Hormon üreten dokular 3 grupta incelenir:

Benzer belgeler
ENDOKRİN BEZ EKZOKRİN BEZ. Tiroid bezi. Deri. Hormon salgısı. Endokrin hücreler Kanal. Kan akımı. Ter bezi. Ekzokrin hücreler

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM

Sunum planı. Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları

Hipotalamus hormonları. Leptin 1/30/2012 HİPOFİZ ÖN LOP HORMONLARI. Growth hormon : Büyüme hormonu Somatotropin

KONU 5 ENDOKRİN SİSTEM

Salgısını görev yerine bir salgı kanalıyla ulaştıran bezlerdir. Gözyaşı, tükrük, süt ve ter bezleri bu gruba girer.

Endokrin sistem fizyolojisi

GLANDULAE ENDOCRINAE Hormon adı verilen bir salgı yaparlar Salgılarını doğrudan kana verirler, Akıtıcı kanala ihtiyaç duymazlar.

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN

ENDOKRİN SİSTEM HİSTOLOJİSİ VE EMBRİYOLOJİSİ

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

Hipotalamus ve Hipofiz Hormon Denetim Süreçleri. Ders Öğretim Üyesi: Prof. Dr. T. Demiralp v1: 30 Nisan 2009

11. SINIF KONU ANLATIMI 29 ENDOKRİN SİSTEM 4 BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ (ADRENAL BEZLER)

ENDOKRİN SİSTEM. Selin Hoca

ENDOKRİN SİSTEME GENEL BAKIŞ. İngilizce Aslından Çeviren ve Yayına Hazırlayan : Uğur AYDOĞAN. Gazi Üniversitesi

Tükrük Bezleri Tükrük (saliva) adı verilen salgıyı üreten ve bu salgıyı ağız boşluğuna akıtan bezlerdir. -Mikroskopik tükrük bezleri: Ağız boşluğu

E DOK O RİN İ S İ S S İ T S EM

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN

ENDOKRİN SİSTEM ANATOMİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

ENDOKRİN (HORMONAL) SİSTEM

ENDOKRİN SİSTEM #4 SELİN HOCA

TIBBI TERMİNOLOJİ ÖZET ÜNİTE

1. Üretildikleri yerden hedef doku ve organlara kan ile taşınırlar. 2. Her hormonun etkilediği hücre, doku ve organ farklıdır.

Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer

ÜNİTE 4:HAYVANLARDA KİMYASAL SİNYALLER

Endokrin Sistem. Paratiroid Tiroid Pankreas Surrenal bez. Dr.Murat TOSUN

(İÇ SALGI BEZİ) ENDOKRİN SİSTEM

11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU

Polipeptitler ve proteinler Aminoasitlerden türeyen hormonlar

Tiroit hormonları 1. Folliküler hücrelerden sentezlenen hormonlar: Tiroksin (T 4. , tetraiyodotironin) (triiyodotironin) T 3

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu

DİŞİ EŞEY HÜCRELERİNİN GELİŞMESİ OLGUNLAŞMASI. Doç. Dr. A. Gürol BAYRAKTAROĞLU

Egzersizde Hormonal Değişimler Ve Düzenleme PROF.DR.MİTAT KOZ

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ...

ÜNİTE 10. Hormonlar. Amaçlar. İçindekiler. Öneriler

Adrenal Korteks Hormonları

Hücre. 1 µm = 0,001 mm (1000 µm = 1 mm)!

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri

YDUS İÇİN TARİHİ FIRSAT

ADIM ADIM YGS LYS Adım BOŞALTIM SİSTEMİ 3

ENDOKRİN SİSTEM FİZYOLOJİSİ. Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

Hücre reseptörleri. Doç. Dr. Çiğdem KEKİK ÇINAR

Arka Beyin Medulla Omuriliğin beyne bağlandığı bölge kalp atışı, nefes, kan basıncı Serebellum (beyincik) Kan faaliyetleri, denge Pons (köprü)

Fizyoloji PSİ 123 Hafta Haft 8 a

MAKEDONYA BİYOLOGLAR BİRLİĞİ. Çözümler. Sağ kulakçık. Аntijen ve antikorlar. Аsetilholin. Karaciğer. Са-iyonları ve ATP. Distal tubülde.

ENDOKRİN SİSTEM FİZYOLOJİSİ ENDOKRİN SİSTEM ENDOKRİN SİSTEM ENDOKRİN SİSTEM. Anabolizma 19/11/2015 ENDOKRİN SİSTEM. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

SİNİR SİSTEMİ Sinir sistemi vücutta, kas kontraksiyonlarını, hızlı değişen viseral olayları ve bazı endokrin bezlerin sekresyon hızlarını kontrol eder

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

HİSTOLOJİ ATLASI UYGULAMA KILAVUZU

ENDOTEL YAPISI VE İŞLEVLERİ. Doç. Dr. Esra Atabenli Erdemli

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

ADRENAL KORTEKS HORMONLARI GLİKOKORTİKOİDLER. Doç. Dr. Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı

DİŞİ ÜREME ORGANLARI

Doğum Sonrası (post-natal) Büyüme

ENDOKRİN SİSTEM HİSTOLOJİSİ

Genital siklus Pubertaya ulaşan bir dişide, hipotalamus ve hipofiz bezinin kontrolü altında ovaryum ve uterusta bazı değişiklikler meydana gelir.

Endokrin Sistem ve hastalıkları. Uz. Fzt. Nazmi ŞEKERCİ

Endokrin Sistem ve hastalıkları. Uz.Dr.Aydan Ünsal 2 Mart saglık meslek okulu hastalık bilgisi dersi

HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücrenin fiziksel yapısı. Hücre membranı proteinleri. Hücre membranı

HÜCRE SĠNYAL OLAYLARI PROF. DR. FATMA SAVRAN OĞUZ

4 Endokrin Sistem ÜNİTE. Amaçlar. İçindekiler. Öneriler. Bu üniteyi çalıştıktan sonra,

TİMUS DR. OKTAY ARDA DR. OKTAY ARDA 1

Sayfa BİYOLOJİ VE BİLİMSEL YÖNTEM... 1 Bilim ve Bilimsel Yöntem... 2

ENDOKRİN SİSTEMİ VE ÖZEL DUYU ORGANLARI. Yrd. Doç. Dr. Kadri KULUALP Yrd. Doç. Dr. Önder AYTEKİN

Ayxmaz/biyoloji Homeostasi

Özofagus Mide Histolojisi

BİYOLOJİ VE BİLİMSEL YÖNTEM... 1 Bilim ve Bilimsel Yöntem... 2

Dersin Amacı. Başlıca hücresel sinyal yolaklarının öğrenilmesi Sinyal yolaklarının işlevleri hakkında bilgi sahibi oluynmasıdır.

HİSTOLOJİ. DrYasemin Sezgin

HORMONLAR VE ETKİ MEKANİZMALARI

DİNLENİM MEMBRAN POTANSİYELİ. Prof. Dr. Taner Dağcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ab. D.

Hipotalamo-hipofizer Hormonlar

E2 (ESTRADIPL) Normal Değerler: Erkek: <62 pg/ml Kadın:

EGZERSİZİN ENDOKRİN SİSTEME ETKİLERİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ

T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM & ÖĞRETİM YILI DÖNEM II

Androjenler ve Anabolik Steroidler

ENDOKRİN SİSTEM. Hormonlar bir hücre veya hücre topluğu tarafından salınıp kana karışan ve kanla taşınan kimyasal maddelerdir.

