TİROİDİN CERRAHİ HASTALIKLARI



Benzer belgeler
Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr.

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM

İnsidental kanser. Dr. Ali İlker Filiz Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONSENSUS KONFERANSI

TİROİD CERRAHİSİ. Dr. Ömer USLUKAYA

Tiroidin en sık görülen benign tümörleri foliküler adenomlardır.

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL

NODULER GUATR DA CERRAHİNİN GENİŞLİĞİ. Dr. Serkan SARI SB İstanbul EAH

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE

Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM

Tiroid nodülüne yaklaşım. Prof. Dr. Ercihan Güney

Paratiroid Kanserinde Yönetim İzmir den Üç Merkezli Deneyim

AMELİYAT SONRASI TAKİP/ NÜKSTE NE YAPALIM? Dr. Meral Mert

Papiller Tiroid Karsinomunda Santral Lenf Nodu Diseksiyonu

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Tiroid Papiller Kanserde Güncel Kanıtlar ve Gerçekler. Kılavuzlara göre Ameliyat Stratejisi Değişti mi?

Yasemin Giles* (Senyurek), Fatih Tunca*, Harika Boztepe**, Faruk Alagöl**, Tarık Terzioglu*, MD, Serdar Tezelman*

Tiroidde folliküler paterndeki lezyonların ayırımında bireysel yaklaşım. Dr. Cenk Sökmensüer HÜTF Patoloji AD

Düşük Riskli Diferansiye Tiroid Kanserlerinde RAİ Tedavisi

Tiroid ve Paratiroid Cerrahisi

Prof.Dr.Serdar TEZELMAN İstanbul Tıp T p Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı

İnsidental Medüller Tiroid Kanserinde Ne Yapalım

TİROİD BEZİ HASTALIKLARI

İyi diferansiye tiroid kanserleri Radyonüklid tedavi. Dr. Murat Tuncel Hacettepe Üniversitesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı

İntraoperatif Rekürren Laringeal Sinir Monitorizasyonunda Tekrar Kullanım Güvenlimidir? Doç. Dr. Barış Saylam Ankara Numune EAH Meme Endokrin Cerrahi

MEDÜLLER TİROİD KANSERİ VE EŞ ZAMANLI AİLESEL OLGULAR

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

Ameliyat Öncesi Tanı / Nodüler Hastalıkta Kalsitonin Yeri

Nodüler Guatr hastasını nasıl izleyelim? Dr.Fırat Tutal Şişli Kolan Interna4onal Hastanesi Genel cerrahi

Proflaktik santral disekisyon: Yeni bir tartışma alanı. Ashok R. Shaha, MD. Çeviren: Dr. Yalın İşcan*, Dr. Yasemin Giles* * İÜTF Genel Cerrahi ABD

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNİN TOTAL TİROİDEKTOMİ SONRASI HİPOKALSEMİ RİSKİ ÜZERİNE ETKİSİ

Dr. Mehmet TÜRKELİ A.Ü.T.F İç Hastalıkları A.D Medikal Onkoloji B.D 5. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Mart 2014-Antalya

Adrenal lezyonların görüntüleme bulguları. Dr. Ercan KOCAKOÇ Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Çocuk Endokrin Bilim Dalı Olgu Sunumu 11 Ocak 2019 Cuma

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

Akciğer Kanserinde Evreleme SONUÇ ALGORİTMİ

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi

OLGU SUNUMU. Prof. Dr. Yeşim Gürbüz

TİROİDİTLERDE AYIRICI TANI. Doç.Dr.Esra Hatipoğlu Biruni Üniversite Hastanesi Endokrinoloji ve Diabet Bilim Dalı

KANSERDE RADYOLOJİK GÖRÜNTÜLEME DOÇ. DR.İSMAİL MİHMANLI

Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması

Gülay Aydoğdu, Pınar Fırat, Yasemin Özlük, Dilek Yılmazbayhan

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Diferansiye Tiroid Kanseri Tedavisinde Ata Kılavuzu Önerileri

