] ve yaklaģımlarının rekabet stratejilerini uygulamak ve elde etmek için kullanılan etkin yöntemler olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu çalıģmanın esası da bölgesel kalkınma çalıģmalarının ilk halkasını oluģturan teģhis- araģtırma- analiz çalıģması ile sektörlerin (tarım-sanayi-hizmet) uluslararası rekabetçilik düzeylerinin tespiti üzerine bina edilmiģtir. Bu bağlamda, birçok nitel ve nicel araģtırma yöntemi kullanılmıģ, toplanan veriler Elmas Model tekniği ve makro düzey kümelenme yaklaģımı ile analiz edilerek Diyarbakır genelinde faaliyet gösteren tüm sektörlerin dönüģüm ve geliģim stratejileri ön plana çıkarılmıģtır. 18

19 ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ 19

20 1. ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ Bölgesel kalkınma ve buna bağlı olarak yapılan sosyo-ekonomik araģtırmalar, kendi içinde sayısal ve sayısal olmayan birçok yaklaģım ve tekniği bünyesinde barındırmakta olup, çok disiplinli bir çalıģmayı da gerekli kılmaktadır. Binaenaleyh, yapılan bu çalıģmanın araģtırma yöntemi hem nitel hem de nicel yöntemlerin birlikte kullanılması ile tasarlanmıģ ve uygulanmıģtır. AraĢtırmanın yöntemi kapsamında araģtırmanın gerekçeleri (uluslararası, ulusal ve yerel), ve hangi aģamaları kapsamlı bir Ģekilde anlatılmaktadır. 6 farklı ve ardıģık aģamadan oluģan çalıģma genel yaklaģım ve vizyonun belirlenmesi ile baģlamakta, araģtırmanın verilerinin toplanması, analiz edilip yorumlanması ve stratejik çerçevenin ortaya çıkarılması ile tamamlanmaktadır. 1.1 AraĢtırmanın Gerekçeleri Bir bölgede firmaların rekabet avantajını yakalaması, bir sektörde faaliyet gösteren firmaların, yurt içi ve yurt dıģına daha az maliyetli ve daha kaliteli mal ve/ veya hizmetin satıģı anlamına gelmektedir. Bir firmanın can suyunu oluģturan satıģ vasıtası ile firmalar kâra geçmekte, biriken sermaye bölgede yeni yatırımlara vesile olmakta böylelikle bölgesel kalkınma gerçekleģtirilmektedir. Bu gerçekten hareketle, rekabet edebilirlik olgusu baģta Amerika BirleĢik Devletleri (ABD) olmak üzere Ekonomik ĠĢbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa Birliği (AB) ne üye ülkelerin en önemli gündem maddelerinden biri haline getirmiģtir. Binaenaleyh, Avrupa Birliği ne üyelik ve uyum müzakerelerinin hız kazandığı bu aģamada, ulusal kalkınma stratejilerimiz de bu sürece uyumlu hale getirilmeye baģlanmıģtır. Bununla birlikte, firma (mikro), sektör (mezo) ve bölge (makro) düzeyinde rekabet edebilirlik, Türkiye deki ekonomik kalkınma politikası yaklaģımı açısından görece olarak yeni bir kavram olup, rekabet edebilirliğin unsurlarının ortaya konması, ölçülmesi ve gerekli politika araçlarının belirlenmesi yönünde son derece sınırlı çalıģmalar yürütülmektedir. Ancak, Dokuzuncu Kalkınma Planı ile birlikte son dönemde bölgesel politika gündeminde yer almaya baģlayan rekabet edebilirlik kavramı ve ilgili politika araçlarının, yeni dönemde bölgesel kalkınma açısından en önemli unsurlar arasında yer almaya baģlayacağı beklenmektedir. Bu bağlamda, Devlet Planlama TeĢkilatı (DPT) nın hazırlamıģ olduğu 9. Kalkınma Planı ve ulusal kalkınma politikasına istinaden rekabetçilik temelli sektörel kalkınma planlarının yapılması öngörülmektedir. Adı geçen gerekçelere istinaden yapılan bu çalıģma ile Diyarbakır da faaliyet gösteren sektörlerin uluslar arası rekabetçilik düzeylerinin tespit edilmesi, makro düzey kümelenme analiz stratejik planının yapılması ve sektörlerin dönüģtürülmesi-geliģtirilmesi sağlanarak bölgesel kalkınmanın gerçekleģtirilmesi hedeflenmektedir. Bu çalıģma ile aynı zamanda, kamu yatırımlarının yönlendirilmesi yanında, özel sektör yatırımlarının da desteklenmesi ve yönlendirilmesi açısından önemli bir girdi sağlayacağı da beklenmektedir. Diğer bir ifade ile Diyarbakır da öne çıkan ekonomik faaliyetleri konu alan bu çalıģmanın, kamu tarafından desteklenmesinde yarar görülen sektörel envanterin çıkarılması ve kamu kaynaklarının rasyonel alanlara yönlendirilmesi açılarından sağlam bir temel oluģturması ve bölge genelinde etkili iģleyen mekânsal odaklı bir teģvik sisteminin oluģturulmasına katkı sağlaması beklenmektedir. Binaenaleyh, ulusal düzeyde belirlenecek makro politikaların, sektörel ve bölgesel düzeyde dengelenmiģ mikro çalıģmalar ve buna bağlı politikalar ile desteklenmesi, sürdürülebilir ve dengeli bir büyümenin önemli koģulları arasında yer almaktadır. Devlet Planlama TeĢkilatı 9. Kalkınma Planı nda da belirtildiği gibi, küresel rekabet koģulları altında kendileri birer rekabet birimine dönüģen Ģehirler ve bölgeler, dinamiklerini ve potansiyellerini değerlendiren uygun stratejiler çerçevesinde ve bütün kesimleri kalkınma sürecine katan iyi yönetiģim modellerini hayata geçirerek daha hızlı bir geliģme eğilimi yakalama Ģansına sahip olmuģtur. Özellikle her bölgenin kendi çekirdek yeteneklerini (core competence) daha da geliģtirip rekabet stratejilerini bu değiģkenler üzerine bina ederek rekabet avantajı sağladıkları görülmektedir. Ancak, ülkemizde, gerek kırsal ve kentsel yerleģim birimleri, gerekse bölgeler arasındaki sosyo-ekonomik yapı ve gelir düzeyi dengesizlikleri konumunu muhafaza etmektedir. Mevcut fiziki ve sosyal altyapı ile kentlerin sunduğu istihdam imkânları yoğun göç hareketlerinin yarattığı nüfus baskısını karģılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu yapı, bölgelerin, sorunlarına ve potansiyellerine göre farklılaģtırılmıģ tedbirleri içeren bütüncül (holistik) ve sistematik bir bölgesel geliģme politikasını gerekli kılmaktadır. Bu gerçekten hareketle, ana boyutları aģağıdaki Tablo da iģaret edilen ve uluslararası rekabetçilik temeline oturtulan bu çalıģma, 9. Kalkınma Planı genel hedeflerinden biri olan bölgelerde yenilikçi, rekabet edebilir, dinamik ve yüksek katma değer yaratabilen öncü sektörlerin seçilerek desteklenmesinde sağlam bir temel oluģturacağı ve ülke genelinde etkili iģleyen mekânsal odaklı bir teģvik sisteminin oluģturulmasına katkı 20

21 sağlayacağı beklenmektedir. Bununla birlikte; yeni kalkınma paradigması çerçevesinden hareketle, rekabet edebilirliğin kısa vadeli araçlarla sağlanacak bir yaklaģım olarak görülmemesi; bu bağlamda, sürdürülebilir rekabetin sağlanabilmesi için uzun erimli ve metodolojik çalıģmaların yapılması gerekmektedir. Bu nedenle bölgeler arasındaki rekabetin dinamiklerini doğuran ve besleyen faktörler; sadece düģük ücretler, vergi indirimi ve mali bazı yükümlülüklerin hafifletilmesi gibi finansal araçlar ya da bedelsiz altyapı sağlanması gibi fiziki teģvikler olarak ele alınmamalı, bölgedeki beģeri ve sosyal sermaye ve yenilikçilik altyapısının geliģtirilmesi gibi temel unsurlara da önem verilmelidir Uluslararası Planlamalarda Diyarbakır a ĠliĢkin Stratejilerin Analizi AĢağıdaki Tablo da da iģaret edildiği gibi, çalıģmanın kökenleri 2000 li yıllarda alınan uluslararası yeni kalkınma planları paradigmalarına dayanmaktadır. Bu planlarda da görüldüğü gibi, artık bölgesel rekabetçilik kavramı öne çıkmakta ve birinci gündem maddesi olarak addedilmektedir. Tablo 1: Uluslararası Belgeler Doküman Bölgesel Temel Müdahale Eksenleri Müdahale Alanları Tematik Bölgesel Lizbon Stratejisi ( ) Dünyanın en dinamik ve en rekabetçi bilgi tabanlı ekonomisi olmak ve daha çok ve daha iyi istihdam ile sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlamak ve sosyal uyum Herkes için bilgi toplumunun sağlanması Avrupa araģtırma ve inovasyon alanının oluģturulması KuruluĢ aģamasındaki iģletmeler için iyi bir ortamın oluģturulması ve inovatif iģletmeleri ve özellikle KOBĠ leri geliģtirmek Etkin ve bütüncül bir finansal pazar Daha çok ve daha iyi istihdam yaratmak, aktif bir istihdam politikası oluģturmak Dünyanın en dinamik ve en rekabetçi bilgi tabanlı ekonomisi olmak Katılım Ortaklığı Belgesi (2006) Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu KOBĠ lerin iģ ortamının basitleģtirilmesinin sürdürülmesi Bölgesel farklılıkların azaltılması amacıyla ekonomik ve sosyal uyuma iliģkin stratejik çerçevenin geliģtirilmesine devam edilmesi Topluluk Stratejik Rehberi ( ) Avrupa yı ve bölgesini yatırım ve çalıģmak için daha çekici hale getirmek Sınırsal uyum ve ĠĢbirliği AraĢtırma ve geliģtirmeye yatırımların arttırılması ve geliģtirilmesi GiriĢimciliğin arttırılması ve inovasyonun kolaylaģtırılması Herkes için bilgi toplumunun sağlanması Finansa eriģimin artırılması Daha çok insanın istihdam edilmesi ve sosyal koruma sistemlerinin modernizasyonu, ĠĢçilerin ve isletmelerin adaptasyonunun arttırılması ve istihdam piyasasının esnek olması, Daha iyi eğitim ve becerilerle insan sermayesine yatırımın arttırılması UlaĢtırma alt yapısının geliģtirilmesi ve geniģletilmesi, Büyümeye ve istihdama çevresel katkının arttırılması, Geleneksel enerji kaynaklarının yoğun olarak kullanılması Ģehirlerin istihdama ve büyümeye katkısı Kırsal alanlardaki ekonomik çeģitliliğe destek olunması ĠĢbirliği: Sınır ötesi, uluslar üstü / bölgeler arası Bölgesel Rekabet Edebilirlik Operasyonel Programı (BROP) ( ) Bölgesel kalkınmanın sağlanması KuruluĢ aģamasındaki isletmelerin desteklenmesi ĠĢletmelerin üretim becerilerini geliģtirmek için danıģmanlık hizmetleri, Kümelenmelerin geliģtirilmesi ĠĢletmelere hizmet sağlayan kurum ve kuruluģların desteklenmesi, Turizm altyapısının iyileģtirilmesi ve turizmin tanıtılması, ĠĢletmelerin bilgisayar ve internet kullanımlarını arttırmak, Mevcut isletmelerin giriģimcilik ve kurumsallaģma faaliyetlerinin desteklenmesi, ĠĢletmeler arasında iģbirliği ağlarının oluģturulması, ĠĢletmelerin standardizasyon, kalite ve belgelendirme faaliyetlerinin teģvik edilmesi, ĠĢletmelerin risk sermayesi uygulamalarının yaygınlaģtırılması, Ticari marka yaratılması ve teģvik edilmesi, ĠĢletmeler ve isletmelere hizmet sağlayan kurumlar arasında iģbirliği ağları ve kümelenmeler, Ġhracat faaliyetleri konusundaki desteklerin arttırılması, Teknoloji GeliĢtirme Bölgeleri, Teknoloji GeliĢtirme Merkezleri ve inkübatörler gibi giriģimlerin desteklenmesi, Fikri mülkiyet haklarının korunması ve geliģtirilmesi, fikri mülkiyet haklarının özellikle patent sayısının arttırılması, ĠĢletmelerin Ar& Ge, inovasyon faaliyetlerinin desteklenmesi ĠĢletmelerin ileri teknoloji faaliyetlerinin teģvik edilmesi 12 Düzey II Bölgesi 15 Cazibe Merkezi 21

22 1.1.2 Ulusal Planlamalarda Diyarbakır a ĠliĢkin Stratejilerin Analizi Uluslararası stratejilerin yansıması olarak ulusal programlarımızın da benzer Ģekilde tasarlanmıģ olduğu görülmektedir. Nitekim Devlet Planlama TeĢkilatı (DPT) 9. Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program, KOBĠ Stratejisi ve Eylem Planı, Bilgi Toplumu Stratejisi, Bölgesel Rekabet Edebilirlik Operasyonel Programı ve GAP Eylem Planı nın da aynı Ģekilde rekabetçiliği öne çıkaran eksen ve temalarla tasarlandığı görülmektedir. Tablo 2: Ulusal Plan ve Programlar Ulusal Plan ve Programlar Bölgesel Temel Müdahale Eksenleri Tematik Müdahale Alanları Bölgesel 9. Kalkınma Planı ( ) Bölgesel Kalkınmanın Sağlanması ĠĢ ortamının iyileģtirilmesi Ar& Ge ve inovasyonun geliģtirilmesi Sanayi ve hizmetlerde yüksek katma değerli üretim yapısına geçiģi sağlamak ĠĢ piyasasının geliģtirilmesi Yerel dinamiklere ve içsel potansiyellere dayalı kalkınmanın gerçekleģtirilmesi Orta Vadeli Program ( ) Bölgesel kalkınma ve bölgesel farklılıkların azaltılması GiriĢimciliğin desteklenmesi Ġnovasyonun, verimliliğin ve teknolojinin efektif kullanımının desteklenmesi Finansal araçların çeģitlendirilmesi ĠĢletmeler arasındaki fiziksel ve teknolojik altyapının iyileģtirilmesi ve isletmeler arasındaki iģbirliğinin arttırılması KurumsallaĢmanın yaygınlaģtırılması Bölgeler arası göç eğiliminin bölgesel merkezi niteliği haiz olan merkezlere yönlendirilmesi, KOBĠ Stratejisi ve Eylem Planı ( ) Türkiye deki KOBĠ lerin rekabet güçlerinin arttırılması Bölgesel bir ayrım olmaksızın KOBĠ lerin kalkınmasını sağlamak Bankacılık sistemindeki toplam krediler içerisinde KOBĠ lere ayrılan kredi paylarının artırılması KOBĠ ler ile hizmet sağlayıcılar arasındaki iletiģim ve etkileģimi sağlayarak yapılan desteklerin etkinliğini temin etmek Transfer kapasitesi ve kaliteyi geliģtirmek Firmaların teknoloji altyapılarının geliģtirilmesi için kullanılan eğitim, danıģmanlık ve Ar& Ge alanlarındaki desteklere yoğunlaģılması GiriĢimciliğin geliģtirilmesi ĠĢletmelerin geliģtirilmesi KOBĠ lerin uluslararası piyasalara entegrasyonu, ĠĢ ortamının iyileģtirilmesi Teknoloji ve inovasyon kapasitenin arttırılması Ulusal ölçekte Türk KOBĠ lerinin problemlerinin çözümüne iliģkin tedbirler, Bölgesel bir farklılık olmaksızın KOBĠ lerin geliģimini sağlamak Bilgi Toplumu Stratejisi ( ) Küresel pazarlarda rekabet edebilir biliģim sektörü BiliĢim teknolojilerinin iģ ortamında yayılması VatandaĢ odaklı hizmet dönüģümü Kamu yönetiminde modernizasyon Rekabet edebilir, eriģebilir ve ucuz iletiģim alt yapısı ve hizmetleri Bölgesel Rekabet Edebilirlik Operasyonel Programı (BROP) ( ) Rekabet edebilirliğin artırılması KOBĠ ler ve giriģimcilik imalat sanayi ve turizm sektörü Bölgesel Kalkınmanın Sağlanması 12 NUTS II Bölgesi 15 Cazibe Merkezi GAP Eylem Planı ( ) Ekonomik Kalkınmanın GerçekleĢtirilmesi Sosyal GeliĢmenin Sağlanması Altyapının GeliĢtirilmesi Kurumsal Kapasitenin GeliĢtirilmesi Ġstihdamın artırılması Yüksek katma değerli üretim biçimlerinin yaygınlaģtırılması, üretimde çeģitliliğin sağlanması Ulusal ve uluslararası pazarlara entegrasyon sürecinin kolaylaģtırılması, Bölge ürün ve hizmetleri için olumlu bir marka imajının oluģturulması Bölgenin potansiyelleri doğrultusunda özellikle tarımsal sanayinin ve turizmin geliģtirilmesinin desteklenmesi Cazibe Merkezleri Programının uygulamaya geçirilmesi Bölgesel geliģmenin sağlanması Kümelenme ve rekabetçilik analizine bağlı olarak ekonomik değere sahip sektörlerin tespit ve analiz edilmesi 22

23 1.1.3 Yüksek Planlama Kurulu (YPK) ve Devlet Planlama TeĢkilatı (DPT) Cazibe Merkezleri Programı Kökenleri 1960 lara uzanan Cazibe Merkezleri 1 kavramı modern bir ekonomik kalkınma aracı olarak tanımlanmaktadır. Yakın zamanda GAP Eylem Planı nda da yer alan kavram büyük ölçüde Büyüme Kutupları (growth pole theory) teorisine dayanmakta olup, devletin bölgesel mekânsal yapıyı dönüģtürmek amacıyla cazibe merkezi olarak belirlediği kentlere kamu yatırımlarını yoğun bir Ģekilde yönlendirmesi amaçlanmıģ; bu vesile ile, kamu desteğiyle yaratılan bu yığılma ekonomisinin bölgenin tamamı için yaratacağı yeni iģ imkânları, üretim kapasitesinin artması gibi dıģsallıklar sayesinde bölgesel ölçekte bir refah artıģı sağlanması hedeflenmiģtir. GeçmiĢ dönemdeki bu büyüme kutuplarına yatırım yapılmasının arkasındaki mantık, belli sayıdaki merkeze yapılan yatırımların yeni iģ imkânlarıyla yaratacağı çarpan etkisinin, doğrudan geri kalmıģ bölgelere yatırım yapmaktan veya yatırımları sadece nüfusa göre oransal olarak dağıtmaktan daha büyük olacağıdır. Bu nedenle potansiyel alanlar ve sektörler belirlenmeli ve yatırımlar buralara yönlendirilmelidir. Böylece büyüme kutupları, yatırımların mekâna dağılmasını engelleyerek belli geliģim potansiyellerine sahip alanlarda büyümeyi tetikleyeceği öngörülmektedir. Bu bağlamda, Yüksek Planlama Kurulunca (YPK), Devlet Planlama TeĢkilatı MüsteĢarlığının (DPT) 12/7/2010 tarih ve MY-338 sayılı yazısı dikkate alınarak; 2010 Yılı Yatırım Programında yer alan Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı projesi kapsamında Diyarbakır Pilot Uygulaması ile ilgili olarak 5544 sayılı 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun E Cetvelinin 17. Maddesi, 540 sayılı Devlet Planlama TeĢkilatı KuruluĢ ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. Maddesi, 12/10/2009 tarihli ve 2009/15513 sayılı 2010 yılı Programı ile 2010 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve Ġzlenmesine Dair Karar ve 14/1/2010 tarihli ve sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 2010 Yılı Yatırım Programı hükümleri, 2008/11 sayılı BaĢbakanlık Genelgesi ve eki GAP Eylem Planı çerçevesinde Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı Diyarbakır Pilot Uygulaması Kurumsal Kapasitenin GeliĢtirilmesi, Kümelenme Haritasının Çıkarılması ve Diyarbakır a Yeni Yatırımların Çekilmesi hedeflenmiģtir. Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı Diyarbakır Pilot Uygulaması kapsamında ve Diyarbakır da yürütülecek projelerin etkin ve hedefe yönelik olarak uygulanması için; Diyarbakır da kurulu iģletmelerin desteklenmesi, bölgenin yenilikçi kapasitesinin artırılması, ucuz iģgücü ve diğer teģviklerden yararlanarak Diyarbakır a yatırım yapmak isteyen giriģimcilerin teģvik edilmesi, Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi, Diyarbakır Ġlinin kümelenme temelli ekonomik planlama ve stratejilerinin belirlenmesi ile Ġl genelinde faaliyet gösteren sektörlerin rekabetçilik gücünün analizi yapılması planlanmıģtır. 1 Türkiye Ekonomi Politikaları AraĢtırma Vakfı (TEPAV) uzmanlarından Sertesen (2010) in belirttiğine göre, büyüme kutuplarının sosyal ve ekonomik entegrasyon vurgulu ana kullanım amacı, belirlenen potansiyel bölgelerde büyümeyi sağlayarak farklı bölgesel odaklar geliģtirmek ve böylece birkaç bölgenin (hatta kentin) üzerindeki kalkınma yükünü (göç baskısı, sosyal uyum sorunları, altyapı sorunları) daha fazla sayıdaki ve mekânsal olarak farklı noktalarda konumlanmıģ odaklara yönlendirmektir. Aynı zamanda, ulusal ekonomilerin uzun dönemde performansı kentlerin ekonomik performansıyla doğru orantılıdır. Bu çerçevede kentsel sistemlerin düzenlenmesi için kentleģme ve göç süreçlerini yönlendirilmesinde büyüme kutupları politikası kullanılmıģtır. Bu amaç daha çok nüfusun büyük bir kısmının birkaç mega kentte toplandığı geliģmekte olan ülkelerde gündeme gelmiģtir (azman kent sorunu). Bu azman kent sorunu özellikle ulusal ulaģım ağlarının belli kentler üzerinden geliģmesini kaçınılmaz kılmakta, geri kalmıģ bölgelerin içsel kalkınma dinamiklerini harekete geçirmelerini zorlaģtırarak geliģmiģ kentlere bağımlılıklarını arttırmaktadır. Bölgesel büyüme kutuplarının yaratılması yoluyla büyük kentlerle rekabeti kolaylaģtırmak ve göç eğilimlerini etkileyerek göç yükünü hafifletmek amaçlanmaktadır. Böylece büyük kentlerin göç nedeniyle karģılaģtıkları kaçak yapılaģma, altyapı, istihdam ve güvenlik gibi birçok sorunla baģ etmenin kolaylaģması öngörülmektedir. Büyüme kutupları politikasının geliģmiģ ülkelerdeki yaygın kullanım amaçlarından bir diğeri, bir zamanlar bölgelerinde aktif bir güce sahip olan fakat zamanla dıģ dünyanın değiģen koģullarına ayak uyduramayan geri kalmıģ kentlerin canlandırılmasıdır. Ġngiltere de eski iģlevini yitirmiģ sanayi merkezlerinin yeniden canlandırılması buna örnek olarak verilebilir. Bu kentlerin ortak özelliği, yüksek iģsizlik oranı, kiģi baģına gelirin düģüklüğü, ortalamanın altında insan sermayesi geliģimi ve kamu hizmetinin yetersizliği gibi sorunlara sahip olmalarıdır. Diğer amaçlarla yakından iliģkili olmakla beraber daha iktisadi diğer bir kullanım alanı ise, geliģme potansiyeline sahip olmayan bölgelerin refah düzeyinin arttırılması ile ilgilidir. Bilindiği gibi, bölgesel dengesizliklerin oluģmasının ana nedenlerinden biri, bölgenin içsel dinamiklerini harekete geçirecek potansiyele (insani sermaye, iş ağları, altyapı, mali kaynaklar vb.) sahip olmamasından kaynaklanır. Bu anlamda büyüme kutupları, bu tür bölgelerde kapasite geliģtirme ve istihdam yaratma amacıyla da kullanılmıģtır. Politikanın bu alandaki kullanımına örnek olarak Ġrlanda daki Limerick ve Cork da kurulan Ulusal Büyüme Merkezleri, Hindistan ın geri kalmıģ bölgelerinde sanayi bölgelerinin geliģtirilmesi ve Endonezya, Malezya, Filipinler ve Tayland da uygulanan programlar gösterilebilir. GAP Eylem Planı çerçevesinde Diyarbakır, ġanlıurfa ve Gaziantep in cazibe merkezi olarak belirlenmeleri de hem iktisadi kalkınma hem de ilk belirttiğimiz daha sosyal ve ekonomik entegrasyon vurgulu amaç kapsamında değerlendirilebilir. 23

24 1.2 AraĢtırmanın AĢamaları AĢağıda yer alan ġekil de de görüldüğü gibi araģtırma 5 temel aģamada gerçekleģtirilmiģtir. Bu çerçevede, 1. AĢamada öncelikle, çalıģmanın genel yaklaģımı ve vizyonu belirlenmiģtir. Bu vizyon çerçevesinde ilk olarak ĠDARE ile bir toplantı (kick-off) gerçekleģtirilmiģ ve çalıģmanın genel çerçevesi ve yapılacak iģ paketleri ve eylem planı müzakere edilmiģtir. AraĢtırmanın 2. AĢamasında ĠDARE nin öngörmüģ olduğu anahtar ekonomik karar vericiler (key decision makers) ile derinlemesine mülakatlar (pilot görüşmeler) yapılmıģtır. Bu bağlamda, DTSO Yönetim Kurulu BaĢkanı, DESOB Yönetim Kurulu BaĢkanı ve DĠTĠB BaĢkan larına ayrı ayrı projenin genel durumu, stratejik yönetim, rekabetçilik gibi konuları kapsayan bir sunum yapılmıģ ve Bölge nin genel sosyo-ekonomik durumu, öne çıkan sektörler ve her bir sektörün ana oyuncuları hakkında bilgilere ulaģılmıģtır. Bu aģamaya paralel olarak (3. AĢama) Bölge hakkında kapsamlı literatür taraması yapılmıģ (ikincil veriler) olup gerekli dokümanlar analiz edilmiģ ve rekabetçi gücü yüksek ve/veya potansiyel arzeden temel sektörlere ulaģılmaya çalıģılmıģtır. Ayrıca, tespit edilen temel sektörlerin durumları ve sayıları uzman görüģüne (expert opinion) baģvurularak teyit edilmiģtir. AraĢtırmanın 4. AĢamasında birincil veri toplama tekniklerine müracaat edilmiģtir. Bu bağlamda, Diyarbakır ın ekonomisinde söz sahibi ve karar verici önemli oyuncular ile tematik odak grup toplantıları, anket, derinlemesine mülakat ve katılımlı gözlem çalıģmaları yapılmıģtır. Sosyo-ekonomik konulu çalıģmaların deruhte edilmesinde, araģtırmanın en önemli aģamalarından biri çalıģmanın yönteminin bilimsel temellere oturtulması; bu bağlamda çalıģmanın eylem planına bağlı olarak veri ve bilgi toplama yöntem ve aracının seçilmesidir. Binaenaleyh, rekabetçilik temelli kalkınma araģtırmaları önemli ölçüde sosyo-ekonomik bir özellik taģıdığından dolayı, insanların davranıģları, kültürel yapıları yani sosyolojik doku oldukça önemli olup nitel araģtırma enstrümanlarının kullanılması gerekmektedir. Nitekim psikoloji, sosyoloji, antropoloji, eğitim ve ekonomik kalkınma gibi sosyal bilim alanlarında insan ve toplum davranıģları incelenmektedir. Bu davranıģları sayılarla açıklamak zordur. Ölçümler bize kaç kiģinin nasıl davrandığını gösterir, ama niçin? sorusuna cevap veremez. Ġnsan ve grup davranıģlarının niçin ini anlamaya yönelik araģtırmalara nitel (qualitative) araģtırma denilmektedir. Kaldı ki, hâlihazırda mevcut verilerin çoğu ya yetersiz veyahut yanlıģ bilgilerden oluģmaktadır. Bu durum doğal olarak yapılan araģtırmanın analiz sonuçlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda, bu araģtırma için (daha önceki araştırmalarda da güvenirliği ve geçerliliği test edilerek geliştirilen) nitel araģtırma teknikleri kullanılmıģtır. Nitel araģtırmada, incelenilecek olgu ya da olayın en açık ve ayrıntılı bir Ģekilde araģtırılması, betimlenmesi ve açıklanması için eğer mümkünse birden fazla veri toplama tekniği birlikte kullanılarak bu tekniklerle elde edilen veriler birbirleriyle karģılaģtırılır. Bir araģtırma kapsamında birden fazla veri toplama tekniğinin birlikte kullanılmasına çeģitleme (triangulation) denilmektedir. Bu teknikler genellikle gözlem, görüģme ve doküman incelemesidir. Nitel araģtırmalarda, birden fazla veri toplama tekniğinin birlikte kullanılması, toplanan verilerin ve yapılan açıklamaların güvenilirliğinin ve geçerliliğinin arttırılması açısından önem kazanmaktadır. AraĢtırmanın 5. AĢamasını oluģturan kısımda ise toplanan veriler Elmas Model, kıyaslama (benchmarking) ve stratejik yönetim yaklaģımları ile analiz edilmiģtir. Bu aģamada, her bir sektör baģlı baģına modele tabi tutularak analiz edilmiģ ve uluslar arası stratejik rekabetçilik pozisyonu tespit edilmiģtir. Analiz sonucuna binaen sektörlerin geliģim ve/ veya dönüģüm modellemeleri yapılarak stratejileri ve temel proje önerileri ortaya çıkarılmıģtır. Analiz sonuçları, ayrıca, hangi sektörlerin kümelenme analizine tabi tutulacağını da öngörmüģtür. AraĢtırmanın son aģamasını ise (6. AĢama), analiz sonucunda ortaya çıkan panorama doğrultusunda, makro düzey stratejiler, öngörülen sektörlerin geliģtirilmesine yönelik stratejik yönetim modelleri ve uygulama projeleri değerlendirilmiģtir. 24

25 ġekil 1: AraĢtırmanın AĢamaları AraĢtırma Vizyonun Belirlenmesi (1. AĢama) Ön Mülakatların (pilot çalıģma) Yapılması (2. AĢama) Ġkincil Verilerin Toplanması (Literatür Taraması) (3. AĢama) Birincil Verilerin Toplanması (4. AĢama) Verilerin Analizi (Elmas Model& Makro Düzey Kümelenme vs.) (5. AĢama) AraĢtırmanın Yorumlanması (Sonuç&Öneriler) (6. AĢama) 25

26 1.2.1 AraĢtırmanın Genel YaklaĢımı ve Vizyonunun Belirlenmesi (1. AĢama) Bu projenin esasını oluģturan rekabetçilik, buna bağlı olarak kümelenme temelli ekonomik kalkınma ve stratejik planlama çalıģmaları, geniģ bir katılımcılar grubunu gerektiren tekrarlayıcı ve kendi içinde bütünlük arz eden bir süreçtir. Bu süreçte yer alacak paydaģlar (oyuncular) ise; bir yandan Hükümet ile onun merkezi ve yerel kurumları, diğer yandan yerel otoriteler ile bölgesel ekonomik güçler (ticaret odaları, işçi sendikaları, Bölge nin Özel İdarelerinin oluşturduğu Hizmet Birlikleri vs.) ve diğer ilgili sivil toplum örgütleri (sektörel dernekler, odalar, birlikler vs.) temsilcilerinden oluģmaktadır. Projenin yaygınlaģtırmasını gerçekleģtirmek, etkin olabilmek ve somut sonuçlara varabilmek için proje çalıģması katılımcı yaklaģım esasına uygun hazırlanmıģ olup, projede benimsenen temel yaklaģımlar özellikle araģtırma sürecinin etkin bir Ģekilde gerçekleģmesine yönelik olarak ortaya konmaya çalıģılmıģtır. Bu bağlamda, çalıģmalar süresince katılımcılığın en üst seviyede gerçekleģmesine özen gösterilmiģ olup, gerek iç paydaģlar gerekse dıģ paydaģların görüģlerine baģvurulmuģ, mümkün olduğu kadar Bölge de yapılan odak grup çalıģmaları, toplantıları ile toplumun ilgili kesimlerinin katılımını sağlamak üzere çeģitli yöntem ve araçlar kullanılmıģtır. Bu çerçevede temel hedef olarak; (1) Gelecek referanslılık, (2) Bölge de faaliyet gösteren sektörlerin rekabetçiliğine katkı, (3) Bütünlüklü/ holistik düģünce, (4) PaydaĢ beklentilerinin hesaba katılması, (5) Bilimsellik, (6) Uygulanabilirlik (uygulama projelerinin ortaya çıkarılması), değiģkenleri gibi temel kıstaslar göz önüne alınmıģtır. Yukarıdaki vizyon çerçevesinde ilk olarak ĠDARE ile bir toplantı (kick-off) gerçekleģtirilmiģ ve çalıģmanın genel çerçevesi ve yapılacak iģ paketleri ve eylem planı müzakere edilmiģtir. 26

27 ġekil 2: AraĢtırmanın Genel YaklaĢımı ve Vizyonu Gelecek Referanslılık Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Sektörlere Katkısı Holistik Düşünce Paydaş Beklentilerinin Hesaba Katılması U Y G U L A N A B İ L İ R L İ K Adı geçen temel vizyon dahilinde, Bölge nin temel olarak sektörel açısından analizini yapabilmek için stratejik planlama sürecinin 4 farklı adımda ele alınması gerekmektedir. Bu bağlamda ilk aģamada sektörün kalkınmasına yönelik değiģkenlerin teģhis (discovery) edilmesi, daha sonra saptanan değiģkenlerin tanımlanması (define), üçüncü aģamada değiģkenlerin benimsetilmesi ve yaygınlaģtırılması amacı ile teģmil (deploying) edilmesi, buna binaen son aģamada ise, stratejik planın uygulamasının nasıl yapılacağının, yani tekâmül (driving) edilmesi yaklaģımı benimsenmiģtir. ġekil 3: Diyarbakır Bölgesi nde Faaliyet Gösteren Endüstrilerin Rekabetçilik ve GeliĢtirme ÇalıĢması AraĢtırma YaklaĢımı Diyarbakır İli Sektörel Rekabetçilik ve Makro Düzey Kümelenme Çalışması Dört Ardışık Aşama Uygulanarak Analiz Edilmektedir Teşhis (Discovery) Tanım (Define) Yayma (Deploy) Uygulama (Drive) Sektörel paydaşların algıları, problemleri, dünyayı ve geleceği Anlamaları Sektörün sorunlarını tanımlamak gerekçelendirmek, politikalar belirlemek. Meseleleri paydaşlara sahiplendirmek. Politikaların uygulanmasını İzlemek, hatalarını gidermek. 27

28 1.2.2 AraĢtırmanın Pilot GörüĢmeleri ve Ön Mülakatların Yapılması (2. AĢama) AraĢtırmanın 2. AĢamasında ĠDARE nin öngörmüģ olduğu anahtar ekonomik karar vericiler (key decision makers) ile derinlemesine mülakatlar (pilot görüşmeler) yapılmıģtır. Bu bağlamda, DTSO Yönetim Kurulu BaĢkanı, DESOB Yönetim Kurulu BaĢkanı ve DĠTĠB BaĢkan larına ayrı ayrı projenin genel durumu, stratejik yönetim, rekabetçilik gibi konuları kapsayan bir sunum yapılmıģ ve Diyarbakır ın genel sosyo-ekonomik durumu, öne çıkan sektörler ve her bir sektörün ana oyuncuları hakkında bilgilere ulaģılmıģtır. Ayrıca, adı geçen kurumların çalıģmaya ne tür katkıda bulunacağı ve çalıģmalara ne açıdan destek verecekleri kararlaģtırılmıģtır Kapsamlı Literatür Taramasının GerçekleĢtirilmesi (3. AĢama) Bu aģamaya paralel olarak Diyarbakır hakkında kapsamlı literatür taraması yapılmıģ (ikincil veriler) olup gerekli dokümanlar analiz edilmiģ ve rekabetçi gücü yüksek ve/veya potansiyel arz eden temel sektörlere ulaģılmaya çalıģılmıģtır. Ayrıca, tespit edilen temel sektörlerin durumları ve sayıları uzman görüģüne (expert opinion) baģvurularak teyit edilmiģtir. Ġkincil veri toplama yöntemi olarak, kent dâhilinde faaliyet gösteren alt sektörler ile ilgili oyunculara ait yazılı (gazete ve dergi yazıları, bilimsel yayınlar ve kitaplar, sektörel yayınlar, sivil toplum kuruluşlarının kitapçıkları ve dernek kayıtları, üye listeleri ve adresleri, sektörün ve şirketlerin tanıtım broşürleri, ilgili internet kaynakları vs.) ve görsel dokümanlar araģtırılmıģ ve incelenmiģtir. Ġkincil veri toplama çerçevesinde, Diyarbakır Valiliği, Karacadağ Kalkınma Ajansı, Diyarbakır Ġl Özel Ġdaresi, Ġlçe Kaymakamlıkları, Dicle Üniversitesi, Diyarbakır BüyükĢehir Belediyesi, Diyarbakır da faaliyet gösteren sektörel sivil toplum kuruluģları, Diyarbakır Bölgesinde faaliyet gösteren Ġl ve Bölge Müdürlükleri, Devlet Planlama TeĢkilatı (DPT), Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Bölge Temsilciliği, Türkiye Ġstatistik Kurumu (TÜĠK), Küçük ve Orta Ölçekli ĠĢletmeleri GeliĢtirme ve Destekleme Ġdaresi BaĢkanlığı (KOSGEB), Ġhracatı GeliĢtirme Etüd Merkezi (ĠGEME) vb. kamu ve sivil toplum kuruluģlarının verilerinin (rapor, yazı, inceleme vs.) yanı sıra ulusal ve uluslararası ekonomi gazetelerinin sektörel raporlarına (özel ekler) ve diğer süreli yayınlara müracaat edilmiģtir. Ayrıca Diyarbakır da kapsam ve içerik bağlamında ilk defa gerçekleģtirilen 1. Uluslararası Katılımlı Kamu-Üniversite-Sanayi ĠĢbirliği Sempozyumu ve Mermercilik ġurası (UDUSĠS-2010) verileri ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) basılı ve basılı olmayan stratejik raporları da göz önüne alınmıģtır. Bu veriler kapsamında göz önüne alınan Diyarbakır ın güçlü sektörleri ve potansiyel arz eden faaliyet kolları bir önceki aģamada uzman görüģleri (expert opinion) doğrultusunda da değerlendirilmiģ ve aģağıdaki Tablo da yer alan ana endüstriler altında sınıflandırılmıģtır. Tablo 3: Diyarbakır da Öne Çıkan Temel Sektörler Temel Endüstriler Tarım Sanayi Hizmet Alt Sektörler 1. Et ve Et Ürünleri Sektörü 2. Süt ve Süt Ürünleri Sektörü 1. Mermercilik Sektörü 2. ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü 3. Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörü 4. Tekstil ve Hazırgiyim Sektörü 1. Turizm Sektörü 2. Ticaret Sektörü 28

29 1.2.4 Birincil Veri Toplama Yöntemleri ile Verilerin Toplanması (4. AĢama) AĢağıda da detaylı bir Ģekilde ifade edildiği gibi ikincil veri toplama tekniklerinin yanı sıra; bu çalıģma kapsamında da birden fazla veri toplama tekniği kullanılmıģ olup çeşitleme de gerçekleģtirilmiģtir. Ġkincil verilerden toplanan dokümanlar ve veriler ıģığında, sektörel rekabetçilik çalıģmasının sağlıklı bir Ģekilde tamamlanabilmesi; diğer bir deyiģle, verilerin sağlıklı bir Ģekilde toplanması ve bunların stratejik bilgiye dönüģtürülmesi maksadıyla, aynı zamanda araģtırmanın amacına da uygun olarak, Bölge düzeyinde birçok birincil veri toplama tekniklerine de müracaat edilmiģtir. Bu bağlamda; (1) Odak Grup Toplantıları, (2) Yarı-Yapılı Yüz-Yüze Anket, (3) Yarı Yapılı Mülakat ve (4) Katılımlı Gözlem adı verilen nitel veri toplama tekniklerine müracaat edilmiģtir. Adı geçen yöntemlerden odak grup ve yüz-yüze anket yöntemleri eģ zamanlı olarak, diğer yöntemler ise çalıģma süresi boyunca müracaat edilen yöntemler olarak kullanılmıģtır Odak Grup Toplantıları ile Verilerin Toplanması (Focus Group) Odak grup tartıģmaları, son yıllarda eylem araģtırmalarında sıklıkla kullanılan nitel bir araģtırma tekniği olup, nitel araçlarla yapılan değerlendirmelerde ortaya çıkan sonuçların derinlemesine incelenmesi ve raporlanması amacıyla kullanılmaktadır. Odak grup tartıģmalarının temel çıkıģ noktası, sosyal psikoloji ve iletiģimdeki teorilerdir. Özellikle pazar araģtırmalarında sıklıkla kullanılan bu yöntem, bölgesel ve sektörel kalkınma çalıģmalarının baģlangıç araģtırması niteliğindeki çalıģmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Sosyal bilimlerde tek baģına ya da birebir görüģmeler ve anketler ile birlikte kullanılsalar da bu yöntem, aslında en sistematik veri toplama yöntemlerinden biridir. Aynı zamanda, odak grup tartıģmalarından elde edilen detaylı veriler, birebir görüģmeler ve anketler için sağlam bir temel oluģturmaktadır. Odak grup tartıģmaları 8-10 kiģinin katılımıyla gerçekleģtirilen, diğer nitel yöntemlerle kıyaslandığında araģtırılan konuyla ilgili en zengin cevapların alındığı yöntemdir. Bu teknik ile yapılan toplantılar; katılımcıların, araģtırılan konu hakkındaki belirli soruları cevaplama sürecine bizzat dâhil oldukları, yarı yapılandırılmıģ grup toplantılarıdır. Grup dinamiğini ortaya çıkaran odak grup toplantıları, aynı mevzuda yapılan bir konu hakkında farklı temsil gruplarının ne düģündüğü konusunda bilgi toplamanın en verimli yöntemlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Grup çalıģmalarının verimi, grupta yer alan katılımcıların homojen özellikler taģımasıyla yükselmektedir. Grup katılımcılarının homojen olması, ortak dertlerinin, sorunlarının ve düģüncelerinin olmasına imkân vermektedir. Konunun daha derinlikli incelenmesini sağlayan husus, katılımcıların incelenen konu hakkında benzer bakıģlara sahip olması ve fikirlerini özgürce paylaģmalarıdır. Grup tartıģması Moderatör tarafından araģtırmanın tüm konularını detaylı bir Ģekilde içeren bir akıģ planı eģliğinde yönetilmektedir. Grup toplantısını yöneten Moderatör, tartıģma boyunca katılımcıların konu hakkındaki fikirlerini apaçık ifade ettiğinden ve tartıģmanın istenilen konu çerçevesinde ilerlediğinden emin olmak zorundadır. Gruplar, hem bireysel görüģme hem de grup tartıģması olarak değerlendirilebilirler. Yapılacak araģtırmada odak grup tartıģmalarının; kitlesel fikirleri ortaya çıkarmak, tercih ve eğilimleri belirlemek ve ortak payda oluģturmak amacıyla kullanılması beklenmektedir. Yukarıda adı geçen koģullar ıģığında, Bölge genelinde yapılan odak grup toplantıları, yine, Iconomy Group un daha önceki benzer projelerde geliģtirmiģ olduğu ve hali hazırda uygulamakta olduğu teknik ve yönlendirme sorularını da içeren bir yöntem ile yönetilmiģtir. Hem odak guruplarda hem de derinlemesine görüģmelerde, belirlenen hedefler ile birlikte, toplantı ve görüģmelerin hangi somut sorunlar üzerinden yürütüleceği Proje Koordinatörü ve araģtırma ekibi tarafından tespit edilmiģtir. Gruplardaki kiģi sayılarının ve dağılımlarının bölgelerdeki ağırlıklı ilgili sektörün değer zinciri oyuncularını temsil etmesi Ģartı göz önüne alınmıģtır. Ayrıca alt sektör tercihlerinde, projeden doğrudan veya dolaylı etkilenme ile projenin realizasyonuna katkı ölçütleri ön planda bulundurulmuģtur. 29

30 Odak grup toplantılarının deruhte edilmesi esnasında gerekli olan teknik koģullar aģağıdaki Ģekilde yerine getirilmiģtir. Odak gruplar için temsilci listesi, yani odak grup çalıģmalarının kimler ile yapılması gerektiği, alt sektörler ve sektörel değer zincirinin oyuncuları tespit edilip ĠDARE ile müzakere edildikten sonra belirlenmiģtir. Toplantıların yapılacağı yer, katılımcıların kendilerini rahat hissedebileceği, grup dıģından kiģilerin giremeyeceği, geniģ ve kapalı bir ortam olması sağlanmıģtır. Moderatör ve Raportör dıģında ekip üyelerinden herhangi birisi katılmamıģtır. ĠDARE, gerekli ortamın sağlanmasında ve anahtar kiģilerin organize edilmesinde yardımcı olmuģtur. Homojen bir ortamın oluģmasının beklendiği toplantı mekânının yeri ve uygunluğu ĠDARE nin onayı alınarak karara bağlanmıģtır. ĠDARE nin öngördüğü ana oyuncular yer temini ve odak grup katılımcılarının organizasyonunu gerçekleģtirmede yardımcı olmuģtur. Odak grup toplantılarında, daha önce bölgesel ve sektörel kalkınma çalıģmaları, rekabetçilik analizi ve mikro kümelenme çalıģmalarında bulunmuģ ve katılım yönetmiģ olan Moderatör ün aģağıdaki konularda katılımcıların dikkatini yoğunlaģtırması sağlanmıģtır. Katılımcıların Diyarbakır la ve sektörlerle iliģkili olarak özgeçmiģleri, Proje hakkında sahip oldukları bilginin derecesi ve niteliği, Projenin algılanma düzeyi, Katılım düzeyi ve imkânları, Sektörel ve toplumsal öncülük dereceleri, Diyarbakır ve sektörlere iliģkin değerlendirme, algı ve beklentileri, Sektörel bilgileri kullanımları, sektörel ve bölgesel kalkınmadan ortaya çıkacak sonuçlar hakkındaki görüģleri, Mevcut ve öngörülen durum üzerine mukayeseli değerlendirmeleri göz önüne alınmıģtır. AĢağıdaki Tablo da da iģaret edildiği gibi, Diyarbakır ın değiģik yerlerinde yapılan odak grup toplantılarına kentin her kesiminden üst düzey katılım sağlanmıģtır. Özellikle kamu yönetimi idarecileri, kamu kurum üst düzey yöneticileri, iģ adamları (sektör ana oyuncuları), akademisyenler, kalkınma ajansı uzmanları, tarım konseyi ve sektörel sivil toplum kuruluģları temsilcileri gibi hemen hemen kentle ilgili bütün paydaģların katılımı sağlanmaya çalıģılmıģtır. Bu bağlamda, toplam 20 toplantı deruhte edilmiģ olup, 241 kiģinin uzmanlık görüģlerine baģvurulmuģtur. Tablo 4: GerçekleĢtirilen Odak Grup Toplantıları Odak Grup Toplantısının Yeri Tematik Grup Toplantı Sayısı Katılımcı Sayısı Diyarbakır Valiliği Ġlçe Kaymakamları 1 13 Dicle Üniversitesi Ġl/ Bölge Müdürleri 1 14 Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Tarım Sektörü Temsilcileri (4) Sanayi Sektörü Temsilcileri (4) Hizmet Sektörü Temsilcileri (2) DTSO Üyeleri (1) Diyarbakır Ticaret Borsası (DĠTĠB) Sektörel Sivil Toplum KuruluĢları 1 12 Diyarbakır KOSGEB (kick-off) KOSGEB Uzmanları 1 7 Dicle Üniversitesi Akademisyenler 1 12 Karacadağ Kalkınma Ajansı Ajans Uzmanları 1 9 Diyarbakır GiriĢimci ĠĢadamları Derneği DĠGĠAD Üyeleri 1 25 (DĠGĠAD) Diyarbakır TÜBĠDER TÜBĠDER Üyeleri 1 8 Tarım Konseyi Tarım Sektörü Konseyi Üyeleri 1 6 Toplam

31 Odak grup toplantıları farklı birikim, tecrübe ve özelliklerde olan bu katılımcılardan azami düzeyde verim elde edebilmek için olabildiğince daha çok uzmanlık ve ilgi alanına göre tasarımlanmıģtır. Kentin her kesiminden kanaat önderinin ve üst düzey yöneticilerin katıldığı bu faaliyetler sonucunda Diyarbakır ın temel kalkınma vizyonu ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. Toplantılarda ayrıca, ön çalıģma ile tespit edilen sektörlerin değer zincirinde yer alan alt değiģkenler de katılımcıların görüģleri doğrultusunda değerlendirmeye tabi tutulmuģ, sorunlar ve çözüm önerileri hakkında temel bilgilere ulaģılmaya çalıģılmıģtır. 31

32 Yarı-Yapılı Yüzü- yüze Anket Yöntemi ile Verilerin Toplanması (Face-to-face Semi Structured Questionnaire) Sosyal konularda yapılan araģtırmaların veri kaynağı insandır ve onlardan doğrudan bilgi alma yöntemlerinden biri de anket yöntemidir. Anket yöntemi sistematik ve organize bilgi toplanması açısından son derece önemli ve birinci elden yani birincil kaynaktan veri toplama aracıdır. Veriler, önceden belirlenmiģ insanlara bir dizi soru sorarak elde edilmektedir. Bu bağlamda, bölgesel kalkınma, rekabetçilik, kümelenme yaklaģımı ve makro düzey stratejik plan çerçevesinde araģtırmanın verilerinin toplanması için anket yöntemi en önemli teknik olarak görülmektedir. Bu araģtırmada kullanılan anket, bölgesel kalkınma, uluslararası rekabetçilik ve kümelenme yöntemine ve makro düzey stratejik plana uygun yarı-yapılandırılmıģ (semi-structured questionnaire) sorularla tasarlanmıģtır. Iconomy Group un geliģtirdiği ve geçerliliği ve güvenirliliği daha önce yapılan çalıģmalarda test edilmiģ anket soruları, adı geçen sektörün ana oyuncularına ve paydaģlarına yönlendirilmiģtir. Genel soruların yanı sıra, bölge ve sektörlere yönelik özel sorular da anket kapsamında değerlendirilmiģtir. Özellikle anketin yarı-yapılı nitelikte tasarlanması, sahada anketi yanıtlayan paydaģların ifade etmek istedikleri kendi görüģlerinin daha açık ve net bir Ģekilde aktarılmasını sağlamıģtır. Sahaya çıkılmadan önce gerekli eğitimleri alan anketörler ve yerel ekip üyeleri, uygulama aģamasında, oyuncular tarafından anlaģılmayan sorulara açıklık getirerek verilen yanıtların güvenirliliği korumaya özen göstermiģlerdir. Öncelikle pilot uygulama kapsamında test edilen anket uygulaması ile geri-bildirimler alınmıģ, anketin anlaģılmayan ve/veya uygulamadaki aksaklıklarına yönelik sıkıntıların giderilmesi için taktikler belirlenmiģtir. Anketler ile sektörlerin genel rekabetçilik güçleri değerlendirmeye tabi tutulmuģ olup makro düzey kümelenme durumları tespit edilmeye çalıģılmıģtır. Ayrıca sektörel senaryoların tespitine yönelik soruların yanıtları da alınmaya çalıģılmıģtır Yarı-Yapılı Derinlemesine Mülakat Tekniği ile Verilerin Toplanması (Semi-Structured In-Depth Interview) Derinlemesine görüģmeler, katılımcıların kendi kelimeleriyle ifade ettikleri, gündelik hayattaki tecrübelerinin ve bakıģ açılarının aktarılmasıdır. Bu bağlamda, sektörde faaliyet gösteren ana oyuncular ve hedef bireylerle (ilgili paydaşlarla) yüz yüze yarı-yapılandırılmıģ görüģmeler yapılmıģtır. Derinlemesine görüģmeler bölgede yaģayanlar, bilgi üreten kurum ve kuruluģların temsilcileri, bölgeyle iliģkisi olanlar, ilgili kamu yönetimi temsilcileri, sektörel kanaat önderleri, sivil toplum kuruluģu liderleri, ilgili ana oyuncular ve sektör temsilcileri üzerinde gerçekleģtirilmiģtir. Derinlemesine görüģmeler kiģilerin kendilerini rahat hissedebileceği, dıģarıdan müdahalenin olamayacağı bir ortamda gerçekleģtirilmiģtir. GörüĢmelerde kullanılan yöntem ve kaç kiģi ile görüģme yapılacağı Proje Koordinatörü nün öngörüleri dahilinde belirlenmiģ. Derinlemesine görüģme yapacak GörüĢmeci nin sosyal kapasitesi (EQ) yüksek, sektörü ve ekonomiyi bilen, saha çalıģmalarına hakîm ve daha önce kümelenme çalıģmalarında aktif olarak çalıģmıģ Görüşmeci olmasına dikkat edilmiģtir. Adı geçen niteliklere sahip GörüĢmeci, Proje Koordinatörü tarafından seçilip görevlendirilmiģtir. Belirlenen görüģmeler için randevu ve izinlerin alınması Yüklenici ve ĠDARE tarafından yerine getirilmiģtir. 32

33 Katılımlı Gözlem ile Verilerin Toplanması (Participant Observation) Katılımlı gözlem, gözlemcinin olaya doğrudan doğruya katıldığı ve inceleme yaptığı gözlemdir. Bu tür gözlemin yararlı yanı, gözlenen kiģilerin araģtırma yapıldığını bilmemeleri nedeniyle herhangi bir duygusal yönlendirme olmadan olayların kendi akıģı içinde cereyan etme Ģansına sahip olunmasıdır. Bu bağlamda, Bölge düzeyinde çeģitli konaklama tesislerinde bir müģteri gibi seyahat edilerek, gezilerek ve konaklayarak gözlem yapılmıģtır Saha AraĢtırmalarından Toplanan Verilerin Analizi (5. AĢama) Saha araģtırmasından toplanan tüm veriler Elmas Model (Diamond Analysis) ve yöntemi ile analiz edilmiģtir Elmas Modeli ile Verilerin Analizi Yöntemi 2 Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Michael Porter (1990) Ulusların Rekabet Avantajları isimli kitabında bazı ulusların niçin diğerlerinden daha rekabetçi ve bazı sanayilerin niye diğerlerinden daha yüksek rekabet gücüne sahip olduklarını analiz etmeyi sağlayan bir model önerisinde bulunmuģtur. Bu model ulusal rekabet üstünlüğü faktörlerini belirlemekte ve Porter ın Elmas Modeli olarak bilinmektedir. Model, bir organizasyonun ulusal yapısının uluslararası rekabet gücü elde etmede önemli bir role sahip olduğu tezine dayanmaktadır. Binaenaleyh, model ulusal rekabet avantajlarının belirleyicilerini sistemik ve sistematik olarak ortaya koymak için küresel rekabetin unsurlarını bir sistem yaklaģımı içinde analiz etmektedir. Elmas modeli, aynı zamanda, bir sektörün toplam rekabetçilik pozisyonunu da temsil etmektedir. Klasik iktisat teorileri, ülkelerin gelecek nesillere bırakabileceği ülke toprağı, doğal kaynaklar ve nüfus gibi faktör havuzlarının nispi avantajların belirleyicisi olduğunu ifade etmektedir. Sadece makro ekonomik değiģkenleri, ucuz veya yoğun iģgücünü, devlet politikalarını veya yönetim tekniklerini rekabet avantajlarının belirleyicisi olarak görmek de doğru sonuçlara ulaģmak için yeterli değildir. Porter, daha geçerli bir paradigmaya ulaģabilmek için özelleģtirilmiģ (specific) endüstrilere yoğunlaģmıģ ve rekabetçiliğin yukarıda sayılan faktörlerden etkilendiğini ancak bazı durumlarda bu faktörlerin yoğun (abundant) olmasının sürdürülebilir büyümenin önünde engel olabileceğini ifade etmiģtir. Porter, ulusların nitelikli iģgücü, güçlü teknoloji, bilgi birikimi ve 2 Bu alt Bölüm Iconomy Group bağımsız danıģmanlarından Eraslan ve arkadaģlarının 2008 Türk Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Rekabetçilik Analizi makalesinden uyarlanmıģtır. 33

34 kültür gibi kendi ileri faktör havuzlarını oluģturabileceğini ileri sürmüģ ve bunun özelleģmiģ koģullar altında gerçekleģtiğini ifade etmiģtir (Porter, 1990). Porter, bu kavramsal yaklaģımda ulusların rekabet üstünlüğüne sahip oldukları sanayilerindeki belirleyici unsurları, elmasın değerinden yola çıkarak, elmas (diamond) terimi ile bağdaģtırmıģtır. Tasarımlanan model ile bir ülkenin, firmanın veya organizasyonun rekabet üstünlüğünü etkileyen dört ana değiģken (faktör) belirlenmiģtir. Bu temel değiģkenler elmasın köģelerini oluģturan (1) girdi koģulları, (2) firma stratejisi ve rekabet yapısı, (3) talep koģulları ve (4) ilgili ve destekleyici kuruluģlar/ kurumlardır. Devlet ise bu dört faktörü dıģarıdan etkileyen bir baģka değiģken olarak modelde yer almaktadır. Dolayısıyla modelde on iki yönde içsel etkileģim bağlantısı bulunurken dört tane de dıģsal etki bağlantısı bulunmaktadır. Ayrıca her bir değiģken kendini oluģturan birçok alt değiģkenden meydana gelmektedir. Adı geçen alt değiģkenler, sektörden sektöre ve/ veya bölgeden bölgeye bazen farklılık göstermektedir. Diğer bir deyiģle, bu etkileģim bağlantılarının birbirlerine ve modelin bütününe etki derecesi bölgeden bölgeye, firmadan firmaya değiģiklik göstermektedir. Ancak, rekabet üstünlüğünü belirleyen elmas modeli bir sistem ortaya çıkarmakta, bu nedenle temel değiģkenler tek tek değil, birlikte rekabet avantajlarını belirlemektedirler. Diğer bir deyiģle, modelin dört köģesinde yer alan değiģkenler birbirlerini etkilemektedirler. Dolayısıyla sistem dinamik bir yapı kazanmaktadır. Zaten Porter, bu elmas çerçevesini belirleyici olan faktörlerin birbirleri ile iliģkilerini karģılıklı güçlendiren bir sistem olarak görmekte ve belirleyici olan unsurlardan birinin diğeri üzerindeki olası etkilerini de göz önünde bulundurmaktadır (Öz ve Pamuksuz, 2003). Adı geçen ana değiģkenler zaman içerisinde güçlenerek ve birbirlerini güçlendirerek bir sanayinin rekabet gücünün yükselmesinde etkili olmaktadırlar (Liu ve Song, 1997). Elmas modeli bir faktörün diğer üç faktör tarafından nasıl etkilendiğini açıklayarak, ülkelerin, sektörlerin rekabetçilik pozisyonlarını belirlemekte kullanılmaktadır. Devlet, bu dört faktörü dıģardan etkileyen dıģsal bir boyut olarak nisbi avantaj oluģturmada dolaylı rol oynamaktadır. ÇeĢitli standartların geliģtirilmesi, tekel oluģumlarının önüne geçilmesi gibi uygulamalarla rekabet pozisyonuna bu dört faktör üzerinden etki etmektedir. Girdi koģulları üretimde kullanılan faktörlere yönelik olup, (a) iģgücünün kalitesi, becerileri ve maliyeti (b) bir ulusun fiziki kaynaklarının maliyeti, eriģilebilirliği, kalitesi ve bolluğu, (c) bir ulusun bilgi kaynakları stoğu, (d) finans sanayinde bulunan sermaye kaynaklarının maliyeti ve miktarı ve (e) bir ulusun altyapısının kalitesi ve kullanıcıya yönelik maliyetini temsil etmektedir (Hodgetts, 1993: 42; Lo, 2003). Talep koģulları bir sanayideki pazar koģullarını belirlemektedir: (a) iç pazarda talebin durumu, (b) iç pazarın büyüklüğü ve büyüme eğilimi ve (c) iç pazarın uluslararasılaģma mekanizmaları ve ulusal ürün ve hizmetlerin dıģ pazarlardaki durumu (Hodgetts, 1993: 42). Ġç pazardaki talebin doğası, gelecekteki alıcıların davranıģları hakkında ipucu vermekte ve ulusal üreticilere yabancı rakipleri karģısında dünya pazarlarında görülebilecek eğilimlere karģı bir erken uyarı görevi üstlenmektedir (Öz ve Pamuksuz, 2003). Uluslararası rekabet iç pazardaki talebin önemini düģürmemekte, bir ürünün iç pazarının dıģ pazarından daha büyük olduğu durumlarda yerel firmalar bu ürüne yabancı firmalardan daha fazla önem vermekte ve bu özellik ihracat aģamasında yabancı rakiplerinden daha yüksek rekabet gücüne sahip olmalarını sağlayabilmektedir. Ġlgili ve destekleyici kurumlar (cluster), değer zincirindeki üyelere iģaret etmekte ve birçok sanayide doğrudan veya dolaylı ilgili olan tüm oyuncuları içermektedir. Porter a göre (1990) ilgili ve destekleyici sanayilerin tümü bir sanayinin kümelenmesini oluģturmaktadır. Kümelenme, bir ülkenin rekabet gücüne sahip olduğu bir ürünün üretilmesinde sorumlu olan firmaların kurmuģ oldukları organizasyonların tümüdür. Son belirleyici faktör firma stratejisi, yapısı ve rekabettir ve bu baģlıkta firmaların nasıl kurulduğu, yönetildiği ve ulusal rekabet içerisinde konumlandığı incelenmektedir (Porter, 1990). Firma stratejisi ve rekabet yapısı bir firmanın iç ve dıģ dünyasına yöneliktir: (a) firmaların yönetilmeleri ve rekabet etme yöntemleri, (b) firmaların elde etmek istedikleri hedefleri ve yönetici ve çalıģanlarının motivasyonları ve (c) ilgili sanayideki rekabet gücü ve ulusal rekabet ortamının büyüklüğüdür (Hodgetts, 1993). 34

35 Devletin görevi ise, bir ulusun rekabet gücü üzerindeki dolaylı faktör olarak değerlendirilmektedir. Devlet yasalar, düzenlemeler, korumacı önlemler gibi konularda önem kazanmaktadır. Özetlemek gerekirse, Porter ın Elmas Modeli nde sistem bütünü sürekli hareket halinde, olumlu ve olumsuz etkilerin oluģtuğu bir süreç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte rekabet avantajları, yenilenme ve yeniliklerin hızına bağlıdır. Bir belirleyenden kaynaklanan etkinin yararlı duruma gelebilmesi diğer belirleyenlerin durumuna bağlıdır. Her etken kendine yansıyan etkiyi değerlendirme durumunda olduğu takdirde bundan olumlu olarak etkilenmektedir. GeniĢ ve yaygın etkileģimin ortaya çıkması, sistem bütünü içindeki karģılıklı etkileģimin nitelik ve yoğunluğuna bağlı olup, tek bir etken, genelde yetersiz kalırken; yeni bilgi, yetenek ve oyuncuların sürekli devreye girdiği dinamik ve rekabetçi bir ortamın varlığı küresel rekabet avantajını ortaya çıkarmaktadır (Porter, 1990; Neven ve Dröge, 2001; Öz ve Pamuksuz, 2003; Bulu, Eraslan ve ġahin, 2004; Erkan ve Erkan, 2004: 360; Bulu, Eraslan ve Kaya, 2006). Sektörlerin uluslararası rekabetçilik analizi için, Harvard Üniversitesi Rekabetçilik Enstitüsü nün kullandığı ve dünya genelinde yaygın olarak kullanılan, Avrupa Birliği nin de tavsiye ettiği Elmas Modeli (Diamond Model) yöntemi kullanılmıģtır. Kıyaslama (benchmarking) mantığı ile kurgulanan ve verileri analiz eden model, sektörün değer zincirinde yer alan tüm değiģkenlerin detaylı uluslararası kıyaslamasını yaparak bir pozisyon sağlamaktadır. Böylece, kümelenme analizi için hem alt değiģkenlerin durumu ortaya çıkmakta ve değerlendirilmekte, hem de tüm sektörün uluslararası pozisyonunu yansıtmaktadır. Bölgesel kalkınma çalıģmaları 4 farklı tematik konuyu (ekonomik-sosyal-teknik-çevre&enerji) içeren bir yaklaģımla tasarlanmaktadır. Ekonomik kalkınma ise bölgesel kalkınmanın en önemli boyutlarından birini oluģturmaktadır. Ekonomik kalkınma tasarımı ise yeni paradigma verimlilik ve yenilikçiliği esas alan rekabetçilik üzerine yapılandırılmaktadır. Binaenaleyh, Diyarbakır Bölgesi nde yapılan bu çalıģma da bu esas üzerine inģa edilmiģ olup, öncelikli olarak Diyarbakır Bölgesi nde faaliyet gösteren tarım-sanayi-hizmet endüstrileri ve bunlara bağlı öne çıkan alt sektörler Elmas Model (Diamond Model) vasıtası ile uluslararası rekabetçilik analizi yapılmıģ ve uluslararası pozisyonları ortaya çıkarılmıģtır Makro Düzey Kümelenme ile Verilerin Analizi Yöntemi Kümelenme (cluster), birbirlerine katma değer ekleyen üretim zinciri ile bağlı, karģılıklı bağımlı firmalar (özelleşmiş tedarikçileri de içerir biçimde), bilgi üreten kurumlar (üniversiteler, araştırma kurumları, mühendislik şirketleri vs.), destekleyici kurumlar (acenteler, danışmanlık şirketleri, sivil toplum kuruluşları-stk, bankalar, sigorta şirketleri) ve müģteriler tarafından oluģturulmuģ ağ (network) olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyiģ ile kümelenmeler, belirli bir endüstride birbiri ile iliģkili Ģirket ve kurumların coğrafî yoğunlaģmaları olarak tanımlanmaktadır (Porter, 1985; Bulu ve Eraslan, 2004). Kümelenmeler, ilgili endüstriler ile rekabet etmede önemli olan diğer unsurları çevreleyen bir sınır çizer. Örneğin, parça, makine, hizmet gibi özelleģmiģ girdi tedarikçileri, özelleģmiģ altyapı sağlayıcıları kümelenmenin üyeleridir. Kümelenmeler, diğer yandan, dağıtım kanallarını ve müģterileri kapsayacak Ģekilde geniģler ve daha sonra da tamamlayıcı ürün üreticileri ile beceri, teknoloji ya da genel girdileri sağlayan endüstrilerdeki Ģirketleri kapsar. Son olarak kümelenmeler, kamu kuruluģları ile üniversiteler, standart belirleyici kurumlar, STK lar, mesleki eğitim kurumları ve özelleģmiģ eğitim ve öğretim, bilgi, araģtırma ve teknik destek sağlayan ticari birlikler gibi diğer kurumları da içerir. Kümelenmeler, derinliklerine ve özelliklerine göre faklılıklar gösterirler, ancak, çoğunluğu son ürün ve hizmet üreticilerini, özelleģmiģ girdi, parça, makine ve servis sağlayıcılarını, finansman kuruluģlarını ve ilgili kuruluģları da kapsamaktadır. Sıklıkla müģterileri, tamamlayıcı ürün üreticilerini, özelleģmiģ alt yapı sağlayıcılarını, eğitim, bilgi, araģtırma ve teknik destek sağlayıcı kamu kurumlarını ya da diğer enstitüleri ve standart koyucu acenteleri içerir. Son aģamada ise kümelenmeler, ticari birliktelikleri ve kümelenme üyelerini destekleyecek diğer özel sektör birlikteliklerini içine almaktadır (Porter, 1990; 1998). Kümelenmeler rekabeti üç ana yoldan etkilemektedirler. (1) Kümelenme içinde kurulmuģ olan iģletmelerin üretkenliğini artırarak, (2) gelecekte verimliliği yükseltecek ve yeni ürünlerin oluģmasını sağlayacak yenilikçiliği yönlendirerek ve (3) kümelenmenin kendisini geniģleten ve güçlendiren yeni iģ alanlarının ortaya çıkmasını teģvik ederek. Yani kümelenmeler, kümelenmeye dahil olan iģletmelere, kendi esnekliklerinden feragat etmeden, büyük ölçekli ya da diğer iģletmelerle resmi bağlantılara sahip iģletmeler gibi fayda elde etmelerini sağlar. Bir kümelenmenin üyesi olmak, girdilere sahip olmada; bilgiye, teknolojiye ve gerekli kurumlara eriģmede; iliģkili Ģirketleri koordine etmede ve geliģimi ölçmede ve teģvik etmede oyuncuların daha etkin ve verimli olmalarını 35

36 sağlamaktadır. GeliĢmiĢ kümelenmeler içinde bulunan iģletmeler, uzmanlaģmıģ ve deneyimli bir iģçi havuzu içinde bulunurlar. Bu imkân, iģletmelerin iģe alımlardaki arama ve iģlem maliyetlerini düģürür ve zamanı kısaltır. Kümelenme çeģitli fırsatlar sunar ve çalıģanların farklı yerlerde istihdam riskini düģürür, hatta diğer bölgelerdeki yetenekli çalıģanları da kendine çeker. Ġyi geliģmiģ bir kümelenme ayrıca diğer önemli girdilerin sağlanmasında da etkin bir yol sağlar. Böyle bir kümelenme derin ve özelleģmiģ bir tedarikçi tabanına sahiptir. Uzak mesafedeki bir tedarikçiden kaynak sağlamak yerine yerel tedarikçileri kullanmak iģlem maliyetlerini düģürecektir. Bu yapı, envanter ihtiyacını en aza indirecek, ithalat ve gecikme maliyetlerini ortadan kaldıracaktır. Fiziksel yakınlık iletiģimi geliģtirecektir, bu durum tedarikçiler için satıģ sonrası hizmetlerini sağlamalarını kolaylaģtıracaktır. Pazar, teknik ve rekabet bilgilerinin tamamı kümelenme içinde birikir ve üyeler bu bilgileri kullanabilirler. Ayrıca, kiģisel iliģkiler ve topluluk bağları güveni tesis eder ve bilgi akıģını hızlandırır. Bu koģular bilgiyi daha akıcı bir hale getirir. Öte yandan kümelenme üyeleri arasındaki bağlar, parçalarının toplamından daha büyüktür. Örneğin, tipik bir turizm kümelenmesinde, ziyaretçilerin görüģleri sadece çevresel güzelliklerden etkilenmez, ayrıca oteller, restoranlar, alıģveriģ merkezleri ve ulaģım kaynakları gibi tamamlayıcı iģlerin kalitesi ve verimliliklerinden de etkilenir. Kümelenme üyeleri karģılıklı olarak bağımlıdırlar ve birisinin göstereceği iyi performans diğerlerini de iyi yönde etkileyecektir. Altyapı ya da eğitim programları gibi kamu kuruluģları tarafından yapılan yatırımlar, iģletmelerin performanslarını geliģtirebilir. ĠĢe alınan çalıģanların yerel programlarda eğitilmeleri, eğitim maliyetlerini düģürecektir. Sadece hükümetin değil, özel sektör içindeki iģletmelerin eğitim programları, altyapı, kalite merkezleri, test laboratuarları gibi yapmıģ oldukları yatırımlarda kümelenme içindeki diğer Ģirketlerin performanslarını artıracaktır. Yerel rekabet oldukça motive edicidir. Benzer Ģirketlere olan yakınlığın oluģturduğu baskı, rekabetçi olmayan ya da doğrudan rekabet etmeyen Ģirketler arasında olmaya nazaran rekabetçi bir baskı oluģturur. Toplum içinde iyi gözle bakılmak arzusu kümelenme içindeki Ģirketlere diğerlerini yarıģta geride bırakma isteği kazandırır. Kümelenmeler, ayrıca, iģletme performanslarının değerlendirilmesini de kolaylaģtırır. Yerel rakipler, benzer iģgücü maliyetleri ve yerel pazarlara eriģim imkanı gibi genel koģullara sahiptirler ve kümelenme içindeki iģletmeler benzer faaliyetler gerçekleģtirmektedirler. Kümelenme içindeki iģletmeler tipik olarak kendi tedarikçilerinin maliyetleri konusunda ayrıntılı bilgilere de sahiptirler. Yöneticiler diğer yerel iģletmeler ile maliyetlerini ve çalıģanlarının performanslarını karģılaģtırabilir. Yine, finansal kurumlar performansı takip etmede kullanılacak kümelenme ile ilgili bilgileri toplayabilirler. Üretkenliğin geliģtirilmesine ek olarak, kümelenmeler iģletmelerin yenilikçilik becerilerinde de önemli bir rol oynar. Örneğin, biliģim kümelenmesi içinde bulunan bilgisayar Ģirketleri müģteri gereksinimlerini ve isteklerini diğer bölgelerde bulunan Ģirketlerle karģılaģtırılamayacak derecede hızlı bir Ģekilde karģılarlar. Kümelenme içindeki diğer Ģirketler ve kurumlarla olan iliģkiler, Ģirketlerin teknoloji geliģtirmek, parça ve makine eriģimi, hizmet ve pazar kavramları gibi konuları erken öğrenmelerine yardımcı olur. Bu tarz bir öğrenme, ziyaretler ve çoğunlukla yüz yüze temas yolu ile gerçekleģtirilir. Kümelenmeler, yenilikleri görünür yapan fırsatlardan daha fazlasını sunarlar. Hızla hareket etmeyi sağlayan esnekliği ve kapasiteyi de sağlarlar. Kümelenme içindeki bir Ģirket genellikle yenilikçi çalıģmalarında kullanacağı bir kaynağı hızlı bir Ģekilde elde edebilir. Yerel tedarikçiler ve ortaklar yenilik sürecine dahil olabilirler. Bu, müģterilerin gereksinimlerinin daha iyi karģılanmasını sağlayacaktır. Aksine kümelenme dıģındaki bir Ģirket uzaktaki tedarikçiler ve diğer organizasyonlar ile koordine edeceği faaliyetlerde önemli zorluklar ile karıģılacaktır. Özetlemek gerekirse kümelenmeler; Ģirketler arası iliģkinin nasıl düzenlenmesi gerekir, üniversite gibi kurumlar rekabet baģarısına nasıl katkıda bulunur ve hükümet ekonomik geliģimi ve kalkınmayı nasıl teģvik eder hakkındaki geleneksel düģünce biçimine yeni bir yol sunmuģtur. Bu bağlamda, kümelenmelerin üyelerine sağladığı yararlar; (1) yeni ve tamamlayıcı teknolojiye eriģim, (2) sinerji ekonomisini ya da karģılıklı bağımlı faaliyetler ekonomisini elde etmek, (3) riskleri yaymak, (4) tedarikçiler ve kullanıcılar ile ortak Ar-Ge çalıģmaları yapmak, (5) rekabeti düģürebilmek için savunmacı bir yaklaģım, (6) tamamlayıcı varlık ve bilginin birleģtirilmiģ kullanımından sağlanacak karģılıklı faydaları elde etmek, (7) öğrenme sürecini hızlandırmak, (8) iģlem maliyetlerini düģürmek ve (9) pazar içinde giriģ bariyeri oluģturmak ya da bariyerlerin üstesinden gelebilmek baģlıkları altında değerlendirilebilirler. Bu yaklaģım çerçevesinde tasarlanan çalıģma ile Diyarbakır da faaliyet gösteren tarım-sanayi-hizmet sektörlerinin makro düzey kümelenme haritası çıkarılarak analiz edilmiģtir. 36

37 1.2.6 Analiz Sonuçlarının Yorumlanması ve Proje Önerilerinin Tespiti (6. AĢama) Analiz sonuçlarının yorumlanması bir araģtırmanın en önemli kısımlarından birisini oluģturmaktadır. Bununla birlikte her bir bölümünün son kısmına, sektörler ile ilgili olarak yorumlar yapılmıģ ve proje önerileri sunulmuģtur. Bu aģamada ise tüm raporun bir özeti ve makro, mezo ve mikro düzeyde yapılabilecek stratejik sonuç ve öneriler yer almıģ olup araģtırmanın son iki bölümünü kapsamaktadır. Altıncı bölüme denk gelen sektörel stratejik modelleme ve uygulama/ makro düzey kümelenme analizi çalıģmasında, Diyarbakır ın ve küresel eğilimlerden etkilenme senaryoları üzerinde yorum yapılmıģ; daha da özele inilerek Diyarbakır da faaliyet gösteren tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinin de bu eğilimlerden ne derece etkilendiğinin makro düzeyde yorumlanması gerçekleģtirilmiģtir. 37

38 TARIM SEKTÖRLERĠ 38

39 2. DĠYARBAKIR ĠLĠNDE FAALĠYET GÖSTEREN TARIM SEKTÖRLERĠNĠN ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠK ANALĠZĠ Tarım sektörü bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesini kapsayan; aynı zamanda, bu ürünlerin yetiģtiricileri tarafından iģlenmesi, ormancılık ve balıkçılık faaliyetleri, tarımsal ürünlerin yetiģtiricileri tarafından taģınması, saklanması, mağazalara devredilmeden üreticileri tarafından satılması ile tarım alet ve makinelerinin diğer tarım üreticilerinin üretimle ilgili faaliyetlerine bir bedel karģılığında kullandırılmasını da içermektedir. Ürün ve bunlara bağlı sektör anlamında değerlendirildiğinde ise tarım sektörü kendi arasında 3 farklı temel sınıflamaya (bitkisel ürünler, hayvansal ürünler ve ağaç ve orman ürünleri) tabi tutulmaktadır. Bitkisel tarım sınıflaması kendi içinde birçok üründen müteģekkil olup (hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri, yaş meyve ve sebze, meyve sebze mamulleri, kuru meyve ve mamulleri, fındık ve mamulleri, zeytin ve zeytinyağı, tütün, kesme çiçek vs.), birçok gıda sektörü değer zincirinin ilk halkasını oluģturmaktadır. Hayvansal tarım; canlı hayvan, su ürünleri ve mamullerini kapsamaktadır. Canlı hayvancılıkta, kırmızı et ürünleri (büyükbaģ, küçükbaģ ve manda) ve kanatlı hayvan ürünleri önemli faaliyet kollarını oluģturmaktadır. Orman tarımı ise ağaç mamulleri ve orman ürünlerini kapsamakta olup, çok geniģ bir ürün yelpazesini kapsamamaktadır. Bu çalıģmada, doğrudan tarımsal ürünler yerine, iģleme tabi tutulmuģ (değer zincirinin 2. halkasını oluģturan) ürünler bağlamında sektörler değerlendirmeye alınmıģtır. Bu bağlamda, uzman görüģleri doğrultusunda değer zincirinin 2. halkasında yer alan ve rekabetçi gücü yüksek olarak öngörülen sektörlerden et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri değerlendirmeye tabi tutulmuģtur. Pamuk ve koza üretiminin devamı olan çırçır-tekstil-hazırgiyim faaliyeti ise sanayi sektörleri arasında analiz edilmiģtir. Yine çalıģma kapsamında tarım sektörünün devamı niteliğinde olan ipekçilik, örtü altı tarım ve un ve unlu mamuller sektörleri de kuluçka sektör kategorisinde incelenmeye tabi tutulmuģtur. 39

40 2.1 Et ve Et Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Bu bölümde et ve et ürünlerinin önemi, bilimsel, ulusal ve uluslararası standartlarda tanımı, dünya genelinde sektörün durumu, Avrupa Birliği ndeki durumu, Türkiye deki durumu, sektörün Diyarbakır daki durumu ve Diyarbakır ın uluslararası rekabetçilik analizi ile sonuç ve öneriler irdelenip analiz edilmiģtir Et ve Et Ürünleri Sektörünün Önemi Ġnsan beslenmesinde önemli bir rol oynayan et ve et ürünleri ve buna bağlı hayvancılık sektörü, milli geliri ve refah düzeyini artırmak, istihdam oluģturmak, gıda, tekstil, deri, kozmetik, ilaç gibi imalat sanayiine hammadde 3 sağlamak gibi önemli ekonomik fonksiyonları icra etmektedir. Bunun yanı sıra, göç olaylarını ve bunun ortaya çıkardığı sosyal sıkıntıları azaltmak, önlemek, kırsal alandaki açık ve gizli iģsizliği azaltmak, kalkınma ve sanayileģme finansmanını öz kaynaklarla gerçekleģtirmek açısından da etkin sosyal fonksiyonları icra etmektedir. Hayvancılık ve buna bağlı olarak geliģtirilen et ve et ürünleri sektörü, ülke ekonomisini geliģtiren, birim yatırıma en yüksek katma değer oluģturan ve en düģük maliyetle istihdam imkânı sağlayan bir sektördür. Sanayide günümüzde bir kiģiye istihdam imkânı yaratabilmek için asgari 80 bin dolarlık yatırıma ihtiyaç duyulurken, hayvancılıkta bunun beģte biri kadar kaynak yeterli olmaktadır. Sanayi kesimi ile karģılaģtırıldığında aynı miktar yatırım ile hayvancılıkta 5 kat daha fazla sayıda kiģiye iģ imkânı yaratılabilmektedir (PeĢmen ve Yardımcı, 2008). Gıda ve tarım endüstrisinin önemli bir kolu olan et ve et ürünleri sektörü tarım sadece günümüzde değil, aynı zamanda, tarih boyunca insanların vazgeçemediği temel alanlardan birisi olmuģtur. Çok farklı koģullarda ve değiģik kaynaklardan sağlanabilen hayvansal kökenli gıda maddelerinin temel besin unsurları arasında önemli bir yerinin olması insanları sürekli hayvancılıkla ilgilenmeye sevketmiģtir. Özellikle hayvansal kökenli gıda maddelerinin insan beslenmesinde büyük rolü olup, bu maddelerin insan beslenmesinde belirli bir düzeyin altına inmesi yetersiz beslenme olarak nitelendirilmektedir. Günümüzde, yaģ gruplarına bağlı olarak değiģmekle birlikte, hiç olmazsa günlük protein tüketiminin %40-60 kadarının hayvansal kökenli gıda maddelerinden sağlanması önerilmektedir. AĢağıdaki Tablo da da görüldüğü gibi dünya genelinde hayvansal kökenli proetin üretimi toplam protein üretimi içinde önemli bir yer tutmakta ve her geçen yıl artıģ göstermektedir. Tablo 5: Yıllara Göre Dünya Genelinde Hayvansal Kökenli Proteinin Durumu Toplam Protein Üretimi (g/kiģi/ gün) Hayvansal Kökenli Protein Üretimi (g/kiģi/gün) Dünya Afrika Asya Avrupa AB ABD Avustralya Orta ve Kuzey Amerika Güney Amerika GeliĢmiĢ Ülkeler GeliĢme Yolundaki Ülkeler Geri KalmıĢ Ülkeler Türkiye Kırmızı et ve et ürünleri sanayi ayrıca deri sanayi ve mezbaha yan ürünlerinin degerlendirildigi rendering ürünleri ile yem sanayi için önemli hammadde kaynağını oluģturmaktadır. 40

41 2.1.2 Et ve Et Ürünleri Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Uluslararası Standart Sanayi Sınıflama (ISIC Rev.4) sisteminde etin iģlenmesi ve muhafazası baģlığı altında değerlendirilen et ve et ürünleri; sığır, domuz, kanatlı, kuzu, tavģan, koyun, deve vb. hayvanların mezbahadaki kesim, yüzüm ve ambalajlama iģlemleri, taze, soğutulmuģ veya dondurulmuģ karkasların üretimi, toptancı veya perakendeci parça etlerin üretimi, tuzlanmıģ kurutulmuģ ya da tütsülenmiģ etlerin üretimi, sucuk, salam gibi fermente kuru veya yarı kuru sosisler ile frankfurter ve wiener gibi emülsiyon tipi et ürünlerinin üretimi, parça halde iģlenen kür edilmiģ-piģirilmiģ et ürünlerinin üretimi bu kapsama girmektedir. Bu araģtırma konusu kapsamında ise et entegre tesislerinde, kombinalarda, mezbahalarda ve Ģarküteri üretim birimlerinde yapılan büyükbaģ (sığır ve manda) ve küçükbaģ (koyun ve keçi) hayvanların kesimi sonucu elde edilen ya tamamen et ürünü olarak ya da ağırlıklı olarak et içeren sucuk, salam, sosis, kavurma, et konservesi, jöle, iģkembe vb. ürünler et ve et ürünleri olarak isimlendirilmektedir. Bu bağlamda, kesim sonucu elde edilen et, hem tüketime hazır bir mamul hem de et ürünlerinin imalinde kullanılacak yarı mamul niteliği taģımaktadır. Hayvan kesiminden sonra elde edilen ürünler; iģlenmemiģ et ürünleri, iģlenmiģ et ürünleri ve yan ürünler olmak üzere üç ana grupta incelenmektedir (Ertuğrul, 2000: 4) 4. ĠĢlenmemiĢ et ürünleri; taze ve dondurulmuģ olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Rosto, bonfile, kıyma, pirzola, biftek, kuģbası ve parça etler vb. taze et ürünleridir. Bu taze et ürünleri dondurulmak suretiyle belli süreler saklanabilmektedir. ĠĢlenmemiĢ et ürünleri arasında karkas etler de bulunmaktadır. Karkas etler kalitelerine göre parçalanmakta, uygun Ģekilde paketlenmekte ve önce -40 C derecede Ģoklanmakta ve daha sonra -20 C derecede de muhafaza edilmektedir. ĠĢlenmiĢ et ürünleri; parça halinde, kuģbası- kıyma büyüklüğünde ve emülsiyon teknolojisi ile iģlenen ürünler adı altında üçe ayrılmaktadır. Pastırma ve füme etler ile konserve ürünler parça halinde iģlenmiģ et ürünlerdir. Sucuk ve kavurma ürünleri ise kuģbaģı ve kıyma büyüklüğünde iģlenen ürünlerdir. Et sanayinin geliģmiģ olduğu ülkelerde kıyma büyüklüğünde kesilen etlerden çok çeģitli ürünler üretilmektedir. Salçalı-salçasız, soslu-sossuz köfteler, et somunları (loaf), hamburger, chilli, patti, tacos vb. olarak üretilen bu ürünler, piģirilmiģ veya konserve edilmiģ olarak teneke kutularda pazara sunulmaktadır. Salam ve sosis ürünlerinin iģleme Ģekilleri, görünüģleri itibariyle birbirinden farklı olmalarına rağmen, temel üretimleri emülsiyon teknolojisine dayanmaktadır. Yan ürünler ise; hayvanların kesim iģlemi yapıldıktan sonra gövdeden ayrılan deri, barsak, böbrek vb. bölümler yan ürünler olarak adlandırılır. Bu ürünler, yenilebilen ve endüstride hammadde olarak kullanılanlar olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Nitekim böbrek, yürek, karaciğer vb. ürünler yenilebilen yan ürünler kapsamında; endüstride hammadde olarak kullanılan yan ürünler ise, deri, barsak, yağlar, kan, et-kemik unu ve rendering yağları, tırnak-boynuz unu Ģeklinde sınıflandırılmaktadır. Yukarıda yapılan tanımlamalar ıģığında bu sektör incelemesinde, kırmızı et ve mamülleri ayrımına dayalı bir değerlendirme yöntemi takip edilmiģtir. Ancak, Türkiye de kayda değer miktarda üretim ve tüketimi yapılmayan ya da kayıtlara geçmeyen domuz, at, tavģan ve av hayvanları ile kümes hayvanları (kanatlı hayvanlar) dikkate alınmamıģtır. 4 Et ve et mamülleri sektöründe kullanılan bazı tanımlar Ģu Ģekilde açıklanmaktadır Randıman; soğuk karkas ağırlığının, kesimden hemen önceki canlı ağırlığa bölünmesiyle elde edilen, yüzde olarak ifade edilen degerdir. Karkas; kesilmiģ hayvanın baģ, bacaklar, deri, kuyruk ve bütün iç organları (böbrek ve yağlar hariç) çıktıktan sonra, kalan kısmına denir. Sıcak Karkas Ağırlık; kesimden sonraki 12 saat içerisinde tartılmıģ karkas ağırlık olup küçükbaģ hayvanlar için, kesimden sonraki ilk 3 saat içerisinde tartılan karkas ağırlıktır. Gövde Eti; kasaplık hayvanların tam, yarım veya çeyrek gövdeleridir. 41

42 2.1.3 Et ve Et Ürünleri Sektörünün Değer Zinciri AĢağıdaki ġekil de de görüldüğü gibi, et ve et ürünleri sektörünün değer zincirinin kökeninin büyük bir kısmı hayvancılığa dayanmaktadır. Hayvancılık ise yem bitkilerinden elde edilen ürünleri tedarik eden dayalı bir yapı arzetmektedir. ġekil 4: Et ve Et Ürünleri Sektörü Değer Zinciri Sakatat İşlemleri Yem Bitkileri Suni Yemler Diğer Hammaddeler Hayvancılık Büyükbaş Küçükbaş Canlı Hayvan Dinlendirme Padokları K E S İ M İ Ş L E M İ Karkas Dinlendirme Parçalama Şarküteri Satış Ambalajlama Paketleme Depolama & Muhafaza Rendering Atık işleme Hayvanlar, öncelikle özel taģıma sistemi ile dinlendirme padoklarına getirilmekte ve daha sonra et iģleme ünitesine (kesim) sevkedilmektedir 5. Kırmızı et alanında uygulanan kesim iģlemi ve üretim teknolojisi, giderek otomatize edilen entegre sistemler vasıtası ile gerçekleģtirilmektedir. Modern kesimhaneler daha kuruluģ aģamasında tüm teknolojik iģlemleri uygulamaya elveriģli olarak projelendirilmektedir. Hayvanlar uygun araçlarla nakledilmekte, kesim öncesi muayeneler yapılmakta; takiben hayvanlar dinlendirildikten sonra et kalitesi açısından hayvanın strese girmeyeceği tedbirler alınıp askıda kesimi yapılmaktadır. Ayrıca, kesimler hijyenik ve teknolojik kurallara uygun olarak tasarlanmıģ ve yeterli ekipmanı olan modern bölümlerde icra edilmekte; beyaz ve kırmızı sakatat ayrı ayrı yerlere alınmakta ve gerekli iģlemlere tabi tutularak et muayenesi yapılmaktadır. Ayrıca, karkaslar kesimden sonra soğutma ünitelerine alınarak soğutma iģlemi soğuk sertleģmesine neden olmayacak Ģekilde uygulanmaktadır. 5 Kesim öncesi koģullar, hayvan sağlığı ile karkas ve et kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Kesim öncesi koģullar, sığırın iģletme kapısından yüklenmesinden kesime kadar geçen sürede meydana gelmektedir. Genel olarak bu koģullar içinde, ırk ve besleme taģıma öncesi, taģıma mesafesi, süresi, yerleģim sıklığı, mezbaha padoklarında bekletme Ģekli, bekletme süresi, açlık süresi, padok içi hareketlilik ise taģıma sonrası etmenlerini oluģturmaktadır. Sığır karkas etini konu alan çalıģmalarda, kalite kusurlarının en önemli nedeninin kesim öncesi olumsuz çevre koģulları olduğu bildirilmektedir (Önenç, 2003). 42

43 Kesim iģleminden sonra elde edilen ürünler karkas dinlendirme 6, parçalama ve Ģarküteri iģlemlerine 7 tabi tutulmaktadır. Bu iģlemler çağdaģ kesimhane ve entegre tesislerde gerçekleģtirildiği takdirde, canlı hayvanın tüm organlarının değerlendirildigi bir süreç ortaya çıkmaktadır. Yapılan araģtırmalar, ortalama randımanda bir büyükbaģ hayvandan tüm hijyenik ve biyolojik kurallar uygulandığında, canlı ağırlıgının %55'i oranında insan tüketimine uygun materyal elde edilebileceği ortaya koymaktadır. Nitekim ortalama randımanda büyükbaģ bir hayvanın net ağırlığının %34 ü kırmızı et, %16 sı kemik, %16 sı deri ve deri yağları, %16 sı sakatat, %4 ü yağlı dokular, %3 ü kan ve geri kalan kısım ise boynuz, tırnak, kafatası, ayak ve sindirimdeki maddelerden oluģmaktadır. Yine, et ve et ürünleri sektöründe hurdle teknolojisi kullanılarak geliģtirilen ürün çeģidi gün geçtikçe artmaktadır. Bu uygulamada mikrobiyolojik stabilite, değiģik faktörlerin (ısıl işlem, koruyucu madde, su aktivitesi, ph, oksidasyon-redüksiyon potansiyeli) kombine etkileri ile sağlanmaktadır. Ülkemizde de bu yöntem uygulanarak değiģik ürünler üretilebilmesi öngörülmektedir. Nitekim soğuk zincirin tam anlamıyla uygulanamadığı ülkemizde soğutmaya ihtiyaç göstermeyen emülsiyon tipi ürünler bu teknoloji kullanılarak üretilebilir. Bu teknoloji özellikle Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır (DPT, 2001: 76-77). Karkas, parçalama iģlemlerinden sonra tüketime hazır hale gelen et ürünleri ambalaj ve paketleme 8 iģlemine tabi tutularak doğrudan satıģa sunulmaktadır. Bunun yanı sıra, doğrudan satıģa sunulmayan et ürünleri uzun ve yeterli soğutma ve muhafaza tesisleri gerektiren depolama sistemine gönderilmektedir 9. 6 Karkasın mümkün olduğu kadar hızlı soğutulması; gerek mikrobiyolojik ve gerekse soğuk depo kapasitesinin efektif kullanımı açısından oldukça önemlidir. Ayrıca hızlı soğutma sonucu ağırlık kayıpları da azalmaktadır. Ancak hızlı soğutma sırasında soğuk sertleģmesi problemi ortaya çıkmaktadır. Soğuğun etkisiyle oluģan sertlik etin depolanması sırasında değiģmemekte ve et sert kalmaktadır. Ayrıca sıcak parçalanmaya tabi tutulmuģ et parçalarının hızlı olarak soğutulmasında da büyük ölçüde soğuk sertleģmesi tehlikesi vardır. Soğuk sertleģmesini önlemek için pratik olarak en etkili uygulama karkasların elektriksel stimülasyona tabii tutulmasıdır. Elektriksel stimülasyon günümüzde pekçok ülkede uygulanmaktadır. Çok hızlı soğutma yöntemlerinin kullanılmasında dahi, elektriksel stimülasyon uygulaması soğuk etkisiyle sertleģmeyi önleyebilmektedir. Son yıllarda bazı ülkelerde sığır karkasların soğutulmasında yeni bir yöntem uygulamaya geçirilmiģtir. Bu yöntemde çok hızlı soğutma yapılmadan ağırlık kayıpları minimum düzeyde tutulabilmektedir. Karkaslar konvensiyonel soğutma iģlemine tabi tutulmakta ancak soğutmanõn birinci aģamasõnda karkaslara belirli aralıklarla su püskürtülmektedir. Bu uygulama ile 24 saatlik bir soğutma periyodunda ağırlık kaybı %1.5 den %0.3 e kadar düģürülebilmektedir. Yöntem ekonomik açıdan önemli avantajlar sağlamaktadır (DPT, 2001). 7 Sıcak parçalama et ve et ürünleri sektöründe önemli bir uygulama olup, karkaslar kesimden çok kısa bir süre sonra parçalamaya tabi tutulmakta ve bu iģlem sıcak parçalama olarak adlandırılmaktadır. Sıcak et emülsiyon teknolojisi uygulanarak üretilen sosis ve salam gibi et ürünlerinde hammadde olarak kullanıldığında önemli avantajlar sağlamaktadır. 8 Ambalajlama; gıda ürünleri ve kalitesinin, depolama, taģıma ve nihai kullanımı sırasında korunması açısından uygulanan en önemli iģlemlerden biridir. Son zamanlarda önemli bir kalite kontrol aracı olarak gündeme gelen Akıllı Paketleme Teknolojisi, üzerinde çalıģmaların hala devam ettiği ve sürekli olarak da geliģmekte olan bir sistemdir. GeliĢtirilen yeni teknolojilerle etiket ve ambalajlara akıllılık vasfı yüklenerek gıda güvenliğinin sağlanması, izlenebilirliğin verimli hale gelmesi ve gıda kalitesinin sürekli iyileģtirilmesi hedeflenmektedir. Sonuç olarak ülkemizde henüz herhangi bir uygulama alanı bulamayan bu tür etiket sistemlerinin önümüzdeki dönemlerde daha da yaygınlaģacağı öngörülmektedir (Özçandır ve Yetim, 2010). Bugün dünyada çeģitli gıdaların ve et ve et ürünlerinin ambalajlanmasında önemli geliģmeler olmaktadır. Günümüzün en önemli gıda ambalajlama yöntemlerden biri modifiye atmosfer ambalajlamadır. Bu ambalajlamada kullanılacak gaz karıģımının doğru olarak seçimi önemli bir faktördür. Taze etlerin raf ömrünü uygun bir gaz karıģımı ile artırmak mümkündür. Gaz ambalajlamada; genel olarak azot, karbondioksit ve oksijen kullanılmaktadır. Gaz ambalajlamada et ve ürünlerinde mikroorganizmaların inhibisyonu için ortamda en az %20 CO 2 bulunması gerekir. Taze etlerin parlak kiraz kırmızısı renginin korunması açısından ise ortamda %70 oranında oksijen bulunması gerekir. Gaz ambalajlama ile vakum ambalajlamanın dezavantajları giderilir. Kür edilmiģ et ürünlerinde ise CO 2/N 2 karıģımlarından yararlanılmaktadır. Ülkemizde vakum ambalajlama tekniğinde önemli ilerleme söz konusudur. Buna karģın gaz ambalajlama son yıllarda kullanılmaya baģlanmıģtır. Ambalajlama konusundaki bilgi noksanlığı nedeniyle ülkemizde bazen yanlıģ uygulamalara da rastlanmaktadır. Yöntemin seçiminde ürünün cinsi ve raf ömrü esas alınmaktadır. Et ürünlerinde oksijenin olumsuz etkilerine karģı üretim proseslerinde vakumlu sistemler kullanılmaktadır. Emülsiyon tipi ürünlerde vakum Ģartlarnda emülsiyon oluģturma tekniği renk oluģumunu ve stabilitesini olumlu yönde etkilemektedir. Azot veya karbondioksit atmosferinde de emülsiyon oluģturulmaktadır. Azot veya karbondioksit gazı normal emülsifikasyon yöntemi ile kombine edilebildiği gibi, vakum Ģartlarında emülsifikasyon yöntemi ile de kombine edilebilmektedir (DPT, 2001: 76). 9 Günümüzde etlerin bir kısmı dondurularak muhafaza edilmektedir. Etin dondurulmasında, donma hızının yüksek tutulması, dondurulmuģ ürünün kalitesinin korunması veya oluģan değiģikliklerin minimum seviyede tutulması açısından oldukça önemlidir. Karkas veya parça etler önce sıcaklığı -25 C ile -45 C arasında değiģen yatay ve dikey hareketli hava sirkülasyonunun sağlandığı tünellerde dondurulmalı ve sonra da - 18 C ile -30 C de muhafazaya alınmalıdır. Aynı depo koģullarında, farklı tür etlerin donmuģ muhafaza süreleri birbirlerinden önemli ölçüde farklıdır. Burada karkasın genel konformasyonu, kabuk yağı kalınlığı ve oranı, karkasın tüm yağ oranı, yağların doymamıģlık ölçüsü, karkasın fizyolojik yaģı önemli ölçüde etkilidir (DPT, 2001). Ön soğutma süresi, ambalajlama Ģekli ve et parçalarının büyüklüğü gibi faktörler de muhafaza süresi üzerinde etkilidir. Et endüstrisinde parçalanmıģ parça etlerin ve özellikle kemiksiz etlerin dondurulması ve donmuģ muhafazası gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Böylece, kemikler için ilave bir soğutma yapılmadığından enerji tasarrufu da sağlanmakta ve donmuģ muhafazada daha az yere ihtiyaç duyulmaktadır. 43

44 Gıda maddelerinin mikrobiyolojik güvenilirliğini artırmak amacıyla özellikle son yıllarda koruyucu kültür olarak adlandırılan bakterilerden de yararlanılmaktadır. Koruyucu kültürler ürettikleri antimikrobiyal maddeler (bakteriosin veya bakteriosin benzeri metabolitler) ile patojen bakterilerin geliģmesini engellemektedir. Taze etlerin bu kültürlerle muamelesi sonucunda üründe arzu edilmeyen değiģiklikler geciktirilmekte, raf ömrü artmaktadır (DPT, 2001: 76). Et sanayiinde dondurma ve dondurarak muhafaza yöntemlerinde de önemli ilerlemeler söz konusudur. Kriyojenik dondurma ve plakalı dondurma yöntemleri gün geçtikçe yaygınlaģmaktadır. Kriyojenik dondurma özellikle porsiyonlara ayrılmıģ parça etlerin ve et ürünlerinin dondurulmasında baģarıyla kullanılmaktadır. Kriyojenik dondurmada iģletme masrafları oldukça yüksektir. Ancak yöntem esnek ve etkili bir çalıģma Ģekli sağlayabilmektedir. Plakalı dondurucularda da donma hızı yüksektir. Plakalı dondurucular gerek ambalajlı ve gerekse ambalajsız kemiksiz parça etlerin dondurulmasında kullanılmaktadır. Etin veya etin bulunduğu ambalajın plakalara tam olarak teması yöntemin baģarısı açısından çok önemlidir. Bu nedenle dondurulacak etlerin belli, düzgün bir Ģekil ve formda olması zorunludur. Et sanayiinde sakatatlardan, özellikle karaciğer baģta olmak üzere, böbrek, dalak ve diğerleri kesimden hemen sonra çoğunlukla plakalı dondurucular kullanılarak dondurulmaktadır (DPT, 2001: 76). Öte yandan, doğrudan tüketime elveriģli olmayan çıktılar ise rendering iģlemlerine gönderilmektedir. Hayvanların kesimi esnasında açığa çıkan taze artıkların hayvan beslemede yem kaynağı olarak değerlendirilmesi amacıyla bu iģ için özel tesislerde gerçekleģtirilen rendering iģlemi sırasında ham maddeler toplanmakta, öğütülmekte, sterilizasyon düzeyine kadar ısıtılmakta, yağı ayrılmakta ve kuru madde yüzdesi %92-93 oluncaya kadar kurutulup homojen bir hammadde durumuna gelecek Ģekilde öğütülmektedir. Kırmızı et üretim tesislerinin ekonomik değer taģıyan katı atıklarının kazanılması için bir rendering ünitesi kurulması, yatırım verimliliği açısından zorunluluk oluģturmaktadır (AslantaĢ, 2004) 10. Tüketime elveriģli olanlar ve sakatat 11 adı verilen kısımlar ise, ayrı tesislerde farklı iģlemlere tabi tutularak tükenebilir gıdalar haline getirilmektedir. Ekonomik olmamakla birlikte yasal zorunluluk nedeniyle kurulması gereken bir diğer ünite ise, kan ve diğer sıvı atıkların çevreye zarar vermesini engelleyen biyolojik arıtım tesisi yani atık iģleme fonksiyonudur. Et endüstrisinde ortaya çıkan atık sular, özellikle padoklardan, kesimhaneden ve rendering tesislerinden ortaya çıkmaktadır. Atık sularının arıtılmasının ilk aģamasını ızgara ve elekten geçirme ile kıl, et, gübre, yüzen katı maddelerin, askıda katı maddelerin tutulması, yağ tutucular yardımıyla yağ ve gresin atık sudan uzaklaģtırılmasını izleyen, daha sonra kullanılacak biyolojik arıtma sisteminin tipine bağlı olarak belirlenen ön çökeltme iģlemi uygulaması olarak tanımlayan Kaftan (2010); damlatmalı filtrasyon ile arıtmada %81-90; iki kademeli damlatmalı filtrasyon ile %95 oranında Biyokimyasal Oksijen Ġhtiyacı (BOI) giderme verimi elde edildiğini, biyolojik arıtma amacıyla aktif çamur sistemi (%90-95 BOI giderimi) veya oksidasyon hendekleri kullanılmakta olduğunu eklemiģtir. Et endüstrisi atık suyu arıtmada ise klasik ön çöktürme ve ön arıtma yerine flotasyon kullanılmakta ve bu Ģekilde yağ kapanı olmadan askıda katı partiküller yağ ile birlikte uzaklaģtırılmaktadır. Damlatmalı filtrelerde atık sudaki yüksek BOI nedeniyle 5/1 oranında geri besleme yapılmakta ve flotasyondan sonra %60 BOI arıtımı sağlanmaktadır. Biyolojik arıtma basamağında damlatmalı filtreler, aktif çamur veya anaerobik temas prosesi kullanılmaktadır. Küçük tesislerde ise anaerobik havuzlarla ön arıtma ile örneğin 22-27ºC de g/m 3 /gün BOI organik yükleme için de %65-80 arıtma sağlanmaktadır. Ayrıca, kemiksiz etlerde daha kolay ve etkin bir ambalajlama yapılabilmekte, ürünün çözündürülmesi daha kolay olmakta veya bazı ürünlere iģlenmesinde doğrudan yani çözündürülmeden kullanõlabilmektedir. Porsiyonlara ayrılmıģ parça etlerin ve et ürünlerinin dondurulmasında baģarıyla kullanılan kriyojenik dondurma yöntemi ülkemizde de yaygınlaģtırılmalıdır. Ayrıca kemiksiz parça etlerin ve kıyılmıģ etlerin dondurulmasında plakalı dondurucuların kullanımı da teģvik edilmelidir. Bu yöntemde, hava akımında dondurma yöntemine göre donma hızı daha yüksektir (DPT, 2001). 10 BaĢta ülkemiz olmak üzere dünya nüfusunun hızla artması bitkisel ve hayvansal gıda maddelerine olan talebi artırmakta ve nüfusa paralel olarak gıda üretiminin artmaması nedeniyle birçok ülke açlık sorunu ile karģı karģıya kalmaktadır. Her ne kadar dünyada gıda maddesi ithal etmek zorunda olmayan birkaç ülkeden biri isek de, mevcut kaynaklarımızın en iyi Ģekilde değerlendirilmesi ve faydalı hale getirilmesi gerekmektedir. Hayvansal ve bitkisel ürünlerin üretimi yanında artıkların da değerlendirilmesi zorunludur. Bunlardan et ve tavukçuluk sanayi kalıntılarının belli bir teknoloji sonrası değerlendirilmesi, hem çevre kirliliğinin önlenmesi ve hem de hayvan beslemede önemli olan yeni yem kaynaklarının üretimi bakımından üzerinde durulması gereken bir konudur. 11 Sakatat, insan tüketimine uygun karaciğer, böbrek, dalak, testis, yürek, dil, yemek borusu dıģ kırmızı kası eti, diyafram kası, iģkembe, barsak, paça, dil, kelle ve küçükbaģta beyin gibi organ ve organ parçalarını ifade etmektedir. 44

45 Mezbaha ve entegre et tesislerinde atık suların arıtılmasında kimyasal arıtmanın yaygın olmadığı ve kimyasal arıtmadan çıkan suyun, sulama suyu olarak kullanılabileceğini vurgulayan Kaftan (2010), iģletme kolaylığı ve mâliyetinin düģük olması nedeniyle çeģitli endüstri atık sularının arıtımında elektrokoagülasyon yönteminin, entegre et ve et ürünleri endüstrisi atık sularının arıtılmasında alüminyum ve demir elektrotların kullanıldığı, elektrokoagülasyonda en yüksek Kimyasal Oksijen Ġhtiyacı (KOI) giderim veriminin (%78.99) aluminyum elektrot ile elde edildiği belirtilmektedir. Ayrıca, arıtılmıģ atık suyun genelde içme suyuna yakın özellikte temiz su olma zorunluluğu, klasikarıtmaya ek olarak ileri arıtma iģlemlerinin kullanımını gerektirmektedir. Endüstride suyun geri çevrimi, prosesin bir parçası olarak düģünülmektedir. DPT Raporunda da (2001) iģaret edildiği gibi, endüstriyel çevre kirliliğinin önlenmesinde zararlı madde atığı yönünden ileri teknolojileri kullanmak gerekmektedir. Bu Ģekilde planlanan teknolojilerde enerji tasarrufu, zararlı atıkların oluģumunun önlenmesi, atık enerjiyi en aza indirme ve geriye dönüģ (recycling) hedeflenmektedir. Bu amaca ulaģmak için; iģletmenin yer seçiminin doğru yapılması, uygun teknoloji seçimi, iģletmenin faaliyetinden kaynaklanan kirletici oluģumunu en az düzeyde tutacak Ģekilde ayarlanması beklenmektedir. Ayrıca, eski tesislerde verim arttırıcı ve kirlenmeyi asgari düzeye indirgeyen düzenlemelerin yapılması çevreye zararlı hammaddelerin yerine daha az zararlı veya zararsız olanların tercih edilmesi, atık sulardaki maddelerin geri kazanılarak değerlendirilmesi daima arıtma tercihinden önce gelmesi tavsiye edilmektedir. Çevre kirlenmesinin kontrolünde kirlenmeyi önleyici bu teknolojilerin kullanımı son yıllarda yaygınlaģmaktadır. Bu yeni anlayıģa göre, arıtma teknolojileri tüm bu yapılanlara rağmen ortaya çıkabilecek kirlenmenin giderilmesi amacıyla kullanılması öngörülmektedir. Özetlemek gerekirse, yeni endüstriyel kirlenme kontrolü yaklaģımı, kirlenmeyi üretim prosesi çıkıģında önlemek yerine, hammaddeden ambalajlanmaya kadar olan bütün iģlemleri düzenli ve kontrollü yaparak atık oluģumunu en düģük düzeye indirmeyi hedeflemektedir. Hammaddenin depolanması, kullanıma hazırlanması, üretim prosesinde kullanılması, ürüne dönüģemeyen kalıntıları, enerji kaçakları, ürünlerin piyasaya sürülmesinden arta kalan kalıntılar, bunların yeniden kullanılıp kullanılmayacağı gibi hususları kapsayan süreç kirlenmeyi azaltma teknolojileri kapsamına girmektedir. Aynı süreci enerji akımı için de izleyerek iģletmede tüketilen enerjinin en verimli Ģekilde harcanması sağlanması öngörülmektedir. Nitekim endüstri için gerekli suyun sağlanmasındaki zorluklar ve su maliyetinin yüksekliği, çok sayıda iģletmeyi atık suların en üst düzeyde arıtılması ve tekrar kullanılmasına yöneltmektedir (DPT, 2001) Dünya Genelinde Et ve Et Ürünleri Sektörünün Durumu Dünya genelinde et ve et ürünleri büyük oranda 2 farklı hayvan türünden elde edilmektedir. Bu bağlamda dünya genelinde büyükbaģ (sığır ve manda 12 ) ve küçükbaģ (koyun ve keçi) hayvan yetiģtiriciliği sektör açısından büyük önem arzetmektedir. BüyükbaĢ hayvan yetiģtiriciliği denildiğinde genellikle sığır ve manda yetiģtiriciliği anlaģılmaktadır (bu türlere bazen at ve deve de eklenebilir). Nitekim sığır, dünya süt üretiminin neredeyse tamamını (%90 dan fazlasını) kırmızı et üretiminin de yaklaģık %25 ini sağlamaktadır (TKĠB, 2010) Dünya Genelinde Hayvancılık ve Et ve Et Ürünleri Üretimi Et ve et ürünleri ve bunun temel hammaddesini üreten hayvancılık, kalkınımģ ve kalkınmakta olan tüm ülkelerin artan nüfusunun yeterli ve dengeli beslenmesinde ve birçok alanda endüstri hammaddesi olarak kullanılması açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bununla birlikte hayvancılık sektörü diğer sektörlerden farklı olarak içinde birçok yan sektörü barındırması sebebiyle ülke ekonomisine olduğu kadar ülkenin sosyal sorunlarına da çözüm getirmektedir. Hayvancılık, aynı zamanda, kırsal alanlarda yasanan iģsizliği azaltmak ve önlemek, köyden kente göçün önüne geçerek kentlerde yasanan çarpık kentleģme ve nüfus baskını azaltmak gibi sosyal fonksiyonlar da üstlenmiģtir. Ekonomik fonksiyonlarına bakıldığında ise bu fonksiyonlar, ülkenin dengeli kalkınmasına katkıda bulunmak, ulusal geliri artırmak ve daha öncede bahsedildiği gibi birçok sektöre (et, süt, deri, kozmetik, ilaç) hammadde sağlamak Ģeklinde sıralanabilmektedir (Karagöz, 2009). Bu bağlamda dünya geneli incelendiğinde birçok ülkenin hayvancılık sektörü ile doğrudan ilgilendiği ve önemli ihraç kalemleri listesine kaydettiği görülmektedir. Günümüzde sığır yetiģtiriciliğinde ABD, Rusya, Arjantin, Avustralya ve Ġngiltere en önde gelen ülkeler arasında yer almaktadır. Avustralya, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Yeni Zelanda, Türkiye ve Ġngiltere ise en fazla koyun yetiģtiren ülkeler olarak öne çıkmaktadır. Ancak, dünya genelinde ülke kıyaslamasına gidildiğinde, hayvan sayılarındaki değiģimlerde geliģmiģ ülkelerde çoğu türde hayvan sayılarının azalması dikkat 12 Manda, sığır gibi hayvanlar büyükbaģ hayvanlardır. Nemli bölgelerde, uzun boylu ot topluluklarının bulunduğu alanlarda daha fazla yetiģtirilmektedir. 45

