NAZAL KİTLELER SALİH BAKIR KBB NOTLARI



Benzer belgeler
NAZAL OBSTRÜKSİYON DR H HAKAN COŞKUN

TRD KIŞ OKULU KURS 1, Gün 5. Sorular

Burun yıkama ve sağlığı

Burun ve Paranazal Sinüs Tümörleri. MALİGN TÜMÖRLER Prof Dr Harun Cansız

KANITLARIN KATEGORİSİ

Rinosinüzitler Editör / Prof. Dr. Atilla Tekat 30 Yazar kat l m yla 16.5 x 23.5 cm, X+182 Sayfa 163 Resim, 9 fiekil, 16 Tablo ISBN

BİLDİRİ. 3 (Bildiri ID: 60)/Travmatik orbital leptomeningeal kist Poster Bildiri

Radyolüsent Görüntü Veren Odontojenik Tümörler Dr.Zuhal Tuğsel

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.

Nazal Polipler Editör / Prof. Dr. Fikret leri 23 Yazar kat l m yla 16.5 x 23.5 cm, X+142 Sayfa 54 Resim, 9 fiekil, 1 Tablo ISBN

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

H 1 KBB 7002 KULAK BURUN BOĞAZ ONKOLOJİ KONSEYİ

PEDİATRİK YAŞ GRUBUNDA EPİFORA VE ENDOSKOPİK DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ

Dr. Recep Savaş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji AD, İzmir

Paranazal Sinüslerde İnverted Papillom Zemininde Gelişmiş Bilateral Yassı Hücreli Karsinomun Bilateral Lateral Rinotomi Yaklaşımı ile Tedavisi

KAFA TABANI TÜMÖRLERİ

ANTRAL EKTOPİK DİŞ ECTOPIC TOOTH IN MAXILLARY SINUS ANTRUM Rinoloji

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

İki taraflı frontal sinüs kaynaklı inverted papillom

ORBİTA ORBİTA KİTLELERİ 1- LAKRİMAL BEZ KİTLELERİ: - Lenfoid prolefilasyonlar - Epitel kökenli iyi ya da kötü huylu tümörler

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

BURUN, SİNÜS, NAZOFARİNKS TÜMÖRLERİ

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Çocuk Polikliniği Olgu Sunumu 2 Aralık 2016 Cuma İnt. Dr.

Dr. Murat DAŞ Çanakkale Onsekiz Mart Ünivetsitesi Acil Tıp AD.

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

Sternum korpusunda (en çok)

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Patogenez Bronşektazi gelişiminde iki temel mekanizma rol oynar

Akciğer Kanserinde Evreleme SONUÇ ALGORİTMİ

RADYOLOJİ RADYODİAGNOSTİK ANABİLİM DALI-DÜTF- DİYARBAKIR

EPİSTAKSİS. Dr. Selçuk SEVİNÇ

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

İNVAZİF ASPERGİLLOZ Radyolojik Tanı. Dr. Recep SAVAŞ Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji AD, İzmir

EPİSTAKSİS SALİH BAKIR KBB NOTLARI

Pediatrik Göz Tümörleri Prof. Dr. Halit Pazarlı

EPİSTAKSİS DR.NERMİN ERDAŞ KARAKAYA 1. KBB KLİNİĞİ DR.NERMİN ERDAŞ KARAKAYA ACİL TIP KLİNİĞİ ROTASYON SUNUMU

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM

Skolyoz. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Çocuk Onkoloji Bilim Dalı. 14 Temmuz 2017 Cuma

BAŞ-BOYUN TÜMÖRLERİ-II. Suprahyoid-infrahyoid bölge. Dr. Nezahat Erdoğan. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi. peritonsiller. visse ral.

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD

Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi

Pediatrik karaciğer kitlelerinde ayırıcı tanı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS

Adrenal lezyonların görüntüleme bulguları. Dr. Ercan KOCAKOÇ Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

BİRİNCİL KEMİK KANSERİ

Maksiller Sinüs Piyoseli: İki Olgu Sunumu

Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir!