DERSLER TEORİK PRATİK TOPLAM

Konjenital adrenal hiperplazi

ENDOKRİN SİSTEM FİZYOLOJİSİ

BİY 471 Lipid Metabolizması-I. Yrd. Doç. Dr. Ebru SAATÇİ Güz Yarı Dönemi

Nöron uyarı gönderdiğinde nörotransmitterleri barındıran keseciklerin sinaptik terminale göçü başlar.

T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM & ÖĞRETİM YILI DÖNEM II

HORMONLAR GÖREVLERİ VE EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLEN HASTALIKLAR

Meme şekli-büyüklüğü ineğin kalıtsal yapısı, yaşı, süt verim düzeyi, laktasyon dönemi ve laktasyon sayısına bağlı olarak faklılık gösterir.

HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111

EGZERSİZDE ENDOKRİN SİSTEM DEĞİŞİKLİKLERİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

-Sinir sistemi ve endokrin sistemi karşılaştıralım:

11. SINIF KONU ANLATIMI 43 SİNDİRİM SİSTEMİ 2 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

Epitel hücreleri glikokaliks denen glikoprotein örtüsü ile çevrilidir. Epitel hücrelerinin birbirine yapışmasını sağlar. Epitel hücrelerinin üzerine

Kazanım Merkezli Çalışma Kağıdı 1. Ünite Vücudumuzda Sistemler Boşaltım Sistemi

ÜNİTE TEMEL ANATOMİ İÇİNDEKİLER. Doç. Dr. İsmail MALKOÇ HEDEFLER ENDOKRİN SİSTEM (SYSTEMA ENDOCRINAE)

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

HÜCRELERARASI İLETİŞİM

LİPOPROTEİNLER. Lipoproteinler; Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı. stabilize edilmeleri gerekir. kanda lipidleri taşıyan özel

Kalbin Kendi Damarları ve Kan kaynakları; Koroner Damarlar

Transkript:

ENDOKRİN SİSTEM

ENDOKRİN SİSTEM o Çok hücreli canlılarda homeostazisin devamlılığı sinir sistemi ve endokrin sistem tarafından sağlanır. o Sinir sistemi homeostazisi nöronlar tarafından üretilen elektriksel impulslarla kontrol ederken, o Endokrin sistem hormon olarak adlandırılan kimyasal haberciler salgılayarak hücreler arası haberleşmeyi sağlar.

Hormon üreten dokular 3 grupta incelenir: I. Endokrin organlar: Hipofiz, pineal bez, tiroid bezi, paratiroid bezleri ve adrenal bezler bu gruptadır. II. Endokrin hücre grupları: Pankreas da Langerhans adacıkları, ovaryumda teka lutein hücreleri, korpus luteum hücreleri ve endokrin interstisyel hücreler, testisde Leydig hücreleri ve plasentada koriyon epiteli. III. Endokrin fonksiyonlu tek hücreler: Bağırsaklar gibi bazı organlarda epitelde veya lamina propriyada yerleşen tek hücrelerdir. Bu hücreler peptidleri sentezlerler.

HORMON NEDİR? Hormonlar nörotransmitterlere (sinirsel uyarıcılar) benzeyen ve hedef hücrede bir yanıt oluşturan haberci moleküllerdir. Ör: Norepinefrin (noradrenalin) bir nörotransmitter maddedir. Aynı zaman da bir hormondur. Nörotransmitterler akson ile Hormonlar kanla taşınırlar.

HORMONLARIN ÖZELLİKLERİ 1. Hormonlar genel olarak; proteinler, steroidler ve aminler olmak üzere üç gruba ayrılırlar. Protein veya polipeptid hormonlar grubu adenohipofiz, paratiroid, pankreas ve plasenta tarafından üretilen hormonları içine alır. Steroid hormonlar grubunda adrenal korteks ve gonadlardan üretilen hormonlar bulunur. Amin grubu hormonlar ise adrenal medulla ve tiroid tarafından üretilirler.

HORMONLARIN ÖZELLİKLERİ 2. Çok küçük konsantrasyonları etkilidir. 3. Kan damarlarıyla taşınırlar. 4. Etkilerini uzun sürede gerçekleştirirler. 5. Vücudun her tarafına dağılırlar fakat sadece spesifik reseptörlere sahip olan hedef hücreleri stimule ederler. 6. Reseptör hormon etkileşimi enzim-substrat etkileşimine benzer. Ancak hormonlar kimyasal değişimler oluşturmazlar.

HORMONLARIN ÖZELLİKLERİ 7. Reseptör-hormon kombinasyonları bir anahtar gibi belirli metabolik yolları açarak veya kapatarak işlev görürler. Reseptörler: Hormonun plazma membranını geçip geçmemesine bağlı olarak ya hücre membranında ya da çekirdekte bulunan protein veya glikoprotein molekülleridir. 8. Bir hedef hücre 2 farklı hormon için reseptörlere sahip olabilir. Bir hormon reaksiyonu stimule ederken, diğeri inhibe eder. Örn: Norepinefrinin oluşturduğu reaksiyonları insulin hormonu inhibe eder. İnsulin ya glikozun miktarını azaltarak ya da glikojenin glikoza dönüşümünü inhibe ederek etkisini gösterir.

HORMONLARIN ÖZELLİKLERİ 9. Hormonlar genelde kana salgılanırlar ve uzaktaki hücreleri etkilerler. Buna göre 4 etki şekli bulunmaktadır: 1.Endokrin etki: Hormon kanda bulunur ve uzaktaki hedef hücreye bağlanır. 2.Parakrin etki: Hormon lokal olarak yayılır ve yakınında bulunan hedef hücreyi etkiler. 3.Otokrin etki: Herhangi bir uyarana karşı hücrenin ürettiği hormonun kendi membranındaki yüzey reseptörlerine bağlanarak kendisini etkilemesidir. 4.İntrakrin etki: Hücrede sentezlenen hormonun hücre dışına salınmaksızın hücre içinde işlev görmesidir.

Bazı peptid veya protein hormonlar ve faktörler intrasellüler fonksiyonlara sahip olduklarından intrakrinler olarak adlandırılırlar. Örn: İnsulin, Büyüme hormonu, Prolaktin Sinir büyüme faktörü- NGF Fibroblast büyüme faktörü- FGF Epidermal büyüme faktörü- EGF Platelet kökenli büyüme faktörü- PDGF İnsulin benzeri büyüme faktörü- ILGF İnterlökinler Defensinler Somatostatin Renin, Anjiogenin, Anjiotensin Leptin

Bu peptid hormonlar hücre içi etkilerini aşağıdaki yollarla gerçekleştirirler. 1.Sentezlendikten hemen sonra GER üzerindeki reseptörlere bağlanırlar (PDGF). 2. İntraveziküler reseptörlere bağlanırlar (EGF). 3.Çekirdek membranı üzerindeki reseptörlere bağlanırlar (İnsulin). 4. Nükleolar bileşenlere bağlanırlar (FGF, Anjiogenin) 5.Kromatine bağlanırlar (Anjiotensin II, NGF, EGF, PDGF). Steroid hormonlar da hücre içi reseptörler aracılığıyla etki gösterdiklerinden intrakrin etkili hormonlar olarak değerlendirilirler.

