Prostatın Cerrahi Hastalıkları
|
|
|
- Selim Gökçe
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Kitap Bölümü DERMAN Prostatın Cerrahi Hastalıkları Adem Altunkol, Deniz Abat, Ercan Yeni 1. Prostat Kisti Prostatik kist yapıları yaygın olarak ultrasonografi (USG) de ince duvarlı anekoik ve posterior akustik gölgelenme olarak görülür. Konjenital prostatik kistler ya mülleryan (prostatik utrikul ve mülleryan kanal kisti) ya da wolf kanalı (ejekülatör kanal ve seminal vezikül kisti) yapılarından kaynaklanır. Lateral paraprostatik kistik yapılar seminal vezikül ve vazdeferensleri içerir. Transizyonel zondaki kazanılmış kistler benign prostat hiperplazisi (BPH) nodüllerindeki dejenerasyondan kaynaklanmasına karşın, prostatın dış glandlarından oluşan kistlerin etiyolojisi kanıtlanmamıştır. Konjenital veya kazanılmış olabilen bu kistlerin etiyolojisi ne olursa olsun nadiren klinik önem arz eder. 2. Prostat Apsesi Alt üriner sistem semptomu olan hastalarda, modern antibiyoterapinin yaygınlaşması prostat apsesinin görülme sıklığını azaltmıştır. Prostat apseleri için kalıcı üretral kateter, diyabetes mellitus, HIV ve diğer immünsüpresif hastalıklar predispozan olarak belirlenmiştir. Geçmişte primer etken Neisseria gonorrhoeae ve Staphylococcus iken günümüzde gram negatif bak- DOI: /DERMAN.3482 Received: Accepted: Published Online: Corresponding Author: Adem Altunkol, Üroloji Kliniği, Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Adana, Türkiye. GSM: Derman Tıbbi Yayıncılık 1
2 terilerden Escherichia coli dir. Oral ve/veya parenteral antibiyoterapi ile tedavi edilebilmesine rağmen, prostat apseleri için medikal tedavinin yetersizliği dolayısıyla sıklıkla cerrahi gerekmektedir. Açık perineal drenaj, TRUS eşliğinde iğne aspirasyonu ve transüretral rezeksiyon yöntemleri cerrahi seçeneklerdendir. Multiloküle, tekrarlayan veya rezidüel apseler ile mesane çıkım obstruksiyonu ile ilişkili apseler, sıklıkla transüretral rezeksiyon yöntemi ile tedavi edilmektedir. Henüz yeterli yayınlar olmamasına rağmen holmiyum lazer kullanımı da tariflenmiştir. 3. Benign Prostat Hiperplazisi Yaşlanan erkekte alt üriner sistem semptomlarının önemli nedenlerinden biri benign prostat hiperplazisi (BPH) dir. BPH etiyolojisini aydınlatmada, son 50 yıldır yoğun çabalar gösterilmesine rağmen henüz tatminkar düzeyde neden sonuç ilişkisi kurulamamıştır. BPH ın insidansı sürekli olarak artmış ve çok önemli bir sağlık problemi haline gelmiştir. Son çalışmalarda ve kılavuzlarda özellikle semptomların şiddeti ön planda değerlendirilmektedir. BPH için kullanılan semptom skorları hastalar için çok karmaşık olması nedeniyle, hastaların şikayetlerini doğru yansıtmayabilir. Hastaların semptomlarının farkındalığının yanı sıra, hayat kalitesi açısından hastaların bu semptomlardan nasıl ve ne kadar etkilendiğinin bilinmesi, gittikçe önem kazanan konular arasındadır. BPH nadiren yaşamı tehdit eden bir hastalık olması nedeniyle, hastaların semptomlarının azaltılması ve iyi bir hayat kalitesine ulaştırılması hedeflenmiştir BPH lı olgu sayısının 2018 yılında dünya genelinde 612 milyon olacağı tahmin edilmektedir. Japonya da prevalans %20, Hollanda da %30, Kore de %40 ve Birleşik Devletler de %50 olarak rapor edilmiştir. BPH prevalansı yaşla artmaktadır ve erkek nüfusun yarısından fazlasının, orta yaşa ulaştığında BPH olacağı ve maliyet yükünün küresel olarak artacağı tahmin edilmektedir. Birleşik Devletler de şu anda BPH ile ilişkili tıbbi Derman Tıbbi Yayıncılık 2
3 maliyetler yıllık 1,1 milyon dolardır ve bu miktarın giderek artacağı beklenmektedir. BPH gelişiminde inflamatuar mediatörler, hormonlar, diyetsel faktörler, inflamatuar genler ve oksidatif stresi içeren birçok parametrenin rol oynadığı düşünülmektedir. Fakat bu konuda tam bir fikir birliğine varılamamıştır. Bu güne kadar BPH nın progresyonunu önlemeye yönelik pek çok çalışma yapılmıştır. Son birkaç yılda BPH ile ilişkili alt üriner sistem semptomları ve prostatik inflamasyon arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Bugün henüz kronik inflamasyonun neden ve ne zaman oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. İleri sürülen bir hipotezde; immün sistem aracılı inflamatuar hastalıkların ve inflamasyonun doğrudan prostat büyümesine katkıda bulunabildiği ifade edilmiştir. BPH, prostatın ağırlıklı olarak transizyonel zonu içerisindeki glandüler yapılar, düz kas ve bağ dokusu elamanlarının düzensiz proliferasyonu ile ilişkili histolojik bir tanıdır. Prostatik doku iki temel elemandan oluşmaktadır. İlki sekretuar kanallar ve asinilerden oluşan glandüler elemanlar; ikincisi düz kas ve primer kollajenden oluşan stromal elemanlardır. BPH da hücresel proliferasyon, prostat volümü ve stromal düz kas tonusu artışına yol açar. Mc Neal BPH progresyonunun iki fazını tanımlamıştır. İlk fazda periüretral zonda BPH nodüllerinin artışı olur. İkinci fazda ise glandüler nodüllerin boyutunda önemli derecede artış olur. 4. Benign Prostat Obstruksiyonunda Tedavi Yaklaşımları Benign prostat obstrüksiyonuna (BPO) bağlı alt üriner sistem şikâyetleri (AÜSŞ) erkek hastalarda yaşla birlikte artış göstermektedir. Medikal tedaviye yanıt alınamayan ve/veya komplike AÜSŞ ne neden olan BPO nun tedavisinde cerrahi girişim standart yaklaşımdır. Tekrarlayan hematüri veya idrar yolu enfeksiyonu ya da üriner retansiyon, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve obstrüksiyona bağlı mesane taşı gelişmesi gibi durumlarda cerrahi girişim gereklidir. Hastanın beklenti ve Derman Tıbbi Yayıncılık 3
4 ihtiyaçları ile cerrahın imkan ve tercihlerine bağlı olarak günümüzde açık ve endoskopik yöntemler başlıkları altında onlarca cerrahi yöntem uygulanmaktadır Açık Prostatektomi Açık prostatektomi; 80 gramdan büyük prostatı olan, eş zamanlı mesane divertikülü ve/veya transüretral olarak tedavi edilemeyecek büyüklükte mesane taşı olan hastalarda endikedir. Ayrıca transüretral rezeksiyon için üretranın kullanılamadığı (üretral darlık, geçirilmiş hipospadias cerrahisi) ve hastalara litotomi pozisyonu verilemediği durumlarda da endikedir. Temel olarak retropubik ve suprapubik olmak üzere iki teknik tarif edilmiştir. Her iki yöntemde spinal veya epidural anestezi ile uygulanabilir. Rejyonel anestezi yapılamayan durumlarda genel anestezi de uygulanabilir. Operasyon öncesi sistoskopi rutin önerilmemektedir. Fakat hematürisi, üretral darlık şüphesi, mesane taşı veya divertikülü olan hastalarda yapılması önerilir Retropubik Prostatektomi Yöntemi İlk defa 1945 yılında Millin tarafından tarif edilen bu teknikte, uygun saha temizliğinin ardından hasta hafif Trendelenburg pozisyonuna alınır. Steril şartlarda 22 F üretral kateter yerleştirilir ve balonu 30 ml şişirildikten sonra, umblikustan simfizis pubise kadar orta hattan insize edilir. Linea alba orta hatta insize edilip rektus abdominis kasları laterale doğru retrakte edilir ve transvers fasya kesilerek Retzius boşluğuna girilir. Periton mesane üzerinden sefalik yönde mobilize edilir ve Balfour retraktörü yerleştirilir. Hemostazın sağlanması için, prostatın üzerindeki yağlı doku temizlendikten sonra, endopelvik fasya insize edilip derin dorsal ven kompleksi bağlanır. Ayrıca mesane boynu lateral pediküllleri de yine kanama kontrolü için bilateral bağlanır. Mesane boynuna baskı uygulanarak mesane posteriora doğru itildikten sonra, prostat kapsülü 1,5-2 cm transvers olarak insize edilip prostat adenom dokusuna ulaşılır. Parmakla künt diseksiyon ve makasla Derman Tıbbi Yayıncılık 4
5 da keskin diseksiyon yapılarak enükleasyon tamamlanır. Ardından kanama kontrolü sağlanır ve açılan kapsül 2/0 poliglaktik sütür ile onarılır. Mesaneye üretral kateter yerleştirilip mesane su sızdırmaz sütürlerle iki kat olarak onarılır. Daha sonra mesane lateral komşuluğuna dren yerleştirilerek katlar kapatılır Suprapubik Prostatektomi Yöntemi İlk defa Eugene Fuller tarafından 1894 te tarif edilen ve 1912 de Peter Freyer tarafından popülarize edilen bu teknikte, uygun saha temizliğinin ardından hasta hafif Trendelenburg pozisyonuna alınır. Steril şartlarda 22 F üretral kateter yerleştirilir ve mesane 250 cc serum fizyolojik ile doldurulup klemplenir. Daha sonra umblikustan simfizis pubise kadar cilt orta hattan insize edilir. Linea alba orta hatta insize edilip rektus abdominis kasları laterale doğru retrakte edilir ve transvers fasya kesilerek Retzius boşluğuna girilir. Periton mesane üzerinden sefalik yönde mobilize edilir ve Balfour retraktörü yerleştirilir. Mesanenin anterior duvarının orta hattının her iki tarafına iki adet 3/0 poliglaktik sütür yerleştirilir ve mesane koter ile yüzeyel olarak kesildikten sonra makas ile mesane boynuna 1 cm kalana kadar tam kat açılır. Sistotominin en kaudaline parmakla adenomun diseksiyonu sırasında insizyon hattının mesane boynuna doğru kontrolsüz genişlememesi için 1 adet 3/0 poliglaktik sütür yerleştirilir. Bilateral orifisler görüldükten sonra mesane boynu mukozası sirküler olarak koter ile insize edilir ve makas ile saat 6 hizasında prostat adenomu ve prostat kapsülü arasında bir plan oluşturulur. Ardından parmak ile kör diseksiyon yapılarak adenom dokusu enükleasyonu yapılır. Hemostaz için prostato-vezikal bileşkeye saat beş ve yedi hizasına 0 numara poliglaktik sütür yerleştirilir. Daha sonra 22 F üretral kateter yerleştirilir ve 30 ml şişirilir. Cerrahın tercihine göre mesaneye malekot suprapubik tüp yerleştirilebilir. Mesane su sızdırmaz sütürlerle iki kat olarak onarılır. Daha sonra mesane lateral komşuluğuna dren yerleştirilerek katlar ka- Derman Tıbbi Yayıncılık 5
6 patılır. Sondanın balonu, prostatik fossaya oturmayıp mesanenin içinde kalması için 50 ml ye kadar şişirilir. Operasyon sonrası yukarıdaki her iki teknikte kanama, üriner ektravazasyon, ani sıkışma hissi ve ani sıkışma hissiyle idrar kaçırma, akut sistit ve epididimit ve erektil disfonksiyon görülebilir Endoskopik Tedavi Yaklaşımları Açık prostatektomi, prostatı 80 ml. den büyük olan hastalarda günümüzde halen önerilmekle birlikte, bu operasyona bağlı komplikasyon oranlarının yüksek olması ve hastanede uzun süre yatış gerektirmesi nedeniyle alternatif minimal invaziv yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin bazılarında değişik enerji kaynakları kullanılarak prostat dokusu koagüle, rezeke, vaporize (buharlaştırma) veya enükle edilmektedir. Ya da çeşitli farmakolojik ajanlar kullanılarak apoptozis tetiklenmektedir. Ayrıca laparoskopik veya robot yardımlı basit prostatektomi de diğer minimal invaziv tedavi yöntemlerindendir. Mekanik olarak obstrüksiyonu gideren medikal aletler üzerine de son yıllarda araştırmalar yapılmaktadır. Bu yöntemlerden ayrıntılarıyla burada bahsedilecektir Prostatın Transüretral Rezeksiyonu (TURP) Monopolar TURP (M - TURP) Günümüzde ml prostatı olan hastalarda standart cerrahi girişim olarak önerilen M TURP ilk defa 1932 yılında McCarthy tarafından uygulanmıştır. Yıllar içinde, devamlı sıvı akışını sağlayan enstrümanların gelişimi, görüntüleme sistemlerinin kullanıma girmesi, özel rezektoskop uçlarının üretilmesi ve enerji kaynaklarındaki değişiklikler, TURP nin önemli oranda gelişimini sağlamıştır. M TURP elektrik akımının aktif elektroddan prostat dokusuna iletilmesi ve bu akımın hastanın cildine temas eden başka bir elektroddan çıkması esasına dayanarak çalışan bir sistemdir. Aktif elektroddan geçen akım sayesinde prostat dokusunda Derman Tıbbi Yayıncılık 6
7 kesme ve koagulasyon işlemleri gerçekleştirilir. Bu işlem sırasında glisin, sorbitol veya mannitol gibi hipoozmolar irrigasyon solusyonlarının kullanılması gerekmektedir. Bu solusyonların özelliği iletken özelliklerinin olmamasıdır. Ancak bu solusyonlar hastalarda TUR sendromu denen klinik tablonun gelişimine neden olabilirler. Yapılan çalışmalarda M TURP sırasında dakikada yaklaşık 20 ml sıvının absorbe edildiği tespit edilmiştir. Bu sıvı emilimine bağlı olarak hastada gelişen dilüsyonel hiponatremi mental konfüzyon, bulantı, kusma, hipertansiyon, bradikardi ve görme bulanıklığıyla karakterize TUR sendromuna neden olabilir. Başka bir görüş ise glisinin, glikolik asid ve amonyuma metabolize olması sonucunda açığa çıkan amonyumun intoksikasyonuna bağlı olduğunu savunmaktadır. Rezeksiyon süresinin 90 dakikanın üzerine çıktığı durumlarda TUR sendromu görülme riski artar. Ayrıca irrigasyon solusyonunun hastadan 60 cm yukarıda olacak şekilde asılması gerekmektedir. Bu seviyenin üzerinde olması sıvı emilimini arttırmakla birlikte bu seviyenin altında tutulması ise iyi görüntü elde edilmesini zorlaştırır. Tedavisinde %3 lük salin solusyonuyla birlikte furosemid gibi diüretik ajanlar kullanılır. Operasyon öncesi idrar yolu enfeksiyonu varsa mutlaka tedavi edilmelidir. Operasyon öncesi profilaktik antibiyotik uygulamasının ateş, bakteriüri ve sepsis gibi komplikasyonları azalttığı gösterilmiştir. TUR a bağlı olarak erken dönemde % 0,8 oranında TUR sendromu, % 2 oranında transfüzyon gerektiren kanama, % 4,1 oranında idrar yolu enfeksiyonu, % 4,5 oranında akut üriner retansiyon ve % 4,9 oranında kanamaya bağlı retansiyon görülebilmektedir. Operasyon sonunda kanama kontrolünün dikkatli yapılması kan transfüzyonu gerekliliğini ve kanamaya bağlı retansiyon riskini azaltacaktır. Operasyonun bitiminde arteryal kanama varsa tekrar rezektoskopla girilerek koagulasyon yapılması gereklidir. Venöz kanamalarda ise sonda balonunun şişirilerek bir süre traksiyonda tutulması yeterlidir. Derman Tıbbi Yayıncılık 7
