gel başlıy ar ak TC'nin tüm devlet kururolanna kadar girdi. Ulusal demokratik

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "h@viga gel başlıy ar ak TC'nin tüm devlet kururolanna kadar girdi. Ulusal demokratik"

Transkript

1 gel Sal :"3 HE:j mar:. iı ç. p~şi'lı/ı9as KARKEREN 1-EMÜ WELATAN Ü GELEN BINOEST YEKBIN! 1988 YILINI GERIDE BIRAKlRKEN Dünyamız bir Ya daha ya larurken, birçok şeyi de beraberinde eski tl i, d eğiştirdi. Dünya'da barış ve s ilahsızlanmay la ilgili ileri adımlar atılırken, genelde her kesimin kendine göre yo rum ladığı, bir yumuşama po litikas ı eğerneo oldu. Ancak, yumuşama po litikası Kürdistanı aralannda bölüşen sömürgeci güçlerin, Kürdistan'a yönelik politikalarını etkilemedi. Zorba Irak yönetiminin Halepçe'ye attığı kimyasal gazlarla S.OOO'i a kın insan boğu l a r a k katledildi. 7000'i aş kın insan bu zehirli gazlan bedeninde t a ıy a r a k ölümünü beklemektedir. Dün ya mız bu katliama sessiz kaldı ; bu da yum uşama poli tik asının Kürdistan sorununa yans ı ma sını aç ı kça gösterdi. İran- Ir a k s avaşın da yorulanlar, biraz soluklanmak üzere a teşkes imzalad ı. Bir cephede soluklananlar, diğe r cephede Kürt h alkına karşı sal dınya geçti. Yine kimyasal silahlar ku ll a nı l dı, yine binlerce çocuk- kadın ve genç-yaş ~ demeden katledildi. Yüzbinlerce insa nı rnı z bu gazlardan korunmak için düşmanlan a ras ında tercih yapmak zonın d a kal dı. Bunlardan 60 bini aşkın in sa nırnı z hala Türkiye Kürdi s t a nınd a, tel örgülü kamplarda kendi halkından soyutlanarak, TC'nin b as kı ve oyuolarıyl a ceb e ll eşere k yaşarnını sürdürmektedir. Dünya kamuoyu yine dut ye miş bülbül gibi suskunluğunu sürdürdü. Sürdürüyor. Irak Kü rdi stanı güçleri en ge niş cephelerini o l uşt urup, saldınlara karşı direnme karan a ldıla r. D oğr u ve yerinde a lın mış olan bu kar arın, pratikte hayata geçirilmesi, baş t a bu güçlerin kendi öz güçlerine güve nınci erin e bağlıdır. Kuş k u su z bölgedeki ge l işme ler ve dünyadaki güçler dengesi de ge l işm e le r i etkil emiş olacak. şu sıralar konuyla ilgili yoğ un diplomatik gi rişimler bu güçler ta ra fınd a n sürdürülmektedir. Türkiye Kürdis tan 'ınd a, geçen yı ll a ra nazaran azalarak da olsa, kırsa l kesimlerde s il a hlı eylemler yıl boyu devam etti. Kentlerde çatışmal ar görüldü. Metre polde s il ahlı eylem geliş t irme çabaları gözlendi. N anılı bir işk en cec i olan Yüzbaşı Esat Oktay Yıl dıran cezalandırıldı. Yine Eski general, işkenceci Recep Ergun'u cezalandırm a gir işimi oldu ve olayla b ağ l a ntılı olarak bazı devrimciler yak a l andıla r. Sömürgeci TC, bir yandan zor ve şidd e t e d aya ~ geleneksel politik asını sürdürürken yeni yeni önlemler a lma yı da ihmal etmedi. Sömürgeci vali için özel ordu kurdu. Özel tim görevlilerinin sayısını ar ttı r dı, muhbir ağını genişletti, teritoryal sistemi gündeme getirdi. Bununla şimdiye kadar devletin yan resmi görevlisi durumunda olan sivil faş i st güçler res mil eş ti r i lip maaşa bağ l a n acak ve ilerici yurtsever avına çı k anlacak l a r. D iğe r yandan, gel işen ulusal demokratik savaşı mın hed efın i s aptırma amacıyla uzun vadeli bir politika belirleme çalışma l annı hı zl a ndırdı. Kürt sorunu ile ilgili tart ışmalar, TC'rıin dostu emperyalist ülkelerde başlıy ar ak TC'nin tüm devlet kururolanna kadar girdi. Ulusal demokratik güçlerin henüz söz sahibi olmadığı, bu ta rt ışm a l ar, gelişme l e rin seyrine bağlı olarak daha bir yoğu nlaşacak. Bu ta rtışm ala rı, burjuvazinin s ı nırlannı bel irl e diği alandan çıkarıp, özgür ve demokratik bir Kürdistan talebi çerçevesinde kitlelere mal etmek Ulusal dt:mokratik güçlerin; Türkiye işç i sını fının ve Türkiye demokrasi güçlerinin önemli görevlerinden bir olarak duruyor. D ünyamız yaşla nırk en, birçok diktatörün de "başını yedi". Kimileri ise bu ge l işme l e rde kendi son unu görerek paniklerneye baş l a dı. Evren'in "bradcri" Ziya-ül Hak, eli kan b suç o rtakl arı y la birlikte, nedeni kesi n belirlenemeyen bir uçak i n fi l a k ın da dünya s ı nı değ işt i rd i. Ziya 'nın ölümünden sonra yapıla n s eç imle rde, Z i ya' nı n iktidardan dü~ ür ü p idam ett irdiği Züllikar Ali llutı o' nun kızı Benazir Butto ikt idar ol<..lu. şil i ' n i n eli kan lı diktatörü Pinoçe, kendini ortaya koyarak yap t ı ğı bir refcrandumda halktan şamar yedi. Ve gelecek yı l gö revden ayrı l mayı kabullendi. To plu nı sal muhalefet faş i zmi k öşeye sı kış ı ı rı yo r. Türkiye'de 12 Eylül h a r e k atını yargılama t a r tışm a l a rı ba.) l ayın ca Evren ve h e m pa l a rı n ı n pa çaları tut tl)tll. Trabzon k o n uşma s ın da Evren, yeni bir darbe g irişimind e n bahsederek tehdi dini savurdu; am a tu t m a d ı. Sekiz yı l dan beri iyice yı p r ana n fa!ş i s t general bu sözlerinden son ra sert tepkilerle karşılandı. Daha sonra çark ederek, ba lının ' d a telkinlcriyle, Türkiye'de komünist partisi dahi kur u l a bilcceğ i n i söyler oldu(!). Türkiye'de ekonomik ve siyasal bun a ~m aş ıl am ad ı. Ennasyon % 90'a ul aş tı. 50 milyar d L~ borç kamburu git tikçe büyüyor. Gün geçtikçe İ.)S iz l e r or dusuna k a tılım a rtı yo r. Oniimüzdeki yıl, Belediye ve Cumhu rbaşka n l ığı seçimle ri ya pı l a cağı ndan, seçim e konomisi uygulamak zorunda olan yöneti m bu b u nalımın kat kat arta cagı nı biliyor; bunu aşma çaba la rı ise sonuç vermi v or. % 36 oy ile iktidarda olan Özal al ı m burjuvazi d eğ iş tirm e k istiyor. SI IP burjuvazinin güvenini kazanmak için k almad ı k h o kk:ıba z lık la r yap ı y \ ır jevamı S 1y :,! ::. ' "

2 OKUR VE MUHABfRLERDEN - - -~._ -_.tt~. '"fsk genç ama güçlü ve geli en bir hareketr.r!.. Degerli arkada.'_?lar, Barinır Türk devlet inin, bü ı un iğruı ç likkrini se rgilediği somürge zind.ınla rından çı k ~ıını zın bu ilk ayla rı ndu yoğu n bir çabayla sizlere sesk nınc ol;ınagın a kavu~t u k. (!eçen utun yılla rı n, bizler açıs ından ideoloıik. 1-ıılıurcl vı.: hatta fiziki birtaı..ını kayıplara neden o l duğu ıartt)nı a göıur rnuvl)r. Ve 'latcn hen dt: bunları tarlı'ıııı.ıl: istemiyorum. Sadt:cl' \.ıp.ıcağını açıklam aların hangi kl>:ıui I.ırın urllnll o l d u ğuna Jikkarleri çekmd isı i yorum; h..:psi o kadar. l'k~p-oy davas ınd an yargı l andığıııı \'c ı uıuı.. ıu kaldığım yı ll a r, gerek dirl'ni!ıkrdc ve gere kse sömürge nı:.ılıl..cıııclcr inde hallumllln yüzü nü.ıg.ırıınak için elimden geleni yapına yı bir yunsc\crlik görevi bildim. Anc.:ak, ıal..diı edersiniz ki, partilerin ve örgütkı in mücadck çi;gilcri her zaman dlırt-dö rtliık bir seyir i;lcmez; hata ve dsıl..lı.:r ul..ısı ~e)lcrjir. Yete r ki, onları!tijerıııc l. için sanıimi bir çaba ~<ll fcdil s iıı. Bu aıılamı.ja, diirüs ı c l c.~ı iri ve.: ıı~.ı rı bı a <H;ık o lduğumu belirtmek istl rı ın. Arkada~! ar, TKSP-ÜY sanarında li7.u n yı ll ar çalt'il ını. ~ ı radan taraftartıktan bölge komitesine kadar ç~iıl i görevler ü s ı kndiın. Ve TKSP-ÜY hatt ını, en zor 'ı. ırıl<ırda ~av unırı aya <;a l ı.ştım. Ct:za l, ıııjı:l..i ıuıumunı, E r ;u ruın Askeri t\1.ıhl-<.:ıne ıııı anal. ları \t: bu alanlaru.ı \igitç<.: direnen arkauaşlarımız bunlara ıanıktır. l' ck i iyi mi yap tık? Bu sorunun l'l'\'<ıhı nı bu kı sa d c.:ğc rl e njirnı e md c lıubca k \ tllt l. Devriınci militan, sadeec verileni yap.ıııl:ı yetinen uq~il; m.:den yap ıığı nı ve \< l)llıgının ~onuc u nu görcbilcn, Jcgcrkııdircb i k ıı 1-Cjiuir. Bu amaçla gcçnıi.) 'l gekcel.. h a kkınd a bat.ı aç ı klamalar y; ıpııı;ı i lııiya <.: ı duyuyoru m. lllu~ olarak k i!ji li ğimi'lin yol.. cdil ıııd i \ tend iği bir uonl ındc, Kıırtli ~ ı.ın'a ulusal bilinç ve :-.ol dtı.ş ıin<.:dcr Lı') t ~aıı bırçok ak ım gibi OY'da d eğcrli ç: ılı)nı: ı laı yaptı. flirçok insan gibi l>l n i Ol' aıııi-sönıurgec.:i bir <;i;gide c ı kikdi n: gcl i.-ıti rd i. Ki, bu ilk yı llar, ayıu ;.ııııarıda OY hareketinin gcl i.~nıe ve \: ıyılnı : ı yı ll.ırıydı. Ancak bu gcli.)rıh..: ~'' ı i fa ; la Ili'Un surmed i. Kürdi sıa n 'da ):t~:ınan h11 lı surcç içindt:, ÖY' nun bi ;,ııi hi kendisi gd i.~nıenin k arşı ı:.ın da l' ll)!.l'l u lııı <ı durumuna d ~ıu. Ulusal bilinç l a.)ım a sürecinden, ulusal hağırn sı; lığa yü nc lnı c a'iaınasımn zorl ıı" ları kar~ ı s ınd.ı ı üke:tlcdi Bu durum M K 'daıı.ılı birimlere, iı) c lı..: n.:. l) ll KD'Iilcrdcn Bcletliyt:lere k:ıd. ıı herkese ve ht:r t i.ı r çail)ll1aya ~u İ" da bu olçüje y ansıdı. "Rurjuva demokrat i"-" '}art larda çail)ınaya kendisini kapt ı r ını), gizli ö rgıiı olduğu h;ılde buna uygun di.~e dol-unur hiç bir çail)nıası olmayan TKSP, 12 Eylu l f:t'ıi "t d. ırbe ~iniıı \lll lll <ISI) la bi.ilüilliyjc ijii..ej ı.: n, ınu ca Jek alcınlarından ve kadrolardan knparı ldı. 13u ve daha zor dı ıneınlı.:ı e hazır ol madı ğı için t oparlananı<ıdı ve; boyle bir çail)ına nın üngorduğıi fc.:jakarlıgı göıc alamadı, uolayı :-.ıyla hulı bir dağ ı lına ve sürekli kan kaybına u ğ raıııaktan kurtulamadı. Boylece Kürı.Jis ı an'ın biricik "sosya list hardel i" olarak gö rdıi ğü ın ül, daha doğru su görme ya nlı~ lığııı a diı.ş l iıgiiıııü z TKSP (...)bir hayalet olmaktan üıcyegeçıne u iği SOS) al pıratik içinde açığa Çtk!ı. A rtı k bu gun Kurdistan'da 2ll y<t)ın.ıltındaki _gençlerin adı nı bile bilıııı:digi TKS I'-OY va ı s ın kendi:-.ini ı;ok guçlli, d oğru ve nıiicaddcci bir çizgi görsi.ın... Bu ve ben'ler dcınagojilcrc insanian n karnı tok. Ve bunun u;.crindc yügunht) nıanın hiç bir gcrcğ i.. dc yok. Kaldı ki, ünemli olan TKSP-OY' nun neden bu duruma gcijigijir. Bu neden!cı i )Öyle s ıralıyabiliri 'l: J- TKSP, Marksist- l c ni n i ~ı bir p: ıı ı i ucğ.ildi \'(; olamadı. 2- Daha partinin kuruill) yıllarında bağım s ız Kürdi tan istemi, hayali bir istem olarak kabul edildi. TKSP bugün, s ı kı.şı ıkça, hu i s ı e mi kabul etnıi.) görünse de, ya kl<l)t ınınd a isabet yok. Ve bunda sanıimi <.h.:ğil. Çunku, TKSP' nin, pasaport ~orıımı konusun daki cndi.)clcri hile hcnu; gitll r il ım'l değil. (bal... PKK u;.ek.. )tiri) 3- Kuru cula rın bıiyük bir çogıııılıığıı Türk solu ve Öteil ikle TİI' ' Jcn geldı kleri için, kııy ru kçu politikndan \'l' T İP ' i n bilinen sağ a nlayı.)ından 1-. enjileriııi kurt ;ıra nıa dılar. Buıı d.ın ;ııın nıak için hi<; bir çab:ı h.ııl anıad ı lar : <ıksiııc bu anlayı.) ı örgutun beynine \l' yapısına ı:t)ıjıbr. Dobyı-.ı~la k ı s. ı sıiredı.: biırokrasiyc.: entegre oldu br. 4- TKSP, dc\tim iddia s ı y l a ortaya ç ıkm a s ına ra ğme n ; Kurdi s t.ın devrimi nin na :-. ıl bir yol i.d cycccğine dair açıl.. bir tesbite sahip değildi. O'nun a :-.kc ı ı iırgu ı lennıc konusunu, b :t)ç<tvll) ları örg.utkmc gibi basit bir nıaııtıkij \'.A RYA N-Ortudogı. çiilllll' )l' ç:ıll)lll.t~ı. lıir lı:ıkıııı.ı l ıtı ''" ciddi\'l'lilllknnl k.ıd.ı: ll/.tk ııldııt:ııı. )!.OS(." I nll'\." ~~ti'.lll.."ı - 1 K ~P. l.. :nı ııı sı p; ıı l.ıııl.ıyı~ııı laııdıı ; ı r:ı k, e lc~ı ı n -ı ı tc k~ı ı ı ı,.. il w ııı n d ic;iplin,dl.'ıııokrasi \'l d.-ııl tiııı.t\t' ı.ı rı nı sl\ \..,ll ll a..,ııı dı. l '.ıı ti lıı\t:t,ı ı,i..,. " riıı e.rı'ıh:ıp t,-':"ıı~ ili'ıl.:ih:ııı l <,ırı'uı o-bıı l i l..,.:cqı lll,oıuııuuilııo,.ıı! r.:ce lı.ı... s.h \l.' duruo,tlıır. l"ll'h ıı kuııud.ı lııo., lıır lhıııcııı ıut.ııl l ır ı' tika ı t kımji. llıı u.ıın lll', ı SlP.! K i 1 <.:; ii 1 n ıı g u ıı. D ı. \' Y () 1.. ı~ ı ı ı ı u lı ı ı ' ı ik; w sıkı~ttl!,tlld.ı kıırto.,ıi J.:L",ikı,, DDKD, KLIK \lı. urg.ııtkrl.: tqd ıney e çall~lı. F : ık:ıı lıüııınlıul :ıııılı.ı'ıı klar da, sııreciıı.ı ğır :ıııı.ı :ıl rııı:ıo,ı; İ.)lcyi."'i k<ır~ ı ~ ııı d.ı ;ı~u... ı çıktı. l [)(ı, II EVKARI,.ı.: ~ni-birlık'inl'l'll: ;l'llıt ort awrde durııyoı. Sıı.ı "i ı \ CEI{"dl'.. 7- Yine TKSI', il lcgallıiı iıı ı!lll t>ı ı ı nııııı ed:.:ıılcıiııi l-.1\r,.ıııı.ıdı~ı i..;ın k.ıı Ji~t.ııı'da iik!!al l,':tlı~m:ınıı. l'.. al ı nııı.ısı l!,t:rekıi(:iııi ıiııe nı sl'llıl dı. l l' gali tt'yl' ~~ d nıı~ k \ili~e ~Lndi.. iııi k.q' t ı rdı. <hlc ki, UIIKDinl.: pıııı ç:ıil'ım ; ıları iç içe.: geçı ı, d.ılı;ı dlıgııı 'ıı birin,ilcr,ıncın k.ıt:ındı. X- Part ı. :-.ıcrko 'ı'. ıyıı ; ( lr!.!,.ıııı'ıı ı sahip o lıııadı ı,: ı için k.ıdı.ıl.ırıııı 1ııııkıı dirnı c.:dc,.e kendi politik.ı 111.: ~ı l :ıhl.ınd ı rınad :ı.ıl iz k:ıldı K,,, 1 ıı>!.ıı, t;lığ uıılukl:ı )!.l'l i ~ ın çlrı k:ıı~ı,ııı,l. ı lı.ı.ı hll) lııı.ıkıld:. l) U luslıı.ııa o, ı Jhılıtıt.tl : ı tut ı ı: davranm:ıdı; uıııuı s u ; Lı-ı ıılt'.ı TKI' ku yru kc;u lu gııııa b :t'ı l :ıdı. \'c dıııı\.ı sn sv:ılist... istemine l..ar'ı ı d.ı \. ıın ııni d " r iınnıadı. Bu knıııı t bk i pulıııl.;ıo,ı, dıııı 8rejncve; hııgun dl' (j,ıı lı:ıı;m ':ı.. H ı t ııım : ıı.. dere l.. l'\ııhk b lu ı. -\ı ı-:ıd:ı '? l" r. TK~I'\ e yl ııwlıl.. ck'ıtirik ı i d.ılı;ı d dt:riıık :, ıiıııı c ı.. ıııııınl..uıı.,\ ıı l.ıl. ı, 'ı ı k h yukl.ı'ıııı '"1 k'-,l''d, '-,,ı \>ı.ııı, Illi lll...ıdlı l..ıt.ılııııd.ı \'t' lı.ıı' k; o di!.!.u, " ııılıııııd.ı ~.ıt l..lııııı.. ıı d, ı.. l; ııul :ırı lıiliııısl llıir buıuıı,çll ıf, i\ı;!. ch: alııııııı'ı \l' dl')!.l'ıl.:ııjııılmıo,ıır A~ıı,.ı '1 K ~f' i..;ıııd,l.ı ll'\ıiııh nadııı t.ı o, liy es imkı -...ını : ı ıı.ııt ı\ ymi;l')i ll ıl dt. r\d ı ~ ll l, l.ıııı: ı l.ıt, l...ır.. 1 mala ı. s.ı k : ıl :ıl!,ı ırl ı.ır.ı k.ııııı.ıl.ır \. dil..l ıdu. p.ırti J1lılıtıl..:ı sılı:ıl irı.. l.!.. tn ıl.. El l:.) l ı ri. t.ırlt)ııı:ı \'C hv.. ı pi.l1rıı ı i,.. kl c riııı i tl'. yan.. t) ıl ııı : ı dı; o, ll ı d li ı ıy.ılı l) p,aıııı sav la ı :ı ı ı

