Organofosfat ve Karbamat Zehirlenmeleri



Benzer belgeler
ORGANOFOSFAT İNTOKSİKASYONLARI UZM.DR. YUSUF MISTIK MARDİN DEVLET HASTANESİ 2017 MART

Olgu. İnsektisid, Herbisid, Rodentisid İntoksikasyonlarıy. İnsektisidler. Organofosfor bileşikler. Organofosfor bileşikler. Organofosfor bileşikler

Tarihçe. Epidemiyoloji Methamidofos, Diazinon, Diklorvos En sık özkıyım Genç erişkin yaş gurubunda daha sık Mortalite hala yüksek

TARIM ZEHİRLERİ. Yrd. Doç. Dr. Cem ERTAN İzmir Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı

Organofosfat ve Karbamat Zehirlenmeleri. Yrd. Doç. Dr. Serhat Karaman Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

ORGANİK FOSFORLU İNSEKTİSİDLER İLE ZEHİRLENMELER. Yrd.Doç.Dr. M. Ediz Sarıhan İnönü Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı

İNSEKTİSİT AŞIRI ALIMLARI. Olgu. Plan

Organofosfat zehirlenmelerinin sosyodemografik özellikleri ve pralidoksim verilme zamanı ile mortalite arasındaki ilişki

ORGANOFOSFAT ZEHİRLENMELERİ. Dr. SAMET ÖCEL Ç.Ü.T.F Acil Tıp AD

Kurtarıcılar önceden eğitilmeli ve maruziyet alanına girmeden önce giydirilmelidir. Uygun ekipman yoksa

TOKSİDROMLAR. Dr. Hasan KILIÇ Malatya Devlet Hastanesi. 18. Acil Tıp Sempozyumu, Klinik Toksikoloji Kahramanmaraş, 2015

Arş.Gör.Dr. Ahmet UZUNDURUKAN

ORGANĐK FOSFOR ZEHĐRLENMESĐ OLGULARLA TOKSĐKOLOJĐ PANELĐ. Malation (Hektion, Malaton, Malathion) Paration (parathion 360 EC)

β Bloker ve Kalsiyum Kanal Bloker Zehirlenmeleri Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad

BOTULİNUM ANTİTOKSİN. Uzm. Dr. Ş Ömür Hıncal SBÜ Bağcılar EAH Acil Tıp Kliniği

Teşekkürlerimi Sunuyorum

Acil Servise Başvuran Pestisit Zehirlenmelerinin Değerlendirilmesi

Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp AD

TANIM ANİ KARDİYAK ÖLÜM ANİ KARDİYAK ÖLÜM (AKÖ) NEDİR? ŞU ANKİ RESÜTASYONDAKİ TANI ALMIŞ KARDİYAK HASTALIĞI OLAN VEYA OLMAYAN KİŞİLERDE KISA

Magnezyum (Mg ++ ) Hipermagnezemi MAGNEZYUM, KLOR VE FOSFOR METABOLİZMA BOZUKLUKLARI

GEBELİK ve BÖBREK HASTALIKLARI

AKUT PESTİSİT ZEHİRLENMELERİNDE ZEHİRLENMENİN ŞİDDETİ, AKUT İNFLAMATUAR BELİRTEÇLER VE ERİTROSİT KOLİNESTERAZ DÜZEYİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

PESTİSİT ZEHİRLENMELERİ. Dr. Ayça Açıkalın Akpınar Adana Numune Eğit. ve Araşt. Hast. Acil Tıp Kliniği

Acil Serviste Sedasyon ve Analjezi

Olgu Sunumu. İnsektisid toksisitesi. İnsektisid toksisitesi. İnsektisid toksisitesi. İnsektisid toksisitesi. İnsektisid toksisitesi

Farmakoloji. Opioidler. Farmakoloji. Farmakoloji. Klinik Özellikleri. Farmakokinetik. Dr. Erkan Göksu Acil Tıp Anabilim Dalı

Uzm. Dr. Müge GÜNALP ACİL TIP ANABİLİM DALI

BRADİARİTMİLER. Dr. Özlem M. Bostan Uludağ Üni.Tıp Fak. Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı

Anestezi Uygulama II Bahar / Ders:9. Anestezi ve Emboliler

Uzm.Dr.Mehmet AYRANCI Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

Kas Gevşeticiler ve Etki Mekanizmaları. Öğr. Gör. Ahmet Emre AZAKLI İKBÜ Sağlık Hizmetleri M.Y.O.

Nabızsız Arrest. TYD Algoritması: Yardım çağır KPR başla O2 ver Monitöre veya defibrilatöre bağla. Ritim kontrolü

Disritmiler, Ölümcül Disritmiler ve Elektriksel Tedaviler

ÜRÜN BİLGİSİ. 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ALZAMED hafif ve orta şiddette Alzheimer tipi demansın semptomatik tedavisinde endikedir.