Dr Ercan KARAARSLAN Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi

Sinonazal İnverted Papillom; Tedavi Yöntemleri ve Klinik Sonuçları

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

ENDODONTİK TEDAVİDE BAŞARI VE BAŞARISIZLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Yakup Yegin, Mustafa Çelik, Kamil Hakan Kaya, Burak Olgun, Selçuk Güneş, Ayşe Pelin Yiğider, Mustafa Suphi Elbistanlı, Fatma Tülin Kayhan

PRİMER SİLİYER DİSKİNEZİ HASTALARININ KLİNİK DEĞERLENDİRMESİ

6 Pratik Dermatoloji Notları

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL

Nocardia Enfeksiyonları. Dr. H.Kaya SÜER Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

KANSERDE RADYOLOJİK GÖRÜNTÜLEME DOÇ. DR.İSMAİL MİHMANLI

ELİN YUMUŞAK DOKU TÜMÖRLERİ

MAKSİLLER SİNÜS KİTLELERİNE YAKLAŞIM

TİROİDİTLERDE AYIRICI TANI. Doç.Dr.Esra Hatipoğlu Biruni Üniversite Hastanesi Endokrinoloji ve Diabet Bilim Dalı

KOLANJİOKARSİNOMA. Sunum Planı. Safra Kanalı Kanseri-Kolanjiokarsinoma- Sunum Planı. Sunum Planı. Kolanjiokarsinoma- Lokalizasyon

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

MEME PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ

Baş ve Boyun Patolojisi Slayt Semineri

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın

DÖNEM III KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA

her hakki saklidir onderyaman.com

Pazartesi İzmir Basın Gündemi

NF-2 VAKALARINDA İNTRAKRANİAL TÜMÖR YÖNETİMİ. Doç.Dr. Kadir Tufan Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi A.D.

Deri Kanserleri Erken Tanı ve Korunma

Solunum sistemi farmakolojisi. Prof. Dr. Öner Süzer

4. SINIF GENEL CERRAHİ STAJ PROGRAMI

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

ALLERJİK RİNİT ve EŞLİK EDEN HASTALIKLAR

MAKSİLLOFASİAL TRAVMALAR

Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi

MUKOZAL MELANOM. Dr. Fatma AYDIN Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

Glial tümör olguları Hipotalamik pilositik astrositom

Prof.Dr.. Mustafa TAŞKIN. Genel Cerrahi A.B.D.

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Ses Kısıklığı Nedenleri:

XVII. ULUSAL KANSER KONGRESİ

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Nazal Septumda Dev Pleomorfik Adenom: Bir Vaka Sunumu Huge Pleomorphic Adenoma in the Nasal Septum ; A Case Report Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları

NEOPLAZİ D R. Y A S E M İ N S E Z G İ N. yasemin sezgin

Transkript:

NAZAL KİTLELER 298

299

KONJENİTAL BURUN KİTLELERİ Bu grupta en sık rastlanan patolojiler; dermoid, gliom ve ensefaloseldir. NAZAL GLİOM Gerçek bir tümör olmayıp ekstradural bölgede glial doku birikimidir. Gliomların, %60 ı ekstranazal, %30 u intranazal olup %10 u her iki komponentide içerir. Ekstranazal gliomlar pürüzsüz, baskı ile içe gitmeyen (nonkompresibl), genellikle nazomaksiller sütür boyunca görülen kitlelerdir. Üstteki deri renksiz veya telenjektazik olabilir ancak kitleye tutunmaz. İntranazal büyük gliomlar septal deviasyona yol açarlar veya antrakoanal polip gibi ön veya arka nares ten protrüde olabilirler. Pembe-kırmızı polipoid kitlelerdir. Geniş gliomlarda nazal iskelette genişleme ve hipertelorizm mümkündür. Gliomların %15 i duramater ile fibroglial bağlantılar gösterir. Bu intranazal gliomlarda daha sıktır. Eksternal gliomların tedavisinde dermoid kistteki gibi tam eksizyon en uygun yöntemdir. Endoskopik ya da eksternal etmoidektomi yaklaşımı yapılır. ENSEFALOSEL Kranyal defektin her zaman bulunduğu, meninks ve beynin ekstrakranyal herniasyonudur. Konjenital veya akkiz olabilir. Meninksler (ensefalosel), beyin ve meninksler (ensefalomeningosel), veya hatta ventrikülle ilişkili (ensefalomeningosistosel) olabilir. Ensefalosellerin sadece %20 si kraniumdadır (%80 lumbosakral bölgede). Kraniumdaki ensefalosellerinde %75 i oksipital, %15 i nazal bölgededir. Nazal ensefalosel, sinsipital ve bazal ensefalosel olmak üzere ikiye ayrılır: Sinsipital nazal ensefaloselde frontal ve etmoid kemik arasında defekt vardır, nazal bölgede eksternal kitle mevcuttur (nazofrontal, nazoetmoid, nazoorbital). Bazal ensefalosel daha seyrek olup herniasyon orbital çatıdan, kribriform plate den veya foramen ovaleden olabilir. Tanıda BT ve MRI çok önemlidir. Yaşamın ilk aylarında cerrahi müdahale yapılmalıdır. Çünkü menenjit riski vardır ayrıca kitlenin büyümesiyle yüz kemiklerine bası yapması sonucu oluşacak kozmetik deformitelerin önlenmesi için cerrahi gereklidir. Tedavide kitle eksizyonu + dural defekt onarımı yapılır. NAZAL DERMOİD Nazal dermoid terimi; burun sırtında epitelle döşeli, kısa traktustan, nazal dorsumun cildini geçip septumun içinden kribriform plate i geçerek kafa tabanına duraya uzanabilen traktusu 300

olan anomalileri ifade eder. Traktus boyunca oluşabilen dilatasyonlar dermoid kist olarak tanımlanır. Bazı dermoid kistler, burun sırtında, septumda veya intrakranial bölgede traktus olmadan izole kitle olarak karşımıza çıkabilirler. Bu kistler kıl, kıl follikülleri, ter ve yağ bezleri gibi deri eklerini (mezodermal yapılar) içerebilirler. Glabella ile kolumella arasında bir yerde olabilir. Dermoid kistlerin %60 ı ekstranazal (nazal dorsumda), %30 intranazal ve %10 da kombine olarak görülür. Fistülöz traktusla beraber bir nazal kitle olduğunda teşhis açıktır. Ancak sadece nazal ya da septal kitle olduğu zaman ayırıcı tanı, hemanjiom, gliom ya da ensefalosel ile yapılmalıdır. Teşhiste BT çok önemlidir. İntrakranial uzanımı olmayan nazal dermoidlerde en iyi yaklaşım vertikal nazal dorsum insizyonu ile yaklaşımdır. Bazen eksternal rinoplasti yaklaşımıda kullanılabilir. Hastada menenjit veya intrakranial uzanım varsa tedavi mümkün olduğunca erken yapılmalıdır. İntrakranial uzanımı olmayan vakalarda, kistin zamanla genişleyip progresif deformiteye yol açma ihtimali olduğu için çocuk 2-3 yaşına gelene kadar tedavi edilmelidir. Konjenital nazal kitleler ekstranazal olduğunda genelde karışmazlar. Dermoid kist genellikle nasal bölgede orta hatta, subkutan, dışa açılımı olmayan bir şişlik veya içinde kıl folikülü olan veya pürülan sekresyon çıkan fistül şeklindedir. İntranazal gliomla ensefaloselin karışma ihtimali daha yüksektir. İkiside polipoid yapıda ama sertlik ve sıkıştırılabilme özellikleri farklıdır. Kabaca şunlar ayırıcı tanıda dikkat edilmelidir: Nazal gliom ve dermoid kistler kompresibl değildirler ve bası ile küçülmezler. Ensefalosel yumuşak ve kompresibl dır. Ensefalosel transillüminasyon gösterebilir; Nazal gliom ve dermoid kistlerde yoktur. Ensefalosel meninkslerin kafa tabanından herniasyonuyla oluşan kitlelerdir; dolayısıyla her zaman serebrospinal sıvı ile ilişkilidir. Gliom, ensefaloselin aksine subaraknoid boşluk ve intrakranial bölgeyle bağlantısı yoktur. Bu nedenle ensefaloselde pulsasyon olur, hasta ıkındığında veya ağladığında veya jügüler vene bası yapıldığında kitle şişer (Pozitif Furstenberg belirtisi). Nazal gliom ve dermoid kistlerde pulsasyon yoktur, ağlama ve ıkınma ile ve jügüler kompresyonla değişmez. (Negatif Furstenberg). Konjenital nazal kitlelerin ayırıcı tanısında klinikle beraber radyoloji yeterli olur. Preoperatif biopsi yapılmamalıdır. BT (ve bazen MRI) teşhiste en faydalı yöntemlerdir. Ensefaloselde radyografilerde her zaman kranial kemik defekti vardır ve BT ile kemik defekt görülür. Gliomda beklenmez. Dermoid kistlerin traktusu bazen kribriform plate i delerek kemik defekti yapar ve intrakranial uzanabilir. 301