3 3 Ben yıllarca Türkiye solu içerisinde yer alarak mücadele ettim. Bu süreçte kendi vatarum olan Kürdistandaki ge ~melerden de uzak kalmadım, gelişmeleri sürekli izliyordum. 1965'den önceki gelişmeleri de yazılı belgelerden okudum. Türkiye devrimci hareketi içerisindeki tartışmalar bir dönem "Kürt halkı"run varlığı üzerine sürdü. Türkiye solu Lenin'den Stalin'den bol bol alın tılar cımbızlayarak adeta Kürt halkırun varlığım inkara çalışıyordu. "bir halk nas ıl oluşur", "ulus nedir", vb. tartışmalar sürüp gidiyordu. Bu tartışmalan binlerce Kürdistanlı da dinliyorduk ve "varlık-yoklugumuzu" tartışıyorduk. Bunları, günah çıkarmak için değil; sosyal şöve n anlayl ın Kürdistanlı bir insanı ne hale soktuğunu, bu anlayışın nasıl kendi varlığımızı bize tartıştırdığını, marksizm-lenizirn adına kendimizi yadsıma nokt asına getirildigimizi anlatmaya çalışıyorum. Bunlar Türkiye'de olurken Kürdistan'da önce DDKO sonra DDKD D H KD gibi demokratik kitle örgütleri Kürdistan üzerine tartışmalann yoğunlaşmasını sağladı; 701i yıllar bu sorunun aşılmasını sağladı. Varlık- yokluk tartışması sonuçlanınca bu kez örgütlenme sorunu gündemin başına oturdu. Kürdistanlı devrimciler ayri örgütlenebilir mi-örgütlenemez mi? Oysa 1974 lere vardığinda Kürdis tanlı ilericiler devrimciler kendi illegal partilerini kurmuş ve görüşlerini yaymak için legal veya illegal yayın faaliyetlerine başlamışlardı. Pratik Kürdistan'da önde gidiyordu. Sorun hala Türk solunun gündeminde "milliyetçilik", "bölücülük" olarak tartışılıyordu. Ayrı örgütlenmeyi savunanlar veya pratik adımını atanlar milliyetçilik ve bölücülükle suçlanıyordu. Sovyetlerde ulusal sorunun çözüm biçimi kendi sosyal şöve n politikalarına perde ediliyordu. Kürt halkımn varlığım tartışma konusu yapan, Kürt halkımn ayrılma ha kkı olup olmadığı konusunda karar yetkisini kendisinden başka kimseye vermeyen zihniyet sosyal-şove nizmin NEDEN TSK? açık kimliğidir. Lenin diyor ki: "en iyi birlik halkların serbest iradesinden doğar, en iyi birlik halkjarın kendi kaderlerini tayin etme hakkını serbestçe kullandıklan zaman dogar" Dogru olan birlik anlayışı budur. Bu hakkı kuljanmak isteyenlerin milliyetçilikle suçlanmalan abestir. "milliyetçilik" yaftasını Kürdistanlı örgütlerin boynuna takan ve bu konuda genellemeler yapan sosyal- öven'ler kendi savundukianna kendileri de inanmıyor artık. Ama Kürdistanlı devrimci unsurlan bünyelerinde tutmak için hala ~!!Zl propagandalannda direniyorlar. Orneğin; ulusal örgütler ve milliyetçiler komünizmi savunamaz", "biz komünistiz, kızıl bayrağı dikecegiz ve böylece Kürt h a lkının hakl arı nı da vermiş olae<ıgız" Vb, soruyoruz, kimin hakkını kime vereceksiniz? Bizim hakkımızı bize vermek yetkisini kim verdi? hem bu halkı inkar etmeye varan bir politika bunda nasıl samimi olabilir? Bu düşü n ce Kürdistanlı devrimcileri kendi öz örgütlenmesinden koparmaya, enternasyonalizmin arkasına gizlenip Kürdistanlı ilericileri kendi mücadelesinden alıkoymaya yönelik bir propagandadır. Pratikte bu anlayış, zorlu bir savaşımı gerektiren ulusal kurtuluş mücadelesine katılımın önünü tıka maya hizmet eden bir politikadır. Bugün, Kürdis tanın üç parçasında acıması z bir savaş sürüyor. Halkımıza karşı soykırım politikası uygulanıyor. Kimyasal silahlarla katliamlar uygulanıyor, sürgünlerieric Kürt halkı tarih sahnesinden silinmek isteniyor. Bu yok etme hareketine karşı Türkiye devrimini beklemek gerekli mi? Bu türden propagandalar Kürt h a lkının devrimci savaşımıyla çe l iştiği gibi, Türkiye devriminin de çık a rl arıy l a da çelişiyor. Bu anlayışa karşı çıkmak her devrimcinin görevidir. Türk devrimcileri de bu anlayı~ enternasyonalist bir ruhla karşı çıkmalıdır l ar. Enternasyonalist dayanışmanın sağlam bir zeminde şekiil e n mesini istiyorsak, ezilen halkiann çıkarlarını ön planda tutmak ve onların kendi öz örgütlenmelerini kendi so- MURAT VE ZILAN mut koşullarına uygun o l ar :ı k o l uşt u r maların a köstek değ il, destek olmak gerekiyor. Milliyetçi olup olmamak ayn örgütlenmeyle belirlenemeyecegi gibi, Komünizmi savunmak da birlikte örgütlenmek.. demek degildir. Bu p roğram olayıdır. Ulkedeki çelişkileri, s ını!1 arın mevzilenmesini ve soru nl arın çözümünü doğru belirleme o l ayıd ır. Tersi düz mantıktır, marksizm-leninizmi kavramama o l ayıdır. Bugün Kürdistan ve Türkiye gerçeğine göz attığımızda şunu açıkça görebiliyoruz: Kürdistan silah zoruyla parçalanıp emperyalizmin ve bölge gerici devletlerinin çık arları dogr ulıusunda dört devlet tarafı n dan sö mürge l eşı irilm iştir. Türk sömürgecileri ise en büyük parçaya sahip çıkmıştır. Lozan'da ya pıl a n a nlaşm ayla topraklarımızın bu kıs mı Mi sa k -ı milli sınırları içinde gösterildi. Askeri işgal ile süreç içinde ekonomik ve kültürel egemenliklerini kurup h a lkımı zı zora ki asimilasyonla Türkleştirm ek istedi, istiyor. Bunu başa rm ak için her türlü yola başvurmaktan geri kalmı yo r. Hain ve işb irlikçi ler i de kendi yanla rın a alarak ülkemizin yera ltı ve yerüstü zenginliklerini talan ediyor. Sürgünlerlc soykırımlada halkımı'li ve mücadclcmizi yok etmek istiyor. Durum bu olu n ca, böylesi bir sömürge ülken in kurtuluş mücadelesiyle; Türkiye gibi bir ülkenin devrim stratejileri de ayrı ola ca ktır. Stratejiler çe lişkil e r yumağı üzerine çizilir. Iki ayrı ülke, iki a yrı devrim stratejisi elbette ayrı örgüt lenın eyi beraberinde getirir. Kürdistan'da baş çelişki ulusal çclişkidir. Bu çelişki ulusal demokratik devrimle ç özü l ccekı ir. Temel çe lişki emek-sermaye çelişkisid i r. Bu nedenle Kürdistan'da nihayi hedefimiz sosya lizmdir, sömürüsüz ve sını fs ı z bir toplum ya ra tmaktır. Bunl a rı bu şekild e programlarken ve buna uygun pratik a dımlar atarken "milliyetçilik" bunun neresindedir? K a ldı ki, ezilen ulus mil -

4 liyetçiliği hoş karşılanabilir ama sosyal-şövenizm asla! Ekim devrimi ile yeni bir çağ olan, proletarya devrimler çagı açıldı. Burjuvazinin ulusal kurtuluş savaşlanna önderlik etme dönemi kapallliuştır. "kapitalizmin şafagında uluslar dogar" sözü, ulusal kurtuluş savaşianna serbest rekabetçi dönem kapitalistlerinin önderlik etliği günlere aittir. Bugün tekelcilik dönemi, emperyalist dönem yaşanıyor. Tekellerin girmediği, emperyaliz.n:lln kol atmadığı yer kalmamıştır. Böylesi bir dönemde Lenin'in deyimiyle "ulusal kurtuluş mücadeleleri proletaryanın ideolojik-politik öncülügünde gerçekjeşecektir. " Sömürge ülkelerin devrimcileri çözüm nokt asını burda arayarak buna göre strateji çizdikleri ortadadır. Yalnız milliyetçilik değil ; oportünizm, revizyonizm de sav undukjarı programlar veya onun pratikteki uygulamalan ile değerlendirilirler. Çelişkilerin doğru tesbiti, stratejinin ona göre belirlenmesi ve pratikte ona göre adımiann atılması marksizmin ruhuna uygun davranı.ş biçimidir. Yoksa,!afla söyleyip pratikte yapmamak, teori ile pratik arasındaki diyalektik baği kavramamak marksizınin-leninizmin ruhuna ters d~er. Degerlendirmeler bu merkezde olmalıdır, hareket edilecek zemin böyle seçilmelidir. Çok sözü edilen, "ortak dfuimana kap.jı ortak mücadele" verilir. Bunun şartı mutlak birlikte örgütlenmek degildir. Bugün Kürdistanda gerçek proleter devrimci hattı temsil eden TSK, bunun, "halklarımızın birleşik halk cephesi" ile mümkün olacağını belirtiyor. TSK Türkiye i çi sınıfını ve demokrasi güçlerini yakın mi.ittefiki olarak görüyor ve ortak savaşımın örgütlenmesi için de çaba harcıyor. (bak Birlik deklerasyonu s.26) Sosyal şövenizmin düz mantıkla iddia ettigi gibi "bölücülük" yapan yok.. Biz silah zoruyla işgal edilmiş topraklanmızdan sömürgecileri kurum ve kuruluşlarıyla kovmak ve bağımsız demokratik ve özgür bir Kürdis tanı yaratmak için sömürgeci TC'ye karşı savaşırken, bunun neresi bölücülük oluyor? Bu bölücülük ise böylesi bölücülüge can kurban.. Bugün ortak örgütlenmeyi savunanlara diyceeğimi z şudur: Genelde işçi s ınıfının ve ezilen halkiann düşm a nları ortaktır. Ama emperyalizme karşı savaşımda tüm devrimcilerin ortak örgütlenmesi günümüzde mümkün degildir. Ortak mücadele, dayanı.şma, her ülkenin devrimcilerinin kendi ülkclerinde devrimci savaşımı yükseltmelerinden geçiyor. Her ülkede işçi s ı nıfının ve ezilen halkiann düşmana vurdugu darbe, emperyalizme indirilrniş bir darbe oluyor. Dünya ilerici güçlerine ve ulusal kurtuluş hareketlerine destek veriyor. Bu, Türkiye ve Kürdistan sahasında da böyledir. Kürdistan'da dfuimana indirilen her darbe en başta Türkiye proletaryasına güç vermektedir, onun mücadelesini desteklemektedir. Bunun tersi de geçerlidir. Sorunun diğer bir yanı ise " aynı sınırlar içinde yaşıyor olmak", "tarihsel yakınlık". Bu görüş Türt sol hareketlerinin birçoğu tarafından ileri sürülüyor. Bugün Kürdistan'ın t opraklannın belli bir kısmı Misak-ı milli sınırlan içinde kaldığı doğrudur. Ancak bu zorla, işgalle, katliamlarla çi zilmiş bir sınırdır. Koçgiri, şe h Sait, Dersim, Agn vb. halk hareketlerinde kan oluk oluk alotılmış ve bugünkü sınırlar soykırım ve sürgünler sonunda çizilmiştir. 'tarihi yakınlık'a gelince; bu Ortadoğu halklannın birçogu için geçerlidir. Her biri 400 yıl Osmanlı imparatorluğunun egemenligi altında kalmışlar. Ama ulusal kimliği kazanmak halkiann biribirine d~man olması demek değildir. Tersine gönüllü birlik tarihi yakınlığı ortadan kaldırmayacak pekiştirecektir. Bunun zeminini yaratmak Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimci hareketlerin gelişmeleri doğru kavramalanyla doğru orantılıdır. Ama sosyal şöven bir mantıkla bu sorun aşılamaz; bu aşikardır. Karşılıklı anlayış ve eşit haklar temelinde, demokratik halk devriminin zaferiyle, halklanmızın federatif cumhuriyetler birligini oluşturmak o lası dır. Bugünkü koşullarda hedefimiz bağımsızlıktır. örgütlenmemiz ve mücadelemiz bu hedefe hizmet ederken federetif cumhuriyetler birliği şeklindeki çözümü de gözardı etmiyor. Bagımsızlık mücadelemiz böylesi bir olasılığın reddi degildir. Yıllarca bu tür tartışmaların sürdürüldüğü bir ortamda, Türkiyeli siyasi hareketler içinde yer aldık. Bugün sosyal şöven örgütlenmelerden ayrılıp, zorlu bir mücadeleyi göğüslerneye çalışan kendi öz örgütlerimizde yer almak günüdür. "milliyetçilik" suçlaması, "milliyetçilerle komünistler bir arada olamaz" sözlerine karşı, diyoruz ki, Sosyal şövenizmle aynı örgüt içinde olmak olası degil. Gün Kürdistan'da proleter devrimci çizgiyi savunan TSK sa flarınd a mücadele etme günüdür. Son olarak, içinde yer ald ıgımız Türk solu hareketleri içinde 1 Kürdi s ıan olayına doğru bir yaklaşım içinde olan SVP idi. Sosyal şövenizmden uzak bir yapılanmadır. Ama buna karşın, Kürdistan'da devrimci mücadelenin gelişmesinden tutun, bizzat halkım ıza dayatılan savaşa müdahale etme konusunda yapab il eceği birşey yok. Kürdistan'daki ge l~mel e rin içinde fiziki olarak yer a lma s ı mümkün değil. Türkiye sahasında mücadeleyi hedeflerken Kürdistan o l ayı nd a ancak enternasyonali s ı des t eğ i sözkonusudur. Ama bizim, h a lkımıza k ap.jı dayatılan savaş acımasız sürdürülürken Türk ö rgü ıl eri içinde yer alarak sadcce enternasyonali s ı destck sunına ınız doğru bir t avı r olamaz. Bize düşen göre, Marksizm-leninizmin ruhuna uygun olarak kendi ülkemizin devrimci savaşımı içinde yer almak, zor ama onurlu görevi üstlenmekıir. Tersi gerçeklikle çelişir. Sa fl a rınıı z ı kesin belirlememiz gerekiyor. SVP'den aynlırken, O'nun ulusal sorunun çözümü konusunda işçi sını fı bilmine ters d~mediğini, ayrı örgüı lenmeyi de savunarak sosyal şövenlikten uzak oldugunu belirtmek gerek. Ancak O'nun Kürdistanda pratik mücadele içinde yer alma şansı yok. Bizim SVP'den ayrılmamıza temel t eşk il eden Kürdistan o layıdır. Eleştirilen başka konular da olmas ın a r ağmen ayrılık için neden deği ldirl er. Ayrılık nedenimiz basit değildir. Bir halkın özgürlük mücadelesinde yer alma sorunudur. Kürdi s t a nlı devrimciler için koşullar bugün bunu gerektiriyor. TSK ' nın Kürdistanlı örgüt ler içerisinde neden seçi ldiğinc gelince; bizcc TSK, Kürdistan 'daki sağ, oporıünisı ve revizyonist ö r gü ılerdcn ay rı olarak Kürdistan'da proleter devrimci çizgiyi temsil ediyor. Bu nedenle TSK 'yı seçmek en dogaijydı. Burada diğer hareketlerin değerlendirmelerine girmeyeceğim. Hareketimiz TSK ' nın bu konuda sağ lıklı değerlendirmt.:leri vardır. Hareketimizin proleter devrimci ideolojisi ile büıiinleşmek, onu hayata geçirmek için ona uygun olarak çalışmak ve harekete bağlılıgı temel almamı z gerekiyor. TSK militanll&'l ve ORK peşrnt!rge Jerinin kararhll&'lyla kendimizi bütünleştirmeliyiz!.. Çalışmada ve çarpt~ ınad a ileri!..

