TÜRK NÖROfi RÜRJ DERNE Pediatrik Nöroflirürji



Benzer belgeler
fiekil 2 Menapoz sonras dönemde kistik, unilateral adneksiyel kitleye yaklafl m algoritmas (6)

Dr. Figen Söylemezoğlu

Epilepsi Cerrahisi Sırasında Saptanan Tümörler Slayt Semineri

Glial tümör olguları Hipotalamik pilositik astrositom

DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer. Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği

Cerrahi: Hangi Hastalara Prof. Dr. Sertaç İşlekel

Prof. Dr. Erdal Birol Bostanc Sempozyum II. Baflkan

Cerrahi Patologlar için Nöroradyoloji

Santral Sinir Sistemi Rabdoid Teratoid Tümörü Radyoterapisi. Dr. Ayşe Hiçsönmez AÜTF Radyasyon Onkolojisi Nisan 2013

Dr Ercan KARAARSLAN Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi

CO RAFYA GRAF KLER. Y llar Bu grafikteki bilgilere dayanarak afla daki sonuçlardan hangisine ulafl lamaz?

ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ

Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu;

Pediatrik Nöroşirürji Kursu 5. Dönem, 1. Kurs

Primer Akciğer Tümörlerinde Soliter Beyin Metastazlı Hastada Gamma Knife ile Radyocerrahi

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM

II. PELV S-ASETABULUM

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

Beyin tümörlerinde genel olarak kabul görmüş sınıflandırma WHO (World. Health Organization) tarafından yapılmış olan ve periyodik olarak yenilenen

Tanımlar. Grade: Yayılma eğilimi, Büyüme hızı, Normal hücrelere benzerlik. Grade I-IV.

Adrenal lezyonların görüntüleme bulguları. Dr. Ercan KOCAKOÇ Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Dr. Halil İbrahim SÜNER, Dr. Özgür KARDEŞ, Dr. Kadir TUFAN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji A.D. Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve

ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

ÇOCUK ve ERGENL KTE GUATR

Tiroid ve Paratiroid Cerrahisi

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

fiekers Z D YABET (Diyabet nsipit)

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

İntrakranial. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Kliniği. Prof.Dr.Abdülvahap GÖK

PRİMER SPİNAL GLİOBLASTOMA

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD

Yetmifldört yafl nda, 60 paket/y l sigara içme

IV. PELV S-ASETABULUM

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Serebral Kortikal malformasyonlar

Radyasyon Koliti Oluşturulmuş Sıçanlarda Ghrelinin Barsak Anastomozu Üzerine Etkisi Dr. Ebubekir Gündeş

Hasta Rehberi Say 11. ÇO UL H POF Z HORMONU EKS KL Orta kolayl kta okunabilir rehber

Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil Koruma)

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

UROK 2012 Sözlü Sunum 32, 33 ve 34 e Bir Bakış. Doç. Dr. Mustafa Vecdi ERTEKİN Özel Universal İtalyan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi

T bbi Makale Yaz m Kurallar

3. SALON PARALEL OTURUM XII SORULAR VE CEVAPLAR

Hiçbir zaman Ara s ra Her zaman

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

Adrenalde sık ve nadir görülen lezyonlar. Dr.Aylar Poyraz Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji AD

Hasta Rehberi Say 6. KONJEN TAL ADRENAL H PERPLAZ Kolay okunabilir rehber

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

KONJEN TAL ADRENAL H PERPLAZ

GENÇ YET fik NLERDE BÜYÜME HORMONU EKS KL

ENDOBUTTON CL ULTRA. Etkili Polyester örgülü sutür (#5 lead and #2 flipping) kullan lm flt r

OLGU. 57 yaşında Sağ memede son 10 ayda hızla büyüyen kitle

SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar

Fevzi Pafla Cad. Dr. Bar fl Ayd n. Virgül (,) 2. Baz k saltmalar n sonuna konur.

MURAT YÜKSEL. FEM N ST HUKUK KURAMI VE FEM N ST DÜfiÜNCE TEOR LER

Nörofibromatozis Tip 1 Tanılı Olguların Değerlendirilmesi: Tek Merkez Deneyimi

DİFÜZ GLİAL TÜMÖRLER

V. R NOPLAST KURSU May s Gazi Üniversitesi T p Fakültesi Konferans Salonu.

YÜKSEK DERECELİ GLİAL TÜMÖR TEDAVİSİNDE GÜNCEL YAKLAŞIM. Dr. Melek Nur Yavuz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Beyin sapı gangliogliomu: Olgu sunumu*

T.C AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ DÖNEM İÇİ UYGULAMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler

Nörofibromatozis Tip 1 de Epilepsi Sorunu. Dr. Dilek Yalnızoğlu Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Nöroloji Bilim Dalı

İnsidental kanser. Dr. Ali İlker Filiz Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği

Ak ld fl AMA Öngörülebilir

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ

C. Gökhan Orcan, Ömer F. Nas,. Gökhan Çavuflo lu, Oktay Alan, Hakan K l ç, A. Ulca Uyguç, S. Burkay Öztürk, Emin Ulutafl, Hakan Cebeci

Rejin Kebudi, Samuray Tuncer, Omer Gorgun, F. Betul Cakır, Sema Bay Büyükkapu, Inci Ayan, Gönül Peksayar, Fulya Yaman Ağaoğlu, Emin Darendeliler

Hart Walker, gövde deste i ve dengeli tekerlek sistemi sayesinde, geliflim düzeyi uygun olan çocuklar n, eller serbest flekilde yürümesini sa lar.

Selülit ile mücadelede son nokta. Cellulaze.

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

4/B L S GORTALILARIN 1479 VE 5510 SAYILI KANUNLARA GÖRE YAfiLILIK, MALULLUK VE ÖLÜM AYLI INA HAK KAZANMA fiartlari

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY

Yeni Anket Verisi Girişi

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK

Onkolojik Cerrahinin Temel lkeleri

İntradural Spinal Tümörler. Dr. Fuldem Yıldırım Dönmez Başkent Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı, Ankara

BAŞ-BOYUN KANSERLERİ & MSS KANSERLERİ

PEDİATRİK KARACİĞER KİTLELERİ

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Pediatrik Over Tümörleri Slayt Semineri

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV Sayfa ISBN

BEYIN METASTAZLARINDA RADYOCERRAHI. Dr. Faruk Zorlu Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anablim Dalı

SANTRAL SİNİR SİSTEMİ TÜMÖRLERİ

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler

BÜYÜME HORMONU EKS KL

Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi

Türk Nöroşirurji Derneği. Temel Nöroşirurji Kursları Dönem 4, 1. Kurs. Program

Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

Genel Yay n S ra No: /20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Meme Radyoterapisi sonrası komplikasyonlar. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Girifl Marmara Üniversitesi Eczac l k Fakültesi Farmakoepidemiyoloji Araflt rma Birimi (MEFEB) Ecz. Neslihan Güleno lu

Transkript:

T Ü R K N Ö R O fi R Ü R J 1985 D E R N E TÜRK NÖROfi RÜRJ DERNE Pediatrik Nöroflirürji Pediatrik Nöroflirürji Ö retim ve E itim Grubu Bülteni, Say : 7, A ustos 2010 NÖRONAL VE M KST NÖRONAL-GL AL TÜMÖRLER (Dr. Volkan ETUfi) 2009 ISPN TOPLANTISI (Dr. Yusuf ERfiAH N) GÜNEY KORE N N SEOUL fiehr NDE YAPILAN ULUSLARARASI NÖROfi RÜRJ DE GÜNCEL GEL fimeler SEMPOZYUMUNDAN ZLEN MLER (Dr. Volkan ETUfi)