BENİGN NAZAL KİTLELER ANTRAKOANAL POLİP Unilateral polipoid kitle şeklindedir. Çocuk ve gençlerde sıktır, hemen her zaman tek taraflıdır, alerji, enfeksiyon öyküsü yoktur. Hemen her zaman maksiller antrum mukozasından köken alır, nadiren diğer sinüslerden (sfenoid, etmoid) nazofarinksten, gelişir. orofarinkse Sıklıkla doğru sarkar. büyüyerek Medikal tedaviden fayda görmez, cerrahi yapılır. Klasik tedavi; Antrakoanal polip ESC dir. Antrumdan çıkarılamayan parçalar için mini caldwell-luc gerekir, aksi halde tekrarlar. NAZAL POLİP Hemen her zaman bilateral olan burunda soluk renkli, üzüm salkımı gibi kitlelerle seyreden nonneoplastik kitlelerdir. En sık etmoid sinüsten kaynaklanır. Tek taraflı olduğunda diğer ayırıcı tanılar düşünülmelidir. Fizyopatoloji: Nazal polipler, sinusler veya nazal mukozanın kronik inflamasyona bağlı lokalize nonneoplastik büyümeleridir. Nazal poliplerin oluşumunu açıklamaya yönelik birçok teori mevcut ise de etyoloji halen çok açık değildir. Zeminde yatan temel patoloji enflamasyon sürecidir (mukozal ödem). Polip içerisinde eozinofil inflamatuar yoğun olarak hücreler bulunur, (özelikle sağlıklı mukozanın 10 katı fazla) ve ödemli stroma bulunur. Oluşan her mukozal ödem atağında dahada büyürler. Çoğu etmoid sinüslerden (zayıf kanlanma nedeniyle ödeme daha duyarlı olabilir deniyor) köken alır ve orta meaya lokalizedir. Osteomeatal kompleksi obstrükte ettiginden diğer sinüslerinde enfeksiyona katılmasına yol Nazal polip ve aynı hastanın koronal BT görüntüsü açar. Maksiller sinüs ikinci sıklıkla tutulur. Diğer sinüslerde daha seyrek görülür ama bazen tüm sinüsler polip ile dolu olabilir. 302