8 Geç dönemde görülebilecek komplikasyonlar ise; üriner inkontinans (% 2,2), üretral darlık (% 3,8), mesane boynu darlığı (% 4,7), erektil disfonksiyon (% 6,5) ve retrograd ejekulasyondur (% 65). M TURP nin maksimum idrar akım hızını (Qmax) belirgin oranda arttırdığı ve Uluslararası prostat semptom skoru (IPSS) ve yaşam kalitesi skoru ile işeme sonrası rezidü (PVR) idrar miktarını belirgin olarak azalttığı gösterilmiştir. Günümüzde ml prostat boyutlarına sahip hastalarda standart tedavi yöntemidir Bipolar TURP (B TURP) Üroloji alanındaki son dönem güncel gelişmelerden biri de prostatın transüretral rezeksiyonunda kullanılan monopolar teknolojinin yerine bipolar teknolojinin kullanılmasına olanak sağlayan cihazların geliştirilmesidir. B TURP de M TURP den farklı olarak % 0,9 luk serum fizyolojik solusyonu kullanılarak rezeksiyon yapılır. Böylece hastalarda, M TURP de görülebilen TUR sendromu riski ortadan kalkmaktadır. Şimdiye kadar beş tip bipolar cihaz geliştirilmiş ve piyasaya sunulmuştur. Bunlar; Plazmakinetik sistem (Gyrus PK), Kontrollü doku kesme sistemi (ACMI, piyasadan çekilmiştir), Salin ile transüretral rezeksiyon sistemi (TURis, Olympus), Karl Storz bipolar sistem ve Richard Wolf bipolar sistemidir. B TURP de elektrik akımı rezektoskop üzerindeki aktif uçtan pasif uca doğru geçer ve böylece bipolar akım döngüsü rezeksiyon alanında sınırlı kalır. M TURP deki gibi akım hastanın vücudundan geçmez. Bundan dolayı hastaya temas eden elektrod plağı kullanmaya da gerek yoktur. Dokunun rezeke edilme işlemi M TURP deki gibidir. Ancak B TURP de daha az enerji kullanılması yeterli olmaktadır. B TURP nin etkinliği ve güvenliği pek çok çalışmada değerlendirilmiştir. M TURP ve B TURP yapılan hastalar operasyon anı ve erken dönem komplikasyonlar açısından karşılaştırıldığında operasyon süresi bakımından farklılık saptanmamakla birlikte bipolar tek- Derman Tıbbi Yayıncılık 8
9 nikle opere edilen hastalarda kateterizasyon ve hastanede kalış sürelerinin daha kısa olduğu görülmüştür. Kan transfüzyonu gerekliliği ve pıhtı retansiyonu B TURP yapılan hastalarda daha az olmuştur. Üretral darlık, sonda çekildikten sonra akut retansiyon, ikinci işlem gerekliliği ve idrar yolu enfeksiyonu gibi komplikasyonlar açısından ise farklılık saptanmamıştır. M TURP ve B TURP yapılan hastalar IPSS ve yaşam kalitesi skorlaması, PVR idrar miktarı ve prostat volümleri açısından karşılaştırıldığında ise anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Sadece B TURP uygulanan hastaların Qmax değeri biraz daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak M TURP ve B TURP nin klinik etkinlik açısından birbirlerine üstünlüğü görülmemekle birlikte, B TURP yan etkiler açısından biraz daha avantajlı durmaktadır. M TURP halen prostat boyutu ml olan hastalarda standart yaklaşım olarak kabul edilmekle birlikte B TURP alternatif bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilebilir Transüretral Prostat İnsizyonu (TUIP) İlk defa 1969 da Orandi tarafından tanımlanan bu teknikte; doku rezeke edilmeden mesane boynuna yapılan insizyonlarla mesane çıkım obstrüksiyonu olan hastaların tedavisi yapılmaktadır. Prostatın orta lobu olmaksızın mesane çıkım obstrüksiyonu olan ve prostat boyutu 30 ml nin altında olan hastalarda uygulanması önerilmektedir. Bu teknikte kanamanın önemsiz düzeyde olması, TUR sendromunun görülmemesi gibi erken dönemde görülebilecek komplikasyonların az olması ve uzun dönem sonuçlarının TURP yapılan hastalarla benzer olması nedeniyle uygun hastalarda yapılması tavsiye edilmektedir Prostatın Lazerle Tedavisi Lazerin keşfinden sonra tıp alanında kullanılmaya başlanması ile birlikte, lazer BPO tedavisinde de yerini almıştır. Lazer enerjisi dokuya uygulandığında oluşan ısı- Derman Tıbbi Yayıncılık 9
10 ya bağlı olarak dokuda çeşitli değişiklikler olur. Dokuda, C a kadar ısındığında kuruma, C a kadar ısındığında geri dönüşümsüz koagulasyon ve ısı 100 C yi geçtiğinde ise karbonizasyon ve vaporizasyon meydana gelir. Lazer enerjisinin gücünü, lazerin dalga boyu ve fiber tipi belirler. Her lazerin farklı dalga boyları vardır. İnsan dokusundaki su, hemoglobin gibi komponentler farklı dalga boyundaki lazer enerjisini absorbe ederler. Örneğin Holmium: Yttrium Aluminium-Garnet (Ho:YAG) lazer 2140 nm dalga boyuna sahiptir ve su tarafından çok iyi absorbe edilir. Bu özelliği sayesinde, doku ile lazer probu arasında bulunan su damlacıklarına aktarılan yüksek enerji, su damlacığının aniden ısınıp patlamasına yol açar. Bu patlamanın etkisiyle doku yırtılır. Ayrıca dokunun içinde bulunan su moleküllerinin enerjiyi absorbe etmelerine bağlı olarak aniden ısınıp buharlaşması, dokununda vaporizasyonuna neden olur. Dalga boyu 1064 nm olan Neodymium: Yttrium Aluminium-Garnet (Nd:YAG) lazerden türetilen Potasyum Titanil Fosfat (KTP) lazerinde dalga boyu 532 nm olup, su tarafından absorbe edilmezken oksi hemoglobin tarafından neredeyse tamama yakın şekilde absorbe edilir. Böylece prostat dokusu gibi oksi hemoglobinden zengin dokuya uygulandığında etkili biçimde koagulasyon ve vaporizasyon görülür. Ayrıca her lazerin dokuya penetrasyon derinliği farklıdır. Örneğin, Ho:YAG lazerin doku penetrasyon derinliği 0,4 mm, KTP lazerin 0,8 mm, CO2 lazerin ise 0,02 mm dir. Penetrasyon derinliğine göre lazerlerin kullanım alanlarıda farklılık gösterir. Lazer enerjisi kullanılarak yapılan BPO tedavisi üç temel tekniğe dayanır. i. dokunun vaporizasyonu yani buharlaştırma yoluyla yok edilmesi, ii. küçük parçalara ayırarak mesaneden yıkama yoluyla alındığı rezeksiyon ve iii. adenomun cerrahi kapsülden diseke edilerek ayırılıp morselatörle mesane içinden çıkartıldığı enükleasyon yöntemidir. Günümüzde prostat tedavisinde kullanılan lazer tipleri dört tanedir; Ho:YAG lazer, KTP lazer, Derman Tıbbi Yayıncılık 10
11 Thulium (Tm:YAG) lazer ve Diode lazer Holmium: Yttrium Aluminium-Garnet (Ho:YAG) Lazer Bu lazerin dalga boyu 2140 nm olup su tarafından absorbe edilir ve doku penetrasyon derinliği 0,4 mm dir. Doku üzerinde asıl etkisini vaporizasyon şeklinde göstermekle birlikte, ısının artışı koagulasyonu da sağlar. Ho:YAG lazer prostat tedavisinde ilk olarak 1994 yılında kısaca HoLAP olarak adlandırılan prostatın Ho:YAG lazerle ablazyonu şeklinde uygulanmıştır. Yandan ateşlemeli fiberler ile uygulanan bu teknik, oldukça yavaş olmasından dolayı, uçtan ateşlemeli fiberlerinde kullanıma girmesiyle birlikte yerini prostatın Ho:YAG lazerle rezeksiyonu (HoLRP) tekniğine bırakmıştır. Bu teknikte geliştirilerek ilk defa 1998 de tanımlanan şekliyle prostatın Ho:YAG lazerle enükleasyonu (HoLEP) metodu kullanılmaya başlanmıştır. Bu teknikte prostatın adenom dokusu prostatik kapsüle kadar lazerle diseke edildikten sonra mesane içine bırakılır. Ardından yerleştirilen bir morselatör aracılığıyla mesane içinden parçalanarak çıkarılır. Esasında teknik olarak yapılan işlem açık prostatektomi operasyonunda yapılanın endoskopik karşılığıdır. Bu teknikler içinde üzerinde en fazla klinik çalışma yapılan HoLEP tekniğidir. TURP ile HoLEP in karşılaştırıldığı çalışmalarda Ho- LEP tekniğinde operasyon süresinin daha uzun olduğu ancak kateterizasyon ve hastanede kalış süresinin daha kısa olduğu gösterilmiştir. Operasyon sonrası kan transfüzyonu gerekliliği HoLEP yapılan hastalarda daha az olurken, akut idrar retansiyonu, yeniden kateterizasyon veya tekrar operasyon gerekliliği, idrar yolu enfeksiyonu, idrarın depolanmasıyla ilişkili semptomlar ve üretral darlık gibi erken ve geç dönem komplikasyonlar açısından iki tekniğin benzer olduğu bulunmuştur. Bir yıllık takip sonrası IPSS, Qmax ve PVR parametreleri açısından HoLEP in TURP den üstün olduğu gösterilmiştir. Daha uzun takip sürelerinde de HoLEP daha Derman Tıbbi Yayıncılık 11
12 avantajlıdır. Açık prostatektomi ile karşılaştırıldığında da HoLEP tekniğinde operasyon süresinin anlamlı şekilde uzun olduğu görülmüştür. Bunun yanında HoLEP uygulanan hastaların kateterizasyon ve hastanede kalış sürelerinin daha kısa ve erken dönem komplikasyon oranlarının daha düşük olduğu gösterilmiştir. Etkinlik açısından iki teknikte benzer sonuçlar göstermekle birlikte, tekrar operasyon gerekliliği, üretral darlık ve inkontinans gibi uzun dönem komplikasyon oranlarıda benzerdir. Sonuç olarak, artık günümüzde memnun edici orta dönem sonuçları ve düşük komplikasyon oranlarıyla HoLEP in standart enükleasyon tekniği olduğu bildirilmiştir Potasyum Titanil Fosfat (KTP) ve Lityum Tri Borat (LBO) Lazerler Dalga boyu 532 nm olan bu lazer, 1064 nm dalga boyunda olan Neodymium:yttrium aluminyum garnet (Nd:YAG) lazerden bir kristal yardımıyla elde edilir. Kullanılan kristaller KTP veya LBO yapısında olabilir. Daha önceden KTP kristallerin kullanıldığı 80 W gücünde lazerler mevcutken, daha sonradan LBO kristallerin kullanıldığı 120W ve 180W gücünde lazerler üretilmiştir. Bu lazere, yeşil renkte görünür ışık yaymasından dolayı GreenLight lazer de denmektedir. Bu lazerin dalga boyundan dolayı enerjisinin çoğu hemoglobin tarafından absorbe edilmektedir. Bu da uygulanan lazer enerjisinin kanlanmadan zengin prostat dokusu tarafından büyük oranda absorbe edilmesine neden olur. Bu yüzden bu lazerle yapılan işleme prostatın fotoselektif vaporizasyonu (ingilizce baş harflerinin kısaltması ile: PVP ) da denir. Bu potansiyel avantajından dolayı antikoagulan veya antiagregan kullanan hastalar tedavi kesilmeden de opere edilebilmektedirler. PVP nin TURP ye göre dezavantajı uzun operasyon süresidir. Ayrıca doku vaporize edildiğinden patolojik inceleme için doku elde edilememesi bir diğer dezavantajıdır. Derman Tıbbi Yayıncılık 12
13 İlk olarak 80 W KTP lazer sistemi kullanılmaya başlandıktan sonra 120 W gücünde lazer sistemi 2006 yılında tanımlanmıştır. Ardından da 180 W gücünde lazer üretilmiştir. Randomize kontrollü çalışmalarda 80 W ve 120 W gücünde PVP ile TURP yapılan hastalar karşılaştırılmış ve operasyon sırasında kan transfüzyon ihtiyacının, PVP yapılan hastalarda düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca yine PVP uygulanan hastalarda operasyon sonrası kateterizasyon ve hastanede kalış süresinin daha kısa olduğu görülmüştür. Operasyon sonrası gelişebilecek akut idrar retansiyonu ve idrar yolu enfeksiyonu riski oranlarının da benzer olduğu tespit edilmiştir. Fonksiyonel sonuçlar açısından da aylık takiplerde gruplar arasında fark olmadığı görülmüştür. Üretral darlık ve mesane boynu darlığı açısından girişim gerekliliğide her iki grupta benzer bulunmuştur. Ayrıca 120 W gücünde lazerle enükleasyon tekniğide tarif edilmiştir. Ancak bununla ilgili daha fazla sayıda klinik çalışmaya ihtiyaç vardır. Sonuç olarak, PVP prostat volümü 100 ml den küçük olan hastalarda ve/veya kanama veya komplikasyon riski yüksek olan hastalarda da uygulanabildiği bildirilmiştir Thulium: Yttrium Aluminium-Garnet (Tm:YAG) Lazer Tm:YAG lazerin 2013 nm ve 1940 nm olmak üzere iki farklı dalga boyu mevcut olup, su molekülleri tarafından iyi absorbe edilir. Doku penetrasyon derinliği 0,2 mm dir. Dört farklı tipte teknik tanımlanmıştır; Prostatın Tm:YAG lazer ile vaporizasyonu (ThuVaP), Tm:YAG lazer ile vaporezeksiyonu (ThuVaRP), Tm:YAG lazer ile vapoenükleasyonu (ThuVEP) ve Tm:YAG lazer ile enükleasyonu (ThuLEP). Randomize kontrollü çalışmalarda Tm:YAG lazerle prostatektomi operasyonunun büyük prostatı olan ve antikoagulan alan hastalarda da güvenilir bir şekilde uygulanabileceği gösterilmiştir. Derman Tıbbi Yayıncılık 13
14 TURP yapılan hastalarla karşılaştırıldığında Tm:YAG lazer ile opere edilen hastalarda kateterizasyon süresinin, hastanede kalış süresinin ve kan kaybı miktarının belirgin şekilde az olduğu görülmüştür. Randomize kontrollü bir çalışmada HoLEP ile ThuLEP tekniğinin 18 aylık takipte benzer klinik etkinlikte olduğu gösterilmiştir. Ancak ThuLEP tekniğinde operasyon süresi daha uzun bulunmuştur. Tm:YAG lazerle prostat tedavisi konusunda daha fazla sayıda klinik çalışmaya ihtiyaç olduğu bildirilmiştir Diode Lazer Diode lazerlerin 940 nm, 980 nm, 1318 nm ve 1470 nm gibi değişik dalga boyları mevcuttur. Prostatın vaporizasyonu veya enükleasyonu bu lazerle mümkündür. Diode lazerle TURP nin karşılaştırıldığı çalışmalar mevcut değildir. Diode lazerle 120 W KTP lazerin karşılaştırıldığı bir çalışmada operasyon sırasında kanama riskinin diode lazerle daha düşük olduğu gösterilmiştir. Klinik etkinliğinin de benzer olduğu bildirilmiştir. Ancak operasyon sonrası epididimit ve irritatif semptomların diode lazerle opere edilen grupta daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Günümüzde henüz standart tedavi yöntemi olarak önerilmemektedir Transüretral Mikro Dalga Tedavisi Transüretral Mikro Dalga Tedavisi (TUMT) nde üretraya yerleştirilen bir cihaz aracılığıyla prostat dokusuna uygulanan mikrodalga enerjisiyle, prostat dokusunda 45 C nin üzerinde ısı artışı sağlanır. Bu ısı artışı prostat dokusunda koagulasyon nekrozuna, apoptozise ve α adrenerjik reseptörlerde harabiyete neden olur. Böylece alt üriner sistem şikayeti olan hastaların şikayetlerinde düzelme beklenmektedir. Yapılan çalışmalarda yüksek enerjili TUMT cihazlarının düşük enerjili olanlara göre daha iyi sonuç verdiği gösterilmiştir. Her ne kadar işeme parametreleri üzerine TURP kadar etkili olmasa da, komplikasyon oranlarının Derman Tıbbi Yayıncılık 14