Tamamlayıcı Tiroidektomilerde Gama Dedektör Yardımlı Cerrahinin Rolü

Tamamlayıcı Tiroidektomi ve Total Tiroidektomi Komplikasyonlarının Karşılaştırılması. Doç. Dr. Mehmet Ali GÜLÇELİK

EVRE I SEMİNOM DIŞI TÜMÖRLERE YAKLAŞIM

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Papiller Mikrokarsinomlara Yaklaşım Türkiye Perspektifi

DÜNYA DA TİROİD KANSERİ

KLİNİK OLARAK BELİRGİN OLMAYAN ADRENAL KİTLEYE (İNSİDENTALOMA) YAKLAŞIM

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı

SUBKLİNİK HİPERTİROİDİDE YÖNETİM 7. ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONGRESİ NİSAN 2015 ANTALYA

Doç Dr Sedat ÇAĞLI Doç Dr İmdat YÜCE Prof Dr. ErcihanGÜNEY Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi

Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi

Çocuklarda Tiroid Nodülleri, Tiroid Kanseri ve Klavuzlar. Dr. Sibel ÖZKAN GÜRDAL Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Nükleer Tıp TİROİD. Prof. Dr. Çetin Önsel. Cerrahpaşa Nükleer Tıp Anabilim Dalı

Tiroid Makroskopisi ve Kanser Raporlaması

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi

Paratiroid bez cerrahisi. Prof. Dr. Ercihan Güney Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB-BBC Anabilim Dalı

DİFERANSİYE TİROİD KANSERLİ OLGULARDA RADYOAKTİF IYOT-131 TEDAVİSİNİN ETKİNLİĞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

GERM HÜCRELİ TÜMÖRLER İnteraktif Olgu Sunumu Dr BENGÜ DEMİRAĞ

Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde tru-cut biyopsi yöntemi kullanılmalı mı?

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Ulusal Akciğer Kanseri Kongresi İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanserlerinde Neoadjuvan Tedavi Sonrası Pulmoner Rezeksiyon Sonuçlarımız

Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle

Tiroid nedir? BR.HLİ.058

TİROİDEKTOMİ SONRASI MEMNUNİYET VE HASTALARIN AMELİYAT SONRASI TAKİP VE TEDAVİ UYUMLARININ ARAŞTIRILMASI

MEME PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan

Adrenal kitlelerde yönetsel sorunlar

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

Persistan veya Rekürren Hiperparatiroidism TANI. Doç. Dr. Özlem ÜSTAY TARÇIN Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Tiroid Hormonları ve Yorumlanması.

TİROİD NODÜLLERİNİN SIVI BAZLI (SurePath) SİTOLOJİSİ: 3 Yıllık Histopatolojik Korelasyon

Primer Kemik Lenfomaları Olgu Sunumu. Prof. Dr. Mustafa Benekli Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Ankara

Differansiye tiroid kanserinin standart tedavisi cerrahi rezeksiyon, radyoaktif iyot ve TSH süpresyonudur. Rezidüel, yinelemeli ya da nod tutulumu

KÜRATİF TEDAVİ SONRASI PSA YÜKSELMESİNE NASIL YAKLAŞALIM? Doç. Dr. Bülent Akduman Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D.