Zehirlenmelerde Diyaliz Uygulamaları. Dr. Ali Rıza ODABAŞ İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Renksiz, Kokusuz ve Tatsız Kimyasal Tehlike: Sarin

Mantar Zehirlenmeleri. Yard. Doç. Dr. Deniz Oray İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD. Nisan 2014 Sunum süresi: 25dk

Antidepresan İntoksikasyonları. Dr Özlem GÜNEYSEL Marmara Ü Acil Tıp AD

Bradiaritmiler. Sinüs Bradikardisi. Birinci Derece AV blok. Birinci Derece AV blok. Bradisritmiler

7. Yarıyıl Farmasötik Kimya Prof. Dr. İlkay YILDIZ

Acil Serviste Hipertansif Hastaya Yaklaşım

T.C SAĞLIK BAKANLIĞI MÜMİNE HATUN HASTANESİ

BETA BLOKER ZEHİRLENMELERİ

Bradikardili Hastaya Yaklaşım. Doç. Dr. Mustafa KARACA ĠKÇÜ KARDĠYOLOJĠ KLĠNĠĞĠ

DEMİR İÇEREN İLAÇLARLA ZEHİRLENME UZM.DR. SEVGİ YUMRUTEPE MALATYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 22.O4.2018

Özgeçmiş: Özellik yok Alışkanlıklar: Alkol, sigara, madde kullanımı yok

Tarım İlaçları ile Zehirlenmeler

Antidot Zehirlenmesi. Giriş. Olgu 1. Amaç. Opioid Overdosu - Naloksan. Opioid Overdosu - Naloksan

Yılan-akrep Zehirlenmeleri

Olgu sunumu. Sunu planı; - olgu. - epidemiyolji. - farmakoloji. - klinik

Genel Yaklaşım. A - Havayolu B - Solunum C - Dolaşım Hikaye Klinik bulgu ve belirtiler Laboratuar sonuçları Zehir Danışma Merkezleri

BRADİARİTMİLERE YAKLAŞIM DOÇ. DR. TAYFUN AÇIL ACIBADEM INTERNATIONAL HOSPITAL ISTANBUL

Gebe Hastada Organofosfat Zehirlenmesi: Olgu Sunumu

ACİL TIP ANABİLİM DALI TIPTA UZMANLIK ÖĞRENCİSİ SALI EĞİTİM PROGRAMI. İÇERİK KONU Anlatan

ÖLÜMCÜL EKG TANILARI VE ACİL YAKLAŞIMLAR. Uzm.Dr.Cesareddin DİKMETAŞ İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi

KAS GEVŞETİCİ İLAÇLAR. Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

Hipersensitivite, Alevlenme Reaksiyonları ve Anaflaksi. Hem. Okan Duran Medikana internatinational. Ankara Hastanesi 19 Nisan 2014

BRADİKARDİK HASTAYA YAKLAŞIM

KAS SİNİR KAVŞAĞI. Oğuz Gözen

Solunum sistemi farmakolojisi. Prof. Dr. Öner Süzer

DR.YUSUF CAN YURT HİPONATREMİ 2014 REHBERİ

Opioid Zehirlenmesi Yrd. Doç. Dr. Murat DAŞ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Acil Tıp AD.

ASETOMİNOFEN ZEHİRLENMELERİ UZ. DR. MEHMET YİĞİT SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ HASEKİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ «

İlaçlama sektöründe çalışan işçiler ile zehirlenme şüphesi görülen hastaların kolinesteraz seviyelerinin belirlenmesi

II. YIL ASİSTANLARININ SORUMLU OLDUĞU KONULAR:

YOĞUN BAKIMDA KARDİYAK RESUSİTASYON. Doç.Dr.Hakan Tezcan

ANAFLAKSİ. Uzm. Dr. Alpay TUNCAR KIZILTEPE DEVLET HASTANESİ

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Alerji-İmmünoloji BD Olgu Sunumu 03 Ekim 2017 Salı

ZEHİRLENMEYE YAKLAŞIM

Arter Kan Gazı Değerlendirmesi. Prof. Dr. Tevfik Ecder İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı

KAN VE SIVI RESÜSİTASYO N -1 AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ACİL TIP ANABİLİM DALI Dr.İlker GÜNDÜZ

Toksikolojide Hemodiyaliz, Hemoperfüzyon, Hemofiltrasyon. Dr. Evvah Karakılıç Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği

Arşiv Kaynak Tarama Dergisi Archives Medical Review Journal

Nabızsız Arrest. TYD Algoritması: Yardım çağır KPR başla O2 ver Monitöre veya defibrilatöre bağla. Ritim kontrolü

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği

Propiverin HCL Etki Mekanizması. Bedreddin Seçkin

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. Beyaz, kokusuz, yuvarlak, hafif bombeli, bir yüzü ortadan çentikli tabletler.

ACS de yeni biyolojik markırlar MEHMET KOŞARGELİR HNH 2014-DEDEMAN

FETAL DİSRİTMİLERDE TANI VE YÖNETİM. Rukiye Eker Ömeroğlu Prof. Dr

Ölümcül Santral Sinir Sistemi Hastalıkları I epidural, subdural, intraparankimal kanamalar

EGZERSİZ VE TERMAL STRES. Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ACİL TIP ANABİLİM DALI

MİKSÖDEM. Yrd. Doç. Dr. Mücahit GÜNAYDIN Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

Vitaller ; Kan gazı;

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi?

