Prolaktinoma DERLEME. Dilek GOGAS YAVUZ
|
|
|
- Gözde Ayvaz
- 8 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 DERLEME Prolaktinoma a a Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları BD, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İstanbul Yazışma Adresi/Correspondence: Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları BD, İstanbul, TÜRKİYE [email protected] ÖZET Hiperprolaktinemi yetişkinlerde en sık rastlanan nöroendokrin hastalıktır. Fizyolojik nedenler ekarte edilerek patolojik hiperprolaktinemi ve bunun nedeni tespit edilmelidir. Prolaktinoma belirlenirse prolaktin düzeyini normale getirmek, tümör kitlesini küçültmek amacıyla dopamin agonistleri ile medikal tedavi başlanması önerilir. En az 3 yıl Dopamin agonisti altında prolaktin düzeyi kontrol altına alınan ve tümör kitlesi küçülen vakalarda ilaç tedavisi kesilerek izlenebilir. Makroprolaktinomalarda medikal tedaviye cevapsızlık durumunda transsfenoidal cerrahi düşünülebilir. Dopamin agonist direnci olan vakalarda farklı bir dopamin agonisti kullanılması çözüm olabilir. Gebelik mikroprolaktinoma vakaları için çoğunlukla sorunsuz geçer. Mikroadenomların gebelikte büyüme riski düşüktür. Gebelik tespit edildiği durumda dopamin agonisti kesilmelidir. Ancak klinik açıdan yakın takip gereklidir. Anahtar Kelimeler: Prolaktinoma; hiperprolaktinemi; hipofiz hastalıkları ABSTRACT Hyperprolactinaemia is the most frequent neuronedocrine disorder in adults. It is essential to differentiate pathological hyperprolactinaemia Once prolactinoma is established medical therapy is recommended with a dopamine agonist in order to control Prolactin levels levels and reduce tumour size. Responsive patients can be followed at least 3 years under dopamine agonist theraphy. Macroplactinomas unresponsive to medical therapy should be considered for transsphenoidal surgey. During pregnancy most microadenomas tend to be stable. Dopamine agonist therapy should be stopped in case of pregnancy. But close clinic follow-up is indicated in pregnant women with prolactinomas. Key Words: Prolactinoma; hyperprolactinemia; pituitary diseases Turkiye Klinikleri J Endocrin-Special Topics 2014;7(2):16-21 Copyright 2014 by Türkiye Klinikleri rolaktinomalar hormon salgılanan hipofiz tümörleri arasında en sık rastlanılan formdur. Tüm hipofiz tümörlerinin yaklaşık %40 ını oluştururlar. İnsidans kesin olarak bilinmemektedir. Tahmini prevalans milyonda 100 dür. 1 En sık kadınlarda yaşlarında görülür. Kadın erkek oranı 10:1 olarak rapor edilmiştir. Elli yaşından sonra görülme sıklığı cinsiyetler arasında benzerdir. 1 Otopsi serilerinde prevalans kadın ve erkekte benzer bulunmuştur. 2 Kadınlarda prolaktinoma prevalansının yüksekliğini açıklayabilecek bir veri yoktur. Kadınlarda amenore galaktore gibi semptomların hekime erken başvuru konusunda uyarıcı olduğu; erkeklerde impotans ve libido azalmasının genellikle gözardı edildiği şeklinde yorumlanabilir. Multipl endokrin neoplazi (MEN-1) tip 1 vakalarında hipofiz adenomlarından en sık rastlanan histolojik tip prolaktinomalardır. Bu vakalarda prolaktinomaların klinik seyri sporodik olanlara kıyasla daha agresiftir Turkiye Klinikleri J Endocrin-Special Topics 2014;7(2)
2 PROLAKTİNOMA Prolaktinomalar boyutlarına göre sınıflanır. 1 cm den küçük olanlar mikroadenom, 1 cm den büyük olanlar ise makroadenom olarak adlandırılır. Prolaktinomaların %90 ı mikroprolaktinomadır. Makroprolaktinomaların erkeklerde görülme sıklığı daha fazladır. KLİNİK Kadınlarda hiperprolaktineminin başlıca klinik semptomları oligo-amenore, infertilite ve galaktoredir. Adetleri düzenli olan kadınlarda luteal faz anomalileri infertiliteye neden olabilir. Estrojen düzeyi düşük olan amenoreik kadınlarda kemik dansitesinde düşüklük ve kırık riskinde artış izlenebilir. Adetleri düzenli olan hiperprolaktinemik kadınlarda kemik dansitesinde değişiklik beklenmez. 1,4 Erkeklerde hiperprolaktinemi hipogonadizm, libidoda azalma, erektil disfonksiyon, infertilite ve jinekomastiye yol açabilir. Testosteron eksikliği düşük kemik kitlesi ve anemi oluşturabilir. Makroadenoması olanlarda başağrısı görme defekti en sık başvuru nedenlerindendir. Erkeklerde prolaktinomaların daha agresif bir seyir izlediği hipotezi tam olarak doğrulanabilmiş değildir. Erkeklerde klinik semptomlardaki varyasyon ve tümör kitlesindeki büyüme yanlış tanıya yol açabilir. Klinik çalışmalar erkeklerde hiperprolaktinemi tanısının kadınlardan 10 yıl daha geç konulduğunu göstermektedir. Erkeklerde hiperprolaktinemi erektil disfonksiyon ve anormal spermatogeneze yol açabilir. Testosteron düzeylerinin düzeltilmesi tek başına seksüel ve seminal fonksiyonların düzelmesi için yeterli değildir. Prolak- tin (PRL) düzeylerinin de normal sınırlar içinde tutulması önemlidir. Hiperprolaktinemide sperm sayısı azalır oligo ve azoospermi görülebilir (motilitede azalma, anormal morfoloji, azalmış yaşam süresi). Hiperprolaktinemide hipogonadizm olmaksızın da şiddetli erektil disfonksiyon görülebilir. 5,6 Hiperprolaktinemi vücut komposizyonunda değişiklik, yağ kitlesinde artış ile ilişkili bulunmuştur. 7 Hiperprolaktinemide artmış insülin direnci ve bozulmuş endotel fonksiyonları hastaların kardiyovasküler riskinin artmış olabileceğine de işaret etmektedir. 8 TANI Hiperprolaktinemi serum PRL düzeyinin normalin üstünde olması olarak tanımlanır. Pekçok laboratuvar için serum PRL nin üst sınırı: Kadınlarda µg/l erkeklerde ug/l altı sınır ise her iki cinste 5 ug/l dir. Hiperprolaktineminin en sık nedeni prolaktinomalar olmakla birlikte tanı için fizyolojik ve farmakolojk nedenlerin dışlanması gereklidir (Tablo 1). 