T Ü R K N Ö R O fi R Ü R Türk Nöroflirürji Derne i Yönetim Kurulu Baflkan Murad BAVBEK 2. Baflkan U ur TÜRE Sekreter hsan SOLARO LU Muhasip Ahmet BEKAR Veznedar Kadir KOT L Türk Nöroflirürji Derne i Pediatrik Nöroflirürji Ö retim ve E itim Grubu Yönetim Kurulu Baflkan Yusuf TÜZÜN Sekreter: Hakan KARABA LI Üyeler: Saim KAZAN Saffet MUTLUER Suat ÖKTEM Yusuf ERfiAH N Kemali BAYKANER Türk Nöroflirürji Derne i Taflkent Cad. 13/4 Bahçelievler-06500 Ankara Tel : + 90 312 212 64 08 Faks: + 90 312 215 46 26 Web: www.turknorosirurji.org.tr E-posta: info@turknorosirurji.org.tr Düzeltmeler: Ça atay ÖNAL BULUfi Tasar m ve Matbaac l k Hizmetleri Tel: (312) 222 44 06 Faks: 222 44 07, Ankara J 1985 D E R N E De erli Meslektafllar m, Pediatrik Nöroflirürji Ö retim ve E itim Grubu nun ç kard 7. bültende sizlere grubumuz ad na seslenmekten duydu um sevinci ifade etmek istiyor ve sayg lar m sunuyorum. Bir önceki dönemde görev alan sevgili arkadafllarm grup baflkan Prof. Dr. Saim Kazan, grup sekreteri Doç. Dr. Hakan Karaba l, bülten sorumlusu Prof. Dr. Ça atay Önal a grubumuzun gerçeklefltirdi i aktivitelerdeki çal flmalar, katk lar, emekleri için teflekkür ederim. Yine TND nin ilk ö retim ve e itim grubu olan pediatrik nöroflirurji grubunun kuruluflundan itibaren her ad mda ve her aflamada bizleri destekleyen, do ru yöne ulaflmam za yard mc olan, toplant lar n, tart flmalar n vazgeçilmezi a abeylerimize, hocalar m za da teflekkürü borç bilirim. Nöroflirürji camias nda bir çok kiflinin bildi i ve gururland bir bilgiyi bülten okuyucular ile paylaflmak isterim. Grubumuzun kurucu üyelerinden ve ilk baflkan Prof. Dr. Saffet Mutluer Ekim 2009 tarihinden itibaren ISPN (International Society of Pediatric Neurosurgery) baflkanl n sürdürmektedir. Yine Prof. Dr. Memet Özek flu an aktif olarak ESPN (Europian Society of Pediatric Neurosurgery) baflkan d r, ayr ca ESPN nin Nisan 2010 da Antalya da yap lan kongresine baflkanl k yapm flt r. Özetle dünyada pediatrik nöroflirürjiyle ilgili en önemli iki kurumun bafl nda iki Türk meslektafl m z, hocam z bulunmaktad r. Bildi imiz kadar yla bu durum Türk t p camias nda bir ilktir. 1-4 Nisan 2010 tarihleri aras nda Kocaeli nde Doç. Dr. Volkan Etufl un lokal baflkanl nda Hidrosefali ve Spinal Disrafizm bafll kl 5. dönem 1. kursumuz yap lm flt r. Kursumuz Dr. Volkan Etufl un üstün konukseverlik ve gayretleriyle yüksek bir bilimsel düzeyde gerçekleflmifltir. Özellikle tart flma bölümlerinde kursiyerlerin de kat l m yla interaktif e itim seviyesi desteklenmifl, kurs sonunda birinci gelen kursiyere dizüstü bilgisayar hediye edilen bir s navla verimlilik art r lmaya çal fl lm flt r. Kurslarda genel olarak hedef kitlemiz asistanlar ve yeni uzmanlard r. Bu nedenle aktarmaya çal flt m z fleyler neler yap ld veya yap labilece ini göstermenin yan s ra karfl lafl labilecek sorunlar, yap labilecek yanl fll klar ve hala üstesinden gelinemeyen durumlar n da mevcut oldu unu vurgulamakt r. Asl nda yukarda bahsedilen fleyler kursiyerlerin de beklentilerini karfl layan, geri bildirimlerde de olumlu cevaplarla karfl laflt m z konulard r. Hedefimizde daha interaktif, daha çok tart flmal, teorik bölümlerin daha komprime verildi i programlar bulunmaktad r ve bunu da gerçeklefltirebilece imizi düflünüyorum. Bir sonraki bültende buluflmak dile iyle hoflçakal n. Prof. Dr. Yusuf Tüzün Türk Nöroflirürji Derne i Pediatrik Nöroflirürji Ö retim ve E itim Grubu Baflkan Baflkan n Mesaj

NÖRONAL VE M KST NÖRONAL-GL AL TÜMÖRLER Ganglioglioma Disembriyoplastik Nöroepiteliyal Tümörler Gangliositoma Desmoplastik nfantil Ganglioglioma / Astrositoma Displastik Serebellar Gangliositoma Santral Nörositoma Serebellar Liponörositoma Kauda Ekuina Paragangliomas Dr. Volkan ETUfi Ganglioglioma Epidemiyoloji Ganglioglioma (GG) nöronal ve mikst nöronal-glial tümörler grubunda en s k görülen neoplazmd r. Literatürde bildirilen insidans, yetiflkinlerde intraaksiyel tümörlerin %0.3 ila %5.2 i aras nda iken pediatrik popülasyonda bu oran %14 e kadar ç kmaktad r (13, 16, 20). Çocuk olgulara ait serilerde, tan konulan dönemdeki ortalama yafl birinci dekad n sonlar iken, yetiflkin olgulara ait serilerde ortalama 30 lu yafllard r. Çok belirgin olmamakla birlikte serilerde kad n üstünlü ü vard r. Klinik Özellikler GG, santral sinir sistemi içerisindeki herhangi bir lokalizasyonda görülebilir. Ancak önemli bir ço unlu u supratentoryal lokalizasyonda ve özellikle temporal lobda yerleflir. nfratentoryal ve spinal yerleflimi nadirdir. Supratentoryal yerleflimli 184 GG olgusunun tart fl ld bir seride, tümör yerleflimi %79 olguda temporal lobda, %12 oran nda ise frontal lobdad r (20). GG olgular nda klinik baflvuru, %85-97 oran nda epileptik nöbet fleklinde olup, bunlar n ço unlu unda epilepsi öyküsü uzun süreli (10-15 y l) ve ilaca dirençli tiptedir (11, 20). Supratentoryal yerleflimli GG olgular nda fokal nörolojik defisit seyrektir. Yerleflti i bölgeye göre infratentoryal veya spinal GG olgular nda klinik baflvuru, intrakraniyal bas nç art fl tablosu veya fokal nörolojik defisitler ile olabilmekte ve genellikle bunlar n sürecine ait öykü de supratentoryal yerleflimli GG olgular na k yasla daha k sa süreli (aylar) olmaktad r (16, 24). Nadir görülen anaplastik GG olgular nda da tan öncesi belirti ve bulgulara ait süreç k sad r. Radyolojik Tan Radyolojik olarak; GG olgular n n ço unlu unda tümör, T1 a rl kl manyetik rezonans (MR) incelemelerde hipo veya izointens (%90), T2 a rl kl MR kesitlerinde ise (%70) hiperintens olarak görülmektedir. Olgular n %30-50 sinde tümör kist formasyonu oluflmaktad r. GG un klasik MR paterni olan solid mural nodül içeren kistik kitle görüntüsü olgular n yaklafl k olarak %40 nda saptanmaktad r. Tümörün solid k sm n n boyar-madde tutma oran de iflkenlik göstermekle birlikte olgular n %35 ila %50 sinde söz konusudur. Bu tümörlerde genellikle kitle etkisi görüntüsü olmamas ve tümör çevresi ödem bulunmamas tipiktir. MR incelemesi ile GG larda anaplastik ve non-anaplastik aras ndaki ayr m yap lamaz. GG olgular n n %30 ila %50 sinde BT de tümör kalsifikasyonu saptanmaktad r. Tümör üzerindeki kalvariyumda bas ya ikincil erozyonlar görülebilmektedir (31). Patolojik Özellikler GG lar neoplastik olgun ganglion hücreleri ve neoplastik glial (genellikle astrosit, nadiren oligodendrosit) hücrelerden oluflur. Histolojik olarak WHO derece I ve daha nadiren WHO derece II ile uyumludurlar. Anaplastik GG (WHO derece III) son derece nadirdir. 184 olguluk bir GG serisinde, olgular n %93 ü WHO derece I, %6 s WHO 3