5 BAGIMSIZ FİLİSTİN DEVLETi Dünya kamuoyu, bir yıldan beri gazete manşetlerinde, televizyon ekranlannda; lsrailin işgali alhnda bulunan Filistin topraklannda, savunmasız Filistin hallona yapdan zulmü izledi. lsrail'in silahsız savunmasız hal1on üzerine kurşun yagdırdığını; ve bu kurşunlara karşı çocuk, genç, kadın ve yaşlı erkeklerin taş ve sopalarla nasıl direndiklerini gözleriyle gördü. Bir yıldan beri devam eden direnişte 400'e yakın insan katiedi Imiş, yaklaşık 13 bin kişi de yaralanmış, Taş ve sopayla kol1orma yasal işlem olarak kabul edilmiş durumda. işga l altınd a ki topraklar üzerinde, İs rai l'e k arşı ge liştirilen ve gittikçe toplu isyana d ön~e n hareket, Filistin tarihinde yeni bir dönemi başlattı. Ürdün Kralı Hüseyin 31 Temmuz 1988'de; işgal altınd a tuttuğu Gazze ve şe ri a ' dan sorumlu b ak anlıgı ve bu yöreden sorumlu alt meclisi fes edince gelişmeler yeni bir boyut kaza ndı. Varıl a n aşamad a, ge l işmele ri kont!olc almak üzere harekete geçen FKO lideri Yaser Araf at, d egişik ülkeler nezdinde yoğu n diplomatik temaslarda bulundu. Ye bu temaslar, Ortadogu'da bir Filistin devleti görmek isteyenlerin s ayı sının küçümsenemiyecek kadar olduğunu gösterdi. Nihayet Kas ım tarihleri ara sında Cezayir'de toplanan Filistin Ulusal Konseyi; "Bağımsız Filistin Devleti"ni ilan etti yı lınd a Filistin to prakl a rı üzerinde, emperyalizmin d es teğinde bir İ s rai l devletinin kurulm as ı y l a birlikte mücadele içinde olan Filistin halkırun İLAN EDİLDİ resmi örgütü FKÖ içinde görilii ayrılı kl arı var olma sın a r ağm e n, Filistin Ulusal Konseyinde alın a n kararla, BM Güvenlik konseyinin, bölgedeki devletlerin tanınm as ı (İs rail dahil) ve Filistin topraklannda İs rail ve Filistin devletlerinin var o lma sını içeren 242 ve 338'inci maddeleri ilk kez kabul edildi. İ srail ' in va rhğını t anımayı gerektiren BM' in 242 s ayılı k a r a rın a k arşı olan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Lideri her şeye rağm en ço George H abb aş; ğunluğun k a r a rın a saygılı ol acağı nı belirtti. B ağı ms ızlık ilanından sonra, Filistin devletini t anı ya n ilk altı ülke a rasın da : Malezya, Cezair, Irak, Türkiye, Kuveyt, ve Suudi Arabistan yer a l dı. Gü ney ve Kuzey Yemen, Tunus, Endonezya, Madagaskar daha sonraki günlerde yaplıklan açıklam a l a rd a, B agımsı z Filistin Devletini t a nıd ı kla rı nı ilan ettiler. şimdi ye kadar otuzu aşkın ülke B ağımsız Filistin Devletini t anıdı. Filistin d ava sınd a ötedenberi ikili oynayan b azı b a tı Avrupa ülkeleri ise; karar vermek için bekle-gör politikasını yeglemiş durumdalar. Ancak genelde Filistinin bu tutumu olumlu etki bırakırk e n ; ABD hala terörizmden dem vurarak bu olumlu etkiyi kırm aya ugr aş tı. Aralık a yınd a New York'ta toplanacak olan BM oturumunda k o n uşmak isteyen Arafal'a ABD vize vermedi. ABD'nin bu tutumu kendi içinde ve dışınd a büyük tepkilere neden oldu. ABD'nin bu tutumunu kın aya n BM, top la n t ı sım Ara lık ' t a Cenevre'de yaptı. Bu topl antıya k a tılı p k o nuşa n Arafat Tüm dünya t ara fından ilgiyle izlendi. Ara fa ı bu t o plant ı da ya p tığı k o nu.şm ay l a barış pla mm sundu. Buna göre: 1- Ul u s l a ra ras ı ba rış k o nfer a n s ın ın ön h azırlıkl a rını yapmak için bir komite ol uş t uru lmalı, 2- İsrai l, işga l a ltın da bulundurd ugu filistiniiierin yaşadığı bölgelerden çekilmeli ve bölge, geçici bir süre için, barış gücü askerlerince denetle nmeli, 3- Arap -İ s rai l an l aşm azlığı n a bir çözüm getirilmesi için, ilgil i tü m taraf1 a n n, Bi rlc.~m iş Mi lletler'in 242, 338 s a yı lı kararlan ış ıgında toplanacak olan, Ulu sl a r ara sı Bart) K o nfe ran sında yer alm a ları. A rafa tı n BM'deki bu k o ntt)m as ıı ljiı a rd ından, Arafata vize vermemekrc direnen, ABD yelkenleri indirdi. Uluslar a r as ı b askını n etkisiyle de tutumun da d egiş i kl ik yapmak zorunda k a l d ı. AB D, Tun us Büyükelçiligini devreye sokarak FKÖ lideri Yaser Arafat'la görüşm e l e ri baş l a tllllii oldu. AB D'nin bu tutumu, ABD'nin şım a rı k çocugu İs ra ili çileden çı k a rdı. İ s r a il B aşba k a nı ; na mlı terörist İzh a k şam ir, ha la Filistinin t e rö ri s tl iğ i nd e n dem vurarak FKÖ ile an l aşm a masasına olurmaına kla direnmcktedi r. İ s rai l ' in bu gelişme l e r k arşı sınd a daha ne kadar dayanacağı ru süreç içinde birlikte göreceğiz. Ama, Bağım s iz Filistin devletinin ça lışma l a rını hı z l andırdı ğı ve durumun Filistin halk ın ın lehine geliştiğ i şimd i d e n gözlenmekt edir. NAMİBYA BAGIMSIZLIGINI ELDE EDİYOR Namibya, 70 yılı aşkın bir süredir ır kç ı Güney Afrik a'nın işgali altınd a bulunuyor. Ye işgal kuvvetlerine k arşı savaşan Narnibya halkının Ulusal Kurtuluş Örgütü "SWAPO", BM' lerde_ r~s~ men Namibya h alkırun t e msılcıs ı olarak tanınıyordu. Afrika kıt asınd a h a lkların d ~m a nı G.Afrika, ABD' nin yardımı y l a Namibya'da üstlenen ve genç Angola devleı inde, karşıd evrimi örgütlerneye çall)an "U NiT A" ilc de, direkt işb irlig i yap ı yo r. UNİTA ırkçı G.Afrika ve ABD'den gö rdüğü dcstcklc Angola'ya s ayısız sa ldırıla r düzenliyor ve Angola devletini zor duruma sokuyordu. 13 yıllık gibi kı sa bir Bağım sız lık geçmişin e sahip olan Angola devleti, varlığı nı tehdit eden bu k arşıd evr imci sa ldırılara karşı kendi va rlığı nı korumak için Küba'dan yardım i stemiş t i. Küba bu çağ rı ya, süreç içinde asker yollayarak cevap ve rm işti. Gelinen aşam ad a, soruna Birl~miş Milletler çerçevesinde ba rışçı l bir çözüm yolu bulunm as ı zo runluluğu anlaş ıl dı. Bu amaçla 1988 yı lı baş l a nn d a G.Afrika, Küba ve Angola göriliime m as asın a oturdul ar; 22 Ar a lık 1988'de aş agıd a ki noktalarda taraflar görilii birligine va rdıl a r. Bu a nl aşm a ya göre: * Angolada bulunan Küba askerleri, önümüzdeki 27 ay lık bir sü re içinde, acıa rna lı olarak, Angoladan çckileceklcr. * G.Afrika, 1989 ilk ba h a rı nd a Na mibya 'yı tümden boşa lı ac ak. * Bölgede, 1 Nisan 1989'da Birlc.) miş Milletler'in banş pl a nı uygulan maya baş l anaca k. *Taraflar a n l aşm a run gereklerini tam olarak yerine getiriderse K asım 1989'da Namibya bağı m s ı z lıgı nı elde edecek.

6 6 Sömürgecilerin korkusu birlik ve mücadeledir!.. Kürdjstan'da geçmişte verilen ulusal kurtuluş savaşımı ve düşmanın Kürdistan üzerindeki oyunlan, bugün verilen ulusal kurtuluş mücadeleınize IŞlk tutmahdır. Bu verilen mücadelede hatalar üzerinde durulmalı aynı tarihsel hatalara düşmernek için çaba harcanmalıdır. Bundan başkada, düşmanın oynadığj oyunlan bilmek ve bu oyunları bozmak için yoğun çaba b arcanmalıdır. Yerilen bunca mücadeleye ragman ulusal kurtul~ savaşımı z zaferle sonu ç l anmamışsa, ne tür eksiklikler vardı, neden b aşa nya erişilmedi, düşman hangi zayı f n o ktalanrru zı yakalıyordu, bugünkü şa rtl arda aynı şekilde veya kılıf d eğiştirerek aynı noktalardan hareketimizi baltalama imkanı var rru?.. Ay rı ca lider ve kadroların durumu da geçmiş te ve günümüzde mücadele içinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu konuya fazla girmeden, bunların durumunu da genel hata ve eksiklerio bir pa rças ı olarak onunla birlikte değerlendirmek istiyorum. Ve burjuvazinin tarihten günümüze uyguladığj hilelerin bazılarını sıralıyarak bazı gerçeklerin hatıriarda tutulmasını yararlı görüyorum yılında, Kürt aydın ve yazarlarınd a n olan Bedirhan oğlu A.Rahman Bey' in, Ermenilcrin çıkarmakta olduğu bir yayın organında bir mektubu ya yınl a rur. Mektup Kürt halkına hitab ederek başlar ve şöy le devam eder: "Kürtleri her türlü bilimden, özgürlükten yoksun bırakan ve yaptiği hilekar lı!<. oyunlarla dünya önünde şü hret ve şerelimizi kirleten, sizlere kötülük yapan ve yaphrtan, bilgisizlik batağına gömen, köpeklerin bile kabul ederneyeceği iki nişan takarak kötülük yaphrması, takılan bu nişanelerin aslında ulusal şerefimizi ve geleceğimizi ayaklannızın altına alınanızın mükafahdır. Başkasını başkasına lordırarak istediğini gerçekleştiren Osmanlı padişahı istediği tarafı da dünyaya vahşiler olarak tanıtmaktadır. Yaptıklan bu oyunlar ve despotluklar Cengiz han'a rahmet okutmuştur." aynı zat, yazdığı bu mektubun sonunda Kürtlerin birleşmesini ve ulusal mücadele için çaba sarfetmesini istemektedir. Yine yılları arasında Beyrut' ta çıkanlan Roja Nu adlı gazetenin başyazan Dr.Kamiran Ali B edirhan'ın 1 Mayıs 1944'te kaleme aldığı yazı dizisinin bir bölümünde şöy le deniyor: "Bizler Kürt baklanndan bahsettiğimizde çevredekiler bizlere şunu söylüyor: Biz hepimiz müslüman kardeşiz, aramızda fark yoktur. Fakat şunu kesin anlıyoruz ki, bunlannki sadece laftır. Uydurmacadır. Nasılki bir baba ölür mirası eşit bölünür veya şirket kar oranlannı usulüne uygun dağıhr. Olurmu ki, kardeş kardeşe haksızlık yapsın, kardeşinin hakkını vermesin. Bunlann yaptığı sadece zulümdür, zorbalıkhr. Bu tür oyunlara karşı elbette direnme, başkaldırma olacaktır." Günümüz yazarlanndan olan ve son aylarda yaptığı bir röportajdan <:Jolayı geçtigirniz Haziran ayı sonunda Istanbul devlet güvenlik mahkemesinde yargılanan Musa Anter, ya rgılanm asına neden olan yazısında şöyle diyordu: "Sen kalk Güneydoğu'da da6'1 taşı asker doldur, birçok insanı işkenceden geçir, bölgeyi ekonomikmen geri bırak. tüm köylerin isimlerini degiştir, çocuklanmıza kürtçe isim vermeyi yasakla, kürtçe kaset çalmayı, kitap okumayı yasakla, Yavuz Selimin bile kabul ettigi Kürdü ve kürdistan'ın varlığım inkar et... bir hak isteminde, dostça yaklaşım ve konuşmada, yazınada şüphe ile bak, bölücü ilan et. Sonra de ki, kardeşiz. Böyle kardeşlik olurmu?" Yazarlarımızın yazı lan kard~lik adı a l tında Kürt halk.ırun n as ıl a ld a tıldıkla rıru dile getirmektedir. Tüm tarihi gerçeklikler de bu yazarlarımızı h a klı çıkarmakt adır. Dün sultanlar ve onların paşa lan, valiliklari ile yapılan zulüm ve soykırım politikası bu gün de devlet başkanl arı, genel kurmay, özel ordu ve komutanlıklar ve bölge valilikleri eliyle devam ettirilmektedir. Bu, Osmanlıdan d evralınan ve günün koşullarına uyarlanarak deva.m ettirilen bir devlet politika sıdır. Iktidariann değişimi sadece bir dozaj fa rkı veya yöntem farkı yaratmakt ad ır. Ama soykırım, asimilasyon politikası her iktidar döne minde bir devlet politikası olarak sürdürülmektedir. Mecit OKTAY Bilindigi üzere, 1514'de Yavus Selim Çaldıran savaşından sonra, Kürt Beyliklerinin özerk va rlı k l a rını kabullendi. Kürtler kendi beyliklerinde özgürce yaşıyorlardı. Dogudan ve güneyden Osmanltiara gelecek olan sa l d ırıl ar bu beylikler t arafından karş ıl a ndığı içi n bu ol~um O s manlıl a rı n işine geliyordu. Yaklaşık 119 yı l bu böyle devanı etti. İr an'la Osm an lıl a r a rası nd a çı k a n savaşlar 1639 yı lın da Ka s rı şirin a nl aşm asıy l a son bulunca, Kürdistan ilk defa iki devlet a r as ı nda paylaşılml) oldu. Kürdistan bu dönemde özel vali ile tanı.ştı. Melik Ahmet P aşa Diyarbakıra bölge valisi olarak atand ı. Kürtler üze rinde özel baskı politik ası uygulanmaya ba~ l adı yı lınd a Yan'a vali a t and ı, bask ıl a r yoğunlaştı nldı ve bu haskıl a r a karşı Musul'dn ayaklanmalar başl ad ı. Daha sonraki dönemlerde bölge özel valilerde n ve özel komutanlıklardan kurtu tm ad ı ve bu özel bask ı uygul amalarına knrş ı da ayaklanmalar ve ça r pışma l ar hiç durmadı. 1826'da Re şi t Muhamet Paşa Diyarbakıra a t andı. 1838'de H a fı z Pa~a bölge komu t a nlığına ata n dı. Ye bunlar he r dönemde de kard~i kardc C kırdı r ma politika s ı y i n ayak l an m ala rı ve başkaklırıları boğ mayı ba~ardı l ar. Kimi zaman özel aflarla, özel n ~a n c l e r ve basit günlük çık ar l ar saglayarak ba z ı k es inıleri yanl a rın a almayı başard ı lar. Hamidiye alaylan o l uşturuldu. Küçük aş i ret reisieri ödüllendirildi. Abdülhamit bu döncmde ki politikala rını ~öyle dile getiriyordu. " Runıtliclc ve bilhassa Anadolu'da Tiirk unsuru nu kuvvetlcndirmek ve hcr~eydeıı cn l Kürtleri yogurup kendimize mal ct rnek şarttır." 1927 yılınd a şe h Sait hareketi sonunda, İbrahim Tali Kürdistan'a uınu m vali olarak atandı. Mecburi iskan yasa sı çıkarıldı. Belirli kesimlere af çık arı! d ı, hareketi bölmek için kimi Kürt yurtseverlerine bile ordu komu t a nlıkları ve konsolosluklar tcklif edildi. De rsim isya nın da (1938) tüm uğra şlara ragmen, dcrsimc gire ın cycn TC birlikleri bölgeye Abdullah Alpdoğa n ' ı vali olarak a t ad ılar. Tüm sa ldırılara ve sa tın a ldıkl::ırı ihnnctçile rc Devamı sayfa 15'te

7 7 KÜRDiSTAN TARIHiNDEN BIRKAC SAYFA -9- Kürt-Safevi ve Kürt-Osmanlı ili kileri iran'da devlet yönetimine el koyan Şah Ismail, önce Karakoyunlularla bir anlaşma yapıp birlikte Ermenistan'a sa ldınlar düzenlediler. Daha sonra Şah İsmail kuwetleriyle Akkoyunlu Sultam Murat kuwetleri arasında savaş Ç!klı. Bu sava~ta üstünlük saglayan Şa h Ismail, Irak Acemi Huzistan ve Fars bölgelerini ele geçirdi ve 1491'de Ermenistan ve Aşne bölgelerini yağınaladı yılındil da Kürdistan'a sefere çıkan Şah lsmail, Diyarbakır, Ootan ve cıvannı ~al etti. Şah İsmail, ~al ettiği Kürdistan bölgelerindeki Kürt beyliklerini ortadan kaldırıyor ve yerlerine yeni beylikler auyordu. Şah Is ınail de Karakoyuolu ve Akkoyunlu Türkmenler gibi Şii mezhebindendi ve bu mezhep aynlığını politikasının temeli olarak kullanıyordu. Şah İsmail'in de Kürdistan'da uygul ad ığı vah.şet tüyler ürperticiydi ve Akk oy unlar'ın zulmünden aşağı kalmıyordu. Kürtlerin çogunluğu nun sünni olması, şii olan Sefevilere boyun eğmemesi, dini bağna zlıklar yüzünden çeşitli hak s ızlıklara uğrarnalarına neden oluyordu. Şah İs mail, bir seferinde Kürdis tan'ın Hevi bölgesine geldiğinde, bu yörede bulunan ll Kürt aşiret liderleri toplanarak Şaha gidip bağlılıklannı ilettiler. Bu boyuneğişe ragmen Şah İsmail, bu Kürt liderlerini tutuklatıp Tebriz cezaevinde hapsettirdi. Bu tutuklular arasında Şah 'ın kızkardeşiyle evli bulunan Hasankeyf Sultanı Halil de bulunuyordu. Tebriz'de üç yıl tutuklu kalan bu ll Kürt lideri, 1514 yılında yapı lan Çaldıran savaşının Osmanlılar'ın galibiyeliyle sonu nçlanmasıyla hapisten kurtuldular. Çaldıran savaşında Safeviierin yenilgiye uğramasıyla birlikte,!(ürdistandaki etkileri gittikçe azaldı. lranlıların etkinliği Zağros dağlarının p atısında tamamen yok oldu. Çünkü Iran'ın izlediği şiiliği yayma ve Kürt beyliklerini ortadan kaldırma politikasına karşın, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in Kürt beyliklerini taruma ve onlann varlıklannı sürdürme yanlısı politikası, Osmanlılann Kürdistan'da yandaş kazanmasına neden oldu. Bu poliktikarun uygulanma sürecini, 1514 Çaldıran savaşından öncesine götürerek, değişik yönleriyle ele almak ve bu çerçevede Osmanlı-Kürt ilişkilerini değerlendirmek gerekiyor. Osmanlı Kürt ilişkilerini, Yavuz Sultan Selim ile Şeyh Idris-i Billisi arasında kurulan ilişkilerden başlayarak, gelişmel~ri görmek mümkündür. Çünkü, Şeyh Idris-i Bitlisi, Bitlis emiriolup Urmiye'den ta Malatya'ya kadar olan Kürdi stan'ın büyük bir kesiminde geniş bir nüfuza sahipti ve Yavuz Sultan Selim de bu dt\rumu biliyordu. Bu yüzden Y.Selim, Iran' la savaşa girmeden önce Kürtleri kendi sallanna kazanmak ve iran'blara k arş ı kullanmak istiyordu. Bu destegin. sağlanması da şüphe siz ki öncelikle Idris-i Billisi'nin elde edilmesiyle mümkündü. Bu ince h esapları yapan O s manlı Sultam Y.Selim, Idris-i Bitlisi'ye birtakım hediyeler sundu, taltillerle onu ödüllendirdi ve birtakım vaadlerde bulunar<)k gönlünü a ldı. Bunun karşılığında da Idris-i Billisi'ye istediklerini kabul ellirdi. Yavuz Sultan. Selim, Amasya'daki karargahında Iran'la yap.acağı savaş hazırlıklaoru planlarken, Idris-i Billisi'ye haber Emidere karşı, yöre h a lkı harekete ge yollayarak Kürt beylikle riyle ilişki kurmasını, bunlann birlikteligin.i sağ layarak asker hazırlamasını ve Iranblarla yapacağı savaşa hazır olmasını istedi. Idris-i Bitlisi, Yavuz'un bu isteklerini yerine getirmek için tüm o l a n a kl arım kullandı. İran Safeviierine bağlı olan 20 aşiret liderini ziyaret ederek, onların bu savaşta Şah İ sm a il'e k a rşı t avı r alma l arııu sağladı. Bunun dışında, daha önceleri Kürdistan'ın bazı bölgelerine; örneğin Diya rbakır, Bitlis, Palo gibi yerlere, Şah İsma il 'in atadığı