HORMONLARIN ÖZELLİKLERİ 10. Dolaşımdaki hormonlar hedef hücreler üzerinde interaktif etkiye sahiptirler. Bu etkiler; a. Sinerjik (iki veya daha fazla sayıda hormon birlikte yalnız başlarına oluşturdukları etkiden daha fazla bir etki oluştururlar). b. Permisif (Bir hormon hedef hücrenin ikinci bir hormona yanıt vermesine izin verir). c. Antagonist (Bir hormon diğerinin etkisine zıt etki gösterir)

HORMONLARIN ÖZELLİKLERİ 11. Hormonların salınımı, diğer hormonların kandaki düzeyine, hormonun etkisi altındaki belirli metabolik ürünlere ve sinirsel uyarımlara bağlıdır. Adenohipofiz hormonlarının üretimi, adrenal korteks, tiroid veya gonadlar gibi hedef organlar tarafından üretilen hormonlar kanda sirküle olduğunda inhibe edilir. Örn: Tiroid hormonunun belirli bir miktarı kanda bulunduğu zaman hipofiz tiroid hormonunun düzeyi düşünceye kadar TSH (Tiroid situmule edici hormon) üretimini durdurur. Böylece dolaşımdaki hormonların düzeyi daima bir denge içinde kalır.

HORMONLARIN ÖZELLİKLERİ 12. Hormon salınımı, varlığı ve kullanımı hormonal kontrol altında olan kandaki belirli maddelerin miktarlarıyla da düzenlenir. Örn: Kanda glikoz düzeyi yükseldiğinde insülin üretimi ve salınımı artar, oysa düşük kan şekeri adrenalin ve glukogan üretmek için adrenal medulla ve pankreasın endokrin bölümünü aktive eder. Kanda kalsiyum eksikliği paratiroid hormon sekresyonunu uyarır; kan kalsiyum düzeyindeki yükselme tiroidden kalsitonin salınımını uyarır. 13. Endokrin fonksiyon sinir sistemi tarafından düzenlenir.

HORMONLARIN SINIFLANDIRILMASI 1. Yağda erimeyen hormonlar (Hidrofilik hormonlar): Bu grupta amin, glikoprotein ve polipeptid hormonlar yer alır. Monoaminler (biyojenik aminler), tirozin aminoasitinden sentezlenirler. Epinefrin, dopamin, ve tiroid hormonlarını içine alırlar. Peptid hormonlar ise; 3-200 aminoasitten oluşur. Oksitoksin ve antidiüretik hormon (ADH) gibi.

1. Yağda erimeyen hormonlar (Hidrofilik hormonlar) Yağda erimeyen hormonlar suda eriyebilirler, fakat yağda erimedikleri için hedef hücrelere giremezler. Etkilerini göstermek için hücre yüzeyindeki bir reseptöre bağlanmaları zorunludur. Hormon (ilk haberci), hedef hücre membranındaki spesifik reseptör proteinine gevşek olarak bağlanır. Hormonun reseptöre bağlanması G proteinini aktive eder. Bu ikinci habercinin üretimini başlatır. İkinci haberci olarak genellikle siklik nükleotidler (siklik adenozin monofosfat- camp ve siklik guanizin monofosfat- cgmp) ve inositol 1,4,5-trifosfat kullanılır.

HORMONLARIN SINIFLANDIRILMASI 2. Yağda eriyen hormonlar (Hidrofobik hormonlar): Steroidleri içine alan bu hormonlar, hedef hücrenin plazmalemini kolayca geçerek sitoplazmaya girerler. Reseptör proteine bağlanmaya ve ikinci haberciye gereksinim yoktur. Ancak kanla taşınabilmeleri için albuminler, globulinler gibi spesifik bir proteine bağlanmaları gereklidir. Sitoplazmaya giren hormon spesifik bir protein ile reaksiyona girer ve hormon-reseptör kompleksini oluşturur.

LOKAL HORMONLAR Eikozanoidler, endojen polipeptidler (anjiotensin, kininler) ve biyolojik olarak aktif aminlerden oluşan diğer kimyasal haberciler, yakınlarındaki hücreleri stimule ettikleri ve kısa mesafelere taşındıkları için lokal hormonlar (parakrin salgılar) veya otokoidler olarak adlandırılırlar.

DİFFUZ NÖROENDOKRİN SİSTEM Endokrin sistemin büyük bir alt bölümünü oluşturan nöroendokrin sistem hücreleri nöronlar gibi kimyasal haberciler üretirler (aktif aminler), fakat bu habercileri nörotransmitter olarak kullanmak yerine hormonlar olarak dolaşıma ve doku sıvısına verirler. Nöroendokrin hücreler, polipeptidleri ve biyolojik olarak aktif aminleri ön maddelerden sentezleyebilme ve depolama yeteneğine sahiptirler.

DİFFUZ NÖROENDOKRİN SİSTEM Biyolojik aminlerin sentezi için gerekli bir enzim olan aminoasit dekarboksilazı yüksek miktarlarda içerirler. Amin ön maddelerini birleştirme ve dekarboksile etme yetenekleri olduğu için bu nöroendokrin hücre grubuna APUD (Amine Precursor Uptake and Decarboxylase) sistem, diffuz nöroendokrin sistem (DNES) veya paranöronlar olarak isimlendirilmektedir.

DİFFUZ NÖROENDOKRİN SİSTEM Nöral kristadan köken aldıkları düşünülen nöroendokrin sistem hücrelerinin histolojik identifikasyonları ve sınıflandırılmaları amin ve peptid içeriklerine göre yapılır. Nöroendokrin sistem vücudun her tarafına diffuz olarak dağılmış hücre kümelerinden oluşur.

DİFFUZ NÖROENDOKRİN SİSTEM Bazı organlarda yığınlar yaparak organın bir bölümünü şekillendirir (adren medullası, adenohipofiz, pankreasın Langerhans adacıkları). Bazen de ya bir organın stroması içerisinde diffuz olarak yerleşirler (tiroid bezindeki C hücreleri) ya da epiteliyal yüzeyler içerisinde yer alırlar (bağırsak ve akciğerlerde bulunan nöroendokrin hücreler).

DİFFUZ NÖROENDOKRİN SİSTEM APUD sisteme ait olan hücreler özellikle gastrointestinal sistemde yerleşirler. Bunlar, gastrointestinal endokrin, enteroendokrin, argentaffin, arjirofilik ve enterokromaffin hücreler gibi adlar alırlar. Mide, bağırsaklar ve pankreas da bulunduklarından gastroenteropankreatik (GEP) hücreler olarak ta tanımlanırlar. Gastrointestinal sistemdeki endokrin hücreler açık ve kapalı tip endokrin hücreler olmak üzere 2 ye ayrılırlar.

DİFFUZ NÖROENDOKRİN SİSTEM 1. Açık tip endokrin hücreler Bazal membran üzerine oturan ve apikal kısımları gastrointestinal kanal lumenine ulaşarak lumen içeriğiyle temasta olan hücrelerdir. G hücreleri.. Gastrin D hücreleri.. Somatostatin Midenin pilorusunda bulunan G hücreleri mide asiti (HCI) ve pepsinojen salınımını stimule ederler. G hücreleri duodenum ve pankreasta da bulunur. Gastrin üretimi midede gıda bulunduğu zaman aktive edilir, düşük ph da inhibe edilir.

DİFFUZ NÖROENDOKRİN SİSTEM D hücrelerinin fonksiyonu, mide ve duodenumun lumenindeki asit ile aktive edilir. Pilorusun antrumunda bulunan D hücrelerinden salgılanan somatostatin, G hücrelerinin işlevlerini dolayısıyla asit üretimini durdurur. Duodenumdan salgılanan somatostatin, sekretin ve kolesistokonin salınımını da durdurur. Somatostatin pankreastan da salınır ve insulin ve glukagon hormonu salınımını inhibe eder.

Regulation of Acid Secretion

DİFFUZ NÖROENDOKRİN SİSTEM 2. Kapalı tip endokrin hücreler: Mukozanın derinlerinde bulunan kutuplaşma göstermeyen küçük yuvarlak hücrelerdir. Bulundukları dokulardaki değişimleri algılama yetenekleri vardır. Bikromat tuzlarını alabildiklerinden enterokromaffin hücreler olarak tanımlanırlar. Ayrıca herhangi bir indirgeyici ajan olmaksızın gümüş solüsyonunu metalik gümüşe indirgediklerinden argentaffin hücreler olarak ta adlandırılırlar.