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba

PROF.DR. KADİR BAYKAL GATA HAYDARPAŞA EĞİTİM HASTANESİ ÜROLOJİ KLİNİĞİ

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Evre I Seminom Dışı Testis Tümörlerinde (NSGHT) Tedavi

Vaka Eşliğinde Güncel Pratik Yaklaşım: Oligometastatik Meme Kanserine Yaklaşım. Prof. Dr. Feyyaz ÖZDEMİR K.T.Ü Tıbbi Onkoloji B.D.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

Transkript:

TİROİDİN CERRAHİ HASTALIKLARI Prevalans: Trioid kanseri tüm vücut kanserleri içinde az rastlananlar arasında söylenebilir. Zira Amerika da %1-1,5 oranında rastlandığı belirtilmektedir. Bu rakam sık rastlanan kanserlerin neredeyse 10 da 1 i kadardır. Bu rakamlar klinik kanser vakalarını içermektedir. Ancak daha sonra da değineceğimiz gibi mikropapiller karsinom vakaları da düşünülürse bu rakamların artacağı kesindir. Ülkemizdeki duruma gelince; endemik guatr bölgesinde yaşamaktayız. Gerek guatrojenlerin fazlalılığı, gerekse iyot alımında yetersizlik hem diğer tiroid hastalıklarının prevalansını hem de kanser prevalansını yükseltmektedir. Son Çernobil faciası sonrasında tiroid kanseri vakalarında ne kadarlık bir artış olacağı zamanla ortaya çıkacaktır. Tiroid kanserlerinin %90 ının iyi differansiye yani yavaş illerleyen ve iyi prognozlu olduğu da düşünülürse gelişmiş ve halen gelişmekte olan tanı yöntemleri ile bu hastalıktan dolayı olan ölüm oranının düşürülmesi zor olmayacaktır. Tiroidde nodül: Sık karşılaşılan ve karşılaşıldığında hemen malignite kuşkusu sebebiyle incelenmesi gereken bir klinik durumdur. Nodül görülme olasılığının yaş ilerledikçe arttığını ve kadınlarda erkeklerden 4 kat fazla bulunduğunu bilmekteyiz. Klinisyen olarak görevimiz karşılaştığımız nodüllerden malignite yönünden risk taşıyanlarını saptamaktır. Nodüller genelde ağrısız şişlik şeklinde olduğundan hastada ağrı, disfaji, stridor, hemoptizi, hızlı büyüme olması aklımıza malignite getirmelidir, ama bu özellikler patognomonik değildir. Ancak en belirgin malignite riski taşıyan semptomlardan birisi ses kısıklığıdır. Önceden, özellikle çocukluk çağında radyasyona maruz kalma hikayede oldukça önemlidir. Bu hikaye ile nodülün malign olma riski %5 lerden % 40 lara çıkmaktadır. Radyasyona maruz kalma yegane kanıtlanmış tiroid kanser insidansını arttırıcı faktördür. Radyasyona maruz kalma ile tirod kanseri görülmesi arasındaki ortalama süre 15 (5-25) yıldır. Düşük dozla da olsa çocuklarda ve gençlerde radyasyon kullanımını azaltmak yine biz doktorların elindedir. Yaş ve cinsiyet, nodülün malign olma olasılığı yönünden belirleyici kriterlerdir. 20-40 yaş arası kadınlarda görülen nodüllerin malign olma olasılığı düşük iken erkek cinsiyet ve ileri yaşalarda görülen nodüllerde bu oran artmaktadır. Kadınlarda 50 yaş sonrası erkeklerde ise 40 yaş sonrası görülen tiroid nodüllerinde maligniteden kuşkulanmakta fayda vardır. Yine aile hikayesi pozitif olan hastalar ayrıca ele alınmalıdır. 262