9 Prolaktinomalarda serum PRL düzeyi tümör kitlesi ile doğru orantılıdır. Makroprolaktinomalarda serum PRL düzeyinin >250 μg/l olması beklenir. Tümör kitlesi ile PRL düzeyleri korele değilse çengel etkisi akla gelmelidir. Çengel Etkisi (Hook effect) çok yüksek serum PRL düzeyinin varlığında izlenen ölçüm artefaktıdır. Serumdaki yüksek PRL düzeyi iki yönlü immunometrik ölçümlerde kullanılan antikorları satüre eder ve ölçüm gerçek düzeyden düşük çıkar. Bu durumda önerilen serum örneğinin 1:100 oranında dilüe edilerek PRL ölçümünün tekrarlanmasıdır. 9 TABLO 1: Hiperprolaktinemi nedenleri. A) Fizyolojik: Egzersiz, uyku, stres, gebelik, laktasyon, koitus B) Patolojik: a) Hipotalamik-hipofiz stalk hasarı Granüloma, infiltrasyon, irradiasyon, ratke kisti Travma: Hipofiz stalk kesisi, suprasellar cerrahi Tümörler: Kraniofarengioma, germinoma, metastaz, meningioma, suprasellar hipofizer kitle genişlemesi b) Hipofizer Akromegali, idiopatik, lenfositik hipofizit, parasellar kitle, makroadenom, makroprolaktinoma, plurihormonal adenom prolaktinoma, cerrahi, travma c) Sistemik hastalıklar: Nörojenik göğüs travması, cerrahi, herpes zoster, kronik renal yetmezlik, siroz, epileptik atak, polikistik over hastalığı C) Farmakolojik Anestezikler, antikolvülsanlar, antidepresanlar, antihistaminikler, antihipertansifler, kolinerjikler, dopamin reseptör blokerleri, dopamin sentez inhibitörleri, östrojenler, nöroleptikler, nöropeptidler, opiat ve opiat antagonistleri Kaynak 9 dan uyarlanmıştır. Turkiye Klinikleri J Endocrin-Special Topics 2014;7(2) 17
3 Genellikle tek PRL ölçümü hiperprolaktinemi tanısı için yeterlidir. Serum PRL düzeyleri uyku durumu, şiddetli egzersiz, emosyonel ve fiziksel stres, meme stimülasyonu, yüksek proteinli beslenme durumlarında yükselebilir. Hafif PRL yüksekliği durumunda serum PRL ölçümleri tekrarlanmalıdır. Hafif PRL yüksekliğinde venöz kanül takılarak 20 dk ara ile ardarda 3 kez serum PRL düzeyinin ölçümü önerilen yöntemlerden birisidir. Serum PRL ölçümünün tarama amaçlı yapılması önerilmez. Hiperprolaktinemi ile ilişkili semptom varlığında serum PRL düzeyi ölçülmelidir. Asemptomatik hiperprolaktinemi durumunda makroprolaktin ölçülmelidir. Makroprolaktin büyük moleküllü etkisiz PRL türevidir. Tedavisi gerekmez. Dikkatli bir anamnez ayırıcı tanıda çok önemlidir. Gebelik tüm premenapozal kadınlarda ekarte edilmelidir. İlaç öyküsü östrojen, antidepresanlar, metoklopropamid, metildopa, reserpin, cimetidine, verapamil kullanımı sorgulanmalıdır. Söz konusu ilaçlardan birinin kullanımı durumunda eğer mümkünse ilaç 1 ay kesildikten sonra PRL düzeyleri tekrar ölçülmelidir. Kronik böbrek yetmezliği, primer hipotiroidi de dışlanmalıdır. 9,10 Fizyolojik olmayan hiperprolaktinemi düşünüldüğünde hipofiz MRI ile adenom aranmalıdır. Makroadenomu olanlarda görme alanı değerlendirmesi önemlidir. TEDAVİ Prolaktinomalarda tedavi hedefi, gonadal fonksiyonları ve fertiliteyi düzeltmek, tümörün küçülmesini sağlamaktır. 9 Mikroadenomlarda tedavi her vaka için önerilmemektedir. Tedavi endikasyonları: büyüyen mikroadenomlar, infertilite, galaktore, jinekomasti, testosteron eksikliği, oligomenore, veya amenore, akne, ve hirşütizm varlığıdır (Tablo 2). Tedavi endikasyonu olmayan vakalarda semptomlar ve PRL düzeyleri izlenmeli ayrıca adenom boyutu MRI ile kontrol edilmelidir. 11,12 MEDİKAL TEDAVİ Dopamin agonistleri mikro ve makroprolaktinomada ilk basamak tedavidir. Bromokriptin ve kabergolin hiperprolaktinemi ve prolaktinoma tedavisinde en sık kullanılan iki dopamin agonistidir. Kabergolin yüksek etkinliği nedeni ile tedavide ilk tercih edilecek ilaç olarak önerilmektedir. 9 Kitle etkisi Hipofiz hormon eksikliği Görme alanı defekti Kranial sinir hasarı Başağrısı Rinore PROLAKTİNOMA TABLO 2: Mikroprolaktinomada tedavi endikasyonları. Hiperprolaktinemi etkisi Relatif indikasyonlar Kaynak 1 den uyarlanmıştır. Hipogonadizm Adet düzensizliği (amenore, oligomenore) Erektil disfonksiyon, impotans İnfertilite Osteoporoz, osteopeni Hirşutizm, galaktore Bromokriptin: 25 yılı aşkın bir süredir klinik kullanımdadır, yarı ömrünün kısa olması nedeni ile günde 2-3 dozda kullanımı gereklidir. Yan etkileri bulantı, postural hipotansiyondur. Terapötik doz aralığı 2,5-15 mg arasında olmakla birlikte makroadenomlarda mg gibi yüksek dozlara ihtiyaç duyulabilir. Bromokriptin tedavisi altında PRL düzeylerinin %80-90 vakada normal sınırlara ulaştığı, %70 vakada tümör kitlesinde küçülme izlendiği klinik çalışmalarda gösterilmiştir. Klinik bulgularda gerileme PRL düzeyi normale gelmeden ilaç tedavisi başladıktan sonraki günler içinde izlenebilir. 1,13 Bromokriptin tedavisi ile kadın ve erkek prolaktinomalı hastalarda kemik dansitesinde düzelme, erkeklerde semen kalitesinde iyileşme sağlanır. 14,15 Kabergolin: Bromokriptinden daha potent bir dopamin agonistidir. PRL düzeyini vakaların %95 inde normal düzeylere indirir, %80 vakada tümör kitlesini küçültme etkisi rapor edilmiştir. 13 Ortalama kullanım dozu mikroprolaktinomada 0,5 mg/hafta, makroprolaktinomada 1 mg/haftadır. Makroprolaktinomada tümör kitlesinde %20 den fazla küçülme izlenebilmektedir. Diğer dopamin agonistleri ile tedavi edilmiş olup kabergolin tedavisine geçen vakaların %60 ında da tümör kitlesinde küçülme izlenmiştir. İlk kez dopamin agonisti ile tedavide Kabergolin yanıtı daha güçlüdür. 16 Kinagolid: Non-ergot alkoid yapıda dopamin agonistidir. Günlük tek doz kullanılır. PRL düzeylerinde azalma, tümör kitlesinde küçülme fertilite düzelmesi etkinliği kabergolin ile benzerdir. Avrupada klinik kullanımdadır ancak ABD de bulunmamaktadır Turkiye Klinikleri J Endocrin-Special Topics 2014;7(2)