GONADLAR Erkekte testis, dişilerde ise ovaryumdan salgılanan hormonlara gonadal hormonlar adı verilir. Erkekte androjenler, dişilerde ise östrojenler olarak bilinir. Dişilerde ayrıca dişinin reprodüktif yaşamında önemli bir rol oynayan progesteron hormonu da salgılanır. Gonadal hormonların salgılanması hipotalamusun ve hipofizin pars distalisinden salınan gonadotropinlerin (Follikül stimule edici hormon-fsh ve Luteinize edici hormon-lh) kontrolü altındadır.

PLASENTA Plasentadan steroid ve protein tabiatında hormonlar salgılanır. 1. Steroid hormonlar: a. Progestinler: Progestinler progesteron reseptörlerine bağlanan moleküllerdir. Endometriyumu destekleyerek fötüsün yaşamını sürdürmesini sağlayan bir çevre oluştururlar. Uterus düz kas kontraksiyonunu baskılarlar. b. Östrojenler: Miyometriyumun büyümesini stimüle eder. Süt bezlerinin alveolleri ile akıtıcı kanallarının gelişimini uyarırlar. Ekuilin ve ekuilenin gebe kısraklarda görülen östrojenlerdir. Sığır, koyun ve keçideki östrojen, östron dur.

PLASENTA 2. Protein hormonlar: a. Koriyonik gonadotropinler : Gonadları aktive eden bu hormonlar, sadece primatlarda ve atta üretilirler. İnsanda human koriyonik gonadotropin (hcg) trofoblastlar tarafından sentezlenir ve gebeliğin tanısında kullanılır. Atta gebe kısrak (equine) koriyonik gonadotropini (ecg) follikül stimule edici hormon benzeri aktiviteye sahiptirler. Bu nedenle ecg, özellikle embriyo transfer programlarında olmak üzere diğer hayvanlarda süperovulasyonda kullanılır.

PLASENTA 2. Protein hormonlar b. Plasental laktojenler : Bu hormonlar prolaktin ve büyüme hormonu ile ilişkili moleküller olup, primatlarda, ruminantlarda ve kemiricilerde identifiye edilmişlerdir. Fötal ve maternal metabolizmaları harekete geçirerek fötüsün kullanması için gerekli olan enerji substratlarını mobilize ederler. Gebelik sırasında folikül gelişimini inhibe ederler, Korpus luteumun fonksiyonunu stimule ederler, Doğum öncesi meme gelişimine katkıda bulunurlar.

PLASENTA 2. Protein hormonlar c.relaksin: Gebeliğin devam etmesi için progesteron ile birlikte sinerjik etkiye sahip bir hormondur. Gebeliğin sonunda ve doğumda gebeliğin pelvik ligamentlerin gevşemesine, serviksin yumuşamasına ve servikal açıklığın büyümesine neden olur. Relaksin bazı türlerde plasenta, bazılarında korpus luteum, diğerlerinde ise her ikisi tarafından üretilir.

RELAKSİN Kısraklarda korpus luteumdan ziyade plasentanın fötal yarımı tarafından üretilir. Köpek ve kedilerde de primer salgılanma yeri plasentadır, ancak az miktarda ovaryum tarafından da sentezlenir. Yalancı gebe kedi ve köpeklerin serumunda relaksin hormonu bulunmaz. Bu nedenle relaksin gebelik teşhisinde kullanılır.

HİPOTALAMUS Diensefalonun ventral bölümünü oluşturur. Hipotalamus, viseral (otonom), limbik sistem (Hipokampus, singulat girus, hipotalamus, mammilary body ve amigdala nın birlikteliğinden oluşan yapıdır) ve endokrin sistemlerin aktivitelerini bütünleştiren bir organ olarak işlev görür. Adenohipofiz hormonlarının salgılanması ve stimule edilmesi. Nörohipofiz hormonlarının kontrolü Seksüel aktivite ve heyecan davranışları Su ve gıda alımı, beslenme davranışları, Uykunun kontrolü, Termoregülasyonun kontrolü

HİPOTALAMUS Hipotalamus üç bölgeye ayrılır: a. Periventriküler bölge: Üçüncü ventriküle komşu olan bölümdür ve adenohipofizden hormonların salgılanmasını stimule eden nukleuslar içerir. b. Lateral bölge: Limbik sistemden gelen bilgiyi bir bütün haline getirir ve talamusun diğer bölümlerine gönderir. Lateral bölge mediyal ön beyine ait inen ve çıkan sinir teli demetleri içerir. c. Mediyal bölge: Anteriyör, orta ve posteriyör bölüm olmak üzere ayrılan ve nükleuslar içeren bölgedir

HİPOTALAMUS Adenohipofiz hormonlarının kontrolü: Adenohipofizeyal sekresyon hipotalamusun paraventriküler nukleusunun küçük nöronları tarafından salgılanan salgılatıcı (releasing) ve inhibitör faktörlerce düzenlenir. Büyüme hormonu salgılatıcı ve inhibe edici faktörler (Growth hormone-releasing hormon, GHRH, GHRF ve growth hormoneinhibiting factor, GHIF), Adrenokortikotropik hormon salgılatıcı faktör (Corticotropinreleasing faktör, CRF), Gonadotropin salgılatıcı hormonlar (GnRH) (FSH-releasing factor, FRF, LH-releasing factor, LRF) ve TSH- salgılatıcı faktörler (thyrotropin-releasing factor, TRF), Somatostatin ve Dopamin hormonları hipotalamo-hipofizeyal portal sisteme salınır ve etkilerini hipofiz ön lobu üzerinde gösterirler.

HİPOTALAMUS Nörohipofiz hormonlarının kontrolü: Hipotalamusun paraventrikular nükleusundaki küçük (parvoselüler) ve büyük nöronlar (magnoselüler) ile, supraoptik nükleusundaki büyük nöronlar antidiüretik hormon (Vasopressin) salgıladıkları halde, periventrikular nükleus ile supraoptik nükleusundaki büyük nöronlar oksitosin hormonunu salgılarlar. Magnosellüler nöronların terminal aksonları bu hormonları hipofiz arka lobundaki sinir hücrelerine taşır.

HİPOFİZ (Gl. Pituitaria) Bütün endokrin sistemin yönlendirici organı olarak görev yapan hipofiz, diensefalonun tabanında bir sapla hipotalamusa bağlı olarak bulunur. Sfenoid kemiğin sella tursikası içinde uzanan hipofiz, kökeni, yapısı ve fonksiyonu farklı olan iki ayrı bölümden oluşur: Adenohipofiz (Adenohypophyse) Nörohipofiz (Neurohypophyse)

HİPOFİZ Adenohipofiz farklı boyanan hücrelerden oluşmuştur. Nörohipofiz ise, ipliksi bir yapıya sahiptir. İnsan ve ruminantlarda nörohipofiz adenohipofizin dorsalindedir. At, domuz, köpek, kedi gibi türlerde ise adenohipofiz nörohipofizi tamamen kuşatır.

1. ADENOHİPOFİZ Ağız boşluğunun tavanında beliren ektodermal bir divertikülden (Rathke kesesi) gelişen adenohipofiz üç bölümden oluşur: A. Pars distalis (Pars anteriyör) B. Pars tuberalis C. Pars intermedya.