Klinik Bulgular: Muayene bulgusu olarak nodülün 4 cm den büyük, sert, fikse, tek olması, kord vokal paralizisinin olması malignite için önemli değişikliklerdir. Tiroid kanserlerinde pozitif LAP daha çok boyunda III, IV ve VI. bölgelerde olur. Üst juguler ve posterior üçgende bulunması çok nadirdir. Chvostek belirtisinin incelenmesi de gereklidir. Kan analizi ile T 3, T 4, TSH bakılarak beklenmeyen bir tirotoksikozun saptanması veya nodülün fonksiyonu yönünden bilgi edinilmesi mümkündür. Hipertiroidik durum daha sıklıkla adenomlarda olacağından bizi maligniteden biraz uzaklaştırabilir. Serum Ca ++ nun incelenmesi ile paratiroid fonksiyonlarına bakılır, tiroidde nodül veya kanserde paratiroid hiperfonksiyonunun sıklıkla eşlik edebileceği akılda tutulmalıdır. Tiroglobulin in esas yararı kanser cerrahisi sonrası takiptedir. Zira iyi differansiye tiroid kanserleri tiroglobulin salgılar. Preoperatif tiroglobulin bakısı ile kanser tiplemesinin yapılması tartışmalıdır. Tiroglobulin İİAB den sonra ve subakut tiroiditte artar. Bu nedenle eğer bakılacaksa İİAB den önce bakılması tavsiye edilir. Postop takiplerde ise tiroglobulin tiroid yatağı ve az differansiye Ca larda daha az artar, LAP ve uzak metastazlarda ise daha çok artar. Kalsitonin medüller Ca lı hastalarda en önemli tanı ve tarama incelemesidir. Rutin olarak değil de aile anamnezi olanlarda yapılır. Radyolojik incelemelerden düz grafiler pek faydalı değildir. Ancak trakeal itilme, kalsifikasyon, akciğer (1cm den büyük) ve kemik metastazının saptanmasında başvurulur. BT, MRG ilk başvurulacak inceleme seçeneği değildir. Kanserde invazyonun belirlenmesi ve LAP tetkikinde yararlı olabilir. Burada kontrastsız incelemeler tercih edilmelidir. Zira kontrast maddeleri I 131 tutulumunu düşürerek sonraki inceleme veya müdahaleleri zorlaştırır. USG ise altın standarttır. Nodül boyutunu belirlemede çok duyarlıdır, 3 mm e kadar nodülleri saptayabilir. Nodül niteliğini ise % 90 belirler, özellikle iç yapı, ekojenite, kontür, kalsifikasyon varlığını saptar. LAP leri belirler. USG bu sebeple İİA ve medikal tedavi sonrası nodül boyutundaki gerilemenin belirlenmesinde, İİAB için klavuz oluşturmada, gebelikte nodül takibinde, perkutan etanol enjeksiyonu ile kistik nodüllerin tedavisinde faydalıdır. USG ile nodüllerin benign ve malign ayırımı tam olarak yapılamaz, ancak bazı bulgular yardımcı olabilir. Buna göre anekoik, hiperekojen, yumurta kabuğu şeklinde periferik kalsifikasyonu olan, düzgün konturlu ve Doppler de lezyon içinde akımı olmayan nodüller benign lehine; izoekojen, hipoekojen, tek, düzensiz sınırlı, içinde küçük kalsifikasyonlar içeren, Doppler de nodül içi ve dışında akımı olan nodüller malign lehine yorumlanabilir. Tiroid sintigrafisinin, İİAB den önce klinik değeri fazla idi. Ancak kullanım zorluğu ve daha hassas tanı yöntemlerinin ortaya çıkması ile klinik kullanımı sınırlanmıştır. Sintigrafide Tc 99, I 131, I 125, I 123 kullanılmaktadır. Tc 99 ucuz, kullanışlı, tiroid tarafından tutulan ancak kullanılamayan bir 263