4 PROLAKTİNOMA Pergolide: Uzun etkili D2 ve D1 agonistidir. Etkinliği bromokriptin ile benzerdir. Uzun yarı ömrü nedeni ile günde 1 kez kullanılabilir. Tümör kitlesi üzerine etkileri ile ilgili veri yeterli değildir. Kardiyak kapaklar üzerindeki yan etkileri nedeni ile hiperprolaktinemi tedavisinde kullanımda değildir. Dopamin agonistlerinin yan etkileri: Gastrointestinal, kardiyovasküler, nörolojik olarak üç grup altında değerlendirilir. İlk dozdan hemen sonra başlayan semptomlara karşı zamanla tolerans gelişebilir. İlacın yatmadan önce alınması, yemek sonrası alımı ve dozun yavaş arttırılması ile yan etkiler hafifletilebilir. Vakaların %20-30 unda bulantı kusma görülür. Bromokriptinin terapotik dozlarını vakaların %12 si bu nedenle tolere edemez. Bromokriptin postural hipotansiyon ve senkopa yola açabilir. Yüksek dozlarda ağrısız dijital vasospazm gelişebilir. Psikiatrik yan etkiler yüksek dozlarda ender olarak izlenebilir. Parkinson hastalarında kabergolin ve pergolid tedavisi altında kardiak kapak problemleri izlenmiştir. 17 Kabergolinin kardiak kapaklarda bulunan 5- hydroxytryptamine reseptör 2B affinitesinin yüksek olması söz konusu yan etki ihtimalini düşündürmekle birlikte mevcut klinik çalışmalar hiperprolaktinemili hastalarda kabergolin ve bromokriptin tedavisi altında kardiak kapak regürjitasyonu arasında ilişki rapor etmemişlerdir. Ancak yeterli prospektif, kontrollü, ekokardiyografik çalışmalar bulunmamaktadır. Bununla birlikte yüksek doz dopamin agonist tedavisi alan (2 mg/hafta kabergolin), hipertansiyon gibi kardiyak riski bulunan hiperprolaktinemik kişilerde düzenli (6-12 ay) ekokardiyografi ile izlem önerilmektedir. 9,18 TEDAVİ İZLEMİ VE İLAÇ TEDAVİSİNİN SONLANDIRILMASI Dopamin agonist tedavi başlandıktan 1 ay sonra PRL düzeyi ölçülerek ilaç dozu ayarlanmalıdır. PRL normale gelene kadar doz ayarlaması yapılmalıdır. Tedavi başladıktan sonra makroadenomlarda 3. ayda, mikroadenomlarda 1. yıl sonunda MRI ile hipofiz değerlendirmesi yapılması önerilmektedir. Makroadenomlarda görme alanı takibi önemlidir. Ayrıca diğer komorbiditelerin: kemik kaybı, persistan galaktore, diğer hipofiz hormonlarının rezervi de takip edilmelidir. 9 PRL düzeyleri genellikle tümör boyutu ile doğru orantlıdır. Hastanın durumu stabil ise ilk 3 yıl boyunca yılda bir sonra 2 yılda bir MRI ile takip önerilmektedir. Bazı tedavi edilmemiş vakalarda çoğunlukla oligo-amenoreik olanlarda spontan rezolüsyon görülebilir. 19 Tedavi edilmemiş mikroprolaktinomalarda spontan remisyon oranları literatürde %32-55 arasında belirtilmektedir. 20 Mevcut kılavuzlar, PRL düzeyleri en az 2 yıldır normal sınırlarda seyreden ve MRI incelemede tümör izlenmeyen hastalarda dopamin agonist tedavinin kesilebileceğini önermektedir. Tedavinin kesilmesine düzenli klinik izlem ve laboratuvar sonuçlarına göre karar verilmelidir. Kabergolin kullanan hastalarda tedavi kesildikten sonraki 5 yılda rekürrens oranı mikroadenomlarda %32,6, makroadenomlarda %43,3 olarak rapor edilmiştir. Ancak tümör büyümesi vakaların %10 unda izlenmiştir. 21 Kabergolin kullanan prolaktinomalı hastalarda tedaviyi kesme önerileri söyledir: PRL düzeyinin normale gelmesi Tümör kitlesinin tedavi öncesi, boyuta kıyasla %50 küçülmesi. Söz konusu kitle boyutunun küçülmesi tedaviye cevap kriteri olarak önemli bir parametre olmakla birlikte MR görüntülemedeki yanılma olasılığı göz önüne alınarak tedaviye bir yıl daha devam edilmesi önerilmektedir. Rekürrens oranı en düşük olan vakalar tümör kitlesi tedavi altında kaybolan vakalardır. İlaç kesildikten sonra en az 24 ay daha, erken ve geç dönem rekürrensleri açısından takip önemlidir. 1 CERRAHİ TEDAVİ 1980 li yılların başına kadar cerrahi prolaktinomalarda ilk tedavi seçeneği idi. Bromokriptin ve ardından kabergolin tedavisinin PRL düzeyi ve tümör kitlesi üzerine etkinliğinin gösterilmesini takiben cerrahi endikasyonlar sınırlanmıştır. PROLAKTİNOMLARDA CERRAHİ ENDİKASYONLAR Pituiter apopleksi: Ani görme kaybı, şiddeli başağrısı, bilinç değişikliği Medikal tedavi yetersizliği (yüksek dozlara rağmen PRL düzeyinin normale inmemesi) PRL düzeyi normal düzeye inmesine rağmen tümör boyutunun artması Tedaviye dirençli prolaktinoma 22 Transsfenoidal cerrahi tercih edilen yöntemdir. Cerrahi sonuçlar beyin cerrahının deneyim ve uzmanlığı tümörün çapı ve bazal PRL düzeyleri ile ilişkilidir. Cerrahi remisyon oranları klinik serilerde mikroadenomlar için %38-100, makroadenomlar için %7-80 oranında rapor Turkiye Klinikleri J Endocrin-Special Topics 2014;7(2) 19
5 edilmektedir. Makroadenomlarda bazal serum PRL düzeyi >200 µg/l üzerinde olanlarda cerrahi başarı düşük bulunmuştur. 23 DOPAMİN AGONİST (DA) DİRENCİ Prolaktinomaların DA ne gösterdikleri yanıt tam remisyondan dirence kadar değişen düzeydedir. DA direnci DA intoleransından ayrılmalıdır. DA intoleransı yan etkiler nedeni ile optimal ilaç dozunun alınamamasıdır. DA direnci için kullanılan farklı tanımlamalar vardır. Optimal ilaç dozlarında PRL düzeylerinin normale gelmemesi, PRL düzeylerinin %50 den az azalması, tümör kitlesinde küçülmenin olmaması tanımları kullanılmaktadır. Ancak DA için rezistans denilebilecek bir eşik değer yoktur. 24 PRL düzeyleri normale gelmeyen vaka oranı bromokriptin ile %24, kabergolin ile %11 olarak bildirilmiştir. Bromokriptin dirençli vakalarda kabergolin kullanımı etkili olabilmektedir. DA direnci olan vakalarda cerrahi veya sterotaktik radyoterapi kullanılabilir. 9,24 GEBELİK VE PROLAKTİNOMA PROLAKTİNOMA Gebelik öncesi dönemde mikroadenomlar ve intraseller makroadenomlar için bromokriptin veya Kabergolin tedavisi önerilir. Gebelik farkedildiği zaman söz konusu ilaçlar hızlıca kesilmelidir. Gebelik boyunca yakın takip gereklidir. PRL düzey ölçümü faydalı değildir. Mikroadenom boyutunun artması ender izlendiğinden bu vakalarda rutin görme alanı yapılması önerilmez. Makroadenomlar ise görme alanı ile takip edilmelidir. Hastada görme problemi veya kitle etkisi geliştiği takdirde MRI incelemesi yapılmalıdır. Kalıcı görme kaybı durumunda transfenoidal cerrahi veya erken doğum gündeme gelebilir. 1 İntrasellar makroadenomalar gebelik sırasında büyüyebilirler bu nedenle gebelik boyunca bromokriptin kullanımı gerekebilir. Kabergolinin henüz gebelikte kullanım onayı yoktur. 