Nörohipofiz sapının başlangıç kısmı, III. ventrikulusa doğru huni şeklinde bir çıkıntı yapar. Ventrikulusu saran bu kısım infundibulum dur. İnfundibulumun ventromediyan bölümü median eminense doğru kalınlaşır ve böylece adenohipofizin pars distalisini oluşturur. Adenohipofizin infundibulumu manşet gibi saran kısmına pars tuberalis denir. Adenohipofiz ve nörohipofiz arasındaki bölüm ise pars intermediya dır. Ratke kesesinin lumeni insan ve bazı hayvan türlerinde (ruminant, domuz, köpek ve kedi) pars distalis ve pars intermediya arasında bir yarık şeklinde kalabilir.

A. Pars distalis (Pars anteriyör) Yumak veya kordon şeklinde gruplar yapan hücrelerden ve bol miktarda genişlemiş kapilarlardan (sinuzoidler) oluşan pars distalis, retikulum iplikleri içeren sıkı bağdokudan fibröz bir kapsülle sarılmıştır. Pars distalis i oluşturan hücreler içerdikleri salgı granüllerinin boyanma özelliklerine göre; kromofoblar ve kromofiller olarak tanımlanırlar.

A. Pars distalis (Pars anteriyör) Kromofob hücreler: Işık mikroskobuyla incelendiklerinde granül içermedikleri gözlenen foliküler hücreler ve çok sayıda ince sitoplazmik uzantıya sahip yıldız hücreleri nden oluşurlar. Boya almadıkları için soluk sitoplazmalıdır. Kromofil hücreler: İçerdikleri granüllerin boyanma özelliklerine göre asidofilik (parlak kırmızıya boyananlara) ve bazofilik hücreler (maviye boyananlara) olarak tanımlanırlar.

A. Pars distalis (Pars anteriyör) Kromofil hücreler Asidofiller Kromofob hücrelerden daha büyük olup protein yapısında hormonları salgılarlar. Büyük ve çok sayıda eozinofilik granüllere sahiptirler. Somatotrop ve mammatrop hücreler olmak üzere iki tipi ayırt edilir. Bazofiller Hematoksilen ve diğer bazik boyalarla boyanan bu hücreler glikoprotein tabiatında hormonlar salgılarlar. Asidofilik hücrelerden daha büyüktürler, ancak daha küçük granüllüdürler. Tirotrop, Gonadotrop ve Kortikotrop hücreler olmak üzere üç tipi ayırt edilir.

A. Pars distalis (Pars anteriyör) Kromofil hücreler Asidofiller Somatotrop hücreler : Pars distalisin lateral bölümündeki baskın hücre tipidirler. Basit gruplar halinde sinuzoidlerin etrafında bulunurlar. Büyüme hormonu (GH veya somatotrophin, STH) üretirler. Orange G (+) Mammatrop (luteotrop) hücreler: Luteotropik hormon (-LTH, prolaktin, mammatrophin-mth) üreten bu hücreler normal durumlarda hücre kordonları halindedirler. Gebelikte ve doğumdan sonra hipertrofiye olurlar ve granül içerikleri artar. Eritosin ve carmoisin (+)

Somatotrop hücreler

Mammatrop hücreler

A. Pars distalis (Pars anteriyör) Kromofil hücreler Bazofiller Tirotrop hücreler: Tiroid bezini stimüle eden, bazik bir glikoprotein olan tiroid stimule edici hormon (TSH/TH) üretirler. Düzensiz biçimli veya köşeli hücreler olup pars distalisin orta ventral bölümünde baskın hücre tipidirler. Aldehit fuksin (+), PAS (+) Gonadotrop hücreler: Gonatropik hormonlardan Folikül stimule edici hormon (FSH) ve Luteinize edici hormon(-lh, erkeklerde interstisyel hücreleri stimule edici hormon-icsh) sentezleyen nispeten küçük hücrelerdir. Alcian blue (+), thionin (+)

A. Pars distalis (Pars anteriyör) Kromofil hücreler Bazofiller: Kortikotrop hücreler: Adren korteksinin fonksiyonlarını kontrol eden adrenokortikotropin (ACTH) hormonunu üreten hücrelerdir. Pars distalisin her tarafına dağılmışlardır.

Kortikotrop hücreler

Asidofiller Bazofiller LTH, Prolaktin, MTH STH veya GH TSH LH FSH ICSH ACTH

B. Pars Tuberalis Pars intermedia etrafında bir halka şekillendiren, infundibulumu kuşatan ve hipofizeyal portal sistemin venleri de dahil olmak üzere bol miktarda damar içeren bir bölgedir. Kordonlar, yığınlar veya foliküller şeklinde dizilen hücreler yassı veya kübik olabilirler.

C. Pars intermedia (Ara lop) Adenohipofizin nörohipofize yaslanmış olan bölümüdür. İnsanda genelde rudimenterdir. Evcil hayvanlarda ise daha geniştir. Asidofiller bulunmaz, ancak pek çok bazofilik hücre tipine sahiptir. Kapillarlar ve interstisyel bağ doku genelde azdır.

C. Pars intermedia (Ara lop) Hücre tiplerinin sayısı türe özgüdür. En bol bulunan hücre tipi kolloid ile dolu foliküller etrafında dizilen büyük ve soluk hücrelerdir. Diğer hücre tipleri tipik pars distalis hücreleri (özellikle ACTH hücreleri), foliküler hücreler, yıldız biçimli hücreler (kromofoblar) ve hipofizeyal yarığı örten basık küboidal hücrelerdir. Pars intermedianın ana hücre tipi MSH ve βlipotropin üretir.

2.NÖROHİPOFİZ Nörohipofiz hipotalamusun ventral bir evaginasyonu ile oluşur. Hipotalamusun supraoptik (nucleus supraopticus) ve paraventriküler nükleuslarındaki (nucleus paraventricularis) nöronlar tarafından üretilen nörosekretler için bir depo yeridir. Bu nedenle bir bez değildir.

2.NÖROHİPOFİZ Pars nervosa (posterior lop) üç yapısal bileşene sahiptir: Aksonlar, kapillarlar ve pituisitler 1.Aksonlar: Pars nervoza hipotalamusun supraoptik ve paraventriküler nukleuslarda bulunan nöronların miyelinsiz aksonları ile sinir sonlarını içerir. Aksonlar nörosekret granülleri içerirler. Bu granüllerdeki nörosekret materyali nörohipofizeyal hormonlar (oksitosin-pitosin, vazopressin-adh), nörofizin ve ATP içerir. Hipotalamus nükleuslarındaki nöronların aksonları pars nervozadaki kapilarlar üzerinde sinaps yapar ve taşıdıkları oksitosin-pitosin ve vazopressini direk kana verirler.

Oksitosin, özellikle koitus sırasında ve gebelik sonunda olmak üzere uterus duvarındaki kaslar ile süt bezlerini oluşturan alveol epitellerinin çeperindeki kasların kontraksiyonuna neden olur. Vazopressin, kan damarları duvarındaki kasların kasılmasını, özelliklede böbrekte tubulus distalislerden suyun geri emilimini ve idrarın yoğunluk kazanmasını sağlar.

2.NÖROHİPOFİZ Pars nervosa (posterior lop) 2. Kapilarlar: Fenestralı kapillar ağı şeklinde aksonları kuşatırlar. Nörosekresyon ürünlerini alır ve genel dolaşıma taşırlar. 3. Pituisitler: Fenestralı kapilarlar arasında bulunurlar. Çok sayıda dallanmış uzantısı olan gliya hücrelerine benzeyen hücrelerdir. Uzantıları perivaskuler aralıkta sonlanır ve merkezi sinir sistemindeki astrositlerin fonksiyonuna benzer işleve sahip olabilirler.

EPİFİZ (Corpus Pinale-Pineal bez) Pineal bez diensefalonun (ara beyin) kaudal bölümünün dorsalindeki bir çıkıntıdan köken alır. Amphibia ve çoğu reptilde pineal bez ışığa duyarlı (fotosensitif) olduğundan üçüncü göz veya pariyetal göz olarak adlandırılır. Bu hayvanlarda baş derisinin hemen altında bulunur ve biyolojik saati düzenler.

------------ Sıçanda epifiz

EPİFİZ (Corpus Pinale-Pineal bez) Kuşlarda başarılı bir üreme periyodu için çevresel ışık çok önemlidir ve pineal organın fonksiyonu seksüel aktiviteyi senkronize etmektir. Memelilerde ışığa duyarlılık kaybolmuştur, fakat pineal bez fonksiyonel olarak hala ışık siklusuyla ilişkilidir. Pineal bez, bilgisayar monitorlerinden mikrodalga fırınlarından, cep telefonlarından, yüksek gerilim hatlarından çıkan elektromanyetik dalgalara duyarlı (magneto sensitive) bir organdır. Kan damarlarını içeren pia mater organın içine penetre olarak düzensiz septumlar şekillendirir.

EPİFİZ (Corpus Pinale-Pineal bez) Memelilerde pineal bezin parenşiminin %95 ini pinealositler, %5 ini ise interstisyel glial hücreler oluşturur. Tipik bağdoku hücreleri (fibroblastlar, plazma hücreleri, mast hücreleri) ve fagositler de bulunur. Pineal bez, hipofiz bezi ile birlikte böbrekten sonra en zengin kan dolaşımına sahiptir. Kan-beyin bariyeri ile korunmadığından dolaşımla gelen substanslardan kolayca etkilenir, özellikle floride karşı oldukça duyarlıdır.

Sıçanda epifizin süperfisiyel bölümü

Pinealositler Aşağı sınıf omurgalılarda gerçek fotoreseptörler olmasına karşın, memelilerde nöroendokrin özelliktedirler. Pinealositler büyük, yuvarlak, ökromatik çekirdekli ve asidofilik sitoplazmalı olup nöronlara benzeyen epiteloid hücrelerdir. İnsan ve çeşitli hayvanlarda seksüel davranışları düzenleyen melatonin hormonunu ve insanda seksüel olgunlaşmada rol oynayan 5methoksitriptofol (ML) i salgılarlar.

İnterstisyel glial hücreler Kan damarları ile pinealositler arasında bulunan ve pinealositleri desteklemekle görevli olan tipik astrositlerdir. Heterokromatik bir çekirdeğe ve intermediyer filamanlar içeren uzun sitoplazmik uzantılara sahiptirler. Pineal bezde glial veya stromal kökenli olan hidroksiapatit kristalleri yapısına sahip beyin kumu (acervuli, corpora arenacea, psammona cisimcikleri) olarak adlandırılan yapılara da rastlanmaktadır.

EPİFİZ (Corpus Pinale-Pineal bez) Pineal bez, beynin serotoninden en zengin bölümü ve serotoninerjik aktivitenin önemli bir bölgesidir. Pineal bez tarafından salgılanan nörotransmitterlerden biri olan ve triptofandan köken alan melatonin enzimatik etkileşim ile serotoninden oluşur. Normalde ışık impulsları uzun süre alınmadığı zaman melatonin salgılanır. Gün ışığı melatonin salınımını inhibe eder.

Melatonin İlk kez sığır pineal bezinde identifiye edilmiş ve takiben hormon olarak tanımlanmıştır. Melatonin bakteriler, algler, mantarlar, bitkiler, insektler ve insan dahil omurgalı tüm organizmalarda bulunur. Melatonin vücudun önemli bir hormonudur ve nörohormon olarak adlandırılır. Endokrin sistemin bütün organlarının fonksiyonlarını düzenlemek için gereklidir.

Melatonin Hipofiz bezi endokrin organlardan hormonların salgılanmasını stimule eder, oysa pineal bez melatonin aracılığıyla organlardaki hormonların salgılanmasına durdurucu etki yapar. Eğer endokrin organlar veya bezler aşırı hormon salgılarlarsa, pineal bez bu hormonları engellemek için melatonin salgılar. Pubertiye kadar seksüel olgunlaşmayı geciktiren antigonadotropik etkiye sahiptir.

Melatonin Mevsime bağlı olarak üreme gösteren hayvanlarda (koyun, keçi, kedi ve kısrak) mevsimsel değişiklikleri düzenler. Sonbahar, kış aylarında, kısa gündüzler ve uzun gecelerde melatonin üretimi artar. Tersine bahar ve yaz aylarında gündüzlerin uzaması melatonin üretiminde azalmaya neden olur. Melatonin sentezinin azalması, daha fazla gonadotropin salgılatıcı faktörün salgılanmasını sağlar. Bu da daha fazla gonadal hormonun üretimine ve sonuçta seksüel davranışlarda artışa neden olur.

Melatonin İnsanda mevsime bağlı üreme görülmediği melatonin pubertal seksüel halde, olgunlaşmada önemlidir. Melatonin plasentayı geçer ve fötal sirkulasyona katılır. Melatonin intrauterin yaşam sırasında fötüsün gonadal ve genital gelişimi ile ilgili işlev görür. Melatonin ışık süresiyle organizmayı senkronize eder; kardiyovaskuler, gastrointestinal, respiratorik, renal sistem gibi birçok organı etkiler.

Melatonin Melatonin nöroendokrin ve immun sistemler arasındaki karşılıklı etkileşime karışır ve omurgalılarda iç homeostazisin korunmasından sorumludur. Melatonin immun sistemin gelişimi ile fonksiyonunu etkiler (immun regülatör).

TİROİD BEZİ Gl. Thyroidea Yutak endoderminden köken alır. Hem sentez yapan hem de depolayan bir bezdir. Diğer endokrin bezlerin aksine tiroid, ekzokrin bez yapısını andırır. Trakeyanın hemen önünde yerleşir ve kısmen trakeyayı çevreler. Tiroid bezinin çevresi bir kapsülle sarılıdır ve bu kapsül bezin içine bölmeler göndererek tam olmayan lopçuklara ayırır. Lopçuklar içerisinde duvarı tek katlı epitelle örtülü çok sayıda folliküller bulunur (Tiroid follikülleri).

TİROİD BEZİ Gl. Thyroidea İnaktif tiroid bezindeki foliküllerde epitel hücreleri yassılaşmış olduğu halde, sekresyonun aktif olduğu foliküllerde yüksek prizmatiktir. Her bir follikülün lumeni kolloid adı verilen folikül epitel hücrelerinin salgılarından oluşan jel benzeri bir madde ile doludur. Epitel hücreleri bazal membran olmaksızın direkt bağdoku üzerine oturur.

TİROİD BEZİ Gl. Thyroidea Folikül etrafında geniş bir kapillar ağı bulunur. Bu damarların endotel hücreleri pencerelidir. Asidofilik sitoplazmalı follikül epitel hücrelerinin lümene bakan yüzeyleri mikrovilluslarla kaplıdır. Çekirdek hücrenin bazalinde yerleşir.

Tiroid hormonları - Tetraiyodotironin, (Tiroksin, T4) - 3,5,3 triiyodo-l-tironin (T3) Bu hormonların sentezi tiroid stimule edici hormonun (TSH) üretimi ve salınımı ile iyodun (I) kullanılabilirliliğine bağlıdır.

TİROİD BEZİ Gl. Thyroidea Tiroid hormonlarının regülasyonu: Tiroid bezinden T3 ve T4 salınımı pars distalisden TSH salgılanmasıyla düzenlenir. TSH ın salınımını ise hipotalamustan salgılanan TSH- salgılatıcı hormon (thyrotropin-releasing hormon, TRH) kontrol eder. Tiroid hormonları (T3 ve T4) pars distalis ve hipotalamus üzerinde negatif fidbek etkiye sahiptir. Bezin aktivitesinde azalma hipotiroidizm, artma ise hipertroidizm olarak adlandırılır

Tiroid hormonlarının fonksiyonları Oksijen tüketimini ve bu bağlamda bazal ısı üretimini artırırlar (kalorijenik etki). Büyüme için gereklidirler. Karbonhidrat metabolizmasını etkilerler. Tiroid hormonlarının düşük dozları anabolik, yüksek dozları katabolik etkilidir. Lipid metabolizmasını etkilerler. Plazma kolesterol, fosfolipid ve trigliseridlerini aktif olarak dolaşımdan uzaklaştırırlar. Vitamin gereksinimini artırırlar. Hipertiroidizmde vitamin eksikliği şekillenir. Kalp atımını hızlandırırlar.

Parafolliküler hücreler Tiroid bezindeki ikinci bir hücre tipi parafolliküler hücrelerdir (C hücreleri). Nöral kristadan köken alan bu hücreler APUD sistemin bir üyesidirler. Foliküllerin bazal laminası ile folikül epitel hücreleri arasında tek tek bulunabildikleri gibi, folikül dışında gruplar halinde de bulunurlar.

Parafolliküler hücreler Arjirofilik özellikte olan bu hücreler gümüşleme ile kahverengi veya siyah boyanırlar. Soluk veya açık boyanan bu hücreler çok sayıda salgı granülü içerirler. Kalsitonin (thyrocalsitonin) hormonu içeren granüller, hücrenin kapillarlara yakın kutbunu tercih ederler. Bu hormon kalsiyum metabolizmasında rol oynar. Kanda kalsiyum miktarını düşürerek osteoblastları aktive eder ve bu yolla kemik yapımında etkili olur.

PARATİROİD BEZLERİ Tiroid kapsülünün içine gömülü, birkaç parçadan oluşan bir organdır ve yutak endoderminden köken alır. Paratiroid bezlerinin parenşimi, genelde yığınlar veya kordonlar halinde dizilmiş esas hücreler ve oksifil hücreler olmak üzere iki tip hücreden oluşur. Bu hücreler çok sayıda kapillar ve retikulum iplikleri içeren bir stroma ile desteklenirler.

PARATİROİD BEZLERİ Esas hücreler: Paratiroid bezinin her tarafında dağılmış olan küçük polihedral hücrelerdir ve salgılama aktivitelerine göre inaktif (açık renkli esas hücreler) ve aktif (koyu renkli esas hücreler) hücreler olarak sınıflandırılırlar. İnaktif hücreler evcil hayvanlar ve insanda çoğunluğu oluşturan hücre tipidir. Oksifil hücreler: Esas hücrelerden daha büyük ve daha yuvarlak ancak yine de polihedral hücreler olup sitoplazmaları çok sayıda mitokondriyon içerir. Bundan ötürü asidofilik bir sitoplazmaya ve küçük, heterokromatik bir çekirdeğe sahiptir. Sayıları yaşla artar.

Chief (red arrow) & Oxyphil (blue arrow)cells

PARATİROİD BEZLERİ Esas hücreler parathormon (Paratiroid hormon) salgılarlar. Parathormon sekresyonu plazma kalsiyum düzeyindeki düşme ile artar, yükselme ile azalır. Parathormon hiperkalsemik ve hipofosfotemik bir ajandır. Kalsiyumun emilimini artıran vitamin D nin renal şekillenmesini ve kalsiyum iyonlarının renal tubullerde reabsorpsiyonunu ve kemik rezorpsiyonunu artırarak ekstrasellüler sıvıdaki kalsiyum iyonlarını yoğunlaştırır. Parathormon kalsitonin hormonunun antagonistidir. Oksifil hücrelerin fonksiyonu bilinmemektedir.

PANKREAS

PANKREAS Parenşimi duodenum epitelinden (endodermden) köken alan pankreas, yapı ve fonksiyon bakımından birbirinden farklı olan ekzokrin ve endokrin pankreas bölümlerinden oluşur. Ekzokrin pankreas: Bileşik tubuloasiner, seröz bez yapısındadır. Asinus da denilen korpus glanduleyi oluşturan hücrelerin bazal kısımları ergastoplazmadan zengin olduğundan bazofilik, apikal kısımları ise zimogen granüller taşıdığından asidofilik özellik gösterir. Asinuslar pars inisiyalislerle devam eder. Pars inisiyalisler birleşerek pars ekskretoryayı oluştururlar. Bu kanal duodenuma açılır.

Pars inisyalis Asinus

PANKREAS Endokrin pankreas: Pankreas lopçuklarının aralarında ya da iç kısımlarında, ada şeklinde, soluk boyanan küçük hücre kümeleri bulunur. Bu oluşumlara Langerhans adacıkları adı verilir (Paul Langerhans tarafından 1869 da saptanmıştır). Hücreler yumak veya kordonlar şeklinde, geniş lümenli kapillarlar etrafında dizilirler. Damar endotelleri pencerelidir. İnce bir retiküler bağ doku, adaları dışındaki ekzokrin dokudan ayırır. Lenf damarları, Langerhans adacıklarında bulunmaz.

PANKREAS Langerhans adacıkları A (α), B (β), C, D (δ) ve F hücreleri olmak üzere 5 hücre tipi içerirler. Pankreastaki tüm endokrin hücreler APUD hücreler grubundadırlar. A (α) hücreleri: Çoğu memeli hayvanda adacıkların %5-30 unu oluştururlar. Köpeklerin pankreasının çengelimsi uzantısında bulunmazlar. Atta adacıkların merkezinde, ruminantlarda ise periferinde yerleşim gösterirler.

PANKREAS A hücrelerinden glikojenolitik aktiviteye sahip, kan şeker düzeyini yükselten glukagon hormonu salınır. Glukagon karaciğerde glukoneogenezisi arttırır. Glukagon etkisiyle, aminoasitlerin karaciğere transportu, karaciğer dışı dokularda proteoliz, yağ dokusunda lipoliz artar. Kan glikoz düzeyindeki düşmeler, A hücrelerinden aşırı glukagon salgılanmasına neden olur, böylece hipoglisemi önlenir.

PANKREAS B (β) hücreleri: Adacık hücrelerinin %60-80 ini oluştururlar. Atta adacıkların periferinde, ruminantlarda ise merkezinde yerleşirler. Çok ince granüllü, boya sevmeyen sitoplazması ve A hücrelerininkinden daha küçük, yuvarlak ya da oval çekirdekleriyle tanınırlar. İnsülin hormonu, B hücrelerinin ergostoplazmasında sentezlenir ve Golgi kompleksinde spesifik granüllere dönüştürülür. Kalsiyum iyonları varlığında granüllerin içeriği intersitisyuma ve oradan da kan dolaşımına verilir

PANKREAS İnsülin hormonu karbonhidrat metabolizmasında rol oynar. Glikoz metabolizması hızını arttırır, Kan şekerini düşürür, Dokulardaki glikojen depolarını artırır, Glikozun hücre membranından transportunu kolaylaştırır.

PANKREAS C hücreleri: Granülsüz hücreler olup öncü hücreler veya granüllerini boşaltmış A ve B hücreleri olabilirler. D (Delta) hücreleri: İnsan ve çoğu memelide adacık hücrelerinin %3-10 unu oluştururlar. Genellikle adacıkların periferinde yerleşirler. Bu hücreler polipeptid yapısında olan somatostatin hormonunu ve vasoaktif intestinal peptidi salgılarlar. Somatostatinin insülin ve glukagonun salınmasına engel olduğu sanılmaktadır.

Somatostatin salgılayan D hücreleri

PANKREAS PP (gamma hücreleri veya pankreatik polipeptid hücreleri (PP hücreleri) ya da köpeklerde F hücreleri) hücreleri: Adacık hücre popülasyonunun yaklaşık %1 ini oluştururlar. Pankreatik polipeptid adlı hormonu salgılarlar. Bu hormonun besinlerin emilim hızını yavaşlatığı sanılmaktadır.

PP hücreleri

ADREN (Böbreküstü bezi) Memelilerde böbreğin kraniyal kutbunda sağlısollu yerleşir. Her bir adreni, dışta bağ dokudan bir kapsül sarar. Bu bağ doku bol miktarda retikulum iplikleri, geniş lümenli delikli kan kapillarları (sinuzoidler) içerir. Kapsül yassılaşmış hücrelerden ibaret birkaç katmandan oluşur.

ADREN (Böbreküstü bezi) Adren, mezodermal kökenli korteks ve nöroektodermal kökenli medulla olmak üzere iki bölümden oluşur. Korteks ve medulla balıklarda birbirinden tamamen ayrı, Amfibia ve reptillerde yan yana, Kuşlarda birbiri içine girmiş olarak bulunur. Memelilerde ise korteks medullayı kuşatır. Korteks ve medullayı sempatik ve parasempatik sisteminin sinirleri innerve eder. Hipotalamus ve hipofizin kontrolü altında çalışır.

ADREN (Böbreküstü bezi) Adrenler yüksek oranda damarlı organlardır. Ana arter beze girmeden önce çok sayıda arteriyol verir. Üç primer dolaşım örneğine sahiptir: Subkapsüler pleksus, subkapsüler bölgenin her tarafında dallara ayrılır ve subkapsüler venlere akar. Kortikal pleksus, medulla venlerine akar; Son olarak arteriyoller korteksten medullaya geçer ve medullar venlere akar.

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks: Adren korteksi memelilerde dört bölgeye ayrılır: Zona arkuata (zona glomeruloza), Zona intermedia, Zona fasikulata, Zona retikularis

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona arkuata At, eşek, karnivorlar ve domuzda hücre kordonları perifere doğru kubbeleşen bir kemer oluşturduklarından Zona arkuata olarak adlandırılır. İnsan, tavşan ve ruminantlarda, düzensiz yumak ve kordonlar yapan yuvarlağımsı epitel hücrelerinden oluştuğundan zona glomeruloza veya zona multiformis olarak adlandırılır.

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona arkuata Zona arkuata (z. glomeruloza) hücreleri su ve elektrolit metabolizmasını düzenleyen, steroid hormon olan mineralokortikoidleri (dezoksikortikosteron ve aldosteron) salgılarlar. Mineralokortikoidlerden en önemlisi aldesterondur. Aldestereon salınımı ACTH tarafından etkilenmez. Aldosteron sekresyonu ekstrasellüler sıvıdaki Na+ ve K+ konsantrasyonu ve renin-anjiotensin sistemi ile düzenlenir. Atriyal natriüretik faktör (ANF) aldosteron, renin ve antidiüretik hormon salgılanmasını inhibe eder.

Kapsül ZONA GLOMERÜLOZA

Zona glomerüloza

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona intermedia Zona glomeruloza ve zona fasikulata arasında, farklılaşmamış küçük hücrelerden oluşan bir geçit bölgesidir. At, köpek ve kedide belirgin, sığır, koyun ve keçide daha az belirgindir.

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona fasikulata Korteksin en büyük kısmını oluşturur. Radiyer dizilmiş bir veya iki hücre kalınlığındaki epitel hücre kordonları sinuslarla birbirinden ayrılmıştır. Zayıf bazofili gösteren hücreler, kübik veya polihedraldirler ve birden fazla çekirdek içerebilirler. Bu hücrelerin sitoplazmaları lipid, kolesterin ve kolesterin esterlerinden zengindir.

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona fasikulata Zona fasikulatının özellikle üst 2/3 lik bölümündeki iri hücreler büyük ve vesiküler görünüşlü çekirdeğe ve köpüklü bir sitoplazmaya sahip olduklarından spongiyositler olarak adlandırılırlar. Alt 1/3 lük katmandaki hücreler ise serbest lipidler içerirler ve daha bazofilik sitoplazmalıdırlar. Sitoplazmaları C vitamininden zengindir.

Zona fasikulata

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona fasikulata Bu hücreler, glikokortikoid (steroid yapıda) hormonları salgılarlar. Adrenokortikal salgıların glikokortikoid aktivitesinin %25 ini hidrokortizon ve kortizol oluşturur. Aktivitenin az bir bölümü de kortikosteron ve kortizon tarafından sağlanır. Glikokortikoidler genel olarak karbonhidrat metabolizmasını etkiler, protein biyosentezini durdurur, glikoneogenezisi hızlandırırlar. Glikokortikoidlerin sentezi ve salınımı ACTH sekresyonuyla düzenlenir.

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona retikularis Medullayı sınırlandıran zona retikularis, doğumdan önce çok gelişmiştir. Doğumdan sonra gelişmenin durması plasenta hormonlarının ortadan kalkmasıyla açıklanır. Süt emenlerde bu katman şekillenmesi henüz tamamlanmamıştır. Pubertiye erişince tamamlanır.

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona retikularis Zona retikularis düzensiz, gevşek dizilmiş, anastomozlar yapan ve ağ oluşturan hücre kordonlarından ibarettir. Polihedral olan retikularis hücreleri, zona fasikulata hücrelerininkinden daha küçüktürler. Bu bölgede kahverengimsi ton veren pigment granülleri (lipofuskin pigmenti) bulunur.

ADREN (Böbreküstü bezi) Korteks - Zona retikuaris Zona retikularis hücreleri dehidroepiandrosteron (DHA) adı verilen bir adrenal androjen salgılarlar. Bu madde testosteron ve östradiol gibi diğer cinsiyet hormonlarına metabolize edilir.

ADREN (Böbreküstü bezi) Medulla Nöroekdodermal kökenlidir. Glanduler (bezsel) hücreler, gangliyon hücreleri, venüller ve kapillarları içerir. Glandular hücreler: Prizmatik veya polihedral biçimli iri hücreler olup ökromatik birer çekirdeğe sahiptirler.

ADREN (Böbreküstü bezi) Medulla- Glandular hücreler Sitoplazmaları bazofilik olan ve kromaffin pozitif granüller içeren bu hücreler krom tuzları içeren tespit solüsyonlarıyla tespit edildiklerinde koyu kahverengi boyanırlar. Bu nedenle kromaffin hücreler veya feokrom hücreler olarak adlandırılırlar. APUD sistemin bir üyesidirler.

ADREN (Böbreküstü bezi) Medulla- Glandular hücreler Bu hücreler salgılarına göre iki tipe ayrılırlar: Norepinefrin (noradrenalin) salgılayan hücreler: Soluk boyanan küçük polihedral hücrelerdir. Epinefrin (adrenalin) salgılayan hücreler: Yoğun boyanan büyük hücrelerdir. Epinefrin ve norepinefrinin salgılanma oranları 4:1 dir. Sempatik gangliyon hücreleri de medullanın her tarafında dağılımıştır. Adrenal medulladan adrenomedullin adlı bir peptid hormon da salgılanır.