Etiyoloji: İdiopatiktir, aile ve alerji öyküsü sadece %40 hastada vardır. Basit allerjik rinitler nadiren polip oluşumuna neden olabilir. Aspirin hipersensitivitesi olanlarda, astımlılarda, kistik fibrozislilerde, fungal sinüzitlilerde daha sık görülür. Klinik: Burun içerisinde yumuşak, soluk, üzüm benzeri selim huylu kitlelerdir. Hassas değildirler, kolay kanamazlar. Erken dönemde asemptomatik olmakla birlikte arttıkça obstrüksiyona, sinüslerin havalanmasını engelleyip akut ve kronik sinüzite, anosmiye yol açabilirler. Semptomatik polipler burun tıkanıklığı (%100), postnazal drenaj (%65), horlama (%25), hapşırma ve rinore (%60) ile prezante olurlar. Hiposmi, anosmi ve tat kaybı (%75) polip için ipucudur. Mukozadaki konjesyon ve aşırı mukus üretimi sonucu postnazal akıntı meydana gelir ve bu akıntı hastayı çok rahatsız eder. Mukus içindeki yoğun eozinofil nedeniyle, akıntının rengi sarı-yeşildir. Ancak enfeksiyon da varsa renk koyu yeşil hal alır. Ağrıdan ziyade burun çevresinde, dolgunluk ve basınç hissi vardır. Masif polipozis veya tek ve büyük polipler (nazal kavite veya nazofarenks obstrüksiyonu yapabilen antrokoanal polip) obstrüktif sleep apne semptomlarına ve kronik ağız solunumuna yol açabilir. Epistaksis, anterior nazal septum irritasyonu olmadıkça genellikle benign multipl poliplerde görülmeyip, diğer nazal kavite lezyonlarını (özellikle malign lezyonları) düşündürür. Tanı: Nazal poliplerin tanısı genelde kolaydır. Anamnez ve FM ile tanı konabilir. Polip görüntüsü, kültür ve biyopsi işlemlerine ihtiyaç bırakmaz. Laboratuar testleri veya deri testleri nazal polip için diagnostik değildir, ancak altta yatan bir alerjik hastalığı ortaya koyabilir (artmış IgE gibi..) yani rutinde gerek yoktur. BT ile yaygınlık, ayırıcı tanı ve cerrahi öncesi planlama değerlendirilir. Koronal ve aksiyel (optik sinirin posterior etmoid-sfenoid sinüs ilişkisi) planda çekilmiş bir BT olmadan cerrahi yapılmaz. Tümör veya fungal enfeksiyon şüphesi varsa MR gerekir. Tedavi: Topikal ya da sistemik steroidler ile polipleri temizlemeye yönelik cerrahi prosedürler uygulanmaktadır. Nazal poliplerde başlangıç tedavisi masif olmayan polipoziste topikal, masif polipoziste sistemik kortikosteroid (KS) tedavisidir. Hafif ve orta şiddetli olgularda sadece lokal steroid ajanlar ile çok büyük olmayan polipler gerileyebilir ve uzun süreli tedavi olarak kullanılabilmektedir. Topikal KS, Nazal polipleri tamamen yok edemez, ancak boyutlarda azalma ve semptomlarda (tıkanıklık, rinore, kaşıntı) azalma sağlar. Öncelikle 4-6 hafta topikal tedavi başlanır, düzelme gözlenirse devam edilir, yoksa sistemik KS e geçilir. Masif polipozis olgularında ise doğrudan sistemik KS ile başlanmalıdır. Sistemik KS tedavisi yan etkilerinden dolayı çok uzun tutulmaz (7-10 gün). Hem hafif hem de ağır nazal polip olgularında bu tedavilerden sonra kontrol BT çekilmelidir. Düzelme görülmüşse topikal tedavi ile devam edilir, yoksa cerrahi gerekir. Cerrahi tedavi sonrası altta yatan infeksiyona ve allerjiye yönelik tedavi devam etmelidir. Çünkü poliplerin sadece cerrahi olarak çıkartılması, hangi teknik kullanılırsa kullanılsın yetersiz 303