15 düşük olması ve lokal anestezi ya da sedasyon altında uygulanabilir olması nedeniyle, genel anestezi açısından yüksek riskli olan özellikle yaşlı hastalar için tedavi seçeneklerinden biridir Transüretral İğne Ablazyonu İngilizce baş harflerinde türetilen ve kısaca TUNA (Trans Urethral Needle Ablation) denilen yöntemde, yaklaşık 490 khz lik düşük seviyeli monopolar radyofrekans enerjisiyle prostat dokusunda koagulasyon nekrozu oluşturarak, obstrüksiyonun giderilmesi amaçlanır. Ucunda iki adet iğnesi olan özel bir kateter aracılığıyla işlem sistoskop eşliğinde, direk görüş altında uygulanır. İğneler prostat dokusuna batırılır ve radyofrekans enerjisi iki iğne ucu arasında kalan dokuya uygulanır. Yöntem 60 ml den büyük prostatı veya median lobu olan hastalarda önerilmemektedir. En sık gözlenen komplikasyon operasyon sonrası idrar retansiyonudur. Operasyon sonrası erken dönemde ayrıca irritatif üriner semptomlarda görülebilir. Bu işlem lokal anestezi altında uygulanabilir. Yan etkileri TURP ile karşılaştırıldığında düşüktür, ancak semptomları gidermede TURP daha etkilidir. Uzun dönem sonuçlarının değerlendirildiği daha çok sayıda klinik çalışmaya ihtiyaç olduğu bildirilmiştir Laparoskopik ve Robotik Basit Prostatektomi Prostat hacmi 80 ml ve üzerinde olan hastalarda günümüzde açık prostatektomi etkili bir yöntem olmasından dolayı önerilmekle birlikte, minimal invaziv yöntemlere göre hastanede kalış ve kateterizasyon süresi daha uzun ve kan transfüzyonu gerektiren kanama riski daha fazladır. Laparoskopik cerrahinin açık cerrahiye göre avantajlarının olması, ürolojik cerrahi işlemlerde yaygın olarak kullanılmasına neden olmuştur. Daha sonra ortaya çıkan robotik cerrahinin üroloji alanında kullanımı günümüzde artarak devam etmektedir. İlk defa 2002 yılında Mariano ve arkadaşları tarafından laparoskopik basit Derman Tıbbi Yayıncılık 15
16 prostatektomi uygulandıktan sonra, 2008 yılında Sotelo ve arkadaşları ilk robot yardımlı basit prostatektomiyi tanımlamışlardır. Yapılan çok merkezli çalışmaların sonuçlarına göre, laparoskopik ve robotik yaklaşım, transperitoneal veya ekstraperitoneal yaklaşımla uygulanabilmektedir. Ancak çalışmalarda laparoskopik yaklaşımın daha çok ekstraperitoneal, robotik yaklaşımın ise daha çok transperitoneal yolla yapıldığı tespit edilmiştir. Açık prostatektomi ve laparoskopik basit prostatektominin karşılaştırıldığı bir çalışmada laparoskopik yaklaşımın daha az kan kaybına neden olduğu ve kateterizasyon ve hastanede kalış süresini kısalttığı bildirilmiştir. Ancak operasyon süresi laparoskopik teknikte daha uzun olmaktadır. Laparoskopik ve robot yardımlı basit prostatektominin birlikte değerlendirildiği çok merkezli bir çalışmada ise operasyon süresinin özellikle robotik teknikte, Holmium lazer enükleasyonu ve açık prostatektomiye göre daha uzun olduğu gösterilmiştir. Kan kaybının ise açık prostatektomiye göre daha az olduğu tespit edilmiştir. Hastanede kalış süresi açık prostatektomiye göre daha kısa olmakla birlikte, lazer ve bipolar uygulanan hastalara göre daha uzun olduğu görülmüştür. Komplikasyon oranlarının açık prostatektomiye göre düşük olduğu ve IPSS ve Qmax gibi parametrelerle değerlendirildiğinde operasyon sonrası sonuçların ise benzer olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak laparoskopik veya robot yardımlı basit prostatektomi, açık tekniğe göre daha güvenilir ve benzer etkinlikte yöntem olarak rapor edilmekle birlikte bu konuda daha fazla sayıda klinik çalışma yapılması önerilmektedir Prostatik Üretra Açıcı (Urolift) BPO tedavisinde uygulanan minimal invaziv yöntemlerden biriside prostatik üretranın mekanik yolla açık tutulmasıdır. İlk defa 2005 yılında rapor edilen bu yöntemde, prostatın lateral lobları kapsüle doğru, uygu- Derman Tıbbi Yayıncılık 16
17 lama aletiyle yerleştirilen gergin sütürlerle traksiyona alınarak üretral lümenin açık tutulması hedeflenir. İşlem litotomi pozisyonunda, lokal anestezi altında ve günübirlik olarak uygulanabilmektedir. Bu yüzden daha invaziv girişimlere uygun olmayan hastalar için bir tedavi seçeneği olabilir. Yöntem lateral loblara uygulanabildiğinden median lobu olan hastalarda etkinliği düşük olacaktır. Bu yöntemin başarısı alternatif tedavi yöntemlerinden olan TUNA ve TUMT a göre IPSS skorları açısından değerlendirildiğinde, 12 aylık takiplerde benzerlik göstermekle birlikte, TURP ve prostatın lazerle vaporize edildiği durumlara göre düşüktür. Ayrıca işemenin fonksiyonel düzelmesi açısından Qmax ile değerlendirildiğinde, TURP ve prostatın lazerle vaporize edildiği durumlara göre başarısı daha düşüktür. Uygulama sonrası üç aylık dönemde hastalarda en sık görülen komplikasyonlar; dizüri, hematüri, pelvik ağrı, ani sıkışma hissi, geçici inkontinans ve idrar yolu enfeksiyonudur. Oniki aylık takiplerde uygun yerleştirilen implantlarda enkrüstasyon görülmezken, bazı implantların mesaneye bakan taraflarında enkrüstasyon saptanmış ve semptomatik olanlar çıkarılmıştır. Komplikasyon oranlarının düşük olması, ejekulasyonu ve erektil fonksiyonu etkilememesi ve işlem sonrası kateterizasyona gerek duyulmaması avantajlarıdır. Sonuç olarak, fonksiyonel işemeyi değerlendirdiğimiz parametreler üzerine etkisi zayıf olmakla birlikte, medikal tedaviye yanıt alınamayan ve cerrahi girişimlere uygun olmayan hastalarda lokal anestezi altında uygulanabilirliği ve düşük yan etki profili nedeniyle alternatif bir tedavi yöntemi olarak önerilmektedir. Ancak bu yöntemle ilgili daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç olduğu rapor edilmiştir. Bu yöntemin dışında üretrayı mekanik olarak açık tutan kalıcı ve geçici üretral stentler mevcuttur. Kalıcı stentler doku uyumludur ve epitelize olup üretraya gömülürler. Geçici stentler ise epitelize olmazlar. Cerrahiye uygun olmayan hastalarda geçici rahatlama sağlamak için kullanılırlar. Başlıca rastlanan yan etkiler; di- Derman Tıbbi Yayıncılık 17
18 züri, sık idrara gitme ve perineal ağrıdır. Ayrıca stentin migrasyonu, enkrüste olması veya geçici stentlerin epitele gömülmesi görülen diğer komplikasyonlardandır. Sonuç olarak, yan etkileri ve migrasyon riski gözönüne alındığında stentler cerrahi açıdan yüksek risk taşıyan hastalarda alternatif bir tedavi olarak önerilmektedir Prostatın İçine Madde Enjeksiyonları Botulinum Toksini Enjeksiyonu Onabotulinum toksin A nın transperineal, transüretral veya transrektal yolla prostatın içine enjekte edildiği bu yöntemde amaç, prostat hücrelerinde apoptozisin tetiklenmesi, prostatın boyutunun azaltılması, prostatın duyusal nöronlarının inhibisyonu ve prostat parankimindeki düz kas hücrelerinin relaksasyonudur. Böylece alt üriner sistem şikayetlerinin giderilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmalarda değişik dozlar kullanılmakla birlikte prostat boyutuna göre doz ayarlaması öneren yazarlar mevcuttur. En çok rapor edilen yan etkiler; dizüri, hematüri, epididimit ve prostatit olup ciddi yan etkiler bildirilmemiştir. IPSS skoru, Qmax, prostat volümü, idrara gitme sayısı ve noktüri üzerine olumlu etkileri bildirilmekle birlikte henüz rutin klinik kullanıma girmemiştir ve daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç olduğu bildirilmiştir Etanol Enjeksiyonu Saf etanolün (% 95 98) prostata enjeksiyonu ile koagulasyon nekrozu meydana gelmekte ve prostat dokusunda atrofi ve ablazyon olmaktadır. Enjeksiyon transperineal, transüretral ya da transrektal yolla yapılabilmekle birlikte en çok transüretral yol tercih edilmektedir. İşlem sonrası hastalara sonda konulması gerekmektedir. En sık görülen komplikasyonlar hematüri, perineal ve abdominal ağrı, üriner retansiyon ve idrar yolu enfeksiyonudur. Ciddi komplikasyon olarak sistektomi ve üriner diversiyon gerektiren mesane duvarının nekrozu rapor edilmiştir. Yaşam kalitesi, IPSS, Qmax, Derman Tıbbi Yayıncılık 18
19 işeme sonrası rezidü parametreleri üzerine olumlu etkileri bildirilmekle birlikte bu konuyla ilgili daha geniş hasta serileri içeren klinik çalışmalara ihtiyaç olduğu bildirilmiştir Diğer Ajanlar NX 1207 ve PRX302 adlı ajanların intraprostatik enjeksiyonu ile ilgili yayınlar da mevcuttur. NX 1207 prostatik dokuda proapoptotik özelliğiyle fokal hücre kaybına sebep olarak prostat hacmini azaltmaktadır. Lokal anestezi altında uygulanabilmektedir. Ancak henüz deneme aşamasındadır. Diğer bir ajan PRX302 (topsalysin) de prostat hacmini azaltarak etki göstermektedir. Ancak bu ajanla da ilgili çalışmalar devam etmektedir. Bunların dışında, henüz deneysel çalışmaları yapılan hidrotripsi ve aqua ablazyon yöntemleri mevcuttur. 5. Prostat Kanseri 5.1. Prostat Kanseri Epidemiyolojisi Prostat kanseri erkeklerde en sık teşhis edilen, hayatı tehdit eden ve akciğer kanserinden sonra en sık ölüme sebebiyet veren kanserdir yılında Birleşik Devletlerde tahmini olarak 241,740 yeni tanı konulmuş ve ölüm bildirilmiştir. Elli yaşından daha genç erkeklerde prostat kanseri daha nadir görülmesiyle birlikte, bu durum tüm vakaların sadece % 2 sini oluşturmaktadır. Ortalama tanı koyma yaşı 68 dir ve tanıların çoğu 65 yaş sonrası konulmaktadır. Genel popülasyonda yaşlı (>70 yaş) erkeklerin büyük bir çoğunluğu ile birlikte özellikle gelişmiş ülkelerde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Avrupa nın doğusu ve güneyinde insidansı sürekli bir artış göstermektedir. Kuzeyinde ve batısında ise insidansı 100,000 de 200 den fazla olarak bildirilmiştir. Genel olarak son dekatta, prostat kanserinde beş yıllık yaşam beklentisi yüzdesi, de % 73,4 ten yılında %83,4 e doğru giden sürekli bir artış göstermiştir. Erkeklerin ortalama yaşam süresi arttıkça prostat kan- Derman Tıbbi Yayıncılık 19
20 seri insidansında da artış beklenmektedir. Aynı zamanda Avrupa da hastalığın mali yükünde de önemli ölçüde artışlar olmuş ve Avrupa da prostat kanserinin ekonomik maliyeti 8,43 milyon yu aşmıştır. Bu maliyeti büyük oranda prostat kanseri tanısı konulduktan sonraki ilk yılda ortaya çıkan prostat kanseri takibi ve bakımı oluşturmaktadır. Mevcut eldeki verilerle Avrupa ülkelerinde (İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda) 2006 yılında bütün prostat kanserli hastaların tanısı için harcanan para 106,7-179 milyon değerinde bir maliyet yükü ortaya çıkarmıştır Prostat Kanseri Etiyolojisi Prostat kanseri risk faktörleri Prostat kanseri gelişimine neden olan risk faktörlerinin birkaçı, belirlenmiş ve tanımlanmış olmasına rağmen hala tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Prostat kanseri için artan yaş, etnik köken ve genetik olmak üzere sadece kesin üç risk faktörü tanımlanmıştır. Eğer birinci derece akraba olarak bir kişi etkilenmişse risk en az iki katına çıkmaktadır. Eğer birinci derece akrabalarda iki veya daha çok kişi etkilenmişse risk 5-11 kat artmaktadır. Prostat kanserli bireylerin yaklaşık % 9 luk popülasyonu gerçek kalıtsal prostat kanseridir. Bu üç veya daha çok etkilenmiş akrabalar veya erken başlangıçlı hastalık gelişen en az iki akraba olarak tanımlanır. Kalıtsal prostat kanserli hastalar genellikle spontan hastalıktan 6-7 yıl önce tanı almasına rağmen, gelişim yolları diğerlerinden farklı değildir. Prostat kanserinin olası risk faktörleri ise diyetle alınan yağ ve hormonlardır. Bununla birlikte potansiyel risk faktörleri olarak vazektomi, kadmium, A vitamini ve D vitamini sayılabilir Prostat Kanseri Patolojisi Prostat ortalama 20 gr ağırlığındadır ve embriyolojik olarak 5α-dihidrotestosteron prostatın oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Yetişkin bir insanda prostat, %70 i glandüler ve %30 u fibromüsküler dokudan olu- Derman Tıbbi Yayıncılık 20
21 şur. Prostat kanserlerinin birçok tipi olmasına rağmen en sık görüleni adenokarsinomdur Adenokarsinom Adenokarsinomlar prostat karsinomlarının çok yüksek bir oranını oluşturmaktadır. Prostat kanserinin % 68 inin periferik zondan köken aldığı ve TUR ile tespit edilen karsinomların çok yüksek bir oranda transizyonel zondan geliştiği gösterilmiştir. Belirgin nükleol içeren iyi diferansiye adenokarsinomların lümeni kaplayan hücrelerinde bazal tabaka yoktur. Aynı zamanda mikroasiner yapılarda proliferasyon vardır. Nükleolun görülüp tespit edilmesine gerek kalmadan hücrede hiperkromazi atipi görülmesi tanı konabilmesi için yeterlidir. Metastatik kanserin primer odağını tespit etmek amacıyla PSA nın immünohistokimyasal olarak boyanması kesin tanı konulabilmesine yardımcı olmakla bereber, nöroendokrin tümörlerinde bu boyayı tutması karışıklığa yol açabilir Müsinöz adenokarsinom Prostat kanserlerinin %0,4 gibi küçük bir kısmını oluşturuyorken, adenokarsinomların diğer tiplerinden ayrılmasında PSA, CEA ve PAP boyaları kullanıldığı bildirilmiştir Prostatik Duktal Adenokarsinom Papiller ve villoglandüler yapısı ile endometriyum adenokarsinomlarına benzerlik gösteren bu tipi prostat kanserlerinin % 0,4-0,8 lik bir kısmından sorumludur Saf Küçük Hücreli Karsinom Tek başına çok az görülen ve vakaların yaklaşık yarısında prostatın küçük hücreli karsinomu ile adenokarsinom birlikte görülür Skuamöz ve Adenoskuamöz Kanserler Osteolitik metastaz yapan bu tümörler östrojen tedavisine yanıtsızdırlar. Bununla birlikte yaşamı tehdit Derman Tıbbi Yayıncılık 21
22 eden ve prostat kanserlerinin yaklaşık % 0,2 sini oluşturan bu prostat kanseri türünde hastaların yaşamı çok kısadır Sarkomatoid Karsinom Çok nadir görülen ve hiçbir tedaviye cevap vermeyen bu tümör çok yüksek dereceli adenokarsinomatöz ve sarkomatöz alanlar içerir Transizyonel Hücreli Kanser Prostat kanserlerinin % 1-5 i gibi küçük bir kısmını oluşturan, mesane boynuna ve yumuşak dokuya yayılma eğilimi olan bu kanser türünde, hastaların yaklaşık %20 sinde kemik, akciğer ve karaciğer gibi uzak organ metastazı görülebilir Malign Mezenkimal Tümör Prostat tümörlerinin yaklaşık % 0,1-0,2 lik çok küçük bir oranını oluşturan bu tümör, rabdomyosarkom ve leimyosarkom tiplerini içerir. Prostatın en sık görülen mezenkimal tümörü rabdomyosarkomdur ve çoğunlukla çocukluk çağında rastlanır. Leimyosarkom ise yetişkinlerde en sık görülen sarkom türüdür Prostatik İntraepitelyal Neoplazi (PİN) Prostatik intraepitelyal neoplazi (PİN) önceden varolan benign prostatik asinüs ve duktusların içinde epitelyal hücrelerin neoplastik büyümesi olarak tanımlanan bir durumdur. Düşük dereceli ve yüksek dereceli olarak sınıflandırılır. PİN pre-malign bir durum olarak tüm özellikleri karşılaması dolayısıyla, yüksek dereceli PİN yaygın olarak prostat kanserinin prekürsörü olarak kabul edilir. Düşük dereceli PİN saptanan hastaların daha sonraki biyopsilerinde kanser saptama riski BPH ile karşılaştırıldığında, yüksek olmadığı bildirilmiştir. Bununla birlikte patologların düşük dereceli PİN ile BPH ı çoğunlukla ayırt edemediklerinden dolayı patoloji raporlarında yorumlanmasına gerek yoktur. Buna karşın iğne biyopsisi ile saptanmış takipli en az 50 yük- Derman Tıbbi Yayıncılık 22