46 çekmektedir. Bu azalma özellikle 1990 yılından sonra daha da belirginleģmektedir. GeliĢmiĢ ülkelerdeki bu değiģime karģılık, geliģmekte olan ülkelerde bütün hayvan türlerindeki hayvan sayılarında artıģ yaģanmıģtır. Tablo 6: Dünya Genelinde Sığır ve Koyun Üreten Önemli Ülkeler Bununla birlikte hayvan (sığır& koyun) varlığındaki azalmaları kısa bir dönem ile değerlendirmek hayvancılık sektörünün genel performansını analiz etmede tek baģına yeterli değildir. Nitekim aģağıdaki Tablo ve ġekil de de görüldüğü gibi 1970 yılından sonra hayvansal üretimde de, hayvan varlığında gözlenen önemli geliģimler yaģanmıģtır (FAO, 2010). ġekil 5: Dünya Hayvan Varlığının DeğiĢimi 13 Tablo 7: Dünya Genelinde Hayvan Sayısı Hayvan Tipleri Sığır Koyun Keçi Manda Toplam Kaynak: FAO, yılı hayvan varlığı 100 kabul edilerek hesaplanmıģtır. 46

47 Dünya genelinde et ve et ürünleri üretiminde de artıģların yaģandığı görülmektedir. Özellikle Asya, (örneğin ÇHC de sığır eti üretimi %5 artmıştır) Güney Amerika ve geliģmekte olan ülkelerde sığır eti üretiminde aktif bir artıģ göstermiģtir (FAO, 2010). ġekil 6: Dünya Et Üretimi DeğiĢimi 14 Bu bağlamda, sığır eti üretimi 2007 yılı sonuna gelindiğinde 67 milyon tona küçükbaģ et üretimi ise yaklaģık 14 milyon tona ulaģmıģtır (FAO, 2010) Avrupa Birliği (AB) nde Et ve Et Ürünleri Üretimi Avrupa Birliği nüfusunun (454 milyon) sadece %5.4 lük bir kısmı (24.5 milyon) tarım ve hayvancılıkla ilgilenmektedir. Ancak, Avrupa Birliği nin sadece küçük bir kısmı tarım ve hayvancılık ile uğraģmasına rağmen, birliğin hayvansal üretimi önemli bir gelir kaynağıdır (toplam tarımsal gelirde hayvansal üretimin payı 2003 yılı için %41.9 dur). Avrupa Birliği nde Hayvansal üretim sektöründe ilk beģ sırayı alan ülkeler sırasıyla Fransa, Almanya, Ġtalya Ġspanya ve Ġngiltere dir. Bu beģ ülkenin de sektörden elde ettikleri gelir 10 milyar doların üzerindedir. Bunların toplam gelirleri Avrupa Birliği nde hayvansal üretimden elde edilen toplam gelirin %65.8 ini oluģturmaktadır (FAOSTAT, 2005). Avrupa Birliği nde özellikle büyükbaģ hayvancılık, hayvancılık sektörünün en önemli koludur. BüyükbaĢ hayvancılık tarımsal üretim değerinin %23 ünü, hayvansal üretim değerinin de yaklaģık %60 lık kısmını oluģturmaktadır. Toplam değeri 70 milyar Euro dan fazla olan bu üretime katkıda bulunan 2.7 milyon iģletmede barınan sığır sayısı yaklaģık 88 milyon baģtır (DPT, 2006). ġekil 7: AB Hayvan Varlığı yılı hayvan varlığı 100 kabul edilerek hesaplanmıģtır yılı hayvan varlığı 100 kabul edilerek hesaplanmıģtır. 47

48 Tablo 8: Avrupa Birliği (AB) Genelinde Hayvan Sayısı Hayvan Tipleri Sığır Koyun Keçi Manda Toplam Türkiye de Et ve Et Ürünleri Sektörünün Durumu Coğrafi özellikleri, elveriģli iklim ve ucuz iģgücü (insan kaynağı) bakımından hayvancılığın temel girdilerine sahip olan Türkiye nin hayvansal ürün üretimi dünya genelinde orta düzey civarında seyretmektedir. Her ne kadar Türkiye de modern anlamda ilk endüstriyel et ve et ürünleri sektörü faaliyetleri sanayileģme sürecinin ilk baģladığı döndem olan 1950 ler de baģlamıģ olsa bile, 1980 lere kadar devamlı artıģ gösteren ve buna bağlı olarak ihracat yapan Türkiye nin haycansılık sektörü, bu tarihten itiraben sonra azalan bir eğilim göstermiģtir. Türkiye de çağdaģ anlamda ilk sayılan Et ve Balık Kurumu (EBK) yılında Ticaret Bakanlığına bağlı bir Kamu Ġktisadi TeĢekkülü (KĠT) olarak faaliyete geçmiģtir. Türkiye de hayvancılık ve et ve et ürünleri sektörü açısından önemli görevler üstlenmiģtir. KĠT lerin özelleģtirme programı çerçevesinde 1993 yılında özelleģtirilmiģtir. Ancak EBK nun; 2005 yılında, Ģirketin yeniden yapılanması, AB normlarına uygun olarak hayvancılık sektöründe düzenleyici ve destekleyici bir rol üstlenmesi temel gerekçesi ile özelleģtirme kapsam ve programından çıkartılarak eski statüsüne iade edilmesine karar verilmiģ ve Resmi Gazetede yayınlanan kararname ile Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı ile ilgilendirilmesi onaylanmıģtır (EBK, 2010) 17. Özetlemek gerekirse, yılları arası gün aģırı kesim, satıģ ve stoksuz taze et Ģeklinde üretim yapan sektör, EBK kuruluģu ile modern üretime baģlamıģtır. Daha sonra 1982 yılında özel sektöre kombina kurma yetkisi verilmesi ile hayvancılığa dayalı sanayii Cumhuriyet döneminden bugüne kadar önemli mesafeler kaydetmiģtir (DPT, 2001) Türkiye de Tarımsal ĠĢletmelerde Et Hayvancılığı Yapısı Ülkemizde hayvancılık iģletmelerinin büyük bir kısmı besicilik olarak nitelendirilen küçük üretim faaliyetleri Ģeklinde yapılmaktadır. Genel bir değerlendirme yapılacak olursa, mevcut besi türleri; besiye alınan hayvan türüne göre (sığır besisi, koyun besisi, kuzu besisi), besinin yapıldığı yere göre (ahır besisi, mera besisi, anız besisi), besi süresine göre ( günlük kısa süreli besi, günlük orta süreli besi, 220 günden fazla uzun süreli besi), besiye alınan hayvanın yaģına göre (genç hayvan besisi, yaşlı hayvan besisi), yıl içinde yapım zamanına göre (yaz besisi, kış besisi), besin maddeleri yoğunluğuna göre (kaba yem ağırlıklı besi-ekstansif besi, kesif yem ağırlıklı besi-entansif besi) ve rasyonlarda ağırlıklı olarak kullanılan yeme göre (mısır silo yemi besisi, pancar yaprağı silo yemi besisi, vb.) Ģeklinde sınıflandırılmaktadır (TKĠB, 2006). Türkiye de yukarıda sıralanan besi çeģitlerinin hepsine her bölgede rastlamak zordur. Genelde mera besisi; Doğu-Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi (özellikle Erzurum ve Kars da) ile diğer bölgelerin yüksek yaylalarında 16 Et ve Balık Kurumunun kuruluģu, özel sektörün geliģmediği, sermaye birikiminin olmadığı, sanayi ve ticaretin geliģmediği, yetiģmiģ eleman sıkıntısının olduğu bir döneme rastlamaktadır. Genç Türkiye Cumhuriyeti diğer sektörlerde olduğu gibi hayvancılık ve et sektöründe de geliģme sağlamak, istihdamı artırmak, ekonomik hayatın yükselmesini temin etmek maksadıyla KĠT leri kurmak suretiyle özel sektöre öncülük edip sanayinin geliģmesini ve sermaye birikiminin oluģmasını sağlamıģtır. EBK, veteriner hekimlerin kontrolünde kasaplık hayvan alım ve kesimlerini yaparak, hijyenik Ģartlarda kaliteli et üretmek için et kombinalarını faaliyete geçirmiģ, ve hayvancılığın bir ticari emtia haline gelmesini sağlayarak et ve et ürünleri üretim sanayisini oluģturmuģtur. Böylece ülke hayvancılığının geliģtirilmesi ve verimliliğinin arttırılması hedeflenmiģtir. 17 Bu onay çerçevesinde 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye uyumlu olarak hazırlanan yeni ana statü il kurum Et ve Balık Kurumu (EBK) Genel Müdürlüğü olarak tekrar faaliyet geçmiģtir. Yüksek Planlama Kurulunun 24/07/2006 tarih, 2006/T-25 sayılı kararı ile onaylanarak 17/08/2006 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmıģtır. Bu bağlamda; kurumun yeniden yapılandırılarak, hayvancılık sektöründe düzenleyici ve destekleyici bir rol üstlenmesi, içerikli hüküm getirilmiģ, ayrıca faaliyet konuları kapsamına; ülke hayvancılığını teģvik ederek istikrarlı bir Ģekilde geliģtirilmesine yardımcı olmak hükmü konmak suretiyle EBK muna kamu hizmeti ağırlıklı görevler yüklenmiģtir. 18 Cumhuriyet döneminde ise; devresi gün aģırı kesim satıģ ve stoksuz taze et düzeni içinde geçmiģtir. ġehirlerde zaman zaman et sıkıntısı olmuģtur. Hayvancılık sektörünün sanayii yönüyle ele alınması ilk kez 1936 yılında düzenlenen Sanayii Kongresi nde karara bağlanmıģ; et sanayini kurmak gayesi ile 1949 da Amerikalı uzmanlar çağırılmıģ ve raporlar hazırlanmıģtır. Modern anlamda ilk et sanayii faaliyetleri 1952 yılında K/871 sayılı Kararname ile Ticaret Bakanlığına bağlı bir Ġktisadi Devlet TeĢekkülü olarak faaliyete geçen Et ve Balık Kurumu ile baģlamıģtır. Daha sonra 1982 yılında çıkarılan 2678 sayılı Kanun ile özel sektöre kombina kurma yetkisi verilmiģtir. Hayvancılığa dayalı sanayi Cumhuriyet döneminden günümüze kadar geçen sürede önemli mesafeler katetmiģtir. 48

49 yaygın iken, tahıl yetiģtiriciliğinin fazla olduğu yerlerde ve bitkisel-hayvansal üretimi beraber yürüten tarım iģletmelerinde daha ziyade anız besisi görülmektedir. Ahır besisi ise, özellikle büyük Ģehirlerde ve buralara yakın bulunan yerlerde yapılmaktadır. Yapılan birçok araģtırma da yerli sığır ırklarının beside ortalama gr/gün ağırlık artıģı gösterdikleri ve ortalama kg canlı ağırlığa ulaģtıkları belirlenmiģtir. Buna karģın, kültür ırklarından Holstein, Esmer ve Simmental ırkı sığırlar ise günde ortalama gr. ın üzerinde ağırlık artıģı gösterebilmekte ve kg canlı ağırlığa ulaģabilmektedir. Kültür X Yerli ırk melezleri de genellikle yerli ırklardan daha yüksek değerlere sahip olmakta, bazı hallerde kültür ırklarının gösterdiği baģarıyı dahi yakalayabilmektedir. Kasaplık sığır yetiģtiricilerinin melez dölleri tercih etmelerine, fiyatlarının daha düģük olmasının yanı sıra çevre koģullarına daha dayanıklı olmaları gerekçe gösterilmektedir (TKĠB, 2006). Besiciliğin yanı sıra modern teknolojileri ve sistemleri kullanan entegre tesislerde faaliyet göstermektedir. Ancak son yıllarda kurulan büyük ölçekli modern hayvancılık iģletmeleri genel durumu değiģtirecek boyut ve nitelikte olmasına karģın entegrasyondaki sıkıntılar nedeniyle istenilen düzeye gelmekte sıkıntılar yaģamaktadır. Hayvancılık sektöründeki küçük üreticiler (besiciler), diğer birçok sektördeki küçük üreticiler gibi verimsizlik, ileri teknolojiye eriģememe, pazardan kopukluk, örgütlenememe gibi sorunlar yaģamaktadır (EBK, 2010). AĢağıdaki Tablo da da iģaret edildiği gibi sığır üretiminde belirli bir artıģ gösteren Türkiye, 2009 itibari ile yaklaģık 11 milyon düzeyine ulaģmıģ, ancak küçükbaģ (koyun ve keçi) bakımından büyük bir düģüģ yaģamıģtır (yaklaģık 27 milyon). Tablo 9: Türkiye nin Hayvan Envanteri Kaynak: TÜGEM, Öte yandan, büyükbaģ hayvancılığın hemen hemen tamamını sağlayan sığırcılık önemli bir geliģme göstererek kültür sığır sayılarını son 10 yıl içinde %100 artırmıģtır. Binaenaleyh yerli ırk sayısında da önemli bir düģüģ oranı yakalanmıģtır. Tablo 10: Türkiye nın Sığır Envanteri Yapısı (kültür-melez-yerli) Kaynak: TÜGEM,

50 Et ve Et Ürünleri Üreten ĠĢletmelerin Yapısı Ülkemizde besi hayvancılığı ve kırmızı et üretimi, geleneksel yöntemlerle, genellikle aile iģletmeleri tarafından uzun yıllardır sürdürülmektedir. Modern üretim teknikleriyle üretim yapan büyük ölçekli iģletmelerin sayısı oldukça sınırlıdır. Bu bağlamda Türkiye de et ve et ürünleri besicilikte (küçük çiftlikler) yetiģtirilmekte, kesim için mezbaha veya kesimhaneye sevkedilmekte ve bakkal/market vasıtası ile pazarlanmaktadır. Et ürünlerinin modern ve teknolojik olarak iģlendiği entegre iģletme tesisleri sayısı ise az olmakla birlikte son yıllarda artıģ göstermektedir. Türkiye de et ürünlerinin büyük çoğunluğu geleneksel çiftliklerde üretilmekte olup, çiftliklerin birçoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer almakadır. Diğer yandan ülkenin batısında büyükbaģ hayvanların daha besleyici yemlerle beslendiği, daha yüksek kalite sağlanan daha yeni ve uzmanlaģmıģ çiftlikler faaliyet göstermektedir. Çiftliklerde barınan ortalama hayvan (büyükbaģ) seviyesi oldukça düģük düzeydedir. Örneğin sığırcılık iģletmelerinin %72 sinde 1-4 baģ hayvan barınmaktadır. Günümüzde tarım sektöründe iģletme faaliyet gösterirken, bunlardan sadece %2.3 ünde hayvancılık (72.582) yapılmaktadır (TKĠB, 2009). Bu bağlamda ülkemizde hayvancılığın geliģememesi ve hayvan yetiģtiricilerinin kazançlarının yetersizligindeki en büyük etkenlerden birisini iģletme büyüklügü ve alt yapı yetersizligi ve bunun getirdiği sorunların oluģturduğu öngörülmektedir. Aynı zamanda yem fiyatları da hayvanclığı olumsuz yönde etkilemektedir. Kaldı ki Türkiye de yem sanayii geliģen bir sektör olmasına karģılık, ülke ihtiyaçlarının karģılanmasında yeterli duruma ulaģmıģ değildir. Dünya karma yem üretimi artıģ göstermektedir. Ancak Türkiye de karma yem sanayii, kurulu kapasitesinin altında karma yem üretimi yapmaktadır. Sektörün en önemli sorunları; hammadde temininde yaģanan güçlükler, modern teknoloji kullanımının yeterli düzeyde olmaması ve üretim maliyetlerinin yüksek olması sayılabilir. Özellikle hammaddede dıģa bağımlılıktan dolayı maliyetlerin dünya fiyatlarının üzerinde olması sektörün geliģmesinin önündeki en önemli engel olarak karģımıza çıkmaktadır. Hayvansal ürünlere olan talebin artıģ gösterdiği günümüzde daha çok hayvansal gıda üretimi için daha çok yem üretiminin gerçekleģmesi öngörülmektedir. Yukarıda da iģaret edildiği gibi sığır üretimi et ve et ürünleri sektörünün en önemli hammadde kaynağını oluģturmakta ve manda 19 eti ise çok az bir oranı temsil etmektedir. Koyun ve keçi 20 ise sığır etinden sonra gelmektedir. Türkiye de yetiģtirilen kültür ırkı sığırların önemli bir bölümünü Siyah Alaca sığırlar oluģturmakta olup, Jersey ve Simmental ırkı sığırlar da bulunmaktadır. Yerli ırkların ise önemli bir kısmını Yerli Kara ırkı oluģturmakta ve Boz Irk, Doğu Anadolu Kırmızısı ve Güneydoğu Sarı-Kırmızısı ırkı sığırlar da yaygın olarak yetiģtirilmektedir. Melez genotipler ise genel itibarıyla, kültür ırklarının yerli ırklar ile melezlenmesi sonucu elde edilmektedir. KüçükbaĢ hayvanlar içinde en fazla yetiģtirileni koyundur. BaĢta Ġç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere iç Batı Anadolu, Karadeniz in iç yöreleri, Güney Marmara Bölümü ve Trakya nın iç kesimleri koyun yetiģtiriciliğinin yoğun olduğu yerlerdir. 19 Manda varlığı, geçmiģte 1 milyon baģ gibi yüksek bir sayıdan 100 bin baģ düzeyine inmiģtir. Bu düģüģteki temel nedenler ise, mandaların verimlerinin sığıra göre miktar olarak daha düģük (nitelik olarak daha değerlidir) olması, gebelik süresinin uzun olması, dolayısıyla yılda bir yavru elde edilememesi ve mandaların sulak alanlar istemesidir. Türkiye manda varlığının yaklaģık üçte ikisi Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde bulunmakta olup, bunların yaklaģık %25 i Samsun ve Tokat illerinde yetiģtirilmektedir (Saçlı, 2007). 20 Türkiye de keçi yetiģtiriciliğinin ise; Kıl keçisi, Ankara keçisi ve sütçü tip keçi yetiģtiriciliği olmak üzere üç türü bulunmaktadır. Kıl keçisi varlığı 6.5 milyon civarı olup bunun yaklaģık % 75 i Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetiģtirilmektedir. Sütçü keçiler, genel itibarıyla kültür ırkı olup, oldukça az sayıda bulunmaktadır. YetiĢtiriciliği ise, baģta Batı Anadolu illeri olmak üzere ülkenin hemen her bölgesinde yapılmaktadır (TKĠB, 2009). 50

51 Türkiye de Et ve Et Ürünleri Üretimi ve Verimi Türkiye coğrafi özellikleri bakımından her türlü hayvansal ürün üretimi için uygun ortam ve oldukça önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak bu koģullara sahip ülkemizde son yıllarda kesime giden hayvan sayısı ve üretilen kırmızı et miktarında düģüģ gözlemlenmektedir. AĢağıdaki Tablo da da görüldüğü gibi kırmızı et üretiminin büyük bir kısmı sığırdan elde edilmekte olup, 2. sırada koyun yer almaktadır, keçi ve manda eti ise göreceli olarak daha az üretilmektedir. Tablo 11: Türkiye de Kesime Giden Hayvan Sayısı Kaynak: TÜGEM, Tablo 12: Türkiye de Et Üretimi (ton) 21. Yıllar Sığır Manda Deve Koyun Keçi Toplam Kaynak: TÜGEM, Ülkemizde elde edilen et ürünlerinde verimlilik de düģük düzeydedir. Nitekim büyükbaģ hayvan damızlıkları bu geleneksel çiftliklerde çok iyi beslenmemekte ve bu büyükbaģların etlerinden çok yüksek verim alınamamaktadır. Kaldı ki, yüksek verime ulaģmak için hayvanların genetik olarak yüksek verim düzeyine sahip olması yanında, hayvanın sahip oldugu genetik potansiyelin verime dönüģmesine imkân saglayacak özellikte çevreye de sahip olunması gerekmektedir. Özetle, hayvancılıkta verimi artırmak için yüksek verimli hayvanların uygun çevre koģullarında barındırılması gerekmektedir. Ancak ülkemizde her iki unsur açısından da sorun yaģanmaktadır (Karagöz, 2009). 21 Türkiye de et üretim istatistikleri konusunda önemli sorunlar bulunmaktadır. Bu konuda istatistik yayınlayan TÜĠK, üretime iliģkin verileri TKB ne bağlı KKGM den ve kurban bayramlarında kesilen kurban derilerini toplayan Türk Hava Kurumundan almaktadır. TÜĠK bu verileri bir araya getirerek yıllık et üretimini hesaplamaktadır. KKGM ne ulaģan veriler ise, anılan Genel Müdürlüğe kayıtlı ve denetimli üretim yapan mezbaha ve kesimhanelerde yapılan kesimleri içermektedir. Ancak, Türkiye de bu kesimlerin dıģında önemli düzeyde kayıt ve denetim dıģı köy kesimleri, adaklık ve kurbanlık kesimler de yapılmaktadır. Ayrıca, Türk Hava Kurumu tarafından toplanan derilerin gerçek rakamları yansıtmadığı ve bu konuda da önemli oranda kayıp ve kaçağın olduğu bildirilmektedir. TÜĠK dıģında, EBK, TKB ile DPT tarafından da üretim rakamları tahmin edilmektedir. Bu tahminler birbirine yakın olsa da hiç biri TÜĠK nin rakamları ile uyumlu değildir. Bütün bu nedenlerden dolayı TÜĠK tarafından yayınlanan et üretimine iliģkin verilerin resmi kayıt olarak değerlendirilmesi ve asıl üretimin çok daha fazla olduğunun bilinmesi gerekmektedir (Saçlı, 2007). 51

52 Öte yandan, AB ile kıyaslandığında; Türkiye ile AB ülkelerinin sığır yetiģtiricilikleri arasındaki farklılık sadece verim seviyesi ve üretim değerleri ile sınırlı değildir. Bunlardan daha önemlisi, özellikle verim seviyesinin daha yüksek olmasını mümkün kılan doğal ve yapısal farklılıklardır. AB ülkelerinde tarımda çalıģan nüfusun toplam nüfusa oranı küçük, iģletme baģına hayvan sayısı yüksek, iģletmelerin ortalama arazi büyüklüğü fazla, bilgi ve teknoloji kullanımı yaygın, üreticiler örgütlü, ürün ve hammadde fiyatları istikrarlıdır. Ayrıca, AB de Ortalama iģletme büyüklüğü Türkiye dekinin yaklaģık 3 katı olup, tarımsal nüfusun toplam nüfus içindeki payı yaklaģık 9 kat düģüktür. Tarımsal üretim değerinde hayvancılığın payı AB nde daha yüksek (%58.2 ve %32.0), fakat hayvansal üretim değeri içerisinde sığırın payı yaklaģık aynı, hatta Türkiye de biraz daha fazladır (Babacan, 2006). Özetlemek gerekirse, ülkemizde yıllardır yürütülen ıslah çalıġmaları ve uygulanan teģvik tedbirleri sonucu birim baģına verimde önemli geliģmeler sağlanmıģ olmasına rağmen henüz istenen düzeye ulaģılamamıģ, hayvansal ürünler arz ve talebi arasında bir denge kurulamamıģtır. Türlere göre yıllık karkas verimlerine bakıldığında; sığır ve dana karkasının 1990 yılında 119 kg/baģ iken 2003 yılında 183 kg/baģa yükseldiği, koyun-kuzu karkasının 15 kg/baģtan 18 kg/baģa yükseldiği, keçi karkasının 15 kg/baģtan 19 kg /baģa yükseldiği ve manda karkasının da 138 kg/baģtan 179 kg/baģa yükseldiği görülmektedir. Yıllık et üretimi ve kesilen hayvan sayısı üzerinden hesaplanan karkas verimlerinde üretim ve hayvan sayısındaki değiģime göre bütün türlerde genel itibariyle bir artıģ olduğu görülmektedir (TKĠB, 2009). Tablo 13: Türlere Göre Karkas Verimliliği (kg/ baģ) Kaynak: TKĠB, AB-15 ve AB-25 Ülkelerinin türlere göre karkas verimlerine bakıldığında FAO 2004 yılı verilerine göre; sığır ve dana karkas verimi AB-15 de kg/baģ, AB-25 de kg/baģ, koyun ve kuzu karkas verimi AB-15 ve AB-25 de 14,8 kg/baģ, keçi karkas verimi AB-15 de 9.1 kg/baģ, AB-25 de 9.7 kg/baģ, manda karkas verimi ise AB-15 ve AB-25 de kg/baģ tır. Ülkemizde sığır eti üretiminin ağırlıklı olarak yapıldığı dikkate alınacak olursa, kg/baģ olan kültür ırkı hayvanlarımızın veriminin bile AB den çok düģük olduğu görülmektedir. Kültür ırkı hayvanların üretime katkılarının çok düģük olduğu düģünülürse verimi artırmak için beside kullanılan materyallerin kültür ırkı ağırlıklı yapılması gerekmektedir. Bu nedenle süt hayvancılığında yapılan ıslah çalıģmalarındaki baģarının et üretimimizi direkt olarak etkileyeceği söylenebilir. Bunun yanında koyun ve keçi karkas verimlerimizin AB ülkelerinden yüksek olduğu görülmektedir. Yalnız ülkemizde son yıllarda bu türlerin ihmal edilmesi gerek hayvan sayısındaki gerekse et üretimindeki katılımlarına olumsuz yansımıģtır. AB ye giriģte hayvancılıkta rekabet gücümüzün en yüksek olan ürünler oldukları dikkate alındığında bu türlerin üretime katılımlarını artırmak için gerekli desteklerin sağlanmasının artık bir zorunluluk olduğu söylenebilir (TKĠB, 2006). Türkiye nin canlı hayvan alım-satım ve pazarlama Ģekli de kendine özgü bir sistem dahilinde gerçekleģtirilmektedir. Bu bağlamda, canlı hayvan alımları; hayvan panayırları, belediye hayvan pazarları ve hayvan borsalarında gerçekleģmektedir. Hayvan satıģ Ģekilleri ise, canlı ağırlık ve karkas randımanına göre yapılmaktadır. Türkiye de canlı hayvan ve ette, Ģekli ve aracı sayısı bölgelere göre değiģen bir pazarlama yapısı mevcuttur. Mevcut yapıda üreticiye fiyat ve alım garantisi sağlanamadığı gibi, sanayi ye de düzenli hammadde akıģında zorlanılmaktadır (TKĠB, 2006). Ülkemizin pazarlama sistemi bu konuda geliģmiģ ülkelerden farklı bir durum arzetmektedir. Örneğin Amerika da birçok pazarlama Ģekli/kanalı bulunmaktadır (doğrudan, borsa yoluyla ve karkas derecelendirmeye göre). Doğrudan ve borsa yoluyla pazarlama, normal sığır besisi ve genç 52

53 buzağı besisinde, karkas derecelendirme Ģekli ise daha çok genç buzağı besisinde görülmektedir. Damızlık sığır besisi ise, seçilmiģ borsalarda ve özel olarak pazarlama Ģekline tabiidir (TKĠB, 2006). ġekil 8: Ülkemizde Canlı Hayvan ve Et Pazarlama Kanalları Avrupa Birliği nde ise daha ziyade kooperatifler kanalıyla ve sözleģmeye dayalı satıģ sistemine göre yapılan pazarlama uygulamaları görülmektedir. Birlik üyesi ülkelerden Danimarka, büyük bir potansiyele sahip bulunmakta, bunu da Fransa, Hollanda, Ġrlanda, Ġngiltere ve Ġtalya izlemektedir. Diğer taraftan üye ülkelerden bazıları, üretici ve aracı arasında önceden yapılan kontrat, yani sözleģme sistemine göre pazarlama tipini kullanmaktadır. Belçika baģta olmak üzere, Hollanda, Ġngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkeler, bu konuda büyük bir potansiyel oluģturmaktadırlar. Bu iki sistemin dıģında sınırlı olarak Ortak Piyasa Düzenleri kapsamında müdahale yoluyla, geri kalanının ise üreticiler-aracılar Ģeklinde pazarlama biçimi kullanılmaktadır (TKĠB, 2006). TKĠB Raporun (2006) da da belirtildiği üzere ülkemizde mezbahalar da et ve et ürünleri sektöründe önemli oyunculardan birisi olup, büyük ve küçükbaģ et alt sanayi oluģturmaktadır. EBÜAġ kombinaları, Belediye mezbahaları, özel sektöre ait kombinalar ve mamul madde üretim tesisleri, parçalama tesisleri ve soğuk hava depoları ise bu sanayi içerisinde yer alan baģlıca kuruluģlardır. Ancak, ülkemiz kasaplık hayvan kesimlerinin büyük bir kesimi halen küçük ve iptidai mezbahalarda gerçekleģtirilmekte, et ve et ürünleri çoğunlukla hijyenik ve teknolojik açıdan uygun olmayan Ģartlarda üretilmeye çalıģılmaktadır. ĠĢletmelerde yeterli eğitime sahip eleman sayısı da oldukça azdır. Bütün bu nedenlerden dolayı ülkemizde kasaplık hayvanların büyük ve modern iģletmelerde kesilerek etkin bir Ģekilde değerlendirilmesini sağlayacak düzenlemelere gidilmesine ihtiyaç vardır (TKĠB, 2006). 53

54 2.1.7 Diyarbakır Bölgesi nde Et ve Et Ürünleri Sektörünün Durumu Diyarbakır ili Güneydoğu Anadolu Bölgesi Projesi (GAP) 22 Bölgesi kapsamında yer alan Ģehirlerden birisidir. Diyarbakır ın yanı sıra, Adıyaman, Batman, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illeri de kapsama alanı içine girmektedir. GAP Bölgesi nin toplam yüzölçümü km 2 olup Türkiye yüzölçümünün %9.7 sini oluģturmaktadır. Proje Bölgesi nin kapsamı alanında kalan yerlerin iklim ve coğrafyası benzerlikler göstermektedir. Bu bağlamda tarımsal faaliyetlerin ve buna bağlı geliģen ticaretin iç içe geçtiği görülümektedir. Hayvancılık sektöründe yer alan iģletmelerin çok büyük bir kısmı küçük ölçekli, kapalı ekonomi tipi geleneksel üretimde bulunan aile iģletmeleridir. ĠĢletmelerin ölçeğinin küçük olması hayvancılığın verimli ve karlı bir Ģekilde yapılabilmesini engellemekle gerek kamu kesiminin gerekse özel kesimin bölgede sunduğu hayvan sağlığı ve ıslahı hizmetlerinin verimliliğini ve etkinliğini azaltmaktadır. Bu bağlamda ülke geneline ve ortalamasına kıyasla verimlilik ve toplam üretim de düģük düzeyde seyretmektedir. Nitekim ülkemiz sığır varlığının ancak %6 sı (yaklaşık), koyun varlığının %14 ü (yaklaşık) GAP Bölgesi nde yer almaktadır. Öte yandan Diyarbakır gerek sığır gerekse koyun sayısı bakımından Bölge illeri arasında Ģanslı bir düzeye sahip olduğu görülmektedir. AĢağıdaki Tablo da da iģaret edildiği üzere GAP Bölgesi sığır varlığının illere göre durumuna baktığımızda ilk sırada Diyarbakır, sırasıyla ġanlıurfa, Adıyaman, Mardin ve Gaziantep gelmektedir. Koyun varlığına bakacak olursak ilk sırayı ġanlıurfa, daha sonra Diyarbakır, Mardin, Gaziantep ve Adıyaman almaktadır. Tablo 14: GAP Projesi Bölgesi nde Ġllere Göre Hayvan Dağılımı Ġller Sığır Koyun K.Keçi T.Keçi Tavuk Hindi Diyarbakır Adıyaman Batman Gaziantep Kilis Mardin Siirt ġanlıurfa ġırnak GAP Toplam Türkiye Kaynak: TÜĠK, GAP, Fırat ve Dicle Havzası nın bir bölümünü kapsayan Yukarı Mezopotamya Ovaları'ndaki su ve toprak kaynaklarını; ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel geliģmeyi içeren sürdürülebilir insani kalkınmaya yönelik olarak geliģtirmeyi hedefleyen, entegre bir bölgesel kalkınma projesi olarak tasarlanmıģ ve yürürlüğe konulmuģtur. Ancak, baģlangıçta su ve toprak kaynaklarını geliģtirme amaçlı olarak tasarlanan GAP, 1989 yılında tanımlanana/ tamamlanan GAP Master Planı ile çok sektörlü entegre bölgesel kalkınma projesine dönüģtürülmüģtür. Baraj, hidroelektrik santraller ve sulama yapılarının inģasına koģut olarak, tarımsal ve sınai kalkınma, kırsal-kentsel altyapı, ulaģım, eğitim, sağlık vb. alanlardaki geliģme birbirleriyle iliģkili projeler demeti olarak ele alınmıģtır. Nitekim bu faaliyetler arasındaki eģgüdümü sağlamak üzere, 1989 da BaĢbakanlığa bağlı GAP Bölge Kalkınma Ġdaresi TeĢkilatı kurulmuģtur. Son yıllarda GAP Projesi Bölgesi kapsamında yer alan illere yönelik 3 farklı kalkınma ajansı kurulmuģtur. KuruluĢ ve yapılanma amacını taģıyan ajanslardan Karacadağ Kalkınma Ajansı Diyarbakır ve ġanlıurfa ya, Dicle Kalkınma Ajansı Mardin, Batman, Siir ve ġırnak illerine, Ġpekyolu Kalkınma Ajansı ise Adıyaman, Gaziantep ve Kilis illerine hizmet vermektedir. 54

55 AĢağıda yer alan Diyarbakır Ġl Tarım Müdürlüğü nün 2009 rakamlarına göre ise Diyarbakır ın sığır ve koyun sayısında bir miktar azalmanın olduğu göze çarpmaktadır. Tablo 15: Diyarbakır da Hayvancılık Sektörünün Genel Panoraması (2009) Hayvanlar Sayı Adet/ Ton Büyük BaĢ Hayvan Sayısı Adet Küçük BaĢ Hayvan Sayısı Adet Süt Üretimi Ton Et Üretimi Ton Kovan Sayısı Adet Bal Üretimi Ton Su Ürünleri Üretimi 450 Ton Soy Kütüğüne Kayıtlı Hayvan Sayısı Adet Ön Soy Kütüğüne Kayıtlı Hayvan Sayısı Adet Besideki Hayvan Sayısı Adet 50 BaĢ ve Üzeri Hayvan Bulunan ĠĢletme Sayısı 338 Adet Kaynak: Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğü, Tablo 16: Diyarbakır da Ruhsatlı Et ve Et Ürünleri Tesisi Tesisler Adet Kırmızı Et Mezbahanesi ve Kombinası 5 Kanatlı Kombinası - Parçalama Tesisi (Kırmızı ve Kanatlı Eti) - Yumurta Paketleme Tesisi 1 Kaynak: Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğü,

56 2.1.8 Diyarbakır da Et ve Et Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır Yöresi et ve et ürünleri sektörü rekabetçilik analizi Elmas Model uygulanarak analiz edilmiģtir. Sektörün girdi koģulları, firma stratejileri ve rekabet yapısının durumu, talep koģulları, ilgili destekleyici kuruluģlar ve devlet değiģkenleri incelenerek sektörün rekabet düzeyi belirlenmiģtir. Bu bağlamda, sektörün devlet ve talep koģulları değiģkenlerinin uluslar arası rekabetçilik gücü düzeyi orta seviyede, diğer değiģkenlerin ise düģük düzeyde olduğu ortaya çıkmıģtır. ġekil 9: Diyarbakır Bölgesi Et ve Et Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Pozisyonu (düģük) DEVLET Devlet ( Orta ) (+/-) Yapısal Düzenlemeler (-) KayıtdıĢılılık (-) ÖzelleĢtirme ÇalıĢmaları (+/-) Hayvancılık Sektörüne Yönelik Verilen Devlet Destek ve TeĢvikleri (+/-) AB Mevzuatına Uyum ÇalıĢmaları Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı ( DüĢük ) (-) ĠĢletmelerin Sermaye Durumları (-) Kapasite Kullanım Oranları (-) Hayvancılık ĠĢletmelerinin Ölçekleri (-) Sektörde Arz-Talep Politikası (-) Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (-) Hayvansal Üretimde Verimlilik ve Arazi Yapısı (-) Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar (-) Organik Et Üretimi (-) Veri Eksikliği ve Kayıt DıĢılık Girdi KoĢulları ( DüĢük ) (-) Yerli Hayvan Irkının Durumu ve Verimlilik (-) Yem Fiyatlarının Durumu (-) Diğer Hammaddelerin Durumu (-) Mera Alanları (+) ĠĢgören Durumu (-) Nitelikli ĠĢgören Durumu GĠRDĠ KOġULLARI FĠRMA STRATEJĠSĠ VE REKABET YAPISI TALEP KOġULLARI Talep KoĢulları ( Orta ) (+/-) Ġç Talebin Durumu (-) DıĢ Talebin Durumu (+/-) Ortadoğu Pazarı ĠLGĠLĠ VE DESTEKLEYĠCĠ KURULUġLAR Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar ( DüĢük ) (-) Hayvancılık ĠĢletmelerinin Durumu (-) Sivil Toplum KuruluĢlarının Faaliyetleri (-/+) Bilgi Üreten Kurumların Durumu (-) ÖzelleĢtirilmiĢ finans kurumlarının varlığı (-) Yan Sanayiinin Durumu (-) Kontrol, Standartizasyon ve Sertifikasyon Kurumların Faaliyetleri (-) Sektöre Yönelik Lojistik Hizmeti Veren KuruluĢların Durumu (+/ -) Hayvan Sağlığı ve Karantina Hizmetleri Veren Kurumların Faaliyetleri (-) Diyarbakır Ġl Tarım Müdürlüğü nün Faaliyetleri 56

57 Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi (- düģük) Yerli hayvan ırkının durumu ve verimlilik, yem fiyatları, mera alanları ve nitelikli iģgören durumu gibi alt değiģkenlerden oluģan Girdi KoĢullarının ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düşük düzeyde olduğu tespit edilmiģtir. Yerli Hayvan Irkı nın Durumu ve Verimlilik (- düģük) Coğrafi olarak tarım ve hayvancılığa uygun bir konumda olan Türkiye de hayvancılık sektörünün yaģadığı en önemli problemlerin baģında yerli ırkların düģük verimli olması gelmektedir. Hayvancılık sektöründeki koyun sayısının %97 si, sığır sayısının ise yaklaģık %35 i düģük verimli yerli ırklardan oluģmaktadır. Irkların düģük verimli olmaları sektörü üretim ve rekabet açısından zor bir pozisyona itmektedir. Türkiye deki bu durum aynen Diyarbakır iline de yansımaktadır. Öte yandan, hayvansal üretimde yüksek verimin yakalanabilmesi için hayvan varlığında doğru genetik kombinasyonun sağlanması gerekmektedir. Doğru kombinasyonun sağlandığında hayvansal üretimde verimin önemli ölçüde arttığı bazı ülkelerde görülmektedir. Türkiye deki tarım örgütlerinin ve özellikle Tarım ve Köy ĠĢleri Bakanlığı nın da politikaları bu yöndedir. Ne varki GAP ve Diyarbakır Yöresi var olan sığır popülasyonunun genetik kombinasyonu açısından, Türkiye nin genel tablosundan farklı bir yapı sergilemektedir. Ülkemiz ortalamasına göre, yerli ırk oranı %35 lere çekilmiģ olmasına rağmen, GAP bölgesinde söz konusu oran, %70 ler düzeyini korumaktadır. Bölge de kültür ırkı oranı %7 ler düzeyinde olup, kültür melez oranı ise %23 civarındadır. Bu oranların artırılması yönünde Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğü nün çalıģmaları her yıl düzenli devam etmektedir. GAP ve Diyarbakır Yöresinde hayvan varlığındaki genetik kombinasyon istenilen düzeyde olmaması olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Genetik türlerden süt üretiminde en verimlisi kültür ırkıdır. Kültür ırkından hayvan sayısının, verimi daha düģük olan yerli ırktan hayvanların sayısından çok daha az olması, aynı zamanda, süt üretimindeki verimi de düģürmektedir. Yem Fiyatlarının Durumu (- düģük) Et ürünleri sektörünün birinci derece hammaddesi hayvancılıktan kaynaklanmaktadır. Ancak, hayvancılık sektörünün ana girdilerinden olan yem fiyatlarının yüksek olması maliyet açısından sektörü olumsuz etkilemektedir. Ürün fiyatlarının özellikle ithalatın yoğunlaģması ile düģme eğilimi göstermesi yanında yem fiyatlarının pahalı olması yerli üreticilerin rekabet etmede ve et sektörüne daha az maliyetli girdi sağlamakta güç durumda bırakmaktadır. Diğer Hammadde Fiyatlarının Durumu (- düģük) Et ve et ürünleri sektöründe fiyatı meydana getiren maliyetler içerisinde et veya canlı hayvan kalemlerinin yanı sıra tuz, baharat, katkı maddeleri, yardımcı maddeler (lezzet vericiler, aroma artırıcılar vs.), ambalaj (koli, folyo, kılıf vb.) vs. gibi diğer hammaddeler de kullanılmaktadır. Bu maddelerin büyük kısmı ithalata dayanmaktadır. Bu bağlamda sektörün rekabetçilik gücünü olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Öte yandan, yardımcı malzemeler grubunda özellikle baharatlarda standartların oluģmaması ve kaliteli üretim yapan firmaların yetersiz olması nedeniyle kalite konusunda çoğu zaman sorunlar yaģanmaktadır. Mera Alanlarının Durumu (- düģük) Çayır ve meralar hayvancılık için ucuz ve sürdürülebilir yem kaynağı olarak düģünülegelmiģ, geniģçayır meralara sahip olduğu varsayılan Türkiye uzun yıllar bir hayvancılık cenneti olarak nitelenmiģtir. Ancak bu hatalı değerlendirme hem meraların daha da kötüleģmesine zemin yaratmıģ, hem de hayvancılık için olmazsa olmaz değerdeki yem bitkileri üretimine yeterince önem verilmemesine neden olmuģtur. Bununla birlikte TKĠB in 10 yıldır yapmıģ olduğu çalıģmalarda mera ıslah çalıģmaları devam etmektedir. 57

58 Tablo 17: Uygulamaya Konulan Mera Islah ÇalıĢmaları ( ) Kaynak: TÜGEM, ġekil 10: Türkiye Çayır-Mer a Alanlarındaki DeğiĢim Türkiye nin mera alanları giderek azalmaya baģlamıģ, ancak ıslah çalıģmaları ile yeniden toparlanma sürecine girmiģtir. Bununla birlikte toplam ha çayır mera alanı kuģatan GAP ve Diyarbakır Yöresi ndeki meralar Türkiye deki en zayıf bitki örtüsüne sahip meralardır. Ayrıca Diyarbakır da, bir büyük baģ hayvan birimine 0.8 ha mera düģmektedir. Bu değerin, meraların kompozisyonu dikkate alındığında yaklaģık 4 ha olması gerekmektedir. Bu ise bölgedeki meraların kapasitelerinin 5 katı fazla kullanıldığını göstermektedir. Öte yandan, meraların mülkiyeti devlete, kullanım hakkı köy tüzel kiģiliğine aittir. Üretici meralardan en üst düzeyde yararlanmayı amaçlamakta, mera ıslah yöntemlerine yanaģmamaktadır. Sonuçta, bölgedeki mera ve çayırlarla ilgili problemler (arazilerinin yönetiminde belirlenmemiş kurumsal sorumluluk, kapasiteyi aşan otlatma baskısı, mera yönetimi yokluğu, düşük hayvan verimliliği ve ekolojik yetiştirme faktörlerinin iyi anlaşılamaması) hayvancılık sektörüne yansımıģ ve Bölge hayvancılığının gerilemesine neden olmuģtur. ĠĢgören Durumu (+ yüksek) Türkiye genç ve kalabalık bir nüfus kitlesine sahiptir. Aynı Ģekilde gerek GAP Bölgesi gerekse Diyarbakır ili kalabalık bir nüfus yoğunluğunun varlığına sahip bölgeler olarak dikkati çekmektedir. Diğer bir deyiģle sektör, iģgören sıkıntısı çekmemektedir. Ayrıca, iģgören ücretleri (maliyetleri) diğer ülkelere, Türkiye ve GAP Bölgesi ne kıyasla oldukça düģük düzeylerde seyretmektedir. 58

59 ġekil 11: Diyarbakır ın Aylık ĠĢ Gücü Maliyetleri (Euro) Kaynak: Karacadağ Kalkınma Ajansı, Nitelikli ĠĢgören Durumu (- düģük) ĠĢgörenlerin hem temel eğitim ve öğrenim hem de mesleki ve teknik bilgi düzeyleri uluslararası standartlara göre düģüktür; kaldı ki iģletmelerde de yeterli ve çağdaģ eğitime sahip eleman (mühendis, veteriner, tekniker vs.) sayısı da oldukça yetersizdir Talep KoĢulları Rekabetçilik Düzeyi (- Orta) Ġç pazar, dıģ pazar ve Ortadoğu pazarının durumu gibi alt değiģkenlerden oluģan Talep KoĢullarının ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün orta olduğu tespit edilmiģtir. Ġç Pazarın Durumu (+/- orta) Ülkemiz yaklaģık 72 milyon nüfusa sahip olması bakımından tek baģına büyük bir pazar konumundadır. Gıda sektörünün her geçen gün büyümesi, bu sektörün ana tedarikçilerinden olan et ve et ürünleri sektörünü olumlu yönde etkilemektedir. Ayrıca ülke ekonomisinde son yıllarda yaģanan hızlı büyüme ve refah artıģı hane halkı et ürünleri tüketiminin artmasına olanak sağlamaktadır. Bununla birlikte, et ve et ürünleri sektörü için iç talepte yaģanan bu canlılık geleceğe dair olumlu sinyaller vermesine rağmen mevcut tüketim oranları geliģmiģ ülkelerin gerisindedir. Türkiye de kiģi baģına et tüketimi AB nin ¼ ü kadardır (TÜĠK, 2006). DPT (2001: 82) nın yapmıģ olduğu kantitatif çalıģmalardan elde edilen projeksiyon sonuçlarına göre; önümüzdeki yıllarda kırmızı et ve ürünleri üretim ve talep miktarının daha da artması beklenilmektedir. Bu artıģta, hayvan sağlığı konusunda elde edilecek olumlu geliģmelerin ve birim hayvan baģına elde edilecek verim miktarındaki artıģların, üretimin teknik ve hijyenik koģulları uygun yerlerde yapılması ve kaçak kesimlerin önlenmesine yönelik olarak yapılan yasal düzenlemelerin Türkiye nin Avrupa Birliğine üyelik konusunda kaydettiği geliģmeler neticesinde daha etkin uygulanması neticesinde hayvancılığımızda oluģacak geliģmelerin Avrupa Birliğinden ülkemize yapılacak ithalatın ve alınacak ekonomik istikrar tedbirlerinin etkisinin olacağı düģünülmektedir. 59

60 DıĢ Talebin Durumu (- düģük) Hayvansal ürün tüketiminin AB ülkelerinde yüksek olması ve Türkiye nin dolayısı ile Diyarbakır ın AB ülkelerine coğrafi olarak yakınlığı uygun fiyatlarla kaliteli ürünler üretilmeye baģlanması durumunda potansiyel bir dıģ talebin varlığı anlamına gelmektedir. Ancak sektörün ihracat rakamlarına bakıldığında dıģ talepten yeterli pay alınamadığı görülmektedir. Hayvancılık sektöründe 2005 yılında sadece milyon dolarlık ihracat yapılmıģtır ve bu ihracat gelirinin yaklaģık %65 i balık ve deniz ürünlerinden elde edilmektedir (TÜĠK, 2006). Öte yandan, Türkiye ve AB tarım ürünleri ticaretinde en son alınan 1/98 sayılı Ortaklık Konsey Kararı uyarınca tercihli rejim uygulamaktadır. Buna göre Türkiye AB den her yıl ve ton luk 2000 yılına kadar farklı kademelerde indirime tabii tutulmuģ, toplam ton luk et için tarife kontenjanı açmıģtır. Ancak 2004 yılı ilerleme raporunda da değinildiği üzere bu ithalat 1996 yılında AB ülkelerinde BSE hastalığının yeniden baģ göstermesi sebebiyle yapılmamıģtır. Özetlemek gerekirse, Türkiye ve AB arasında kırmızı et ve süt ürünleri ticareti oldukça düģük seviyelerde seyretmekte ve bunun temel sebebi her iki tarafın da Gümrük Birliği Ortak Komitesi (GBOK) kararlarını tümüyle uygulamaması olarak görülmektedir. Nitekim hâlihazırda Türkiye AB den kırmızı et ve et ürünleri ithalatını askıya almıģ durumda (son dönemde özel ihaleler yoluyla belirli ülkelerden kesimlik canlı hayvan alımı faaliyetleri hariç). AB ise 1997 yılından beri Türkiye den kırmızı et ve et ürünleri ithalatına izin vermemektedir. Kaldı ki, en son Türkiye- AB Ortaklık Konseyi 48 inci Toplantısı nın Sonuç Bildirgesi nde Türkiye nin AB den kırmızı et ithalatı konusunda daha önce iki taraf arasında alınan kararlarla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediği belirtilmiģ ve Türkiye bu nedenle ağır bir Ģekilde eleģtirilmiģtir. 1/98 No lu GBOK kararına göre Türkiye nin diğer Gümrük Birliği (GB) ülkelerinden ithal edeceği yılda toplam 19 bin ton karkas sığır etinin yani kemikli olarak dondurulmuģ ve kesilmiģ sığır etinin, özel vergi kotasına tabi tutulması gerekmektedir. Aynı zamanda karar gereği Türkiye, canlı safkan damızlık sığırların Gümrük Birliği üyelerinden ithalatında herhangi bir kota uygulamasına gitmemesi öngörülmektedir. Bu yükümlülüklere rağmen Türkiye 1997 yılında Avrupa Birliği nde ortaya çıkan BSE yani deli dana krizi sebebiyle (bilimsel dayanağı olmadığını iddia eden AB tarafından eleştirilmesine rağmen) canlı hayvan ve karkas et ithalatı konusundaki yükümlülüklerini kararın ardından askıya almıģtır. Türkiye bu nedenle yaklaģık 13 yıldır AB sığır eti ithalatı yasağını sürdürmektedir. Ortadoğu Pazarı (+/- orta) Ortadoğu pazarı bölgenin hayvan ihracatında çok önemli bir pazarını oluģturmaktadır. Ancak, gerek bölgede yaģanan güvenlik sıkıntısı, gerekse Ortadoğu da devam eden savaģlar, pazar avantajlarını önemli ölçüde olumsuz yönde etkilemiģ, et ürünleri ihracatı durma noktasına gelmiģtir Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢların Rekabetçilik Düzeyi (- düģük) Tarım iģletmelerinin durumu, sivil toplum kuruluģlarının durumu, bilgi üreten kurumlarını faaliyetleri, sektörel finans kuruluģları gibi alt değiģkenlerden oluģan Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢları değiģkeninin ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düģük düzeyde olduğu tespit edilmiģtir. Hayvancılık ĠĢletmelerinin Durumu (- düģük) Diyarbakır Bölgesi nde hayvancılığa yönelik gerek yem üretimi yapan gerekse organize ve modern anlamda hayvancılık yapan iģletme sayısı uluslar arası rakiplerine oranla oldukça düģük düzeydedir. Ayrıca bu iģletmelerin çoğu kapasitelerinin çok altında iģ hacimlerine sahiptirler. Öte yandan, ülkemizde olduğu gibi Diyarbakır Bölgesi nde de kasaplık hayvan kesimlerinin büyük bir kısmı halen küçük ve iptidai mezbahalarda gerçekleģtirilmekte, et ve et ürünleri çoğunlukla hijyenik ve teknolojik açıdan uygun olmayan Ģartlarda üretilmeye çalıģılmaktadır. Diğer taraftan kasaplık hayvanların nakil Ģartları arzu edilen düzeyde değildir. Kesim öncesi kötü muameleler nedeniyle hayvanlar strese girmekte ve et kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Küçük iģletmelerde soğutma üniteleri bulunmadığından karkaslar olgunlaģtırılamamakta, iç organların muhafazası sorun olmakta, yan ürünler değerlendirilememekte, yine karkaslar, deri ve iç organlar uygun olmayan araçlara nakledilmektedir. Karkas derecelendirilmesi yönünden hiç bir değerlendirmeye tabi tutulmamaktadır. 60

61 Sivil Toplum KuruluĢlarının Sayısı ve Faaliyetleri (- düģük) Türkiye de, örgütlenmenin öneminin üreticiler tarafından pek iyi bilinmemesi, tarım üreticilerinin örgütlenme konusunda geri kalmalarına neden olmuģ, bugün ki örgütlenme düzeyi ancak %40 seviyesine ulaģmıģtır Türkiye de faaliyet gösteren tarımsal üretici örgütleri; Kooperatifler, Üretici Birlikleri, Ziraat Odalarıve Çiftçi Dernekleri olarak sınıflandırılabilir. Tablo 18: Tarım ve Hayvancılıkta Sivil Toplum KuruluĢlarının Yapısı Diyarbakır Bölgesi nde birçok tarımsal üretici örgütü (Ziraat Odaları, Tarım Kredi Kooperatifleri, Tarım Satış Kooperatifleri, Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri, Sulama Kooperatifleri, Su Ürünleri Kooperatifleri, Sulama Birlikleri ve Çiftçi Dernekleri vs.) hizmet vermektedir. Bu örgütlerin bir kısmı mesleki, bir kısmı ise ekonomik örgütlerdir. Mesleki örgütlerden önde geleni ziraat odalarıdır. Türkiye genelinde olduğu gibi, Bölge de de ziraat odaları teģkilatlanması sınırlı sayıda olmuģtur. Türkiye ortalamasının altında ziraat oda sayısına sahip olan Bölge de odalara kayıtlı çiftçi sayısı da ortalamanın altındadır. Bilgi Üreten Kurumların Durumu (+/- orta) Bölge öncelike nüfus sayısı ve coğrafi alan olarak büyük olmasına rağmen çok az sayıda üniversiteye (1 tane) sahiptir. Dicle Üniversitesi nin sektöre yönelik faaliyet gösteren ilgili fakülteleri (ziraat ve veteriner) mevcuttur. Ancak, uluslararsı kıyaslama yapıldığında bölge ile üniversiteler arasında çok az bir iliģkinin varlığı mevcut olduğu görülmektedir. ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (- düģük) Ġnsanların gıda ihtiyaçlarını karģılamasının yanında gelir ve istihdam kaynağı yaratmak suretiyle tarımsal sanayinin geliģmesi ve kalkınmanın teģvik edilmesinde stratejik iģlevi bulunan tarım sektörü ve buna bağlı olarak geliģtirilmiģ tarım alt sektörleri, hemen tüm ülkelerin ekonomik hayatında vazgeçilmez bir role sahiptir. Dünyada değiģen ekonomik ve ticari koģullara bağlı olarak rekabete dayalı serbest piyasa hakimiyetinin artması, yoksullukla mücadele ve kırsal kalkınma politikalarının odak noktasında bulunan tarımsal ekonominin 61

62 canlandırılmasına yönelik farklı yaklaģımların uygulanmasını gerektirmektedir. Tarımsal ve kırsal kalkınmanın gerçekleģmesi öncelikle sektörün finansman sorunlarının çözülmesini gerektirmektedir. Kooperatifler, tarımsal finans kurumları ve bankaların entegrasyonuyla sektörün ihtiyacına cevap verecek çok yönlü ve etkin bir tarımsal bankacılık sisteminin oluģturulması üreticilerin krediye eriģiminin sağlanması bakımından önem taģımaktadır. GeliĢmiĢ ve geliģmekte olan ülke uygulamaları incelendiğinde tarımsal kredilerin, sektörün yapısına ve üreticilerin ihtiyaçlarına uygun koģul ve nitelikte çeģitlendirilerek farklı bankacılık ürünleri tasarlandığı görülmektedir. Bu alternatif enstrümanlar, özellikle küçük iģletmelerin krediye eriģimlerini artırarak üretim ve finansman sorunlarının çözümünde etkili olmaktadır (Gültekin, 2008). Bölgede faaliyet gösteren çiftçilerin ve iģletmelerin finans kaynağı devlet ve geleneksel bankacılık sisteminden karģılanmaktadır. Bankacılığın sunmuģ olduğu enstrümanlardan faiz en önemli araçlardan birisi olarak kullanılmaktadır. Diğer bir ifade ile, Diyarbakır da sektöre yönelik özelleģtirilmiģ finansal enstrümanlar geliģmemiģtir. Yan Sanayiinin Durumu (- düģük) ĠĢlenmiĢ et ürünlerinde hammadde dıģındaki en önemli girdiler; ambalaj ve paketleme malzemeleri ile yardımcı malzemeler ve katkı maddeleridir. Sektörde paketleme ve ambalaj malzemelerinden koli, kartonet dıģındaki diğer malzemelerin tamamına yakını ithal edilmektedir. Yardımcı malzemeler grubunda özellikle baharatlarda standartların olmaması, ciddi firma sayısının azlığı nedeniyle kalite konusunda sık sık sorunlar yaģanmaktadır. Sektöre Yönelik Lojistik Hizmeti Veren KuruluĢların Durumu (- düģük) Sektöre yönelik lojistik hizmeti ve bunların faaliyeti değer zincirinin en baģından itibaren baģlamaktadır. Nitekim et ve et ürünleri sektörünün önemli hammadde girdisini oluģturan hayvanların mezbahalara ve/ veya iģletmelere naklinde kullanılan araçlara özel donanımlar eklenerek hayvanların strese sokulmadan nakli sağlanmamaktadır. Dolayısıyla stres faktörlerine maruz kalmıģ hayvanlarda önemli kayıplar olduğu gibi bu hayvanlardan elde edilen etlerin kaliteleri de düģük olmaktadõr. Ayrıca bu hayvanların enfeksiyonlara yakalanma riskleri de fazladır. Diğer yandan, Türkiye de ve Bölge de hayvanların uygun olmayan araçlarla taģınması ve padokların mevcut durumu et kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Modern teknoloji uygulayan iģletmelerde dahi kesim öncesi taģıma ve bekletme Ģartlarından kaynaklanan olumsuzluklar baģ göstermektedir. Sektöre Yönelik Kontrol ve Sertifikasyon Kurumlarının Faaliyetleri (- düģük) Et ve et mamüllerini tüketmemizde istenilen faydanın sağlanabilmesi bunların uygun koģullarda üretilip tüketime sunulması ile mümkün olabilmektedir. Üretim esnasında teknik ve hijyenik koģulların yeterli olmaması, et muayenesinin yapılmaması, soğuk zincirin tam olarak kurulamaması durumunda bu gıdalar, üretim alanları ve çevresi, tüketici ve toplum sağlığı için sağlıksız hale gelebilmektedir. Kaldı ki bakteriyel, viral, paraziter ve mikotik karekterde sayıları yüzü bulan hastalığın hayvanlardan insanlara geçtiği saptanmıģtır. Zoonozlar olarak bilinen bu hastalıkların kontrolünde ve önlenmesinde mezbaha ve kombinaların Ģartları ile kasaplık hayvanlar ve et muayenesinin önemi büyüktür. Bölgede kasaplık hayvan kesimlerinin büyük bir kısmı halen küçük ve iptidai mezbahalarda gerçekleģtirilmekte, et ve et ürünleri çogunlukla hijyenik ve teknolojik açıdan uygun olmayan Ģartlarda üretilmeye çalıģılmaktadır. Diger taraftan, kasaplık hayvanların nakil Ģartları stdandarlara uygun düzeyde değildir. Kesimden önce yapılan canlı hayvan muayenesi ve kesimden sonra yapılan et muayenesi açısından da önemli problemler söz konusudur. Küçük iģletmelerde soğutma üniteleri bulunmadığından karkas olgunlaģtırılamamakta iç organların muhafazası sorun olmakta, yan ürünler değerlendirilememekte yine karkaslar, deri ve iç organlar uygun olmayan araçlarla nakledilmektedir. Karkas, kalite derecelendirmesi yönünden hiçbir degerlendirmeye tabi tutulmamaktadır. Ayrıca, küçük iģletmelerde kan, deri ve diğer yan ürünlerin buralara yakın merkezlerde iģleme tesislerinin olmaması nedeniyle değerlendirilememesi, hem çevre açısından hem de ekonomik açıdan problemlere neden olmaktadır. 62

63 Bununla birlikte ulusal düzeyde hizmet veren gıda sektörüne yönelik kalite ve sertifikasyon firmaları Diyarbakır da da faaliyet göstermektedir. Nitekim gıda sektöründe son yıllarda ISO Kalite sistemi belgeli firma sayısı hızla artmaktadır. Bu sistem standartı gereği yapılan tedarikçi değerlendirmesi ve düzeltici faaliyetler kapsamında firmalar, kendilerine girdi temin eden satıcıların performansını artırmaya yönelik birtakım iyileģtirici ve teģvik edici uygulamalar yürütmektedirler. Bu uygulamalar ile firma satın aldığı malzemenin kalitesini kontrol edebilmekte, tedarikçide kendini iyileģtirme ve yenileme çabası içine girmektedir. Bu geliģmeler et ve et ürünleri sektörünün ve buna bağlı alt sektörlerin güçlenmesi ve kurumsal yapılanması bakımından büyük önem taģımaktadır. Hayvan Sağlığı ve Karantina Hizmetleri Veren Kurumların Faaliyetleri (+/- orta) Hayvan sağlığı ve karantina hizmetleri TKĠB ye bağlı Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü (KKGM) tarafından yürütülmektedir. Bu Genel Müdürlüğe bağlı Veteriner Kontrol ve AraĢtırma Enstitüleri ve Sınır Kontrol Noktaları ile il ve ilçe müdürlükleri aracılığıyla iç ve dıģ hayvan sağlığı ve hareketlerini izlemektedir. Ancak, Türkiye de hayvan hastalıkları; yoğun hayvan hareketleri, kayıt sisteminin yetersizliği, hayvan pazarlarındaki sevk ve kontrol sorunları, karantina hizmetlerindeki aksaklıklar, bütçe, araç ve ekipman yetersizliği, yetiģtirici ve sağlık personelinin eğitim yetersizliği, komģu ülkelerden AB ye Uyum Sürecinde Hayvancılık Sektörünün DönüĢüm Ġhtiyacı denetimsiz ve kaçak hayvan giriģleri gibi nedenlerle kontrol altına alınamamaktadır. Diyarbakır Ġl Tarım Müdürlüğü nün Faaliyetleri (- düģük) Hayvancılık konusunda Ġl Müdürlüğü nün (ulusal politikalar haricinde) önemli bir katkısının olmadığı görülmektedir. Ancak kurum kırsal kalkınmaya destek vereceğini düģündüğü hayvancılığın geliģtirilmesi için büyük çaba sarftmektedir Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı (- düģük) ĠĢletmelerin sermaye durumları, iģletme ölçekleri, verimlilik, sektöre yönelik yatırımlar ve organik tarımsal üretim gibi alt değiģkenlerden oluģan Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı değiģkeninin ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düģük düzeyde olduğu tespit edilmiģtir. ĠĢletmelerin Sermaye Durumları (- düģük) Türkiye de olduğu gibi Diyarbakır da da hayvancılık sektörü, ülke ekonomisinin genel sorunlarından olan sermaye yetersizliği nedeni ile sahip olduğu potansiyeli değerlendirememektedir. Üreticilerin genellikle bireysel veya küçük ölçekli olması sektörde sermaye oluģumunu ve yeni yatırımların finansmanını engellemektedir. Bu durum firmaların uluslar arası ölçekte rekabetini önemli ölçüde etkilemektedir. Kapasite Kullanım Oranları (- düģük) Diyarbakır da et ve et ürünleri sektöründe tesislerinin çogunluğu küçük kapasiteli, dağınık ve önemli bir oranda kaçak kesimlerin bulunması, toplam kapasiteye iliģkin değerlendirme yapılmasını güçleģtirmektedir. Ancak mevcut iģletmelerin kapasitesinin %30 civarında olduğu belirtilmektedir. Hayvancılık ĠĢletmelerinin Ölçekleri (- düģük) Türkiye de hayvancılık iģletmeleri, AB nin aksine, çok küçük ölçekli ve aile tipi iģletmelerdir. Tarım iģletmelerinin büyük çoğunluğu geçimlik hayvansal üretim yapmakta olup, hayvancılık genel olarak ticari bir düģünce ile kâr getiren bir iģ olarak görülmemektedir. Ülke genelinde olduğu gibi Diyarbakır Yöresi nde de hayvancılık sektörünün yaģadığı temel problemlerin baģında iģletmelerin küçük ölçekli ve parçalı bir yapıda olmaları gelmektedir. Bu durum verimliliğin düģük seviyelerde kalmasının baģlıca nedenleri arasında yer alırken, üretimde organizasyonun oluģturulmasını 63

64 engellemekte, yüksek maliyetli, pazarlama gücü düģük üretimin oluģmasına ve üretimin ekonomik dalgalanmalara karģı daha kırılgan bir yapıda olmasına neden olmaktadır. Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (- düģük) Hayvancılık sektöründe modern anlamda faaliyet gösteren çiftlik sayısının azlığı, üretim sürecinde emek yoğun ve düģük teknoloji kullanımı sektörün rekabetçiliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Üretimin geleneksel yöntemlerle yapılıyor oluģu verimliliği önemli ölçüde azaltıp, reel gelirlerin düģmesine yol açarken bir yandan da hayvan hastalıklarının önlenmesi ve bertaraf edilmesinde sıkıntılara sebep olmaktadır. Nitekim geliģmiģ ülkelerde et sanayinde yeni teknolojiler hızlı bir Ģekilde uygulamaya geçirilmekte ve yaygınlaģtırılmaktadır. Kasaplık hayvanların mezbahalara nakli, kesim teknolojisi, soğutma, dondurma, ısıl iģlem, ambalajlama ve yeni ürünler teknolojisi gibi konularda araģtırma- geliģtirme çalıģmaları yapılmaktadır. Öte yandan, DPT (2001) Raporunda da belirtildiği gibi dünyada pek çok ülkede kesim teknolojisinde önemli geliģmeler kaydedilmiģtir. Kesim ve yüzüm iģlemlerinde otomasyona ağırlık verilmekte, kesim ve yüzümde karkasın kontaminasyonu minimum seviyede tutulmaya çalıģılmaktadır. Son yıllarda yapılan çalıģmalar robot kullanımına yönelik olup önemli geliģmeler kaydedilmiģtir. Aynı Ģekilde parçalama ve kıyma iģlemlerinde de otomasyona gidilmekte, ürünlerin raf ömrünü artırıcı uygulamalara yer verilmektedir. Sektörün Arz-Talep Politikası (- düģük) Türkiye de olduğu gibi Diyarbakır Bölgesi nde de satın alımların büyük bir kısmı peģin olarak yapılmakta olup, fiyatlar arz-talep dengesine göre belirlenmektedir. OluĢan fiyatların bilimsel ekonomik veriler ile bağlantısı oldukça zayıftır. Gerek kesim Ģartlarında gerekse ürün kalitesindeki farklılıklar tüketicinin ürün standartları konusunda bilinçlenmemesi ile birlikte son derece sağlıksız bir yapı oluģturmaktadır. Bu durum rekabet gücünde gerilemelere yol açmaktadır. Öte yandan, Batı ülkelerinde gördüğümüz sınıflandırma, fiyat- kalite konusundaki dengeyi ve fiyat kontrollerini mümkün kılmaktadır. Yine hayvanın menģei ve üretildiği çiftliğe kadar giden takip edilebilirliği et sektörünün markalaģma konusundaki adımlarını güçlendirmekte olup nihai tüketicinin bilinçlenmesini beraberinde getirmektedir. Hayvansal Üretimde Verimlilik (- düģük) Hayvansal üretimde verimi belirleyen 2 temel unsurdan birisi hayvanların genetik değeri, diğeri ise hayvanın içinde bulunduğu çevredir. Yüksek verime ulaģmak için hayvanların genetik olarak yüksek verim düzeyine sahip olması yanında, hayvanın sahip olduğu genetik potansiyelin verime dönüģmesine imkan sağlayacak özellikte çevreye de sahip olunması gerekir. Özetle, hayvancılıkta verimi artırmak için yüksek verimli hayvanların uygun çevre koģullarında barındırılması gerekir. Anak, gerek ülkemizde gerekse Diyarbakır Bölgesi nde her iki unsur açısından da sorun yaģanmaktadır. Öte yandan, kaliteli damızlık hayvan ülkemiz ve Diyarbakır Bölgesi koģullarında yeterli düzeyde üretilememektedir. Bu amaca yönelik üretim yapan iģletme sayısı çok azdır. Damızlık üretimi örgütlü Ģekilde yapılamamaktadır. Damızlık hayvanların fiyatları zaman zaman kasaplık değerlerine yakın olmakta, damızlık ihalelerinde fiyatlar çok düģük tutulmakta, fiyat düģüklüğü nedeniyle damızlık hayvanların et amaçlı kesilmeleri önlenememekte, yüksek damızlık değere sahip hayvanlar zorunlu sigorta kapsamı dıģında tutulmaktadır. Yine, damızlık hayvan borsası kurulamamıģ; damızlık hayvan için taban fiyat da mevcut değildir. Öte yandan, Türkiye de ve Diyarbakır da hayvan hastalıkları önemli bir sorun halindedir. Özellikle salgın hastalık türleri önemli ekonomik kayıplara sebep olmakta, zoonoz (hayvandan insana geçen) hastalık türleri ise, insan sağlığını tehdit etmektedir. Bu durum aynı zamanda hayvancılık sektörüne önemli bir motivasyon sağlayabilecek hayvan ve hayvansal ürünler ihracatı imkanını da sınırlandırmaktadır. Özellikle ġap, Sığır Vebası, Tüberküloz ve Bruselloz gibi salgın hayvan hastalıklarına iliģkin olarak Türkiye nin hemen tüm bölgelerinden hastalık bildirimlerinin alınması ve 2005 yılının son çeyreği ile 2006 yılı baģlarında görülen Tavuk Vebası vakaları Türkiye nin bu konuda çok ciddi sorunlarla karģı karģıya olduğunu açıkça göstermektedir. Bunlara ilave olarak hayvan kaçakçılığının önlenememesi ve hayvan hareketlerinin yeterli ölçüde kontrol altına 64

65 alınmaması, hem söz konusu hastalıklarla mücadeleyi kısıtlamakta, hem de hastalıkların yayılma hızını artırmaktadır (Saçlı, 2007). Sektöre Yönelik YatırımlarYatırımlar (- düģük) Sektöre yönelik yüksek gelir getirici yatırım sayısı oldukça düģüktür. Bununla birlikte Diyarbakır Bölgesi nde son yıllarda hayvancılık sektörüne olan ilginin arttığı görülmektedir. Özellikle büyük ölçekli firmaların hayvancılık sektörüne yatırım yapmaya baģlaması ile birlikte sektörün yeni bir sürece gireceği beklenmektedir. Modern tesislerin kurulması ve büyük ölçekli üretimin yapılmaya baģlanması ile birlikte sektörün cazibesini artıracağı geliģimin sürdüreceği öngörülmektedir. Organik Et Üretimi (- düģük) Son yıllarda önemi giderek artan organik tarım ve buna bağlı organi et ve et ürünleri üretimi ürünlerin katma değeri de yüksektir. Ancak, Diyarbakır da bu tür çalıģmalar ve üretim faaliyetleri çok düģük düzeyde kalmıģtır. Veri Eksikliği ve KayıtdıĢılık (- düģük) Genel olarak tarım sektöründe ve özellikle hayvancılık sektöründe, gerek üretim, gerekse sanayi aģamasında kayıt ve istatistikler tam ve doğru bir Ģekilde tutulmamakta, bu nedenle sektörün genelinde ve Diyarbakır da önemli düzeyde kayıp, kaçak ve kayıt dıģılık hakim olmaktadır. Bu durum AB tarafından yayınlanan Katılım Ortaklığı Belgelerine de yansımıģ ve Entegre Ġdare ve Kontrol Sistemi (IACS), Arazi Parsel Tanımlama Sistemi (LPIS) Hayvan Kayıt Sistemi, Bitki Pasaport Sistemi ile TÜĠK in istatistik toplama ve iģleme yöntemlerinin iyileģtirilmesi yönünde bir stratejinin belirlenmesi öncelikler arasında yer almıģtır. Ancak Saçlı (2007) nın da ifade ettiği gibi veri eksikliği ve kayıt dıģılık konusunda, girdi fiyatlarının yüksekliği ve bu arada girdilerdeki vergi yükünün maliyetleri artırması önemli etkenlerden birisi olarak değerlendirilmektedir. Özellikle maliyetlerin düģürülebilmesi amacıyla üreticiler ve sanayiciler kayıt dıģına yönelmekte bu da hayvancılık alanında elde edilen verilerin güvenilirliğini ortadan kaldırmaktadır Devlet (+/- orta) Yapısal düzenlemeler, kayıtdıģılılık, özelleģtirme çalıģmaları, tarıma yönelik devlet desteği AB mevzuatına uyum gibi alt değiģkenlerden oluģan Devlet değiģkeninin ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün orta düzeyde olduğu tespit edilmiģtir. Yapısal Düzenlemeler (+/- orta) Cumhuriyet döneminden 1980 li yıllara kadarki zaman diliminde devlet tarım ve buna bağlı olarak hayvancılık sektöründe en belirleyici unsur olarak yer almıģtır yılında 24 Ocak kararları ile serbest ekonomiye geçiģ politikaları paralelinde sektör rekabete açılmıģtır. Yaygın görüģ hayvancılık sektöründe yapısal düzenlemeler yapılmadan bu serbestleģme politikalarının sektörü olumsuz Ģekilde etkilediği yönündedir. Her nekadar sektörde liberalleģme politikaları uygulansa da devlet tam olarak sektördeki etkinliğine son vermemiģtir. Taban fiyatların belirlenmesi destekleme politikalarının sürdürülmesi devletin sektördeki etkinliğini sürdürmesine neden olmuģtur. Bu düzenlemeler sektörde tam olarak serbest piyasa koģullarının oluģmasını engellemiģ, borsaları çalıģamaz hale getirmiģtir. Öte yandan destekleme politikalarının sektörü güçlü bir yapıya büründürmekte zorlandığı görülmektedir. Özellikle kalite- fiyat iliģkisi belirlenememiģ, kaynaklar sektörde optimum iģletme ölçeğinin oluģmasına veya teknolojik yenilenmenin gerçekleģtirilmesine katkıda bulunmakta gerekli ivmeyi gösterememiģtir. Kaynakların etkili bir Ģekilde kullanılamaması kırsal kesimde refah artıģını yavaģlatmıģ, sektörün parçalı bir yapıya evrilmesine ve verimliliğin artırılamamasına neden olmuģtur. KayıtdıĢılılık ÇalıĢmaları (- düģük) Yukarıda da belirtildiği gibi AB tarafından yayınlanan Katılım Ortaklığı Belgelerine de yansımıģ ve Entegre Ġdare ve Kontrol Sistemi (IACS), Arazi Parsel Tanımlama Sistemi (LPIS), Hayvan Kayıt Sistemi, Bitki Pasaport Sistemi ile TÜĠK in istatistik toplama ve iģleme yöntemlerinin iyileģtirilmesi yönünde bir stratejinin belirlenmesi 65

66 öncelikler arasında yer almaktadır. Ancak genel olarak tarım sektöründe ve özellikle hayvancılık sektöründe (Türkiye ve Diyarbakır da), gerek üretim, gerekse sanayi aģamasında kayıt ve istatistikler tam ve doğru bir Ģekilde tutulmamakta, bu nedenle sektöre önemli düzeyde kayıp, kaçak ve kayıt dıģılık hakim olmaktadır. Özetlemek gerekirse, Diyarbakır da denetlemelerin etkin bir Ģekilde yapılamaması kayıtdıģılığın artmasına, beraberinde kalitesiz ve sağlıksız ürünlerin üretilmesine sebep olmaktadır. Ayrıca sınırlardan kaçak hayvan giriģinin engellenmesi noktasında etkin bir mücadele ortaya konamamıģtır. ÖzelleĢtirme ÇalıĢmaları (- düģük) Sektörde önemli bir konuma sahip olan ile Et ve Balık Kurumu (EBK) nun özelleģtirilmesinin özensiz yapılması ve bu kurumların yerinin doldurulamaması sektörün rekabetçilik gücünü zayıflatmıģtır. Nitekim Et ve Balık Kurumu (EBK) ve Süt Endüstrisi Kurumu nun (SEK) özelleģtirilmesi Türkiye de ve Diyarbakır da hayvancılıkta gerilemeyi hızlandırmıģtır. Hayvancılık Sektörüne Yönelik Verilen Devlet Destek ve TeĢvikleri (+/- orta) Hayvancılık sektörüne yönelik olarak, 2005 yılından bu yana ürüne dayalı destek sistemi uygulanmaktadır. Bakanlığın 2008 yılında yapmıģ olduğu yönetmelik değiģikliği sonrasında sistem değiģtirilmiģ ve hayvan baģına destek yöntemine geçilmiģtir. Bakanlar Kurulu Kararına göre, kültür ırkı ve kültür ırkı melezi sığır yetiģtiren üreticilere, Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve izlenmesi Yönetmeliği kapsamında kayıtlı, tanımlanmıģ olmak ve üst birliğini oluģturmuģ bir hayvancılık örgütüne üye olmak Ģartı ile anaç sığır baģına ve anaç manda baģına doğrudan ödeme yapılmaktadır. Ayrıca, ilgili mevzuat çerçevesinde hayvan hastalıkları tazminat desteği ve hayvan hastalıkları ile mücadele çerçevesinde, Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığınca belirlenen programlı aģılamalardan, uygulayıcılara destekleme ödemesi yapılmaktadır. Yine, hayvansal orijinli gıda kontrolünde etkinliğin sağlanması, hayvan hastalıklarıyla mücadele, mezbaha ve denetim hizmetlerinin iyileģtirilmesi amacı ile Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığının belirlediği iģletmelerde veteriner hekim çalıģtırılması için kesilen hayvan baģına ödeme yapılmaktadır. Öte yandan, Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı nın ilgili kuruluģu olan Et ve Balık Kurumu kombinalarında kesim yaptıran ve Tarım Kredi Kooperatifi ile sözleģmeli besicilik yapan 28 ildeki (Adıyaman, Agrı, Ardahan, Artvin, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Gümüşhane, Hakkâri, Iğdır, Kars, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Mardin, Muş, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli, Van) yetiģtiricilere belirlenen miktarda doğrudan et destekleme primi ödemesi yapılmaktadır. Ülkemizde devletin et sektörüne yönelik olarak faaliyet gösteren hayvancılık sektörüne vermiģ olduğu destek AB ne üye ülkelerin vermiģ olduğu destekten daha azdır. Tablo 19: Türkiye de Yılları Arasında Tarıma Ayrılan Kaynaklar (milyon TL) Kaynak: TÜGEM,

67 Tablo 20: Yıllara Göre Destekleme Ödemeleri (bin TL) Kaynak: TÜGEM, AB Mevzuatına Uyum (+/- orta) Türkiye nin AB ye katılım süreci hayvancılık sektörünü, Türkiye nin AB mevzuatına uyumu ve Türkiye hayvancılığının kendi yapısı nedeniyle etkilemektedir. Ortak Tarım Politikası nın yeni üye ülkelerde iģleyebilmesi için; ödeme kurumu, entegre idare kontrol sistemi ve çiftlik muhasebe veri ağının oluģturulması, ortak pazar ürünlerine entegrasyon, kırsal kalkınma faaliyetlerinin uygulanması, hayvancılıkla ilgili olarak hayvan sağlığı, gıda kalitesi ve gıda güvenliğinin korunması gibi hususlara uyum Ģartı bulunmaktadır. Avrupa Birliği nin 2004 te yayınladığı ilerleme raporunda, Türkiye nin belirtilen normlar çerçevesinde bazı geliģmeler kaydettiği belirtilmiģtir (DPT, 2006). Türkiye hayvan sağlığı konusunda, hayvan hastalıklarının bildirimi hakkında bir tebliği kabul etmiģ, büyükbaģ hayvanların tanımlanması ve kayıt altına alınmasına yönelik de bir sistem kurmaya baģlamıģtır. Bu kapsamda 9,5 milyon büyükbaģ hayvan küpelenerek kayıt altına alınmıģ ve 1,5 milyon iģletme kayda geçirilmiģtir (DPT, 2006). Ancak Avrupa Birliği nin 2005 yılında yayınlanan ilerleme raporunda ise yıl itibariyle bazı konularda geliģme gösterilememiģ, bazılarında ise çok sınırlı bir geliģme gösterebilmiģ olduğu belirtilmiģtir. 67

68 2.1.9 Sonuç ve Öneriler Diyarbakır ın ekonomik kalkınmasında ve sosyal yapılaģmasında önemli bir rol oynaması beklenen hayvancılık ve buna bağlı et ve et ürünleri sektörü, sadece Diyarbakır da yaģayanları yakından ilgilendirmemekte, sektörde yaģanan olumsuzluklar sonucu yaģanan istihdam kayıpları kırdan kente plansız göçün gerçekleģmesine neden olarak diğer alt bölgelerde yaģayanları da doğrudan etkilemektedir. Çünkü Diyarbakır GAP bölgesinin önemli merkezlerinden birisi olup kendi coğrafi sınırları içinde de birçok alt bölgeye sahiptir 23. ġekil 12: Diyarbakır Ġlinin Agro-Ekolojik Alt Bölgeleri Kaynak: Karacadağ Kalkınma Ajansı, Bu nedenden ötürü et ve et ürünleri sektörünün Diyarbakır ın ekonomik yapısına sağlamıģ olduğu katkının yanı sıra alt bölgelerde görülen göç ve istihdama etkisi gibi sosyal yansımaları da bulunmaktadır. Bu bağlamda, sektörün sadece rekabetçilik yönüne ilave olarak diğer faktörleri de göz önüne alınarak değerlendirilme yapılmıģtır. Ancak yapılan tüm analiz sonuçlarına göre Diyarbakır Bölgesi et ve et ürünleri sektörünün uluslararası rekabetçilik gücü düģük düzeyde tespit edilmiģtir. ÇalıĢmanın çıktılarına göre, girdi koşulları, ilgili ve destekleyici kuruluşlar, firma stratejisi- rekabet yapısı düşük; talep koşulları ve devlet değişkeni ise orta düzeyli olan Diyarbakır Bölgesi et ve et ürünleri sektöründe değer zincirinin birçok halkasının eksik ve zayıf olduğu tespit edilmiģtir. Sektörün yaģam eğrisine bakarak gelecek süreç açısından ne tür bir momentum göstereceğini analiz etmeye çalıģacağız. YaĢam eğrisi temel olarak sektördeki mevcut büyüme rakamları ve talep yapısının niteliği dikkate alınarak geliģtirilmiģtir. Bu çerçevede sektörün geçmiģ yirmi yıldaki temel performansını da ele alınarak gelecekte ne tür bir yönelim içinde olacağı tahmin edilmiģtir. Özellikle sektörün mevcut performansının gelecek açısından ne tür bir büyüme göstereceğini tahmin etmek zor değildir. Mevcut koģullarda sektör analiz edildiğinde, zaman iģletmelerin geliģme ve büyüme eğilimi içerisinde oldukları görülmektedir. Bu çerçevede sektörde tam olarak oturmuģ bir iģ modeli ve sistemi mevcut değildir. Tam olarak sektörün omurgası ve büyüklüğü olgunlaģma noktasına geliģmiģ değildir. 23 Diyarbakır Ġlinde arazinin çevresel özellikleri, potansiyel verim ve arazi uygunluğu gibi benzer özellik taģıyan ilçeler Agro-Ekolojik Alt Bölge olarak adlandırılan gruplara ayrılmıģtır. 68

69 Diyarbakır Et Ürünleri Sektörü YaĢam Eğrisi ġekil 13: Diyarbakır Et ve Et Ürünleri Sektörü YaĢam Eğrisi Diyarbakır ın bulunduğu nokta Et ve et ürünleri sektörünün olgunluk dönemi Et ürünleri sektörünün düģüģ dönemi Et ve et ürünleri sektörünün geliģim dönemi Yıllar YaĢam eğrisi sürecini kapsamlı bir Ģekilde analiz ettiğimiz zaman yılları arasında sektörde temel değerlerin oluģacağı, iģletmelerin sektörde operasyonel yapı ve iģ sistemlerini oluģturacağı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Bu dönemde daha çok iģletmelerin ve sektörün altyapı sürecinin oluģum aģaması olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir. Özellikle bölgenin güvenlik sorunu aģılabilirse sektörde önümüzdeki yirmi yıl içerisinde iģletme formları ve yapılarında önemli geliģmeler olacağı düģünülmektedir. Bu dönemden sonra sektör geliģme dönemine girecektir. Sektörde daha yenilikçi çalıģmalar ve iģ modelleri gündeme girecektir. Katma değeri yüksek hizmet sunan iģletmelerin ön plana çıktığı dönem olacaktır. Bu dönemde iģletmelerin ortaya çıkması, pazarın ve sektörün oluģması söz konusu olabilecektir. Önümüzdeki süreçte özellikle sektörde yapılacak yatırımlar ve et iģleme yatırımları sektörün geliģim sürecini pozitif olarak etkileyecektir. Bu tür geliģmeler sektör üzerinde olumlu etki yaratarak çok daha hızlı bir büyüme Ģansı yakalayabilirler. Sektörün büyümesi, geliģmesi ve Diyarbakır ekonomisi içersindeki geliģimi ortaya çıkabilecek özellikle güvenlik ile ilgili durumlardan dolayı hızlı bir Ģekilde etkilenmektedir. Bu bağlamda, sektörün uluslararası düzeyde rekabet edebilmesi için aģağıda yer alan tavsiyelerin göz önüne alınması öngörülmektedir. Yerel Kırmızı Et Sektörü Konseyi Kurulmalıdır Kırmızı et sektöründe istikrar ortamının sağlanması ve hayvancılığın geliģtirilerek kaliteli kırmızı et üretim ve tüketiminin arttırılması için acil önlemlere ihtiyaç olduğu gibi, orta ve uzun dönem için de kalıcı tedbirler alınması gerekmektedir. Özellikle geliģmiģ ülkelerin birçoğunda et konseyi veya benzer iģlevlere sahip kurum bulunmaktadır. Bu bağlamda Ulusal Et Konseyi 2588 sayılı Tarım Kanununun 11. maddesine dayanılarak 2010 yılında kurulmuģtur. Ulusal Kırmızı Et Konseyinin, kamu, özel sektör ve sivil toplum örgütleri ve ilgili diğer tüm kesimleri kapsayan iģlevsel bir yapıda olması, bürokratik bir kurum olmanın ötesinde olması ve bu sayede tüm kesimlerin sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koyabilmesi için çalıģmalar yürütmesi en önemli görev olarak benimsenmiģtir. 69

70 Diyarbakır da da benzer görevleri deruhte edecek bir konsey kurulmalı, yapılandırılmalı ve Ulusal Konsey ile iģbirliğine gitmelidir. Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Ticaret Borsası konseyin kurulmasına liderlik etmelidir. Sektör Diyarbakır a Özel Olarak Korunmalı ve Sübvansive Edilmelidir Serbest piyasa ekonomisinin bütün kuralları ile uygulanmasına çalıģıldığı günümüzde, her Ģeye rağmen hayvancılık ve hayvansal ürünlerin üretimi ABD de ve AB de ve diğer geliģmiģ ülkelerde çeģitli ekonomik enstrümanlarla korunmaktadır. Özellikle Diyarbakır gibi, nüfusun büyük bir kısmının hala kırsal kesimde bulunduğu ve sektörel rekabet gücünün düģük olduğu bir alanda; sektör özelleģtirilmiģ enstrümanlarla desteklenmeli ve korunmalıdır. Bu bağlamda Diyarbakır Güneydoğu Anadolu Tarımsal AraĢtırma Enstitüsü ve Dicle Üniversitesi Veteriner ve Ziraat Fakülteleri bu konuda (özel entrümanların geliştirilmesi için) çalıģma baģlatmalıdır. Yerli Hayvan Irkı Islah Edilmeli ve Acil Kültür Irkına Geçilmelidir Diyarbakır girdi koģulları açısından değerlendirildiğinde tarıma elveriģli bir iklim ve coğrafyaya sahip olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Diyarbakır ın yerel koģullarına uygun kültür ırkı hızla ve özel teģvik enstürmanları geliģtirilerek artırılmalı, bu vesile ile et ve et ürünleri sektörünün temel kaynağını oluģturan hayvanlardan elde edilen verimlilik hızla artırılmalı ve AB ne ait ülkelerde üretim yapan üreticilerin düzeyine yükseltilmelidir. Karagöz (2009), sorunun çözümüne yönelik stratejiler ve enstrümanlar önermektedir. Bu bağlamda, (1) kaliteli damızlık üretimi için bu amaca yönelik yetiģtirici birliklerini teģvik edici ve güçlendirici önlemler alınmalı, (2) kaliteli damızlık üretimi için ihtiyaç duyulan bilimsel, teknolojik ve biyoteknolojik çalıģmalar öncelikle desteklenmeli, ülke çapında yaygınlaģtırmalı, bu amaçla Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığının ilgili kuruluģları ile Üniversiteler ve Damızlık YetiĢtirici Birlikleri arasında ortak çalıģmalara önem verilmeli, (3) yıllardır uygulandığı halde bir türlü istenen düzeyde baģarı sağlanamayan yapay tohumlama uygulamalarındaki baģarı artırılmalı, (4) ülkemizin çok acil ihtiyacı olan belli sayıdaki yüksek kaliteli damızlık gereksiniminin karģılanmasında dıģ kaynaklar kullanılmalı, (5) internet ortamında çalısabilen, Türkiye nin her tarafından ulaģılabilen alıcı ve satıcının aracısız iģlem yapabileceği Merkez Birlik kontrolünde Damızlık Hayvan Borsası oluģturulmalı, (6) damızlık hayvan fiyatı belirlenirken hayvanların damızlık değerlerini de parasal olarak ortaya koyucu nitelikte fiyat güvencesine yönelik önlemler alınmalı, yüksek damızlık değere sahip hayvanlar için sigorta zorunluluğu getirilmelidir. Bu öneriler ıģığında, yine, Diyarbakır Güneydoğu Anadolu Tarımsal AraĢtırma Enstitüsü ve Dicle Üniversitesi Veteriner ve Ziraat Fakülteleri bu konuda (özel entrümanların geliştirilmesi için) çalıģma baģlatmalıdır. Yem Fiyatları Sübvansive Edilmelidir Diyarbakır da yüksek yem fiyatları et ve et ürünleri sektörüne bağlı olan hayvancılığın rekabetçiliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Diyarbakır da faaliyet gösteren iģletmeler (besi vs.) hayvanların ihtiyaç duyduğu temel hammaddeyi (yem) kolaylıkla temin edebilmektedir. Ancak, ülke genelinde değerlendirildiğinde, hayvanların daha fazla kaba yem ihtiyacının olduğu görülmektedir. Hayvan baģına verimlerin artırılmasında kaliteli kaba yem kaynaklarının oluģturulması gerektiği düģünüldüğünde ülkemizde bu kaynakların acilen temin edilmesi gereklidir. Bu amaç için öncelikle yem bitkileri ekim alanlarının toplam ekilebilir alanlar içerisindeki oranının geliģmiģ ülkelerdeki oranlara yani %25-30 lara çıkarılması; bu bağlamda Diyarbakır da toplam ekili alanlar içinde yer alan yem bitkileri ekimi desteklenmelidir. Ayrıca üreticilere doğrudan yem desteği sağlanmalıdır. 70

71 Tablo 21: Türkiye de Tarım Alanları Kaynak: TÜĠK, Tablo 22: Türkiye de Yem Bitkileri EkiliĢ Alanları (ha) Kaynak: TÜĠK, Çayır-Meraların Durumu ĠyileĢtirilmelidir Ülke hayvancılığının geliģtirilmesi için yem bitkileri tarımına ve çayır-mera kültürüne gereken önemin verilmesi gerekmektedir. Ancak ülkemiz meraları yıllardan beri süregelen aģırı ve kontrolsüz otlatma sonucu verimliliklerini kaybetmiģlerdir. Yakın zamana kadar meralarla ilgili herhangi bir yasal düzenlemenin olmayıģı bu bozulma sürecini hızlandırmıģtır. Bu geliģmelerin paralelinde 1998 yılında yürürlüğe giren mera kanunu ile doğal kaynaklarımızın korunarak kalite ve verimliliğin artırılması hedeflenmiģtir. Toplam yüzölçümünün yaklaģık %45 inde ( ha) tarım yapılmakta olan Diyarbakır ın çayır-mera alanları %15 lik bir oranı ( ) temsil etmektedir. Ancak, doğal çayır-mera alanı bakımından önemli bir alana sahip olmakla birlikte yanlıģ ve kötü kullanım nedeniyle bu alanların bir kısmı bozulmuģ ve zayıflamıģ durumdadır. Hayvan yetiģtiriciliği bakımından büyük bir öneme sahip olmasına rağmen mera amenajmanı teknik prensipleri olan otlatma mevsimi, otlatma kapasitesi, uniform otlatma ve yem tipine uygun hayvan türü ile otlatma kuralları uygulanmadığından, çayırmeralar günden güne yıpranmıģ ve birçok bölgede erozyona açık hale gelmiģtir. Bu bağlamda Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğüne konu hakkında daha fazla ödenek sağlanmalı ve çalıģmalar hızlandırılmalıdır. 71

72 ġekil 14: Diyarbakır da Arazi Dağılımı (ha) Tarıma ElveriĢsiz Alan %19 Tarım Alanı %44 Orman %22 Çayır-Mera %15 Kaynak: Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğü, Yem Bitkisi Ekimi TeĢvik Edilmelidir Hayvancılık ve yem bitkileri tarımı ile çayır-mera kültürü birbirleri ile sıkı iliģkileri olan ve daima beraber düģünülmesi gerekir. Yem bitkileri açısından Diyarbakır önemli bir iklim, toprak çeģitliliğine ve tarım alanına sahiptir. Ancak tarla tarımı içinde yem bitkileri yetiģtiriciliği yeterli düzeyde değildir. Tarımda ileri ülkelerde olduğu gibi, yem bitkileri üretiminin yüksek bir düzeye çıkarılması ve mevcut çeģitlerin yerine daha verimli yani ıslah edilmiģ kültür çeģitlerinin yetiģtirilmesi gereklidir. ġekil 15: Diyarbakır Tarım Alanlarının Dağılımı Kaynak: Karacadağ Kalkınma Ajansı,

73 Karacadağ Kalkınma Ajansı Raporu (2010) na göre, Diyarbakır Ġlinde GAP Eylem Planı nın ( ) getirdiği ivme ile birlikte sulama yatırımlarına hız verilmiģ olup, planlama aģamasında olan projeler tamamlandığında toplam hektarlık bir alanın sulanabileceği beklenmektedir. ĠhtisaslaĢmıĢ Organize Hayvancılık ĠĢletmeleri TeĢvik Edilmelidir Sektörün en önemli sorunu olan kaliteli ve sürekli hammaddenin teminine yönelik olarak optimal büyüklükte ihtisaslaģmıģ hayvancılık iģletmelerinin kurulması teģvik edilerek AB ile yapısal farklılıklar azaltılmalıdır. Bu bağlamda ihtisaslaģmıģ organize hayvancılık iģletmeleri teģvik edilmelidir. Ġç ve DıĢ Talebin Durumu Analiz Edilmeli ve Ortadoğu Ülkelerine Ġhracat Yapılmalıdır Diyarbakır nüfusunun yüksek olması büyük bir talep oluģumu anlamına gelirken, kiģi baģına tüketim miktarlarının geliģmiģ ülkelerin bir hayli altında kalması önemli bir talep artıģının olabileceğini göstermektedir. Ġç talepteki bu yetersizlik sektörün mevcut geliģimin engellerken, öte yandan geleceğe yönelik olarak talepte beklenen canlanmalar sektöre yeni yatırımları çekeceği öngörülmektedir. Diyarbakır bölge olarak Ortadoğu coğrafyasına yakın olmanın önemli avantajları bulunmaktadır. Ortadoğu ülkelerinde kiģi baģına et ve süt tüketiminin devamlı artıģ gösteremesi sektörün geleceği açısından önem taģımakta, kaliteli ürünü uygun fiyata üretebildiğimiz zaman potansiyel bir dıģ talep varlığına iģaret etmektedir. Bu bağlamda Ortadoğu pazarı detaylı bir Ģekilde incelenmeli, Pazar araģtırmaları yapılarak talep projeksiyonları dönemsel olarak gerçekleģtirilmelidir. Karacadağ Kalkınma Ajansı bu konuda gerekli giriģimleri (sektörel sivil toplum kuruluşlarını ve/ veya özel sektör) desteklemektedir. Sivil Toplum KuruluĢlarının Faaliyetleri ve KooperatifleĢme Desteklenmelidir Türkiye de ve Diyarbakır da hayvancılık genellikle küçük aile iģletmelerinde, diğer tarımsal faaliyetlerle birlikte yürütülmektedir. Türkiye nin ve Diyarbakır ın genel ekonomik ve demografik yapısı göz önüne alındığında bu durumun uzun süre değiģmeyeceği görülmektedir. Dolayısıyla yetiģtiricilerin her türlü girdiye en uygun Ģartlarda eriģebilmesi ve ürünlerin pazarlanmasında daha güçlü duruma gelmesi için aralarında birleģmeleri veya örgütlenmeleri gerekmektedir. Küçük ve dağınık görünümde bulunan hayvancılık iģletmelerinin örgütlenmeyle rasyonel yapıya dönüģtürülmesi mümkün olabilmektedir. Dünya geneli incelendiğinde hayvancılık sektörünün örgütlenmesinde; dernekler, birlikler, kooperatifler ve bordlar gibi modeller bulunmaktadır. GeliĢmiĢ ülkelerde hayvancılık sektörünün genel tarım sektörü içindeki payının bitkisel üretime göre büyük olmasında, yetiģtiricilerin bu tip örgütlenmeler yoluyla güçlenmesinin büyük etkisi bulunmaktadır. Üreticilerin örgütlenmesinde dünyada en fazla görülen ve yaygın olan örgütlenme modeli ise kooperatiflerdir 24. GeliĢmiĢ ülkelerde hayvancılık kesiminde kooperatiflerde örgütlenen üreticiler, kooperatifler aracılığı ile özellikle ürünlerin toplanması, iģlenmesi, satıģı gibi pazarlamanın tüm alanlarında dikey bütünleģmelerini sağlayan yatırımları gerçekleģtirmiģler ve böylece pazarda çok etkin bir konuma gelmiģlerdir. Türkiye de ise hayvancılık kesimi üreticilerin en örgütsüz olduğu kesimdir. Ülkemizdeki tarımsal kooperatiflerin genel sorunları olan; halkın bilinçlendirilmemiģ olması, finansman, mevzuat, yönetim, yatay ve dikey teģkilatlanmaya gidilememiģ olması, eğitim ve araģtırmaların yeterince yapılamamıģ olması ve kooperatifler arası iģbirliginin sağlanamaması gibi konuların çözüme kavuģturulması gerekmektedir. YetiĢtiricilerin örgütlenmesinde diğer bir model de, malı üretenler ile ticaretini yapanları, iģleyenleri ve devleti bir araya getiren ve bunları karģılıklı olarak uzlaģtırmak suretiyle arzı, fiyatları ve ürünün dağılımını kontrol eden, böylece toplumun çeģitli kesimleri arasında denge kuran pazarlama bordlarıdır. Hayvancılık kesiminde öncelikle çabuk bozulabilen ürünlerin pazarlanmasında bu örgütlenme modeli önerilmektedir. Diyarbakır da da benzer modellerin daha etkin olarak gerçekleģtirilmesi sağlanmalı, Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğü ve sektörel sivil toplum kuruluģları da bu konuda liderlik yapmalıdır. 24 Kooperatifler, üreticilerin tek baģlarına yapamayacakları veya birlikte yapmalarında yarar bulunan isleri en iyi Ģekilde maliyet fiyatına yapmak üzere dayanıģma içersinde ekonomik güçlerini bir araya getirmek için gönüllü olarak oluģturdukları ve yönetimde söz sahibi oldukları kuruluģlardır. KooperatifleĢme, küçük iģletmelerin toplumsal değerlerini ve kimi üstünlüklerini koruyarak, onları büyük iģletmelere avantaj saglayan ekonomik ölçek büyüklüklerine ulaģtırmanın bir yolu olarak nitelendirilmektedir. 73

74 Tarımsal Arazi Yapısında ToplulaĢtırma ÇalıĢmaları Hızlandırılmalı ve Uluslararası Standartlara Yükseltilmelidir Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü; arazi toplulaģtırmasını, çeģitli nedenlerle ekonomik olarak tarımsal faaliyetleri yapmaya imkan vermeyecek biçimde parçalanmıģ, dağılmıģ, bozuk Ģekilli parsellerin modern tarım iģletmeciliği esaslarına göre ve sulama hizmetlerinin geliģtirilmesi için en uygun biçimde birleģtirilmesi, Ģekillendirilmesi ve yeniden düzenlenmesi iģlemi olarak tanımlamaktadır. Bu bağlamda, tarım iģletmelerinin sahip oldukları küçük, parçalı ve dağınık arazileri modern tarım iģletmeciliğine göre yeniden düzenleyerek, daha az zaman, iģgücü ve sermaye kullanımını sağlamak, üretim faktörlerinden en iyi biçimde yararlanarak tarımsal üretimi ve tarım iģletmelerinin verimliliğini artırmak ve kırsal kesimdeki nüfusun hayat standartlarını yükseltmek arazi toplulaģtırma iģleminin amaçları arasında yer almaktadır. Çünkü ülkemizde tarım iģletmelerinin sahip oldukları araziler miras ve diğer nedenlerle her geçen gün daha da küçülmektedir yılında iģletme sayısı 2.2 milyon, ortalama iģletme büyüklüğü de 100 dekar iken, 2000 yılında iģletme sayısı 3,02 milyona çıkarken ortalama iģletme büyüklüğü 61 dekara düģmüģtür. ĠĢletme ölçeği küçülürken parça sayısı da artmaktadır. Bugün iģletme baģına 7 parça arazi düģmektedir (TKĠB, 2010). Türkiye de iģlenebilir tarım arazisi miktarı 25 milyon hektar olup, ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı 8.5 milyon hektardır yılı verilerine göre halk sulamaları da dahil olmak üzere yaklaģık 5.3 milyon hektar alan sulamaya açılmıģtır. Böylece ekonomik olarak sulanabilecek tarım arazisinin %62 si sulama imkânına kavuģturulmuģtur. Ġleriki yıllarda sulamaya açılacak alan ise 3.2 milyon hektara çıkacağı planlanmaktadır (TKĠB, 2010). Bu çerçevede Diyarbakır ve alt bölgelerde gerçekleģtirilen çalıģmalar kapsamında 2012 yılı sonuna kadar ha lık alanda arazi toplulaģtırması ve tarla içi geliģtirme çalıģmaları yapılacağı planlanmaktadır. Bu sayede ekonomik olarak tarımsal faaliyetleri yapmaya imkân vermeyecek biçimde parçalanmıģ, dağılmıģ ve bozuk Ģekilli parseller modern tarım iģletmeciliği esaslarına göre ve sulama hizmetlerinin geliģtirilmesi için en uygun biçimde birleģtirilmiģ, ĢekillendirilmiĢ ve yeniden düzenlenmesi öngörülmektedir. ToplulaĢtırma faaliyetleri sayesinde, Diyarbakır Ġlinde tarım yapılan alanların yaklaģık %65 inde küçük, parçalı ve dağınık araziler modern tarım iģletmeciliğine göre yeniden düzenlenmesi; daha az zaman, iģgücü ve sermaye kullanımı sağlanması; üretim faktörlerinden en iyi biçimde yararlanılarak tarımsal üretim ve tarım iģletmelerinin verimliliği arttırılması hedeflenmektedir (Karacadağ Kalkınma Ajansı, 2010). Bununla birlikte Diyarbakır hayvancılık sektörünün önemli bir sorunu olan kadastro çalıģmalarının kırsal alanda bitirilerek AB standartlarında arazi toplulaģtırması yapılmalı, bu bölgelerde yaģayan insanlar bu konuda bilinçlendirilmeli ve ikna edilmelidir. Hayvan Sağlığı ve Karantina Hizmetleri YaygınlaĢtırılmalı ve Daha Etkin Hale Getirilmelidir Hayvancılığın geliģme aģamasında olduğu Türkiye de ve Diyarbakır da hayvanlardan istenilen seviyede verim alınması ve bu seviyenin yükseltilmesinin gereklerinden biri de hayvan hastalıklarının kontrol altına alınmasıdır. Türkiye de veteriner hekimlik hizmetleri yeterince amacına ulaģamamakta, yani, koruyucu hekimlik hizmetleri ile görevli devlet kuruluģları eleman, araç-gereç, sıhhi donanım ve mali olanaklar yönünden yetersiz durumdadır. Bu nedenle veteriner hekimlik hizmetlerini planlayıp düzenlemek zorunluluğu gözden uzak tutulmamalıdır. Hayvansal üretimin geliģmesi üzerinde diğer faktörlerin yanında, çeģitli infeksiyöz ve paraziter hastalıkların kontrol altına alınamaması da olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Hayvan hastalıkları mücadelesi için; Veteriner Sağlık ve AraĢtırma Enstitülerine ayrılan ödenekler arttırılarak, bu kurumlar günün koģullarına göre alet ve ekipmanla donatılmalı, mevcut aģı, serum ve diğer biyolojik madde üretimi arttırılarak ülke ihtiyacına cevap verecek düzeye getirilmeli ve ihtiyaç duyulan yeni asıların üretimine baģlanmalıdır. Yeni Finansal Kurum ve Enstrümanlar Ġhdas Edilmelidir Ülkemizde bitkisel ve hayvansal üretim sektörlerinin kredi ve finansman gereksiniminin büyük bir bölümü Ziraat Bankası nca karģılanmaktadır. Ancak, banka mevzuatı çerçevesi içinde karģılık gösteren veya teminat verebilen üreticiye bankaca uygun görülen miktarda kredi sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra kooperatifleģemeyen, karģılık veya teminat gösteremeyen üreticiler mevcut kredilerden yararlanamamaktadır. Bu bağlamda 74