1 Makroprolaktinoması olan vakalarda gebelik sırasında ciddi tümör genişleme riski %15-35 olarak rapor edilmiştir. Bu tür vakalar için tedavi kişisel olarak planlanmalıdır. Eğer mümkünse gebelik öncesi cerrahi olarak tümör kitlesi küçültülmelidir. Fakat cerrahi sonrası gebelik sırasında masif tümör gelişimleri de bildirilmiştir. Gebelik sırasında bromokriptin tedavisi ile izlem denenebilir. Bu konuda yeterli çalışma bulunmamakla beraber zararlı olduğuna dair veri de bulunmamaktadır Co la o A. Pi tu i tary tu mo urs: the pro lac ti no ma. Best Pract Res Clin En doc ri nol Me tab 2009;23(5): Bur row GN, Wort zman G, Rew cast le NB, Holga te RC, Ko vacs K. Mic ro a de no mas of the pitu i tary and ab nor mal sel lar to mog rams in an un se lec ted au topsy se ri es. N Engl J Med 1981;304(3): Bur gess JR, Shep herd JJ, Pa ra mes wa ran V, Hoff man L, Gre e na way TM. Pro lac ti no mas in a lar ge kin dred with mul tip le en doc ri ne ne op - la si a type 1: cli ni cal fe a tu res and in he ri tan ce pat tern. J Clin En doc ri nol Me tab 1996;81(5): Gre ens pan SL, Op pen he im DS, Kli bans ki A. Im por tan ce of go na dal ste ro ids to bo ne mass in men with hyppro lac ti ne mic hypo go na dism. Ann In tern Med 1989;110(7): De Ro sa M, Zar ril li S, Di Sar no A, Mi la no N, Gac ci o ne M, Bog gi a B, et al. Hyper pro lac ti - ne mi a in men: cli ni cal and bi oc he mi cal fe a tu - res and res pon se to tre at ment. En doc ri ne 2003;20(1-2): Reh man J, Christ G, Aly skewycz M, Kerr E, KAYNAKLAR Mel man A. Ex pe ri men tal hyper pro lac ti ne mi a in a rat mo del: al te ra ti on in cen trall yme di a ted ne u ro e rec ti le mec ha nism. Int J Im pot Res 2000;12(1): Na li a to EC, Vi o lan te AH, Cal das D, La mo u ni - er Fil ho A, Lo u re i ro CR, Fon tes R, et al. Body fat in no no be se wo men with pro lac ti no ma tre - a ted with do pa mi ne ago nists. Clin En doc ri nol (Oxf) 2007;67(6): Ya vuz D, Dey ne li O, Ak pi nar I, Yil diz E, Gö zü H, Sez gin O, et al. En dot he li al func ti on, in su lin sen si ti vity and inf lam ma tory mar kers in hyper pro lac ti ne mic pre-me no pa u sal wo men. Eur J En doc ri nol 2003;149(3): Mel med S, Ca sa nu e va FF, Hoff man AR, Kle in berg DL, Mon to ri VM, Schlech te JA, et al; En doc ri ne So ci ety. Di ag no sis and tre at ment of hyper pro lac ti ne mi a: an Endoc ri ne So ci ety cli ni cal prac ti ce gu i de li ne. J Clin En doc ri nol Me tab 2011;96(2): Cha hal J, Schlech te J. Hyper pro lac ti ne mi a. Pitu i tary 2008;11(2): March CM, Kletzky OA, Da va jan V, Te al J, We iss M, Apuz zo ML, et al. Lon gi tu di - nal eva lu a ti on of pa ti ents with un tre a ted pro lac tin-sec re ting pi tu i tary ad-eno mas. Am J Obs tet Gyne col 1981;139(7): Jeff co a te WJ, Po und N, Stur rock ND, Lam bo - ur ne J. Long-term fol low-up of pa ti ents with hyper pro lac ti na e mi a. Clin En doc ri nol (Oxf) 1996;45(3): dos San tos Nu nes V, El Dib R, Bo gus zews ki CL, No gu e i ra CR. Ca ber go li ne ver sus bro - moc rip ti ne in the tre at ment of hyper pro lac ti - ne mi a: a syste ma tic re vi ew of ran do mi zed con trol led tri als and me ta-analy sis. Pi tu i tary 2011;14(3): Kli bans ki A, Gre ens pan SL. In cre a se in bo ne mass af ter tre at ment of hyper pro lac ti ne mic ame norr he a. N Engl J Med 1986;315(9): Di Som ma C, Co la o A, Di Sar no A, Kla in M, Lan di ML, Fac ci ol li G, et al. Bo ne mar ker and bo ne den sity res pon ses to do pa mi ne ago nist the rapy in hyper pro lac ti ne mic ma les. J Clin En doc ri nol Me tab 1998;83(3): Turkiye Klinikleri J Endocrin-Special Topics 2014;7(2)
6 PROLAKTİNOMA 16. Co la o A, Di Sar no A, Lan di ML, Sca vuz zo F, Cap pa bi an ca P, Pi vo nel lo R, et al. Mac rop ro - lac ti no ma shrin ka ge du ring ca ber go li ne tre at - ment is gre a ter in na i ve pa ti ents than in pa ti ents pret re a ted with ot her do pa mi ne ago - nists: a pros pec ti ve study in 110 pa ti ents. J Clin En doc ri nol Me tab 2000;85(6): Scha de R, An der sohn F, Su is sa S, Ha ver - kamp W, Gar be E. Do pa mi ne ago nists and the risk of car di ac-val ve re gur gi ta ti on. N Engl J Med 2007;356(1): Tan T, Cab ri ta IZ, Hens man D, Gro go no J, Dhil lo WS, Bay nes KC, et al. As sess ment of car di ac val ve dysfunc ti on in pa ti ents re ce i ving ca ber go li ne tre at ment for hyper pro lac ti na e - mia. Clin En doc ri nol (Oxf) 2010;73(3): Schlech te J, Do lan K, Sher man B, Chap ler F, Lu ci a no A. The na tu ral his tory of un tre a ted hyper pro lac ti ne mi a: a pro-spec ti ve analy sis. J Clin En doc ri nol Me tab 1989;68 (2): Si sam DA, She e han JP, She e ler LR. The na t- u ral his tory of un tre a ted mic rop ro lac ti no mas. Fer til Ste ril 1987;48(1): Co la o A, Di Sar no A, Cap pa bi an ca P, Di Som - ma C, Pi vo nel lo R, Lom bar di G. With dra wal of long-term ca ber go li ne the rapy for tu mo ral and non tu mo ralh yper pro lac ti ne mi a. N Engl J Med 2003;349(21): Gil lam MP, Mo litch ME, Lom bar di G, Co la o A. Ad van ces in the tre at ment of pro lac ti no mas. En docr Rev 2006;27(5): Char pen ti er G, de Plun kett T, Jedy nak P, Pe - il lon F, Le Gen til P, Ra ca dot J, et al. Sur gi cal tre at ment of pro lac ti no mas. Short- and longterm re sults, prog nos tic fac tors. Horm Res 1985;22(3): Fi lo pan ti M, Bar bi e ri AM, An gi o ni AR, Co la o A, Gas co V, Grot to li S, et al. Do pa mi ne D2 recep tor ge ne poly morp hisms and res pon se to ca ber go li ne the rapy in pa ti ents with pro lac - tin-sec re ting pi tu i tary ade no mas. Phar ma co - ge no mics J 2008;8(5): Mo litch ME. Pi tu i tary di sor ders du ring pregnancy. En doc ri nol Me tab Clin North Am 2006;35(1):99-116, vi. Turkiye Klinikleri J Endocrin-Special Topics 2014;7(2) 21
PROLAKTİNOMAYA YAKLAŞIM
PROLAKTİNOMAYA YAKLAŞIM Prof. Dr. Ferihan Aral İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Prolaktinoma * En sık hipofiz
Hipofiz beyin tabanında burnun arkasında optik sinirlerin altında yer alan küçük bir bezdir.