derece II ve %1 i ise WHO derece III olarak de erlendirilmifltir (20). Derece II olarak kabul edilen tümörlerde, hücresel atipi (artm fl selülarite, flüpheli pleomorfizm), mikrovasküler proliferasyon veya yüksek MIB1 indeksi (?%5) mevcuttur (18). Derece III neoplazmlarda ise ek olarak nekroz varl veya MIB1 indeksi nin %10 dan yüksek oluflu söz konusudur. Anaplastik GG (WHO derece III), önceden non-anaplastik olan GG dan de iflebilir veya de novo olarak tan alabilir. Tümörün malign transformasyonu, de iflmez bir kural fleklinde glial bilefleninde olmakta ve histolojik olarak glioblastoma tablosundaki flekli sergilemektedir. Glial komponent, malign transformasyona gitmedi i sürece nekroz görülmemektedir (5). GG lar, glionöronal hamartomlar veya di er kortikal displaziler ile birlikte görülebilirler (11, 18, 20, 29). Papiller glionöronal tümör, bir GG varyant olarak kabul edilmektedir. Bu kitleler, genellikle belirgin büyük bir kiste sahip olup, GG lardan farkl olarak genellikle periventriküler ak maddede yerleflim gösterirler. Prognozlar ise GG ile benzerlik gösterir (29). Cerrahi Tedavi Supratentoryal GG lar n %73 ila 79 unda komplet tümör rezeksiyonu mümkün olabilmektedir. Insula ve bazal ganglia yerleflimli tümörlerde ise komplet rezeksiyon yap lamayabilir. Ancak bu tümörler total ç kart lamasa bile tekrar büyüme nadir ve oldukça yavaflt r. Luyken ve ark. genifl serisinde olgular n %21 inde tümör subtotal olarak ç kart labilmifl olup, olgular n izlem süresi ortalama 8 senedir. Bu olgular n ancak %8 ine ikinci cerrahi gerekmifltir ve bunlar n içerisindeki iki olgu WHO derece III tümörlerdir (20). laca dirençli epilepsi ile baflvuran supratentoryal GG olgular nda, cerrahi s ras nda ek olarak lezyon çevresinden epileptojenik doku rezeksiyonu gerekebilir. Bunun için, mutlaka cerrahi öncesi epileptojenik de erlendirme yap lmal d r. Komplet tümör rezeksiyonu ile birlikte e er gerekiyorsa lezyon çevresi dokular n da ç kart lmas ile olgular n %80-85 inde epilepsi tedavi edilebilmektedir. Cerrahi sonras epileptik nöbetlerin devam etmesi, inkomplet tümör rezeksiyonuna veya ek kortikal displazinin varl na ba l d r (11, 20). Cerrahi morbidite genellikle geçici olup, olgular n yaklafl k %2.4 ünde görülmektedir. Perioperatif mortalite ise oldukça düflüktür (%0.5). Beyin sap GG lar nda, nadir de olsa radikal cerrahi yapmak mümkündür. Spinal GG olgular nda ise gros total tümör rezeksiyonu oran %80 leri bulmaktad r. Ancak, supratentoriyal GG olgular ile k yasland nda, beyin sap ve spinal yerleflimli GG larda cerrahi morbidite oran daha yüksektir (16, 24). Tamamlay c ve Ek Tedaviler Komplet rezeksiyonu takiben, WHO derece I ve WHO derece II GG olgular nda radyoterapi gerekmez. Tümörün subtotal ç kart lmas n takiben radyoterapi rutinde gerekli görülmemektedir; zira relaps ve malign transformasyonlar n radyasyona ra men ortaya ç kabildi i bilinmektedir (30). Rutin postoperatif radyoterapi, WHO derece III GG olgular nda ve reoperasyona uygun olmayan rekürren tümörlerde önerilir. GG olgular nda gamma b ça ile radyocerrahinin etkinli i henüz netlik kazanmam flt r. GG larda postoperatif kemoterapinin rolü henüz aç k de ildir. WHO derece III GG olgular nda ve reoperasyona uygun olmayan rekürren tümörlerde verilebilir (13). Sonuç ve zlem Supratentoriyal GG olgular ndan oluflan 184 olguluk seride, 7.5 y ll k rekürrenssiz sa kal m oran %97 olarak bildirilmifltir. WHO derece I tümörlerde, komplet tümör ç kart lmas n n mümkün oldu u olgularda, temporal lokalizasyonda ve uzun süreli nöbet öyküsü olan olgularda rekürrens oran n n daha düflük oldu u gözlemlenmifltir (20). Daha küçük serilerde bildirilmifl olan rekürrens oranlar oldukça de iflkenlik göstermekte (%0-40) olup, bu oranlar n tümörün derecesine, cerrahi rezeksiyon miktar na, tümörün lokalizasyonuna ve izlem süresine ba l oldu u bildirilmektedir (11, 30). Cerrahi sonras nöbetler dursa bile 1.5-2 senelik aral klar ile kontrol MR görüntülemelerinin yap lmas önerilmektedir. zlem sürecinde olgular n %2 ila %9 unda malign transformasyon geliflti ini ak ldan ç kartmamak gerekir (11, 20). Bu tümörlerde subaraknoidal tohumlanma ile yay l m söz konusu olabilmektedir. WHO derece III GG olgular nda sa kal m süresi, WHO derece I ve II olanlar ile k yasland nda daha kötü olmakla birlikte, WHO derece III astrositoma olgular na göre çok daha iyidir. GG olgular nda tümörün progresyonuna ba l ölüm, olgular n %1-%9 luk oran nda bildirilmifltir (13, 20). Supratentoriyal GG olgular n n ço unlu unda yaflam kalitesi iyidir. Bunun bafll ca nedenleri, postoperatif dönemde nöbetlerin %80-85 oran nda kontrol edilebiliyor olmas ile morbidite ve rekürrens oranlar ndaki düflüklüktür. GG larda uzun süreli sonuçlar ile ilgili olarak gros total rezeksiyon, genifl düflük-dereceli glioma serilerinde oldu u gibi, en önemli ve anlaml faktör olarak görünmektedir (6, 25). Yak n zamanda yap lan tüm çal flmalarda, komplet tümör rezeksiyonunun son derece iyi uzun-dönem nöbet kontrolü (olgular n %85 inden fazlas n n 5. senede nöbetsiz olmas ) sa lad ortaya konmufltur (4, 10). Beyin sap GG olgular n n prognozu da supratentoriyal yerleflimli olanlara benzerlik gösterir. S k yap lamamakla birlikte, radikal cerrahi rezeksiyon uyguland nda progresyon görülmeksizin 10 y ll k izlem süreci mümkün olabilmektedir. Beyin sap GG olgular nda da primer anaplastik GG veya önceden WHO derece I ve II tan s alm fl tümöral dokunun malign transformasyonu söz konusu olabilmektedir (16). 4

Spinal GG olgular nda rekürrens oranlar serebral yerleflimli olanlara k yasla daha yüksek gibi durmakta olup, %27 lere varan oranlar bildirilmifltir. Spinal GG olgular nda da malign transformasyon olabilmektedir (24). Disembriyoplastik Nöroepiteliyal Tümörler (DNET) Epidemiyoloji Disembriyoplastik nöroepiteliyal tümör (DNT), nöronal ve mikst nöronal-glial tümörler grubunda ikinci en s k görülen neoplazm tipidir. 254 olguluk bir seride DNT tan s alan tümörlerin oran %20.1 olarak bildirilmifltir (29). DNT olgular n n kronik epilepsi nedeni ile opere edilmifl vaka serilerindeki insidans, epilepsi için cerrahi uygulanan olgular aras nda %0.8-%5, tümöre ba l rezektif epilepsi cerrahisi uygulanan serilerde ise %14 olarak bildirilmifltir (19, 29). ntrakraniyal tümör nedeni ile opere edilen 4076 olguluk bir seride, DNT oran %1.25 olarak rapor edilmifltir. Bu serideki DNT tan s alm fl olan olgular n büyük ço unlu unda yafl aral 2. ve 3. dekad olarak bildirilmifl olup, erkeklerde daha s k karfl lafl ld na da dikkat çekilmifltir (29). Klinik Özellikler DNT lerin büyük ço unlu u supratentoriyal alanda ve genellikle intrakortikal yerleflim gösterirler. Temporal lob en s k karfl lafl lan bölgedir. Bazal ganglia, serebellum ve beyin sap lokalizasyonlar nadirdir. Supratentoriyal intrakortikal DNT ler, de iflmez kural olarak uzun süreli ve genellikle parsiyel özellikte nöbetler ile karakterizedir. DNT olgular ndan oluflan 19 hastal k bir seride tan s ras nda süregelen epilepsi öyküsüne ait ortalama süre 14 sene (3 ila 38 sene aras nda de iflen) olarak bildirilmifltir (29). DNT olgular nda, bazal ganglia veya infratentoriyal yerleflim söz konusu olmad sürece nörolojik defisit mutad de ildir (18, 29). Radyolojik Tan MR görüntülemede DNT, T1 a rl kl kesitlerde hipointens, T2 a rl kl kesitlerde ise hiperintens görünür. Her iki sekansta da multimikrokistik/nodüler bir yap izlenimi verir. Gerçek kist yap s ise olgular n %10 undan az nda mevcuttur. Tümörün kontrast madde tutmas s k görülen bir durum de ildir (%20). DNT intrakortikal olarak yerleflmeye e ilimli olup, komflu ak maddeyi de tutabilmektedir. Tümöre ait kitle etkisi ve perifokal ödem yoktur. Bilgisayarl tomografide ise tümör genellikle hipodens ve kontrast tutmaz özelliktedir. Olgular n %20-30 unda kalsifikasyonlar görülebilir. Konveksiteye yerleflmifl tümör olgular n n %50-70 inde komflu kemikte erozyon görülebilmektedir (31). Patolojik Özellikler DNT nin karakteristik patolojik özelli i, S100-pozitif ve GFAP-negatif özellikte oligodendroglia-benzeri özellikteki küçük hücrelerle çevrelenmifl olan akson demet kolonlar n n oluflturdu u glionöronal elementtir. Oligodendroglia-benzeri hücreler minimal sitoplazmaya sahip olup, mukopolisakkaridlerce zengindir. Tümörün içerisinde da lm fl olarak matür nöronal hücreler vard r. Nöronal elemanlar sinaptofizin ve nöronal nükleer antijen ile pozitif boyanma gösterirlerken, glial nodüllerde GFAP boyanmas pozitiftir (5). Proliferasyon potansiyeli çok düflük olup, MIB-1 indeksi %0-8 aras nda de iflir (5, 18). DNT lerde komflu serebral dokuda kortikal displazi görülebilmektedir. Kortikal displazi birlikteli i, baz serilerde %83 e varan oranlarda bildirilmektedir (5). Bu say lan özellikler, basit DNT formunu tarif etmektedir. Bu özelliklere ek olarak gliomlar and ran glial nodüllerin mevcudiyeti söz konusu ise DNT nin kompleks formundan söz edilir. DNT nin bu iki formu da ayn klinik davran fla sahiptir. DNT nin bir di er formu, non-spesifik form ismi de verilen ve astrositom, oligodendrogliom ve oligoastrositomlardan histolojik olarak ay rt edilmesi güç olan üçüncü formunun kabulü tart fl lmaktad r. DNT, WHO s n fland rmas nda derece I olarak kabul edilmektedir. Histolojik karakteristikleri ve klinik davran fl göz önünde bulunduruldu unda DNT lerin disembriyoplastik kökenli oldu u düflünülmüfltür (18, 29). Gangliyogliomalar n aksine, DNT lerde gangliyon hücrelerini and ran atipik nöronlar ve perivasküler lenfositler bulunmaz (5). Cerrahi Tedavi ntraoperatif olarak DNT yumuflak, nodüler k vamda ve etraf beyin dokusundan iyi ayr labilen bir yap ya sahiptir. Bu tümörler hemen her zaman kronik epilepsi ile prezante olduklar ndan epilepsi cerrahisi için geçerli tüm prensipler göz önünde bulundurulmal d r. Düflük perioperatif morbidite ve mortalite ile komplet tümör rezeksiyonu oran %60-90 aras nda bildirilmektedir (8, 19). DNT de total cerrahi rezeksiyonun küratif oldu u söylenebilir (5). DNT lerde progresyon oran son derece düflük olup rekürrens nadiren bildirilmifltir (21). Tamamlay c ve Ek Tedaviler nkomplet rezeke edilmifl DNT olgular nda dahi, radyoterapi ve kemoterapinin primer adjuvan terapi olarak önerilmesini gerektirecek destek kan t yoktur. Radyoterapi ve kemoterapi yap lmas ndan sonra DNT lerde malign transformasyon rapor edilmifltir (28). Sonuç ve zlem Cerrahi rezeksiyonu takiben, olgular n %60-85 i nöbetsiz hale gelebilmektedir (19). DNT olgular nda komplet rezeksiyondan sonra rekürrens oran son derece düflüktür. nkomplet rezeke edilmifl olan DNT olgular nda progresyon oran n n da oldukça düflük oldu u bildirilmektedir. Bu tümöre ait rekürrens ve progresyon ile ilgili raporlar, izole olgular fleklindedir. Rekürrens durumunda, radyoterapi veya kemoterapi düflünülmeden, ikinci cerrahi tercih edilmelidir (28). 5