75 hayvancılık ve et ve et ürünlerini destekleyecek özelleģtirilmiģ finansal kurumlar ihdas edilmeli ve Diyarbakır a özgü finansal enstrümanlar geliģtirilmelidir. Sektörde Arz-Talep Politikası Ġstikrarlı Hale Getirilmeli ve Et Ürünleri Arzı Artırılmalıdır Türkiye de canlı hayvan ve hayvansal ürün fiyatları genel olarak arz ve talebe göre oluģmaktadır. Özellikle canlı hayvan fiyatlarının oluģumunda büyük pazarlardaki cari fiyatlar ve ticaret borsalarındaki canlı hayvan borsaları etkili olmaktadır. ĠĢletmelerin büyük kısmının küçük iģletme olması, güçlü alıcılar karsısında üreticilerin pazarlık gücünü zayıflatmakta, böylece fiyatların normal koģullar altında oluģması çoğu kez mümkün olmamaktadır. Hayvan ve hayvansal ürünlere ait fiyatlar (endeksler) ile yem fiyatları (endeksleri) karģılaģtırıldığında, çeģitli yem fiyatlarına ait endekslerin hayvan ve hayvansal ürünlerin fiyatlarına iliģkin endekslerin üzerinde seyrettiği görülmektedir. Bu durum, üreticiyi ve dolayısıyla üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Kaldı ki Diyarbakır da mevcut durumda bile et ve et ürünleri üretimi son yıllarda büyük bir düģüģ göstermiģtir. ġekil 16: Diyarbakır da Et Üretimi (bin ton) Kaynak: Karacadağ Kalkınma Ajansı, Bu bağlamda fiyat istikrarı sağlanmalı ve bölgede et ürünlerini modern sistemde iģleyecek yeni entegre tesisler kurulması teģvik edilmeli ve buna yönelik yönetmelik oluģturulmalıdır. Öte yandan Diyarbakır da kasaplık hayvanların büyük ve modern iģletmelerde kesilerek etkin bir Ģekilde değerlendirilmesini sağlayacak giriģimlere gidilmesine ihtiyaç vardır. Bunun yanında özellikle küçük iģletmelerde kan, deri ve diğer yan ürünlerin buralara yakın merkezlerde iģleme tesislerinin olmaması nedeniyle değerlendirilememesi, hem çevre açısından hem de ekonomik açıdan kayba neden olmaktadır. Bu ürünlerin toplanıp değerlendirildiği rendering ünitesi ve iģleme merkezleri kurulmalıdır. Karacadağ Kalkınma Ajansı bu amaçla hibe destek programı düzenlemelidir. Kaçakçılık ve KayıtdıĢılılık Engellenmelidir Sınırlarda kontrollerin yetersiz olması, sığırlarda kayıt için küpe sistemi varken küçükbaģlarda beyanın esas alınması, pazarlarda gerekli tedbirlerin alınmaması, mezbahalarda gerekli kontrollerin yapılmaması; bunların dıģında üreticilerin üretim maliyetlerinin çok yüksek olması, hayvan fiyatların da sınır ülkelerine göre yüksek olması neticesinde Diyarbakır bölgesine kaçak hayvan giriģleri olmaktadır. Bu bağlamda kaçakçılığı önlemek için sınır bölgeleri baģta olmak üzere yetiģtirici maliyetlerini düģürmeye yönelik destekleme politikalarının uygulanması gerekmektedir. Bunun yanında kurumlar arası koordinasyon sağlanarak kaçakçılığa yönelik idari tedbirler alınmalıdır. Entansif Tarım TeĢvik Tasarımlanmalı ve TeĢvik Edilmelidr GAP Ġdaresi nin yapmıģ olduğu araģtırmaya göre GAP taki sulama yatırımlarının devreye girmesi ile birlikte bitkisel ve hayvansal üretim deseninin değiģeceği beklenmektedir. Bu bağlamda, özellikle sulanan alanlarda bölgenin yerli koyun ırkları düģük verim potansiyelleri ile bitkisel üretim, özellikle endüstri bitkileri ile rekabet 75

76 edemeyeceği öngörülmektedir. Bu yüzden sulanan alanlarda ekstansif üretim değil entansif üretime uygun yüksek süt ve döl verimli besi ve karkas kalitesi yüksek büyükbaģ ve küçükbaģ hayvancılık yapılması uygun görülmektedir. Ancak sulama dıģı alanlara hayvancılık sektörünün canlandırılmasına ve bu yolla topraksız ve az topraklı yoksul çiftçilerin gelir düzeyinin yükseltilmesine hizmet edecek ekstansif koyunculuğun teģvik edilmesi gerekmektedir. Böylece Diyarbakır ve alt bölgeler içinde geliģme farklılıklarının azaltılmasına hizmet edileceği vurgulanmaktadır. Et ve Et Ürünleri Sektörü Mikro Düzey Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme Süreci BaĢlatılmalıdır Son yıllarda baģta ABD olmak üzere tüm AB ne üye ülkelerin resmi kalkınma politikalarında önemli bir araç olarak kullandıkları, aynı zamanda, Devlet Planlama TeĢkilatının da bölgesel kalkınma politikalarında tavsiye ettiği mikro Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme çalıģmaları baģlatılmalıdır. Devlet Planlama TeĢkilatının (DPT) Dokuzuncu Kalkınma Planı ( ) Sanayi Politikaları Özel Ġhtisas Komisyonu Raporunda da belirtildiği gibi, geliģtirilmesi düģünülen sektörler Kümelenmelere Dayalı Sanayi Politikaları çerçevesinde Kümelenme Analizine tabi tutulup, Kümelenme Geliştirme çalıģmaları ile uluslararası rekabetçilik güçlerinin artırılması tavsiye edilmektedir. AraĢtırma sonuçları, rekabetçilik güçleri orta düzeyde tespit edilen sektörlerin öncelikli olarak geliģtirilmesini öngörmektedir. Ancak rekabetçilik gücü düģük düzeyde tespit edilen et ve et ürünleri sektörünün diğer etkileri (sosyal) göz önüne alındığında geliģtirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sektörü sıfırdan kümelenme (zero cluster) enstrümanları ile uluslararası rekabetçilik gücü geliģtirilmelidir. Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Kümelenme ÇalıĢmalarına Liderlik Etmelidir Diyarbakır Valiliğinin ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası nın et ve et ürünleri sektörüne yönelik kümelenme uygulamalarına tasarımcı ve yönlendirici olarak liderlik etme potansiyeli vardır. Valilik ve Ticaret ve Sanayi Odası bu potansiyelini kullanarak Kümelenme Konseyinin taraflarını bir araya getirerek öncülük edebilecek en uygun lider olarak görülmektedir. 76

77 2.2 Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Bu bölümde süt ve süt ürünlerinin önemi, bilimsel, ulusal ve uluslararası standartlarda tanımı, dünya genelinde sektörün durumu, Avrupa Birliği ndeki durumu, Türkiye deki durumu, sektörün Bölge deki durumu ve Diyarbakır ın uluslararası rekabetçilik analizi ile sonuç ve öneriler irdelenip analiz edilmiģtir Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Önemi Dünya genelinde pek çok ülkede olduğu gibi ülkemiz ekonomisinde de son derece önemli yere sahip olan tarımsal endüstri bir çok sektörü bünyesinde barındıran ve sosyo-ekonomik etkisi yüksek olan bir faaliyetler zincirini kapsamaktadır. Nitekim Türkiye de tarım sektörü, aktif nüfusun %27 sini istihdam etmekte; kırsal nüfus ise toplam nüfusun %25 ini oluģturmaktadır. Tarımsal etkinliklerin üçte biri hayvancılık alanında olup bu kapsamda yaklaģık 2.5 milyon iģletme ve çiftlik faal durumdadır (TÜĠK, 2010). Tarımsal endüstrinin önemli bir kolunu oluģturan hayvancılık ve bu faaliyet dalının bir alt sektörü olan süt ve süt ürünleri sektörü ise özellikle insan beslenmesinde yaģamsal öneme sahip ürünleri piyasaya arz etmektedir. Çünkü yeterli ve dengeli beslenme bireylerin sağlığının korunması ve geliģtirilmesinde önemli rol oynayarak daha kaliteli bir hayatın sürdürülmesine neden olmaktadır. Günümüzde dünyanın her yerinde milyonlarca insan tarafından tüketilen süt ve süt ürünleri, çağlar boyunca sağlıklı beslenmenin önemli bir unsuru olarak kabul edilen temel gıda maddesi olarak kabul edilmektedir. Süt ve süt ürünleri (yoğurt, peynir ve süt tozu vs.) baģta protein olmak üzere, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini ve B12 vitamini olmak üzere birçok besin öğesinin önemli kaynağıdır. Kemik geliģmesinin ve vücut Ģeklinin oluģumunun temeli olan kalsiyumun ana kaynağı olan süt, insan sağlığı için gerekli olan hemen hemen tüm vitaminleri de içermektedir. Besinsel olarak mükemmel bir gıda olan süt, yüzyıllardır dünyanın her yerinde beslenmenin temel taģlarından biri olmuģtur. Kemik erimesini, diģ çürüklerini, mide rahatsızlıklarını ve bağırsak kanserini önlediği bilinen süt, içerdiği A vitamini sayesinde de akciğerlerin temizlenmesine, böylece kronik bronsitin hatta akciğer kanserinin önlenmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca sütteki kalsiyum, damar çeperlerinde bulunan hücreleri tahrip edip zararlı maddeleri etkisiz hale getirerek yüksek tansiyondan korunmada da önemli bir yere sahiptir. Beyine enerji vermesi, mikrobik enfeksiyonlara karģı etkili olması, sindirimi düzene sokması da diğer faydaları arasında yer almaktadır (Özel, 2008). Bu nedenden ötürü baģta yetiģkin kadınlar, çocuklar ve gençler olmak üzere tüm yaģ gruplarının süt ve süt ürünlerini her gün tüketmesi gerekmektedir. Özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde süt içme alıģkanlığının kazanılmasına özen gösterilmesi; çocuk ve gençlerin bu besinleri her gün önerilen miktarlarda tüketmeleri için teģvik edilmeleri önerilmektedir. Ayrıca büyüme ve geliģme çağında olan çocukların süt ürünlerini tüketerek büyümesi ileri yaģlarda görülen osteoporoz (kemik erimesi) hastalığından korunmada da çok önemlidir (Ünal ve Besler, 2006) 25. Ġçerdiği protein, laktoz, mineral maddeler, vitamin ve yağ yönünden oldukça zengin bir besin maddesi olan süt; bünyesinde barındırdığı protein (kazein), laktoz ve esansiyel aminoasitlerle insan geliģiminde ve beslenmesinde önemli bir role sahiptir 26. Özellikle protein, yağ, vitamin (C vitamini hariç) ve mineraller (başta kalsiyum ve fosfor olmak üzere) gibi beslenmede çok önemli olan toplam 85 besin öğesini içermesi ile sağlıklı beslenmenin temel unsuru olarak 25 Süt ve süt ürünlerine özellikle kalsiyum ve fosfor baģta olmak üzere bazı önemli mineraller, protein ve riboflavin gibi bazı B grubu vitaminlerin kaynağı olarak bakıldığında halk sağlığı açısından önemli bir besin grubu olduğu hemen anlaģılacaktır. Süt proteinlerinin vücutta bilinen büyüme-geliģmeye katkısı, doku farklılaģmalarındaki etkinliğinin yanı sıra; kalsiyum emilimi ve immün fonksiyonlar üzerine olumlu etkilerinin olduğu, kan basıncını ve kanser riskini azalttığı, vücut ağırlığının kontrolünde etkin olduğu, diģ çürüklerine karģı koruyucu olduğu bilinmektedir. Sağlığın yaģam boyu korunması için yeterli ve dengeli beslenmede süt ve süt ürünleri tüketimi büyük öneme sahiptir. Besin öğesi içeriği açısından dengeli olan süt ve süt ürünleri hem çocukluk hem de yetiģkinlik döneminde elzemdir. Birçok çalıģmada kronik hastalıklar ile süt tüketimi arasında iliģkiler gösterilmiģ olsa da konu ile ilgili yoğun çalıģmalar sürmektedir. Kalsiyum gibi spesifik besin öğesi desteği almak yerine besin olarak süt tüketmenin hastalık ve sağlık açısından daha etkin olduğu dikkatleri çekmiģtir. 26 Memelilerin neonatal dönemle beraber büyüme ve geliģmeleri için elzem olan süt; ayrıca, yapısında bulunan ve fizyolojik olarak önemli olan immünoglobulinler, enzimler, enzim inhibitörleri, büyüme hormonları, diğer hormonlar, büyüme faktörleri, antibakteriyel ajanlar gibi protein ve peptid yapılı öğeler ile yağ asitleri, vitamin ve minerallerden dolayı yaģam döngüsü içerisinde birçok önemli özelliğe sahiptir. 77

78 nitelendirilmektedir. Örneğin sütte bulunan kalsiyumun kemik geliģimini artırdığı ve ileri yaģlarda görülen kemik erimesini engellediği görülmektedir. Süt ve süt ürünlerine ekonomik değer veya sektör olarak bakıldığında ise, hayvansal üretimin önemli bir bölümünü oluģturan sütü, katma değeri yüksek ürünlere dönüģtürerek, hem tarımsal üretimi, hem de tüketimi teģvik etmekte, aynı zamanda, kırsal alanlara endüstri kavramının ve iģ modellerinin taģınmasını sağlayarak az geliģmiģ bölgelerin kalkınmasına, istihdamın geri kalmıģ yörelerde oluģmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Modern anlamda süt ve süt ürünleri sektörü, hammadde ihtiyacını karģılayabilen, çiğ sütü sağlıklı bir Ģekilde toplayabilen, geliģmiģ teknolojilerle ülke ve uluslar arası standartlara uygun olarak iģleyebilen, yurt içi ve yurt dıģına pazarlayabilen iģletmelerden oluģmaktadır (Kara, 2000). Günümüzde süt ve süt ürünleri sektörü, hammadde ihtiyacını karģılayabilen, çiğ sütü sağlıklı olarak toplayabilen, geliģmiģ teknolojilerle ülkemiz ve uluslararası standartlarına uygun olarak iģleyebilen, yurt içi ve dıģında pazarlayabilen oyuncuların faaliyet göstermiģ olduğu kurum ve kuruluģlardan oluģmaktadır Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Türk Standartları Enstitüsü (TSE) (Türk Standartları TS çiğ süt standardı); inek, koyun, keçi ve mandaların meme bezlerinden salgılanan, kendine özgü tat ve kıvamda olan, içine baģka maddeler karıģtırılmamıģ, içinden herhangi bir maddesi alınmamıģ, beyaz veya krem renkli sıvı olarak tanımlanmaktadır. Türk Gıda Kodeksine göre ise çiğ süt; bir veya daha fazla inek, keçi, koyun veya mandanın sağılmasıyla elde edilen, 40 ºC nin üzerinde ısıtılmamıģ veya eģdeğer etkiye sahip herhangi iģlem görmemiģ kolostrum dıģındaki meme bezi salgısı olarak ifade edilmektedir. Uluslararası Standart Endüstriyel Sınıflandırma (International Standard Industrial Classification- ISIC) sistemine göre süt ve süt ürünleri sektörü: (1) taze sıvı yağı alınmamıģ süt veya kremanın sınıflandırılması, filtrasyonu, muayene ve soğutulması (2) sütten kremanın ayrılması, sütün pastörizasyonu, sterilizasyonu, homojenizasyonu, peptonizasyonu veya hümanizasyonu (3) kremanın dondurulması veya çırpılması (4) sütün koyulaģtırılması (konsantrasyon), fermantasyonu (5) süt veya kremanın ĢiĢe veya karton kutularda ambalajlanması (6) süt veya kremanın blok, toz veya granül olmak üzere katı hale getirilmesi (7) natürel tereyağı veya dehidrate, resolidifiye veya acılaģtırılmıģ tereyağı üretimi (8) sadeyağ üretimi (9) taze, olgunlaģtırılmıģ, sert veya eritme olmak üzere peynir üretimi (10) dondurma ve krema veya çikolata ihtiva etsin veya etmesin yenebilen buz ürünleri üretimi (11) kazein veya laktoz üretimini kapsamaktadır. Bu verilerin ıģığında çiğ süt adı verilen süt ürünlerinin temel hammaddesinden 8 farklı türde ürün elde edilmektedir. Her bir ürün ise kendi içinde birçok farklı türevlere sahiptir. 78

79 ġekil 17: Süt ve Süt Ürünlerinin Sınıflaması Pastorize Süt İçimlik Süt Sterilize Süt Peynir Süt Tozu ÇİĞ SÜT Yoğurt Tereyağı Dondurma Krema Diğer Yan Ürünler 79

80 2.2.3 Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Değer Zinciri AĢağıdaki ġekil de de görüldüğü gibi, süt ve süt ürünleri sektörünün değer zincirinin kökeninin tamamına yakını hayvancılığa dayanmaktadır. Özellikle büyükbaģ hayvanlar (inek) sütün hammadde kaynağının büyük bir bölümünü karģılamaktadır. Hayvancılık ise yem bitkilerinden elde edilen ürünleri tedarik eden dayalı bir yapı arz etmektedir. ġekil 18: Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Değer Zinciri Küçük Çiftlikler Yem Bitkileri Suni Yemler Diğer Hammaddeler Ahır & Barınaklar (Büyükbaş & Küçükbaş) 1) Bağlı Duraklı Ahırlar 2) Serbest Açık Ahırlar 3) Serbest Duraklı Ahırlar Süt Toplama Noktası Büyük Çiftlikler Çiftlikler S Ü T T O P L A M A M E R K E Z İ Çiğ Süt İşleme İçimlik Süt Peynir Süt Tozu Yoğurt Tereyağı Dondurma Krema Diğer Ürünler Satış Ambalajlama Paketleme Depolama & Muhafaza Atık işleme Standart ve kaliteli süt ve süt ürünleri üretimi; üretimde kullanılan çiğ sütün kalitesine, üretim teknolojisine, üretimde uygulanan hijyenik koģullara, tekniğine uygun ambalajlama-paketleme ve muhafazasına bağlıdır. Yine sütlerin sağımından itibaren kullanıcının tüketimine kadar geçen süre içinde soğuk zincir sistemini de yönetmesi gerekmektedir. Süt ve süt ürünleri sektörünün değer zinciri temel hammaddeden itibaren tarif edildiğinde, sektörün en önemli girdilerinden birisini oluģturan yem, zincirin ilk halkasını oluģturmaktadır. Yem, hayvanların yaģaması, onlardan verim alınması gayesiyle yedirilen bir veya birden fazla hammaddenin karıģımı ile meydana gelmiģ hayvansal gıdalardır. Yem fabrikaları ise, hayvancılık sektörüne daha kaliteli yem imal ederek, üretimi artırıcı yönde katkıda bulunmaktadır. Yem fabrikalarında, yem rasyonları bu konu hakkında uzman kiģiler tarafından hazırlanmakta ve hayvanın ihtiyaçlarına cevap olabilecek en iyi formül olarak çiftçiye sunulmaktadır (çeşitli yem bitkileri ise yem sektörünün temel hammaddesini oluşturmaktadır). Verildiği hayvanın ileride kendisinden beklenen verime göre, yaģamasını, büyümesini ve geliģmesini temin eden, verim devresinde yaģamasını etkilemeden, en çok ve en kaliteli ürün vermesini sağlayan, birçok hastalıktan koruyan, sağlığına dokunmayan, denemeler sonucu ortaya çıkan en yeni bilgilerle birden fazla ve yeteri kadar hammaddenin karıģımı ise kesif yem olarak tanımlanmaktadır Hammadde olarak; mısır, buğday, arpa, çavdar gibi tahıl daneleri, pamuk küspesi, soya küspesi, ayçiçeği tohumu küspesi, buğday kepeği, melas gibi tarımsal endüstri yan ürünleri kullanılmaktadır. Bunların yanında verileceği hayvana ve verimine direk etkisi olan vitaminler, mineral maddeler, koruyucular, büyütme etmenleri de karmaya girmektedir. 80

81 Kaliteli kaba yem süt üretim amaçlı iģletmelerdeki hayvanların beslenmelerinin her aģamasında stratejik bir öneme sahiptir. Kaliteli kaba yem sütten kesilen buzağıların beslenmesinde büyük önem taģımaktadır. Nitekim bu dönemde buzağılar yüksek kaliteli kaba yem ve kesif yem ile beslenmesi öngörülmektedir. Kaldı ki düve yetiģtiriciliğinde de kaliteli kaba yem çok önemlidir. Bu bağlamda düvelerin rasyonunda kaliteli kaba yem bulunmaması durumunda fazla verilen kesif yem, hayvanların daha erken kızgınlık göstermesine ve daha fazla yağlanmasına neden olmakta, bu durum düvelerin gelecekteki süt ve döl verimini azaltmaktadır. Ayrıca kurudaki ineklerin ve sağılan ineklerin beslenmesinde de kaliteli kaba yemler önem taģımakta olup, kaliteli kaba yemler birçok sağlık problemine karģı süt ineklerini korumaktadırlar. Aynı zamanda kaliteli kaba yem olmadan süt ineğinden yüksek düzeyde süt elde etmek zorlaģmaktadır. Sütün istenilen kuru madde ve özellikle de yağ düzeyine sahip olması kaliteli kaba yemin varlığı ile yakından ilgili olup, sütün üretim maliyetinin yüksek olmaması da kaliteli kaba yem mevcudiyetine bağlı olduğu vurgulanmaktadır. Ahır ve barınaklar değer zincirinin önemli halkalarından birisini teģkil etmektedir. Nitekim süt hayvancılığına barınakların yapımı ile baģlanır. Çünkü barınakların planlı, sağlıklı ve standartlara uygun olması yüksek verim sağlamakta tersine bir durumda büyük sorunlar yaģanmaktadır. Bu nedenle üretimin düzgün bir biçimde yapılmasının sağlanması ve ucuzlatılmasında ilk düģünülen konu modern barınak yapımıdır. Süt sığırları için planlı, entegre ve uygun ahır yapımı oldukça önemlidir. Bu bağlamda, günümüzde ahır planlamasında sağılır ineklerin barınacağı yapı ile birlikte, buzağı, dana, düve ve kuru ineklerin barınacağı ahırlar ile ot, silaj, katı-sıvı gübre depoları, çeģitli koruma yapıları iģletme sahibi ya da çalıģacak iģçinin barınacağı mekanın da tasarlandığı entegre yapılar tasarlanmaktadır. Çiftliklerde üretilen sütün toplanması iģlemi de yine önemli bir fonksiyon olarak karģımıza çıkmaktadır. Nitekim soğuk zincir 28 adı verilen nokta iģte buradan baģlamaktadır. Sütün besin öğesi bileģiminin korunması açısından; toplanan sütün tüketiciye ulaģana kadar iģleme tekniğine uygun Ģekilde soğuk zincirde tutulması gerekmektedir. Soğuk zincir sağlanmadığında, sütte bulunan mikroorganizma sayısı artmaktadır. Sağımı yapılan sütler (1) küçük çiftliklerden doğrudan süt toplama noktalarına, (2) çiftliklerden süt toplama merkezlerine veya (3) büyük çiftliklerden doğrudan iģleme tesislerine sevk edilmektedir. Süt toplama merkezleri ise hayvancılık yapısında, küçük ve dağınık iģletmelere büyük hayvancılık iģletmesi niteliği sağlamak suretiyle gıda güvenliğine önemli katkılar sağlamakta olup, süt toplamanın uygun koģullarda organize edilmesinin yanı sıra, yetiģtiricinin kendi baģına sağlamakta zorluk çektiği teknik olanakların sağlanmasına da katkıda bulunmaktadır. GeliĢen teknoloji ile çiğ sütün iģlenmesi (sütün üretimi, ısıl işlem uygulaması, depolanma ve analiz aşamaları) çeģitli ve yeni yöntemler ile gerçekleģtirilmektedir. Süt iģlendikten sonra çeģitli türlerde 8 farklı ürüne dönüģmektedir. Ġçimlik Süt Peynir Süt Tozu Yoğurt Tereyağı Dondurma Krema Diğer Ürünler 28 Süt ve süt ürünleri diğer hassas gibi (et, balık vs.) üretiminden tüketimine kadar her aģamada, özelliklerinin korunarak nihai tüketiciye ulaģtırılması gerekmektedir. Nitekim çok geniģ bir ısı aralığında üreyen mikroorganizmalar bu tip gıdaların kolaylıkla bozulmasına neden olmaktadır. Bu durumun önüne geçmek için ürünlerin mutlaka belirtilen ısılarda muhafaza edilmesi gerekmektedir. Gıda ürünlerinin soğuk muhafaza, taģıma ve depolama gibi iģlemlerinin tamamını ifade eden bu sürece soğuk zincir adı verilir. Hassas gıdaların nihai tüketiciye ulaģana kadar geçen tüm aģamalarda düģük ısılarda saklanması olarak da nitelendirilen soğuk zincirin ürünlerin fiziksel, duyusal ve kimyasal yapılarının bozulmaması ve mikroorganizmaların ürememesi için üretimden tüketime kadarki hiçbir aģamasında kesintiye uğramaması gerekmektedir. Nitekim ürünlerin raf ömürleri de bu Ģartlarda saklanmak koģuluyla belirlenmiģtir. Gıda Güvenliği, güvenli gıda besin değerini kaybetmemiģ fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik açıdan temiz olan bozulmamıģ gıda maddesi olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımı süte uygularsak güvenli süt ise; içerisinde bulunan temel besleyici maddelerin besin değerine, doğal ve biyolojik özelliklerine zarar verilmeyecek Ģekilde iģlemlerden geçirilmiģ, fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik açıdan zararsız olan ve tüketici sağlığını olumsuz yönde etkileyecek özellikler taģımayan bir gıda Ģeklinde ifade edilmektedir. 81

82 Ġçimlik süt 3 farklı yöntemle (pastorize, sterilize ve UHT) iģlenmektedir. Pastorize içme sütü; çiğ sütün doğal ve biyolojik özelliklerine zarar vermeden pastörizasyon iģlemi uygulanarak patojen mikroorganizmaların vejetatif formlarının tamamen, diğer mikroorganizmaların büyük bir kısmının yok edilmesiyle elde edilen ve pastörizasyondan hemen sonra, kısa sürede 6 C yi geçmeyecek sıcaklıkta soğutulan içme sütüdür. Sterilize içme sütü; hermetik olarak kapatılmıģ opak ambalajlarda sterilizasyon iģlemi uygulanarak bozulma yapan tüm mikroorganizmaların ve bunların sporlarının yok edilmesiyle elde edilen içme sütüdür. UHT içme sütü ise; çiğ sütün kimyasal, fiziksel ve duyusal özelliklerinde en az değiģikliğe yol açarak bozulma yapabilen tüm mikroorganizmaların ve bunların sporlarının UHT iģlemi ile yok edilerek opak ambalaj veya paketleme ile opak hale getirilen ambalajlara aseptik koģullarda dolum yapılması ile elde edilen içme sütüdür. Peynir üretimi, süt endüstrisinde en fazla çeģitlilik gösteren alanı oluģturmaktadır. Peynir çeģitlerinin fazla olması baģta farklı hammadde olmak üzere, uygulanan farklı teknolojik iģlemler, farklı olgunlaģtırma koģulları gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Peynir mamulleri diğer süt mamulleri içinde önemli bir yer iģgal etmektedir. Peynir her kesimden insanın günlük besin maddeleri içinde yer alan, sindirimi kolay, hayvansal protein, kalsiyum, A ve B2 vitamini ve yağca zengin olan, besleyici, bol vitaminli ve uzun süre dayanabilen bir süt ürünüdür 29. Atık iģleme fonksiyonu da süt ve süt ürünleri sektörünün değer zinciri içinde yer alan halkalardan birisini teģkil etmektedir. Nitekim süt, doğrudan tüketime sunulduğu gibi, kısa sürede özelliklerini yitirdiğinden dolayı çeģitli ürünlere de iģlenmektedir. Bu ürünlerin yanında artıklar da elde edilmekte ve sütteki besin maddelerinin önemli bir kısmı bu artıklara geçmektedir. Süt ve süt ürünleri fabrikası atıklarının, çevre kirlenmesine neden olmadan atılması en önemli problemlerdendir. Çıkan atıklar içerisinde mikroorganizmaların çoğalması için gerekli olan besin maddelerini (özellikle sinekler, böcekler, kemiriciler içinde önemli bir besin kaynağıdır) barındırmakta ve iyi bir ortam oluģturmakta; içerisindeki organik- inorganik maddeler ve patojen organizmaların bulunması nedeniyle ise potansiyel bir kontaminasyon kaynağı oluģturmaktadır. Çünkü süt ve süt ürünlerinin üretilmesi, taģınması, depolanması ve satıģı sırasında meydana gelen atıklar gaz, sıvı ve katı halde bulunurlar. Özellikle atıkların, herhangi bir iģlem yapılmadan atılmaları halinde uygun hava koģulları altında meydana gelecek biyolojik parçaların, birçok kötü kokulu gazın çevreye yayılmasına, toksik maddelerin oluģmasına ve çevrede yaģayan tüm canlıların zarara uğramasına neden olmaktadır. Günümüzde süt ve süt ürünleri atıkları hayvansal protein, yağ, Ģeker, madensel maddeler pek çok ülke tarafından değiģik Ģekillerde değerlendirilmektedir. Özellikle peynir ve kazein teknolojisinden arta kalan peyniraltı suyu 30, süt endüstrisinin en fazla ürettiği yan ürünler olarak öne çıkmaktadır. Kuru maddesinin düģük oluģu, süt gibi kolayca bozulabilir oluģu ve taģımasının ekonomik olmayıģı gibi nedenlerden dolayı değerlendirilmesi en problemli artıktır. Bu nedenle hayvanlara verilmekte ya da tarlalara dökülmekte, kimi zamanda kanal ve akarsulara atılmak zorunda kalmaktadır. Hiçbir Ģekilde değerlendirilemeyen süt ve süt sektörü atıklarının belli parametrelere uyulabilmesi için genellikle 3 farklı arıtma yöntemi (ön arıtım, kimyasal ve biyolojik) uygulanmaktadır Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Durumu Son 30 yılda özellikle de 1980 li yılların ilk yarısından sonra bazı değiģiklikler göstermiģ olan dünya süt ve süt ürünleri sektörü üretimi; dünya tüketimi ve ticaretini de etkilemiģ dünya ticaretine konu olan ürün çeģidini artmıģtır li yıllara kadar süt ürünleri dünya ticaretinde tereyağı ve peynirin bir hâkimiyeti söz konusu iken, son yıllarda peynirin yanı sıra, süt, dondurma ve yoğurt gibi süt ürünlerinin de dünya ticaretinde giderek önem kazandığı görülmektedir. Özellikle peynir ve tereyağı dünya ticaretindeki önemlerini korumuģ, ancak, miktar 29 Peynir, peynir mayası veya zararsız organik asitlerin etkisiyle pıhtılaģtırılan sütlerin, değiģik Ģekillerde iģlenmesi, suda çözülmesi, Ģekillendirilmesi, tuzlanması, bazen tat ve koku verici zararsız maddeler katılması ve çeģitli süre ve derecelerde olgunlaģtırılması sonucunda elde edilen, besin değeri üstün bir süt mamulüdür. Peynirin bileģiminde genellikle üretiminde kullanılan sütteki yağ, çözünmeyen tuzlar ve kolloidal maddelerin tümüne yakın miktarı bulunur. Ayrıca süt serumundaki proteinler, çözünen tuzlar, vitaminler ve diğer besin unsurları da bir ölçüde peynirin bileģimine girer. 30 Peyniraltı suyu, sosis ve salam emülsiyonlarında kullanılan suyun bir kısmı yerine doğrudan kullanıldığında, elde edilen sosis ve salamın besin değeri artmaktadır. Aynı zamanda, peyniraltı suyu tozu ve peyniraltı suyu protein konsantratına dönüģtürülerek bir çok gıdaya katkı amacıyla katılmaktadır. Ancak iģlemler esnasında peynir altı suyunun demineralize edilmesi yani minerallerinden arındırılması önerilmektedir. Peynir altı suyu protein konsantratı ve tozu et, fırın ürünleri ve çikolata sanayiinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, peyniraltı suyundaki laktozun enzimatik hidrolizi de bazı gıdaların hazırlanmasında istenmekte; hem gıda ve hem de ilaç sanayiinin önemli bileģenlerinden biri olan laktoz yapımında da kullanılmaktadır. 82

83 olarak sütün gerisine düģmüģtür. Tereyağının halen dünya ticaretinde önemli bir yere sahip olmakla birlikte diğer süt ürünlerine kıyasla çok daha düģük artıģ hızı gösterdiği, yoğurdun ise miktar olarak dünya ticaretinde halen çok küçük hacme sahip olmasına rağmen çok hızlı bir geliģme gösterdiği tespit edilmiģtir (Çapraz ve Yılmaz, 2005) Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri Üreten Önemli Ülkeler Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Raporu na göre yılları arasından dünya süt üretimi 134 milyon ton (%24) artarak yıllık ortalama %2.3 lük bir büyüme kaydetmiģtir. Bu geliģmelerin paralelinde, 2009 yılında dünya toplam süt üretiminin 2008 yılına göre 6.2 milyon ton (%0.8) artarak 695 milyon ton olarak gerçekleģeceği tahmin edilmektedir (ASÜD, 2010). Öte yandan dünyada sanayide iģlenen toplam süt miktarı 366 milyon ton olup, bu rakam dünyada üretilen süt miktarının %53 üne karģılık gelmektedir dünya endüstriyel süt ürünleri üretimi olarak 21 milyon ton fermente, 18 milyon ton peynir, 4.4 milyon ton tam yağlı süt tozu, 3.3 milyon ton yağsız süt tozu, 4.5 milyon ton tereyağı gerçekleģtirilmiģtir. AB- 27 Ülkeleri, Hindistan, ABD, ÇHC, Rusya, Pakistan, Brezilya, Yeni Zelanda, Ukrayna, Türkiye, Meksika ve Avustralya dünyada önemli süt üreten ülkeler olarak öne çıkmaktadır. ġekil 19: Dünya Genelinde Süt Üreten Önemli Ülkeler Kaynak: ASÜD,

84 Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri Tüketimi ve Büyüme Oranı Tetra Pak 2009 Raporu na göre günümüzde dünya çapındaki istikrarlı büyümesini, son dönemde fiyatlarda yaģanan dalgalanmalara ve içinde bulunduğumuz ekonomik yavaģlamaya rağmen sürdüren süt ve süt ürünleri sektörü, tüketiminin, küresel ekonomik krizin etkilerine rağmen önümüzdeki üç yıllık dönemde de istikrarlı büyümesini sürdürmesi, bu büyümede baģrolü ise geliģmekte olan pazarların oynaması beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde tüketicilerin, mevcut ekonomik çalkantıların etkisiyle, süt satın alırken ekonomik davranmaya, örneğin ucuz markalar ve market markaları satın almaya yönelmeleri de olası bir geliģmedir. AĢağıdaki ġekil de de görüldüğü gibi geride kalan son 5 yıllık dönemde, sıvı süt ürünlerinin küresel tüketiminde yıllık %2.4 bileģik büyüme oranı yakalanmıģ; 2008 yılında ise toplam tüketim 258 milyar litre ile tarihi bir zirveye ulaģmıģtır. Özellikle Hindistan ve Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) gibi ülkeler, yüksek ve hızla artan nüfusları ve yükselen refah seviyeleri sonucunda, artıģ gösteren bilinçli beslenme eğilimleri ile tercihlerini süt ürünlerinden yana kullanmaları neticesinde sektörün büyümesinde önemli etkide bulunmuģtur. Bu geliģmelerin paralelinde toplam tüketimin 2012 yılında 282 milyar litreye, 2015 de ise 300 milyar lt. eģik değerini yakalaması beklenmektedir 31. ġekil 20: Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri Tüketimi (Milyar Lt.) Kaynak: Tetra Pak, Süt kategorisi büyümeye devam ederken, büyümenin yüksek olduğu geliģmekte olan piyasalarda ürünlerin ambalajlanıp tüketilme Ģekli de değiģmiģtir. Özellikle son dönemlerde, gerek doğrudan çiftçilerden gerekse de sokak satıcılarından temin edilip tüketilen açık sütün toplam tüketim içindeki payında düģüģ görülmüģtür yılında %32.5 olan açık süt tüketiminin toplam sıvı süt ürünleri tüketimi içindeki payı 2008 itibariyle %29.7 ye gerilemiģtir. Nitekim sıvı süt ürünleri kategorisinin genelinden daha hızlı büyüyen ambalajlı sıvı süt ürünleri tüketiminin 2012 yılına kadar toplam küresel tüketimin yaklaģık %72 sine ulaģması beklenmektedir yılları arasında ise en çok büyüme gösteren ÇHC olmuģtur. Nitekim 2008 yılında, ÇHC ABD'yi geride bırakarak dünyanın en büyük ikinci süt ürünleri tüketicisi olmuģtur (Tetra Pak, 2009). 31 Süt tüketimi arttıkça, sağlıklı ve güvenli, aynı zamanda da pratik ürünlere yönelik talep ambalajlı süte, özellikle de soğutma ve koruyucu katkı maddeleri gerektirmeyen uzun ömürlü ambalajlı süte yönelimi de artırmaktadır. Örneğin, son dört yılda Hindistan daki süt tüketimi yıllık %2.7 artarken, aynı dönemde ambalajlı süt tüketimindeki artıģ oranı %4.7 olmuģtur. Ambalajlı sıvı süt ürünleri tüketimi, dünya çapında tüm sıvı süt ürünleri kategorisinden daha hızlı büyümektedir ve 2012 yılına dek toplam küresel tüketimin %72 sine ulaģması beklenmektedir. 84

85 ġekil 21: En büyük 10 süt tüketim pazarında Yıllık Bazda Büyüme Oranı (YBBO) Kaynak: Tetra Pak, Dünya süt üretiminin çok büyük bir miktarı inek sütünden temin edilmektedir. Nitekim üretilen sütün %84 ü inekten, %13 ü mandadan, %3 ü ise koyun ve diğer hayvanlardan temin edilmektedir. Ancak 2009 yılında dünya inek sütü üretimi artıģ hızında bir düģüģ yaģanmıģtır. Bir önceki yıla göre sadece 3.5 milyon ton (%0.6) artarak 580 milyon ton olması beklenmektedir. Bu büyüme oranı 1990 yılından beri görülen en düģük büyüme oranı olup, bu oran 2007 ve 2008 yıllarında yaklaģık %1.7 dir. ġekil 22: Dünya Süt Üretiminin Hayvansal Dağılımı Kaynak: ASÜD, Dünya Genelinde Süt ve Süt Ürünleri SatıĢ Kanalları Dünyanın her yerinde, süt ve diğer sıvı süt ürünleri için ana satıģ kanalları süpermarket ve hipermarketler olmuģsa da, bakkal dükkânları ve diğer perakendeci türleri de konumunu muhafaza etmekte ve ilerleme kaydetmektedir. Kaldı ki, ÇHC de, tüm süt ve diğer sıvı süt ürünü satıģlarının %42.5 i bakkal dükkanlarında satılmakta; Hindistan da, sütün sadece %5 i geleneksel perakendeciler tarafından satılırken, %70 i tüketici hanelere özel süt dağıtıcıları tarafından doğrudan dağıtılmakta ve %25 i kentsel bölgelerde satıģ makineleri veya cadde kenarlarındaki küçük kulübelerde satılmaktadır (Tetra Pak, 2009). 85

86 Süt ve Süt Ürünlerinde BaĢlıca Ġthalatçı Ülkeler BaĢta ABD olmak üzere Rusya, Meksika, Japonya, Cezayir, AB Ülkeleri, ÇHC ve Suudi Arabistan en fazla süt ve süt ürünleri ithalatı yapan ülkeler arasında yer almaktadır. ġekil 123: Dünya Genelinde En Fazla Süt ve Süt Ürünlerini Ġthal Eden Ülkeler Kaynak: ASÜD, Süt ve Süt Ürünlerinde BaĢlıca Ġhracatçı Ülkeler AB ülkeleri, Yeni Zelanda, ABD, Avustralya, Beyaz Rusya, Arjantin, Ukrayna ve Ġsviçre ise süt ve süt ürünlerinde baģlıca ihracatçı ülkeler olarak öne çıkmaktadır. ġekil 24: Dünya Genelinde En Fazla Süt ve Süt Ürünlerini Ġhraç Eden Ülkeler Kaynak: ASÜD,

87 Dünya Genelinde Yıllık KiĢi BaĢına Ġçme Sütü Tüketimi Yıllık kiģi baģına içme sütü tüketiminde Avustralya 107 kilogram ile ön sırada yer almaktadır. Bu ülkeyi 89 kilo ile AB ülkeleri ve ABD (83 kilo) izlemektedir. ġekil 25: Yıllık KiĢi BaĢına Ġçme Sütü Tüketimi Kaynak: ASÜD, Dünya Üretici Süt Fiyatları 2007 ve 2008 de üretici süt fiyatları Ģimdiye kadar görülmemiģ bir Ģekilde tüm dünyada en yüksek düzeye ulaģmıģtır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) 2008 Raporu na göre bunun birçok nedeni bulunmaktadır. Öncelikle, artan ithalat talepleri ve ihracatçıların düģük üretimi sonucu küresel stoklar tükenmeye baģlamıģtır. Diğer yandan, dünya ihracatında lider olan 5 ülkenin süt üretiminde düģüģler olmuģtur (bu ülkeler dünya süt üretiminin %40 ını üretirken, dünya ihracatının da %80 ini gerçekleştirmektedirler). Yem üretiminde kullanılan hububatların bioyakıt üretimine yönlendirilmesi de yem hammadde fiyatlarını yükseltmiģtir. ġekil 26: Dünya Üretici Süt Fiyatları Kaynak: ASÜD,

88 Doğal afetler nedeni ile de birçok olumsuzluklar yaģanmıģtır. Nitekim Avustralya da son yüzyılın en büyük kuraklığının yaģanmıģ, süt üretimi %10 düģmüģ, Ocak-Haziran 2007 arasında da ihracat hacmi %12 azalmıģtır. Latin Amerika ülkeleri (özellikle Arjantin ve Uruguay) 2007 Mart ayından itibaren birçok selle karģılaģmıģ, çayırların sel baskınları yüzünden durumu bozulmuģ, Neticede bölgenin en önemli ihracatçılarından olan bu ülkelerde yaģanan bu doğal felaket nedeniyle üretim bakımından Uruguay da %3 lük, Arjantin de ise %7 lik düģüģler olmuģtur. Aynı zamanda, Avrupa da 2007 nin 3. çeyreğinde yüksek yem fiyatları ve sıcak havaya bağlı olarak kötüleģen (zayıflayan) otlaklar Avrupa Birliği nin süt üretiminin düģmesine neden olmuģ, bu olumsuzlukları dengeleyecek yeterli stokların olmaması fiyatların daha önce belirlenen fiyatların üzerine çıkmasına neden olmuģtur. Küresel süt üretiminin 2007 de 678 milyon ton dolaylarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu geçen yılın %2.3 üzerinde bir üretim rakamı olmasına rağmen, hedeflenenin altında bir üretim olmuģtur. Ancak, 2009 yılında uluslar arası fiyatlardan ve artan stok fazlasından etkilenen süt üreticisi ülkelerin çoğunda fiyatlar önemli ölçüde düģmüģtür (ASÜD, 2010) Avrupa Birliği (AB) nde Süt ve Süt Ürünleri Üretimi Avrupa Birliği süt ve süt ürünleri sektörü, tarım sektöründeki en önemli tarımsal faaliyet alanlarından birisi olmasından dolayı, Ortak Tarım Politikası nın (OTP) yürürlüğe girmesi ile birlikte oluģturulan ve önemli düzenlemelere tabi olan ilk ortak piyasa düzenlerinden birisi olmuģtur. Süt ve süt ürünleri için oluģturulan bu ortak politika, 1968 yılında yürürlüğe girmiģ; sonraki yıllarda, özellikle süt sektöründe yaģanan zorluklar (örneğin yönetim) Topluluğun OTP reformunu gündemine getirmesinde etkili olmuģtur. Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası çerçevesinde oluģturulan süt ve süt ürünleri politikası, diğer tarım sektörlerinde olduğu gibi, sektörde çalıģan tarım nüfusuna iyi bir yaģam standardı sağlamak ve süt sektöründeki dengeyi muhafaza etmek amacıyla oluģturulmuģtur. OluĢturulan bu politika, taze, konsantre, süttozu, krema, tereyağı, peynir ve lor peyniri gibi temel süt ürünlerini kapsamaktadır. Belirtilen bu temel ürünler dıģında, uluslararası ticaret düzenlemeleri kapsamında, süt ve süt ürünleri içeren iģlenmiģ tarım ürünleri de süt ve süt ürünleri politikasına ilave edilmiģtir. Ayrıca, Topluluk piyasalarında süt ve süt ürünleri fiyatlarının uygun düzeylerde seyrinin sağlanması amacıyla; ithal edilen süt ürünlerine gümrük vergisi; ihracatlara sübvansiyon; iç pazar dengesinin korunması için tereyağının veya süt tozu fazlalıklarının depolanması; kazein ve hayvan yemi olarak kullanılan süt tozuna sübvansiyon verilmesi gibi birçok değiģik yöntem uygulanmıģtır. Yürürlüğe girdiği 29 Temmuz 1968 yılından bir kaç yıl sonra, süt ve süt ürünleri politikası, Avrupa Birliğini kendi kendine yetebilir bir seviyeye ulaģtırmıģtır. Tereyağı ve süt tozunun artan düzeylerde üretilmesi ve aynı zamanda tüketimin azalması ve ihracatın düģmesinden dolayı, özellikle 1980 lere gelindiğinde, Avrupa Birliği bu ürünlerde üretim fazlalığı ile karģı karģıya kalmıģtır (Ġsmihan, 2003). Topluluk düzeyinde, bu aģırı üretim ve stok yığılması sonucunda pazarlama maliyetleri artmıģtır. Bu gidiģatı durdurmak ve tersine çevirmek amacıyla, süt ve süt ürünleri politikasında 1980 lerden günümüze kadar çeģitli müdahaleler ve sektörün dengesini sağlamaya yönelik çabalar yer almıģtır. Neticede, süt ve süt ürünleri piyasasında uygulanan müdahale sisteminin kapsamı sürekli olarak artırılan kısıtlayıcı önlemler ile geniģletilmiģtir. Örneğin, 1984 yılında süt üretiminin kontrolünü hedefleyen bir sistem (ortak kota sistemi) oluģturulmuģtur. Günümüzde uygulanmakta olan mevcut politika 1984 yılında oluģturulmuģ olan bu ortak kota sistemine dayanmaktadır. Ortak kota sistemi çerçevesinde, her üye ülke üretim miktarlarını, kendilerine tahsis edilen kota çerçevesinde kısıtlamakta ve üreticilerine veya süt ürünleri üretimlerine daha önceki üretim miktarlarına bağlı olarak belirlenen, aynı zamanda garanti edilen toplam miktar olarak da bilinen, referans miktarları uygulamaktadır. Garanti edilen toplam miktarın aģılması durumunda üreticiler aģılmıģ olan miktar oranında bir vergi cezasına tabii tutulmaktadırlar. AB Komisyonu nun 1997 yılında yayınlamıģ olduğu Gündem 2000 raporu, uygulanmakta olan süt kotalarını 2006 yılına kadar uzatmıģ; mevcut ortak piyasa düzeninin uygulanmasında esnekliğin artırılmasını ve basitleģtirilmesini öngörmüģ; destek fiyatlarında aģamalı indirimini (toplamda yaklaşık %10 indirim); ve süt ineği primini uygulamaya koymuģtur li yıllara gelindiğinde uygulanan üretimi kısıtlayıcı politikalar sonuç vermiģ ve süt üretimi azalmıģtır (Ġsmihan, 2003). AB de çiftlik bazında büyük ölçekli üretimin yapılabilmesi, kayıt dıģı süt üretiminin azlığı, üreticilerin örgütlü olması ve sözleģmeli yetiģtiriciliğin yaygınlığına bağlı olarak, süt hayvancılığı ile süt sanayii arasında entegrasyon büyük ölçüde sağlanmıģtır. Entegre bu yapı sektörde gıda güvenliğine iliģkin standartların uygulanabilmesini kolaylaģtırmaktadır. AB süt iģleme sanayiinde, dikey entegrasyona giderek üyelerinden 88

89 aldıkları sütü iģleyip pazarlayan üretici kooperatifler ağırlıklı paya sahiptir. Ġsveç, Ġrlanda, Finlandiya, Danimarka da süt iģletmelerinin tamamına yakın bir kısmı kooperatifleģirken, süt arzının Hollanda da %83, Lüksemburg da %81 i kooperatiflerce kontrol edilmektedir. Bu oranlar Ġngiltere de %67, Belçika da %53, Almanya da %52, Fransa da %47, Ġtalya da %40 tır. Yine, süt üretiminin, Ġsveç, Avusturya, Almanya, Ġngiltere de hemen tamamı, Hollanda da %90 ı, Ġrlanda da %10 u sözleģmeli olarak yapılmaktadır (DemirbaĢ vd., 2005). Avrupa Birliği özellikle 2003 yılından itibaren müdahale alımlarını azaltıp, stokları düģürmeye, ihracat iadesini de azaltıp zamanla sıfırlamaya karar vermiģ, böylece ihracat desteksiz ihracat yapılmasını sağlamaya çalıģmıģtır. Fakat dünya pazarlarındaki payını Yeni Zelanda ya kaptırmaktadır. Çünkü ihracat desteği olmadan bu ülkenin fiyatları ile rekabet edememektedir. Bu bağlamda, 2003 yılından itibaren stokların azalmaya baģladığı zamanla da sıfırlandığı, dünya pazarlarından aldığı payın da, %50 lerden %40 ların altına, bazı ürünlerde ise %10 ların altına kadar düģtüğü ifade edilmektedir (TZOB, 2008) Türkiye de Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Durumu Türkiye de modern anlamda ilk süt fabrikası 1957 yılında Atatürk Orman Çiftliği nde kurulmuģtur yılında Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) nun kurulması ile Türkiye de süt üretiminin geliģmesini sağlamak ve tüketiciye sağlıklı ve kaliteli ürün temin etmek maksadıyla ülkenin çeģitli illerinde fabrikalar kurulmuģtur yılında bu kurumun özelleģtirilmesiyle fabrikalardaki üretimin büyük bölümü durmuģ, özel sektörün de süt sanayine girmesiyle gerek teknoloji gerekse ürün kalitesi bazında olumlu geliģmeler yaģanmıģtır. Bununla birlikte geliģmiģ ülkelerde üretilen sütün yaklaģık %90-95 i modern tesislerde iģlenirken, ülkemizde bu oranın %25-27 civarında olması süt ve süt ürünleri sektörünün geliģmesi ve büyümesinin hızla tamamlaması hakkında önemli göstergelerden birisi olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda hâlihazırda faaliyet gösteren modern çiğ süt iģleme tesisleri, Türkiye de yaklaģık on yıl kadar önce devreye girmiģtir. Ġlk defa süt ve süt ürünleri sektörüne giriģ yapan oyuncular olduğu gibi bazı örneklerde olduğu gibi, mandıra konumundayken büyük ve modern iģletme haline gelen oyuncular da mevcuttur. Ancak, her ne kadar en modern teknolojileri kullanarak faaliyet gösteren geliģmiģ entegre tesisler mevcut olmasına rağmen, ilkel koģullarda üretim yapan çok sayıda küçük aile iģletmesi de bulunmaktadır. Özellikle küçük boy ölçekteki iģletmelerin teknolojik bilgi ve finansman bakımından oldukça zayıf olması teknolojik geliģmelerden faydalanamamalarına neden olmaktadır. Çünkü hâlihazır çok sayıdaki küçük iģletmenin donanımı zayıftır. Diğer yandan bu iģletmelerin büyük bölümünde peynir tekneleri dıģında baģka hiçbir donanım olmadığından sütün pastörize edilmesi de mümkün değildir. Bu iģletmeler genellikle çiğ sütün kalitesini ve bileģimini hiç gözetmeden peynir üretmektedir. Türkiye nin süt ve süt ürünlerine yönelik politikaları ise Devlet Planlama TeĢkilatının (DPT) BeĢ Yıllık Kalkınma Planları çerçevesinde uygulanmakta olan, tarım politikası kapsamında yürütülmektedir. Bu bağlamda gerçekleģtirilen stratejiler doğrultusunda, süt sektöründe; nüfusun beslenme ihtiyaçlarının karģılanması; tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanması; iklim Ģartlarının üretim üzerindeki etkisinin asgari düzeye indirilmesi; çiftçilere yeterli ve düzenli gelirin temin edilmesi; tarım ürünlerindeki ihracat olanaklarının geliģtirilmesi; tarım ürünlerinin iģlenme ve pazarlanmasında etkinliğinin sağlanması ve tarım sektöründe modern yöntemlerin uygulanmasının yaygınlaģtırılması gibi hedefler yer almaktadır Türkiye de Tarımsal ĠĢletmelerde Süt Hayvancılığı Yapısı AĢağıdaki Tablo da da görüldüğü gibi, tarımsal iģletme baģına ortalama sığır sayısı (4.7) oldukça düģük olup büyük bir orana tekabül etmektedir. Diğer bir ifade ile küçük ölçekli aile iģletmeleri Türkiye de sığır üretiminde egemen durumdadır (yaklaģık %85). Üretim sistemi, pazar taleplerini karģılamaya yönelik olmayıp en baģta kendi kendine yeterliliği temel almaktadır. Tablo 23: ĠĢletmelerin (Çiftliklerin) Sığır Sayısına Göre Sınıflandırılması Çiftlik BaĢına Sayı Oran (%) den fazla

90 Yukarıdaki Tablo da da görüldüğü gibi mikro düzey iģletme kategorisine giren üretici sayısı büyük bir çoğunluğu teģkil etmektedir. Bununla birlikte son 10 yıl içinde modern anlamda üretim yapan iģletmelerin sayılarında artıģ gözlemlenmektedir. Süt çeģidi toplumların kültürlerine göre değiģiklik göstermektedir. Ancak ülkemizde süt denildiğinde akla ilk olarak inek sütü gelmesine karģın tüketilmekte olan sütler inek, koyun, keçi ve manda sütü olmak üzere 4 çeģit olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte dünyada ve ülkemizde sığır sütü üretilen süt miktarının büyük bir oranını karģılamaktadır. Nitekim ülkemizde süt üretiminin yaklaģık %92 si sığırlardan elde edilmektedir. Kalan miktarın yaklaģık %8 i koyun ve keçiden diğer kalanı ise (yaklaģık %0.5) manda sütünden oluģmaktadır (TÜĠK, 2010; TKĠB, 2010). Ülkemizdeki farklı jeolojik-iklimsel koģullar, değiģik sığır ırklarının varlığını ve yetiģtiriciliğini doğurmaktadır. Yerli sığır ırkları, Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve Orta Anadolu bölgelerinde daha fazla görülmekte, saf ırk hayvanlar ise batıda daha yaygın olarak bulunmaktadır. Süt verimi ırka göre değiģmektedir. Türkiye de 2003 yılı için, sığır populasyonunda kültür ırklarının oranı %20.53, yerli ırkların oranı %35.09, melez sığırların oranı ise, %44.38 dir Türkiye de kültür ve melez ırkların en yoğun olduğu bölgeler; Marmara (%45.5 ve %48.8), Ege (%43.8 ve %41.5) ve Orta-güney (%34.5 ve 48.9) bölgeleridir (TZOB, 2005). Türkiye deki yerli sığır ırkları; Yerli Kara, Doğu Anadolu Kırmızısı (DAK), Güney Doğu Anadolu Kırmızısı (GAK), Gri ve Zavot. Yerli Kara; Orta Anadolu ve Karadeniz bölgelerini kapsayan bir yayılım alanı göstermekte, DAK Doğu Anadolu da görülmekte, GAK Güney Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu da bulunmaktadır. Gri cins sığır Marmara ve Ege bölgelerinde, Zavot ise Kuzeydoğu Anadolu da görülmektedir. Ancak, toplam sığır nüfusu içinde yerli ırkların payı azalmıģtır. Türkiye deki safkan ırklar ise; Holstein-Friesian, Ġsviçre Esmeri, Simmental ve Jersey den oluģmaktadır. Holstein-Friesian cins sığır Türkiye nin bütün bölgelerinde görülmekle birlikte, asıl yoğun bulunduğu yer Marmara ve Ege bölgeleridir. Ġsviçre Esmeri Türkiye nin bütün bölgelerinde yetiģtirilebilir; buna karģın bu cins ağırlıklı olarak Ege bölgesinin iç kesimlerinde, Orta Anadolu ve Doğu Anadolu da bulunmaktadır. Simmental sığırları Ege nin iç kesimleri, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yetiģtirilirken, Jersey ağırlıklı olarak Karadeniz bölgesindedir. Türkiye de bölgeler arasında üretim oranı bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Bölgeler arasında önemli farklılıkların bulunması ve yem bitkileri üretim alanının ekilebilir tarım alanı içerisindeki payının düģük olması, süt sığırcılığının geliģmesi üzerine belirgin biçimde etkili olmaktadır. Nitekim bir süt sığırının yaģama ve verim payı için, asgari 2-5 hektarlık üretim alanı gerektiği öngörülmektedir Süt ve Süt Ürünleri Üreten ĠĢletmelerin Yapısı Türkiye de süt ve süt ürünleri sektörü son yıllarda hızla geliģen önemli 32 bir endüstri kolu olup yapısal değiģim göstermektedir. Nitekim bir tarafta AB standardında ve Codex Alimantarius uygun nitelikte üretim yapmaya çalıģan ve en geliģmiģ teknolojileri kullanan entegre tesislerde üretim yapan oyuncular mevcutken, diğer taraftan Türkiye de uzun ve köklü bir geçmiģi bulunan, ancak, hijyenik hiçbir koģula uymadan, en ilkel yöntemlerle üretim yapmaya çalıģan kayıt dıģı mandıra tipi üretim merkezleri çeliģki görüntüsü vermektedir. Mandıralar, ağırlıklı olarak feta peynir, yoğurt ve ayran üreten geleneksel üretim merkezleri olup, iģleme iģlemleri aģırı derecede emek gerektirmektedir. Bu sektördeki iģletmeler (mandıralar) genellikle kayıt dıģı çalıģmaktadır. Vergi ödememekte, çalıģanları da sigortalamamaktadır. Üretimdeki sanitasyon standartlarına uyma gibi bir zorunlulukları yoktur. Türkiye de mandıraların uzun bir geçmiģi vardır. Bunlar, hemen her durumda 10 dan az iģçi çalıģtıran küçük ve emek yoğun süt iģleme tesisleridir. Çok ilkel koģullarda günde en fazla 10 ton süt iģlerler. Türkiye de pek çok kiģi mandıraları standart altı koģullarda üretilen düģük kaliteli sütle özdeģleģtirir. Dolayısıyla, mandıraların olumsuz bir imajı vardır. Bununla birlikte kimi büyük iģletmeler daha iyi koģullarda daha fazla süt iģledikleri halde bunlar da mandıra sınıfında sayılır. Mandıralar, süt üretim bölgeleri ve kırsal yerler dahil olmak üzere Türkiye nin her yerine yayılmıģtır. Genel olarak inek sütü iģlemekle birlikte, diğer iģletmeler tarafından alınmayan koyun ve keçi sütü de alırlar. Mandıralar genellikle sütün kalitesinin fazla sorun teģkil etmediği beyaz peynir ürettiklerinden, sütlerini diğer iģletmelere göre daha düģük fiyattan alırlar. Bu iģletmeler genellikle köy yaģamı ile yakın iliģki içindedirler. Çünkü birçok durumda (özellikle doğudaki illerde) yerel olarak üretilen sütün tek satıģ kanalı mandıralardır. Mandıraların finansal durumu genellikle iyidir ve bu konumlarından hareketle süt üreticilerine finansal destek sağlarlar. Üretim faaliyetleri genellikle düzenlidir. Yaz aylarında, büyük süt iģletmelerinin almadıkları fazla sütü alırlar. Mandıraların organize bir süt toplama sistemleri de, ürettikleri ürünleri dağıtıma yönelik örgün bir ağları da yoktur. Üreticiler sütlerini doğrudan mandıralara teslim ederler ve mandıralar da bu sütün büyük bölümünü beyaz peynir üretimi için kullanırlar. Ürünler normal olarak pazarlarda, küçük bakkallarda ve sınırlı sayıdaki toplantıda satıģa sunulur. Fiyatının ucuzluğu ve geleneksel tadı nedeniyle mandıra peynirinin yerel piyasada iyi bir yeri vardır. Büyük iģletmeler ise, sütte kalite kontrolü olmayan, donanıma yatırım yapmayan, sanitasyon için ek masrafa katlanmayan ve vergi ödemeyebilen, bu nedenle genel 32 Gıda ve içecek sanayinde önemli bir yere sahip olan sektör, 2008 yılında, gıda ve içecek sanayinde faaliyet gösteren iģletmenin %14.7 si süt ve süt ürünleri sektöründe (3.250 iģletme) faaliyet göstermektedir (ASÜD, 2010). 90

91 giderleri düģük olan mandıraların yarattığı durumu haksız rekabet saymaktadır (REUP, 2007). AĢağıdaki ġekil de de görüldüğü gibi üretilen hammaddenin (çiğ süt) yaklaģık %20 si çiftliklerde, %20 si doğrudan satıģla, büyük bir kısmı ise (yaklaģık %33) mandıralar vasıtası ile iģlenmektedir/ tüketilmektedir. Modern tesislerde iģlenen hammadde oranı ise geliģmiģ ülkelerin ortalamasının oldukça altındadır (%27). ġekil 27: Süt ve Süt Ürünlerinin Üretim ve Tüketim Zinciri Kaynak: ASÜD, Süt ürünleri örgün pazarlama kanalları (süpermarketler, hipermarketler, bakkallar) aracılığıyla (ki bu durumda vergiye tabidir) veya vergilendirmenin olmadığı örgün olmayan kanallardan (sokak sütü, çiftliklerdeki satış, pazarlar) dağıtılmaktadır. Özellikle pazarlar, ucuz ürünlerin ambalajsız olarak satıldığı yerlerdir. Bakkallar (her birinin alanı 50 metrekareden küçük) geleneksel mahalle perakendecileridir. Uzun süredir ailelerin gündelik besin maddelerini (meyve, sebze ve et hariç) aldıkları yerlerdir. Bakkallar kırsal alanlarda ve küçük kentlerde önemini korumakta, ancak büyük kentlerde gerilemektedir. Süpermarketler, asgari 100 metrekarelik satıģ alanına sahip, müģterilerin raflardan ürünleri seçip aldıkları ve en az iki kasa bulunan yerlerdir. Devlet Planlama TeĢkilatı Kalkınma Planı Raporu (2001) nda da belirtildiği gibi, hâlihazırda, ülkemizde süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren oyuncular (işletmeler) ham madde temininden pazarlamaya kadar pek çok sorunlarına çözüm bekleyen bir yapıya sahiptir. Örneğin, modern tesislere yönelik olarak kamu kontrol ve denetim çabasını sürdürürken, diğer taraftan sokak sütçülüğü ile baģlayan ve denetim normlarına kısa sürede uydurulması olanaklı görülmeyen tesisler, haksız rekabet koģullarında üretim yapmaya devam etmektedir Türkiye de Süt ve Süt Ürünleri Üretimi ve Verimi 2009 yılı rakamlarına göre Türkiye toplam süt üretimi yaklaģık 12.5 milyon ton olup, bunun çok büyük bir miktarını inek sütü (yaklaģık %92 sini) oluģturmaktadır. Bu rakamlar ile Türkiye yıllık süt üretimi bakımından dünyanın en büyük 15 süt üreticisi ülkesi arasında yer almaktadır (TÜĠK, 2010) Tarımsal AraĢtırma Enstitüsü rakamlarına göre üretilen çiğ süt miktarın 1.54 milyon tonu içimlik süt, 6.95 milyon tonu peynir, 2.28 milyon tonu yoğurt, 1.35 milyon tonu tereyağı, 90 bin tonu süt tozu ve 80 bin tonu da dondurma olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, FAO nun hazırlamıģ olduğu AB GiriĢ Süreci Çerçevesinde Türkiye de Süt ve Süt Ürünleri Sektörüne Genel BakıĢ 2007 Raporu nda da iģaret edildiği gibi Türkiye de üretilen sütün sadece %27 si endüstriyel tesislerde iģlenmektedir. Geri kalan miktar mandıralarda açık satıģla ve doğrudan üreticiler tarafından satılmakta ve/ veya tüketilmektedir. Bununla birlikte Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) 2005 Raporuna göre AB de 142 milyon ton sütün %91.9 u sanayiye teslim edilmektedir. Sütün ÇHC de %71 Kanada da %93.5 Fransa da %94.1, Almanya da %96, Ġsveç de %98.6 Ġzlanda da %95.1 ABD de %

92 Arjantin de %92.9 u sanayiye aktarılmaktadır yılı TÜĠK istatistiklerine göre süt verimi laktasyon dönemi baģına saf ırkta kg, melez ırkta kg ve yerli ırkta ise kg.dır. Ülke ortalaması kg.dır. Bu ortalama AB ortalamasının oldukça altındadır. Kaldı ki ülkemizde üretilmekte olan sütün, üreticiden imalatçıya uygun Ģartlarda ve AB standartlarında ulaģtırılması için soğuk zincir sistemi hala kurulamamıģtır Türkiye Süt ve Süt Ürünleri Ġhracat Portföyü Ülkemiz süt ürünleri ihracatı ağırlıklı olarak raf ömrü uzun olan ürünlerden oluģmaktadır. Ġhracatımız açısından önemli olan ürünler arasında en yüksek paya sahip olan peyniri, tereyağı izlemektedir. Irak, Azerbaycan, B.A.E., Kuveyt, KKTC, Suudi Arabistan, Kazakistan ve ABD ihracat yapılan baģlıca ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye 2009 sonu itibari ile 142 milyon dolar ihracat gerçekleģtirmiģtir. AĢağıdaki Tablo da da görüldüğü gibi ihracat rakamları 2005 yılından sonra büyük bir artıģ eğilimine girmiģtir (TÜĠK, 2010). Tablo 24: Türkiye Süt ve Süt Ürünleri Ġhracatı (2009) Yıl Tarife4 Tarife4 Adı Ġhracat Ġhracat Miktar (Dolar) (KG) 401 Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar: sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar: sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar; sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar; sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar; sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar

93 Türkiye Süt ve Süt Ürünleri Ġthalat Portföyü Türkiye nin ithal ettiği süt ürünleri, kaģar peyniri, süt, krema, tereyağı, beyaz peynir, diğer peynirler, ayran ve yoğurt yer almaktadır. En fazla ithal edilen süt ürünleri, süttozu, tereyağı ve diğer peynir çeģitleridir. AĢağıdaki Tablo da da görüldüğü gibi, Türkiye rakamsal olarak ihraç etmiģ olduğu süt ve süt ürünlerini ithalat için harcamaktadır. Tablo 25: Türkiye Süt ve Süt Ürünleri Ġthalatı (2010) Yıl Tarife4 Tarife4 Adı Ġthalat Ġthalat Miktar (Dolar) (KG) 401 Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar: sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar: sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar; sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar; sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Süt ve krema (konsantre edilmemiģ, tatlandırıcı madde içermeyen) Süt, krema (konsantre edilmiģ, tatlandırıcı madde içerenler) Yayık altı süt, pıhtılaģmıģ süt ve krema, yoğurt, kefir vs. (konsantre edilmiģ) Peynir altı suyu Sütten elde edilen yağlar; sürülerek yenilen süt ürünleri Peynir ve lor Dondurma ve yenilen diğer buzlar Ukrayna, KKTC, ABD, Fransa, Hollanda, Yeni Zelanda, Danimarka ve Ġtalya ise süt ürünleri ithalatı yapılan ülkeler arasında yer almaktadır. 93

94 Süt ve Süt Ürünleri Ġç Tüketim Yapısı Diğer taraftan ülkemizde süt içme alıģkanlığı Avrupa ülkelerine kıyasla çok düģük seviyededir. Nitekim 2008 Tarımsal Ekonomi AraĢtırma Enstitüsü Raporu na göre, Avrupa ülkelerinde kiģi baģına yıllık içme sütü tüketimi lt arasında değiģirken ülkemizde bu miktar 26 lt gibi oldukça düģük düzeyde bulunmaktadır Süt ve Süt Ürünlerinin Tüketiminde Tüketici DavranıĢları Türkiye de süt ürünleri tüketimi uzun bir kültürel geçmiģe sahiptir ve süt ürünleri Türkiye nüfusunun günlük beslenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Tüketim, modern teknoloji kullanımının sınırlı kaldığı, geleneksel usullerle üretilen maddelere dayanmaktadır. Türkiye deki süt ürünlerinin baģlıca özelliği, ileri derecede iģlenmemiģ, basit ürünler olmalarıdır. Paketleme de buna bağlı olarak basittir. Sütün iģlenmesi, evlerden sütten yoğurt, mandıralarda ise peynir yapımında hayli basittir. Türkiye nüfusunun büyük kesiminin bütçe imkânları açısından süt ürünlerinin fiyatları kalitesinden daha önemlidir. Bu nedenlerle, Türkiye nüfusunun büyük bir bölümü henüz sınai süt ürünlerinden yararlanamamaktadır (REUP, 2007). Türkiye de tüketicilerin süt tüketim davranıģları ve tercihleri ile ilgili birçok çalıģma yapılmıģtır. Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencilerinin içme sütü tüketim alıģkanlıkları üzerine yapılan bir çalıģmada öğrencilerin %51.42 sinin süt fiyatlarını pahalı, %44.6 sının normal ve %3.98 inin ise ucuz buldukları belirlenmiģtir. Öğrencilerin yarısının sütü pahalı bulması, diğer gıdalara oranla ucuz sayılabilecek sütün dahi, öğrenciler tarafından rahatlıkla ve istenilen oranda tüketilemediği izlenimini vermektedir. Bu durum sütün fiyatının süt tüketimi üzerinde etkili bir faktör olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin süt alırken marka, yağ oranı, fiyat, son kullanma tarihi gibi kriterlere bakarak süt satın aldıkları belirlenmiģtir. Son kullanma tarihine göre alanların oranı %40, markaya bakarak süt alanların oranı %23.85, temizlik yönünden görünümüne bakarak süt alanların oranı %19.69, fiyatına bakarak alanların oranı %13.38, yağ oranına dikkat edenlerin oranı ise %3.08 dir. ÇalıĢmada ayrıca kakaolu sütü tercih edenlerin oranı %19.29, meyveli sütü tercih edenlerin oranı %2.99 olarak belirlenmiģtir. Bu durum, fiyat, marka, içerik, yağ oranı, temizlik gibi faktörlerin süt satın alınırken dikkate alındığını göstermektedir. Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerinin süt tüketim alıģkanlıkları ve beslenme bilinçleri üzerine bir araģtırmada öğrencilerin %53.09 unun süt fiyatlarını uygun, %43.36 sının pahalı, %1.76 sının ucuz, %1.79 unun ise fiyatlar hakkında fikir belirtmediği belirtilmiģtir. Ayrıca öğrencilerin %50.4 ı pastörize sütü, %40.7 si UHT sütü, %5.3 ünün sokak sütünü tercih etmektedirler. Türkiye genelinde uygulanan bir ankette ambalajlı sütlerin, sokak sütü ile aynı fiyatta olması halinde tüketicilerin %60 ının kutu sütü tercih edeceği belirtilmiģtir. ġanlıurfa ili kentsel alanda tüketicilerin süt tüketim düzeyleri ve davranıģları üzerine yapılan çalıģmanın sonuçlarına göre, ailelerce tüketilen sütün %46.3 ünü açık süt, %53.7 sini ambalajlı süt oluģturmaktadır. ÇalıĢmada ayrıca tüketicilerin ambalajlı süt alırken marka, yağ oranı, fiyat, son kullanma tarihi, ambalaj ve büyüklük gibi birçok faktörü dikkate aldıkları da belirlenmiģtir. Ġncelenen ailelerinin %56.2 si ambalajlı süt satın alırken öncelikle marka faktörünü dikkate almaktadır. Ġstanbul ili içme sütü tüketim alıģkanlıkları ve bu alıģkanlıkları etkileyen faktörler üzerine yapılan bir çalıģmada ailelerin kiģi bası yıllık ortalama süt tüketimi 34 lt. olarak belirlenmiģ; tüketicilerin %11 inin sokak sütünü, %49 unun pastörize sütü, %40 ının uzun ömürlü sütü tercih ettikleri saptanmıģtır. Ayrıca ankete katılanların %2 si süt fiyatlarını ucuz, %51 i normal ve %47 si pahalı bulduklarını; %47 si içme sütü alırken marka faktörünü dikkate aldıklarını belirtmiģlerdir (Özel, 2008) Süt ve Süt Ürünlerinin Arz-Talep-Fiyat Yapısı Türkiye de aylara göre çiğ süt arz ve talep de değiģim göstermektedir. Bu bağlamda bahar aylarında laktasyon döneminin baģlaması nedeniyle süt arzı artmakta, yaz aylarından itibaren süt arzı azalmaktadır; talep ise Mayıs ayında en düģük noktasına ulaģmakta, Haziran ayı ile birlikte artıģa geçmektedir. Talebin arttığı Eylül ayından itibaren fiyatlar da artmakta, arzın arttığı bahar aylarıyla birlikte tekrar azalmaktadır. 94

95 ġekil 28: Aylara Göre Arz-Talep-Fiyat Dengesi Kaynak: ASÜD, Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Yem Fiyatları Süt ve süt ürünlerinin en önemli hammaddesini oluģturan dünya yem fiyatları son yıllarda büyük oranda artıģ eğilimi göstermiģtir. Nitekim 2006 yılının ilk aylarında baģlayan artıģlar 2007 yılının baģlarında güçlü bir Ģekilde yükseliģ trendini devam ettirmiģ, yıl sonunda pik noktaya ulaģmıģtır. Bu durum ülkemiz yem endüstrisini ve fiyatlarını da etkilemiģ ve fiyatlar artmıģtır. Yem bitkilerinin enerji endüstrisinde kullanılması ise bu artıģın en büyük nedenleri arasında gösterilmektedir. TZOB 2008 Raporu na göre dünya da birçok yem hammaddesi biyo-yakıt üretiminde kullanılmaya baģlamıģ, ülkeler her geçen gün üretimlerini artırmaya baģlamıģlardır. Uluslararası araģtırma kuruluģları tarafından yapılan projeksiyonlarda bu trendin ilerleyen dönemlerde artarak devam edeceği görülmektedir. Dünya da kullanılan en önemli biyo-yakıt ürünleri biyodizel ve biyoethanoldür 33. AĢağıdaki ġekil de de görüldüğü gibi, 2007 yılında yaģanan kuraklık ve dünya fiyatlarındaki yüksek fiyat artıģları ülkemizde yem hammadde ve fabrika yemi fiyatlarının da tırmanıģa geçmesine neden olmuģtur. AĢağıdaki grafik incelendiğinde özellikle 2007 nin baģlarında tırmanıģa geçen fiyatların yıl sonunda 1-1,5 katı civarında arttığı görülmektedir. Aralık 2006 da 365 YTL/ton olan süt yemi 2007 yılı sonunda 540 YTL/tona ulaģmıģ, aynı dönemde Arpa 343 YTL/tondan 500 YTL/tona, kepek 210 YTL/tondan 370 YTL/tona, ayçiçeği tohumu küspesi ise 170 YTL/tondan 330 YTL/tona kadar yükselmiģtir. Yani; Aralık 2006-Aralık 2007 döneminde, Arpa %46, Kepek %76, Ayçiçeği tohumu küspesi %94, süt yemi ise %48 artmıģken, çiğ sütte yaģanan artıģ %43 ile yem fiyatlarının gerisinde kalmıģtır (TZOB, 2008). 33 Ülkeler biodizeli; mısır, Ģekerpancarı, ĢekerkamıĢı, buğday, arpa gibi tarımsal ürünlerden elde ederken, bioethanolü; kanola, soya fasulyesi, ayçiçeği, palm yağı ve aspir gibi yağlı tohumlardan elde etmektedirler. Bio-yakıtın dünyadaki en önemli üreticileri; ABD (mısır, soya, kanola kullanmakta), Brezilya (şekerkamışını kullanmakta), Avrupa Birliği (buğday, arpa, mısır, çavdar, kanola, soya, ayçiçeği kullanmakta), ÇHC (mısır kullanmakta), Hindistan (şekerkamışı kullanmakta) dır. 95

96 ġekil 29: Yurtiçi Yem Fiyatları Fiyat DeğiĢimleri Özetlemek gerekirse 2005 yılında yaģanan fiyat düģüģünün etkilerini üzerinden atmıģ, 2006'da fiyatlar ortalama %4 civarında artarken, 2007'de %19-28 arasında fiyat artıģı yaģanmıģtır. Geride bıraktığımız 2008 yılında ise yem fiyatları ortalama %20-21 artıģ göstermiģtir. Öte yandan, yem sektörü 2008 yılında toplam 2 milyar 924 milyon dolarlık ithalata karģılık sadece 266 milyon dolarlık ihracat yapabilmiģtir. Ġthalatın 1 milyar 875 milyon dolarlık kısmını hammadde, 80 milyon dolarını hazır yem ve 968 milyon dolarını da katkı maddeleri oluģturmuģtur. Ülkemizde süt-yem fiyatları, üreticilerin alım gücünü belirleme açısından önemli bir kriter olarak değerlendirilmektedir. AĢağıdaki ġekil incelendiğinde; özellikle Temmuz 2006 tarihinden itibaren süt yemi fiyatlarının süt fiyatlarının üzerine çıktığı, 2007 Ekim tarihinde ise süt fiyatlarının yem fiyatlarını geçtiği görülmektedir. Yani; Temmuz 2006-Ekim 2007 dönemlerinde üretici sattığı 1 kg sütle 1 kg yem bile alamamıģtır (TZOB, 2008). ġekil 30: Süt ve Yem Fiyat DeğiĢimleri Kaynak: TZOB,

97 2.2.7 Diyarbakır da Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Durumu Üretim koģulları, ülkenin doğu ve batı bölgeleri arasında önemli farklılıklar göstermektedir. Batı ve Akdeniz bölgelerinde daha elveriģli olan üretim koģulları ticari amaçlı süt üretiminin geliģmesine imkân tanımaktadır. Buna karģılık ülkenin doğu ve kuzey bölgelerinde yaygın olarak küçük üreticiler egemen durumdadır. Bu durum kendini Diyarbakır Bölgesi nde de hissettirmektedir. Bu ve benzeri nedenler sonucunda beslenme ve hayvan sağlığı alanında sorunlar ortaya çıkmakta, düģük verimlilik yüksek toplama maliyetlerini doğurmakta, bu durum düģük kaliteyi beraberinde getirmektedir. Kaldı ki Bölge insanının da et ve süt tüketimi daha çok küçükbaģ hayvanına yönelik olarak öne çıkmaktadır; yani koyun-keçi sütü daha çok tüketilmektedir. Süt sığırcılığı açısından değerlendirildiğinde ise hayvan varlığının yaklaģık %45 ini et ve süt verimi düģük olan yerli kara adı verilen büyük baģ hayvanlar oluģturmaktadır. Bununla birlikte son yıllarda baģta hayvancılık olmak üzere süt ve süt ürünleri sektöründe önemli ilerlemelerin kaydedildiği görülmektedir. Nitekim Bölge de daha çok yerli kara denilen sığırların ağırlıkta olmasına rağmen geleceğe dair olumlu Ģeylerin yapıldığına iģaret eden Tarım Ġl Müdürlüğü, son GAP Eylem Planı ile birlikte yeni sürecin baģladığını belirtmektedir. Bu bağlamda yapılan uygulamalar çerçevesinde; çiftçilere verilen %40 hayvancılık desteklerinin baģladığını ve bölgede faaliyet gösteren kooperatif sayısının 2010 itibari ile 162 ye çıktığı (bunun 103 ünün yatırıma alınmış olup, 56 sının hayvanlarının teslim edilmiştir) belirtilmektedir. Süt sığırcılığında da örnek düzeyde çiftlikler kurulmuģ ve faaliyet göstermektedir. Bu iģletmelerde yeni doğan buzağılar kısa süre sonra çevre köylere satılabilmekte ve dolayısıyla gen kalitesinin artmasına vesile olmaktadır. Kültür ırkı sığırcılığı kapsamında Ģimdiye kadar 10 binin üzerinde siyah- beyaz alaca süt sığırı Diyarbakır Bölgesi ne giriģ yapmıģ olup, 400 bin büyük baģ hayvan daha Bölge ye getirilmesi planlanmaktadır (Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğü, 2010). 97

98 2.2.8 Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır bölgesi süt ve süt ürünleri sektörü rekabetçilik analizi Elmas Model uygulanarak analiz edilmiģtir. Sektörün girdi koģulları, firma stratejileri ve rekabet yapısının durumu, talep koģulları, ilgili destekleyici kuruluģlar ve devlet değiģkenleri incelenerek sektörün rekabet düzeyi belirlenmiģtir. Bu bağlamda, sektörün tüm temel değiģkenlerinin uluslararası rekabetçilik pozisyonunun düģük düzeyde olduğu ortaya çıkmıģtır. ġekil 31: Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Pozisyonu (-düģük) DEVLET Devlet ( DüĢük ) (-) Ortak Tarım Politikasına Uyum (-) AB Gıda Mevzuatına Uyum ÇalıĢmaları (-) AB Ġle Türkiye nin Sektöre Yönelik Rekabet Politikası (-) Gıda Güvenliği Stratejileri (+/-) Kredi ve TeĢvik Sistemi (-) Devletin Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Felsefesi (-) Ġthalat Politikası (+) Vergi Politikası (-) Güvenlik Girdi KoĢulları ( DüĢük ) (+) ĠĢgücü Durumu ve Ġstihdam (-) Nitelikli ĠĢgücüne EriĢim (-) Mera ve Otlakların Durumu (-) Hammaddenin Durumu (Çiğ Süt) (-) Hayvan Irkının Durumu ve Verimlilik (-/+)Üretim Altyapısı ve Kullanılan Teknolojiler GĠRDĠ KOġULLARI Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı ( DüĢük ) (-) Sektörde Görülen KayıtdıĢılılık Durumu (-) Kalite Stratejileri ve Kalite Kontrol Uygulamaları ve Durumu (-) Sektörün ve ġirketlerin Rekabet Stratejileri (-) Pazarlama ve SatıĢ Stratejileri (-) Sektörde Faaliyet Gösteren Firmaların Ölçekleri (-) Sektörün Değer Zinciri Yapılanması (-) Ar-Ge GeliĢtirme Stratejileri (-) Kapasite Kullanım Oranı (KKO) FĠRMA STRATEJĠSĠ VE REKABET YAPISI ĠLGĠLĠ VE DESTEKLEYĠCĠ KURULUġLAR TALEP KOġULLARI Talep KoĢulları ( DüĢük ) (-) Ġç Talebin Durumu (-) Nitelikli Talebin Durumu (-) YurtdıĢı Talebin Durumu Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar ( DüĢük ) (-) Hammadde Temin Eden ĠĢletmelerin Kurumsal Yapıları ve Ölçekleri (-) Yan Sanayinin Durumu (-) Soğuk Zincir Lojistik Firmalarının Durumu (+) Tarım Ġl Müdürlüğü nün ÇalıĢmaları (-) Sivil Toplum KuruluĢlarının Faaliyetleri (-/+) Ambalajlama ve Paketleme Firmalarının Durumu (-) Standartları Düzenleyen ve Denetleme Yapan Kurum ve KuruluĢların Faaliyetleri (-) Organik Süt ve Süt Ürünleri Üreten ĠĢletmelerin Durumu 98

99 Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi (- düģük) ĠĢgücü Durumu ve Ġstihdam, Nitelikli ĠĢgücüne EriĢim, Mera ve Otlakların Durumu, Hammaddenin Durumu (Çiğ Süt), Hayvan Irkının Durumu ve Verimlilik ve Üretim Altyapısı ve Kullanılan Teknolojiler durumu gibi alt değiģkenlerden oluģan girdi koģullarının ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düşük düzeyde olduğu tespit edilmiģtir. ĠĢgücü Durumu ve Ġstihdam (+ yüksek) Diyarbakır hem nüfus yoğunlu bakımından hem de iģsizlik oranı yönünden yüksek bir orana sahiptir. Yani iģletmeler kolaylıkla herhangi bir sektörel uzmanlık niteliği gerektirmeyen iģgören gücüne rahatlıkla ulaģabilmektedir. ĠĢgörenlerin günlük çalıģma ücretleri de diğer rakip ülkelere kıyasla düģük düzeydedir. Nitelikli ĠĢgücüne EriĢim (- düģük) Süt ve süt ürünleri sektörü ve süt üretimini profesyonelce yürütebilecek nitelikli eleman ve uzman sıkıntısı çekilmektedir. Bunun baģlıca nedenleri hayvancılık iģletmelerinin küçük ölçekli ve genelde diğer hayvancılık ve tarımsal üretimle birlikte yürütülen geleneksel bir aile faaliyeti olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır. Kaldı ki süt ürünlerini iģleyen firmaların birçoğu sahip olduğu makine, teçhizat ve ekipman dünya standartlarında olmakla birlikte, süt üreten iģletmeler küçük ölçekte ve genellikle bilgi, tecrübe ve teknolojik yeniliklerden mahrum koģullarda üretim yapmaktadır. Ülkemiz genelinde olduğu gibi Diyarbakır da da süt ve süt ürünleri sektörünün en önemli sorunlarından birisi de nitelikli iģgören sorudur. Yani, süt hayvancılığı ve sütün süt ürünlerine dönüģtürülmesi, konunun uzmanı olan Zooteknist, Veteriner, Süt Teknologları, Gıda Mühendisleri ve ustaların tam olarak yetki ve kontrolleri altında yapılmamaktadır. Çünkü, süt hayvancılığı yapan çiftçiler, süt toplama iģi yapan müteahhit firmalar ve süt sanayicileri genel olarak aile Ģirketi Ģeklinde yapılanmıģtır. Diyarbakır da kurumlaģmıģ veya entegre çalıģan Ģirket sayısı ise son derece azdır. Aile iģletmeleri de konunun uzmanı yetiģmiģ eleman çalıģtırmak yerine konu ile ilgili hiçbir eğitimden geçmemiģ bir iki usta ve kalifiye olmayan iģçilerle süt hayvancılığı veya süt iģletmeciliği yapmaktadırlar. Genellikle çalıģanlar da yeterli bilgi ve tecrübeden yoksundurlar. Mera ve Otlakların Durumu (- düģük) Tarımsal faaliyetler dıģında hayvan otlatmaya ayrılan arazilere otlak (mera) denilmektedir. Kamu hukûku köy kânununa göre mer a, köy tüzel kiģiliğini meydana getiren esaslardan biri olan arâziyi ifâde etmektedir. Türkiye deki hayvancılığın önemli bir kısmı mera hayvancılığı Ģeklinde yapılmaktadır. Türkiye deki karasal iklim özelliklerinin görüldüğü iç kesimlerde genelde orman örtüsünün tahrip edildiği bozkır alanları önemli meralardır. Diyarbakır da ülkemizin diğer illerine kıyasla önemli meralara sahip bir ildir. Diyarbakır genelinde meralar toplam kullanılan arazinin yaklaģık altıda birine denk gelmektedir. Ancak güvenlik nedenleri baģta olmak üzere en önemli kaba yem kaynağı olan mera ve çayırlardan yeterince istifade edilememektedir. AĢağıdaki ġekil de de görüldüğü gibi, Diyarbakır ın toplam yüzölçümünün %44 ünde tarım yapılmaktadır. Zengin bir florayı barındıran Diyarbakır Ġlinde çayır-mera alanları %15 lik bir alanı ve orman alanları ilin toplam arazisinin yaklaģık %22 sini kaplamaktadır. 99

100 ġekil 32: Diyarbakır Ġli Arazi Dağılımı (ha) Tarıma ElveriĢsiz Alan %19 Tarım Alanı %44 Orman %22 Çayır-Mera %15 Kaynak: Diyarbakır Tarım ve Ġl Müdürlüğü (DTĠM), Hammaddenin Durumu (Çiğ Süt) (- düģük) Süt ve süt ürünleri sektöründe düzenli, güvenli ve kaliteli hammadde (çiğ süt) arzı en önemli sorunlarından birisi olarak görülmektedir. Nitekim ülkemizdeki süt üretiminin mevsimsel ve bölgesel dağılımındaki dengesizlik devam etmektedir. Günümüzde hala çiğ süt iç piyasadaki nüfus ve tüketim artıģını karģılayacak miktarda ve kalitede ham madde sağlayamamaktadır. GeçmiĢ Plan dönemlerinde öngörülen önlemler alınamadığı için, süt miktarında yeterli artıģ gerçekleģememiģtir. Aynı durum Diyarbakır için de geçerli olup, yeterli ve güvenli çiğ süt arzında sıkıntı yaģanmaktadır. ġekil 33: Diyarbakır da Süt Üretimi (bin ton) Kaynak: Diyarbakır Ġl Tarım Müdürlüğü,

101 Hayvan Irkı nın Durumu ve Verimlilik (- düģük) Coğrafi olarak tarım ve hayvancılığa uygun bir konumda olan Türkiye de hayvancılık sektörünün yaģadığı en önemli problemlerin baģında yerli ırkların düģük verimli olması gelmektedir. Diyarbakır Bölgesi nde faaliyet gösteren ve süt ve süt ürünleri sektörüne hammadde (çiğ süt) temin eden iģletmelerin büyük çoğunluğunda verimi düģük yerli hayvan ırkı bulunmaktadır. Ancak diğer ülkelerin durumu incelendiğinde verimliliğin gayet yüksek olduğu görülmektedir. Örneğin, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde süt ineklerinin yıllık süt verimi ortalama litre iken, Türkiye de ortalama üretim miktarı 1700 litre civarındadır. Bununla birlikte hayvan ırkının ıslahı ve verimliliğinin yükseltilmesine yönelik Diyarbakır Ġl Tarım Müdürlüğü ve Diyarbakır Ġl Özel Ġdaresi nin embriyo transferi ve gen kalitesinin artırma çalıģmaları hızlı bir Ģekilde devam etmektedir. Üretim Altyapısı ve Kullanılan Teknolojik Altyapı (- orta) Diyarbakır da süt ve süt ürünleri (yoğurt, ayran, tereyağı, peynir çeģitleri vs.) nin büyük bir bölümü açıkta ve geleneksel yöntemler ile üretilmektedir. Ancak son yıllarda modern tesislerin sayısı artmakta olup, bu iģletmeler son teknolojik yenilikleri üretim sistemlerinde kullanmaktadır. Ayrıca yeni faaliyete geçen modern firmalar doğrudan teknolojileri de satın almaktadır Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Talep KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi (- düģük) Ġç Talebin Durumu, Nitelikli Talebin Durumu, ve YurtdıĢı Talep ve Ortadoğu Pazarı nın Durumu gibi alt değiģkenlerden oluģan talep koģullarının ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düşük olduğu tespit edilmiģtir. Ġç Talebin Durumu (- düģük) Gerek Türkiye de gerekse Diyarbakır da kiģi baģına düģen süt ve süt ürünleri tüketimi (talebi) Avrupa Birliği ne üye ülkelere kıyasla oldukça düģüktür. Örneğin kiģi baģına yıllık içme sütü tüketimi Finlandiya da 139 litre, Ġngiltere de 100 litre, Ġtalya da 63 litre iken Türkiye de ise bu miktar yaklaģık 25 litredir. Diyarbakır Ġl Tarım Müdürlüğü ne göre ise bu rakam Diyarbakır da daha düģük düzeyde seyretmektedir. Nitelikli Talebin Durumu (- düģük) Diyarbakır da düģük tüketim rakamları, ağırlıklı olarak açıkta, sağlıksız koģullarda satılan sütlerin tercih edilmesi, süt ve süt ürünleri tüketimi konusunda toplumun güçlü bir bilince sahip olmadığını da göstermektedir. Ülkemiz ve Diyarbakır da faaliyet gösteren süt ve süt ürünleri sektörünün önemli sorunlarından bir tanesi de süt fabrikalarının toplumun damak zevkine ve çeģitli tüketici gruplarına yönelik ürün çeģitliliğine gitmeyiģidir. Bugün dünyada 900 çeģit peynir, 250 çeģit yoğurt ve değiģik fermente süt ürünleri üretilirken, ülkemizde geleneksel süt ürünlerinden farklı olarak ciddi boyutta bir üretim mevcut değildir. Avrupa ile iç içe olan ve yüksek turizm potansiyeline sahip olan ülkemizde ürün yelpazesi yeterince geniģ olmayıp, geleneksel ürünlerimiz aroma, meyve, baharat gibi katkılarla çeģitlendirilerek geniģletilmiģ değildir. Ayrıca fonksiyonel 34, diabetik, sportif vb. kiģiler için de özel süt ürünleri üretilmemektedir. YurtdıĢı Talep ve Ortadoğu Pazarının Durumu (- düģük) Diyarbakır da üretilen süt ve süt ürünleri ihracatı yok denecek kadar azdır. Aslına bakıldığında, Diyarbakır ın toplam ihracat kapasitesi de gerek dünya gerekse Türkiye ortalamasına göre çok düģük düzeyde bulunmaktadır. 34 Sağlık üzerine olumlu etkilerinin araģtırma bulguları ile desteklenmesi nedeniyle fonksiyonel süt ürünleri günümüzde tüketicilerin ilgi odağı haline gelmiģtir. Bu nedenle süt sanayiinde bu ürünlerin üretimi önemli ölçüde hız kazanmıģtır. Prebiyotik ve probiyotik süt ürünleri, zenginleģtirilmiģ süt ürünleri ve enerjisi azaltılmıģ süt ürünleri fonksiyonel süt ürünlerine örnek gösterilebilir. Süt bileģenlerine ilaveten, probiyotikler olarak bilinen sağlığı geliģtirici canlı aktif kültürler, fermente süt ürünleriyle bağlantılıdır. Bunların sağlık üzerine olumlu etkilerini kanıtlayan yaygın araģtırma bulguları vardır. Bu bakterileri içeren süt ürünleri fonksiyonel süt ürünlerinin en önemli grubunu oluģturmaktadır. Buna ilaveten çoklu doymamıģ yağ asitleri, mineral ve vitaminler, çözünebilir lifler, antioksidanlar, taurin gibi ilaç niteliğindeki öğeler ilavesiyle de fonksiyonel süt ürünleri üretilebilmektedir. Birinci grup süt ürünleri insan sağlığının korunması ve geliģtirilmesi için laktik asit bakterilerinin çeģitli türlerini ve diğer probiyotik bakterileri içermektedir. Fermente süt ürünleri ve probiyotik kültürleri içeren süt ürünlerinin kullanımında intestinal mikroflorayı ve bağırsak koruyucu sistemleri değiģtirmek amaçlanmıģtır (Sezen ve Koçak, 2006). 101

102 Karcadağ Kalkınma Ajansı (2010) ve GAP Bölge Kalkınma Ġdaresi BaĢkanlığı (2010) Raporlarında da belirtildiği gibi, 24 ülkenin yer aldığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika (WANA Bölgesi) ile 6 ülkenin yer aldığı Orta Asya bölgesinin Ģu anki nüfusu 386 milyondur. Bu iki bölgedeki toplam Gayri Safi Yurt Ġçi Hâsıla (GSYĠH) 1 trilyon 371 milyar dolardır. Yapılan çalıģmalarda bu bölgelerin toplam nüfusunun 2020 yılında yaklaģık 3 kat artarak 1.1 milyara çıkacağı tahmin edilmektedir yılları arasında WANA bölgesinde 11.4 milyon ton süt açığı ve 1.5 milyon ton et açığı olması beklenmektedir. Bunun yanı sıra, bu bölgedeki tahıl ve baklagil üretim açığının 82 milyon tona ulaģacağı öngörülmektedir. Diğer bir ifade ile adı geçen bölgelere Diyarbakır için önemli bir dıģ pazar niteliğini taģımaktadır Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Ġlgili ve Destekleyici Kurum/ KuruluĢların Rekabetçilik Düzeyi (- düģük) Hammadde Temin Eden ĠĢletmelerin Kurumsal Yapıları ve Ölçekleri, Yan Sanayinin Durumu, Soğuk Zincir Lojistik Firmalarının Durumu, Tarım Ġl Müdürlüğü nün ÇalıĢmaları, Sivil Toplum KuruluĢlarının Faaliyetleri, Ambalajlama ve Paketleme Firmalarının Durumu, Standartları Düzenleyen ve Denetleme Yapan Kurum ve KuruluĢların Faaliyetleri ve Organik Süt ve Süt Ürünleri Üreten ĠĢletmelerin Durumu gibi alt değiģkenlerden oluģan ilgili ve destekleyici kurum/ kuruluģların durumu ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düşük olduğu tespit edilmiģtir. Hammadde Temin Eden ĠĢletmelerin Kurumsal Yapıları ve Ölçekleri (- düģük) Diyarbakır da büyükbaģ hayvan yetiģtiriciliği yapan iģletmeler küçük ölçekli aile iģletmeleri Ģeklindedir ve ihtisaslaģmıģ hayvancılık iģletmelerinin oranı son derece düģüktür. ĠĢletmelerin küçük ölçekli olması iģletmelerde bilgi ve teknoloji kullanımını önemli ölçüde sınırlarken, üretilen sütün kalitesinin düģmesine, sağım sonrasında sütün iģlenmesine kadar ki aģamalarda da gıda güvenliğinin sekteye uğramasına neden olmaktadır. Yan Sanayiinin Durumu (- düģük) Süt ve süt ürünleri sektörü yoğun iliģki içinde olduğu hayvancılık, makine-teçhizat, katkı maddeleri ve ambalajlama-paketleme sektörleri ile yakından iliģkilidir. Ancak, Diyarbakır da sektöre doğrudan girdi Ģeklinde hammadde temin eden çok az sayıda firma faaliyet göstermektedir. Soğuk Zincir Lojistik Firmalarının Durumu (- düģük) Soğuk zincir sistemi süt ve süt endüstrisinde büyük öneme sahip olup, sütün memeden sağılır sağılmaz depolanması, daha sonra ilk ürün üretimi aģamasından baģlayarak, sevkiyat, depolama gibi, tüketiciye ulaģana kadar geçen tüm aģamalarda düģük ısıda (+4 santigrat derecede) saklanması Ģeklinde tanımlanmaktadır. Diyarbakır da çiğ sütün toplanması, soğutulması ve sanayi kuruluģlarına akıģını sağlayacak oyuncuların faaliyet göstermemesi sektörü olumsuz etkilemektedir. Diğer bir ifade ile Diyarbakır da iyi bir süt toplama oyuncularının ve sisteminin bulunmaması, soğuk depolama ile soğuk zincirin de eksikliklerinin olması çiğ sütün (hammaddenin) kalitesini düģürmektedir. Kaldı ki, Diyarbakır da üretilmekte olan süt ve süt ürünlerinin, üreticiden imalatçıya uygun Ģartlarda ve AB standartlarında ulaģtırılması için soğuk zincir sisteminin kurulması Ģarttır. Aynı zamanda, Diyarbakır dan süt ve süt ürünlerinin özellikle Ortadoğu pazarına ihraç edilebilmesinin de önemli bir ön koģuludur. Tarım Ġl Müdürlüğü nün ÇalıĢmaları (+ yüksek) Bir ilde Tarım Ġl ve Ġlçe Müdürlüğü ve Tarım Ġlçe Müdürlüklerinin tarım sektörünün kalkındırılmasına yönelik birçok görevi 35 bulunmakta olup, süt ve süt ürünleri sektörü faaliyet kolu da görev alanına girmektedir. 35 Ekonomik potansiyeli özellikle tarımsal endüstriye dayalı bir bölgenin tarım il müdürlüğünün önemli faaliyet alanları ve görevleri bulunmaktadır. Nitekim (1) ilin tarımsal envanterini çıkarmak ve ilin tarım üretim potansiyelini mevcut teknolojiye göre belirlemek, (2) ilin her türlü yayım programlarını hazırlamak (bitki, hayvan, su ürünleri üretimi, girdi kullanımları, değerlendirilmesi vb.) faydalı bilgileri broģür, el kitabı, gösteri vb. yollarla kendi elemanlarına ve çiftçiler ulaģtırmak, çözüm getirilmesi istenen çiftçi problemlerini, araģtırma merkezleri ve Bakanlık AraĢtırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu BaĢkanlığına intikal ettirmek, (3) araģtırma kuruluģları ile doğrudan 102

103 Bu bağlamda, Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğü nün sektörün rekabetçilik gücünün artırılmasına yönelik birçok çalıģması bulunmaktadır. Müdürlük öncelikle sektörel sivil toplum kuruluģlarının (üretici birlikleri) yapılandırılmasına yardım etmiģtir. Örneğin, 150 üyeli Diyarbakır Süt Üreticileri Birliği, 87 üyeli Eğil Ġlçesi Süt Üreticileri Birliği, 62 üyeli Ergani Süt Üreticiler Birliği. Bu bağlamda Diyarbakır Siirt Batman Kırsal Kalkınma projesinden Eğil Süt Birliğine 4 adet süt soğutma tankı %50 hibe edilerek 4 köyde süt toplama merkezi kurmuģ, aynı kaynaktan 5 süt sığırcılığı iģletmesi modernize edilmiģtir. Son 5 yılda Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) makine ekipman desteklemesinden 62 adet süt sağım sistemi ve süt soğutma tankı %50 hibe olarak desteklenerek, KKYDP ekonomik yatırımlar kapsamında son 5 yılda 15 adet süt, yoğurt ayran ve peynir üretim tesisi %50 hibeli olarak desteklenerek yatırımlar tamamlanmıģtır. Aynı zamanda GAP Eylem planı kapsamında en az 50 baģ ve üzeri 29 iģletme yatırıma alınmıģ ve bu yatırımların %90 inģaatı tamamlanmıģtır. Bu bağlamda hayvan alım aģamasına gelinmiģ olup, bu proje kapsamında yaklaģık adet holģtayn ırkı damızlık hayvan alımı yapılması bu hayvanların ise yıllık süt üretim potansiyeli bin ton civarında olması beklenmektedir (bu üretimin Diyarbakır ın süt üretiminin %20 sini oluşturacağı beklenmektedir). Sivil Toplum KuruluĢlarının Faaliyetleri (- düģük) Diyarbakır da tarım sektörüne yönelik doğrudan ve/ veya dolaylı birçok sivil toplum kuruluģu faaliyet göstermektedir. Ancak Diyarbakır da sektör üreticilerinin çok az bir bölümü birlik ve kooperatif çatısı altında örgütlenmiģlerdir. Çoğu üretici böylesine bir örgüt içinde bile yer almamakta, aksine yöresinde faaliyet gösteren süt toplayıcılarına bağımlı kalmaktadır. Ambalajlama ve Paketleme Firmalarının Durumu (- orta) Gıda sanayinde ambalaj, içine konulan gıdaların, son tüketiciye, bozulmadan, en az toplam maliyetle güvenilir bir Ģekilde ulaģtırılmasını ve tanıtılmasını sağlayan bir araçtır. GeçmiĢte ambalajlama, yalnızca üretim maliyetlerine ek bir yük getiren, üretim sürecinin bir parçası olarak ele alınmaktaydı. Günümüzde ise merkeze bağlı olan merkezi kuruluģlarla ve merkezlerle iģbirliği halinde uygulamaya dönük deneme ve demonstrasyonlar programlamak ve yürütmek, (4) Köy Hizmetleri ve Devlet Su ĠĢleri Genel Müdürlükleri ile halk tarafından sulamaya açılan alanlarda tarım tekniklerini çiftçilere öğretmek ve yaymak, (5) ilin tohum, fidan, fide gübre, ilaç, aģı, serum, zirai alet ve makine, damızlık hayvan, yumurta, civciv, balık yavrusu ve yumurtası, ipek böceği tohumu, ana arı, kovan, sperma ve zirai kredi gibi girdi ihtiyaçlarını köy gurup teknisyenlikleri ve ilçelerden bilgiler ıģığında tespit etmek, bunların tedarik ve dağıtımı TZDK ve T.C. Ziraat Bankası tarımsal amaçlı kooperatifler, döner sermaye bütçe imkânları ve varsa fon gibi kaynaklarda yararlanmak üzere tedbirler almak, (6) tarım ürünlerinin iģlenip değerlendirilmesine, pazarlamasına ve bunun için gerekli tesislerin kurdurulmasına yardımcı olacak çalıģmaları yapmak, bu konuda üreticileri ve müteģebbisleri yönlendirmek, (7) ilin tarım ürünlerinin ekiliģ, verim ve üretimlerinin tahmin çalıģmalarını yapmak, tarımla ilgili her türlü istatistik bilgilerinin zamanında toplanmasını sağlamak, (8) ildeki hayvanların salgın ve paraziter hastalıklardan korunmasını sağlamak, bulaģıcı hastalıkların yurt çapında yayılmasını önlemek amacıyla il çapında plan, program ve projeler hazırlamak, uygulamak, denetlemek (9) il dahilinde çözümlenemeyen hastalık, teģhis ve tedavi problemlerini ilgili araģtırma merkezlerine ve Bakanlığa intikal ettirmek, araģtırma teģhis sonuçlarına göre gerekli tedbirleri almak, (10) suni tohumlama hizmetlerini yürütmek soy kütüğü sisteminin yurt çapında yaygınlaģtırılması için il bazında gerekli çalıģmaları yapmak, (11) Bakanlığa bağlı hayvan sağlığı ile ilgili hastane, klinik vb. merkezleri yönetmek özel sektörce kurulacak bu çeģit tesislere Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre izin vermek ve kurulmuģ olanları denetlemek, (12) özel sektörce kurulacak suni tohumlama istasyonları ve damızlık yetiģtirme iģletmelerine Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre izin vermek ve denetlemek, (13) il dahilinde uygulanan entegre ve münferit tarım, kırsal kalkınma projelerinin gerektirdiği hizmetleri yapmak, yeni yapılacak projelerin gerektirdiği ön etüt ve envanter çalıģmalarını yürütmek, (14) projeye dayalı olarak kurulacak iģletmelere ait kredi taleplerini inceleyerek uygun olanların gerekli proje ve çiftlik geliģtirme projelerini hazırlamak, (15) il dahilindeki bitki ve hayvan sağlığı ile ilgili karantina hizmetlerini yürütmek, resmi ve özel mezbaha ve kombinaların sağlık yönünde denetlemek, ildeki damızlık, boğa, koç, teke ve aygırların sağlık kontrollerini yapmak, uygun olmayanları enemek, (16) il dahilindeki bitkilere zarar veren hastalık, zararlı ve yabancı otların tespitini yapmak ve koruma programlarını hazırlamak, onaylanmıģ programların uygulanmasını sağlamak (17) il dahilinde faaliyette bulunan ilaç bayileri ile ilaçlama yapan özel tüzel kiģilerin kontrolünü yapmak, gıda ve yem stoklarını gıda ve yem konularını ilgilendiren etüt ve envanterlerini hazırlamak, ruhsatlı yem fabrikalarını asgari teknik ve sağlık Ģartları bakımından denetlemek, gıda ve yem sanayi ürünlerinin belirlenmiģ esaslara uygunluğunu denetlemek (18) su ürünleri ile ilgili araģtırmalar yapmak ve her türlü teģvik ve koruma tedbirlerinin alınmasını, üretim alanlarının kiralanmasını ve iģletilmesini ve verimlerinin artırılmasını sağlamak, su kaynaklarının kirletilmesini önleyecek ve su ürünlerini zarardan koruyacak tedbirleri almak ve aldırmak (19) tarım arazisinde ekili, dikili ve mer a gibi bitki alanlarının ve bunların ürünlerinin taģınır ve taģınmaz çiftçi mallarının korunmasını ve tabii afetlerden zarar gören çiftçilere özel kanunlara göre yardım yapılmasını sağlamak için ilgili kuruluģlarla iģbirliği yapmak ve çalıģmalara yardımcı olmak, (20) projeler çerçevesinde köylerde istihdam imkanlarını artırmak amacıyla el sanatlarının geliģtirilmesini, yayılmasını ve tanıtılmasını sağlayıcı mamullerinin pazarlamasını kolaylaģtırıcı tedbirler almak, (21) çiftçilerin teģkilatlanmasını ve kooperatifçiliği teģvik etmek ve bu amaçla etüt ve projeler hazırlamak, kooperatiflerin kurulması için teknik ve yetkisi dahilinde mali yardımda bulunmak ve denetlemek ve (22) örnek çiftçi yetiģtirmek gayesi ile çiftçi çocukları ve gençler için eğitim programları ve projeler uygulamak gibi görevleri deruhte etmektedir. 103

104 ambalajlama, ilk ürün geliģtirme aģaması ve pazar gereksinimlerine göre uyarlanmasından, üretim, koruma, depolama, taģıma, dağıtım, reklam, satıģ ve son kullanıma kadar, ürünün her öğesinde devreye girdiğinden bu sürecin ayrılmaz bir parçası olmuģtur. Üretimi tamamlayan bir iģlem olan ambalajlamada, yanlıģ ambalaj seçimi ve kusurlu bir ambalajlama uygulaması, gıda iģlemede yararlanılan üstün teknolojinin öneminin yitirilmesine neden olabilmekte ve büyük kalite kayıplarına yol açabilmektedir. Diyarbakır da sadece bu amaca yönelik özelleģtirilmiģ paketleme-ambalajlama tesisi mevcut değildir. Ancak gıda paketlemeye yönelik KOBĠ düzeyinde 18 firma faaliyet göstermektedir. Standartları Düzenleyen ve Denetleme Yapan Kurum ve KuruluĢların Faaliyetleri (- düģük) Ülkemizde sektörel standartları düzenleyen kurum Türk Standartları Enstitüsü (TSE) dür. Bu bağlamda Diyarbakır da TSE faaliyet göstermektedir. TSE tarafından bugüne kadar süt ve süt ürünlerini ilgilendiren 112 adet standart çıkarılmıģtır. Bu standartlarda 5 adedi zorunlu uygulamada olup, diğerleri ihtiyari olarak uygulanmaktadır. Ancak, Türkiye nin genelinde olduğu gibi Diyarbakır da da hijyenik olmayan koģullarda ve denetlenemeyen süt ve süt ürünleri üretimi sektörün geliģmesini engelleyen en önemli faktörler arasında yer almaktadır. Ayrıca Diyarbakır da bu özel standartlar geliģtirmiģ ve denetim yapan özelleģtirilmiģ denetim ve standardizasyon oyuncusu da bulunmamaktadır. Öte yandan, Diyarbakır da ilgili kurumların bünyesinde sektör ile ilgili detaylı envanter ve istatistik verileri de eksiktir. Mevcut olanlar ise durumu tam olarak yansıtmamaktadır. Diyarbakır da faaliyet gösteren süt iģletmeleri hakkında yeterli detaylı bilgi mevcut değildir. Üretim ve tüketim miktarlarının bir kısmı kayıt dıģıdır. Örneğin üreticiden alınan süt miktarı, üreticinin eline geçen süt bedeli, iģlenen sütün ürünlere dağılımı, kapasite kullanımı, karlılık ve verimlilik durumları, ürünlerin fabrika çıkıģ ve satıģ fiyatları, kalite standartları tam olarak bilinmemektedir. Organik Süt ve Süt Üreten ĠĢletmelerin Durumu (- düģük) Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı (TKĠB) organik tarımı; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aģaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimi olarak tanımlamakta, amacını ise toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumak olarak ifade etmektedir. Bu bağlamda ülkemizde organik tarım yapılan alanlar yaklaģık ha dır (toplam tarım alanının %0.14). Türkiye de var olan organik tarımın büyük bir kısmı bitkisel üretim yönlüdür. Dünya genelinde organik hayvancılık açısından en geliģmiģ ülkeler ABD ve Kanada olup, ABD de organik süt üretiminin toplam içindeki payı yaklaģık %2 dir. AB içinde Avusturya organik süt üretiminin en yaygın olduğu ülke olarak öne çıkmaktadır. Ülkemizde ise organik hayvancılık ve süt ve süt ürünlerine yönelik etkinlikler henüz baģlangıç aģamasındadır. Halen birkaç süt üretim iģletmesi sertifikalı olarak organik süt üretimi yapmaktadır. Diyarbakır da ise organik süt ve süt üretimi yapan tesis bulunmamaktadır. Bununla birlikte Diyarbakır ın birçok alt bölgesi organik tarım ve organik süt üretimine elveriģli alanları bünyesinde taģımaktadır Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Firma Stratejileri ve Rekabet Yapısı Rekabetçilik Düzeyi (- düģük) Sektörde Görülen KayıtdıĢılılık Durumu, Kalite Stratejileri ve Kalite Kontrol Uygulamaları ve Durumu, Sektörün ve ġirketlerin Rekabet Stratejileri, Pazarlama ve SatıĢ Stratejileri, Sektörde Faaliyet Gösteren Firmaların Ölçekleri, Sektörün Değer Zinciri Yapılanması, Ar-Ge GeliĢtirme Stratejileri ve Kapasite Kullanım Oranı (KKO) gibi alt değiģkenlerden oluģan firma stratejileri ve rekabet yapısının durumu ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düşük olduğu tespit edilmiģtir. Sektörde Görülen KayıtdıĢılılık Durumu (- düģük) Diyarbakır da sektörün büyük bir kısmı kayıt dıģı üretim yapmakta ve üretilen ürünler pazara sürülerek tüketilmektedir. Ancak, süt ve süt ürünleri sektörünün kayıt altına alınmamıģ olması, uygulanmakta olan 104