PROLAKATİNOMA NEDİR? Hipofiz beyin tabanında burnun arkasında optik sinirlerin altında yer alan küçük bir bezdir. Hipofiz tiroid, overler, testisler ve adrenal bezleri kontrol eden hormonları üretir. Hipofiz
GEBELİKTE PROLAKTİNOMA
GEBELİKTE PROLAKTİNOMA Prof. Dr. Ferihan Aral İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Prolaktinoma Hipofiz tümörleri
Prolaktinomalı Olgularda Medikal ve Cerrahi Tedavinin Retrospektif Karşılaştırılması
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 38 (1) 29-33, 2012 ÖZGÜN ARAŞTIRMA Prolaktinomalı Olgularda Medikal ve Cerrahi Tedavinin Retrospektif Karşılaştırılması Erdinç ERTÜRK 1, Oğuz Kaan ÜNAL 1, Özen
Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu;
PROLAKTİNOMA Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu; Prolaktinoma beyinde yer alan hipofiz bezinin prolaktin salgılayan tümörüdür. Kanserleşmez ancak hormonal dengeyi bozar. Prolaktin hormonu
İslam da İhya ve Reform, çev: Fehrullah Terkan, Ankara Okulu Yayınları, Ankara 2006.
Faz lur Rah man: 21 Ey lül 1919 da Pa kis tan n Ha za ra şeh rin de doğ du. İlk öğ re ni mi ni Pa kis tan da Ders-i Niza mî ola rak bi li nen ge le nek sel med re se eği ti mi şek lin de biz zat ken di
STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI
22 STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 406 A GRUBU STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 22 A GRU BU STAJ ARA DÖ NEM DE ER LEN D R ME S AY RIN TI LI SI NAV KO NU LA
Cinsel Kimlik Bozuklukları
Endokrinolog Gözü ile Cinsel Kimlik Bozuklukları Dr. Kürşad Ünlühızarcı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Cinsel Kimlik Bozukluğu (Transseksüalite) Bir kişinin normal seksuel
Hipofiz gelişimi. Hipofiz ektodermden gelişir.adenohipofiz Rathke kesesinden,nörohipofiz ise infindubulumdan gelişir.
Hipofiz gelişimi Hipofiz bezinin diferensiasyonu Hipofiz ektodermden gelişir.adenohipofiz Rathke kesesinden,nörohipofiz ise infindubulumdan gelişir. Rathke kesesi artığından kraniofarengeomlar gelişir.
Gü ven ce He sa b Mü dü rü
Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.
TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri
TESTOSTERON (TOTAL) Kullanım amacı: Erkeklerde ve kadınlarda farklı kullanım amaçları vardır. Erkeklerde en çok, libido kaybı, erektil fonksiyon bozukluğu, jinekomasti, osteoporoz ve infertilite gibi belirti
Adrenal yetmezlik var mı? Kortikosteroid verelim mi? Prof.Dr.Bilgin CÖMERT Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım BD
Adrenal yetmezlik var mı? Kortikosteroid verelim mi? Prof.Dr.Bilgin CÖMERT Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım BD Adrenal Yetmezlik Yapısal hasar Hipotalamus Hipofiz Adrenal
GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Doç. Dr. Habib BİLEN Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı SUNU PLANI Örnek olgu
Olgularla hiperfonksiyone hipofiz adenomu. Doç.Dr. Yasemin Tütüncü
Olgularla hiperfonksiyone hipofiz adenomu Doç.Dr. Yasemin Tütüncü Olgu:1 30y erkek hasta Başağrısı İmpotans İnfertilite Fizik muayene: özellik yok İlaç kullanımı yok Sistemik hst öyküsü yok Laboratuvar
Gebelik ve Trombositopeni
Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi
DR.YUSUF CAN YURT HİPONATREMİ 2014 REHBERİ
DR.YUSUF CAN YURT HİPONATREMİ 2014 REHBERİ HIPONATREMI NEDIR? Kan Na konsantrasyonunun
SUBKLİNİK HİPOTİROİDİYE YAKLAŞIM. Doc. Dr. Meral Mert SBÜ, Bakırkoy Dr Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği
SUBKLİNİK HİPOTİROİDİYE YAKLAŞIM Doc. Dr. Meral Mert SBÜ, Bakırkoy Dr Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği SUBKLİNİK HİPOTİROİDİ T3, T4 düzeylerinin normal, TSH
Prolaktinoma: Olgu Sunumu ve Hiperprolaktinemiye Güncel Yaklafl m H PROLACTINOMA: A CASE REPORT AND CURRENT APPROACH TO HYPERPROLACTINEMIA
Türk Aile Hek Derg 2005; 9(2): 85-89 Olgu Sunumu A Case Report Prolaktinoma: Olgu Sunumu ve Hiperprolaktinemiye Güncel Yaklafl m H PROLACTINOMA: A CASE REPORT AND CURRENT APPROACH TO HYPERPROLACTINEMIA
MENOPOZ. Menopoz nedir?
MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona
SUBKLİNİK HİPERTİROİDİDE YÖNETİM 7. ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONGRESİ NİSAN 2015 ANTALYA
SUBKLİNİK HİPERTİROİDİDE YÖNETİM 7. ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONGRESİ 23-26 NİSAN 2015 ANTALYA DR GÜL DAĞLAR ANEAH GENEL CERRAHİ MEME-ENDOKRİN CERRAHİSİ KLİNİĞİ Sunum planı Subklinik hipertiroidizmin tanımı
Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sık Görülen Kardiyolojik Sorunlarda Güncelleme Sempozyum Dizisi No: 40 Haziran 2004; s. 69-74 Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım Prof. Dr. Hakan
Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi
Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite
BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI
BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI Kronik böbrek hastalığı-tanım Glomerül filtrasyon hızında (GFH=GFR) azalma olsun veya olmasın, böbrekte
Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar
Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar la da gi di le mez. Çün kü uçak lar çok ya kın dan geçi
Hipoglisemi Tedavisi. Dr. Ömer Salt. Acil Tıp Uzmanı Yozgat/Türkiye
Hipoglisemi Tedavisi Dr. Ömer Salt Acil Tıp Uzmanı Yozgat/Türkiye Hipoglisemi sınıflaması Hafif hipoglisemi adrenerjik bulgular kan şekeri
HİPOGONADOTROPİK HİPOGONADİZMDE ÜREME TEDAVİSİ VE SONRASINDAKİ SÜREÇ. Önemli Not : Bu yazı bilgilendirme ve yol gösterme amaçlıdır.