Gangliositoma Epidemiyoloji Gangliositoma klinik, radyolojik ve histolojik olarak gangliogliomaya oldukça yak n olmas nedeniyle iki tümör tipi ço u kez birlikte an l r. Ancak gangliositomlar, gangliogliomlara oranla çok daha az oranda görülürler. Cerrahi olarak tedavi edilmifl 4076 olguluk intrakraniyal tümör serisinde 181 ganglioglioma olgusu bildirilirken, gangliositom say s sadece 2 dir (29). Gangliositomlar genellikle çocukluk ve genç eriflkinlik döneminde tan al rlar. Klinik Özellikler Gangliositomlar n en s k görüldü ü bölge serebral hemisferler, özellikle de temporal loblard r. Gangliogliomlarda oldu u gibi gangliositomlar da s kl kla uzun süreli epilepsi öyküsü ile prezante olurlar. Gangliositomlarda fokal nörolojik etkilenme nadir olup, daha çok infratentoriyal veya spinal yerleflim gösterdiklerinde söz konusu olmaktad r (7, 15, 31). Gangliositomlar ayr ca hipofiz, hipotalamus ve pineal yerleflim gösterebilirler. Hipofizde gangliositoma daha çok anterior lobda görülür ve genellikle hipofizer adenomlarla birliktelik gösterir (9, 31). Bu tip olgularda gangliositoman n klinik prezentasyonu, hipofiz adenomu klinik tablosu çerçevesindedir. Radyolojik Tan Gangliositoma ve ganglioglioma MR ve BT de birbirinden ay rt edilemez. Tek fark, baz gangliositomlar n kortikal yerleflim gösterdiklerinde meningeoma benzer bir dural tail göstermeleridir (31). Patolojik Özellikler Gangliositomalar, non-neoplastik glial hücrelerden oluflan bir stroma içerisindeki büyük neoplastik nöral hücreler ile karakterizedir. Ancak baz durumlarda gangliositoma ve ganglioglioma aras nda histolojik aç dan net bir ayr m yapmak güç olabilir. Bu iki tümör aras ndaki en önemli fark, gangliositomalar n daima WHO derece I olarak kabul edilmeleridir. Gangliositoman n malign transformasyonu bildirilmemifltir (29). Tedavi Mümkün oldu unca komplet tümöral rezeksiyon hedeflenmelidir. Gerekti inde epilepsi cerrahisinin temel kurallar da uygulanmal d r. Sonuç ve zlem Gangliositomlar ile ilgili olarak postoperatif uzun dönem sonuçlar hakk nda spesifik veri olmamakla birlikte, rekürrens ve sa kal m süresi aç s ndan WHO derece I gangliogliomlar gibi düflünülebilir. Desmoplastik nfantil Ganglioglioma/Astrositoma Epidemiyoloji Desmoplastik infantil ganglioglioma/astrositoma (DIG), nadir bir supratentoriyal tümör tipi olup, pediatrik tümör serilerindeki insidans %1.25 tir. Eriflkin ve pediatrik 4076 intrakraniyal tümör olgusundan oluflan seride, sadece 1 adet DIG rapor edilmifltir (29). DIG olgular n n büyük ço unlu u ilk 1 yafl içerisinde görüldü ünden, infantil beyin tümörleri aras nda hiç de az msanmayacak bir s kl a sahiptir (29, 34). stisnai olsa da daha büyük yafl grubu çocuklar ile eriflkinlerde de DIG görülebilmektedir. DIG olgular nda hafif erkek üstünlü ü söz konusudur. Klinik Özellikler DIG s kl kla infant yafl grubunda görüldü ünden ve ayr ca bu supratentoriyal tümörler genellikle büyük boyutlarda oldu undan, baflvuru öncesi öykü süreci uzun de ildir. Artm fl intrakraniyal bas nç bulgular, bafl çevresinde anormal art fl, gergin fontaneller ve batan günefl tablosu klinik baflvuruda en çok görülenlerdir. S kl kla fokal nörolojik defisitler ile karfl lafl l r ve nöbet geçirme öyküsü olabilir (29, 34). Radyolojik Tan DIG, kural olarak serebral yüzeyi ve üzerindeki duray tutan supratentoriyal bir tümördür. Bu genifl tümörlerin genellikle beynin merkezine yönelik ayr bir kistik komponent ile birlikte kortekse ve duraya tutunmufl solid bir parças bulunur. Kistik k sm MR incelemede T1 a rl kl kesitlerde hipointens, T2 a rl kl kesitlerde ise hiperintens görünür. Solid k sm ise homojen olmay p, s kl kla hem T1 hem de T2 a rl kl kesitlere izointens olarak yans r. Solid k sm n T1 a rl kl kesitlerde yo un bir flekilde kontrast tutmas ve bunun komflu meninkslere do ru uzan m göstermesi s k görülür. Kist duvar ise kontrast tutmaz. Peritümöral ödem yoktur (31). Bu tümörlerde kalsifikasyon tarif edilmedi inden, BT tetkiki ek bir bilgi sa lamaz. Patolojik Özellikler DIG, histolojik olarak, belirgin desmoplastik stroma içerisine gömülü neoplastik astrositik ve ganglion hücrelerinden oluflmufltur. Yer yer mitoz ve nekroz odaklar gösterebilen zay f diferansiye bir nöroepiteliyal hücre popülasyonu söz konusu olsa da, bu DIG n n iyi prognozunu de ifltirmez. Neoplastik ganglion hücre popülasyonu içermeyen tümörler, desmoplastik infantil astrositoma olarak isimlendirilir ve biyolojik davran fl paterni, WHO derece I olarak kabul edilen DIG ile ayn d r (29). Cerrahi Tedavi Bu tümörlerin cerrahisi; genellikle büyük boyutlarda olmalar, s kl kla ifllevsel beyin alanlar n içermeleri, venöz sinüs duvarlar na yap fl kl k gösterebilmeleri ve hasta popülasyonunun yafl olarak çok küçük olmas gibi nedenlerden ötürü zorluklar içerir. Bu nedenle cerrahi 6