23 sek dereceli PİN olgusunun dahil edildiği 11 çalışmada % 26,4 kanser riski tespit edilmiş olması yüksek dereceli PİN in prostat kanseri öncülü olduğunu gösteren kanıtlardır Atipik Küçük Asiner Proliferasyon (ASAP) ASAP patolojik olarak tanımlanır ve bir hastalık değildir. ASAP şüpheli epitelyumla döşeli birkaç bezden oluşan çok küçük bir bölgedir. İzole olabilir veya yüksek dereceli PİN veya adenokarsinomla ilişkili olabilir. Başlangıç biyopsisi ASAP olarak tespit edilmiş hastalarda, tekrarlayan biyopsilerde prostat kanseri tespit etme riski yüksek olduğu rapor edilmiştir. ASAP tanısı konulmuş hastaların biyopsi örnekleri, hem klinik önemsiz, hemde klinik olarak önemli prostat kanserini barındırabilirler. Bu nedenle hastalara danışmanlık yapılıp, bilgilendirilmesi önerilmektedir Gleason skor Prostat adenokarsinomları için çok sayıda derecelendirme sistemi vardır. Bunlar arasında yaygın olarak kullanılan ve uluslararası kabul görmüş olanı Gleason derecelendirme sistemidir. Gleason sistemi, mikroskopik değerlendirme esnasında izlenen tümöral bezlerin, yapısal özelliklerine göre değerlendirilir. Tümörün evrelendirilmesinde sitolojik özellikler rol oynamaz. Hem primer (baskın), hemde sekonder (2. sıklıkta) gözlenen yapısal paternler ayırt edilip belirlenir. Derece 1 en iyi diferansiye, derece 5 en az diferansiye olmak üzere Gleason derecelendirme sistemi 1 den 5 e kadar sıralanan derecelerden oluşur ve iki alanın skoru toplanarak Gleason skoru olarak rapor edilir Uluslararası Patoloji Birliği Modifiye Gleason Sistemi Patern 1 Sınırlı yakın dizilmiş ama ayrı nodüller; birbirine benzer, yuvarlak, orta büyüklükteki bez yapılar (patern 3 ten daha büyük bezler) Derman Tıbbi Yayıncılık 23
24 Patern 2 Patern 1 e benzer hafif sınırlı, tümör nodülü sınırında minimal infiltrasyon. Bezler daha gevşek yapıda ve çoğu patern 1 deki kadar birbirine benzer değil. Patern 3 Ayrık bez üniteleri mevcut. Gleason patern 1 ve 2 ye göre tipik olarak daha küçük bezler. Kanser olmayan bezler arasına infiltre, farklı boyut ve şekillerde. Patern 4 Birbirine kaynaşmış küçük bezler. Patern 3 teki tanımlanmış lümen yapısı bozulmuş bezler. Geniş kribriform bezler. Patern 5 Genellikle bez farklılaşması yok solid odaklar ve tek hücreler mevcut. Merkezi nekrozlu papiller yapı ile çevrili komedokarsinom, kribriform veya solid kitleler Prostat Kanserinde Tanı Yöntemleri Parmakla Rektal Muayene (PRM) PRM esasen prostatın palpe edilip değerlendirilmesinin yanında diğer benign veya malign anal patolojilerin değerlendirilmesine de imkân sağlar. Rektal tonus, üriner sfinkter ve detrüsör tonusu hakkında fikir verebilir. Prostat muayenesi için dört değişik pozisyon tanımlanmıştır. Picker pozisyonu, hastanın ayakta ve önündeki masaya doğru eğilerek muayene edildiği yöntemdir. Sims poziyonu ise hasta muayene masasında bir dizini karnına çekip yan pozisyonda yatarak muayene edildiği biçimdir. Üçüncüsü hastanın diz dirsek pozisyonunda muayene edildiği biçimdir. Sonuncusu ise hasta sırtüstü yatarak yapılan litotomi pozisyonudur Prostat Kanseri Taraması Son zamanlarda Amerikada ki azalmış mortalite sıklıkla geniş kabul görmüş agresif tarama politikasına bağlanmakta, fakat hala PSA taramasının prostat kanserine bağlı mortaliteyi azalttığına dair kesin bir kanıt bulunamamaktadır. Çalışmalarda PSA taramasının litera- Derman Tıbbi Yayıncılık 24
25 türdeki bulguların ana özeti; a) Taramanın prostat kanserinin artmış tanısıyla ilşkili olduğu, b) Tarama daha çok lokalize hastalıkla ve daha az ilerlemiş hastalıkla ilişkili olduğu c) 5 randomize kontrollü çalışma sonucunda prostat kanserine özgü sağ kalım faydası gözlenmediği d) 4 randomize kontrollü çalışmanın sonucunda hiçbir sağ kalıma faydası gözlenmediği bildirilmiştir Prostat Kanseri Tümör Belirteçleri Tümör belirteçlerinin bulunuşu ve klinik kullanımının yaygınlaşması ile erken tanı ve küratif tedavi oranlarında artış görülmüştür. Prostat kanseri için önemli bir tanı belirteci olan PSA, 1979 da keşfedilmiş ve 1980 lerin sonundan itibaren klinik kullanımına girmiştir. PSA prostat kanseri tanı, evreleme ve takibinde önemli bir yer tutmuştur. Moleküler onkolojideki gelişmelere paralel olarak yeni belirteçler bulunmuş ve sadece hastalığın tespiti değil aynı zamanda agresif seyirli hastalık ile yavaş seyirli hastalık ayrımında ilerleme kaydedilmiştir. Bunlar doku belirteçleri, kan ve idrar belirteçleri ve hücresel belirteçler olarak üç ana grupta değerlendirilmiştir Doku belirteçleri a- GSTP1 b- Gen füzyonları (TMPRSS2 ve ETS transkripsiyonfaktör füzyonları) c- Gen ve androjen reseptör polimorfizmleri Kan ve idrar belirteçleri a- Prostat spesifik membran antijeni: Glikoprotein olan prostat spesifik membran antijeni tüm prostatik epitel hücreleri içinde gömülü bulunan bir hidrolazdır. b- Human kallikrein gen ailesi: Human kallikrein gen ailesi üç tane bilinen ve birbirleri ile ilişkili protein kodlamaktadır. Doku ya da pankreatik/böbrek kallikrein (hkl1), glandüler kallikrein (hkl2) ve PSA (hkl3). Bunlar Derman Tıbbi Yayıncılık 25
26 19. kromozom üzerinde lokalize serin proteazın multigen ailesinin üyeleridir. Diğer kallikrein genleri KLK4, KLK11, KLK14, KLK15 tir. c-endoglin: Diğer ismi CD105 olarak bilinen bir transmembran glikoproteinidir Hücresel Belirteçler PSA (hk3) Kallikrein ailesi içinde çok önemli bir belirleyici olan hk3, PSA olarak ta bilinmektedir. PSA seminal vezikülün likefaksiyonundan sorumludur ve seminal vezikül içinde yüksek konsantrasyonda bulunmasına karşın, normalde serumda düşük konsantrasyonda bulunur. Serumda mevcut olan PSA serbest veya bağlı formlarda bulunabilir. Serum içindeki PSA nın çoğunluğu α1-proteaz inhibitörü (APİ), α1- antikimotripsin (ACT) ve α2-makroglobulin (A2M) ne bağlıdır ya da onlarla komplex oluşturur. PSA nın moleküler türevleri Tablo 1 de gösterilmiştir. Tablo 1. Prostat spesifik antijenin moleküler türevleri PSA Tipi Serumdaki yüzdesi (%) Kompleks PSA PSA-ACT PSA-API 1-5 PSA-A2M Serbest PSA 5-40 PSA: Prostat spesifik antijen ACT: α1- antikimotripsin API: α1-proteaz inhibitörü A2M: α2-makroglobulin Serumdan komplex PSA nın atılımının karaciğer (KC) tarafından gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Çünkü komlex PSA nın boyutları glomerullerden filtre olamayacak kadar büyüktür ve diğer proteaz kompleksleride KC tarafından elimine edilir Derman Tıbbi Yayıncılık 26
27 Serum PSA düzeyini etkileyen durumlar Prostat kanserinin olmadığı durumlarda serum PSA seviyesi yaşla, ırkla ve prostat volümü ile değişmektedir. Serum PSA daki artış PSA nın prostat dokusu içine difüzyonunu sağlayan, prostat yapısının bozularak normal yapısını kaybetmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkabilmekte ve PSA nın dolaşıma katılmasına neden olmaktadır. Bu prostat hastalıklarında (BPH, prostatit, prostat kanseri) ve prostat manüplasyonlarında (prostat masajı, prostat biyopsisi) ortaya çıkabilmektedir Prostat Kanser Antijen 3 (PCA3) PCA3 prostat masajı sonrası elde edilen idrar örneğinde tespit edilmiş prostat spesifik kodlanmayan mrna biyomarkırıdır Dokuzuncu kromozomda, kodlanmayan RNA üreten ve ilk tanımlandığında DD3 olarak da adlandırılmış bir gendir. Bu PCA3 geninin ürettiği kodlanmayan m-rna lar malign dokularda, kat daha fazla üretildiği çalışmalarda gösterilmiştir. PCA3 bir idrar testidir. Bu testin günümüzdeki ana endikasyonu başlangıç negatif biyopsi sonuçlarından sonra tekrar biyopsiye ihtiyaç olup olmadığının belirleyebilmesidir. PCA3 üzerinde çok çalışılan yeni bir belirteçtir. Bu test, PCA3 testi (Progensa PCA3 (Gen-Probe, San Diego, Ca) olarak günlük kullanıma da girmiştir. Parmakla rektal muayene sonrası alınan ilk idrar örneğinin RT-PCR yöntemi ile incelenmesi sonucu, PCA3 geninin kodlanmayan m-rna ları, prostat kanserli olguların neredeyse % 90 nına varan oranında gösterilebilmektedir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi( FDA), PCA3 skorunun eşik değerini 25 olarak açıklamasına rağmen, eşik değeri 35 veya daha üstü bir değer sonraki biyopsinin pozitif olma olasılığını arttırmaktadır. PCA3 skoru serum PSA düzeyleri ile karşılaştırıldığında prostat kanseri için büyük oranda özgüldür. Serum PSA düzeyleri 5α-redüktaz inhibitörü ilaç kullanımı, doku hacmi, enflamasyon, travma ve yaştan etki- Derman Tıbbi Yayıncılık 27
28 lenirken, son çalışmalarda elde edilen verilerle PCA3 skorunun bu durumlardan etkilenmediği düşünülmektedir. PCA3 ün idrardaki seviyelerinin, prostat boyutunun artmasına rağmen artmadığı, ancak tümör hacmi ile korele olduğu bildirilmiştir Yüksek prostat kanseri riski olan erkeklerde erken PSA tarama testi: a) Yaşı 50 nin üzerindeki erkeklerde, b) 45 yaşın üzerinde ve ailesel prostat kanseri öyküsü olanlarda, c) Afrika kökenli Amerikalılarda, d) 40 yaşında PSA sı >1 ng/ml olanlarda, e) 60 yaşında PSA sı >2 ng/ml olanlarda yapılmalıdır. Başlangıç PSA seviyesine göre risk bağımlı olarak değerlendirilebilir. Başlangıçta risk varsa her iki yılda bir bakılmalı veya başlangıçta risk yoksa 8 yıla kadar ertelenebilir. Prostat kanseri erken tanısı risk bağımlı olarak hastanın yaşam beklentisi ve performans durumundan etkilenir. Buna istinaden 15 yıldan az yaşam beklentisi olan erkeklerde olasılıkla yararlı değildir Transrektal Ultrason eşliğinde Prostat biyopsisi (TRUS-B) Yükselmiş PSA seviyesi ve/veya şüpheli PRM olması durumunda prostat iğne biyopsisi yapılmalıdır. Hastanın yaşı ve eşlik eden hastalıklar (ASA skoru ve Charlson komorbidite indeksi) biyopsi öncesi gözönünde bulundurulmalıdır. Riskin belirlenmesi için kullanılan araçlar ve risk hesaplayıcıları gereksiz prostat biyopsilerini azaltabilmektedir. Üretral kateterizasyon, sistoskopi veya transüretral rezeksiyon gibi manipülasyonların uygulanması ve ejekülasyon gibi durumlar PSA seviyesini yükselteceğinden dolayı hemen biyopsi yapılmamalı, birkaç hafta sonra tekrar PSA seviyeleri değerlendirilip karar verilmelidir. Ultrason klavuzluğunda yapılan prostat iğne biyopsileri standart olarak kabul edilmektedir. Çoğu prostat biyopsisi için transrektal yaklaşım tercih edilmesine rağmen bazı ürologlar Derman Tıbbi Yayıncılık 28
29 perineal yaklaşımı tercih etmektedirler. Bununla birlikte rektal amputasyon gibi spesifik durumlarda ultrason klavuzluğunda yapılan perineal yolla yaklaşım alternatif olarak kullanılmaktadır TRUS-B Endikasyonları Biyopsi kararı PSA seviyesindeki yükselme ve PRM de şüpheli bulgular olması durumunda verilmelidir. Ayrıca ilk PSA değerinden bağımsız olarak PSA seviyelerindeki yıllık artış oranı ve serbest PSA nın total PSA ya oranı gibi değerlerde biyopsi kararında kullanılmaktadır. Yine yüksek dereceli PİN ve ASAP saptanan hastalarda prostat kanseri gelişme riski nedeniyle takipteki PSA değerine bakılmaksızın ilk biyopsiden sonra yeniden biyopsi yapılmalıdır Kontrendikasyonları Prostat biyopsisi; koagülopatisi olanlarda, ciddi anal lezyon ve hastalığı olanlarda, ciddi immünsupresyon ve akut prostatit gibi durumlarında yapılması önerilmez TRUS-B Öncesi Hasta Hazırlığı Hastalara yapılacak işlemin yararı ve olası riskleri hakkında bilgi verilmeli ve hastalardan aydınlatılmış onamları alınmalıdır. Tüm antikoagülan tedavilerin yaklaşık bir hafta öncesinden bırakılması hastalara anlatılmalıdır. Koagülopatisi olan veya warfarin kullanan hastalarda uluslararası normalize edilmiş oranın (INR) 1,5 değerinin altında olduğu görülene kadar biyopsi ertelenmelidir Antibiyotik Profilaksisi Oral veya intravenöz tedaviler en yeni tedavi metodudur. Optimal doz ve zamanlaması değişken olmakla birlikte kinolonlar tercih edilen ilaçlardır ve siprofloksasin ofloksasine üstündür. Fakat artmış kinolon direncinin, geçmiş birkaç yıldır biyopsi sonrası enfeksiyona bağlı ciddi komplikasyonların artışıyla ilişkili olduğu bildirilmiştir. Derman Tıbbi Yayıncılık 29
30 Lavman Yazarlar temizleyici lavman yapılmasının rektumdaki feçes miktarını azaltarak prostatın daha iyi görüntülenmesine olanak tanıdığını, fakat enfeksiyon miktarını azaltması konusunda şüpheli olduğunu bildirmişlerdir Biyopsi Öncesi Anestezi Günümüzde ultrason eşliğinde periprostatik blok önerilmektedir. Bazal veya apikal yapılışında herhangi bir fark yoktur. Ayrıca lokal anestetiğin intrarektal instilasyonu, periprostatik instilasyona üstün değildir Hasta Pozisyonu ve Teknik Genellikle hastalara diz ve kalçaların 90 derece bükülerek sol lateral dekübit pozisyonu önerilir. TRUS hem transvers hem de sagittal düzlemde yapılmalıdır. Ultrason probu üzerine yerleştirilmiş iğne klavuzu içinden geçirilebilen, 18 gauge iğne kor biyopsi aleti veya tabancası kulanılır. Biyopsi materyali alındıktan sonra % 10 formalinli kaplar içerisinde muhafaza edilir Standart Sekstant (Altı Kor) Biyopsi ve Ekstended (On - Oniki Kor) Biyopsi Sextant gemicilikte mesafeleri ölçmek için kullanılan bir alettir. Aynı zamanda gemiden veya uçaktan herhangi bir gök cisminin yüksekliğini ölçmeye de yarar. Altıda bir anlamına gelmektedir. Altı kadran biyopside parçalar, bilateral tabandan, bilateral orta kısımdan ve bilateral apeksten alınır. Ancak günümüzde altı kadran biyopsinin artık yeterli olmadığı görüşü hakimdir. Prostat volümü ml olan hastalarda en az 8 ve en fazla 12 kor biyopsi alınması önerilmektedir. Oniki kordan fazla alınan biyopsilerin sonucu çok değiştirmediği de gösterilmiştir. Palpe edilebilen nodüllerin parmakla kontrollü biyopsisi ve spesifik hipoekoik lezyonların USG eşliğinde biyopsisi, kanser tespit oranını anlamlı şekilde arttırmaktadır. Derman Tıbbi Yayıncılık 30