elementtir. Sıcak (fonksiyonel), soğuk (non-fonksiyonel) nodül ayırımı ise ancak tiroid tarafından tutulup kullanılabilen radyoiyodinlerle olur. Cambbell ve Pillsburg un çalışmasında tek soğuk nodüllerin %17 si, ılık nodüllerin %13 ü, sıcak nodüllerin %4 ü malign olarak saptanmıştır. Bu sonuçlar sintigrafinin malignite tetkikinde sınırlılığını göstermektedir. Buna göre tek soğuk nodülü sadece sintigrafi sonucuna göre opere etmek bir sürü gereksiz operasyon; yine tek sıcak nodüllü hastaları da opere etmemek belirli sayıda maligniteyi atlamak anlamına gelmektedir. Tiroid sintigrafisi bunlara rağmen sıcak nodüllerde, guatr boyutunun belirlenmesinde, substernal guatr, ektopik doku saptanmasında, postoperatuar rezidüel doku, okkült uzak metastaz, ektopik tiroid dokusu varlığının saptanmasında ve uzak okkült küçük metastazların radyoiyodinle ablasyonunda klinik olarak yararlıdır. Ablasyonda yararlanılan I 131 in yaydığı ß ışınlarıdır. Oftalmopatinin eşlik ettiği tiroid patolojilerinde ise radyoiyodin tedavisi kontrendikedir. İnce İğne Aspirasyon Biopsisi tiroid nodüllerinde en iyi tanı metodudur. Güvenli, ucuz, minimal invazif, sensitif olması avantajlarıdır. % 90 civarında doğru tanı koydurur. Klinik kullanıma açıldığından beri opere olan hastaların sayısında genelde bir düşme olmasına rağmen kanserli olguların yüzdesi artmıştır. Değerlendirmede benign (%70), malign (%5), kuşkulu (%10), tanı için yetersiz (%15) yorumları yapılmaktadır. Tanı için yetersiz olanlarda frozen veya açık biopsi önerilmektedir. Papiller Ca, medüller Ca, anaplastik Ca, lenfomayı tanır ve bunlarda frozen dan üstündür. Folliküler Ca ve Hurthle hüc. Ca da ise güçlük vardır. TSH ın dışarıdan T 4 verilerek baskılanması eskiden malign, benign ayırımında diagnostik olarak yorumlanmakta idi. Buradaki mantık TSH ın baskılanması ile nodül küçülüyorsa benign olabileceği; tam tersi durumda ise nodülün otonom veya malign olabileceğinin düşünülmesi idi. Fakat bu iki durum da ancak % 20 civarında doğrudur. TSH süpresyonunun tanısal değeri ilk planda yok olarak değerlendirilmektedir. Bugün TSH süpresyonun kullanıldığı klinik durumlar nontoksik diffüz guatrda guatr hacminin azaltılması, tekrar tekrar İİAB yapılan ve her seferinde tanı konulmayan nodüllü kadınlarda klinik takip, MNG operasyonu yapılan olgularda kalan tiroid dokusunun baskılanması, iyi differansiye kanserlerde tiroidektomi sonrası rezidü veya nüksü önlemedir. Ancak l-tiroksinin uzun süreli kullanılımının özellikle yaşlı kadınlarda irreversibl osteoporotik değişikliğe ve atriyal fibrilasyon riskinin artmasına yol açtığı da bilinmelidir. TSH baskılanmasındaki seviye 0,1 mlu/l olmalıdır. Yine de süpresyonla küçülen bir nodül cerrahi yapılmadan takibe alınabilir. Tiroid Ca dan korunmak için radyasyona maruz kalmamak, yeterli iyot almak, nontoksik diffüz guatr ve tiroidektomiden sonra TSH süpresyonu yapmak, nodülleri Ca yönünden takip etmek önerilen davranışlardır. Tiroid Ca: İyi differansiye karsinomlar (% 90), medüller karsinom (%7), Anaplastik karsinom (%3) ve diğerleri olarak ayrılabilir. Papiller (%80), foliküler (%10), papiller mikrokarsinom ve Hurthle hücreli karsinom ise iyi differansiye karsinom tipleridir. 264