morbidite yüksek olabilmekte ve tümörün komplet rezeksiyonu her zaman mümkün olmamaktad r (33). Tamamlay c ve Ek Tedaviler Total tümör rezeksiyonu yap lamayan olgularda dahi primer adjuvan tedavi olarak radyoterapi veya kemoterapi yap lmas önerilmemektedir. Ancak, rekürren veya progresif rezidü tümörlerde hasta reoperasyon için uygun de ilse kemoterapi denenebilir. Radyoterapi için önerilen endikasyon grubu ise, sadece kemoterapinin baflar s z oldu u 5-6 yafl ndan büyük çocuklard r (3, 33). Sonuç ve zlem Gros total ç kart mdan sonra literatürdeki izlem sonuçlar uzun vadede ikinci dekad bulmufltur. nkomplet tümör rezeksiyonu yap ld nda dahi rezidüal tümörün progresyonu olmaks z n y llarca izlenen olgular bildirilmifltir (29). Hatta inkomplet tümör ç kart lmas ndan sonra rezidüel DIG n n spontan regresyona u rad infantlar rapor edilmifltir (33). Ancak istisnai olarak malign davran fl paterni gösteren DIG olgular da mevcuttur (3). Displastik Serebellar Gangliositoma Epidemiyoloji Displastik Serebellar Gangliositoma (DSG), di er ad ile Lhermitte-Duclos, oldukça nadir görülen bir serebellar kitle olup, Cowden hastal olarak bilinen fakomatözün majör santral sinir sistemi lezyonudur. Bu tümör, herhangi bir yaflta görülebilmekle birlikte s kl kla üçüncü ve dördüncü dekadlarda tan almaktad r (23). Cerrahi olarak tedavi edilmifl 4076 intrakraniyal tümör olgusunun oldu u serideki 254 nöronal ve nöroglial tümör aras nda DSG tan s konulan sadece 1 olgu mevcuttur (29). Klinik Özellikler Cowden hastal n n bir parças olarak DSG, de novo olarak geliflebilmesinin yan s ra otozomal dominant olarak geçifl yapm fl da olabilir (29). Tan konuldu u s rada olgular n %50-90 nda Cowden hastal mevcuttur. DSG tan s n n konulmas, izleyen seneler içerisinde Cowden hastal n n tam tan s n n konulmas na öncülük edebilir (29, 35). DSG saptanm fl olan olgularda genellikle y llarla ifade edilen (ortalama 3-4 sene) bir yak nma ve semptom öyküsü mevcuttur. ntrakraniyal bas nç art fl ile ilgili belirti ve semptomlar olgular n %60-70 inde bulunurken, olgular n %50 sinde serebellar disfonksiyon, %30 luk kesiminde ise kraniyal sinir tutulumu söz konusudur. DSG ile birlikte s kl kla görülebilen santral sinir sistemi malformasyon ve patolojileri aras nda megalensefali, hidrosefali ve siringomiyeli ak lda tutulmal d r (23). DSG tan s alm fl bir olguyu de erlendirirken, Cowden hastal n n di er manifestasyonlar n n da (trikilemmoma, kutanöz keratoz, oral papillomlar, gastrointestinal polipler, tiroid tümörü, meme tümörü ve ürogenital tümörler) mutlaka araflt r lmas gerekir (23, 29). Radyolojik Tan MR incelemelerinde DSG, karakteristik olarak çizgili patern gösteren T1 a rl kl kesitlerde hipo-izointens, T2 a rl kl kesitlerde ise izo-hiperintens özellikte serebellar hemisferik kitle fleklinde görünür. Tümörün kendisi kontrast tutmamakla birlikte, baz olgularda serebellar venlere ait yüzeysel çizgisel tipte bir kontrastlanma dikkati çekebilir. Kitlenin etraf nda ödem görülmez. Bilgisayarl tomografide DSG, hipodens ya da kar fl k hipo-izodens bir görüntü verir. BT görüntülerinde, MR da görüldü ü gibi belirgin karakteristik çizgili patern yoktur. DSG olgular nda BT de da n k biçimde kalsifikasyon odaklar izlenebilir (31). Patolojik Özellikler DSG un histolojik yap s nda, iç tabakadaki displastik ve disorganize nöronlardan köken alan anormal miyelinize olmufl aksonlar n yer ald d fl bir tabaka dikkati çeker. Proliferatif aktivite oldukça düflüktür. Bu de ifliklikler neticesinde serebellar folyolar dismorfik ve kal nlaflm fl bir görüntü çizerler. DSG WHO s n flamas nda derece I olarak kabul edilmektedir. Ancak, bu lezyonun asl nda hamartomatöz nitelikte mi yoksa gerçek neoplastik özellikte mi oldu u halen netlik kazanm fl de ildir (29). Cerrahi Tedavi Yüzeysel serebellar yerleflimleri nedeniyle, bu lezyona cerrahi yaklafl m kolayd r. Ancak lezyon s n rlar n n çok belirgin olmamas, cerrahi rezeksiyon s ras ndaki en önemli teknik s k nt y oluflturur. Bu nedenle DSG lar n inkomplet ç kart lmas az rastlan r bir durum de ildir (23). Bu konuda nöronavigasyonun yarar olabilece i öne sürülmüfltür (29). DSG olgular nda, gerekti inde efllik eden hidrosefali için ek cerrahi giriflim yap lmal d r. Tamamlay c ve Ek Tedaviler Az say daki DSG olgusunda uygulanan radyoterapinin sonuçlar çeliflkilidir. Bu nedenle, inkomplet rezeksiyon durumunda dahi, lezyonun benign ve yavafl büyüyen natürünü de göz önüne alarak, radyoterapi uygulanmas gereksiz gibi görünmektedir. DSG olgular nda progresyon çok yavafl olup, y llar alabilir ve böyle bir durumda da reoperasyon en do ru seçenektir (23). Bu lezyonlarda kemoterapi uygulanmas ile ilgili olarak henüz bas l bir veri mevcut de ildir. Sonuç ve zlem DSG da prognoz iyidir. Ancak, bu lezyonun son derece nadir olmas ndan ötürü, komplet rezeksiyon sonras rekürrens olmaks z n izlem süreci konusunda birikmifl veri yoktur. nkomplet rezeksiyonu takiben, 4 y la kadar rekürrens olmadan takip süresi olan olgular bildirilmifltir (23). Bu olgular n, Cowden hastal na ait di er neoplazi süreçleri (tiroid, meme ve ürogenital malignitelere ait artm fl risk) aç s ndan yak n izlem ve ayr nt l de erlendirilmesi son derece önemlidir (23, 29, 35). 7

Santral Nörositoma Epidemiyoloji Santral Nörositoma (SN), oldukça nadir görülen bir tümördür. Cerrahi olarak tedavi edilmifl 254 nöronal ve nöronal-glial tümör olgusundaki seride oran %1.6 olarak bildirilmifltir (29). SN, tüm intrakraniyal tümörler içerisinde %0.25-0.5 lik bir orana sahiptir. SN tan s konulmufl olan olgular n büyük ço unlu unun yafl grubu 2-4 dekadlar aras nda olup, cinsiyetler aras nda anlaml bir fark saptanmam flt r (29). Klinik Özellikler SN, hemen her zaman supratentoriyal ventriküler sistem içerisinde yerleflmeye e ilimli olup, olgular n 2/3 ünde anterior lateral ventrikülde foramen Monro çevresinde görülmektedir. Üçüncü ventrikül yerleflimi nadir, dördüncü ventrikül yerleflimi ise oldukça istisnai bir durumdur (29). Bu nedenle, genellikle SN olgular ndaki klinik tablo aylar içerisinde ortaya ç kan hidrosefali nedenli artm fl intrakraniyal bas nç semptomlar ile karakterizedir. Üçüncü ventrikül etkilendi inde, hipotalamo-hipofizer disfonksiyon görülebilir. Nadir görülen ekstraventriküler SN olgular nda, fokal nörolojik defisitler söz konusu olabilmektedir (29). Radyolojik Tan SN, T1 a rl kl MR incelemelerinde homojen olmayan izo-hipointens bir kitle olarak gözükürken, T2 a rl kl MR kesitlerindeki görüntüsü nonhomojen ve izo-hiperintenstir. Kitle içerisinde küçük tümöral kistler bulunabilir. Kontrast tutulumu heterojen flekilde olup, orta veya belirgin düzeydedir. BT deki görüntü paterni, T1 a rl kl MR kesitlerindeki görüntüsüne benzer. Olgular n yaklafl k yar s nda BT de kalsifikasyonlar izlenir (31). Patolojik Özellikler SN da görülen nöronal tümör hücre popülasyonu, birbirine benzer biçimde yuvarlak flekilli ve yer yer oluflturduklar fibriler matriks içerisine gruplar halinde kümelenmifl bir görüntü verirler. Proliferasyon h z düflüktür. SN, WHO s n flanmas nda derece II olarak kabul edilmektedir. Baz SN tipleri, artm fl mitotik aktivite (MIB-1 indeksinin %2 den yüksek olmas ), mikrovasküler proliferasyon ve nekroz gibi anaplastik özellikler gösterebilir. Bunlar aras nda, rekürrens sürecini anlaml etkileyen tek faktör, MIB-1 indeksinin %2 den yüksek olmas d r (29). Ekstraventriküler SN n n, tümöral hücrelerle birlikte nörositik hücreler de içeren di er ekstraventriküler neoplazmlardan ay rt edilmesi önemlidir. SN lar n olgun bir nöronal progenitör hücreden köken ald klar öne sürülmektedir. Tümör örnekleri ve ilgili olgular n nöronal progenitör hücreleri aras nda antijen profili ve gen ekspresyonu aç s ndan anlaml bir çak flman n oldu u dikkatleri çekmektedir (5, 32). Cerrahi Tedavi Olgular n yaklafl k %35 inde komplet tümör rezeksiyonu yap labildi i bildirilmifltir (26). ntraventriküler yerleflimi ve s kl kla büyük boyutlarda olmas nedeni ile SN larda cerrahi morbidite ve mortalite oldukça yüksek olabilmektedir. Rekürrens olmaks z n 5 y ll k sürvi, total rezeke edilmifl tümörlerde %85, inkomplet rezeksiyonda ise %46 olarak bildirilmifltir (26). Kraniyospinal disseminasyon yolu ile rekürrens oldukça nadirdir (29). SN larda s kl kla efllik eden hidrosefalinin de uygun flekilde tedavi edilmesi gerekmektedir. Tamamlay c ve Ek Tedaviler nkomplet rezeksiyon yap lm fl olgularda radyoterapi uygulanmal d r. Adjuvan radyoterapi, inkomplet rezeke edilmifl SN olgular nda 5 y ll k progresyonsuz sürvi oran n %46 dan %83 e ç kartmaktad r. nkomplet rezeksiyon yap lm fl atipik SN (MIB-1 indeks > %2) olgular nda ise ayn oran, radyoterapi ile dramatik bir flekilde %7 den %70 e ç kmaktad r (26, 27). Ancak, adjuvan radyoterapinin inkomplet rezeksiyondan hemen sonra erken verilmesinin mi yoksa izlem s ras nda MR da tümör progresyonuna ait ilk bulgular n görülmesine dek beklemenin mi uygun olaca konusunda net bir fikir birli i yoktur (26, 29). Son y llarda SN lar n tedavisinde radyocerrahinin kullan lmas ile ilgili yaz lar dikkat çekmektedir (14, 36). Bu yaz lar n tümünde radyocerrahinin etkili bir yöntem oldu u vurgulanmaktad r. Radyocerrahi uygulanm fl olan olgular n yaklafl k yar s nda tümör kaybolmufl, geri kalanlarda ise farkedilir küçülme sa lanm flt r. SN tedavisinde ilk tercih olmasa da, radyocerrahi; rezidülerde, rekürrenslerde veya aç k cerrahi rezeksiyonun mümkün olmad lokalizasyonlarda tercih edilebilecek bir yöntemdir (2, 5). Klasik ya da atipik SN larda total rezeksiyon sonras adjuvan radyoterapinin rekürrenssiz sürvi zaman n artt rd na dair bulgu yoktur (26, 27). Çal flmalar n ço u, radyoterapinin lokal tümör kontrolüne etkisinin anlaml oldu unu, ancak genel sürvi oran n anlaml bir flekilde artt rmad n ortaya koymufltur (5). Elli olguluk genifl bir seride, 10 senelik sa kal m oran %83, lokal tümör kontrolü oran ise %60 olarak bildirilmifltir (17). SN olgular nda adjuvan kemoterapi ile ilgili veriler oldukça k s tl d r. Bu nedenle, ancak cerrahi ve radyoterapi ile kontrol edilemeyen olgular için düflünülmesi önerilmektedir (29). Sonuç ve zlem Komplet tümör rezeksiyonunu takiben, 5 y ll k sürvi oran %99 dur. Atipik SN lar için bu oran %93 olarak bildirilmifltir (29). Adjuvan radyoterapinin her iki grupta da komplet rezeksiyon sonras ek bir faydas olmad ortaya konmufltur. Inkomplet rezeksiyon yap labilmifl olgularda 5 y ll k sa kal m oran %86 olup, bu oran adjuvan radyoterapi ile %90 a ç kmaktad r. Inkomplet rezeksiyon uygulanm fl atipik SN larda ise 5 y ll k sa kal m oran %43 tür. Radyoterapi uygulanmas ile bu gruptaki 8