31 Saturasyon Biyopsisi Saturasyon biyopsisinde 20 kordan fazla örnek alınır. Saturasyon biyopsisi ile saptanan prostat kanseri insidansı % oranındadır Tekrarlayan Biyopsi Endikasyonları a) Artan ve/veya kalıcı olarak yüksek olan PSA değeri b) Şüpheli PRM, kanser riski %5-30 dur. c) ASAP, kanser riski %40. d) Yaygın (3 veya daha fazla biyopsi alanında) yüksek dereceli PIN, kanser riski %20-30 e) Yüksek dereceli PIN odaklarına bitişik birkaç adet atipik glandın varlığında kanser riski yaklaşık %50 dir Biyopsi Komplikasyonları İlk yayınlarda biyopsi sonrası ciddi enfeksiyon oranının <%1 olduğu rapor edilmesine karşın, antibiyotik direncine bağlı olarak bu oran gittikçe artmaktadır Düşük doz aspirin kullanımının da artık kesin bir kontrendikasyon olmadığı bildirilmiştir. Biyopsi komplikasyonları Tablo 2 de gösterilmiştir. Tablo 2. TRUS-B Komplikasyonları Komplikasyon Yüzde (%) Hematospermi 37.4 Hematüri > 1 gün 14.5 Rektal kanama < 2gün 2.2 Prostatit 1.0 Ateş > 38.5 C 0.8 Epididimit 0.7 Rektal kanama > 2 gün ± cerrahi girişim gerektiren 0.7 Uriner retansiyon 0.2 Yatış gerektiren diğer komplikasyonlar Prostat Kanserinin Evrelendirilmesi Prostat kanseri evrelendirmesi hem prognoz tayinininde hem de tedaviye ilişkin kararlar alınmasında yardımcı olmaktadır. Klinik evreleme tedavi öncesi para- Derman Tıbbi Yayıncılık 31
32 metreler (PRM, PSA, iğne biyopsi bulguları ve radyolojik görüntüleme) kullanılarak, patolojik evreleme ise prostat dokusu cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra prostat, seminal veziküller ve pelvik lenf nodu diseksiyonu yapılmışsa lenf nodlarının histopatolojik incelenmesine göre yapılır. Patolojik evreleme klinik evrelemeye göre hastalığın seyrini ve prognozunu daha doğru tahmin edebilmektedir Sınıflama T Primer Tümör TX- Primer Tümör değerlendirilemez T0-Pirmer tümör kanıtı yok T1-Tümör klinik olarak saptanamıyor; palpe edilemiyor ya da görüntülenemiyor. T1a-Tümör rezeke edilen dokunun % 5 inden azında insidental olarak mevcut. T1b-Tümör rezeke edilen dokunun % 5 inden fazlasında insidental olarak mevcut. T1c-Tümör ancak iğne biopsisi ile belirlenebiliyor (Örneğin, PSA nın yüksek bulunması nedeniyle biopsi istenmesi sonucu.). T2-Tümör prostat dışına çıkmamış. T2a-Tümör tek bir lobun yarısında ya da daha azında sınırlı. T2b-Tümör tek bir lobun yarısından daha fazla yer kaplıyor, fakat her iki lopta yok. T2c-Tümör her iki lobu da kaplıyor. T3-Tümör kapsülden prostat dışına çıkıyor. T3a-Kapsül dışına taşma (tek taraflı ya da çift taraflı). mikroskopik olarak mesane boynunu içeriyor. T3b-Tümör seminal vezikülleri invaze ediyor. T4-Tümör fikse ya da seminal veziküller dışındaki dokuları invaze ediyor (eksternal sfinkter, rektum, levator kasları ve / veya pelvik duvar). N - Bölgesel Lenf Düğümler NX-Bölgesel lenf düğümleri değerlendirilemez. N0-Bölgesel lenf düğümlerinde metastaz yok N1 Bölgesel lenf düğümünde veya düğümlerinde me- Derman Tıbbi Yayıncılık 32
33 tastaz var. M- Uzak Metastaz MX-Uzak metastaz değerlendirilemez M0-Uzak metastaz yok. M1-Uzak metastaz var. M1a-Bölgesel olmayan lenf düğümlerinde metastaz. M1b-Kemik veya kemiklerde metastaz var. M1c-Kemik metastazı olsun / olmasın başka metastaz var Prostat Kanserinde Tedavi Yöntemleri Prostat Kanserinde Erteleme Tedavisi Lokalize prostat kanserinde erteleme tedavisi Lokalize prostat kanserli pek çok erkek kesin tedaviden yarar görmez ve PSA ile tespit edilmiş prostat kanserli erkekler ertelenmiş tedavi adayıdır. Komorbit hastalığı ve sınırlı yaşam beklentisi olan erkeklerde, lokalize prostat kanseri tedavisinin yaşam kalitesini azaltmasından kaçınmak için tedavi ertelenebilir. Bu konuda aktif izlem ve bekle gör tedavisi olarak aşırı tedavi politikasını azaltan iki farklı konservatif tedavi yaklaşımı vardır Aktif İzlem Aktif izlem çok düşük progresyonu olan hastalarda bir seçenektir. Bu hastalar; a) 10 yıldan fazla yaşam beklentisi olanlar b) ct1-2 c) PSA<10 ng/ml, d) Biyopsi Gleason skoru 6 (en az 10 kor biyopside) e) 2 pozitif biyopsi varlığı f) Minimal biyopsi kor içeriği (her biyopside <%50 kanser tespiti) Takipler PRM, PSA ve tekrarlayan biyopsilerle yapılmalıdır. Takipler için optimal zamanlama çok açık değildir. Fakat yıllık veya her iki yılda bir yapılması tavsiye edilir. Biyopsi progresyonlu hastalar için ise aktif tedaviye geçilmesi tavsiye edilmelidir. Derman Tıbbi Yayıncılık 33
34 Bekle Gör Tedavisi Özellikle komorbit hastalığı olan, kısa yaşam beklentisi olan ve aktif tedavinin yan etkilerini kabul etmeyen tüm hastalara önerilmelidir. Bekle gör tedavisi yapıldığında herhangi bir non-küratif tedavi başlama kararı, semptomların ve hastalığın progresyonuna göre olmalıdır. Prostat kanserinde risk grupları Tablo 3 te gösterilmiştir. Tablo 3. Prostat Kanseri Risk Grupları Risk Grupları Düşük risk Orta risk Yükek risk Lokal İleri PSA < 10 ng/ml, Gleason Skoru < 7, ct1-2a PSA ng/ml,veya Gleason Skoru 7, veya ct2b PSA >20 ng/ ml, Gleason Skoru >7 veya ct2c Herhangi bir PSA, Herhangi bir Gleason skoru, ct3-4 veya klinik olarak N Prostat Kanserinde Kesin Tedavi Radikal Prostatektomi Radikal prostatektomi (RP) prostat kanseri için kullanılan ilk cerrahi tedavidir ve 100 yıldan daha uzun süredir yapılmaktadır. Prostat kanseri için ilk kez radikal perineal prostatektomiyi uygulayan kişi Billroth olarak bilinmekle birlikte Young tarafından 1905 yılında perineal yaklaşım popülarize edilmiştir. Retropubik yaklaşımın öncülüğünü ise Millin 1940 lı yıllarda yapmıştır. Walsh, Mart 1982 de Dorsal ven kompleksini tanımlamış ve yine Walsh, 26 Nisan 1982 de ilk sinir koruyucu radikal retropubik prostatektomiyi (RRP) tanımlamıştır. RP üretra ve mesane arasında prostat bezinin tamamının alınması ve her iki seminal vezikülün rezeksiyonu ile birlikte, etrafındaki dokularda negatif sınır elde edilmesinden oluşan bir cerrahidir. Çoğunlukla bu prosedüre bilateral pelvik lenf nodu diseksiyonu eşlik eder. Lokalize prostat kanserli erkeklerde ve 10 yıldan daha fazla yaşam beklentisi olanlarda herhangi bir yaklaşımla yapılan, RP nin amacı potens ve kontinans korunuyorken hastalığın eradikasyonu olmalıdır. Derman Tıbbi Yayıncılık 34
35 Radikal Prostatektomi Endikasyonları T1a: Özellikle Gleason skoru 7 ve üzeri olan adenokarsinomlar için uzun yaşam beklentisi olan genç hastalarda opsiyoneldir. T1a-T2c: pt1a prostat kanserli hastalarda opsiyoneldir. Tedavi ile ilişkili komplikasyonları kabul eden 10 yıldan uzun yaşam beklentisi olan hastalar için standart tedavidir. T3-T4: T3 a, PSA<20 ng/ml lı, biyopsi Gleason skoru 8 ve 10 yıldan fazla yaşam beklentisi olan seçilmiş hastalarda opsiyoneldir. Pozitif cerrahi sınırın artmış riski ve pozitif lenf nodu olabileceği konusunda hastalara bilgi verilmelidir. N+, M0: Multimodal tedavi yaklaşımının bir bölümü olarak 10 yıldan fazla yaşam beklentisi olan seçilmiş hastalar için opsiyoneldir Radikal Prostatektomi Yöntemleri Radikal Perineal Prostatektomi Radikal perineal prostatektomi (RPP), organa sınırlı hastalığı olan ve uzun yaşam beklentisi olan hastalarda uygulanabilen bir yöntem olup sinir koruyucu yaklaşım bu teknikte de başarılı bir şekilde uygulanabilir. Nörovasküler demetin eksizyon kararı cerrahi sırasında prostatın nörovasküler demete yapışık olup olmamasına göre verilir. Preoperatif RPP de pelvik lenf nodu diseksiyonu, eğer Gleason skoru <7 ve PSA seviyesi 10 ng/ml den az (düşük orta riskli hastalık) ise gereksiz olduğu varsayılır. Retropubik yaklaşıma göre genellikle operasyon süresi daha kısa ve kan kaybı daha azdır. Ancak yapılan insizyondan lenf nodlarına ulaşılamadığından lenf nodu diseksiyonu yapılamaması, rektal yaralanma ve fekal inkontinans riski dezavantajlarıdır. Bağırsakların bir gün öncesinden antibiyotik olarak oral neomisin uygulaması ve laksatif ajanlarla temizliğinin yapılması, cerrahi sırasında oluşabilecek rektal yaralanmanın kolostomi açmadan primer olarak onarılabilme imkanı sağlar. Preoperatif antitromboembolik çoraplar giydirilip ve ikinci kuşak sefalosporin uygula- Derman Tıbbi Yayıncılık 35
36 ması, cerrahi öncesinde verilerek preoperatif bakım tamamlanmış olur. Hastaya perinesi zeminle 90 derecelik, bacakları ise 75 derecelik açı oluşturacak şekilde modifiye litotomi pozisyonu verilir. Abdomenin umblikustan aşağısı, penis, skrotum, perine, anüs ve her iki uyluk povidon iyotla steril hale getirilir. Cerrahi süresince enfeksiyon riskini azaltmak için anüsü kapatacak şekilde steril bir havlunun cilde sütüre edilmesi uygun olacaktır. Ardından hasta örtülerek işleme devam edilir. İnsizyon açıklığı aşağı bakacak şekilde anüsün yaklaşık 2 cm üzerinden yarım daire şeklinde yapılır. İnsizyonun uçları her iki iskiyum tüberkülünün medialine doğru uzanır. Açılan cilt kesisinden girilerek her iki taraftaki iskiorektal fossaya künt diseksiyonla ulaşılır ve orta hattaki orta tendon bulunup koterle insize edilir. Ardından anal sfinkterin lifleri kesi yapılmadan retrakte edilir. Künt diseksiyonla rektoüretral kasa ulaşılıp bu kas kesilerek rektumun dorsale doğru mobilizasyonu sağlanır. Transüretral yerleştirilen Lowsley ekartörünün yardımıyla prostat istenilen yönde manipüle edilerek, künt diseksiyonla rektum prostat apeksinden serbestlenir. Sinir koruyucu cerrahi yapılacaksa bu aşamada Denonvillier fasyasının anterior yaprağı orta hattan vertikal olarak insize edilerek nörovasküler demete ulaşıldıktan sonra laterale doğru diseksiyon yapılıp prostattan uzaklaştırılır. Bu sırada nörovasküler demet çok yapışıksa veya pozitif cerrahi sınır riski varsa korunmaz. Ardından apeks üretra bileşkesi bistüri ile insize edilerek membranöz üretranın prostattan tamamen ayrılması sağlanır. Keskin ve künt diseksiyonlarla prostatın anterioru mesane boynundan serbestlenir. Bundan sonra Lowsley ekartörü, Young ekartörüyle ya da mesaneye yerleştirilen 14 F sonda ile değiştirilerek traksiyon sağlanır ve prostat mesaneden keskin diseksiyonla tamamen serbestlenir. Ardından prostatın rektuma bakan posterior yüzüne geçilip diseksiyona seminal veziküller ve vaz deferensler serbestlenene kadar devam edilir. Seminal veziküllerin arterle- Derman Tıbbi Yayıncılık 36
37 ri de bağlandıktan sonra prostat tamamen serbestlenmiş bir şekilde çıkartılır. Vezikoüretral anastamoz için mesane boynuna saat 12 hizasında içerden dışarı doğru 3-0 poliglaktik sütür konulduktan sonra saat 2 ve 10 hizalarına da sütür yerleştirilir. Cerrahın tercihine göre 18 F veya 22 F foley kateter üretral açıklıktan mesane boynunun içine doğru yerleştirildikten sonra saat 4, 6, 8 hizalarına da sütür konularak anastomoz tamamlanır. Foley kateterin serum fizyolojik kullanılarak irrigasyonu ile anastamoz idrar kaçağı yönünden gözlenir. Cerrahi alan kapatılırken yumuşak penröz dren anastomoz bölgesine yerleştirilir. Levator kasları, santral tendon 2-0 poliglaktik sütürle, subkutenöz dokular 3-0 poliglaktik sütürle orta hatta yaklaştırılır. Cildin kapatılmasında ise 4-0 emilebilir sütürler kullanılır. Birinci gün mobilizasyon başlar, penröz dren genellikle üçüncü günde drenaj durana kadar kalır. Postoperatif üçüncü gün drenleri çekilen hastalar taburcu edilir. Foley ise kaçak olmayan anastomozlarda gün çıkarılabilir Retropubik Radikal Prostatektomi Radikal prostatektomi lokalize prostat kanseri olan hastalar için altın standart tedavidir. Retropubik radikal prostatektomi için mükemmel fonksiyonel ve patolojik sonuçlar bildirilmiştir. Cerrahi sırasında yapışıklıklara neden olacağından transrektal iğne biyopsisi yapılan hastalarda operasyon için 6-8 hafta beklenilmelidir. Transüretral rezeksiyon sonrası prostat kanseri tespit edilen ve radikal prostatektomi planlanan hastalar için ise bu süre 12 haftadır. Operasyon öncesi profilaktik antibiyotik uygulaması ve bağırsak temizliği önerilmektedir. Operasyona başlamadan önce rektal tüp yerleştirilmesi özellikle deneyimi az olan cerrahlar için tavsiye edilir. Ameliyat spinal, epidural veya genel anestezi ile yapılabilir. Hasta supin pozisyonunda yatırılıp spina ilyaka anterior süperior düzeyinden hafif arka fleksiyona alına- Derman Tıbbi Yayıncılık 37
38 rak povidon iyot ile boyanıp steril örtülerle örtülür. Mesaneye 16 veya 18 F foley sonda yerleştirildikten sonra umblikusun alt hizası ile simfizis pubis arasından orta hat insizyonu yapılır. İnsizyonun umblikusun üstüne geçmesine gerek yoktur. Rektus kasları iki yana doğru ayrıldıktan sonra transvers fasya kesilir. Periton kraniale doğru serbestleştirilerek ilyak damarlar düzeyine çıkılır. Bu işlem yapılırken rektus kasları altındaki epigastrik damarlara dikkat edilmelidir. Bookwalter veya Balfour gibi otomatik ekartörlerin yerleştirilmesi cerraha kolaylık sağlamakla birlikte, yerleştirilirken iliyak damarların basıya maruz bırakılmamasına dikkat edilmelidir. Lenf nodu diseksiyonu yapılacak hastalarda, diseksiyon sınırları lateralde ilyak arterler, süperiorda a. ilyaka kommunisin bifurkasyonu medial tarafta ise mesane ile sınırlıdır. Distalde diseksiyon süperior epigastrik venin eksternal ilyak arteri çaprazladığı yerde bulunan Cloquet lenf noduna ulaşır. Diseksiyon obturator sinirin anterior yüzünü takiben obturator fossaya kadar uzanır. Lenf nodu diseksiyonu sırasında eksternal iliyak arterlerin üzerindeki lenf nodları, alt ekstremitelerin drenajını sağladığından, operasyon sonrası alt ekstremite ödemi görülmemesi için korunmalıdır. Bu aşamadan sonra prostat üzeri yağlı doku koter yardımıyla temizlendikten sonra endopelvik fasyaya ulaşılır ve keskin insizyonla bilateral olarak açılır. İnsizyon prostata çok yakın yapılırsa derin dorsal venin lateral dallarından kanama olabilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında, prostatın lateral kısmı 3-0 poliglaktik sütürle sütüre edilerek kanama kontrol altına alınır. Prostatın anterior yüzündeki puboprostatik ligamanların üzerindeki yağ dokuları da temizlendikten sonra ortaya çıkan yüzeyel dorsal ven koterize edilerek kesilir. Puboprostatik ligamanlar derin dorsal vene zarar vermeden makasla kesilir. Bu ligamanların tamamen kesilmesi derin dorsal venin rahatça bağlanabilmesine olanak vereceğinden önemlidir. Üretranın hemen üzerinde yer alan dorsal ven kompleksi ile üretra arasından par- Derman Tıbbi Yayıncılık 38