105 politikanın izlenmesini, sağlıklı verilerin toplanmasını, fiyatların belirlenmesini ve piyasaların denetlenmesini zorlaģtırmakta ve neticede sektördeki ihtiyaçların belirlenmesini ve yeni düzenlemelerin oluģturulmasını engelleyen en önemli faktörlerden birisi olmaktadır. Ayrıca, düzenli ve eksiksiz kayıt sistemi olmadığından dolayı, tarım ve buna bağlı süt ve süt ürünlerine yönelik olarak yapılan desteklemeler, yapısal sorunlardan dolayı üreticiye tam olarak yansıyamamakta ve kamu kaynaklarına yük olmaktadır. Kalite Stratejileri ve Kalite Kontrol Uygulamaları ve Durumu (- düģük) Süt ve süt ürünlerinde kaliteli ürün üretimi ve kalite stratejileri son derece önem arz etmektedir 36. Bu bağlamda, ülke genelinde süt ve süt ürünleri sektöründe, değer zincirinin en baģından itibaren yani süt hayvancılığından baģlayarak; iģletme büyüklüğündeki artıģlar ile kültür ırkı hayvan sayısı oranlarının artıģı, bakım besleme Ģartlarının iyileģmesi sonucu birim hayvan baģına verimin artması, hayvan barınaklarının modernizasyonu sonucu sağım sistemlerinin kurularak hijyeni ön plana alan kaliteli çiğ süt üretiminde artıģlarda geliģme görülmektedir. Bununla birlikte Diyarbakır da, içerdiği mikroorganizma bakımından gösterdiği zenginlik ile tehlike arz eden fakat protein ve yağ bakımından yetersiz kalan çiğ süt, kaliteli hammadde temin etmek isteyen süt ve süt ürünleri üreticilerinin temel problemi olmaya devam etmektedir. Ülkemizde her ne kadar son yıllarda ülkemizde hijyenik normlara uygun olarak kaliteli üretim yapan iģletmelerin sayısında artıģ olsa da, Diyarbakır daki süt iģletmelerinin büyük çoğunluğu küçük boyutlu ve modernize edilmemiģ tesislerden (mandıralar) oluģmakta ve dolayısıyla, AB de uygulanan standart üretim yöntemlerindeki gibi standart kalite kontrolleri yapılamamaktadır. Öte yandan, Diyarbakır da arz edilen çiğ sütün kalitesini ölçmek için periyodik olarak yapılan testlerin (yağ ve kurum maddelerin test edilmesi vs.) uygulanması gerekmektedir. Ancak arz edilen sütleri iģleyen iģletmelerin gerekli standartlara uygun laboratuar donanımı bulunmadığından dolayı bu iģlem yapılamamaktadır. Sektörün ve ġirketlerin Rekabet Stratejileri (- düģük) ĠĢletmelerin öncelikli amaçlarını gerçekleģtirmek için takip edebilecekleri pek çok stratejik alternatif bulunmaktadır. Bunun temelinde rekabet ortamında iģletmenin varlığını devam ettirebilmek ve pazarda daha etkin bir hale gelebilmek olduğu düģünüldüğünde, bu yolda baģarılı olmak için uygun stratejilerin seçilmesi gerekmektedir. Rekabet özelliğine göre stratejiler bu grup içinde önemli bir yere sahiptir. Bir Ģirket ve/ veya sektörde rekabet stratejileri temelde farklılaģma ve maliyet olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Diğer bir ifade ile oyuncular yenilikçiliği ön planda tutarak farklı mal ve/veya hizmet üreterek veya düģük maliyeti sağlayarak rekabet etmektedirler. Ancak, Diyarbakır da faaliyet gösteren süt ve süt ürünleri sektörünün rekabetçilik stratejisi olmadığı gibi üretim yapan firmaların da bu yönde bir stratejileri mevcut değildir. Pazarlama ve SatıĢ Stratejileri (- düģük) Diyarbakır da faaliyet gösteren sektör iģletmeleri genel olarak küçük ölçekli olarak üretim yapan firmalardır. Ancak bu firmaların dağıtım sistemi geliģmemiģtir. Ürettikleri ürünü belirli ya da sabit bir kanal üzerinden tüketiciye ulaģtıramamaktadırlar. 36 TZOB 2008 Raporunda da iģaret edildiği gibi kaliteli ve nitelikli süt ve süt ürünlerinin üretilmesi için ön koģul, kaliteli çiğ sütün elde edilmesidir. Elde edilen sütün bozuk olması, bu ürünlerin iģlenmesinde sorun yaratmakta, peynir, yoğurt ve tereyağı gibi ürünlerde koku, tat ve aromada çeģitli olumsuzluklara yol açmakta, sonuçta sütten elde edilen ürünlerin kalitesinde azalmalar meydana gelmektedir. Aynı zamanda bu tür çiğ süt kalitesi yüksek olmayan sütlerin kullanıldığı ürünlerin raf ömrü de kısa olmakta, daha ileri aģamalarda ise ürüne iģlenmesi olanaksız hale gelmektedir. Sütün kalitesi aynı zamanda insan sağlığı için de çok önemli olup, sütün yapısında bulunan antibiyotik gibi kalıntılar, bu tür sütleri tüketen kiģilerde çeģitli sağlık problemlerine neden olmaktadır. Sütün kalite düģüklüğünün sanayide iģlenmesinde yol açtığı olumsuzluklar aģağıda özetlenmektedir. Sütte somatik hücre sayısının yüksek olması proteolitik ve lipolitik enzim (lipaz) miktarını artırmaktadır. Dolayısıyla, sütte bu enzimlerin bulunması tat ve kokunun artıģına neden olmakta, sütün dayanıklılık süresi ile sütün ürüne (peynir) dönüģmesi olumsuz yönde etkilenmektedir. Mastitis olgusu ile birlikte plazmin artıģ gösterdiğinden, süt kazeini çökelmekte veya yapısı bozulmakta, sonuçta üretilen peynir miktarında azalma meydana gelmektedir. Buna ek olarak mikroorganizmaların etkisiyle sütte klor miktarı artmakta ve sütte tuzumsu aroma tadı oluģmaktadır. Sütte bulunan antibiyotik kalıntıları ise yoğurtta inkübasyon süresinin uzamasına ve asit üretiminin yavaģlamasına yol açmaktadır. Ġstenen düzeyde asit üretimini durdurarak tat ve aroma oluģumunu büyük ölçüde etkilemekte bu nedenle peynirin tadı tam olarak oluģmamaktadır. Tereyağı üretiminde ise, asit ve tatta olumsuzluklar meydana getirmekte, bu durum sütte kesilme ve pıhtılaģmaya neden olmaktadır. 105

106 Diğer yandan Diyarbakır da üretilen çiğ sütün büyük bir kısmının kayıt dıģındaki sokak sütçüleri (veya satıcıları) tarafından sağlıksız ve hijyenik olmayan ortamlarda satılmasıdır. Öte yandan, Türkiye de ve Diyarbakır da süt ürünlerine iliģkin medyada çıkan reklamlar ne yazık ki, tüketicinin bilgilendirilmesi ve tüketim miktarının artırılması bakımından yeterli görülmemektedir. Sektörde Faaliyet Gösteren Firmaların Ölçekleri (- düģük) Türkiye de ve Diyarbakır da çiftçiler, ekonomik nedenlerden dolayı tek baģına süt hayvancılığı yapamamaktadırlar. Tarla-bahçe ziraatının yanında özellikle aile içi ihtiyaçlara yönelik birkaç adet de süt ineği beslemektedirler. Bu tür iģletmelerin toplam tarımsal iģletmeler içindeki oranı ise yaklaģık %5 civarındadır. Ekonomik büyüklükteki süt hayvancılığı iģletmeleri sayısal olarak çok azdır. Öte yandan, ölçek ekonomisini bir derece uygulayan Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu (TSEK) nun 1995 yılında özelleģtirilmesiyle birlikte bu kuruma bağlı fabrikaların büyük bölümünde üretim durmuģtur. Buna karģın bazı büyük holdinglerin süt sektörüne girmesiyle ve bazı yabancı kuruluģların Türk firmaları ile ortaklıklar kurmasıyla, gerek teknolojide gerekse ürün yelpazesinde geliģmeler kaydedilmiģtir. Bu büyük firmalar arasında oluģan rekabet, fiyat ve ürün kalitesi üzerinde olumlu etki yapmıģtır. Ancak sektördeki iģletmelerin büyük bir bölümü küçük kapasitelidir. Bu iģletmelerin yeterince teknik bilgi ve finansmandan yoksun olması, geliģmeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle rekabet ortamının yaratılması mümkün olmamakta ve haksız rekabet devam etmektedir. Sektörün Değer Zinciri Yapılanması (- düģük) Türkiye de süt ve süt ürünleri sektörünün ilk basamağı olan süt sığırcılığı iģletmelerinde yatay entegrasyon irdelendiğinde, çok küçük ölçekli iģletmelerin sektörde yapısal bir sorun olduğu görülmektedir. Diyarbakır daki iģletmelerin çoğu mandıra adı verilen küçük ölçekli iģletmelerden müteģekkil olup, yüksek maliyetli oluģundan dolayı soğuk zincir kurulmamaktadır. Öte yandan, Diyarbakır da hayvancılık iģletmeleri ile yapılması gereken entegrasyonun derecesi de düģüktür. Nitekim süt ve süt ürünleri sektörünün (ana oyuncuların) çiğ sütü temin ettikleri hayvancılık iģletmeleri ile entegrasyon düzeyleri de oldukça düģüktür. SözleĢmeli yetiģtiricilik sadece son yıllarda büyük firmalar tarafından, hayvan sayısı fazla entegre çiftliklere uygulanmaya baģlamıģtır. Diyarbakır da süt üreticilerini bir araya getiren kooperatif benzeri üretici örgütleri de yeterli düzeyde değildir. Bundan dolayı, üreticiler yörelerinde faaliyet gösteren süt toplayıcılarına bağımlı kalmakta, ayrıca, çiğ sütün toplanması, soğutulması ve sanayi kuruluģlarına sevkinde önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yetersiz kooperatifleģme, hayvancılık iģletmelerinin küçük boyutlu oluģu ile birleģerek, diğer ülkelerde uygulanan çiğ sütün yağ oranı, protein oranı ve mikrobiyolojik kalitesine göre ödeme sisteminin oluģumunu, dolayısıyla, çiğ süt kalitesinin düzelmesini engellemektedir. Özetlemek gerekirse kooperatifleģme oranının düģüklüğü hayvancılık ve süt ve süt ürünleri sektörünün entegrasyonunda önemli bir dar boğazı olarak görülmektedir. Ar-Ge GeliĢtirme Stratejileri (- düģük) AraĢtırma ve geliģtirme faaliyetleri, ülkemizde olduğu gibi Diyarbakır süt ve süt ürünleri sektörü için de oldukça yeni bir konudur. Daha çok yabancı lisans ve yatırımlarıyla pazara sunulan yeni süt ürünleri çeģitleri, son zamanlarda sektör oyuncularını da Ar-Ge ye sevk etmiģtir. Diyarbakır da faaliyet gösteren oyuncuların gerek yurt içinde gerekse yurt dıģındaki tüketiciye yönelik ürün geliģtirme faaliyetlerini artırması, sektörün uluslararası rekabet gücünü olumlu yönde etkileyeceği ifade edilmektedir. Kapasite Kullanım Oranı (KKO) (- düģük) Diyarbakır süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren oyuncuların kapasite kullanım oranları düģük düzeydedir. Kapasite kullanımının sınırlı olmasının nedeni, sadece iģletmelerin büyük kapasiteli olarak projelendirilmesinden kaynaklanmamaktadır. Aynı zamanda pazarlama sorunlarının üretimin düģmesine yol açması, Ar-Ge çalıģmalarına yeterince kaynak ayrılmaması, kaynak kullanımı yetersizliği, kaliteli ham madde temin edilememesi, hammadde temini ve pazarlamadaki mevsimsel dalgalanmalar, çiğ süt fiyatlarının düģüklüğüne bağlı olarak, üreticinin süt hayvancılığından vazgeçmesidir. 106

107 Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Devletin Rolü Rekabetçilik Düzeyi (- düģük) Ortak Tarım Politikasına Uyum, AB Gıda Mevzuatına Uyum ÇalıĢmaları, AB Ġle Türkiye nin Sektöre Yönelik Rekabet Politikası, Gıda Güvenliği Stratejileri, Kredi ve TeĢvik Sistemi, Devletin Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Felsefesi, Ġthalat Politikası, Vergi Politikası ve Güvenlik durumu gibi alt değiģkenlerden oluģan devletin durumu ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düşük düzeyde olduğu tespit edilmiģtir. Ortak Tarım Politikası (OTP) na Uyum (- düģük) Avrupa Komisyonu Türkiye ile (özellikle Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı- TKİB ile) görüģmelere baģlayarak IPARD çerçevesindeki öncelikli alanların belirlenmesi ve tanımlanması için çalıģmaları baģlatmıģtır 37. Bu bağlamda, tarım sektörünün genel olarak ele alınması, ayrıca IPARD programı çerçevesindeki yardım gereksinimlerini belirlemek üzere belirli alt sektörlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye, doğal ve beģeri kaynakları zengin bir ülke olup, son 20 yıl boyunca tarım baģlıca istihdam alanı ve GSYH ye katkısı büyük bir sektör olma özelliğini korumuģtur. Ancak, kırsal büyüme açısından ülkenin sahip olduğu potansiyel 1980 den 2002 ye uzanan dönemde büyük ölçüde kullanılamamıģtır. Bunun baģlıca nedeni, birtakım ürünlerde kendi kendine yeterliliğe aģırı odaklanan ve giderek verimsizleģen kırsal kalkınma politikalarıdır. Bu politikalarda, tarımsal girdilerin ve kredilerin sübvansiyonu, ekilen arazilerin geniģlemesi ve sulama alanındaki yoğun kamu yatırımlarıyla verimin ve üretimin artacağı öngörülmüģtür. Ayrıca, fiyat desteği politikalarıyla tarımsal gelirleri arttırma yoluna gidilmiģtir. Tarımsal istihdam gerek mutlak anlamda gerekse göreli olarak gerilemekle birlikte, ülkedeki iģgücünün yaklaģık %30 u halen bu sektörde istihdam edilmektedir. Tarım, kırsal kesimde baģlıca istihdam kanalıdır ve toplam kırsal istihdamın yüzde 70 ini oluģturmaktadır. Bu bağlamda hayvancılık sektörü kırsal nüfus için önemli bir gelir kaynağıdır. Ancak bu sektör giderek azalan sığır envanteri ve yem fiyatlarını arttıran kısıtlayıcı ithalat rejimi gibi sorunlarla karģı karģıyadır (REUP, 2007). AB Gıda Mevzuatına Uyum ÇalıĢmaları (- düģük) Türkiye de AB gıda mevzuatına uyum çalıģmaları 1995 yılında yürürlüğe giren 560 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile baģlamıģtır. KHK nin ardından 1997 yılında Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği hazırlanmıģ, bunu sektöre iliģkin çeģitli tebliğlerin (Çiğ ve Isıl İşlem Görmüş İçme Sütleri, Fermente Sütler, Koyulaştırılmış Süt ve Süt Tozu Tebliği vd.) yayınlanması izlemiģtir. Çıkarılan tüm bu Tebliğler, AB normları çerçevesinde, geliģmiģ ülkelerin uygulamaları da dikkate alınarak hazırlanmıģtır. Ancak, 560 Sayılı KHK nin günün koģullarına göre iyileģtirilmesi gerekçesiyle, yeni bir yasanın hazırlıklarına hız verilmiģ ve son olarak 5179 sayılı Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlemesine Dair Kanun yayınlanmıģtır. 5 Haziran 2004 tarihinde yayınlanan bu kanunun amacı, gıda güvenliğinin temini, her türlü gıda maddesinin ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin teknik ve hijyenik Ģekilde üretim, iģleme, muhafaza, depolama, pazarlanması gıda maddelerinin üretiminde kullanılan her türlü ham, yarı mamul ve mamul gıda maddeleri ile gıda iģlemeye yardımcı maddeler ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin güvenliğine iliģkin özelliklerinin tespit edilmesi, gıda maddeleri üreten ve satan iģyerlerinin asgari teknik ve hijyenik Ģartlarının belirlenmesi, gıda maddeleri ile ilgili hizmetler ile denetimine dair usul ve esasları belirlemektir sayılı Kanunu takiben süt sektörünü de ilgilendiren çeģitli yönetmelikler de yayınlanmıģtır. AB Ġle Türkiye nin Sektöre Yönelik Rekabet Politikasının Durumu (- düģük) Ġsmihan (2003) nın yapmıģ olduğu çalıģmanın analiz sonuçlarına göre AB nin süt ve süt ürünleri politikasının tarihsel geliģimi, Topluluğun bu sektörde karģılaģtığı mevcut sorunlara ve koģullara göre yenilenen bir dinamik politika izlediğini göstermektedir. Türk Tarım Politikası kapsamındaki süt ve süt ürünleri politikası analiz edildiği zaman, bu politikanın mevcut haliyle sektörün yapılandırılması ve geliģtirilmesi açısından yetersiz olduğu görülmektedir. Ayrıca, bu sektörümüzde yaģanan sorunlar üretim aģamasından baģlamakta ve tüketim aģamasında kadar devam etmektedir. AB nin ve Türkiye nin süt ve süt ürünleri politikasını karģılaģtırdığımızda, her ne kadar iki politikanın amaçları benzeģse de, bir tarım politikasının uygulanmasında kullanılan istikrarlı yöntem ve denetim mekanizmalarının yanı sıra bu politikanın sürekliliğini sağlayacak finansal kaynakların baģarılı sonuçlar elde edilmesinde ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. 37 IPARD ın baģlıca hedefi Türkiye nin katılım hazırlıkları çerçevesinde AB kırsal kalkınma politikalarına uyumunu desteklemektir. AB nin Ortak Tarım Politikasını (CAP) uygulamak ve yönetmek üzere hazırlık, müktesebatın yaģama geçirilmesi ve daha genel olarak da Türkiye deki üreticilerin katılım sonrasında AB deki diğer üreticilerle rekabet edebilirliğini güvence altına alacak sürdürülebilir bir tarım sektörünün oluģturulması bu kapsamdaki baģlıklardır. 107

108 Gıda Güvenliği Stratejileri (- düģük) Ülke genelinde yapısal sorunlar tarafından tetiklenen, kayıt dıģı üretimin yaygınlığı, sözleģmeli yetiģtiricilik oranının düģüklüğü ve örgütlenme düzeyinin düģük olması gibi kısıtlar, hayvancılık (sığırcılık) iģletmelerinin gıda güvenliği açısından süt ve süt ürünleri sektörü ile eģgüdümlü çalıģmasına engel olmaktadır. Oysa, AB sürecindeki Türkiye de gıda sektörünün tümü için olduğu kadar, süt ve ürünleri alt sektörü için de gıda güvenliği kapsamlı, entegre ve Ģeffaf olarak ele alınması gereken bir konudur. AB özellikle süt ve süt ürünleri ortak piyasa düzenlerine iliģkin olarak 2000 ve 2003 yıllarında hazırladığı reform önlemleri arasında, gıda güvenliği ve halk sağlığı beklentilerini gerek Birlik içi piyasa düzenlemelerinde, gerekse dıģ ticaretinde en yüksek düzeye çıkarmıģtır. Türkiye bu konuda da AB nin gerisinde kalmıģtır. Kredi ve TeĢvik Sistemi (- orta) Devlet çok düzenli olmasa da zaman zaman süt üreticilerini teģvik, kredi vb. Ģekillerde desteklemektedir. Fakat devletin, verdiği maddi destekleri yeteri kadar takip etmemesi, bu tür desteklerin bazen gerçek hak sahiplerine verilmemesi ve üreticilerin de aldıkları bu parasal yardımları doğrudan süt hayvancılığında kullanmamaları, kısaca birtakım suiistimallerin olması da yine süt sektörünün önemli sorunlarından birisidir. Ayrıca devlet, optimum iģletme ölçeğine sahip ileri teknoloji uygulayacak yatırımları öncelikli olarak teģvik etmemektedir. Devletin Süt ve Süt Ürünleri Felsefesi (- düģük) GeliĢmiĢ ülkelerde süt tüketiminin arttırılması bir sağlık sorunu olarak algılanmasına rağmen, ülkemizde sağlıklı nesiller yetiştirilmesi ve sütün stratejik önemine uygun politikalar geliģtirilememiģtir. Bu durum, halk sağlığını, süt sektörünü ve hayvancılık sektörünü olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Ġthal Politikası ve Piyasa Denetimi (- düģük) Süt ve süt ürünleri ithalinde hala ciddi sorunlar yaģanmaktadır. Bugün Türkiye ye nereden ve nasıl geldiği belli olmayan baģta süttozu, tereyağı olmak üzere birçok süt ürünü ve üretimde kullanılan çeģitli katkı maddeleri ithal edilmektedir. Çikolata, bisküvi ve Ģekerleme fabrikalarının teģvik alarak yurt dıģından ithal ettikleri süttozlarının piyasada satılması, böylece iç piyasaya verilen süttozlarının yoğurt gibi ürünlerde kullanılması süt üreticisini ve imalatçıyı zor durumda bırakmaktadır. Ülkeye giren bu ürünlerin Türkiye deki kodeks ve yönetmeliklere, AB, WHO, FAO gibi kuruluģların yasalarına uygun olup olmadığı gümrüklerde sadece bu amaç için gıda kontrol ihtisas laboratuarları kurulmadığından tam olarak kontrol edilemeden gümrüklerden içeri girmekte, hatta pazarlanmıģ bile olmaktadır. Süttozu ithalatı, süt sektörüne hayvancılığımızı olumsuz etkileyen bir konu olmaya devam etmektedir. Vergi Politikası (+ yüksek) Sektörde yatırım teģvikleri alanlar vergilerden muaf durumdalar. Örneğin SSK primlerinin %80 ini devlet karģılamaktadır. Güvenlik (- düģük) Bölgenin en önemli sorunu güvenliktir. Bölgede yaģan sorunlar ve olaylar özellikle giriģimcilerin yatırım yapmaları noktasında umutsuzluğa yol açmaktadır. Mevcut yatırımcılar bile fırsatları olduğu takdirde baģka bölgelere yatırım yapmayı tercih edeceklerini ifade etmektedirler. Bu nedenle bölgenin yatırımcı ve giriģimciler açısından güvenlik sorununun çözülmesi büyük önem taģımaktadır. 108

109 2.2.9 Sonuç ve Öneriler Süt ve süt ürünleri sektörü tarım endüstrisi ile çok yakın bir iliģki içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda, Topçu (2008) nun da iģaret ettiği gibi; tarım sektörü ve buna bağlı olarak gerçekleģtirilen çeģitli faaliyetler; biyolojik, doğal ve insan faktörlerine bağlı olarak yürütülen, diğer sektörlere göre risk oranı yüksek ve yatırım cazibesi düģük bir faaliyet birimidir. Tarımsal üretimin ekolojik faktörlere bağımlılığı üretimde risk ve belirsizliğin yüksek, tarımsal ürün arz ve talebinin inelastik olmasına sebep olurken, tarımsal piyasaların istikrarsız ve yatırım sermayesinin dönüģüm hızının yavaģ ve ürünlerin muhafaza ve pazarlama olanaklarının düģük olmasına neden olmaktadır. Bu tür olumsuzluklara neden olan sosyoekonomik, demografik, biyolojik, ekolojik ve topografik faktörler tarım iģletmelerinin baģarısını engelleyen ana unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Diğer yandan hayvancılık iģletmelerindeki yapısal sorunlar çözülmeden, üretim- pazarlama bağı kurulmadan, süt sığırcılığındaki ıslah çalıģmalarında; suni tohumlama ve damızlık hayvan ithalatının tek baģına yeterli bir çözüm olmadığı artık anlaģılmıģtır. Nitekim yurt dıģından yılları arasında baģ gebe düve, ırk ıslahı ve verimi artırmak amaçlarıyla ithal edilmiģtir. Ancak zaman içinde gerek iģletme koģulları ve gerekse pazar koģulları nedenleriyle bu populasyonun büyük çoğunluğu varlığını devam ettirememiģ; ölmüģ veya kesime gitmiģtir. Sonuçta istenen amaca ulaģılamamıģ ve bu hayvanlara ödenen dövizler, yurt dıģındaki yetiģtiricilere kaynak olarak aktarılmıģtır. Bu kaynak yurt içinde suni tohumlama çalıģmalarına kanalize edilebilmiģ olsaydı bugün; Türkiye, hastalıklara dayanıklı, çevre koģullarına uyumlu ve yeterli sayıda yüksek verimli damızlık sığır popülasyonuna sahip olabilecekti. Islahta baģarının kalıcı olmasını sağlamak için; alt yapı, beslenme ve sağlık hizmetleri yanında iģletmelerde üretim maliyetlerini dikkate alan ve üreticiye kârlı, verimli çalıģma imkanı sağlayacak fiyat destekleme politikalarının da uygulamaya konulması gerekmektedir (Ġçöz, 2004). Sektörün yaģam eğrisine bakarak gelecek süreç açısından ne tür bir momentum göstereceğini analiz etmeye çalıģacağız. YaĢam eğrisi temel olarak sektördeki mevcut büyüme rakamları ve talep yapısının niteliği dikkate alınarak geliģtirilmiģtir. Bu çerçevede sektörün geçmiģ yirmi yıldaki temel performansını da ele alınarak gelecekte ne tür bir yönelim içinde olacağı tahmin edilmiģtir. Özellikle sektörün mevcut performansının gelecek açısından ne tür bir büyüme göstereceğini tahmin etmek zor değildir. Mevcut koģullarda sektör analiz edildiğinde, zaman iģletmelerin geliģme aģamasında oldukları görülmektedir. Bu çerçevede sektörde tam olarak oturmuģ bir iģ modeli ve sistemi mevcut değildir. Sektörün omurgası ve büyüklüğü geliģme noktasından uzaktır. YaĢam eğrisi sürecini kapsamlı bir Ģekilde analiz ettiğimiz zaman yılları arasında sektörde temel değerlerin oluģacağı, iģletmelerin sektörde operasyonel yapı ve iģ sistemlerini oluģturacağı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Bu dönemde daha çok iģletmelerin ve sektörün altyapı sürecinin oluģum aģaması olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir. Özellikle bölgenin güvenlik sorunu aģılabilirse sektörde önümüzdeki yirmi yıl içerisinde iģletme formları ve yapılarında önemli geliģmeler olacağı düģünülmektedir. Bu dönemden sonra sektör geliģme dönemine girecektir. Sektörde daha yenilikçi çalıģmalar ve iģ modelleri gündeme girecektir. Katma değeri yüksek hizmet sunan iģletmelerin ön plana çıktığı dönem olacaktır. Bu dönemde iģletmelerin ortaya çıkması, pazarın ve sektörün oluģması söz konusu olabilecektir. Önümüzdeki süreçte özellikle sektörde yapılacak süt ürünleri paketleme çalıģmaları ve sektöre yeni giriģler yaģam eğrisinin sağlıklı bir Ģekilde geliģmesine olanak sağlayacaktır. Bu tür ilerlemeler sektörün geliģim sürecinde olumlu etki yaratarak çok daha hızlı bir büyüme Ģansı yakalayabilirler. Sektörün büyümesi, geliģmesi ve Diyarbakır ekonomisi içersindeki geliģimi ortaya çıkabilecek özellikle güvenlik ile ilgili durumlardan dolayı hızlı bir Ģekilde etkilenmektedir. 109

110 Diyarbakır Süt Ürünleri Sektörü YaĢam Eğrisi Diyarbakır ın bulunduğu nokta Süt ürünleri sektörünün olgunluk dönemi Süt ürünleri sektörünün düşüş dönemi Süt ürünleri sektörünün gelişim dönemi Yıllar Bu bağlamda, tarım endüstrisinin önemli alt dallarından birisi olan süt ve süt ürünleri sektörünün ülke genelinde yapılanması ve taģımıģ olduğu genel yapısal sorunlar Diyarbakır ili içi yapılan analiz sonuçlarına paralellik arz etmektedir. Diğer bir deyiģle, ülke genelinde sektöre yönelik olarak karģılaģılan sorunlar Diyarbakır da da görülmektedir. Bu bağlamda, Diyarbakır geneli için yapılan öngörüler, stratejiler ve modellemeler ülke geneli için yapılan önerilere de benzerlik arz etmektedir. Bu bağlamda, gerek tarım sektörünü de içine alacak Ģekilde gerekse tüm sektörün değer zincirini göz önüne alarak sektörün rekabetçilik gücünü artırmak için makro, mezo ve mikro düzeyde önlemler alınmalıdır. Yerel Süt Konseyi OluĢturulmalıdır BirleĢmiĢ Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi Politika Yardımları ġubesi (REUP) ve Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köy ĠĢleri Bakanlığı nın Temmuz 2007 de hazırlamıģ olduğu AB GiriĢ Süreci Çerçevesinde Türkiye de Süt ve Süt Ürünleri Sektörüne Genel BakıĢ adlı rapor da iģaret edildiği gibi; Türkiye de tarımın ikili yapısı 38 süt sektöründe rasyonel geliģimi engellemektedir. ÇalıĢmadaki teģhisler ve ulaģılan bulgular ıģığında öncelikle, TKĠB nın nezaretinde, süt sektörüne iliģkin ulusal bir stratejinin geliģtirilmesi gerekmektedir. Bu strateji, tercihen AB ye katılım süreci ile iliģkili olarak bu sektörün bütün yönlerini araģtırmalı ve bir süt eylem planı geliģtirmelidir. Söz konusu eylem planı, süt sektörünün modernizasyonunu sağlamak üzere atılacak pratik adımları belirlemelidir. Öyle ki, bu modernizasyon sayesinde Türkiye deki süt sektörü bölgedeki küreselleģmiģ rekabet ortamına yanıt verebilmeli ve Türkiye deki nüfusun yeterli süt ve süt ürünlerini makul fiyatlardan bulabilmesini sağlamalıdır. Adı geçen görevi ulusal süt konseyi gerçekleģtirmelidir. Benzer görevlerle 39 süt ve süt hayvancılığı gibi stratejik bir alandaki politikaların yerel bir uzlaģma platformunda belirlenmesinin sağlanması için yerel süt konseyi kurulmalıdır. OluĢturulacak konsey bünyesinde süt politika ve uygulamalarına dair düzenlemelerin oluģturulması ve uygulanmasını sağlayacak bu konsey vasıtasıyla çiğ süt kalitesinin arttırılması, kaliteye göre çiğ süt fiyatının belirlenmesi, süt ve süt ürünleri tüketiminin arttırılması, ithalat ve ihracatın planlanması, üretimin geliģeceği bir istikrar ortamının sağlanması gibi önemli hedefler gerçekleģtirilmelidir. 38 Ekonomik yönelimli olmayan küçük aile çiftlikleriyle süt üretiminde uzmanlaģan büyük özel iģletmelerin bir arada bulunması. 39 Konsey in sektör stratejisinin geliģtirilmesini yönlendirecek, ilgili paydaģlara yeterince danıģılmasını sağlayacak ve süt sektörüne iliģkin her tür öneri ve tavsiyenin toplandığı bir merkez olarak iģlev göreceği beklenmektedir. 110

111 Ahır ve Barınakların Uluslar arası Standartlarda Yapımı ve Yenilenmesi Ġçin TeĢvik ve Hibe Mekanizması GerçekleĢtirilmelidir Ülke genelinde ve Diyarbakır da süt sığırı iģletmelerinin en önemli sorunlarından biri ahırların yapımıdır. Üreticilerimiz çoğu zaman pahalı damızlık hayvan almakta, beslemeye yeterince özen göstermekte, hastalıklara karģı duyarlı davranmakta, ancak sağlıklı ahır yapımına gerekli özeni göstermemektedir. Hâlbuki verimli ve sağlıklı hayvanların modern ahırlarda barınmaları gerekmektedir. Çünkü iģletmenin değerli ve hassas olan hayvanlarını belli bir disiplin altında uzun süreli barındırmak, gerekli olan birçok iģlemi belli bir düzen içerisinde gerçekleģtirmek zorunluluğu vardır. Ancak gerek ülkemiz gerekse Diyarbakır da günümüze kadar uygulanan hayvancılık politikaları nedeniyle modern ahırlar kurulamamıģ ve kurulan ahırlar da ekonomik koģullardan dolayı kapanmak zorunda kalmıģtır. Bunun sonucunda da hayvancılık iģletmelerinin çoğunluğu köylerde küçük aile iģletmeciliği düzeyinde kalmıģtır. Soğuk Zincir Tesis Edilmeli ve Projeler Desteklenmelidir Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı, Diyarbakır Tarım Ġl Müdürlüğü vasıtası ile sütteki bakteri oranını standartlar içine çeken soğuk zincirin ilk halkası olan süt toplama merkezleri ve soğuk zincire yönelik alt yapı kredilerine öncelik vermelidir. Diğer yandan, iģlenmemiģ sütün kalitesi sektörün en önemli sorunlarından birisi olarak tanımlanmaktadır. Teslim edilen süte kalite esasına göre ödeme yapılmasını sağlayacak bir sistem oluģturulmalıdır. Ancak, böyle bir sistemin kurulması da büyük ölçüde süt toplama iģleminin rasyonelleģtirilmesine bağlıdır. Rasyonel bir toplama sistemi, süt iģleyenler açısından maliyetleri aģağı çekecek bir kalite kontrol sistemine imkân tanıyacaktır (REUP, 2007). Devlet Öğrencilere ve Dar Gelirli VatandaĢlara Ücretsiz Süt Dağıtımı Yapmalıdır Ülkemizde insan beslenmesinde hayvansal protein eksikliği söz konusu olup, nüfusumuzun da hızla artıģına paralel olarak bu açık daha da büyümektedir. Dünya sağlık örgütü (WHO), yetiģkin bir insan için günlük 65 g protein ihtiyacının %40'ının hayvansal kaynaklardan karģılanmasını önermektedir. Oysa toplumumuzun büyük bir çoğunluğunu gelir seviyesinin düģük olması ve hayvansal protein içeren gıdaların pahalı olması düģük gelirli insanları bitkisel kaynaklı gıdalarla beslenmeye yöneltmektedir. Hayvansal protein açığını kapatmak bakımından iyi bir kaynak olan süt ve süt ürünleri, aynı zamanda, fosfor ve kalsiyum gibi mineraller yönünden de iyi bir kaynak sayılmaktadır. Ancak süt tüketimi gerek ülkemizde gerekse Diyarbakır da AB ortalamasına kıyasla oldukça düģük düzeydedir. Bu bağlamda, günlük süt tüketimi için devlet okullardaki (ilköğretim ve lise) öğrencilere ve dar gelirli vatandaģlara yönelik olarak ücretsiz süt dağıtımı yapmalıdır. Yine, süt tüketimini arttırmak, geliģmiģ ülkeler seviyesine çıkarmak amacıyla geniģ çaplı bir eğitim, tanıtım ve reklam kampanyası baģlatılmalıdır. Süt içme alıģkanlığı kazandıracak okul sütü projesi ivedilikle baģlatılmalı ve uygulaması uzun yıllar sürdürülmelidir. Bakteri Yükü Azaltılması Ġçin Etkin Sistem Kurulmalıdır DemirbaĢ (2005) ın da ifade ettiği gibi, AB de sütün içerdiği bakteri yükü sütün satılmak üzere piyasa çıkmasını belirleyecek bir kriter niteliğindedir ve kilograma 100 binden fazla bakteri yüküne sahip sütün Birlik içinde pazarlanmasına izin verilmemektedir. Uluslararası anlaģmaların bir gereği olarak ve her Ģeyden önce halkımızın güvenli gıda tüketimi için, Türkiye de süt ürünleri sektörü de AB ne uyum göstermek ve bu amaçla baģta Katılım Ortaklığı Belgesi olmak üzere zaman içinde yapılan gözden geçirmelerde dikkat çekilen sorunlar üzerinde etkin ve hızlı çözüm arayıģları içinde olmalıdır (DemirbaĢ, 2005). Ana Toplama Merkezleri Kurulmalıdır Kaliteli bir ürünün, ancak kaliteli ham maddeden üretileceğini bilen modern büyük iģletmeler; kontrol ederek aldıkları sütleri köylerde veya belirli merkezlerde kurdukları toplama merkezlerinde +4 C ye soğutarak, izolasyonlu tankerlerle soğuk zincir altında iģletmeye ulaģtırılmasını sağlamakta ve iģletme laboratuarında yeniden analiz ederek, uygun görülen üretim birimine dağıtımını yapmakta ve standart tipte kaliteli ürün üretmektedirler. 111

112 Ancak, ülkemizde ve Bölge de üretilen sütün büyük bir çoğunluğu, gıda güvenliği açısından uygun olmayan küçük hayvancılık iģletmelerinde üretildiği için gıda güvenliği daha arz zincirinin ilk halkasında sekteye uğramaktadır. Süt arz zincirinde gıda güvenliği ve güvencesinin sürdürülebilirliği açısından süt toplama merkezleri çiftçilere üretimle ilgili çeģitli konulardaki bilgi akıģını sağlaması ve çiftçi eğitimine katkıda bulunması açısından da son derece önemli roller oynayabilmektedir. Dünyada çeģitli örneklerinde olduğu gibi, Diyarbakır da da süt toplama merkezleri çiftçilere hayvan yemi tedariki, veteriner hizmetleri, süt verimliliğini artıracak önlemler ve çeģitli konulardaki seminerler gibi hizmetler götürülmelidir. Ġl Tarım Müdürlüğü Denetim Stratejileri GeliĢtirilmelidir Sağlıklı nesillerin yetiģtirilebilmesi için hayvansal protein tüketimini özendirerek, hijyenik koģullarda üretilmiģ süt ve süt ürünlerinin tüketime sunulmasını garanti altına alacak denetleme stratejileri benimsenmelidir. Diyarbakır da faaliyet gösteren oyuncular, gönüllü olarak Ürün Sertifika Programları nı kabul etmeleri için teģvik edilmeli ve buna yönelik stratejiler geliģtirilmelidir. Yerel Düzeyde Süt Üretimi Artırılmalıdır Diyarbakır da büyük oyuncuların iģleyebileceği kadar çiğ süt üretilmemektedir. Bu nedenle kaliteli süt üretimi artırılmalı ve bu yönde faaliyet gösterecek oyuncular desteklenmelidir. Bu bağlamda hammadde (çiğ süt) açığını uzun dönemde kapatabilmek için, süt üreticisine uzun vadeli ve düģük faizli kredi verilerek, yüksek verimli damızlık almaları, iģletmeleri için gerekli olan kaba yemi üretmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca, çiftliklerinde mekanizasyona geçmelerine yardımcı olunarak iģletmelerini yeterli ekonomik büyüklüğe getirmeleri ve daha fazla gelir elde etmeleri sağlanmalıdır. Sektör Kayıt Altına Alınmalıdır Ülke genelinde olduğu gibi Diyarbakır da da uzun dönemde mutlaka sokak sütü problemi halledilmelidir. Kısa dönemde etkin denetleme ile sokak sütü kayıt altına alınmalıdır. Kayıt dıģı olmanın sokak sütü satıģına sağladığı avantajlar yok edilmelidir. Sokak sütçüleri sektöre giden ham madde sütü ve sanayiden çıkan içme sütünü ve süt ürünlerini pazarlayabilen bir konuma getirilmelidir. Bu bağlamda, belediyelere önemli görevler düģmekte olup, sokak sütünün denetimi konusunda kimin yetkili olacağı konusu açıklığa kavuģturulmalıdır. Ġleri Teknolojiyi Uygulayan Yatırımlar TeĢvik Edilmelidir Ülkemizde ve Diyarbakır da süt mamulleri üretim birimleri genelde çok küçük kapasiteli ve ilkel teknolojiye sahip kuruluģlardır. Getirilecek uygun teģvik tedbirleri ile optimum iģletme ölçeğine sahip ileri teknolojiyi uygulayan yatırımlar teģvik edilmelidir. Bu bağlamda, hem KOSGEB hem de Kalkınma Ajansı hibe destekleri kullanılmalıdır. Sektörel ve Proje Temelli Destek Sağlanmalı Diyarbakır da hayvansal ürünlere dayalı tüm gıda endüstrisi yerine, doğrudan süt ve süt ürünlerine yönelik (iģletme farkı gözetmeksizin) desteklenmeli ve fon kaynaklı kredilerden faydalandırılmalıdır. Bu sektörün geliģtirilmesi için KOSGEB ile teknik konularda iģbirliği çalıģmaları arttırılmalıdır. Büyük iģletmelerin belirli ürünlerde ihtisaslaģması özendirilmelidir. Sektöre Yönelik Özel Denetim Mevzuatı GeliĢtirilmelidir Süt ve süt ürünlerindeki kaliteyi yükseltmek için, tüm üretim yerlerinin sağlık Ģartlarına tam olarak uymalarını sağlamak gerekmektedir. Bu bağlamda denetim sağlanmalı; özellikle ithal süt ve süt ürünlerinin denetimleri yeterli ve etkili Ģekilde yapılmalıdır. Ayrıca Diyarbakır da, çiğ süt kalitesini arttırmak ve yeterli ham maddeyi sağlamak için süt çiftliklerinin Avrupa daki ve süt sektörü ilerlemiģ ülkelerdeki gibi yeterli büyüklükte ve teknolojide olmasını sağlanması teģvik edilmelidir. 112

113 Sektörde SözleĢmeli YetiĢtiricilik Özendirilmelidir Tarım sektöründe sözleşmeli üretim modeli, firmalar ile üreticiler arasında; firmaların elde edilecek ürünü belirli Ģartlarda almayı garanti ettiği anlaģmaya dayalı üretim ve pazarlama modeli olup birçok faydası bulunmaktadır. Öncelikle, süt ve süt ürünleri sektöründe kaliteli ve yeterli miktarda çiğ süte (hammadde) ihtiyacı olan iģletmeler ile bunu temin edebileceği tarım sektörü arasında dikey entegrasyonun sağlanması, hem sanayi sektörü hem de tarım sektörü için verimli bir üretimin gerçekleģmesine olanak sağlamaktadır. Model ayrıca üreticiye sağladığı girdi ve pazarlama imkânları, teknoloji transferi, atıl kapasite ve iģgücünün değerlendirilmesi, sanayiye ihtiyacı olan hammaddeyi yeterli miktar ve kalitede temin etmesi, risk ve belirsizliklerin azaltılması gibi konularda da çeģitli kolaylıklar ve avantajlar sunmaktadır. SözleĢmeli üretim modeli modern tarım yapılan hemen tüm ülkelerde çok yaygın bir Ģekilde uygulanmaktadır. Nitekim AB de sütün %99 u bu Ģekilde iģlenmekte olup, tercih edilen sistem, üreticilerin tek tek değil birlik ve kooperatifler aracılığıyla sanayici ile bağlantı kurması Ģeklinde olmaktadır (böylece üreticilerin hakları daha iyi korunmaya çalıģılmıģtır). Benzer model Diyarbakır da da uygulanmalı ve teģvik edilmelidir. Ayrıca, bu konuda yasal altyapı da hazırlanmalıdır. ġekil 34: Diyarbakır da Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik SözleĢmeli Üretim Modeli Süreci Sektörde ĠĢgören Niteliği Yükseltilmeli ve Desteklenmelidir Diyarbakır da çiğ süt toplama ve süt ürünleri pazarlanması organizasyonundaki denetim ve kalite kontrolü ile süt fabrikalarındaki üretim, denetim ve kalite kontrolü ile süt fabrikalarındaki üretim sorumluluklarının süt teknoloğu olan ziraat mühendisi veya gıda mühendisi olmaları sağlanmalı; veteriner hekimlerin ve zooteknistlerin hayvancılık iģletmelerinde aktif rol almalarını sağlayıcı düzenlemeler yapılmalıdır. Bu bağlamda, KOSGEB in nitelikli eleman desteğinden faydalanılmalıdır. Bağımsız Akredite Laboratuarlar Kurulmalıdır. Diyarbakır da çiğ süt satıģında kimyasal ve biyolojik kontrolleri yapmak üzere, kamu, üretici ve sanayici temsilcilerinin birlikte yönettiği bağımsız ve uluslararası akredite olmuģ laboratuarlar yasal düzenlemeleri yapılarak kurulmalıdır. 113

114 Sektörde KooperatifleĢme GeliĢtirilmeli ve TeĢvik Edilmelidir Ülkenin büyük bölümünde üretim birimlerinin dağınık durumda olması süt toplama sisteminin çok maliyetli ve etkinlikten uzak olmasının baģlıca nedenidir. Dolayısıyla, süt toplanmasında daha rasyonel bir sistemin oluģturulması gerekir. Türkiye nin batısındaki sanayileģmiģ üretim birimlerinin bir araya gelmesi örneğini izleyen kooperatif birliklerinin kurulması bu konuda bir çözüm oluģturabilir. Bu birlikler, süt toplamanın yanı sıra, süt üreticilerine danıģmanlık hizmetleri de verebilirler ki, bu hususa bugün pek az dikkat ve kaynak ayrılmaktadır (REUP, 2007). Diyarbakır da kooperatifleģme geliģtirilmeli ve teģvik edilmelidir. Nitekim Karlı ve Çelik (2003) GAP Alanındaki Tarım Kooperatifleri ve Diğer Çiftçi Örgütlerinin Bölge Kalkınmasındaki Etkinliği adlı çalıģmasında, kırsal alandaki mevcut sosyo-ekonomik sorunların çözümlenmesinin, kırsal kalkınmanın sürekli ve kalıcı temellere kavuģturulmasının, kırsal nüfusun yerinde istihdamının sağlanmasının ve refah düzeyinin yükseltilmesinin en etkili yolu üretici örgütlenmesinden geçtiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Bölgedeki ve Diyarbakır da üretici örgütlenmesi eğitim politikası ve stratejisi tespit edilmeli, hem üretici örgütlerinin yöneticileri hem de üreticiler eğitilmeli ve üreticilerin örgütlenme bilinç düzeyleri yükseltilmelidir. Üretici örgütlenmesinin temelini çok amaçlı tarımsal kooperatifler oluģturmalıdır 40. Çok amaçlı tarımsal kooperatifler merkezi köylerde kurulmalı, bu köylerde eğitim düzeyi yüksek, lider yapısı ortaya çıkmıģ sürükleyici ve etkileyici kiģilerden yararlanılmalıdır. Ġlk aģamada gerçekleģmesi önerilen çok amaçlı tarımsal kooperatif örgütlenmesini, ikinci aģamada tek amaçlı tarımsal kooperatif örgütlenmesi izlemelidir. Dolayısıyla, kırsal kesimde kooperatifler ürünler bazında yoğunlaģarak geliģme göstermelidir. Bölgede tarım-sanayi entegrasyonunun sağlanması, tarım ürünlerinde pazarlama zincirinin kısaltılması ve tarımda sözleģmeli üretim modelinin yaygınlaģtırılması örgütlenme ile mümkündür. Sonuç olarak, üreticilerin; yeni teknolojileri takip edebilmeleri ve iģletmelerinde uygulayabilmeleri, tarımsal gelirlerini azami kılabilmeleri, tarımsal girdileri daha düģük fiyat ile temin edebilmeleri, ürünlerini en iyi koģullarda pazarlayabilmeleri ve küreselleģme sürecinde tekelleģen firmalar ile rekabet edebilmeleri kooperatifleģme modeli ile mümkün görünmektedir. Sektörde Faaliyet Gösteren Tüm Oyuncular Gıda Güvenliği Konusunda Bilinçlendirilmelidir DemirbaĢ ve arkadaģlarının (2005) da belirttiği gibi, Diyarbakır da faaliyet gösteren tüm sektörel oyuncuların AB sürecinde sektör adına yaģanan geliģmeler ve kendilerinden beklenen hijyen ve gıda güvenliği önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve donanımlı eğitmenler tarafından (Yetiştirici Birlikleri, Kooperatifler, Ziraat Odaları, Tarım Bakanlığı İl ve İlçe Müdürlükleri, Üniversite) desteğiyle eğitilmesi gerekmektedir. Yine, yapısal sorunların tetiklediği ve gıda güvenliğine uyumu sınırlayan teknik yetersizliklerin aģılması için, üreticilerin, devletin sağladığı desteklemelerle ve ayrıca sanayicinin nitelikli süte farklı fiyat uygulamasıyla desteklenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede 24 ġubat 2005 tarih ve Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren, 2005/8503 Sayılı ve yıllarını kapsayacak olan Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı nın süt sığırcılığı açısından önemli olduğu ve uygulanmasındaki baģarının sektör adına son derece önemli olduğu da belirtilmelidir. Nitekim Türkiye de de süt ve süt ürünleri sanayiinde kaliteli ve güvenli gıda üretimi hem uluslar arası anlaģmaların bir gereği, hem de tüketicilerin güvenli gıda tüketiminin sağlanması açısından özellikle son yıllarda önem kazanmıģtır (DemirbaĢ vd., 2005). Türkiye de süt ve süt ürünleri sanayii mevzuat açısından ortaya çıkan geliģmelere adapte olmaya çalıģırken, en önemli sorun büyük ölçüde yapısal sorunlara bağlı olarak sanayiinin, primer üretimle uyumundan kaynaklanmaktadır. Gıda güvenliği açısından sığırcılık iģletmeleriyle, süt sanayii arasındaki uyum sorunu büyük ölçüde her iki kesim arasında entegrasyonun sağlanamamasından kaynaklanmaktadır. ĠĢte bu nedenle konuya iliģkin çözümler de bu noktada aranmalıdır. Süt ve süt ürünlerinde dünyada lider ülke grubunu oluģturan AB ye uyum sürecinde, Türkiye deki mevcut durumun sürmesi halinde, süt ve süt ürünleri sanayii ile birlikte, süt sığırcılığı sektörü de büyük zarar görebilecektir. Bu nedenle, sütçülük sektöründe önemli role sahip olan üretici, sanayici, tüketici ve devlet hep birlikte ve önceden belirlenmiģ kriterleri hedef alarak kendi paylarına düģen azami katkıyı ortaya koymalıdır. Böylece özellikle AB de önem kazanan gıda güvenliği kriterlerine sektörün uyum göstermesi kolaylaģacaktır (DemirbaĢ vd., 2005). 40 Çok amaçlı tarımsal kooperatifler vasıtasıyla üreticiler; tarımsal girdilerin temininde, tarımsal ürünlerin pazarlanmasında güçlüklerle karģılaģmayabilecekler, piyasa ekonomisinin hakim olduğu günümüzde rekabet etmeleri kolaylaģacaktır. 114

115 Diğer yandan TZOB 2008 Raporunda öngörülen; çiftçi örgütlerinin aktif rol alacağı eğitim programı ile çiftçilerin hijyen ve bakım besleme konularında ciddi bir eğitimden geçirilmesi, süt iģleyicilerinin kalitelikalitesiz süt arasındaki farkı ortaya koyacak ve çiftçiler arası rekabeti artıracak tatminkar miktarlardaki prim sistemini ve kalitesiz süt oranını azaltacak ceza sistemini çiftçi örgütleri ile iģbirliği içerisinde yürütmesi, kamunun ise etkin bir denetim sistemi-teģvik edici desteklerle ve sütün kalite kontrolünü sağlayacak uygun laboratuar altyapısını oluģturarak bu sistemin iģleyiģini kolaylaģtırıcı bir tutum sergilemesi ile çözülmelidir. Bu bağlamda sistemin iģleyiģinde kademeli geçiģ öngörülmeli, aksi takdirde gerek çiftçi gerekse süt sanayicileri açısından büyük sıkıntıların ortaya çıkacağı bilinmelidir. Sonuç olarak, Diyarbakır da süt ve süt ürünleri sektöründe hayvan baģına alınan verim halen dünya standartlarının altında olup, çiğ süt üretimi gerek miktar gerekse kalite yönünden geliģmiģ ülkelerin gerisinde bulunmaktadır. Kaldı ki üreticiden toplanan çiğ süt, teknolojik bakımdan büyük farklılıklar arz eden tesislerde iģlenmektedir. Öte yandan, hayvan ıslah çalıģmalarının yaygınlaģtırılmasının yanı sıra yetiģtiricilerin eğitilmesi ile hayvan baģına verimin arttırılması gerekmektedir. Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Mikro Düzey Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme Süreci BaĢlatılmalıdır Son yıllarda baģta ABD olmak üzere tüm AB ne üye ülkelerin resmi kalkınma politikalarında önemli bir araç olarak kullandıkları, aynı zamanda, Devlet Planlama TeĢkilatının da bölgesel kalkınma politikalarında tavsiye ettiği mikro Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme çalıģmaları baģlatılmalıdır. Devlet Planlama TeĢkilatının (DPT) Dokuzuncu Kalkınma Planı ( ) Sanayi Politikaları Özel Ġhtisas Komisyonu Raporunda da belirtildiği gibi, geliģtirilmesi düģünülen sektörler Kümelenmelere Dayalı Sanayi Politikaları çerçevesinde Kümelenme Analizine tabi tutulup, Kümelenme Geliştirme çalıģmaları ile uluslararası rekabetçilik güçlerinin artırılması tavsiye edilmektedir. AraĢtırma sonuçları, rekabetçilik güçleri orta düzeyde tespit edilen sektörlerin öncelikli olarak geliģtirilmesini öngörmektedir. Ancak rekabetçilik gücü düģük düzeyde tespit edilen süt ve süt ürünleri sektörünün diğer etkileri (sosyal) göz önüne alındığında geliģtirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sektörü sıfırdan kümelenme (zero cluster) enstrümanları ile uluslararası rekabetçilik gücü geliģtirilmelidir. Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Kümelenme ÇalıĢmalarına Liderlik Etmelidir Diyarbakır Valiliğinin ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası nın süt ve süt ürünleri sektörüne yönelik kümelenme uygulamalarına tasarımcı ve yönlendirici olarak liderlik etme potansiyeli vardır. Valilik ve Ticaret ve Sanayi Odası bu potansiyelini kullanarak Kümelenme Konseyinin taraflarını bir araya getirerek öncülük edebilecek en uygun lider olarak görülmektedir. 115

116 SANAYĠ SEKTÖRLERĠ 116

117 3. DĠYARBAKIR DA FAALĠYET GÖSTEREN SANAYĠ SEKTÖRLERĠNĠN ULUSLAR ARASI REKABETÇĠLĠK ANALĠZĠ GeniĢ anlamda tanımlandığında kâr sağlayıcı her türlü mal ve hizmet üretimini ifade eden sanayi kavramı, özelleģtirilmiģ manada hammaddeden mamul madde meydana getirmek için yapılan faaliyetler ve kullanılan araçlar olarak nitelendirilmektedir. Mamul kavramı ise, fiziksel nesnelerle birlikte; hizmetleri, hadiseleri, fikirleri, Ģahısları, organizasyonları içeren çok kapsamlı bir tanımdır. Mamullerin en belirgin özellikleri stil, biçim, renk ve fiyattır. Bunların yanında özellikle son yıllarda revaç bulan marka, ambalaj, dekorasyon ve satıģ sonrası hizmetler de piyasada rekabeti hızlandıran mamul özellikleri arasında yer almaktadır. Günümüzde sanayi kelimesi hammaddeyi mamulleģtirilmiģ ürün Ģekline dönüģtüren imalat endüstrisi olarak nitelendirilmektedir. Ġmalatın özü, girdilerin çıktılara dönüģtürülmesidir. Biraz daha açarsak imalat iģgücü, ham madde, malzeme ve teknoloji gibi üretim faktörlerinin makine ve tezgâhlarda somutlaģan imalat süreçleri vasıtasıyla mamul mala dönüģtürülmesidir. Bu bağlamda genellikle 2. veya 3. prosesini tamamlayarak mamul haline gelmiģ ürünler sanayi ürünleri; bu iģleri deruhte eden oyuncular (iģletmeler) topluluğuna ise sanayi sektörleri adı verilmektedir. Sanayi sektörleri bir ülke ve/ veya kentin kalkınmasında yaģamsal öneme sahiptir. Nitekim DPT KOBĠ Stratejisi ve Eylem Planı nda ( ) da belirtildiği gibi ülkemizde, özellikle 1980 sonrası süreçte, ekonominin büyüme performansının temel itici gücünü sanayi sektöründe meydana gelen ilerlemeler oluģturmuģtur. Bu süreç; beraberinde hem hizmetler sektörünün büyümesine pozitif bir katkı sağlamıģ, hem de toplam GSMH büyümesi üzerinde olumlu bir geliģme kaydetmiģtir. Ġmalat sanayine yönelik durum analizlerinde, 1980 yılı önemli bir dönüm noktasını ifade etmekte olup, bu döneme kadar ithal ikameci bir yaklaģım çerçevesinde faaliyette bulunan sanayi sektörü, uygulamaya geçilen yapısal reformlarla birlikte ihracata yönelik, liberal ve küresel sistemle daha bütünleģmiģ bir yapılanma içerisinde faaliyette bulunmaya baģlamıģtır. Benzer Ģekilde bu çalıģmada da sanayi ürünleri tanımlanmıģ ve sanayi sektörleri kategorisinde değerlendirmeye tabi tutulmuģtur. Bu çerçevede, mermercilik, tekstil ve hazırgiyim, gıda paketleme ve ambalajlama (üretimi dahil) ve inģaat malzemeleri faaliyet alanları sanayi sektörleri olarak nitelendirilmiģtir. 117

118 3.1 Mermercilik Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Bu bölümde mermercilik sektörünün önemi, bilimsel, ulusal ve uluslararası standartlarda tanımı, dünya genelinde sektörün durumu, Avrupa Birliği ndeki durumu, Türkiye deki durumu, sektörün Diyarbakır daki durumu ve Diyarbakır mermercilik sektörünün uluslararası rekabetçilik analizi ile sonuç ve öneriler irdelenip analiz edilmiģtir Mermercilik Sektörünün Önemi Tarih boyunca çeģitli medeniyetlerin her aģamasında; sağlamlığı, dayanıklılığı ve taģıdığı estetik nitelikleri ile değiģmeyen bir yapı taģı olarak kullanılagelen mermer, birçok yapıtlarda kullanıldığı gibi, aynı zamanda kentleģmede de önemli ölçüde yapı ve süs malzemesi olarak kullanılmıģtır. Örneğin Mitolojik Dönemlerden bu yana mermerin ve mermerciliğin beģiği olarak bilinen Anadolu da, geçmiģi günümüze taģıyan kültür anıtları Efes, Bergama, Afrodisyas gibi mermer kentleri günümüze dek varlığını koruyabilmiģtir. Kaldı ki, son yıllarda yapılan çalıģmalarda, dünyanın ilk mermer iģleme katrağının da MÖ. 4. yüzyılda Efes te kullanıldığı anlaģılmıģtır. Ancak Rönesans sonrası baģlayan yenilik akımları ve geliģmeler ile birlikte mermercilik sektörü Ġtalya ya sektörde dünya lideri olma yolunu açmıģtır. Günümüzde mermer, sahip olduğu özellikler itibarı ile bugün dünyada önemli sektörlerden biri haline gelmiģtir. GeliĢen dünya nüfusu ve ona bağlı olarak yapı sektöründe ortaya çıkan geliģmeler dünya mermer sektörünün geliģmesinde büyük rol oynamaktadır. Özellikle ekonomik büyüme sürecinin sahip olduğu momentum, sektörün temel geliģim sürecini tetikleyen en önemli faktörlerden biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Yakın zaman içerisinde de bu sürecin etkin bir Ģekilde devam edeceği düģünülmektedir. Öte yandan, ikame ürünün geliģtirilmesi ve/ya mermerin talebinin düģmesi piyasalarda beklenmemektedir. Küresel mermer piyasası analiz edildiği zaman, bugünkü piyasa büyüklüğü yaklaģık olarak on beģ milyar dolara yaklaģmaktadır. Nitekim yıllık olarak dünyada sektörün büyüme oranı yaklaģık olarak %30 dolaylarındadır. Sektördeki son on yıllık geliģime bakıldığı zaman ise, yaklaģık olarak on kat büyüdüğü görülmektedir. Ekonomik büyüme temposuna göre dünyada sektör, bu çerçevede büyüme eğilimi göstermeye ve geliģmeye devam edeceği beklenmektedir. Bu veriler de sektörün ne kadar önemli bir geliģme ve büyüme kapasitesine sahip olduğunu ortaya koymaktadır Mermercilik Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Bugün dünyada bilinen yaklaģık olarak türü olan mermer, özellik itibarıyla kalker ve dolomitik gibi malzemelerin tekrardan kristalleģmesi sonucu oluģmaktadır (bileşiminin yaklaşık %90 dan fazlası Kalsiyum Karbonattan oluşmaktadır). Mermer bileģimi malzeme yapısı kapsamlı bir Ģekilde incelendiği zaman, kalist kristallerinden oluģtuğu görülmektedir. Özellikle doğada uzun yıllar evrimleģme ile yaģanan büyük dönüģüm ve değiģimlerin sonucunda oluģan bu malzeme, bugün birçok alanda farklı amaçlara yönelik kullanılmaktadır. Endüstriyel olarak kesilip parlatılabilen bir malzeme olan mermer, genel olarak gri ve beyaz renklerden oluģan bir malzeme olup, farklı renklerde de (siyah, vişne, pembe ve sarı) çıkarılmaktadır. Bu çerçevede, bu Ģekilde iģlenebilen bütün kayaçlar temel olarak mermer grubu altında değerlendirilmektedir. Devlet Planlama TeĢkilatı (DPT) Özel Ġhtisas Raporu (2001) nda iģaret edildiği üzere; baģkalaģım (metamorfizma) süreci geçiren ve baģkalaģımın izlerini taģıyan kalker dominit gibi karbonat bileģimli kayaçlara mermer adı verilmektedir. Gerçek mermer olarak da adlandırılan bu kayaçlar, yüksek oranlara kalsiyum karbonat, daha az oranlarda magnezyum karbonat ve değiģik metal oksitler içermektedir. Saf oldukları zaman yarı saydam ve beyaz renkli olan mermerler daha sonra uğradıkları biçim değiģiklikleri ve kimyasal çözünme süreçleri ilginç renkli görünümler kazanmaktadır sayılı Maden Kanunu na göre ticari standartlara uygun boyutlarda blok verebilen, kesilip parlatılan veya yüzeyi iģlenebilen ve taģ özellikleri kaplama taģı normlarına uygun olan her türden aģ (tortul, magmatik ve metaformik) ticari dilde mermer olarak tanımlanmaktadır. Sektör açısından bakıldığı zaman ise ticari standartlara uygun boyutlarda blok üretilebilen, kesilip parlatılan veya yüzeyi iģlenebilen ve taģ özellikleri (malzeme özellikleri) kaplama taģı normlarına uygun olan her türden taģ (tortul, magmatik ve metamorfik) sektörde mermer olarak bilinmektedir. Bu çerçevede tektonik breģ, traverten 118

119 ve oniksler baģta olmak üzere granit, siyenit, diyabaz, gabro, andezit gibi kayaçlar ticari olarak mermer kabul edilmektedir. Bu malzemeleri çıkararak müģterilerin ihtiyaçlarını karģılamaya yönelik olarak ticarete dönüģtürme sürecinin geliģmesi ile de mermercilik Sektörü ortaya çıkmıģtır Mermer Sektörünün Değer Zinciri AĢağıdaki ġekil de de görüleceği üzere mermer üretim sürecinin değer zinciri 7 farklı aģamadan oluģmaktadır. Bu süreç, birinci olarak, mermer ocağının yerinin bulunması ile baģlamaktadır. Daha sonraki aģamada ise mermerin ocaktan çıkarılması gelmektedir. Ocaktan çıkarılan mermerin kaldırılması ve taģınması üretim sürecinin ikinci basamağını oluģturmaktadır. Bu aģamadan sonra ise envanter yönetimi gelmektedir. Eldeki ham maddelerin planlaması yapılarak bu ürünlerin uygun bir Ģekilde levhalar halinde ve karo olarak kesimi gerçekleģmektedir. Kesim yapıldıktan sonra malzemenin parlatılması aģamasın geçilmektedir. Son aģamada ise bu ürünlerin uygun Ģekilde paketlenerek dağıtımı gelmektedir. Küresel anlamda bir nitelik ve özelliğe sahip olan bu üretim süreci günümüzde özellikle teknoloji ile yoğun bir Ģekilde desteklenen bir alan haline gelmiģtir. ġekil 35: Mermer Üretim Süreci ve Yapısı Mermerin Kullanım Alanları Mermerin dünyadaki temel kullanım amacına baktığımız zaman çok farklı kullanım yeri ve amacı olan bir ürün olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu nedenle özellikle kullanım yerlerine göre sektörün analiz edilmesi; gelecek süreç açısından pazarın büyümesi ve geliģmesi bağlamında sektörde ne tür bir yönelme olacağını görmek büyük bir değer taģımaktadır. AĢağıdaki ġekil de de görüldüğü gibi iģlenmiģ mermer, öncelikli olarak yer kaplaması ve döģemesi olarak kullanılan bir üründür. Bu amaçla mermerin kullanımı bu alanda en büyük paya sahiptir. Daha sonra mezarlık iģleri ve özel yapımlarda da yoğun bir Ģekilde kullanılan bir ürün olarak karģımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra sektörün diğer önemli kullanım alanı ise iç cephe ve dıģ cephe kaplamalarıdır. Bunun dıģında mermer birçok alanda dekorasyon ve estetik tasarım açısından kullanılan önemli taģlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. 119

120 ġekil 36: Mermerin Kullanım Alanları Kaynak: Stone,

121 3.1.5 Dünya Mermercilik Sektörünün Durumu Mermer sektörü dünyanın en eski sektörlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Sektör zaman içerisinde özellikle emek yoğun bir sektörden, teknoloji yoğun bir sektöre dönüģmüģtür. Özellikle üretim sürecinde otomatik makinelerin kullanılmaya baģlanması, vinç ve elmas kesme aletleri gibi, sektörü teknoloji yoğun bir yapıya dönüģtürmeye baģlamıģtır. Dünyada bu sektörün temel geliģimine bakıldığında antik ve modern bir özelliğe sahip olduğu görülmektedir. Bu çerçevede en bilinen mermer ocaklarının Ġtalya nın Carrara kentinde imparator Augustus zamanından beri kullanıldığı bilinmektedir. En iyi mermer yatakları ise daha sonra bulunmuģtur. Mermerin ününü büyük heykeltraģ Leonardo da Vinci ( ) ve Michelangelo ( ) bütün dünyada duyulmasını sağlamıģtır. Mermerin piyasadaki fiyatları ise niteliğine ve kalitesine göre farklılıklar göstermektedir. Bugün Ġtalya nın kuzeyinde bulunan Carrara kentinden dünyanın en meģhur mermerleri çıkarılmaktadır ve dünyanın mermer kenti olarak kabul edilmektedir. Ġtalya da bugün yaklaģık olarak 300 tür mermer çeģidi çıkmaktadır. ÇeĢit açısında ikinci sırada 100 mermer çeģidi ile Yunanistan gelmektedir. Özellikle Alp-Himalaya kuģağında yer alan Portekiz, Ġspanya, Ġtalya, Yunanistan, Türkiye, Ġran, Pakistan gibi ülkelerde karbonatlı kayaç (mermer, kireçtaşı, traverten ve oniks) rezervlerinin yüksek miktarda olduğu yapılan çalıģmalarda ortaya konmuģtur. ĠĢleme açısından rezervlerin ise Ġspanya, Norveç, Finlandiya, Ukrayna, Rusya, Pakistan, Hindistan, Çin, Brezilya ve Güney Afrika da kümelendiği dikkati çekmektedir. Ayrıca, baģkalaģım sonucu oluģan mermerler ve magmatik orijinli olan kayaçlar, Hersiniyen Orojenik kuģağı içersinde yer alan Kristalin Masiflerin (Kanada, İsveç, Anadolu, Urallar-Sibirya, Güney Afrika, Güney Amerika ve Avustralya) bulunduğu yerlerde görülmektedir. Mermer madenini hem ocaklardan çıkaran hem de iģleyerek ihraç eden ülkelerin baģında Ġspanya, Türkiye, Yunanistan, Portekiz, Brezilya, Arjantin, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Hindistan, Tayvan, Güney Kore gibi ülkeler gelmektedir. Ġsrail, Suudi Arabistan, Fas, Fransa, Almanya, Belçika, Ġngiltere, Finlandiya, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda kendi üretimleri yanı sıra blok mermer alıp iģleyen ülkelerdir. Rusya ve Orta Asya Cumhuriyetleri, Nepal, Ġskandinavya ülkeleri, Güney Afrika ülkeleri zengin rezervlerini henüz değerlendiremeyen ve blok olarak satan ülkeler olarak dikkatleri çekmektedir. Dünyada sektörde Ġtalya ve ÇHC lider konumundadır. Mermer taģının dünyadaki önemli pazarları aģağıdaki Tablo da görülmektedir. Dünyada mermer piyasasına yönelik en büyük pazar Amerika BirleĢik Devletleridir. Bu pazarı daha sonra ÇHC izlemektedir. Görüleceği gibi dünya mermer piyasasını yönlendiren ülkeler temel olarak dünyanın farklı kıtalarında bulunmaktadır. Bu ülkeler temel olarak mermerin küresel pazardaki yeri ve konumu üzerinde büyük etkiye sahiptir. Özellikle buralarda ortaya çıkacak dalgalanmalar, mermerin küresel alandaki fiyatını ve durumunu yakından etkileyebilmektedir. Tablo 26: Mermerin Dünyadaki En Önemli Pazarları ABD ÇHC JAPONYA ĠNGĠLTERE ALMANYA ĠTALYA KORE FRANSA

122 Dünyada talep edilen mermerin üretim ocaklarına baktığımız zaman ise karģımıza farklı bir tablo çıkmaktadır. Temel oyuncuların dünyadaki farklı kıtalardan ülkeler olduğu görülmektedir. Bu ülkeler yapmıģ oldukları üretimlerinin bir kısmını kendileri tüketmekte, kalan kısmını ise dıģ pazarlara vermektedir. Hatta önemli bazı üreticiler dünyada üretim alanında ilk sıralarda olmalarına rağmen kedilerine yetemedikleri için ihtiyaçlarının bir kısmını da diğer ülkelerden tedarik etmektedirler. Mermer sektörünün en önemli üretici ülkelerine baktığımız zaman ise baģta Ġtalya nın geldiğini görmekteyiz. Ġtalya, zengin mermer ve granit rezervlerinin yanı sıra, üretim ve iģleme teknolojisinin de merkezi durumundadır. Çevreci grupların baskısı, rezervlerdeki azalma ve değiģik türdeki mermerleri dünya pazarına sunmadaki öncelik arzusu nedeni ile Ġtalya, aynı zamanda, bugün en büyük blok ithalatçısı durumundadır. Carrara ve Verona bu sektörün Ġtalya daki merkezleridir. Tablo 27: Mermerin Dünyadaki En Önemli Üreticileri ĠTALYA ĠSPANYA HĠNDĠSTAN ÇHC YUNANĠSTAN GÜNEYKORE TÜRKĠYE BREZĠLYA Daha sonra sektörde Ġspanya, Hindistan ve ÇHC gelmektedir. Bu ülkeleri Yunanistan, Güney Kore ve Türkiye izlemektedir. Bu ülkelerden özellikle ÇHC nin üretimi kendisine yetmemektedir. Bu açığını diğer ülkelerden karģılamaktadır. Aynı zamanda dünyanın en büyük pazarlarından biri olarak ÇHC sektörde karģımıza çıkmaktadır. Türkiye özellikle orta zaman periyodunda ilk beģe girmek ve dünya piyasasında rekabet pozisyonunu güçlendirmek için strateji geliģtirmeli ve sektörel üstünlükleri çerçevesinde operasyon planı yapmalıdır. Türkiye nin önünde yer alan iki ülke Güney Kore ve Yunanistan dünyada güçlü ve kalıcı bir yere sahiptirler. Bu nedenle, özellikle, bu ülkelerin önünde geçilecek stratejilerin orta vade de benimsenmesinin büyük önemi vardır. Sonuç olarak dünyada özellikle sektörde önemli pazar payına sahip temel ülkelerin baģında Ġtalya gelmektedir. Bu ülke birçok açıdan mermer sektöründe önemli bir pozisyona ve yere sahiptir. Mermer sektöründe yaratılan değerler ve mimari ile de Ġtalya bütün dünya açısından örnek teģkil edecek bir özelliğe sahiptir. Özellikle yüksek rezervinin olmasına rağmen iģleme sürecinde sahip olduğu yüksek kapasite ile blok mermer de tedarik etmektedir. 122

123 3.1.6 Türkiye nin Mermer Sektörünün Yapısı Türkiye de mermer sektörü her geçen gün büyüme ve geliģme eğilimi göstermektedir. Özellikle dünyadaki posizyonunu koruyabilmesi ve rekabet edebilmesi için sektörün teknoloji yönünün mutlaka geliģtirilmesi gerekmektedir. Bu tür bir dönüģüm sağlanabildiği takdirde sektörde özellikle yapısal açıdan olumlu geliģme Ģansı devam edebileceği beklenmektedir. ġu ana kadar yapılan çalıģmalardaki tahminler dikkate aldığı zaman, özellikle, bütün dünyada mermer rezervlerinin yaklaģık olarak %35 inin Türkiye de olabileceği ifade edilmektedir. Ancak rezerv konusunda çok sağlıklı ve bilimsel çalıģmalar yoğun bir Ģekilde yapılamadığı için bu rakamların bilimsel açıdan çok fazla güvenilir olduğunu iddia etmek doğru değildir. ĠĢ adamları ve sektör yatırımcıları Türkiye de özellikle rezerv ile ilgili olarak halen sağlıklı bir çalıģma yapılmadığını ifade etmektedirler. Türkiye, özellikle, geniģ renk ve oluģum çeģitliliği nedeniyle mükemmel kalitede olduğu kabul edilen, dünyanın en büyük doğal taģ rezervlerine de ev sahipliği yapmakta ve bu dalda büyük ilerlemeler kaydetmektedir. Nitekim mermer sektörü son 15 yılda ortalama yıllık %25 oranında büyüyerek, dünya ortalamasını ikiye katlamıģtır. Sektör aynı zamanda yaklaģık kiģiye istihdam olanakları sağlamaktadır. Son yıllarda ülkemizde üretilen mermer, renk ve türlerinde de artıģlar meydana gelmiģ ve daha önce birkaç bölgemizle sınırlı olan mermer ocak iģletmeciliği, Türkiye nin birçok yöresine yayılmıģtır. Yeni açılan mermer ocaklarının Batı Anadolu da yer alan çok sayıda olanları, antik ocakların kapatılmasıyla ve iģletilmesiyle faaliyete geçirilmiģtir. Aynı dönem içerisinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yeni birçok mermer ocağı ilk kez bulunmuģ ve aģama üretim ile ihracatta olumlu geliģmeler meydana gelmiģtir. Özellikle son dönemlerde büyük firmaların yapmıģ oldukları yatırımla birlikte, entegre üretim yapan tesislerin de devreye girmesiyle iģlenmiģ mermer üretiminde büyük artıģ kaydedilmiģtir. Bu artıģlara paralel olarak mermer sanayinde makine ve teçhizat yönünden de büyük ilerlemeler kaydedilmiģtir. Yakın zamana kadar, ocak iģletmelerinden, fabrikada plaka ve fayans üretimine ve atölyelerde mermer iģlenilmesine yarayan makinelere kadar her Ģeyi dıģarıdan ithal eden Türkiye, bu cihazları ve sarf malzemelerini kendisi üretir duruma gelmiģ, hatta teknoloji ihraç eder duruma ulaģmıģtır (Erdoğan ve Yavuz, 2002: 54). Türkiye de mermer ocaklarına baktığımız zaman yukarıdaki ġekil de görüleceği gibi Marmara, Ege, Ġç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaģtığı görülmektedir. Haritada görüleceği gibi özellikle Marmara bölgesi her bakımdan mermer ocakları ve üretimi bakımından büyük bir kapasiteye sahiptir. Bu nedenle de sektörde bu bölgenin önemi çok büyüktür. ġekil 37: Türkiye Mermer Haritası Kaynak: MTA,

124 Pazar Payı Türkiye de doğal taģ üretimi, 1980 lerin ikinci yarısından itibaren önemli bir büyüme eğilimi yakalamıģtır. Sektörün geliģimi ve iģ değerlerinin oluģumu çok fazla uzun bir geçmiģe dayanmamaktadır. Ancak sektöre olan ilgi ve talep nedeniyle hem ulusal hem de uluslararası piyasada hızlı bir geliģim eğilimi yakalamıģtır. Bu nedenle kısa süre içerisinde sektörün temel dinamiklerini oluģturduğu ve örgütsel popülasyonu üst düzeye çıkardığı görülmektedir. Uygulamaya konulan modern ocak üretim yöntemleri ve son teknikler sayesinde, Türkiye dünya doğal taģ üretiminde lider 7 büyük üreticiden biri konumuna gelmiģtir. Nitekim 1986 yılında 600 bin ton olan doğal taģ üretimi, 2003 yılında 6 milyon tona çıkmıģtır. Özellikle son dönemlerde büyük firmaların yapmıģ oldukları yatırımlar ve entegre üretim yapan tesislerin devreye girmesiyle birlikte, iģlenmiģ mermer üretiminde büyük artıģ kaydedilmiģtir. Bu artıģ her geçen yıl sürmektedir. Dünya doğal taģ üretimi yılda ortalama %8 artarken, ülkemiz doğal taģ sektöründeki yıllık büyüme, son beģ yılda %30 un üzerinde olmuģtur. Bugün sektörde yaklaģık 800 ocak, fabrika ve civarında atölye faaliyet göstermektedir. Ocakların %90 ı Ege ve Marmara Bölgesinde yoğunlaģmıģtır. ġekil 38: Türkiye de Belli BaĢlı Mermer Üretimi Yapan Ġller Afyon Bilecik Elazığ EskiĢehir Sektörün Büyüme Hızı Aynı zamanda geniģ bir ürün çeģidi yelpazesine sahip olan Türkiye de, özellikle, sektörde önemli bir büyüme ve pazar potansiyeli olan kentlere baktığımız zaman baģta Balıkesir in geldiğini görmekteyiz. Bunu Afyon takip etmektedir. Daha sonra Bilecik, Denizli ve Diyarbakır illeri gelmektedir. Diyarbakır özellikle blok mermerde çok hızlı büyüyen kentlerden biri olarak karģımıza çıkmaktadır. 124

125 Tablo 28: Türkiye de Çıkan Mermer Türleri Siyah inci UĢak Beyazı Cappicino Royal Bursa Light Golden Crema Ege Rose White Wave Verta Sunta Söğüt Benekli Söğüt Gold Söğüt Bej Sahara Rustic Green Rosalin Pink Rosalia Pembesi Rosalia Acık Petrol YeĢili Perlato Giallo Papatya Bej Neshe Traverten Diyarbakır Beyaz Marmara Pijama Marmara Gri Marmara Cloudy Maramara Beyaz Light Emprador Kırmızı Damarlı Karacabey Siyah Kaplan Postu Hazar Pembe Hazar Bej Gold Tobacco Golden Traverten Golden Primrose Golden Bark Fosil YeĢili Cappicino Capuccino Flamed Capuccino Wavy Crema Dicle Beige Ege Bordo Ege Kahve Bursa Dark Hillary Elazığ ViĢnesi Kaynak: Stone, Türkiye deki mermer türlerine baktığımız zaman ise yaklaģık olarak yüzün üzerinde farklı mermer türünün çıkarıldığı görülmektedir. Özellikle çeģitlerin fazla olması ve sahip oldukları kendilerine has özellikleri dekorasyon ve tasarımda önemli bir avantaj olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu nedenle farklı amaçlı dekoratif ürünler özellikle sektörde derinlik sağlamaktadır. Etkileyici ve doğal bu renkler yapıların tasarımsal kalitesini de olumlu yönde etkilemektedir. Sektörde en çok bilinen renk ve ürünler Süpren, Elazığ ViĢnesi, Bilecik Bej, Kaplan Postu, Ege Bordo, Milas Leylak, Afyon ġeker gibi ürünlerdir. 125

126 Mermer sektörü ile ilgili Türkiye de özellikle ortaya konan temel veriler çerçevesinde kısaca aģağıdaki değerlendirmeler yapılabilir. Öncelikli olarak sektör ihracat kapasitesine sahip olup, dünya piyasasında yer edinmiģtir. Sektörün büyüme performansı yüksektir. Sektörde özellikle ham maddeye bağlılık oranı yüksek olduğu için Türkiye nin farklı bölgelerinde kümelenmelerin olduğu görülmektedir. Özellikle Marmara ve Ege bölgesi sahip olduğu potansiyel ve ocak bakımından sektörün önemli kümelenmelerinin olduğu alanlar olarak karģımıza çıkmaktadır. Sektörde özellikle son yıllarda önemli bir yapısal dönüģüm yaģanmaktadır. Bu durumda genel olarak emek yoğun bir yapıdan, teknoloji yoğun bir yapıya doğru bir yönelme söz konusudur. Türkiye de de iģletmeler bu sürece uygun yatırımlar yaparak sektörü teknoloji yoğun bir yapıya doğru geliģtirmeye çalıģmaktadırlar. Ayrıca Türkiye mermer çeģidi ve niteliği açısından da dünyada kendisine yer edinecek bir potansiyele sahiptir. Ancak sektörün üretim süreci dikkate alındığı zaman daha çok blok mermer Ģeklinde ürünlerin ihraç edildiği görülmektedir. Bu da Türkiye de iģleme süreci ile ilgili sektörün yetersiz olduğunu bize göstermektedir. GeliĢmiĢ ülkelere bakıldığı zaman genel olarak ileri bir iģleme sürecinin mevcut olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu ülkeler zaman zaman blok mermer ithalatı yaparak bunları üretim sürecinden geçirmektedir. Bunun sonucu olarak da katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi söz konusu olabilmektedir. Türkiye mermer sektörünün bu süreçten sonra özellikle iģleme sürecini geliģtirmesi sektörün geliģmesi açısından büyük önem taģımaktadır. Sektörde eksik olan bu temel ayağın oluģturulması, ürünlerin katma değerini de geliģtireceğinden küresel düzeyde de sektörün faaliyetlerine olumlu bir Ģekilde yansıyacaktır. 126

127 3.1.7 Diyarbakır Ġli Mermer Sektörünün Durumu Maden Tetkik ve Arama Müdürlüğü (MTA) tarafından yapılan çalıģma çerçevesinde Diyarbakır ilinin özellikle Ergani ilçesinde yaģlı kayaç türlerinin olduğu görülmektedir. Bunun yanında daha da genç mermer türlerinin bölgede yoğun bir Ģekilde var olduğu görülmektedir. AĢağıdaki ġekil de de ayrıntılı bir biçimde görüleceği gibi Diyarbakır ın değiģik yerlerinde mermer yataklarının mevcut olduğu görülmektedir. Temel olarak yatakların yoğun olduğu alanlara baktığımız zaman Çermik, ÇüngüĢ, Hani, Lice, Kulp, Silvan, Hazro gibi yerlerde yoğun mermer yataklarının olduğu görülmektedir. ġekil 39: Lokasyonlara Göre Diyarbakır Mermer Yatakları Kentin temel maden kaynağını oluģturan mermer yataklarının sahip olduğu potansiyel tam olarak tespit edilemese de yaklaģık olarak her ilçede 3 milyon m3 bir rezervin olduğu ifade edilmektedir. Toplamda ise rezervin 20 milyon m3 ün üstünde değere sahip olduğu ifade edilmektedir. Diyarbakır da sektörün büyüme ve geliģim süreci daha çok 90 lı yıllara dayanmaktadır. Ancak sektörün son yıllarda özellikle blok mermer üretmede çok yüksek bir performansa ulaģtığı görülmektedir. Mermer ocağı sayısının da bu çerçevede yıllara göre hızlı bir artıģ göstermektedir. 127

128 ġekil 40: Diyarbakır Ġli Maden Haritası Kaynak: MTA, yılında ilk defa Çermik ve Kulp ilçelerindemermer ocakçılığı ile baģlayan mermercilik serüveni, 1990 lı yılların sonlarında mermer iģleme fabrikalarının Diyarbakır da faaliyete geçmesi ile önemli geliģme göstermiģtir. Halihazırda birçok firma (26 adet mermer iģleme fabrikası) Diyarbakır da mermer iģlemektedir. Bu bağlamda, Diyarbakır da mevcut toplam 45 mermer ocağının faal olduğu görülmektedir. Türkiye ve dünya pazarına yönelik olarak üretim yapılan bu ocaklardan daha çok blok mermer çıkarılmaktadır. Gerek blok olarak gerekse iģletnmi mermer ürünlerinin baģta ÇHC olmak üzere, Japonya, Tayvan, Hindistan, ABD ve çeģitli Avrupa ülkelerine ihraç edildiği görülmektedir. Diğer bir ifade ile üretilen mermerin yaklaģık %70 i dıģ satım yolu ile ihracı gerçekleģtirilmektedir. 128

129 3.1.8 Diyarbakır Mermercilik Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır bölgesi mermercilik sektörü rekabetçilik analizi Elmas Model uygulanarak analiz edilmiģtir. Sektörün girdi koģulları, firma stratejileri ve rekabet yapısının durumu, talep koģulları, ilgili destekleyici kuruluģlar ve devlet değiģkenleri incelenerek sektörün rekabet düzeyi belirlenmiģtir. Sektörün temel rekabet gücünün ortaya konabilmesi için bu temel faktörlerin aynı zamanda alt faktörleri geliģtirilmiģ ve bu faktörler sektördeki kanaat önderi giriģimciler ile iki modelde analiz edilmiģtir. Birinci model odak grup toplantısı ile sektörün kapsamlı bir Ģekilde değerlendirilmesi yapılmıģtır. Ġkinci olarak ise Likert üçlü ölçeğinde bu faktörler ile ilgili bir anket uygulaması yapılmıģtır. Veri toplanması sürecinde Elmas Modeli ile ilgili temel bilgilerin yanında iģletmelerden ve sektörden büyüme ve geliģme verileri de toplanmıģtır. Genel olarak sektörün geleceğe yönelik olarak büyüme eğiliminde olduğu ifade edilmektedir. Bu bölümde büyüme indikatörü olarak iģletmelerin cirolarına, istihdam kapasitesine, sektörün kapasite olarak büyümesi, istihdam olarak ne tür bir performans göstereceğine iliģkin değerlendirmelere yer verilmiģtir. Bunların yanı sıra sektörde uzmanlaģmıģ ve Diyarbakır ekonomisini iyi bilen uzmanlar ile de derinlemesine mülakatlar yapılarak verilerin niteliği yükseltilmeye çalıģılmıģtır. Bu nedenle geleceğe yönelik olarak sektörün büyüme ve geliģme eğilimleri daha net bir Ģekilde ortaya konabilecektir. Bu bölümün analizi sonucunda Diyarbakır mermercilik sektörünün temel olarak sürdürülebilirliğinin ne tür faktörlere dayandığına iliģkin temel bir model ortaya konulmuģtur. Bu sonuçlar çerçevesinde sektörel yapılanmanın sağlanması durumunda gelecekte hedeflenen 1 milyar USD lık bir sektörel büyüklüğe kısa vadede çıkması beklenmektedir. Bunun sonucunda da kent ekonomisinin geliģimine büyük bir ivme kazandırılacak ve daha da önemlisi sektörün küresel yönü ağır bastığı için Diyarbakır iģ dünyasının dünya piyasasına açılmasına büyük katkı sağlayacağı beklenmektedir. Sektörün genel özelliklerine bakıldığında, 6 temel noktanın ön plana çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda sektörün değerlendirilmesinde rekabetçiliğe ilave olarak aģağıda yer alan değiģkenler de göz önüne alınmıģtır. 129

130 ġekil 41: Diyarbakır Mermer Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Pozisyonu (+/-Orta) DEVLET Devlet ( Orta ) (+/-) Yapısal Düzenlemeler (+/-) Devlet Desteği (-) Güvenlik Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı ( Orta ) (+) Kapasite Kullanım Oranları (-) Mermer ĠĢletmelerinin Ölçekleri (-) Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (-) Mermer Üretimde Verimlilik (+/-) Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar (+/-) ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri Girdi KoĢulları ( Orta) (+) Mermer Türleri ve Rezervleri (+/-) Bilimsel ve Teknolojik Altyapı Olanakları (+/-) GiriĢimci ĠĢtahı (-) Kalifiye Ġnsan Gücü (+/-) ĠĢletmelerin Kümelenmeleri GĠRDĠ KOġULLARI FĠRMA STRATEJĠSĠ VE REKABET YAPISI TALEP KOġULLARI Talep KoĢulları ( Orta ) (+) Ġç Talebin Durumu (+/-) DıĢ Talebin Durumu (+/-) Ortadoğu Pazarı ĠLGĠLĠ VE DESTEKLEYĠCĠ KURULUġLAR Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar ( DüĢük ) (-) Tedarikçilerin Durumu (-) Bilgi Üreten Kurumların Durumu (-) ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (-) Sektöre Yönelik Lojistik Hizmeti Veren KuruluĢların Durumu (-) Sektöre Yönelik Hizmet veren Sivil Toplum KuruluĢlarının (STK) Faaliyetleri 130

131 Girdi KoĢullarının Rekabetçilik Düzeyi (+/- orta) Diyarbakır ın mermercilik sektörü girdi koģulları açısından uluslararası rekabetçilik düzeyi orta düzey olarak tespit edilmiģtir. Bu ana değiģken altında; sektördeki mermerin yapısı, niteliği, türleri ve rezervleri sektörde kullanılan teknolojik altyapı, giriģimci iģtahı (yapısı), nitelikli insan kaynağı ve iģletmelerin kümelenmesi gibi alt değiģkenler incelenmiģtir. Diyarbakır ın Mermer Türleri ve Rezervleri (+ yüksek) Diyarbakır mermer türleri ve rezervleri açısında dünya piyasasında kendisine müģteri bulabilen sektörlerden biridir. Özellikle mermerin sahip olduğu özellikler ve kolay iģlenebilir olması, Diyarbakır mermerinin dünya piyasasında tercih edilmesine olanak sağlamaktadır. Bölgede mermer rezervleri ile ilgili net bir bilgi olmamakla birlikte Çermik, ÇüngüĢ, Hani, Lice, Kulp, Hazro ve Silvan gibi ilçelerde önemli miktarda mermer rezervlerinin olduğu görülmektedir. YÜKSEK MERMER REZERVLERİ YÜKSEK MERMER REZERVLERİ Haritada da görüleceği üzere kentin iki farklı noktasında yoğun bir mermer potansiyeli olan rezervlerin olduğu görülmektedir. Özellikle kendi segmentinde uluslararası alanda Diyarbakır da çıkan mermer türleri büyük rağbet görmektedir. Ayhan, Topal, Akkoyun (2004) çalıģmalarında özellikle Hazro, Hani, Çermik ve ÇüngüĢ ilçeleri içerisinde yer alan mermer ocaklarından bej, açık bej, pembe ve siyah renkli kireç taģlarından blok mermer çıkarıldığını ifade etmektedirler. Yörede yapılan petrografi çalıģmaları sonucunda mermerlerin temel özelliklerinin birbirine benzer özellikler taģıdığı ifade edilmektedir. Sonuç olarak bölge uzun süreçli olarak kapasite kaldıracak bir mermer rezervi ve potansiyeline sahiptir. Bölgenin özellikle bej ve pembe ürünleri küresel pazarlarda talep görmektedir. Bu da bölgenin mermer açısından zengin bir potansiyelinin olduğunu bize göstermektedir. Diyarbakır aynı zamanda zengin bir mermer kuģağı üzerinde de yer almakta olup, çevre illerden de mermer rezervlerini kolaylıkla kullanma Ģansına sahiptir. Nitekim, Elazığ, Malatya, Adıyaman, Mardin yöreleri Diyarbakır için önemli potansiyel alanlar sunmaktadır. Bilimsel ve Teknoloji Altyapı Olanakları (+/- orta) Sektörün en önemli sorunlarının baģında ürünlerin iģlenmesi ve katma değerini artıracak sağlıklı bir altyapının olmamasıdır. ĠĢletmeler tamamen kendi olanakları ve tecrübî bilgileri (know-how) doğrultunda iģ yapmaya çalıģmaktadırlar. Ancak bu durum sektörde etkin bir Ģekilde iģ yapmaya olanak sağlamamaktadır. Sektörün geliģmesinin önünde önemli bir engel olarak görünmektedir. Ancak iģletmeler kendi olanakları ve küresel pazarları ziyaretleri 131

132 sonucunda kendileri belirli bir potansiyel oluģturmuģlardır. Bu potansiyel sektörün mevcut koģullarda varlığını sürdürmesine olanak sağlamaktadır. Ancak, rekabetin artması ve madenlerin daha fazla katma değer yaratması için sektördeki teknolojik altyapının mutlaka iyi düzeye çıkarılması gerekmektedir. Bu konuda kente teknoparkın kurulması önemli bir geliģme olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Mühendislik Fakültesinin Dicle Üniversitesi nde faaliyet göstermesi ve bu alanlarda çalıģmalar yapması önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Sektördeki büyük oyuncuların bu alanlarda yatırım yaptıkları ve bilimsel-teknolojik altyapılarını güçlendirmeye çalıģtıklarını görmekteyiz. Bu süreç özellikle üniversiteteknopark ve sektör arasında bir iģbirliği modeli ile desteklenirse stratejik olarak sektörün geliģimi olumlu yönde etkileneceği beklenmektedir. GiriĢimcilik Yapısı (+/- orta) Sektörde özellikle faktör girdileri açısından giriģimcilerin iģtahı ve özellikleri büyük önem taģımaktadır. Sektördeki temel ve önemli oyuncular bölgede yetiģmiģ yörenin kültürünü, doğasını ve çevresini iyi bilen giriģimcilerdir. Mevcut koģullarda hepsinin de büyüme ve küresel pazarlara açılma konusunda yüksek motivasyona sahip oldukları görülmektedir. Özellikle bu süreçte iģletmelerin finansman ihtiyaçlarının yüksek olduğu görülmektedir. Finansmanın zayıf olması iģletmelerin büyümesini olumsuz bir Ģekilde etkilemektedir. Bunun yanında Diyarbakır ın içinde bulunduğu siyasi ortam ve koģullar iģ adamlarının moral motivasyonları konusunda büyük bir sorun yaratmaktadır. Bundan dolayı iģletmelerin büyümesi ve yeni yatırımların gündeme alınması gecikmektedir. Bu nedenle özellikle iģ adamları için güvenlik birinci derecede yatırım kararları üzerinde etkili olmaktadır. Bu sağlandığı takdirde bölgede büyük bir dönüģüm ve geliģim olacaktır. Mevcut Ģirketler ve giriģimciler daha fazla yatırım yapacak ve daha hızlı büyüyeceklerdir. Nitelikli Ġnsan Kaynağı (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından biri nitelikli elaman sorunudur. Özellikle ocaklarda çalıģacak formen ve makinist gibi elamanların bulunmasında sorunlar yaģamaktadırlar. Sektöre elamana yetiģtiren bilgi kurumları ile sektör arasında sağlam bir köprü de kurulamadığı için iģletmelerin nitelikli insan gücü bulmada sorunlar ile karģılaģtığı görülmektedir. Bundan dolayı da iģletmeler bu tür elemanları dıģarıdan tedarik etmek durumunda kalmaktadır. Bu da iģgücü maliyetlerinin yükselmesine neden olmaktadır. Kısa süre içersinde bu sorunların ortadan kaldırılması çok kolay görünmemektedir. Bunun için stratejik olarak sorunların ortadan kaldırılması için iģletmeler ve üniversitenin ortak bir çalıģma planı çıkarmaları gerekmektedir. Sektör bu konuda elaman bulmada sorunlar yaģadığı için ve bulunduğu lokasyonda bu tür elaman tedariki yapamadığı için bu alanda rekabetçilik düzeyi genel olarak, zayıf Ģeklinde, değerlendirilmiģtir. Bölgenin özelliğinden dolayı dıģarıdan elaman tedarik sürecinde bile sorunlar yaģanmaktadır. ĠĢletmelerin Kümelenmesi (+/- orta) ĠĢletmelerin kümelenme modeli çerçevesinde çalıģmasının birçok açıdan büyük sinerjik sonuçları vardır. Ancak sektörün temel çalıģma ve örgütlenme yapısına baktığımız zaman kümelenme tarzında bir yapılanma çok fazla oluģmadığı görülmektedir. Bütün iģletmeler genel olarak üretici bir modelde çalıģmayı tercih etmektedir. Tedarikçi ya da değer zincirinin bir paydaģı (oyuncusu) görev almak çok fazla sektörde dikkate alınmamaktadır. Bunun sonucu olarak da bütün iģletmelerin maliyetlerinde önemli yükselmeler olmakta ve faaliyetlerin kesintisiz sürmesi noktasında iģletmeler sorunlar yaģamaktadır. Bu nedenle ilin temel olarak iki lokasyonunda mevcut olan rezervlerin değerlendirilmesinde özellikle sektördeki değer zinciri dikkate alınarak bir yapılanma olduğu takdirde, sektörün sağlıklı bir Ģekilde geliģimi sağlanmıģ olur. Bu süreçle ilgili daha kapsamlı bir değerlendirme yapılabilmesi için bu aģamadan sonra özellikle Diyarbakır mermer sektörü ile ilgili olarak bir kümelenme çalıģması yapılması gerekmektedir. Bunun sonucunda da özellikle sektörel düzeyde değer zincirinin eksik halkaları ortaya konarak bu tür iģletmelerin oluģması sağlanmalıdır. 132

133 Sonuç olarak sektör faktör girdi koģulları açısından ele alındığı zaman, genel olarak orta düzey bir rekabetçilik Ģansına sahiptir. Özellikle rezerv konusunda zengin olmasına rağmen sektörün geliģimini engelleyen ve giriģimci iģtahını olumsuz yönde etkileyen faktörlerin bertaraf edilmesi gerekmektedir. Bunun yanında kullanılan teknoloji ve yöntemlerin daha üst düzeye çıkarılması ve iģletmelerin bu çerçevede gerekli giriģimleri yapmasının sektör açısından önemi büyüktür. Sektörün özellikle yönetim, mühendislik ve teknik elaman konusunda sorunları vardır. Bu nedenle yüksek maliyetli bu tür elamanların tedarik edilmesi sektördeki iģletmelerin maliyetlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumda iģlemelerin ve dolayısıyla sektörün rekabetçiliği üzerinde olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Girdi koģulları rekabetçilik açısından birinci önemli unsur olarak değerlendirilmelidir. Bu faktörler yeterince oluģmadığı takdirde rekabetçiliği geliģtirmek mümkün görünmemektedir Talep KoĢullarının Rekabet Düzeyi (+/- orta) Mermer sektörünün talep yapısı domestik (iç) talep, dıģ talep ve Ortadoğu pazarı olmak üzere değerlendirilmiģtir. Sektörün talep koģulları açısından uluslararası rekabetçilik düzeyi orta olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise müģterilerin sektör hakkındaki uzmanlıkları, talebin niteliği, ürünlerde marka ve menģeinin önemi ve nihayet kültürün ürünlerin tercihi üzerindeki etkisi ile ilgili olarak da veri toplanmıģtır. Ġç Talebin Durumu (+/- orta) Sektör ile ilgili yerel piyasanın talep yapısı incelendiği zaman oldukça dinamik bir pazar yapısının olduğu görülmektedir. Özellikle mermerin kullanım alanlarına bakıldığında ülkemizde yaygın bir mermer tüketim alıģkanlığı mevcuttur. Bunun yanında inģaat sektöründeki dinamik büyüme ve yatırımlar sektördeki talebin yapısını çok daha güçlü hale getirmektedir. Diyarbakır da mevcut yatırımlar ve TOKĠ projeleri sektör açısından büyük fırsatlar ortaya koymaktadır. DıĢ Talebin Durumu (+ yüksek) Bugün Diyarbakır ın dünya iģ piyasasına yönelik olarak geliģimini sağlayan en önemli sektör mermerdir. Üretilen mermerin büyük bir çoğunluğu ihraç edilmektedir. En önemli pazar da sektör için ÇHC dir. Sektörün ÇHC gibi önemli bir pazara penetre etmesi büyük bir değere sahiptir. Hem geleceğe yönelik olarak, sektörün büyük bir pazarda olgunlaģmasına olanak sağlamaktadır, hem de ÇHC de mevcut olan güçlü ve sürekli bir talep sektörü için muazzam bir fırsatı iģletmelerin önüne koymaktadır. Eğer buradaki fırsatlar iyi yönetilebilirse sektörde kısa zaman içersinde 1 milyar dolarlık bir performans yakalanabilir. Özellikle bu sürecin fırsata dönüģmesi için sektördeki iģletmelerin yapılanma modellerini ona göre kurgulaması gerekmektedir. Ortadoğu Pazarı (+/- orta) Ortadoğu bölgenin önündeki en önemli pazarlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. GeliĢmekte olan ve doymamıģ bir pazar sektör açısından büyük bir değer yaratmaktadır. Özellikle bölgedeki iģ adamlarının Irak, Suriye, Ġran gibi ülkelerde iģ yapmaları önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu süreçten en çok faydalanan illerin baģında Gaziantep gelmektedir. Kıyaslama (benchmark) yapıldığı zaman Diyarbakır da en az rakibi Gaziantep kadar büyük bir potansiyele sahiptir ĠliĢkili ve Destekleyici KuruluĢlar (- düģük) Mermer sektörünün iliģkili ve destekleyici kuruluģlar ile olan iliģkisine bakıldığı zaman tedarikçilerin yapısı, bilgi üreten kuruluģlar, finans kuruluģları, lojistik baģlıkları altında değerlendirilmiģtir. Sektörün iliģkili ve destekleyici kuruluģlar açısından rekabet düzeyi düşük olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla ile olan bağlantısı, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve kendi sivil toplum kuruluģları oluģturma kapasitesine sahip Ģeklide spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. 133

134 Tedarikçilerin Durumu (- düģük) Sektördeki tedarikçi firmalara bakıldığı zaman genel olarak sektörü küresel alana taģıyacak yerel düzeyde tedarikçilerin olmadığı görülmektedir. Bu durum sektörde iģlerin yürütülmesinde önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle üretim sisteminin güvenilir ve kesiksiz bir Ģekilde çalıģması için yerel düzeyde sektör geliģtikçe değer zincirinin önemli bir parçası olan bu yapıların oluģması gerekmektedir. Sektörün yine kamu kurumları ile güçlü bir iģbirliği içinde olmadıkları görülmektedir. Özellikle teģvik ve benzeri düzenlemelerin sektörün geliģimine yönelik olarak etkin bir Ģekilde düzenlenmelidir. Ancak mevcut yapıda sisteminin zayıf bir iģletim modelinin olduğu görülmektedir. Sektörün mevcut tedarikçi modeli küresel düzeyde önemli bir oyuncu olmasına olanak sağlamıyor. Bu nedenle mutlaka yerel düzeyde etkili tedarikçi Ģirketlerin ortaya çıkası ve sektörü yönlendiren stratejiler üretmesi gerekmektedir. Özellikle de bu aģamadan sonra iģleme konusunda Ģirketlere tedarik sağlanması ve yol gösterilmesi çok önemlidir. Sektörün özellikle mevcut önemli oyuncuları da değer zincirinin önemli bir prosesi olan bu tür iģletmeleri kurarak daha karlı operasyon yapma ve sektörü yönlendirme Ģansına sahip olabilirler. Bilgi Üreten Kurumların Durumu (- düģük) Dicle Üniversitesi uzun geçmiģi olan ve yapısı içerisinde bütün Bölümler olan bir üniversitedir. Ancak sektör ile iletiģim ve iģbirliği noktasında çok fazla bir geliģme olmadığı için sinerjik projeler ortaya çıkmamaktadır. Özellikle sektörün nitelikli insan gücü ve teknolojik altyapısının geliģtirilmesi noktasında büyük potansiyelli projelerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle iģletmeler ve üniversite arasında iģbirliği yapılmasının her iki tarafa büyük yararları olacağı öngörülmektedir. Ancak mevcut iliģkiler incelendiği zaman çok zayıf bir yapının olduğu görülmektedir. ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (- düģük) Sektördeki iģletmelerin en önemli hedeflerinden biri büyümek ve teknolojilerini günün koģulları çerçevesinde renovasyonunu yapmaktır. Bu nedenle uygun finansal enstrümanların olmasının sektörün rekabetçiliği açısından önem taģımaktadır. Bu çerçevede sektörde leasing gibi olanakların yaygınlaģması sektörün rekabet gücüne katkı sağlar. Ancak normal yatırım kredileri dıģında bankaların mermer sektörü için geliģtirmiģ olduğu herhangi bir B2B finansman modelinin olmadığı görülmüģtür. Bu konuda özellikle mermer sektöründe bir talep olursa uygun kredi olanaklarının geliģtirilmesi Diyarbakır için söz konusu olabilecektir. Ya da KOSGEB ve Karacadağ Kalkınma Ajansı destek programları çerçevesinde özellikle mermer sektörü için kaynak tahsisine gitmesi gerekmektedir. Sektöre Yönelik Lojistik Hizmeti Veren KuruluĢların Durumu (- düģük) Sektörün iliģkili olduğu diğer bir önemli kuruluģlar lojistik hizmeti verenlerdir. Sektörde ulaģım maliyetleri yüksek bir orana sahiptir. Bu nedenle mutlaka gelecek süreçte maliyetlerin düģürülmesi gerekmektedir. Bunun için yaratıcı iģ modelleri olan lojistik Ģirketlerinin bölgede faaliyet yapması, demiryolu gibi alternatif taģıma araçlarının sektörün ulaģım maliyetlerini yönetmede aktif bir Ģekilde rol alması gerekiyor. Mevcut model ve iģleyiģ sisteminde sektöre özgün çözüm modelleri yoktur. Bu nedenle optimizasyon yapma Ģansı olmadığı için iģletmelerin rekabet güçlerini önemli oranda zayıflatmaktadır. Sektöre Yönelik Hizmet veren Sivil Toplum KuruluĢlarının Faaliyetleri (+/- orta) Sektöre yönelik doğrudan hizmet veren 1 adet sivil toplum kuruluģu faaliyet göstermektedir. Ayrıca Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası nın da sektörün rekabetçilik gücünün artırılmasına yönelik faaliyetleri bulunmaktadır. Bu bağlamda DTSO önemli bir oyuncu olarak öne çıkmakta ve sektörü desteklemektedir Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı (+/- orta) Mermer sektörünün firma stratejisi ve rekabet yapısı; Ģirketlerin yönetimi ve stratejileri, kapasite kullanım oranları, mermer iģletmelerinin ölçekleri, sektörün teknoloji kullanma kapasitesi ve yetkinliği, mermer 134

135 üretiminde verimlilik, sektöre yönelik yeni yatırımlar baģlıkları altında değerlendirilmiģtir. Sektörün firma stratejisi ve rekabet yapısı açısından düzeyi orta olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla olan bağlantısı, kurumsal stratejileri, rekabet stratejileri, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluģları ile iliģki oluģturma kapasitesi Ģeklinde spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. Kapasite Kullanım Oranları (+ yüksek) ĠĢletmelerin temel olarak kapasite kullanım oranlarına baktığımız zaman, özellikle, küresel düzeyde gelen yüksek talep yapısı nedeniyle maksimum kapasite ile çalıģtıkları görülmektedir. Bu durum iģletmelerin maliyetlerini aģağıya çekmeleri açısından büyük bir fırsat sunmaktadır. Sektördeki iģletmelerin en önemli rekabet üstünlüğü olarak bu faktör değerlendirilebilir. Özellikle sabit maliyetler yüksek oranda aģağı çekildiği için iģletmelerin rekabet gücüne büyük katkı sağlamaktadır. Mermer ĠĢletmelerinin Ölçekleri (- düģük) Sektördeki iģlemeler genel olarak mikro ölçek iģletme düzeyindedir. Uluslararası kıyaslama yapıldığında sadece 1 oyuncu ölçek olarak diğer firmaların üzerinde bir kapasiteye sahiptir. Orta büyüklükte olan bu Ģirket diğer iģletmelere göre ölçek ekonomisinden daha fazla yararlanama Ģansına sahiptir. Diğer Ģirketlerin ölçek ekonomisinden yaralanma Ģanları yoktur. Bu durum da iģletmelerin rekabet gücüne olumsuz yansımaktadır. Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (- düģük) Daha önce de vurgulandığı gibi genel olarak sektörün yeni teknolojileri alma ve kullanma noktasında eksiklikleri vardır. Özellikle sektör teknoloji yoğun bir alan olduğu için, ileri teknoloji kullanılması kaynakların daha etkin bir Ģekilde değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Bu nedenle sektörde özellikle iģletmelerin yeni teknolojileri edinmeleri sürecinde sorunlarının olduğu görülmektedir. Özellikle mermer iģleme proseslerinde sektörün büyük bir yetersizlik gösterdiği görülmektedir. Mermer Üretimde Verimlilik (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından bir tanesi ise verimlilik sorunudur. Özellikle çıkarma ve daha sonra ürünü transfer etmede iģletmelerin maliyetlerinin çok yüksek olduğu görülmektedir. Bu temel ve yapısal sorunun çözümü ancak verimlilik artıģı ile mümkün olabilmektedir. Bu nedenle Ģirketler yaratıcı sistem geliģtirerek verimlilik artıģı sağlamaları durumunda rekabet güçlerini geliģtirebilirler. Mevcut durumunda genel olarak iģletmelerin sektörel düzeyde verimlilik modelleri arayıģı içinde oldukları görülmektedir. Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar (+/- orta) Sektördeki öncü firmaların yeni yatırım yapma ve iģletmelerini geliģtirme konusunda motivasyonlarının olduğu görülmektedir. Özellikle de yabancı talebinin de bu süreci desteklediği görülmektedir. Ancak bölgenin içinde bulunduğu olumsuz koģullar yeni yatırımları zorlaģtırmakta ve sektöre yeni sermaye giriģine engel olmaktadır. Sonuç olarak firmaların stratejisine baktığımız zaman sadece 1 oyuncu küresel düzeyde büyüme ve geliģme potansiyeli olan bir Ģirket olma özelliği göstermektedir. Nitekim Ģirketin sektörde yaratmıģ olduğu değerler ve birikimler Diyarbakır da mermer sektörünün ortaya çıkmasına ve geliģmesine büyük katkı sağlamıģtır. Diğer Ģirketler ise büyüme ve geliģme süreci içerisinde olan mikro düzey aile Ģirketleridirler. Özellikle büyüme süreci içerisinde olan bu Ģirketlere profesyonel destek verilmesi sağlıklı bir sektör için önem taģımaktadır. ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri (+/- orta) Sektördeki iģletmelerin yönetim ve stratejileri incelendiği zaman tamamı aile Ģirketidir. ĠĢletmeler daha çok aile bireyleri tarafında yönetilmektedir. Buna rağmen etkili büyüyen Ģirketlerin olduğunu görmekteyiz. Ancak Ģirketlerin belli bir ölçeğin üzerine çıktıktan sonra bu tür bir yönetim model ile varlılarını sürdürmeleri çok zordur. ġirketler kurumsallaģmak, rekabet güçlerini geliģtirmek için herhangi bir danıģmalık proje 135