sa kal m oran %78 e ç kmaktad r. nkomplet rezeksiyon yap lan SN olgular nda adjuvan radyoterapinin sa kal m oranlar n anlaml derecede artt rd düflünülmektedir (26, 27). Di er nöronal ve nöroglial tümörler ile k yasland nda SN, rekürrens ve sa kal m oranlar aç s ndan nispeten kötüdür. Bu nedenle, hastalar n uzun süreyle klinik ve radyolojik olarak yak n izlemi flartt r. Serebellar Liponörositoma Epidemiyoloji Serebellar liponörositoma (SL), son derece nadir bir tümör olup, bildirilen olgu say s 20 yi geçmemifltir (12). Bildirilmifl olan olgular n tan konuldu undaki ortalama yafl 50 dir. Olgular aras nda hafif erkek üstünlü ü göze çarpmaktad r (1, 29). Klinik Özellikler Tan konuldu unda, semptomlara ait öykü sürecinin haftalar ile y llar aras nda de iflkenlik gösterdi i görülmektedir. Kitle, serebellar lokalizasyon gösterdi inden en s k görülen semptomlar posterior fossa kitle etkisine ba l bafla r s, kusma ve bafldönmesinin yan s ra, ataksi, dismetri, ve nistagmus gibi serebellar bulgulard r. Kraniyal sinir tutulumu gibi di er fokal nörolojik bulgular daha nadirdir. SL a obstrüktif hidrosefali efllik edebilir (1). Radyolojik Tan T1 a rl kl MR sekanslar nda, kitle hipo veya izointens görünmekte olup, içeri indeki lipidleflme alanlar na ba l olarak yer yer hiperintens alanlar içermektedir. Genellikle düzensiz flekilde olmakla birlikte minimal ya da orta düzeyde kontrast tutulumu söz konusudur. T2 a rl kl kesitlerde ise kitle izointens veya hafif hiperintens görünümde olup, lipid içeri ine göre yer yer hiperintens alanlar gösterir. Tümörde kist veya hemorajik alanlar beklenmez. Perifokal ödem genelde yoktur veya çok azd r. Tümör, vermisten veya serebellar hemisferlerden subaraknoid sisternlere do ru uzan m gösterebilir (29). BT de tümör hipodens-izodens natürde olup, tümör lipidizasyonuna ba l olarak düzensiz yap da belirgin hipodens alanlar sergiler. Minimal düzensiz kontrast tutulumu mevcuttur (1). Patolojik Özellikler SL, histolojik olarak santral nörositomay and r r flekilde ileri nöronal farkl laflma göstermifl, yuvarlak, izomorf neoplastik hücrelerden oluflmufltur. Bu tümör hücreleri fokal olarak lipomatöz farkl laflmaya giderler. Mitotik aktivite düflüktür. Mikrovasküler proliferasyon ve nekroz yoktur; ancak rekürren tümörlerde mevcut olabilir. SL, WHO derecelendirmesinde I ya da II olarak de erlendirilir (29). Cerrahi Tedavi Bu tümörün genellikle yumuflak ve serebellar doku ile iyi s n r verdi inden bahsedilse de, subaraknoid alana uzan m gösteren ve kraniyal sinirleri çevreleyen tipteki büyük boyutlu olanlar n n komplet rezeksiyonu her zaman mümkün olmayabilir. SL lar n cerrahi morbidite ve mortalitesi di er intraaksiyel serebellar tümörlerden farkl de ildir. Tümör rezeksiyonunu takiben, rekürrens olmaks z n 10 senelik bir sürvi rapor edilmifltir. Ancak, cerrahiden 10 sene sonra rekürrensin olabilece ini bildiren raporlar da mevcuttur (1). Tamamlay c ve Ek Tedaviler Primer adjuvan radyoterapinin yararl oldu unu destekler bir veri yoktur. nkomplet tümör rezeksiyonundan sonra, radyoterapi uygulanan olgularda da, uygulanmayan olgularda da tümör progresyonu gözlenmifltir (1, 12). SL da kemoterapi uygulanmas ile ilgili sadece tek olguya ait veri oldu undan, bu tümörde kemoterapinin rolü henüz belirsizdir. Sonuç ve zlem Onbefl SL olgusunun gözden geçirildi i bir raporda, rekürrens geliflen 3 olgunun 2 sinde tümör tekrar cerrahiden 10 ve 12 sene sonra ortaya ç km flt r. Di er olguda ise postoperatif 1 sene sonra rekürrens olmufltur (1). Bu nedenle prognozu iyi olsa da, LS olgular n n total tümör rezeksiyonu yap ls n ya da yap lmas n, mutlaka uzun süreyle yak n izlem gerektirdi i ak lda tutulmal d r. Kauda Ekuina Paragangliomas Epidemiyoloji Kauda ekuina paragangliomas (KEP), nadir karfl lafl lan bir nöroendokrin tümördür. Tüm kauda ekuina tümörlerinin %3.5 luk oran n olufltururlar (22). Cerrahi olarak tedavi edilen 254 nöronal-nöroglial tümör olgusuna ait seride rastlan lan oran %3.9 dur (29). Paraganglioman n di er santral sinir sistemi lokalizasyonlar (parasellar bölge, pineal bölge, serebellopontin aç, intraserebral yerleflim, di er spinal lokalizasyonlar) son derece nadirdir. KEP tan s konulan hastalar n ço unda yafl 4-7 dekadlar aras nda (ortalama 48 yafl) olup, hafif erkek üstünlü ü söz konusudur (22, 29). Klinik Özellikler KEP klinik olarak, di er yavafl büyüyen kauda ekuina tümörlerine benzer bir tablo yarat r. Klinik öykü süreci ortalama 4 senedir. Majör semptomlar, bel a r s (%90) ve bacak a r s d r (%70). Duysal ve motor defisitler olgular n %35 inde, sfinkter disfonksiyonu ise olgular n %15 inde söz konusudur (29). Parapleji ve di er paragangliomlarda görülebilen vazomotor amin sendromu KEP nda oldukça nadirdir (22). Radyolojik Tan T1 a rl kl MR kesitlerinde KEP izointens veya hafif hipointens görünümde olup, genellikle belirgin ve homojen bir kontrastlanma yapar. T2-WI görüntülerde ise 9