8 8 çirilmiş, emirlikler düşürülmüş ve bu yöreterin Osmanlılara baglı kalacakları Yavuz Sultan Selim'e bildirilmişti. idris-i Bitlisi sayesinde sağl anan Kürtlerin bu birliği, Osm an lılara bağımlı ve onlara hizmet sunan kendi içinde özerk birliklerdi. Yavuz, İdris-i Bitlisi sayesinde Kürtleri kendi sanarına ~zandı~tan sonra Şah İ s mail'c sava.ş ılan ettı. 15ı4 yılında Hoy kenti yakınlarında Çaldıran nuntıkas ında ya pıl an ~u savaşta Şah isınail ycnildi. Yavuz, Iran'ın başkenti Tebiriz'i işgal etti. Osmanlıların bu zaferinden sonra önceleri İ ran'ın elinde olan Kürdistan 'ı n M~rdin, Urfa, Hasankeyf, Rakka kalc! e rı alındı ve buralarda hakim olan tüm Iran cmirliklerine son verildi. Bu savaşta ~~rtlerin belli bi~ kısrnıru oluşturan şıı Kürtler Şah Isınailden yana tavır koyduklarından Yavuz'un kıyımına uğradılar. Çok sayıda Kürt yine Yavuz tarafından katledildi. Şuras ı kesin bir gerçek ki, Osmanlılar Çaldıran savaşım Kürtlerin aktif destek ve katılımıyla ka za ndılar. Haıı a deyim yerindeyse bu savaşta kürtler öncü bir rol oynadılar Ça ldır a n savaşından hemen sonra, Idris-i Bitlisi ile Yavuz S.Selim arasın.da bir anlaşma yapıldı. ı514 yılında ım za larran bu an l aşmaya göre: 1- Kürt emirliklerinin öze rkliği, Osm a nlı yönetimine bağlı olarak korunacak. 2- Eskiden old uğu gibi Kürt emirliklerinde yönetim babadan ogula geçccek ve yö netim konula rında fe rman Padişahtan çıkacak. 3- Kürtler bütün sava~ larda Osmanlılara ya rdım edecekler. 4- Os manlılar, Kürtleri tüm dı.ş saldırılarda koruyacaklar..s- Kürtler, Osmanlı Devletine gereklı olan her türlü vergiyi ödeyeceklcr. 6- Bu a nl aşma, Yavuz Sultan Selim ile ona boyun eğen Kürt Beylikleri arıısında yapılmı.ştır.. Y.a~z Sultan Selim ile Şeyh İdris-i Bıtlısı aras ı ndaki il işkil e rin nit e liğ ini 9aha iyi kavramak açısından, Yavuz'un Idris-i Bitlisi'ye yo ll adığı bir fermarun metnini sunmakta yarar var: "Sultanlann dostu ve faziletler sahib.i Mevlana Hekim Şeyh İdris hazret lerı, Haberiniz olsun ki, mektubunuz bize e rişti. Dogruluğunuz ve sadakatic çalı.şmaruz, bütün gayretinizi sarfetmeniz neticesinde, Diyarbekır ve ha valisinin fetbedilmesi mümkün oldu. Bu ~aşanruzdan ötürü yüzünüz ak olsun. Inşaallah diger yerlerin fethine sebep olmak Crefine nail olursunuz. Bu hususta yegane güvendiğim sizsiniz. İdari işlerde kullanılmak ve askerlere dağltılmak üzere gereken tahsisatta?i~li.kte. ikibin tane altın işlemeli kılıç, ikıbın sik.ke Frenk altını, filori, bir samur ve bir vaşak kürk ve ayrıca çuha ve diğer cinslerden birer kürk ve muhtelif hediyeler gönderildi. İnşaallah bunlar salimen erişir. Sihhat ve selametle kullanırsınız. Vilayetlerde, bölmüş bulundoğun sancaklara, bize itaat etmiş olan Kürt beylerini iktidariarına ve liyakatlanna göre tayin edin. Diyarbekir Beylerbeyi ve tarafımızca kıymeti çok büyük olan Mehmet Bey'e, Nişarı-ı şerilim'le imzalanmış alıkanıımı gönderiyorum. Kendisine takdim edin. O havalide her beye verilen sancak ve vilayetterin durumu bunlann adetlerini ve beylerin lakaplanru, adlanru tarafırruza bildirin. Beylere gönderdiğim nişanlan kendilerine takdim buyurun. Erdebilinin oğlu İsmail (Şah İsmail), Hüseyin Bey ve Bebram Ağa isminde iki elçi göndermiş. Bunlar İsmail'in bana itaat ettigini ve her emrimi yerine getireceği ni bildiriyorlar. Ben bunlara inanm~dı~ ve ikisini de hapse attırdım. Zira, ısmail'in sözüne güven edilmez. Sen de ona kal' l uyanık davran ve yalvarmalanna inanma. Darulhilafet-Edirne". Bu fermandan da anlaşılacağı gibi Idris-i Bitlisi, Yavuz Sultan Selim'in is ~ teklerini önemli ölçüde yerine getirmiş ve onun güvenini kazanmıştır. Bu yüzden Kürdistan'daki beylere verilmek üzere hediyeler ve rütbeler (nişaneler) ve hatta gerektiğinide ferman diye kullarulacak imzalı baj kağıtlar dahi idrisi bitlisiye yollanmı.ştır. idris-i Bitlisi ile Yavuz arasında kurulan bu ittifakın niteliği ve boyutu konusunda kimilerinin nitelendirdiği gibi, "Kürt aşiretlerinin birligini sağlamak ve Kürtleri büyük beladan kurtarmak" değil; bizce, Bitlisi kendine ve halkına güvenmeyen, kendi halkırun kurtuluşunu başkalannın himayesinde gören ve Kürt halkını başkalanrun hizmetine sunan uşakça bir kişilige sahip olması bu ilişkileri dogurmu.ştur. Bu konuya ileriki bölümlerde Kürdistan'da kişilik ve ittiraklar sorunu bölümünde ayrıca yer vereceğimiz için burda üzerinde fazlaca durmayacağız. idris-i Bitlisi Sultan Selim'in isteği ve onayıyla Kürdistan'ı degişik bölgelere ayırdı. Bunlan da anahatlarıyla görmekte fayda var. Bitlisi, önce Diyarbekir'i 19 sancaga böldü. Bu sancaklardan ll tanesini dogrudan dogruya Osmanlı yönetimine (Bab-ı Ali'ye) bagladı. Diger 8'i ise Kürt Beylikleri ne bağlı kaldı. Bunların dışında yarı bağırn sızlıgı olan ve dogrudan dogruya Sultana baglı olan Cezire, Hazro, Genç, Palu ve Eğil hükümetlerini de saymak gerekir. Kürt Beyliklerinin yönetimide olan sancaklar da şunlardır : Atak, Mihraniye, Kulp Şamğan, Çakçur (çabakçur olsa gerek H.G), Çermik ve Pertek. Kürt emirliklerinde eskiden olduğu gibi. yönetim, babadan oğula geçiyordu. Iç işlerinde bağım s ız olan bu Kürt hükümetlerinin başkanianna "Miri Miran" denliyordu. Bu yönetim şekilleri Van ve çevresinde de uygulanıyordu. Van ve çevresi de 37 sancak ve 4 hükümete aynlmı.ştı. Van ve çevresindeki Hükümetler şunl a rdı: ı- Hakkari Hükümeti: Bu hükümetin yaklaşık olarak 10 bin kişilik sürekli bir askeri gücü vardı. 2- Bitlis Hükümeti: Bu hükümetin de yaklaşık 20 bin kişilik sürekli askeri gücü vardı. 3- Mahmudi Hükümeti: Bu hükümet Van 'ın dogusunda bulunuyordu v~ 6. bin kişilik sürekli askeri güce sahıptı. Bu hükümet 120 Kürt aşiret i nin birleşmesiyle olu.şmu.ştu. 4- Paniyaniş Hükümeti: Bu hükümet de Mahmudiye hükümetinin sahip olduğu nüfuz kadar bir nüfuza sahipti ve M ahmudiye hükümetine kornşuydu. Görüldügü gibi, Kürdistan'da Osmanlı sultaruna baglı, feodal yönetim birimlerinin hemen hepsinin silahlı güçleri vardı. Ve 15ı5'ten ı638 yılm a kadar aradan geçeı:ı ı 15 yıllık süre içinde Os manlılarla Iran aras ı nda bazı ufak çaplı ateşk esler dışınd a savaşla r devam edegeldi. Bu savaşların tümüne Kürtler, sahip olduklan silahlı güçleriyle katıldılar. Diger bir deyimle Kürtler, Osmanlılarla yaptık l a rı a nlaşm a içinde bu beylikleri tamamen kendilc ge reği bu sava5lara kaulmak zorund ay.dı lar. Bu yüzden, 115 yıllık Osm a nlı - Iran savaşının bilançosu Kürdistana ödetildi. Savaş l ar Künlis t an' ı harabeye çevirdi. Kürtle r mallarından ve can l arından oldular. Yavuz Sultan Selim'den sonra yönctime.gelen Osman lı Padişahları, Kürt B eylıkl er i yl e yürürlükte olan anla'}ma ları tek t ara flı olarak bozmaya ve süreç

9 9 rine bağlamaya çalı.şıyorlardı. Bu da zaman zaman Osmanlıtarla Kürt Beyliklerinin a r ala rının açılmasına ve hatta yer yer küçük çaplı da olsa, bazı olayların '!!eydana gelmesine neden oluyordu. Ornegin; Kanuni Sultan Süleymen döneminde Ulema Bey, Bitlis ve HasankeyPe Beylerbeyi olarak atandı. Halbuki buranın yönetimi Şeref Han'in elindeydi. Yavuz Sultan Selim'le İdri s- i Billisi arasında yapılan a nlaşmanın bir maddesine göre Kürtlerin yönetimi babadan oğu la geçecekti. Sultan Süleyman'ın yaptığı bu atama ise bu a nlaşm ayı açıkça çiğniyordu. Şayet Şeref Han ' ın yönetimden uzaklaştırılmas ı gerekli idiyse, yerine oglunun geçmesi gerekiyordu. Bu yüzden Şeref Han, U lema bey'in buraya atanması üzerine harekete geçti ve Bitlis yakınlarında Ulema Bey kuwetlerini bozguna uğrattı. Bunun üzerine Ulcma bçy geri dönmek zorunda kaldı Ilkbaharında Tebriz'e sefere çıkan Osmanlı sadrazanu İbrahim Paş:ı, yoluna devam etıiği bir sırada Şe ref Han'ın öldürüldügünü ve yerine oğlu Şemseddin'in Bitlis Emiriolarak görcve başladığını duydu. 1Ş43 yılının sonlarında Bağdaı ~eh ri de Iranlıların yönetiminden çıkıp Osmanlıların eline geçti. Bağdaı'ın alınmasından sonra Diyarbakır Valisi Süleyman Paşa Bağdat 'a Vali olarak atandı. Bu, aynı zamanda Bağdat'a Os ınanlılar tarafınd a n atanan ilk Vali idi. Bağdat şehri kan sız bir ~e kilde ele geçirilmişıi. Ancak bu zaferin kutsanmas ı için Padişah Sultan Süleyman tarafından Şevkat Bey ad ında bir Kürt beyi ve yedi arkadaşı öldürülmüştü. (Bak.Joseph Von Hammer'in Tarihi, Türkçesi M illiyel Gazetesi eki 1968, Cilt V,s.l59) Osmanlı Sul tanı, Kürt askerlerinden oluşan 10 bin kişilik bir silahlı gücü Elkas Mirza'nın emrine verip İran üzerine yolladı. Elkas Mirza, Kerkük ve Şehrezur yoluyla Hamadana geldi. Burayı ve Kum kentini işgal etıi. Daha sonra yöreye gelen İran askerleri kar ~ısında dayanarnayıp Kars'a çekildi ve oradan da ~ağdat 'a geri döndü. Bu sıralarda da Iran'la Osmanlılar arasında anlaşma yapıldı. Bu anlaşmadan sonra Sultan, El kas Mirza'ya haber göndererek İstanbul'a gelmesini istedi. Ancak El kas Mirza, bu emre uymayıp baş kaldırdı. Bunun üzerine, Sultan, Biradost, İmadiye ve Hekkari beyliklerinden ol~an silahlı güçleri E lk as. Mirza'yı yakalamakla görevlendirdi. lran'a kaçan Elkas Mirza, Kürt Ardalan B~yi Emir Serhap Beye sığındı. Ancak Iran askerleri çevreyi sardıklanndan Serhap Bey, Elkas Mirza'yı teslim etti yılında, Orta Kürdistan'a sefere çıkan İran Şahı Tahmasb, Erzincan ve Diyarbak.ır ' a kadar geldi. Geçtigi her yerde kan döktü ve buraları viraneye çevirdi. Bunun üzerine, Osmanlıtarla Iranlılar ~rasında yeniden savaş patlak verdi. Iran Kuwetleri, M~, Adilcewaz, Erciş, Van ve Bitlis üzerine saldırdılar; her tarafı yakıp yıktılar ve geniş kitle katliamianna gj.riştiler tc yapılan yeni Osmanlı-Iran savaşında Osmanlılar yenildi yılında iki devlet arasında Newruz'da anlaşma yapıldı ve bu anlaşma 13 yıl sürdü. Osmanlılara bağlı Tebriz Valisi, 1603 yılında bazı bahaneler ileri sürerek Salmaz üzerine saldırdı ve bu yüzden İran'la Osmanlılar arasında yeniden savaş başladı. Bu savaşta İranlılar Tebriz kentini tekrar geri aldılar. Görüldüğü gibi, bu savaşiann çogunda önce Osmanlılar bazı yerleri alıyor veya kurtanyor; ancak onlar geri dönünce İranlılar tekrar buralan geri alıyor.. Bu şekilde uzun yıllar devam eden savaşlar en fazla Kürtleri etkiledi ve onların ülkesini viraneye çevirdi. CANPOLAT KüRT DEVLETi Çok eskiden beri, Kilis yöresinde ya ~ayan ve burarun yönetimini de ellerinde bulunduran Canpolatlar, geniş bir Kürt ailesiydi. Bu yörenin yöneticisi olan C<'npolatlar ailesinden Emir Hüseyin, aynı zamanda Osmanlı Sadrazarnı Sinan Paşa tarafından Halep Eyaleti Beylerbeyliğine de atan~tı. Sadrazam Sinan Paşa İran'a savaşa giderken Emir Hüscyin'e habe~ yollayarak silahlı güçleriyle birlikte Iran'a karşı savaşa katılmasını istedi. Emir Hüseyin bazl bahaneler ileri sürerek bu istegi red etti. Bunun üzerine Sadrazam, Emir Hüseyin'e kin güttü ve Tebriz'den dönüşünde Kiliste Emir Hüseyini öldürttü. Emir Ali, Kardeşi Emir Hüseyinin öldürüldüğünü duyunca Halep'te başkaldırdı ve Halep'ten Trablusşam bölgelerine kadar olan yerleri işgal etti. Daha sonralan bununla yetinmeyen Emir Ali bağımsızlıgıru ilan etti. Askeri güçlerini topariayıp düzene soktu. Camilerde adına Hutbe okuttu, kendi adına para bastırdı ve ünü her tarafa yayıldı. Emir Ali, ileriyi görebilen ve ona göre çevre devletlerle diplomatik ilişkileri gel~tiren bir ~iliğe sahipti. Emir Ali, 1607 yılında İtalya'daki To- skana hükümeti Arşidükası Ferdinand ile anlaşma yaptı; diger yakın ülkelerle dostluk ilişkileri geliştirdi. Emir Ali'nin bu başarısı Os manlıl a r için büyük bir tehlikeydi. O nedenle Osmanlıların baş hedefi oldu. O sıralarda, Anadoluda başgösteren Celali isyanlanru bastırmakla görevlendirilmiş olan Kuyucu Murat Paşa, önce, daha tehlikeli gördüğü Emir Ali'nin egemenliğine son vermek istiyordu. Bu durumun farkına varan Emir Ali, 20 bin atlı ve 20 bin piyade olmak üzere toplam 40 bin kişilik silahlı kuvvetlerini hazırlayıp Bograz geçidinde mevzilendirdi. Bu geçıdın kendisi açı sından elverişsiz olduğunu anlayan Kuyucu Murat Paşa da askerlerini Aslan Beli Bogazına getirerek Emir Ali kuwetlerini çembere aldı. Osmanlıların g~çleri Kürtlerden kat kat üstündü. Oyle ki, Osmanlılar sadece 40 bin kişilik yedek kuwete sahipti Haziran'ında iki kuwet arasında savaş başladı. Şiddetli çarpl!}malar sonunda Emir Ali'nin askerlerinin yarısı öldürüldü. Savaşı daha fazla sürdüremiyeceğini anlayan Emir Ali, geriye kalan güçlerini toplayarak Halep'e çekildi. Fakat, Halep'tc de uzun süre dayanarnıy;ı.cağını anlayan Emir Ali, sonunda Osmanlı Padişahı Sultan l.ahmet'e boyun egecegini bildirip İstanbul 'a gitti. Sultan, onu bağışiayarak Temavşar Beylerbeyliğine atadı. Sultan, Emir Ali'nin küçük kardeşini de Saraydaki özel medreseye (okul) öğrenci olarak aldırdı. Böylece uzun süre yaşama imkanı bulamayan Canpolat Kürt Hükümeti de son buldu. Canpolal Kürt ailesinin Osmanlılar a karşı yürüttü~leri bu savaş ve Anadoludaki Celali Isyanları döneminde, O s ınanlılar, İran'la yürüıtükl eri savaşa ara verip güçlerini bunlara karşı kullandılar. Her bakımdan üstün olan O s ınanlılar bu yüzden her iki hareketi de kanlı bir şekilde bastırdılar. DlMDlM KALESI DIRENiŞi Kürdistan tarihinde "Dinıdim Kalcsi olayı", önemli bir dire nişin ve kahramanlığın sembolüdür. Günümüzde yürütülen ulusal kurtultt) mücadele sinde savaşçılar için önemli derslerle doludur. Bu direnişte unuıulma t kahramanlık örnekleri se r g ilcndi ği içindir ki, Doğubilimcil e rind cn O.Mann bu olayı geni.) bir biçimde ele all1ll!j; aşırı bağnaz bir kişiliğe sahip olan Iskender Mu~i bile "Tarihi Alem Ara Abbas" adlı tarih kitabında bu di r enişten övgüyle bahsetmekten kendini alamaml!j.