136 yürütmemektedirler. Bunun yanında Ģirketlerin stratejik olarak yapılanma ve geliģmeye yönelik olarak da herhangi bir senaryolarının olmadığı görülmektedir Devlet (+/- orta) Mermer sektörünün devlet ile olan iliģkisine bakıldığı zaman; yapısal düzenlemelerin, devlet desteği ve güvenlik baģlıklarının (değiģkenlerin) öne çıktığı görülmektedir. Yapısal Düzenlemeler (+/- orta) Devletin özellikle madencilik sektöründe yapmıģ olduğu çalıģmalar iģ dünyasında istenilen düzeyde değildir. Alan ile ilgili Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi sektörün rezerv potansiyelinin belirlenmesi gelecek açısından büyük değer taģımaktadır. Bunun yanında özellikle lisans alınmıģ ancak iģletilmeyen madenlerin lisanlarının gözden geçirilmesi sektörün geliģmesi açısından önem taģımaktadır. Sektörün taģıma kapasitesi tespit edilerek gerekli izinlerin buna göre verilmesi de sektörün geleceği açısından büyük bir değer taģımaktadır. Sektörde doğanın ve çevrenin tahribatını en aza indirgeyecek önlemlerin mutlaka alınması gerekmektedir. Devlet Desteği (+/- orta) Devlet genel olarak bölge ekonomisine doğrudan ve dolaylı olarak önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle teģvik yasası girdi koģulları açısından herhangi bir avantaj sağlamasa da kurumlar vergisi açısından iģletmelere büyük avantaj sunmaktadır. Bunun yanında KOSGEB ve Kalkınma Ajansı gibi kurumlar ile de projelere destek sağlamaktadır. Ancak bu süreçteki en önemli sorun, bu desteklerin doğru iģletmelere ve projelere gitmesini sağlamaktır. Bunun yanında verilen desteklerin nasıl kullanıldığı, takip edilmediği için etkin bir kullanım söz konusu olmamıģtır. Dolayısı ile destekler bu nedenlerden dolayı sektörü desteklememektedir. Güvenlik (- düģük) Bölgenin en önemli sorunu güvenliktir. Bölgede yaģanan sorunlar ve olaylar özellikle giriģimcilerin yatırım yapmaları noktasında umutsuzluğa neden olmuģtur. Mevcut yatırımcılar bile fırsatları olduğu takdirde baģka bölgelerde iģ yapmayı tercih edeceklerini ifade etmektedirler. Bu nedenle bölgenin yatırımcı ve giriģimciler açısından güvenlik sorununun çözülmesi büyük önem taģımaktadır. Eğer bu olumsuz algı ve durum ortadan kaldırılabilirse kısa süre içerisinde yatırımlar, projeler turizm gibi önemli sektörler büyük bir sıçrama yapacaktır. 136

137 3.1.9 Sonuç ve Öneriler Diyarbakır ekonomisinin en önemli kalemlerinden birisini oluģturan mermercilik sektörü, aynı zamanda ülke ekonomisine de büyük katkı sağlama potansiyeli taģımaktadır. Hızlı bir geliģme gösteren mermercilik sektörü, küresel pazarlara hitap etmektedir. Ancak, sektörde faaliyet gösteren ana oyuncu sayısı yetersiz olup, mermerin büyük bir kısmı blok Ģeklinde ihraç edilmektedir. Ayrıca çevresel koģullar oyuncuların yeni yatırım yapmasını zorlaģtırmaktadır. ġekil 42: Diyarbakır Mermer Sektörü Temel Özellikleri Sektördeki temel veriler ve büyüme indikatörlerine baktığımız zaman özellikle yaģam eğrisi açısından da geliģme evresinde olduğu için momentumun yüksek olduğu görülmektedir. Bölgedeki temel rezervler de yeni yeni tespit edildiği için özellikle açılan yeni mermer ocakları sektörün geliģim süreci üzerinde olumlu bir etki yapmaktadır. Bu sürecin gelecek on beģ yirmi yıl içersinde de devam edeceği düģünülmektedir. Özellikle uluslar arası talep de bu süreci olumlu bir Ģekilde desteklediği için büyüme temposunun etkin bir Ģekilde devam edeceği düģünülmektedir. AĢağıdaki Tablo da açık bir Ģekilde görüleceği gibi mermer sektörü son yirmi yıl içerisinde önemli bir geliģim göstermiģtir. Özellikle 2000 den sonra mermer ocaklarının sayısına daha hızlı bir artıģ olmuģtur. Ocak sayısının bu Ģekilde hızlı bir artıģ göstermesi, temel olarak sektörle ilgili birkaç noktada önemli gösterge olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede birinci olarak sektörün büyüme eğiliminde olduğu görülmektedir. Sürekli yeni ocakların açılması ve büyüme eğiliminin yüksek olması özellikle sektörün yaģam eğrisinin baģında olduğu söylenebilir. Bu nedenle ilk dönemlerde sektöre yeni sermaye giriģi ve yatırımlar yoğun bir Ģekilde olacaktır. 137

138 ġekil 43: Yıllara Göre Diyarbakır Mermer Ocak Sayıları Domestik rekabetin düģük olması nedeniyle kârlı olması sonucunda özellikle önümüzdeki on beģ-yirmi sene içerisinde sektöre yeni giriģler ve yatırımların hızı devam edecektir. Ancak bölgenin çevresel koģullarının sınırlayıcı olması, mevcut iģletmelerin büyüme stratejilerini gözden geçirmeleri ve yeni yatırımlarda ihtiyatlı bir tutum gösterdikleri, yapılan çalıģmalardan elde edilen temel sonuçlardan birisidir. Sektörün yaģam eğrisine bakarak gelecek süreç açısından ne tür bir momentum göstereceği analiz edilmektedir. YaĢam eğrisi temel olarak sektördeki mevcut büyüme rakamları ve talep yapısının niteliği dikkate alınarak geliģtirilmiģtir. Bu çerçevede sektörün geçmiģ 20 yıldaki temel performansını da dikkate alarak gelecekte bu tür bir yönelim içinde olacağı tahmin edilmiģtir. Özellikle mermer kaynakları rezerv açısından sınırlı olduğu için bu süreci ortaya koymak bilimsel olarak mümkün olmaktadır. Ancak mevcut rezervlerin bölgede bulunan rezervlerin tamamı olup olmadığı konusundaki bilgiler tam olarak net değildir. 138

139 Diyarbakır Mermer Sektörü YaĢam Eğrisi ġekil 44: Diyarbakır Mermercilik Sektörünün YaĢam Eğrisi Diyarbakır ın bulunduğu nokta Mermer sektörünün geliģim dönemi Mermer sektörünün olgunluk dönemi Mermer sektörünün düģüģ dönemi Yıllar YaĢam eğrisi sürecini kapsamlı bir Ģekilde analiz ettiğimiz zaman ise yılları arasında sektörde temel değerlerin oluģacağı, iģletmelerin sektördeki operasyonel yapı ve teknolojilerini oluģturacağı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Bu dönemde daha çok iģletmelerin ve sektörün blok ve ham mermer üzerine odaklanarak çalıģacakları düģünülmektedir. Bu dönem iģletmelerin, özellikle, blok mermer ihracatı yaparak sermaye birikimi sağlayacakları dönem olarak da ifade edilebilir. Bu varsayımlar çerçevesinde özellikle sektörde önümüzdeki on yıl içerisinde iģletme formları ve yapılarında önemli geliģmeler olacağı düģünülmektedir. Özellikle bu dönemden sonra sektör olgunluk dönemine girecektir. Bu dönemde sektörde daha yenilikçi çalıģmalar ve iģ modelleri gündeme girecektir. Katma değeri yüksek üretim yapan iģletmelerin ön plana çıktığı dönem olacaktır. Bu dönemde iģletmeler daha çok mermer iģleme konusunda geliģecek ve mermerin proses edilmesi ön plana çıkacaktır. Ayrıca ürünlerin paketlenmesi ve farklı alanlarda kullanılmasına yönelik olarak da bu dönemde iģletmeler strateji geliģtireceklerdir. Mevcut büyüme ve geliģme performansı dikkate alındığı zaman bu sürecin 2030 ile 2060 yılları arasında gerçekleģeceği düģünülmektedir. Bu aģamadan sonra sektör gerileme dönemine girecektir. Sektörün büyüme ve geliģmesi daha çok kaynak bağımlılığına dayandığı için bu aģamadan sonra doğal kaynakların tükenmesi ile bölgede mermer sektörü gerileme sürecinde gireceği beklenmektedir. Bununla birlikte sektörün sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmesi için aģağıda yer alan önerileri dikkate alması ve uygulaması öngörülmektedir. Mermercilik Sektörüne Yönelik ĠhtisaslaĢmıĢ Teknopark Kurulmalıdır Günümüz iģ dünyasında rekabet inovasyon ve verimlilikle sürdürülebilir hale geliģtir. Yani mal ve/ veya hizmet üreten oyuncular sürekli olarak inovasyon yapmakta ve rekabet etmektedir. Nitekim Diyarbakır da faaliyet gösteren mermercilik sektörü önümüzdeki süreçte yapılacak bir yenilik bile bütün iģ yapıģ biçimlerini köklü ve yapısal bir Ģekilde değiģtirebileceği öngörülmektedir. Bu bağlamda, Diyarbakır da sektöre yönelik ihtisaslaģmıģ kapsamlı bir teknoparkın kurulması da bu süreç üzerinde tetikleyici bir etki yapacağı beklenmektedir. Sektör Oyuncuları Yeni Yatırımcılarla ĠĢbirliğine Gitmelidir Mevcut oyuncuların (iģletmelerin) küresel düzeyde yakaladığı baģarı yakın zaman içerisinde sektöre yeni iģletmelerin girmesi konusunda yüksek motivasyon yaratacaktır. Özellikle gelecek on yıl içerisinde yeni giriģimcilerin sektöre girmeleri noktasında agresif bir yaklaģım sergileyecekleri beklenmektedir. Bu bağlamda, öz sermaye ihtiyacının yüksek olduğu sektör oyuncuları dıģ sermayeyi sektöre yönlendirmek ve sektörün büyümesine katkıda bulunmak için çeģitli yatırım ortaklıkları ile dıģ yatırımcılar ile iģbirliğine gitmelidir. 139

140 Sektörde Faaliyet Gösteren Büyük Oyuncu Sayısı Artırılmalıdır Sektörde faaliyet gösteren mevcut iģletmelerin popülasyonlarına bakıldığı zaman özellikle büyük oyuncu sayısının çok sınırlı olduğu görülmektedir. Sektördeki büyük operasyonlar iki üç iģletme tarafından yönlendirilmektedir. Bu nedenle domestik rekabet düzeyi düģüktür. Ancak organizasyonel popülasyonun yakın zaman içerisinde artacağı düģünülmektedir. Mevcut koģullarda sektöre yön veren lider bir Ģirket ve onu takip eden diğer Ģirketler sektördeki temel iģletme yapısını oluģturmaktadır. Bu bağlamda, sektörün çok daha sağlıklı büyümesi ve rekabet edebilmesi için Ģirket birleģmeleri- satın almaları yönünde sektörel stratejiler belirlenmelidir. Diyarbakır Mermercileri Derneği (DMD) bu konuda sektörel stratejilerin belirlenmesi konusunda çalıģma baģlatmalıdır. Küresel Pazar Payı Artırılmalı ve Yelpaze GeniĢletilmelidir Diyarbakır da faaliyet gösteren mermercilik Ģirketlerinin pazarlama operasyonlarına bakıldığı zaman %90 ına yakının küresel pazarlara hitap ettiği görülmektedir. Bu sürecin genel olarak artarak devam edeceği tahmin edilmektedir. Ancak mevcut iģletmelerin küresel pazar paylarını artırmaları ve pazar yelpazelerini geliģtirmeleri gerekmektedir. Özellikle bu tür bir yapılanma Ģirketlerin organizasyonel iģletim sistemlerini buna göre Ģekillendirmelerini gerekli kılmaktadır. Aksi halde küresel düzeyde rekabet çok yoğun olduğu için iģletmelerin pazarlarını korumaları çok kolay değildir. Bu bağlamda farklı ülke, pazar ve talep koģullarından iģletmelerin haber alacakları bir organizasyon modelinin kurulması sektör açısından stratejik bir önem taģımaktadır. ĠĢletmelerin Katma Değeri Yüksek Ürünleri Desteklenmeli ve TeĢvik Edilmelidir Diyarbakır da sektörün temel üretim modeline bakıldığı zaman öncelikli olarak sektördeki temel çalıģma ve üretim sistemi blok mermer üretimine dayanmaktadır. Ancak geliģmiģ teknolojilerin kullanılarak blok mermerlerin yerel oyuncular tarafından iģlenmesi ve ihracatının gerçekleģmesi gerekmektedir. Bu konuda, KOSGEB, Karacadağ Kalkınma Ajansı ve DPT destekleri ve teģvikleri oyunculara yönlendirilmelidir. Çevresel KoĢullar ve Güvenlik ĠyileĢtirilmelidir Sektörün temel yapısına yön veren faktörün baģında Diyarbakır ın içinde bulunduğu siyasi durum gelmektedir. Özellikle bölgede var olan güvenlik sıkıntısı iģletmelerin yatırımları, büyümesi ve geliģmesi konusunda büyük bir kısıt oluģturmaktadır. Yatırımcıların ve iģletmelerin motivasyon ve iģtahlarını olumsuz bir Ģekilde etkileyen bu durumun ortadan kaldırılması sektörde büyük bir sıçrama yaratacaktır. Bölgede yaratılacak güven ortamı iģletmelerin yatırımlarını hızlandırmaları açısından büyük bir öneme sahiptir. Ancak mevcut koģullar iģletmelerin bu konudaki giriģimlerini frenlemektedir. Bu durumda devlete büyük bir görev düģmektedir. ĠĢletmelerin yatırımlarının güvence altına alınması ve ortaya çıkabilecek olumsuzlukların önlenmesine yönelik çalıģmaların sektörün geliģmesinde büyük bir etkisi olacaktır. Sektörel Kümelenme GeliĢtirme ÇalıĢmaları BaĢlatılmalıdır Diyarbakır ekonomisi açısından önemli bir yere sahip olan mermer sektörünün her geçen gün büyümesi ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayabilmesi için doğru yatırım stratejileri, etkin destek sistemleri ve stratejik planlama uygulamalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sektöre yönelik kümelenme (cluster) analiz ve kümelenme geliģtirme (cluster development) çalıģmaları baģlatılmalıdır. Bu vesile ile sektörün geliģim stratejisi yukarıda vurgulanan temel özellikler dikkate alınarak doğru bir modelde Ģekillenebilecektir. Özetlemek gerekirse, sektörün temel yapısı rekabetçilik açısından ele alınmıģtır. Burada yapılan sektörel düzeydeki makro analizler çerçevesinde sektörün hem ulusal hem de küresel düzeydeki rekabetçi durumu daha net bir Ģekilde ortaya konmuģtur. Model özellikle sektördeki temel operasyonel modellerin rekabet edebilirlik ve bunların sürdürülebilirliği ile ilgili olarak temel çerçeveleri ortaya koymaktadır. Bu çalıģma geleceğe yönelik olarak temel stratejileri analiz etmede daha sağlıklı projeksiyon yapma Ģansı ortaya çıkarmaktadır. Kümelenme ÇalıĢmalarına Diyarbakır Valiliği ve DTSO Liderlik Etmelidir Kentte yapılacak sektörel kümelenme çalıģması uzun soluklu ve ciddi proje yönetimini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, sektörün sürdürülebilir rekabet avantanı elde edebilmesi ve kurumsallaģması için Valilik ve DTSO nun liderliğinde yapılacak kümelenme çalıģmaları sektörün geliģimine önemli bir ivme sağlayacaktır. 140

141 3.2 Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Bu bölümde inģaat malzemeleri sektörünün önemi, bilimsel, ulusal ve uluslararası standartlarda tanımı, dünya genelinde sektörün durumu, Avrupa Birliği ndeki durumu, Türkiye deki durumu, sektörün Diyarbakır daki durumu ve Diyarbakır inģaat malzemeleri sektörünün uluslararası rekabetçilik analizi ile sonuç ve öneriler irdelenip analiz edilmiģtir ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Önemi ĠnĢat malzemeleri sektörü bütün dünyada en lokomotif sektörlerden biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Sektör birçok alana girdi sağlayan çok önemli bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle ekonomilerin geliģmesine ve büyüme performanslarına çok ciddi etkileri olabilmektedir. Özellikle sektörün değer zinciri incelendiği zaman ekonomik yapı üzerindeki etkisi daha net bir Ģekilde görülmektedir ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Sektörün temel olarak yapısı incelendiğinde, özellikle, bina ve bina dıģı inģaat, tesisat iģleri ve inģaatlardaki tamamlayıcı iģler için genel inģaat ve özel uzmanlık gerektiren inģaat çalıģmalarını kapsadığını görülmektedir. Bu faaliyetler genel olarak yeni iģ, onarım, ilave ve değiģiklikler, inģaat alanındaki prefabrik binaların veya yapıların montajı ve geçici yapıların da kullanılan malzemeleri kapsamaktadır. ĠnĢaat faaliyetleri; konutların tamamı, ofis binaları, mağazalar ve diğer halka açık binalar ve hizmet binaları, tarımsal amaçlı binalar vb. veya otoyollar, yollar, Ģehiriçi yollar, köprüler, tüneller, demiryolu ve diğer raylı yollar, hava alanları, limanlar ve diğer su projeleri, sulama sistemleri, kanalizasyon sistemleri, sanayi tesisleri, boru hatları ve elektrik hatları, spor tesisleri vb. gibi özellikli yapıların inģaatını kapsamaktadır. Bu iģ, kendi hesabına veya ücret ya da anlaģmaya dayalı yürütülebilir. Yapılan iģin bölümleri veya bazen tamamı taģeron tarafından yapılabilir. Özel uzmanlık gerektiren inģaat; binaların ve bina dıģı inģaat iģlerinin bölümlerinin inģaatlarını veya bu amaç için yapılan hazırlıkları kapsamaktadır. Kazık çakma, temel iģi, su kuyusu kazma, karkas iģi, beton iģi, tuğla döģeme, taģ yerleģtirme, iskele, çatı kaplama vb. faaliyetleri kapsamaktadır (bölümleri aynı birimler tarafından üretilmiyorsa, çelik yapıların montajı burada incelenir). Özel uzmanlık gerektiren inģaat çoğunlukla taģeron tarafından yürütülür, fakat özellikle onarım inģaatı mülk sahibinin yönlendirmesi ile yapılmaktadır. Tesisat faaliyetleri; inģaatı iģlevsel kılan her türlü tesisatın kurulumunu kapsamaktadır. Bu faaliyetler, iģin bölümleri her ne kadar atölyede yürütülse de genellikle inģaat alanında yapılmaktadır. Su borusu tesisatı, ısıtma ve havalandırma sistemlerinin tesisatı, antenler, alarm sistemleri ve diğer elektrik iģleri, yağmurlama yangın söndürme sistemleri, asansör ve yürüyen bantlar vb. gibi faaliyetleri kapsar. Yalıtım iģi (su, ısı, ses), metal plaka iģi, ticari soğutma tesisatı iģi ile yollar, demiryolu ve diğer raylı yollar, havaalanı, limanlar vb. için aydınlatma ve sinyalizasyon tesisatlarını da içermektedir (yukarıda ifade edilen faaliyetlerle ilgili onarım işlerini de kapsamaktadır). ĠnĢaatlardaki tamamlayıcı faaliyetler; cam takma, sıvama, boyama ve dekore etme, zemin ve duvar döģeme veya parke, halı, duvar kağıdı vb. gibi malzemelerle kaplama, zemin kumlama, bitirme marangozluğu, akustik iģleri, dıģ kısımların temizlenmesi vb. gibi inģaatı tamamlamaya ve bitirmeye katkıda bulunan faaliyetlerin tümüdür. Yukarıda ifade edilen faaliyetlerle ilgili onarım iģlerini de kapsamaktadır. Temel olarak bu inģaat faaliyetlerini gerçekleģtirmek için yapı süreçlerinde kullanılacak temel malzemelere ihtiyaç vardır. Burada da özellikle inģaatın temel süreçlerinden değer yaratma süreçlerine kadar olan bölümlerindeki faaliyetlerin gerçekleģmesinde inģaat malzemelerine ihtiyaç duyulmaktadır. AĢağıda Tablo da yapı malzemelerini oluģturan alt ürünlerin (buna bağlı olarak sektörlerin) neler olduğuna iliģkin bilgilere yer verilmiģtir. Süreçlerde ana malzeme olarak beton, çimento, demir çelik gibi ana girdiler kullanılmaktadır. Bu faaliyetlerin ardından yapıların temel omurgalarının ortaya çıkması için gerekli olan diğer unsurlarda süreçlerin değer yaratmasında kullanılmaktadır. Sektör bir bütün olarak değerlendirildiği zaman bu çerçevede ele alınması gerekmektedir. Böylece, daha bütüncül ve kapsayıcı bir çerçevede sürecin temel niteliği net bir Ģekilde ortaya konulmaktadır. 141

142 142

143 3.2.3 ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Değer Zinciri Sektör temel operasyonel modeli incelendiği zaman karģımıza aģağıdaki değer zinciri algoritması çıkmaktadır. Algoritma iki temel bölümden oluģmaktadır. Birinci bölüm sektörde iģletmelerin temel değerleri yaratmaları için, gerekli olan destekleyici faaliyetlerdir. Bu faaliyetler özellikle sektördeki değer yaratan faaliyetlerin yürümesi için gerekli olan faktörlerdir. Burada yer alan temel faaliyetlere baktığımız zaman sektördeki finansal iģlerin yapılmasına yönelik hizmetlerin olduğu görülmektedir. Bu faaliyetler öncelikli olarak projelerin finanse edilmesi, temel iģlerin yürütülmesi gibi faaliyetleri kapsamaktadır. Sektörün sürdürülebilir bir geliģim ve büyüme sürecinde geliģmesi bu faaliyetlerin geliģtirilmesine bağlıdır. Destekleyici faaliyetler arasında yer alan ikinci önemli iģ ise donanım ve sektörde kullanılan yedek malzeme niteliği sağlayan faaliyetlerdir. Özellikle inģaat sürecinde iģlerin yürütülmesine ana faaliyetler arasında yer alan çalıģmalar bu kategoride değerlendirilebilir. Daha sonra ulaģım, enerji ve sektörün temel iģlerinin yürütülmesinde ihtiyaç duyulan su gibi girdiler gelmektedir. Destekleyici faaliyetler içersinde yer alan diğer bir temel faktör ise paketlenmiģ malzemeler ve bunların ticareti gelmektedir. Bu tür faaliyetler sonuç olarak inģaat sektörünün temel süreçlerindeki iģlerin etkin bir Ģekilde yürütülmesinde önemli bir role sahiptir. Özellikle sektörün geliģmesi bu alanlardaki iģletmelerin ve yapıların var olması ile doğrudan ilgilidir. Bu süreçlerden herhangi bir aģamada ortaya çıkacak bir eksiklik ya da yetersizlik sektördeki faaliyetlerin zayıflamasına ve yapılan iģlerin üretiminde kalite sorunlarına yol açabilecektir. Bu nedenle özellikle yerel pazarlar açısından sektörün değerlendirilmesine bu faktörlere de mutlaka bakılması gerekmektedir. 143

144 144

145 Değer zincirinin diğer bölümü ise sektördeki ana faaliyetleri kapsamaktadır. Bu faaliyetler aynı zamanda değer yaratan faaliyetler olarak da adlandırılabilir. Bu bölümde sektörün temel girdi süreçleri ile ilgili olarak madencilik ve metal-hırdavat faaliyetleri yer almaktadır. Daha sonra bu temel girdilerin iģleme ve proses olma durumlarına göre değiģiklikler olmaktadır. Özellikle madenler bunların içerisinde yer alan taģ ve mermer gibi temel girdiler sektördeki temel üretimleri yapmaktadır. Mermer, sektördeki en temel girdi faktörlerinden biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Blok olarak çıkarılan mermerler, üretim proseslerinden geçirilerek sektörde farklı amaçlar için kullanıma hazır hale gelmektedir. Yer kaplama, duvar kaplama gibi alanlarda yoğun bir Ģekilde kullanılmaktadır. Bunun yanında sektörde dekoratif amaçlı olarak mermerin yoğun bir kullanım durumu da söz konusudur. Sektörde değer yaratan diğer temel faaliyetler ise kum, çakıl ve toprak malzemelerden yapılan üretimler çimento üretimi ile birleģtiği zaman beton boru, kütükler ve beton tuğla gibi üretimler yapılabilmektedir. Bu iki temel ürün sektöre direkt olarak da sunulabilmektedir. Sektörün değer yaratan diğer temel girdisi ise metal ve hırdavat malzemeleridir. Bu tür girdiler sektörde her aģamada kullanılabilmektedir. Özellikle genel amaçlı inģaat imalat sürecinde, özel amaçlı inģaat iģlerinde kullanılmaktadır. Ürünler aynı zamanda malzemeye dönüģtürülerek perakende sektörüne de verilebilmektedir. Üretimler kamu ve özel sektörün yapmıģ olduğu projelerde kullanıma dönük olarak üretim sürecinde yer almaktadır. Süreçte yer alan diğer önemli bir adım ise sektörde proje üretimi, tasarımı ve yönetimi yapan Ģirketlerdir. Bu tür Ģirketler sektörün geliģim ve yapılanmasında önemli bir role sahiptir. Sektörün özellikle proje yapma kapasitesi, tasarım oluģturma gibi temel iģler bu aģamada gerçekleģtirilmektedir. Özetlemek gerekirse, inģaat sektörü malzemeleri bütüncül bir modelde ele alındığı zaman iki temel faaliyet üzerinde değerlendirilmek durumundadır. Birincisi, destekleyici faaliyetler dediğimiz çalıģmalardır. Ġkincisi ise temel olarak değer yaratan faaliyetlerdir. Bu iki temel süreç sektörün değer yaratma ve proje üretme kapasitesini önemli ölçüde etkilemektedir. GeliĢmiĢ ve olgunlaģmıģ bir sektörün bu değerlerinin yapısal özelliklerinin oluģması gerekmektedir. Böylece geleceğe yönelik olarak rekabet edebilir bir model geliģtirilmiģ olacaktır Dünya Genelinde ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Günümüzde hemen her ülkede inģaat sektörü, ekonomik yapı içerisinde ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Yüzlerce çeģit mal ve hizmet üretimi ile olan doğrudan bağlantısı ve yoğun iģgücü kullanımı ve sosyo-ekonomik refah düzeyine olan katkısı, bu sektörün ülke içerisinde önemli yere sahip olduğunu göstermektedir. Dünyada sektöre baktığımız zaman özellikle her ülkenin GSMH de önemli yere sahiptir. Ülke ekonomilerinde sektörün çok önemli bir yeri vardır. Sektörde genel olarak ürün spektrumu yirmi ile otuz farklı ürün gruplarında yer almaktadır. Son on sene içerisinde sektörün büyüme oranlarına baktığımız zaman %5-8 arasında değiģtiği görülmektedir. Sektörün temel pazarlarının yapısına baktığımız zaman farklı ürünlerin var olduğu görülmektedir. Bu ürünler sektördeki temel imalat yapısının önemli bir sürecini oluģturmaktadır. Sektörde özellikle taģ-toprak, demir ve plastik malzemeler, elektrik aksamları ve nihayet yazılım gibi ürünlerin olduğu görülmektedir. Sektördeki temel pazarların yapısı ve büyüklüklerine bakıldığında öncelikle Asya nın dünyadaki önemli bir pazara hitap ettiği görülmektedir. Daha sonra Avrupa, dünya inģaat malzemeleri piyasası için ikinci önemli pazar olarak karģımıza çıkmaktadır. Üçüncü olarak Amerika ve son olarak diğer pazar baģlığı altında sektörün dünya piyasasındaki temel büyüklüğünü görmekteyiz. 145

146 Tablo 29: Dünyada Belli BaĢlı ĠnĢaat Malzemeleri Pazarı Özetlemek gerekirse, dünya ekonomisi açısından sektör, büyümenin temel lokomotifi olarak görülmektedir. Özellikle sektör ile ilgili geliģmeler, ülkeler, pazarın ana yapısını Ģekillendirmektedirler. Asya ve Pasifik bölgesi sektörde en hızlı büyüyen pazarlardan biri olarak görünmektedir. Dünya ekonomisi açısından da önümüzdeki süreçte büyümenin temel lokomotifi olan sektör yirminin üzerinde farklı sektörler ile iģbirliği ve çalıģmalar yapmaktadır. Bu nedenle birçok farklı iģ kollarının da geliģmesine aynı anda katkı sağlamaktadır. Dünyada son yıllarda sektörde ortaya çıkan gerileme ve kriz nedeniyle durgunluk hakim olmuģtur. Bu nedenle özellikle yaģanan konut finansmanı kredisi (morgage) krizi sektörün momentumunu düģürmüģtür. Finansal açıdan sektörün beslenmesi zayıflayınca büyüme süreci de durmuģtur. Bu sorunun önümüzdeki süreçte orta vadede devam edeceği tahmin edilmektedir. Ancak büyüme performansı yüksek Asya ülkeleri gelecek süreçte sektörün sürdürülebilir olarak geliģmesine olanak sağlayacak bir potansiyel ortaya koyacaktır. Son zamanlarda dünyada sektörün temel olarak barınma biçimi ve tarzının değiģmesi sektöre yeni bir canlılık getirecektir. Özellikle yaģam biçimi ve yeni teknolojiler bu süreci besleyen önemli bir unsur olarak görülmektedir. Bunun yanında çevreye ve doğaya duyarlı yeni konseptlerin geliģmesi sektöre önemli bir katkı sağlamaktadır. Sektörde yapılan kamu yatırımları ve projeleri mevcut büyümenin temel unsuru olarak değerlendirilmektedir. Krize rağmen özellikle bu tür yatırımların bütün dünyada önemli bir artıģ gösterdiği görülmektedir Türkiye Genelinde ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü ĠnĢaat sektörü, istihdam yaratması ve ihracatı artırması ile kalkınma çabaları içindeki Türk ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biridir. Çimento, seramik, ahģap, cam sanayi gibi 150 ye yakın yan sektörü beslemektedir. Sektörün Türkiye açısından değerlendirilmesi yapıldığı zaman özellikle Türkiye ekonomisi açısından büyük bir öneme sahiptir. Hem makro hem de mikro ekonomi açısından stratejik önemi olan sektörün önemli oranda istihdam yaratması GSMH içersinde yaklaģık olarak payının %5 gibi bir düzeyde yer alması sektörün ne kadar büyük bir önem taģıdığını göstermektedir. Türkiye ekonomisi için de yaklaģık olarak kiģiye istihdam olanakları sunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye giderek bölgesinde inģaat malzemesi üretiminde bir merkez haline gelmiģtir. Nitekim sektör hem benimsediği AB mevzuatına, hem de bir deprem ülkesi olması nedeniyle uygulamaya konulan ek mevzuatlara uyum sağlamıģ aktadır. AB ülkelerine yapılan yoğun ihracat nedeniyle birçok üretici AB mevzuatına uyum sağlamıģtır. Ancak KOBĠ lerin iç pazarda da birebir uygulanan mevzuata uyumda kat etmeleri gereken uzun bir süreç göze çarpmaktadır. Diğer taraftan bazı Türk üreticilerinin AB ne üye ülkelerde de üretim gerçekleģtirdikleri görülmektedir. 146

147 Tablo 30: Sektördeki Temel Faaliyet Alanları Kaynak: Türkiye Müteahhitler Birliği, Türkiye de sektöre temel olarak yön veren faaliyet alanları incelendiği zaman öncelikle ev ve barınma amaçlı olarak yapılan yapıların sektörün dörtte birini oluģturduğunu görmekteyiz. Özellikle yüksek nüfus artıģı ve ĢehirleĢmenin hızla artması Türkiye de sektörün geliģmesine büyük katkı sağlamaktadır. Ayrıca köyden kente göç ile bu süreç çok daha hızlı bir Ģekilde geliģmeye baģlamıģtır. Ġkinci olarak sektörün geliģme sürecinde önemli rol oynayan alanlardan biri de yine ĢehirleĢme ile birlikte ortaya çıkan temel ihtiyaçların karģılanmasına yönelik olarak yolların, köprülerin ve tünellerin inģa edilmesidir. Türkiye son sekiz yıl içersinde büyük bir kalkınma hamlesi içerisinde girmiģ ve her tarafta duble yollar, tüneller ve körüler inģa edilmeye baģlamıģtır. Bu tür çalıģmalar sektörün geliģim sürecine büyük bir katkı sağlamıģtır. Daha sonra endüstriyel alanlar, organize sanayi bölgeleri gibi alanlar Türkiye de sektörün geliģmesine yönelik olarak çok önemli bir rol üstlenmektedir. Bunun yanında Ģehirlerin yeniden yapılanması ve dönüģüm projeleri sektördeki önemli faaliyet alanlarından biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Türkiye her bakımdan sektörün geliģmesine yönelik büyük bir geliģim ivmesine sahiptir. Bu, ivmenin, sektörde gelecek yirmi yıl içersinde de devam edeceği anlamına gelmektedir. Özellikle baģlayıp devam eden projeler ile kentleģme oranlarının her geçen gün artması ve büyük kamu projeleri Türkiye de sektörün potansiyelini çok yüksek düzeye çıkarmaya devam edeceği beklenmektedir Türkiye nin ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Ġhracatı ĠnĢaat malzemeleri sanayisinin 11 alt kolu uluslararası alanda önemli üretim kapasitelerine ve büyüklüklerine sahip bulunmaktadır. Bu alt sektörlerde Türk inģaat malzemeleri sektörü belirleyici ve yönlendirici üreticiler arasında yer almaktadır. Bu uluslararası konum ekonomi için doğrudan önemli bir katma değer yaratmaktadır. 147

148 Tablo 31: ĠnĢaat Malzemeleri Sanayisinin Uluslararası Konumu Türkiye nin sektör ile ilgili temel potansiyeline bakıldığında küresel düzeyde de yoğun iģ yaptığı görülmektedir. Özellikle Türk Ģirketlerinin küresel pazarlarda etkin projeler ve yatırımlar yaptıkları görülmektedir. Türkiye nin yoğun bir Ģekilde proje yaptığı ülkelere bakıldığı zaman son otuz yıl içersinde özellikle Libya ve Rusya Federasyonu gibi ülkelerin önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. 148

149 Tablo 32: Türkiye nin Proje Yaptığı Ülkeler Kaynak: Türkiye Müteahhitler Birliği, Özellikle günümüzde Rusya ile halen yoğun projeler devam etmektedir. Türk Ģirketleri için önemli bir pazar olmaya devam eden Rusya büyük bir potansiyele sahiptir. Bunların yanında Suudi Arabistan ve Kazakistan gibi piyasalar da Türk Ģirketlerin büyümekte olduğu alanlar olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle bu tür pazarlarda Türk Ģirketlerinin kamudan almıģ oldukları önemli ve büyük ölçekli projelerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle geleceğe yönelik olarak sektördeki projelerin geliģen bu önemli pazarlarda devam edeceğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak inģaat malzemeleri sektörü özellikle büyüme ve yapılaģma ile doğrudan bağlantılı olan önemli bir sektördür. Gerek Türkiye ekonomisinin sahip olduğu yapısal özellikler gerekse de geliģmekte olan ekonomiler Türkiye de sektörün sürdürülebilir bir büyüme temposu içerisinde olmasına olanak sağlamaktadır. Aynı Ģekilde özellikle geliģmekte olan pazarlara Türk Ģirketlerinin sağlamıģ olduğu yüksek penetrasyon sektörde küresel formda Ģirketlerin ortaya çıkmasına olanak sağlamıģ durumdadır. Türkiye, yapı ve inģaat sektörü alanında hızla büyüyen ve geliģen önemli pazarlardan biridir. Sektör hem domestik piyasalarda hızla büyümekte hem de uluslararası alanda geliģmektedir. Büyüme ve geliģme sürecine etki eden faktörler analiz edildiği zaman birinci olarak Türkiye de yaģam biçiminin değiģmesi ve köylerden kentlere doğru yoğun bir mobilite yaģanmasıdır. Bu durum özellikle kentlerde yüksek bir talep yaratmıģtır. Özellikle ortaya çıkan bu eğilim ve Türkiye nin büyük oranda ihtiyaç duyduğu altyapı yatırımları, sektörün geliģme sürecinde büyük bir etki yaratmıģtır. Domestik piyasada ortaya çıkan bu geliģmeler aynı zamanda Türk Ģirketlerinin uluslar arası alanda büyük ölçekli projeler alması ile daha da geliģme eğilimi içersine girmiģtir. GeliĢmekte olan ekonomilerde değerlendirilen bu fırsatlar, sektöre sermaye giriģini hızlandırmıģ, Ģirketlerin küresel alanda proje yapma kapasitelerini önemli oranda geliģtirmiģtir. Böylece yüksek bir iç talep ve ortaya çıkan küresel fırsatlar, sektörü dünyada önemli bir konuma getirmiģ ve aynı zamanda Türkiye ekonomisinin kalkınma dinamosu haline gelmiģtir. Sektördeki Ģirketler de Türkiye de en büyük Ģirketler sıralamasında ilk basamaklara tırmanmıģtır. Özellikle Enka, Alarko ve Tepe gibi Ģirketler gelecek süreçte kürsel düzeyde büyüme süreçlerine yoğun bir Ģekilde devam edeceklerdir. Bu tür Ģirketlerin yapmıģ oldukları projeler sektördeki diğer tedarikçileri de desteklemekte olup, aynı zamanda, küçük ölçekli iģletmelerin de ayakta kalmasına olanak sağlamaktadır. Çevre ve iklim değiģiklikleri gelecek süreçte Türkiye de sektörün geliģim süreci üzerinde etkili olacak önemli değiģkenler olarak görülmektedir. ġirketlerin bu tür mega trendleri dikkate alarak strateji oluģturmaları gerekmektedir. 149

150 3.2.6 Diyarbakır da ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Diyarbakır sektör açısından incelendiği zaman genel olarak kaģımıza çıkan temel yapı, geliģen ve dinamik bir nitelik göstermektedir. Kentte ihtiyaç olan yüksek oranda konut talebi ve yaģanan göçler kentin sektör açısından önemini daha artırmıģtır. Bunun yanında özellikle taģ ve toprağa dayalı sektörlerin geliģmesi Diyarbakır da sektörün geliģmesine önemli bir katkı sağlamaktadır. Son yıllarda özellikle devlet ve özel sektör iģbirliği ile kentte önemli oranda konut imalatı gerçekleģmiģtir. Devlet, Toplu Konut Ġdaresi (TOKĠ) aracılığı ile broker Ģirketlere projeler yaptırmıģ kentin konut talebini karģılamaya yönelik büyük projeleri realize etmiģtir. Bu tür projeler inģaat ve dolayısıyla yapı malzemelerinin geliģmesine büyük olanaklar sağlamıģtır. Bunun yanında birçok iģ adamı ve yatırımcının Irak piyasasına yönelik önemli projeler yaptıkları görülmektedir. Irak pazarında güçlü ve doymamıģ önemli bir pazarın var olduğunu görmekteyiz. Bu durum da özellikle Diyarbakır Ģirketleri için büyük fırsatlar ortaya çıkarmaktadır. Kısa zaman içerisinde bu bölgede yapılacak yatırımlar sektöre önemli oranda sermaye giriģi sağlayacağından dolayı Diyarbakır da sektörde Türkiye düzeyinde söz söyleyecek iģletmelerin ortaya çıkmasına olanak sağlayacaktır. Ayrıca bölgede var olan sektör ile ilgili üretim yapan Ģirketlerin büyüme oranlarının da yüksek olacağı tahmin edilmektedir. Sektöre bu tür önemli geliģmelere rağmen olumsuz etki eden faktörlerin de var olduğu görülmektedir. Bunların baģında birçok Ģirketin küçük ölçekli çalıģması ve ölçek ekonomisinden yararlanacak yeteneklerde olmamasıdır. ġirketler genel olarak küçük ve orta ölçekli projeler realize etmektedirler. Büyük ölçekli tecrübi bilgi (know-how) ve donanıma sahip olmadıkları için gelecek açısından yapısal olarak sektörün geliģmesine yönelik sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca tasarım ve araģtırma konusunda sektörün yetersizlikleri ve zayıflıkları mevcuttur. Bu da sektörün mevcut koģullarda karģı karģıya kaldığı en temel sorunlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Ayrıca sektörün bugüne kadar oluģmuģ iģ kültürü ve yapısı temel noktalarda sorun oluģturmaktadır. ĠĢbirliği ve kurumsal proje yapma üzerinde çok fazla odaklanılmadığı için sektörün genel olarak büyük rakipler ile iģletmelerin rekabet etmesi çok fazla olanaklı olmamaktadır. Gelecek süreçte sektörde geriye doğru ve ileriye doğru dikey entegrasyonların yapılması Ģirketlerin en önemli yönetim stratejileri olarak karģımıza çıkacaktır. ġirketler belirli bir ölçeğe ulaģtıktan sonra yapısal sistemlerini realize etme yoluna gitmeye bakacaklardır. Bunun da en temel yolu entegrasyonlardan geçmektedir. Tablo 33: Sektörün GeliĢimine Kaynaklık Edecek Mevcut ĠĢletme Formları Diyarbakır da sektörü incelediğimiz zaman karģımıza yüksek bir Ģekilde büyüme potansiyeline sahip iģletmelerin çıktığını görmekteyiz. Bu iģletmeler sektördeki yapılar ile ilgili temel bazı ihtiyaçları karģılamak üzere oluģturulmuģladır. Özellikle sektör ile ilgili değer yaratma faaliyetleri içerisinde yer alan çalıģmaların gerçekleģmesi ile ilgili ihtiyaçları karģılamaya yönelik araģtırmalar yapmaktadırlar. Bölge özellikle Bims malzemesi açısından yüksek bir potansiyele sahip olduğu için bu malzemenin türev ürünlerinin sektörde kullanıldığını görmekteyiz. Bu ürün daha çok bölgesel düzeyde üretim ve satıģ açısından 150

151 fizable olduğu için sektör için daha çok domestik pazara yönelik bir nitelik göstermektedir. Bunun yanında özellikle sektöre önemli girdi sağlayan mermer iģletmelerinin güçlü yapıya sahip oldukları görülmektedir. ġu an daha çok dıģ pazara yönelik olarak çalıģan bu Ģirketler yakın zaman içerisinde mermer iģleme prosesleri ve inģaat sektöründeki diğer önemli fırsat alanlarına yönelebilirler. Bunun yanında sektörde yalıtım, mobilya, kapı, pencere ve boya imalatı gibi alanlarda da iģletmelerin olduğu görülmektedir. Bu yapı özellikle sektörün farklı süreçlerine yönelik temel ihtiyaçların karģılanmasında etkili olabilecek iģletme formlarının olduğunu bize göstermektedir. 151

152 3.2.7 Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır bölgesi ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü rekabetçilik analizi Elmas Model uygulanarak analiz edilmiģtir. Sektörün girdi koģulları, firma stratejileri ve rekabet yapısının durumu, talep koģulları, ilgili destekleyici kuruluģlar ve devlet değiģkenleri incelenerek rekabet düzeyi belirlenmiģtir. Sektörün temel rekabet gücünün ortaya konabilmesi için bu faktörlerin aynı zamanda alt faktörleri geliģtirilmiģ ve kanaat önderi giriģimciler ile iki modelde değerlendirilmiģtir. Birinci model odak grup toplantısı ile sektörün kapsamlı bir Ģekilde değerlendirilmesi yapılmıģtır. Ġkinci olarak ise Likert üçlü ölçeğinde bu faktörler ile ilgili bir anket uygulaması yapılmıģtır. Veri toplanması sürecinde Elmas modeli ile ilgili temel bilgilerin yanında iģletmelerden ve sektörden büyüme ve geliģme verilerine de ulaģılmıģtır. Genel olarak sektörün geleceğe yönelik olarak geliģme eğiliminde olduğu ifade edilmektedir. Bu bölümde geliģme indikatörü olarak yeni kurulan iģletmelerin sayısı, sektörün kapasitesi gibi verilerden yararlanılmıģtır. Bunların yanında sektörde uzmanlaģmıģ ve Diyarbakır ekonomisini iyi bilenler ile derinlemesine mülakatlar yapılarak verilerin niteliği ve güvenilirliği yükseltilmeye çalıģılmıģtır. Bu nedenle geleceğe yönelik olarak sektörün büyüme ve geliģme eğilimleri daha net bir Ģekilde ortaya konulabilecektir. Bu bölümün analizi sonucunda Diyarbakır ili inģaat malzemeleri sektörü temel olarak sürdürülebilirliğinin ne tür faktörlere dayandığına iliģkin bir model ortaya konulmuģ olacaktır. Bu sonuçlar çerçevesinde sektörel yapılanmanın sağlanması durumunda gelecekte hedeflenen iģletme büyüklüğüne kısa vadede çıkılmıģ olacaktır. Bunun sonucunda da kent ekonomisinin geliģimine büyük bir ivme kazandırılacaktır. 152

153 ġekil 46: Diyarbakır Ġli ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Uluslararası Rekabetçilik Pozisyonu (DüĢük) DEVLET Devlet ( Orta ) (-) Devletin Konut Politikası (+/-) Yapısal Düzenlemeler (+/-) Devlet Desteği (-) Güvenlik Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı ( DüĢük ) (-) ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri (-) Kapasite Kullanım Oranları (-) Sektör ĠĢletmelerinin Ölçekleri (-) Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (-) Sektör Üretimde Verimlilik (+/-) Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar Girdi KoĢulları ( DüĢük) (+/-) Hammadde (-) Bilimsel ve Teknolojik Altyapı Olanakları (+/-) GiriĢimci ĠĢtahı (-) Kalifiye Ġnsan Gücü (-) ĠĢletmelerin Kümelenmeleri GĠRDĠ KOġULLARI FĠRMA STRATEJĠSĠ VE REKABET YAPISI TALEP KOġULLARI Talep KoĢulları ( Orta ) (+) Ġç Talebin Durumu (-) DıĢ Talebin Durumu (+/-) Ortadoğu Pazarı ĠLGĠLĠ VE DESTEKLEYĠCĠ KURULUġLAR Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar ( DüĢük ) (-) Tedarikçilerin Durumu (-) Bilgi Üreten Kurumların Durumu (-) ÖzelleĢtirilmiĢ finans kurumlarının varlığı 153

154 Girdi KoĢullarının Rekabet Düzeyi (- düģük) Diyarbakır ili inģaat malzemeleri sektörü girdi koģulları açısından rekabet düzeyi düşük düzey olarak tespit edilmiģtir. Bu bölümde; hammadde, bilimsel ve teknolojik altyapı olanakları, giriģimci profili, nitelikli iģgücü ve iģletmelerin kümelenmeleri alt değiģkenleri analiz edilmiģtir. Hammadde Potansiyeli ve Bulunabilirliği (+/- orta) Diyarbakır inģaat malzemeleri sektörü için gerekli olan hammadde ve bunların bulunabilirliği açısında potansiyeli olan bir kenttir. Bölgenin sahip olduğu potansiyel ve dinamik pazar yapısı ile bu değerlerin buluģturulması sektörde sinerjik bir etki yaratacağı beklenmektedir. Yukarıdaki Harita da da görüleceği üzere kentin segmentasyon analizi yapıldığı zaman inģaat malzemeleri sektörünün daha çok merkeze odaklanması gerekmektedir. Sonuç olarak Diyarbakır sektör açısından elveriģli bir yapıya ve kapasiteye sahiptir. Bölgenin özellikle maden yataklarının iyi düzeyde olması (taģ ve toprak) ve sektöre yönelik olarak iģletmelerin üretim yapmaları sektör açısından önemli bir değer oluģturmaktadır. Bunun yanında geleceğe yönelik olarak bakıldığı zaman yeterli miktarda ve ucuz insan kaynağının olması da baģka bir avantaj olarak karģımıza çıkmaktadır. Dinamik bir iģgücü olmasına rağmen kalifikasyon sorunlarının olduğu görülmektedir. Bilimsel ve Teknoloji Altyapı Olanakları (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarının baģında ham maddelerin iģlenmesi ve katma değerini artıracak sağlıklı üretim sisteminin mevcut olmamasıdır. ĠĢletmeler tamamen kendi olanakları ve tecrübî bilgileri (know-how) doğrultunda iģ yapmaya çalıģmaktadırlar. Ancak bu durum sektörde etkin bir Ģekilde iģ yapmaya olanak sağlamamaktadır. Bu nedenle sektörün geliģmesinin önünde önemli bir engel olarak görünmektedir. GiriĢimci ĠĢtahı (+/- orta) Sektörde özellikle faktör girdileri açısından giriģimcilerin iģtahı büyük önem taģımaktadır. Sektördeki oyuncuların büyük bir bölümü bölgede yetiģmiģ, yörenin kültürünü, doğasını ve çevresini iyi bilen giriģimcilerdir. Mevcut koģullarda hepsinin de büyüme ve küresel pazarlara açılma konusunda yüksek motivasyona sahip oldukları görülmektedir. Özellikle iģletmelerin finansman ihtiyaçlarının yüksek olduğu görülmektedir. Bu süreç de özellikle iģletmelerin büyümesini olumsuz bir Ģekilde etkilemektedir. 154

155 Bunun yanında Diyarbakır ın içinde bulunduğu siyasi ortam ve koģullar iģ adamlarının moral, motivasyonları konusunda büyük bir sorun yaratmaktadır. Bundan dolayı iģletmelerin büyümesi ve yeni yatırımların gündeme alınması gecikmektedir. Sonuçta iģadamları için güvenlik birinci derecede yatırım kararları üzerinde etkili olmaktadır. Bu sağlandığı takdirde bölgede büyük bir dönüģüm ve geliģim olacaktır. Mevcut Ģirketler ve giriģimciler daha fazla yatırım yapacak ve daha hızlı büyüyeceklerdir. Kalifiye Ġnsan Kaynağı (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından biri nitelikli elaman sorunudur. Örneğin imalatta çalıģacak formen ve ustaların bulunmasında sorunlar yaģanmaktadır. Sektöre elaman yetiģtiren bilgi kurumları ile sektör arasında sağlam bir köprü de kurulamadığı için iģletmelerin nitelikli insan gücü bulmada sorunlar yaģamaktadır. Kısa süre içerisinde bu sorunların ortadan kaldırılması çok kolay görünmemektedir. Bunun için stratejik olarak sorunların ortadan kaldırılması için iģletmeler ve üniversitenin ortak bir çalıģma planı çıkarmaları gerekmektedir. Sektör bu konuda elaman tedarik etmede sorunlar yaģadığı için ve yerel düzeye elaman bulamadığı için rekabetçilik düzeyi genel olarak zayıf olarak değerlendirilmiģtir. Bölgenin özelliğinden dolayı dıģarıdan elaman tedarik sürecinde bile sorunlar yaģanmaktadır. ĠĢletmelerin Kümelenmesi (- düģük) ĠĢletmelerin kümelenme modeli çerçevesinde çalıģmasının birçok açıdan büyük sinerjik sonuçları vardır. Ancak sektörün temel çalıģma ve örgütlenme yapısına baktığımız zaman kümelenme tarzında bir yapılanmanın oluģmadığı görülmektedir. Bütün iģletmeler genel olarak üretici bir modelde çalıģmayı tercih etmektedir. Tedarikçi ya da değer zincirinin bir ayağında görev almak çok fazla sektörde dikkate alınmamaktadır. Bunun sonucu olarak da bütün iģletmelerin maliyetlerinde önemli yükselmeler olmakta ve faaliyetlerin kesintisiz sürmesi noktasında sorunlar yaģanmaktadır. Sonuç olarak sektörü faktör girdi koģulları açısında ele alındığı zaman genel olarak zayıf düzey bir rekabetçilik düzeyine sahip olduğu görülmüģtür. Özellikle girdi koģulları açısından geliģen bir sektör yapısından söz edebiliriz. Bunu yanında kullanılan teknoloji ve yöntemlerin daha üst düzeye çıkarılması ve iģletmelerin bu çerçevede gerekli giriģimleri yapmasının sektör açısından önemi büyüktür. Sektör özellikle iģ yapma biçimleri, ölçek, değer zincirinin diğer halkalarının tamamının olmaması açısından sorunlar yaģmaktadır. Girdi koģulları rekabetçilik açısından birinci önemli unsur olarak değerlendirilmelidir. Bu faktörler yeterince oluģmadığı takdirde rekabetçiliği geliģtirmek olanaklı değildir. Özellikle giriģimcilerin iģtahlarının iyi düzeyde olduğu görülmektedir. Ancak kentteki güvenlik sorunu nedeni ile yeni yatırımlar konusunda giriģimler daha dikkatli davranmaktadırlar Talep KoĢullarının Rekabet Düzeyi (+/- orta) Sektörünün talep yapısı domestik (iç) talep, dıģ talep ve Ortadoğu pazarı olmak üzere üç baģlıkta değerlendirilmiģtir. Sektör talep koģulları açısından rekabet düzeyi orta olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise müģterilerin sektör hakkındaki uzmanlıkları, talebin niteliği, ürünlerde marka ve menģeinin önemi ve nihayet üretimi direkt Ģekilde etkileyen sektörlerin varlığı ile ilgili olarak da veri toplanmıģtır. Ġç Talebin Durumu (+ yüksek) Sektör ile ilgili yerel piyasanın talep yapısı incelendiği zaman dinamik bir pazar yapısının olduğu görülmektedir. Özellikle sektörün temel üretimleri yüksek talep görecek ürünlerdir. Bu iģ modelinde B2B talebi büyük bir önem taģımaktadır. Özellikle sektörde gerek giriģimcilerin yatırımları gerekse de devletin yapmıģ olduğu yatırımlar nedeniyle güçlü bir talep söz konusudur. Mevcut koģullarda sektörün dinamik bir piyasa ve ekonomik ortama sahip olduğu görülmektedir. Bu koģullarda iç talebin rekabetçiliği yüksek düzey olarak tespit edilebilir. 155

156 DıĢ Talebin Durumu (+/- orta) Diyarbakır özellikle bazı sektörlerde çok iyi bir Ģekilde dıģ talep yaratmıģ ender ekonomilerden biridir. Özellikle mermer sektöründe bunu çok baģarılı bir Ģekilde yapmıģtır. Ancak diğer sektörlerde bu konuda aynı performansı yakaladığını söylemek mümkün değildir. Genel olarak güçlü bir dıģ talep potansiyelinin kentte olduğunu görmekteyiz. Bu potansiyel bir Ģekilde ticarete dönüģmediği için sektörün geliģmesine de aktif bir katkı sağlamamaktadır. Birçok iģletme uluslararası ticareti gayet iyi bir Ģekilde bilmektedirler. Ancak bu temel ticari potansiyeli talep yaratmada kullanma konusunda aynı baģarıyı gösteremedikleri görülmektedir. Bu sektörde Ģu ana kadar gıda paketlemesinin geliģmesi özellikle dıģ talebin geliģmesine büyük bir katkı sağlayacaktır. Özellikle kentteki birçok iģ adamı sektör ile ilgili olarak Irak pazarındaki fırsatlardan yaralanmaya çalıģmaktadır. Bu da sektörün küresel bir nitelik kazanması ve büyüme eğiliminin sürdürülebilir olabilmesi için yüksek bir değer taģımaktadır. Ortadoğu Pazarı (+/- orta) Ortadoğu bölgenin önündeki en önemli pazarlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Gelecek için doymamıģ bir pazar olması sektör açısından büyük bir potansiyel değer yaratmaktadır. Özellikle bölgedeki iģadamlarının Irak, Suriye, Ġran gibi ülkelerde iģ yapmaları önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu süreçten en çok faydalanan illerin baģında Gaziantep gelmektedir. Kıyaslama yapıldığı zaman Diyarbakır da en az rakibi Gaziantep kadar büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak sektörde bu potansiyelin iģe dönüģmediği görülmektedir. Türkiye sektörde önemli bir pazara ve potansiyele sahiptir. ġirketlerin, sektörü bu tür dinamik piyasalara açmak için özellikle Ortadoğu da güçlü iģ ortaklarını bu alana çekmesi pazarın geliģmesi açısından büyük yarar sağlayabilir Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar (- düģük) ĠnĢaat malzemeleri sektörü iliģkili ve destekleyici kuruluģlar ile olan iliģkisine bakıldığı zaman tedarikçilerin yapısı, bilgi üreten kuruluģlar ve özelleģtirilmiģ finans kuruluģları, lojistik baģlıkları altında değerlendirilmiģtir. Sektörün iliģkili ve destekleyici kuruluģlar açısından rekabet düzeyi düşük düzey olarak tespit edilmiģtir. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla olan bağlantısı, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve kendi sivil toplum kuruluģları oluģturma kapasitesine sahip Ģeklide spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. Tedarikçilerin Durumu (- düģük) Sektördeki tedarikçi firmalara bakıldığı zaman genel olarak sektörü küresel alana taģıyacak yerel düzeyde tedarikçiler yoktur. Bu durum sektörde iģlerin yürütülmesinde iģletmeler için maliyete neden olmaktadır. Özellikle üretim sisteminin güvenilir ve kesiksiz bir Ģekilde çalıģması için yerel düzeyde sektör geliģtikçe değer zincirinin önemli bir parçası olan bu yapıların oluģması gerekmektedir. Sektörün yine kamu kurumları ile geliģmekte olan bir iģbirliği içerisinde olduğu görülmektedir. Özellikle teģvik ve benzeri düzenlemelerin sektörün geliģimine yönelik olarak etkin bir Ģekilde yapılandırılması gerekmektedir. Ancak mevcut yapıda sisteminin zayıf bir iģletim modelinin olduğu görülmektedir. Sektörün mevcut tedarikçi modeli, küresel düzeyde önemli bir oyuncu olmasına olanak sağlamamaktadır. Bu nedenle mutlaka yerel düzeyde etkili tedarikçi Ģirketlerin ortaya çıkması ve sektörü yönlendiren stratejiler üretmesi gerekmektedir. Özellikle de bu aģamadan sonra katma değeri yaratan iģletmelerin tedarik sağlaması ve yol göstermesi çok önemlidir. Sektörün özellikle mevcut önemli oyuncuları da değer zincirinin önemli bir prosesi olan bu tür iģletmeleri kurarak daha kârlı operasyon yapma ve sektörü yönlendirme Ģansına sahip olabilmeleri öngörülmektedir. Bilgi Üreten Kurumların Durumu (- düģük) Dicle Üniversitesi uzun geçmiģi olan ve içerisinde inģaat ile ilgili bölümler olan bir üniversitedir. Ancak sektör ile iletiģim ve iģbirliği noktasında çok fazla geliģme olmadığı için sinerjik projeler ortaya çıkmamaktadır. 156

157 Özellikle sektörün nitelikli insan gücü ve teknolojik altyapısının geliģtirilmesi noktasında büyük potansiyelli projelerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle iģletmeler ve üniversite arasında iģbirliği yapılmasının her iki tarafa büyük yararları olacaktır. Ancak mevcut iliģkiler incelendiği zaman çok zayıf bir yapının olduğu görülmektedir. Kurumlar arası iģbirliğine (projeler vs.) iliģkin herhangi bir bulguya rastlanmamıģtır. ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (- düģük) Sektördeki iģletmelerin en önemli hedeflerinden biri büyümek ve teknolojilerini günün koģullar çerçevesinde tedarik etmektir. Bu nedenle uygun finansal enstrümanların olmasının sektörün rekabetçiliği açısından önem taģımaktadır. Sektörde leasing gibi olanakların yaygınlaģması sektörün rekabet gücüne katkı sağlar. Ancak normal yatırım kredileri dıģında bankaların inģaat malzemeleri sektörü için geliģtirmiģ olduğu herhangi bir B2B finansman olmadığı görülmüģtür. Bu konuda özellikle sektörden bir talep olursa uygun kredi olanaklarının geliģtirilmesi Diyarbakır için söz konusu olabilecektir. Ya da KOSGEB destek programları çerçevesinde özellikle bu sektörün önümüzdeki süreçte geliģimi hedefleniyor ise sektörü için kaynak tahsisine gitmesi gerekmektedir Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı (- düģük) ĠnĢaat malzemeleri sektörü firma stratejisi ve rekabet yapısı; Ģirketlerin yönetimi ve stratejileri, kapasite kullanım oranları, inģaat malzemeleri iģletmelerinin ölçekleri, sektörün teknoloji kullanma kapasitesi ve yetkinliği, inģaat malzemeleri üretiminde verimlilik, sektöre yönelik yeni yatırımlar baģlıkları altında değerlendirilmiģtir. Bu değiģkenler açısından değerlendiren sektörün firma stratejisi ve rekabet yapısının rekabetçilik performans düzeyi düşük olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla ile olan bağlantısı, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve kendi sivil toplum kuruluģları oluģturma kapasitesine sahip Ģeklide spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri (- düģük) Sektördeki Ģirketlerin yönetim ve stratejileri incelendiği zaman tamamı küçük veya mikro ölçekli Ģirketlerdir. Bunların tamamına yakını, aile bireyleri tarafında yönetilmektedir. Ancak Ģirketlerin belli bir ölçeğin üzerine çıktıktan sonra bu tür bir yönetim model ile varlıklarını sürdürmeleri çok zordur. ġirketler kurumsallaģmak, rekabet güçlerini geliģtirmek için de herhangi bir danıģmalık projesi yürütmemektedirler. Bunun yanında Ģirketlerin stratejik olarak yapılanma ve geliģmeye yönelik olarak da herhangi bir senaryolarının olmadığı görülmektedir. Kapasite Kullanım Oranları (- düģük) ĠĢletmelerin temel olarak kapasite kullanım oranlarına baktığımız zaman yüksek düzeyde olmadığı görülmektedir. Bunun temel nedeni satıģ ve pazarlama sürecinde iģletmelerin genel olarak zayıf oldukları görülmektedir. Bu durum iģletmelerin maliyetlerini aģağıya çekmelerini engellemektedir. Özellikle sabit maliyetler, yüksek oranda aģağı çekildiği için iģletmelerin rekabet gücüne büyük katkı sağlamaktadır. Ancak düģük kapasite ile bunu sağlamak nerdeyse imkânsızdır. Sektördeki ĠĢletmelerinin Ölçekleri (- düģük) Sektördeki iģletmeler genel olarak mikro iģletme düzeyindedir. Bu nedenle büyük oranda seri üretim yapamadıkları için ölçek ekonomisinden yararlanma durumu söz konusu değildir. Bu yapı da iģletmelerin rekabet gücüne olumsuz yansımaktadır. Sektörde ortaya çıkan yeni teknoloji ve üretim biçimleri özellikle seri üretimlerde büyük maliyet avantajı sağlamaktadır. Bu koģullarda sektördeki iģletmelerin ölçeklerinin bu yapıya çok fazla uymadığı görülmektedir. Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (- düģük) Daha önce de vurgulandığı gibi sektörün yeni teknolojileri alma ve kullanma noktasında eksiklikleri vardır. Özellikle sektör teknoloji yoğun bir alan olduğu için ileri teknoloji kullanılması kaynakların daha etkin bir 157

158 Ģekilde değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Bu nedenle sektörde iģletmelerin yeni teknolojileri edinmeleri sürecinde sorunlarının olduğu görülmektedir. Sektörde Üretimde Verimlilik (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından bir tanesi ise verimlilik sorunudur. Özellikle sektördeki iģçilik maliyetlerini karģılaģtırdığımızda Türkiye ve Diyarbakır ın bu konuda rekabet Ģansı düģüktür. Bunun temel nedenlerinden biri verimlik düzeyinin sektörde düģük olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Ģirketlerin yaratıcı ve sistem geliģtirerek verimlilik artıģı sağlamaları rekabet güçlerini geliģtirebilir. Mevcut durumunda genel olarak iģletmelerin sektörel düzeyde verimlilik modelleri arayıģı içimde oldukları görülmektedir. Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar (+/- orta) Sektördeki firmaların yeni yatırım yapma ve iģletmelerini geliģtirme konusunda motivasyonlarının olduğu görülmektedir. Özellikle son iki üç sene içersinde sektöre giriģlerin çok fazla olduğu görülmektedir. Ancak bölgenin içinde bulunduğu olumsuz koģullar yeni yatırımları zorlaģtırmakta ve sektöre yeni sermaye giriģine engel olmaktadır. Sonuç olarak firmaların stratejisine baktığımız zaman net olarak piyasada kalmak ve para kazanmak için yaratıcı bir modellerinin olmadığı görülmektedir. ġirketlerin sektörde yaratmıģ olduğu değerler ve birikimler Diyarbakır da sektörün ortaya çıkmasına ve geliģmesine yönelik önemli katkılar sağlamaktadır. Sektörün yapılanması daha çok imitasyona dayanmaktadır. Özellikle büyüme süreci içerinde olan bu Ģirketlere profesyonel destek verilmesi sağlıklı bir sektör geliģimi için önem taģımaktadır. ġirketlerin önemli bir kısmı ticari strateji noktasına zayıftır Devlet (+/- orta) Devlet in sektöre yönelik genel ve özelleģtirilmiģ desteklerinin pozisyonu orta düzey olarak tespit edilmiģtir. Bu değiģken altında; yapısal düzenlemeler, devlet özel teģvikleri ve güvenlik alt değiģkenleri analiz edilmiģtir. Devletin Konut Politikası (- düģük) Öztürk ve Doğan ın (2010) yapmıģ olduğu araģtırma sonuçlarına göre Türkiye de öngörülen önlemlere rağmen konut konusunda belirgin bir konut politikası belirlenememiģ ve konuya gereken önem verilmemiģtir. Alınan tedbirler sorunun nedenlerinden daha çok sonuçlarını ortadan kaldırmayı amaçlamıģtır. Bu yanlıģ tutum konut açığını daha da büyütmüģtür. Uygulanan politikaların yetersiz kalmasında konut sektörüne az kaynak ayrılması, sektöre yapılan yatırımların verimsiz kabul edilmesi, bu sektöre öncelik verilmenin kalkınmayı yavaģlatacağı görüģleri etkili olmuģtur. Türkiye de konut finansman alanında bugüne kadar yapılan uygulamaların hiçbiri konut için ödünç fon talep edenlerle, fon fazlası olup da ödünç vermek isteyenleri bir araya getirecek bir sistem oluģturmaya yönelik olmamıģtır. Devlet görüģü olarak inģaat ve konut sektöründe sanayileģmeye uzun yıllar emek yoğun teknoloji Ģeklinde yaklaģılmıģ olması teknolojik değiģim sürecine giriģi geciktirmede önemli bir etken olmuģtur. SanayileĢme istihdamı kısıtlayan bir etmen olarak düģünülmüģtür. Arsa spekülasyonu ve gecekondulaģma, gelir bölüģümünde adaletsizlik yaratmıģ, kamunun yapacağı ekonomik yatırımları olumsuz olarak etkilemiģ, konut sorununu sürekli hale gelmesine ve milli servetin israfına neden olmuģtur. Kentlerde arsa üretiminin talebi karģılayamaması ve bu alandaki rantların yüksekliği ve yasa dıģı yollardan elde edilmesi, kayıtdıģı sektörü beslemiģtir. Türkiye de kiralık konut stoku ne kamu eliyle ne de toplu biçimde üretilmiģtir. Konut stokunun büyük kısmının yap-satçı yöntemle üretilmesi hem konut fiyatlarının hem de kiraların hızla yükselmesine neden olmuģtur. Konut sorunun temelinde ekonomik ve sosyal sorunlar yatmaktadır. Konut sorunun çözümü için kısa vadeli programlar yerine uzun vadeli politikalar üretilip uygulanmalıdır. Yapısal Düzenlemeler (+/- orta) Sektör açısından devletin herhangi özel bir düzenlemesi bulunmamaktadır. Sektör temel faaliyetlerini bu çerçevede yürütmeye çalıģmaktadır. Özellikle yapılan çalıģmalar kayıt dıģılığı engellemeye dönük çalıģmalardır. Bu durum engellenebilirse ve Ģirketlerin özellikle bu süreçte karģılaģacakları temel sorunları ortadan kaldırmak için gerekli destekler verilebilirse sektörün geliģim sürecine olumlu bir katkı sağlanabilir. ġu an mevcut yapısal düzenlemeler de sektöre yatırım yapma konusunda ciddi teģvikler sağlamaktadır. Örneğin, kurumlar vergisi ve 158

159 benzeri alanlarda devletin yapmıģ olduğu çok önemli düzenlemeler mevcuttur. Ancak bu desteklerden etkilenip yatırım yapma çabası içersinde olan çok fazla yatırımcı yoktur. Devlet Desteği (+/- orta) Devlet genel olarak bölge ekonomisine doğrudan ve dolaylı olarak önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle teģvik yasası, girdi koģulları açısından herhangi bir avantaj sağlamasa da kurumlar vergisi açısından iģletmelere büyük avantaj sunmaktadır. Bunun yanında KOSGEB ve Kalkınma Ajansı gibi kurumlar ile de projelere destekler sağlamaktadır. Bu süreçteki en önemli sorun bu desteklerin doğru iģletmelere ve projelere gitmesinin sağlanmasıdır. Bunun yanında verilen desteklerin nasıl kullanıldığı, takip edilmediği için etkin kaynak kullanımı olmamıģtır. Dolayısı ile destekler bu nedenlerden dolayı sektörün geliģimine katkı sağlamamaktadır. Güvenlik (- düģük) Bölgenin en önemli sorunu güvenliktir. Bölgede yaģan sorunlar ve olaylar özellikle giriģimcilerin yatırım yapmaları noktasında umutsuzluğa yol açmaktadır. Mevcut yatırımcılar bile fırsatları olduğu takdirde baģka bölgelere yatırım yapmayı tercih ettiklerini ifade etmektedirler. Bu nedenle bölgenin yatırımcı ve giriģimciler açısından güvenlik sorununun çözülmesi büyük önem taģımaktadır. Eğer bu olumsuz algı ve durum ortadan kaldırılabilirse kısa süre içersinde yatırımlar projeler ve turizm gibi önemli sektörlerin büyük bir sıçrama yapacağı beklenmektedir. 159

160 3.2.8 Sonuç ve Öneriler ĠnĢaat malzemeleri sektörü Diyarbakır ın ekonomisini olumlu yönde en çok etkileyecek sektörlerin baģında gelmektedir. Sektör gelecekte hızlı bir büyüme ve geliģme potansiyeline sahiptir. Ancak sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri ve çalıģma biçimleri kârlı bir operasyon yapma Ģansı vermemektedir. Bu nedenle geleceğe yönelik olarak sektördeki temel stratejilerin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Mevcut veriler dikkate alındığı zaman sektörün temel özellikleri aģağıdaki Ģekilde özetlenmektedir. Tablo 34: ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün Temel Özellikleri Sektör Çok ÇeĢitli ĠĢletmelerden OluĢmaktadır Diyarbakır da özellikle sektörün temel yapısına baktığımız zaman farklı değer yaratma faaliyetleri gerçekleģtiren iģletme formlarının sektörde geliģtiğini görmekteyiz. Girdi süreçlerinden tutun, sektörün ihtiyaç duyduğu yapı elamanlarına kadar her alanda üretim yapan iģletmelerin sektörde faaliyet gösterdiği görülmektedir. Bu yapı, özellikle, gelecek süreçte sektörün güçlü bir Ģekilde yapılanma süreci üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Yüksek Bir Büyüme Potansiyeline Sahiptir Diyarbakır daki gerek domestik talep yapısı gerekse de Irak pazarındaki geliģmeler dikkate alındığı zaman sektörün gelecek on onbeģ yıl içerisinde güçlü bir büyüme sürecine gireceğini söylemek mümkündür. Bölgede yapılan büyük ölçekli kamu yatırımları da sektörün temel formunun Ģekillenmesinde çok önemli bir rol üstlenmektedir. ĠĢletmeler Genel Olarak Küçük Ölçeklidir Sektördeki iģletmeler incelendiği zaman önemli orandaki iģletmenin mikro ve küçük ölçekli iģletmelerden oluģtuğu görülmektedir. Ancak sektörün kapasitesi geniģledikçe ve büyüme süreci devam ettikçe özellikle potansiyeli olan iģletmelerin orta ölçekli yapılara dönüģeceği düģünülmektedir. Ancak bu sürecin önümüzdeki on yıl içerisinde olabileceği tahmin edilmektedir. Sektörün GeliĢim Stratejisi Net Değildir Sektördeki örgüt formları incelendiği zaman özellikle hangi alanlarda ne tür bir geliģme göstereceğine iliģkin net bir indikatör yoktur. Mevcut organizasyon nüfusu dikkate alındığı zaman öncelikli olarak yapı kimyasalları alanında bir geliģimin olabileceği tahmin edilebilir. Ayrıca BĠMS malzemeleri ve türevi de sektörde geliģme gösterecek temel ürünler arasında yer almaktadır. 160

161 Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü YaĢam Eğrisi Sektör YaĢam Eğrisi GeliĢme AĢamasındadır Sektörün önümüzdeki seksen yüz yıllık geliģim sürecine baktığımız zaman mevcut koģullarda sektör temel yapısı itibarı ile geliģim çağının özelliklerini göstermektedir. Talep nedeniyle güçlü ve dinamik bir geliģim performansı ortaya koymaktadır. Ancak üretilen ürünler Türkiye ve dünya piyasasına yönelik bir nitelikte olmadığı gibi, sektörü mermer sektörü ile karģılaģtırdığımız zaman dünya piyasasına açılma düzeyine henüz ulaģmamıģtır. Ortadoğu Pazarına Açılma Olanağı Mevcuttur Ortadoğu ve Irak pazarı diğer sektörlerde olduğu gibi Diyarbakır için bu sektörde de büyük bir potansiyel ve fırsat sunmaktadır. Bu ülkelerin yüksek yapı ihtiyaçları ve kamu projeleri sektörün geliģmesi açısından önemli bir değer oluģturmaktadır. Bu nedenle mevcut iģletmelerin özellikle bu bölgelere yönelik olarak yönetim ve organizasyon modelleri geliģtirmeleri gelecekte sektörün geliģmesi bağlamında büyük bir önem taģımaktadır. Sonuç olarak Diyarbakır inģaat malzemeleri açısından çok önemli bir pazar olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle kentin kendisi ve çevresinin sektör açından yüksek bir büyüme potansiyeli taģıdığı görülmektedir. Bu süreci yabancı pazarlarla da beslediği zaman çok daha etkin ve hızlı geliģim gösteren bir sektörden söz etmek mümkün olabilecektir. Bu aģamada sektörün yaģam eğrisine bakarak gelecek süreç açısından ne tür bir momentum göstereceğini analiz etmeye çalıģacağız. YaĢam eğrisi temel olarak sektördeki mevcut büyüme rakamları ve talep yapısının niteliği dikkate alınarak geliģtirilmiģtir. Bu çerçevede sektörün geçmiģ yirmi yıldaki temel performansını da dikkate alarak gelecekte ne tür bir yönelim içinde olacağı tahmin edilmiģtir. Özellikle sektörün mevcut performansı dikkate alınarak gelecek açısından ne tür bir büyüme göstereceğini tahmin etmek zor değildir. Mevcut koģullarda sektör analiz edildiği zaman iģletmelerin geliģme ve büyüme eğilimi içerisinde oldukları görülmektedir. Bu çerçevede sektörde tam olarak oturmuģ bir iģ modeli ve sistemi mevcut değildir. Tam olarak sektörün omurgası ve büyüklüğü denge noktasında geliģmiģ değildir. ġekil 47: Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü YaĢam Eğrisi Diyarbakır ın bulunduğu nokta İnşaat malzemeleri sektörünün olgunluk dönemi İnşaat malzemeleri sektörünün gelişim dönemi İnşaat malzemeleri sektörünün düşüş dönemi Yıllar

162 YaĢam eğrisi sürecini kapsamlı bir Ģekilde analiz ettiğimiz zaman ise yılları arasında sektörde temel değerlerin oluģacağı, iģletmelerin sektördeki operasyonel yapı ve teknolojilerini oluģturacağı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Bu dönemde daha çok iģletmelerin ve sektörün altyapı sürecinin oluģum aģaması olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir. Bu varsayımlar çerçevesinde özellikle sektörde önümüzdeki on yıl içerisinde iģletme formları ve yapılarında önemli geliģmeler olacağı düģünülmektedir. Özellikle 2020 den sonra sektör geliģme dönemine girecektir. Bu dönemde sektörde daha yenilikçi çalıģmalar ve iģ modelleri gündeme girecektir. Katma değeri yüksek iģ yapan iģletmeler ön plana çıkacağı bir dönem olacaktır. Bu dönemde iģletmeler daha fazla üretim yapmayı öğrenecekler ve üretim teknolojileri geliģecektir. Ayrıca ürünlerin çeģitlendirilmesi ve farklı alanlarda kullanılmasına yönelik olarak da strateji geliģtireceklerdir. Mevcut büyüme ve geliģme performansı dikkate alındığı zaman bu sürecin 2040 ile 2070 yılları arasında gerçekleģeceği düģünülmektedir. Bu aģamadan sonra sektör gerileme dönemine girecektir. Sektörün büyüme ve geliģmesi daha çok diğer sektörlerin yapısı, büyümesi ve geliģmesine bağlı olduğu için süreç daha çok bu sektörlerdeki geliģmelere bağlı olacaktır. ĠĢ dünyasında sürekli olarak inovasyon yapılmaktadır. Önümüzdeki süreçte özellikle sektörde yapılacak bir yenilik bütün iģ yapıģ biçimlerini köklü ve yapısal bir Ģekilde değiģtirebilir. Bölgede kapsamlı bir teknoparkın kurulması ve Dicle Üniversitesi nin olması da bu süreç üzerinde tetikleyici bir etki yapacaktır. Bununla birlikte sektörün sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmesi için aģağıda yer alan önerileri dikkate alması ve uygulaması öngörülmektedir. ĠĢletmelerin Büyümesine Yönelik Destek ve TeĢvikler Sağlanmalıdır Mevcut iģleme ölçekleri genel olarak küçüktür. Bu nedenle ölçek ekonomisinden yararlanamadıkları için kâr marjları düģük düzeyde kalmaktadır. Özellikle destekler ve teģvikler bu bağlamda düzenlenerek sektörün geliģmesi sağlanmalıdır. Rekabetçi ĠĢ Modellerinin GeliĢtirilmesi Gereklidir Sektörlerdeki büyümenin temel gücü rekabetçi iģ modellerinin geliģtirilmesidir. Bu çerçevede özellikle mevcut Ģirketlerin operasyonel modelleri incelenerek geliģme potansiyeli olan modellerin desteklenmesi sağlanmalıdır. Yörede özellikle de teknoparkın kurulması ile birlikte katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesine yönelik çalıģmaların dikkate alınması gerekmektedir. Bunun için sektöre yönelik olarak yapı kimyasalları gibi alanlarda yenilikçi ürünlerin üretilmesi büyük önem taģımaktadır. Alanda nano-teknoloji bir çalıģmaların yapılması büyük önem taģımaktadır. Sektörün Yenilikçilik Kapasitesi Artırılmalıdır Sektörün geliģtirilmesinde özellikle inģaat malzemeleri sektörü ile ilgili yeni ürünlerin geliģtirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra sektör daha önceleri emek yoğun bir yapıdaydı. Bugün ise daha çok teknoloji odaklı çalıģmaktadır. Bu konuda kentte teknoparkın kurulması önemli bir geliģme olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, kentte Dicle Üniversitesi nin faaliyet göstermesi ve bu alanlarda çalıģmalar yapması, önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Özellikle sektöre büyük oyuncuların girmesi sağlanarak bu alanlarda yatırım yapmaları büyük önem taģımaktadır. Bilimsel-teknolojik altyapılarını güçlendirme noktasında bu önemli bir yaklaģım olabilir. Bu süreç özellikle üniversite-teknopark ve sektör arasında bir iģbirliği modeli (PPP) ile desteklenirse stratejik olarak sektörün geliģimi olumlu yönde etkileneceği öngörülmektedir. Sektörün Temel Süreçlerinin Yeniden Düzenlenmesi Gereklidir Sektörün küresel bir rekabet kapasitesi kazanabilmesi için değer zinciri süreçlerinin yeniden yapılandırılması ve yatırım stratejilerinin bu çerçevede belirlenmesi gerekmektedir. Sektördeki yapıyı geliģtirecek değer zinciri unsurları olmadığı için rekabetçi bir model kurulamıyor. Yeni Oyuncular (Yatırımcılar) Diyarbakır a Cezbedilmelidir Sektöre yönelik olarak daha kapsamlı ve geliģmiģ iģ modellerinin oluģması için büyük ölçekli ve küresel düzeyde geliģmiģ Ģirketlerin bölgede yatırım yapması önem taģımaktadır. Bu çerçevede yerel iģletmeler ile küresel oyuncular arasında JV modellerinin geliģtirilmesi gerekir. 162

163 Bu süreçle ilgili daha kapsamlı bir değerlendirme yapılabilmesi için bu aģamadan sonra özellikle Diyarbakır da sektörün geliģtirilmesine yönelik olarak stratejisini ortaya koyması gerekmektedir. Bunun sonucunda da özellikle sektörel düzeyde değer zincirinin eksik halkaları ortaya konarak ne tür iģletmelerin oluģması gerektiği sağlanmalıdır. ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Mikro Düzey Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme Süreci BaĢlatılmalıdır Son yıllarda baģta ABD olmak üzere tüm AB ne üye ülkelerin resmi kalkınma politikalarında önemli bir araç olarak kullandıkları, aynı zamanda, Devlet Planlama TeĢkilatının da bölgesel kalkınma politikalarında tavsiye ettiği mikro Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme çalıģmaları baģlatılmalıdır. Devlet Planlama TeĢkilatının (DPT) Dokuzuncu Kalkınma Planı ( ) Sanayi Politikaları Özel Ġhtisas Komisyonu Raporunda da belirtildiği gibi, geliģtirilmesi düģünülen sektörler Kümelenmelere Dayalı Sanayi Politikaları çerçevesinde Kümelenme Analizine tabi tutulup, Kümelenme Geliştirme çalıģmaları ile uluslararası rekabetçilik güçlerinin artırılması tavsiye edilmektedir. AraĢtırma sonuçları, rekabetçilik güçleri orta düzeyde tespit edilen sektörlerin öncelikli olarak geliģtirilmesini öngörmektedir. Ancak rekabetçilik gücü düģük düzeyde tespit edilen inģaat malzemeleri sektörünün diğer etkileri (sosyal) göz önüne alındığında geliģtirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sektörü sıfırdan kümelenme (zero cluster) enstrümanları ile uluslararası rekabetçilik gücü geliģtirilmelidir. Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Kümelenme ÇalıĢmalarına Liderlik Etmelidir Diyarbakır Valiliğinin ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası nın inģaat malzemeleri sektörüne yönelik kümelenme uygulamalarına tasarımcı ve yönlendirici olarak liderlik etme potansiyeli vardır. Valilik ve Ticaret ve Sanayi Odası bu potansiyelini kullanarak Kümelenme Konseyinin taraflarını bir araya getirerek öncülük edebilecek en uygun lider olarak görülmektedir. 163

164 3.3 Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Bu bölümde gıda paketleme ve ambalaj sektörünün önemi, bilimsel, ulusal ve uluslararası standartlarda tanımı, dünya genelinde sektörün durumu, Avrupa Birliği ndeki durumu, Türkiye deki durumu, sektörün Diyarbakır daki durumu ve Diyarbakır gıda paketleme ve ambalaj sektörünün uluslararası rekabetçilik analizi ile sonuç ve öneriler irdelenip analiz edilmiģtir Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Önemi Ambalajlama çok farklı sektörlerde kullanılmakla birlikte özellikle gıda sektöründe büyük bir öneme sahiptir. Gıda ürünlerinin korunması ve satılması sürecinde ambalajlama büyük bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle sektörde ürünlerin farklı malzemeler ile ambalajlandığını görmekteyiz. Örneğin sıvı yağların ambalajlanmasında cam ve plastik malzemeler tercih edilirken, çay, kahve gibi malzemelerin ambalajlanmasında ise kâğıt tercih edilmektedir. Bu nedenle ürün türüne ve yapısına göre ambalajların yapısı değiģmektedir. Bunun yanı sıra ilaç ve deterjan, boya gibi sektörlerde ambalajlama büyük önem taģımaktadır. Hemen hemen her sektörde ambalajlama biçimi ve türü sektörün ticari-coğrafik derinliğini geliģtirmektedir. Bugün bütün dünyada Ikea nın baģarısının ve rekabet gücünün altında yatan temel faktörün firmanın ürünlerine yönelik olarak getirmiģ olduğu ambalajlama teknolojisi yenilikleridir. Bu bağlamda sektör günümüzde sürekli olarak hala büyümekte ve cirolar gerçekleģtirmektedir. Sektör yapı itibarı ile mal ya da hizmetin müģteriye ulaģma sürecini doğrudan etkilediği için geleceğe yönelik olarak iyi bir Ģekilde analiz edilmesinin büyük bir önemi vardır. Özellikle tüketim malları ile yakından ilgili olduğu için diğer sektörlerin geliģmesinde ve baģarısında paketleme& ambalajlamanın büyük önemi vardır. Sektörün temel olarak etkilerini analiz ettiğimiz zaman özellikle birkaç noktanın çok ciddi önem taģıdığını görmekteyiz. Birincisi ürünün taģınabilirliğini sağladığı için yeni pazarlara ulaģma olanağı sağlamaktadır. Bu nedenle ürünün özellikle lojistik olarak sürecinin yönetimine bu sektörün çok önemli bir etkisi vardır. Ġkinci olarak ürünlerin bölünebilirliğini sağlayarak tüketicinin kafasında kullanım standardı geliģtirmektedir. Örneğin sakız ile ilgili geliģtirilen yeni ambalajlar ürünün tüketimi ve kullanımı konusunda özellikle tüketicinin algılamasını büyük oranda değiģtirmiģtir. Dolayısıyla ambalajlama ürünün tüketim, kullanım süreçleri üzerinde çok ciddi bir etkiye sahiptir. Üçüncü olarak ürünün korunması ve stoklaması konusunda büyük öneme sahiptir. Ambalajın niteliği ve özelliği ürünün daha uzun süre korunması ve stoklamasında büyük kolaylıklar getirmektedir. Gıdaların açık ya da paket ile satılmasının piyasa baģarısı üzerinde çok ciddi etkileri vardır. Özellikle açık satılan gıdalar birçok açıdan büyük sorunlar içermektedir. Birincisi hijyen açısından çok ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Paketleme ürünün katma değerini artırmakta kullanım sürecini daha etkin hale getirmektedir. Sonuç olarak ürünlerin korunmasında ve müģteriye ulaģtırılmasında ambalajlama teknolojisi ve kullanılan malzeme büyük önem taģımaktadır. MüĢterinin bir ürünü satın almasında bile etkili olan ambalajlama teknolojisi her bakımdan diğer sektörlerin geliģtirilmesinde de önemli bir yere sahiptir. Birçok müģteri ürünleri tercih ederken ürünün içinde bulunduğu ambalaja da büyük önem vermektedir. Ürünlerin markalaģması ve geleceğe yönelik olarak bu ürünlerin pazarlanabilmesi için iyi bir ambalaj teknolojisi ve tasarımı ile desteklenmesi gerekmektedir. Ġyi ambalajlanmıģ bir ürün ile kötü ambalajlanmıģ bir ürün arasında her bakımdan büyük farklar mevcuttur. Tüketici iki ürün arasında seçim yapmak durumunda kalsa ambalajı kötü olan ürün daha ucuz bile olsa pahalı ve ambalajı iyi olan ürünü tercih etmektedir Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Ürünlerin üreticiden tüketiciye ulaģtırılması sürecinde ürünün korunmasını sağlayan ve farklı malzemelerden yapılan ambalaj genel olarak paket ya da ambalaj gibi isimler ile adlandırılmaktadır. Çok değiģik malzemelerden yapılan ambalajlar kâğıt, plastik, ağaç, cam, metal gibi malzemelerden oluģmaktadır. Paketleme ve ambalajlama son zamanlarda özellikle satıģ ve pazarlama sürecinin de temel bir parçası olarak görülmektedir. Bu nedenle genel olarak sektör yaratıcı ve yenilikçi bir nitelik kazanmıģ durumdadır. Özellikle bazı sektörlerde ambalajlama büyük bir değer taģımaktadır. Bu nedenle ürünlerin kimliği, niteliği ve yapısı tamamen bu çerçevede ortaya konmaktadır. Ürünlerin türlerine ve özelliklerine göre kullanılacak ambalaj türleri ve niteliği de farklılıklar göstermektedir. Özellikle malzeme türünün her üründe ve sektörde kullanımı söz konusu olabilmektedir. Kısaca ambalajların temel özelliklerine bakıldığı zaman metal ambalaj daha çok gıda, kozmetik gibi alanlarda değiģik amaçlı olarak kullanılabilen bir malzemedir. Son zamanlarda yaratıcı ve yenilikçi tasarımlar ile özellikle mutfaklarda farklı amaçlı kullanım için bu tür ambalajların geliģtirildiği görülmektedir. 164

165 Diğer bir ambalaj malzemesi ise petrol ve türev ürünlerinden üretilen plastiktir. Özellikle gıda paketleme de yoğun bir Ģekilde kullanıldığı için hızlı bir büyüme temposu göstermektedir. Son yıllarda sektörün büyüme temposunun yaklaģık olarak %15-20 arasında olduğu görülmektedir. Ambalaj sektöründe diğer önemli bir ürün ise ahģap malzemeden üretilen ürünlerdir. Özellikle yaģ sebze ve meyve taģımacılığında stoklanmasında bu tür ambalajlamanın büyük önemi vardır. Gıda sektöründe özellikle sağlıklı olması nedeniyle bu tür ürünlerin kullanımı her geçen gün artıģ göstermektedir. Sektördeki diğer önemli bir ürün ise kâğıttan yapılan ambalajdır. Bu ürünlerin özellikle hafif olması ve kolay taģınması nedeniyle birçok açıdan büyük avantajlar sağlamaktadır. Aynı Ģekilde karton kullanımı da sektörün ambalajlamada en çok kullandığı malzemeler arasında yer almaktadır. Sektörde en önemli ürünlerden biri de cam ambalajdır. Özellikle Ģeffaf olması ve tüketicinin ürünü görerek almasına olanak verdiği için gıda sektöründe tercih edilmektedir. Cam ambalaj bir ürünün rengi, kokusu ve temel özelliklerini en iyi koruyan malzeme olarak da bilinmektedir. Bu nedenle birçok açıdan tercih edilmektedir. En önemli dezavantajı ise ürünün ağır olmasıdır. Son zamanlarda ise cam malzemesinin ağırlığının azaltılmasına yönelik çalıģmalar yapıldığı bilinmektedir. ġekil 48: Ambalaj Türleri AĢağıda da görüleceği gibi özellikle sektörde kullanılan farklı ambalaj türlerinin müģteriler tarafından 15 faktör açısında değerlendirilmesi yapılmıģtır. Bunun sonucunda kullanılan malzeme türlerine göre müģteriler açısından en çekici ambalaj türü ortaya konmuģtur. Bu çerçevede genel olarak en fazla beğenilen ambalaj türünün cam olduğu ortaya çıkmıģtır. Cam özellikle müģteri algılamasında ürünü koruması, tazeliğini muhafaza etmesi gibi alanlarda en önde gelen malzeme olarak değerlendirilmektedir. Tablo 35: Ambalaj Ürünlerinin KarĢılaĢtırılması Özellikler Metal Cam Plastik Kağıt/Karton Ambalaj Ambalaj Ambalaj Ambalaj 1 Kolay taģınabilmesi Evde rafa kolay yerleģtirilmesi Kolay boģaltılabilmesi Pratik olarak açılıp kapatılabilmesi Hacimlerin çeģitliliği Çoklu ambalaja elveriģliliği Kırılmazlığı, dayanıklılığı Sağlıklı olması Ġçindeki ürünün tadını etkilememesi Ġçindeki ürünün tazeliğini koruyabilmesi Ġçindeki ürünü göstermesi Çevreyi koruması Ġçindeki bittiğinde yeniden kullanılabilmesi Ucuzluğu Albenisi Kaynak: Ambalaj Dergisi,

166 3.2.3 Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Değer Zinciri Ambalaj üretim ve kullanım süreci birçok farklı süreçten geçmektedir. Bu çerçevede konu ele alındığı zaman öncelikli olarak ambalajın ürüne göre uygun bir talebinin olması büyük önem taģımaktadır. Daha sonra istenilen ambalaja göre cam, kâğıt, ahģap, demir veya plastik gibi malzemelerden üretimi gerçekleģmektedir. Üçüncü aģamada ise özellikle malzemenin niteliğine göre geri dönüģümü gerçekleģmekte ya da atık olarak uygun depolama alanlarına sevk edilmektedir. Genel olarak cam ve kâğıt gibi ambalajların geri dönüģümünün sağlandığı görülmektedir. Diğer malzemelerden yapılan ambalajların geri dönüģümü pek mümkün olmamaktadır. ġekil 49: Gıda Paketleme ve Ambalaj Üretimi Süreci Dünyada Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörü Dünya Paketleme ve Ambalajlama Organizasyonu nun verilerine baktığımız zaman sektörün yaklaģık olarak büyüklüğü 563 milyar Amerikan doları olarak tespit edilmiģtir. Sektör ayrıca her yıl yaklaģık olarak %3.5 oranında da büyümektedir. Dünyada sektör sürekli olarak yeni teknolojiler ve ürünler ile beslenmektedir. Bu nedenle ürünlerin pazardaki büyüme oranı da buna göre değiģmektedir. Tablo 36: Sektörde Dünyadaki En Önemli Ülkelerin Pazar Payları ABD %10.6 ALMANYA %6.6 FRANSA %6.3 ĠNGĠLTERE %5.3 KANADA ÇHC MEKSĠKA BELÇĠKA %5 %4.9 %4.6 %

167 Yukarıdaki Tablo da da görüleceği gibi dünyada sektördeki en önemli pazar ABD dir. Daha sonra onu Almanya ve Fransa izlemektedir. Dördüncü önemli pazar ise Ġngiltere dir. Daha sonra ise Kanada, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Meksika ve Belçika gibi pazarlar gelmektedir. Türkiye sektördeki önemli pazarlar arasında otuzcunu sırada bir pozisyona sahiptir. YaklaĢık olarak 0.7 gibi bir pazar büyüklüğüne sahiptir. Genel olarak önemli pazarların geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkeler olduğunu görmekteyiz. Bu ülkelerin sektördeki pazar büyüme oranlarına baktığımız zaman ise %15 civarındadır. Birçok alanda olduğu gibi bu sektördeki en önemli pazarın ABD nin sahip olduğu; diğer ülkelere göre önemli oranda bir pazar büyüklüğüne hitap ettiği görülmektedir. Bunun yanı sıra ÇHC gibi ülkelerin ise önemli pazar olma noktasında sürekli olarak büyüdüğü göze çarpmaktadır. Bu pazarın büyüme rakamları %25 in üzerinde seyretmektedir. Gelecek yakın zaman içerisinde Amerika pazarına en hızlı bir Ģekilde yakınlaģacak ülkenin Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) olacağı tahmin edilmektedir. Tablo 37: Sektörün Dünyadaki En Önemli Üreticileri ALMANYA ABD ÇHC ĠTALYA %13.5 %10.6 %6.5 %5.7 FRANSA JAPONYA KANADA BELÇĠKA %5.3 %4.8 %4.5 %4 Sektörün dünyadaki önemli ihracatçı ve üretici pozisyonda olan ülkelere baktığımız zaman en baģta Almanya nın geldiğini görmekteyiz. Almanya özellikle sektörde ciddi bir endüstriyel potansiyel yakalamıģ ülkelerin baģında gelmektedir. Dünya pazarının da yaklaģık olarak %13.5 gibi önemli bir oranını elinde bulundurmaktadır. Almanya yı daha sonra ABD ve ÇHC gibi önemli pazarlar takip etmektedir. Bu ilk sekiz ülke yaklaģık olarak dünya pazarının %55 gibi bir oranını ellerinde bulundurmaktadır. Türkiye ihracat ve üretim anlamında da otuzuncu sırada yer almaktadır. Türkiye nin dünyada sektörde çok fazla etkili bir pozisyonda olmadığı mevcut veriler ile anlaģılmaktadır. Sonuç olarak dünya küresel pazarında sektör analiz edildiği zaman karģımıza önemli bir bulgu çıkmaktadır. Özellikle geliģmiģ ekonomiler sektörü kontrol etmektedirler. Hem üretmekteler hem de üretim yapan ülkelere üretmiģ oldukları ambalajları ve paketleme sistemlerini satmaktadırlar. Dünyada son yıllarda da üretim kapasitesinde ekonomik krizden dolayı kısmen daralma olmuģtur. Özellikle bu ülkelerin sektör ile ilgili olarak kapasitelerinin gerilediği görülmektedir. Sektörün temel olarak yapısı ve niteliği daha çok diğer sektörlerdeki büyüme ve geliģme ile yakından ilgilidir. Özellikle üretim miktarı ve sektörel geliģmeler arttıkça bu alandaki iģ hacminde çok büyük artıģlar olmaktadır. Bundan dolayı sektörün kapasitesinin geliģmesi diğer alanlarda ortaya çıkacak potansiyeller ve geliģmeler ile yakında ilgilidir. Gıda ve diğer tüketim mallarına yönelik olan sektörlerde hareket oldukça bu sektörün de temel yapısında önemli geliģmeler olmaktadır. Gelecek yakın zamandaki temel geliģmeler dikkate alındığı zaman bu sektörün yapısında önemli bir farklılığın olmayacağı ifade edilmektedir. 167

168 3.3.5 Türkiye de Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörü Sektör ile ilgili dünyada Türkiye nin konumunu incelediğimiz zaman genel olarak %1 yakın bir büklüğe sahip olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle toplam pazar büyüklüğü ise 4-5 milyar dolarlık bir düzeydedir. Türkiye de pazarın yapısı ürün düzeyinde analiz edildiği zaman en çok üretilen ürünler aģağıda görülmektedir. Tablo 38: Türkiye de Üretilen Ambalaj Türlerinin Oranı Türkiye deki piyasayı incelediğimiz zaman karģımıza sektörde önemli yere sahip ambalaj türlerinin yukarıda sıralandığını görürüz. Birinci olarak %24 oranla oluklu mukavva gelmektedir. Daha sonra sektörde önemli pazar payına sahip ürünün plastik ambalaj olduğunu görmekteyiz. Bu ürünün toplam pazar payı içerisindeki oranı ise %23 tür. Bunu %10 oranla cam ambalaj izlemektedir. Daha sonra metal ve teneke ambalaj ile ahģap ambalajlar gelmektedir. Bunları ise karton ambalajı takip etmektedir. Verilerden de görüleceği gibi Türkiye de sektörün önemli bir kısmını mukavva ve plastik ambalaj piyasası oluģturmaktadır. Türkiye genel olarak sektörde önemli oranda ihracat yapan bir konuma da sahiptir. Özellikle etkili olduğu pazarları analiz ettiğimizde Almanya, Ġngiltere, Fransa, Romanya, Bulgaristan, Rusya gibi ülkeler gelmektedir. Ayrıca Ortadoğu da özellikle Irak hızla geliģen bir pazar olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu pazarın büyüme hızı %25 ten çok daha büyüktür. Ancak Türkiye nin etkili olduğu pazarlara baktığımız zaman daha çok AB ülkelerinin olduğunu görmekteyiz. Sektörde büyüme ve geliģme potansiyeli de özellikle bu ülkelerin pazarlarında mevcuttur. Türkiye nin pazar penetrasyon stratejisini bu faktörler üzerine kurması ve geliģtirmesi gerekmektedir. Türkiye açısından sektörün geliģim sürecini olumsuz etkileyen faktörlerin baģında özelikle Ar-Ge faaliyetlerinin yetersizliği üzerinde durulmaktadır. Sektör yapısı itibarıyla çok yenilikçi ve araģtırma ihtiyacı yüksek olan bir alandır. Bu nedenle geliģmesi için sürekli olarak yenilik yapması ve teknoloji geliģtirmesi gerekmektedir. Mevcut sektörün altyapısı ve potansiyeline baktığımız zaman bu konuda önemli sorunlarının olduğunu görmekteyiz. Bu tür bir sorun sektörün dünya standardına rekabet etmesini özellikle uzun vadede olumsuz bir Ģekilde etkilemektedir. Sektörün temel olarak karģı karģıya kaldığı diğer bir sıkıntı ise verilerin derlenmesi ve depolanmasıyla ilgilidir. Özellikle baktığımız zaman düzenli ve güvenilir veri toplanması konusunda sektörün önemli eksikliklerinin olduğunu görmekteyiz. Bu tür bir altyapı eksikliği sektörün geleceğe yönelik olarak geliģimini zorlaģtırmaktadır. Sektör düzeyinde sağlam veriler olmadığı için özellikle mezo düzeyde strateji oluģturma Ģansı olmamaktadır. Bu sorun da sektörün uzun vadeli olarak geliģimini engellemektedir. Diğer önemli bir engel ise sektör yapı ve nitelik 168

169 olarak AB standartlarına uyma konusunda önemli sorunlar ile karģı karģıyadır. Bu nedenle pazar penetrasyonu ve geliģtirilmesi konusundan hukuksal açıdan önemli sorunlar vardır. Bunların kısa zaman içerisinde aģılması çok kolay değildir. ĠĢletmelerin önemli bir bölümünün bu sürece daha hazır olmadıkları ifade edilmektedir. Sonuç olarak sektör büyüme ve geliģme potansiyeli olan bir yapıya sahiptir. Bu çerçevede geleceğe yönelik olarak Ģirketlerin gerekli yeniden yapılanma yaparak iki önemli alanda operasyonlarını gözden geçirmeleri gerekmektedir. Birincisi iģletmelerde Ar&Ge yatırımlarını ön plana çıkarmaları gerekmektedir. Ġkincisi ise uluslararası temel standartlara uygun bir Ģekilde üretim süreçlerini gözden geçirmelidirler. Aksi halde sektörün Avrupa ve diğer pazarlarda sürdürülebilir bir iģ sistemine sahip olma Ģansı azalmaktadır. Ancak sektörde yüksek standartlarda iyi iģ yapan, yenilik ve rekabetçilik konusunda önemli çalıģmaları olan Ģirketlerin de varlığının unutulmaması gerekir. Uzun sürenden beri sektörde iģ yapan ve birçok alanda çok ciddi bir tecrübî bilgi (knowhow) oluģturan Ģirketlerin varlığı özellikle sektörün dönüģtürülmesi noktasında önemli bir etkiye sahiptir. Bu Ģirketler kısa ve orta vadede diğer iģletmelerin de takip edecekleri önemli bir örnektir. Bu yöntemle sektörün dönüģtürülmesi ve geleceğe yönelik Türkiye nin küresel ekonomiye açılan önemli iģ alanlarından biri olması sağlanabilir. Diğer sektörlerin de momentumunu olumlu yönde etkileyerek rekabet güçlerini yukarılara taģımalarına olanak sağlar Diyarbakır da Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörü Diyarbakır gıda paketleme ve ambalaj sektörü bölgenin geliģimi açısından önemli bir iģ alanı olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle organize sanayi bölgesi ve diğer iģletmelerin odaklandığı alanlar incelendiği zaman, sektör ile ilgili karģımıza çıkan iģletme formlarının aģağıdaki Ģekilde olduğunu görmekteyiz. Sektör ile ilgili uygun yapıda ve nitelikte yapıların mevcut olduğu görülmektedir. Bu formlar geleceğe yönelik olarak sektörün özellikle geliģtirilmesi gereken alanlara yönelik olarak temel fikirleri ortaya koymaktadır. Sektör temel olarak büyüme ve geliģme eğilimi içerisindedir. GeliĢim ve rekabetçilik açısından önemli eksiklikleri mevcuttur. Sektörün bölgede mutlaka geliģtirilmesi gerektiği için özellikle sektörel popülasyon analizi yapılarak hangi alanlarda çalıģmaların yapılması gerektiğine iliģkin modelin ortaya konması gerekmektedir. Diyarbakır iģ dünyası gerek imalat açısından gerekse de hizmet açısından sürekli olarak büyüme eğilimi içersinde olan bir kenttir. Özellikle Diyarbakır da üretilen ürünlerin daha iyi bir değere ulaģması için mutlaka uygun bir Ģekilde paketlenmesi ve ambalajlanması gerekmektedir. Bu da hem gıda paketleme iģini geliģtirmiģ olacak hem de diğer sektörlerin ulusal ve uluslar arası olarak geliģmesine katkı sağlayacaktır. Bu sektörün oluģması özellikle gıda, kozmetik, deterjan, çikolata, bal imalatı gibi alanlarda sektörlerin daha hızlı ve dinamik bir Ģekilde büyümesine olanak sağlayacaktır. Bu sektörlere yönelik olarak iyi tasarımlanmıģ, yaratıcı ambalajların geliģtirilmesi çok büyük önem taģımaktadır. Ürünlerin pazar performansını geliģtirecek, tüketici algılamasını olumlu yönde etkileyecek bir güce ve özelliğe sahiptir. Birçok müģteri ürün satın alırken mutlaka paketlerin özellikleri ve tasarımı gibi faktörlerin etkisi altında kalmaktadır. Ġyi bir ürün iyi bir Ģekilde ambalajlandığı takdirde çok daha güçlü bir pazar konumuna gelebilmektedir. 169

170 ġekil 50: Diyarbakır da Sektörün GeliĢimine Kaynaklık Edecek Mevcut ĠĢletme Formları Kentteki iģletmelerin formları incelendiği zaman karģımıza sektör ile ilgili farklı alanlarda iģleri geliģtirecek formların olduğunu görmekteyiz. Özellikle gıda paketleme konusunda önemli miktarda organizasyon nüfusunun olduğu göze çarpmaktadır. YaklaĢık olarak yirmi civarında faaliyet alanı gıda paketleme olarak geçen iģletmenin sektörde olduğu görülmektedir. Bu sayıda iģletme formunun olması özellikle sektör açısından büyük bir değer ifade etmektedir. Bunların bir kısmının faaliyetlerini durdurması, sektörün geliģimi açısından olumsuz bir durum olarak değerlendirilebilir. ĠĢletmelerin temel gıda paketleme iģlerinin yanında özellikle spesifik ürünlerin de paketleme iģlerini yapmaları sektör açısından önemli bir derinlik sağlayabilir. Bu çerçevede özellikle bulgur, zeytin ve bal gibi önemli ürünlerin bölgede paketlenmesi gıda paketleme sektörünün geliģimi açısından yüksek bir değer oluģturmaktadır. Bunların yanında ambalaj açısından bakıldığı zaman ise karģımıza çıkan tablo gıda paketlemeye göre daha zayıf bir görüntü vermektedir. Bölgedeki iģletme formları incelendiği zaman özellikle ambalaj malzemesi olarak sadece poģet ambalaj ve çuval üretiminin yapıldığı görülmektedir. Ancak sektörün yapısının temel niteliği incelendiği zaman karģımıza geleceğe yönelik önemli bir pazarın çıktığını görmekteyiz. Açıkçası Diyarbakır bu sektörde mevcut koģullarda rekabet edecek bir durumda değildir. Ancak ekonominin ve iģ dünyasının dinamik bir yapıda olması nedeniyle diğer sektörlerin geliģmesiyle birlikte gıda paketleme ve ambalajlama sektörünün öneminin artacağı düģünülmektedir. 170

171 3.3.7 Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır bölgesi Gıda Paketleme ve Ambalaj sektörü rekabetçilik analizi Elmas Model uygulanarak analiz edilmiģtir. Sektörün girdi koģulları, firma stratejileri ve rekabet yapısının durumu, talep koģulları, ilgili destekleyici kuruluģlar ve devlet değiģkenleri incelenerek sektörün rekabet düzeyi belirlenmiģtir. Sektörün temel rekabet gücünün ortaya konabilmesi için bu temel faktörlerin aynı zamanda alt faktörleri geliģtirilmiģ ve bu faktörler sektördeki kanaat önderi giriģimciler ile iki modelde değerlendirilmiģtir. Birinci model odak grup toplantısı ile sektörün kapsamlı bir Ģekilde değerlendirilmesi yapılmıģtır. Ġkinci olarak ise Likert ölçeğinde bu faktörler ile ilgili bir anket uygulaması yapılmıģtır. Veri toplanması sürecinde Elmas modeli ile ilgili temel bilgilerin yanında iģletmelerden ve sektörden büyüme ve geliģme verileri de toplanmıģtır. Genel olarak sektörün geleceğe yönelik olarak geliģme eğiliminde olduğu ifade edilmektedir. Bu bölümde geliģme indikatörü olarak yeni kurulan iģletmelerin sayısı, sektörün kapasitesi gibi verilerden yararlanılmıģtır. Bunların yanında sektörde uzmanlaģmıģ ve Diyarbakır ekonomisini iyi bilen uzmanlar ile derinlemesine mülakatlar yapılarak verilerin niteliği ve güvenilirliği yükseltilmeye çalıģılmıģtır. Bu nedenle geleceğe yönelik olarak sektörün büyüme ve geliģme eğilimleri daha net bir Ģekilde ortaya konabilecektir. Bu bölümün analizi sonucunda Diyarbakır ın Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün temel olarak sürdürülebilirliğinin ne tür faktörlere dayandığına iliģkin bir model ortaya konulmuģ olacaktır. Bu sonuçlar çerçevesinde sektörel yapılanmanın sağlanması durumunda gelecekte hedeflenen sektörel büyüklüğe kısa vadede çıkılmıģ olacaktır. Bunun sonucunda da kent ekonomisinin geliģimine büyük bir ivme kazandırılacaktır. 171