hiperintens görünür ve solucanvari hipointens alanlar ise genellikle zengin vaskülarizasyonunun sonucudur. Subakut kanamaya ba l intensite de ifliklikleri veya nadiren tümör kist formasyonu ile ilgili görüntü paternleri mevcut olabilir. Kontrast verilmemifl rutin lomber BT incelemesinin tan daki etkinli i çok k s tl d r; zira intraspinal lezyona ait kitle etkisinin indirekt bulgular yoksa tümör kolayl kla gözden kaçabilir (22). Patolojik Özellikler KEP histolojik olarak, kapiller bir a içerisine gömülmüfl destek hücrelerin oluflturdu u tek katl silik bir katman taraf ndan çevrelenmifl üniform yuvarlak tümöral flef hücre kümelerinden oluflmufltur. Tümörlerin yaklafl k %50 sinde, flef hücreler ile matür ganglionik hücreler aras nda geçifl formlar mevcuttur. Elektron mikroskopik inceleme, flef hücrelerde nörosekretuar granüllerin varl n gösterebilir. KEP n n çeflitli histolojik varyantlar mevcut olup, bunlar aras nda klinik aç dan anlaml bir farkl l k yoktur. KEP, WHO derecelendirmesinde derece I olarak kabul edilmektedir (18, 29). Cerrahi Tedavi KEP olgular n nda yaklafl k %85 inde tümör filum terminaleye tutunmufltur. %15 olguda ise infiltratif bir büyüme söz konusudur. Bu yüzden, olgular n %90 nda komplet tümör rezeksiyonu yap labildi i bildirilmifltir (22). Cerrahi komplikasyon oran yüksek de ildir. Total tümör eksizyonunu takiben, beklenen rekürrens oran yaklafl k %2 civar ndad r. Ancak, cerrahiden 22 sene sonra rekürrensin olabilece i de bildirilmifltir. nkomplet rezeksiyon sonras, olgular n yaklafl k %10 unda tümörde progresyon görülür. Primer araknoidal tohumlanma ile yay l m veya rekürrens çok nadirdir (22, 29). Tamamlay c ve Ek Tedaviler Radyoterapi uygulanmas n n yarar lehine kan tlanm fl bir veri olmamas na ra men, baz yazarlar inkomplet rezeke edilmifl olgularda ve rekürrens durumunda radyoterapi önermektedir (22). KEP nda adjuvan kemoterapinin rolü net de ildir. Sonuç ve zlem KEP nda prognoz iyidir. Tümörlerin ço unlu u, düflük perioperatif risk ile total olarak ç kart labilir. Total rezeksiyon sonras rekürrens oran düflük ve di er paraganglioma tiplerinden farkl olarak tümör disseminasyon oran son derece azd r. Ancak, rekürrensin çok uzun süreler sonra da mümkün olabilece ini ak lda tutarak, olgular n uzun süreyle izlemde tutulmas önerilir. Kaynaklar 1) Alkadhi H, Keller M, Brandner S, Yonekawa Y, Kollias SS: Neuroimaging of cerebellar liponeurocytoma. Case report. J Neurosurg 95:324-331, 2001. 2) Anderson RC, Elder JB, Parsa AT, Issacson SR, Sisti MB: Radiosurgery for the treatment of recurrent central neurocytoma. Neurosurgery 48:1231-1237, 2001. 3) Bachli H, Avoledo P, Gratzl O, Tolnay M: Therapeutic strategies and management of desmoplastic infantile ganglioglioma: two case reports and literature overview. Childs Nerv Syst 29: 359-366, 2003. 4) Benifla M, Otsubo H, Ochi A, Weiss SK, Donner EJ, Shroff M, Chuang S, Hawkins C, Drake JM, Elliott I, Smith ML, Snead OC III, Rutka JT: Temporal lobe surgery for intractable epilepsy in children: an analysis of outcomes in 126 children. Neurosurgery 59:1203 1213, 2006. 5) Chang EF, Gupta N: Neuronal Tumors. Gupta N, Banerjee A, Haas- Kogan D (eds) Pediatric CNS Tumors, ikinci bask, Berlin Heidelberg: Springer-Verlag, 2010: 159-173 6) Chang EF, Potts MB, Keles GE, Lamborn KR, Chang SM, Barbaro NM, Berger MS: Seizure characteristics and control following resection in 332 patients with low-grade gliomas. Journal of Neurosurgery 108: 227 235, 2008. 7) Choi YH, Kim IO, Cheon JE, Kim WS, Yeon KM, Wang KC, Cho BK, Chi JG: Gangliocytoma of the spinal cord: a case report. Pediatr Radiol 31: 377-380, 2001. 8) Daumas-Duport C, Scheithauer BW, Chodkiewicz JP, et al: Dysembryoplastic neuroepithelial tumor: A surgically curable tumor of young patients with intractable partial seizures. Neurosurgery 23: 545-556, 1988. 9) Geddes JF, Jansen GH, Robinson SF, Gomori E, Holton JL, Monson JP, Besser GM, Revesz T: Gangliocytomas of the pituitary: a heterogeneous group of lesions with differing histogenesis. Am J Surg Pathol 24: 607-613, 2000. 10) Giulioni M, Gardella E, Rubboli G, Roncaroli F, Zucchelli M, Bernardi B, Tassinari CA, Calbucci F: Lesionectomy in epileptogenic gangliogliomas: seizure outcome and surgical results. Journal of Clinical Neuroscience 13:529 535, 2006. 11) Im SH, Chung CK, Cho BK, Lee SK: Supratentorial ganglioglioma and epilepsy: postoperative seizure outcome. J Neurooncol 57: 59-66, 2002. 12) Jankinson MD, Bosma JJ, Du Plessis D, Obgaki H, Kleihues P, Warnke P, Rainov NG: Cerebellar liponeurocytoma with an unusually aggressive clinical course: case report. Neurosurgery 53: 1425-1427, 2003. 13) Johnson JHJ, Hariharan S, Berman J, Sutton LN, Rokke LB, Molloy P, Phillips PC: Clinical outcome of pediatric gangliogliomas: ninetynine cases over 20 years. Pediatr Neurosurg 27: 203-207, 1997. 14) Kim CY, Paek SH, Jeong SS, Chung HT, Han JH, Park CK, Jung HW, Kim DG: Gamma knife radiosurgery for central neurocytoma: primary and secondary treatment. Cancer 110: 2276 2284, 2007. 15) Koerbe1 A, Prevedello DM, Tatsui CE, Pellegrino L, Hanel RA, Bleggi-Torres LF, Araujo JC: Posterior fossa gangliocytoma with facial nerve invasion: case report. Arq Neuropsiquiatr 61: 274-276, 2003. 10

16) Lagares A, Gomez PA, Lobato RD, Ricoy JR, Ramos A, de la Lama A: Ganglioglioma of the brainstem: report of three cases and review of the literature. Surg Neurol 56: 315-322, 2001. 17) Leenstra JL, Rodriguez FJ, Frechette CM, Giannini C, Stafford SL, Pollock BE, Schild SE, Scheithauer BW, Jenkins RB, Buckner JC, Brown PD: Central neurocytoma: Management recommendations based on a 35-year experience. International Journal of Radiation Oncology, Biology, Physics 67:1145 1154, 2007. 18) Louis DN, Ohgaki H, Wiestler OD, Cavenee WK: WHO classification of tumors of the central nervous system. Lyon: International Agency for Research on Cancer, 2007. 19) Luyken C, Blumcke H, Fimmers R, Urbach H, Elger CE, Wiestler OD, Schramm J: The spectrum of long-term epilepsy-associated tumors: long-term seizure and tumor outcome and neurosurgical aspects. Epilepsia 44: 822-830, 2003. 20) Luyken C, Blurncke I, Fimmers R, Urbach H, Wiestler OD, Schramm J: Supratentorial gangliogliomas: Histopathological grading and tumor recurrence in 184 patients with a median follow-up of eight years. Cancer 101: 146-155, 2004. 21) Maher CO, White JB, Scheithauer BW, Raffel C: Recurrence of dysembryoplastic neuroepithelial tumor following resection. Pediatric Neurosurgery 44: 333 336, 2008. 22) Miliaras GC, Kyritsis AP, Polyzoidis KS: Cauda equina paraganglioma: a review. J Neurooncol 65: 177-190, 2003. 23) Nowak DA, Trost HA: Lhermitte-Duclos disease (dysplastic cerebellar gangliocytoma): a malformation, hamartoma or neoplasm? Acta Neurol Scand 105: 137-145, 2002. 24) Park CK, Chung CK, Choe GY, Wang KC, Cho BK, Kim HJ: Intramedullary spinal cord ganglioglioma: a report of five cases. Acta Neurochir 142: 547-552, 2000. 25) Park YS, Kim DS, Shim KW, Kim JH, Choi JU: Factors contributing to resectability and seizure outcomes in 44 patients with ganglioglioma. Clinical Neurology and Neurosurgery 110: 667 673, 2008. 26) Rades D, Fehlauer F: Treatment options for central neurocytoma. Neurology 59: 1268-1270, 2002. 27) Rades D, Fehlauer F, Schild SE: Treatment of atypical neurocytomas. Cancer 100: 814-817, 2004. 28) Rushing EJ, Thompson LD, Mena H: Malignant transformation of a dysembryoplastic neuroepithelial tumor after radiation and chemotherapy. Ann Diagn Pathol 7: 240-244, 2003. 29) Schramm J, Kristof R: Glioneuronal tumors. Tonn JC, Westphal M, Rutka JT, Grossman SA (eds) Neuro-Oncology of CNS Tumors, Berlin Heidelberg: Springer-Verlag, 2006: 169-178 30) Selch MT, Goy BW, Lee SP, EI-Sadin S, Kincaid P, Park SH, Withers HR: Gangliogliomas. Experience with 34 patients and review of the literature. Am J Clin Onco1 21: 557-564, 1998. 31) Shin JH, Lee HK, Khang SK, Kim DW, Jeong AK, Ahn KJ, Choi CG, Suh DC: Neuronal tumors of the central nervous system: radiologic findings and pathologic correlation. Radiographics 22: 1177-1189, 2002. 32) Sim FJ, Keyoung HM, Goldman JE, Kim DK, Jung HW, Roy NS, Goldman SA: Neurocytoma is a tumor of adult neuronal progenitor cells. Journal of Neuroscience 26:12544 12555, 2006. 33) Tamburrini G, Colosimo C Jr, Giangaspero F, Riccardi R, Di Rocco C: Desmoplastic infantile ganglioglioma. Childs Nerv Syst 19: 292-297, 2003. 34) VanDenberg SR: Desmoplastic infantile ganglioglioma and desmoplastic cerebral astrocytoma of infancy. Brain Pathol 3: 275-281, 1993. 35) Vantomme N, Van Calenbergh F, Goffin J, Sciot R, Demaerei P, Plets C: Lhermitte-Duclos disease is a clinical manifestation of Cowden s syndrome. Surg Neurol 56: 201-204, 2001. 36) Yen CP, Sheehan J, Patterson G, Steiner L: Gamma knife surgery for neurocytoma. Journal of Neurosurgery 107: 7 12, 2007. KUTLAMA Türk Nöroflirurji Derne i Pediatrik Nöroflirurji E itim ve Ö retim Grubu üyelerinden Say n Dr. Volkan ETUfi Journal of Neuroendoscopy Dergisi nin Continental Editorial Board üyeli ine seçilmifltir. Kendisini kutlar, baflar lar n n devam n dileriz. KUTLAMA Türk Nöroflirurji Derne i Pediatrik Nöroflirurji E itim ve Ö retim Grubu üyelerinden Say n Dr. Yusuf ERfiAH N Türk Nöroflirurji Derne i Denetleme Kurulu Asil Üyeli i ne, Say n Dr.. Suat ÖKTEM Türk Nöroflirurji Derne i Disiplin Kurulu Asil Üyeli i ne, Say n Dr. Volkan ETUfi Türk Nöroflirurji Derne i Yönetim Kurulu Yedek Üyeli i ne seçilmifllerdir. De erli üyelerimizi kutlar, baflar lar n devam n dileriz. 11

2009 ISPN Toplant s Dr. Yusuf ERfiAH N Bu y lki 37. ISPN toplant s 11 15 Ekim 2009 tarihlerinde ABD nin Pasadena flehrinde gerçekleflti. Toplant n n hep Los Angeles te yap laca n zannediyorduk. Pasadena asl ndan Los Angeles e çok yak n bir flehir, sanki bir banliyösü. Pasadena Los Angeles in 16 km kuzey do usunda yer almaktad r. 1886 da ABD ye kat lm fl. lk kez ABD ye gitmek beni bu kadar yordu. Uçak yolculu unu uzun oluflundan m, kriz nedeniyle uçak flirketlerinin koltuk aralar n daha da daraltt klar ndan m, ya da benim biraz daha yafllanmamdan m bilemem. Uzun bir yolculuktan sonra Los Angeles Havaalan na indik. Kongre The Langham Huntington Hotel de yap ld. 11 Ekim akflam otelin bahçesinde aç l fl kokteyli yap ld. Kat l m özellikle bir y l öncesine göre belirgin azd. Ertesi sabah erkenden kongre aç l fl yap ld. Aç l fl oturumunda iki konferans Down sendromunda servikal instabilite ile ilgiliydi. Nanoteknoloji, sendromik kraniosinostozlar, malign gliom biyolojisi, familyal kanser sendromlar ve beyin tümörleri, medulloblastoma ve genler, yüksek rezolüsyonlu görüntüleme, MR spektroskopi ve pediatrik nöroflirürjide ileri görüntüleme yöntemleri di er konferans konular yd. Ayr ca Andrew Ingersoll taraf ndan günefl sisteminde sanal bir tur adl konferans verildi. 13 Ekim Sal günü bu y l kaybetti imiz de erli meslektafl m z Prof. Dr. Anthony Hockley için bir anma oturumu yap ld (Resim 1). William Harkness an s na bir konuflma yapt. Bu oturum çok dokunakl idi. Burada özet kitab nda Prof. Hockley hakk nda yaz lanlar size tercüme etmeye çal flaca m. Tony Hockley 1997-1998 y llar aras nda ISPN baflkan yd ve ISPN nin sad k bir destekçisiydi. 1966 y l nda Londra Hastanesi T p Koleji nden mezun olduktan sonra 1970 de FRCS unvan n kazand ve Londra, Glasgow ve Cambridge te nöroflirürji birimlerinde y llar n geçirdi. Queen Elizabeth ve daha sonra Birmingham Çocuk Hastanesi ne konsültan olarak atanmadan önce e itimdeki bir y l n Toronto da geçirdi. Birmingham Çocuk Hastanesi?nde pediatrik nöroflirürji servisini kurdu ve uluslararas üne sahip kranioservikal servisini oluflturdu. Tony her yönden iyi bir insand onu tan yanlar için bir ilham kayna yd. Tedavi etti i çocuklar n ve e ittikleri kiflilerin ve bir çok di er kiflilerin yaflamlar nda yapm fl oldu u de ifliklikler onun miras yd. Tony bizden erken al nd. Yapaca çok fley vard, ama ailesini ve etraf ndaki sevenlerini b rak p gitti. Tony sana selam olsun. Resim 1: Prof. Dr. Anthony David Hockley Bu toplant n n bilimsel ve sosyal yönü daha öncekilere göre daha sönüktü benim için. Fakat en önemli taraf sadece benim için de il Türkiye den gelen tüm arkadafllar m (Tablo 1) için de Prof. Dr. Saffet Mutluer in ISPN baflkanl görevine bafllamas yd. Geleneksel olarak gala yeme inde devir teslim töreni yap l r. Önceki baflkan Tai-Tong Wong un konuflmas ndan sonra geleneksel pançoyu Saffet 12

Mutluer giyerek ISPN Baflkanl na resmen bafllam fl oldu (Resim 2 ve 3). Say n Mutluer güzel bir konuflma yapt ve sonras nda tebrikleri kabul etti. Bu durum hepimizi hem sevindirdi hem de gururland rd. Türk ekibi olarak toplu foto raf çekimi de ayr ca heyecan vericiydi (Resim 4). Tablo 1: Türkiye den 37. ISPN Toplant s na kat lanlar. Göksel ve Yusuf Tüzün nci ve Saffet Mutluer Mehmet Selçuki Nilgün ve Soner Duru P nar ve Hakan Karaba l Suat Öktem Yelda ve Burçak Bilginer Yusuf Erflahin Türkiye den iki sözel bildiri ve üç elektronik poster sunusu vard (Tablo 2). Gelecek y l toplant Kore nin Jeju adas nda yap lacak. A abeyim ve hocam Prof. Dr. Saffet Mutluer in baflar l bir baflkanl k dönemi geçirece inden eminin. Kendim ve tüm Nöroflirürji camias ad na kendilerini kutlayarak yaz ma son veriyorum. Resim 2: Gala yeme inde önceki baflkan Prof. Wong un baflkanl Prof. Mutluer e devretmesi. Tablo 2: 37. ISPN toplant s nda Türkiye den sunulan bildiri ve posterler. Sözel bildiriler Can using a peel-away sheath in shunt implantation prevent ventricular catheter obstruction? Mahmut Çamlar, Yusuf Ersahin, Fusun Demirçivi Özer, Fatih Sen, Mehmet Orman ( zmir, Turkey) Benign cerebellar astrocytomas in children Burcak Bilginer, Firat Narin, Kader Oguz, Figen Soylemezoglu, Nejat Akalan (Ankara, Turkey) Elektronik Posterler Spontaneous regression of Chiari I and cervical syringomyelia Soner Duru, Ali Kafadar, Okan Turk, Hakan Karabagli, Pamir Erdincler (Turkey) Congenital hernia of brain; nasofrontal encephalocele Hakan Karabagli, Pinar Karabagli (Turkey) Ossified intraparenchymal meningioma Pinar Karabagli, Hakan Karabagli (Turkey) K saltmalar ISPN: International Society for Pediatric Neurosurgery ABD: Amerika Birleflik Devletleri 13

Resim 3: Prof. Dr. Saffet Mutluer in ISPN baflkan olarak konuflmas n yaparken çekilmifl olan foto raf. Resim 4: Türk ekibinin yeni ISPN Baflkan Prof. Dr. Saffet Mutluer ile çektirmifl oldu u hat ra foto raf. 14

GÜNEY KORE N N SEOUL fiehr NDE YAPILAN ULUSLARARASI NÖROfi RÜRJ DE GÜNCEL GEL fimeler SEMPOZYUMUNDAN ZLEN MLER Dr. Volkan ETUfi Pediatrik Nöroflirürji Grubu üyelerimizden Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi Nöroflirürji Anabilim Dal Ö retim Üyesi Doç. Dr. Volkan Etufl, 6 fiubat 2010 tarihinde Güney Kore nin Seoul flehrinde yap lan Uluslararas Nöroflirürjide Güncel Geliflmeler Sempozyumunda (4 th Catholic International Update Symposium) davetli konuflmac olarak yer ald. Pediatrik Nöroflirürji oturumunda intraventriküler anatomik varyasyon ve anomalileri olan olgularda endoskopik üçüncü ventrikülostomi tekni i konusunda konuflma yapan Etufl a Güney Kore Pediatrik Nöroflirürji Grubu kurucular ndan Prof. Dr. Joon-Ki Kang teflekkür plaketi sundu. Dr. Volkan Etufl, toplant da Türk Nöroflirürji Derne i 24. Bilimsel Kongresi çerçevesinde 14-18 May s 2010 tarihleri aras nda yap lacak olan ikinci Kore-Türk Nöroflirürjiyenleri Dostluk Toplant s konusunda da bilgi verdi ve Türk Nöroflirürji Derne i nin dostluk davetini bir kez daha vurgulam fl oldu. Resim 1: Seremonide tüm kat l mc larla toplu foto raf Resim 2: Dr. Volkan ETUfi a teflekkür plaketi takdimi 15