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı OTONOM SİNİR SİSTEMİ. Dr. Sinan CANAN

KAWASAKİ HASTALIĞI Kawasaki Sendromu; Mukokütanöz Lenf Nodu Sendromu;

Bradiaritmiler. Bradikardi. İlk değerlendirme. İlk yaklaşım. İlk yaklaşım. Dr. Özlem YİĞİT Acil Tıp A.D

BETA BLOKER İNTOKSİKASYONU

Yatan ve Poliklinik Takipli Kanserli Hastalarda İlaç Etkileşimlerinin Sıklığı ve Ciddiyetinin Değerlendirilmesi

Organik Fosfor Zehirlenmeleri

Trisiklik Antidepresan Zehirlenmeleri Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD, Elazığ

ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK

NOROMUSKÜLER BLOKÖRLER

Allerji ve Anaflaksi

Pralidoksim Tedavisine Yanıt Veren Bir Organofosfat İntoksikasyonu Sonrası Gelişen Solunum Yetmezliği

Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği

Transkript:

Derleme Organofosfat ve Karbamat Zehirlenmeleri Organophosphate and Carbamate Toxicity Ayhan Sarıtaş 1, Zeynep Çakır 1, Şahin Aslan 1 1 Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Acil Tıp Anabilim Dalı, Erzurum Yazışma Adresi: Dr. Şahin Aslan, Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Acil Tıp Anabilim Dalı, 25090, Erzurum. Tel: 0. 442. 3166303 /1461, Faks: 0. 442. 3166340, e-posta: sahinaslan29@hotmail.com Özet Organofosfatlar ve karbamatlar en sık sistemik hastalıklara neden olan insektisitlerdir. Bu bileşiklere yüksek oranda maruz kalınması çok fazla toksiktir. Etki mekanizmaları, sinir sistemindeki kolinesteraz enziminin inhibisyonu yoluyla olmaktadır. Semptom ve bulgular nikotinik ve muskarinik reseptörler arasındaki dengeye bağlıdır. Tedavi, genel destek tedavisi, dekontaminasyon, absorbsiyonun engellenmesi ve antidot uygulanmasından oluşur. Abstract The insecticides most often implicated in systemic diseases are organophosphates and carbamates. These compounds are too toxic to exposure. Their effect mechanism includes inhibition of cholinesterase enzyme in nervous system. Symptoms and findings depend on the equilibrium between the nicotinic and muscarinic receptors. Therapy of organophosphate and carbamate poisoning includes supportive treatment, decontamination procedure, prevention of absorption and antidote administration. Anahtar Kelimeler: Acil servis, Karbamat, Organofosfat, Zehirlenme Keywords: Emergency department, Carbamate, Organophosphate, Toxicity The Eurasian Journal of Medicine 55