HİPOGONADOTROPİK HİPOGONADİZMDE ÜREME TEDAVİSİ VE SONRASINDAKİ SÜREÇ Önei Not : Bu yazı bilgilendirme ve yol gösterme amaçlıdır. Saygılarıa... Uğur AYDOĞAN - Gazi Üniversitesi [email protected] [email protected]
KEMİK VE MİNERAL YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ (KMY) Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı 6 Ekim 2013
KEMİK VE MİNERAL YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ (KMY) Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı 6 Ekim 2013 SUNUM KAPSAMI Niçin KMY yaparız? Hangi yöntemi kullanırız? KMY sonuçlarını nasıl değerlendirmemiz gerekir? Kırık
mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi
mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi al mak için ka fası nı sok tu. Ama içer de ki za rif
Tiroid Hormonları ve Yorumlanması.
Tiroid Hormonları ve Yorumlanması www.hepsaglik.net Tiroid Hastalıklarında İlk İstenecek Testler Tiroid tarama testi olarak TSH kullanılabilir. Son derece hassas bir testtir. Primer hipotiroidi ve hipertiroidiyi
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011 Dr. Serhat IŞIK 13.10.2011 TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD
Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant)
1 Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) 2 Prospektüs 3 Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) Steril,apirojen Formülü Beher Zoladex LA Subkütan implant, enjektör içinde, uygulamaya hazır, beyaz
endokrinolog gözüyle SEKONDER AMENOREYE YAKLAŞIM
endokrinolog gözüyle SEKONDER AMENOREYE YAKLAŞIM Prof.Dr. Mehmet Numan TAMER SDÜ Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Met Hast. BD ISPARTA Genel bilgiler Doğurganlık dönemi kadınların 1/3 ünde mens bozuklukları
Postpartum/Sessiz Tiroidit. Dr. Ersin Akarsu Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma BD
Postpartum/Sessiz Tiroidit Dr. Ersin Akarsu Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma BD Tanım Otoimmunite / Lenfositik infiltrasyon Geçici tirotoksikoz Hipotiroidi TFT değişiklikleri,
KADINDA REPRODÜKTİF SİSTEM HASTALIKLARI. Prof. Dr. Özer Açbay
KADINDA REPRODÜKTİF SİSTEM HASTALIKLARI Prof. Dr. Özer Açbay (-) (+) (-) (-) involution Gonadarj Telarj Adrenarj Aromataz Hipogonadizmin semptom ve sonuçları 1. Amenore (primer, sekonder) veya oligomenore
TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ
TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE
İBH da osteoporoz. Dr. Ahmet TEZEL Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İBH Okulu Mayıs 2013
İBH da osteoporoz Dr. Ahmet TEZEL Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İBH Okulu Mayıs 2013 WHO a göre osteoporoz «Osteoporoz; azalmış kemik kitlesi, kemik dokusunun mikroçatısında bozulma, kemik frajilitesinde
HİRŞUTİZM AYIRICI TANISI
HİRŞUTİZM AYIRICI TANISI Prof Dr Dilek Gogas Yavuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma hastalıkları BD Hirsutizm - Hipertrikoz Hipertirokoz : Androjen etkisinde olmayan bölgelerde
Adrenal Yetmezlik. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı
Adrenal Yetmezlik Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Adrenal bez Etiyoloji Adrenal yetmezlik Primer adrenal yetmezlik Sekonder adrenal yetmezlik Fizyo-patoloji
GEBELİK ve BÖBREK HASTALIKLARI
GEBELİK ve BÖBREK HASTALIKLARI Gebelikte ortaya çıkan fizyolojik değişiklikler Sodyum ve su retansiyonu Sistemik kan basıncında azalma Böbrek boyutunda artma ve toplayıcı sistemde dilatasyon Böbrek kan
İNFERTİLİTE NEDENLERİ. İlknur M. Gönenç
İNFERTİLİTE NEDENLERİ İlknur M. Gönenç ERKEK İNFERTİLİTE NEDENLERİ Endokrin Bozukluklar Hipotalamik disfonksiyon (Kallmann) Hipoffizer yetmezlik ( tm., rad, cerrahi ) Hiperprolaktinemi, Adrenal hiperplazi
Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma
Yüksekte Çalışması İçin Onay Verilecek Çalışanın İç Hastalıkları Açısından Değerlendirilmesi. Dr.Emel Bayrak İç Hastalıkları Uzmanı
Yüksekte Çalışması İçin Onay Verilecek Çalışanın İç Hastalıkları Açısından Değerlendirilmesi Dr.Emel Bayrak İç Hastalıkları Uzmanı Çalışan açısından, yüksekte güvenle çalışabilirliği belirleyen etkenler:
MENOPOZ VE ANTİHİPERTANSİF TEDAVİ
MENOPOZ VE ANTİHİPERTANSİF TEDAVİ Dr. Mürvet YILMAZ BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KADINLARDA HT Yaşlanma ile birlikte kan basıncında artış görülür. Erişkin kadınların %25 Postmenopozal
EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM
EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM Prof. Dr. Hayri Ermiş İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hast. Ve Doğum A.B.D. Perinatoloji B.D. Gebeliğin kriz sıklığına etkisi? Gebelerin 1/3 ünde kriz
Uzm. Dr. Ayşe Burcu Akıncı
Uzm. Dr. Ayşe Burcu Akıncı 05.05.2017 TALASEMİ VE FERTİLİTE : Kan transfüzyonlarındaki gelişmeler Yeni demir şelatörlerinin kullanıma girmesi Vücut demir birikiminin daha iyi monitorizasyonu (MRI) Üreme
Prolaktinoma Sorularına Yanıtlar
Ayrıntılı Endokrinoloji Serisi 1 Hasta ve Hekimlerin Prolaktinoma Sorularına Yanıtlar Prof. Dr. Erdinç ERTÜRK Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı, Bursa
LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER
LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER Varlık Erol, Cengiz Aydın, Levent Uğurlu, Emre Turgut, Hülya Yalçın*, Fatma Demet İnce* T.C.S.B. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi,
Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım
Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik
ASTIMDA YENİ BİYOLOJİK AJANLAR. Doç. Dr. İnsu Yılmaz Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD İmmünoloji ve Allerji Hastalıkları BD
ASTIMDA YENİ BİYOLOJİK AJANLAR Doç. Dr. İnsu Yılmaz Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD İmmünoloji ve Allerji Hastalıkları BD Astım-Yeni biyolojik tedaviler Omalizumab (Anti-IgE) Mepolizumab
OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ
OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ İnfertilite (Kısırlık); döl oluşturma yeteneğinin azalması ya da yokluğu ile karakterize edilen tıbbi bir durumdur. Hem erkeklerde, hem de kadınlarda
Yatan ve Poliklinik Takipli Kanserli Hastalarda İlaç Etkileşimlerinin Sıklığı ve Ciddiyetinin Değerlendirilmesi
Yatan ve Poliklinik Takipli Kanserli Hastalarda İlaç Etkileşimlerinin Sıklığı ve Ciddiyetinin Değerlendirilmesi Dr. Ali Ayberk Beşen Başkent Üniversitesi Tıbbi Onkoloji BD Giriş Sitotoksik tedaviler herhangi
Cerrahpa şa Tıp Fakültesi Çocuk Sağ lı ğı ve Has ta lıkları Anabilim Dalı Adolesan. Adolesan Polikliniğinin Hasta Dağılımı
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Adolesan Sağlığı Sempozyum Dizisi No: 43 Mart 2005; s. 183-187 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Adolesan
Varikoselde en iyi tedavi hangisi? Prof.Dr.Önder YAMAN Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.B.D
Varikoselde en iyi tedavi hangisi? Prof.Dr.Önder YAMAN Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.B.D Arena resmi koyalım Sunu Planı Varikosel tanımı ve pato-fizolojisi Varikosel testisi etkiler mi? Varikosel
EREKTİL DİSFONKSİYONDA ENDOKRİN SEBEPLERİN GÖRÜLME SIKLIĞI*
EREKTİL DİSFONKSİYONDA ENDOKRİN SEBEPLERİN GÖRÜLME SIKLIĞI* Bülent ALICI, Haluk AKPINAR, Kürşat Koray KANTAY, Hamdi ÖZKARA, Emre AKKUŞ, Halim HATTAT Background. Little is known about the natural history
MESLEK HUKUKU. Yahya ARIKAN Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
MESLEK HUKUKU Yahya ARIKAN Serbest Muhasebeci Mali Müşavir İSMMMO Mevzuat Yayınları 1 Grafik ve Uygulama: Evren Günay Bask ve Cilt TOR OFSET SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Hadımköy Yolu Akçaburgaz Mah.