39 mak kullanarak bir pencere oluşturulur. Bu pencereden klemp yerleştirilerek klemp aracılığıyla geçirilen 1-0 poliglaktik serbest bağlama ile derin dorsal ven kompleksi bağlanabilir. Ardından iğneli 1-0 poliglaktik sütür bu bağlamanın hemen distaline dorsal ven kompleksinin ortasından geçecek şekilde yerleştirilerek bağlanır. Ya da prostatın apeksinin hemen distaline 3-0 monofilaman glikolik sütür ile dorsal venin altından geçildikten sonra simpizis pubisin perikondriumundan tekrar geçilerek bağlanır. Daha sonra geri akım kanamasını engellemek için babcock yardımı ile daha proksimalden tutulan santorini plexususuna 1-0 veya 2-0 poliglaktik sütür konulur ve dorsal ven kompleksi kesilir. Bu aşamada prostatın apeksinin üretradan kesilmesi işlemi vardır. Pozitif cerrahi sınırın en fazla görüldüğü bölge prostatın apeksi olduğundan burada diseksiyonun dikkatli yapılması gerekir. Ayrıca nörovasküler demet üretranın posterolateralinde üretraya çok yakın seyrettiğinden burada üretra kesilirken dikkatli olunmalıdır. Üretra kesilirken üretranın altından bir right angle geçirilip üretra sirküler olarak kesilir. Daha sonradan mesane boynu ile üretranın anastomozu için gerekecek sütürler bu aşamada saat 12, 2, 5, 7 ve 10 hizasından atılarak hazır bekletilir. Üretranın posteriorunda bulunan çizgili sfinkter kası da altından klemp koyularak kesilir. Rektal yaralanmayı önlemek için burada dikkatli olunması gerekir. Bu dokunun kesilmesinden sonra rektum ön yüzüne ulaşılır. Sinir koruyucu cerrahi yapılacaksa interfasyal ya da intrafasyal plandan girilerek nörovasküler demet prostattan ayırılır. Ancak cerrahi sınır pozitifliği intrafasyal planda görülebileceğinden önerilmemektedir. Nörovasküler demetten prostata doğru uzanan damarların ısı enerjisi ile koterizasyonundan ziyade kliplenmesi ya da bağlanması demetin zarar görmemesi açısından önemlidir. Prostat serbestlenmeye devam edildikçe mesane boynuna yakın lateral pediküllerine ulaşılır. Bu pediküllerde diseke edilip kesildikten sonra seminal veziküllerin anterior yüzü mesane posterior duvarından Derman Tıbbi Yayıncılık 39
40 makas ile diseke edilerek ayrılır. Seminal veziküller arterlerine kadar diseke edildikten sonra arterleri kliplenerek kesilir. Ardından mesane boynu makasla kesilerek prostat dokusu tamamen serbest hale getirilir. Mesane boynu parmak geçecek kadar daraltıldıktan sonra mukozası everte edilip önceden üretraya yerleştirilmiş sütürler ile 16 F foley sonda üzerinden anastomoz tamamlanır. Katlar kapatılmadan önce anastamoz hattına dren yerleştirilir ve ciltten çıkarılıp tespit edilir. Bundan sonraki aşamada katlar anatomisine uygun olarak önce kaslar yaklaştırılıp faysalar sütüre edilir ve daha sonra cilt sütürasyonu ile işlem sona erer. Hasta operasyon akşamı sıvı diyet alabilir ve oda içerisinde hareket edebilir. Kompresyon cihazı varsa 1. gün çıkarılır. Dren çıkarılmasını takiben hasta taburcu edilir ve gün sonra foley kateteri çıkarılır Laparoskopik ve Robotik Radikal Prostatektomi Laparoskopik yaklaşım radikal prostatektomi için yapılan en zor, tecrübe gerektiren ve zahmetli yaklaşımlardan biridir. Laparoskopik prostatektominin daha az kan kaybı, daha iyi vizüalizasyon, daha az postoperatif ağrı ve açık yaklaşıma göre daha kısa iyileşme süreci olduğu gösterilmiştir. Laparoskopik prostatektomi transperitoneal veya ekstraperitoneal yaklaşımla yapılabilir. Fakat transperitoneal yaklaşım extraperitoneal yaklaşıma göre daha çok tercih edilmektedir. Transperitoneal yaklaşım lenfadenektomiyi hızlandırabilir fakat intestinal ve vasküler yaralanma, üriner asit ve postoperatif intestinal obstruksiyon riski yüksektir. Laparoskopik veya robotik teknikte transperitoneal yaklaşımda retrovezikal ve anterior olmak üzere iki yöntem vardır. Cerrahi esnasında kullanılacak olan 30 derece lens, soğuk ışık kaynağı, insuflatör, bipolar ve monopolar laparoskopik el aletleri, laparoskopik makas ve disektör, metal ve Hem-o-lock klipler ve aplikatörleri, 10 mm Derman Tıbbi Yayıncılık 40
41 retroperitoneal balon veya Veres iğnesi, 12, 10 ve 5 mm trokarlar, laparoskopik portegü cerrahi öncesi hazırlanmalıdır. Hasta masaya sırtüstü 30 derecelik Trendelenburg pozisyonunda, bacaklar abduksiyonda olacak şekilde basıya maruz kalacak bölgeler yastıklarla desteklenerek yerleştirilir. Eğer laparoskopik teknik extraperitoneal yapılacaksa balon yardımı ile preperitoneal alanda çalışma alanı oluşturulup portlar yerleştirilir. Eğer transperitoneal yolla yapılacaksa Veres iğnesi ile ya da açık teknikle pnömoperitonyum oluşturulup portlar yerleştirilir. Mesane urakustan kesilip anterior abdominal duvardan ayrılarak, mesanenin üzerindeki periton bilateral olarak insize edilir. Mesaneye posterior ve sefalik yöne doğru traksiyon uygulanıp Retzius boşluğuna girilir. Prostat ve endopelvik faysa üzerindeki yağlı dokular bipolar veya monopolar disektörle temizlenir. Endopelvik fasya açılıp puboprostatik ligamanlar kesilir. Ardından derin dorsal ven cerrahın tercihine göre laparoskopik portegü ile bağlanabilir veya stapler yardımı ile kontrol altına alınır. Bu aşamadan sonra mesane boynu diseke edilir ve prostatovezikal bileşke soğuk makas veya bipolar makas ile kesilir. Anterior yaklaşımda bu noktadan sonra seminal vezikül ve vazdeferenslere ulaşılır. Bunların diseksiyonundan sonra prostat ile rektum arasındaki plana girilir. Retrovezikal yaklaşımda ise ilk adım olan vazdeferenslerin ve seminal veziküllerin tamamen diseksiyonundan sonra mesane boynu prostattan ayrılır. Bu iki yaklaşım arasındaki farktır. Ardından lateral pediküller Hem-o-lock kliplerle kliplenir ve kesilir. Nörovasküler demete zarar vermemek için termal enerji mümkün olduğunca az kullanılmalıdır. Apikal diseksiyon pozitif cerrahi sınır riski yüksek olduğundan dikkatli yapılmalıdır. Üretro-vezikal anastomoza imkan sağlayacak kadar üretral güdük bırakılmalıdır. Daha sonra serbestlenen prostat ve seminal veziküller birlikte organ torbasına konularak çıkarılır. Üretro-vezikal anastomoz tercihen Van Velthoven tekniğine uygun olarak yapılabilir ve işleme son verilir. Derman Tıbbi Yayıncılık 41
42 Erken Komplikasyonlar Rektal, vasküler, üreteral veya sinir yaralanmasını içeren kanama, idrar sızıntısı veya fistülü, tromboembolik veya kardiyovasküler olaylar, üriner sistem enfeksiyonu, lemfosel ve yara problemleri, pelvik lenfadenektomi sırasında görülebilen obturator sinir yaralanması, erken komplikasyonlar arasında sayılabilir. Tromboembolik olaylar için kompresyon cihazları ve antikoagülanlar kullanılabilir. Üreteral yaralanmalar nadir olmasına karşın karşılaşıldığında üreteral stent ile veya daha ciddi bir yaralanma durumunda reimplantasyonla onarılabilir. Rektal yaralanmalarda ise multipl tabakaların kapatılması ile onarılması mümkün olmakla birlikte, eğer yaralanma büyük ise kolostomi gerekebilir Geç Komplikasyonlar En yaygın geç komplikasyon erektil disfonksiyon, üriner inkontinans, inguinal herni ve üretral darlıktır. Kegel egzersizlerini içeren erken rehabilitasyon external sfinkter kasını güçlendirebilir. PD5 inhibitörü kullanımı, vakum ereksiyon cihazları ve intraüretral veya intrakavernozal vazodilatatörler ereksiyona yardımcı olabilir. Kaynaklar 1. Roehrborn CG. Benign Prostatic Hyperplasia: Etiology, Pathophysiology, Epidemiology, and Natural History. In: Wein AJ, Kavoussi LR, Partin AW, Novick AC, Peters CA, editors. Campbell-Walsh Urology. Tenth ed. Philadelphia: Elsevier Saunders Press; 2012.p Çam HK. Benign prostat hiperplazisi ve yaşam kalitesi. Üroonkoloji Bülteni 2005;4(2): Lee HW, Kim SA, Nam JW, Kim MK, Choi BY, Moon HS. The study about physical activity for subjects with prevention of benign prostate hyperplasia. Int Neurourol J 2014;18(3): Minciullo PL, Inferrera A, Navarra M, Calapai G, Magno C, Gangemi S.Oxidative Stress in Benign Prostatic Hyperplasia: A Systematic Review. Urol Int. 2015;94(3): Epidemiology and etiology of benign prostatic hyperplasia and bladder outlet obstruction. Indian J Urol 2014;30(2): Trabulsi EJ, Halpern EJ, Gomella LG. Ultrasonography and Biopsy of the Prostate. In: Wein AJ, Kavoussi LR, Partin AW, Novick AC, Peters CA editors. Campbell-Walsh Urology. Tenth ed. Philadelphia: Elsevier Saunders Press; 2012.p Lee CH, Ku JY, Park YJ, Lee JZ, Shin DG. Evaluation of holmium laser for transurethral deroofing of severe and multiloculated prostatic abscesses. Korean J Urol 2015;56(2): Zheng X, Wang X, Zhou J, Xiang J, Xie L. Diagnosis and treatment of Derman Tıbbi Yayıncılık 42
43 community-associated methicillin-resistant Staphylococcus aureus prostaticabscess involving the seminal vesicle: A case report. Exp Ther Med 2015;9(3): Rieken M, Bonkat G, Müller G, Wyler S, Mundorff NE, Püschel H et al. The effect of increased maximum power output on perioperative and early postoperative outcome in photoselective vaporization of the prostate. Lasers Surg Med 2013;45(1): Cornu JN, Ahyai S, Bachmann A, de la Rosette J, Gilling P, Gratzke C et al. A Systematic Review and Meta-analysis of Functional Outcomes and Complications Following Transurethral Procedures for Lower Urinary Tract Symptoms Resulting from Benign Prostatic Obstruction: An Update. Eur Urol ; DOİ: /j.eururo Chung A, Woo HH. What s truly minimally invasive in benign prostatic hyperplasia surgery?. Curr Opin Urol 2014;24(1): Omar MI, Lam TB, Alexander CE, Graham J, Mamoulakis C, Imamura M et al. Systematic review and meta-analysis of the clinical effectiveness of bipolar compared with monopolar transurethral resection of the prostate (TURP). BJU Int 2014;113(1): Tascı AI, Ilbey YO, Tugcu V, Cicekler O, Cevik C, Zoroglu F. Transurethral resection of the prostate with monopolar resectoscope: single-surgeon experience and long-term results of after 3589 procedures. Urology 2011;78(5): Perera M, Roberts MJ, Doi SA, Bolton D. Prostatic Urethral Lift Improves Urinary Symptoms and Flow While Preserving Sexual Function for Men with Benign Prostatic Hyperplasia: A Systematic Review and Meta-analysis. Eur Urol 2015;67(4): Müller G, Bachmann A, Wyler SF. Vaporization techniques for benign prostatic obstruction: GreenLight all the way?. Curr Opin Urol 2014;24(1): Banapour P, Patel N, Kane CN, Cohen SA, Parsons JK. Robotic-assisted simple prostatectomy: a systematic review and report of a single institution case series. Prostate Cancer and Prostatic Disease 2014;17(1): Stolzenburg JU, Kallidonis P, Qazi H, Ho Thi P, Dietel A, Liatsikos EN et al. Extraperitoneal approach for robotic-assisted simple prostatectomy. Urology 2014;84(5): Cynk M. Holmium laser enucleation of the prostate: a review of the clinical trial evidence. Ther Adv Urol 2014;6(2): Abat D, Soyupak B, Tansuğ Z. Kanıta Dayalı Tıp Açısından Ürolojik Lazer Uygulamaları. Turkiye Klinikleri J Urology-Special Topics 2010;3(1): Kahokehr AA, Gilling PJ. Which laser works best for benign prostatic hyperplasia?. Curr Urol Rep 2013;14(6): Kahokehr A, Gilling PJ. Enucleation techniques for benign prostate obstruction: which one and why?. Curr Opin Urol 2014;24(1): Autorino R, Zargar H, Mariano MB, Sanchez-Salas R, Sotelo RJ, Chlosta PL et al. Perioperative Outcomes of Robotic and Laparoscopic Simple Prostatectomy: A European-American Multi-institutional Analysis. Eur Urol 2014; DOİ: /j.eururo Jemal A, Siegel R, Xu J, Ward E. Cancer statistics, CA Cancer J Clin. 2010;60(5): Abouassaly R, Thompson IM, Platz EA, Klein EA. Epidemiology, Etiology, and Prevention of Prostate Cancer. In: Wein AJ, Kavoussi LR, Partin AW, Novick AC, Peters CA editors. Campbell-Walsh Urology. Tenth ed. Philadelphia: Elsevier Saunders Press; 2012.p Dorin RP, Wiener S, Harris CD, Wagner JR. Prostate atypia: Does repeat biopsy detect clinically significant prostate cancer? Prostate May;75(7): Mottet N, Bellmunt J, Briers E, Van den Bergh RCN, Bolla M, Van Casteren Derman Tıbbi Yayıncılık 43