Sarıtaş ve ark. Giriş nsektisit tarım, hayvancılık, ev ve iş yerleri gibi birçok yaşam alanında böcekleri öldürmek için kullanılan bileşiklerin genel adıdır. Organofosfatlar ve karbamatlar en sık sistemik hastalıklara neden olan insektisitlerdir. Kolinesterazı inhibe eden insektisitlerden, fosfor içerenler organik fosforlu bileşikler, OC=ON bağlantısı olanlar ise karbamat olarak isimlendirilmiştir. En sık kullanılan organik fosforlu bileşikler diazinon, orten, malation, paration ve klorpirofostur. Bu bileşiklere yüksek oranda maruz kalınması çok fazla toksiktir [1-3]. Epidemiyoloji Amerika Birleşik Devletleri nde her yıl organofosfatlarla etkilenmiş yaklaşık olarak 20.000 vaka bildirilmektedir. Amerikan Zehir Kontrol Merkezi ne (American Poisoning Control Center) göre 1998 de 4332 toksik karbamat maruziyeti sonucu bir ölüm ve 16392 toksik organofosfat maruziyeti sonucu 11 ölüm rapor edilmiştir [4]. Organofosfat zehirlenmesi, dünyada hemen hemen her ülkede benzer sıklıkta görülmektedir. Zehirlenmeler genellikle kazara evlerde, tarım, endüstri (bu maddelerin üretim ve taşınmasında çalışanlarda) ve insekt alanınlarında çalışanlarda görülür. 30 50 yaş arası erkeklerde özkıyım amaçlı alımlar daha sık görülmektedir. Yine mesleki maruziyetin insidansının yüksekliğinden dolayı bu zehirlenmelere 15 45 yaş arası erkeklerde daha sık rastlanır. Küçük çocuklarda ise alım genellikle kaza sonucudur ve ciddi zehirlenme insidansı daha yüksektir [1,4,5]. Organofosfatlar II. Dünya Savaşından beri kimyasal savaş ajanı olarak da kullanılmıştır. 1995 yılında Tokyo metrosunda yapılan terörist saldırıda organofosfat olan sarin kullanılmıştır [6, 7]. Organofosfatların sistemik absorbsiyonu inhalasyon, transdermal, transkonjonktival ve gastrointestinal yollarla olur. Organofosfat ve karbamat zehirlenmelerinde mortalite oranı alınan maddeye, miktara, hastanın önceki sağlık durumuna, bulunma ya da nakilde geçen süreye, solunum desteği, entübasyon ve ventilatörden ayrılma ile ilgili faktörlere bağlı olmakla birlikte, ortalama % 3 25 arasındadır [6]. Patofizyoloji Organofosfatların etki mekanizması, sinir sistemindeki kolinesteraz enziminin inhibisyonu yoluyla olmaktadır. Asetilkolinesterazın iki şekli vardır: Gerçek asetilkolinesteraz (kırmızı kan hücresi asetilkolinesterazı) asıl olarak sinir dokusundaki eritrositlerde bulunurken, psödokolinesteraz (plazma kolinesterazı) serum, karaciğer, kalp, pankreas ve beyinde bulunur. Asetilkolin merkezi, otonomik ve somatik sinir sisteminde major nörotransmitterdir. Kolinesterazın rolü, asetilkolinin inaktif komponentleri olan kolin ve asetik asite hidrolizidir. Kolinesterazın inhibisyonu, sinir sinapslarında ve nöromuskuler kavşaklarda asetilkolinin artmasına yol açarak asetilkolin reseptörlerinin aşırı stimülasyonuna neden olur. Başlangıçta oluşan asetilkolinin bu aşırı stimülasyonunu, Merkezi Sinir Sisteminde (MSS), otonomik gangliyonlarda, parasempatik ve bazı sempatik sinir sonlarında ve somatik sinirlerde, yaygın kolinerjik sinaptik paralizi takip eder. Kolinerjik krizin sonucunda santral ve periferik klinik belirtiler ortaya çıkar. Motor son plaklarda asetilkolin birikimine bağlı olarak ortaya çıkan nikotinik (sempatomimetik) etkiler, kas fasikülasyonları ile sonuçlanan iskelet kaslarının persistan depolarizasyonu, kas güçsüzlüğü, hipertansiyon ve taşikardidir. Düz kaslardaki potansiyel postganglionik parasempatik aktiviteye bağlı muskarinik etkiler, tüm organlarda (örneğin akciğer, gastrointestinal, göz, mesane, sekretuar bezler) düz kas kontraksiyonlarına ve bradiaritmiye neden olur veya ventriküler disritmilerle sonuçlanan sinüs nodu ve AV nod iletiminin zayıflamasına sebep olabilir. Asıl semptom ve bulgular nikotinik ve muskarinik reseptörler arasındaki dengeye bağlıdır [6,8]. Organofosfat-kolinesteraz bağı, farmakolojik müdahale olmaksızın spontan geri dönmez ve 24 48 saatlik devamlı bağlanmada kolinesterazda irreversibl yıkım oluşturur. Buna yaşlanma (aging) adı verilir. Yaşlanma enzimin spontan ya da oksime bağlı olarak aktive olamadığı bir durumdur ve fosforil grubu enzime bağlı kalarak, kalıcı kimyasal değişikliğe yol açar. Yaşlanma ajanlara göre farklı zamanlarda olur. Yaşlanmadan kurtuluş yalnızca yeni enzim üretimiyle sağlanır. Yaşlanma ne kadar hızlı olursa, reaktivasyon tedavileri o kadar az etkili olur. Oksimlerin etkili olabilmesi için bu süreçten önce uygulanmaları gerekir. Karbamat-kolinesteraz bağı 4 8 saatte spontan geri döner ve normal kolinesteraz molekülü çöker [1,6]. Organofosfat ve karbamatlar aynı patofizyolojik mekanizmaya ve benzer klinik özelliklere sahiptirler. Bununla beraber, karbamat daha az toksik ve zayıf MSS penetrasyonuna sahiptir ve benzer olmasına rağmen daha kısa ve benin klinik gidiş gösterir [6]. Klinik Klinik tablo, spesifik ajanlara, absorbe edilen miktara ve maruziyet şekline bağlıdır. Organofosfatlarla zehirlenmede alınan miktar çok fazla ise, bulgular dakikalar içinde ortaya çıkabilir. Hastaların çoğu alımdan sonra genellikle 8 24 saat içinde semptom vermeye başlar. İlk bulguların ortaya çıkması, yağda çözünürlüğü yüksek olan bileşiklerde yağ dokusundan yeniden dağılım nedeniyle gecikebilir veya yenileyen klinik bulgulara rastlanabilir. Başlangıç inhalasyonla çok hızlı, transdermal absorbsiyonla en yavaştır. Ancak dermatit veya deride açıklıklar olması, transdermal emilimi hızlandırabilir [6]. Akut sistemik organofosfat zehirlenmesi MSS de muskarinik, nikotinik ve somatik motor değişikliklere neden olur. MSS de kolinerjik deşarjın meydana getirdiği semptomlar; anksiyete, uykusuzluk, emosyonel labilite, titreme, baş ağrısı, baş dönmesi, mental konfüzyon, deliryum ve halusinasyondur. Dolaşım ve solunum merkezlerinin depresyonuyla komaya yol açabilir [6]. Asetilkolinle oluşan muskarinik reseptör stimülasyonu genellikle predominanttır ve salivasyon, lakrimasyon, terleme, üriner inkontinans, diyare, gastrointestinal distres, emezis ve bradikardi oluşumuna yol açar. Genelde bradikardi hakimdir fakat taşikardi de görülebilir. Bradikardi, baş dönmesi veya senkop oluşturabilir. Asetilkolin fazlalığı sonucu oluşan bronkospazm ve bronkore, hipoksi ve taşikardi meydana getirebilir. Miyotik pupil, lekeli görme ve pupiller konstriksiyon kolinerjik etki ile ortaya çıkar [6,8]. Asetilkolin sempatik ganglion ve adrenal medulladaki nikotinik reseptörleri stimüle eden presinaptik nörotransmitterdir. Aşırı stimülasyon sonucu solgunluk, midriyazis, taşikardi ve hipertansiyon oluşur. Parasempatik stimülasyon genelde hakimdir. 56

Organofosfat Zehirlenmesi Fakat sempatik hakimiyet ile taşikardi ve hipertansiyon görülür. Nöromuskuler bileşkedeki nikotonik stimülasyon, kas fasikülasyonu, kramplar ve kas zaafıyla sonlanır. Bu sendrom paralizi ve arefleksiye ilerler. Solunum kasları paralizisi akut respiratuar yetmezlik ve ölümle sonuçlanır. Miyozis ve kas fasikülasyonları toksisitenin güvenilir klinik işaretleri gibi görünür [9]. Ara sendrom, akut organofosfat zehirlenmesini takiben 1 4 günde meydana gelir. Akut zehirlenme belirgin hale geldiğinde hasta iyileşmiş görünür. Klinik olarak boyundaki fleksör kaslar, kraniyal sinirler tarafından innerve edilen kaslar, proksimal ekstremiteler ve solunum kaslarının paralizisi bazı hastalarda solunum desteğine ihtiyaç gösterebilir. Elektromiyografi (EMG) ile nöromuskuler bileşkedeki problemin gösterilmesi tanıda yardımcı olabilir. Agresif, erken antidot tedavisi ve destek ölçümleri bu sendromu önleyebilir. Semptomlar genellikle 4 18 gün içinde kararlı hale gelir [6]. Nonkolinesteraz ile ilgili nörotoksik sendrom olan organofosfat nedenli gecikmiş nöropati, (OPIDN) akut zehirlenmeden 2 3 hafta sonra oluşur ve alt ekstremitelerin paralizisi ile karakterizedir. Nöropatinin, hedef enzimin inhibisyonuna bağlı olduğu düşünülmektedir. Gecikmiş bilateral rekürren laringeal sinir paralizisi, bu sendromun belirgin olması şeklinde tanımlanır [6,10]. Kronik, nörolojik ve nörodavranışsal sonuçlar, akut organofosfat zehirlenmesinden sonra nöropsikiyatrik defisitler ve paralizileri içerir. Daha çok lipitte eriyen organofosfatlar ile toksisitenin semptomları hemen ortaya çıkmaz ve birkaç hafta sürebilir. Düşük dereceli organofosfat zehirlenmesi, genellikle çiftlik çalışanları ve böcek zehiri üreten fabrika işçilerinde meydana gelir. Semptomlar ve belirtiler daha az dramatik ve nonspesifiktir. Değişik derecelerde baş ağrısı, bulantı, bitkinlik ve kolinerjik bulgular görülür. Nörofizyolojik etkiler kronik zehirlenmeyle tanımlanır [6]. Özel Durumlar Organofosfatlar sinir gazlarında bulunan asıl toksinlerdir. En potent insektisitlerin araştırılmasıyla sentezlenen G ajanı, kimyasal savaşlarda sinir ajanı olarak kullanılır. Bunların mekanizması asetilkolinesteraz inaktivasyonunu içerir. Bu kimyasallar dakikalar içinde etki gösterirler ve bu yüzden özellikle toksiktirler. Hızlı etkili ve son derece potenttirler. İnhalasyon ya da cilt yoluyla emilim sonucunda dakikalar içinde ölüm meydana gelir. Bu yüzden söz konusu ajanlarla meydana gelen zehirlenmelerde hastalar genellikle acil servise gelene dek ölmüş olurlar [7,11]. Tanı Organofosfat zehirlenmesi şüphesinde tanı; anamneze, anlamlı toksisite varlığı ve laboratuvar kolinesteraz düzeylerine dayanır. Hem akut hem de kronik zehirlenmede klinik bulgular belirsiz olduğu için, klinik bulgulara göre tanı koymak zordur. Toksisite nonspesifik grip benzeri sendrom gibi görünebilir. Toksisitenin derecesi spesifik bulguların varlığına dayanabilir ve hafif, orta ve şiddetli toksisite şeklinde tanımlanır [6,12]. Klinik olarak petrol ya da sarımsak benzeri koku, tanıda yardımcı olsa da karakteristik değildir. Kolinerjik toksisite, muskarinik veya nikotinik baskınlığına, toksinin MSS belirtilerine ve intoksikasyonun şiddetine göre çok değişkendir. Başlangıç İV atropin test dozu tanı koymaya yardımcı olsa da, zehirlenmenin semptom ve bulgularında beklenen düzelme olmaz. Mental status değişiklikleri, koma ve nöbetler görülebilir. Muskarinik belirtiler astımı taklit edebilir. Kronik obstrüktif pulmoner hastalıklarda artışa neden olabilir. Kardiyojenik pulmoner ödem, primer kardiyak bradikardi, hipotansiyon ve akut gastroenterit görülebilir. Miyozis geç görülebilir, oysa midriyazis varlığı hipoksiyi gösterir. Oküler zehirlenme kalıcı miyozise neden olabilir. Nikotinik belirtiler kas disfonksiyonu ve solunum yetmezliğinin diğer nedenlerini taklit edebilir. Nikotinik sitimülasyon belirtileri ve semptomları belirgin olduğunda, sempatomimetik toksinler ve diğer sempatik hiperaktivite nedenleri düşünülmelidir [6,10,12]. Plazma ve eritrosit kolinesteraz düzeyleri tanıda yardımcıdır ve tedavide yol göstericidir, fakat kolayca elde edilemeyebilir. Klinik toksisite, eritrositlerdeki asetilkolinesterazda organofosfatın toksik etkisine göre değişir. Bu yüzden bu enzim, daha çok sinaptik kolinesteraz inhibisyonunun göstergesidir. Bununla birlikte, plazma kolinesterazı daha kolay gösterilebilir. Kolinesteraz inhibisyonunun derecesi hastalığın semptomatik olmasında önemlidir. Semptomlar genellikle % 50 den fazla inhibisyondan sonra meydana gelir. Hastalarda değişkenlik göstermesine rağmen, yüksek-normal kolinesteraz düzeyi akut sistemik zehirlenmede hariç tutulur. Temel kolinesteraz düzeylerindeki düşüşün derecesinin toksisiteyle korele olduğu düşünülür. Hasta normal düzeylerde hafif klinik toksisite gösterebilir. Kolinesteraz düzeyinde % 60 düşme durumunda, baş ağrısı ve parasempatik stimülasyon gelişir. Orta dereceli semptomlar kas zaafiyeti, tremor ve nöropsikiyatrik semptomlar olup % 60-90 azalmada gelişir. % 90 azalmadan sonra şiddetli semptomlar olan nöbetler, siyanoz, pulmoner ödem, solunum yetmezliği, koma ve ölüm meydana gelebilir [6,11,13]. Tedavi uygulanmadığında, plazma kolinesterazı 4 6 haftada ve eritrosit asetilkolinesterazı 90 120 günde normale döner. Plazma kolinesteraz düzeyleri, akut organofosfat zehirlenmeli hastalarda, kötü prognostik değere sahiptir. Fakat düzeyler atropin ihtiyacı ya da mekanik ventilasyon gerekliliği ile korele değildir. Kolinesteraz dereceli olarak düşme oranları gösterdiği zaman, kronik zehirlenme gibi, klinik semptomlar belki minimal olabilir. Genetik değişikliklerde, kronik hastalık durumlarında, karaciğer disfonksiyonunda, sirozda, malnütrisyon, düşük serum albumin durumlarında, neoplazi, infeksiyon ve gebelikte plazma kolinesteraz düzeyleri düşebilir. Eritrosit asetilkolinesterazı eritrosit dolaşımını etkileyen faktörlerce (hemoglobinopatiler gibi) etkilenebilir [14,15]. Rutin laboratuvar testleri tanı koydurucu değildir, fakat pankreatit tanısı, hipo/hiperglisemi ve karaciğer fonksiyon anormalliklerini içerebilir. EKG anormal olabilir; toksisitenin derecesiyle koreledir ve ventriküler disritmiler, torsades de pointes ve idioventriküler ritim görülebilir. Kalp blokları ve QTc intervalinde uzama yaygındır [16, 17]. Tedavi Tedavi dekontaminasyon, absorbsiyonun engellenmesi, genel destek ve yoğun respiratuar destek tedavilerinden oluşur. Tedavide antidotların verilmesi, toksisitenin derecesine göre yapılır. Tedavi kolinesteraz düzeyleriyle ilgili olmayabilir [6]. Sağlık çalışanlarının sekonder kontaminasyonu, hasta resüsitasyonu süresince önlenmelidir. Koruyucu elbise ve eldivenler giyilmelidir. Zehirlenme şüphesi bulunan hastalar, kontamine 57

Sarıtaş ve ark. çevreden uzaklaştırılmalıdır. Tüm giysiler ve aksesuarlar tamamen çıkarılmalı ve plastik atılabilir çantalara konmalıdır. Hasta bol miktarda sabunlu suyla acilen dekontamine edilmeli ve mümkünse daha sonra sulandırılmış etanolle yıkanmalıdır. Dekontaminasyon saçlı deri, saç, tırnaklar, deri ve konjonktivayı içermelidir. Derinin abrazyon ya da irritasyonundan kaçınılmalıdır. Kontamine su güvenli ve ayrı bir şekilde atılmalı ve drene edilmelidir [18-22]. Hasta % 100 oksijen, kardiyak monitör ve pulse oksimetre ile takip edilmelidir. Oksijen tedavisi, aşırı hava yolu sekresyonlarını ve bronkospazmı azaltır ve antidot tedavisi süresince ventriküler disritmi ihtimali azalır. Hipersalivasyon, bronkore ya da emezise bağlı hava yolu sekresyonları nazikçe aspire edilmelidir. Koma, nöbetler, solunum yetmezliği, aşırı solunumsal sekresyonlar ya da şiddetli bronkospazm, endotrakeal entübasyonu gerektirebilir. Nöromuskuler blokaj gerektiğinde nondepolarizan ajanlar kullanılmalıdır. İV yol açılır, tam kan sayımı ve kolinesteraz düzeyleri için kan alınır. Hipotansiyon varsa, başlangıç sıvı tedavisi normal salin ile bolus tarzında yapılır. Dekstroz ve naloksan gibi substratlar göz önünde bulundurulmalıdır. Yeni ya da çok alımlarda gastrik lavaj değerli olabilir. Aktif kömür verilebilir. Hava yolunun korunması lavajdan önce sağlanmalı, hidrokarbon karışmış olsa bile kolinerjik etkilerden diyare belirgin hale geldiğinden katartik verilmemelidir. Hemodiyaliz ve hemoperfüzyonun değeri ispatlanmamıştır [6,23]. Belirgin zehirlenmede farmakolojik müdahale atropin ve Pralidoxim in (2-hidroksiminometil-1-metil pridinium klorid; 2-PAM) verilmesinden oluşur. Atropin, MSS deki ve periferik muskarinik reseptörlerdeki asetilkolinin kompetitif antagonistidir. Muskarinik ve aşırı parasempatik stimülasyonun sekonder santral etkilerini geri döndürmede kullanılır. Doz kuru, bol trakeabronşiyal sekresyona göre titre edilir. Pupiller dilatasyon tedavide son nokta değildir. Orta şiddette zehirlenmede, atropin dozu yetişkinlerde 2-4 mg İV ve çocuklarda 0.05 mg/kg dır. İntramuskuler yoldan verilmesi mümkündür, ancak ideal değildir. Atropin deneme dozuna yetersiz cevap, organofosfat zehirlenmesinde gösterge değildir. Eğer etki görülmezse, bu doz her 5 10 dk da bir muskarinik semptomlar kaybolana kadar tekrarlanır. Sekresyonları kurutacak gerekli doz masif dozda olabilir ve gerekliyse tedavi uzatılabilir. Atropin infüzyonunun birkaç haftaya kadar uzatıldığını bildirenler de vardır. Tedavinin yetersizliğinde en genel neden yetersiz atropinizasyondur [6,11,24]. Oksimler sadece asetil kolin esteraz yaşlanmamış formda ise faydalıdır. Oksim tedavisinin etkinliği asetilkolinesteraz inhibitörünün formuna, plazma oksim konsantrasyonuna, oksim tedavisinin süresine ve plazma kolinesteraz konsantrasyonuna bağlıdır. PAM tüm dünyada en yaygın kullanılan oksimdir. Bu antidot fosfarilkolinesterazın rejenerasyonu tarafından restore edilir ve organofosfat molekül kalıntılarını detoksifiye ederek toksisiteyi önler. Klinik olarak bu bileşik muskarinik, nikotinik ve MSS semptomlarını iyileştirir ve organofosfatla ilgili kas paralizisini geri döndürür. Bu kolinerjik, nikotinik etkiler atropin tarafından geri döndürülemezken, PAM tarafından geri döndürülür. Kolinesteraz düzeylerini kan örnekleriyle elde ettikten sonra, PAM ın erken verilmesi kalıcı ve irreverzibl bağlanmadan önce olmalıdır. Akut zehirlenmede 24 36 saat içinde verilmesi ideal olandır. Eğer organofosfat toksisitesine dair güçlü klinik şüphe varsa, PAM geciktirilmeden verilmelidir. Akut intoksikasyonda kronik intoksikasyondan daha efektiftir. Önerilen doz yetişkinler için 1 g dır ve çocuk dozu 20 40 mg/kg dır. Normal salin içinde 30 dk lık infüzyon şeklinde verilebilir. Saatte bir tekrarlanabilir ve gerekirse multipl dozlarda yapılabilir. PAM 24 48 saat için, her 6 8 saatte bir, semptomlar kaybolana kadar verilebilir. Devamlı infüzyon uygulanabilir. Kombine tedavide gerekirse atropin dozu azaltılır. Asemptomatik hastalarda ya da karbamatlarla zehirlendiği bilinen minimal semptomlu hastalarda bu antidot uygulanmaz. PAM tedavisine yanıt olan kas zaafiyetinde ve fasikülasyonda azalma ve atropinle muskarinik etkilerden kurtulma, genelde uygulamadan sonra 10 40 dk içinde meydana gelir. PAM kullanımı geç subakut ya da kronik sonucu önleyebilir [6,9,24,25]. Nöbetler hava yolu maniplasyonu, benzodiyazepinler ve antidot ile, pulmoner ödem ve bronkospazm ise oksijen, entübasyon, pozitif basınçlı ventilasyon, atropin ve PAM ile tedavi edilir. Disritmilerin tedavisi temel kardiyak destek kriterlerine göre yapılır. Süksinil kolin, esterli anestezikler ve beta blokerlerden muhtemel zehirlenmede kaçınılmalıdır [6,11]. Hafif olgularda sadece dekontaminasyon ve acil serviste 6 8 saat gözlem yeterlidir. Antikolinesteraz aktivitesi bazal değerlere dönene kadar yeniden zehirlenmeden kaçınılmalıdır. Yeniden zehirlenme riski taşımayan olgular günlük hayata dönebilir. Belirgin derecede semptomu olan hastalar gerekirse yoğun bakım ünitesine alınır. Hastaların çoğu 48 saat içinde PAM tedavisine yanıt verir. Eğer toksinler yağda çözünebilir özellikteyse, semptomatik periyot uzayabilir ve bu süreç PAM a bağlıdır. Haftalar süren periyot boyunca yeni enzimler yeniden sentezlenirken, bakım ve solunum desteği gerekebilir. Tedavide son nokta, elde bulunan PAM tedavisiyle semptom ve belirtilerin kaybolmasıdır. Akut zehirlenmeyi takiben, hasta değişik nörolojik sekellere sahip olabilir ve nonspesifik semptomlar günlerce, hatta aylarca devam edebilir. Organofosfat zehirlenmesinden ölüm, genelde tedavi edilmemiş hastalarda 24 saat içinde meydana gelir. Eğer posthipoksik beyin hasarı yoksa ve hasta erken tedavi edilirse, 10 gün içinde semptomatik iyileşme olur. Solunum kaslarının paralizisine sekonder solunum yetmezliği ya da MSS depresyonu ve bronkore ölümün en yaygın nedenidir [6, 26, 27]. Kaynaklar 1. US EPA Office of Pesticide Programs. FY 2002 Annual Report. Washington, DC: US Environmental Protection Agency. Available at: http://www.epa.gov/oppfead1/ annual/2002/2002annualreport.pdf. 2. Eddleston M, Karalliedde L, Buckley N ve ark. Pesticide poisoning in the developing world-a minimum pesticides list. Lancet 2002;360:1163 7. 3. Eddleston M, Phillips MR. Self poisoning with pesticides. BMJ 2004;328: 42 4. 4. Watson WA, Litovitz TL, Klein-Schwartz W 58

Organofosfat Zehirlenmesi ve ark. 2003 annual report of the American Association of Poison Control Centers Toxic Exposure Surveillance System. Am J Emerg Med 2004;22: 335 404. 5. Calvert GM, Plate DK, Das R ve ark. Acute occupational pesticide-related illness in the US, 1998-1999: surveillance findings from the SENSOR-pesticides program. Am J Ind Med 2004;45: 14 23. 6. Robey WC, Meggs WJ. Insecticides, Herbicides and Rodenticides. In: Tintinalli JE, Kelen GD, Stapczynski JS, eds. Emergency Medicine: a Comprehensive Study Guide. 6th Edn. McGraw-Hill Co, New York, 2004; pp. 1134 43.. 7. Okumura T, Takasu N, Ishimatsu S ve ark. Report on 640 victims of the Tokyo subway sarin attack. Ann Emerg Med 1996;28: 129 35. 8. Worek F, Kirchner T, Backer M, Szinicz L. Reactivation by various oximes of human erythrocyte acetylcholinesterase inhibited by different organophosphorus compounds. Arch Toxicol 1996;70: 497 503. 9. Eyer P. The role of oximes in the management of organophosphorus pesticide poisoning. Toxicol Rev 2003;22: 165 90. 10. Munidasa UA, Gawarammana IB, Kularatne SA, Kumarasiri PV, Goonasekera CD. Survival pattern in patients with acute organophosphate poisoning receiving intensive care. J Toxicol Clin Toxicol 2004;42: 343 7. 11. Thiermann H, Szinicz L, Eyer F ve ark. Modern strategies in therapy of organophosphate poisoning. Toxicol Lett 1999;107: 233 9. 12. Aygün D. Diagnosis in an acute organophosphate poisoning: report of three interesting cases and review of the literature. Eur J Emerg Med 2005;12: 102 3. 13. Worek F, Koller M, Thiermann H, Szinicz L. Diagnostic aspects of organophosphate poisoning. Toxicology 2005;214:182 9. 14. Worek F, Diepold C, Eyer P. Dimethylphosphoryl-inhibited human cholinesterases: inhibition, reactivation, and aging kinetics. Arch Toxicol 1999;73: 7 14. 15. Güven M, Sungur M, Eser B, Sarı I, Altuntaş F. The effects of fresh frozen plasma on cholinesterase levels and outcomes in patients with organophosphate poisoning. J Toxicol Clin Toxicol 2004;42: 617 23. 16. Sahin I, Onbasi K, Sahin H, Karakaya C, Ustun Y, Noyan T. The prevalence of pancreatitis in organophosphate poisonings. Hum Exp Toxicol 2002;21: 175 7. 17. Harputluoğlu MM, Kantarçeken B, Karıncaoğlu M ve ark. Acute pancreatitis: An obscure complication of organophosphate intoxication. Hum Exp Toxicol 2003;22: 341 3. 18. Butera R, Locatelli C, Barretta S. Secondary exposure to malathion in emergency department healthcare workers. Clin Toxicol 2002;40: 386. 19. Stacey R, Morfey D, Payne S. Secondary contamination in organophosphate poisoning: analysis of an incident. QJM 2004;97: 75 80. 20. Geller RJ, Singleton KL, Tarantino ML, Drenzek CL, Toomey KE. Nosocomial poisoning associated with emergency department treatment of organophosphate toxicity-georgia, 2000. J Toxicol Clin Toxicol 2001;39: 109 11. 21. Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Nosocomial poisoning associated with emergency department treatment of organophosphate toxicity--georgia, 2000. 22. Köksal N, Büyükbeşe MA, Güven A, Çetinkaya A, Hasanoğlu HC. Organophosphate intoxication as a consequence of mouth-to-mouth breathing from an affected case. Chest 2002;122: 740 1. 23. Little M, Murray L. Consensus statement: risk of nosocomial organophosphate poisoning in emergency departments. Emerg Med Australas 2004;16: 456 8. 24. 24. Johnson MK, Jacobsen D, Meredith TJ. Evaluation of antidotes for poisoning in organophorus pesticides. Emerg Med 2000;12: 22 37. 25. 25. Johnson S, Peter JV, Thomas K, Jeyaseelan L, Cherian AM. Evaluation of two treatment regimens of pralidoxime (1 gm single bolus dose vs 12 gm infusion) in the management of organophosphorus poisoning. J Assoc Physicians India 1996;44: 529 31. 26. Worek F, Bäcker M, Thiermann H ve ark. Reappraisal of indications and limitations of oxime therapy in organophosphate poisoning. Hum Exp Toxicol 1997;16: 466 72. 27. Thiermann H, Mast U, Klimmek R ve ark. Cholinesterase status, pharmacokinetics and laboratory findings during obidoxime therapy in organophosphate poisoned patients. Hum Exp Toxicol 1997;16: 473 80. 59