10 10 mayarak Kalenin yapınıma devam etti. Aynı döne mde, Osma nlılardan kaçan 20 bin kadar Celali de Iranda bulunuyordu. mın genişlemesini sağladılar. Mukri aşiret inden o lmayan çok sayıda Kürt'de bu katliam lardan kurtulamadı. Mukri aşiretinin liderlerinden hiçbirisi hayatta kalmamış, halktan ise ölümden ve tutsaklıktan kurtulanlar kaçabildikleri yerlere giderek dannadağin olm uşlar. (Geniş bilgi için bak. M.Emi n Zeki, Age., Ereb Şemo, Dımdım romanlan- Roja Nu yayın l an) Kuyucu Murat Paşa 1610 yılında tekrar İran üzerine yürüdü; Tebriz'e gelerek buralan yağ maladı ve geri döndü yılında, Şa h Abbas'la Osmanlılararasın da yeniden banşyapıldı. Yavuz S ullan Selim dö ne minde kabul edilen sınır bu anlaşmada da temel al~dı. Yeni anlaşma maddelerinden biri ne göre "Iran hükümetinin, doğacak olaylar karşısında, Şehrezur ve Ardalan Valisi Hello Han'a yard ında bulunamayacağı" be lirlendi. Du an laş ma da ö ncekiler gibi uzun ö m ürlü olmadı ve 1615' te yeniden savaş ilan edildi. Mililan Kü rt aşiretinin lideri İbni Gazi Bey, yılında yönetimindeki Kürt sa v-.ışçı l a nyla Salmas'in kazalanndan o lan Karnıyarak kalesine saldırdı. Bu saldın üzerine Tebriz Valisi Pyi r Budak Han, kuw etlerini hazırlaya rak Milili' lerin üzerine yürüdü. İbni Gazi Bey, bu d u rum karşısında Van Beylerbeyi Mehmet Paşa'dan ve diğer Kürt aşiretlerinden Mahmudilerin lideri ve 1loşa p Valisi Zeyıne l 1lan ve IJcyle rbeyi Mehmet paşa ve diğer ka bilelerde n o luşan LO bin kişilik savaşçı bir güç Gazi Bey' in yardımın a gittile r. Şiddetli çarpışma l ar sonucu Pyir rludak yaralandı ve kuweıleri yenildi. Bir sü re sonra Pyir Budak, aldığı ya ra la r sonucu öldü. IJu o laydan sonra Şah Abbas, yılında daha büyük s i lahlı güçlerle E rzurum ve çevresine sa ldın lar düzenledi; birçok yö reyi harabe etti. Va n valisi Me hmet Paşa bu durum karşısında Kürt Beylerinden yardım istedi. Bazı Kürt beyleri bu yardım ta lebine uyarak gittilerse de sonradan Ira n güçlerine karşı başanit ol amayacaklannı aniayarak geri döndüler. Önce Ziyaeddin Ilan askerlerini a larak Bitlis'e döndü. 1!akka ri aşiret l erinin lideri Yahya Han da sil a hlı adamla rıyla birlikte geri dö nmek isteyince Me hmet Paşa o nu engellemeye çalıştı. Bunu n üzerine ikisi a rasında kavga çıktı. Çıkan o layda her ikis i d e ya ra alıp ö ldüler. Van Valisinin Türk olmas ı, Kürtlerle Türkle rin aras ının açılm asına neden o ldu. İki taraf arasında kanlı ça rpışmala r başla dı. Olaydevanı ede rken Iran o rdusu Van ve çevresini ya kıp yıktı..a Şah A bbas, iran'a sıgınan 20 bin kişilik Celaliden 8 binini Bradost aşireti arasına yerleşıir ıııe k için Yekdesıe yolladı. Yekdesı ise, bunlann eşk iya olduklannı, kendi aşire tleriyle uyum sağ l amayacağı gerekçesiyle Şa h Abbas'ın bu isteği ni de kabul etmedi. Bunun üzerine Şa h Abbas, Celalilerle birlikte İran şii kuwetlerinden olu~ n bir o rduyu Yekdest üzerine yolladı. YaP,ılan ilk ça tışmada Hasan Paşa komuta sındaki Iran kuwe ıl e ri yenildiler. B u yenilgi üzerine Şahın b~-vezi ri Müdevliddcvle komutasında ikinci bir ordu gö nde rildi ve Dımdım Kalesi kuşatıldı. Çevresi kolay aşılmayacak sağl amhkıa olan b u kaleye gelen s u ha ttı, yera ltından açılan bir kanalla dışanya bağlıydı. Ka lenin içinde de çok sayıı.ja sarnıç ve ka rlıklar vardı. İran kuweıleri kuşa tmayı başl attıklannda ilk önce su yolunu kestile r ve sonra savaşmay~ başl adılar. Kuşaıma dört ay sürmesine rağmen lranlılar kalcyi alnı ayı başa ra madıl a r ve çok sayıda can kaybı ver~i l e r. Y c kdest' in askerlerinin ani gece baskınla n lranlı lara ağır kayıp verdiriyordu. w w w Kuşa ımanın ve saidın i ann en yoğu n olduğu bir döne mde Kürtler 20 gün su sıkıntısı çektiler. Ancak yağ ınurl a nn yağmasıyla sa rnıçlar do ldu ve bu sıkın ı ıyı da at.latnıış old ular. Uzun s üre kuşa t mayı s ürdü ren Iran ordulan kesin so nuç almak üzere genel sa l dı rıya geçtiler ve Kara lky'in bulunduğu b urc'u alnıayı başardılar, Aurçta b ulun~nlar öldürüldü. Du sırada ö len Iran ordusu komu tanı başveziri yerine Mahmut Dey atandı. 13u yeni Ko mutan da Kürtle rle başcdemeyince, Aze rbeycan Va lisi Pyir Dudak yönet iminde yeni bir o rdu gele rek savaşa kat ıldı. Şiddetli saldın la rla Pyir 13udak kuvyelleri de bir burcu ele geç irıneyi başa rdılar. Içindeki askerleri kılıçta n geçi rdiler. Kalenin ba7.ı burçlannın düşman e line geçmesi Kürtlerin gücü zayıfladı ve süreç içinde diğe r bö lümler de e le geçirildi. En sonda Yekdest in bulunduğu Narin ad ı verilen bölüm ka lınca Yekdest, teslim olacaklannı bildirdi. Anack, İran güçle rinin kendilerini öldü receğini anlayı nca bu kararlanndan ge ri dönüp kılıçl a n na san ldıl ar ve savaş maya devam ettile r. Yek d est ve be ra be rindekile r çarpışarak tek tek can verd ile r. Döylece 1608 yılında meydana gelen bu uzun d i reniş rlradost aşiretin in Dımdım kale sinde ki kesiminin tamamen i nıhasıyla noktaland ı. g or bağlı İranlılann bu çelişkisinden de yararlana rak, onlardan oluşturduğu sila hlı güçlerle, Muk ri aşireti n in bulunduğu bölgelere ~ldırdılar. Büyük katliamlar gerçekleştirdiler. Iran ordu ko mutanla n öldürülen her kişi için cennette sayısız arnıağan lar verileceğini telkin ederek, bunlann tutsak edilip pazarda sal ıl masını ve mallannın gasp edilmesini helal kılarak katlia- n Aslen Kürt olan Bekir Su başı, 1621 'de Bağ dat'ta egemenliğini ilan ett i. Bu sorunu çözmek için bölgeye H afız Paşa yönetiminde bir ordu yollandı. Osmanlılann b?lgeye geleceğini haber alan Bekir Subaşı da Iran'dan yardım istedi. O l ayın büyüyeceğinden korkan Hafıı Paşa, so nunda Bekir Su~aşıyı Bağdat valisi olarak kabul etti. Du kez de Iran Şah 'ı Dağdat 'a as ke ri yığı nak yaparak şehri kuşatıı. Kuşaıma uzun süre devanı etmesine rağmen bir sonuç alınamayın- d. aleyhine yapı l an çalışma l a nn sürdö nemde Azerbeycan Valisi Pyir Budak, Şaha gidip Dımdım Kalesinin yapımına engel ol unnıasını, bu kalenin ilerde devlete tehlike teşk i l ed eceğini Şaha ile tti. Şah bu ö ne rileri dikkate a larak Yekdes t'e kalenin yapınıını durdu rma cm rin i ve rdi. Yekı..lesı bu buyruğa uy- Mukri (Bradost) ~i retinin ö ndersiz ve zayıf kalmasını fırsat bilen Iran Şahı, şii mezhebine en ga rip tarafı, 10 b in kadar Kürd'ün lrana geçirilmesi isteğinin Osmanlılarca kab ul edilnıes i yd i. Bunu özellikle Şah Abbas istiyo rdu. IJu i steğini kabul ettiren Şah, 10 bin K~rdü Ho rasan çevresine yerleşt i rdi. B.ununla, I ranın kuı.eyinde yaşayan ve sık sı k Iran içlerine kadar sa ldın l ar düzenleyen Türkmenlerin saldın l annda.kürt letampon olarak kullanmak ist iyo rdu. Iran bu politi ka sında da b ir hayli başanlı_ o ldu. Birçok savaşta Kürtler öne sürüldüler ve lranlı l.~r Kürt!erin sayesinde zaferler kazandılar. Orneğ i n ; 1624'te Şah Abbas ordusunun ç_<>gunluğu Kürtlerden ol uşuyordu ve bu sayede Iran Osmanlıla ra karşı hayli savaş kazandı. Osmanlıla r bu politikayı zaten eskiden beri uyguluyo rlardı. ur Yckdes ı ' in d ü rüldüğü bu uğradı. 27 Eylül 1618 ta rihi nde, Osman lıla rla İran arasında anlaşma yapıld ı.bu an(aşnıanın ca; İran ordusu hiley_e ba~vurı..lu. Bekir Subaşı nın oğlunu kandı ra n l ra nlı la r, o nu ka leye yolla dılar ve b aba sı De,k ir S u b aşı'yı ö ldii rttü le r. Bu politika sayesinde Iran hem Oağdat'ı ve he m de Musul 'u alnıayı başard ı. Dımdım Kalesi di renişi n de Mukti aşi ret i nin gele nlerden bah seı mişı i~ yılında tekrar topa rla nan M ukti aşi ret i, I ra n 'ı n uyguladığı bask.ıla_ra tahammül etmeyip Ş i r Bey yönetiminde, lran'a karşı ayaklandılar. Y akın civa rıa nnda ki i ra nlılan kılıçtan geçi rdile r. n unun üzerine Şah Abbas, M u k ı ilcr üzerine yeni den o rdu yollad ı. Du orduyla başa çıkamayacagı nı a nlayan Şi r 13ey, aşire t ini al ı p Murağ'a çıkardı ve daglara çekildi. n öylcce bu aşire t ye ni bir katliamdan k urt u l muş oldu. va k Emirhan Yekdest, bir ara İran hükümdan Abbas'a gide rek Türklerin kend isine iyi davranınadı klanııı belirtip Şah ' ın yardımını istedi. Şah Abbas da Yekdesı' e kesik elinin yeri ne altında n bi r e l yaptırdt, ona 1la n ' lık ünva nın ı verdi ve Aşnov, Urıııiye ve Mergo r aşiret lerinin birlcşinıiylc oluşa cak olan hükümetin başkan lı k görevini verdi. Du talıinerle İran'dan dönen Yekdest, eski Dımdım (dem-dem) Kalesininyanına yenisini yaptırmaya başladı. Bu durum karşısında, aralan açık olan Şi i Emirler, Y ckdesıi Şah 'ın gözü nde küçük düşürmek için planlar kurmaya başladıl ar. Şah Bu kanlı ı rajed id e n allı yıl sonra, 1614 yılın da, Bradost aşiretinin diğer yörelerdeki güçleri Uluğ Bey yönetiminde birleşerek, kardeşlerinin kanlarıyla sula nmış olan bu kaleyi yeniden ele geçirdiler. Fakat bu kez kaleyi uzun zaman koruyamadılar. Murağa Valisi Aka Sultan ile Pyir Budak, güçlerini b irleştirerek Kaleye saldırdı lar. Kaleyi içerden savunan Uluğ bey, toplar için gerekli o lan barutlan dağıtırke n, bir rastlantı sonucu barut ateş aldı; U luğ bey ve bazı arkadaşla n yarala ndılar. Bu yüzden savu nmayı yürütecek güç zayıni!dt. Bu durumda Kaleyi savu namaya cağını anlayan U luğ bey, gece gizliden Kaleden aynldı. Dımdım Kalesi bu kez ancak dokuz saat Kürtle rin elinde kalabildi. Olaydan sonra, Dradost aşiretiyeni bir katliama rs i Bu dırama lik ve k a lıra manlık olayı, Mukri ( Brado st) Kürt aşiretlerin i n başından geçen bir ol ayd ır. Olayın kahramanı da Emirha n Yekd est'ıir. Em irhan Yekdes t, 13radost aşiretinin lideri olup, Soran Kü rt aşi retleri yl e gi riştiği b ir çatışmada bir e lini yitirdiği için "Yekdesı" ( tek ko llu) lak a bını a l mıştır. başına 1639'da llüsrcv Paşa koııı uı ası nda yeni b ir Ord usu Irak üzerine scfcrc ç ı k tı. M us ul İranlılardan a lındı. İmad iye Eııı i ri M i re llcy ve Sora n aşire t i liderleri yönet imindeki bi rlikleriyle be rabe r 1l üs rcv Paşa ' n ın sananna katılı.jı lar. Yine Kürt aşiret l eri n den Oacılan aşireti 40 b in k iş i li k kuwct iyle 1l üsrev P aşanı n bir li klerı ne ka tı ldı. 13u Kürt aşi re t liderle riyle bi r gö rüş. me yapan 1l üsrev Paşa, yııp ıı k l an pla n ge reğ i, ö nce A rdala n üı.eri nc yüriinecek ve sonra 13ağ dat 'ı işgal cdecc klerd i. Osmanlı -K iirt ka rına ord usu, yol ~st ündek i. Mcrivan ve Arda lan beyliklerini l ranl ı l ardan ald ı lar. Sonra 13agdat 'ı k uşa ttı lar. K uş:ıtma bir ay devam etmesine r.ı ğ ıne n sonuç a l ınamadı ve Osmanl ı ordu~u gen dö nmek zoru nda ka ldı. Du siire içinde güç ıo playan İ ra n ord usu ll iis rcv Paşa)~ kovaladı ve Şehrczu ru tekrar geri aldı. Osmanlı E rbil, Ke rkü k, Şehrcz ur, Mu sul ve Llad ı ııan Kü rt aşire t ler i ni n yardı mını a lan Osnıanlılar, te krar İranlılarda n Ba~dat' ı a l dılar. n :ı~daı ' ııı geri alın m a~ ı n dan sonra Osmanlı l'adiş:ıhı IV. Mur<ı t ilc Iran Şah ı arasınd a 1639 yılında, Ta rihe Kas n Şi rin a nl aşması olara k g!!çcn barış anlaşması i mzal andı. Os ın anl ı larla Iran arasında yapıl an bu anl aşmayl a, il k kez Kürdista n. ikiye bö lündü. Zağros dag ı an n ın doğu kesimi l ranlı lann; ba tı kesimi ise ta mamen Osmanlılann elinde ka l d ı. [lu an l aşm ayla çi 7ılc n s ı n ı ra göre Kürt aşi re t lerinden Caf aş i retinin bir bö lümü ira n denet iminde; d iger bölümü ise, Osman lıl ar de ne timinde ka l dı. Kas n Şirin an l aşmasıyl a çi? ilen ve Kürdis t an'ı ikiye bölen b u sını r l?.yü7.yt lın b aşianna kadar ö nemli bir dcğişikl ığc u ğra m adan k aldı... Devam edece k