Papiller ve folliküler karsinomlar tiroidin hormon yapıcı foliküler hücrelerinden kaynaklanırlar. Genetik geçiş göstermezler. Radyasyona maruz kalma ile papiller kanser gelişme riski bulunmaktadır. Endemik iyot eksikliği ve buna bağlı olarak sürekli TSH yüksekliği foliküler karsinom görülme riskini arttırmaktadır. Bu ilişki foliküler karsinomun bir varyantı olan Hurthle hücreli Ca da bulunmaz. Yine diğer iyi differansiye karsinomlar iyot tutup I 131 tedavisi veya takibine cevap verirken, Hurthle Ca da iyot tutulumu olmaz. Tüm iyi differansiye tiroid karsinomları tiroid hormonu ve tiroglobulin salgılarlar. Papiller Ca en sık görülen tiroid karsinomudur (%60-80). Subtipleri olmasına rağmen klinik açıdan önem taşımaz. En iyi prognozlu tiroid kanseridir. Genelde 35 yaş civarı kadınlarda görülür. En çok lenfatik yayılımı kullanır ve lenf metastazı yapar. Mikroskopik lenf metastazlarının olması prognozu etkilemezken klinik pozitif LAP prognozu kötüleştirir. Sıklıkla multifokal, kapsülsüz veya psödokapsüllüdür. İntraglandüler yayılım sıktır. Minimal Papiller Ca denilen mikrokarsinom alt tiplemesi 1 cm den küçük papiller kanserleri tanımlamaktadır. Başka sebeplerle eksize edilmiş tiroid dokularında veya otopsilerde tesadüfen rastlanılan klinik bulgu vermeyen bir varyasyondur. Kapsüller invazyon ve LAP metastazı yapmazlar, uzak metastaz oranı çok düşüktür. Otopsilerin %13 ünde (+) dir. Cerrahi tedavi gereksizdir ve TSH süpresyonu yapılmalıdır. Foliküler karsinom ise %10-20 civarındadır. Papiller kanserlerden daha geç yaşlarda yine daha çok kadınlarda görülür. Prognoz biraz daha kötüdür. Daha çok anjioinvazyon yaparak hematojen yayılım yaparlar. Uzak metastaz olasılığı yüksektir. Uzak metastaz daha çok şu sıra ile olur: akciğer, kemik ve diğer. Eğer LAP pozitifliği varsa prognozun daha da kötü olduğu söylenebilir. Foliküler karsinom soliter ve kapsüllüdür. Histolojik olarak foliküler adenomdan ayırımları çok zordur. Esas tanı kapsüller ve tiroidal invazyonun gösterilmesi ile konulacağından İİAB ve frozen yararlı olmayabilir. Hurthle Hücreli Ca % 4-10 sıklıkla görülen foliküler neoplazmın bir varyantıdır. Multifokal olması ve öncelikle LAP metastazı yapması ile ayrılır. Bunda da İİAB ve frozen a güvenilmemelidir. Daha kötü prognozlu agresif bir kanserdir, anaplastik Ca ya dönüşme riski daha fazladır. İyot tutmaz, I 131 e cevap vermez. Daha geç yaşlarda, kadınlarda görülür. İyi Differansiye Ca da prognozun belirlenmesinde bazı kriiterlere bakılır. Cinsiyet, yaş, tümör yayılımı ve boyutu, histolojik grade, metastaz bunlardandır. Erkek cinsiyet, erkeklerde 40 yaş üstü, kadınlarda 50 yaş üstü ve her iki cinsiyette 20 yaş altı, tümörün 4 cm den büyük olması, pozitif metastaz kötü prognoz faktörleridir. Bunlara uygun akronimler üretilmiştir (AMES, GAMES, AGES, MACIS). Bunlardan MACIS te C daha önce yapılan cerrahinin yetersizliğini de belirtmesi ilk tedavide doğru seçimin prognozu nasıl etkilediğini anlatmaktadır. Bu değişkenlerle yüksek ve düşük riskli hasta grupları belirlenmekte ve buna uygun olarak da tedavi planlanmaktadır. Düşük risk grubu; papiller Ca, 50 yaş altı kadın, 40 yaş altı erkek ve yüksek risk grubu; foliküler Ca, 50 yaş üstü kadın, 40 yaş üstü erkek olarak belirlenmiştir. 265