44 NJ et al. Guidelines on Prostate Cancer.Madrid (The Spain): European Association of Urology (EAU) Jansson KF, Akre O, Garmo H, Bill-Axelson A, Adolfsson J, Stattin P et al. Concordance of tumor differentiation among brothers with prostate cancer. Eur Urol 2012;62(4): Hemminki K. Familial risk and familial survival in prostate cancer. World J Urol 2012;30(2): Baltacı S. Prostat kanseri. In: Anafarta K, Bedük Y, Arıkan N. Temel Üroloji, editörler. Üçüncü Baskı. Ankara: Öncü Basımevi; 2007.s Brawer MK. Prostatic intraepithelial neoplasia: an overview. Rev Urol 2005;7(Suppl 3):S11-8). 31. Leone L, Lacetera V, Montironi R, Cantoro U, Conti A, Sbrollini G, et al. Biopsy follow-up in patients with isolated atypical small acinar proliferation (ASAP) in prostate biopsy. Arch Ital Urol Androl 2014;30;86(4): Epstein JI. Pathology of Prostatic Neoplasia. In :Wein AJ, Kavoussi LR, Partin AW, Novick AC, Peters CA, editors. Campbell-Walsh Urology. Tenth ed. Philadelphia: Elsevier Saunders Press; 2012.p : Sevük M, Danışman A. Ürogenital Sistem Hastalıklarında Semptomatoloji ve Klinik Muayene. İn: Anafarta K, Bedük Y, Arıkan N Editör. Temel Üroloji. Üçüncü Baskı. Ankara: Öncü Basımevi; 2007.s Getzenberg RH, Partin AW. Prostate Cancer Tumor Markers. In: Wein AJ, Kavoussi LR, Partin AW, Novick AC, Peters CA editors. Campbell-Walsh Urology. Tenth ed. Philadelphia: Elsevier Saunders Press; 2012.p Auprich M, Bjartell A, Chun FK, de la Taille A, Freedland SJ, Haese A et al. Contemporary role of prostate cancer antigen 3 in the management of prostate cancer. Eur Urol 2011;60: Roobol MJ, Haese A, Bjartell A. Tumour markers in prostate cancer III: biomarkers in urine. Acta Oncol 2011;50: Crawford ED, Rove KO, Trabulsi EJ, Qian J, Drewnowska KP, Kaminetsky JC et al, Diagnostic performance of PCA3 to detect prostate cancer in men with increased prostate specific antigen: a prospective study of 1,962 cases. J Urol 2012;188(5): Roobol MJ, Steyerberg EW, Kranse R, Wolters T, van den Bergh RC, Bangma CH,, et al. A risk-based strategy improves prostate-specific antigendriven detection of prostate cancer. Eur Urol 2010;57(1): Eastham JA, Riedel E, Scardino PT, Shike M, Fleisher M, Schatzkin A et al. Variation of serum prostate-specific antigen levels: an evaluation of year-toyear fluctuations. JAMA. 2003;28;289(20): Hara R, Jo Y, Fujii T, Kondo N, Yokoyoma T, Miyaji Y et al. Optimal approach for prostate cancer detection as initial biopsy: prospective randomized study comparing transperineal versus transrectal systematic 12-core biopsy. Urology 2008;71(2): Takenaka A, Hara R, Ishimura T, Fujii T, Jo Y, Nagai A et al. A prospective randomized comparison of diagnostic efficiency between transperineal and transrectal 12-core prostate biopsy. Prostate Cancer Prostatic Dis 2008;11: Loeb S, Carter HB. Detection, Diagnosis, and Staging of Prostate Cancer. In: Wein AJ, Kavoussi LR, Partin AW, Novick AC, Peters CA, editors. Campbell- Walsh Urology. Tenth ed. Philadelphia: Elsevier Saunders Press; 2012.p Walsh PC. The discovery of the cavernous nerves and development of nerve sparing radical retropubic prostatectomy. J Urol 2007;177(5): Schaeffer EM, Partin AW, Lepor H, Walsh PC. Radical Retropubic and Perineal Prostatectomy. In: Wein AJ, Kavoussi LR, Partin AW, Novick AC, Peters CA, editors. Campbell-Walsh Urology. Tenth ed. Philadelphia: Elsevier Saunders Press; 2012.p Belt E. Radical perineal prostatectomy in early carcinoma of the prosta- Derman Tıbbi Yayıncılık 44
45 te. J Urol 1942;78: Zippe CD. Radikal Perineal Prostatektomi. In: Novick AC, Jones JS, Gill IS, Klein EA, Rackley R, Ross JH. (Adsan Ö, Çev) editors. Operative Urology at the Cleveland Clinic. Ankara: Öncü Basımevi; 2008.p Young H. The early diagnosis and radical cure of carcinoma of the prostate. J Urol 1905;16: Özen H, Akdoğan B. Radikal Retropubik Prostatektomi. In: Mungan NA, Akdoğan B, Çam HK, editörler. Üroonkolojik Açık Cerrahi Atlası. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Basımevi; 2011.p Su LM, Smith JA. Laparoscopic and Robotic. Assisted Laparoscopic Radical Prostatectomy and Pelvic Lymphadenectomy. In: Wein AJ, Kavoussi LR, Partin AW, Novick AC, Peters CA. Campbell-Walsh Urology. Tenth ed. Philadelphia: Elsevier Saunders Press; 2012.p Van Velthoven RF, Ahlering TE, Peltier A, Skarecky DW, Clayman RV. Technique for laparoscopic running urethrovesical anastomosis:the single knot method. Urology 2003;61(4): Rojo MA, Martinez-Salamanca JI, Maestro MA, Galarza IS, Rodriguez JC. Impact of cosmetic result on selection of surgical treatment in patient with localized prostate cancer. JSLS 2014:18(4). Pii: e doi: / JSLS Haglind E et al. Urinary Incontinence and Erectile Dysfunction After Robotic Versus Open Radical Prostatectomy: A Prospective, Controlled, Nonrandomised Trial. Eur Urol (2015), eururo Derman Tıbbi Yayıncılık 45
Prostatın Cerrahi Hastalıkları
Prostatın Cerrahi Hastalıkları Editör Adem Altunkol NİSAN 2015 Copyright 2014 ISBN : 978-605-5121-20-4 Eser Editör : Prostatın Cerrahi Hastalıkları : Adem Altunkol Editör İletişim Bilgileri : Üroloji Kliniği,
PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ
PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ Prof. Dr. Özkan POLAT Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Ulusal Bilinçle Güncel Üroloji 9-10 Mayıs 2009, Sarıkamış/Kars Prostat
PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ
PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı
Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları. Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD
Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Prostatın anatomik yapısı Prostat symphysis pubis`in inferior kollarının
Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım
Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım Dr. Ö. Levent ÖZDAL Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara Tarihçe 1979 da Wang ve ark. Prostat dokusunda PSA yı pürifiye ettiler Serumda
Üroonkoloji Derneği. Prostat Spesifik Antijen. Günümüzdeki Gelişmeler. 2 Nisan 2005,Mudanya
Prostat Spesifik Antijen ve Günümüzdeki Gelişmeler Prostat Kanseri 2004 yılı öngörüleri Yeni tanı 230.110 Ölüm 29.900 Jemal A, CA Cancer J Clin 2004 Kanserler arasında görülme sıklığı #1 Tümöre bağlı ölüm
Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.
Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?
Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım
Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik
PROSTAT KANSERİ. Dr. Tahsin Turunç. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi
PROSTAT KANSERİ Dr. Tahsin Turunç Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Prostat Erkek reprodüktif sisteminin bir parçasıdır Mesane ile üretra arasında yerleşimli
PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM. Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU
PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU Ürolojik cerrahi daha kompleks ve oldukça fazla mükemmeli hedefleme yolunda gelişmesini
ERKEK AÜSS OLGU SUNUMLARI DR.CÜNEYD ÖZKÜRKCÜGİL DR.EMRE AKKUŞ DR.ABDULLAH GEDİK DR.FATİH TARHAN
ERKEK AÜSS OLGU SUNUMLARI DR.CÜNEYD ÖZKÜRKCÜGİL DR.EMRE AKKUŞ DR.ABDULLAH GEDİK DR.FATİH TARHAN ANTALYA, EKİM 2015 GEÇMİŞTEN BUGÜNE AÜSS TE KONUŞULANLAR BPH ETYOPATOGENEZ: hormonal faktörler, büyüme faktörleri/
DİRENÇLİ AAM TEDAVİSİNDE BOTULİNUM TOKSİNİ. Dr. Abdullah Demirtaş Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Kayseri
DİRENÇLİ AAM TEDAVİSİNDE BOTULİNUM TOKSİNİ Dr. Abdullah Demirtaş Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Kayseri Aşırı Aktif Mesane Tanım: idrar yolu enfeksiyonu veya başka herhangi bir
Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.
Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine
Prostat Tümörleri ve Nontümöral Hastalıkları. Yrd. Doç. Dr. Saba Kiremitci
Prostat Tümörleri ve Nontümöral Hastalıkları Yrd. Doç. Dr. Saba Kiremitci PROSTAT PATOLOJİSİ Normal erişkinde, 20gr Retroperitoneal lokalizasyon Mesane boynu ve üretrayı sarar Gerçek bir kapsül yapısı
Prostat Tümörlerinde WHO 2016 Sınıflandırması DR. BORA GÜREL KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PATOLOJİ ANABİLİM DALI
Prostat Tümörlerinde WHO 2016 Sınıflandırması DR. BORA GÜREL KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PATOLOJİ ANABİLİM DALI Giriş En son WHO sınıflandırması 2004 yılında Son 12 yılda hatırı sayılır yenilikler
Vaka Takdimleri. Prof.Dr. Kemal SARICA. Yeditepe Üniveristesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı
Vaka Takdimleri Prof.Dr. Kemal SARICA Yeditepe Üniveristesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı 1. VAKA ANAMNEZ 52 yaşında erkek hasta Ağrısız, gross hematüri ve 6 aylık süreçte 10 kg kilo kaybı Anlamlı
OLGU TARTIŞMALARI. Moderatör: Dr. Asıf Yıldırım. Panelistler: Dr. Hakan Koyuncu, Dr. Cenk Gürbüz, Dr. Bilal Eryıldırım, Dr.
OLGU TARTIŞMALARI Moderatör: Dr. Asıf Yıldırım Panelistler: Dr. Hakan Koyuncu, Dr. Cenk Gürbüz, Dr. Bilal Eryıldırım, Dr. Gökhan Atış Olgu - 1 76 yaş, Erkek KAH (+), by-pass (+), Coraspin 100 mg alıyor,
VARİS TEDAVİSİNDE KONFORUN YENİ ADI. Endovenöz Radyofrekans Ablasyon
VARİS TEDAVİSİNDE KONFORUN YENİ ADI Endovenöz Radyofrekans Ablasyon Varis ve venöz yetersizlik toplumda en sık görülen belki de bu nedenle kanıksanabilen ciddi bir hastalıktır.venöz yetersizliğin ana nedeni
PROSTAT HASTALIKLARI. Doç.Dr.Cevdet Kaya. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği, İstanbul
PROSTAT HASTALIKLARI Doç.Dr.Cevdet Kaya Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği, İstanbul Sunum Planı 1. Prostat nedir? 2. İyi huylu prostat büyümesi / Tedavisi 3. Prostat kanseri
Üroonkoloji Derneği. SELİM PROSTAT BÜYÜMESİ (Benign Prostat Hiperplazisi= BPH)
SELİM PROSTAT BÜYÜMESİ (Benign Prostat Hiperplazisi= BPH) Erkeklerde ellili yaşların başından itibaren prostat büyümesi görülmekte ve bu büyüme beraberinde bazı sorunlar getirmektedir. Bu kitapçık, sizi
Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi
Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Akciğer karsinomlarının gelişiminde preinvaziv epitelyal lezyonlar; Akciğer karsinomlarının gelişiminde
ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU
ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ
BPH OLGU SUNUMLARI. Dr. Ferruh Zorlu
BPH OLGU SUNUMLARI Dr. Ferruh Zorlu Olgu -1 Olgu -1 H.A., 50 Y İdrara sık çıkma ve idrar kalma hissi ( Bir yıldır) IPSS : 29 Depolama : 12, Boşaltım : 17 QoL : 5 FM: Glob yok PRM: Prostat gr 1 Benin, sfinkter
MEZUNİYET SONRASI EĞİTİM PROGRAMI
İstanbul Tıp Fakültesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalları 26-27 Şubat 2016 26 Şubat 2016 - Benign Prostat Hastalıkları / 27 Şubat 2016 - Prostat ve Mesane Kanserleri İstanbul Tıp Fakültesi
PROF.DR. KADİR BAYKAL GATA HAYDARPAŞA EĞİTİM HASTANESİ ÜROLOJİ KLİNİĞİ
PROF.DR. KADİR BAYKAL GATA HAYDARPAŞA EĞİTİM HASTANESİ ÜROLOJİ KLİNİĞİ Lokalize prostat Ca: 1-radikal prostatektomi 2- radyoterapi RP sonrası rezidü PSA olmaması gerekir. PSA nın total olarak ortadan kaldırılmasından
Prostat kanserine karşı erken teşhis için
Prostat kanserine karşı erken teşhis için Prostat Erkeğin hassas noktasi Sayın Erkekler, Almanya da her yıl 40.000 den fazla erkek yeniden prostat kanserinden hastalanıyor. Ancak tüm erkeklerin % 15 ile
İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan
İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi Dr. Öztuğ Adsan Radikal Sistektomi Radikal sistektomi pelvik lenfadenektomi ile birlikte kasa invaze ve
ği Derne Üroonkoloji
İNTRAVEZİKAL BCG UYGULAMALARI ÖNCESİ PPD. TESTİ ÖLÇUM DEĞERİ ILE IDRAR IL-2 VE IL-lO DÜZEYLERİ ARASINDAKİ KORELASYON AMAÇ Transizyonel hücreli mesane karsinomlarında transüretral tumör rezeksiyonu sonrası
ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONSENSUS KONFERANSI
ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONSENSUS KONFERANSI TİROİD NODÜLÜNDE AMELİYAT ENDİKASYONLARI Tüm tiroid nodülleri ameliyat endikasyonudur Nodülün hızlı büyümesi (6 ayda çapın > %20) İİAB gerektirmeksizin ameliyat
Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı
Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı 4 Nisan 2014 TESTOSTERON ETKĠSĠ PCa erken tanısı Şüpheli rektal muayene ve/veya
DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL
BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ. Dr. Necmettin PENBEGÜL
BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ Dr. Necmettin PENBEGÜL Prostat Mesane tabanı ile üretranın birleşim yerinin etrafını sarar. Seminal sıvının bir kısmını üreten bir seks bezidir. Esas olarak epitelyal ve stromal
Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.
GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun
Radikal Prostatektomi. Üroonkoloji Derneği. Prof.Dr.Bülent Soyupak. 2005 Diyarbakır
Radikal Prostatektomi Prof.Dr.Bülent Soyupak 2005 Diyarbakır Tarihçe İlk perineal radikal prostatektomi: 1867, Theodore Billroth Standardize perineal yaklaşım: 1900-1904, Hugh Hampton Young Retropubik
EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD
KILAVUZLAR NE DİYOR D? EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD EAU KılavuzuK Radikal prostatektomi (RP) Endikasyonları Düşük ve orta riskli lokalize prostat kanserli hastalar (ctb-t2 ve Gleason
Prostat nedir? Prostat kanseri kimlerde görülür? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Yaş: 2. Genetik yatkınlık: 3. Irk:
Prostat nedir? Prostat erkeklerde mesanenin (idrar torbası) altında rektumun önünde yer alan ve yardımcı üreme organı olarak görev yapan, normalde ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Mesaneden idrarı
Birinci Basamakta Ürolojik Aciller. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı
Birinci Basamakta Ürolojik Aciller Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı En sık görülen aciller Yan ağrısı İdrar retansiyonu Testiküler ağrı Hematüri Penisle ilgili problemler Kateter
PROSTAT KANSERİNDE YENİ DERECELENDİRME SİSTEMİ. Prof. Dr. Işın Kılıçaslan İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı
PROSTAT KANSERİNDE YENİ DERECELENDİRME SİSTEMİ Prof. Dr. Işın Kılıçaslan İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı GLEASON DERECELENDİRME SİSTEMİ GLEASON SKORU Hastalığın evresi Biyokimyasal ve
Yatan ve Poliklinik Takipli Kanserli Hastalarda İlaç Etkileşimlerinin Sıklığı ve Ciddiyetinin Değerlendirilmesi
Yatan ve Poliklinik Takipli Kanserli Hastalarda İlaç Etkileşimlerinin Sıklığı ve Ciddiyetinin Değerlendirilmesi Dr. Ali Ayberk Beşen Başkent Üniversitesi Tıbbi Onkoloji BD Giriş Sitotoksik tedaviler herhangi
PROSTAT İĞNE BİYOPSİSİNDE TÜMÖR TANISI. Dr. Duygu Kankaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
PROSTAT İĞNE BİYOPSİSİNDE TÜMÖR TANISI Dr. Duygu Kankaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Prostat İğne Biyopsisi Anormal digital rektal inceleme- Endurasyon, asimetri, sert nodülasyon Serum PSA 4mg/dl
Tiroidin en sık görülen benign tümörleri foliküler adenomlardır.