11 ljn.: ıinı eylemi iki gö rüniinı ı.: sa hiptir; bir yanda d oğa ilc insanlar a rasınuaki ili.~kiy i ifade eden üretim güçleri )Cr alırken, diger yanda in sa nların kendi a r a ların da kurmuş o ldukl arı ili 'ikilerin büıununü ifade eden üretim ili.o;kilcri yer a lır. i n~anlar uretinıd e yal nı z doga iı zer iııdc değ il, birbirleri üzerinde uc etkili.ılu rlar. Ancak, belirli bir işb irliği vaparak ve etkinliklerini ka rşılıklı sürdi.m: ı c k üretimde bulunurlar. Urctnıd için biribirlcriylc hclli bağlantıl a ı \C ili.)ki içine gi rerek, böylece Joğn u;nı ndc c ık ili olur, iırctinıtlc bulunurlaı. Dı.:ıııck ki, toplumsal urcıinı, biribiri) k ayıılnıa; bir biçiıntlı.: b agı olan iki dcgi)ik ili)ki kaıcg o ~i ~ ini ifade eden iki t! 1ır ıınü.)e sahiptir. ln sa ıı l:ırııı doğa ilc ılı) kıkri (urctim güçk:ri),.c in sa nların kı.:ndi aralarında kıırmll) old ukları ili- 1kikr (üretim ili.'jki leri). Bun lar to plumsal urcı imin iki yonudür. Ve,); cjiıkle üretimin dı.:ği.) i k iki yönünü ım:yda na gct irdikleri için dı.: birbirleriyle diyalektik bir birlik olll)turur. Urc ıim guçlcriylc üretim ilişkil er inin o lu -, turtluğu bu diyalektik birliğe üre tiııı h ıçiııı i \eya üretim ıa r 11 dı.:nilir. L n tiııı Cıi\ lcri N~: tlir'! l ' rı.:tinıguçk ı i kavramı, insan ıop l u ıhınu n bilim ve ıdnig i kııllan,ırak gt.:r,;c kk~tirdiğı, Joğa )l kendisine mji ~ tml faalivctidir. Bu f aalıvcıiıı etki n : k;ıp\.ını liı.:n:ce~ı üı<.:tiııı ar,ıçları v<.:.ık t kr in i ıı (m.ıkiııa \L' dıgc r ı cc,i-.lc r, L~ l-ıdı.:ıı cl akıkri) gdi.)nh.: dutc y i ııc lı.ıglıdır. () lı.ıij~ u ı cı i 111 gıu, k rı ıt:n ll' ı i~ i iıg~.: dl ll llll:)tbıı,ı gdi ı ; 1 llrc ı iııı araç l arı ve ak ı k ri 2- llr c tiın d<.:nt:) ı nıi ve i.~ b~.:cc risiııc ":ı lı ip olan in ~. ınlar ı.ı ı ilı :-.cl gdi.) nh.: ııiıı lı cr <l):tlll.ı ~ ında, t.ıplurııu n dimk bdirli urctiın i.jraçlaıı ıle hdirli bir emek gu ciı (yani, insan s.ıyc\ iııd c çalj.'?nıay ;ı clv.: riş l i oldugu fi. t iki \c diğ.:r lwccri \ 'C yctcnddn) hu l ı ıııııı. T.ırıh lılı~uıı t a iıre t inı araçları, ıl~ in\ :ınıııt : l'ı \ C ~o pa sıııdan k oc;ı koca ıııud.:rıı fa lı rikılara ka tl.ır, ıı;aıı.ı ıı bir ~L lı ) lllc gt:<; iı ııı i.) tir. I n s anın ı.: ıııd gucu dl.' ıı ı Lt im ; ı r;ı ç ları ik hi ıli ktl' sürekli ıi r -:dildl.' gdi.'ınıi)tir.,\ıı.:.ık, c ııoııcnıli urdım gucu insanın ~ c lldi ~ iu i r, Onun ça l t) nı:ı d ~ ncyinı ı..ı i, i>l'l'l:ri \L: )<.:IL' n L klc ı ijir. lll ~ aıı)..ır Toplumsal üretimin iki yönü tüm urctimin hem iırctic:isi hem dc tli kcticisidir. Doğaya ka l)ı sav a.) ıııı ı ııda hem kendisinin h ı.: ııı de maddi teknik üretim güçlerinin etkinligini vcgücun ıi durmadan daha yüksek bir gel işme dutcyine ç ık aruıgı için, üretim guçleri içinde en belirleyici h alkadır. İn s anlar kendi edindikleri bilgi ve Jcncylcri, i..) al~ka nlıkl arı sayesinde, üretim ale ıl e rini harekete geçirerek o nları nıükcınm cl<.:~ti rır. Y e ni -yı.: ııi makinalar yapar. T oplumun ü r eıic:i. giıcunun ı ı.: ıneli ııde yatan emektir. Urct iciler s ı nıfıdır. Üretimi tck tck i n s J n laı d eğ il dairııa insan t op l ulukları va;... ıııt)tır ya p:ı gclnıdt e dir. şim di de üretim :-.üreci u;i ııd c insan lar a ras ırıda kurulan ilişkileri a çıkla y, ı lını. Ü n tiın İli~ kilui i\'cdir'! Üretim i l~kikri lkrıilll'l.:, i ıı s;ınl.ırın üretim vc yeniden uretim s uı cci içinde kurdukli.irı il iş kiler i n tuıııü aııla.)ılır. Üretimin maddi ve toplu msal koşul l, ı rının yeniden sağla nma s ı o l ayı d ı r. Maddi var lıkl arın üretimi, değ i.)iıııi \C dağılımı s ır as ında, insanlar ara~ıııda ııı eyd,ına gelen ili.'ıkikre ur c ıını ili.'ı ı..i lcri veva ekonomik ill) kil ı.: r adı \Crilır. llu ili.~kilcı ra ~ ı gck urtaya çıkın<ı) ı p belli bir ~i~ t e ııı içinde s iir cgc lır. ~oyk ki; " var lıl.ların l llph ıııı sal url!l i nıınd c insanla r, ; ıralaıı nda, belirli 10r uıılu, kr ııdi iradelerine bağlı olın.ıyaıı ili.'ıki lc r kurarlar. t3u url' tinı ilı~kilcri, oııl:ırı ıı. maddi ün: ti c ı g u çkr ının lıclirli bir ~eji.'j tn C d c ren:~ inc tckabul eder. Bu iırcı i nı il i.'jkil<.:rinın tum u torhınıuıı il. ti:-.adi yap ı '> ıııı, lıl'iırli ı oplu ııı :-. al bilın ç 'ıckill c riııc ı dabul <.:dı.:ıı bir lıukul.ı n: sıya s i üst yapının lli"eriııd c yll l. scld i~ i :-.omut ıo...ıııcli lt.:.)kil eder. 1\f, ı dd i h.ıya tııı ii rı.: ıiııı tartı, toplumsal, ~iyas i \C gı.: ıı<.: l olarak c ııtclldıücl lıay:.ı t s iır cciııi 'i: ırılaııdırıı." U ı cr im ili:skilcri t e nıci uç i\gı.: d c ıı meyd ana gelir: 1- L ' r~ıiın araçl.ııının nııılkiyct i li'ı~ik ri. 2- Sınıılarııı ve ı ııp luııı ;o,a l katm alllı rın ıır<.:tinıtlcl. i )ı.: ri v<.: a r a l.ırıııdal.ı l.. ır 'ı l lıklı ili.)kilcr..1 (irl.'tikrı nl ~ nckrın dağılımı n muh. ıd cl<.: ili.)l.i l rrı vı.: bunların ıu~ c ı i nıı.. EGiTiM KÖŞESI t 'ıl t ıın ıli'ıkılni lıclli 1 ıır l ı> J Hllll 1 ç iıııın c bağlı l > l.ıı;ık ııı t :ı~.ı t; ı~.ır. l n tim ili~ kilcri.lı c ı turlu ~il rı ıurudcn u ;.ı k topluıııl.ırda i~biıliğ ı \'L' k. ı r~ılıklı '.ır dınılaiııı,ı ~dliııtk ol,ıhil...ccı!.ı ıc,i l ıı,,, nıll ı ıopluıııl<ırd<ı. iıı o..ıııııı iıı-.u ı tarafından st'ı ııı ü ı ti l ı ıı c, i ili 'ı ki k ı i ~-- klind ı.: dc olabilir. Bıır.ı d. ı, u r c ı iııı ıli ş!.. ileri n crcdt:ıı ka) n.ı kl:ıı ııı.' sllr ı, -,u ortaya ç ı kar. l3u taııı ;ıııı.: n u ı tı ııı ; ı ı.ıt, Lırıııııı nıul~i wı bi<; iıııiııd ıı ı\ ıı :ıkl.ı ııır. Ve ona b: ı ~lı hi ı '''ıundıı ı. Den ı l> ki, ur c ıiııı ili 'ı k.i lcr iıı i ıı ıı ı ıı l' lıııı, lh L'lıııı, ır.ıc;lırıııııı ıııu l kiwı h ı.,ıını l <')kil L'l!,ı. Buııd.ı ıı n ı u ru de u ı ltını ıli 'ı l.i L:ııııı ıııul ki yı.:t ili')kikr ı ul.ıı :ık d.ı. ıııl.t!ı ı. ı k ınunı~uııdu r. l ıctiııı :tı.ı\ı;ııııı ııı d. ~cçi ı ilım t.ıu ı ik lıiılikt.", tııplıııııd u. ıııctırııiıı lle g< <;i; ilm< ı:ıı;ı lıı ı ıli~!.. ık ri ı.:ı ı hc li ı~i ıı )dildl' ).ın!-.ılıı. "li r vtiııı,ır ; ı<;la rı k iım ait t ır" smu~u 'lr L' lını ıli ~k ikı inin ~. ır ck tl' ıııı i t.ını: ıııı l.ınu " rudur. Uuı;ıd:ı ıı k.q ıı ı.ılı;ııı ~k tıldıı, ı ı.!ih i soııııır ii,.c baskının. \. ı d.ı,o~\.ı lii"nıtk uidui.!,ii l.!ilıi, k.ırdl''\l' L'' ll 1 1 > lar.ı d:.ıv;ııı,;ıı l)l mliqıııı ıı.' ~ ıl ı~ın.ı ı ıı ~ar c l. ıc;i o ıı:ı \'. ı çık:ı'ı. ()/ ul.ıı, ;k u ı v ı im ili.)kibiııin h.ırd. tcı ini, ur ;tıı ı ara ç l, ırıııııı ıııı ıll.i\l t lıi, iıııi!ıdır k ı Vt:v,ııaııı<ıııı l rı ı ııı.ı lı ; ıglı dıı. Llrctilll. ıı.ıı.,l.tıı tii<'j llltıi~i\lit, ı dugu ;.ıııı. ı ıı, y.ııı i lıutuıı ı.ıplııııı. '"' il dı.: ~ ) td l.i ~ik ı c \ : ı d.ı g ı :ıpl. ıı :ı.ı ıl u ldugu ııd ; ı, ı up luıııd. ı ~,ı muı ıılıııl.',. ı h.ıküııı \~ ]ı. ı t!.ıııılılık iii.~ i k ı j lllt'\ll.ııı.ı gelir. K : ıpit :ı l isı ı oplumda i~\iln ı.ı.' tim : ır ;ıç l.ı ııııtl. ıı ytıbıııı ul, lııkl. ırı ı ~ ın. Lıpiı.ıli ~ ıkı \:ıı.ııın.ı.;:ıl.ııı.ık tıııı ı d.ıdır o,~. ~~~~\. ılı, l ıltı ll( lı ıır~ ıı ı. ır ; ı ~ l ;ııı lllj ' Iuııııııı ıııu ı"" ııııdl't.ıı Buııd. tıı,ııu ı ıı dl in,. ıııııı iıı-,,ıııııı ıfıl' d.ııı ~uıııtıııılııı c, i,,,kıuı. ı lı ı,l\:, 1 iıı,, ınl,tı, 11,1\ I IHI.ı~l ıi i' J..ı k ı, k ıı dı'\ i)birl i~i \'L' d.ı \.ıı ıı ~ııı. ıı cnw l ıııdr k u ı ııl lll U)! Ur. tıı ~aııl.ıı ı ıı, urvtıııı :ı ı.ıı.,l.ııı ~.ıı 1 1'ı d. ı ki du ru ııııı, oııl.ııııı url ı ıııdd ı \l'ıı ı ıı \'1.: l. ıııı.ııııuııu, l' nı<,, uıııııl< ı ıııı ı Lt. ı ğılıııı ıau ı ııı t. ıı ıı Llkı. K.ıpıı.ıli~: ı. p luıııd a ıır..:ıiııı :ıı. ıt;l.ırıııı t l ıııd.- ıı:ı lııııdıır.ııı lıuıjtı\.ı 'ıııılı, ı ;l.,ı ı ıı. ıl ıııd : u ı ur l.'tikıı lııııuıı ı:rıı ıl ı, ' 'ı. ırur Ld~ ı. ( J\ -, ;ı ı ) ; ıkı iıı kı1 u k ı, 'l.\ ı lııl;ıı \tıbıı llıı k ı~., ı ı. k y; ı.~. ır l ı ıııı,ır :u;l : ı rı ııııı ı.ı p lu ııı ı. ı i ı t)l,ltıt'ı ~ l i ~ tıllplıııııl.ırd;ı ( ~i. lı, ı.ıı,t ıııı, i,. ınıııı nıııl~i )'Lii ııd td iı ) ııık.-ı. ıı ll t:~ ll ı.:l.:ı i, lı,tıl'tll 1'1 CI'IL'e..: ll ll Jı,,}, turulur. Y. l).ııııııı ııı ııllii \t k,ıııı.ı.ıla r a k ~ ııı c ~l i )ıık,~lıilııı~,j 1 ı., ı cnh'k\ikrl' ı. ıı. ı ıı t i e dılnıi ~: ı

12 12 Devrimin eşigindeki bir ülke.. EL SALVADOR'DA HALK SAVAŞI SÜRÜYOR 1980 yı lının Ekim ayında fmln (Farabundo marti ulusal kurtuluş cephesi)nin kuruluşuyla El Salvador'da devri ınci gerilla mücadelesi halk savaşına dönüşerek, çok sayı da kurtanimış bölgeler elde edilerek, El Salvador'u devrimin eşiği ndeki bir ülke duruınuna getirdi. Kurtuluş Cephesi (FMLN) nin özellikle 1982 de tüm hazırlıklarını tamamlayarak başianığı büyük sa ldırı, gün geçtikçe güçlenerek, günümüze kadar devam etmektedir. Devler güçlerini n tüm çabaları, devrimci FMLN in elde ettiği başarıları engelliyememekte, halkın geniş des teğine sahip olan FMLN, direkt başkente saldırabilmekte ve başkent'ten 60km. uzaklıktaki birçok kasaba ve köyü kon trol altında bulundurmakta dır. FMLN, bu askeri başarılarla kalmayıp, bunu n yan ı sıra politik ve diplomatik alanda da ilişkilerini geliştirmekrc ve uluslararası planda gittikçe artan bir oranda presti j kazanmaktadır. FMLN'nin yapısına ve gerilalarının siyasi ve askeri stratejisine geçmeden önce, El Salvadar'da devrime giden yolun kı sa tarihçesine bakalım; El Salvador, ABD bask ı sının ve ona karşı yükseltilen devrimci mücadelelerin en yoğun o ldu ğu Ona Amerika bölgesinde, yaklaşık S milyon nüfuslu, orta gelişmişlik düzeyinde kapitalist bir ülkedir. * 1930'larda PCS (Salvador Komünist Partisi) kuruluyor. Aynı yılın 1 Mayıs'ında 80 bin işçi ve yoksul köylü asgari ücet resbiri talebiyle San Salvadar'da görkemli bir ınirinğ ve yü rü yüş yapıyor. ~ 1931'de Arturo Aroojo devlet başkanı seçiliyor, fakat askerler tarafından devriliyor. Ve ülke yönerimi askerlerin eline geçiyor. ~ 1932'deki seçim sahrekarlık-l ' larından sonra Salvador Komünist Partisi, hükümete karşı ayaklanma çağrıs ın da bulunuyor. Fakat bu ayaklan-, ma başarısız lıkl a sonuçlanıyor. Kanlı bir şekilde bastırılı yor. Beş hafta içinde 30 bin insan kadcdiliyor. (Menanzan kadiamı) * 1931 den sonraki dönemde ülke, General Manincz tarafından yönetiliyor. * 1944 'te Martinez istifa ya zorlanıyor. Fakat ordu yönetimine devam ediliyor. * 1940 ' ların sonunda ülkede büyük ekonomik değişiklikler oluyor. Ordu ile endüstri burjuvazisinin bir kesimi aras ın da yeni bir koalisyon oluşuyor ve ABD ülkeye nüfuz etmeye başlıyor. ~ 19SO'de Albay Oscar Osorio seçim sa hrekarlığıyla başkan oluyor. * 1961 'de, bölgedeki etkin li ğini arttırmak ıçın ABD, orta Amerika ortak pazarını kuruyor. ~ 1962'de Albay Rivera iktidara geliyor. Muhalefet parti sine izin veriyor. Hıristiyan demokrat (PDC), Ulusal Devrimci Hareket (MNR) ve Komünist partisinin de içinde yer a ld ığı ulusal demokratik cephe (UDN) kuruluyor. * 1969'da Honduras'ın El Salvadorlu topraksız göçmenleri kendi toprak l arından atmaya kalkışmasından sonra savaş patlak veriyor ve Orta amerika pazarı y ıkı lıyor. MNR ile UDN onak bir koalisyon o l uşturuyorlar. ~ dönemi nde Ordu, seçim leri kendisine göre biçinılendiriyor. Ve bu durum seçimler aracılığıyla reformlar yapman ın o l anaksız o lduğunu birçok güç tarfından kabullenmesini beraberinde getiriyor. ~ Yine 1970'lerde bazı sol HAZIRLAYAN LOKMAN POLAT organizasyonlar kuruluyor. Ayak l anmas ı nda Luabundo Komünist Partisinden ayrılan öldürüldü ve kitle kırımı na bir grup FPL (Halk Kurtulu ş varan darbelerle parti ağır ordusu)nu oluşturuyor. 1-lıri s- yaralar aldı. Ama buna ri yan Demokratların sol kana- rağmen, askeri reji ıniere kardından ayrılan l ar ERP (Hal- şı muhalefetin o dağı olma kın devrimci Ordusu)nu durumunu sürdü rdü. Parti, kuruyor Ve bu örgütler aske- uzun süre, iktidarın parlamenri eylemiere baş lı yorlar. ter yolla kazan ılacağ ı strateji- * arasında binlerce sinde diretti. Bu reformi s ı kişi bu halkçı sol organizas- po l itikasını 1977'de yaptığı yo nl arın bünyesinde örgütle- bir özeleştiriy le terk etti ve niyor. Kitlesel protestolar, si lahlı mücadele yolun u toplumsal olaylar ge li şiyor. savundu. Bu konuda Pa rtı Gelişmelerle birlikte bu halk ç ı Sekret< ri Şefi k Handal şöyl{' sol organizasyonlar birleşme diyor: ça lı şmalarına giriyorlar. Hal- "El Salvador Komünist parkın devrimci bloku (BPR), tisinin deneyimlerine göre, Birleşik halk eylem cephesi birçok faktör sananınıza (F ADU), 28 Şubat halk birliği reformist görüş ve dü~ünceler (LP28), ve Halk kurtulu ş getirmiştir. hareketi (MPL) ort aklaşa bir "Belli temel sorunla rda yandevrimci koordinasyon komi-! ı ş değerlendi rme le r... ikt idar resi o l uşturdular. sorunuyla ve devrimin biçimi El Salvador'da, Komünist ve yolu yla ilgili teorik Panisinin durumunada ideolojik zayıoıklar, buna ek değinrnek gerek. Parti (PCS) olarak, bizim de içinde 1930 y ılında Farabundo Mar- o lduğumuz b i rliğin, ll yıl lık ti t:ırafından kuru ludu