Medüller Tiroid Ca % 7 sıklıkla karşılaşılan bir kanser türüdür. Parafoliküler veya C hücrelerinden kaynaklanır, kalsitonin salgılar. Bu hücreler nöral krest hücrelerinden gelişir. Bu hücreler 2/3 oranında tiroidin süperior bölgesinde bulunur. İsthmusta C hücresi yoktur. Erken lenfatik yayılım çok sıktır. Sporadik, Familyal, MEN IIa ve MEN IIb şeklinde 4 varyantı vardır. Tamamı iyi differansiye tiroid kanserlerinden çok daha agresiftir. Sporadik tip en sık (%80) görülenidir. 50 yaş civarında görülür. Familyal tip diğer endokrin patolojilerin eşlik etmediği otozomal dominant geçişli ve en iyi prognozlu bir alt tiptir. 45 yaşlarında ortaya çıkar. MEN IIa aslında Sipple sendromu olarak tanınır, ancak tıp tarihi iyi incelendiğinde William Sendromu denmesi gereken; feokromasitoma, paratiroid neoplaziler ile beraber seyreden bir varyanttır. MEN IIb en kötü prognozlu tiptir. Mukozal nöromalar, marfanoid vücut tipi, feokromasitoma eşlik eder. Anaplastik Ca nadir, ama oldukça ölümcül bir kanser tipidir. Tanı anında 8 aydan az survie vardır. 60 yaş üstünde görülür. En önemli klinik bulgu hızlı büyüyen kitle ve bası semptomlarıdır (ses kısıklığı, disfaji, dispne, süperior vena kava sendromu). İyi differansiye tiroid Ca ın dedifferansiyasyonu ile olduğu konusunda kanıtlar vardır. Bunun yanı sıra hikayede benign guatr hastalıkları (endemik iyot eksikliği), iyi diff. Ca, radyasyon anamnezi saptanmıştır. Büyük ve küçük hücreli histolojik alt tipleri vardır. Büyük hücreli tip en sık görülenidir. Tedavi: Tiroid kanserlerinde cerrahi tedavi seçenekleri aslında çok fazla değildir. Minimal tedavi, ipsilateral lobektomi + istmusektomidir. Maksimal tedavi ise total tiroidektomidir. Bunda kontrlateral veya bilateral paratiroid dışı tüm tiroid dokusu çıkartılır. Aslında bilateral lobektomiden başka birşey değildir. Arada yer alan bir ameliyat çeşidi de subtotal tiroidektomidir. Tek tarafta %10 dan az doku bırakılır, buna near total tiroidektomi de denir. Papiller ve Foliküler Ca da tek taraflı kanseri olanların nasıl bir tedavi görmeleri konusunda tartışma vardır. Total tiroidektomi yi savunanlar şunları ileri sürmektedirler: papiller Ca karşı lobda % 30-90 oranında (+) dir, bırakılan lobda % 7-10 rekürrens olur, tüm tiroid dokusu çıkartıldığından I 131 ile postop tetkik mümkündür, postop takipte tiroglobulin bakılabilir ve az-hiç doku kaldığından anlamlıdır, Anaplastik Ca ya dönüş (dedifferansiasyon) riski azaltılmaktadır, deneyimli cerrahlarda komplikasyon riski düşüktür. Subtotal tiroidektomi yi savunanlar ise şunları ileri sürmektedir: daha az komplikasyon görülür, lokal rekürrens olsa da survie değişmemektedir, ayrıca total tiroidektomi sonrası ömür boyu replasman gerekliliği vardır. İlaç kullanma zorluğu ve yaşlılarda unutkanlık hastaları istenmedik hipotiroidizme sokabilir. Total tiroidektomi komplikasyonlarından hipoparatiroidemi ve RLN paralizisi en korkulanlarıdır. Bunlar kalıcı veya geçici olabilir. Kalıcı %1-3 oranında ve geçici %10 oranında görülür. Geçici RLN paralizisi 3 ayda geçerse de postop oldukça rahatsız edici bir durumdur. Geçici 266