172 ġekil 51: Diyarbakır Ġli Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Düzeyi (- DüĢük) DEVLET Devlet ( Orta ) (+/-) Yapısal Düzenlemeler (+/-) Devlet Desteği (-) Güvenlik Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı ( DüĢük ) (-) Kapasite Kullanım Oranları (-) Sektör ĠĢletmelerinin Ölçekleri (-) Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (-) Sektör Üretimde Verimlilik (+/-) Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar (-) ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri Girdi KoĢulları ( DüĢük) (+/-) Hammadde (-) Bilimsel ve Teknolojik Altyapı Olanakları (+/-) GiriĢimci ĠĢtahı (-) Kalifiye Ġnsan Gücü (-) ĠĢletmelerin Kümelenmeleri GĠRDĠ KOġULLARI FĠRMA STRATEJĠSĠ VE REKABET YAPISI TALEP KOġULLARI Talep KoĢulları ( Orta ) (+) Ġç Talebin Durumu (-) DıĢ Talebin Durumu (+/-) Ortadoğu Pazarı ĠLGĠLĠ VE DESTEKLEYĠCĠ KURULUġLAR Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar ( DüĢük ) (-) Tedarikçilerin Durumu (-) Bilgi Üreten Kurumların Durumu (-) ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı 172

173 Girdi KoĢullarının Rekabet Düzeyi (- düģük) Diyarbakır ın gıda paketleme ve ambalaj sektörü girdi koģulları açısından rekabet düzeyi düşük düzey olarak tespit edilmiģtir. Bu bölümde; hammaddeye ulaģım, bilimsel ve teknolojik altyapı olanakları, giriģimci iģtahı (yapısı), nitelikli insan gücü ve iģletmelerin kümelenmeleri gibi alt değiģkenler analiz edilmiģtir. Hammadde Potansiyeli ve Bulunabilirliği (+/- orta) Diyarbakır gıda paketleme sektör için gerekli olan ham madde ve bunların bulunabilirliği açısında potansiyeli olan bir kenttir. Özellikle bölgenin sahip olduğu potansiyel ve dinamik pazar yapısı ile bu değerlerin buluģturulması sektörde sinerjik bir etki yaratacaktır. Haritada da görüleceği üzere kentin segmentasyon analizi yapıldığı zaman gıda paketleme ve ambalaj sektörünün daha çok Diyarbakır merkeze odaklandığı görülmektedir. Sonuç olarak bölge sektör açısından elveriģli bir yapıya ve kapasiteye sahiptir. Bölgenin özellikle bakliyat ve gıda konusunda yüksek potansiyelinin olması ve ürünlerin kalitesinin iyi olması sektör açısından önemli bir değer olmaktadır. Bunun yanında geleceğe yönelik olarak bakıldığı zaman güçlü ve yeteri miktarda insan kaynağının olması da baģka bir avantaj olarak karģımıza çıkmaktadır. Ancak dinamik bir iģgücü olmasına rağmen kalifikasyon sorunlarının olduğu görülmektedir. Bilimsel ve Teknoloji Altyapı Olanakları (- DüĢük) Sektörün en önemli sorunlarının baģında ham maddelerin iģlenmesi ve katma değerini artıracak sağlıklı bir altyapının bulunmaması gelmektedir. ĠĢletmeler tamamen kendi olanakları ve tecrübî bilgileri (know-how) doğrultunda iģ yapmaya çalıģmaktadırlar. Ancak bu durum sektörde etkin bir Ģekilde iģ yapmaya olanak sağlamamaktadır. Sektörün geliģmesinin önünde önemli bir engel olarak görünmektedir. Bu sektörün geliģtirilmesinde özellikle yeni ambalaj ve paketleme ile ilgili tasarımların yapılması gerekmektedir. Bunun yanında daha önceleri emek yoğun bir sektör olan paketleme ve ambalaj bugün tamamen teknoloji odaklı çalıģmayı gerekli kılmaktadır. Bu konuda Diyarbakır da teknoparkın kurulması önemli bir geliģme olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Dicle Üniversitesi nin olması ve bu alanlarda çalıģmalar yapması, önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Sektöre küresel pazarlara yönelik olarak çalıģacak oyuncuların girmesi sağlanarak daha etkin bir yapı kurulabilir. Bilimsel-teknolojik altyapılarını güçlendirme noktasında bu önemli bir yaklaģım olarak değerlendirilebilir. Bu süreç özellikle üniversite-teknopark ve sektör arasında bir iģbirliği modeli ile desteklenirse stratejik olarak sektörün geliģimi olumlu yönde etkilenecektir. 173

174 GiriĢimci ĠĢtahı (+/- orta) Sektörde özellikle faktör girdileri açısından giriģimcilerin iģtahı büyük önem taģımaktadır. Sektördeki oyuncular bölgede yetiģmiģ, oranın kültürünü, doğasını ve çevresini iyi bilen giriģimcilerdir. Mevcut koģullarda hepsinin de büyüme ve küresel pazarlara açılma konusunda yüksek arzuya sahiptirler. Özellikle bu süreçte iģletmelerin finansman ihtiyaçlarının yüksek olduğu görülmektedir. Bu süreç iģletmelerin büyümesini olumsuz bir Ģekilde etkilemektedir. Bunun yanı sıra Diyarbakır ın içinde bulunduğu siyasi ortam ve koģullar iģ adamlarının moralmotivasyonları konusunda büyük bir sorun yaratmaktadır. Bundan dolayı iģletmelerin büyümesi ve yeni yatırımların gündeme alınması gecikmektedir. Bu nedenle özellikle iģ adamları için güvenlik birinci derecede yatırım kararları üzerinde etkili olmaktadır. Bu sağlandığı takdirde bölgede büyük bir dönüģüm ve geliģim olacaktır. Mevcut Ģirketler ve giriģimcilerin daha fazla yatırım yaparak ve daha hızlı büyüyecekleri öngörülmektedir. Kalifiye Ġnsan Kaynağı (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından biri nitelikli elaman sorunudur. Özellikle imalatta çalıģacak formen ve ustaların bulunmasında sorunlar yaģanmaktadır. Sektöre elaman yetiģtiren bilgi kurumları ile sektör arasında sağlam bir köprü de kurulamadığı için iģletmelerin nitelikli insan gücü bulmada sorunlar ile karģılaģtığı görülmektedir. Kısa süre içerisinde bu sorunların ortadan kaldırılması çok kolay görünmemektedir. Bunun için stratejik olarak sorunların ortadan kaldırılması için iģletmeler ve üniversitenin ortak bir çalıģma planı çıkarmaları gerekmektedir. Sektör bu konuda elaman bulmada sorunlar yaģadığı için ve bulunduğu lokasyonda bu tür elaman tedariki yapamadığı için bu alanda rekabetçilik düzeyi genel olarak zayıf Ģeklinde değerlendirilmiģtir. Bölgenin özelliğinden dolayı dıģarıdan elaman tedarik sürecinde bile sorunlar yaģanmaktadır. ĠĢletmelerin Kümelenmesi (- düģük) ĠĢletmelerin kümelenme modeli çerçevesinde çalıģmalarının birçok açıdan büyük sinerjik sonuçları vardır. Ancak sektörün temel çalıģma ve örgütlenme yapısına baktığımız zaman kümelenme tarzında bir yapılanmanın oluģmadığı görülmektedir. Bütün iģletmeler genel olarak aynı alanlarda üretim yapmayı hedeflemektedir. Hatta birçoğu rakiplerini taklit ederek iģe baģlamakta veya iģi sürdürmektedir. Tedarikçi ya da değer zincirinin bir ayağında görev almak çok fazla sektörde dikkate alınmamaktadır. Bunun sonucu olarak da bütün iģletmelerin maliyetlerinde önemli yükselmeler olmakta ve faaliyetlerin kesintisiz sürmesi noktasında iģletmeler sorunlar yaģanmaktadır. Bu nedenle ilin temel olarak iki lokasyonunda mevcut olarak sektörün geliģtirilmesi; özellikle sektördeki değer zinciri dikkate alınarak bir yapılanma olduğu takdirde sektörün sağlıklı bir Ģekilde yapılanması sağlanmıģ olur. Bu süreçle ilgili daha kapsamlı bir değerlendirme yapılabilmesi için bu aģamadan sonra özellikle Diyarbakır gıda paketleme ve hazırgiyim sektörü ile ilgili olarak bir kümelenme çalıģması yapılması gerekmektedir. Bunun sonucunda da özellikle sektörel düzeyde değer zincirinin eksik halkaları ortaya konarak sektörde o tür iģletmelerin oluģması sağlanmalıdır. Sonuç olarak sektör faktör girdi koģulları açısından ele alındığı zaman genel olarak zayıf düzey bir rekabetçilik Ģansına sahiptir. Özellikle girdi koģulları açısından geliģen bir sektör yapısından söz edebiliriz. Bunu yanında kullanılan teknoloji ve yöntemlerin daha üst düzeye çıkarılması ve iģletmelerin bu çerçevede gerekli giriģimleri yapmasının sektör açısından önemi büyüktür. Sektör özellikle iģ yapma biçimleri, ölçek, değer zincirinin diğer halkalarının tamamının olmaması açısından sorunlar yaģmaktadır. Girdi koģulları rekabetçilik açısından en önemli unsur olarak değerlendirilmelidir. Bu faktörler yeterince oluģmadığı takdirde rekabetçiliği geliģtirmek olanaklı değildir Talep KoĢullarının Rekabet Düzeyi (+/- orta) Sektörünün talep yapısı domestik (iç) talep, dıģ talep ve Ortadoğu pazarı olmak üzere üç baģlıkta değerlendirilmiģtir. Sektörün talep koģulları açısından rekabet düzeyi orta olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise müģterilerin sektör hakkındaki uzmanlıkları, talebin niteliği, ürünlerde marka ve menģeinin önemi ve nihayet üretimi direkt Ģekilde etkileyen sektörlerin varlığı ile ilgili olarak da veri toplanmıģtır. 174

175 Ġç Talebin Durumu (+/ Orta) Sektör ile ilgili yerel piyasanın talep yapısı incelendiği zaman dinamik bir pazar yapısının olduğu görülmektedir. Özellikle sektörün temel üretimleri yüksek talep görecek ürünler arasında yer almaktadır. Bu iģ modelinde B2B talebinin büyük bir önem taģıdığı görülmektedir. Özellikle sektörel düzeyde gıda paketleme ihtiyacı yüksek olan iģlerin kurulması ve bu alanda iģletmelerin geliģmesi talebi olumlu bir yönde etkileyecektir. ġu an özellikle bölge gıda üretiminde yüksek bir potansiyele sahiptir. Bunun uygun Ģekilde iģlenerek farklı pazarlara ulaģtırılması sektör açısından büyük önem taģımaktadır. Mevcut koģullarda sektörün dinamik bir piyasa ve ekonomik ortama sahip olduğu görülmektedir. Bu koģullarda iç talebin rekabetçiliği orta düzey olarak tespit edilebilir. DıĢ Talebin Durumu (- düģük) Diyarbakır özellikle bazı sektörlerde çok iyi bir Ģekilde dıģ talep yaratmıģ ender ekonomilerden biridir. Özellikle mermer sektöründe bunu çok baģarılı bir Ģekilde yapmıģtır. Ancak diğer sektörlerde bu konuda aynı performansı yakaladığını söylemek mümkün değildir. Genel olarak güçlü bir dıģ talep potansiyelinin kentte olduğunu görmekteyiz. Bu potansiyel bir Ģekilde ticarete dönüģmediği için sektörün geliģmesine de aktif bir katkı sağlamamaktadır. Birçok iģletme uluslar arası ticareti gayet iyi bir Ģekilde bilmektedirler. Ancak bilmiģ oldukları bu temel ticari potansiyeli talep yaratmada kullanma konusunda aynı baģarıyı gösteremedikleri görülmektedir. Bu sektörde Ģu an gıda paketlemenin geliģmesi özellikle dıģ talebin geliģmesine büyük bir katkı sağlayacağı beklenmektedir. Ortadoğu Pazarı (+/- düģük) Ortadoğu bölgenin önündeki en önemli pazarlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Gelecek için doymamıģ bir pazar sektör açısından büyük bir değer yaratmaktadır. Özellikle bölgedeki iģ adamlarının Irak, Suriye, Ġran gibi ülkelerde iģ yapmaları önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu süreçten en faydalanan illerin baģında Gaziantep gelmektedir. Kıyaslama yapıldığı zaman Diyarbakır da en az rakibi Gaziantep kadar büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak sektörde bu potansiyelin iģe dönüģmediği görülmektedir. Türkiye sektörde önemli bir pazara ve potansiyele sahiptir. ġirketlerin sektörü bu tür dinamik piyasalara açmak için özellikle Ortadoğu da güçlü iģ ortaklarını bu alana çekmesi pazarın geliģmesi açısından büyük yarar sağlayabilir ĠliĢkili ve Destekleyici KuruluĢlar (- düģük) Gıda paketleme ve ambalaj sektörünün iliģkili ve destekleyici kuruluģlar ile olan iliģkisine bakıldığı zaman tedarikçilerin yapısı, bilgi üreten kuruluģlar, finans kuruluģları, lojistik baģlıkları altında değerlendirilmiģtir. Sektörün iliģkili ve destekleyici kuruluģlar açısından rekabet düzeyi düşük olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla ile olan bağlantısı, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve kendi sivil toplum kuruluģları oluģturma kapasitesine sahip Ģeklide spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. Tedarikçilerin Durumu (- düģük) Sektördeki tedarikçi firmalara bakıldığı zaman genel olarak sektörü küresel alana taģıyacak yerel düzeyde tedarikçilerin olmadığı görülmektedir. Bu durum sektörde iģlerin yürütülmesinde önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle üretim sisteminin güvenilir ve kesiksiz bir Ģekilde çalıģması için yerel düzeyde sektör geliģtikçe değer zincirinin önemli bir parçası olan bu yapıların oluģması gerekmektedir. Sektörün yine kamu kurumları ile güçlü bir iģbirliği geliģtirmedikleri görülmektedir. Özellikle teģvik ve benzeri düzenlemelerin sektörün geliģimine yönelik olarak etkin bir Ģekilde düzenlenmelidir. Ancak mevcut yapıda sisteminin zayıf bir iģletim modelinin olduğu görülmektedir. Sektörün mevcut tedarikçi modeli, küresel düzeyde önemli bir aktör olmasına olanak sağlamıyor. Bu nedenle mutlaka yerel düzeyde etkili tedarikçi Ģirketlerin ortaya çıkması ve sektörü yönlendiren stratejiler üretmesi gerekmektedir. Özellikle de bu aģamadan sonra iģleme konusunda Ģirketlere tedarik sağlanması ve yol gösterilmesi çok önemlidir. Sektörün özellikle mevcut önemli oyuncuları da değer zincirinin önemli bir prosesi olan bu tür iģletmeleri kurarak daha karlı operasyon yapma ve sektörü yönlendirme Ģansına sahip olabilirler. 175

176 Bilgi Üreten Kurumların Durumu (- düģük) Dicle Üniversitesi uzun geçmiģi olan ve içerisinde bütün bölümler olan bir üniversitedir. Ancak sektör ile iletiģim ve iģbirliği noktasında çok fazla bir geliģme olmadığı için sinerjik projeler ortaya çıkmamaktadır. Özellikle sektörün nitelikli insan gücü ve teknolojik altyapısının geliģtirilmesi noktasında büyük potansiyelli projelerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle iģletmeler ve üniversite arasında iģbirliği yapılmasının her iki tarafa büyük yararları olacaktır. Ancak mevcut iliģkiler incelendiği zaman çok zayıf bir yapının olduğu görülmektedir. Kurumlar arası iģbirliğine iliģkin herhangi bir bulguya rastlanmamıģtır. ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (- düģük) Sektördeki iģletmelerin en önemli hedeflerinden bir büyümek ve teknolojilerini günün koģullar çerçevesinde tedarik etmektir. Bu nedenle uygun finansal enstrümanların olmasının sektörün rekabetçiliği açısından önem taģımaktadır. Bu çerçevede sektörde leasing gibi olanakların yaygınlaģması sektörün rekabet gücüne katkı sağlar. Ancak normal yatırım kredileri dıģında bankların gıda paketleme ve ambalaj sektörü için geliģtirmiģ olduğu herhangi bir B2B finansman olmadığı görülmüģtür. Bu konuda özellikle sektörden bir talep olursa uygun kredi olanaklarının geliģtirilmesi Diyarbakır için söz konusu olabilecektir. Ya da KOSGEB destek programları çerçevesinde özellikle eğer bu sektörün önümüzdeki süreçte geliģimi hedefleniyor ise, sektör için kaynak tahsisine gitmesi gerekmektedir Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı (- düģük) Gıda paketleme ve ambalaj sektörünün firma stratejisi ve rekabet yapısı; kapasite kullanım oranları, mermer iģletmelerinin ölçekleri, sektörün teknoloji kullanma kapasitesi ve yetkinliği, mermer üretimde verimlilik, sektöre yönelik yeni yatırımlar ve Ģirketlerin yönetimi ve stratejileri baģlıkları altında değerlendirilmiģtir. Sektörün firma stratejisi ve rekabet yapısı açısından rekabet düzeyi düşük olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla olan bağlantısı, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve kendi sivil toplum kuruluģları oluģturma kapasitesine sahip Ģeklide spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. Kapasite Kullanım Oranları (- düģük) ĠĢletmelerin temel olarak kapasite kullanım oranlarına baktığımız zaman yüksek düzeyde olmadığı görülmektedir. Bunun temel nedeni satıģ ve pazarlama sürecinde iģletmelerin genel olarak zayıf oldukları görülmektedir. Bu durum iģletmelerin maliyetlerini aģağıya çekmelerini engellemektedir. Sektördeki iģletmelerin en önemli rekabet üstünlüğü olarak belki bu faktör değerlendirilebilir. Özellikle sabit maliyetler yüksek oranda aģağı çekildiği için iģletmelerin rekabet gücüne büyük katkı sağlamaktadır. Ancak düģük kapasite ile bunu sağlamak nerdeyse imkansızdır. Sektördeki ĠĢletmelerinin Ölçekleri (- DüĢük) Sektördeki iģlemeler genel olarak mikro iģletme düzeyindedir. Bu nedenle seri üretim yapamadıkları için ölçek ekonomisinden yararlanma durumu söz konusu değildir. Bu yapı da iģletmelerin rekabet gücüne olumsuz yansımaktadır. Sektörde ortaya çıkan yeni teknoloji ve üretim biçimleri özellikle seri üretimlerde büyük maliyet avantajı sağlamaktadır. Bu koģullarda sektördeki iģletmelerin ölçeklerinin bu yapıya çok fazla uymadığı görülmektedir. Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (- düģük) Daha önce de vurgulandığı gibi sektörün yeni teknolojileri alma ve kullanma noktasında eksiklikleri vardır. Özellikle sektör teknoloji yoğun bir alan olduğu için ileri teknoloji kullanılması kaynakların daha etkin bir Ģekilde değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Bu nedenle sektörde özellikle iģletmelerin yeni teknolojileri edinmeleri sürecinde sorunlarının olduğu görülmektedir. 176

177 Sektörde Üretim Verimliliği (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından bir tanesi ise verimlilik sorunudur. Sektördeki iģçilik maliyetlerini karģılaģtırdığımızda Türkiye ve Diyarbakır ın bu konuda çok fazla bazı ülkeler ile rekabet Ģansı düģüktür. Bunun temel nedenlerinden biri verimlik düzeyinin sektörde düģük olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Ģirketlerin yaratıcı ve sistem geliģtirerek verimlilik artıģı sağlamaları durumunda rekabet güçlerini geliģtirebilirler. Mevcut durumunda genel olarak iģletmelerin sektörel düzeyde verimlilik modelleri arayıģı içinde oldukları görülmektedir. Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar (+/- orta) Sektördeki firmaların yeni yatırım yapma ve iģletmelerini geliģtirme konusunda motivasyonlarının olduğu görülmektedir. Özellikle son iki üç sene içersinde sektöre giriģlerin çok fazla olduğu görülmektedir. Ancak bölgenin içinde bulunduğu olumsuz koģullar yeni yatırımları zorlaģtırmakta ve sektöre yeni sermaye giriģine engel olmaktadır. ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri (- düģük) Sektördeki Ģirketlerin yönetim ve stratejileri incelendiği zaman tamamı küçük veya mikro ölçekli Ģirketlerdir. Bunların tamamına yakını aile bireyleri tarafından yönetilmektedir. Ancak Ģirketlerin belli bir ölçeğin üzerine çıktıktan sonra bu tür bir yönetim model ile varlıklarını sürdürmeleri çok zordur. ġirketler kurumsallaģmak, rekabet güçlerini geliģtirmek için de herhangi bir danıģmalık proje yürütmemektedirler. Bunun yanında Ģirketlerin stratejik olarak yapılanma ve geliģmeye yönelik olarak da herhangi bir senaryolarının olmadığı görülmektedir. Sonuç olarak firmaların stratejisine baktığımız zaman net olarak piyasada kalmak ve para kazanmak için yaratıcı bir modelinin olmadığı görülmektedir. ġirketlerin sektörde yaratmıģ olduğu değerler ve birikimler Diyarbakır da bu sektörün ortaya çıkmasına ve geliģmesine yönelik önemli katkılar sağlamaktadır. Diğer Ģirketler ise büyüme ve geliģme süreci içersinde olan mikro düzey aile Ģirketleri olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle büyüme süreci içerisinde olan bu Ģirketlere profesyonel destek verilmesi sağlıklı bir sektör için önem taģımaktadır Devlet (-/+ orta) Yapısal düzenlemeler, devlet destek ve teģvikleri ve güvenlik devlet değiģkeni altında analiz edilmektedir. Analiz sonuçlarına göre devletin sektör ile olan destek düzeyi orta seviyede çıkmıģtır. Yapısal Düzenlemeler (+/- orta) Sektör açısından devletin herhangi özel bir düzenlemesi bulunmaktadır. Bu nedenle sektör temel faaliyetlerini bu çerçevede yürütmeye çalıģmaktadır. Yapılan çalıģmalar kayıt dıģılığı engellemeye dönük çalıģmalardır. Bu durum engellenebilirse ve Ģirketlerin özellikle bu süreçte karģılaģacakları temel sorunları ortadan kaldırmak için gerekli destekler verilebilirse sektörün geliģim sürecine olumlu bir katkı sağlanabilir. Diğer türlü sektörü ayağa kaldırmak çok kolay değildir. ġu an mevcut yapısal düzenlemeler de sektöre yatırım yapma konusunda ciddi teģvikler sağlıyor. Örneğin kurumlar vergisi ve benzeri alanlarda devletin yapmıģ olduğu çok önemli düzenlemeler mevcuttur. Ancak bu desteklerden etkilenip yatırım yapma çabası içerisinde olan çok fazla yatırımcı yoktur. Devlet Desteği ve TeĢvikler (+/- orta) Devlet genel olarak bölge ekonomisine doğrudan ve doğrudan olmayan önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle teģvik yasası, girdi koģulları açısından herhangi bir avantaj sağlamasa da kurumlar vergisi açısından iģletmelere büyük avantaj sunmaktadır. Bunun yanında KOSGEB ve Kalkınma Ajansı gibi kurumlar ile de projelere direkt olarak destekler sağlamaktadır. Bu süreçteki en önemli sorun bu desteklerin doğru iģletmelere ve projelere gitmesinin sağlanması gerekmektedir. Bunun yanında verilen desteklerin nasıl kullanıldığı takip edilmediği için etkin bir kullanım söz konusu olmamıģtır. Dolayısı ile destekler bu nedenlerden dolayı sektörü desteklememektedir. 177

178 Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörü YaĢam Eğrisi Güvenlik (- düģük) Bölgenin en önemli sorunu güvenliktir. Bölgede yaģanan sorunlar ve olaylar özellikle giriģimcilerin yatırım yapmaları noktasında umutsuzluğa yol açmaktadır. Mevcut yatırımcılar bile fırsatları olduğu takdirde baģka bölgelere yatırım yapmayı tercih edeceklerini ifade etmektedirler. Bu nedenle bölgenin yatırımcı ve giriģimciler açısından güvenlik sorununun çözülmesi büyük önem taģımaktadır. Eğer bu olumsuz algı ve durum ortadan kaldırılabilirse kısa süre içersinde yatırımlar projeler ve turizm gibi önemli sektörler büyük bir sıçrama yapacaktır Sonuç ve Öneriler Gıda paketleme ve ambalajlama sektörü Diyarbakır için önemli bir sektördür. Özellikle tarımsal üretim sürecindeki temel ürünleri de desteklediği için bu sektörün kent için geliģtirilmesi büyük önem taģımaktadır. Yapılan analizde sektörün geliģme eğilimi içersinde olduğu görülmektedir. Ancak modele göre geliģim sürecini zorlaģtıran önemli sorunların da olduğu görülmektedir. Bölgede özellikle tarım ve hayvancılık sektörü çok ciddi bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle ürünlerin daha etkin pazarlanabilmesi için paketlenmesinin büyük önemi vardır. Güçlü gıda paketleme tesislerinin kurulmasının iki türlü bölge ekonomisine katkısı olacaktır. Birincisi bölgede üretilen ürünler çok daha katma değeri yüksek bir Ģekilde kullanılabilecektir. Ġkinci olarak bölgede üretilen ürünlerin pazarları geniģletilerek rekabet güçleri geliģtirilmiģ olacaktır. Sektörün yaģam eğrisine bakarak gelecek süreç açısından ne tür bir momentum göstereceğini analiz etmeye çalıģacağız. YaĢam eğrisi temel olarak sektördeki mevcut büyüme rakamları ve talep yapısının niteliği dikkate alınarak geliģtirilmiģtir. Bu çerçevede sektörün geçmiģ yirmi yıldaki temel performansını da dikkate alarak gelecekte ne tür bir yönelim içinde olacağı tahmin edilmiģtir. Özellikle sektörün mevcut performansı dikkate alınarak gelecek açısından ne tür bir büyüme göstereceğini tahmin etmek zor değildir. Mevcut koģullarda sektör analiz edildiği zaman iģletmelerin geliģme ve büyüme eğilimi içersinde oldukları görülmektedir. Bu çerçevede sektörde tam olarak oturmuģ bir iģ modeli mevcut değildir. Sektörün omurgası ve büyüklüğü denge noktasına geliģmiģ değildir. YaĢam eğrisi sürecini kapsamlı bir Ģekilde analiz ettiğimiz zaman ise yılları arasında sektörde temel değerlerin oluģacağı, iģletmelerin sektördeki operasyonel yapı ve teknolojilerini oluģturacağı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Bu dönemde daha çok iģletmelerin ve sektörün altyapı sürecinin oluģum aģaması olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir. Diyarbakır ın bulunduğu nokta Gıda Paketleme ve Ambalaj sektörünün olgunluk dönemi Gıda Paketleme ve Ambalaj sektörünün gelişim dönemi Gıda Paketleme ve Ambalaj sektörünün düşüş dönemi Yıllar

179 Bu varsayımlar çerçevesinde özellikle sektörde önümüzdeki on yıl içerisinde iģletme formları ve yapılarında önemli geliģmeler olacağı düģünülmektedir. Özellikle bu dönemden sonra sektör geliģme dönemine girecektir. Bu dönemde sektörde daha yenilikçi çalıģmalar ve iģ modelleri gündeme girecektir. Katma değeri yüksek üretim yapan iģletmelerin ön plana çıktığı dönem olacaktır. Bu dönemde iģletmeler daha çok gıda paketleme konusunda geliģecek ve ambalaj geliģtirilmesi ön plana çıkacaktır. Ayrıca ürünlerin paketlenmesi ve farklı alanlarda kullanılmasına yönelik olarak da bu dönemde iģletmeler strateji geliģtireceklerdir. Mevcut büyüme ve geliģme performansı dikkate alındığı zaman bu sürecin 2040 ile 2070 yılları arasında gerçekleģeceği düģünülmektedir. Bu aģamadan sonra sektör gerileme dönemine girecektir. Sektörün büyüme ve geliģmesi daha çok diğer sektörlerin yapısı, büyümesi ve geliģmesine bağlı olduğu için süreç daha çok bu sektörlerdeki geliģmelere bağlı olacaktır. ĠĢ dünyası sürekli olarak inovasyon yapılmaktadır. Önümüzdeki süreçte özellikle sektörde yapılacak bir yenilik bütün iģ yapıģ biçimlerini köklü ve yapısal bir Ģekilde değiģtirebilir. Bölgede kapsamlı bir teknoparkın kurulması da bu süreç üzerinde tetikleyici bir etki yapacaktır. Mevcut veriler dikkate alındığı zaman sektörün temel özelliklerini aģağıdaki Ģekilde özetleyebiliriz. ġekil 52: Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörünün Temel Özellikleri Yeni GeliĢme Eğiliminde Olduğu Ġçin Desteklenmelidir Sektörün temel geliģim sürecinde bakıldığı zaman yapısal olarak sektördeki temel iģ değerlerinin yeni yeni bir geliģme ve filizlenme sürecinde olduğunu görmekteyiz. Bu çerçevede özellikle yeni giriģlerin sayısının çok fazla olduğu görülmektedir. Özellikle inģaat ve kuruluģ aģamasında olan (start up) iģletme sayısı mevcut kurulu iģletme sayısına yakındır. Bu sektördeki geliģme ve yapılanmaların yeni baģladığını göstermektedir. Özellikle gıda sektöründe iģ yapan Ģirketlerin bu alandaki çalıģmalara temel olarak ilgili duyduklarını görmekteyiz. Sektörün GeliĢim Stratejisi NetleĢmelidir Sektör özellikle ne tür alanlarda paketleme yapacağına iliģkin olarak daha açık bir strateji oluģturmamıģtır. Bunun yanında ambalaj sektörü daha çok poģet ambalaj alanında geliģim göstermektedir. Bölgenin temel özellikleri ve sahip olduğu potansiyel çerçevesinde farklı ürünlere yönelik ambalajlama yapılması sektörlerin geliģmesine katkı sağlayacaktır. Ancak sektörde gıda paketlemesinin potansiyeli ve kapasitesinin iyi bir düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle sektörün ne tür bir strateji üretmesi gerektiğinin netleģmesi gerekiyor. Gıda Paketleme Alanında ĠĢletmelerin Rekabet Güçlerinin GeliĢtirilmesi Gereklidir Sektördeki örgüt nüfusuna bakıldığı zaman %90 iģletmelerin daha çok gıda paketleme iģinde oldukları görülmektedir. Bu da özellikle gıda paketleme iģletmeleri arasında yoğun bir rekabetin olacağını bize göstermektedir. Özellikle orta vade içerisinde bu alanda iģletmeler arasında rekabetin yol açtığı bir doğal 179

180 seçilimin olacağına iliģkin ipuçları mevcuttur. Bu tür olumsuz durumları ortadan kaldırmak için mikro ölçekte iģletmelerin geliģmesini sağlayacak organizasyonel geliģim modellerinin ön görülmesi gereklidir. Bebek Sektör Olması Nedeniyle Öncelikli Olarak Desteklenmelidir Sektördeki iģletmelerin yaģam eğrisine baktığımız zaman daha çok genç ve yeni kurulmuģ organizasyon formlarının mevcut olduğu görülmektedir. ĠĢletmelerin büyük bir çoğunluğu on yaģından çok daha küçüktür. Temel olarak Diyarbakır da bu tür iģ formlarının geliģim ve ortaya çıkıģı önümüzdeki süreçte daha yoğun bir Ģekilde devam edecektir. Sektör bu nedenden dolayı özellikle uluslar arası pazarlara açılma noktasında da çok fazla bir deneyime sahip değildir. Gıda Sektörü ile Paketleme&Ambalaj Arasındaki ĠĢbirliği GeliĢtirilmelidir Gıda paketleme sektörünün geliģmesi ve spesifik alanda gıda paketlemesi yapılması Diyarbakır da özellikle gıda sektörünün geliģmesi anlamına gelmektedir. Bu tür bir eğilim sektördeki pazarlama ve satıģı destekleyeceğinden çok daha etkili bir üretim sürecinin geliģmesine olanak sağlayacaktır. Bal ve bulgur gibi alanlarda uzmanlaģmıģ gıda paketleme tesislerinin kurulması bu sektörlerin geliģmesine olumlu bir katkı sağlayacağı beklenmektedir. Ortadoğu Pazarına Açılma Olanağı Sağlanmalıdır Bu sektör Ortadoğu pazarına açılma potansiyeline sahiptir. Özellikle çevresinde Irak, Ġran ve Suriye gibi geliģmekte olan önemli pazarla mevcuttur. Hem de gıda sektörünün temel olarak yapısını destekleyeceğinden geleceğe yönelik olarak gıda sektörünün küresel pazarlarını geniģletecektir. Ortadoğu pazarı diğer sektörlerde olduğu gibi Diyarbakır ekonomisini ve iģ dünyasını destekleyen çok büyük bir pazardır. Gelecek çeyrek yüz yılda bölgenin ve Türkiye nin en önemli pazarı olacaktır. 180

181 3.4 Diyarbakır Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Bu bölümde tekstil ve hazırgiyim sektörünün önemi, bilimsel, ulusal ve uluslararası standartlarda tanımı, dünya genelinde sektörün durumu, Avrupa Birliği ndeki durumu, Türkiye deki durumu, sektörün Diyarbakır daki durumu ve Diyarbakır tekstil ve hazırgiyim sektörünün uluslararası rekabetçilik analizi ile sonuç ve öneriler irdelenmiģtir Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Önemi Bu sektör her bakımdan bütün ülkeler açısından geleneksel ve zorunlu sektörlerden biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Toplumların geliģim sürecinde önemli rol oynayan sektörler vardır. Özellikle bireylerin temel ihtiyaçlarını karģılayan bu sektörlerin baģında barınma, gıda ve giyinme gelmektedir. Bu üç temel ve önemli sektörlerden biri olan tekstil ve hazır giyim zaman içerisinde de üretim ve iģletme yapıları itibarı ile büyük değiģimler yaģamıģtır. Tekstil ve hazırgiyim sanayii tarih boyunca dünyada en büyük gelir getirici sektörlerden biri olmuģtur. Nitekim sektör, Ġngiltere, Kuzey Amerika ve Japonya da erken sanayileģme döneminde hayati rol oynamıģtır. Ancak, 1970 lerden bu yana tekstil ürünleri üretimi ve ihracatının geliģmiģ ülkelerden geliģmekte olan ülkelere kaymakta olduğu görülmektedir. Örneğin üretim maliyetlerinin yükselmesi ve istihdamda görülen kısıtlar nedeniyle Japon tekstil ve hazırgiyim firmalarının üretim yatırımlarını 1970 lerde Asya ülkelerine yönlendirdikleri bilinmektedir. Bu akımın etkisi ile Hong Kong, Güvey Kore ve Tayvan Japonya nın ardından, tekstil ve hazırgiyim sanayinin ana ihracat kalemi haline gelmesi ile Asya nın yeni sanayileģen ülkeleri1 konumuna yükselmiģtir. Bu ülkeler ile birlikte, BangaldeĢ ve Endonezya gibi az geliģmiģ ülkeler düģük iģgücü maliyetlerini bir rekabet gücüne dönüģtürerek küresel pazarlarda yer almaya baģlamıģlardır lerden itibaren hız kazanan küreselleģme eğilimi tekstil ve hazırgiyim sanayinde ticaret akıģını hızlandırmıģ son otuz yıl içerisinde yaklaģık olarak sektörün toplam kapasitesinin yarısı geliģmiģ ülkelerden geliģmekte olanlara kaymıģtır. Doğal olarak sektör, günümüzde en fazla küreselleģmiģ endüstrilerden biri olarak tanımlanmaktadır (Eraslan Vd., 2009) Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı Tekstil ve hazırgiyim sektörü bir birleri ile yakın iliģki içerisinde olan iki önemli çalıģma alanıdır. Güncel olarak bu iki kavram zaman zaman birbirlerinin yerine kullanılan iki temel kavram olarak karģımıza çıkmaktadır. Ancak üretim ve ticari sistemleri büyük farklılıklar göstermektedir. Sektör gerek dünyada gerekse de Türkiye de yüksek bir rekabetçilik özellik göstermektedir. Birçok geliģmekte olan dinamik ülke ekonomisine yön verdiği için Dünyada en çok konuģulan- tartıģılan temel sektörlerden biridir. Sektörün yapısı güçlü rekabete dayanmaktadır. Bu nedenle hem domestik pazarlarda hem de küresel pazarlarda iģletmelerin yoğun bir rekabet içerisinde olduğu görülmektedir. Sektör temel olarak teknoloji ve emek yoğun bir yapısal özellik göstermektedir. Özellikle tekstil boyutu açısından sektör analiz edildiği zaman karģımıza teknolojinin önemli olduğu bir iģ yapısı çıkmaktadır. Hazırgiyim boyutu ile sektör analiz edildiği zaman ise karģımıza emek yoğun bir sektörel yapı çıkmaktadır. Tekstil ve hazırgiyim sanayi, birbirleri ile olan etkileģimleri ve hazırgiyim sanayinin üretim ve dağıtım zincirinden kaynaklanan yakın iliģki nedeniyle çoğu zaman birbiri yerine de kullanılan iki terim olarak karģımıza çıkmaktadır. Tekstil sadece iplik ve kumaģ üretimi anlamına gelmemekte, halıcılık, otomotiv, yangın söndürme hortumları gibi birçok farklı alanda da kullanılmaktadır. Çok geliģmiģ otomasyon tesislerinde iplik eğirme, dokuma ve örme gibi çok çeģitli ve farklı teknikler bir arada bulunmaktadır (Eraslan vd., 2008). Tüm Ekonomik Faaliyetler için Uluslararası Sanayi Sınıflandırması Standardı Kodu (ISIC) tekstil ve hazırgiyim sanayini ISIC 17 ve ISIC 18 ile tanımlamaktadır. Bu iki sektör alt gruplara bölünmüģtür. Tekstil ve hazırgiyim sektörleri dikey olarak yapılandırılmıģlardır. Ġplik ve kumaģ üretimi farklıdır. Ürün akıģı hammaddenin ipliğe dönüģmesi ile baģlamakta daha sonra kumaģ dokuma, örme iģlemleri gelmektedir. Sanayide polimerzasyon, eğirme, doku verme, örme, baskı, boyama ve apreleme ve diğer önemli ekstrüzyon iģlemleri yer almaktadır (Eraslan Vd., 2008). Tekstil ve hazırgiyim endüstrisi, birbirleri ile olan etkileģimleri ve hazırgiyim sanayinin üretim ve dağıtım zincirinden kaynaklanan yakın iliģki nedeniyle çoğu zaman birbiri yerine de kullanılan iki terim olarak karģımıza 181

182 çıkmaktadır. Tekstil sadece iplik ve kumaģ üretimi anlamına gelmemekte, halıcılık, otomotiv, yangın söndürme hortumları gibi birçok farklı alanda da kullanılmaktadır. Ancak, bu iki sektör alt gruplara bölünmüģtür. Tekstil ve hazırgiyim sektörleri dikey olarak yapılandırılmıģlardır. Ġplik ve kumaģ üretimi farklıdır. Ürün akıģı hammaddenin ipliğe dönüģmesi ile baģlamakta daha sonra kumaģ dokuma, örme iģlemleri gelmektedir (sanayide polimerzasyon, eğirme, doku verme, örme, baskı, boyama ve apreleme ve diğer önemli ekstrüzyon işlemleri yer almaktadır) (Eraslan, vd., 2008) Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Değer Zinciri Analizi Sektörün değer zincirini analiz ettiğimiz zaman karģımıza geliģmiģ bir yapının çıktığını görmekteyiz. Bu yapı ilk aģamada makine, tasarım ve Ar&Ge gibi temel faktörlere dayanmaktadır. Özellikle sektörün temel niteliğini ve operasyon biçimini etkileyen bu faktörlerin yapısı sektörün temel paradigmasını etkilemektedir. Burada özellikle temel doğal faktör girdilerinin de unutulmaması gerekmektedir. Özellikle pamuk (cotton), ipek ve yün gibi faktörler bu süreçte ele alınmaktadır. ġekil 53: Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Genel Değer Zinciri AkıĢ ġeması Kaynak: Eraslan vd.,

183 Daha sonra tekstil üretim sürecine yarı mamul olarak giren bu faktörler yün ipliği ve kumaģ olarak üretilmektedir. Bu temel yapının daha sonra farklı iki temel ürünün bir sonraki aģamada operasyon biçimine yön verdiğini görmekteyiz. Burada özellikle iplik olarak iģlenen malzemeler daha sonra bazı süreçlerden geçirilerek hazır giyim atölyelerinde iģlenebilir hale gelmektedir. Ya da ürün bu süreçte iplik olarak piyasaya verilmektedir. KumaĢ olarak iģlenen ürün de aynı Ģekilde bu aģamadan sonra konfeksiyonlara ya da direkt olarak piyasaya sunulabilmektedir. Ürünün amaca uygun Ģekilde prosses edilmesi sonucunda değer zincirinin son aģamasında nihai tüketici ile direkt olarak buluģması söz konusu olabilmektedir ya da bazı aracılardan geçerek piyasaya sürülmektedir. Model genel çerçevede ele alındığı zaman değer zinciri dört temel aģamada değerlendirilebilir. Birinci aģamada sektördeki temel girdi faktörlerinin yer aldığını görmekteyiz. Bunlar sektörde temel olarak üretim yapabilmek için gerekli olan unsurlar olarak da değerlendirilebilir. Bundan sonra karģımıza çıkan ikinci aģama ise ürünün Ģekil formu olarak değerlendirilebilir. Girdiler burada çeģitli Ģekil formlarına dönüģerek piyasada farklı amaçlı kullanım için hazırlanmaktadır. Üçüncü aģamada ise değer yaratan spesifik faaliyetler aģamasıdır. Bu aģamada ürünler çeģitli formlarda iģlenerek farklı Ģekillerde değerler yaratılmaktadır. Sektörün çok detaylı özellikle mikro, küçük ve orta ölçekli iģletmelerine de bu alan açık olduğu için örgütsel popülasyon düzeyi genel olarak çok yüksektir. Son aģamada ise fayda yaratma aģaması olarak değerlendirilebilir. Bu aģamada sektörün piyasaya yönelik temel faaliyetleri görülmektedir. Bu süreçlerin yapısı, iģ yapma biçimleri sektördeki temel paradigmayı etkilemektedir. Iconomy Group tarafından geliģtirilen bu model, özellikle sektörün değer zincirinin anlaģılmasında önemli bir yere sahiptir. Bu model ile sektörün temel yapısı ve her aģamada içinde bulunduğu koģulları doğru bir Ģekilde değerlendirmek mümkün olabilmektedir. Özellikle ülke ya da belirli bir üretim kümelenmesi üzerinde konu analiz edildiği zaman, sektörel stratejilerin doğru Ģekilde yönetilmesine olanak sağlanması mümkün olmaktadır. Dünyada bu değer zinciri süreci açısından ülkelerin temel olarak içinde bulundukları durum irdelendiğinde sektörün temel bir algoritmasını ortaya koymak mümkün olabilmektedir. Bu nedenle sektördeki temel yapıyı değerlendirmede modelin çok önemli yararı olduğu düģünülmektedir. AĢağıda da gerek dünya gerekse de Türkiye de sektörün temel durumunu değerlendirmek için bu süreçler kullanılacaktır Dünya Tekstil ve Hazırgiyim Sektörü Tekstil ve hazırgiyim sektörleri geçmiģte bugünkü sanayileģmiģ ülkelerin geliģmesinde büyük rol oynamıģ önemli bir faaliyet alanı olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle Ġngiltere, Japonya ve Amerika gibi ülkeler buna örnek olarak gösterilebilir. Ancak 1970 li yıllardan sonra sektörün yönelimi geliģmekte olan ülkelere doğru kaymıģtır. Bu duruma sektörde oluģan yüksek maliyetler ve kısıtlar yol açmıģtır. Bunun bir sonucu olarak sektörün Hong Kong, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkelerde geliģmeye baģladığı görülmektedir. Sektörde makineleģme ve otomasyon 1750 li yıllara dayanmaktadır. Bu aģamadan önce sektörün temel çalıģma biçimi tamamen elle üretime dayanmakta idi. Daha sonra çırçır makinesinin bulunması ile sektörde pamuklu dokuma sanayisinin geliģtiği görülmektedir. Bu süreç daha sonra on sekiz ve on dokuzuncu yüz yıllarda da devam etmiģtir. Bunun sonucu olarak da sektör bugünkü üst düzey otomasyon seviyesine ulaģmıģtır. Sektörde en büyük değiģim ve dönüģüm süreci yaģayan faktörlerin baģında üretim sisteminin inovasyon ile desteklenmesidir. Sektörde dünyaya yön veren temel pazarların daha çok geliģmiģ, gelir düzeyi yüksek olan ülkeler olduğunu görmekteyiz. Özellikle sektörün büyüme ve geliģmesini sağlayan en önemli faktör, dinamik, güçlü tüketim ve gelirdir. Bu iki faktörde çoğunlukla dünyada geliģmiģ ülkelerin içinde olduğu pazarlar olmaktadır. AĢağıdaki tabloda da bu durum açık bir Ģekilde görülmektedir. Dünyanın sektördeki en önemli pazarları bu özelliktedirler. Tablo 39: Sektörünün Dünyadaki Önemli Pazarları ve Payları AB PAZAR PAYI %42 ABD PAZAR PAYI %31 JAPONYA PAZAR PAYI %13 DĠĞER ÜLKELER PAZAR PAYI %14 183

184 Yukarıdaki Tablo da da görüldüğü gibi dünyada sektör ile ilgili çok önemli olan dört tane önemli pazar mevcuttur. Bunlar dünya tüketimine yön veren çok önemli potansiyeli olan ülkelerdir. Birinci olarak sektör ile ilgili Avrupa Birliği karģımıza dünyanın en önemli pazarı olarak çıkmaktadır. AB pazarı hemen hemen dünyadaki pazarın yarısında yakın bir büyüklüktedir. Güçlü ve dinamik bir tüketim yapısının olduğu sektörde büyüme rakamları da yaklaģık olarak %2 civarındadır. Dünyadaki diğer önemli bir pazar ise ABD dir. Bu pazar yaklaģık olarak dünya pazarının üçte birine karģılık gelmektedir. Özellikle güçlü tüketim ve yüksek gelir düzeyi bu pazarı dünyada cazip ve önemli pazarlar arasına sokmaktadır. Bu pazarın büyüme rantına bakıldığı zaman %2.5 gibi bir değere sahiptir. Bu büyüme performansı ile pazarın dünyadaki önemi ve yeri her geçen gün daha iyi bir konuma gelecektir. Mevcut olarak dünyanın en önemli pazarlarından olan Japonya gerileyen bir performansa sahiptir. Bu pazarın büyüme performansının yaklaģık olarak sıfıra yakın olduğu görülmektedir. Bu durumda devam etmesi özellikle yakın gelecekte dünyada bu pazarın önemini azaltacaktır. Son olarak dünyada diğer ülkelerin içinde olduğu pazar gelmektedir. Bu pazar da kendi içinde büyüyen, geliģen pazarlar olarak adlandırılabilecek özelliklere sahiptir. Bu pazarların büyüme performansları diğer ülkelere göre çok daha iyi durumdadır. Genel olarak bu pazarlar ortalama olarak %3 gibi bir büyüme performansı yakalamıģtır. Tablo 40: Sektörün Dünyadaki En Önemli Üreticilerinin Pazar Payları (Tekstil) AB ÇHC GÜNEY KORE TAYVAN %33.9 %23.5 %4.4 %4.1 HĠNDĠSTAN TÜRKĠYE PAKĠSTAN JAPONYA %4 %3.7 %3.1 %3 Dünyadaki önemli üreticilere baktığımız zaman ise yirmi yedi tane Avrupa Birliği ülkesinin küresel piyasada ilk sırada yer aldığını görmekteyiz. Üretimin yaklaģık olarak üçte birini elinde bulunduran AB dünyada sektörde rekabetçi bir konumdadır. Sektörde daha sonra dünya üretiminin büyük bir bölümünü sağlayan ÇHC gelmektedir. Bu ülke özellikle düģük iģçilik girdisi nedeniyle bütün dünyada önemli bir konumdadır. Türkiye nin dünya içerisindeki yerine baktığımız zaman ise bütün üretimin yaklaģık olarak %3.7 lik kısmını karģılamaktadır. Dünya piyasası özellikle rekabetçi bir konumda olduğu için yakın zaman içerisinde Türkiye nin piyasa konumunda değiģiklikler olabilir. Özellikle Hindistan ı yakalamak çok zordur. Bunun yanında Pakistan da da hızlı bir Ģekilde büyüme görülmektedir. Gelecek yakın zaman içerisinde sektörün temel paradigması birçok yönden dönüģüm riski ile karģı karģıyadır. Bu tablo geleceğe yönelik olarak sektörün özellikle üretim açısından Asya da geliģeceğini ifade etmektedir. Asya kıtasının sahip olduğu üretim gücü kürsel düzeyde tekstil sektörünün yapısına yön vermektedir. Geleceğe yönelik olarak dünyada Çin in sektörde önemli bir konumda olacağını söylemek mümkündür. Tablo 41: Sektörün Dünyadaki En Önemli Üreticilerinin Pazar Payları (Hazırgiyim) ÇHC %33.4 AB %29.9 HONG KONG %8.3 TÜRKĠYE %4.1 BANGLADEġ %2.9 HĠNDĠSTAN %2.8 VĠETNAM %2.1 ENDONEZYA %

185 Konuyu hazırgiyim açısından ele aldığımız zaman dünyada Çin, sektördeki en önemli aktör olarak karģımıza çıkmaktadır. Çin i daha sonra Avrupa Birliği ülkeleri izlemektedir. Hazırgiyimde üçüncü sırada Hong Kong gelmektedir. Bu alanda Türkiye nin üçüncü sırada olduğunu görmekteyiz. Daha sonra hızlı bir Ģekilde büyüyen BangladeĢ ve Hindistan gibi sektörde dinamik bir konuma sahip olan ülkeler gelmektedir. Ancak dünyada bu sektörün temel yapısını ilk birkaç ülke belirlemektedir. Burada Çin in yerinin önemli olduğu görülmektedir. Sektörün en hızlı büyüyen ülkesi olması nedeniyle de önümüzdeki süreçte diğer rakipler ile arayı açacağı düģünülebilir. Sektörün temel çalıģma modeli emek yoğun bir yapıdan sermaye yoğun bir yapıya doğru dönüģmüģtür. Bu da özellikle geliģmekte olan ve emeği bir maliyet avantajı olarak gören ülkelerin pozisyonunu geliģmiģ ülkeler karģısında azaltmaktadır. Bunun bir sonucu olarak geliģmiģ ülkelerin sektörde geleceğe yönelik olarak tekrardan söz sahibi olma Ģansları olabilecektir. Sektörün maliyet yapısı incelendiği zaman karģımıza çıkan tablo genel olarak aģağıdaki Ģekildedir. Özellikle dünyada yapılan çalıģmalar çerçevesinde sabit ve değiģken maliyetler açısından sektörün temel durumu büyümesürdürülebilirlik bakımından büyük bir değere sahiptir. Bu nedenle de üretim sürecinde temel maliyetlerin yapısı ve niteliği iyi bir Ģekilde irdelendiğinde sektörün geleceğe yönelik olarak ne tür bir paradigma değiģimi içersinde olacağını tahmin etmek mümkün olabilecektir. Bakıldığı zaman sektörde %33 lük payla en büyük maliyeti ham madde oluģturmaktadır. Bu da sektördeki en önemli maliyet kaleminin değiģken maliyetler olduğunu bize göstermektedir. Ġkinci olarak sektördeki temel maliyetleri etkileyen faktörün iģgücü olduğunu görmekteyiz. ĠĢgücünün toplam maliyetler içerisindeki payının ise yaklaģık olarak %25 olduğunu görmekteyiz. Bundan sonra en önemli maliyet kalemi olarak karģımıza enerji çıkmaktadır. Onun da toplam maliyetler içerisindeki payı yaklaģık olarak %10 olarak görünmektedir. Bunun dıģında amortisman ve overhad gibi giderler de yaklaģık olarak %15-20 arasında değiģmektedir. Bu durum da özellikle sektördeki temel olarak rekabet kaynaklarının hangi alanlardan gelebileceğini bize göstermektedir. Sektörde hammadde ve iģgücü maliyetlerini kontrol eden iģletmelerin gelecek süreçte rekabet güçlerini sürdürme Ģansı olacak ve sektörde önemli aktörler arasında yer alacaklardır. Özellikle tasarım ve üretim süreçlerinde bilgisayar destekli üretim yapılması sektörün yapısını önemli oranda etkilemektedir. Seri üretim süreçlerini destekleyen bu tür geliģmeler maliyetler üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Tekstil ve hazırgiyim sektörü bugün dünyada küreselleģme düzeyi en yüksek alanlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle sektörün temel yapısının son otuz yıl içerisinde yaģadığı mobilite bunun en önemli göstergelerinden biridir. Daha önce özellikle geliģmiģ ülkelerin kontrolünde ve üretiminde olan sektör, bugün daha çok geliģmekte olan ülkelerin pazarına doğru kaymıģtır. Bunun sonucu olarak sektör nerdeyse son otuz yılda dünyada tamamen yer değiģtirmiģtir. Sektördeki faktör girdileri ve tecrübî bilgi (know- how) nerede ise tamamen küreselleģmiģ bir nitelik göstermektedir. Bu tür bir yapı dünyada diğer sektörlerde çok daha azdır. Ortaya çıkan sektörel yapının temel özellikleri dikkate alındığı zaman değer zincirinin değiģik aģamalarında etkili olan ülkelerin olduğu görülmektedir. Özellikle teknoloji ve tasarım gibi çalıģmalarda genel olarak geliģmiģ ülkelerin sektörde etkin bir rolünün olduğu görülmektedir. GeliĢmekte olan ülkeler daha çok ürünlere Ģekil formu vermede etkilidirler. Sektördeki birçok ürünün öncelikli olarak tasarımı geliģmiģ ülkelerde yapılmaktadır. Daha sonra bu geliģtirilmiģ prototipler Çin, Hong Kong ve Türkiye gibi farklı ülkelerde üretim sürecine girmektedir. Ayrıca pazarlama ve satıģta ise genel olarak geliģmiģ ülkelerin hâkimiyeti vardır. Bugün her bakımdan büyük bir dönüģüm yaģayan sektörün karģısındaki en büyük sorun Çin ve Hindistan ın sahip olduğu çok ucuz faktör girdileridir. Bu sektörün birçok ülkedeki geliģim ve büyüme sürecini olumsuz yönde etkilemiģtir. Bu nedenle sektörde rekabetçi konuma sahip olan Türkiye gibi bir ülkede bile sektör gerilemeye baģlamıģtır. Bazı Ģirketler bu süreci aģmak için stratejilerini değiģtirme çabası içerisine de girmiģlerdir. Ancak Çin gibi bir ülke ile bu sektörde özellikle maliyet alanda rekabet etmek nerdeyse imkânsıza yakın bir durumdur. Sonuç olarak sektör birçok açıdan küresel kaynaklandırma ve yönetim stratejilerine sahiptir. Bu süreç gelecekte de artarak devam edecektir. ġirketler mümkün olduğunca her lokasyonun sahip olduğu rekabet avantajından yararlanmaya çalıģarak rekabet güçlerini geliģtirme çabası içerisinde olacaklardır. Dolayısı ile sektör, küresel alandaki her türlü kaynağın en optimal olanını kullanma yoluna gitmektedir. Bunun sonucu olarak da sektör çok farklı ülkelerde geliģme ve farklı alanlarda yerleģik bir yapıya dönüģme eğilimindedir. 185

186 3.4.5 Türkiye Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Durumu Birçok geliģmekte olan ülke için imalat sanayileri gerek ihracat gelirleri gerekse istihdam potansiyelleri nedeni ile itici güç olarak kabul edilmektedir. SerbestleĢmenin ilk yıllarında Türkiye de de aynı yaklaģım gözlenmiģtir lerden itibaren tekstil sektörü gittikçe büyüyerek ülke ekonomisindeki konumunu güçlendirmiģtir. Nitekim döneminde tekstil ve hazırgiyim sanayi yıllık %20.5 büyüme ile ülkenin en büyük ihracatçı imalat sanayi haline gelmiģtir (TGSD, 2008; ĠGEME, 2008). Ancak, Çin in küresel tekstil ve hazırgiyim pazarlarına dahil olması ile birlikte 2000 den itibaren Türk tekstil ve hazırgiyim sanayi ihracatta gerileme ile karģılaģmıģtır (ĠTKĠB, 2008). Tekstil ve hazırgiyim sanayi Türkiye nin öncü sektörlerinden biri konumundadır ve bu alandaki yatırımlar ve üretim Osmanlı dönemine dek uzanmaktadır. Sanayi, yüksek kâr oranları, istihdam ve üretim ile ülke ekonomisinin lokomotif sektör konumuna yükselmiģtir (Ercan, 2002). Günümüzde tekstil ve hazırgiyim, tarımdan sonra en büyük istihdama sahip (yaklaģık 2 milyon kiģi) sanayi dalıdır ve ülkenin toplam ihracat gelirlerinin 1/5 ini sağlamaktadır. GSYĠH ye katkısı %11 oranındadır ve ülke imalat sanayinin üretiminin %14 ü bu alanda gerçekleģmektedir (ĠTKĠB, 2008). Türk tekstil ve hazırgiyim sanayinin geliģimi Türkiye nin geleneksel tekstil üretimi çerçevesinde gerçekleģmiģtir. Sanayi yatırımlarında ve Ġlk Kalkınma Planı nda tekstil sektörü öncelikli sanayi olarak konumlanmıģtır. Kalkınma pamuk üretimine bağlı olarak gerçekleģmiģ ve küçük atölyelerde üretim baģlamıģtır (Owen ve Pamuk, 1999). Öte yandan tekstil ve hazırgiyim korumacı politikalar ile düzenlenerek sektördeki yatırımlar devlet eliyle yapılmıģ ve üretim Kamu Ġktisadi TeĢekkülleri (KĠT) tarafından gerçekleģtirilmiģtir (Tan, 2001). Ġzmir Ġktisat Kongresi nde 1923 yılında, dokuma ve tekstilin önemi üzerinde durulmuģ ve tekstil koruma altına alınmıģtır. Bu karar tekstil yatırımlarını artırmıģ, tekstil üretim kapasitesi yükselmiģtir döneminde ekonomide görülen baģarılı büyüme ile devletçilik yaklaģımı ile devletin tekstil üretim ve tüketimi içerisindeki rolü artmıģtır. Bu politika uyarınca üretim tarımsal üretime bağlı tutulmaktadır. Bu nedenle tekstilde ilk desteklenen üretim pamuk olmuģtur. Tablo 42: Sektör Maliyet BileĢenleri Sektör Maliyet bileģenleri Dokuma ve Hazırgiyim Örme Hazırgiyim Çorap Türkiye ortalaması Ana hammadde %43 %44 %55 %47 Tali hammadde ve aksesuar %12 %11 %5 %10 Direkt iģçilik maliyetleri %28 %29 %20 %26 Finansman ve amortisman giderleri %4 %7 %9 %7 Diğer maliyet unsurları %12 %9 %11 %10 Toplam

187 Sektörün geliģimi açısından özellikle hammaddenin olması büyük önem taģımaktadır. Türkiye de bu bağlamda önemli bir potansiyel vardır. Zaten sektörün uzun vadeli olarak geliģmesi de bu tür kararların alınması sonucunda olmuģtur. Daha sonra sektörün küresel hamle yapmasından bu faktörlerin önemli bir yer tuttuğu yapılan çalıģmalarda görülmüģtür. Türkiye ekonomisi açısından sektör büyük bir önem taģımaktadır. Özellikle 1980 li yıllardan sonra Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan değiģmeler sektörün ivmesini olumlu yönde etkilemiģtir. Bu geliģmeler sektörde Türkiye yi iyi bir konuma getirmiģtir. Sektörde 1990 lı yıllarda yaģanan rekabet ve küreselleģme yapısal olarak sektörün niteliğini etkilemektedir. Türkiye imalat sanayinde sektörün yerine baktığımız zaman yaklaģık olarak %16 lık bir paya sahip olduğunu görmekteyiz. Sektörün toplam sanayi sektörü içerisindeki payına bakıldığı zaman ise yaklaģık olarak bu oran %13 tür. Bu oran tekstil ve hazırgiyimin Türkiye sanayisinin içinde en yüksek paya sahip sektörlerden biri olmasını sağlamaktadır. Türkiye ekonomisi açısından bu kadar hayati bir önem taģıyan sektör, günümüzde küresel geliģmelerin tehditleri ile karģı karģıyadır. Uluslararası ticarette görülen liberalleģme eğilimleri sonucu, 2005 yılından itibaren dünya tekstil ticaretindeki miktar kısıtlamalarının kalkması, yeni fırsatlar yaratırken bir takım tehditleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle, Çin'in de Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olması, tüm tekstil ürünleri ticaretinde var olan rekabetin daha da Ģiddetlenmesine yol açmıģtır. Diğer taraftan, Meksika'nın AB ile yapmıģ olduğu serbest ticaret anlaģmasının, 1 Temmuz 2000 tarihinde yürürlüğe girmesi ve 1 Ekim 2000 tarihinden itibaren Afrika ülkelerinin ABD pazarına kotasız ve gümrüksüz girmeye baģlamaları, tehditler olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu durumda, AB pazarında Çin baģta olmak üzere Uzak doğu ülkelerinin yanı sıra, önemli bir tekstil ve hazırgiyim üreticisi Meksika ile rekabet gündeme gelirken, henüz tam girme fırsatı bulamadığımız ABD pazarında da gündemde olmayan Afrika ülkeleri ile rekabet söz konusu olacaktır. Diğer taraftan bu geliģmeler, tekstile göre daha ucuz olan hazırgiyim yatırımlarının, uluslararası alanda bu ülkelere kaymasına neden olmaktadır. Bu durum, iģçiliğin ucuz olduğu ve iyi eğitimli iģgücünün bulunduğu Doğu Avrupa ülkeleri için de söz konusudur. Her ne kadar bu ülkeler, artan hazırgiyim yatırımları nedeniyle tekstil ürünleri için bir potansiyel oluģtursa da hazırgiyim pazarlarında potansiyel bir tehdit unsuru olarak karģımıza çıkacaktır. Günümüzde, tekstil ve hazırgiyim sektörünün Türkiye ekonomisine olan katkısı krizlere rağmen etkinliğini halen sürdürmektedir. Tekstil ürünlerinin üretiminden hazırgiyim olarak arzına kadar olan süreçte yaratılan katma değer ekonomi içinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Ülkede üretilen hazırgiyimin büyük bir kısmı pamuklu ürünlerdir. Sektörün Türkiye ekonomisi açısından birçok boyuttan önemli olduğu görülmektedir. Hem ülke içinde istihdam yaratması hem de ihracat açısından sahip olduğu potansiyel ve değer stratejik bir önem taģımaktadır. Bu nedenle sektörün öncelikli olarak geliģim stratejisini bu çerçevede ele alması gerekmektedir. Son yıllarda Türk ihracat rakamları içerisindeki sektörün payının düģüģ gösterdiği görülmektedir. Bu nedenle makro ve mikro anlamda sektörün geliģmesi için gerekli çalıģmaların yapılmasının büyük bir önemi vardır. Sektör bu dönemde özellikle faktör girdileri bakımından rekabet edeceği alanlarda kendisini geliģtirmek durumundadır. Temel maliyet kalemlerini oluģturan hammadde maliyetleri ve iģgücü sektörün rekabetçi yapısını etkileyen önemli alanlar olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede Türkiye sektörün geliģim politikalarını yeniden gözden geçirmek durumundadır. 187

188 ġekil 54: Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Ġhracat Ġçerisindeki Payı Yukarıdaki ġekil de de görüldüğü gibi sektörün yaklaģık olarak son on yıl içerisindeki konumu ve geliģimi sürekli olarak bir gerileme içerisindedir. Bunun iki temel nedeni vardır. Birincisi, Türkiye ekonomisinde diğer sektörlerin ihracat içersindeki payının tekstil ve hazır giyime göre çok hızlı olmasıdır. Ġkinci olarak ise Türkiye nin sektörde dünya piyasasındaki payının azalmasıdır. Türkiye sanayisinin içerisinde önemli bir yere sahip olan sektörün dünya piyasasında var olabilmesi ve ÇHC gibi ülkeler ile rekabet edebilmesi için yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Türkiye sektörde her bakımdan dünyada rekabet edecek koģulları taģımaktadır. Önemli olan makro yönetim stratejilerinin doğru bir Ģekilde oluģturularak küresel alanda sektörün varlığını sürdürecek yaklaģımların ortaya konabilmesidir. Sonuç olarak Türkiye için büyük önem taģıyan bu sektör birçok açıdan rakip ülkelere göre avantajlı bir konuma sahiptir. Bunun yanında geleceğe yönelik olarak da temel bazı risklerin sektörün operasyonel yapısını tehdit ettiğini görmekteyiz. Özellikle Türkiye, dünyanın en önemli pamuk üreticisi konumunda olması, sektör ile ilgili bilgi birikimi ve tecrübesinin yüksekliği, sektörde kalifiye iģgücünün varlığı gibi nedenlerden dolayı gelecek on yıl içersinde dünyada sektörde önemli ülkelerden biri olmaya devam edecektir. Rakip ülkelere göre iģgücü maliyetlerinin yüksek olması sektördeki en temel sorunlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Bunun yanında sektörde iģgücü verimlilik oranının düģük olması de sektörün küresel alandaki rekabet gücü açısından olumsuz bir durum yaratmaktadır Diyarbakır Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Durumu Diyarbakır ekonomisini analiz ettiğimiz zaman özellikle tekstil ve hazırgiyim sektörü açısından büyük bir potansiyel olduğu görülmektedir. Mevcut koģullarda sektörün çok fazla ekonomik olarak etkisinin olduğu söylenemez. Ancak kentin sektörün değer zinciri açısından durumunu analiz ettiğimiz zaman özellikle geleceğe yönelik olarak ciddi bir nüvenin Diyarbakır da olduğu görülmektedir. Mevcut yapıda tekstil ile ilgili olarak herhangi yapılanma söz konusu değildir. Daha çok hazırgiyim konusunda bir sektörel yapılanma olduğu görülmektedir. Bu çerçevede özellikle kentte bayan etek ve erkek gömleği konusunda iģletmelerin bir üretim yapma konusunda bir eğilim içersinde olduğu görülmektedir. Diyarbakır da sektör açısından diğer önemli bir özellikle ise ipekçilik konusunda büyük bir potansiyelin mevcut olduğudur. Özellikle ipekten yapılan puģi, çok önemli bir tradisyona sahiptir. Bu ürün de özellikle bölgede hazırgiyim sektörünün geliģmesi açısından çok önemli bir indikatör olarak değerlendirilebilir. Diyarbakır ipekçilik sektörünün geliģtirilmesi sektörün uzun vadede markalaģması ve geliģmesi bakımından çok önemli tetikleyici bir rol üstlenebilir. 188

189 Sektörün bugünkü mevcut yapısına baktığımız zaman genel olarak merdiven altı olarak ifade edilen bir modelde çalıģtığı görülmektedir. Özellikle atölye tipi yerlerde küçük iģ yerlerinde yapılan üretim, sektörün temel özelliklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bunun yanında sektörde yoğun bir kayıt dıģılık hakimdir. Daha çok iç piyasa ve ulusal pazara iģ yapan sektörün geleceğe yönelik olarak geliģtirilmesi özellikle kümelenme çalıģması ile operasyonel niteliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Kent için örnek oluģturabilecek temel modellerden bir tanesi Gaziantep tir. Diyarbakır kenti için bu örnek iyi bir benchmark olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle sektörün geliģmesine yönelik değer zincirinde yoğun bir Ģekilde ihtiyaç duyulan üretim girdilerinin ve ucuz iģgücünün bölgede yoğun bir Ģekilde bulunduğunu görmekteyiz. 189

190 3.4.7 Diyarbakır Ġli Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır bölgesi tekstil ve hazırgiyim sektörü rekabetçilik analizi Elmas Model uygulanarak analiz edilmiģtir. Sektörün girdi koģulları, firma stratejileri ve rekabet yapısının durumu, talep koģulları, ilgili destekleyici kuruluģlar ve devlet değiģkenleri incelenerek rekabet düzeyi belirlenmiģtir. Sektörün temel rekabet gücünün ortaya konabilmesi için bu temel faktörlerin aynı zamanda alt faktörleri geliģtirilmiģ ve bu faktörler sektördeki kanaat önderi giriģimciler ile iki modelde değerlendirilmiģtir. Birinci model odak grup toplantısı ile sektörün kapsamlı bir Ģekilde değerlendirilmesi yapılmıģtır. Ġkinci olarak ise Likert ölçeğinde bu faktörler ile ilgili bir anket uygulaması yapılmıģtır. Veri toplanması sürecinde Elmas modeli ile ilgili temel bilgilerin yanında iģletmelerden ve sektörden büyüme ve geliģme verileri de toplanmıģtır. Genel olarak sektörün geleceğe yönelik olarak büyüme eğiliminde olduğu ifade edilmektedir. Bu bölümde büyüme indikatörü olarak iģletmelerin cirolarına, istihdam kapasitesine, sektörün kapasite olarak büyümesi, istihdam olarak ne tür bir performans göstereceğine iliģkin değerlendirmelere yer verilmiģtir. Bunların yanında sektörde uzmanlaģmıģ ve Diyarbakır ekonomisini iyi bilen iģ dünyası kanaat önderleri ile de derinlemesine mülakatlar yapılarak verilerin niteliği ve güvenilirliği yükseltilmeye çalıģılmıģtır. Bu nedenle geleceğe yönelik olarak sektörün büyüme ve geliģme eğilimleri daha net bir Ģekilde ortaya konabilecektir. Bu bölümün analizi sonucunda Diyarbakır ın tekstil ve hazırgiyim sektörünün temel olarak sürdürülebilirliğinin ne tür faktörlere dayandığına iliģkin temel bir model ortaya konulmuģ olacaktır. Bu sonuçlar çerçevesinde sektörel yapılanmanın sağlanması durumunda gelecekte hedeflenen 500 milyon dolarlık bir büyüklüğe kısa vade de çıkılmıģ olacaktır. Bunun sonucunda da kent ekonomisinin geliģimine büyük bir ivme kazandırılacaktır. 190

191 ġekil 55: Diyarbakır Ġli Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Pozisyonu (DüĢük) DEVLET Devlet ( Orta ) (+/-) Yapısal Düzenlemeler (+/-) Devlet Desteği (-) Güvenlik Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı ( DüĢük ) (+) Kapasite Kullanım Oranları (-) Sektör ĠĢletmelerinin Ölçekleri (-) Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (-) Sektör Üretimde Verimlilik (-) Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar (-) ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri Girdi KoĢulları ( DüĢük) (+/-) Hammadde (-) Bilimsel ve Teknolojik Altyapı Olanakları (+/-) GiriĢimci ĠĢtahı (-) Kalifiye Ġnsan Gücü (-) ĠĢletmelerin Kümelenmeleri GĠRDĠ KOġULLARI FĠRMA STRATEJĠSĠ VE REKABET YAPISI TALEP KOġULLARI Talep KoĢulları ( DüĢük ) (+/-) Ġç Talebin Durumu (-) DıĢ Talebin Durumu (-) Ortadoğu Pazarı ĠLGĠLĠ VE DESTEKLEYĠCĠ KURULUġLAR Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar ( DüĢük ) (-) Tedarikçilerin Durumu (-) Bilgi Üreten Kurumların Durumu (-) ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı 191

192 Girdi KoĢullarının Rekabet Düzeyi (- düģük) Diyarbakır ın tekstil ve hazırgiyim girdi koģulları açısından rekabet düzeyi düşük düzey olarak tespit edilmiģtir. Bu faktör altında; hammadde, bilimsel teknolojik altyapı olanaklar, giriģimci iģtahı, nitelikli insan gücü ve iģletmelerin kümelenmeleri alt değiģkenleri analiz edilmiģtir. Hammadde Potansiyeli ve Bulunabilirliği (+/- orta) Diyarbakır tekstil ve hazırgiyim sektör için gerekli olan hammadde ve bunların bulunabilirliği açısında potansiyeli olan bir kenttir. Özellikle bölgenin sahip olduğu pamuk, ipek potansiyeli ve dinamik pazar yapısı ile bu değerlerin buluģturulması sektörde sinerjik bir etki yaratacaktır. Haritada da görüleceği üzere kentin segmantasyon analizi yapıldığı zaman tekstil ve hazırgiyim faaliyetlerinin daha çok merkeze odaklanması, bunun yanında Kulp ilçesi ve çevresinde ipekçilik ile ilgili yatırımların desteklenmesinin yararlı olacağı düģünülmektedir. Sonuç olarak bölge sektör açısından elveriģli bir yapıya ve kapasiteye sahiptir. Bölgenin özellikle pamuk üretiminde önemli bir yere sahip olması ve üretilen pamuğun kalitesinin iyi olması sektör açısından önemli bir değer oluģturmaktadır. Bunun yanında geleceğe yönelik olarak bakıldığı zaman güçlü ve yeterli miktarda insan kaynağının olması da baģka bir avantaj olarak karģımıza çıkmaktadır. Bilimsel ve Teknoloji Altyapı Olanakları (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarının baģında hammaddelerin iģlenmesi ve katma değerini artıracak sağlıklı bir altyapının olmamasıdır. ĠĢletmeler tamamen kendi olanakları ve tecrübi bilgileri (know-how) doğrultusunda iģ yapmaya çalıģmaktadır. Bu durum sektörde etkin bir Ģekilde iģ yapmaya olanak sağlamamaktadır. Bu nedenle sektörün geliģmesinin önünde önemli bir engel olarak görünmektedir. Bu sektörün geliģtirilmesinde özellikle tasarım ve moda gibi önemli alanlarda çalıģmaların yapılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, daha önceleri emek yoğun bir sektör olan tekstil ve hazırgiyim bugün tamamen teknoloji odaklı çalıģmayı gerekli kılmaktadır. Bu konuda kentte teknoparkın kurulması önemli bir geliģme olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Dicle Üniversitesi nin olması ve bu alanlarda çalıģmalar yapması önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Sektöre büyük oyuncuların girmesi sağlanarak bu alanlarda yatırım yapmaları rekabetçiliğin geliģmesinde çok önemlidir. Bilimsel-teknolojik altyapılarını güçlendirme noktasında bu önemli bir yaklaģım olabilir. Bu süreç özellikle üniversite-teknopark ve sektör arasında bir iģbirliği modeli ile desteklenirse stratejik olarak sektörün geliģimi olumlu yönde etkilenecektir. 192

193 GiriĢimci ĠĢtahı (+/- orta) Sektörde özellikle faktör girdileri açısından giriģimcilerin iģtahı ve özellikleri büyük önem taģımaktadır. Sektördeki oyuncular bölgede yetiģmiģ yörenin kültürünü, doğasını ve çevresini iyi bilen giriģimcilerdir. Mevcut koģullarda hepsinin de büyüme ve küresel pazarlara açılma konusunda yüksek motivasyona sahip oldukları görülmektedir. Özellikle bu süreçte iģletmelerin finansman ihtiyaçlarının yüksek olduğu görülmektedir. Özellikle iģletmelerin büyümesini olumsuz bir Ģekilde etkilemektedir. Bunun yanı sıra Diyarbakır ın içinde bulunduğu siyasi ortam ve koģullar iģ adamlarının moral, motivasyonları konusunda büyük bir sorun yaratmaktadır. Bundan dolayı iģletmelerin büyümesi ve yeni yatırımların gündeme alınması gecikmektedir. Bu nedenle özellikle iģ adamları için, güvenlik, birinci derecede yatırım kararları üzerinde etkili olmaktadır. Bu sağlandığı takdirde bölgede büyük bir dönüģüm ve geliģim olacaktır. Mevcut Ģirketler ve giriģimciler daha fazla yatırım yapacak ve daha hızlı büyüyeceklerdir. Kalifiye Ġnsan Kaynağı (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından biri nitelikli eleman sorunudur. Özellikle atölyelerde çalıģacak formen ve ustaların bulunmasında sorunlar yaģanmaktadır. Sektöre eleman yetiģtiren bilgi kurumları ile sektör arasında sağlam bir köprü de kurulamadığı için iģletmelerin nitelikli insan gücü bulmada sorunlar ile karģılaģtığı görülmektedir. Kısa süre içerisinde bu sorunların ortadan kaldırılması çok kolay görünmemektedir. Bu tür stratejik sorunların ortadan kaldırılması için iģletmeler ve üniversitenin ortak bir çalıģma planı çıkarmaları gerekmektedir. Sektör bu konuda elaman bulmada sorunlar yaģadığı için ve bulunduğu lokasyonda bu tür elaman tedariki yapamadığı için rekabetçilik düzeyi genel olarak zayıf Ģeklinde değerlendirilmiģtir. Bölgenin özelliğinden dolayı dıģarıdan eleman tedarik sürecinde bile sorunlar yaģanmaktadır. ĠĢletmelerin Kümelenmesi (- düģük) ĠĢletmelerin kümelenme modeli çerçevesinde çalıģmasının birçok açıdan büyük sinerjik sonuçları vardır. Ancak sektörün temel çalıģma ve örgütlenme yapısına baktığımız zaman kümelenme tarzında bir yapılanmanın oluģmadığı görülmektedir. Bütün iģletmeler genel ürünleri üretme modelinde çalıģmayı tercih etmektedir. Tedarikçi ya da değer zincirinin bir ayağında görev almak çok fazla sektörde dikkate alınmamaktadır. Bunun sonucu olarak da bütün iģletmelerin maliyetlerinde önemli yükselmeler olmakta ve faaliyetlerin kesintisiz sürmesi noktasında iģletmeler sorunlar yaģamaktadır. Bu nedenle ilin temel olarak iki lokasyonunda mevcut olarak sektörün geliģtirilmesi; özellikle sektördeki değer zinciri dikkate alınarak bir yapılanma olduğu takdirde sektörün sağlıklı bir Ģekilde geliģmesi sağlanmıģ olur. Bu süreçle ilgili daha kapsamlı bir değerlendirme yapılabilmesi için bu aģamadan sonra özellikle Diyarbakır tekstil ve hazırgiyim sektörü ile ilgili olarak bir kümelenme çalıģması yapılması gerekmektedir. Bunun sonucunda da özellikle sektörel düzeyde değer zincirinin eksik halkaları ortaya konarak sektörde o tür iģletmelerin oluģması sağlanmalıdır. Sonuç olarak sektör faktör girdi koģulları açısından ele alındığı zaman genel olarak zayıf düzey bir rekabetçilik üstünlüğüne sahiptir. Özellikle girdi koģulları açısından potansiyeli yüksek olmasına rağmen sektörün geliģimini engelleyen ve giriģimci iģtahını olumsuz yönde etkileyen faktörlerin bertaraf edilmesi gerekmektedir. Bunun yanında kullanılan teknoloji ve yöntemlerin daha üst düzeye çıkarılması ve iģletmelerin bu çerçevede gerekli giriģimleri yapmasının sektör açısından önemi büyüktür. Sektör özellikle iģ yapma biçimleri, ölçek, değer zincirinin diğer halkalarının olmaması açısından sorunlar yaģamaktadır. Sektörde en önemli sorunlardan bir tanesi de yetiģen elemanların farklı yerlere gitmesidir. Özellikle yetiģen elamanlar daha çok Batıda çalıģmayı tercih ettikleri için sektör açısından sorun olmaktadır. Girdi koģulları rekabetçilik açısından birinci önemli unsur olarak değerlendirilmelidir. Bu faktörler yeterince oluģmadığı takdirde rekabetçiliği geliģtirmek olanaklı değildir Talep KoĢullarının Rekabet Düzeyi (- düģük) Sektörünün talep yapısı domestik (iç) talep, dıģ talep ve Ortadoğu pazarı olmak üzere değerlendirilmiģtir. Sektörün talep koģulları açısından rekabet düzeyi düşük düzey olarak tespit edilmiģtir. Bu faktörü değerlendirmek için ise müģterilerin sektör hakkındaki uzmanlıkları, talebin niteliği, ürünlerde marka ve menģeinin önemi ve nihayet kültür ürünleri tercihi üzerindeki etkisi ile ilgili olarak da veri toplanmıģtır. 193

194 Ġç Talebin Durumu (+/- orta) Sektör ile ilgili yerel piyasanın talep yapısı incelendiği zaman dinamik, ancak satın alma gücü zayıf bir pazar yapısının olduğu görülmektedir. Özellikle sektörün temel üretimleri yüksek talep görecek yapıdadır. Ancak talebin olması için bunun satın alma gücü ile desteklenmesi gerekmektedir. Diyarbakır da genel olarak satın alma gücü çok düģük olduğu için sektörün kısa zaman içerisinde geliģimini destekleyecek bir iç talepten söz etmek mümkün değildir. Ancak Diyarbakır da genel olarak dinamik ve büyüme eğiliminde olan bir ekonomi vardır. Bu nedenle süreç dinamik bir piyasa ve ekonomik ortam oluģturmaktadır. Bu koģullarda iç talebin yapısı orta düzey olarak tespit edilebilir. DıĢ Talebin Durumu (- düģük) Diyarbakır özellikle bazı sektörlerde çok iyi bir Ģekilde dıģ talep yaratmıģ ender ekonomilerden biridir. Özellikle mermer sektöründe bunu çok baģarılı bir Ģekilde yapmıģtır. Ancak diğer sektörlerde bu konuda aynı performansı yakaladığını söylemek mümkün değildir. Genel olarak güçlü bir dıģ talep potansiyelinin kentte olduğunu görmekteyiz. Bu potansiyel bir Ģekilde ticarete dönüģmediği için sektörün geliģmesine de aktif bir katkı sağlamamaktadır. Birçok iģletme uluslar arası ticareti gayet iyi bir Ģekilde bilmektedir. Ancak bilmiģ oldukları bu temel ticari potansiyeli, talep yaratmada kullanma konusunda aynı baģarıyı gösteremedikleri görülmektedir. Tekstil ve hazırgiyim sektöründeki iģletmelerin küresel ticareti iyi bir Ģekilde bilmedikleri de görülmektedir. Ortadoğu Pazarı (- düģük) Ortadoğu bölgenin önündeki en önemli pazarlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Gelecek için doymamıģ bir Pazar, sektör açısından büyük bir değer yaratmaktadır. Özellikle bölgedeki iģ adamlarının Irak, Suriye, Ġran gibi ülkelerde iģ yapmaları önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu süreçten en çok faydalanan illerin baģında Gaziantep gelmektedir. Kıyaslama (benchmark) yapıldığı zaman Diyarbakır da en az rakibi Gaziantep kadar büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak sektörde bu potansiyelin iģe dönüģmediği görülmektedir. Türkiye sektörde önemli bir pazara ve potansiyele sahiptir. Son zamanlarda Denizli ve Bursa gibi sektörde öncü kentlerde iģletmelerin piyasadan çekildiklerini görmekteyiz. Özellikle bu iģletmelerin tesisleri Diyarbakır a kazandırılabilirse sektörün büyümesi çok daha hızlı ve etkili bir Ģekilde olabilir Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar (- düģük) Tekstil ve Hazırgiyim sektörünün iliģkili ve destekleyici kuruluģlar ile olan iliģkisine bakıldığı zaman tedarikçilerin yapısı, bilgi üreten kuruluģlar, finans kuruluģları, lojistik baģlıkları altında değerlendirilmiģtir. Sektörün iliģkili ve destekleyici kuruluģlar açısından rekabet düzeyi düşük olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla ile olan bağlantısı, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve kendi sivil toplum kuruluģları oluģturma kapasitesine sahip Ģeklide spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. Tedarikçilerin Durumu (- düģük) Sektördeki tedarikçi firmalara bakıldığı zaman genel olarak sektörü küresel alana taģıyacak yerel düzeyde tedarikçilerin olmadığı görülmektedir. Bu durum sektörde iģlerin yürütülmesinde önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle üretim sisteminin güvenilir ve kesiksiz bir Ģekilde çalıģması için yerel düzeyde sektör geliģtikçe değer zincirinin önemli bir parçası olan bu yapıların oluģması gerekmektedir. Sektörün yine kamu kurumları ile güçlü bir iģbirliği içinde olmadıkları görülmektedir. Özellikle teģvik ve benzeri düzenlemeler, sektörün geliģimine yönelik olarak etkin bir Ģekilde düzenlenmelidir. Ancak mevcut yapıda sisteminin zayıf bir iģletim modeli vardır. Sektörün mevcut tedarikçi modeli küresel düzeyde önemli bir aktör olmasına olanak sağlamamaktadır. Bu nedenle mutlaka yerel düzeyde etkili tedarikçi Ģirketlerin ortaya çıkması ve sektörü yönlendiren stratejiler üretmesi gerekmektedir. 194

195 Bilgi Üreten Kurumların Durumu (- düģük) Dicle Üniversitesi uzun geçmiģi olan ve yapısı içerisinde bütün bölümleri bulunan bir üniversitedir. Ancak sektör ile iletiģim ve iģbirliği noktasında çok fazla bir geliģme olmadığı için sinerjik projeler ortaya çıkmamaktadır. Özellikle sektörün nitelikli insan gücü ve teknolojik altyapısının geliģtirilmesi noktasında büyük potansiyelli projelerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle iģletmeler ve üniversite arasında iģbirliği yapılmasının her iki tarafa büyük yararları olacaktır. Ancak mevcut iliģkiler incelendiği zaman çok zayıf bir yapının olduğu görülmektedir. ĠĢbirliğine iliģkin herhangi bir bulguya rastlanmamıģtır. ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (- düģük) Sektördeki iģletmelerin en önemli hedeflerinden biri büyümek ve teknolojilerini günün koģullar çerçevesinde renovasyonunu yapmaktır. Bu nedenle uygun finansal enstürmanların olması sektörün rekabetçiliği açısından önem taģımaktadır. Bu çerçevede sektörde leasing gibi olanakların yaygınlaģması, sektörün rekabet gücüne katkı sağlar. Ancak normal yatırım kredileri dıģında bankların tekstil ve hazırgiyim sektörü için geliģtirmiģ olduğu herhangi bir B2B finansman kaynağının olmadığı görülmüģtür. Bu konuda özellikle sektörün de bir talebi olursa uygun kredi olanaklarının geliģtirilmesi Diyarbakır için söz konusu olabilecektir. Ya da KOSGEB destek programları çerçevesinde, önümüzdeki süreçte sektörün geliģimi için kaynak tahsisine gitmek gerekmektedir Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı (- düģük) Tekstil sektörünün firma stratejisi ve rekabet yapısı düģük düzeyde tespit edilmiģtir. Analiz kapsamında; kapasite kullanım oranları, iģletmelerinin ölçekleri, sektörün teknoloji kullanma kapasitesi ve yetkinliği, tekstil ve hazırgiyim üretiminde verimlilik, sektöre yönelik yeni yatırımlar ve Ģirketlerin yönetimi- stratejileri, baģlıkları değerlendirilmiģtir. Kapasite Kullanım Oranları (+ yüksek) ĠĢletmelerin temel olarak kapasite kullanım oranlarına baktığımız zaman çoğu zaten atölye tarzı bir üretim sistemine sahip olduğu için kapasite kullanım oranı herhangi bir sorun oluģturmamaktadır. Bu durum iģletmelerin maliyetlerini aģağıya çekmeleri açısından büyük bir fırsat sunmaktadır. Sektördeki iģletmelerin en önemli rekabet üstünlüğü olarak belki bu faktör olarak değerlendirilebilir. Özellikle sabit maliyetler yüksek oranda aģağı çekildiği için iģletmelerin rekabet gücüne büyük katkı sağlamaktadır. Sektördeki ĠĢletmelerinin Ölçekleri (- düģük) Sektördeki iģlemeler genel olarak mikro iģletme düzeyindedir. Bu nedenle seri üretim yapamadıkları için ölçek ekonomisinden yararlanma durumu söz konusu değildir. Bu durum da iģletmelerin rekabet gücüne olumsuz yansımaktadır. Sektörde ortaya çıkan yeni teknoloji ve üretim biçimleri özellikle seri üretimlerde büyük maliyet avantajı sağlamaktadır. Bu koģullarda sektördeki iģletmelerin ölçeklerinin bu yapıya çok fazla uymadığı görülmektedir. Sektörün Teknoloji Kullanma Kapasitesi ve Yetkinliği (- düģük) Daha önce de vurgulandığı gibi sektörün yeni teknolojileri alma ve kullanma noktasında eksiklikleri vardır. Özellikle sektör üst düzey teknoloji yoğun bir alan olduğu için ileri teknoloji kullanılması kaynakların daha etkin bir Ģekilde değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Bu nedenle sektörde özellikle iģletmelerin yeni teknolojileri edinmeleri sürecinde sorunlarının olduğu görülmektedir. Sektörde Üretimde Verimlilik (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından bir tanesi ise verimlilik sorunudur. Sektördeki iģçilik maliyetlerini karģılaģtırdığımızda Türkiye ve Diyarbakır ın bu konuda bazı ülkeler ile rekabet Ģansı düģüktür. Bunun temel nedenlerinden biri verimlik düzeyinin sektörde düģük olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Ģirketler, yaratıcı ve sistem geliģtirerek verimlilik artıģı sağlamaları durumunda rekabet güçlerini geliģtirebilirler. Mevcut 195

196 durumunda genel olarak iģletmelerin sektörel düzeyde verimlilik modelleri arayıģı içinde oldukları görülmektedir. Sektöre Yönelik Yeni Yatırımlar (- düģük) Sektördeki firmaların yeni yatırım yapma ve iģletmelerini geliģtirme konusunda motivasyonlarının olduğu görülmektedir. Ancak bölgenin içinde bulunduğu olumsuz koģullar yeni yatırımları zorlaģtırmakta ve sektöre yeni sermaye giriģine engel olmaktadır. Sonuç olarak firmaların stratejisine baktığımız zaman net olarak piyasada kalmak ve para kazanmak için ne tür bir çalıģma yaptıklarını kestirmek çok zor bir durumdur. Sektör birçok yönü ile kaotik bir yapıya sahiptir. ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri (- düģük) Sektördeki Ģirketlerin yönetim ve stratejileri incelendiği zaman tamamı aile Ģirketidir. ġirketler daha çok aile bireyleri tarafından yönetilmektedir. Ancak Ģirketlerin ve sektörün belli bir ölçeğin üzerine çıkmasından sonra bu tür bir yönetim model ile varlıklarını sürdürmeleri çok zordur. ġirketler kurumsallaģmak, rekabet güçlerini geliģtirmek için de herhangi bir danıģmalık projesi yürütmemektedirler. Bunun yanında Ģirketlerin stratejik olarak yapılanma ve geliģmeye yönelik olarak da herhangi bir senaryolarının olmadığı görülmektedir Devlet (+/- orta) Yapısal düzenlemeler, devlet desteği, teģvikler ve güvenlik devlet değiģkeni altında incelenmekte olup, değiģkenin düzeyi orta seviyede tespit edilmiģtir. Yapısal Düzenlemeler (+/- orta) Sektör açısından herhangi özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Özellikle yapılan çalıģmalar kayıt dıģılığı engellemeye dönük çalıģmalardır. Bu durum engellenebilirse ve Ģirketlerin özellikle bu süreçte karģılaģacakları temel sorunları ortadan kaldırmak için gerekli destekler verilebilirse sektörün geliģim sürecine olumlu bir katkı sağlanabilir. Diğer türlü sektörü ayağa kaldırmak çok kolay değildir. ġuan mevcut yapısal düzenlemeler de sektöre yatırım yapma konusunda ciddi teģvikler sağlamaktadır. Örneğin kurumlar vergisi ve benzeri alanlarda devletin yapmıģ olduğu çok önemli düzenlemeler mevcuttur. Ancak bu desteklerden etkilenip yatırım yapma çabası içersinde olan çok fazla yatırımcı yoktur. Devlet Desteği (+/- orta) Devlet genel olarak bölge ekonomisine direkt ve endirekt olarak önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle teģvik yasası girdi koģulları açısından herhangi bir avantaj sağlamasa da kurumlar vergisi açısından iģletmelere büyük avantaj sunmaktadır. Bunun yanında KOSGEB ve Kalkına Ajansı gibi kurumlar ile de projelere direkt olarak destekler sağlamaktadır. Bu süreçteki en önemli sorun bu desteklerin doğru iģletmelere ve projelere gitmesinin sağlanmasıdır. Bunun yanında verilen desteklerin nasıl kullanıldığı takip edilmediği için etkin bir kullanım söz konusu olmamıģtır. Dolayısı ile destekler bu nedenlerden dolayı sektöre katkı sağlamamaktadır. Güvenlik (- düģük) Bölgenin en önemli sorunu güvenliktir. Bölgede yaģan sorunlar ve olaylar özellikle giriģimcilerin yatırım yapmaları noktasında umutsuzluğa yol açmaktadır. Mevcut yatırımcılar bile fırsatları olduğu takdirde baģka bölgelere yatırım yapmayı tercih edeceklerini ifade etmektedirler. Bu nedenle bölgenin yatırımcı ve giriģimciler açısından güvenlik sorununun çözülmesi büyük önem taģımaktadır. Eğer bu olumsuz algı ve durum ortadan kaldırılabilirse kısa süre içerisinde yatırımlar, projeler, turizm gibi önemli sektörler büyük bir sıçrama yapacaktır. 196

197 3.4.8 Sonuç ve Öneriler Diyarbakır için ekonomik kalkınma modeli oluģturulduğu zaman özellikle dikkate alınması gereken temel alanlardan biri de tekstil ve hazırgiyim sektörüdür. Önemli ölçekte pamuk üretiminin bölgede yapılması, ilgili temel alanların mevcut olması nedeniyle sektörün bölgede geliģmesi orta ve uzun vade büyük bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Mevcut küçük ölçekli atölye tarzı modellerin yanında son zamanlarda geliģen seri imalat yapan iģletmeler ile sektörün atılım yapma potansiyelinin olduğu görülmektedir. Ayrıca sektörde özellikle giriģimci dokusu ve niteliği bu geliģim sürecini desteklemektedir. Diyarbakır ekonomisinin temel yapısı da bu sektörün geliģimine olanak sağlayacak niteliktedir. Özellikle üretim ve hammadde konusunda sektörün bütün kenti kapsayacak Ģekilde kümelenmesi sağlanabilirse bölgenin temel sorunu olan iģsizliğe de çözüm bulunmuģ olur. Hazırgiyim konusunda düģük maliyetli bir sektörel model geliģtirilmesi ve bayan iģgücünden yararlanılması sektörün gelecek süreçteki geliģimine de olumlu bir katkı sağlamıģ olur. Özellikle bölgenin temel yapısı ve sahip olduğu doğal zenginlikler nedeniyle sektörde güçlü bir potansiyel olduğu görülmektedir. Bölgede mevcut olan düģük maliyetli iģgücü eğer eğitilebilir ve değerlendirilirse sektörün bu potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye dönüģme olasılığının olduğunu düģünmekteyiz. Özellikle mevcut doğal kaynak stokları ve pazarın doymamıģ olması bu süreci pekiģtiren bir faktör olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle bölgenin giriģimsel yapısı ve niteliği de bu tür bir enerjiyi değerlendirecek yapıdadır. Büyüme ve GeliĢim Desteklenmesi Gereklidir Sektörün yaģam eğrisine bakıldığı zaman özellikle mevcut iģletme formlarının çok küçük ve geliģme potansiyellerinin zayıf olması nedeniyle iģletmelerin büyümeleri ve geliģim süreçlerinin yetersiz olduğunu görmekteyiz. Bu tür bir yapı sektörün ulusal ve küresel alanda bir iģ modeli yaratmasını zorlaģtırmaktadır. Sektöre yeni giriģlerde olmadığı için özellikle güçlü bir sermaye akıģı olmadığından dönüģümü sağlayacak nitelikte değildir. Ayrıca büyüme ve geliģmeyi engelleyen çevresel koģulların da var olduğu unutulmamalıdır. Çünkü kentin içinde bulunduğu koģullar nedeniyle yeni yatırım ve giriģimcileri çekecek nitelikte değildir. ĠĢletme Formları Mikro Düzeyde Olduğu Ġçin Büyümeleri Desteklenmelidir Sektörde faaliyette bulunan iģletmelerin yapısına bakıldığı zaman %97 iģletmelerin 1-10 kiģi çalıģan iģletmelerden oluģtuklarını görmekteyiz. Bu mikro yapı nedeniyle iģletmelerin teknoloji ve altyapı geliģtirmeleri çok zor olmaktadır. Diyarbakır da sektörün temel olarak operasyonel modeli oluģturan bu yapıdaki iģletmeler daha çok merdiven altı denilen imalat modeli ile çalıģmaktadırlar. Üretim modelleri daha çok sipariģ esasına dayanmaktadır. Bu iģletmelerin özellikle istihdam yaratmaları ve hızlı bir Ģekilde kent ekonomisine katkı verme olanakları daha fazladır. Ancak iyi organize olamadıkları için bu alanlardaki üstünlüklerini de kullanma Ģansına sahip değildirler. Sektör stratejik olarak analiz edildiği zaman en çok dikkat edilmesi gereken temel alanların baģında mevcut iģ sisteminin rekabetçi bir Ģekilde tasarımlanması gerekmektedir. Sektör YaĢam Eğrisinin Daha BaĢlangıç AĢamasındadır Değerlerin Güçlenmesi Gereklidir Sektörün yaģam eğrisi analiz edildiği zaman dünyada çok eski ve temel olarak geleneksel bir yapı olmasına rağmen Diyarbakır da yeni yeni geliģen bir özellik göstermektedir. Özellikle sektördeki iģletmeler yapı ve 197

198 kapasite itibarı ile incelendiği zaman ancak %10 luk bir potansiyelin değerlendirildiğini görmekteyiz. Önümüzdeki süreçte bu durum sektörün daha ne kadar geliģme potansiyeli olduğunu bize göstermektedir. Özellikle yapılacak doğru yatırımlar ve geliģtirilecek etkin stratejiler sektörün gelecekte etkin bir Ģekilde geliģmesini sağlayacaktır. ġekil 56: Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün Temel Özellikleri Sektör Değer Zincirinin Temel Unsurunu OluĢturan Girdiler Ġyi Kullanılmalıdır Diyarbakır incelendiği zaman sektörün geliģimi için gerekli olan doğal kaynaklar, giriģimcilik kültürü ve sektöre yönelik olarak sağlam bir know how ın var olduğu görülmektedir. Özellikle bayan etek üretiminde sağlanan baģarı diğer ürünlerde ve alanlarda da sağlanabilir. Sektörün sahip olduğu diğer bir önemli Ģans ise Ġstanbul gibi büyük metropollerdeki önemli iģletmelerin Diyarbakır a çekilmesinin sağlanmasıdır. Özellikle bölgedeki yatırım ortamının iyileģmesi ile yatırımcıların Diyarbakır a gelmesi sağlanabilir. Sektörün geliģim sürecinde diğer önemli bir kriter ise Gaziantep in iyi Ģekilde incelenmesi gerekmektedir. Diyarbakır da bu sektör geliģtirilirken mutlaka bölgesel bir kümelenme modeli çerçevesinde değer zincirinin eksik ya da yetersiz olan alanlarına yatırım yapılması gerekmektedir. Sektörün Ortadoğu Pazarına Açılması Sağlanmalıdır Diyarbakırlı iģadamlarının özellikle Ġran, Irak ve Suriye gibi geliģmekte olan pazarlar ile yoğun bir iletiģimlerinin olması sürekli olarak bu ülkeler ile iģ yapmaları sektör içinde büyük bir Ģans ortaya çıkarmaktadır. Doğru bir Ģekilde geliģtirilen sektör yakın zamanda bölge ülkelerine de mal satacak bir konuma gelme Ģansına sahiptir. Bu ülkelerin pazarı her bakımdan sektörün kısa zaman içerisinde güçlü bir sermaye birikimi sağlamasında büyük katkı sağlayacaktır. 198

199 Diyarbakır Tekstil ve Hazırgiyim Sektörü YaĢam Eğrisi Sektör yaģam eğrisinin baģlangıcında olduğu için özellikle bu sektörün geliģtirilmesi diğer sektörlerde de olduğu gibi daha çok Ortadoğu pazarı dikkate alınarak tasarımlanmalıdır. Diyarbakır ın bulunduğu nokta Tekstil ve Hazırgiyim sektörünün geliģim dönemi Tekstil ve Hazırgiyim sektörünün olgunluk dönemi On yıllık bir süreçte geliģmesi gereken alan Tekstil ve Hazırgiyim sektörünün düģüģ dönemi Yıllar Diyarbakır tekstil ve hazırgiyim sektörü yaģam eğrisine baktığımız zaman Ģekilden de görüleceği gibi sektör daha ilk evrede yer almaktadır. Özellikle önümüzdeki on sene içerisinde gerekli geliģim ve dönüģümü kaydetmediği takdirde Diyarbakır da sektörün oluģma Ģansının pek mümkün olmayacağını söylemek zor değildir. Bu nedenle Diyarbakır da mevcut geliģme potansiyeli olan iģletmelerin geliģtirilmesi aracılığıyla orta vadede bu sektör açısından hareketlilik getirmek mümkün olabilecektir. Özellikle ilk aģamada büyük markaların tedarikçisi olarak bölgenin geliģtirilmesi önem taģımaktadır. KoĢullar yeterlilik ve uygunluk sağladığı takdirde sektörün momentumunu yükseltmek zor değildir. 199

200 HĠZMET SEKTÖRLERĠ 200

201 4. DĠYARBAKIR ĠLĠNDE FAALĠYET GÖSTEREN HĠZMET SEKTÖRLERĠNĠN ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠK ANALĠZĠ Günümüzde sanayi sektörleri kavramı ile bir zikredilen ancak değiģik anlamı taģıyan ve farklı perspektife hitap eden hizmet sektörünün özümsenmiģ ortak bir tanımı üzerinde fikir birliğine varılmamasına rağmen; temel özellikleri açısından hizmetler; fiziksel varlığa sahip olmama, türdeģ olmama, üretim ve tüketimin aynı anda gerçekleģmesi ve stoklanamaması olarak sıralanmaktadır. KüreselleĢme süreci ile birlikte müģterilere sunulan ürünlerin (sanayi ve/ veya tarım sektörleri ürünlerinin) fiziki özelliklerinin yanında, müģteri iliģkilerinin de çok büyük önem kazandığı yeni bir hizmet ekonomisi dönemi yaģanmaktadır. Çünkü özellikle teknolojik geliģmeler ve iletiģim teknolojilerinde yaģanan yenilikler üretimi artık problem olmaktan çıkarmıģtır. Bunn doğal bir sonucu olarak üretimden hizmet sektörüne doğru yöneliģ olmuģtur. Öyle ki, günümüzde, hizmet sektörünün dünya coğrafyasındaki ağırlığı geliģmiģ ülke olma kriteri sayılmaktadır (örneğin ABD ve AB ne üye ülkelerde toplam işgücünün dörtte üçü bu sektörde istihdam edilmektedir). Bir ülkede ve/ veya bir kentte hizmet sektörünün büyümesi ve geliģmesi beraberinde bankacılıktan restoran iģletmeciliğine, pazarlama-satıģtan ticarete, turizm ve eğlenceden, eğitime, kültür ve sanattan ulaģtırma ve haberleģmeye kadar çok geniģ ve çeģitli alanlarda kendine yeni alt sektörler doğurmaktadır. Bu minvalden hareketle Diyarbakır ili genelinde öne çıkan faaliyet kollarından turizm ve ticaret sektörleri değerlendirme ve analiz kapsamına alınmıģtır. 201

202 4.1 Diyarbakır Ġlinde Faaliyet Gösteren Turizm Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Bu bölümde turizm sektörünün önemi, bilimsel, ulusal ve uluslararası standartlarda tanımı, dünya genelinde sektörün durumu, Avrupa Birliği ndeki durumu, Türkiye deki durumu, sektörün Diyarbakır daki durumu ve Diyarbakır turizm sektörünün uluslararası rekabetçilik analizi ile sonuç ve önerilere yer verilmiģtir Turizm Sektörünün Önemi KüreselleĢme ile turizm sektörü de önemli bir endüstri haline gelmiģtir. Turizmde uluslararası rekabet, 1980 ve 1990 lı yıllarda artıģ göstermiģ, özellikle 1990 lı yıllar, dünya turizminin istikrarlı olarak büyümeye devam ettiği, ancak rekabet ortamının giderek yoğunlaģtığı bir dönem olmuģtur. Sektörün bu dönemdeki hızlı büyümesinde ve rekabetin giderek hız kazanmasında, uluslararası alandaki küreselleģmenin baģlangıcı olan ve 1980 sonrasında yaģanan mali liberalleģme akımları, Doğu Avrupa ülkelerindeki siyasi rejimlerin hızla liberal yapılara dönüģerek, seyahat özgürlüğü önündeki kısıtlayıcı engellerin kalkması gibi siyasi ve ekonomik temel tercihlerdeki değiģiklikler belirleyici etkiye sahip olmuģtur lı yılların sonuna gelindiğinde, hizmetler sektörü içinde birinci sırayı alan turizm faaliyetlerinin, dünyadaki yıllık ortalama büyüme hızı döneminde %6.8 olmuģtur. Söz konusu artıģ ile toplam uluslararası ticaret hacmi içinde turizmin payı, geliģme eğilimine bağlı olarak, belirtilen dönemin sonunda, %15 gibi yüksek bir orana ulaģmıģtır (DPT, 2006). Günümüzde, turizm sektörünün önemli bir endüstri halini alması insanların tatil yapma alıģkanlarının bir ihtiyaç haline gelmesine de bağlanmaktadır. Özellikle geliģmiģ ülkelerde tüketiciler senenin belirli bir kısmını tatil yaparak geçirmekte ve bunu düzenli olarak her yıl tekrarlamaktadırlar. Turizmin geliģtiği ülkelerde Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) nın belirleyici alt sektörlerinden birisi konumuna gelmiģ olan sektöre iliģkin yeni eğilimler incelendiğinde; tatilcilerin tercihlerinin, geleneksel turizm adı verilen deniz-kum-güneģ üçlüsünden (3S), alternatif turizm çeģitlerine kaydığı gözlenmektedir. Bu durum, ülkelerin, turizm faaliyetlerini sezonluk olmaktan çıkarıp tüm yıla yayma zorunluluklarını da beraberinde getirmektedir (Bulu ve Eraslan, 2008). Günümüzde turizm sektörü bugün her ekonominin geliģtirmek istediği çok önemli sektörlerden birisidir. Dünyada turizm alanında bir ülkenin geliģmesi yaģam, eğitim ve kültür gibi alanlarda da önemli sıçrama olanağı sağlamaktadır. Bu nedenle sektörün çok ciddi bir dönüģtürme rolünün olduğunu görmekteyiz. Buna göre birçok ülke bu sektörde geliģmek ve pazar payı elde etmek için yoğun bir yatırım ve tanıtım stratejisi benimsemektedir. Bu da hem ulusal düzeyde pazar payı almayı zorlaģtırmaktadır hem de uluslar arası alanda sektörde yer edinmeyi zorlaģtırmaktadır. Sektörde rekabetçi bir konumda olabilmek için stratejilerin, hedeflerin ve bunlara bağlı uygulama projelerin çok iyi bir Ģekilde yönetilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Diyarbakır turizm sektörünün temel stratejilere ulaģmak ve sağlıklı kararlar verebilmek için destinasyonların doğru modellenmesi ve iyi yönetimi gelmektedir. Diğer bir ifade ile turizm sektörü açısından bir yerin değerli, çekici ve popüler olabilmesi için destinasyon yönetimine büyük oranda ihtiyaç duyulmaktadır. Destinasyon yönetimi olmayan bir yerde ne kadar katma değerli ürün olursa olsun sektörün geliģmesi mümkün değildir. Bu nedenden ötürü temel destinasyonların belirlenmesi ve turizm alt sektörlerinin tespit edilerek rekabetçilik güçlerinin ortaya çıkarılması son derece önem arz etmektedir Turizm Sektörünün Bilimsel Sınıflaması ve Tanımı ÇeĢitli amaçlar ile yapılan seyahatler ve bu seyahatlerden ortaya çıkan faaliyetlerin bütününe turizm adı verilmektedir. Ġnsanoğlunun çok eski asırlardan beri çeģitli amaçlar ile seyahat ettikleri bilinmektedir. Sektörün önemli bir sektör haline gelmesi ise, özellikle ikinci dünya savaģının sona ermesi ile birlikte baģlamıģtır. Günümüzde dünyanın en büyük hizmet endüstrilerinden birisi olarak değerlendirilen turizm sektörü, ortaya çıkarmıģ olduğu katma değer ile bir çok geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkenin önemli gelir kaynağını oluģturmaktadır. Sektörün küresel ve ülke ekonomilerine yapmıģ olduğu katkı ile birlikte önemli bir oranda kültürel etkisi de mevcuttur. Diğer bir deyiģle turizm, ziyaret edilen ülkelerde farklı kültürlere sahip insan topluluklarını buluģturması ve kaynaģtırması yönüyle kültürel ve siyasal açıdan da belirleyici bir değiģken haline gelmiģtir (Bulu ve Eraslan, 2007). Uluslararası Turizm Sözlüğünde ise turizm; zevk için yapılan geziler ve seyahatleri yapmak için gerçekleģtirilen insan faaliyetlerinin tümü Ģeklinde açıklamaktadır. Tüm bu tanımlardan sonra turizm terimi 1980 li yıllarda Uluslararası Bilimsel Turizm Uzmanları Birliği (AIEST) tarafından yeniden düzenlenmiģtir. Bu düzenlemede turizm, insanların devamlı ikamet ettikleri, çalıģtıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karģıladıkları yerlerin 202