13 zaman akışı içinde demokratik birlik partilerindeki görüşün etkileri var. "kabul etmek gerekir ki, böylelikle reformizmin ideoloji k-politik biçimleri safları mızda tutunmu ş ve barışçı yolu devrimin yolu olarak resmen kabul etmemesine karşın parti yönet iminden baş layarak belli ölçüde güç kazanmıştır." Salvador Komünist Partisi, 1977'de sila hlı mücadele kararı almasına rağmen, ı 980' e kadar bu alanda dişe dokunur bir varlık gösteremedi. Bu süreç içerisinde Partinin silahlı mücadeleye hazırlanmasında bir sürü zorluklar doğdu dönemini değerle ndiren PCS Genel Sekreteri şöyle diyor: "1977 Şubat'ında bu noktaya ulaşıldığı zaman ve Merkez Komitesi Politik Komisyonu s il a hlı mücadeleyi halkın politik mücadelesini güvenceye almak için benimsemesine ka rşın, bu kararı p ratığe geçirmek için iki yıl geçmesi gerekti. Bu gecikmenin nedenlerini ortaya ç ıkarma k için, çözümlqici ve öze l eşcirel büyük çabalara gerek duyuldu... Silah lı mücadele konusunda alına n kararların uygu lanmas ını zorlaştıran engeller bulunuyordu. İdeolojik engellerden de sözetmiştim. En önemli örgütsel engel burada yatı yordu: Parti yetkilileri, Partinin beyni, çatısı ve sinir sistemi olan ve merkezi bütün kararla rın hazırlayıcısı ve uygulayıcıs ı durumundaki ulusal yönetim kadroları ve orra düzeydeki kadrolar, ne ~ilah lı mücadeleye geçiş için, nasıl örgüdenmek gerektiğini, ne de, bunun politik mücadeleyle bağıntısının nasıl kurulacağı nı bilmiyorlardı. Yetenekleri tümüyle tek yön ILi olarak gclişmışıi. Yetkililerimiz, silahsız kitle mücadelesinin yönlendirilmesi konusunda çok yoğ un ve hatta çok y.ıra tı c ıyd ı lar. Propağanda, ajitasyon, demokratik birlik panilcriyle ortak faaliyetler, üniversite faaliyetleri... Ama mücadelenin daha yv ksek biçimlerine geçiş konusunda hazırlıklı değildik. "Bir askeri komisyon kurmuşcuk ama, Parti yöneticilerının hiç biri -ki bu belirleyiciydi- si lahlı mücadele biçimleri nin nasıl uygulamaya kanacağını bilmiyordu. Parti yönetimi bu engeli aşmak için, Nisan 1979 da illegal olarak ya pılan VII.Parti Kongresi 'nde ki kararlar ı ş ı ğı nda cesur adım la r attı. Bu sorun şöyle çözülebildi: Parti, tüm mücadele biçimlerini birbiriyle bağıntılı ele alarak, yalnızca politik mücadeleyi değil, askeri mücadeleyi de uygulayacak ve yönetecekti. Bu amaca ulaşmak için cesur adı mlar atmak zorundaydık. :\1erkez komitesi, politik komisyon, alt yönetim birimleri mensupları ile parti üyelerinden ve komünist gençlik örgütü QCS) üyelerinden sayıları gittikçe anan bir grup, s ilahlı mücadele konusuyla ilgilenmeye baş l ad ı. Ya ln ızca askeri ün iteleri hazırlamak için değil, ay nı zamanda silahlı mücadelenin, parti yönetim birimleri ve temel birimler tarafından ö rgütlen iş i, uygulanışı ve yöne til işi konusunda da ikna etmek için mücadele sanat ve tekniğine yöneldiler. Bu düzenlemenin doğruluğu, pratikte kendini gösterdi. Silahlı birimlerimiz, VII. Kongre'den sonra çoğald ı ve bundan da önemlisi, gittikçe artan bir etkinlikle mücadele ettiler." Kendi sağında n medet umma, devrimci sol hareketlerin birliği konusunda çaba sarf etmeme gibi durumlara da değinen Genel Sekreter, Komünist partisinin hata ve eksiklerini şöy le dile getiriyor: "Ele aldığım ı z sorunlarla bağ lamıl ı olarak, bir de devrimci solc u la rın b irli ği, Komünist Partisinin dışında ortaya ç ık an devrimci örgütlere karşı turumu var. Komünist Partilerin son on y ılda sağc ı kom şu l arıyla anlaşma konusunda gelişme gösterdikleri halde, solcularla iyi ilişkiler ve birlikler kuramanıaları garip ve anlaşılmaz bir tutumdur. Çağı mızdaki bütün unsurları, bunların ortaya çı kı şlarını ve önem leri ni bilmemize karşın, solumuzdaki güçlerin varlığını ve niteliklerini anlamak konusunda yete ların somut tarihsel önemi ve neksiziz. Aynı biçimde, bun larak iliega i i te ye çekildi ve Devrimci Halk Ordusu (ERP) onlara kar ş ı görevlerimizi de bilmiyoruz. Latin Amerikalı Komünistler, uzun süre, silah alanlara kaydırdılar. Daha sonraki dönemlerde de, kendisine marsis ı -leninist diyen bir tutum alamamışlardır... "Ancak komünistler, kendi parti ve gruplar tarafından lı solcu ların birliğinin yaratılması için kalı cı ve sistematik yanlışları olan refornıizmi aşmad ıkça, bu görevi yerine getiremezler. Reformizm aşılana dek, komünistler ve silahlı solcular arasındaki ili ş kiler, pratik ta reform ile devrim aras ındak i durumu ya n sı tır. Açıktır ki, reformistler en iyi başka reformisrlerle anlaş ırlar." Sol sapmaların, sağ sapmaların günahı olarak ortaya çıktığına da değinen Genel açık lı yor: " El Salvador Komünist Partisi dış ındak i devrimci güçleri ortaya çıkaran nedenler aras ında, politikamızın reform ise yönleri ile sorunlardaki anlay ışsızlık, bizim, küçük ama nüfusun yoğ u n olduğu ülkemize özgü ko şu ll arda silah lı mücadele olanaklarının ciddiye alın m amas ı önemli yer tutma ktadır. (1968 M art'ı nda yay ınlanan parti belgesinde, genel bir aya ktanına yla kazanılan devrimci iktidarın k o runmas ı dış ı nda, bu ülkede bir gerilla savaşını n mümkün ol madı ğ ı belirtilmi~ti.) " El Salvador Komünist Partisi ni n durumu na biraz genişçe d eğ ind i kr e n sonra dığer sol güçlerin durumuna da kısaca bakalım: Küba devriminin başa n ya ulaşmasından sonra, El Salva Jor Komü nist Partisinin bü n yesi nde yer alan bi r grup, Partinin, iktidarı parlamenter 13 yolla elde etme stratejisine ilişkin, çeşi tli sorular yöneltti ler. Ve gerekli ceva bı a l amayınca 1969'da partiden ayrılarak Halk Kurtulu ş Ordusu (FPL)nu ol u ştu rdu la r. Yine ayn ı dönemlerde Hır is t iyan De mokrat Partisi sol k anad ından bir grup ayrı yi kurdular. FPL ve ERP çal ı~malarını büyük oranda, halk ı n %60'ın ın yaşadığı kırsal ve silahlı güçlere sahip olan gen iş y ığınları kucaklayan kitle örgüderi kuruldu. Bunların belli baş lıl arı ş unlard ır: 'de FPL tarafından kurulan Halk ı n Devrimci Bloku. Bu örgüt özell ikle tarım işçilerinin o lu ş turdu ğu örgütlerden, sendikalardan ve öğrenci örgürlerinden oluşmaktadır. En fazla eylemlilik içinde olan kuruluştur. Halk Kurtuluş hareketi nı n askeri Sekreter Şefik Handa!, Komünist Parti dışındaki sol güçlerin ortaya ç ıkı şların ı şöy le 'de ERP t arafı n da n 28 kanadı F APL olarak adland ı rılmakt ad ır. Şubat Halk Birliği (LP28) oluş turuld u 'de, ERP'den ayrıl ı p Ulusal Diraniş (R ) adıyla faaliyet yürüten bir grup k it le örgütü olarak Halkın birle ş ik Cephesi (FAPU)'ni kurdular. Ulusal Direnişç ibin askeri kanadı FARN olarak adlandırılıyor 'da Devrimci Ort.\ Amerika İ şçi Parıi~i taraiından, Halk Kurtu luş Hareketı (MLP) kuruldu. Ulusal Demokratik Cephe. UDN) daha 1969' da El Salvadar Komünist Pa rri ~i (PCS) tara f ı n da n kurulmuştu. Yukarda ismıni saydığımız ha lkçı sol organizasyonlar, ırtık parlamemer yola ınanları kalmayan kitleler için bir platform oldu. Devam edecek Gelecek sayıda: Cephenin o luşma s ı Cepheyi o lu ş tur a n güçler ve Gerillanın stratejisi

14 ANDÜPSE Ne umutlarla büyüdüm yıllarca, V a t a nımda evlendim, A na oldum, çoluk çocuğa karış tım. Üç oğlumu bağnm a ba s ıp bü y ütıüm. ı? s.. ~a rt ar m ı... orma gll s ın... Kan harut koklattılar Nergiz ye rine, /\ma, öğr endiler silah tutmayı dağda korunmayı, düşmanı tanımayı. Z ulüm copu olmadan uyanına z iardı önceleri, Silah seslerini ninni bellerlerdi. Dinlediler, okudular, gözleriyle gördüler Sonra anlatmaya başladılar b aş kalarına. Kimi i ksiz, kiş i! iksiz, Bir köle gibi y aşanın ay acağını. Dinlediler ve anlattılar.. Sü ngüyle doğum y aptırılan k a dınl a rımı z ı, ARTIK KAÇACAKLAR!.. Dinlediler, anlattılar.. Mendil gibi sokağa atılan çocuklarımı zı, Dinlediler, anlattı l ar... Sorgusuz sualsiz darağa ç l a rın ı.. Dinlediler, okudular ve anlattıl a r.. Halkların nasıl kurtulac ağın ı Sonra Özgür bir Yatan için savaşmanı n g ü z elli ğini. Ufacık ço c uklarıma bak! gerila ol mu ~ ş imdi! ş imdi süngünün, topun, t a nkın üstüne yürüyor. ş u hale bak! ş imdi de onlar korkuyorlar Benim çocuklarımdan. Demek dünya değişkenmi ş! Attn adıınl a rını z ı ileri! Devran döndü, dönüyor, şimdi onl a rın kaçma s ır as ı gel di..... EY KURDISTAN! Kelo-Schwci7 Yeter artık dü şünme yc ıim yetim U nuıulnıaya n Dcrsim'in ya nı na ya/ llalcpçc ') ı! Dün bir idik, bu gün binieric s ayı y orlar hizi I3u zulüm korkunun ese ridi r! Daha unuımadık ki, dünkü a c ı y ı D ökülen kanla süsleniyorsu n ha gün Yeni yeni dersler ç ıkarırke n. baş be l <.ı:.. ıdır bilirsin Güzellik kolay d eğ il! /\tılan her yeni adım, bizlere hir deneyim /\ma artık gülümse Verdiğim i z her şe hit. topra ğa d li şü n tohu ıııd ur. İşç i sınıfı sana sahip olmak için kendini biliyor,\ <.; ddı~r i ni! Bu b i l i nıle don;ırınıı ~ TSK gück nip gc lı~ i, ur' Ya; bunu daha kı z ı l! Llımed o - SC ilw E i 'l

15 ıs 1988 YILINI GERİDE BIRAKlRKEN BAŞTARAFI SAYFA l ' DE Cezaevinde tutsak bulunan in sa nların en hak lı taleplerle b a~ l aıı ıkl arı açlık grevierini "terör" olarak ni telendiriyor. Kendi içindeki "cırtlak" sesleri susturma babanesiyle içindeki demokrat unsurları temizleme hareketine girişiyar vs. Demokrasi güçleri dağınık da olsa, f~izmin yapısında gedikler açıyor. T o plumsal muhalefet yükseliyor ve direnişler birbirini takip ediyor. Ögrenci gençliğin hareketlenmesiyle b~layan d i renişl er toplumun her kesimini kaplaını!j durumda. 1 milyon 600 bin işçi toptan yemek boykotu yap ı t ı ; 6 aya varan işçi grevleri devam ediyor. Tüm bask ıl a r a karşın, onlarca ilerici b asın, yayı n h ayatın a girmiş durumda. Cezaevlerindeki direni~ ler durmak bilmiyor! İlk kez gör~me l erde Kürtçe konwjma h akkı bu dire ni.şlerle kaza nıldı, tek tip elbise uygulamalarına son verildi; ve birtakım insani haklar kazanıl d ı. Ancak bunun pratik uyguladığını ortadan kaldırmak için f~ ist yönetim direnişçi güçleri cezaevindencezaevine sürüyor. Yenilgiyi hazınedemeyen yönetim Ağustos genelgesiyle cezaevindekileri yeniden ceza l andırmak istediyse de bunda b~rılı olamadı. Karşısında tutukluyu ve bir o kadar tutuklu yakınını direnir gördü. Analar kendini yakarak cevap verdi. Bu direnişler süresince yurt içinde ve yurt dışında demokrasi güçleri büyük etkinlikler sergiteyerek dayanışmanın güzel örneklerini sundular. Burjuvazi geri adım attı ve dir e niş bir kez daha üstün geldi. Demokrasi güçleri, f~izmin şurasından-burasından gedikler açarken, f~ist iktidar da kendi sonunu görüyor ve bazı kalıcı önlemler almaya çalışıyor. Avrupa topluluğuna girme çabaları, Teritoryal sistem, özel ordular, özel timler, Adalet bakanlığı ve Emniyet teşkilatının f~istl~tirilm es i, gericiliğin özel olarak ge liştirilmes i ileriye yöne- TSK genç ama güçlü ve geli en JAŞTARAFI SAYFA 2' DE bir harekettir!.. maya b~vuru l du. Dolayıs ı yl a ben ve benim gibi daha birçoklan Marks ve Engelsin ş u sözlerinde ifadesini bulan bir tesbite vardık: ''ayrılık ertelenmez bir zorunluluktu. Çünkü tasfiyecilik, ilkesizlik ve parti içi demokrasinin artık çirkin bir yalan olduğu bu noktada, ayrılığı ertelernek korkaklığın ödünüydü." işte, ben de birçok arkad~ gibi bu tesbite var dığım için, TKSP ile olan ilişk ilerime son verdim. TKSP içinde sag oportünist an layışa ve tasfiyecilige karşı mücadele içinde ol~n TKSP ROJA WELAT ve daha sonra TSK çizgisinde mücadeleme devam etmekte karar kıldım. Tevgera Sosyalist a Kurdıstane, Kürdistan'da yeni bir çığır açını!jtır. Ayrıca TSK bayrağını yüksekte tutan kişilerin, karlrolann geçmi~ten bugüne kadar mücadele içinde gösterdikleri y iğ i t lik ve dürüstlük, TSK'nın geleceğin e güvenle bakmarnıza yetiyor. Bu bakımdan, TSK'nın omuzlamaya ça lı ştıgı ulusal kurtulwj mücadelesini büyük bir sevinçle ka~ılıyo ruz. Arkadaşlar, TSK gibi mücadeleye azınet miş olan bir örgütün, sempatizam olmanın bile çok zor olduğu ve ciddi fedakarlıklan ö ngördüğü açık. Ve bunun bilincindeyim. Ama halkımızın ulusal kurtul~ mücadelesinde, TSK ' nın ideolojik-politik ve askeri olarak önemli bir yerinin oldugu ve kurtulwj sürecimize daha şimdid e n ciddi katkılarda bulunduğu gerçegi karşısında, devrimciler bakımından bu zor yolu tercih etmekten b~ka çıkar yol yoktur. Çünkü, TSK'nın, fedakarlıkia nn a ve yoğun çabalanna, ülke içinde ve askeri kamplannda bizat tanık oldum. TS K'nın henüzgenç ve yeni olması bir dezavantaj olmakla birlikte, ge l işip güçlenrnek ve ciddi bir alternatif yaratmak için birçokavantajada sahiptir. Kaldı ki, ben ve diğer birçok arkad~. TSK'nın, güçlü l üğü veya güçsüzlügüne, adam sayısın a ve gerçek olmayan kıriterle rc bakarak degil; ideolojik- politik doğruluğun a, ö rgütsel işleyiş ve ilişki l erdeki dürüstl üğüne, mücadele i s t eği ve bunun ülkemiz koşullannda öngördüğü fedakarlığa bakarak karar verdik. Ye bu ned enlerden ötürü de TSK güçlü bir harekettir. Kahrolsun sömürgecilik!.. Yaşasın TSK!... lik tedbirlerdir. Bu hazırlıklar, biz istemesek de, demokrasi mücadelesinin ne kadar kanlı o lacağının açık ka nı tı d ı r. Burjuvazi bu s aldın güçlerini hazırlarken, politik alanda da demokrasi güçlerini bölmek için olanca gücünü h ar cıyor. Dün, ilerici güçler için "asmayıpta besiiyelim mi?" diyen Evren, bugün komünist partisi(!) kurulmasın dan bahsediyor. TBKP ye! ~ i proğrarnıyla kendi burjuvazisinin kana t l arı altına s ığı nıyor; ve daha bazı l an bu yolu takip e deceğe benzjyor. Bugünkü haliyle cl~mokrasi güçleri f~ i zme geri adım l ar attınrken, faş izm e karşı güçlü bir alternatif oltışturmaktan uzak görünüyorlar. 88 yılında da belirgin bir za aflık olarak kendini gösteren 1 demokrasi güçlerinin dağınıklığını ve örgütsüzlüğünü gidermek; sömürgecilige ve f~izme karşı örgütlü ve radikal eylemliliği yükseltmek önümüzde duran "olmazsa olmaz" türünden bir görevdir. Sömürgecilerin korkusu... BAŞTARAFI SAYFA 6 ' DA rağme n hare keti dizginleyemeycn sömürgeciler, hareketin ileri gelenlerini aldatarak, onlarla masa başında an l ~ mayı kabullendiklerini söyleyerek Erzincan'da pusuya d~ürüp yakaladı lar ve sonuçta hareketi öndersiz b ırakarak bas tırdıl a r. Bu olayda ihanetçi olarak k ullanılanlar da kurtulamadı. Tüm yaranmalanna karşın onlarda payianna d~eni aldılar. Ö rnekler çoğaltılabilir. Ancak bukadan bile d üşmanımızın kaiic lliğini ve oynıyacağı oyunlan anlamarnıza yeter. Düşmanın korktugu b irl ikteliği mizdir. Para vererek, özel harcamalar yaparak yapmak istediği ise, bizi bölmek bizi bize karşı kullanmak, bölmek ve par çalamaktı r. D u yar lı olmak, oyunları bq}a çıkarmak ve d~manın en çok korktuğu mücadeleci birlikleri oluşturm ak siyasi hareketlerimizin görevi ol malıdır.

16 URFAN ALPARSLAN VE ULUDERE?.-9 Eylül tarihleri arasında, U ludere Odül mevkii ve Uludere Beyt~e bap arasında TC birlikleriyle O rdiy~ Rızgar iya K u rdıslan (ORK) birlikleri arasında meydana gelen çatı.şmalard<: ehit dü.şen ORK gerilalanndan Ka z ım Yigit (Alan) ve Nevzat Yılmaz (D ırba s) ile; 29 Eylül-1 Ekim tarihleri aras ında Uludere'nin Bölükbaşı yakınlarında ve Polhesenan, Sorisan dağla n nda devarn eden zorlu çatışmalarda şeh it dii en ORK Kurucusu, ORK Yüksek Askeri Konsey Üyesi ve TSK Genel Sekreter Yardımcısı Urfan AJ. parslan ile ORK gerilalanndan Mur.tt Tarhan'ı anma toplantılan yapıldı. TSK Avrupa Temsilciligi tarafından, 6 Kasım 1988'de F.Almanya'run Bremen, 13 Kasım 1988'de Danimar ~a'nın Kopenhavn, 19 K asım 1988'de ı sviçre' nin Zürih ve 20 Ka sım 1988'de İ sveç' in Stockholm kentlerinde düzenlenen anma toplant ı larında ; Yiğit Önder, büyük komutan Urfan Alpars l aıı ve Uludere şeh itl erimizin anısına saygı duruşunda bulunuldu. şe hit l erimizin yaşam l a n ve mücadeleleri dile getirildi. TSK' nın önüne koyduğu hedefler ve bu hedeflere dogru a tılan adımlar, ürk'nın kuruluş gerekçeleri ve işlevi, ORK gerilalannın girişt iği çarpışmalarda burjuvazinin çarpıtma l an tüm delillerle birlikte sergilendi. Olayın meydana geliş biçimi aniatı l dı ve bu konuda TSK se mp a tizanlannın ve ŞEHİrfLERİNİ ANMA TOPLANTlLARI YAPILDl anma top l antısına katılan yurtseverlerin so ru l arı cevaplandırı l dı. Ayrıca, Avrupanın değişi k ülkelerinde, ORK Yüksek Askeri Konseyi Basın Bürosunun açıklamasıyla birlikte; TSK-MK ve ORK-YAK'nin ortak imzalarıy la, Türkçe, Kürtçe ve Almanca olarak çogaltılan bildirileri en geniş kitlelere ulaşacak biçimde dağıt ı ldı. Bu bildiriler Tüm basın-yayın kurum-!anna iletildi. Yine şehit lerimizi konu Avrupa ülkeirinin birço alan afı.şler gunda yap ıldı. Ortadogu'da yap ılan, Urfan Alparslan ve Uludere şehitlerimizi anma toplant ıları ile ilgili dökümanlar henüz elimize ulaşmadıgı nd an konuyla ilgili bilgilendirmeyi gelecek sayımızd a okuyucu l a nrnıza s unacağız. Yaz ı şma Adres i: Postgiro Abane şartları : ~ox Heviya Gel Bir yıl lık- 35 DM. Författares Bokmaskin "----ı_o_o 26 s_t_oc_k_h_o_ı_m_ls_w_e_d_e_n s_t_oc_k_h_o_ı_m_ls_w_e_d_e_n ı_2_o i s_v_e_ç Kr_o_n_u s_t_o_c_k ho_ı_m ı _9s_s,

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26 ÜRESE AYNAAR BÖÜ 6 ODE SORU DE SORUARN ÇÖZÜER d d noktası çukur aynanın merkezidir ve ışınlarının izlediği yoldan, yargı doğrudur d noktası çukur aynanın odak noktasıdır d olur yargı doğrudur d + d + dir

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Üç Şiir. Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı

Üç Şiir. Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı Üç Şiir Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı N â z ı m H i k m e t (Se la nik, 14 Ocak 1902 Mos ko va, 3 Ha zi ran 1963) Bah ri ye M e kt eb i n i b it i rd i (1919 ), H am id iy e K r uvaz ör

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

Afetler ve İlişkilerimiz

Afetler ve İlişkilerimiz Afetler ve İlişkilerimiz DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Sayfa 2 DEPREM, KAYIPLAR VE EŞLER ARASI İLİŞKİLER Sayfa 10 DEPREM, KAYIPLAR VE DOSTLUKLAR Sayfa 14 DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Aşa ğı da ki bil gi ve

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz.

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz. - Günlük siyaset acının üstünü nasıl örter? - Gazze yi ve Filistin i içselleştirmek yerine farz olarak görenlerin destansı trajik hali - BM Genel Sekreteri, AKP Kadın Kolları ve Hrant Dink Ortak paydası

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA

SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA YÖNETMELİK 23 424 SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ

Detaylı

Kerkük, Telafer, Kerkük...