hipokalsemiye neden olmamak için postoperatif olarak rutin Ca ++ verilmelidir. Yine en az 1 paratiroidin kas içine ototransplantasyonu yapılmalıdır. Papiller ve Foliküler Ca da tiroidektomiye ek olarak rutin peritrakeal LAP temizliği yapılır. Klinik LAP (+) ise mediastinal ve lateral boyun disseksiyonları eklenir. 50 yaş üstü ve çevre dokulara yapışıklıkta klinik (-) olsa da lateral boyun disseksiyonu yapılmalıdır. Tiroidektomiden 4-6 hafta sonra tanısal sintigrafi beklenirken hastaya iyotsuz diyet verilir, TSH ın yükselmesi beklenir. Sintigrafide rezidü, rekürrens veya metastaz saptanırsa I 131 ile ablasyon yapılırken uzun takiplerde LAP metastazı saptanırsa cerrahi yapılmalıdır. Total tiroidektomiden sonra preop. başlanan propanolol e 5-7 gün devam edilmelidir. Sintigrafi ile ablasyondan 2 gün sonra T 4 replasmanına (TSH süpresyonu) başlanır. Sintigrafi periyodik olarak 6-12 ayda bir yapılır. Tiroglobulin takibinde 5 ng/ml seviyesi aşılmamış olmalıdır. TSH düşük iken TG yüksek ise metastazdan şiddetle kuşkulanılmalıdır. Yıllık TSH, T3, T4, TG takibine alınan olgularda LAP (+) ise İİAB yapılır. Sintigrafi tetkiklerinden önce testin duyarlılığının arttırılması ve TSH ının arttırılması için 4 haftalık bir süre ile tiroid hormonları kesilir. Bu, hastalarda oldukça fazla yan etkiye sebep olur. Yeni bir teknik olarak rekombinant yolla elde edilmiş TSH ın hastalara verilmesi hem bu yan etkilerin oluşmasını engellemekte hem de test duyarlılığını arttırmaktadır. İyi differansiye tiroid kanserlerinde lokorejyonel nüxü arttıran durumlar; erkek cinsiyet, 4 cm den büyük tm, kapsül invazyonu, LAP (+) liği, vasküler invazyon, zeminde kr. tiroiditin olması, nöroendokrin kaynak, histolojide anöploidi, tall cell veya sklerozan subtip, metastazın I 131 almaması ve hastanın 7 yaşından küçük olmasıdır. Hurthle Hücreli Ca da cerrahi tedavide total tiroidektomi, (+) nodda boyun disseksiyonu yapılır. TSH reseptörü olduğundan postop TSH süpresyonu kesin gereklidir. 6 ayda bir TG takibi yapılır. Radyoiyodin ile ablasyon yararsızdır, zira iyot tutmaz. Medüller Tiroid Ca da total tiroidektomi gerekir, ancak isthmusta C hücresinin olmadığını hatırlatırım. Rutin olarak santral ve gerekirse lateral boyun disseksiyonu eklenir. Paratiroid ototransplantasyonu yapılır. MEN IIa da 5 yaş öncesi cerrahi gerekli iken MEN IIb 5 yaş civarı incurabl dır. 2 yaşında total tiroidektomi gerekmektedir. Ömür boyu L-tiroksin replasmanı yapılır. Kalsitonin ve CEA ile takip edilir. Anaplastik Ca da ise tedavi zordur, hastalar çoğunlukla unrezektabl dır. Cerrahi ye radyoiyodin ablasyonu, eksternal radyoterapi ve kemoterapi (doxorubisin+cisplatin) eklenebilir. 267