203 dıģına seyahatleri ve buralardaki, genellikle turizm iģletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep ederek, geçici konaklamalarından doğan olaylar ve iliģkiler bütünü Ģeklinde tanımlanmıģtır. Bu tanım esas alındığında, kongre ve iģ seyahatleri, kısa süreli seyahatler, kırsal kesimden büyük Ģehirlere yönelen her türlü seyahatler, sayfiye yerlerindeki birimlerde konaklamalar, turizm olgusu kapsamında değerlendirilmektedir (Tunç ve Saç, 1998). Turizm endüstrisi, hizmet sektörünün alt grupları arasında yer almakta olup, büyük bir kısmı insan iliģkilerine dayanan bir faaliyet olarak icra edilmektedir. Daha önceleri geleneksel olarak deniz-kum-güneģ üçgeni etrafında algılanılan sektörün, günümüzde, bir çok alt türleri mevcuttur. Özellikle, insanların seyahat yapma alıģkanlıklarının artması beraberinde alternatif turizm türlerini de ortaya çıkarmıģtır. Nitekim ulaģım ve iletiģim araçlarında yaģanan geliģmeler ve küreselleģme eğilimleri deniz-kumgüneģten oluģan geleneksel turizm ürünlerine yönelik taleplerin yanı sıra birçok alternatif turizm çeģidini de ortaya çıkmıģtır. Örneğin, kültür, tarih, sağlık, kongre, yatçılık, eğlence, heyecan türlerine yönelik istekler her geçen gün biraz daha artmakta, sezonluk turizmin yerine yılın tümüne yayılan turizm hareketleri geliģim göstermektedir. Bu geliģmelerin paralelinde çeģitli ve yılın tüm aylarına yayılan turizm türleri ortaya çıkmıģtır. Günümüzde geleneksel turizmden farklı olarak bir çok turizm türü faaliyetinin hem dünya genelinde hem de ülkemizde icra edildiği görülmektedir. Bu geliģmelerin paralelinde, (amaçlarına göre değerlendirildiğinde) turizm sektörü iki ana kısımdan oluģmaktadır. Talep açısından turizm sektörünün yaklaģık olarak yarısını meydana getiren alternatif turizm çeģitleri, geleneksel turizm (deniz-kum-güneş) sektöründen ayrı olarak 10 farklı alt sektöre ayrılmaktadır. Ayrıca, her bir sektörün de kendi içinde alt gruplara ayrıldığı görülmektedir (Bulu ve Eraslan, 2008). Bir destinasyonun rekabetçilik yapısının sürdürülebilir bir modelde ele alınabilmesi yapılan bilimsel sınıflama çerçevesinde turizm açısından özellikle hangi alanlara uygun olduğuna karar verilir. Özellikle sektör açısında uygun olan alternatif alanlar açısından strateji geliģtirildiği takdirde küresel düzeyde sektörün geliģimi sağlıklı Ģekilde yönlendirilecektir. 203

204 ġekil 57: Turizm Sektörünün Bilimsel Sınıflaması 204

205 4.1.3 Turizm Sektörünün Değer Zinciri Analizi Sektörün temel operasyonel modeli ele alınarak değer zincirinin yapısının neler olacağı belirlenmeye çalıģılmıģtır. ÇalıĢmanın modeli Çulpan (1987) tarafından geliģtirilmiģtir. Model genel olarak turizm sektörü faaliyetlerini bütünsel olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede sektörün süreçleri talep, konaklama, ulaģım ve pazarlama Ģeklinde ele almaktadır. Talep sektörün temel iģ süreçlerinde önemli bir yere sahip olup birçok faktörden etkilenmektedir. Örneğin bireylerin gelir artıģı, destinasyonu ziyaret etmede özel ilgi, mobilitenin artması, coğrafi uzaklıklarının önemli olmaktan çıkması gibi faktörler talep yapısını etkilemektedir. Ayrıca geliģen ciddi elektronik iletiģim olanakları sektördeki talep yapısı üzerinde etkili olmaktadır. Yeni kuģak bireylerin tüketim alıģkanlıkları ve yaģam stilleri gibi faktörler genel olarak sektördeki talebin yapısı üzerinde etkili olmaktadır. Sektörün değer zincirinin temel unsurlarından biri de pazarlama faaliyetleridir. Destinasyonun pazarlaması, tanıtımı ve satıģ faaliyetleri bu süreci kapsamaktadır. Sektörde küresel düzeyde operasyon yapan acenteler ve tur operatörlerinin strateji ve satıģ politikaları da pazarlama süreci üzerinde etkili olmaktadır. UlaĢım altyapısı ve olanakları ise, sektörün değer zincirinin diğer bir sürecini oluģturmaktadır. Bu bağlamda destinasyonun sahip olduğu kara, hava, deniz ve demir yolu ulaģım kapasitesi turizm faaliyetleri için büyük bir değer taģımaktadır. Değer zincirinin en önemli süreçlerinden biride konaklama iģletmelerinin yapısı özellikleri ve stratejileridir. Bu yapıdaki iģletmelerin operasyonel modelleri ve hizmet biçimleri müģteri memnuniyeti üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Değer zincirinin temel halkalarından biri de destekleyici sektörlerdir (yeme-içme, hediyelik eģya vs.). Bu tür faaliyetler ise sektörün hizmet üretme süreçlerinin geliģtirilmesi, çeģitlenmesi gibi konularda değer zinciri içinde yer almaktadır. Sonuç olarak bir destinasyonda turizm faaliyetlerinin sağlıklı ve etkili bir Ģekilde geliģmesi ve yönlendirilmesi için değer zincirinin etkin bir Ģekilde oluģmasının önemi çok büyüktür. Ayrıca değer zinciri süreci içerisinde yer alan faaliyetlere yönelik olarak iģletme formlarının oluģması rekabetçilik açısından çok önemlidir. 205

206 ġekil 58: Turizm Sektörünün Değer Zincirinin Analizi Oteller Tatil Köyleri Apart Oteller Kamplar Kiralık Odalar Gelir Artışı Özel İlgi Eğlence Arayışı Mobilitenin Artması Fiziksel Yakınlık Kültürel Yakınlık Uygun Kambiyo Ülkenin Çekiciliği Ülkenin Güvenliği Etkin Tanıtım TALEP KONAKLAMA ULUSLAR ARASI VE DOMESTİK TURİZM FAALİYETLERİ PAZARLAMA (Pazarlama Karması Yönetimi) ULAŞIM OLUMLU SONUÇLAR GSMH nın Artışı İstihdamın Artışı Ekonominin Güçlenmesi Ülke İmajının Gelişmesi Demonstrasyon Etkisi Yeme-İçme& Hediyelik Eşya& Hizmet& Eğlence& Giyim& Tütün-Alkol& Kozmetik Havayolu Demiryolu Denizyolu Karayolu OLUMSUZ SONUÇLAR Sezonsal ve Kesikli Talep Düşük Kar Marjları Negatif Demonstasyon Etkisi Çevresel Kirlenme 206

207 4.1.4 Dünya Genelinde Turizm Sektörünün Durumu Turizm sektörünün kitleler tarafından benimsenip modern Ģekilde uluslararası bir faaliyet haline gelmesi 19. yüzyılın sonlarından itibaren yani endüstri devriminin sonucunda baģlamıģtır. Liberal ekonomik politikaları uygulayan batılı ülkelerde endüstrileģme ile birlikte Ģehirli nüfusu artmıģ, gelir dağılımı zaman içinde daha adil bir Ģekilde paylaģılmaya baģlanmıģ, orta sınıf adı verilen sınıf gittikçe büyümüģ, ekonomik ve sosyal hayatta belirleyici bir rol oynamaya baģlamıģtır. Bu sınıfın yaģam alıģkanlıkları serbest piyasa ekonomisine bağlı olarak zaman içinde değiģmiģtir. Bu dönemde üretimin ve dolayısıyla ticaretin artması ile birlikte ulaģım araçlarının ve yolların geliģmesi, ülkelerarası iliģkilerin iyileģmesi ile seyahat etmenin tüm koģulları iyileģmiģ ve seyahat etme yeni yaģam alıģkanlıklarının içine yerleģmeye baģlamıģtır. Zamanla sektörleģen turizm, orta sınıfın tüketim alıģkanlıklarından birine dönüģmüģ ve kitlesel tüketim sektörü olarak ve modern yaģamın ayrılmaz bir parçası olmuģtur. Özellikle Ġkinci Dünya SavaĢı nın bitmesi ile birlikte, yani 1950 ler sonrasında ekonomik ve sosyal önemi giderek artan bir endüstri olarak ön plana çıkan turizm, günümüzün en dinamik ve hızla geliģen sektörlerinden birisidir. Dünya çapında turizm hareketleri incelendiğinde 2008 yılında uluslar arası turist sayısı 924 milyon kiģiye ulaģmıģtır yılı sonu ve 2009 yılında yaģanan dünya ekonomik krizinde bu rakam %4 oranında bir gerileme ile karģı karģıya olmasına rağmen 2009 yılının son çeyreğinde ivme yukarıya doğru dönmüģtür. Bu düzeydeki bir hareketliliğin sonucu olarak turizm, küresel GSMH nin %9.9 unu üretmektedir ve dünya toplam ihracatının %10.9 u turizm hareketleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Benzer Ģekilde G20 ülkeleri içinde toplam iģ gücünün %6 sını hizmet sektörü istihdamının %27 sini oluģturmaktadır ve güçlü bir çarpan etkisi vardır. Ayrıca bu ülkelerin GSMH nin %5 ini turizm gelirleri sağlamaktadır. Dünya turizm hareketleri incelendiğinde uluslararası gelen turist sayısı açısından Türkiye ilk on ülke içinde 2009 yılı itibariyle 7. sırada yer almaktadır. Bu gösterge dünya turizm hareketleri içinde Türk turizminin kayda değer bir yere sahip olduğunu göstermektedir. ġekil 43: Dünyadaki En Önemli Ülkelerin Çektiği Turist Sayısı FRANSA 74 Milyon ABD 55 Milyon ĠSPANYA 52 Milyon ÇHC 51 Milyon ĠTALYA 43 Milyon ĠNGĠLTERE 28 Milyon TÜRKĠYE 25 Milyon ALMANYA 24 Milyon *Rakamlar yaklaģık değerlerdir. Sektörde dünyada en önemli paya sahip ülkelere bakıldığı zaman bunların baģında özellikle geliģmiģ olan ülkelerin geldiği görülmektedir. Diğer bir ifade ile eğer altyapı, ekonomik geliģme ve kalkınma sağlanır ise ülke ekonomisinde sektörün geliģmesi çok daha kolay olabilmektedir. Bu nedenle özellikle bir ülkenin turizm yapabilmesi için sadece potansiyelinin olması yeterli bir faktör değildir. Önemli olan bu potansiyeli ortaya çıkaracak iģ sistemlerinizin, sektörel değerlerinizin ve Ģirketlerin ortaya çıkarılmasının gerekli olduğudur. Bu da en az yirmi otuz yıllık bir kuluçkalama süreci gerektirmektedir. Öte yandan birinci sırada yer alan Fransa ile yedinci sırada yer alan Türkiye arasında gelen yabancı turist sayısı açısından yapılan karģılaģtırma, Fransa ya gelen yabancı turist sayısının Türkiye ye gelen turist sayısının üç katından fazla olduğunu göstermektedir. 207

208 Yukarıdaki Tablo da da görüldüğü gibi gelen yabancı turist sayısı açısından ilk 10 ülkenin kendi içinde de sınıflandırılabileceğini göstermektedir. Ġlk sırada Fransa, ikinci sırada ABD, Ġspanya ve Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) gibi ülkeler yer almaktadır. Üçüncü kategoride Ġtalya yer almaktadır, dördüncü kategoride ise Ġngiltere, Türkiye, Almanya, Malezya ve Meksika gelmektedir. Türkiye nin mevcut turizm arzı dikkate alındığında henüz istenilen düzeye çıkamadığı ifade edilebilir. Tablo da görülen önemli noktalardan birisi de bu on ülkeden 2009 yılında gelen turist sayısı açısından yalnızca Ġtalya, Türkiye ve Malezya da artıģ olmasıdır. Bununla birlikte Malezya da artıģın diğer ülkelere göre çok daha fazla olduğu dikkatti çekmektedir. Dünya turizm hareketlerinin önemli göstergelerinden bir diğeri de ülkelerin elde ettikleri turizm gelirleridir. Uluslararası turizm gelirleri bir ülkeye gelen yabancı turistler tarafından ziyaret edilen ülkede yapılan harcamalardan doğan ve döviz olarak sağlanan gelirlerdir. AĢağıdaki Tablo da uluslararası turizm gelirleri açısından ilk on sıraya giren ülkelerin durumları yer almaktadır. Burada en dikkat çekici veri ABD nin dünyanın katma değeri en yüksek turistini çekmesidir. ABD yaklaģık olarak 55 milyon turist çekmektedir. Bunların bıraktığı para ise yaklaģık olarak 100 milyar dolar civarındadır. Yani bir turistin ortalama yarattığı değer 2000 dolar düzeyindedir. Amerika nın sektörde yakaladığı bu yüksek performans gerçekten çok önemlidir. Nedenine baktığımız zaman ise ülkeye giden tüketicilerin daha çok nitelikli taleplerinin yüksek olmasıdır. Özellikle event, medikal, eğlence ve alıģveriģ konusunda sektör çok güçlü bir özellik göstermektedir. Bu alanlara çekilen turistlerin harcamaları çok yüksek ve yarattıkları katma değer normal turistlere göre iki kat daha fazladır. Bu nedenle gelen turist sayısına göre en yüksek ekonomiyi yaratan Amerika sektörde kıyaslama modelleri geliģtirilirken örnek alınması gereken en önemli ülkeler arasında yer almaktadır. Tablo 44: Turizm Sektöründen Ülkelerin Elde Ettiği Gelirler ABD 94 Milyar $ ĠSPANYA 53 Milyar $ FRANSA 48 Milyar $ ĠTALYA 40 Milyar $ ÇHC 40 Milyar $ *Rakamlar yaklaģık değerlerdir. ALMANYA 35 Milyar $ ĠNGĠLTERE 30 Milyar $ AVUSTURALYA 25 Milyar $ Tablo incelendiğinde G7 ülkelerinden tabloda yer aldığı, diğerlerinin de geliģmiģ ya da geliģmekte olan ülkelerin önde gelenleri olduğu anlaģılmaktadır. Benzer Ģekilde ülkelerin önemli sayısının Avrupa kıtasında bulunduğu anlaģılmaktadır. Bu tablo, turizmin yalnızca geliģmekte olan ülkeler için önemli olmadığını, aynı zamanda geliģmiģ ekonomiler için de önemli olduğunu göstermektedir. Türkiye bu klasmanda dokuzuncu sırada yer almaktadır ve bu durum önemlidir. Bununla birlikte ilk sırada yer alan ABD ile mevcut durumu karģılaģtırıldığında henüz istenilen düzeye gelinmediği görülmektedir. Öte yandan konu turizm harcamaları açısından irdelendiğinde, ilk sıralarda yer alan ülkelerin durumu yukarıdaki ülkelere göre farklılık göstermemektedir. Sıralamada yine Almanya, Fransa, Ġspanya gibi ülkeler ilk sıralarda yer almaktadır. Bu veriler bizlere potansiyel turizm pazarlarının nereler olduğunu göstermektedir. Son veriler incelenirken özellikle geliģmiģ ülkelerin son yıllarda ekonomik krizin de etkisiyle harcamalarında bir azalama gözlemlenirken ÇHC gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip ülkelerin dünya turizm piyasasında yerinin geliģtiğini görmekteyiz. Bunun temel nedeni, özellikle, ülkede yaratılan dinamik ekonominin de etkisiyle bireylerin satın alma kapasitelerinin geliģmesidir. Yukarıdaki veriler oldukça önemli olmasına rağmen bu verilerin daha anlamlı olabilmesi için uluslar arası seyahat ve turizm rekabetçilik indeksinin de değerlendirmeye alınması gerekmektedir. 208

209 ġekil 59: Seyahat ve Turizm Rekabetçilik Ġndeksi Seyahat ve Turizm Rekabetçilik Ġndeksi Mevzuat ĠĢ Çevresi ve Altyapı BeĢeri, Kültüre ve Doğal Kaynaklar Politikalar ve kurallar Hava ulaģımı altyapısı BeĢeri kaynaklar Çevresel sürdürülebilirlik Kara ulaģımı altyapısı Turizme olan eğilim Güvenlik ve emniye Turizm altyapısı Doğal kaynaklar Sağlık ve hijyen Uluslar arası iletiģim Kültrel kaynaklar altyapısı Turizme öncelik verilmesi Seyahat ve turizm endüstrisinde fiyat rekabetçiliği Seyahat ve turizm rekabetçilik indeksi 2007 yılından bu yana Dünya Ekonomik Formu tarafından belirlenmiģ ve ilan edilmiģtir. Ġndeks ülkelerin turizmdeki rekabet gücünü değerlendirmelerine imkân vermesi açısından önem arz etmektedir. Seyahat ve Turizm Rekabetçilik Ġndeksi 3 temel baģlık altında toplam 14 konunun değerlendirilmesi sonucu belirlenmiģtir. Ġndeksi oluģturan faktörler ġekil de görülmektedir. AĢağıda Tablo da da görüleceği gibi 2008 ve 2009 yılları için ülkelerin turizm alanındaki rekabetçilik pozisyonları bir indeks çerçevesinde ortaya konulmuģtur. Ġndeks oluģturulurken 2008 yılında 130 ülke, 2009 yılında ise 133 ülke inceleme kapsamına alınmıģtır. Bu veriler bize özellikle sektörde geliģmiģ ve altyapısı güçlü ülkelerin durumunu göstermektedir. Rekabetçilik faktörleri açısından özellikle dünyanın en geliģmiģ ülkelerinin güçlü pozisyona sahip olduğu görülmektedir. Bunun baģında da Ġsviçre gelmektedir. Ġsviçre yi Avusturya ve Almanya takip etmektedir. Ġndekse göre ön sıralarda yer alan diğer önemli ülkeler Ġspanya, Kanada ve Ġsveç tir. Bu ülkeler geliģmiģlik ve yaģam standartları açısından da en önde yer alan ülkeler konumundadır. Tablo 45: Sektörde Ülkelerin Seyahat Ve Rekabetçilik Düzeyleri (Ġlk Sekiz) ĠSVĠÇRE Puan: 5.68 AVUSTURYA Puan: 5.46 ALMANYA Puan: 5.41 FRANSA Puan: 5.34 KANADA Puan: 5.32 ĠSPANYA Puan: 5.29 ĠSVEÇ Puan: 5.28 ABD Puan: 5.28 Veriler incelendiği zaman dünya turizm hareketleri çerçevesinde en çok gelir elde eden ve en çok yabancı turist çeken ilk 10 ülke içerisinde yer alan Türkiye, turizmde rekabet gücü açısından 2008 yılında 54. sırada yer alırken 2009 yılında iki basamak daha gerileyerek 56. sıraya düģmüģtür. Bu durum Türkiye nin turizm konusunda yakaladığı baģarının sürdürülebilir olup olmadığı konusunda çok ciddi bir Ģekilde değerlendirmenin yapılmasını gerektiğini göstermektedir. 209

210 Dünyanın önemli turizm destinasyonları incelendiği zaman bunların çok ciddi anlamda turist çektiklerini görmekteyiz. ġehirler refah düzeylerini artırmak için uluslararası turizm hareketlerinden yüksek pay almak için çalıģmaktadırlar ve bu konuyla iliģkili olarak aralarında yüksek düzeyli rekabet yaģamaktadırlar. AĢağıdaki Tablo dünyada en çok yabancı turist çeken Ģehirleri göstermektedir. Bu Ģehirlerin hepsinin ortak özelliği, geliģmiģ bir turizm altyapısının varlığı ile bütün dünyada bilinen, tanınan ve önemli değerleri olan yerleģim alanları olmasıdır. Dünyanın farklı kıtalarında olan bu kentlerin gelecek süreçte de sektörde önemli rol oynayacakları düģünülmektedir. Çünkü hemen hemen hepsi sektörde çok çeģitli ürünler ve değerlere sahip ülkelerdir. Bu Ģehirlerin güçlü bir turizm talebinin olmasının temel nedeni; özellikle, event, geleneksel ve eğlence turizmi gibi değerleri güçlü bir Ģekilde gelen turistlere sunmasıdır. Ayrıca güçlü bir alıģveriģ turizminin de bu kentlerde geliģtiğini görmekteyiz. Dünyanın en önemli alıģveriģ merkezleri (AVM) bu tür kentlerde kurulmuģtur. Tablo 46: Sektörde En Çok Turist Çeken Kentler (Ġlk Sekiz) LONDRA 15 MĠLYON NEW YORK 11 MĠLYON BANGKOK 10 MĠLYON SĠNGAPUR 10 MĠLYON KUALA LUMPUR 9 MĠLYON PARĠS 8 MĠLYON ANTALYA 8 MĠLYON DUBAĠ 7 MĠLYON Tablo incelendiğinde Asya-pasifik bölgesinden Bangkok, Singapur, Kuala Lumpur ve Hong Kong Ģehirlerinin sıralamaya girdiği görülmektedir. BMDTÖ raporları da bu durumu pekiģtirmektedir. Dünya turizm hareketlerinde 2009 yılında yaģanan gerilemeye rağmen bu bölge 2009 yılının ikinci yarısından itibaren yükseliģe geçmiģ ve dünya ortalamasının aksine 2009 yılını büyüme ile tamamlamıģtır. Diğer ilgi çeken bir nokta ise Türkiye den bu listeye iki Ģehrin girmiģ olmasıdır ki bunlar Antalya ve Ġstanbul dur. Bu durum henüz erken de olsa, Kültür ve Turizm Bakanlığı nın yürütmekte olduğu marka Ģehirler çalıģmalarının olumlu sonuçlar vermeye baģladığının göstergesi olarak da kabul edilebilir. Londra, New York ve Paris öteden beri yabancı turist çeken Ģehirler olarak bilinmektedir. Listede yer alan Dubai ise turizm için büyük sermaye yatırımlarının yoğunlaģması sonucu ortaya çıkartılan bir destinasyon olarak dikkate değerdir. Turizm sektörünün dünya ekonomisi içerisindeki payı ve yeri çok önemlidir. Dünyada yaratılan toplam değerlerin onda birini oluģturan bu sektör küreselleģme ve mobilitenin geliģmesi ile her yıl büyümeye devam etmekle birlikte, gelecek on yıl içerisinde en fazla büyüme gösterecek sektörlerden biri olacaktır. Ülkelerin bu çerçevede küresel pazardan pay almak için gerekli yatırımlarını ve altyapılarını geliģtirmek için yoğun bir Ģekilde çalıģma içerisinde oldukları görülmektedir Türkiye Genelinde Turizm Sektörünün Durumu Turizm hareketlerinin bir ülke için genel değerlendirilmesi yapılırken turizmin sosyo-kültürel ve çevresel etkilerinden çok, ekonomik etkileri öne çıkartılmaktadır. Değerlendirme sürecinde de makro ekonomik göstergelerle iliģkilendirilmektedir. Türk turizm hareketleri özellikle 1982 yılında çıkartılan 2634 sayıl Turizm TeĢvik Kanunu nun sonucu olarak atılan adımlar ile hızlı bir geliģme göstermiģtir. Gelinen noktada elde edilen dıģ turizm gelirleri ve ülkeye gelen yabancı turist sayısı açısından dünyada ilk on ülke arasında yer almaktadır. AĢağıdaki Tablo incelendiğinde dıģ turizm gelirlerinin Gayri Safi Milli Hasıla ya oranı görülmektedir. Son yıllarda dıģ turizm gelirleri GSMH nin yaklaģık %3 lük kısmına karģılık gelmektedir. 210

211 Tablo 47: DıĢ Turizm Gelirinin Gayri Safi Milli Hâsıla Ġçindeki Oranı Yıl Gayri Safi Milli Hâsıla DıĢ Turizm Geliri DıĢ Turizm Gelirlerinin GSMH YE (milyon $) (milyon $) Oranı (%) , , , , , , , , , ,9 2.9 Kaynak: TÜĠK verileri temel alınarak oluģturulmuģtur. G20 ülkelerinde bu oranın yaklaģık %5 olduğu dikkate alındığında Türkiye nin ortalamanın altında kaldığı anlaģılmaktadır. Türkiye ekonomisi açısından dıģ turizm gelirlerinin öne çıktığı alanlardan birisi de dıģ ticaret açıklarıdır. DıĢ turizm gelirleri Türkiye nin dıģ ticaret açıklarının kapanmasında önemli bir rol oynamaktadır. AĢağıdaki tablo yılları arası dıģ turizm gelirinin ticaret açıklarını kapama oranını göstermektedir. Tablo dan da anlaģılacağı üzere dıģ turizm gelirleri bu konuda yüksek oranda katkı sağlamaktadır. Son üç yıl değerlendirildiğinde, bu oranın %30 civarında gerçekleģtiği anlaģılmaktadır. 211

212 Tablo 48: Yılları Arası Turizm Gelirlerinin DıĢ Ticaret Açıklarını KarĢılama Oranları (milyon $) Yıl DıĢ Ticaret Açığı Turizm Geliri Turizm Gelirlerinin DıĢ Ticareti KarĢılama Oranı (%) , , , , , , ,1 30, ,5 37, ,9 60, , , ,5 218, ,9 138, , , , ,8 31, , , ,3 Kaynak: TÜĠK verilerden oluģturulmuģtur. AĢağıdaki Tablo da Türkiye nin 1990 ve 2008 yılları arası gerçekleģen ihracat ve ithalatı yanı sıra elde ettiği dıģ turizm geliri ile dıģ turizm giderleri gösterilmektedir. Tablo da ayrıca dıģ turizm gelirinin ihracata oranı ve dıģ turizm giderinin ithalata oranı da yer almaktadır. Tablodan anlaģılacağı üzere dıģ turizm gelirleri Türkiye için çok önemlidir. Özellikle ağır ekonomik kriz yaģanılan dönemlerde arasında olduğu gibi turizm gelirleri ihracatın yaklaģık üçte birlik kısmını oluģturarak ülke ekonomisine yüksek düzeyde katkı yapmıģtır. 212

213 Yıl Tablo 49: Yılları Arası DıĢ Turizm Gelir ve Giderlerinin Ġhracat ve Ġthalata Oranları (milyon $) Ġhracat DıĢ Turizm Geliri Turizm Gelirinin Ġhracata Oranı (%) Ġthalat DıĢ Turizm Gideri DıĢ Turizm Giderinin Ġthalata Oranı (%) , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,1 28, , , ,7 25, , , ,5 24, , , , ,8 19, , , , , , , , ,9 16, , ,4 1.7 Kaynak: TÜĠK verileri temel alınarak oluģturulmuģtur. Tablo da Türkiye ye gelen yabancı turistlerle, Türk vatandaģlarının yurt dıģındaki turistik hareketlerinde kiģi baģına düģen ortalama harcama tutarı gösterilmektedir. Bu konu, Türk turizminde son dönemde en çok tartıģılan konulardan birisidir ve Türkiye ye gelen turistlerin harcama kapasitesinin düģük olduğu varsayımını öne çıkarmaktadır. Tablo incelendiğinde 2003 yılından bu yana yabancı turist baģına düģen harcama tutarının düģmeye devam ettiği anlaģılmaktadır. 213

214 Yıl Tablo 50: KiĢi BaĢına Ortalama Harcama Yabancı BaĢına Ortalama Harcama ($) VatandaĢ BaĢına Ortalama Harcama ($) Kaynak: TÜĠK verileri temel alınarak oluģturulmuģtur. AĢağıdaki Tablo Türkiye nin nitelikli yatak kapasitesini göstermektedir yılı verileri dikkate alındığında olduğu anlaģılmaktadır. Nitelikli yatak kapasitesinin artıģına rağmen doluluk oranlarının istenilen düzeyde yükselmemesi bir sorun olarak kabul edilmektedir. Tablo 51: Yatak Kapasitesi Yıllar Yatırım Belgeli ĠĢletme Belgeli Tesis Sayısı Yatak Sayısı Tesis Sayısı Yatak Sayısı Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri temel alınarak oluģturulmuģtur. AĢağıdaki tablo incelendiğinde 1998 yılı ile 2008 yılları arısında turizmde sabit sermaye yatırımlarının yaklaģık 24 kat arttığı anlaģılmaktadır. Diğer turizm verilerinde olduğu üzere turizmde sabit sermeye yatırımlarının artması sektörün büyüme eğiliminde olduğunu ortaya koymaktadır. Tablo 52: Yılları Arası Turizmde Sabit Sermaye Yatırımı (Cari Fiyatlarla, Bin TL) Yıl Yatırım Tutarı Kaynak: DPT verileri temel alınarak oluģturulmuģtur. 214

215 Turizm hareketlerinin önemini ortaya çıkaran bir diğer veri de turizm sektöründe istihdam sayısının toplam istihdamdaki payıdır. Bu konuda TÜRSAB tarafından yapılan araģtırmaya iliģkin veriler aģağıdaki Tablo da görülmektedir. Tablo 53: Turizm Ġstihdamının Toplam Ġstihdam Üzerindeki Payı (%) Yıl Turizm Ġstihdamı DeğiĢim Oranı (%) Turizm Ġstihdamının Toplam Ġstihdamdaki Oranı (%) Toplam Ġstihdam % DeğiĢim Oranı % Kaynak: TÜRSAB Ar-Ge bölümünün verileri temel alınarak oluģturulmuģtur. Sektördeki doğrudan istihdam 1993 yılından 2000 yılına kadar olan 7 yıllık süre içinde %52 oranında artıģ göstermiģtir. TÜRSAB Ar-Ge departmanı çalıģması verilerine göre 2001 yılından 2008 yılına kadar geçen 7 yıllık süre içerisinde değiģim oranı tahmini %79 dur ve 2008 yılı itibari ile turizm istihdamının toplam istihdamdaki oranı %8.7 dir. Türkiye için turizm sektörü büyük bir öneme sahip olup ülke ekonomisi için her bakımdan büyük değer ortaya çıkarmaktadır. Özellikle yarattığı çarpan etkisi ile ekonomi içerisinde sinerjik yansımaları çok çabuk hissedilen turizm endüstrisinin, gelecek süreçte de temel kalkınma ve geliģme çıpası olarak kullanılmaya devam edeceği beklenmektedir. Günümüzde turizm sektörü sadece denize kıyısı olan ve geleneksel turizm (deniz-kum-güneş) ile müsemma olmuģ kentlerimiz ile sınırlı kalmamıģ, alternatif turizm olanaklarına sahip Ģehirlerimiz de geliģme göstermiģtir. AĢağıdaki Tablo da Türkiye ye gelen turist sayılarına göre bölgelerin turizm sıralaması görülmektedir. Sıralamada, dünya ölçeğinde 7. sırada yer alan Antalya kenti, ülkemiz özelinde ise ilk sırada yer almaktadır. Diğer Ģehirlerin ise özellikle alternatif ürünler geliģtirdiği ve bu ürünler vasıtası ile tanınmıģ destinasyonlar haline geldikleri görülmektedir. Özellikle, denize kıyısı olmayan Konya, NevĢehir, Denizli ve Mardin kentlerinin çeģitli alternatif ürünler geliģtirdikleri ve turizm sektöründe ilerleme kaydettikleri görülmektedir. Tablo 54: Ġller Bazında Türkiye nin Turizm Destinasyonları Sıra ġehirler Gelen Turist Sayısı Turizm Sektörü Türü 1 Antalya Geleneksel 2 Ġstanbul ĠĢ-AlıĢveriĢ, Tarih, Kongre-toplantı, Deniz 3 Muğla Geleneksel, Deniz, Spor, Sağlık 4 NevĢehir Doğa, Tarih 5 Ġzmir Geleneksel, Tarih, Deniz, Ġnanç 6 Aydın Geleneksel, Deniz, Sağlık, Tarih 7 Denizli Sağlık, Doğa 8 Balıkesir Geleneksel, Sağlık 9 Konya Ġnanç, Tarih 10 Mardin Ġnanç, Tarih 215

216 Antalya, Türkiye ve dünyada, sektörde önemli bir yere sahip destinasyon olup her bakımdan öne çıkan tatil yerlerinden biri olma yolundadır. Özellikle sahip olduğu doğal çekim alanları ve son zamanlarda geliģen alternatif turizm sahası ile dünyada turistlerin önemli derecede tercih ettikleri destinasyonlardan bir haline gelmiģtir. Bu süreç kenti her bakımdan dönüģtürmüģ ve dünya turizm kenti haline getirmiģtir. Geleneksel turizm (deniz-kum-güneş) açısından üstün bir rekabet avantajına sahip olan kentin, gelecek açısından sürdürülebilir bir turizm yapılanmasına sahip olması için kapsamlı bir master planı yapması gerekmektedir. Dünyanın en çok bilinen ve markalaģmıģ metropollerinden biri olan kent, her bakımdan turist çekmektedir. Özellikle iģ-alıģveriģ, kültür ve tarih açısından sahip olduğu değerler bütün bir yıl boyunca turizm kenti olmasını sağlamaktadır. Ġstanbul ise her bakımdan büyük bir turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen, özellikle otellerin yapısı ve niteliği kentin mevcut dünya kenti olma misyonunu karģılayacak nitelikte değildir. Ayrıca ulaģım ve diğer altyapı olanakları Ġstanbul un temel ihtiyaçlarını karģılamada yetersiz kalmaktadır. Bu tür alanlarda kentin uygun bir Ģekilde tasarımlanması, küresel alanda Ġstanbul u hak ettiği ilk üç arasına yerleģtirecektir. Kurvaziyer alanında da çok büyük potansiyele sahip olan Ġstanbul gelecek süreçte küresel ölçekte yaratacağı ürün çeģitlenmesi ile turizmden çok daha fazla gelir elde eden destinasyonlar arasına girecektir. Muğla nın Türkiye deki diğer kentler ile olan kıyaslamalı durumu incelendiği zaman özellikle gelen turist sayısı bakımından çok iyi bir noktada olduğu görülmektedir. Ġlk 10 destinasyon arasında 3. sırada yer alan kent, Antalya ve Ġstanbul dan sonra Türkiye de en çok turist çeken il olma özelliğine sahiptir. Bununla birlikte kentin turizm stratejisi sadece geleneksel turizme ve dominant olarak tek pazara dayandığı için büyük bir risk oluģturmaktadır. Türkiye de güçlü ve önemli bir seviyede olan Muğla, bu aģamadan sonra sektörü büyütmek için çok yönlü geliģim stratejisine ihtiyaç duymaktadır. Özellikle Ġstanbul ve Antalya gibi küresel destinasyon ve marka olmuģ kentler ile rekabet edebilmek için ürün farklılaģmasına gitmesi, turizmi tüm yıla yayması, pazar portföyünü çeģitlendirmesi ve geleneksel turizm sektörünü dönüģtürmesi gerekmektedir. Muğla nın stratejik olarak turizm endüstrisinin geliģmesine yönelik planlama yapıldığı zaman, sadece domestik pazardaki rakipler ile değil, aynı zamanda küresel düzeyde rakiplerin temel yeteneklerine bakılmasının büyük yararı vardır. Özellikle kentin temel özelliklerine uygun alanlar ile kıyas yapılması, bunların karģısında güçlü ve zayıf yönlerinin tanımlanması, rekabetçi model oluģturma sürecinde çok daha sağlıklı ve bilimsel bir yaklaģım ortaya koyacağı öngörülmektedir. Küresel düzeyde turizm kentlerine bakıldığı zaman özellikle Türkiye den iki önemli destinasyonun dünyada ilk 10 da yer aldığı görülmektedir. Muğla dünyada turizm destinasyonları açısından ilk segmentte yer alan bir kent değildir. Bununla birlikte, daha çok ikincinin sonu üçüncü segmentin baģında yer alacak bir performansa sahiptir. Ancak kentin sahip olduğu değerler; Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi yörelerin dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında olması büyük bir potansiyel yaratmaktadır. Mevcut turizm, deniz-kum-güneģ e dayalı geleneksel turizm ürünlerini ön plana çıkarmaktadır. Eğer kümelenme geliģtirme çalıģması ile sektörde iģletmelerin performansı yükseltilebilir ve alternatif iģ modelleri ortaya konabilirse destinasyon, turist sayısını ve gelirini çok kısa süre içerisinde artırma Ģansına sahip olabilir. 216

217 Dünyada Gelen Turist Sayısına Göre Destinasyonların Pozisyonu Kötü Ġyi ġekil 60: Dünyadaki Ġlk 10 Destinasyon Arasında Diyarbakır ın Rekabetçilik Posizyonu Londra Bangkok New York Antalya Kuala Lumpur Singapur Paris Hong Konk Ġstanbul Dubai Diyarbakır Muğla Sektörün Rekabetçiliği ve Turizm Ürünlerinin ÇeĢitliliği DüĢük Yüksek Öte yandan Türkiye deki ilk 10 turizm destinasyonu incelendiği zaman sektörün yaklaģık olarak %90 lık kapasitesinin bu bölgelerde icra edildiği görülmektedir. Kentlerin alternatif turizmde yaratmıģ oldukları baģarı modellerini; sektörü yatay ve dikey düzlemde geliģtirmek için kullanma Ģansı yakalaması gerekmektedir. Özellikle ürün çeģitlendirilmesine Konya nın inanç turizminde, Balıkesir in sağlık (termal) turizminde yakaladığı baģarı öyküleri önemli örnekler olarak değerlendirilebilir. 217

218 Türkiye de Gelen Turist Sayısına Göre Destinasyonların Pozisyonu Kötü Ġyi ġekil 61: Türkiye deki Ġlk 10 Destinasyon Arasında Diyarbakır ın Rekabetçilik Posizyonu Antalya Muğla Ġstanbul Aydı n Ġzmir Balıkesir Denizli Konya NevĢehir Mardin Diyarbakır Sektörün Rekabetçiliği ve Turizmin Ürünlerinin ÇeĢitliliği DüĢük Yüksek NevĢehir, Muğla dan sonra en çok turist çeken destinasyonlardan birisidir. YaklaĢık olarak, yıllık gelen turist sayısı milyon civarındadır. Bu destinasyonun temel olarak turist çekim alanı sahip olduğu doğal güzelliklerdir. Peri Bacaları, kaya oyma restoranları ve kentin mevcut coğrafik niteliği her bakımdan görülmeye değer yerler arasındadır. Özellikle Kapadokya dünyada sahip olduğu bilinirlik ve markalaģma noktasında çok önemli bir yere sahiptir. Bölgenin turizm stratejisini yönlendiren bu değerlerin iyi yönetilmesi ile sektörün büyümesi ve geliģmesi çok daha hızlı bir Ģekilde olabilir. NevĢehir den sonra Türkiye nin önemli destinasyonlarından biri de Ġzmir dir. Kent, çok uzun ve zengin bir geçmiģe sahip olmasına rağmen hak ettiği noktada değildir. Yılda yaklaģık olarak milyon civarında yabancı turist ağırlayan destinasyon aslında bu sayının çok daha üstünü kaldıracak bir kapasiteye ve özelliğe sahiptir. Yörenin temel çekicilik unsurları; deniz-kum-güneģ ve tarihsel varlıklardır. Özellikle Efes Antik kenti ve Meryem Ana Evi bütün dünyada bilinen ve en çok ziyaret edilmek istenilen yerler arasında gelmektedir. Bunların yanında antik kentler ve tarihsel eserler de mevcuttur. Deniz turizmi potansiyeli yüksek olan destinasyonda, ÇeĢme de var olan yat limanı, bu konudaki temel altyapı unsuru olarak görülebilir. Coğrafi lokasyon olarak Muğla ve Ġzmir arasında kalan Aydın, çok yüksek düzeyde geleneksel turizm potansiyeline sahiptir. Nitekim bu açıdan değerlendirildiğinde yörede dünya standartlarında deniz-kum-güneģ potansiyeli mevcuttur. Aydın, yılda yaklaģık olarak civarında yabancı turisti ağırlamaktadır. Kent, KuĢadası, Didim gibi önemli destinasyonlara sahiptir. Özellikle kurvaziyer potansiyeli çok yüksek olan KuĢadası na yıl içerisinde çok sayıda gemi gelmektedir. Bölge tarih açısından eģsiz bir birikime sahiptir. Milet gibi bölgede çok sayıda antik kent olması özellikle tarih turizmi açısından destinasyonu çekici hale getirmektedir. Yöre sağlık turizmi açısından geliģme potansiyeli taģıyan alanlara da sahiptir. Bu destinasyona daha çok Antalya, Muğla ve Aydın gibi rekabetçi destinasyonlardan günübirlik turlarlarla turist gelmektedir. Doğal olarak bu tür bir model kentin turizm destinasyonu olarak geliģmesini zorlaģtırmaktadır. Yıl düzeyinde yaklaģık olarak civarında yabancı turist ağırlayan kent özellikle ürün çeģitlendirmesi konusunda büyük avantaja sahiptir. 218

219 Pamukkale, termal sular ve mağaraları ile destinasyonun en temel çekicilik unsurunu oluģturmaktadır. Pamukkale, bütün dünyada bilinen ve marka olan bir özelliğe sahiptir. Bu destinasyonun rekabetçiliği, daha çok bölgesel kümelenme (regional cluster) yapılarak sağlanabilir. Böylece kent, sektör bakımından Türkiye nin en stratejik turizm alanları ile ortak bir Ģekilde çalıģma olanağına sahip olur. Kent, yıl bazında yaklaģık olarak bin kiģi civarında yabancı turisti ağırlamaktadır. Özellikle Yunan adalarından ve Balkanlardan gelen turistler tarafından tercih edilen destinasyon, geleneksel turizm açısından yüksek çekicilik özelliği olan Ayvalık, Akçay, Edremit, Burhaniye gibi lokasyonları barındırmaktadır. Bunun yanında kentte var olan termal olanaklar, sektörün yıl içersine yayılmasına olanak sağlamaktadır. Türkiye de son zamanlarda potansiyeli en çok geliģen destinasyonlardan biri olan Konya, yıl düzeyinde yaklaģık olarak bin civarında yabancı turist ağırlamaktadır. Alternatif turizm alanında büyük bir değere ve rekabet gücüne sahip olan kenti diğer turizm alanlarından ayıran en önemli özellik inanç turizmi konusunda markalaģmadır. Turistler özellikle bu bölgenin sahip olduğu sofizm ve Mevlana kültürünün etkisi altında kalarak ziyaret gerçekleģtirmektedirler. Bu çerçevede özellikle sektör sağlıklı bir Ģekilde yapılandırılabilirse geleceğe yönelik olarak turizm endüstrisi içerisinde iyi bir noktada olacağı öngörülmektedir. Türkiye nin Güneydoğusunda yer alan Mardin, geliģmekte olan en önemli turizm destinasyonlarından biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Yöre yıl içerisinde yaklaģık olarak bin civarında yabancı turist ağırlamaktadır. Kentin sahip olduğu inanç değerleri ve tarih, burayı turistler açısından üst düzeyde çekici hale getirmektedir. Kentin sahip olduğu tarihi doku ve birikim yöreyi her bakımdan ziyaret amaçlı olarak heyecan verici hale getirmektedir. Bölgenin özellikle sahip olduğu geliģmiģ yerel gastronomi kültürü turistik ziyaretleri daha cazip hale getirmekte ve turist açısından sağlam bir imaj oluģmasına destek vermektedir. Sektörde ürün farklılaģma potansiyeli yüksek olan destinasyon, iyi bir stratejik analiz ve planlama ile mevcut durumunun çok daha üzerinde bir turist çekme özelliğine sahiptir. Diyarbakır ele alındığı zaman Türkiye de sektördeki yeri genel olarak zayıf ve rekabetçi değildir. Bunun temel nedeni ile ilgili olarak, konu, aģağıda kapsamlı bir Ģekilde ele alınacaktır. Ancak, kent, mevcut koģulları itibarıyla turizm destinasyonu olacak nitelikte değildir. Sektörde ortaya çıkan güvenlik sorunu nedeniyle, gerek seyahat acenteleri gerekse konaklama alanındaki yatırımcılar sektöre Diyarbakır da girme konusunda çekinceli bir tutum sergilemektedirler. Bu da sektörün geliģmesini önemli oranda engellemektedir. Gelecek süreçte eğer güvenlik sorunları ortadan kaldırılmazsa sektörün geliģmesi ve Diyarbakır ın bir turizm destinasyonu olma Ģansı yoktur. Çok uzun bir geçmiģe ve kültüre sahip olan kent, turizm açısından önemli bir stoğa sahip olduğu düģünülebilir. Ancak bu stokların değerlendirilmesi ve yönetiminde önemli sorunlar mevcuttur. Bu nedenle bağlam ile ilgili sorunların ortadan kaldırılması, sektörün geleceği açısından hayati önem taģımaktadır. 219

220 4.1.6 Diyarbakır da Turizm Sektörü Faaliyetleri Diyarbakır kent olarak analiz edildiği zaman yaklaģık olarak yıllık bir geçmiģ ve birikime sahiptir. Kent, bu süreç içerisinde onlarca farklı uygarlığa ev sahipliği yapmıģtır. Bölgede özellikle Assur, Hurri-Mitani ve Hurri-Hitit gibi medeniyetler geçmiģte kenti yerleģim yeri olarak kullanmıģlardır. Daha sonra kent Persler, Urartular, Medler, Romalılar, Sasaniler, Selçuklular ve Osmanlı egemenliği altına kalmıģtır. Kentin uzun ve geliģmiģ bu kültürel değerleri birçok açıdan çekici bir turizm destinasyonu olmasını sağlamaktadır. Bu kültürler ile ilgili kentte birçok kalıntı, değer ve stokların mevcut olduğu görülmektedir. Bunların etkin bir Ģekilde kullanılması kenti turizm sektörü açısından iddialı bir konuma getirecektir. Ayrıca kent Ġpek Yolu üzerinde olduğu için geçmiģten günümüze büyük bir ticari kültürün de bölgede oluģmasına olanak sağlamıģtır. Kentin turizm sektörü açısından temel yetenekleri ele alındığı zaman, özellikle tarih ve kültür gibi güçlü bir mirasa dayandırılması gerekmektedir. Bu çerçevede özellikle aģağıdaki Ģekilde de görüleceği gibi kentte turizm sektörünün geliģtirilmesi öncelikli olarak sahip olduğu kültür ve tarih stoklarının değerlendirilmesi gerekliliğidir. Nitekim yöre birçok turistin ziyaret etmek istediği ender destinasyonlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Gerçekten bakıldığı zaman kentte insanlara heyecan veren birikimler görülmektedir. Bunların turizm sektörüne kazandırılması ile kent kısa süre içerisinde turizm sektörü açısından önemli bir noktaya gelecektir. Bu konuda Mardin ili hem iyi bir örnektir hem de Diyarbakır için rakip konumda olduğundan strateji geliģtirmede dikkate alınabilir. 220

221 ġekil 62: Diyarbakır Ġli Turizm Sektörü GeliĢim Modeli Sektörün temel olarak yapısı incelendiğinde karģımıza çıkan diğer önemli bir alan, kentte var olan gastronomi kültürüdür. Diyarbakır kentinin gastronomi alanında özellikle güçlü bir yere sahip olduğu görülmektedir. Lokantaların kendisine özgü menüleri ve lezzetli Diyarbakır mutfağı turizm sektörünün geliģmesine önemli katkı sağlayacak niteliktedir. Özellikle sektördeki iģ modellerinin geliģtirilmesi, Diyarbakır mutfağının Türkiye ve dünya turizm piyasasına açılmasına olanak sağlayacaktır. Sektörü bütünsel olarak geliģtirecek diğer önemli bir ürün ise sağlık turizm konseptinin bölgede geliģtirilmesidir. Bu çerçevede özellikle bölgede var olan termal olanaklar ve tıp fakültesi, sektörün turizm potansiyelini geliģtiren önemli ürünler olarak karģımıza çıkmaktadır. Diyarbakır bölgede özellikle sağlık turizm merkezi olabilecek kapasite ve niteliktedir. Bu nedenle sektörün ticari kapasitesinin geliģtirilmesi bu alanda yaratılacak turizm modelinin katkısı ile çok daha hızlı bir Ģekilde geliģecektir. Bölgenin turizm kapasitesini geliģtirecek ve sektörü on iki aya yayacak diğer önemli ürün ise event organizasyonu (kongre ve toplantı turizmi) üzerine strateji geliģtirmektir. Diyarbakır gerek üniversite gerekse sahip olduğu potansiyel itibarı ile kongre ve toplantılar açısından Ortadoğu nun merkezlerinden biri olabilir. Bu tür bir turizm ürünün geliģtirilmesi kentin geliģim süreci açısından önemli bir değere sahiptir. 221

222 Tablo 55: Diyarbakır Turizm Değerlerinin Lokasyonlara Göre Analizi Kentin temel turizm değerleri açısından lokasyonlara göre ortaya çıkan değerlerine bakıldığı zaman, temel turizm stokları kısaca aģağıda özetlenmeye çalıģılacaktır. Diyarbakır Merkez Turizm Değerleri Merkez Diyarbakır ın en önemli değerlerine sahip lokasyonlarından biridir. Gerek ĢehirleĢme gerekse de oluģan altyapı, merkezi çekici bir turizm alanı haline getirmiģtir. Üniversitenin olması, güçlü ve geliģen bir giriģimcilik kültürünün kette oluģması, merkezi, Diyarbakır ın turizm sektörünün geliģmesine önemli bir destek vermektedir. Kocaköy Ġlçesi Turizm Değerleri Bu lokasyonda çok sayıda tarihi değerler ve birikimlerin mevcut olması burayı gezmek için çekici bir hale getirmektedir. Bu değerli kalıntılar Kocaköy ün Diyarbakır turizmine önemli katkı sağlayan lokasyonlardan biri olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır. Kulp Ġlçesi Turizm Değerleri Diyarbakır turizmine katkı sağlayacak potansiyeli olan önemli ilçelerden biridir. Özellikle bölgenin doğal zenginlikleri, (gastronomi turizmi açısından) üretilen bal lokal olarak yöre ile ilgili bilinen en önemli değerlerden biridir. Bölgede var olan tarihi kaleler, Ġmam Gazali türbesi gibi önemli değerler mevcuttur. Bu değerlerin turizm açısından özellikle tarih-kültür temelli ve inanç odaklı turizmin geliģtirilmesine katkısı olacağı düģünülmektedir. 222

223 Çermik Ġlçesi Turizm Değerleri Çermik bölgedeki en önemli destinasyonlardan biridir. Özellikle sahip olduğu kaplıcalar termal turizm geliģtirilmesi bakımından potansiyele sahiptir. Yörede var olan tarihi kalıntılar bölgenin turizm açısından potansiyelini destekleyen önemli değerler olarak karģımıza çıkmaktadır. Hani Ġlçesi Turizm Değerleri Bu ilçe özellikle sahip olduğu doğal özellikleri ve geçmiģ yıllardan gelen Selçuklu kültürü ve tarihi kalıntıları ile sektörü destekleyecek birikime sahiptir. Hani ilçesi bu özellikleri ile kentin turizm potansiyelini destekleyen önemli ilçelerden biridir. Silvan Ġlçesi Turizm Değerleri Tarihi eserler açısından dünyada bilinirliği olan ilçelerden biridir. Özellikle Malabadi Köprüsü, Silvan Kalesi, Kulfa kapısı gibi çok önemli eserlerin burada olduğunu görmekteyiz Diyarbakır Ġli Turizm Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır kenti her bakımdan kültür, tarih ve inanç bağlamında çok büyük bir değere sahiptir. Diyarbakır kentsel özelliklerine baktığımız zaman, bozulmamıģ taģlar ile taģ kaplamalı daracık sokaklar dikkati çekmektedir. Diyarbakır kenti her yönü ile üstün tarih, kültür ve inanç değer stoklarını bünyesinde bulunduran eģsiz bir destinasyon potansiyeli taģımaktadır. Bu çerçevede özellikle kentteki sektörün temel geliģiminin daha önce de sözü edildiği gibi birkaç farklı ürün üzerinden geliģtirilmesi gerektiğidir. Ancak mevcut koģullar dikkate alındığında zaman öncelikli olarak nüvesi olan bir sektör olarak Kültür-Tarih ve Ġnanç üzerine sektörün yapılandırılmasının yararlı olacağı düģünülmektedir. Kentte mevcut olan özellikle camiler, medreseler, mağaralar, tarihi köprüler ve tarihi yerleģim alanları gibi potansiyeller sektörün geliģtirilmesi sürecinde önemli bir avantaj ortaya koymaktadır. Bu çerçevede aģağıda da belirtileceği gibi daha çok Diyarbakır turizm sektörü denildiği zaman, ilk akla gelen, bu değerler üzerinden kentin turizm politikası ve stratejisinin oluģturulmasının yararlı olacağıdır. Sektörün temel değerleri özellikle bu alan üzerine kurgulandığı zaman gerekli olan altyapı ve birikimlerin oluģması da sağlanmıģ olacaktır. Bu çerçevede özellikle diğer turizm alanları da geliģme olanağı yakalayacaktır. 223

224 ġekil 63: Diyarbakır Ġli Turizm Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Pozisyonu (düģük) DEVLET Devlet ( Orta ) (+/-) Yasal Düzenlemeler (+/-) Devlet Desteği (-) Kültür Bakanlığı (-) Güvenlik (+/-) TeĢvikler Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı ( DüĢük ) (-) Alansal Varlıkların Yenilenme ÇalıĢmaları (-) Alansal Varlıkların Kullanılma Stratejileri (-) Müzelerin Yönetim Modelleri (-) ĠĢletmelerin Yönetim Stratejileri Girdi KoĢulları ( DüĢük) (+/-) Tarihi ve Kültürel Değerlerin Varlığı (+/-) GiriĢimci ĠĢtahı (-) Sektörde ÇalıĢanların Niteliği GĠRDĠ KOġULLARI FĠRMA STRATEJĠSĠ VE REKABET YAPISI TALEP KOġULLARI Talep KoĢulları ( DüĢük) (-) Ġç Talebin Durumu (-) DıĢ Talebin Durumu (-) Ortadoğu Pazarı ĠLGĠLĠ VE DESTEKLEYĠCĠ KURULUġLAR Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar ( DüĢük ) (-) Tedarikçilerin Durumu (-) Bilgi Üreten Kurumların Durumu (-) ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (-) Lokanta Kafeler ve Diğer Ġlgili ĠĢletmeler 224

225 Girdi KoĢulları (-/DüĢük) Tarihi ve kültürel yerlerin varlığı, giriģimci iģtahı ve sektörde çalıģanların niteliği gibi alt değiģkenlerden oluģan Girdi KoĢullarının ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düşük olduğu tespit edilmiģtir. Tarihi ve Kültürel Değerlerin Varlığı (+/- orta) Diyarbakır kenti tarih, kültür ve inanç turizmi açısından her yönü ile önemli bir potansiyele sahiptir. Kentin çok derin geçmiģinin olması ve tarih stoklarının zengin olması Diyarbakır her yönü ile büyük değer katmaktadır. Bu temel değerlerin kentin her noktasında mevcut olduğunu görülmektedir. Örneğin ören yerleri, çeģitli müzeler, surlar, Malabadi Köprüsü, hanlar ve kervansaraylar gibi bedestenler ve içkale vs. gibi. Kültür ve ortamı destekleyen bu temel kaldıraçlar özellikle kentin çekiciliğini olumlu yönde etkilemektedir. Ancak bu değerlerin sektörde kullanım ve değerlendirme sürecine baktığımız zaman etkin bir kullanım alanının olmadığını görmekteyiz. Diyarbakır da turizme yön verecek bu temel olgular iyi bir Ģekilde kullanıldıkları takdirde, kentin turizm ile ilgili hedeflediği vizyona çok daha etkin bir Ģekilde ulaģılma Ģansı ortaya çıkacağı beklenmektedir. GiriĢimci ĠĢtahı (+/- orta) Sektör faktör girdileri açısından giriģimcilerin iģtahı ve özellikleri ile büyük önem taģımaktadır. Sektördeki oyuncular bölgede yetiģmiģ yörenin kültürünü, doğasını ve çevresini iyi bilen giriģimcilerdir. Mevcut koģullarda hepsinin de büyüme ve küresel pazarlara açılma konusunda yüksek motivasyona sahip oldukları görülmektedir. Ancak Diyarbakır ın içinde bulunduğu siyasi ortam ve koģullar iģ adamlarının moral, motivasyonları konusunda büyük bir sorun yaratmaktadır. Bundan dolayı iģletmelerin büyümesi ve yeni yatırımların gündeme alınması gecikmektedir. Bu nedenle özellikle iģ adamları için güvenlik birinci derecede yatırım kararları üzerinde etkili olmaktadır. Bu sağlandığı takdirde bölgede büyük bir dönüģüm ve geliģim olacağı beklenmektedir. Mevcut Ģirketler ve giriģimciler daha fazla yatırım yapacak ve daha hızlı büyüyeceklerdir. Yapılan yeni yatırımlar sektörün temel standartlarının geliģtirilmesinde önemli bir katkı sağlayacaktır. Özellikle otelcilikte bölge standartlarının geliģtirilmesi sektör açısından çok büyük önem taģımaktadır. Sektöre yeni sermayenin ve farklı otel formlarının girmesi turizm açısından büyük bir değer oluģturmaktadır. Sektörde çalıģanların nitelikleri (- düģük) Kentin kültür, turizm ve tarihi değerlerini simgeleyen kurumlar çok farklı niteliklere sahiptir. Birçok alanda çalıģanların denetlenmesi uygun standartlara sahip olup olmadıklarının tespiti yapılabilmektedir. Sektörde mevcut iģletmelerin çok ciddi bir nitelikli elaman ihtiyacının olduğu görülmektedir. Resepsiyon, kat hizmetleri, yönetici ve mutfak konusunda iģletmeler önemli sorunlar ile karģı karģıyadırlar. Bu alanlarda ihtiyaç duyulan elamanların bulunamaması iģletmelerin hizmet kalitesini olumsuz bir Ģekilde etkilemektedir. Bunun sonucu olarak sektör, geliģim süreci açısından istenilen noktaya ulaģamamaktadır. Ayrıca sektörde çalıģanların bilgileri, görgüleri ve eğitimleri homojen bir nitelik göstermemektedir. En iyisinden en kötüsüne kadar farklı çalıģanları sektörde görmek mümkündür. Netice itibarı ile sektörde yüksek bir performans yakalamak çok zor görünmektedir Talep KoĢulları Ġç talep, dıģ talep ve Ortadoğu pazarının durumu gibi alt değiģkenlerden oluģan Talep KoĢullarının ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düģük olduğu tespit edilmiģtir. Ġç Talebin Durumu (- düģük) Mevcut koģullarda yerel talebin yapısına baktığımız zaman yetersiz ve zayıf bir talep yapısı mevcuttur. Bu durum sektörün geliģme sürecinde çok ciddi bir engel oluģturmaktadır. Özellikle ulusal pazarın ve yerel talebin canlandırılması sektörün orta zaman sürecinde geliģmesinde büyük bir önem taģımaktadır. 225

226 Diyarbakırlılar genel olarak sahip oldukları değerleri ve kültürel mirası korumayı seven bir anlayıģa sahip oldukları görülmektedir. Özellikle eski Diyarbakır evlerinin yaģatılması, bu çerçevede kentin sahip olduğu kültürel değerlerin geliģtirilmesi ve korunması konusunda büyük çabaların olduğu görülmektedir. Bu çerçevede kentin geçmiģten gelen derin bir kültürel miras olarak ortaya çıkan değerleri günümüze uygun bir Ģekilde yapıldığı zaman, yerel piyasada talep edilebilir olduğunu söylemek mümkün olacaktır. Ancak mevcut üretilen etnoğrafik malzemeler ve hediyelik eģyalar hem estetik olarak, hem de nitelik olarak çok çekici bir özellik göstermemektedir. DıĢ Talebin Durumu (- düģük) Diyarbakır a özellikle Irak ve Ortadoğu gibi önemli pazarlardan turist çekme potansiyeli varken mevcut koģullarda sektörün bu pazarlardan müģteri çekemediği görülmektedir. Bölgeye yabacı müģterilerin gelmemesi nedeniyle pazarın yapısı zayıf bir niteliğe sahiptir. Özellikle güçlü bir sektör yaratılması bekleniyor ise destinasyona yönelik olarak güçlü bir dıģ talep yaratılması büyük bir önem taģımaktadır. Yöreye gelen her turistin mutlaka görmek istedikleri tarihi ve kültürel değerler kentin sektör açısından, en önemli değeri olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede genel olarak birçok turist mutlaka mevcut tarihi ve kültürel değerleri gezme görme konusunda büyük bir motivasyona sahiptir. Kentin yıllık güçlü ve kozmopolit tarihi bu bağlamda da büyük bir değer oluģturmaktadır. Gelen turistler açısından önemli olan, bu değerleri tanıtacak güçlü ve etkili modeller ortaya koymaktır. Ortadoğu Pazarı (- düģük) Ortadoğu bölgenin önündeki en önemli pazarlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Gelecek için bu tür dinamik bir pazar, sektör açısından büyük bir değer yaratmaktadır. Özellikle bölgedeki iģ dünyasının Irak, Suriye ve Ġran gibi ülkelerde iģ yapmaları önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede özellikle iģletmelerin bu bölgeye yönelik pazarlama ve satıģ faaliyetlerine girmeleri sektörün geliģmesine katkısını yüksek düzeye çıkaracaktır. Ġran gerek sahip olduğu potansiyel gerekse de bölgeye yakınlığı itibarı ile büyük bir potansiyel oluģturmaktadır. Özellikle iģletmelerin bu ülke ile iletiģim ve iģbirliğine girmesinin sektör açısından büyük bir öneminin olduğu düģünülmektedir. Ayrıca acenteler ve sektör ile ilgili iģletmeler arasında iģbirliğinin geliģtirilmesi turizm sektörü açısından büyük bir önem taģımaktadır Ġlgili ve Destekleyici Kurumlar (- düģük) Tedarikçilerin durumu, bilgi üreten kurumların durumu, özelleģtirilmiģ finans kurumlarının varlığı ve lokantakafeler ve diğer iģletmelerin durumu gibi alt değiģkenlerden oluģan Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢları değiģkeninin ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düģük olduğu tespit edilmiģtir. Tedarikçilerin Durumu (- düģük) Sektör açısından çok önemli olan iģletmelerin tedarikçi olarak bölgede geliģmediği görülmektedir. Bu nedenle değer zincirinin iģlemesinde önemli sorunlar yaģanmaktadır. Sistemin en önemli unsuru ve organizasyonel formaları olan satıģ ile ilgili örgütlenmelerin sektörde oluģmadığı görülmektedir. Kültür, tarih ve inanç konusundaki temel değerlerin pazarlamasında en büyük görev seyahat acentelerine düģmektedir. Ancak seyahat acentelerinin bu konuda çok güçlü ve etkili pazarlama yapma yeteneklerinin olmadığı ve olayı kastımayz edemediği görülmektedir. Oysa içinde bulunduğumuz geliģmeler ıģığında en önemli konulardan biri seyahat acentelerinin temel form olarak büyük bir değiģim ve dönüģüm yaģamaktadırlar. Bu süreç içerisinde klasik tur paketlerini satmaları çok yüksek düzeyde kar getirici bir ticaret olma özelliğini yitirmek üzeredir. Bu süreci iyi bir Ģekilde görebilirlerse ve temel misyonlarının değiģtiğinin farkına varabilirlerse gelecek süreç açısından önemli riskleri de göğüsleme Ģansına sahip olabileceklerdir. Özellikle popülasyon olarak yeterli miktarda var olan bu organizasyonlar eğer iyi Ģekilde yönlendirilebilirse gelecek açısından büyük değer üretme Ģansına sahip olacaklardır. Böylece sektör içerisindeki temel fonksiyonları da geliģmiģ olacaktır. Konu ile ilgili diğer çok önemli bir faktör, kentin bu temel değerlerinin turistlere anlatım biçimidir. Güçlü ve etkileyici anlatım becerisine sahip olan rehberlerin süreçteki rolü çok büyük önem taģımaktadır. Genel olarak rehberlerin önemli bir bölümü zayıf anlatım tekniğine sahiptirler ya da kentte bu nitelikte insan gücü yoktur. Bu 226

227 yüzden kentin bir turiste; tarihinin, kültürünün ve geçmiģten gelen inançlarının nasıl anlatılması gerektiği üzerine akademik çalıģmaların yapılmasının büyük bir yarar sağlayacaktır. Böylece özellikle düģük sezonlarda rehberlerin yetiģtirilmesi ve eğitimlerden geçirilmesi sağlanarak anlatım sürecinin imaj oluģturmak için etkili Ģekilde kullanımının sağlanması gerekmektedir. Bilgi Üreten Kurumların Durumu (- düģük) Bölgede Dicle Üniversitesi nin bulunması kenti birçok yönde destekleyen fırsat ortaya koymaktadır. Burada özellikle kültür, tarih ve inanç bakımından değerlerin turizm açısından tasarımı ve yönetilmesinde üniversite büyük bir katkı sağlayabilecektir. Konu ile ilgili bütün bölümlerin üniversitede olması özellikle de tarih, arkeoloji ve ilahiyat alanında ortaya konan temel yaklaģımlar kentin bu alandaki değerlerinin daha doğru ve etkili bir Ģekilde algılanmasına olanak sağlayacaktır. Ancak, son dönemlerde Dicle Üniversitesi ile Diyarbakır Valiliği ve STK lar ile ortak sempozyumlar, seminerler ve çalıģtaylar düzenlenmesine rağmen sektörün geliģtirilmesinde üniversite ile sektör arasındaki iliģkinin niteliğinin çok zayıf olduğu görülmektedir. Kurumlar arasındaki iģbirliği ve ortak çalıģma kültürünün zayıf olması nedeniyle sinerjik sonuçlar ortaya çıkmamaktadır. Bu durum da sektörün geliģim sürecini olumsuz yönde etkileyen temel faktörlerden biri olarak karģımıza çıkmaktadır. ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (- düģük) Sektördeki iģletmelerin en önemli hedeflerinden biri büyümek ve iģletmeleri günümüzün koģullarında yenilemektir. Bu nedenle iģletmelerin özellikle yenileme yatırımları yapabilmeleri için uygun finansal enstrümanlarının olması sektörün rekabetçiliği açısından önem taģımaktadır. Lokantalar-Kafeler ve Diğer Ġlgili ĠĢletmeler (- düģük) Sektörün diğer önemli ayağına baktığımız zaman özellikle lokanta, kafe ve hediyelik eģya satan iģletmelerin durumları da büyük önem taģımaktadır. Bu iģletmelerin güçlü yapılarının olması sektörün geliģimi açısından büyük değer taģımaktadır. Genel olarak geliģmemiģ iģ formlarında bu tür iģletmeler Diyarbakır da mevcuttur. Profesyonel ve kurumsal olarak mevcut yapılar kentin turizm potansiyelini geliģtirecek ve sürdürecek kapasitenin altında bir niteliktedir. Güçlü bir sektör olabilmesi için bu tür iģletmelerin iģ sistemleri, hizmet modelleri büyük bir önem taģımaktadır. Gelen turistlere yönelik yöresel yemekler yapan kurumsal modeller geliģtirmek sektörün sürdürülebilirliğine de önemli bir katkı sağlayacaktır. Mevcut yapılar primitif ve karlı değildirler Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı (-/ düģük) Alansal varlıkların yenilenme çalıģmaları, alansal varlıkların kullanılma stratejileri, yönetim modelleri ve yönetim stratejileri gibi alt değiģkenlerden oluģan Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı değiģkeninin ulusal ve uluslararası rekabetçilik gücünün düģük olduğu tespit edilmiģtir. Alansal Varlıkların Yenilenme ÇalıĢmaları (- düģük) Diyarbakır daki temel tarihi ve kültürel değerlerin (alansal varlıkların) ticari açıdan sektöre katkı vermesi için mutlaka iyi, sürdürülebilir bir plan çerçevesinde ele alınması gerekir. Orta zaman planı dahilinde bunların turizm sektörüne kazandırılması noktasında gerekli fonlamaların ve organizasyonların oluģturulması gerekmektedir. Süreç içerisinde sektöre kazandırılan birkaç baģarılı örnek ticari açıdan büyük değer taģımaktadır. Özellikle Malabadi Köprüsü örneği, tarihi Diyarbakır evleri ve yenilenmesi noktasında dikkate alınması gereken noktalar olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu ve benzeri projeler yörenin turizm değerini artırma noktasında çok olumlu etki yaratacaktır. Aynı zamanda arkeolojik kazıların yapılması ve tarihi yerleģim yerlerinin sektöre kazandırılması büyüme süresince çok ciddi bir ivme kazandıracaktır. Bu tür potansiyeli olan değerlerin bir an önce bakımının yapılması ve gezilebilir bir niteliğe dönüģtürülmesi hem kentin turizm imajına olumlu katkı sağlayacak hem de kente gelen turistin ekonomik katkısı çok daha fazla olacaktır. Böylece sektör boylamsal bir derinlik kazanacaktır. 227

228 Alansal Varlıkların Kullanılma Stratejileri (- düģük) Yöredeki alansal varlıklar incelendiği zaman karģımıza çıkan temel panorama çok fazla motive edici görünmemektedir. Özellikle hem iģletmeler açısından hem de diğer paydaģlar bağlamında yörenin temel değerlerinin bu bakıģ açısı ile pazarlanmadığı görülmektedir. Bu derin tarih ve zengin kültür özellikle turizm sektörünün temel eğilimleri dikkate alındığı zaman çok iyi bir pazarlama ve satıģ aracı olma özelliği taģımaktadır. Dünyada da kültür, tarih ve inanç turizmine olan talebin artması nedeniyle niģ alan gayet etkin Ģekilde değerlendirilme Ģansına sahiptir. Mevcut değerler dikkate alınmadan iyi pazarlama yapmak mümkün değildir. Yörenin tutundurulmasında ve imaj çalıģmalarında bu faktörlere yer verilmesi büyük bir değer taģımaktadır. Özellikle Diyarbakır ın sektördeki rakibi konumundaki iller analiz edildiği zaman; örneğin, Konya ve Mardin bu tür değerlerini çok iyi bir Ģekilde kullanarak güçlü bir turizm sektörü yakalama Ģansını elde etmiģlerdir. Müzelerin Yönetim Modelleri (- düģük) Müzeler turizm sektöründe çok ciddi bir yere sahiptir. Mevcut yapılar daha çok kamusal nitelikte çalıģmaktadır. Bunların çalıģma biçimleri sektörün temel faaliyetleri üzerinde direkt olarak etki etmektedir. Bu nedenle bu tür organizasyonların temel stratejilerinin ve iģ modellerinin kapsamlı bir çerçevede ele alınması önem arz etmektedir. ĠĢletmelerin Yönetim Stratejileri (- düģük) Sektördeki temel iģletme formlarına bakıldığında daha çok aile iģletmeleri ve mikro düzeyde yapıların olduğu dikkat çekmektedir. ĠĢletmeler stratejik olarak profesyonel bir yönetim ve geliģim stratejine sahip değildirler. ĠĢletmelerin büyük bir bölümü iģ ve stratejiyi bir araya getirememektedirler. Bu nedenle hangi faktörlere dayalı rekabet üstünlüğüne dayalı çalıģma sistemlerinin olduğunu anlamak mümkün değildir. ĠĢletmelerin birbirleri ile olan iģbirliği zayıf ve koordinasyondan yoksundur. Hatta her biri birbirinden bağımsız olarak hareket etmektedir. Bu durum da doğal olarak alanın istenilen düzeyde ve kalitede geliģmesine engel teģkil etmektedir. Önemli olan bütün kurumlar, kamu, yerel yönetim ve ilgili özel sektör iģletmelerinin bu sürece katkı sağlayacak bir anlayıģ ile yönetim yapmalarıdır. Böyle bir modelde daha bütüncül yaklaģımlar ortaya konularak değerlerin daha etkili ve kalıcı bir modelde yönetilmesi sektörün geleceği açısından çok önemlidir Devlet (+/ orta) Yasal düzenlemeler, devlet desteği, Kültür Bakanlığı çalıģmaları ve güvenlik gibi alt değiģkenler devlet değiģkenini oluģturmaktadır. Devlet değiģkenin uluslar arası rekabetçilik gücü düzey orta seviyede tespit edilmiģtir. Yasal Mevzuat (+/- orta) Mevcut yasal düzenlemeler temel değerlerin korunmasına katkı sağlarken yenilenmesi ve geliģtirilmesi konusunda büyük sorunlar taģımaktadır. Bu durum birçok alanda yapılacak yatırım ve katkıları büyük oranda ya geciktirmekte ya da engellemektedir. Bunun sonucu olarak da önemli tarihi ve kültürel değerler sektöre katma değer sağlayacak bir Ģekilde yarar sağlamamaktadır. Bu yüzden mutlaka yasaların temel değerleri koruma konusundaki rijid yapısına dokunmadan bunların iyileģtirilmesi ve geliģtirilmesinde daha etkili, hızlı bir örgütlenmeye gidilmesinde büyük fayda olacağı düģünülmektedir. Devlet Desteği (+/- orta) Devlet genel olarak bölge ekonomisine direkt ve endirekt olarak önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle teģvik yasası girdi koģulları açısından herhangi bir avantaj sağlamasa da kurumlar vergisi açısından iģletmelere büyük avantaj sunmaktadır. Bunun yanında KOSGEB ve Kalkınma Ajansı gibi kurumlar ile de projelere direkt olarak destekler sağlamaktadır. Bu süreçteki en önemli sorun bu desteklerin doğru iģletmelere ve projelere gitmesinin 228

229 sağlanması gerekmektedir. Bunun yanında verilen desteklerin nasıl kullanıldığı takip edilmediği için etkin bir kullanım söz konusu olmamıģtır. Dolayısı ile destekler bu nedenlerden dolayı sektörü desteklememektedir. Güvenlik (- düģük) Bölgenin en önemli sorunu güvenliktir. Bölgede yaģanan sorunlar ve olaylar özellikle giriģimcilerin yatırım yapmaları noktasında umutsuzluğa yol açmaktadır. Mevcut yatırımcılar bile fırsatları olduğu takdirde baģka bölgelere yatırım yapmayı tercih edeceklerini ifade etmektedirler. Bu nedenle bölgenin yatırımcılar ve giriģimciler açısından güvenlik sorununun çözülmesi büyük önem taģımaktadır. Eğer bu olumsuz algı ve durum ortadan kaldırılabilirse kısa süre içerisinde yatırımlar, projeler ve turizm gibi önemli sektörler büyük bir sıçrama yapacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı (- düģük) Bakanlık özellikle hem ulusal hem de uluslar arası alanda Türkiye nin temel tarih, kültür ve doğal değerlerini pazarlamak için temel giriģimleri gerçekleģtir. Her düzeyde bu değerleri kullanarak yaptığı PR çalıģmaları Diyarbakır turizmine katkı sağlayacak nitelikte değildir. Bakanlığın özellikle yerel kurumlar ile birlikte ortak bir çalıģmaya da girerek daha fazla fon oluģturarak dünya ölçeğinde çok daha geniģ ve etkili sonuçlar elde etmeli olanaklı olabilecektir. Ancak konu ile ilgili mevcut strateji ve yaklaģımların bu süreci desteklemedikleri görülmektedir. TeĢvikler (+/- orta) Bölgede mevcut olan tarihi ve kültürel değerlerin geliģtirilmesi ve korunması konusunda acil bir Ģekilde gerekli çalıģmaların yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Devletin bütün alanlara yatırım yapması ve gerekli finansal kaynağı bulması beklenemez. Bu yüzden gerekli olan temel bir kısım kaynakları sağlamak ve süreci çok daha hızlı bir yapıya dönüģtürmek için çeģitli teģvik uygulamalarına gitmek mümkündür. Yapılan çalıģmalarda birçok önemli iģletmenin de bu konuda istekli olduğu görülmüģtür. Ancak ilgili komisyonların yaklaģımı ve mevcut yasal paradigmanın bu sürece çok fazla katkı sağlamadığı ifade edilmiģtir. Bunun sonucu olarak kentin birçok değerinin turizme kazandırılması gecikmektedir. Gerekli bakım ve onarım faaliyetleri de yapılmadığı için bunların büyük bir bölümü sahip oldukları temel değerleri de yitirmektedir. 229

230 Diyarbakır Turizm Sektörü YaĢam Eğrisi Sonuç ve Öneriler Kentin turizm potansiyeli ve değerleri çok yüksek bir düzeydedir. Ancak mevcut sektörün durumuna bakıldığı zaman gerek altyapı gerekse de bağlamsal koģullar ketteki turizmin geliģmesinin önünde büyük bir engel teģkil etmektedir. ĠĢletmelerin genel olarak büyümedikleri ve piyasa koģullarına uyum sağlamda sorunlar yaģadığı sektörde yapılan çalıģmalarda görülmüģtür. Bu nedenle geleceğe yönelik olarak hizmet sektörlerini öne çıkaran bir kalkınma ve büyüme stratejisi benimsendiği takdirde Diyarbakır kısa zaman içersinde mesafe alacak önemli dinamik ekonomilerden biri olacaktır. Kentin temel olarak büyüme ve rekabet stratejilerinde bu faktörler dikkate alındığı zaman diğer sektörlerin de rekabetçiliği olumlu yönde geliģecektir. Özellikle hizmet sektörleri imalat sanayinin geliģmesine de büyük katkı sağlamaktadır. Bunun temel nedeni sektörler hem talebin sürdürülebilir olmasına olanak sağlamaktadır, hem de kent ekonomisinin pazarını sürekli olarak büyütmektedir. Turizm sektörü özellikle gıda ve diğer tüketim ürünlerinin olduğu sektörleri sürekli olarak besleyen bir yapıdadır. Sonuç olarak hizmet sektörleri yerel ekonomilerin rekabetçiliğinin geliģtirilmesinde ve sermaye girdileri açısından beslenmesinde önemli bir role sahiptir. Ekonomik yaģamın sürekli olarak canlı tutulmasında bu sektörlerin geliģmesi büyük öneme sahiptir. Sektörün yaģam eğrisine bakarak gelecek süreç açısından ne tür bir momentum göstereceğini analiz etmeye çalıģacağız. YaĢam eğrisi temel olarak sektördeki mevcut büyüme rakamları ve talep yapısının niteliği dikkate alınarak geliģtirilmiģtir. Bu çerçevede sektörün geçmiģ yirmi yıldaki temel performansını da ele alınarak gelecekte ne tür bir yönelim içinde olacağı tahmin edilmiģtir. Özellikle sektörün mevcut performansının gelecek açısından ne tür bir büyüme göstereceğini tahmin etmek zor değildir. Mevcut koģullarda sektör analiz edildiğinde, zaman iģletmelerin geliģme ve büyüme eğilimi içerisinde oldukları görülmektedir. Bu çerçevede sektörde tam olarak oturmuģ bir iģ modeli ve sistemi mevcut değildir. Tam olarak sektörün omurgası ve büyüklüğü olgunlaģma noktasına geliģmiģ değildir. Diyarbakır ın bulunduğu nokta Turizm sektörünün olgunluk dönemi Turizm sektörünün gelişim dönemi Turizm sektörünün düşüş dönemi Yıllar

231 YaĢam eğrisi sürecini kapsamlı bir Ģekilde analiz ettiğimiz zaman yılları arasında sektörde temel değerlerin oluģacağı, iģletmelerin sektörde operasyonel yapı ve iģ sistemlerini oluģturacağı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Bu dönemde daha çok iģletmelerin ve sektörün altyapı sürecinin oluģum aģaması olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir. Özellikle bölgenin güvenlik sorunu aģılabilirse sektörde önümüzdeki yirmi yıl içerisinde iģletme formları ve yapılarında önemli geliģmeler olacağı düģünülmektedir. Bu dönemden sonra sektör geliģme dönemine girecektir. Sektörde daha yenilikçi çalıģmalar ve iģ modelleri gündeme girecektir. Katma değeri yüksek hizmet sunan iģletmelerin ön plana çıktığı dönem olacaktır. Bu dönemde iģletmelerin ortaya çıkması, pazarın ve sektörün oluģması söz konusu olabilecektir. Ayrıca bölgede turizm ürünlerinin geliģmesine yönelik olarak da iģletmeler strateji geliģtireceklerdir. Mevcut büyüme ve geliģme performansı dikkate alındığı zaman sektörün destinasyon olarak ortaya çıkması ancak 2040 ile 2070 yılları arasında gerçekleģecektir. Bu aģamadan sonra sektör gerileme dönemine girecektir ya da yapılacak inovasyonla büyümeye devam edecektir. Sektörün büyüme ve geliģmesi sektördeki pazarlama ve satıģ sürecinde yer alan acentelerin ortaya çıkması ile hızlanacaktır. ĠĢ dünyası sürekli olarak inovasyon yapılmaktadır. Önümüzdeki süreçte özellikle sektörde yapılacak bir yenilik bütün iģ yapıģ biçimlerini köklü ve yapısal bir Ģekilde değiģtirebilir. Bu tür ilerlemeler sektörün geliģim sürecinde olumlu etki yaratarak çok daha hızlı bir büyüme Ģansı yakalayabilirler. Sektörün büyümesi, geliģmesi ve Diyarbakır ekonomisi içersindeki geliģimi ortaya çıkabilecek özellikle güvenlik ile ilgili durumlardan dolayı hızlı bir Ģekilde etkilenmektedir. Kısaca elmas modeli ile Diyarbakır ın kültür, tarih ve inanç açısından durumu yukarıdaki Ģekilde genel olarak görülmektedir. Farklı faktörler açısından konunun niteliğinin ortaya konduğu özellikle alanın geliģim sürecinde temel olarak örgütlerin (müzeler, ören yerleri) süreçle ilgili yeterli kapasiteye sahip olmayan bir nitelik göstermektedirler. Bunun sonucu olarak da kültür ve tarih açısından yörenin pazarlanması ve tanıtımı istenilen düzeyde değildir. Yapılan nitel verilerin analizi çerçevesinde elde edilen bulgular ağırlıklandırılmıģ analiz çerçevesinde özellikle talep koģullarının çok düģük düzeyde olduğu görülmektedir. Yöreye sahip olduğu nitelik itibarı ile özellikle çok güçlü bir uluslar arası talep mevcut değildir. Bu durum da her bakımdan sektörü olumsuz etkilemektedir. Bunun yanında girdi koģulları ve devletin sektördeki genel yaklaģımlarının sektörü motive edici olduğu görülmektedir. Bu durum da genel olarak olumlu bir çerçeve ortaya koymaktadır. Ancak alandaki örgüt formlarının yaklaģımı ve iģ modellerinin geliģimi, güvenlik konuları sektör açısından büyük sorun oluģturmaktadır. Diyarbakır ekonomisi için turizm sektörü gelecek açısından çok önemlidir. Bu çerçevede sektör ile ilgili temel eksikliklerin dikkate alınarak politikalar ve stratejilerin geliģtirilmesi gerekmektedir. Yerel olarak sektörün geliģmesi için gerekli olan faktörlerin oluģturulması büyük önem taģımaktadır. Kentin temel dinamiklerinin geliģmesinde de bu sektörün rolü çok önemlidir. Bu nedenle özellikle Diyarbakır da sektörün geliģtirilmesi kent için önem taģımaktadır. Gerekli yatırımlarla ilgili düzenlemelerin yapılması ve teģvik sistemlerinin kurulması sektörün geleceğine yönelik katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda turizm sektöründe iģ yaratama süreci hızlı ve daha düģük maliyetli olduğu için kısa sürede çok ciddi bir istihdam yaratma olanağı olacaktır. Bu nedenle Diyarbakır ın dünya piyasalarına açılması ve geleceğe yönelik olarak kent ekonomisinin sağlıklı bir Ģekilde büyümesi için mutlaka turizm sektörü ile ilgili alanların geliģtirilmesi gerekmektedir. Bu süreçte özellikle turizmin alt sektörleri; kültür-tarih, sağlık, alıģveriģ turizmi gibi alanlar çok önemli bir yere sahiptir. Bu sektörler hem potansiyel olarak üst düzey katma değere sahip bir özelliğe sahiptir, hem de bölgenin sosyal geliģimi için çok ciddi bir kaldıraç rolü üstlenebilirler. Müzeler ÇağdaĢ Yönetim AnlayıĢı ile Etkin Bir ġekilde Yönetilmelidir Müzelerin temel niteliği ve iģletim tarzları turistleri çekecek bir Ģekilde tasarımlanmamıģtır. Daha çok etnoğrafik malzemeler ile faaliyet gerçekleģtiren bu kurumların daha yaratıcı ve imaj yaratma anlayıģı ile çalıģtırılması gerekmektedir. Eğer gelen turistlerin ağırlanması ve ihtiyaçlarını karģılayacak bir modelde yapılanırlarsa çok daha yararlı hale geleceklerdir. Temel stratejileri klasik olarak günün yoğun saatlerinde açık olmak ve gelen turistlere hizmet vermektir. Bu sürecin değiģmesi özellikle akģam saatlerine kadar açık kalmaları ve yedi gün esası ile hizmet sunmaları daha yararlı olacaktır. Böylece pasif ve gelen turiste hizmet etme anlayıģı yerine tanıtım yapan, turist çeken bir modelin benimsenmesi kente daha çok yarar sağlayacaktır. Böylece yörenin aktif tanıtım ve pazarlamasında yer alarak çok daha etkin bir organizasyonel çerçeve ortaya konmuģ olacaktır. 231

232 Özellikle ilgili değerlerin pazarlama ve satıģını yapan yapıların çok zayıf bir ticari sistemlerinin olduğu görülmektedir. Gelen ziyaretçinin bir an önce gezip gitmesi üzerine kurulan sistem, sektörü destekleyecek bir iģ modeline sahip değildir. Daha güçlü bir yapı ile faaliyet gerçekleģtirmek durumunda olan bu organizasyonlar mevcut iģ modellerini mutlaka değiģtirmek zorundadır. Özellikle çevrelerini geliģtirmeleri, gelen ziyaretçilere sadece yatay bir hizmet değil aynı zamanda dikey hizmet olanakları da sunmalıdırlar. Böylece ziyaretçilerin ilgili yerlerde daha fazla zaman geçirmelerine olanak sağlanmıģ olacaktır. Bunun yanında geçmiģten gelen temel değerlerin niteliklerini ortaya koyan anı objelerinin geliģtirilmesi de ziyaretçiler açısından büyük bir değer oluģturmaktadır. Eğer gelen ziyaretçiler gezip gördükleri değerler ve yöreler ile ilgili orijinal ve yaratıcı objeler bulabilirlerse bunları mutlaka satın almayı arzu etmektedirler. Finansal Kurumlar ĠyileĢtirilmeli ve Modellenmelidir Ancak normal yatırım kredileri dıģında bankların turizm sektörü için geliģtirmiģ olduğu herhangi bir B2B finansman olmadığı görülmüģtür. Bu konuda özellikle sektöründe bir talebi olursa uygun kredi olanaklarının geliģtirilmesi Diyarbakır için söz konusu olabilecektir. Ya da KOSGEB destek programları çerçevesinde özellikle bu sektörün önümüzdeki süreçte geliģimi hedefleniyor ise sektörü için kaynak tahsisine gitmesi gerekmektedir. Bankaların özellikle kentte bu sektörün geliģtirilmesine yönelik olarak özel ve cazip ürünler geliģtirmeleri önemli bir konudur. Bu çerçevede öncelikli olarak Ziraat Bankası bu alanda öncülük ederek bir giriģim baģlatabilir. Turizm Sektörü Mikro Düzey Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme Süreci BaĢlatılmalıdır Son yıllarda baģta ABD olmak üzere tüm AB ne üye ülkelerin resmi kalkınma politikalarında önemli bir araç olarak kullandıkları, aynı zamanda, Devlet Planlama TeĢkilatının da bölgesel kalkınma politikalarında tavsiye ettiği mikro Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme çalıģmaları baģlatılmalıdır. Devlet Planlama TeĢkilatının (DPT) Dokuzuncu Kalkınma Planı ( ) Sanayi Politikaları Özel Ġhtisas Komisyonu Raporunda da belirtildiği gibi, geliģtirilmesi düģünülen sektörler Kümelenmelere Dayalı Sanayi Politikaları çerçevesinde Kümelenme Analizine tabi tutulup, Kümelenme Geliştirme çalıģmaları ile uluslararası rekabetçilik güçlerinin artırılması tavsiye edilmektedir. AraĢtırma sonuçları, rekabetçilik güçleri orta düzeyde tespit edilen sektörlerin öncelikli olarak geliģtirilmesini öngörmektedir. Ancak rekabetçilik gücü düģük düzeyde tespit edilen turizm sektörünün diğer etkileri (sosyal etkiler) göz önüne alındığında geliģtirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sektörü sıfırdan kümelenme (zero cluster) enstrümanları ile uluslararası rekabetçilik gücü geliģtirilmelidir. Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Kümelenme ÇalıĢmalarına Liderlik Etmelidir Diyarbakır Valiliğinin ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası nın turizm sektörüne yönelik kümelenme uygulamalarına tasarımcı ve yönlendirici olarak liderlik etme potansiyeli vardır. Valilik ve Ticaret ve Sanayi Odası bu potansiyelini kullanarak Kümelenme Konseyinin taraflarını bir araya getirerek öncülük edebilecek en uygun lider olarak görülmektedir. 232

233 4.2 Diyarbakır Ticaret Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Kentlerin ticari potansiyellerinin ortaya çıkarılması ve geleceğe yönelik olarak planlama yapılması çok kolay bir iģ değildir. Özellikle büyüme sürecinde olan ve temel bazı kısıtları olan ekonomilerde bu tür geliģmeleri gerçekleģtirmek çok daha zordur. Burada bir yerde güçlü bir ticaret sektörü oluģturmak için ne tür faktörlerin gerekli olduğu en önemli sorulardan biridir. Bu bölümde özellikle ekonomik bir zonda ulusal ve küresel düzeyde ticareti geliģtiren temel faktörler nelerdir bunlar üzerinde durulacaktır. Konu ile ilgili özellikle dünya ve Türkiye örneklerine bakıldığı zamana ticaret sektörünün yoğun bir Ģekilde geliģtiği kentlerin olduğu görülmektedir. Bu kentlerin ortak özelliklerine baktığımız zaman bazı alanlarda ortak değerlere sahiptirler. Birincisi, bu kentlerin genel olarak büyüme ve geliģme oranları çok yüksektir. Ġkincisi, bu kentlerde güçlü bir sanayi ve hizmet sektörü entegrasyonu göze çarpmaktadır. Üçüncüsü, geliģmiģ ve uzun bir geçmiģe dayanan giriģimcilik kültürü mevcuttur. Dördüncüsü, bazı sektörlere odaklandıkları için özellikle dünyada bu sektörlerde rekabet etme gücüne sahiptirler. BeĢincisi, yetiģmiģ insan gücü kapasitesi yüksektir. Bu faktörlerden birkaçı ya da bazıları bir yörede olduğu zaman bölgenin kaderi değiģebilmektedir. Bugün birçok kent dünyada bu konunda kendisine yer edinmeye çalıģmaktadır. Ancak ulusal ve küresel düzeyde ticaret merkezi olabilmek için kentlerin yönetimlerinin de gerekli adımları atmaları gerekmektedir. Özellikle kentteki liderlik potansiyeli ve niteliği büyük önem taģımaktadır. Burada sadece bireysel anlamada liderlik kastedilmemektedir. Aynı zamanda da kurumların da öncü olması gerekiyor. Kentlerdeki sektörel sivil toplum kuruluģları (örneğin sanayi ve ticaret odaları) bu bağlamda önemli bir role sahiptir. Ticari anlamda bir kentin kaderini bu tür örgütlenmeler strateji ortaya koyarak tespit edebilirler. STK ların yanı sıra özellikle üniversite ve ileri teknoloji merkezleri bazı inisiyatifleri baģlatmada tetikleyici rol üstlenebilirler. Özellikle yaratılan yeni teknolojiler ve yüksek bilgi stokları kentlerin temel potansiyellerini dönüģtürmede bir kaldıraç rolü üstlenebilir. Bunların yanında kentlerin jeostratejik konumları süreçte önemli bir yere sahiptir. Son olarak kentte bu süreçleri destekleyecek üst düzeyde bir toptan ve perakende ticaretinin olması gerekmektedir. Burada vurgulanan faktörler bir ekonominde mevcut olduğu takdirde, ekonomik yapının ulusal, bölgesel ve küresel pazarlara açılan bir hub olma Ģansı çok yüksektir. Bunun sonucu olarak da dinamik, hızlı büyüyen ve geliģme potansiyeli yüksek bir ticari merkez ortaya çıkabilecektir Dünya Genelinde Ticaret Sektörünün Durumu Dünyadaki temel ticaret odakları incelendiği zaman özellikle dört farklı kıtada oluģan modeller dikkatleri çekmektedir. Her bir kıta kendine özgü farklı niteliği taģımaktadır. Birincisi Amerika kıtasında oluģan yapıdır. Özellikle Kuzey Amerika da Kanada, Meksika ve ABD nin baģını çektiği bir yapılanma söz konusudur. Bu çerçevede ülkelerde özellikle ticaret merkezleri olan yerler (hub) yaratılmıģtır. Ticaret merkezlerinin temel yapısı ülkelerin güçlü olduğu alanlarda özellikle iģbirliği modelleri geliģtirilmesi yönündedir. Bu çerçevede özellikle Meksika gibi geliģmekte olan bir ülkede önemli ticaret merkezleri kurulmuģtur. Ġkinci olarak ise, Asya da ortaya çıkan ticaret merkezleridir. Bu kıtada ise özellikle Japonya ve Çin Halk Cumhuriyet (ÇHC) nin baģını çektiği grup ticari yapıya yoğun bir Ģekilde yön vermektedir. Bunları daha sonra Asya kaplanları denilen Endonezya, Güney Kore, Singapur gibi ülkeler takip etmemtedir. Bu ülkelerde özellikle yaratılan önemli kentler ticaretin geliģmesinde ve küresel düzeyde çok ciddi bir yer edinmiģlerdir. Üçüncü olarak ise Avrupa da ortaya çıkan ticaret merkezleridir. Burada ise ticarete yön veren Almanya ve Fransa gibi ülkelerin baģını çektiği gruptur. Daha sonra bunlara geliģmekte olan dinamik diğer AB ülkeleri katılmıģtır. Avrupa pazarı özellikle yüksek satın alma gücü ile desteklenmiģ bir müģteri yapısına sahiptir. Birçok noktada önemli ticari merkezler oluģmuģtur. Afrika son yıllarda adından söz ettiren önemli ticari kıtalardan biridir. Bu bölgedeki pazarın doymamıģ olması ve yüksek bir büyüme performansı göstermesi özellikle Güney Afrika, Cezayir, Fas gibi geliģen bölgelerde önemli ticari hub lar yaratmıģtır. GeliĢtirilen bu ticaret merkezlerinde aynı zamanda güçlü bir hizmet ekonomisi ortaya çıkmıģtır. Bunun sonucu olarak ekonomiler sürekli olarak kendi kendini besleyen bir yapıya dönüģmektedir. Özellikle turizm gibi sektörlerin de geliģmesini sağlayan bu tarz bir büyüme modeli kentin kısa süre içerisinde dönüģümünü sağlamaktadır. 233

234 Görüleceği gibi dünyanın her tarafından ticaret sektöründe geliģen kentlerin ve zonların oluģtuğunu görmekteyiz. Hatta ülkelerin önemli bir kısmı bu tür bir modeli daha hızlı ve etkin bir Ģekilde gerçekleģtirebilmek için serbest ticaret bölgeleri oluģturma yoluna gitmiģlerdir. Böylece spesifik yerlerde özellikle ticaret sektörlerinin geliģmesine olanak yaratılmaktadır Türkiye de Ticaret Sektörünün Durumu Ticaret sektörünü Türkiye bağlamında ele aldığımız zaman ise belirli illerde sektöre yönelik önemli dönüģümler yaģanmaktadır. Türkiye nin ithal ikameci politikalardan vazgeçmesi ile ekonomide çok ciddi bir liberalizasyon yaģanmıģtır. Daha sonra da gümrük birliğine dahil olması ile Türk ekonomisi yapısal bir değiģim modeli içerisine girmiģtir. Bunun sonucu olarak da Türkiye özellikle Avrupa pazarında hızlı bir büyüme göstermiģtir. Bu hızlı büyüme Türkiye de Ġstanbul dıģında Anadolu da da bazı kentlerde ticaret sektörünü yoğun bir Ģekilde geliģtirmiģtir. Özellikle Bursa, Ġzmir, Adana, Antalya, Konya, Gaziantep ve Trabzon gibi iller ticaret sektörünün geliģtiği önemli kentler olarak görülmektedir. Bu kentlerde yaratılan ticari potansiyel Türkiye ekonomisine güç katan temel değerlerin baģında gelmektedir. Anadolu kaplanları olarak adlandırılan bu kentler farklı sektörlerde güçlü ticari altyapı geliģtirmiģlerdir. Tarım ekonomisinin yanında aynı zamanda, sanayi ve hizmet sektörlerini de geliģtirmektedir Türkiye de Ticarette Öne Çıkan Kentlerin Özellikleri Bu kentlerin ortak özellikleri arasında, güçlü bir giriģimcilik kültürü, geliģmiģ ulaģım altyapısı, güçlü bir yerel rekabet, devlet destekleri ve teģviklerinin olduğu görülmektedir. Güçlü GiriĢimcilik Kültürü Türkiye de ticaretin geliģtiği pazarlara bakıldığı zaman özellikle bireylerin giriģimcilik motivasyonlarının yüksek olduğu görülmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri yörede birisi ticaretten zengin oluyor ise diğerleri de hemen onu taklit ederek zengin olmaya çalıģmaktadır. Bu imitasyona dayanan giriģimcilik modeli bazı kentlerde giriģimcilik kültürünün geliģmesi üzerinde olumlu bir etki yapmıģtır. Bölgenin temel değerleri de bu süreci besleyen bir yapıda ise kentin giriģimsel aktivite düzeyinde çok ciddi geliģmeler olmaktadır. Kayseri, Bursa, Gaziantep ve Konya bu konulara önemli örnekler olarak verilebilir. Bu kentlerde genel olarak ticaret yapmak için bireyleri teģvik eden bir kültürel altyapının olduğu görülmektedir. Bunun sonucu olarak da bireylerde giriģimcilik faaliyetleri üst düzeyde geliģmiģtir. GeliĢmiĢ UlaĢım Altyapısı Türkiye de ticaret sektörünün geliģmesinde rol oynayan diğer önemli bir parametre ise geliģmiģ ulaģım altyapınsın varlığıdır. Gerçektende bir kentte ticaret sektörünün geliģebilmesi için sağlam ve alternatifi olan ulaģım kanallarının büyük rolü vardır. Kara, hava, deniz ve demir yoları geliģmemiģ kentlerde ticaret sektörünün geliģmesi mümkün değildir. Baktığımız zaman Ġzmir, Trabzon, Ġstanbul, Kayseri gibi kentlerin diğer kentlere göre güçlü bir ulaģım ağının var olduğu görülmektedir. Bu faktöre sahip olmak ticaret sektörünün geliģmesini önemli oranda etkilemektedir. Güçlü Bir Yerel Rekabet Ticaret sektörünün olmazlarından biride güçlü bir yerel rekabetin varlığıdır. Özellikle rekabetçi bir yerel ekonomi ticaret sektörünü geliģtiren temel unsurlardan biridir. Güçlü domestik rekabetin olduğu ekonomilerde iģletmelerin üretimlerinin kalitesi, kosepti ve tasarımı da hızlı bir Ģekilde geliģmektedir. Bu yaratıcı ve yenilikçi süreç aynı zamanda ticaretin de geliģmesine büyük destek sağlamaktadır. Yerel rekabetin olmadığı ekonomilerde ticaretin geliģmesi pek mümkün değildir. Devlet Destekleri ve TeĢvikleri Ekonomilerin geliģmesinde etkili olan temel faktörlerden bir de devletin sağlamıģ olduğu teģvik ve desteklerdir. Kamu özellikle geliģmesini istediği sektörleri vergi politikaları ile ya da direkt olarak destekleyerek 234

235 geliģtirebilmektedir. Ya da güçlü altyapı yatırımları yaparak bölgeleri çekici hale getirebilmektedir. Bu nedenle özellikle ticaretin geliģmesine elveriģli bölgeleri kamu öncelikli olarak destekleyerek geliģmesini sağlayabilmektedir. Baktığımız zaman devlet bu bağlamda bölgelerde sektörlerin geliģmesinde önemli rol oynayabilmektedir. Endüstriyel Kümelenmeler Ticaretin geliģtiği kentlere bakıldığı zaman bir ya da birkaç sektörde kümelenme olduğu görülmektedir. Mobilya, Ģarapçılık, turizm, eğlence gibi sektörler buna örnek olarak verilebilecek birkaç örnekten biridir. Endüstriyel kümelenme modelleri ekonomileri beslerken aynı zamanda bölgenin ticaret merkezi olmasını da güçlü bir Ģekilde desteklemektedir. Bu nedenle özellikle ticaret sektörünün bir ekonomide geliģmesi için güçlü hizmet sektörüne de ihtiyaç vardır. Turizm gibi sektörlerin güçlü olduğu ekonomilerde ticaret sektörünü geliģtirmek çok daha kolaydır. Stratejinin Varlığı Ticaret sektörünün geliģmesinde etkin rol oynayan diğer faktör ise bu tür stratejinin var olup olmadığıdır. Her Ģeyin temel süreci iki farklı baģlangıç düzeyine dayanır. Birincisi, tesadüfi Ģekilde bu faktörlerin kendiliğinden oluģması, ikincisi ise bu süreçlerin stratejik olarak önceden öngörülmesi ve buna göre plan yapılarak gerekli faktörlerin oluģturulması sürecidir. Bu nedenle stratejik niyet büyük bir önem taģımaktadır. Sonuç olarak Türkiye de ticaret sektörü farklı pazarları da içine alacak Ģekilde etkili bir Ģekilde büyümektedir. Özellikle Anadolu nun farklı yerlerinde de geliģen kentler bu sürecin temel besleyicilerindendir. Türkiye küresel alanda rekabetçiliğini geliģtirmek ve bir dünya ülkesi olmak istiyorsa özellikle farklı bölgelerde ve kentlerde güçlü ticari hublar kurmak zorundadır. Bunların aracılığı ile küresel alanda değiģik pazarlara girmesi söz konusu olabilecektir. Böylece kalkınma ve refah gibi temel değerleri de toplumun farklı noktalarına da aktarmıģ olacaktır. Sonuç olarak holisitk bir kalkınma modeli ve geliģme için dinamik ve güçlü bir ticaret sektörü büyük önem taģımaktadır. Ticaret sektörü özellikle B2B ve B2C satıģ sistemlerinin önemli bir parçası olarak da değerlendirilebilir. Bu nedenle bu sektör aynı zaman güçlü bir pazarlama ve satıģ ayağı olarak da değerlendirilebilir Diyarbakır Ticaret Sektörünün Durumu Diyarbakır kent olarak tarihi ipek yolu üzerinde bulunan çok önemli jeo-stratejik bölgelerden biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Tarihte ticaret sektörünün çok güçlü olarak yaģandığı dönemlerin Diyarbakır da gerçekleģtiği görülmektedir. Nitekim kent, uzun ve derin medeniyetler geçmiģinde yörede önemli ticari ve kültürel hublardan biri olmuģtur. Ancak Diyarbakır bu üstünlüğünü uzun süreli olarak devam ettirememiģtir. Bugün kentin temel olarak ticari yapısına ve niteliğine bakıldığı zaman geçmiģ süreçten çok uzak bir nitelikte olduğu görülmektedir. 235

236 ġekil 64: Diyarbakır da GeliĢmekte Olan Sektörlere Göre ĠĢletmeler (OSB) Kentin özellikle organize sanayi bölgesi temelli geliģim stratejisine baktığımız zaman gelecekte ticari sektörün oluģması bağlamında güçlü bir görüntü vermemektedir. Bu nedenle yakın zaman içersinde Diyarbakır ın özellikle de içinde bulunduğu koģullar itibarıyla da ticaret sektörünü geliģtirerek rekabetçi bir ekonomi yaratmak için potansiyel zayıftır. Ancak operasyonel dönüģüm olabilir mi doğrusu bu çok tartıģılacak bir durumdur. Baktığımızda özellikle tarım, tekstil-çorap, mermer, gıda, yapı elamanları, metal yapı elamanları ve mobilya gibi sektörlerde kent ekonomisinin büyüyeceği tahmin edilmektedir. Bu alanlarda öncelikle kentin ulusal düzeyde daha sonra ise özellikle Ortadoğu ve diğer küresel pazarlarda geliģtirilmesinin gelecekte ticaret sektöründe güçlü bir nüvenin oluģumuna olanak sağlayacaktır. Bu sektörlerin hem imalat hem de toptan-perakende olarak iģ yapması ticaret sektörünün büyümesine önemli katkı sağlayacaktır. Ticaret bir ekonomi için dıģarıdan sürekli olarak sermaye desteği sağlayan bir operasyondur. Bu nedenle yerel ekonomilere aynı zamanda güçlü bir sermaye giriģi de ticaret aracılığı ile sağlanmıģ olur. ġekil 65: Diyarbakır Ticaret Sektörünün Temel Özellikleri Yukarıdaki ġekil de de görüldüğü gibi, Diyarbakır tarihi Ġpek Yolu üzerinde yer almaktadır. Ayrıca, kentin geliģen sektörlere ev sahipliği yapması, değer zincirinin girdi koģullarını oluģturan faktörlerin mevcut olması, Ortadoğu pazarına yakınlık ve yaģam eğrisinin baģlangıç aģamasında olaması önemli özellikleri arasında yer almaktadır. 236

237 4.2.4 Diyarbakır Ġli Ticaret Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi Diyarbakır kenti her bakımdan kültür, tarih ve inanç bağlamında çok büyük bir değere sahiptir. Diyarbakır geçmiģte tarihi ipekyolu üzerinde bulunan büyük bir ticaret merkerzi olarak karģımıza çıkmatadır. Bu temel özelliği bugünde kenti bir ticaret merkezin olmasına olanak sağlayacak niteliktedir. Ticaret sektörü ekonominin geliģmesinde ciddi bir kaldıraç rolüne sahip sektörlerin baģında gelmektedir. Bu nedenle yörede özellikle diğer sektörlerin geliģmesi ve güçlü ticari altyapının oluģması için bu alanın geliģmesinin büyük önemi vardır. Ancak mevcut analizde özellikle girdi koģulları, firma stratejileri ve ilgili ve destekleyici faktörler açısından sektörün uluslar arası rekabetçilik düzeyinin düģük olduğu görülmektedir. Bu faktörlerin durumu zayıf olunca doğal olarak Diyarbakır da sektörün küresel olarak geliģme Ģansı ve potansiyeli de ortadan kalmaktadır. GeçmiĢte özellikle ticaretin geliģmesine kaynaklık etmiģ ilinin bu aģamadan sonra da ticari yapısının yeniden modellenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede birinci olarak önem verilmesi ve geliģtirilmesi gereken alan kentte ticaretin geliģtirilmesi için güçlü bir altyapının kurulmasıdır. ÇalıĢmanın bu bölümü beģ farklı boyut açısından sektörün temel olarak uluslararası alanda rekabet Ģansının olup olmadığı analiz edilmeye çalıģılmıģtır. Bu çerçevede sektörün temel olarak hangi alanlarda rekabetçi hangi alanlarda zayıf olduğu görülmeye çalıģılmıģtır. 237

238 ġekil 66: Diyarbakır yöresi Ticaret Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Analizi (- düģük) DEVLET Devlet ( Orta ) (+/-) Yapısal Düzenlemeler (+/-) Devlet Desteği (-) Güvenlik Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı ( DüĢük ) (-) Sektör ĠĢletmelerinin Ölçekleri (+/-) Toptan ve Perakende ĠĢ Yapan UzmanlaĢmıĢ ġirketler (-) ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri Girdi KoĢulları ( DüĢük) (-) Lojistik Altyapısı (+/-) Bilimsel ve Teknolojik Altyapı Olanakları (+/-) GiriĢimci ĠĢtahı GĠRDĠ (-) Kalifiye Ġnsan Gücü KOġULLARI FĠRMA STRATEJĠSĠ VE REKABET YAPISI TALEP KOġULLARI Talep KoĢulları ( Orta ) (+/-) Ġç Talebin Durumu (+/-) DıĢ Talebin Durumu (+/-) Ortadoğu Pazarı ĠLGĠLĠ VE DESTEKLEYĠCĠ KURULUġLAR Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar (- düģük ) (-) Tedarikçilerin Durumu (-) Bilgi Üreten Kurumların Durumu (-) ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (-) Lisanslı Depoculuk Yapan ĠĢletmelerin Faaliyetleri (-) Lojistik Firmalarının Durumu (+/-) Sivil Toplum KuruluĢlarının Faaliyetleri 238

239 Girdi KoĢullarının Rekabet Düzeyi (-düģük) Diyarbakır ın ticaret sektörü girdi koģulları açısından rekabet düzeyi düşük düzey olarak tespit edilmiģtir. Bu bölümde sektördeki iģ yapısı ve niteliği, sektörde kullanılan donanım, insan gücünün bulunabilirliği açısından değerlendirilmesi yapılmıģtır. Bunların yanında ölçek aracılığıyla nitelikli insan, lojistik faaliyetlerinin yerel piyasalardan tedarik edilmesi, sektördeki finasman ihtiyacının karģılanması, sektörün enerji ve ulaģım olanakları, teknlojik altyapı ve iģletmelerin iģ modelleri konusunda veriler bu bölümde toplanmıģtır. Lojistik Altyapının Durumu (- düģük) Diyarbakır ın ticaret sektörünü geliģtirmesi için lojistik bir merkeze dönüģmesi gerekmektedir. Bu bağlamda ticaret için lojistik altyapının mevcut olması büyük önem taģımaktadır. Nitekim Diyarbakır ın her taraftan çevresi ile güçlü bağlantıları olan bir kente dönüģtürmek ticaret sektörünün geliģmesi için olmazsa olmaz alanlardan biridir. Ancak, baģta ulaģım altyapısı olmak üzere güçlü bir lojistik akıģı sağlayacak sistem mevcut değildir. Örneğin, henüz Diyarbakır ı çevre illere bağlayacak otoban mevcut olmadığı gibi sınır ticareti için gerekli olan bağlantı da henüz yapılmamıģtır. Demiryolu bağlantısı kentte son bulmaktadır (sınıra bağlantı mevcut değildir); halen Milli Savunma Bakanlığı na bağlı olarak faaliyet gösteren havaalanı kapasitesinin çok üstünde (Türkiye nin yolcu başına en kalabalık havaalanı) yolcuya seyahat hizmeti vermektedir. Bilimsel ve Teknoloji Altyapı Olanakları (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarının baģında optimizasyon modellerinin geliģtirilmesi ve sağlıklı bir altyapının oluģturulmasıdır. ĠĢletmeler tamamen kendi olanakları ve know how ları doğrultunda iģ yapmaya çalıģmaktadırlar. Ancak bu durum sektörde etkin bir Ģekilde iģ yapmaya olanak sağlamamaktadır. Bu nedenle sektörün geliģmesinin önünde önemli bir engel olarak görünmektedir. Bu sektörün geliģtirilmesinde özellikle lojistik modellerinin geliģtirilmesi büyük önem taģımaktadır. Sektöre büyük oyuncuların girmesi sağlanarak bu alanlarda yatırım yapılması sağlanmalıdır. Bilimsel-teknolojik altyapılarını güçlendirme noktasında bu önemli bir yaklaģım olabilir. Bu süreç özellikle üniverste-teknopark ve sektör arasında iģbirliği modeli ile desteklenirse stratejik olarak sektörün geliģimi olumlu yönde etkilenecektir. GiriĢimci ĠĢtahı (+/- orta) Diğer sektörlerde olduğu gibi bu sektörde de özellikle faktör girdileri açısından giriģimcilerin iģtahı ve özellikleri büyük önem taģımaktadır. Sektördeki oyuncular yörede yetiģmiģ oranın kültürünü, doğasını ve çevresini iyi bilen giriģimcilerdir. Mevcut koģullarda hepsinin de büyüme ve küresel pazarlara açılma konusunda yüksek motivasyona sahip oldukları görülmektedir. Diyarbakır ın içinde bulunduğu siyasi ortam ve koģullar iģ adamlarının moral, motivasyonları konusunda büyük bir sorun yaratmaktadır. Bundan dolayı iģletmelerin büyümesi ve yeni yatırımların gündeme alınması gecikmektedir. Bu nedenle özellikle iģ adamları için güvenlik birinci derecede yatırım kararları üzerinde etkili olmaktadır. Bu sağlandığı takdirde yörede büyük bir dönüģüm ve geliģim olacaktır. Mevcut Ģirketler ve giriģimciler daha fazla yatırım yapacak ve daha hızlı büyüyeceklerdir. Kalifiye Ġnsan Kaynağı (- düģük) Sektörün en önemli sorunlarından biri nitelikli elaman sorunudur. Özellikle ticaret sektörünün geliģtirilmesinde satıģ, pazarlama gibi alanlarda uzmanlara büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Sektöre elaman yetiģtiren bilgi kurumları ile sektör arasında sağlam bir köprü de kurulamadığı için iģletmelerin nitelikli insan gücü bulmada sorunlar ile karģılaģtığı görülmektedir. Kısa süre içerisinde bu sorunların ortadan kaldırılması çok kolay görünmemektedir. Bunun için stratejik olarak sorunların ortadan kaldırılması için iģletmeler ve üniversitenin ortak bir çalıģma planı çıkarmaları gerekmektedir. Sektör bu konuda elamana bulmada sorunlar yaģadığı için ve bulunduğu lokasyonda bu tür elaman tedariği yapamadığı için rekabetçilik düzeyi genel olarak zayıf Ģeklinde değerlendirilmiģtir. Bölgenin özelliğinden dolayı dıģarıdan elaman tedarik sürecinde bile sorunlar yaģanmaktadır. Sonuç olarak faktör girdi koģulları açısından ele alındığı zaman genel olarak zayıf düzey bir rekabetçilik Ģansına sahiptir. Özellikle girdi koģulları açısından sektörü geliģtirecek faktörlerin yetersiz olduğu görülmektedir. Bunun yanında kullanılan teknoloji ve yöntemlerin daha üst düzeye çıkarılması ve iģletmelerin bu çerçevede gerekli giriģimleri yapmasının sektör açısından önemi büyüktür. Sektör özellikle iģ yapma biçimleri, ölçek, değer 239

240 zincirinin diğer halkalarının olmaması açısından sorunlar yaģmaktadır. Girdi koģulları rekabetçilik açısından birinci önemli unsur olarak değerlendirilmelidir. Bu faktörler yeterince oluģmadığı takdirde rekabetçiliği geliģtirmek olanaklı değildir Talep KoĢullarının Rekabet Düzeyi (+/- orta) Sektörünün talep yapısı domestik (iç) talep, dıģ talep ve Ortadoğu pazarı olmak üzere değerlendirilmiģtir. Sektörün talep koģulları açısından rekabet düzeyi orta olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise müģterilerin sektör hakkındaki uzmanlıkları, talebin niteliği, ürünlerde marka ve menģeinin önemi ve nihayet kültürün ürünlerin tercihi üzerindeki etkisi ili ligli olarak da veri toplanmıģtır. Ġç Talebin Durumu (+/- orta) Sektör ile ilgili yerel piyasanın talep yapısı incelendiği zaman dinamik ancak satın alma gücü zayıf bir Pazar yapısının olduğu görülmektedir. Ancak talebin olması için bunun satın alma gücü ile desteklenmesi gerekmektedir. Diyarbakır da genel olarak satın alma gücü çok düģük olduğu için sektörün kısa zaman içerisinde geliģimini destekleyecek bir iç talepten söz etmek mümkün değildir. Ancak kentte genel olarak dinamik ve büyüme eğiliminde olan bir ekonomi vardır. Bu nedenle bu süreç dinamik bir piyasa ve ekonomik ortam oluģturmaktadır. Bu koģullarda iç talebin yapısı orta düzey olarak tespit edilebilir. DıĢ Talebin Durumu (- düģük) Diyarbakır özellikle bazı sektörlerde çok iyi bir Ģekilde dıģ talep yaratmıģ ekonomilerden biridir. Özellikle mermer sektöründe bunu çok baģarılı bir Ģekilde yapmıģtır. Ancak diğer sektörlerde bu konuda aynı performansı yakaladığını söylemek mümkün değildir. Genel olarak güçlü bir dıģ talep potansiyelinin kentte olduğunu görmekteyiz. Bu potansiyel bir Ģekilde ticarete dönüģmediği için ticaret sektörün geliģmesine de aktif bir katkı sağlamamaktadır. Birçok iģletme uluslar arası ticareti gayet iyi bir Ģekilde bilmektedirler. Ancak temel ticari potansiyeli talep yaratmada kullanma konusunda aynı baģarıyı gösteremedikleri görülmektedir. Ortadoğu Pazarı (- düģük) Ortadoğu bölgenin önündeki en önemli pazarlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Gelecek için doymamıģ bir Pazar sektör açısından büyük bir değer yaratmaktadır. Özellikle bölgedeki iģ adamlarının Irak, Suriye, Ġran gibi ülkelerde iģ yapmaları önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu süreçten faydalanan illerin baģında Gaziantep gelmektedir. Kıyas yapıldığı zaman Diyarbakır da en az rakibi Gaziantep kadar büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak sektörde bu potansiyelin iģe dönüģmediği görülmektedir Ġlgili ve Destekleyici KuruluĢlar (- düģük) Ticaret sektörünün ilgili ve destekleyici kuruluģlar ile olan iliģkisine bakıldığı zaman tedarikçilerin yapısı, bilgi üreten kuruluģlar, finans kuruluģları, baģlıkları altında değerlendirilmiģtir. Sektörün iliģkili ve destekleyici kuruluģlar açısından rekabet düzeyi düşük olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla ile olan bağlantısı, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve kendi sivil toplum kuruluģları oluģturma kapasitesine sahip Ģeklide spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. Tedarikçilerin Durumu (- düģük) Sektördeki tedarikçi firmalara bakıldığı zaman genel olarak sektörü küresel alana taģıyacak yerel düzeyde tedarikçilerin olmadığı görülmektedir. Bu durum sektörde iģlerin yürütülmesinde önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle tedarik sektörde büyük önem taģımaktadır. Sektörün yine kamu kurumları ile güçlü bir iģbirliği içinde olmadıkları görülmektedir. Özellikle teģvik ve benzeri düzenlemelerin sektörün geliģimine yönelik olarak etkin bir Ģekilde düzenlenmelidir. Ancak mevcut yapıda sisteminin zayıf iģletim modelinin olduğu görülmektedir. Sektörün mevcut tedarikçi modeli küresel düzeyde önemli aktör olmasına olanak sağlamıyor. Bu nedenle mutlaka yerel düzeyde etkili tedarikçi Ģirketlerin ortaya çıkması ve sektörü yönlendiren stratejiler üretmesi gerekmektedir. Özellikle de bu 240

241 aģamadan sonra iģleme konusunda Ģirketlere tedarik sağlanması ve yol gösterilmesi çok önemlidir. Sektörün özellikle mevcut oyuncuları da değer zincirinin önemli bir prosesi olan bu tür iģletmeleri kurarak daha karlı opersayon yapma ve sektörü yönlendirme Ģansına sahip olabilirler. Bilgi Üreten Kurumların Durumu (- düģük) Dicle üniversitesi uzun geçmiģi olan ve yapısı içerisinde bütün bölümler olan bir kurumdur. Ancak sektör ile iletiģim ve iģbirliği noktasında çok fazla bir geliģme olmadığı için sinerjik projeler ortaya çıkmamaktadır. Özellikle sektörün nitelikli insan gücü ve teknolojik altyapısının geliģtirilmesi noktasında büyük potansiyelli projelerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle iģletmeler ve üniversite arasında iģbirliği yapılmasının her iki tarafa büyük yararları olacaktır. Ancak mevcut iliģkiler incelendiği zaman çok zayıf bir yapının olduğu görülmektedir. ĠĢbirliğine iliģkin her hangi bir bulguya rastlanmamıģtır. ÖzelleĢtirilmiĢ Finans Kurumlarının Varlığı (- düģük) Sektördeki iģletmelerin en önemli hedeflerinden biri büyümek ve güçlü franchasing modelleri kurmaktır. Bu nedenle uygun finansal enstrümanların olmasının sektörün rekabetçiliği açısından önem taģımaktadır. Bu çerçevede sektörde iģ sistemlerini kurumsallaģtıran modellere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu konuda özellikle sektöründe bir talep olursa uygun kredi olanaklarının geliģtirilmesi Diyarbakır için söz konusu olabilecektir. Ya da KOSGEB destek programları çerçevesinde özellikle eğer bu sektörün önümüzdeki süreçte geliģimi hedefleniyor ise sektörü için kaynak tahsisine gitmesi gerekmektedir. Diyarbakır için özellikle lojistik ve toptan ticareti yapan sektörlerin geliģtirilmesi gerekmektedir. Lisanslı Depoculuk Yapan ĠĢletmelerin Faaliyetleri (- düģük) BaĢta ABD olmak üzere geliģmiģ ülkelerde etkin ve yaygın bir linsanslı depoculuk ile ürün ticareti sistemi bulunmaktadır. Çok büyük ABD firmaları (örneğin Cargill) dünya çapında yatırımlar yapıp lisanslı depo ağı oluģturmakta, ürün ticaretinde ve pazarlamasında hakim rol oynamaktadır. Ancak ülkemiz diğer ülkelere kıyasla bu konudaki giriģimlerini daha yeni baģlatmıģ sayılmaktadır. Diyarbakır da ise bu yönde yapılacak giriģimler devam etmektedir. Lojistik Firmalarının Faaliyetleri (- düģük) Ulusal ve küresel düzeyde lojistik faaliyetleri olan Ģirketlerin Diyarbakır da operasyon yapmalarının ticaret sektörünün geliģtirilmesinde büyük önemi vardır. Ayrıca kentte antrepolar, stoklama alanları gibi yerlerin olması gerekmektedir. Ancak mevcut koģullara bakıldığı zaman lojistik sektörünün çok fazla bir geliģme potansiyeli göstermediği görülmektedir. Kentin temel ihtiyaçlarının karģılayacak bir potansiyelin dıģında çevreye ve bölgeye katkı sağlayacak bir standart geliģmemiģtir. Bu durum da ticaret sektörünün geliģtirilmesi noktasında önemli bir sorun teģkil etmektedir. Sivil Toplum KuruluĢlarının Faaliyetleri (+/- orta) Diyarbakır da ticari faaliyetlere yönelik birçok sivil toplum kuruluģu bulunmaktadır. Özellikle Diyarbakır Ticaret Borsası (DĠTĠB) ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) nun kentin ticaretinin geliģtirilmesine yönelik gayretli çalıģmaları bulunmaktadır. Bununla birlikte bu gayretler kentin uluslararası bir ticaret merkezi oluģturulmasına henüz getirememiģtir Firma Stratejisi ve Rekabet Yapısı (- düģük) Ticaret sektörünün firma stratejisi ve rekabet yapısı; Ģirketlerin yönetimi ve stratejileri, kapasite kullanım oranları, iģletmelerinin ölçekleri, toptan ve perakende iģ yapan uzmanlaģmıģ Ģirketlerin varlığı, Sektörün firma stratejisi ve rekabet yapısı açısından rekabet düzeyi düşük olarak bulunmuģtur. Bu faktörü değerlendirmek için ise sektördeki yerel tedarikçilerin küresel pazarla ile olan bağlantısı, sektörün kamu kurumları, üniversiteler ve 241

242 kendi sivil toplum kuruluģları oluģturma kapasitesine sahip Ģeklide spesifik sorular ile durum ortaya çıkarılmaya çalıģılmıģtır. ġirketlerin Yönetimi ve Stratejileri (- düģük) Sektördeki Ģirketlerin yönetim ve stratejileri incelendiği zaman tamamı aile Ģirketidir. ġirketler daha çok aile bireyleri tarafında yönetilmektedir. Ancak Ģirketlerin belli bir ölçeğin üzerine çıktıktan sonra bu tür bir yönetim model ile varlılarını sürdürmeleri çok zordur. ġirketler kurumsallaģmak, rekabet güçlerini geliģtirmek için de herhangi bir danıģmalık proje yürütmemektedirler. Bunun yanında Ģirketlerin stratejik olarak yapılanma ve geliģmeye yönelik olarak da herhangi bir senaryolarının olmadığı görülmektedir. Sektördeki ĠĢletmelerinin Ölçekleri (- düģük) Sektördeki iģlemeler genel olarak küçük iģletme düzeyindedir. Bu nedenle geniģ ölçekli pazarlara sahip olmadıkları için ölçek ekonomisinden yararlanma durumu söz konusu değildir. Bu durum da iģletmelerin rekabet gücüne olumsuz yansımaktadır. Sektörde özellikle güçlü bir lojistik sistemi ile çalıģmak ve bu çerçevede bir iģ modeline sahip olmak büyük önem taģımaktadır. GeliĢmiĢ optimizasyon modelleri ile sektörün yönetimi büyük değer oluģturmaktadır. Bu koģullarda sektördeki iģletmelerin ölçeklerinin bu yapıya çok fazla uymadığı görülmektedir. Toptan ve Perakende ĠĢ Yapan UzmanlaĢmıĢ ġirketler (+/- orta) Sektör açısında konu analiz edildiği zaman sağlık, gıda, mobilya ve oto yedek parçası gibi alanlarda iģ yapan birkaç tane önemli Ģirketlerin olduğunu görmekteyiz. Sektördeki firmaların yeni yatırım yapma ve iģletmelerini geliģtirme konusunda motivasyonlarının olduğu görülmektedir. Ancak bölgenin içinde bulunduğu olumsuz koģullar yeni yatırımları zorlaģtırmakta ve sektöre yeni sermaye giriģine engel olmaktadır. Bu geliģme kapasitesine sahip ve etkin operasyon modelleri olan Ģirketlerin geliģtirilmesi Diyarbakır kentinin ticari bir merkez olması noktasında önemli bir katkı sağlayabilir. Bu aģamadan sonra bu tür firmaların güçlü satıģ ve lojistik sistemleri geliģtirmeleri stratejik olarak ticari alanın büyümesine önemli katkı sağlayacaktır. Özellikle burada sektörün geliģmesinde etkin rol oynayan operasyonel modellerin önemi çok büyüktür. Olabildiğince etkili operasyonel modeller kurulması sektörü gelecekte önemli bir noktaya getirecektir. Sonuç olarak firmaların stratejisine baktığımız zaman net olarak piyasada kalmak ve para kazanmak için ne tür bir çalıģma yaptıklarını kestirmek çok zor durumdur. Sektör birçok yönü ile çok kaotik yapıya sahiptir. ġirketler ise büyüme ve geliģme süreci içerisinde olan mikro düzey aile Ģirketleri olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle büyüme süreci içerisinde olan bu Ģirketlere profesyonel destek verilmesi sağlıklı bir sektör için önem taģımaktadır Devlet (+/- orta) Yasal düzenlemeler, devlet desteği, güvenlik gibi alt değiģkenler devlet değiģkenini oluģturmaktadır. Devlet değiģkenin uluslar arası rekabetçilik gücü düzey orta seviyede tespit edilmiģtir. Yapısal Düzenlemeler (+/- orta) Sektör açısından devletin herhangi özel bir düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu nedenle sektör temel faaliyetlerini bu çerçevede yürütmeye çalıģmaktadır. Özellikle yapılan çalıģmalar kayıt dıģılığı engellemeye dönük çalıģmalardır. Bu durum engellenebilirse ve Ģirketlerin özellikle bu süreçte karģılaģacakları temel sorunları ortadan kaldırmak için gerekli destekler verilebilirse sektörün geliģim sürecine olumlu bir katkı sağlanabilir. ġuan mevcut yapısal düzenlemeler de sektöre yatırım yapma konusunda ciddi teģvikler sağlıyor. Örneğin kurumlar vergisi ve benzeri alanlarda devletin yapmıģ olduğu çok önemli düzenlemeler mevcuttur. Ancak bu desteklerden etkilenip yatırım yapma çabası içersinde olan çok fazla yatırımcı yoktur. Aslında sağlanan vergi avantajları Ģirketlerin yatırım yapmaları için çok uygun koģullar sağlamaktadır. Küçük ölçekli anacak geliģme ivmesi yüksek Ģirketler bu anlamada yatırım yapmak istemelerine rağmen ortamın elveriģsiz olması nedeniyle büyüme konusunda düģük motivasyonlu yaklaģmaktadırlar. Devlet özellikle bölgedeki güvenlik sorununun çözümünde de holistik bakıģ açısı geliģtirmek durumundadır. Ticaretin geliģtirilmesi ekonomik yaģamın temel niteliğini radikal Ģekilde geliģtirecektir. Yörede özellikle 242

243 geleceğe yönelik sürdürülebilir kalkınma stratejisi oluģturulmasında bu sektörün kaldıraç rolünün çok önemli olduğu düģünülmektedir. Devletin sektörde lojistik Ģirketlerinin geliģtirilmesi için özellikle düzenlemeler yapmasının çok önemli olduğu düģünülmektedir. Geleceğe yönelik olarak lojistik sektöründe önemli Ģirketlerin ortaya çıkması ticaretin geliģtirilmesi açısından büyük önem taģımaktadır. Özellikle yenilikçi lojistik Ģirketleri bölgenin ticaretine büyük katkı sağlayacaklardır. Devlet Desteği (+/- orta) Devlet genel olarak bölge ekonomisine direkt ve endirekt olarak önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle teģvik yasası girdi koģulları açısından herhangi bir avantaj sağlamasa da kurumlar vergisi açısından iģletmelere büyük avantaj sunmaktadır. Bunun yanında KOSGEB ve Kalkına Ajansı gibi kurumlar ile de projelere direkt olarak destekler sağlamaktadır. Bu süreçteki en önemli sorun bu desteklerin doğru iģletmelere ve projelere gitmesinin sağlanması gerekmektedir. Bunun yanında verilen desteklerin nasıl kullanıldığı takip edilmediği için etkin bir kullanım söz konusu olmamıģtır. Dolayısı ile destekler bu nedenlerden dolayı sektörü desteklememektedir. Güvenlik (- düģük) Bölgenin en önemli sorunu güvenliktir. Yörede yaģan sorunlar ve olaylar özellikle giriģimcilerin yatırım yapmaları noktasında umutsuzluğa yol açmaktadır. Mevcut yatırımcılar bile fırsatları olduğu takdirde baģka bölgelere yatırım yapmayı tercih edeceklerini ifade etmektedirler. Bu nedenle bölgenin yatırımcı ve giriģimciler açısından güvenlik sorununun çözülmesi büyük önem taģımaktadır. Eğer bu olumsuz algı ve durum ortadan kaldırılabilirse kısa süre içersinde yatırımlar projeler, turizm gibi önemli sektörler büyük bir sıçrama yapacaktır. Güvenlik yörede stratejik olarak en kısa süre içerisinde ele alınması ve çözülmesi gereken temel alanların baģında gelmektedir. Bu çerçevede özellikle yörede yatırımları olan ve yatırım yapmak isteyen giriģimcilerin bu konudaki kaygılarının ortadan kaldırılmasına yönelik çalıģmaların yapılması gerekmektedir. 243

244 Diyarbakır Ticaret Sektörü YaĢam Eğrisi Sonuç ve Öneriler Kentin ticaret sektörünün yaģam eğrisine baktığımız zaman Ģekilden de görüleceği gibi sektör daha ilk evrede yer almaktadır. Özellikle önümüzdeki yirmi sene içersinde gerekli geliģim ve dönüģümü kaydetmediği takdirde Diyarbakır da sektörün oluģma Ģansının pek mümkün olmayacağı söylenebilir. Bu nedenle Diyarbakır da mevcut geliģme potansiyeli olan sektörlerin geliģtirilmesi aracılığıyla orta vadede sektör açısından hareketlilik getirmek mümkün olabilecektir. Özellikle ilk aģamada büyük Ģirketlerin tedarikçisi olarak bölgenin geliģtirilmesi önem taģımaktadır. Gerekli altyapı faktörleri kapsamlı bir Ģekilde elmas modeli ile de analiz edilmiģtir. KoĢullar yeterlilik ve uygunluk sağladığı takdirde sektörün momentumunu yükseltmek mümkün görünmektedir. Diyarbakır ın bulunduğu nokta Ticaret sektörünün olgunluk dönemi Ticaret sektörünün geliģim dönemi Yirmi yıllık bir süreçte geliģmesi gereken alan Ticaret sektörünün düģüģ dönemi Yıllar Bu değerlendirmeler çerçevesinde Diyarbakır açısından sektörün temel yapısını aģağıdaki Ģekilde özetlemek mümkündür. Ġpek Yolu Üzerinde Bulunmasından Yararlanılmalıdır Diyarbakır ticaret sektörünün temel yapısını analiz ettiğimiz zaman karģımıza çıkan en önemli değerlerden biri kentin tarihi ipek yolu üzerinde olmasıdır. Bu özelliği kentin bir ticaret kenti olduğunu bize göstermektedir. Bu değer daha sonra birçok nedenden dolayı yok olmuģtur. Ancak geçmiģte kentin temel karakterine yöne veren bu unsur gelecek süreçte de önemli bir faktör olarak kentin ekonomik yaģamını etkileyecektir. Diyarbakır da GeliĢen Diğer Sektörlerin Katkısı Yükseltilmelidir Diyarbakır ekonomisi mikro ekonomi açısından analiz edildiği zaman çok farklı sektörlerin geliģtiği görülmektedir. Özellikle tarım, hayvancılık ve imalat sektörlerinde önemeli bir ivmenin olduğu görülmektedir. Üniversitenin olması ve mevcut siyasi sorunlar çözüldüğü zaman birçok sektörün önemli bir sıçrama yapacağı düģünülmektedir. Geleceğe yönelik olarak baktığımız zamana ise özellikle teknoloji ve katma değeri yüksek olan sektörlerin geliģme potansiyelinin olduğu görülmektedir. GeniĢ Ulusal ve Uluslar Arası Pazarlara Hitap Etmelidir Diyarbakır Kent Olarak Tam Bir KesiĢim Noktasında Ve geçiģ hattı üzerindedir. Gerek bütün bölgeye yönelik olarak ticari faaliyet olanakları vardır. Gerekse de uluslar arası pazarlara kentin ticaretinin açılma Ģansının olduğunu görmekteyiz. GeniĢ bir iç ve dıģ pazarlardaki hinterlandın olması, Diyarbakır için büyük bir avantaj 244

245 yaratmaktadır. Hem iç piyasadan desteklenen hem de dıģ piyasalardan desteklenen bir ekonomi olması nedeniyle güçlü bir ticaret sektörü potansiyelinin olduğu Diyarbakır da görülmektedir. Sektör YaĢam Eğrisinin Daha BaĢlangıç AĢamasıda Olduğu Ġçin Desteklenmelidir Sektörün yaģam eğrisi analiz edildiği zaman dünyada çok eski ve temel olarak geleneksel bir yapı olmasına rağmen, Diyarbakır da yeni yeni geliģen bir özellik göstermektedir. Önümüzdeki süreçte bu durum sektörün daha ne kadar geliģme potansiyeli olduğunu bize göstermektedir. Yapılacak doğru yatırımlar ve geliģtirilecek etkin stratejiler sektörün gelecekte etkin Ģekilde geliģmesini sağlayacaktır. Bu süreci özellikle etkileyen perakende ve toptan ticari faaliyetlerde ise kapsamlı bir dönüģüm yaģanmaktadır. Kentin temel yapısını oluģturan mikro ölçekli yerel iģletmelerin yanında küresel ölçekli büyük firmaların da yoğun bir Ģekilde Diyarbakır piyasasına girmekte olduğu görülmektedir. Bu durum da yakın zamanda sektörün yapısal bir dönüģüm yaģayacağını bize göstermektedir. Değer Zincirinin Temel Unsurunu OluĢturan Girdilerden Yararlanılmalıdır Diyarbakır incelendiği zaman sektörün geliģimi için gerekli olan doğal kaynaklar, giriģimcilik kültürü ve sektöre yönelik olarak sağlam bir know how ın kentte var olduğu görülmektedir. Özellikle sağlık, inģaat, gıda, tarım gibi alanlarda önemli iģletme formları mevcuttur. Bölgedeki yatırım ortamının iyileģmesi ile yatırımcıların Diyarbakır a gelmesi sağlanabilir. Sektörün geliģim sürecinde diğer önemli bir kriter ise Gaziantep in iyi Ģekilde incelenmesi gerekmektedir. Diyarbakır da bu sektör geliģtirilirken mutlaka bölgesel bir kümelenme modeli çerçevesinde değer zincirinin eksik ya da yetersiz olan alanlarına yatırım yapılması gerekmektedir. Ancak bütün bunlar sektörün geliģmesi için yeterli faktör değildir. Önemli olan ticaret sektörünü destekleyen bütün unsurların özellikle üretimden satıģa kadar olan her alanın güçlü bir Ģekilde Diyarbakır da oluģturulmasıdır. Eğer bu Ģekilde bütünsel bir model geliģtirilebilirse kentteki ticaret sektörü güçlü ve büyüme eğiliminde olan bir sektöre dönüģür. Ortadoğu Pazarına Sektörün Açılması Sağlanmalıdır Diyarbakırlı iģadamlarının özellikle Ġran, Irak ve Suriye gibi geliģmekte olan pazarlar ile yoğun bir iletiģimlerinin olması sürekli olarak bu ülkeler ile iģ yapmaları sektör içinde büyük Ģans ortaya çıkarmaktadır. Doğru Ģekilde geliģtirilen sektör yakın zamanda bölge ülkelerine de mal satacak konuma gelme Ģansına sahiptir. Bu ülkelerin pazarı her bakımdan sektörün kısa zaman içerisinde güçlü bir sermaye birikimi sağlamında da büyük bir katkı sağlayacaktır. Sektör yaģam eğrisinin baģlangıcında olduğu için özellikle sektörün geliģtirilmesi diğer sektörlerde de olduğu gibi daha çok Ortadoğu pazarı dikkate alınarak tasarımlanmalıdır. Diyarbakır a Otaban, Uluslararası Havalimanı ve Uluslararası Demiryolu Bağlantısı Yapılmalıdır Ticaret sektörü açısından en temel unsurların baģında kentin ulaģım olanakları gelmektedir. Diyarbakır açısından konu ele alındığı zaman kentte güçlü bir ticari sektör oluģturacak ulaģım altyapınsın etkin bir Ģekilde oluģmadığı görülmektedir. 245

246 Diyarbakır ilinin temel ulaģım olanağı kara yolu ile gerçekleģmektedir. Mevcut karayollarının hem nitelik hem de kapasite açısından Diyarbakır ilini ticaret sektörü açısından yukarıya taģıyacak nitelikte değildir. Bu nedenle kente doğu, batı, güney, kuzey arterlerinde geniģ kapasiteli yollar (otoban) inģa edilmesi gerekmektedir. Demir yolu ulaģımının yetersizliği hâlihazırda bile kent için büyük bir sorun teģkil etmektedir. Nitekim kent ticari alanda yoğun bir Ģekilde bu alandan yararlanılamadığı görülmektedir. Bunun da temel nedeni demiryolları kapasitesinin sınırlı ve yetersiz olmasıdır. Bu durum da iģletmelerin ticaret yapma maliyetlerini önemli oranda yükseltmektedir. Hava ulaģımı açısından ise kent değerlendirildiği zaman yetersiz ve ticarete elveriģli bir potansiyelinin olmadığı görülmektedir. Kenti ticari bir hub olarak geliģtirmede havalimanının çok önemli olduğunu görmekteyiz. Ancak Diyarbakır havalimanı bu anlamda çok yetersiz ve düģük kapasiteli bir hava limanıdır. Bu nedenle en kısa süre içersinde Diyarbakır a geliģmiģ bir uluslararası hava alanının yapılması gerekmektedir. Bunun yanında deniz ulaģımı en yakın iller Hatay, Mersin gibi kentlerdir. Buralara yönelik olarak kentin güçlü bir ulaģım ağının geliģtirilmesi ticaret sektörünün geliģtirilmesinde büyük önem taģımaktadır. Sivil Toplum KuruluĢlarının Kapasitesi Güçlendirilmelidir Diyarbakır da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluģlarının kurumsal kapasiteleri artırılmalı ve bu konuda devlet teģvik sistemi ile bu kuruluģları desteklemelidir. Ticaret Sektörü Mikro Düzey Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme Süreci BaĢlatılmalıdır Son yıllarda baģta ABD olmak üzere tüm AB ne üye ülkelerin resmi kalkınma politikalarında önemli bir araç olarak kullandıkları, aynı zamanda, Devlet Planlama TeĢkilatının da bölgesel kalkınma politikalarında tavsiye ettiği mikro Kümelenme Analiz ve Kümelenme GeliĢtirme çalıģmaları baģlatılmalıdır. Devlet Planlama TeĢkilatının (DPT) Dokuzuncu Kalkınma Planı ( ) Sanayi Politikaları Özel Ġhtisas Komisyonu Raporunda da belirtildiği gibi, geliģtirilmesi düģünülen sektörler Kümelenmelere Dayalı Sanayi Politikaları çerçevesinde Kümelenme Analizine tabi tutulup, Kümelenme Geliştirme çalıģmaları ile uluslararası rekabetçilik güçlerinin artırılması tavsiye edilmektedir. 246

247 AraĢtırma sonuçları, rekabetçilik güçleri orta düzeyde tespit edilen sektörlerin öncelikli olarak geliģtirilmesini öngörmektedir. Ancak rekabetçilik gücü düģük düzeyde tespit edilen ticaret sektörünün diğer etkileri (sosyal) göz önüne alındığında geliģtirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sektörü sıfırdan kümelenme (zero cluster) enstrümanları ile uluslararası rekabetçilik gücü geliģtirilmelidir. Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Ticaret Borsası (DĠTĠB) Kümelenme ÇalıĢmalarına Liderlik Etmelidir Diyarbakır Valiliğinin ve Diyarbakır Ticaret Borsası nın ticaret sektörüne yönelik kümelenme uygulamalarına tasarımcı ve yönlendirici olarak liderlik etme potansiyeli vardır. Valilik ve DĠTĠB bu potansiyelini kullanarak Kümelenme Konseyinin taraflarını bir araya getirerek öncülük edebilecek en uygun lider olarak görülmektedir. Sonuç olarak metropolitan bir il olma potansiyeli taģıyan Diyarbakır ili için ticaret sektörü çok önemli ekonomik alanlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle kentin sürdürülebilir bir modelde büyümesi ve rekabet gücüne sahip olması için bu sektörün orta vadede geliģtirilmesi gerekmektedir. Bölgesel açıdan ticaret merkezi olması kentin, birçok açıdan geliģim sürecine büyük katkı sağlayacaktır. Kısaca yerel ekonomide ortaya çıkaracağı temel sonuçlara baktığımız zaman birinci olarak, sermaye giriģinde önemli artıģlar olacaktır. Özellikle bölgenin ticari olarak geliģmesi her sektörden giriģlerin olmasına yol açacaktır. Diyarbakır da daha geliģmiģ kozmopolit ticaret kültürünün oluģmasına neden olacaktır. Kentin tarihsel süreç içerisinde sahip olduğu temel misyona yeniden kavuģması sağlanmıģ olacaktır. Özellikle tarihi ipek yolu üzerinde kurulu olması Diyarbakır a her alanda büyük avantajlar yaratmaktadır. Bu nedenle bugün kentte ticaretin geliģtirilmesi geçmiģ süreçte sahip olduğu bu temel değeri tekrardan kazanmasına yol açacaktır. GAP Bölge si incelendiği zaman özellikle Diyarbakır dan baģka bu tür bir ticari potansiyeli geliģtirme Ģansı olan baģka bir il yoktur. Gerçi Gaziantep bu konuda önemli bir mesafe almıģ çok ciddi bir baģarı öyküsü olarak değerlendirilebilir. Ancak Diyarbakır kendine özgü ticari altyapısı ve birikimi olan çok önemli bir kent olması nedeniyle özelikle güvenlik sorunları aģıldığı takdirde kısa süre içersinde büyük sıçrama gösterebilecek kentlerin baģında gelmektedir. Ticaret sektörünün geliģmesi özellikle imalat ve lojistik firmalarının geliģmesi ile yakında ilgilidir. Bu nedenle kentlerin temel olarak güçlü bir ticari vizyon geliģtirmek için alıģveriģin güçlü olduğu alanların oluģturulması gerekmektedir. Bu tür yapı oluģturulduğu takdirde yerel ekonominin temel dinamikleri güçlü saçayakları üzerine de oturmuģ olacaktır. Özellikle stratejik olarak lojistik ve ulaģım altyapısının ticaret sektörünün geliģmesinde etkisi çok büyüktür. Bu nedenle mutlaka ticaret sektörünün oluģabilmesi için güçlü ulaģım ağları, iyi imalat yapan iģletmeler, perakende ve toptan iģ yapan uzmanlaģmıģ Ģirketlerin varlığı gereklidir. Bu temel değerlerin olduğu yapılarda kent ekonomisinin güçlü bir ticaret merkezi olarak ortaya çıkması söz konusu olabilecektir. Kentin mevcut modeli bu yapıyı geliģtirecek taģıma kapasitesinde değildir. 247

248 KULUÇKA SEKTÖRLER 248

249 5. DĠYARBAKIR DA FAALĠYET GÖSTEREN KULUÇKA SEKTÖRLERĠN STRATEJĠK ANALĠZĠ Yukarıda analizi yapılan sektörlere ilave olarak ekonomik değeri düģük ancak potansiyel sektör olma özelliği taģıyan birçok faaliyet kolu bulunmaktadır. Bu sektörlerden bazıları dünya genelinde önemli bir pazar payına sahiptir. Diyarbakır da ekonomik olarak daha yeni geliģmeye baģlayan ancak kuluçka niteliğinde olan bazı sektörler de değerlendirmeye tabi tutulmuģtur. Bu bağlamda, biliģim, ipekçilik, örtü altı tarım ve un ve unlu mamuller alt sektörleri stratejik yönden analiz edilmiģtir. Bu sektörlerin Ģimdiden stratejik olarak analizinin yapılması ve geleceğe yönelik öngörülerinin tasarlanması bölgesel kalkınma yaklaģımlarında son derece önem arz etmektedir. Bu vesile ile sektörlerin daha sağlıklı planlanması ve geliģtirilmesinin yol haritası belirlenmiģ olacaktır. AĢağıdaki Tablo da da görüldüğü gibi, biliģim sektörü Diyarbakır Merkez de geliģme eğilimi gösterirken, ipekçilik ve örtü altı tarım ilçe düzeyinde, un ve unlu mamuller ise tüm yörede geliģme potansiyeli taģımaktadır. Bu sektörlerin ihracat değerleri hemen hemen sıfıra yakındır. Tablo 56: Diyarbakır ın Kuluçka Sektörleri Sektörler BiliĢim Ġpekçilik Örtü Altı Tarım Un ve Unlu Mamuller Kümelenme Alanları Diyarbakır Merkez Ġlçeler Bölgesel (GAP) Genel olarak Diyarbakır da geliģmekte olan sektörler incelendiği zaman kent ekonomisi açısından potansiyeli olan alanlar olduğu görülmektedir. Sektörler sahip oldukları potansiyel itibarı ile yüksek büyüme ve geliģme gösterecek düzeydedir. Özellikle Diyarbakır ekonomisi sahip olduğu özellikler itibarı ile rekabet üstünlüklerine sahiptir. Bunun baģında kentin sahip olduğu doğal kaynaklar gelmektedir. Özellikle iklim, toprak ve madenler gibi alanlarda önemli değerlerin yörede mevcut olduğu görülmektedir. 249

250 Diyarbakır da Sektörün Potansiyeli DüĢük Yüksek ġekil 67: Diyarbakır da GeliĢmekte Olan Sektörlerin Çoklu Faktörler Açısından Analizi Bilişim Sektörlerin içinde bulunduğu koģullar büyüme, yatırım, yeni giriģler, sektörden çekilmeler, Ģirketlerin iģ modelleri, faktör girdileri ve maliyetleri bağlamında ele alındığı zaman yapılan çoklu karģılaģtırma da un ve unlu mamuller Diyarbakır ekonomisi için geliģme potansiyeli en yüksek sektör olarak görülmektedir. Bunun temel nedeni yörede çok geniģ ekim alanları var ve bunların büyük çoğunluğunda buğday etkimi yapılmaktadır. Özellikle bu sektörün geliģmesi için un üretimi yapan iģletmelerin formlarının geliģtirilmesi gerekmektedir. Sektördeki iģletmelerin teknolojileri eski ve ürün paketlemeleri ise yetersizdir. Ayrıca undan alternatif ve yenilikçi ürünler üretilmediği için iģletmelerin kâr marjları düģüktür. Daha sonra geliģme potansiyeli olan diğer bir sektör örtü altı tarımdır. Gerek bölgenin temel ihtiyaçlarının karģılanması gerekse de Irak ve Iran gibi pazarlara sektörün açılabilmesi için örtü altı tarımın daha hızlı bir Ģekilde büyümesi gerekmektedir. Bu alanda elaman yetiģtirilmesi ve üniversite ile iģbirliğine gidilmesi çok önemlidir. Ġpekçilik ile ilgili bazı çalıģmaların baģlatılması çok önemlidir. Özellikle bu tür çalıģmaların artarak devam etmesi güçlü bir endüstrinin yaratılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle Bakanlık desteği ile baģlatılan projelerin sürdürülmesi sektörün geliģmesinde büyük önem taģımaktadır. Son olarak kentte geliģme potansiyeli olan sektör ise biliģimdir. Özellikle yazılım ve donanım ile ilgili olarak güçlü iģletmelerin mevcut olmadığı görülmektedir. Sonuç olarak geliģmekte olan sektörler kentte gelecek açısından önemli bir potansiyel oluģturmaktadır. Stratejik olarak bu sektörlerden hangisinin geliģmesi isteniyorsa ona yönelik yatırım ve teģvik politikalarının ortaya konması gerekmektedir. Bu çerçevede birinci derecede desteklenmesi gereken sektörün un ve unlu mamuller olduğu görülmektedir. Bu sektörüm desteklenmesi ve iģletmelerin yapısal özelliklerinin değiģtirilmesine yönelik projelerin gündeme alınması kentin ekonomisi için önemli bir değer oluģturacaktır. Bütün geliģmekte olan sektörlerin en önemli sorunu değer zincirinin temel halkasını oluģturan ana faaliyetlerin (değer yaratan işlerin) eksik olmasıdır. Bu eksiklik sektördeki süreçlerin rekabetçi bir Ģekilde oluģmasını ve geliģmesini engellemektedir. Küresel düzeyde rekabet gücüne sahip endüstrilerin Diyarbakır da oluģmasını zorlaģtırmaktadır. Ancak Diyarbakır gerek yerel pazar, gerekse Ortadoğu yakın olması, faktör girdilerinin uygun olması nedeniyle cazip yatırım alanı olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu özellikleri ile büyük fırsatlara sahip bir yerel ekonomi olma özelliği göstermektedir. 250

251 5.1 Diyarbakır da Faaliyet Gösteren BiliĢim Sektörünün Stratejik Analizi BiliĢim sektörü bütün dünyada en hızlı büyüyen iģ alanlarından biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Sektörün iki temel çıktısı yazılım ve donanımdır. Bu iki alanda mevcut olan yenilik sayısı ve hızı diğer hiçbir sektörde mevcut değildir. Sektör geometrik bir büyüme göstermektedir. Özellikle mikro iģlemcilerin kapasitesinin çok hızlı bir Ģekilde geliģmesi ve sektördeki iģ fırsatlarının çoğalması ile birlikte sektöre yoğun bir giriģ olduğu görülmektedir. ĠĢletmelerin, kamu kurumlarının, STK ların daha etkin Ģekilde çalıģabilmek için biliģim teknolojilerinin geliģtirmiģ olduğu omurgalardan yararlandıklarını görmekteyiz. Bu eğilim de sektörün yapısını ve ticari kapasitesini geliģtirerek yeni giriģimcilerin alana yönelmesine neden olmaktadır. Diyarbakır da faaliyet gösteren biliģim sektörünün stratejik analizi yapıldığında henüz kuluçka aģamasında olduğu ve geliģme potansiyeli taģıdığı tespit edilmiģtir. Bu bağlamda sektörde faaliyet gösteren iģletmelerin ve giriģimcilerin daha çok butik modelde iģ yaptıkları yani KOBĠ niteliğinde küçük yazılım iģleri yapan oyuncu Ģeklinde iģ gördükleri tespit edilmiģtir. Ancak butik model bir iģletmenin para kazanması için yeterli değildir. Bu sektörde ürün geliģtirmenin maliyeti çok yüksek olduğu için bir ürünün satıģ sayısı büyük önem taģımaktadır. GeliĢtirilen bir ürünün yüksek sayıda satılması gerekmektedir. Diyarbakır biliģim sektörünün temel yapısına bakıldığı zaman sektörün maliyet yönetimi ve rekabetçilik açısından zayıf olduğu görülmektedir. Yerel firmaların üretimlerinin satıģ sayısı genel olarak domestik pazarla ilgili olduğu için iģletmelerin büyümesi ve karlı iģ modelleri geliģtirmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle de iģletmelerin ve sektörün mevcut model ile geliģmesi mümkün görünmemektedir. BiliĢim sektörü açısından yerel ekonominin yetkinliklerine baktığımıza ise önemli yetersizliklerin olduğunu görmekteyiz. Sektör için gerekli olan nitelikli insan gücünün varlığı büyük önem teģkil etmektedir. Ancak mevcut koģullara baktığımız zaman kentte yazılım ve biliģim teknolojilerinde çalıģacak elaman sayısında önemli kısıtlar vardır. Sektördeki geliģmelerden biri de Ģirket ölçeklerinin sürekli olarak büyümesi ve konsolidasyonlara gidilmesidir. Bu nedenle küçük ve mikro düzeyde iģ yapmanın sürdürülebilirlik açısından sorun teģkil ettiği görülmektedir. Diyarbakır açısından konu ele alındığı zaman Ģirketlerin yapısının ve potansiyelinin küresel ölçekte iģbirliği yapmaya müsait olmadığı görülmektedir. BiliĢim sektörü en fazla beģeri sermaye gerektiren iģ alanlarından biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu alanın geliģebilmesi için üst düzey, yazılımcı, mühendis ve araģtırma merkezlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Belirtilen temel girdilerin olmadığı durumlardan sektörün geliģtirilmesi olanaklı görünmemektedir. Diyarbakır açısından konu ile ilgili olarak teknopark kurulması pozitif bir geliģme olarak değerlendirilebilir. Ancak teknoparkın temel stratejisi de incelendiği zaman tamamen yazılım ya da biliģim odaklı olmadığı görülmektedir. Her alandan sektörlerin Ar- Ge yatırımlarının yapılabileceğine yönelik bir strateji ile teknopark yönetilmektedir. Dicle üniversitesi de sektör açısından önemli bir kurum olarak ele alınabilir. Ancak üniversite ve sanayi arasındaki iliģkilerin zayıf olması, ortak proje çalıģmalarının bulunmaması nedeniyle sektörün geliģtirilmesinde sinerjik bir çalıģma olanağının olmadığı görülmektedir. Bunlara ek olarak sektöre yeni sermaye giriģi ve yatırımları da olmadığı için sektörün gelecek açısından eğiliminin durgun olacağı izlenimini vermektedir. 251

252 Tablo 57: Diyarbakır BiliĢim Sektörünün Stratejik Analizi No Faktör GeliĢmiĢ GeliĢiyor GeliĢmemiĢ 1 Diyarbakır da sektörde maliyet yönetimi ve rekabet 2 Diyarbakır da sektörde iģbirliklerinin durumu 3 Diyarbakır da sektörde üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç 4 Diyarbakır da sektörde stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi 5 Diyarbakır da sektörde Ar&Ge yatırımları 6 Diyarbakır da sektörde nitelikli yöneticiler 7 Diyarbakır da sektörde yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi 8 Diyarbakır da sektörde küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri 9 Diyarbakır da sektörde yeni sermaye giriģleri 10 Diyarbakır da sektörde ortak projelerin geliģtirilmesi 252

253 5.2 Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Ġpekçilik Sektörünün Stratejik Analizi Diyarbakır açısından geliģmekte olan sektörlerden biri de ipekçilik sektörüdür. Sektörün geçmiģine baktığımız zaman 6. yy a kadar dayanmaktadır. Sektörde yapılan faaliyetlere bakıldığı zaman Ģu temel süreçleri içerdiği görülmektedir. Birincisi dut yetiģtirilmesidir. Ġpekböceklerinin tek besin kaynakları dut yaprağıdır. Bu nedenle sektörün geliģmesinde dut ağaçlarının büyük önemi vardır. Ġkinci aģamada ise ipekböceği tohumu üretilmesidir. Bu süreçte ipekböceklerinin geliģtirilmesi için tohumlar üretilmektedir. Üçüncü aģamada inficar sürecidir. Bu aģamada geliģtirilen tohumlardan ipekböcekleri elde edilir. Dördüncü aģamada ise elde edilen ipekböceklerinin bakımı ve beslenmesi aģamasıdır. BeĢinci aģama koza üretilmesidir. Altıncı aģamada ise kozadan ipeklerin çıkarılmasıdır. Yedi ipeklerin iģlenmesi ve nihayet elde edilen final ürünlerin satıģı ve pazarlaması gelmektedir. Görüleceği gibi ipek elde etmek uzun ve titiz bir süreçten geçmektedir. Sektörün varlığını sürdürmesi için elde edilen genlerin korunması ve süreçler ile ilgili olarak gerekli teknolojik araģtırmaların sürdürülmesidir. Ġpek üretiminin de aynı zaman de temel değer zincirini oluģturan bu tür çalıģmaların niteliği, yapılıģ biçimi sektörün operasyonel modelini etkilemektedir. Diyarbakır sektör açısından ele alındığı zaman genelde ipekçiliğin mikro düzeyde hammadde üretimi yapıldığını görmekteyiz. Aslında sektör ile ilgili olarak geçmiģe dayanan bir iģ yapma birikiminin geçmiģten günümüze kadar geldiğini görmekteyiz. Ancak büyük oranda bir gerilemenin de olduğu da görülmektedir. Ġpekçilik ile ilgili olarak Kulp ilçesinde yapılan baģarılı uygulamalar sektörün geliģtirilmesine yönelik önemli bir model ortaya koymaktadır. Yukarıdaki temel parametreler açısından sektörün durumunu ele aldığımız zaman ise doğal kaynaklara yüksek oranda bir bağlılığın olduğu görülmektedir. Yörenin teme yapısı ve özelliklerinin de sektörün geliģmesine yönelik özellikleri taģıdığı görülmektedir. Sektörün temel niteliği itibarıyla da bölgede yüksek oranda var olan iģsizliğe karģı da bir çözüm ortaya koyabilir. Sektör yapısı itibarıyla da emek yoğun iģler de gerektirdiği için geliģmesi durumunda bölgedeki temel birçok sorunun çözümünde önemli bir katkı sağlayabilir. Özelliklede puģi üretiminde yakalanan baģarı bu aģamadan sonra sektörde yapılacak sonraki çalıģmalar açısından önemli bir motivasyon kaynağı oluģturmaktadır. 253

254 Tablo 58: Diyarbakır Ġpekçilik Sektörünün Stratejik Analizi No Faktör Yüksek Orta DüĢük 1 Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara bağlılık Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara bağlılığın azaltılmasına yönelik inovasyon yapılması 3 Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara dayalı endüstri standartların belirlenmesi 4 Diyarbakır da sektörde doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak kamu ile iģbirliği içersinde çalıģma zorunluluğu 5 Diyarbakır da sektörde doğal kaynakları elde etmek için direkt olarak yatırım yapılması 6 Diyarbakır da sektörde maliyet yönetimi ve rekabet 7 Diyarbakır da sektörde üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç 8 Diyarbakır da sektörde stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi 9 Diyarbakır da sektörde Ar&Ge yatırımları 10 Diyarbakır da sektörde nitelikli yönetici ihtiyacı 11 Diyarbakır da sektörde yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi 12 Diyarbakır da sektörde küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri 13 Diyarbakır da sektörde yeni sermaye giriģleri 14 Diyarbakır da sektörden çekilmeler Sektörde yapılması gereken temel çalıģmalar kısaca aģağıda özetlenecektir. Ġlk aģamada üretim için gerekli altyapı olanaklarının oluģturulması gerekmektedir. Bu noktada üreticilerin desteklenmesi ve bir araya getirilmesine yönelik olarak çalıģmaların yapılması büyük önem taģımaktadır. Küçük ölçekli olarak üreticilerin tek baģlarına çalıģması sektörün sürdürülebilirliği açısından sorun oluģturmaktadır. Bu nedenle üreticilerin etkin bir iģ modeli çerçevesinde ortak hareket etmelerinin sektörün geliģmesinde önemli bir role sahip olacağı düģünülmektedir. Ġkinci aģamada ise üretilen bu değerlerin katma değerinin yükseltilmesi için ipeklerin iģlenmesi yar mamul ve mamul haline getirilmesi gerekmektedir. Özellikle Diyarbakır bu anlamda gerekli donanıma sahip değildir. Gerçi bazı giriģimlerin ve çalıģmaların yapıldığı görülmektedir. Ancak bu tür çalıģmaların hızlandırılması ve yöredeki diğer ilçelere de yaygınlaģtırılmasının çok önemli olduğu düģünülmektedir. Sonuç olarak ipekçilik sektörü yöre için stratejik değeri olan en önemli alanlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Mevcut yapıda sadece hammadde üretimi yapılmaktadır. Üretilen hammadde düzeyi de sektörü büyütecek ve geliģtirecek bir potansiyele sahip değildir. Bu nedenle yörede ilk aģamada hammadde üretiminin geliģtirilmesine yönelik olarak gerekli altyapının oluģturulması gerekmektedir. Bu çerçevede üreticilerin eğitimi, uzmanların yetiģtirilmesi ve üniversitede ziraat mühendislikleri bölümleri ile güçlü iģbirliklerinin geliģtirilmesi gerekmektedir. Daha sonra sağlam bir altyapı oluģturulduktan sonra üretilen ipeğin iģlenerek katma değeri 254

255 yüksek ürünlerin üretilmesi için gerekli süreçlerin oluģturulması gerekmektedir. Bilindiği gibi ipek doğal ve sağlıklı bir ürün olduğu için değerli bir malzemedir. Ancak bu ürünün hammadde olarak değil de katma değeri yüksek ürünlere dönüģmesi sektörün ticari kapasitesini ve değerini yükseltmektedir. Özellikle tasarım, hazırgiyim ve dokuma sektörlerinin geliģtirilmesi ipekçiliğin geliģmesinde büyük role sahiptir. Diyarbakır ekonomisine ipekçilik sektörünün katkı sağlaması için değer zincirinin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve geliģtirilmesine ihtiyaç vardır. Bu aģamada sektöre yapılacak orta ölçekli bir yatırım da desteklenebilirse hem üreticileri hem de diğer tedarikçilerin geliģmesine büyük bir katkı sağlanmıģ olacaktır. 255

256 5.3 Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Örtü Altı Tarım Sektörünün Stratejik Analizi Türkiye nin doğal yapısı ve sahip olduğu iklim koģulları nedeniyle örtü altı tarım açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde örtü altı tarım yoğun bir Ģekilde yapılmaktadır. Sektörde yoğun bir Ģekilde sebze yetiģtiriciliği yapılmaktadır. Domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun ve kabak örtü altı yetiģtiriciliğinde öne çıkan ürünlerdir. Türkiye de sektörün yapısına baktığımız zaman Antalya sektörün geliģmesinde büyük bir öneme sahiptir. Daha sonra ise Çukurova gibi alanlarda sektörün geliģmesine yönelik önemli geliģmeler olmuģtur. Bu sektörün geliģmesi dört mevsimde de tarım yapılmasına da olanak sağlamaktadır. Ġlkbahar, Sonbahar ve KıĢ dönemlerinde her türlü sebze ve meyvenin yetiģtirilmesi mümkün olmaktadır. Sektörün temel ürünlerine bakıldığı zaman birinci sırada domates gelmektedir. Üretim miktarı açısından bu ürün önemli bir yere sahiptir. Bu ürünü daha sonra hıyar, biber, patlıcan, kavun, kabak, karpuz gibi ürünler takip etmektedir. Örtü altlı tarım bir ülkenin temel ihtiyaçlarının karģılamada çok önemli yere sahiptir. Bu nedenle farklı mevsimlerde üretimin yapılabilmesi sektörün ticari kapasitesini yükseltmekte ve kaynakların etkin yönetimine olanak sağlamaktadır. Özellikle normal mevsim dıģında bu yöntemle üretim yapılması soncunda elde edilen mahsullerin değeri daha yüksektir. Örtü altı tarım sektörü sadece domestik pazarda değil aynı zamanda yabancı pazarlara da açılmasına olanak sağlamaktadır. Türkiye de son yıllarda sektör önemli bir oranda büyüme göstermiģ ve GSMH ya katkısında önemli artıģlar sağlanmıģtır. Bu sürecin geliģtirilmesi Türk tarımının rekabetçiliği açısından büyük önem taģımaktadır. Örtü altı tarım sektörünün Diyarbakır daki durumuna baktığımız zaman son yıllarda hızlı bir büyüme gösterdiğini görmekteyiz. Kentin doğal kaynaklarının kapasitesi ve verimliliği sektörün geliģmesi açısından büyük bir girdi oluģturmaktadır. Ancak bu alanda iģ yapılması birçok faktörün etkin bir Ģekilde yönetimini gerektirmektedir. Alan yüksek bir know how gerektirmektedir. Klasik tarımsal üretim daha çok kendiliğinden geliģim gösteren bir alandır. Neler yapılacağına iliģkin süreçler ve faaliyetler bellidir. Ancak örtü altı tarım birçok faktörün aynı anda yönetimini gerektirmektedir. Bu yöntemle üretilen ürünlerin normal tarla tarımına göre beģ altı kat daha fazla verim sağladığı görülmektedir. Bu yöntemle üretilen ürünlerin ise sekiz ile on kat daha fazla gelir getirmektedir. Bu nedenle yörede sektörün geliģmesi tarımın daha rekabetçi olmasına olanak sağlamaktadır. Örtü altı tarım sektöründe baģarı sağlanabilmesi için temel faktör uygun toprağın seçilmesidir. Daha sonra ise uygun ısıtmanın yapılması gerektirmektedir. Tablo 59: Diyarbakır Örtü Altı Tarım Sektörü Stratejik Analizi No Faktör Yüksek Orta DüĢük 1 Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara bağlılık 2 Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara bağlılığın azaltılmasına yönelik inovasyon yapılması 3 Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara dayalı endüstri standartların belirlenmesi 4 Diyarbakır da sektörde doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak kamu ile iģbirliği içersinde çalıģma zorunluluğu 5 Diyarbakır da sektörde doğal kaynakları elde etmek için direkt olarak yatırım yapılması 6 Diyarbakır da sektörde maliyet yönetimi ve rekabet 7 Diyarbakır da sektörde üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç 8 Diyarbakır da sektörde stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi 9 Diyarbakır da sektörde Ar&Ge yatırımları 10 Diyarbakır da sektörde nitelikli yönetici ihtiyacı 11 Diyarbakır da sektörde yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi 12 Diyarbakır da sektörde küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri 13 Diyarbakır da sektörde yeni sermaye giriģleri 14 Diyarbakır da sektörden çekilmeler 256

257 5.4 Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Un ve Unlu Mamuller Sektörünün Stratejik Analizi Buğdaygiller ailesinden bütün dünyada ıslahı yapılmıģ tek yıllık otsu bitki olan buğday karasal iklimi tercih etmektedir. Mısır ile birlikte dünya çapında ikinci en fazla ekimi yapılan ürünlerdendir. Buğday, un ve yem üretilmesinde kullanılan temel bir besin maddesidir. Kabuğu ayrılabileceği gibi kabuğu ile de öğütülüp kullanılabilmektedir. Buğday aynı zamanda çiftlik hayvanları için bir yem maddesi olarak da yetiģtirilmektedir. Hasattan sonra atık ürün olarak ortaya çıkan saman besicilikte önemli bir yere sahiptir. Buğday Türkiye de en çok Ġç Anadolu bölgesinde yetiģmektedir. Bu nedenle bölge buğday ambarı olarak da anılmaktadır. Ürün özelliği gereği hemen hemen her türlü iklimde yetiģebilmektedir. Sulu ve kuru tarım arazilerinde ekimi yapılabilmektedir. Türkiye de buğday üretim ve tüketim miktarları yıllar itibarıyla incelendiğinde, üretiminin tüketimi karģıladığı görülmektedir. Ancak kaliteli buğday üretiminde tohum, hastalık ve zararlılardan kaynaklanan sorunlar nedeniyle, un ve gıda sektörünün kaliteli buğday ihtiyacını karģılamak üzere önemli miktarda buğday ithalatı yapılmaktadır, bu da döviz kaybına neden olmaktadır. Türkiye tarım topraklarının yarısında hububat, bu alanların, üçte birinde de sadece buğday üretilmektedir. Ekonomik yaģamda bu kadar stratejik öneme sahip bir ürünün yetiģtirilmesi büyük önem taģımaktadır. Türkiye de sektörün en temel sorunu kaliteli buğday yetiģtirilmesidir. Türkiye de tarım sektöründeki iģletmelerin %75 i buğday üretimi yapmaktadır. Bu nedenle sektörün temel yapısının geliģmesi ve verimliliğinin geliģtirilmesi büyük önem taģımaktadır. Ancak mevcut durumu analiz edildiği zaman kalitesiz buğday ekimi ve tarımsal faaliyetlerin bilinçsiz bir Ģekilde yapılması nedeniyle sektörün verimsiz olduğu görülmektedir. Bunun sonucu olarak Türkiye son yıllarda buğday ithal etmek durumunda kalmıģtır. Türkiye nin temel coğrafik ve klimatolojik yapısı tahıl ürünlerinin ekilmesi ve yetiģtirilmesi bakımından uygundur. Etkin olmayan ve kötü tarım uygulamaları nedeniyle sahip olduğu bu rekabet üstünlüğü katma değere dönüģmemektedir. Diyarbakır yöresinde ise arazilerin önemli bir kısmında tahıl ekimi yapılmaktadır. ġanlıurfa dan sonra en fazla buğday ekilen araziler Diyarbakır dadır. Ekilen arazilerin %50 den fazlasında buğday hasadı yapılmaktadır. Ancak verimlilik düzeyi çok düģüktür. Ayrıca yörede üretilen ürünlerin iģlenmesine yönelik olarak unlu mamullerin geliģmemesi nedeniyle de sektörde hammadde olarak üretilen girdiler katma değeri yüksek ürüne dönüģmemektedir. Diyarbakır için un ve unlu mamuller büyük önem taģımaktadır. Tarım sektöründe yapılan üretimlerin önemli bir kısmı buğdaya dayanmaktadır. Yöre ekonomisi içinde bu ürün stratejik bir değer taģımaktadır. Ancak un fabrikalarının kapanması ve sektördeki verimsizlik kazançları olumsuz etkilediği için geliģmenin önündeki en önemli engeller olarak görünmektedir. Bu nedenle iyi tarım uygulamalarının geliģtirilmesi ve değer zincirinin diğer halkaları olan süreçlerin Diyarbakır da oluģturulması önem taģımaktadır. Tablo 60: Diyarbakır Un Ve Unlu Mamuller Sektörü Stratejik Analizi No Faktör Yüksek Orta DüĢük 1 Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara bağlılık 2 Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara bağlılığın azaltılmasına yönelik inovasyon yapılması 3 Diyarbakır da sektörde doğal kaynaklara dayalı endüstri standartların belirlenmesi 4 Diyarbakır da sektörde doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak kamu ile iģbirliği içersinde çalıģma zorunluluğu 5 Diyarbakır da sektörde doğal kaynakları elde etmek için direkt olarak yatırım yapılması 6 Diyarbakır da sektörde maliyet yönetimi ve rekabet 7 Diyarbakır da sektörde üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç 8 Diyarbakır da sektörde stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi 9 Diyarbakır da sektörde Ar&Ge yatırımları 10 Diyarbakır da sektörde nitelikli yönetici ihtiyacı 11 Diyarbakır da sektörde yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi 12 Diyarbakır da sektörde küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri 13 Diyarbakır da sektörde yeni sermaye giriģleri 14 Diyarbakır da sektörden çekilmeler 257

258 MAKRO DÜZEY KÜMELENME ANALĠZĠ 258

259 6. SEKTÖREL STRATEJĠK MODELLEME UYGULAMALARI VE MAKRO DÜZEY KÜMELENME ANALĠZĠ Yukarıdaki bölümlerde sektörel (tarım-sanayi-hizmet) düzlemde uluslararası rekabetçilik analizine tabi tutulan sektörler; öte yandan küresel geliģmelerden ne derece etkilendiği ve Diyarbakır da nasıl kümelenme yapısı gösterdiğine yönelik analiz çalıģmasına da tabi tutulmuģtur. Bu bağlamda, sektörleri etkileyen küresel faktörler irdelenmiģ, ayrıca ana sektörlere yönelik stratejiler ve senaryolar analizi yapılmıģtır. Ayrıca, Diyarbakır da faaliyet gösteren sektörlerin makro düzey kümelenme analizi yapılmıģtır. 6.1 Diyarbakır a Yönelik Küresel Stratejiler ve Senaryolar Gerek Ģirket düzeyinde gerekse bölge ve ülke düzeyinde yapılan çalıģmalarda ve stratejik planlama çalıģmalarının temel unsurunu öncelikli olarak geleceğe yönelik tahmin ve senaryolar oluģturmaktadır. Özellikle ekonomik yaģamın temel omurgasını oluģturan sektörlere yönelik eğilimlerin analiz edilmesi, doğru tahminlerin yapılması ve öngörülerin bunlara dayandırılmasının bölgesel planlama ve kalkınma açısından büyük önem taģımaktadır. Küresel dünya ve Türkiye deki bu temel eğilimler dikkate alınarak analizler, bunlara bağlı olarak stratejiler Diyarbakır ili için her sektör düzeyinde kapsamlı bir Ģekilde ele alınmıģtır. Dünyada özellikle mikro ekonomik dinamiklere baktığımız zaman faktör girdileri açısından birçok alanda çok yönlü geliģmelerin, sektörlerin geliģimine yön verdiğini görmekteyiz. Bu çerçevede yapılan çalıģmalar analiz edildiğinde makro düzeyde sektörler ile ilgili dinamiklere yönelik parametreler aģağıda değerlendirilmektedir. Analizler özellikle sektörlerin temel parametreleri dikkate alınarak yapılmıģtır. 259

260 6.1.1 Küresel Ekonomi Ġçinde Türkiye ve Diyarbakır ın Yeri Küresel aynadan Türkiye ve Diyarbakır ekonomisine bakıldığı zaman gelecek süreç içerisinde ekonomik paradigmaya ne tür faktörlere yön verecek sorusunun cevabı çok fazla kolay görünmemektedir. Ancak, özellikle, bazı sektörlerde temel beklentilerin ve eğilimlerin neler olacağına iliģkin senaryo modellemesi yapılarak konunun temel çerçevesi ortaya konabilmektedir. Böylece Dünya- Türkiye- Diyarbakır ekonomisi bağlamında nasıl bir eğilim olacağı tespit edilmeye çalıģılmıģtır. Ancak genel olarak baktığımız zaman tüketicilerin temel davranıģları değiģmekte, gelecek süreç teknolojik yenilik ve geliģmelerin çok daha yoğun olduğu bir çerçeve üzerine kurulmaktadır. Sektörler ile ilgili temel geliģmeler gerek hipotetik gerekse de verilere dayalı çoklu analiz yöntemleri ile ortaya konulduğu zaman özellikle strateji oluģturmada büyük bir katkı sağlamaktadır. Liderler, gerek ortaya konan temel senaryolar gerekse de yaklaģımlar çerçevesinde geleceğe yönelik tasarım ve politika üretme Ģansına sahip olabilmektedirler. Bu çalıģmalar daha çok sektörde uzun süre yöneticilik yapmıģ, sektöre yönelik vizyon ve uygulamalar geliģtirmiģ önderlerin görüģleri ile beslenmiģtir. Bu çerçevede ortaya konan temel yaklaģımların iģletmeler için vizyon geliģtirmede etkili olacağı düģünülmektedir. Ortaya konan temel yaklaģımlar hem yerel hem ulusal hem de küresel düzeyde iģ yapan bütün iģletmeler için karar süreçlerinde ektilidir. Ancak Ģu da unutulmamalı ki bu eğilimler günümüz koģullarının geçerli olduğu bir çevrede değerlendirilmiģtir Enerji Sektörü ile Ġlgili Küresel Senaryolar ve Eğilim Enerji sektörü küresel ekonomik eğilim açısından en stratejik alanlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede genel olarak sektörün indikatörlerine baktığımızda bütün göstergeleri geliģme ve büyüme eğilimindedir. Özellikle çevre ve doğal kaynaklar ile uyumlu teknolojilerin bu sektörün temel paradigmasına Ģekil verecek temel boyutlar olacağı tahmin edilmektedir. Bugün bütün dünyadaki temel büyüme rakamları dikkate alındığında artan bir Ģekilde enerji ihtiyacının olacağı görülmektedir. Diğer sektörler açısından temel bir girdi ve önemli bir maliyet unsuru olduğu için enerji sektörünün analiz edilmesinin her bakımdan büyük bir önemi vardır. Doğal kaynaklara bağlılık Maliyet yönetimi ve rekabet Nitelikli yönetici ihtiyacı Doğal kaynaklara bağlılığın azaltılmasına yönelik inovasyon yapılması Konsolidasyon ve iģbirliklerinin durumu Yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi Tablo 61: Senaryo Analiz Tablosu: ENERJĠ* Doğal kaynaklara dayalı endüstri standartların belirlenmesi Üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç Küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri GERĠLEME Doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak kamu ile iģbirliği içersinde çalıģma zorunluluğu Stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi Yeni sermaye giriģleri Doğal kaynakları elde etmek için direkt olarak yatırım yapılması Ar&Ge yatırımları Sektörden çekilmeler DURAĞAN GELĠġME BELĠRSĠZ EĞĠLĠMĠ EĞĠLĠMĠ *Iconomy Group Senaryo GeliĢtirme Ekibi Tarafından HazırlanmıĢtır. Tahmin ve Senaryolar kanaat önderi CEO, araģtırma ve ikincil veri kaynaklarından elde edilen değerlendirmeler çerçevesinde modellenerek ortaya konmuģtur. 260

261 Enerji sektöründe gelecek süreçte özellikle Kamu-Özel Ortaklığı (Public-Private Partnership- PPP) modellerinin iģ yapma sistemlerinden biri olacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca çevreye duyarlı ve doğal kaynakların tahribatını en aza indirgeyen yatırımların bu alandaki temel iģ yapma biçimlerine yön vereceği ifade edilmektedir. Talepten kaynaklanan nedenlerle önümüzdeki süreçte sektöre yeni sermaye ve yatırımların yoğun bir Ģekilde giriģinin devam edeceği, alternatif enerji kaynaklarına yatırımların gelecek süreçte ciddi bir fırsat alanı olarak değerlendirileceği düģünülmektedir. Enerji faktörü gerek Ģirketlerin stratejileri gerekse bölgesel planlama ve analiz çalıģmalarında dikkate alınması gereken çok önemli faktörlerden biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu temel ve stratejik faktörün pozisyonu ve etkisi iyi bir Ģekilde irdelendikten sonra gerekli vizyon çalıģmalarının yapılmasının çok önemli olduğu düģünülmektedir. 261

262 Ġleri Teknoloji ve ĠletiĢim Sektörü ile Ġlgili Senaryolar ve Eğilim Dünyada ileri teknoloji ve telekomünikasyon alanında yatırımlar her zaman maliyetli ve büyük ölçekte olmuģtur. Ekonomi alanında birçok inovasyonun kaynağını da oluģturan bu sektör, gelecek süreçte özellikle çevre ve doğal kaynaklardan en az etkilenecek iģ alanlarından biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Sektör yapı itibarı ile tamamen küresel bir nitelik ve özellik göstermektedir. Sektörden çekilmelerin çok fazla olmayacağı iģletmelerin temel pozisyonlarını koruyacağı tahmin edilmektedir. Tablo 62: Ġleri Teknoloji ve ĠletiĢime Yönelik Küresel Senaryo Matrisi Analizi* Doğal kaynaklara bağlılık Doğal kaynaklara bağlılığın azaltılmasına yönelik inovasyon yapılması Doğal kaynaklara dayalı endüstri standartların belirlenmesi Doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak kamu ile iģbirliği içersinde çalıģma zorunluluğu Doğal kaynakları elde etmek için direkt olarak yatırım yapılması Maliyet yönetimi ve rekabet Konsolidasyon ve iģbirliklerinin durumu Üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç Stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi Ar&Ge yatırımları Nitelikli yönetici ihtiyacı Yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi Küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri Yeni sermaye giriģleri Sektörden çekilmeler DURAĞAN GELĠġME EĞĠLĠMĠ GERĠLEME EĞĠLĠMĠ BELĠRSĠZ * Tahmin ve Senaryolar kanaat önderi CEO, araģtırma ve ikincil veri kaynaklarından elde edilen değerlendirmeler çerçevesinde modellenerek ortaya konmuģtur. Bu faaliyet kolu özellikle beģeri sermayenin çok yoğun olduğu bir sektör olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu nedenle gelecek süreçte üstün yetenekli beģeri sermayesi olan iģletmelerin sektöre yön veren konumda olma Ģansları daha yüksektir. Sektör bu aģamadan sonra özellikle Ģirket düzeyinde yapılanmalar üzerinde çok daha fazla duracak ve iģ modellerinin geliģtirilmesine yönelik alanlara odaklanacaktır. GeliĢmeler çerçevesinde özellikle iģletme düzeyinde rekabetçiliğin iyileģmesine yönelik çalıģmaların önem kazanacağını söyleyebiliriz. Bu çerçevede mikro organizasyon düzeyinde çalıģmaların önemi sektör açısından önümüzdeki süreçte artıģ gösterecektir. Sonuç olarak, birçok sektörü etkileyen ileri teknoloji ve telekomünikasyon ekonomik geliģmelerin tahmin edilmesinde çok önemli indikatörlerden biridir. Bu alanın temel eğilimleri dünyada ve Türkiye deki temel trendlerin hangi yönelimlerde olacağına iliģkin vizyonu bize göstermektedir. Özellikle nano-teknoloji tabanlı yatırımlar ve stratejiler bu alanda önümüzdeki süreçteki temel eğilimlere yön verecek faktörler olacaktır. 262

263 6.1.2 Temel Sektörlere Yönelik Küresel Stratejiler Bu veriler ıģığı altında genel hatları ile tarım, imalat (sanayi) ve hizmet sektörlerindeki küresel ve Türkiye deki geliģmeleri dikkate alarak temel eğilimler tespit edilmeye çalıģılmıģtır. Bu hazırlık aģamasından sonra bölgesel düzeydeki stratejiler geliģtirilen senaryolar üzerine bina edilmiģtir Tarım Sektörü ile Ġlgili Senaryolar ve Eğilim Tarım dünya ve Türkiye ekonomisi açısından en hızlı yapısal dönüģüm yaģayan alanlardan biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu alanda özellikle iģletmecilik anlayıģı ve modelleri büyük bir değiģim yaģamıģtır. Küçük ölçekli tarımsal faaliyetlerden kurumsal orta ve büyük ölçekli iģ modellerine yönelik geliģmeler yaģanmaktadır. Bölgesel geliģmede en çok planlamanın önemi artıģ göstermektedir. Özellikle mevcut toprak ve doğal kaynakların kullanımında önemli sorunlar olduğu için gelecek süreçte bu sektörün yapılanmasında devlet ve özel sektör arasında iģbirliğine dayalı çalıģma modellerinin yaygınlık kazanacağı düģünülmektedir. Bunun yanında geleceğe yönelik olarak tarım alanında verimlilik ve rekabetçilik çalıģmalarında artıģ olacağı beklentisi hakimdir. Dünyada özellikle iklim konusunda yaģanacak değiģmeler bu sektör açısından kritik bir alan olarak karģımıza çıkmaktadır. Gelecek süreçte bu sektörün analizi yapılırken iklim ve genetik alanlarda yapılan çalıģmalar ile ele alınması gerekmektedir. Doğal kaynaklara bağlılık Maliyet yönetimi ve rekabet Nitelikli yönetici ihtiyacı Tablo 63: Tarım Endüstrisine Yönelik Küresel Senaryo Matrisi Analizi* Doğal kaynaklara bağlılığın azaltılmasına yönelik inovasyon yapılması Konsolidasyon ve iģbirliklerinin durumu Yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi Doğal kaynaklara dayalı endüstri standartların belirlenmesi Üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç Küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri Doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak kamu ile iģbirliği içersinde çalıģma zorunluluğu Stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi Yeni sermaye giriģleri Doğal kaynakları elde etmek için direkt olarak yatırım yapılması Ar&Ge yatırımları Sektörden çekilmeler DURAĞAN GELĠġME EĞĠLĠMĠ GERĠLEME BELĠRSĠZ EĞĠLĠMĠ * Tahmin ve Senaryolar kanaat önderi CEO, araģtırma ve ikincil veri kaynaklarından elde edilen değerlendirmeler çerçevesinde modellenerek ortaya konmuģtur. 263

264 Ġmalat Endüstrisi ile Ġlgili Senaryolar ve Eğilim Ġmalatın önümüzdeki on yıl içerisinde büyük bir yapısal değiģim geçireceği beklenmektedir. Özellikle sektörün önündeki doğal kaynakların yarattığı kısıtlar nedeniyle çalıģma modellerinde ve iģ sistemlerinde büyük dönüģümler olacağı beklentisi mevcuttur. Tablo 64: Ġmalat Endüstrisine Yönelik Küresel Senaryo Matrisi Analizi* Doğal kaynaklara bağlılık Maliyet yönetimi ve rekabet Nitelikli yönetici ihtiyacı Doğal kaynaklara bağlılığın azaltılmasına yönelik inovasyon yapılması Konsolidasyon ve iģbirliklerinin durumu Yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi Doğal kaynaklara dayalı endüstri standartların belirlenmesi Üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç Küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri DURAĞAN GELĠġME EĞĠLĠMĠ GERĠLEME EĞĠLĠMĠ Doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak kamu ile iģbirliği içersinde çalıģma zorunluluğu Stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi Yeni sermaye giriģleri BELĠRSĠZ Doğal kaynakları elde etmek için direkt olarak yatırım yapılması Ar&Ge yatırımları Sektörden çekilmeler * Tahmin ve Senaryolar kanaat önderi CEO, araģtırma ve ikincil veri kaynaklarından elde edilen değerlendirmeler çerçevesinde modellenerek ortaya konmuģtur. Ġmalat ile ilgili temel senaryolara bakıldığı zaman karģımıza çıkan temel paradigmaları kısaca Ģöyle özetleyebiliriz. Birinci olarak, üretim faaliyetleri ve operasyonel sistemler daha çok doğal kaynakların yaratacağı kısıtlar ve geliģmelerden etkilenecektir. Özellikle havanın kirlenmesi, su kaynaklarında yaģanacak sorunlar, toprak ve arazi gibi üretim sürecinin temel girdileri olan faktörlerde yaģanacak kısıtlamalar gelecek süreçte imalat sektörünün paradigmalarını etkileyecektir. Ġmalat sanayinde konsolidasyonlar artacak, iģ yaģamı net bir Ģekilde oligopol bir piyasaya dönüģecektir. Bu yapı içerisinde de birkaç tane önemli firmanın etkin bir Ģekilde rol aldığını önümüzdeki yakın zaman içerisinde göreceğiz. Sektörde genel olarak stratejik analiz ve senaryo çalıģmalarının önemi artacak; geleceğe yönelik tahmin yapma, strateji oluģturma daha da önemli hale gelecektir. Sektörde gerileyen ve sabit kalan alanlara baktığımız zaman ise, özellikle, yeni sermaye ve iģ gruplarının giriģlerinde düģüģler yaģanacağı beklenmektedir. Bunun birkaç tane önemli nedeni vardır. Birinci olarak, alanda ölçekler çok büyüdüğü için yeni giriģlerin azalacağı tahmin edilmektedir. Özellikle doğal kısıtların yol açtığı sınırlılıklar imalat alanında iģ yapmanın cazibesini azaltacaktır. Küresel ve Türkiye için özellikle bu temel megatrendlerin imalat sektörü açısında etkili olacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenle imalat yapan iģ sahiplerinin ve yöneticilerin temel eğilimleri dikkate almaları büyük önem teģkil etmektedir. Sonuç olarak; imalat yapan sektörlerin genel olarak nitelikli yönetici ihtiyacı ve iģletmelerin çalıģma alanlarını sürdürmesi noktasında durağan bir eğilim göstereceği düģünülmektedir. Yeni sermaye giriģlerinde özellikle azalmalar olacağı tahmin edilmektedir. Bu durum imalat alanında yatırım olmayacağı anlamına gelmemektedir. Sektördeki mevcut yatırımcıların etkisinin yoğun bir Ģekilde olacağı tahmin edilmektedir. Özellikle yeni sermayenin bu alana fazla yönelmesi söz konusu olmayacaktır. Bunun da temel nedeni daha karlı ve geliģmekte olan alanların var olması bu süreç üzerinde etkili olmasıdır. Özellikle enerji gibi büyüme ve geliģme eğilimi gösteren sektörlerin süreç üzerinde etkisi çok daha fazla olacaktır. 264

265 Hizmet Sektörü ile Ġlgili Senaryolar ve Eğilim Birçok sektörün temel girdisi olan hizmetler önümüzdeki süreçte en fazla büyüme ve geliģme eğilimi gösteren iģ alanlarından biri olacaktır. Kentsel yaģımın önem kazanması sonucunda bireyin yaģamının tasarımı ve kalitesi hizmet sektöründe ortaya konan iģ modellerinin yapısı ve özelliklerinden büyük ölçüde etkilenecektir. Hizmet sektörüne önümüzdeki süreçte yön verecek en temel trendlerden biri, özellikle, çevre ve doğal koģulların iģ modeli sistemi içerisinde geliģtirildiği yaklaģımlardır. Bu alanda özelikle yeni sermaye giriģleri artan bir hızda devam edecektir. Üretim ve hizmet sürecinin yapısı çok farklılık göstermeyecektir. Daha çok hizmete dayalı olduğu için bireylerin tutum ve davranıģları önemli olacaktır. Bu çerçevede, özellikle, bireysel hizmetin önemini vurgulayan modeller hizmet sektöründe önem kazanmaya devam edecektir. Doğal kaynaklara bağlılık Maliyet yönetimi ve rekabet Nitelikli yönetici ihtiyacı Tablo 65: Hizmet Endüstrisine Yönelik Küresel Senaryo Matrisi Analizi* Doğal kaynaklara bağlılığın azaltılmasına yönelik inovasyon yapılması Konsolidasyon ve iģbirliklerinin durumu Yeni iģ modellerinin geliģtirilmesi Doğal kaynaklara dayalı endüstri standartların belirlenmesi Üretim sürecinde yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç Küresel oyuncular ile yerel aktörler arasındaki iģbirlikleri Doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak kamu ile iģbirliği içersinde çalıģma zorunluluğu Stratejik analiz ve yönetim modellerinin önemi Yeni sermaye giriģleri Doğal kaynakları elde etmek için direkt olarak yatırım yapılması Ar&Ge yatırımları Sektörden çekilmeler DURAĞAN GELĠġME EĞĠLĠMĠ GERĠLEME BELĠRSĠZ EĞĠLĠMĠ * Tahmin ve Senaryolar kanaat önderi CEO, araģtırma ve ikincil veri kaynaklarından elde edilen değerlendirmeler çerçevesinde modellenerek ortaya konmuģtur. 265

266 Sektörler Talep Koşulları Firma Stratejisi Girdi Koşulları İlgili ve Destekleyici Kurumlar Devlet desteği Toplam Uluslar arası Rekabetçilik Pozisyonu 6.2 Küresel Ekonomi Ġçinde Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Sektörlerin Rekabetçilik Düzeyinin BütünleĢik Analizi Stratejik planlamaların temel noktasını oluģturan rakibe göre pozisyon alma Ģekli stratejilerde kullanılan en önemli yaklaģım olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, küresel eğilimlere bağlı olarak gerçekleģtirilen Diyarbakır ın sektörel rekabetçilik analizi sonucunda 8 farklı sektörün küresel rekabetçilik pozisyonu ortaya çıkarılmıģtır. Tablo 66: Diyarbakır da Faaliyet Gösteren Tüm Sektörlerin Uluslararası Rekabetçilik Gücü Düzeyi Matrisi 1. Mermercilik Sektörü 2. Et ve Et Ürünleri Sektörü 3. Süt ve Süt Ürünleri Sektörü 4. ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü 5. Tekstil ve Hazırgiyim Sektörü 6. Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörü Yüksek DüĢük Yüksek Orta Orta Orta Orta DüĢük DüĢük DüĢük Orta DüĢük DüĢük DüĢük DüĢük DüĢük Orta DüĢük Orta DüĢük Orta DüĢük DüĢük DüĢük Orta DüĢük Orta DüĢük DüĢük DüĢük Orta DüĢük Orta DüĢük DüĢük DüĢük 7. Turizm Sektörü DüĢük DüĢük Orta DüĢük DüĢük DüĢük 8. Ticaret Sektörü Orta DüĢük DüĢük DüĢük DüĢük DüĢük Matris te de görüldüğü gibi, Elmas Modeli ile analizi yapılan ekonomik faaliyet kollarından sadece mermercilik sektörünün küresel rekabetçilik pozisyonu orta düzey, diğer sektörlerin rekabetçilik gücü ise düģük düzey olarak tespit edilmiģtir Mermercilik Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Mermercilik sektörü Diyarbakır ın en önemli ekonomik alanlarından biri olarak kaģımıza çıkmaktadır. Sektör küresel düzeyde operasyon yapabilmekte ve güçlü bir büyüme eğilimi göstermektedir. Bu nedenle incelenen sektörler arasında kısa süre içerisinde geliģmesi en mümkün olan iģ alanlarından biri olarak analizlerde de öne çıkmaktadır. Bu bağlamda sektörün geliģtirilmesi yatay ve dikey olarak büyük önem taģımaktadır. Mermercilik sektörü bütünleģik rekabetçilik analizi ile değerlendirildiğinde 3 farklı alanda (turuncu-sarı-kırmızı) sektörün özellikleri ortaya çıkmaktadır. Turuncu alanda sektörün içinde bulunduğu koģullar genel olarak iyi olarak değerlendirilmektedir. Yani, sektör uluslararası rekabetçilikte rekabet edecek güçtedir. Detaylı olarak bakıldığı zaman ise talep (iç-dış-ortadoğu) yapısı genel olarak yeterli düzeyde görülmektedir. ĠĢletmeler hemen hemen üretmiģ oldukları ürünlerin tamamını satabilmektedirler. Bu durum sektörün geliģimi açısından hayati derecede bir önem taģımaktadır. Güçlü talep yapısı sektörde üretme ve büyüme konusunda iģletmelerin geliģmesinde büyük katkı sağlamaktadır. Güçlü talep 266

267 sektördeki yatırımlar ve kapasite geliģtirme süreci üzerinde kamçılayıcı bir etki yaratarak iģletmelerin büyümeleri üzerinde olumlu etki yaratmaktadır. BütünleĢik analizdeki sarı ve kırmızı bölgeler göz önüne alındığında ise sektörün özellikle hızlı bir Ģekilde hangi alanlarda yatırım ve geliģim ihtiyaçlarının olduğunu bize göstermektedir. Sarı riskli alanları, kırmızı ise tehlikeli bölgeleri göstermektedir. Bu çerçevede bakıldığı zaman firmaların stratejisi, iliģkili ve destekleyici kuruluģlarla olan bağlantılar ve hükümetin rolü gibi alanlarda sektörün kendisini geliģtirmeye ihtiyacı vardır. Son olarak Ģirketlerin stratejilerinin rekabetçiliği açısından sorunlar olduğu görülmektedir. Kısa zaman içerisinde sektörün bu alanlardaki temel sorunlarının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak çalıģmaların yapılması gerekmektedir. Bu sorunlar ortadan kaldırılmadığı takdirde gelecekte sektörün geliģimi üzerinde olumsuz etkiler yaratacak unsurlar olarak karģımıza çıkacaktır. Üçüncü alan ise sektörün zayıf olduğu alanları bize göstermektedir. Burada öncelikli olarak sektör ve bilgi üreten kurumlar arasındaki iģbirliği eksiklikleri önemli bir problem teģkil etmektedir. Özellikle üniversite ve sektör arasında zayıf bir iletiģim söz konusudur. ġirketlerin stratejileri diğer sorunlu alan olarak görülmektedir. Özellikle sektördeki iģletmeler incelendiği zaman tam olarak ne tür bir stratejiye sahip oldukları anlaģılamamıģtır. Bu nedenle öncelikli olarak Ģirketler piyasada var olabilmek için ne tür alanlarda yetenek geliģtirip uygulayacaklardır? Sektörde bu sorunun cevabının bulunması sürdürülebilirlik açısından büyük önem taģımaktadır. Bunların yanında Ģirketlerin iģ modelleri de sorunlu görülmektedir. Maliyet stratejileri, kurumsallaģma, büyüme ve karlılık gibi temel alanlarda iģletmelerin sorunlarının olduğu çalıģma sonucunda görülmüģtür. Sonuç olarak Diyarbakır mermer sektörü geliģmekte olan bir özellik göstermektedir. Bu sektörün küresel alanda ve karlı operasyon gerçekleģtirmesi için yeniden yapılanmaya gitmesi gerekmektedir. Orta, uzun vadede sektörün temel eğilimleri ortaya konarak temel stratejilerin bu çerçevede yapılandırılması çok önemlidir. Bu aģamadan sonra Ģirketlerin rekabet güçlerinin geliģtirilmesine yönelik olarak kümelenme geliģtirme çalıģmalarına ağırlık verilmesi gerekmektedir. Özellikle stratejik olarak Ģirketlerin yönetiminin modellenmesi hayati bir önem taģımaktadır. 267

268 ġekil 68: Diyarbakır Mermer Sektörü Küresel Rekabet BütünleĢik Analizi Faktör numarası Zayıf Orta Ġyi Rekabetçilik değiģkenleri Sektörün talep koģulları 2 Girdi koģulları ne düzeydedir 3 Firma stratejisi ve rekabet yapısı ne düzeydedir 4 ZAYIF ĠliĢkili ve destekleyici kuruluģlar 5 Hükümetin rolü REKABETÇİ 6 Sektörün gelecek on sene içersindeki büyüme potansiyeli 7 ĠĢletmelerin küresel pazarlar ile bağlantıları 8 Tedarikçi firmaların varlığı 9 Bilgi üreten kurumlar ile iģbirlikleri 10 ġirketlerin temel stratejilerinin rekabetçiliği 11 Sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri 268

269 6.2.2 ĠnĢaat Malzemeleri Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi ĠnĢaat malzemeleri sektörünün bütünleģik analiz incelendiğinde, özellikle mermer ile karģılaģtırma yapıldığı zaman sadece talep ve gelecek on yıl içerisinde sektörün büyüme potansiyeli orta düzey bir rekabetçiliğe sahiptir. Diğer bütün faktörler iģletmelerin geliģimleri açısından zayıf çıkmıģtır. Bu çerçevede sektörün geliģtirilmesi için Ģirketlerin iģ modellerinin kapsamlı bir Ģekilde ele alınması, rekabetçi Ģirket yönetim sistemleri geliģtirilmesinin büyük önemi vardır. Sektörün bu Ģekilde büyümesi kolay değildir. Büyüse bile uluslararası rekabet edecek güçte değildir. Sektörlerin sağlıklı bir yapıda geliģmeleri için en önemli faktör holistik olarak endüstrinin bütün değer zincirinin mevcut olmasıdır. Bu sistem iģletmelerin üretim süreçlerini etkin bir Ģekilde gerçekleģtirmelerine olanak sağlamaktadır. Daha düģük maliyetli ve küresel pazarlarda mal arz etme olanağı sağlamaktadır. Diyarbakır inģaat malzemeleri sektörü kapsamlı bir Ģekilde analiz edildiği zaman bölge ekonomisi açısından büyük bir değere sahip endüstri olarak karģımıza çıkmaktadır. Özellikle çimento, yapı kimyasalları gibi alanlarda sektörün geliģmesi ve yatırımların yapılması iģ yapma biçimine olumlu bir katkı sağlayacaktır. Daha önemlisi sektör açısından sorunların baģında pazarın halen oluģmamasıdır. Büyük ölçekli yatırımların yapılması ve geliģmiģ yatırım modellerinin Diyarbakır a girmesi sektörün geliģme süreci üzerinde olumlu etkiler yaratacaktır. Diyarbakır da gelecek süreçte iç talep açısından önemli bir büyüme kapasitesinin olduğu görülmektedir. Bu potansiyel sektörün büyümesi için domestik pazarın koģullarının yeterli ve uygun olduğunu bize göstermektedir. Ancak sektörün özellikle Ortadoğu pazarına da açılmasının sağlanması gerekiyor. Uluslararası geliģme potansiyeli yüksek bu pazarlar sektörün büyüme hızı üzerinde olumlu etki oluģturacağı beklenmektedir. Kent ekonomisi açısından önemli olan bu sektörün büyüme ve geliģme potansiyeli vardır. Geleceğe yönelik olarak sağlıklı bir Ģekilde yapılandırıldığında domestik enkonominin gayri safi hasılasına önemli katkı sağlayabilir. 269

270 ġekil 69: Diyarbakır ĠnĢaat Malzemeleri Sektörü Küresel Rekabetçilik BütünleĢik Analizi Faktör numarası Zayıf Orta Ġyi Rekabetçilik değiģkenleri Sektörün talep koģulları 2 Girdi koģulları ne düzeydedir 3 Firma stratejisi ve rekabet yapısı ne düzeydedir 4 ZAYIF ĠliĢkili ve destekleyici kuruluģlar 5 REKABETÇİ Hükümetin rolü 6 Sektörün gelecek on sene içersindeki büyüme potansiyeli 7 ĠĢletmelerin küresel pazarlar ile bağlantıları 8 Tedarikçi firmaların varlığı 9 Bilgi üreten kurumlar ile iģbirlikleri 10 ġirketlerin temel stratejilerinin rekabetçiliği 11 Sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri 270

271 6.2.3 Gıda Paketleme ve Ambalajlama Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Gıda paketleme ve ambalaj sektörünün bütünleģik olarak değerlendirilmesine bakıldığı zaman gelecek açısından en önemli değeri yüksek bir büyüme potansiyelinin olmasıdır. Bu perspektifte sektör, gelecekte bölgenin en çok değer yaratan faaliyet alanlarından biri olma Ģansına sahiptir. Elmas modelinde yer alan diğer faktörler açısından bakıldığı zaman ise sektörün genel olarak düzeyinin yetersiz olduğudur. Özellikle firma stratejisi, iliģkili ve destekleyeci sektörlerin varlığı gibi alanlarda zayıflıklar söz konusudur. Bunların yanında firmaların kürsel pazarla ile olan bağlantıları, tedarikçiler gibi faktörler açısındanda önemli sorunları mevcuttur. Sektör gıda alanında birçok üretimi destekleyen bir yapıdadır. Özellikle bakliyat, örtü altı tarım, un ve unlu mamullerin paketlemesinin yapılması ürünlerin değerini arttırmaktadır. Bu çerçevede sektörün Diyarbakır da geliģmesinin çok önemli olduğu düģünülmetedir. Sektöre giriģilerin çok yoğun bir Ģekilde gıda paketleme alanında olduğu görülmektedir. Ancak ambalaj alanında da yatırımların olması büyük önem taģımaktadır. Ambalaj üretiminin çeģitlenmesi sektör açısından önemlidir. Özellikle karton, cam, metal gibi farklı malzemelerden yapılmıģ ambalajlar sektör açısından stratejik öneme sahiptir. Bu tür ürün farklılaģması hem mevcut malzemelerin daha yaratıcı bir Ģekilde paketlenmesine olanak sağlayacak hem de sektörün derinliğini geliģtirecektir. Sonuç olarak gıda paketleme ve ambalaj sektörü Diyarbakır açısından ekonomik yaģamın zenginleģmesi ve geliģmesi açısından önem taģımaktadır. Diğer sektörlerin de rekabetçiliğine katkı sağlayacak bu alanın geliģmesi üretilen malların ulusal ve küresel pazarlara açılmasına büyük katkı sağlaycaktır. Birçok sektörün değer zincirinde yer alan paketleme ve ambalajlma iģ potansiyelinin geliģmesi açısından da önemli bir yere sahiptir. 271

272 ġekil 70: Diyarbakır Gıda Paketleme ve Ambalaj Sektörü Küresel Rekabet BütünleĢik Analizi Faktör numarası Zayıf Orta Ġyi Rekabetçilik değiģkenleri Sektörün talep koģulları 2 Girdi koģulları ne düzeydedir 3 Firma stratejisi ve rekabet yapısı ne düzeydedir 4 ZAYIF ĠliĢkili ve destekleyici kuruluģlar 5 Hükümetin rolü 6 Sektörün gelecek on REKABETÇİ sene içersindeki büyüme potansiyeli 7 ĠĢletmelerin küresel pazarlar ile bağlantıları 8 Tedarikçi firmaların varlığı 9 Bilgi üreten kurumlar ile iģbirlikleri 10 ġirketlerin temel stratejilerinin rekabetçiliği 11 Sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri 272

273 6.2.4 Tekstil ve Hazırgiyim Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Tekstil ve hazırgiyim sektörü bütünleģik olarak analiz edildiği zaman sektörün temel değiģkenlerinin çok güçlü olmadığı görülmektedir. Özellikle yerel talep düzeyinin dinamik olduğu görülmektedir; ancak bu yerel satın alma gücü ile desteklenmediği için sektöre katkı sağlamamaktadır. Ayrıca bölge yatırım açısından vergi avantajlarına sahiptir. Ancak güvenlik sorunları bu avantajı yok etmektedir. Sektörün geliģim ve büyümesi için mevcut sorunların stratejik bakıģ açısı ile ele alınması gerekmektedir. Bu bağlamda iģletme modellerinin geliģtirilmesi ve bölgede büyük ölçekli iģletmelerin (oyuncuların) yaratılması sektörün geliģimi açısından büyük bir öneme taģımaktadır. Diyarbakır özellikle pamuk üretimi ve iģgücü açısından önemli bir potansiyele sahip yatırım alanlarından biri olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede gelececeğ yönelik olarak tekstil ve hazırgiyim sektörünün geliģtirilmesi hem kentin ekonomsine katkı sağlaycaktır hem de sektörün Türkiye de rekabet gücünü yitirmesi nedeniyle yeniden geliģmesine yönelik alternatif modellerin geliģmesine olanak sağlanacaktır. Yöredeki faktör girdilerinin uygun olması önemli bir rekabet avantajı olarak görülebilir. Bu nedenle rekabet üstünlüğü olarak bu faktörden yararlanama yoluna gidilmesi hem Diyarbakır da sektörün geliģmesine olanak sağlanacaktır hem de geliģmete olan Ortadoğu pazarına daha etkin bir penatrasyon olanağı sağlanmıģ olacaktır. Sonuç olarak tekstik ve hazırgiyim emek yoğun önemli bir sektördür. Diyarbakır da sektör daha çok mikro düzeydeki iģletmelerin desteği ile yürümektedir. Bu sürecin desteklenerek özellikle iģletmelerin uluslararası pazarlara açılmalarının sağlanması gerekmektedir. Sektörün geliģtirilmesi hem makro ekonomik sorunların çözümünde etkili bir yöntem olacaktır, hem de sektörün küresel düzeydeki rekabetçiliğinin sağlam bir zemine oturmasına olanak sağlanacaktır. 273

274 ġekil 71: Diyarbakır Tekstil ve Hazırgiyim Sektörü Küresel Rekabet Düzeyi BütünleĢik Analizi Faktör numarası Zayıf Orta Ġyi Rekabetçilik değiģkenleri Sektörün talep koģulları 2 Girdi koģulları ne düzeydedir 3 Firma stratejisi ve rekabet yapısı ne düzeydedir 4 ZAYIF ĠliĢkili ve destekleyici kuruluģlar 5 Hükümetin rolü 6 REKABETÇİ Sektörün gelecek on sene içersindeki büyüme potansiyeli 7 ĠĢletmelerin küresel pazarlar ile bağlantıları 8 Tedarikçi firmaların varlığı 9 Bilgi üreten kurumlar ile iģbirlikleri 10 ġirketlerin temel stratejilerinin rekabetçiliği 11 Sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri 274

275 6.2.5 Turizm Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Diyarbakır ekonomisi içerisinde turizm sektörünün mevcut durumunu değerlendirdiğimizde sektördeki potansiyel açısından önemli değerlere sahip olduğu görülmektedir. Yörede var olan tarihi kalıntılar, arkeolojik sahalar, hanlar, medreseler, köprüler sektörün geliģmesi açısından önemli bir potansiyel oluģturmaktadır. Bunların yanında yörenin mutfağının geliģmiģ olması ve uzun bir yaģam mirasının üstüne oturması da turizm sektörünün geliģmesine katkı sağlayacak önemli bir değerler olarak görülebilir. Ancak bütünleģik analizde de görüleceği gibi kent sahip olduğu bu temel stokları turizm endüstrisi için kullanacak örgütlenmelere sahip değildir. Özellikle otellerin kapasitesi ve fiziksel koģulları, seyahat acentelerinin eksikliği sektörün geliģme sürecini engellemektedir. Bunların yanında Diyarbakır da halen bir turizm pazarı oluģmuģ değildir. Sektörün geliģmesini tetikleyecek faktörler oluģmuģ değildir. Bütün bunların yanında Diyarbakır ın güvenlik sorunu Ģirketlerin ve turistlerin burayı seyahat planına dahil etmelerini engellemektedir. Güvenlik sorunlarının ortadan kalkması Diyarbakır ın bir destinasyon olarak geliģmesine büyük katkı sağlayacaktır. Bu konuda en baģarılı örnek Mardin dir. Bütün dünyada bireylerin ve kurumların seyahat planları arasına giren kent özellikle Diyarbakır için de önemli bir örnek teģkil etmektedir. Sektör özellikle giridi koģulları açısından iyi bir potansiyele sahiptir. Bunun dıģındaki diğer bütün faktörler turizm sektörünün geliģmesini destekleyecek nitelikte değildir. Girdi koģullarıda yenileme (renovasyon) çalıģmaları yapılmadığı için her geçen gün tahrip olmaktadır. Kültür Bakanlığının temel stratejik planı çerçevesinde Diyarbakır ı destinasyon olarak ilan etmesi gerekmektedir. Sonuç olarak Diyarbakır tarih, kültür ve inanç turizmi konusunda Türkiye de en az Mardin, Konya kadar geliģme Ģansına sahip kentlerimizden biridir. Önemli olan bu değerlerin ürün olarak ortaya konmasıdır. Ticari turizm ürünü olarak geliģmesi durumunda sürdürülebilir turizm sektörünün geliģmesi sağlanır ve kentte sektör ile ilgili değerlerim güçlü bir Ģekilde on ile on beģ yıl içerisinde geliģmesine yönelik adımlar atılmıģ olur. Bütün bunların olmasının tek önemli Ģartı kentin güvenlik risklerinin en kısa süre içerisinde bertaraf edilerek imajının değiģtirilmesi gerekiyor. 275

276 Tablo 72: Diyarbakır Turizm Sektörü Küresel Rekabetçilik BütünleĢik Analizi Faktör numarası Zayıf Orta Ġyi Rekabetçilik değiģkenleri Sektörün talep koģulları 2 Girdi koģulları ne düzeydedir 3 Firma stratejisi ve rekabet yapısı ne düzeydedir 4 ZAYIF ĠliĢkili ve destekleyici kuruluģlar 5 Hükümetin rolü REKABETÇİ 6 Sektörün gelecek on sene içersindeki büyüme potansiyeli 7 ĠĢletmelerin küresel pazarlar ile bağlantıları 8 Tedarikçi firmaların varlığı 9 Bilgi üreten kurumlar ile iģbirlikleri 10 ġirketlerin temel stratejilerinin rekabetçiliği 11 Sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri 276

277 6.2.6 Ticaret Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Ticaret sekörü ile ilgli olarak bütünleģik analiz yapıldığı zaman Ģu ana kadar yapılan analizlerin Diyarbakır açısından temel olarak ölçümlemesi yapılmıģtır. On bir faktör açısından kosolide model geliģtirilerek sektörün temel durumu ortaya konmuģtur. Ticaret sektörünün geliģtirilmesi özellikle yörenin tarım, imalat ve hizmet sektörleri için hub olmasını sağlamaktadır. Diyarbakır sahip olduğu özellikler ve geçmiģten gelen tarihi özellikleri nedeniyle bu sıçramaları gösterecek niteliktedir. Ticari hub olarak kentin geliģmesi birçok faktörün etkin ve stratejik bir model ile yönetilmesini gerektirmektedir. Özellike altyapı, Ortadoğu bağlantıları bu anlamda büyük önem taģımaktadır. Bu faktörler kentin hem ulusal pazar ile iliģkisini güçlendirecektir hem de uluslararası geliģmekte olan pazarlarla iģletmelerin bağını güçlendirecektir. Ancak mevcut modelde kentin içinde bulunduğu koģullar bu sürecin geliģmesini destekler nitelikte değildir. Kentin güçlü bir ekonomik modele sahip olabilmesi için ticari kapasitesini geliģtirecek fuarcılık faaliyetlerinin daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak bütünleģik olarak sektör analiz edildiği zaman uluslararası olarak rekabet etme kapasitesinin olmadığı görülmektedir. Gelecek on sene içerisinde büyüme ve geliģme noktasında öngörüler yapılan sektörün iç talep, dıģ talep ve girdi koģulları açısından büyük yetersizliklerinin olduğu görülmektedir. Ayrıca iģletme stratejileri, Ģirketlerin iģ modelleri açısından da sektörün temel yapısal sorunlarının olduğu görülmektedir. Özelikle aģağıdaki model analiz edildiği zaman sektörün bütünüyle kırmızı bölgede yer aldığını görmekteyiz. Bu durum da bize iģ modellerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir. ġirketler iģ sistemlerini yeniden gözden geçirmek ve daha etkin modeller geliģtirmek durumundadırlar. 277

278 Faktör numarası ġekil 73: Diyarbakır Ticaret Sektörü Küresel Rekabet BütünleĢik Analizi Zayıf Orta Ġyi Rekabetçilik değiģkenleri Sektörün talep koģulları 2 Girdi koģulları ne düzeydedir 3 Firma stratejisi ve rekabet yapısı ne ZAYIF düzeydedir 4 ĠliĢkili ve destekleyici kuruluģlar 5 Hükümetin rolü REKABETÇİ 6 Sektörün gelecek on sene içersindeki büyüme potansiyeli 7 ĠĢletmelerin küresel pazarlar ile bağlantıları 8 Tedarikçi firmaların varlığı 9 Bilgi üreten kurumlar ile iģbirlikleri 10 ġirketlerin temel stratejilerinin rekabetçiliği 11 Sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri 278

279 6.2.7 Et ve Et Ürünleri Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Et ve et ürünleri sektörünün bütünleģik analizi yapıldığı zaman talep koģulları açısından potansiyelin olduğu görülmektedir. Diyarbakır da yüksek bir talep potansiyelinin olduğu görülmektedir. Bireylerin satın alma gücü paritesi açısından bakıldığı zaman ise talep koģulları olumsuzluk göstermektedir. Sektörün makro düzeyede fotoğrafı analiz edildiğinde üç noktada pozitif bir durum görülmektedir. Talep koģulları domestik ve Ortadoğu pazarı açısından olumlu bir görüntü vermektedir. Sektörün gelecek on sene içerisinde büyüme peformansına bakıldığı zaman büyük bir potansiyel görülmektedir. Bu faktörler sektörün temel olarak olumlu olarak adlandırılabilecek unsurlarıdır. Sektörün stratejik olarak olarak güçlendirilmesi için bu faktörlerden yararlanmak mümkündür. Geleceğe yönelik olarak geliģim planını Ortadoğu pazarı üzerine kurmak durumundadır. Bu pazarı kullanarak iģletmelerin satıģları, büyümesi ve küreselleģmeleri sağlamabilir. Bu çerçevede Ģirketler geleceğe yönelik olarak daha hızlı ve rekabetçi bir Ģekilde büyüme Ģansına sahiptir. Stratejik açıdan diğer önemli bulgular ise devletin sektöre sağlamıģ olduğu katkı ve destekdir. Devlet özellikle sektörün geliģtirilmesinde yönelik olarak faizsiz ya da uzun vadeli krediler sağlamaktadır. Bu tür destek ve pozitif faktörler sektördeki temel olumsuzlukları ortadan kaldırmak için kullanılabilir. Özellikle sektöre yeni iģletmelerin girmesinin sağlanması, mevcut iģletmelerin rekabet güçlerinin geliģtirilmesi konusunda bu faktörler önemli destek sağlayabilir. Sektörde yaratılan bu olumlu yatırım havasının gelecekte de devam etmesi kenti et ve et ürünleri açısından Türkiye de önemli bir noktaya getirir. ĠĢletmelerin satıģ ve büyüme süresinde iki temel strateji kullanma Ģansları vardır. Özellikle satıģ ve pazarlarını geliģtirmek isteyen Ģirketler için Ortadoğu pazarı önemli bir fırsat olarak değerlendirlebilir. Sektörün temel zayıflıkları ise Ģirketlerim iģ modelleri, ilģkili sektörlerin yapısı, tedarikçilerin durumu, bilgi üreten kurumların özellikleri ile ilgilidir. Bu alanlarda sektörün geliģtirilmesi uluslararası rekabetçilik için büyük önem taģımaktadır. 279

280 Faktör numarası ġekil 74: Diyarbakır Et ve Et Ürünleri Sektörü Küresel Rekabet BütünleĢik Analizi Zayıf Orta Ġyi Rekabetçilik değiģkenleri Sektörün talep koģulları 2 Girdi koģulları ne düzeydedir 3 Firma stratejisi ve rekabet yapısı ne ZAYIF düzeydedir 4 ĠliĢkili ve destekleyici kuruluģlar 5 Hükümetin rolü REKABETÇİ 6 Sektörün gelecek on sene içersindeki büyüme potansiyeli 7 ĠĢletmelerin küresel pazarlar ile bağlantıları 8 Tedarikçi firmaların varlığı 9 Bilgi üreten kurumlar ile iģbirlikleri 10 ġirketlerin temel stratejilerinin rekabetçiliği 11 Sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri 280

281 6.2.8 Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün BütünleĢik Rekabetçilik Analizi Süt ve süt ürünleri sektörünün bütünleģik analizi yapıldığı zaman talep koģulları açısından potansiyelin zayıf olduğu görülmektedir. Sektörün makro düzeyede fotoğrafına bakıldığı zaman sadece gelecekte büyüme kapasitesi açısından pozitif bir durum görülmektedir. Talep koģulları domestik ve Ortadoğu pazarı açısından zayıf olarak görülmektedir. Sektör açısından tek pozitif durum gelecek on sene içerisinde büyüme potansiyelinin olmasıdır. Bu faktör sektörün temel olarak olumlu olarak adlandırılabilecek unsurudur. Sektörün güçlendirilmesi için strateji olarak ele alacağımız tek faktör budur. Dolayısı ile sektördeki bütün yatırım stratejileri gelecekte büyüme stratejisi üzerine geliģtirilmek durumundadır. Stratejik açıdan diğer önemli bulgular ise devletin sektöre sağlamıģ olduğu katkı ve destekdir. Devlet özellikle sektörün geliģtirilmesinde yönelik olarak faizsiz ya da uzun vadeli krediler vermektedir. Ayrıca mevcut vergi politikları da sektörün geliģmesine önemli katkı sağlamaktadır. Sektörün mevcut yatırım ortamı yeni giriģimcilerin sektöre girmesini teģvik edecek niteliktedir. Bu iyimser ve destekleyici yatırım koģullarının önümüzdeki süreçte süt ve süt ürünleri sektörü için devam etmesi büyük önem taģımaktadır. Özellikle süt iģleme tesislerinin desteklenesi sektörün geliģimi açısından hayayi öneme sahiptir. Bölgeye büyük ölçekli yatırımcıların ve iģletmelerin çekilmesinin sektördeki geliģmeleri desekleyecektir. Yörenin bir süt toplama merkezine dönüģtürülmesine katkı sağlyacaktır. ĠĢletmelerin satıģ ve büyüme süresinde iki temel strateji kullanma Ģansları vardır. Özellikle satıģ ve pazarlarını geliģtirmek isteyen Ģirketler için Ortadoğu pazarı önemli bir fırsat olarak değerlendirlebilir. Sektörün temel zayıflıkları ise Ģirketlerim iģ modelleri, ilģkili sektörlerin yapısı, tedarikçilerin durumu, bilgi üreten kurumların özellikleri ile ilgilidir. Bu alanlarda sektörün geliģtirilmesi uluslararası rekabetçilik için büyük önem taģımaktadır. 281

282 ġekil 75: Diyarbakır Süt ve Süt Ürünleri Sektörü Küresel Rekabet BütünleĢik Analizi Faktör numarası Zayıf Orta Ġyi Rekabetçilik değiģkenleri Sektörün talep koģulları 2 Girdi koģulları ne düzeydedir 3 Firma stratejisi ve rekabet yapısı ne ZAYIF düzeydedir 4 ĠliĢkili ve destekleyici kuruluģlar REKABETÇİ 5 Hükümetin rolü 6 Sektörün gelecek on sene içersindeki büyüme potansiyeli 7 ĠĢletmelerin küresel pazarlar ile bağlantıları 8 Tedarikçi firmaların varlığı 9 Bilgi üreten kurumlar ile iģbirlikleri 10 ġirketlerin temel stratejilerinin rekabetçiliği 11 Sektördeki Ģirketlerin iģ modelleri 282

283 6.3 Diyarbakır ın Öz Yetenek (Core Competence) Odaklı Makro Düzey Kümelenme Analizi Bölgenin temel yete