kalmakta ve postoperatif nükslerle sık karşılaşılmaktadır. Cerrahi sonrası topikal steroid kullanımı, nüksleri azaltmada en etkili yöntemdir. Steroidler 6 ay kullanılabilir. Ancak yeni çalışmalarda yapılmaktadır. Nazal polipleri fungal enfeksiyonla (AFS) ilişkilendiren bir grup, oral ve topikal antifungaller tedavisi artık popüler olmuştur. Hangi cerrahi teknik kullanılırsa kullanılsın garantisi yoktur. Küratif bir tedavi değildir, ancak bazı olgular cerrahiden sonra bir daha tekrarlamayabilir. cerrahisinde mikrodebrider (shaver) kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Ayırıcı Tanı: Hemen her zaman çift taraflıdır. Nadirende olsa polipler tek taraflı olduğunda ayırıcı tanıda başka patolojiler akla gelmelidir. Nazal polip, çocukluk çağında pek görülmez. 16 yaşından küçük bir çocukta görülüyorsa kistik fibrozis ihtimali nedeniyle ter testi mümkünse genetik testler istenmelidir. ve Sinüsteki minör tükrük bezlerinin duktusunun tıkanmasıyla gelişen kronik kistik lezyonlardır. En sık frontal sinüste (%60), sonra etmoidde (%25) görülür. Çok yavaş büyürler, ortalama 10 yılda bulgu verir, bu süreçte büyüdükçe kemik destrüksiyonu yapar ve sinüs dışına Çevreye özellikle orbitaya NAZAL POLİPTE AYIRICI TANIDA DÜŞÜNÜLMESİ GEREKEN PATOLOJİLER Antrokoanal polip: Maksiller antrum mukozasından köken alıp NF e doğru sarkar. Çocuk ve gençlerde sık, hemen her zaman tek taraflı, alerji öyküsü yoktur, medikal tedaviden fayda görmez, cerrahi yapılır. İnverted papillom: Lateral nazal duvardan köken alır, daha sert ve frajil, kolay kanar, septumdan da gelişebilir. Ensefalosel: Ikınmak ve ağlamakla büyür, pulsasyon alınabilir. Anjiofibrom: MUKOSEL taşarlar. bir inhibe ettiğini gösteren çalışmalar vardır. Endoskopik sinüs cerrahisi ile nazal polip polip Makrolid antibiyotik olan roksitromisinin poliplerin büyümesini Nazal polip Nazal kullanmaktadır. Adolesan erkeklerde görülür. Posterior koana yada NF ten köken alırlar. Kırmızımsı soluk mavi renktedir, basınca polip gibi ve başka çukurlaşmazlar, serttirler, kanama öyküsü sıktır. Karsinomlar, sarkomlar benign tümörler bası yaparlar. Enfekte olursa piyosele dönüşür. BT ile tanı konur, tedavi cerrahi drenajdır. 304