Kerkük, Telafer, Kerkük... Kerkük, Telafer, Kerkük... P R O F. D R. Ü M İ T Ö Z D A Ğ A L A E D D İ N PA R M A K S I Z BAĞIMSIZ TÜRKMENELİ CUMHURİYETİ Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası gerekçelerden vazgeçerek konuyu

Detaylı

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 1 2 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 3 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Yayın No.10 ISBN 975 94473 6 3 Kapak tasarım: Şule İLGÜĞ - ilgug75@hotmail.com Baskı Yeri:

Detaylı

Ayhan Kaya. Mordem'in Güncesi MORDEMİN GÜNCESİ. WEŞANEN SERxWEbûN 83

Ayhan Kaya. Mordem'in Güncesi MORDEMİN GÜNCESİ. WEŞANEN SERxWEbûN 83 Ayhan Kaya Mordem'in Güncesi Ayhan Kaya MORDEMİN GÜNCESİ WEŞANEN SERxWEbûN 83 Ayhan Kaya Mordem'in Güncesi Weşanên Serxwebûn: 83 Birin ci baskı: Kasım 1996 Kan daha da akacak, çünkü ülkemiz bizim kanımıza

Detaylı

TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ

TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ BELGELENDİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI YENİ DÜNYANIN YENİ YÖNETİM SİSTEMLERİ TSE İZMİR BELGELENDİRME MÜDÜRLÜĞÜ 1 TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ 13.03.2014 TSE İZMİR BELGELENDİRME MÜDÜRLÜĞÜ

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme 8. SINIF Sevgili Ö renciler, SBS nin kald r lmas ile bunun yerine yaz l s navlar n merkezî bir uygulamayla yap lmas n esas alan bir sistem getirilmifltir.

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. ÜNÝTE Kümeler. 2. ÜNÝTE Bölünebilme Kurallarý ve Kesirler

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. ÜNÝTE Kümeler. 2. ÜNÝTE Bölünebilme Kurallarý ve Kesirler ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE Kümeler KÜMELER... 13 Ölçme ve Deðerlendirme... 19 Kazaným Deðerlendirme Testi - 1... 21 Kazaným Deðerlendirme Testi - 2 (Video lü)... 23 KÜMELERLE ÝÞLEMLER... 25 Ölçme ve Deðerlendirme...

Detaylı

Sistem-atik Membran Kapak Sipariş Takip ve Üretim Takip Sistemi;

Sistem-atik Membran Kapak Sipariş Takip ve Üretim Takip Sistemi; S i s t e m - a t i k M e m b r a n K a p a k S i p a r i T a k i p v e Ü r e t i m T a k i p S i s t e m i ; T ü r k i y e l d e b i r i l k o l a r a k, t a m a m e n m e m b r a n k a p a k ü r e t

Detaylı

1. sınıflar için. Öğretmen El Kitabı

1. sınıflar için. Öğretmen El Kitabı 1. sınıflar için Öğretmen El Kitabı HAZIRLAYANLAR Prof. Dr. Selahiddin Ö ÜLMÜfi (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi) Yrd. Doç. Dr. Cem BABADO AN (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi)

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

E. AHMET TONAK 1951, İstanbul doğumlu. 1972 de İTÜ den makine mühendisi olarak mezun oldu. 1972-1973 döneminde Yeni Ortam gazetesinde ve Asyalı

E. AHMET TONAK 1951, İstanbul doğumlu. 1972 de İTÜ den makine mühendisi olarak mezun oldu. 1972-1973 döneminde Yeni Ortam gazetesinde ve Asyalı 420 E. AHMET TONAK 1951, İstanbul doğumlu. 1972 de İTÜ den makine mühendisi olarak mezun oldu. 1972-1973 döneminde Yeni Ortam gazetesinde ve Asyalı dergisinde çalıştı. 1973 te İsveç e, ardından ABD ye

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

H A S T A N E E N F E K S İY O N L A R IN I Ö NLEM E. E L İF C O Ş K U N E n fe k s iy o n K o n tr o l H e m ş ir e s i

H A S T A N E E N F E K S İY O N L A R IN I Ö NLEM E. E L İF C O Ş K U N E n fe k s iy o n K o n tr o l H e m ş ir e s i H A S T A N E E N F E K S İY O N L A R IN I Ö NLEM E E L İF C O Ş K U N E n fe k s iy o n K o n tr o l H e m ş ir e s i H ip o k r a t (M.Ö. 4 6 0-3 7 0 ) Ö n c e lik le z a r a r v e r m e 2 F lo r e

Detaylı

www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr

www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr Bu broşürü size ulaştıran: www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr Yaşamaya yeniden başlamak İndeks Önsöz...4 İlk Uygulama...5 Gögüs Protezinin Seçimi...6 Slikon Protezler...8 Bakım...9 Lenfödem...10

Detaylı

DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği

DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği kazanmıştır. Özel mülkiyet ilişkilerine dayalı düşünce biçimi

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

DENEME 3 SAYISAL BÖLÜM ÇÖZÜMLERİ

DENEME 3 SAYISAL BÖLÜM ÇÖZÜMLERİ DENEME SAYISAL BÖLÜM ÇÖZÜMLERİ 1. a. b = 24 a. c = 0 a. d = 42 ortak çarpan a olduğu için a nın en büyük olması gerekir. 24, 0 ve 42 sayılarını bölen en büyük sayma sayısı 6 olduğundan a = 6 dır. 6. b

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ BÖÜ ŞĞ RAS DE SRU - DEİ SRUAR ÇÖZÜERİ Sell bağıtısıda, si si olur i i sıvısı 0 0 sıvısıı ışığı kırma idisi, h si h si si si0 yasıya ıflı k r la ıflı c si ic h si ih c si 0 si c olur c 0 r cam olur δ açısı,

Detaylı

BEKLE BİZİ DARDANOS YİNE GELİYORUZ!!!!

BEKLE BİZİ DARDANOS YİNE GELİYORUZ!!!! BEKLE BİZİ DARDANOS YİNE GELİYORUZ!!!! KAMP 15 ALLSTAR YARIŞMALARI 3 SAYI YARIŞMASI TEMEL BECERİ YARIŞMASI KAMPA GELEN SPORCULARA YAZ SPOR OKULU ANTRENMANLARI ÜCRETSİZ HEDİYELER KAMP T-SHİRT Ü 2 ADET AVRASYA

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr!

DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr! DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr! 6 Ma yýs 1972, üç ko mü nist ön de rin, dev ri me bað lý lý ðýn, halk la rýn kur tu luþ mü ca de le si ne i nan cýn, mark sizm-le ni nizm bay

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Ya ş a r K e m a l Asıl adı Ke mal Sa dık Gök çe li. Van Gö lü ne yakın Ernis (bugün Ünseli ) köyünden olan ailesinin Birinci Dün ya Sa va şı nda ki

Ya ş a r K e m a l Asıl adı Ke mal Sa dık Gök çe li. Van Gö lü ne yakın Ernis (bugün Ünseli ) köyünden olan ailesinin Birinci Dün ya Sa va şı nda ki Ya ş a r K e m a l Asıl adı Ke mal Sa dık Gök çe li. Van Gö lü ne yakın Ernis (bugün Ünseli ) köyünden olan ailesinin Birinci Dün ya Sa va şı nda ki Rus iş ga li yü zün den uzun bir göç s ür ec i s onu

Detaylı

İŞ, GÜÇ, ENERJİ BÖLÜM 8

İŞ, GÜÇ, ENERJİ BÖLÜM 8 İŞ, GÜÇ, EERJİ BÖÜ 8 ODE SORU DE SORUARI ÇÖZÜER 5 Cise eti eden sür- tüne uvveti, IFI0 ür F α F T W (F ür ) (Fcosα (g Fsinα)) düzle Ya pı lan net iş de ğe ri α, ve ütleye bağ lı dır G düzle 00,5 G0 0 I

Detaylı

için de ki ler Röportaj Darüşşafaka Eğitim Kurumları Genel Müdürü Nilgün Akalın: STK'lar devlet okullarında çalışmalı.

için de ki ler Röportaj Darüşşafaka Eğitim Kurumları Genel Müdürü Nilgün Akalın: STK'lar devlet okullarında çalışmalı. KILITTASI DERGI:Layout 1 12/11/09 2:13 AM Page 1 için de ki ler Sorumuz var Kültürel miras nedir, genç kuşaklara nasıl aktarılır? 48 6 50 Röportaj Darüşşafaka Eğitim Kurumları Genel Müdürü Nilgün Akalın:

Detaylı

9-10 Еким/Касым 2012. turkelyeni@yahoo.com www.туркелpress.com 3 те.

9-10 Еким/Касым 2012. turkelyeni@yahoo.com www.туркелpress.com 3 те. 24 èþëÿ 1923 áûë ïîäïèñàí Ëîçàííñêèé äîãîâîð, ïî êîòîðîìó ïðèçíàâàëàñü ïîëíàÿ íåçàâèñèìîñòü Òóðöèè. Áûëè óïðàçäíåíû Óïðàâëåíèå îñìàíñêîãî ãîñóäàðñòâåííîãî äîëãà è êàïèòóëÿöèè, îòìåíèëè èíîñòðàííûé êîíòðîëü

Detaylı

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Rakamlarla Sektörümüz: 3 kıtadan 77 ülkeye doğrudan hizmet götüren, Toplam Yatırımı 5 Milyar Doları aşan, Yan sektörleri ile birlikte yaklaşık

Detaylı

Bölümlerimiz. İletişim Bilimleri Bölümü. Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü. Gazetecilik Bölümü

Bölümlerimiz. İletişim Bilimleri Bölümü. Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü. Gazetecilik Bölümü Bölümlerimiz İletişim Bilimleri Bölümü Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Gazetecilik Bölümü İletişim Bilimleri Bölümü Lisans programı 2012-2013 yılında 60 öğrenciyle

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

tarikiyle Diyarbakır-İstanbul-Diyarbakır güzergâhı

tarikiyle Diyarbakır-İstanbul-Diyarbakır güzergâhı Diyarbakır 5 no lu Askerî Cezaevi tarikiyle Diyarbakır-İstanbul-Diyarbakır güzergâhı Baskın Oran baskinoran@gmail.com www.baskinoran.com Tarihsel, Ekonomik, Kültürel Önemiyle Diyarbakır - İÖ 3000 de Hurrilerden

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

3-P C ile h a b e r le şm e y e u y g u n b ir a r a b ir im. (IS A, P C I, U S B g ib i )

3-P C ile h a b e r le şm e y e u y g u n b ir a r a b ir im. (IS A, P C I, U S B g ib i ) M O D E M N E D İR : M o d u la to r -D e m o d u la to r k e lim e le r in in k ıs a ltm a s ı M O D E M. Y a n i v e r ile r i s e s s in y a lle r in e s e s s in y a lle r in i v e r ile r e d ö n

Detaylı

fi YASALARI Dr. Ender Gülver stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Tankut Centel Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

fi YASALARI Dr. Ender Gülver stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Tankut Centel Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Tankut Centel Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Ender Gülver stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi fi YASALARI Anayasa fl Kanunu 1475 say l fl Kanunu Deniz fl Kanunu Bas n fl Kanunu Borçlar

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak Günlük GüneşlIk Şarkılar Ali Çolak Alý Ço lak; 1965 yýlýnda Na zil li de doð du. Ga zi Üni ver si te si Teknik Eði tim Fakülte si nde baþ ladýðý yüksek öðre ni mi ni, Do kuz Eylül Üni ver si te si Bu ca

Detaylı

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ Halk arasında gâvur padişah ve püsküllü bela olarak adlandırılan padişah II.

Detaylı

33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK!

33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK! 33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK! ANLAMSIZ BİR TAVIR YARGILANMA GEREĞİ YOK; DOSYA KAPANIYOR 394 395 33.

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

Merhaba Genç Yoldaþlar;

Merhaba Genç Yoldaþlar; Merhaba Genç Yoldaþlar; Yeni bir sayýmýzla yine sizlerleyiz. Dünya halklarýnýn devrime yürüdüðü bir dönemdeyiz. Mýsýr ve Tunus devrimlerinin etkileri hala devam ediyor. Emperyalist güçler Libya ya düzenledikleri

Detaylı

SINAV YÖNETMELİĞİ GEREĞİ, UYGULAMADA DİKKAT EDİLECEK KONULAR

SINAV YÖNETMELİĞİ GEREĞİ, UYGULAMADA DİKKAT EDİLECEK KONULAR 21 SINAV YÖNETMELİĞİ GEREĞİ, UYGULAMADA DİKKAT EDİLECEK KONULAR 398 SINAV YÖNETMELİĞİ GEREĞİ, UYGULAMADA DİKKAT EDİLECEK KONULAR 21 SI NAV YÖ NET ME L GE RE, UY GU LA MA DA D K KAT ED LE CEK KO NU LAR

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

DENEME 8 SAYISAL BÖLÜM ÇÖZÜMLERİ

DENEME 8 SAYISAL BÖLÜM ÇÖZÜMLERİ DENEME 8 SAYISAL BÖLÜM ÇÖZÜMLERİ. 99 98 9 ( ).( ).( ) ( ).( ).( ) = = = 00 00 ( ).. + bulunur. 5. a b+ = 0 ise b a b + = 0 ve b 0 ol ma lı b dir. a. + 0 ol ma lı a 0 a. A). = ise ( ) = B). = ise ( ) =

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 28.01.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı 2015 yılının ilk ayını geride bıraktık OCAK Suriye deki iç savaş IŞİD terör örgütünün saldırıları

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ

İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ Hazırlayanlar: Gündem Kont, Mine Güneş, Ahmet Toprak Dış İlişkiler

Detaylı

ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ

ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ 5899 ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 16/4/2012 No : 2012/3073 Yayımlandığı

Detaylı

Bu feryadımı askeriyeden atılan subayların feryadına bir tercüman olması hasebiyle dile getiriyorum.

Bu feryadımı askeriyeden atılan subayların feryadına bir tercüman olması hasebiyle dile getiriyorum. KADER BUNA MÜSAADE ETMEZ Zulüm zulümdür.herkim tarafından ve nerede yapılırsa yapılsın.allah zulmü imhal etsede yani mühlet tanısa da ihmal etmez.kolay kolay neticesini âhirete bırakmaz.bu O nun adaletinin

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TOPLUMLAR İLH 340 6 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

DEVRİMİN DİLİ VE EYLEMİ

DEVRİMİN DİLİ VE EYLEMİ Abdullah Öcalan Devrimin Dili ve Eylemi ABDULLAH ÖCALAN DEVRİMİN DİLİ VE EYLEMİ WEŞANEN SERxWEBUN 82 Abdul lah ÖCA LAN Devrimin Dili ve Eylemi Weşanên Serxwebûn: 82 İ C İ N D E k İ L E R Önsöz 7 İlk söz

Detaylı

1 3 P G^ ANTALYA B 0 5Y 0 5K 0 5EH 0 2R BELED 0 2YES 0 2 PLAN VE b t 0 4 e k o m 0 2s y o n u r a p o r u

1 3 P G^ ANTALYA B 0 5Y 0 5K 0 5EH 0 2R BELED 0 2YES 0 2 PLAN VE b t 0 4 e k o m 0 2s y o n u r a p o r u 3 P G^ ANTALYA B 0 5Y 0 5K 0 5EH 0 2R BELED 0 2YES 0 2 PLAN VE b t 0 4 e k o m 0 2s y o n u r a p o r u B 0 2R 0 2M MECL 0 2S TOPLANTISININ TAR 0 2H 0 2 VE G 0 5NDEM MADDES 0 2 KONU M ali Hizmetler Dairesi

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

DÜZLEM AYNALAR ÇÖZÜMLER . 60 N N 45. N 75 N N I 20 . 30

DÜZLEM AYNALAR ÇÖZÜMLER . 60 N N 45. N 75 N N I 20 . 30 Tİ Tİ 49 3 75 75 4 5 5 80 80 6 35 7 8 0 0 70 70 80 0 0 80 9 0 50 0 50 0 DÜZE AAAR DÜZE AAAR BÖÜ BÖÜ AŞTRAAR AŞTRAAR DÜZE AAAR ÇÖZÜER 5 9 3 3 3 6 0 3 3 3 3 7 3 3 3 4 8 3 3 3 50 Tİ 3 5 9 6 0 3 7 4 8 Tİ 5

Detaylı

Din İstismarı Üzerine

Din İstismarı Üzerine ARAŞTIRMA VE İNCELEME Din İstismarı Üzerine Prof.Dr. Hüseyin CERTEL a a Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Din Psikolojisi AD, Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Isparta Ge liş Ta ri hi/re

Detaylı

Karar No : 405 Karar Tarihi : 18/04/2011

Karar No : 405 Karar Tarihi : 18/04/2011 Karar No : 405 Karar Tarihi : 18/04/2011 Yurt Partisi Genel Başkanlığınca Kurulumuza verilen aday listeleri 11/4/2011 tarihi itibariyle incelemeye alınmış olup, yapılan inceleme sonucu ilgili siyasi partinin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 18 Mart 2016 İstanbul, Hilton Hotel Harbiye Sayın Büyükelçiler, Değerli Konuklar, 2009 yılında

Detaylı

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu?

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? l Çünkü Morpa Kampüs te Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları için özel bölüm var. Bu bölümde okul öncesi eğitimi almış

Detaylı

OYUN GELİŞTİRME AŞAMALARI-I

OYUN GELİŞTİRME AŞAMALARI-I OYUN GELİŞTİRME AŞAMALARI-I Oyununuzun senaryosunu kısaca tanıtınız/ amacınıda belirtiniz: Oyun aşamalı bir araba oyunudur.oyuncunun yönlendirmesiyle ilerleyen araç engellerle ve Sorularla oluşturulmuş

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karaküçük: Devleti Yönetecek Güç

Detaylı

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim 2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim (TÜSİAD ve UNFPA Ortak Raporunun Değerlendirilmesi) Prof. Dr. Zafer Öztek 27 Kasım 2012 Fütürist Prof. David Passig 2050 adlı eserinde Türkiye nin 2050 yılında Dünyadaki

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI YÖNETMELİĞİ

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI YÖNETMELİĞİ 7 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI YÖNETMELİĞİ 182 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI YÖNETMELİĞİ 7 YE M N L MA L MÜ fia V R LER ODA LA RI YÖ NET ME L (21 fiu bat 1990 ta rih ve 20440 sa y l Res mi Ga ze te

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım!

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Eskiden devletimizin adı Osmanlı Ġmparatorluğu idi. Başımızda padişah vardı. Egemenlik haklarımız padişahın elindeydi. Başkentimiz Ġstanbul du. 19 Mayıs 1919 da Mustafa

Detaylı

HAZİRAN DİRENİŞİ TAHAYYÜLLERİ

HAZİRAN DİRENİŞİ TAHAYYÜLLERİ HAZİRAN DİRENİŞİ TAHAYYÜLLERİ gh An dre Bre ton de mifl ti: Ta hay yül, ger çek lefl me e i li mi olan d r. Ha zi ran di re ni fli s ra s n da s k s k Yük sel Ars lan n Ka pi tal den 1 esin le nen ar tu

Detaylı

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu 3.Klinik Farmakoloji Sempozyumu-TRABZON 24.10.2007 Klinik ilaç araştırmalarına

Detaylı

Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun.

Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun. DEĞERLİ VELİLER Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun. Bayram tatilinde verilen bu ödevlerin günlük olarak(üzerindeki tarihe göre) yaptırılmasını rica ediyorum. Ödevleri öğrendiğimiz konuların

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı