Yanlış Anlaşılan Faizci Aslam Effendi Başka bir gün Tota 1, faizci Sherzad ile karşılaştım. Bu herif hasta olmalı. Düşünsene, para ödünç vererek faiz temin ediyor. Din bu işi yasaklıyor ama yine de aramızda Sherzad gibi adamlar mevcut ve bunlar bu günah olan mesleği icra ediyorlar. Hirmuz, varsay ki arabanı birine kiraladın. Bundan dolayı günahkâr mı oldun? Elbette hayır. Yine diyelim ki evini kiraya verdin. Bu işe günah mı diyeceksin? Tabii ki, hayır. Sen bir adamın küçük bir paketini taşısan ve o adam da bu hizmetinin karşılığı olarak sana bir ücret verse, bu günah mıdır? Tabii ki, günah olmaz. Bir doktor seni muayene etse ve tedavin için reçete yazsa; bunun için de senden bir ücret talep etse, bundan dolayı bu doktor günahkâr mı olacak? Elbette hayır, Tota. Çok güzel. Şimdi bana söyle bakalım Hirmuz; faizin kiradan, ücretten ya da herhangi bir hizmet karşılığında ödenen paradan ne farkı vardır? Bir kira karşılığı arabanı ödünç vermeyi tasvip ediyorsun; evini kira karşılığında kiralamayı tasvip ediyorsun; bir muayene karşılığında para ödemeyi tasvip ediyorsun da niçin faizi tasvip etmiyorsun? Faizci Sherzad'ın evini ya da arabasını kiralayan adamdan ve bir ücret karşılığı hizmet sunan herhangi bir adamdan ne farkı var? Hem Sherzad'ın faiz istemeye hakkı yok mu? Çünkü bu adam parasıyla farklı şeyler yapabilecekken başkalarına ödünç veriyor. Aynı zaman da zaman geçerken paranın satın alma gücü de düşüyor; doğru değil mi? Öyleyse faizci Sherzad'ın istediği faizi, parasının değerinin düşmesi karşılığında istemiş olduğu bir ücret olarak kabul edemez miyiz? 1 Tota hikâyedeki liberal kişi, Hirmuz ise sosyalist olandır.
Evet, haklısın Tota. Fakat ben hâlâ, dinin faizi kesin olarak yasakladığına inanıyorum. Buna ne diyeceksin? Peki Hirmuz, diyelim ki, sen bir yiyecek maddesi ya da başka bir mal için piyasa fiyatlarının üzerinde bir fiyat istiyorsun. Bu durumun faiz istemekten ne farkı var? Tabii ki, bir farkı yok. Sen herhangi bir şey için piyasanın üzerinde fiyat istediğin zaman bu adaletsizlik oluyorsa, kira, ücret ve faiz de adaletsizlik olmaz mı? Elbette olur Tota. Öyleyse Hirmuz aynı fikirde değil miyiz? Piyasa fiyatlarının üzerinde faiz istemek anlamındaki tefecilik adaletsiz bir iştir. Dinin yasakladığı da bu tefecilik değil midir? Çok doğru. Sonuç olarak Hirmuz, tefecilik tüm dinlerin kınadığı bir iştir. Bu konuda anlaştıysak, girişimcilere ödünç para verilmesinde bir mahzur bulunmadığı konusunda da anlaştık demektir. ÜRETİCİLER ARASINDAKİ REKABET NİÇİN TÜKETİCİLERİN YARARINADIR? Güzel bir Cuma sabahıydı. Hirmuz seslendiğinde, spor giyimli Prof. Tota Inzar küçük evinin balkonunda tıraş oluyordu. Tıraş makinem düzgün çalışmıyor Hirmuz, tuttuğum markayı, bütün çabalarıma rağmen markette bulamadım. Bu yüzden bunu kullanmak zorundayım. Bununla birlikte daima Shabnam marka tıraş makinesini tercih ederim. Bu markayı daha önce duymamıştım. Çok çeşitli marka tıraş makinesinin olması ne ayıp, bu ve diğerleri. Rekabet doğal kaynakların tam bir israfıdır ve kapitalist sistemin en büyük kötülüğüdür, değil mi Tota. Çeşitli ülkelerdeki çeşitli ürünler arasındaki rekabetin, asırlar süren savaşların önemli sebeplerinden biri olduğunu düşünmüyor musun?
Bak dostum, farz edelim ki hükümet bir yasa çıkardı ve sadece Shabnam markasına üretim izni verdi, başka firmaların pazara girmesine müsaade etmedi. Böyle bir yasa, bireylerin kendi kazandıkları parayla istedikleri markayı alma gibi temel bir haklarına müdahale değil midir? Evet Tota, kesinlikle öyle. Şimdi başka bir örnek ele alalım: Diyelim ki hükümet Messrs Spinzar and Lajbar firmasına sabun üretiminde tekel olma hakkı verdi. Bu durumda tüketiciler en iyi sabunun kim tarafından üretildiğini, bu üretilen sabunun iyi olup olmadığını nereden bilecek? Korkarım bunu bilmek çok zor olacak. Niçin böyle düşünüyorsun, Hirmuz? Çünkü, bildiğim kadarıyla, ancak bir karşılaştırma yoluyla çeşitli markalar arasındaki kalite farklılığı bilinebilir. Buraya kadar hemfikirsek, bu durumda, düşünmez misin ki, çeşitli firmalar birbirleriyle rekabet etmelidirler ve böylece tüketiciler tercih ettikleri markayı seçebilsinler, iyi ve kötü kaliteli ürünleri ayırt edebilsinler? Daha da ötesi, firmalar birbirleriyle en uygun fiyat konusunda da rekabet etmezler mi? Bu da tüketiciler için bir fayda değil midir? Dediğin doğru Tota, fakat bir şeyi göz ardı ediyorsun; rekabet çok büyük bir dezavantajı içinde barındırmaktadır. Yani şöyle: Rekabet sonunda tekeli doğurur. Nasıl olacağını açıklayayım: Farz edelim ki büyük bir firma, ürünlerini düşük fiyattan satarak kendinden daha küçük rakiplerini bertaraf etmek istiyor ve onları bertaraf ettikten sonra fiyatları yükseltiyor ve ürününü istediği fiyattan satıyor. Bu olmayacak bir şey mi? Peki Hirmuz, şimdi düşünelim ki, büyük bir üretici rakiplerini piyasadan sürerek büyük kârlar sağlıyor. Diğer küçük firmaları, daha ucuz ve daha kaliteli ürün yoluyla piyasaya girmekten ve büyük firmaya meydan okumaktan alıkoyan nedir? Fakat Tota, bazı ürünler var ki, onların alternatifi yoktur; örneğin petrol. Varsayalım ki, petrol üreticisi bütün ülkeler petrol fiyatını piyasa fiyatının üzerine
çıkarmak için anlaştılar. Bu durumda tüketiciler kendilerini tam bir çaresizlik içinde bulmazlar mı? Söyle bana Hirmuz, insanlar sadece bir asır önce, petrolün değerli bir ürün olduğunu bilmiyor muydu? Hayır, böyle düşünmemiştim. Öyleyse bilim adamlarının diğer pek çok ürüne alternatif buldukları gibi petrole de daha ucuz ve daha iyi bir alternatif bulabileceğini düşünmez misin? Bütün icatların anası ihtiyaçlar değil midir? Ve yine firmalar sadece birbirleriyle rekabet ederek daha iyi alternatif ürünler ortaya koydukları zaman piyasaya girerler. Bunu aklında tutarsan, panik yapacak bir şey kalır mı? Demek istediğini anlıyorum, Tota... Fakat örneğin Çin gibi sosyalist ülkelere bir bak; onlar rekabeti tamamen kaldırdılar mı? Pek çok çeşit güzel mal üretmiyorlar mı? Hürmüz, düşün ki, hükümet sana kibrit gibi çok basit bir konuda tekel kurma hakkı bahşetti. Yine düşünelim ki, bütün ülkede bir tek sana kibrit üretme müsaadesi verildi. Şimdi söyle bakalım bir kutu kibrite ne kadar fiyat koyardın? Çok basit. Önce tüm maliyetimi hesaplarım sonra da üzerine makul bir kâr eklerim, olur biter. Peki, düşün ki hiç rekabet yok. Bu durumda üretilen bir kutu kibritin en düşük maliyetle üretildiğini söyleyebilir miydin? Bunu söylemek zor. İşte bütün sosyalist ülkeler kendilerini her zaman bu problemle başbaşa bulmuşlardır. Sosyalist üreticiler herhangi bir ürüne nasıl fiyat vereceklerini bilemezler, çünkü rekabet edecekleri herhangi başka bir marka yoktur. Fiyat için tek çıkar yolları ürünün maliyetini hesaplamaktır. Şunu düşünemiyor musun: Sadece çeşitli mallar arasında rekabet bulunan kapitalist toplumlarda fiyatlar düşebilir; çünkü üreticiler müşterileri kapmak için kıyasıya bir yarış içindedir. Sosyalist ülkelerde ise üreticiler müşterileri düşünmek ve onlar için zahmete katlanmak zorunda değildir. Çünkü bu ülkelerde müşteriler ihtiyacı olan malı ister ucuz ister pahalı, ister iyi ister kötü olsun almak zorundadır. Rekabetin olmadığı bu sosyalist ülkelerde tüketiciler genellikle düşük
kaliteli mallar için daha fazla para öderler. Bütün bunlarda şu ortaya çıkmıyor mu: Sosyalist ülkelerde üretilen tüm ürünler bir tahmine dayanmaktadır. Bu söylediklerinden Tota, sadece şu sonucu çıkarabiliyorum: Sosyalist ülkelerde üretim, kör bir adamın karanlık bir odada kara bir kediyi aramasına benziyor.