BENİGN NAZAL TÜMÖRLER Nazal kavite ve paranazal sinüslerde benign tümörler çok nadir görülürler. Görülenlerin büyük kısmını da inverted papillom oluşturur. Benign olmasına rağmen lokal agresiftir, malign dönüşüm potansiyeli vardır. İnverted papillom dışında, papillom, hemangiom, fibroosseöz lezyonlar (fibröz displazi, ossifiye fibrom) ve osteom a rastlanabilir. Paranazal sinüslerde osteom ve fibroosseöz lezyonlar (fibröz displazi, ossifying fibrom) görülebilir. İNVERTED PAPİLLOM İnverted papillom, tek taraflı polipoid görünümlü kitlelerdir. Ancak daha vasküler, daha sert, daha az saydam görünümü ile polipten kolay ayırt edilir. IP etyolojisi hala belirsizdir, yakın zamanda bir çalışmada HPV ile ilişki gösterilmiştir. Ancak alerji yada nazal polipozisle ilişkisi yoktur. Klinik: 50 yaş civarı erkeklerde sıktır. Lateral nazal duvardan (özellikle orta konka ve orta meadan) gelişir. Unilateraldir, nadiren bilateral olabilir. Burunda ekzofitik olarak gelişen diğer papillom tiplerinden farklı olarak inverted papillomda epitelin dışarı doğru değilde alttaki stromaya doğru invajine olduğu görülür. Rekürrense eğilimi ve maligniteyle ilişkisi, nadir görülen bu benign tümöre olan ilgiyi artırmaktadır. %5-10 malignleşebilir (epidermoid veya adeno karsinom). Burun tıkanıklığı en sık semptomdur. Poliplere göre daha vasküler olduğu için kolay kanamakla beraber epistaksis şikayeti az görülür. Benign olmasına rağmen lokal agresiftir. Kemik destruksiyonu yapar (sıklıkla maksilla medial duvarda, orbita tabanıda tutulabilir, L.paprisea tutulabilir). Tanı: Biopsi ile konur. Histolojik olarak epitelin alttaki stromaya invazyonu tipiktir. BT de maksilla medial duvarda destrüksiyon yapan unilateral nazal kitle görülür. Tedavi: Tümör dokusu bırakmadan geniş rezeksiyondur. İnverted papillom cerrahisinde klasik geleneksel cerrahi; lateral rinotomi yada fasial degloving yöntemi ile medial maksillektomidir. Ancak son yıllarda tümör çok ileri evre değilse (maksilla lateraline, infratemporal fossaya İnverted papillom cerrahisi sonrasında RT önerilmemesi klasik bir bilgidir (malignite dönüşüm potansiyeli ve RT nin etkisiz yada etkisinin az olduğu düşüncesiyle). Ancak nüks olgularda ve malignleşen olgularda verildiği ve başarılı sonuçlar alındığı bildirilmiştir. ve intrakranial uzanmamışsa) endoskopik başlanmakta gerekirse açığa geçilmektedir. Prognoz: Uygun geniş rezeksiyon yapılamazsa rekürrens riski çok yüksektir (%30-70). Rekürrenslerin çoğu ilk 2 yılda çıkar. 305

OSTEOM En sık frontal sinüste görülür. yoktur. Çok büyürse Genelde asemptomatiktir ve tedaviye gerek obstrüksiyon ve sinüzite yol açabilir. Sol frontal sinüste osteom ve eksternal yaklaşım FİBROOSSEÖZ LEZYONLAR Semptomatik olgular endoskopik veya osteoplastik flep yaklaşımı ile tedavi edilir. Fibröz displazi ve ossifiye fibrom vardır. Bunlar sinüsten ziyade kemikte gelişir. Fibröz displazide en sık maksiller kemik tutulur. Maksillada büyüme yapar. Kızlarda sıktır. Yüzde asimetri gelişir. Puberte dönemi bitince durur, bu nedenle tedavide konservatif olunmalıdır. Ancak şekil veya fonksiyon bozukluğuna yol açarsa cerrahi düşünülür. Ossifiye fibrom mandibulada sık görülür. MALİGN NAZAL TÜMÖRLER NAZAL KAVİTE MALİGN TÜMÖRLERİ Nazal kavitede malign tümörler çok nadirdir. Erişkinlerde sıktır. Çoğu epidermoid karsinomdur. Bunun dışında adeno karsinom, adenokistik karsinom, lenfoma, estesinöroblastom, malign melanom, rabdomyosarkom, osteosarkom, kondrosarkom, fibrosarkom a rastlanabilir. En sık şikayetler, burun tıkanıklığı ve kanamadır. Kitlenin büyüklüğüne göre endoskopik, lateral rinotomi veya parsiyel-total maksillektomi gerekir. Sonrasında RT verilir. Çoğu epidermoid karsinom olmakla birlikte nazal kavitede rastlanabilecek diğer çok nadir görülen malign tümörlerin özellikleri kısaca şunlardır: Minör tükrük bezi tümörlerinden gelişenler: Adeno karsinom, adenokistik karsinom Lenfoma: Tedavide RT/KT uygulanır. Malign melanoma: En sık septum sonra konkalardaki melanositlerden gelişir, geniş cerrahi rezeksiyon gerektirir ancak prognoz kötüdür. 306

Estesinöroblastoma: Olfaktör epitelden gelişir, nazal kavite üst kısmında kırmızı polipoid kitle görülür, burun tıkanıklığı, kanama, anosmi/hiposmi yapar, intrakranial uzanım ve LN metastazı sıktır, cerrahi ve RT ye rağmen prognoz kötüdür. PARANAZAL SİNÜS MALİGN TÜMÖRLERİ Çok nadirdir. Erişkinlerde sıktır. En sık maksiller sinüste epidermoid karsinom görülür; nazal kavite ve diğer sinüslerden malignite gelişimi daha nadirdir. En sık rastlanan şikayetler burun tıkanıklığı ve kanamadır. Tüm nazal kavite ve paranazal sinüs malign tümörleri içinde en sık görülen (%70) maksiller karsinomdur. Malign tümörler bunun dışında %20 nazal kavite, %9 etmoid sinüs, %1 diğer sinüslerden gelişir. Çoğu epidermoid karsinomdur. Olguların çoğu geç evrede gelirler çünkü hastalığa özgü bir semptomu olmadığı için sinüzit düşünülerek hastalar farkına varmazlar. Tanı biyopsi ile konur. Tedavide sıklıkla, hastaların çoğu ileri evrede (T3, T4) olduğu için radikal cerrahi (radikal maksillektomi ve orbital ekzenterasyon) yapılır. Bazı olgularda kraniofasial rezeksiyon gerekebilir. Erken evrede gelenlerde parsiyel maksillektomi yeterlidir. LAP nadirdir ama varsa boyun diseksiyonu yapılır. Postoperatif RT verilir. SİNONAZAL TÜMÖRLERDE CERRAHİ YAKLAŞIMLAR Maksilla için ileri evre olmayanlarda medial maksillektomi yeterlidir. Orbitaya, maksillanın lateral duvarına yayılmışsa ileri evredir ve total (radikal) maksillektomi gerekir. Ön kranial fossaya ve kribriform plate ilerlemiş tümörlerde radikal maksillektomi tek başına yetmez, beyin cerrahları ile beraber kraniofasiyal rezeksiyon gerekir. Etmoide endoskopik yaklaşım yetersiz kaldığında eksternal etmoidektomi uygulanır. Maksiller karsinomun evrelemesinde Ohngren hattı kullanılır. Gözün medial kantusundan mandibula köşesine (angulus mandibula) çekilen ve maksiller antrumu anterointerior ve posterosuperior kısımlara ayıran hayali bir çizgidir. Hastalığın evrelemesinde bu hat önemlidir. Bunun önünde kalan tümörler daha benign (erken evre), arkasındakiler daha malign (ileri evre) karakterdedir. Bu cerrahilerde en sık lateral rinotomi insizyonu kullanılır. Medial maksillektomi için yeterlidir. Yetmediği durumlarda daha genişletilmiş olanı Weber-Ferguson insizyonudur. Yaygın tümörlerde endikedir, maksiller sinüs nazal kavite, etmoid ve sfenoid sinüse rahat ulaşılır. 307

Degloving yaklaşımı, fasial insizyon yapmadan minimal postoperatif morbidite ile her iki maksiller sinüs ve nazal kaviteye ulaşmayı sağlar. Bu bölgeye sınırlı tümörlerde kullanılabilir. KAYNAKLAR 1. Çelik O. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi. Asya tıp Kitabevi, 2. Baskı, 2007. 2. Koç C. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi. Güneş Kitabevleri, 2. Baskı, 2013. 3. Lee KJ. Essential otolaryngology Head Neck Surgery. Güneş Kitabevleri, 8. Baskı, 2004. 4. Ünlü H. Nazal polipler ve tedavisi. Umur basımevi, 2. Baskı, İstanbul, 2003. 308