-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di
-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di ne: Sen gü neş li so kak lar da do laşı yor sun, is
Ektopik Gebelikte Tedavi Yaklaşımları: Tersiyer Bir Merkezin 4 Yıllık Retrospektif Analizi
ORİJİNAL ARAŞTIRMA Ektopik Gebelikte Tedavi Yaklaşımları: Tersiyer Bir Merkezin 4 Yıllık Retrospektif Analizi Dr. Ayşe Gül ÖZYAPI ALPER, a Dr. Esra Esim BÜYÜKBAYRAK, a Dr. M. Bahadır BAYRAMOĞLU, a Dr.
ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.
ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI ETACİD % 0,05 Nazal Sprey 2. BİLEŞİM Etkin madde: Mometazon furoat 50 mikrogram/püskürtme 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ETACİD erişkinler, adolesanlar ve 6-11 yaş arasındaki çocuklarda
Gebelikte yeni gelişen Proteinüri ve Böbrek fonksiyon bozukluğu
Gebelikte yeni gelişen Proteinüri ve Böbrek fonksiyon bozukluğu Dr.Meltem Pekpak İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 34.Ulusal Nefroloji, Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon 18-22 Ekim,Antalya
HİPOFİZ HASTALIKLARI TANI, TEDAVİ ve İZLEM KILAVUZU
HİPOFİZ HASTALIKLARI TANI, TEDAVİ ve İZLEM KILAVUZU Hipofiz Çalışma Grubu tarafından hazırlanmıştır. 2017 ANKARA i HİPOFİZ HASTALIKLARI TANI, TEDAVİ ve İZLEM KILAVUZU Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma
İNFERTİLİTE ANAMNEZ FORMU
Sayfa No 1 / 6 Adı Soyadı: Tarih:.. Baba Adı: Dosya No:.. Yaşı: Telefon:.. Evli/Bekar: Eşinin Adı:.. Eşinin Yaşı:. Korunma Yöntemi:.. Korunma Süresi:. İnfertilite Süresi:. Primer: Sekonder:. Şimdiki Eşinden
Polikistik Over Sendromu ve Hiperandrojenemi
Polikistik Over Sendromu ve Hiperandrojenemi Ayırıcı Tanı Nasıl Yapılmalı? Prof. Dr. Kürşad Ünlühızarcı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Kayseri PKOS Tanı Kriterleri NIH 1990
KEMİK MİNERAL YOĞUNLUĞUNUN YORUMLANMASI: Doğrular Ve Yanlışlar
KEMİK MİNERAL YOĞUNLUĞUNUN YORUMLANMASI: Doğrular Ve Yanlışlar Prof Dr Dilek Gogas Yavuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Ve Metabolizma Hastalıkları BD Kemik dansitesi neden ölçülür?
IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011
ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik
KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ
KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ OVERYEN REZERV PREMATÜR OVARYEN YETMEZLİK POLİKİSTİK OVER SENDROMU Dr.MURAT ÖKTEM Menstrüel siklusların düzenli olması %95 ovülasyon olduğunu gösterir. Fakat yeterli
1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya
1. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 49 yaşında kadın hasta, ev hanımı Yakınması: Öksürük, balgam Hikayesi: Yaklaşık 2 aydır şikayetleri olan hasta akciğer grafisinde lezyon görülmesi üzerine merkezimize
Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın?
Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Dr. Beste Atasoy Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı & Sağlık Bakanlığı-Marmara Üniversitesi Pendik
Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi;
DHEA-s Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi; DHEA sülfat böbrek üstü bezi tarafından üretilen zayıf bir erkeklik hormonudur ( androjen ). DHEA- sülfat hem kadın hem erkeklerde üretilir. Kadınlarda
Görsel İşitsel Politikasıyla Avrupa Birliği:
Görsel İşitsel Politikasıyla Avrupa Birliği: Televizyon Yayıncılığından Yöndeşen Medyaya Doç. Dr. Ayşen Akkor Gül ii Ya yın No : 2930 letişim Di zi si : 103 1. Bas k - Ağustos 2013 İstanbul ISBN 978-605
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Çocuk Nefroloji BD Olgu Sunumu 24 Ekim 2017 Salı
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nefroloji BD Olgu Sunumu 24 Ekim 2017 Salı Uzman Dr. Mehtap Ezel Çelakıl DR.MEHTAP EZEL ÇELAKIL 4YAŞ ERKEK HASTA Şikayeti:
Erkek infertilitesinde tedavi prensipleri. Doç.Dr.Cem ÇELİK Bahçeci Sağlık Grubu
Erkek infertilitesinde tedavi prensipleri Doç.Dr.Cem ÇELİK Bahçeci Sağlık Grubu ÜCD Ege Şubesi - Ege Üroloji Derneği 20.02.2014 3 % 30-40 Anamnez N Fizik muayene N Endokrin testler N SEMEN ANALİZİ SAYI
DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler
DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten
Hipoglisemi-Hiperglisemi. Dr.SEMA YILDIZ TÜDOV Özel Diabet Hastanesi İstanbul
Hipoglisemi-Hiperglisemi Dr.SEMA YILDIZ TÜDOV Özel Diabet Hastanesi İstanbul Diabetin Acil Sorunları Hipoglisemi Diabetik Ketoz ( veya Ketoasidoz) Hiperosmolar Nonketotik Durum Laktik Asidoz Hipoglisemi
Tıp Fakültesi Öğretim Elemanlarının Tıp Etiği Eğitimine Bakışları (Gazi Üniversitesi Özelinde)
ORİJİNAL ARAŞTIRMA Tıp Fakültesi Öğretim Elemanlarının Tıp Etiği Eğitimine Bakışları (Gazi Üniversitesi Özelinde) Nesrin ÇOBANOĞLU, a Güzin Yasemin TUNÇAY, a İlke Bezen AYDOĞDU b a Tıp Etiği ve Tıp Tarihi
29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu
29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize
GEBELİKTE HİPOTİROİDİ TANI VE TEDAVİSİ
GEBELİKTE HİPOTİROİDİ TANI VE TEDAVİSİ Prof Dr Dilek Yavuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma BD Hipotiroidi: Doku düzeyinde tiroid hormonu yetersizliği veya nadiren etkisizliği
BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ. Prof Dr Zehra AYCAN.
BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ Prof Dr Zehra AYCAN [email protected] Büyüme Çocukluk çağı, döllenme anında başlar ve ergenliğin tamamlanmasına kadar devam eder Bu süreçte çocuk hem büyür hem de gelişir
AF ve kalp yetmezliğinde ablasyon mu, konvansiyonel tedavi mi? Prof. Dr. Fethi KILIÇASLAN Medipol Üniversitesi
AF ve kalp yetmezliğinde ablasyon mu, konvansiyonel tedavi mi? Prof. Dr. Fethi KILIÇASLAN Medipol Üniversitesi Pulmoner ven izolasyonu Pulmoner ven izolasyonu AF ablasyonunun temel taşıdır. Hedef PV ile
HİPERTİROİDİDE NÜKS. Dr. Gülşah Elbüken
HİPERTİROİDİDE NÜKS Dr. Gülşah Elbüken Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi 08.12.2017/İstanbul Tirotoksikoz/Hipertiroidi
36. AVRUPA BRİÇ ŞAMPİYONASI WIESBADEN / ALMANYA
36. AVRUPA BRİÇ ŞAMPİYONASI WIESBADEN / ALMANYA 1983 MİL Lİ TA IM SEÇ ME LE Rİ Al man ya, Wi es ba den 1983 Av ru pa Şam pi yo na sı için mil li ta kım seç me le ri, yi ne ba zı yö ne ti ci le rin is te
İntern Dr. Özkan ERARSLAN ADRENAL YETERSİZLİK. ADDİSON HASTALIĞI, BÖBREKÜSTÜ BEZ YETERSİZLİĞİ, SÜRRENAL YETMEZLİK Ekim 2013
İntern Dr. Özkan ERARSLAN ADRENAL YETERSİZLİK ADDİSON HASTALIĞI, BÖBREKÜSTÜ BEZ YETERSİZLİĞİ, SÜRRENAL YETMEZLİK Ekim 2013 İlk kez 1855 te Thomas Addison tarafından tanımlanmıştır Sıklığı milyonda 60-120
TİROİDİTLERDE AYIRICI TANI. Doç.Dr.Esra Hatipoğlu Biruni Üniversite Hastanesi Endokrinoloji ve Diabet Bilim Dalı
TİROİDİTLERDE AYIRICI TANI Doç.Dr.Esra Hatipoğlu Biruni Üniversite Hastanesi Endokrinoloji ve Diabet Bilim Dalı Tiroidit terimi tiroidde inflamasyon ile karakterize olan farklı hastalıkları kapsamaktadır
Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;
Epilepsi bir kişinin tekrar tekrar epileptik nöbetler geçirmesi ile niteli bir klinik durum yada sendromdur. Epileptik nöbet beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalımların sonucu olarak
AKROMEGALİ- PROLAKTİNOMA OLGU SUNUMLARI
AKROMEGALİ- PROLAKTİNOMA OLGU SUNUMLARI Doç. Dr. Cumali GÖKÇE Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları BD, HATAY Mozaik müzesi/antakya Olgu Sunumu (1) 31 yaşında
Hazırlayan ekip : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çalışma Grubu. Üyeler - Dr.Baktash Morrad - Dr.Ayşe Hüseyinoğlu - Dr.
Genç Kardiyologlar Grup Sorumlusu - Prof.Dr.Oktay Ergene Bilimsel İçeriğin Değerlendirilmesi, Son Düzenleme - Prof.Dr. Recep Demirbağ Düzenleme, Gözden Geçirme - Uz.Dr.Rida Berilğen - Uz.Dr.Barış Düzel
Persistan veya Rekürren Hiperparatiroidism TANI. Doç. Dr. Özlem ÜSTAY TARÇIN Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Persistan veya Rekürren Hiperparatiroidism TANI Doç. Dr. Özlem ÜSTAY TARÇIN Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları HİPERPARATİROİDİZM 1. Primer HiperPTH a) Tek adenom (%83) b) Hiperplazi (%15) CERRAHİ
NEREYE KOŞUYOR. Doç. Dr. İbrahim İKİZCELİ. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı
2012 β-blokörler NEREYE KOŞUYOR Doç. Dr. İbrahim İKİZCELİ İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Adernerjik sistem Tarihçesi 1900-1910 Epinefrin 1940-1950 Norepinefrin α, β-reseptör 1950-1960
CABASER 1 mg Tablet FORMÜLÜ: CABASER 1 mg Tablet: Bir tablet 1 mg kabergolin içerir. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ : Farmakodinamik Özellikler
CABASER 1 mg Tablet FORMÜLÜ: CABASER 1 mg Tablet: Bir tablet 1 mg kabergolin içerir. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ : Farmakodinamik Özellikler CABASER Tabletin etken maddesi olan kabergolin, güçlü ve uzun süreli
DİYABETTEN KORUNMADA CİNSİYET İLİŞKİLİ FARKLILIKLAR. Dr. İlhan TARKUN Kocaeli Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı
DİYABETTEN KORUNMADA CİNSİYET İLİŞKİLİ FARKLILIKLAR Dr. İlhan TARKUN Kocaeli Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Cinsiyet İlişkili Farklılıklar ERKEK BEYNİ KADIN BEYNİ Cinsiyet İlişkili
Aldosteron tansiyon ve vücut sıvı dengesini ayarlayan böbrek üstü bezlerinden salgılanan bir hormondur. Kandaki miktarına bakılır.
ALDOSTERON Aldosteron tansiyon ve vücut sıvı dengesini ayarlayan böbrek üstü bezlerinden salgılanan bir hormondur. Kandaki miktarına bakılır. Aldosteron testi ne için yapılır: Bazı sıvı ve elektrolit metabolizma
Akromegali Tedavisinde GH Reseptör Antagonisti ve Somatostatin Reseptör Analoğu Kombinasyonu
Akromegali Tedavisinde GH Reseptör Antagonisti ve Somatostatin Reseptör Analoğu Kombinasyonu Doç. Dr. Hulusi Atmaca Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Uzun Etkili Somatostatin
Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi;
DHEA-s Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi; DHEA sülfat böbrek üstü bezi tarafından üretilen zayıf bir erkeklik hormonudur ( androjen ). DHEA- sülfat hem kadın hem erkeklerde üretilir. Kadınlarda
SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HAZIRLAYAN:FZT.MELTEM ERASLAN DANIŞMAN:PROF.DR.İSMET MELEK Obezite (şişmanlık),vücutta aşırı ölçüde
AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015
AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile
Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)
Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya
EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA
EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA 1. vaka S.P ERKEK 1982 DOĞUMLU YUTMA GÜÇLÜĞÜ ŞİKAYETİ MEVCUT DIŞ MERKEZDE YAPILAN ÖGD SONUCU SQUAMOZ HÜCRELİ CA TANISI ALMIŞ TEKRARLANAN
ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği
ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği SUNU PLANI Tanım ve Epidemiyoloji Adrenal bez anatomi Etiyoloji Tanı Klinik Tedavi TANIM-EPİDEMİYOLOJİ Adrenal
86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir?
86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? A) Angajman B) Pelvik girimden geçiş C) Orta pelvise giriş D) Pelvik çıkım düzlemine giriş E) Omuz