GİRİŞ: Tiroidin en sık görülen benign tümörleri foliküler adenomlardır. Foliküler adenomlar iyi sınırlı tek lezyon şeklinde olup, genellikle adenomu normal tiroid dokusundan ayıran kapsülleri vardır. Sıklıkla
Kan Kanserleri (Lösemiler)
Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci
Anestezi Uygulama II Bahar / Ders:9. Anestezi ve Emboliler
Anestezi Uygulama II 2017-2018 Bahar / Ders:9 Anestezi ve Emboliler Öğr. Gör. Ahmet Emre AZAKLI Emboli Nedir? Damarlarda dolaşan kan içerisine hava ya da yabancı cisim girişine bağlı olarak, dolaşımı engelleyen
Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni
Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007
İnsidental kanser. Dr. Ali İlker Filiz Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği
İnsidental kanser Dr. Ali İlker Filiz Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Tanım Preoperatif tanı yöntemleriyle saptanamayan, ancak benign hastalıklar nedeniyle
TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM
NE YAKLAŞIM Prof. Dr. Sibel Güldiken TÜTF, İç Hastalıkları AD, Endokrinoloji BD PREVALANSI Palpasyon ile %3-8 Otopsi serilerinde %50 US ile incelemelerde %30-70 Yaş ilerledikçe sıklık artmakta Kadınlarda
Paratiroid Kanserinde Yönetim İzmir den Üç Merkezli Deneyim
Paratiroid Kanserinde Yönetim İzmir den Üç Merkezli Deneyim Murat Özdemir, Özer Makay, Tevfik Demir*, Berk Göktepe, Kamil Erözkan, Barış Bingül**, Yeşim Ertan**, Hüsnü Buğdaycı***, Gökhan İçöz, Mahir Akyıldız
BPH;BPB; İyi Huylu Prostat Büyümesi; Benign Prostat Hipertrofisi; Prostatizm;
PROSTAT BPH;BPB; İyi Huylu Prostat Büyümesi; Benign Prostat Hipertrofisi; Prostatizm; İyi huylu prostat büyümesi prostat bezinin iyi huylu büyümesi sonucu ortaya çıkan şikayetlerdir. Prostat bezi mesane
Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri
Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk
KAPAK HASTALIKLARINDA TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?
KAPAK HASTALIKLARINDA TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR? Prof.Dr. Batuhan Özay İstanbul MedicineHospital, Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Kapak hastalıkları hastalığın başvuru anındaki ciddiyeti ve hasta profiline
KOLANJİOKARSİNOMA. Sunum Planı. Safra Kanalı Kanseri-Kolanjiokarsinoma- Sunum Planı. Sunum Planı. Kolanjiokarsinoma- Lokalizasyon
KOLANJİOKARSİNOMA Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK Safra Kanalı Kanseri-Kolanjiokarsinoma- Safra kanalı epitelinden köken alır (en sık adenokarsinom) Anatomik olarak 3 gruba ayrılır icca (intrahepatik) pcca (perihiler)
NONİNVAZİV ÜRODİNAMİK DEĞERLENDİRME Üroflovmetri, rezidiv idrar, işeme günlüğü
NONİNVAZİV ÜRODİNAMİK DEĞERLENDİRME Üroflovmetri, rezidiv idrar, işeme günlüğü Dr.Gökhan TEMELTAŞ Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD IV. ULUSAL İŞLEVSEL ÜROLOJİ ve KADIN ÜROLOJİSİ KONGRESİ
LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU
LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son
her hakki saklidir onderyaman.com
PROSTAT NEDİR? Prostat, sadece erkeklerde bulunan ve idrar yolu çevreleyen bir salgı bezidir. Prostat, salgıladığı sıvıyla meniye sperm fonksiyonunda önemli rol oynayan bazı maddeleri ekler. Çocukluk çağında
PROSTAT HASTALIKLARI. Prof. Dr. Abdullah ARMAĞAN, FECSM. Bahçelievler Özel Medicalpark Hastanesi Üroloji Bölümü İstanbul
PROSTAT HASTALIKLARI Prof. Dr. Abdullah ARMAĞAN, FECSM Bahçelievler Özel Medicalpark Hastanesi Üroloji Bölümü İstanbul Sunum Planı Prostat genel bilgi Prostatitler Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) Prostat
Mesane Kanseri Olgu Tartışmaları Dr. Sümer Baltacı
Mesane Kanseri Olgu Tartışmaları Dr. Sümer Baltacı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ÜOD/2009 Olgu 1 55 y Hematüri USG: Mesanede perivezikal uzanımı olmayan 1.5 4 cm çaplı tümörler
Cerrahi ne zaman gerekli. Mini-slingler Periuretral enjeksiyonlar. Mini-slingler. Mid-slingler. MiniArc MUS yerleştirme. MiniArc MUS yerleştirme
Cerrahi ne zaman gerekli Mini-slingler Periuretral enjeksiyonlar Dr Tevfik Yoldemir Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. Konservatif veya medikal tedavi faydalı olmazsa Urodinamik
NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ
NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem
Kasık Komplikasyonları ve Yönetimi. Doç.Dr.Gültekin F. Hobikoğlu Medicana Bahçelievler
Kasık Komplikasyonları ve Yönetimi Doç.Dr.Gültekin F. Hobikoğlu Medicana Bahçelievler Femoral Komplikasyonlar External kanama ve hematom (%2-15) Psödoanevrizma (%1-5) Retroperitoneal hematom (
Prostat Rezeksiyon Yöntemleri ve Endikasyonları
Prostat Rezeksiyon Yöntemleri ve Endikasyonları Editörler Nevzat Can Şener Kürşad Zengin Nisan 2015 Copyright 2014 ISBN : 978-605-5121-13-6 Eser Editörler : Prostat Rezeksiyon Yöntemleri ve Endikasyonları
Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği
Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta
Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):
Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik
MEME KANSERİ TARAMASI
MEME KANSERİ TARAMASI Meme Kanseri Taramanızı Yaptırdınız Mı? MEME KANSERİ TARAMASI NE DEMEKTİR? Kadınlarda görülen kanserlerin %33 ü ve kansere bağlı ölümlerin de %20 si meme kanserine bağlıdır. Meme
TÜMÖR BELİRTEÇLERİNİN KLİNİK TANIDA ÖNEMİ. Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK ADÜTF Biyokimya AD 2006
TÜMÖR BELİRTEÇLERİNİN KLİNİK TANIDA ÖNEMİ Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK ADÜTF Biyokimya AD 2006 1 Tümör (kanser), Vücudumuzun herhangi bir hücre veya hücre topluluğunun kontrolsüz bir şekilde çoğalması, büyümesi,
Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak
Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine
Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi
Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi Lokal ileri evre akciğer kanserli olgularda cerrahi tedavi, akciğer rezeksiyonu ile birlikte invaze olduğu organ ve dokuların rezeksiyonunu
Omurga-Omurilik Cerrahisi
Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve
NONİNVAZİV ÜRODİNAMİK DEĞERLENDİRME Üroflovmetri, rezidiv idrar, işeme günlüğü
NONİNVAZİV ÜRODİNAMİK DEĞERLENDİRME Üroflovmetri, rezidiv idrar, işeme günlüğü Dr.Gökhan TEMELTAŞ Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD IV. ULUSAL İŞLEVSEL ÜROLOJİ ve KADIN ÜROLOJİSİ KONGRESİ
ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY
ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam
LAPAROSKOPİK SURRENALEKTOMİ DENEYİMLERİMİZ
LAPAROSKOPİK SURRENALEKTOMİ DENEYİMLERİMİZ Bülent Çitgez 1, İsmail Akgün 1, Ayhan Öz 1, Gürkan Yetkin 1, Feyza Yener Öztürk 2, Mehmet Mihmanlı 1, Mehmet Uludağ 1 1 Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma
Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması
Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması Op. Dr. Savaş Baba, Doç. Dr. Barış Saylam,Op. Dr. Hüseyin Çelik, Op. Dr. Özgür Akgül,Op. Dr. Sabri Özden, Ass. Dr. Deniz Tikici, Ass. Dr.
GATA Üroloji AD. Başkanlığı Eğitim-Öğretim Yılı Uzmanlık Öğrencileri için Eğitim-Öğretim Programı
GATA Üroloji AD. Başkanlığı 2015-2016 Eğitim-Öğretim Yılı Uzmanlık Öğrencileri için Eğitim-Öğretim Programı EKİM 2015 1 WCE 2 WCE 3 WCE 4 WCE 5 6 ICS 7 ICS 12 13 14 ESPU 19 20 Türk Üroloji K. 26 27 28
DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR?
DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR? Tuvalet eğitimi döneminde, nörolojik olarak normal bazı çocuklarda yanlış edinilmiş işeme alışkanlıkları neticesinde ortaya çıkan işeme fazındaki
Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur.
TYBD SEPSİS ÇALIŞMASI ENFEKSİYON TANIMLARI Derin Cerrahi Alan Enfeksiyonu(DCAE) Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. 1.Cerrahi girişimden sonraki
LENFÖDEM ERKEN TANI VE ERKEN TEDAVİ GEREKTİREN BİR HASTALIKTIR!
LENFÖDEM ERKEN TANI VE ERKEN TEDAVİ GEREKTİREN BİR HASTALIKTIR! Lenfödem, lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen
GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA ÖĞRENİM HEDEFİ. Mesane ve üreterin normal ve patolojik özelliklerini belirler
GÖREV Mesane ve üreter hastalıklarınd a GÖREV ANALİZİ 1. YAZILMA DÜZEYİ ulaştırılmasında kritik danışmanlık. GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA DÜZEYİ Mesane ve üreterin normal ve Makroskopik inceleme ve örnekleme.
AAM de ikinci düzey tedavi
Hasta Bilgilendirme Formu Türkçe 35 AAM de ikinci düzey tedavi Altı çizili terimler sözlükte listelenmiştir. Bazen reçete edilen ilaçlar semptomlarınızı gidermez. Bu vakalarda diğer tedavi opsiyonları
Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr.
Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım Dr. Alper CEYLAN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Tiroid
Prostat kanserinin gerçek sebebi bilinmemektedir. Yapılan çalışmalar aşağıdaki faktörlerin prostat kanseri gelişiminde önemli olduğunu göstermiştir:
PROPSTAT KANSERİ Prostatik kasrisnom; Prostat karsinomu; Prostat kanseri erkeklerde kansere bağlı ölümlerin en büyük sebebidir. Erken teşhis prostat kanserinde hayat kurtarır. Prostat ceviz büyüklüğünde,
MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ
MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik
Kökten Tedavi Sonrası PSA Nüksü. Dr. M. Gökhan Toktaş İstanbul Eğitim ve Arş. Hastanesi Üroloji Kliniği
Kökten Tedavi Sonrası PSA Nüksü Dr. M. Gökhan Toktaş İstanbul Eğitim ve Arş. Hastanesi Üroloji Kliniği Epidemiyoloji Kökten tedavi sonrası 1/3 hastada PSA nüksü olur ABD de yılda yeni 200.000 PCa var Bunların
Dr. Mert Altınel Türkiye Yüksek İhtisas EA Hastanesi ÜST ÜRİNER SİSTEM ÜROTELYAL KARSİNOMUNDA LAPAROSKOPIK TEDAVİ
Dr. Mert Altınel Türkiye Yüksek İhtisas EA Hastanesi ÜST ÜRİNER SİSTEM ÜROTELYAL KARSİNOMUNDA LAPAROSKOPIK TEDAVİ ÜST ÜRINER SISTEM ÜROTELYAL KARSINOMU Tüm renal tümörlerin %4-%9 u Tüm ürotelyal tümörlerin
İNFERTİLİTE ANAMNEZ FORMU
Sayfa No 1 / 6 Adı Soyadı: Tarih:.. Baba Adı: Dosya No:.. Yaşı: Telefon:.. Evli/Bekar: Eşinin Adı:.. Eşinin Yaşı:. Korunma Yöntemi:.. Korunma Süresi:. İnfertilite Süresi:. Primer: Sekonder:. Şimdiki Eşinden
Üst Üriner Sistem Kanserleri
Üst Üriner Sistem Kanserleri Sitopatolojinin Önemi Kutsal Yörükoğlu Dokuz Eylül ÜTF Patoloji ABD ÜROTELYUM Urogenital sinus Mezonefrik duktus KARSİNOGENEZ Klonal gelişim teorisi Alan teorisi İntraluminal
PCa Erken teşhis, lokal hastalık, ve progresyonda PSA ve dinamikleri
PCa Erken teşhis, lokal hastalık, nüks ve progresyonda PSA ve dinamikleri Dr. Tarık k ESEN Tıbbı Onkoloji Derneği Ürolojik Tümörlerde T TıbbT bbı Onkolojik Yaklaşı şım m Kursu 26-27 27 Aralık k 2008 PCa
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı
Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları
MESANE KORUYUCU YAKLAŞIM. Dr. Deniz Yalman Ege Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi A.D.
MESANE KORUYUCU YAKLAŞIM Dr. Deniz Yalman Ege Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi A.D. Kanser tedavisinde multidisipliner organ koruyucu yaklaşım: Meme kanseri Anal kanal kanseri Larinks kanseri Prostat kanseri
Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine
Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına
SAKRAL NÖROMODÜLASYON
SAKRAL NÖROMODÜLASYON Dr. Ali Ergen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Refrakter Aşırı Aktif Mesane Alternatif tedavilerin uygun zamanda kullanılması için RAAM nin daha spesifik
RENAL HÜCRELİ KARSİNOM VE CERRAHİ TEDAVİSİ
RENAL HÜCRELİ KARSİNOM VE CERRAHİ TEDAVİSİ Editör M. Ahmet Tunçkıran TEMMUZ 2015 Copyright 2014 ISBN : 978-605-5121-24-2 Eser Editör Editör İletişim Bilgileri Dizgi Düzenleme : Renal Hücreli Karsinom ve
Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012
Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve
RADİKAL PROSTATEKTOMİ AYDINLATILMIŞ ONAM FORMU
RADİKAL PROSTATEKTOMİ AYDINLATILMIŞ ONAM FORMU Hastanın Adı, Soyadı: TC Kimlik No: Tanı: İşlem/Girişim: Tarih/Saat: Hasta, veli veya vasinin onamı açıklaması: Doktorum bana sağlık durumum ve hastalığımın
ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI (TANI&GÖRÜNTÜLEME) DOÇ.DR. DENİZ DEMİRCİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÜROLOJİ ANABİLİM DALI
ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI (TANI&GÖRÜNTÜLEME) DOÇ.DR. DENİZ DEMİRCİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÜROLOJİ ANABİLİM DALI Uriner enfeksiyon Üriner kanal boyunca (böbrek, üreter, mesane ve
Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle
Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle III.Tıbbi Onkoloji Kongresi Onkolojik Görüntüleme Kursu 24 Mart 2010,Antalya Böbrek Mesane Prostat Böbrek Mesane Testis Radyolojiye Sorular Tümör
İÇİNDEKİLER. Önsöz... iii Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu Çalışma Grupları... iv Kısaltmalar... vii Tablolar Listesi... xiii Şekiller Listesi...
HEMOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU İÇİNDEKİLER Önsöz... iii Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu Çalışma Grupları... iv Kısaltmalar... vii Tablolar Listesi... xiii Şekiller Listesi... xiii I. BÖLÜM HEMOFİLİ TANI
DÖNEM IV 3. GRUP DERS PROGRAMI
T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ A.D. BAŞKANLIĞI SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ 2013-2014 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI DÖNEM IV 3. GRUP DERS PROGRAMI
Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi
Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Dr. Handan Onur XXI. Düzen Klinik Laboratuvar Günleri, Ankara, 23 Ekim 2011 MEME KANSERİ Meme Kanseri Sıklıkla meme başına
Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi
Mediastenin Nadir Görülen Tümörleri Tüm mediastinal kitlelerin %10 dan azını meydana getiren bu lezyonlar mezenkimal veya epitelyal kökenli tümörlerden oluşmaktadır. Journal of linical and nalytical Medicine
MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ
MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller
KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?
KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin
